Özellikle TBK md.61 ve md.162vd.
Hükümleri Bağlamında
l
Dr. Nurcihan DALCI ÖZDOĞAN
Ankara Üniversitesi Hukuk FakUltcsi
Medeni Hukuk Anabilim Dalı
MU
••
TESELSI
•
L
SORUMLULUK
(Özellikle TBK md.61 ve md.162 vd.
Hükümleri Bağlamında)
SEÇKİN I Hukuk
�
seçkin
Müteselsil Sorumluluk
Nurcihan DALCI ÖZDOĞAN
SEÇKİN I Hukuk
No:1483
ISBN 978-975-02-3297-8
Birinci Baskı: Mayıs 2015 (Ankara)
Sayfa Tasanmı:
Ömer candan
Kapak Tasarımı:
Musa Gündoğan
© Seçkin Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş.
248 Sayfa, 17x25 cm.
1. Ödemenin Tekliği
2. Tam ve Eksik Teselsül
3. Halefiyet
4. Rücu
5. Denkleştirme Alacağı
6. Farklılaştırılmış Teselsül
7. Sözleşmese) Sorumluluk
8. Kusursuz Sorumluluk
Bu kitabın her türlü yayın hakkı Seçkin Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş'ye aittir. Yayınevinin yazılı izni olmadan,
tanıtım amaçlı toplam bir sayfayı geçm alıntılar hariç olmak üzere, hiçbir şekilde kitabın tümü veya bir kısmı
herhangi bir ortamda yayımlanamaz ve çoğaltılamaz.
Satış ve Dağıtım:
Merkez
Sağlık Sok. No: 21
Sıhhiye/ Ankara
Tel: (312) 435 30 30
Faks: (312) 435 24 72
satls@seckin.com.tr
Şube
Strazburg Cad. No: 23/8
Sıhhiye/ Ankara
Tel: (312) 230 52 62
ankarasube@seckin.com.t
Şube
Abide-i Hürriyet Cad.
No: 193/A Şişli/ İSTANBUL
Tel: (212) 234 34 77
Faks: (212) 23124 69
sislisube@seckin.com.tr
Şube
Anadolu Adalet Sarayı
C Blok Zemin Kat No: 29
Kartal/ İSTANBUL
Tel: (216) 303 11 23
Faks: (216) 303 11 23
kartalsube@seckin.com.tr
Şube
İstanbul Adalet Sarayı
D Blok 2. Bodrum Kat
Çağlayan/İSTANBUL
Tel- Faks:(2U) 240 0015
caglayan@seckin.com.tr
Web Sitesi: www.seckin.com.tr
Seçkin Yayıncılık Sertifika No: 12416
Baskı:
Sözkesen Matbaacılık Tic. Ltd. Şti. - Sertifika No: 13268
İVOGSAN 1518 Sok. Mat-Sit lşmerkezi No: 2/40 Yenimahalle /ANKARA - Tel: (0-312) 395 2110
Anneme ve Babama ...
•
Sunuş
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile müteselsil sorumluluğa ilişkin hüküm-
lerde önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklerin başında, öğreti ve uy-
gulamada benimsenmiş olmakla birlikte gerekliliği tartışma konusu olan eksik
teselsül- tam teselsül ayrımının kaldırılmış olması gelmektedir. Bunun yanında,
birden çok kişinin haksız fiilden dolayı sorumluluğunda iç ilişkide haksız fiil
sorumluswmn ilk önce, kanun gereği sorumlu olanın en sonra sorumlu olacağını
öngören kuralın kaldırılarak yeni Kanun'da (TBK mad. 62), müteselsil sorum-
lular arasında tazminatın, durum ve koşullar, özellikle kusurun ağırlığı ve yara-
tılan tehlikenin yoğunluğu dikkate alınarak paylaştırılacağının öngörülmesi,
müteselsil sorumlular arasında rücu isteminin tabi olduğu zamanaşımı konusun-
da getirilen yeni düzenleme (TBK mad. 73) yapılan diğer önemli değişikler
arasında sayılabilir.
Bununla birlikte, müteselsil sorumlulukla ilgili öngörülen yeni düzenleme-
ler öğretide yeni tartışmalara yol açmıştır. Bu çerçevede, önceden de öğretide
tartışılan, müteselsil borçluların dış ilişkide bireysel indirim sebeplerini ileri
sürüp süremeyeceği; tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular
arasında nasıl paylaştırılacağına dair TBK mad. 62/I'de öngörülen kuralın uygu-
lamada ne şekilde somutlaştırılacağı; TBK ınad. 73'de öngörülen rücu isteminin
tabi olduğu zamanaşımının başlangıcı; zamanaşımının müteselsil borçlulardan
birine karşı kesilince diğerlerine de kesilmiş olacağını öngören TBK mad. 155/I
düzenlemesinin isabetliliği ve mevcut haliyle ne şekilde yorumlanması gerektiği
derinlemesine tartışılması ve açıklığa kavuşturulması gereken konular olarak
karşımıza çıkmaktadır.
Kendisinin bu çalışmasını olduğu gibi, "Alacağın Toptan Teınliki" konu-
sunda yükseklisans tezi danışmanlığını da zevkle üstelendiğim sevgili, değerli
meslektaşım Nurcihan Dalcı Özdoğan, her zaman olduğu gibi büyük bir azim
ve bilimsel cesaretle üzerinde fazla çalışılmamış "Özellikle TBK md. 61 ve 162
vd. Hükümleri Bağlamında Müteselsil Sorumluluk" konusunu doktora tezi ola-
rak üstlenip, çalışmasını yukarıda değinilen konuları da içeren bilimsel araştır-
ma, tespit ve tartışmalara dayalı olarak, bilimsel esaslara uygun ve son derece
titiz bir şekilde yürütmüş; hukuk öğretisi ve uygulamasına yol gösterici nitelikte
değerli bir çalışma ortaya koymuştur. Öğrenciliğinden beri tanıdığım ve Anka-
ra Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde aynı kürsüde birlikte çalışma zevk ve mut-
8 Müteselsil Sorumluluk
luluğunu da yaşadığım, çalışkan, saygılı ve azimli genç meslektaşım sevgili
Nurcihan Dalcı Özdoğan ,ı bu değerli çalışması dolayısıyla gönülden kutluyor,
başarı ve mutluluğunun devamını diliyorum.
Prof. Dr. Zarife ŞENOCAK
•
Onsöz
Bu çalışmanın esasını 21.l 0.20 t 4 tarihinde Ankara Üniversitesi Hukuk Fakülte-
sinde Prof. Dr. Zaıife Şenocak, Prof. Dr. Lale Sirmen, Prof. Dr. Ahmet Kılıçoğlu,
Prof. Dr. Hüseyin Altaş ve Doç. Dr. Devrim Güngör'den oluşan jüri önünde savunu-
lan ve oybirlif,11 ile başarılı bulwıan doktora tezi oluştuıınaktadır. Çalışma, değerli jüri
üyelerinin katkılan ışığında çalışmanın esası değiştirilmeden yayına hazırlanmıştır.
Söz konusu çalışmanın neticelenmesinde tüm emeği geçenlere teşekkür et-
meyi bir borç bilirim:
Öncelikle tezimin ortaya çıkış sürecinde tavsiye, yönlendinne ve değerlen-
dinneleriyle tezime önemli katkılarda bulunan, bunun da ötesinde öğrencisi
olmaktan ve mesleğe adım attığım günden bugüne asistanlığını yapmaktan gu-
rur ve onur duyduğum çok değerli hocam ve tez danışmanım Prof. Dr. Zarife
Şenocak'a sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Değerli eleştirileri ile tezimde bana
yol gösterici olan, ayrıca akademik süreçte bana destek olan aynı kürsünün
mensubu olmaktan büyük onur ve gurur duyduğum değerli hocalarım, Prof. Dr.
Lale Sinnen, Prof. Dr. Ahmet Kılıçoğlu, Prof. Dr. Hüseyin Altaş'a ve ayrıca
jürimde yer almayı kabul eden ve değerli katkıları bulunan Sayın Hocam Doç.
Dr. Devrim Güngör'e en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Aynca lisans öğreni-
minden başlayan ve asistanlığım döneminde devam eden her zaman yoğun des-
teğini gördüğüm, asistanı olmaktan onur ve gurur duyduğum değerli hocam
Prof. Dr. Hasan Seçkin Ozanoğlu'na şükranlarımı sunarım.
Asistanlığa başladığım ilk gün kendisi ile çalışma şerefine nail olduğum,
hayatımdaki katkılarını asla unutamayacağım, benim için hiçbir zaman yeri
doldurulamayacak değerli Hocam Merhum Prof. Dr. Fahrettin Aral'a burada
teşekkür etmesem olmazdı. Hocamın bu teşekkürlerimi duyduğunu ve hissetti-
ğini bilmek benim için bir avuntu sadece.
Tez çalışmam boyunca, bende aynı kürsüde çalışmaktan öte bir yeri olan,
bu sancılı tez sürecinde tavsiyeleri ile beni rahatlatan, her kafama takılan somda
bıkmadan bana zaman ayırıp beni dinleyen dostum ve değerli hocam Yrd. Doç.
Dr. Leyla Müjde Kurt'a teşekkür ederim.
Tez yazmanın önemli aşamalarından biri de çalışmada kullanılacak kaynak-
lan toplamaktır. Bana bu süreçte çok büyük yardımları olan ve ayrıca tez süre-
10 Müteselsil Sorumluluk
cinde manevi desteğini esirgemeyen değerli dostum Ar. Gör. Harun Keskin'e;
ticaret hukukuna ilişkin hususlarda tezimi okuyup bana önemli katkı sağlayan
değerli meslektaşım Dr. Murat Gürel'e ve aynca bu zor süreçte daima yanımda
olup benden manevi desteklerini esirgemeyen dosttan öte kardeşim olan Ar.
Gör. Deniz Polat Akgün ve Av. Aslı Sümer Önder'e ne kadar teşekkür etsem
azdır.
Akademik sürecin her aşamasında göstermiş oldukları destek, sevgi, anla-
yış ve yaptığım tercihleri, sen yapıyorsan doğrudur diyerek her zaman destekle-
dikleri için annem ve babama, özellikle teşekkür etmek isterim.
Şüphesiz bu süreçte bizimle aynı zorlukları, sıkıntıları yaşayan en yakını-
mızdaki kişi, hayat arkadaşımızdır. Bu süreçte bütün kaprislerimi çekip büyük
bir özveri göstererek tezimi bitirmemde büyük paya sahip olan, kendisi ile ha-
yatı paylaşmaktan onur duyduğum canım eşim Av. Kahraman Özdoğan, belki
de teşekkürün en büyüğünü hak ediyor.
o •
Ozet
Esasen TBK md.162 vd. hükilmlerinde düzenleme alanı bulan mliteselsil
borçluluk, alacaklı karşısında birden çok borçlunun yer aldığı birlikte borçluluk
durumlarından birini teşkil etmektedir. Her bir borçlunun borcun tamamından
sorumlu olması, borçluların tam ödemeye kadar sorumlu kalması ve alacaklının
dilediği borçluya başvurabilmesine ilişkin seçim hakkı, müteselsil borçluluğun
karakteristik özellikleridir. Müteselsil borçluluk istisnai bir karakterde olduğu
için ya taraflarca kararlaştırılması ya da kanunen düzenlenmesi halinde söz ko-
nusu olmaktadır. Birden çok kişinin haksız fiilde bulunması halinde
müteselsilen sorwnlu olacaklarını öngören TBK md.61 vd. hükmü de, kanunen
düzenlenmiş müteselsil borçluluk durumlarından biridir. TBK ile söz konusu
hükümde önemli değişiklikler yapılmış, öğreti ve yargı kararlarınca kabul edil-
miş olan eksik-tam teselsül aynını ile eBK md.5 I'de yer alan ve eksik teselsül
olarak nitelendirilen durumlarda rücu ilişkisinde söz konusu olan sıralama kal-
dırılmıştır. Bu değişiklikle birlikte eBK döneminde söz konusu ayrıma ilişkin
farklı sonuçlar da ortadan kalkınış bulunmaktadır. TBK ile müteselsil sorumlu-
ların kendi aralarında söz konusu olan rücu ilişkisinde, hangi borçlunun ne
kadarlık bir pay ile sorumlu olacağı hakimin takdirine tabi tutulmuştur. Hakim
takdir hakkını kullanırken tehlikenin yoğunluğu ve kusurun ağırlığı kıstasların-
dan yararlanacaktır. Müteselsil sorumluluk bağlamında uzun zamandır tartışma-
lı bir konu olan, bireysel indirim sebeplerinin dış ilişkide ileri sürülüp sürüle-
meyeceği meselesi ise, Tasarıda yer almasına rağmen TBK metnine alınmamış-
tır. Kanaatimizce her ne kadar bu husus kanuni bir düzenlemeye kavuşturulma-
mış olsa da, buna engel bir durum mevcut değildir.
7
İçindekiler
Sunuş ....................................................................................................... 5
Onsöz ....................................................................................................... 9
..
Ozet ........................................................................................................ 11
Kısaltmalar ............................................................................................ 21
Giriş ........................................................................................................ 23
BİRİNCİ BÖLÜM
MÜTESELSİL SORUMLULUĞA İLİ$KİN GENEL BİLGİLER
§ 1 MÜTESELSİL BORÇLULUK VE MÜTESELSİL SORUMLULUK
KAVRAMI ..................................................................................... 25
1. Terminoloii ve Yasal Düzenleme ............................................................... 25
il. Müteselsil Sorumluluğun Tarihsel Gelişimi, Mahiyeti ve Yasalaşma
Süreci ................................................................................................@)
A. Roma Hukukunda Müteselsil Sorumluluk ............................................................. 27
B. Bugünkü Müteselsil Sorumluluk Bakımından Roma Hukukunun Önemi ..................... 29
C. Müteselsil Borçluluğun Niteliğine İlişkin Görüşler ................................................. 31
O. Kanunlaştırma Aşamasında Müteselsil Sorumluluğun Kabul Edilmesi ....................... 33
1. İsviçre Borçlar Kanunu'ndaMüteselsil Sorumluluğun Kabulü .................................... 33
2. Alman Medeni Kanunu'ndaMüteselsil Sorumluluğun Kabulü ................................... 35
E. İsviçre Sorumluluk Hukukunda Değişiklik ve Sorumluluk Hukukunun
Birleştirilmesine İlişkin Ön Tasanda ve TBK'da Müteselsil Sorumluluğun
Düzenlenişi ................................................................................................... 36
F. İsviçre Borçlar Kanunun Genel Hükümlerinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin 2020
Tasarısında Müteselsil Borcun Düzenlenişi (İsviçre 2020 Tasarısı) ........................... 38
111.Müteselsil Borçluluğun Karakteristik Unsurları. ......................................... 41
A. Birden Fazla Borçlu............................................................................................41
B. Her Bir Müteselsil Borçlunun Borcun Tamamından Sorumlu Olması ...................... @
C. Ödemenin Tekliği ............................................................................................. 44
1. Tam Ödemeye Kadar Sorumluluk ....................................................................... 45
14 Müteselsil Sorumluluk
2. Borçtan Kurtulma Etkisi ..................................................................................... 46
D. Alacaklının Dilediği Borçluya Başvurabilmesi (Alacaklının Seçim Hakkı) .................... 50
iV. Müteselsil Borç İlişkisinin Benzeri İlişkilerden Ayrılması ........................... 52
A. Kısmi Borçluluk ................................................................................................. 52
B. Bölünemeyen Edimden Doğan Borçluluk ................................................................ 55
C. Elbirliği ile Borçluluk ............................................................................................ 58
§ 2 MÜTESELSİL BORÇ İLİŞKİSİNİN KAYNAKLARI................................... 59
1. Kanundan Kaynaklanan Müteselsil Sorumluluk ........................................... 60
A. Ortaya Çıkışı ...................................................................................................... 60
1. Ortaya Çıkışta İradenin Etkisi ............................................................................... 60
2. Emredici Müteselsil Borç İlişkisi ........................................................................... 60
3. İradi Müteselsil Borç İlişkisi................................................................................. 61
8. Kanuni Müteselsil Sorumluluğun Amacı .................................................................. 62
il. Hukuki İşlemden Kaynaklanan Müteselsil Borç İlişkisi ............................... 66
A. Hukuki İşlem İle Müteselsil Borç İlişkisinin Kurulması .............................................. 66
1. Müteselsil Borç Beyanı ...................................................................................... 66
1.1. Müteselsil Borç İlişkisini Kuran Hukuki İşlemin Tarafları .......................................... 66
1.2. Dış ve İç Müteselsil Borç Beyanı .......................................................................67
1.3. Şekil .......................................................................................................... 67
2. Sözleşmenin Geçersizlik Halleri ............................................................................ 69
3. Müteselsil Sorumluluğun Özel Ortaya Çıkış Biçimleri ................................................. 70
3.1. Borca Katılma Yoluyla .....................................................................................70
3.2. Tam Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme Yoluyla .........................................................72
B. Hukuki İşleme Dayalı Müteselsil Borç İlişkisinin Amacı ............................................. 73
§ 3 MÜTESELSİL BORÇ İLİŞKİSİNİN TÜRLERİ ......................................... 73
1. Tipik ve Atipik Müteselsil Borç İlişkisi. ...................................................... 73
A. Tipik Müteselsil Borç İlişkisi .................................................................................. 74
B. Atipik/fali (Subsidiar) Müteselsil Borç İlişkisi .......................................................... 74
il. Başlangıçtaki ve Sonraki Müteselsil Borç İlişkisi ....................................... 75
A. Başlangıçtaki Müteselsil Borç İlişkisi ...................................................................... 75
B. Sonraki Müteselsil Borç İlişkisi ............................................................................... 75
111. Tam ve Eksik Teselsül ............................................................................ 76
A. TBK/İBK'da Buna İlişkin Bir Ayrımın Yer Almaması. ................................................... 76
İçindekiler 16
8. Eksik -Tanı Teselsül Ayrımının Eleştirisi ................................................................... 80
1. Eski BK nıd.141'in Lafzı ....................................................................................... 80
2. Eski 8K nıd.50 ve 51'in Sistematiği ....................................................................... 81
İKİNCİ BÖLÜM
MÜTESELSİL SORUMLULAR flRflSINDAKİ
DENKLE$TİRME İLİ$KİSİ
§ 4 KONUNUN KAVRAMSAL AÇIDAN ELE ALINMASI .............................. 83
1. Genel Olarak .......................................................................................... 83
il. Problemin Ortaya Konması ...................................................................... 85
§5 DENKLEŞTİRME KAPSAMINDA RÜCU (Regress/Rückgriff) VE
HALEFİYET (Subrogation) ................................................................... 87
1. Rücu ..................................................................................................... 87
A. Genel Olarak .......................................................................................................... 87
8. Rücunun Yasal Temeli ............................................................................................87
C. Rücunun Şartları.................................................................................................... 89
1. Alacaklıya İfada/Ödemede Bulunulmuş Olması ....................................................... 89
2. Alacaklıya Karşı Yapılan Ödemenin, Ödemede Bulunan Borçlu İçin İç İlişkide
Sorumlu Olduğu Paydan Fazla Olması..................................................................... 91
3. Ortak Def'ilerinİleri Sürülmesinin İhmal Edilmemiş Olması ........................................ 91
il. Halefiyet .............................................................................................. 92
A. Genel Olarak .......................................................................................................... 92
8. Halefiyet Alacağının Kapsamı .................................................................................94
C. Halefiyet Alacağının Şartları .................................................................................. 95
1. T8K md.167'e göre Rücu Hakkına Sahip Olma ........................................................ 95
2. Dış İlişkide Alacaklının Subjektif Etkili İbra Yapmamış Olması .................................... 95
D. Halefiyetin Hukuki Etkileri. ..................................................................................... 96
ili. Rücu ve Halefiyet Arasındaki İlişki ......................................................... 97
iV. Denkleştirme Alacağının Doğuşu ve Hesaplanması ................................... 99
A. Sorumluluk Oranları ............................................................................................ 99
1. Kararlaştırılmış Sorumluluk Oranları .................................................................... 100
2. Kanuna Göre Sorumluluk Oranları ........................................................................ 100
16 Müteselsil Sorumluluk
2.1. TBK md.167'de Öngörülmüş Olan Oran ......................................................................... 100
2.2. Diğer Kanuni Düzenlemeler ........................................................................................... 101
2.3. TBK md.62 Kapsamında Denkleştirme ........................................................................... 103
2.3.1. Eski BK'da Yer Alan Düzenleme.............................................................................. 103
2.3.2. TBK'da yer alan Düzenleıne ................................................................................... 107
2.3.2.1. Genel Olarak.............................................................................................. 107
2.3.2.2. Alman ve İsviçre Hukuku İle Karşılaştırma ...................................................... 109
2.3.2.2.1. Alman Hukuku................................................................................ 109
2.3.2.2.2. İsviçre Hukuku .............................................................................. 112
2.3.2.3. TBK md.62 Kapsamında Hakimin Takdir Hakkını Kullanması Meselesi ................. 113
2.3.2.3.1. Birden Çok Kusur Sorumlusunun Varlığında Rücu ................................... 113
2.3.2.3.2. Birden Çok Kusursuz Sorumlunun Varlığında Rücu .................................. 115
2.3.2.3.3. Kusur ve Kusursuz Sorumlunun Varlığında Rücu ..................................... 116
2.3.2.3.4. Sigortacının Varlığında Rücu .............................................................. 116
B. Hesaplama ..........................................................................................................121
1. Denkleştirme Alacağının Borçlusu ve Alacaklısı ...................................................... 121
2. Halefıyet AlacağınınHesaplanması ....................................................................... 122
3. Rücu Alacağının Hesaplanması ............................................................................. 123
4. Denkleştirme İlişkisinde Kısmi veya Müteselsil Borç ................................................ 124
C. Doğuş Anı ............................................................................................................. 126
1. Halefıyetten Kaynaklanan Alacağın Geçiş Anı ......................................................... 126
2. Rücu Alacağının Doğuş Anı .................................................................................. 126
§ 6 DENKLEŞTİRME VE EKSİK-TAM TESELSÜL AYRIMl ............................ 127
1. Rücu ve Eksik-Tam Teselsül Ayrımı .......................................................... 127
il. Halefiyet ve Eksik-Tam Teselsül Ayrımı ................................................... 127
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
BİREYSEL İNDİRİM SEBEPLE�İ VE Zf1Mf1Nfl$1MI
§ 7 BİREYSEL İNDİRİM SEBEPLERİ İLE MÜTESELSİL SORUMLULUĞUN
SINIRLA.NDIRILMASI ................................................................... 129
1. Bireysel İndirim Sebeplerinin Dış İlişkide İleri
Sürülebilip/Sürülemeyeceği ile İlgili Tartışma ............................................. 130
A. Sorumluluğun İsnadı ve Kapsamı Probleminin Çözümü Olarak Bireysel İndirim
Sebeplerinin Uygunluğu ......................................................................................... 130
8. Öğretide Bireysel İndirim Sebeplerine İlişkin Kabul Edici Tutumlar ............................. 131
C. Öğreti ve İçtihatlarda Yer Alan Reddedici Tutumlar ................................................... 133
7
İçindekiler 17
1. Öğretide Bireysel İndirim Sebeplerini Reddeden Görüşün Gerekçeleri ........................ t 35
1.1. Müteselsil Sorumluluğun Koruma Fonksiyonu .................................................... 135
1.2. Zarara Yol Açan Fiile Yapılan Katkının Dikkate Alınmaması .................................... 136
1.2.1. Zarara Yol Açan Fiilin Ortak Kusurla İşlenmesi Halinde Her Bir Zarar Verenin
Katkısının Dikkate Alınmaması .................................................................. 137
1.2.2. Zarara Yol Açan Fiilin Farklı Sebeplerle Dayanan Fillerle İşlenmesi Halinde Her
Bir Zarar Verenin Katkısının Dikkate Alınmaması ............................................ 137
1.3. Dış İlişki ve İç İlişkinin Birbirine Karışması ve Bu Bağlamda Rücunun Geçersizliği ........ 139
1.4. Hukuki Yargılama ....................................................................................... 141
2. Federal Mahkemenin Bireysel İndirim Sebeplerine İlişkin Tutumu ............................. 143
2.1. Tam Teselsül Durumlarında Federal Mahkemenin Tutumu ..................................... 145
2.2. Eksik Teselsül Durumlarında Federal Mahkemenin Tutumu .................................... 146
C. İsviçre Anonim Şirketler Hukukunda Müteselsil Sorumluluk Kapsamında
Bireysel İndirim Sebeplerinin Ele Alınması ............................................................ 149
1. Anonim Şirketler Hukuku Revizyonundan Önceki Durum ......................................... 149
1.1. Sorumluluğun Denetim Kurulunun Üzerine Kaydırılması ........................................ 150
1.2. Denetim Kurulunun Sorumluluğu ve Sebebe Bağlılık ............................................ 151
2. 1991 Tarihli Anonim Şirketler Hukuku Revizyonu .................................................. 153
2.1. Maddi Olarak Farklılaştırılmış Teselsül ............................................................. 154
2.2. Farklılaştırılmış Teselsülün Uygulanmasına İlişkin Öneri ........................................ 155
2.3. Farklılaştırılmış Teselsülün Usul Hukuku Bakımından Ele Alınması ........................... 157
2.3.1. Ortak Dava ......................................................................................... 157
2.3.2. Toplam Zarar ...................................................................................... 158
2.4. Farklılaştırılmış Teselsülde Rücu ...................................................................... 159
3. Uygulamada Farklılaştırılmış Teselsül. ..................................................................160
3.1. Denetim Kurulunun Sorumluluğunda Bir İyileştirmenin Olmaması ............................ 160
3.2. Farklılaştırılmış Teselsülün Kabul Edilmemesinin Sebepleri .................................... 162
4. Anonim Şirketler Hukukunda Müteselsil Sorumluluğa İlişkin Gelişmelerin
Değerlendirilmesi .......................................................................................... 164
4.1. Anonim Şirketler Hukukunda Müteselsil Sorumluluğun Gelişimi ............................. 164
4.2. Farklılaştırılmış Teselsül Doğru Bir Çözüm müdür? ............................................... 165
4.3. Farklılaştırılmış Teselsülün Sorumluluk Hukukuna Aktarılıp Aktarılamayacağı
Meselesi ................................................................................................... 166
O. İsviçre Ön Tasarısı Kapsamında Haksız Fiil Hukukunda Bireysel İndirim
Sebepleri .......................................................................................................... 170
E. Sonuç................................................................................................................ 172
il. Sınırlandırılmış Müteselsil Sorumluluk Modeli ........................................ 173
A. İki Aşamada Sorumluluğun Sınırlandırılması ........................................................ 173
1. Sorumluluğun Doğması Aşamasında Sınırlandırma ................................................ 173
ıs
Müteselsil Sorumluluk
2. Tazminatın Belirlenmesi Aşamasında Sınırlandırma ................................................... 174
2.1. Bireysel İndirim Sebeplerinin Uygulanmasında Müteselsil Sorumluluk Kavramı ........... 174
2.1.1. Kanun ya da Müteselsil Sorumluluk Sistemi ile Bireysel İndirim Sebeplerinin
Dışlann1aması .......................................................................................... 174
2.1.2. Bireysel İndirim Sebepleri ile Birlikte Müteselsil Sorumluluk Kavramı ..................... 176
2.2. Tam Sorumluluğun İstisnası Olarak Bireysel İndirim Sebepleri................................... 178
2.3. Tazminattan İndirim Sebepleri ............................................................................... 180
2.3.1. Zarar Göreni İlgilendiren Durumlar.................................................................... 180
2.3.2. Zarar Verenleri İlgilendiren Durumlar................................................................. 181
2.3.2.1. Kusur ............................................................................................. 181
2.3.2.2. Tazminatın ÖdenmesininZarar Vereni Zor Duruma Düşürmesi ........................ 184
2.3.2.3. Hatıra Dayanan Eylemler ....................................................................... 185
2.3.3. Zarar Verenler ve Zarar Görenden Bağımsız Durumlar .......................................... 185
2.3.3.1. Tesadüfi Durumlar ............................................................................. 185
2.3.3.2. Üçüncü Kişinin Kusuru .......................................................................... 186
2.3.3.3. Uzak (Zayıf) İlliyet Bağı ......................................................................... 186
2.3.3.4. Mesleki Riziko ................................................................................... 186
2.3.4. Bireysel İndirim Sebeplerinin Kabul Edildiği Müteselsil Sorumlulukta Rücu
İlişkisi ........................................................................................................ 187
2.3.4.1. Mevcut İlkelerin Değişmemesi ................................................................ 187
2.3.4.2. Müteselsil Borç Yapısının Bozulması Sorunu ............................................... 188
B. Ortak Kusurla ve Farklı Sebeplerle Zarar Verme Hareketleri Arasındaki Ayrımın Önemini
Kaybetmesi ....................................................................................................................190
111. Bireysel İndirim Sebeplerinin Kusursuz Sorumluluk ve Sözleşmesel
Sorumluluk Bağlamında Ele Alınması...................................................... 193
A. Kusursuz Sorumluluk Bağlamında Ele Alınması ................................................... 193
8. Sözleşmese! Sorumluluk Bağlamında Ele Alınması. .............................................. 194
iV. Sonuç ................................................................................................ 196
§ 8 ZAMANAŞIMI ............................................................................. 199
1. Dış İlişkide Zamanaşımı ........................................................................... 200
A. Birbirinden BağımsızBirden Çok Alacağın Ayrı Zamanaşımına Tabi Olması. ............ 200
8. Zamanaşımının Kesilmesi (TBK md.155 Hükmünün Eleştirisi) ................................. 202
1. Zamanaşımının Kesilmesinin Sınırlanması .......................................................... 203
1.1. Genel Olarak Zamanaşımını Kesen İşlemler ............................................................... 203
1.1.1. Zamanaşımını Kesen İşlemlerden Borçlunun İkrarı ............................................... 203
1.1.2. Alacaklı Tarafından Alacak Hakkının Takip Edilmesi .............................................. 204
1.2. Borç İkrarına Genel Nitelikte Bir Etkinin Tanınmaması ............................................... 204
1.2.1. Lafzi Yorum .................................................................................................. 205
1.2.2. Sistematik Yorum .......................................................................................... 206
1.2.3. Teleolojik (Amaçsal) Yorum ............................................................................. 207
İçindekiler 19
1.3. Sadece, Alacaklının HakkınıTakip Ettiği Durumlarda (TBK md.154, b.2)
TBK nıd.155/l'inUygulama Alanı Bulacağının Kabulü ........................................... 208
2. TBK nıd.155/l'in Kaldırılması Gerekliliği ................................................................ 208
C. Zamanaşımından Feragat. .................................................................................. 21O
D. Zamanaşımı Definin İleri Sürülmesi ..................................................................... 211
il. Denkleştirme İlişkisinde Zamanaşımı .................................................... 212
A. Rücu Alacağına İlişkin Zamanaşımı. .................................................................... 212
1. �ücu Al.�cağınınTabi Olduğu Zamanaşımına İlişkin Olarak Eski BK Döneminde ve
lsviçre Oğretisinde Yer Alan Görüşler ................................................................. 213
1.1. Zarar Görenin Rücu Yükümlüsüne KarşıOlan Alacağının Tabi Olduğu Zamanaşımı
Süresinin Belirleyici Olması ........................................................................... 213
1.2. İBK md.127'de(eBK md.125)Yer Alan Genel ZamanaşımıSüresinin Belirleyici
Olması .................................................................................................... 214
1.3. İBK md.67'da(eBK md.66) Yer Alan Sebepsiz Zenginleşmeye İlişkin Zamanaşımı
Süresinin KıyasenUygulanması ................................................................ 215
1.4. İsviçre Ön Tasarısı ve 2020 TasarısındaRücu Alacağına İlişkinZamanaşımı ................216
2. İsviçre Federal Mahkemesi ve Yargıtay'ınRücu Alacağının Tabi Olacağı
Zamanaşımınaİlişkin İçtihatları .......................................................................... 216
3. TBK md.73'de Öngörülen Rücu Alacağına İlişkin Zamanaşımı .................................. 217
3.1. Zamanaşımının Başlangıcı ........................................................................... 218
3.2. Zamanaşımının Durması ve Kesilmesi ............................................................... 223
3.3. Zamanaşımından Feragat ............................................................................ 224
B. Halefiyet Alacağına İlişkin Zamanaşımı ................................................................. 224
C. Denkleştirme İlişkisinde Zamanaşımı Def'inin İleri Sürülmesi ................................... 225
1. Halefiyet ve Zamanaşımı Def'i ............................................................................ 225
2. Rücu ve ZamanaşımıDefi ................................................................................... 225
111. Zamanaşımı Bakımından Dış İlişki ve İç İlişkinin Birbirine Etkisi. ............... 226
A. Alacaklıya İfa Anında Rücu Alacaklısının Borcunun Zamanaşımına Uğramaması,
Rücu Yükümlüsünün Borcunun Zamanaşımına Uğraması ....................................... 226
B. Alacaklıya İfa Anında Rücu Alacaklısının Borcunun Zamanaşımına Uğraması,
Rücu Yükümlüsünün Borcunun Zamanaşımına Uğramaması ................................... 231
SONUÇ ............................................................................................... 233
Kaynakça ........................................................................................... 239
Kavram Dizini ...................................................................................... 247
Abt.
: Abtcilung
Kısaltnmlar
AG
Art.
ATSG
AÜHFD
b.
BaKomm
BATİDER
BeKonım
BGB
BGE
Bkz.
eBK
dpn.
C.
Çev.
ed.
E.
eBK
GesKR
HandKomm
HAVE
: Aktiengcscllschnfl
: Artikel
: Bundcsgcsctz übcr den allgcnıeinen Tcil dcs
Sozialversichenıngsrechts
: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
: Bend
: Basler Koınınentar
: Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi
: Berner Koınmentar
: Bürgerliches Gesetzbuch
: Entscheidungen des Schweizerischen Bundesgerichts
: Bakınız
: Eski Borçlar Kanunu
: Dipnot
: Cilt
: Çeviren
: edition
: Esas
: 818 sayılı Borçlar Kanunu
: Gesellschafts- und Kapitalmarktrecht
: Handkommentar zum Schweizer Privatrecht
: Haftung und Versicherung
22 Müteselsil Sorumluluk
HD.
HGK
Hrsg.
İBK
İİK
İÜHFlI
K.
lfllAD
l•[K
md.
MüncbKomm
N.
OR
RG
s.
s.
SJZ
SVG
szw
TBK
TTK
VVG
ZGB
: Hukuk Dairesi
: Hukuk Genel Kurulu
: Herausgeber
: İsviçre Borçlar Kanunu
: İcra ve İflas Kanunu
: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası
: Karar
: Mukayeseli Hukuk Araştırmaları Dergisi
: Medeni Kanun
: madde
: Münchner Kommentar
: Nummer
: Bundesgesetz über das Obligationrecht voın 30.Marz 1911
: Resmi Gazete
: Sayfa
: Sayı
: Schweizerische Juristen-Zeitung, Zürich
: Bundesgesetz über den Strassenverkehr
: Schweizerische Zeitschrift für Wirtschaftsrecht
: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
: Bundesgesetz über die Versicherungsvertrag
: Schweizerisches Zivilgesetzbuch vom 10.Dezember 1907
..
Giriş
Borç ilişkisi. ister bir sözleşme ister haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme
ya da kanun hükmünden doğmuş olsun, alacaklı ve borçlu olmak üzere mutlaka
iki taraf vardır. Ancak bu tarafların mutlaka birer kişi olma zorunluluğu yoktur.
Bazı durumlarda alacaklı ve borçlu tarafında veya her iki tarafta, birden fazla
ki·i bulunabilir. Borç ilişkisinde borçlu tarafın birden fazla kişi olması hali bir-
lilı..--re borçluluk olarak ifade edilmek.1:edir. Bu durum taraf iradelerinden, kanun
hükmünden veya borcun konusu olan edimin niteliğinden kaynaklanabilir.
Çalışma konumuzu teşkil eden müteselsil borçluluk/müteselsil sorumluluk,
birlilı..'1e borçluluk türlerinden birini teşkil etmektedir. Bu tür borç ilişkileri hu-
kuki yaşamda her yerde karşımıza çıkabilecek niteliktedir. Özellikle TBK
md.162 vd. hfil.'Ümlerinde düzenleme alanı bulan müteselsil borçluluğun, so-
rumluluk hul'Ul'l.l özellikle de haksız fiil hukukundaki görünümü olan TBK
md.61 vd. kapsamındaki müteselsil sorumluluk, hukuki yaşamda sıklıkla karşı-
mıza çık:mal1:adır. Gün geçtikçe de artan bir biçimde birden fazla borçlunun
alacaklıya karşı bir borcun veya zararın ifasını müteselsilen üstlendikleri du-
rumlar, ele alınmak zorunda kalınmaktadır.
TBK ve diğer kanunlarda yer alan kurallar çoğunlukla borç ilişkisinin ala-
caklı ve borçlu tarafında birer kişinin yer aldığı düşünülerek dizayn edildiği
için, çalışma konumuzla ilgili olan, borçlu tarafta birden çok kişinin yer aldığı
durumlar bazı özellikler arz etmektedir. Bu durumlara ilişkin münferiden öngö-
rülmüş kuralların yokluğunda ise, tek bir borçlunun varlığı düşünülerek konul-
muş kurallar yetersiz kalmaktadır.
Uygulamada müteselsil borç ilişkisi büyük bir önemi haiz olmasına rağ-
me� öğretide müteselsil borçluluğa özgü ortaya çıkan hukuki sorunların detaylı
bir biçimde irdelendiği bir çalışmanın eksikliği görülmektedir. Bu konuda ya-
zılmış monografilerin sayısı ise oldukça az ve daha ziyade eski tarihlidir. Yine
bu alandaki sorunlara detaylı bir biçimde temas eden makale sayısının da çok az
olduğu görülmektedir. Oysa özellikle BK değişikliğinden sonra birçok tartışma-
lı konu açıklığa kavuşturulmayı beklemektedir. Özellikle eBK'nun yürürlükte
bulunduğu dönemde öğreti ve yargı kararlarınca benimsenen eksik-tam teselsül
ayrımı, sağlam bir temele kavuşturulamadığı için TBK ile isabetli bir biçimde
kaldırılmıştır. Bununla birlikte söz konusu ayrımın ortadan kaldırılmasından
24 Müteselsil Sorumluluk
sonra yeni durumda rUcu ilişkisi, bireysel indirim sebeplerinin dış ilişkide ileri
sUrUIUp silrUlemeyeceği, dış ilişkide ve denkleştirme ilişkisinde (iç ilişki) zaına-
naşımı problemleri, irdelenmesi gereken hukuki sorunların başında gelmektedir.
Bu çalışmayla tartışmalı konuların çözümüne katkı sağlamak ve TBK ile bu
alanda yapılan değişiklikler sonucu ilgili hükümlerin detaylıca incelenmesi
mnaçlanmıştır. Bu doğrultuda çalışmamızın birinci bölümünde öncelikle müte-
selsil sorumluluğun tarihsel gelişimi, bu alanda söz konusu olan tartışmalara bir
temel oluştunnası bakıınmdan ele alınmış ve bununla bağlantılı olarak mütesel-
sil sorumluluğun gerek İsviçre ve Alınan hukukunda gerekse de Türk hukukun-
da kanunlaşma süreci incelenmiştir. Ardından müteselsil borçluluğu karakterize
eden unsurlar ele alınmış ve bu bağlamda müteselsil borçluluğun diğer birlikte
borçluluk türleri ile farkları oıtaya konmuştur. Bu bölüm kapsamında son olarak
müteselsil borçluluğun kaynakları ve bazı ortaya çıkış biçimleri ele alınmıştır.
Çalışmamızın ikinci bölümünde ise genel anlamda müteselsil borçlular ara-
sındaki rücu (denkleştinne) ilişkisi inceleme konusu yapılmıştır. Bu bölümde
önem arz eden ilk husus, TBK ile yapılan değişiklik sonrasında müteselsil so-
rwnlular arasındaki ilişkide denkleştinnenin nasıl yapılacağıdır. Bu bağlamda
müteselsil sorumlular arasındaki ilişkide söz konusu olabilecek halefıyet ve
rücu dunımları ayrı ayrı incelenmiş ve müteselsil sonımlular arasında hakimin
takdirine tabi olan rücu detaylı bir biçimde ele alınmıştır.
Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise, öğretide detaylı olarak incelenmemiş
bir husus olan müteselsil sorwnlulukta bireysel indirim sebepleri ele alınmıştır.
Müteselsil sorumlulukta dış ilişkide bireysel indirim sebeplerinin ileri sürülmesi
öncelikle İsviçre Anonim Şirketler hukukunda, aynı doğrultuda 6102 sayılı
TTK ile Türk hukuku bakımından da kabul edilmiştir. Farklılaştırılmış teselsül
olarak adlandırılan, müteselsil sorumlulukta dış ilişkide bireysel indirim sebep-
lerinin ileri sürülebilmesinin TBK açısından kabul edilip edilmeyeceği ise mev-
cut durumda tartışmalıdır. Bu nedenle gerek İsviçre BK gerekse TTK açısından
farklılaştırılmış teselsül ayrıntılı bir biçimde ele alınmış, ardından TBK açısın-
dan konu incelenmiştir. Son olarak müteselsil sorumluluk kapsamında dış ilişki
ve iç ilişki bakımından söz konusu olan zamanaşımı ile ilgili problemler ince-
leme konusu yapılmıştır.
BİRİNCİ BÖLÜM
MÜTESELSİL SORUMLULUĞA İLİŞKİN
GENEL BİLGİLER
§ 1 MÜTESELSİL BORÇLULUK VE MÜTESELSİL SORUMLULUK KAVRAMI
Alacaklı ve birden fazla borçlu arasında söz konusu olan "müteselsil borç
ilişkisi", alacaklının birden çok borçlunun her birinden borcun tamamını veya
bir Jasmını isteyebildiği ve borcu_rrJa_maını_ifa_edilince_ye kE-çi_ın:_ tüm borçlulaon
sorumlu olduğu bi_r borç iliş�i_sidir: Bu ilişkiyi ifade etmek üzere öğreti ve y;�
kararlarında farklı kavramlar kullanılmaktadır. Bunlardan bazıları bu hukuki
kuruma hiç uymamaktadır. Bu nedenle bu paragrafta söz konusu müessese için
hangi kavramın kullanılmasının daha doğru olacağı ele alınmıştır. Gerek 818
sayılı eski Borçlar Kanunu (eBK) gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
(TBK) müteselsil borç ilişkisi için bir tanım içermemektedir. Bu nedenle bu
müesseseyi karakterize eden unsurlardan yola çıkılarak, bir tanım yapılmaya
çalışılacaktır.
1. Terminoloji ve Yasal Düzenleme
Öğreti ve yargı kararlarında bu müessesenin adlandırılmasında müteselsil
borç ilişkisi kavramı yanında başka terimler de kullanılmaktadır. Bunlardan
bazıları müteselsil borçluluk, müteselsil sorumluluk, müteselsil borç, teselsül
gibi kavramJardır
1
. Bu kavramlardan özellikle teselsül bu kuruma uymamakta-
dır.
TBK'nın dördüncü bölümünün birinci ayrımının başlığı "Teselsül"dür.
Sistematiğe ve kenar başlıklara bakıldığında teselsül ifadesi hem müteselsil
borç hem de müteselsil alacak için kullanılan bir üst kavramdır. Bu nedenle
teselsül kavramı ile hem müteselsil borç hem de müteselsil alacak kastedil-
mektedir. Bundan dolayı teselsül kavramının kullanıldığı durumlarda her de-
fasında bir borcun mu yoksa alacağın mı kastedildiği metnin içeriğinden tespit
edilmelidir. Ayrıca müteselsil borç ilişkisi, hem alacaklı ile borçlular arasın-
1
lsviçre öğretisinde de müteselsil borç ilişkisini (Solidarschuldverhaltnis) ifade etmek üzere,
müteselsil borçluluk (Solidarschuldnerschaft), müteselsil borç (Solidarschuld), teselsül
(Solidaritat) gibi çeşitli ifadeler kullanılmaktadır. Alman öğretisinde ise müteselsil borç için
Gesamtschuld ifadesi kullanılmaktadır.
26 MOtoselsll Sorumluluk
daki ilişkiyi hem de borçluların kendi arnsındrıki ilişkiyi kapsayan bir Ust kav-
ramdır. Ancak teselsill ifadesi ise sadece alacaklı ile borçlular arasındaki iliş-
kiyi ifade etmektedir
2
• Bu nedenlerle teselsiil ifadesinin mliteselsil borç ilişkisi
bağlamında kullanılnrnsından kanaatimizce kaçınılınalıdır
3
• Müteselsil borç
ifadesi ise. müteselsil borçlulardan her birinin edim yUkümlülUğü için kullanı-
lan bir kavramdır. Zira çalışmamızın diğer bölümlerinde de ele alınacağı üze-
re, müteselsil borç ilişkisinde alacaklı her bir borçluya karşı bağımsız bir ala-
cağa sahiptir. Bu nedenle bu müessesenin adlandırılmasında müteselsil borç
kavramı da kullanılmamalıdır. Öte yandan hem öğretide hem de buna uygun
olarak TBK'da, birden fazla kişinin haksız fiilden sorumlu olduğu durumlarda
müteselsil sorumluluk (TBK md.61), birden fazla kişinin kendi arasında anla-
şarak alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olmayı kabul ettikleri durumlarda
da müteselsil borçluluk (TBK md.162) kavramları kullanılmaktadır. Esasında
haksız fillerde yer alan durum da müteselsil borç ilişkisinin kanun tarafından
düzenlenmiş halidir. Bir diğer ifadeyle sözleşme hukuku dışında yer alan mü-
teselsil borçluluk durumlarından biridir. Bu nedenle de her iki hukuki kurum
nitelik itibariyle aynı olmakla birlikte, sözleşme hukuku ve haksız fiil hukuku
farklı amaçlara hizmet ettiği için, kullanılan kavramlar da değişiklik göster-
mektedir. Örneğin sözleşme hukukunda alacaklı ve müteselsil borçlulardan
bahsederken, haksız fiil hukukunda zarar gören ve tazminat borçlularından
bahsedilmektedir.
Çalışmamız kapsamında esasen, birden çok kişinin aynı zarardan, tazminat
yükümlülerinden her birinin zarar görene karşı diğer yükümlüler tarafından
zararın tamamı tazmin edilinceye kadar sorumlu olması olarak ifade edilen'
müteselsil sorumluluk ele alınmaktadır. Ancak bu anlamda müteselsil sorumlu-
luk, TBK'dan doğan müteselsil borçluluk durumlarından biridir. Bu nedenle de
müteselsil sorumluluğa ilişkin temel ilkeler TBK md.162 vd. da düzenlenen
hükümlerden türetilmektedir. Bundan dolayı çalışmamızın ilk bölümünde TBK
md.l 62 vd. hükümlerinden türetilen, müteselsil borçluluğa ilişkin temel ilkeler
ele alınacaktır. Bu doğrultuda çalışmamızda birden çok kişinin haksız fiilden
2
Ke/fer/Schöbi, s.5.
3
Aynı durum lsviçre borçlar hukuku bakımından da söz konusudur. Zira lsviçre Borçlar Kanunun
(IBK) dördüncü bölümünün birinci kısmının başlığı teselsüldür (Solidaritat) ve bu kısımda
md.143 vd. müteselsil borç; md. 150'de ise müteselsil alacak düzenlenmiştir. Bu nedenle tesel-
sül ifadesinin müteselsil borç ilişkini ifade etmede yetersiz olduğuna ilişkin olarak bkz. Gautschi,
s.4.
4
Tanım için bkz. Kırca, s.644.
ı. Bölüm: Müteselsil Sorumluluğa ilişkin Genel Bilgiler 27
sorumluluğunda müteselsil sorumluluk, birden çok kişinin alacaklıya karşı söz-
leşme ile borç altına girdikleri durumlarda ise müteselsil borçluluk ifadeleri
k.-ullanılacaktır. Bir diğer anlatımla çalışmamız kapsamında birden fazla borçlu-
mm alacaklı karşısındaki durumunu ifade etmede "müteselsil borçluluk-
müteselsil sorumluluk", dış ilişki ve denkleştirme ilişkisinin (iç ilişki) birlikte
ele alındığı durumlarda ise "müteselsil borç ilişkisi" ifadesi kullanılacaktır. Öte
yandan her ne kadar teselsül ifadesinin kullanılması yerinde olmasa da, öğretide
özellikle bazı nitelendirmelerde bu ifade yerleşmiş olduğu için (eksik teselsül-
tam teselsül ayrımında olduğu gibi), uygun olduğu ölçüde teselsül ifadesine de
yer verilecektir.
il. Müteselsil Sorumluluğun Tarihsel Gelişimi, Mahiyeti ve Yasalaşma Süreci
Birden fazla borçlunun alacaklıya karşı borcun veya zararın tamamından
sorumlu olduğu müteselsil borç ilişkisinin mahiyetine ilişkin, kökleri Roma
hukukuna kadar dayanan şiddetli tartışmalar yapılmış bulunmaktadır. Gelinen
noktada halihazırda mevcut olan problemlerin çözümü bakımından bu tartışma-
ların pratik bir önemi bulunmamaktadır. Ancak teorik düzeyde de olsa söz ko-
nusu tartışmalara bu çalışmada yer vermemenin bir eksiklik olacağı kanaatiyle,
aşağıda öncelikle Roma hukukunda müteselsil sorumluluğun nasıl düzenlendi-
ğini ele alıp, ardından da müteselsil borçluluğun mahiyetine ilişkin teoriler üze-
rinde durulacaktır. Son olarak da müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin
kaynak metin olan İBK'a ve Alman Medeni Kanunu'na (BGB) nasıl girdiği
üzerinde durulacaktır.
A. Roma Hukukunda Müteselsil Sorumluluk
Eski Roma hukukunda (frühen römischen Recht) haksız fiil
5
halinde zarar
gören birden fazla dava imkanına (kümülatif taleplerin yarışması) sahipti
6
. Zarar
gören bir yandan zarar verene karşı, meydana gelen zararın tazmini veya eşya-
nın iadesine yönelik bir dava (sachve,folgende Klage
7
) açabilirdi. Buna ek ola-
5
Roma hukukunda haksız fiil sorumluluğuna ilişkin genel bir kural yoktu. Münferit olarak belir-
lenmiş haksız fiil kategorileri vardı. Bunlar genel olarak lus Civile tarafından tanınan ve praetor
hukuku tarafından tanınan haksız fiiller olarak iki kategoriye ayrılmaktaydı. ilk kategoride hırsız-
lık, gasp, mala verilen zarar ve şahsiyetin ihlali, ikinci kategoride ise hile, ikrah ve hileli şekilde
alacaklılardan mal kaçırma halleri yer almaktaydı (Rado, s.188; Tahiroğ/u, s.295; Somer, s.14;
Topuz, s.449 vd.}.
6
Körner, N.32; Meier, s.496-497; Rado, s.187; Tahiroğlu, s.294.
7
Bu dava Roma hukukundaki condictio furtiva davasıdır (Meier, s.499). Condictio furtiva, hırsıza
veya mirasçılarına karşı açılabilen ve çalınan şeyin iadesi veya çalınan şey ortada yoksa tazmi-
.!
•
28 Müteselsil Sorumluluk
rnk zarar vereni özel bir ceza dnvası
0
ile de sorumlu tutabilirdi. Ceza davası eski
hukukta intikam (öç alma) hakkı olarak şekillenmişti, daha sonra bu dava, failin
aleyhine olan ve zarar gören lehine manevi tazminat sağlayan, para cezasına
ilişkin bir davaya dönüştürüldü
0
.
Zarar gören karşısında birden fazla failin yer alması durumunda, zarar gö-
ren öncelikle her bir faile karşı zararın tazminine veya eşyanın iadesine yönelik
bir dava (sachverfolgende Klage) veya ceza davası açma hakkına sahipti. Hak-
sız fiilden dolayı açılan tazminat veya eşyanın iadesine yönelik olan bu dava,
müteselsil borç oluştunnaktaydı
10
. Alacaklı, hangi borçluyu tamamen sorumlu
tutacağını seçebilirdi. Borç konusu bir defa ifa edildiğinde, diğer bütün borçlu-
lar da borçtan kurtulmuş olurlardı. Zira bu dava, oluşan zararın tazmini veya
eşyanın (örneğin çalınan bir eşya) iadesine yönelikti. Eşyası çalınan kişi mülki-
yeti tekrar elde ederse veya zararı tazmin edilirse, zarar giderilmiş olurdu. Bü-
tün failleri kapsayan ve sadece bir defa açılabilen bu davanın aksine, ceza dava-
ları zarar verenlere karşı kümülatif şekilde bir arada bulunabiliyordu
11
• Kümü-
lasyon, kaynak metinde bir yandan haksız fiilin parçalanmazlığı ile diğer yan-
dan her bir failin bir haksız fiil işlediği ve bundan dolayı cezalandırılması ge-
rektiği düşüncesi ile gerekçelendirilmektedir. Sonuç olarak kümülasyon her bir
faile ceza verilmesi amacından kaynaklanmaktaydı. Bu durum da birlikte failler
arasında rücu hakkının neden kabul edilmediğini açıklamaktadır. Zarar görenin
faillerden birine karşı dava açması diğer zarar verenlere karşı açılacak davaları
engellememekteydi.
nin istendiği bir davadır (Rado, s.192; Tahiroğ/u, s.280). Bu konuda ayrıca bkz. Kaser/Knütel
§50 N.6.
8
Roma hukukunda eğer bir haksız fiil kamu menfaatini ihlal ediyorsa (delicta publica) devlet
tarafından takip ediliyordu, bireysel menfaatleri ihlal ediyorsa (delicta privata) doğrudan za-
rar gören tarafından takip ediliyordu. Yani serbest intikam usulü yürürlükteydi. Önceleri in-
tikam alma şeklinde olan usulün yerini zamanla para cezası (diyet usulü) aldı. Böylece za-
rar gören kişi yine suçluyu kendisi takip ediyor, ancak kanun tarafından tespit edilen ceza-
nın ödenmesini isteyebiliyordu. Bu noktada belirtmek gerekir ki, zarar görenin açtığı dava
ile zararın tazmini değil, failin cezalandırılması isteniyordu. Bir başka ifadeyle, haksız fiilin
faili işlediği fiil sonucunda zarar görene bugünkü hukukumuzda olduğu gibi bir zararı taz-
min borcu değil, cezanın ödenmesini borçlanmış oluyordu, (Rado, s.181 vd.; Tahiroğlu,
s.290 vd.; Topuz, s.452 vd.).
9
Kaser/Knütel §35 N.1 vd.; Körner, N.32; Meier, s.499-500; Rado, s.102.
10
Roma hukukunda da, bugünkü hukukumuzda olduğu gibi kural kısmi borçluluktu. Müteselsil
borçluluğun söz konusu olabilmesi için ya taraflarca kararlaştırılması (stipulatio ile) ya da kanun
tarafından öngörülmüş olması gerekiyordu. Haksız fiil halinde tazminat veya eşyanın iadesine
yönelik olan bu dava, kanun tarafından öngörülen müteselsil sorumluluğun söz konusu olduğu
durumlardan biriydi (Körner, N.33, dpn.25).
11
Kaser/Knütel §50 N.9; Körner, N.33; Meier, s.497; Rado, s.101; Somer, s.86.
►
ı.Bölüm: Müteselsil Sorumluluğa İlişkin Genel Bilgiler 29
İlk olarak Iustinianus döneminde
'
birden fazla fail olması durumunda ceza
davalarının küınülasyonu kaldırılmıştır
12
. Zarar gören hakkın takibini sadece
ceza tam olarak elde edilinceye kadar sürdürebilmekteydi. Eğer faillerden biri
cezanın tamamını öderse, diğer failler de bundan kurtulmaktaydı. Kümülasyo-
nun ortadan kaldırılması ile birlikte ödemede bulunan faile bir rücu hakkı ta-
nınmış oldu. Kümülasyonun sona erdirilmesinin amacı, cezanın tazminata dö-
nüştürülmesiydi. Böylece ceza hukukuna ilişkin para cezası davası medeni hu-
kuka ilişkin bir kurum haline gelmiş oldu. Cezalandınna düşüncesi ortadan
kalktığı için, medeni hukuka ilişkin sorumlulukta, tazminat birden fazla zarar
veren arasında paylaştırıldı. Buna karşılık ceza davasının medeni hukuka ilişkin
bir kuruma dönüşmesi, usul kurallarını değiştirmedi. Zarar gören tazminatı tam
olarak elde edinceye kadar zarar verenleri ardı ardına dava edebilmekteydi. Bu
dava medeni hukuka ilişkin müteselsil borçtaki litis contestatio
13
gibi tüketici bir
etkiye sahip değildi.
Birden fazla kişi tarafından zarara sebebiyet verilmesi Roma hukukunda bir
sorun olarak değerlendirilmiyordu. En önemli sorumluluk şartı kusurdu. Zarar
verenlerin tamamının kusurlu olduğu ispat edilebilirse, her bir zarar veren zara-
rın tamamından sorumlu oluyordu. Örneğin birden fazla fail bir köleyi vurarak
öldürse ve kölenin kimin tarafından öldüıüldüğü belli olmasa, bu durumda bü-
tün failleri sorumlu tutarak sorun çözülmekteydi
1
4.Birden fazla kişinin katılı-
mıyla bir zararın meydana gelebileceği durumlarda da, her bir fail zararın ta-
mamından sorumlu tutulmaktaydı.
8. Bugünkü Müteselsil Sorumluluk Bakımından Roma Hukukunun Önemi
Klasik Roma hukukunda sorumluluğun türü zarar görene ait dava türleri ile
belirlenmekteydi. Meydana gelen zararın tazmini veya eşyanın iadesine yönelik
olan dava, bugün de geçerli olduğu gibi teselsül prensibine göre işlev görmek-
teydi. Alacaklı hangi borçludan talepte bulunmak isterse ona başvurabilirdi,
yani bu konuda seçim serbestisi vardı. Ancak alacaklı alacağının tamamını elde
etmişse artık borçlulara başvurma hakkı da ortadan kalkmaktaydı.
12
Kömer, N.34; Somer, s.98-99.
13
Litis contestatio, davanın tespiti anlamına gelen borcu sona erdiren sebeplerden biridir, (Meier,
s.44; Rado, s.236). Usul hukuku açısından Özel Mahkemeler Düzenlemesindeki litis contestatio
ile magistra önündeki aşama bitmekte ve hakim önündeki aşamaya geçilmektedir. Bu anda da
önceki mevcut borç sona ermekte ve borçlunun borcunu verme mecburiyeti, mahkOmiyete uy-
ma mecburiyetine dönüşmektedir (Tahiroğlu, s.96).
14
Körner, N.37.
'1
�-
Müteselsil Sorumluluk
Bu davanm y:mmdn zamr gören hnksız fiile ilişkin dava imktinına dn snhip-
ti Haksız fiile ilişkin davnmn amacı ise sadece failin ccznlnndırılmasınn yöne-
likti. Haksız fiile ilişkin ceza davası kümülntif olabiliyordu, yani zarar ve-
renlerin her biri zarar görene karşı sanki zarara tek başına sebebiyet vermiş gibi
para cezası borçlanıyordu. Zarar verenler haksız fiili işlemiş gibi zarar gören
birden çok tazminata sahipti. Birden fazla fail tarnfından işlenen bir haksız fiil,
onlar tamfindan biri için yapılan bir haksız fiildi
15
• Her bir failin cezalandırılma-
sı düşüncesi ceza lmkuktmdnn gelmekteydi ve sorumluluk hukuku için kolaylık-
la kabul edildi. Haksız fiil hukukundaki ceza hukukwrn ilişkin cezalandırma
düşüncesinden aynlma ve para cezası ve eşya takibine ilişkin tek bir davanın
yaratılması ile k.iimülasyon prensibi yerine teselsül ikame edildi ve böylece
sözleşme huk.'111'1llldan doğan müteselsil borç prensibi ile eşitlenmiş oldu. Böyle-
likle haksız fiilden kaynaklanan müteselsil borç, cezalandırmaya ilişkin düşün-
ceden B)Tilınarak medeni hukuka ilişkin düşünceye geçiş ile temellendirilmiştir.
Ceza da alarmın kümillasyonun kaldırılması ve rücu hakkının kabul edil-
mesine rağmen haksız fiile ilişkin teselsülün temel yapısı, sözleşme hukukunun
temel yapısına eşitlenemedi. Sözleşme lmlo.ıkuna ilişkin olarak anlaşma
(stipulatio) ile müteselsil borcun kabul edilmesi halinde alacaklı hangi borçluyu
dava edeceğini seçebiliyordu
16
. Fakat alacaklı sadece bir defa borcun tamamını
dava edebilirdi. Çün.k.ii litis contestatio tüketici etkiye sahipti
17
(korreal bağlı-
lık). Aynı şekilde zamanaşımının korreal borçlulardan birine karşı kesilmesi,
diğer borçlulara karşı da kesilmesi sonucunu doğuruyordu
18
. Bw1dan farklı ola-
rak haksız fiile dayalı müteselsil borçta zarar gören, cezalandırma düşüncesin-
den aynlındı.lı..'tan sonra, tazminatın tamamını elde edinceye kadar birden fazla
dava açabiliyordu (solidar bağlılık).
Böylece Roma hukul'Unda Korrealitas ve Solidaritas olmak üzere iki tür
müteselsil sorumluluk kabul edilınek.'1eydi
19
. KoıTealitas veya koneal borçlarda
15
Kômer, N.39.
16
Stipulatio ile müteselsil borç ilişkisinin kurulması şu şekilde olmaktaydı: Alacaklı, karşısında yer
alan her bir borçluya örneğin bana 100 vermeyi taahhüt ediyor musun sorusunu sorardı ve borç-
lular birden taahhüt ediyorum diye cevap verirlerdi. Eğer borçlulardan her biri ayrı ayrı cevap
vermişse üç ayrı borç doğmaktaydı ve alacaklı toplam 300 talep edebilmekteydi. Oysa borçlula-
nn aynı anda cevap vermesi ile 100 değerinde tek bir borç doğmaktaydı (Rado, s.103).
17
Bucher, s.491, dpn.25; Eren, Haftung, s.432; Weiss, s.17.
18
Eren, Haftung, s.432.
19
Winter, s.30 vd.; von Tuhr/Escher, s.292; Weiss, s.17; Acar, s.339. Bu ayrımın Roma usul
hukukundan kaynaklandığı, Klasik Roma hukukunda birden fazla alacaklının dava hakkının ve-
1. Bölüm: Müteselsil Sorumluluğa İlişkin Genel Bilgiler 31
iradeye dayanan müteselsil borçluluk söz konusuydu
20
. Korreal borçlarda aynı
hukuki işlemden doğan ve konuları aynı olan borçlar söz konusuydu. Böylelikle
korrealitasm özelliği bir tek borcun bulunması ve bu borcun bir tek işlem ile
meydana gelınesiydi
21
. Solidaritas'ta ise müteselsil borçluluk iradeden değil,
doğrudan ilişkinin niteliğinden doğuyordu. Bunun en sık rastlanan örneği, bir-
den fazla kişinin haksız fiilden doğan aynı zararı tazının etmekle yükümlü bu-
lunmalarıydı
22
• Solidaritas'ta aynı borç sebebine dayanarak birbiriyle bağlantılı
hale gelmiş birden çok borç ilişkisi vardı. Bir diğer ifadeyle solidaritas, borçlu
veya alacaklı açısından birbiriyle bağlantılı birden fazla borcun söz konusu ol-
ması ile karakterize edilmişti.
Roma hukuku kaynaklarının, litis contestatioya ilişkin olarak kısmen çeliş-
kili ve farklı yorumlanmış oldukları ileri sürülmüştür2
3
• Katı bir şekilciliğin söz
konusu olduğu ve ortak malvarlığı yapısına dayanan eski Roma hukukunda,
korrealiteye ilişkin görüşler, daha sonraki, gelişmiş Roma hukukundaki ile aynı
değildir. Bu nedenle başka yazarlar, korrealitas ve solidaritas arasında bir fark
olduğunu reddetmişlerdir. Bu yazarlar eğer böyle bir ayrım varsa bunun Roma
hukukunda en geç Iustinianus tarafından kaldırıldığını savunmuşlardır24.
C. Müteselsil Borçluluğun Niteliğine İlişkin Görüşler
Müteselsil borçlulukta alacaklı ile borçlular arasında tek bir borç ilişkisinin
mi (teklik görüşü), yoksa her bir borçlu ile ayrı ayrı olmak üzere birden çok
borç ilişkisinin mi (çokluk görüşü) bulunduğu önemli tartışmalara yol açmış-
tır2
5
• Bu tartışmaların temelinde yukarıda da açıklamış olduğumuz gibi, Roma
hukukundaki korrealitas ve solidaritas borçlar yatmaktadır. Roma hukukundaki
bu aynın ise, alacaklıya tanınan dava imkanlarından kaynaklanmaktaydı. Zira
alacaklı haksız fiil halinde birden fazla dava imkanına sahipti ve bir yandan
ya birden fazla borçluya karşı açılacak davanın sıklıkla aynı uyuşmazlık konusu üzerinde hare-
ket sayıldığı, bu durumun, alacaklının borçlulardan birine karşı litis contestatio ile birlikte diğer
borçlulara karşı açılacak davaların devre dışı kalması anlamına gelmekte olduğu ve bunun se-
bebinin, bir borç için sadece tek bir davaya izin verilmesi olduğuna ilişkin olarak bkz. Körner,
N.43.
20
Acar, s.339.
21
von Büren, s.104; Akıntürk, s.44-45; Eren, Haftung, s.432; Rado, s.102-103.
22
Akıntürk, s.46; Acar, s.339.
23
Kömer, N.45; Weiss, s.17-18; Meier, s.46.
24
Winter, s.53 vd.
25
Kırca, s.643. Bu ayrımın günümüzde önem taşımadığına ilişkin olarak bkz. Eren, Haftung,
s.432; Gauch/Sch/uep/Emmenegger, N.3735.
ı_
32 Müteselsil Sorumluluk
medeni hukuka ilişkin eşyanın iadesi veya zararın tazmini davası açabilirken bir
yandan da haksız fiil hukukuna ilişkin ceza davası (para cezasına ilişkin) açabi-
liyordu. Haksız fiil hukukundaki ceza hukukuna ilişkin cezalandırma dilşünce-
sindcn ayrılma ve para cezası ve eşya takibine ilişkin tek bir davanın yaratılması
ile kümillasyon prensibi yerine teselsül ikame edildi. Böylelikle birden çok kişi-
nin haksız fiili işlemesi halinde, aralarında ödenecek tazminat bakımından mü-
teselsil sorumluluk meydana gelmekteydi. Öte yandan sözleşme ile müteselsil
borçluluk da stipulatio ile meydana gelmekteydi. Solidar ve korreal borçlar
arasındaki ayrım da buradan, yani sözleşmeye ilişkin ve haksız fiile ilişkin mü-
teselsil borçtan gelmekteydi
20
•
Bugünkü İsviçre/Türk BK açısından bu tartışmalar geride kalmıştır. Zira
her iki Kanun da kural olarak çokluk prensibini (solidar bağlılık) benimsemiş-
tir2
7
.
Borcun tekliği veya çokluğu sorusunun, uygulamadaki önemi bakımından
oldukça çok üzerinde durulmuştur. Alacağın yapısındaki fark ile ilgili yapılan
tartışma, müteselsil borçluluğun özü ve borcun yapısının genel olarak mercek
altına alınması bakımından işe yaramıştır. Sözleşme ile kararlaştırılan müteselsil
borca ilişkin olarak 1990'dan önce ve sonra hararetli bir tartışma vardı. Haksız
fiilden dolayı birden fazla kişinin sorumluluğu durumunda ise başlangıçtan beri
tartışmasız biçimde çokluk görüşü geçerliydi
28
.
İsviçre/Türk BK'da müteselsil borca ilişkin maddeler ele alındığında, çok-
luk görüşünün geçerli olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Borçlulardan
birinin borcu sona ererken, diğer borçluların borçlarının varlığını devam ettir-
mesi (TBK md.166/JI), bireysel ve ortak derilerin farklı düzenlenmesi (TBK
md.164), borçlulardan birinin zamanaşımından feragat etmesinin diğer borçlula-
ra karşı ileri sürülememesi (TBK md.160/II) gibi hükümler çokluk görüşünü
desteklemektedir. Böylelikle İsviçre/Türk BK'nun korrealite modelini değil,
solidarite modelini benimsediğini söylemek yanlış olmayacaktır. Buna rağmen
İsviçre/Türk BK'da korreal borca ilişkin bir iz de bulunmaktadır. Her bir müte-
selsil borca ilişkin zamanaşımı ayrı işlese bile, zamanaşımının kesilmesinin İBK
ınd.136/I'e - TBK md.155/l'e göre bütün müteselsil borçlulara karşı etki gös-
26
von Büren, s.103.
27
Akıntürk, s.64; Eren, s.1201; Kırca, s.643; Oğuzman/Ôz, s.440.
28
Körner, N.46.
ı.Bölüm: Müteselsil Sorumluluğa ilişkin Genel Bilgiler 33
tennesi, sanki birden fazla süjeden oluşan tek bir borç varmış izlenimi yarat-
maktadır.
D. Kanunlaştırma Aşamasında Müteselsil Sorumluluğun Kabul Edilmesi
1. İsviçre Borçlar Kanunu'nda Müteselsil Sorumluluğun Kabulü
İsviçre BK'nun ilk tasarısı Walther Munzinger tarafından kaleme alınmıştır
(1830-1873)
29
• Başlangıçta ticaret hukuku ve kıymetli evrak hukukuna ilişkin
olarak planlanan tasarıya Munzinger sözleşmeler ile eşya hukukuna ilişkin hü-
kümleri de dahil etmiştir. 1874 Anayasa revizyonundan önce Federal devletin
yasa çıkarına yetkisinin olmamasından dolayı medeni hukuk alanında tasarı ilk
olarak 1883 yılında Federal BK olarak yürürlüğe konulabilmiştir. Bu tasarı daha
sonra Heinrich Fick tarafından geliştirilmiştir. Bu arada Munzinger İsviçre BK'a
ilişkin birçok tasarı kaleme almıştır. Borçlar hukukunda borçlu tarafında birden
çok kişinin olması durumunun ele alınması 1869 Munzinger Tasarısı ile İsviçre
borçlar hukukuna girmiştir. Aynı tasarıda haksız fiilden dolayı birden fazla kişi-
nin sorumluluğuna ilişkin bir hükıne de yer verilmiştir. İlk bölümün üçüncü
kısmında §105'te haksız fiilden doğan borçlar düzenlenmiş ve buna göre, birden
fazla failin zarar görene karşı teşvik eden, asıl fail ve yardımcı kişi olmasından
bağımsız olarak müteselsilen sorumlu olacakları öngörülmüştü. Yataklık eden
kimse kendi iştiraki ile bir zarara sebebiyet verınişse ve kazançtan diğer fail ile
birlikte bir pay almışsa sorumlu tutulabiliyordu. §105 bugüne kadar İsviçre
BK'da md.50 olarak varlığını korwnuştur. Müteselsil borçluların sorumluluğu
ifadesi ile haksız fiillerde müteselsil sorumluluk kavramsal olarak sözleşme
hukukundaki teselsüle dayanmıştır. Munzinger burada, birden fazla kişi tarafın-
dan yapılan haksız fiillerde, haksız fiile katılanların zarara sebebiyet verıne
türlerinden bağımsız olarak müteselsil sorumluluğu öngören 19. yy'ın hakim
görüşüne uymuştur
30
.
Borçlar Kanunu yasalaşma çalışmalarında, neden sadece bir zarara ortakla-
şa sebebiyet veren birden fazla faile ilişkin hükmün kanuna alındığı belirsizdir
31
.
Birbirinden bağımsız olarak bir zarara sebebiyet veren birden fazla faile ilişkin
hüküm, Munzinger'in ilk tasarısından itibaren ele alınmamıştır. 1886 tarihli
Borç İlişkileri Hakkında Genel Alman Kanununa İlişkin Dresdner Tasarısı,
29
Körner, N.49.
30
Winter, s.75.
31
Körner, N.50.
- ı..L
33
34
Müteselsil Sorumluluk
md.21S'de. diğer modem kanunlarla benzer biçimde, birbirinden bağımsız fail-
ler için }.._7.1r3l olarak zararın onlara isnad edilebilecek kısmından sorumlu tutula-
caklannı öngöm1üştü. Sadece zararın bölünemediği durumlarda, birbirinden
bağımsız zarar verenler müteselsilen sorumlu tutulmaktaydı
32
•
1881 tarihli İsviçre BK'daki kanun boşlukları, Munzinger ve ortak hukukun
diğer temsilcileri için, birden fazla failin müteselsilen sorumlu olduğunun açık-
lama gerektirmeyen bir durum olması ve bundan dolayı buna ilişkin bir hüküm
koymanın gereksiz olarak görülmesi ile açıklanabilir. Eski İBK'nun yürürlüğe
girmesinden kısa bir süre sonra bu boşluklar dikkat çekıniş ve birden fazla ba-
ğımsız zarar verene, kıyasen sözleşme hukukuna ilişkin teselsül hükümleri uy-
gulanmaya çalışılmıştır. Bu durum arzu edilmeyen sonuçlara yol açtığı için
1912 tarihli İsviçre BK revizyonunda, birbirinden bağımsız hareket eden zarar
verenleri ele alan md.51 Kanuna eklenmiştir. İsviçre BK md.51'in açık olmayan
redaksiyonu sebebiyle farklı anlaşılmalar söz konusu olmuştur. Sonuçta
md.51'in talihsiz fonnülasyonu, birden çok kişinin sorumluluğunda şimdiye
kadar devam eden eksik ve tam teselsüle ilişkin tartışmaya sebep olmuştur •
ilk tasan ile birlikte Munzinger, asıl fail, teşvik eden ve yardım edenin za-
rardan aynı şekilde müteselsilen sorumlu olmaları gerektiğini belirlemiştir. Teş-
vik eden ve yardım eden kavramları ceza hukukundan kaynaklanmaktadır, bu
kavramların ceza hukukundaki tanımları eski kanunlaştırma çalışmalarında ceza
hukukundan alınmıştır. Bu kavramların medeni hukuka ilişkin tanımları ise
yapılmamıştır. Medeni hukuka ilişkin tek sorumluluk temeli, birlikte hareket
etmedir. Teşvik eden ve yardım eden kavramlarına ilişkin medeni hukuk bakı-
mından bir tanım yapılmamış olması, birlikte ve fer'i fail alanında bugüne kadar
birçok soruyu cevapsız bırakmıştır. Ceza hukuku medeni hukuka kıyasla tama-
men başka bir amacı gütmektedir, bundan dolayı söz konusu kavramlar tama-
men farklı içeriktedir. Ceza hukuku işlenmiş suçların cezalandırılmasını amaç-
larken, haksız fiil hukuku meydana gelen zarar için bir denkleştirme sağlamak-
tadır. Farklı amaçlan olması sebebiyle her iki hukuk alanı farklı düzenlemeleri
içermektedir. Ceza hukukunda fail ve onun kişisel kusuru ön plandadır, buna
karşılık haksız fiil hukuku zarar gören ve onun ihtiyaçlarını merkeze almıştır.
İhmal kavramı medeni hukukta objektif iken, ceza hukukunda kusur oranının
32
Kömer, N.50.
33
Kömer, N.51.
ı. Bölüm: Müteselsil Sorumluluğa ilişkin Genel Bllgllor 35
belirlenmesinde subjektif davranış tarzları rol oynamaktadır. Haksız fiil huku-
kunda kusursuz sorumluluk halleri de söz konusu olabilirken, ceza hukukunda
bu düşünülemez. Ayrıca ispat yükü bakımından da büyük farklar bulunmakta-
dır. Medeni hul-ukta ispat yükünün karşı tarafa yükletilmesi veya hafifletilmesi
mümkün iken, ceza hukukunda daima davacı ispat yükü altındadır.
2. Alman Medeni Kanunu'nda Müteselsil Sorumluluğun Kabulü
İsviçre'den kısa bir süre sonra Alınanya'da da Alınan Medeni Kanunu
(BGB) için kanunlaştınna çalışmaları başlamıştır. Alman hukuku İsviçre huku-
ku ile birçok benzerliğe sahip olmakla birlikte, aynı zamanda ilginç farklılıklar
da içennektedir.
BGB, İsviçre BK gibi 1882 tarihli ilk tasarıdan bu yana birden fazla haksız
fiilde bulunan kişinin sorumluluğu için, İBK md.50 gibi haksız fiili birlikte
işleyen teşvik eden, asıl fail ve yardım edeni müteselsilen sorumlu tutan bir
hüküm (§830 BGB) öngörmüştür.
BGB §830/I, c.l birlikte hareket eden zarar verenleri kapsamaktadır. Bun-
lar Alman hukukunda birlikte fail (Mittater) olarak nitelendirilmektedir. Alman
hukukunda da ceza hukukundan alınmış olan teşvik eden, asıl fail ve yardım
eden kavramlarına ilişkin medeni hukuk bakımından bir tanım yapılmamıştır
34
.
Müteselsil sorumluluğun düzenlenmesi zarar görenin ispat güçlüğünü azaltmak-
tadır. Bunun yanında ortaklaşa zarar veren birlikte fail kavramı belirsiz kalmış-
tır. BGB'ye ilişkin tasarılardan, birlikte failin zararın meydana gelmesine ne
ölçüde illi bir katkısının olması gerektiği sonucu çıkarılamadığı için, birlikte fail
zarardan diğerleriyle birlikte sorumlu tutulmaktadır. Aynı şekilde birlikte hare-
ket etme (gemeinsamen Handelns) kavramı da belirsiz kalmıştır. Bugüne kadar
birlikte faillerin her birinin zararın doğmasına ne ölçüde illi katkılarının olduğu
tartışmalı bir sorun olmuştur ve BGB'nin gelişim tarihinden bu soruya cevap
bulunamamıştır.
Bugün genel olarak birbirinden bağımsız hareket eden zarar verenlerin so-
rumluluğunu düzenleyen BGB §840'ın gelişim tarihi de enteresandır
35
. Birden
fazla kişi birbirinden bağımsız olarak bir zarara sebebiyet verirse, ortak hukukta
sebebe bağlılık şüphesi bulunmamaktadır. Fer'i faillerin zararın tamamından
34
MünchKomm/Wagner, §830 N.2.
35
Körner, N.56.
36 Müteselsil Sorumluluk
müteselsil sorumluluğu doğal olarak kabul edilmektedir. BGB'nin ilk tasarısını
kaleme alanlar. fer'i faillerin söz konusu olduğu durumda teselsülü o kadar açık
kabul etmişlerdi ki, buna uygun bir hüküm bile öngörmemişlerdir. Bugünkü
BGB §840'ın ilk fıkrası ikinci komisyonun görüşünden sonra ilk olarak BGB'ye
alınmıştır.
Haksız fiil hukukunda, birden fazla kişinin sorumluluğu kapsamına hem
birlikte hem de birbirinin yanında haksız fiilde bulunanlar girdiği gibi, kusur
sorumluluğunun yanında tehlike sorumluluğu da girmektedir. BGB §840/l'in
uygulama alanı uzun bir süre belirsiz kalmıştır. Yargı kararları BGB §840/I'in
uygulama alanını giderek genişletmişler ve böylece bugün sözleşme, haksız fiil
ve kusursuz sorumluluk durumları BGB §840/I'in öngördüğü müteselsil sorum-
luluk düzenlemesine tabi olmuştur
36
. Böylece Alman hukukunda da birden fazla
kişi tarafından zarara sebebiyet verilen bütün durumlar için müteselsil sorumlu-
luğun sürekli genişletilmesi söz konusu olmaktadır. Müteselsil sorumluluğun
gelişimi ve yasal olarak düzenlenmesi süreçleri İsviçre ve Alman hukukları
arasmda paralel bir şekilde söz konusu olmuştur.
E. İsviçre Sorumluluk Hukukunda Değişiklik ve Sorumluluk Hukukunun
Birleştirilmesine İlişkin Ön Tasarıda
37
ve TBK'da Müteselsil Sorumluluğun
Düzenlenişi
İsviçre borçlar hukukunda özel yasa ile parçalanmış haksız fiil hukukunu
yeknesak hale getirmek için ve mahkeme kararlarını yasal olarak düzenlemek
için sorumluluk hukukunun revizyonuna ilişkin bir çalışma komisyonu 1988
yılında kurulmuşrur
38
. Çalışma komisyonunun raporundan sonra, revizyon tas-
lağını hazırlamak üzere iki uzman, Prof. Dr. Pierre Widmer ve Prof. Dr. Pierre
Wessner görevlendirilmiştir. Sorumluluk hukukunun revizyonuna ilişkin Ön
Tasarı 1999 yılında sunulmuşrur.
Ön Tasarı yargı kararlarının incelenmesi ile çeşitli özel yasalara dayanmak-
tadır ve ayrıca İsviçre'de şimdiye kadar bu şekilde kodifiye edilmemiş sorumlu-
luk hukukunun bir parçası olmayan yenilikler de içermektedir. Reform projesi
İsviçre'de hem destek görmüş hem de ciddi eleştirilerle karşılaşmıştır. Ön Tasarı
36
Kömer, N.57, dpn.92.
37
Tasarı metni için bkz. http://www.ejpd.admin.ch/content/dam/data/wirtschafVgesetzgebung
/haftpflicht/vn-ve-d.pdf.
38
Kömer, N.536; Weiss, s.72.
1. Bölüm: Müteselsil Sorumlulut'.)a ilişkin Genel Bllgllor 37
bir kaç yıl politikacılar tarafından uyutulduktan sonra 2005 yılında yasama
programından çıkarılmıştır. Buna rağmen ön tasarının incelenmesinde fayda
vardır. Zira sorumluluk alanında birden fazla kişinin sorumluluğu ve nedensel-
lik alanında yenilikçi fikirler içermektedir.
Birden fazla kişi üçüncü kişinin uğramış olduğu zarardan sorumlu olursa
Ön Tasarının 53b maddesine göre bu kişiler zarardan müteselsilen sorumlu
olurlar. Tasarıyı kaleme alanlar birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumları
çözmek için, genel görüşe göre en uygun müessese olan teselsülü muhafaza
etmiştir
39
• Buna karşılık İBK md.51'in uygulandığı zamandan bu yana İsviçre
sorumluluk hukukunda yapılan, fakat öğretide eleştirilen, eksik ve tam teselsül
arasındaki ayrım kaldırılmıştır. Ön Tasarı birden fazla kişinin sorumluluğunu
taleplerin yarışması kuralına göre tek biçimde ele almış ve İBK md.143 vd. daki
k.'l.lfallara tabi kılmıştır. Birden fazla zarar verenin birlikte mi yoksa birbirinden
bağımsız olarak mı hareket ettiği ve tazminat yükümlülüklerinin hangi sorumlu-
luk sebebine dayandığı dikkate alınmamıştır. Zamanaşımın kesilmesinin ortak
etkisi ise, Ön Tasarıya göre müteselsil sorumluluğun bütün türlerini kapsayacak
şekilde genişletilmiştir
40
.
Prof. Dr. Pierre Widmer ve Prof. Dr. Pierre Wessner tarafından hazırlanan
bu Ön Tasarı her ne kadar İsviçre'de kanun yapma gündemine alınmamış olsa
da, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK bakımından oldukça önem taşı-
maktadır. Zira TBK md.61 ve 62'de yer alan düzenlemeler bakımından Ön Ta-
sarı'nın "Sorumluluk Sebeplerinin Yarışması/Dış İlişkide" başlıklı 53b maddesi
ve "İç İlişkide" başlıklı 53c maddesi örnek alınmıştır. Bu hükümlere bakıldığın-
da Ön Tasarı'da da eksik-tam teselsül ayrımının kaldırıldığı görülmektedir. Zira
Ön Tasarı md.53b'ye göre, "Birden fazla kişi, üçüncü bir kişinin uğradığı zarar-
dan sorumlu olursa, bu zararı müteselsilen gidermekle yükümlüdürler.
Müteselsil sorumluluk, bu kişilerden her biri için, zarardan tek başına so-
rumlu olsaydı yükümlü tutulacağı tazminat miktarını kapsar".
TBK md.61 hükmüne göre ise, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet
verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları tak-
dirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.
39
WidmerıWessner, s.163.
40
WidmerıWessner, s.166-167.
9
3S Müteselsil Sorumluluk
Ön Tasarı ınd.53b ve TBK ınd.6 ı karşılaştırıldığında kanaatimizce, eksik-
tam teselsül ayrımına son vennek bakımından ön Tasarının düzenlemesi daha
isabetlidir
41
• Zira Ön Tasarı md.53b'de zarara birlikte mi yoksa çeşitli sebeplerle
mi sebebiyet verildiğine bakılmaksızın, bir diğer ifadeyle böyle bir ayrım yap-
maksızın birden fazla kişinin sorumluluğunun müteselsil sorumluluk olacağı
hükme bağlanmıştır. Buna karşılık TBK ınd.6 ı'de, eBK zamanında eksik-tam
teselsül ayrımının dayanak noktası hükme alınmıştır. Bu da eBK md.50 ve 51'in
aynı maddede birleştirildiği izlenimini yaratmaktadır.
Ön Tasarı md.53bffi ise TBK tasarısında yer almasına rağmen Kanun met-
nine alınmamıştır.
Ön tasarı md.53c'ye göre ise, "Tazminat miktarı, birlikte sorumlu olan kişi-
ler arasında, bütün durum ve koşullar, özellikle her birine yüklenen kusurun
ağırlığı ve tipik tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutularak paylaştırılır.
Zararın kendi payından fazlasını gideren kişi, diğer birlikte sorumlulara
karşı, riicıı hakkına sahiptir. O, bu yönden, zarar görenin haklarına halef
olur".
TBK md.62'ye göre ise, "Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil
borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlar-
dan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğun-
luğu göz önünde tutulur.
Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödeme-
si için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin
haklarına halef olur."
F. İsviçre Borçlar Kanunun Genel Hükümlerinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin
2020 Tasarısında
42
Müteselsil Borcun Düzenlenişi (İsviçre 2020 Tasarısı)
Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu başlık altında İsviçre 2020 tasarısında
yapılmış olan değişiklik ve yenilikler ana hatları ile ele alınacak, çalışma kap-
samında yeri geldiğine ilgili maddeler ele alınacaktır.
İsviçre 2020 Tasarısının Borç İlişkilerinde Özel durumlar başlıklı 6. bölü-
münün 2. kısmında (md.198-208) teselsül başlığı ile müteselsil borç ilişkisi
41
TBK md.61 ifadesinin isabetli olmadığına ilişkin olarak bkz. Kırca, Yenilikler, s.33.
42
Schweizer Obligationenrecht 2020 Entwurf für einen neuen allgemeinen Teil.
l
l. B lüm: Müteselsil Sorumluluğa İlişkin Genel Bilgiler 30
düzenlenmiştir. isviçr 2020 Tasarısında yilrürlUkte bulunan IBK'a göre hem
si tematik hem de içerik olarak önemli yenilikler ynpılmıştır. Bu yeniliklerden
ilki, müteselsil borçluluğu öngören maddeler tek bir madde de toplanmıştır.
Tasarı md. l 9S'e göre, birden fazla borçlu arasında teselsül, her bir borçlunun
alacaklıya karşı borctm tamamını üstlendiklerini açıkladıklarında, alacaklıya
karşı bölünemez bir edimi ifa ile yükümlü olduklarında, birden çok kişi bir za-
rardan sorwnlu olduğw1da ve Kanunen öngörülen durumlarda doğar. Böylece
iBK md.50. ınd.51, ınd.70/11 ve ınd.143 tek bir madde de toplanmıştır. Bununla
birlikte halihazırda geçerli olan kısmi borç karinesi Tasarı ile de muhafaza
edilmiştir
43
•
İBK ınd.70 kapsamında birden fazla borçlunun bölünemeyen bir edimi
üstlenmeleri durwnu, hukuki sonuçları itibariyle müteselsil borçluluk ile ör-
tüşınel'tedir. Zira öğretide burada şekli müteselsil borçluluğun olduğu ifade
edilmektedir. Tasarı ile bu durum da değiştirilmiş ve açıkça bölünemeyen
edimin borçluları arasında müteselsil borçluluğun söz konusu olacağı öngö-
rülmüştür.
İBK md.144/l'e karşılık gelen tasarının 199. maddesinde, alacaklı kendi se-
çimine göre müteselsil borçluların tamamını veya birini, müteselsilen üstlenmiş
olduğu tutara kadar veya bu tutarın bir kısmından sorumlu tutabileceği düzen-
lenmiştir. Burada borçlunun, tek başına sorumlu olsaydı içinde bulunacağı du-
rumdan daha kötü bir duruma düşmesi engellenmiştir
44
.
Tasarının 200. maddesinde göre, birden çok kişi birbirinin yanında bir za-
rardan sorumlu ise, bunlar zarar görene karşı, zararın meydana gelmesi için
her birine isnat edilebilecek sorumluluk sebebi bakımından müteselsilen so-
rumludur (md.200/1). Birden çok kişi zarara teşvik eden, asıl fail veya yardım-
cı kişi olarak yol açmışsa, zarardan birlikte sorumludur (md.200/11). Bu hü-
küm kapsamında mevcut sistemde yapılan eksik-tam teselsül ayrımının her ne
kadar teselsülün farklı şekillendirilmesine ilişkin doğru bir düşünce olsa da,
bu tarz bir ayrımın makul ve açık gerekçelere dayanmadığı ifade edilmiştir
45
•
Bu doğrultuda tasarıda sorumluluğun kapsamına ilişkin bir ayrım yapılmıştır.
Böylece tasarıda müteselsil borçluların ortak bir kararla mı zarara sebebiyet
43
Furrer/Kömer, Art.198 N.3 vd.
44
Furrer/Kömer, Art.199 N.2 vd.
45
Furrer/Kömer, Art.200 N.3 vd.
'-===
40 Müteselsil Sorumluluk
veren fiili işledikleri ve birlikte isteyerek mi hareket ettikleri ile zarara birbi-
rinden bağımsız olarak mı sebebiyet verdikleri arasında bir ayrım yapılmıştır.
Bir diğer ifade ile burada birbirinin yanında ve birlikte sorumlu olma durum-
ları arasında bir ayrım yapılmıştır. Bunun sonucunda da birden çok kişi birlik-
te bir zarara sebebiyet vermişse, bunların dış ilişkide bireysel indirim sebeple-
rini ileri süremeyeceği öngörülmüştür
46
• Böylelikle bunların bireysel sorumlu-
luğu ancak iç ilişkide tespit edilebilecektir. Buna karşılık birbirinden bağımsız
hareket edenlerin dış ilişkide bireysel indirim sebeplerini ileri sürebileceği
kabul edilmiştir. Buna göre birden çok kişi birbirinden bağımsız olarak zarara
sebebiyet vermişse, tek başına zarara yol açsaydı ileri sürebileceği indirim
sebeplerini bu durumda da ileri sürebilecek ve böylece henüz daha dış ilişkide,
kendisine isnat edilebilecek sorumluluk sebebi kapsamında sorumluluğu sınır-
landınlıruş olacaktır
47
.
Tasarı ile getirilen diğer bir önemli değişiklik ise, İBK md.136'da yer alan
zamanaşımına ilişkin kuralın değiştirilmesidir. Tasarı md.158'e göre, mütesel-
sil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi, diğerlerine karşı etkili
değildir. Böylece İBK'da teklik görüşene ait olan tek iz de kaldırılmış olmak-
tadır.
Tasarının 204. maddesinde ise müteselsil borçluların kendi aralarındaki
ilişki ele alınmış ve bu kapsamda birinci fıkrada alacaklı ile müteselsil borçlular
arasındaki ilişkiden aksi anlaşılmadıkça, borçluların eşit paylarla sorumlu ola-
cağı öngörülmüştür. İkinci fıkrada ise, maddi tazminatta her bir müteselsil borç-
1unun sorumlu olacağı payın her birinin yükümlülük ihlalinin ağırlığına ve so-
mut durumun şartlarına göre belirleneceği öngörülmüştür. Bu kapsamda İBK
md.51'de yer alan sıralama isabetli bir biçimde kaldırılmıştır.
Sonuç olarak İsviçre 2020 tasarısında ana hatlarıyla, müteselsil borçluluk
biçimleri tek bir madde de toplanmış, eksik teselsül-tam teselsül ayrımı kaldı-
rılmış, bu ayrım yerine sorumluluğun kapsamına etkide bulunacak şekilde mü-
teselsil borçluların birlikte mi birbirinden bağımsız mı hareket ettiklerine ilişkin
bir ayrım yapılmış, İBK md.51'deki sıralama kaldırılmış ve zamanaşımının
borçlulardan birine karşı kesilmesinin diğerlerine karşı etkide bulunmayacağı
kabul edilmiştir.
46
Furrer/Kömer, Art.200 N.5 vd.
47
Furrer/Kömer, Art.200 N.6 vd.
..J
1. Bölüm: Müteselsil Sorumluluğa İlişkin Genel Bilgiler 41
111. Müteselsil Borçluluğun Karakteristik Unsurları
Müteselsil borç ilişkisi daha öncede ifade etmiş olduğumuz gibi hem borç-
lular ile alacaklı arasındaki dış ilişkiyi (TBK md. I 63) hem de borçluların kendi
arasındaki iç ilişkiyi (TBK md.167) kapsar. Müteselsil borçluluk ise sadece,
esasen alacaklının hangi borçludan hangi oranda talepte bulunabileceği sorusu-
na cevap aranan
48
, dış ilişkide söz konusudur. Bu nedenle aşağıda ele alınacak
olan unsurların kaynağı borçlular ile alacaklı arasındaki dış ilişkidir. Zira borç-
lular arasındaki ilişkide müteselsil borçluluk yoktur
49
. Bilakis iç ilişkide kısmi
borçluluk yani paya göre sorumluluk söz konusudur
50
. İç ilişki ya da bir diğer
ifadeyle denkleştinne ilişkisine özgü hususlar çalışmamızın ikinci bölümünde
ele alınacaktır.
Gerek eBK'da gerekse TBK'da müteselsil borçluluğun tanımı yer al-
mamaktadır. Bu nedenle burada ilk olarak birden fazla borçlunun söz konusu
olduğu durumları müteselsil borçluluk olarak niteleyen unsurlar ele alına-
caktır.
A. Birden Fazla Borçlu
Müteselsil borçluluğu karakterize eden ilk unsur, hukuki ilişkinin borçlu ta-
rafında iki veya daha fazla kişinin bulumnasıdır. Bu unsur TBK md.162'nin ilk
cümlesindeki "birden çok borçlu" ifadesinden de kolaylık.la anlaşılmaktadır.
Burada hem gerçek hem de tüzel kişi borçlular söz konusu olabilir
51
•
Kural olarak bir borç ilişkisinde bir alacaklı ve bir borçlu bulunur. Bu ne-
denle borçlu tarafında birden çok kişinin yer aldığı müteselsil borç ilişkisi,
TBK'nın dördüncü bölümünde, borç ilişkilerinde özel durumlar başlığı altında
ele alınmıştır. Birden çok borçlu olması müteselsil borç ilişkisini karakterize
eden unsurlardan biri olsa da, sadece müteselsil borç ilişkisine özgü bir durum
değildir. Borç ilişkisinde birden çok borçlunun söz konusu olduğu her durumda,
hangi tür birlikte borçluluğun söz konusu olduğu incelemnelidir. Zira müteselsil
borçluluk, birlikte borçluluğun sadece bir türüdür. Bu nedenle de diğer birlikte
borçluluk türlerinden ayırt edilmelidir.
.4(1
Keller/Schmied-Syz, s.121.
49
Keller, 11, s.183; Eren, s.1201.
50
Keller, 11, s.183; Kol/er, §75 N.80; Gauch/Sch/uep/Emmenegger, N.3688.
51
Weiss, s.10.
►
42 Müteselsil Sorumluluk
B. Her Bir Müteselsil Borçlunun Borcun Tamamından Sorumlu Olması
Bu w1sur dobrrudan TBK md.l 62/I (İBK ınd. l43/I) hükmünden ortaya çıkmak-
tadır. Bu hükme göre, "Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun ta-
mammdan sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar."
Müteselsil borç ilişkisinde, bir alacaklı ve birden fazla borçlunun, yani en az üç
süjenin katıldığı bir hukuki ilişki söz konusudur. Her bir müteselsil borçlu alacaklı-
ya karşı borcWl tamamı için sorumludur. Borçluların müteselsilen "tamamı" için
soruntlu olduk.lan şey, her tür yükümlülüğü kapsayabilir veya bir yapma, yapmama
edimi olabilir52. Kural olarak borçlanılan edimin türü bütün müteselsil borçlular için
aynıdır. Müteselsil borçlulardan birinin edim yükümlülüğünü yerine getirmesi şar-
tına bağlı olarak diğer borçlular için de sorumluluk sona ereceğinden, borçlanılan
edimler farklı türde de olabilir53. Öte yandan müteselsil borçluların üstlenmiş olduk-
ları edimler aynı türde olmasına karşın kapsamları farklı olabilir54. Bu durumda
müteselsil borç ilişkisi değer bakımından en az olan borç kapsamındadır5
5
• Bu nok-
tada belirtmek gerekir ki, farklı içerikteki edimler aynı menfaate yönelik olmalıdıı-56.
Zira aksi durum müteselsil borç ilişkisinin amacı ile bağdaşmaz.
Müteselsil borç ilişkisi mevcut olduğu sürece, her bir borçlu, kendi yanında
bir diğer borçlunun borcun tamamı için sorumlu olmasından bağımsız olarak
sorumludur. Bir diğer ifadeyle alacaklı bir oran ile bağlı değildir. Alacaklı kar-
şısında her bir müteselsil borçlu tek borçlu gibi görünmektedir
57
• Alacaklı müte-
selsil borçlulara karşı tek bir alacağa sahip değildir. Bilakis alacaklı, müteselsil
borçlulardan her birine karşı diğerlerinden bağımsız bir alacağa sahiptir
58
• Ala-
52
Gautschi, s.7.
53
Larenz, §37 1, s.633; von Tuhr/Escher, s.298; Kol/er, §75 N.2; BaKomm!Heierli, Schnyder,
Art.144 N.4; Berger, s.841. Buna karşılık UNIDROIT Principles Art.11.1.1'de farklı edimler için
müteselsil borçluluğun söz konusu olamayacağı kabul edilmiştir (Bu konuda bkz. UNIDROIT
Principles 201O Art.11.1.1, Comment 2, s.368).
54
von Tuhr/Escher, s.298; Guhl/Ko/ler, §6 N.12; Merz, s.101; Casanova, s.13.
55
von Tuhr!Escher, s.298; Keller/Schöbi, s.5; Ke/ler/Schmied-Syz, s.125; Weiss, s.12;
BaKomm/Heierli, Schnyder, Art.144 N.4; MünchKomm!Bydlinski, §421 N.5; Eren, s.1202;
Oğuzman/Öz, s.441.
MünchKomm!Byd/inski, §421 N.5; Weiss, s.12. Yazar vermiş olduğu bir örnekle bu durumu şu
şekilde açıklamıştır: Bir festivalde stand açıp bira satacak olan A'ya karşı, B ve C müteselsilen
borçludur. 8, A'ya karşı 1000 litre biranın teslimini borçlanmışken, C 15.000 CHF borçlanmıştır.
A'nın menfaati her iki edim ile de tatmin edilebilir. Zira A, B'den 1000 litre birayı teslim alır ve sa-
tarsa (litresi 15 CHF 'den) 15.000 CHF elde edecektir. Bunun yerine C'den talepte bulunursa yi-
ne aynı meblağı elde etmiş olacaktır (Weiss, s.12, dpn.55).
57
von Büren, s.94; Akıntürk, s.162.
58
von Tuhr/Escher, s.297; Bucher, s.491; Rey, N.1405; Berger, s.837; BaKomm!Heierli,
Schnyder, Art.143 N.1; Kol/er, §75 N.51; Weiss, s.18; Eren, s.1201.
56
J
•
ı. Bölüm: Müteselsil Sorumluluğa ilişkin Genel Bilgiler '13
cakhya ait olan alacağın sayısı müteselsil borçluların sayısına uygun düşmcktc-
dir
59
•
Müteselsil borçluların yükümlülükleri eş derecededir. Böylece alacaklı ve
her bir borçlu arasında bağımsız bir borç ilişkisi bulunmaktadır
00
• Bu nedenle de
irade bozukluğu her bir borç ilişkisi için ayrı incelenmelidir. Ayrıca alacaklı
veya borçlulardan biri tarafından yapılan bir hukuki işlem sadece ilgili borç
ilişkisi üzerinde etkilidir ve genel bir etkisi yoktur. Bu durum TBK md.l 64/l
(İBK md.145/1) de yer alan defi düzenlemesinden ve TBK md.166/JI (İBK
md.147ffi) ye göre alacaklıya ifada bulumnaksızm borçtan kurtulmayı düzenle-
yen hük.ilınden anlaşılmaktadır. Alacaklı tarafından müteselsil borçlulardan
birine yapılan ihbar, sadece ilgili asıl alacağı muaccel kılar. Ayrıca alacaklının
ihtarı sadece ihtarın yöneldiği borçluyu temerrüde düşürür ve sadece ifada geci-
ken borçlu, temerrüdün sonuçlarından sorumludur
61
• Ancak alacaklı sadece bü-
tün borçlular temenüde düştüğünde, temerrüdün sonucu olan dönme imkanın-
dan yararlanabilir
62
• Zira sözleşmeden dönme diğer borç ilişkilerini de etkileye-
cektir.
Müteselsil borçlulardan her birinin borcunun bağımsız olduğuna ilişkin ola-
rak verilebilecek bir diğer örnek ise, her bir müteselsil borç için ayrı vade öngö-
rülebilecek olmasıdır
63
. Ayrıca her bir borç ayrı şarta veya kefil ve rehin gibi
ayn teminatlara bağlanabilir. Kanun koyucu müteselsil borçlulardan her birinin
borcunun bağımsız olduğuna ilişkin düşüncesini TBK md.165 (İBK md.146) de
yer alan, kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe borçlulardan biri kendi
davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz hükmü ile de doğrula-
maktadır
64
. Alacaklı ve müteselsil borçlulardan biri arasında müteselsil borç
ilişkisi doğduktan sonra asıl alacağın muacceliyeti, faizler ve cezai şarta ilişkin
kararlaştırılan şartlar, alacaklı ve diğer müteselsil borçlular arasındaki ilişkiyi
etkilemez. Ancak diğer müteselsil borçlular bu sözleşme değişikliğine izin verir
59
Bucher, s.491; Guhl/Kol/er, §6 N.11; BeKomm!Becker, Vorbemerkung zu Art.143-150, N.8;
Gautschi, s.8; BaKomm/Heierli, Schnyder, Art.143 N.1.
60
Gautschi, s.9; Yağcıoğ/u, s.69 vd.
61
von Tuhr/Escher, s.307; von Büren, s.96; Bucher, s.494; Gautschi, s.10; Berger, s.844; Eren,
s.1208; Hatemi/Gökyayla, s.338.
62
BeKomm/Becker, Art.146 N.2; Gauch/Sch/uep/Emmenegger, N.3725; BaKomm/Heierli,
Schnyder, Art.146 N.1; Huguenin, N.2305; Eren, s.1208.
63
von Tuhr/Escher, s.298.
64
Gautschi, s.10-11.
♦
Müteselsil Sorumluluk
Yey�, sonradan onaylarsa, bu değişiklikler onlar için de etkili olur. Her bir bor-
cun hukuken birbirinden bağımsız olduğunu, müteselsil borçlulardan birinin
zmmmaşıım dd'inden feragat etmiş olmasının TBK md. l60/11(İBK md.141/il)
hükmüne gör� diğer borçlulara karşı ileri sürülemeyeceği hükmü de doğrula-
maktadır.
Zamanaşımmm her bir müteselsil borçlu için ayrı işlemesi, alacaklının her
bir bireysel alacağını devredebilmesi ve her bir bireysel borcu ibra edebilmesi
ve usul hukuku bakımından her bir müteselsil borçlu için verilmiş hükmün fark-
lı olabilmesi müteselsil borç ilişkisinde borçlulardan her birinin borcunun ba-
ğımsız olduğuna işaret etmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, müteselsil borç
ilişkisinde birden fazla bağımsız borcw1 var olduğu düşüncesi TBK md.155/I
(İBK md.136/l) hükmü ile çelişki içindedir. Bu hükme göre, zamanaşımı müte-
selsil borçlulardan birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur. Eski
BK'da da var olan bu kuralın, müteselsil borçluluğa ilişkin hükümlerin revize
edildiği TBK'da da aynen yer alması kanaatimizce son derece isabetsizdir. Öğ-
retide yer alan eleştireler doğrultusunda isabetsiz olan eksik-tam teselsül ayrı-
mının kaldırılıp, öğretide son derece kuvvetli eleştiriler alan bu hükmün muha-
faza edilnıiş olması yerinde olmamıştır
65
.
C. Ödemenin Tekliği
Müteselsil borç ilişkisinde hukuken bağımsız olan edim yükümleri, edimin
amacındaki birlik bakımından birbiriyle bağlıdır
66
. Bu edim yükümlerinin ortak
nol'tası ise alacaklının menfaatinde yer almaktadır. Bir diğer ifadeyle her bir borç-
lunun edim yül,,.iimlülüğü, alacaklının ifa menfaatini tatmin etmeye yöneliktir
67
•
Müteselsil borç ilişiksinde her bir borçlunun edim yükümleri birbirinden
bağımsız olmasına rağmen, bu edim yükümleri üç özellikle karakterize edilebi-
lecek bir bağ ile bağlıdtr
68
• İlk olarak alacaklı edimin tamamını sadece bir defa
talep edebilir
69
. İkinci olarak alacaklı tam olarak tatmin edilinceye kadar diğer
65
UNIDROIT Principles 2010 Art.11.1.7'de de borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi-
nin diğer borçlular bakımından da etkili olacağı kabul edilmektedir. Buna karşılık lsviçre 2020
tasarısı Art.158'de isabetli bir biçimde müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının ke-
silmesinin diğerlerine karşı etkili olmayacağı öngörülmüştür.
66
Larenz, §371, s.636-637; Rey, N.1415; Gautschi, s.12; Casanova, s.16; Akıntürk, s.67.
67
Weiss, s.20.
68
Gautschi, s.12.
69
Strub, s.15.
müte elsil borçlular sonımlu olarak kalmaktadır. Son olarnk alncrıklıya kısmen
, ya tamamen ifada bulwnılduğunda. bu ifanın kapsamı oranında diğer borçlu-
lar borçlanndan k"llrtulacak"ttr.
Edimin amacındaki birlik, birden fazla bağımsız borcu, alacaklının müte-
selsil borçluların her birine karşı olan münferit alacaklarının yığılınayıp (kü-
mülasyon). birbirleriye yarış halinde olması bakımından bağlamaktadır
70
. Her
bir borçlu alacaklı karşısında tek bir borçlu varmış gibi edimin tamamından
sorumlu iken, müteselsilen borçlanılmış olan edim sadece bir defa ifa edilebi-
lecektirn. Zira alacaklının malvarlığında müteselsil borç ilişkisinin konusu
olan talep tek bir aktif kalem olarak yer almaktadır
72
. Bu hukuki durum bir
yandan TBK md. l 62'nin (İBK md.143) lafzında yer alan "borcun tamamı"
ifadesi ile öte yandan TBK md.163/Il'de (İBK md.144/II) yer alan, borçluların
sorumluluğu borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder hükmüyle açıkça
doğrulanmaktadır.
Ödemenin tekliği prensibini alacakların yarışması temellendirmektedir.
Böylece alacaklı her bir müteselsil borçludan edimin tamamını talep edebilir-
ken, alacakların yarışması, alacaklıya borcun birden fazla ifasını engellemekte-
dir. Bu durum sorumluluk hukukunda geçerli olan zenginleşme yasağı ilkesine
de uygun düşmektedir
73
• Zira tazminat zarar gören için bir zenginleşme aracı
değildir. Bundan dolayı da müteselsil borç ilişkisinde alacakların yarışması
ilkesi kabul edilmiştir
74
.
1. Tam Ödemeye Kadar Sorumluluk
Müteselsil borç ilişkisini karakterize eden bir diğer unsur, TBK
md.163/II (İBK md.144/11) hükmüne göre, borcun tamamı ödeninceye kadar
müteselsil borçluların sorumlu kalması ve alacaklının, ifa menfaati tam ola-
rak karşılanıncaya kadar, bütün borçlulara başvurabilmesidir. Alacaklının
70
Weiss, s.14; Casanova, s.16.
71
Merz, s.101; Keller/Schöbi, s.5-6; Keller/Schmied-Syz, s.123; Larenz, §37 1, s.634; Bucher,
s.491; Honsel/, s.117; BaKomm!Heierli, Schnyder, Art.144 N.1; Schwenzer, N.88.18; Weiss,
s.14; Casanova, s.16; Eren, s.1201.
72
von Tuhr/Escher, s.297; BeKomm!Becker, Vorbemerkung zu Art.143-150 N.1; BaKomm!Heierli,
Schnyder, Art.143 N.1; Weiss, s.18.
73
Rey, N.1407; Casanova, s.16; Kırca, s.645.
74
von Tuhr/Escher, s.297; Rey, N.1407; Kel/er/Schöbi, s.6; BaKomm!Heierfi, Schnyder, Art.143
N.1; Weiss, s.20; Kırca, s.645.
•
p
46 Müteselsil Sorumluluk
borçlulardan sadece birinden talepte bulunmuş olması, diğer borçlulara karşı
olan talep hakkından vazgeçtiği anlamına gelmez
75
• Diğer bir anlatımla sa-
dece borçlulardan birinden talepte bulunmuş olmasından dolayı diğerlerine
karşı olan alacağı geçersiz duruma düşmez. Müteselsil borçlulardan biri
kendi edim yükümlülüğünü hiç veya kısmen yerine getirmezse, alacaklı ka-
lan kısmı her zaman için diğer borçluların birinden talep edebilir. Bu prensip
ifaya ilişkin talebin yerine tazminat borcu geçtiğinde de geçerli olur
75
Müte-
selsil borçlulardan biri mahkemece borcun tamamını ifaya mahkum edilirse,
diğer borçlular ancak davalı borçlu kendi yükümlülüğünü tamamen yerine
getirdiğinde borçtan kurtulurlar
77
. Davalı borçlu mahkeme kararı sonrasında
kendiliğinden borcu ödemezse, icra yoluyla borcun tamamı tahsil edildiğin-
de diğer borçlular borçlarından kurtulacaktır. Davalı borçlu kısmen veya
tamamen ödemeden aciz halinde ise, kalan kısım oranında diğer borçluların
sorumluluğu devam edecektir.
2. Borçtan Kurtulma Etkisi
TBK md.166/I (İBK md.147/1
78
) hükmüne göre, borçlulardan biri ifa veya
takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdinnişse, bu oranda diğer
borçluları da borçtan kurtarmış olur. Müteselsil borç ilişkisinde bütün müteselsil
borçlular lehine yer alan bu borçtan kurtarıcı etki, müteselsil borçluluğun ala-
caklı için bir teminat teşkil etmesi ve alacaklının tatmin edildiği kadarıyla temi-
nat ihtiyacının ortadan kalkması ile açıklanabilir
79
. Bütün müteselsil borçlular
aynı edim menfaatini tatmin etmek zorunda olduğu için, müteselsil borçlulardan
biri tarafından alacaklının tam tatmini sağlandığında bu amaç gerçekleşmekte-
dir. Böylece TBK md.166/1 (İBK md.147/1) hükmüne göre borç ilişkisi sadece
bu tatmini sağlayan borçlu ve alacaklı arasında değil, diğer müteselsil borçlular
ve alacaklı arasında da ortadan kalkar. Müteselsil borçlulardan biri kısmen ifada
75
Gautschi, s.13.
76
BeKomm!Becker, Art.144 N.1.
77
BeKomm/Becker, Art.144 N.1.
78
l
•
sviçre 2020 tasarısı md.203'te müteselsil borçlulardan birinin alacaklıyı özellikle ödeme ve
takas yoluyla tatmin etmesi halinde, diğer borçlularında bu oranda borçtan kurtulacağı öngörül-
müştür. ikinci fıkrada ise, müteselsil borçlulardan birinin alacaklıyı tatmin etmeksizin borçtan
kurtulması halinde, diğerlerinin alacaklı ile olan ilişkide bunun öngörülmesi bakımından borçtan
kurtulacağı yer almaktadır. Böylece ibra, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi, yenileme ve
sulh gibi borcu sona erdiren sebeplerin objektif etkili mi subjektif etkili mi olacağını hakiminin
somut durumun şartlarına göre takdir edeceği ifade edilmiştir (Furrer/Körner, Art.203 N.3).
79
Keller/Schöbi, s.15; Gautschi, s.14.
ı.BOium: Müteselsil Sorumluluğa ilişkin Genel Bilgiler 47
bulunursa, diğer borçluların borçtan kurtulması da, bu edim kapsamında gerçek-
1e,
.
ır
so
.
Burada son olarak alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmayı ele
alan TBK md.166/II hükmüne değinecek olursak; TBK ınd.166/11 (İBK ınd.
147 I) hükınüne göre, borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızm borçtan
kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan ancak durumun veya borcun niteliğinin
el erdiği ölçüde yararlanabilirler. Borçlulardan birinin alacaklıya ifada bulun-
madan borçtan kurtulduğu her durumda, borcun sadece alacaklı ve o borçlu
arasındaki ilişkide mi (subjektif etki) yoksa aynı zamanda alacaklı ve diğer
borçlular arasındaki ilişkide de (objektif etki) sona erdiği incelenmelidir8
1
• Ala-
caklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulan müteselsil borçlu (örneğin ibra),
bu durumun alacaklı ve diğer borçlular arasında da borcu sona erdirdiğini genel
ispat kuralları ile kanıtlayabilir
82
. Ancak bu ispatta başarısız olursa bu durumda
borçtan kurtarıcı etki subjektif olacak, yani sadece o borçlu ve alacaklı arasında
borç sona erecektir.
Alacaklıya ifada bulunmaksızın borcu sona erdiren durumların başında ibra
gelınektedir
83
• İbra, eBK zamanında kural olarak subjektif etkiye sahipti
84
• Yani
sadece alacaklı ile ibra anlaşması yapan borçlu buna dayanabilirdi. Ancak ibra-
nın objektif etkiye sahip olması da mümkündü. Alacaklı ve bütün borçlular
buna ilişkin bir anlaşma
85
yapabilir veya diğer borçlular durumun veya borcun
niteliğinin elverdiği ölçüde bundan yararlanabilirlerdi
86
. Bu noktada TBK
md.166/III hükmüne de değinmek gerekmektedir. Zira bu fıkra eBK'da olmayan
bir düzenlemedir. Buna göre, alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra söz-
leşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma
payı oranında borçtan kurtarır. Bu hükümle ibra dolayısıyla diğer borçluların
80
Bucher, s.495.
81
Keller/Schöbi, s.12; Schwenzer, N.88.26; BaKomm!Heierli, Schnyder, Art.147 N.2.
82
Bucher, s.495.
83
Müteselsil borçlulardan birisinin ibrası hakkında ayrıntılı açıklama için bkz. Gümüş, s.314 vd.
84
Bu konuda ayrıntılı açıklama için bkz. Canbo/at, s.72 vd.; Gümüş, s.316 vd.
85
Borcu sona erdiren nedenlerden biri olan ibra eBK'da yer almazken, TBK md.132'de (IBK Art.
115) düzenlenmiştir. Halihazırda öğreti ve uygulamada ibranın borcu sona erdiren bir neden ol-
duğunda duraksama yoktur. Ancak bunun kanunda,,Yer �lma�_ı el_bette _isa�etli olmu_ştur. �erek
eBK döneminde olduğu gibi gerekse TBK md.132 hukmüne gore ıbra bır sozleşmedır. Yanı ala-
caklı tek taraflı olarak alacağından vazgeçemez. ibra için mutlaka alacaklı ve borçlu arasında bir
anlaşma olmalıdır. Ancak ibra sözle�me�i �orçlu lehin_e etkide bulunduğu için susma yoluyla da
sözleşmenin kurulabileceği kabul edılmelıdır (Gautschı, s.24, dpn.79).
88 UNIDROT Principles 201O Art.11.1.6'da da bu yaklaşım benimsenmiştir.
Müteselsil Sorumluluk
ibra edilmiş olan borçlunun payına düşen miktar oranında borçtan kurtulmuş
olup olmayacakları tartışmasına son verilmiştir. Durumu bir örnekle açıklaya-
cak olursak: A ve B müteselsilen l000 TL ödemeyi kabul etmişlerdir. Alacaklı
B'yi ibra etmiştir. Borçluların eşit oranda borçlanmış olduklarını kabul edersek,
ibra ile B borçtan kurtulduğuna göre Ada borcun B'nin hissesine düşen kısmın-
dan k.'UrtUlarak 500 TL ile sorumlu olacaktır. Bu hükümle ibraya objektif etki
tanınnuştır
87
.
Yenileme
88
kural olarak sadece subjektif etkiye sahiptir
89
• Alacaklı ilerde
de kendi borçlusunun alacaklısı, yani yeni alacağın alacaklısı olarak kalacağı
için tatmin edilmiş olmaz. Müteselsil borç ilişkisinde yer alan bütün tarafların
iradesine göre müteselsil borçlunun yeni borcunun bütün borçluların önceki
borçlarının yerine geçeceğini kararlaştırması halinde ancak bütün borçlular
borçtanhırtulmuş olur. Bu uzlaşma açık bir susma ile de olabilir. Müteselsil
borçlulardan birinin borcunu üçüncü kişiye devretmesinde de aynı durum ge-
çerlidir.
Birleşmede
90
(miras veya alacağın devri ile) müteselsil borçluluk statü-
sü sadece alacaklı ve borçlu sıfatının şahsında birleştiği sözleşme tarafı için
sona erer
91
. Bir istisna hariç alacaklı
92
ve diğer borçlular arasındaki borç iliş-
kisi bundan etkilenmez. Söz konusu istisnai durumda, diğer borçluların şah-
sında birleşme gerçekleşen borçluya karşı TBK md.167'e göre (İBK Art.
148) rücu alacağı varsa, denkleştirme ilişkisi müteselsil borç ilişkisini doğ-
87
Kılıçoğlu, s.731; Canbolat, s.80; Yağcıoğ/u, s.223. TBK md.166/111hükmünün eleştirisi için bkz.
Kırca, s.669. İsviçre 2020 tasarısı md.203 kapsamında, somut olayda ibraya objektif veya
subjektif etki tanımanın çok zor olduğu, bu nedenle ara bir çözüm önermek yerine somut olay
kapsamında ibraya hangi etkinin tanıması gerektiğine hakimin karar vermesi gerektiği ifade
edilmektedir (Fu"er/Kömer, Art.203 N.9).
ea
TBK md.133'e göre, yenileme yani yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi ancak
tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur.
89
von Tuhr/Escher, s.310; BeKomm!Becker, Art.147 N.4; Eren, s.1215; Kapancı, s.255-256. BGB
§425'te de aynı yaklaşım benimsenmiştir. lsviçre 2020 tasarısı md.203 kapsamında aynı yakla-
şım benimsenmiştir (Fu"er/Kömer, Art.203 N.8). Aksi görüşte olan Canbolara göre, müteselsil
borçlulardan biri ile alacaklı arasında yapılan yenilemenin varlığına rağmen, borçlular arasındaki
teselsül bağı tamamen kopmamaktadır. Buna göre yenileme, müteselsil borçluluğa etki etmeli,
ancak bu etki yenilemeyi yapan borçlunun iç ilişkideki payı oranında gerçekleşmelidir (Canbolat,
s.76).
90
TBK md.135'e göre, alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borç sona erer.
91
Eren, s.1214; Canbolat, s.76. Öğretide bu konuda TBK md.166/11I hükmünün kıyasen uygulana-
rak borçlulardan biri nezdinde gerçekleşen birleşmenin diğer borçluları onun iç ilişkideki payı
kadar borçtan kurtaracağı savunulmaktadır (Kapancı, s.258).
92
Müteselsil borçlulardan birinin şahsında birleşme olması durumunda ve yeni bir alacaklının söz
konusu olması. Bu konuda bkz. Gautschi, s.26, dpn.89.
•
ı.Bölüm: Müteselsil Sorumluluğa ilişkin Genel Bilgiler 49
nıdan etkileyebilir. Bu durumda müteselsil borçlulardan birinin şahsında
alacaklı ve borçlu sıfatları birleştiği, örneğin alacaklı, mUtcselsil borçlular-
dan A'nın mirasçısı olduğunda, A'ya karşı olan alacağı son bulur, B'ye karşı
olan alacağı devam eder. Fakat borçlu B, TBK md. l 67'ye göre A'ya karşı
rücu hakkına sahip olduğu takdirde bunu A'nın yerini almış olan alacaklıya
karşı defi olarak ileri sürebilir, yani rücu yoluyla A'dan alabileceği miktarı
borçtan indirerek ödemede bulunur
93
• Bir diğer anlatımla rücu alacaklısı olan
borçlu, hakkında birleşme olan müteselsil borçlunun iç ilişkideki payı kadar
borçtan kurtulmuş olmaktadır.
Sonradan borçlulara isnad edilemeyen sebeplerden biriyle ifanın imkansız-
laşması halinde (TBK md.136, İBK md. 119) bütün müteselsil borçlular borç-
tan kurtulacaktır
94
• Sonraki imkansızlık durumunda borçlulardan birinin kusurlu
olması halinde, TBK md.ll 2'ye göre (İBK md. 97/I) bütün şartların varlığı ha-
linde tazminat borcu doğar. Yani bu durumda borçlunun edimi tazminata dönü-
şür. Diğer müteselsil borçlular TBK md.136'ya göre kendi borçlarından kurtu-
lurlar. Çünkü bu durum diğer borçlular için kusursuz imkansızlık teşkil edecek-
tİr
95
• Bu noktada belirtmek gerekir ki, müteselsil borçlulardan her birinin diğer-
lerinin kusurundan sorumlu olacağı kararlaştırılabilir veya durumun gereği ola-
rak bu sonuca varılabilir.
Zamanaşımı aslında borcu sona erdiren bir sebep değildir, sadece ilgili
alacağın dava edilebilme niteliğini ortadan kaldıran bir defidir
96
. Müteselsil
borçlulukta zamanaşımı her bir borçlu için ayrı işler. Böylece borçlulardan biri-
ne karşı olan alacak, zamanaşımına uğramış olsa bile bu diğer borçlularla olan
borç ilişkilerini etkilemez
97
. Bu müteselsil borç ilişkisinde borçluların her biri-
nin borcunun diğerlerininkinden bir ölçüde bağımsız olmasının da doğal bir
sonucudur. Ayrıca zamanaşımı süreleri her bir borçlu için farklı olabilir. Zama-
naşımı süresinin dolmasıyla bir alacağın zayıflayıp zayıflamadığı her bir alacak-
lı-borçlu ilişkisi için münferiden incelenmelidir
98
.
93
Gautschi, s.26; Canbo/at, s.77.
94
von Tuhr/Escher, s.311; Gauch/Schluep/Emmenegger, N.3717; BaKomm/Heierli, Schnyder,
Art.147 N.4; Oğuzman/Öz, s.454; Hatemi/Gökyayla, s.339; Kapancı, s.220; Canbolat, s.75.
95
Gautschi, s.26; Eren, s.1208.
96
Canbo/at, s.77.
97
von Tuhr/Escher, s.311; Gauch/Sch/uep/Emmenegger, N.3720.
98
Bu husus üçüncü bölümde ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
50 Müteselsil Sorumluluk
Alacaklının. borçlulardan biri tarafından kendisine sunulan ifayı haksız ye-
re reddetmesi halinde, alacaklı temerrüdünün etkileri bütün borçlular için bir
avantaj teşkil eder
99
• Bu durum TBK md.ı66'ya göre borçlulardan biri ifada
bulwınmş gibi bütün müteselsil borçlular için borçtan kurtarıcı bir etki yapar.
İsviçreffürk BK'nun aksine BGB § 424'de
100
alacaklının borçlulardan birine
karşı temerrüde düşmüş bulunmasının diğer borçlular için de hüküm doğuracağı
açıkça belirtilmiştir.
O. Alacaklının Dilediği Borçluya Başvurabilmesi (Alacaklının Seçim Hakkı)
101
TBK md.163/1 (İBK md. l 44/1) hükmüne göre, alacaklı borcun tamamını
veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden dilerse yalnız birin-
den isteyebilir
102
• Böylece alacaklı kural olarak borçlulardan sadece birin-
den/birkaçından veya tamamından talepte bulunabilir ve borçlulardan birin-
den alacağının tamamını isteyebilir veya bir kısmını isteyerek kalanı için
diğerlerine başvurabilir
103
. Bir diğer ifadeyle, alacaklı, hangi borçlu-
dan/borçlulardan talepte bulunacağı veya borcun tamamını mı yoksa bir
kısmını mı isteyeceğı veya ayniaiıdaolitün borçlularıımıoaşvuracagı veya
farklı zamanlarda mı5..;::_�a-cağına �Iiiklıı-�ar�r ver�ed� seE�e�tti;:-B�-du-
99
BaKomm!Heierli, Schnyder, Art.147 N.6; Kol/er, §75 N.155; Gautschi, s.28; Eren, s.1215;
Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s.298.
100
Der Verzug des Glaubigers gegenüber einem Gesamtschuldner wirkt auch für die übrigen
Schuldner.
101
Burada ifade edilen seçim hakkı TBK md.87'de (IBK md.72) yer alan seçimlik borç ile karıştırıl-
mamalıdır. Bu iki kavram birbirinden farklıdır. TBK md.87 anlamında seçimlik borç, borç birden
fazla edime ilişkin olup borçlunun bunlardan yalnız biriyle sorumlu tutulabildiği durumda söz ko-
nusu olur. TBK md. 162 vd. maddeler anlamında müteselsil borç ilişkisi çerçevesinde alacaklı-
nın seçim hakkına ilişkin ilk ayırt edici ölçüt budur. Bu hukuki ilişkide seçim hakkı alacağın ko-
nusuna dayanmaz. Diğer bir anlatımla seçim hakkı edim yükümlüğünü belirlemez, bilakis edim-
de bulanacak kişiyi belirler. Buna karşılık seçimlik borçta borçlanılmış olan edimin türü belirlenir.
Ayrıca seçimlik borçta seçim hakkı, TBK md.87'ye göre hukuki ilişkiden aksi anlaşılmadıkça
borçluya aittir. TBK md. 162 vd. maddeler anlamında müteselsil borç ilişkisinde seçim hakkını
alacaklı kullanır. Bir diğer ayırt edici ölçüt, seçimlik borç bir alacaklı ve bunun karşısında yer
alan bir borçlu arasında söz konusu olur. Müteselsil borç ilişkisinde ise borçlu tarafta birlikte
borçluluk durumu söz konusudur. Son ayırt edici kriter ise, alacaklı, alacak hakkını müteselsil
borçlulardan birinden talepte bulunduğunda, bu söz konusu alacağın mutlaka o borçlu tarafın-
dan ödeneceği anlamına gelmez. Bilakis alacaklı tam ifaya kadar diğer borçlulara başvurabilir.
Buna karşılık seçimlik borçta inşai bir hak söz konusudur. Borçlu bu hakkını bir kere kullandık-
tan sonra bundan dönemez ve dolayısıyla seçmiş olduğu edim türü ile bağlıdır (Gautschi, s.18,
dpn.57).
102
Borçlulardan birinin veya hepsinin iflas etmiş olması halinde ise alacaklının ne şekilde hareket
edeceği IIK md.203 ve md.204'te yer almaktadır. Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Akıntürk,
s.154 vd.
103
Kel/er/Schöbi, s.8; Merz, s.106; Bucher, s.494; Gauch/Sch/uep/Emmenegger, N.3708; Weiss,
s.13; Huguenin, N.2303; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s.285.
1. Bölüm: Müteselsil Sorumluluğa İlişkin Genel Bilgiler 61
rum alacaklının karşısında birden fazla borçlunun yer almasının olumsuz
sonuçları gidenneye yöneliktir.
Alacaklı ifayı talep etmede belirli bir sıra ile bağlı değildir
104
• Bilakis ala-
caklı herhangi bir müteselsil borçludan talepte bulunabilir. Alacaklı doğal ola-
rak. iflas şüphesi en az olan ve alacağını en iyi elde edebileceğine inandığı borç-
luya karşı talepte bulunur
105
• Bununla birlikte müteselsil borçlular, kendiliğin-
den borçlamnış oldukları edimi (muaccel) ifa ederek alacaklının seçim hakkını
k.rullanmasını önleyebilirler
106
• Alacaklıya yapılan tam ifa ile alacak sona ereceği
için, alacaklının seçim hakkı da sona erecektir
107
. Bunun tersi anlamından, ala-
caklı zararının tamamının tazminini elde edinceye kadar istediği borçluya baş-
vurabilir. Böylece ödeme gücü riski tamamen borçluların üzerine kaydırılmış
olmak.1:adır. Bir diğer ifadeyle borçlulardan birinin iflas etmiş alınası veya öde-
me güçsüzlüğü içinde kalması alacaklıyı ilgilendirınez
108
.
TBK md.163 hükmü, emredici nitelikte olpıad-ı ı i in tarafların anla ması +
yoluyla bundan vazgeçilebilir
109
. Aksi öngörülmedikçe alacaklının seçim hakkı
TBK md.162 vd. anlamında müteselsil borç ilişkisinin bir parçasıdır. üteselsil
borçluların borcun tamamından·s-oruniiu olması yanında alacaklının seçim hak-
la, alacağına avuşmada ona ek bir teminat sağlar. Böylece alacaklının durumu
daha da güçlenmiş olur.
Sonuç olarak yukarıda ele alınan müteselsil borç ilişkisinin unsurlarına iliş-
kin yapılan açıklamalar doğrultusunda müteselsil borçluluk; borçlu tarafında
alacaklıya karşı her birinin borcun tamamından sorumlu olduğu birden fazla
borçlunun yer aldığı ve de her bir borçlu tarafından, alacaklının kısmen mi yok-
sa tamamen mi ifasını talep edeceğine ilişkin seçim hakkının olduğu ve tama-
mının sadece bir defa ifa edileceği bir borcun üstlenildiği borç ilişkisi şeklinde
tanımlanabilir1
10
.
104
Larenz, §37 1, s.632.
105
Gautschi, s.17.
106
BaKomm/Heierfi, Schnyder, Art.147 N.6; Gauch/Sch/uep/Emmenegger, N.3715; Huguenin,
N.2304.
107
UNIDROT Principles 2010 Art.11.1.3'de de alacaklının tam ödemeye kadar istediği borçluya
başvurabileceği öngörülmüştür.
108
Kömer, N.68.
109
Gautschi, s.18; Berger, s.841; Canyürek, s.15.
110
Benzer bir tanım için bkz. Weiss, s.15.
52 Müteselsil Sorumluluk
iV. Müteselsil Borç İlişkisinin Benzeri İlişkilerden Ayrılması
Borç ilişkisi. ister bir hukuki işlem ister haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme
ya da kanw1 hükmünden doğmuş olsun, alacaklı ve borçlu olmak üzere mutlaka iki
taraf vardır. Ancak bu taratlarm mutlaka birer kişi olına zorunluluğu yoktur. Bazı
durumlarda alacaklı ve borçlu tarafında veya her iki tarafta, birden fazla kişi bulu-
nabilir. Borç ilişkisinde borçlu tarafın birden fazla kişi olınası hali birlikte borçluluk
olarak ifade edilmek.1edir
111
. Bu durum taraf iradelerinden, kanun hükmünden veya
borcun konusu olan edimin niteliğinden kaynaklanabilir. Burada önemli olan edi-
min alacaklı tarafından sadece bir defa talep edilebilmesidir.
Birlikte borçlulukta borçluların kısmen veya tamamen sorumlu oldukları
bir edim vardır. Birlikte borçluluk türleri, kısmi borçluluk, bölünmez borçluluk,
elbirliği ile borçluluk ve müteselsil borçluluktur
112
.
Çalışmamızın bu kısmında, yukarıda unsurlarıyla ele alınış olduğumuz mü-
teselsil borçluluğun diğer birlikte borçluluk hallerinden ayrılan yönleri ele alı-
nacaktır.
A. Kısmi Borçluluk
Kısmi borçluluk, borçluların borcun tamamından sorumlu olduğu mütesel-
sil borçluluktan farklı olarak, borçlulardan her birinin alacaklıya karşı borcun
bir kısmından sorumlu olınası anlamına gelmektedir
113
. Bu nedenle borçlulardan
biri borcunu ifa edince diğer borçlu veya borçlular kendi borçlarından kurtula-
mazlar. Dolayısıyla da borçlular arasında kural olarak rücu ilişkisi meydana
gelmez
114
. Ayrıca kısmi borçlulardan birine ait ödeme güçlüğü riskini, alacaklı
tek başına taşımaktadır
115
.
TBK md.162/I'e göre, müteselsil borçluluğun kurulması için birbirirıe uy-
gun taraf iradelerinin varlığı gerekir. Buna ilişkin taraf iradeleri yoksa ınütesel-
111
Akıntürk, s.4 vd. Eren, birlikte borçluluk durumunu bireysel borç ilişkisi olarak adlandırmaktadır.
Yazara göre, burada alacaklı bütün borçluları birlikte değil, ayrı ayrı, bireysel olarak da dava
edebileceği için, bu tür borç ilişkisine bireysel borç ilişkisi denmelidir (Eren, s.1195, dpn.2). Aynı
yönde bkz. Kel/er/Schöbi, s.4.
112
Birlikte borçluluk ve türleri hakkında ayrıntılı açıklama için bkz. Kapancı, s.3 vd.
113
Keller/Schöbi, s.27; Gauch/Sch/uep/Emmenegger, N. 3687; Merz, s.100; Guh//Koller, §6 N.2;
Schwenzer, N.88.05; Huguenin, N.2281; Weiss, s.23; Casanova, s.8; Eren, s.1198.
114
von Tuhr/Escher, s.291.
115
Gautschi, s.73; Weiss, s.24; Casanova, s.8.
ı. Bölüm: Müteselsil Sorumluluğa İlişkin Genel Bilgiler 63
sil borçluluk ancak kanunen öngörülen durumlarda doğmaktadır. Buna göre
TBK md.162/II kapsamında müteselsil borçluluk kanunen öngörülmemişse,
müteselsil borçluluğun doğmnu taraf iradelerine bağlıdır. Sözleşme özgürlüğü
ilkesine göre, taraflar aralarında akdedecekleri sözleşmenin içeriğini kanuni
sınırlamalar dahilinde serbestçe belirleyebilirler. Buna göre sözleşmenin borçlu
tarafında yer alanlar, borçtan kısmen mi veya müteselsilen mi sorumlu olacakla-
rını serbestçe seçebilirler. Ancak borçluların buna ilişkin bir belirleme yapma-
dığı durumda, borçlularm müteselsilen mi yoksa kısmen mi sorumlu olacakları
probleminin irdelenmesi gerekmektedir.
TBK md.162 hükmü müteselsil borç ilişkisinin varlığı için gerekli olan
şartları açıkça belirtmiştir. Bu hükmün karşıt anlammdan, taraf iradeleri ve ka-
nun tarafından müteselsil borçluluk öngörülmemişse, bu durumda kısmı borçlu-
luğun söz konusu olduğunun kanunen karine olarak kabul edildiği sonucuna
varmak gerekir
116
. Zira TBK müteselsil borçluluğa ilişkin bir karine öngörme-
miştir. Bu sonuç Roma Hukukunda kabul edilen çözüm ile de uyuşmaktadır.
Zira Roma hukukunda da kısmi borçluluğa ilişkin karine öngörülmüştür
117
(nomina ipso iure sunt divisa). Bölünebilen ediminin söz konusu olduğu du-
rumda, aksi taraflarca öngörülmemişse veya kanunen düzenlenmemişse, borçlu-
lardan her biri eşit miktarda sorumludur.
Borçluların kısmen sorumlu olduklarına ilişkin karine, aksi durumun ispatı
ile bertaraf edilebilir. Müteselsil sorumluluk, somut durumun güven ilkesine
göre yorumlanması ile durumun gereği olarak veya buna ilişkin sözleşme içeri-
ğinden de zımnen ortaya çıkabilir
118
. Fakat sadece borçluların bir borcu birlikte
üstlenmesi, müteselsil sorumluluğun söz konusu olduğu anlamına gelmeyecek-
tir. Zira TBK'da kısmi borçluluk lehine karine kabul edilmektedir. Birlikte borç
altına girilmesi durumunda şüphe halinde, kural olarak müteselsil sorumluluğun
söz konusu olmayacağı kabul edilir.
116
von Tuhr/Escher, s.291; von Büren, s.93; Bucher, s.493; Merz, s.101; Guhl/Kol/er, §6 N.2;
Kel/er/Schöbi, s.6; Gauch/Schluep/Emmenegger, N.3688; Schwenzer, N.88.05; Berger,
s.840; Huguenin, N.2282; Weiss, s.25; Casanova, s.8; Akıntürk, s.102; Eren, s.1199;
Kılıçoğlu, s.720; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s.292; Kırca, s.643; Kapancı, s.19; Gümüş,
s.311, dpn.2; Yağcıoğlu, s.70 vd.; Canyürek, s.1O. Ayrıca lsviçre 2020 Tasarısında halihazır-
da geçerli olan kısmi borç karinesi muhafaza edilmiştir (Furrer/Körner, Art.198 N.3 vd.). Buna
karşılık UNIDROIT Principles 2010 Art.11.1.2'de müteselsil borçluluğun karine olduğu kabul
edilmiştir.
117
Bucher, s.488; von Büren, s.93; Gautschi, s.75.
118
Merz, s.10
2
.
Müteselsil Sorumluluk
Kısmi borçluluğa ilişkin karine çok sayıda kanuni düzenleınelerle sınırlan-
dırılmıştır
119
• Ayrıca somut durumun veya sözleşme içeriğinin yorumlanması ile
de sıklıkla müteselsil sorumluluğun söz konusu olduğu sonucuna varılmaktadır.
Buna rağmen TBK md. l 62 hükmü, olan hukuk açısından farklı biçimde yorum-
lanamaz. Bu açık hükümden kısmi borçluluk lehine kanuni karine söz konusu
olduğu sonucu çıkarılmaktadır ve kanaatimizce hiçbir durumda şüphe halinde
birden fazla borçlunun müteselsilen sorumlu olacağı yorumu yapılamaz. Zira
TBK md. I62ffi hükmü açıkça, taraf iradelerinin söz konusu olmadığı durumda
müteselsil sorumluluğun ancak kanunda öngörülen hallerde doğacağını belirt-
miştir. Aynı sonuca TBK md.162/I hükmünün yorumu ile de varılabilir. Eğer
kanun koyucu müteselsil sorumluluk lehine bir kanuni karine öngönnek iste-
seydi, TBK md.162/I'de şart kılınan irade açıklamalarına yer verilmezdi.
Alman Borçlar Hukukunda ise BGB §427
120
'de tam tersi durum öngörül-
müştür. Buna göre bölünebilen edim durumunda birden fazla borçlu
müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin bir beyanda bulunmamış olsalar bile
karineten müteselsilen sorumlu olacak.lan öngörülmüştür. Bu nedenle alman
hukukunda kısmi borçluluk, ancak tarafların bunu öngörmesi halinde söz konu-
su olmaktadır
121
. Bu öngörülen durum İsviçre/Türk hukukuna yabancıdır. Ancak
İsviçre öğretisinin bir kısmı BGB §427'de öngörülen durumun tercih edilmesi
gerektiği görüşündedir
122
. Bııcher ve von Biiren bu durumu tartışmıştır. Yazarla-
ra göre, birden fazla alıcı veya kiracı satış veya kira bedelini sadece paylarına
göre üstlenirken, birden fazla ödünç alan, vekalet veren, vekil, emanet alan ve
adi şirket ortaklarının borçlarından dolayı müteselsilen sorumlu olacaklarının
kabulü hakkaniyete aykırıdır. Van Büren bunu öne sürerken hukuki güvenlik
ilkesine dayanmaktadır. Yazara göre birlikte sözleşmeyle borç altına girme ala-
caklı nezdinde, borçlulardan her birinin edimin tamam1nın ifasından sorumlu
olduklarına ilişkin haklı ve korunmaya değer bir güven yaratır.
Kısmi borçluluğun karineten kabul edilmesi durumu, TBK md.162'de yapı-
lacak değişiklikle, tam tersine yani karineten müteselsil sorumluluğun söz ko-
nusu olacağı şeklinde değiştirilebilir. Ancak kısmi borçluluğa kıyasla, birden
119
Gautschi, s.76.
120
"Verpflichten sich mehrere durch Vertrag gemeinschaftlich zu einer teilbaren Leistung, so
haften sie im Zweifel als Gesamtschuldner''.
121
Larenz, §36 il, s.627.
122
Bucher, s.493; von BOren, s.93.
ı. Bölüm: Müteselsil Sorumluluğa ilişkin Genel Bllgller 65
fazla borçlwuın müteselsilsen sorumlu tutulmasının sonuçlarının borçlular açı-
sından daha ağır olması nedeniyle, kanaatimizce kısmi borçluluğa ilişkin kari-
neden vazgeçilmemelidir.
Sonuç olarak kısmi borçluluk ile müteselsil borçluluk arasındaki farkları
özetleyecek olursak, kısmi borçta daima bölünebilir bir edim söz konusudur.
Zira borçlulardan her biri belli bir paydan sorumludur. Müteselsil borçta ise
edimin bölünebilir olma şartı yoktur. Ayrıca TBK md.85 bölünemeyen edim
durumunda müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağını ön-
görmüştür. Öte yandan kısmi borçlulukta borçlular edimin tamamından so-
rumlu değildir. Dolayısıyla alacaklı aksine bir anlaşma olmadığı sürece, her
bir borçludan edimin tamamını talep edemez. Bunun dışında borçlulardan
birinin alacaklıya karşı yapmış olduğu ifa diğerlerini borçtan kurtarmaz. Bu
kapsamda kısmi borçlulukta borçlular arasında bir rücu ilişkisi de meydana
gelmez. Müteselsil borçlulukta ise, borçlulardan her biri edimin tamamından
sorumludur ve borçlulardan birinin ifası diğerlerini de borçtan kurtarır. Ay-
rıca kendi payından fazlasını ödeyen borçlunun diğerlerine rücu hakkı da söz
konusudur.
B. Bölünemeyen Edimden Doğan Borçluluk
Bölünmeyen edimden doğan bir diğer ifadeyle de bölünmez borçluluk,
doğrudan doğruya edimin niteliğinden kaynaklanan birlikte borçluluk halidir.
Bu doğrultuda, birden fazla borçlunun üstlenmiş olduğu edim, bölünemeyen
edim ise, anlaşma veya kanun ile aksi öngörülmedikçe, bölünmez borçluluk söz
konusu olur
123
•
TBK md.85'de her ne kadar bölünemeyen borç düzenlenmiş olsa da, bölü-
nemeyen edim tanımlanmamıştır. Bölünemezlik, edimin niteliğinden veya taraf-
ların anlaşmasından kaynaklanabilir
12
4.Niteliğinde bir değişme ve kıymetinde
bir eksilme olmaksızın parçalara ayrılması mümkün olmayan bir edim varsa,
niteliği gereği bölünemeyen bir edim söz konusudur
125
. Bununla birlikte huku-
ken bölünmezlik, yani borçlunun edimi sadece diğer bir kişinin katılımı ile bir-
likte ifa edebileceği durumlar, TBK md.85'in kapsamına girmemektedir
126
• Bu-
123
Akıntürk, s.8.
124
Weiss, s.26. Bu konuda ayrıntılı açıklama için bkz. BeKomm/Weber, Art.70 N.13, 17 vd.
125
Eren, s.1196-1197; Kapancı, s.71.
126
BeKomm/Weber, Art.70 N.13.
56 Müteselsil Sorumluluk
rada aşağıda değinileceği gibi, elbirliği borcu söz konusudur
127
• Ancak işlem
hayatına göre bölünebilen bir edim belirli amaçlar için bölünemez olarak kabul
edilmişse, taraf iradelerine dayanan bölünemeyen bir edim söz konusudur. Bu
durum genellikle tarafların ulaşmak istediği amacı güvenceye almaları bakı-
mından söz konusu olur. Örneğin inşaat için gerekli olan tuğlaların iki ayrı kişi
tarafindan gönderilmesine ilişkin bir sözleşmede, tuğla gönderme borcu bölü-
nemez edim olarak kararlaştırılabilir. Böylece alacaklı her bir borçludan söz-
leşmeye konu tuğlaların tamamını talep edebilir. Bunun dışında taraflar TBK
md.85'in tamamlayıcı bir karaktere sahip olması nedeniyle, işlem hayatında
bölünmez olarak kabul edilen bir eşyayı, bölünebilir olarak kabul edebilirler
128
•
Burada bölünebilir olarak kabul edilen eşya, niteliği gereği mutlak bir biçimde
bölünemez ise, örneğin bir atın teslimi, tarafların anlaşması TBK md. 27'ye göre
başlangıçtaki objektif imkansızlık nedeniyle kesin hükümsüzlük yaptırımına
tabi olur
129
.
Edimin bölünmez olmasının sonucu, TBK md.85'e göre, borçlulardan her
birinin borcun tamamını ifa etmekle yükümlü olmasıdır. Bu husus yani borçlu-
ların edimin tamamından sorumlu olması, müteselsil borç ilişkisinin temel un-
surlarından biridir. Bu açıdan bölünmez borçluluk ile müteselsil borçluluk ara-
sında bir farklılık yoktur. Öte yandan TBK md.85/III'e göre, durumun gereğin-
den aksi anlaşılmadıkça, ifada bulunan borçlunun, alacaklıya halef olması, diğer
borçlulardan payları oranında alacağını isteyebilmesi ve TBK md.155/I gere-
ğince zamanaşımının bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilme-
sinin, diğerlerine karşı da kesilmiş olacağı hususları bakımından bölünmez
borçluluk müteselsil borçluluk ile benzerlik göstermektedir. Bir diğer ifadeyle,
bölünmez borçluluk müteselsil sorumluluk olarak öngörülmemiş, bilakis hukuki
sonuçları bakımından müteselsil sorumluluğa tabi olacağı öngörülmüştür. Bun-
dan dolayı bölünmez borçluluk, şekli müteselsil borç ilişkisi (fonnale
Solidaritat) olarak da nitelendirilmektedir
130
. Ancak bu noktada tekrar belirtmek
gerekir ki, bu yakın benzerliğe rağmen, bölünmez borçlulukta borçlular ile ala-
127
Aksi görüş için bkz. Akıntürk, s.11. Yazar burada her ne kadar elbirliği ile borçluluğa benzeyen
bir durum olsa da borçlular arasında kanunun öngördüğü bir elbirliği ortaklığının söz konusu ol-
madığından, elbirliği borçluluk şeklinde bir nitelendirme yapmaya imkan olmadığını ifade etmek-
tedir. Bu nedenle de burada bölünmez borçluluğun özel bir hali olduğunu savunmaktadır.
128 I
ı
A
ıı
/
ı
.
e
,
ıss, s.
27
.
129
BeKomm/Weber, Art.70 N.9.
130
Guhl/Koller, §6 N.4; BeKomm/Weber, Art.70 N.47; Keller/Schöbi, s.4; Weiss, s.28; Gautschi,
s.33; Canyürek, s.7.
1
ı.Bölüm: Müteselsil Sorumluluğa ilişkin Genel Bilgiler
67
caklı arasında müteselsil borç ilişkisi yoktur. Sadece hukuki sonuçları bakımın-
dan benzerlikler vardır. Buna karşılık BGB §43 ı
131
'de bölünmez edimde müte-
selsil borçluluk kabul edilmiştir
132
.
Bölünmez borçlulukta borçluların her birinin edimin tamamından so-
rumlu olması, edimin niteliği veya tarafların anlaşması gereğidir. Ancak
edim sonradan bölünebilir hale gelirse, örneğin tazminat borcuna dönüşürse,
bu durwnda da bölünmez borçluluk devam edecek midir, başka bir ifadeyle
alacaklı tazminatın tamamını borçluların her birinden talep edebilecek mi-
dir? Bu husus öğretide tartışmalıdır. Bir görüşe
133
göre bu durumda mütesel-
sil sorumluluk söz konusu olurken, başka bir görüşe
134
göre kısmi sorumlu-
luk söz konusu olacaktır. Diğer bir görüşe
135
göre ise, bu durumda tazminat
alacağının doğuş sebebine göre her bir borçlunun müteselsilen mi yoksa
paylarına göre mi sorumlu olacakları tespit edilmelidir. Eski İBK md.80'de,
bölünemeyen edimin bölünebilir hale gelmesi durumunda kısmi borçluluk
öngörülmüştü. Yani edim sonradan bölünebilir hale geldiğinde borçlulardan
her biri payı oranında sorumlu tutulabiliyordu. Ancak bu hüküm İBK'nun
değişikliği sırasında kanuna alınmamıştır. İsviçre öğretisinde bu durumda
müteselsil sorumluluğun olduğunu kabul eden yazarlara göre, eİBK md.80
kanuna alınmadığı için, genel kurallara göre müteselsil sorumluluğun kabul
edilmesi gerekmektedir
136
• Ayrıca burada kısmi sorumluluk kabul edilirse,
bunun alacaklıya ilave bir yük getireceği, zira bu durumda alacaklının bütün
borçlulara başvurmak zorunda kalacağı da ifade edilmektedir. Bunun da İBK
md.70/II'nin (TBK md.85/II) amacı ile örtüşmediği belirtilmektedir. Buna
karşılık bu durumda kısmi sorumluluğu savunan yazarlar ise, eİBK
md.80'nin zaten gereksiz olduğu için kanuna alınmadığını, bu nedenle önce-
ki hukuki durumun değişmeksizin devam etmesi gerektiğini ileri sürmekte-
dirler. Ayrıca müteselsil sorumluluğun kanunen öngörülmediği durumda
ancak sözleşmeden kaynaklanabileceğini de ifade etmektedirler.
131
"Schulden mehrere eine unteilbare Leistung, so haften sie als Gesamtschuldner".
132
lsviçre 2020 tasarısı Art.198'de bu durum da değiştirilmiş ve açıkça bölünemeyen edimin borçlu-
ları arasında müteselsil borçluluğun söz konusu olacağı öngörülmüştür.
133
Bucher, s.490; BeKomm/Weber, Art.70 N.48; Schwenzer, N. 88.1O; Weiss, s.29-30; Huguenin,
N.2296.
134
Akıntürk, s.13; Gauch/Sch/uep/Emmenegger, N.3698; Eren, s.1197; Kapancı, s.81.
135
Guhl/Kol/er, §6 N.4.
136
Bucher, s.490, dpn.19.
•
58 Müteselsil Sorumluluk
Kanaatimizce de bölünemeyen bir edimin bölünebilir bir hale gelmesi du-
rumunda, borçlular arasındaki bölünmez borçluluğun yerini kısmi borçluluğun
alması gerektiği görüşüne üstünlük tanımak gerekir. Zira burada artık edim
bölünebilir olduğu için bölünmez borçluluk ortadan kalkmıştır ve kanunen bu-
rada müteselsil sorumluluk da öngörülmediği için, borçlular payları oranında
sorumlu tutulmalıdır.
C. Elbirliği ile Borçluluk
Elbirliği ile borçlulukta, birden fazla borçlu bölünemeyen bir edimin
137
ifasını
birlikte üstlenmişlerdir ve borçlulardan biri diğerlerinin katılımı olmaksızın tek
başına borcu ifa edememektedir
138
. Burada borçlulardan her birinin kısmi ifası ala-
caklı açısından bir değer taşımadığı için, alacaklının edime ilişkin menfaati bölü-
nememektedir. Müteselsil borçluluktan farklı olarak burada borçlulardan her biri
edimin tamamının ifasından değil, edimin ifasına katılmaktan sorumludur
139
• Elbir-
liği ile borçluluk, fiili veya hukuki nedenlerden kaynaklanabilir
140
• Örneğin bir mü-
zik grubu, birlikte sahneye çıkmayı taahhüt ettiğinde burada fiili durumdan dolayı
elbirliği ile borçluluk söz konusudur. Zira burada sadece grup üyelerinden birinin
sahneye çıkması grubun sahneye çıkmasına olan menfaati karşılayamamaktadır.
Aynı durum şahsa bağlı edimlerde (borçlunun şahsi niteliklerinin önemli olduğu)
veya sadece bir borçlunun tek başına teslim edemeyeceği eşyalarda da söz konusu
olabilir. Diğer yandan elbirliği ile borçluluk hukuki nedenlerle de ortaya çıkabilir.
Örneğin edim konusu üzerinde sadece birlikte tasarrufta bulunabilen elbirliği mül-
kiyetinde durum böyledir (MK md.701, 702).
Elbirliği ile borçlulukta alacaklı sadece borçluların tamamından edimin bir-
likte ifasını talep edebileceği için, bütün borçlulara karşı talepte bulurımalı veya
dava açmalıdır
141
.
137
Burada hukuken bir bölünemezlik durumu söz konusudur. Daha önce de belirtmiş olduğumuz
gibi hukuken edimin bölünememesi TBK md.85 kapsamına girmemektedir.
138
Larenz, §36 11, s.630; Gauch/Sch/uep/Emmenegger, N.3694; Kol/er, §75 N.8; Gautschi, s.78;
Weiss, s.31: Schwenzer, N.88.06; Huguenin, N.2286. Bir diğer görüşe göre ise, elbirliği ile borç-
luluk, bir borcun birden fazla borçluları arasında elbirliği ortaklığı bulunduğu hallerde söz konusu
olabilen birlikte borçluluk halidir. Bu görüşe göre elbirliği halindeki borçlar, borçlular arasında
kanunen öngörülmüş bir elbirliği ortaklığı bulunan borç ilişkilerinde söz konusu olabilir (Akıntürk,
s.18-19. Aynı doğrultuda bkz. Canyürek, s.8; Kapancı, s.12 ).
139 Wı
eı
•
ss, s.
31
.
140 Wı
eı
•
ss, s.
32
.
1◄1
Bucher, s.504; Keller/Schöbi, s.4; Kol/er, §75 N.8; Schwenzer, N.88.07; Berger, s.839;
Huguenin, N.2288; Akıntürk, s.20; Eren, s.1196; Oğuzman/Öz, s.438; Kapancı, s.13.
--
1. Bölüm: Müteselsil Sorumluluğa ilişkin Genel Bilgiler 69
Kanun, elbirliği ile borçluluk durumunu özel olarak düzenlememiştir. Yu-
karıda da ifade etmiş olduğumuz gibi elbirliği ile borçluluk fiilen veya hukuki
nedenlerle ortaya çıkabilir. Ancak belirtmek gerekir ki elbirliği ile borçluluk
durumu çok nadir olarak karşımıza çıknıaktadır
142
• Zira hukuken elbirliği ile
borçluluk kanun tarafından öngörülen elbirliği ortaklığı durumlarında söz konu-
su olmaktadır. Ancak bu mutlak bir kural değildir. Zira örneğin miras ortaklığı
ve adi ortaklığa ait alacaklarda elbirliği ile ortaklık (alacaklılık) öngörülmüşken,
bunlara ait borçlarda kanun, müteselsil sorumluluğu öngörmüştür. Ancak bu
durum, elbirliği ortaklığında daima müteselsil sorumluluk prensibinin geçerli
olduğu anlamına gelınemektedir
143
. Bu noktada öğretide
144
borç ve sorumluluk
arasında ayrım yapılması gerektiği savunulmaktadır. Buna göre, elbirliği ile
borçlulukta borçluların asli edim yükümlülüğü, bütün borçluların ancak birlikte
ifa edebileceği bir borçtur ve alacaklı elbirliği ile borçlu olanlardan birlikte ta-
lepte bulunmak zorundadır. Ancak borçluların asli edim yükümlülüğünü ifa
etmediklerinde ortaya çıkacak tazminat sorumluluğu bakımından borçlular
müteselsilen sorumlu olacaklardır
145
, yani her bir borçlu alacaklıya karşı tazmi-
natın tamamından sorumlu olacaktır.
Sonuç olarak elbirliği halinde borçluluk ile müteselsil borçluluk arasındaki
farkları özetleyecek olursak, elbirliği ile borçlulukta borçlular edimin birlikte
ifasından, yani ifaya katılmaktan sorumluyken, müteselsil borçlulukta her bir
borçlu edimin tamamından sorumludur. Bu nedenle de müteselsil borçlulukta
alacaklıya tanınan seçim hakkı, elbirliği ile borçlulukta söz konusu değildir.
Zira burada alacaklı elbirliği borcunun ifası için borçlulara birlikte başvurmak
zorundadır.
§ 2 MÜTESELSİL BORÇ İLİŞKİSİNİN KAYNAKLARI
Müteselsil borç ilişkisine ilişkin sınıflandırma kriterlerine göre farklı ortaya
çıkış biçimleri söz konusudur. Bunlardan esas sınıflandırma kriteri TBK md.162
(İBK md.143) hükmüne göre kanuni ve hukuki işleme dayanan müteselsil borç
ilişkisi ayrımıdır
146
.
142
Gauch/Schluep/Emmenegger, N.3695.
143
Aksi görüş için bkz. Guhl/Koller, §6 N.27; Gauch/Sch/uep/Emmenegger, N.3696.
144
Schwenzer, N.88.07; Gautschi, s.78-79; Weiss, s.33; Huguenin, N.2288.
145
Gauch/Sch/uep/Emmenegger, N.3695.
146
Gautschi, s.29.
.1
•
60 Müteselsil Sorumluluk
1. Kanundan Kaynaklanan Müteselsil Sorumluluk
A. Ortaya Çıkışı
1. Ortaya Çıkışta İradenin Etkisi
Borçlar Kanunu bazı durumlarda müteselsil sorumluluğu
147
karineten ön-
göm1üşken, diğerlerinde alacaklı yararına veya iş ilişkileri yararına müteselsil
sorumluluğu doğrudan düzenlemiştir
148
. Bu tür müteselsil borç ilişkileri kanun
gereğince doğar ve bu yüzden taraf iradelerinden bağımsızdır. Kanuni düzenle-
me, huk.ı.ıki işleme dayanan müteselsil borç ilişkisini kuran, müteselsil borçlular
ve alacaklının birbirine uygun irade beyanı yerine geçmektedir. Kanuni müte-
selsil borç ilişkilerine ilişkin yapılan ayrımlardan ilki, emredici (zorunlu) ve
ihtiyari müteselsil borç ilişkisi ayrımıdır.
2. Emredici Müteselsil Borç İlişkisi
Emredici müteselsil borç ilişkisi
149
, aksine bir düzenleme yapılamayan ka-
nun hükmü ile doğmaktadır. Bu tür değiştirilemez hükümler, esasında sözleşme
özgürlüğünü sınırlamaktadır. Zira bu hükümlere aykırı düzenleme TBK
md.26'ya göre geçerli olmayacaktır. Bu emredici düzenlemeye rağmen müte-
selsil borç ilişkisinin doğumundan vazgeçmeye ilişkin anlaşma yapmak, TBK
md.27 bağlamında kesin hükümsüzlük yaptırımı ile karşı karşıya kalacak ve bu
durumda bile birden fazla borçlu müteselsilen sorumlu olacaktır.
Kanuni müteselsil borç ilişkisi ya da müteselsil sorumluluğun tipik örneği
TBK md.61 ve md.62'de yer alan birden çok kişinin haksız fiilden sorumlulu-
ğudur. Bunun için ortada tek ve aynı zararın olması gerekir
150
• Tek zarar, bölü-
nemeyen, zarar verenlerden her birine paylaştırılması mümkün olmayan zarar-
dır
151
• Ayrıca müteselsil sorumluluk için zarar verici olaya katılanların öncelikle
147
TBK md.382, md.511, md.567.
148
Örneğin, TBK md.61 ve 62 (birden fazla kişinin haksız fiilden sorumluluğu), TBK md. 638/3'e
göre adi ortaklıkta, TTK md. 355 ve md.557.
1419
Örneğin TBK md.61/IBK md.50, (Merz, s.102). Her ne kadar bölünemeyen edimden sorumluluk-
ta müteselsil borç ilişkisi olmasa da, hukuki sonuçları bakımından müteselsil borç ilişkisi ile aynı
olduğundan şekli müteselsil borç ilişkisi nitelendirmesi yapılmaktadır ve edimin fiilen bölüneme-
diği durumlarda aksi kararlaştırılamayacağı için, zorunlu olarak şekli müteselsil borç ilişkisi söz
konusu olacaktır. Bu durum da emredici müteselsil borç ilişkisine ilişkin örnekler arasında sa-
yılmaktadır.
150
Rey, N.633; Yağcıoğlu, s.53.
151
Eren, s.811.
--
ı.Bölüm: Müteselsil Sorumluluğa İlişkin Genel Bilgiler 61
sorumlu olmaları gerekir ki, bunlar müteselsilen sorumlu olabilsinler
152
• Örneğin
üçüncü kişinin ağır kusurundan dolayı illiyet bağı kesilmesi durumunda zarar
verenlerin sorumluluğu da ortadan kalkmaktadır. Bu anlamda müteselsil sorum-
luluk öncelikle sorumluluğu şart kılmaktadır. Zarar verenlerden her biri bağım-
sız bir zarara neden olmuş veya zararın tespiti mümkün bir kısmına sebep ol-
muşsa, bu durumda kısmi sorumluluk söz konusu olur. Belirtmek gerekir ki,
müteselsil sorumluluk hem maddi hem de manevi zarar bakımından söz konusu
olabilir1
53
•
3. İradi Müteselsil Borç İlişkisi
İradi müteselsil borç ilişkisi
154
ancak kanunun olası taraf iradelerine bi-
naen kural olarak öngördüğü durumlarda söz konusudur. Ancak tarafların bu
düzenlemeden sapan anlaşmalar yapması geçerlidir. Kanun olası taraf irade-
leri vasıtasıyla bir müteselsil borç ilişkisini ancak tarafların hiçbir şekilde bu
düzenlemeden sapmayacaklarını ifade etmeleri halinde kurar
155
. İhtiyari hü-
kümler tarafların farklı kararlaştırmalarından (yani düzenlemeden sapan)
sonra gelir.
İsviçre/Türk hukukunda kural kısmi borçluluktur. Birden fazla kişi bir-
likte bölünebilen bir edimi taahhüt ettiklerinde, aksi sözleşmeden anlaşıl-
madıkça veya kanun aksini öngönnedikçe kısmi borçluluk vardır. Bu ne-
denle iradi müteselsil borç ilişkisi TBK md.162'de yer alan, kısmi borcun
varlığının kural olduğu karinesinin tersidir. Zira iradi müteselsil borç ilişki-
sinde kural müteselsil borçluluk iken, taraflar aksini kararlaştırabilir. Kısmi
borçlulukta yani kanunen ya da sözleşme ile müteselsil borç ilişkisinin ku-
rulmadığı durumlarda ise kural kısmi borçluluk iken aksi kararlaştırılabilir.
İradi müteselsil borç ilişkisinde ve TBK md.162 hükmüne göre kısmi bor-
cun varlığının karine olduğuna ilişkin düzenlemede aksi ispat edilebilir
kanuni bir karine söz konusudur. Bu her iki karine ispat yükünün kural ola-
152
Keller, 11, s.179.
153
Keller, il, s.178; Keller/Schmied-Syz, s.123; BeKomm/Brehm, Art.50 N.39; BaKomm/Heierfi,
Schnyder, Art.50 N.9; Eren, s.811; Oğuzman/Öz, s.289.
154
örneğin doğal-teknik olarak bölünemeyen bir edim söz konusu değil ise TBK md.85/11; malvarlı-
ğı veya işletmenin devralınmasında TBK md.202/IBK md.181 (Gauch/Schluep/Emmenegger,
N.3634); bir şeyi birlikte ödünç alanların sorumluluğunda TBK md.382; birlikte vekalet verenlerin
ve birlikte vekillerin sorumluluğunda TBK md.511; saklayanların sorumluluğunda TBK md.567;
eşlerin sorumluluğunda MK md.189.
155
Gautschi, s.32.
jiiJlli
62 Müteselsil Sorumluluk
rak, ileri sürmüş olduğu bir vakıadan kendi lehine hak çıkaran kişi, ileri
sürmüş olduğu vakıayı ispatla yükümlüdür, kuralından ayrılmaktadır. İspat
yükünün ait olduğu taraf, ispat konusunda başarısız olursa, iddiasını ispat
edememiş olur. Gazıtschi
156
bu durumu iki örnek üzerinden şu şekilde açık-
lamaktadır: İlk örnekte kanun koyucu tarafından kural olarak müteselsil
sorumluluğun öngörülmediği bir borç ilişkisinden hareket edilmektedir. Bu
durumda borçlular kısmi bir borcun söz konusu olduğu, TBK md. l 62'de yer
alan kanuni karineye dayanarak herhangi bir delil ileri sürmek zorunda ol-
madıkları görüşündedirler. Buna karşılık alacaklı ise, mevcut borç ilişkisin-
de müteselsil borçluluğun söz konusu olduğunu iddia etmekte ve kendi id-
diası için bir delil ileri sürmek zorundadır. Kanun TBK md.162 hükmünde
kısmi borcun varlığına ilişkin bir karine öngördüğü için, bunun aksini iddia
eden, iddiasını ispatlamak zorundadır. Alacaklı iddiasını ispat edemezse,
yani müteselsil borç ilişkisinin varlığını ispatlayamazsa, bunun sonuçlarına
katlanacak ve bu durumda borçlular sadece kendi kısımlarından sorumlu
olacaklardır.
İkinci örnekte kanun koyucu tarafından kural olarak borçluların müteselsil
sorumluluğunun öngörüldüğü bir borç ilişkisinden hareket edilmektedir. Bu
durumda alacaklı lehine kanuni bir karine söz konusu olduğu için, alacaklı mü-
teselsil borç ilişkisinin varlığını ispat etmek zorunda değildir. Buna karşılık
borçlular kendi sorumluluklarının müteselsil olmadığını açıklamaya çalışmakla
yükümlüdür ve bunu ispat edemezlerse söz konusu borcu müteselsilen üstlen-
mek durumunda kalacaklardır.
B. Kanuni Müteselsil Sorumluluğun Amacı
Müteselsil sorumluluğun amacı, ilk olarak karşısında birden fazla borçlu-
nun yer aldığı alacaklının hukuki durumunu güçlendirmektir
157
• Müteselsil so-
rumluluğun, alacaklının korunmasına hizmet etmesi, özellikle kısmi borçluluk
ile kıyaslandığında açıkça görülmektedir. Zira kısmi borçlulukta da alacaklı
karşısında birden çok borçlu yer almakta ama borçluların ödeme gücü riskini
alacaklı tek başına taşımaktadır. Oysa müteselsil borçlulukta bu risk tamamen
borçlulara kaydırılmıştır
158
• Zira ödemede bulunan borçlu, diğer borçlulara baş-
156
Gautschi, s.32-33.
157
von Büren, s.91; Keller, 11, s.176; Keller/Schöbi, s.8; Rey, N.1404; Weiss, s.21; Casanova, s.11.
158
Kol/er, §75 N.45.
1. Bölüm: Müteselsil SorumluluQa lllşkln Genel Bilgiler 63
vunna imkanına sahip olsa da (ri.lcu ve halefiyet ile), başvurmuş olduğu borçlu-
nun ödeme gücü riski borçludadır ve bu durum alacaklıyı ilgilendirmemekte-
dir1s9.
Müteselsil sorumluluğun alacaklıyı korumaya ilişkin amacı, her bir borç-
lunun borcun tamamından alacaklıya karşı sorumlu olması ve alacaklının da
borçlulara başvurma konusunda seçim hakkına sahip olması ile de doğrulan-
maktadır
160
. Ayrıca borcun tamamı ödeninceye kadar bütün borçluların sorum-
luluğunun devam etmesi alacaklının hukuki durumunu güçlendirmeye yöne-
liktir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında müteselsil borç ilişkisinin ala-
caklının hukuki durumunu güçlendirmeye yönelik olması, öğretide
161
ala-
caklının hukuki paşa (juristischen Paschas) olarak nitelendirilmesine sebep
olmuştur.
Bu noktada öncelikle haksız fiil hukukunda müteselsil sorumluluğun kabul
edilmesinin amacını ele alacak olursak, kanun koyucu zarar göreni birden çok
zarar verenin, zararın oluşumundaki katkı oranlarını belirleme külfetinden kur-
tarmak ve böylece zarar görenin birden çok tazminat borçlusu ile karşı karşıya
kalması nedeniyle meydana gelebilecek olumsuzlukları gidermeyi amaçlamış-
tır
162
• Öte yandan kanun koyucu bazı durumlarda borçluların üstlenmiş olduğu
edim yükümlülüğünün özelliğinden dolayı, bazı durumlarda da sözleşme ilişki-
lerinin devrinde alacaklının bir katkı olanağının bulunmaması nedeniyle alacak-
lının menfaatini ve aynı doğrultuda işlem hayatını korumak için müteselsil so-
rumluluğu öngörmüştür
163
. İlk duruma örnek olarak TBK md.85ffi'de yer alan
bölünemeyen borçluluk verilebilir. Daha önce de belirtmiş olduğumuz gibi bu-
rada kural olarak müteselsil borç ilişkisi öngörülmemişken hukuki sonuçları
bakımından benzerlik olduğu için şeklen bir müteselsil borç ilişkisi olduğu ka-
bul edilmektedir. Belirtmiş olduğumuz gibi bu durum sadece edim yükümlülü-
ğünün doğal halinden kaynaklanır. İkinci duruma örnek olarak ise malvarlığı
159
Bucher, s.491.
160
Casanova, s.11.
161
Heck, Philipp: Grundriss des Schuldrechts, Tübingen 1929, s. 234 (Weiss, s.22, dpn.113'den
naklen).
162
Rey, N.1404; BeKomm/Brehm, Art.50 N.36; Kırca, s.644.
163
Guh//Kol/er, §6 N.8.
64
Müteselsil Sorumluluk
veya işletmenin devrini düzenleyen TBK md.202 verilebilir
164
. Söz konusu
hükme göre, bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte
devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili
Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden
birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvar-
lığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, iki yıl
süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu
kalır
165
• Alacaklı malvarlığı veya işletmenin devrine karşı teşebbüste bulunmasa
bile, TBK md.202/11 gereğince müteselsil borç ilişkisi varlık kazanacaktır. Bir
işletmenin tamamen devrinde işletme borçlarının devralana geçişi, alışılmış
borcun naklinden farklıdır. Burada alacaklının onayına ihtiyaç yoktur, bilakis
işletmenin yeni sahibi tarafından devralanın iradesinin açıkça alacaklıya bildi-
rilmesi yeterlidir. TBK md.202 kapsamında borcun devri TBK md.196'da yer
alan borcun dış devrinden, alacaklının onayı ve bu doğrultuda alacaklı ile dış
üstlenme sözleşmesinin yapılmasının gerekli olmaması yönünden ayrılır. TBK
md.196'ya göre, borcu devralanla dış üstlenme sözleşmesi yapıp yapmamak,
alacaklının kararına bağlıdır. Alacaklının kararı için de esasen devralana kıyasla
eski borçlunun ödeme gücü önemJi bir rol oynamaktadır.
TBK md.202 hükmüne göre, aktif ve pasiflerin devri alacaklının iradesine
bağlı değildir. Ancak alacaklının karşısında borçlu olarak kimin yer alacağı
ödeme gücü bakımından alacaklı için önem taşımaktadır. Bu nedenle borçlu
olarak başlangıçtaki sözleşme tarafının muhafaza edilmesi alacaklı için bir ko-
ruma sağlayacaktır
166
. Alacaklı bakımından dezavantajlı bir durum yaratılması-
nın önüne geçmek için, TBK md.202'de önceki borçlu ile devralanın 2 yıllık bir
süre için müteselsilen sorumlu olacakları öngörülmüştür. Bu durum alacaklıya
bu süre zarfında en azından aynı mali durumu temin etmektedir. Devralan ya-
nında alacaklıya karşı bir süre daha önceki borçlunun sorumlu olması, devrala-
nın yapacağı hukuki işlemlerde alacaklının güvenini kazanmasını ve devralanın
164
Bu hususta verilebilecek bir diğer örnek ise TBK md.323 hükmüdür. Söz konusu hükme göre,
"Kiracı, kiraya verenin yazılı rızasını almadıkça, kira ilişkisini başkasına devredemez. Kiraya ve-
ren, işyeri kiralarında haklı sebep olmadıkça bu rızayı vermekten kaçınamaz. Kiraya verenin ya-
zılı rızasıyla kira ilişkisi kendisine devredilen kişi, kira sözleşmesinde kiracının yerine geçer ve
devreden kiracı, kiraya verene karşı borçlarından kurtulur. lşyeri kiralarında devreden kiracı, kira
sözleşmesinin bitimine kadar ve en fazla iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu
olur.·
165
lsviçre BK md. 181'de bu süre 3 yıldır.
166
Schwenzer, N.91.28.
�
ı. Bölüm: Müteselsil Sorumluluğa ilişkin Genel Bilgiler 66
ödeme kabiliyeti bakımından alacaklının bilgi edinmesini sağlnyncaktır. 2 yıllık
bu süre, tedbirli/basiretli bir alacaklının alacağını tahsil etmesi için gerekli
adımlan atabilmesi için yeterli olacaktır.
TBK md.202/ll'de öngörülmüş olan müteselsil borçluluk, esasen alacaklı-
nın menfaatlerinin korunmasına hizmet etmektedir
167
. Şöyle ki; alacaklının,
malvarlığı veya işletmenin devrine karşı çıkma olanağının olmaması önceki
borçlu ile devralanın birlikte müteselsilen sorumlu tutulmaları ile telafi edil-
mektedir. Devralan ile birlikte önceki borçlunun müteselsilen sorumlu tutul-
maları sadece mevcut mali durumun korunmasını değil, aynı zamanda alacak-
lının durumunun güçlendirilmesini de etkiler. Alacaklının durumunun iyileşti-
rilmesi ise ekonomik hayatta ticari işlemleri teşvik eder ve işlem güvenliğinin
korunmasına hizmet eder. 2 yıllık süre ile birlikte bir yandan sorumluluk iliş-
kisi açıkça saptanabilmekte, öte yandan sorumluluk ilişkisinden hızlıca ayrıl-
maya olanak sağlanmaktadır. Bir diğer anlatımla TBK md.202/II hükmü ile
öngörülen müteselsil borçluluk, malvarlığı veya işletmenin devrini çok büyük
güçlükler yaşamadan olanaklı kılmakta; bu da ekonomik hayatta sorunsuz bir
süreci garanti etmektedir.
Burada son olarak kanunen müteselsil sorumluluğun düzenlendiği TBK
md.620 hükmünü ele alacak olursak; adi ortaklık, hem hakim öğreti hem de
yargı kararlarına göre tüzel kişilikten yoksundur. Adi ortaklığın ne hak ehliyeti
ne de taraf ehliyeti vardır. TBK md.638/I hükmüne göre, ortaklık için edinilen
veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi
çerçevesinde elbirliği halinde bütün ortaklara ait olur. Bu, malvarlığının bütün
ortaklara birlikte/ortaklaşa ait olduğu ve birden fazla ortağın tek ve aynı hakkın
sahibi oldukları anlamına gelmektedir.
Adi ortaklığın bağımsız bir kişiliği olmadığı için, her bir ortak TBK
md.638/III hükmüne göre borçlardan müteselsilen sorumludur. Alacaklılar kar-
şısında sözleşme tarafı olarak adi ortaklık değil, bilakis sorumlu ortaklar tek bir
borçlu gibi yer almaktadır. Bu nedenle TBK md.638/III hükmüne göre kabul
edilen elbirliği prensibi ile ortakların müteselsil sorumluluğu öngörülmüştür. Bu
hükmün amacı, alacaklıların gerektiğinde ortakların tamamına birden başvurma
zorunluluğuna karşı korumaktır.
167
Gautschi, s.36.
"
66 Müteselsil Sorumluluk
il. Hukuki İşlemden Kaynaklanan Müteselsil Borç İlişkisi
A. Hukuki İşlem İle Müteselsil Borç İlişkisinin Kurulması
1. Müteselsil Borç Beyanı
TBK md.162/l'e göre, birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı bor-
cun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk
doğar. Bu hükme göre öncelikle, hukuki işleme dayalı müteselsil borç ilişki-
sinin meydana gelebilmesi için, kimin kime karşı hangi irade beyanında bulun-
ması ve hangi şekli unsurlara uyulması gerektiği hususlarının ele alınması ge-
rekmektedir.
1.1. Müteselsil Borç İlişkisini Kuran Hukuki İşlemin Tarafları
TBK md.162/l hükmünün lafzına bakıldığında müteselsil borç ilişkisinin
ortaya çıkabilmesi için sadece borçlular arasında bir anlaşma olması ve bu ne-
denle de sadece birden fazla borçlu arasında birbirine uygun irade beyanlarının
açıklanmasının yeterli olduğu sonucuna varılabilir. Fakat maddenin bu şekilde
yorumlanması doğru olmayacaktır. Zira hukuki işleme dayalı müteselsil borç
ilişkisi her bir borçlunun alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı
kabul etmesi ile doğar ve müteselsil borçluluk aşağıda belirteceğimiz şekilde
kurulur. Sözleşmenin kurulmasında sözleşmenin hukuki etkilerinin üzerinde
ortaya çıkacağı ve zorunlu olarak katılmaları gereken hukuk sujeleri, sözleşme
ile bak sahibi kılınan (alacaklı) ve yükümlülük altına giren (borçlular) sözleşme
taraflarıdır. Bundan dolayı hukuki işleme dayalı müteselsil borç ilişkisi ancak,
birden fazla borçlunun irade beyanı ile alacaklının iradesinin birbirine uygun
olması ile ortaya çıkabilir
168
. Bu doğrultuda hukuki işleme dayalı müteselsil
borç ilişkisinin kurulabilmesi için gerekli olan sözleşme, alacaklı ve her bir
borçlu arasındaki karşılıklı ve birbirine uygun olması gereken birden fazla irade
beyanını içermelidir.
Müteselsil borç ilişkisinin kurulması için sadece borçlular arasında yer alan
ve sözleşmenin akdedildiği sırada alacaklı tarafından bilinmeyen bir anlaşmanın
bulunması bir istisna
169
dışında kural olarak yeterli değildir17°. Aşağıda değinile-
ceği gibi borçlular arasında böyle bir anlaşma, alacaklı ve borçlular arasında
168
Bucher, s.493; Gauch/Sch/uep/Emmenegger, N.3703; Gautschi, s.43; Weiss, s.39.
169
Tam üçüncü kişi lehine sözleşme.
170
Gautschi, s.43.
1. Bölüm: Müteselsil Sorumluluğa İlişkin Genel Bilgiler 67
müteselsil borç ilişkisinin doğumu açısından zorunlu da değildir. Öte yandan
birden fazla borçlu ile alacaklının birlikte bir sözleşme akdetmesi de, kural ola-
rak tek başına müteselsil borçluluğun doğması için yeterli değildir
171
•
TBK md.162/I gereğince hukuki işleme dayalı müteselsil borç ilişkisinin
kurulmasında, tek taraflı değil, aksine çok taraflı bir hukuki işlem (sözleşme)
söz konusudur. Sadece borçlular arasında yapılmış olan anlaşma, hukuki işleme
dayalı müteselsil borç ilişkisinin ortaya çıkabilmesi için gerekli olan taraflardan
birini teşkil eder. Diğer tarafta ise alacaklı yer alır.
1.2. Dış ve İç Müteselsil Borç Beyanı
Müteselsil borç beyanı ile borçlular, borcun tamamının ifasından sorumlu
olma yükümlülüğü altına ginnektedirler. Alacaklıya karşı bu şekilde bir irade
beyanında bulunulması "dış müteselsil borç beyanı"; borçlular arasında yer alan
irade beyanı ise "iç müteselsil borç beyanı" olarak adlandırılmaktadır
172
.
Dış müteselsil borç beyanı, iç müteselsil borç beyanından sadece unsurla-
rı/özellikleri bakımından değil, aynı zamanda farklı hukuki sonuçları bakımın-
dan da ayrılmaktadır. Dış müteselsil borç beyanı, borçlular arasında önceden iç
müteselsil borç beyanı ile anlaşmaya varılmış olmasa bile, müteselsil borç iliş-
kisinin kurulmasına neden olur. Diğer taraftan alacaklıya yöneltilmemiş iç mü-
teselsil borç beyanı, birden fazla borçlunun alacaklıya karşı borcun ifasından
müteselsilen sorumlu olmaları sonucunu doğunnaz. İç müteselsil borç beyanı
ile borçlular esasen, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olmaları noktasında
anlaşırlar ve aynı zamanda denkleştirme ilişkisinin (iç ilişkinin)
modalitelerini/unsurlarını tespit ederler. Belirtmek gerekir ki, müteselsil borç
ilişkisinin kurulması açısından iç müteselsil borç beyanı kurucu nitelikte değil-
dir. Zira böyle bir anlaşma olmasa bile TBK md.167 (İBK md.148) ile taraflar
arasındaki iç ilişki düzenlenmiştir.
1.3. Şekil
Kanunen düzenlenmiş müteselsil borç ilişkilerinin ortaya çıkışı taraf irade-
lerinden bağımsız olduğu için, tarafların uymakla yükümlü olduğu şekli kurallar
yoktur. Diğer taraftan hukuki işleme dayalı müteselsil borç ilişkisinde, kurucu
sözleşmenin şekle bağlı olup olmadığı sorusunun ele alınması gerekir.
171
Schwenzer, N.88.15; BaKomm/Heierli, Schnyder, Art.143 N.7; Huguenin, N.2299.
172
Gautschi, s.44.
•
6S Müteselsil Sorumluluk
Şekil serbestisi ilkesine uygun olarak bu sözleşme ilişkisinin geçerliliğinin
şekle bağlı olması. TBK md. l 2 hükmüne göre ancak kanunen müteselsil borç
ilişkisinin ortaya çıkışı şekle bağlanmışsa veya taraflar bu şekilde bir şekle bağ-
lılık öngönnüşse söz konusudur. Kanunen öngörülen böyle bir hüküm yoksa
Yeya taraflar bu konuda bir belirleme yapmadıysa, şekle bağlılık söz konusu
değildir.
TBK md.162 hükmüne göre, müteselsil borç ilişkisinin geçerli bir şekilde
ortaya çıkabilmesi için öngörülmüş olan özel bir şekli kural bulunmamaktadır.
Öğretinin de haklı olarak savunduğu görüşe göre, müteselsil borç ilişkisi zımni
olarak bile kurulabilir
173
. Bununla birlikte somut durumun şartlarına göre taraf
iradelerinin veya sözleşme içeriğinin yorumlanması ile de bu sonuca varılabi-
lir.
174
Müteselsilen sorumlu olma iradesinin açıkça beyan edilmesi veya belirli
ifadelerin kullanılması yoluyla beyan edilmesi gerekmez. Yani bu konuda
uyulması zorunlu belirli bir şekli kural yoktur. Ancak taraflar bu konuda şekle
bağlılığı öngörebilirler. Bu durum yukarıda açıklamış olduğumuz şekil serbesti-
sinin bir istisnasıdır. Tarafların belirlemiş olduğu bu şekle uyulmazsa müteselsil
borç iEşkisi de meydana gelmeyecektir
175
. Her bir müteselsil borçlu alacaklı
karşısında tek bir borçlu gibi yer aldığı için, bütün borçluların sözleşme ilişki-
sinde aynı hakka sahip sözleşme tarafı olarak yer alıp almamasından ve borçlu-
ların sadece borcun tamamının ifasından müteselsilen sorumlu olup olmamala-
rından bağımsız olarak, her biri belirlemiş oldukları bu şekli kurala uymakla
yükümlüdür
176
•
Yukarıda belirtmiş olduğumuz durum dışında şüphesiz tarafların
müteselsilen borç altına girecekleri sözleşme şekle tabi bir sözleşme ise, bütün
müteselsil borçlular bu şekle uymakla yükümlüdür. Örneğin TBK md.288/1
hükmüne göre, bağışlama taahhüdünün geçerliliği yazılı şekle bağlıdır. Bu du-
rumda alacaklıya karşı bağışlama taahhüdünde bulunan borçlu bunu yazılı ola-
rak yapmak zorundadır. Eğer iki borçlu alacaklıya karşı bağışlama taahhüdünde
173
von Tuhr/Escher, s.300; Bucher, s.493; Gauch/Sch/uep/Emmenegger, N.3703; Kol/er, §75
N.19; BaKomm/Heierli, Schnyder, Art.143 N.6; Berger, s.840; Huguenin, N.2299; Weiss, s.40;
Akıntürk, s.112; Tekinay/Akman/Burcuoğ/u/Altop, s.293; Kapancı, s.49.
174
von Tuhr/Escher, s.300; BeKomm/Becker, Art.143 N.1; Guhl/Koller, §6 N.7; Schwenzer,
N.88.15; Eren, s.1203. örneğin birden fazla kişinin birlikte kira sözleşmesini akdetmesinde ol-
duğu gibi.
175
Weiss, s.46.
176 G
au
t
sc
h
ı
.
, s.46.
ı
1. Bölüm: Müteselsll Sorumlulu{ıa lılşklıı Genel Bilgiler 60
bulunsa ve bundan müteselsilen sorumlu olmnk isteseler; bu durumda her bir
müteselsil borçlu, dış mi.lteselsil borç beyanında bulunurken TBK ınd.288/I'de
yer alan kurala uymak zorundadır.
2. Sözleşmenin Geçersizlik Halleri
Bir müteselsil borç ilişkisinde sözleşme sakatlığı
177
durumlarından biri söz
konusu olw-sa, alacaklı ile her bir müteselsil borçlu arasındaki hukuki durum
ayrı ayrı ele alınmalıdır. Zira alacaklı birden fazla borçluya karşı tek bir alacak
hakkına değil, bilakis her bir müteselsil borçluya karşı ayrı alacak hakkına sa-
hiptir. Alacaklı ve her bir müteselsil borçlu arasında, geçerliliği her durumda
münferiden tespit edilmesi gereken, bağımsız borç bulunmaktadır. Bu nedenle
müteselsil borç ilişkisinde yer alan ve alacaklı ile her bir borçlu arasında birbi-
rinden bağımsız olan borç ilişkileri bakımından, ayrı ayrı inceleme yapılmalı-
• Hangi sözleşme ilişkisi bakımından kesin hükümsüzlük, kısmi hükümsüz-
lük veya tek taraflı bağlamazlık hallerinden biri söz konusu ise, o sözleşme
kapsamındaki borç, yaptırıma tabi olacaktır.
Alacaklının kişiliğine ilişkin bir sözleşme sakatlığı bulunması durumunda,
alacaklı ile borçlular arasındaki bütün borç ilişkileri bu sakatlık durumundan
etkilenecektir. Diğer taraftan sözleşme sakatlığı sadece borçlulardan birinin
kişiliğine ilişkin ise, bu sakatlık sadece, alacaklı ile bu borçlu arasındaki borç
ilişkisini etkiler. Bu nedenle TBK md.164'e göre, sadece ilgili taraflar bu sakat-
lık nedeniyle defi ve itirazda bulunabilecektir. Ancak bir temel hatası söz konu-
su ise, bu durum diğer borçlular için de geçerli olacaktır.
Yukarıda da ifade etmiş olduğumuz gibi hukuki işlem ile müteselsil borç
ilişkisinin kurulması esasen borçlular ile alacaklı arasında gerçekleşmektedir.
Ancak bunun yanında borçluların kendi aralarındaki iç ilişkiyi düzenledikleri ve
sadece kendi aralarında akdedilen bir sözleşme daha söz konusu olabilir (iç
müteselsil borç beyanı). Bu noktada denkleştirme ilişkisinde sözleşme sakatlığı
durumlarından birinin bulunması halinin de ele alınması gerekmektedir. Bir
diğer ifadeyle geçersiz olarak meydana gelen denkleştirme ilişkisi, geçerli ola-
rak meydana gelmiş müteselsil borç ilişkisi üzerinde etki doğurur mu?
177
örneğin alacaklı veya borçlulardan birinin fiil ehliyetinin olmaması; şekle aykırılık; hata, hile,
tehdit gibi irade sakatlığı hallerinden birinin bulunması; gabinin varlığı veya TBK md.27'de yer
alan kesin hükümsüzlük hallerinden birinin bulunması.
178
Merz, s.107.
dır
175
F
♦
70 Müteselsil Sorumluluk
Bu sorunun cevabını TBK md.164 hükmi.inde yer alan düzenleme ver-
mektedir. Müteselsil borç ilişkisinde yer alan taraflar, başka türlü bir düzen-
leme kararlaştırmamışlarsa, müteselsil borçlular sadece kişisel ve ortak def-
'ileri ileri sürebilirler. Böylece müteselsil borçlular sadece, alacaklı ile olan
ilişkilerinden kaynaklanan sözleşme sakatlıklarını ileri sürebilirler; mütesel-
sil borçluların kendi aralarındaki ilişkiden kaynaklanan sözleşme sakatlıkla-
rını ileri süremezler. Müteselsil borç ilişkisinde yer alan müteselsil borçlu-
lar, denkleştirme ilişkisinden kaynaklanan defileri ileri süremezler. Zira
denkleştirme ilişkisi ve dış ilişki kurulmaları ve geçerlilikleri birbirinden
farklı olan iki ayrı hukuki ilişkidir. Denkleştirme ilişkisi bakımından söz
konusu olan sözleşme sakatlıkları, alacaklı ile müteselsil borçlular arasında
yer alan ilişkiyi etkilemez, bilakis sadece müteselsil borçluların kendi arala-
rındaki ilişkiyi etkiler. Sözleşme sakatlığı sonucunda geçersiz olan denkleş-
tirme ilişkisi, temel hatası saklı kalmak kaydıyla, geçerli olarak meydana
gelmiş müteselsil borç ilişkisi üzerinde hiçbir etki doğurmaz. Bu durumda
denkleştirme ilişkisinin borçluları arasındaki hukuki ilişkiye, adi ortaklığa
ilişkin hükümler uygulanır
179
.
3. Müteselsil Sorumluluğun Özel Ortaya Çıkış Biçimleri
3.1. Borca Katılma Yoluyla
Müteselsil borç ilişkisi borçluların aynı anda alacaklıya karşı borç altına
girmeleri ile söz konusu olabileceği gibi, mevcut bir borç durumunda asıl borçlu
yanında başka borçlu/borçluların da borç altına girmesi ile kurulabilir
180
. İkinci
duruma örnek olarak borca katılma verilebilir.
Borca katılma kural olarak birlikte borçlu olanların müteselsil sorumlulu-
ğuna neden olmaktadır
181
. Eski BK'da yer almayan borca katılma, TBK
md.201'de düzenlenmiştir
182
. Bu hükme göre, "Borca katılma, mevcut bir borca
borçlunun yanında yer almak üzere, katılan ile alacaklı arasında yapılan ve
179
Gautschi, s.50.
180
von Tuhr/Escher, s.301-302; BeKomm/Becker, Art.143 N.7; Guhl/Koller, §6 N.10; Larenz, §37 1,
s.636; Gauch/Sch/uep/Emmenegger, N.3705; Schwenzer, N.88.16; BaKomm/Heierli, Schnyder,
Art.143 N.6; Berger, s.840; Weiss, s.47; Huguenin, N.2301; Eren, s.1205.
181
Bucher, s.587; Kel/er/Schöbi, s.7.
182
Her ne kadar önceden kanunda açıkça borca katılma düzenlenmemiş olsa da, sözleşme ser-
bestisi nedeniyle, eBK md.141/l'in (TBK md.161/I) uygulama alanlarından biri olarak, hukuken
düzenleme olanağı olan bir durumdu borca katılma.
...
ı.Bölüm: Müteselsil Sorumlulu(ja lılşkln Genol Bllgllor 71
katılanm, borçlu ile birlikte borçtan sorıımlıı olması soııucıınu doğııra11 bir söz-
leşmedir.
Borca katılan ile borçlu, alacaklıya karşı milleselsi/eıı sorııııılu olurlar."
Alacaklı ile yapılan bir sözleşme ile mevcut bir borca, birlikte borçlu olarak
üçüncü bir kişinin katılması durumunda, borca katılma söz konusudur
103
• Borca
katılan, alacaklıya karşı borçlu ile birlikte borcun tamamının ifasından sorumlu
olacağına dair taahhütte bulunmaktadır, fakat katılanın bu taahhüdü ile mevcut
borçlu kendi edim yükümlülüğünden kurtulmamaktadır
1°". Mevcut olmayan bir
borca katılınamayacağı için, katılma anında borcun varlığı bir geçerlilik şartı-
dır
185
• Bu nedenle katılanın yükümlülüğü borcun geçerliliğine bağlıdır. Katılan,
mevcut borca bağlı olmayan, yani mevcut borçla fer'ilik ilişkisi içinde olmayan,
ayrı ve bağımsız bir borç altına girmektedir
186
.
Borca katılma yoluyla müteselsil borç ilişkisi, bütün borçluların alacaklıya
karşı borcun tamamının ifasını taahhüt ettikleri anda ortaya çıkar
187
• Buna rağ-
men borçlular tarafından beyan edilen bütün taahhütlerin hepsi müteselsil borç
beyanı olarak nitelendirilemez. Esas borç sözleşmesi kurulurken, alacaklı karşı-
sında sözleşmenin karşı tarafı olarak tek borçlu yer aldığı için, müteselsil borç
söz konusu değildir. Mevcut borca ilişkin olarak, katılan ya da katılanların mü-
teselsil borç beyanı olarak iradelerini açıkladığı anda müteselsil borç ilişkisi
doğacaktır. Alacaklı karşında sonradan bir veya daha fazla borçlunun yer alma-
sı, alacaklının durumunu güçlendirecektir
188
. Borca katılma etkisini gösterdiği
anda önceki borç ilişkisi, asli borcun içeriği değişmeksizin, müteselsil borç iliş-
kisine dönüşecektir
189
. Bu şekilde müteselsil borç ilişkisinin meydana gelmesi
183
Ke/ler/Schöbi, s.87; Larenz, §35 11, s.610; Gauch/Schluep/Emmenegger, N.3641;
BaKomm/Tschani, Art.176 N.2; Weiss, s.47; Oğuzman/Öz, s.444; Kapancı, s.62 vd.
184
TSK md.195 vd. da yer alan borcun üstlenilmesi hükümlerine göre, borcun üstlenilmesi sonu-
cunda eski borçlu borcundan kurtulmakta ve onun yerini yeni borçlu almaktadır. Bu durumun
aksine borca katılmada, borçlu borcundan kurtulmamakta, katılan da borçlu ile birlikte aynı borç-
tan müteselsilen sorumlu olmaktadır (Gauch/Schluep/Emmenegger, N.3641; BaKomm!Tschani,
Art.176 N.2; Weiss, s.47; Huguenin, N.1429; Oğuzman/Öz, s.444).
185
Kel/er/Schöbi, s.88.
186
Larenz, §35 il, s.611; Keller/Schöbi, s.87; BeKomm/Becker, Art.143 N.7; Bucher, s.492;
BaKomm/Tschani, Art.176 N.2.
187
Gautschi, s.52.
188
Larenz, §35 il, s.611; Ke/ler/Schöbi, s.87; Gauch/Schluep/Emmenegger, N.3649; Huguenin,
N.1428.
189
Bucher, s.587.
72 Müteselsil Sorumluluk
için eski borçlunun rızası şart değildir. Eski borçlunun rızası olmayabilir veya
hatta onun rızasının aksine ya da onun bilgisi olmadan da bu durum meydana
gelebilir
100
• Diğer taraftan yeni bir birlikte borçlu söz konusu ise sadece borcu
birlikte üstlenmesi değil, aynı zamanda bütün borç ilişkisi içinde aynı hakka
sahip sözleşme tarafı olarak yer alabilmesi için gerekli olan sözleşme değişikli-
ği, bu eski borçlunun onayı olmaksızın mümkün değildir.
3.2. Tam Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme Yoluyla
Kural olarak, alacaklıya karşı müteselsil borç beyanı olarak yöneltilmeyen
bir iç müteselsil borç beyanı, müteselsil borç ilişkisinin meydana gelmesi sonu-
cunu doğurmaz. Ancak TBK md.129/II (İBK md.112/II) bağlamında tam üçün-
cü kişi lehine sözleşme bunun istisnasını teşkil eder
191
.
Üçüncü kişi yararına sözleşmede, kendi adına sözleşme yapan kişinin (ön-
ceki borçlu) üçüncü kişi yani alacaklı yararına koydurduğu bir edim yükümlü-
lüğünü içeren bir borç sözleşmesi söz konusudur. TBK md.129/II'ye göre tam
üçüncü kişi yararına sözleşmeyi karakterize eden unsur, üçüncü kişiye yapıla-
cak olan edimi, sadece kendi adına sözleşme yapan kişinin değil, aynı zamanda
üçüncü kişinin de alacaklı olarak bağımsız şekilde talep edebilmesidir. Üçüncü
kişi sözleşmenin tarafı haline gelmemekte ve sözleşmenin kurulmasında üçüncü
kişinin katılımı gerekmemektedir.
Sadece iç müteselsil borç beyanına dayanan, yani alacaklının taraf olarak
katılmadığı müteselsil borç ilişkisi, karşılık ilişkisi
192
(Deckungsverhiiltnis) ve
değer ilişkisi
193
(Valutaverhiiltnis) arasındaki özel bağdan doğmaktadır
19
4.Bir
örnekle durumu açıklayacak olursak: Değer ilişkisinin hukuki sebebi, vaat etti-
renin alacaklıya karşı bir edim taahhüdü altına girmesiyle birlikte, alacaklıya
karşı bir borca sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Bu borcu ödemek için,
vaat ettiren vaat edenle birlikte tam üçüncü kişi (alacaklı) yararına sözleşme
akdetmektedir. Çünkü vaat ettiren karşılık ilişkisi çerçevesinde vaat edene karşı
bir alacağa sahiptir. Vaat eden vaat ettirene karşı, vaat ettirenin borcunu ifa
190
Gautschi, s.53.
191
Ke/ler/Schöbi, s.88; Larenz, §35 11, s.610; Bucher, s.587; Gauch/Sch/uep/Emmenegger, N.3642;
Weiss, s.48; Huguenin, N.1427.
192
Üçüncü kişi yararına sözleşmede vaadeden ile vaadettiren arasındaki ilişkidir.
193
Üçüncü kişi yararına sözleşmede vaadettiren ile üçüncü kişi arasındaki ilişkinin hukuki nedeni-
dir.
194
Gautschi, s.56.
1. Bölüm: Müteselsil Sorumlulu{'ıa ilişkin Genel Bilgiler 73
etme tnahhüdü altma giıınektedir. Vaat ettiren bu sözleşme ile alacaklıya karşı
olan borcundan kurtulmamaktadır. Böylece bu müstakbel iki borçlu, yani vaat
ettiren ve vaat eden, müteselsilen sorumlu olmaktadır. Milteselsil borç ilişkisini
karakterize eden unsurlar, yani her bir borçlunun borcun tamamından sorumlu
olması ve edim amacındaki birlik, böylece sağlanmış olmaktadır.
8. Hukuki İşleme Dayalı Müteselsil Borç İlişkisinin Amacı
Hukuki işleme dayalı birçok müteselsil borç ilişkisi esasen alacaklı ile amaçla-
nan teminat amacından kaynaklanmaktadır
195
• Alacaklı tarafından müteselsil borç
ilişkisi, karşısında alacağının ifasını talep edebileceği birden fazla borçlunun bu-
lwunası bakımından, alacağının ifasının garantisi olarak görülmektedir
196
. Bunun
yanında müteselsil borçlular, alacağın ifasından tek bir borçlu gibi sorumludurlar.
Müteselsil borç ilişkisinin amacı, alacaklının tam tatmini ile yerine getirildiği ve
bütün müteselsil borçlular alacağın tamamı ödeninceye kadar sorumlu olmaya de-
vam ettikleri için, her bir borçlu diğerinin borcundan garantör olarak sorumludur.
Müteselsil borç ilişkisi aynı zamanda, alacaklıya edimin tam olarak ifa edilmesini
sağlamaya çalışan bir koordinasyon kuralı olarak nitelendirilebilir. Zira bu sayede
edim yığılmasının da önüne geçilmiş olunmaktadır
197
. Müteselsil borç ilişkisi ala-
caklıya, alacağına tam olarak kavuşabilmesi bakımından, en iyi imkanı sunduğu
için, alacaklının durumunu iyileştinnektedir
198
.
§ 3 MÜTESELSİL BORÇ İLİŞKİSİNİN TÜRLERİ
Müteselsil borç ilişkisinin ortaya çıkışını sağlayan kriterlere göre, esasen yuka-
rıda da ayrıntılı olarak ele almış olduğumuz gibi kanuni veya hukuki işleme daya-
nan müteselsil borç ilişkisi şeklinde bir aynın yapılmaktadır. Bu paragrafta söz
konusu esas ayrım dışında yer alan diğer müteselsil borç ilişkileri ele alınacaktır.
1. Tipik ve Atipik Müteselsil Borç İlişkisi
TBK'da md.l 62'de yer alan düzenleyici hükümden sapan bir çok farklı dü-
zenleme yer almaktadır. TBK md.162 hükmü emredici olmadığı için, taraflar bu
195
UNIDROIT Principles Art.11.1.2'de de müteselsil borçluluğun teminat işlevine değinilmektedir
(Bu konuda bkz. UNIDROIT Principles 201O Art.11.1.2, Comment 3, s.370 vd.).
196
ZüKomm/Oser, Schönenberger, Vorbemerkungen zu Art.143-150, N.1; Casanova, s.11.
197
Casanova, s.12.
198
von Büren, s.92
I'
*
74
Müteselsil Sorumluluk
hükümden farklı hususları kararla tırabilirler ve farklı müteselsil borç ilişkileri-
ne vücut Yerebilirler. Bu imkan sayesinde oluşturulan müteselsil borç ilişkisi
tipik ve atipik olarak adlandırılınaktadır
199
•
A. Tipik Müteselsil Borç İlişkisi
Tipik müteselsil borç ilişkisi TBK md. I 62 vd. hükümlere uygundur. Müte-
selsil borçlular tek bir borçlu gibi sorumludur. Diğer bir anlatımla her bir borç-
lunun yükümlülüğü birlikte sorumlu olduğu borçlunun yükümlülüğüne oranla
bağımsız olarak ortaya çıkmaktadır. Alacaklı, alacak muaccel olduğunda kendi
seçimine göre TBK md.163 kapsamında kayıtsız şartsız bütün müteselsil borç-
lulardan alacağını talep edebilirken, birden fazla veya sadece borçlulardan bi-
rinden de talepte bulunabilir. Alacaklı müteselsil borç ilişkisinde, borçlulardan
talepte bulunurken herhangi bir sıra ile bağlı değildir.
B. Atipik/Tali (Subsidiar) Müteselsil Borç İlişkisi
TBK md.163 kapsamında alacaklının istediği borçluya başvurabilmesi, mü-
teselsil borç ilişkisinin karakteristik unsurlarından biridir. AncakıBK md.163
emredici nitelikte olmadığı için, taraflarca aksi kararlaştırılabilir2
00
• Böylelikle
müteselsil borçlular için tali yükümlülük öngörülebilir2°
1
. Tali müteselsil borç
ilişkisinin ayırt edici özelliği, alacaklının alacağını kayıtsız şartsız olarak bütün
müteselsil borçlulardan talep edememesidir. TBK md.163'te yer alan alacaklının
seçim hakkı, müteselsil borçluların edim yükümlülüğünün tali olması ile sınır-
lanmıştır2°
2
. Talilik nedeniyle alacaklı keyfi olaral