powered by

powered by

* Arş. Gör., Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi, murat_acil_@hotmail.com, OR- CID: 0000-0002-0333-3121, Makalenin Gönderim Tarihi: 21.02.2020, Kabul Tarihi: 21.02.2020 BAŞKANLIK SISTEMINDE KOALISYONLAR COALITIONS IN PRESIDENTIAL SYSTEM Murat AÇIL Özet: Koalisyonlar, başkanlık sistemini konu alan son dönem- deki çalışmaların odak noktasını oluşturmaktadır. Çok partili baş- kanlık demokrasilerinde, gittikçe artan oranda istikrarlı koalisyon ör- nekleri ile karşılaşılmaktadır. Azınlık başkanları, kabine makamlarını çeşitli partiler arasında paylaştırmak suretiyle yasama desteğini ar- tırmakta ve bu sayede desteklediği tekliflerin kanunlaşmasını sağla- yabilmektedir. Koalisyon oluşumunu teşvik edici uygun bir kurumsal yapı, yasama ve erkleri arasında, parti sistemindeki parçalanmadan kaynaklanan gerilimlerin çözümüne büyük katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada, başkanlık sistemlerinde hangi sıklıkla koalisyonlarla karşı- laşıldığı, başkanları ve partileri koalisyon oluşturmaya iten sebeple- rin neler olduğu, hangi faktörlerin koalisyonların inşasını ve işleyişini ne şekilde etkileyeceği sorularına cevap aranmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise yasama ve yürütme erkleri arasındaki yetki dağılımı ve seçim sistemi itibariyle, Türk hükümet sisteminde koalisyonlarla karşılaşılma ihtimaline ilişkin bazı tahminlerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Başkanlık Sistemi, Koalisyon, Seçim İttifakı, Hükümet Sistemi, 2017 Anayasa Değişiklikleri Abstract: Coalitions are the focus of recent works on the presi- dential system. In multiparty presidential democracies, examples of stable coalitions are ever-increasingly encountered. Minority presi- dents increase their legislative support by distributing their cabinet positions among various parties, thus enabling the adoption of the proposals they support. An appropriate institutional structure that encourages the formation of coalition contributes greatly to the re- solution of tensions between the legislature and executive powers resulting from the fragmentation of the party system. This study aims to find answers to these questions: how often coalitions are encountered in presidential systems, what are the reasons that dri- ve presidents and parties to form coalitions, what factors influence the construction and operation of coalitions. In the last part of the study, taking into account the electoral system and the distributi- on of powers between the legislative and executive power, some estimations about the possibility of encountering coalitions in the Turkish governmental system have been made. Keywords: Presidential System, Electoral Alliance, Govern- mental System, Constitutional Amendments of 2017 * 2 Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar GİRİŞ Başkanlık sistemi, birbirinden bağımsız demokratik meşruiyete sahip yasama ve yürütme erklerinin sabit bir süreyle görev yaptığı ve başkanın yürütme erki üzerinde hakîm bir konumda bulunduğu hü- kümet sistemidir. 1 Yürütmenin yasamadan kaynaklandığı ve ona kar- şı sorumlu olduğu parlamenter sistemin aksine, başkanlık sisteminde yürütmenin oluşumunda ve görevinin sona ermesinde yasamanın bir dahli yoktur. Doğrudan halk tarafından seçilen başkan, impeachment olarak adlandırılan oldukça istisnai nitelikli bir usulün işletilmesi dı- şında, parlamento tarafından görevden alınamaz ve başkanlık süresi- nin sonuna kadar görevini sürdürür. Başkanın görevde kalması, par- lamentodaki destek oranına ve bu orandaki değişimlere bağlı değildir. Bu nedenle, partisi parlamentoda azınlıkta olan başkanların, parla- mento çoğunluğunun desteğini kazanmak için koalisyon hükümeti oluşturmaya ve yürütme gücünü diğer partilerle paylaşmaya huku- ken ihtiyacı yoktur. Ancak son çeyrek yüzyılda hükümet sistemlerini konu alan kar- şılaştırmalı çalışmalar, koalisyonların parlamenter sistemlere özgü bir olgu olmadığını, başkanlık sistemlerinde de gittikçe artan bir oranda istikrarlı koalisyon örnekleri ile karşılaşıldığını ortaya koymuştur. Koalisyonlar, rejim krizleri ile boğuşmak zorunda kalacağı düşünü- len birçok üçüncü dalga başkanlık demokrasisinin şaşırtıcı başarısını açıklamak için başvurulan kilit kavramlardan birisi haline gelmiştir. Başkanlık sistemlerinde, parti sistemindeki parçalanma düzeyi arttık- ça yasama ile yürütme erkleri arasındaki gerilimlerin tırmanacağı ve demokrasinin çöküntüye uğrama ihtimalinin artacağı yönündeki ge- leneksel görüşün günümüzde fazla taraftarı kalmamıştır. Zira seçim- ler sonunda partisi parlamentoda çoğunluğu sağlayamayan başkan- ların, kabinesine diğer partilerden bakanları da dâhil ederek destek oranlarını artırdığı ve bu sayede başkanlık sisteminin bazı olumsuz sonuçlarından kaçınmayı başarabildikleri gözlenmiştir. Bu açıdan, ko- alisyonların, parlamenter sistemden ziyade, parti sistemindeki parça- lanmanın bir sonucu olduğu belirtilmelidir. 1 Murat Açıl, Latin Amerika Ülkelerinde Başkanlık Sistemi, On İki Levha Yayıncı- lık, İstanbul 2018, s. 13. 3TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL I) KOALİSYON VE KOALİSYONCU BAŞKANLIK KAVRAMLARI Fransızca kökenli bir kelime olan koalisyon, “çeşitli güçlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan birlik, ortak yönetim” 2 şeklinde tanım- lanmaktadır. Terimin siyaset bilimi literatüründeki kullanımı ise iki veya daha fazla siyasi grup veya aktörün, ortak bazı amaçlar üzerinde uzlaşmalarına, ortak amaçlara ulaşmak için güç birliğine gitmelerine ve bu süreçte aktif bir iletişim ve işbirliği içine girmelerine işaret et- mektedir. 3 Siyasi grup ve aktörler arasındaki işbirliği mekanizmaları; kurul- ma zamanı, kurulma amacı ve kurulduğu platform itibariyle çeşitlilik göstermektedir. Koalisyon türlerinden ilki, seçim kazanımlarını azamî düzeye çıkarmak amacıyla partilerin ortak bir strateji etrafında bir ara- ya gelmesini ifade eden “seçim ittifakları” (electoral alliances) veya “seçim öncesi koalisyonlar” (pre-electoral coalitions)dır. Gerek parlamenter de- mokrasilerde gerekse başkanlık demokrasilerinde geniş bir uygulama alanı bulunan seçim ittifaklarında 4 ittifaka dâhil olan partiler, ortak bir aday veya liste üzerinde uzlaşır ve bu uzlaşı seçmen kitlesine ilan edi- 2 http://tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK. GTS.5b9a20a6b1d6a7.52913 500, E.T. 13.09.2018. 3 William M. Downs, “Coalition”, International Encyclopedia of The Social Sciences, Vol. I, Der. William A. Darity Jr., MacMillan Social Science Library, USA 2008, s. 586’dan aktaran A. Ersoy Kontacı, “Siyasî İstikrar Temelli Koalisyon Eleştirileri: Anayasa Hukuku Açısından Ampirik Bir Analiz”, TBB Dergisi, Y. 2016, S. 123, s. 34. Koalisyon ve ittifak kavramlarına ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Ömer Ana- yurt/Ahmet Ekinci, “Koalisyonlu Başkanlık Sistemi ve Latin Amerika Uygulama- sı”, Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in Anısına Armağan, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2019, s. 233-237. 4 İleri düzeyde sanayileşmiş ve parlamenter sistemle yönetilen 20 ülkede, 1946-1998 yılları arasında gerçekleşen 292 yasama seçimini esas alan bir çalışmaya göre, se- çimlerin % 44’ünde en az bir seçim öncesi koalisyon oluşturulmuş; hükümetle- rin kabaca % 25’i ise seçim öncesi anlaşmalara riayet edilerek kurulmuştur (Sona Nadenichek Golder, “Pre-Electoral Coalition Formation in Parliamentary Democ- racies”, British Journal of Political Science, Vol. 36, No. 2, Y. 2006, s. 194). 11 Latin Amerika ülkesindeki 77 başkanlık seçimini esas alan başka bir çalışma, benzer bir sonucun başkanlık sistemleri için de geçerli olduğunu ortaya koymaktadır: Başkanlık seçimini kazanan adayların % 44’ü bir seçim ittifakı tarafından destek- lenmekte iken % 10’dan daha fazla oy alan adayların bir seçim ittifakı tarafından desteklenme oranı % 37’dir (Marisa Kellam, “Why Pre-Electoral Coalitions in Pre- sidential Systems?”, British Journal of Political Science, Vol. 47, No. 2, Y. 2017, s. 403-404). 4 Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar lir. 5 Seçim ittifaklarının, seçimin kazanılması ihtimalinde bakanlıkların ittifaka dâhil partiler arasında paylaştırılmasına ilişkin bir anlaşmayı içermesi yaygınsa da, seçimlerin ardından ittifakın dağılacağının ön- görülmesi de mümkündür. Koalisyon türlerinin ikincisi, farklı partilerden olmakla birlikte, meclisteki bazı oylamalarda aynı yönde oy kullanan milletvekillerinin oluşturduğu “yasama koalisyonları” (legislative coalitions)dır. 6 Yasama koalisyonlarında, başkanı veya hükümeti destekleyen partilerin yü- rütme gücünü paylaşmaları gerekmez. Yürütme icraatlarının siyasi so- rumluluğuna ortak olmak istemeyen bazı partiler, kabinede yer alma- dan da hükümet tekliflerine destek verebilmektedir. Öte yandan, bu tarz koalisyonlar, gerek parti disiplinindeki olası zafiyetlerden, gerek- se oylama konusuna göre değişkenlik gösterebildiğinden, yürütmenin yasama politikası açısından sağlam bir zemin teşkil etmez. Dahası, Salvador Allende dönemi Şili örneğinde görüldüğü gibi, başkanlık sis- temlerinde, çoğunluğun kontrolüne sahip bir yasama koalisyonunun başkanın karşısında konumlanması da ihtimal dâhilindedir. 7 Koalisyon türlerinden üçüncüsü ve en yaygın olanı, kabine ma- kamlarının farklı partiler arasında paylaştırılmasını 8 esas alan “koa- lisyon hükümetleri” (coalition governments)dir. Parlamenter sistemde mevcut olan güvenoyu ve güvensizlik önergesi müesseseleri, hükü- metin göreve gelebilmek ve göreve devam edebilmek için parlamento çoğunluğunun en azından zımnî desteğini sağlamasını gerektirmekte- dir. Seçimlerin ardından hiçbir partinin parlamento çoğunluğunu elde edememesi durumunda, birden fazla partinin katılımıyla parlamen- 5 Golder, s. 195. 6 Jose Antonio Cheibub, Presidentialism, Parliamentarism, And Democracy, Camb- ridge University Press, New York 2009, s. 52. 7 Jose Antonio Cheibub/Adam Przeworski/Sebastian M. Saiegh, “Government Coalitions and Legislative Success Under Presidentialism and Parliamentarism”, British Journal of Political Science, Vol. 34, No. 4, Y. 2004, s. 570. 8 Partileri ile herhangi bir anlaşma yapılmaksızın, teknik ve siyasi yetenekleri veya kamusal imajları nedeniyle başka partilerden veya partisiz üyelerin kabineye dâhil edilmesi durumunda koalisyon hükümetlerinden söz edilemez (Johannes Freudenreich, “The Formation of Cabinet Coalitions in Presidential Systems”, La- tin American Politics and Society, Vol. 58, No. 4, Y. 2016, s. 87; Octavio Amorim Neto, “Presidential Cabinets, Electoral Cycles, and Coalition Discipline in Brazil”, Legislative Politics in Latin America, Scoot Morgenstern/Benito Nacif (Editörler), Cambridge University Press, Cambridge 2002, s. 51;Cheibub (2009), s. 73-74). 5TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL toda çoğunluk desteğini sağlayabilecek bir hükümet kurma yolunun aranması gündeme gelecektir. 9 Parti sistemindeki parçalanma düze- yine bağlı olarak, koalisyon hükümetleri, birçok modern parlamenter demokrasinin ayrılmaz parçası haline dönüşmüştür. Keza son yıllarda yapılan araştırmalar, literatürdeki geleneksel öngörünün aksine, baş- kanlık sisteminde de hükümet koalisyonları oluşumunun istisnai bir nitelik taşımadığını ortaya koymuştur. Bu koalisyon türlerinin birbirlerinden bağımsız şekilde ortaya çıkması mümkünse de, çoğu durumda söz konusu olan, iki veya üç koalisyon türünün iç içe geçmesidir. Seçimlerden önce oluşturulan partiler arası ittifaklar, genellikle seçimlerin ardından oluşturulan ko- alisyon hükümetlerine sağlam bir temel teşkil etmektedir. Keza koalis- yonu oluşturan partilerin disiplin düzeyleri yüksek olduğu takdirde, her koalisyon hükümeti aynı zamanda bir yasama koalisyonuna kar- şılık gelmektedir. 10 Yasama ve yürütme erklerinin sert ayrımına dayanan kurumsal yapısının sonucu olarak, başkanlık sisteminin, partiler arası kalıcı iş- birliği mekanizmalarına kapalı olduğu öne sürülmüştür. İddia edilene göre, bir kez seçildikten sonra, impeacment gibi olağan dışı usuller dı- şında başkanın parlamento tarafından görevden alınamaması, başkan- lık seçimi öncesinde oluşturulan partiler arası ittifakların seçim sonrası koalisyon hükümetlerine dönüşmesini zorlaştırmaktadır. Öte yandan, çok partili Latin Amerika başkanlık demokrasilerinin koalisyon oluşu- munda göstermiş olduğu görece başarılı performans, geleneksel argü- manın sorgulanmasına yol açmıştır. Başkanlık sistemlerinin de çok partili parlamenter sistemler gibi koalisyon oluşumlarına açık şekilde işleyebileceğini Brezilya örneği üzerinden ortaya koyan Sergio Abranches, bu yeni rejim türünü “koa- lisyoncu başkanlık” (coalitional presidentialism) terimi ile ifade etmiştir. 11 Daha sonra bu terim, Brezilya başta olmak üzere, başkanın partisinin yasama çoğunluğunu elde edemediği ve başkanın etkin bir yönetim 9 Fuat Aleskerov/Hasan Ersel/Yavuz Sabuncu, Seçimden Koalisyona Siyasal Karar Alma, Efil Yayınevi, Ankara 2010, s. 236. 10 Cheibub/Przeworski/Saiegh, s. 570. 11 Timothy J. Power, “Optimism, Pessimism, and Coalitional Presidentialism: De- bating the Institutional Design of Brazilian Democracy”, Bulletin of Latin American Research, Vol. 29, No. 1, Y. 2010, s. 23. 6 Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar için diğer partilerle işbirliği yollarını aradığı bölgedeki birçok başkan- lık demokrasisini tanımlamak için yaygın şekilde kullanılmaya başlan- mıştır. Koalisyoncu başkanlık, partisi parlamentoda çoğunluğu sağ- layamamış bir başkanın, istikrarlı bir partiler arası ittifakın desteğini sağlamayı ve bu desteği sürdürmeyi amaçladığı durumlarda ortaya çıkar. 12 Başkanın ittifaka katılan partileri ödüllendirmek için başvur- duğu araçların başında kabine veya diğer yürütme makamlarının tah- sisi gelmekteyse de, seçim bölgelerine yatırım, seçim kampanyasının finansmanı ve hatta rüşvet gibi malî içerikli araçlara da çok sık olarak başvurulmaktadır. Dolayısıyla koalisyoncu başkanlık, azınlık başkan- larının yasama desteğini artırmak için başvurduğu her türlü stratejik aracı ve koalisyon oluşumunu kapsayıcı bir içerik taşımaktadır. 13 II) BAŞKANLIK SİSTEMLERİNDE KOALİSYONLARLA KARŞILAŞILMA SIKLIĞI Akademik çevrelerde başkanlık sistemine ilişkin menfi bir bakış açısının hâkim olduğu 90’lı yıllarda; Linz, 14 Mainwaring, 15 Stepan/ Skach, 16 Valenzuela 17 gibi önemli siyaset bilimciler, başkanlık sistemi- nin parlamenter sistemde koalisyon oluşumuna etkili müşevviklerden yoksun olduğunu, buna bağlı olarak başkanlık sisteminde koalisyon hükümetlerinin ancak çok istisnai durumlarda ortaya çıkabileceğini ileri sürmüşlerdir. Latin Amerika’daki gibi nispi temsil sisteminin uy- gulandığı çok partili başkanlık demokrasilerinde, genellikle başkanın partisi tek başına parlamento çoğunluğunu elde edememektedir. Yu- 12 Paul Chaisty/Nic Cheeseman/Timothy Power, “How MPs Understand Coalitio- nal Politics in Presidential Systems”, The Coalitional Presidentialism Project Research Report, January 2015, s. 2. 13 Koalisyoncu başkanlık teriminin farklı anlamları için bkz. Power, s. 25-26. 14 Juan J. Linz, “The Perils of Presidentialism”, Journal of Democracy, Vol. 1, No. 1, Y. 1990, s. 55-56; Juan J. Linz, “Presidential or Parliamentary Democracy: Does It Make a Difference”, The Failure of Presidential Democracy, Juan J. Linz/Arturo Valenzuela (Editörler), The Johns Hopkins University Press, London 1994, s. 19. 15 Scott Mainwaring, “Presidentialism, Multipartism, and Democracy: The Difficult Combination”, Comparative Political Studies, Vol. 26, No. 2, July 1993, s. 220-222. 16 Alfred Stepan/Cindy Skach, “Constitutional Frameworks and Democratic Conso- lidation: Parliamentarianism versus Presidentialism”, World Politics, Vol. 46, No. 1, Y. 1993, s. 17-18. 17 Arturo Valenzuela, “Party Politics and the Crisis of Presidentialism in Chile: A Proposal for a Parliamentary Form of Government”, The Failure of Presidential Democracy, Juan J. Linz/Arturo Valenzuela (Editörler), The Johns Hopkins Uni- versity Press, London 1994, s. 167. 7TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL karıda zikredilen yazarların iddiasına göre, azınlık başkanları, başkan- lık sisteminin koalisyon oluşumuna izin vermeyen kurumsal yapısı nedeniyle kanunların çıkarılması için ihtiyaç duyduğu desteği diğer partilerden sağlayamayacak; sistem, yasama felçleri ve erkler arası ça- tışmalarla boğuşmak zorunda kalacak; tıkanıklığın aşılması, kimi za- man anti-demokratik müdahaleleri dahi gerektirebilecektir. Öte yandan, üçüncü dalga başkanlık demokrasilerinde, azınlık başkanlarının koalisyon oluşturmada sergiledikleri görece başarılı performans, bu beklentileri boşa çıkarmıştır. Sadece Latin Amerika’da değil, çok partili başkanlık sistemiyle yönetilen hemen her ülkede, azınlık başkanlarının istikrarlı koalisyon hükümetleri oluşturmayı ba- şardıkları gözlemlenmiştir. Başkanlık sistemi ile parlamenter sistemin koalisyon oluşumun- da gösterdiği performansı istatistiksel veriler ışığında inceleyen öncü nitelikli bir çalışma, Cheibub/Przeworski/Saiegh tarafından yapıl- mıştır. Yazarların, 1946-1999 yılları arasında 133 ülkede ortaya çıkan demokratik nitelikli 716 ayrı hükümeti incelemek suretiyle ulaştıkları sonuçları şu şekilde özetlemek mümkündür: Parlamenter sistemde se- çimlerin ardından tek partinin parlamentodaki sandalyelerin çoğun- luğunu elde etme oranı % 43,2 iken, başkanlık sisteminde bu oran % 55,5’tir. Parlamenter sistemde azınlık konumundaki partilerin % 78,1’i koalisyon hükümeti oluşturma yolunu tercih etmişken, azınlık baş- kanlarının koalisyon oluşturma oranı % 53,6’dır. Sonuç olarak, parla- menter sistemde koalisyonların daha yaygın olduğu iddiasının ispat- lanmasının yanında, başkanlık sisteminde koalisyon oluşumunun hiç de istisnai bir nitelik taşımadığı gösterilmiştir. 18 Bölgesel temelli yapılan araştırmalar da benzer bir sonucu ortaya koymaktadır. Negretto; 1978-2003 yılları arasında 18 Latin Amerika ül- kesinde görev yapmış 51 azınlık başkanından 27’sinin (%53) koalisyon hükümeti oluşturmayı tercih ettiğini göstermiştir. 19 1979-2006 yılları 18 Cheibub/Przeworski/Saiegh, s. 573-574. Cheibub/Przeworski/Saiegh’in kullan- dığı yöntemi takip eden ve zaman aralığını üçüncü demokrasi dalgasının başla- dığı tarih olan 1974 yılından başlatıp 2013 yılına kadar genişleten Chaisty/Power, azınlık başkanlarının koalisyon oluşturma sıklığını % 50,6 olarak ölçmüştür (Paul Chaisty/Timothy J. Power, “Flying Solo: Explaining Single-Party Cabinets Under Minority Presidentialism”, European Journal of Political Research, Y. 2018, s. 3-5). Bu çalışmanın da gösterdiği gibi, başkanlık sisteminde koalisyon oluşturma eğilimi, üçüncü demokrasi dalgasından günümüze artarak devam etmektedir. 19 Gabriel L. Negretto, “Minority Presidents and Democratic Performance in Latin 8 Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar arasında 12 Latin Amerika ülkesinin hükümet biçimlerini inceleyen Figueiredo/Salles/Vieira ise belirtilen zaman aralığının tamamında tek parti hükümetleri ile yönetilen yalnızca 2 ülke (Kosta Rika ve Mek- sika) tespit etmiştir. 6 ülke (Bolivya, Brezilya, Şili, Kolombiya, Ekvator ve Panama) belirtilen zaman aralığının tamamında koalisyon hükü- metleri ile yönetilmişken, 4 ülkede (Arjantin, Paraguay, Venezuela ve Uruguay) ise en az bir kez koalisyon hükümeti ile karşılaşılmıştır. 20 Koalisyoncu başkanlık, başlangıçta Latin Amerika’ya özgü bir olgu olarak değerlendirilmişse de, son birkaç yıldır yapılan araştırma- lar, Afrika, Asya ve Eski Sovyet ülkelerindeki başkanlık sistemlerinde de koalisyon hükümetleri ile yaygın bir şekilde karşılaşıldığını gözler önüne sermiştir. 21 Çoğu Afrika ülkesinde, yasama organları aşırı öl- çüde parçalanmıştır ve genellikle başkanlar, yasamada çoğunluğa sa- hip bir partinin desteğinden yoksundurlar. Benin, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Liberya, Malavi gibi parti sisteminin aşırı ölçüde parça- landığı ülkelerde, başkanın partisi genelde parlamentodaki sandalye- lerin sadece küçük bir parçasını kontrol edebilir. Bu durum başkanları, başbakanlar gibi hareket ederek, yasama ittifakları oluşturmak için ça- balamaya zorlamaktadır. 22 Uzak Doğu başkanlık demokrasileri açısın- dan koalisyon inşası, özellikle Endonezya ve Güney Kore’de, siyasal yaşamın önemli bir parçasını teşkil etmiştir. Keza Rusya, Ukrayna ve Ermenistan 23 başta olmak üzere, yarı başkanlık veya süper başkanlık sistemini tercih eden Eski Sovyet ülkelerinde azınlık başkanları, ya- sama çoğunluğunun desteğini sağlayabilmek için patronaj ilişkilerine başvurmanın yanı sıra, sıklıkla başka partilerden üyeleri kabinelerine dâhil etme yolunu tercih etmişlerdir. 24 America”, Latin American Politics and Society, Vol. 48, No. 3, Y. 2006, s. 75. 20 Argelina Cheibub Figueiredo/Denise Lopes Salles/Marcelo Martins Vieira, “Po- litical and Institutional Determinants of Executive’s Success in Latin America”, Brazilian Political Science Review, Vol. 3, No. 2, Y. 2009, s. 157. 21 Hatta Chaisty/Power’ın ölçümlerine göre, Afrika, Asya ve Avrupa’daki azınlık başkanları, Latin Amerika’daki azınlık başkanlarına göre koalisyon oluşumuna daha sık başvurmaktadır (Chaisty/Power, s. 3). 22 Chaisty, Paul/Cheeseman, Nic/Power, Timothy, “Rethinking the ‘Presidentia- lism Debate’: Conceptualizing Coalitional Politics in Crossregional Perspective”, Democratization, Vol. 21, S. 1, Y. 2014, s. 83. 23 Ermenistan 2015 yılında yapılan Anayasa değişikliği referandumu sonucunda yarı başkanlık sisteminden parlamenter sisteme geçiş yapmıştır. 24 Eski Sovyet ülkelerinde koalisyon oluşumuna ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Paul Chaisty/Svitlana Chernykh, “How Do Minority Presidents Manage Multiparty Coalitions? Identifying and Analyzing the Payoffs to Coalition Parties in Presi- 9TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL Görüldüğü üzere, başkanlık sisteminin koalisyon inşası için ye- terli teşvikler sunmadığı; azınlık başkanlarının parlamento çoğunlu- ğunun desteğini sağlamada ciddi zorluklarla karşılaşacağı tezi, gerek evrensel gerek bölgesel temelli ampirik çalışmalarla çürütülmüştür. Azınlık başkanlarının önemli bir kısmı, yürütme gücünü diğer parti- lerle paylaşmak suretiyle parlamentoda ihtiyaç duyduğu desteği elde etmeyi başarmıştır. Gerçek şu ki günümüz başkanlık demokrasilerin- de istisnai nitelikte olan koalisyon hükümetleri değil Amerikan tipi bölünmüş hükümetlerdir. 25 III) KOALİSYON OLUŞUMUNA ETKİ EDEN SAİKLER Başkanlık sisteminde koalisyon hükümetlerine, parlamenter sis- temdeki kadar olmasa da, oldukça sık rastlandığı ortaya konulduktan sonra, bu başlık altında başkanlık sisteminde siyasi aktörleri koalisyon oluşturmaya teşvik eden unsurlar incelenmiştir. Daha önce de değinildiği üzere, literatürdeki geleneksel görüş, parlamenter sistemde partileri birlikte hareket etmeye iten güdülerin başkanlık sisteminde bulunmadığı yönündedir. Mainwaring’in bu hususta başvurduğu argümanlar oldukça ikna edicidir. Yazara göre, hem çok partili parlamenter sistemlerde hem de çok partili başkanlık sistemlerinde koalisyonlara aynı ölçüde ihtiyaç duyulmakta iken, üç faktör, başkanlık sisteminde koalisyon oluşturmayı güçleştirmektedir: İlk olarak, parlamenter sistemin aksine, başkanlık sisteminde baş- kanın göreve gelmesi parlamentonun tasvibine bağlı olmadığı gibi, başkan, parlamento tarafından görevden de alınamaz. Bu nedenle, seçim öncesi diğer partilerle yapılan anlaşmalar, başkan açısından bağlayıcı değildir. Başkan, bir kez göreve geldikten sonra, bakanları görevden almada ve kabinesini yeniden dizayn etmede bir koalisyon hükümetinin başbakanına göre çok daha geniş bir takdir marjına sa- hiptir. 26 İkincisi, başkanlık sisteminde, parti liderleri arasında yapılan an- laşmalara milletvekillerinin riayeti yeterince güçlü değildir. Başkanın dential Systems”, Political Research Quarterly, Vol. 70, No. 4, Y. 2017, s. 765-774; Chaisty/Cheeseman/Power (2014), s. 80-82. 25 Power, s. 24. 26 Mainwaring, s. 220-221. 10Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar parlamentodaki başarısızlığı, görevinin sona ermesine yol açmayacağı için, özellikle Brezilya ve Ekvator gibi parti disiplininin düşük olduğu ülkelerde, milletvekilleri oylarını diledikleri yönde kullanabilmekte- dir. Parlamenter sistemde ise hükümetin parlamentodaki başarısızlığı, çoğu kez hükümete olan güvensizliğin izharı olarak değerlendirilir. Hükümetin düşmesinin ardından gidilecek olası bir erken seçimde koltuklarını kaybetme tehlikesi ile karşılaşabilecekleri için milletvekil- leri hükümeti destelemekte daha istekli olacaktır. 27 Son olarak, başkanlık sisteminde partileri koalisyon anlaşmaları- nı bozmaya iten teşvik unsurları, parlamenter sistemdekinden daha güçlüdür. Çok partili başkanlık sistemlerinde, yeni başkanlık seçim- leri ufukta görülür görülmez, parti liderleri, başkanla partileri arasına mesafe koyma ihtiyacı hissetmektedir. Zira mevcut hükümette sessiz bir ortak olarak kalmaya devam edilmesi halinde, partinin kurumsal kimliğinin zarar görmesinden ve başkanın yaptığı hatalardan dolayı sorumlu tutulmaktan korkulmaktadır. Kısacası, başarısızlığın seçim- sel faturasını ödeme tehlikesi, partileri koalisyon ortaklığını bozmaya itmektedir. 28 Mainwaring’in sunduğu makul izahlara rağmen, çok partili baş- kanlık demokrasilerinde bu kadar sık koalisyon hükümetleri ile karşı- laşılmasını nasıl değerlendirmek gerekir? Bu soruyu cevaplamak için başkanı ve başkanın ittifak yaptığı partileri koalisyon oluşturmaya iten teşvik unsurlarının ayrı ayrı tetkik edilmesi gereklidir. Azınlık başkanlarını koalisyon oluşturmaya iten sebeplerin başın- da, programını kanunlar yoluyla hayata geçirme ve yönetme kapasi- tesini artırma isteği gelir. Çok partili başkanlık demokrasilerinde, baş- kanın partisinin, parlamentodaki sandalyelerin yarıdan fazlasını elde etme ihtimali oldukça düşüktür. Brezilya örneğinde olduğu gibi, aşırı ölçüde parçalanmış bir parti sistemine sahip olan ülkelerde, başkan genelde parlamentodaki en büyük partinin lideri konumunda olsa da, onun destek oranı % 20-30 bandının üzerine nadiren çıkar. 29 Bu şartlar 27 Mainwaring, s. 221-222. 28 Mainwaring, s. 222. 29 Brezilya’da, 1990 yılından bugüne, başkanın partisinin Temsilciler Meclisi’nde sa- hip olduğu sandalye oranı daima % 25’in altında kalmıştır (Eric D. Raile/Carlos Pereira/Timothy J. Power, “The Executive Toolbox: Building Legislative Support in a Multiparty Presidential Regime”, Political Research Quarterly, Vol. 64, No. 2, Y. 11TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL altında, programını uygulayabilmek için parlamento çoğunluğunun desteğine ihtiyaç duyan bir azınlık başkanının koalisyon oluşturmak dışında çok fazla alternatifi bulunmamaktadır. Başkanın kararnameler yoluyla yasama organını devre dışı bırakıp programını uygulayabile- ceği düşünülebilir. Ancak başkanlık demokrasilerinin çoğunda başka- na, parlamentonun yetki devri olmaksızın kanun gücünde kararname çıkarma yetkisi verilmediği gibi, başkana böyle bir yetkiyi veren ülke- ler de genelde konu ve zaman bakımından ciddi sınırlamalar öngör- mekte ve kararnamelerin yürürlükte kalmasını yasama organının ona- yına bağlı kılmaktadır. 30 Ayrıca kararname yetkisinin yaygın şekilde kullanımının yasama-yürütme erkleri arasındaki meşruiyet krizlerini derinleştirerek başkanın yönetme kapasitesini olumsuz yönde etkile- yebileceğini de not etmekte fayda vardır. Azınlık başkanlarının, yasama çoğunluğunun desteğini arkasına alan bir koalisyon hükümeti oluşturmadaki başarısızlığının sonuçla- rı hakkında Latin Amerika bölgesi travmatik tecrübelere ev sahipli- ği yapmıştır. Brezilya’da, partisinin Kongre’deki destek oranı % 10’u dahi bulmayan Fernando Collor de Mello, bir çoğunluk koalisyonu oluşturmak yerine programını kararnameler yoluyla hayata geçirmeyi tercih edince, Kongre’deki çoğunluğun katı muhalefeti ile karşılaşmış ve impeachment tehdidi nedeniyle görevinden istifa etmek zorunda kalmıştır. 31 Peru’da, 1990 yılında yapılan başkanlık seçimini kazanan Alberto Fujimori de muhalif bir parlamento çoğunluğu ile karşı kar- şıya gelmiş ve 1992 yılında anayasaya aykırı bir şekilde parlamento- yu feshederek görevde kalmayı başarmıştır. 2000 yılında parlamento çoğunluğunun desteğini tekrardan kaybeden Fujimori, impeachment mekanizması işletilerek görevden alınmıştır. 32 Venezuela’da ise hem Hugo Chavez (1999) hem de Nicolas Maduro (2017), Kongre’deki mu- 2011, s. 332). 30 Başkanlık sistemlerinde başkanların kararname yetkilerine ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Ömer Anayurt, Anayasa Hukuku Genel Kısım: Temel İlkeler, Kavram ve Kurumlar, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2019, s. 401-405; Adnan Küçük, ABD ve Latin Amerika Ülkelerinde Başkanlık Sistemi ve Uygulamaları, Adres Yayınla- rı, Ankara 2019, s. 333-335; Şule Özsoy Boyunsuz, Dünyada Başkanlık Sistemleri, İmge Kitabevi Yayınları, Ankara 2017, s. 123-135; Açıl, s. 145-156. 31 Raile/Pereira/Power, s. 326; Negretto (2006), s. 80. 32 Ayrıntılı bilgi için bkz. Aníbal Pérez Liñán, Presidential Impeachment and the New Political Instability in Latin America, Cambridge University Press, Cambrid- ge 2007, s. 184-185. 12Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar halif çoğunlukları etkisizleştirmek için mevcut tüm kurumların üstün- de otoriteye sahip Kurucu Meclisler oluşturmak üzere yeni seçimlere gitmişlerdir. 33 Yukarıda verilen örneklerden de anlaşılabileceği üzere, azınlık başkanlarının koalisyon oluşturmada başarısızlığa uğraması; kanun yapımı sürecinde kilitlenmelere, başkanın parlamentoyu devre dışı bırakma girişimlerine, impeachment mekanizmasına başvurulmasına, anayasal krizlere ve rejim istikrarsızlığına yol açabilir. 34 Son dönemde yapılan çalışmalar, parlamento çoğunluğunun desteğini elde edeme- miş başkanların, çoğunluk desteğine sahip başkanlara göre, başkanlık döneminin sona ermesinden önce görevden ayrılma ihtimallerinin çok daha yüksek olduğunu göstermektedir. 35 Başkanlık döneminin kesin- tiye uğraması, çoğu kez demokratik rejimin kesintiye uğramasına yol açmasa da siyasi rekabetin keskinleşmesine, kutuplaşmanın artmasına ve siyasi istikrarsızlığa neden olmaktadır. Programını kanunlar yoluyla hayata geçirme ve yönetme kapasi- tesini artırma isteği dışında, başkanı koalisyon oluşturmaya sevk eden bir diğer saik, seçimleri kazanma isteğidir. Başkan adayları, seçimi ka- zanma olasılığını artırmak için mümkün olduğunca fazla siyasi parti- nin desteğini sağlamayı amaçlar. Partileri kendisini desteklemeye ikna etmenin en temel yöntemi de başkan seçildikten sonra onları bakanlık koltukları ile ödüllendireceğini vadetmektir. Yapılan araştırmalar, se- çim öncesi taahhütlerin kabine oluşumunu güçlü biçimde etkilediğini ve başkanlık seçimi için oluşturulan seçim ittifaklarının, seçimin ar- dından koalisyon hükümetlerine dönüşme olasılıklarının çok yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. 36 33 Venezuela’daki gelişmelere ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Açıl, s. 133-136. 34 David Altman, “The Politics of Coalition Formation and Survival in Multiparty Presidential Democracies: The Case of Uruguay, 1989-1999”, Party Politics, Vol. 6, No. 4, Y. 2000, s. 260; Mariana Llanos/Detlef Nolte, “The Many Faces of Latin American Presidentialism”, GIGA Focus Latin America, No. 1, May 2016, s. 1. 35 1978-2003 yılları arasında, Latin Amerika ülkelerinde başkanlık döneminin kesin- tiye uğradığı 14 ayrı vaka tespit eden Negretto, bunlardan 12’sinin azınlık başkan- ları olduğunu ortaya koymuştur (Negretto (2006), s. 81-82). Ayrıca bkz. Kathryn Hochstetler, “Rethinking Presidentialism: Challenges and Presidential Failure”, The Journal of Comparative Politics, Vol. 38, No. 4, July 2006, s. 408-409. 36 Bkz. Kenneth Bunker, Coalition Formation in Presidential Regimes: Evidence from Latin America, Yayımlanmamış Doktora Tezi, The London School of Econo- mics and Political Science, Londra 2015, s. 54; Freudenreich, 90-94. 13TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL Bu noktada, parlamento tarafından görevden alınamayacak olan bir başkanın, başkanlık seçimi öncesi oluşturulan ittifakları neden koa- lisyon hükümetlerine dönüştürmek ve bu koalisyonları sonraki seçim- lere kadar muhafaza etmek isteyeceğinin açıklanması gerekmektedir. İlk olarak, bir seçim ittifakının desteği ile iş başına gelmiş olan baş- kanın, tek başına parlamento çoğunluğunun desteğini sağlayabilmesi oldukça düşük bir ihtimaldir. Programını uygulamak isteyen başkan, seçimlerden sonra da ittifak yaptığı partilerin desteğini sürdürmek isteyecektir. Zira seçim öncesi taahhütlerinin tamamından vazgeçen ve seçimden sonra kabinesini yalnızca kendi partisinden bakanlarla oluşturan bir başkan, seçim öncesi koalisyon yaptığı partilerin yasama sürecindeki desteğini kaybetmekle kalmaz; geleceğe dair siyasal nite- likli anlaşmalar yapma yeteneğini de büyük ölçüde yitirir. 37 Parlamen- todaki partilerin, seçim öncesi taahhütlerine riayet etmeyen bir başkan ile yeni anlaşmalar yapmakta tereddüt göstermeleri tabiidir. Başkanın seçim öncesi taahhütlerine bağlılığını sağlayan ikinci etken, sonraki se- çimlerde de aynı partilerin desteğine ihtiyaç duyulabilecek olmasıdır. Özellikle yeniden seçilmeye ilişkin bir kısıtlamanın öngörülmediği du- rumlarda, başkan, seçim ittifakı yaptığı partilerin memnuniyetini son- raki seçimlere kadar muhafaza edip tekrar kendisini desteklemelerini temin etmek isteyecektir. Yukarıda izah edilen güçlü müşevviklere rağmen, koalisyon oluş- turmak başkan açısından bazı maliyetleri de beraberinde getirmek- tedir. Her şeyden önce koalisyon hükümetleri, başkanın bakanlıklar üzerindeki kontrolünü yitirmesine ve buna bağlı olarak siyasi sürekli- lik ve etkinlik alanında bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına yol açabilir. Ayrıca aynı anda tüm koalisyon ortaklarının memnuniyetini sağlamak kolay olmadığından, koalisyon içi gerilimlerin su yüzüne çıkması da kaçınılmazdır. Dahası, koalisyon inşasının bir parçası olan sahne arkasındaki anlaşmalar, sorumluluk kanallarını tıkayarak siya- sal rejimin meşruiyetini zayıflatabilir. Tüm bu maliyetler, azınlık baş- kanlarının azımsanmayacak bir kısmının neden koalisyon hükümeti oluşturmaktan kaçındığını ortaya koymaktadır. 38 37 Freudenreich, s. 85. 38 Chaisty/Chernykh, s. 764. 14Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar Azınlık başkanları, kabine makamlarını partiler arasında paylaş- tırmasa dahi parlamentoda ihtiyaç duyduğu desteği elde edebileceği- ne inandığında, zikredilen maliyetler nedeniyle koalisyon hükümeti oluşturmaktan imtina edecektir. Parlamenter sistemdeki azınlık hü- kümetlerinin görece başarılı performansına dair gözlemler, azınlık başkanlarının da belli şartlar altında, geçici yasama koalisyonları oluş- turmak suretiyle yasama başarısını yakalayabileceğine dair yorumlara neden olmuştur. Yaygın olarak zannedilenin aksine, azınlık hükümetleri, par- lamenter sistemlerde oldukça geniş bir uygulama alanına sahiptir. 1945-1987 yılları arasında parlamenter sistemle yönetilen 15 ülkenin hükümet şekillerini konu alan bir araştırmaya göre, toplamda ortaya çıkan 356 ayrı hükümetten 125’i (% 35) azınlık hükümeti niteliğinde- dir. Buna ek olarak, bu ülkelerin dördünde, azınlık hükümetleri, ço- ğunluk hükümetlerinden daha sık şekilde ortaya çıkmaktadır. 39 Kaldı ki, azınlık hükümetlerinin sık şekilde ortaya çıktığı ülkelerin başında, demokratik standartları oldukça yüksek olan İsveç, Norveç, Danimar- ka gibi İskandinav ülkeleri gelmektedir. Tablo 1: Hükümet Türlerine Göre Yasama Başarısı Hükümet Türü Parlamenter Sistem Örnek Sayısı Başkanlık Sistemi Örnek Sayısı Tümü 80.15 335 62.63 214 Tek parti çoğunluk89.12 107 71.57 55 Çoğunluk koalisyonu76.07 122 51.31 33 Azınlık koalisyonu78.25 26 53.03 20 Tek parti azınlık79.28 45 61.34 84 Not: “Tümü”, süper çoğunluk ve bölünmüş hükümet durumlarını da içermektedir. Kaynak: Cheibub/Przeworski/Saiegh, s. 578. Cheibub/Przeworski/Saiegh’in sunduğu deliller, azınlık hükü- metlerinin yasama performanslarının da gayet tatmin edici nitelikte olduğunu ortaya koymaktadır. Yazarlar, Tablo 1’de görülebileceği üzere, hükümet türlerine göre yürütme tekliflerinin parlamento ta- 39 Kaare Strøm, “Democracy, Accountability, and Coalition Bargaining”, European Journal of Political Research, Vol. 31, No. 1-2, Y. 1997, s. 54-55. 15TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL rafından kabul edilme oranlarını incelemektedirler. Tahmin edilebi- leceği gibi, yasama performansı alanında en başarılı sonuç, tek parti çoğunluk hükümetlerine aittir. Öte yandan, tek partili azınlık hükü- metlerinin sunduğu tekliflerin kabul edilme oranları da şaşırtıcı de- recede yüksektir. Bu sonuç, tek partili azınlık hükümetlerinin yasama performansının, çoğunluk koalisyonlarından bile daha iyi olduğuna işaret etmektedir. 40 Başkanlık sisteminde de durum çok farklı değildir. Azınlık baş- kanlarının tekliflerini kanunlaştırabilme oranı, parlamenter sistem- deki tek parti azınlık hükümetleri kadar yüksek olmasa da, başkanlık sistemindeki çoğunluk koalisyonlarından daha yüksektir. Bu sonuç göstermektedir ki, başkanın partisinin parlamentoda azınlık konu- munda bulunduğu her durumu, koalisyon oluşturmada yaşanan bir başarısızlık olarak nitelemek hatalıdır. 41 Siyasi yelpazede merkezde konumlanan azınlık başkanları, kabine makamlarını paylaştırma ihti- yacı duymadan, sunduğu tekliflerin içeriğine göre, kimi zaman sağın- da kimi zaman solunda konumlanan partilerin desteğini sağlayarak tekliflerini kanunlaştırma imkânı yakalamaktadırlar. 42 Özetlemek gerekirse, çoğu azınlık başkanının, daha geniş, güveni- lir ve sağlam bir yasama desteği için koalisyonlar oluşturmayı tercih ettikleri görülmektedir. Ancak azınlık başkanlarının koalisyon oluş- turmamasının mutlaka yasama sürecinde kilitlenmelere ve kamusal erkler arası çatışmalara yol açacağı da ileri sürülemez. Esasında kilit- lenme ve çatışmalar, parlamentodaki partilerin başkana karşı bir ara- ya gelebildikleri ve sürekli şekilde başkanın tekliflerini reddettikleri oldukça istisnai koşullarda ortaya çıkmaktadır. Başkanı koalisyon oluşturmaya iten müşevvikleri tahlil ettikten sonra, koalisyon ortağı olan partilerin başkanla işbirliği yapma ne- denlerine de temas etmek gerekmektedir. Başkan ve partisi ile rekabet içinde olması beklenen siyasi aktörler, programını hayata geçirebilme- si için neden başkana yardımcı olur? Bu soruyu cevaplamak için par- 40 Cheibub/Przeworski/Saiegh, s. 578. 41 Cheibub/Przeworski/Saiegh, s. 578. 42 Eduardo Alemán/George Tsebelis, “Political Parties and Government Coalitions in the Americas”, Journal of Politics in Latin America, Vol. 3, No. 1, Y. 2011, s. 11; Negretto (2006), s. 68; Freudenreich, s. 83. 16Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar tilerin siyasal yaşamdaki öncelikli hedeflerini açıklamayı amaçlayan başlıca modellere kısaca bir göz atmakta fayda vardır. Rasyonel tercih teorisi, siyasi partilerin tutumlarını üç ayrı mo- del üzerinden açıklamaktadır: “oy beklentisi” (vote-seeking), “makam beklentisi” (office-seeking) ve “siyasa beklentisi” (policy-seeking). Oy bek- lentisi modeli, her bir siyasi partinin seçmen desteğini azami düzeye taşıyarak hükümeti kontrol etmeyi amaçlayacağını varsayar. Makam beklentisi yaklaşımına göre, siyasi aktörlerin temel amacı, oylarını ar- tırmaktan ziyade, mümkün olduğu kadar fazla kamusal makamı ele geçirmek suretiyle yönetim aygıtını kontrol etmektir. Her iki modelde de siyasi partiler, ideolojik tutarlılıktan yoksun, seçimleri kazanarak iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan pragmatist aktörler olarak görülür. Anthony Down’un ifadesiyle “Partiler, izleyecekleri politikaları seçimleri kazanmak için oluşturmaktadırlar; yoksa seçimleri kazanmalarının nedeni, belli politikaları izlemek değildir”. 43 Siyasa beklentisi modeli ise partile- rin kamu siyaseti üzerinde daha geniş bir tesir gücüne sahip olmayı amaçlayacaklarını ileri sürer. Seçmen desteğini artırmak ve daha fazla kamusal makamı kontrol etmek, siyasi partiler için kendiliğinden bir amaç değil, yalnızca partilerin ideolojik tercihlerini hayata geçirmele- rine imkân veren vasıtalardır. 44 Bu modellerin üçü de siyasal yarışın tek boyutuna vurgu yapmakta olup tek başına bütüncül bir resim sunmaktan uzaktır. Siyasi partiler, liderlerinin davranışları üzerinde çeşitli kısıtlamalar getiren karmaşık organizasyonlardır. Bu nedenle siyasi partileri, bu modellerin varsay- dığı gibi üniter ve sınırlandırılmamış aktörler olarak değerlendirmek mümkün değildir. 45 Gerçekte partiler, tek bir modele indirgenemeye- 43 Anthony Down, An Economic Theory of Democracy, Harper and Row, New York 1987, s. 28’den aktaran Kontacı, s. 43. 44 Siyasi partilerin temel hedeflerini açıklamayı amaçlayan yaklaşımlara ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Kaare Strøm/Wolfgang C. Müller, “Political Parties and Hard Choices”, Policy, Office or Votes: How Political Parties in Western Europe Make Hard Decisions, Wolfgang C. Müller/Kaare Strøm (Editörler), Cambridge University Press, New York 1999, s. 5-9; Kaare Strøm, “A Behavioral Theory of Competitive Political Parties”, American Journal of Political Science, Vol. 34, No. 2, Y. 1990, s. 566-570; Joseph A. Schlesinger, “The Primary Goals of Political Parties: A Clarification of Positive Theory”, The American Political Science Review, Vol. 69, No. 3, Y. 1975, s. 840-849; Aleskerov/Ersel/Sabuncu, s. 217-219; Kontacı, s. 42-44; Bunker, s. 22-24; Altman, s. 263-264. 45 Strøm (1990), s. 569. 17TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL cek farklı stratejiler izleyerek oy, makam ve siyasa beklentilerini mak- simum düzeyde tatmin etmenin yollarını araştıracaktır. Aralarındaki gerilimlerden dolayı bir partinin tek başına tüm ödülleri elde etmesi imkânsız olsa da, partiler kendileri açısından en uygun bileşimi bu- lup tercihlerini buna göre oluşturacaklardır. 46 Sonuç olarak, başkanın koalisyona davet ettiği bir parti; oy, makam ve siyasa ödüllerinin op- timum bileşiminin bulunduğu noktayı tespit ederek koalisyona dahil olacak veya başkanın teklifini geri çevirecektir. Koalisyona dâhil olan partilerin makam ve siyasa beklentilerini öncelediklerini söylemek mümkündür. 47 Başkanın koalisyon teklifini geri çeviren partiler ise etkili bir muhalefet sergileyerek sonraki seçim- lerde seçmen desteğini artırmayı amaçlayacaklardır. Koalisyona davet edilen partiler, hükümete katılımın getirileri (makam elde etme, poli- tikayı ve gündemi etkileme) ile teklifi geri çevirmenin getirilerini (bir sonraki seçimlerde ödüllendirilmeyi ummak) karşılaştırarak kararını verecektir. Açık ve hazır bir fayda ile şarta bağlı, uzun dönemli bir ka- zanım arasındaki bir tercihin büyük ihtimalle birincisi lehine gerçekle- şeceği iddia edilmektedir. 48 Gerçekten de başkanlık sisteminde başka- nın parlamento tarafından görevden alınamaması, koalisyon teklifini reddeden partilerin bir sonraki başkanlık seçimine kadar yönetim me- kanizmasından tümüyle uzak kalmasına yol açacağı için partilerin bu sonuçtan kaçınmayı tercih edeceğini varsaymak makuldür. Öte yandan, partilerin başkanın koalisyon teklini kabul etmeye daha az istekli olacağı bazı özel dönemler de bulunmaktadır. Ekono- mik durgunluk ve başkanın halk desteğinin azalması gibi, siyasi ko- şulların hükümetin aleyhine olduğu dönemlerde partiler, hükümet ortağı olmanın maliyetine katlanmak istemeyeceklerdir. 49 Partilerin böyle dönemlerde, bir sonraki seçimde yaşanabilecek muhtemel oy kayıplarını dikkate alarak, makam ve siyasa beklentilerini ikinci plana atmaları beklenecektir. 46 Altman, s. 263-264. 47 Ukrayna’da partilerin başkanlık koalisyonuna katılma nedenlerine ilişkin millet- vekilleri ile yapılan bir anket de koalisyona katılan partilerin temel motivasyo- nunun siyasi tesirlerini ve kontrol ettiği bakanlık sayılarını artırmak olduğunu ortaya koymaktadır. Bkz. Chaisty/Chernykh, s. 772-773. 48 Alemán/Tsebelis, s. 14. 49 Alemán/Tsebelis, s. 14. 18Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar Başkanın görev süresi ve bir sonraki seçimlere kalan süre de parti- lerin koalisyona katılma tercihlerini etkileyen önemli faktörler arasında- dır. Başkanın görev süresinin uzun olduğu ülkelerde koalisyon hükü- metleri ile karşılaşılma ihtimali daha yüksektir. Uzun başkanlık dönemi, küçük ve orta boy partilerin daha büyük partilerle işbirliğine girişmesi yönünde güçlü teşvikler yaratır. Bir sonraki seçimleri kazanma şansı dü- şük olan partiler, uzun bir süre boyunca iktidar nimetlerinden tümüyle yoksun kalmak istemeyeceklerinden, başkanın koalisyon teklifini kabul etmeye istekli olacaklardır. Başkanlık dönemi kısa olduğunda ise aynı partilerin, güçlü bir muhalefet oluşturup görece kısa bir süre sonra yapı- lacak seçimlerde şanslarını denemeyi tercih etme ihtimali daha yüksek- tir. 50 Keza başkanlık seçimleri yaklaştıkça, partilerin başkanlık koalisyo- nuna katılma ve koalisyonda kalmaya devam etme teşviklerinin azaldığı gözlemlenmiştir. 51 Bunun sebebi, seçimler yaklaştıkça siyasi partilerin makam ve siyasa ödüllerinden ziyade seçmen desteğini genişletmeye öncelik verecek olmasıdır. 4 ilâ 6 yıl arası bir süre boyunca iktidarda ka- lan bir başkanın yıpranması ve seçmen desteğinde azalmalar meydana gelmesi tabiidir. Yeni seçimlerde seçmen desteğini yitiren bir başkanla bir arada anılmak istemeyen partiler, büyük ihtimalle koalisyona katıl- mak istemeyecek veya koalisyon ortaklığını bozacaktır. 52 IV) BAŞKANLIK SİSTEMLERİNDE KOALİSYONLARIN İNŞASINI VE İŞLEYİŞİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) Başkanın Partisinin Yasama Organındaki Gücü Başkanlık sisteminde koalisyonların inşasını ve işleyişini etkileyen faktörlerin başında, başkanın partisinin parlamentoda kontrol ettiği 50 Bunker, s. 96. 51 Bkz. Octavio Amorim Neto/Fabiano Santos, “The Executive Connection: Pre- sidentially Defined Factions and Party Discipline in Brazil”, Party Politics, Vol. 7, No. 2, Y. 2001, s. 14; Altman, s. 268-270; Mainwaring, s. 222; Alemán/Tsebe- lis, s. 14-15; Chaisty/Chernykh, s. 772-773; Anayurt/Ekinci, s. 310-311. Amorim Neto’nun Brezilya’yı konu alan araştırmasının gösterdiği gibi, yeni seçimlerin yaklaşması koalisyon disiplinini de olumsuz etkilemektedir. Seçim dönemi ilerle- dikçe, koalisyon ortaklığını sürdüren partilerin başkanın tekliflerine parlamento- da verdiği destek oranlarında azalmalar meydana geldiği gözlenmiştir (Amorim Neto (2002), s. 69-75). 52 Aksi yönde bir sonuç için bkz. Thiago Silva, “How Long Will It Last? Cabinet Ter- mination in Presidential Systems”, Paper to be Presented at the 112th American Political Science Association Annual Meeting, Y. 2016, s. 24. 19TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL sandalye sayısı gelmektedir. Kolayca tahmin edilebileceği gibi, başka- nın partisinin parlamentodaki sandalyelerin yarıdan fazlasını elinde tutması ve başkanın, partili milletvekilleri üzerinde, sunduğu teklifler lehine oy kullanmalarını sağlayabilecek kadar kontrol gücüne sahip olması durumunda, çok büyük ihtimalle koalisyon oluşturma ihtiyacı hissedilmeyecektir. 53 Öte yandan, azınlık başkanlarının yasama desteği geniş bir çe- şitlilik sergilemekte olup buna bağlı olarak, koalisyon oluşturmaya duyulan ihtiyaç da değişmektedir. Partisinin parlamentodaki destek oranı % 15 olan bir azınlık başkanı ile % 49 olan bir azınlık başkanı- nın koalisyona bakış açısı birbirine taban tabana zıttır. İlki, koalisyon oluşumunu kaçınılmaz addedebilecekken ikincisinin, kabinesine di- ğer partilerden üyeleri dâhil etmeden, ihtiyaç duyduğu desteği geçici anlaşmalarla sağlamayı tercih etmesi daha muhtemeldir. 54 Çoğunluğa yakın bir yasama desteğine sahip olan başkanların, parlamentodaki açığını küçük partilerden ve bağımsızlardan sağlayacağı destekle ko- layca kapatabileceği ve bu nedenle çoğunluk başkanları gibi hareket edebileceği düşünülmektedir. 55 Yapılan araştırmalar, başkanın partisinin parlamentodaki gücü arttıkça koalisyon oluşum sıklığının azaldığını ortaya koymaktadır. Chaisty/Power, diğer tüm değişkenler sabit tutulduğunda, inceledi- ği ülkeler içerisinde partisinin parlamentodaki destek oranı en yük- sek olan azınlık başkanının (% 49,8) tek parti hükümeti oluşturma ihtimalinin, destek oranı en düşük olan azınlık başkanına (% 0) göre % 47 oranında daha yüksek olduğunu ve bu bağlantının doğrusal bir 53 1958-1963 yılları arasında Venezuela’da ve 1958-1974 yılları arasında Kolombiya’da görüldüğü gibi, istisnai olarak, parlamentoda çoğunluk desteğine sahip olan baş- kanlar da ulusal bütünlüğü kuvvetlendirmek amacıyla diğer partilerle koalisyon oluşturma yoluna gidebilmektedir. Negretto’nun 18 Latin Amerika ülkesindeki hükümet türlerini konu alan çalışmasına göre, çoğunluk statüsünde olan başkan- ların koalisyon oluşturma sıklığı % 21 olarak ölçülmüştür (Gabriel L. Negretto, “Minority Presidents and Types of Government in Latin America”, Prepared for Delivery at the 2003 Meeting of the Latin American Studies Association, Dallas, March 27-29, Y. 2003, s. 17). Ayrıca bkz. Arend Lijphart, Demokrasi Modelleri: Otuz Altı Ülkede Yönetim Biçimleri ve Performansları, (Çev. Güneş Ayas ve Utku Umut Bulsun), İthaki Yayınları, İstanbul 2014, s. 126. Çoğunluk desteğine sahip olan başkanların koalisyon oluşturmasının diğer bir açıklaması, birçok anayasa- nın önemli bazı konular için öngördüğü nitelikli çoğunluk kurallarıdır. 54 Chaisty/Power, s. 6-7; Anayurt/Ekinci, s. 280. 55 Alemán/Tsebelis, s. 17. 20Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar çizgide ilerlediğini göstermiştir. 56 Cheibub/Przeworski/Saiegh’in bulguları da bu beklentiyi dolaylı yoldan desteklemektedir. Yazar- ların ölçümlerine göre, hiçbir partinin parlamentodaki sandalyelerin üçte birini elde edememesi durumunda koalisyon hükümetlerinin kurulma ihtimali oldukça yüksekken, en büyük partinin 57 parlamen- todaki sandalyelerin üçte birinden fazlasını elde etmesi durumunda koalisyon hükümetlerinin kurulma ihtimali önemli oranda azalmak- tadır. 58 B) Başkanın Anayasal Yetkileri Başkanın reaktif ve proaktif yetkilerinin koalisyonların oluşumu- nu ve işleyişini etkileyen temel faktörlerden biri olduğu hususunda öğretide geniş bir uzlaşı bulunmaktadır. Öte yandan, başkanın yetki- leri geniş olduğunda mı yoksa dar olduğunda mı daha sık şekilde koa- lisyonlarla karşılaşılacağı hususunda aynı uzlaşıdan söz etmek müm- kün değildir. Amorim Neto, anayasal yetkileri genişledikçe, başkanın koalisyon oluşturmaya duyacağı ihtiyacın azalacağını iddia etmektedir. Yazara göre başkan, politika yapımında iki temel stratejiden birini tercih eder: Kanuna dayalı strateji veya yürütme imtiyazlarına dayalı strateji. Ka- nuna dayalı stratejide, başkan, partili üyelerin oranının yüksek olduğu bir çoğunluk hükümeti oluşturmak ve kabine makamlarını koalisyon ortağı partiler arasında orantılı biçimde dağıtmak suretiyle, siyasi programını kanunlar aracılığıyla uygulama yolunu tercih eder. Yü- rütme imtiyazlarına dayalı stratejide ise programını uygulamak için parlamentonun desteğine daha az ihtiyaç duyacak olan başkanın, tek- nokrat bakanların ağırlıkta olduğu bir azınlık hükümeti oluşturması ve kabine makamlarını orantısız biçimde dağıtması muhtemeldir. 59 56 Chaisty/Power, 11-12. 57 Başkanlık sisteminde parlamentodaki en güçlü partinin başkanın partisi olma ih- timali % 73’tür. Bkz. Cheibub (2009), s. 83-84. 58 Cheibub/Przeworski/Saiegh, s. 576. Bunker’in 18 Latin Amerika ülkesinde koa- lisyon oluşumlarını konu alan araştırması, beklentimizin aksine, başkanın partisi- nin parlamentodaki gücü arttıkça koalisyon hükümetleri ile karşılaşılma ihtimali- nin de arttığını göstermektedir (Bunker, s. 112). 59 Octavio Amorim Neto, “The Presidential Calculus: Executive Policy Making and Cabinet Formation in the Americas”, Comparative Political Studies, Vol. 39, No. 4, Y. 2006, s. 423-424. 21TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL Başkanın tercih edeceği strateji açısından, veto ve kararname yet- kileri özel önem arz etmektedir. Veto yetkisi, başkana, parlamentonun statükoda değişiklik meydana getirmeyi amaçlayan işlemlerini en- gelleme imkânı vermekteyken, kararname yetkisi bizatihi başkan ta- rafından yeni bir statükonun inşasını mümkün kılar. 60 Bu bakımdan, güçlü veto ve kararname yetkilerine birlikte sahip olan başkanların, parlamento çoğunluğunun desteğini arkasına alan bir koalisyon hükü- meti oluşturmadan yoluna devam etmesi beklenebilir. Keza başkanlık sistemi ile yönetilen birçok ülkenin anayasası; belli konularda kanun tekliflerinin münhasıran başkan tarafından sunulabilmesini, başkanın sunduğu tekliflerin öncelikle görüşülmesini, ilgili sürede görüşülme- yen tekliflerin kendiliğinden kanunlaşmasını ve parlamento tarafın- dan kabul edilmemiş olsa dahi bütçenin yürürlüğe girmesini öngören düzenlemeler içermektedir. 61 Erkler arası güç dengesini başkan lehine değiştiren bu tarz düzenlemeler, başkanın parlamento kompozisyonu karşısındaki hassasiyetini azaltmakta ve onu, programını hayata geçi- rirken partiler arası pazarlıklar yerine tek taraflı stratejilere başvurma- ya sevk etmektedir. Öte yandan, yukarıda da değinildiği üzere, başkanları koalisyon hükümetleri oluşturmaya sevk eden saikler, programını kanunlar yo- luyla hayata geçirme ve yönetme kapasitesini artırma isteğinden ibaret değildir. Başkan adayları, seçilme şanslarını artırmak amacıyla partiler arası ittifaklar oluşturmakta ve kendisini destekleyen partileri kabine makamları ile ödüllendirmeyi vadetmektedir. Başkana geniş anayasal yetkiler tanındığında, siyasi aktörlerin başkanlık makamına atfedeceği önem artacağı için seçim ittifakları ve dolayısıyla koalisyon hükümet- leri oluşturmaya yönelik teşviklerin de artması beklenebilir. 62 Görüldüğü üzere, başkanın anayasal yetkileri ile koalisyon hü- kümetleri arasındaki bağlantı henüz tam olarak aydınlatılamamış- 60 Açıl, s. 145. 61 Başkanların anayasal yetkilerine ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Özsoy Boyunsuz, s. 118-162; Açıl, s. 142-167. 62 Konuya ilişkin farklı bir yorum için bkz. Ömer Anayurt/Murat Erdoğan/Ahmet Ekinci “Devlet Başkanının Halk Tarafından Seçildiği Hükümet Sistemlerinde Se- çim Döngüsünün Kuvvetler Ayrılığı ve Siyasal İstikrar Üzerinde Etkisi”, Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in Anısına Armağan, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2019, s. 218-219. 22Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar tır. 63 Kanaatimizce, koalisyon inşasını teşvik eden en uygun kurum- sal model, başkanın geniş anayasal yetkilere sahip olduğu ve fakat bu yetkiler üzerinde etkili ve kurumsallaşmış kontrol mekanizmalarının oluşturulduğu bir modeldir. Başkanın anayasal yetkileri aşırı zayıf ol- duğunda, partiler muhalefette kalarak başkanın muhtemel başarısızlı- ğını sonraki seçimlerde oylarını artırmak için basamak olarak kullan- mak isteyebileceklerdir. Bu durumda, parlamentodan gerekli desteği elde edemeyen başkanlar, anayasayı ihlal etme pahasına, çeşitli dayat- malarla taleplerini gerçekleştirmeyi deneyebilmektedir. Pereira/Melo’nun da belirttiği gibi, çok partili başkanlık demok- rasileri arasında en başarılı örneklerin, güçlü başkanlık yetkilerini Kongre’nin karşı yetkileri ile dengelemiş ülkeler olması rastlantı de- ğildir. 1990’lı yılların başında; anayasal tasarımlarındaki sözde kusur- lar (geniş başkanlık yetkileri, efektif parti sayısının yüksekliği ve parti sistemindeki parçalanmayı teşvik eden seçim sistemleri) nedeniyle başarısızlığa mahkûm olduğu düşünülen Brezilya, Uruguay ve Şili gibi ülkeler, oluşturdukları geniş kapsamlı koalisyon hükümetleri ile günümüzde başkanlık sisteminin en başarılı örnekleri arasında değer- lendirilmektedir. Bu ülkeler aynı zamanda, yürütme erki üzerinde et- kin denetim yeteneğine sahip, oldukça güçlü parlamentolara sahiptir. Buna karşın, o dönemde en zayıf yürütme erkine sahip ülkeler olarak 63 Nitekim başkanın anayasal yetkileri ile koalisyon hükümetlerinin oluşumu ve işleyişi arasındaki bağlantıyı araştıran istatistiksel çalışmalar da birbiri ile çelişki- li sonuçlar ortaya koymaktadır. Bunker’in sunduğu bulgular, başkanın anayasal yetkileri genişledikçe koalisyon hükümetleri ile karşılaşılma ihtimalinin azalacağı görüşünü desteklemektedir (Bunker, s. 108). Başkanlık sistemlerinde kabine istik- rarını etkileyen unsurları araştıran Martínez-Gallardo da başkanlara bahşedilen güçlü kararname yetkilerinin kabine istikrarsızlığına yol açtığını belirtmektedir (Cecilia Martínez-Gallardo, “Out of the Cabinet: What Drives Defections From the Government in Presidential Systems?”, Comparative Political Studies, Vol. 45, No. 1, Y. 2012, s. 78-79). Keza Chaisty/Power’ın ölçümlerine göre, güçlü veto yetkisine sahip olan bir azınlık başkanın kabinesini bir tek partiden oluşturma ihtimali, veto yetkisi bulunmayan bir azınlık başkana göre % 46 oranında daha fazladır (Chaisty/Power, s. 13). Öte yandan Freudenreich’in Latin Amerika’daki 13 başkanlık demokrasisini baz alarak yaptığı ölçümler, siyasa değişimi üzerinde güçlü bir bağımsız etkiye sahip olmayan başkanların azınlık hükümetleri ile yö- netme ihtimalinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Diğer bir deyişle, baş- kanın kararname yetkisi güçlendikçe, azınlık hükümetlerinin ortaya çıkma ihti- mali azalmaktadır (Freudenreich, s. 93-94). Alemán/Tsebelis’in ölçümlerine göre de başkanın anayasal yetkileri genişledikçe, partilerin kabineye girme ihtimali az da olsa artmaktadır (Alemán/Tsebelis, s. 19). 23TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL nitelendirilen Bolivya, Peru ve Venezuela’da, siyasi istikrar ve yöneti- lebilirlik alanında çok daha büyük zorluklarla karşılaşılmıştır. 64 C) Parlamentonun Yapısı ve Etkinliği Yukarıda da kısmen değinildiği üzere, başkanın yetkilerinin yanı sıra parlamentonun yapısı ve etkinliği de koalisyon oluşumunu etki- leyen faktörler arasında yer almaktadır. Başkanın faaliyetleri üzerinde etkin bir denetim ve gözetim gücüne haiz olan parlamentoların koalis- yon oluşumunu teşvik ettiği ileri sürülmektedir. 65 Kongre’nin elinde tuttuğu gözetim ve denetim mekanizmaları, milletvekillerine, başkan açısından büyük önem arz eden siyasi meseleler üzerinde etkide bu- lunmalarını sağlayacak araçlar verir. Bu araçlardan bazıları; soruştur- ma komisyonları oluşturmak, başkanın resmi bir makam için sunduğu adayları reddetmek, başkanın atadığı görevliler hakkında suç isnadın- da bulunmak, kamu mercilerini belli bir konuda bilgi vermeye zor- lamak, bütçenin uygulanmasını denetlemek ve hükümet görevlileri hakkında gensoru önergesi vermektir. 66 Bu tarz yetkileri elinde tutan güçlü bir parlamento ile çalışmak zorunda olan bir başkan, yönetim etkinliğini artırmak için kabine makamlarını farklı partiler arasında bölüştürerek yasama desteğini genişletmeye daha fazla ihtiyaç duya- caktır. Başkanlık sistemlerini parlamenter unsurlarla donatmanın faydalı olabileceğini ileri süren Colomer/Negretto, özellikle kabinenin olu- şumu sürecinde başkan ile Kongre arasındaki yakın etkileşimin öne- mine vurgu yapar. Yazarlar, başkanın kabineye yapacağı atamaların Kongre onayından geçmesi ve kabine üyelerinin Kongre tarafından görevden alınabilmesi durumunda yasama ile yürütme arasındaki işbirliğinin gelişeceğini ileri sürmektedir. 67 Bakanların göreve gelmek 64 Carlos Pereira/Marcus André Melo, “The Surprising Success of Multiparty Presi- dentialism”, Journal of Democracy, Vol. 23, No. 3, Y. 2012, s. 161-162. 65 Alemán/Tsebelis, s. 7; Martínez-Gallardo (2012), s. 78-80; Freudenreich, s. 83. 66 Alemán/Tsebelis, s. 12. 67 Josep M. Colomer/Gabriel L. Negretto, “Can Presidentialism Work Like Parlia- mentarism?” Government and Opposition, Vol. 40, No. 1, Y. 2005, s. 80-81. Bakan- lar aleyhine gensoru önergesi verilebilmesi, Latin Amerika başkanlık demokrasi- leri arasında oldukça yaygın bir uygulamadır. Ancak bu ülkelerin bir kısmında Kongre’nin verdiği güvensizlik oyu başkan açısından bağlayıcı değilken, diğer bir kısmında ise beşte üç veya üçte iki çoğunlukla güvensizlik oyu verilebilmektedir. 24Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar için Senato’nun zımni onayını almak ve görev süresi boyunca bu gü- veni korumak zorunda olduğu Uruguay örneği bu iddiayı destek- lemektedir. Söz konusu kurallar, başkanın kabinesini oluştururken benimseyeceği hareket tarzı üzerinde önemli kurumsal kısıtlamalar getirmektedir. Çoğunluk desteğini elde edemeyen Uruguay başkan- ları, kabinesini kabul ettirmek için Kongre’deki diğer siyasi aktörlerle pazarlık etmek zorunda kalmakta ve geniş koalisyonlar oluşturmak- tadırlar. 68 Alemán/Tsebelis, parlamentonun resmi yetkilerinin yanı sıra fi- ili güç ve etkinliğinin de koalisyon oluşumu üzerinde önemli etkiye sahip olduğunu belirtmektedir. Örneğin Şili Parlamentosu, profesyo- nel üyelik esasına göre çalışan güçlü bir komite sistemine sahipken, Meksika Parlamentosu, tekrar seçilemeyen ve görev süreleri kısa olan üyelerden müteşekkil zayıf bir komite sistemine sahiptir. Bu sebeple, diğer şartlar eşit olduğunda, Şili başkanlarının Meksika başkanlarına göre daha güçlü kurumlarla siyasi pazarlıklara girişmek zorunda kal- ması ve Şili’de koalisyon hükümetleri ile karşılaşılma olasılığının daha yüksek olması beklenmektedir. 69 Bu başlık altında incelenecek son husus, tek meclis-çift meclis tercihinin koalisyon oluşumu üzerindeki etkisine ilişkindir. Kolayca tahmin edilebileceği gibi, başkanın partisinin meclislerin ikisinde bir- den çoğunluğu sağlama ihtimali daha düşük olduğu için 70 , çift meclis Parlamenter sistemdeki güvensizlik oyuna benzer bir mekanizma yalnızca Ko- lombiya ve Arjantin’de mevcuttur (Açıl, s. 34-37). Öte yandan, Uruguay ve Peru hariç, Latin Amerika ülkelerinde bakan atamaları Kongre onayına tabi tutulma- maktadır. Bakan atamalarının Kongre onayına tabi tutulmayıp, bakanların Kong- re tarafından görevden alınabildiği Latin Amerika modelinin, yasama ile yürütme erkleri arasında yakın bir işbirliği tesis etmek açısından yeterli olmadığı; hatta bu modelin erkler arası çatışmalara yol açabileceği belirtilmiştir (Bkz. Matthew So- berg Shugart/John M. Carey, Presidents and Assemblies: Constitutional Design and Electoral Dynamics, Cambridge University Press, New York 1992, s. 118-121; Colomer/Negretto, s. 81-82). 68 Altman, s. 263. 69 Alemán/Tsebelis, s. 12-13. Ayrıca bkz. Martínez-Gallardo (2012), s. 70-81. 70 Cheibub’un 1946-1996 yılları arasında, dünya genelindeki saf başkanlık sistem- lerinin tümünü temel alarak yaptığı araştırmaya göre, çift meclisli başkanlık sis- temlerinde başkanların partilerinin Kongre’nin her iki kanadında da çoğunluğu sağlama oranı yaklaşık % 40’tır. Tek meclisli başkanlık sistemlerinde ise başkanla- rın partileri % 54 oranında tek başına Kongre çoğunluğunu elde etmişlerdir (José Antonio Cheibub, “Minority Governments, Deadlock Situations, And The Survi- val Of Presidential Democracies”, Comparative Political Studies, Vol. 35, No. 3, Y. 25TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL sisteminde koalisyon oluşturmaya daha fazla ihtiyaç duyulacaktır. 71 Çoğu başkanlık sisteminde olduğu gibi 72 , iki meclis arasında simetrik bir güç dengesi bulunduğunda, sunduğu tekliflerin kanunlaşabilmesi için başkanın, alt veya üst meclisin birinde çoğunluk desteğine sahip olması yeterli değildir. Keza başkanlık sistemiyle yönetilen birçok ül- kede, üst düzey kamu görevlilerinin ve Yüksek Mahkeme üyelerinin atanması, uluslararası anlaşmaların kabulü gibi önemli bazı işlemler Senato onayına tabi tutulmaktadır. Bu nedenle, etkin yönetim sergi- lemek isteyen bir başkanın, üst meclisin kompozisyonuna tamamen kayıtsız kalması düşünülemez. Ayrıca parlamenter sistemlerde koalisyon oluşumu üzerine yapı- lan bazı araştırmalarda ileri sürüldüğü üzere, çift meclis sisteminde, meclisler arasında partilerin sandalye dağılımı farklılık gösterebile- ceğinden, her iki mecliste de çoğunluk desteğini sağlamak için daha fazla partinin katıldığı geniş bir koalisyon hükümeti oluşturmak ge- rekecektir. 73 Yasama organı tek meclisten oluşsaydı desteğine ihtiyaç duyulmayacak olan partiler, ikinci meclisin kompozisyonu nedeniyle koalisyonlara dâhil edilmektedirler. Aynı etki, parlamenter sistemlere göre genelde daha güçlü ikinci meclisleri olan başkanlık sistemleri için evleviyetle geçerlidir. 74 2002, s. 294). 71 Bunker’in ölçümleri de çift meclisli başkanlık sistemlerinde koalisyon hükümetle- rinin daha yaygın olduğunu göstermektedir (Bunker, s. 115-116). 72 Başkanlık sisteminde çift meclis sistemi parlamenter sisteme göre daha yaygındır ve genelde iki meclis arasında simetrik bir güç dengesi bulunmaktadır. Dünya üzerindeki ülkelerin yaklaşık % 41’i çift meclis sistemini benimsemişken (Betty Drexhage, Bicameral Legislatures: An International Comparison, Ministry of the Interior and Kingdom Relations, The Hague 2015, s. 3); Cheibub’un sunduğu ve- riler, başkanlık sistemlerinde çift meclis sisteminin benimsenme oranının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu göstermektedir. Bkz. Cheibub (2002), s. 290. Başkanlık sistemlerinde simetrik çift meclislere ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Ma- riana Llanos/Detlef Nolte, “Bicameralism in the Americas: Around the Extremes of Symmetry and Incongruence”, The Journal of Legislative Studies, Vol. 9, No. 3, Y. 2003, s. 56-60. 73 Lijphart ve Sjolin’in varsayımlarına dayanan bu beklenti, daha sonra yapılan araş- tırmalarda kendisine zayıf bir destek bulmuştur. Bu konuya ilişkin tartışmalar için bkz. Craig Volden/Clifford J. Carrubba, “The Formation of Oversized Coali- tions in Parliamentary Democracies”, American Journal of Political Science, Vol. 48, No. 3, Y. 2004, s. 526; James N. Druckman/Michael F. Thies, “The Importance of Concurrence: The Impact of Bicameralism on Government Formation and Durati- on”, American Journal of Political Science, Vol. 46, No. 4, Y. 2002, s. 764-765. 74 Meireles, başkanlık sistemlerinde çift meclislilik ile geniş çoğunluklu koalisyonlar 26Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar Ç) Seçim ve Parti Sistemleri Koalisyon oluşumu için sunduğu zayıf teşvikler nedeniyle, baş- kanlık sistemi ile çok parti sisteminin bir araya gelmesinin demokrasi açısından olumsuz sonuçlar doğuracağı iddiası 75 , son yirmi yıl içinde yapılan sayısız araştırmanın neticesinde çürütülmüştür. Günümüzde, başkanlık sisteminde de, parti sistemindeki parçalanmanın neden ola- cağı siyasi tıkanıklıklardan koalisyon inşası yoluyla kaçınılabileceği yaygın şekilde kabul edilmektedir. Hatta son yıllardaki bazı araştır- maların sunduğu verilerin ışığında 76 , daha da ileri giderek, ılımlı çok parti sisteminin aşırı çok parti sistemine göre demokratik kırılmalara daha yatkın olduğunu öne sürmek dahi mümkündür. Parti sistemindeki parçalanmanın koalisyon hükümetlerinin olu- şumunu teşvik ettiği yönünde öğretide geniş bir mutabakat bulun- maktadır. 77 Diğer bir deyişle, sistemdeki efektif parti sayısı arttıkça, koalisyon oluşumu ihtimalinin de artması beklenmektedir. 78 Bu duru- mu iki şekilde izah etmek mümkündür: İlk olarak, sistemdeki parti sa- yısının artması, başkanın partisinin parlamentoda çoğunluğu sağlama ihtimalini ve bu partinin parlamentoda kontrol ettiği sandalye oranını azaltır. Buna bağlı olarak, başkanın koalisyon oluşturma ihtiyacı da ar- tar. İkincisi, parti sistemi genişledikçe siyasi yelpazede birbirine yakın konumlanan partilerin ortaya çıkma ve bu partilerin ortak bir siyasi arasında önemli bir bağlantı tespit edememiş olmasına rağmen, Brezilya özelin- de, Temsilciler Meclisi ve Senato’da hükümetin kontrol ettiği sandalyelerin oranı arasındaki fark arttıkça geniş çoğunluklu koalisyonların ortaya çıkma ihtimalinin de arttığını tespit etmiştir. Bkz. Fernando Meireles, “Oversized Government Coa- litions in Latin America”, Brazilian Political Science Review, Vol. 10, No. 3, Y. 2016, s. 17-26. 75 Özellikle bkz. Mainwaring, s. 210-213; Stepan/Skach, s. 6-9. 76 Bkz. José Antonio Cheibub/Fernando Limongi, “Democratic Institutions and Re- gime Survival: Parliamentary and Presidential Democracies Reconsidered”, An- nual Review of Political Science, Vol. 5, No. 1, Y. 2002, s. 166-168; Cheibub (2009), s. 95-99; Negretto (2006), s. 65. 77 Bkz. Ebru Rukiye İlter Akarçay, “Karşılaştırmalı Perspektiften Başkanlık Sistemi Tartışması: Koalisyon İnşası ve Kuvvetler Birliğinden Kaçınmak Mümkün mü?”, Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Dergisi, C. 4, S. 1, Y. 2016, s. 113; Cheibub/ Limongi, s. 165-168; Cheibub/Przeworski/Saiegh, s. 576; Bunker, s. 27-29. 78 Mainwaring/Shugart, parti sistemindeki parçalanma ılımlı olduğunda koalisyon oluşturmanın ve koalisyonun devamlılığını sağlamanın daha kolay olduğunu ile- ri sürmektedir (Scott Mainwaring/Matthew S.Shugart, “Juan Linz, Presidentia- lism, and Democracy: A Critical Appraisal”, Comparative Politics, Vol. 29, No. 4, Y. 1997, s. 466). Ancak Cheibub’un sunduğu istatistiki veriler, parti sayısındaki artışın koalisyon oluşumunu da artırdığını göstermektedir (Cheibub (2009), s. 82). 27TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL platformda bir araya gelme ihtimalleri artar. 79 Parti sistemindeki par- çalanma ılımlı olduğunda, partiler görece olarak daha yüksek oy oran- ları elde edebileceğinden, muhalefette kalıp oylarını daha da artırarak sonraki seçimleri kazanmayı amaçlayabilecektir. Başkanlık ve parlamento seçimlerinde uygulanan kurallar, gerek parti sistemindeki etkileri gerekse siyasi aktörler için sunduğu fark- lı yönde teşvikler nedeniyle, koalisyon oluşumu açısından belirleyici faktörler arasındadır. Parlamento seçimleri için nispi temsil veya ço- ğunluk sisteminin benimsenmesi; başkanın tek turda veya iki turda seçilmesi; yasama-yürütme seçimlerinin eş zamanlı veya ayrı zaman- larda yapılması; sistemde seçim barajlarına yer verilmesi veya veril- memesi gibi farklı tercihler, koalisyon oluşumu üzerinde farklı sonuç- lar ortaya çıkarır. Duverger’in seçim sistemlerinin parti sistemleri üzerindeki etkile- rine ilişkin açıklamasına göre nispi temsil, sert, bağımsız ve istikrarlı partilerden kurulu çok partili bir sistemi; iki turlu çoğunluk usulü, yu- muşak, bağımlı ve nispeten istikrarlı partilerden meydana gelen çok partili bir sistemi; tek turlu basit çoğunluk usulü ise iktidarın büyük ve bağımsız partiler arasında el değiştirdiği iki partili bir sistemi teşvik eder. 80 Seçim sistemleri, parti sistemleri üzerinde mutlak bir etki doğur- masa da 81 , diğer şartlar sabit tutulduğunda, nispi temsil usulünün parti sistemini genişlettiği, basit çoğunluk usulünün ise parti sistemini da- ralttığı kabul edilebilir. Dolayısıyla nispi temsil usulü benimsendiğinde, görece küçük partiler de parlamentoda temsil imkânı yakalayabilecek ve başkanın partisinin parlamentoda tek başına çoğunluğu sağlama ih- timali azalacağı için koalisyonlara daha fazla ihtiyaç duyulabilecektir. Latin Amerika başkanlık demokrasilerinde nispi temsil ile koalisyonlar arasında gözlemlenen paralellik de bu iddiayı desteklemektedir. 82 79 Bunker, s. 97. Öte yandan, parti sistemindeki parçalanma arttıkça, koalisyon or- tağı olabilecek parti sayısı da artacağı için başkanın mevcut koalisyonunu daha rahat bir şekilde dağıtabileceği; buna bağlı olarak da aşırı çok partili sistemlerde koalisyon istikrarının zayıf olacağı ileri sürülmektedir (Martínez-Gallardo (2012), s. 80-81). 80 Maurice Duverger, Siyasal Partiler, (Çev. Ergun Özbudun), Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, Ankara 1970, s. 221. 81 Özellikle bkz. Giovanni Sartori, Karşılaştırmalı Anayasa Mühendisliği: Yapılar, Özendiriciler ve Sonuçlar Üzerine Bir İnceleme, (Çev. Ergun Özbudun), Yetkin Yayınları, Ankara 1997, s. 59-70; Özsoy Boyunsuz, s. 36-45. 82 Öte yandan, basit çoğunluk usulünün seçim ittifakları açısından teşvik edici bir 28Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar Başkanın seçiminde tercih edilen usul, parti sistemi üzerinde doğurduğu etki nedeniyle, koalisyon oluşumunu şekillendiren fak- törlerden bir diğeridir. Basit çoğunluk usulü, seçmenleri stratejik oy kullanmaya sevk etmektedir. Siyasal sistemin en önemli ödülü olan başkanlık makamı için kullanacakları oyların boşa gitmesini isteme- yecek olan seçmenler, en fazla beğendiği adaya değil, seçilme şansı yüksek olan adaylar arasından ehven-i şer olarak gördüğüne oyunu verecektir. Böyle olunca, basit çoğunluk usulünde, oyların çok büyük bir kısmının iki aday etrafında toplanması muhtemeldir. Mutlak ço- ğunluk usulünde ise stratejik oy kullanmaya gereksinim duyulmaz. Seçmenler, ilk turda en beğendiği aday için oyunu kullanıp daha sonra ikinci tura kalan adaylar arasında tercihini belirleme şansına sahiptir. 83 Bu nedenle, mutlak çoğunluk usulünde oyların ikiden fazla aday ara- sında paylaşılması ihtimali daha yüksektir. 84 Basit çoğunluk-mutlak çoğunluk tercihi, yalnızca başkanlık yarı- şındaki efektif aday sayısını etkilemekle kalmaz; uzun vadede parla- mentodaki efektif parti sayısı üzerinde de önemli etkiler doğurur. Ba- sit çoğunluk usulünün parlamentodaki efektif parti sayısını azalttığı; mutlak çoğunluk usulünün ise parlamentodaki efektif parti sayısını yönünün olduğunu da ihmal etmemek gereklidir. Sadece en fazla oyu alan kişi veya listenin milletvekili çıkarabildiği bu sistemde, partilerin ortak bir aday etra- fında güçlerini birleştirerek seçimlere girmeyi tercih ettiği gözlenmektedir (Bkz. Anayurt/Ekinci, s. 266). 83 Öte yandan, mutlak çoğunluk usulünde oyların adaylar arasında aşırı şekilde par- çalanması ve seçmenler nezdinde formaliteden ibaret olarak değerlendirilen ilk tur seçimlerine katılımın genellikle daha az olması, sistem karşıtı adayların düşük oy oranları ile ikinci tura kalmasına yol açabilmektedir. 2002 Fransa başkanlık seçimleri bu açıdan güzel bir örnektir. Bu seçimlerde, sadece ikinci turun önemli olduğunu ve bunun da kamuoyu anketlerinin gösterdiği üzere Chirac ve Jospin arasında geçeceğini düşünen çok sayıda Fransız seçmen, seçilme şansı olmayan partilere oy verdi veya oy kullanmaya gitmedi. Bunun neticesinde ırkçı aday Le Pen, kıl payı farkla Jospin’i saf dışı ederek ikinci tura kalmayı başardı. 2002 Fransa başkanlık seçimleri için bkz. Michael G. Roskin, Çağdaş Devlet Sistemleri: Siyaset, Coğrafya, Kültür, (Çev. Bahattin Seçilmişoğlu), Adres Yayınları, Ankara 2016, s. 128. 84 Başkanlık seçiminde benimsenen usulün parti sistemi üzerindeki etkisini Latin Amerika ülkelerini temel alarak araştıran Jones’un ortaya koyduğu veriler de bu beklentiyi karşılamaktadır: Basit çoğunluk usulünde, en çok oy alan iki adayın toplam oy oranı ortalaması % 86,86 iken mutlak çoğunluk usulünde, ilk tur so- nuçlarına göre en çok oy alan iki adayın toplam oy oranı ortalaması % 62,60’tır (Mark P, Jones, “Presidential Election Laws and Multipartism in Latin America”, Political Research Quarterly, Vol. 47, No. 1, Y. 1994, s. 49). 29TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL artırdığı gözlemlenmiştir. 85 Parlamentoda temsil edilen parti sayısını artırıcı etkisi nedeniyle, mutlak çoğunluk usulünün koalisyon ihtima- lini artırdığını söylemek mümkündür. Mutlak çoğunluk usulünün en büyük avantajı, ikinci tur galibinin, seçmen çoğunluğunun en son tercih edeceği aday olması ihtimalinin bulunmamasıdır. Başkan, seçmen çoğunluğu nezdinde, en azından ehven-i şer olarak değerlendirilir ve bu sayede, kendi önerileri etrafın- da mutabakata dayalı bir siyasi çoğunluk oluşturmak için siyasi par- tilerden gerekli desteği elde etmeyi umabilir. Basit çoğunluk usulün- de ise en büyük azınlık oyunu alarak başkan seçilen bir adayın, aynı zamanda seçmen çoğunluğunun en son tercih edeceği aday olması da imkân dâhilindedir. 86 Bu ihtimalde, siyasi partilerin bir sonraki se- çimleri düşünerek halk desteği zayıf olan bir başkanla birlikte hareket etmenin maliyetine katlanmak istemeyeceğini varsaymak makuldür. Seçimlerin zamanlaması ve seçim barajlarının koalisyon oluşumu üzerindeki etkileri ise daha karmaşıktır. Yasama-yürütme seçimleri- nin eş zamanlı olarak yapılması ve öngörülen yüksek seçim barajları, bir yandan siyasi parti sistemindeki efektif parti sayısını azaltırken di- ğer yandan, küçük partilerin daha büyük partilerle işbirliği yapması yönünde güçlü teşvikler sunar. Yasama-yürütme seçimleri eş zamanlı olarak gerçekleştirildiğin- de, partiler bu seçimleri, kaybedilmesi durumunda ağır maliyetlere neden olacak ortak bir paket olarak değerlendirme eğilimindedir. Bu nedenle, ideolojik açıdan birbirine yakın konumlanan partilerin, seçim ittifakı oluşturarak kazanma şanslarını artırmak istemeleri tabiidir. 87 Bu ittifaklar, genellikle seçim sonrasında kabine makamlarının parti- ler arasında paylaştırılmasına ilişkin bir anlaşmayı da içereceğinden, eş zamanlı seçimler koalisyon hükümetlerini teşvik etmektedir. 88 Öte yandan, yapılan birçok araştırma, eş zamanlı yasama-yürütme seçim- lerinin parlamentoda temsil edilen parti sayısını azalttığını ve başka- 85 J. Mark Payne/Daniel Zovatto G./Mercedes Matio Diaz, Democracies in Develop- ment: Politics and Reform in Latin America, Inter-American Development Bank, Washington D.C. 2007, s. 21; Jones, s. 50-52; Shugart/Carey, s. 213; Mainwaring/ Shugart (1997-a), s. 467-468. 86 Colomer/Negretto, s. 68-69. 87 Aynı yönde görüş için bkz. Anayurt/Ekinci, s. 268. 88 Aynı yönde görüş için bkz. Bunker, s. 96. 30Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar nın partisinin parlamentodaki destek oranını artırdığını göstermiştir. 89 Bu nedenle, eş zamanlı seçimlerin uzun vadede koalisyon oluşumunu azaltıcı bir etki gösterebileceğini ileri sürmek de mümkündür. 90 Seçim barajları, küçük partilerin parlamentoda temsiline engel olarak parti sistemini daraltmaktadır. Tahmin edilebileceği gibi, seçim barajı ne kadar yüksekse parlamentoda yer alacak parti sayısı da o ka- dar az olacak ve büyük partiler parlamentoda aşkın temsil imkânına kavuşacaktır. Başkanın partisi de büyük ihtimalle seçimlerde aldığı oy oranından daha yüksek oranda sandalye elde edeceğinden, başkanın koalisyon oluşturmaya duyacağı ihtiyaç azalacaktır. Bununla birlikte, seçim barajlarının partiler arası işbirliğini teşvik edici boyutunu da göz ardı etmemek gereklidir. 91 Özellikle yasama-yürütme seçimlerin eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesi durumunda bu etki oldukça be- lirgindir. 92 Başkan adayları, seçimi kazanma şanslarını azamî düzeye taşımak için mümkün olduğunca geniş bir ittifak oluşturmak isteyecek ve çok küçük oy potansiyeline sahip olan partileri bile kendi yanına çekmenin yollarını arayacaktır. Baraj sorunu olan partiler ise parla- mentoda temsil imkânı yakalayabilmek için başkan adaylarından biri- si ile ittifak oluşturmaya istekli olacaktır. D) Parti Disiplini Parlamenter sistemde, milletvekillerini partilerinin politikalarını takip etmeye yönlendiren fesih ve güvenoyu mekanizmaları, başkan- lık sisteminde mevcut değildir. Bu nedenle, başkanlık sisteminin parti disiplini üzerinde negatif bir etkisinin bulunduğuna ilişkin öğretide yaygın bir kanaat hâkimdir. 93 Ancak hükümet sisteminin türü, parti 89 Bkz. Matthew Soberg Shugart, “The Electoral Cycle and Institutional Sources of Divided Presidential Government”, The American Political Science Review, Vol. 89, No. 2, Y. 1995, s. 337; Shugart/Carey, s. 226-258; Jones, s. 52-53; Mainwaring/Shu- gart (1997-a), s. 467; Payne/Zovatto/Diaz, s. 21-22. 90 Yasama-yürütme seçimlerinin eş zamanlı veya ayrı zamanlarda yapılmasının si- yasal sistem üzerindeki etkilerine dair kapsamlı bir çalışma için bkz. Anayurt/ Erdoğan/Ekinci, s. 183-225. 91 Aynı yönde görüş için bkz. Bunker, s. 33. 92 Aynı yönde görüş için bkz. Nebi Miş/Hazal Duran, “Seçim İttifakları”, Seta Ana- liz, S. 232, Şubat 2018, s. 10. 93 Bu görüş için bkz. Ergun Özbudun, Batı Demokrasilerinde ve Türkiye’de Parti Disiplini, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, Ankara 1968, s. 137; İl- ter Turan, “Parti Disiplini: Kapsam, Tarihçe, Teşvik Eden Sebepler”, İstanbul Üni- 31TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL disiplinini belirleyen yegâne faktör değildir. Benimsenen seçim sis- temi, ülkede hâkim olan siyasal kültür, parti sistemi, aday belirleme yöntemi gibi başka birçok faktör, partilerin disiplin düzeyi üzerinde hükümet sisteminin türüne göre çok daha belirgin etkiye sahiptir. 94 Dolayısıyla Linz’in 95 iddiasının aksine, başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerde de disiplin düzeyi yüksek partilerin ortaya çıkması olasıdır. Nitekim Arjantin, Uruguay, Şili 96 başta olmak üzere, Latin Amerika başkanlık demokrasilerinin genelinde siyasi partiler disiplinli yapıda- dır. Bu bakımdan, partilerin disiplin düzeyinin, koalisyonların inşası ve işleyişi üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi gereklidir. Çok partili başkanlık demokrasilerinde, siyasi partilerin disiplinli ve tutarlı yapıda olmalarının koalisyonların inşasını ve işleyişini ko- laylaştıran bir faktör olduğu kabul edilmektedir. 97 Disiplinli partile- rin bulunduğu ülkelerde başkanlar, her yasama meselesinde ad hoc koalisyonlar oluşturmak için patronaj ilişkilerine başvurmak zorunda kalmaz. Başkanlar, bireysel olarak milletvekilleri ile görüşmek yerine parti liderleriyle kalıcı anlaşmalar yapmayı tercih ederler. Bu durum, anlaşmaya dâhil olan aktörlerin sayısını azaltarak sürecin daha basit işlemesine yardımcı olur 98 . Partisi parlamentoda çoğunluğu sağlaya- mayan başkanlar, disiplinli partilerin dâhil olduğu bir çoğunluk koa- lisyonu oluşturmak suretiyle, koalisyon ortakları ile anlaşmaya vardı- ğı konularda parlamentoda kötü bir sürprizle karşılaşmayacağından emin olabilir. Ancak koalisyon içindeki partiler, koalisyon kararları doğrultu- sunda oy kullanmaları için milletvekillerini zorlayacak disiplin araç- larından yoksunsa, başkanın sunduğu veya desteklediği tekliflerin parlamentoda reddedilmesi her zaman ihtimal dâhilindedir. Böyle bir versitesi İktisat Fakültesi Mecmuası, C. 28, S. 1-4, s. 96-97; Nur Uluşahin, Anayasal Bir Tercih Olarak Başkanlık Sistemi, Yetkin Yayınları, Ankara 1999, s. 149; Linz (1994), s. 35; Açıl, s. 130. 94 Parti disiplinini etkileyen faktörlere ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Özbudun, s. 107- 187; Turan, s. 89-100. 95 Linz (1994), s. 35. 96 Anayurt/Ekinci, s. 304. 97 Bkz. Scoot Mainwaring/Matthew Soberg Shugart, “Presidentialism and the Party System”, Presidentialism and Democracy in Latin America, Scott Mainwaring/ Matthew Soberg Shugart (Editörler), Cambride University Press, New York 1997, s. 419; Anayurt/Ekinci, s. 306; Özsoy Boyunsuz, s. 241-242; Açıl, s. 136-137. 98 Mainwaring/Shugart (1997-b), s. 419. 32Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar sonuçtan kaçınmak için, partilerin disiplinsiz yapıda olduğu ülkeler- de, başkanların iki stratejik araçtan yararlanarak parlamentodaki olası fireleri telafi etme yoluna gittiği görülmektedir: Bu araçlardan ilki, as- gari çoğunluklu bir koalisyon yerine, yasama desteğini daha fazla ar- tırmak için geniş çoğunluklu bir koalisyon oluşturulmasıdır. Partilerin disiplinli yapıda olması halinde desteğine ihtiyaç duyulmayacak par- tiler, bu suretle koalisyona dâhil edilmektedir. Nitekim parti disiplinin görece zayıf olduğu Brezilya, Ekvator ve Kolombiya’da geniş çoğun- luklu koalisyonlarla daha sık karşılaşıldığı gözlenmiştir 99 . İkinci araç ise koalisyonun içindeki veya dışındaki partilerin milletvekilleri ile bireysel olarak iletişime geçip, seçim bölgelerine yatırım, seçim kam- panyasının finansmanı gibi malî içerikli vaatler (pork-barrel 100 ) yoluyla oylarının satın alınmasıdır. Bütçenin kabulü ve harcamaların yapılma- sı sürecinde başkanlara geniş yetkiler veren birçok koalisyoncu baş- kanlık sisteminde, 101 koalisyon içi anlaşmazlıkların ve koalisyona dâhil olan partilerdeki olası disiplin zafiyetlerinin bu yolla telafi edilmeye çalışıldığı görülmektedir. Örneğin hem disiplinsiz parti yapılarının hem de koalisyoncu başkanlık sistemlerinin tipik örneği olarak göste- rilen Brezilya’da, başkanların görece başarılı yasama performansı, bu tarz mali içerikli araçların etkin kullanımına bağlanmaktadır. 102 E) Kabine Makamlarının Dağıtımında Orantılılık Parlamenter sistemlerde koalisyon oluşumuna ilişkin yapılan araştırmalar, kabine makamlarının, koalisyona dâhil olan partiler arasında parlamentodaki sandalye sayıları ile orantılı şekilde paylaş- tırıldığını göstermektedir. 103 Bunun en temel nedeni, parlamenter sis- 99 Anayurt/Ekinci, s. 284. Ancak Meireles, 18 Latin Amerika ülkesinde 1979 yılından itibaren ortaya çıkan 168 koalisyon hükümetini incelediği çalışmasında, parti di- siplini ile geniş çoğunluklu koalisyonlar arasında açık bir bağlantı tespit edeme- miştir (Meireles, s. 26). 100 Terimin açıklaması için bkz. Anayurt/Ekinci, s. 288. 101 Latin Amerika ülkelerinde başkanların bütçeye ilişkin yetkileri için bkz. Açıl, s. 164-165; Payne/Zovatto/Diaz, s. 91-92. 102 Bkz. Raile/Pereira/Power, s. 325-326; Pereira/Melo, s. 160-161. 103 William A. Gamson’un ileri sürdüğü; koalisyon ödüllerinin, ortaklar arasında, koalisyona sağladıkları kaynak miktarı ile orantılı şekilde dağıtılacağı hipotezi (William A. Gamson, “A Theory of Coalition Formation”, American Sociological Re- view, Vol. 26, No. 3, Y. 1961, s. 376), parlamenter sistemlerde koalisyon oluşumunu konu alan ampirik araştırmalarla doğrulanmış olup günümüzde “Gamson Kanu- nu” adıyla anılmaktadır. Örneğin parlamenter sistemle yönetilen 13 Avrupa ülke- 33TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL temlerde hükümetlerin parlamentonun güveni ile göreve gelebilmesi ve ancak bu güven devam ettiği müddetçe ayakta kalabilmesidir. Se- çimlerden birinci çıkmasına rağmen parlamento çoğunluğunun des- teğini elde edemeyen bir parti, hükümeti oluşturabilecek çoğunluğu sağlamak için başka parti veya partilerle işbirliği zemini arayacaktır. Ancak bu işbirliği, taraflardan birinin karşı tarafa şartları dikte etmesi yoluyla sağlanamaz. Dikkat edilirse, hiçbir partinin parlamentoda tek başına çoğunluğu sağlayamadığı durumlarda, mutlaka ikiden fazla koalisyon alternatifi söz konusu olacaktır. Alternatif bir koalisyonun kurulabileceğini ve bu koalisyondan dışlanabileceklerini göz önünde bulunduran tarafların, kabine makamlarının adil biçimde dağıtımına rıza göstermesi beklenmektedir. 104 Başkanlık sisteminde hükümetin oluşumu, parlamenter sistemde- kinden çok daha farklı bir mantığa dayanmaktadır. Başkanlık sistemin- de, başkanın göreve gelmesi ve görevde kalması parlamentonun tasvi- bine bağlı değildir. Bir kez göreve gelen başkan, parlamentodaki destek oranından ve bu orandaki değişimlerden etkilenmeksizin yeni seçim- lere kadar işbaşında kalır. Bu yapısal farklılık, başkanlara, kabinesini sinde bakanlıkların koalisyon ortakları arasında paylaşımını inceleyen Browne/ Franklin, partilerin elde ettikleri bakanlık sayıları ile parlamentoda sahip oldukla- rı sandalye sayıları arasında güçlü bir orantı tespit etmiştir (Eric C. Browne/Mark N. Franklin, “Aspects of Coalition Payoffs in European Parliamentary Democraci- es”, The American Political Science Review, Vol. 67, No. 2, Y. 1973, s. 453-469). Brow- ne/Franklin’in çalışması, önemine bakmaksızın tüm bakanlıkları eşdeğer kabul etmesi nedeniyle eleştirilebilir. Şüphesiz koalisyon ortaklarının, başbakanlık ve içişleri, dışişleri, maliye gibi kritik bakanlıklara atfedecekleri önem, turizm, aile, spor, kültür gibi bakanlıklara göre çok daha fazladır. Ancak 12 Batı Avrupa ülke- sinde, uzman katılımcıların verdikleri cevapları veri alarak bakanlıkları önemle- rine göre ayrı ayrı puanlandıran Warwick/Druckman, bu durumda da partilerin elde ettiği bakanlıkların parlamentodaki sandalye sayıları ile orantılı olduğunu ortaya koymuştur (Paul V. Warwick/James N. Druckman, ”Portfolio Salience and the Proportionality of Payoffs in Coalition Governments”, British Journal of Politi- cal Science, Vol. 31, No. 4, Y. 2001, s. 627-649). 104 Ancak parlamentoda temsil edilen parti sayısının ve buna bağlı olarak oluşturu- labilecek koalisyon seçeneklerinin az olduğu kimi durumlarda, kritik konumdaki küçük partiler, parlamentodaki gücünün çok üzerinde bakanlık elde edebilmek- tedir. Diğer bir ifadeyle, bir siyasi partinin parlamentodaki sandalye sayısı ile oy gücünün örtüşmediği durumlar söz konusu olabilmektedir (Aleskerov/Ersel/ Sabuncu, s. 243). Nitekim yukarıda da belirtildiği üzere, Browne/Franklin, par- tilerin elde ettikleri bakanlık sayıları ile parlamentoda sahip oldukları sandalye sayıları arasında güçlü bir orantı tespit etmesine rağmen, küçük partilerin güç- lerine nispetle genelde daha fazla bakanlık elde ettiğini belirtmektedir (Browne/ Franklin, s. 460-462). 34Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar dizayn etme konusunda, başbakanlara kıyasla çok daha geniş bir tak- dir marjı bırakmaktadır. Partisi parlamentoda azınlıkta kalan başkan- lar için, programını kanunlar yoluyla uygulamaya geçirmek amacıyla, çoğunluk desteğini arkasına alan bir koalisyon oluşturmak rasyonel bir tercih olsa da, hiçbir zaman bir zaruret teşkil etmez. Başkan, böyle bir koalisyon oluşturmakta başarısız olsa bile görevinde kalmaya devam eder. Hatta geniş kararname yetkilerine sahip olan ve bu sayede prog- ramını parlamentonun desteği olmaksızın uygulayabileceğini düşünen azınlık başkanları, koalisyon oluşturmamayı tercih dahi edebilir. 105 Koalisyon pazarlıklarında başkanın elini güçlendiren bir diğer etmen, başkanlık sisteminde oluşturulacak koalisyonun şekillendiri- cisinin (formateur) sabit olmasıdır. Parlamenter sistemde, şekillendi- ricisinin değişken olduğu ve bu nedenle farklı koalisyon ihtimalleri- ne açık, esnek bir kurumsal yapı mevcuttur. 106 Hükümeti kurmakla görevlendirilen parti başarısız olduğunda, bu görev başka bir partiye tevdi edilir. Oysa başkanlık sisteminde, koalisyonun şekillendiricisi her hâlükârda başkandır. 107 Parlamentodaki diğer partilerin, başkanın ve partisinin dışarıda bırakıldığı alternatif bir koalisyon oluşturması söz konusu değildir. Bu nedenle, koalisyona davet edilen partiler, ya bakanlıkların paylaşımı konusunda başkanın kendileri için uygun gör- düğü paya razı olacaklar ya da ileride seçmenler tarafından ödüllen- dirilmeyi umarak sonraki seçimlere kadar hükümetin nimetlerinden yoksun kalmayı göze alacaklardır. Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, başkanlık siste- mindeki koalisyonlarda, kabine makamlarının partiler arasında parla- menter sistemdeki kadar orantılı şekilde dağıtılması beklenmemelidir. Nitekim Amorim Neto/Samuels’in hükümet sistemi türlerine göre ka- bine orantılılığını karşılaştıran çalışması, başkanlık sistemlerinde ka- bine makamlarının diğer iki hükümet sistemine göre daha az orantılı şekilde paylaştırıldığını ve partisiz bakan oranının daha yüksek oldu- ğunu göstermiştir. 108 105 Nitekim geniş kararname yetkilerine sahip olan başkanların, koalisyon oluştursa- lar dahi, genelde kabine makamlarını daha az orantılı şekilde paylaştırmayı tercih ettikleri tespit edilmiştir. Bkz. Amroim Neto (2006), s. 433-436. 106 Özsoy Boyunsuz, s. 213. 107 Bkz. Cheibub/Przeworski/Saiegh, s. 568; Alemán/Tsebelis, s. 13-15; Negretto (2006), s. 75; Martínez-Gallardo (2012), s. 67; Özsoy Boyunsuz, s. 213. 108 Octavio Amorim Neto/David Samuels, “Democratic Regimes and Cabinet Poli- 35TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL Öte yandan, çok partili başkanlık sistemlerinde de başkanları, ka- bine makamlarını koalisyona dâhil olan partiler arasında orantılı şe- kilde paylaştırmaya sevk eden bazı teşvikler söz konusudur. Kabine makamlarının partiler arasında orantılı şekilde dağıtılması, koalisyon disiplinini artırarak başkanın desteklediği tekliflerin kanunlaşmasını kolaylaştırmaktadır. 109 Örneğin Brezilya’da 1989-1998 yılları arasında Temsilciler Meclisi’nde açık oy usulüne başvurularak yapılan 420 oy- lamayı inceleyen Amorim Neto, kabine makamlarının paylaşımındaki orantılılık arttıkça, koalisyon içindeki partilerin disiplin oranının da arttığını tespit etmiştir. 110 Kabinedeki adil paylaşım sayesinde koalis- yon disiplinini güçlendiren başkanlar, yasama desteğini artırmak için milletvekilleri ile siyasi meşruiyeti zedeleyen, malî içerikli anlaşma- lar yapmaya daha az ihtiyaç duymaktadır. 111 Ayrıca kabine makam- larının orantılı şekilde dağıtılmasının, partileri koalisyon ortaklığını sürdürmeye sevk ettiği ve hükümet istikrarına katkı sağladığı tespit edilmiştir. 112 Bu nedenlerle, birçok ülkede azınlık başkanlarının, kabi- ne makamlarını görece orantılı şekilde dağıtmayı tercih ettiği görül- mektedir. 113 V) BAŞKANLIK SİSTEMLERİNDE KOALİSYON İSTİKRARI Hükümet istikrarı, yürütme erkinin gücü ve etkinliği açısından belirleyici faktörlerden birisidir. Her ne kadar istikrarlı yönetim, her durumda etkin yönetim anlamına gelmese de, aşırı istikrarsızlığın yö- netim etkinliğini de olumsuz etkilemesi beklenmektedir. Bu açıdan, koalisyoncu başkanlık sistemlerinin başarı veya başarısızlığını değer- lendirirken, oluşturulan koalisyonların yaşam süresi, önemli değerlen- dirme kıstaslarından birini oluşturmaktadır. tics: a Global Perspective”, Revista Ibero-Americana de Estudos Legislativos, Vol. 1, No. 1, Y. 2010, s. 13-17. 109 Bkz. Amorim Neto (2002), s. 69; Figueiredo/Salles/Vieira, s. 167; Chaisty/ Chernykh, s. 767-768; Power, s. 26-27. 110 Amorim Neto (2002), s. 69. Chaisty/Chernykh’in yarı başkanlık sistemi ile yö- netilen Ukrayna’ya ilişkin ölçümleri de kabinenin orantılılığı ile koalisyondaki partilerin disiplin düzeyi arasındaki yakın bağlantıyı doğrulamaktadır (Chaisty/ Chernykh, s. 767-768). 111 Bkz. Raile/Pereira/Power, s. 329-330. 112 Altman, s. 268-271. 113 Bkz. Amorim Neto/Samuels, s. 16; Silva, s. 16. 36Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar Başkanlık sisteminin partileri işbirliği yapmaya sevk eden meka- nizmalardan yoksun olduğunu ileri süren yazarlar 114 , oluşturulan ko- alisyonların da geçici ve kısa ömürlü olacaklarını tahmin etmişlerdir. Bu yazarlara göre, başkanlık sisteminde gerek başkan gerekse kabine- deki diğer partiler, koalisyonu bozmak için güçlü teşviklere sahiptir. Başkanın görevde kalması, parlamentodaki destek oranına bağlı olma- dığına göre, başkan, mevcut bakanları görevden almada ve kabinesini yeniden dizayn etmede geniş bir serbestiye sahiptir. 115 Parlamentodaki kilit oylamalarda farklı partilerin desteğini elde etmek isteyen başkan, bakan değişikliklerine stratejik bir araç olarak çok sık şekilde başvu- rabilmektedir. 116 Aynı şekilde, koalisyondaki partiler de, hükümetin düşmesine yol açmaksızın, kendileri için uygun bir zamanda koa- lisyondan ayrılarak rahatlıkla muhalefet saflarına dâhil olabilirler. 117 Özellikle yeni seçimlerin yaklaştığı ve başkanın halk nezdindeki itiba- rını kaybetmeye başladığı dönemlerde, başkanla birlikte sorumluluğu paylaşmak istemeyen partiler, koalisyondan ayrılmayı tercih edebile- ceklerdir. Öte yandan, son dönemde yapılan araştırmalar, başkanlık siste- mindeki koalisyonların dayanıksız, geçici ve kısa ömürlü olacağına ilişkin öngörüleri büyük ölçüde boşa çıkarmıştır. Başkanlık sistemiyle yönetilen birçok ülkede de, tıpkı parlamenter sistemdeki gibi, oluş- turulan koalisyonlar tüm yasama dönemi boyunca devam etmekte- dir. Örneğin 1980-2010 yılları arasında Latin Amerika’da oluşturulan koalisyon hükümetlerini inceleyen Bunker, 37 koalisyondan 31’inin başkanın görev süresinin bitimine kadar devam ettiğini ortaya koy- muştur. 118 Çift meclis sistemini benimseyen Latin Amerika ülkelerin- 114 Bkz. dipnot 17. 115 Mainwaring, s. 221. 116 Stepan/Skach, s. 21-22. 1950-1980 yılları arasında Batı Avrupa ülkeleri ile ABD ve Latin Amerika ülkelerindeki bakan değişikliklerini karşılaştıran Stepan/Skach, parlamenter sistemdeki bakanların ortalama görev süresinin, başkanlık sistemin- deki bakanlardan yaklaşık iki kat daha uzun olduğunu tespit etmiştir (Stepan/ Skach, s. 13-16). 1982-2012 yılları arasında 12 Latin Amerika ülkesindeki bakan değişikliklerini inceleyen Martínez-Gallardo da, bakanların % 59’unun henüz başkanlık dönemi sona ermeden görevlerinden ayrıldığını ve bir bakanın ortala- ma görev süresinin 19,6 ay olduğunu belirtmektedir (Cecilia Martínez-Gallardo, “Designing Cabinets: Presidential Politics and Ministerial Instability”, Journal of Politics in Latin America, Vol. 2, Y. 2014, s. 12-14). 117 Mainwaring, s. 221. 118 Bunker, s. 54. 37TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL deki koalisyonların istikrarını araştıran Albala’nın sunduğu veriler de Bunker’in sunduğu veriler ile uyumludur: 25 koalisyon hükümetin- den 16’sı başkanın görev süresinin bitimine kadar devam etmiştir. 119 Tablo 2’deki veriler incelendiğinde, parlamenter sistemde olduğu gibi, başkanlık sisteminde de koalisyon hükümetlerinin tek parti hü- kümetlerinden daha kısa ömürlü oldukları görülmektedir. 120 Tek parti hükümetlerinin ortalama yaşam süresi yaklaşık 40 ay iken, koalisyon hükümetlerinin ortalama yaşam süresi yaklaşık 20 aydır. Ayrıca ko- alisyon istikrarı ülkeden ülkeye de büyük çeşitlilik göstermektedir. Uruguay ve Şili’de oldukça uzun ömürlü koalisyon hükümetleri ile karşılaşılmaktayken Brezilya, Peru ve Ekvator’da koalisyonlar genel- de kısa ömürlüdür. 121 Ancak genel ortalamalara bakıldığında, başkan- lık sistemindeki koalisyonların yaşam süresi, hemen hemen parlamen- ter sistemdeki koalisyonlar kadar uzundur. 122 Tablo 2: Latin Amerika’da Hükümet İstikrarı Ülke Başkanlık Dönemi Süresi (Ay) Kabinenin Ortalama Görev Süresi (Ay) Koalisyon Hükümetlerinin Ortalama Görev Süresi (Ay) Tek Parti Hükümetlerinin Ortalama Görev Süresi (Ay) Arjantin 60 32,14 11,67 47,50 Brezilya 48 11,50 11,50 ---- Bolivya 48 19,83 17,36 47,00 Ekvator 60 16,00 12,20 28,67 Kolombiya 48 23,00 20,82 47,00 Kosta Rika 48 47,00 ---- 47,00 Meksika 72 71,00 ---- 71,00 Paraguay 60 33,80 25,50 39,33 119 Adrián Albala, “Coalition Presidentialism in Bicameral Congresses: How does the Control of a Bicameral Majority Affect Coalition Survival?”, Brazilian Political Sci- ence Review, Vol. 11, No. 2, Y. 2017, s. 17. 120 Martínez-Gallardo (2012), s. 66. 121 Başkanlık sisteminde koalisyon istikrarını etkileyen faktörler hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Shin, Jae Hyeok, “Cabinet Duration in Presidential Democracies”, Political Science Quarterly, Vol. 128, No. 2, Y. 2013, s. 317-339; Martínez-Gallardo (2012), s. 66-73; Anayurt/Ekinci, s. 286-318. 122 Parlamenter sistemlerde koalisyon istikrarına ilişkin bkz. Wolfgang C. Müller/ Kaare Strøm, “Conclusion: Coalition Governance in Western Europe”, Coalition Governments in Western Europe, Wolfgang C. Müller/Kaare Strøm (Editörler), Oxford University Press, New York 2000, s. 584-585. 38Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar Ülke Başkanlık Dönemi Süresi (Ay) Kabinenin Ortalama Görev Süresi (Ay) Koalisyon Hükümetlerinin Ortalama Görev Süresi (Ay) Tek Parti Hükümetlerinin Ortalama Görev Süresi (Ay) Peru 60 13,00 6,85 29,00 Şili 60 37,40 37,40 ---- Uruguay 48 25,67 27,86 18,00 Venezuela 72 26,40 27,40 25,40 Tüm Ülkeler 57 29,73 19,86 39,99 Kaynak: Martínez-Gallardo (2012), s. 65. VI) TÜRK HÜKÜMET SİSTEMİ ÜZERİNE BAZI GÖZLEM VE DEĞERLENDİRMELER Türkiye’de, 16 Nisan 2017 günü yapılan halkoylamasıyla kabul edilen ve 24 Haziran 2018 günü gerçekleştirilen seçimlerin ardından yürürlüğe giren anayasa değişiklikleri ile hükümet sistemi alanında radikal bir dönüşüm yaşanmıştır. Yeni hükümet sistemini, ABD mo- delinden bazı sapmalar göstermesine rağmen, başkanlık sistemi kap- samında değerlendirmek mümkündür. Ülkemizde hükümet sistemi alanında uzun yıllar devam eden tartışmalar esnasında, başkanlık sistemine taraftar olan siyasetçi ve akademisyenler, koalisyon hükümetlerine yol açması nedeniyle parla- menter sistemin yürütmenin istikrar ve etkinliği hususunda zayıf bir karneye sahip olduğunu; başkanlık sistemine geçilmesi durumunda bir daha koalisyonlarla karşılaşılmayacağını ileri sürmüşlerdir. Öte yandan, bu çalışmada da gösterildiği gibi, koalisyon oluşumu, çok par- tili başkanlık demokrasilerinin önemli bir kısmı için sistemin olağan işleyiş tarzı haline dönüşmüştür. Partisi parlamentoda çoğunluğu sağ- layamayan başkanlar, diğer partilerle kabine makamlarını paylaşmak suretiyle parlamentodaki destek oranını artırmakta ve programını ka- nunlar aracılığıyla hayata geçirme imkânı yakalamaktadır. Keza koa- lisyon oluşumu, başkanlık sisteminin en büyük zaafı olarak değerlen- dirilen erkler arasındaki meşruiyet krizi ve yetki çatışması sorunlarına da demokratik ve oydaşmacı bir çözüm sunmaktadır. Bu bakımdan, çok partili başkanlık sistemlerinde koalisyon hükümetlerinin yürütme etkinliğini ve rejim istikrarını azaltmaktan ziyade artırdığı gözlemlen- miştir. Bu başlık altında, yasama ve yürütme erkleri arasındaki güç dengesi, seçim ve parti sisteminin niteliği itibariyle, Türk hükümet 39TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL sisteminde koalisyonlarla karşılaşılıp karşılaşılmayacağına ilişkin bazı tahminlerde bulunulacaktır. Öncelikle, yeni hükümet sisteminin, yasama ile yürütme erkleri arasındaki işbirliğini teşvik edecek güçlü kontrol-denge mekanizma- larından yoksun olduğu tespitinde bulunmak mümkündür. Sistem, Cumhurbaşkanı’nın partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) çoğunluğu sağlayamaması durumunda meydana gelebilecek tıkanıklıkları çözüme kavuşturma düşüncesi üzerine inşa edilmiştir. Öte yandan, bu amacı gerçekleştirebilmek için Cumhurbaşkanı ve TBMM’yi birlikte hareket etmeye zorlayacak mekanizmalar oluştur- mak yerine, Cumhurbaşkanı’na tek taraflı stratejiler izlemesini sağla- yacak güçlü anayasal yetkiler tanınmıştır. Cumhurbaşkanı ile TBMM arasındaki güç dengesi açısından dört yetki özel önem arz etmektedir. İlk olarak, Cumhurbaşkanı, yürütme alanına ilişkin konularda, daha önce kanunla düzenlenmemiş bir ala- nı Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile ilk elden düzenleyebilecektir. Her ne kadar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri normlar hiyerarşisin- de kanunların altında yer alsa ve münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken veya kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkan- lığı kararnamesi çıkarılamayacağı öngörülmüş olsa da, bu yetkinin TBMM’deki muhalif bir çoğunluğu etkisizleştirmek için kullanılma- sı ihtimali her zaman bulunmaktadır. Partisi parlamentoda azınlıkta kalan Cumhurbaşkanı, destek oranını artırmak için bakanlıkları diğer partilerle paylaşmak yerine programını kararnameler yoluyla hayata geçirmeyi tercih edebilecektir. Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin TBMM onayına tabi olmaması ve kararname yetkisinin sınırları nok- tasındaki muğlaklıklar, bu yetkinin sık bir şekilde ve TBMM’yi devre dışı bırakmak üzere kullanmasına yol açabilecektir. TBMM’nin aynı konuda kanun çıkarması durumunda Cumhurbaşkanlığı kararna - mesinin hükümsüz hale gelecek olması ve Anayasa Mahkemesi’nin kararnameler üzerindeki denetim yetkisi de bu olumsuzlukları gider- mek açısından yeterli olmamıştır. Gerek TBMM’nin aynı konuda yeni bir kanun çıkarması gerekse Anayasa Mahkemesi’nin kararnameye ilişkin gerçekleştireceği denetim uzun zaman alabileceğinden, ana- yasaya aykırı veya TBMM’nin tasvip etmeyeceği kararnameler, belki de yıllarca yürürlükte kalmaya devam edecektir. Kaldı ki, kanunların aksine, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin çıkarılması için uzun bir 40Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar müzakere ve hazırlık sürecine de ihtiyaç yoktur. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, tek kişinin işlemidir ve Cumhurbaşkanı, emrindeki ge- niş bürokratik kadronun yardımıyla, ihtiyaç duyduğu kararnameleri çok kısa sürede hazırlatıp yürürlüğe koyabilir. Dolayısıyla, Cumhur- başkanı, anayasada yer alan sınırlamalara riayet etmeden çok sayıda kararname çıkararak Anayasa Mahkemesi ve TBMM’nin gündemini tıkama imkânına sahiptir. 123 Türkiye’de koalisyon oluşumunu kısıtlaması muhtemel ikinci tür yetki, Cumhurbaşkanı’nın elinde tuttuğu geniş atama yetkileridir. Ba- kanların, üst düzey kamu yöneticilerinin, diplomatik temsilcilerin ve yargı mensuplarının atanmasında, yasama ile yürütme erkleri arasın- daki işbirliğini teşvik edici bir atama mekanizması oluşturulmamıştır. Bakanların, üst düzey kamu yöneticilerinin ve diplomatik temsilcilerin atanmasına TBMM’nin hiçbir dahli bulunmamaktadır. Hatta münha- sıran Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile düzenlenebilecek konular arasında yer aldığı için, üst düzey kamu yöneticilerinin atanmaları- na ilişkin usul ve esaslar hakkında kanun çıkarılması dahi mümkün değildir. Anayasa Mahkemesi ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyelerinin atanmasında da Cumhurbaşkanı’nın ağırlığı hissedilmek- tedir. Anayasa Mahkemesi’nin on beş üyesinden on ikisi doğrudan doğruya veya önerilen adaylar arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanmakta iken, TBMM yalnızca üç üyeyi atama yetkisine sahiptir. On üç üyeden oluşan HSK’nın altı üyesi (Adalet Bakanı ve Adalet Bakan- lığı Müsteşarı dâhil) Cumhurbaşkanı, yedi üyesi TBMM tarafından atanmaktadır. TBMM daha fazla üyeyi atasa da, ilk turda üçte iki, ikin- ci turda beşte üç çoğunluğa ulaşılamadığı takdirde en çok oyu alan iki aday arasından üye seçiminin ad çekme usulü ile tamamlanacak olma- sı, parlamentoda çoğunluğa sahip olmasa dahi, Cumhurbaşkanı’nın partisinin desteklediği bir veya birkaç adayın seçilmesini mümkün 123 Murat Açıl, “2017 Anayasa Değişiklikleri Çerçevesinde Cumhurbaşkanlığı Karar- nameleri”, İstanbul Hukuk Mecmuası, C. 76, S. 2, Y. 2018, s. 752. Nitekim İbra- him Özden Kaboğlu’nun TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada belirttiği üzere, (TBMM Tutanak Dergisi, 98’inci Birleşim, 4 Temmuz 2019 Perşembe) 2017 Anayasa değişikliklerinin yürürlüğe girdiği 24 Haziran 2018 tarihinden itibaren çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi sayısının TBMM’nin çıkardığı kanun sa- yısından daha fazla olması ve çıkarılan kararnamelerdeki toplam madde sayısının kanunlardaki madde sayısının yaklaşık üç katı olması da bu görüşü desteklemek- tedir. 41TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL kılabilecektir. Bu sayede Cumhurbaşkanı, diğer partilerle işbirliği yap- ma zorunluluğu duymaksızın, Kurul’un çoğunluğunu kendi dilediği üyelerden oluşturma şansını yakalamaktadır. Hâlbuki gerek yürüt- me gerekse yargı alanında yapılacak atamalarda, Cumhurbaşkanı’nın önerdiği adayın TBMM tarafından kabul edilmesi şart koşulmuş ol- saydı, Cumhurbaşkanı, önerdiği adayların reddedilmesini önlemek için TBMM’deki destek oranını artırma ihtiyacı duyabilir ve diğer par- tilerle işbirliği yapmaya daha istekli olabilirdi. Cumhurbaşkanı ile TBMM arasındaki güç dengesi açısından özel önem arz eden üçüncü husus, bütçenin hazırlanması ve kabul edilmesi sürecinde TBMM’nin oldukça pasif bir konumda bulunmasıdır. Bütçe kanun teklifini sunma yetkisi münhasıran Cumhurbaşkanı’na aittir. Milletvekillerinin alternatif bir bütçe teklifi sunma yetkisi bulunma- dığı gibi, bütçe teklifi üzerinde giderleri artıran veya gelirleri azaltan önerilerde bulunmaları da mümkün değildir. Keza bütçe kanununun mali yıl başlayana kadar yürürlüğe konulamaması halinde geçici büt- çe kanununun çıkarılacağı; geçici bütçe kanununun da çıkarılamama- sı durumunda, yeni bütçe kanunu kabul edilene kadar bir önceki yıl bütçesinin yeniden değerleme oranına göre artırılarak uygulanacağı öngörülmüştür (Anayasa m. 161/4). Söz konusu hüküm, TBMM tara- fından onaylanmış bir bütçe olmadan yürütmenin gelir toplayıp har- cama yapabilmesine olanak tanımaktadır. 124 Son olarak, karşılıklı fesih yetkisinin TBMM ile Cumhurbaşkanı arasındaki ilişkiyi yapıcı değil yıkıcı bir temele dayandırdığını belirt- mek gerekir. Anayasa’nın 116’ncı maddesine göre, TBMM, üye tam- sayısının beşte üç çoğunluğu ile seçimlerin yenilenmesine karar ve- rebileceği gibi, Cumhurbaşkanı’nın da seçimlerin yenilenmesi kararı alması mümkündür. Seçimleri yenileme kararını hangi merci almış olursa olsun, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri birlikte yenilene- cektir. Diğer bir ifadeyle, seçimleri yenileme kararı alan merci, kendi görev süresinin sona ermesini de göze almak durumundadır. Öte yan- dan, TBMM’nin seçimleri yenileme yetkisi ile Cumhurbaşkanı’nın se- çimleri yenileme yetkisi eşdeğer yetkiler değildir. TBMM, bu yetkisini beşte üç gibi sağlanması oldukça güç bir çoğunlukla kullanabilecek- 124 İsmail Yüksel, “6771 sayılı Anayasa Değişikliği Kanunu’nun Ardından Kanun Yapma Yöntemi”, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 7, S. 2, Y. 2017, s. 267. 42Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar ken, Cumhurbaşkanı tek başına seçimlerin yenilenmesine karar vere- bilecektir. Partisi TBMM’de çoğunluğu sağlayamayan bir Cumhurbaş- kanı, siyasi konjonktürün kendi lehine olduğu bir dönemde seçimleri yenileme kararı alarak tekrar seçilmesini ve partisinin TBMM’de ço- ğunluğu elde etmesini sağlayabilecektir. Yasama ile yürütme erkleri arasındaki dengesiz güç paylaşımı- nın koalisyonların oluşumu ve işleyişi üzerindeki olumsuz etkilerine mukabil, Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerinde uygulanan ku- rallar, genel itibariyle partiler arası işbirliğini özendirici bir mahiyet arz etmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılabileceği üzere, TBMM seçimlerinde nispi temsil sisteminin benimsenmesi, Cumhurbaşkanı’nın mutlak çoğunluk usulüne göre seçilmesi, yasa- ma-yürütme seçimlerinin eş zamanlı olarak yapılması ve TBMM se- çimleri için öngörülen % 10’luk baraj, partilerin ortak bir seçim stra- tejisi etrafında bir araya gelmesini teşvik edici niteliktedir. Özellikle 7102 sayılı Kanun ile siyasi partilerin seçimlerde başka bir partiyi destekleme kararı alamayacağına ilişkin kuralın kaldırılması ve itti- fak yaparak seçime katılma imkânının getirilmesi, hem TBMM hem de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çok sık şekilde seçim ittifakları ile karşılaşılmasına neden olabilecektir. 125 Seçim ittifakı yapılması halin- de, % 10’luk barajın hesaplanmasında ittifak yapan siyasi partilerin aldıkları geçerli oyların toplamı esas alınacağından, küçük partiler, daha büyük partilerle ittifak yapıp baraja takılmaktan kurtulabile- ceklerdir. Keza büyük partiler de çıkaracağı milletvekili sayısını ar- tırmak için küçük partilerle ittifak kurmak isteyecektir. Zira ittifak yapan partilerin elde edecekleri toplam milletvekili sayısı, seçimlere ayrı ayrı katılmaları durumunda elde edecekleri milletvekili sayısının toplamından daha büyük olacaktır. 126 Görüldüğü üzere, Türkiye’de seçim sistemi, partilerin seçimler- de birlikte hareket etmesi yönünde güçlü teşvikler sunmakta iken, Cumhurbaşkanı’nın geniş anayasal yetkilerinin TBMM’nin karşı yet- kileri ile dengelenmemiş olması, Cumhurbaşkanı’nı tek taraflı strateji- 125 Aynı yönde görüş için bkz. Anayurt/Ekinci, s. 260. 126 Türkiye’deki seçim ittifakı düzenlemesinin milletvekili dağılımı üzerindeki olası etkileri için bkz. Taylan Barın, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Temsil- de Adalet İlkesi ve “Seçim İttifakı” Düzenlemesinin Değerlendirilmesi”, Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi, Y. 4, S. 2019/1, s. 20-23. 43TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL ler izlemeye sevk etmektedir. Bu bakımdan, Türkiye’de seçim ittifak- ları ile çok sık şekilde karşılaşılacağı ancak bu ittifakların her zaman koalisyon hükümetlerine dönüşmek zorunda olmayacağı yönünde bir tahminde bulunmak mümkündür. Diğer bir ifadeyle, bir ittifakın des- teği ile seçimleri kazanan Cumhurbaşkanı, partisi TBMM’de çoğun- luğu sağlayamamış olsa dahi, kabinesini yalnızca kendi partisine üye kişilerden ve teknokratlardan oluşturabilecektir. Ayrıca seçimlerin ar- dından bir koalisyon hükümeti oluşturulsa bile, Cumhurbaşkanı’nın programını uygulayabilmek için koalisyon ortağı partilerin desteğini sürdürmek zorunda olmaması, bu hükümetlerin kısa sürede dağılma- sına yol açabilecektir. SONUÇ Bu çalışmada ulaşılan en temel sonuç, koalisyonların parlamenter hükümet sisteminin değil, parti sistemindeki parçalanmanın bir ürünü olduğudur. Yapılan araştırmalar, çok partili başkanlık demokrasile- rinde koalisyon oluşumunun istisnai bir nitelik arz etmediğini göster- miştir. Başkanlık sistemlerinde, gerek seçim öncesi ittifaklarla gerekse koalisyon hükümetleri ile oldukça sık şekilde karşılaşılmaktadır. Baş- kanlar, genelde birden çok partinin dâhil olduğu bir seçim ittifakının desteği sayesinde seçimleri kazanmakta ve seçimlerin ardından kabi- ne makamlarını ittifaka dâhil olan partiler arasında paylaştırmaktadır. Başkanların koalisyon hükümeti oluşturmaktaki temel motivasyonu, parlamentodaki destek oranını artırmak ve desteklediği tekliflerin ka- nunlaşmasını sağlamaktır. Koalisyona dâhil olan partiler de bu saye- de bazı bakanlıkları kontrol etmekte ve ülke gündemini şekillendirme imkânı yakalamaktadırlar. Başkanlık sistemlerinde koalisyonların oluşumunu ve işleyişini etkileyen bir dizi faktör mevcuttur. Bu faktörlerin başında, başkanın partisinin parlamentoda sahip olduğu sandalye sayısı gelmektedir. Başkanın parlamentodaki destek oranı azaldıkça, koalisyon oluştur- maya duyduğu ihtiyaç artacaktır. Başkanın partisinin parlamentoda çoğunluğa veya çoğunluğa yakın bir orana sahip olması durumunda ise başkanın koalisyon oluşturmayı ikinci plana atması beklenebilir. Yasama ile yürütme erkleri arasındaki anayasal yetki dağılımı da koalisyon oluşumunda temel belirleyicilerdendir. Güçlü kararname 44Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar ve veto yetkileri ile mücehhez kılınan başkanlar, parlamentoyu devre dışı bırakarak politikalarını tek başına hayata geçirme imkânı yakalar. Başkanın yetkileri aşırı cılız olduğunda ise parlamentodaki partilerin başkanlık makamına atfedeceği değer düşeceğinden, bu partilerin ko- alisyonda yer alma ihtimalleri azalır. Bu bakımdan, koalisyon inşasını teşvik eden en uygun kurumsal model, başkanın geniş anayasal yetki- lere sahip olduğu ancak bu yetkilerin parlamentonun karşı yetkileri ile dengelendiği bir modeldir. Parlamento ve başkanlık seçimlerinde benimsenen seçim sistem- leri, gerek parti sistemi üzerindeki etkileri gerekse siyasi aktörler için sunduğu farklı yönde teşvikler nedeniyle, koalisyon oluşumu açısın- dan belirleyici faktörler arasındadır. Parlamento seçimlerinde nispi temsil sisteminin benimsenmesi, efektif parti sayısını artırarak koa- lisyon oluşumlarını teşvik ederken, basit çoğunluk sistemi tam tersi bir etki gösterir. Başkanlık seçiminde ise mutlak çoğunluk sisteminin koalisyon oluşumlarını teşvik ettiği söylenebilir. 2017 Anayasa değişiklikleri ile Türkiye’de benimsenen hükümet modeli, ABD modelinden ciddi sapmalar göstermesine rağmen, baş- kanlık sisteminin bir türevi olarak değerlendirilebilir. Cumhurbaş- kanlığı sistemi olarak adlandırılan bu hükümet modelinde, Cumhur- başkanlığı makamının çok geniş yetkilerle donatıldığı, kontrol-denge mekanizmalarının ise zayıf olduğu görülmektedir. Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamele- ri ile asli nitelikli düzenlemeler yapabilir; üst düzey kamu görevlileri- ni tek başına atayabilir; TBMM tarafından onaylanmış bir bütçe olma- dan gelir toplayıp harcama yapabilir ve siyaseten uygun gördüğü bir zamanda seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Yasama ile yürüt- me erkleri arasındaki dengesiz güç paylaşımı, TBMM çoğunluğunun desteğine sahip olmasa bile, Cumhurbaşkanı’nın tek başına yönetme- sine imkân tanımaktadır. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerinde uygulanan kurallar ise partileri seçimlerde işbirliği yapmaya teşvik edici niteliktedir. Bu nedenle, Türk hükümet sisteminin, seçim öncesi ittifakları besleyen ancak koalisyon hükümetlerinin kurulmasını ve sağlıklı işlemesini zorlaştıran bir kurumsal yapıya sahip olduğu söy- lenebilir. 45TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL Kaynakça 127 Kitaplar Açıl Murat, Latin Amerika Ülkelerinde Başkanlık Sistemi, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2018. Aleskerov Fuat/Ersel Hasan/Sabuncu Yavuz, Seçimden Koalisyona Siyasal Karar Alma, Efil Yayınevi, Ankara 2010. Anayurt Ömer, Anayasa Hukuku Genel Kısım: Temel İlkeler, Kavram ve Kurumlar, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2019. Bunker Kenneth, Coalition Formation in Presidential Regimes: Evidence from Latin America, Yayımlanmamış Doktora Tezi, The London School of Economics and Political Science, Londra 2015. Cheibub Jose Antonio, Presidentialism, Parliamentarism, And Democracy, Cambrid- ge University Press, New York 2009. Cheibub (2009) Down Anthony, An Economic Theory of Democracy, Harper and Row, New York 19 87. Drexhage Betty, Bicameral Legislatures: An International Comparison, Ministry of the Interior and Kingdom Relations, The Hague 2015. Duverger Maurice, Siyasal Partiler, (Çev. Ergun Özbudun), Ankara Üniversitesi Hu- kuk Fakültesi Yayınları, Ankara 1970. Küçük Adnan, ABD ve Latin Amerika Ülkelerinde Başkanlık Sistemi ve Uygulama- ları, Adres Yayınları, Ankara 2019. Lijphart Arend, Demokrasi Modelleri: Otuz Altı Ülkede Yönetim Biçimleri ve Per- formansları, (Çev. Güneş Ayas ve Utku Umut Bulsun), İthaki Yayınları, İstanbul 2014. Liñán Aníbal Pérez, Presidential Impeachment and the New Political Instability in Latin America, Cambridge University Press, Cambridge 2007. Özbudun Ergun, Batı Demokrasilerinde ve Türkiye’de Parti Disiplini, Ankara Üni- versitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, Ankara 1968. Özsoy Boyunsuz Şule, Dünyada Başkanlık Sistemleri, İmge Kitabevi Yayınları, An- kara 2017. Payne J. Mark/Zovatto G. Daniel/Diaz Mercedes Matio, Democracies in Development: Politics and Reform in Latin America, Inter-American Development Bank, Was- hington D.C., 2007. Roskin Michael G., Çağdaş Devlet Sistemleri: Siyaset, Coğrafya, Kültür, (Çev. Bahat- tin Seçilmişoğlu), Adres Yayınları, Ankara 2016. Sartori Giovanni, Karşılaştırmalı Anayasa Mühendisliği: Yapılar, Özendiriciler ve Sonuçlar Üzerine Bir İnceleme, (Çev. Ergun Özbudun), Yetkin Yayınları, Ankara 19 97. 127 Aynı yazarın birden fazla eserine yapılan atıfları ayırmak için kullanılan kısaltma- lar ilgili eserin yanında gösterilmiştir. 46Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar Shugart Matthew Soberg/Carey John M., Presidents and Assemblies: Constitutional Design and Electoral Dynamics, Cambridge University Press, New York 1992. Uluşahin Nur, Anayasal Bir Tercih Olarak Başkanlık Sistemi, Yetkin Yayınları, An- kara 1999. Makaleler Açıl Murat, “2017 Anayasa Değişiklikleri Çerçevesinde Cumhurbaşkanlığı Kararna- meleri”, İstanbul Hukuk Mecmuası, C. 76, S. 2, Y. 2018, s. 725-756. Albala Adrián, “Coalition Presidentialism in Bicameral Congresses: How does the Control of a Bicameral Majority Affect Coalition Survival?”, Brazilian Political Sci- ence Review, Vol. 11, No. 2, Y. 2017, s. 1-27. Alemán Eduardo/Tsebelis George, “Political Parties and Government Coalitions in the Americas”, Journal of Politics in Latin America, Vol. 3, No. 1, Y. 2011, s. 3-28. Altman David, “The Politics of Coalition Formation and Survival in Multiparty Presi- dential Democracies: The Case of Uruguay, 1989-1999”, Party Politics, Vol. 6, No. 4, Y. 2000, s. 259-283. Amorim Neto Octavio, “Presidential Cabinets, Electoral Cycles, and Coalition Discip- line in Brazil”, Legislative Politics in Latin America, Morgenstern Scoot/Nacif Benito (Editörler), Cambridge University Press, Cambridge 2002, s.48-78. Amorim Neto Octavio, “The Presidential Calculus: Executive Policy Making and Ca- binet Formation in the Americas”, Comparative Political Studies, Vol. 39, No. 4, Y. 2006, s. 415-440. Amorim Neto Octavio/Samuels David, “Democratic Regimes and Cabinet Politics: a Global Perspective”, Revista Ibero-Americana de Estudos Legislativos, Vol. 1, No. 1, Y. 2010, s. 10-23. Amorim Neto Octavio/Santos Fabiano, “The Executive Connection: Presidentially Defined Factions and Party Discipline in Brazil”, Party Politics, Vol. 7, No. 2, Y. 2001, s. 213-234. Anayurt Ömer/Ekinci Ahmet, “Koalisyonlu Başkanlık Sistemi ve Latin Amerika Uygulaması”, Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in Anısına Armağan, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2019, s.227-332. Anayurt Ömer/Erdoğan Murat/Ekinci Ahmet, “Devlet Başkanının Halk Tarafından Seçildiği Hükümet Sistemlerinde Seçim Döngüsünün Kuvvetler Ayrılığı ve Si- yasal İstikrar Üzerinde Etkisi”, Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in Anısına Arma- ğan, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2019, s. 183-225. Barın Taylan, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Temsilde Adalet İlkesi ve “Seçim İttifakı” Düzenlemesinin Değerlendirilmesi”, Yıldırım Beyazıt Hukuk Der- gisi, Y. 4, S. 2019/1, s. 1-34. Browne Eric C./Franklin Mark N., “Aspects of Coalition Payoffs in European Parli- amentary Democracies”, The American Political Science Review, Vol. 67, No. 2, Y. 1973, s. 453-469. 47TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL Chaisty Paul/Cheeseman Nic/Power Timothy, “How MPs Understand Coalitional Politics in Presidential Systems”, The Coalitional Presidentialism Project, Rese- arch Report, January 2015, s. 1-12. Chaisty Paul/Cheeseman Nic/Power Timothy, “Rethinking the ‘Presidentialism De- bate’: Conceptualizing Coalitional Politics in Crossregional Perspective”, Democ- ratization, Vol. 21, S. 1, Y. 2014, s. 72-94. Chaisty/Cheeseman/Power (2014) Chaisty Paul/Chernykh Svitlana, “How Do Minority Presidents Manage Multiparty Coalitions? Identifying and Analyzing the Payoffs to Coalition Parties in Pre- sidential Systems”, Political Research Quarterly, Vol. 70, No. 4, Y. 2017, s. 762-777. Chaisty Paul/Power Timothy J., “Flying Solo: Explaining Single-Party Cabinets Un- der Minority Presidentialism”, European Journal of Political Research, Y. 2018, s. 1-21. Cheibub José Antonio, “Minority Governments, Deadlock Situations, And The Survi- val Of Presidential Democracies”, Comparative Political Studies, Vol. 35, No. 3, Y. 2002, s. 284-312. Cheibub (2002) Cheibub José Antonio/Limongi Fernando, “Democratic Institutions and Regime Sur- vival: Parliamentary and Presidential Democracies Reconsidered”, Annual Revi- ew of Political Science, Vol. 5, No. 1, Y. 2002, s. 151-179. Cheibub Jose Antonio/Przeworski Adam/Saiegh Sebastian M., “Government Coaliti- ons and Legislative Success Under Presidentialism and Parliamentarism”, British Journal of Political Science, Vol. 34, No. 4, Y. 2004, s. 565-587. Colomer Josep M./Negretto Gabriel L. “Can Presidentialism Work Like Parliamenta- rism?” Government and Opposition, Vol. 40, No. 1, Y. 2005, s. 60-89. Downs William M., “Coalition”, International Encyclopedia of The Social Sciences, Vol. I, Der. William A. Darity Jr., MacMillan Social Science Library, USA 2008. Druckman James N./Thies Michael F., “The Importance of Concurrence: The Impact of Bicameralism on Government Formation and Duration”, American Journal of Political Science, Vol. 46, No. 4, Y. 2002, s. 760-771. Figueiredo Argelina Cheibub/Salles Denise Lopes/Vieira Marcelo Martins, “Political and Institutional Determinants of Executive’s Success in Latin America,” Brazili- an Political Science Review, Vol. 3, No. 2, Y. 2009, s. 155-171. Freudenreich Johannes, “The Formation of Cabinet Coalitions in Presidential Systems”, Latin American Politics and Society, Vol. 58, No. 4, Y. 2016, s. 80-102. Gamson William A., “A Theory of Coalition Formation”, American Sociological Review, Vol. 26, No. 3, Y. 1961, s. 373-382. Golder Sona Nadenichek, “Pre-Electoral Coalition Formation in Parliamentary De- mocracies”, British Journal of Political Science, Vol. 36, No. 2, Y. 2006, s. 193-212. 48Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar Hochstetler Kathryn, “Rethinking Presidentialism: Challenges and Presidential Fai- l u r e ”, The Journal of Comparative Politics, Vol. 38, No. 4, July 2006, s. 401-418. İlter Akarçay Ebru Rukiye, “Karşılaştırmalı Perspektiften Başkanlık Sistemi Tartış- ması: Koalisyon İnşası ve Kuvvetler Birliğinden Kaçınmak Mümkün mü?”, Mar- mara Üniversitesi Siyasal Bilimler Dergisi, C. 4, S. 1, Y. 2016, s. 105-127. Jones Mark P., “Presidential Election Laws and Multipartism in Latin America”, Poli- tical Research Quarterly, Vol. 47, No. 1, Y. 1994, s. 41-57. Kellam Marisa, “Why Pre-Electoral Coalitions in Presidential Systems?”, British Jour- nal of Political Science, Vol. 47, No. 2, Y. 2017, s. 391-411. Kontacı A. Ersoy, “Siyasî İstikrar Temelli Koalisyon Eleştirileri: Anayasa Hukuku Açısından Ampirik Bir Analiz”, TBB Dergisi, Y. 2016, S. 123, s. 33-58. Linz Juan J., “Presidential or Parliamentary Democracy: Does It Make a Difference”, The Failure of Presidential Democracy, Linz Juan J./Valenzuela Arturo (Editör- ler), The Johns Hopkins University Press, London 1994, s. 3-87. Linz (1994) Linz, Juan J., “The Perils of Presidentialism”, Journal of Democracy, Vol. 1, No. 1, Y. 1990, s. 51-69. Llanos Mariana/Nolte Detlef, “Bicameralism in the Americas: Around the Extremes of Symmetry and Incongruence”, The Journal of Legislative Studies, Vol. 9, No. 3, Y. 2003, s. 54-86. Llanos Mariana/Nolte Detlef, “The Many Faces of Latin American Presidentialism”, GIGA Focus Latin America, No. 1, May 2016, s. 1-12. Mainwaring Scott, “Presidentialism, Multipartism, and Democracy: The Difficult Combination”, Comparative Political Studies, Vol. 26, No. 2, July 1993, s. 198-228. Mainwaring Scott/Shugart Matthew S., “Juan Linz, Presidentialism, and Democracy: A Critical Appraisal”, Comparative Politics, Vol. 29, No. 4, Y. 1997, s. 449-471. Mainwaring/Shugart (1997-a) Mainwaring Scoot/Shugart Matthew Soberg, “Presidentialism and the Party System”, Presidentialism and Democracy in Latin America, Mainwaring Scott/Shugart Matthew Soberg (Editörler), Cambridge University Press, New York 1997, s. 394- 439. (Mainwaring/Shugart 1997-b) Martínez-Gallardo Cecilia, “Designing Cabinets: Presidential Politics and Ministeri- al Instability”, Journal of Politics in Latin America, Vol. 2, Y. 2014, s. 3-38. Martínez-Gallardo Cecilia, “Out of the Cabinet: What Drives Defections From the Government in Presidential Systems?”, Comparative Political Studies, Vol. 45, No. 1, Y. 2012, s. 62-90. Martínez-Gallardo (2012) Meireles Fernando, “Oversized Government Coalitions in Latin America”, Brazilian Political Science Review, Vol. 10, No. 3, Y. 2016, s. 1-31. Miş Nebi/Duran Hazal, “Seçim İttifakları”, Seta Analiz, S. 232, Şubat 2018, s. 1-34. Müller Wolfgang C./Strøm Kaare, “Conclusion: Coalition Governance in Western Eu- rope”, Coalition Governments in Western Europe, Müller Wolfgang C./Strøm Kaare (Editörler), Oxford University Press, New York 2000, s. 559-592. 49TBB Dergisi 2020 (149)   Murat AÇIL Negretto Gabriel L., “Minority Presidents and Democratic Performance in Latin America”, Latin American Politics and Society, Vol. 48, No. 3, Y. 2006, s. 63-92. Negretto (2006) Negretto Gabriel L., “Minority Presidents and Types of Government in Latin Ame- rica”, Prepared for Delivery at the 2003 Meeting of the Latin American Studies Association, Dallas, March 27-29, Y. 2003, s. 1-36. Pereira Carlos/Melo Marcus André, “The Surprising Success of Multiparty Presiden- t i a l i s m ”, Journal of Democracy, Vol. 23, No. 3, Y. 2012, s. 156-170. Power Timothy J., “Optimism, Pessimism, and Coalitional Presidentialism: Debating the Institutional Design of Brazilian Democracy”, Bulletin of Latin American Rese- arch, Vol. 29, No. 1, Y. 2010, s. 18-33. Raile Eric D./Pereira Carlos/Power Timothy J., “The Executive Toolbox: Building Le- gislative Support in a Multiparty Presidential Regime”, Political Research Quar- terly, Vol. 64, No. 2, Y. 2011, s. 323-334. Schlesinger Joseph A., “The Primary Goals of Political Parties: A Clarification of Po- sitive Theory”, The American Political Science Review, Vol. 69, No. 3, Y. 1975, s. 840- 849. Shin Jae Hyeok, “Cabinet Duration in Presidential Democracies”, Political Science Quarterly, Vol. 128, No. 2, Y. 2013, s. 317-339. Shugart Matthew Soberg, “The Electoral Cycle and Institutional Sources of Divided Presidential Government”, The American Political Science Review, Vol. 89, No. 2, Y. 1995, s. 327-343. Stepan Alfred/Skach Cindy, “Constitutional Frameworks and Democratic Consoli- dation: Parliamentarianism versus Presidentialism”, World Politics, Vol. 46, No. 1, Y. 1993, s. 1-22. Strøm Kaare, “A Behavioral Theory of Competitive Political Parties”, American Journal of Political Science, Vol. 34, No. 2, Y. 1990, s. 565-598. Strøm (1990) Strøm Kaare, “Democracy, Accountability, and Coalition Bargaining”, European Jour- nal of Political Research, Vol. 31, No. 1-2, Y. 1997, s. 47-62. Strøm Kaare/Müller Wolfgang C., “Political Parties and Hard Choices”, Policy, Office or Votes: How Political Parties in Western Europe Make Hard Decisions, Müller Wolfgang C./Strøm Kaare (Editörler), Cambridge University Press, New York, Y. 1999, s. 1-35. Silva Thiago, “How Long Will It Last? Cabinet Termination in Presidential Systems”, Paper to be Presented at the 112th American Political Science Association Annu- al Meeting, Y. 2016, s. 1-49. Turan İlter, “Parti Disiplini: Kapsam, Tarihçe, Teşvik Eden Sebepler”, İstanbul Üniver- sitesi İktisat Fakültesi Mecmuası, C. 28, S. 1-4, s. 79-102. Valenzuela Arturo, “Party Politics and the Crisis of Presidentialism in Chile: A Pro- posal for a Parliamentary Form of Government”, The Failure of Presidential De- mocracy, Linz Juan J./Valenzuela Arturo (Editörler), The Johns Hopkins Univer- sity Press, London 1994, s. 165-224. 50Başkanlık Sisteminde Koalisyonlar Volden Craig/Carrubba Clifford J., “The Formation of Oversized Coalitions in Par- liamentary Democracies”, American Journal of Political Science, Vol. 48, No. 3, Y. 2004, s. 521-537. Warwick Paul V., Druckman James N., ”Portfolio Salience and the Proportionality of Payoffs in Coalition Governments”, British Journal of Political Science, Vol. 31, No. 4, Y. 2001, s. 627-649. Yüksel İsmail, “6771 sayılı Anayasa Değişikliği Kanunu’nun Ardından Kanun Yapma Yö n t e m i ”, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 7, S. 2, Y. 2017, s. 251-274.