HALKA AÇIK ANONİM ORTAKLIKTA PAY REHNİ
İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ
LİSANSÜSTÜ PROGRAMLAR ENSTİTÜSÜ
İREM CANSU DEMİRCİOĞLU MERCAN
HUKUK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI
2025
HALKA AÇIK ANONİM ORTAKLIKTA PAY REHNİ
İrem Cansu DEMİRCİOĞLU MERCAN
121613008
Dr. Öğr. Üyesi Kerem ÇELİKBOYA
İstanbul Bilgi Üniversitesi
Prof. Dr. Veliye YANLI
İstanbul Bilgi Üniversitesi
Dr. Öğr. Üyesi Abdüssamet YILMAZ
Marmara Üniversitesi
Onay Tarihi: 10/07/2025
iii
Bu belgedeki tüm bilgilerin akademik kurallara ve etik davranışa uygun olarak elde
edildiğini ve sunulduğunu beyan ederim. Ayrıca, bu kural ve davranışın gerektirdiği
şekilde, bu çalışmanın orijinal bulgusu olmayan tüm materyal ve sonuçlara tam olarak
atıfta bulunduğumu ve referans verdiğimi beyan ederim.
İsim Soyisim: İrem Cansu
DEMİRCİOĞLU MERCAN
İmza:
iv
ÖZ
Halka açık anonim ortaklık payının rehne konu olması, özellikle son yıllarda birçok
anonim ortaklığın halka arz edilmesi, halka açık statüsünü haiz olması ve sermaye
piyasası hukukuna tabi olması ile uygulamada yaygın olarak kullanılan bir teminat haline
gelmektedir. Çalışmanın konusu temelde anonim ortaklık payına yönelik olarak ticaret
hukuku ile sermaye piyasası hukukunun ve rehin hakkına yönelik olarak ise eşya
hukukunun incelenmesini gerektirmektedir. Diğer yönleriyle ise kıymetli evrak hukuku
ve icra hukuku alanlarında çeşitli çalışmalar yapılmasını gerektiren çok yönlü bir konu
niteliğindedir. Bu doğrultuda, çeşitli hukuk disiplinlerinin bir arada incelenmesi gereken
bir çalışma ortaya çıkmıştır.
Çalışmada, halka açık anonim ortaklıkta pay rehnine ilişkin uygulamada ve doktrinde
tartışılan konulara genel hatlarıyla yer verilmekte olup gerekli yerlerde detaylı
değerlendirmeler yapılmaktadır. Çalışmanın birinci ana bölümünde anonim ortaklık payı
ve pay rehni kavramları açıklanarak anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkına
uygulanacak hükümler doğrultusunda söz konusu rehin hakkının kurulmasına ilişkin
hususlar ele alınmaktadır. Çalışmanın ikinci ana bölümünde ise halka açık anonim
ortaklık ve kayden izlenen pay kavramları incelenerek halka açık anonim ortaklıktaki
payları konu edinen rehin hakkının kurulmasına ilişkin esaslar ve söz konusu rehin
hakkının hükümleri ayrıca açıklanmaktadır. Son olarak, çalışmanın üçüncü ana
bölümünde, halka açık anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkının sona ermesi,
paraya çevrilmesi ve rehin hakkının sona ermesinin hüküm ve sonuçları
değerlendirilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Halka Açık Anonim Ortaklık; Kayden İzlenen Paylar; Kayden
İzlenen Pay Üzerinde Rehin Hakkı; Hak Rehni; Merkezi Kayıt Kuruluşu
v
ABSTRACT
Pledge right over a publicly traded company’s shares has become one of widely used
collaterals in practice, since many companies have been offered to the public, have
become publicly traded companies and subject to capital markets law. The subject matter
of study basically requires examination of corporate law and capital markets law with
respect to shares in joint stock company and property law with respect to right of pledge.
In other aspects, it has been a multi-disciplined subject that requires various studies in the
fields of negotiable instruments law and enforcement law.
In this study, the issues discussed in practice and doctrine regarding pledge of shares in
publicly traded companies are discussed in general terms and detailed evaluations are
made where necessary. In the first part of study, concepts of shares in joint stock company
and share pledge are explained and issues regarding establishment of the said pledge right
are discussed in line with the provisions applicable to right of pledge over shares in the
joint stock company. In the second part of study, concepts of publicly traded company
and dematerialized shares are examined, and principles regarding establishment of right
of pledge over shares in publicly traded companies and provisions of the said pledge right
are further explained. Finally, in the third part of study, termination of such pledge right,
its foreclosure and consequences of termination are evaluated.
Keywords: Publicly Traded Joint Stock Company; Dematerialized Shares; Pledge Right
over Dematerialized Shares; Pledge over Rights; Central Securities Depository
vi
TEŞEKKÜR
Çalışmanın konusu teminat hukuku ve sermaye piyasası hukukuna olan ilgimin bir yazına
dönüştürülmesi fikri ile ortaya çıkmıştır. Uygulamada en çok tercih edilen teminatlardan
biri olan pay üzerindeki rehin hakkının halka açık anonim ortaklık payları üzerindeki
görünümü ve dolayısıyla sermaye piyasası hukukundaki kurallarla birleşimi bu yönleriyle
benim için üzerinde çalışması çok keyifli bir başlık haline dönüşmüştür. Çalışmanın bu
alandaki literatüre naçizane katkıda bulunmasını umarak sözlerime başlamak isterim.
Çalışmanın konusunun oluşturulmasından başlayarak son haline getirilmesine kadarki bu
süreçte desteklerini esirgemeyen, bilgi ve tecrübeleriyle bana yol gösteren tez
danışmanım Dr. Öğr. Üyesi Kerem Çelikboya’ya çok değerli zamanı, emeği, yorumları
ve destekleri için minnetlerimi, teşekkürlerimi ve saygılarımı sunarım.
Bu süreç içerisinde her anımda yanımda olan sevgili eşim Cihan Mercan’a sabrı, sevgisi,
desteği ve anlayışı için sonsuz teşekkür ederim. Ayrıca, hayatım boyunca bana sevgiyi,
saygıyı, çalışkanlığı ve azmi öğreten, bu yolda bana her zaman inanan, moral veren ve
sabırla yanımda olan sevgili annem Rukiye Demircioğlu’na ve sevgili babam Ayhan
Demircioğlu’na en derin minnetlerimi sunarım.
vii
İÇİNDEKİLER
ÖZ .................................................................................................................................. iv
ABSTRACT ..................................................................................................................... v
TEŞEKKÜR .................................................................................................................... vi
İÇİNDEKİLER ............................................................................................................... vii
KISALTMALAR ............................................................................................................ xi
GİRİŞ ................................................................................................................................ 1
BİRİNCİ BÖLÜM ANONİM ORTAKLIK PAYININ REHNE KONU OLMASI ........ 6
I. ANONİM ORTAKLIKTA PAY KAVRAMI ........................................................... 6
A. Anonim Ortaklık Payı ........................................................................................... 6
B. Pay Sahipliğinden Doğan Hak ve Borçlar ............................................................ 7
C. Pay Senetleri ......................................................................................................... 9
II. PAY REHNİNE İLİŞKİN İLKELER ..................................................................... 12
A. Ferilik İlkesi ........................................................................................................ 12
B. Belirlilik İlkesi .................................................................................................... 13
1. Rehnin Konusunun Belirli Olması ................................................................... 14
2. Rehnin Güvence Altına Aldığı Alacağın Belirli Olması ................................. 15
C. Kamuya Açıklık (Alenilik) İlkesi ....................................................................... 17
D. Talilik İlkesi ........................................................................................................ 18
E. Eskinin Önceliği İlkesi ....................................................................................... 19
F. Rehin Yükünün Bölünmezliği İlkesi .................................................................. 20
G. Güvenin Korunması İlkesi .................................................................................. 20
III. PAY REHNİ KAVRAMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ .............................................. 21
A. Pay Rehni Kavramı ............................................................................................. 21
B. Senede Bağlanmamış Anonim Ortaklık Payı Üzerindeki Rehin Hakkının Hukuki
Niteliği ........................................................................................................................ 23
C. Senede Bağlanmış Paylar Üzerindeki Rehin Hakkının Hukuki Niteliği ............ 26
IV. PAY REHNİNE UYGULANACAK HÜKÜMLER ............................................... 27
V. PAY REHNİNİN KAPSAMI .................................................................................. 28
A. Malvarlıksal Nitelikteki Haklar Bakımından ...................................................... 29
1. Kar Payı Hakkı ................................................................................................. 29
viii
2. Tasfiye Payı Hakkı ........................................................................................... 30
3. Rüçhan Hakkı (Yeni Pay Alma Hakkı) ........................................................... 31
4. Bedelsiz Payı Edinme Hakkı ........................................................................... 33
B. Yönetsel Nitelikteki Haklar Bakımından ............................................................ 34
1. Genel Kurula Katılma Hakkı ........................................................................... 34
2. Diğer Yönetsel Nitelikteki Haklar ................................................................... 34
VI. ANONİM ORTAKLIK PAYI ÜZERİNDE REHİN HAKKININ KURULMASI 35
A. Genel Olarak ....................................................................................................... 35
B. Borçlandırıcı İşlem ............................................................................................. 35
C. Tasarruf İşlemi .................................................................................................... 39
1. Senede Bağlanmamış Payların Rehni .............................................................. 40
2. Senede Bağlanmış Payların Rehni ................................................................... 44
a. Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Rehni ...................................................... 44
b. Nama Yazılı Pay Senetlerinin Rehni ............................................................ 47
c. Bağlı Nama Yazılı Pay Senetlerinin Rehni .................................................. 50
d. Gerçek Nama Yazılı Pay Senetlerin Rehni .................................................. 51
e. İlmühaberler, Kuponlar ve Talonların Rehni ............................................... 53
İKİNCİ BÖLÜM HALKA AÇIK ANONİM ORTAKLIK PAYININ REHNE KONU
OLMASI ......................................................................................................................... 55
I. HALKA AÇIK ANONİM ORTAKLIKLAR ......................................................... 55
A. Halka Açık Anonim Ortaklık Kavramı ............................................................... 55
1. Payların Halka Arz Edilmesi ........................................................................... 56
2. Payların Halka Arz Edilmiş Sayılması ............................................................ 57
3. Payların Borsada İşlem Görmesi ..................................................................... 60
B. Halka Açık Anonim Ortaklıklara Uygulanacak Hükümler ................................ 61
II. HALKA AÇIK ANONİM ORTAKLIKLARDA PAYIN KAYDEN İZLENMESİ 62
A. Sermaye Piyasası Araçları .................................................................................. 63
B. Kayden İzlenen Sermaye Piyasası Araçları ........................................................ 65
C. Kayden İzlemenin Esasları ................................................................................. 68
D. Kaydi Sistemdeki Kayıtların Tutulmasından Doğan Sorumluluk ...................... 71
III. KAYDEN İZLENEN HALKA AÇIK ANONİM ORTAKLIK PAYI ................... 72
A. Kayden İzlenen Paylar ve Pay Senetleri ............................................................. 72
ix
B. Kayden İzlenen Paylardan Doğan Hakların Kullanımı ...................................... 74
C. Kayden İzlenen Paylara İlişkin Bağlam Hükümleri ........................................... 76
D. Kayden İzlenen Payların Pay Defterine Kayıt Edilmesi ..................................... 81
IV. KAYDEN İZLENEN PAYLAR ÜZERİNDE REHİN HAKKI KURULMASI .... 85
A. Genel Olarak ....................................................................................................... 85
B. Borçlandırıcı İşlem ............................................................................................. 87
C. Tasarruf İşlemi .................................................................................................... 92
1. Kayden İzlenen Paylar Üzerindeki Rehin Hakkına İlişkin MKK Kayıtları .... 95
a. MKK Nezdinde Yerine Getirilecek İşlemler ............................................... 95
b. MKK Kayıtlarının Hukuki Niteliği .............................................................. 97
2. Bağlam Hükümlerinin Rehin Hakkına Etkisi .................................................. 99
3. Pay Defteri Kayıtlarının Rehin Hakkına Etkisi ............................................. 102
D. Kayden İzlenen Paylar Üzerinde Art Rehin Hakkı Kurulması ......................... 104
V. KAYDEN İZLENEN PAYLAR ÜZERİNDEKİ REHİN HAKKININ
HÜKÜMLERİ .............................................................................................................. 108
A. Malvarlıksal Nitelikteki Haklar Bakımından .................................................... 109
B. Yönetsel Nitelikteki Haklar Bakımından .......................................................... 111
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM HALKA AÇIK ANONİM ORTAKLIKTA PAY REHNİNİN SONA
ERMESİ ....................................................................................................................... 113
I. PAY REHNİNİN SONA ERMESİ ....................................................................... 113
A. Alacağın Sona Ermesi ....................................................................................... 113
B. Borcun Dış Üstlenilmesi ................................................................................... 115
C. Alacaklı ve Borçlu Sıfatının Birleşmesi ........................................................... 116
D. Rehin Hakkından Vazgeçilmesi (Feragat) ........................................................ 116
E. Rehin Hakkının Süresinin Sona Ermesi ........................................................... 117
F. Zilyetliğin Kesin Olarak Kaybı ........................................................................ 117
G. Anonim Ortaklık Payına Özgü Sona Erme Halleri ........................................... 118
1. Payın İtfa Edilmesi ......................................................................................... 118
2. Pay Sahibinin Iskatı ....................................................................................... 119
3. Anonim Ortaklığın Sona Ermesi .................................................................... 120
II. PAY REHNİNİN PARAYA ÇEVRİLMESİ ........................................................ 121
A. Lex Commissoria Yasağı .................................................................................. 122
x
B. Önce Rehne Başvurma Kuralı .......................................................................... 124
C. Rehnin Cebri İcra Yoluyla Paraya Çevrilmesi ................................................. 126
1. Rehnin İlamsız Takip Yoluyla Paraya Çevrilmesi ........................................ 126
a. Takip Talebi ............................................................................................... 127
b. Ödeme Emri ve Kesinleşmesi .................................................................... 128
2. Rehnin İlamlı Takip Yoluyla Paraya Çevrilmesi ........................................... 130
3. Satış İşlemi ..................................................................................................... 131
4. Satıştan Elde Edilen Tutarların Paylaştırılması ve Rehin Açığı Belgesi ....... 132
D. Rehnin Özel Satış Yoluyla Paraya Çevrilmesi ................................................. 133
E. Halka Açık Anonim Ortaklıkta Rehnin Paraya Çevrilmesine İlişkin Özel
Durumlar ................................................................................................................... 136
1. Senede Bağlanmamış Paylar Bakımından ..................................................... 137
2. Senede Bağlanmış Paylar Bakımından .......................................................... 138
3. Kayden İzlenen Paylar Bakımından............................................................... 139
III. PAY REHNİNİN SONA ERMESİNİN SONUÇLARI ........................................ 141
SONUÇ ......................................................................................................................... 144
KAYNAKÇA ............................................................................................................... 165
xi
KISALTMALAR
BİST : Borsa İstanbul Anonim Şirketi
bkz. : Bakınız
DİBS : Devlet İçi Borçlanma Senetleri
Elektronik Defter
Tebliği
: İşletmenin Muhasebesiyle İlgili Olmayan Ticari Defterlerin
Elektronik Ortamda Tutulması Hakkında Tebliğ T:
01/07/2025, RG T: 14/02/2025, Sayı: 32813
eSPK : Mülga Sermaye Piyasası Kanunu T: 28/07/1981 No: 2499,
RG T: 30/07/1981, Sayı: 17416
GSÜHFD : Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
İİK : İcra ve İflas Kanunu T: 09/06/1932, No: 2004, RG T:
19/06/1932, Sayı: 2128
İmha Yönergesi : Merkezi Kayıt Kuruluşu Anonim Şirketi Tarafından Kayden
İzlenecek Sermaye Piyasası Araçlarına İlişkin Teslim ve İmha
Esasları Yönergesi
İÜHFM : İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası
İzahname ve
İhraç Belgesi
Tebliği
: İzahname ve İhraç Belgesi Tebliği T: 22/07/2013, No: II-5.1,
RG T: 22/06/2013, Sayı: 28685
KAP : Kamuyu Aydınlatma Platformu
Kaydileştirme
Tebliği
: Kaydileştirilen Sermaye Piyasası Araçlarına İllişkin
Kayıtların Tutulmasının Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ T:
07/08/2014, No: II-13.1, RG T: 07/08/2014, Sayı: 29081
Kotasyon
Yönergesi
: Borsa İstanbul Anonim Şirketi Kotasyon Yönergesi T:
14/07/2015
md. : Madde
MKK : Merkezi Kayıt Kuruluş Anonim Şirketi
MKK
Yönetmeliği
: Merkezi Kayıt Kuruluşunun Kuruluş, Faaliyet, Çalışma ve
Denetim Esasları Hakkında Yönetmelik T: 07/08/2014, RG
T: 07/08/2014, Sayı: 29081
xii
Pay Piyasası
Yönergesi
: Borsa İstanbul Anonim Şirketi Pay Piyasası Yönergesi T:
30/11/2015
Pay Tebliği : Pay Tebliği T: 22/07/2013, RG T: 22/06/2013, No: VII-128.1,
Sayı: 28685
RG : Resmi Gazete
s. : Sayfa
Sermaye Piyasası
Araçlarının Satışı
Tebliği
: Sermaye Piyasası Araçlarının Satışı Tebliği T: 28/07/2013,
No: II-5.2, RG T: 28/06/2013, Sayı: 28691
SerPK : Sermaye Piyasası Kanunu T: 06/12/2012, No: 6362, RG T:
30/12/2012, Sayı: 28513
SPK : Sermaye Piyasası Kurulu
TBK : Türk Borçlar Kanunu T: 11/01/2011, No: 6098, RG T:
04/02/2011, Sayı: 27836
TMK : Türk Medeni Kanunu T: 22/11/2001, No: 4721, RG T:
08/12/2001, Sayı: 24607
Torba Kanun : Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının
Önlenmesine İlişkin Kanun T: 27/12/2020, No: 7262, RG T:
31/12/2020, Sayı: 31351
TTK : Türk Ticaret Kanunu T: 13/01/2011, No: 6102, RG T:
14/02/2011, Sayı: 27846
vd. : Ve Devamı
1
GİRİŞ
Ticari hayatın bir gerekliliği olan borçlanma kavramı, tacirlerin günlük hayattaki
ihtiyaçları ve yatırımları için önem taşıyan finansmanlara ulaşım kaynağıdır. Söz konusu
borçlanma, günümüzde daha çok tacirlerin yerli ve yabancı bankalardan, kredi
kuruluşlarından ve kredi kullandırmaya yetkili diğer kuruluşlardan kredi temin etmesiyle
karşımıza çıkmaktadır. Alacaklının ise bu borçlanmalar karşılığında alacaklarını güvence
altına almak amacıyla çeşitli teminatlar talep ettiği görülmektedir. Genel sınıflandırma
dikkate alındığında bu teminatlar şahsi teminat veya ayni teminat olabilmektedir. Ayni
teminat olarak sınıflandırılan “rehin hakkı” ise, özellikle gelişen ekonominin getirdiği
yerli ve yabancı yatırımlar ile birlikte alacaklıların en çok talep ettiği teminatlar arasında
yer alarak, ticari hayattaki finansman kaynaklarının devamlılığı ve gelişimi için büyük
bir önem arz etmektedir. Söz konusu teminat, özellikle kredi kuruluşlarının ve bankaların
alacaklı konumunda olduğu borçlanmaların güvence altına alınması amacıyla
uygulamada daha da önem kazanmaktadır.
Rehin hakkı, rehin alacaklısına, teminat altına alınan alacağının hiç veya gereği gibi
yerine getirilmemesi halinde, söz konusu rehne konu malvarlığını paraya çevirme ve
bunun sonucunda elde edilen tutar ile alacağını tahsil etmek yetkisi veren sınırlı ayni bir
haktır.
1
Ayni bir teminat olan rehin hakkının rehin alacaklısına tesis ettiği haklar, yalnızca
rehne konu malvarlığını paraya çevirmek ve elde edilen tutarları alacağını tahsil etmek
üzere kullanmak olduğundan, alacaklısına “sınırlı” bir yetki tanımaktadır. Bu nedenle
sınırlı bir ayni hak olarak sınıflandırılmaktadır.
Rehne konu malvarlığı değerleri çok çeşitli olabilmekle birlikte, piyasada en yaygın
şekilde rehin hakkına konu edilen malvarlığı değerlerinden biri anonim ortaklık
paylarıdır. TTK md. 329’da belirtildiği üzere, anonim ortaklıklar sermayesi belirli ve
1
Abdüssamet Yılmaz, Anonim Ortaklık Payının Rehin ve Hapis Haklarına Konu Olması, 1. Bası, On İki
Levha Yayıncılık, İstanbul 2020, s. 5 (“Pay Rehni”); Y. Can Göksoy, Anonim Ortaklıkta Payın Rehni, 1.
Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2001, s. 58; Faruk Acar, Rehin Hukuku Dersleri, 2. Bası, Vedat
Kitapçılık, İstanbul 2017, s. 1; Turhan Esener / Kudret Güven, Eşya Hukuku, 9. Baskı, Yetkin Yayınları,
Ankara 2024, s. 890 ve 907; Kemal Oğuzman / Özer Seliçi / Saibe Oktay Özdemir, Eşya Hukuku, 26.
Bası, Filiz Kitabevi, İstanbul 2024, s. 1023.
2
paylara bölünmüş şirketlerdir. Bu doğrultuda, anonim ortaklıkların temel yapı taşı olarak
karşımıza çıkan paylar tek başlarına hukuki işlemlere konu olabilmekte ve bu yönüyle de
bu paylar üzerinde sınırlı aynı hak tesis edilebilmektedir.
Ülkemizde sermaye piyasası son yıllarda büyük bir gelişme göstermiş ve birçok anonim
ortaklık paylarını halka arz ederek borsada işlem görmeye başlamıştır.
2
Özellikle,
bankacılık sektöründe faaliyet gösteren kredi kullandırmaya yetkili kuruluşların kredi
tahsisi işlemlerine ilişkin piyasa uygulamalarının bir sonucu olarak, şirketler halka arz
yöntemiyle farklı finansman kaynaklarına yönelmiştir. Şirketlerin finansman
kaynaklarını güçlendirmek için yapmış oldukları bu halka arz çalışmaları ile birlikte
payları halka arz edilen şirketler SerPK hükümlerine tabi olmuş ve payları Merkezi Kayıt
Kuruluş Anonim Şirketi (MKK) nezdinde kayden izlenmekte olan şirketler
3
haline
gelmiştir. Piyasanın bulunduğu güncel konum neticesinde, halka açık anonim
ortaklıkların paylarının teminat olarak kullanılması ve bu doğrultuda sınırlı ayni haklara
konu olması yaygınlaşan bir uygulamaya dönüşmüştür.
Özellikle, SerPK’nin MKK nezdinde kayden izlenen payların rehin hakkına konu
olmasına ilişkin olarak özel hükümler
4
getirmesi, konuyu anonim ortaklıkların paylarının
rehnedilmesi konusundan ayırarak, ayrıca incelenmesi gereken bir konu haline
getirmiştir. Halka açık anonim ortaklıklardaki pay rehninin, rehin alacaklısı tarafından
diğer teminat türlerine ve teminata konu malvarlığı değerlerine göre daha masrafsız ve
hızlı bir şekilde paraya çevrilmesi, malvarlığı değerinin piyasa değeri üzerinden paraya
çevrilmesine imkân tanınması ve rehin hakkının kurulması işleminin daha az karmaşık ve
2
SPK’nin resmi internet sitesinde yer alan veriler doğrultusunda toplam 706 adet anonim ortaklığın halka
açık statüsünü haiz olduğu görülmektedir. Bu ortaklıkların payları borsada işlem görenlerin sayısı 585
olmakla birlikte payları borsada işlem görmeyen halka açık anonim ortaklıklar toplam 121 adettir. Detaylı
bilgi için bkz. https://spk.gov.tr/e-veri-bankasi (e.t. 21/05/2025); Payları borsada işlem gören toplam 585
ortaklıktan 200’e yakını ise son 5 yıl içerisinde halka arz edilmiştir. Detaylı bilgi için bkz.
https://spk.gov.tr/ihrac-verileri/ilk-halka-arz-verileri (e.t. 21/05/2025).
3
Kayden izlenen anonim ortaklık paylarına ilişkin detaylı açıklamalar için bkz. aşağıda II. Bölüm, III.A.
4
Sermaye piyasası araçlarını konu alan teminat sözleşmelerine ilişkin olarak bkz. SerPK md. 47; Kayden
izlenen anonim ortaklık payları üzerindeki rehin hakkına ilişkin kayıtların MKK’ye bildirilmesine ilişkin
olarak bkz. Kaydileştirme Tebliği md. 22.
3
kolay uygulanabilir olması, bankalar ve kredi kuruluşları tarafından yaygın bir şekilde
tercih edilen bir teminat türü olması sonucunu doğurmaktadır.
Bu nedenle de yalnızca bankalar ve kredi kuruluşları değil, piyasadaki diğer işlemler için
de pay rehni, görece daha kolayca kurulabilen ve paraya çevrilebilen bir teminat türü
olarak uygulamada yerini almıştır. Bu doğrultuda, işbu çalışmada, gelişen ekonominin
gereklilikleri ile birlikte piyasada yaygın bir uygulama haline gelen halka açık anonim
ortaklıkların paylarının rehne konu olması konusunun hukuki çerçevesi oluşturularak
konunun hukuki detayları ayrıntılı bir şekilde incelenmektedir.
Halka açık anonim ortaklıkların paylarının rehne konu olması, sermaye piyasası, anonim
ortaklıklar, eşya, icra ve kıymetli evrak hukuku başta olmak üzere birçok farklı hukuk
dalı ile ilişkilendirilebilecek kapsamlı bir konudur. Konunun birçok hukuk disiplinini
içerisinde barındırması nedeniyle, işbu çalışmada ortaya konulacak hukuki çerçevenin
sınırlarının belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu çalışma kapsamında konunun “sermaye
piyasası hukuku”, “anonim ortaklıklar hukuku” ve “kıymetli evrak hukuku” yönleri esas
alınacak olup bu doğrultuda mümkün olduğu ölçüde detaylı bir inceleme yapılacaktır.
Konunun özellikle “eşya hukuku” ve “icra hukuku” yönleri ise gerekli olan detayların
belirtilmesi ve genel kuralların incelenmesi yöntemiyle incelenecek ve bu doğrultuda
kapsamlı bir inceleme yapılmayacaktır. Böylelikle, rehin hakkının “eşya hukuku” ve “icra
hukuku” kapsamına giren yönlerine çalışmanın ilgili başlıkları altında değinilecek ve bu
konulara ilişkin ayrı başlıklar altında detaylı bir inceleme yapılmayacaktır.
Ek olarak belirtmek gerekir ki, alacağın ödenmemesi halinde kendiliğinden doğan ve
kanuni bir sınırlı ayni hak türü olarak karşımıza çıkan hapis hakkı işbu çalışma
kapsamında incelenmemekte ve bu hakka ilişkin detaylı hukuki açıklamalara çalışmada
yer verilmemektedir. Çalışmanın odak noktası rehin hakkı olduğundan ve hapis hakkına
ilişkin detaylı incelemeler yapmanın işbu çalışmanın amacını aşacağı düşünüldüğünden
çalışma kapsamında hapis hakkının
5
incelemesine ilişkin ayrı başlıklar bulunmamaktadır.
5
Anonim ortaklık payının hapis hakkına konu olmasına ilişkin detaylı açıklamalar için bkz. Yılmaz, Pay
Rehni, s. 261 vd.
4
Türk hukukunda rehin hakkının tabi olduğu hükümler temel olarak İsviçre’den iktibas
edilmiş olsa da çalışmanın ana konusunun halihazırda birçok hukuk disiplinini içinde
barındırması nedeniyle, çalışmanın ana konusunun karşılaştırmalı hukuk boyutu detaylı
bir şekilde incelenmemektedir. Bu nedenle, çalışmada anonim ortaklık payı veya halka
açık anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkının karşılaştırmalı hukuktaki yerine dair
bir başlık bulunmamaktadır.
Halka açık anonim ortaklık payları üzerindeki rehin hakkına ilişkin bu çalışmada,
yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, birinci ana bölümde anonim ortaklık paylarına,
pay rehnine uygulanacak temel ilkelere, pay rehninin hukuki niteliğine ve anonim ortaklık
payları üzerinde rehin hakkı tesis edilmesine ilişkin detaylı açıklamalara yer verilmiştir.
Bu bölümde, halka açık anonim ortaklıklara uygulanacak özel hükümler ayrımı
yapılmaksızın genel olarak anonim ortaklıkların payları üzerinde tesis edilecek rehin
hakkına odaklanarak rehin hakkının tesis edilmesine ilişkin borçlandırıcı işlemler ve
tasarruf işlemlerine yer verilmiş ve bu husustaki uygulamalar detaylandırılmıştır.
Çalışmanın konusunun temeli olan anonim ortaklık payları ve rehin hakkına ilişkin bu
açıklamalar sonrasında, çalışmanın ikinci ana bölümünde halka açık anonim ortaklıklar
kavramı üzerinde durularak, halka açık anonim ortaklıkların payları üzerinde rehin hakkı
tesis edilmesi konusu ele alınmıştır. Bu kapsamda, özellikle konunun sermaye piyasası
hukukunu ilgilendiren hususları detaylı bir şekilde incelenmiş olup bölüm kapsamında
halka açık anonim ortaklıklara uygulanacak hükümler esas alınmıştır.
Nihayet, çalışmanın son bölümünde ise, halka açık anonim ortaklıkların payları üzerinde
tesis edilen rehin hakkının sona ermesine ilişkin açıklamalar yapılmış olup esas olarak
rehnin paraya çevrilmesi kavramı üzerinde durulmuştur. Konunun icra hukukunu
ilgilendiren bu bölümünde, yukarıda da açıklandığı üzere, gerekli olan detaylara yer
verilmiş ve konu bu yönüyle genel hatlarıyla ele alınmıştır.
Doktrinde anonim ortaklık payları üzerindeki rehin hakkına, taşınırlar üzerindeki rehin
hakkına ve sermaye piyasası araçlarını konu alan teminat sözleşmelerine ilişkin olarak
çeşitli çalışmalar bulunmakla birlikte, birçok hukuk disiplinini içerisinde barındıran halka
5
açık ortaklıkta pay rehni konusu daha az ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, farklı farklı
yönleriyle çeşitli çalışmalara konu olan bu hususları bir şemsiye altında birleştirmek ve
halka açık anonim ortaklıkların payları üzerinde tesis edilen rehin hakkının niteliğine,
kurulmasına, kapsamına ve sona ermesine ilişkin hukuki çerçeveyi ortaya koyarak
literatüre, doktrine ve piyasada bu alanda karşımıza çıkan uygulamalara naçizane katkı
sağlamaktır.
6
BİRİNCİ BÖLÜM
ANONİM ORTAKLIK PAYININ REHNE KONU OLMASI
I. ANONİM ORTAKLIKTA PAY KAVRAMI
A. Anonim Ortaklık Payı
TTK md. 329 hükmünde açıkça belirtildiği üzere, anonim ortaklıkların sermayesi
belirlidir
6
ve paylara bölünmüştür. Anonim ortaklığın temel fonksiyonu sermayenin
belirli bir şekilde bir araya toplanması, söz konusu sermayenin getirdiği risklerin
bölüşülmesi ve pay sahiplerinin getirdikleri sermaye karşılığında sahip olduğu
sorumluluğun sınırlandırılmasıdır.
Bu yönüyle, “pay” kavramı anonim ortaklığın merkezinde yer alan bir kavram olup
anonim ortaklığın yapıtaşı niteliğindedir. Pay sahiplerinin anonim ortaklığa getirdiği
toplam sermaye, anonim ortaklığın esas sözleşmesinde belirlenen her bir payın nominal
değerine bölünerek toplam pay sayısı elde edilir.
7
Bu sayı ise, pay sahiplerinin ellerinde
bulundurdukları toplam pay sayısını ifade eder. Bir diğer yönüyle, her bir pay diğerinden
ayrı bir şekilde çeşitli hak ve borçlara konu olabilmekte olup sahibine “pay sahibi” sıfatını
verirken pay sahipliği hakları olarak ifade edilen hakları bahşederler.
8
Pay sahipliği, payların sahiplerinin kişilikleri ile ilgili bir kavram olmayıp “pay”ın
sahipliğine özgülenmekte olduğundan pay sahiplerinin hak ve yükümlülükleri ise ilgili
kişilerin kişiliğinden kaynaklanmamaktadır.
6
Ali Murat Sevi, Anonim Ortaklıkta Sermayenin Oluşturulması ve Pay Sahiplerine İade Edilmesi Yasağı,
1. Baskı, Seçkin Yayıncılık, İstanbul 2013, s. 42 – 43. (“Sermaye”)
7
Sahi Karahan / Özlem Karaman Coşgun, Şirketler Hukuku, 1. Baskı, Mimoza Yayınları, Konya 2012,
s. 328.
8
Mehmet Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, 17. Bası, Beta Yayıncılık, İstanbul 2024, s. 99 (“Ortaklıklar
Hukuku”); Sami Karahan, Anonim Ortaklıklarda İmtiyazlı Paylar ve İmtiyazların Korunması, Kazancı
Hukuk Yayınları, İstanbul 1991, s. 3; Abuzer Kendigelen, Anonim Ortaklık Payı Üzerinde İntifa Hakkı,
1. Bası, Beta Basım, İstanbul 1994, s. 6 – 12; Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt: II, Adalet
Yayınevi, Ankara 2018, s. 1699. (“Şirketler Hukuku”)
7
Bu nedenle de paylar ve bu payların sahipliğine ilişkin mevkiler sabit kalmakta
9
ve pay
sahipleri çeşitli zamanlarda devren veya aslen iktisap yollarıyla elde ettikleri paylar
vesilesiyle değişebilmektedir.
B. Pay Sahipliğinden Doğan Hak ve Borçlar
Anonim ortaklık payının sahip olduğu temel anlamların yanında, sahiplerine bahşettiği
hak ve yükümlülükler mevcuttur. Bu anlamıyla, pay sahiplerinin katkıda bulundukları
sermayenin bir kısmına veya tamamına denk gelen paylara sahip olmak bir diğer deyişle
ortaklığın esas sermaye taahüdüne katılmakla elde ettikleri hak ve borçları ifade
etmektedir.
10
Pay sahipliğinden doğan haklar, malvarlıksal ve yönetsel nitelikteki haklar olarak
sınıflandırılabilecek olup pay sahipliğinden doğan borçlar ise ilgili pay sahibinin esas
sermaye taahhüdü ile sınırlıdır (TTK m. 480). Söz konusu borç, ilgili pay sahibinin
taahhüt ettiği esas sermaye payının tamamının ödenmesi ile son bulacaktır.
Pay sahipliğinden doğan malvarlıksal haklar, mali haklar olarak da ifade edilecek haklar
olup para ile ölçülebilecek bir değere sahip hakları ifade etmektedir. Bu haklara, kâr
payına katılma hakkı, tasfiye payına katılma hakkı, bedelsiz payları elde etme hakkı,
rüçhan hakkı gibi haklar örnek gösterilebilir.
11
Pay sahipliğinden doğan yönetsel haklar
ise, bu haklara örnek olarak genel kurula katılma hakkı, oy kullanma hakkı ve bilgi alma
hakkı gösterilebilir.
12
Pay sahipleri, esas sermayeye katılım oranları dikkate alınarak bu haklardan
yararlanabilmektedir. Bu durum literatürde “oransallık ilkesi” olarak ifade edilmekte olup
9
Göksoy, s. 35; Reha Poroy / Ünal Tekinalp / Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku, Cilt: I, 15. Bası,
Vedat Kitapçılık, İstanbul 2021, s. 616. (“Cilt I”)
10
Karahan, s. 3; Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s. 99; Hak ve borçların doğumu ile ortaklık ile pay sahibi
arasında bir hukuki ilişkinin doğduğuna yönelik olarak bkz. Fahiman Tekil, Anonim Şirketler Hukuku,
İstanbul 1993, s. 274.
11
Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s. 248 vd.; Reha Poroy / Ünal Tekinalp / Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar
Hukuku, Cilt: II, 15. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2023, s. 1 (“Cilt II”); Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s.
1833.
12
Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s. 254 vd.; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 9; Pulaşlı, Şirketler
Hukuku, s. 1880.
8
söz konusu haklar, pay sahiplerinin esas sermaye içerisinde sahip oldukları payı ile
orantılı olarak kullanılabilmektedir.
13
Fakat, oransallık ilkesinin uygulanmadığı bazı
durumlar da söz konusudur. Örneğin, pay sahibinin genel kurul kararlarına karşı iptal
davası açma hakkı, ilgili pay sahibinin sahip olduğu payların oranı ile ilişkili değildir. Bu
halde, ilgili pay sahibinin ortaklığın esas sermayesinde sahip olduğu pay adedine veya
oranına bakılmaksızın pay sahibi bu hakkını kullanabilecektir.
14
Söz konusu haklardan yararlanılmasına ilişkin olarak uygulanacak bir diğer ilke de “eşit
işlem” ilkesidir. TTK md. 357’de açıkça belirtildiği üzere, pay sahiplerinin eşit şartlarda
eşit işleme tabi tutulması esastır. Fakat, bu ilkenin tüm pay sahiplerinin eşit işleme tabi
olması şeklinde yorumlanmaması gerekir. Nitekim, buradaki eşitliğin nispi bir eşitlik olup
mutlak olmadığının belirtilmesinde fayda vardır.
15
Bir diğer deyişle, eşit şartlara sahip
pay sahiplerinin arasında eşitliği bozacak olumlu veya olumsuz bir işleme tabi
tutulmamasını ifade etmektedir.
16
Bazı haklar bakımından bu kuralın nisbi olarak değil,
mutlak nitelikte uygulanması söz konusu olabilecek olup bu haklara örnek olarak genel
kurula katılma ve bilgi alma hakları gösterilebilecektir.
Son olarak, pay sahiplerinin anonim ortaklığa karşı olan hukuki işlemlerinden doğan
haklarının, pay sahipliğinden doğan haklar ile karıştırılmaması gerektiğini belirtmek
gerekmektedir. Bu haklar, pay sahipliğinden doğan haklar nedeniyle oluşabilir, fakat bu
durumlar haricinde anonim ortaklığın pay sahipleri ile yaptığı hukuki işlemlerden de
kaynaklabilir. Örneğin, pay sahibi ile anonim ortaklık arasında akdedilen bir satım, kira
veya vekalet sözleşmesinden doğabilecek olan haklar, pay sahibinin sahip olduğu paylar
dolayısıyla mevcut olan pay sahipliği haklarından ayrışır.
17
13
Göksoy, s. 37; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt I, s. 616; Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1700; Kendigelen,
s. 8.
14
Oransallık ilkesinin uygulamasının istisnasını teşkil eden ve TTK’de bulunan diğer haklar için bkz.
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt I, s. 687 – 688.
15
Göksoy, s. 38; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt I, s. 691.
16
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt I, s. 691; Karahan/Karaman Coşgun, s. 343; Karahan, s. 42.
17
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt I, s. 681.
9
C. Pay Senetleri
Anonim ortaklık payı kavramının teknik anlamda pay anlamı ve pay sahipliğinden doğan
hak ve borçlar bakımından sahip olduğu anlamdan bahsettikten sonra, son olarak, anonim
ortaklık payının senede bağlanmış olması halinde ifade ettiği anlamdan da bahsetmek
gerekir. Bu anlamda pay, eğer pay senedine bağlanmışsa kıymetli evrak niteliğinde olan
bu pay senedini de kapsamakta ve pay senedi ile aynı anlama gelmektedir.
18
Bu halde,
pay sahipliğinden doğan hakların kullanımı pay senedinin üzerindeki zilyetliğin geçişi ile
söz konusu olabilecek olup bu niteliğiyle pay senedinin aslında bir kıymetli evrak olduğu
anlaşılmaktadır.
19
Pay senedi, sebebe bağlılık ilkesi kapsamında illi bir senet olup anonim
ortaklığın esas sözleşmesinden doğan pay sahipliği haklarını temsil eden bir kıymetli
evrak niteliğindedir.
20
TTK md. 339/2’de anonim ortaklıkların esas sözleşmelerinin hangi hususları içermesi
gerektiği belirtilmiştir. Bu sayılanlar içerisinde pay senetlerinin nama veya hamiline
yazılı olacakları hususu da yer almaktadır. Böylelikle anonim ortaklıkların esas
sözleşmelerinde belirlenen türe göre pay senedi çıkarabilecekleri kabul edilmektedir.
Bunun yanında, TTK md. 486 uyarınca, anonim ortaklığın payları hamiline yazılı ise, söz
konusu pay bedellerinin ödenmesini takiben üç ay içerisinde hamiline yazılı pay
senetlerinin bastırılıp pay sahiplerine dağıtılması ve söz konusu dağıtımdan önce paya ve
pay sahibine ilişkin bilgilerin MKK’ye bildirilmesi gerekmektedir.
21
Ek olarak, payların nama yazılı olması halinde anonim ortaklığın yönetim kurulunun
nama yazılı pay senedi çıkartma yükümlülüğü bulunmamakla birlikte, eğer azlık pay
sahipleri yönetim kurulundan bu yönde bir istemde bulunursa, anonim ortaklığın artık söz
18
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt I, s. 616; Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1703; Karahan, s. 3.
19
Göksoy, s. 39; Kendigelen, s. 11; Karahan, s. 3; Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s. 99.
20
Hüseyin Ülgen / Mehmet Helvacı / Arslan Kaya / N. Füsun Nomer Ertan, Kıymetli Evrak Hukuku,
14. Bası, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2021, s. 34; Reha Poroy / Ünal Tekinalp, Kıymetli Evrak
Hukuku Esasları, 24. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2021, s. 44; Karahan, s. 3; Bahtiyar, Ortaklıklar
Hukuku, s. 99.
21
Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun T: 27/12/2020, No:
7262, RG T: 31/12/2020, Sayı: 31351 (Torba Kanun) uyarınca TTK’de yapılan değişiklik ile MKK’ye
bildirim yükümlülüğü getirilmiştir.
10
konusu pay senetlerini bastırması zorunlu hale gelmektedir.
22
Bu hal haricinde, anonim
ortaklığın nama yazılı pay senedi bastırmasına ilişkin bir yükümlülük bulunmamaktadır.
Bu kapsamda, anonim ortaklıkların paylarını temsil eden pay senetleri bastırmaması
halinde senede bağlanmamış veya çıplak payların varlığı söz konusu olacaktır.
SerPK hükümlerine göre halka açık anonim ortaklıkların pay senedi bastırmasına ilişkin
esas ise söz konusu payların kayden izlenmesidir. Böylelikle, bu halde senede bağlanmış
paylardan söz edilemeyecektir. Bu kapsamda, kayden izlenen paylar üzerinde tesis
edilecek rehin hakkının tabi olduğu tasarruf işlemleri bu başlık altında incelenmeyecek
ve çalışmanın ikinci ana bölümü altında yer alan “Kayden İzlenen Paylar Üzerinde Rehin
Hakkının Kurulması” başlığı altında ele alınacaktır.
Pay sahipliğine ilişkin haklar paylar herhangi bir senede bağlanmamış olsa da
kullanılabilecek olup bu halde “senede bağlanmamış pay” veya “çıplak pay”dan söz
edilir. Pay sahipliği haklarının kullanımı veya hakkın içeriği bakımından payın senede
bağlanmaması halinde herhangi bir farklılık söz konusu olmayacaktır. Her ne kadar pay
sahipliği hakları bakımından bir farklılık oluşmayacak olsa da senede bağlanmamış
paylar ve senede bağlanmış paylar arasında söz konusu payların devredilmesine yönelik
işlemler farklılık arz edecektir. TTK’de senede bağlanmamış payların devrine yönelik
özel bir düzenleme yer almamaktadır. Bu doğrultuda, senede bağlanmamış payların devri
TBK md. 183 uyarınca düzenlenen alacağın temliki hükümlerine göre yapılacak olup
yazılı devir beyanının akdedilmesi ile senede bağlanmamış paylar devredilebilecektir.
23
Diğer yandan, hamiline yazılı pay senetlerinin varlığı halinde bu senetlerin temsil ettiği
payların devri senet zilyetliğinin devralana geçirilmesi ile hüküm ifade edecektir.
24
Ek
olarak, söz konusu hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin MKK’ye bildirilmesi
gerekecektir.
22
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 117.
23
Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s. 274; Mustafa Halil Conkar, Anonim Ortaklıkta Pay Sahipliği Sıfatının
İspatlanması, 1. Baskı, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2009, s. 48; Halil Arslanlı, “Anonim Şirkette Pay ve Pay
Sahipliği”, İÜHFM, Cilt: 23, Sayı: 3-4, İstanbul 1958, s. 254.
24
Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s. 275; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 125.
11
Nama yazılı pay senetlerinin basılması halinde ise bu senetlerin devri, devre ilişkin
cironun yapılmasını takiben senet zilyetliğinin devralana geçirilmesi ile veya yazılı devir
beyanının akdedilmesini takiben senet zilyetliğinin devralana nakledilmesi ile
gerçekleştirilebilecektir.
25
Yukarıdaki hususları takiben, anonim ortaklıklarda pay sahipliği sıfatının ispatlanması
hususuna da ayrıca değinmek gerekecektir. Payların herhangi bir senede bağlanmamış
olması halinde, yani çıplak payların varlığı halinde payları devralan kişilerin pay sahipliği
sıfatı TBK md. 183 uyarınca yazılı şekilde yapılacak yazılı devir beyanı ile
ispatlanabilecektir.
26
Söz konusu pay devrinin ortaklığa karşı ileri sürülebilmesi için ise
akdedilen yazılı devir beyanının ilgili ortaklığa sunulması ve ortaklığın pay defterine söz
konusu payların devrine ilişkin kaydın işlenmesi gerekecektir.
27
Nama yazılı pay senetlerinin bulunması halinde ise devir yöntemine göre pay sahipliğine
esas alınacak işlemler değişiklik arz edecektir. Nama yazılı pay senetlerinin yazılı devir
beyanını takiben senet zilyetliğinin devredilmesi yöntemiyle devredilmesi halinde
devralan kişinin pay sahipliği sıfatının varlığını akdedilen yazılı devir beyanı ile senedin
teslim edilmesi işlemleri ispat edecektir.
28
Söz konusu senetlerin ciro edilerek
zilyetliğinin geçirilmesi işlemleri takip edilerek devredilmesi halinde ise ilgili senedin
zilyetliğini elinde bulunduran kişi ciro silsilesinin doğru olması halinde pay sahipliğini
ispat edebilecektir.
29
Hamiline yazılı pay senetlerinin varlığı halinde ise, paylara ilişkin
hakların meşru sahibi söz konusu senedin zilyetliğine sahip olan kişi olacaktır.
30
Anonim ortaklık paylarını temsil edecek pay senetlerine yönelik işbu çalışmanın
konusunun kapsamına girecek olan diğer esaslar, bu çalışmanın birinci bölümünün
“Anonim Ortaklık Payı Üzerinde Rehin Hakkının Kurulması” başlığı altında daha detaylı
bir şekilde ele alınacaktır.
25
Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s. 276 – 277; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 131 – 136.
26
Conkar, s. 56.
27
Conkar, s. 57.
28
Conkar, s. 90 vd.
29
Conkar, s. 81 vd.
30
Conkar, s. 97 vd.
12
II. PAY REHNİNE İLİŞKİN İLKELER
Anonim ortaklıkta pay kavramı yukarıda çeşitli yönlerden ele aldıktan sonra, pay
üzerinde tesis edilebilecek bir sınırlı ayni hak olan rehin hakkının genel hatlarıyla ele
alınması gerekecektir. Bu doğrultuda, rehin hakkına uygulanacak hükümler ve bu hakkın
hukuki niteliği detaylı bir şekilde incelenmeden önce, rehin hakkına uygulanacak genel
ilkelerden bahsetmek önem arz etmektedir. Bu genel ilkeler, pay rehnine ilişkin
hükümlerin anlaşılması ve yorumlanması bakımından da önemlidir.
Rehin hakkına özgü bu ilkelerden bazıları pay rehnine uygulanabilecek nitelikte değildir.
Örneğin, rehin hakkının temel ilkelerinden bir olan “sabit dereceler sistemi” ilkesi
TMK’deki düzenlemeler ışığında taşınmaz varlıklar üzerindeki rehin hakkı niteliğini haiz
“ipotek hakkı” bakımından uygulanabilir olup TMK md. 954 uyarınca taşınır rehninin bir
türü olan pay rehni hakkına uygulanabilir değildir. Buna ek olarak, pay rehninin ayni bir
hak olarak niteliği çalışmamızın birinci bölümünün “Pay Rehni Kavramı ve Hukuki
Niteliği” başlığı altında ele alınacak olup buradaki açıklamalar ışığında pay rehninin
TMK md. 954 uyarınca taşınır rehninin bir türü olan “alacak” veya “hak” üzerinde rehin
hakkı sınıflandırmalarından hangisine uygun olduğu ayrıca tartışılacaktır.
Bu tartışmanın varlığı bir yana, rehin hukukunda var olan temel ilkelerden pay rehninin
hukuki niteliğine uygun olan ve bu doğrultuda pay rehninin varlığı halinde
uygulanabilecek nitelikte olan ilkeler aşağıdaki başlıklar altında daha detaylı bir şekilde
ele alınmaktadır.
A. Ferilik İlkesi
Bir alacağı temin etmek üzere kurulan rehin hakkının feriliği, rehin hakkının ilgili alacak
hakkına bağlı olması anlamına gelmektedir. Bu doğrultuda, alacağı güvence altına almak
üzere kurulan rehin hakkı alacak hakkı geçerli bir şekilde kurulmuş ve varlığını
13
sürdürdüğü sürece varlığını sürdürmektedir.
31
Diğer bir deyişle, rehin hakkının varlığı
güvence altına aldığı alacağın varlığına bağlıdır.
Şöyle ki, alacağın geçerli bir şekilde kurulmaması veya kesin hükümsüz olduğunun tespiti
halinde alacak hukuken geçerli bir şekilde doğmadığından rehin hakkının da varlığından
bahsedilemez. Ayrıca, alacağın üçüncü kişiye devri halinde rehin hakkı da alacağa bağlı
bir hak olarak alacağı devralan üçüncü kişiye geçecek ve bu kişi rehin alacaklısı
konumunda olacaktır.
32
Ferilik ilkesinin bir sonucu olarak, rehin hakkının dayandığı
alacak ilişkisinin varlığına dayanan tüm def’i ve itirazlar rehin hakkı sahibi tarafından
alacaklıya karşı ileri sürülebilecektir.
33
Bu ilke bir yönüyle de alacağın miktarı kadar rehin hakkının sağladığı güvencenin sınırını
gösterir.
34
Rehnin paraya çevrilmesi aşamasında elde edilen miktardan yalnızca alacak
miktarı kadar olanı rehin alacaklısına tahsis edilecek olup güvencenin sınırını da alacak
miktarı
35
belirleyecektir.
B. Belirlilik İlkesi
Rehin hakkının uygulanmasında dikkate alınacak ilkelerden bir diğeri de belirlilik
ilkesidir. Belirlilik ilkesi, aşağıda daha detaylı bir şekilde ele alınan kamuya açıklılık
ilkesi ile birlikte ayni hakların mutlak olma özelliğini sağlamak üzere uygulama alanı
31
Acar, s. 39; Erol Cansel, Türk Menkul Rehni Hukuku, Cilt: I (Teslim Şartlı Menkul Rehni), 1. Basım,
Sevinç Matbaası, Ankara 1967, s. 22; A. Lale Sirmen, Alacak Rehni, 1. Bası, Banka ve Ticaret Hukuku
Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara 1990, s. 14 (“Alacak Rehni”); Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s.
1159; Jale Akipek / Turgut Akıntürk / Derya Ateş, Eşya Hukuku, 2. Baskı, Beta Basım, İstanbul 2018,
s. 836; Şeref Ertaş, Eşya Hukuku, 11. Baskı, Barış Yayınları, İzmir 2014, s. 579; Hasan Erman, Eşya
Hukuku Dersleri, 4. Basım, Der Yayınları, İstanbul 2013, s. 173; Mehmet Ayan, Eşya Hukuku, Cilt: III
(Sınırlı Ayni Haklar), 9. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2020, s. 304; Rona Serozan, Eşya Hukuku, Cilt:
I, 3. Baskı, Filiz Kitabevi, İstanbul 2014, s. 344; Aydın Aybay / Hüseyin Hatemi, Eşya Hukuku Dersleri,
Fakülteler Matbaası, İstanbul 1981, s. 201; Haluk Nami Nomer / Mehmet Serkan Ergüne, Eşya Hukuku,
10. Bası, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2023, s. 405; A. Lale Sirmen, Eşya Hukuku, 6. Baskı, Yetkin
Yayınları, Ankara 2018, s. 665 (“Eşya Hukuku”); Esener/Güven, s. 892.
32
Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1161; Sirmen, Eşya Hukuku, s. 666.
33
Sirmen, Alacak Rehni, s. 14; Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s. 1161; Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 836; Ertaş,
s. 579; Erman, s. 173; Ayan, s. 304; Serozan, s. 344; Aybay/Hatemi, s. 201; Nomer/Ergüne, s. 406 –
407.
34
Acar, s. 40.
35
Burada “alacak miktarı” olarak ifade edilen tutara ilgili alacağa ilişkin temerrüt faizi ve akdi faiz, takip
giderleri ve alacaklının zarara uğraması halinde bu zarar kalemlerinin de dahil edileceğine ilişkin olarak
bkz. Yılmaz, Pay Rehni, s. 18.
14
bulur. Taşınmaz rehninde belirlilik ilkesinin pozitif dayanağı TMK md. 851/1 vd.
hükümlerinde düzenlenmekte olup taşınır rehnine ilişkin olarak TMK’de ayrıca
düzenlenen bir hüküm bulunmamaktadır. Fakat, doktrindeki genel kabul, belirlilik
ilkesinin taşınır rehni bakımından da uygulama alanı bulacağı yönündedir.
36
Sınırlı bir ayni hak olan rehin hakkı bakımından belirlilik ilkesi iki alt başlığa ayrılır:
rehin konusunun belirli olması ve rehnin güvence altına aldığı alacağın belirli olması. Bu
alt başlıklar aşağıda daha detaylı bir şekilde incelenmektedir.
1. Rehnin Konusunun Belirli Olması
Belirlilik ilkesinin birinci alt başlığı olan rehin konusunun belirlenmesi, üzerinde rehin
hakkı tesis edilecek taşınmazın veya taşınırın ayırt edici özelliklerinin belirlenmesi
anlamına gelmektedir. Burada söz konusu eşyanın ayırt edici özelliklerinin
“belirlenebilir” olması yeterli değildir.
37
Rehne konu malvarlığının belirli olması söz
konusu malvarlığının diğer varlıklardan ayırt edilmesi ve ferdileştirilmesi için gerekli
olan özelliklerin belirli olmasını ifade etmektedir. Örneğin, söz konusu malvarlığının
anonim ortaklık payı olması halinde, rehin hakkına konu payların adedinin, varsa pay
grubunun ve toplam nominal değerinin belirli olması gerekmektedir.
Söz konusu paylara ilişkin bilgilerin muğlak olması, belirli olmaması, bilgilerin genel
nitelikte olması veya ayırt edici özelliklerin ileri bir tarihte belirlenecek olması hallerinde
ise söz konusu malvarlığı belirli olmadığından geçerli bir rehin hakkına konu
edilemeyecektir.
38
Belirlilik ilkesinin uygulaması rehin hakkının kurulmasına yönelik tasarruf işleminin
tamamlanmasıyla gerçekleşir. Bu doğrultuda, anonim ortaklık payı üzerinde kurulacak
pay rehnine ilişkin olarak bu ilkenin uygulaması, ilgili payların senede bağlanmış olması
halinde pay senedinin teslimi anında, senede bağlanmamış, çıplak payların mevcut olması
36
Sirmen, Alacak Rehni, s. 18; Cansel, s. 22.
37
Acar, s. 46; Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s. 1165; Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 839; Ertaş, s. 581; Erman,
s. 173; Ayan, s. 306; Serozan, s. 349; Nomer/Ergüne, s. 408; Sirmen, Eşya Hukuku, s. 667;
Esener/Güven, s. 897.
38
Yılmaz, Pay Rehni, s. 16 – 17.
15
halinde ise yazılı pay rehin sözleşmesinin kurulduğu anda kendini göstermektedir. Bu
hallerde, ilgili tasarruf işleminin gerçekleştiği esnada payların tahsis edilmesi adına belirli
olması önem arz etmektedir.
39
2. Rehnin Güvence Altına Aldığı Alacağın Belirli Olması
TMK md. 851/1’de taşınmazlar üzerindeki rehin hakkına ilişkin olarak düzenlenlenen bu
ilke, taşınır rehni için de geçerli olup ilgili madde hükmü kapsamında taşınmaz rehninin
miktarı Türk parası ile belirlenmiş bir alacak için kurulabileceğini düzenlemektedir. Bu
yönüyle, rehin bakımından rehnin güvence altına aldığı alacağın belirli olması bir yana,
asıl ifade edilmek istenen söz konusu rehnin oluşturduğu teminat miktarının belirli
olmasıdır. Özellikle, rehnin paraya çevrilmesi aşamasında söz konusu miktarın belirli
olması önem arz etmektedir.
Taşınmaz rehinleri için daha katı bir şekilde uygulama alanı bulan alacağın belirli
olmasına ilişkin düzenlemeler taşınır rehni bakımından mahiyeti itibariyle bu kadar katı
uygulanmamaktadır. Bu doğrultuda, taşınır rehninin kurulması anında belirli bir miktarın
herhangi bir yerde gösterilmesi zorunluluğu bulunmamakta olup rehnin paraya çevrilmesi
anında söz konusu alacağın para ile ölçülebilecek değerinin belirlenmesi yeterlidir.
40
Böylelikle bu ilke uyarınca, rehin hakkının güvence altına aldığı alacağın para ile
ölçülebilen değerinin yani miktarının belirlenmiş veya belirlenebilir olması
gerekmektedir. Rehin sözleşmesinde söz konusu alacak miktarı yer alabilecek olup alacak
miktarı yazılmaksızın rehin hakkının temelindeki borç ilişkisine atıf da yapılabilecektir.
Söz konusu atıf temeldeki borç ilişkisini gösterecek olup rehin sözleşmesinin yaptığı atıf
ile temeldeki borç ilişkisi incelenerek alacağın miktarı tespit edilebilecektir.
39
Tahsis edilmeye ilişkin daha detaylı açıklamalar için bkz. Acar, s. 46; Emre Selçuk, “Teslime Bağlı
Taşınır Rehninde Rehin Konusu Taşınıra İlişkin Özellikler”, İstanbul Barosu Dergisi, C: 90, S: 2016/1,
2016, s. 216; Cansu Mete, “Taşınır Rehni”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk fakültesi Dergisi, Prof. Dr.
Şeref Ertaş’a Armağan, C: 19, S: Özel Sayı, 2017, s. 1445.
40
Acar, s. 49; Nomer/Ergüne, s. 409; Serozan, s. 350 – 351; Ayan, s. 305; Ertaş, s. 582;
Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 840; Oğuzman/Seliçi/ Oktay Özdemir, s. 1168; Esener/Güven, s. 896; Mete,
s. 1447.
16
Bu noktada şu belirtilmelidir ki, rehnin güvence altına aldığı alacağın miktar olarak
belirtilmemesi halinde ve en geç rehnin paraya çevrilmesi aşamasına kadar belirlenebilir
nitelikte olduğu durumda, söz konusu rehin hakkının herhangi bir sınır veya ölçüt
41
olmaksızın ileride doğacak tüm alacakları teminen kurulması mümkün değildir. Bu halde,
söz konusu rehnin tesis edilmesi rehin hakkı tesis eden kişinin kişilik haklarının aşırı bir
şekilde sınırlandırılması anlamına gelecek olup rehin sözleşmesinin TMK md. 23 ve TBK
md. 20 hükümleri uyarınca kişilik haklarına ve ahlaka aykırılıktan geçersiz olduğu
sonucuna varılabilecektir.
42
Değinilmesi gereken bir diğer husus ise, yukarıda atıfta bulunulan TMK md. 851/1
uyarınca rehin hakkının güvence altına aldığı alacağın “Türk parası” üzerinden
belirlenmesi hususudur. TMK md. 851/2 hükmü ile, yurt dışında veya içinde faaliyet
gösteren kredi kuruluşlarının tesis ettiği yabancı para veya yabancı paraya endekslenmiş
krediler bakımından yabancı para ile belirlenmiş miktarda taşınmaz rehni kurulabileceği
düzenlenmektedir. Taşınmaz rehni için tapu sicili dolayısıyla daha katı bir uygulama alanı
bulan bu hükmün taşınır rehni bakımından uygulamasının katı olmayacağının tekrar
belirtilmesi gerekmektedir. Bu nedenle aslında taşınır rehni bakımından böyle bir
düzenleme mevcut olmadığından bu hükümden yola çıkarak bir değerlendirme
yapılabilecektir.
Böylelikle, rehnin güvence altına alındığı alacak taraflar arasında yabancı para ile
belirlenmiş olabilir, bu temeldeki sözleşmede taraflar aynen ifaya ilişkin özellikli bir
hüküm belirlememişse söz konusu borç, TBK md. 99 uyarınca borçlunun takdirine bağlı
olarak ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk lirası olarak da ödenebilecektir. Bu halde,
söz konusu rehin hakkının paraya çevrilmesi talebi de yabancı para veya Türk lirası
üzerinden yapılabilecektir.
43
41
Söz konusu sınırlandırmaların objektif nitelikte olması gerektiğine ilişkin olarak bkz. Acar, s. 196.
42
Oğuzman/Seliçi/ Oktay Özdemir, s. 1168; Acar, s. 196.
43
Taşınmaz rehnine ilişkin çıkarımlar için bkz. Oğuzman/Seliçi/ Oktay Özdemir, s. 1069 – 1071.
17
C. Kamuya Açıklık (Alenilik) İlkesi
Alenilik, başka bir deyişle, kamuya açıklık ilkesi, mutlak hakların varlığının ve
sınırlarının herkesçe bilinir olması ve herkese karşı ileri sürülebilmesi anlamına
gelmektedir. Rehin hakkı niteliği itibariyle mutlak bir haktır. Böylelikle, mutlak hakların
herkese karşı ileri sürülebilmesi nedeniyle rehin hakkına bağlı hak ve yetkiler de herkese
karşı ileri sürülebilecektir.
Söz konusu ilke taşınmaz ve taşınır mallar üzerindeki rehin hakları için de uygulanabilir
bir ilkedir. Bu nedenle, taşınır rehninin bir türü olan pay rehnine de söz konusu ilkenin
uygulanabilir olacağını belirtmek gerekir. Taşınmaz rehninde bu ilke tapu siciline tescil
ile kendini göstermekteyken taşınır rehninde bu ilke zilyetlik esaslarını ifade
etmektedir.
44
Taşınmazlar üzerindeki rehin hakkı bakımından tapu siciline tescil ile sağlanabilecek olan
kamuya açıklık ilkesi taşınırlar bakımından da söz konusu taşınırın tedavülüne duyulacak
güveni işaret etmektedir. Başka bir deyişle, söz konusu taşınırın rehin hakkı sahibi olacak
rehin alacaklısına teslimi ve rehin alacaklısının söz konusu taşınırın dolaysız zilyeti haline
gelmesi durumu kamuya açıklık ilkesinin sağlamaya çalıştığı güveni kuracaktır. Diğer
yandan, rehin hakkı tesis edenin söz konusu taşınırın zilyetliğini devralması halinde
taşınır üzerinde rehin hakkı bulunmadığına dair bir güven oluşacaktır.
45
Anonim ortaklık payı üzerindeki rehin haklarında ise bu ilkenin senede bağlanmış paylar
ve senede bağlanmamış, yani “çıplak” paylar bakımından bir ayrım yapılarak incelenmesi
gerekmektedir.
46
Bu halde, senede bağlanmamış paylar bakımından hakkı temsil eden
senet, yani “şey” veya “eşya”, olmadığı için alenilik ilkesi uygulama alanı
bulamayacaktır. Söz konusu ilke pay rehni bakımından, rehne konu payları temsil eden
44
Acar, s. 43; Yılmaz, Pay Rehni, s. 20; Sirmen, Eşya Hukuku, s. 669; Nomer/Ergüne, s. 411; Erman,
s. 173; Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 838; Oğuzman/Seliçi/ Oktay Özdemir, s. 1162; Esener/Güven, s. 894.
45
Oğuzman/Seliçi/ Oktay Özdemir, s. 1162.
46
Yılmaz, Pay Rehni, s. 20.
18
senedin mevcut olması halinde uygulanabilir olacak olup senedin zilyetliği aleniyeti
sağlayacak unsur olacaktır.
47
Bu noktada, anonim ortaklık tarafından tutulan pay defteri kayıtlarının kamuya açıklık
ilkesinin bakımından değerlendirilmesi faydalı olacaktır. Çalışmanın ilerleyen
bölümlerinin ilgili noktalarında da ayrıca değinildiği üzere TTK’de yer alan hükümler
kapsamında anonim ortaklık tarafından tutulan ve ticari defterler arasında sayılan ve fiziki
olarak tutulan pay defteri
48
kural olarak nama yazılı payların sahiplerini, ilmühaberleri,
çıplak payları ve intifa hakkı sahiplerini gösteren kayıtlar içerebilecektir. Pay defterine
yapılan bu kayıtların açıklayıcı olduğu doktrinde kabul edilmekle
49
birlikte pay
defterindeki kayıtlara güvenerek hukuki işlemlere taraf olan iyi niyetli üçüncü kişilerin
hukuki işleme konu hak kazanımlarının korunmayacağı değerlendirilmektedir.
50
Bu
doğrultuda, taşınmazlar bakımından tapu sicilinin resmi sicil niteliğinin pay defterine
işlenen kayıtlar bakımından mevcut olmadığından ve özellikle TTK’nin pay defterine
böyle bir hukuki nitelik bahşetmediğinden hareketle pay defterine yapılacak kayıtların da
alenilik ilkesinin gerekliliğini yerine getirdiğinden bahsedilemeyecektir.
51
D. Talilik İlkesi
TMK md. 946 uyarınca, alacağı rehin hakkı ile güvence altına alınmış alacaklı, söz
konusu alacağın ödenmemesi halinde rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurarak rehnin
paraya çevrilmesini talep edebilir ve paraya çevrildikten sonra elde edilen tutarlardan
kendi alacağının ödenmesini isteyebilir.
47
Yılmaz, Pay Rehni, s. 20.
48
Pay defteri ilgili anonim ortaklığın yönetim kurulu tarafından fiziki olarak tutulmakta olan bir defter olup
14 Şubat 2025 tarihli ve 32813 sayılı RG’de yayımlanan “İşletmenin Muhasebesiyle İlgili Olmayan Ticari
Defterlerin Elektronik Ortamda Tutulması Hakkında Tebliğ” uyarınca kuruluşları 1 Ocak 2026 tarihi
itibariyle ticaret siciline tescil edilen şirketlerin ile kuruluşu ve esas sözleşme değişiklikleri Ticaret
Bakanlığı’nın iznine tabi şirketlerin pay defterinin elektronik defter sistemi üzerinde tutulması gerektiği
düzenlenmektedir. Elektronik Defter Tebliği’nin hükümleri 1 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe girecek
olup şirketlerin Elektronik Defter Tebliği’nde yer alan hükümler kapsamındaki yükümlülükleri bu tarih
itibariyle uygulanabilir olacaktır.
49
Şafak Narbay, Anonim Ortaklıkta Pay Defteri, 1. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2003, s. 146.
50
Narbay, s. 157.
51
Narbay, s. 157.
19
Söz konusu hüküm, alacaklının rehnin paraya çevrilmesine ilişkin talebinin ancak
alacağının ödenmemesi halinde yapılabileceğine işaret etmektedir. Bu doğrultuda, rehin
hakkı alacağın ödenip ödenmemesine bağlı olarak paraya çevrilebilecek olup bu haliyle
ikincil, yani tali bir haktır.
52
E. Eskinin Önceliği İlkesi
Taşınmazlar üzerindeki rehin hakkında uygulanan sabit dereceler sistemi, birden fazla
rehin hakkı arasındaki öncelik esasını düzenlerken, taşınırlar üzerindeki rehin hakkına
ilişkin olarak da TMK md. 948/2 hükmü uygulama alanı bulmaktadır. Bu hüküm
kapsamında, taşınırlar üzerinde kurulan birden fazla rehin hakkının sırasının rehin
haklarının kuruluş tarihlerinin esas alınarak belirlenmesi gerektiği düzenlenmektedir.
Buna göre, taşınırlar üzerindeki rehin haklarının önceliği, rehin hakkının kuruluş
tarihlerine göre belirlenmektedir.
53
Eskinin önceliği ilkesi önemini rehin hakkının paraya çevrilmesi aşamasında
göstermektedir. Bu halde, rehinli taşınırın paraya çevrilmesi ile birlikte elde edilen
tutarlar rehin alacaklıları arasında öncelik esası dikkate alınarak paylaştırılacaktır (TMK
md. 948/1). Bu doğrultuda, rehin hakkının kuruluş tarihi daha önce olan alacaklı, diğer
rehin hakkı sahiplerine göre öncelikli olarak alacağını tahsil etme imkânı bulacaktır.
54
Bu doğrultuda, aynı anonim ortaklık payı üzerinde birden fazla rehin hakkı kurulması
halinde, söz konusu rehin alacaklıları arasındaki öncelik sırası, rehin haklarının kuruluş
tarihine göre belirlenecek olup eski tarihli rehin hakkı alacaklısının öncelik hakkı
olacaktır.
52
Acar, s. 63.
53
TMK md. 948 hükmünün emredici nitelikte olmaması nedeniyle söz konusu öncelik sırasının
sözleşmeyle aksinin düzenlenebileceğine ilişkin olarak bkz. Sirmen, Alacak Rehni, s. 25; Ayan, s. 313;
Ertaş, s. 583; Erman, s. 174; Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 842; Oğuzman/Seliçi/ Oktay Özdemir, s. 1172;
Esener/Güven, s. 903; Mete, s. 1451.
54
Acar, s. 61.
20
F. Rehin Yükünün Bölünmezliği İlkesi
TMK md. 944/2 hükmü uyarınca, alacağı taşınır rehni ile güvence altına alınmış
alacaklının alacağının tamamını ödenmedikçe, rehne konu taşınır malı veya söz konusu
taşınırın bir kısmını geri vermek zorunda olmadığı düzenlenmiştir. Rehin yükünün
bölünmezliği ilkesini ortayan koyan bu hüküm dolayısıyla, borçlunun borcunun bir
kısmını ifa etmesi durumunda, üzerinde rehin tesis edilen taşınır(lar)ın bir kısmı
üzerindeki rehnin kaldırılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu halde, üzerinde rehin
hakkı tesis edilen taşınır veya taşınırların bir bütün olarak ilgili alacağın teminatını
oluşturması söz konusudur.
55
Bu kapsamda, anonim ortaklık payları üzerinde rehin hakkına sahip olan alacaklının, ilgili
alacağının bir kısmının borçlu tarafından ödenmesi halinde rehin hakkına konu payların
bir kısmını üzerindeki rehin hakkını fek etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Fakat, söz
konusu TMK hükmünün emredici nitelikte olmaması nedeniyle, taraflar bu durumun
aksini kararlaştırabileceklerdir.
56
G. Güvenin Korunması İlkesi
Taşınmazlar veya taşınırlar üzerinde tesis edilecek rehin hakkının hukuka uygun bir
şekilde kurulması için rehin verenin tasarruf yetkisini haiz olması gerekmekte olup bazı
hallerde TMK md. 939/2’de yer alan hüküm dolayısıyla iyi niyetli rehin alanın hakkının
korunacağı düzenlenmektedir.
Şöyle ki, bu hüküm dolayısıyla, rehin verenin tasarruf yetkisinin bulunmadığı hallerde,
iyi niyetli bir şekilde rehin verenin tasarruf yetkisine sahip olmadığını bilmeyen veya
bilebilecek durumda olmayan rehin hakkı sahibinin ilgili taşınırın zilyetliğinin kendisine
devredilmesi durumunda rehin hakkı tesis edilmiş olacak ve rehin hakkı sahibinin bu
hakkı korunacaktır.
55
Acar, s. 50; Nomer/Ergüne, s. 415; Serozan, s. 356; Ayan, s. 307; Erman, s. 174; Ertaş, s. 582;
Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 840 – 841; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1169 – 1171; Esener/Güven,
s. 905.
56
Yılmaz, Pay Rehni, s. 23; Nomer/Ergüne, s. 415.
21
Söz konusu TMK hükmünün atıf yaptığı husus iyi niyetli rehin alanın rehne konu taşınırın
zilyetliğini devralması hususudur.
57
Böylelikle, bu ilkenin anonim ortaklığın payı
üzerindeki rehin hakkı bakımından uygulama alanı bulabilmesi için zilyetlik durumunun
söz konusu olması, yani anonim ortaklığın paylarının senede bağlanmış olması
gerekecektir. Diğer bir deyişle, senede bağlanmamış yani çıplak payların varlığı halinde
zilyetliğe konu bir taşınır bulunmayacağından bu paylar bakımından bu ilke uygulama
alanı bulamayacaktır.
Senede bağlanmış paylar bakımından ise hamiline yazılı pay senetlerinin varlığı halinde
iyi niyetli rehin alanın hakkı TMK hükümlerine göre korunacak olup
58
nama yazılı pay
senetlerinin varlığı halinde ise bu durum TTK’de yer alan kıymetli evrak hükümleri
59
çerçevesinde korunacaktır.
60
Böylelikle, kıymetli evraka bağlanmış alacaklar üzerinde
yani pay senetleri üzerinde rehin hakkı tesis eden kişinin söz konusu hakkın tesisine
yönelik tasarruf yetkisinin olmadığını bilmeyen veya bilebilecek durumda olmayan rehin
hakkı sahiplerinin hak kazanımları korunacaktır. Diğer bir deyişle, iyi niyetli bir şekilde
söz konusu pay senetlerinin zilyetliğini devralan kişi rehin hakkına sahip olacaktır.
Güvenin korunması ilkesinin anonim ortaklık payları üzerindeki rehin hakkına
uygulanması hususu, işbu çalışmanın birinci bölümünün “Anonim Ortaklık Payı
Üzerinde Rehin Hakkının Kurulması” başlığı altındaki ilgili yerlerde daha detaylı bir
şekilde ele alınmaktadır.
III. PAY REHNİ KAVRAMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ
A. Pay Rehni Kavramı
Herhangi bir borç ilişkisinde alacaklının alacağını temin etmesine olan güveni, “teminat”
olarak ifade edilen çeşitli hukuki işlemlerden doğacak hakların alacaklıya tesis edilmesi
ile daha da artmaktadır. Borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde kural olarak borçlunun
57
Sirmen, Eşya Hukuku, s. 669; Nomer/Ergüne, s. 414; Serozan, s. 351; Erman, s. 173; Ertaş, s. 580;
Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 841; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1164 – 1165.
58
Bkz. TMK md. 988.
59
Bkz. TTK md. 686/2.
60
Yılmaz, Pay Rehni, s. 21.
22
tüm varlığıyla söz konusu borcun ifa edilmesinden dolayı sorumlu olduğu kabul edilir.
Teminat kavramı ise, borçlunun borcunu gereği gibi ifa etmemesi riskine karşılık
alacaklıyı koruyan ek hukuki mekanizmadır. Teminatlar şahsi ve ayni nitelikte olabilecek
olup şahsi teminatlar, teminat verenin tüm malvarlığı ile sorumlu olduğu durumları ifade
eder. Şahsi teminatlar olarak uygulamada en çok karşılaşılan örnekler kefalet veya garanti
sözleşmeleridir. Ayni teminatlar ise borçlunun veya üçüncü bir kişinin sahip olduğu
herhangi bir “mal” veya “eşya” üzerinde tesis edilerek borcun ödenmemesi halinde
yalnızca söz konusu malın paraya çevrilmesi sonucunda elde edilen tutarların borcun
ödenmesinde kullanılması sonucunu doğurmaktadır. En yaygın uygulama alanı bulan
ayni teminatlardan biri rehin hakkıdır.
Rehin hakkı, herhangi bir malvarlığı değeri üzerinde kurularak, alacaklısına, alacaklının
alacağının ödenmemesi halinde söz konusu malvarlığı değerinin paraya çevrilmesi ve
paraya çevrilme sonucunda elde edilen tutarların söz konusu alacağın ödenmesi için
kullanılması haklarını veren bir sınırlı ayni haktır.
61
Mutlak bir hak olarak TMK’de
düzenlenen rehin hakkı, rehin hakkı sahibine, üzerinde rehin hakkı tesis edilen malvarlığı
değerinin malikinin aksine daha sınırlı haklar sağlaması nedeniyle sınırlı bir hak olarak
değerlendirilmektedir.
62
Bu yönüyle, rehin hakkının alacaklıya bahşettiği yetkiler rehne konu malvarlığı değerinin
paraya çevrilmesi ve paraya çevrilme aşamasının sonucunda elde edilen tutarların
alacaklının alacağının ödenmesi için kullanılması ile sınırlıdır. Fakat bu yetkiler, ancak
alacaklının alacağını borçludan tahsis edememesi, bir başka deyişle, borçlunun borcunu
ifa etmemesi halinde kullanılabilecek olup bu yönüyle rehin hakkının kullanılabilmesinin
borcun ifa edilmemesi şartına bağlı olduğunu belirtmek gerekir.
63
Bu yönüyle talilik
ilkesinin uygulaması görülebilecektir.
Ek olarak, yukarıda rehne uygulanacak genel ilkelerden bahsedilirken, ferilik ilkesi
detaylı bir şekilde açıklanmış olup bu ilke dolayısıyla rehin hakkının feri bir hak olduğu
61
Yılmaz, Pay Rehni, s. 5; Göksoy, s. 58; Acar, s. 1; Esener/Güven, s. 890 ve 907;
Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1023.
62
Esener/Güven, s. 890 ve 907; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1023.
63
Göksoy, s. 58.
23
belirtilmiştir. Bu doğrultuda, rehin hakkının alacağa bağlı yani feri bir hak olduğu tekrar
yinelenerek alacağın herhangi bir nedenle ortadan kalkması halinde rehin hakkının da
sona ereceği ayrıca belirtilmelidir.
Rehin hakkı, borçlunun malvarlığı içerisindeki herhangi bir malvarlığı değeri üzerinde
tesis edilebilecek olup üçüncü kişilerin sahip olduğu malvarlığı değerleri üzerinde de
kurulabilecektir. Bu halde, söz konusu borcun borçlusu haricinde diğer üçüncü kişilerce
tesis edilebilecek bir haktan söz edilmekte olup borcun ödenmemesi halinde söz konusu
üçüncü kişinin sahibi olduğu malvarlığı değerinin paraya çevrilmesi ve bunun sonucunda
elde edilen tutarların borçlunun borcunun ödenmesi için kullanılması söz konusu
olacaktır.
64
Anonim ortaklık payı üzerinde kurulan rehin hakkı ise, yukarıda kavramsal ve genel
hatlarıyla açıklanan rehin hakkının, bir malvarlığı değeri olan anonim ortaklık payı
üzerinde tesis edilmesi halinde ortaya çıkacaktır. TMK’de düzenlenen “alacaklar ve diğer
haklar üzerinde rehin hakkı” başlığı altında sınıflandırılacak olan bu rehin hakkının
hukuki niteliğine yönelik detaylı açıklamalar aşağıda yer almaktadır.
B. Senede Bağlanmamış Anonim Ortaklık Payı Üzerindeki Rehin Hakkının
Hukuki Niteliği
Yukarıda belirtildiği üzere, anonim ortaklık payı, anonim ortaklığın sermayesini
oluşturan temel kavram olarak, bu paylara tesis edilmiş pay sahipliği hakları bakımından
ve payları temsil eden pay senedi basılmış olması halinde ise bu pay senetleri bakımından
bir anlam ifade etmektedir. Tüm bu anlamları içeren pay üzerindeki rehin hakkı da
bahsedilen bu değerlerin tümü üzerinde tesis edilecektir. Bu yönüyle, paya bağlı tüm
haklar üzerinde rehin hakkı tesis edileceğinden, söz konusu rehin hakkının “hak rehni”
niteliğinde olduğunu belirtmek gerekir.
TMK md. 954 ila 961 hükümleri arasında yer alan “alacaklar ve diğer haklar üzerinde
rehin hakkı” başlığına ilişkin düzenlemeler, bir hak rehni niteliğinde olan anonim ortaklık
64
Göksoy, s. 58.
24
payı üzerinde kurulacak rehin hakkına da uygulanabilir olacaktır. Bu çıkarımı yapmadan
önce, doktrinde bu yöndeki hukuki tartışmayı ele almak gerekecektir. Şöyle ki, doktrinde
anonim ortaklık payı üzerinde tesis edilecek rehin hakkının hukuki niteliğinin “alacak
rehni” ve “hak rehni” kavramlarından hangisi altında incelenmesi gerektiğine dair
tartışma mevcuttur.
Bu doğrultuda, anonim ortaklık payı üzerinde tesis edilecek rehin hakkının bir hak rehni
niteliğinde olduğunu savunan yazarlar
65
, rehin hakkının pay sahibinin malvarlıksal
nitelikteki hakları üzerinde tesis edildiğini savunarak yalnızca bir alacak hakkı olmadığını
ve daha kapsamlı bir hak tesis etmesi nedeniyle hak rehni olarak değerlendirilmesi
gerektiğini belirtmektedirler.
Diğer yandan, söz konusu rehin hakkının alacak rehni olarak nitelendiren bir görüş
66
ise,
anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkının kapsamına giren pay sahipliği haklarının
yalnızca malvarlıksal nitelikte olan kâr payı veya tasfiye payı alacağı gibi haklar olması
ve pay sahipliğinden kaynaklanan yönetsel hakların bu kapsama dahil olmaması
nedeniyle söz konusu rehnin alacak rehni olarak nitelendirilmesi gerektiğini
savunmaktadır. Rehin hakkına konu pay sahipliği hakları bir bütün olarak
değerlendirildiğinde içerisindeki malvarlıksal haklardan doğmuş veya doğacak olarak
alacakların münferit olarak rehne konu olması söz konusu olmadığından rehnin bu
münferit alacakların tamamını teşkil ettiği göz önüne alınmalıdır. Bu doğrultuda,
kanaatimizce, anonim ortaklık payı üzerindeki rehnin niteliğinin bir hak rehni olarak
belirlenmesi gerekecektir.
Fakat, söz konusu tartışmaya konu alacak rehinleri ve hak rehinlerinin TMK’da md. 954
altında düzenlediği ve bu hakların devredilebilir özellikleri bulunduğu sürece uygulama
65
Göksoy, s. 62 – 63; Aslı Makaracı Başak, Taşınır Rehni Sözleşmesi, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul
2014, s. 48; Melisa Sevinç Atılganer, Anonim Şirket Payının Rehni, İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal
Bilimler Entitüsü Hukuk Yüksek Lisans Programı, İstanbul 2022 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi), s.
13; Ali Atakan Çardak, Anonim Şirkette Pay Rehni, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel
Hukuk Anabilim Dalı, Ankara 2022 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi), s. 24; Mehmet Kılıç, “Anonim
Ortaklıklarda Pay Rehni”, Bankacılar Dergisi, S: 71, 2009, s. 66; Himmet Koç, Anonim Şirket Paylarının
Sınırlı Ayni Haklara Konu Olması, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim
Dalı, Ankara 2022 (yayımlanmamış doktora tezi), s. 46.
66
Sirmen, Alacak Rehni, s. 56-57.
25
bakımından herhangi bir farklılık içermediğini belirtmek gerekir. Bu halde, doktrindeki
bu hukuki tartışmanın sonuç itibariyle çalışmanın temel konusunu oluşturan pay rehninin
uygulama alanında herhangi bir farklılık yaratmayacağı kabul edilmelidir.
67
Anonim ortaklık payı üzerinde tesis edilen rehin hakkının TMK’de yer alan sınıflandırma
doğrultusunda “hak rehni” olarak nitelendirileceğini değerlendirdikten sonra, hak rehnin
hukuki niteliğinin ne olduğuna dair de açıklama yapmak gerekecektir. Doktrinde,
hakların cismani, yani somut, bir varlığı olmaması nedeniyle haklar üzerinde tesis
edilecek rehin hakkının ayni bir hak niteliğinde olup olmadığı tartışma konusu olmuştur.
Hak rehninin ayni bir hak niteliğinde olmadığı görüşündeki yazarlar
68
, ayni hakların
yalnızca maddi varlığı olan eşyalar üzerinde tesis edilebileceğini ve bu nedenle hak
rehninin ayni bir hak niteliğinde olmadığını ve ancak ayni hak benzeri nitelikte bir mutlak
hak olabileceğini savunmuştur. Bu konudaki başka bir görüş
69
ise, söz konusu hak
rehninin mutlak etkisi sınırlı bir ayni hak olduğu görüşüdür. Bu görüş kapsamında,
alacağın devredilmesi halinde üçüncü kişilere söz konusu rehin hakkı ileri
sürülebilecekken rehin hakkı sahibinin rehin hakkının herhangi bir şekilde ihlal edilmesi
halinde söz konusu üçüncü kişilere karşı herhangi bir talepte bulunma yetkisi
olmayacaktır. Buradan hareketle, bu halde rehin hakkının mutlak etkisinin azaldığı
savunulmaktadır. Diğer bir görüş ise, hak rehninin TMK’daki sınıflandırma dikkate
alındığında bir sınırlı ayni hak olarak düzenlendiği ve TMK tarafından da bu şekilde kabul
edildiğine ilişkindir.
70
Hakların cismani bir varlığı olmaması ve bu nedenle zilyetlik koruması altında
olmayacağından hareketle, haklar üzerinde tesis edilen rehin hakkı sahibinin de üçüncü
kişilere karşı rehin hakkının ihlalinden kaynaklı bir talepte bulunması söz konusu
olmayacaktır. Fakat, üçüncü kişilerin taraflar arasında kurulan bir borç ilişkisinden doğan
ve üzerinde rehin tesis edilmiş borcu ihlal etmeleri fiilen mümkün olmayacağından bu
67
Yılmaz, Pay Rehni, s. 9.
68
Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1205; Nomer/Ergüne, s. 459; Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 867;
Ayan, s. 371; Ertaş, s. 600; Mehmet Serkan Ergüne, “Anonim Şirket Payı Üzerinde Rehin Hakkı
Kurulması”, İÜHFM, C: LXXIV, S: 2, 2016, s. 742.
69
Sirmen, Alacak Rehni, s. 9-10.
70
Kendigelen, s. 15.
26
yönde bir talebe de gerek duyulmayacaktır. Bu doğrultuda, hak rehninin mutlak bir hak
mı yoksa ayni bir hak mı olduğu tartışması, rehin hakkı sahibinin güvencesine ve
alacağını tahsil etme kabiliyetine etki etmeyecek ve teorik bir hukuki tartışma olarak
kalacaktır.
C. Senede Bağlanmış Paylar Üzerindeki Rehin Hakkının Hukuki Niteliği
Daha önce de belirttiğimiz gibi, anonim ortaklıkların paylarını temsil etmek üzere söz
konusu anonim ortaklık tarafından hamiline veya nama yazılı olmak üzere senet
çıkarılabilir.
71
Bu halde, anonim ortaklık payını temsil eden pay senetleri kıymetli evrak
niteliğinde olup senetlerin temsil ettiği payların ifade ettiği kapsama bu pay senetleri de
dahil olacaktır.
72
Payların senede bağlanmış olması, kıymetli evrak niteliğindeki pay
senetlerinin varlığını göstermekle birlikte, kıymetli evraklara uygulanan hükümlerin özel
düzenlemeler
73
saklı kalmak üzere pay senetleri için de uygulama alanı bulacağı anlamına
gelmektedir.
TMK md. 956’da yer alan hükümler kıymetli evraka bağlanmış hakların üzerinde rehin
tesis edilmesine ilişkin olup bu hüküm doğrultusunda hamiline yazılı pay senetlerinin
rehni için söz konusu senetlerin zilyetliğinin alacaklıya devredilmesi yeterli görülmüş,
nama yazılı pay senetlerinin rehninin ise senedin ciro veya devir beyanı ile birlikte
alacaklıya teslim edilmesi ile kurulacağı düzenlenmiştir.
Anonim ortaklık payı üzerinde kurulacak rehin hakkının hukuki niteliğine ilişkin olarak
yukarıda daha detaylı olarak incelenen hukuki tartışmaların sonucunda bu rehin hakkının
bir hak rehni niteliğinde olduğu değerlendirilmişti. TMK md. 956’da yer alan hükümlerin
hak rehni başlığı altında düzenleniyor olması da aslında, paylar üzerinde tesis edilecek
rehin hakkının bir hak rehni olarak nitelendirilmesi değerlendirmesini güçlendirmektedir.
71
TTK md. 484/1.
72
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt I, s. 616; Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1703; Karahan, s. 3.
73
Pay senetlerine ilişkin genel düzenlemeler, pay senedi metninde yer alması gereken bilgiler ve pay
senetlerinin temsil ettiği paylara ilişkin hakların geçişine yönelik hükümler için bkz. TTK md. 484 vd.
27
Bu kapsamda, payları temsil etmek üzere basılan pay senetlerinin rehninin de hak rehni
olarak nitelendirilmesi gerektiğini belirtmek gerekir.
74
Ek olarak, payların senede bağlanmış olması halinde, bir eşyanın mevcut olduğundan
bahsedilebilecek olup söz konusu eşyanın zilyetliğe konu olması da gündeme gelecektir.
Bu haliyle, pay senetlerinin rehnine ilişkin olarak özel hüküm niteliğinde olması
nedeniyle öncelikli olarak TMK md. 956 hükmü uygulanacaktır. Fakat, söz konusu
hüküm uyarınca düzenlenmeyen hallerin varlığı durumunda teslime bağlı taşınır rehnine
ilişkin hükümler de uygulanabilecektir.
75
IV. PAY REHNİNE UYGULANACAK HÜKÜMLER
Anonim ortaklık payı kavramının ve anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkına
uygulanacak genel ilkelerin incelenmesini takiben, anonim ortaklık payının rehnine
uygulanacak hükümleri ortaya koymak, işbu çalışmanın takip eden bölümlerinde
belirtilen hususların ve çalışmanın ana konusunun daha iyi anlaşılması bakımından önem
arz edecektir.
Bu doğrultuda, anonim ortaklık payı üzerinde tesis edilecek rehin hakkına ilişkin olarak
öncelikle TMK’de yer alan taşınır rehnine ilişkin hükümlerin uygulanacağını belirtmek
gerekir. Buradaki alt başlık TMK md. 954 ve 961 hükümleri arasında düzenlenen
“alacaklar ve diğer hakların rehni” olacaktır. Bu hükümler içerisinde uygulama alanı
bulacak bir hükme rastlanmaması halinde ise teslime bağlı taşınır rehnine ilişkin
düzenlemelerin yer aldığı TMK md. 939 ve 949 hükümleri arasındaki düzenlemelerin
uygulanması söz konusu olacaktır. Bu halde de uygulanabilecek hüküm bulunmaması
halinde ise taşınmaz rehninde yer alan ilgili hükümlerin kıyasen uygulanacağı kabul
edilmektedir.
76
74
Sirmen, Alacak Rehni, s. 55; Kendigelen, s. 29; Göksoy, s. 67 – 68.
75
Kendigelen, s. 29.
76
Yılmaz, Pay Rehni, s. 27; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1058 – 1059; Ayrıca, bu hallerde
TMK’de yer alan intifa hakkına ilişkin hükümlerin de kıyasen uygulama alanı bulacağına ilişkin olarak
bkz. Göksoy, 77; Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 867.
28
Ek olarak, anonim ortaklığın paylarının senede bağlanmamış olması halinde bu paylar
üzerindeki rehin hakkı tesisine ilişkin işlemler TTK’de ayrıca düzenlenmemiştir. Bu
nedenle, söz konusu payların üzerindeki rehin hakkının niteliğinin hak rehni olduğunun
kabulü ile birlikte TMK’de düzenlenen hak rehnine ilişkin hükümlerin uygun olduğu
ölçüde ve TTK’de bu yönde bir düzenlenme bulunmaması nedeniyle TBK’de yer alan
alacağın devrine uygulanacak hükümler gündeme gelecek
77
olup payların senede
bağlanmış olması halinde ise TTK’de yer alan kıymetli evrak hükümlerine
başvurulacaktır.
Halka açık anonim ortaklık payları üzerinde rehin kurulması halinde ise, halka anonim
ortaklıklar için uygulanacak özellikli durumlar ve hükümlere ilişkin olarak işbu
çalışmamızın ikinci bölümünde yer alan “Halka Açık Anonim Ortaklıklara Uygulanacak
Hükümler” başlığı altında daha detaylı açıklamalar yapılacaktır.
V. PAY REHNİNİN KAPSAMI
Anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkı kavramına ve rehnin hukuki niteliğine
ilişkin olarak yukarıdaki değerlendirmeler ışığında pay rehni, pay sahipliğine bağlı ve
para ile ölçülebilen bir değere sahip malvarlıksal hakları kapsayacak olup rehin hakkının
alacaklıya verdiği yetkiler göz önüne alındığında bu yetkiler paya bağlı yönetsel nitelikli
hakları kapsamayacaktır. Pay sahipliğine bağlı yönetsel haklar maddi değeri haiz
olmadığı ve para ile ölçülemediği için, rehnin kapsamına dahil değildir, fakat çeşitli
durumlarda rehin hakkı söz konusu yönetsel hakların ilgili pay sahibi tarafından
kullanılmasında etkili olabilmektedir.
78
Aşağıdaki başlıklar altında, pay sahipliğinden doğan malvarlıksal nitelikteki hakların
rehnin kapsamına ne kadar ve hangi şartlar altında dahil olacağı ve rehin hakkının
yönetsel haklar bakımından etkileri daha detaylı bir şekilde incelenecektir.
77
Yılmaz, Pay Rehni, s. 27; Göksoy, s. 77; Sirmen, Alacak Rehni, s. 9; Serozan, s. 363; Nomer/Ergüne,
s. 460.
78
Göksoy, s. 228.
29
A. Malvarlıksal Nitelikteki Haklar Bakımından
1. Kar Payı Hakkı
Pay sahipliği hakları içerisinde belirli bir değer ile ölçülebilen ve malvarlıksal haklardan
biri olan kâr payı hakkı ve bununla ilişkili olan kâr payı avansı hakkı pay sahibinin en
temel haklarından biridir. Pay sahibinin anonim ortaklığa ortak olması ile birlikte
kazanılan bu hak, pay sahibinin sahip olduğu payın hukuki bir semeresi olarak
değerlendirilmektedir.
79
Anonim ortaklığın esas sözleşmesinde yer alan hükümler ve
TTK çerçevesinde kullanılabilecek olan bu hak esasen anonim ortaklığın genel kurulunun
kâr payı dağıtılması veya dağıtılmaması yönünde alacağı karar ile kullanılabilecektir.
Böylelikle, kâr payı hakkının paya bağlı bir feri hak olmaktan çıkıp bağımsız olarak talep
edilebilmesi de ortaklığın genel kurulunun bu yönde alacağı kararla söz konusu
olabilecektir. Bu halde, genel kurulun kâr payı dağıtılmasına yönelik kararı ile birlikte
pay sahibi artık kâr payı hakkını ortaklığa karşı öne sürebilecek, kanuna ve ortaklığın esas
sözleşmesine göre hesaplanacak söz konusu kâr payı tutarlarının kendisine ödenmesini
talep edebilecektir.
80
Anonim ortaklığın payı üzerinde rehin hakkı tesis edilmesi halinde, paya bağlı bir pay
sahipliği hakkı olan kâr payı hakkının rehin veren sıfatıyla pay sahibi mi yoksa rehin alan
tarafından mı kullanılacağı netleştirilmesi gereken bir husustur. TMK md. 947/2 ve 947/3
hükümleri rehin hakkının paraya çevirme aşamasındaki malvarlığının doğal ürünleri ve
bütünleyici parça niteliğindeki ürünleri de kapsayacağını düzenlemektedir. Fakat,
yukarıda da belirtildiği üzere, kâr payı hakkı paya bağlı feri bir hak olup payın hukuki
semerelerinden biri olarak nitelendirilmektedir. Bu doğrultuda, rehin hakkının kapsamına
kâr payı hakkının girmeyeceği kabul edilmektedir.
81
Diğer bir deyişle, paya bağlı kâr payı
hakkı rehin alan tarafından kullanılamayacaktır.
79
Yılmaz, Pay Rehni, s. 113; Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1833.
80
Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1833; Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s. 249.
81
Cansel, s. 163; Makaracı Başak, s. 205; Acar, s. 153; Nomer/Ergüne, s. 468.
30
Bazı özellikli hallerde kâr payı hakkının rehin hakkı kapsamına dahil olduğu
değerlendirilmektedir. Bu haller, kâr payı hakkının kuponlara
82
bağlanması ihtimali
gözetilerek incelenecektir.
Kâr payının kuponlara bağlanmasına ilişkin olarak TTK bakımından bir yükümlülük
bulunmamakla birlikte kâr payının kuponlara bağlanmaması halinde kâr payı alacağının
muaccel olacağı tarihe
83
kadar rehnin kapsamında bulunacağı ve söz konusu alacağın
muaccel olmasını takiben rehin kapsamından çıkarak pay sahibi tarafından tahsil
edileceği kabul edilmektedir.
84
Kâr payının kuponlara bağlanması halinde ise, TMK md.
959/3’te yer alan hüküm dolayısıyla söz konusu kuponların üzerinde usulüne uygun bir
şekilde rehin hakkı tesis edildiğinde, kuponların temsil ettiği kâr payı hakkının da rehnin
kapsamına gireceği kabul edilmektedir.
85
Benzer şekilde, kuponların tükenmesiyle
sahibine yeni kupon alma hakkı veren senetler olan talonların
86
varlığı halinde de
kuponlar için yapılan aynı değerlendirme yapılacaktır.
2. Tasfiye Payı Hakkı
Anonim ortaklığın sona ermesi ile ticaret sicilinden terkin edilmesi arasında geçen süreç
tasfiye süreci olarak adlandırılmakta olup tasfiye payı hakkı malvarlıksal nitelikteki pay
sahipliği haklarından biri olarak nitelendirilmektedir.
Tasfiye aşamasında, ortaklığın malvarlıkları paraya çevrilerek alacakları tahsil edilir ve
tahsil edilen tüm tutarlarla ortaklığın borçlarının ödenmesi amaçlanır.
87
Ortaklığın
borçlarının ödenmesini takiben ise geriye kalan tutarların pay sahiplerine dağıtılması söz
konusu olacaktır.
88
TTK md 543 hükmü uyarınca, geriye kalan tutarların ortaklığın esas
82
Kuponlara ilişkin detaylı açıklamalar için bkz. I. Bölüm, VI.C.2.e.
83
Anonim ortaklığın genel kurulunun kâr payı dağıtımına ilişkin alacağı kararda, dağıtımın ne zaman
yapılacağı da ayrıca belirtilmelidir. Böylelikle, söz konusu muacceliyet tarihi ortaklığın genel kurulunun
alacağı karara göre belirlenecektir.
84
Yılmaz, Pay Rehni, s. 118; Göksoy, s. 231.
85
Yılmaz, Pay Rehni, s. 119.
86
Poroy/Tekinalp, s. 6; Ülgen/Helvacı/Kaya/Nomer Ertan, s. 35; Talonlara ilişkin detaylı açıklamalar
için bkz. I. Bölüm, VI.C.2.e.
87
Özlem Karaman Coşgun, Anonim Şirketin Tasfiyesi, 1. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2015, s. 20 –
21; Emrullah Kervankıran, Anonim Şirketlerin Tasfiyesi, 1. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2015, s.
55 – 56.
88
Karaman Coşgun, s. 239; Kervankıran, s. 243.
31
sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmaması halinde payları oranında pay sahiplerine
dağıtılacağı düzenlenmektedir.
Tasfiye payı hakkı, diğer bir deyişle tasfiye bakiyesine katılma hakkının hukuki niteliğine
ilişkin olarak doktrinde çeşitli görüşler ileri sürülmüş olup çoğunluk görüş, tasfiye
payının kâr payı gibi hukuki bir semere niteliğinde olmadığı tasfiye işlemleri sonucunda
ortaklığın sona ermesi nedeniyle payın yerine geçen ikame bir değer olduğunu
savunmaktadır.
89
Bunun aksine, tasfiye bakiyesi ortaklığın sona ermeden önceki tüm
faaliyetlerinden elde edilen kazançları gösterdiğinden kar payına benzer bir nitelikte
olduğu da öne sürülmektedir.
90
Kanaatimizce, tasfiye payının kar payına benzer niteliği göz önünde bulundurulmalı ve
bu doğrultuda kar payının rehin hakkı kapsamına girip girmediği noktalar aynı şekilde
tasfiye payı için de uygulanabilir olmalıdır. Bu doğrultuda, tasfiye alacağının muaccel
hale gelmesine kadarki süreçte rehnin kapsamına gireceği ve muaccel olmasını takiben
artık rehin hakkı sahibi tarafından talep edilemeyeceği belirtilmelidir.
3. Rüçhan Hakkı (Yeni Pay Alma Hakkı)
Anonim ortaklıktaki pay sahiplerinin malvarlıksal nitelikteki haklarından bir diğeri olan
rüçhan hakkına, diğer bir deyişle, yeni pay alma hakkına ayrıca değinmek faydalı
olacaktır. TTK md. 461/1 hükmü uyarınca anonim ortaklıkta yeni pay çıkarılması halinde,
ortaklıktaki mevcut pay sahiplerinin kendi sahip oldukları payların sermayeye oranı
dikkate alınarak söz konusu yeni çıkarılacak payları alma hakları mevcuttur. TTK’de de
belirtildiği üzere, bu hak aynı zamanda “rüçhan hakkı” veya “yeni pay alma hakkı” olarak
da ifade edilmektedir.
91
Doktrinde, rüçhan hakkı payın semerelerinden biri değil pay
sahibine yeni paylar alma hakkı vermesi nedeniyle “kök hakkı” olarak
tanımlanmaktadır.
92
89
Yılmaz, Pay Rehni, s. 131; Göksoy, s. 243; Kendigelen, s. 192; Karaman Coşgun, s. 251;
Kervankıran, s. 264.
90
Yılmaz, Pay Rehni, s. 132.
91
Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1868; Yılmaz, Pay Rehni, s. 154.
92
Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1869; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 228; Göksoy, s. 251.
32
Rüçhan hakkı payın kök hakkı olarak tanımlandığından rüçhan hakkının sahibi kural
olarak söz konusu payın sahibidir. Özellikle sermaye artırımı gibi ortaklığın yeni pay
ihraç ettiği durumlarda çıkarılacak yeni payları kullanma hakkı pay sahibi tarafından
kullanılmaktadır.
Anonim ortaklık payının rehin hakkına konu olması halinde ise rehin hakkının tesisine
yönelik olarak akdedilecek rehin sözleşmesinde aksi belirtilmediği sürece payın kök
hakkı niteliğinde olan rüçhan hakkının kullanılması sonucunda yeni elde edilecek
payların rehnin kapsamında olmayacağını kabul etmek gerekir.
93
Diğer yandan, rüçhan
hakkının nitelik itibariyle “kök hak” olarak kabul edilirse, rehin sözleşmesinde
çıkarılacak yeni payların da rehin hakkının kapsamında olacağına dair hüküm bulunması
halinde, rehin hakkı devam ettiği süre boyunca anonim ortaklığın yapacağı sermaye
artırımları sonucunda pay sahibinin rüçhan hakkının kullanılması sonucunda elde edeceği
yeni payların da rehin hakkının kapsamında olacağı söylenebilecektir.
Fakat doktrinde söz konusu rüçhan hakkının payın kök hakkı niteliğinde olmasından
ziyade mevcut payın genişlemesi niteliğinde olduğu ve payın bir parçası haline geldiği de
ayrıca değerlendirilmiştir.
94
Bu yazarlar, tarafların aksini belirlemesine gerek olmadan
söz konusu rüçhan hakkının kullanılması sonucunda elde edilecek yeni payların rehin
hakkının kapsamında yer alması gerektiğini savunmaktadır. Bu yazarlara göre, sermaye
artırımları sonucunda elde edilecek paylara yönelik rüçhan hakkının kullanılması veya
kullanılmaması halinde ortaklığın sermayesindeki diğer mevcut paylara yayılacak bir
değer kaybından bahsedilebilecektir.
95
Rehin alacaklısının takdirinde olmayan ve anonim
ortaklığın mevcut pay sahipleri tarafından alınacak genel kurul kararıyla yapılabilecek
olan sermaye artırımlarının rehin alacaklısının katılımı olmadan gerçekleşebileceği
dikkate alındığında ortaklığın sermayesindeki tüm payların değerini etkileyebilecek bu
durumda rehin alacaklısının korunması gerekecektir. Bu nedenle, kanaatimizce de rüçhan
hakkının kullanılması sonucunda elde edilen yeni payların mevcut payların bir uzantısı
93
Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1872; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 231; Göksoy, s. 264.
94
Yılmaz, Pay Rehni, s. 154; Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıklarda Sermaye Artırımı, 4. Baskı, On
İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2018, s. 167. (“Sermaye Artırımı”)
95
Yılmaz, Pay Rehni, s. 156.
33
olduğunu kabul etmek ve rehin hakkının bu payları da kendiliğinden kapsayacağını
savunmak gerekmektedir.
4. Bedelsiz Payı Edinme Hakkı
TTK md. 462 uyarınca anonim ortaklığın iç kaynakların sermayeye dönüştürülmesi yolu
ile sermaye artırımı yapması sonucunda çıkarılacak yeni payların bedelsiz bir şekilde
ilgili payın sahipleri tarafından mevcut paylarının sermayeye oranı dikkate alınarak
edinilebileceği düzenlenmektedir. Doktrinde, iç kaynakların sermayeye dönüştürülmesi
sonucunda bedelsiz bir şekilde elde edilebilecek bu paylar “gratis” yani “bedelsiz paylar”
olarak ifade edilmekte
96
olup bedelsiz payları edinme hakkı da rüçhan hakkına benzer bir
şekilde anonim ortaklığın payının kök hakkı olarak kabul edilmektedir.
97
Bu doğrultuda, rüçhan hakkına benzer bir yorum yapılarak, paylar üzerinde rehin hakkı
tesis edilmesi halinde yeni çıkarılacak bedelsiz payların kural olarak rehin hakkının
kapsamına direkt olarak dahil edilemeyeceği doktrinde kabul edilmektedir. Bu yazarlara
göre, bedelsiz payların da rehin hakkının kapsamına gireceği taraflar arasındaki rehin
sözleşmesinde belirtilmişse, bu halde artık pay üzerindeki rehin hakkı bedelsiz payların
edilmesi halinde bu payları da kapsayacaktır.
98
Diğer yandan doktrinde, bedelsiz payların
paya bağlı ekonomik mülkiyet hakkının içerisinde yer alması nedeniyle söz konusu
payların çıkarılması ile kendiliğinden mevcut paylar üzerindeki rehin hakkının kapsamına
gireceği de ayrıca savunulmaktadır.
99
Kanaatimizce, yukarıda rüçhan hakkına yönelik olarak yapılan değerlendirmelere benzer
bir şekilde, bedelsiz payların edinilmesi halinde bu payların kendiliğinden ek bir işleme
gerek kalmaksızın rehin hakkının kapsamına dahil edilmesi gerekecektir.
100
96
Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1875; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 5; Göksoy, s. 268.
97
Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1875; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 5; Göksoy, s. 268.
98
Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1878; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 231.
99
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 6; Göksoy, s. 273; Yılmaz, Pay Rehni, s. 159; Moroğlu, Sermaye
Artırımı, s. 273.
100
Yılmaz, Pay Rehni, s. 161.
34
B. Yönetsel Nitelikteki Haklar Bakımından
1. Genel Kurula Katılma Hakkı
Anonim ortaklığın pay sahiplerinin yönetsel nitelikteki hakları, sahiplerine ortaklığın
yönetimine katılmasına olanak veren haklardır. Bu haklardan biri de pay sahiplerinin
genel kurul toplantılarına katılma hakkıdır. Rehin hakkının bir teminat niteliğinde olması
ve dolayısıyla alacaklının alacağını güvence altına alması nedeniyle pay sahipliğinden
kaynaklanan mali nitelikteki hakları kapsadığı yukarıda belirtilmişti. Böylelikle, devre
konu olamayan ve maddi bir değer ile ölçülemeyen yönetsel nitelikteki haklar rehnin
kapsamına dahil olmayacaktır. Bu nedenle de devre konu olmayan bu yönetsel nitelikteki
hakların rehnin kapsamına dahil olmayacağını belirtmek gerekir.
Anonim ortaklığın payı üzerinde rehin tesis edilmesi halinde, rehin alanın genel kurula
katılarak oy kullanması ve ortaklık yönetimine etki edecek kararlar alması söz konusu
değildir. Özellikle bu duruma ilişkin olarak, TMK md. 960 hükmü, rehin alacaklılarının
genel kurulda temsil hakkına sahip olmadığını ve bu hakkın payın sahibine ait olduğunu
vurgulamaktadır.
Fakat, pay sahibi ile rehin alacaklısı arasında yapılacak sözleşme içerisinde rehin
alacaklısının pay sahibini temsilen genel kurula katılma hakkı olacağı her zaman
düzenlenebilecek olup bu halde pay sahibinin rehin alacaklısı tarafından temsil edilmesi
söz konusu olabilecektir.
101
2. Diğer Yönetsel Nitelikteki Haklar
Anonim ortaklığın pay sahiplerinin yukarıda incelenen genel kurula katılma hakkı dışında
da yönetsel nitelikte hakları bulunmakta olup bu haklar genel kurulda oy kullanma ve
müzakerelere katılma, genel kurulda bilgi alma hakkı ve ortaklığın denetimine katılma
101
Taraflar arasındaki rehin sözleşmesinde yer alan ve rehin hakkı sahibinin nitelik itibariyle rehin hakkı
kapsamında yer almayan paya bağlı yönetsel nitelikteki hakları kullanabilmesine ilişkin bu hükümler,
taraflar arasındaki vekalet ilişki olarak yorumlanacak olup rehin hakkı sahibinin söz konusu yönetsel
nitelikteki hakları kullanabilmesi (özellikle genel kurul toplantısına katılım ve oy kullanma hakkı) için pay
sahibi tarafından ayrıca vekaletname düzenlenmesi gerekebilecektir.
35
hakkı şeklinde sıralanabilecektir. Yukarıdaki açıklamalara paralel olarak, bu gibi yönetsel
nitelikteki hakların da genel kurula katılma hakkı gibi devre konu olmaması ve para ile
ölçülememesi nedeniyle rehin hakkının kapsamına dahil olmayacağı sonucuna
varılmaktadır. Fakat yine belirtmek gerekir ki, rehin hakkı sahibine bu konuda bir temsil
yetkisi verilebilecek olup tarafların rehin hakkı sahibinin pay sahibini temsilen bu
yönetsel nitelikteki hakları kullanabilmesi söz konusu olabilecektir.
102
VI. ANONİM ORTAKLIK PAYI ÜZERİNDE REHİN HAKKININ
KURULMASI
A. Genel Olarak
Rehin hakkının hukuka uygun ve geçerli bir şekilde kurulması için öncelikle borçlandırıcı
işlemin tesis edilmesi ve sonrasında tasarruf işleminin tamamlanması gerekmektedir.
Anonim ortaklık payı üzerinde tesis edilecek rehin hakkının kurulmasına ilişkin
borçlandırıcı işlem, taraflar arasında yazılı bir şekilde yapılacak olan “rehin sözleşmesi”ni
ifade etmekte olup tasarruf işlemi ise anonim ortaklık payının senede bağlanıp
bağlanmamasına göre farklılık gösterecektir.
Çalışmanın takip eden başlıkları altında, rehin hakkının kurulmasına ilişkin olarak
yapılacak borçlandırıcı işlem ve tasarruf işlemleri ayrı ayrı incelenecek olup tasarruf
işlemleri ise anonim ortaklık payının senede bağlanmış olup olmamasına göre ele
alınacaktır.
B. Borçlandırıcı İşlem
Yukarıda belirtildiği üzere, rehin hakkının geçerli bir şekilde kurulması için öncelikle
rehin hakkı tesisine yönelik borçlandırıcı işlemin yerine getirilmesi gerekmektedir. Rehin
hakkının tesisine ilişkin olarak yapılacak rehin sözleşmesi bu anlamda bir borçlandırıcı
işlem niteliğinde olacaktır.
102
Bkz. 101 numaralı dipnot.
36
TMK içerisinde “alacaklar ve diğer haklar üzerinde rehin” başlığı altında yer alan md.
955’teki hüküm kapsamında senede bağlanmış veya bağlanmamış alacakların ve diğer
hakların rehni için yazılı bir rehin sözleşmesi yapılması gerekeceği belirtilmiştir. Anonim
ortaklık payları üzerindeki rehin hakkının TMK sistematiği dikkate alındığında bir alacak
rehni mi yoksa hak rehni mi olarak nitelendirileceğine ilişkin doktrindeki tartışmadan
yukarıda bahsedilmişti. Bu tartışma sonucunda katıldığımız görüş uyarınca, paylar
üzerindeki rehnin bir hak rehni olduğu değerlendirilerek rehin hakkının tesisi için de
TMK md. 955 hükmü uyarınca yazılı bir rehin sözleşmesi yapılması gerekecektir.
Doktrinde, TMK md. 955’te belirtilen “rehin sözleşmesi” ifadesinin nasıl yorumlanması
gerekeceği tartışılmıştır; fakat genel kabul söz konusu rehin sözleşmesinin, bir ayni
hakkın tesisine ilişkin olarak “ayni sözleşme”
103
niteliğinde olan bir tasarruf işlemi
olacağı yönündedir.
104
Çoğunlukla doktrinde kabul edilen bu görüş, rehin sözleşmesinin
yazılı yapılmasının rehin hakkının alenileşmesi bakımından önem arz edeceğini ve bu
nedenle de ayni hakkın tesisine yönelik tasarruf işlemi niteliği taşıyacağını
savunmaktadır.
105
Bu noktada ayni sözleşme niteliği taşıyacak rehin sözleşmesinin, borçlandırıcı sözleşme
niteliğinde olan rehin sözleşmesinden ayrılması gerekeceğini belirtmek gerekir. Her ne
kadar yazılı şekilde yapılan rehin sözleşmesinin tasarruf işlemi olarak
değerlendirileceği
106
kabul edilse de borçlandırıcı işlem olarak değerlendirilen rehin
sözleşmesi, rehin hakkının tesis edilmesine yönelik olarak tarafların borç ve
yükümlülüklerini ortaya koyacaktır. Akabinde, söz konusu borcun oluşmasını takiben
gerekli tasarruf işlemlerinin de yerine getirilmesi gerekecektir. Böylelikle rehin hakkının
103
Necip Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukuku Genel Bölüm Cilt: I, Filiz Kitabevi, İstanbul 2008, s. 96;
Hüseyin Bahadır Çolak, “Anonim Ortaklık Payı Üzerinde Kurulan Rehin Hakkına İlişkin Bazı Sorunlar
ve Çözüm Önerileri”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C: XXXVII, S: 3, 2021, s. 142.
104
Acar, s. 190; Göksoy, s. 83; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1207; Esener/Güven, s. 968;
Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 868; Nomer/Ergüne, s. 461; Atılganer, s. 33; Ergüne, s. 743.
105
Yılmaz, Pay Rehni, s. 30.
106
Tasarruf işlemi niteliğindeki “ayni sözleşme” olarak nitelendirilen rehin sözleşmesi söz konusu ayni
hakkın kurulmasına, değiştirilmesine ve devrine ilişkin olacaktır.
37
kurulması borçlandırıcı işlem niteliğindeki rehin sözleşmesinin akdedilmesini takiben
tasarruf işlemlerinin tamamlanması ile olacaktır.
Anonim ortaklık payı üzerinde rehin hakkı tesisi edilmesine ilişkin borcun doğacağı rehin
sözleşmesi
107
, rehin veren tarafın (pay sahibi) sahip olduğu paylar üzerinde rehin alan
(alacaklı) lehine rehin tesis etme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanabilir.
108
Böylelikle, sözleşmenin taraflarını, rehin alan sıfatıyla alacaklı ve rehin veren sıfatıyla
söz konusu anonim ortaklık payının sahibi olan pay sahibi oluşturacaktır. Rehin veren
sıfatını pay sahibi dışında üçüncü bir kişi de olabilmekle birlikte, bu halde tasarruf
yetkisine sahip pay sahibinin söz konusu üçüncü kişiyi özel bir yetki ile yetkilendirmesi
gerekecektir.
109
Bu noktada şunu ayrıca hatırlatmak gerekir ki, borçlandırıcı işlem
niteliğindeki rehin sözleşmesinin geçerli bir şekilde borç doğurması için rehin veren
kişinin bu sözleşmenin kurulması anında tasarruf yetkisine sahip olmasına gerek
bulunmamaktadır. Fakat, her halükârda, rehnin kurulmasına ilişkin tasarruf işlemlerinin
yapıldığı esnada kendisinin tasarruf yetkisine sahip olması aranacak, bu yetkiye sahip
olmaması halinde ise tasarruf işlemi geçersiz sayılacağından rehin geçerli bir şekilde
kurulamayacaktır.
110
Payı rehin hakkına konu olan anonim ortaklığın ise rehin sözleşmesine taraf olmasına
ilişkin hukuki bir zorunluluk bulunmamaktadır. Rehin sözleşmesinin doğası gereği
anonim ortaklık bu sözleşmenin bir tarafı değildir. Fakat, rehin sözleşmesinde yer alacak
hükümler doğrultusunda anonim ortaklığın da sözleşmenin bir tarafı haline getirilmesi
söz konusu olabilecektir.
111
Bu halde, anonim ortaklık, sözleşmede yer alan hak ve
107
Borçlandırıcı işlem niteliğindeki rehin sözleşmesine atıf yapılmaktadır.
108
Acar, s. 223; Nomer/Ergüne, s. 461.
109
Göksoy, s. 82.
110
Yılmaz, Pay Rehni, s. 35.
111
Uygulamada ilgili anonim ortaklıkların rehin sözleşmesine taraf olarak rehin hakkı sahibine karşı çeşitli
yükümlülükler altına girdiği görülmektedir. Söz konusu yükümlülükler, çoğunlukla, rehin hakkı devam
ettiği süre boyunca anonim ortaklık nezdinde gerçekleştirilebilecek işlemler nedeniyle rehin hakkı sahibinin
hakkına halel gelmemesi nedeniyle getirilmekte olup bu yükümlülükler anonim ortaklıktaki üzerinde rehin
hakkı tesis edilen paylara yönelik olarak düzenlenmektedir. Her ne kadar, pay rehni sözleşmesine anonim
ortaklığın taraf olması söz konusu olabilecekse de TTK md. 371/2 hükmü uyarınca söz konusu sözleşmenin
anonim ortaklığın faaliyet konusu dışında kaldığı yorumu yapılabilecektir. Bu halde de söz konusu
sözleşmeyi akdeden anonim ortaklık yönetim kurulunun sadakat yükümlülüğü doğabilecektir. Rehin
sözleşmesine anonim ortaklığın taraf olması hallerinde TTK’de yer alan bu hükümlerin de ayrıca
değerlendirilmesi faydalı olacaktır.
38
yükümlülükler bakımından sorumlu olacak ve sözleşmede belirlenen yükümlülüklerini
yerine getirmemesi halinde alacaklı olan rehin alanın TBK md. 112 hükmü dolayısıyla
tazminat talep etme hakkı gündeme gelecektir.
Uygulamada çoğunlukla, anonim ortaklığın rehin sözleşmesine “şirket” sıfatıyla taraf
olduğu ve rehin alanın ilgili sözleşme tahtında düzenlenen rehin hakkının tesis edilmesine
ilişkin işlemlerin gerçekleştirilmesine ve rehin hakkına halel getirecek işlemlerden
kaçınılmasına yönelik olarak çeşitli yükümlülükler altına girdiği görülmektedir. Buradaki
temel amaç, alacaklı sıfatıyla alacağını güvence altına almak isteyen rehin alanın,
alacağının ödenmemesi halinde sahip olacağı hukuki güvenceleri arttırmak ve borçlu
haricinde başka bir diğer taraf olan anonim ortaklığa karşı da tazmin imkanına sahip
olmasını sağlamaktır.
Ek olarak, anonim ortaklık payı üzerinde rehin tesis edilmesi, anonim ortaklığın esas
sözleşmesinde yer alan hükümler dolayısıyla veya TTK’deki hükümler uyarınca
ortaklığın yönetim kurulunun onayına bağlanmış olabilir. Bu halde, anonim ortaklık payı
üzerinde rehin hakkı tesis edilmesine yönelik işlemler çalışmanın bu bölümünün aşağıda
yer alan “Bağlı Nama Yazılı Pay Senetlerinin Rehni” başlığı altında ayrıca incelenecektir.
Anonim ortaklık payı üzerinde rehin hakkı tesis edilmesine yönelik borçlandırıcı işlem
niteliğindeki rehin sözleşmesi herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Bu noktada, yol
gösterici olan kanun hükmü TBK md. 12 olup bu hüküm uyarınca sözleşmenin
geçerliliğinin kanunda aksi bir düzenleme bulunmadıkça herhangi bir şekle tabi
olmayacağını düzenlemektedir. Rehin sözleşmesi, TBK ve TMK tahtında düzenlenen bir
sözleşme olmaması nedeniyle “sui generis” niteliktedir ve bu sözleşmeye dair başkaca
özel şekil şartları getirilmemektedir.
112
112
Bu hususta bahsedilen rehin sözleşmesi niteliği itibariyle TMK md. 955 hükmünde ifade edilen rehin
sözleşmesinden ayrılmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz şekilde, ayni sözleşme niteliğinde olan ve tasarruf
işlemi olarak nitelendirilen rehin sözleşmesi, TMK md. 955 hükmü dolayısıyla yazılı şekil şartına tabi
olacaktır. Ayrıca, kayden izlenen anonim ortaklık payları üzerinde rehin hakkı tesis edilmesine ilişkin
olarak akdedilecek rehin sözleşmesinin şekil şartları çalışmanın ikinci ana bölümünün “Kayden İzlenen
Paylar Üzerinde Rehin Hakkının Kurulması” başlığı altında ele alınmaktadır; Ergüne, s. 743.
39
Son olarak, borçlandırıcı işlem niteliğindeki rehin sözleşmesinin asgari olarak içermesi
gereken hükümlerin ele alınması uygun olacaktır. Bu doğrultuda, öncelikle sözleşmenin
rehin hakkının kurulmasına ilişkin olarak tarafların iradelerini içermesi gerekecektir. Söz
konusu iradeler açık veya örtülü şekilde belirlenebilecek olup açıkça rehin hakkı tesisi
iradesi bulunmayan fakat “teminat” tesis edilmesine ilişkin iradeleri içeren sözleşmeler
de rehin tesis etme iradesinin varlığı yönünde yorumlanmalıdır.
113
Diğer yandan, rehin
sözleşmesinin üzerinde rehin hakkı tesis edilecek malvarlığı değerini belirtmesi
gerekmektedir. Rehin hakkının sınırlı ayni hak olmasından hareketle, rehin hakkına
uygulanacak olan belirlilik ve alenilik ilkelerinin de bir gereği olarak, söz konusu “şey”
veya “eşya”nın belirtilmesi önem arz etmektedir. Şöyle ki, anonim ortaklık payı üzerinde
rehin tesisine ilişkin rehin sözleşmesinin, rehne konu payın adedini, beher payın nominal
değerini, payların nama veya hamiline yazılı olduğuna dair bilgiyi içermesi belirliliğin
sağlanması adına yeterli olacaktır. Rehne konu malvarlığı değerinin borçlandırıcı işlem
niteliğinde olan rehin sözleşmesinin akdedildiği anda “belirlenebilir” olması da yeterli
olup bunların rehnin tesisine ilişkin tasarruf işlemi esnasında belirlenmiş olması
gerekmektedir. Nihayet, belirlilik ilkesinin diğer bir izdüşümü olarak, tesis edilecek rehin
hakkının güvence altına aldığı alacağın da sözleşmede belirlenmiş olması esastır. Söz
konusu alacağın rehnin kurulduğu anda “belirlenebilir” olması, rehnin geçerli bir şekilde
kurulmasına hukuki bir etkisi olmamakla birlikte, rehin paraya çevrilmesi aşamasında
herhalükarda söz konusu alacağın belirlenmiş olması gerekecektir.
114
C. Tasarruf İşlemi
Yukarıda belirtildiği üzere, rehin hakkının hukuken geçerli bir şekilde kurulması için
borçlandırıcı işlem olan rehin sözleşmesinin yanı sıra ayrıca gerekli tasarruf işlemlerinin
de gerçekleştirilmesi esastır. Söz konusu tasarruf işlemleri anonim ortaklık payının
senede bağlanmış olup olmadığına göre çeşitlilik arz etmektedir. Bu başlık altında, söz
113
Makaracı Başak, s. 29; Şirin Aydıncık, “Bir İnançlı İşlem Türü Olarak Alacağın Teminat Amacıyla
Temliki”, İÜHFM, Cilt: LXIV, S: 6, Y: 2006, s. 152.
114
Acar, s. 48 – 49; Yılmaz, Pay Rehni, s. 39 – 40; Nomer/Ergüne, s. 409; Serozan, s. 350 – 351; Ayan,
s. 305; Ertaş, s. 582; Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 840; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1168;
Esener/Güven, s. 896.
40
konusu çeşitli durumlara ayrı ayrı değilenecek ve her bir durum halinde rehnin kurulması
için gerekli tasarruf işlemleri ele alınacaktır.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, çalışmanın ana konusunu oluşturan kayden izlenen paylar
üzerinde tesis edilecek rehin hakkının tabi olduğu tasarruf işlemleri bu başlık altında
incelenmeyecek olup söz konusu husus çalışmanın ikinci ana bölümü altında yer alan
“Kayden İzlenen Paylar Üzerinde Rehin Hakkının Kurulması” başlığı altında ele
alınacaktır.
Anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkının tesis edilmesine ilişkin tasarruf
işlemlerini ayrı ayrı incelemeden önce, genel hatlarıyla tasarruf yetkisine değinmek önem
arz etmektedir. Bir hakkın tesis edilmesi için tasarruf işlemine konu olan hak ile bu işlemi
gerçekleştirilecek kişi arasında yer alması gereken özellikli ilişki tasarruf yetkisi olarak
tanımlanmaktadır.
115
Bu doğrultuda, anonim ortaklık payı üzerinde tesis edilecek rehin
hakkına ilişkin tasarruf yetkisi payın sahibi olan pay sahibindedir. Yukarıda da belirtildiği
üzere, pay sahibinin rehin hakkı tesisine ilişkin tasarruf işlemlerini gerçekleştirmesi esas
olup pay sahibi üçüncü kişiye vereceği özel bir yetki ile üçüncü kişinin de bu işlemi
gerçekleştirmesine imkân verebilecektir. Tasarruf yetkisi bulunmayan kişilerin
gerçekleştirdiği tasarruf işlemleri kural olarak geçersiz olmakla birlikte tasarruf yetkisinin
var olmadığını bilmeyen veya bilebilecek durumda olmayan iyi niyetli üçüncü kişilerin
hak kazanımlarının korunduğu haller de söz konusu olabilmektedir. Aşağıdaki
açıklamalar kapsamında ayrıca söz konusu iyi niyetli üçüncü kişilerin kazanımlarına da
gerekli yerlerde değinilmiştir.
1. Senede Bağlanmamış Payların Rehni
Yukarıda anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkının nitelik itibariyle bir hak rehni
olarak kabul edildiği belirtilmişti. Bu kapsamda, senede bağlanmamış paylar üzerinde
rehin hakkının kurulmasına ilişkin olarak TMK md. 955/3 hükmü esas alınmaktadır. Bu
hüküm dolayısıyla rehin hakkının tesis edilmesi için öncelikle yazılı şekilde akdedilecek
rehin sözleşmesi gerekli olup söz konusu hakların devri için öngörülen şekle uygun
115
Göksoy, s. 92.
41
hareket edilmelidir. Bu doğrultuda, senede bağlanmamış payların üzerinde rehin hakkı
kurulabilmesi için yazılı bir rehin sözleşmesinin
116
akdedilmesi ve senede bağlanmamış
payların devri için belirlenen şeklin gerektirdiği işlemlerin yerine getirilmesi
gerekecektir.
Anonim ortaklıklığın çıplak payının devri, TBK md. 183 vd. hükümlerde düzenlenen
“alacağın devri”ne ilişkin düzenlemelerin kıyasen uygulanması sonucunda
gerçekleştirilebilecektir. Böylelikle, söz konusu devir adi yazılı şekilde yapılacak
sözleşme ile gerçekleştirilirken çıplak payların rehni için de adi yazılı şekilde bir rehin
sözleşmesi akdedilmesi gerekecektir. Sonuç olarak, anonim ortaklığın senede
bağlanmamış payı üzerindeki rehin hakkı, tasarruf işlemi niteliğindeki yazılı rehin
sözleşmesinin yapılması ile birlikte kurulacaktır. Söz konusu rehin sözleşmesi TBK md.
184’te belirtilen yazılı devir beyanı koşulunu da taşıyacağından, rehnin kurulmasına
ilişkin olarak ayrıca bir merasime gerek kalmayacaktır.
Ek olarak, rehin hakkının kurulması için rehin veren kişinin rehne konu hak üzerinde
tasarruf yetkisinin bulunması gerektiği hususundan yukarıda bahsedilmişti. Bu
doğrultuda, tasarruf yetkisinin olmadığı bazı hallerde iyi niyetli üçüncü kişilerin
haklarının korunacağı ve bu hallerin de istisnai haller olduğunu söylemekte yarar vardır.
Senede bağlanmamış paylar üzerinde rehin hakkı tesis edilmesi işlemi bakımından ise,
iyi niyetli üçüncü kişilerin bu kazanımlarından bahsedilemeyecektir. Esasen, bu durumda
senede bağlanmış ve zilyetlik hükümlerinin uygulanabilir olacağı bir eşya bulunmadığı
için
117
, bu halde iyi niyetli üçüncü kişilerin kazanımları korunmayacaktır.
Bu halde, senede bağlanmamış payların ve pay sahipliğinin kayıtları anonim ortaklık
tarafından tutulan pay defteri üzerinden tutulacaktır. TTK’de anonim ortaklıkların pay
defterinde yer alan kayıtlara olan güvenin korunmasına dair herhangi bir düzenleme yer
almamaktadır. Bu nedenle, taşınmaz rehninde uygulama alanı bulan tapu sicilinde yer
116
Burada bahsedilen rehin sözleşmesi tasarruf işlemi olarak nitelendirilmekle birlikte TMK md. 955
hükmünde belirtilen rehin sözleşmesinin hukuki niteliğine ilişkin detaylı açıklamalar için bkz. yukarıda I.
Bölüm, IV.B.
117
Kıymetli evraka bağlanmış alacaklar üzerinde iyi niyetli üçüncü kişilerin hak kazanımlarının
korunacağına ilişkin olarak bkz. Nomer/Ergüne, s. 463; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1207;
Esener/Güven, s. 970; Ayan, s. 373; Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 869.
42
alan kayıtlara olan güvenin korunmasına dair hükümlerin aksine, senede bağlanmamış
paylar bakımından tutulan pay defteri kayıtlarına güvenen iyi niyetli üçüncü kişilerin
rehin hakkını iktisap etmesi söz konusu olmayacaktır. Başka bir deyişle, bu kişilerin rehin
hakkı kazanımları korunmayacaktır.
TMK md. 955/2 hükmü uyarınca, rehin alacaklısı veya rehin verenin söz konusu rehin
hakkını borçluya bildirebileceği düzenlenmektedir. Bu hüküm dolayısıyla, pay
üzerindeki rehin hakkının anonim ortaklığa bildirilmesine ilişkin olarak yaratılan
herhangi bir bildirim zorunluluğu bulunmamakta olup
118
söz konusu bildirim yalnızca
rehnin güvence altına aldığı borcu ifa edebilecek kişiye ilişkin bir sonuç yaratacaktır.
Anonim ortaklığa yapılacak bu bildirim bazı hallerde
119
alacaklı lehine faydalı olabilecek
olup anonim ortaklığın bu bildirim ile borçlu konumunda olacağı kabul edilecektir.
120
Bu duruma ek olarak, söz konusu pay rehninin, esasen anonim ortaklığın yönetim
kurulunun sorumluluğunda bulunan pay defterine kaydedilmesi de rehnin geçerliliği için
bir zorunluluk teşkil etmeyecektir.
121
Fakat, doktrindeki yazarlar tarafından rehnin
anonim ortaklık pay defterine işlenip işlenemeyeceği hususu tartışmalıdır. Bu doğrultuda,
bazı yazarlar pay defterinin pay sahiplerine ilişkin kayıtların tutulması esasıyla tutulan bir
defter olması ve pay üzerindeki rehin hakkının kapsamının yönetsel hakları içermemesi
nedeniyle rehin hakkı sahiplerinin söz konusu deftere kaydedilmelerinin herhangi bir
hukuki faydası olmayacağını savunmuştur.
122
Diğer yandan, bazı yazarlar ise, payların
senede bağlanmadığı durumlarda rehin hakkının anonim ortaklığa karşı ileri
sürülebilmesi için pay defterine kaydın gerekli olduğunu ve rehin alanın söz konusu
kaydın yapılmasını talep edebileceğini savunmaktadır.
123
Bu doğrultuda, rehin
alacaklısının özellikle senede bağlanmamış payların varlığı halinde ortaklığa karşı söz
118
Göksoy, s. 125; Makaracı Başak, s. 48; Acar, s. 235; Arslanlı, s. 287; Atılganer, s. 65.
119
Bu hallere örnek olarak, ortaklığın sona ermesi halinde pay sahiplerinin tasfiye payına ilişkin alacak
hakları bulunmakta olup söz konusu tutar ortaklık tarafından pay sahibine ödenecektir. Paylar üzerindeki
rehin hakkının ortaklığa bildirilmesi ve ortaklığın bu tutarları rehin veren pay sahibine ödemesinin talep
edilmesi durumunda ise ortaklık artık bu tutarları pay sahibine değil rehin hakkı sahibine ödeyecektir. Kâr
payı alacağının doğması halinde de aynı durumun söz konusu olacağı söylenebilecektir.
120
Yılmaz, Pay Rehni, s. 46; Göksoy, s. 90.
121
Narbay, s. 72.
122
Arslanlı, s. 287.
123
Oğuz İmregün, Anonim Ortaklıklar, 4. Bası, Yasa Yayınları, İstanbul 1989, s. 371; Acar, s. 236.
43
konusu rehin hakkını ileri sürebilmesi bakımından pay defterine yapılacak kaydın
alacaklının menfaatine olduğu söylenmelidir. Fakat, intifa hakkının pay defterine
kaydedilmesine ilişkin TTK md. 499/1 hükmünün aksine, rehin hakkı sahiplerine ilişkin
olarak TTK’da böyle bir düzenleme yer almamaktadır. Bu nedenle, rehin hakkının pay
defterine işlenecek kaydı rehnin geçerliliğine etki edecek kurucu nitelikte olmayıp
yalnızca açıklayıcı nitelikte bir kayıt olacaktır.
124
Bu doğrultuda, pay defterindeki kayıtlar
alenilik ilkesi bakımından üçüncü kişilerin iyi niyetini koruyan bir etkiye sahip
olmadığından bu kayıtlara dayanarak işlem yapan iyi niyetli üçüncü kişilerin bu işlemleri
sonucunda hak kazanımları korunmayacaktır.
125
Senede bağlanmamış payların rehne konu olmasının akabinde rehin hakkının devam ettiği
süre içerisinde söz konusu payları temsilen pay senetlerinin çıkarılmasının mevcut rehin
hakkına etkisi de ayrıca değinilmesi gereken bir husustur. Aşağıdaki başlıklar altında
detaylı düzenlendiği üzere, pay senetlerinin rehne konu olması halinde nama yazılı pay
senetleri ve hamiline yazılı pay senetleri bakımından rehin hakkının kurulmasına yönelik
olarak farklı işlemlerin yerine getirilmesi gerekecektir. Rehin hakkı, hamiline yazılı pay
senetleri bakımından senet zilyetliğinin rehin alana devredilmesiyle ve nama yazılı pay
senetleri bakımından ise yazılı devir beyanı ile birlikte zilyetliğin devri veya cirolanarak
senedin zilyetliğinin rehin alana geçirilmesi yöntemiyle kurulabilecektir. Senede
bağlanmamış paylar üzerinde rehin hakkı kurulmasını takiben anonim ortaklık tarafından
söz konusu payları temsilen pay senedi çıkarılması halinde söz konusu pay senetlerinin
ortaklık tarafından rehin alana teslim edilmesi gerekecektir.
Yukarıda bahsedildiği üzere, rehin hakkı tesisinin anonim ortaklığa bildirilmesine yönelik
bir zorunluluk yoktur fakat rehin hakkı tesisinden sonra rehinli payları temsilen pay
senedi çıkarılması gibi durumlarda anonim ortaklığın söz konusu rehin hakkından
haberdar olması ve senetlerin zilyetliğini rehin veren yani pay sahibinden ziyade rehin
alana teslim etmesi gerektiğinin farkında olması adına rehin hakkının anonim ortaklığa
bildirilmesi önem arz etmektedir. Bu halde, rehin alan anonim ortaklıktan çıkarılan
124
Detaylı açıklamalar için bkz. I. Bölüm, II.C ve II. Bölüm, IV.C.3.
125
Narbay, s. 157.
44
senetlerin pay sahibine değil rehin hakkı sahibi sıfatıyla kendisine teslim edilmesini talep
edebilecektir.
126
2. Senede Bağlanmış Payların Rehni
Anonim ortaklıkların paylarını temsil etmek üzere söz konusu anonim ortaklık tarafından
hamiline veya nama yazılı olmak üzere senet çıkarılabilir.
127
Bu halde, anonim ortaklık
payını temsil eden pay senetleri kıymetli evrak niteliğinde olup senetlerin temsil ettiği
paylar da pay senedi ile birlikte ve aynı anlama gelecektir.
128
Anonim ortaklığın esas sözleşmesi içerisinde anonim ortaklık paylarının türünün
belirlenmesi zorunlu olup esas sözleşme içerisinde yer alan bu bilgiler doğrultusunda
anonim ortaklıklar, nama yazılı payları temsilen nama yazılı pay senetleri ve hamiline
yazılı payları temsilen ise hamiline yazılı pay senetleri çıkabilirler. Payın senede
bağlanmış olması halinde artık payı temsil eden bir kıymetli evrakın varlığından söz
edilecek olup söz konusu paylar üzerinde tesis edilecek rehin hakkı da teslime bağlı taşınır
rehni ile kıymetli evrakların rehnedilmesine ilişkin olarak belirlenen kurallara tabi
olacaktır. TMK md. 956 hükmü uyarınca hamiline yazılı pay senetlerinin rehni için söz
konusu senetlerin zilyetliğinin alacaklıya devredilmesi gerekli görülmekte olup nama
yazılı pay senetlerinin rehninin ise senedin ciro veya devir beyanı yapılarak alacaklıya
teslim edilmesi ile kurulacağı düzenlenmiştir.
Bu doğrultuda, çalışmanın aşağıdaki başlıklarında anonim ortaklık payını temsil eden
senetlerin türüne göre bu paylar üzerinde rehin hakkı tesis edilmesine ilişkin
gerçekleştirilecek tasarruf işlemleri ayrı ayrı incelenmektedir.
a. Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Rehni
Yukarıda belirtildiği üzere, anonim ortaklığın esas sözleşmesinde sermayesinin hamiline
yazılı paylardan oluştuğunu belirtmesi halinde, TTK md. 486 hükmü uyarınca, anonim
126
Yılmaz, Pay Rehni, s. 50 – 52.
127
TTK md. 484/1.
128
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt I, s. 616; Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1703; Karahan, s. 3.
45
ortaklığın yönetim kurulunun pay bedellerinin tamamının ödenmesini takiben üç ay
içerisinde pay senetlerini bastırıp ilgili pay sahiplerine dağıtması zorunludur. Söz konusu
dağıtım yapılmadan önce ise pay senetlerine ve ilgili pay sahiplerine ilişkin bilgilerin
MKK’ye bildirilmesi gerekmektedir.
Anonim ortaklığın hamiline yazılı pay senetleri tarafından temsil edilen paylarının
üzerinde rehin hakkı tesis edilmesi, TMK md. 956’da yer alan düzenleme uyarınca söz
konusu hamiline yazılı pay senetlerinin rehin alacaklısına teslim edilmesiyle
gerçekleşecektir.
129
Maddenin belirttiği “teslim” işleminin “zilyetliğin devri” olarak
anlaşılması gerekmektedir.
130
Ayrıca, rehnin hukuka uygun bir şekilde kurulması için
taraflar arasında zilyetliğin devrinin söz konusu rehin hakkının kurulması amacıyla
gerçekleştirildiğine dair bir sözleşmenin de varlığı aranmaktadır. Uygulamada
çoğunlukla örtülü bir şekilde gerçekleşen bu sözleşme, ayni bir sözleşme niteliğinde
olup
131
herhangi bir şekilde şartına bağlı değildir.
132
Böylelikle, hamiline yazılı pay
senetleri üzerindeki rehin hakkı, pay senetlerinin rehin alacaklısına rehnin kurulması
amacıyla zilyetliğin geçirilmesi ile birlikte kurulacaktır.
Ek olarak, hamiline yazılı pay senetleri üzerindeki rehin hakkının TMK md. 955 uyarınca
yazılı bir şekilde yapılacak rehin sözleşmesi ve senetlerin rehin alacaklısına teslim
edilmesiyle kurulması da mümkündür.
133
Fakat bu halde, yukarıda bahsedilen TMK md.
956 hükmü uyarınca senedin rehin alacaklısına rehnin tesis edilmesi amacıyla teslim
edilmesi ile rehin hakkı kurulacak olup yapılan rehin sözleşmesi yalnızca ispat niteliği
taşıyacak ve rehin hakkının kurulmasına yönelik bir farklılık yaratmayacaktır.
129
Huriye Kubilay, “Kambiyo Senetlerinin Rehni”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,
C: 3, S: 1 – 4, 1987, s. 500.
130
Sirmen, Eşya Hukuku, s. 738; Esener/Güven, s. 969; Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 27. Bası,
Yetkin Yayınları, Ankara 2024, s. 49; Hamiline yazılı pay senetleri üzerinde rehin hakkı tesis edilmesine
imkân verecek şekilde zilyetliğin devredilmesi sonucunu doğuran diğer işlemlerden de bahsetmek faydalı
olacaktır. Bu doğrultuda, söz konusu senetlerin zilyetliğin havalesi ve kısa yoldan teslim yöntemleri
izlenerek rehin alana teslim edilmesi hallerinde de rehin hakkı tesis edilmiş olacaktır. Ek olarak, aşağıda
daha detaylı bahsedildiği üzere, hamiline yazılı pay senetlerin zilyetliğinin rehin alan veya rehin alan
taraflar tarafından belirlenecek güvenilir üçüncü bir kişiye devredilmesi halinde de rehin hakkı kurulacaktır.
131
Acar, s. 220; Nomer/Ergüne, s. 463.
132
Göksoy, s. 104; Sirmen, Alacak Rehni, s. 61.
133
Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1819; Nomer/Ergüne, s. 464.
46
Bu noktada, pay senetlerinin teslimine ilişkin olarak uygulama alanı bulacak diğer bir
hükümden de bahsetmek gerekmektedir. TMK md. 939/3 hükmü uyarınca taşınırlar
üzerinde kurulacak rehin hakkı bakımından, taşınırın fiilen yalnız rehin verenin
hakimiyetinde kaldığı sürece rehin hakkının doğmayacağı belirtilmektedir. Bu
doğrultuda, pay senetlerinin zilyetliğinin devrinin rehin verenin söz konusu senetler
üzerindeki zilyetliğini sona erdirecek ve söz konusu senetlerin yalnızca rehin alanın
zilyetliğinde yer alacak şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Rehin verenin senetler
üzerinde hakimiyetinin devam etmesi durumunda rehin hakkı doğmayacaktır.
TMK md. 939/3 hükmünde belirtilen bu husus temel prensip olmakla birlikte kanunun
gerekçesinde söz konusu taşınırın zilyetliğinin rehin alacaklısı yerine tarafların belirlediği
güvenilir bir kişiye devrinin de rehin hakkının tesisi için yeterli olacağı kabul
edilmiştir.
134
Bu halde üçüncü kişinin rehin alan tarafından veya birden fazla rehin alan
varsa rehin taraflarının mutabakatı uyarınca belirlenmesi gerekeceği kabul edilmelidir.
Rehin verenin münhasır takdirine bağlı olarak veya yalnızca rehin veren tarafından
belirlenecek üçüncü kişinin zilyetliği devralması rehin hakkını tesis etmeyecektir.
135
Son olarak, yukarıda belirtilen tasarruf işlemlerinin yapıldığı esnada rehin verenin
tasarruf yetkisinin bulunması gerekliliğinden bahsetmek yararlı olacaktır. Senede
bağlanmamış paylar üzerindeki rehin hakkının kurulması hususunda bahsedildiği üzere,
senede bağlanmamış payların varlığı halinde zilyetliğe konu bir eşya mevcut
olmadığından, iyi niyetli üçüncü kişilerin hak kazanımı söz konusu olmayacaktır. Bunun
aksine, hamiline yazılı pay senetlerinin varlığı halinde rehin vereninin tasarruf yetkisinin
olmadığını bilmeyen veya bilebilecek durumda olmayan (iyi niyetli) üçüncü kişilerin
rehin alacaklısı sıfatıyla rehin hakkı kazanımları bazı hallerde korunmaktadır. Bu
doğrultuda, TMK md. 990 ve aynı yönde TTK md. 656 hükümleri uyarınca, rehin veren
yani pay sahibinin iradesi dışında zilyetliğinden çıkmış olsa bile hamiline yazılı pay
senetlerini iyi niyetle edinmiş olan kişilere karşı taşınır davası açılamayacağı
düzenlenmektedir. Böylelikle, hamiline yazılı pay senetlerinin pay sahiplerinin elinden
134
TMK Gerekçesi md. 939.
135
Damla Keskin Şerbetcioğlu, Yediemin Sözleşmesi Yoluyla Anonim Şirket Payı Üzerinde Rehin
Kurulması, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2019, s. 151 – 152.
47
nasıl çıkmış olduğuna (iradesi ile veya iradesi olmadan) bakılmaksızın, hamiline yazılı
senedin zilyetliğini elinde bulunduran iyi niyetli kişilerin rehin hakkı korunacak
136
ve
rehin verenin tasarruf yetkisinin olmaması rehin hakkının söz konusu senedin
zilyetliğinin teslimi yoluyla kurulmasına engel teşkil etmeyecektir.
b. Nama Yazılı Pay Senetlerinin Rehni
Esas sözleşmelerinde sermayenin nama yazılı paylardan oluştuğunu belirten anonim
ortaklıkların nama yazılı pay senedi çıkarması mümkündür. Fakat, hamiline yazılı pay
senetlerinin aksine nama yazılı pay senetlerinin çıkarılması kanunda bir zorunluluk olarak
düzenlenmemekle birlikte ortaklığın yönetim kurulunun kararı ile çıkarılabilmektedir.
Yalnızca, TTK md. 486 hükmü uyarınca, azlık pay sahiplerinin bunu talep etmesi halinde,
artık nama yazılı pay senedi çıkarılması bir zorunluluk haline gelmiş olacaktır.
137
TTK md. 490/2 hükmü uyarınca, nama yazılı pay senetlerinin devrinin ciro ve zilyetliğin
devri işlemleri ile gerçekleştirilebileceği düzenlenmektedir. Bu doğrultuda, kanunun
nama yazılı pay senetlerinin devri için emre yazılı senetlerin devrinde benimsenen
işlemlerin gerçekleşmesini aradığı görülmektedir. TTK’nin bu hükmü dolayısıyla
doktrinde nama yazılı pay senetlerinin niteliğine dair tartışma bulunmaktadır. Çoğunlukla
kabul edilen görüş, nama yazılı pay senetlerinin emre yazılı kıymetli evrak niteliğinde
olduğudur.
138
Azınlık tarafından benimsenen görüş ise, kanunun bu hükmünün nama
yazılı senet niteliğini ortadan kaldırmadığı ve nama yazılı paylara ilişkin istisnai bir
136
Çolak, s. 155; Hamiline yazılı pay senetlerinin MKK’ye kaydedildiği göz önünde bulundurulduğunda,
söz konusu pay senetlerinin rehin hakkına konu olması halinde MKK nezdinde gerçekleştirilecek işlemler
bakımından uygulanabilir mevzuatta açıklık olmadığı görülmektedir. Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin
Merkezi Kayıt Kuruluşuna Bildirilmesi ve Kayıt Altına Alınması Hakkında Tebliğ uyarınca MKK nezdinde
kayıt altına alınan hamiline yazılı pay senetlerinin devrine ilişkin yerine getirilmesi gereken MKK
bildiriminden bahsedilmekte olup söz konusu pay senetlerinin rehin hakkına konu olması halinde yerine
getirilmesi gereken bir bildirimden bahsedilmemektedir. Nitelik itibariyle pay rehninin paya bağlı yönetsel
nitelikteki hakları kapsamadığından hareketle söz konusu payların rehnedilmesi halinde hamiline yazılı pay
senetlerinin MKK nezdindeki kayıtlarının herhangi bir farklılık yaratmayacağı değerlendirilmektedir.
137
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 117.
138
Poroy/Tekinalp, s. 84; Ülgen/Helvacı/Kaya/Nomer Ertan, s. 65 – 66; Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s.
1812; Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s. 275; Erdoğan Moroğlu, Makaleler I, 1. Bası, Beta Basım, İstanbul
1999, s. 262. (“Makaleler I”)
48
durum yaratıldığını savunmaktadır.
139
Fakat, bu tartışma nama yazılı pay senetleri
üzerindeki rehin hakkına uygulanacak hükümlere yönelik bir değişiklik yaratmamaktadır.
TMK md. 956/2 hükmü uyarınca, kıymetli evrakın rehni için senedin ciro edilmesi veya
devir beyanı yapılmış olması kaydıyla teslim edilmesi gerekmektedir. Aynı şekilde, TTK
md. 647/2 hükmünde ise, kıymetli evrakların üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilmesi için
emre yazılı senetler bakımından ciro ve nama yazılı senetler bakımından ise devir
beyanının yapılması gerekmektedir.
Fakat, nama yazılı pay senetlerinden bahsedildiğinden ve doktrinde nama yazılı pay
senetlerinin devrine kıyasen alacağın temliki hükümlerinin uygulanabileceği kabul
edildiğinden, nama yazılı pay senetlerinin devri için devir beyanı yapılması ve akabinde
senet zilyetliğinin rehin alana devredilmesi de yeterli kabul edilmektedir.
140
TTK md.
647’de belirtilen hükümden hareketle, devre uygulanacak prosedürlerin sınırlı ayni hak
tesisinde de uygulanması gerekecektir. Böylelikle, nama yazılı pay senetleri üzerinde
rehin hakkı tesis edilmesi için ciro yapılarak senedin zilyetliği rehin alana
devredilebilecek olup bunun yanı sıra devir beyanı ile zilyetliğin devri prosedürü de
izlenebilecektir. Zilyetliğin devri bakımından hamiline yazılı pay senetlerine ilişkin
yukarıda yapılan açıklamalar nama yazılı pay senetleri için de uygulanabilir olacaktır. Bu
nedenle, bu kavram bu başlık altında daha detaylı incelenmeyecek ve bu noktada
yukarıdaki başlığa atıf yapmakla yetinilecektir.
Nama yazılı pay senetleri üzerinde rehin hakkı kurulması için ciro veya devir beyanı
yapılması gerektiğinden yukarıda bahsedilmişti. Bu doğrultuda, ciro ve devir beyanı
kavramlarının açıklanmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Emre yazılı senetlerin
devredilmesine imkân veren söz konusu devre ilişkin irade beyanına ciro adı
verilmektedir.
141
Yapılış amaçlarına göre üç farklı ciro türü bulunmakta olup bunlar,
temlik cirosu, rehin cirosu ve tahsil cirosudur. Nama yazılı pay senetlerinin üzerinde rehin
139
Ülgen/Helvacı/Kaya/Nomer Ertan, s. 65 – 66.
140
Göksoy, s. 110 vd.; Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1812.
141
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 131; Ülgen/Helvacı/Kaya/Nomer Ertan, s. 70 – 71;
Poroy/Tekinalp, s. 87; Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1812; Abuzer Kendigelen / İsmail Kırca, Kıymetli
Evrak Hukuku, 8. Bası, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2024, s. 207.
49
hakkı tesis etmeye olanak sağlayacak ciro ise kural olarak rehin cirosudur. Rehin cirosu,
ciro edilen pay senedinin devri amacı taşımamakta, yalnızca senede mündemiç haklar
üzerinde rehin hakkı tesis etmektedir.
TTK md. 689 hükümde rehin cirosunun esasları düzenlenmekte olup rehin cirosu, rehin
hakkının tesis edildiğini belirten herhangi bir kayıt olabilir. Örneğin, “bedeli teminattır”
veya “bedeli rehindir” kayıtları rehin cirosu olarak değerlendirilmektedir. Böylelikle,
ilgili senet üzerinde rehin hakkının varlığına ilişkin kaydın açık bir şekilde belirtilmesi
gerekmektedir.
142
Uygulamada, beyaz ciro olarak da nitelendirilen rehin alanın bilgilerini
içermeyen rehin hakkı tesisine ilişkin kayıtlar da kullanılmaktadır.
143
Yazılı devir beyanı ise nama yazılı pay senetleri üzerinde rehin hakkı tesis edilmek için
kullanılabilecek diğer bir yöntemdir. Bu yöntem izlenmek istenirse, yazılı bir rehin
sözleşmesinin ardından senetlerin zilyetliğinin rehin alana devredilmesi gerekecektir. Bu
halde, senet üzerine herhangi bir kayıt işlenmesine ihtiyaç olmadan sözleşme yazılı devir
beyanı yerine geçecektir. Fakat, yazılı sözleşmenin yanı sıra senet üzerine işlenecek rehin
kayıtları artık ciro niteliği taşıyacağından artık yazılı devir beyanından söz
edilemeyecektir. Bu halde alacağın temliki hükümlerinden ziyade kıymetli evraklara
ilişkin hükümler uygulama alanı bulacaktır.
144
Son olarak, nama yazılı pay senetlerini elinde bulunduran iyi niyetli üçüncü kişilerin hak
kazanımlarından bahsetmek gerekecektir. Nama yazılı pay senetleri üzerindeki rehin
hakkı yazılı devir beyanı ve zilyetliğin devri yöntemiyle tesis edilmişse, söz konusu
üçüncü kişilerin hak kazanımları korunmayacaktır. Fakat, yukarıda hamiline yazılı pay
senetlerinde yapılan açıklamalara paralel olarak, nama yazılı pay senetleri ciro ve
zilyetliğin devri yöntemiyle rehnedildiyse, bu halde kıymetli evrak hükümleri uygulama
142
Asuman Yılmaz, “Kambiyo Senetlerinde Rehin Cirosu ve Rehin Cirosunun Teminat İşlevi, GSÜHFD,
S: 2011/2, Y: 2011, s. 289 – 290.
143
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 131; Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1812.
144
Yılmaz, Pay Rehni, s. 78.
50
alanı bulacağından kıymetli evrakları elinde bulunduran iyi niyetli üçüncü kişilerin rehin
hakkı kazanımları da korunacaktır.
145
c. Bağlı Nama Yazılı Pay Senetlerinin Rehni
Anonim ortaklıkların paylarının devri kısıtlanabilmektedir. Esas kural anonim
ortaklıkların paylarının serbestçe devredilebilir olması ise de TTK’de yer alan devrin
sınırlandırılması hükümleri dolayısıyla bu payların devirleri sınırlandırılabilmektedir.
Söz konusu sınırlamaların, ortaklığın yapısını koruma ve ortaklığın yabancılaşmasını
engelleme amacıyla yapıldığı kabul edilmektedir.
146
Anonim ortaklıkların paylarının
devrini sınırlandıran bu düzenlemelere “bağlam” ve bu sınırlamaların tabi olduğu paylara
da “bağlı paylar” adı verilmektedir
147
. TTK md. 491 hükmü uyarınca, bedelleri tamamen
ödenmemiş nama yazılı payların ancak anonim ortaklığın onayı ile devredilebileceği
düzenlenmiştir. Bu hüküm dolayısıyla kanunen bir devir sınırlandırılması getirilmekte
olup buna “kanuni bağlam” da denilmektedir. Ek olarak, pay devirleri anonim ortaklığın
esas sözleşmesinde yer alacak hükümlerle de sınırlandırılabilir. Bu halde, esas
sözleşmede pay devirlerinin ortaklığın yönetim kurulunun onayına tabi olacağı hususu
düzenlenebilecek olup bu düzenlemelerin varlığı halinde “esas sözleşmesel bağlam”dan
bahsedilecektir.
Bağlam hükümlerinin belirtilen bağlı payların devrinin anonim ortaklığın onayına
bağlanması sonucunu doğurmasıyla bu hükümlerin yalnızca anonim ortaklık bakımından
sonuç doğuracağı belirtilmelidir.
148
Bu nedenle de bağlı nama yazılı pay senetlerinin
kıymetli evrak niteliği etkilenmemekte ve bağlam hükmünün söz konusu senetlerin
niteliğini zedeleyen bir düzenleme olmadığı kabul edilmektedir.
149
145
Yılmaz, Pay Rehni, s. 81.
146
Murat Yusuf Akın, Anonim Ortaklıkta Bağlı Nama Yazılı Hisseler, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2014,
s. 1; Yılmaz, Pay Rehni, s. 81.
147
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 145; Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s. 277; Hande Gizem
Deynekli, Anonim Ortaklıklarda Pay Devrine İlişkin Kanuni Sınırlanmalar, Bahçeşehir Üniversitesi,
İstanbul 2018 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi), s. 39.
148
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 145; Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s. 278.
149
Kendigelen/Kırca, s. 40 – 41.
51
Bağlam hükümlerinin nama yazılı pay senetleri üzerinde rehin hakkı kurulmasına
etkisinin ne olacağı hususu TTK’de düzenlenmemektedir. TTK 492/2 hükmü uyarınca
intifa hakkı tesis edilirken bağlam hükümlerine uygun hareket edilmesi gerektiği
öngörülmekte olup kanunun gerekçesine bakıldığında bu düzenlemenin amacının intifa
hakkı sahibinin oy haklarına sahip olması olduğu görülmektedir.
150
Fakat, rehin hakkının
kapsamı itibariyle intifa hakkının sağladığı yönetsel pay sahipliği haklarını kapsamaması
nedeniyle kanunun gerekçesinde de belirtilen amacın rehin hakkı sahibine uygulanabilir
olmayacağı kabul edilmelidir.
151
Diğer yandan, bağlam hükümlerinin amacı pay sahipliği
yapısını korumak ve ortaklığın yabancılaşmasını engellemek olarak kabul edilmekte olup
rehin hakkının kurulmasını sınırlamanın bu yönde bir işlevi olmayacaktır.
152
Bu kapsamda, bağlı nama yazılı pay senetleri üzerindeki rehnin kurulması işlemleri
yukarıda belirtilen nama yazılı pay senetlerinin rehnedilmesine ilişkin kurallar
doğrultusunda gerçekleştirilecektir. Her ne kadar rehin hakkının kurulmasına yönelik
işlemlerde bağlam hükümlerinin bir etkisi olmamakla birlikte
153
, rehnin paraya çevrilmesi
sonucunda payların üçüncü bir kişi satılması halinde artık pay devrinden
bahsedileceğinden, bu pay devrinin bağlam hükümlerine uygun bir şekilde yerine
getirilmesi gerekecektir. Bu hususa ilişkin değerlendirmelere çalışmanın üçüncü ana
bölümü altında yer alan “Rehnin Paraya Çevrilmesi” başlığında ayrıca yer verilmektedir.
d. Gerçek Nama Yazılı Pay Senetlerin Rehni
Gerçek nama yazılı pay senetleri, emre yazılı senetlere menfi emre kaydı konulmak
suretiyle emre yazılı olmaktan çıkarılıp gerçek nama yazılı pay senetlerine dönüştürülen
senetlerdir. Böylelikle, kanunen emre yazılı senetler gerçek anlamda nama yazılı pay
senetlerine dönüşmektedir. Anonim ortaklıkların esas sözleşmesinde gerçek nama yazılı
150
TTK Gerekçesi, md. 492/2.
151
Yılmaz, Pay Rehni, s. 84.
152
Yılmaz, Pay Rehni, s. 84; Narbay, s. 72.
153
Ecem Kirkit, “Anonim Şirketlerde Bağlı Nama Yazılı Senetleri Üzerinde Rehin Hakkının Kurulması”,
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 71, S: 4, 2022, s. 1490.
52
pay senetlerinin basılabileceğine dair düzenleme olması gerekmektedir
154
, aksi halde
gerçek nama yazılı pay senetlerinin varlığından söz edilemeyecektir.
Gerçek nama yazılı pay senetlerinin rehnedilmesine ilişkin olarak da nama yazılı pay
senetlerinin rehnedilmesine yönelik olarak yukarıda detaylı şekilde bahsedilen kurallar
uygulanacaktır. Böylelikle, gerçek nama yazılı pay senetleri üzerindeki rehnin kurulması
için tasarruf işlemi niteliğinde olacak olan devir beyanı ve zilyetliğin devri işlemlerinin
gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Nama yazılı pay senetlerinin rehni için kullanılabilecek
diğer yol olan ciro ve zilyetliğin devri işlemleri ise gerçek nama yazılı pay senetleri için
uygulanabilir değildir.
155
Esasen gerçek nama yazılı senetler, kanunen emre yazılı senet niteliğinde olan senetlerin
nama yazılı şekle dönüştürülmüş halleridir. Nama yazılı kıymetli evraklara ilişkin
düzenlemeler gerçek nama yazılı senetler için uygulanabilecek olup emre yazılı kıymetli
evraklara uygulanan hükümler gerçek nama yazılı senetler için uygulanabilir değildir. Bu
nedenle, emre yazılı senetlerin rehni veya devri için belirlenen ciro ve zilyetliğin devri
işlemleri kıymetli evraklara özgülenen sonuçlar doğuracağından gerçek nama yazılı
senetler üzerindeki rehin ve devir işlemleri için uygulanamayacaktır. Böylelikle, emre
yazılı kıymetli evrak niteliğindeki senetleri iyi niyetli bir şekilde elinde bulunduran
üçüncü kişilerinin hak kazanımlarının korunması, gerçek nama yazılı pay senetlerini
elinde bulunduran kişiler için uygulanabilir olmayacaktır.
Diğer bir deyişle, nama yazılı ve hamiline yazılı pay senetleri üzerindeki hakların iyi
niyetli üçüncü kişiler tarafından kazanılması durumu gerçek nama yazılı pay senetlerinde
mümkün değildir. Böylelikle, tasarruf yetkisi olmayan rehin verenin gerçek nama yazılı
pay senedi üzerinde rehin hakkı tesis etmek amacıyla gerçekleştirdiği tasarruf işlemleri
sonucunda bu durumu bilmeyen veya bilebilecek durumda olmayan iyi niyetli üçüncü
kişiler lehine rehin hakkı kurulamayacaktır.
156
154
Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1818; Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s. 285.
155
Yılmaz, Pay Rehni, s. 87.
156
Göksoy, s. 137; Yılmaz, Pay Rehni, s. 88.
53
e. İlmühaberler, Kuponlar ve Talonların Rehni
Anonim ortaklıklar nama yazılı veya hamiline yazılı pay senetlerinin yerini geçici bir süre
boyunca tutmak üzere ilmühaber bastırabilir.
157
İlmühaberler genellikle pay bedellerinin
ödenmesini takiben hamiline yazılı pay senedi bastırmak için yönetim kurulunun kanune
sahip olduğu üç aylık dönem veya azlığın nama yazılı pay senedi bastırılması talebini
takiben pay senedi bastırılmasına kadarki süre için çıkartılabilir. Fakat, uygulamada
halen, geçici bir süre ile bastırılabilecek olan ilmühaberlerin bu geçici dönemler sona
erdiğinde dahi varlığını devam ettirdiği ve bunlar yerine pay senedi basılmadığı
görülmektedir.
158
TTK md. 486 uyarınca, pay senetlerinin bastırılmasına kadarki süre için ilmühaber
çıkarılabilecek olup nama yazılı pay senetlerine uygulanacak hükümler kıyasen
ilmühaberlere de uygulanacaktır. Bu doğrultuda, ilmühaberlerin hamiline yazılı olarak
çıkartılamayacağı değerlendirilmektedir.
159
Böylelikle, hamiline yazılı pay senetlerini
temsilen çıkarılan ilmühaberlerin de nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümlere tabi
olacağı sonucuna varılmaktadır.
İlmühaberlerin üzerinde rehin hakkı tesis edilmesi de nama yazılı pay senetlerinin
üzerinde tesis edilecek rehin hakkına yönelik kurallara tabi olacaktır. Nama yazılı pay
senetleri üzerinde rehin hakkı tesis edilmesine ilişkin olarak yukarıdaki açıklamalarımız
ilmühaberler üzerindeki rehin hakkına da uygulanabilecek olup söz konusu rehin hakkı
tesisi için ciro ile zilyetliğin devri veya yazılı devir beyanı ile zilyetliğin devri işlem
sırasından birinin izlenmesi gerekecektir.
Kupon, rüçhan hakkı, hazırlık dönemi faizi ve kâr payı hakkı veren hamiline yazılı şekilde
düzenlenen kıymetli evraklardır.
160
TTK md. 660 hükmü uyarınca, kuponların hamiline
157
Ülgen/Helvacı/Kaya/Nomer Ertan, s. 38; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 173; Pulaşlı, Şirketler
Hukuku, s. 1821; Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s. 285; Şaban Kayıhan, Kıymetli Evrak Hukuku, 10.
Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2024, s. 44; Ersin Çamoğlu, Kıymetli Evrak Hukukunun Temel İlkeleri,
2. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2023, s. 10.
158
Göksoy, s. 183.
159
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 174.
160
Poroy/Tekinalp, s. 6; Ülgen/Helvacı/Kaya/Nomer Ertan, s. 38.
54
yazılı şekilde çıkarabileceği düzenlenmektedir. Kuponlar, ilgili pay senedine bağlı olarak
çıkarılabilecek olup söz konusu pay senedinden ayrı bir kıymetli evrak şeklinde de
çıkarılabilirler. Kuponların pay senedine bağlı olduğu durumlarda, ilgili pay senedi
üzerindeki rehin hakkı kupon için de uygulanabilecektir. Bu hallerde ilgili pay senedinin
rehnine ilişkin kurallar izlenerek rehin hakkı tesis edilebilecektir. Diğer yandan, kuponun
pay senedine bağlı olmaması halinde ise, kuponların hamiline yazılı kıymetli evrak
niteliğinden hareketle, kupon üzerindeki rehin hakkı ilgili kuponun zilyetliğinin rehin
tesis etmek amacıyla rehin alana devredilmesiyle kurulacaktır.
Talonlar ise kuponların tükenmesiyle sahibine yeni kupon alma hakkı veren
senetlerdir.
161
Talonların hukuki niteliği karşılaştırmalı hukukta tartışmalı olmakla
birlikte Türk hukukunda kabul edilen görüş, talonların kıymetli evrak niteliğinde
olduğudur.
162
Böylelikle, kıymetli evrakların rehnine ilişkin kurallar talonlar için de
uygulanabilir olacak ve talonlar üzerinde bu doğrultuda rehin hakkı tesis edilebilecektir.
161
Ülgen/Helvacı/Kaya/Nomer Ertan, s. 38.
162
Poroy/Tekinalp, s. 6; Ülgen/Helvacı/Kaya/Nomer Ertan, s. 38.
55
İKİNCİ BÖLÜM
HALKA AÇIK ANONİM ORTAKLIK PAYI NIN REHNE KONU OLMASI
I. HALKA AÇIK ANONİM ORTAKLIKLAR
A. Halka Açık Anonim Ortaklık Kavramı
TTK’de yer alan şirket türlerinden biri olan anonim ortaklıklar halka kapalı anonim
ortaklıklar ve halka açık anonim ortaklıklar olarak ikiye ayrılmaktadır.
163
Bu ayrım,
gelişen sermaye piyasalarındaki faaliyetler ile birlikte, halka yayılma ve pay sahipliği
kavramının birbirinden ayrılması ihtiyacından doğmuştur. Bu ihtiyaç aslında temelde
halka yayılan ve bir kamu menfaati haline dönüşen yatırımcı menfaatinin korunması ve
pay sahipliğinden doğan özel menfaatlerden ayrıştırılması gerekliliğinden
kaynaklanmaktadır.
164
Böylelikle, kanun koyucunun iradesi de halka açık anonim
ortaklıkların ayrıca tanımlanması ve TTK’de yer alan anonim ortaklıklardan bazı
yönleriyle ayrıştırılması olmuştur.
Bir anonim ortaklığın halka açılması, başka bir deyişle, halka kapalı statüsünden halka
açık statüsüne geçmesi ortaklığın kullanacağı ek bir finansman kaynağı anlamına da
gelmektedir. Halka açılan ortaklık paylarının tamamının veya bir kısmının yatırımcılara
satılması ve böylece de yatırımcılardan fon toplanması söz konusudur.
165
SerPK md. 3/e hükmünde halka açık anonim ortaklıklar tanımlanmaktadır. Bu hüküm
uyarınca halka açık anonim ortaklıklar, “kitle fonlaması platformları aracılığıyla halktan
para toplayanlar hariç olmak üzere, payları halka arz edilmiş olan veya halka arz edilmiş
sayılan anonim ortaklıklar”dır. Bu doğrultuda, ancak anonim ortaklıklar halka
açılabilmekte olup anonim ortaklık haricindeki şirketler halka açık statüsünü
163
Mehmet Bahtiyar, Sermaye Piyasası Hukukuna Giriş, 1. Baskı, Beta Yayıncılık, İstanbul 2019, s. 18.
(“Sermaye Piyasası”)
164
İbrahim Çağrı Zengin, “Halka Açık Anonim Ortaklığın Tanıtılması, Halka Açık Anonim Ortaklık
Statüsünün Kazanılması ve Kaybı”, Mehmet Helvacı (edt.), Necdet Uzel (edt.), Numan Sabit Sönmez (edt.),
Ahmet Özsoy (edt.), Türk Ticaret Hukuku Ekseninde Sermaye Piyasası Hukuku Toplantı Serisi (Tebliğler
ve Tartışmalar), 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2019, s. 85.
165
Turhan Korkmaz / Ali Ceylan, Sermaye Piyasası Temel Konular, 3. Baskı, Ekin Yayınevi, Bursa 2020,
s. 208.
56
kazanamayacaktır.
166
Böylelikle, halka açık ortaklık statüsünün kazanılabilmesi için
anonim ortaklıkların paylarının halka arz edilmesi veya halka arz edilmiş sayılması
gerekecektir. Bu ayrımlar aşağıdaki başlıklar altında daha detaylı bir şekilde ele
alınmaktadır.
1. Payların Halka Arz Edilmesi
SerPK md. 3/f hükmünde yer alan tanım uyarınca halka arz, anonim ortaklığın paylarının
satın alınması amacıyla her türlü yoldan yapılan genel bir çağrıyı ve bu çağrıyı takiben
eden pay satışını ifade etmektedir. Halka arz işlemi, halka yayılarak geniş kitlelerin
ellerinde bulundurdukları küçük veya büyük ölçekli fonları paylarını aldıkları ortaklığa
aktarmaları ve böylelikle de halka arz edilen ortaklığın ek finansman geliri elde etmesine
imkân veren bir fonlama yönetimidir.
167
Madde hükmünün lafzından da anlaşılacağı üzere, halka arz geniş kitlelere yapılacak her
türlü sözlü veya yazılı çağrılar dolayısıyla gerçekleştirilebilmektedir. Buradan hareketle,
belirli kişilere veya gruplara yapılacak çağrıların halka arz niteliği taşımayacağını
belirtmek gerekmektedir. Bu çağrının herhangi bir yöntem izlenerek yapılması
mecburiyeti bulunmamaktadır. Bir diğer deyişle, çağrı yazılı veya sözlü olarak
yapılabilecek olup elektronik herhangi bir mecra aracılığıyla da
gerçekleştirilebilecektir.
168
Halka arz işleminin temelinde anonim ortaklığın paylarının halka satışına ilişkin çağrı ve
bu çağrıyı takip eden pay satışları yer almaktadır. Halka arz edilme işlemi pay haricindeki
diğer sermaye piyasası araçları için de söz konusu olabilecektir. Fakat bu noktada
belirtmek gerekir ki, SerPK ve SPK tarafından yayımlanan ikincil mevzuatlar uyarınca
tanımlanan pay dışındaki diğer sermaye piyasası araçlarının satışı söz konusu
ortaklıkların halka açık ortaklık statüsünü kazanması sonucunu yaratmayacak ve bu
166
Bahtiyar, Sermaye Piyasası, s. 18; Veliye Yanlı, Sermaye Piyasası Hukuku Çerçevesinde Halka Açık
Anonim Şirketler ve Kamunun Aydınlatılması, 1. Bası, Beta Basım, İstanbul 2005, s. 21.
167
Tekin Memiş / Gökçen Turan, Sermaye Piyasası Hukuku, 7. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2024,
s. 53; Tolga Ayoğlu, Sermaye Piyasası Hukukunda Halka Arz Kavramı ve Halka Arza Aracılık
Sözleşmeleri, 1. Baskı, Vedat Kitapçılık, İstabul 2008, s. 86 – 87.
168
Memiş/Turan, s. 53; Yanlı, s. 28.
57
yöntemle söz konusu araçları ihraç eden
169
ortaklık halka açık ortaklık statüsünü haiz
sayılmayacaktır.
170
Pay ve pay dışındaki diğer sermaye piyasası araçlarına ilişkin detaylı
açıklamalar çalışmanın bu bölümünün “Halka Açık Anonim Ortaklıklarda Payın Kayden
İzlenmesi” başlığı altında yer almakta olup bu başlık altında sadece diğer sermaye
piyasası araçlarının satışının halka açık ortaklık statüsünün kazanılması sonucunu
yaratmayacağına değinmekle yetinilecektir.
Halka arz işlemi SPK’nin iznine tabi olup söz konusu izin alınmadan gerçekleştirilen
halka arz işlemleri SerPK md. 109 uyarınca usulsüz bir şekilde gerçekleştirilmiş sayılacak
ve sonucunda çeşitli idari ve cezai yaptırımlar uygulanabilecektir. Halka arz süreci
SPK’ye yapılacak izin başvurusu ile başlayacak olup ihraççı bir izahname hazırlayarak
ilgili diğer bilgi ve belgeler ile birlikte SPK’ye başvuruda bulunmalıdır. İzahname,
ihraççının finansal durumunu, geleceğe yönelik beklentilerini ve ihraç edilecek sermaye
piyasası aracının niteliklerini açıklayan bir belgedir.
171
Dolayısıyla izahname vasıtasıyla halka arz edilecek payın ve halka arz işlemini
gerçekleştirecek ihraççının çeşitli bilgileri yatırımcılara iletilmekte olup yatırımcılar
izahnameleri inceleyerek yatırım kararlarını belirleyebileceklerdir. Bu yönüyle aslında
izahname, söz konusu pay satışına ilişkin olarak kamuyu aydınlatmayı amaçlayan bir
belgedir.
172
2. Payların Halka Arz Edilmiş Sayılması
SerPK md. 16 hükmü, halka arz edilmeksizin halka açık anonim ortaklık statüsünü
kazanacak olan halka arz edilmiş sayılan anonim ortaklıkları da ayrıca belirlemektedir.
169
SerPK md. 3/h hükmü uyarınca ihraççı, “kitle fonlaması platformları aracılığıyla para toplayanlar hariç
olmak üzere, sermaye piyasası araçlarını ihraç eden, ihraç etmek üzere SPK’ye başvuruda bulunan veya
sermaye piyasası araçları halka arz edilen tüzel kişileri ve SerPK’ye tabi yatırım fonlarını” ifade
etmektedir.
170
Memiş/Turan, s. 54; Bahtiyar, Sermaye Piyasası, s. 19.
171
İzahnamenin nasıl hazırlanması gerektiği ve içermesi gereken bilgiler SPK tarafından yayımlanan II-5.1
sayılı İzahname ve İhraç Belgesi Tebliği’nde yer almakta olup halka arz işlemini takiben gerçekleştirilecek
pay satışı için kullanılabilecek satış yöntemleri ise II-5.2 sayılı Sermaye Piyasası Araçlarının Satışı
Tebliği’nde düzenlenmektedir; Ayoğlu, s. 119.
172
Reha Poroy / Ünal Tekinalp / Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku, Cilt: I, 13. Bası, Vedat Kitapçılık,
İstanbul 2014, s. 294. (“Cilt I”)
58
Böylelikle, halka arz işlemlerini gerçekleştirmemiş olan anonim ortaklıklar bu madde
kapsamında belirtilen durumların varlığı halinde halka arz edilmiş sayılacaktır.
SerPK md. 16/1 hükmünde belirtilen “payları borsada işlem gören ortaklıklar ve pay
sahibi sayısı beş yüzü geçen anonim ortaklıklar” ile SerPK md. 16/3 hükmünde yer alan
“pay sahibi sayısı en az beş yüz olan kooperatiflerin veya kendisine ortak olan
kooperatiflerin pay sahibi sayısı tek başına ya da toplam olarak en az beş yüz olan
kooperatif birliklerinin veya kooperatif merkez birliklerinin yönetim kontrolüne sahip
olduğu ve yıllık en az elli milyon Türk lirası satış hasılatı yapmış olan anonim ortaklıklar”
halka arz edilmiş sayılacaktır. Belirtmek gerekir ki, kanun koyucu burada bir kesin karine
getirmiş ve bu durumdaki anonim ortaklıkların aksi ispat edilemeyecek bir şekilde halka
açık anonim ortaklık statüsünde olacağını ve halka arz edilmiş sayılacağını ifade
etmiştir.
173
Böylelikle, yukarıdaki açıklanan durumların varlığı halinde söz konusu
anonim ortaklıklar herhangi bir halka arz prosedürünü işletmeden ve izahname
hazırlamadan halka arz edilmiş sayılacak ve bu doğrultuda SerPK’de yer alan tanımlama
uyarınca halka açık anonim ortaklık niteliğini haiz olacaktır.
Kanun koyucunun SerPK md. 16 hükmünde getirmiş olduğu bu kesin karinenin aksinin
belirlenip belirlenemeyeceği hususu doktrindeki yazarlar tarafından tartışılmıştır. Halka
arz edilmiş olma kavramında aktif bir aksiyon veya işlem söz konusudur, halka açık
anonim ortaklık statüsüne sahip olmak isteyen ortaklık halka arz edilme talebinde
bulunarak SPK’ye başvurmaktadır. Fakat, diğer yandan, halka arz edilmiş sayılma
kavramı ise pasif bir kavramdır. Anonim ortaklıkların yukarıdaki madde metninde yer
alan fiili durumlarla karşılaşması halinde kanunun bu fiili duruma bir sonuç bağlaması
söz konusudur.
Bu hallerde söz konusu anonim ortaklığın halka arz edilmiş sayılarak halka açık anonim
ortaklık statüsünü haiz olması bakımından ortaklığın ve ortaklığın mevcut pay
sahiplerinin herhangi bir talebi veya isteği bulunmayabilir. Bu nedenle, kanunda kesin
karine olarak belirlenen halka arz edilmiş sayılma kavramının aksinin ortaklığın pay
173
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt: I, s. 290; Burak Adıgüzel, Sermaye Piyasası Hukuku, 5. Baskı, Adalet
Yayınevi, Ankara 2023, s. 67.
59
sahiplerinin alacağı bir genel kurul kararı ile veya ortaklığın esas sözleşmesinde yapılan
bir değişiklik ile düzenlenip düzenlenemeyeceği doktrinde tartışılmıştır.
174
Doktrindeki bazı görüşlere göre, halka açık ortaklık statüsüne geçilebilmesi için ortaklık
iradesinin gerekli olduğu ve bu durumun çoğunluğun iradesine göre belirlenen bir durum
olmadığı savunulmaktadır.
175
Diğer bir deyişle, ortaklığın pay sahipleri veya genel
kurulun halka açılma bakımından bir iradesi söz konusu değildir. Bu yazarlara göre
ortaklığın genel kurul kararı veya esas sözleşmede yer alacak bir hükümle bu kanun
maddesinin aksinin kararlaştırılması söz konusu olabilecektir.
Diğer yandan, bazı yazarlar ise, bu hükmün aksinin kararlaştırılacağı genel kurul
kararlarının veya esas sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunu savunmaktadırlar.
176
SerPK ve ikinci mevzuat hükümleri uyarınca bazı hallerde re’sen SPK tarafından veya
ortaklığın talebi üzerine halka açık ortaklık statüsünden çıkılabilecek veya SerPK
mevzuatı uyarınca halka açık anonim ortaklıklara ilişkin yükümlülüklerden muaf
olunabilecektir. Bu nedenle de bu yazarlara göre söz konusu halka arz edilmiş sayılma
halleri ortaklık için talep edilmeyen veya istenmeyen bir zorunluluk yaratsa da bu
durumdan kurtulmak adına çeşitli hukuki mekanizmalar da mevcuttur.
177
Kanaatimizce de her ne kadar aktif bir şekilde ortaklık tarafından talep edilmeyen bir
durum yaratılmış olsa da SerPK md. 16 hükmünün aksinin düzenlenemeyecek olduğunun
kabulü gerekir, kanun ilgili maddede pay sahiplerinin sayısına göre bir şekli durum
yaratmıştır ve bu duruma uymayan ortaklıkların şartları sağlaması halinde halka açık
anonim ortaklık statüsünden çıkmaları mümkün olacaktır.
174
Memiş/Turan, s. 55; Yanlı, s. 42.
175
Ünal Tekinalp, “İki Güncel Sorunun Çözümünde Teorik Yaklaşım Denemesi: AO Tipi İçinde Sınıf
Değiştirme – Kayıtlı Sermaye Sisteminde Çıkarılan Sermayenin Tescilinin Hukuki Niteliği”, Banka ve
Ticaret Hukuku Dergisi, C: 17, S: 2, 1993, s. 32 – 33. (“AO Tipi Sınıf Değiştirme”)
176
Memiş/Turan, s. 55 – 56.
177
Memiş/Turan, s. 55 – 56.
60
3. Payların Borsada İşlem Görmesi
Yukarıda belirtildiği üzere, payları borsada işlem gören ortaklıkların halka arz edilmiş
sayılacağı ve halka açık ortaklık statüsünü haiz olacakları kanun koyucu tarafından
SerPK’de düzenlenmiştir. Bu noktada, halka arz edilme, halka açık statüsünü kazanma
ve payların borsada işlem görmesi gibi kavramların daha detaylı bir şekilde ele alınması
gerekmektedir. Özellikle bu kavramlar arasındaki ilişkinin tespit edilmesi önem arz
etmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, halka açıklık kavramı yani bir anonim ortaklığın halka
açık anonim ortaklık statüsünü kazanması halka arz kavramından farklıdır. Halka açıklık
statüsü daha geniş bir kavram olup aktif bir eylem olan halka arz sürecinin
tamamlanmasını takiben halka arz edilmiş ortaklıklar halka açık statüsünü
kazanacaklardır. Şüphe yok ki, bu noktada halka arz edilmiş sayılan ortaklıklar da halka
açık statüsünü kazanmış olacaklardır. Yani, halka arz edilmeyen ortaklıkların da halka
açık statüsünü haiz olmaları söz konusu olabilecektir.
178
Bu yönüyle halka açık ortaklık
kavramının söz konusu ortaklıkların paylarının halka arzından daha geniş bir kavram
olduğunu belirtmek gerekir.
Diğer yandan, payların borsada işlem görmesi ise payların Borsa İstanbul Anonim Şirketi
(BİST)’ndeki pazarlarda alım satıma konu olmasını ifade etmektedir. Payların borsada
alım satıma konu olması borsaya kote edilmesi veya kote edilmeksizin işlem görmesi
şeklinde olabilir.
179
BİST nezdinde belirlenen kot içi pazarlarda alım satıma konu edilen
paylar “borsaya kote edilmiş paylar”
180
, kot dışı pazarlarda işlem gören paylar da
“borsada işlem gören paylar”
181
olarak ifade edilebilmektedir. Payları BİST’te işlem
gören ortaklıklar için ayrıca doktrinde “BorsaAO” terimi de kullanılmaktadır.
182
178
Memiş/Turan, s. 54; Bahtiyar, Sermaye Piyasası, s. 20.
179
Bahtiyar, Sermaye Piyasası, s. 20; Çağlar Manavgat, Hukuki Bakımdan Halka Açık Anonim
Ortaklıklar, 1. Baskı, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara 2016, s. 50 – 51. (“Halka Açık
Anonim Ortaklıklar”)
180
Yanlı, s. 68.
181
Yanlı, s. 78.
182
Adıgüzel, s. 67; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt: I, s. 291.
61
SerPK md. 16/2 hükmü uyarınca payları borsada işlem görmeyen anonim ortaklıkların
halka açıklık statüsünü kazanmalarını takiben iki yıl içerisinde paylarını borsada işlem
gören paylar haline getirmek için BİST’e başvuru yapmaları gerektiği düzenlenmektedir.
Bu süre içerisinde söz konusu başvurunun yapılmaması halinde SPK, bu ortaklıkların
paylarının borsada işlem görmesi veya halka açıklık statülerinin sona erdirilmesine ilişkin
re’sen karar alabilecektir. Bu noktada SPK, ilgili ortaklıkların herhangi bir aksiyon
almasını beklemeden sürenin dolmasını takiben ortaklığın herhangi bir talebi
aranmaksızın karar alabilecektir.
183
Yukarıdaki açıklamaların ışığında, halka açık anonim ortaklıkların bazılarının
184
halka
arz edilmeden halka açıklık statüsünü kazanacakları söylenebilecek olup bu hallerde
payları borsada işlem görmüyorsa halka açık statüsünü kazanmalarını takiben iki yıl
içerisinde BİST’e bu yönde başvuru yapmaları gerekecektir.
B. Halka Açık Anonim Ortaklıklara Uygulanacak Hükümler
SerPK md. 2 hükmü uyarınca, “sermaye piyasası araçlarının, ihraççıların, halka arz
edenlerin ve diğer sermaye piyasası faaliyetlerinin” SerPK hükümlerine tabi olduğu
düzenlenmektedir. Buradan hareketle, halka açık anonim ortaklıkların öncelikli olarak
SerPK hükümlerine tabi olduğunu ve bu hükümlere uygun olarak faaliyetlerini
sürdürmesi gerektiğini belirtmek gerekir.
Ek olarak, halka açık anonim ortaklıkların temelde anonim ortaklıkların bir alt türü
olduğundan yukarıda bahsedilmişti. Bu doğrultuda, TTK md. 330 hükmünde özel
kanunlara tabi olan anonim ortaklıkların özel hükümler dışında TTK’ye tabi olacağı
belirtilmektedir. Böylelikle, SerPK’de hüküm bulunmayan hallerde TTK’de yer alan
anonim ortaklıklara uygulanan hükümler uygulama alanı bulacaktır.
185
TTK genel kanun
ve SerPK özel kanun niteliğini haiz olduğundan SerPK ve bu doğrultuda yayımlanan
183
Adıgüzel, s. 68.
184
Bkz. SerPK md. 16/1 ve md. 16/3 uyarınca düzenlenen ortaklıklar ile halka arz işlemi sırasında II-5.2
sayılı Sermaye Piyasası Araçlarının Satışı Tebliği’nde yer alan satış yöntemlerinden borsada satış yöntemi
haricindeki diğer yöntemler ile paylarını halka arz eden ortaklıklar.
185
Memiş/Turan, s. 33; Bahtiyar, Sermaye Piyasası, s. 16; Manavgat, Halka Açık Anonim Ortaklıklar,
s. 27.
62
ikincil mevzuat (yönetmelik, tebliğ vb.) uyarınca özellikli bir düzenleme bulunmayan
haller TTK’de yer alan genel hükümler uyarınca çözümlenecektir.
Yukarıdaki açıklamaların ışığında, halka açık anonim ortaklıklara uygulanacak
hükümlerin öncelikli olarak SerPK hükümleri ve bu hükümler kapsamında çıkarılan
ikincil mevzuat olduğunu tekrar belirtmek gerekmektedir. TTK’nin TMK’nin ayrılmaz
bir parçası olduğundan hareketle, SerPK ve ikincil mevzuatta hüküm bulunmayan diğer
hallerde ayrıca genel kanun özelliğini haiz olan TMK ve TBK’de yer alan hükümlerin de
TTK’deki hükümler ile birlikte uygulama alanı bulacağını kabul etmek gerekir.
186
Çalışmanın ana konusunu oluşturan halka açık anonim ortaklık payları üzerindeki rehin
hakkına ilişkin olarak da SerPK’de ve buna bağlı ikincil mevzuatta yer alan hükümler
öncelikle değerlendirilecektir. Bu hükümler uygulanarak çözümlenemeyecek durumların
varlığı halinde ise TMK, TTK ve TBK’deki hükümler uygulama alanı bulabilecektir.
Belirtmek gerekir ki, özellikle payları temsil eden pay senetlerinin varlığı halinde
TTK’deki kıymetli evraklara ilişkin hükümler de çalışmaya ışık tutacaktır.
Bu başlık altında halka açık anonim ortaklıklara ve bu ortaklıkların payları üzerinde tesis
edilecek rehin hakkına uygulanacak mevzuat hükümlerini genel hatlarıyla açıklamakla
yetinilmiş olup aşağıdaki başlıklar altında gerekli ve ilgili yerlerde uygulanacak mevzuat
hükümleri daha detaylı bir şekilde ele alınacaktır.
II. HALKA AÇIK ANONİM ORTAKLIKLARDA PAYIN KAYDEN
İZLENMESİ
Halka açık anonim ortaklık statüsünü ve halka açık anonim ortaklıklara uygulanacak
hükümleri ele aldıktan sonra halka açık anonim ortaklıkların paylarının kayden izlenmesi
hususunun detaylı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Bu hususu incelemeden önce
sermaye piyasası araçlarının ne olduğu, hangi sermaye piyasası araçlarının kaydileştirme
kurallarına tabi olduğu ve kaydileştirme sisteminin esaslarının belirlenmesi önem arz
etmektedir.
186
Bahtiyar, Sermaye Piyasası, s. 16.
63
Bu başlık altında öncelikle sermaye piyasası araçlarının ve kaydileştirilecek sermaye
piyasası araçlarının neler olduğu üzerinde durularak genel hatlarıyla kaydileştirme
sistemi ve kaydileştirme usulü incelenecektir.
A. Sermaye Piyasası Araçları
Sermaye piyasalarındaki fonların tedavülünün sağlanması ve alım satımların
gerçekleştirilmesi adına temel bir kavram olan sermaye piyasası araçları, bu yönüyle
sermaye piyasasındaki fonun aktarılmasını sağlayan araçlardır.
187
SerPK’de yer alan tanım uyarınca sermaye piyasası araçları, “menkul kıymetler, türev
araçlar, yatırım sözleşmeleri ve SPK tarafından belirlenecek diğer sermaye piyasası
araçlarını” içermektedir. Başka bir deyişle, sermaye piyasası araçları menkul kıymetleri
kapsayan daha üst bir kavramdır.
188
Ek olarak, bu tanım içerisinde yer alan menkul
kıymetler ise “para, çek, poliçe ve bono hariç olmak üzere; paylar, pay benzeri diğer
kıymetler ile söz konusu paylara ilişkin depo sertifikalarını ve borçlanma araçları veya
menkul kıymetleştirilmiş varlık ve gelirlere dayalı borçlanma araçları ile söz konusu
kıymetlere ilişkin depo sertifikaları” olarak tanımlanmaktadır (SerPK m. 3).
SerPK’de yalnızca hangi araçların menkul kıymet niteliğinde olacağına dair bir tanım
bulunmaktadır, böylelikle aslında SerPK menkul kıymetlerin özelliklerine dair bir tanım
yapmamıştır. SerPK’nin yürürlüğe girmesinden önceki dönemde uygulanan eSPK
hükümleri uyarınca menkul kıymetlerin özellikleri tanımlanmış olup bu tanımın yeni
kanun olan SerPK döneminde de uygulanabilir olacağı doktrindeki bazı yazarlarca kabul
edilmektedir.
189
Bu doğrultuda, menkul kıymetler “pay sahipliği veya alacak hakkı
sağlayan, belli bir meblağı temsil eden, yatırım aracı olarak kullanılan, dönemsel gelir
getiren, misli nitelikte, seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve şartları Kurul
tarafından belirlenen kıymetli evrak” olarak tanımlanabilecektir.
190
Bu tanım esas
187
Ali İhsan Karacan / Esra Erişir Karacan, Sermaye Piyasası Araçları, 1. Baskı, Legal Yayıncılık,
İstanbul 2021, s. 36.
188
Mücahit Ünal, “Sermaye Piyasası Araçlarının Kaydileştirilmesi”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Dergisi, C: 19, S: 1, 2011, s. 226. (“Sermaye Piyasası”)
189
Memiş/Turan, s. 60.
190
Bkz. eSPK md. 3/1-b; Yanlı, s. 9.
64
alınarak, ihraççıların ihraç ettiği menkul kıymetlerin, sahiplerine ortaklık veya alacak
hakkı tanıyan araçlar olduğunu belirtmek gerekir.
191
Yukarıda belirtilen ve eSPK tarafından düzenlenen menkul kıymet tanımının SerPK
kapsamında yer almaması nedeniyle menkul kıymetlerin kıymetli evrak niteliğinde olup
olmadığı hususu doktrinde tartışılmıştır. Bu doğrultuda, bazı yazarlar eSPK tahtında
yapılan tanımlamanın SerPK uyarınca da geçerli olduğu, başka bir deyişle, menkul
kıymetlerin kıymetli evrak niteliğinde olduğunu savunmaktadır.
192
Şöyle ki, menkul
kıymetlerin kaydi sistemde tutulan kayıtları artık kıymetli evrakı oluşturan belge
niteliğinde olacaktır ve kıymetli evrakın maddi unsurlarından biri olan “belge” unsurunu
kaydi ortamda tutulan kayıtlar yerine getirecektir. Bu durum ise “evraksız kıymetli evrak”
kavramı ile açıklanabilecektir.
193
Böylelikle, bu yazarlara göre, kayden izlenen ve
elektronik ortamda kaydı tutulan bu menkul kıymetlerin artık “evraksız kıymetli evrak”
da denilebilecek kavrama eş olduğu söylenebilecektir.
Diğer yandan, bazı yazarlar, kaydi sistem üzerinden izlenen menkul kıymetlerin artık
taşınır eşya niteliğini kaybettikleri ve bu nedenle de kıymetli evraka mündemiç olan
hakkın taşınır bir belgeden ayrıldığı ve “kıymetli hak” niteliğinde olduğunu
savunmaktadır. Bu görüşe göre, artık kayden izlenen menkul kıymetler kıymet evrak
olarak nitelendirilemeyecek olup ancak kıymetli bir hak veya “kıymet hakkı” olarak
değerlendirilebilecektir.
194
191
Batuhan Akkuş, Kaydi Sermaye Piyasası Araçlarını Konu Edinen Ayni Teminatlar, İstanbul
Üniversitesi Sosyal Bilimler Entitüsü Özel Hukuk Yüksek Lisans Programı, İstanbul 2020 (yayımlanmamış
yüksek lisans tezi), s. 14.
192
Memiş/Turan, s. 61; Adıgüzel, s. 137; Ünal, Sermaye Piyasası, s. 248.
193
Ünal Tekinalp, “Evraksız Kıymetli Evrak veya Kıymet Haklarına Doğru”, Banka ve Ticaret Hukuku
Dergisi, C: XIV, S: 3, 1988, s. 14 (“Evraksız Kıymetli Evrak”); Asuman Turanboy, Varakasız Kıymetli
Evrak, 1. Baskı, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara 1998, s. 47 – 53
(“Varakasız Kıymetli Evrak”); Ünal, Sermaye Piyasası, s. 351; Poroy/Tekinalp, s. 49; Kendigelen/Kırca,
s. 16; Ülgen/Helvacı/Kaya/Nomer Ertan, s. 47; Fatih Bilgili / Ertan Demirkapı, Kıymetli Evrak
Hukuku, 13. Basım, Dora Yayıncılık, Bursa 2024, s. 17; Hasan Pulaşlı, Kıymetli Evrak Hukukunun
Esasları, 10. Baskı, Adalet Yayınevi, İstanbul 2023, s. 22 – 23 (“Kıymetli Evrak”); Mücahit Ünal, Sermaye
Piyasası Araçlarının Kaydileştirilmesi, 1. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2011, s. 32. (“Kaydileştirme”);
Önder Topal, “Senede Bağlanmamış Anonim Şirket Payının Haczi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Dergisi, C: 65, S: 4, 2016, s. 2990.
194
Elif Berktaş Yüksel, Türk Hukukunda Saf İnançlı İşlemler, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul
2022, s. 106; Uğur Çebi, Anonim Ortaklık Payının Rehni, Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler
65
Kanaatimizce, kaydileştirme esasları çerçevesinde MKK nezdindeki kayıtlarda izlenen
menkul kıymetleri ve dolayısıyla payları temsil eden herhangi bir belge veya kâğıt
olmadığının kabulü gerekir. Buradan hareketle, kıymetli evrakın temel unsurlarından biri
olan ve fiziki varlığı bulunan belgeden söz edilemeyecektir. Fiziki varlığı olan senetlerin
imhasına ilişkin kaydileştirme esasları bunu ayrıca ortaya koymaktadır. Ek olarak, söz
konusu kayden izlenen paylar üzerindeki rehin hakkının hukuki niteliğine ilişkin olarak
çalışmanın ilerleyen bölümlerinde yapılacak değerlendirmeler de dikkate alındığında
kayden izlenen paylar üzerindeki rehin hakkının hukuki niteliğinin bir hak rehni olacağı
kabul edilmelidir. Bu doğrultuda, söz konusu kayden izlenen menkul kıymetlerin ve
dolayısıyla payların kıymet hakkı olarak nitelendirilmesi gerektiğinin kabulü gerekir.
Çalışmanın konusunun halka açık anonim ortaklıkların paylarına odaklanması nedeniyle
bu ve devamı başlıklar altında yalnızca menkul kıymet tanımında yer alan halka açık
anonim ortaklık payı ve pay senetlerine ilişkin değerlendirmeler yapmakla yetinilmiş olup
diğer menkul kıymetler ve dolayısıyla diğer sermaye piyasası araçlarına ilişkin detaylar
195
ele alınmamıştır.
B. Kayden İzlenen Sermaye Piyasası Araçları
Sermaye piyasası araçlarının ne olduğunun genel hatlarıyla açıklanmasını takiben,
kayden izlenen sermaye piyasası araçlarına da değinmekte fayda vardır. Çalışmanın bu
bölümünün aşağıdaki “Kayden İzlemenin Esasları” başlığı altında daha detaylı bir
inceleme yapılacak olsa da sermaye piyasası araçlarının kaydileştirilmesi kavramı bu
başlık altında da kısaca açıklanmalıdır. Bu doğrultuda, SerPK md. 13’te belirlenen esaslar
Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul 2015 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi), s. 42; Conkar, s.
145; Göksoy, s. 202 – 203; Tekinalp, Evraksız Kıymetli Evrak, s. 14; Yılmaz, Pay Rehni, s. 93;
Karacan/Erişir Karacan, s. 58; Ali İhsan Karacan, Sermaye Piyasasında Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri,
Krediler ile Teminat Sözleşmeleri, 1. Baskı, Legal Yayıncılık, İstanbul 2021, s. 356; Narbay, s. 159; Ali
Murat Sevi, Anonim Ortaklıkta Payın Devri, 1. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2004, s. 230 (“Pay
Devri”); Turanboy, Varakasız Kıymetli Evrak, s. 45; Asuman Turanboy, “6362 Sayılı Sermaye Piyasası
Kanunu Açısından Sermaye Piyasası Aracı ve Menkul Kıymet Kavramları”, Prof. Dr. Sabih Arkan’a
Armağan, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2019, s. 1290 (“Menkul Kıymet”); Merve Çağlak,
Sermaye Piyasası Araçlarının Haczi, 1. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2019, s. 63; Keskin Şerbetcioğlu,
s. 58 – 60; Koç, s. 110 – 113; Onur Kalkan, Anonim Şirketlerde Hisse Haczi, Ankara Üniversitesi Sosyal
Bilimler Entitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Ankara 2009 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi), s. 24.
195
Sermaye piyasası araçlarının temel özellikleri ve sermaye piyasası aracı niteliğinde olan diğer menkul
kıymetlere ilişkin detaylar için bkz. Karacan/Erişir Karacan, s. 42 vd.
66
çerçevesinde ve SPK tarafından yayımlanan Kaydileştirme Tebliği’nde yer alan
hükümler uyarınca sermaye piyasası araçlarının senede bağlanmaksızın elektronik
ortamda kayden ihraç edilmesi esastır.
Bu noktada kaydi sistemin unsurlarından biri olan kaydileştirilecek sermaye piyasası
araçlarının belirlenmesi önemlidir. SerPK md. 13 hükmü uyarınca kayden izlenecek
sermaye piyasası araçlarının belirlenmesi SPK’nin yetkileri dahilindedir. Buna göre
SPK’nin belirlediği sermaye piyasası araçlarının senet basılmaksızın MKK nezdinde
tutulan kayıtlarda elektronik olarak izlenmesi zorunludur. Bu noktada ikili bir ayrıma
değinmekte fayda vardır. Kaydi sistem ikiye ayrılmakta olup bu ayrımlar tam kaydi
sistem ve kısmi kaydi sistem olarak yapılmaktadır.
196
Tam kaydi sistem, tüm sermaye piyasası araçlarının kayden izlenmesini zorunlu
tutmaktadır. Bunun yanı sıra, kısmi kaydi sistem ise bazı sermaye piyasası araçlarının
senetler halinde varlığını sürdürmesine ve fiziki olarak bulundurulmasına izin
vermektedir. SerPK tarafından benimsenmiş olan kaydi sistem ise tam kaydi sistemdir
197
,
yani sermaye piyasası araçlarının tümünün kaydileştirilmesi zorunlu ve esastır. MKK
tarafından yayımlanan güncel bilgiler doğrultusunda ise, halka açık anonim ortaklıkların
borsada işlem gören pay senetleri, yatırım fonları, özel sektör tarafından kullanılan
borçlanma araçları, borsa yatırım fonları ve varantlar kayden izlenen menkul kıymetler
arasında yer almaktadır.
198
Borsada işlem gören paylara sahip halka açık anonim ortaklıkların paylarının borsada
işlem gören kısmı ve varsa borsada işlem görmeyen diğer kısmının da MKK nezdindeki
kayıtlar üzerinden izlenmesi gerekecektir.
199
Diğer yandan, payları borsada işlem
196
Çağlar Manavgat, “Sermaye Piyasası Kanununun 10/A Maddesi Hükmüne Göre Kaydi Sistemin
Esasları”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 50, S: 2, 2001, s. 160 (“Kaydi Sistem”); Çağlak,
s. 75, Mücahit Ünal, “Kaydi Sisteme İlişkin 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Hükümlerinin
Değerlendirilmesi”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C: 18, S: 2, 2012,
s. 820 (“Kaydi Sistem”); Ünal, Sermaye Piyasası, s. 227; Ünal, Kaydileştirme, s. 174.
197
Yanlı, s. 48.
198
Bkz. MKK, Biz Kimiz?, https://www.mkk.com.tr/hakkimizda/biz-kimiz, (e.t. 21/05/2025).
199
Ercan Urkan, Kaydileştirilen Halka Açık Anonim Ortaklık Pay Senetleri Üzerinde Ayni Hak Tesisi,
Sermaye Piyasası Kurulu Yeterlilik Etüdü, Ankara 2005, https://spk.gov.tr/yayinlar/kurul-yeterlik-
etutleri/kurul-yeterlik-etutleri (e.t. 21/05/2025), s. 12; Ünal, Kaydileştirme, s. 199.
67
görmeyen, fakat halka açık statüsünü kazanan halka açık anonim ortaklıkların paylarının
kayden izlenmesi zorunlu olmayıp bu paylar fiziki pay senedi basılarak veya pay defterine
kaydedilerek takip edilebilecektir. Böylelikle, çalışmanın ilerleyen başlıkları altında daha
detaylı açıklanacağı üzere, halka açık anonim ortaklık statüsünü kazanan tüm halka açık
anonim ortaklıkların paylarının kayden izlenmesinin söz konusu olmayabileceği
söylenmelidir.
Sermaye piyasası araçlarını temsilen fiziki senet basılmış olması durumunda,
kaydileştirilme işlemleri kapsamında bu fiziki senetlerin MKK’ye teslim edilmesi
gerekmektedir. Teslim işlemleri kaydileştirme esasları çerçevesinde çıkarılmamış yani bu
esaslardan önce fiziken basılmış olan sermaye piyasası araçlarını da kapsamaktadır.
Böylelikle, Kaydileştirme Tebliği md. 15 hükmü uyarınca, MKK’ye teslim edilen
senetlerin kendiliğinden hükümsüz hale geldiği açıkça belirtilmiştir.
200
Ayrıca, MKK söz
konusu fiziki senetleri imha etmekle yükümlüdür ve bu imhanın nasıl
gerçekleştirileceğine ilişkin esaslar MKK tarafından yayımlanan İmha Yönergesi ile
belirlenmiştir.
Halka açık anonim ortaklık payının menkul kıymet tanımında yer alması nedeniyle,
menkul kıymet ve dolayısıyla sermaye piyasası aracı niteliğinde olan bu payların da
kaydileştirilmesi esas olup bu paylar MKK nezdinde tutulan elektronik kayıtlar üzerinden
izlenmektedir. Kaydileştirme esasları uyarınca kaydileştirme işlemlerinden önce fiziki
senet olarak basılmış olan halka açık anonim ortaklık paylarını temsil eden senetlerin
MKK’ye teslim edilmesi ve MKK tarafından imha edilmesi gerekmektedir.
201
Böylelikle, halka açık anonim ortaklık paylarının kayden izlenen sermaye piyasası
araçlarından biri olması nedeniyle bu paylara bağlı hakların geçişi ve bu hakların
kullanımına ilişkin hükümler kaydileştirme esasları ve SPK tarafından bu yönde
yayımlanmış ikincil mevzuat hükümleri dikkate alınarak belirlenmektedir.
200
Veliye Yanlı / Gül Okutan Nilsson, “Kaydileştirilmiş Paylar Bakımından Pay Defteri Gerekli Midir?”,
Prof. Dr. Sabih Arkan’a Armağan, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2019, s. 1329.
201
Ünal, Kaydileştirme, s. 242.
68
C. Kayden İzlemenin Esasları
Sermaye piyasası araçlarının senetsizleştirilmesi, yani bu araçları temsil eden fiziki senet
basılmaksızın söz konusu araçların bilgilerinin elektronik ortamda tutulması işlemine
kaydileştirme adı verilmektedir.
202
Kaydileştirme esasları, SerPK md. 13 hükmü
doğrultusunda SPK tarafından yayımlanan Kaydileştirme Tebliği’nde detaylı bir şekilde
düzenlenmektedir.
Buna göre, kaydileştirme kavramı iki anlamı ifade etmektedir. Bunlardan birincisi “dar”
anlamıyla ile kaydileştirme olup bu kavram sermaye piyasası araçlarının senede
basılmaksızın elektronik ortamdaki kayıtlarda izlenmesi anlamına gelmektedir. Diğer bir
deyişle, “geniş” anlamda kaydileştirme ise kaydi sistem bütününü yani kaydi hale
getirilen kayıtların saklanması, MKK nezdindeki işlemler, kayden izlenen sermaye
piyasası araçlarının bahşettiği haklar ve konu oldukları hukuki işlemleri de içine alan daha
geniş bir kavramı ifade etmektedir.
203
Yukarıda da ayrıca değinilen hukuki tartışma
uyarınca, doktrinde çoğunluk yazarlar tarafından kaydi sistemde izlenen sermaye piyasası
araçlarının temsil ettiği haklara “kıymet hakkı”
204
adı verilmekte olup diğer yazarlarca bu
araçlara “evraksız kıymetli evrak” da denilmektedir.
205
Kaydileştirme Tebliği uyarınca, SPK tarafından kayden izlenmesine karar verilen
sermaye piyasası araçlarının SPK tarafından belirlenen usul ve esaslar dahilinde MKK’ye
202
Pınar Yalın, Sermaye Piyasalarında Menkul Kıymet Kaydileştirilmesi ve Türkiye Uygulaması,
Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Entitüsü Sermaye Piyasası ve Borsa Anabilim Dalı
Yüksek Lisans Programı, İstanbul 2006 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi), s. 44; Fatih Aydoğan,
“Sermaye Piyasası Araçlarının Satışı ve Kaydileştirilmesi”, Mehmet Helvacı (edt.), Necdet Uzel (edt.),
Numan Sabit Sönmez (edt.), Ahmet Özsoy (edt.), Türk Ticaret Hukuku Ekseninde Sermaye Piyasası
Hukuku Toplantı Serisi (Tebliğler ve Tartışmalar), 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2019, s.
128; Manavgat, Kaydi Sistem, s. 160; Ünal, Kaydi Sistem, s. 821; Ünal, Sermaye Piyasası, s. 227; Akkuş,
s. 25; Topal, s. 2984.
203
Adıgüzel, s. 57; Aydoğan, s. 128; Manavgat, Kaydi Sistem, s. 160; Ünal, Kaydi Sistem, s. 820; Ünal,
Sermaye Piyasası, s. 227; Atilla Uzun, Kaydi Sistemde Payın Devri, Bahçeşehir Üniversitesi, İstanbul 2017
(yayımlanmamış yüksek lisans tezi), s. 45; Ünal, Kaydileştirme, s. 21.
204
Berktaş Yüksel, s. 106; Çebi, s. 42; Conkar, s. 145; Göksoy, s. 202 – 203; Tekinalp, Evraksız Kıymetli
Evrak, s. 14; Yılmaz, Pay Rehni, s. 93; Karacan/Erişir Karacan, s. 58; Karacan, s. 356; Narbay, s. 159;
Sevi, Pay Devri, s. 230; Turanboy, Varakasız Kıymetli Evrak, s. 45; Turanboy, Menkul Kıymet, s. 1290;
Çağlak, s. 63; Keskin Şerbetcioğlu, s. 58 – 60.
205
Tekinalp, Evraksız Kıymetli Evrak, s.14; Turanboy, Varakasız Kıymetli Evrak, s. 47 – 53; Ünal,
Sermaye Piyasası, s. 351; Poroy/Tekinalp, s. 49; Kendigelen/Kırca, s. 16; Ülgen/Helvacı/Kaya/Nomer
Ertan, s. 47; Bilgili/Demirkapı, s. 17; Pulaşlı, Kıymetli Evrak, s. 22 – 23.
69
teslim edilmesi ve artık bu araçların MKK tarafından tutulan kayıtlar üzerinden elektronik
ortamda izlenmesine ilişkin esaslar düzenlenmektedir. Kaydileştirme Tebliği, devlet iç
borçlanma senetleri (DİBS) ile diğer sermaye piyasası araçları arasındaki kaydileştirme
esaslarını birbirinden ayırarak belirlemiştir.
206
Çalışmanın ana konusunu halka açık
anonim ortaklık payları yani Kaydileştirme Tebliği’nin yaptığı ayrım uyarınca diğer
sermaye piyasası araçlarının oluşturması nedeniyle kaydileştirme usulüne ilişkin yapılan
açıklamalar da diğer sermaye piyasası araçlarına ilişkin olacak olup DİBS’lere bu çalışma
kapsamında değinilmeyecektir.
Kaydileştirme esasları çerçevesinde bu işlemleri gerçekleştirmekle yetkili kurum
MKK’dir. MKK, SerPK md. 81 ve MKK Yönetmeliği md. 5 uyarınca kaydileştirme
işlemlerini gerçekleştirmek, kayden izlenecek sermaye piyasası araçlarını ve bunlara
bağlı hakları elektronik ortamda izlemek ve kayıtlarını tutmak ve bu araçların saklama
işlemlerini yerine getirmek üzere kurulmuş ve yetkilendirilmiş kurum olarak
tanımlanabilecektir.
207
Bu doğrultuda, MKK özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olan bir
anonim ortaklık şeklinde kurulmuş olup faaliyetlerini bu kapsamda devam ettirmektedir.
Her ne kadar MKK’nin anonim ortaklık niteliğini haiz olduğu kabul edilse de MKK
Yönetmeliği’nin çeşitli hükümleri uyarınca MKK’nin sermayesindeki pay devirleri
SPK’nin iznine tabi kılınmış ve MKK nezdinde gerçekleştirilecek genel kurul toplantıları
için SPK’ye önemli yetkiler verilmiştir. SPK’nin MKK’yi gözetleme ve denetleme
yetkileri ayrıca ilgili mevzuatta düzenlenmektedir. Böylelikle, MKK’nin yalnızca bir
anonim ortaklık olmadığı ve kendine özgü bir statüye sahip olduğu sonucu
çıkartılabilecektir.
208
206
Kaydileştirme Tebliği’nin md. 16 ila md. 27 hükümlerince “DİBS Dışındaki Sermaye Piyasası Araçları
Üzerinde Gerçekleştirilecek İşlemler” başlığı uyarınca DİBS dışındaki sermaye piyasası araçlarının
kaydileştirilmesi düzenlenmekte olup aynı tebliğin md. 28 ila md. 31 hükümleri arasında “DİBS İşlemleri”
başlığı altında DİBS’e uygulanacak hükümler yer almaktadır.
207
Oğuz Kürşat Ünal, Sermaye Piyasası Hukuku ve Mevzuatı, 1. Baskı, Özgür İletim, Ankara 2005, s. 43.
(“Sermaye Piyasası Hukuku”)
208
Çağlak, s. 80; Ünal, Sermaye Piyasası, s. 250; Sevi, Pay Devri, s. 235; Asuman Turanboy, “2499
Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na 4487 sayılı Kanunla Eklenen 10/A Maddesine Göre Kaydi Değer
Düzenlemesi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 48, S: 1, 1999, s. 46 – 50 (“Kaydi Değer”);
Manavgat, Kaydi Sistem, s. 172; Uzun, s. 48; Ünal, Kaydileştirme, s. 250.
70
MKK üyeleri, “ihraççılar, merkezi takas kuruluşları, SerPK hükümleri uyarınca faaliyet
gösteren yatırım kuruluşları ve SPK tarafından belirlenebilecek diğer kuruluşlar” olarak
tanımlanabilecek olup MKK üyeleri kaydileştirme esasları çerçevesinde kaydileştirme
işlemlerinin yerine getirilmesi adına MKK ile birlikte hareket eden kuruluşlardır.
209
MKK, kaydileştirilecek sermaye piyasası araçlarına ilişkin kayıtları ve üyelerin
hesaplarını, üyelerin sağlayacağı bilgi ve belgeler doğrultusunda oluşturmakta ve
izlemektedir. Kaydileştirme esasları uyarınca yukarıda açıklanan kayden izlenen sermaye
piyasası araçları MKK nezdinde açılacak hesaplar üzerinden izlenmektedir. MKK
nezdindeki hesaplar TCMB, yatırım kuruluşları, ihraççılar, merkezi takas kuruluşları ile
SPK tarafından belirlenecek diğer kuruluşlar adına açılabilecek olup kayden izlenecek
sermaye piyasası araçlarına ilişkin bilgiler bu hesaplarda yer alacak ve bu araçlara bağlı
hakların kullanımı bu hesaplar üzerinden yapılacaktır.
210
Hesapların açılmasına yönelik işlemler ve hesaplardaki değişiklikler hak sahiplerinin
yapacakları bildirimler ile şekillenecek olup bu kayıtlar MKK tarafından hak sahiplerinin
talimatlarına uygun bir şekilde düzenlenmektedir. Hak sahiplerinin söz konusu kayıtları
üye hesapları ile birlikte izlenir ve bu kayıtlar birbiri ile yeknesak olacak şekilde takip
edilir.
211
Kaydileştirme Tebliği md. 16 hükmü uyarınca ihraççılar, izahnamenin veya ihraç
belgesinin SPK tarafından onaylanmasını takiben eden iş günü içerisinde kayden
izlenecek sermaye piyasası araçlarına ilişkin MKK tarafından talep edilen bilgileri
MKK’ye bildireceklerdir. Bu bildirimi takiben ihraç edilen ve kaydi olarak izlenecek
sermaye piyasası araçlarının kaydı ilgili ihraççının havuz hesabında geçici olarak
kaydedilecektir. Söz konusu sermaye piyasası araçlarının borsa dışında satılması halinde
ise, satışa ve alıcıya ilişkin bilgilerin satış gününü takip eden iş günü içerisinde ihraççı
veya ihraççının aracı kurumu tarafından MKK’ye bildirilmesi esastır.
212
209
Ünal, Kaydileştirme, s. 257.
210
Çağlak, s. 81.
211
Adıgüzel, s. 59., Çağlak, s. 85.
212
Adıgüzel, s. 61; Çağlak, s. 86; Ünal, Kaydi Sistem, s. 826 – 827; Ünal, Sermaye Piyasası Hukuku, s.
48 – 49.
71
D. Kaydi Sistemdeki Kayıtların Tutulmasından Doğan Sorumluluk
SerPK md. 81/5 hükmü ile kaydileştirme esasları uyarınca kayden izlenen sermaye
piyasası araçlarına veya bu araçlara ilişkin hakların geçişine ilişkin olarak MKK
tarafından tutulan kayıtların yanlış veya hatalı olması halinde MKK ve üyelerinin
sorumlu olduğu düzenlenmektedir. Kanun koyucu sorumluluk hükmünü bu şekilde ele
almış olsa da söz konusu kayıtların hiç tutulmaması veya eksik tutulması halinde de bu
sorumluluğun uygulanabilir olacağını söylemek gerekmektedir.
213
Söz konusu sorumluluk hükümleri SerPK’nin ilgili hükmünün yanı sıra ayrıca MKK
tarafından yayımlanan MKK Yönetmeliği’nde de düzenlenmektedir. Ayrıca, MKK
haricinde, MKK üyelerinin
214
de bu sorumluluğu taşıdığı düzenlenmektedir. Bu
düzenlemeler dikkate alındığında söz konusu MKK ve MKK üyelerinin bu
sorumluluğunun kusur sorumluluğu olduğunu belirtmek gerekir. Başka bir deyişle, bu
taraflar söz konusu kayıtların eksik, yanlış, hatalı tutulmasından veya hiç
tutulmamasından dolayı kendi kusurları oranında sorumlu olacaklardır.
215
Böylelikle, hak sahiplerinin uğradıkları zarardan doğan bu sorumluluk MKK ve MKK
üyelerince giderilecektir. Bu noktada, farklı kişilerin sorumlu olacağı durumlar dikkate
alındığında kusurları olmadığı ispat edilene kadar sorumlu olması esas olan bu kişilerin
(MKK ve MKK üyeleri) arasında müteselsil sorumluluk esasının geçerli olduğunu kabul
etmek gerekmektedir.
216
213
Adıgüzel, s. 64; Çağlak, s. 83; Manavgat, Kaydi Sistem, s. 175; Turanboy, Kaydi Değer, s. 48 – 49;
Serap Boğa, Sermaye Piyasası Kanunu’na Tabi Anonim Ortaklıklarda Hisse Devri, Çağ Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Mersin 2010 (yayımlanmış yüksek lisans tezi), s.
119; Manavgat, Kaydi Sistem, s. 176; Uzun, s. 50 – 53; Ünal, Kaydileştirme, s. 266.
214
Manavgat, Kaydi Sistem, s. 176; Turanboy, Kaydi Değer, s. 48 – 49; Uzun, s. 53; Ünal, Sermaye
Piyasası Hukuku, s. 58.
215
Adıgüzel, s. 64; Çağlak, s. 83; Manavgat, Kaydi Sistem, s. 175 – 176; Turanboy, Kaydi Değer, s. 48
– 49; Boğa, s. 119; Uzun, s. 53; Ünal, Sermaye Piyasası Hukuku, s. 58.
216
Adıgüzel, s. 65.
72
III. KAYDEN İZLENEN HALKA AÇIK ANONİM ORTAKLIK PAYI
A. Kayden İzlenen Paylar ve Pay Senetleri
Payları borsada işlem gören ortaklıkların halka açık anonim ortaklık statüsünde olduğu,
halka açık anonim ortaklıkların borsa işlem gören paylarının SerPK uyarınca tanımlanan
“menkul kıymet” tanımında yer aldığı ve menkul kıymetlerin de daha geniş bir kavram
olan “sermaye piyasası aracı” olarak nitelendirildiği yukarıda belirtilmişti. Bu doğrultuda,
halka açık anonim ortaklıkların borsada işlem gören paylarının MKK nezdinde tutulan
kayıtlar kapsamında izlenmesinin esas olduğuna tekrar değinilmelidir.
217
Belirtmek gerekir ki, halka açık anonim ortaklıkların paylarının tamamı borsada işlem
görmeyebilir, bu hallerde ortaklığın borsada işlem gören payları kayden izleme esaslarına
tabi olacak
218
olup ortaklığın borsada işlem görmeyen diğer payları ise TTK kapsamında
halka kapalı anonim ortaklık payı statüsünde nitelendirilecektir. Fakat, payları borsada
işlem gören halka açık anonim ortaklıkların borsada işlem görmeyen diğer payları da
kaydileştirme esaslarına uygun bir şekilde MKK kayıtları uyarınca takip edilecektir.
219
Böylelikle, halka açık anonim ortaklıkların borsada işlem gören payları bakımından
öncelikli olarak SerPK ve bu kanun kapsamında yayımlanan ikincil mevzuat
düzenlemeleri uygulanabilir olacaktır. SerPK’nin TTK’ye göre özel kanun niteliğinde
olması ve bu mevzuat hükümlerinde borsada işlem gören paylara ilişkin özel
düzenlemelerin yer alması nedeniyle, bu paylara ilişkin öncelikli uygulanacak hükümler
SerPK ve bu kanun kapsamında yayımlanan ikinci mevzuat düzenlemelerinde yer
almaktadır.
Ortaklığın borsada işlem görmeyen diğer payları bakımından ise halka kapalı anonim
ortaklıkların paylarına ilişkin TTK hükümlerinin öncelikli olarak uygulanacağını
217
Bkz. Pay Tebliği md. 48; Ünal, Sermaye Piyasası, s. 243; Özlem Ata, Sermaye Piyasası Hukukunda
Alım Satıma Aracılık Faaliyetlerinde Yatırımcının Korunması, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul
2020, s. 292 (“Sermaye Piyasası”).
218
Yanlı/Okutan Nilsson, s. 1328.
219
Urkan, s. 12; Yanlı/Okutan Nilsson, s. 1333; Keskin Şerbetcioğlu, s. 51 – 52; Ünal, Kaydileştirme,
s. 199.
73
belirtmek gerekmektedir. Halka açık anonim ortaklıkların temelinde birer anonim
ortaklık olduğunu ve her ne kadar sermaye piyasası mevzuatı uyarınca ayrışan hükümler
bulunsa da özel hükümlerin bulunmadığı hallerde TTK’de yer alan anonim ortaklıklara
ilişkin genel hükümlerin uygulama alanı bulacağını hatırlatmakta fayda vardır. Fakat yine
belirtmek gerekir ki, kaydileştirmeye yönelik hükümler bu paylar için de uygulanacak
olup borsada işlem gören paylara sahip halka açık anonim ortaklıkların borsada işlem
görmeyen diğer payları da MKK nezdinde tutulan kayıtlar üzerinden izlenecektir.
220
Halka açık anonim ortaklıkların borsada işlem gören paylarını temsilen pay senedi
çıkarılamayacağı ve çıkarılmış pay senetlerinin de kaydileştirme esasları uyarınca
MKK’ye teslim edilmesi gerektiği belirtilmişti. MKK’ye teslim edilen bu pay senetleri
İmha Yönergesi uyarınca MKK tarafından imha edilecek ve söz konusu senetlerin temsil
ettiği paylar ise MKK nezdinde tutulan elektronik kayıtlar üzerinden izlenecektir.
Payları
borsada işlem görmeyen halka açık anonim ortaklıkların payları için ise pay senedi
çıkarılabilecek olup bu paylar kaydileştirme esasına tabi olmayacakları için paya ilişkin
hukuki işlemler bu pay senetleri üzerinden yapılabilecektir.
221
Bu payların konu olduğu
hukuki işlemler de halka kapalı anonim ortaklıklara uygulanacak olan TTK hükümleri
uyarınca gerçekleştirilecektir.
MKK nezdinde hak sahipleri adına yani bir diğer deyişle pay sahipleri adına ihraççı
tarafından ortak hesabı veya aracı kurum tarafından yatırımcı hesabı açılabilecektir.
222
Kaydileştirme Tebliği md. 7 hükmü uyarınca, ihraççı tarafından pay sahipleri adına
açılabilecek ortak hesabında yalnızca ilgili pay sahiplerinin borsada işlem görmeyen
payları, yani halka kapalı paylar izlenebilecektir. Aracı kurumlar tarafından pay sahipleri
adına açılabilecek olan yatırımcı hesaplarında ise kural olarak ilgili pay sahibinin borsada
işlem gören payları izlenecektir. Fakat, Kaydileştirme Tebliği md. 11 hükmü uyarınca
yatırım hesabı altında nama veya hamiline yazılı olup olmadığına bakılmaksızın kaydi
sermaye piyasası araçlarının izlenebileceği düzenlenmektedir.
223
Bu nedenle de yatırım
220
Urkan, s. 12; Yanlı/Okutan Nilsson, s. 1333; Keskin Şerbetcioğlu, s. 140.
221
Yanlı/Okutan Nilsson, s. 1328.
222
Ata, Sermaye Piyasası, s. 298; Ünal, Sermaye Piyasası Hukuku, s. 49 – 52; Ünal, Kaydileştirme, s. 276
– 279.
223
Ünal, Kaydileştirme, s. 217 – 218.
74
hesaplarında borsada işlem görmeyen halka kapalı payların da izlenebileceği kabul
edilmelidir.
224
Bu doğrultuda belirtmek gerekir ki, halka kapalı paylar hem ortak
hesabında hem de yatırımcı hesabında izlenebilecekken borsada işlem göre halka açık
paylar yalnızca yatırımcı hesaplarında izlenebilecektir ve aynı payın aynı anda iki hesapta
izlenmesi mümkün olmayacaktır.
225
Yukarıdaki açıklamaların ışığında, kayden izlenen payların payları borsada işlem gören
halka açık anonim ortaklıkların paylarını ifade etmek amacıyla kullanılan bir kavram
olduğunu ve bu çalışma kapsamında da “kayden izlenen paylar”ın bu anlamı ifade
edeceğini belirtmek gerekir. Zira, payları borsada işlem gören halka açık anonim
ortaklıkların borsada işlem görmeyen payları da kaydileştirme esası uyarınca MKK
tarafından tutulan kayıtlar üzerinden izlenmesi ve bu payları temsil eden pay senetlerinin
MKK’ya teslim edilerek imha edilmesi esastır.
226
Bu nedenle de söz konusu ayrımın
kaydileştirme esasları bakımından aynı sonuca ulaşacağını söylemek mümkündür.
Bu noktada ayrışan durum şudur ki, payları borsada işlem görmeyen fakat halka açık
anonim ortaklık statüsünü haiz olan ortaklıkların payları kaydileştirme esasına tabi
olmayacağından bu ortaklıkların paylarını temsil eden pay senetleri fiziken
saklanabilecektir ve söz konusu paylara ilişkin hakların kullanımı fiziken saklanan pay
senetleri üzerinden gerçekleştirilecektir.
227
B. Kayden İzlenen Paylardan Doğan Hakların Kullanımı
Kaydileştirme Tebliği’nde yer alan hükümler uyarınca, kayden izlenen sermaye araçları
ve dolayısıyla kayden izlenen paylara ilişkin hakların kullanımı için hangi yolların
izlenmesi gerektiği düzenlemektedir. Bu hükümler kapsamında, kayden izlenen payların
ihraç edilmesi, bu paylara bağlı mali hakların ve yönetsel nitelikteki hakların
kullanılması, paylar üzerinde rehin, haciz, blokaj veya tedbir işlemlerinin
224
Yanlı/Okutan Nilsson, s. 1333; Ata, Sermaye Piyasası, s. 298.
225
Yanlı/Okutan Nilsson, s. 1333.
226
Urkan, s. 12; Bahtiyar, Sermaye Piyasası, s. 75; Yanlı/Okutan Nilsson, s. 1333; Keskin Şerbetcioğlu,
s. 51; Ünal, Kaydileştirme, s. 242.
227
Yanlı/Okutan Nilsson, s. 1328.
75
gerçekleştirilmesi, payların külli halefiyet ile devri gibi konularda MKK nezdinde
gerçekleştirilmesi gereken işlemlere yönelik esaslar belirlenmiştir.
Böylelikle, kayden izlenen payların ihraç edilmesi halinde izahnamenin SPK tarafından
onaylanmasını takip eden iş günü içerisinde söz konusu kayden izlenecek paylara ilişkin
bilgilerin MKK’ye sunulması gerekecektir. Aynı şekilde, bedelli sermaye artırımlarının
söz konusu olması halinde pay sahiplerinin yeni pay alma haklarının da MKK nezdinde
takip edilen hesaplara işlenmesi gerekecektir. Pay sahiplerinin bu yeni pay alma haklarını
kullanması halinde ise söz konusu paylar ilgili hesaplara kaydedilecek ve yeni pay almaya
yönelik haklara ilişkin kayıtlar hesaplardan silinecektir.
228
Paylara bağlı malvarlıksal hakların kullanılması için ise, bu hakların kullanılmasına
yönelik olarak ortaklık tarafından alınan yetkili organ kararını takip eden iş günü
içerisinde MKK’ye söz konusu malvarlıksal hakların kullanıma ilişkin gerekli bilgilerin
sunulması gerekmektedir. Söz konusu malvarlıksal haklar faiz, temettü gibi tutarların pay
sahipleri tarafından kullanılmasını kapsayacak olup bu tutarların da pay sahipleri
tarafından hak edildiği gün içerisinde pay sahiplerinin ilgili hesaplarına dağıtılmak üzere
MKK’nin muhabir bankasına aktarılması gerektiği düzenlenmektedir. Muhabir bankaya
aktarılan bu tutarlar ise sonrasında pay sahibinin MKK nezdindeki ilgili hesaplarına
iletilecektir.
229
Kayden izlenen paylara ilişkin yönetsel nitelikteki hakların kullanılması kapsamında
ortaklığın genel kurul toplantısına ilişkin bilgileri MKK’ye bildirmesi gerekmektedir. Bu
halde, TTK md. 417 uyarınca düzenlenen hazır bulunanlar listesi, ilgili genel kurul
tarihinden bir gün önce MKK tarafından hazırlanarak ortaklık ile paylaşılacaktır. Söz
konusu liste içerisinde paya bağlı yönetsel nitelikteki hakları kullanabilecek olan pay
sahipleri, intifa hakkı sahipleri ve bu kişilerin yetkili temsilcilerinin bilgileri de
bulunacaktır.
230
Böylelikle, bu liste uyarınca genel kurul toplantısı gerçekleştirilecek ve
228
Bkz. Kaydileştirme Tebliği md. 16; Adıgüzel, s. 62.
229
Bkz. Kaydileştirme Tebliği md. 18; Adıgüzel, s. 62; Çağlak, s. 87.
230
Bkz. Kaydileştirme Tebliği md. 20; Adıgüzel, s. 62; Çağlak, s. 87.
76
hak sahiplerinin bilgilerinin söz konusu liste ve dolayısıyla MKK kayıtları ile yeknesak
olup olmadığı ilgili genel kurulda ayrıca kontrol edilecektir.
Bir diğer husus ise, kayden izlenen payların külli halefiyet yoluyla geçişi halinde söz
konusu hakların kullanımı için yerine getirilmesi gereken işlemlerdir. Bu hallerde
Kaydileştirme Tebliği md. 25 hükmü uyarınca, kayden izlenen payların birleşme ve miras
gibi külli halefiyet esasları uyarınca geçişi sonucunu doğuracak işlemlere konu olması
halinde, ortaklığın yetkili organının söz konusu işlemlere ilişkin aldığı kararı takip eden
iş günü içerisinde bu değişikliklerin ve işlemlerin MKK’ye bildirilmesi gerekmektedir.
MKK, söz konusu bildirimleri takiben kayden izlenen payların bulunduğu hesaplarda
ilgili değişiklikleri yapacaktır.
Son olarak, kayden izlenen paylar üzerinde tesis edilecek teminatlar, rehin hakkı veya
intifa hakkına ilişkin kayıtların da bu hakların tesisini ispatlayan belgeler ile birlikte
MKK’ye bildirilmesi gerekmektedir. Bu bildirim üzerine MKK ilgili üyelerin kayıtlarına
bu durumu yansıtacaktır. Çalışmanın ana konusunu oluşturan kayden izlenen paylar
üzerindeki rehin hakkı tesisine ilişkin olarak yerine getirilmesi gereken işlemlere bu
başlık altında yalnızca bu minvalde değinilmiş olup bu işlemlere ilişkin diğer hususlar
çalışmanın takip eden “MKK Nezdinde Yerine Getirilecek İşlemler” başlığı altında daha
detaylı bir şekilde ele alınacaktır.
C. Kayden İzlenen Paylara İlişkin Bağlam Hükümleri
Çalışmanın birinci ana bölümünde de belirtildiği üzere, anonim ortaklıkların paylarının
devrinin serbestçe yapılması esas olmakla birlikte TTK’den kaynaklanan kanuni bağlam
veya ortaklıkların esas sözleşmelerinde yer alabilecek esas sözleşmesel bağlam
hükümleri ile birlikte söz konusu pay devirleri kısıtlanabilecektir. TTK md. 491 hükmü
uyarınca, kanuni bağlam hükmü olarak, bedelleri tamamen ödenmemiş nama yazılı
payların ancak anonim ortaklığın onayı ile devredilebileceği düzenlenmiştir. Bunun yanı
sıra, anonim ortaklığın esas sözleşmesinde pay devirlerinin ortaklığın yönetim kurulunun
onayına tabi olacağı hususu düzenlenebilecek olup bu düzenlemelerin varlığı halinde ise
esas sözleşmesel bağlam hükmünün varlığı söz konusu olacaktır.
77
Halka kapalı anonim ortaklıklar için TTK’de düzenlenmekte olan bu bağlam
hükümlerinin halka açık anonim ortaklıklar ve payları borsada işlem gören halka açık
anonim ortaklıklar bakımından nasıl uygulanacağını açıklığa kavuşturmak çalışmanın
ana konusu ve takip eden başlıklar altında incelenecek hususlar bakımından önem arz
etmektedir.
TTK’de yer alan bağlam hükümleri kapsamında borsaya kote edilmiş nama yazılı paylar
bakımından getirilecek bağlam hükümleri ile borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylara
uygulanabilecek bağlam hükümleri ayrıştırılmıştır.
231
Bu doğrultuda, borsaya kote
edilmemiş paylar için TTK md. 493 vd. hükümlerinde esas sözleşmesel bağlam
hükümleri düzenlenmiş olup payları borsada işlem görmeyen halka açık anonim
ortaklıkların payları ve borsaya kote edilmeksizin kot dışı pazarlarda işlem gören halka
açık anonim ortaklık payları üzerindeki bağlam hükümlerinin TTK md. 493 vd.
hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekecektir.
232
Diğer yandan, payları borsaya kote edilmiş halka açık anonim ortaklıklar bakımından ise,
TTK md. 495 hükmü uygulama alanı bulacaktır. Bahsedilen bu ayrımın kanun koyucu
tarafından yalnızca esas sözleşmesel bağlam hükümleri bakımından getirildiğini ve
kanuni bağlam hükümleri bakımından söz konusu durumun uygulanabilir olmadığını
belirtmek gerekecektir. Böylelikle, kanuni bağlam hükümlerinin yer aldığı TTK md. 491
hükmü, borsaya kote edilmiş veya edilmemiş tüm nama yazılı paylar için uygulama alanı
bulacaktır.
233
Fakat, bu husus SerPK hükümleri ve Kotasyon Yönergesi’nde yer alan hükümler ile
birlikte değerlendirildiğinde, halka açık anonim ortaklıkların ihraç edilecek paylarının
bedellerinin tamamen nakden ödenmesi şart koşulmakta ve bu bedeller ödenmeden ihraç
yapılması engellenmektedir. Bu doğrultuda, bedeli tamamen ödenmeyen payların devri
231
Özlem Ata, “Borsaya Kote Edilmiş Nama Yazılı Payların Devri”, Yeditepe Üniversitesi Hukuk
Fakültesi Dergisi, C:16, S:2, 2019, s. 12 (“Nama Yazılı Payların Devri”).
232
Bkz. yukarıda I. Bölüm, IV.C.2.c.; Deynekli, s. 41.
233
Ata, Nama Yazılı Payların Devri, s. 14; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 148.
78
için ortaklığın yönetim kurulunun onayını şart koşan kanuni bağlam hükmü, ancak
borsaya kote edilmemiş paylar bakımından uygulanabilir olacaktır.
234
Borsaya kote edilmiş paylar bakımından esas sözleşmesel bağlam hükümlerini
düzenleyen TTK md. 495 hükmü uyarınca, anonim ortaklığın esas sözleşmesinde
belirlenen ve sermayeye oranlanarak bir yüzde ile ifade edilmiş olan pay devri üst
sınırının aşılmış olması halinde anonim ortaklığın yönetim kurulu söz konusu pay devri
sonucunda yeni pay sahibini tanımayı reddedebilecektir. Böylelikle, anonim ortaklığın
esas sözleşmesinde bu yönde bir hüküm olması ve esas sözleşmede belirtilen üst sınırın
aşılması halinde anonim ortaklığın yönetim kurulu pay devrine onay vermekten
kaçınabilir.
235
Bu hüküm ile birlikte, tedavül kabiliyetinin çok önemli olduğu ve pay
devirlerinin bu tedavül kabiliyeti dolayısıyla kolayca alınıp satılabildiği borsada bile
büyük oranlarda pay devirlerinin ve ortaklık çevresinin yabancılaşmasının önüne
geçilmekte ve söz konusu pay devirleri ortaklığı yönetim kurulu tarafından
reddedilebilmektedir.
236
TTK md 495 hükmü, ortaklığa yeni girecek pay sahipleri için uygulanabilmekle birlikte
aynı zamanda ortaklıkta mevcut durumda pay sahibi olarak yer alan kişilerin ellerinde
tuttukları payları arttırması ve ortaklık paylarının bir kişide birikmesi halinde de
uygulanabilecektir.
237
Borsaya kote edilmiş payların devri için getirilen bağlam
hükmünün uygulaması bakımından ise söz konusu hükmün ortaklığın esas sözleşmesinde
yer alıyor olması yönetim kurulunun bu hüküm kapsamındaki tüm devirleri reddedeceği
şeklinde yorumlanmamalıdır. Bu hallerde ortaklığın yönetim kurulunun tüm pay
sahiplerine eşit işlem ilkesini gözeterek bu hükmü uygulaması ve söz konusu devirlerin
234
Ata, Nama Yazılı Payların Devri, s. 14; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 148.
235
Güventürk Kızılyel, Sermaye Piyasası Mevzuatında Anonim Ortaklıkların Pay Devri Sınırlamaları,
Yeditepe Üniversitesi, İstanbul 2018 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi), s. 25; Deynekli, s. 41.
236
TTK Gerekçesi md. 495; Ömer Teoman, “Bağlı Nama Yazılı Pay (Senedi) ve Halka Açık Anonim
Ortaklık Kavramları Üstüne Düşünceler”, Tüm Makalelerim Cilt I-II, 2. Bası, On İki Levha Yayıncılık,
İstanbul 2012, s. 57.
237
Necdet Uzel, Anonim Ortaklıkta Esas Sözleşmesel Bağlam, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul
2013, s. 95.
79
reddedilmesi halinde de bu ilkeye uygun hareket edilerek reddin gerçekleştirilmesi
beklenmektedir.
238
Ek olarak, TTK md. 495/2 hükmü ile birlikte borsaya kote edilmiş payları bulunan
anonim ortaklığın esas sözleşmesinde yukarıda açıklanan TTK md. 495/1 hükmü
uyarınca bir üst sınır belirlenmese de
239
, ortaklığın paylarını devralan pay sahibinin
payları kendi ad ve hesabına devraldığını açıklayan beyanının ortaklığa sunulmaması
halinde ortaklığın yönetim kurulu söz konusu pay devrini reddedebilecektir.
Belirtmek gerekir ki, TTK md. 495 hükmü uyarınca belirlenen ve borsaya kote edilmiş
payları bulunan halka açık anonim ortaklıklar bakımından uygulama alanı bulan esas
sözleşmesel bağlam hükmünün uygulanması, SerPK md. 137/3 hükmü doğrultusunda
sekteye uğramaktadır. SerPK md. 137/3 hükmü, pay devirlerinin borsada gerçekleşmesi
halinde bu devirlerin ortaklığın pay defterine işlenmesinin reddedilemeyeceğini
düzenlemektedir. Ek olarak, SerPK bu hüküm ile aynı zamanda, bu ortaklıkların borsada
işlem görmeyen payları bakımından ise halka kapalı anonim ortaklıkların pay devirlerinin
kısıtlanması amacıyla getirilen ve TTK md. 493 vd. maddelerinde düzenlenen hükümlerin
uygulanacağını belirtmektedir. Böylelikle, SerPK’de yer alan bu hükümle birlikte,
borsadan alınan paylar bakımından TTK md. 495 hükmü uyarınca belirlenen esas
sözleşmesel bağlam hükmünün uygulanmayacağı değerlendirilmektedir.
Ek olarak, Kotasyon Yönergesi’nde yer alan bazı hükümler de SerPK md. 137/3 hükmü
ile benzer nitelikte olup
240
bu hükümler uyarınca ise borsada belirli pazarlarda
241
işlem
görecek payların devrine veya pay sahipliği haklarının kullanılmasına engel olacak
kayıtların ortaklığın esas sözleşmesinde yer almaması gerektiği düzenlenmektedir.
238
Ata, Nama Yazılı Payların Devri, s. 15; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 162 – 163; Uzel, s. 278;
Akın, s. 143.
239
TTK md. 495/2 hükmünün uygulanabilir olması için borsaya kote edilmiş payları bulunan ortaklığın
esas sözleşmesinde TTK md. 495/1 hükmü uyarınca düzenlenen esas sözleşmesel bağlam bulunmasına
gerek olmadığına ilişkin olarak bkz. TTK Gerekçesi md. 495/2.
240
Ata, Nama Yazılı Payların Devri, s. 19.
241
Kotasyon Yönergesi uyarınca bu pazarlar, Yıldız Pazar, Ana Pazar, Nitelikli Yatırımcı İşlem Pazarı,
Yatırım Ortaklıkları ve Gelişen İşletmeler Pazarı’dır.
80
Böylelikle, borsada söz konusu pazarlarda işlem gören paylara sahip ortaklığın esas
sözleşmesinde TTK md. 495 uyarınca bağlam hükmü bulunması halinde söz konusu
paylar bu pazarlarda işlem göremeyecek ve bu pazarlarda işlem görmek istiyorsa esas
sözleşmesinde yer alan bu hükmü kaldırması gerekecektir. Bu halde, TTK md. 495
uyarınca borsaya kote edilmiş ortaklıkların esas sözleşmesinde yer alabilecek bağlam
hükmünün Kotasyon Yönergesi’ndeki düzenlemeleri uyarınca belirlenen borsaya kote
edilme şartları ile bağdaşmadığını söylemek mümkündür.
242
Diğer bir yandan, TTK md. 495/3 hükmü ile borsaya kote edilmiş payların miras, mal
rejimi veya cebri icra nedeniyle edinilmesi halinde herhangi bir bağlam hükmünün geçerli
olmayacağı ve ortaklığın yönetim kurulunun söz konusu pay edinimlerini
reddedemeyeceği düzenlenmektedir.
243
Bu doğrultuda, TTK’de borsaya kote edilmiş paylara ilişkin olarak yer alan bağlam
hükümleri ancak halka açık anonim ortaklık statüsünü kazanması ile payların borsaya
kote edilmesi arasındaki süre boyunca uygulanabilecek olup payların borsaya kote
edilmesi ile söz konusu bağlam hükümleri uygulama alanı bulmayacaktır. Borsaya kote
edilmiş paylara sahip halka açık anonim ortaklığın tabi olacağı bağlam hükümleri genel
hatlarıyla ele alındıktan sonra söz konusu bağlam hükümlerinin hukuki sonuçlarından da
kısaca bahsetmek gerekecektir. Bu doğrultuda, borsaya kote edilmiş paylara ilişkin
bağlam hükmünün varlığı halinde bu hükümlerin pay devirlerine etkisi iki ayrım dikkate
alınarak incelenmelidir. Birinci ayrım, söz konusu pay edinimlerinin borsada
gerçekleşmiş olması olup ikinci ayrım ise söz konusu payların borsa dışında iktisap
edilmesidir.
Pay edinimlerinin borsadan yapılması halinde, TTK md. 497/1 hükmü uyarınca, söz
konusu paylara bağlı malvarlıksal ve yönetsel haklar devralana payların devri ile birlikte
geçecektir. Malvarlıksal haklar yeni pay sahibi tarafından devir anından itibaren
242
TTK md. 495 hükmünün Kotasyon Yönergesi’ndeki düzenlemeler uyarınca uygulama alanı
bulamayacağı ve pratik olarak uygulanamaz halde olduğuna ilişkin görüşler için bkz. Ata, Nama Yazılı
Payların Devri, s. 20; Bahtiyar, Sermaye Piyasası, s. 281; Akın, s. 133 – 135; Yanlı/Okutan Nilsson, s.
1339 – 1340; Memiş/Turan, s. 146.
243
Memiş/Turan, s. 147.
81
kullanılabilir olacaktır, fakat yönetsel hakların yeni pay sahibi tarafından kullanılabilmesi
için ortaklığın söz konusu pay devrini pay defterine işlemesi gerekecek ve bu işlem
sonrasında yönetsel haklar pay sahibi tarafından kullanılabilecektir.
244
Bir diğer yöntem de borsaya kote edilmiş payların borsa dışında edinilmesidir. Kotasyon
Yönergesi uyarınca borsaya kote edilmiş payların borsada alınıp satılması düzenlenmekle
birlikte söz konusu payların borsa dışında alınıp satılmasına ilişkin olarak getirilen bir
hüküm bulunmamaktadır.
245
Bu doğrultuda, borsaya kote edilmiş payların borsa dışında
devredilmesi halinde paya bağlı tüm haklar (malvarlıksal ve yönetsel haklar) devralanın
ortaklığa başvurarak tanınmasını talep etmesine kadarki süreç boyunca paylarını
devreden eski pay sahibinde kalacaktır. Başka bir deyişle, ilgili ortaklığın bu tanıma
istemine ilişkin işlemleri yerine getirmesine kadar geçecek süre boyunca devre konu paya
bağlı malvarlıksal ve yönetsel haklar devreden eski pay sahibi tarafından kullanılabilecek
olup yeni pay sahibi tarafından kullanılamayacaktır.
D. Kayden İzlenen Payların Pay Defterine Kayıt Edilmesi
Halka açık anonim ortaklıkların kayden izlenen payları bakımından ele alınması önemli
olacak diğer bir husus da kaydileştirme esasları kapsamında kayden izlenen paylar
bakımından pay defterindeki kayıtların niteliği ve gerekliliğidir.
Pay defteri, anonim ortaklıklar tarafından tutulması gerekli olan ticari defterler arasında
yer almakla birlikte TTK’deki çeşitli hükümler doğrultusunda özellikle nama yazılı
payların sahipleri ve paylar üzerinde tesis edilen intifa hakkı sahipleri pay defterine
kaydedilebilecektir
246
.
Çalışmanın birinci ana bölümünde ayrıca belirtildiği üzere, paylar üzerindeki rehin hakkı
dolayısıyla anonim ortaklık tarafından tutulan pay defterine rehin hakkı sahiplerinin
244
Ata, Nama Yazılı Payların Devri, s. 22; Ercüment Erdem, “Nama Yazılı Hisse Senetlerine İlişkin
Olarak Uygulamada Ortaya Çıkan Bazı Sorunlar ve Yeni TTK’nın Çözümleri”, Ticaret Hukuku ve Yargıtay
Kararları Sempozyumu (Bildiriler – Tartışmalar), 1. Baskı, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü
Yayınları, İstanbul 2011, s. 126; Keskin Şerbetcioğlu, s. 140.
245
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 160; Yanlı/Okutan Nilsson, s. 1335.
246
Yanlı/Okutan Nilsson, s. 1331.
82
kayıtlarının yapılması doktrinde tartışmalıdır. Bazı yazarlar rehin hakkının kapsamına
pay sahipliğine bağlı yönetsel hakların dahil olmaması nedeniyle söz konusu rehin hakkı
sahiplerinin pay defterine kaydedilmesinin herhangi bir hukuki faydası olmayacağını
savunmakta
247
olup diğer yandan bazı yazarlar ise bu kaydın talep edilebileceğini
belirtmişlerdir.
248
Kaydileştirme esasları kapsamında payları borsada işlem gören halka açık anonim
ortaklıkların paylarının MKK nezdinde tutulan kayıtlar üzerinden kayden izlenmesinin
esas olduğu daha önce belirtilmişti. Bu çerçevede, pay defterinde yer alan kayıtların
payları kayden izlenen halka açık anonim ortaklıklar bakımından ne şekilde tutulacağı ve
bu kayıtların hukuki niteliğinin ne olduğunun açıklığa kavuşturulması önem arz
etmektedir.
SerPK ve Kaydileştirme Tebliği’nde yer alan kaydileştirme esasları uyarınca payları
borsada işlem gören halka açık anonim ortaklıkların kayden izlenen payları “senede
bağlanmamış pay” veya “çıplak pay” olarak nitelendirilebileceği için senede
bağlanmamış bu payların da halka kapalı anonim ortaklıklar için uygulama alanı bulan
TTK md. 499/1 hükmü uyarınca pay defterine kaydının esas olacağını belirtmek
gerekir.
249
Bunun yanı sıra, SerPK md. 13/6 uyarınca pay devirlerinin pay defterine kaydında
devralan kişilerin ilgili ortaklığa yapacakları başvuruya gerek kalmaksızın MKK
nezdinde tutulacak kayıtların dikkate alınması gerektiği düzenlenmektedir. Kaydileştirme
Tebliği md. 35 uyarınca da aynı yönde bir hüküm yer almakta olup bu hüküm uyarınca
MKK kayıtlarının esas alınması gerektiği belirtilmiştir.
250
Diğer yandan, SerPK md.
137/3 hükmü doğrultusunda, halka açık anonim ortaklıkların borsada gerçekleştirilen
alım satımlar sonucunda satın alınan paylarının pay defterine kaydedilmesinden imtina
edilemeyeceği düzenlenmektedir.
247
Arslanlı, s. 287.
248
İmregün, s. 371.
249
Yanlı/Okutan Nilsson, s. 1331.
250
Narbay, s. 161; Yanlı, s. 49.
83
Bu hükümler dikkate alındığında kayden izlenen paylar bakımından söz konusu halka
açık anonim ortaklık tarafından tutulan bir pay defteri olacağı sonucunu çıkarmakla
birlikte aynı zamanda pay devirleri için pay defterindeki kayıtlardan ziyade MKK
kayıtlarının esas alınacağını söylemek mümkündür. Bu halde, ortaklıklar tarafından
tutulacak pay defteri kayıtlarının gerekliliği, incelenmesi gereken diğer bir husus haline
gelmektedir.
251
Tutulması zorunlu ticari defterler arasında yer alan pay defterinin ortaklık için temel
fonksiyonu ortaklığın pay sahipliği yapısının ve paylar üzerinde intifa hakkı tesis edilmesi
halinde intifa hakkı sahiplerinin tespitini sağlamaktır.
252
Halka kapalı anonim
ortaklıkların pay sahipliği yapısı zaten var olan pay defteri kayıtları ile tespit
edilebilmekte olup kaydileştirme esasları uyarınca kayden izlenen payların varlığı halinde
söz konusu halka açık anonim ortaklığındaki pay sahipliğinin tespiti MKK nezdinde
tutulan kayıtlar uyarınca yapılmaktadır. Hatta SerPK ve Kaydileştirme Tebliği’nin
yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda, MKK kayıtlarının ortaklığın pay defterine
kıyasla dikkate alınması gereken esas kayıtlar olduğunu belirtilmiştir. Bu haliyle aslında
pay defterinin işlevini MKK kayıtlarının yerine getirdiğini ve ortaklığın tutmakta olduğu
pay defteri kayıtlarının kayden izlenen paylar bakımından bir gereklilik arz etmeyeceğini
söylemek mümkündür.
253
Bu noktada değinilmesi gereken bir husus, kayden izlenen payların devrinin esas
sözleşmesel bağlam hükümleri ile sınırlandırılmış olması halinde ilgili ortaklığın yönetim
kurulunun pay devirlerini pay defterine kaydetmekten imtina etmesi halidir. Yukarıdaki
başlık altında daha detaylı bir şekilde incelenmiş olan kayden izlenen paylar bakımından
uygulanabilecek olan bağlam hükümleri uyarınca, pay defterine bu yönde yapılacak
kayıtların önem arz edip etmediği ayrıca incelenmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda SerPK ve Kotasyon Yönergesi’nde yer alan
hükümler uyarınca payları borsada işlem gören ortaklıkların borsaya kotasyon şartlarını
251
Yanlı/Okutan Nilsson, s. 1331.
252
TTK md. 499/1.
253
Yanlı/Okutan Nilsson, s. 1338; Narbay, s. 162.
84
sağlaması için esas sözleşmelerinde payların devrini kısıtlayan herhangi bir hüküm
bulundurmaması gerekliliğinden bahsedilmişti. Bu doğrultuda, borsada işlem gören
paylar bakımından bağlam hükümleri pratikte esas sözleşmede yer alamayacak olup pay
defterine kayıt için dikkate alınması gereken bağlam hükümleri ancak payları borsada
işlem görmeyen halka açık anonim ortaklıklar için mümkün olabilecektir. Bu halde ise,
söz konusu bağlam hükümleri dolayısıyla pay devrine ilgili ortaklık tarafından onay
verilmemesi halinde söz konusu kayıtlar pay defterine işlenmeyecektir.
Kayden izlenen paylar bakımından ise bu halde söz konusu pay devri MKK kayıtlarına
işlenmeyecektir. Yani aslında pay defteri ve MKK kayıtlarının bu noktada birbirine
paralel işlemesi durumu söz konusudur. Böylelikle, pay defterine kayıttan imtina edilmesi
halinde ortaklığın bu kayıtları aynı zamanda MKK’ye bildirme konusunda da imtina
etmesi bekleneceğinden bağlam hükmünün varlığı halinde de pay defteri kayıtlarının
elzem olmayacağı sonucuna varılmaktadır.
254
Diğer bir yandan, pratikte kayden izlenen payların özellikle borsada devri halinde söz
konusu devir işlemlerinin günlük bazda ve sürekli olarak gerçekleştirildiği dikkate
alındığında, ortaklık tarafından tutulan pay defterindeki bu kayıtların işlemlerin hızına
yetişmesi mümkün görülmemektedir. Bu hallerde de yukarıdaki görüşleri destekleyecek
nitelikte bir yorum yapılarak MKK kayıtlarının esas alınması ve pay defterindeki
kayıtların güncelliğinin sorgulanması gerekeceğinden söz etmek gerekir.
Böylelikle, halka kapalı anonim ortaklıklar bakımından önem arz eden pay defteri
kayıtlarının kaydileştirme esasları uyarınca önemini yitirdiği ve kayden izlenen payların
MKK’de yer alan kayıtlarının pay defterini işlevsiz hale getirdiği söylenebilecektir.
255
254
Yanlı/Okutan Nilsson, s. 1342.
255
Yanlı/Okutan Nilsson, s. 1338; Narbay, s. 162.
85
IV. KAYDEN İZLENEN PAYLAR ÜZERİNDE REHİN HAKKI KURULMASI
A. Genel Olarak
Sermaye piyasalarının son yıllardaki gelişimi ve finansman kaynaklarının çeşitliliğinin
artması ile birlikte birçok anonim ortaklığın paylarını halka arz etmek üzere SPK’ye
başvurduğu ve halka arz süreçleri sonucunda bu ortaklıkların halka açık anonim ortaklık
sıfatını haiz olduğu görülmektedir. Piyasadaki halka açık anonim ortaklıkların sayısının
artması ile birlikte, bu ortaklıkların finansman çözümlerinde alacaklılara sunacağı
teminatlar bakımından SerPK hükümlerinin uygulanması söz konusu olmaktadır.
Alacaklıların daha çok tercih ettiği teminatlardan biri olan rehin hakkı çeşitli malvarlığı
değerleri üzerinde tesis edilebilecek olup teminat değeri, hukuken kolayca tesis
edilebilmesi ve paraya çevrilme aşamasının daha az karmaşık olması nedeniyle önemli
bir teminat çeşididir. Bu nedenle, halka açık anonim ortaklıkların payları üzerinde rehin
hakkı tesis edilmesi uygulamada birçok alacaklı tarafından talep edilmekte olup
uygulaması gittikçe artan bir teminat veya diğer bir deyişle güvencedir. Uygulaması
gittikçe artan bu hakka ilişkin hukuki çerçevenin çizilmesi ve kayden izlenen paylar
üzerindeki rehin hakkına yönelik önemli detayların üzerinde durulması bu başlığın esas
amacıdır.
Rehin hakkı, malvarlığı değeri üzerinde kurulan ve alacaklıya alacağının ödenmemesi
halinde söz konusu malvarlığı değerinin paraya çevrilmesi ve paraya çevrilme sonucunda
elde edilen tutarların söz konusu alacağın ödenmesi için kullanılması haklarını veren bir
sınırlı ayni haktır.
256
Rehin hakkının geçerli bir şekilde kurulması için ise öncelikle
borçlandırıcı işlemin tesis edilmesi ve sonrasında tasarruf işleminin tamamlanması
gerekecektir.
Çalışmanın birinci ana bölümünde daha detaylı şekilde ele alındığı üzere, anonim ortaklık
payı üzerindeki rehin hakkının tesis edilmesine ilişkin taahhüdü içeren borçlandırıcı
işlem, taraflar arasında yazılı bir şekilde yapılacak olan “rehin sözleşmesi”ni ifade
256
Yılmaz, Pay Rehni, s. 5; Göksoy, s. 58; Acar, s. 1; Esener/Güven, s. 890 ve 907;
Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1023.
86
etmekte olup rehin hakkının tesis edilmesine yönelik tasarruf işlemi ise anonim ortaklık
payının senede bağlanıp bağlanmamasına göre farklılık göstermektedir. Halka kapalı
anonim ortaklık şeklinde de nitelendirilebilecek olan anonim ortaklık payının rehnine
ilişkin bu hükümlerin yanında halka açık anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkının
kurulması için yerine getirilmesi gereken işlemler farklılık göstermektedir. Özellikle,
payları borsada işlem gören halka açık anonim ortaklıkların paylarının kaydileştirme
esasları çerçevesinde MKK nezdinde tutulan kayıtlar üzerinden izlendiği dikkate
alındığında söz konusu paylar üzerindeki rehin hakkının tesis edilmesi için farklı
işlemlerin yerine getirilmesi gerekmektedir.
Kayden izlenen paylar üzerinde rehin hakkı tesis edilmesine ilişkin işlemler ele
alınmadan önce hatırlatılmalıdır ki, payları borsada işlem görmeyen halka açık anonim
ortaklıkların payları kaydileştirme hükümlerine tabi değildir. Böylelikle, bu ortaklıkların
payları nitelik itibariyle halka kapalı anonim ortaklıkların paylarına benzemektedir. Bu
benzerlik sebebiyle de bu ortaklıkların payları üzerinde rehin tesis edilmek istendiğinde
halka kapalı anonim ortaklıkların payları üzerindeki rehin hakkının tesisine ilişkin
borçlandırıcı işlem ve tasarruf işlemi yerine getirilmesi gerekmektedir.
257
Kayden izlenen payların üzerindeki rehin hakkının tesisine ilişkin işlemler bakımından
ise bazı noktalarda halka kapalı anonim ortaklıkların payı üzerinde rehin hakkının
kurulmasına benzer işlemler yerine getirilmekle birlikte söz konusu rehin hakkının tesisi
için yerine getirilmesi gereken farklı işlemler de bulunmaktadır.
Bu doğrultuda, yukarıdaki başlıklar altında halka açık anonim ortaklık kavramı, halka
açık anonim ortaklıkların kayden izlenen paylarına yönelik kaydileştirme esasları ve
kaydileştirilen anonim ortaklık payına ilişkin hususların detaylı bir şekilde ele alınmış
olup bu başlık altında ise kayden izlenen paylar üzerinde rehin hakkı tesis edilmesi
konusu üzerinde durulacaktır.
257
Bkz. yukarıda I. Bölüm, IV.B ve IV.C.
87
B. Borçlandırıcı İşlem
Kayden izlenen paylar üzerinde rehin hakkı tesis edilmesi için öncelikle borçlandırıcı
işlemin yerine getirilmesi gerekecektir. Borçlandırıcı işlemin ne şekilde yerine getirilmesi
gerektiğine dair detayları incelemeden önce kayden izlenen payların hukuki niteliğine
dair açıklamaların hatırlatılmasında fayda vardır.
Yukarıdaki bölümler altında ayrıca ele alındığı üzere, kayden izlenen payların
SerPK’deki tanımlamalar uyarınca menkul kıymet olarak değerlendirildiği açıktır. Fakat,
söz konusu payların kıymetli evrak olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceğine dair
doktrinde çeşitli tartışmalar yapılmıştır. Bazı yazarlar, eSPK tarafından açıkça kıymetli
evrak olarak tanımlanan bu menkul kıymetlerin SerPK uyarınca bu şekilde herhangi bir
tanımlama olmamasına rağmen kıymetli evrak olarak nitelendirilmesi gerektiğini
savunmuşlardır.
258
Bu görüşü savunan yazarlar kayden izlenen payların MKK nezdinde
tutulan kayıtlarının kıymetli evrakı oluşturan belge niteliğinde olacağını ve böylelikle bu
payların “evraksız kıymetli evrak” niteliğinde olduğunu öne sürmektedirler. Bu halde,
MKK nezdinde kayden izlenen söz konusu paylara ilişkin tutulan kayıtlar kıymetli
evrakın temel unsurlarından biri olan “belge” unsurunu yerine getirecektir ve söz konusu
paylar da “evraksız kıymetli evrak” veya “varakasız kıymetli evrak” olarak
nitelendirilebilecektir.
259
Bu görüşlerin yanı sıra, bazı yazarlar, kaydileştirme esasları doğrultusunda MKK
tarafından kayden izlenen paylara ilişkin varsa pay senetlerinin MKK’ye teslim edilmesi
ve söz konusu senetlerin imha edilmesi gerektiğinden hareketle artık bu payları temsil
eden fiziki senetlerin var olmayacağını ve böylelikle kayden izlenen payların taşınır eşya
niteliklerini kaybettiklerini savunmuşlardır. Bu durumda, fiziki varlıklarını kaybeden ve
kayden izlenmeye başlanan bu paylar kıymetli evraka sıkı sıkıya bağlı olan hakkın belge
258
Memiş/Turan, s. 61; Adıgüzel, s. 137; Tekinalp, Evraksız Kıymetli Evrak, s. 14; Ünal, Sermaye
Piyasası, s. 248; Ünal, Kaydi Sistem, s. 821.
259
Tekinalp, Evraksız Kıymetli Evrak, s. 14; Turanboy, Varakasız Kıymetli Evrak, s. 47 – 53; Ünal,
Sermaye Piyasası, s. 351; Poroy/Tekinalp, s. 49; Kendigelen/Kırca, s. 16; Ülgen/Helvacı/Kaya/Nomer
Ertan, s. 47; Bilgili/Demirkapı, s. 17; Pulaşlı, Kıymetli Evrak, s. 22 – 23.
88
unsurundan ayrıldığını ve artık “kıymet hakkı” niteliğinde olduğu görüşündedirler.
260
Böylelikle, bu görüşteki yazarlar tarafından “kıymet hakkı” kavramı oluşturulmuş olup
artık kayden izlenen paylar kıymet evrak olarak nitelendirilemeyecek ve ancak kıymetli
bir hak olabileceklerdir.
Kanaatimizce de kayden izlenen payların varsa bağlı oldukları pay senetlerinden
ayrılması ve artık bu payları temsil edecek fiziki belgelerin ortadan kaldırılmasından
hareketle, söz konusu payların niteliğinin kıymet hakkı olduğu ve artık kıymetli evrak
niteliğini haiz olmadıkları kabul edilmelidir.
Bu tartışma ile varılan sonuç, kayden izlenen paylar üzerinde tesis edilecek rehin hakkının
hukuki niteliğini de etkilemektedir. Böylelikle, kıymet hakkı olarak nitelendirilecek olan
kayden izlenen paylar üzerinde tesis edilecek rehin hakkı da TMK uyarınca düzenlenen
teslime bağlı taşınır rehnine benzemeyecek ve hak rehni hükümlerine göre
değerlendirilecektir. Bu değerlendirmeyi detaylandırmadan önce anonim ortaklık payı
üzerindeki rehin hakkının hukuki niteliğine ilişkin olarak doktrinde yapılan tartışmayı
hatırlatmakta fayda vardır. Şöyle ki, anonim ortaklık payı üzerinde tesis edilecek rehin
hakkının hukuki niteliğinin “alacak rehni” mi yoksa “hak rehni” mi olduğu doktrinde
tartışılmıştır.
261
Çalışmanın yukarıdaki bölümlerinde de bahsedildiği üzere, kanaatimizce, senede
bağlanmamış anonim ortaklık payı üzerindeki rehnin niteliğinin bir hak rehni olduğu
görüşünü kabul etmek gerekir. Yukarıda bir kıymet hakkı olarak nitelendirilen kayden
izlenen paylar üzerindeki rehin hakkının bir hak rehni olarak değerlendirilmesi bu
yönüyle de makul olacaktır.
260
Berktaş Yüksel, s. 106; Çebi, s. 42; Conkar, s. 145; Göksoy, s. 202 – 203; Tekinalp, Evraksız
Kıymetli Evrak, s. 14; Yılmaz, Pay Rehni, s. 93; Karacan/Erişir Karacan, s. 58; Karacan, s. 356;
Narbay, s. 159; Sevi, Pay Devri, s. 230; Turanboy, Varakasız Kıymetli Evrak, s. 45; Turanboy, Menkul
Kıymet, s. 1290; Çağlak, s. 63; Keskin Şerbetcioğlu, s. 58 – 60; Hatice Ebru Töremiş, Türk ve Ticaret
Kanunu Tasarısı ve Sermaye Piyasası Mevzuatı Çerçevesinde Nama Yazılı Payların Borsa’da Devri,
Sermaye Piyasası Kurulu Yeterlilik Etüdü, Ankara 2008, https://spk.gov.tr/yayinlar/kurul-yeterlik-
etutleri/kurul-yeterlik-etutleri (e.t. 21/05/2025), s. 29 – 30.
261
Detaylı açıklamalar için bkz. yukarıda I. Bölüm, III.B.
89
Tekrar belirtmek gerekir ki, payları borsada işlem görmeyen halka açık anonim
ortaklıklar bakımından kaydileştirme esaslarının uygulanması zorunluluğu
bulunmamaktadır. Böylelikle, bu payları temsilen fiziki senet basılması halinde bu
senetleri kıymetli evrak niteliğinde olması nedeniyle kıymetli evraklara uygulanan
hükümlerin pay senetleri için de uygulama alanı bulacağını söylemek gerekmektedir. Bu
nedenle, bu pay senetleri üzerindeki rehin hakkı TMK md. 956 uyarınca kıymetli evraklar
üzerindeki rehin hakkına ilişkin esaslar doğrultusunda kurulacaktır.
Yukarıda açıklanan hususlar TMK ve TTK’de yer alan hükümler doğrultusunda
düzenlenen ve anonim ortaklığın payı üzerindeki rehin hakkının kurulmasına yönelik
genel hükümler olmakla birlikte genel kanun niteliğinde olan TMK ve TTK’nin yanı sıra
özel kanun olan SerPK’de de teminat sözleşmelerine uygulanacak özel düzenlemeler
bulunmaktadır. Özellikle, SerPK md. 47 uyarınca kayden izlenen sermaye piyasası
araçlarını konu alan teminat sözleşmelerine ilişkin esaslar düzenlenmiştir.
SerPK md. 47 hükmü uyarınca sermaye piyasası araçlarını konu alan teminat
sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması aranmaktadır. Bu sözleşmeler, konu edilen
sermaye piyasası aracının mülkiyetinin teminat alana geçtiği (SerPK md. 47/2) veya
mülkiyetin teminat verende kaldığı (SerPK md. 47/1) sözleşmeler olarak ikiye ayrılmıştır.
Söz konusu sermaye piyasası aracının mülkiyetinin teminat alana geçtiği teminat
sözleşmeleri de akdedilebilmekle birlikte ilgili sözleşmede bu yönde bir hüküm olmaması
halinde söz konusu teminat konusu sermaye piyasası aracının mülkiyetinin teminat alana
geçmemesi esastır.
Sermaye piyasası araçlarının mülkiyetinin teminat alana geçtiği teminat türünün hukuki
niteliği ise Türk hukukunda var olan taşınır rehni hükümlerinden ayrıldığı için doktrinde
ancak “teminat amaçlı temlik” veya “düzensiz rehin” hükümleri ile açıklanabilecektir. Bu
noktada, doktrinde daha önceden kanunla düzenlenmeyen bir teminat türü olan ve SerPK
md. 47/2 hükmü ile düzenlenen bu teminatın “düzensiz rehin” olarak adlandırmanın
makul olacağını kabul etmek gerekecektir.
262
Bu teminat türünde teminat alan, TMK ve
262
Doktrinde “düzensiz rehin” kavramının hukuki niteliğine ilişkin çeşitli görüşler öne sürülmüştür. Bazı
yazarlar, söz konusu teminatın sui generis nitelikte olduğunu ileri sürerken bazı yazarlar ise söz konusu
90
TTK tarafından tanınan hakların yanı sıra teminat konusu malvarlığı değerinin
mülkiyetine sahip olma ve böylelikle söz konusu malvarlığı değerini “tüketme” hakkına
da sahip olacaktır. SerPK md. 47/2 hükmü ile ilk kez düzenlenen bu teminat türü, SerPK
Gerekçesi’nde belirtildiği üzere UNIDROIT Konvansiyonu
263
’na uyum esasları
çerçevesinde UNIDROIT Konvansiyonu’nda yer alan teminat sözleşmelerine ilişkin
hükümler doğrultusunda teminat verenin ve teminat alanın haklarını korumak üzere
düzenlenmiştir.
264
Yukarıdaki başlıklar altında belirtildiği üzere, halka açık anonim ortaklık payının menkul
kıymet tanımında yer alması nedeniyle, menkul kıymet ve dolayısıyla sermaye piyasası
aracı niteliğinde olan bu payların üzerindeki rehin hakkı da SerPK md. 47/1’de
düzenlenen teminat kapsamına girecektir ve bu rehnin tesisine ilişkin rehin sözleşmesinin
de maddede belirtildiği şekilde yazılı yapılması gerekecektir.
265
Bu noktada, SerPK md.
47/2 hükmünde düzenlenen ve teminata konu sermaye piyasası aracının mülkiyetinin
kurumun “teminat amaçlı temlik” hükümleri ile açıklanabileceğini savunmuştur. Söz konusu tartışmaya
ilişkin detaylı açıklamalar için bkz. Akkuş, s. 86 – 90; Makaracı Başak, s. 251; Karacan, s. 345; Yusuf
Ziyaeddin Sönmez, “Sermaye Piyasası Araçlarını Konu Alan Teminat Sözleşmeleri”, Korkut Özkorkut
(edt.), 6362 Sayılı Yeni Sermaye Piyasası Kanunu Işığında Sermaye Piyasası Hukuku Sempozyumu, 1.
Baskı, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara 2017, s. 309.
263
UNIDROIT, “International Institute for the Unification of Private Law (UNIDROIT)” adlı bağımsız ve
uluslararası bir kuruluş olarak ülkelerin benimsediği farklı özel hukuk mevzuatlarını birleştirmeyi,
yeknesak hale getirmeyi, harmonize etmeyi ve ülkelerin özel hukuk alanında birlikte çalışmasına imkân
vermeyi amaçlayan bir kuruluştur. UNIDROIT, 9 Ekim 2009 yılında “Convension on Substansive Rules
of Intermediated Securities” olarak adlandırılan ve Türkçe’ye “Aracılığa Konu Menkul Kıymetlere İlişkin
Maddi Kurallar Konvansiyonu” şeklinde çevrilebilecek konvansiyonu yayımlamıştır. Bu konvansiyon
çalışma kapsamında “UNIDROIT Konvansiyonu” olarak adlandırılacaktır. UNIDROIT Konvansiyonu,
sermaye piyasasında yer alan menkul kıymetlerin saklanması, alım ve satıma konu olması, bu menkul
kıymet sahiplerinin hak ve menfaatlerinin düzenlenmesine ilişkin olarak çeşitli hüküm ve esaslar getirmekte
olup ayrıca söz konusu menkul kıymetleri konu alan teminat sözleşmelerini düzenlemektedir.
UNIDROIT’in yapısına, işleyişine ve UNIDROIT Konvansiyonu’nun içerdiği hükümlere yönelik detaylı
bilgi için bkz. https://www.unidroit.org/about-unidroit/overview/ (e.t., 21/05/2025);
https://www.unidroit.org/english/conventions/2009intermediatedsecurities/convention.pdf (e.t.,
21/05/2025); Yusuf Çalışkan, “UNIDROIT’nın Özel Hukuka İlişkin Çalışmalarına Genel Bir Bakış”,
Public and Private International Law Bulletin (PPIL), C: 41, S: 2, 2021, s. 466 – 467; Müge Altınay,
Sermaye Piyasası Mevzuatının Teminata İlişkin Hükümlerinin Değerlendirilmesi, Yeditepe Üniversitesi,
İstanbul 2020 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi), s. 34 – 35; Erman Benli, Sermaye Piyasası Araçlarını
Konu Alan Teminat Sözleşmeleri, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi Hukuk Bölümü, Ankara 2017
(yayımlanmamış yüksek lisans tezi), s. 28 – 31; Ünal, Sermaye Piyasası, s. 231; Ünal, Kaydileştirme, s.
106.
264
SerPK Gerekçesi md. 47; Karacan, s. 343; Yılmaz, Pay Rehni, s. 93.
265
Öz Seçer, “Kaydi Sermaye Piyasası Araçları Üzerinde Rehin Tesisi ve Hükümleri”, Bahçeşehir
Üniversitesi Hukuk fakültesi Kazancı Hakemli Hukuk Dergisi, C: 9, S: 105 – 106, 2013, s. 180; Sirmen,
Eşya Hukuku, s. 671; Ünal, Sermaye Piyasası, s. 255; Keskin Şerbetcioğlu, s. 53.
91
teminat alana geçeceği teminat sözleşmeleri bakımından bir ayrıma gitmek faydalı
olacaktır. Kaydi payların SerPK md. 47/2 uyarınca düzenlenecek rehin sözleşmesine
konu olması mümkün olmakla birlikte, bu halde artık sınırlı ayni bir hak olan rehin
hakkının tesisinden bahsedilemeyecek olup kaydi payların mülkiyetinin devri söz konusu
olacaktır.
266
Buradan hareketle, SerPK md. 47/2 uyarınca belirlenen teminat türü işbu
çalışmanın konusu kapsamında ayrıca incelenmeyecek olup çalışma kapsamında sermaye
piyasası araçlarını konu alan teminat sözleşmelerine yapılan atıflar, SerPK md. 47/1
uyarınca düzenlenen ve mülkiyetin teminat verende kaldığı teminat sözleşmelerini ifade
edecektir.
Halka kapalı anonim ortaklıkların payı üzerindeki rehin hakkına yönelik olarak
çalışmanın birinci ana bölümünde açıklanan TMK md. 955 uyarınca düzenlenen rehin
sözleşmesinde olduğu gibi burada da SerPK md. 47/1 uyarınca belirtilen yazılı rehin
sözleşmesinin hukuki niteliği doktrinde tartışılmıştır. Doktrinde çoğunlukla kabul edilen
görüş rehin sözleşmesinin, bir ayni hakkın tesisine ilişkin “ayni sözleşme”
267
niteliğinde
olan bir tasarruf işlemi olacağı yönündedir.
268
Hatırlatmak gerekir ki, yazılı şekilde
yapılan rehin sözleşmesinin tasarruf işlemi olarak değerlendirileceği
269
kabul edilse de
ayrıca borçlandırıcı işlem olarak değerlendirilen rehin sözleşmesinin de ayrıca yapılması
gerekmektedir. Uygulamada çoğunlukla yazılı şekilde yapılan rehin sözleşmesinin
borçlandırıcı işlem niteliğindeki rehin hakkı tesis edilmesine ilişkin borç ve
yükümlülükleri de içermesi nedeniyle borçlandırıcı işlem ve tasarruf işlemini içeriğinde
barındırmaktadır.
Kayden izlenen payların rehnedilmesine ilişkin rehin sözleşmesinin borçlandırıcı işlem
niteliğini haiz olması için tarafların söz konusu kayden izlenen paylar üzerinde rehin
hakkı kurulmasına yönelik iradelerini açık veya örtülü bir şekilde belirtilmesi
gerekmektedir. Bu sözleşme içerisinde açık iradelerin anlaşılamaması halinde sözleşme
266
Makaracı Başak, s. 251; Sönmez, s. 309.
267
Karacan, s. 355.
268
Acar, s. 190; Göksoy, s. 83; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1207; Esener/Güven, s. 968;
Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 868; Nomer/Ergüne, s. 461; Ünal, Sermaye Piyasası, s. 227; Sirmen, Eşya
Hukuku, s. 671.
269
Tasarruf işlemi niteliğindeki “ayni sözleşme” olarak nitelendirilen rehin sözleşmesi söz konusu ayni
hakkın kurulmasına, değiştirilmesine ve devrine ilişkin olacaktır; Seçer, s. 180.
92
içerisinde geçen “teminat” ifadelerinin de rehin hakkı tesis etmeye yönelik irade
açıklaması olarak yorumlanması mümkündür.
270
Ek olarak, kayden izlenen payların üzerinde rehin tesisine ilişkin sözleşmenin, rehne konu
payın adedini ve beher payın nominal değerine ilişkin bilgileri de içermesi rehnin
belirliliğin sağlanması adına önem arz etmektedir. Son olarak, belirlilik ilkesinin bir
gereği olarak, tesis edilecek rehin hakkının teminat altına aldığı alacağın da sözleşmede
belirlenmiş olması gerekecektir. Rehnin teminat altına aldığı söz konusu alacağın rehnin
kurulduğu anda “belirlenebilir” olması yeterli görülmekte olup rehin paraya çevrilmesi
aşamasında söz konusu alacağın belirlenmiş olması esastır.
271
C. Tasarruf İşlemi
Halka açık anonim ortaklık payı üzerinde rehin hakkı tesis edilmesine yönelik
borçlandırıcı işleme dair yapılan açıklamaları takiben söz konusu rehin hakkının
kurulmasına dair tasarruf işleminin de ayrıca ele alınması gerekecektir. Yukarıda söz
konusu rehin hakkının tesis edilmesine yönelik borçlandırıcı işlem bakımından yapılan
ayrımların aynı şekilde tasarruf işlemi için de yapılması gerekecektir.
Şöyle ki, payları borsada işlem görmeyen halka açık anonim ortaklıklar kaydileştirme
esaslarının kapsamının dışında kalacağından, bu ortaklıkların paylarını temsilen fiziki
senet basılması söz konusu olabilecektir. Bu ortaklıklar bakımından payların senede
bağlanmamış olması halinde çıplak paylardan söz edilebilecek olup bu paylar üzerinde
rehin hakkı tesis edilmesi için borçlandırıcı işlem niteliğinde olacak olan yazılı rehin
sözleşmesine ek olarak ayrıca yazılı devir beyanı akdedilerek rehin hakkının kurulmasını
sağlayacak tasarruf işlemi yerine getirilmiş olacaktır. Bu noktada, akdedilecek yazılı
rehin sözleşmesi aynı zamanda yazılı devir beyanı koşulunu da yerine getirecek olup
payları borsada işlem görmeyen halka açık anonim ortaklıkların senede bağlanmamış
270
Makaracı Başak, s. 29; Aydıncık, s. 152.
271
Acar, s. 48 – 49; Yılmaz, Pay Rehni, s. 39-40; Nomer/Ergüne, s. 409; Serozan, s. 350 – 351; Ayan, s.
305; Ertaş, s. 582; Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 840; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1168;
Esener/Güven, s. 896; Diğer açıklamalar için bkz. yukarıda I. Bölüm, II.B.2.
93
payları üzerinde rehin hakkının kurulmasına ilişkin olarak başkaca bir işleme gerek
kalmayacaktır.
272
Payları borsada işlem görmeyen halka açık anonim ortaklıkların paylarını temsilen nama
yazılı veya hamiline yazılı pay senedi basılması halinde ise, bu paylar üzerinde rehin
hakkı tesis edilmesi için TMK ve TTK’de yer alan halka kapalı anonim ortaklıkların nama
yazılı veya hamiline yazılı pay senetleri üzerinde rehin hakkı tesis edilmesine ilişkin
tasarruf işlemlerinin yerine getirilmesi gerekecektir. Böylelikle, borçlandırıcı işlem
niteliğindeki yazılı rehin sözleşmesinin taraflar arasında akdedilmesini takiben hamiline
yazılı pay senetlerinin zilyetliğinin rehin alana devredilmesi ile birlikte rehin hakkı
kurulmuş olacaktır. Nama yazılı pay senetleri ise rehin hakkının tesisi için yazılı devir
beyanı yapılarak senet zilyetliğinin rehin alana devredilmesi işlemi yerine getirilebilecek
olup alternatif olarak senet üzerine rehin hakkı tesis edilmesi için ciro işlenerek senedin
zilyetliği rehin alana devredilebilecektir. Nama yazılı pay senetleri için bu iki yoldan
birinin tercih edilmesi yeterlidir, tercih edilen yöntemin gerektirdiği işlemlerin yerine
getirilmesi ile rehin hakkı geçerli bir şekilde kurulmuş olacaktır.
273
Böylelikle, payları borsada işlem görmeyen halka açık anonim ortaklıkların payları
üzerindeki rehin hakkı tesisine yönelik borçlandırıcı işlemin ve tasarruf işlemlerinin halka
kapalı anonim ortaklıkların payları üzerinde tesis edilecek rehin hakkının kurulmasına
ilişkin işlemler ile aynı olduğunu söylemek mümkündür. Bu paylar üzerindeki rehin
hakkına yönelik olarak TMK ve TTK’de yer alan hükümler uygulama alanı bulacaktır.
Payları borsada işlem gören halka açık anonim ortaklıkların kaydileştirme esasları
kapsamında MKK nezdinde kayden izlenen payları üzerinde rehin hakkı kurulmasına
yönelik ise ilgili tasarruf işlemi SerPK md. 47/1’de belirtilen yazılı rehin sözleşmesinin
akdedilmesidir. Şöyle ki, SerPK md. 47/1 uyarınca kayden izlenen paylar üzerinde rehin
hakkı tesisine yönelik olarak yazılı bir şekilde yapılacak rehin sözleşmesi, borçlandırıcı
işlem niteliğindeki rehin hakkının tesis edilmesine yönelik irade beyanlarının yanı sıra
272
Detaylı açıklamalar için bkz. yukarıda I. Bölüm, IV.C.1.
273
Detaylı açıklamalar için bkz. yukarıda I. Bölüm, IV.C.2.
94
aynı zamanda kurucu bir etki yaratarak rehin hakkının geçerli bir şekilde kurulmasını
sağlayacak tasarruf işlemi yerine de geçecektir.
274
Kaydileştirme esasları uyarınca, kayden izlenen payların herhangi bir senede
bağlanmaması ve senedin varlığı halinde ise bu senedin MKK’ye teslim edilerek imha
edilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, kayden izlenen payları temsilen herhangi bir senet
basılmaması esas olup bu paylar üzerinde rehin hakkı tesis edilmesi için ayrıca fiziki
senetlerin zilyetliğinin devri veya cirolanarak rehin alana teslim edilmesi gibi
merasimlere gerek olmayacaktır. Başkaca bir işlem gerçekleştirilmeksizin, yazılı rehin
sözleşmesinin akdedilmesi ile birlikte kayden izlenen paylar üzerinde rehin hakkı tesis
edilmiş olacaktır.
Bu noktada ayrıca belirtmek gerekir ki, tasarruf işlemi niteliğindeki ayni sözleşme olan
yazılı rehin sözleşmesi, borçlandırıcı işlem niteliğindeki rehin hakkı tesis edilmesine
yönelik irade beyanlarını içeren sözleşmeden ayrı düşünülmelidir. Fakat uygulamada,
yazılı şekilde yapılan rehin sözleşmesi borçlandırıcı işlem niteliğinde olan rehin hakkı
tesis edilmesine ilişkin borç ve yükümlülükleri de içereceğinden borçlandırıcı işlem ve
tasarruf işlemi aynı sözleşme ile gerçekleştirilmiş olacaktır.
275
Kayden izlenen paylar üzerinde rehin hakkı tesisine ilişkin borçlandırıcı işlem ve tasarruf
işleminin tamamlanmasının akabinde MKK nezdinde gerçekleştirilmesi gereken işlemler
mevcuttur. Kaydileştirme Tebliği md. 22 uyarınca bu işlemler düzenlenmekte olup
tarafların rehin hakkının tesis edildiğini gösteren belgeleri MKK’ye derhal sunmaları ve
söz konusu rehin kaydının tarafların MKK nezdinde tutulan hesaplarına yansıtılması
gerektiği düzenlenmektedir.
276
Belirtmek gerekir ki, tarafların kendi aralarında yapacakları rehin sözleşmesi ile bu
sözleşmenin MKK’ye sunulması ve MKK nezdindeki kayıtların rehin hakkını içerecek
274
Karacan, s. 355; Seçer, s. 182; Yılmaz, Pay Rehni, s. 94; Acar, s. 190; Göksoy, s. 83;
Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1207; Esener/Güven, s. 968; Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 868;
Nomer/Ergüne, s. 461; Keskin Şerbetcioğlu, s. 64 – 65.
275
Karacan, s. 355; Seçer, s. 182.
276
Yılmaz, Pay Rehni, s. 95; Seçer, s. 182; Urkan, s. 22
95
şekilde güncellenmesi rehin hakkı tesisinin MKK haricinde yapıldığını da ayrıca
göstermektedir. Bu durum, rehin sözleşmesinin akdedilmesini takiben MKK’ye
sunulmaması halinde üçüncü kişilerin hak kazanımları ve üçüncü kişilere ileri
sürülebilecek haklar bakımından uygulamada çeşitli sorunlar doğurabilecektir.
277
Bu başlık altında kayden izlenen paylar üzerinde rehin hakkı tesis edilmesine yönelik
olarak MKK nezdinde yerine getirilmesi gereken işlemlere yalnızca bu minvalde
değinilmekle yetinilmiş olup aşağıdaki başlık altında bu işlemler ve rehin hakkına yönelik
MKK kayıtlarının hukuki niteliği ayrıca ele alınmaktadır.
1. Kayden İzlenen Paylar Üzerindeki Rehin Hakkına İlişkin MKK Kayıtları
Kayden izlenen paylar üzerinde rehin hakkının tesis edilmesi için rehin veren ve rehin
alan arasında yazılı rehin sözleşmesi akdedilmesinin rehin hakkının kurulması için kurucu
işlem olduğundan yukarıda bahsedilmişti. Kayden izlenen payların kaydileştirme esasları
uyarınca MKK nezdinde tutulan kayıtlar üzerinden izlenmesi nedeniyle, söz konusu rehin
sözleşmesinin MKK’ye derhal sunulması ve MKK nezdindeki kayıtların da rehin hakkını
gösterecek şekilde güncellenmesi gerekmektedir.
278
Bu doğrultuda bu başlık altında öncelikle kayden izlenen paylar üzerinde kurulan rehin
hakkına yönelik MKK nezdinde yerine getirilmesi gereken işlemler ele alınacak olup
sonrasında MKK kayıtlarının hukuki niteliğinin üzerinde durulacaktır.
a. MKK Nezdinde Yerine Getirilecek İşlemler
Kaydileştirme Tebliği md. 22 uyarınca kayden izlenen paylar üzerinde rehin hakkının
kurulmasına ilişkin olarak akdedilen yazılı rehin sözleşmesinin ve ilgili belgelerin derhal
MKK’ye sunulması ve ilgili kayıtların güncellenmesi gerektiği düzenlenmektedir. Bu
hüküm dolayısıyla, rehin alan ve rehin veren tarafından MKK haricinde bir rehin
277
Detaylı açıklamalar için bkz. aşağıda II. Bölüm, IV.C.1.b. ve II. Bölüm, IV.D.
278
Kaydileştirme Tebliği md. 22; Ata, Sermaye Piyasası, s. 299; Keskin Şerbetcioğlu, s. 61.
96
sözleşmesi yapılması gerektiği ve söz konusu rehin sözleşmesinin akdedilmesini takiben
derhal MKK’ye bildirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
SerPK md. 47 uyarınca sermaye piyasası araçlarını konu alan teminat sözleşmelerine
ilişkin düzenlemelerin yer aldığı yukarıda belirtilmişti. Bu hüküm doğrultusunda,
sermaye piyasası araçlarının mülkiyetinin teminat alanda kaldığı teminat sözleşmeler ile
mülkiyetin teminat verende kaldığı teminat sözleşmeler ayrımına gidilmiş olup söz
konusu ayrım teminat kayıtları bakımından MKK’ye yapılacak bildirim için de esas
oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, Kaydileştirme Tebliği md. 22/2 uyarınca, kayden izlenen
paylar üzerinde kurulan rehin hakkı, rehin verenin MKK nezdinde bulunan hesabına bağlı
bir alt hesap oluşturularak izlenebileceği gibi rehin alanın hesabına bağlı bir alt hesapta
da izlenebilecektir.
279
Böylelikle, rehin sözleşmesine konu kayden izlenen payların
mülkiyetinin rehin verende kaldığı durumlarda, taraflar aksini kararlaştırmadığı sürece,
rehin verenin hesabına bağlı bir alt hesap oluşturulacak ve paylar bu hesapta
izlenebilecektir.
Rehin sözleşmesinin bu durumu açıkça düzenlemesi gerekmektedir. Rehin sözleşmesinde
üzerinde rehin hakkı tesis edilen kaydi payların hangi hesap altında izleneceğine dair bir
hüküm bulunmaması halinde ise söz konusu rehin sözleşmesi mülkiyetin teminat verende
kaldığı teminat sözleşmesi olarak yorumlanacak ve bu halde rehin verenin MKK
nezdinde tutulan hesabına bağlı bir alt hesapta izlenecektir.
280
Rehin sözleşmesinde tarafların rehin hakkına konu kayden izlenen payların mülkiyetinin
rehin alana geçeceğini düzenlemesi halinde ise, söz konusu rehinli paylar rehin alana ait
hesaba bağlı bir alt hesapta izlenecektir. Bu halde, söz konusu kaydi payların üzerindeki
rehin hakkını rehin alana tesis eden kişi olan rehin verenin bilgilerinin de rehinli payların
izlendiği hesap ile bağlantılı olarak izlenmesi gerekecektir.
281
Rehinli payların rehin verenin veya rehin alanın alt hesabında izlenmesi, söz konusu
kaydi paylar üzerinde başkaca bir hukuki işlem yapılamaması sonucunu doğurmaktadır.
279
Yılmaz, Pay Rehni, s. 95; Seçer, s. 182; Urkan, s. 24; Ünal, Sermaye Piyasası Hukuku, s. 56.
280
Yılmaz, Pay Rehni, s. 95; Seçer, s. 182.
281
Kaydileştirme Tebliği md. 22/7.
97
Bu duruma doktrinde “hareketsizleştirme” de denmektedir.
282
Bu durumda alt hesaplarda
tutulan paylar üzerinde başkaca bir işlem yapılamamaktadır. Bu kapsamda, MKK
kayıtlarının güvenliğinin sağlanması ve üçüncü kişilerin bu kayıtları esas alarak işlem
yapması sonucunda herhangi bir hak kaybı yaşamamaları amaçlanmaktadır.
Herhalükarda, tarafların MKK’ye yazılı bir bildirimde bulunmaları üzerine alt hesaplarda
izlenen rehinli paylar üzerinde tekrar hukuki işlem tesis edilebilecektir.
283
Belirtmek gerekir ki, rehin sözleşmesinin tarafı olacak rehin alanın MKK nezdinde
mevcut bir kaydı olmaması yani herhangi bir hesabı olmaması durumu ile de
karşılaşılabilmektedir. Başka bir deyişle, uygulamada MKK’de herhangi bir hesabı
bulunmayan kişiler de rehin alan sıfatı ile kayden izlenen payları konu alan rehin
sözleşmesine taraf olabilmektedirler. Bu durumda, öncelikle rehin alanın MKK nezdinde
kayıt işlemlerini tamamlaması ve kimlik bilgilerini MKK’ye sunması gerekecektir.
Akabinde, MKK nezdinde herhangi bir kaydı bulunmayan bu rehin alan adına bir hesap
açılması gerekecek ve rehin sözleşmesine ilişkin kayıtların işlenmesi için rehin alanın
hesabının açılmasına yönelik işlemlerin tamamlanması beklenecektir.
Uygulamada rehin kaydının derhal MKK’de tutulan kayıtlara işlenmesi ve bu kayıtların
güncelliğinin geciktirilmemesi adına rehin alanın MKK kaydının bulunmaması halinde
bu kaydın rehin sözleşmesi akdedilmeden önce hızlı bir şekilde tamamlanması önem arz
etmektedir.
284
b. MKK Kayıtlarının Hukuki Niteliği
SerPK md. 13 uyarınca kaydileştirme esasları belirlenirken sermaye piyasası araçları
üzerindeki hakların üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi bakımından MKK’ye
yapılacak bildirimlerin tarihinin esas alınacağı düzenlenmiştir. Fakat, bu hükmün
getirdiği düzenleme haricinde kanun ve ikincil mevzuat hükümleri uyarınca söz konusu
282
Urkan, s. 23; Ünal, Sermaye Piyasası, s. 228; Akkuş, s. 24; Ünal, Kaydileştirme, s. 35.
283
Yılmaz, Pay Rehni, s. 95; Seçer, s. 182.
284
Yılmaz, Pay Rehni, s. 95; Seçer, s. 182 – 183.
98
MKK kayıtlarının hukuki niteliğine ilişkin olarak başkaca bir düzenleme
getirilmemektedir.
Böylelikle, kayden izlenen paylar üzerinde tesis edilen rehin hakkının kurulması
bakımından MKK kayıtlarının kurucu nitelikte olup olmadığı doktrinde tartışılmıştır.
Bazı yazarlar, MKK kayıtlarının kurucu etkiye sahip olduğunu ileri sürmekte olup bu
yazarlara göre eSPK’de yer alan md. 10/A/3 hükmünün “merkez dışında yapılan
temliknamalerin üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesinde merkeze karşı yapılan bildirim
tarihi esas alınır” ifadesinden ve bu hükmün gerekçesinden anlaşılması gereken söz
konusu kayıtların kayden izlenen sermaye piyasası araçları üzerinde tesis edilecek haklar
bakımından kurucu nitelikte olduğudur.
285
Diğer yandan, doktrinde bazı yazarlar, söz konusu MKK kayıtlarının sermaye piyasası
araçları üzerindeki haklar bakımından açıklayıcı nitelikte olduğunu savunmakla birlikte
bu kayıtların kurucu nitelikte olmadığı görüşündedirler.
286
Bu yazarlar, MKK kayıtlarına
söz konusu haklara yönelik kurucu niteliğin bahşedilmesi için mevzuatta bu yönde açık
hükümlerin yer alması gerektiğini ve açık hükümlerin yokluğu halinde ise bu kayıtların
açıklayıcı nitelikte olduğunun kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır.
Yukarıda ayrıca ele alındığı üzere, kayden izlenen paylar üzerindeki rehin hakkı taraflar
arasında yapılacak yazılı rehin sözleşmesi ile kurulabilmektedir. Akabinde, söz konusu
yazılı rehin sözleşmesi MKK’ye sunulmakta ve MKK kayıtları da rehin hakkını
kapsayacak şekilde güncellenmektedir. Bu doğrultuda, söz konusu rehin hakkının taraflar
arasındaki rehin sözleşmesinin akdedilmesi ile birlikte kurulduğunun kabulü gerekir.
Buradan hareketle, MKK haricinde kurulan rehin hakkının yansıtıldığı kayıtlar da söz
285
Turanboy, Kaydi Değer, s. 51.
286
Urkan, s. 14; Acar, s. 237; Yılmaz, Pay Rehni, s. 96 – 97; Ünal, Sermaye Piyasası, s. 249 – 251;
Manavgat, Kaydi Sistem, s. 181 – 182; Seçer, s. 184 – 185; Çağlak, s. 84; Keskin Şerbetcioğlu, s. 62 –
63; Narbay, s. 162 – 163; Ata, Sermaye Piyasası, s. 297; Pınar Başak Coşgun, “Anonim Ortaklıklarda
Hamiline Yazılı Pay Senetleri”, Pınar Başak Coşkun (edt.), Barkın Özyurt (edt.), Yağmur Öykü Yönet
(edt.), III. Genç Hukukçu Araştırmacılar Sempozyumu, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, Ankara 2022,
s. 365; Huriye Kubilay, “Kaydileştirilmesi Gereken Pay Senetlerini Merkezi Kayıt Kuruluşuna Teslim
Etmeyen Kişilerin Hukuki Durumu”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: XVII, S: 1-2, 2013, s.
812; Ünal, Kaydileştirme, s. 357; Ergüne, s. 746; Koç, s. 116; Kalkan, s. 29 – 30; Irmak Hızlı, Anonim
Şirket Payları Üzerinde Rehin Hakkının Kurulması, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel
Hukuk Anabilim Dalı, Ankara 2020 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi), s. 127.
99
konusu rehin hakkının kurulmasına etki edecek nitelikte kayıtlar olmayıp açıklayıcı
nitelikte kabul edilmelidir.
MKK kayıtlarının kayden izlenen paylar üzerindeki rehin hakkı bakımından açıklayıcı
nitelikte olduğunun kabulü ile birlikte, söz konusu kayıtlara güvenerek hukuki işlem
yapacak üçüncü kişilerin bu haklarının korunmayacağı da ayrıca belirtilmelidir.
Kayden izlenen payları temsilen pay senedi basılmaması gerektiğinden fiziken varlıkları
olmayan bu paylar üzerindeki rehin hakkına yönelik aleniyet fonksiyonunu yerine
getirecek ve zilyetliğe konu olacak bir senet veya belge bulunmamaktadır. Böylelikle,
MKK nezdindeki kayıtların aleniyet bakımından bir karine yaratacağını kabul etmek
gerekmektedir.
287
Bu doğrultuda, söz konusu MKK kayıtları kurucu nitelikte olmadığından ve aleniyet
fonksiyonu bakımından da karine teşkil edeceğinden, söz konusu kayıtlara dayanan iyi
niyetli üçüncü kişilerin hak kazanımlarının korunmaması gerekecektir.
288
Fakat, MKK
kayıtlarının kurucu nitelikte olduğunu savunan yazarların söz konusu kayıtlara dayanarak
işlem yapacak olan iyiniyetli üçüncü kişilerin hak kazanımlarının korunması gerektiğini
savunduğunu da ayrıca belirtmek gerekmektedir.
289
Bu durum özellikle aynı kayden izlenen paylar üzerinde farklı rehin alan kişiler lehine
tesis edilecek art rehin hakkına yönelik karışıklık yaratabilecek nitelikte olup söz konusu
halde nasıl bir yol izlenmesi gerektiği de çalışmanın bu bölümünün aşağıdaki “Kayden
İzlenen Paylar Üzerinde Art Rehin Hakkı Kurulması” başlığında ayrıca ele alınacaktır.
2. Bağlam Hükümlerinin Rehin Hakkına Etkisi
Çalışmanın önceki bölümlerinde, anonim ortaklıkların paylarının devredilmesine ilişkin
sınırlamalar getiren bağlam hükümlerinin TTK’de yer alan hükümler uyarınca kanuni
bağlam veya esas sözleşmesel bağlam şeklinde olabileceği belirtilmişti. Ayrıca, halka
287
Yılmaz, Pay Rehni, s. 97.
288
Yılmaz, Pay Rehni, s. 97; Ünal, Sermaye Piyasası, s. 249 – 251; Manavgat, Kaydi Sistem, s. 181 –
182.
289
Turanboy, Kaydi Değer, s. 51.
100
açık anonim ortaklıklar bakımından söz konusu bağlam hükümlerinin uygulama alanı
detaylı bir şekilde ele alınmıştı.
290
Bu doğrultuda, TTK md. 493’te yer alan bağlam
hükümleri payları borsada işlem görmeyen halka açık anonim ortaklıkların payları ve
borsaya kote edilmeksizin kot dışı pazarlarda işlem gören halka açık anonim ortaklık
payları bakımından uygulama alanı bulacaktır.
291
Diğer yandan, payları borsada işlem gören halka açık anonim ortaklıkların payı
bakımından ise TTK md. 495 hükmünün uygulama alanı bulacak ve bu hükümde yer alan
düzenlemelere uygun olarak söz konusu payların devri sınırlandırılabilecektir. Tekrar
belirtmekte fayda vardır ki, SerPK md. 137/3’te yer alan hüküm ve Kotasyon
Yönergesi’nde yer alan düzenlemeler uyarınca söz konusu kayden izlenen payların
devrine ilişkin bağlam hükümlerinin uygulanmasını engellemektedir.
Böylelikle, Kotasyon Yönergesi’nde kayden izlenen payların bazı pazarlarda işlem
görebilmesi için ilgili ortaklığın esas sözleşmesinde bu payların devrini sınırlandıran
herhangi bir hükmün yer almaması gerekmektedir. Bu durumda ise borsaya kote edilmiş
paylara sahip halka açık anonim ortaklıkların paylarının devrinin sınırlandırılamayacağı
sonucuna varılmaktadır. Bu payların devrine ilişkin olarak bağlam hükümleri
getirilemeyecek olup bağlam hükümleri söz konusu olmayacağından bağlam
hükümlerinin söz konusu paylar üzerinde tesis edilecek rehin bakımından herhangi bir
etkisinin olup olmayacağını tartışmak gereksiz olacaktır. Böylelikle, yalnızca payları
borsada işlem görmeyen halka açık anonim ortaklıkların payları ve borsaya kote
edilmeksizin kot dışı pazarlarda işlem gören halka açık anonim ortaklık payları
bakımından uygulama alanı bulacak olan bağlam hükümlerinin varlığı halinde bu
hükümlerin rehin hakkına etkisinin tartışılması önem arz edecektir.
Çalışmanın birinci bölümünde, halka kapalı anonim ortaklıkların paylarının devrinin
sınırlandırılması halinde bu bağlam hükümlerinin aynı paylar üzerindeki rehin hakkına
etkisi tartışılmıştı.
292
TTK’de rehin haklarına yönelik olarak bu hususta açık bir hüküm
290
Bkz. yukarıda II. Bölüm, III.C.
291
Bkz. yukarıda I. Bölüm, IV.C.2.c.
292
Bkz. yukarıda I. Bölüm, IV.C.2.c.
101
bulunmamakta olup intifa hakkı tesis edilirken bağlam hükümlerine uygun hareket
edilmesi gerektiği öngörülmektedir.
293
Belirtmek gerekir ki, rehin hakkının kapsamı intifa hakkından farklıdır. İntifa hakkının
kapsamında yer alan paya bağlı yönetsel nitelikteki pay sahipliği hakları rehin hakkının
kapsamında yer almadığından, söz konusu gerekçe hükmünün rehin hakkına
uygulanabilir olmadığı söylenmelidir.
294
Bu doğrultuda, söz konusu bağlam
hükümlerinin pay üzerindeki rehin hakkının kurulmasına herhangi bir etkisi
bulunmamaktadır.
295
Sonuç olarak, payları borsada işlem gören halka açık anonim ortaklıkların paylarına
yönelik olarak devri sınırlandırıcı nitelikte olan bağlam hükümleri getirilemeyeceğinden,
söz konusu paylar üzerinde rehin hakkı tesis edilmesi halinde de bu hükümlerin mevcut
olmaması nedeniyle herhangi bir etkisinden bahsedilemeyecektir. Diğer yandan, payları
borsada işlem görmeyen halka açık anonim ortaklıklar ve borsaya kote edilmeksizin kot
dışı pazarlarda işlem gören halka açık anonim ortaklıklar bakımından TTK’de düzenlenen
hükümlere uygun olarak bağlam hükümleri getirilebilecek olup bu payların devri
sınırlandırılabilecektir.
Böylelikle, bu paylar üzerinde rehin hakkı tesis edilmesi halinde ise, rehin hakkının
kapsamının paya bağlı yönetsel nitelikteki pay sahipliği haklarını içermemesi nedeniyle
bağlam hükümlerinin rehin hakkının kurulmasına herhangi bir etkisi olmayacaktır. Fakat
belirtmek gerekir ki, bağlam hükümlerinin korumak istediği amaç söz konusu payların
devrini ve dolayısıyla paylara bağlı malvarlıksal ve yönetimsel pay sahipliği haklarının
pay sahibi dışındaki üçüncü bir kişi tarafından kullanılmasını engellemektir. Bu durumda,
ilgili paylar devre konu edilmeksizin, özellikle paya bağlı yönetsel nitelikteki hakların,
293
TTK Gerekçesi, md. 492/2.
294
Yılmaz, Pay Rehni, s. 84.
295
Kirkit, s. 1490.
102
üçüncü bir kişi tarafından kullanılması halinde de bağlam hükümlerinin uygulama alanı
bulacağını kabul etmek gerekir.
296
Bu durumda, taraflar arasındaki rehin sözleşmesinde bu yönde bir hüküm mevcutsa paya
bağlı yönetimsel nitelikteki hakların rehin hakkı sahibi tarafından kullanılması söz
konusu olabilecektir.
297
Taraflar arasındaki rehin sözleşmesinde yer alan hükümler
dikkate alınarak, rehin hakkına konu paylara bağlı yönetsel nitelikteki hakların rehin
hakkı sahibi tarafından kullanılması halinde, rehin hakkı sahibine söz konusu bağlam
hükümleri uyarınca korunmak istenilen amacı aşan nitelikte oy hakkı gibi yönetsel haklar
bahşediliyorsa artık bu halde söz konusu rehin hakkı tesisinin bağlam hükümlerine uygun
olarak gerçekleştirilmesi gerekecektir.
298
Özellikle yönetsel nitelikteki hakların rehin hakkı kapsamına dahil olmaması nedeniyle,
rehin hakkının kurulmasına yönelik işlemlerde bağlam hükümlerinin bir etkisi olmasa da
rehnin paraya çevrilmesi sonucunda payların üçüncü bir kişiye satılması halinde artık pay
devrinden bahsedilecektir ve söz konusu devir gerçekleştirilirken bağlam hükümlerine
uygun hareket edilmesi gerekecektir.
3. Pay Defteri Kayıtlarının Rehin Hakkına Etkisi
Halka kapalı anonim ortaklıklar bakımından pay defteri tutulmasının ve pay defterine
işlenen kayıtların önem arz ettiğine ilişkin olarak yukarıda çeşitli açıklamalar yapılmıştı.
Bu doğrultuda, halka kapalı anonim ortaklıklar için çeşitli anlamları olan pay defteri
kayıtlarının halka açık anonim ortaklıklar bakımından kaydileştirme esasları dikkate
alındığında bu önemini kaybettiği ve özellikle kayden izlenen paylar bakımından MKK
nezdinde tutulan kayıtların pay defterinde yer alan kayıtları işlevsiz hale getirdiğinden
söz edilmişti.
299
296
Paya bağlı malvarlıksal ve yönetimsel hakların devre konu olmadan üçüncü bir kişi tarafından
kullanılmasına imkân veren bir hak olan intifa hakkı tesis edilmesi halinde bağlam hükümlerinin uygulama
alanı bulacağına ilişkin olarak detaylı açıklamalar için bkz. Uzel, s. 125 – 130.
297
Bkz. 101 numaralı dipnot.
298
Bağlam hükümlerinin yönetsel nitelikteki hakların devri halinde uygulanabilir olacağına ilişkin olarak
bkz. Uzel, s. 126; Göksoy, s. 171.
299
Bkz. yukarıda II. Bölüm, III.D; Yanlı/Okutan Nilsson, s. 1338; Narbay, s. 162.
103
Ek olarak, anonim ortaklık payları üzerindeki rehin hakkının ortaklığın pay defterine
kaydedilmesine ilişkin olarak doktrinde yer alan tartışmadan bahsedilerek, bazı yazarların
pay sahipliğine bağlı yönetsel hakların rehin hakkının kapsamında dahil olmaması
nedeniyle rehin hakkı sahiplerinin pay defterine kaydedilmesinin herhangi bir hukuki
faydası olmayacağını savunduğu söylenmişti.
300
Diğer yandan, bazı yazarlar ise rehin
hakkı sahiplerinin rehin hakkına ilişkin kayıtların ortaklığın pay defterine işlenmesini
talep edilebileceğini belirtilmişti.
301
Bu noktada ayrıca, rehin hakkının ortaklığın pay
defterine kaydedilmesinin rehin hakkının geçerliliği için bir zorunluluk teşkil etmediği de
ifade edilmişti.
302
Kaydileştirme esasları doğrultusunda MKK nezdinde tutulacak kayıtların esas olması ve
ortaklığın pay defterine işlenebilecek olan bilgilerin aynı zamanda MKK nezdinde de
tutulması nedeniyle halka açık anonim ortaklıkların paylarına ilişkin kayıtlar bakımından
pay defterinin herhangi bir işlevi olmayacağı tekrar belirtilmelidir. Ayrıca, Kaydileştirme
Tebliği md. 22 uyarınca, kayden izlenen payların üzerinde tesis edilecek rehin hakkına
ilişkin bilgilerin de MKK’ye sunularak rehin hakkına ilişkin bu bilgilerin ilgili rehin veren
veya rehin alanın hesaplarına işlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında, kayden izlenen paylar üzerinde rehin tesis edilmesi halinde söz
konusu rehnin halka açık anonim ortaklığın pay defterine işlenmesinde herhangi bir engel
olmadığı kabul edilmelidir.
Fakat, bu kayıtların rehin hakkının geçerliliğine herhangi bir etkisi olmayacak ve bu
kayıtlar yalnızca açıklayıcı nitelikte olacaktır. Ek olarak, halka açık anonim ortaklıkların
payları bakımından MKK kayıtlarının esas alındığı dikkate alındığında, MKK
kayıtlarının ortaklığın pay defterindeki kayıtlara kıyasen daha fazla önem arz etmekte
olduğu söylenmelidir. Kayden izlenen paylar üzerindeki rehin hakkının MKK’de tutulan
kayıtlara derhal işlenmesi esas olduğundan ve MKK nezdinde tutulan kayıtlar
bakımından bu kayıtların doğru olduğuna dair bir karine bulunduğundan hareketle kayden
300
Arslanlı, s. 287; Bkz. yukarıda II. Bölüm, III.D.
301
İmregün, s. 371; Bkz. yukarıda II. Bölüm, III.D.
302
Narbay, s. 72; Bkz. yukarıda I. Bölüm, IV.C.1.
104
izlenen paylar üzerindeki rehin hakkı bakımından MKK’de yer alan kayıtların esas
alınması gerekecektir.
Yukarıdaki değerlendirmelere ek olarak, 1 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe girecek
olan Elektronik Defter Tebliği
303
’ndeki hükümlere de ayrıca değinmekte fayda vardır.
Elektronik Defter Tebliği’ndeki düzenlemeler uyarınca, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren
kuruluşları ticaret siciline tescil edilecek şirketlerin ve kuruluşları ve esas sözleşme
değişiklikleri Ticaret Bakanlığı’nın iznine tabi olan şirketlerin pay defteri kayıtlarını
elektronik defter sistemi üzerinden tutması zorunlu hale getirilmiştir. Söz konusu
elektronik defter sistemi Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan bir sistem olup
şirketlerce fiziken tutulan ve elektronik ortamda kayda alınması zorunlu tutulan
defterlerin ibrazını takiben elektronik defter sistemindeki kayıtlar şirketlerin sistem
kullanıcısı olarak atayacakları çalışanları tarafından güncellenecektir.
Her ne kadar uygulamada ilerleyen dönemlerde şirketler bakımından kolaylık yaratacak
bir sistem olacak ise de elektronik defter sistemindeki kayıtların hukuki niteliğinin fiziken
saklanan pay defteri kayıtlarından farklı olmayacağı değerlendirilmektedir. Ayrıca,
Elektronik Defter Tebliği md. 6/5 uyarınca MKK nezdinde kayden izlenen paylara ilişkin
SerPK ve bu kapsamdaki diğer düzenlemelerin saklı tutulduğu ifade edilmektedir. Bu
hüküm doğrultusunda, MKK kayıtları ve pay defteri kayıtlarına ilişkin yukarıda
bahsedilen değerlendirilmelerde bir farklılık olmayacağı da ayrıca belirtilmelidir.
D. Kayden İzlenen Paylar Üzerinde Art Rehin Hakkı Kurulması
Anonim ortaklık payı üzerinde halihazırda rehin veren tarafından rehin hakkı sahibi
lehine rehin hakkı tesis edilmesi halinde söz konusu rehin veren aynı zamanda rehin hakkı
sahibi haricindeki üçüncü kişiler lehine de rehin hakkı tesis edebilecektir. Bu halde aynı
pay üzerindeki birden fazla rehin hakkından bahsedilebilecek olup birinci rehin hakkının
303
İşletmenin Muhasebesiyle İlgili Olmayan Ticari Defterlerin Elektronik Ortamda Tutulması Hakkında
Tebliğ T: 01/07/2025, RG T: 14/02/2025, Sayı: 32813.
105
ardından gelecek ikinci rehin hakkı doktrinde “art rehin hakkı” olarak ifade
edilmektedir.
304
Taşınır malvarlığı değerleri, alacaklar ve diğer haklar üzerinde art rehin hakkının tesis
edilebileceğine ilişkin düzenlemeler TMK’de yer almaktadır.
305
Anonim ortaklık payı
üzerinde tesis edilecek rehin hakkının hukuki niteliğinin hak rehni olduğunun kabulü ile
birlikte TMK md. 958’de yer alan haklar üzerinde art rehin kurulmasına ilişkin esaslar
anonim ortaklık üzerinde tesis edilecek art rehin haklarına uygulanabilir olacaktır. Bu
hüküm doğrultusunda, rehin verenin sahip olduğu aynı haklar üzerinde ilk rehin
hakkından sonra gelecek olan bir rehin hakkı daha tesis edilebileceği ve söz konusu art
rehin hakkının ilk rehin hakkı sahibine yazılı bir şekilde bildirilmesi gerektiği
düzenlenmektedir.
Art rehin hakkının kurulması için öncelikle rehin veren ve art rehin hakkı sahibi arasında
yazılı rehin sözleşmesi yapılması gerekmektedir.
306
Art rehnin de niteliği itibariyle bir
rehin hakkı olması nedeniyle yukarıda rehin hakkının kurulmasına ilişkin yapılan
açıklamalar art rehin hakkı için de geçerli olacaktır. Ek olarak, art rehin hakkının tesis
edilmesi için ilk rehin hakkı sahibine yazılı bildirim yapılması gerekmektedir. Bu bildirim
art rehin hakkının geçerli bir şekilde kurulması için yerine getirilmesi gereken zorunlu
işlemlerden olup art rehin hakkının tesis edilmesi için kurucu bir işlemdir. Böylelikle,
yazılı bildirimin yapılması ile art rehin hakkı kurulmuş olacaktır.
307
Halka kapalı anonim ortaklık payı üzerinde tesis edilecek art rehin hakkına ilişkin
hükümler aynı zamanda halka açık anonim ortaklık payı üzerindeki art rehin hakkına da
304
Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 870; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1179 – 1180; Ayan, s. 375;
Esener/Güven, s. 973; Sirmen, Eşya Hukuku, s. 739; Ertaş, s. 690; Nomer/Ergüne, s. 432; Serozan, s.
353; Göksoy, s. 180; Ergüne, s. 753 ve 754.
305
Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 870; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1179 – 1180; Ayan, s. 375;
Esener/Güven, s. 973; Sirmen, Eşya Hukuku, s. 690; Ertaş, s. 602; Nomer/Ergüne, s. 432; Serozan, s.
353.
306
Göksoy, s. 180; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1179 – 1180; Esener/Güven, s. 973;
Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 870; Nomer/Ergüne, s. 432; Ayan, s. 375; Esener/Güven, s. 973; Sirmen,
Eşya Hukuku, s. 690; Ertaş, s. 602; Serozan, s. 353.
307
Sirmen, Alacak Rehni, s. 106; Seçer, s. 186; Yılmaz, Pay Rehni, s. 103; Akipek/Akıntürk/Ateş, s.
870; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1179 – 1180; Ayan, s. 375; Esener/Güven, s. 973; Sirmen,
Eşya Hukuku, s. 690; Ertaş, s. 602; Nomer/Ergüne, s. 432; Serozan, s. 353.
106
uygulanacaktır. Böylelikle, halka açık anonim ortaklık payını konu alan art rehin
sözleşmesinin yazılı bir şekilde taraflar arasında akdedilmesi ve önceki rehin hakkı
sahibine art rehin hakkının yazılı bir şekilde bildirilmesiyle art rehin hakkı tesis
edilecektir.
Bu noktada değinilmesi gereken önemli bir husus, payları borsada işlem gören ve MKK
nezdinde kayden izlenen paylar üzerinde art rehin hakkı tesisine ilişkin olarak yerine
getirilmesi gereken ek işlemlerdir.
Kayden izlenen paylar üzerindeki rehin hakkının MKK’ye derhal bildirilmesi ve rehin
hakkına konu kayden izlenen payların MKK nezdinde rehin veren veya rehin hakkı sahibi
adına açılacak alt hesaplarda izlenmesi gerektiğinden yukarıda bahsedilmişti. Söz konusu
kayden izlenen paylar üzerinde art rehin hakkı tesis edilmesi halinde ise art rehin hakkına
ilişkin yazılı rehin sözleşmesinin ve art rehin hakkına ilişkin belgelerin de derhal MKK’ye
sunulması gerekecek ve halihazırda rehin verenin veya önceki rehin hakkı sahibinin alt
hesabında izlenen paylara ilişkin olarak art rehin hakkına yönelik bilgiler MKK
tarafından işlenecektir.
Art rehin sözleşmesinin taraflar arasında akdedilmesi ve akabinde MKK’ye sunulması
söz konusu olduğundan, uygulamada MKK’ye bildirilmeyen rehin hakkının varlığı ve bu
halde tesis edilen art rehin hakkının akibetine ilişkin karışıklıklar yaşanabilmektedir. Bu
karışıklıklar temelinde MKK kayıtlarının hukuki niteliğine yönelik olarak doktrinde
yapılan tartışmalar çerçevesinde çözülebilecektir. Bu doğrultuda, kayden izlenen paylar
üzerinde kurulan ilk rehin hakkının MKK’ye bildirilmemesi ve aynı paylar üzerinde tesis
edilen art rehin hakkının MKK’ye bildirilmesi durumunda ortaya çıkabilecek bu duruma
ayrıca değinmek gerekecektir.
Öncelikle, kayden izlenen paylar üzerinde tesis edilen ilk rehin hakkının taraflar
arasındaki yazılı rehin sözleşmesi ile kurulacağının ve MKK’ye yapılacak bildirimin
açıklayıcı nitelikte olması nedeniyle rehnin kurulmasına herhangi bir etkisi olmadığının
kabulü gerekir. Bu noktada, SerPK md. 13/5 hükümde söz konusu rehnin üçüncü kişilere
ileri sürülmesi bakımından MKK’ye yapılacak bildirimin tarihinin esas alınacağı
107
düzenlenmekte olup MKK kayıtlarının açıklayıcı nitelikte olduğunun kabulü ile birlikte
söz konusu bildirim yalnızca rehin hakkının üçüncü kişilere karşı ileri sürülebileceği tarih
bakımından önemlidir. Başka bir deyişle, rehin hakkının kurulmasına ilişkin bir gereklilik
olmayan bu bildirimin gerçekleştirilmemesi halinde rehin hakkının geçerliliğine halel
gelmemektedir. Bu halde, geçerli ve yürürlükte olan bir rehin hakkından bahsetmek
gerekmektedir.
Kayden izlenen paylar üzerinde geçerli bir şekilde kurulmuş fakat MKK nezdinde tutulan
kayıtlara işlenmemiş olan ilk rehin hakkını takiben art rehin hakkının tesis edildiği ve
MKK’ye bildirildiği durumda ise art rehin hakkının üçüncü kişilere ileri sürülebilmesi
bakımından ilk rehin hakkına göre öncelikli olduğunun kabulü gerekir. Çünkü, bu halde
kayden izlenen paylar üzerindeki bu rehin haklarının üçüncü kişilere karşı ileri
sürülebilmesi için MKK’ye bildirim tarihi esas alınacaktır.
308
Bu halde ilk rehin hakkı
geçerli bir şekilde hüküm ifade etmektedir ve rehin hakkı mutlak bir hak olduğundan
herkese karşı ileri sürülebilecektir fakat SerPK’de yer alan bu düzenleme özel bir
hükümdür.
Böylelikle, ilk rehin hakkı sahibinin söz konusu rehin hakkını MKK’ye bildirim
yapılmamış olsa da herkese karşı ileri sürebilmesi söz konusu olacaktır, fakat art rehin
hakkının MKK’ye bildirilmesi halinde art rehin hakkının üçüncü kişilere ileri sürülmesi
bakımından ilk rehin hakkına kıyasla öncelikli hale geleceği kabul edilmelidir.
309
Bu noktada, ilk rehnin MKK’ye kaydedilmek üzere bildirilmesi herhalükarda art rehin
kaydından sonraki bir tarihte olacağından ilk rehnin bildirim tarihi esas alındığında art
rehne kıyasla daha sonraki bir tarih dikkate alınarak üçüncü kişilere ileri sürülebilecektir.
Bu durum iki rehin hakkının da geçerliliğini ve kurulmasını etkileyen bir husus
olmayacak olup yalnızca rehinlerin paraya çevrilmesi halinde aralarında bir öncelik
sıralaması yapılması aşamasında etki doğuracaktır. MKK’ye zamanında bildirilmeyen ilk
308
Ünal, Sermaye Piyasası Hukuku, s. 57.
309
Urkan, s. 25; Seçer, s. 187.
108
rehin hakkı sahibi artık paraya çevrilme aşamasında MKK’ye zamanında bildirilen rehin
hakkı sahibinden sonra gelecek şekilde tahsilat yapabilecektir.
V. KAYDEN İZLENEN PAYLAR ÜZERİNDEKİ REHİN HAKKININ
HÜKÜMLERİ
Rehin hakkının kayden izlenen paylar üzerinde kurulmasının akabinde söz konusu hakkın
sona erdiği zamana kadarki dönem içerisinde rehin hakkı sahibinin sahip olacağı
haklardan da ayrıca bahsetmek gerekmektedir. Rehin hakkı sahibinin bu hakları esasen
rehin hakkının kapsamına işaret etmektedir. Halka açık anonim ortaklık payı üzerindeki
rehin hakkının kapsadığı haklar rehin hakkının sona ereceği güne kadar rehin hakkı sahibi
tarafından kullanılabilecektir.
Anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkının kapsamına ilişkin olarak çalışmanın
birinci ana bölümünde çeşitli açıklamalar yapılmış olup halka açık anonim ortaklık payı
üzerindeki rehin hakkının kapsamı bakımından da bu açıklamalar yol gösterici olacaktır.
Böylelikle, rehin hakkının kapsamına ilişkin olarak rehne konu kayden izlenen paylar ile
halka kapalı anonim ortaklık payı arasında farklılık bulunmadığını söylemek
gerekecektir.
Rehin hakkı, rehin alana yani rehin hakkı sahibine rehne konu malvarlığı değerinin paraya
çevrilmesi ve paraya çevirme işlemleri sonrasında elde edilen tutarların rehin hakkı
sahibinin alacağının ödenmesi için kullanma hakkı veren bir teminattır. Rehin hakkı
niteliği itibariyle para ile ölçülebilen malvarlığı değerleri, alacaklar ve diğer haklar
üzerindeki tesis edilebilecektir. Bu doğrultuda, rehin hakkı para ile ölçülebilen
malvarlıkları üzerinde kurulabilecektir.
Halka açık anonim ortaklık payı üzerinde tesis edilecek rehin hakkı ise buna paralel olarak
pay sahipliğine bağlı olan malvarlıksal hakları kapsayacak olup pay sahipliğine bağlı olan
yönetsel nitelikteki haklar rehnin kapsamı dışında kalacaktır. Bir diğer deyişle, rehin
hakkı sahibi, rehnin sona ermesine kadarki süreçte pay sahipliğine bağlı olan yönetsel
nitelikteki hakları kullanamayacak olup bu yönetsel nitelikteki haklar payların sahibi olan
rehin hakkı tesis eden kişi tarafından kullanılabilecektir.
109
Belirtmek gerekir ki, taraflar arasında akdedilecek rehin sözleşmesinde her zaman bu
durumun aksi düzenlenebilecek olup taraflar rehin hakkı sahibinin rehin hakkı geçerli
olduğu sürece paya bağlı yönetsel nitelikteki hakları kullanabileceği üzerinde
anlaşabileceklerdir.
Anonim ortaklık payına bağlı malvarlıksal nitelikteki haklar kâr payı hakkı ve tasfiye
payına katılma hakkı gibi haklar olabilecek olup söz konusu paylara bağlı yönetsel
nitelikteki haklar ise genel kurul toplantılarına katılma, genel kurul toplantılarında oy
kullanma ve müzakereler katılma ve genel kurulda bilgi almak hakkı olarak
sıralanabilecektir. Bu başlık altında paya bağlı malvarlıksal nitelikteki haklar ve yönetsel
nitelikteki haklar bakımından ayrıma gidilerek rehin kapsamı ele alınmaktadır.
A. Malvarlıksal Nitelikteki Haklar Bakımından
Malvarlıksal nitelikteki pay sahipliği haklarından biri olan kâr payı hakkı bakımından
kayden izlenen paylar üzerinde tesis edilecek rehin hakkı sahibinin durumu ele
alındığında, kâr payı hakkının paya bağlı bir feri bir hak olduğu ve payın hukuki
semerelerinden biri olduğu dikkate alınarak kâr payı hakkının rehin hakkı kapsamına
dahil olmayacağını
310
fakat özellikli durumların varlığı halinde rehin hakkı sahibi
tarafından kullanılabileceğini söylemek gerekmektedir.
311
Kâr payı hakkının rehin hakkı sahibi tarafından kullanılabileceği haller kâr payının
kuponlara bağlanması durumuna göre ortaya çıkmaktadır. Kâr payının kuponlara
bağlanmaması halinde kâr payı alacaklarının muaccel olacakları tarihe
312
kadar rehin
hakkı sahibi tarafından tahsil edilebileceği söylenebilecektir.
313
Kâr payının kuponlara
bağlanması halinde ise, söz konusu kuponların üzerinde geçerli bir şekilde rehin hakkı
tesis edildiğinde, kuponların temsil ettiği kâr payı hakkının da artık rehin alan tarafından
kullanılabileceği belirtilmelidir.
314
310
Cansel, s. 163; Makaracı Başak, s. 205; Acar, s. 153; Nomer/Ergüne, s. 468.
311
Urkan, s. 29; Diğer açıklamalar için bkz. yukarıda I. Bölüm, V.A.1.
312
Söz konusu tarih ortaklığın genel kurulunun kâr payı dağıtımına ilişkin alacağı kararda belirtilmelidir.
313
Yılmaz, Pay Rehni, s. 118; Göksoy, s. 231; Urkan, s. 29.
314
Yılmaz, Pay Rehni, s. 119; Urkan, s. 29 – 30.
110
Kâr payının kupona bağlanması halinin ayrıca kaydileştirme esaslarına tabi halka açık
anonim ortaklıklar bakımından nasıl uygulama alanı bulacağı hususu ayrıca bir
değerlendirmeye ihtiyaç duymaktadır. Kaydileştirme esasları çerçevesinde kayden
izlenen payları temsil eden varsa fiziki pay senetlerinin MKK’ye teslim edilmesi ve bu
senetlerin MKK tarafından imha edileceğinden yukarıda bahsedilmişti. Kaydileştirme
Tebliği’nde söz konusu kuponların akibetine ilişkin herhangi bir düzenleme yer
almamaktadır. Bu doğrultuda, kayden izlenen paylara bağlı olarak çıkarılmış olan kâr
payı kuponlarının da MKK kayıtlarına işlenmesi ve senetlere uygulanacak işlemlere
paralel olarak ayrıca MKK’ye teslim edilerek imha işlemlerinin gerçekleştirilmesi
gerektiği kabul edilmelidir.
315
Böylelikle, kayden izlenen paylar bakımından fiziki kupon
basılmasının söz konusu olmayacağı dikkate alınarak, söz konusu paylara bağlı kar payı
hakkının da ayrıca rehne konu edilmesi
316
ve MKK nezdinde tutulan kayıtlara bu
durumun işlenmesi gerekecektir.
Kayden izlenen payların üzerindeki rehin hakkının rehin alanın veya rehin verenin alt
hesaplarında saklanabilecek olması ve söz konusu alt hesaplara payların sahibi olan rehin
verenin bilgilerinin işlenmesi nedeniyle kâr payının ayrıca rehnedildiği ve rehin hakkının
kapsamına dahil edildiği durumlarda aynı şekilde rehne konu payların izleneceği alt hesap
ile bu bilgilerin birlikte izlenebileceği düşünülmektedir.
Bir diğer paya bağlı malvarlıksal haklardan biri olan tasfiye payına katılma hakkı
bakımından değerlendirme yapmak gerekirse, doktrindeki tartışmanın
317
neticesinde
tasfiye payı hakkının kâr payı hakkının hukuki niteliğine benzemekte olduğunun kabulü
ile birlikte tasfiye payı alacağının muaccel hale gelmesine kadarki süreçte rehin hakkı
sahibi tarafından kullanılabileceği kabul edilmelidir.
Son olarak, rüçhan hakkı ve bedelsiz payları edinme hakkı bakımından ise bu hakların
payın kök hakkı olarak nitelendirilmesinden hareketle taraflar arasında akdedilen rehin
sözleşmesindeki hükümler doğrultusunda rehin hakkı kapsamına dahil edileceği
315
Urkan, s. 30.
316
Urkan, s. 30.
317
Söz konusu tartışmaya ilişkin açıklamalar için bkz. yukarıda I. Bölüm, V.A.2.
111
doktrinde kabul edilmektedir.
318
Fakat, doktrindeki diğer görüş uyarınca, bu doğrultuda,
bu hakların paya bağlı ekonomik mülkiyet hakkının kapsamında olduğu ve ek bir
merasime gerek kalmaksızın söz konusu hakların kullanılması ile elde edilecek yeni
payların rehin hakkının kapsamına dahil olacağı savunulmuştur.
319
Kanaatimizce de yeni pay edinme ve bedelsiz payları elde etme haklarının mevcut payın
genişlemesi ile kendiliğinden rehin hakkı kapsamına dahil olacağını kabul etmek gerekir.
B. Yönetsel Nitelikteki Haklar Bakımından
Anonim ortaklık payına bağlı yönetsel nitelikteki haklar, pay sahibine ortaklığın
yönetiminde katılma imkânı veren haklar olarak tanımlanabilecek olup genel kurul
toplantılarına katılma, genel kurul toplantılarında oy kullanma ve müzakereler katılma ve
genel kurulda bilgi almak hakkı bu haklara örnek olarak gösterilebilecektir.
Rehin hakkının niteliği itibariyle para ile ölçülebilen değerler üzerinde tesis
edilebileceğinden hareketle anonim ortaklık payına bağlı yönetsel nitelikteki hakların
rehin hakkı sahibi tarafından kullanılamayacağının kabulü gerekir. Fakat bu hakların
rehin hakkı sahibi tarafından kullanılabileceği hususu taraflar arasındaki rehin
sözleşmesinde ayrıca düzenlenebilecek olup bu halde söz konusu yönetsel nitelikteki
haklar da rehin hakkı sahibi tarafından kullanılabilecektir.
320
Kayden izlenen paylar bakımından ise söz konusu yönetsel hakların kullanılmasına ilişkin
olarak Kaydileştirme Tebliği’nde özel düzenlemeler mevcuttur. Bu doğrultuda,
Kaydileştirme Tebliği md. 20 uyarınca, kayden izlenen paya bağlı yönetsel nitelikteki
hakların kullanılması bakımından ortaklığın genel kurul toplantılarından bir gün önce
MKK tarafından bir hazır bulunanlar listesi hazırlanacağı ve bu listedeki pay sahibi
bilgileri esas alınarak genel kurul toplantısına katılım sağlanacağı düzenlenmektedir.
321
318
Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 1878; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 231.
319
Rüçhan hakkına yönelik detaylı açıklamalar için bkz. yukarıda I. Bölüm, V.A.3; Bedelsiz pay edinme
hakkı için detaylı açıklamalar için bkz. yukarıda I. Bölüm, V.A.4.
320
Bkz. yukarıda I. Bölüm, V.B.1 ve V.B.2, ile 101 numaralı dipnot.
321
Ünal, Kaydi Sistem, s. 831.
112
Ayrıca, bu listede pay sahiplerinin yanı sıra intifa hakkı sahiplerinin ve varsa pay
sahiplerinin atadığı yetkili temsilcilerin bilgileri de yer alacaktır. Bu doğrultuda, kayden
izlenen paylar üzerindeki rehin hakkı sahibinin paya bağlı yönetsel hakları
kullanabileceği üzerinde tarafların anlaşması halinde rehin hakkı sahibinin de bu listede
bulunması gerekeceği söylenmelidir. MKK kayıtları esas alınarak rehin hakkı sahibi söz
konusu hakları kullanabilecektir.
113
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
HALKA AÇIK ANONİM ORTAKLIKTA PAY REHNİNİN SONA ERMESİ
I. PAY REHNİNİN SONA ERMESİ
Halka kapalı anonim ortaklık payı ve halka açık anonim ortaklık payı üzerindeki rehin
hakkının hukuki çerçevesini ve rehin hakkının tesis edilmesine yönelik hususları ele
aldıktan sonra rehin hakkının sona ermesine de genel hatlarıyla değinmek gerekecektir.
Çalışmanın bu başlığı altındaki sona erme halleri rehin hakkı için uygulanabilir olan genel
sona erme halleri ile anonim ortaklık payına özgülenmiş sona erme halleri olup halka açık
anonim ortaklık payının senede bağlanmamış olması, senede bağlanmış olması veya
kayden izlenmesine göre farklılık arz etmemektedir. Farklılık arz edecek hususlar bu
payların paraya çevrilmesi aşamasında kendini göstermekte olup bu hususlara paraya
çevrilmeye ilişkin başlıklar altında ayrıca değinilecektir.
Böylelikle, halka açık anonim ortaklık payının rehne konu olması halinde aşağıdaki sona
erme halleri söz konusu ayrımlara gerek olmaksızın rehin hakkı için uygulanabilir
olacaktır.
322
A. Alacağın Sona Ermesi
Çalışmanın birinci ana bölümü altında pay rehnine uygulanacak ilkelerden bahsedilmiş
ve rehin hakkının niteliği itibariyle güvence altına aldığı alacak hakkına bağlı olduğu
belirtilmişti. Ferilik ilkesinin bir sonucu olarak, rehin hakkının varlığı güvence altına
aldığı alacağın varlığına bağlı olduğundan, söz konusu alacağın herhangi bir nedenle sona
ermesi halinde rehin hakkı da sona erecektir.
323
322
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s. 1213; Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 872; Ayan, s. 376; Ertaş, s. 602;
Sirmen, Eşya Hukuku, s. 740; Nomer/Ergüne, s. 471; Esener/Güven, s. 973.
323
Yılmaz, Pay Rehni, s. 107; Çebi, s. 269; Bkz. TBK md. 131; Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s. 1185;
Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 849; Serozan, s. 358; Ayan, s. 317; Ertaş, s. 595; Sirmen, Eşya Hukuku, s.
723; Nomer/Ergüne, s. 438; Esener/Güven, s. 916; Mete, s. 1464; Kılıç, s. 76.
114
Alacağın sona erme hallerine söz konusu borcun ifa edilmesi
324
, ibra
325
veya takas
326
işlemlerine konu edilmesi gibi yöntemler örnek verilebilecek olup bu hallerde alacağın
sona ermesi ile alacağa bağlı rehin hakkının da sona ermesi söz konusu olacaktır.
Belirtilmelidir ki, alacağın tamamının sona ermediği, diğer bir deyişle, alacağın kısmen
sona erdiği hallerde rehin hakkının da kısmen sona ermesinden bahsedilemeyecektir.
Rehin yükünün bölünmezliği ilkesi dolayısıyla, alacağın kısmen sona erdiği hallerde
rehin alan, üzerinde rehin tesis edilen malvarlığını veya bu malvarlığının bir kısmını geri
verme yükümlülüğü altında değildir. Bu hallerde, rehin hakkı alacağın sona ermeyen
kısmı üzerinde geçerliliğini sürdürmeye devam edecektir.
Alacağın borçludan ziyade üçüncü bir kişi tarafından ifa edilmesi halinde ise TBK md.
127 uyarınca düzenlenen halefiyet hallerinden biri gerçekleşmiş olacak ve alacağı ifa
eden kişi asıl alacaklıya halef olacağından rehin hakkının da sahibi olacaktır. Böylelikle,
asıl borçlunun borcu devam ettiğinden rehin hakkı da devam edecek ve sona
ermeyecektir.
327
Alacağı ifa eden üçüncü kişinin söz konusu alacağı temin eden rehin
hakkının tesis edildiği malvarlığının maliki olması halinde ise rehin hakkı sahipliği sıfatı
ile rehin veren sıfatı aynı kişide birleşeceğinden rehin hakkı kendiliğinden sona
erecektir.
328
TBK md. 159 uyarınca, alacağın zamanaşımına uğraması halinde alacağı güvence altına
alan rehin hakkının devam edeceği ve rehin hakkı sahibinin söz konusu rehni paraya
çevirme yoluna başvurabileceği düzenlenmektedir. Bu doğrultuda, temeldeki alacağın
zamanaşımına uğraması halinde rehin hakkının sona ereceğinden söz edilemeyecektir.
329
Bu başlık altında değinilmesi gereken diğer bir husus da borcun yenilenmesi halinde söz
konusu borcu teminat altına alan rehin hakkının akibetinin ne olacağıdır. TBK md. 133
324
Bkz. TBK md. 83 vd.
325
Bkz. TBK md. 132.
326
Bkz. TBK md. 139 vd.
327
Yılmaz, Pay Rehni, s. 107; Cansel, s. 205; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1186.
328
Yılmaz, Pay Rehni, s. 108, Seda İrem Çakırca, Adi Alacakların Rehni, 1. Baskı, Vedat Kitapçılık,
İstanbul 2006, s. 68; Sirmen, Alacak Rehni, s. 110; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1186.
329
Cansel, s. 202; Serozan, s. 358; Ertaş, s. 596; Esener/Güven, s. 916; Mete, s. 1464.
115
hükmü uyarınca, borcun yenilenmesi halinde borç sona ermekte ve mevcut borçtan
bağımsız yeni bir borç yaratılmaktadır. Böylelikle, mevcut borca bağlı rehin hakkı da
yenileme ile birlikte sona ereceği kabul edilmelidir.
330
Son olarak, alacağın bozucu şarta tabi olması ve bu bozucu şartın gerçekleşmesi halinde
de alacak sona ereceğinden, alacağı güvence altına almak üzere tesis edilen rehin hakkı
da sona erecektir.
331
B. Borcun Dış Üstlenilmesi
TBK md. 196 hükmü uyarınca borçlunun yerine başka bir borçlunun geçmesi yani
borçlunun değiştirilmesi için borcu üstlenecek yeni kişi ile alacaklı arasında bir sözleşme
yapılması gerektiği düzenlenmektedir. Ek olarak, borçlunun değişmesinin söz konusu
borcu teminat altına alan bir hakkın varlığı halinde bu teminatın akibetinin ne olacağına
ilişkin olarak TBK md. 198 hükmü mevcuttur.
Bu hüküm doğrultusunda, borçlunun değişmesi halinde borçlunun kişiliğine özgü
olmayan hakların saklı kalacağı ve borcu temin eden bir rehin hakkının varlığı halinde ise
rehin veren kişinin sorumluluğunun söz konusu borçlunun değişmesi durumuna yazılı
olarak rıza göstermesi halinde devam edeceği düzenlenmektedir. Bu doğrultuda, rehin
verenin borçlunun değişmesini yazılı bir şekilde onaylamaması halinde rehin hakkının
sona ereceğini kabul etmek gerekir.
Bununla birlikte, birden fazla alacağı güvence altına alan pay rehninin varlığı söz konusu
ise ve bu alacakların bir kısmı nezdinde borçlu sıfatı değişiyorsa, bu halde devredilmeyen
alacaklar bakımından söz konusu pay rehninin devam edeceği ve sona ermeyeceği
belirtilmelidir.
332
330
Işık Önay, Yenileme, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2016, s. 138 – 139; Serozan, s. 358;
Nomer/Ergüne, s. 438.
331
Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1185 – 1186; Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 849. Sirmen, Eşya
Hukuku, s. 723. Nomer/Ergüne, s. 440. Esener/Güven, s. 918.
332
Çebi, s. 285.
116
C. Alacaklı ve Borçlu Sıfatının Birleşmesi
TBK md. 135 hükmü uyarınca, alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesi
halinde borcun sona ereceği düzenlenmektedir. Bu hallerde borcun sona ermesi ile
birlikte borcu teminat altına alan rehin hakkı da sona erecektir.
333
Fakat, bu noktada, TBK md. 135/3 hükmüne ayrıca değinmekte fayda vardır. Bu hüküm
dolayısıyla kıymetli evraka ilişkin hükümler saklı tutulmaktadır. Bu nedenle de kıymetli
evraka bağlanmış borçların teminatı olarak tesis edilen pay rehnini bu durumda hariç
tutmak gerekmektedir. Anonim ortaklık payının rehin hakkına konu edildiği alacak
kıymetli evraka bağlanmışsa, diğer bir deyişle, rehin hakkının güvence altına aldığı borç
bir kıymetli evraka bağlı ise, bu durumda söz konusu kıymetli evrakı elinde bulunduran
hamilin aynı zamanda rehin hakkı sahibi olması ile söz konusu rehin hakkının sona
ermeyeceği kabul edilmektedir.
334
D. Rehin Hakkından Vazgeçilmesi (Feragat)
Rehin hakkı sahibinin rehin hakkından feragat ettiği durumlarda da rehin hakkının sona
ereceğini belirtmek gerekmektedir.
335
Söz konusu durum rehin hakkı sahibi tarafından
tek taraflı bir irade beyanıyla rehin verene iletilmeli ve iletilen beyanda rehin hakkı
sahibinin rehin hakkından vazgeçtiğine dair açık ifadeler yer almalıdır.
İrade beyanı herhangi bir şekle bağlı olmamakla birlikte burada önem arz eden husus
rehin hakkından vazgeçme iradesinin açık bir şekilde karşı tarafa iletilmesidir.
Pay rehni bakımından ise söz konusu irade beyanının rehin verene iletilmesini takiben
üzerinde rehin hakkı tesis edilen payları temsilen pay senedi çıkarılmış ise söz konusu
pay senetlerinin de rehin verene teslim edilmesi gerekecektir.
336
333
Çebi, s. 270; Göksoy, s. 375; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1186; Serozan, s. 359; Ertaş, s.
595; Nomer/Ergüne, s. 440; Esener/Güven, s. 917; Mete, s. 1465; Kılıç, s. 76.
334
Çebi, s. 283 – 284.
335
Yılmaz, Pay Rehni, s. 109; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1185; Serozan, s. 358; Ayan, s. 317;
Sirmen, Eşya Hukuku, s. 723; Esener/Güven, s. 917; Kılıç, s. 76.
336
Sirmen, Alacak Rehni, s. 111; Makaracı Başak, s. 391; Rehin hakkının sona ermesinin sonuçlarına
yönelik olarak detaylı açıklamalar için bkz. Bölüm III, III.
117
E. Rehin Hakkının Süresinin Sona Ermesi
Rehin hakkının tesis edilmesine yönelik olarak akdedilen rehin sözleşmesinde taraflar,
rehin hakkının belirli bir süre boyunca geçerli olacağını ve bu süre sonunda kendiliğinden
sona ereceğini düzenleyebilirler.
Bu halde, taraflar arasında belirlenen bu sürenin sona ermesiyle birlikte rehin hakkının da
sona ereceği kabul edilmelidir.
F. Zilyetliğin Kesin Olarak Kaybı
Anonim ortaklıkların payına ilişkin olarak söz konusu payların senede bağlanmamış
olması veya halka açık anonim ortaklıkların kayden izlenen paylarının söz konusu olması
halinde, bu payları temsil eden bir senedin varlığından bahsedilmeyeceği yukarıda
belirtilmişti. Böylelikle, fiziki bir varlığı bulunmayan bu payların zilyetlik esaslarına
konu olmayacağını da tekrar belirtmek gerekir.
Fakat, payların senede bağlanmış olması halinde ise söz konusu senetlerin zilyetliğinin
rehin hakkı sahibinde bulunmaması hallerinde de bu senetlerin temsil ettiği paylar
üzerindeki rehin hakkının sona ereceğini belirtmek gerekmektedir.
Rehin hakkının sona ermesine sebebiyet verecek zilyetlik kayıpları ise rehin hakkı
sahibinin rızası dışında gerçekleşmesi ve söz konusu senedin zilyetliğinin tekrar rehin
hakkı sahibine tesis edilememesi hallerinde mümkün olacaktır.
337
Fakat, TMK md. 943/2 hükmünde belirtildiği üzere, rehin hakkına konu malvarlığının
zilyetliğinin rehin hakkı sahibinin rızası ile rehin verende bulunması hallerinde, rehin
hakkı sona ermeyecek olup zilyetlik tekrar rehin hakkı sahibine geçene kadar askıda bir
şekilde devam edecektir.
338
337
Bkz. TMK md. 943/1; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1186 – 1187; Akipek/Akıntürk/Ateş, s.
850; Serozan, s. 358; Ayan, s. 318; Ertaş, s. 595 – 596; Sirmen, Eşya Hukuku, s. 724; Nomer/Ergüne, s.
441; Esener/Güven, s. 917 – 918; Kılıç, s. 76.
338
Yılmaz, Pay Rehni, s. 109; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1186 – 1187; Akipek/Akıntürk/Ateş,
s. 850; Serozan, s. 358; Ayan, s. 318; Ertaş, s. 595 – 596; Sirmen, Eşya Hukuku, s. 724; Nomer/Ergüne,
s. 441; Esener/Güven, s. 917 – 918.
118
G. Anonim Ortaklık Payına Özgü Sona Erme Halleri
Rehin hakkına uygulanabilir olan sona erme kurallarını yukarıda genel hatlarıyla ele
aldıktan sonra çalışmanın ana konusu olan halka açık anonim ortaklık payı üzerindeki
rehin hakkının sona ermesi sonucunu doğurabilecek özel hallerden de bahsetmek faydalı
olacaktır.
Halka açık anonim ortaklıkların temelde TTK’de düzenlenen anonim ortaklıkların bir alt
türü olması nedeniyle anonim ortaklıklar için uygulanabilir olan aşağıdaki durumlarda da
pay üzerindeki rehin hakkının sona ermesi sonucu doğabilecektir.
Halka açık anonim ortaklıklara da uygulanabilir olan bu haller kapsamında SerPK ve
TTK hükümleri arasında farklılık olması halinde ise aşağıdaki başlıklar altındaki ilgili
yerlerde bu farklılıklar ayrıca belirtilerek ele alınacaktır.
1. Payın İtfa Edilmesi
Anonim ortaklıklarda genel kurulun karar vermesi ile birlikte sermaye azaltımı
339
işlemleri gerçekleştirilebilir. Sermaye azaltımı, anonim ortaklığın sermayesini oluşturan
payların itibari değerinin azaltılması yöntemiyle yapılabilecek olup payların sayılarının
azaltılması şeklinde de yapabilmektedir.
340
Anonim ortaklık paylarının itfa edilerek
sermaye azaltımı gerçekleştirilmesi halinde söz konusu pay ortadan kaldırılarak pay
sahibine ortadan kaldırılan payın değeri iade edilmektedir.
341
Bu hallerde, anonim ortaklık payı ortadan kaldırıldığı için üzerinde rehin hakkının devam
edebileceği malvarlığı değeri yok olmaktadır. Bu nedenle de anonim ortaklık paylarının
itfa edilmesi halinde söz konusu itfa edilen yani ortadan kaldırılan paylar üzerindeki rehin
hakkı da sona ermektedir.
342
339
TTK hükümleri uyarınca sermaye azaltımı “kurucu”, “açıklayıcı” ve “sermaye artırımı ile eş zamanlı”
şekilde gerçekleştirilebilecek olup paylar üzerindeki rehin hakkını sona erdirecek nitelikte olan ve payların
itfa edilmesi sonucunu doğuran sermaye azaltımı haricindeki türlere ilişkin detaylı açıklamalar için bkz.
Çebi, s. 291 vd.; Yılmaz, Pay Rehni, s. 161 vd.; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 270 vd.
340
Yılmaz, Pay Rehni, s. 165 – 166.
341
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 272.
342
Çebi, s. 294; Yılmaz, Pay Rehni, s. 163.
119
Bu noktada, söz konusu paylar üzerinde halihazırda tesis edilmiş olan rehin hakkının
payların itfa edilmesini takiben pay sahibine iade edilen tutar üzerinde devam edip
etmeyeceği hususuna ayrıca değinmek gerekecektir.
Payların itfa edilmesi sonucunu doğuran sermaye azaltımı işlemlerinin gerçekleştirilmesi
halinde, itfa edilen payların bedelleri söz konusu payların ikame değeri niteliğinde kabul
edilecek olup bu değer üzerinde rehin hakkının devam edeceği kabul edilmelidir.
343
Bu halde, pay sahibi itfa edilen payların karşılığında bir bedeli iade almaktadır ve bu
nedenle de itfa edilen paylar üzerinde tesis edilmiş olan pay rehninin pay sahibinin elde
ettiği bu karşılık üzerinde başkaca bir merasime gerek kalmaksızın devam edeceği
söylenmelidir.
2. Pay Sahibinin Iskatı
Anonim ortaklıkta pay sahiplerinin esas yükümlülüğü sahibi olduğu payların karşılığı
olan sermaye bedellerinin ve varsa emisyon primlerinin anonim ortaklığın kuruluşunda
veya sermaye artırımlarında ödenmesidir. TTK md. 334 ve 459/1 hükümleri uyarınca, söz
konusu sermaye bedellerinin %25’i kuruluşun veya sermaye artırımlarının tescil
edilmesinden önce ödenmekte olup bu bedellerin %75’i ilgili tescil tarihini takiben 24 ay
içerisinde ödenebilecektir.
344
TTK md. 482/1 hükmü uyarınca ise, bu süre içerisinde pay sahibinin ilgili sermaye
taahüdünü yerine getirmemesi ve sermaye bedellerini ödememesi halinde temerrüde
düşeceği düzenlenmektedir.
Böylelikle, anonim ortaklığın yönetim kurulu, temerrüde düşen pay sahiplerinden
tahakkuk edecek temerrüt faizi ile birlikte söz konusu ödenmeyen sermaye bedellerinin
ödenmesini ve pay sahibinin ıskatını talep edebilecektir.
345
Pay sahibinin ıskatı, pay
343
Çebi, s. 294; Yılmaz, Pay Rehni, s. 163; Göksoy, s. 318 – 319.
344
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 83.
345
Çebi, s. 287; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 100.
120
sahibinin sahip olduğu paylara ilişkin sahipliğini ve bu paylara bağları haklarını sona
erdiren bir işlem olarak tanımlanmaktadır.
346
TTK md. 482/2 hükmünde anonim ortaklığın yönetim kurulunun pay sahibinin ıskatını
talep etme hakkı düzenlenmekte olup pay sahibinin taahhüt ettiği payların bedellerini
ödemede temerrüde düşmesi halinde bu hak kullanılabilecek ve bu halde pay sahibinin
bedelleri ödenmeyen payları bakımından pay sahipliği sona erdirilebilecektir.
Anonim ortaklık tarafından ilgili pay sahibinin ıskatı halinde paylar üzerindeki rehin
hakkının da pay sahipliği durumu ile birlikte sona ereceği söylenmelidir. Bu halde, pay
sahibinin bedeli ödenmemiş payları bakımından pay sahipliği ve bu paylara bağlı pay
sahipliği hakları sona erecektir. Böylelikle, bu paylar üzerindeki rehin hakkının da
kendiliğinden sona ereceğini kabul etmek gerekmektedir.
347
Son olarak, söz konusu yaptırımın ilgili pay sahibinin bedeli ödenmemiş paylarına ilişkin
olduğunu hatırlatmak gerekmektedir. Pay sahibinin bedelleri ödenmiş paylarına ilişkin
olarak böyle bir yaptırım söz konusu olamayacağından, bu paylar üzerindeki rehin
hakkının da sona ermesi söz konusu olmayacaktır.
3. Anonim Ortaklığın Sona Ermesi
TTK md. 520 hükmü uyarınca anonim ortaklığın sona erme halleri düzenlenmiştir. Bu
doğrultuda, ortaklığın esas sözleşmesinde yer alan sürenin geçmesi, ortaklığın işletme
konusunun gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız hale gelmesi, ortaklığın iflası
ve ortaklığın genel kurulunun bu yönde alacağı bir karar ile ortaklığın sona ermesi söz
konusu olabilecektir.
Sona ermeye konu anonim ortaklık payının üzerinde rehin hakkı tesis edilmiş olması
halinde ise, bu hallerde anonim ortaklık sona ereceğinden üzerinde rehin hakkının devam
etmesine imkân sağlayacak bir malvarlığı değeri bulunmayacaktır. Diğer bir deyişle,
346
Çebi, s. 287; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 98.
347
Çebi, s. 287; Göksoy, s. 310; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Cilt II, s. 101; Bu halde pay üzerindeki intifa
hakkının da sona ereceğine ilişkin olarak bkz. Kendigelen, s. 64; Kılıç, s. 76.
121
ortaklığın sona ermesi halinde ortaklığın payı da söz konusu olmayacaktır. Bu nedenle de
pay üzerindeki rehin hakkı kendiliğinden sona erecektir.
348
Anonim ortaklığın sona ermesi sonucunda tasfiye payının muaccel hale gelmesi halinde
pay üzerindeki rehin hakkı sahibinin söz konusu muaccel hale gelen tasfiye payı üzerinde
hak iddia edip edememesi hususunu ayrıca ele almak gerekmektedir.
Çalışmanın yukarıdaki başlıkları altında değinildiği üzere, doktrinde tasfiye payının
hukuki niteliğine ilişkin çeşitli görüşler
349
bulunmaktadır. Bu görüşler doğrultusunda,
tasfiye payının pay yerine geçen ikame bir değer olduğu kabul edildiğinde, sona erme
halinde pay üzerindeki rehin hakkının tasfiye payına yayılacağı yani tasfiye payı üzerinde
devam edeceğini söylemek gerekir.
350
Diğer yandan, tasfiye payının hukuki niteliğinin ortaklığın varlığını sürdürdüğü dönem
boyunca elde ettiği kazançların toplamı olduğu kabul edilirse bu yönüyle kâr payına
benzediği ve sona erme halinde de söz konusu tasfiye payının muaccel hale gelen bir
alacak hakkı niteliğinde olduğunu kabul etmek gerekir. Bu halde, muaccel hale gelen
tasfiye payının rehin hakkı kapsamına dahil olmayacağı belirtilmelidir.
351
Kanaatimizce de tasfiye payının kâr payına benzer nitelikte olduğunun kabulü
gerekmekle birlikte, anonim ortaklığın sona ermesi halinde muaccel hale gelen bir alacak
hakkı olduğu ve bu halde de tasfiye payının pay üzerindeki rehin hakkının kapsamına
girmeyeceği kabul edilmelidir.
II. PAY REHNİNİN PARAYA ÇEVRİLMESİ
Rehin hakkının sona erdiği hallerden biri olan paraya çevrilme hali diğer sona erme
hallerinin yanı sıra rehin hakkının temelde sağladığı sonucu rehin hakkı sahibine
sağlayacağı için ayrıca incelenmesi gereken bir başlık haline gelmektedir. Rehin
hakkının, rehin alacaklısına, üzerinde tesis edildiği malvarlığı değerini paraya çevirme ve
348
Çebi, s. 298; Kılıç, s. 77.
349
Detaylı açıklamalar için bkz. yukarıda I. Bölüm, V.A.2.
350
Çebi, s. 298.
351
Yılmaz, Pay Rehni, s. 133.
122
paraya çevirme işlemleri sonrasında elde edilen tutarları alacağın tahsil edilmesi için
kullanma yetkisi veren sınırlı ayni bir hak olduğundan daha önce de bahsedilmişti.
Rehin hakkının sağladığı bu yetkiler dikkate alındığında, rehin hakkı sahibi, rehin
hakkının güvence altına aldığı alacağın muaccel olması ve ödenmemesi halinde üzerinde
rehin hakkı tesis edilen malvarlığı değerini paraya çevirebilecektir. Paraya çevirme
işlemleri genel itibariyle söz konusu malvarlığı değerinin üçüncü bir kişiye satılması ve
karşılığında elde edilen tutarların rehnin güvence altına aldığı alacağın ödenmesi için
kullanılmasına imkan vermektedir.
Yukarıda ilgili yerlerde değinildiği üzere, anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkı
her ne kadar hukuki nitelik itibariyle hak rehni olarak kabul edilse de hak rehnine ilişkin
özel hükümlerin bulunmadığı hallerde TMK uyarınca düzenlenen “teslime bağlı taşınır
rehnine” ilişkin düzenlemeler çerçevesinde yorumlanacaktır.
Bu doğrultuda, anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkı da İİK’de
352
düzenlenen
taşınır rehninin paraya çevrilmesine ilişkin hükümler çerçevesinde paraya
çevrilebilecektir.
Bu başlık altında İİK’de yer alan taşınır rehninin paraya çevrilmesine ilişkin hükümler
çerçevesinde rehin hakkının paraya çevrilmesi sürecinin anonim ortaklık payı üzerindeki
rehin bakımından nasıl işleyeceğine dair genel hukuki çerçeve çizilecek olup çalışmanın
ana konusu olan halka açık anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkının paraya
çevrilmesine yönelik özellikli düzenmeler ve durumlar ilgili başlıklarda ayrıca
incelenecektir.
A. Lex Commissoria Yasağı
Taşınmazlar üzerindeki rehin hakkına ilişkin olarak düzenlenen TMK md. 873/2 hükmü
ile taşınır rehnine yönelik düzenlenen TMK md. 949 hükmü uyarınca, rehin hakkının
güvence altına aldığı alacağın ödenmemesi halinde üzerinde rehin hakkı tesis edilen
352
Bkz. İİK md. 145 vd.
123
taşınırın mülkiyetinin rehin hakkı sahibine devredilmesini öngören sözleşme
hükümlerinin geçersiz olacağı düzenlenmektedir.
“Sözleşmeye eklenen şart”
353
şeklinde Türkçe’ye çevrilebilecek olan “lex commissoria”
kaydı, TMK md. 873/2 ve 949 hükümlerinde açıkça düzenlenen borcun ödenmemesi
halinde üzerinde rehin hakkı tesis edilen malvarlığı değerinin rehin alacaklısına
devredilmesine ilişkin sözleşme hükmünü ifade etmektedir. TMK’deki bu maddeler
dolayısıyla lex commissoria yasağı ise, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerdeki bu
kayıtların geçersiz olacağını belirtmektedir.
354
Borçlu konumunda olan rehin verenin üzerinde rehin hakkı tesis ettiği malvarlığı
değerinin çoğunlukla güvence altına alınan alacak değerinden fazla olması nedeniyle bu
yasağın korumak istediği menfaat, rehin veren borçlunun menfaatidir.
355
Bu halde,
alacaklı ve borçlu arasındaki dengenin borcun doğduğu anda alacaklı lehine bozulması
nedeniyle söz konusu borcun muaccel olmasından önce borçlu, üzerinde rehin hakkı tesis
edilen malvarlığının mülkiyetini alacaklıya devretmeyi taahhüt edebilir. Söz konusu
borcun yaratılması için taraflar bu şartlara uygunluk vererek sözleşme akdedebilirler. Lex
commisoria yasağı, bu noktada, söz konusu sözleşme kayıtlarının geçersiz olduğunu
belirterek borçlunun malvarlığının alacaklı karşısında korunmasını amaçlamaktadır.
356
353
Yılmaz, Pay Rehni, s. 219.
354
Nevzat Boztaş, “Lex Commissoria Yasağının İnançlı İşlemler ve İcra Sözleşmeleri Bağlamında
Değerlendirilmesi”, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 4, S: 2, 2017, s. 220; Ece
Ayça Eker, “Lex Commissoria Yasağı ve Uygulama Alanı”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,
C: 29, S:1, 2021, s. 138; Zeliha Dereli, Lex Commissoria Yasağı, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Ankara 2009 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi), s. 28;
Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1092; Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 847; Serozan, s. 357;
Nomer/Ergüne, s. 418; Esener/Güven, s. 904; Burcu Ece Tuna, Menkul Rehninin Paraya Çevrilmesi,
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, İzmir 2008,
(yayımlanmamış yüksek lisans tezi), s. 29; Saibe Oktay Özdemir, “Teminat Amaçlı Alacak Devri ve
Toptan Temlik Sözleşmeleri”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 57, S: 1 – 2, 1999, s. 280;
Haluk Nami Nomer, “Teminat Amaçlı Vefalı Satışlar ile İnanç Sözleşmeleri ve Lex Commissoria
Yasağı”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C: 22, S: 3, 2016, s. 2012;
Mete, s. 1455.
355
Şafak Parlak Börü, “Mülkiyetin Teminat Amacıyla İnançlı İşlemle Devri”, Türkiye Barolar Birliği
Dergisi, S: 128, 2017, s. 263; Burçin Narmış, Taşınır Rehninin Paraya Çevrilmesi ve Bu Takipte Sıra
Cetveli ile Rehin Alacaklısının Korunması, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk
Anabilim Dalı, İstanbul 2022 (yayımlanmamış doktora tezi), s. 21.
356
Yılmaz, Pay Rehni, s. 220; Boztaş, s. 216 – 217; Eker, s. 135; Dereli, s. 33.
124
Fakat, belirtilmelidir ki, borcun muaccel olmasını takiben borçlu ile alacaklı arasında her
zaman ifa yerine temlik sözleşmesi yapılarak rehin hakkına konu malvarlığının rehin
hakkı sahibine devredileceği kararlaştırılabilecektir. Bu halde, artık borç muaccel hale
gelmiştir ve ödenmemiştir, bu nedenle de borçlunun korunması gereken menfaatinin
ortadan kalktığı kabul edilmektedir. Böylelikle, borcun muaccel hale gelmesinden sonra
yapılan bu sözleşmeler lex commissoria yasağının kapsamına dahil olmayacaktır.
357
Doktrinde bu gibi sözleşmelerin “ifa yerine geçen edim” niteliğinde olacağı kabul
edilmekle
358
birlikte, borçlar hukukunda esas olan sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde
taraflar arasında söz konusu sözleşmelerin “ifa uğruna edim” niteliğinde olacak şekilde
de akdedilebileceği bazı yazarlarca savunulmaktadır.
359
B. Önce Rehne Başvurma Kuralı
İİK’de düzenlenen taşınır rehninin paraya çevrilmesine ilişkin sürecin açıklanmasına
geçmeden önce değinilmesi gereken diğer bir konu da “önce rehne başvurma kuralı”dır.
İİK md. 45 uyarınca düzenlenen bu kural, icra hukukunun genel ilkelerinden olup rehin
hakkının güvence altına aldığı alacakların icra takibine konu olduğu durumlarda
uygulama alanı bulmaktadır.
İİK md. 45 uyarınca, “Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan
olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin
tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip
edebilir” hükmü düzenlenmektedir.
Böylelikle, rehin hakkı ile güvence altına alınan bir alacağın varlığı halinde bu alacak
yalnızca rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine konu edilebilecek ve genel haciz
yoluna başvurulamayacaktır. Fakat, rehnin paraya çevrilmesi sonucunda elde edilen tutar
357
Yılmaz, Pay Rehni, s. 220; Seçer, s. 188; Boztaş, s. 219; Eker, s. 143; Dereli, s. 32 – 33; Ali Cem
Budak, İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip, 2. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2009, s. 63;
Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1092; Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 847; Nomer/Ergüne, s. 418;
Esener/Güven, s. 904; Karacan, s. 363; Merve Ardıç Tüken, Mevduat Rehni, Galatasaray Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul 2023 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi),
s. 198; Parlak Börü, s. 263; Nomer, s. 2012; Narmış, s. 21.
358
Dereli, s. 40; Eker, s. 154.
359
Eker, s. 154; Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s. 1092.
125
söz konusu alacağı karşılamaya yetmezse bu halde artık kalan tutar için haciz yoluna
başvurulabilecektir.
Değinilmesi gereken diğer bir husus, söz konusu kanun hükmünün aksinin taraflarca
akdedilen sözleşmelerde düzenlenip düzenlenemeyeceğidir. Diğer bir deyişle, söz konusu
kanun hükmünün emredici nitelikte olup olmadığı doktrinde tartışılmıştır.
Bu doğrultuda, doktrindeki çoğunluk görüş, söz konusu hükmün kamu düzeninden
kaynaklandığını savunarak tarafların kendi aralarında akdedecekleri sözleşmeler ile bu
hükmün aksini kararlaştıramayacağını değerlendirmektedir.
360
Diğer yandan, doktrindeki bazı yazarlar ise, söz konusu hükmün tamamlayıcı nitelikte bir
kural olduğunu bu nedenle taraflar arasında aksinin kararlaştırılabileceğini
savunmaktadır.
361
Kanaatimizce de söz konusu hükmün emredici nitelikte olduğunun ve aksinin taraflarca
kararlaştırılamayacağının kabulü gerekir. Aksinin kararlaştırıldığı noktada, borçlunun
diğer üçüncü kişilere karşı olan borçları dikkate alındığında hem genel haciz yoluyla takip
etme imkânı hem de rehinli taşınırın paraya çevrilmesi imkânı tek bir alacaklının
konumunu diğer alacaklılara kıyasla dengesiz hale getirecektir.
360
Yılmaz, Pay Rehni, s. 226; Birce Arslandoğan, Rehnin Paraya Çevrilmesi Yolu ile Takip Yapma
Zorunluluğu, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2023, s. 113; Budak, s. 16 – 17; Döne Nurdan
Korkmaz, İcra Hukukunda Rehin Açığı Belgesi, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2019, s. 55 –
56; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E: 2015/32415, K: 2016/9597, T: 31/03/2016; Yargıtay 12. Hukuk
Dairesi, E: 2014/11600, K: 2014/13948, T: 12/05/2014; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E: 2016/840, K:
2016/2907, T: 08/02/2016; Baki Kuru / Burak Aydın, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas
Hukuku Ders Kitabı, 8. Baskı, Seçkin Yayınları, Ankara 2023, s. 351; Mine Erturgut, İcra ve İflas
Hukukunda Menkullerin Paraya Çevrilmesi, 1. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara 2000, s. 48; Hakan
Pekcanıtez / Oğuz Atalay / Meral Özkan Sungurtekin / Muhammet Özekes, İcra ve İflas Hukuku Ders
Kitabı, 11. Bası, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2024, s. 335; Abdurrahim Karslı, İcra ve İflas Hukuku
Esasları, 4. Baskı, Filiz Kitabevi, İstanbul 2022, s. 716; Ramazan Arslan / Ejder Yılmaz / Sema Ayvaz
Taşpınar / Emel Hanağası, İcra ve İflas Hukuku, 10. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara 2024, s. 521 – 522;
İbrahim Aşık / Yakup Oruç / Ozan Tok / Ömer Faruk Saçar / Recep Aşit, İcra ve İflas Hukuku, 3.
Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2024, s. 438; Tuna, s. 17; Narmış, s. 58.
361
Evren Kılıçoğlu, İcra Sözleşmeleri, 1. Baskı, Arıkan Yayıncılık, İstanbul 2005, s. 140; Yargıtay 11.
Hukuk Dairesi, E: 7191, K: 11047, T: 29/11/2002; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E: 619, K: 1108, T:
18/02/1982.
126
C. Rehnin Cebri İcra Yoluyla Paraya Çevrilmesi
1. Rehnin İlamsız Takip Yoluyla Paraya Çevrilmesi
Anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkının İİK’de yer alan hükümler kapsamında
paraya çevrilmesi sürecini değerlendirmeden önce söz konusu payları temsilen pay senedi
basılıp basılmadığının araştırılması gerekecektir.
Rehin hakkının pay senetleri üzerinde tesis edilmesi halinde söz konusu rehin hakkı
bakımından TMK’de yer alan teslime bağlı taşınır rehnine ilişkin kuralları uygulama alanı
bulacağından bu rehnin paraya çevrilmesi aşamasında da taşınır rehninin paraya
çevrilmesine ilişkin İİK maddeleri uygulanacaktır.
362
Aşağıdaki başlıklar altında öncelikle İİK md. 145 vd. hükümlerinde düzenlenen taşınır
rehninin paraya çevrilmesine ilişkin hükümler kapsamındaki süreç genel hatlarıyla ele
alınacak olup halka açık anonim ortaklık paylarının senede bağlanmış olması, senede
bağlanmamış olması veya kayden izlenmesi ihtimalleri ayrı ayrı değerlendirilerek bu
yönde açıklamalar yapılacaktır.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, İİK’nin düzenleniş biçimi bakımından taşınır ve taşınmaz
mallara ilişkin bir ayrıma gittiği ve rehnin paraya çevrilmesine yönelik süreci bu ayrım
dikkate alınarak belirlediği görülmektedir. Bu nedenle de taşınır rehninin paraya
çevrilmesine ilişkin olarak ilamlı takip yapılması veya ilamsız takip yapılması gibi bir
ayrıma gitmediği sonucu çıkarılmaktadır.
Bu halde, söz konusu rehin hakkına veya rehin hakkının güvence altına aldığı alacak
hakkına yönelik ilam niteliğinde bir kararın bulunması halinde İİK’de yer alan ilamlı icra
takibi yolu da alacaklı tarafından tercih edilebilecektir.
363
362
Zeynep Damla Taşkın, Mevduat Rehni Özelinde Alacak Rehni, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık,
İstanbul 2023, s. 357.
363
Rehnin ilamlı takip yoluyla paraya çevrilmesine ilişkin detaylı açıklamalar için bkz. Bölüm III, II, C.2.;
Melis Alkan, Anonim Ortaklıkta Pay Üzerindeki Rehnin Paraya Çevrilmesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi
Sosyal Bilimler Entitüsü Hukuk Yüksek Lisans Programı, İstanbul 2009 (yayımlanmamış yüksek lisans
tezi), s. 61.
127
Bu doğrultuda, bu başlık altında ilamsız icra takibi yolu ile rehnin paraya çevrilmesi
süreci ele alınacak olup devamında ilamlı icra takibi yolu ayrıca incelenecektir.
a. Takip Talebi
Rehnin paraya çevrilmesi takip talebinin borçluya yöneltilmek üzere icra müdürlüğüne
sunulması ile başlamaktadır.
364
Aşağıda daha detaylı olarak ele alınacak olan ilamlı takip
yolu ile ilamsız takip yolundaki takip talebinin gönderilmesine ilişkin işlemler birbirine
benzerdir. Ayrıca, rehnin paraya çevrilmesine ilişkin takip talebi, İİK’de yer alan diğer
takip yolları için düzenlenen ve matbu olan örnek belge üzerinden yapılabilecektir.
Bu belgede İİK md. 58’de yer alan bilgilerin yanı sıra rehin hakkının tesis edildiği
malvarlığının ne olduğuna, rehin veren ile borçlu farkı kişilerse üçüncü tarafın bilgilerine
ve aynı malvarlığı üzerinde başka kişiler lehine tesis edilmiş art rehin hakkı bulunması
halinde bu kişilerin bilgilerine yer verilmektedir.
365
Rehinli taşınırın paraya çevrilmesine yönelik takip talebinin borçluya yönelik olarak
düzenlenmesi gerekmektedir. Fakat, rehin hakkına konu malvarlığı değerinin sahibi yani
rehin veren ile rehnin güvence altına aldığı borcun borçlusunun farklı kişiler
olabileceğinden yukarıda bahsedilmişti.
Bu doğrultuda, borçlunun ve rehin verenin farklı kişiler olduğunu hallerde takip talebinin
içerisine bu kişilerin bilgilerinin yazılması ve takip talebinin borçlu dışındaki bu rehin
verene de ayrıca yöneltilmesi gerekmektedir. Bu halde, rehin veren sıfatıyla payların
sahibi olan malik ile borçlu arasında zorunlu takip arkadaşlığının bulunduğu kabul
edilmektedir.
366
364
Nazlı Gören Ülkü, İcra Hukukunda Ödeme Emri, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel
Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul 2006 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi), s. 10.
365
Yılmaz, Pay Rehni, s. 228; Alkan, s. 63; Aşık/Oruç/Tok/Saçar/Aşit, s. 442; Arslan/Yılmaz/Taşpınar
Ayvaz/Hanağası, s. 525; Karslı, s. 718 – 719; Pekcanıtez/Atalay/Özkan Sungurtekin/Özekes, s. 338;
Kuru/Aydın, s. 353.
366
Yılmaz, Pay Rehni, s. 228; Alkan, s. 65; Aşık/Oruç/Tok/Saçar/Aşit, s. 442; Kuru/Aydın, s. 365;
Gören Ülkü, s. 60; Narmış, s. 69.
128
Değinilmesi gereken diğer bir nokta da takip talebi içerisinde yer alacak bilgilerden olan
rehinli taşınıra ilişkin bilgilerdir. Yukarıda rehin hakkına uygulanacak genel ilkeler
arasında belirlilik ilkesinden bahsedilmiş olup bu ilke doğrultusunda rehin hakkının tesis
edileceği malvarlığının ayırt edici niteliklerinin rehnin kurulması aşamasında belirli
olması gerektiği belirtilmişti.
Böylelikle, söz konusu rehnin paraya çevrilmesi aşamasının başlangıcı olan takip
talebinin içerisinde de ilgili ayırt edici niteliklerin detaylı bir şekilde yer alması
gerekmektedir. Anonim ortaklık paylarının bilgilerinin ve varsa pay senetlerine bilgilerin
takip talebinde ayrı ayrı yazılması önem arz etmektedir.
367
b. Ödeme Emri ve Kesinleşmesi
Takip talebinin ilgili icra müdürlüğüne sunulmasını takiben icra dairesi takip talebinde
bilgileri yer alan borçluya ödeme emri göndermektedir. Eğer takip talebinde rehne konu
malvarlığının maliki yani rehin veren kişinin borçludan farklı olduğu yazılmışsa bu rehin
verene de ödeme emrinin iletilmesi gerekecektir.
368
Ödeme emrinin içeriği, alacaklının, borçlunun ve varsa rehin veren üçüncü kişinin söz
konusu ödeme emrine karşılık sahip olduğu hukuki imkanlardan oluşmaktadır. Bu
imkanlar genel hatlarıyla şu şekildedir: (a) ödeme emri içerisinde borcun ödenmesine
ilişkin süre on beş gün olarak belirlenmiştir, bu süre içerisinde borcun ödenmemesi
halinde rehinli taşınırın paraya çevrilmesine ilişkin satış süreci başlatılabilecektir
369
; (b)
ödeme emrinde yer alan borca veya rehin hakkının varlığına veya bu iki hususa birlikte
370
borçlu veya rehin veren
371
tarafından ödeme emrinin tebliğ alındığı tarihten itibaren yedi
367
Alkan, s. 64.
368
Yılmaz, Pay Rehni, s. 229; Alkan, s. 65; Arslan/Yılmaz/Taşpınar Ayvaz/Hanağası, s. 525; Karslı, s.
719; Kuru/Aydın, s. 353.
369
Yılmaz, Pay Rehni, s. 229; Alkan, s. 67; Aşık/Oruç/Tok/Saçar/Aşit, s. 445; Arslan/Yılmaz/Taşpınar
Ayvaz/Hanağası, s. 525; Karslı, s. 719; Pekcanıtez/Atalay/Özkan Sungurtekin/Özekes, s. 338;
Kuru/Aydın, s. 354 – 355.
370
İtirazın içeriğinin borcun varlığına mı yoksa rehin hakkının varlığına mı olduğuna dair detayların itirazda
belirtilmesi gerekmektedir. Eğer itirazın bu detayları içermemesi söz konusu ise, doktrinde bu halde itirazın
sadece borcun varlığına ilişkin olduğu kabul edilmektedir. Detaylı açıklamalar için bkz. Alkan, s. 68;
Pekcanıtez/Atalay/Özkan Sungurtekin/Özekes, s. 338; Kuru/Aydın, s. 354 – 355.
371
Taşınmaz rehninin paraya çevrilmesine ilişkin takip yolu bakımından bu yönde özel bir düzenleme
bulunmasına rağmen taşınır rehni için bu yönde bir düzenleme mevcut değildir. Fakat doktrinde, söz konusu
129
gün içerisinde itiraz edilebilecektir; (c) ödeme emrine ilişkin itirazın yalnızca rehin
hakkının varlığına yönelik olması halinde alacaklı, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile
takibi devam ettirmeyerek bu süreçten vazgeçebilecek ve genel haciz yolu ile takip
sürecinden devam edebilecektir.
372
Ödeme emrinin kesinleşme süreci ise ödeme emrini tebliğ alan borçlu ve bulunması
halinde rehin verenin yukarıda bahsedilen hukuki imkanları kullanıp kullanmamasına
bağlı olarak çeşitli ihtimaller dahilinde değerlendirilmelidir.
Bu ihtimaller genel hatlarıyla şu şekilde özetlenebilecektir: (a) borçlu veya varsa rehin
veren tarafından ödeme emrinin tebliğini takip eden yedi gün içerisinde ödeme emrine
itiraz edilmezse söz konusu sürenin geçmesiyle ödeme emri kesinleşecektir ve alacaklı,
rehin hakkına konu taşınırın satılması talep edebilecektir; veya (b) borçlu veya varsa rehin
veren tarafından ödeme emrinin tebliğini takip eden yedi gün içerisinde borcun veya rehin
hakkının varlığına ilişkin itirazda bulunması halinde alacaklının söz konusu itirazın
bertaraf edilmesi
373
gerekecektir. Söz konusu itiraz bertaraf edilmedikçe takip yoluna
devam edilemeyecektir.
itirazın borçlu haricinde rehin veren üçüncü kişi tarafından da yapılabileceği kabul edilmektedir. Detaylı
açıklamalar için bkz. Alkan, s. 68; Yılmaz, Pay Rehni, s. 230.
372
Bkz. İİK md. 146; Yılmaz, Pay Rehni, s. 229; Arslan/Yılmaz/Taşpınar Ayvaz/Hanağası, s. 526;
Karslı, s. 719; Pekcanıtez/Atalay/Özkan Sungurtekin/Özekes, s. 338; Kuru/Aydın, s. 355; Gören
Ülkü, s. 84 vd.
373
İtirazın bertaraf edilmesine yönelik olarak alacaklının sahip olduğu iki ayrı hukuki imkân bulunmaktadır.
Bu doğrultuda, alacaklı İİK md. 68 ve md. 68a hükümlerinde belirtilen belgelerin varlığı halinde icra
mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını talep edebilecektir. Söz konusu belgelerin mevcut
olmaması halinde ise, İİK md. 67 hükmü uyarınca genel mahkemelerde itirazın iptali davası açabilecektir.
Alacaklının sahip olduğu bu imkanların yanı sıra, borçlu da bu süreçte İİK md. 72/1 hükmü uyarınca, söz
konusu borcun olmadığının tespit edilmesine yönelik olarak menfi tespit davası açabilecektir. Ayrıca, cebri
icra yoluyla borçlunun var olmayan bir borcu ödenmesi halinde ise, borçlu söz konusu bedelin kendisine
geri verilmesine yönelik olarak İİK md. 72/7 hükmü uyarınca istirdat davası açabilecektir;
Aşık/Oruç/Tok/Saçar/Aşit, s. 448; Arslan/Yılmaz/Taşpınar Ayvaz/Hanağası, s. 526; Karslı, s. 719;
Pekcanıtez/Atalay/Özkan Sungurtekin/Özekes, s. 338; Kuru/Aydın, s. 355.
130
2. Rehnin İlamlı Takip Yoluyla Paraya Çevrilmesi
İİK md. 38
374
hükmü uyarınca ilam niteliğindeki belgelerin tanımı yapılmış olup bu
belgelerin varlığı halinde İİK md. 150/h hükmünde düzenlenen ilamlı takip yoluyla
paraya çevrilme süreci alacaklı tarafından işletilebilecektir. Böylece, alacaklının
alacağının veya alacağı güvence altına alan rehin hakkının veya her ikisinin de söz konusu
ilam niteliğindeki belgelerden biri ile tevsik etmesi halinde İİK’de yer alan ilamlı icra
sürecinin başlatılabileceği kabul edilmektedir.
375
Bu halde, alacaklı ilgili icra müdürlüğünden söz konusu ilamın icraya konulmasını talep
edecektir. İcra memuru ise bu talep üzerine, borçluya ve varsa üçüncü kişi rehin verene
icra emri gönderecektir. İcra emri içerisinde borcun bu emrin tebliğini takip eden yedi
gün içerisinde ödenmesi gerektiği belirtilmektedir.
Yukarıda bahsedilen ilamsız icra yolunun işletilmesi amacıyla borçluya ve varsa rehin
verene gönderilecek ödeme emrinden farklı olarak bu takip yolu özelinde borçlunun söz
konusu icra emrine itiraz hakkı bulunmamaktadır.
Borçlu ancak belirli haller
376
mevcut ise icranın geri bırakılmasına yönelik bir karar
alabilecektir. Ancak bu kararın varlığı halinde ilamlı takip yolu durdurulabilecek olup
aksi halde ilamların icrası sürecine devam edilecektir.
Bu doğrultuda, icra emrinde belirtilen yedi günlük süre içerisinde borcun ödenmemesi
veya icranın geri bırakılmasına dair bir kararın bulunmaması halinde takip kesinleşecek
ve alacaklı söz konusu rehne konu malvarlığının satışını talep edebilecektir.
377
374
İİK md. 38 uyarınca ilam niteliğindeki belgeler, “mahkeme huzurunda yapılan sulhlar, kabuller ve para
borcu ikrarını havi re'sen tanzim edilen noter senetleri, istinaf ve temyiz kefaletnameleri ile icra
dairesindeki kefaletler” olarak ifade edilmiştir.
375
Alkan, s. 92; Aşık/Oruç/Tok/Saçar/Aşit, s. 444 – 445; Arslan/Yılmaz/Taşpınar Ayvaz/Hanağası,
s. 530; Karslı, s. 720; Pekcanıtez/Atalay/Özkan Sungurtekin/Özekes, s. 339; Kuru/Aydın, s. 360.
376
İİK md. 33 hükmü uyarınca bu haller borcun itfa edilmesi, borcun ertelenmiş olması veya zamanaşımına
uğramış olması halleri olarak ifade edilmiştir; Arslan/Yılmaz/Taşpınar Ayvaz/Hanağası, s. 530;
Kuru/Aydın, s. 360.
377
Yılmaz, Pay Rehni, s. 237; Alkan, s. 93; Arslan/Yılmaz/Taşpınar Ayvaz/Hanağası, s. 530; Karslı, s.
720; Pekcanıtez/Atalay/Özkan Sungurtekin/Özekes, s. 339; Kuru/Aydın, s. 361.
131
3. Satış İşlemi
İlamsız veya ilamlı takip yollarının başlatılmasına ilişkin sürecin birbirinden farklı
şekilde ilerlemesi nedeniyle bu süreçler yukarıda farklı başlıklar altında genel hatlarıyla
ele alınmış olup her iki süreç sonunda da yapılan takibin kesinleşmesinin akabinde
alacaklının rehne konu malvarlığının satışını talep etme hakkı olacaktır. Alacaklının bu
talebi üzerine de satış işlemleri başlatılabilecek olup satış işlemleri, ilamlı veya ilamsız
takip yollarına göre farklılık arz etmeyecektir.
Yukarıda ilamlı veya ilamsız takip yolları bakımından ayrı ayrı ifade edilen takip
sürecinin başlatılması ve kesinleşmesini takiben alacaklı, ilamsız takip yolu seçilmişse
ödeme emrinin tebliğinden veya ilamlı takip yolu seçilmişse icra emrinin tebliğinden
itibaren altı ay içinde rehin hakkına konu taşınırın satışını talep edebilecektir.
378
Bu halde, alacaklının söz konusu taşınırın satış talebinde bulunmasını beklemeden borçlu
da satışı talep edebilecek olup söz konusu satışın vaktinden önce yapılması alacaklıyı
zarara uğratacak ise icra memuru borçlunun bu talebini reddedebilecektir.
379
Ek olarak, bu süre içerisinde alacaklıdan veya borçludan herhangi bir satış talebi
gelmemesi halinde, satışa konu anonim ortaklık paylarının değeri hızla düşüyorsa ve söz
konusu payların icra müdürlüğü nezdinde muhafaza edilmesi masraflı ise, icra memuru
her zaman söz konusu taşınırın satışına karar verebilecektir.
380
Satış talebi üzerine veya icra memurunun kararı ile rehin hakkına konu taşınırın satışı
aşamasına geçilebilecek olup İİK’de yer alan taşınır malların satışına ilişkin hükümlere
uygun olarak satış işlemleri gerçekleştirilebilecektir. Bu doğrultuda, İİK’de iki farklı satış
378
Bkz. İİK md. 150/e; Aşık/Oruç/Tok/Saçar/Aşit, s. 470; Arslan/Yılmaz/Taşpınar Ayvaz/Hanağası, s.
526, 530; Karslı, s. 737; Pekcanıtez/Atalay/Özkan Sungurtekin/Özekes, s. 348; Kuru/Aydın, s. 364.
379
Hakan Pekcanıtez, “Borçlunun Talebiyle Satış”, Makaleler Cilt III, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık,
İstanbul 2023, s. 601 – 628.
380
Bkz. İİK md. 113; Yılmaz, Pay Rehni, s. 241; Alkan, s. 78 – 79; Göksoy, s. 338; Erturgut, s. 58; R.
Murat Dönmez, Anonim ve Limited Şirketlerde Hisse Haczi ve Paraya Çevrilmesi, 4. Bası, Vedat
Kitapçılık, İstanbul 2011, s. 155.
132
yöntemi belirlenmiştir. Bu yöntemler açık arttırma yolu ile satış ve pazarlık yolu ile
satıştır.
İİK md. 114/1 hükmü uyarınca, kural olarak satış işlemleri açık arttırma yolu
381
ile
gerçekleştirilmektedir. Fakat, İİK md. 119
382
’da belirtilen durumların varlığı halinde, söz
konusu satış pazarlık yolu takip edilerek de yapılabilecektir.
383
4. Satıştan Elde Edilen Tutarların Paylaştırılması ve Rehin Açığı Belgesi
Rehne konu taşınır malın satışına ilişkin işlemlerin tamamlanmasını takiben satıştan elde
edilen tutarın içerisinden takip masraflarının çıkarılması sonucunda geriye kalan bakiye
tutar ile alacaklının alacağı karşılanacaktır.
384
Aynı taşınır mal üzerinde rehin hakkına sahip olan birden fazla alacaklı olması halinde
ise bu rehin hakkı sahipleri arasındaki sıra TMK’de yer alan md. 948 hükmü uyarınca
rehin hakkının kuruluş tarihine göre belirlenecektir.
385
Alacaklıya tahsis edilen tutarın alacaklının alacağını hiç karşılamaması veya tamamını
karşılamaya yeterli olmaması halinde, alacaklıya rehin açığı belgesi verilmektedir. Rehin
açığı belgesi ile birlikte alacaklının alacağının tamamının tahsil edilemediğine ilişkin bu
durum tespit edilmektedir.
386
Bu belge ile alacaklı, söz konusu rehne konu taşınır malın
381
Açık arttırma yolu ile satışın aşamalarına ilişkin detaylı açıklamalar için bkz. Yılmaz, Pay Rehni, s. 243
– 246; Alkan, s. 79 – 85; Erturgut, s. 80 – 126.
382
Bu haller İİK md. 119 hükmü uyarınca, “tüm ilgililerin pazarlık yolu ile satışa izin vermesi, borsada
veya piyasada fiyatı tespit edilebilen kıymetli evrak veya diğer mallar için o günün piyasasında
kararlaştırılmış fiyatın teklif edilmesi, İİK md. 113/2 uyarınca değeri hızlıca düşen veya muhafazası masraf
olan malların bulunması, satışa konu malın tahmin edilen değerinin 42.000 Türk lirasının (2025 yılı için)
altında olması” olarak belirtilmiştir. Ayrıca, bu hallere ilişkin detaylı açıklamalar için bkz. Alkan, s. 86 –
92.
383
Seda Özmumcu, Cebri İcra Hukukunda Pazarlık Suretiyle Satış, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul 2004 (yayımlanmış doktora tezi), s. 331.
384
İİK md. 138.
385
Bkz. I. Bölüm, II.E; Çalışmanın yukarıdaki II. Bölüm, IV, D başlığı altında bahsedildiği üzere kayden
izlenen paylar üzerinde art rehin tesis edilmesi fakat art rehinden önce gelen rehin hakkının MKK’ye
bildirilmemesi halinde, MKK’de yer alan kayıtların esas alınması gerektiği tekrar belirtilmelidir. Böylece,
art rehin hakkı sahibi MKK’deki kayıtlara göre önceki rehin hakkı sahibi konumuna gelecektir ve icra
memurunun MKK kayıtlarını esas almasının bir sonucu olarak rehin hakkının kuruluşu daha sonraki bir
tarihte olsa da önceki tarihli rehin hakkı sahibinden önce alacağının tahsil edilmesi söz konusu olabilecektir.
386
Aşık/Oruç/Tok/Saçar/Aşit, s. 473; Korkmaz, s. 80 – 81; Arslan/Yılmaz/Taşpınar Ayvaz/Hanağası,
s. 535 – 536; Karslı, s. 738; Pekcanıtez/Atalay/Özkan Sungurtekin/Özekes, s. 349; Kuru/Aydın, s. 365;
133
satışından alacağını elde edemediği için haciz yoluna başvurarak borçlunun diğer
malvarlığı değerlerine başvurabilme imkânı elde etmektedir.
387
Rehin açığı belgesi, “geçici rehin açığı belgesi” veya “kesin rehin açığı belgesi” şeklinde
olabilecektir.
Geçici rehin açığı belgesi
388
, takip yolu devam ederken alacaklının alacağının takibe konu
rehinli taşınır malın satışından elde edilecek tutarlar ile karşılanamayacağının anlaşılması
halinde düzenlenecek belgeyi ifade eder. Bu belge ile alacaklı takip devam ederken aynı
takip ile borçlunun malvarlıklarının haczini talep etme imkânına sahip olmaktadır.
Fakat, geçici rehin açığı belgesi ile borçlunun mallarını haczettiren alacaklının söz konusu
malların satışını talep edebilmesi için takibin kesinleşerek satış işlemlerinin
tamamlanması yani alacaklının alacağının karşılanmayacağının kesinleşmesi
gerekmektedir.
389
Kesin rehin açığı belgesi ise İİK md. 152 hükmü uyarınca rehin hakkına konu taşınır
malın satılamaması veya satışından elde edilen tutarların alacaklının alacağının tamamını
karşılamaya yetmemesi hallerinde alacaklıya verilebilecektir. Bu halde, alacaklı genel
haciz veya iflas yoluna başlatarak borçlunun diğer malvarlıklarına başvurabilecektir.
390
D. Rehnin Özel Satış Yoluyla Paraya Çevrilmesi
İİK’de yer alan rehnin paraya çevrilmesine ilişkin prosedürün uzun sürmesi, icra
müdürlükleri aracılığıyla işleyen bir süreç olması ve bu nedenle rehin hakkına konu malın
İbrahim Özbay / Ferhat Çelik, “İcra ve İflas Hukukunda Rehin Açığı Belgesi”, Türkiye Adalat Akademisi
Dergisi, S: 34, Y: 9, 2018, s. 4.
387
Yılmaz, Pay Rehni, s. 249; Alkan, s. 135; Kuru/Aydın, s. 365.
388
Bkz. İİK md. 150/f/1; Aşık/Oruç/Tok/Saçar/Aşit, s. 474 – 475; Korkmaz, s. 193;
Arslan/Yılmaz/Taşpınar Ayvaz/Hanağası, s. 535; Karslı, s. 738; Pekcanıtez/Atalay/Özkan
Sungurtekin/Özekes, s. 350; Kuru/Aydın, s. 366; Özbay/Çelik, s. 8.
389
Yılmaz, Pay Rehni, s. 249; Alkan, s. 136; Korkmaz, s. 201; Pekcanıtez/Atalay/Özkan
Sungurtekin/Özekes, s. 350.
390
Yılmaz, Pay Rehni, s. 250; Alkan, s. 137 – 138; Korkmaz, s. 121 – 122; Arslan/Yılmaz/Taşpınar
Ayvaz/Hanağası, s. 536; Karslı, s. 738; Pekcanıtez/Atalay/Özkan Sungurtekin/Özekes, s. 351;
Kuru/Aydın, s. 366; Özbay/Çelik, s. 11.
134
değerinin piyasa değerinden daha az bir değer karşılığında satışa çıkarılması
391
nedeniyle
taraflar bu sürece alternatif olarak rehinli malın özel satış yoluyla paraya çevrilmesini
(serbest pazarlık yoluyla paraya çevrilmesini) rehin sözleşmesinde
kararlaştırabilmektedir.
392
Özel satış yolunun benimsenmesi ile birlikte taraflar herhangi bir resmi makamın dahili
(örneğin icra müdürlükleri veya mahkeme kararı) gerekmeksizin rehin hakkına konu
malvarlığı değerini rehin sözleşmesinde yer alan hükümlere uygun olarak paraya
çevirebilmektedir.
393
Uygulanabilir hukuk kuralları dikkate alındığında bu konuda düzenlenen herhangi bir
mekanizma belirlenmemekte olup pozitif hukuk kapsamında da bu doğrultuda bir
düzenleme yer almamaktadır. Bu nedenle, tarafların kendi aralarında akdedecekleri rehin
sözleşmesine rehin hakkına konu malvarlığı değerinin özel satış yoluyla paraya
çevrilmesine ilişkin hükümler eklemesinin hukuken geçerli olup olmadığı doktrinde
tartışma yaratmıştır.
Bu doğrultuda, doktrindeki genel kabul, taraflar arasında özel satış yoluyla paraya
çevrilmesine ilişkin mekanizmanın rehin sözleşmesine eklenebileceği ve rehin
sözleşmesindeki hükümlere uygun olarak bu yolun takip edilebileceğine yöneliktir.
394
391
Özel satış yönteminin faydaları ve icra yoluyla rehnin paraya çevrilmesi yollarının eksikliklerine ilişkin
detaylı açıklamalar için bkz. Halil Ahmet Yüce, Rehin Hakkının Teminat İşlevi Bakımından Alacaklının
Rehin Konusu Eşyayı Paraya Çevirme Yetkisi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk
Anabilim Dalı, İstanbul 2023 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi), s. 19 – 27.
392
Yılmaz, Pay Rehni, s. 258; Orhan Emre Konuralp, “Alacaklıya Rehni Özel Yoldan Paraya Çevirme
Yetkisi Verilmesi”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez’e
Armağan, C: 16, S: Özel Sayı, 2015, s. 2873.
393
Yılmaz, Pay Rehni, s. 258; Makaracı Başak, s. 287.
394
Alkan, s. 121; Kılıçoğlu, s. 141 – 143; Göksoy, s. 352 – 354; Sirmen, Alacak Rehni, s. 24; Cansel, s.
235; Konuralp, s. 2872; Akipek/Akıntürk/Ateş, s. 871; Acar, s. 108; Oğuzhan Ünsal, Rehinli Eşya
Üzerindeki Menfaatlerin Sigortalanması ve Hukuki Sonuçları, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul
2021, s. 131; İlhan Helvacı, “Kaydi Sermaye Piyasası Araçlarının Rehni”, Borçlar Hukuku, Miras Hukuku
ve Eşya Hukukuna İlişkin Hukuki Mütalaalar, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2010, s. 597 –
616; Taşkın, s. 360 – 361; Barış Demirsatan, “Medeni Kanuna Göre Senede Bağlanmamış Alacak Rehni
Kapsamında Rehinli Alacaklının Paraya Çevirme Bakımından Olanakları”, İstanbul Aydın Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 7, S: 1, 2021, s. 170; Yüce, s. 93; Ardıç Tüken, s. 201 – 202.
135
Özel satış yoluyla rehnin paraya çevrilmesine ilişkin olarak ilk derece mahkemelerinin ve
Yargıtay’ın vermiş olduğu çok fazla karar bulunmamakla birlikte özel satış yoluyla
paraya çevirme usulünü değerlendiren bir ilk derece mahkemesi kararı
395
mevcuttur. Bu
kararda değerlendirilen hususlara da ayrıca genel hatlarıyla değinmek yerinde olacaktır.
Bu karar kapsamında mahkeme, özel satış yoluyla paraya çevirme hükmünün yer aldığı
sözleşmeyi değerlendirerek bu hükümlerin hukuken geçerli olup olmadığını ve
dolayısıyla bu hükümler doğrultusunda yapılan pay devrinin geçerli olup olmadığını
değerlendirmektedir. İlgili mahkeme bu kararında, özel satış yolunun taraflara paraya
çevrilecek malvarlığı değerinin piyasa fiyatından satılması imkânı sunduğu ve bu nedenle
de taraflar bakımından avantajlı olduğunu belirtmiştir.
Ek olarak, söz konusu özel satış yolunun TMK ve İİK uyarınca düzenlenmediğini ve aynı
zamanda bu yolu seçmeyi engelleyen bir hükmün de bulunmadığını ifade etmektedir.
İlgili mahkemenin üzerinde durduğu diğer bir husus da özel satış yoluna ilişkin sözleşme
maddesinin rehin alan ve rehin veren tarafların menfaatlerini dengeleyici nitelikte olması
ve rehin hakkı sahibinin menfaatlerinin rehin verenin aleyhine olacak şekilde göz ardı
edilmemesidir.
Bu doğrultuda, taraflar arasındaki özel satış yolunun belirlendiği hükümde yer alan ve
rehin veren borçluya tanınan “rehinden kurtarma hakkı”nın bu noktada önem arz ettiğini
belirtmiştir. İlgili sözleşmenin tarafları bu hüküm ile özel satış yolunun takip
edilmesinden önce rehin veren kişiye ilgili payların bağımsız bir denetçi tarafından
değerlenerek elde edilen değerinin ödenmesi karşılığında paylar üzerindeki rehni sona
erdirme hakkı tanımıştır. İlgili mahkeme bu hakkın tanınmasının taraf arasındaki menfaat
dengesine uygun olduğunu değerlendirerek söz konusu özel satış yoluyla paraya çevirme
hükmünün geçerli olduğuna karar vermiştir.
Kanaatimizce, icra hukuku bakımından herhangi bir şekilde yasaklanmamış olan bu
mekanizmanın sözleşme serbestisi çerçevesinde taraflarca rehin sözleşmesinde
kararlaştırabileceği kabul edilmelidir. Bu doğrultuda, ilk derece mahkemesinin yukarıda
395
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E: 2018/299, K: 2022/536, T: 22/09/2022.
136
detayları yer alan kararında da belirttiği üzere, borçlu veya varsa rehin veren ile alacaklı
arasındaki menfaat dengesinin bir taraf için aşırı derecede bozulmadığı bir yapı
kurgulanarak benimsenmesi yerinde olacaktır.
Ek olarak, taraflar bu mekanizmayı belirlerken rehnin güvence altına aldığı alacağın
muaccel hale gelmesinden önceki bir tarihte rehin sözleşmesini yapmaktadırlar. Rehin
sözleşmesinde söz konusu rehne konu malvarlığının mülkiyetinin alacaklıya
geçirilmesinden ziyade üçüncü kişilere özel satış yoluyla satılması kararlaştırılmaktadır.
Bu nedenle, lex commissoria yasağının korumakta olduğu amacın özel satış yoluyla
paraya çevirme mekanizması için uygulanabilir olmadığını kabul etmek gerekir.
396
Belirtmek gerekir ki, taraflar rehin sözleşmesine ekledikleri bu hüküm doğrultusunda
rehne konu malvarlığının alacaklıya da devredilebileceğini ifade etmeleri halinde veya
alacaklının söz konusu satış sonrasında alacağını aşan bir tutar elde etmesi halinde
397
, bu
kez artık söz konusu mekanizmanın lex commissoria yasağına aykırı olması nedeniyle
geçersiz olduğu kabul edilebilecektir.
E. Halka Açık Anonim Ortaklıkta Rehnin Paraya Çevrilmesine İlişkin Özel
Durumlar
İİK uyarınca düzenlenen “teslime bağlı taşınır rehnine” ilişkin kurallar çerçevesinde
rehne konu taşınır malın paraya çevrilmesi süreci yukarıda genel hatlarıyla ele alındıktan
sonra üzerinde rehin hakkı tesis edilen halka açık anonim ortaklık payının paraya
çevrilmesi halinde karşılaşılabilecek özellikli durumlara da değinmek gerekecektir.
Çalışmanın ana konusunun halka açık anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkına
yönelik olması nedeniyle söz konusu özellikli durumlar halka açık anonim ortaklık
payının senede bağlanmış olmasına veya kayden izlenlemesine göre değişiklik arz
396
Konuralp, s. 2872; Acar, s. 108; Ünsal, s. 131; Dereli, s. 90; Budak, s. 58; Demirsatan, s. 170; Ardıç
Tüken, s. 202 – 203.
397
Konuralp, s. 2872.
137
edebilecektir. Bu doğrultuda, aşağıdaki başlıklar altında bu durumlar ayrı ayrı ele
alınmaktadır.
1. Senede Bağlanmamış Paylar Bakımından
Halka kapalı anonim ortaklıkların senede bağlanmamış paylarının, payları borsada işlem
görmeyen anonim ortaklıkların senede bağlanmamış paylarının ve kayden izlenen
payların mevcut olması halinde bu payları temsil eden pay senetleri yani zilyetliğe konu
bir eşya söz konusu olmadığı için yukarıda detayları yer alan taşınır malın paraya
çevrilmesi aşamalarında çeşitli sorunlar yaşanabilmektedir.
398
İİK md. 121 hükmü uyarınca senede bağlanmamış olan anonim ortaklık payının satılması
gerektiği hallerde icra müdürlüğünün satışın nasıl yapılması gerektiğini icra
mahkemesine sorması gerekecektir.
399
Zilyetliğe konu bir eşya bulunmaması dolayısıyla
senede bağlanmamış olan payların varlığı halinde bu hükmün uygulanması gerektiği
kabul edilmelidir.
Dolayısıyla, icra mahkemesinin incelemesi sonrasında icra müdürlüğü, yukarıda
belirtilen ve taşınır malın paraya çevrilmesi aşamasındaki satış yöntemlerinden biri olan
açık arttırma ile satılmasına karar verebilecek veya başka tedbir
400
alabilecektir.
401
Ek
olarak, İİK md. 119’daki hallerin varlığı halinde söz konusu satış, pazarlık yöntemiyle de
yapılabilecektir.
402
Bu işlemler sonrasında satışın gerçekleşmesi ile senede bağlanmamış payın mülkiyeti
alıcıya geçecek olup üzerine ciro işlenebilecek bir senet olmaması nedeniyle ek bir devir
merasimine gerek bulunmamaktadır.
398
Kayden izlenen paylara yönelik hususlar aşağıda ayrı bir başlıkta incelenek olup bu başlık altında
yalnızca bu şekilde değinmekle yetinilecektir.
399
Gökçen Topuz, Hisse Haczi ve Satışı, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Entitüsü Özel Hukuk
Anabilim Dalı, Ankara 2008 (yayımlanmamış doktora tezi), s. 215.
400
Tedbire örnek olarak senede bağlanmamış payların haczedilmesi verilebilecek olup haciz işlemlerine
ilişkin detaylı açıklamalar için bkz. Yılmaz, Pay Rehni, s. 238 – 240.
401
Bkz. İİK md. 121/2.
402
Bkz. yukarıda III. Bölüm, II.C.3.
138
2. Senede Bağlanmış Paylar Bakımından
Anonim ortaklıkların paylarının senede bağlanmış paylarının veya payları borsada işlem
görmeyen halka açık anonim ortaklıkların fiziken pay senedine bağlı bir şekilde takip
edilen paylarının rehnedilmesi halinde, yukarıda detaylı bir şekilde bahsedilen takip
yolları izlenerek rehinli pay senetlerinin paraya çevrilmesi söz konusu olabilecektir.
Aynı şekilde, TTK md. 133/2 hükmü uyarınca anonim ortaklıkların senede bağlanmış
paylarının İİK’de yer alan taşınırların haczedilmesi ve paraya çevrilmesine ilişkin
hükümlere göre paraya çevrileceği ve istek üzerine haciz kaydının anonim ortaklığın pay
defterine işlenebileceği belirtilmektedir.
Anonim ortaklığın paylarını temsilen pay senedi basılmış olması ve pay senetleri üzerinde
tesis edilen rehin hakkının paraya çevrilmesi halinde satış aşamasında pay senetlerinin
mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi hususuna ayrıca değinmek faydalı olacaktır.
Söz konusu pay senetlerinin açık arttırma yolu ile paraya çevrilmesi halinde açık arttırma
yönteminin son aşaması olan ihalenin yapılması anında pay senetlerinin mülkiyetinin
alıcıya geçtiği kabul edilmekte olup burada iradi olamayan bir devirden yani kanuni bir
devirden söz edilmektedir.
403
Mülkiyetin ihale ile geçişi üzerine ise hamiline yazılı pay senetlerinin mevcut olması
halinde bu senetlerin zilyetliğinin alıcıya geçirilmesi gerekmektedir.
Nama yazılı pay senetlerinin mevcut olması halinde ise söz konusu paraya çevirme
işlemlerini takip eden icra müdürlüğünün senetleri alıcıya teslim etmek amacıyla ciro
edip edemeyeceği doktrinde tartışılmıştır. İİK’de bu konuya açıklık getirecek herhangi
bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu doğrultuda, doktrinde bazı yazarlar, kıymetli evrak hukukunda devrin gerçekleşmesi
için söz konusu pay senetlerinin icra memuru tarafından cirolanması gerektiğini ve bu
durumun senet üzerindeki ciro silsilesinin devam etmesi bakımından da önem arz ettiğini
403
Alkan, s. 83.
139
savunmaktadır.
404
Diğer yandan, bazı yazarlar icra müdürlüğünün ihale kararının ciro
yerine geçtiğini ve bu nedenle de ayrıca bir ciro işlemi yapılmasına gerek olmadığı
görüşündedir.
405
Pazarlık yoluyla satış olması halinde ise, bu işlemin de İİK uyarınca bir takip muamelesi
olarak kabul edilmesi nedeniyle açık arttırma yolu bakımından yukarıda çıkarılan
sonuçlar bu yol bakımından da uygulanabilir olacaktır.
3. Kayden İzlenen Paylar Bakımından
Payları borsada işlem gören halka açık anonim ortaklıkların paylarının MKK nezdindeki
kayıtlar üzerinden izlendiği ve bu paylar üzerinde tesis edilen rehin haklarının da MKK
nezdindeki kayıtlara ayrıca işlendiği yukarıda belirtilmişti.
Kayden izlenen ve üzerinde rehin hakkı tesis edilmiş olan payların paraya çevrilmesi
bakımından söz konusu payların senede bağlanmamış yani çıplak pay niteliğinde
olması
406
nedeniyle yukarıdaki başlık
407
altında belirtilen özellikli durumların kayden
izlenen paylar için de uygulanabilir olacağı kabul edilmelidir.
Bu doğrultuda, söz konusu kayden izlenen payların İİK’de düzenlenen açık arttırma veya
pazarlık yoluyla satış yöntemleri takip edilerek paraya çevrilebileceği kabul edilmekte
olup bu yöntemler için yukarıda senede bağlanmamış anonim ortaklık payı bakımından
yapılan açıklamalar dikkate alınmalıdır.
408
Diğer yandan, her ne kadar kayden izlenen payların paraya çevrilmesine ilişkin olarak
İİK’de özellikli hükümler yer almasa da SerPK md. 13/7 hükmü ve Pay Piyasası
Yönergesi’nde
409
yer alan çeşitli hükümler uyarınca kayden izlenen payların Pay Piyasası
404
Göksoy, s. 346.
405
Dönmez, s. 296; Alkan, s. 92.
406
Alkan, s. 97; Yılmaz, Pay Rehni, s. 247.
407
Bkz. yukarıda III. Bölüm, II.E.1.
408
Bkz. yukarıda III. Bölüm, II.E.1.
409
Borsa İstanbul Anonim Şirketi Pay Piyasası Yönergesi T: 30/11/2015; Çağlak, s.145.
140
Yönergesi’nde yer alan “resmi müzayede” usulüyle paraya çevrilmesi gerekliliği
düzenlenmektedir.
SerPK md. 13/7 ile “Kayden izlenen sermaye piyasası araçlarına ilişkin tedbir, haciz ve
benzeri her türlü idari ve adli talepler münhasıran MKK’nin üyeleri tarafından yerine
getirilir.” hükmü getirilmektedir. Söz konusu hüküm, icra müdürlükleri tarafından yerine
getirilmesi zorunlu işlemlerin MKK gibi özel hukuk tüzel kişisi tarafından yerine
getirilmesinin düzenlenmesi nedeniyle idare hukuku kapsamında doktrinde tartışmaya
yol açmıştır.
410
Söz konusu hükme ek olarak, Pay Piyasası Yönergesi md. 32/1 hükmü uyarınca, sadece
pay piyasasında işlem gören sermaye piyasası araçlarının BİST tarafından resmi
müzayede yöntemi ile satılabileceği düzenlenmektedir. Kayden izlenen halka açık
anonim ortaklık payları da pay piyasasında işlem gören sermaye piyasası araçlarından
biridir, bu nedenle de söz konusu hükmün kayden izlenen payların satılması bakımından
dikkate alınması gerekmektedir.
Pay Piyasası Yönergesi uyarınca, kayden izlenen payların resmi müzayede yöntemi
benimsenerek satılması için icra müdürlükleri veya mahkemelerin dahil olduğu resmi
makamların kayden izlenen payların satışına ilişkin olarak BİST’e yazılı bir şekilde
başvurması gerektiği düzenlenmektedir. Bu düzenlemeler de SerPK’deki düzenlemeye
paralel olarak, kayden izlenen paylara ilişkin idari ve adli taleplerin icra müdürlükleri
haricinde işletilmesini desteklemektedir.
Bu doğrultuda, icra müdürlükleri kayden izlenen payların satışına karar verilmesini
takiben BİST’e yazılı bir şekilde başvurarak söz konusu payların BİST nezdindeki pay
piyasalarında satılmasını talep edecektir. Bu talep içerisinde BİST’in gerekli gördüğü
bilgi ve belgelerin de yer alması gerekmektedir.
BİST’in bu noktada takdir yetkisi bulunmakta olup BİST’e yapılan yazılı başvuruyu
dikkate alarak kayden izlenen payların hangi yöntemle satılacağına karar vermektedir.
411
410
Söz konusu tartışmaya yönelik detaylı açıklamalar için bkz. Çağlak, s. 148 – 149.
411
Bkz. Pay Piyasası Yönergesi md. 32/3.
141
Bu yöntemler ise BİST’in söz konusu payların satışını ikincil piyasadaki işlem sırasına
alması veya ayrı bir işlem sırası açması şeklinde olabilmektedir. Satışın ayrı bir işlem
sırası yaratılarak gerçekleştirilmesi halinde ise söz konusu satışa ilişkin olarak Kamuyu
Aydınlatma Platformu (KAP)’nda yayınlanacak bir açıklama yapılması gerekmektedir.
412
Değinilmesi gereken diğer bir husus da kayden izlenen payların paraya çevrilmesi
aşamasında satış değerinin nasıl belirlenmesi gerektiği hususudur. Kayden izlenen paylar
ifadesinin, payları borsada işlem gören halka açık anonim ortaklıkların paylarını ifade
etmek üzere kullanılması nedeniyle bu payların borsada işlem görmesi söz konusudur.
Bu nedenle, bu payların piyasa değerleri belirli olup söz konusu payların satımına ilişkin
talebin BİST tarafından alınmasını takiben satış işlemleri payların borsadaki değerleri
dikkate alınarak gerçekleştirilecektir.
413
III. PAY REHNİNİN SONA ERMESİNİN SONUÇLARI
Anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkının sona erme nedenlerinin ve bu nedenler
arasında özellikli bir yeri olan rehin hakkına konu anonim ortaklık payının paraya
çevrilmesine ilişkin işlemlerin ele alınmasını takiben söz konusu rehin hakkının sona
ermesinin sonuçlarını genel hatlarıyla ele almak çalışmanın konusunun bütünlüğünü
sağlamak adına önem arz etmektedir.
Rehin hakkının hangi nedenlerle sona erdiği ve üzerinde rehin hakkı tesis edilen anonim
ortaklık payının çıplak pay, kayden izlenen pay veya senede bağlanmış pay olup
olmadığına bağlı olarak rehnin sona ermesinin sonuçları farklılık gösterebilecektir. Bu
doğrultuda, aşağıda bu farklılıklar ayrı ayrı ele alınmaktadır.
Anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkının sona ermesi, rehin hakkı sahibi olan
alacaklının alacağını güvence altına aldığı teminatını ve bu doğrultuda alacağının ifa
412
Yılmaz, Pay Rehni, s. 248.
413
Yılmaz, Pay Rehni, s. 248.
142
edilememesi halinde rehin hakkına konu payın paraya çevrilmesine ve elde edilecek
tutarlarla alacağını tahsil etmesine ilişkin yetkileri kaybetmesine neden olmaktadır.
Anonim ortaklık payının senede bağlanmış olması halinde veya payları borsada işlem
görmeyen halka açık anonim ortaklıkların senede bağlanan paylarının bulunması halinde,
rehin hakkının sona ermesiyle rehin hakkı sahibine teslim edilen pay senetlerinin TMK
md. 944/1’de yer alan düzenlemeler doğrultusunda rehin hakkı tesis eden pay sahibine
iade edilmesi gerekmektedir. Rehin hakkının sona ermesiyle birlikte alacaklının elinde
bulundurduğu senetleri bu doğrultuda pay sahibine teslim edilecektir.
414
Belirtmek gerekir ki, alacağın tamamının sona ermemesi fakat bir kısmının sona ermesi
halinde, rehin hakkı sahibi olan alacaklının elinde birden fazla pay senedi bulunması
halinde söz konusu sona eren alacak oranında pay senetlerinin de bir kısmını teslim etme
zorunluluğu bulunmamaktadır.
415
Bu durum aslında rehin yükünün bölünmezliği
ilkesinin bir sonucunu oluşturmaktadır.
Halka açık anonim ortaklığın kayden izlenen payları bakımından veya kayden
izlenmeyen ve senede bağlanmamış olan çıplak payları bakımından yukarıda atıf yapılan
TMK md. 944/1 hükmü uygulanabilir olmayacaktır. Bu halde, söz konusu paylar üzerinde
tesis edilmiş olan rehin hakkının sona ermesiyle iade borcunun doğacağı bir eşya veya
fiziki pay senedinin varlığından bahsedilemeyecektir. Bu nedenle de söz konusu hüküm
doğrultusunda rehin hakkının sona ermesiyle birlikte rehin hakkı sahibi tarafından iade
edilmesi gereken bir eşya bulunmamaktadır.
Belirtmek gerekir ki, iade borcunun doğacağı bir durum gerçekleşmese de kayden izlenen
paylar bakımından MKK kayıtlarının ve çıplak paylar bakımından ise anonim ortaklığın
pay defterindeki kayıtların pay sahipliğine bağlı hakların kullanımı bakımından sorun
yaratmaması adına rehin hakkının sona ermesiyle birlikte güncellenmesi yerinde
olacaktır. Bu noktada artık, rehin hakkı sahibinin rehin hakkının sona ermesini takiben
414
Çebi, s. 314; Göksoy, s. 378.
415
Göksoy, s. 378.
143
payın durumuna göre MKK’ye ve herhalde ilgili anonim ortaklığa rehin hakkının sona
erdiğini bildirmesi gerekmektedir.
416
Aksi halde, rehin hakkı sona erse de söz konusu kayıtlar güncellenmediği için rehin
hakkının kapsamına giren pay sahipliği haklarının rehin hakkı sahibi tarafından
kullanılması durumu ile karşılaşılabilecek olup bu durumda rehin hakkı sona erdiği için
pay sahibi aleyhine çeşitli sorunlarla karşılaşılabilecektir.
416
Çebi, s. 315.
144
SONUÇ
Anonim ortalığın yapıtaşı niteliğinde olan pay, ortaklığın sermayesinin bütününü
oluşturmaktadır. TTK md. 329 uyarınca, anonim ortaklığın sermayesinin belirli olduğu
ve paylara bölündüğü ifade edilmektedir. Anonim ortaklığın esas sözleşmesinde yer alan
hükümler uyarınca belirlenen toplam sermaye tutarı, yine ilgili esas sözleşmede
düzenlenen her payın nominal değerine bölünerek toplam pay sayısı elde edilmektedir.
Bu doğrultuda, pay sahiplerinin katkı sağladığı sermaye tutarları ve sahip oldukları pay
adetleri ortaya çıkmaktadır. Pay sahipleri bir yönüyle payları ellerinde bulundurarak paya
bağlı pay sahipliğinden kaynaklı hak ve yükümlülüklere de sahip olmaktadır.
Pay sahipliğinden kaynaklanan yükümlülükler sermayeyi ödeme borcu ile sınırlı olup bu
ödemenin gerçekleştirilmesi ile pay sahibinin yükümlülüğü sona ermektedir. Pay
sahipliğinden kaynaklanan haklar ise malvarlıksal ve yönetsel nitelikteki haklar olarak
ikiye ayrılabilecektir. Malvarlıksal nitelikteki haklar, kâr payına katılma hakkı, tasfiye
payına katılma hakkı, bedelsiz payları edinme hakkı ve rüçhan hakkı gibi haklar
olabilecekken yönetsel nitelikteki haklar genel kurula katılma hakkı, oy kullanma hakkı
gibi haklar olabilecektir.
Söz konusu pay sahipliğinden kaynaklanan haklar, pay sahiplerinin ilgili anonim
ortaklığın sermayesinde sahip olduğu paylar ile orantılı olarak kullanılabilecektir. Fakat,
genel kurula katılma hakkı veya bilgi edinme hakkı gibi hakların kullanıma ilişkin olarak
oransallık ilkesi dikkate alınmayacak ve bu haklar pay sahiplerinin sahip olduğu pay
oranına bakılmaksızın kullanılabilecektir. Bu noktada, paya bağlı pay sahipliğinden
kaynaklı hakların, pay sahibi ile anonim ortaklık arasındaki başkaca hukuki ilişkilerden
kaynaklı doğabilecek haklar ile karıştırılmaması gerekmektedir. Pay sahipliğinden
kaynaklı haklar nedeniyle oluşabilecek olan bu haklar, anonim ortaklığın pay sahipleri ile
yaptığı hukuki işlemlerden de kaynaklanabilecektir. Bu yönüyle pay, anonim ortaklık
sermayesinin yapıtaşı olmakla birlikte aynı zamanda pay sahipliği haklarını da ifade
etmektedir.
145
Payın kıymetli evrak niteliğindeki pay senetlerine bağlanmış olması durumunda ise artık
payı temsil eden pay senetlerinin varlığından bahsedilebilecek ve bu senetler temel
kavram niteliğindeki pay kavramını ve pay sahipliğinden kaynaklanan hakları ifade
edecektir. Bu doğrultuda, sebebe bağlı (illi) senetler olan pay senetleri, kıymetli evrak
niteliğini haiz olmakta ve pay ile birlikte paya bağlı pay sahipliği haklarını da temsil
etmektedir.
Paylar, anonim ortaklığın esas sözleşmesinde nama veya hamiline yazılı olarak
belirlenebilecek olup bu doğrultuda ilgili ortaklık tarafından bu payları temsilen nama
veya hamiline yazılı pay senetleri çıkarılabilecektir. Anonim ortaklığın nama yazılı
paylarının bulunması halinde bu payları temsil eden pay senedi çıkarmasına ilişkin bir
yükümlülüğü bulunmamaktadır. Yalnızca, azlık pay sahiplerinin ortaklığın yönetim
kurulundan bu yönde bir istemde bulunması halinde ortaklığın söz konusu pay senetlerini
çıkartması zorunlu hale gelmektedir.
Hamiline yazılı payların varlığı halinde ise, TTK md. 486 hükmü doğrultusunda, söz
konusu payların bedellerinin ödenmesini takiben eden üç ay içerisinde ortaklığın hamiline
yazılı pay senetlerini çıkartması ve ilgili pay sahiplerine teslim etmesi ve söz konusu
paylara ve pay sahiplerine ilişkin bilgileri MKK’ye bildirmesi gerekmektedir.
Halka açık anonim ortaklık payları bakımından kabul edilen esas ise kaydileştirme
esasıdır. Bu doğrultuda, ilgili ortaklıkların payları MKK nezdinde tutulan kayıtlar
nezdinde izlenmekte olup bu payları temsil eden pay senetlerinin varlığı halinde bu
senetlerin derhal MKK’ye teslim edilmesi ve imha edilmesi gerekmektedir.
Senede bağlanmamış paylar, “çıplak pay” olarak ifade edilmekte olup payın senede
bağlanması, çıplak pay olması veya kayden izlenmesi paylara bağlı hakların kullanımına
veya içeriğine ilişkin herhangi bir farklılık yaratmamaktadır. Fakat, söz konusu payların
devri ve üzerinde rehin tesis edilmesine ilişkin olarak yerine getirilmesi gereken işlemler
farklılık arz edecektir.
Bu doğrultuda, senede bağlanmamış paylar, TTK’de bu yönde bir hüküm olmadığından
hareketle TBK md. 183 uyarınca alacağın temliki kuralları doğrultusunda yazılı devir
146
beyanı ile devredilebilecektir. Nama yazılı pay senetlerinin varlığı halinde ilgili pay
senetleri yazılı devir beyanı ve senedin teslimi ile veya ilgili pay senedinin ciro edilmesi
ve devralana teslim edilmesi ile devredilecektir. Hamiline yazılı pay senetlerin
devredilmesi ise senet zilyetliğinin devralana teslim edilmesi ile gerçekleşecektir.
Pay üzerinde tesis edilen rehin hakkı ise uygulamada yaygın bir şekilde alacaklılar
tarafından talep edilen bir teminat türü olup teminat türleri içerisinde “ayni teminat”
olarak ifade edilmektedir. Rehin hakkı, bir malvarlığı değeri üzerinde tesis edilerek rehin
hakkı alacaklısına alacağın ifa edilmemesi halinde ilgili malvarlığı değerinin satılmasını
talep etme ve satıştan elde edilecek tutarları alacağın ifa edilmesi için kullanma hakkı
vermektedir.
TMK’de mutlak bir hak olarak düzenlenen rehin hakkı, alacaklıya sağladığı haklar
bakımından sınırlı nitelik taşımaktadır. Bu nedenle de “sınırlı ayni hak” olarak
nitelendirilmekte ve bu yönüyle rehin hakkı alacaklısına tali (ikincil) bir talep hakkı
bahşetmektedir. Diğer bir deyişle, rehin hakkı sahibi olan alacaklının bu haklarını
kullanabilmesi borcun ödenmemesi halinin varlığına bağlıdır ve alacaklı ancak borcun
ödenmemesi halinde üzerinde rehin hakkı tesis edilen malvarlığı değerinin satışını talep
edebilmektedir.
Anonim ortaklık payı üzerinde tesis edilen rehin hakkı TMK’de yer alan “alacaklar ve
diğer haklar üzerinde rehin hakkı” başlığı altındaki düzenlemelere tabi olarak
yorumlanmaktadır. Fakat, doktrinde, senede bağlanmamış paylar üzerindeki bu hakkın
alacak üzerindeki rehin hakkı mı yoksa hak üzerindeki rehin hakkı mı olduğuna dair
tartışmalar mevcuttur. Bu doğrultuda, anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkının,
paya bağlı pay sahipliği hakları üzerinde tesis edileceği ve münferit bir alacak üzerinde
tesis edilmeyeceği dikkate alınarak hukuki nitelik itibariyle hak rehni olarak kabul
edilmesi gerektiği söylenmelidir. Her halükârda, bu tartışma anonim ortaklık payı
üzerindeki rehin hakkının uygulama alanına dair bir farklılık yaratmamaktadır.
147
Anonim ortaklık payının senede bağlanmış olması halinde ise, hukuki nitelik itibariyle
bu pay senetleri kıymetli evrak niteliğinde olacak ve kıymetli evraka bağlanan sonuçlar
pay senetleri için de uygulanacaktır.
Bu doğrultuda, anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkına TMK md. 954 ve 961
arasındaki hükümlerde düzenlenen “alacaklar ve diğer hakların rehni” düzenlemeleri
uygulanacak ve bu hükümlerde düzenleme bulunmaması halinde ise TMK’de yer alan
taşınır rehnine ilişkin hükümler uygulama alanı bulacaktır. Senede bağlanmamış paylara
ilişkin olarak TTK’de özel düzenlemeler bulunmaması nedeniyle bu payların
rehnedilmesine ilişkin işlemlere TBK md. 183 hükmünde yer alan alacağın temliki
hükümlerinin kıyasen uygulanması ile ulaşılacaktır. Diğer yandan, pay senetlerinin
varlığı halinde ise artık fiziken varlığı olan kıymetli evraklardan bahsedilebilecek ve
TTK’de yer alan kıymetli evraklara ilişkin hükümler pay senetlerine de uygulanacaktır.
Anonim ortaklık payı üzerinde tesis edilen rehin hakkı, paya bağlı olan pay sahipliğinden
kaynaklanan para ile ölçülebilir değere sahip malvarlıksal hakları kapsayacak olup paya
bağlı olan yönetsel nitelikteki haklar rehin hakkı alacaklısı tarafından kullanılmayacaktır.
Bu doğrultuda, malvarlıksal ve yönetsel nitelikteki pay sahipliği haklarını ayrı ayrı ele
alarak bir inceleme yapılması gerekecek olup hangi koşullar altında hangi hakların rehin
hakkı sahibi tarafından kullanılabileceği belirlenmelidir.
Malvarlıksal nitelikteki pay sahipliği hakları, kâr payı hakkı, tasfiye payına katılma hakkı,
rüçhan hakkı ve bedelsiz payları edinme hakkı olarak sıralabilecektir. Kâr payı hakkı,
anonim ortaklıkta paya bağlı temel haklardan biri olarak nitelendirilmekte olup payın
hukuki semeresi olarak değerlendirilmelidir. Böylelikle, payın hukuki semeresi olan bu
hakkın rehin hakkının kapsamında yer almadığı ve rehin hakkı sahibi tarafından
kullanılamayacağı kabul edilmelidir. Fakat, kâr payının kuponlara bağlanması halinde bu
kuponların da rehin hakkına konu olması ile kuponların temsil ettiği kâr payı hakkı rehin
hakkı alacaklısı tarafından kullanılabilmektedir. Diğer yandan, kâr payının kuponlara
bağlanmaması halinde ise, kâr payının muaccel olması ile söz konusu hak yalnızca pay
sahibi tarafından kullanılabilecek fakat muaccel olmasına kadarki süreç içerisinde rehin
hakkının kapsamına dahil edilmektedir.
148
Tasfiye payına katılım hakkının da kâr payına benzer nitelikte olduğu değerlendirilerek
bu hakkın da muaccel olmasına kadarki süreçte rehin hakkı sahibi tarafından kullanılabilir
olduğu ve muaccel olmasını takiben artık yalnızca pay sahibi tarafından kullanılması
gerektiği kabul edilmelidir.
Pay sahipliğinden kaynaklanan diğer bir malvarlıksal nitelikteki hak ise yeni payları
edinme hakkıdır. Rüçhan hakkı olarak da adlandırılan bu hakkın paya bağlı kök hakkı
niteliğinde olduğu savunularak, rehin hakkının tesis edildiği sözleşmede veya ortaklığın
esas sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe, yalnızca pay sahibi tarafından kullanılabileceği
doktrinde çeşitli yazarlarca değerlendirilmiştir.
Fakat, doktrinde bu hakkın mevcut payın genişlemesi sonucunda oluşan bir hak olduğu
ve nitelik itibariyle yeni paylar çıkarıldığında mevcut pay üzerindeki rehin hakkının
çıkarılan yeni payları kapsayan bir şekilde genişleyeceği de ileri sürülmüştür. Bu
doğrultuda, yeni payların çıkarılması halinde rehin hakkı kapsamına dahil edilmesi
gerektiği değerlendirilmelidir.
Bir diğer malvarlıksal hak olan bedelsiz payları edinme hakkı bakımından ise rüçhan
hakkına benzer bir değerlendirme yapılarak ve mevcut payın genişlemesi görüşü kabul
edilerek rehin hakkı kapsamına girmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Paya bağlı yönetsel nitelikteki haklar bakımından ise, genel kurula katılım veya oy
kullanma gibi yönetsel nitelikte olan ve maddi bir değer ile ölçülemeyen bu hakların
münhasıran pay sahibi tarafından kullanılabileceği kabul edilmelidir. Fakat, herhalde, söz
konusu hakların kullanımı taraflar arasında akdedilen rehin sözleşmesinde yer alan
hükümler doğrultusunda rehin hakkı sahibine de bırakılabilecektir. Bu durumda, rehin
hakkının devam ettiği süre boyunca söz konusu yönetsel nitelikteki haklar rehin hakkı
alacaklısı tarafından kullanılabilecektir.
Anonim ortaklık payı üzerinde rehin hakkının tesis edilmesi için öncelikle taraflar
arasında bir borçlandırıcı işlem yapılması ve sonrasında gerekli tasarruf işlemlerinin
yerine getirilmesi gerekmektedir. Borçlandırıcı işlem, taraflar arasında ilgili paylar
üzerinde rehin hakkı tesis edilmesine yönelik taahhüdün yer aldığı rehin sözleşmesinin
149
akdedilmesi ile olacaktır. Bu yönüyle, söz konusu borçlandırıcı işlem niteliğindeki rehin
sözleşmesinin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığını ve tarafların açık veya örtülü
irade beyanlarının uyuşması ile birlikte hüküm ifade edeceğini belirtmek gerekir. Bu
noktada, rehin hakkı sahibinin tasarruf işlemi için gerekli olan tasarruf yetkisine de sahip
olması aranmamaktadır. Fakat, rehin hakkına uygulanacak ilkelerden biri olan belirlilik
ilkesinin gerektirdiği şekilde, söz konusu borçlandırıcı işlem öncesinde üzerinde rehin
hakkı tesis edilecek malvarlığı değerinin, bu durumda anonim ortaklık paylarının, ayırt
edici özellikleri ile birlikte belirli olması gerekmektedir.
Pay üzerindeki rehin hakkının nitelik itibariyle hak rehni olarak değerlendirilmesinden
hareketle ve TMK md. 955 hükmü doğrultusunda söz konusu rehin sözleşmesinin yazılı
şekil ile yapılması gerekmektedir. Bu hükümde belirtilen rehin sözleşmesinin tasarruf
işlemi niteliğindeki “ayni sözleşme” olarak değerlendirileceği ve yukarıda bahsedilen
borçlandırıcı işlem niteliğindeki rehin sözleşmesinden ayrı olarak akdedilmesi gerekeceği
kabul edilmelidir. Uygulamada çoğunlukla bu iki işlemin aynı rehin sözleşmesinde
birleştirilmesi söz konusu olmaktadır. Tasarruf işlemi niteliğinde rehin sözleşmesinin
yazılı şekil ile akdedilmesi, rehin hakkının aleni nitelik kazanması ve rehin hakkına
uygulanacak diğer bir ilke olan alenilik ilkesine uygunluk bakımından önem arz
etmektedir.
Anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkının hukuka uygun bir şekilde tesis edilmesi
için gerekli borçlandırıcı işlemin gerçekleştirilmesini takiben tasarruf işlemi niteliğinde
olan yukarıda bahsedilen yazılı rehin sözleşmesinin akdedilmesi gerekmektedir. Payın
senede bağlı olup olmadığına veya kayden izlenip izlenmediğine göre de yerine
getirilmesi gereken tasarruf işlemleri farklılık arz edecektir. Bu halde, yazılı rehin
sözleşmesinin akdedilmesi sırasında rehin hakkı tesis edecek pay sahibinin rehne konu
paylar üzerinde tasarruf yetkisinin bulunması aranacak ve aksi halde rehin hakkı tesis
edilemeyecektir.
Senede bağlanmamış paylar üzerinde rehin hakkı tesis edilmesi yazılı rehin sözleşmesinin
akdedilmesiyle gerçekleşecek olup ek bir merasime gerek olmadan söz konusu paylar
üzerinde rehin hakkı kurulmuş olacaktır. Bu ihtimalde, rehin hakkı tesis eden pay
150
sahibinin tasarruf yetkisinin bulunmaması halinde iyi niyetli üçüncü kişilerin hak
kazanımları korunmayacak ve paylar üzerindeki rehin hakkının kurulmuş olduğundan
bahsedilemeyecektir.
Senede bağlanmamış paylar üzerinde kurulan rehin hakkının, payları çıkartmış olan
anonim ortaklığa bildirilmesi hukuken yerine getirilmesi gerekli bir işlem olmamakla
birlikte ilgili bildirimin yapılması paya bağlı hakların rehin hakkı sahibi tarafından
kullanılması aşamasında ortaklık ve rehin hakkı sahibi arasındaki ilişki bakımından
faydalı olabilecektir. Özellikle, senede bağlanmamış payların rehin hakkı tesis
edilmesinden sonraki bir zamanda ortaklık tarafından senede bağlanması halinde,
ortaklığın söz konusu senetleri pay sahibi yerine rehin hakkı sahibine teslim etmesi
gerekliliği bakımından önem arz edebilecektir.
Bu noktada, söz konusu rehin hakkının ortaklık tarafından tutulan pay defterine kaydı da
rehnin geçerliliğini etkileyecek bir gereklilik olmamakla birlikte açıklayıcı nitelikteki bir
kayıt olarak yerine getirilebilecektir.
Rehin hakkına konu edilecek payların senede bağlanmış olması halinde ise nama yazılı
veya hamiline yazılı pay senetlerinden bahsedilebilecek olup bu pay senetleri üzerinde
tesis edilecek rehin hakkına yönelik tasarruf işlemleri farklılık arz edebilecektir.
Hamiline yazılı pay senetlerinin zilyetliğinin rehin hakkı tesis edilmesi amacıyla rehin
hakkı alacaklısına teslim edilmesi ile rehin hakkı kurulabilecek olup aynı zamanda yazılı
rehin sözleşmesinin akdedilmesini takiben söz konusu pay senetlerinin rehin hakkı
sahibine teslim edilmesi yoluyla da rehin hakkı tesis edilebilecektir. Bu noktada, hamiline
yazılı pay senetlerinin zilyetliğinin pay sahibi, yani rehin hakkı tesis eden kişinin
zilyetliğinde olmaması ve münhasıran rehin hakkı alacaklısının kontrolünde olması
gerekmektedir. Aksi halde, rehin hakkı doğmayacaktır.
Hamiline yazılı pay senetlerinin kıymetli evrak niteliğinde olması ve TMK ve TTK’de
yer alan kıymetli evraka ilişkin kuralların uygulanması nedeniyle hamiline yazılı pay
senetlerini herhangi bir şekilde elinde bulunduran iyi niyetli üçüncü kişilerin hak
kazanımları korunacak ve pay senetleri pay sahibinin iradesi olmadan elinden çıkmış olsa
151
bile söz konusu senetlerin zilyetliğini elinde bulunduran kişi lehine rehin hakkı kurulmuş
olacaktır.
Nama yazılı pay senetlerinin varlığı halinde ise, söz konusu pay senetleri emre yazılı
kıymetli evrak olarak değerlendirileceğinden bu senetlerin ciro edilmesi ve rehin hakkı
sahibine teslim edilmesi ile rehin hakkı kurulmuş olacaktır. Bu amaçla, senet üzerine
rehin cirosu veya beyaz ciro işlenerek işlem gerçekleştirilebilecektir. Ayrıca, doktrinde,
nama yazılı pay senetlerinin devrine kıyasen TBK md. 183’te yer alan alacağın temliki
hükümlerinin kıyasen uygulanabilir olacağı kabul edilmektedir. Bu doğrultuda, söz
konusu pay senetleri üzerindeki rehin hakkı, yazılı devir beyanının akdedilmesi ve
senetlerin rehin hakkı sahibine devredilmesi ile de kurulabilmektedir. Bu noktada, yazılı
rehin sözleşmesi akdedilmiş ise artık yazılı rehin sözleşmesi yazılı devir beyanı yerine
geçecek ve ek bir işleme gerek kalmayacaktır.
Nama yazılı pay senetlerinin ciro edilerek rehin hakkı sahibine teslim edilmesi halinde,
kıymetli evrak hükümleri uygulama alanı bulacak ve iyi niyetli üçüncü kişilerin hak
kazanımları korunacaktır. Fakat, yazılı devir beyanı ve zilyetliğin teslimi yöntemi ile
rehin hakkının tesis edilmesi halinde söz konusu nama yazılı pay senetlerini elinde
bulunduran üçüncü kişilerin hak kazanımları korunmayacaktır.
Anonim ortaklıktaki nama yazılı payların devrinin TTK’de yer alan kanuni bağlam veya
ortaklığın esas sözleşmesinde yer alan sözleşmesel bağlam niteliğindeki hükümler
dolayısıyla kısıtlanabilecek olup bu halin varlığında söz konusu payları temsilen çıkarılan
pay senetlerine “bağlı nama yazılı pay senetleri”nin varlığından söz edilebilecektir. Bu
halde, ilgili bağlam hükümlerinin söz konusu paylar üzerinde rehin hakkı kurulmasına
yönelik herhangi bir etkisi olmayacak fakat rehin hakkının paraya çevrilmesi aşamasında
payların üçüncü bir kişiye devredilmesi halinde gündeme gelebilecektir. Bu doğrultuda,
ilgili pay devrinin bağlam hükümleri dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerekecektir.
Anonim ortaklığın esas sözleşmesinde nama yazılı payları temsilen gerçek nama yazılı
pay senetleri çıkarılabileceğine dair bir hüküm bulunması halinde ilgili payları temsilen
gerçek nama yazılı pay senetleri de çıkarılabilecektir. Bu halde, söz konusu pay
152
senetlerinin emre yazılı kıymetli evrak niteliğinden çıkarılıp nama yazılı şekle bürünmesi
söz konusu olacaktır. İlgili pay senetleri üzerinde rehin hakkı tesisi ise yazılı devir beyanı
ve zilyetliğin rehin hakkı alacaklısına teslimi ile mümkün olabilecektir. Emre yazılı
kıymetli evrak niteliği ortadan kaldırıldığı için bu pay senetlerinin ciro ve zilyetliğin
teslimi yöntemiyle rehin hakkına konu edilmesi mümkün olmayacaktır.
Anonim ortaklık payı üzerinde rehin hakkının tesis edilmesine ilişkin açıklamaları
takiben çalışmanın ana konusu olan halka açık anonim ortaklık payının rehin hakkına
konu olması hususundan ayrıca bahsetmek gerekecektir. Bu doğrultuda öncelikle, halka
açık anonim ortaklık kavramı üzerinde durulmalıdır.
Halka açık anonim ortaklıklar, SerPK md. 3/e hükmünde tanımlanmakta olup halka arz
edilen veya halka arz edilmiş sayılan anonim ortaklıklar SerPK’ye tabi olmakta ve halka
açık statüsünü kazanmaktadır. Halka arz edilme kavramı SerPK’de düzenlenen halka arz
prosedürünün işletilmesi ve SPK’nin onayının alınması ile gerçekleşecektir.
Halka arz edilmiş sayılma kavramı ise, SerPK md. 16/1 ve 16/3 hükümleri ile
düzenlenmiş olup payları borsada işlem gören ortaklıklar ve pay sahibi sayısı beş yüzü
geçen anonim ortaklıklar, herhangi bir halka arz prosedürü işletmeden veya SPK izni
almadan halka açık statüsünü kazanmaktadır.
Anonim ortaklıklar halka arz edilerek veya yukarıda bahsedildiği üzere SerPK md. 16
hükmü doğrultusunda halka arz edilmeksizin halka açık anonim ortaklık niteliğini haiz
olabileceklerdir. Halka açık anonim ortaklıkların paylarının borsada alım satıma konu
edilmesi halinde ise payların satıldığı pazarlara göre “borsaya kote edilen” veya “borsada
işlem gören” niteliğini haiz olması mümkündür.
Borsadaki kot içi pazarlarda payları işlem gören ortaklıklar borsaya kote edilen ortaklık
ve borsadaki kot dışı pazarlarda işlem gören ortaklıklar borsada işlem gören ortaklık
olarak adlandırılmaktadır.
Her halükârda, halka açıklık statüsünü kazanan anonim ortaklıkların SerPK’deki
hükümlere tabi olması söz konusu olacağından burada ve ikincil mevzuatta yer alan
153
yükümlülükleri yerine getirmesi gerekecektir. Halka açık anonim ortaklıklar nitelik
itibariyle TTK’de düzenlenen anonim ortaklıkların bir alt türü olup esasen TTK’deki
hükümlere tabi olmaktadır. Fakat, SerPK’nin özel kanun niteliğinde olması nedeniyle
SerPK’de düzenlenen hükümlerin bu ortaklıklara öncelikli olarak uygulanması ve
SerPK’de düzenlenmeyen hususların varlığı halinde TTK’deki hükümler uygulanabilir
olması söz konusudur.
Halka açık anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkı bakımından da yukarıda
bahsedilen TMK, TBK ve TTK hükümleri uygulanabilirliğini korumakta olup SerPK’de
bu yönde yer alan düzenlemelerin de ayrıca dikkate alınması gerekecektir.
SerPK’de yer alan kaydileştirme esasları uyarınca sermaye piyasası araçlarının MKK
nezdinde tutulan kayıtlar üzerinden kayden izlenmesi esastır. Halka açık anonim ortaklık
payları menkul kıymet niteliğinde olduğundan sermaye piyasası aracı tanımı kapsamında
yer almaktadır. Böylelikle, söz konusu payların da kayden izlenmesi esas olup bu payları
temsil eden pay senetlerinin varlığı halinde söz konusu senetler MKK’ye teslim edilmeli
ve akabinde MKK tarafından imha edilmelidir. Kayden izlenen payların aynı zamanda
kıymetli evrak niteliğinde olup olmadığı hususu doktrinde ayrıca bir tartışma yaratmış
olmakla birlikte fiziki senet unsurunu kaybeden bu payların kaydi bir hak veya kıymet
hakkı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Halka açık anonim ortaklıkların bazı paylarının borsada işlem görmemesi söz konusu
olabilecek olup borsada işlem görmeyen bu payların da borsada işlem gören paylar ile
birlikte kayden izlenmesi esastır. Fakat, halka açık statüsünü kazanan ortaklığın
paylarının borsada işlem görmemesi de söz konusu olabilir. Bu durumda, ilgili ortaklığın
paylarının kayden izlenmesine yönelik bir zorunluluk bulunmamaktadır.
MKK tarafından tutulan hesaplar üzerinden kayden izlenen payların devri ve bu paylar
üzerinde tesis edilecek rehin hakkına ilişkin işlemlerin de kaydileştirme esasları
doğrultusunda gerçekleştirilmesi gerekecektir.
MKK, kaydileştirme işlemlerini gerçekleştirmek üzere yetkilendirilmiş kurum olmakla
birlikte MKK bu faaliyetleri nezdinde bulunan üyeler ve açılan hesaplar üzerinden
154
yürütmektedir. Kaydi sistemdeki kayıtların usulüne uygun bir şekilde tutulması esas olup
SerPK md. 81/5 hükmü söz konusu kayıtların yanlış veya hatalı tutulması halinde MKK
ve üyelerinin sorumlu olduğunu düzenlemektedir. Bu noktada, her ne kadar hükmün
lafzından anlaşılamasa da söz konusu kayıtların eksik veya hiç tutulmaması halinden
doğan sorumluluğun da MKK ve üyelerinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Söz
konusu sorumluluk kusura dayalı bir sorumluluktur ve MKK ve üyelerin kusurları
oranında sorumlu olacağı söylenmelidir.
MKK tarafından tutulan kayıtlar çerçevesinde izlenen halka açık anonim ortaklık
paylarının hukuki işlemlere konu olması halinde bu kayıtların MKK nezdinde tutulan
hesaplara ayrıca işlenmesi gerekmektedir. SerPK’deki ve Kaydileştirme Tebliği’ndeki
hükümler çerçevesinde, söz konusu işlemler bakımından bu işlemlerin MKK’ye
bildirileceği tarihin esas alınacağı belirtilmektedir.
Kayden izlenen payların konu olacağı hukuki işlemler söz konusu payların devri, bu
paylar üzerinde hak tesis edilmesi gibi işlemler olabilecektir. Bu hukuki işlemler dikkate
alındığında, üzerinde durulması gereken iki husus bulunmaktadır. Bu hususlar, kayden
izlenen payların devrinin kısıtlanmasına yönelik olarak getirilebilecek bağlam hükümleri
ile kayden izlenen payların aynı zamanda TTK hükümleri doğrultusunda ortaklık
tarafından tutulan pay defterine kaydedilmesidir.
TTK’deki hükümler uyarınca uygulanacak bağlam hükümleri borsaya kote edilmiş nama
yazılı paylar ve borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar bakımından farklılık
göstermektedir. Kanuni bağlam hükümleri bakımından herhangi bir farklılık
bulunmamakta olup esas sözleşmesel bağlam bakımından bu farklılıklar dikkate
alınmaktadır. TTK’de düzenlenen kanuni bağlam hükümleri ile SerPK ve Kotasyon
Yönergesi’nde yer alan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, bedelleri nakden
ödenmeyen halka açık anonim ortaklık payları borsaya kote edilemeyeceğinden bu
hükümler borsaya kote paylar bakımından uygulanabilir değildir. Diğer yandan, borsaya
kote edilmemiş halka açık anonim ortaklık payları bakımından ise uygulama alanı
bulabilecektir.
155
Payları borsaya kote edilmiş halka açık anonim ortaklıklara uygulanabilecek esas
sözleşmesel bağlam hükümleri bakımından TTK md. 495 hükmü getirilmiş olup payları
borsaya kote edilmemiş anonim ortaklıklar bakımından ise TTK md. 493 vd. hükümleri
uygulama alanı bulacaktır. TTK md. 495/1 hükmü uyarınca, anonim ortaklığın esas
sözleşmesinde belirlenen ve sermayeye oranla belirli bir yüzdeyi ifade eden üst sınırın
aşılması halinde ortaklığın yönetim kurulu pay devri ile yeni pay sahibi haline gelmiş
kişinin tanınmasını reddebilecektir. Ek olarak, TTK md. 495/2 hükmü ile böyle bir üst
sınır belirlenmese de pay devri sonrasında yeni pay sahibi olan kişinin kendi bilgilerini
ortaklığa iletmemesi halinde de ortaklık söz konusu pay sahibini tanımayı
reddedebilecektir.
TTK’de yer alan hükümler uyarınca yukarıda özetlendiği şekilde düzenlenmiş olan
bağlam hükümlerinin uygulaması, SerPK ve Kotasyon Yönergesi’nde yer alan hükümler
tarafından engellenmektedir. Her ne kadar TTK’de borsaya kote edilmiş payların devrini
engelleyebilecek esas sözleşmesel bağlam hükümlerinin belirli şartlar altında
düzenlenebileceği kabul edilse de Kotasyon Yönergesi’nde yer alan hükümler
doğrultusunda borsaya kote edilmiş payların belirli pazarlarda işlem görebilmesi için
devrini herhangi bir nedenle sınırlandıran hükümlerin esas sözleşmelerinde yer almaması
gerekmektedir.
Kayden izlenen paylara yönelik olarak getirilebilecek bağlam hükümlerinin varlığı
halinde ise söz konusu paylar devredildiğinde yeni pay sahibinin ortaklığın yönetim
kurulu tarafından tanınmaması söz konusu olabilecektir. Bu halde, ilgili paylar borsa
aracılığıyla devralındıysa paya bağlı malvarlıksal haklar devir anından itibaren yeni pay
sahibi tarafından kullanılabilecek olup yönetsel hakların kullanımı ise yeni pay sahibinin
ortaklığın yönetim kurulu tarafından tanınarak pay defterine kaydedildiği andan itibaren
olacaktır. Payların borsa dışından devralınması halinde ise malvarlıksal haklar da
yönetsel haklar gibi ortaklığın söz konusu devralan pay sahibini tanıması ve pay defterine
kaydetmesi halinden itibaren kullanılabilecektir.
Kayden izlenen payların hukuki işleme konu olmasına yönelik olarak bahsedilmesi
gereken diğer bir husus da söz konusu payların anonim ortaklık tarafından tutulan pay
156
defterine kaydedilmesidir. Anonim ortaklıklar bakımından ticari defter olarak kabul
edilen pay defteri ortaklığın yönetim kurulunun sorumluluğunda olup ortaklığın
paylarının devre veya başkaca işleme konu olması halinde söz konusu pay defterindeki
kayıtların da bu yönde güncellenmesi gerekecektir. TTK’de pay sahiplerinin ve paylar
üzerinde intifa hakkı sahiplerinin pay defterine kaydının yapılabileceği düzenlenmekte
olup doktrindeki görüşler dikkate alındığında pay üzerindeki rehin hakkı sahiplerinin de
pay defterine kaydedilebileceği kabul edilmelidir.
Bu noktada, kaydileştirme esasları çerçevesinde MKK nezdinde elektronik kayıtlar
üzerinden izlenen anonim ortaklık paylarının ayrıca pay defterine kaydedilip
kaydedilmeyeceği hususu önem arz etmektedir. Kayden izlenen paylar aynı zamanda
“senede bağlanmamış” yani “çıplak” pay olduğundan TTK’deki hükümler doğrultusunda
bu payların da ayrıca pay defterine kaydedilmesi gerekeceği kabul edilmelidir.
Bunun yanısıra, SerPK ve ilgili ikincil mevzuat hükümleri uyarınca halka açık anonim
ortaklıkların kayden izlenen payları bakımından MKK’de tutulan kayıtların esas alınması
gerektiğine dair çeşitli düzenlemeler mevcuttur. Bu doğrultuda, kayden izlenen paylara
yönelik olarak pay defteri kayıtlarının tutulabileceğini fakat MKK nezdinde tutulan
kayıtların esas alınması gerekeceğini belirtmek gerekir. Bu yönüyle, kaydileştirme
esasları doğrultusunda MKK kayıtlarının varlığı ile pay defterindeki kayıtların işlevsiz
hale geldiğini de ayrıca kabul etmek gerekmektedir.
Halka açık anonim ortaklık, kayden izlenen paylar ve bu payların hukuki işlemlere konu
olması durumunda dikkate alınması gereken hususların akabinde, çalışmanın ana
konusunu oluşturan halka açık anonim ortaklık payı üzerinde rehin hakkının kurulmasına
yönelik açıklamalara yer vermek yerinde olacaktır. Belirtilmesi gereken bir husus şudur
ki, payları borsada işlem görmeyen halka açık anonim ortaklıkların paylarının MKK
nezdindeki kayıtlar aracılığıyla takip edilmesi zorunlu değildir. Bu nedenle, bu paylar
bakımından halka kapalı anonim ortaklıkların payları üzerinde tesis edilecek rehin
hakkına yönelik yukarıda değinilen hususlar dikkate alınacaktır.
157
MKK nezdinde kayden izlenen payların rehin hakkına konu olabilmesi için ise, öncelikle
bu yönde bir borçlandırıcı işlem kurulması ve sonrasında gerekli tasarruf işleminin yerine
getirilmesi gerekmektedir. Kayden izlenen payların nitelik itibariyle kıymet hakkı olduğu
kabul edilerek söz konusu paylar üzerindeki rehin hakkının da TMK’de düzenlenen hak
rehni hükümlerine göre yorumlanması gerekeceği kabul edilmelidir.
Ek olarak, SerPK md. 47 hükmü uyarınca sermaye piyasası araçlarını konu alan teminat
sözleşmelerine ilişkin özel düzenlemeler mevcuttur. Kayden izlenen payların sermaye
piyasası aracı niteliği de bulunduğundan, SerPK’deki bu düzenlemeler de aynı zamanda
kayden izlenen paylar üzerindeki rehin hakkına uygulanabilir olacaktır.
Bu doğrultuda, kayden izlenen paylar üzerinde rehin hakkı tesis edilebilmesi için
öncelikle söz konusu rehin hakkının tesisine ilişkin borç ve yükümlülükleri belirleyen
borçlandırıcı işlem yapılmalıdır. Bu taraflar arasında akdedilecek yazılı rehin sözleşmesi
olabileceği gibi açık veya örtülü bir şekilde de yapılabilecektir. TMK md. 955 ve SerPK
md. 47/1 hükümleri doğrultusunda, söz konusu rehin hakkının tesis edilebilmesi için
yazılı rehin sözleşmesi yapılması gerektiği belirtilmektedir.
Borçlandırıcı işlem niteliğindeki rehin sözleşmesi herhangi bir şekle tabi olmamakla
birlikte, bu hükümlerde yer alan rehin sözleşmesinin yazılı yapılması gerekeceği kabul
edilmelidir. Bu yönüyle, söz konusu rehin sözleşmesi, “ayni sözleşme” niteliğinde olup
tasarruf işlemi niteliği taşımaktadır.
Kayden izlenen paylar üzerinde rehin hakkı tesis edilmesine yönelik yazılı rehin
sözleşmesinin akdedilmesini takiben yerine getirilmesi gereken ek merasimler mevcuttur.
Bu ek merasimler, MKK nezdindeki kayıtların güncellenmesine yönelik işlemlerdir. Bu
doğrultuda, rehin hakkının tesis edildiğini tevsik eden belgeler, yazılı rehin sözleşmesinin
taraflarca akdedilmesini takiben derhal MKK’ye sunulmalıdır. MKK, söz konusu
belgelerin incelenmesini takiben kayden izlenen paylar üzerindeki rehin hakkına yönelik
kayıtları payların takip edildiği hesaplara yansıtmaktadır.
Söz konusu rehin hakkı, kayden izlenen payların sahibi rehin hakkı tesis eden kişinin
hesabına bağlı bir alt hesaba işlenebilecek olup alternatif olarak rehin hakkı sahibinin
158
açacağı hesap altındaki bir alt hesapta da izlenebilecektir. Rehin sözleşmesinin bu durumu
açıkça düzenlemesi gerekmekte olup rehin sözleşmesinde bu hükümlerin yer almaması
halinde söz konusu rehin hakkı pay sahibinin sahip olduğu hesabın altında açılacak bir alt
hesapta izlenecektir.
Kayden izlenen paylar üzerindeki rehin hakkının taraflar arasında yazılı bir şekilde
akdedilecek rehin sözleşmesinin akdedilmesiyle kurulacağı kabul edilmektedir. Bu
doğrultuda, rehin sözleşmesinin MKK’ye sunulması işleminin ve MKK nezdindeki
kayıtların rehin hakkının kurulmasında kurucu etkisinin olmadığı ve söz konusu MKK
kayıtlarının açıklayıcı nitelikte olduğunun kabulü gerekir. Bu doğrultuda, söz konusu
MKK kayıtlarına güvenerek işlem yapan üçüncü kişilerin hak kazanımlarının
korunmayacağı söylenmelidir.
MKK kayıtlarının hukuki niteliği, rehin hakkının kurulmasına yönelik olarak açıklayıcı
nitelikte olsa da MKK kayıtlarının gerçekleştirilmemiş olması halinde uygulamada çeşili
sorunlar çıkabilecektir. Özellikle, kayden izlenen paylar üzerinde art rehin hakkı tesis
edilmesi halinde, önceki rehin hakkının MKK’ye bildirilmemesi ve kayıtlara işlenmemesi
uygulamada sorun yaratabilmektedir. Bu halde, önceki rehin hakkının MKK kayıtlarına
işlenmemesi ve art rehin hakkının MKK’ye bildirilmesi halinde her ne kadar iki rehin
hakkının geçerliliğine halel gelmeyecek olsa da söz konusu rehin haklarının paraya
çevrilmesi aşamasına gelindiğinde önceki rehin hakkının MKK’ye bildirilmesi ve
kayıtlara işlenmesi art rehin hakkından sonraki bir tarihte olacak ve paraya çevrilme
aşamasında art rehin hakkı sahibinden sonra işlem görecek ve öncelik hakkını kaybetmiş
olacaktır.
Halka kapalı ve halka açık anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkının tesis
edilmesine ilişkin açıklamaların akabinde, söz konusu rehin hakkının sona ermesi ve
paraya çevrilmesi aşamalarında da bahsetmek yerinde olacaktır. Anonim ortaklık payı
üzerindeki rehin hakkının sona ermesi sonucunu doğuran haller genel itibariyle rehin
hakkının sona ermesi halleri ve anonim ortaklıklara özgü sona erme halleri şeklinde
olabilecektir.
159
Rehin hakkı, güvencesini oluşturduğu alacağa bağlı olan feri bir hak olduğundan söz
konusu alacağın herhangi bir nedenle sona ermesi halinde rehin hakkı da sona ermektedir.
Alacağın ifa edilmesi, takas veya ibra işlemlerine konu olması halinde alacak sona
ereceğinden, rehin hakkı da sona ermiş olacaktır. Fakat, alacağın kısmen sona ermesi
halinde rehin hakkı kısmen sona ermeyecek olup rehin hakkına konu malvarlığı değerinin
bir kısmının rehin hakkı sahibi bakımından geri verilmesi yükümlülüğü doğmayacaktır.
Ek olarak, borcun yenilenmesi veya borca yönelik bozucu şartın gerçekleşmesi hallerinde
de söz konusu borç sona ereceğinden bu borcu temin etmek üzere tesis edilen rehin
hakkının sona ereceği söylenebilecektir. Fakat, alacağın zamanaşımına uğraması halinde
rehin hakkı sona ermeyecek, rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurulabilecektir.
Temeldeki alacağın borçlusunun değişmesi halinde ise rehin hakkı tesis eden rehin
verenin bu değişikliğe yazılı bir şekilde onay vermesi halinde rehin hakkı sona ermeyecek
ve devam edebilecektir. Fakat, rehin veren borçlunun değişmesini yazılı bir şekilde
onaylamazsa rehin hakkının devam etmeyeceğini kabul etmek gerekir.
Benzer şekilde, rehin hakkı sahibi ve rehin veren sıfatlarının aynı kişide birleşmesi, rehin
hakkı sahibinin rehin hakkından feragat etmesi veya rehin hakkı süresinin sona ermesi
hallerinde de rehin hakkının sona ereceği kabul edilmelidir.
Üzerindeki rehin hakkı tesis edilen malvarlığı değerinin zilyetliğinin rehin hakkı sahibi
tarafından kaybedilmesi halinde ise, söz konusu kaybın rehin hakkı sahibinin rızası
dışında gerçekleşmesi ve zilyetliğin tekrar rehin hakkı sahibine tesis edilemeyecek olması
halllerinde rehin hakkını sona erdireceği söylenmelidir. Bu sonuçlara yol açmayacak
geçici zilyetlik kaybı hallerinde ise rehin hakkı askıda kalacak ve zilyetlik tekrar rehin
hakkı sahibine geçtiğinde hüküm ifade etmeye devam edecektir.
Anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkının sona ermesi sonucunu doğurabilecek
anonim ortaklıklara özgü sona erme halleri de söz konusu olabilecek olup payların itfa
edilmesi, pay sahibinin ıskatının söz konusu olması veya anonim ortaklığın sona ermesi
halinde de rehin hakkının sona ermesi sonucunun doğabileceği söylenmelidir.
160
Pay üzerindeki rehin hakkının alacaklısına sağladığı temel güvence alacağın ödenmemesi
halinde rehne konu malvarlığı değerinin satılması ve elde edilen tutarların alacağın tahsil
edilmesi için kullanılması haklarıdır. Bu doğrultuda, pay üzerindeki rehin hakkını sona
erdirecek diğer bir hal de rehne konu payların paraya çevrilmesidir. Paraya çevirme, genel
itibariyle rehne konu malvarlığının üçüncü bir kişiye satılması ve bu satış sonucunda elde
edilen tutarların rehin hakkının güvence altına aldığı borcun ödenmesi için
kullanılmasından ibaret bir işlemdir.
Anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkı hukuki nitelik itibariyle hak rehni olarak
kabul edilmeli ve buna uygun bir yorum yapılmalıdır. Fakat, İİK’de yer alan hükümler
kapsamında hak rehninin paraya çevrilmesi ayrıca düzenlenmediğinden söz konusu
rehnin paraya çevrilmesi, İİK’de yer alan teslime bağlı taşınır rehninin paraya
çevrilmesine ilişkin hükümler kıyasen uygulanabilir olacak şekilde değerlendirilmelidir.
Rehnin paraya çevrilmesi aşamasında dikkate alınması gereken iki genel prensip
mevcuttur. Bunlar, lex commissoria yasağı ve önce rehne başvurma kuralıdır. Lex
commissoria yasağı, TMK uyarınca taşınmaz ve taşınır malvarlığı değerlerinin
mülkiyetinin rehin hakkı sahibine devredilmesini yasaklayan bir kural olup taraflar
arasındaki sözleşmelerde böyle bir hüküm öngörülmesi engellenmektedir. Esas itibariyle
borçlunun menfaatini korumaya yönelik olarak getirilen bu yasak, borcun muaccel hale
gelmesinden önceki bir dönemde taraflar arasında yapılacak bu yöndeki sözleşmeleri
geçersiz kılmaktadır. Her halükârda, borcun muaccel olmasından sonra söz konusu
malvarlığı değerinin rehin hakkı sahibine devredilmesi söz konusu olabilecektir.
Değinilmesi gereken diğer bir kural da önce rehne başvurma kuralıdır. Bu kural icra
hukukunun temel prensiplerinden biri olup alacağı güvence altına alan birden fazla
teminat bulunması ve bu teminatlardan birinin rehin hakkı olması halinde uygulama alanı
bulmaktadır. Bu durumda, rehin hakkının paraya çevrilmesinden sonra diğer teminatlara
başvurulabilecek olup rehin hakkının paraya çevrilmesinden elde edilecek gelirlerin
alacağı karşılamaya yetmemesi halinde kalan tutar için artık haciz yoluyla takip
yapılabilecektir. Söz konusu kural emredici nitelikte olup aksinin taraflar arasında
kararlaştırılamayacağı kabul edilmelidir.
161
İİK’de taşınır rehninin paraya çevrilmesine ilişkin prosedür ilamlı veya ilamsız takip
yoluyla paraya çevrilme şeklindeki bir ayrıma tabi tutulmamıştır. Rehin hakkı sahibi
halka açık anonim ortaklığın veya halka kapalı anonim ortaklığın senede bağlanmış
payları üzerinde rehin hakkı sahibi ise, bu halde teslime bağlı taşınır rehninin paraya
çevrilmesine ilişkin kurallar uyarınca rehni paraya çevirebilecektir. Diğer yandan, rehin
hakkı sahibinin rehin hakkının teminat altına aldığı alacağa ilişkin ilam niteliğinde bir
karara sahip olması halinde ise ilamlı icra takibi yolu tercih edilebilecektir.
İlamsız icra takibi yolunun tercih edilmesi halinde, icra takibi, borçluya ve rehin hakkı
tesis eden pay sahibinin üçüncü bir kişi olması halinde borçlu ile söz konusu pay sahibine
takip talebinin iletilmesi ile başlatılabilecektir. Söz konusu takip talebi içerisinde üzerinde
rehin tesis edilen payların ayırt edici bilgilerinin detayları ile birlikte belirtilmesi
gerekmektedir.
Takip talebinin icra müdürlüğüne sunulmasını takiben, ilgili icra dairesi bir ödeme emri
hazırlayarak borçluya veya rehin hakkı tesis eden pay sahibinin üçüncü bir kişi olması
halinde borçlu ile söz konusu pay sahibine iletecektir. Ödeme emrinin tebliğini takiben
on beş gün içerisinde borcun ödenmemesi halinde takip kesinleşecek olup satış sürecine
geçilebilecektir. Ayrıca, borçlu veya rehin veren pay sahibinin ödeme emrinin tebliğinden
itibaren yedi gün içerisinde itiraz etme hakkı bulunmakta olup bu halde itiraz bertaraf
edilmedikçe satış işlemine geçilemeyecektir. Alacaklı İİK’de yer alan hükümler
doğrultusunda itirazın kaldırılması, itirazın iptali, menfi tespit davası açılması veya
istirdat talebi gibi yöntemlerle söz konusu itirazı bertaraf edebilecektir. İtirazın rehin
hakkının varlığına ilişkin olması ve haliyle alacak hakkının varlığına ilişkin talebin
kesinleşmesi halinde ise artık alacaklı rehnin paraya çevrilmesi yolundan vazgeçerek
genel haciz yoluyla takibe devam edebilecektir.
Yukarıda ayrıca bahsedildiği üzere, alacaklının alacağına yönelik ilam niteliğinde bir
kararının bulunması halinde ilamlı icra takibi yolu da tercih edilebilecek olup takip
talebinin tebliğini takiben borçlunun icranın geri bırakılmasına yönelik bir kararının
bulunmadıkça takip kesinleşecek ve satış işlemleri başlatılabilecektir.
162
İlamlı veya ilamsız icra takibi yollarından birinin tercih edilmesi ve takibin kesinleşmesi
halinde satış işlemleri başlatılabilecek olup rehin hakkına konu malvarlığı değeri açık
arttırma yolu, pazarlık yolu veya taraflar arasında özel satış yolunun kararlaştırılması
halinde bu yolla satılabilecektir. İİK md. 114/1 uyarınca açık arttırma yoluyla satış kural
olmakla birlikte İİK md. 119’da belirtilen durumların varlığı halinde pazarlık yoluyla
satış da söz konusu olabilecektir.
Satış işlemlerinin tamamlanmasını takiben, satıştan elde edilen tutarlar takip masrafları
çıkarılarak alacağın tahsil edilmesi amacıyla kullanılacaktır. Söz konusu tutarların alacağı
karşılamaması halinde ise alacaklıya rehin açığı belgesi verilecek olup bu belge ile
alacağın tahsil edilemeyen kısmı için alacaklı tarafından genel haciz yoluyla takip
başlatılabilecektir.
Rehin açığı belgesi, kesin rehin açığı belgesi ve geçici rehin açığı belgesi şeklinde
verilebilmektedir. Takip yolu devam ederken söz konusu alacağın karşılanamayacağı
anlaşılmışsa geçici rehin açığı belgesi düzenlebilecek olup söz konusu belge kullanılarak
genel haciz yoluna başvurulması için takibin kesinleşmesi ve satış işlemlerinin
tamamlanması gerekmektedir. Kesin rehin açığı belgesi ise üzerinde rehin hakkı tesis
edilen malvarlığının satılamaması veya satışından elde edilen tutarların alacaklının
alacağını karşılamaması hallerinde alacaklıya verilebilecektir.
Rehin hakkına konu malvarlığının özel satış yoluyla satılabilmesi için ise taraflar arasında
bu yönde bir sözleşme yapılması gerekmektedir. Uygulamada, taraflar arasında akdedilen
rehin sözleşmelerinde bu yönde hükümler kabul edilmekte olup pozitif hukuk uyarınca
özel satış yoluna ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Doktrindeki genel
kabul, taraflar arasında bu yönde bir satış yolunun belirlenebileceğidir. Bu doğrultuda,
icra hukuku bakımından herhangi bir şekilde yasaklanmamış olan özel satış yolunun
taraflarca kararlaştırılabileceği ve bu satış yoluna ilişkin taraflar arasındaki menfaat
dengesinin bir taraf lehine aşırı derecede bozulmaması gerektiği kabul edilmelidir.
163
Taşınır rehninin paraya çevrilmesi haline uygulanan ve İİK’de yer alan genel hükümlere
değinilmesinin akabinde, söz konusu paraya çevirme hükümlerinin halka açık anonim
ortaklık payları bakımından yaratacağı özel durumlardan da ayrıca bahsedilmelidir.
Halka açık anonim ortaklığın kayden izlenen payları veya senede bağlanmamış çıplak
paylarının rehne konu olması ve söz konusu rehin hakkının paraya çevrilmesi halinde icra
müdürlüğünün söz konusu paylarının satışına ilişkin izlenecek prosedürü icra
mahkemesine sorması gerekmektedir. Bu doğrultuda, söz konusu payların açık arttırma
ile satış veya pazarlık yoluyla satışının gerçekleştirilmesi veya haciz gibi başkaca
tedbirler alınması söz konusu olabilecektir. Satış halinde söz konusu payları temsil eden
pay senetleri bulunmayacağından senetlerin ciro edilmesi ve zilyetliğinin devredilmesi
gibi ek merasimlere gerek olmayacaktır.
Halka açık anonim ortaklıkların paylarının senede bağlanması halinde ise yukarıda
açıklanan ve İİK’de yer alan teslime bağlı taşınır rehninin paraya çevrilmesi yöntemi
uygulanabilir olacaktır. Bu noktada, satış halinde söz konusu senetlerin devrine ilişkin
ciro ve zilyetliğin devri işlemlerinin satışı gerçekleştiren icra müdürlüğü tarafından
yapılıp yapılamayacağı hususu tartışmalıdır.
Halka açık anonim ortaklığın kayden izlenen ve borsada işlem gören payları bakımından
ise senede bağlanmamış paylara ilişkin esaslar uygulanabilir olacaktır. Söz konusu
kayden izlenen paylara ilişkin İİK’de özellikli hükümler bulunmamaktadır. Diğer yandan,
SerPK md. 13/7 hükmü ve Pay Piyasası Yönergesi uyarınca kayden izlenen payların
resmi müzayede usulü ile paraya çevrilmesi gerekliliği düzenlenmektedir. Paraya çevirme
işlemlerinin satış aşamasına gelmesi ile ilgili icra müdürlüklerinin BIST’e başvurarak söz
konusu payların resmi müzayede yolu ile işlem gördükleri pay piyasalarında satılmasını
talep etmesi gerekmektedir. Bu yol ile söz konusu payların değeri de işlem gördükleri
piyasalarda belirlenen değer olacaktır.
Anonim ortaklık payı üzerindeki rehin hakkının sona ermesi ile rehin hakkı sahibi olan
alacaklının rehne konu malvarlığı değerinin satılmasını talep etme ve satıştan elde
edilecek tutarları alacağın tahsil edilmesi için kullanma hakkı ortadan kalkmaktadır.
164
Senede bağlı paylar üzerindeki rehin hakkının sona ermesi halinde söz konusu senetlerin
rehin hakkı sahibi tarafından rehin veren pay sahibine teslim edilmesi gerekmektedir.
Senede bağlı olmayan veya kayden izlenen paylar bakımından böyle bir zorunluluk
bulunmamakta olup senede bağlı olmayan paylar bakımından ortaklığın pay defterinin ve
kayden izlenen paylar bakımından ise MKK nezdinde tutulan kayıtların güncellenmesi
gerekmektedir.
165
KAYNAKÇA
Faruk ACAR, Rehin Hukuku Dersleri, 2. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2017.
Burak ADIGÜZEL, Sermaye Piyasası Hukuku, 5. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara
2023.
Murat Yusuf AKIN, Anonim Ortaklıkta Bağlı Nama Yazılı Hisseler, Vedat Kitapçılık,
İstanbul 2014.
Jale AKİPEK / Turgut AKINTÜRK / Derya ATEŞ, Eşya Hukuku, 2. Baskı, Beta
Basım, İstanbul 2018.
Batuhan AKKUŞ, Kaydi Sermaye Piyasası Araçlarını Konu Edinen Ayni Teminatlar,
İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Entitüsü Özel Hukuk Yüksek Lisans Programı,
İstanbul 2020 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi).
Melis ALKAN, Anonim Ortaklıkta Pay Üzerindeki Rehnin Paraya Çevrilmesi, İstanbul
Bilgi Üniversitesi Sosyal Bilimler Entitüsü Hukuk Yüksek Lisans Programı, İstanbul
2009 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi).
Müge ALTINAY, Sermaye Piyasası Mevzuatının Teminata İlişkin Hükümlerinin
Değerlendirilmesi, Yeditepe Üniversitesi, İstanbul 2020 (yayımlanmamış yüksek lisans
tezi).
Merve ARDIÇ TÜKEN, Mevduat Rehni, Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul 2023 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi).
Ramazan ARSLAN / Ejder YILMAZ / Sema TAŞPINAR AYVAZ / Emel
HANAĞASI, İcra ve İflas Hukuku, 10. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara 2024.
Birce ARSLANDOĞAN , Rehnin Paraya Çevrilmesi Yolu ile Takip Yapma
Zorunluluğu, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2023.
166
Halil ARSLANLI, “Anonim Şirkette Pay ve Pay Sahipliği”, İÜHFM, Cilt: 23, Sayı: 3-
4, İstanbul 1958, s. 248 – 290.
İbrahim AŞIK / Yakup ORUÇ / Ozan TOK / Ömer Faruk SAÇAR / Recep AŞİT,
İcra ve İflas Hukuku, 3. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2024.
Özlem ATA, “Borsaya Kote Edilmiş Nama Yazılı Payların Devri”, Yeditepe Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Dergisi, C:16, S:2, 2019, s. 1 – 30. (Nama Yazılı Payların Devri)
Özlem ATA, Sermaye Piyasası Hukukunda Alım Satıma Aracılık Faaliyetlerinde
Yatırımcının Korunması, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2020. (Sermaye
Piyasası)
Melisa Sevinç ATILGANER, Anonim Şirket Payının Rehni, İstanbul Bilgi Üniversitesi
Sosyal Bilimler Entitüsü Hukuk Yüksek Lisans Programı, İstanbul 2022 (yayımlanmamış
yüksek lisans tezi).
Mehmet AYAN, Eşya Hukuku, Cilt: III (Sınırlı Ayni Haklar), 9. Baskı, Adalet Yayınevi,
Ankara 2020.
Aydın AYBAY / Hüseyin HATEMİ, Eşya Hukuku Dersleri, Fakülteler Matbaası,
İstanbul 1981.
Şirin AYDINCIK, “Bir İnançlı İşlem Türü Olarak Alacağın Teminat Amacıyla
Temliki”, İÜHFM, Cilt: LXIV, S: 6, Y: 2006, s.131 – 194.
Fatih AYDOĞAN, “Sermaye Piyasası Araçlarının Satışı ve Kaydileştirilmesi”, Mehmet
Helvacı (edt.), Necdet Uzel (edt.), Numan Sabit Sönmez (edt.), Ahmet Özsoy (edt.), Türk
Ticaret Hukuku Ekseninde Sermaye Piyasası Hukuku Toplantı Serisi (Tebliğler ve
Tartışmalar), 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2019, s. 123 – 139.
Tolga AYOĞLU, Sermaye Piyasası Hukukunda Halka Arz Kavramı ve Halka Arza
Aracılık Sözleşmeleri, 1. Baskı, Vedat Kitapçılık, İstabul 2008.
167
Mehmet BAHTİYAR, Ortaklıklar Hukuku, 17. Bası, Beta Yayıncılık, İstanbul 2024.
(Ortaklıklar Hukuku)
Mehmet BAHTİYAR, Sermaye Piyasası Hukukuna Giriş, 1. Bası, Beta Yayıncılık,
İstanbul 2019. (Sermaye Piyasası)
Erman BENLİ, Sermaye Piyasası Araçlarını Konu Alan Teminat Sözleşmeleri, İhsan
Doğramacı Bilkent Üniversitesi Hukuk Bölümü, Ankara 2017 (yayımlanmamış yüksek
lisans tezi).
Elif BERKTAŞ YÜKSEL , Türk Hukukunda Saf İnançlı İşlemler, 1. Baskı, On İki Levha
Yayıncılık, İstanbul 2022.
Fatih BİLGİLİ / Ertan DEMİRKAPI, Kıymetli Evrak Hukuku, 13. Basım, Dora
Yayıncılık, Bursa 2024.
Serap BOĞA, Sermaye Piyasası Kanunu’na Tabi Anonim Ortaklıklarda Hisse Devri,
Çağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Mersin 2010
(yayımlanmış yüksek lisans tezi).
Nevzat BOZTAŞ, “Lex Commissoria Yasağının İnançlı İşlemler ve İcra Sözleşmeleri
Bağlamında Değerlendirilmesi”, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,
C: 4, S: 2, 2017, s. 209 – 252.
Ali Cem BUDAK, İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip, 2. Baskı, On İki Levha
Yayıncılık, İstanbul 2009.
Erol CANSEL, Türk Menkul Rehni Hukuku, Cilt: I (Teslim Şartlı Menkul Rehni), 1.
Basım, Sevinç Matbaası, Ankara 1967.
Mustafa Halil CONKAR, Anonim Ortaklıkta Pay Sahipliği Sıfatının İspatlanması, 1.
Baskı, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2009.
Pınar Başak COŞGUN, “Anonim Ortaklıklarda Hamiline Yazılı Pay Senetleri”, Pınar
Başak Coşkun (edt.), Barkın Özyurt (edt.), Yağmur Öykü Yönet (edt.), III. Genç Hukukçu
168
Araştırmacılar Sempozyumu, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, Ankara 2022, s. 359 –
393.
Merve ÇAĞLAK, Sermaye Piyasası Araçlarının Haczi, 1. Baskı, Seçkin Yayıncılık,
Ankara 2019.
Yusuf ÇALIŞKAN, “UNIDROIT’nın Özel Hukuka İlişkin Çalışmalarına Genel Bir
Bakış”, Public and Private International Law Bulletin (PPIL), C: 41, S: 2, 2021, s. 463 –
481.
Seda İrem ÇAKIRCA, Adi Alacakların Rehni, 1. Baskı, Vedat Kitapçılık, İstanbul
2006.
Ersin ÇAMOĞLU, Kıymetli Evrak Hukukunun Temel İlkeleri, 2. Bası, Vedat
Kitapçılık, İstanbul 2023.
Ali Atakan ÇARDAK, Anonim Şirkette Pay Rehni, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Ankara 2022 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi).
Uğur ÇEBİ, Anonim Ortaklık Payının Rehni, Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul 2015 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi).
Hüseyin Bahadır ÇOLAK, “Anonim Ortaklık Payı Üzerinde Kurulan Rehin Hakkına
İlişkin Bazı Sorunlar ve Çözüm Önerileri”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C:
XXXVII, S: 3, 2021, s. 139 – 177.
Barış DEMİRSATAN, “Medeni Kanuna Göre Senede Bağlanmamış Alacak Rehni
Kapsamında Rehinli Alacaklının Paraya Çevirme Bakımından Olanakları”, İstanbul
Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 7, S: 1, 2021, s. 161 – 185.
Zeliha DERELİ, Lex Commissoria Yasağı, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Ankara 2009 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi).
169
Hande Gizem DEYNEKLİ, Anonim Ortaklıklarda Pay Devrine İlişkin Kanuni
Sınırlanmalar, Bahçeşehir Üniversitesi, İstanbul 2018 (yayımlanmamış yüksek lisans
tezi).
R. Murat DÖNMEZ, Anonim ve Limited Şirketlerde Hisse Haczi ve Paraya Çevrilmesi,
4. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2011.
Ece Ayça EKER, “Lex Commissoria Yasağı ve Uygulama Alanı”, Selçuk Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 29, S:1, 2021, s. 133 – 178.
Ercüment ERDEM, “Nama Yazılı Hisse Senetlerine İlişkin Olarak Uygulamada Ortaya
Çıkan Bazı Sorunlar ve Yeni TTK’nın Çözümleri”, Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları
Sempozyumu (Bildiriler – Tartışmalar), 1. Baskı, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma
Enstitüsü Yayınları, İstanbul 2011, s. 97 – 131.
Mehmet Serkan ERGÜNE, “Anonim Şirket Payı Üzerinde Rehin Hakkı Kurulması”,
İÜHFM, C: LXXIV, S: 2, 2016, s. 739 – 755.
Hasan ERMAN, Eşya Hukuku Dersleri, 4. Basım, Der Yayınları, İstanbul 2013.
Şeref ERTAŞ, Eşya Hukuku, 11. Baskı, Barış Yayınları, İzmir 2014.
Mine ERTURGUT, İcra ve İflas Hukukunda Menkullerin Paraya Çevrilmesi, 1. Baskı,
Yetkin Yayınları, Ankara 2000.
Turhan ESENER / Kudret GÜVEN, Eşya Hukuku, 9. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara
2024.
Y. Can GÖKSOY, Anonim Ortaklıkta Payın Rehni, 1. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara
2001.
Nazlı GÖREN ÜLKÜ, İcra Hukukunda Ödeme Emri, Marmara Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul 2006 (yayımlanmamış yüksek
lisans tezi).
170
Oğuz İMREGÜN, Anonim Ortaklıklar, 4. Bası, Yasa Yayınları, İstanbul 1989.
İlhan HELVACI, “Kaydi Sermaye Piyasası Araçlarının Rehni”, Borçlar Hukuku, Miras
Hukuku ve Eşya Hukukuna İlişkin Hukuki Mütalaalar, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık,
İstanbul 2010, s. 597 – 616.
Irmak HIZLI, Anonim Şirket Payları Üzerinde Rehin Hakkının Kurulması, Ankara
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Ankara 2020
(yayımlanmamış yüksek lisans tezi).
Onur KALKAN, Anonim Şirketlerde Hisse Haczi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler
Entitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Ankara 2009 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi).
Ali İhsan KARACAN / Esra ERİŞİR KARACAN , Sermaye Piyasası Araçları, 1.
Baskı, Legal Yayıncılık, İstanbul 2021.
Ali İhsan KARACAN, Sermaye Piyasasında Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri, Krediler
ile Teminat Sözleşmeleri, 1. Baskı, Legal Yayıncılık, İstanbul 2021.
Sami KARAHAN, Anonim Ortaklıklarda İmtiyazlı Paylar ve İmtiyazların Korunması,
Kazancı Hukuk Yayınları, İstanbul 1991.
Sami KARAHAN / Özlem KARAMAN COŞGUN , Şirketler Hukuku, 1. Baskı,
Mimoza Yayınları, Konya 2012.
Özlem KARAMAN COŞGUN, Anonim Şirketin Tasfiyesi, 1. Baskı, Adalet Yayınevi,
Ankara 2015.
Abdurrahim KARSLI, İcra ve İflas Hukuku Esasları, 4. Baskı, Filiz Kitabevi, İstanbul
2022.
Şaban KAYIHAN, Kıymetli Evrak Hukuku, 10. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2024.
Abuzer KENDİGELEN, Anonim Ortaklık Payı Üzerinde İntifa Hakkı, Beta Yayınları,
İstanbul 1994.
171
Abuzer KENDİGELEN / İsmail KIRCA, Kıymetli Evrak Hukuku, 8. Bası, On İki
Levha Yayıncılık, İstanbul 2024.
Emrullah KERVANKIRAN , Anonim Şirketlerin Tasfiyesi, 1. Baskı, Seçkin Yayıncılık,
Ankara 2015.
Damla KESKİN ŞERBETCİOĞLU, Yediemin Sözleşmesi Yoluyla Anonim Şirket
Payı Üzerinde Rehin Kurulması, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2019.
Mehmet KILIÇ, “Anonim Ortaklıklarda Pay Rehni”, Bankacılar Dergisi, S: 71, 2009, s.
66 – 77.
Evren KILIÇOĞLU, İcra Sözleşmeleri, 1. Baskı, Arıkan Yayıncılık, İstanbul 2005.
Güventürk KIZILYEL, Sermaye Piyasası Mevzuatında Anonim Ortaklıkların Pay
Devri Sınırlamaları, Yeditepe Üniversitesi, İstanbul 2018 (yayımlanmamış yüksek lisans
tezi).
Ecem KİRKİT, “Anonim Şirketlerde Bağlı Nama Yazılı Senetleri Üzerinde Rehin
Hakkının Kurulması”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 71, S: 4, 2022, s.
1481 – 1507.
Necip KOCAYUSUFPAŞAOĞLU , Borçlar Hukuku Genel Bölüm Cilt: I, Filiz
Kitabevi, İstanbul 2008.
Himmet KOÇ, Anonim Şirket Paylarının Sınırlı Ayni Haklara Konu Olması, Ankara
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Ankara 2022
(yayımlanmamış doktora tezi).
Orhan Emre KONURALP, “Alacaklıya Rehni Özel Yoldan Paraya Çevirme Yetkisi
Verilmesi”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Hakan
Pekcanıtez’e Armağan, C: 16, S: Özel Sayı, 2015, s. 2855 – 2880.
Döne Nurdan KORKMAZ, İcra Hukukunda Rehin Açığı Belgesi, 1. Baskı, On İki
Levha Yayıncılık, İstanbul 2019.
172
Turhan KORKMAZ / Ali CEYLAN, Sermaye Piyasası Temel Konular, 3. Baskı, Ekin
Yayınevi, Bursa 2020.
Huriye KUBİLAY, “Kaydileştirilmesi Gereken Pay Senetlerini Merkezi Kayıt
Kuruluşuna Teslim Etmeyen Kişilerin Hukuki Durumu”, Gazi Üniversitesi Hukuk
Fakültesi Dergisi, C: XVII, S: 1-2, 2013, s. 805 – 829.
Huriye KUBİLAY, “Kambiyo Senetlerinin Rehni”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk
Fakültesi Dergisi, C: 3, S: 1 – 4, 1987, s. 500 – 513.
Baki KURU / Burak AYDIN, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku
Ders Kitabı, 8. Baskı, Seçkin Yayınları, Ankara 2023.
Aslı MAKARACI BAŞAK , Taşınır Rehni Sözleşmesi, 1. Baskı, On İki Levha
Yayıncılık, İstanbul 2014.
Çağlar MANAVGAT , Hukuki Bakımdan Halka Açık Anonim Ortaklıklar, 1. Baskı,
Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara 2016. (Halka Açık
Anonim Ortaklıklar)
Çağlar MANAVGAT , “Sermaye Piyasası Kanununun 10/A Maddesi Hükmüne Göre
Kaydi Sistemin Esasları”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 50, S: 2,
2001, s. 159 – 191. (Kaydi Sistem)
Tekin MEMİŞ / Gökçen TURAN, Sermaye Piyasası Hukuku, 7. Baskı, Seçkin
Yayıncılık, Ankara 2024.
Cansu METE, “Taşınır Rehni”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk fakültesi Dergisi, Prof.
Dr. Şeref Ertaş’a Armağan, C: 19, S: Özel Sayı, 2017, s. 1439 – 1471.
Erdoğan MOROĞLU, Makaleler I, 1. Bası, Beta Basım, İstanbul 1999. (Makaleler I)
Erdoğan MOROĞLU, Anonim Ortaklıklarda Sermaye Artırımı, 4. Baskı, On İki Levha
Yayıncılık, İstanbul 2018. (Sermaye Artırımı)
173
Şafak NARBAY, Anonim Ortaklıkta Pay Defteri, 1. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara
2003.
Burçin NARMIŞ, Taşınır Rehninin Paraya Çevrilmesi ve Bu Takipte Sıra Cetveli ile
Rehin Alacaklısının Korunması, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel
Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul 2022 (yayımlanmamış doktora tezi).
Haluk Nami NOMER, “Teminat Amaçlı Vefalı Satışlar ile İnanç Sözleşmeleri ve Lex
Commissoria Yasağı”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları
Dergisi, C: 22, S: 3, 2016, s. 2007 – 2015.
Haluk Nami NOMER / Mehmet Serkan ERGÜNE, Eşya Hukuku, 10. Bası, On İki
Levha Yayıncılık, İstanbul 2023.
Kemal OĞUZMAN / Özer SELİÇİ / Saibe OKTAY ÖZDEMİR, Eşya Hukuku, 26.
Bası, Filiz Kitabevi, İstanbul 2024.
Saibe OKTAY ÖZDEMİR , “Teminat Amaçlı Alacak Devri ve Toptan Temlik
Sözleşmeleri”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 57, S: 1 – 2, 1999, s.
265 – 300.
Işık ÖNAY, Yenileme, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2016.
İbrahim ÖZBAY / Ferhat ÇELİK, “İcra ve İflas Hukukunda Rehin Açığı Belgesi”,
Türkiye Adalat Akademisi Dergisi, S: 34, Y: 9, 2018, s. 1 – 36.
Seda ÖZMUMCU, Cebri İcra Hukukunda Pazarlık Suretiyle Satış, İstanbul Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul 2004 (yayımlanmış
doktora tezi).
Fırat ÖZTAN, Kıymetli Evrak Hukuku, 27. Bası, Yetkin Yayınları, Ankara 2024.
Şafak PARLAK BÖRÜ , “Mülkiyetin Teminat Amacıyla İnançlı İşlemle Devri”,
Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S: 128, 2017, s. 231 – 272.
174
Hakan PEKCANITEZ, “Borçlunun Talebiyle Satış”, Makaleler Cilt III, 1. Baskı, On
İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2023, s. 601 – 628.
Hakan PEKCANITEZ / Oğuz ATALAY / Meral SUNGURTEKİN ÖZKAN /
Muhammet ÖZEKES, İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, 11. Bası, On İki Levha
Yayıncılık, İstanbul 2024.
Reha POROY / Ünal TEKİNALP / Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku, Cilt: I,
15. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2021. (Cilt I)
Reha POROY / Ünal TEKİNALP / Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku, Cilt: II,
15. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2023. (Cilt II)
Reha POROY / Ünal TEKİNALP, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 24. Bası, Vedat
Kitapçılık, İstanbul 2021.
Hasan PULAŞLI, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt: II, Adalet Yayınevi, Ankara 2018.
(Şirketler Hukuku)
Hasan PULAŞLI, Kıymetli Evrak Hukukunun Esasları, 10. Baskı, Adalet Yayınevi,
İstanbul 2023. (Kıymetli Evrak)
Öz SEÇER, “Kaydi Sermaye Piyasası Araçları Üzerinde Rehin Tesisi ve Hükümleri”,
Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk fakültesi Kazancı Hakemli Hukuk Dergisi, C: 9, S: 105 –
106, 2013, s. 168 – 192.
Emre SELÇUK, “Teslime Bağlı Taşınır Rehninde Rehin Konusu Taşınıra İlişkin
Özellikler”, İstanbul Barosu Dergisi, C: 90, S: 2016/1, 2016, s. 209 – 219.
Rona SEROZAN, Eşya Hukuku, Cilt: I, 3. Baskı, Filiz Kitabevi, İstanbul 2014.
Ali Murat SEVİ, Anonim Ortaklıkta Payın Devri, 1. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara
2004. (Pay Devri)
175
Ali Murat SEVİ, Anonim Ortaklıkta Sermayenin Oluşturulması ve Pay Sahiplerine İade
Edilmesi Yasağı, 1. Baskı, Seçkin Yayıncılık, İstanbul 2013. (Sermaye)
A. Lale SİRMEN, Alacak Rehni, 1. Bası, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü
Yayınları, Ankara 1990. (Alacak Rehni)
A. Lale SİRMEN, Eşya Hukuku, 6. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara 2018. (Eşya
Hukuku)
Yusuf Ziyaeddin SÖNMEZ, “Sermaye Piyasası Araçlarını Konu Alan Teminat
Sözleşmeleri”, Korkut Özkorkut (edt.), 6362 Sayılı Yeni Sermaye Piyasası Kanunu
Işığında Sermaye Piyasası Hukuku Sempozyumu, 1. Baskı, Banka ve Ticaret Hukuku
Araştırma Enstitüsü, Ankara 2017, s. 247 – 417.
Zeynep Damla TAŞKIN, Mevduat Rehni Özelinde Alacak Rehni, 1. Baskı, On İki
Levha Yayıncılık, İstanbul 2023.
Fahiman TEKİL, Anonim Şirketler Hukuku, 1. Baskı, Tekil Yayıncılık, İstanbul 1993.
Ünal TEKİNALP, “Evraksız Kıymetli Evrak veya Kıymet Haklarına Doğru”, Banka ve
Ticaret Hukuku Dergisi, C: XIV, S: 3, 1988, s. 1 – 16. (Evraksız Kıymetli Evrak)
Ünal TEKİNALP, “İki Güncel Sorunun Çözümünde Teorik Yaklaşım Denemesi: AO
Tipi İçinde Sınıf Değiştirme – Kayıtlı Sermaye Sisteminde Çıkarılan Sermayenin
Tescilinin Hukuki Niteliği”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C: 17, S: 2, 1993, s. 29 –
37. (AO Tipi Sınıf Değiştirme)
Ömer TEOMAN, “Bağlı Nama Yazılı Pay (Senedi) ve Halka Açık Anonim Ortaklık
Kavramları Üstüne Düşünceler”, Tüm Makalelerim Cilt I-II, 2. Bası, On İki Levha
Yayıncılık, İstanbul 2012, s. 51 – 64.
Önder TOPAL, “Senede Bağlanmamış Anonim Şirket Payının Haczi”, Ankara
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 65, S: 4, 2016, s. 2977 – 3016.
176
Gökçen TOPUZ, Hisse Haczi ve Satışı, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Entitüsü
Özel Hukuk Anabilim Dalı, Ankara 2008 (yayımlanmamış doktora tezi).
Hatice Ebru TÖREMİŞ, Türk ve Ticaret Kanunu Tasarısı ve Sermaye Piyasası
Mevzuatı Çerçevesinde Nama Yazılı Payların Borsa’da Devri, Sermaye Piyasası Kurulu
Yeterlilik Etüdü, Ankara 2008, https://spk.gov.tr/yayinlar/kurul-yeterlik-etutleri/kurul-
yeterlik-etutleri (e.t. 21/05/2025).
Burcu Ece TUNA, Menkul Rehninin Paraya Çevrilmesi, Dokuz Eylül Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, İzmir 2008, (yayımlanmamış
yüksek lisans tezi).
Asuman TURANBOY, “2499 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na 4487 sayılı Kanunla
Eklenen 10/A Maddesine Göre Kaydi Değer Düzenlemesi”, Ankara Üniversitesi Hukuk
Fakültesi Dergisi, C: 48, S: 1, 1999, s. 39 – 55. (Kaydi Değer)
Asuman TURANBOY, “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Açısından Sermaye
Piyasası Aracı ve Menkul Kıymet Kavramları”, Prof. Dr. Sabih Arkan’a Armağan, 1.
Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2019, s. 1285 – 1286. (Menkul Kıymet)
Asuman TURANBOY, Varakasız Kıymetli Evrak, 1. Baskı, Banka ve Ticaret Hukuku
Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara 1998. (Varakasız Kıymetli Evrak)
Ercan URKAN, Kaydileştirilen Halka Açık Anonim Ortaklık Pay Senetleri Üzerinde
Ayni Hak Tesisi, Sermaye Piyasası Kurulu Yeterlilik Etüdü, Ankara 2005,
https://spk.gov.tr/yayinlar/kurul-yeterlik-etutleri/kurul-yeterlik-etutleri (e.t. 21/05/2025).
Necdet UZEL, Anonim Ortaklıkta Esas Sözleşmesel Bağlam, 1. Baskı, On İki Levha
Yayıncılık, İstanbul 2013.
Atilla UZUN, Kaydi Sistemde Payın Devri, Bahçeşehir Üniversitesi, İstanbul 2017
(yayımlanmamış yüksek lisans tezi).
177
Hüseyin ÜLGEN / Mehmet HELVACI / Arslan KAYA / N. Füsun NOMER ERTAN,
Kıymetli Evrak Hukuku, 14. Bası, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2021.
Mücahit ÜNAL, “Kaydi Sisteme İlişkin 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Hükümlerinin
Değerlendirilmesi”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi,
C: 18, S: 2, 2012, s. 819 – 836. (Kaydi Sistem)
Mücahit ÜNAL, “Sermaye Piyasası Araçlarının Kaydileştirilmesi”, Selçuk Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 19, S: 1, 2011, s. 225 – 270. (Sermaye Piyasası)
Mücahit ÜNAL, Sermaye Piyasası Araçlarının Kaydileştirilmesi, 1. Baskı, Adalet
Yayınevi, Ankara 2011. (Kaydileştirme)
Oğuzhan ÜNSAL, Rehinli Eşya Üzerindeki Menfaatlerin Sigortalanması ve Hukuki
Sonuçları, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2021.
Oğuz Kürşat ÜNAL, Sermaye Piyasası Hukuku ve Mevzuatı, 1. Baskı, Özgür İletim,
Ankara 2005. (Sermaye Piyasası Hukuku)
Pınar YALIN, Sermaye Piyasalarında Menkul Kıymet Kaydileştirilmesi ve Türkiye
Uygulaması, Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Entitüsü Sermaye Piyasası
ve Borsa Anabilim Dalı Yüksek Lisans Programı, İstanbul 2006 (yayımlanmamış yüksek
lisans tezi).
Veliye YANLI, Sermaye Piyasası Hukuku Çerçevesinde Halka Açık Anonim Şirketler
ve Kamunun Aydınlatılması, 1. Bası, Beta Basım, İstanbul 2005.
Veliye YANLI / Gül OKUTAN NILSSON , “Kaydileştirilmiş Paylar Bakımından Pay
Defteri Gerekli Midir?”, Prof. Dr. Sabih Arkan’a Armağan, 1. Baskı, On İki Levha
Yayıncılık, İstanbul 2019, s. 1327 – 1347.
Abdüssamet YILMAZ, Anonim Ortaklık Payının Rehin ve Hapis Haklarına Konu
Olması, 1. Bası, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2020. (Pay Rehni)
178
Asuman YILMAZ, Kambiyo Senetlerinde Rehin Cirosu ve Rehin Cirosunun Teminat
İşlevi, GSÜHFD, S: 2011/2, Y: 2011, s. 207 – 308.
Halil Ahmet YÜCE, Rehin Hakkının Teminat İşlevi Bakımından Alacaklının Rehin
Konusu Eşyayı Paraya Çevirme Yetkisi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Özel Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul 2023 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi).
İbrahim Çağrı ZENGİN, “Halka Açık Anonim Ortaklığın Tanıtılması, Halka Açık
Anonim Ortaklık Statüsünün Kazanılması ve Kaybı”, Mehmet Helvacı (edt.), Necdet
Uzel (edt.), Numan Sabit Sönmez (edt.), Ahmet Özsoy (edt.), Türk Ticaret Hukuku
Ekseninde Sermaye Piyasası Hukuku Toplantı Serisi (Tebliğler ve Tartışmalar), 1. Baskı,
On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2019, s. 85 – 103.
179
Elektronik Ağ Adresli Kaynaklar
https://www.resmigazete.gov.tr/
https://dergipark.org.tr/tr/
https://www.jurix.com.tr/
https://kazanci.com.tr/
https://legalbank.net/
https://www.lexpera.com.tr/
https://www.unidroit.org/about-unidroit/overview/
https://www.unidroit.org/english/conventions/2009intermediatedsecurities/convention.p
df
https://spk.gov.tr/