•
-
Filiz BERBEROĞLU YENiPINAR
HAKİM
• • •
iHTiYATI
•
TEDBiR
> Genel Bilgiler (HMK md. 389 - 399)
> Yargıtay Kararları
> İstinaf Kararları
> Uygulama Örnekleri ve Dilekçeler
SEÇKİN I Hukuk
Ankara 2020
•
r
secK
•
ın
Akademik ve Mesleki Yayınlar
İhtiyati Tedbir
Filiz BERBEROĞLU YENİPINAR
SEÇKİN I Hukuk
No: 2346
ISBN 978-975-02-5888-6
BirinciBaskı: Ocak 2020
Sayfa Tasarımı:
Ömer Candan
Kapak Tasarımı:
Yiğit can Aydın
464 Sayfa, 16x23,5 cm.
ı. Yaklaşık İspat
2. Telafisi Güç Zarar
3. Teminat
4. İhtiyati Tedbir
s. İtiraz
6. İstinaf
© Seçkin Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş.
Bu kitabın her türlü yayın hakkı Seçkin Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş'ye aittir. Yayınevinin yazılı izni olmadan,
tanıtım amaçlı toplam bir sayfayı geçmeyecek alıntılar hariç olmak üzere, hiçbir şekilde kitabın tümü veya bir
kısmı herhangi bir ortamda yayımlanamaz ve çoğaltılamaz.
Satış ve Dağıtım:
Yayınevl Merkezi
Mustafa Kemal Mahallesi 2158. Sokak No:13 Çankaya/ANKARA
Tel: 0-312-435 30 30 Faks: 0-312-435 24 72 seckin@seckln.com.tr
lstanbul Çatlayan Adliyesi
Şubesi
O Blok 2. Bodrum Kat No: 5
Çağlayan
Tel: (212) 240 0015
Faks: (212) 240 0015
caglayan@sedcin.com.tr
lstanbul Kartal Adliyesi
Şubnl
C Blok Zemin Kat No: 29
Kartal
Tel: (216) 303 1123
Faks: (216) 303 11 23
kartalsube@seckin.com.tr
lstanbul Şlıll
Şubesi
Ablde-I Hürriyet Cad.
No:183/ A Şl�II
Tel: (212) 234 34 77
Faks: (212) 231 24 69
sisllsube@seckln.com.tr
Bölge Adllye Mahkemesi
Şubesi
C Blok Zemin Kat
No: 23 Kartal
Tel: (216) 303 20 00/5462
bamsube@seckln.com.tr
Ankara Sıhhiye
Şubesi
Strazburg Caddesi
No: 23/B Sıhhiye
Tel: (312) 230 52 62
Faks: (312) 230 52 62
ankarasube@seckln.com.tr
Web Sitesi: www.seckin.com.tr
Seçkin Yayıncılık Sertifika No: 12416
Baskı:
Meteksan Matbaacılık ve Teknik San.Tic.Aş.- Sertifika No: 46519
Beytepe Köyü No: 3, 06800 - Bilkent-Çankaya /ANKARA-Tel (312) 266 44 10
Sevgili Sefahattin Samet'e
tır.
Sunuş
Bu çalışmada, ihtiyati tedbir ilgili mevzuat örnek kararlarla araştırılmış-
hıtiyatı tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun
389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre,
mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edil-
mesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale gele-
ceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın do-
ğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati
tedbir karan verilebilir. İhtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas bir
hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır. HMK'nın 390/3.
maddesine göre, tedbir talep eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin di-
lekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve
davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle
ispat etmek zorundadır. Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, "yaklaşık ispat"
kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında hakim,
iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin
mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle, ihtiyati tedbire karar
verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural
olarak teminat alınır.
Geçici hukuki koruma kararlarından olan ihtiyati tedbir karan verirken
hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte ( davanın esasını çözer şekilde ) bir
karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafla-
rın çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve
zorunludur. Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan ha-
kime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati
tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve
hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını ver-
diğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Kanun'un
öngördüğü ölçüde ispat edilememişse veya yaklaşık da olsa ispatı yargıla-
mayı gerektiriyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir.
HMK'nın 389. maddesindeki şartların mevcut olması ve talep halinde ise
hakim, ihtiyati tedbire davanın her aşamasında karar verebilir
26/09/2004 tarih ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile
Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanuna
8 İhtiyati Tedbir
paralel olarak, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun temyiz ve karar düzelt-
meye ilişkin hükümlerinde değişiklik yaparak istinaf ve temyiz ile ilgili hü-
kümleri yeniden düzenleyen 18/03/2005 tarih ve 5311 Sayılı Kanun ile İcra
İflas Kanununa eklenen geçici 7. maddeye göre, 5311 Sayılı Kanun hüküm-
leri Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20/07/2016 tarihinden
sonra verilen kararlar hakkında uygulanır.
6100 sayılı HMK'nın 341/1 maddesinde, "Ilk derece mahkemelerinden
verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu
taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yo-
hına başvurulabilir." denmiştir.
HMK 391/3. maddesi gereğince, ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına
karşı ve HMK 394/5. maddesi gereğince ihtiyati tedbirin kabulü kararına
karşı yapılan itiraz üzerine verilen karar aleyhine, kanun yoluna müracaat
edilebilecektir.
Ör. Dosyada İstinaf incelemesi yapılabilmesi için; mahkemece ihtiyati
tedbirin kabulüne karar verilmiş ve aleyhine karar verilen itiraz etmiş ise;
mahkemece davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının değerlendirmesine esas
olmak üzere öncelikle; tarafların duruşmaya davet edilmesi, gelmeleri halinde
itiraz konusuna ilişkin beyanları alındıktan sonra değerlendirme yapılması,
duruşmaya katılmadıkları takdirde dosyada mevcut delillere göre karar ve-
rilmesi; sonrasında 6100 Sayılı HMK'nın 297. ve 391. maddesinde belirtilen
hususları içerir şekilde gerekçenin yazılarak taraflara tebliğinin sağlanması
gerekmektedir.
Çalışmaya alınan örneklerde kesin doğruluk iddiası bulunmamaktadır.
Bu eserin hazırlanmasında büyük özveride bulunarak yardımlarını esir-
gemeyen Sn. Alihan YENİPINAR'a en derin duygularımla teşekkürü bir borç
bilirim.
Eserin basımını üstlenen Seçkin Yayınevi çalışanlarına ve emeği geçen-
lere çok teşekkür ederim.
12.12.2019
Hakim
Filiz BERBEROĞLU YENİPINAR
İçindekiler
Sunuş ............................................................................................................................................... 7
Kısaltmalar ................................................................................................................................... 13
BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL BİLGİLER
1. İHTİYATİ TEDBİR ....................................................................................................................... 15
A. Genel Açıklamalar .................................................................................................................. 15
1. ihtiyati Tedbir Kararı Yazılması ............................................................................................ 16
2. Yargılama Giderleri Kapsamı ............................................................................................... 18
3. istinaf - Yargılama Gideri ...................................................................................................... 22
B. ihtiyati Tedbirin Amacı ........................................................................................................... 24
C. Yaklaşık Olarak İspat - Teminat ............................................................................................... 24
D. 6100 sy. HMK ile Getirilen Düzenlemede, İhtiyati Tedbir Uyuşmazlık Konusu Olan
Menkul Veya Gayrimenkul için Konulur ............................................................................... 25
E. Uyuşmazlık Konusu Hakkında Verilmesi ................................................................................ 25
il. YASAYOLU TANIMLARI .............................................................................................. 27
A. istinaf ve Temyize İlişkin Yasal Düzenlemeleri....................................................................... 27
B. İhtiyati Haciz Talebinin Reddine İlişkin Karara Karşı Başvurulacak Kanun Yolu ................. 38
C. İhtiyati Tedbirle İlgili ilk Derece Örnek Mahkeme Kararları .............................................. 45
D. Dava Türlerine Göre İstinaf Kararları Özetleri ..................................................................... 56
E. Süreler, Kanunda Belirtilir Veya Hakim Tarafından Tespit Edilir ......................................... 64
F. Tebligatla ilgili Özet Bilgiler .................................................................................................... 65
1. 7201 sayılı Tebligat Kanunun 10. Maddesi "Tebligat, Tebliğ Yapılacak Şahsa, Bilinen
En Son Adresinde Yapılır ...................................................................................................... 65
2. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun "Tebliğ imkansızlığı ve Tebellüğden imtina" Başlıklı
21/1. Maddesi ....................................................................................................................... 66
3. Madde Metni, iki Hali Birlikte Düzenlemiştir. Bunlardan ilki "Adreste Bulunmama",
Diğeri ise "Tebellüğden lmtina"dır ........................................................................................ 66
İKİNCİ BÖLÜM
İÇTİHATLI MEVZUAT İNCELEMESİ
1. 6100 SY. HUKUK MUHAKEMELERi KANUNU {389 - 399 MD.) ...................................... 69
ihtiyati Tedbir 10
A. İhtiyati Tedbirin Şartları .............................................................................................. 69
B. Örnek Yargıtay Kararları .............................................................................................. 69
il. İhtiyati Tedbir Talebi ................................................................................................... 88
A. ihtiyati Tedbir Talebi - Yasal Mevzuat ......................................................................... 88
B. Örnek Yargıtay Kararları ............................................................................................. 88
111. ihtiyati Tedbir Kararı ................................................................................................ 103
A. ihtiyati Tedbir Kararı -Yasal Mevzuat ...................................................................... 103
B. Örnek Yargıtay Kararları ........................................................................................... 104
iV. İhtiyati Tedbirde Teminat Gösterilmesi ....................................................................116
A. İhtiyati Tedbirde Teminat Gösterilmesi - Yasal Mevzuat ........................................... 116
B. Örnek Yargıtay Kararları .......................................................................................... 117
V. İhtiyati Tedbir Kararının Uygulanması ...................................................................... 129
A. İhtiyati Tedbir Kararının Uygulanması - Yasal Mevzuat .............................................. 129
B. Örnek Yargıtay Kararları ........................................................................................... 129
VI. İhtiyati Tedbir Kararına Karşı İtiraz ........................................................................... 152
A. İhtiyati Tedbir Kararına Karşı İtiraz - Yasal Mevzuat ................................................. 152
B. Örnek Yargıtay Kararları ......................................................................................... 153
VII. Teminat Karşılığı Tedbirin Değiştirilmesi Veya Kaldırılması. ....................................166
A. Teminat Karşılığı Tedbirin Değiştirilmesi Veya Kaldırılması -Yasal Mevzuat .............. 166
B. Örnek Yargıtay Kararları ......................................................................................... 167
VIII. Durum ve Koşulların Değişmesi Sebebiyle Tedbirin Değiştirilmesi Veya - Yasal
Mevzuat Kaldırılması .............................................................................................174
A. Durum ve Koşulların Değişmesi Sebebiyle Tedbirin Değiştirilmesi Veya - Yasal
Mevzuat Kaldırılması - Yasal Mevzuat .................................................................... 174
B. Örnek Yargıtay Kararları ........................................................................................ 175
IX. İhtiyati Tedbiri Tamamlayan İşlemler ....................................................................... 184
A. ihtiyati Tedbiri Tamamlayan İşlemler - Yasal Mevzuat .............................................. 184
8. Örnek Yargıtay Kararları ......................................................................................... 184
X. Tedbire Muhalefetin Cezası ...................................................................................... 192
A. Tedbire Muhalefetin Cezası - Yasal Mevzuat ............................................................. 192
8. Örnek Yargıtay Kararları ........................................................................................... 193
XI. Tazminat .................................................................................................................... 198
A. Tazminat - Yasal Mevzuat ........................................................................................ 198
İçindekiler 11
B. Örnek Yargıtay Kararları .................................................................................................... 199
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
İHTİYATİ TEDBİRLE İLGİLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARLARI
1. İHTİYATİ TEDBİRİN KABULÜNE DAİR İSTİNAF KARARLAR! .......................................... 209
il. İHTİYATİ TEDBİRİN REDDİNE DAİR İSTİNAF KARARLARl. ............................................ 300
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
ÖRNEK DİLEKÇELER
TASARRUFUN İPTALİ DAVAS! - İHTİYATİ TEDBİR .......................................................... 389
MENFİ TESBİT - İHTİYATİ TEDBİR ................................................................................... 392
YÜRÜTMENİN DURDURULMASI - İDARİ YARGl. ........................................................... 395
TRAFİK KAZASI NEDENİYLE ALACAK DAVAS! - İHTİYATİ TEDBİR .................................... 397
CİSMANİ ZARAR NEDENİYLE MADDİ-MANEVİ TAZMİNAT DAVAS! - İHTİYATİ
TEDBİR .................................................................................................................... 399
BOŞANMA DAVAS! - İHTİYATİ TEDBİR ......................................................................... 401
İİK 281/2 VE HMK 389. MADDE İHTİYATİ HACİZ VE İHTİYATİ TEDBİR KARAR!
VERİLMESİ TALEBİ ................................................................................................... 403
TASARRUFUN İPTALİ - DAVANIN ALACAK DAVASINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ - İHTİYATİ
TEDBİR TALEBİ ......................................................................................................... 405
MENFİ TESBİT-KÖTÜNİYET TAZMİNAT! TALEBİ - İHTİYATİ TEDBİR ............................. 407
ŞUFA HAKKiNi KULLANMASI - İHTİYATI TEDBIR ............................................................. 409
DAVACININ KESİLEN MAAŞININ YENiDEN BAĞLANMASI - İHTiYATi TEDBİR ................ 410
APARTMAN ELEKTRiĞiNiN KESiLMEMESi- İHTİYATI TEDBIR ...................................... 411
DAVALININ TAŞINMAZLARI ÜZERİNE "DAVALI" ŞERHi KONULMASI TALEBİ ................. 412
İCRA TAKİBİNE VAKİ İTİRAZIN İPTALİ - İHTİYATI TEDBiR .............................................. 413
İHTiYATİ TEDBİRTALEBİNİN REDDiNE iTiRAZ- DAVA SONUNA KADAR
ELEKTRİKLERİN AÇILMASI HUSUSUNDA TEDBiR KARARI VERiLMESi TALEBi ............ 415
Kısaltmalar
Av.K Avukatlık Kanunu
BK Borçlar Kanunu
BAı'1 Bölge Adliye Mahkemesi
Bkz Bakınız
C. Cilt
CD. Ceza Dairesi
CMK Ceza Muhakemesi Kanunu
CMUK. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu
D. İş Değişik İş
E. Esas
HD. Hukuk Dairesi
HGK. Hukuk Genel Kurulu
HMK. Hukuk Muhakemeleri Kanunu
HUMK. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu
İBK. . İçtihatları Birleştirme Kararı
İİD. İcra ve İflas Dairesi
iiK İcra ve İflas Kanunu
İTM. İcra Tetkik Merci
ih. Tedbir İhtiyati Tedbir
K. Karar
KK.
m.
MK.
.. Kadastro Kanunu
. Madde
... Medeni Kanun
RG. .. Resmi Gazete
14 İhtiyati Tedbir
s.
Sayfa
s Sayı
T. Tarih
TBK. Türk Borçlar Kanunu
TCK. Türk Ceza Kanunu
TL. Türk Lirası
TMK Türk Medeni Kanunu
Vd. Ve devam1
V. Vekili
Vs. Ve saire
Y. Yargıtay
YD. Yargıtay Dairesi
TL Türk Lirası
BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL BİLGİLER
1. İHTİYATİ TEDBİR
A. Genel Açıklamalar
İhtiyati tedbir 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 389-399.
maddeleri arasında "Geçici Hukuki Korumalar" ana başlığı altında düzen-
lenmiştir. Geçici hukuki korumalardan olan ihtiyati tedbire karar verilebil-
mesi için ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve ihtiyati tedbirin bir
sebebinin mevcut olması gerekir.
İhtiyati tedbir taleplerinin reddiyle bu taleplerin kabulü halinde ıtıraz
üzerine verilecek kararlar niteliği itibariyle nihai karar olmayıp ara kararlar-
dır. HMK'mn 341. maddesinde ihtiyati tedbir talebinin reddi ve bu talebin
kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvu-
rulabileceği öngörülmekte olduğundan dava konusu talebin istinaf yoluyla
incelenmesi müınkündür
1
.
6100 sayılı HMK'nın 389/1. maddesi, mevcut durumda meydana gelebile-
cek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağın-
dan ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir
sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde,
uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir karan verilebileceğini öngörmüştür.
HUMK'un anılan 427 ila 454. maddeler!, temyiz incelemesinin usulü ve temyize tabi kararların
kapsamını belirlemektedir ve bu kapsam içerisinde, ihtiyati tedbire ilişkin kararlar yoktur. Başka
bir ifadeyle, yollama yapılan HUMK'da ihtiyati tedbir kararlarına yönelik temyiz yolu öngörülme-
miştir. Ayrıca geçici 3. maddenin (3) numaralı fıkrasında yer alan "Bu Kanunda bölge adliye
mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086
sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır" hükmü gereğince ihtiyati tedbir
kararına karşı kanun yolunu temyiz yolu olarak kabul etmekte her iki kanun yolunun mahiyetleri ve
yaptıkları denetimin farklılığı nedeniyle mümkün değildir. istinaf kanun yolunda, "yerindelik" ve
"hukukilik" denetimi yapılırken; temyiz kanun yolunda ise sadece "hukukllik" denetimi yapılmak-
tadır. istinafta yeniden inceleme yapıldığından, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden
bir karar verilebilir; temyizde ise, hukuki denetim yapıldığından yeni bir karar verilmeyip, alt de-
rece mahkemesinin kararı bozulur veya onanır. Bu bakımdan ihtiyati tedbir talebinin reddine dair
ara kararına yapılan kanun yolu incelemesinde istinaf mahkemesi, başvuruyu yerinde görürse,
sadece kanun yolu başvurusunun kabulüne karar vermeyecek, işin esası olan ihtiyati tedbir ka-
rarının kabulüne de karar verecektir. Oysa temyiz yolunda, başvuru yerinde ise yalnızca kararın
bozulmasına karar verilebilecektir.
ihtiyati Tedbir 16
o
Bilgi Notu
KONKORDATO
İİK'nın 7101 Sayılı Yasa ile değişik "Geçici mühlet" başlıklı 287. maddesinin
birinci fıkrası, "Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286. maddede belirtilen
belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhal geçici
mühlet kararı verir ve 297. maddenin ikinci fıkrasındaki haller de dahil olmak
üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün ted-
birleri alır" hükmünü, 6. fıkrası ise "Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici
komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin
kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz" hükmünü içermektedir.
Konkordato sürecinde verilen kararlarla ilgili kanun yolları da, aynı Kanu-
nun 293 ve 308/a maddelerinde düzenlenmiştir.
İhtiyati tedbir müessesesini genel olarak düzenleyen HMK düzenlemeleri ve
İİK'da düzenlenmiş olan konkordato kurumunun özelliği göz önüne alınarak
özel olarak düzenlenmiş ihtiyati tedbir hükümleri dikkate alındığında kanun
koyucunun amacı birlikte değerlendirilerek, konkordato istemlerinin süratle
sonuçlandırılması gereği nazara alındığında, ilk derece mahkemesince verilen
geçici mühletin ilanından sonra konulması istenen ihtiyati tedbirlere yönelik
istemlerin kabulü ya da reddine ilişkin kararlara karşı istinaf kanun yoluna
başvurulması yasal olarak mümkün bulunmamaktadır. Zira bu husus sarih bir
biçimde İİK'nın 287. maddenin 6. fıkrasında dile getirilmiştir.
1. İhtiyati Tedbir Kararı Yazılması
İnfazda tereddüt oluşturacak şekilde karışık, soyut, genel ifadelerle ve-
rilemez.
Geçici hukuki koruma niteliğinde bulunan ihtiyati tedbir kararının nasıl
yazılacağı HMJCnın 391. maddesinde düzenlenmiştir.
Söz konusu maddeye göre ihtiyati tedbir kararında;
a) İhtiyati tedbir talep edenin, varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin ve
karşı tarafın adı, soyadı ve yerleşim yeri ile talep edenin Türkiye Cumhuriyeti
kimlik numarası,
b) Tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı,
c) Tereddüde yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire
karar verildiği,
ç) Talepte bulunanın, ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği ya-
zılmalıd11:
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhake-
meleri Kanununun 297. maddesinde belirtilmiştir.
1. Bölüm: Genel Bilgiler 17
6100 sayılı HMK'nın "Hükmün Kapsamı" başlıklı 297. maddesi;
"(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki
hususları kapsar:
a) Hükmü veren mahkeme ile hakim veya hakimlerin ve zabıt katibinin
ad ve soyadları ile sicil numaralan, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa
hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti
kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile
adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşama-
dıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin
tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıka-
rılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın
harcanmayan kısmının iadesi, varsa kamın yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hakim veya hakimlerin ve zabıt katibinin
imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edil-
meksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen
borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt
uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir."
şeklinde düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 294. maddesinin 3 fıkrasında ise "Hükmün teflıimi
her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması sure-
tiyle olur" hükmüne yer verilmiştir.
2
Y. HGK. ESAS NO: 2017/12-2454 KARAR NO: 2019/839
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından şikayet-
çi-üçüncü kişinin alacaklıya halef olması yönündeki talebinin icra Dairesince reddine ilişkin ka-
rarın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce
mahkemece verilen ilk kararda "...1-ŞIKAYETIN KABULÜNE; .... icra Müdürlüğünün 2013/...
Esas sayılı dosyasında verdiği 14/04/2015 tarihli kararın iptaline,... " karar verilmesine karşın,
bozma sonrası direnme kararında• ... Davanın KABULÜYLE; Yargıtay 12. HD'sinin 30.11.2015
İhtiyati Tedbir
18
2. Yargılama Giderleri Kapsamı
Bir davanın açılmasından sonuçlanmasına kadar (bir dava sebebiyle)
ödenen paraların tümüne yargılama giderleri denir (Kuru, B./Arslan,
R./Yılmaz, E.:Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2011, s.729).
Diğer bir anlatımla yargılama giderleri, genel olarak bir yargısal koruma
faaliyetinin yüıütülebilınesi için ödenmesi gereken ve bu sebeple ortaya çıkan
giderlerdir (Pekcanıtez, H.:Medeni Usul Hukuku, Cilt ill,15. Baskı, İstanbul,
2017, s.2385).
Yargılama giderlerinin kapsamı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Ka-
nunu'nun (HMK) 323'üncü (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Ka-
nunu m.423) maddesinde açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinin
kapsamı" başlıklı 323'üncü maddesi;
"( 1) Yargılama giderleri şunlardır:
a) Celse, karar ve ilam harçları.
gün ve 2015/27399-29805 E-K sayılı ilamına karşı önceki kararımızda DiRENiLMESiNE..." şek-
linde karar verilmesi ve müdürlük kararının iptali yönünde hüküm tesis edilmemesi nedeniyle
direnme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı hususu ön sorun olarak ele alınıp ince-
lenmiştir.
Somut olaya gelince; mahkemece direnmeye ilişkin kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm
bölümünde yukarıda açıklanan mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmamış, sadece
"...Davanın KABULÜYLE; Yargıtay 12. HD'sinin 30.11.2015 gün ve 2015/27399-29805 E-K sayılı
ilamına karşı önceki kararımızda DiRENiLMESiNE ..." denilmekle yetinilmiş, şikayete konu mü-
dürlük kararının iptali yönünde hüküm tesis edilmeyerek açık, infazda şüphe ve tereddüt uyan-
dırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar kurulmamıştır.
Bu durumda yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir
hüküm bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incele-
nebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü de bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Yerel mahkeme kararı, bozma kararı ile birlikte ortadan kalkıp hukuki geçerliliğini yitirmekte olup,
bozulan karar sonraki kararın eki niteliğinde olmadığından mahkemece yapılacak iş; dosya
kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belir-
tildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz
kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmasıdır.
Bu itibarla yerel mahkemece usulüne uygun direnme hükmü kurulması için işin esasına yönelik
temyiz itirazları incelenmeksizin kararın usulden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Borçlular vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda göste-
rilen gerekçelerle usulden BOZULMASINA, bozma nedenine göre işin esasına ilişkin temyiz iti-
razlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri
verilmesine 2004 sayılı icra ve iflas Kanunu'na 5311 sayılı Kanunun 29. maddesi ile eklenen
"Geçici Madde 7" atfıyla uygulanmakta olan aynı Kanun'un 366/111. maddesi uyarınca kararın
tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 02.07.2019 tarihinde
oy birliği ile karar verildi.
1. Bölüm: Genel Bilgiler 19
b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri.
c) Dosya ve sair evrak giderleri.
ç) Geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve ve-
kaletnaıne düzenlenmesine ilişkin giderler.
d) Keşif giderleri.
e) Tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler.
f) Resmi dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair
giderler.
g) Vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları
günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hakimin tak-
dir edeceği miktar; vekili bulunduğu halde mahkemece bizzat dinlenmek,
isticvap olunmak veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek
gündelik, yol ve konaklama giderleri.
ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet
ücreti.
h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler.düzenlemesine yer vermiş-
tir.
HMK'nın bu maddesi ile yargılama giderleri tek tek sayılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın "Yargılama giderlerinden sorumluluk" başlıklı
326'ncı maddesi ise;
"(l) Kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hü-
küm verilen taraftan alınmasına karar verilir.
(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargı-
lama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.
(3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama gi-
derlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tu-
tulmalarına da karar verebilir" hükmünü içermektedir. Belirtilen düzenleme
uyarınca, yargılama giderleri kural olarak, davada haksız çıkan yani aleyhine
hüküm verilen tarafa yükletilir (HMK m.326, HUMK m.417).
Davada haksız çıkan tarafa yükletilecek olan yargılama giderleri, hem
davayı kazanan tarafın daha önce avans olarak ödediği (m.114,1/g; 120;
İhtiyati Tedbir
20
324.1) hem de Devlet Hazinesince peşin olarak ödenen giderlerdir. Bundan
başk� davayı kazanan taraf davasını bir vekil vasıtasıyla takip etmiş ise,
haksız çıkan (davayı kaybeden) taraf yargılama gideri olarak vekalet ücretine
de mahkfun edilir.
Davada her ilci taraf da kısmen haklı (dolayısıyla kısmen haksız) çıkarsa,
mahkeme, yargılama harç ve giderlerini, haklı çıkma nispetine (oranına) göre
taraflar arasında paylaştırır (m.326,2) (Kuru/Arslan/Yılmaz, s.733).
29.05.1957 tarihli ve 1957/4 E., 1957/16 K. sayılı İçtihadı Birleştirme
Kararında da açıklandığ1 üzere, yargılama giderleri hakkında karar verilmesi
için tarafların dilekçe veya savunmalarında yargılama giderlerinin karşı tarafa
yükletilmesini talep etmelerine gerek yoktur. Mahkeme, istem olmasa bile
yargılama giderlerine, her iki taraf için olmak üzere, kendiliğinden (resen)
hükmetmeli ve hangi tarafın yargılama giderlerini ödemekle yükümlü olaca-
ğını kararında açıkça göstermelidir.
Vekalet ücreti de bir yargılama gideridir (HUMK m. 423/6, IDv1K m.
323/ğ).
Vekalet ücreti, davada haklı çıkan tarafın davasını vekille takip etmesi
durumunda, diğer yargılama giderleri dışında, lehine hükmedilen bir tutardır.
Bu ücret, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanır ve yargılama
giderleri kapsamındadır (Görgün, Ş., L./Bönü, L./Toraman, B./Kodakoğlu,
M.:Medeni Usul Hukuku, 7. Baskı, Ankara, 2018, s.640).
Davada haklı çıkan tarafın peşin olarak ödediği diğer yargılama giderleri
(m.324) gibi, vekalet ücretinin de haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan
tarafa verilmesi asıl olmakla birlikte, yargılama harç ve giderlerinin davada
haksız çıkan tarafa yükletilmesine ilişkin bu ana kuralın bazı istisnaları bu-
lunmaktadır.
Davanın açılmasına kendi hal ve davranışıyla sebep olmayan ve yargı-
lamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul eden davalı
yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilemeyeceği gibi, davanın gereksiz
yere uzamasına veya gereksiz yere gider yapılmasına sebep olan taraf, davada
haklı çıkıp lehine karar verilse dahi karar ve ilam harcı dışında kalan yargı-
lama giderlerinin tamamını ya da bir kısmını ödemeye nıa1ıkfun edilir.
6100 sayılı HMK'nın 101, 182, 213, 253 ve 269'uncu maddelerinde de
davada haksız çıkılmış olup olmadığına bakılmaksızın yargılama giderlerinin
taraflardan birisine yükletildiği özel durumlar yer almaktadır.
1. Bölüm: Genel Bilgiler 21
Yargılama giderlerinden sorumluluğun temeli, dava açmakta veya sa-
vunma yapmakta kusurlu olmak değil, dava sonunda haksız çıkn1aktır
(Görgün/Bönü/Toraman/Kodakoğlu, s.633).
Davalının, dava açılmasına sebebiyet vermediği hallerde davayı kay-
betmesi halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulması mümkün değildir
(Görgün/Bönü/Toraman/Kodakoğlu, s.634)3.
3
.. Davalının, dava açılmasına sebep olmadığı bu hallerden birisi kamulaştırma bedelinin tespiti ve
taşınmazın idare adına tescili ya da terkini davasıdır.
Kamulaştırma; devlet veya kamu tüzel kişlerince kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılığı
peşin ödenmek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamı veya bir kısmına el
konulması veya üzerinde irtifak hakkı tesis edilmesi işlemi olarak tanımlanabilir. Kamulaştırma
işlemi mal sahibinin rızasıyla veya mal sahibinin rızası olmadığı koşullarda mahkeme kararı ile
yapılır.
Kamulaştırmanın amacı ve kapsamı 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 1'inci maddesinde
belirtilmiş, bir taşınmazın kamulaştırılabllmesi için gerçek ve özel hukuk tüzel kişisinin mülkiye-
tinde bulunması gerektiğine vurgu yapılmıştır.
idarenin tapuya kayıtlı olan bir taşınmazı kamu yararı kapsamında kamulaştırabilmesl için önce-
likle Kamulaştırma Kanunu'nun 8'inci maddesi uyarınca satın alma usulünü denemesi, anlaşma
ile satın alma usulünün gerçekleştirilememesi halinde ise aynı Kanunun 10'uncu maddesinde
belirtildiği gibi taşınmaz sahibini hasım göstermek suretiyle kamulaştırılan taşınmaz malın bede-
linin tespiti ile bu bedelin ödenmesi karşılığında taşınmazın davalı üzerindeki tapusunun iptali ve
idare adına tescili veya terkini davası açmak durumundadır.
Kamulaştırma bedelinin tespiti davası adından da anlaşılacağı üzere nitelik itibariyle tespit da-
vasıdır. Ortada bir çekişme konusu bulunmadığından haklı ya da haksız çıkan bir taraftan söz
etme imkanı da bulunmamaktadır.
Diğer bir anlatımla, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında davalı sıfatı Kanundan
kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla bu tür davalar niteliği itibariyle davalının kusurunun bulunmadığı,
yani davalının, davanın açılmasına neden olacak bir eyleminden ve işleminden söz etmenin
mümkün olmadığı davalardır.
Davalının kusurunun bulunmadığı bu davada tescile karar verilmesi yanında bedelin tespiti yö-
nünde de hüküm kurulduğundan, kamulaştırma işlemini yapan idare lehine vekalet ücretinin
ödenip ödenmeyeceği konusunun da açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Uygulamada kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davalarında her iki tarafın vekil ile temsil
edildiği durumlarda taraf vekillerinin emek ve sermaye harcadığı düşünülerek taraflar lehine
maktu vekalet ücreti verilmesi gerektiği yönünde kararlar bulunmakla birlikte, davanın açılmasına
davalı tarafın neden olmadığı dolayısıyla haksız çıkma durumunun bulunmadığı bu tor davalarda
davalı aleyhine ve davacı idare lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığına
vurgu yapan kararlar da yer almaktadır. Ancak bu konuda açık ve net bir düzenleme bulunma-
maktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (KK) "Giderlerin ödenmesi" başlıklı 29'uncu maddesi;
"10'uncu madde uyarınca mahkeme heyetinin harcırahları, 15'lnci madde uyarınca mahkemece
oluşturulan bilirkişilerin ve keşifte dinlenilen muhtarın mahkemece takdir edilecek ücretleri ile,
tapu harçları ve bu Kanunun gerektirdiği diğer giderler kamulaştırmayı yapan idarece ödenir."
düzenlemesine yer verilmiştir.
Kanunun bu maddesinden de anlaşılacağı üzere; kamulaştırmayı yapan idare 2942 sayılı Ka-
mulaştırma Kanunu'nun 29'uncu maddesinde sayılan giderleri bizzat öder. Kanunda bahsi geçen
"bu Kanunun gerektirdiği diğer giderler" ifadesi ise genel olarak yargılama ile ilgili yapılması ge-
reken tüm giderleri içine alır. Buna göre, vekAlet ücreti de bu anlamda ödenmesi gereken yargı-
lama gideri niteliğindedir ve yargılama giderlerinden davacı idare sorumludur.
ihtiyati Tedbir
22
Ör. Vekalet ücreti - istinaf
İhtiyati tedbirle ilgili İstinaf incelemesi sonucunda; ' ... Dairemizce celse
açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet
ücreti taktirine yer olmadığına, .. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açıl-
madığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ...' karar verilmektedir.
3. İstinaf - Yargılama Gideri
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf incelemesi yapılabilmesi
için, istinaf kanun yolu harç ve giderlerinin istinaf yoluna başvuran tarafından
mutlaka tam olarak yatırılması gerekir.
Dolayısıyla Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince yargı harçları, keşif, bilir1
76 İhtiyati Tedbir
binin HMK 389 vd. maddeleri uyarınca yasal şartları bulunmadığından .�eddine,
ihtiyati haciz talebinin ise, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden lIK 257.
maddesi uyarınca yasal şartlan bulunmadığından reddine karar verilmiş, bu karar
davacı vekfönce temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamına göre, resmi görevlilerce düzenlenen kaza tespit tutanağında,
davalı sürilcü ... 'ın, "şerit izleme ve değiştirme kurallarına riayet etmemek" ve
"alkollü araç kullanmak" kurallarını ihlal ettiği, belirtilmiş, karşı araç sürücüsü 'a
kusur verilmemiştir.
Sürücü .... Genel Adli Muayene Raporuna göre 2,76 promil alkollü olduğu
tespit edilmiştir... .
Trafik Tescil Müdürlüğünün yazı cevabında ....n, olay tarihi olan 27/04/2014
tarihi itibari ile ehliyetinin olmadığı belirtilmiştir.
Haksız fiilde olay tarihinde alacak muaccel hale gelir.
İİK'nın 257. maddesi uyarınca, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir
para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya 3.şahısta olan taşınır ve taşınmaz
mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Aynı Kanun'un
258/1 maddesine göre ihtiyati haczi karan verilebilmesi için mahkemenin alacağın
varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına
kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre
kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir.
Davacı tarafından, dava dışı sürücünün kusurlu hareketi ile kazaya sebebiyet ver-
mesinden dolayı davacı sigorta şirketi tarafından karşı sürücünün aracında meydana
gelen zarar bedeli ...Sigorta A.Ş'ye ödenmiş, davacı şirkete sigortalı araç sürücüsünün
kusurundan dolayı poliçenin akidi olan davalıdan rücuen tahsili talep edilmiştir.
Yukarıda belirtilen belgeler nazara alındığında sürücünün kusurlu olması ha-
linde davacı zararının tazmininin gerekeceği kuvvetle muhtemeldir.
Bu nedenle davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin kabulü gerekirken yazılı
gerekçelerle talebin reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ...Sigorta A.Ş vekilinin temyiz
itirazının kabulü ile kararının BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde
temyiz eden davacı ... Sigorta A.Ş'ne geri verilmesine 14/03/2019 gününde oybirli-
ğiyle karar verildi. (Y. 17. HD. ESAS NO: 2016/7958 KARAR NO: 2019/3055)
Dava, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle maddi tazminat istemine 1/işklndlr. Mahkemece, da•
vanın kabulüne karar verilmiş; karar, dahl/l davalılar veklll tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; dahili davalılar murisi .... mm .... Asliye Hukuk Mahkemesinin
• •• esas ve 2010/226 esas sayılı dosyalan ile davacı ve diğer hissedarlar aleyhine
77 2. Bölüm: İçtihatlı Mevzuat incelemesi
açtığı davalarda, öz babasından miras hakkını alınış olmasına rağmen taşınmazlara
tedbir kaydı koydurarak haksız ve kötü niyetli olarak taşınmazların satışını ve kul-
lanım hakkını engellediğini, 2010/69 esas sayılı dosya için 20/02/2013 tarihinde,
2010/226 esas sayılı dosya için 05/06/2013 tarihinde tedbirlerin kaldırıldığını, her iki
dosya için dosyaların açılış tarihlerinden kesinleşme tarihlerine kadar taşınmazların
davacı tarafından kullanılamaması nedeniyle uğradığı doğrudan ve dolaylı zararlara
karşılık olmak üzere, aylık zararın tespiti ile davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur.
Dahili davalılar vekili; her iki dosyada da verilen ilk bilirkişi raporlarında muris
....nun esasında hak sahibi olduğunu, ancak daha sonrasında çıkan evrakın tetkiki ile
taleplerin hatalı olduğunun anlaşıldığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini sa-
vunmuştur.
Mahkemece, ihtiyati tedbirin konulması ile kaldırılması arasında geçen süre
içinde davacının taşınmazlardan yararlanmasının engellendiği ve zararının oluştuğu
kabul edilerek, davacının payı oranında davanın kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde, mevcut durumda meydana gelebile-
cek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya
da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın
yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu
hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği düzenlenmiş, 399/1. maddesinde ise
lehine ihtiyati tedbir kararı verilen tarafın ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda
haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine
kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlü
olduğu düzenlenmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, tazminat talebine esas oluşturan dava dosyala-
rının incelenmesinde; ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin esas sayılı dosyasında ve
bu dosya ile birleşen 2010/357 esas sayılı dosyada, muris tarafından herhangi bir
ihtiyati tedbir talebinde bulunulmadığı ve bu yönde bir karar verilmediği, tam tersine
dosyamız davacısı davacı ve diğer paydaşlar tarafından ..nun taşınmazdaki hisseleri
üzerine ihtiyati tedbir konulduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, mahkemece, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/69 esas sayılı
dosyasında davanın açılış tarihi olan 12/03/201O ile karar tarihi olan 20/02/2013
tarihleri arasında davacı yararına kira gelir kaybı hesaplanarak dahili davalılardan
tazminine dair karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmamıştır..
Aynca .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/226 esas sayılı dosyasında veri-
len tedbir kararının haksızlığı davanın reddi ile sabit hale gelmiş ise de verilen tedbir
karan, taşınmaz kaydına satış ve üçüncü şahıslara devir ve temlikinin önlenmesine
dair şerh düşülmesi şeklinde olup taşınmaza davacıların giriş ve kullanımının ön-
lenmesine yönelik bir tedbir de mevcut değildir.
Şu halde, dava dilekçesine dayanak yapılan kullanımın engellendiğine ilişkin
dosyada yeterli delil de bulunmadığına göre mahkemece davanın reddine karar
pı
78
İhtiyati Tedbir
verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş,
bu durum karann bozulmasını gerek.'tirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle dahili davalılar
yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine
18/02/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi. (Y. 4. HD. ESAS NO: 2016/13245
KARAR NO: 2019/753)
Somut uyuşmazlık yukandaki açıklamalar doğrultusunda değerlendirildiğinde, gönderme
kararı verilen Asliye Hukuk Mahkemesince sadece derneğin 24.04.2011 tarihli seçimli olağan
genel kurulunun iptaline karar verilmesi ve kararın da 23.09.2013 tarihinde kesinleşmiş olması,
kayyım atama karannı veren .... Hukuk Mahkemesinin de 08.06.2017 tarihinde kesinleşen di•
renme kararı ile kayyım atama kararının TMK'nın 426 ve 427. maddeleri kapsamında olduğu, esas
hakkında açılacak bir davanın bulunmadığı gerekçelerine yer verilerek, kayyımlığın HMK'nın 397.
maddesi kapsamında kendiliğinden kalktığına yönelik talebin reddi yönündeki karar da birlikte
değerlendirildiğinde davanın HMK'nm 399/2. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği,
genel hükümlere göre değerlendirilmesi gerektiğinden işin esasının incelenmesi yerine yazılı
şekilde gönderme kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı vekili dilekçesinde, davalının açtığı dava sonucu haksız olarak verilen
ihtiyati tedbir kararı sebebi ile uğranılan toplam 195.766,00 TL zararın davalıdan
tahsili istenmiş, mahkemece davaya bakma görevinin davanın esasını inceleyen
....Asliye Hu1nık Mahkemesi olduğu gerekçesi ile gönderme karan verilmiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince,
maddi olaylan açıklamak taraflara ve ileri sürülen olaylan hukuken nitelemek ve
uygulanacak kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir.
Davacı vekili davasının dayanağı olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanunu'nun 399. maddesine dayandırarak açmış, davalı ise HMK'nın 399. madde-
sindeki şartların somut olayda gerçekleşmediğini savunmuş, mahkemece dava 399/2.
madde kapsamında değerlendirilerek gönderme karan vermiştir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 427/4. maddesi gereği vesayet makamı
olan sulh hukuk mahkemesi tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalması ve
yönetimjnin başka yoldan sağlanamaması durumunda tüzel kişiye yönetim kayyımı
atayacağı düzenlenmiştir.
İhtiyati tedbir ise 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun'un 389 ila 399.
maddelerinde düzenlenmiş olup, 389. madde gereği, mevcut durumda meydana gelebi-
lecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya
da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut
ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında
ihtiyati tedbir karan verilebileceği, 390. madde gereği ise ihtiyati tedbir talebinin dava
açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan
sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden istenebileceğini, 393. maddeye
göre ise ihtiyati tedbir kararının uygulanması için karar tarihinden itibaren bir hafta
-
ı, 8ôlum: lçtihatl, Mwzu;,t lncı:lemDol 79
içinde tal(..-p edilmesi gerektiği, ak�i halde, kanuni süre içinde dava açılnnş olsa dahi,
tedbir karan kL-ndiliğindc:-n kalkacağı, yine csa�hakkında dava açılmadan önce ihtiyati
tedbir karan vc.-rilmcsi durumunda 397. madde gc-rcği tedbir talep edenin bu kararın
uygulanma.1ıını tak-p ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını
açmak zorunda olduğu, aksi halde tedbirin kendiliğinden kalkacağı, 399. madde ise
tazmfo wrumlulubıu düzenlenmiş olup buna göre ihtiyati tedbir karan talep edenin ta-
lepte bulunduııu anda haksız olduğu anla51lır yahut tedbir karan kendiliğinden kalkar ya
ela itiraz ürerine kaldınlır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle
yükümlü olduğu, ikinci fıkrada ise t.azminat davasının esas hakkındaki davanın karara
bağlandığı mahkemede açılacağı düzenlenmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, davalı ve arkadaşları tarafından davacı
derneğin 24.04.2011 tarihli seçimli olağan genel kurul toplantısının iptali için ....
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 201 l/243-2012/575 sayılı dosyası üzerinden dava
açılmış, mahkemece verilen kabul karan (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin deneti-
minden geçerek 23.09.2013 tarihinde kesinleşmiştir.
Derneğin seçimli genel kurulunun iptali sonucu organsız kalması sebebi ile in-
celemeye konu dosyanın davalısı . .. tarafından derneğe kayyım atanması için
....Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013...D.iş dosyası üzerinden 17.05.2013 tarihinde
talepte bulunulmuş, mahkemece 17.06.2013 tarihinde derneğe kayyım atanmasına
karar verilmiştir. Kayyım atama gerekçesi ise derneğin yönetimsiz kalması sebebi ile
HMK'nın 389. maddesindeki şartların oluştuğu acilen tedbir alınması gerektiği,
derneğin temsil ve yönetimi için TMK'nın 426/3 ve 427/4. maddeleri gereği kayyım
atanmac;ı gösterilmiştir.
Davalı demek tarafından esas hakkında dava açılmadığı gerekçesi ile kayyım
atama kararının kendiliğinden kalktığının tespiti talep edilmiş, mahkeme ise
14.08.2013 tarihli ek karan ile kayyım tayini ile ilgili verilen kararın asıl davasının
.... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlanan genel kurul iptaline ilişkin
dava olduğu, başkaca açılacak esasa ilişkin bir dava bulunmadığı, bu nedenle, olayda
HMK'nın 397. maddesinin uygulanamayacağı gerekçesi ile !Th1K'nın 393/1 ve
397/1. maddeleri gereğince derneğe kayyım atanmasına ilişkin ihtiyati tedbirin
kendiliğinden kalkmış olduğunun tespitine ve kayyımlara ödenen ücretlerin derneğe
iadesine yönelik taleplerin reddine karar verilmiş, verilen kararın temyizi üzerine ise
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince,
11
••• davacı vekilinin bir haftalık hak düşürücü süre
içinde ihtiyati tedbir kararının infazı istemediğinden ihtiyati tedbir kararının kendi-
liğinden kalktığının tespitine karar verilmesi gerekirken...
11
gerekçesiyle mahkeme
karan bozulmuş ise de mahkemece önceki kararında direnilmiş, direnme kararının
demek tarafından süresinde temyiz edilmemesi sebebiyle Dairemizin 08.06.2017
tarih ve 2017/l 1692-2017/8617 sayılı ilamı ile temyiz istemi reddedilmiştir.
Dolayısı ile kayyım atama kararım veren mahkemenin kayyım atama sebebinin
TMK'nrn 426. ve 427. maddeleri olduğu, esas hakkında açılacak bir davanın olma-
dığı yönündeki gerekçesi ile verdiği kayyım atama kararının kendiliğinden kalktığına
yönelik istemin reddi 08.06.2017 tarihinde kesinleşmiştir.
•
so ihtiyati Tedbir
Somut uyuşmazlık yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda değerlendirildi-
ğinde, gönderme kararı verilen Asliye Hukuk Mahkemesince sadece derneğin
24.04.2011 tarihli seçimli olağan genel kurulunun iptaline karar verilmesi ve
kararın da 23.09.2013 tarihinde kesinleşmiş olması, kayyım atama kararım vereiı
.... Hukuk Mahkemesinin de 08.06.2017 tarihinde kesinleşen direnme kararı ile
kayyım atama kararının TMK'nın 426 ve 427. maddeleri kapsamında olduğu,
esas hakkında açılacak bir davanın bulunmadığı gerekçelerine yer verilerek,
kayyımlığın HMK'nın 397. maddesi kapsamında kendiliğinden kalktığına yöne-
lik talebin reddi yönündeki karar da birlikte değerlendirildiğinde davanın
HMK'nın 399/2. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, genel hükümlere
göre değerlendirilmesi gerektiğinden işin esasının incelenmesi yerine yazılı şe-
kilde gönderme kararı verilmesi doğru görülmem.iştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı
şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan
kabulü ile hükmün 6100 Sayılı HMK'mn Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı
HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıl-
dığı tarihte yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi hükümleri uyarınca
1.630,00 TL avukatlık ücretinin davacı .... Derneğinden alınarak Yargıtay duruş-
masında avukat marifetiyle temsil olunan davalı ...a verilmesine, Yargıtay duruş-
masının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi hükümleri
uyarınca 1.630,00 TL avukatlık ücretinin davalı ....dan alınarak Yargıtay duruşma-
sında avukat marifetiyle temsil olunan davacı .... Derneğine verilmesine, taraflarca
HillvfK'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren
ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin barcın
istek halinde temyiz edenlere ayn ayn iadesine, 13.11.2018 tarihinde oy birliğiyle
karar verildi. (Y. 8. HD. ESAS NO: 2017/8590 KARAR NO: 2018/18558)
Dava, 6183 sayılı Yasaya göre yapılan takipte kıymet takdirine itiraz ve yeniden kıymet
takdiri istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak konusu kalmayan davanın esası hak.kında karar
verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde
olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi S.E. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki
kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin (ı) bendinde;
aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması dava şartı olarak
öngörülmüş, anılan Yasa'nın 115. maddesinin (2) no.lu bendinde ise; dava şartı
noksanlığının varlığının tespiti halinde davanın usulden reddedileceği düzenlenmiş-
tir.
Buna göre eldeki dava irdelendiğinde, davaya konu taşınmazla ilgili davacı
malik tarafından aynı mahkemeye açılan 2014/384 Esas sayılı davada, taşınmazın
2. Bölüm: İçtihatlı Mevzuat İncelemesi 81
meskeniyet iddiası ile haline münasip bir ev olduğu, mesken olarak kullanıldığı için
taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılması talep ve dava edildiği, mahkemenin
2014/384 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında HMK 389/1. maddesi
gereğince ilıtiyat-i tedbir talebinin kabulü ile dava konusu taşınmazın satışının dava
sonuna kadar tedbiren durdurulmasına karar verilınesi ve bu karara istinaden davalı
kurum . .... İcra Satış Birimince dava konusu taşınmazın satış işleminin ve ihale
işleminin iptal edilmesi gerekçe gösterilerek davanın konusuz kaldığından bahisle
eldeki karar verilmişse de, yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve anılan davaların
aynı nitelikte olmadığı birlikte değerlendirildiğinde, eldeki davanın konusuz kalma-
dığı ve esasına girilerek karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı
şekilde hüküm kurulmuş alınası, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli
ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMA-
SINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.11.2018 gününde oybir-
liğiyle karar verildi. (Y. 10. HD. Esas 2016/14973 Karar 2018/9123)
Davacı vekili, ihtiyati tedbir istemli satış vaadi söz/eşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ta-
lebinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekili
istinaf talebinde bulunmuştur.
....Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'nce 25.01.2018 tarihinde davacı ve-
kilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, Asliye Hukuk Mahkemesinin 26/09/2017
tarih ve 2013/.... Esas sayılı ara kararının kaldınlmasına, Davaya konu taşınmazların
davalı adına tapuda kayıtlı olmak kaydıyla tapu iptal ve tescil davasına konu hissenin tapu
kaydına dava sonuçlanıncaya kadar HMK'nın 389. maddesi gereğince 3.kişilere devrinin
önlenmesi yönünden %15 teminat karşılığı İhtiyati Tedbir Konulmasına, işlemlerin İlk
Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun
362. maddesi gereğince, kesin olmak üzere karar verilmiştir.
Davalının temyiz talebi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk
Dairesi'nin 17.04.2018 tarihli ek karan ile davalının 06/03/2018 tarihli temyiz di-
lekçesinin, HMK'nın 366. maddesinin yollamasıyla HMK'nın 346. maddesi uyarınca
reddine karar verilmiştir.
Davalı temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararı temyiz etmiştir.
6 I 00 sayılı HMK'mn "Temyiz edilemeyen kararlar" başlıklı 362. maddesinde
hangi kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir. Aynı kanunun
362. maddesinin (f) bendi gereğince geçici hukuki korumalar hakkında verilen ka-
rarlar da temyiz edilemeyen kararlar arasında sayılmaktadır.
ihtiyati Tedbir
82
.. Bölge Adliye Mahkemesi'nin 25.01.2018 tarihli kararıyla, yerel mahkeme ara
kararının HMK 362 maddesi gereğince kesin olarak bozulmasına karar verildiği
anlaşılmaktadır.
HMK 362. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere verilen karar kesin nitelikte
olduğundan davalının temyiz talebinin ilgili bölge adliye mahkemesince reddedil-
mesine dair ek kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, 17.04.2018 tarihli ek kara-
rın onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine ve temyiz olunan ek kararda
yazılı gerekçelere göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya
uygun Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının ONANMASINA, kararın bir örneğinin
ilgili Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 18.07.2018 tarihinde oy-
birliği ile karar verildi. (Y. 14. HD. ESAS NO: 2018/3416 KARAR NO:
2018/5258)
Bu durumda, 23/8/2012 tarihinde banka teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin ön•
lenmiş olmasına rağmen davacı bu tarihten sonra tahsil amacıyla davayı açmış olduğundan
dava konusuz kalmışsa da davalı yararına vekalet ücreti verilmesi gerekir.
Davacı vekili, davalı banka lehdarı olan .....Ltd.Şti ve muhatabı müvekkili olan
23/09/2011 tarihli, 23/09/2012 tarihine kadar geçerli olan teminat mektubunun
07/09/2012 tarihinde tazmini talebinde bulunduklarını, bu taleplerinin davalı banka
tarafından reddedildiğini ileri sürerek .....Ltd.Şti lehine düzenlenen 23/09/2011
düzenlenme tarihli ve ....mektup numaralı kesin teminat mektubu bedeli olan
100.000,00 TL'nın 07/09/2012 tarihinden itibaren banka tarafından yapılacak fiili
ödeme tarihine kadar geçecek süre için işleyecek kanuni faizi ile birlikte müvekkiline
ödenmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalıya yüklenmesine karar ve-
rilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu teminat mektubunun lehdan .... Ltd.Şti. ile müvek-
kili banka arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında
dava konusu teminat mektubunun düzenlendiğini, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin
2012/484 Esas sayılı dosyasından verilen ara karar ile müşterisi bulunan Ltd.
Şti'nin tüm banka teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesi amacıyla
HMK 389. ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati tedbir konulmasına karar veril-
diğini, bu karar üzerine müvekkili banka tarafından tedbir işleminin uygulandığını,
tedbir kararı kaldırılmadan davacının talebini yerine getirmelerinin mümkün olma-
dığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, ve tüm dosya kapsamına göre;
dava konusu teminat mektubunun .. Asliye Hukuk Mahkemesinin bozma sonrası
2015/... Esas sayılı dava dosyasından verilen 05/08/2015 günlü ihtiyati tedbirin
kaldırılmasına yönelik karar sonrasında davacı tarafından O1/09/2015 tarihinde nakte
çevrildiği, davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle konusu kalmayan dava hak-
kında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2. Bölüm: İçtihatlı Mevzuat İncelemesi 83
Karan, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı tarafından
davalı bankaya nakte tahvil edilmesi için 7/9/2012 tarihinde teminat mektubu su-
nulmuştur.
Ancak, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2012/484, K:2013/148 sayılı dos-
yasının 23/8/2012 günlü murafaa tutanağında görüldüğü üzere,
"Davacı şirketin taahlıüdü altında bulunan işler nedeniyle lehtarı kendisi olduğu
bütün banka teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesi için HMK'nın
389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına" karar verilmiş olup
işbu davada davalı da müdahil sıfatıyla yer almaktadır.
Bu durumda, 23/8/2012 tarihinde banka teminat mektuplarının paraya
çevrilmesinin önlenmiş olmasına rağmen davacı bu tarihten sonra tahsil ama-
cıyla davayı açmış olduğundan dava konusuz kalmışsa da davalı yararına ve-
kalet ücreti verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olma-
mış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin
tüın temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı
vekilinin temyiz itirazlannın kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda yazılı
bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği
peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 06/06/2018
tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (Y. 11. HD. ESAS NO: 2018/416 KARAR NO:
2018/4387)
Mahkemece, davalı üretimlerinin davacı taraf adına tescilli patent hakkını ihlal edip etme--
diği konusunda bilirkişi raporu alınarak ve 551 sayılı KHK'nın önceki tarihli patentlerin etkisi
başlıklı 78'inci maddesi hükmü de nazara alınarak bir karar verilmesi gerekir.
Davacı vekili, 2014/02480 sayılı "fosfor zeminli çini ve seramik yöntemi" buluş
başlıklı patentin müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkilinin işletmesinde çalı-
şan ....'un da yardımlarıyla bu yöntemin müvekkili tarafından geliştirildiğini, ...'un
daha sonra bu patenti rakip finnalar kullandırmaya başladığını, davalının da bun-
lardan biri olduğunu, davalının üretip satımını yaptığı ürünlerin müvekkili adına
tescilli patente tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek müvekkilinin patent hakkına te-
cavüzün durdurulmasına, tecavüz nedeniyle şimdilik 1 TL maddi, 1 TL manevi
tazminatın tahsiline, tecavüze konu ürünlere ve üretimine yarayan araçlara el ko-
nulmasına, davanın devamı sırasında zararın daha fazla artmaması için tedbir karan
verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava dışı ... Şirketinin hissedarı olduğunu, bu şirket
adına 2015/05746 sayı ile tescilli patentin bulunduğunu ve müvekkili ile dava dışı
84
İhtiyati Tedbir
şirket arasında 12.05.2012 tarihinde imzalanan protokol ile bu şirket adına tescilli
patentin müvekkiline kullandırıldığını, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltile-
meyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tilin dosya kapsamına göre, davalının 12/05/2015 tarihli protokol uya-
rınca dava dışı ..... Ltd. Şti.'nin 2015/05746 no.lu patent başvwusuna dayalı olarak
üretim yaptığı, bu nedenle işbu davada huswnetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın
huswnet nedeniyle reddine, tedbir kararının da HMK'nın 389-399. maddelerine uygun
olmadığı, ihtiyati tedbir talebinin niteliği, mahiyeti, mevcut delillerin tedbir karan ve-
rilmesi için yeterli kanaati vermediği, hükümle elde edilecek amacın tedbirle elde edil-
mesinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiştir.
Karan, davacı vekili temyiz etıniştir.
Dava, patent hakkına tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine
ilişkindir.
Davacı taraf, 2014/02480 sayılı "..." buluş başlıklı patentin müvekkili adına
TPE nezdinde tescilli olduğunu, davalının bu patent kapsamındaki ürünleri izinsiz
ürettiğini ileri sürmüştür.
Davalı taraf ise TPE nezdinde 2015/05746 sayı ile tescilli patenti lisans yoluyla
kullandığını ve üretimlerinin bu patentten dolayı tecavüz oluşturmayacağını sa-
vunmuştur.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın husumet nedeniyle reddine karar veril-
miştir. Ancak, davacı taraf davalı üretimlerinin kendisine ait patent kapsamındaki
ürünler olduğunu ileri sürdüğüne ve davalı tarafından dava konusu ürünler üretildi-
ğine göre davalı tarafa husumet düşmektedir.
Bu durumda mahkemece, davalı üretimlerinin davacı taraf adına tescilli
patent hakkını ihlal edip etmediği konusunda bilirkişi raporu alınarak ve 551
sayıJı KHK'nın önceki tarihli patentlerin etkisi başlıklı 78'inci maddesi hükmü
de nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi
doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz iti-
razlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin tem-
yiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/05/2018 tarihinde oybirliğiyle
karar verildi. (Y. 11. HD. ESAS NO: 2016/11320 KARAR NO: 2018/3809)
Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte, borçlu
şirketlerin, iflas erteleme davasında tedbir kararı verildiğini ileri sürerek takibin iptali istemi ile
icra mahkemesine başvurdukları, mahkemece, tedbir kararında ihtiyati hacizlerle ilgili bir dü•
zenleme olmadığından bahisle istemin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; şikayetçi şirketler tarafından açılan iflasın ertelenmesi davasında
verilen .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 30.12.2015
2. Bölüm: İçtihatlı Mevzuat İncelemesi 85
tarih ve 2015/1088 E. sayılı ara kararı ile takip borçlusu şikayetçi şirketler hakkında;
"... 6l 83 sayılı yasaya ilişkin icra takipleri de dahil olmak üzere tüm icra ve iflas
yoluyla yapılan takiplerin HMK 389 ve devamı maddeleri gereğince bulunduğu hal
ile durdurulmasına, davacı şirketlerin yeni bir takip başlatılmaması ..." şeklinde
ihtiyati tedbir karan verildiği, şikayete konu takibin ise, tedbirden sonra harcı yatı-
rılmak suretiyle 31.12.2015 tarihinde açıldığı görülmektedir.
Yukarıda belirtildiği üzere, iflasın ertelenmesine ilişkin davaya bakan mahke-
mece, takip tarihinden önce tesis edilen ihtiyati tedbir karan ile; tedbir karar tarihi
olan 30.12.2015 tarihinden itibaren borçlu şirketler hakkında yeni bir takip başla-
tılmaması şeklinde karar verilmiş olup, alacaklı tarafından, borçlu şirketler hakkında,
tedbir devam ettiği sürece takip yapılamayacağı açıktır.
Hal böyle olunca, mahkemece, 30.12.2015 tarihli ihtiyati tedbir kararından
sonra 31.12.2015 tarihinde başlatılan takibin iptaline karar verilmesi gerekir-
ken, yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yuka-
rıda yazılı nedenlerle İİK'nın 366. ve HUMK'un 428. maddeleri uyarınca (BO-
ZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itiba-
ren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/04/2018 gününde oy-
birliğiyle karar verildi. (Y. 12. HD. ESAS NO: 2016/31172 KARAR NO:
2018/3588)
İçtihadı Birleştirme Kararında; çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir ince-
lemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakıl-
maksızın kararın salt bu sebeple bozulması gerektiğine işaret edildiği anlaşılmakla mahkemece
kısa karar ve gerekçeli karar uyumsuzluğu yaratılarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya
aykın olup bozmayı gerektirmiştir.
Davacılar vekili, davalı ile vekil edenleri arasında, davaya konu 121 ada 102
parsel sayılı taşınmazla ile ilgili olarak, 13.01.2001 tarihli gayrimenkul satış vaadi
sözleşmesi ile davalı adına kayıtlı 27708 m2 hissenin 600 m2'sinin satın alınıp pa-
rasının ödendiğini, yol hariç 600 m2'nin davacılara teslim edildiğini, yapılan söz-
leşmeye göre ileride yapılacak ifraz masraflarının davalıya, tapu masraflarının ise
müvekkillerine ait olacağının belirtildiğini, daha sonra müvekkillerinden Hasan'ın
davalıdan 72 m2 daha arsa aldığını, müvekkillerinin aldıkları parsellere ev yaptığını,
yıllardır bu evlerde ikamet edip taşınmaza ağaç diktiklerini, davalının taşınmazın
devrine yanaşmadığını açıklayarak, öncelikle dava konusu taşınmazın 672 m
2
'lik
kısmının müvekkilleri adına tescilini, terditli olarak bu talep kabul edilmezse fazlaya
ilişkin talep ve dava haklan saklı kalmak kaydı ile şimdilik 600 m
2
'lik parsel karşı-
lığında davalıya peşin ödemiş oldukları bedelin ve 2004 yılında ek olarak aldıkları ve
parasını peşin ödedikleri 72m
2
'lik arsa bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri
uyarınca müvekkillerinin iyi niyetlerine dayanarak yaptıkları evlerin ve dikmiş
oldukları ağaçların ve tespit edilecek harcamalar ile beraber şimdilik
İhtiyati Tedbir
86
10.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline
karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, ödeme 200 l yılında yapıldığı halde iki yıllık hak düşürücü sürenin
geçmiş olmasına rağmen davanın açıldığını, müvekkili ile davacıların yaptığı sözleşme-
nin hukuken geçersiz olduğunu, sözleşmede her hangi bir bedel belirtilmediğini, dava-
cılar tarafından müvekkiline her hangi bir ödeme de yapılmadığını, davacıların verme-
dikleri parayı iadesini istemelerinin hukuka aykırı olduğunu, davacının ödediği parayı
senetle ispat etmek zorunda olduğunu, tanık dinletemeyeceğini, taşınmaz satımının
ancak resmi şekilde yapılması halinde mülkiyet hakkı verdiğini, yazılı şekildeki harici
satış sözleşmesinin davacılara mülkiyet hakkı tanıyamayacağını, bu nedenle sözleşmenin
geçersiz olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, hükmün gerekçesinde "Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin,
TMK m. 706, BK m. 213, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve 1512 sayılı Noterlik
Kanunu'nun 60. maddeleri uyarınca tapu sicil müdürlüğünde veya noterlerce dü-
zenleme şek.ilde yapılması zorunlu olduğunu, kanunun sözleşmenin geçerliliği
(sıhhati) için resmi şekil aradığından, emredici kural gereği, resmi şekle uyulmadan
yapılan sözleşmelerin geçersiz olduğunu, bu nedenle davacı yanın tapu iptali talebi-
nin reddine karar vermek gerektiği" belirtilerek devamla "davacıların alacak istemine
yönelik davalının davacıların zararına olacak şekilde sebepsiz zenginleştiği gerek-
çesiyle" davacılar yönünden ayn ayn alacak istemlerinin kısmen kabul ve kısmen
reddine karan verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş,
davalı vekili ise katılma yolu ile süresinde temyiz isteminde bulunmuştur
Dava, Haricen Satışa Dayalı Tapu İptali ve Tescil, olmaz ise alacak talebine
ilişkindir.
Mahkemece her ne kadar yazılı şekilde, davacıların alacak taleplerinin kısmen
kabulü ve kısmen reddine karar verilmiş ise de, mahkeme kararında isabet görül-
memiştir.
Şöyle ki; davacılar vekili tarafından, HMK.389'a göre terditli olarak tapu iptali ve
tescil, olmaz ise alacak talebinde bulunulmuş olup; mahkemece, gerekçe kısmında resmi
şekle uyulmaması nedeniyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar vermek gerekmiştir
denilmiş ise de, hüküm kısmında tapu iptali ve tescil talebine yönelik olarak olumlu
olumsuz bir büküm kurulmaksızın, doğrudan alacak taleplerinin kısmen kabulü ve kısmen
reddine karar verilmesi doğru olmamış, kısa kararla gerekçeli kararın hüküm fikraları
arasında çelişki yaratılmıştır. Gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı
olamayacağı (HMK madde 298/2). asıl olan duruşma tutanağına yazılıp taraflara tefhim
olunan karar olduğu, tefhim ile birlikte yargılamadan elini çekmiş olan hakimin tefhim
ettiği kararı taraflara tebliğ etmek durumunda olduğu, sonradan yazılan gerekçeli kararın
kısa karara uygun olmasının zorunlu olduğu 10.04.1992 gün ve 1991n Esas - 1992/4 Karar
sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, tefhim edilen kısa kararla gerekçeli kararın uyum
içinde olmasının gerektiğinin öngörüldüğü, asıl talepler bakımından kısa kararda hükme-
dilmeyen bir hak ve yükümlUlüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmış olması veya
2. Bölüm: İçtihatlı Mevzuat İncelemesi 87
tersi bir durumun çelişki teşkil etmediğini söylemenin olanaklı olmadığı, İçtihadı Birleş-
tirme Kararında; çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye
gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına
bakılmaksızın kararın salt bu sebeple bozulması gerektiğine işaret edildiği anlaşıl-
makla mahkemece kısa karar ve gerekçeli karar uyumsuzluğu yaratılarak yazılı
şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının yukanda açıklanan nedenle ye-
rinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı
Hı1K'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi
uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, taraf vekillerinin sair temyiz
itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I
maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün
içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde
temyiz edene iadesine, 09.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (Y. 8. HD.
ESAS NO: 2015/21501 KARAR NO: 2018/10992)
İtirazın iptali davasında ihtiyati haciz talep eden (alacaklı) vekili; borçlu şirket ile müvekkili
banka arasında imzalanan kredi söz/eşmesine .. da kefil olarak imza koyduğunu, borcun öden-
memesi üzerine hesabın kat edilerek karşı tarafa ihtarname gönderildiğini ve icra takibi başla-
tıldığını, karşı tarafın itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile borçluların
taşınır taşınmaz ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra, davahlann 09.11.2017 tarihli celsede, mal-
varlığının dava konusu olmadığından, alacaklının tedbir talebinin HMK'run 389. maddesi
gereği reddi gerektiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz talep eden (alacaklı) banka vekili temyiz etmiştir.
Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
Talep eden 26.10.2015 tarihli dava dilekçesinde ve bozma sonrası yapılan yar-
gılamada, davalıların asıl borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla borçlu oldukları miktarın
tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebi ile birlikte, kat
edilerek muaccel hale gelen borç miktarı ve müddeabih yönünden davalıların menkul
ve gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki her türlü doğmuş ve doğacak hak ve ala-
cakları üzerinde ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, davalıların mal varlıklarının dava konusu olmaması nedeniyle
HMK 389 maddesi gereğince, tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak, İİK 257. maddesi, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para
borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz
mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir hükmünü haizdir.
Mahkemece, talebin ihtiyati haciz talebi olduğu, taraflar arasında imzalanan
genel kredi sözleşmesi ve davacı yanca gönderilen noter ihtarnamesi değerlendiril-
ihtiyati Tedbir
88
meden yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş temyiz
eden ihtiyati haciz talep eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bo-
zulmasına karar verilmek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz talep eden vekilinin
temyiz itirazlarının kabulü ile kararın ihtiyati haciz talep eden yararına BOZUL-
MASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine,
14/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (Y. 11. HD. ESAS NO: 2018/190
KARAR NO: 2018/1060)
il. İhtiyati Tedbir Talebi
A. İhtiyati Tedbir Talebi - Yasal Mevzuat
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 390- (1) İhtiyati tedbir,
dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava
açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.
(2) Talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan
hallerde, hakim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir.
(3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini
ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını
yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
B. Örnek Yargıtay Kararları
.... nezdinde bulunan teminat amacı güden nakdi para açısından ise tedbir konulabilmesi
için HMK'nın 390/3 madde ve fıkrası uyannca haklılığın yaklaşık olarak ispatı gerektiği, davanın
reddedildiği, aynca sıra cetveli düzen/ettirilmesi ve alacakların devam etmesi halinde açılacak
sıra cetveline itiraz davasında ispat yükü yer değiştireceğinden yeniden tedbir talebinde bu-
lunmanın olanaklı olduğu gerekçesiyle davanın ve tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, asıl dava yönünden davacının ... Şirketi
aleyhine işçilik alacağı olduğunu ancak borçlu şirketin davalı şirket ile muvazaalı
ilişkiler içine girerek kendileri aleyhine mal kaçırmaya çalıştığından bahisle ...İcra
Müdürlüğünün 2013/... Esas sayılı dosyasından önce kendilerine ait ... İcra Mü-
dürlüğünün 2014/... Esas sayılı dosyasının ilk sırasında araç haczinin sağlanmasını
aynca yargılama süresince de araç satışının durdurulması ya da satış bedelinin
ödenmemesi konusunda tedbir kararı verilmesini birleşen davada ise borçlunun .....
nezdinde teminatı bulunduğu ancak ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip
dosyasındaki alacağın muvazaalı olduğundan bahisle kendilerinin takip alacaklısı
olduğu, .. İcra Müdürlüğünün 2014/14935 takip sayılı dosyasındaki alacaklarından
önce sıraya konulduğunu, bu nedenle kendi hacizlerinin ön sıraya konulması gerek-
tiğini öne sürmüştür.
2. Bölüm: İçtihatlı Mevzuat İncelemesi 89
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüın dosya kapsamına göre, davacının takip
alacaklısı olduğu .. İcra Müdürlüğünün 2014/.... Esas sayılı takip dosyasında ya da
... İcra Müdürlüğünün 2013/... Esas sayılı takip dosyasında mevcut bir satış ya da
sıra cetveli bulunmadığı, henüz satışı gerçekleşmemiş araç açısından sıra cetveline
itiraz davası açmada hukuki yarar bulunmadığı ayrıca davacı vekilince her iki dava
dosyasında da tedbir talep edilmiş ise de, ... plaka sayılı araç açısından henüz bir satış
söz konusu olmadığı ve aracın satışından sonra belirtilen icra dosyalaıındaki takibin
devam etmesi halinde yeniden sıra cetveline itiraz davası açabilmesinin olanaklı
olduğu, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından bahsedebilmenin
olanaklı olmadığı, aynca davanın reddedildiği gözetildiğinde tedbir talebinin de
yerinde görülmediği, nezdinde bulunan teminat amacı güden nakdi para açısından
ise tedbir konulabilmesi için HMK'nın 390/3 madde ve fıkrası uyarınca haklılığın
yaklaşık olarak ispatı gerektiği, davanın reddedildiği, aynca sıra cetveli düzenletti-
rilmesi ve alacakların devam etmesi halinde açılacak sıra cetveline itiraz davasında
ispat yükü yer değiştireceğinden yeniden tedbir talebinde bulunmanın olanaklı ol-
duğu gerekçesiyle davanın ve tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin
takdirinde bir isabetsizlik bulunınamasına göre asıl ve birleşen davada davacı veki-
linin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekili-
nin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün
ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın
tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere
03.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (Y. 23. HD. ESAS NO: 2016/675
KARAR NO: 2018/4492)
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici ne-
denlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde
olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün
ONANMASINA, 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesi uyarınca dava açıldıktan sonra
ihtiyati tedbir talebi, ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebileceği,
temyiz mercii olan Yargıtay'ca ihtiyati tedbir konulması ya da kaldırılmasına karar
verilemeyeceğinden, davacı vekilinin 28.09.2007 havale tarihli dilekçesindeki ihti-
yati tedbir talebinin reddine, aşağıda yazılı bakiye 2.387,20 TL temyiz ilam harcının
temyiz eden davalıdan alınmasına, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün
içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 17.10.2017 gününde oybirliğiyle
karar verildi. (Y. 15. HD. Esas No: 2016/3347 Karar No: 2017/3458)
İhtiyati Tedbir 90
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklandığı, bu sözleş-
menin varlığı ve geçerli olup olmadığının görevli mahkemece değerlendirileceğinden uyuşmaz-
lığın iş mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.
Dava, davacı vekilince, davalı kurum SGK tarafından 5510 sayılı Kanunun 103.
maddesine göre, müvekkillerine uygulanan blokajın ihtiyati tedbir yoluyla kaldırıl-
ması istemine ilişkindir.
... Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2011/554 Esas
2011/1147 Karar sayılı ilamında, 5510 sayılı Kanunun 103. maddesinden doğan
davada iş mahkemesince, genel mahkemelerin görevli olduğundan bahisle verilen
görevsizlik kararının bozulduğu, dolayısıyla 551O sayılı Kanunun 103. maddesinden
doğan davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğu tespit edildiği ve 551O sayılı
Kanunun 1O1. maddesinde de keza bu Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmaz-
lıklarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtildiği, tedbir istenilen husus ise 5510
sayılı Kanunun 103. maddesinde, idari yaptırım ve fesih başlığı ile düzenlendiği,
ihtiyati tedbir de görev hususunu düzenleyen HlvfK'nın 390. maddesine göre dava
açılmadan önce ihtiyati tedbir talep edildiğinde esas hakkında görevli mahkemenin
ihtiyati tedbir talebinde de görevli olduğunu düzenlenmiş olduğu gerekçesiyle gö-
revsizlik karan venniş, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
... İş Mahkemesince; uyuşmazlık tedbir .... Hizmetleri A.Ş.'nin Sosyal Güven-
lik Kurumu ile aralarındaki sözleşmeden kaynaklanan alacağın kurumca %80'ine
bloke konulması talebinden kaynaklanmakta olup, genel mahkemeler görev ve yet-
kili olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeksizin kesinleş-
miştir.
İş mahkemeleri, 5521 sayılı Kanunla kurulmuş istisnai nitelikte özel mahke-
meler olup, 551O sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 106.
maddesi ile mülga 1479 sayılı Kanunun 70. ve mülga 506 sayılı Kanunun 134.
maddesinde, bu Kanunlann uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mah-
kemelerinde görüleceği, 551O sayılı Kanunun 1O1. maddesinde de aksine hüküm
bulunmayan hallerde, 551O sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya
çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir.
Somut olayda; davacı vekili, davalı kurum ile müvekldli arasında hizmet alım
sözleşmesinin var olduğunu ancak davalı kurumun sözleşmeyi uygulamadığı gibi
müvekldlinin alacakları üzerine de bloke koyduğunu iddia ederek davalı kurum SGK
tarafından 5510 sayılı Kanunun 103. maddesine göre, müvekldllerine uygulanan
blokajın ihtiyati tedbir yoluyla kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, hizmet alım sözleşmesinden kaynak-
landığı, bu sözleşmenin varlığı ve geçerli olup olmadığının görevli mahkemece
değerlendirileceğinden uyuşmazlığın iş mahkemesinde görülüp, sonuçlandı-
rılması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. mad-
deleri gereğince .... İş Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENME-
2. Bôlum: içtihatlı Mevzuat incelemesi 91
SiNE 02/05/2017 gilnlinde oy birliğiyle karar verildi. (Y. 20. HD. ESAS NO:
2017/6012 KARAR NO: 2017/3860)
1- 6100 sayılı HMK'nın 390/1. maddesi gereğince; dava açılmadan önce
esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise asıl
davanın görüldüğü mahkemeden talep edileceği ve Yargıtayca ihtiyati tedbir
kararı verilemeyeceğinden davacının ihtiyati tedbir verilmesi talebinin reddine,
2- Heyetçe incelenmesi gerekli görüldüğünden; .... Asliye Hukuk Mahke-
nıesi'nin 2009/252 Esas sayılı dosyasının temini ile birlikte gönderilmesi için
dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, 27.02.2017 gününde oybirliğiyle
karar verildi. (Y. 15. HD. Esas No: 2016/3936 Karar No: 2017/795)
ihtiyati hacze itiraz eden vekili; karşı taraf banka ile asıl borçlu Tic. Ltd. Şti. arasında
kredi sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin asıl borçlu şirketle hiçbir ilgisinin bulunma-
dığını, derdest davada tensiple müvekkili şirket aleyhine verilen ihtiyati haciz kararının hukuka
aykırı olduğunu ileri sürerek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Karşı taraf (alacaklı) vekili; müvekkili banka ile asıl borçlu Ltd. Şti. arasında
kredi sözleşmeleri imzalandığını, asıl borçlu tarafından kredinin geri ödenmemesi
üzerine hesabın kat edildiğini, asıl borçlu şirketin ortakları ve sözleşmenin kefilleri
tarafından muvazaa, kanuna karşı hile ve namı müstear ile ihtiyati hacze itiraz eden
şirket adı altında her türlü ticari ve iktisadi faaliyetlerinin devam ettirildiğini savu-
narak ticari şirketlerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi gereğince itirazın
reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; mevcut durumda meydana gelebilecek
bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da
tamamen imkansız hale geleceği ve gecikmesinde ciddi zarara uğrayacağı endişesi-
nin mevcut olduğu, HMK'nın 390/2 maddesindeki yaklaşık olarak ispat koşulunun
gerçekleştiği gerekçesiyle ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati hacze itiraz eden (borçlu) vekili temyiz etmiştir.
Talep, derdest dava sırasında verilen ihtiyati haczin kaldırılması istemine ilişkin
olup, karşı taraf (alacaklı) banka ihtiyati hacze itiraz eden .... Ltd. Şti. yönünden
ihtiyati haciz istemini, muvazaa, kanuna karşı hile ve tüzel kişilik perdesinin kal-
dırması teorisine dayandırmış ve mahkemece, ihtiyati hacze itiraz eden şirket yö-
nünden hiçbir gerekçe gösterilmeden ve hangi delillere dayanıldığı belirtilmeden
ihtiyati haciz karan verilmiştir.
Dosya kapsamından, ihtiyati hacze itiraz eden şirketin ve bu şirketin ortaklarının
karşı taraf (alacaklı) banka ile asıl kredi borçlusu .....Ltd. Şti. arasında düzenlenen
Genel Kredi Sözleşmesinin tarafı olmadıkları gibi kefil veya garantör sıfatlarının da
bulunmadığı anlaşılmaktadır.
ihtiyati Tedbir 92
ıtf
iiK 'nın 258. maddesi gereğince, alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri
(md.257) hakkında mahkemeye knnnat getirecek deliller göstermeye mecburdur.
Aynı Kanun'un 260. maddesine göre de ihtiyati haczin ne gibi belgelere istinaden ve
ne sebeple konulduğunun ihtiyati haciz kararında gösterilmesi gerekir.
Somut olaya gelince, karşı taraf (alacaklı) vekili, ihtiyati hacze itiraz eden
şirket yönünden ihtiyati haciz talebinde, asıl borçlu şirketin ortağı ve aynı za-
manda kredi sözleşmesinin kefili olan .... 'in ihtiyati hacze itiraz eden şirkette
çalışmaya başladığını ve vekaletname ile şirket işlerini takip ettiğini, asıl borçlu
şirketin diğer işçilerinin ise ihtiyati hacze itiraz eden şirkette işçi olarak çalış-
tıklarını, .... ihtiyati hacze itiraz eden şirket ortaklarının yakın arkadaş oldukla-
rını, iki şirketin de merkezinin aynı adreste olduğunu, asıl borçlu şirketin taşın-
mazı ile aracının ihtiyati hacze itiraz eden şirket tarafından muvazaalı olarak satın
alındığını ileri sürmüş, ihtiyati hacze itiraz eden vekili ise hem cevap dilekçesinde
hem de itiraz dilekçesinde, müvekkili şirket ile asıl borçlu şirket arasında hiçbir
organik bağın bulunmadığını, şirketlerin ortaklarının farklı olduğunu, asıl borçlu
şirket ortağına müvekkili şirket tarafından vekaletname verilmediğini, şirket
merkezlerinin ve adreslerinin farklı olduğunu, müvekkili şirket tarafından ta-
şınmaz ve aracın icra kanalıyla alındığını ve muvazaa iddialarının gerçeği yan-
sıtmadığını, tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak sorumlu kılına teorisinin mü-
vekkili açısından gerçekleşmediğini savunmuştur.
Gerçekten de, dosya kapsamından, asıl borçlu şirket ile ihtiyati hacze itiraz
eden şirket ortaklarının farklı olduğu, şirket merkezlerinin ve adreslerinin aynı
olmadığı, asıl borçlu şirketin taşınmazı ile aracının ihale ve icra yoluyla ihtiyati
hacze itiraz eden şirket tarafından satın alındığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları karşısında tüzel
kişilik perdesinin kaldırılması noktasında yaklaşık ispatın gerçekleşmediği göz
önüne alınarak, sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bütün bu hususlar
değerlendirilmeden yazılı şekilde ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi
doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati hacze itiraz eden (borçlu) ve-
kilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın ihtiyati hacze itiraz eden (borçlu) yara-
rına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin barcın isteği halinde temyiz edene
iadesine, 14/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (Y. 11. HD. ESAS NO:
2016/12464 KARAR NO: 2016/8801)
Davacı 07.10.2015 tarihli dilekçe ile; 80 yaşındaki babasının ak// dengesinin yerinde olma-
dığını, adına kayıtlı taşınmazları satmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemiyle ....
Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.
.. ... Sulh Hukuk Mahkemesi; "...Aleyhine tedbir istenilen ....Un Trabzon ....
nüfusuna kayıtlı olduğundan, Trabzon Sulh Hukuk Mahkemesinin yetkili bulunduğu
..." gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiştir.
2. Bölüm: İçtihatlı Mevzuat İncelemesi 93
..... Sulh Hukuk Mahkemesi ise"... ilçesinin yargı yeri olarak Sürmene ilçesine
bağlı olduğundan, yetkili mahkemenin .... Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu..." ge-
rekçesiyle yetkisizlik karan venniştir.
Sürn1ene Sulh Hukuk Mahkemesi ise "...Aleyhine tedbir istenilen ....ün yerle-
şim yerinin Gebze olduğu zabıta araştınnasıyla belirlendiğinden ... Sulh Hukuk
Mahkemesinin yetkili olduğu ..." gerekçesiyle yetkisizlik karan venniştir.
HMK'nın 390. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir, dava açılmadan önce esas hak-
kında görevli ve yetkili mahkemeden dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın
görüldüğü mahkemeden istenebilir.
Somut olayda vesayet davasından önce ihtiyati tedbir istenildiğinden aleyhine
tedbir istenilen ....ün yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
Yerleşim yerinin tespit edilemediği hallerde, karine olarak MERNiS (adrese
bağlı kayıt sistemindeld) adreside yerleşim yeri olarak kabul edilir.
Ancak, somut olayda aleyhine tebdir istenilenin yerleşim yerinin Gebze
olduğu zabıta araştırmasıyla belirlendiğinden yetkili mahkeme Gebze ... Sulh
Hukuk Mahkemesidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. mad-
deleri gereğince Gebze ... Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK
BELİRLENMESİNE, 03/11/2016 gününde oy birliği ile karar verildi. (Y. 20. HD.
ESAS NO: 2016/9991 KARAR NO: 2016/9981)
İhtiyati haciz isteyen vekili, borçlu .... ile müvekkili arasında imzalanan Genel Nakdi ve
Gayrinakdi Kredi Sözleşmesine diğer borçluların kefil olduğunu borcun ödenmemesi üzerine
hesabın katedildiği ileri sürerek ihtiyati haciz talebinde bulunmuş, Mahkemece talebin kabulüne
karar verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden vekili, ihtiyati hacze konu alacak için icra takibi başlatıl-
dığını, takibin itiraz üzerine durduğunu, itirazın iptali davası açıldığını, bu durumda
ihtiyati haciz karan verilemiyeceğini belirterek ihtiyati haciz kararının iptalini istemiştir.
Mahkemece ihtiyati hacze konu kredi sözleşmesi nedeniyle alacaklı tarafından
itiraz eden borçlu aleyhine açılan itirazın iptali davasının derdest olduğu, 6100 sy.
H:MK'nın 390/1 rnd. gereğince dava açıldıktan sonra ihtiyati haczin ancak asıl da-
vanın görüldüğü mahkemeden istenebileceği, gerekçeleriyle itirazın kabulüne ile
ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiş, karar ihtiyati haciz isteyen vekili tara-
fından temyiz edilmiştir.
Alacaklının talebi üzerine verilen ihtiyati haciz kararına karşı borçlu 30.03.2016
tarihinde ihtiyati haciz kararını veren mahkemeye itiraz etmiştir.
Ancak, borçlunun itirazlarından önce alacaklı tarafından icra takibi başlatılmış
ve vaki itiraz üzerine de 26.01.2016 tarihinde itirazın iptali davası açılmıştır.
İhtiyati Tedbir
94
Bu durumda, ihtiyati hacze itirazı inceleme görevi asıl uyuşmazlığı sonuç-
landıracak itirazın iptali davasını gören mahkemeye ait olup, ihtiyati hacze
itirazın reddi gerekirken yazılı, gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmüştür.
SONUÇ; Yukarıdaki açıklanan nedenlerle karann BOZULMASINA, peşin
harcın istek halinde iadesine, 03/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi. (Y. 19.
OD. ESAS NO: 2016/11128 KARAR NO: 2016/14273)
Hakimin reddi için ileri sürülen sebepler işin esası yönünden temyiz sebebi olup, HMK'nın
36. maddesinde tanımı yapılan sebeplerden değildir.
Taraflar arasında görülen dava sırasında davalılar vekili tarafından sunulan
05.10.2015 tarihli dilekçede özetle; "...Mahkemece dosya üzerinden hazırlanan
tensip tutanağının 17. maddesinde davalı şirketlere ait bilgilerin verilmesi halinde
dava değeri kadar ihtiyati haciz mahiyetinde tedbir karan verildiği, bu karara
05.10.2015 tarihli dilekçe ile itiraz edildiği, ancak davacı talebinin dışına çıkılarak
müvekkili hakkında da tedbir karan verilip yanlı hareket edildiği, HMK'nın 390.
(3) maddesindeki "Tedbir talep eden taraf, dilekçesindeki dayandığı ihtiyati tedbir
sebebini ve tüıünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını
yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmüne rağmen tedbir karan verildiği,
tedbirin kaldınlınasına yönelik tüm itirazlannın kabul edilmeyerek reddine karar
verilmesi halinde HMK'nın 395. maddesi gereğince tem.inat karşılığında tedbir
kararının kaldınlınasına karar verilmesini talep etmesine karşın taleplerini gerekçesi
ile reddedilip tebliğ edilmeden sadece üzerine "Ret" şeklinde not düşüldüğü, mah-
keme hakiminin davacılar tarafı gibi davranmakta her hangi bir sakınca görmediği,
mahkemenin davacının talep ettiği her taşınmaza ihtiyati tedbir koyduğu " gerek-
çeleriyle reddi haklın talebinde bulunmuştur.
Reddedilen hakim tarafından, istemin reddinin gerektiği yönünde görüş
belirtilmesi üzerine, dosyayı inceleyen merci tarafından reddi hakim talebinin
reddine ilişkin verilen karar, davahlar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hakimin reddi için ileri sürülen sebepler işin esası yönünden temyiz sebebi
olup, HMK'nın 36. maddesinde tanımı yapılan sebeplerden değildir.
Açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen temyiz itirazlannın reddi ile hükmün
ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine
03/11/2016 gününde oy birliği ile karar verildi. (Y. 20. HD. ESAS NO: 2016/7591
KARAR NO: 2016/10100)
Mahkemece, dosya üzerinde yapılan incelemede, ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin
2014/1881 E. sırasında açılan iflas erteleme davasının devam ettiği ve dosyanın bilirkişi incele-
mesi aşamasında olduğu, iflas erteleme yargılamasının anılan mahkemede halen derdest bu•
lunduğu, bu itibarla iflas erteleme isteminin'reddi gerektiği, öte yandan HMK'nın 390/1. madde-
sine göre, ihtiyati tedbirin, dava açıldıktan sonra asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep
ıtf
2. Bölüm: İçtihatlı Mevzuat İncelemesi 95
edilebileceği gerekçesiyle, davanın usulden reddine, ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada reddine
karar verilmiştir.
Da'acı vekili, müvekkili şirketin iflasının 1 yıl süre ile ertelenmesi istemiyle ....
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1881 E. sırasında 31.10.2014 tarihinde açtıkları
davada. 05.02.2015 taıihli ara kararla; ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulüne ve
bir takım tedbirlere karar verildiğini, bu karar sonrası şirketin durwnunun düzelmeye
başladığını, alınan kayyım raporlarında şirketin iyileştirme projesine uyma konusuda
titizlik gösterdiğinin ve piyasaya olan güveninin yeniden kazanıldığının belirtildiği-
ni, ancak 05.02.2015 tarihli ihtiyati tedbir kararının bir yılının yakın bir tarihte do-
lacağını, yeni bir ihtiyati tedbir karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, Asliye
Ticaret Mahkemesinin 2014/1881 E. sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbirlerin
devamına, davacı şirket aleyhinde başlatılan ve/veya başlatılacak olan icra takiple-
rinin, ihtiyati haciz ve tedbir uygulamalarının, 6183 sayılı Yasa çerçevesinde olanlar
da dahil olmak üzere önlenmesini, şirket aleyhine icra takibi başlatılmamasını ve
başlatılmış olanların durdurulmasını ve sair tedbirlere karar verilmesini, ayrıca mü-
vekkili şirketin iflasının 1 yıl süre ile ertelenmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinde yapılan incelemede, ..... Asliye Ticaret Mahkeme-
sinin 2014/1881 E. sırasında açılan iflas erteleme davasının devam ettiği ve
dosyanınr bilirldşi incelemesi aşamasmda olduğu, iflas erteleme yargrlamasının
a111la11 mahkemede halen derdest bulunduğu, bu itibarla iflas erteleme isteminin
reddi gerektiği, öte yandan HMK'nm 390/1. maddesine göre, ihtiyati tedbirin, dava
açrldrktan sonra asıl davanm görüldüğü. mahkemeden talep edilebileceği gerekçe-
siyle, davanrn usulden reddine, ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada reddine karar
verilmiştir.
Karan, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin
takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları
yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazla-
rının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınması
gereken harç peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, kararın
tebliğindeni itibaren 1O gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
20.10.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (Y. 23. HD. ESAS NO: 2016/491
KARAR NO: 2016/4637)
Dava, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararların ödetilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, esas hakkındaki davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından
temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı tarafın talebi üzerine haksız olarak ihtiyati tedbir konulduğunu,
mağduriyetinin bulunduğunu belirterek tazminat isteminde bulunmuştur.
İhtiyati Tedbir
96
Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı tarafından davacı aleyhine .... Asliye Ticaret Mahkeme-
sinde menfi tespit davası açıldığı, davanın kabulüne karar verildiği ve kararın ke-
sinleştiği, açılan tazminat davasının yasal dayanağı bulunmadığındarı, davanın red-
dine karar verilmiştir.
Dosya incelendiğinde; ..... İcra Hukuk Mahkemesinin 201O/1759 esas sayılı
itiraz dosyasında, davalı tarafından davacı aleyhine teminat karşılığı, 23/02/2011
tarihli tensip karan ile 252.144,00 TL teminat karşılığı icra takibinin dava sonuna
kadar durdurulmasına ve seferden men kararının kaldırılması için ihtiyati tedbir
karan verildiği anlaşılmıştır.
Haksız ihtiyati tedbirden dolayı tazminat davası, aleyhine haksız olarak ihtiyati
tedbir konulmuş olan kişi (asıl davanın davalısı) tarafındarı, haksız ihtiyati tedbir
koydurtmuş olan tarafa (asıl davanın davacısına) karşı açılır.
Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden dikkate
alınmalıdır.
Her ne kadar ihtiyati tedbir kararı icra Mahkemesince verilmişse de icra hukuk
mahkemeleri sadece İİK'nın 4. maddesinde belirtilen işleri görmekle yetkili ve gö-
revli mahkemelerdir.
İşbu haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat is-
temini inceleme görevi icra hukuk mahkemesinin görev alanı değildir. Uyuş-
mazlığın çözümünde genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemeleri görevli
olduğundan mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası
incelenerek karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması
gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nederıle BOZULMASINA,
bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer
olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 21/03/2016 gününde
oyçokluğuyla karar verildi. (Y. 4. HD. ESAS NO: 2015/4851 KARAR NO:
2016/3653)
Mahkemece, aynı alacağa ilişkin olmak üzere ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/... D. iş
sayılı dosyasından istenilen ihtiyati haciz isteminin reddedllmiş olduğu, aynı konu ile ilgili olarak
iki ayn mahkemeden istenilen ihtiyati haciz talebinin HMK'nın 390. maddesine göre ilgili davanın
görüldüğü mahkemeden istenilmesi gerektiği, aynı alacakla ilgili derdest itirazın iptali davaları
bulunduğundan mahkemenin bu konuda görevli olmadığını belirterek, ihtiyati hacze itirazın
kabulüne karar verilmiştir.
İhtiyati haciz isteyen vekili, müvekkilinin ....A.Ş. ve ... ile 31.12.2008 tarihinde
imzalanan yetkili satıcılık sözleşmesine istinaden mal verdiğini, mal bedelinin keşide
edilen ihtarnameye rağmen ödenmediğini bildirerek, taşınmaz ipoteği tesisi ile te-
,4
2. Bölüm: İçtihatlı Mevzuat İncelemesi 97
minat altına alının tutarın tenzili ile 1.116.053,66 TL alacak için ihtiyati haciz iste-
nıinde bulunmuş, talep uygun görülerek mahkemece ihtiyati haciz karan verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden vekili, muaccel bir alacak olmadığı gibi ıniivekkilinin
geçerli bir kefaleti de bıılwımadığmı, ihtarın ipotek borçlusu olarak keşide edildiğini
,·e aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlandığmı, ayrıca kambiyo
yolu ile takibe girişildiğini, dayanak sözleşme siiresiniıı sona erdiği gibi soıırasıııda
şirketlerin yeni sözleşme akdettiklerini, talebin de sonraki sözleşme; e konu alaca/. 1an
kaynaklandığını ileri siirerek, ihtiyati haczin kaldırılmasını istemiştir.
Mahkemece, aynı alacağa ilişkin olmak üzere ..... Asliye Ticaret l1ahke-
mesinin 2015/... D. iş sayılı dosyasından istenilen ihtiyati haciz isteminin red-
dedilmiş olduğu, aynı konu ile ilgili olarak iki ayrı mahkemeden istenilen ihti-
yati haciz talebinin HMK'nın 390. maddesine göre ilgili davanın görüldüğü
mahkemeden istenilmesi gerektiği, aynı alacakla ilgili derdest itirazın iptali
davaları bulunduğundan mahkemenin bu konuda görevli olmadığını belirte-
rek, ihtiyati hacze itirazın kabulüne karar verilmiş, karar ihtiyati haciz talep
eden vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin
takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ihtiyati haciz talep eden vekilinin
yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kamına uygtın bulu-
nan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alın-
masına, 12.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi. (Y. 19. HD. ESAS NO:
2015/10309 KARAR NO: 2016/2231)
Davacı taraf, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında, davacı lehine hü-
küm kurulması halinde hükmün infazının akim kalmasını önlemek amacıyla davalılar ait taşınır,
taşınmaz mallarıyla üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulması talep
edilmiş; mahkemece alacağın %5 'i oranında teminat yatırılması mukabilinde, 500.000,00 TL
alacağı karşılayacak miktarda karşı taraf borçlularının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü
kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmiş, karara karşı muteriz Ltd. Şti.
vekilinin itirazı üzerine itirazının reddine karar verilmiştir.
Gerek ihtiyati tedbir gerekse de ihtiyati haciz hukukumuzda geçici hukuki ko-
rumalar olarak düzenlenmiştir.
İhtiyati tedbir 1086 sayılı HMUK'tın 1O1 vd. maddelerinde hüküm altına alınmış
iken yeni HMK'da 389 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
HMK'run 389. maddesinde" Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme ne-
deniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız
hale geleceğinden veya gecilane sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir :zararın doğaca-
ğından edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir karan verilebilir.
Birinci fıkra hilkmü niteliğine uygun dilştilğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde
de uygulanır" hükmü düzenlenmekle ihtiyati tedbir açıklanmıştır.
ihtiyati Tedbir
08
Bir buşku geçici hukuki korumu kurumu olun ihtiyuti haciz ise IJK'nın 257 vd.
ınu