İDARİ YARGIDA DURUŞMANIN
ADİL YARGILANMA HAKKI
AÇISINDAN İNCELENMESİ
EXAMINATION OF HEARING IN TERMS OF RIGHT TO
A FAIR TRIAL IN THE ADMINISTRATIVE JURISDICTION
Memduh OCAK
*
Özet: Türk idari yargı sisteminde yazılılık ilkesinin geçerli olma-
sının bir sonucu olarak, duruşmaya ilişkin yasal düzenlemeler, olduk-
ça dar kapsamlı ve yoruma açıktır. Bu düzenlemelerin uygulamada
katı ve taraflar açısından sınırlayıcı bir şekilde yorumlanmasıyla, idari
yargıda duruşma, çoğu zaman kendisinden beklenen faydayı vere-
memektedir. Şüphesiz ki duruşma, tüm yargı sistemlerinde olduğu
gibi, idari yargıda da gereksiz bir aşama değildir. Aksine, adil yargı-
lanma hakkı kapsamında bu aşamanın varlığı, neredeyse bir zorun-
luk olarak görülmektedir. Bu nedenlerle yapılacak düzenlemeler ve
mahkeme kararlarıyla oluşturulacak uygulama değişiklikleri ile idari
yargıda duruşmanın yargılamanın aydınlanmasına ve kişilerin adil
yargılanma hakkına hizmet edecek şekilde düzenlenmesi ve uygu-
lanması yerinde olacaktır.
Anahtar Kelimeler: İdari Yargı, Duruşma, Adil Yargılanma Hak-
kı, Tanık, Sözlü Yargılama Usulü
Abstract: As a result of the validity of the writing principle in
Turkish administrative jurisdiction system, the legitimate regulati-
ons for hearing are quite limited and open to interpretation. In con-
sequence of the strict and restrictive interpretation of these regu-
lations in practice, the hearing in the administrative judiciary does
not meet, in most cases, the expected benefits. The hearing without
doubt, is not an unnecessary phase in administrative jurisdiction as
in all judicial systems. On the contrary, the existence of this phase
in the right to a fair trial is almost considered to be a necessity. For
these reasons, by regulating and implementing the amendments to
be made by the court decisions, it will be appropriate to have the
hearing regulated and implemented in order to clarify the procee-
dings and to serve to the right to a fair trial of the individuals in the
administrative jurisdiction.
Keywords: Administrative Jurisdiction, Hearing, Right to a Fair
Trial, Witness, Spoken Trial Procedure
*
Avukat, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Doktora Öğrencisi,
memduhocak@gmail.com, ORCİD: 0000-0002-5287-678X, Makale Gönderim Tari-
hi: 17.04.2019, Kabul Tarihi: 19.04.2019
350Ğdari YargÛda DuruİmanÛn Adil YargÛlanma HakkÛ AçÛsÛndan Ğncelenmesi
GİRİŞ
Yürürlükteki hukuku somut olaya uygulayacak olan hâkimin, ola-
yı tüm yönleri ile tahlil edebilmesi, buna göre bir kanaate varması ve
bu kanaat doğrultusunda yargılamayı sonuçlandırması gerekmekte-
dir.
1
Duruşma evresi, bu kanaatin doğru şekilde oluşmasına hizmet
edecek en önemli araçlardan biridir. Hâkim, duruşmada edindiği bil-
giler ve izlenimler neticesinde somut olayla ilgili bir yargıya varacak
ve buna göre uygulayacağı hukuku belirleyecektir. Gerçeğe ulaşmada,
tarafların iddialarını ve delillerini bizzat kendi ağızlarından dinleme-
nin önemi yadsınamaz. Bununla ilgili olarak John Stuart Mill, hakikate
ulaşmada, delilleri, o delillere inanan, onları müdafaa eden ve onlar
için ellerinden gelenin azamisini yapan kimselerin ağzından dinleme-
nin önemini vurgulamış ve hakikati yalnızca, münakaşanın her iki ta-
rafını tarafsızlıkla dinlemiş ve her iki tarafın sebeplerini en kuvvetli bir
ışık altında görmeye gayret etmiş olanların bileceğini dile getirmiştir.
2
Duruşma yargılamanın aydınlanmasına hizmet etmenin yanın-
da, Anayasa’nın 36. maddesinde geçen tabirle, iddia ve savunma ile
adil yargılanma hakkının gerçekleşmesine aracılık eden meşru vasıta
ve yollardan biridir. Bizzat uyuşmazlığı çözecek olan yargılama ma-
kamları önünde, sözlü olarak savunma yapmanın veya iddialarını dile
getirmenin etkisi yadsınamaz.
3
Bu etki ve güç düşünüldüğünde, sözlü
aşamanın yargılamanın içinden sökülüp çıkartılması veya kendisin-
den beklenen faydayı sağlayamayacak şekilde tırpanlanması, kimi
hallerde en açık tabiriyle meşru bir yargılamayı ortadan kaldıracaktır.
Bu nedenlerle özellikle kişiler üzerinde ağır yaptırım uygulanması ih-
timali olan ceza yargılamasının kovuşturma evresinde sözlü yargıla-
ma uygulamasının benimsenmiş olduğunu görmekteyiz.
4
1
Ernst E..Hirsch, Pratik Hukukta Metod, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ya-
yınları, 3.Baskı, Ankara 1978.,s.5-7.
2
John Stuart Mill, Hürriyet, MEB yayınları, Ankara 1988.s.69-70.
3
Sözlü savunma o kadar etkili bir aşamadır ki, bundan neredeyse iki bin beş yüz yıl
önce ünlü filozof Sokrates’in ölüme mahkûm olmadan önce yapmış olduğu sözlü
savunma, bugün hala ününden bir şey kaybetmemiş, öğrencisi Platon tarafından
sonradan kaleme alınan ve kitaplaştırılan bu sözlü savunma, çağlar boyu en çok
okunan metinlerden biri olmuştur.
4
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 175. maddesine göre, iddianamenin
kabulüne karar veren mahkeme ilk iş olarak duruşma günü verir.
351TBB Dergisi 2019 (145) Memduh OCAK
Türk idari yargı sisteminde geçerli olan yazılı yargılama usulü
5
ve evrak üzerinden inceleme uygulamasının
6
bir sonucu olarak, du-
ruşmaya istisnai olma özelliği atfedilmiş ve sınırlandırma noktasında,
adli yargıdaki düzenlemelerin ve uygulamanın daha ilerisine gidil-
miştir.
7
Bu durum, duruşmaya ilişkin yasal düzenlemelerin yetersiz,
eksik ve yoruma açık olması sonucunu doğurmuş; bu eksik düzenle-
melerin mahkemelerce dar bir şekilde yorumlanmasıyla da, bu sınır-
landırmalar, uygulamada kendini daha katı bir şekilde göstermiştir.
Bugün için idari yargı organlarınca duruşma bir yük, bir prosedür ola-
rak görülmekte, bu haliyle davanın aydınlanmasına hizmet etmemek-
tedir. Taraflar açısından ise bu safha çoğu zaman beyanlarının mah-
kemece önemsenmediğini hissettikleri, bu nedenle yargılamaya olan
güvenlerinin azaldığı bir aşama olmaktadır. Tüm bu sonuçlar birlikte
değerlendirildiğinde, getirilen bu kısıtlamaların idari yargılamanın
sıhhati açısından bir zorunluluk mu, yoksa bir keyfiyet mi olduğu so-
rusu ve bu sınırlandırmaların adil yargılanma hakkı çerçevesinde bir
sakınca arz edip etmediği konusu tarafımızca tartışılmaya değer bu-
lunmuştur. Tüm idari davalar, adil yargılanma hakkının düzenlendiği
AİHS’nin 6. maddesi kapsamında kalmasa da, Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi’nce idari yargı içerisinde görülen birçok dava bu madde
içerisinde değerlendirildiğinden, idari yargıda duruşmanın bu hak
açısından incelenmesi çalışmamızın konusu yapılmıştır.
8
Çalışmamızda öncelikle duruşmanın adil yargılanma hakkı ile
bağlantısından bahsedilecek; sonrasında idari yargı usulünde yer alan
duruşma ile ilgili düzenlemelere ve bu düzenlemeler doğrultusunda
idari yargıda duruşmanın tartışılmaya değer bulduğumuz kısımlarına
değinerek çalışmamıza son verilecektir.
5
Yasal düzenlemede yazılı yargılama usulünün geçerli olduğu düzenlenmekle bir-
likte, duruşmanın istisnai olarak da var olması, doktrinde Türk idari yargı siste-
minin karma sistem olarak değerlendirilmesine de yol açmaktadır. bkz. Sıddık
Sami Onar, İdare Hukukunun Umumi Esasları, İsmail Akgün Matbaası, 3. Baskı,
İstanbul 1966, Cilt III,s.1936,1937,1985.
6
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun m.1/2 hükmüne göre “Danıştay,
bölge idare Mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yazılı yar-
gılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır.”
7
Gürsel Kaplan, “İdari Yargılama Hukukunda Sözlülük Usulü Ve Tanık Dinlene-
bilmesi Hakkında Kısa Değerlendirme” İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Dergisi, İstanbul 2004,S.13.1, s.33-46.
8
Nuala Mole, Catharina Harby, Adil Yargılanma Hakkı, Avrupa İnsan Hakları
Sözlemesi’nin 6. maddesi’nin Uygulanmasına ilişkin Kılavuz, Türkiye Barolar
Birliği Yayınları,1. Baskı, Ankara 2005, s.12.
352Ğdari YargÛda DuruİmanÛn Adil YargÛlanma HakkÛ AçÛsÛndan Ğncelenmesi
I. DURUŞMANIN ADİL YARGILANMA HAKKIYLA İLİŞKİSİ
Anayasa’nın “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin 1.fık-
rasında yer alan “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle
yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil
yargılanma hakkına sahiptir.” şeklindeki düzenleme ile adil yargılanma
hakkı, tüm yargı organlarında taraf olan kişiler için anayasal olarak
güvence altına alınmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil Yargılanma Hakkı”
kenar başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrası “Herkes medeni hak ve yükümlü-
lükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçla-
malar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız
bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun
ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir.
Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik
yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının
gizliliği gerektirdiğinde veyahut aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği
kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği
ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyici-
lere kapatılabilir.” şeklindedir. Maddede geçen “davanın açık olarak gö-
rülmesini isteme hakkı” tabirinden, kişilerin taraf oldukları davalarda,
açık bir duruşma yapılmasını isteme hakkına sahip oldukları anlaşıl-
maktadır.
9
Açık bir duruşmanın gerçekleştirilmesini isteme hakkı, yar-
gılama usullerinde kişilerin kendilerini sözlü olarak ifade edebildikleri
bir yargılama safhasının varlığını zorunlu kılmaktadır.
10
Yargılamanın
bu şekilde gerçekleşmesi, yargılamanın gizli yürütülmesini önlemekte
ve mahkemenin, kamunun ve tarafların denetimini üzerinde hissetme-
si nedeniyle keyfi karar vermesinin önüne geçmektedir.
11
AİHM, birçok kararında, duruşma yapılmasını gerektirmeyecek
istisnai haller dışında, özellikle ilk derece mahkemesinde, kişilere söz-
9
A.Şeref Gözübüyük, Feyyaz Gölcüklü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uy-
gulaması, Turhan Kitabevi, 11. Baskı, Ankara 2016, s. 313.
10
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 12.11.2002 tarih ve 28394/95 Başvuru nolu
Döry/İsveç kararı, https://hudoc.echr.coe.int, (Erişim: 11.10.2018).
11
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 12.04.2006 tarih ve 58675/00 Başvuru nolu
Martine/Fransa kararı, https://hudoc.echr.coe.int, (Erişim: 08.10.2018). “Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi 6. madde Rehberi, Adil Yargılanma Hakkı (Medeni Hu-
kuk Yönü) s.44, www.echr.coe.int (Erişim: 06.10.2018).
353TBB Dergisi 2019 (145) Memduh OCAK
lü duruşma (oral hearing) hakkı verilmesi gerektiği yolunda hüküm
kurmuştur.
12
Somut olayın özellikleri, davanın tarafı olan ülkelerin iç
hukuku ve davanın niteliğini göz önünde bulundurarak farklı nite-
likte kararlar verdiği de görülmektedir.
13
Yılmaz/Türkiye kararında
“Hükümet’in de altını çizdiği gibi, Türk hukukunda idari yargılamaların esas
itibariyle yazılı yargılamalar olduğunu ve ayrıca başvuranın yürürlükteki iç
hukuk düzenlemeleri çerçevesinde ihtilaflı yargılamanın her aşamasında du-
ruşma talep etme imkânının olduğunu tespit etmektedir. Oysa ilgili şahsın
böyle bir talepte bulunmadığı açıkça görülmektedir.” gerekçesiyle ilgili ta-
rafça talep olmadığı için duruşma yapılmamasını sözleşmeye aykırı
bulmamıştır.
14
AİHM yine bir başka kararında “Duruşma yapılmama-
sıyla ilgili olarak, bunun gerekli olup olmadığına karar vermek yetkisi ulusal
mahkemelerde olsa da, başvurucular duruşma yapılmasını talep etme konu-
sunda herhangi bir engelle karşılaşmamışlardır. İdari yargı organları duruş-
ma talebini incelemiş ve ret kararlarını gerekçelendirmişlerdir. Başvurucular
tezlerini yazılı olarak uzun uzadıya sunma ve karşı tarafın iddialarına cevap
verme olanağını bulmuş olduklarından adil yargılanmanın gerekleri yerine
getirilmiştir. Dolayısıyla duruşma yapılmamasından kaynaklanan bir 6. mad-
de ihlali yoktur.” denilerek, somut davada duruşma yapılmamış olma-
sının 6. maddenin ihlali sonucunu doğurmayacağına hükmetmiştir.
15
Anayasa Mahkemesi de AİHM ile benzer şekilde, kararlarında
genel olarak yargılamanın duruşmalı ve aleni yapılmasının önemini
vurgulamakta; ama bazı istisnai hallerde (usul ekonomisi ve iş yükü-
nün azaltılması gibi) duruşma yapılmadan da karar verilebileceğine
hükmetmektedir.
16
12
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 17.05.2001 tarih ve 45835/99 Başvuru nolu
Hesse Anger ve Anger/Almanya kararı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin
08.02.2005 tarih ve 55853/00 Başvuru nolu Miller/İsveç kararı https://hudoc.
echr.coe.int, (Erişim: 11.10.2018).
13
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 08.02.2005 tarih ve 55853/00 Başvuru nolu
Miller/İsveç kararı https://hudoc.echr.coe.int, (Erişim: 11.10.2018).
14
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 30.09.2008 tarih ve 37829/05 Başvuru
nolu Melek Sima Yılmaz/Türkiye kararı, https://hudoc.echr.coe.int, (Erişim:
08.10.2018).
15
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 19.04.2007 tarih ve 63235/00 Başvuru nolu
Vilho Eskelinen ve diğerleri/Finlandiya kararı, https://hudoc.echr.coe.int, (Eri-
şim: 08.10.2018).
16
“Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının
temel unsurlarından birisi de Anayasa’nın 141. maddesinde düzenlenen yargıla-
manın açık ve duruşmalı yapılması ilkesidir. Yargılamanın açıklığı ilkesinin ama-
cı adli mekanizmanın işleyişini kamu denetimine açarak yargılama faaliyetinin
354Ğdari YargÛda DuruİmanÛn Adil YargÛlanma HakkÛ AçÛsÛndan Ğncelenmesi
Yukarıda bahsedilen düzenlemeler ve kararlar ışığında, duruşma-
nın adil yargılanma hakkı açısından önemli bir evre olduğu görülmek-
tedir.
17
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 6. maddesinin 1. fıkrası
gereğince, yargılamada öncelikle, kişilerin açık bir duruşmayı talep
etmelerine imkân verilmelidir. Bu evrenin gerçekleşmesi halinde ise,
tarafların duruşmada kendilerini tam anlamıyla ifade edebilmeleri,
delilleri özgürce tartışabilmeleri ve duruşmanın açıklık ilkesine uygun
bir şekilde gerçekleşmesi gerekmektedir. Şüphesiz ki, yargılamada ki-
şilerin duruşma talep etmelerinin engellenmesi veya duruşma talep
etmeleri halinde, bu taleplerinin yerinde olmayan gerekçelerle redde-
dilmesi, Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti-
ne ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen
adil yargılanma hakkına aykırı bir durum teşkil edecektir.
II. MEVZUAT HÜKÜMLERİNDE DURUŞMA
İdari yargı mevzuatımızda, duruşma ile ilgili en temel ve neredey-
se tek düzenleme, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda yer
almaktadır. İYUK’un 17. maddesinde, iptal davalarında ve değeri belli
bir miktarın üzerinde olan tam yargı ve vergi davalarında, taraflardan
birinin istemi üzerine duruşma yapılacağı düzenlenmiştir. Yine aynı
maddede, temyiz ve istinaf aşamalarında duruşma yapılmasının ta-
rafların istemi ve mahkeme kararına bağlı olduğu düzenlenmiştir. Bu-
nun dışında mahkemece, yargılamanın her aşamasında, dava değerine
bakılmaksızın re’sen duruşma yapılmasına karar verilebilecektir. 17.
maddenin devamında duruşma talebinin dava dilekçesi ile cevap ve
savunmalarda yapılacağı, duruşma davetiyelerinin duruşma günün-
den en az 30 gün önce taraflara gönderileceği düzenlenmiştir.
saydamlığını güvence altına almak ve yargılamada keyfiliği önlemektir. Bu yö-
nüyle hukuk devletinin en önemli gerçekleştirme araçlarından birisini oluşturur.
Özellikle ceza davalarında yargılamanın duruşmalı ve aleni yapılması silahların
eşitliği ilkesinin ve savunma haklarının güvencesini oluşturur. Ancak bu her türlü
yargılamanın mutlaka duruşmalı yapılması zorunluluğu anlamına gelmez. Adil
yargılama ilkelerine uyulmak şartıyla usul ekonomisi ve iş yükünün azaltılması
gibi amaçlarla bazı yargılamaların duruşmadan istisna tutulması ve duruşma ya-
pılmaksızın karara bağlanması anayasal hakların ihlalini oluşturmaz.” Anayasa
Mahkemesi, 17.09.2013 tarih, 2013/664 Başvuru numaralı karar, http://kararlar-
yeni.anayasa.gov.tr, (Erişim: 16.10.2018).
17
Müslüm Akıncı, “İdari Yargıda Duruşma” Terazi Hukuk Dergisi, Ankara Eylül
2010, S.49, s.128-130.
355TBB Dergisi 2019 (145) Memduh OCAK
Görüldüğü üzere kanun koyucu 17. maddede, duruşma öncesin-
de tarafların hazırlık yapabilmeleri amacıyla, duruşma davetiyelerinin
duruşma gününden en az 30 gün önce taraflara gönderileceğini düzen-
lenmiştir. Buradaki 30 günlük sürenin başlangıç tarihi olarak, postaya
veriliş tarihinin mi, yoksa taraflara tebliğ tarihinin mi esas alınacağı
noktasında doktrinde fikir ayrılıkları yaşanmaktadır. Biz burada, tebli-
gat tarihinin öngörülmesinin güç olması ve kanunda belirtilen sürenin
“en az” olarak düzenlenmiş olması nedeniyle, esas alınacak tarihin,
postaya veriliş tarihi olması gerektiğini düşünmekteyiz. Danıştay da
kararlarında bu şekilde hüküm kurmaktadır.
18
İYUK’un 18. maddesinde duruşma ile ilgili şu düzenlemelere yer
verilmiştir: “Duruşmalar açık olarak yapılır. Genel ahlakın veya kamu gü-
venliğinin gerekli kıldığı hallerde, görevli daire veya mahkemenin kararı ile
duruşmanın bir kısmı veya tamamı gizli olarak yapılır. Duruşmaları başkan
yönetir. Duruşmalarda taraflara ikişer defa söz verilir. Taraflardan yalnız biri
gelirse onun açıklamaları dinlenir; hiç biri gelmezse duruşma açılmaz, ince-
leme evrak üzerinde yapılır. Danıştay’da görülen davaların duruşmalarında
savcının bulunması şarttır. Taraflar dinlendikten sonra savcı yazılı düşün-
cesini açıklar. Bundan sonra taraflara son olarak ne diyecekleri sorulur ve
duruşmaya son verilir. Duruşmalı işlerde savcılar, keşif, bilirkişi incelemesi
veya delil tespiti yapılmasını yahut işlem dosyasının getirtilmesini istedikleri
takdirde, bu istekleri görevli daire veya kurul tarafından kabul edilmezse, işin
esası hakkında ayrıca yazılı olarak düşünce bildirirler.”
19. maddede ise, duruşma yapılan davalarda, duruşma yapıldık-
tan sonra en geç on beş gün içinde karar verileceği, ara kararı verilen
hallerde, bu kararın yerine getirilmesi üzerine, bu dosyaların öncelikle
inceleneceği düzenlenmiştir. İYUK’un “Kararda Bulunacak Hususlar”
başlıklı 24. maddesinin “d” bendinde “Duruşmalı davalarda duruşma
yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hazır bulunan taraflar ve vekil veya tem-
silcilerinin ad ve soyadları” kararda bulunacak kayıtlar arasında sayıl-
mıştır. Duruşmalı davalarda bu hususlara kararda yer verilmemesinin
Danıştay tarafından bozma gerekçesi yapıldığı görülmektedir.
19
55.
maddenin 4. fıkrasında ise “yargılamanın yenilenmesi” halinde duruş-
18
Danıştay 4. Daire, 24.09.1969 tarih, E.1967/2458, K.,1969/3738, Karavelioğlu,
a.g.e., s. 1194.
19
Danıştay 12. Daire, 11.09.2007 tarih, E. 2007/1570,K. 2007/3749, https://www.
corpus.com.tr, (Erişim: 17.10.2018).
356Ğdari YargÛda DuruİmanÛn Adil YargÛlanma HakkÛ AçÛsÛndan Ğncelenmesi
ma yapılmasının, görevli daire veya mahkemenin takdirinde olduğu
düzenlenmiştir.
İdari yargıda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na ve Vergi Usul
Kanunu’na atıf yapılan hallerin düzenlendiği, İYUK 31. maddede,
duruşma sırasında tarafların mahkemenin sükûnunu ve inzibatını
bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemlerde HMK’nın ilgili hü-
kümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Duruşmanın uygulamasına
ilişkin, farklı bir kanunun hükümlerinin uygulanacağının düzenlendi-
ği başka bir hüküm bulunmamaktadır.
Bunun dışında, Anayasa’nın 141. maddesinde “Mahkemelerde du-
ruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı
yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli
kıldığı hallerde karar verilebilir” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere, idari yargıda duruşmaya ilişkin düzenleme-
ler, yetersiz ve yoruma açıktır. İdari yargıda istisnai bir safha olarak
düzenlenmiş olsa bile, duruşmaya ilişkin bu düzenlemelerin, yoruma
açık olmayacak şekilde, daha ayrıntılı olması gerektiği ortadadır.
III. İDARİ YARGIDAKİ DURUŞMAYA İLİŞKİN BAZI
ÖZELLİKLERİN ADİL YARGILANMA HAKKI AÇISINDAN
DEĞERLENDİRİLMESİ
A) Duruşmanın İstisnai Oluşu
İdari yargılamamızda yazılılık usulünün bir sonucu olarak, duruş-
manın zorunlu olduğu bir dava türü ve buna ilişkin düzenleme bu-
lunmamaktadır.
20
İdari yargıda duruşma yapılabilmesi için kanunda
öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir.
21
Bu nedenle idari yargıda
duruşma istisna niteliğinde bir uygulamadır. İdari yargıda görülen bir
davada duruşma mekanizmasına iki şekilde başvurulabilmektedir.
Birincisi, taraflardan birinin talebi ve mahkemenin bu talebi kabul et-
mesi hali, diğeri de mahkemenin re’sen duruşma yapılmasına karar
vermesi halidir. İYUK’un 17. maddesi gereğince, kanunda gösterilen
20
Turgut Candan, İdari Yargılama Usulü Kanunu, Adalet Yayınevi, Ankara 2009,s.
576.
21
A.Şeref Gözübüyük, Yönetsel Yargı, Turhan kitabevi, 36. Baskı, Ankara 2017,
s.351.
357TBB Dergisi 2019 (145) Memduh OCAK
parasal sınırın altında kalan tam yargı ve vergi davalarında ve tüm
davaların temyiz ve istinaf aşamasında, taraflar duruşma istese bile
takdir mahkemede olduğundan, mahkemece bu talep karşılanmaya-
bilecektir.
22
Uygulamada parasal sınırın altında kalan davalarda çoğu
zaman tarafların duruşma talepleri reddedilmekte, ayrıca verilen bu
ret kararı gerekçelendirilmemektedir.
23
Danıştay, talep halinde duruş-
ma yapılması zorunlu olan hallerde, duruşma yapılmamış olmasını
bozma nedeni olarak görse de, parasal sınırın altında kalan davalarda
talebin karşılanmamış olmasını bozma konusu yapmamaktadır.
24
Yukarıda da belirttiğimiz üzere İYUK’un 17. maddesinin 2. fıkra-
sına göre, temyiz ve istinaf aşamalarında da tarafların talebi duruşma
yapılması için yetmemekte, aynı zamanda mahkemenin aynı yönde
kararı da aranmaktadır. Yani duruşma bu aşamada nihai olarak mah-
kemenin takdirine bırakılmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
istinaf ve temyiz aşamasında 6. maddedeki açık yargılanma hakkını
esnek yorumlamakta ve özellikle ilk derece mahkemesinde duruşma
yapılmışsa, bu aşamalarda açık duruşma yapılmamasının kimi haller-
de hakkın ihlali anlamına gelmeyebileceğini değerlendirmektedir.
25
Anayasa Mahkemesi ise AİHM’nin değerlendirmesinin daha ötesine
giderek, ilk derece mahkemesindeki yargılamada duruşma yapıldık-
tan sonra, temyiz ve istinaf aşamalarında yapılan duruşma talepleri-
nin reddinin hiçbir şekilde adil yargılanma hakkının ihlaline yol açma-
yacağı yönünde hüküm kurmaktadır.
26
22
Danıştay 3. Daire, 09.12.1999 tarih, E.1999/1443, K .1999/4364., Danıştay 3. Daire,
31.05.2011 tarih, E.2010/2830, K. 2011/2621, https://www.corpus.com.tr, (Erişim:
15.10.2018).
23
Selçuk Hondu, “İdari Yargılama Usulünde “Duruşma” Yapılması ve Uygulama-
daki Durum” Danıştay Dergisi, Ankara 1995, S. 89,s.5-6.
24
Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, 09.05.1996 tarih, E.1996/222,
K.1996/261, https://www.corpus.com.tr, (Erişim: 15.10.2018).; Celal Karavelioğ-
lu, İdari Yargılama Usulü Kanunu, Karavelioğlu Hukuk Yayınevi, 6. Baskı, 2006,
s 1191-1192.
25
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 19.04.2007 tarih ve 63235/00 Başvuru nolu
Vilho Eskelinen ve diğerleri/Finlandiya kararı, https://hudoc.echr.coe.int, (Eri-
şim: 08.10.2018).
26
“Özellikle ilk derece mahkemeleri önünde duruşmalı yargılama yapılıp karar ve-
rildikten sonra kanun yolu incelemesinin dosya üzerinden yapılması hâlinde adil
yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemez.” Anayasa Mahkemesi, 09.09.2015
tarih, 2013/1943 Başvuru numaralı karar, http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr,
(Erişim: 16.10.2018).
358Ğdari YargÛda DuruİmanÛn Adil YargÛlanma HakkÛ AçÛsÛndan Ğncelenmesi
Anayasa Mahkemesi’nin 11.12.2014 tarih ve 2013/2370 başvuru
numaralı kararında “Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan
adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de Anayasa’nın 141.
maddesinde düzenlenen yargılamanın açık ve duruşmalı yapılması ilkesidir.
Yargılamanın açıklığı ilkesinin amacı adli mekanizmanın işleyişini kamu de-
netimine açarak yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak
ve yargılamada keyfiliği önlemektir. Bu yönüyle, hukuk devletini gerçekleş-
tirmenin en önemli araçlarından biridir. Özellikle ceza davalarında yargıla-
manın duruşmalı ve aleni yapılması silahların eşitliği ilkesinin ve savunma
haklarının güvencesini oluşturur.” denilmiş; ancak bazı istisnai hallerde
adil yargılama ilkelerine uyulmak şartıyla usul ekonomisi ve iş yü-
künün azaltılması gibi amaçlarla duruşma yapılmamasının anayasal
hakların ihlali anlamına gelmeyeceği hüküm altına alınmıştır. Kanı-
mızca, adil yargılanma açısından kararda belirtildiği üzere asıl kural,
yargılamanın duruşmalı bir şekilde yapılması olmalıdır. Duruşmasız
yargılama, istisnai hallerde söz konusu olmalıdır. Türk idari yargı sis-
teminde, bahsettiğimiz durumun tam tersi şekilde duruşmalı yargıla-
manın istisnai nitelikte oluşunu adil yargılanma hakkı açısından ye-
rinde bulmamaktayız. Avrupa’da mevcut idari yargı uygulamalarına
bakıldığında, Hollanda gibi idari yargıda duruşmanın asıl olduğu ül-
keler olduğu gibi, İspanya gibi bazı ülkelerde, ülkemizde olduğu gibi
idari yargıda duruşmanın istisnai hallerde başvurulan bir evre olduğu
görülmektedir.
27
B) Kararın Aleni Verilmemesi
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil Yargılanma Hakkı”
kenar başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında “Karar aleni olarak verilir”
şeklinde düzenlemeye yer verilmesine rağmen, Türk idari yargısında
kararların açık olarak verileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bu-
lunmamaktadır. Uygulamada bu durumdan kaynaklı, kararlar, du-
ruşma yapılan hallerde dahi tarafların yokluğunda verilmekte, kişilere
sonradan gerekçeli karar tebliğ edilmektedir. İYUK’un 19. maddesin-
de yer alan, duruşma yapılan davalarda, duruşma yapıldıktan sonra
en geç on beş gün içinde karar verileceği, ara kararı verilen hallerde,
bu kararın yerine getirilmesi üzerine, bu dosyaların öncelikle incele-
27
Akıncı, a.g.m., s.131-132.
359TBB Dergisi 2019 (145) Memduh OCAK
neceği şeklindeki düzenlemeden, böyle bir kısıtlamaya ve zorunlulu-
ğa gidilmediği anlaşılmaktadır. Kanuni düzenleme ve uygulamadaki
mevcut durum, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki “Karar aleni
olarak verilir” ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Kanımızca, davanın deva-
mını gerektirecek haklı bir neden olmadığı sürece, en azından duruş-
malı yapılan davalarda, kararın duruşma sonunda verilmesi yerinde
olacaktır. Duruşmalarda tutanak tutulmadığından, yani tarafların be-
yanları zapta geçmediğinden, mahkemenin tarafların haklılığına iliş-
kin edindikleri izlenim, karar aşamasının uzun sürmesi durumunda
-mevcut iş yoğunluğu da düşünüldüğünde- unutulup gidecektir. Bu
nedenle duruşmalı davalarda duruşma sonunda karar verilmesinin
ve verilen kararın açıklanmasının duruşmayı daha işlevsel hale ge-
tireceğini düşünmekteyiz. Nitekim İtalya, İspanya ve Almanya gibi
birçok Avrupa ülkesinde bu şekilde, yani duruşma yapılan hallerde,
duruşmanın yargılamanın sonunda yapıldığını ve mahkemece duruş-
ma sonunda karar verildiğini görmekteyiz.
28
Bu açıdan mahkemelerin,
dilekçe safhası tamamlandıktan, davaya ilişkin gerekli tüm bilgi ve
belgeleri temin ettikten, yani dosya tekâmül ettikten sonra duruşma
safhasına geçmeleri
29
ve duruşma sonunda verdikleri kararı açıklama-
ları adil yargılanma hakkı açısından yerinde olacaktır.
C) Duruşmanın İstenebileceği Safhaların Sınırlı Oluşu
Mevcut idari yargı sistemimizde taraflar yargılamanın her aşa-
masında duruşma talebinde bulunamamakta, yalnızca kanunda gös-
terilen safhalarda duruşma talebinde bulunulabilmektedirler. İdari
Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin 3. fıkrasında duruşma
talebinin dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabileceği dü-
zenlenmiştir.
30
Yani davacı, dava dilekçesi ile cevaba cevap dilekçele-
rinde, davalı ise cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde duruşma talep
edebileceklerdir.
31
Bu safhalar sonrası yapılan duruşma talepleri bu
hüküm uyarınca reddedilmektedir.
32
Duruşma talebine ilişkin olarak
28
Akıncı, a.g.m., s.130-134.
29
Turan Yıldırım, İdari Yargı, Beta Yayınevi, 2.Baskı, İstanbul 2010, s. 497.
30
İYUK 17/3.md. “Duruşma talebi, dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapı-
labilir”
31
A. Şeref Gözübüyük, Turgut Tan, İdare Hukuku, Turhan kitabevi, 4.Baskı, Anka-
ra 2010, C 2, s 1110.
32
Danıştay 3. Daire, 26.02.2010 tarih, E.2008/892, K.2010/563 . https://www.cor-
360Ğdari YargÛda DuruİmanÛn Adil YargÛlanma HakkÛ AçÛsÛndan Ğncelenmesi
getirilen bu sınırlama, doktrinde tartışılmaktadır. Kanunla getirilen
bu sınırlamanın yerinde olmadığını, yargılamanın her safhasında du-
ruşma istenebilmesi gerektiğini savunanlar olduğu gibi,
33
böyle bir sı-
nırlamanın, yargılamanın çabuk bir şekilde neticelenmesi ve hakkın
kötüye kullanmasının engellenmesi açısından gerekli olduğunu savu-
nanlar da bulunmaktadır.
34
Biz burada kişinin talep ve dilekçe verme
hakkının belirli sürelerle mutlak şekilde kısıtlanamayacağı ve bura-
daki sürenin düzenleyici nitelikte olduğu kanaatindeyiz. Bu nedenle
17. maddenin 3. fıkrasındaki bu hükmü kesin bir kural olarak görme-
mekte, kişilerin bu aşamalardan sonra da makul gerekçelerle duruşma
talebinde bulunabileceğini; fakat bu durumda talebin kabulünün ve
duruşma yapılmasının mutlaka mahkemenin takdirinde olacağını dü-
şünmekteyiz.
D) Duruşmanın Sayı Sınırlaması Var Mı?
Türk idari yargısında istisnai bir uygulama olarak düzenlenen
duruşmanın, sayısının sınırlandırıldığına ilişkin açık bir düzenleme
bulunmamaktadır.
35
İYUK’un 19. maddesinde yer alan “duruşma ya-
pıldıktan sonra 15 gün içinde karar verilir” ibaresinden sonra gelen
“Ara kararı verilen hallerde, bu kararın yerine getirilmesi üzerine, dos-
yalar öncelikle incelenir” ibaresi, uygulamada, duruşma sonrasında
hâkimin 15 gün içinde yargılamayı bitirme zorunluluğunun olmadığı,
bu süre içerisinde ara karar vererek yargılamaya devam edebileceği
şeklinde yorumlanmakta ve bu şekilde uygulanmaktadır.
36
Bu düzen-
lemelerden idari yargıda duruşma sayısına ilişkin açık bir sayı sınır-
lanması olmadığı, İYUK’ta belirtilen şartlar varsa talep üzerine veya
gerek görülürse re’sen yeni bir duruşma yapılmasına karar verilebi-
leceği sonucu çıkmaktadır.
37
Örneğin, taraflardan birinin, kendisinin
veya vekilinin mazeretleri dolayısıyla duruşmaya katılamayacağını
pus.com.tr, (Erişim: 16.10.2018).
33
Kazım Yenice, Yüksel Esin, İdari Yargılama Usulü, Arısan Matbaacılık,1. Baskı,
Ankara 1983,s 531.
34
Celal Işıklar, “İdari Yargıda Duruşma” Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, C.2,S.4,s
59.
35
Akıncı, a.g.m., s.140.
36
Gözübüyük, a.g.e., s.497.
37
Müslüm Akıncı, İdari Yargıda Adil Yargılanma Hakkı, Turhan Kitabevi, Anka-
ra2008, s. 240.
361TBB Dergisi 2019 (145) Memduh OCAK
beyan ederek yeni bir duruşma günü verilmesini talep etmeleri halin-
de, mahkemece mazeret geçerli görülüyorsa, bu talebin karşılanması
ve yeniden duruşma günü verilmesi yerinde olacaktır.
38
Duruşmada
tartışılmamış ve yargılamanın sonucuna etki edecek bir delilin du-
ruşmadan sonra dosyaya girmesi durumunda, şartları varsa bir kez
daha duruşma yapılabileceğini kabul etmek gerekir. Aksi bir durum
duruşmayı idari yargıda bir prosedürün icrasından öteye götürmeye-
cektir. Yine, duruşmanın yetkili ve görevli olmayan mahkemede ya-
pılması halinde, dosya yetkili ve görevli mahkemeye geldiğinde yeni-
den duruşma yapılması gerekmektedir. Buna ilişkin olarak Danıştay 8.
Daire’nin 29.4.1991 tarih ve E.1990/1045 K.1991/781 sayılı kararında
“2577 sayılı İdari yargılama Usulü Kanunu’nun değişik 17. maddesi uyarın-
ca, İdare Mahkemelerinde açılan iptal davalarında, taraflardan birinin isteği
üzerine duruşma yapılacağı kuralı yer almıştır. Taraflarca son sözlerin söy-
leneceği ve kanıtların sunulacağı duruşmanın yetkili ve görevli mahkemede
yapılması zorunlu olduğu halde, yetkisiz mahkemede yapılan duruşmanın
geçerli sayılarak, yeniden duruşma yapılmadan verilen idare mahkemesi ka-
rarında usul kurallarına uyarlık bulunmamaktadır.” denilmek suretiyle,
yetkili mahkemede yeniden duruşma yapılmamasını bozma nedeni
olarak değerlendirilmiştir.
39
E) Duruşmada Zabıt Kâtibinin ve Tutanak Tutma
Zorunluluğunun Olmayışı
İdari yargıda, yargılama esnasında duruşma yapılması halinde
zabıt tutulması gerektiğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiş-
tir. Bu nedenle duruşmalarda tutanak tutulmamakta ve zabıt kâtibi
bulunmamaktadır. Bununla birlikte “Bölge İdare Mahkemeleri, İdare
Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin İdari İşler İle Yazı İşleri Hiz-
metlerinin Yürütülmesi Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin” 69.
maddesinde “Tutanaklar, her dava dosyası için görüşmelere katılan başkan
ve üyeler ile tarafların ad ve soyadları, incelenen dosyanın numarası, dava ko-
nusu, verilen kararların sonucu ile çoğunlukta ve azınlıkta bulunanları gös-
terir şekilde düzenlenir. Bu tutanaklar görüşmelere katılanlar tarafından aynı
toplantıda imzalanır ve dosyasında saklanır. Duruşmalara ait tutanaklarda,
38
Hondu, a.g.m., s.13
39
Karavelioğlu, a.g.e., s. 1192.
362Ğdari YargÛda DuruİmanÛn Adil YargÛlanma HakkÛ AçÛsÛndan Ğncelenmesi
ayrıca, taraf ve vekillerinin iddia ve savunmaları ile duruşma safahatına ait
kısa bir özet yazılır. Tutanaklar kâğıdın bir tarafına yazılır ve her sayfa başına
sıra numarası konulur.” denilmek suretiyle, duruşmada tutulan tuta-
naklardan bahsedilmiştir; fakat bu düzenlemeden duruşma esnasında
tutanak tutulma mecburiyetinin olduğu sonucu çıkmamaktadır.
Oysaki kayda geçmeyen bir duruşma, adil yargılanma hakkı içe-
risinde yer alan “açık duruşma” olarak nitelendirilemez. Tutanak tu-
tulmayan duruşmada taraflar, duruşmadaki beyanlarını, taleplerini
ispat edecek hiçbir somut veriye sahip olmayacaklardır. Ayrıca kişi-
ler bu durumda, duruşma aşamasının nafileliğine kanaat getirecek
ve beyanlarının mahkemece önemli görülmediği hissiyatını duyacak-
lardır.
40
Bunun sonucunda duruşmaya katılan taraflar, manevi olarak
yargılamaya duydukları güvenlerini yitireceklerdir. Ayrıca duruşma
esnasında tarafların davanın akıbetini etkileyecek beyanda bulunma-
ları mümkündür (feragat, kabul vb.). Bu hususların mutlaka tutanak
altına alınması ve gerekiyorsa ilgili tarafların imzalarının alınması ge-
rekmektedir.
41
Bu nedenlerle duruşmada tutanak tutup tutmama keyfiyeti mah-
kemenin takdirine bırakılmamalı, duruşma yapılması halinde mutlaka
tutanak tutulmalıdır. Bunun sonucu olarak zabıt kâtibi bulundurul-
ması da zorunlu hale getirilmeli ve tutulacak tutanaklar kanunda gös-
terilecek usul ve şekle göre tutulmalıdır. Ayrıca duruşma zaptının bir
örneğinin duruşma sonunda taraflara verilmesi de yerinde olacaktır.
F) Duruşmada Tanık Dinleme Usulünün Olmayışı
İdari yargı mevzuatımızda tanık deliline ilişkin herhangi bir hü-
küm bulunmamaktadır. Kimi özel kanunlarda
42
idari yargıda bazı
40
Akıncı, İdari Yargıda Duruşma, s.141.
41
Hondu, a.g.m., s. 11.
42
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 378. maddesinde “Danıştay ve Ver-
gi Mahkemelerinde yapılacak duruşmalarda, iddia ve savunmanın gerekli kıldı-
ğı hallerde, mahkeme vergi davasına konu olan tarhiyatın dayanağı incelemeyi
yapmış bulunan inceleme elemanları ile mükellefin duruşmada hazır bulundur-
duğu mali müşaviri veya muhasebecisini de dinler.” şeklinde düzenlemeye yer
verilmiştir. Yine 659 sayılı “Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel
Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmün-
de Kararnamenin 6. maddesinin 4. fıkrasında “İdari davalarda; gerekli görülmesi
halinde, idarede görevli bir personel, uzmanlığından faydalanılmak üzere idare
363TBB Dergisi 2019 (145) Memduh OCAK
kişilerin dinlenebileceği öngörülmüşse de, öğretide bu kişilerin tanık
olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilmektedir.
43
Yargılama ma-
kamları idari yargı mevzuatında bu şekilde tanığa ilişkin düzenleme
olmamasını ve özellikle İYUK’un hangi hallerde Hukuk Muhake-
meleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağının gösterildiği 31. mad-
desinde tanık delilinin sayılmamış olmasını, nedense bu delile idari
yargıda dayanılamayacağı şeklinde yorumlamaktadırlar.
44
Hukuk
Muhakemeleri Kanunu’nun 187. vd maddelerinde delillere ilişkin ge-
niş bir düzenlemeye yer verilmişken,
45
İYUK’ta delillere ilişkin genel
bir düzenleme bulunmamaktadır.
46
İdari yargı mevzuatında böyle bir
düzenleme olmamasını re’sen araştırma ilkesi gereğince geniş yorum-
layarak, yargı yerlerine tanınan bir serbestlik olarak değerlendirmek
yerinde olacaktır.
47
İYUK’ta da HMK’daki gibi başvurulacak deliller
tek tek sayılmış olsaydı, sayılan deliller dışında kalan delillere başvu-
rulamayacağı şeklinde bir yorum anlaşılabilirdi; fakat böyle bir tasnif
yapılmamasına rağmen, davayı aydınlatmada önemli rol oynayacağı-
nı düşündüğümüz tanık deliline başvurulmamasını, adil yargılanma
hakkı açısından yerinde görmemekteyiz. Bu nedenlerle mevzuatta hü-
küm bulunmadığı gerekçesiyle tanık deliline idari yargıda yer verilme-
mesi gerektiği yönündeki uygulamadan yargı kararları ile dönülmesi
yerinde olacaktır.
48
Aksi bir durum, yargılamanın taraflarının, yargı-
vekili veya temsilcisi ile birlikte duruşmalara iştirak ettirilebilir.” şeklinde bir dü-
zenleme bulunmaktadır.
43
Gürsel, a.g.m., s. 7.; Gamze Gümüşkaya “Türk Vergi Yargılaması Hukuku’nda
Duruşma” İÜHFM, Aralık 2011, C. 66, S. 2,s. 39.
44
“…Anılan Yasa hükümleri ve yerleşmiş idari yargılama usulü ilkelerine göre;
yazılı yargılama yapmak zorunda olan idari yargı yerlerinin kendiliğinden ya-
pacakları her çeşit inceleme için, lüzum gördükleri ve taraflar veya ilgili yerler-
den isteyebilecekleri evrak ve bilgiler kapsamında, tanık veya şahit dinlenmesi ya
da ifade alınması şeklinde bir yöntem bulunmamaktadır. Ayrıca, Hukuk Usulü
Muhakemeleri Yasası’na atıfta bulunulan konular arasında da bu yönde bir kural
mevcut değildir…” Danıştay 8.Daire, 25.02.2004 tarih, E.2003/3369,K. 2004/917,
(https://www.corpus.com.tr) Erişim: 17.10.2018.
45
Baki Kuru; Ramazan Arslan; Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, Yetkin, 24. Bas-
kı, Ankara 2013 s.351 vd.
46
Ramazan Çağlayan, “İdari Yargılama Usulünde Tanık Delilinin Yeri” Selçuk Üni-
versitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Konya 2003, 11.3-4 (Cumhuriyetimize 80. Yıl Ar-
mağanı)
47
Kaplan, a.g.m. s.7.;Gözübüyük, a.g.e, s.468; Gürsel Kaplan, İdari Yargılama Huku-
ku, Ekin Yayınevi, Güncelleştirilmiş 2. Baskı, Bursa Ağustos 2017,s. 447-448.
48
Çağlayan, a.g.m., s. 206.; Kaplan, İdari Yargılama Hukuku, s. 448.; Melikşah Yasin,
İdari Yargılama Usulünde İspat, XII Levha yayınları, İstanbu Ağustos 2015, s. 42.
364Ğdari YargÛda DuruİmanÛn Adil YargÛlanma HakkÛ AçÛsÛndan Ğncelenmesi
lamayı aydınlatacak önemli bir delilden mahrum kalması sonucunu
doğurur ki, bu durum adil yargılanma hakkı ve hak arama özgürlüğü
ile bağdaşmayacaktır.
49
SONUÇ
Çoğu zaman idare tarafından menfaatleri veya hakları ihlal edi-
len kişilerin haklarını aradığı mercii olan idari yargı mahkemelerinde,
duruşma yapılmayan hallerde, idare tarafından mağdur edilen bu ki-
şilerin kendilerini ifade etmelerine, hâkimlerin de bu kişilerin beya-
nıyla karşılaşmalarına fırsat veren tek imkân, dava dilekçesi ile cevaba
cevap dilekçeleridir. Davanın eksiksiz biçimde aydınlatılabilmesi için,
davacı taraf bu dilekçelerde, dava konusu olayı eksiksiz özetlemek ve
hukuki zeminini de oluşturmak suretiyle, hâkimin kafasında soru işa-
reti bırakmayacak şekilde haklılığını anlatmak zorundadır. Şüphesiz
ki vekil ile temsil edilmeyen ve hukuk eğitimi görmemiş bir kişinin
yargılamanın etkin bir şekilde gerçekleşmesini sağlayacak bir dilekçe
yazması zor olacaktır. Hâkim tarafından dilekçeler yeterli görülmedi-
ği takdirde, re’sen duruşma verilmesi imkânı elbette ki vardır; fakat
mevcut iş yoğunluğu ve bu durumun yasal bir zorunluluk olmadığı
düşünüldüğünde, bu hususun gözden kaçması ve eksik veya hatalı
kanaatle hüküm kurulması ihtimali yüksektir. Bu nedenlerle, sadece
idari yargılama sisteminde değil, herhangi bir yargılama sisteminde
duruşma evresinin istisnai olmaması gerektiğini, tam tersi duruşmasız
yargılamanın istisnai olması gerektiğini düşünmekteyiz. Hondu’nun
da belirttiği gibi “İdari davalarda duruşma yapılması gerçeğe yaklaşma,
mahkeme ile taraflar arasında diyalog, tarafların davanın çözümüne katkı-
ları, mahkemede vicdani kanaat oluşması bakımından son derece faydalıdır.
Bu nedenle idari davalarda duruşma yapılması davanın çözümünü geciktiren
faydasız bir faaliyet değildir”.
50
Her dava için duruşmanın zorunlu olma-
sının beklenemeyeceğini düşünmekle birlikte, adil yargılanma hakkı
göz önünde bulundurulduğunda, tarafların duruşma isteme hakkının
engellenmemesi ve tarafların duruşma talep etmeleri halinde haklı bir
gerekçe olmadığı sürece bu talebin karşılanması yerinde olacaktır.
49
Kaplan, İdari Yargılama Hukuku, s 448.; Artuk Ardıçoğlu, “İdari Yargıda Tanık”,
Yaklaşım Dergisi, Ankara Kasım 2010,Y:18, S:215, s. 301.
50
Hondu, a.g.m., s. 16.
365TBB Dergisi 2019 (145) Memduh OCAK
Genel kanaatimiz, çalışmamızda bahsettiğimiz eksiklerin yeni bir
yasal düzenlemeyle çözülmesi gerektiği yönünde olmakla beraber,
bazı eksikliklerin mevzuat değişikliğinden önce aşağıda belirttiğimiz
şekilde, mahkemelerin takdiri, duruşmaya ilişkin usul kurallarının
daha yumuşak yorumlanması ve uygulama birliği ile kısa vadede çö-
zülebileceğini düşünmekteyiz.
* Türk idari yargısında yazılılık ilkesinin geçerli olmasının bir sonu-
cu olarak, duruşma yargılamanın doğal bir parçası olmadığından,
bu duruma vakıf olması beklenemeyen taraflara, yargılamanın ba-
şında bu hakka sahip oldukları ve bu hakkı ne şekilde kullanabile-
ceklerinin kendilerine yazılı olarak bildirilmesi yerinde olacaktır.
* Bugün için duruşmada tutanak tutulması önünde herhangi bir ya-
sal engel bulunmamaktadır. Bu nedenlerle her dosyada tutanak
tutulması, bu tutanak tutulurken de Bölge İdare Mahkemeleri,
İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin İdari İşler İle Yazı
İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesi Usul ve Esaslarına İlişkin Yönet-
meliğin” 69. maddesinde belirtilen usule uygun şekilde hareket
edilmesi ve tutanağın bir örneğinin de taraflara verilmesi şeklin-
deki sistemli bir uygulamaya geçilmesi sağlanmalıdır.
* Duruşmalarda tutanak tutulmadığından ve bunun sonucunda ta-
rafların beyanları kayıt altına alınmadığından, mahkemenin taraf-
ların haklılığına ilişkin edindikleri izlenim karar aşamasının uzun
sürmesi durumunda –mevcut iş yoğunluğu da düşünüldüğünde-
unutulup gidecektir. Bu nedenle duruşmalı yargılama yapılan da-
valarda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil Yargılanma
Hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Karar
aleni olarak verilir” hükmüne uygun olarak duruşma sonunda,
verilen kararın açıklanması şeklindeki uygulamanın yerleşmesi
yerinde olacaktır.
* Yukarıda izah ettiğimiz üzere, idari yargılamamızda tanık deliline
ilişkin özel bir düzenleme olmamakla birlikte, bu delile başvuru-
lamayacağı şeklinde yorumlanabilecek bir düzenleme de bulun-
mamaktadır. Bu nedenle özellikle idari yargı mercilerince bu de-
lile başvurulabileceğinin kabul edilmesi ve böylece yargılamanın
aydınlanmasına büyük fayda sağlayacağını düşündüğümüz bu
delilin idari yargıda kullanılmaya başlanması gerekmektedir.
366Ğdari YargÛda DuruİmanÛn Adil YargÛlanma HakkÛ AçÛsÛndan Ğncelenmesi
Şüphesiz ki yukarıda yerinde olacağını söylediğimiz uygulamalar,
gereğinden fazla iş yükü altında ezilen yargı makamlarınca, işlerinin
daha da artması ve zaman kaybı olarak değerlendirilecek ve bu neden-
le eleştirilecektir. Yargılamanın uzamadan bir an önce bitmesi tabi ki
ideal olanıdır; ama yargı makamlarının tek amacı bu olmamalıdır. Kal-
dı ki bugüne kadar yargılamanın uzamasına çözüm olması amacıyla
tarafların hak arama hürriyetine ilişkin getirilen kısıtlamalar, sorunun
asıl sebebi olmadıklarından yargılamanın hızlanmasına bir katkı sağ-
lamamıştır. Ayrıca tarafların kendilerini tam anlamıyla ifade edeme-
diklerini düşündükleri veya beyanlarına itibar edilmediği hissiyatını
duydukları yargılama, hızlı neticelense bile adil bir yargılanma olarak
değerlendirilemeyecektir. Bu nedenle özellikle yargı yerleri mevzuat
hükümlerini yorumlarken, sadece yargılamanın daha hızlı ve daha az
usul işlemiyle bitirilmesi amacıyla hareket etmemeli, ayrıca kişilerin
adil yargılanma hakkı ve hak arama özgürlüklerini de göz önünde bu-
lundurmalıdırlar.
Kaynakça
Akıncı Müslüm, İdari Yargıda Adil Yargılanma Hakkı, Turhan Kitabevi, Ankara
2008.
Akıncı Müslüm, “İdari Yargıda Duruşma” Terazi Hukuk Dergisi, Ankara Eylül
2010,S.49, s. 127-143.
Ardıçoğlu Artuk, “İdari Yargıda Tanık”, Yaklaşım Dergisi, Ankara Kasım 2010, Y.18,
S.215. s.297-303.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 6. madde Rehberi, Adil Yargılanma Hakkı(Medeni
Hukuk Yönü), www.echr.coe.int
Candan Turgut, “İdari Yargılama Usulü Kanunu”, Adalet Yayınevi, Ankara 2009.
Çağlayan Ramazan, İdari Yargılama Usulünde Tanık Delilinin Yeri, Selçuk Üniversi-
tesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Konya 2003,11.3-4 (Cumhuriyetimize 80. Yıl Armağa-
nı), s. 195-206.
Gözübüyük A. Şeref, Yönetsel Yargı, Turhan kitabevi, 36. Baskı, Ankara 2017.
Gözübüyük A. Şeref; Gölcüklü Feyyaz, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygula-
ması, Turhan Kitabevi, 11. Baskı, Ankara 2016.
Gözübüyük A. Şeref; Tan Turgut, İdare Hukuku Turhan Yayınevi, 4.Baskı, Ankara
2010.
Gümüşkaya Gamze “Türk Vergi Yargılaması Hukuku’nda Duruşma” İÜHFM, İstan-
bul Aralık 2011, C. 66, S. 2, ,s. 15-47.
Hirsch Ernst E., Pratik Hukukta Metod, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayın-
ları, 3.Baskı, Ankara 1978.
367TBB Dergisi 2019 (145) Memduh OCAK
Hondu Selçuk, “İdari Yargılama Usulünde “Duruşma” Yapılması ve Uygulamadaki
Durum” Danıştay Dergisi, Ankara 1995,S 89, s 2-16.
Işıklar Celal “İdari Yargıda Duruşma” Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, C.2,S.4,s45-100.
Kaplan Gürsel, “İdari Yargılama Hukukunda Sözlülük Usulü ve Tanık Dinlenebilme-
si Hakkında Kısa Bir Değerlendirme” İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Dergisi, İstanbul 2014, S.13.1, s 33-46.
Kaplan Gürsel, İdari Yargılama Hukuku, Ekin yayınevi, Güncelleştirilmiş 2. Baskı,
Bursa Ağustos 2017.
Karavelioğlu Celal, İdari Yargılama Usulü Kanunu, Karavelioğlu Hukuk Yayınevi, 6.
Baskı,2006.
Kuru Baki, Arslan Ramazan; Yılmaz Ejder, Medeni Usul Hukuku, Yetkin, 24. Baskı,
Ankara 2013.
Mill John Stuart, Hürriyet, MEB yayınları, Ankara 1988.
Mole Nuala; Harby Catharina, “Adil Yargılanma Hakkı, Avrupa İnsan Hakları
Sözlemesi’nin 6. maddesi’nin Uygulanmasına ilişkin Kılavuz” Türkiye Barolar
Birliği Yayınları, 1. Baskı, Ankara 2005.
Onar Sıddık Sami, İdare Hukukunun Umumi Esasları, İsmail Akgün Matbaası, 3.Bas-
kı, İstanbul 1966.
Yasin Melikşah, İdari Yargılama Usulünde İspat, XII Levha yayınları, İstanbul Ağus-
tos 2015.
Yenice Kazım, Esin Yüksel, İdari Yargılama Usulü, Arısan Matbaacılık,1. Baskı, An-
kara 1983.
Yıldırım Turan, İdari Yargı, Beta Yayınevi, 2.Baskı, İstanbul 2010.
https://www.corpus.com.tr
https://hudoc.echr.coe.int
http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr