powered by

powered by

Centel /Zafer Yenilenmiş ve Gözden Geçirilmiş Prof. Dr. Nur Centel Koç Üniversitesi Hukuk Fa.kültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamide Zafer Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabiliın Dalı Öğretim Üyesi Ceza Muhakenıesi Hukuku Yenilenmiş ve Gözden Geçirilmiş 23. Bası BETA@) Yayın No: 4128 Hukuk Dizisi: 2015 Ceza Muhakemesi Hukuku Prof.Dr. Nur Centel / Prof.Dr. Hamide Zafer Birinci Baskı: Ocak 2003 Yirmiüçüncü Baskı: Eylül 2025 ISBN: 978-605-242-812-2 Tasarım Uygulama: Gülgonca Çarpık Kapak Tasarım: Gülgonca Çarpık Baskı ve Cilt: Matsis Matbaa A.Ş. (Sertifika No: 75309) Tevfikbey Mah. Dr. Ali Demir Cad. No: 51 Sefaköy / İstanbul Tel: (0212) 624 21 11 Faks: (0212) 624 21 17 © 2025 Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş. Tüm hakları saklıdır. Eserin bir bölümünün veya tamamının yayıncının yazılı izni olmadan fotokopisinin çekilmesi, mekanik ya da elektronik araçlarla çoğaltılması, kopyalanarak internette ya da herhangi bir veri saklama cihazında bulundurulması yasaktır. Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş. Sertifika No: 49286 İkitelli Osb Mah. Eski Turgut Özal Cad. Altıntaç İş Merkezi D Blok, No: 8, İç Kapı No: 405, Başakşehir / İstanbul Tel: (0212) 5115432 Fax: (0212) 513 87 05 www.betayayincilik.com YİRMİ ÜÇÜNCÜ BASIYA ÖNSÖZ "Ceuı Muhakemesi Hukuku" kitabımızın yirmi üçüncü basısını hayaca geçirmiş olmak- tan dolayı mutluyuz. Meslektaşlarımıza ve müstakbel hukukçular olan öğrencilerimize kita- ba gösterdikleri ilgi nedeniyle teşekkür ederiz. Kitabımızın Eylül 2024 tarihli olan 22. Basısından itibaren yaklaşık on iki ay geçti. Önceki basılarda olduğu gibi, bu basıda da aradaki zaman diliminde gerçekleşen mevzuat değişikliklerini göz önüne alınış, yazdıklarımızı eleştirel gözle yeniden okuyarak gerekli de- ğişiklikleri yapmış ve yeni yayınlar ile yeni içtihatları değerlendirmiş bulunmaktayız. Bu önsözde öncelikle kaybından dolayı büyük üzüntü duyduğumuz değerli genç mes- lektaşımız Dr. Öğretim Üyesi Sesim Soyer Güleç anısına Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesince hazırlanan "Armağan"ın yayınlandığını duyurmak ve ilgilenenler için künyesi- ni vermek isteriz: "Dr. Öğr. Üyesi Sesim Soyer Güleç'e Armağan (Editörler: Prof. Dr. Koray Doğan-Doç. Dr. Behiye Eker Kazancı), Seçkin Yayınevi, Ankara 2025". Güncel ceza-ceza muhakemesi hukuku konularında değerli bölümler içeren bu armağan kitap sevgili mes- lektaşımızın haruasının hukukçu çevrelerinde en etkili şekilde yaşamasını sağlayacak olan nitelikli bir akademik eserdir. Kitabın yenilenmesinde dikkate aldığımız mevzuat değişiklikleri ile Arıayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarına, faydalı olacağı düşüncesiyle aşağıda ayrınalı şekilde yer vermekteyiz: • 10.10.2024 Günlüve7528Sayılı Öğretmenlik Mesleği Kanunu, RG 18.10.2024, No.32696 (Değiştirilen madde: CMK 100) Ceza Muhakemesi Kanunu m.100/3'e k bendi eklenerek "Millı Eğitim Bakanlığına bağlı resmi eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu öğren- cilerin eğitimine yönelik Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde öğretici/ öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu"nun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeninin var sayılacağı öngörülmüş ve bu surede kacalog suçlar genişletilmiştir. • 7.11.2024 Günlü ve 7531 Sayılı Bazı Kanunlarda Değifildik Yapılmasına Dair Kanun, RG 14.11.2023, No.32728 (DeğiJtirilen maddeler: CMK 253, 254, Ge- çici Madde 7 eklendi) -CMK m.253/3'te değişiklik yapılmış ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçların yanı sıra ısrarlı takip suçu (madde 123/A) ile hakaret suçunda (125. maddenin ikinci fıkrası) uzlaş- • IV Centef I Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku tırma yoluna gidilemeyeceği gösterilmiş ve CMK m.253/4'te uzlaşma teklifine cevap verme süresi üç günden yedi güne çıkarnlmışor. -CMK m.253/19'da yer alan "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konu- su suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;" şeklindeki ibarenin Anayasa Mahkemesi'nin 26.07.2023 gün ve 43/141 sayılı kararı ile iptal edilmesinden sonra bu fıkra 7531 sayılı Kanun m.16'yla yeniden düzenlenmiş ve uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar nedeniyle tazminat davasının açılma imkanı sağlanmıştır. -CMK m.253/24'de yer alan uzlaştırmacıların "avukatların veya hukuk öğrenimi gör- müş kişilerin yer aldığı" listelerden görevlendirilmesine ilişkin hüküm değiştirilerek "hukuk fakültesi mezunlarının" yer aldığı listelerden görevlendirilmesi kabul edilmiştir. -CMK m.254/2'de yer alan ve uzlaşma halinde edimin ileri tarihe bırakılması duru- munda CMK m.231 gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebile- ceğine ilişkin düzenleme değiştirilerek bu halde mahkemenin durma kararı vermesi ve bu süre içerisinde zamanaşımının işlememesi hükme bağlanmıştır. -7531 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile TCK m.75/6-a'ya eklenen 2.bent ile hakaret suçunun mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi (m.125/2) veya dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirme- sinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davran- masından dolayı veya kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden ba- hisle (m.125/3-b,c) ya da alenen işlenmesi (m.125/4) halleri de önödemeye dahil edilmiştir. Hakaret suçu bakımından sınırlı yapılan bu düzenleme yüz yüze ve gıyapta hakaret suçunun failleri için eşitsizlik yarattığından, Anayasa Mahkemesince bu alt bentte yer alan ".. .ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (c) bentleri ve dördüncü fıkrası... " ibaresi iptal edilmiştir. Kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (1.3.2026) yürürlü- ğe gireceği hüküm altına alınmıştır, (AyMK, 27.3.2025-197/86, RG 29.5.2025 No.32914). -Yine 7531 sayılı Kamın'un 4. maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek 41. maddesine yapılan ek ve değişikliklerle Hukuk Mesleğine Giriş Sınavındaki soru sayısı 120'ye çı.karalmış ve sınavda adayların bilgilerinin ölçüleceği alanlar genişletilmiştir. Bilgi ölçümü yapılacak olan alanlara, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku, Millederarası Hukuk, Millederarası Özel Hukuk, Genel Kamu Hukuku eklenmiş ve ihtiyaç duyulması halinde bu alanlara yönetmelikle yeni hukuk alanlarının eklenebilmesi kabul edilmiştir. • 14.11.2024 Günlü ve 7532 Sayılı Noterlik Kanunu İle Bazı Kanunlarda Deği- şiklik Yapılmasına Dair Kanun, RG 27.11.2024, No.32735 (Değiştirilen mad- deler: CMK 226, 236) -CM� m.226/4'te yapılan değişiklik ile ek savunma hakkının kullanılabilmesi için bildirimlerin sadece müdafie değil hem müdafıe hem de sanığa yapılması ve sa�ığın dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafıe yapılan bildirimlerin yeterli kabul edilmesi öngörülmüştür. -CMK m.236/5 ve 6'da yapılan değişiklikle, Türk Ceza Kanunu'nun 103/2. madde- sinde düzenlenen suçlardan mağdur olan çocuklar ile Türk Ceza Kanunu'nun 102/2. mad- J Ônsözler V desinde düzenlenen suçlardan mağdur olanların dinleneceği merkezlerin devlet üniversite- leri tarafından da kurulabilmesi öngörülmüştür (CMK m.236/9). • 21.11.2024 Günlü ve 7533 Sayılı Dahiliye Memurları Kanunu Ve Bazı Kanun- lar İle 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, RG 30.11.2024, No.32738 (Değiştirilen madde: CMK 250) -CMK m.250/1-b bendinde yapılan değişiklikle 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13.maddesinin birinci ve beşinci fıkralarında yer alan suçlar uzlaşma kapsammdan çıkartılmıştır. Bu Kanun'un 13.maddesinin sadece üçüncü fık- rasmda tanımlanan suç uzlaşma kapsamında kalmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin 31.3.2021 gün ve 35/26 sayılı Kararı (RG 15.6.2021 No.31512) ile seri muhakeme usulünde mahkemeye, şartları gerçekleştiğinde Cumhuri- yet savcısının seri muhakeme talebinde beürttiği yaptırım doğrultusunda hüküm kurma yüi'iİirllülüğü yükleyen CMK m.250/9 cümle 1'de yer alan "...talepte belirlenen yaptırım doğrulrusunda ..." ibaresinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermesi üzerine, 21.11.2024 gün ve 7533 sayılı Kanun ile ilgili hüküm (CMK m.250/4) yeniden düzenlen- miştir. Anayasa Mahkemesi 22.6.2023 gün ve 79/113 sayılı Kararı (RG 11.10.2023 No.32336) ile yaşı küçük olanlara basit yargılama usulünün uygulanmamasının eşitlik ilke- sini ihlal etmediğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi 5.11.2024 gün ve 66/188 sayılı Kararı ile (RG 10.03.2025 No.32837) sağır ve dilsizlik hallerinde basit yargı.lama usulünün uygulanmayacağına ilişkin hükmün yirmi bir yaşını doldurmuş sağır ve dilsiz sanıklar ile on sekiz yaşını doldurmuş diğer sanıklar arasında basit yargılama usulünün uygulanması bakımından yaratılan fark- LLğın makul ve nesnel bir sebebi olmadığı ve bu nedenle eşitlik ilkesinin ihlal edildiği ge- rekçesiyle CMK m.251/Tde yer alan "... sağır ve dilsizlik..." ibaresini iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi, aynı gerekçelerle CMK m.250/12'de yere alan ve sağır ve dilsizler hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmayacağına ilişkin ibareyi de iptal etmiştir (Prg.44). Anayasa Mahkemesi'nin aşağıya aldığımız kararlarını uygulamayı yönlendirici nitelik- te olarak değerlendirmekteyiz. Doğrudan Doğnıyalık İlkesinin Mutlak Olmaması (İstisnalar) Anayasa Mahkemesi, E. Sonduk başvurusu kapsamında verdiği 15.2.2024 tarihli ka- rarıyla uygulamada bir sorun haline gelmiş olan yargılama sürecinde hakim değişikliğini ele almış ve bu durumun hangi halde Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali sayılacağına dair önemü değerlendirmelerde bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi kararında vurgulanan hususlar şunlardır: 56. Doğrudan doğruyalık, mutfak bir ilke değildir. Dolayısıyla bu ilke yargılamanın yürütülmesi esnasında hakim değişikliğine hiçbir şekilde gidilemeyeceği şeklinde anlaşı- lamaz. Doğrudan doğruyalık ilkesinin bir gereği olarak özellikle tanık beyanlarının nihai Vl Centel / Zıı.feı; Ceza Muhıı.lmnesi Hukultu karan verecek hakim/mahkeme tarafından alınması ana bir ilke olsa da bunun istisnaları bulunmaktadır. 57. Bir htıkimin sağlık sorunları, istifa, naklen atama, emeklilik veya başka bir mahke- mede görevlendirilme gibi haklı nedenlerle davaya sürekli katılımını imkansız kılan durum- lar söz konusu olabilir. Böyle durumlarda hakim değişikliklerinin yargılamanın bir bütün olar;tk adil olmasını engelleyip engellemediğine ve bu kapsamda telafı edici güvencelerin sağlanıp sağlanmadığına bakılmalıdır. Doğrudan doğruya/ık ilkesine aykırılıklar üst veya yük- sek mahkemelerde de telafi edilebilecek türdendir. Örneğin ilk derece mahkemesinin kom- pozisyonunun değişmesi, istinaf mahkemesinde sanık ve tanıkların yeniden dinlenmesiyle ... cclafı edilebilir. Telafi Edici Güvenceler (Tedbirler): 58. Nihai kararı veren hakim/heyet tarafından duruşmada dinlenmeyen tanığın ifade- lerinin tam ve doğru bir şekilde değerlendirilmesine imkan sağlayan ve yargılamanın adil sayılması için gerekli dengeleyici tedbirlerin/güvencelerin kapsamı, tanığın ifadesinin delil değerine bağlı olacaktır. Tanığın ifadesi mal1kumiyette ne kadar önemli rol oynamışsa yar- gılamanın adilliğinin değerlendirilmesinde dengeleyici tedbirlerin/güvencelerin önemi de o derece artacaktır... 59. Doğrudan doğruyalık ilkesinin ihlal edilmemesi için alınacak en önemli tedbir, kanun ve gerekçesinde de açıkça vurgulandığı üzere (bkz. § 50) bir oturumda bitmeye- cek duruşmada herhangi bir nedenle bulunamayacak üyenin yerine geçmek ve oylamaya katılmak üzere yedek üye bulundurulmasıdır. Örneğin emekli ya da tayin olacağı veya sağ- lık durumu nedeniyle belli bir tarihten sonra duruşmaya katılamayacağı öngörülebilen bir mahkeme iiyesinin yerine geçmek üzere yedek üye bulundurulması, yedek üyenin de du- ruşmaya katılarak tanık ifadelerini bizzat dinlemesi halinde kararı veren heyetteki değişiklik nedeniyle doğrudan doğruyalık ilkesine aykırılık söz konusu olmayacaktır. Ancak hakim sayısı da gÖ7.etildiğinde her davada yedek hakim bulundurmamanın haklı nedenleri olabilir. Nitekim 5271 sayılı Kanun'un 188. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da buna yönelik bir düzenleme yapılmış ancak hakim sayısı göze�ilerek bu tedbirin alınması her durumda zorunlu tutulmamıştır. 60. Yedek hakim bulundurmamanın haklı bir nedeni olduğu durumlarda davada görev alacak yeni hakimlerin öncesinde toplanan delilleri ve davada ileri sürülen argümanları/ görüşleri tam ve doğru olarak anlayabilmelerini sağlamak için duruşmanın önceki oturum- larında yapılan işlemlerin ses ve görüntü kaydedici teknik araçlarla tespit edilmesi de tela- fi edici güvence olarak değerlendirilebilir. Nitekim 5271 sayılı Kanun'un 52. maddesinde tanıkların dinlenmesi sırasındaki görüntü veya seslerin kayda alınabileceği düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 180. maddesinin (5) numaralı fıkrasında ise uzalnaki tanığın aynı anda gö- rüntülü vesesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenebilmesi imkanı getirilmiştir. Bu dinlemenin de kayda alınması mümkündür. Video kaydı hiçbir surette tanığın huzurda fıziken beyanda bulunmasının eş değeri sayılmasa da savunmanın soru sorma imkanını elde ettiği tanığın bürün davranış ve tepkilerinin tüm detaylarıyla gözlemlenebildiği bir video kaydının izlenmesi ve tarafların bilgisine sunulması da •somut olayın özel koşullarında- doğ- rudan doğruyalık ilkesinin ihlalini önleyebilir. Önsözler vu 61. Tanığın tekrar dinlenmesi yerine daha önce hakim tarafından alınmış ve savun- maya soru sorma imkanı tanınmış tanığın beyanına ilişkin ses ve görüntülerin duruşmada izlenmesi, özellikle sanıkla yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen kırılgan tanıkların (örneğin cinsel suç mağduru çocukların) olayı sanık önünde tekrar anlatmak zo- runda kalmalarından ötürü örselenmelerini de engellemektedir. Dahası bu şekilde tanığın özel yaşamı, ruhsal sağlığının korunmasına yönelik menfaatleriyle sanık hakları arasında bir denge kurulmaktadır. Ancak savunmanın öncesinde söz konusu tanığı veya tanıkları sorgulama fırsatı elde edip etmediği bu güvencenin yeterliliği yönünden önem taşımaktadır. 62. Heyet değişikliği durumunda davada görev alan yeni hakimler, önceki celselerde toplanan delilleri ve davada ileri sürülen argümanları/görüşleri tam olarak anlayabilmek için yargılama sırasında daha önce yapılan bu işlemlerle ilgili tutanakları okuyup/inceleyebilir. Yapılan bu işlem tutanağa kaydedebilir. Bu nedenle bazı durumlarda duruşmanın önceki celselerinde dinlenen tanıkların beyanlarının kaydedildiği tutanakların okunması/incelen- mesi sonucunda bunlar hakkında bir değerlendirme yapılması da telafi edici bir güvence olarak değerlendirilebilir. Aşağıda sayılan hallerde hakim ya da mahkeme kompozisyonunda yaşanan değişiklik sonrası tanığın tekrar dinlenmeyerek beyanlarının tutanaktan okunma- sı -somut olayın özel koşullarında- doğrudan doğruyalık ilkesine yönelik eksiklikleri telafi edebilir: i. İnandırıcılık sorunu taşımayan veya karmaşık nitelikte olmayan teknik meselelerle ilgili uyuşmazlıkların söz konusu olduğu, ii. Tanık beyanının sanığın hukuki durumuna önemli ölçüde etkide bulunmadığı, diğer bir ifadeyle tanık beyanının önem derecesi itibarıyla tanığın yeniden dinlenmesini gerekli kılmadığı, iii. Mahkumiyetin üst/yüksek yargılama aşamasında sübut konusu sorgulanmaksızın teknik nederılerle bozulduğu ve bu nedenle bozma sonrası yargılamada tanık beyanlarının tartışmalı olmaktan çıktığı, iv. Tanık beyanı üzerinde taraflar arasında bir tartışmanın bulunmadığı. (tarafların tanık beyanlarına itiraz etmediği), v. Toplu mahkemelerde tanıkları dinleyen hakimlerin çoğunluğunun nihai kararı ve- ren heyette bulunduğu/değişmediği, vi. Tanıkların yeniden dirılenilmesini imkansız hale getiren (tanığın ölümü, bitkisel hayata girmesi, bulunduğu yerin tüm çabalara rağmen öğrenilememesi vb. gibi) ya da aşın derecede zorlaştıran (tanığın akıl hastalığına tutulması veya adli yardım anlaşması bulun- mayan bir ülkede bulunup ne zaman yurda döneceğinin bilinmemesi gibi) koşulların bu- lunduğu, vii. Tanığın güvenilirliğinin tartışma konusu olmadığı, örneğin tanık beyanının hakimin/mahkemenin doğrudan temas ettiği diğer birçok doğrulayıcı delille de desteklen- diği durumlar. 63. Ancak bazıları yukarıda anılan ve sınırlı sayıda olmayan bu gibi hallerde uyuşmazlık konusu suç için öngörülen cezanın ağırlığı ve türüne göre delillerin hakim/heyet değişikliği VIII Centel / Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku sonrasında da sözlü olarak sunulmasını gerektirmeyecek ölçüde açık olması ve yargılama sü- recinde usule ilişkin imkanlardan yararlanma noktasında savunmaya fırsatlar tanınması gibi hususlara dikkat edilmesi gerekir (sözlü yargılama hakkıyla ilgili benzer değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2020/79, K.2023/113, 22/06/2023, § 128). Bu nedenle duruşma tutanakları tanık beyanlarının tam ve doğru şekilde anlaşılmasına imkan vermelidir. Nihai kararı verecek hakimin/mahkemenin önceden dinlenen tanığın beyanının güvenilirliğinden şüphe etmesi veya nihai karar için kendi izleniminin gerekli olduğunu değerlendirmesi halinde söz konusu tanığın yeniden dinlenmesinin her zaman mümkün olduğunun altı çizilmelidir. 64. Yukarıda izah edilen istisnai haller haricinde, davanın sonucu için tek veya be- lirleyici ölçüde önemli olan tanıkların yeniden dinlenmesi yerine beyanlarının tutanak.can okunulmasıyla yetinilmesi ise doğrudan doğruyalık ilkesine aykırılık teşkil edebilir. Bu du- rumda davada görev alacak yeni hakimlerin öncesinde dinlenen tanıkları yeniden dinlemesi gerekir. Ancak bazı durumlarda (özellikle savunmaya, yargılamanın önceki aşamalarında iddia tanıklarını sorgulama fırsatı verilmiş ise) savunmadan davaya bakacak yeni hakimlerin tutanaklar üzerinden tanık beyanlarını değerlendirmelerinin bu beyanların tam ve doğru şekilde anlaşılmasını veya güvenilirliklerini hangi açılardan engelleyeceğini açıklaması iste- nebilir. Savunmanın bu konuda çaba göstermemesi -somut olayın özel koşullarında- doğ- rudan doğruyalık ilkesinin ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde hesaba katılacak bir unsur olarak gözetilebilir. 65. Nitekim Anayasa Mahkemesi de beyanları tek veya belirleyici delil niteliğinde ol- mayan tanığın karar veren heyet önünde dinlenilmemesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine ilişkin başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun bulduğu kararında, tanığın beyanının alınmasından sonra başvurucular ve müdafıin tanığa soru sorabilme fırsatı bulduğunu, be- yanlara karşı itirazlarını dile getirebildiklerini de aynca vurgulamıştır (Yusuf Deniz Dilsizoğ- lu ve Aral Ali Ersin, §§ 45-50). 71. Savunmanın -davaya bakacak üç hakimden oluşan Mahkeme Heyetinin başkanı ve bir üyesinin değiştiği gözetildiğinde-yeni hakimlerin tutanaklar üzerinden tanık beyanlarını değerlendirmelerinin bu beyanların tam ve doğru şekilde anlaşılmasını veya güvenilirliğini ne şekilde engelleyeceğini ayrıca açıkladığı ve bu konuda çaba gösterdiği de anlaşılmıştır. Ta- nık beyanlarının delil değerinin tanıklar bizz.at dinlenilmek suretiyle elde edilebilecek gözlem ve tespitlere dayanmasının gerektiği hallerde savunmanın bu husustaki tutarlı itirazlarının derece mahkemesince veya kanun yolu mercilerince değerlendirilmesi gerekir. Somut olayda beyanları kararın sonucunda belirleyici rol oynayan ancak hem birey olarak hem de beyanları açısın- dan güvenilirlikleri hususunda birçok itiraz bulunan tanıklar yeniden dinlenilmediği gibi Ceza Dairesince de duruşma açılarak ya da bu konuda bozma kararı verilerek söz konusu eksiklik telafi edilmemiştir. 72. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir", (AyMK, 15.2.2024, Başvuru No.2020/23093, RG 15.11.2024 No.32723). j Ônsözler IX Masumiyet Karinesinin İhlali Anayasa Mahkemesi, G. Öztürk başvurusu kapsamında verdiği 23.10.2024 tarihli kararıyla TCK m.220/7'yi masumiyet karinesi bakımından değerlendirmiştir. TCK m.220/7'de, "Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir" hükmü yer almaktadır. Somut olayda, başvurucu örgüt üyeliği suçundan değil, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek örgüte yardım suçundan mahkum edilmiştir. Başvurucunun açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve koşullu salıverilme hüküm- lerinden yararlanma istemine karşı İdare ve Gözlem Kurulu ''adı geçenin mensubu olduğu iir- gütten ayrılmadığı, Kurumumuzda bulunduğu süre içerisinde bu yönde herhangi bir talebinin olmadığı" gerekçesiyle talebin reddine karar vermiştir. İnfaz Hakimliğine yapılan itiraz da ''hükümlünün örgüt üyesi oltırak cezıılandırıldığı hususltırı bir bütün olarak değerlendirildiğin- de idare ve gözlem kurulu kararının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle reddedilmiştir. Cezaevi idaresi ile yargı mercileri kişiye örgüt üyesi gibi muamele yapmıştır. Belirtelim ki, örgüte yardım suçuna ilişkin mahkumiyet, örgüte üyelik suçundan beraat anlamındadır. Yargılama kapsamında üyeliğin koşullarının oluşmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla somut olayda, ceza yargılaması sonucunda, mahkumiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye giren ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiye- tinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalarından kaçınmasını ifade eden masumiyet kari- nesinin sağladığı güvencenin ikinci boyutu ihlal edilmiştir, (AyMK, 23.10.2024, Başvuru No.2019/35226, RG 6.5.2025 No.32892). Mahkemeye Erişim Hakkının İhlali Anayasa Mahkemesi Ö. Oral başvurusu kapsamında verdiği 9.1.2025 tarihli kararıy- la İstinaf Dairesinin kanuna aykırı olan bozma kararı üzerine yasal olarak bu karara direne- meyen ilk derece mahkemesince beş yılın altında hüküm verildiği ve bu hükmün de İstinaf Dairesince onanarak kesinleştiği ve bu suretle temyiz kanun yolunun kapatıldığı somut davada, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği değerlendirmesini yapmıştır. Anayasa Mahkemesi'ne göre, "57. Somut olayda İstinaf Dairesi kanunda açıkça ön- görülmüş haller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralltınn istinaf Dairesince yapıltın yorumun kişilerce öngö- rülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun ltıfeıyltı çeliştiği. görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. 58. Nitekim Yargıtay da önüne gelen ve so- mur başvuruya benzer birçok olayda, ilk derece mahkemesince verilen beraat hükmünün mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğinden bahisle istinaf mahkemesince bozulmasından sonra anılan karara direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma wrunluluğu bulunan ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararının aslında bölge adliye mahkemesince ve- rilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğunu, aksi durumun kabulü hMinde 1 X CenteL / Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku ise tarafların vnr olan temyiz haklarının eUerinden alınmış olacağını belirterek anılan karar- ların temyiz incelemelerini yapmış(§§ 19-24) ya da aynı gerekçelerle 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi gereği olağanüstü kanun yollarından itiraz kanun yoluna başvurulabilece- ğini ifade etmiştir (§ 25)", (AyMK, 9.1.2025, Başvuru No.2023/33667, RG 12.6.2025 No.32924) Bu vesileyle kicabımızı her zamanki gibi özenli bir biçimde yayına hazırlayan Gülgonca Çarpık'a en içten sevgi ve teşekkürlerimizi iletiriz. Ayrıca, kitaplarımızın daima en kısa sü- rede yayınlanmasını sağlayan sayın Seyhan Satar ile tüm Beta çalışanlarına da çok teşekkür cc.lcriı,. lstanbul, Eylül 2025 Prof. Dr. Nur Centel / Prof. Dr. Hamide Zafer YİRMİ İKİNCİ BASIYA ÖNSÖZ "C= Muhakemesi Hııkııkıı" kitabımızın yinni ikinci basısım hayaca geçirmiş olmaktan dolayı mutluyuz.. Meslekraşl:ırımıza ve müstakbel hukukçular olan öğrencilerimize kitaba gösterdikleri ilgi nedeniyle teşekkür ederiz. Kicabımızın Ey!iil 2022 tarihli olan yinni birinci Basısmdan itibaren yaklaşık iki yıl geçmiştir. Önceki bası- larda olduğu gibi, bu basıda da aradaki zaman dilirrune ilişkin mevzuat değişikliklerini göz önüne alnuş, yazdıkları- mm eleştirel gözle yeniden okuyarak gerekli değişiklikleri yapnuş ve yeni yayınlar ile yeni içtihatları değerlendirmiş bulunmaktayız. Kitabın yenilenmesinde dik.kate aldığımız mevzuat değişiklikleri ile Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları- na, faydalı olacağı düşüncesiyle, aşağıda ayrıntılı şekilde yer vermekteyiz: 5271 Sayılı CMK m.193/2'de "Sanık hak.kında, toplanan delillere göre mahkumiyet dışında bir karar ve- rilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir" şeklinde olan hüküm Anayasa Mahkemesi'nin 8.9.2022 tarihli ve 118/98 sayılı Kararıyla iptal edilmiştir. Bu iptal kararında, hukuki niceliği dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı ve/veya güvenlik tedbirine hükmedilmesi kararlarının verilebil- mesi için de arfedilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin sabit olmasının zorurılu olduğuna, sanığın isnat edilen fiili işlediğinin tespit edilmesinin ise onun iddianameye konu haksızlığı gerçekleştirdiği, ancak Kanun'da sayılan sebeplerin varlığı nedeniyle cezalandırılmadığı anlamına geleceğine işaret edilmiştir. Kararda suçun işlendiğinin sabit görüldüğü ancak ceza verilmesine yer olmadığı kararlarına hükmedildiği durumlarda sanığın Anayasa'nın 38.maddesinde öngörülen masımıiyetinin ortadan kalktığı, güvenlik tedbirine hükmedildiğinde ise sanığın -masu- miyetinin ortadan kalkması dışında- ayrıca yaptırıma maruz kaldığı, mahkumiyet gibi sonuç doğurmasa da bu ka- rarların sanığın işlediği fiilden dolayı hukuki olarak sorumluluğunun devam etmesine neden olabildiği belirtilerek, sanığın başka yönlerden dezavantajlı konuma düşebileceği ve bu nedenle mahkumiyet dışındaki bu tür kararlar bakımından sanığın sorgusu yapılmaksızın davanın bitirilmesine imkan tanınmasının adil yargılanma hak.kına orancısız, dolayısıyla ölçüsüz bir sınırlama getirdiği vurgulanmıştır {Bak.Prg.26-27). (RG 4.10.2022 No.31973). İptal edilen CMK m.193/2 hükmü, 28.3.2023 tarihli ve 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle şu şekilde yeniden düzerılenmişrir: "Sanık hakkında, top- lanan deli/ine göre mahkı,miyet, cevı verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısma varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir': 5271 Sayılı CMK m.227/2'de "Mahkeme başkanı, mahkemesinde staj yapmakta olan hakim ve avukat adaylarının müzakere sırasında hazır bulunmalarına izin verebilir" şeklinde olan hüküm 23.6.2022 tarihli ve 7413 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21. mad- desiyle değiştirilerek şu şek.ilde yeniden düzenlenmiştir: "Mahkeme başkanı, hakim ve savcı yardımcıları ile mahke- mesinde staj yapmakta olan avukat adaylarının müzakere sırasında hazır bulunmalarına izin verebilir". Hükümden staj yapmakta olan hakim adayları ibaresi çıkartılarak yerine yeni ihdas edilen "hak.im ve savcı yardımcılığı" kadro- suna paralel olarak hükme "hakim ve savcı yardımcılıın" ibaresi eklenmiştir. Bilindiği üzere 5271 sayılı CMK 286. madde 2. fıkrada temyizi kabil olmayan bölge adliye mahkemesi kararları gösterilmiş, 3. fıkrada ise temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin katalogda belirtilen suçlar nedeniyle verilen kararlarının temyiz edilebileceği hükme bağlanmıştır. 13.10.2022 tarihli ve 7418 sayılı Kanun'un 30. maddesiyle 5271 sayılı CMK m.286/3'teki katalog genişle- tilmiş ve kataloğa 7. bent olarak "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK m.217/A)" suçu eklenmiştir. Böylece temyiz edilemeyecek kararlar kapsanunda olsa bile bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçundan (TCK m.217/A) dolayı verdikleri kararlar temyizi kabil bale gelmiştir. 5271 sayılı CMK m.286/3'teki kataloğa eklenen ve TCK m.217/A'da tanımlanan suç da yine aynı Kanun ile yani 13.10.2022 tarihli ve 7418 sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29. maddesiyle 5237 Türk Ceza Kanunu'na getirilmiştir. "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" başlıklı TCK 217/A maddesinde suç şu şek.ilde tanımlanmıştır: "TCK m.2J7/A Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma- "(J) Sırf halk arasmda endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dıı güvenliği, kamu düzmi ve genel sağlığı ile ilgili ger- çeğe aykırı bir bilgiyi, kamıı barııını bozmaya elveriıli ıekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis a:ıasıyla azıı/andırılır. • XII Cmtei / Z-ırfer, Cezıı M11h11kemesi Hukuku (2) ı-;,;/, sıırıı xrrrrl· l.:ımlığiııi gizlryr.rek ııcya bir örgiiriin faaliyt'ti çcrçcveıiııde iıleıneıi lı,ilııırle. hiriııri jikrrıy,ı göre ı·rrıleıı cczıı yarı omımııla artırılır''. Bclirıcliın ki 7418 sayılı Kanun'un 31-35, maddeleriyle 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayın- 1:ııın Dıı1.cnlC"nnıc,i ve Bu Y:ıyınl:ır Yoluyl:ı işlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Ka.nun'da da önemli Jcği)ikliklcr y:ıpılnıı}tır. Anayasa Mahkemesi 26.1.2022 tarihli ve 48/7 sayılı Kararıyla bölge adJiye mahkemesi Cumhuriyet baı1avcılığmın itiraz yetkisini düzenleyen 5271 sayılı CMK m.308/A hükmünün birinci cümlesinin iptaline lurar vermi}tir. füı cümlede Cumhuriyet b�savcılığıııa, sanığa bildirimde bulunmadan sanığın aleyhine olarak iıira1.kanun yoluna başvurm:ı imkanı ı..wııımaktaydı. Anayasa mahkemesi, "kuralın, verilen kararlara yapılan iti- ra7.lardan �;ıııığııı haberdar edilmesini sağlayan herhangi bir mekanizma öngörmemesi ve sanığın yapılan itirazdan lı:ıhcrdar olmaması ve iıira7.a kar)ı savunmalarını bildirememesi adalet duygusunu rencide edeceği gibi; davanın ı:ırafları :ır:ı.llıdaki adil dengeyi de bozmaktadır. Ayrıca sanığın itirazdan haberdar edilmemesi ve buna karşı savun- mada bulunma imk:ınından mahrum bırakılmasında korunmaya değer üstün bir kamu yararının bulunmadığı da :ıııl=4ılın:ıkıadır. Dolayısıyla kural adil yargılanma hakkının ilkelerinden olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargıla- ma ilkeleriyle de hağdaşınamakıadır (Prg.29)" tespitinde bulunmuş ve CMK 308/A maddesinin birinci cümlesini "ıanığ11a1lcyhiııe iıımzlıır"yönünden Anayasa'nın 36. maddesine aykırı bularak iptal ermiştir. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının itiraz yetkisini düzenleyen 5271 sayılı CMK m.308/A hükmünün iptal edilmiş olan birinci cümlesi, 28.3.2023 tarihli ve 7445 sayıL İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Ka- nunlarda Dcği.�iklik Yapılmasına Dair Kanun'un 22. maddesiyle değişik şekilde düzenlenmiş ve maddeye cümle- ler eklenmişıir. Değişiklik ve eklerle sanık aleyhine itiraz edilebilmesi için kararı etkileyecek nitelikte esaslı bir hata- nın bulunm�ının wrunlu olması ve itirazın sanık veya müdafıine daire tarafından tebliğ olunması öngörülmüştür. 7445 Sayılı Kanun'un 19. maddesiyle, 5271 sayılı CMK m.139/4'te faaJjyerlerini izlemekle görevlen- dirildiği örgüte ili}kin her türlü araştırmada bulunmak ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili delilleri toplamakla yükümlü kılınmış olan soruşcurmacının yetkileri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan uyuşıurucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (m.188) söz konusu olduğunda, -bu suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın- hakim kararıyla soruşturmacının kamuya açtk yerlerde ve işyerlerinde delil toplamak amacıyla ses veya görüntü kaydı yapmasına izin verilebileceğine dair ek düzenleme ile genişletilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 7.4.2022 tarihli ve 2018/26689 Başvuru no.lu Leyla Güven Bireysel Başvurusu kap- samında, Anayasa'nın 83. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Anayasanın 14 üncü maddeıindeki durumlar" ibaresi kapsamında kalan ve yasama dokunulmazlığı dışında bırakılan suçların neler olduğunun açtkça belirlenme- miş olması ve bu Anayasa hükmünün yorumunun mahkemelere bırakılması dolayısıyla terör suçlarının bu mad- de kapsamına sokularak başvurucu hakkında milletvekili seçilmesinden önce başlatılan soruşturma kapsamında milletvekili seçilmesinden sonra verilen tutuklama kararının Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürri- yeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir (RG 5.10.2022 No.31974). Aynı yönde kararlar için bak. AyMK, 25.10.2023 Karar tarihli Şerafettin Can Atalay Başvurusu (2), Başvuru No.2023/53898, RG 27.10.2023 No.32352 ve AyMK, 1.7.2021 Kam tarihli Ömer Faruk Gergerlioğlu Başvurusu, Başvuru No.2019/10634, RG 8.7.2021 No.31535. ':11ay_:15aMahkemesi 20.7.2022 tarihli ve 121/88 sayılı Kararıyla içeriği ve uygulaması çok tartışmalı olan hukmıın apklanm11Sınm geri bırakılm11S1 kararına karşı itiraz kanun yolunu düzenleyen 5271 sayılı CMK m.231/I2'yi iptal etmiştir. Doğan boşluk 13.10.2022 tarihli ve 7445 sayıL Kanun'un 12. maddesiyle gideril- meye çalışılarak"hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması başlıklı" CMK 231. maddenin fıkrası yeniden dü1,enlenmiştir. Böylece hükmün açıklanmasının geri bırakılması karan na karşı başvurulan ı�ır�z �nun yolunun kapsamına ilişkin tartışmalara son verilmesi amaçlanmıştır. İtiraz incelemesinin kapsamı, 'hııkmıın t1(1klıınmaıının geri bırakılmıısı kararına itiraz edilebilir. itiraz mercii, kıırar ve hiikmii incekr; wul ve eıaıa iliılıin lmkrıka 11ykırılık wpit ettiği takdirde, gerekçeıini göstererek kıırıır ve hiikmü kııldırır ve gereğinin yapı/nı11Sı için dosyayı mahknneıine gönderir"şeklinde belirlenmiştir. . �nayasa Malıkemesi, 5.7.2022 tarihli ve 2016/1635 Başvuru no.lu Ali Yazar ve Diğerleri başvurusu üzerine vcrdıgı kararla Yargıtay içtihatlarıyla birlikte hükmün uygulamada aksayan yönlerine ve yeni düzenleme yapılması gerektiğine i�aret etmiş, 1.6.2023 tarihli ve 120/107 sayılı iptal kararıyla da CMK m.231'in 5 numaralı fıkrasının birinci, il.-.,h Kolluk görevlileri hakkındaki öldürme, kasten yaralama, işkence, zor kuJkn. ma yetkisine ilişkin sınırın aşılması ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçları ile örgüt faaJiyer-i çerçevesinde jşlenen suçlarla ilgili iddialara ilişkin soruşcurmaur1 Cumhuriyet savcıları bizzat ve öncelikle yapar. Bu suçlardan dolayı kolluk görev- lileri hakkında açılan davalar, acele işlerden sayılır. Bu tür davaların kanun yolu incelemesi de öncelikli olarak yapılır (CMK ek m.1) 143 • Öte yandan, idari görevi esnasında ancak göreviyle bağlannJı suç işleyen kolluk hakkında Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Yasa hükümlerine göre soruşturma yapılır (PVSK ek m.9/A, JTK m.15/6) 144 . Önleme görevi esnasında silah kullanmak zorunda kalan polis hakkında, idari amir izin ver- medikçe ceza soruşturması yürütülemez (PVSK ek m.9/A) 145 . Fiilin ve failin ortaya çıkartılmasını amaçlayan işlemler adli, bir tehlikenin ön- lenmesini amaçlayan işlemJer ise idaridir1 46 . Zaman zaman suçun aydınJarılmasına ve failin ele geçirilmesine ilişkin işlemJerle bir tehlikenin önlenmesine ilişkin iş- lemler örrüşebilmektedir. Bu durumda görev esnasında suç işlenmişse, hangi usule göre takip edileceği sorunu ortaya çıkmaktadır. Örneğin bir rehine alma olayında sanıkların mağdurun yaşamını tehdit ettiklerini düşünelim. Kolluk bu olayda bir taraftan mağdurun ve etraftaki insanların yaşamını korumakla, diğer tarafu.n i.s;: rehine alına eyleminin faillerjni ele geçirmekle yükümlüdür. Kolluk örneğin silah kullanırken sınırı aşar ve bir kişinin ölümüne sebebiyet verirse, bu suç idari göm- esnasında mı, yoksa adli görev esnasında mı işlenmiş olacaktır? Bu olay, kollu.,öun her iki görev alanını da ilgilendirmektedir. Kolluğun sadece rehineleri kurtarmak 1 için görevlendirildiği hallerde, polisin önleme görevini yaptığı söylenebilir. Buna . karşılık, kolluğun failleri yakalamakla görevlendirildiği hallerde ise adli görev yaptl- 1 maktadır. Ancak hem rehinelerin kurtarılmasının ve hem de şüphelilerin yakalan- masının amaçlandığı hallerde, ağırlık noktası hangi işlemde ise kolluğun o tür 4i yaptığı kabul edilmelidir. Tehlikenin önlenmesinin, şüphelinin ele geçirilmesinden daha büyük önem taşıdığı hallerde, kolluğun idari görev yapmakta olduğunu kabul 14 ' 3.5.2016 Gün ve 6713 sayılı Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun ile Ceza Muhakemesi Kınumiı::ı ' ddcnen "Kolluk görnılikrint yönelik öul hükümJn-· b�lığını 1.4ıyan Ek 1. Maddesi. RG 20.5.2016 No.29717. ı4-1 Jandarma personelin_inmülki görevlerinden doğan suçlarında, ö:ıd kanunların hükümleri saklı kalmak şamyl� 44&3 sr,-e Memurl.ır ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hak.londa Yasa hükümlerine göre işlem yapılır. Adli göl"C'I� doğan suçl.ırında iscü::ı.a Muhakemesi Yasası m.161/5 hükmü uyarınca Cumhuriyet başs:ıvcdığınca re'sen sonıştumu)� 1 (JTK m.15). 25.7.2016 Gün ve 668 sayılı KHK m.15 ile değişik hüküm, (RG 27.7.2016 No.29783 (2.Mükerm)); P. c:k m.9'..ıgöre, "Bu Kanun ve diğer kanun hükümlerine göre gerekli hallerde; A) Önleyici, caydırıcı, düı.cnlcyici ,�konm.u • kolluk hizmetlerine dair görevlerin ifası sıra.ıında silah kullanmak wrunda kalan polis hakkında, cezai sorumlulu�Wl1� baJ,..ımından Memurin Mulukemaıı Hakkında Kanuna göre işlem yapılır. B) Adliyeye ilişkin vazife ve işlerle iJ�ili bir hiımco yerine getirirken silah kullanmak wrunda kalan polis hakkında, haı.ırlık soruşturması bizzat Cumhuriyet savclın ,-cp nr- cLmcıları wafıııdan yapılır". 2.12.1999 Gün ve 4483 sayılı Yasa, RG 4.12.1999 No.23896. • ıo Bak.ô-ı.bek. Suç Kolluğu, 600. 1 � Bak..F.Ycniscy, "Adli Kolluk Kuruluşu ve �od.e�n S_oruşrurma Teknikleri Konusundaki Yetkileri", Adli Kolluk Kurulup"( Görevleri, Anuly.a Baroıu. Anwya 1998, 331; Polıs memuru olan sanık; suç işlenmesini önlemek içindc'•il.ıdcfonl.ııuı; iJlendi� ihbar'. ür.crirı.e suçluyu yakalamak ve suç delillerini bulmak amacıyla olay yerine giımişıir. Niıekim,gckip 2 � olan diğc:r po�s ıru:mu��•• münaka,a cd.cn !3hı.sla�'. yakala.1?1ışl:ır,_b�ş kovan bulmuşlardır. Bu nedenle sanığın adli li''«" başwı'.J§. ve yuklenen sı!ihla ya!alama suçu ıdarl gorev dcgıl, adlı gorcv sırasında işlcnmişıir. Asliye Ccz.:ıM:ı.hkcnıaiıia görc-v.r.dık kararı bJdırılımlıdır , YCCK, 2.7.l996-YYB-159/167, YKD XXIJ, 12 (Aralık 1996), 1934-1935. J6. S(lnıştrımın E,,,.r:si11i11Süjeleri 163 canek gerekir 1 � 7 . Ancak, şüphe halinde, görevin niteliğini belirleme yetkisi, bu çe- lişkiyi y;.lşamak zorunda olan kolluğa canınm._ılıdır 148 . Ceza muhakemesi hükümlerine göre kolluğun adli işlemler esnasındaki ami- ri, Cumhuriyet savcısıdır (CMK m.161,164/2). Soruşturma işlemleri, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatlan doğrultusunda, öncelikle adli kolluğa yaptırılır. Adli kolluk görevlileri, Cumhuriyet savcısının adli görevlere ilişkin emirlerini yerine ge- tirir (CMK m.164/2). İl İdare Yasası'na göre Vali de kolluk amir ve memurlarına suç faillerinin bulunması için emir verebilir. Kolluk da bu emirleri yerine getirme yükümlülüğü altındadır (İl İdaı·esi K. m.11/G). Valinin ve Cumhuriyet savcısının aynı olayla ilgili olarak kolluğa emir vermesi söz konusu olabilir. Kolluğa, mülki amirin verdiği emirle, Cumhuriyet savcısının verdiği emir çe- lişirse, kolluğun hangi emri yerine getireceği meselesi sorun yaratacak niteliktedir. Hizmet branşı ne olursa olsun tüm kolluk görevlileri hakkındaki şikayetler "Kolluk Gözetim Komisyonu" tarafından izlenir ve merkezi bir sistemde kayıt al- tına alınır 149 . eee. Kolluğun zor kullanma yetkisi Görevini yaparken direnişle karşılaşan polisin bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanma yetkisi vardır (PVSK m.16/1) 150 . Zor kullanma, bedeni kuvvet, maddi güç ve yasal koşulları gerçekleştiğinde de silah kullanmayı kapsar. Bu nedenle zor kullanmayı, bedeni kuvvet kullanılarak uygulanan wr kullanma, maddi güç kullanılarak uygulanan zor kullanma ve si/a,h kullanılarak uygulanan zor kullanma şeklinde sınıflandırmak mümkündür. Yasa'da silah kullanılarak uygulanan zor kullanmanın koşulları diğer zor kullanma şekille- rinden ayn olarak düzenlenmiştir. Zor kullanmanın bir çeşidi olan silah kullanmanın, zor kullanmadan farklı olduğu çağrışımını yapan "zor ve silah kullanma'' şeklindeki başlık maddenin içeri- ğiyle çelişmektedir (PVSK m.16). Bedeni kuvvet, polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğ- ruya kullandığı bedenı gücü; maddi güç; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üze- ı◄ 7 Beulkc, §6, k.no.J 09. 148 Volk, §7, k.no.9. ,., 3.5.2016 Gün ve 6713 say,lı Kolluk Gözcıim Komisyonu Kurulması Hakkında K:ınun, RG 20.5.2016 No.29717. Kanım'un a.nucı J. maddesinde, "kolluk şik:iycc sisteminin daha eıkili ve 1111.lı işlemcslnl sağlamak, saydamlığın ve güvenilirliğini ge- lişı.imıc:k üz.ere, kolluk görevlilerinin işledikleri iddia edilen suçlardan veya disiplin CC1.asını gc:rckıiıcn eylem, tııııım VC)·.ı davrarı.ışlarınd.an dol.ayı idari merciler ıarafından yapılan ya da yapılmıuıı gereken if ve iJlemlerin nıc{kcıi bir sistemde kayıt a.luna al.uım:ısı ve izlenmesi amacıyla Kolluk Görerim Komisyonunun kurulması, Komisyonun görtvlcrl, ycıkilcri ve ç-.ılışımı yönu:mi ik kolluk şik:iycc sisıc::ıninc:yönelik diğer idari ıcdbirlcrc Jlişkin usul ve ewl:m belirlemektir" şc:klinıle orrar.ı koyul- muşwr. ısıı J>VSK'nun J6. maddcbindc polisin silah kullanımısıııın; ek 6. maddc:ıılııdc ise1.0r kullaııııııuıın ko1ulları dUıı:nlı·ııınijtİ. 5681 uyıL Yua ile: yapılan dc(;işikliklc 16. madde, "1.Dr ve f)i!ıh lrnllaııilıa•: b:ışlı�ıyl.ı yenld�n