TİCARET-İ BAHRİYE KANUNNÂME-İ
HÜMAYÛN HÜKÜMLERİNDE YOLCULARA
İLİŞKİN DÜZENLEMELER
REGULATIONS RELATED TO PASSENGERS IN THE PROVISIONS OF
TICARET-I BAHRIYE KANUNNAME-I HUMAYUN
Merve ALTINBAŞ
*
Özet: Deniz taşımacılığı tarihten günümüze hem yük hem de
yolcu nakliyatında önemli bir yer tutmuştur. Deniz yolu ile yapılan ta-
şımacılık dönemin teknolojik şartlarına göre çeşitli sallarla, kayıklarla
veya ticaret gemileri ile gerçekleştirilmiştir. Sanayi devrimi ile birlikte
buharlı gemilerin icadı, deniz yolu ile daha fazla yükün ve daha geniş
yolcu kitlelerinin taşınmasına imkân sağlamıştır. Zamanla genişleyen
sınırlarına önemli su kaynaklarını ve denizleri dahil eden Osmanlı
Devleti, sadece ticari ve askeri amaçlı değil yolcu taşımacılığında da
söz konusu kaynakları etkin kullanma gayretinde olmuştur. Klasik
dönemde örfi uygulamalarla ihtiyaca göre gelişen yolcu taşımacılığı,
Tanzimat döneminde yürürlüğe giren Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i
Hümayûn kapsamına alınmak suretiyle Osmanlı hukukunda normatif
bir temele oturtulmuştur. Çalışmada Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i
Hümayûn’un yolcu taşımacılığına ilişkin hükümleri, tamamlayıcısı
olan diğer kanun hükümlerine temas edilmek suretiyle ele alınacaktır.
Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Yolcu Taşımacılığı, Deniz
Yolu Taşımacılığı, Ticaret-i Bahriye
Abstract: Maritime transportation has had an important pla-
ce in both freight and passenger transportation from history to the
present, and this transportation has been carried out by vehicles
such as rafts, boats and merchant ships. As a result of the inventi-
on of steamships, more cargo and larger passenger masses began
to be transported. The Ottoman Empire, which has important la-
kes within its borders, used the seas and lakes both in commercial
transportation and passenger transportation. In the classical period,
passenger transportation developed according to customary practi-
ces and needs. In the Tanzimat period, it was organized within the
context of Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn and placed on
a normative basis in Ottoman law. In this study, the provisions of
the Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn regarding passenger
transportation will be discussed by touching on the provisions of
the other complementary laws.
Keywords: Ottoman Empire, Passenger Transportation, Sea
Freight, Maritime Trade
*
Dr., ürk Hukuk Tarihi Ana-
bilim Dalı Öğretim Elemanı, mervealtinbas@kku.edu.tr, ORCID: 0000-0001-7094-
0549, Makalenin Gönderim Tarihi: 01.07.2021, Kabul Tarihi: 01.07.2021
318Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn Hükümlerinde Yolculara Ğliİkin Düzenlemeler
Giriş
Ulaşım ve taşımacılık, bütün toplumların ticari, askeri ve toplum
ihtiyaçlarının temininde her zaman önemli bir yer tutmuştur. İlkel top-
lumlar su üzerinde ulaşımı sağlamak amacıyla, bağlanmış saz demet-
lerinin üzerine oturma, şişirilmiş keçi tulumlarının üzerine binme gibi
yöntemler geliştirmişlerdir.
1
Daha fazla insan taşınması ve daha uzak
mesafeleri aşabilme isteği ile sallar yapılmış, bunu izleyen süreçte ise
kayıklar kullanılmaya başlanmıştır.
Hızlı ve tek seferde daha fazla miktar taşıma kapasitesi sağlama-
sı, denizyolu taşımacılığını öne çıkaran özelliklerden olmuştur. Ancak
güvenli bulunmaması, seferlerin hava koşullarına göre zamanlaması-
nın değişmesi ve konfor şartlarının gelişmemiş olması gibi sebepler,
deniz taşımacılığının karayolu taşımacılığı kadar etkin kullanılama-
masını da beraberinde getirmiştir. Zaman içerisinde geniş kapasiteli
ve hızlı gemilerin yapılmasıyla birlikte daha çok tercih edilir bir yön-
teme dönüşmüştür.
Taşımacılıkta denizlerin yanı sıra akarsu ve göller de önemli bir
rol oynamıştır. Özellikle açık denizlerdeki korsan faaliyetlerine ma-
ruz kalmaması ve hava muhalefetinden kaynaklı olumsuzlukların
denizlerdeki kadar yıkıcı olmaması, taşımacılık açısından gölleri daha
emniyetli kılmıştır. Akarsuların taşımacılıkta kullanılabilmesi için ise
coğrafi açıdan elverişliliği aranmıştır. Bölgesel yağışların debiye etkisi
kimi zaman çeşitli kazalara ya da ulaşımın tamamen durmasına sebep
olurken kimi zaman da ulaşımı hızlandırıcı etki sağlamıştır.
Denizlerde, göllerde ve akarsularda sadece mal ve eşya taşımacı-
lığı yapılmamıştır. Bu ulaşım kanalları aynı zamanda insan taşımacılı-
ğında da önemli bir görev üstlenmiştir. Yolcuların can ve mal güvenli-
ği sağlanmaya çalışılarak kayıpların azaltılması amaçlanmış ve ortaya
çıkan zararın tazmini yoluna gidilmiştir. Bununla beraber çeşitli du-
rumlarda taşıyanı sorumluluktan kurtaran esaslara da yer verilmiştir.
Zamanla gelişen teknolojinin bir getirisi olarak artan gemi kapasiteleri
ve yolcu taşımacılığına münhasır gemilerle bu işin yapılmaya başlan-
ması, daha kapsamlı ve yeknesak düzenlemeleri de gerekli kılmıştır.
1
Mustafa Gürbüz Beydiz, Osmanlı Gemi Tasvirleri, Kabalcı Yayıncılık, İstanbul
2013, s. 11.
319TBB Dergisi 2022 (158) Merve ALTINBAğ
Devletlerin deniz taşımacılığındaki gelişim süreçleri denizlerle
olan sınırlarına, dönemin ihtiyaçlarına ve gemi yapım tekniklerine
göre değişim göstermiştir. Taşımacılığın etkinliği arttıkça da hukuki
ihtiyaçlar daha detaylı düzenlemeleri gerektirmiştir. Fetih politika-
sı neticesinde Anadolu kıyı beyliklerinin sınırlara dahil edilmesi ile
başlayan ve İstanbul’un fethi sonrası Akdeniz ticaretinde önemli bir
yer edinen Osmanlı Devleti, Karadeniz’in Türk gölü haline gelmesiyle
birlikte pek çok ulaşım ve ticaret yolunu hakimiyeti altına almıştır.
2
Osmanlı deniz taşımacılığı da zaman içerisinde gelişmekle beraber
hem yolcu hem yük taşımacılığının kanuni temellere oturtulması, 1863
tarihinde Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümâyûn’un kabulü ile ger-
çekleşmiştir. Bu çalışmada bir temel teşkil etmesi açısından klasik dö-
nem Osmanlı yolcu taşımacılığına temas edilmekle birlikte esas olarak
Tanzimat sonrasında yolcu taşımacılığına ilişkin kanuni düzenleme-
nin kapsamı değerlendirilecektir.
I. O
ULAŞIM
Kıyı beyliklerinin hakimiyet altına alınması ve fetih politikasının
batıya çevrilmesi ile Osmanlı denizciliğinin gelişiminde temel hareket
noktası donanmanın güçlendirilmesi olmuştur. Bu kapsamda Gelibo-
lu, Sinop, İzmit, Süveyş, Birecik, Basra, Rusçuk, Samsun, Kefken gibi
şehirlere tersaneler kurulmuş ve yeni gemi türleri inşa edilerek de-
nizlerde etkin bir güce dönüşüm sağlanmıştır.
3
Bununla beraber hem
padişah hem de halk için tahsis edilen kayıklar, ulaşımda önemli bir
araç olarak kullanılmış; dönemin seyyahları tarafından da oldukça ilgi
görmüştür.
4
Deniz yolu ulaşımı, doğal etkenler ve güvenlik açısından sorunsuz
bir ulaşım garantisi vermemiştir fakat Asya ile Avrupa kıtasını bir ara-
ya getiren İstanbul için her dönemde önemli bir yer tutmuştur. Haliç,
Boğaziçi ve Marmara denizi kıyılarına uzanan şehir, deniz yolu taşı-
macılığı ile birbirine bağlanmıştır. Boğaz, Galata ve Üsküdar olmak
2
Beydiz, s. 27; İdris Bostan, Osmanlı Deniz Ticareti, Küre Yayınları, İstanbul 2019,
s. 8.
3
Beydiz, s. 26.
4
Beydiz, s. 26.
320Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn Hükümlerinde Yolculara Ğliİkin Düzenlemeler
üzere üç hat olarak başlayan İstanbul deniz ulaşım ağı, XVI. yüzyılda
otuz dokuz iskele üzerinde yürütülürken; XIX. yüzyıla gelindiğinde
yüzü aşan bir sayıya ulaşmıştır.
5
Bunun dışında deniz ulaşımında di-
ğer önemli rotalar İzmir, Trabzon gibi ticari faaliyetin yoğun olduğu
liman şehirleri olmuştur.
Denizlere ek olarak ulaşım ağında kullanılan diğer kaynaklar ise
akarsu ve göllerdir. Tek seferde yüksek miktarda yük ve yolcu kapasi-
tesi sunan akarsu taşımacılığı; tek yönlü ulaşım sağlamaları, iklimden
etkilenmeleri, özellikle suyun az olduğu zamanlarda akarsu yatağın-
daki taşların gece güvenli seyahati engellemesi, konaklanan yerde yol-
cu ve eşyaların eşkıya saldırılarına uğraması gibi olumsuzlukları da
beraberinde getirmiştir.
6
Gerek iklim gerekse coğrafi koşullar sebebiyle kara yoluyla ulaşı-
mın mümkün olmadığı ya da zor olduğu yerlerde ulaşım ağına hizmet
eden akarsulara Fırat ve Dicle örnek olarak gösterilebilir.
7
Bu açıdan
yine Van Gölü üzerinde yapılan taşımacılık, Van-Tatvan ve Ahlat ara-
sında önemli bir ulaşım ağı sağlamıştır.
8
Van Gölü, İran sınırına ya-
kın olması sebebiyle dış ticaret yolları açısından da önemli bir kavşak
noktası olmuştur. XIX. yüzyılda Van Gölü’nde seksen yedi yelkenli
geminin bin kırk dört yolcu kapasitesiyle hizmet verdiği bilinmekte-
dir.
9
Bununla birlikte gölün suyunun sodyum ve potasyum açısından
yüksek değerlere sahip olması, kullanılacak gemi türlerini kısıtlamış-
tır.
10
Akarsuların emniyetli ve konforlu bir seyahat sunmaları ise daha
çok coğrafi koşullara bağlı olmuştur. XIX. yüzyıla kadar çoğunlukla
kelek
11
adı verilen basit sallarla ve şahtur adı verilen yelkenli gemilerle
5
Tülay
ve Acenteleri Derneği, Aydoğan Matbaası, İstanbul 2002, s. 635, 636.
6
Tuncay Öğün/Halit Başı, “Dicle-Fırat’ta Geleneksel Nehir Taşımacılığı ve I. Dün-
ya Savaşı’nda Irak Cephesinde Kullanımı”, History Studies, Volume 8, Issue 3,
September 2016, s. 88, 89.
7
Kara
beş ila altı günde aşılabildiği hakkında bkz. Öğün/Başı, s. 88.
8
Orhan -
caret”, Tarih ve Coğrafya Araştırmaları Dergisi, S. 5/2, Aralık 2019, s. 14.
9
Kılıç, s. 10.
10
Duran, s. 643.
11
Büyük -
tedir. Ömer İşbilir, “Yük”, DİA, İstanbul 2013, C. 44, s. 48. Özellikle hayvanların taşıma kapasitelerinden oldukça fazla miktarda yükü tek seferde taşıyabilmeleri nehir taşımacılığının tercih edilmesinde önemli bir faktör olmuştur.
321TBB Dergisi 2022 (158) Merve ALTINBAğ
eşya ve yolcu taşımacılığı yapılan Fırat ve Dicle’de, bu tarihten son-
ra buharlı gemiler hizmet vermeye başlamıştır.
12
Dicle nehrinin debisi
her mevsim taşımacılığa izin verirken, Fırat nehrinin debisindeki de-
ğişkenlik ve nehir yatağındaki taşların vasıtalara zarar verdiği bilin-
mektedir.
13
Osmanlı Devleti’nde taşımacılık uzun mesafelerde yük gemileriy-
le, kısa mesafelerde kayıklarla gerçekleştirilmiştir. Kayıklar, belirli böl-
geler arasında tarifeli seferler yapmanın yanı sıra büyük gemilerin ya-
naşabileceği iskelelerin olmaması ve karaya oturma riskleri sebebiyle
açıkta bekleyen gemilerden kıyıya transferlere de aracılık etmişlerdir.
14
Ulaşımda temel araçlar olan gemi ve kayıklar, kapasite ve özelliklerine
göre farklı isimlerle anılmışlardır. Gemi yapım tekniğindeki ilerleme-
lere göre kürekli gemiler, yelkenli gemiler ve buharlı gemiler dönemi
olmak üzere üç döneme ayrılan Osmanlı denizciliği
15
, ulaşımda da bu
ilerlemeye paralel bir seyir izlemiştir.
16
Osmanlı yolcu taşımacılığında kullanılan taşıtlar incelendiğinde
sandal, piyade, pazar kayığı ve pereme gibi kayık türlerine rastlan-
maktadır.
17
Güvertesi olmayan ve kürekli bir kayık türü olan sandal-
lar, Şirket-i Hayriye vapurlarına kadar İstanbul’un iki yakası arasında
ulaşımı sağlamışlardır.
18
Yolcu taşıma amacına hizmet eden ve kürek
gücü ile hareket eden piyadeler, Boğaz ve Haliç kıyılarında etkin kul-
lanılmışlardır.
19
Yelken takılması yasak olan pazar kayıkları ise elli ila
altmış kişilik kapasitelerle yolcu taşımacılığında kullanılmış; şahıslar
veya vakıflar tarafından çalıştırılmıştır.
20
XVI. ve XVII. yüzyıllarda
daha çok tercih edilen ulaşım araçlarından olan peremeler, deniz ta-
şıtlarında makine kullanımının başlaması ile kürek ve yelken dona-
12
Öğün/Başı, s. 87; Duran, s. 642.
13
Öğün/Başı, s. 84.
14
Eser
Türk Denizcilik Tarihi, Ed. İdris Bostan/Salih Özbaran/Zeki Arıkan, Lütfü San-
car, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, İstanbul 2009, C. 1, s. 334.
15
Türk Denizcilik Tarihi, C. 1, s. 269.
16
Duran, s. 636.
17
Donanma, taşımacılık ve ulaşımda kullanılan tüm kayık ve gemi türleri için bkz.
Beydiz, s. 44.
18
Duran, s. 641; Beydiz, s. 47.
19
Duran, s. 641; Beydiz, s. 49.
20
Duran, s. 641; Beydiz, s. 51.
322Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn Hükümlerinde Yolculara Ğliİkin Düzenlemeler
nımlarını kaybetmişlerdir.
21
Kürekli ve yelkenli gemi dönemini izle-
yen üçüncü dönemde ise makine gücü devreye girmiştir. Osmanlı
denizciliğinde yolcu taşımada kullanılan makine aksamlı gemiler ise
istimbotlar ve vapurlardır.
22
İlk başlarda buhar gücü ile çalışmaların-
dan dolayı buğ gemisi olarak da anılan gemiler, daha sonra kömür ve
motorin ile işlemişlerdir.
23
Ulaşımın sağlanmasında etkin rol oynayan kayıkçılar, denetime
tabi tutulmanın yanı sıra, düzen içerisinde çalışmışlardır. Bir esnaf
teşkilatı şeklinde örgütlenen kayıkçıların başında kayıkçılar kethüda-
sı yer almış ve düzenin sağlanmasında önemli görevler üstlenmiştir.
24
İskelelerdeki esnaf ve kayıklar kayıt altında tutulmuştur.
25
Her bir
kayıkçı, kendi bölgesinde ve önceden belirlenmiş olan nöbet usulüne
göre görev yapmıştır. Kayıkların cinsine göre alabilecekleri yolcu sayı-
sı ve yolculardan alınacak ücretlere ilişkin düzenlemeler yapıldığı da
yine dönemin mahkeme kayıtlarında yer alan fermanlardan anlaşıl-
maktadır.
26
Buharlı gemilerin Osmanlı sularında kullanılmaya başlan-
ması ile birlikte kısa zamanda hareketlilik kazanan ve yabancı şirketler
tarafından verilen ulaşım hizmetleri Karadeniz, Marmara ve Ege hat-
ları üzerinden gerçekleştirilmeye başlanmıştır.
27
Artan yolcu sayısı ile
21
Beydiz, s. 58.
22
Beydiz, s. 72.
23
Osman Şehremaneti Mec-
muası, İstanbul 1341, S. 1, s. 275; Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri
ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul 1993, C. 1, s. 245.
24
Kumkapı- Samatya iskelesi kayıkçılarının taşıyabilecekleri azami yolcu sayısının
on iki olarak belirlenmiş olmasına rağmen bu sayıya uymayan esnafın bulunduğu ve kayıkların fazla yolcu sebebiyle batma tehlikelerinin bulunduğuna ilişkin ilgili iskele kethüdaların beyanlarına dair ilam hakkında bkz., İstanbul Kadı Sicilleri: İs- tanbul Mahkemesi 24 Numaralı Sicil, Ed. Coşkun Yılmaz, TDV Yayın Matbaacılık ve Ticaret İşletmesi, İstanbul 2010, C. 21, s. 99.
25
İstanbul iskelelerindeki toplam kayık sayısı ile bu kayıklarda çalışan kişilerin ve
kayık sahiplerinin isimlerinin kaydedilmesi gerektiğine dair buyruldu için bkz. İstanbul Kadı Sicilleri: İstanbul Mahkemesi 24 Numaralı Sicil, s. 429, Buyruldu hükmü gereği Langa Yenikapısı, Samatya, Bahçekapısı, Balıkpazarı, Balat iskele- lerinde kayıtlı kayıkçıların listesi için bkz. İstanbul Kadı Sicilleri: İstanbul Mahke- mesi 24 Numaralı Sicil, s. 230-236.
26
Beşiktaş
ve ücrete ilişkin bkz. İstanbul Kadı Sicilleri: İstanbul Mahkemesi 24 Numaralı Si- cil, s. 140; İstanbul ve Üsküdar arasındaki yolcu nakline ilişkin ücret tarifesi için bkz. İstanbul Kadı Sicilleri: Üsküdar Mahkemesi 26 Numaralı Sicil, Ed. Coşkun Yılmaz, TDV Yayın Matbaacılık ve Ticaret İşletmesi, İstanbul 2010, C. 7, s. 450.
27
Duran, s. 637. Şirket tarifeleri ve ücretler için ayrıca bkz. Osman Nuri, s. 278 vd.
323TBB Dergisi 2022 (158) Merve ALTINBAğ
birlikte yerli şirketlerin kurulması yoluna gidilmiştir.
28
İlk yerli şirket
olan Şirket-i Osmaniye, Boğaziçi, Eminönü-Üsküdar hattında hizmet
vermek üzere 1857’de kurulmuş; 1883’te kurulan İzmir merkezli Ha-
midiye şirketi ise İzmir körfezindeki iskeleler arasında ulaşımı sağla-
mıştır.
29
XIX. ve XX. yüzyıl içerisinde ulaşım hizmeti amaçlı pek çok şir-
ket kurulmasının yanı sıra, verilen hizmetlerin aksamaması için yeni
birtakım düzenlemeler yapılmıştır. Bunlar arasında yeni iskeleler açıl-
ması, iskele gişelerinde bilet satışı, bazı nehirlerin birleştirilerek gemi
işletilmeye uygun hale getirilmesi gibi ulaşım ağının daha etkin ve
verimli kullanılmasına yönelik girişimler dikkat çekmektedir. Ayrıca
kadınlara da vapura binme hakkı tanınmış; vapurların kapasitelerine
göre yolcu almasına ve izdihamın engellenmesine yönelik uyarılar sık
sık yönetim tarafından tekrarlanmıştır.
30
Bunlara ek olarak sisli hava-
larda denizde işaret kullanma, sis işaret düdüklerinin kullanımı, belir-
li rotalarda projektör yakma mecburiyeti gibi esaslar getirilerek hem
deniz trafiğinin düzenlenmesi hem de kazalara sebebiyet verilmemesi
adına idari önlemler alınmaya çalışılmıştır.
31
1863 tarihli Ticaret-i Bah-
riye Kanunnâme-i Hümayûn’un yürürlüğe girmesi ile birlikte yük ve
yolcu taşımacılığı kanuni bir temele oturtulmuş ve bu konulardaki
uyuşmazlıklar ilgili yargı mercileri tarafından çözümlenmiştir.
II. T
YOLCU TAŞIMACILIĞINA İLİŞKİN DÜZENLEMELER
Osmanlı Devleti’nin pek çok alanda yeni girişimlerde bulunduğu
Tanzimat döneminde, yabancı kumpanyalara ek olarak yerli kumpan-
yalar da kurulmuş, ulaşım ve taşımacılık bir sektör haline gelmiştir.
Yapılan hukuki düzenlemelerle değişen şartlara ve gelişen sektöre yön
verilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda Tanzimat dönemi Osmanlı hu-
kukunda deniz ticaretine ilişkin yapılan kanuni düzenleme, Ticaret-i
Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn adı altında yürürlüğe girmiştir.
32
28
Duran, s. 637 vd.
29
Söz konusu şirketlere dair ayrıntılı bilgi için bkz. Duran, s. 637.
30
Duran, s. 642, 643.
31
Duran, s. 642, 643.
32
1807
oluşmaktadır.
324Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn Hükümlerinde Yolculara Ğliİkin Düzenlemeler
Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn’un büyük bir kısmı
Fransız Kanunu’ndan çeviri suretiyle alınmış olmasına rağmen, yolcu-
lara ilişkin fasıl Hollanda Kanunu’ndan çevrilmek suretiyle ilgili bölü-
me eklenmiştir.
33
Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn’da yolcu-
lar hakkındaki hükümlere dokuzuncu fasıl altında, 135-150. maddeleri
arasında yer verilmiştir. “Yolcular hakkındadır” başlığıyla ele alınan
bu bölümde, yolcu taşıma sözleşmelerinin kapsamı ve çeşitli sorum-
luluk hükümlerine ilişkin hususlar düzenlenmiş ve bu sözleşmeler
gemi kirasının bir türü olarak değerlendirilmiştir.
34
Kanun’da özel bir
düzenlemeye gidilmeyen durumlarda ise tamamlayıcı kanun olarak
Mecelle hükümlerine başvurulmuştur.
III. D
TARAFLARI, UNSURLARI VE HUKUKİ NİTELİĞİ
Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn’da deniz yolu ile yolcu
taşıma sözleşmelerinin tanımına yer verilmemiştir. Sözleşmelerin içe-
riğinde bulunması gereken unsurlar ve tarafların sorumluluğuna iliş-
kin şartlar ise ilgili maddelerde dağınık olarak yer bulmuştur.
Taşıma sözleşmeleri, iki veya daha fazla tarafın dahil olduğu, ta-
raflara karşılıklı edimlerin yüklendiği sözleşmeler olmakla birlikte;
Kanun’da bu hususa dair açık bir tanımlama yer almamıştır. Ancak
deniz yolu ile yolcu taşıma sözleşmelerinde tarafların yolcu ve taşıyan
olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır.
35
Söz konusu maddelerde yolcu,
kaptan ve kumpanya kavramları kullanılmıştır. Taşıma sözleşmesinde
taşınan sıfatı yolcuyu, taşıyan sıfatı ise taşıma işi yapan tarafı ifade
etmektedir. Kaptan gemi sahibi, donatan veya kumpanya sahibi olma-
dığı sürece vekil veya memur sıfatıyla taşıyan sayılmıştır. Bu sıfatlar,
sorumluluk esaslarında tarafların yükümlülüklerinin belirlenmesinde
önem arz etmektedir. Yolcunun, yanında taşıdığı eşya açısından ise
taşıtan sıfatını yüklendiği görülmektedir.
36
33
Kostaki
İstanbul 1313/1896, s. 266.
34
Mekki
1926, s. 19.
35
Demiryolu, vapur gibi vasıtalarda seyahat eden kişiler yolcu olarak tanımlanmış-
tır. Bkz. Şemsettin Sami, Kamus-i Türki, İkdam Matbaası, İstanbul 1317/1901, C.
2, s. 1568.
36
Nakliye komisyoncularının (siparişçi ve emanetçi) deniz yolu ile yük taşıma
325TBB Dergisi 2022 (158) Merve ALTINBAğ
Deniz yolu ile yolcu taşıma sözleşmelerinin kurulabilmesi için
öncelikle navlun sözleşmelerinde olduğu gibi tarafların birbirine uy-
gun karşılıklı irade beyanlarını sunmaları gerekmektedir. Bu husus,
Mecelle’nin kira sözleşmeleri başlığı altında “Bey’ gibi icare dahi icab
ve kabul ile mün’akid olur.” ifadesiyle yer bulmuştur.
37
Tarafların kar-
şılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarına ek olarak ücret üzerinde
mutabakata varmaları, sözleşmenin tamamlanması için aranan ikin-
ci şarttır.
38
Ücretin nama veya hamiline yazılı bir bilet veya kontrato
üzerinde belirtilmesi gerektiği Kanun’un 137. maddesinde düzenlen-
miştir. Bu hükme göre sözleşme uyarınca bir bilet veya kontrato dü-
zenlenmekle beraber, ücret de bu bilet veya kontratoda belirtilmeli-
dir. Ücret belirlenmeden yolcunun vasıtaya bindiği durumlarda çıkan
uyuşmazlıkların ise bilirkişi aracılığıyla belirlenen ücret mukabilinde
çözümleneceği düzenlenmiştir.
39
Bu hükme göre bilet veya kontrato
düzenlenmesi şartının bir ispat vasıtası olarak arandığı anlaşılmakta-
dır. Nama yazılı düzenlenen bilet ve kontratoların devredilebilmesi
durumunda sözleşmenin tarafında değişiklik olacağından, bu durum
kaptanın rızasına bağlanmıştır.
40
A. Denizde Yolcu Taşıma Sözleşmesinde Tarafların Hak ve
Yükümlülükleri
Yolcu taşıma sözleşmeleri taraflara çeşitli haklar tanımakla birlikte
bazı yükümlülükleri de beraberinde getirmiştir. Kanun’da tarafların
haklarına ve yükümlülüklerine dair hususlar, birden fazla maddede
dağınık olarak yer almıştır.
Yolcuların yükümlülükleri ücret ödeme, kaptanın talimatlarına
uyma, yolculuk zamanında gemide bulunma ve beraberindeki eşyayı
ilgili memura teslim etme olarak sayılmış; taşıyanın yükümlülükleri
sözleşmelerinde yaptıkları işlemlerdeki hak ve yükümlülükleri Ticaret-i Berriye
Kanunnâmesi’nin 56-69. maddelerinde belirtilmiştir. Düstur, Birinci Tertip, C. 1,
s. 385 vd.
37
Hocaeminefendizâde Ali Haydar Efendi, Dürerü’l-Hükkâm Şerhu Mecelleti’l
Ahkâm, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, İstanbul 2020, C. 1, s. 644.
38
Hocaeminefendizâde Ali Haydar Efendi, C. 1, s. 643.
39
Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 503.
40
Madde
kapudanın rıza ve muvafakatı olmadıkça yolcu hakkını şahs-ı diğere devredemez, Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 503.
326Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn Hükümlerinde Yolculara Ğliİkin Düzenlemeler
ise gemiyi sefere hazır tutmak ve yolculuk sona erene kadar yolcunun
ve usulünce kendisine teslim edilmiş bagajların belirlenen yere kadar
güvenle ulaşımını sağlamak olarak belirlenmiştir.
1. Yolculara İlişkin Haklar ve Yükümlülükler
Yolcu, alacağı taşıma hizmeti karşılığında ücret ödemekle yüküm-
lüdür. Gemiye alınacak her yolcunun ücret ödemesi ve buna mukabil
düzenlenmesi gereken belgeler 137. maddede kontrato ve bilet olarak
sayılmıştır.
41
Navlun miktarı, bir diğer ifade ile taşıma bedeli, yolcu-
nun kendi adına veya açık olarak hamiline verilmek üzere düzenlen-
miş olan bir kontrato veya bilet ile belirlenir. Ancak yolcu, bu iki yön-
temden biriyle navlun belirlenmeden seyahat etmiş olabilir. Böyle bir
durumda ise taraflar aralarında bedel konusunda anlaşma yoluna gi-
derler; bedel üzerinde bir uyuşmazlık ortaya çıkması halinde ise bilir-
kişi tarafından ecr-i misil belirlenmesi gerekir.
42
Ecr-i misil, Mecelle’de
icare başlığı altında 414. maddede açıklanmıştır. Buna göre ecr-i misil,
konusunda uzman kişiler tarafından ilgili mal, zaman ve yer unsurları
temelinde benzer durumları gözeterek belirlenen ücrettir.
43
Bilet veya kontrato düzenlemek, kaptanın bir yükümlülüğü ola-
rak karşımıza çıkmakla beraber; düzenlenen bilet ve kontratoyu is-
teme hakkı da dolaylı olarak yolcuya tanınmıştır. Ancak Kanun’un
138. maddesinde, düzenlenen bu belgelerin devrine ilişkin nama ve
hamiline olanlar için ayrıma gidildiği ve nama yazılı olanlar için özel
bir düzenleme yapıldığı görülmektedir. Buna göre kontrato veya bi-
let, yolcunun adına düzenlenip verilmiş ise kaptanın rıza ve izni ol-
madıkça, yolcu seyahat hakkını başka birine devredemez.
44
Çünkü
bu kontratolar, adi senet hükmünde sayılmış ve havale ile devrinin
41
Madde
verilmek üzere tanzim olunmuş olan bir kontrato veya bilet ile tayin eder. Eğer
yolcu bedeli navl-ı mukaveleye rapt olunmaksızın sefineye binip gitmiş ise navl
misl-i i’tası lazım gelip bu dahi tarafeyn uyuşamadıkları halde mahkeme tarafın-
dan ehl-i hibre marifetiyle tayin kılınır, Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 503.
42
Kostaki Vayani, s. 268.
43
Hocaeminefendizâde Ali Haydar Efendi, C. 1, s. 613.
44
Madde
kapudanın rıza ve muvafakatı olmadıkça yolcu hakkını şahs-ı diğere devredemez, Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 503.
327TBB Dergisi 2022 (158) Merve ALTINBAğ
gerçekleştirileceği kabul edilmiştir.
45
Mecelle’de havalenin unsurları-
na yer veren 682. maddesine göre; borçlu ile alacaklı arasında yapılan
havalenin yasal ve geçerli olabilmesi için borcu kabul eden kişiye ha-
valenin bildirilmesi ve onun da kabulü gereklidir.
46
Seyahat hakkının
devredilmesinde kaptanın rıza ve izninin aranması, Mecelle hükmü
ile bağdaşır bir düzenlemenin yapıldığını göstermektedir. Nama ya-
zılı olmayan biletler ise açık bilet olarak anılmış ve bunların kaptanın
rızası olmaksızın başka birine devredilebilmesi hususunda engelleyici
bir hükme yer verilmemiştir. İdare-i Mahsusa ve Şirket-i Hayriye va-
purlarının biletleri, bu tür biletlerden sayılmıştır.
47
139. madde içeriğine bakıldığında, yolcunun hazır olma borcunun
düzenlendiği görülmektedir.
48
Geminin kalkış ve hareketi için belirle-
nen zaman ve saatte yolcu seferin başlamasından önce gemiye gelmez
ve yolculuk esnasında güzergâh üzerinde herhangi bir iskeleden ge-
miye binmezse kaptan beklemeye mecbur değildir. Böylece yolculara
yolculuk için belirlenen yerde ve zamanda bulunma borcu, Kanun ta-
rafından yüklenmiştir.
Eşya taşımasındaki istarya süresi, yolcu taşımada geçerli değil-
dir.
49
Yolcunun, geminin kalkış zamanında hazır olması gerekir. Eğer
yolcu, yoldaki herhangi bir iskeleden de binmemişse, kaptanın yolcu-
yu almadığı gerekçesiyle sorumlu tutulması mümkün değildir; çünkü
yolcunun taksirinden kaynaklanan bir durum söz konusudur.
50
Ancak
bu durum, yolcuyu navlun ödeme borcundan kurtarmaz.
51
45
Nusret
İstanbul 1303/1886, s. 130.
46
Hocaeminefendizâde Ali Haydar Efendi, C. 2, s. 1054.
47
Kostaki Vayani, s. 269.
48
Madde
seferin bida`ından evvel sefineye gelmez ve esnay-ı râhda dahi taşraya çıkıp avdet
etmez ise kapudan beklemeye mecbur olmayarak hareket edebilir ve yolcu dahi
navl bedelini tamamıyla te`diyeye mecburdur, Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 503.
49
İstarya/istariye, kelime olarak duraklama günleri demektir, Türkzâde Hafız Meh-
med Ziyaeddin Efendi, Osmanlı Hukuk Sözlüğü, Haz. Fethi Gedikli/İbrahim Enes Onat, Oniki Levha Yayınları, İstanbul 2017, s. 116. Kanun’un 108. Madde- sinde yüklemenin veya yüklü olan gemiden tahliyenin yapılacağı günler olarak açıklanan istarya günlerinde navlun bedeli işlemez, Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s.
495.
50
Nusret Hilmi, s. 131.
51
Kostaki Vayani, s. 270.
328Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn Hükümlerinde Yolculara Ğliİkin Düzenlemeler
Yolcunun sözleşmenin feshi talebine ilişkin hüküm ise 140. mad-
dede düzenlenmiştir.
52
Buna göre yolcu seferin başlamasından önce
kontratosunun feshi talebinde bulunduğunu beyan etmişse ya da bunu
beyan etmeyip de vefat, hastalık yahut şahsına ait diğer bir geçerli öz-
rün ortaya çıkmasıyla gemiye gelemediği bildirilmişse, navlun bedeli-
nin yeniden belirlenmesi gerekir.
53
Ancak bu hususlar yolculuk sırasın-
da meydana gelirse, yolcu navlun bedelinin tamamını ifaya borçludur.
Mücbir sebepten kaynaklı bir engelin ortaya çıkması halinde hareket
öncesinde taşıma sözleşmesi feshedilirse, vapur sahibi veya acente, fes-
hi gerçekleştiren yolcu yerine başka bir yolcuyu almaya hak kazanır. Bu
durumda navlunun yarısının ifası yeterli kabul edilmiştir. Ancak yolcu-
luk sırasında sözleşme feshedilirse ilgili yolcuya ayrılan kısım başkasına
tahsis edilemeyeceği için navlunun tamamının ödenmesi gerekir.
54
Yolcunun kontratosu gereğince beraberinde eşya götürebilmesi bir
hak olarak, bu eşya için belirlenen durumlar dahilinde navlun ödemesi
ise bir yükümlülük olarak 146. maddede düzenlenmiştir.
55
Yolcunun
yanında taşıdığı eşya bagaj olarak tanımlanmakla birlikte
56
, Kanun’da
bagaj kavramı kullanılmamıştır. İlgili hükümde yolcunun ihtiyacı ka-
dar olan eşyayı taşıyabileceği ve bunun ücret gerektirmeyeceği düzen-
lenmiştir.
57
Fakat aksine yapılan bir sözleşme varsa veya yolcunun ya-
nında bulunan bagajı vapurun tarifesinde gösterilen miktardan fazla
ise navlun ödenmesi gerekecektir.
58
Ayrıca her durumda bagajın yol-
cunun sefer esnasındaki ihtiyacından fazla olmaması şartı aranmıştır.
59
52
Madde -
lunduğunu beyan ettiği yahut bunu beyan etmeyip de vefatı veya hastalığı cihetle
yahut şahsına ait diğer bir özrü meşru’ zuhuruyla sefineye gelmediği tebeyyün
eylediği halde bedel-i navlun yalnız nısfını tediyeye mecbur olur ve eğer bu hu-
suslar esnay-ı râhda vaki’ olur ise navl bedelini tamamıyla ifaya borçludur, Düs-
tur, Birinci Tertip, C. 1, s. 503.
53
Nusret Hilmi, s. 131.
54
Kostaki -
baası, İstanbul 1330/1914, s. 139.
55
Madde
olduğu eşya için navlun vermeye mecbur değildir. Meğer ki bunun için navlun
i’tâsı hakkında başkaca bir mukavele ola, Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 504-505.
56
Dönem -
tadır, Kostaki Vayani, s. 276; Mehmed Bahâeddin Toven, Yeni Türkçe Lugat, Evkâf-ı İslâmiye Matbaası, İstanbul 1346/ 1927, s. 141.
57
Kostaki Vayani, s. 276.
58
Kostaki Vayani, s. 276.
59
Nusret Hilmi, s. 135.
329TBB Dergisi 2022 (158) Merve ALTINBAğ
Bu kapsamda yolcunun birkaç çuval kahve ve pirinç, üç fıçı yağ ve
pekmez ya da iki yüz binden fazla mecidiye veya metelik gibi madeni
parayı yanında taşıması, örf ve adete göre bagajdan sayılmamış ve ecr-i
misil uyarınca ek navlun ödenmesi gerekli görülmüştür.
60
Gemiye alınmış tüm yolcuların, geminin güvenliğine ilişkin kap-
tan tarafından verilen emir ve talimatlara uyması gereklidir.
61
Geminin
bağlı olduğu kumpanyanın müdürü dahi bu emir ve talimatları dik-
kate almak ve uygulamakla mükelleftir.
62
Seferi yöneten kişi kaptan-
dır. Böylece olası bir itaatsizliğin doğuracağı sonuçların engellenme-
si amaçlanmış, gemide ortaya çıkabilecek zarar ve kayıpların önüne
geçilmeye çalışılmıştır. Buna ek olarak yolcunun yolculuk esnasında
ihtiyaç duyacak kadar yiyecek taşıma yükümlülüğü de Kanun’da yer
alan diğer bir düzenlemedir.
2. Taşıyana İlişkin Haklar ve Yükümlülükler
Kanun, yolcu taşıma sözleşmesinde taşıyan sıfatına sahip kişileri
doğrudan saymamıştır. Gemi sahibi, donatan ve ortaklar gemi taşıma
sözleşmelerinde ilgili şahıslar olarak nitelendirilmekle birlikte
63
yolcu
taşıma sözleşmelerinin sorumluluk hükümlerinde kumpanyalar da
eklenmiştir.
64
Her ne kadar seferi yönetme ve sorumluluk alma yetkisi
kaptanda olsa da kaptan tacir değildir; geminin sevk ve idaresi için
yaptığı tüm işlemlerde taşıyan ad ve hesabına ya memur ya da vekil
sıfatıyla işlem yapar.
65
Taşıma sözleşmesinde taşıyan, gemiyi hizmete hazır tutmakla yü-
kümlüdür.
66
Bu yükümlülük, Kanun’da dolaylı olarak zikredilmiş ve
sefere hazır olduğunun ispatlanamaması halinde mürur tezkeresi ve-
rilmeyeceği belirtilmiştir.
67
60
Kostaki Vayani, s. 276.
61
Madde -
sına dair kapudanı canibinden vâki’ olan emir ve tembihlere tabi’ olmak lazıme-
dendir, Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 502-503.
62
Kostaki Vayani, s. 267.
63
Mekki Hikmet, s. 18.
64
Bkz. Madde 142, Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 503.
65
Mekki Hikmet, s. 108.
66
Mekki Hikmet, s. 116.
67
Madde
ve seyr-ü sefer edebilecek halde bulunup bulunmadığı bilinmek için tahmilinden
330Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn Hükümlerinde Yolculara Ğliİkin Düzenlemeler
Kanun’da yer alan bir diğer yükümlülük ise yolcu kabulüne iliş-
kindir. 135. maddeye göre posta vapuru gibi yolcu taşımaya tahsis
edilmemiş vapurlarda, kaptan yolcu kabul etmeye mecbur edilemez.
68
Söz konusu maddeden yükleten gibi yükle doğrudan bağlantılı ya da
sigortacı gibi yükle dolaylı bağlantısı olan kişilerin gemiye her durum-
da alınabileceği anlaşılmaktadır. Ayrıca maddenin lafzından yolcu
taşımaya mahsus gemilerin her durumda yolcu kabul etme yükümlü-
lüklerinin olduğu sonucuna varılsa da kaptan, gemi kapasitesini aşıl-
ması ya da yolcunun sarhoş olması gibi sebeplerle yolcuları gemiye
almama hakkına sahiptir.
69
Eğer kaptanın rızası varsa, buna da engel
olunamaz.
70
Kanun’un 149. maddesinde taşıyana, navlun bedelinin kendisine
ödenmemesi halinde yolcuların eşyaları üzerinde imtiyaz hakkı tanı-
nıştır.
71
İmtiyaz hakkının temeli ise kiraya verenin, geminin yaptığı se-
fer üzerinden alacaklı olmasına dayanmaktadır. Bu kapsamda taşıyan,
taşınan yolcunun eşyası üzerinde de imtiyaz sahibidir. Navlun bedeli
için öngörülmüş imtiyaz hakkı, sefer esnasında verilen yemek bedeli
için de geçerli sayılmıştır. Fakat bu hakkın kullanabilmesi için eşyanın
gemiden ya da kaptan tarafından emaneten bırakıldığı yerden çıkarıl-
mamış olması şartı aranmıştır.
72
B. Yolcu Taşıma Sözleşmelerinde Taşıyanın Sorumluluğu
Kaptanın sorumluluğu, gemi sahibi ile kaptan arasındaki sorum-
luk ve kaptanın tayfasının hatalarından doğan sorumluluk hükümleri;
evvel kapudan ticaret mahkemesi ve olmadığı yerlerde ticaret kançılaryası* ve bu
dahi bulunmadığı mahallerde meclis-i belde tarafından, mahsusan tayin olunacak
ehl-i hibre marifetiyle gemisini keşif ve muayene ettirmek mecbur olacaktır, Düs-
tur, Birinci Tertip, C. 1, s. 478.
68
Madde
hiçbir alakası olmayan yolcuların kabulüne kapudan icbar olunamaz, Düstur, Bi-
rinci Tertip, C. 1, s. 502.
69
Kostaki Vayani, s. 267.
70
Nusret Hilmi, s. 129.
71
Madde
yolcunun sefine derûnunda olan eşyası üzerinde kapudanın hak tevkifi ve im- tiyazı olup fakat bu hak ve imtiyaz yalnız eşyâyı mezkûre sefinede tevkif veya kapudan tarafından bir mahale emaneten vâz’ ile hıfz olunduğu müddetçe bâkî olup bir takrîb ile sahibi tarafından ahz ve ihraç olunduğu gibi bu hak ve imtiyaz sâkıt olur, Birinci Tertip, C. 1, s. 505.
72
Nusret Hilmi, s. 136.
331TBB Dergisi 2022 (158) Merve ALTINBAğ
yolculara ilişkin kısımda yer almamıştır. Kaptan, gemi sahibi ve kapta-
nın memuriyetinde olan kişiler açısından Kanun’un diğer kısımların-
da düzenlenen sorumluluk hükümleri yol gösterici olmuştur.
Seferin yönetimi ve sıhhatinden doğan sorumluluk, doğrudan
kaptana yüklenmiştir.
73
35. maddedeki hükme göre zararın kaptana
yüklenebilmesi için kaptanın kusuru aranmıştır. Kaptanın yaptığı ey-
lem ve işlemlerden dolayı gemi sahibinin sorumluluğu ise ayrıca be-
lirtilmiştir.
74
Gemi kirası, tamiri, sigorta gibi işlemler, vekil sıfatıyla
kaptanın görevi kapsamındaki işlemlerden sayılmış; görev kapsamını
aşan ve başkalarını zarara uğratan işlemlerde ise ortaya çıkan zararda
bizzat kaptanın sorumluluğunun yanı sıra, gemi sahibinin de hukuken
sorumlu olacağı Kanun’da yer bulmuştur.
75
Mücbir sebep ise kaptanın
sorumluluğunu kaldıran durum olarak 45. maddede belirtilmiştir.
76
Yolculara ilişkin kısımda düzenlenen sorumluluk hükümlerine
bakıldığında, taşıyanın sorumluluğu yolculuk süresinin uzaması ve
yolculuğun tamamlanamaması durumları olmak üzere iki ana başlık
olarak ele alınabilir.
1. Yolculuk Süresinin Uzaması
Yolculuk süresinin uzamasını gerektiren haller, geminin bir kaza-
ya uğraması veya tamir gerektiren bir arızanın ortaya çıkması olarak
73
Madde -
sine havale olunan her bir kapudan veya reis, esnayı memuriyetinde eylediği ha-
taların en hafiflerinden dolayı dahi mesul ve zarar ve ziyanının tazminine mecbur
olacaktır, Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 477.
74
Madde
mes’uldür. Yani kapudanın hareket ve muamelatından neş’et eden zarar ve ziyan- ların tazminine ve sefineye ve seyr-ü sefere dair ettiği mukavelat ve taahhüdatın ifasına mecburdur. Lakin eğer işbu taahhüdat kendisinin emr-i mahsusuyla vaki’ olmamış ise sahibi sefine, geminin ve navlunun terkiyle ol taahhüdattan herhalde halas olabilir. Ancak sefinenin kapudanı müstakilen ol sefinenin sahibi olduğu
takdirce ber-minval muharrer gemi ve navlunun terkiyle aslen kurtulamayaca-
ğı gibi hissedaran saire ile müştereken, ol sefinenin sahibi olduğu takdirce dahi
sefineye seyr-ü sefere dair akdettiği mukavelat ve taahhüdatından dolayı yalnız
kendi hissesine isabet edecek miktara kadar şahsen mes’ul olur, Düstur, Birinci
Tertip, C. 1, s. 476.
75
Kostaki Vayani, s. 115-116.
76
Madde -
yetten halas olamaz, Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 480.
332Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn Hükümlerinde Yolculara Ğliİkin Düzenlemeler
sayılmıştır. Bunun yanı sıra kaptanın yolcunun talebine istinaden yol-
culuk rotasında olmayan bir limana giriş yapması neticesinde ortaya
çıkan zarardan sorumlu olacağı hususu düzenlenmiştir.
144. maddede yer alan düzenlemeye göre
77
sefer esnasında gemi-
nin tamire muhtaç olması bir kaza sebebiyle ya da kaptanın tedbir-
sizliğinden kaynaklanabilir.
78
Böyle bir durumda yolcu tamirin son-
lanmasına kadar beklemek istemezse bile navlunu tamamen ödemeye
mecburdur. Fakat tamirin sona ermesini beklemeye razı olur ise kap-
tan, tekrar sefere çıkıncaya kadar kendisine karşılıksız kalacak yer be-
lirlenmesine ve kontratoda yahut bilette yiyip içme taahhüt olunmuş
ise tamamının ifasına mecburdur. Fakat bu da yolcunun aldığı biletin
derecesine göre takdir edilir. Örneğin birinci sınıf bilet alan yolcunun,
kaptan tarafından birinci sınıf otelde kalmasını sağlamalıdır.
79
Bunun
yanında kaptan yolcuyu söz konusu gemi gibi bir gemiyle şart olun-
muş yere ulaştırmayı ve diğer sözleşme ve taahhütleri yerine getirme-
yi teklif edip de yolcu bunu kabul etmezse, tekrar sefere çıkana kadar,
yolcunun ikamet yeri ve yeme içme talebine hakkı kalmaz.
Kanun’da yolculuk süresinin uzaması neticesinde kaptana yükle-
nen bir diğer sorumluluk olarak yolcuların yaşayabilmesi için gereken
ölçüde yiyecek tedarikinin düzenlendiği görülmektedir.
80
145. madde-
de yer alan düzenlemeye göre yolcular, yiyecek hakkında bir sözleşme
ve taahhüt olmadığı durumda vapurun hareketinden önce, yolculu-
ğun bitimine kadar gereken yiyecek ve içecek ihtiyacının tedarikine
77
Madde -
tamına kadar beklemek istemese bile navlın tamamen ifasına mecburdur. Fakat
tamirin hitamını beklemeye razı olur ise kapudan tekrar sefere kıyâm edinceye
kadar kendisine meccanen bir mahal-i ikamet i’tâsına ve kontratoda yahud bilette
yiyip içmek taahhüd olunmuş ise cümleten ifasına mecburdur. Mamâfih kapudan
bu yolcuyu o misilli diğer bir sefine ile meşrût olan mahale naklettirmeyi ve sair
mukavelat ve taahhüdatı icra eylemeyi teklif edip de bunu yolcu kabul etmedi-
ği surette tekrâren sefere kıyâm olununcaya değin, yolcunun mahal-i ikamet ve
me`kûlat talebine hakkı kalmaz, Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 504.
78
Nusret Hilmi, s. 134.
79
Kostaki Vayani, s. 274.
80
Madde
yolcu kendi ta’ayyüşü için muhtaç olduğu şeylerin tedarikine mecburdur. Fakat evvelce hissolunamamış bir kazadan veyahud seferin uzatılmasından dolayı yol- cunun nafakası kalmadığı halde altmış dördüncü madde mucibince kendi nafa- kasının fazlasını gemiye terk etmeye yolcu mecbur olduğu gibi kapudan dahi bir bedel-i münasibe ile lüzum-u miktarı ona nafaka vermeye mecburdur, Düstur,
Birinci Tertip, C. 1, s. 504.
333TBB Dergisi 2022 (158) Merve ALTINBAğ
mecburdur. Bu durumda yolcular, kaptan ve gemideki diğer memur-
ları söz konusu ihtiyaçlarının teminine mecbur tutamaz.
81
Ancak önce-
den bilinmeyen veya öngörülemeyen bir durum ya da seferin uzaması
gibi zaruri bir durum ortaya çıkması halinde kaptan yolcuların yiye-
cek tedarikine mecburdur.
Kanun’un gönderme yaptığı 64. maddede ise geminin kumanya-
sının dökülmesi durumu düzenlenmiştir. Buna göre kumanya dışında
haricen yiyeceği olanların yiyeceklerini ortaya koymaları ve kapta-
nın da buna karşılık gelen bedeli vermesi şart edilmiştir. İşbu madde
hükmüne kıyasla yolcu, kendi nafakasının fazlasını gemiye bırakma-
ya mecbur olduğu gibi kaptan da uygun bir bedel ile gerekli mikta-
rı yolcuya nafaka olarak vermeye mecburdur. Bu mecburiyet esasen
Mecelle’nin 22. maddesinin bir uygulaması niteliğindedir.
82
Yolculara ilişkin bölümün son maddesinde ise kaptanın rota dı-
şında hareket etmesini gerektiren durumlar sayılmış ve bu sayılan
durumlar dışında rotadan çıkması neticesinde doğacak sorumluluğu
düzenlenmiştir.
83
Bu hükme göre yolcunun isteği veya kendi menfaa-
ti doğrultusunda kaptanın sefer esnasında şart olunmamış bir limana
girmeye veya girilen limanda gereğinden fazla süre beklemeye mec-
buriyeti yoktur. Çünkü geminin sefer sırasında uğrayacağı yerler ve
rotası bellidir. Yolcuların tamamı ittifakla karar vermiş olsa bile kap-
tan, bu rota dışında ilerlemeye ve başka duraklarda durmaya mecbur
bırakılamaz.
84
Mücbir sebep dışında bir sebeple kaptanın bu türlü bir
taleple bağlılığı yoktur. Çünkü kaptan, yolcuların ve gemide taşınan
mal ve eşyaların sorumluluğunu taşır ve söz konusu rota dışında or-
taya çıkacak bir zararda gerek yolcuların gerekse eşyaların zararından
sorumlu olacaktır.
85
Mücbir sebebin ortaya çıkması halinde ise kaptanın mümkün olan
ilk limana giriş yapması gerekir. Bu durumda kaptanın sorumluluğu ter-
sine dönmüş; yolcuyu taşraya çıkarmaya yetkili ve görevli sayılmıştır.
81
Kostaki Vayani, s. 275.
82
Nusret Hilmi, s. 135; Hocaeminefendizâde Ali Haydar Efendi, C. 1, s. 81.
83
Madde
seferde meşrût olmayan bir limana girmeye veya ziyade müddet beklemeye mec-
buriyeti yoktur. Fakat illet-i sâriyeye düçâr olmuş olan yolcuyu en evvel yanaş-
ması mümkün ve meskûn olan limana duhulü ile taşraya ihraca me`zun ve muk-
tedirdir, Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 505.
84
Nusret Hilmi, s. 137.
85
Kostaki Vayani, s. 280-281.
334Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn Hükümlerinde Yolculara Ğliİkin Düzenlemeler
2. Yolculuğun Tamamlanamaması
Kanun’da yolculuğun tamamlanamaması durumu kaza, savaş ve
mücbir sebep olmak üzere üç durumda değerlendirilmiştir.
Geminin kazaya uğraması neticesinde telef olması sebebiyle yol-
culuğun tamamlanamaması 141. maddede düzenlenmiştir. Gemi bir
deniz kazasından dolayı zayi ve telef olursa, yolcu kontratosunun
tamamen feshedileceği belirtilmiştir.
86
“Fesih olunur” ifadesinden
anlaşılması gereken bir tarafın diğerine tazminat ödemesine mecbur
olmadan sözleşmenin münfesih olacağıdır. Çünkü gemi kazasında ta-
rafların kusuru yoktur ve mücbir sebep söz konudur. Kanun’un 124.
maddesinde taşınan mal ve eşyaların bir kaza sonucunda telef olması
halinde navlun ödenmeyeceği ve eğer peşin ödenen bir navlun söz ko-
nusu ise kaptanın bu navlunu geri vereceği düzenlenmiştir. Böylece
141. maddeye göre yolcu ile yapılan taşıma sözleşmesi münfesih ol-
makla birlikte 124. maddeye kıyasla yolcunun peşin ödemiş olduğu
navlun bedelini kaptandan geri istemeye hakkı olacaktır.
87
Savaş sebebiyle geminin alıkonulması ve kumpanyanın sözleşme-
den kaynaklanan sorumluluğunu bertaraf edecek bir mücbir sebebin
gerçekleşmesi durumu ise 142. maddede belirtilmiştir.
88
Buna göre
bir savaş çıkması neticesinde gemi zapt edilme tehlikesine maruz kal-
mış ve deniz ticareti serbestisi ortadan kalkmışsa yolcu, kontratosunu
feshedebilir. Fesih hakkı veren bir diğer durum ise seferin iptali veya
ertelenmesidir. Kaptanın bağlı olduğu kumpanyanın sorumluluğunu
bertaraf edecek nitelikte bir mücbir sebepten dolayı geminin seyir ve
hareketi tamamen tatil edilmiş veya ertelenmiş ise yolcu kontratosu-
nu feshedebilir. Çünkü savaş halinde bulunulan devletlerden birinin
86
Madde
kontratosu tamamıyla fesh olunur, Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 503.
87
Kostaki Vayani, s. 271; Nusret Hilmi, s. 132.
88
Madde
serbest nazarıyla bakılamaz olduğu veyahud kapudanın ya tabi’ olduğu kumpan-
yanın uhde-i iktidarından hariç olan esbab-ı mücbireden nâşi seferin bida’ından
evvel veya sonra seyir ve hareketi bütün bütün mu’attal kalmış veya te`hir olun-
muş olduğu halde yolcu kontratosunu feshetmeye me`zundur. Kezalik kapudan
ya tâbi’ olduğu kumpanya zikr olunan hallerin biri vukû’unda seferi terk eyleme-
ye mecbur olduğu veyahud sefine hassaten emtia nakline münhasır olup da ken-
disinin hatâ ve tekâsülü olmaksızın emtianın nakli mümkün olamadığından dola-
yı seferin terkine lüzûm göründüğü halde ol dahî kontratosunun feshine me`zun
olur, Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 503-504.
335TBB Dergisi 2022 (158) Merve ALTINBAğ
sancağını taşıyan gemi, gasp ve zapt olunma tehdidi ile karşı karşıya
kalır.
89
Gerek savaş durumunun gerekse mücbir sebepten kaynaklı se-
ferin ertelenmesi durumunun seferin başlamasından önce veya sefer
başladıktan sonra ortaya çıkması, fesih hakkının kullanılmasını etki-
lemez.
Kumpanya tarafından belirlenmiş ve seferin bırakılmasını gerek-
tiren hallerden birinin gerçekleşmesi halinde veya geminin özellikle
emtia taşımasına özgülendiği durumlarda kaptanın hatası ve ihmali
olmaksızın nakliyenin gerçekleşmesinin mümkün olmaması duru-
munda sefer iptal edilebilir. Bu sebeplerin gerçekleşmesi halinde de
kaptan, kontratonun feshini talep edebilir.
90
141. ve 142. maddede belirlenen durumların gerçekleşmesi netice-
sinde sözleşmenin feshi gerçekleştiğinde sorumluluğun kimler üzerin-
de paylaştırılacağı meselesi 143. maddede ele alınmıştır.
91
143. madde
uyarınca önceki iki maddede belirtilen hallerden birinin gerçekleşmesi
sebebiyle kontrato feshedilmişse, taraflardan hiçbiri, diğerine zarar ve
ziyanı vermeye/ödemeye mecbur olmaz. Bu husus, Mecelle’nin 91.
maddesinde düzenlenen “Cevâz-ı şer’i zamâna münafi olur” esasıy-
la örtüşmektedir.
92
Bununla beraber kontratonun feshi, seferin başla-
masından sonra gerçekleşirse yolcu navlunu gelinen mesafeye göre
ödemeye mecbur olup, bunun miktarı da 118. maddede gösterildiği
şekilde hesaplanarak belirlenir. Buna göre navlunun hesaplanmasın-
da aşılan mesafe ile kalan mesafenin bir diğerine oranlanmasının yanı
sıra, masraf miktarı, zaman, tehlike ve sıradan zorlukların da hesap-
lamada göz önünde bulundurulması gerekir. Söz konusu hesaplama-
da sayılan esasların dikkate alınması, Kanun’da Mecelle’nin 22. mad-
desindeki “Zaruretler kendi mikdarlarınca takdir olunur” hükmü ile
uyumlu bir düzenlemeye yer verildiğini göstermektedir.
93
Zira genel
89
Kostaki Vayani, s. 272-273.
90
Nusret Hilmi, s. 132.
91
Madde -
rato fesholunmuş olduğu halde tarafeynden hiçbiri diğerine zarar ve ziyan i’tâsına
mecbur değildir. Mamâfih kontratonun feshi, seferin bidaından sonra vâkî’ olur
ise yolcu navlunu kat’ ettiği mesafeye göre vermeye mecbur olup, bunun miktarı
dahî yüz on sekizinci maddenin zîrînde gösterildiği vech ile hesap ve tayin olu-
nur, Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 504.
92
Hocaeminefendizâde Ali Haydar Efendi, C. 1, s. 180.
93
Nusret Hilmi, s. 135; Hocaeminefendizâde Ali Haydar Efendi, C. 1, s. 81.
336Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn Hükümlerinde Yolculara Ğliİkin Düzenlemeler
hükümlerde yer alan bu maddeye göre zorunlulukların kendi ölçüleri
içerisinde değerlendirilmesi esastır.
94
3. Yolcunun Eşyasının Korunması ve Uğradığı Zarar Açısından
Taşıyanın Sorumluluğu
Yolcunun eşyasına ilişkin navlun sözleşmelerindeki hükümlere
yapılan atıflar dışında iki maddede konunun ele alındığı görülmekte-
dir. 147. maddede eşyanın teslimi ve bu kapsamda tarafların yüküm-
lülük ve sorumlulukları; 148. maddede ise sefer esnasında hayatını
kaybeden kişinin eşyalarının muhafazası ve ilgililere teslimi düzen-
lenmiştir.
Yolcunun beraberinde götürdüğü eşya açısından bagaj ifadesine
yer vermeyen Kanun’un 147. maddesinde bu eşyalar açısından yolcu-
yu yükleten sayılmıştır.
95
Böylece Kanun’un yükletene ilişkin hak ve
yükümlülüklerin düzenlediği diğer maddelerin uygulanacağı anlaşıl-
maktadır.
96
Bundan dolayı yolcu eşyayı kaptana teslim ettiği zaman,
kaptan da teslim aldığını gösterir bir makbuz senedini yolcuya ver-
meye mecburdur. Gemide kaptan dışında kamarot ya da yazıcı gibi
memurların bu işle görevlendirilebileceği belirtilmiştir.
97
Fakat yolcu,
şahsi eşyasını kaptana veya teslim almaya yetkili olan kişiye teslim et-
meyip de kendi yanında alıkoyduğu takdirde; zayi ve telefinden veya
hasara uğramasından dolayı kaptandan hiçbir zarar ve ziyan tazmini
talebinde bulunamaz. Muhafazası için kaptan veya ilgili memurlara
94
Nusret Hilmi, s. 133; Hocaeminefendizâde Ali Haydar Efendi, C. 1, s. 81-82.
95
Madde
bakılır. Binâberin ol eşyayı kapudana teslim ettiğinde kapudan ahzını meş’ur ona
bir makbuz senedi i’tâsına mecbur ve işbu kanunnamede muhammiller hakkında
beyan olunan mevâdın hâvi olduğu hukuk ve mecburiyet ol yolcu ve eşya hakkın-
da dahi cari olur. Fakat eşya-yı mezkûreyi kapudana veya kendisi için teslime me-
mur olan diğer kimesneye teslim etmeyip de kendi nezdinde alıkoyduğu taktirde
zâyi’ ve telefinden veya hasârdîde olmasından dolayı kapudandan hiçbir zarar ve
ziyan tazmini iddiasına hakkı olmaz. Meğer işbu telef ve hasar kapudanın veya
taifesinin sebebiyet ve hatalarından nâşi vâki’ olmuş ola, Düstur, Birinci Tertip, C.
1, s. 505.
96
Yükletenin hak ve yükümlülüklerine ilişkin maddeler Ticaret-i Bahriye
Kanunnâme Humâyûnu’nda dağınık olarak yer almaktadır (m. 40, 44, 49, 72, 96, 97, 99, 102, 104, 112, 113, 114, 115, 116, 118, 122, 127, 130, 133, 134, 147, 197, 267, 281). Altıncı ve yedinci fasıl hükümlerinin bu hususta uygulanması gerektiği yö- nünde ayrıca bkz. Nusret Hilmi, s. 136.
97
Kostaki Vayani, s. 277-278.
337TBB Dergisi 2022 (158) Merve ALTINBAğ
teslim edilmiş olan eşyanın deniz hasarlarından başka bir sebeple za-
rar görmesi halinde tazmini kaptan veya bağlı olduğu kumpanya tara-
fından gerçekleştirilir.
98
Sefer esnasında gemide bulunan yolcuların ve usulünce teslim
edilmiş eşyaların emniyetinden kaptan sorumlu tutulmuş olsa da yol-
culuk esnasında kaptanın tedbir sınırlarını aşan durumlar meydana
gelebilir. Yolcunun vefatı tedbir sınırlarını aşan durum olarak sayılmış
ve kaptanın sorumluluğu 148. maddede düzenlenmiştir.
99
Vefat eden
yolcunun gemideki mal ve eşyalarının deftere kaydedilerek muhafaza-
sının sağlanması, varislerine teslim edilmesi ve buna ilişkin kayıtların
tutulması da kaptana yüklenen görevlerden olmuştur.
100
Bu kapsam-
da kaptanın yapması gereken işler ise Sicill-i Nüfus Nizamnâmesi’nin
29. maddesinde açıklanmıştır. İlgili hükme göre seyahat esnasında
gemi ve vapurda gerçekleşen vefat üzerine kaptan, iki kişinin şahitli-
ğinde iki nüshalık ilmühaber düzenleyecek ve bu ilmühaberler, gemi
ya da vapurun ilk uğrayacağı iskele Osmanlı sınırlarında ise Liman
İdaresi’ne, Osmanlı sınırları dışında ise şehbenderhaneye teslim edi-
lecektir. Liman İdaresi ve şehbenderhane ise bir nüshasını alıkoyarak,
diğer nüshasını bulunduğu yere göre Bahriye veya Hariciye Nezareti
aracılığı ile Dahiliye Nezaretine gönderecektir. Dahiliye Nezareti de
işbu ilmühaberi Nüfus-u Umumiye İdaresi vasıtasıyla vefat edenin ka-
yıtlı bulunduğu yer nüfus memurluğuna gönderip nüfus siciline kay-
dettirecektir.
101
Kaptan, vefat eden yolcunun varislerinin kimler olduğunu bilme-
sinin mümkün olmadığı durumlarda, emanetlerin gaspa uğramaması
için terekeyi hükümete teslim eder.
102
Yolculara ilişkin bölümde bulunan eşyaya ilişkin hükümlere ek
olarak Kanun’un 44. maddesindeki düzenleme sorumluluk açısından
önemli bir istisna getirmektedir. Özellikle kısa mesafe taşımacılığı ya-
pan kayık ve sandallarda taşınan yük ve eşyalara ilişkin olan bu düzen-
98
Kostaki Vayani, s. 277-278.
99
Madde
eşyasının muhafazasıyla veresesine i’tâsı için kapudan vakit ve hâle göre tedâbir-i
lâzımenin ittihâzına mecburdur, Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 505.
100
Nusret Hilmi, s. 136; Mekki Hikmet, s. 108.
101
Sicill-i Nüfus Nizamnamesi, BOA, A.} DVN.MKL. 20/36, 15.11.1298/ 09.10.1881.
102
Kostaki Vayani, s. 278-279.
338Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn Hükümlerinde Yolculara Ğliİkin Düzenlemeler
lemeye göre kayık ve sandal gibi küçük deniz araçlarının güvertesinde
taşınan eşyaların zarara uğraması halinde kaptanın sorumluluğuna gi-
dilemeyecektir.
103
Bu istisnanın sebebi ise kayık ve sandalların yük ta-
şıma ambarlarının küçük olması ve güvertede bulunan eşyanın gerek
hava gerekse deniz koşullarından etkilenmesinin kolay olması olarak
açıklanmıştır.
104
IV. YOLCU TAŞIMA SÖZ LEŞMELERİNE İLİŞKİN
UYUŞMAZLIKLARIN ÇÖZÜMÜ
Yargılama hükümleri, Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn
kapsamında zamanaşımı ve dinlenmeyecek davalar olmak üzere son
iki fasılda düzenlenmiştir. Ancak bu hükümlerde deniz ticaretinden
sayılan işlere yer verilmemiş; bu konu, Zeyl-i Kanun-ı Ticaret’in 28,
29 ve 30. maddelerinde ilgili işlerin sayılması suretiyle açıklığa kavuş-
muştur.
105
Her ne kadar Kanun’un “bahren emvali ve eşya nakli ve
irsali” ifadesini kullanması sebebiyle çeşitli tartışmalara sebep olsa da nihayetinde yolcu naklinin de deniz ticaretine ilişkin işlerden sayıldığı
kanaati hasıl olmuştur.
106
Zamanaşımının taşınanın teslimine ilişkin davalarda bir yıl, yolcu-
luk süresinin uzaması sebebiyle zarar gören eşyalara ilişkin davalarda
ise on beş yıl olduğu belirtilmiştir.
107
Bununla beraber yolcunun ölümü
ve bu sebeple yolculuğun tamamlanamamasına ilişkin özel bir düzen-
leme yolculara ilişkin bölümde yer almamıştır.
Sonuç
Buharlı gemilerin icadı ile birlikte gelişen ticari yük ve yolcu ta-
şımacılığı daha da önem kazanmıştır. Klasik dönemde örfi ve şer’i
temelli uygulamalarla yürütülen deniz ticareti; Tanzimat sonrasın-
da kanuni temellere oturtulmuştur. Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i
103
Madde -
yarak kapudan tahmil etmiş bulunacağı emval ve emtiaya isabet eden her nevi’
hasarattan dolayı mes’uldür. Fakat işbu maddenin hükmü seyahat-i sahiliye-i
kasiyr namıyla yakın mahallere kadar âmed-ü şüd eden ufak sefine ve kayıklar
hakkında cari olmayacaktır, Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 479-480.
104
Kostaki Vayani, s. 142.
105
Düstur, Birinci Tertip, C. 1, s. 451.
106
Kostaki Vayani, s. 44.
107
Mişon Efendi, s. 147.
339TBB Dergisi 2022 (158) Merve ALTINBAğ
Hümayûn dönemin ihtiyaçlarına cevap vermeyi amaçlamış, aynı za-
manda Cumhuriyet sonrasında yapılacak olan yeni düzenlemelere bir
temel vazifesi üstlenmiştir.
“Yolcular Hakkındadır” başlığı altında ele alınan ve Ticaret-i Bah-
riye Kanunnâme-i Hümayûn’un 135. ve 150. maddeleri arasında dü-
zenlenen deniz yolu yolcu taşımacılığı, Hollanda kanunundan iktibas
suretiyle Türk hukuk tarihinde uygulama alanı bulmuştur. Düzenle-
menin Kanun’daki ilgili bölümünde yolcu ve taşıyanın karşılıklı hak
ve yükümlülüklerine ilişkin hükümlerin yanı sıra, kısıtlı da olsa so-
rumluluk hükümlerine yer verilmiştir. Bu kapsamda özellikle taşıya-
nın bir vekili sayılan kaptan için doğrudan sorumluluk doğuran veya
onu sorumluluktan kurtaran unsurlar belirtilmekle birlikte, kumpan-
yalara ve gemi sahiplerine de temas edilmiştir.
Yolculara dair bölümde eşyanın zarar görmesine ilişkin tazmin
sınırlarını çizen Kanun, yolcunun bedenine gelecek zararlara dair bir
hükme yer vermemiştir. Deniz yolculuğunda ölen kişinin eşyalarının
korunması ve hak sahiplerine ulaştırılması hususunda ise ilgili kanu-
na gönderme yapmıştır.
Kanun’da kapsamı net olarak açıklanmayan deniz ticaretine dair
konuların neler olduğu meselesi daha sonra Kanunname-i Ticaret’e
yapılan ekle çözüme kavuşturulmuş ve tartışmalara son verilmiştir.
Böylece yolcu taşımacılığı da deniz ticaretine dair işlerden sayılmış ve
genel yargılamadan çıkarılarak uyuşmazlıkların özel yetkili mahke-
melerde çözümlenmesine imkân sağlanmıştır.
Kaynakça
Kitaplar
Beydiz, Mustafa Gürbüz: Osmanlı Gemi Tasvirleri, Kabalcı Yayıncılık, İstanbul 2013.
Bostan, İdris: Osmanlı Deniz Ticareti, Küre Yayınları, İstanbul 2019.
Duran, Tülay: Türk Denizciliği ve Deniz Ticareti Kaynakları, Vapur Donatanları ve
Acenteleri Derneği, Aydoğan Matbaası, İstanbul 2002.
Hocaeminefendizâde Ali Haydar Efendi, Dürerü’l-Hükkâm Şerhu Mecelleti’l
Ahkâm, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, İstanbul 2020.
Mekki Hikmet, Hukuk-ı Ticaret-i Bahriye, Evkâf-ı İslamiye Matbaası, İstanbul 1926.
Mişon Efendi, Hukuk-ı Ticariye-i Bahriye, Kanaat Matbaası, İstanbul 1330/1914.
340Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn Hükümlerinde Yolculara Ğliİkin Düzenlemeler
Nusret Hilmi, Şerhli Kanunnâme-i Ticaret-i Bahriye, Karabet ve Kasbar Matbaası,
İstanbul 1303/1886.
Tutel, Eser: Seyr-i Sefain Öncesi ve Sonrası, İletişim Yayınları, İstanbul 1997.
Türk Denizcilik Tarihi, Ed. İdris Bostan/Salih Özbaran/Zeki Arıkan/Lütfü Sancar,
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, İstanbul 2009, C. 1.
Makaleler
Kılıç, Orhan: “Orta ve Yeniçağ’da Van Gölü’nde Gemi Yapımı, Taşımacılık ve Ticaret”,
Tarih ve Coğrafya Araştırmaları Dergisi, S. 5/2, Aralık 2019, ss. 1-24.
Osman Nuri, “İstanbul’da Vesait-i Nakliye Şirket ve İdareleri”, Şehremaneti Mecmuası,
İstanbul 1341, S. 1.
Öğün, Tuncay/Başı, Halit: “Dicle-Fırat’ta Geleneksel Nehir Taşımacılığı ve I. Dünya
Savaşı’nda Irak Cephesinde Kullanımı”, History Studies, Volume 8, Issue 3, Sep-
tember 2016, ss. 83-109.
Kararlar
İstanbul Kadı Sicilleri: İstanbul Mahkemesi 24 Numaralı Sicil, Ed. Coşkun Yılmaz,
TDV Yayın Matbaacılık ve Ticaret İşletmesi, İstanbul 2010.
İstanbul Kadı Sicilleri: Üsküdar Mahkemesi 26 Numaralı Sicil, Ed. Coşkun Yılmaz,
TDV Yayın Matbaacılık ve Ticaret İşletmesi, İstanbul 2010.
Diğer Kaynaklar
İşbilir, Ömer: “Yük”, DİA, İstanbul 2013, C. 44. ss. 46-48.
Pakalın, Mehmet Zeki: Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul 1993,
C. 1.
Şemsettin Sami, Kamus-i Türki, İkdam Matbaası, İstanbul 1317/1901, C. 2.
Toven, Mehmed Bahâeddin: Yeni Türkçe Lugat, Evkâf-ı İslâmiye Matbaası, İstanbul
1346/1927.
Türkzâde Hafız Mehmed Ziyaeddin Efendi, Osmanlı Hukuk Sözlüğü, Haz. Fethi Ge-
dikli- İbrahim Enes Onat, Oniki Levha Yayınları, İstanbul 2017.
Mevzuat
Ticaret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümayûn, Düstur, Birinci Tertip, C. 1.
Sicill-i Nüfus Nizamnamesi, BOA, A.} DVN.MKL. 20/36, 15.11.1298/ 09.10.1881.