OBJEKTİF DAVA BİRLEŞMESİ
JOINDER OF CLAIMS
Elif AKSOY*
Özet: Davacı tarafından ileri sürülen talepler, tek bir sonuca
yönelik olabileceği gibi birden çok sonucun gerçekleşmesi için de
olabilir. Dava çeşitlerinden biri olarak nitelendirilen objektif dava
birleşmesinde davacı, tek dava ile birden çok sonuca ulaşmak ister.
Bu çalışmanın konusu, objektif dava birleşmesinin tanımı, şartları ve
amacı ile objektif dava birleşmesine konu olan talepler arasında bağ-
lantının aranmaması ve bu dava çeşidinin usul ekonomisi açısından
değerlendirilmesidir.
Anahtar Kelimeler: Objektif dava birleşmesi, dava çeşitleri,
bağlantı, usul ekonomisi.
Abstract: Claims asserted by a plaintiff may either be aimed at
achieving a single result or several results. Joinder of claims is re-
garded as a type of lawsuit whereby the plaintiff aims at achieving
several results from a single case. The subject of this study is to pro-
vide a definition of joinder of claims, to analyze its conditions and
purpose as well as the issue of non-inquiry of a relation between the
claims that are subjected to joinder of claims, and finally to offer an
evaluation of this type of lawsuit in terms of procedural economy.
Keywords: Joinder of claims, types of lawsuits, relation, pro-
cedural economy.
GİRİŞ
Bazı durumlarda aynı yargılama içinde birden fazla davanın yü-
rütülmesi mümkündür. Bir yargılama içinde birden fazla davanın gö-
rülmesi halinde dava birleşmesi (dava yığılması) söz konusu olacaktır.
Yargılama içinde birden fazla davanın olup olmadığı ise davanın zo-
runlu unsurları dikkate alınarak belirlenecektir. Bir davanın zorunlu
unsurları; uyuşmazlık halinde iki tarafın bulunması, bir tarafın diğe-
rine yönelttiği talep ve yöneltilen bu talebin temelidir.
1
Yani bir dava-
*
Araştırma Görevlisi, Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Medenî Usul ve İcra –
İflâs Hukuku Anabilim Dalı.
1
Yavuz Alangoya, Medenî Usul Hukukunda Dava Ortaklığı (Tarafların Taaddü-
dü), Namaş Dizgi ve Baskı, İstanbul 1999, s.23.
Objektif Dava Birleİmesi 202
nın zorunlu unsurları; taraf, dava konusu ve dava sebebidir. Davanın
zorunlu unsurları, davaların aynılığını ya da farklılığını tespit etmede
rol oynar. Bu tespit ise örneğin, dava ve savunmanın değiştirilmesi
yasağı, kesin hüküm ve derdestlik bakımından önemlidir. Konumuz
açısından ise davanın zorunlu unsurları aynı yargılama içinde birden
fazla davanın olup olmadığının belirlenmesi bakımından önem taşı-
maktadır. Aynı yargılama içinde, bir dava birleşmesinin mevcut olup
olmadığı, davanın zorunlu unsurlarındaki çokluğun varlığına göre
belirlenecektir.
2
O halde söz konusu bu zorunlu unsurlarda bir çokluk
bulunması durumunda dava birleşmesi mevcut demektir. Söz konusu
çokluğun zorunlu unsurların sadece birinde dahi olması dava birleş-
mesinin gerçekleşebilmesi için yeterlidir.
3
Aynı yargılama sınırları içinde birden fazla bağımsız davanın bu-
lunması hali olarak nitelendirilen dava birleşmesini iki gruba ayırmak
mümkündür. Bunlardan birincisi davacı veya davalı ya da hem davacı
hem de davalı yanda bir taraf çokluğu olması sebebiyle doğan “sübjektif
dava birleşmesi”; diğeri ise aynı yargılama sınırları içinde ve taraflardan
birinin diğerine karşı birden fazla davasının bulunması halinden do-
ğan “objektif dava birleşmesidir.”
4
I. OBJEKTİF DAVA BİRLEŞMESİ KAVRAMI
Objektif dava birleşmesi HUMK’un aksine HMK’da düzenlenmiş-
tir. HUMK m.43’te aynı davacının veya davacıların, birden çok davalı-
yı ihtiyarî dava arkadaşı olarak tek dava içinde talep yöneltmelerinin
şartları düzenlenmekteydi. Buna karşılık aynı davacının ya da dava-
cıların birden çok bağımsız talebini aynı davalıya karşı ileri sürmesi
olanağı ve şartları düzenlenmiş değildi.
5
Ancak hakkında doğrudan bir düzenlenmese olmasa da gerek
doktrin gerek Yargıtay HUMK m.3’teki düzenlemeden yola çıkılarak
objektif dava birleşmesini kabul ediyordu.
6
HUMK m.3, mahkemenin
2
Alangoya, 1999, s.27 vd.
3
Yavuz Alangoya / Kamil Yıldırım / Nevhis Deren Yıldırım, Medenî Usul Huku-
ku Esasları, Beta Yayınları, 8. Baskı, İstanbul 2011, s.128.
4
Alangoya, 1999, s.30. Aynı yönde; Sabri Şakir Ansay, Hukuk Yargılama Usulleri,
Güzel Sanatlar Matbaası, 7. Baskı, Ankara 1960, s.83, 129.
5
Bilge Umar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Yetkin Yayınları, Ankara 2011,
s.312.
6
Y. 10. HD. 30.12.1989, E. 1989/7274, K. 1989/9652; Y. HGK. 10.10.1990, E. 1990/4-
TBB Dergisi 2015 (117) Elif AKSOY 203
görevine ilişkin olarak, “müddeabihin birden fazla olması hali” şeklinde
bir belirleme yapmaktaydı. MUŞUL, bunu bir “talep yığılması faraziyesi”
olarak ifade etmiştir.
7
Bu düzenleme dolayısıyla HUMK yürürlüktey-
ken de kabul edilen objektif dava birleşmesi hakkında HMK’nın yü-
rürlüğe girmesiyle birlikte gerek varlığı gerek şartları konusunda bir
tereddüt kalmamıştır.
A. Objektif Dava Birleşmesinin Tanımı ve Dava Çeşitleri
Arasındaki Yeri
Davacı, davalıya karşı birbirinden bağımsız olan birden fazla aslî
talebini aynı davada birleştirebilir, yani birden fazla davasını aynı
dava dilekçesiyle açabilir; buna objektif dava birleşmesi denir.
8
Objektif dava birleşmesi HMK m. 110’da ayrıca düzenlenmiştir.
Buna göre; “davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden faz-
la aslî talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, birlikte dava
edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin
tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır.”
Davaların belli bir ölçüye göre gruplandırması açısından bakacak
olursak objektif dava birleşmesini “talep sonucunun niceliğine göre dava
çeşitleri” başlığı altında değerlendirebiliriz.
9
Objektif dava birleşmesi-
nin temel karakteri, aynı yargılama içinde bulunan bu davaların ayrı
ayrı da açılabilmesi ve ayrı yargılamalarda görülebilmesidir.
10
B. Objektif Dava Birleşmesinin Amacı
Objektif dava birleşmesi tanımından da anlaşılacağı üzere bir da-
vada aynı taraflar arasında birden fazla talebin ileri sürülmesi, yani
aynı taraflar arasında birden fazla talep sonucunun mahkeme önüne
çözümlenmesi amacıyla getirilmesidir.
11
320, K. 1990/478 Erişim: http://www.kazanci.com (23.10.2014).
7
Timuçin Muşul, Medenî Usul Hukukunda Terdit İlişkileri, Yetkin Yayınları, 2.
Baskı, Ankara 2009, s.58.
8
Baki Kuru / Ramazan Arslan / Ejder Yılmaz, Medenî Usul Hukuku Ders Kitabı,
Yetkin Yayınları, 24. Baskı, Ankara 2013 s.271.
9
Kuru / Arslan / Yılmaz, 2013, s.268 vd. Bilge / Önen bunu “hukukî himaye is-
teminin sayısına göre dava çeşitleri” olarak ifade etmiştir. Necip Bilge / Ergun
Önen, Medenî Yargılama Hukuku Dersleri, Sevinç Matbaası, 3. Baskı, Ankara
1978, s.395.
10
Alangoya / Yıldırım / Yıldırım D., 2011, s.129.
11
Ömer Ulukapı, “Medenî Usul Hukukunda Dava Arkadaşlığı”, Doktora Tezi, An-
Objektif Dava Birleİmesi 204
Objektif dava birleşmesinde, görünüşte tek dava, gerçekte ise talep
sayısınca dava mevcut olup, söz konusu birden fazla talep birbirinden
bağımsızdır. Tek bir dilekçe gösterilmesi, taleplerin maddi hukuk ba-
kımından hukukî niteliğini değiştirmemekte ve usul hukuku açısın-
dan da bir ayrıcalık sağlamamaktadır.
12
Burada ortak olan tek husus
delillerin ikâmesi ile tahkikat aşamasıdır. Dolayısıyla bu açıdan ba-
kıldığında usul ekonomisi ilkesinin gerçekleştirilmesine katkıda bu-
lunur.
13
Bununla birlikte objektif dava birleşmesinde ileri sürülen talep-
ler arasında hukukî veya ekonomik bir bağın bulunması şart değildir.
Şart olmamakla beraber talepler arasında bağlantı da bulunabilir. İşte
böyle bir halde objektif dava birleşmesi çelişkili kararların verilmesi-
nin önüne geçme amacına da hizmet eder.
14
Çünkü aralarında böyle
bir bağlantı bulunan talepler ayrı ayrı davalara konu edildiğinde birbi-
riyle çelişen kararlar alınabilir; böyle bir durumda ise özellikle hukukî
güven zedelenir.
Dolayısıyla objektif dava birleşmesine konu olan taleplerden her
biri hakkında, hüküm ayrı ayrı verilecek olsa da arasında bağlantı bu-
lunan taleplerin birlikte incelenmesi çelişkili kararların verilmesinin
önüne geçecektir.
C. Objektif Dava Birleşmesinin Sınıflandırılması
Objektif dava birleşmesi dar anlamda sadece kümülatif;
15
geniş
anlamda ise terditli, seçimlik ve kümülatif davaları yani talep sonu-
cunda farklı şekillerde de olsa birden fazla talebin yer aldığı durumu
ifade etmek için kullanılır.
16
Objektif dava birleşmesinin çeşitleri ola-
kara Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü, Ankara 1990, s.18.
12
İsmail Ercan, Medenî Usul Hukuku, 7. Baskı, 12 Levha Yayınları, İstanbul 2011,
s.173.
13
Hakan Pekcanıtez / Oğuz Atalay / Muhammet Özekes, Medenî Usul Hukuku,
Yetkin Yayınları, 14. Baskı, Ankara 2013, s.477.
14
Alangoya, 1999, s.36.
15
Bu sınıflandırma hakkında HMK gerekçesinde, “…davaların yığılmasının yani
kümülatif dava yığılmasının koşullarının neler olduğu gösterilmiştir”; “…burada
sözü edilen davaların yığılmasıyla kastedilenin objektif dava birleşmesi bütünü
altında yer alan ve onun tipik bir örneğini oluşturan kümülatif dava yığılması
olduğu” şeklinde vurgulamalar vardır.
16
Ender Dedeağaç, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Getirdikleri, An-
TBB Dergisi 2015 (117) Elif AKSOY 205
rak da ifade edilen
17
bu dava türleri arasındaki ortak özellik, davacının
birden fazla usulî talep ileri sürmesidir.
1. Kümülatif Dava
Davacının birden fazla aslî talebini biri diğerinin yanında yer
alacak şekilde ileri sürüp, her bir talebi hakkında karar verilmesini
istemesi durumunda kümülatif dava birleşmesi vardır. Örneğin, asıl
alacak yanında faiz alacağının da talep edilmesi ya da satış parasının
ödenmesi ve daha önce ödünç verilen belirli bir miktarın geri veril-
mesinin dava edilmesi gibi.
18
Kümülatif davada her talep ekonomik
bakımdan farklı edaları hedeflemektedir. Tek bir davada birleştirilmiş
talepler farklı hukukî sebeplere dayansa bile durum aynıdır.
19
Biri di-
ğerinin yanında yer alan talepler aynı önemde olup, her talep için di-
ğerinden bağımsız karar verilmesi gerekir.
20
Birikici nitelikte olan bu
birleşme, objektif dava birleşmesinin basit şeklidir; bu durumda genel-
de davalar arasında bir bağlantı bulunsa da şart değildir.
21
2. Terditli Dava
Terditli davada, davacı taleplerinden birini asıl olarak birinci sı-
rada ileri sürer; bu talebin kabul edilmemesi halinde karar verilmek
üzere bunun yanında bir de ikinci yani yardımcı talebini ileri sürer.
Burada ikinci talep için her zaman karar verilmesi söz konusu değil-
dir.
22
Bununla birlikte terditli dava açılması şarta bağlı dava açılması
anlamına gelmemektedir; davacı bu yolla sadece taleplerine ilişkin
kara Barosu Yayınları, Ankara 2011, s.123. Alangoya, bu konuyu açıklarken “kü-
mülatif yığılmanın, objektif dava yığılmasının basit şekli” olduğunu belirtmiştir.
Alangoya, 1999, s.33, dipnot 34.
17
Yazarlar bu konuda çeşitli sınıflandırmalar yapmıştır. Alangoya bu sınıflandır-
mayı basit-karmaşık ayrımına göre yaparken Alangoya, 1999, s.33, dipnot 34,
Dedeağaç dar-geniş ayrımına göre yapmıştır Dedeağaç, 2011, s.123. Ulukapı ve
Muşul ise objektif dava birleşmesinin çeşitleri başlığı altında bu dava birleşmesini;
kümülatif, terditli ve seçimlik dava birleşmesi başlıklarına ayırarak ayrıntılı açık-
lamalarda bulunmuştur. Ulukapı, 1990, s.31 vd, Muşul, 2009, s.103.
18
Timuçin Muşul, Medenî Usul Hukuku, Adalet Yayınevi, 3. Baskı, Ankara 2012,
s.145.
19
Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, Beta Yayınları, 4. Baskı, İstanbul1989,
C.1-2, s.145.
20
Ulukapı, 1990, s.31.
21
Alangoya, 1999, s.33, dipnot 34.
22
Muşul, 2009, s.106 vd.
Objektif Dava Birleİmesi 206
olarak mahkemece gerçekleştirilecek incelemenin sırasını belirlemek-
tedir.
23
Bu dava çeşidinde talepler arasında öncelik sonralık, aslîlik
fer’îlik olarak ifade edilen bir sıralama vardır. Oysa kümülatif dava
birleşmesinde davacının ulaşmak istediği birden çok talep sonucunun
hepsi birbirine eşdeğerdir; yani aralarında herhangi bir tercih sırala-
ması yoktur. Burada davacı birden çok talep ileri sürmekte ve hepsi
hakkında karar verilmesini istemektedir.
Bununla birlikte terditli davada talepler arasında hukukî ya da
ekonomik bağlantı aranmaktadır.
24
Oysa kümülatif davada talepler
arasında herhangi bir bağlantı aranmamaktadır.
3. Seçimlik Dava
Seçimlik borçlarda seçim hakkın kendisinde olan borçlu ya da
üçüncü kişinin bu hakkı kullanmaktan kaçınması halinde alacaklı ta-
rafından seçimlik dava açılabilir. Bu davanın açılabilmesi için seçim
hakkı borçluda olmalıdır; seçim hakkının kimde olduğunun belirlene-
memesi halinde borçlu da kabul edilir (TBK m.87). Buna göre birden
çok edimi içine almakla beraber, borçlunun bunlardan birini yerine
getirmekle yükümlü olduğu borç türüne seçimlik borç denir.
25
Örne-
ğin, borcun konusu bir bisiklet ve av tüfeği olur ve bunlardan birini
yerine getirmek ya da istemek hakkı borçluya ya da alacaklıya aitse
borç seçimlik borçtur.
26
Kümülatif davada davacı ileri sürdüğü taleplerin hepsi hakkında
karar verilmesini istemekteyken; seçimlik davada seçim hakkı borç-
luya ait olduğundan hangi talebin hüküm altına alınacağı yargılama
sırasında borçlunun seçimine göre belirlenecektir.
27
Seçimlik davada
davacı birden fazla talebinin hepsi hakkında karar verilmesini isteme-
mektedir. HMK gerekçesinde seçimlik davada aslında gerçek anlamda
bir dava birleşmesinin mevcut olmadığı belirtilmiştir. Borcun konusu
yani edim ve dolayısıyla talep tektir. Edimin konusunu birbirinin al-
23
Pekcanıtez / Atalay / Özekes, 2013, s.473.
24
Ulukapı, 1990, s.34.
25
Ulukapı, 1990, s.32, dipnot 113.
26
Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Demir-Demir Yayıncılık, 6. Baskı, İstan-
bul 2001, s.1495.
27
Muşul, 2009, s.107.
TBB Dergisi 2015 (117) Elif AKSOY 207
ternatifi olacak şekilde birden fazla şeyin oluşturması edimin de bir-
den fazla olması anlamına asla gelmemektedir.
D. Objektif Dava Birleşmesinin Şartları
Önceki kanunun aksine mevcut HMK 110. maddesinde objektif
dava birleşmesini düzenlerken şartlarını da belirlemiştir. Bununla
birlikte HUMK yürürlükteyken de söz konusu şartlar aynı şeklide ele
alınmaktaydı. ZPO’nun 260. paragrafında bir davacının aynı davalıya
karşı sahip olduğu birden fazla talebini, bunlar farklı sebeplere da-
yansa dahi bu taleplerin tamamı için aynı mahkeme görevli ve aynı
yargılama çeşidi geçerliyse bir davada birleştirebileceği düzenlenmek-
tedir.
28
Görüldüğü gibi objektif dava birleşmesinin şartları konusunda
düzenlemeler arasında bir paralellik olduğu söylenebilir.
1. Objektif Dava Birleşmesinin Tarafları
Bir davada davacı ve davalı olmak üzere mutlaka iki taraf vardır.
Dava açarak mahkemeden hukukî koruma talep eden kişi davacı; ken-
disine karşı hukukî koruma talep edilen kişiye ise davalı denilmekte-
dir.
29
Davacı ve davalı tarafta birden fazla kişi bulunabilse dahi davada
ikiden fazla tarafın bulunması imkânsızdır.
30
Objektif dava birleşmesinden bahsedebilmek için aynı davacının
taleplerini aynı davalıya karşı ileri sürmesi gerekir. Örneğin, boşanma
davası içinde davacı eş, kendisine ait olup davalı eşin elinde bulunan
bir malın istirdadını isteyebilir
31
ya da davacı tarafta dava arkadaşı (A)
ve (B), davalı taraf olan (C)’ye karşı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil
olarak birden fazla talebini aynı davada birleştirebilir. Bu gibi hallerde
objektif dava birleşmesi söz konusu olur. Ancak davacı tarafta dava
arkadaşı olarak (A) ve (B), davalı taraf olan (C)’den haksız fiil sebebiy-
le mala verilen zararın tazmini talebi ile (A)’nın (C)’den olan ödünç
sözleşmesi sebebiyle verilen paranın iadesi objektif dava birleşmesinin
konusu olamaz. Çünkü bu halde aynı davacı taraf aynı davalı tarafa
karşı taleplerini ileri sürmemektedir.
32
28
Muşul, 2009, s.57.
29
Pekcanıtez / Atalay / Özekes, 2013, s.291 vd.
30
Kuru / Arslan / Yılmaz, 2013, s.207.
31
Umar, 2011, s.313.
32
Bu aşamada husumet olarak da adlandırılan taraf sıfatından bahsetmek gerekir.
Objektif Dava Birleİmesi 208
2. Birbirinden Bağımsız Birden Fazla Aslî Talep Olması
a. Birden Fazla Aslî Talep Olması
Objektif dava birleşmesi için her şeyden önce davacının aynı dava-
lıya yönelttiği birden fazla aslî talep bulunmalıdır. Davada taleplerin
birden çok olması durumu kendi içinde farklılık gösterebilirken talep-
lerin birden fazla olduğu her durumda objektif dava birleşmesi vardır
denilemez. Bu açıdan bakıldığında terditli davada, seçimlik davada ve
karşı davada da talep çokluğu vardır.
33
Objektif dava birleşmesinden
söz edebilmek için aslî taleplerin birinin diğerinin yanında dava edil-
mesi gerekir.
b. Taleplerin Usulî Nitelikte Olması
Bu aşamada üzerinde durulması gereken noktalardan biri objek-
tif dava birleşmesinin davacının birden fazla “usulî talep” ileri sürmesi
halinde söz konusu olmasıdır. Maddî hukuk taleplerinin yarışması ha-
linde objektif dava birleşmesinden bahsedilememektedir. Ancak yarı-
şan maddi hukuk taleplerinin dava konusu yapılması halinde, bunun
objektif dava birleşmesinin ayrımlarından biri olacağı yönünde aksi
görüş de vardır.
34
Usulî talep; maddi hukuk talebinden farklı olup talep sonucu ve
talep sonucunun dayandığı vakıalar anlamındaki dava sebebinden
oluşur. Usulî talebin bu iki unsurundan en az birinde meydana ge-
len yığılma objektif dava birleşmesine yol açar.
35
Davacının davalıya
karşı aynı amaca yönelmiş birden fazla maddi hukuka ilişkin talep
hakkına sahip olması da mümkündür. Usulî talebi maddî hukuk ta-
lebinden ayıran nokta, davacının davalıdan bir edada bulunmasını
değil; mahkemeden bu hususta bir hüküm verilmesini talep etme-
sindedir.
36
Bir maddi hukuk sorunu olarak ele alınan taraf sıfatı; davanın tarafları olan kişi
ya da kişiler ile dava konusu sübjektif hak arasındaki ilişkidir. Bu bağlamda, da-
vanın taraflarının, söz konusu maddi hukuk ilişkisinin de tarafları olması gerekir.
L. Şanal Görgün / Mehmet Kodakoğlu, Medenî Usul Hukuku, Yetkin Yayınları,
Ankara 2012, s.126.
33
Üstündağ, 1977, s.145.
34
Muşul, 2009, s.103, dipnot 37.
35
Muşul, 2012, s.144.
36
Alangoya, 1999, s.31, dipnot 24.
TBB Dergisi 2015 (117) Elif AKSOY 209
Usulî talep hakkı, bir hukukî sonucun kesin bir şekilde tespit edil-
mesine yönelmiş ve davacı tarafından ileri sürülmüş olan talep sonu-
cu ile belirlenen istek olarak tanımlanabilir. Eğer davacı mahkemeden
birde fazla karar vermesini talep ediyorsa o zaman usulî anlamda bir
talep çokluğu mevcuttur. Elbette mahkemeden talep edilmiş kararla-
rın sayısı hüküm sayısına göre belirlenemez. Bu konuda kıstas olarak
talep edilmiş olan kararın konusu dikkate alınır. Eğer davacı çeşitli
iddialar ileri sürerek bunlara cevap verilmesini istiyorsa bu durumda
usul hukuku anlamında taleplerin çokluğundan bahsedilir.
37
Ferdileştirme teorisine göre dava dilekçesinde talep sonucunu
haklı gösteren hukukî sebeplerin belirtilmesi şart ve yeterli olup va-
kıaların bildirilmesi gerekli değildir. Vakıalara dayandırma teorisine
göreyse dava dilekçesinde talep sonucunun dayanağı olan ve bu talep
sonucunu haklı gösterecek vakıaların bildirilmesi şart ve yeterlidir.
38
Bu teoriye göre hukukî sebebin belirtilmesi gerekmez; davanın gerçek
sebebi vakıalardır. Kanunumuzun ağırlıklı olarak benimsediği teori
vakıalara dayandırma teorisidir.
39
Vakıalara dayandırma teorisi kabul
edildiğinde sadece maddi hukuk taleplerinin yarışmasının objektif
dava birleşmesi yaratmayacağı söylenebilir. Çünkü bu halde zorunlu
unsurlardan bir çokluk değil; talep sonucuna ulaştırabilecek birden
fazla hukukî sebep vardır.
40
O halde bir talep sonucunun birden faz-
la vakıaya dayandırılması halinde vakıalar karışımında bir yığılma
olacağından usulî talep çokluğu söz konusu olurken; aynı olayda iki
hukuk normunun gerçekleşmesi halinde, sadece bir usulî talep söz ko-
nusu olup dava birleşmesi söz konusu olmayacaktır.
41
Sonuç olarak dava temelini oluşturan vakıa karışımı tek ve aynı
olmasına rağmen, örneğin, çalınanın iadesi ve hırsızlıktan uğranılan
zararın tazmini davalarında olduğu gibi, talep sonucu fazlalığı objek-
tif dava birleşmesini meydana getirebilir. Diğer yandan talep sonucu
tek ve aynı olup vakıaların çokluğu, örneğin, istihkak davasında dava-
cının mülkiyet hakkını miras sebebine ve kazandırıcı zamanaşımına
dayandırmasında olduğu gibi, bir objektif dava birleşmesi doğurabilir.
37
Üstündağ, 1977, s.394.
38
Kuru / Arslan / Yılmaz, 2013, s.280.
39
Kuru / Arslan / Yılmaz, 2013, s.280.
40
Alangoya / Yıldırım / Yıldırım D., 2011, s.128 vd.
41
Ulukapı, 1990, s.29.
Objektif Dava Birleİmesi 210
Son olarak hem vakıalar hem talep sonucunda çokluk olursa, örneğin,
ödünç sözleşmesi sebebiyle verilen paranın iadesi ve bundan bağımsız
olan bir haksız fiil sebebiyle mala verilen zararın tazmini davası halin-
de, yine objektif dava birleşmesi söz konusu olacaktır.
42
c. Taleplerin Birbirinden Bağımsız Olması
Objektif dava birleşmesinde, birleştirilen talepler mahkemece bir-
likte incelenir ve birlikte karara bağlanır; fakat bu talepler birbirinden
bağımsızdır, mahkeme her talep için ayrı ayrı karar verir. Objektif dava
birleşmesinde, birlikte açılan dava sayısı kadar talep sonucu vardır.
43
Davasını aynı dava dilekçesiyle açan davacının, her davasına ait talep
sonucunu ayrı ayrı ve açıkça bildirmesi gerekir. Aksi halde davacıya
her bir talep konusunun miktarını açıklaması için süre verilir; bu süre
içinde açıklama yapmazsa mahkeme davanın reddine karar verir.
44
Taleplerin birbirinden bağımsız olmasının birçok sonucu vardır.
Örneğin, talepten fazlaya hüküm verilemeyeceği kuralı her talep için
ayrı ayrı dikkate alınır. Bunun gibi talepler birbirinden bağımsız oldu-
ğu için vekâlet ücretinin ayrı ayrı takdir edilmesi gerekir.
45
Dava şart-
larının her bir talep bakımından ayrı ayrı belirlenmesi de yine talep-
lerin birbirinden bağımsız olmasının sonucudur.
46
Davalı, davacının
talep sonuçlarının hepsini kabul edebileceği gibi bir ya da bir kaçını da
kabul edebilir. Bu durumda kabule konu olan talep sonucunun ilişkin
bulunduğu dava sona ererken, diğer dava ya da davalara devam edi-
lir.
47
Benzer şekilde taleplerin birinden feragat edilmesi halinde diğer
42
Alangoya, 1999, s.32 vd.
43
Kuru, 2001, C.2, s.1497 vd. “…davacıların dilekçelerinde davalılara karşı olan
birden fazla istemlerini aynı davada birleştirmeleri halinde objektif dava birleş-
mesi sözkonusu olur. Bu halde, davada birlikte açılan dava sayısı kadar talep
sonucu ve müddeabih vardır. Mahkemenin birlikte açılan her bir dava için ince-
leme yaparak bir karar vermesi gerekir.” Y. 14. HD. 19.04.2003, E. 2002/2372, K.
2002/3046. Aynı yönde; Y. 11. HD. 09.03.2009, E. 2007/13628, K. 2009/2622; Y. 3.
HD. 06.11.2003, E. 2003/13090, K. 2003/13274 Erişim: http://www.kazanci.com
(23.10.2014).
44
Y. 9. HD. 27. 03. 1979, E. 1979/3362, K. 1979/4575; Y. 15. HD. 28.11.1978, E.
1978/2244, K. 1978/2262; Y. 9. HD. 28.05.1996, E. 1996/38196, K. 1996/11990;
Kuru, 2001,C.2, s.1604 vd.
45
Kuru, 2001, C.2, s.1500.
46
Salih Özaykut / Mehmet Beleç, Karşılaştırmalı-Açıklamalı-Şerhli ve Gerekçeli
Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Adalet Yayınevi, Ankara 2014, s.475.
47
İbrahim Ermenek, Davayı Kabul, Adalet Yayınevi, Ankara 2009, s.70.
TBB Dergisi 2015 (117) Elif AKSOY 211
talep (ya da talepler) için inceleme yapılıp karar verilir.
48
Bağımsız ni-
telikte olmanın bir diğer sonucu objektif dava birleşmesine konu olan
taleplerden biri konusuz kalırsa diğer talep için yargılamaya devam
edilerek esas hakkında hüküm verilecek olmasıdır.
49
Yine birleştirilen
taleplerin birbirinden bağımsız olmalarının bir sonucu olarak senetle
ispat sınırı her bir talep için ayrı ayrı belirlenir.
50
Dava dosyasının iş-
lemden kaldırılmış olması halinde taraflardan biri objektif dava birleş-
mesindeki davalardan birinin yenilenmesini isterse mahkeme sadece
o yenilenen davayı inceleyebilir; yenilenmemiş olan diğer dava işlem-
den kaldırılmış olmakta devam eder.
51
d. Taleplerin Aslî Nitelikte Olması
Davacının aynı davalıya karşı olan birden fazla bağımsız aslî tale-
bini aralarında derecelendirme ilişkisi yani aslîlik-fer’îlik ilişkisi kur-
madan ileri sürmesi halinde objektif dava birleşmesi söz konusu olur.
52
Objektif dava birleşmesini terditli davadan ayıran unsurlardan biri
budur. Objektif dava birleşmesinde talepler arasında bir öncelik sırası
bulunmamaktadır; davacının taleplerinden her biri diğerine eşdeğer
ve aynı derecede öneme sahiptir.
3. Taleplerin Aynı Yargı Çeşidi İçinde Yer Alması
Objektif dava birleşmesinin söz konusu olabilmesi için öngörülen
şartlardan diğeri taleplerin hepsinin aynı yargı çeşidinde yer alması-
dır. Ancak gerekçede yargı çeşidi ile neyin kastedildiği hususunda bir
açıklama yoktur.
Maddî anlamda yargı, çeşitlere (kollara) ayrılır. Yargı kolları aynı
derecede ve eşittir, yani aralarında altlık üstlük ilişkisi yoktur; bir yar-
gı çeşidindeki mahkeme diğer yargı çeşidine bağlı değildir. Her yargı
çeşidinde ayrı yargılama usulleri uygulayan ayrı mahkemeler görev
yapar.
53
Hukukî nitelikleri bakımından bir bütünlük oluşturan yargı-
48
Kuru, 2001, C.2, s.1500.
49
Kuru, 2001, C.3, s.3025.
50
Kuru, 2001, C.2, s.2242.
51
Kuru, 2001, C.4, s.4103.
52
Pekcanıtez / Atalay / Özekes, 2013, s.476.
53
Pekcanıtez / Atalay / Özekes, 2013, s.89.
Objektif Dava Birleİmesi 212
sal işler, belirli bir yargı çeşidinde toplanır ve bunlar hakkında o yargı
çeşidine özgü yargılama usulü uygulanır.
54
Yargı çeşitleri arasındaki
ilişki yargı yolu ilişkisidir ve bu husus kamu düzenindendir, kendili-
ğinden gözetilir, taraflar üzerinde tasarruf edemez.
55
Türk yargı siste-
mini dört bölüme ayrılmıştır. Bu ayrım kimi yazarlara göre; anayasa
yargısı, idari yargı, adlî yargı ve uyuşmazlık yargısı
56
kimi yazarlara
göre ise anayasa yargısı, idari yargı, adlî yargı ve askerî yargıdır.
57
Adlî
yargı ise kendi içinde ceza yargısı ve medeni yargı olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrımdan bağımsız olarak medenî yargının kendi içinde yargılama
usulü olarak, basit yargılama usulü ve yazılı yargılama usulü vardır.
İşte bazı yazarlar buradaki aynı yargı çeşidine tâbi olmayı aynı yar-
gılama usulüne tâbi olma olarak yorumlamaktadır. Bu görüşe göre
taleplerden hepsi ya yazılı yargılama usulüne ya da basit yargılama
usulüne tâbi olmalıdır.
58
Kanımızca objektif dava birleşmesi hususunda bahsedilen yargı
çeşidi adlî yargı içindeki ceza yargısı ve adlî yargı ayrımıdır. Ayrım
anayasa yargısı, idari yargı, adlî yargı ve askerî yargı çerçevesinde an-
laşılırsa bu ayrıma çok geniş bir anlam yüklenmiş olacak ve örneğin,
ceza yargısı içine giren bir dava ile medenî yargı içine giren bir dava
objektif dava birleştirmesine konu olabilecektir. Oysa iki yargı çeşi-
dinin usulleri, amaçları, yöntemleri birbirinden çok farklıdır. Ayrımı
medenî yargı içindeki yargılama usulleri olarak anlarsak bu seferde
anlam çok daraltılmış olacak ve objektif dava birleşmesi amaçlarına
hizmet edemez bir hale gelecektir.
Burada bahsedilmesi gereken bir diğer husus, biri re’sen araştırma
ilkesine tâbi olup diğeri taraflarca getirme ilkesine tâbi olan birden
fazla talep söz konusu olduğunda bunların objektif dava birleşmesine
konu edilip edilemeyeceğidir. Kural, çekişmeli yargı açısından taraf-
larca getirme ilkesinin; çekişmesiz yargı açısındansa re’sen araştırma
ilkesinin geçerli olduğudur. Bununla birlikte çekişmeli yargıya tâbi
olup taraflarca getirme ilkesinin istisnasını teşkil eden davalarda var-
54
Kuru / Arslan / Yılmaz, 2013, s.56.
55
Alangoya / Yıldırım / Yıldırım D., 2011, s.20.
56
Kuru / Arslan / Yılmaz, 2013, s.57; Alangoya / Yıldırım / Yıldırım D., 2011, s.20.
57
Pekcanıtez / Atalay / Özekes, 2013, s.89.
58
Alangoya, 1999, s.35. Aynı yönde; Kuru / Arslan / Yılmaz, 2013, s.271.
TBB Dergisi 2015 (117) Elif AKSOY 213
dır ki bunlar kamu düzenini ilgilendiren davalardır.
59
Taleplerden bi-
rinin çekişmeli yargıya diğerinin çekişmesiz yargıya tâbi olmasındaki
durum şimdilik bir tarafa bırakılacak olursa; çekişmeli yargıya tâbi iki
ayrı ilkenin söz konusu olduğu birden fazla talep bulunması halinde,
kanımızca bu taleplerin ayrılması gerekir. Çünkü birbirinin zıttı ola-
rak ifade edilen bu iki ilkeye bağlanan sonuçlar da doğal olarak birbiri-
nin tam tersidir. Aynı yargılama içindeki bir talep için re’sen araştırma
ilkesi geçerli diye örneğin, ikinci tanık listesinin verilmesi söz konusu
olabilecekken; diğer talep, taraflarca getirme ilkesine tâbi olduğu için
bu mümkün olmayacaktır. Yargılama içindeki her bir durumun bu şe-
kilde ayrı ayrı tespit edilip uygulanması hem usul ekonomisine aykı-
rı olacağı hem de yargılamanın daha iyi yürütülmesini engelleyeceği
için bu iki ayrı ilkeye tâbi olan talepler, mahkemece ayrılmalıdır.
Son olarak taleplerden birinin çekişmeli yargıya diğerinin çe-
kişmesiz yargıya tâbi olması halinde objektif dava birleşmesinin söz
konusu olup olmayacağı meselesi gündeme gelebilir. Bilindiği gibi
çekişmesiz yargıyı çekişmeli yargıdan ayıran temel farklar; çekişme
yokluğu, sübjektif hakkın yokluğu ve re’sen araştırma ilkesinin geçerli
olmasıdır. Bu bağlamda çekişmesiz yargıda dava, davacı ve davalı gibi
kavramlar yoktur.
60
İşte bu özelliklerinden dolayı çekişmesiz yargıya
tâbi talepler objektif dava birleşmesine konu olamaz. Çünkü her şey-
den önce kurumun adında dahi “dava” terimi geçmektedir; bundan da
önemlisi objektif dava birleşmesinin şartlarından ilki aynı “davacının”
aynı “davalıya” karşı taleplerini yöneltmesidir. Bu açıdan bakıldığında
çekişmesiz yargıda ilgilinin karşısında bir “karşı taraf” yoktur. Dolayı-
sıyla kanımızca, örneğin, (A), çekişmesiz yargıya tâbi olan birden fazla
talebini ya da (A)’nın (B)’ye karşı çekişmeli yargının konusu olan tale-
binin yanında bir de çekişmesiz yargıya tâbi olan talebini birleştirerek
objektif dava birleşmesinin konusu yapmasına imkân yoktur.
4. Taleplerin Tümü İçin Ortak Yetkili Mahkeme Bulunması
Mahkemelerin yetkisi kanunla düzenlenir ve hiç kimse kanunen
yetkili olduğu mahkemeden başka bir mahkeme önüne çıkarılamaz.
Genel yetki kuralına göre aksine bir düzenleme olmadıkça, her dava,
59
Pekcanıtez / Atalay / Özekes, 2013, s.362.
60
Kuru / Arslan / Yılmaz, 2013, s.67 vd.
Objektif Dava Birleİmesi 214
dava açıldığı tarihte davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahke-
mesinde görülür. Bunun dışında özel yetki kuralları da vardır; ancak
kesin yetki kuralı niteliğinde değilse özel yetki kuralı genel yetkiyi
kaldırmaz.
61
Yetkinin kesin olduğu hallerde ise davaya sadece o kesin
yetkili mahkemede bakılabilir, dava başka bir yer mahkemesinde açı-
lamaz. Kesin yetkili olarak tek mahkeme öngörülebileceği gibi birden
fazla mahkeme de öngörülmüş olabilir.
62
Kanunda dava sebebine göre davanın tamamı hakkında ortak
yetkiyi taşıyan bir mahkeme belli edilmiş ise davaya o mahkemede
bakılır.
63
HMK m. 7/1’de “davalıların” birden çok olması halinde yetkili
mahkemenin ortak yetkili mahkeme olacağı düzenlenmiştir. Oysa ob-
jektif dava birleşmesinde, taraf çokluğu değil; “talep çokluğu” olup bu
talepler için ortak yetkili mahkemenin varlığı aranmaktadır. Örneğin,
(A)’nın (B)’ye karşı hem satım sözleşmesinden doğan talebi için hem de
sebepsiz zenginleşmeden doğan alacağı için ayrı ayrı değerlendirildi-
ğinde yetkili mahkeme Ankara ise objektif dava birleşmesi açısından
ortak yetkili mahkeme şartı gerçekleşmektedir.
Bununla birlikte objektif dava birleşmesine konu edilen talep-
lerden biri için kesin yetkili mahkeme varsa bu durumda davanın o
kesin yetkili mahkemede açılması gerekir.
64
Diğer yandan taleplerin
hepsi için farklı kesin yetkili mahkemeler söz konusu olabilir. Örne-
ğin, taleplerden biri genel bir hukukî ilişkiden doğan taşınmaza iliş-
kin istihkak iddiası, diğeri ölüme bağlı tasarrufun iptali olabilir. Bu
durumda ilk talep için HMK m. 12 gereği taşınmazın bulunduğu yer
mahkemesi; ikinci talep için HMK m.11 gereği ölenin son yerleşim yeri
mahkemesi kesin yetkili mahkeme olacaktır. Ancak taşınmazın bu-
lunduğu yer de ölenin son yerleşim yeri de İstanbul ise objektif dava
birleşmesi açısından bu durum talepler için ortak yetkili mahkemenin
bulunduğu anlamına gelecek ve diğer şartlar da varsa bu talepler ob-
jektif dava birleşmesine konu edilebilecektir.
61
Kuru / Arslan / Yılmaz, 2013, s.129 vd.
62
Pekcanıtez / Atalay / Özekes, 2013, s.172.
63
Y. 11. HD. 21.09.2006, E. 2005/12841, K. 2006/9061 Erişim: http://www.kazanci.
com (23.10.2014).
64
Umar, 2011, s.52 vd.
TBB Dergisi 2015 (117) Elif AKSOY 215
E. Objektif Dava Birleşmesinin İncelenmesi
1. Görev ve Yetki
Objektif dava birleşmesi durumlarında görev kuralları açısından
HMK düzenlemesinde davanın değeri görev konusunu etkilemedi-
ğinden HUMK’un benimsediği görevli mahkemenin dava değerleri
toplamına göre belirleneceği ilkesi
65
geçerli olmayacaktır.
66
Objektif dava birleşmesine konu olan taleplerden biri özel mahke-
menin (örneğin, iş mahkemesinin) diğeri genel mahkemenin (örneğin,
asliye hukuk mahkemesinin) görev alanına giriyor olabilir. Bir özel
mahkemenin görevine giren dava, genel mahkemede başka bir dava
ile birlikte açılamaz.
67
Buna karşılık, biri özel mahkemenin diğeri ge-
nel mahkemenin görev alanına giren bu birleştirilen taleplerin tümü
için özel mahkeme görevli olur.
68
Yani iş mahkemesinin görev alanına
giren bir dava, asliye hukuk mahkemesinde başka bir dava ile birlikte
açılamazken; bu iki talep objektif dava birleşmesine konu edilerek iş
mahkemesinde açılabilir.
Bununla birlikte biri sulh hukuk mahkemesinin diğeri asliye hu-
kuk mahkemesinin görev alanına giren davalar, asliye hukuk mahke-
mesinde birlikte açılabilir.
69
Aynı durum birleştirilen taleplerden birinin asliye hukuk mah-
kemesinin diğerininse asliye ticaret mahkemesinin görev alanına
65
5235 Sayılı Kanunun 5. Maddesinde 6545 sayılı yasanın 45. Maddesi ile yapılan
değişiklik ile Asliye Ticaret Mahkemeleri karma heyetli bir mahkeme haline ge-
tirilmiştir. Bu değişiklik ile ticaret mahkemelerinin görev alanına giren davaların
yargılaması, konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri üç yüz bin
Türk lirasının üzerinde olan dava ve iş olması durumuna göre, mahkemelerin
tek hâkimli hale gelmeden önceki heyet halinde çalıştığı durum ile tek hâkimli
mahkeme olarak çalıştığı durumun bir karması oluşturulmuştur. Söz konusu kar-
ma sistemde kanunkoyucu heyet ile görülüp karara bağlanması gereken davala-
rı sınırlı olarak saymıştır. Bu düzenlemeyle birlikte, ticaret mahkemesinin görev
alanına giren bir davanın heyet halinde mi yoksa tek hâkimle mi görülüp karara
bağlanması gerektiğinin açık ve net bir şekilde belirlenmesi önem kazanmıştır.
Hüseyin Tuztaş, Ticaret Mahkemesi Hakimi Yazdı, Ticaret Mahkemelerinde Ge-
tirilen Değişiklikler, Erişim: http://www.gencbaro.org/genc-baro-ozel-haber/
ticaret-mahkemesi-hakimi-yazdi-ticaret-mahkemelerinde-getirilen-degisiklikler.
html (30.01.2015)
66
Umar, 2011, s.25.
67
Ulukapı, 1990, s.30.
68
Kuru, 2001, C.2, s.1498.
69
Kuru / Arslan / Yılmaz, 2013, s.271.
Objektif Dava Birleİmesi 216
girmesi durumunda da karşımıza çıkar. Ticaret mahkemesi özel gö-
revli mahkeme niteliğinde olduğundan yukarıdaki açıklamalar doğ-
rultusunda, böyle bir durumda dava, asliye ticaret mahkemesinde
açılır.
70
Bununla birlikte objektif dava birleşmesine konu edilen talepler-
den biri için kesin yetki diğeri için kesin olmayan yetki söz konusu
olduğunda davanın o kesin yetkili mahkemede açılması gerekir. Bu
konuyu kesin yetki niteliğinde olan taşınmazın aynından doğan dava-
lar üzerinden UMAR şöyle açıklamıştır; “tek dava içinde açılmış diğer da-
vaların, aslında kendi başlarına o kesin yetki kuralına tâbi olmaması; onların
şimdi m.12’ye tâbi dava ile birlikte açıldılar diye davanın reddine yahut yetki
itirazı üzerine diğer davalar hakkında ayırma kararı verilmesine yol açamaz.
Örneğin, bir kimsenin geçit irtifakından yararlanma hakkına engel
olunuyorsa hem bu müdahalenin men’ine karar verilmesi hem de şimdi-
ye kadar yapılagelen müdahale yüzünden kişinin uğradığı zararın tazminine
hükmolunması istemiyle açıla tek dava bakımından durum böyledir. Böyle bir
tazminat talebi diğer istemle birlikte öne sürüldüğünde o da taşınmazın bulun-
duğu yer mahkemesinin yargısına tâbi olacaktır.”
71
2. İspat Sınırının Belirlenmesi
Belli bir miktarın üzerindeki hukukî işlemlerin senetle ispatı zo-
runludur (HMK m.200). Objektif dava birleşmesinde, birleştirilen ta-
lepler birbirinden bağımsız oldukları için senetle ispat zorunluluğu
sınırı, her alacak için ayrı ayrı belirlenir.
72
Yani birleştirilen taleplerin
toplamı ispat sınırından fazla olsa bile ispat sınırından az olan her bir
talep, tanıkla da ispat edilebilir. Burada dikkat edilecek husus ayrı ala-
caklar olduğu için, ispat sınırının altında kalan her alacağın ayrı ayrı
tanıkla ispat edilebilirliğidir. Yoksa ispat sınırını aşan tek bir alacak
ayrı ayrı zamanlarda ispat sınırından az miktarda olacak şekilde veril-
miş olsa bile, bu farklı zamanlarda verilen tek alacağın kesimleri için
tanıkla ispat mümkün değildir.
73
70
Kuru, 2001, C.1, s.190.
71
Umar, 2011, s.52 vd.
72
Kuru, 2001, C.2, s.2242.
73
Kuru, 2001, C.2, s.2243 vd.
TBB Dergisi 2015 (117) Elif AKSOY 217
3. Islah
Islah, davacı ya da davalı tarafın iddia ve savunmanın değiştiril-
mesi yasağı kapsamında olan usul işlemlerini belirli kurallara uymak
suretiyle düzeltmesini sağlayan hukukî bir yoldur.
74
Islah talebi, mah-
kemeye yöneltilen tek taraflı bir irade beyanı olmakla birlikte karşı ta-
rafın ya da mahkemenin onayına da ihtiyaç duymamaktadır.
75
Davacı, aynı davalıya karşı olan birden fazla aslî talebini aynı dava
dilekçesiyle aynı anda ileri sürebileceği gibi, davanın genişletilmesi
şartlarına uyarak daha sonra da ileri sürebilirler. Ayrıca mahkemenin
ayrı ayrı açılan davaları birleştirmesiyle de objektif dava birleşmesi or-
taya çıkabilir. Bununla birlikte ıslah ile yeni taleplerin ileri sürülebile-
ceği kabul edildiği takdirde ıslah yoluyla da objektif dava birleşmesi
mümkündür.
Yargıtay, aksi yönde kararları olmakla birlikte, ağırlıklı olarak,
dava konusu ile ilgili olmayan yeni taleplerin davaya ıslah yoluyla
dâhil edilemeyeceği görüşündedir.
76
Yargıtay’a göre davacının talep
sonucunu aynı çizgi üzerinden arttırıp genişletebilmesi mümkün olsa
da dava konusu edilmeyen bir talep ıslah suretiyle dava kapsamına
alınamaz. Islahla kastedilen dava konusu edilen hususların değiştirip
genişletilmesidir.
77
Kanımızca da isabetli olan doktrinin görüşüne göre ise ıslah ile
yeni talepler ileri sürülebilir ve dolayısıyla ıslah yoluyla objektif dava
74
Ejder Yılmaz, Makaleler, Yetkin Yayınları, Ankara 2014, C.2, s.2059.
75
Ansay, 1960, s.188. Aynı yönde; Adnan Deynekli, Medenî Usul Hukukunda Islah,
Bilge Yayınevi, Ankara 2013, s.16.
76
“…hiç dava konusu edilmeyen bir hususun ıslahla çekişme konusu haline getiri-
lemeyeceği…” “…dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline
ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır…”
“…dava konusu edilmeyen bir konu ıslahla dava konusuna dâhil edilemeye-
ceği…” Y. 1. HD. 21.2.2011, E. 2011/614, K. 2011/1898. Aynı yönde; Y. 2. HD.
19.10.2012, E. 2012/18663, K. 2012/25392; Y. HGK. 29.6.2011, E. 2011/1-364, K.
2011/453; Y. 1. HD 9.12.2009, E. 2009/10432, K. 2009/12778; Y. 1. HD 14.1.2008,
E. 2007/10286, K. 2008/98; Y. 1. HD. 15.12.2010, E. 2010/12444, K. 2010/13442; Y.
1. HD. 21.12.2006, E. 2006/11301, K. 2006/12934; Y. 1. HD. 6.7.2010, E. 2010/4955,
K. 2010/7972; Y. 1. HD. 28.2.2007, E. 2007/284, K. 2007/1961Erişim: http://www.
kazanci.com (23.10.2014). Aynı yönde; Mahmut Bilgen, Hukuk Yargılamasında
Islah, Adalet Yayınevi, 2. Baskı, Ankara 2010, s.144 vd; Deynekli, 2013, s.53.
77
Y. 6. HD. 29.01.2013, E. 2012/18397, K. 2013/1205; Pekcanıtez / Atalay / Özekes,
2013, s.623.
Objektif Dava Birleİmesi 218
birleşmesi sonradan gerçekleşebilir.
78
Davacı, davasını tamamen ıslah
edebileceği gibi kısmen ıslah etmesi de mümkündür. Bu hallerde da-
vacı eski davasını aynen muhafaza etmekle birlikte yeni davaları da
yargılamaya sokar. Objektif dava birleşmesi ile bu durum söz konusu
olup davacı, dava dilekçesindeki talep sonucuna yeni birtakım talep
sonuçlarını bu yolla ekleyebilecektir.
79
Ancak bu noktada, ıslah ile ek-
lenen yeni talebin, başlangıçta objektif dava birleşmesine konu edilme-
sinin mümkün olup olmadığına dikkat edilmesi gerekir.
80
Eğer varlığı
gereken şartlar bakımından bir sorun yoksa ıslah yoluyla objektif dava
birleşmesi gerçekleşebilir.
Davanın tamamen ıslahı, dava dilekçesinden itibaren yapılır ve
bu nedenle de mahkemeye yeni bir dilekçe verilir.
81
Davanın kısmen
ıslahında ise dava dilekçesinden sonraki bir usul işlemi ıslah edilmek-
tedir.
82
Konumuz açısından ıslah çeşitlerinden kısmî ıslah söz konu-
sudur. Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. HMK’nın gerekçesin-
de de belirtildiği gibi karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah
talebi duruşma dışında yapılıyorsa, hukukî dinlenilme hakkının bir
sonucu olarak, karşı tarafı ıslahtan haberdar etmek amacıyla, tutana-
ğın veya ıslah dilekçesinin bir örneği ona tebliğ edilmelidir. Böylelikle
ıslah yoluyla eklenen yeni talepler karşısında davalının savunma hak-
kını kullanması mümkün olabilecektir
83
.
4. Temyiz
Yargıtay’ın önceki tarihli yerleşmiş içtihadı temyiz inceleme yeri,
yani daireleri farklı olan davaların birlikte açılamayacağı, dolayısıyla
objektif dava birleşmesine konu olamayacağı yönündeyken daha sonra
bu görüşünden dönmüştür.
84
Bilindiği gibi Yargıtay daireleri arasındaki
ilişki görev ilişkisi değil, iş bölümü ilişkisidir.
85
Objektif dava birleşmesi-
78
Umar, 2011, s.484.
79
Üstündağ, 1977, s.462. Aynı yönde; Yılmaz Ejder, Islah, Yetkin Yayınları, 4. Bası,
Ankara 2013, s.236.
80
Pekcanıtez / Atalay / Özekes, 2013, s.623.
81
Pekcanıtez / Atalay / Özekes, 2013, s.622.
82
Pekcanıtez / Atalay / Özekes, 2013, s.620.
83
Üstündağ, 1977, s.459 vd.
84
Kuru, 2001, C.2, s.1499.
85
“…Yargıtay daireleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olmayıp, iş bölümü ilişkisi bu-
lunduğundan…” Y. 4. HD. 12.10.1987, E. 1987/7309, K. 1987/7373 Erişim: http://
TBB Dergisi 2015 (117) Elif AKSOY 219
ne konu olan taleplerin, temyiz inceleme mercilerinin farklı olması, söz
konusu taleplerin birleştirilerek davayı bir arada açmaya engel değildir.
86
Yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuku Muhakemeleri Kanunu’nun
geçici 3. maddesi gereği 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu’nun 428. maddesinin yürürlüğü devam etmektedir. İlgili
maddeye göre alacak ve taşınır davalarında belirli bir parasal sınırı
geçmeyen kararlar temyiz edilemez. Alacağın bir kısmı dava edilmiş
ise söz konusu kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenecektir.
Eğer alacağın tamamı dava edilmiş, ancak asıl istemin kabul edilme-
yen kısım kesinlik sınırının altında ise yine temyiz edilemeyecek; an-
cak karşı taraf temyiz ederse bu kısımda temyiz edilebilecektir.
87
Birleştirilen taleplerin tümü temyiz ediliyorsa temyiz sınırının ta-
lepler toplamına göre belirlenmesi gerekir. Çünkü temyiz sınırı, dava
konusunun miktar ve değerine göre belirlenir
88
. Bununla birlikte hük-
mün yalnız bir kısmı temyiz edilip, diğer kısmı temyiz edilmeyebilir;
bu durum “kısmî temyiz” olarak ifade edilir. Diğer yandan, alacağın bir
kısmının temyiz edilmiş olması halinde, temyiz kesinlik sınırı, alaca-
ğın tamamına göre belirlenir.
89
Objektif dava birleşmesi halinde veri-
len hükmün, taleplerden yalnızca biri örneğin, manevi tazminatın ka-
bulü ya da reddi temyiz edilirken boşanmaya ilişkin hükmün esası ile
maddi tazminat ve nafakalara ilişkin sonuçları temyiz edilmeyebilir.
90
Bu halde hükmün temyiz edilmeyen kısmı temyiz süresinin geçmesiy-
le kesinleşir ve kesinleşen kısım icra edilebilir.
91
www.kazanci.com (23.10.2014).
86
“…davaların salt temyiz inceleme mercilerinin ayrı olduğu gerekçesiyle ayrılma-
ları gerektiği hususunun bozma nedeni yapılamayacağı...” Y. HGK. 15.10.2003, E.
2003/21-571, K. 2003/575 Erişim: http://www.kazanci.com (23.10.2014).
87
Pekcanıtez / Atalay / Özekes, 2013, s.896.
88
Kuru, 2001, C.5, s.4513. Aynı yönde; Muhammet Özekes, Sorularla Medenî Usul
Hukukunda Yeni Kanun Yolu Sistemi, Türkiye Barolar Birliği Yayınları, Ankara
2008, s.89; Pekcanıtez / Atalay / Özekes, 2013, s.896.
89
Pekcanıtez / Atalay / Özekes, 2013, s.942. Aynı yönde; “…alacağın bir kısmının
dava edilmesi halinde kesinlik sınırı, alacağının tamamına göre belirleneceğin-
den…” Y. HGK. 20.1.1988, E. 1987/10-517, K. 1988/37 Erişim: http://www.ka-
zanci.com (23.10.2014).
90
“...objektif dava birleşmesi halinde verilen hüküm taleplerinden yalnızca biri tem-
yiz edilip diğer sonuçlar temyiz edilemeyebilir...” Y. HGK. 23.6.1993, E. 1993/2-
133, K. 1993/481. Aynı yönde; Y. HGK. 30.11.1994, E. 1994/2-570, K. 1994/769
Erişim: http://www.kazanci.com (23.10.2014).
91
Kuru, 2001, C.5, s.4625.
Objektif Dava Birleİmesi 220
5. Yargılama Harç ve Giderleri
Objektif dava birleşmesinde, birleştirilen talepler birbirinden
bağımsız olduğundan, her talep için ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir
edilir.
92
Bununla birlikte HUMK düzenlemesine göre görevin dava
konusu edilen taleplerin toplamına göre belirleneceği hükmünden
hareketle harcın da birleştirilen taleplerin toplamı üzerinden alınaca-
ğı kabul edilmekteydi.
93
HMK’nın bu düzenlemeyi kaldırması, kanı-
mızca harç konusunda kabul edilen görüşü değiştirmemekte ve harç,
mevcut durumda da taleplerin toplamı üzerinden alınmalıdır. Talepler
birbirinden bağımsız olsa da birleştirilen talepler mahkemece birlikte
incelenir ve birlikte karara bağlanır. Harcın alınmasının amacı yargı
işlerinin ve hizmetlerinin yapılmasıdır. Kaldı ki Harçlar Kanunu’nda
belirlenen tarife uyarınca harç alındığına göre ayrı ayrı harç alınıp
toplanması yerine taleplerin toplamı üzerinden harç alınması daha
hızlı ve basit olacaktır.
Konusu para ve para ile ölçülebilen davalarda esas hakkında karar
verilmesi sonucu hüküm altına alınan uyuşmazlık konusu üzerinden
nisbi karar ve ilam harcı alınır.
94
Buna karşılık, konusu para ile ölçüle-
meyen davalar ile usule ilişkin nihaî kararlar ile davanın konusuz kal-
ması halinde verilecek kararlarda maktu karar ve ilam harcı alınır.
95
Nisbi harç ve nisbi vekâlet ücreti bakımından sorun yokken, mak-
tu harç ve maktu vekâlet ücretinin birleştirilen taleplerin toplamından
mı yoksa ayrı ayrı mı hükmedileceği konusunda tereddüt olabilir. Bu
konuda Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde bir
hüküm bulunmadığı gibi Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İş-
leri Yönetmeliğinde de bir hüküm yoktur. Gerçi Türkiye Barolar Birli-
ği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m. 8’de “bir davanın takibi sırasında
karşılık dava açılması, başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi veya da-
vaların ayrılması durumunda, her dava için ayrı ücrete hükmolunur” ifade-
92
“…talepler yönünden objektif dava birleşmesi sözkonusu olduğundan taleple-
rinin her biri yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu
hususun dikkate alınmaması da doğru olmamış…” Y. 11 HD. E. 2012/14718 K.
2013/14276 T. 4.7.2013 Erişim: http://www.kazanci.com (27.01.2015).
93
Kuru, 2001, C.2, s.1499. Aynı yönde; Yılmaz Z., 2011, s.335.
94
Burak Pınar, Yargı ve İcra Harçları, Günaydın Hukuk Yayınları, İzmir 2006, s.105
vd.
95
Pınar, 2006, s.126 vd.
TBB Dergisi 2015 (117) Elif AKSOY 221
si bulunmaktadır. Ancak burada “birleştirilmeden” HMK m. 166’daki
davaların birleştirilmesi kastedilmektedir. Yine de kanımızca isabetli
olan nisbi harç ve vekâlet ücretinin ayrı ayrı alınması kabul edildiği
ölçüde; maktu harç ve vekâlet ücretinin de toplam değer üzerinden
alınmasıdır.
Başvurma harcı ise dava açmak, davaya katılmak, ihtiyatî tedbir,
ihtiyatî haciz ve delil tespitiyle ilgili taleplerde bulunurken alınan ve
peşin olarak ödenmesi gereken harçtır.
96
Objektif dava birleşmesinde,
taleplerden her biri ayrı ve eşit düzeyde dava konusudur. Aslında her
bir talebin tek başına dava edilme olanağı vardır. Bu nedenle, her bir
talep bakımından ayrı ayrı başvuru harcı alınması gerekir. Çünkü
objektif dava birleşmesinde, davacı bir dilekçeyle aslında birden fazla
dava açmakta; birden fazla talebi için mahkemeye başvurulduğundan,
aynı anda (aynı dilekçeyle) birden fazla başvuru söz konusu olmakta-
dır. Başvuru harcının konusundan birisi de dava açılması olduğuna
göre, açılan her dava ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Birden fazla tale-
bin (davanın) tek bir dilekçede toplanmış olması, tek bir başvuru harcı
alınması gerektiği sonucuna götürmez.
97
II. OBJEKTİF DAVA BİRLEŞMESİNDE BAĞLANTI
A. Bağlantı Kavramı
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 166. maddesinin 4. fıkrasına
göre davaların aynı veya benzer sebeplerden doğması ya da biri hak-
kında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması halinde
“bağlantı” varsayılır. Ancak davalar arasında bazı ortak hususların
bulunması veya salt görünüşteki benzerlikler bağlantının varlığı için
yeterli değildir.
98
Bağlantı, aynı hukukî ilişkinden doğan talepler ara-
sında olabileceği gibi, dava konusu olan şey aynı ise talepler arasında
bağlantı varsayılır.
99
96
Pınar, 2006, s.54.
97
Aslan Akyol Leyla, “Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 Tarihli Kararı Çerçeve-
sinde Yargı Harçlarına İlişkin Bazı Sorunlar ve Güncel Gelişmeler”, Hacettepe Hu-
kuk Fakültesi Dergisi, Ankara 2011, C.1, Sa.1, s.39.
98
Pekcanıtez / Atalay / Özekes, 2013, s.635.
99
Bahri O. Ulgar, “Medenî Usul Hukukunda Karşılık Dava”, Yayımlanmamış Yük-
sek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü, Ankara 2011, s.58.
Objektif Dava Birleİmesi 222
Bununla birlikte HUMK’ta bağlantının ne zaman olduğuna iliş-
kin hükümde sadece “aynı sebep” ifadesine yer verilmişti. Oysa kay-
nak Kanunda “aynı ve benzer sebep” ifadesi bulunmaktaydı. Yargıtay
HUMK’un bu düzenlemesini gerekçe göstererek “benzer sebebi” bağ-
lantının varlığı için yeterli görmemekte; benzer sebebin söz konusu
olduğu hallerde bağlantıyı varsaydığı hususunda istisna niteliğinde
kararları olsa da
100
genel görüşü bağlantının olmadığı doğrultusun-
daydı. Doktrin ise bu durumu bir tercüme hatası olarak görmekte ve
“aynı sebebi” “benzer sebebi” de kapsamı içine alacak şekilde geniş yo-
rumlamaktaydı.
101
Ne var ki bu hatalı tercüme sadece teorik bir hata-
dan ibaret kalmamış ve Yargıtay ile doktrin arasında görüş ayrılığını
beraberinde getirmişti.
Yürürlüğe giren HMK ile bu tartışmaya son verilmiş ve benzer
sebepler de hükmün kapmasına alınarak bağlantının varlığı için ye-
terli görülmüştür. Yeni düzenlemenin doktrin görüşlerine ve nadiren
de olsa karşılaşılan bazı Yargıtay kararlarına uygun düştüğü belirtil-
miştir.
102
O halde bağlantıdan kasıt, davaların aynı sebepten doğması
ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte
olması veya davaların birbirine benzer sebeplerden doğmasıdır. Ör-
neğin, asıl alacağın ve fer’î alacağın arasında bağlantı var kabul edilir;
çünkü asıl alacağa ilişkin davanın sonucunun, fer’î alacağa ilişkin da-
vanın sonucunu etkileyebilme ihtimali vardır.
103
100
“…HUMK m. 43’te benzer olaylara ve hukuki sebeplere dayanması halinde açık
bir düzenleme bulunmamaktadır…birbiri ile ilgisi olan davaların benzer sebep
kavramı içerisinde değerlendirilerek bağlantının varlığı kabul edilmeli…”, Y. 19
HD. 17.12.2009, E. 2009/9735, K. 2009/11929. Aynı yönde; Y. 19 HD. 7.4.2005, E.
2005/448, K. 2005/3753; Y. 19 HD. 26.5.2005, E. 2005/2808, K. 2005/5955 Erişim:
http://www.kazanci.com (23.10.2014).
101
Arif Bayram, “Birlikte Dava Açılmasında Davaların Aynı Sebepten Doğmuş O l-
malarının Anlamı”, Adalet Dergisi, Sa.3-4, Ankara 1977, s.282 vd; Alangoya, 1999,
s.75vd; Kuru, 2001, C.3, s.3342 vd; Ulukapı, 1990, s.198 vd.
102
Mehmet Akif Tutumlu, Kuram ve Uygulama Açısından Hukuk Muhakemeleri
Kanunu’nun Yeni ve Değişik Hükümlerinin Yorumu, Seçkin Yayıncılık, 2. Baskı,
Ankara 2012, s.86.
103
Muşul, 2012, s.139.
TBB Dergisi 2015 (117) Elif AKSOY 223
1. Aynı Sebep
Öncelikle buradaki aynîyet, taleplerin aynîyeti değildir.
104
Diğer
yandan, davanın aynı sebepten doğmuş bulunması hükmündeki dava
sebebi kavramının açıklanması gerekir.
Dava sebebi hakkında iki görüş bulunmaktadır. Bir görüşe göre
dava sebebi, davacının kendisini, talebinde haklı kılacak maddi olayla-
rın da dâhil olduğu hukukî sebeplerdir. Kanımızca da isabetli olan di-
ğer görüşe göre ise dava sebebi, dava dilekçesindeki talep sonucunun
temelini oluşturan ve talebi haklı göstermeye elverişli olan vakıalar-
dır.
105
Her davada en az bir tane istem bulunur. Söz konusu her istem
de bir hukuk normuna dayanmalıdır. Bu da demek oluyor ki istemin
hükme bağlanabilir olduğu, hükme bağlanmasını sağlamak amacıy-
la dava konusu yapılabilir bir istem olduğu, hukuk normu tarafından
kabul edilmelidir. Bir hakkın doğumunu kabul edip, dava edilmesini
mümkün kılan hukuk normunun, bu sonuca ulaşmak için gerçekleş-
mesi gereken vakıalar, o hukuk normu düzenlendiği için istem temeli
olabilen vakıalardır.
106
Davanın aynı sebepten doğmuş bulunması hükmündeki davada-
ki sebepten anlaşılması gereken maddî vakıalar karışımındaki dava
sebebidir.
107
Aynı sebep, her şeyden önce maddî ve hukukî sebeplerde aynîyet
bulunmasını kapsar.
108
Örneğin, bir haksız fiili işleyen birden fazla za-
rar verenin olması gibi.
109
Bununla birlikte aynı sebep kavramı, aynı
maddi olaylara ve fakat farklı hukukî sebeplere dayanılmasını da kap-
sar. Örneğin, bir trafik kazası sebebiyle oluşan aynı zarar için açılan
104
Alangoya / Yıldırım / Yıldırım D., 2011, s.135.
105
Kuru, 2001, C.2, s.1587 vd. Aynı yönde; Pekcanıtez / Atalay / Özekes, 2013, s.505
vd.
106
Umar, 2011, s.352.
107
Ulukapı, 1990, s.198 vd.
108
“…aynı sebep kavramı hem maddi vakıalar ve hem de hukuki sebepler bakımın-
dan ele alınmalıdır…” Y. 19. HD. 14.10.2009, E. 2009/6646, K. 2009/9300. Aynı
yönde; Y. 19. HD. 2.4.2009, E. 2008/11361, K. 2009/2592; 19. HD. 26.5.2005, E.
2005/2808, K. 2005/5955; 19. HD. 7.4.2005, E. 2005/448, K. 2005/3753 Erişim:
http://www.kazanci.com (23.10.2014).
109
Bayram, 1977, s.283.
Objektif Dava Birleİmesi 224
davanın haksız fiile ve sigorta sözleşmesine dayandırılmasında oldu-
ğu gibi.
110
Burada dava sebebi olan vakıa trafik kazası olarak aynıdır;
ancak hukukî sebepler farklıdır.
Diğer yandan hukukî sebepler aynı olsa bile birden fazla dava se-
bebine dayanarak birlikte dava açılamaz. Bunun tek istisnası objektif
dava birleşmesidir. Objektif dava birleşmesinde davaların aynı olay-
lara dayanması, hukukî sebeplerin aynı olması ve aralarında bağlan-
tı bulunması da gerekmez. O halde objektif dava birleşmesi dışında,
maddi olaylar ayrı ve hukukî sebepler aynı ise veya hem maddi olay-
lar ayrı hem de hukukî sebepler ayrı ise bu davalar birlikte açılama-
yacaktır.
111
2. Benzer Sebep
İlk olarak buradaki “benzer sebep” kavramındaki sebepten, hukukî
sebep değil; davanın temelini oluşturan vakıalar anlaşılmalıdır.
112
Da-
vaların birbirine benzer olaylara ve hukukî sebeplere dayanması ve
konularının aynı nitelikte olması halinde de bağlantıdan söz edilebi-
lir.
113
Örneğin, bir taşınmazın ayrı bölümlerini kiralayan kişilere kar-
şı aynı sebepten tahliye davası açılmasında maddi sebep (taşınmazın
dava sırasında kiracılar tarafında kullanılmakta olması) aynıyken;
hukukî sebepler (ayrı ayrı kira sözleşmeleri) benzerdir.
114
Bir başka örnek vermek gerekirse, davacılar yaptıkları sözleşme-
lerle davalının yüklendiği satış sonrası bakım ve onarım hizmetine
aykırı davranıştan dolayı her biri için tazminat ödenmesini istemiş ol-
sunlar. Bu olayda davacıların her biri davalı ile özdeş nitelik, kapsam
ve içerikli sözleşme yaptıkları, davalının bu sözleşmelerle yüklendi-
ği borca aykırı davrandığını ileri sürerek tazminat istemişlerdir. Bu
duruma göre davanın en azından benzer bir sebepten doğduğunun
kabulü gerekir.
115
110
Ulukapı, 1990, s.204.
111
Bayram, 1977, s.284.
112
Ulukapı, 1990, s.209.
113
Bayram, 1977, s.284.
114
Ulukapı, 1990, s.208.
115
Kuru, 2001, C.3, s.3347.
TBB Dergisi 2015 (117) Elif AKSOY 225
3. Davalardan Biri Hakkında Verilecek Hükmün Diğerini
Etkileyecek Nitelikte Olması
Birden fazla davadan biri hakkında verilecek hükmün diğerini et-
kileyecek nitelikte olması halinde bu davalar arasında bağlantının var-
lığı kabul edilir. Kanunkoyucunun burada getirdiği kıstas, tamamen
mahkemenin takdirine bırakılmış genel bir hüküm niteliğindedir.
116
Buna göre örneğin, davacı, açtığı kısmî dava devam ederken ek
davasını da açarsa
117
veya asıl alacak davasından sonra faiz alacağı için
de ayrı bir dava açarsa
118
ya da bir menfî tespit davasından sonra, da-
valı davacıya karşı aynı hukukî ilişkiye dayanarak bir eda davası açar-
sa bu davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek
nitelikte olduğu için aralarında bağlantı olduğu kabul edilir.
119
B. Objektif Dava Birleşmesinde Bağlantının Aranmaması
Objektif dava birleşmesinde, aynı davacı tarafından aynı davalıya
karşı yöneltilecek birden fazla talep arasında bir bağlantının bulunma-
sı zorunluluğu aranmamıştır.
120
Burada her talep ekonomik bakımdan
farklı edaları hedeflemektedir. Tek bir davada birleştirilmiş talepler
farklı hukukî sebeplere dayansa bile durum aynıdır.
121
Bağlantı, HMK’da düzenlenen birçok kurumla ilgili bir kavramdır.
Örneğin, bekletici sorun, dava arkadaşlığı, karşı dava, terditli dava,
davaların birleştirilmesi ve ayrılması konuları bağlantı kavramıyla iç
içedir. Bununla birlikte objektif dava birleşmesinde ileri sürülen talep-
ler arasında hukukî veya ekonomik bir bağın bulunmasının aranma-
dığı HMK’nın gerekçesinde vurgulanmıştır.
116
Ulukapı, 1990, s.210.
117
“...kısmi dava ve ek dava, aralarında bağlantı bulunduğu için...” Y. HGK.
23.12.2009, E. 2009/2-476, K. 2009/589. Aynı yönde; Y. HGK. 24.12.2008, E.
2008/9-759, K. 2008/775 Erişim: http://www.kazanci.com (23.10.2014).
118
“…asıl alacak ile faiz alacağı arasında doğrudan bağlantı bulunduğundan…” Y.
15 HD. 28.12.2011, E. 2011/196, K. 2011/8015 Erişim: http://www.kazanci.com
(23.10.2014).
119
Kuru, 2001, C.3, s.3414.
120
Ulukapı, 1990, s.29.
121
Üstündağ, 1977, s.145.
Objektif Dava Birleİmesi 226
Maddi menfaat, parasal, daha doğru bir ifadeyle malvarlığına iliş-
kin olabilir.
122
Para ise değerin ve menfaatin ekonomik ölçüsüdür.
123
Hukukî menfaat kavramından anlaşılması gereken, ekonomik bir
menfaat ihlalini iddia etmenin yeterli olmadığıdır; hukuken korunan
bir menfaatin, yani bir hakkın ihlali iddia edilmelidir.
124
Örneğin,
dava konusu alacağın yüksek olması sebebiyle davanın reddi halin-
de yüksek yargılama giderlerine mahkûm edilmemek için kısmi dava
açmakta davacının menfaati, hukuki bir menfaat değil; ekonomik bir
menfaattir.
125
Bu bağlamda hukukî bağlantı, uyuşmazlığın çözümünde esas alı-
nacak hukuk kurallarının ve hukukî dayanakların aynı olmasını ifade
eder. Ekonomik bağlantı ise uyuşmazlık noktalarıyla ilgili fiilî durumla;
birleştirilen talepler arasında malvarlığına ilişkin bir eksilme ya da ço-
ğalma, ekonomik durumda bir değişiklik ve iyileşme sağlanıp sağlan-
madığı, yani para ile ölçülebilen bir bağlantı olup olmadığıyla ilgilidir.
Her ne kadar objektif dava birleşmesinde bağlantı aranmasa da
birleştirilen bu davalar yargılamanın daha iyi yürütülmesi ya da usul
ekonomisinin gerektirmesi gibi gerekçelerle ayrılabilir. Bilindiği gibi
bağlantı bulunduğu için birlikte açılmış ya da mahkeme tarafından
birleştirilmiş davalar dahi yargılamanın daha iyi yürütülmesi için
mahkeme tarafından ayrılabilir.
126
Aralarından bağlantı bulunan da-
valar bile ayrılabildiğine göre objektif dava birleşmesinde böyle bir
bağlantı aranmasa da yargılamanın daha iyi yürütülmesi gerekçesiyle
birleştirilen talepler ayrılabilir. Örneğin, (A), (B)’ye karşı alacak dava-
sı ve bundan bağımsız olan bir haksız fiili nedeniyle tazminat davası
açmışsa objektif dava birleşmesi caiz olduğu halde mahkeme yargı-
lamanın daha iyi yürütülmesi için gerekli görürse beraber açılan bu
davaları ayrılabilir. Hatta kanımızca medenî usul hukukuna hâkim
olan ilkelerden özellikle usul ekonomisi ve yargılamanın daha iyi yü-
rütülmesi için mahkemenin gerekli önlemleri alabilmesi sebebiyle bu
davalar ayrılmalıdır.
122
Emel Hanağası, Davada Menfaat, Yetkin Yayınları, Ankara 2009, s.278.
123
Hanağası, 2009, s.106, dipnot 599.
124
Hanağası, 2009, s.151 vd.
125
Pekcanıtez / Atalay / Özekes, 2013, s.481.
126
Kuru, 2001, C.3, s.3398.
TBB Dergisi 2015 (117) Elif AKSOY 227
Diğer yandan objektif dava birleşmesinin caiz olmadığı halde bir-
den fazla dava birlikte açılmışsa mahkeme bu davaları ayırmak zo-
rundadır. Örneğin, mahkemenin açılan davalardan her biri için yetkili
olması objektif dava birleşmesinin şartlarından biridir. Mahkeme da-
valardan biri için yetkili değilse o dava hakkında ayırma ve yetkisizlik
kararı verir.
127
Objektif dava birleşmesinde davaların ayrılmasına karar veril-
mesi halinde her dava için ayrı bir dosya açılır. Nisbî harca tâbi olan
davalarda, ayrılan davalar için yeni harç yatırılmasına gerek yoktur.
Çünkü nisbî harç, ayrılan davaların, dava konularının toplamına göre
alınmıştır
128
. Ancak ayrılan ve yeni dosya açılan her dava için ayrı ayrı
başvurma harcı alınması gerekir
129
. Aynı şekilde maktu harca tâbi da-
valarda, ayrılan ve yeni dosya açılan davalar için yeniden harç yatırıl-
ması gerekir
130
.
III. OBJEKTİF DAVA BİRLEŞMESİNİN USUL EKONOMİSİ
AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
Medenî usul hukukuna egemen olan ilkelerden birisi olan usul
ekonomisi; kanunlarda öngörülen düzenleme çerçevesinde, yargıla-
manın kolaylaştırılmasını, yargılama için öngörülen olağan sürenin
aşılmamasını ve gereksiz masraf yapılmamasını amaçlar. Tüm bun-
larla birlikte, bu amaçların gerçekleştirilmesini aynı zamanda hâkime
bir görev olarak da yükler. Bu bağlamda, usul ekonomisini oluşturan
ögeler; “basitlik”, “hızlılık” ve “ucuzluk” olarak ortaya çıkar.
131
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 77. maddesinde dü -
zenlenen usul ekonomisi ilkesi, 2011’de yürürlüğe giren Hukuk Mu-
hakemeleri Kanunu’nun 30. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu
127
Kuru, 2001, C.3, s.3409.
128
Cumhur Rüzgaresen, “Medenî Usul Hukukunda Yargılama Harç ve Giderleri”,
Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimleri Ensti-
tüsü, Ankara 2001, s.80. Aynı yönde; Zekeriya Yılmaz, Hukuk Davalarında Yargı-
lama Harç ve Giderleri ile Vekâlet Ücreti, Seçkin Yayıncılık, 4. Baskı, Ankara 2011,
s.328.
129
Rüzgaresen, 2001, 81. Aynı yönde; Yılmaz Z., 2011, s.328
130
Kuru, 2001, C.3, s.3405. Aynı yönde; Yılmaz Z., 2011, s.328; Rüzgaresen, 2001, 81.
131
Ejder Yılmaz, “Usul Ekonomisi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, An-
kara 2008, C.57, Sa.1, s.243.
Objektif Dava Birleİmesi 228
maddeye göre hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir
biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla
yükümlüdür.
Bununla birlikte, Anayasanın 141. maddesinde yargılamanın ba-
sit, çabuk ve ucuz gerçekleşmesi için devletin gereken tedbirleri alması
zorunluluğu vurgulanmıştır.
Aynı zaman da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesin-
de de mahkemelerin makul sürede karar vermesi gerektiğini belirtil-
miştir. AİHS m.6’da, hukukî koruma talebi ve tarafların dinlenme hak-
kına ilişkin temel hakkın, aşırı uzayan bir yargılama süresi yönünden
etkileneceği varsayımından hareketle yargılamanın makul sürede ta-
mamlanması gereği üzerinde durulmuştur.
132
Usul ekonomisi ilkesinin, medenî yargılamaya hâkim olan diğer
ilkelerle sıkı bir ilişkisi vardır. Özellikle makul süre kapsamında adil
yargılanma hakkı ve yargılamaya ayrılan zaman ile paranın ölçülü
şekilden kullanılması gerekliliği kapsamında ölçülülük ilkesiyle iliş-
kisi vardır. Hukukî dinlenilme ilkesiyle arasında ise bu iki ilkenin
niteliklerinde kaynaklanan bir gerilim noktası olmakla birlikte usul
ekonomisi ilkesi, hukukî dinlenilmenin sınırını belirleme özelliğine
sahiptir.
133
Belirtmek gerekir ki yargılamada önemli olan tek başına hız değil;
o uyuşmazlığın gerektirdiği makul süre içinde uyuşmazlığın gideril-
mesidir. Yargılamanın hızlı bir şekilde yürütülmesi gerekliliği, usul
hukukunun gerçek amacı olan maddi gerçeğe ulaşma gayesinin önüne
geçmemelidir.
134
Objektif dava birleşmesinde, taleplerin tümü birbirinden ba-
ğımsız, eşdeğer ve aynı derecede öneme sahiptir. Her bir talep farklı
edimlerin gerçekleştirilmesine yönelmiştir. Görünüşte tek dava, ger-
132
Murat Yavaş, “Mehaz Kanun İle Türk Hukukunda ve Mukayeseli Hukukta
Medenî Yargılamaya Hâkim Olan İlkeler ve Hâkimin Rolü”, Yavuz Alangoya İçin
Armağan, Beta Yayınları, İstanbul 2007, s.320.
133
Cumhur Rüzgaresen, Medenî Muhakeme Hukukunda Usul Ekonomisi İlkesi,
Yetkin Yayınları, Ankara 2013, s.119 vd.
134
Yavaş, 2007, s.320.
TBB Dergisi 2015 (117) Elif AKSOY 229
çekte ise talep sayısınca dava mevcuttur. Bu dava çeşidinde ortak olan
tek husus delillerin ikâmesi ile tahkikat aşamasıdır. Dolayısıyla bu
açıdan bakıldığında usul ekonomisi ilkesinin gerçekleştirilmesine
katkıda bulunur.
135
Çünkü davalarda önemli zamanların harcandığı
dilekçelerin karşılıklı verilmesi, tebligatlar ve delillerin ikâmesi gibi
aşamalar objektif dava birleşmesi sayesinde daha kısa zamanda ger-
çekleşmektedir.
Bununla birlikte objektif dava birleşmesinde birleştirilen talepler
arasında hukukî ya da ekonomik hiçbir bağlantı aranmamaktadır. Do-
laysıyla aralarında hiçbir şekilde bağ bulunmayan talepler birleştirile-
bilmektedir. Bu durumun usul ekonomisine hizmet ettiğini söylemek
zordur. Çünkü birbirinden bağımsız talepler için ayrı ayrı zaman ile
para harcanacak ve yargılama yavaşlayacaktır. Ancak elbette yargıla-
manın daha iyi yürütülmesi için birleştirilen davalar ayrılabilir.
SONUÇ
Medenî Usul Hukukundaki dava çeşitlerinde biri olan objektif
dava birleşmesi, HUMK’ta açıkça düzenlenmemiş olmasına rağmen
uygulanmaktaydı. Bununla birlikte 6100 sayılı HMK m 110’da açıkça
düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; “davacı, aynı davalıya karşı olan,
birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sü-
rebilir. Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi
içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin
bulunması şarttır”.
İnceleme esnasında, objektif dava birleşmesinin davacının birden
fazla aslî talep ileri sürmesi halinde söz konusu olduğu, talepler ara-
sında derecelendirme ilişkisi bulunmadığı, objektif dava birleşmesi
hususunda bahsedilen yargı çeşidinin adlî yargı içindeki ceza yargısı
ve adlî yargı ayrımı olduğu, yargılamaya hâkim iki ayrı ilkenin geçerli
olduğu durumlarda taleplerin ayrılması gerektiği, çekişmesiz yargıya
tâbi taleplerin objektif dava birleşmesine konu olamayacağı ve ıslah
yoluyla da objektif dava birleşmesinin mümkün olduğu saptanmıştır.
135
Pekcanıtez / Atalay / Özekes, 2013, s.477.
Objektif Dava Birleİmesi 230
Bununla birlikte çalışmada, objektif dava birleşmesinde, birleşti-
rilen taleplerin mahkemece birlikte incelenip, birlikte karara bağlana-
cağı; fakat bu taleplerin birbirinden bağımsız olduğu ve mahkemenin
her talep için ayrı ayrı karar vereceği belirtildikten sonra taleplerin
birbirinden bağımsız olmasının sonuçlarına değinilmiştir.
Objektif dava birleşmesinde birlikte ileri sürülen talepler arasında
hukukî veya ekonomik bir bağın bulunması şart değildir. Ancak elbet-
te yargılamanın daha iyi yürütülmesi için birleştirilen davalar ayrıla-
bilir. Burada tek müşterek olan husus, delillerin ikâmesi ile tahkikat
aşamasıdır. Her ne kadar gerekçede objektif dava birleşmesinin ama-
cının usul ekonomisinin gerçekleştirilmesi olduğu belirtilse de özel-
likle bağlantının aranmaması çerçevesinde durum her zaman böyle
değildir.
Kaynakça
Alangoya Yavuz, Medenî Usul Hukukunda Dava Ortaklığı (Tarafların Taaddüdü),
Namaş Dizgi ve Baskı, İstanbul 1999.
Alangoya Yavuz / Yıldırım Kamil / Yıldırım Deren Nevhis, Medenî Usul Hukuku
Esasları, Beta Yayınları, 8. Baskı, İstanbul 2011.
Ansay Sabri Şakir, Hukuk Yargılama Usulleri, Güzel Sanatlar Matbaası, 7. Baskı, An-
kara 1960.
Aslan Akyol Leyla, “Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 Tarihli Kararı Çerçevesinde-
Yargı Harçlarına İlişkin Bazı Sorunlar ve Güncel Gelişmeler”, Hacettepe Hukuk
Fakültesi Dergisi, Ankara 2011, C.1, Sa.1, s.32–52.
Bayram Arif, “Birlikte Dava Açılmasında Davaların Aynı Sebepten Doğmuş Ol-
malarının Anlamı”, Adalet Dergisi, Sa.3-4, Ankara 1977, s.282-287.
Bilge Necip / Önen Ergun, Medenî Yargılama Hukuku Dersleri, Sevinç Matbaası,
3. Baskı, Ankara 1978.
Bilgen Mahmut, Hukuk Yargılamasında Islah, Adalet Yayınevi, 2. Baskı, Ankara 2010.
Dedeağaç Ender, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Getirdikleri, Anka-
ra Barosu Yayınları, Ankara 2011.
Deynekli Adnan, Medenî Usul Hukukunda Islah, Bilge Yayınevi, Ankara 2013.
Ercan İsmail, Medenî Usul Hukuku, 7. Baskı, 12 Levha Yayınları, İstanbul 2011.
Ermenek İbrahim, Davayı Kabul, Adalet Yayınevi, Ankara 2009.
TBB Dergisi 2015 (117) Elif AKSOY 231
Görgün L. Şanal / Kodakoğlu Mehmet, Medenî Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, An-
kara 2012.
Hanağası Emel, Davada Menfaat, Yetkin Yayınları, Ankara 2009.
Kazancı İçtihat Bilgi Bankası, http://www.kazanci.com.
Kuru Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Demir-Demir Yayıncılık, 6. Baskı, İstanbul
2001.
Kuru Baki / Arslan Ramazan / Yılmaz Ejder, Medenî Usul Hukuku Ders Kitabı, Yet-
kin Yayınları, 24. Baskı, Ankara 2013.
Muşul Timuçin, Medenî Usul Hukuku, Adalet Yayınevi, 3. Baskı, Ankara 2012.
Muşul Timuçin, Medenî Usul Hukukunda Terdit İlişkileri, Yetkin Yayınları, 2. Baskı
Ankara 2009.
Özaykut Salih / Beleç Mehmet, Karşılaştırmalı – Açıklamalı – Şerhli ve Gerekçeli
Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Adalet Yayınevi, Ankara 2014.
Muhammet Özekes, Sorularla Medenî Usul Hukukunda Yeni Kanun Yolu Sistemi,
Türkiye Barolar Birliği Yayınları, Ankara 2008.
Pekcanıtez Hakan / Atalay Oğuz / Özekes Muhammet, Medenî Usul Hukuku, Yet-
kin Yayınları, 14. Baskı, Ankara 2013.
Pınar Burak, Yargı ve İcra Harçları, Günaydın Hukuk Yayınları, İzmir 2006.
Rüzgaresen Cumhur, “Medenî Usul Hukukunda Yargılama Harç ve Giderleri”, Ya-
yımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimleri Ensti-
tüsü, Ankara 2001.
Rüzgaresen Cumhur, Medenî Muhakeme Hukukunda Usul Ekonomisi İlkesi, Yet-
kin Yayınları, Ankara 2013.
Tutumlu Mehmet Akif, Kuram ve Uygulama Açısından Hukuk Muhakemeleri
Kanunu’nun Yeni ve Değişik Hükümlerinin Yorumu, Seçkin Yayıncılık, 2.
Baskı, Ankara 2012.
Tuztaş Hüseyin, Ticaret Mahkemesi Hâkimi Yazdı, Ticaret Mahkemelerinde Getiri-
len Değişiklikler,
http://www.gencbaro.org/genc-baro-ozel-haber/ticaret-mahkemesi
-hakimi-yazdi-ticaret-mahkemelerinde-getirilen-degisiklikler.html (30.01.2015).
Ulgar O. Bahri, “Medenî Usul Hukukunda Karşılık Dava”, Yayımlanmamış Yüksek
Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü, Ankara 2011.
Ulukapı Ömer, “Medenî Usul Hukukunda Dava Arkadaşlığı”, Doktora Tezi, Ankara
Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü, Ankara 1990.
Umar Bilge, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Yetkin Yayınları, Ankara 2011.
Üstündağ Saim, Medeni Yargılama Hukuku, Beta Yayınları, 4. Baskı, İstanbul
1989, C.1-2.
Objektif Dava Birleİmesi 232
Yavaş Murat, “Mehaz Kanun İle Türk Hukukunda ve Mukayeseli Hukukta Medenî
Yargılamaya Hâkim Olan İlkeler ve Hâkimin Rolü”, Yavuz Alangoya İçin A r-
mağan, Beta Yayınları, İstanbul 2007, s.283-335.
Yılmaz Ejder, “Usul Ekonomisi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Ankara
2008, C.57, Sa.1, s.243-274.
Yılmaz Ejder, Medenî Yargılama Hukukunda Islah, Yetkin Yayınları, 4. Baskı, Anka-
ra 2013.
Yılmaz Ejder, Makaleler, Yetkin Yayınları, Ankara 2014, C.2.
Yılmaz Zekeriya, Hukuk Davalarında Yargılama Harç ve Giderleri ile Vekâlet Ücreti,
Seçkin Yayıncılık, 4. Baskı, Ankara 2011.