2010 ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİNDEN SONRA
TÜRK ANAYASA MAHKEMESİNİN YAPILANMASI
THE STRUCTURING OF TURKISH CONSTITUTIONAL COURT
AFTER THE 2010 AMENDMENT OF CONSTITUTION
Ş. Cankat TAŞKIN
*
Özet : Bu çalışmanın konusu 1982 Anayasası’nda 7.5.2010
günü 5982 Sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Bazı Maddele-
rinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”la Anayasa’nın 146, 147,
149 ve geçici 18. maddesinde yapılan değişikliklerin Türk Anayasa
Mahkemesi’nin oluşumu ve yapılanması üzerinde doğurduğu etkile-
rinin incelenmesidir.
Çalışmanın amacında, anayasa yargısının tarihi gelişimi ışığında
ve karşılaştırmalı hukuktaki temel özellikleri irdelenerek 2010 Anaya-
sa (AY) değişikliklerininin Türk Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) yapı-
lanması üzerindeki etkilerini vurgulamak yatmaktadır.
Çalışmanın konusunu fazla genişletmemek adına anayasa mah-
kemesinin görevleri üzerinde durulmamış; sadece yapılanması, üye-
lerin seçim usulleri ile üyelerde aranan nitelikler üzerinde irdelemeye
girişilmiştir.
Anahtar Sözcükler: Anayasa Mahkemesi, 2010 anayasa deği-
şiklikleri, Anayasa Mahkemesine üye seçimi, Anayasa Mahkemesinin
yapılanması
Abstract : Constitution of 1982 Law No. 5982, 05.07.2010,
“Law Amending Certain Articles of the Constitution of the Republic of
Turkey” changed Constitution 146, 147,149 and 18 temporary article
of the Turkish Constitutional Court’s composition and structure
of the changes made to examine the effects on the born is on the
subject of this study.
Intent of the study, and comparative constitutional law in light
of the historical development of judiciary examined the basic features
of the Constitution 2010 (AR) Turkish Constitutional Court (AYM)
highlight the effects of structurelies.
The aim of this study is, examinig the effects of amendments
of Constitution 2010, Turkish Constitutional Court’s structure, in the
light of comparative and historical development of constitutionlaw.
Key Words: Turkish Constitution Court, 2010 Constitution
Amendments, The structure of Turkish Constitution Court, The
selection of the members of Turkish Constitutional Court.
1
*
Avukat, Bursa Barosu, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hu-
kuku Doktora Öğrencisi
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması172
Giriş
Bu çalışmanın konusu 1982 Anayasası’nda 7.5.2010 günü 5982
Sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Bazı Maddelerinde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun”la Anayasa’nın 146, 147, 149 ve geçici 18.
maddesinde yapılan değişikliklerin Türk Anayasa Mahkemesi’nin
oluşumu ve yapılanması üzerinde doğurduğu etkileri incelemektir.
Çalışmanın amacında, anayasa yargısının tarihi gelişimi ışığında
ve karşılaştırmalı hukuktaki temel özellikleri irdelenerek 2010 Anaya-
sa (AY) değişikliklerininin Türk Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) yapı-
lanması üzerindeki etkilerini vurgulamak yatmaktadır.
Çalışmanın konusunu fazla genişletmemek adına anayasa mah-
kemesinin görevleri üzerinde durulmamış; sadece yapılanması, üye-
lerin seçim usulleri ile üyelerde aranan nitelikler üzerinde irdelemeye
girişilmiştir.
Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. I. Bölümde 1982 Anayasa-
sından önce Türk Anayasa Mahkemesi’nin yapılanması ve oluşumu
ele alınmıştır. Bu bağlamda, hem 1961 Anayasası döneminde Türk
Anayasa Mahkemesi’nin yapılanması ve oluşumu incelenmiş; hem de
genel olarak anayasa mahkemelerinin kuruluş amaçları, tarihi süreçte
dünyada ve Türkiye’de anayasa mahkemelerinin ortaya çıkışı ve orta-
ya çıkış nedenleri üzerinde kısaca durulmuştur.
II. Bölümde 2010 değişikliklerinden önceki AYM’nin yapılanması
ile 2010 değişikliklerinden sonraki yapılanması karşılaştırmalı olarak ele
alınmıştır. Bu bağlamda, çalışmanın bu bölümde karşılaştırmalı hukuk
ışığında 2010 AY değişikliklerinin AYM’nin yapılanmasına etkilerine
değinilmiş ve 2010 AY değişiklikleri sonucunda, AYM’nin yapılanma-
sı; mahkemeye üye seçim yöntemi ile üyelerde aranan nitelikler, ortaya
çıkan ve çıkabilecek olası sorunlar da değerlendirilerek irdelenmiştir.
Çalışmanın her bölümünde, uygun görüldükçe karşılaştırmalı
anayasa hukukundaki düzenlemelerden ve örneklerden kısaca bahse-
dilmiş, buna dair ayrıntılı bilgi ise çalışmanın son bölümünde ayrı bir
başlık altında verilmiştir.
Sonuç ve değerlendirme bölümünde ise, 2010 AY değişikliklerin-
den sonra AYM üyelik seçimlerinde yaşanan ve yaşanabilecek olası
sorunların neler olabileceği ve bunlara dair çözüm önerileri sunularak
çalışma bitirilmiştir.
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN173
I. BÖLÜM
1982 Anayasası’ndan Önce Türk Anayasa Mahkemesi
Genel Olarak
Çalışmamızın bu kısmında 1961 Anayasası dömeninde Türk Ana-
yasa Mahkemesi'nin yapılanması ve oluşumu üzerinde durulacak; bu
bağlamda dünyada ve Türkiye'de anayasa mahkemelerinin ortaya çı-
kış süreciyle varoluş nedenlerine kısaca değinilecektir.
1) Anayasa Yargısının Tarihi Gelişimi ve 1961 Anayasası
Öncesindeki Durum
1961 Anayasasından önce Türk Anayasası’nda yasamanın yargı-
sal denetimi söz konusu değildi. 1921 ve 1924 Anayasaları Anayasa
Mahkemesi’ne yer vermemiştir
1
. 1924 Anayasası’nda kanunların ana-
yasaya aykırı olamayacağına dair düzenleme mevcuttu
2
. Ancak buna
rağmen, uygulamada yasa koyucu anayasaya aykırı pek çok yasayı
kabul etmekten çekinmemiştir
3
.
Bu dönemdeki anlayış, kanunların anayasaya uygunluğunu ancak
meclisin denetleyebileceği yönündeydi
4
. Zira anayasada mahkemele-
rin kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyebileceğine yönelik
bir hüküm de yoktu
5
. Ayrıca bu dönemde, kanunların anayasaya uy-
1
Akyalçın, Ahmet; “Anayasa Mahkemesinde Yürürlüğün Durdurulması”, AYD,
Yıl:2006, S: 23, s. 45
2
1924 AY md 103: “Anayasanın hiçbir maddesi hiçbir sebep ve bahane ile savsanamaz ve
işlerlikten alıkonamaz. Hiçbir kanun anayasaya aykırı olamaz.” (Batum, Süheyl/ Yüz-
başıoğlu, Necmi; Anayasa Hukukunun Temel Metinleri, Beta Yayıncılık, İstanbul
1997, s. 103)
3
Daver, Bülent; “Anayasa Mahkemesi Yargıcı”, AYD, Yıl 1986, C:3, S: 27, s. 14
4
Akyalçın, a.g.m, s. 45. Bu dönemde, yasaların Anayasaya aykırılığının tespiti için
yasalar daha tasarı aşamasındayken, bu denetimi yapacak olan yetkili encümenler
(komisyonlar) kurulması öngörülmüştü. (Ergül, Ozan; Yeni Kurumsalcı Yaklaşımla
Türk Anayasa Mahkemesi ve Demokrasi, Adalet Yayınevi, Ankara 2007,s.157).
“Teşri uzvu tek meclisten ibaret olsa bile, bu gibi meclislerde teşkil edilen komisyonlar da
ihtisas erbabından müteşekkil olup kendilerine havale edilen kanun tasarısı (lâyıha) veya
tekliflerini ilk önce Anayasaya uygunluk bakımından tetkik ederler. Anayasaya aykırılık
görülürse tanzim edecekleri mazbatalarda bu hususu belirterek Meclis Umumi Hey’etini
ikaz ederler.” (Kubalı, Hüseyin Nail; Esas Teşkilat Hukuku Dersleri, Ankara 1964,
s.188). Teziç, Erdoğan; Anayasa Hukuku (Genel Esaslar), Beta Yayınevi, İstanbul
1998, s.175; Memiş, Emin; Türkiye’de Anayasa Gelişimleri Eğrisi (1808-2005), Anayasa
Hukuku Ders Notları, Filiz Kitabevi, İstanbul 2005, s.421
5
Öden, Merih; “Cumhuriyetin 75. yıldönümünde Anayasa Yargısı”, AÜHFD, Yıl 1999,
S: 1-4, s. 25
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması174
gunluğunu denetlemek için ne özel bir yargı yolu ne de özel bir mah-
keme bulunduğu düşünüldüğünde, anayasallık denetiminin ancak
davaya bakan mahkemeler tarafından görülmekte olan somut olayda
yapılabileceğini söylemek mümkündü
6
.
Anayasa mahkemesi işlevini gören ayrı ve özel bir mahkemenin
gerekliliğini ilk kez Ziya GÖKALP 18 Birinci Kanun (Aralık) 1922 ta-
rihinde “Küçük Mecmua” adlı dergide kaleme aldığı “Yüce Mahkeme”
başlıklı yazıda şöyle belirtmiştir
7
8
:
“...Türkiye’nin Kanunu Esâsîsi (Teşkilâtı Esâsiye Kanunu) dur. Her
millette kanûnu esâsiye ruhan muhalif bir takım kanunlar vardır ki ya es-
kiden kalmış, yahut sonradan bilinmeyerek yapılmıştır. Bu gibi kanunların
mevcudiyeti, kanûnu esâsînin bütün kanunlara ma’hez olması umdesini ihlâl
etmez mi? Şüphesiz ki eder. Bir milletin kanunları arasında tenâkus bulun-
ması, bilhassa, hususî kanunlarla kanûnu esâsî arasında hakikî tenâkusların
mevcudiyeti anarşilerin en büyüğüdür... Bütün kanunların kanûnu esâsîye
uygun olmasını nasıl temin etmeli?... Biz kanunları en karışık bir millet ol-
duğumuz için, Türkiye’de de Amerika’da olduğu gibi bir (Yüce mahkeme)
nin tesisine ihtiyaç var. Bu mahkeme, hem hususî kanunların teşkilâtı esâsîye
kanununa muvafık olup olmadığını, hem de nizamnamelerin ve talimatların
hususî kanunlara muvafakatini tedkik vazifesile mükellef olmalıdır.”
Anayasa yargısı alanında bu dönemde atılan en önemli adım ise
bir asliye hukuk hakimi olan Refik Gür’ün girişimidir
9
. Refik Gür, çok
cesur bir adım atarak, önüne gelen bir davada uygulaması gerektiği
bir yasa hükmünü anayasaya aykırı bulmuş ve uygulamayarak (yasa-
yı ihmal ederek) anayasallık denetimi yapmak istemiştir
10
.
6
Balta, Tahsin Bekir; “Türkiye’de Anayasa Yargısı”; AÜHFD, Yıl 1961, C: 18, S:1-4,
s.548.
7
http://www.anayasa.gov.tr/index.php?l=template&id=4&lang=0 (Erişim Tarihi:
25.10.2010)
8
“Anayasa Mahkemesi” deyişini ilk kullanan müellif ise Prof.Dr Turhan
Feyzioğlu’dur. Yazar, bu deyişi 1951 yılında yayınladığı “Kanunların Anayasa’ya
Uygunluğunun Kazai Murakebesi” adlı yapıtında kullanmıştır. http://www.anaya-
sa.gov.tr/index.php?l=template&id=4&lang=0 (Erişim Tarihi: 25.10.2010)
9
Öden, a.g.m, s. 26. Daha öncesinde İstanbul 4.Hukuk Mahkemesi’nin de benzeri
bir girişimi olmuş ancak bu girişim de HGK’nun 20 Nisan 1927 tarihli kararıyla
sonuçsuz kalmıştır. (Ergül, a.g.e,s. 177)
10
Aybay, Rona; “Türki Cumhuriyetler, Komşular ve Anayasal Sorunlar Paneli” konulu
panelde sunduğu tebliğ; AYD, Yıl 2006, S: 23, s. 53. Daha geniş ve açıklayıcı bilgi
için bkz Ergül, a.g.e, s.178-181
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN175
Refik Gür’ün bu girişimi Yargıtay’dan dönmüşse de
11
o güne ka-
dar Türk anayasa hukukunda hiç tartışılmamış olan “mahkemelerin
anayasaya uygunluk denetimi”nin tartışılmasını sağlamakla adeta bir
devrime yol açmıştır.
Bu dönemde, yasaların anayasaya aykırılığının denetlenmesi bakı-
mından Danıştay da Yargıtay’dan farklı bir yoruma gitmemiş; fakat ko-
nuyu Yargıtay kadar da sert yorumlamamıştır. Danıştay, bu dönemde
verdiği kararlarda kanunları anayasa ile bağdaştırarak yorumlamış
12
ve
böylece aleyhine kanun yoluna başvurulması mümkün olmayan işlem-
leri, idari işlemin takdir unsuruna aykırı bularak yasal koşulların oluş-
madığı gerekçesiyle iptal etmiştir
13
. Ancak yine de Danıştay’ın da yasa-
ların anayasaya aykırılığını denetlediğini söylemek mümkün degildir.
1961 öncesinde dünyadaki genel eğilim değerlendirilecek olursa,
anayasallık denetimi için özel ve yetkin mahkemelerin henüz pek çok
ülkede yer almadığı görülebilir
14
. O dönemde, anayasallık denetiminin
mahkemeler kanalıyla yapılması ancak Amerika Birleşik Devletleri’ne
(ABD) özgü bir yapı olarak görülmekteydi
15
. Hatta, ABD’de anayasa
ile anayasallık denetimi öngörülmemiş olmasına rağmen, Federal Yük-
sek Mahkeme 1803 tarihindeki Marbury Versus-Madison kararıyla ilk
11
Yargıtay, kanunların anayasaya uygunluk denetiminde meclisin söz sahibi ol-
duğu gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını bozmuştur. (Aybay, a.g.m, s. 53).
karara karşı direnen Refik Gür’ün kararını, Yargıtay HGK 1956 tarihli kararında
ne yasaların ne de anayasanın mahkemelere bu yönde bir yetki verdiğini, dolayı-
sıyla mahkemelerin bu yönde bir inceleme yetkisinin olmadığını; idari işlemlerin
incelenmesi yetkisinin Danıştay’a verildiği düşünüldüğünde, yasama işlemi nite-
liğinde olan kanunun denetiminin adli mahkemeye verilemeyeceği gerekçesiyle
bozmuş ve özel dairenin kararını onamıştır. (Balta, a.g.m, s. 549, dn 8). Yargıtay
HGK, 3.12.1956 tarihli kararında özetle şöyle demiştir: “Mahkemelerin bu hususta
görevli olduklarını belirten bir kanun bulunmadığına göre Milli Hakimiyeti temsil et-
mekte olan meclisin çıkardığı kanunların anayasaya muhalefetinin tetkiki hakkının mah-
kemelere ait olduğu görüşü kabule sayan görülmemiştir.” (Cuhruk, Mahmut C.; “Türk
Anayasa Mahkemesi”, AYD Yıl 1988, S:5, s. 8)
12
Danıştay 5. Dairesi’nin 15.11.1950 tarihli kararı özetle şöyledir: “Mahkemeler ka-
nunların anayasaya aykırılığını tespite matuf davaları tetkike selahiyetli bulunmamakla
beraber, kendilerine arz edilen bir itilaf sonunda vaki anayasaya aykırılık def’ini incele-
meye ve bunu müşahade ettikleri taktirde, Teşkilatı Esasiye Kanununu’na minafi kanunu
tatbikten intinaa mezun ve hatta mecburdurlar.” (Cuhruk, a.g.m,s. 8)
13
Balta, a.g.m, s. 550, dn 11
14
Ergül, a.g.e, s.158
15
Atar, Yavuz; “Anayasa Mahkemesi’nin Yeniden Yapılandırılması”, AYD, Yıl 2008, S:
25, s. 93. Kaboğlu, İbrahim Özden; Anayasa Yargısı, İmge Kitabevi, Ankara, Kasım
1997, s.14
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması176
kez anayasallık denetimi yapmış ve ABD’de anayasallık denetimi bu
tarihten sonra içtihat yoluyla benimsenmiştir
16
. Bu kararın etkileri ilk
olarak ayrı bir anayasallık denetimine sahip olmayan Latin Amerika
ülkelerinde görülmüş ve 1857’de Meksika, 1860’ta Arjantin, 1886’da
El Salvador ve 1891’de Brezilya Anayasaları kanunların anayasaya uy-
gunluğunun denetimi için yargı organlarına yetki vermiştir
17
.
Aslında bu tarihin çok daha öncesinde 1612 yılında İngiltere’de
Dr. Bonham Case Kararı’nda Yargıç Edward Coke, Parlamento ve Kral
tarafından yapılan yasaların mahkemelerce yıllar boyunca verilen ve
istikrar kazanmış olan kararlardan oluşan ortak hukuka aykırı olma-
ması gerektiğini savunmuştur
18
. Dolayısıyla, anayasallık denetimi yö-
nündeki ilk ciddi görüşün ve girişimin 1612 yılına kadar dayandığı
söylenebilir.
Anayasa yargısının Avrupa sistemine girmesi, 2. Dünya Savaşı ön-
cesinde oldukça sınırlıydı. Bu dönemde sadece Avusturya (1920)
19
ve
Çekoslovakya’da
20
anayasa mahkemeleri mevcuttu
21
. Bunun dışındaki
ülkelerde, anayasallık denetimi parlamentoların iç sorunu olarak de-
ğerlendiriliyordu
22
.
Ne var ki Avrupa’daki bu iki “nazar boncuğu” Nazizm’in ve faşiz-
min etkisine dayanamayan Avusturya ile Çekoslovakya’nın işgaliyle
çatlamış ve yeni anayasa mahkemelerinin kuruluşu ancak 2. Dünya
16
Cuhruk, a.g.m, s. 7; Özbudun, Ergun; Türk Anayasa Hukuku, Yetkin Yayınları,
Ankara 1998, s. 342
17
Dağ, Güray; “Anayasa Yargısı ve Çalışma Esasları”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans
Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Ana Bilim
Dalı, Ankara 2003,s.20 (www.tez2.yok.gov.tr) (Erişim Tarihi: 29.11.2010)
18
Balcı, Deniz; “Dünyada Anayasa Yargısı Modelleri”,Siyasa: Siyaset Bilimi ve Hukuk
Öğrenci Dergisi, s.2 (http://www.veyseldinler.com/yazimaraclari/my_docu-
ments/my_files/D36_deniz_balc%C4%B1_anayasa_yarg%C4%B1s%C4%B1.pdf)
(Erişim Tarihi: 01.10.2010)
19
Haller, Herbert; “Avusturya Anayasa Mahkemesi’nin Organizasyonu ve Karar
Biçimleri”, AYD Yıl 2004, S: 21, s. 50
20
Erdoğan, Mustafa; “Anayasa Mahkemeleri Önemli Midir? (Orta Avrupa’da Anayasa
Yargısı ve Demokrasinin Pekişmesi)”; AÜHFD, Yıl 2005, C: 54, S:3, s. 13. Anayasa
Mahkemesini ilk kuran ülke Çekoslovakya’dır (29 Şubat 1920 tarihli Kanun), Ka-
boğlu, Anayasa Yargısı, s. 16
21
Özbudun, Ergun; “Türki Cumhuriyetler, Komşular ve Anayasal Sorunlar” konulu pa-
nelde nde sunduğu tebliğ; AYD, Yıl 2006, S: 23, s. 57. Bu iki ülkeyi 1931’de İspanya
ve 1937’de İrlanda izlemiştir. (Ulaş, Bülent; “Anayasa Mahkemesi Üyeliği”, GÜHFD,
C:IX, Yıl 2005, S:1-2, s. 94)
22
Cuhruk,a.g.m,s. 6; ayrıca bkz Daver, a.g.m,s. 12
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN177
Savaşı’nın sona ermesiyle mümkün olmuştur
23
. Bu dönemdeki ilk ana-
yasa mahkemeleri İtalya, Batı Almanya
24
, Avusturya ve İspanya gibi
2. Dünya Savaşı öncesinde otoriter veya totaliter rejimlerin hüküm
sürdüğü devletlerde, bu sistemlere bir tür tepki olarak kurulmuştur
25
.
Ancak ilginç olan nokta, bu dönemde Nasyonal Sosyalizm’in doğduğu
yer olan Almanya’da dahi 1950 yılında kabul edilen Batı Berlin Anaya-
sası ile (md 64/II) önce anayasallık denetimi açıkça kaldırılmış, sonra-
sında 1951 yılında anayasa mahkemesi kurulabilmiştir
26
.
Türkiye’de ise, 1924 AY’nın anayasallık denetimine olanak tanıma-
ması ve anayasa ile temel hak ve özgürlükler tanınırken, bunların sı-
nırının kanunla belirleneceği, böylece yasama organına ve dolayısıyla
mecliste çoğunluğu elinde tutan siyasi eğilime bu konuda ciddi takdir
hakkı tanınmış olması; hak ve özgürlüklerin sınırının meclisin adeta
“keyfine” bırakılması, özellikle çok partili demokrasiye geçildikten son-
ra hak ve özgürlükleri aşırı derecede sınırlandıran yasal düzenlemele-
rin önünü açmıştır
27
. AYM’nin kuruluşu biraz da bu duruma tepkinin
sonucudur
28
. Bu dönemde, özellikle Demokrat Parti’nin hukuka aykırı
uygulamaları
29
sonucunda yasama organının denetlenmesi gerektiği
yönünde bir arayış belirmiş
30
ve bunun sonucunda 1961 Anayasası ile
23
Arslan, Zühtü; “Sunulan Raporlar Kapsamında Türk Anayasa Mahkemesi’nin Sorun-
larının Tartışılması” konulu panelde sunduğu tebliğ, AYD Yıl 2004, S: 21, s.43. Ka-
boğlu, Anayasa Yargısı, s. 17
24
Batı Almanya’da AYM Nasyonal Sosyalizm döneminde yaşananlara tepki olarak
kurulmuştur. (Gören,Zafer; “Anayasa Yargısı ve Yasama, Türk ve Alman Hukukunda
Anayasa Mahkemesi ve Parlamentonun Karşılıklı Etkileşimi”, AYD Yıl 1996, S:13, s. 88)
25
Daver, a.g.m, s. 13
26
Schefold, Dian/ Yazman, İrfan; “Anayasa Yargısı ve Yüksek Yargı”; AÜHFD, Yıl
1977, C: 31, S:1-4, s. 113,116
27
Öden, a.g.m, s. 26. 1924 AY ve öncesindeki durum hakkında daha geniş bilgi için
Dağ, a.g.t, s.23 vd.Tanör, Bülent; Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, Yapı Kredi
Yayınları, İstanbul, Ekim 1998, s. 355 vd.
28
Gören, a.g.m, s. 88
29
Bu uygulamalardan en başta gelenlerden birisi Kırşehir’in kendisine oy vermediği
gerekçesiyle 30.06.1954 tarihinde 6429 Sayılı Kanun’la “Kırşehir Vilayetinin Kaldırıl-
masına ve Nevşehir Kazasında (Nevşehir) Adıyla Yeniden Bir Vilayet Kurulmasına Dair
Kanun” un kabul edilerek ilçe yapılmasıdır. http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C
4%B1r%C5%9Fehir_(il) (Erişim Tarihi:26.11.2010). Ayrıca, Demokrat Parti tara-
fından 18 Nisan 1960’ta sadece 15 Demokrat Parti milletvekiliyle kurulan tahkikat
komisyonu ile muhalefetin ve basının eylemlerinin soruşturulabileceğine, evlerin
hakim kararı olmadan aranabileceğine, kişilerin hakim kararı olmadan gözaltına
alınabileceğine yönelik önlemler alınmıştır. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Tahki-
kat_Komisyonu) (Erişim Tarihi: 26.11.2010). Demokrat Parti uygulamaları hakkında
daha geniş bilgi için bkz Ergül, a.g.e,s. 166-172; Tanör, a.g.e, s. 352 vd.
30
Tanör, Bülent/Yüzbaşıoğlu, Necmi; 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması178
fren-denge sisteminin sağlanması amacıyla Anayasa Mahkemesi ku-
rulmuştur
31
. Şu halde denilebilir ki Türk Anayasa Hukuku tarihinde
en önemli dönemeç noktası Cumhuriyet’in kurulması; Cumhuriyet
döneminde çok partili demokrasiye geçiş kadar önem taşıyan bir di-
ğer dönemeç noktası da 1961 AY ile AYM’nin kurulmasıdır
32
. AYM
bugün yalnızca hukuk düzeninin değil, aynı zamanda siyasi yaşamın
da temel taşlarındandır. Özetlersek, anayasa yargısının gerek dünyada
gerekse Türkiye’de ortaya çıkışındaki en etkin neden hukuk devleti
idealini gerçekleştirmek ve güvence altına almaktır
33
.
Dünya üzerinde, anayasallık denetimi bakımından iki temel sis-
tem
34
bulunmaktadır. Bunlardan ilki anayasallık denetminin ayrı, öz-
gün ve yetkin bir mahkemeye verilmesidir ki bu sistem genelde Kıta
Avrupası’nda uygulanan sistemdir
35
. Buna “merkezileşmiş sistem” adı
da verilmektedir
36
. Bunun karşısında ise, ayrı, özel ve yetkin mahke-
melere yer vermeyen, anayasallık denetimini de diğer yargı kolllarının
üst mercii olan (Yargıtay-Danıştay gibi) mahkemelere yaptırtan sistem
yer almaktadır ki bu sistem genellikle Anglo-Amerikan Hukuk siste-
minin benimsendiği ülkelerde uygulanmaktadır. Buna “merkezileşme-
miş sistem” adı da verilmektedir
37
.
Hukuku,Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, Şubat 2001, s. 446. Arayışlar ve o döneme
ilişkin görüşler hakkında daha geniş bilgi için bkz Ergül, a.g.e, s. 174-177
31
Arslan, Tebliğ (AYD 2004), s. 43, aynı yönde Balta, a.g.m, s. 551
32
Soysal, Mümtaz; 100 Soruda Anayasanın Anlamı,Gerçek Yayınevi, İstanbul 1997, s.
67, Tanör, a.g.e, s. 404
33
Dağ, a.g.t, s.19, Tanör/Yüzbaşıoğlu, a.g.e, s.447. Atar, Yavuz; Türk Anayasa
Hukuku, Mimoza Yayınları, Konya 2000, s. 280
34
Gözler, Kemal; Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Ekin Kitabevi, Bursa, Ekim 2009,
s.550
35
Bunun bir istisnası Yunanistan’dır. Özbudun, Tebliğ (2006),s. 58. Aslında Yuna-
nistan sistemini Anglo-Amerikan ve Avrupa Sistemlerinin bir karması olarak
değerlendirmek mümkündür. Zira Yunanistan’da adı “Anayasa Mahkemesi” ol-
mamakla birlikte, anayasallık denetimi üstlenen ayrı ve özel bir mahkeme var-
dır. (Dağ,a.g.t, s.54) Diğer bir istisna olarak da Hollanda verilebilir. Hollanda’da
anayasallık denetimi yoktur. Hatta bu denetim Hollanda AY’nın 120. maddesi
ile açıkça yasaklanmıştır. Ayrıca Baltık Ülkelerinde de (Danimarka, İsveç, Nor-
veç, Finlandiya,Lüksenburg) anayasallık denetimi çok sınırlıdır. (Balcı,a.g.m, s.5).
Aynı yönde bkz Ulaş,a.g.m, s. 92. Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s. 21
36
Tunç, Hasan; “Anayasa Yargısında Yeni Oluşumlar: İşlevsel ve Kurumsal Açıdan Türk
Anayasa Mahkemesi ile Macaristan ve Kore Anayasa Mahkemelerinin Karşılaştırılması”,
AYD Yıl 1995, S:12, s. 290, dn 8
37
Tunç, a.g.m, s. 290, dn 8. Bu sistem genellikle ABD, Avusturalya, Hindistan, Japon-
ya, Arjantin ve Kanada’da uygulanmaktadır. (Balcı, a.g.m, s.3). Daha geniş bilgi
için bkz Ulaş, a.g.m, s. 93 vd.,Tanör/Yüzbaşıoğlu, a.g.e, s.452. Atar, a.g.e, s.282)
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN179
Nitekim, ABD’de Federal Yüksek Mahkeme (FYM: Supreme Co-
urt) aslında kendi başına bir anayasa mahkemesi olarak çalışmaz.
Yüksek mahkemenin asli görevi, üye federe devletlerin birbirleriyle
veya federe devletlerin federal devletle olan uyuşmazlıklarını karara
bağlamaktır. Ancak, süreç içerisinde, verdiği kararlarla FYM adeta bir
anayasa mahkemesi işlevi de üstlenmiştir
38
.
Ancak Türkiye’de 1961 AY döneminde her ne kadar AYM kurul-
muşsa da bazı durumlarda yerel mahkemelere anayasa aykırılık savını
karara bağlama konusunda, kısıtlı da olsa, bir yetki tanınmaktaydı
39
.
Buna göre, 1961 Anayasası’nın 151/son maddesinde yerel mahkeme-
lere sınırlı da olsa anayasallık denetimi yapma yetkisi tanınmıştı
40
.
Adı
geçen maddede 20.09.1971 tarihinde değişiklik yapılmış ve bir kanunun
anayasaya aykırı olduğu kanaatine varan yerel yargıcın önce sorunu
bekletici mesele olarak Anayasa Mahkemesi’ne göndereceği, buradan
6 ay içinde yanıt gelmezse davayı anayasaya aykırılık açısından kendi
kanısına göre çözüme bağlayacağı hüküm altına alınmıştı. Buradan da
1961 AY döneminde, yerel mahkemelerin çok sınırlı da olsa anayasallık
denetimi yapabildiği ve bu nedenle aslında 1961 sisteminin “kendine
özgü bir merkezileşmiş sistem” olduğunu söylemek yanlış olmaz.
2) 1961 Anayasası Döneminde Anayasa Mahkemesi
Türk Anayasa Mahkemesi ilk kez 1961 Anayasası ile hukuk sis-
temimize girmiş ve 22.4.1962 tarih, 44 sayılı kuruluş kanununun
25.4.1962 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanması ile kurulmuştur
41
.
İsviçre’de anayasa yargısı da bu sisteme örnek verilebilir. Orada, anayasallık de-
netimini İsviçre Federal Mahkemesi yapmaktadır. Diğer örnekler ise Kolombiya,
Küba, Venezuella,Haiti olarak gösterilebilir (bkz Kubalı, a.g.e,s. 190,191)
38
Schefold/Yazman, a.g.m, s. 108, aynı yönde Balcı, a.g.m, s.4
39
Memiş, a.g.e, s. 422
40
20.09.1971 tarih ve 1488 sayılı kanunla değişik 151.madde: “(1) Bir davaya bakmakta
olan mahkeme, uygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya ta-
raflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa
mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır. (2) Mahkeme, anaya-
saya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte
karara bağlanır. (3) Anayasa mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere altı
ay içinde kararını verir ve açıklar. (4) Bu süre içinde karar verilmezse, mahkeme,
Anayasa’ya aykırılık iddiasını, kendi kanısına göre çözümleyerek davayı yürü-
tür. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar
gelirse, mahkemeler buna uymak zorundadır.” (Batum/Yüzbaşıoğlu, a.g.e, s.82)
41
Aliefendioğlu, Yılmaz; Anayasa Yargısı ve Türk Anayasa Mahkemesi,Yetkin Yayınları,
Ankara 1996, s.211
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması180
1961 Anayasası’nın 145, 146, 147 ve 148. maddelerinde Anayasa
Mahkemesi’nin kuruluşu, üye nitelikleri, seçilme yeterlilikleri ile çalış-
ma ilkeleri düzenlenmiştir.
145. maddede AYM üyelerinin seçiminde izlenen yöntem belirtil-
mektedir
42
. Buna göre, AYM 15 asıl ve 5 yedek üyeden oluşmaktadır
43
.
Asıl üyelerden dördünü Yargıtay; üçünü Danıştay genel kurulları
kendi başkan ve üyeleriyle başsavcı ve başkanun sözcüleri arasından
salt çoğunluğu ve gizli oyla seçmektedir. Bir üyeyi de Sayıştay genel
kurulu, kendi başkan ve üyeleri arasından aynı usulü uygulayarak se-
çer. TBMM 3, Senato 2 üyeyi doğrudan seçer
44
. Bu seçimlerde, yasama
meclislerinin, Mahkemeye seçilecek olan üyeleri parlamento dışından
seçmesi gerekmektedir
45
. Yasama organları tarafından seçilecek üye-
lerden birer kişinin, üniversitelerin hukuk, iktisat ve siyasal bilimler
öğretim üyelerinin birlikte toplanarak, açık üyeliklerin üç katı tutarın -
da ve gizli oyla gösterecekleri adaylar arasından olması gerekmekte-
dir
46
. Anılan öğretim üyeleri Ankara Üniversitesi Rektörü’nün daveti
üzerinde Ankara’da toplanırlar ve toplantı yeter sayısı üye tamsayısı-
nın 2/3’üdür. Aday seçimi gizli oyla yapılır ve oyların salt çoğunluğu-
nu alanlar aday olarak gösterilir
47
. Seçimlerin ilk iki turunda 2/3’lük
nitelikli çoğunluk aranır. Ancak bu çoğunluk sağlanamazsa üçüncü
turda salt çoğunluğu alan aday seçilir. Bu seçimlerin gizli oylama esa-
sına dayanması şarttır.
Mahkemeye Yargıtay iki, Danıştay ve yasama meclislerinden her
biri birer yedek üyeyi asıl üyelerle aynı yöntemi uygulayarak seçerler.
Mahkemenin oluşumunda cumhurbaşkanı da söz sahibidir. Ne
var ki Cumhurbaşkanının üye seçimindeki “söz hakkı” oldukça sınır-
lıdır
48
. Zira cumhurbaşkanı, seçeceği iki üyenin birini Askeri Yargıtay
42
Bkz Balta, a.g.m, s. 555, 556
43
Mahkemeye ilişkin geniş ve açıklayıcı bilgi için bkz Kubalı, a.g.e, s. 206,211
44
Parlamentonun AYM’ye üye seçmesinin doğru bir yaklaşım olup olmadığı 1961
AY yapım sürecinde ciddi tartışmalara yol açmıştır. Tartışmalara ilişkin ayrıntılı
bilgi için bkz Arslan, Tebliğ (AYD 2004), s. 49,50
45
Kubalı, a.g.e, s.207
46
Ne var ki bu düzenleme 1971 değişikliği ile AY metninden çıkarılmıştır. (Soysal,
a.g.e, s.254)
47
Kubalı, a.g.e, s.208
48
“Anayasa Mahkemesindeki öbür üyelerin Millet Meclisi,Cumhuriyet Senatosu ve
Cumhurbaşkanınca seçilmesi ise, bu kuruluşu ulusal iradeden büsbütün kopuk duruma
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN181
Genel Kurulu’nun üye tamsayısının salt çoğunluğuyla ve gizli oyla
belirleyeceği 3 aday arasından seçmelidir. Diğer üyeyi ise doğrudan
seçme hakkı vardır.
AYM’ye üye olacak kişilerin mutlaka 40 yaşını doldurmuş olması,
Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay veya Sayıştay’da başkanlık, üye-
lik, başsavcılık, başkanun sözcülüğü veya üniversitelerde hukuk, ikti-
sat ve siyasal bilimler alanlarından birinde en az 5 yıl öğretim üyeliği
veya 15 yıl avukatlık yapmış olması gerekmekteydi. Ayrıca, üyelerden
hiçbiri resmi ya da özel hiçbir işte görev alamazdı.
Dünya üzerinde, anayasa mahkemelerine üye seçiminde 3 temel
yöntem uygulanmaktadır. Bunlardan ilki atama, ikincisi seçme ve
üçüncüsü de karma yöntemdir
49
.
Atama sisteminde yasama organının ve yüksek yargının üye
seçiminde söz hakkı yoktur. Sadece, belki dolaylı olarak seçilecek
3 veya 5 üyeyi belirleyerek cumhurbaşkanına sunma hakkından
bahsedilebilir
50
. Seçme sisteminde ise, gerek yasama gerekse yüksek
yargı organlarının üyelerin seçiminde söz hakkı olduğu; hatta mah-
kemeye seçilecek üyeleri doğrudan seçtikleri görülmektedir. Son
sistem ise karma sistem olarak adlandırılmaktadır ki burada üye-
lerin seçiminde belli oranlarda yasama organının, yüksek yargının
doğrudan seçme hakkı olduğu gibi; mahkemeye devlet başkanı veya
cumhurbaşkanı tarafından da dolaylı veya doğrudan şekilde üye se-
çilmektedir
51
.
1961 Anayasası’nın sistemi, mahkeme üyelerinin seçiminde “kar-
ma sistem”in uygulandığını göstermektedir.
Ayrıca, 1961 AY’nda üyelerin tümünün hukukçu olması da şart
değildir. Ancak 15 asıl üyenin, Danıştay kotasından seçilecek olan
3’ünün hukukçu olması durumunda, en az 9’u hukukçu olmak zo-
getirmemek için düşünülmüştü.” (Soysal, a.g.e,s.66)
49
Yöntemlere ilişkin geniş bilgi için bkz Ulaş, a.g.m, s.96,97. Kaboğlu ise iki temel
sistem olduğunu belirterek bunları temelde seçim sistemi ve karma sistem olarak
ayırmaktadır. (Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s. 27)
50
Atama sistemine veriebilecek en önemli örnek Fransa’dır. (Ulaş, a.g.m,s.96)
51
Buna en çarpıcı örnek olarak İtalyan ve Bulgaristan sistemleri gösterilebilir. (Bu
iki ülkedeki uygulama çalışmanın 2. bölümünün 2. başlığında ayrıntılı olarak
incelenmiştir.)
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması182
rundadır. (Yargıtay-4; Danıştay-3; Sayıştay-1; cumhurbaşkanının seç-
tiği Askeri Yargıtay kontenjanından 1 üye). Bunun yanı sıra, yasama
meclislerinin seçeceği bir üyeyle cumhurbaşkanı tarafından doğrudan
doğruya seçilecek olan birer üyenin daha hukukçu olması mümkün-
dür
52
. Yani, böyle bir durumda seçilecek 15 asıl üyenin 11’i hukukçu
olabilecektir.
Anayasa Mahkemesi üyeleri 65 yaşında emekliye ayrılırlar. Ancak
cumhurbaşkanınca Askeri Yargıtay tarafından gösterilecek adaylar
arasından seçilecek olan üyenin, ordu mensubu olmaktan kaynakla-
nan emekliliğe ilişkin tüm hakları saklıdır
53
. Üyeliğin sona ermesini
gerektirecek bir başka durumsa hakimlik mesleğinden çıkarılmayı
gerektirecek bir suçtan hüküm giymektir. Böyle bir durumda üyelik
kendiliğinden sona erer. Görevin sağlık bakımından yerine getirileme-
yeceği kesin olarak anlaşılırsa, o üyenin görevi üye tamsayısının salt
çoğunluğunun kararıyla sona erecektir. Ayrıca, AYM üyelerinin resmi
veya özel başka hiçbir işte görev alabilmeleri mümkün değildi. Görev
alırlarsa görevden çekilmiş sayılırlardı
54
.
1961 Anayasası’na göre Anayasa Mahkemesi aynı zamanda yüce
divan olarak da görev yapmaktaydı. Bu görevi gereği mahkeme Cum-
hurbaşkanını, bakanlar kurulu üyelerini, Yargıtay, Danıştay, Askeri
Yargıtay, Yüksek Hakimler Kurulu ve Sayıştay başkan ve üyelerini,
Yargıtay ve Danıştay Cumhuriyet Başsavcısını, başkanunsözcüsünü,
Askeri Yargıtay Başsavcısını ve kendi üyelerini görevleriyle ilgili suç-
lardan ötürü yargılardı. Yüce Divan kararları kesindi.
Burada, inceleme konumuz bakımından önemli olan nokta, 1961
AY döneminde AYM’nin Yüce Divan görevi için ayrı bir kurul veya
daire oluşturmamış olması noktasıdır. Aynı üyeler Yüce Divan görevi-
ni de yerine getirirdi
55
.
52
Öden, a.g.m, s. 37
53
Kubalı, a.g.e, s. 209
54
Kubalı, a.g.e, s. 209
55
Oysa, 1924 Anayasası’nda yüce divan görevi, onbiri Danıştay; onu Yargıtay baş-
kanları ve üyeleri arasından ve kendi genel kurulları tarafından gerekli görüldü-
ğünde gizli oyla seçilen 21 üyeli özel bir yapılanmaya aitti. 15 kişiyle toplanırdı; 6
üye yedek üyeydi. Yüce divan, sürekli kurulu olan bir mahkeme değildi; gerekli
görüldüğünde, o olaya özgü olmak şartıyla TBMM tarafından kurulurdu. (1924
AY, md 62,63,67) (Batum/Yüzbaşıoğlu, a.g.e, s. 17)
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN183
1961 Anayasası 20.09.1971’de değiştirilmiştir. Bu değişiklikle üye
sayısında bir değişikliğe gidilmemiş fakat üyelerin seçim tarzında de-
ğişikliğe gidilmiştir. Bununla, yasama meclisleri tarafından AYM’ye
seçilecek olan üyeler bakımından aranan “nitelikli çoğunluk” kaydı kal-
dırılmıştır
56
. Ayrıca, 145/3 fıkrası anayasa metninden çıkarılınca, dör-
düncü fıkra üçüncü fıkranın yerini almış ve böylece meclis ve senato
tarafından belirlenen toplam 5 üyeden ikisi için üniversitelere ayrılmış
olan mutlak kontenjan koşulu da ortadan kaldırılmıştır
57
.
1961 Anayasası’nda AYM’ye üye seçim yöntemi İtalyan AYM’ye
58
üye seçim yöntemini andırmaktadır
59
. Ancak en önemli farkı AYM’de
yedek üyelik sisteminin getirilmiş olmasıdır
60
.
II. BÖLÜM
1982 Anayasası’na Göre Anayasa Mahkemesi
Çalışmamızın bu bölümünde, 1982 Anayasası döneminde Türk
Anayasa Mahkemesi’nin oluşumu, çalışma düzeni ve yapılanması
incelenmiştir. İlk başlıkta, 2010 anayasa değişikliğinden önce (1982
Anayasası’nın ilk şeklinde) Anayasa Mahkemesi’nin oluşumu, çalış-
ma düzeni ve yapılanması incelenmiş; ikinci başlıkta ise 2010 anayasa
değişikliği sonrasında, değişikliğin mahkemenin yapılanmasına nasıl
etki edeceği, değişimin ne yönde olduğu konusuna anayasa önerileri,
karşılaştırmalı hukuktaki düzenlemeler ve öğretideki görüşler de dik-
kate alınarak değinilmiştir.
56
Kaboğlu, İbrahim Ö.; Değişiklikler Işığında 1982 Anayasası, Halk Neyi Oylayacak,
İmge Kitabevi, İstanbul, Ağustos 2010, s. 265
57
Ulaş, a.g.m,s. 104
58
İtalyan AYM’nin yapılanması ve çalışma ilkeleri çalışmamızın 2.bölümünün 2.
başlığında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
59
Özay, İl Han; “Yeni Bir Düzende Anayasa Mahkemesinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
ile Yargılama Usulleri”, AYD Yıl 1995, S: 12, s.45. Aynı yönde bkz Yüzbaşıoğlu,
Necmi; “Sunulan Raporlar Kapsamında Türk Anayasa Mahkemesi’nin Sorunlarının
Tartışılması” konulu panelde sunduğu tebliğ, AYD Yıl 2004, S: 21, s. 20
60
Diğer önemli farklar ise İtalya’da üyelerin görev süresinin 9 yılla (başlangıçta 12
yıldı) sınırlandırılmış olması; yüce divan görevindeki ve oluşumundaki farklılık
olarak vurgulanabilir. (Özay, İl Han; “Yasama, Yürütme ve Yargı İlişkileri Açısından
Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluş ve İşleyişi”, AYD Yıl 1996, S:13, s.31 (özellikle dn 3)
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması184
I) 2010 Değişikliği Öncesinde Anayasa Mahkemesi
1982 Anayasası, Anayasa Mahkemesi’nin varlığını korumuş fakat
yapılanmasında önemli değişikliklere gitmiştir. Mahkemenin kurulu-
şu, yapılanması, çalışma ilkeleri ve görevleri AY 146 ila 154. maddele-
rinde ayrıntılı olarak düzenlenmiş; ayrıca mahkemenin işleyişiyle ilgi-
li olarak 10.11.1993 tarihinde 2949 Sayılı “Anayasa Mahkemesi Kuruluş
Görevleri Hakkındaki Kanun” yürürlüğe girmiştir. Ayrıca, mahkemenin
düzenli çalışmasını sağlamak amacıyla 2949 Sayılı Kanun’a dayanıla-
rak 03.12.1986 tarih ve 19300 sayılı Resmi Gazete’de “Anayasa Mahke-
mesi İçtüzüğü” kabul edilmiştir.
1982 Anayasası’nın ilk şeklinde AYM toplam 15 üyeden oluşmak-
taydı. Bunlardan 11’i asıl; 4’ü yedek üyeydi. Bu üyelerin tamamını
cumhurbaşkanı atardı
61
. Seçim, ya doğrudan doğruya cumhurbaşkanı
tarafından yapılır ya da “aday gösterme” suretiyle cumhurbaşkanı tara-
fından seçilerek atanma yoluyla gerçekleşirdi.
Buna göre, cumhurbaşkanı 3 asıl ve 1 yedek üyeyi doğrudan; 8
asıl ve 3 yedek üyeyi ise önerilen adaylar arasından seçmek suretiyle
atardı. 2 asıl ve 1 yedek üye Yargıtay; 2 asıl ve 1 yedek üye Danıştay;
1 Asıl üye Askeri Yargıtay; 1 üye Askeri Yüksek İdare Mahkemesi,
1 üye Sayıştay Genel Kurulları’nca kendi başkan veya üyeleri arasın-
dan üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecek-
leri üçer aday içinden; bir asıl üyeyi ise YÖK’ün kendi üyesi olmayan
yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri içinden göstereceği üç aday
arasından; üç asıl ve bir yedek üyeyi ise üst kademe yöneticileri ile
avukatlar arasından seçerdi
62
.
Buna göre, tüm üyeler cumhurbaşkanı tarafından atanmakla bir-
likte; 3 asıl ve 1 yedek üyeyi cumhurbaşkanı doğrudan seçmek yoluyla
AYM üyeliğine atamaktaydı.
Yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri ile üst kademe yöne-
ticileri ve avukatların mahkemeye üye seçilebilmesi için kırk yaşını
61
Her ne kadar anayasada “seçer” ifadesi kullanılmışsa da buradaki işlem
kanaatimizce seçme değil; atamadır. (aynı yönde Daver, a.g.m, s. 16)
62
Cuhruk, burada AYM’nin böyle değişik yerlerden ve farklı formasyonlara sahip
kimseler arasından oldukça dengeli sayılabilecek bir oran gözetilerek belirlenmiş
olmasını olumlu bulmakta ve böylece karma nitelik kazanan mahkemenin dış
etkilerden arındırılmış olacağını savunmaktadır. (Cuhruk, a.g.m, s. 9)
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN185
doldurmuş; yükseköğrenim görmüş veya öğrenim kurumlarında en
az on beş yıl öğretim üyeliği veya kamu hizmetinde on beş yıl fiilen
çalışmış veya en az on beş yıl avukat olarak görev yapmış olmaları
gerekmekteydi. Anayasa Mahkemesi üyelerinin, asli görevleri dışında
resmi veya özel herhangi bir görev almaları yasaktı.
Üyeliğin sona ermesi ise 65 yaşının doldurulması, bir üyenin ha-
kimlik mesleğinden çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm
giymesi durumlarında kendiliğinden; görevin sağlık bakımından yeri-
ne getirilemeyecek noktaya gelmesi durumunda ise üye tamsayısının
salt çoğunluğunun kararıyla sona ererdi.
Anayasa Mahkemesi Yüce Divan görevi de üstlenmekte ve bu du-
rumda Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, AYM, Yargıtay,
Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi başkan ve
üyelerini, başsavcılarını, başsavcıvekillerini, HSYK ve Sayıştay başkan
ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlarla ilgili olarak yargılardı.
1961 sisteminde olduğu gibi, 1982 sisteminin ilk halinde de
AYM’nin Yüce Divan görevi için ayrı bir kuruldan oluşmaması, aynı
üyelerin Yüce Divan görevini de yerine getiriyor oluşu ve kararlarının
kesin oluşu önem taşımaktadır.
Sistemde ilk dikkati çeken nokta, 1961’den farklı olarak, yasama
organına AYM için üye seçme hakkının kaldırılmış olmasıdır
63
. 1961
63
1982 AY’nın yapım sürecinde meclise AYM için üye seçim hakkı verilmesi ge-
rekip gerekmediği tartışılmış ve Feyyaz Gölcüklü birkaç üyenin meclis tara-
fından seçilmesinde bir sakınca olmadığını savunurken; Orhan Aldıkçatı 1961
AY döneminde yaşanan sıkıntılara atfen “1-2 üyenin dahi TBMM tarafından se-
çilmesinin Türkiye’yi nerelere getirebileceğini gördünüz.” diyerek tüm tartışmalara
son noktayı koymuştur. Arslan, Tebliğ (AYD 2004), s. 51. Konuyla ilgili geniş
tartışmalar için bkz İyimaya, Ahmet, Anayasa Mahkemesinin Üyelik Yapısında
Yasama Organının Rolü, (Türk Modeline Eleştirel Bir Yaklaşım),Yetmişbirinci Kuru-
luş Yılı Armağanı, Türk Hukuk Kurumu Yayınları, Ankara, 9 Nisan 2005, s.7-13.
ARSLAN, 1982 AY’nın ilk şeklindeki durumun parlamentonun istencine karşı
güvensizlik olduğu; hatta Nazi Almanyası döneminden sonra dahi Alman AYM
üyelerinin tümünün parlamentoya seçtirtildiğini belirtmektedir. Arslan, Tebliğ
(AYD 2004), s. 53. Farklı tartışmalara ilişkin daha geniş bilgi için bkz (Kurnaz,
Haluk; “Üye Seçimi ve Bireysel Başvuru ile Bazı Yetki ve Görevleri Açısından Anayasa
Mahkemesi”,Yasama Dergisi, S:2,Temmuz-Ağustos-Eylül 2006, s.96, s.97). “An-
cak, Türkiye’de 1961 Anayasası döneminde,Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosuna
ayrılan üyelerin seçiminde uzlaşma sağlanamaması ya da geç sağlanması yüzünden,
mahkemenin oluşumunda yaşanan sıkıntılar nedeniyle, tepki olarak,1982 Anayasasın-
da, TBMM’ye AYM’ye üye seçme yetkisi tanınmamıştır. Keza AYM’ye yüksek mah-
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması186
sisteminde mahkemenin asıl üyelerinin 1/3’ünün parlamento tarafın-
dan doğrudan seçilmesi mahkemenin meşruiyeti bakımından önem
taşımaktaydı
64
.
Sistemdeki diğer dikkati çeken nokta, yüksek yargının doğrudan
üye seçmesinin 1982 AY değişikliği ile engellenmiş olmasıdır. Bu ko-
nudaki yetki, 1982 AY ile tamamen cumhurbaşkanına devredilmiş ve
yargı ancak 3 üyeyi cumhurbaşkanına “önerir” duruma gelmiştir
65
.
Durum böyle olunca, 1982 AY’nın ilk şeklinin cumhurbaşkanının
yetkisini oldukça genişlettiği ve gerek yasama gerekse yargı organları
karşısında AYM’ye üye belirleme konusunda cumhurbaşkanını adeta
“tekel” konumuna getirdiği anlaşılmaktadır
66
.
kemelerin doğrudan üye seçmeleri yerine, bunların gösterecekleri adaylar arasından
cumhurbaşkanınca seçilmesi usulünün benimsenmesiyle, kast sistemini kırmanın amaç-
landığı akla gelebilir. Ancak,bunda,daha önce açıkladığımız üzere, 1982 Anayasasının
güçlü cumhurbaşkanı tecihinin yargı üzerindeki yansıma payının asıl etken olduğu söy-
lenebilir.” (Tanör/Yüzbaşıoğlu,a.g.e,s.457). “1982 Anayasası AYM üyelik modelinde
yasama organının devre dışı bırakılmasının temel nedeni,güçlü yürütme, güçlü Cum-
hurbaşkanı tercihidir.” (İyimaya, a.g.e, s. 14)
64
“Münhasıran cumhurbaşkanı tarafından doğrudan atanma sisteminden üç ana erke ata-
ma veya seçme yetkisini verilmesini sağlayan bu karışık sisteme geçiş daha fazla demok-
ratik meşruiyete sahiptir.”(Paczolay, Peter; “Venedik Komisyonu Raporu”, AYD Yıl
2004,S:21, s.5). Anayurt da AYM oluşumuna diğer organların ve özellikle par-
lamentonun katılmasının mahkemenin demokratik meşruiyeti açısından önem
taşıdığını vurgulamaktadır.(Anayurt,Ömer; “Avrupa Birliği Ülkelerinde Anayasa
Mahkemelerinin Kompozisyonuna İlişkin Tartışmalar”; GÜHFD,C:XIII, Yıl 2009, S:1-
2,s.120) Kanadoğlu ise anayasa yargıçlarına demokratik meşruiyetin tanınması
adına meclisin de karşılaştırmalı hukuktaki örneklerine benzer biçimde üye seçi-
mine dahil edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Kanadoğlu,Osman Korkut; “Yeni
Anayasa Arayışları ve Karşılaştırmalı Hukuk Bağlamında Anayasa Mahkemesi”,AYD
Yıl 2008, S:25, s.69
65
Sistemin bu şekli dahi “düzeltilmiş şekli”dir. Bundan önceki tasarıda
Cumhurbaşkanına dolaylı değil; doğrudan atama yetkisi tanınmıştı. (Kuzu,
Burhan; “Sunulan Raporlar Kapsamında Türk Anayasa Mahkemesi’nin Sorunlarının
Tartışılması” konulu panelde sunduğu tebliğ, AYD Yıl 2004, S: 21, s. 55)
66
Gözler, bu konuda farklı düşünmektedir : “Kanımızca, Anayasa Mahkemesi üyele-
rinin seçim sisteminde Cumhurbaşkanına tanınan yetkilerde eleştirilecek bir yan yoktur.
Bütün demokratik memleketlerde anayasa mahkemeleri üyeleri kısmen veya tamamen si-
yasal organlar tarafından seçilmektedir.....Bizim bildiğimiz kadarıyla, hiçbir demokratik
ülkede anayasa mahkemesi üyeleri tamamı doğrudan doğruya yargı organı tarafından
seçilmemektedir. Bize öyle geliyor ki anayasa mahkemesi üyelerinin seçiminde yargı or-
ganlarına en fazla ağırlık veren ülke zaten Türkiye’dir. Mukayeseli hukukun verileri göz
önünde bulundurulursa Anayasa Mahkemesine üye seçiminde Cumhurbaşkanına tanı-
nan sınırlı yetkinin yadırganacak bir yanı yoktur.” (Gözler, Kemal; Anayasa Değişik-
liği Gerekli Mi? 1982 Anayasası İçin Bir Savunma, Ekin Kitabevi Yayınları, Bursa
2001, s. 74,75)
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN187
Bu durumda, 1982 AY’nın ilk şeklinin ne seçim; ne atama ne de
karma sistem olduğunu söylemek mümkündür
67
. Sistem, “kendine
özgü” bir sistem olmasıyla ön plana çıkmaktadır
68
.
Üyelerin atanması ve atanacak üyeleri öneren kurumlar bakımın-
dan 1982 AY’nın ilk şekli ile oluşturulan AYM yapılanması, İspanyol
AYM’nin yapılanmasına çok benzemektedir
69
.
Türk AYM üyeleri bağımsızlık açısından iki katlı bir bağımsızlık
ve güvence zırhı içerisindedirler
70
. Üyeler, Anayasa’nın 138, 139 ve
140. maddeleriyle yargıçlara sağlanan bağımsızlık ve güvencelerden
yararlandıkları gibi ayrıca 147. maddede sağlanan 65 yaşını doldur-
madıkça emekliye sevk edilememe ve görev yerlerinin değiştirileme-
mesi şeklindeki güvenceden de yararlanmaktadırlar. Ayrıca, başkan
ve üyelerin kişisel suçlarında Yargıtay üyelerinin kişisel suçlarında
uygulanan güvencelerin geçerli olacağı da AYM Kuruluş Kanunu ile
güvence altına alınmıştır. (AYM Kuruluş Kanunu md 55). Ancak, kar-
şılaştırmalı hukuktaki bazı uygulamaların aksine
71
, AYM üyelerinin
milletvekillerine tanınan sorumsuzluk ve dokunulmazlık hakkı tanın-
mamış olması kanaatimizce önemli bir eksikliktir
72
.
Diğer yandan, 1982 düzenlemesi ile, karşılaştırmalı hukuktaki ge-
nel eğilimin tersine
73
, AYM üyelerinin çoğunluğunun hukukçu olması
şartı kaldırılmış, hatta mahkemenin kuramsal olarak çoğunluğu hu-
kukçu olmayan üyelerden oluşmasının önünde bir engel kalmamıştır
74
.
Bu durumun sakıncaları özellikle yüce divan yargılaması ile siyasi par-
tilerin kapatılmasına ilişkin davalarda yaşanmıştır ve yaşanmaktadır
75
.
67
Daver, a.g.m, s. 16. Sistemin, yasama organını dışlamış olması nedeniyle “anti-
demokratik” olarak nitelendirilmesi yanlış olmaz. (Dağ, a.g.t,s.63)
68
Arslan’a göre sistem “Türk Tipi Anayasa Yargısı” dır. Arslan, Tebliğ (AYD 2004),
s. 47. Burhan Kuzu da böyle bir sistemin dünyanın hiçbir yerine olmadığını
belirtmektedir. Kuzu, Tebliğ (AYD 2004), s. 55
69
Bu konu, aşağıda II. Başlıkta ayrıntılı olarak incelenmiştir. Ancak kısaca belirtmek
gerekirse İspanya’da 12 üyeli AYM’nin tümünü kral atar. (Daver, a.g.m, s.16).
Fakat İspanya’nın en önemli farkı, atanacak üyelerin belirlenmesinde Kralın
yetkisinin “sembolik” olmasıdır.
70
Daver, a.g.m. s.18
71
Macaristan,İtalyan ve Tacikistan AYM üyelerine böyle bir hak verilmiştir. Konu,
aşağıda II. Başlıkta incelenmiştir.
72
Aynı yönde Tunç, a.g.m, s. 298
73
Bu konu, aşağıda, 2. Başlıkta ayrıntılı olarak incelenmiştir.
74
ULAŞ’ın tespitine göre, 1982 AY’nın ilk düzenlemesinde, kuramsal olarak, AYM’de
hukukçu olan yalnızca üç üye bulunabilmesi olanaklıdır. (Ulaş,a.g.m,s.106)
75
Öden,a.g.m, s. 37
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması188
II) Karşılaştırmalı Hukuk Işığında 2010 Değişikliği Sonrası Anayasa
Mahkemesi
1) 2010 Anayasa Değişikliği Sonrası Anayasa Mahkemesi
1982 Anayasası'nda 7.5.2010 günü 5982 Sayılı “Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası’nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”la
Anayasa’nın 146, 147, 149 ve geçici 18. maddesinde çok önemli değişik-
likler yapılmış ve bu değişiklikler sonucunda Anayasa Mahkemesi’nin
oluşumu ve yapılanması önemli ölçüde değişmiştir
76
. Ayrıca 3 Nisan
2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 30.03.2011 tarih ve 6126 Sayılı
Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki
Kanun da (kısaca Kanun olarak adlandırılacaktır) AYM’nin yeniden
yapılanmasında önemli etkiler doğurmuştur
77
.
İlk değişiklik Anayasa’nın 146. maddesindedir. Buna göre yeni
Mahkeme 17 üyeden oluşmaktadır
78
. Üyelerin 3’ünü TBMM seçmek-
76
Değişiklik Anayasa Mahkemesi’nin önüne götürülmüş; AYM bu değişikliklerin
bir bölümünü 07.07.2010 tarih; 2010/49 E.; 2010/87 K. sayılı kararıyla iptal etmiş
ve değişiklikler iptal olunmuş biçimiyle 12 Eylül 2010 günü referandumda
oylanarak yürürlüğe girmiştir. Çalışmamızın ilerleyen bölümünde, yeri geldikçe,
iptal olunan tümcelere değinilecektir.
77
Çalışmamızda Kanun’un tamamı değil, sadece AYM’nin yapılanmasıyla ilgili
olan ve çalışma konumuzla bağlantılı düzenlemelerine değinilmekle yetinilmiştir.
78
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin 2000 yılı Anayasa önerisine göre AYM 15
asıl 5 yedek üyeden oluşur. (md 146) Dört asıl ve bir yedek üyeyi Yagıtay,üç asıl
ve iki yedek üyeyi Danıştay, birer asıl üyeyi Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare
Mahkemesi ve Sayıştay Genel Kurulları, kendi başkan ve üyeleri arasından üye
tamsayılarının salt çoğunluğu ile ve gizli oylamayla seçer. İki asıl ve bir yedek üye
ise AYM tarafından seçilir. AYM, seçtiği asıl üyelerden bir tanesini yedek üyeleri,
diğerlerini ve yedek üyeyi birinci sınıfa ayrılmış hakimler arasından asıl üye tam-
sayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla seçer. Cumhurbaşkanı da üç asıl ve bir yedek
üyeyi seçer. Cumhurbaşkanı asıl üyelerden birisini Türkiye Barolar Birliği’nin gös-
tereceği üç aday arasından, diğer asıl üyeleri ve yedek üyeyi ise yükseköğrenim
kurumlarının hukuk, iktisat veya siyasal bilim alanlarında görev yapan öğretim
üyeleri ile avukatlar arasından seçer. Bunların üye seçilebilmeleri için en az 15 yıl
öğretim üyeliği, kamu görevliliği veya avukatlık yapmış olması şarttır. Üye olmak
için 40 yaşın doldurulmuş olması gerekir. Üyelerin asli görevleri dışında başka
herhangi bir görevle uğraşmaları yasaktır. Üyeler 67 yaşını doldurunca emekliye
ayrılırlar. Bir üye ise Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu tarafından avukatlar
arasından ve üye tamsayısının salt çoğunluğu ile seçilir. Cumhurbaşkanı, biri avu-
katlar birisi de üst kademe yöneticileri arasından olmak üzere iki üye atar. Yükse-
köğrenim Kurulu, yükseköğrenim kurumlarının hukuk alanlarında görev yapan
öğretim üyeleri arasından bir üyeyi üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla
seçer. TBMM 7 üyeyi, yükseköğrenim kurumlarının hukuk,iktisat veya siyasal
bilimler alanlarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe kamu görevlile-
ri ve avukatlar arasından üye tamsayısının salt çoğunluğu ile seçer. İlk iki turda
salt çoğunluğa ulaşılamazsa, toplantıya katılanların çoğunluk oyu yeterli sayılır.
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN189
Ayrıca AYM Büyük Kurul, iki daire ve iki kuruldan oluşur. (md 157). Büyük Ku-
rul, parti kapatma ve yüce divan yargılamalarında temyiz mercii olarak görev
yapar. AYM’ye üye seçilmek için 40 yaşın doldurulmuş olması ve meslekte en az
15 yıllık kıdem şartı aranır. Ayrıca üyelerin görev süresi 9 yılla sınırlı olup üyele-
rin 1/3’ünün üç yılda bir yenilenmesi ile yeniden seçilememeleri esastır. Üyeler,
kendi işleri dışında başka bir işle uğraşamazlar. (md 158).Emeklilik yaşı 67’dir.
(md 159). (TBB,Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi, Anayasa 2001, TBB Yayınları,
Ankara 2001,s.93,94,95). Türkiye Barolar Birliği’nin 2007 yılı Anayasa önerisinde
ise AYM’nin Genel Kurul ve iki daire şeklinde örgütlenmesi, 17 üyeden oluşması
önerilmiştir. (md 159). 17 üyenin dördü Yargıtay, dördü Danıştay, birer üye Aske-
ri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Genel Kurullarınca en az üç yıl üye-
lik görevinde bulunmak ve elli yaşını doldurmuş olmak koşuluyla kendi başkan
ve üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğu ve gizli oyla seçilir. TBMM
Genel Kurulu, üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oylama ile Yükseköğretim
Eşgüdüm Kurulu’nun her boş yer için önereceği 3 öğretim görevlisi; Türkiye Ba-
rolar Birliği Yönetim Kurulu’nun her boş yer için önereceği ve en az 20 yıllık kıde-
mi olan 3 avukat; en az üç yıl başkan veya üyelikte bulunmuş olan Sayıştay üye-
leri arasından 1’er üyeyi (toplam 4 üye) seçer. Cumhurbaşkanı, valilik,büyükelçilik,
müsteşarlık, müsteşar yardımcılığı, yüksek öğretim kurumlarının hukuk, iktisat
ve siyasal bilimler alanlarından mezun olanlar ve üç yıllık kıdemi olanlar arasın-
dan 2 üye seçer. AYM, bir üyeyi 50 yaşını doldurmuş olan ve en az 10 yıllık rapor-
törlük deneyimi bulunan üyeleri arasından üye tamsayısının salt çoğunluğu ve
gizli oyla seçer. Üyelerin görev süresi 12 yıldır. Süresi bitenler yeniden seçilebilir-
ler. Üyeler, asli görevleri dışında başka herhangi bir görevle uğraşamazlar. TBMM
ve Cumhurbaşkanı tarafından seçilecek olan üyelerin 50 yaşını doldurmuş olması
gerekir. Mahkeme, Genel Kurul ve iki daire şeklinde çalışır. Anayasa değişiklikle-
rini genel kurul inceler ve Genel Kurul, daireler arasındaki içtihat farklılıklarını
giderir. Ayrıca Genel Kurul, siyasi parti kapatma ile yüce divan yargılamasında
temyiz mercii olarak görev yapar. (md 160). Üyelerin görevinin sona ermesi bakı-
mından üst yaş sınırı 67’dir. (TBB,Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi, Geliştirilmiş
Gerekçeli Yeni Metin, TBB Yayınları, Ankara, Kasım 2007,s.275-282). Türkiye Dev-
rimci İşçi Sendikalaları Konfederasyonu’nun 2009 yılı Anayasa Önerisine göre
AYM 21 üyeden oluşmalıdır. Genel Kurul ve iki daire şeklinde kurulmalı, daire-
lerden birisi yüce divan, diğeri ise siyasi partiler dairesi olarak kurulmalıdır. Üye-
ler, kuruluş yasasında belirtilecek nesnel nitelikler esas alınarak önceden ilan edil-
me şartıyla seçilmelidir. TBMM 4 üyeyi (Senato-2, Meclis-2); üye tamsayısının
2/3’lük nitelikli çoğunluğuyla seçmelidir. Yargıtay 5, Danıştay 4, Sayıştay ise 2
üyeyi kendi Genel Kurullarınca kendi içlerinden üye tamsayılarının salt çoğunlu-
ğu ile seçmelidir. Cumhurbaşkanı 1 üyeyi en az 15 yıl kamuda hizmeti olan ya da
15 yıl fiilen avukatlık yapan ve 40 yaşını dolduran üst düzey kamu yöneticileri ya
da avukatlar arasıdan doğrudan seçmelidir. Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) 5
üyeyi, yükseköğrenim kurumlarından, insan ve toplum bilimleri alanlarında gö-
rev yapan ve en az 15 yıl öğretim üyeliği olanlar arasından üye tamsayısının salt
çoğunluğu ile seçer. AYM de 1 üyeyi mahkemede raportör olarak en az 15 yıl
hizmeti bulunan ve 40 yaşını doldurmuş olan üyeler arasından üye tamsayısının
salt çoğunluğu ve gizli oyla seçer. AYM üyelerinin en az 16’sının hukukçulardan
oluşması şarttır. Ayrıca TBMM tarafından AYM’ye seçilecek olan üye adaylarının
TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin eşit temsil ilkesine göre Senato ve Mec-
lis tarafından belirlecek karma komisyon tarafından seçilmesi esası getirilmelidir.
TBMM, AYM üyelerini bu komisyonun seçilecek aday sayısının 3 katı kadar gös-
tereceği adaylar arasından seçmelidir. Seçimler, Cumhurbaşkanı, TBMM, yüksek
yargı, Sayıştay ve ÜAK tarafından doğrudan yapılmalıdır. Asıl-yedek üye ayrımı
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması190
kaldırılmalı, üyelik 12 yıllık süreyle sınırlandırılmalı, dört yılda bir üyelerin 1/3’ü
yenilenmelidir. AYM’de boşalacak olan üyelikler 6 ay öncesinden Resmi Gazete’de
ilan edilmelidir. (Özgürlükçü, Eşitlikçi, Demokratik ve Sosyal Yeni Bir Anayasa İçin
Temel İlkeler, (Anayasa Raporu), DİSK Yayınları, Ankara, Haziran 2009, s.78,79).
AYM’nin 2004 tarihli yapılanma önerisine göre de AYM 17 üyeden oluşur ve 2
daire şeklinde çalışır. Ancak, öneri şimdiki düzenlemeye göre farklı yönler içer-
mektedir. Örneğin yüksek yargıya 11 kişilik kota ayrılmıştır (5 Yargıtay, 4 Danış-
tay, 1’er üye ise AYİM ve Askeri Yargıtay Yüksek yargı tarafından seçilecek olan
üyeler, yüksek mahkemelerin kendi Genel Kurullarının üye tamsayısının salt ço-
ğunluğu ile; bu sağlanamazsa altıncı oturumda 2/5’lik çoğunlukla ve doğrudan
seçmektedir.). Cumhurbaşkanı ise 2 üyeyi hukuk, iktisat ve siyasal bilimler ala-
nından mezun olan üst düzey yöneticiler arasından doğrudan seçerken; kalan 4
üye de TBMM Genel Kurulu tarafından seçilir. (Adaylar, Sayıştay Genel Kurulu-
nun, YÖK’ün ve TBB’nin göstereceği 15 yıllık kıdemi bulunan adaylar arasından
seçilir.) (Aliefendioğlu, Yılmaz; “Sunulan Raporlar Kapsamında Türk Anayasa
Mahkemesi’nin Sorunlarının Tartışılması” konulu panelde sunduğu tebliğ, AYD Yıl
2004, S: 21, s. 31). Aynı yazar, daha eski tarihli farklı bir makalesinde AYM’de bi-
reysel başvuru hakkının tanınması durumunda mahkemenin 18 üyeden oluşma-
sının uygun olacağını, mahkeme üyelerinin geldikleri kurum tarafından doğru-
dan seçilmesini, asıl-yedek üye ayrımının kaldırılmasını ve raportörlere belli hiz-
met süresinin sonunda mahkeme üyeliğine seçilme hakkı tanınması gerektiğini
savunmaktadır. (Aliefendioğlu, Yılmaz; “Yeni Anayasa Yargısı ve Anayasa Mahke-
mesi”, AYD Yıl 1997, S: 14, s. 242). İyimaya, AYM’nin 17 üyesinden yarısının par-
lamento tarafından seçilmesini önermekte, üye seçiminin kısmen veya tamamen
parlamento tarafından başarılamaması durumunda, seçilemeyen üyelerin sayısı
kadar üyenin TBMM veya Cumhurbaşkanı tarafından seçilmesini önermektedir.
(İyimaya, a.g.e,s. 31). 146. maddeye ilişkin öneri şöyledir: “Anayasa Mahkemesi 17
üyeden kurulur. Anayasa hukuku, sosyoloji, siyaset bilimi alanlarından birer yüksek öğre-
tim görevlisi üye ve hukukta en az lisans üstü dereceye sahip bir avukat, Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulunca, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir.
Üye tamsayısının beşte ikisinden az olmamak üzere, 4. turda en çok oy alan, seçilmiş sayı-
lır. Boşalmayı izleyen bir ay içinde seçimin gerçekleşmemesi halinde, grubu bulunan siya-
si partilerin de görüşü alınarak aynı nitelikleri taşıyan üyeler, en geç on beş gün içinde
Meclis Başkanı tarafından atanır. Üyelerden dördü Yargıtay, ikisi Danıştay, biri Sayıştay
Genel Kurullarınca, kendi üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile ve giz-
li oyla seçilir. Üye tamsayısının beşte ikisinden az olmamak üzere, dördüncü turda en çok
oy alan seçilmiş sayılır. Bir üye, Anayasa Mahkemesi tarafından ve raportörleri arasın-
dan, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir. Biri hukukta en az lisans
üstü dereceye sahip olanlardan olmak üzere iki üye avukatlar arasından Türkiye Barolar
Birliği Genel Kurulunun salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir. Üst kademe hukuk müşa-
virlerinden bir, özel hukuk ve ekonomi bilimi alanlarından birer yüksek öğretim görevlisi
olmak üzere toplam üç üye Cumhurbaşkanı tarafından atanır. Anayasa Mahkemesi üyeli-
ğine seçilmek için kırk yaşını doldurmuş olmak şarttır. Yüksek Mahkemelerce seçilecekle-
rin seçim sırasındaki görevlerinde en az üç yıl bulunmuş, üst kademe hukuk müşavirleri-
nin en az on beş yıl kamu görevinde çalışmış ve avukatların da bu süre kadar meslek kıde-
mine ulaşmış olmaları gerekir. Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev süresi 9 yıldır. Altı
ayı aşmamak üzere, boşalan yerlere seçim veya atama gerçekleşinceye kadar, önceki üyenin
görevi devam eder. Anayasa Mahkemesi üyelerinin üçte biri üç yılda bir yenilenir. Bir
kimse, bir defaden fazla Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilemez....Anayasa Mahkemesi
üyeleri, üniversitelerde öğretim üyeliği hariç, asli görevleri dışında resmi veya özel hiçbir
görev alamazlar.” (İyimaya, a.g.e, s.49,50)
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN191
te
79
; kalan 14 üye ise cumhurbaşkanı tarafından seçilmektedir.
Konunun daha iyi anlaşılması adına önce TBMM’nin seçtiği üyele-
re ilişkin seçim usulü üzerinde durulacak ve ardından cumhurbaşkanı
tarafından seçilen üyelerin seçim usulü hakkındaki görüşler sunula-
caktır. En sonda da konu bütünlüğünün bozulmaması açısından, kar-
şılaştırmalı hukukta anayasa mahkemelerinin yapısı, oluşumu, üyele-
rin özlük hakları, üye seçilme koşulları üzerinde durularak bu bölüm
sonlandırılacaktır.
TBMM, seçeceği üç üyeden 2’sini Sayıştay’ın; birini baro başkan-
larının her boş yer için gösterecekleri 3’er aday arasından seçer. Bu
anlamda, TBMM’nin üye seçimindeki rolünün “dolaylı” olduğu söy-
lenebilir. Sadece 3 üyenin seçilmesi ise kanaatimizce, TBMM’nin üye
seçimindeki rolünün “simgesel” düzeyde kaldığını, cumhurbaşkanının
ise hala çok etkili olduğunu göstermesi yönüyle çarpıcıdır
80
. Kanaati-
mizce, 1982 AY’ın değişiklikten önceki ilk şekli kendine özgü bir sis-
tem getirmişken, 2010 değişikliğinden sonraki şekli ise atama ağırlıklı
sembolik seçimli bir sistemdir.
Diğer yandan, Anayasa koyucunun TBMM’ye neden Sayıştay ko-
tasından önerilen adaylardan 2’si için seçim yapma hakkı tanıdığı da
kanaatimizce üzerinde dikkatle durulması gereken bir noktadır. Soru-
nun yanıtı Sayıştay Kanunu’nun başkan ve üye seçimini düzenleyen
5 ve 6.maddelerinde (yeni 13,15 ve 16. md) gizlidir. Buna göre, Sayış-
tay başkan ve üyeleri plan ve bütçe komisyonunda partiler arası temsil
oranı gözetilmek suretiyle oluşturulan bir ön seçim komisyonu tarafın-
dan önerilen adaylar arasından, TBMM Genel Kurulu tarafından
81
se-
79
AYM’nin 2004 tarihli önerisinde bu sayı 4 olarak belirlenmişti. Üyelerden 2’sinin
Sayıştay başkan ve üyeleri arasından TBMM tarafından doğrudan; 2’sinin
ise YÖK ve TBB tarafından her boş yer için gösterilecek üçer aday arasından
TBMM tarafından seçilmek yoluyla belirlenmesi öngörülmüştü. (Kılıç, Haşim;
“Türk Anayasa Mahkemesi’nin Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Öneri”, AYD Yıl
2004, S: 21, s.87)
80
Kaboğlu, Halk Neyi Oylayacak?, s. 206
81
Nitekim 2010 değişikliği sonrasında AYM’ye Sayıştay kontenjanından seçilen
Hicabi Dursun, yaklaşık 1.5 yıl önce parlamento çoğunluğunu halen elinde
bulunduran AKP tarafından seçilmiş olması, bu değişiklikle neyin amaçlandığını
da çarpıcı biçimde ortaya koyması bakımından manidardır. (Aşık, Melih; Açık
Pencere, Milliyet, 08.10.2010 tarihli yazı (http://www.milliyet.com.tr/birakin-
bagirsin-/melih-asik/guncel/yazardetay/08.10.2010/1298869/default.htm
(Erişim Tarihi: 06.12.2010).
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması192
çilmektedir
82
. Durum böyle olunca, zaten Sayıştay başkan ve üyelerini
belirlemekte söz sahibi olan TBMM Genel Kurulu’nun neden AYM’ye
diğer yüksek yargı organlarının belirlediği adaylar arasından değil de
Sayıştay’ın belirlediği adaylar arasından üye seçtiği anlaşılmaktadır.
Anayasa mahkemelerinde verilen kararların sonuç itibarıyla poli-
tik tercihleri ve dolayısıyla yasama organının etkinliklerini bir yönüyle
etkilediği de düşünüldüğünde, yasama organına sınırlı da olsa yer ve-
rilmesi doğru bir yaklaşım olarak görülmektedir
83
. Ne var ki yasama
82
Türk, Hikmet Sami; “Sunulan Raporlar Kapsamında Türk Anayasa Mahkemesi’nin So-
runlarının Tartışılması” konulu panelde sunduğu tebliğ, AYD Yıl 2004, S: 21, s. 60
83
Tunç, a.g.m, s. 294; ARSLAN, meclisin üye seçiminin AYM’yi “siyasallaştıracağı”
yönündeki görüşleri “totolojik” addetmekte ve Cumhurbaşkanının atadığı üye-
lerin de parlamentoyu siyasallaştırabileceğini vurgulamaktadır. Önemli olan
nitelikli üyelerin, nitelikli çoğunlukla seçilmesinin sağlanmasıdır. Arslan, Tebliğ
(AYD 2004), s. 48. Hikmet Sami Türk de üyelerin meclis tarafından seçilmesinin
başlıbaşına AYM’nin siyasallaşması anlamına gelmeyeceğini; iktidara yakın bir
Cumhurbaşkanı tarafından seçilen üyelerin de siyasi nitelik taşıyabileceğini be-
lirtmektedir. (Türk, Tebliğ (AYD 2004), s. 60). Diğer yandan, Kurnaz, üye seçiminin
yargı tarafından doğrudan doğruya yapılmasının oligarşik rejim riskine yol aça-
bileceğini, TBMM’nin tamamen devre dışı bırakılması durumunda “otoriter yar-
gıçlar hükümeti” kurulabileceğini savunmaktadır. (Kurnaz, a.g.m,s.98). Odyakmaz
ise TBMM’nin hiçbir üyeyi seçmemesi gerektiğini düşünmektedir. Çünkü TBMM
üye seçerse tamamen siyasi eğilimi doğrultusunda devinir ve “kendisine yakın”
olanı AYM’ye seçer. Ayrıca 1961 AY döneminde üyelerin seçilmek için mecliste
kulis yapması da üye seçiminin parlamentoya bırakılmasındaki sakıncaları ortaya
koymak bakımından çarpıcıdır. Bunun yerine Cumhurbaşkanı, YÖK ve TBB Ge-
nel Kurulu tarafından yapılacak olan seçim daha sağlıklı sonuçlar doğuracaktır.
(Odyakmaz, Zehra; “Yeni Anayasa Çalışmalarında Anayasa Mahkemesi,Danıştay, Askeri
Yüksek İdare Mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İçin Üye Seçimleri ve Bazı
Konular Hakkında Görüşler”, AYD Yıl 2008, S:25, s.185,186). Atar ise (1982 AY’nın
ilk şeklinde) AYM’ye üye belirlenmesi yönteminin Avrupa ülkelerinin ortak uy-
gulamasıyla bağdaşmayan “anti-demokratik” bir özelliğe sahip olduğunu vurgu-
lamakta ve AYM’ye bu nedenle TBMM tarafından belli sayıda üye seçilmesinin
“meşruiyeti sağlayacağı”nı vurgulamaktadır. (Atar, Tebliğ, (AYD 2008),s.100,101).
Ayrıca,Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat Ahsen Coşar da 2010-2011 Yargı
Yılı açılış konuşmasında “..Açıklanan bu nedenlerle 5982 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile Anayasa’nın
146. maddesinde yapılan değişiklik, bu bağlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Anaya-
sa Mahkemesi’ne üye seçmek yetkisinin verilmiş olması “demokratik meşruiyet” ilkesine
uygun olmakla yerindedir.” demektedir. (Çoşar, Vedat Ahsen; 2010-2011 Yargı Yılı
Açılış Konuşması, Ankara, 6 Eylül 2010, Türkiye Barolar Birliği Yayını, Ankara 2010,
s.11). İyimaya da meclise üye seçiminde söz hakkı tanınmasının doğru olacağını
savunmaktadır. (İyimaya, a.g.e, s.16,17). Fendoğlu ise, AYM’nin 19 üyeden oluş-
masını, bu üyelerden 9’unun parlamento tarafından doğrudan; kalan 10 üyenin
ise Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay tarafından seçilmesini önermekte, bu öneriy-
le de Cumhurbaşkanını devre dışı bırakmaktadır. (Fendoğlu, Tahsin;“Mutabakat
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN193
organının yaptığı seçimde nitelikli (en azından salt) çoğunluk aran-
maması ve üyelerin yasama organı tarafından dolaylı olarak seçilmesi
(iki organın belirlediği 3’er adaydan birer adayı seçmek) AYM’nin olu-
şumuna yasama organını katma amacından çok, mecliste çoğunluğu
elinde bulunduran siyasi eğilimin tercihinin mahkemeye yansımasına
yol açmaktadır. Bu eğilim karşılaştrmalı hukuktaki eğilimle de bağ-
daşmamaktadır
84
.
Anayasa’da, TBMM’de yapılacak olan bu seçimde nasıl bir yön-
tem uygulanacağı da belirtilmiştir. Buna göre, her boş üyelik için ya-
pılacak ilk tur oylamada üye tamsayısının 2/3’ünü alan aday seçilmiş
olur. İlk turda eğer 2/3’lük nitelikli çoğunluk sağlanamazsa ikinci tur-
da bu oran salt çoğunluk olarak kabul edilir. İkinci oylamada da salt
çoğunluk sağlanamazsa, ikinci turda en çok oyu alan iki aday arasında
üçüncü tur oylama yapılır ve en çok oyu alan aday AYM’ye üye olarak
seçilir
85
86
.
Kanun’da ise ikinci ve üçüncü turda üyelerin eşit oy alması duru-
munda, oylamanın eşitlik bozulana kadar tekrarlanacağı belirtilmek-
tedir. (Kanun md 7/1.c.son). Peki eşitlik buna rağmen bozulmazsa ne
olacaktır? Ne Kanun’da ne de Anayasa’da bunun yanıtı verilmiştir. Bu
durumda, üye seçemeyen TBMM üye seçene kadar bu gündemle meş-
gul olacak ve yapması gereken diğer asli görevlerini yerine getireme-
yecektir. Bunun çözümü için kanaatimizce, sözgelimi eşitlik durumun-
da oylamanın en çok üç kez yineleneceği, TBMM buna rağmen üye
seçemezse, mevcut anayasal düzenleme de gözetilerek, üye seçimine
ilişkin yetkinin cumhurbaşkanına devredileceğinin düzenlenmesidir.
Olursa Uzun Ömürlü Bir Anayasa Yapılmış Olur” başlıklı söyleşi, Hukuk ve Hayat,
S:6, Yıl 2008, s. 25)
84
Özellikle Almanya, Macaristan ve Kore örnekleri uygulamanın nasıl yapılması
gerekitği yönünde yol göstericidir. Bu örnekler aşağıda ayrıntılı olarak
incelenmiştir. (bkz 2.Bölüm, 2. Başlık)
85
Bu uygulamanın karşılaştırmalı hukukta AYM üyelerini meclis tarafından seçen
ülkelerin sistemiyle örtüştüğünü söylemek oldukça güçtür. (Karşılaştrmalı
hukuka ilişkin geniş bilgi çalışmamızın ikinci bölümünün ikinci başlığında geniş
biçimde verilmiştir.)
86
AYM tarafından önerilen 2004 tarihli 146. madde değişikliği önerisinde, son tur
olan 6.turdada üye tamsayısının 2/5’inden az olmayacak sayıdaki milletvekili
tarafından TBMM’nin üye seçmesi önerilmiştir. (Kılıç, Tebliğ (AYD 2004), s.6).
Kanaatimizce bu sistem dahi, salt veya nitelikli çoğunluğu önermemiş olmasına
rağmen mevcut düzenlemeye göre daha olumludur.
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması194
(Hatta daha iyisi, böyle bir durumda üye seçim yetkisinin seçilecek
üye Sayıştay kotasındansa doğrudan doğruya Sayıştay’a; avukat kota-
sındansa doğrudan doğruda Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu’na
vermektir. Aksi halde, parlamentoda çoğunluğu elinde bulunduran
siyasal eğilim uzlaşmaya yanaşmayacaktır.)
Bu noktada dikkatimizi çeken konu, toplantı yeter sayısının sağ-
lanması koşuluyla, kuramsal olarak basit çoğunluk sayısında oy alan
üyenin dahi AYM’ye üye seçilebilmesinin mümkün oluşudur. Örneğin
hiçbir aday ilk turda 2/3’ü; ikinci turda salt çoğunluğu sağlayamazsa;
üçüncü tura en çok oyu alan iki aday kalacağı için; üçüncü turda basit
çoğunluğu alan aday AYM’ye üye olarak seçilebilecektir.
Bu uygulamanın, yukarıda verilen örneklerden de anlaşılacağı
gibi, karşılaştırmalı hukuktaki seçim yöntemlerinden hiçbiriyle örtüş-
tüğünü söylemek mümkün değildir. Kuşkusuz basit çoğunlukla seçi-
len bir adayın AYM’ye üye olarak seçilebilmesinin olanaklı oluşunu
hukuk mantığıyla açıklamak da olanak dışıdır. Böyle bir olasılıkta,
partiler arasında mutabakatın sağlanmasının gerekmediği açıktır. Kal-
dı ki çoğunluğu (ve gücü) elinde bulunduran partinin, üye seçiminde
2/3’lük nitelikli çoğunluğu aramak için uzlaşmaya asla yanaşmayaca-
ğı da
87
Türkiye’nin siyasi yapısı gereği tartışma götürmez bir gerçek
olarak belirmektedir
88
.
Meclisin “avukat” kotasından seçeceği üye bakımından da seçim
yöntemine bazı eleştiriler getirilebilir. Örneğin, bu seçimde neden TBB
Genel Kurulunun değil de baro başkanlarının istencine öncelik tanın-
dığı ciddi olarak tartışılmalıdır
89
. Zira TBB Genel Kurulu, Avukatlık
87
“Nitelikli çoğunlukla seçim sisteminin üstünlüğü, üçte iki çoğunluğa hiçbir siyasal ku-
ruluşun yalnız başına sahip olamaması nedeniyle çoğunluk partisi, seçilecek yargıçların
tercihi konusunda muhalefetle uzlaşmaya gitme gereğini duyar. Muhalefet partilerinin
anayasa yargıçlarının belirlenmesinde etkisi sonucu sağlanan siyasal uzlaşma, mahkeme-
lerin aynı düşünce grubunun tekeli altına girmesini önler; Yüksek Mahkeme’de hukuki ve
siyasi fikir akımlarının başlıcalarının temsilini güvence altına alır.” (Kaboğlu, Anayasa
Yargısı, s. 29)
88
Nitekim TBMM tarafından yapılan seçimde Sayıştay üyesi Hicabi Dursun ikinci
tur oylamada 263 oy; üçüncü tur oyalamada ise 256 oy alarak basit çoğunlukla
seçilmiştir. (http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=179822) (Erişim Tarihi: 06.
12.2010). COŞAR da 2010-2011 yargı yılı konuşmasında sonraki turlarda da
ilk turdaki nitelikli çoğunluğun düzenlenmemiş olmasını doğru bulmadığını
belirtmektedir. (Coşar, a.g.k, s.12)
89
Taner, Gökçen Fahri; “Cumhurbaşkanı Tarafından Anayasa Mahkemesi Üyeliğine
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN195
Kanunu’nun 114. maddesi uyarınca oluşturulmakta ve üye sayılarına
bakılmaksızın her baro tarafından seçilen ikişer delegeye ek olarak,
her baronun üye sayısıyla orantılı olarak seçeceği (avukat sayısı yüz-
den fazla olan barolar için, yüzden sonraki her üç yüz üye için ayrıca
birer delege) delegeden oluşmaktadır. Durum böyle olunca, avukat
arasından TBMM tarafından seçilecek olan üyeler, tüm baroların üze-
rinde söz sahibi olacağı bir yöntemle seçilebilecekti. Oysa, seçimi baro
başkanları yaptığında, üye sayısı az olan barolarla çok olan barola-
rın birer oy hakkı olduğundan, üye sayısı fazla olan baroların istenci
daha az yansımış olacaktır
90
. Dolayısıyla, mecliste çoğunluğu elinde
bulunduran siyasi parti uzlaşmaya yanaşmayacak ve kendi adayını
seçtirtecektir
91
.
Bizim bu konudaki önerimiz; TBB Genel Kurulu tarafından
AYM’ne doğrudan doğruya üye seçilmesi; üye seçiminde 2/3’lük ni-
telikli çoğunluk aranmasıdır. Ayrıca, AYM’ye seçilecek olan avukat
üyelerde yaş, yargıçlık mesleğine seçilme yeterliliği gibi yeterliliklerin
yanı sıra, en az doktora düzeyinde hukuk eğitimi ve bilimsel çalışma
yapmış olma koşulu da aranmalıdır
92
. Mahkemenin niteliğini arttır-
mak için bu gereklidir.
Sonuç olarak, meclisin üye seçim yöntemi nicelik ve nitelik açısın-
dan değerlendirildiğinde, mevcut düzenlemenin üç yönden 1961 AY
düzenlemesine göre çok daha geride olduğunu belirtmemiz gerekir.
İlkin, 1961 AY’na göre yasama organı AYM’nin 15 üyesinden 5’ini
seçmekte ve böylece üyelerin 1/3’ü yasama organı tarafından seçil-
mekteydi. Oysa yürürlükteki düzenlemede bu oran 1/3’ten çok daha
azdır.
İkinci olarak, 1961 düzenlemesinde, yasama organı AYM’ye doğ-
rudan doğruya üye seçerdi. Oysa yürürlükteki düzenlemede, meclise
Atanmak Üzere Yargıtay ve Danıştay Genel Kurulları Tarafından Teklif Edilecek
Adayların Seçim Usulünde Yapılmak İstenen Değişiklik”, 2010 Anayasa Değişiklikleri
Çerçevesinde Yargı Bağımsızlığı, Türk Ceza Hukuku Derneği Yayınları, (Editörler:
Öztürk, Bahri/ İlkiz, Fikret/ Kocasakal, Ümit), İstanbul 2010, s. 77
90
Taner, a.g.m, s. 77
91
Osman Alifeyyaz Paksüt’ün AYM’nin 07.07.2010 gün ve 2010/49 E., 2010/87 K
sayılı kararının 146. maddesinin ilk üç fıkrasının iptal isteminin reddi kararına
karşıoy gerekçesi ( LHD, Yıl: 8, S: 23, Eylül 2010, s. 3356)
92
En az doktora düzeyindeki eğitim şartı için ayrıca bkz Ulaş,a.g.m,s.108
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması196
“ikincil” seçme yetkisi tanınmıştır. Meclis, doğrudan doğruya seçim
yapamayacak; kendisine önerilen 3 aday arasından birini seçecektir.
Bu da meclisin takdir hakkını önemli oranda kısıtlaması yönüyle yan-
lıştır
93
. Ancak burada, meclisin tam anlamıyla bir takdir hakkı kullan-
ması için kanaatimizce seçim usulündeki 2/3’lük nitelikli çoğunluk
korunmalı, ilk iki turda bu çoğunluk sağlanamazsa üçüncü turda 3/5
oy alan aday seçilmelidir. Eğer bu turda da 3/5 oy alan çıkmazsa, mec-
lisin üye seçim yetkisi doğrudan doğruya yüksek yargıya yine nitelikli
çoğunlukla devredilmelidir
94
. Ayrıca, sağlıklı bir meclis seçimi için %
10’luk seçim barajı da düşürülmelidir
95
.
Üçüncü ve son olarak, meclis tarafından seçilecek olan üyede (son
tur için) basit çoğunluğun yeterli görülmesidir. Bu sakınca nedeniyle
1961 düzenlemesinde ilk iki turda 2/3; üçüncü turda ise salt çoğunluk
aranırdı. (1971’de üçüncü turdaki oran “basit çoğunluğa” indirildi). Bu
durumda, üye seçimi için siyasi partiler arasında mutlaka bir uzlaşı
aranırdı.
2010 değişikliğine göre AYM’ye seçilecek olan diğer 14 üyeyi cum-
hurbaşkanı atamaktadır. (AY md 146/3; Kanun md 7/2) Bunların da-
ğılımına bakıldığında 3 üyenin Yargıtay, 2 üyenin Danıştay, 1 üyenin
Askeri Yargıtay, 1 üyenin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından
her boş üyelik için gösterilecek olan 3’er aday içinden (seçimlerde en
çok oyu alan 3 aday, aday gösterilmiş sayılır); en az ikisi hukukçu ol-
mak şartıyla, 3 üyenin YÖK üyesi olmayan yükseköğretim kurumları-
nın hukuk, (iktisat ve siyasal bilgiler
96
) dallarında görev yapan öğretim
üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden atar.
93
Ancak Onar bunun tam aksini düşünmektedir. Onar’a göre parlamentonun doğ-
rudan doğruya üye seçmesi mahkemenin fazlaca politize olması anlamına gelir.
Dolayısiyla, belli makamların göstereceği sınırlı sayıdaki aday arasından parla-
mentoya seçim yaptırtmak daha doğrudur ve olması gerekendir. Ayrıca, parla-
mentonun seçeceği aday sayısının “azlığı” bu riski azaltan diğer bir nedendir.
(Onar, Erdal;“Sunulan Raporlar Kapsamında Türk Anayasa Mahkemesi’nin Sorunları-
nın Tartışılması” konulu panelde sunduğu tebliğ, AYD Yıl 2004, S: 21, s.26)
94
Benzeri bir görüş için bkz Aliefendioğlu, “Yeni Anayasa Yargısı”, (AYD 1997), s.
242
95
Aynı yönde bkz Onar, Tebliğ (AYD 2004), s. 72
96
AYM’nin 07.07.2010 gün ve 2010/49 E., 2010/87 K sayılı kararı ile iptal istemi
reddedilmiştir.
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN197
Cumhurbaşkanı ayrıca 4 üyeyi de doğrudan seçmektedir. Bunlar
(üst kademe yöneticileri
97
), serbest avukatlar, birinci sınıf hakim ve sav-
cılar ile en az 5 yıl AYM’de raportörlük yapmış olan rapörtörler ara-
sından seçilir.
Cumhurbaşkanı, değişiklikten önceki metinde AYM’ye toplamda
11 üye atarken/seçerken, değişiklikten sonra 14 üye atar/seçer duruma
getirilmiştir. Böylelikle cumhurbaşkanının AYM üzerindeki gücü arttı-
rılmıştır
98
. Cumhurbaşkanı ve genel olarak yürütme organı, 1982 AY’nın
ilk şekline göre AYM’nin üyelik yapısını, TBMM’de sahip olduğu ço-
ğunluğun siyasal eğilimleri doğrultusunda şekillendirme olanağına
daha çok sahip olur hale getirilmiştir
99
. AYM’nin oluşumunda cumhur-
başkanının yetkilerinin fazlalığı, 11. Cumhurbaşkanının mecliste uzlaşı
sağlanmadan seçilmiş olması, 12. Cumhurbaşkanının da halk tarafından
seçilecek olması nedeniyle eskiye göre çok daha fazla eleştiriye açıktır
100
.
Özellikle de Türkiye’de, Fransa’daki gibi birtakım toplumsal, siyasi ve
yargısal fren-denge sistemlerinin tam olarak oturmamış oluşu ile Fran-
sa’daki gibi “birlikte yaşama” (kohabitasyon) anlayışının da yerleşmediği
gözetildiğinde
101
, cumhurbaşkanına AYM üyelerini belirleme yönünde
bu kadar geniş yetki tanınmasının yol açabileceği olumsuzluklar ilerle-
yen dönemde çok daha artarak belirecektir.
Bu bağlamda, 2010 AY değişikliğinin 2007’deki cumhurbaşkanının
halk tarafından seçilmesine yönelik değişiklikle birlikte yorumlamak-
ta yarar vardır. Zira bu iki değişiklik birbirini tamamlayıcı nitelikte-
dir ve 12. Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilecek olması, ayrıca
AYM üyelerinin on dördünün cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor
oluşu, bundan sonraki anayasa değişikliğinin başkanlık rejimine geçiş
yönünde yapılacağına işaret etmektedir
102
. Bu iki değişikliği, başkanlık
rejimine geçişteki önemli kilometre taşlarından ikisi olarak yorumla-
mak mümkündür
103
.
97
AYM’nin 07.07.2010 gün ve 2010/49 E., 2010/87 K sayılı kararı ile iptal istemi
reddedilmiştir.
98
Aynı yönde Coşar, a.g.k, s.13, Kaboğlu, Halk Neyi Oylayacak?, s. 266
99
Kaboğlu, Halk Neyi Oylayacak, s. 267
100
Kanadoğlu,O., a.g.m,s.69
101
Yokuş, Sevtap; Türkiye’de Yürütme Erkinde Değişen Dengeler, Yetkin Yayınları,
Ankara 2010, s. 167,168
102
Kaboğlu, Halk Neyi Oylayacak, s. 207
103
Kaboğlu, Halk Neyi Oylayacak, s. 209
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması198
Başkanlık rejimine (geçilirse), bu durum Türkiye’deki anayasa yar-
gısı için ciddi bir sıkıntı oluştabilir. Zira, Türkiye’deki “yerleşmemiş” bu
demokrasi kültürüne karşılık ABD’de
104
anayasallık denetimi yapan
FYM’ye 9 üyenin tamamı başkanın önerisi ve Senato’nun onayıyla
105
hukuk eğitimi almış kişiler arasından atandığı halde
106
, Başkan tara-
fından atanan üyelere Senato bazen onay vermediği gibi, Senato’nun
onayladığı yargıçların da bazen “başkana rağmen” ve “başkanın aleyhi-
ne” karar verdiği görülmektedir
107
.
Diğer yandan, AYM’nin “iktisat ve siyasal bilgiler” ile “üst kademe
yöneticileri” ifadelerini Anayasa’ya aykırı bulmamış olması, mahkeme-
ye hukuk kökenli olmayan üyelerin atanmasının önünü açacaktır. Bu
durumun da mahkemenin çalışma düzenini olumsuz etkileyeceğini
düşünmekteyiz
108
.
Kanaatimizce, AYM’nin “karar verici” üyelerinin tamamının hu-
kukçu olması gerekmektedir
109
. Ancak, Mahkemenin görevi gereği si-
yasi ve mali sorunlarla ilgili kararlar verebileceği de düşünüldüğünde,
hukukçu olmayan üyelerin yararının yadsınamayacağı da bir gerçek-
tir
110
. Ne var ki bu nitelikteki üyelerin “karar verici” konumda olması
104
Onar, Tebliğ (AYD 2004), s. 27.
105
ABD’de parlamentonun bir kanadı olan Senato’nun Başkan’ın önerdiği isimleri çok
sıkı araştırdığı ve üyelerin 1/4’ünü onaylamadığı düşünüldüğünde, Senato’nun
bu yetkisinin sembolik olmadığı anlaşılabilir. (Arslan, Tebliğ (AYD 2004), s.69)
106
Ayrıca üyeler 10 yılını veya 70 yaşını doldurdukları zaman, dilerlerse,
emekliliklerini isteyebilirler.(Dağ,a.g.t,s.45)
107
ABD’de FYM üyeleri, iyi hal göstermeleri şartıyla “ömür boyu” görev yapmaktadır.
İyi hal göstermeyen yargıçlar bir tür dokunulmazlık kaldırma kararı olan usulle
görevden alınabilmektedirler(Dağ,a.g.t,s.44).Başkan Nixon Dönemi’nde 4 üyelik
boşalmış; Nixon bu 4 üye yerine yeni üyeleri atama fırsatına sahip olmuştur.
Ancak Watergate Skandalı’nda başkanın atadığı üyelerin de oyuyla ve oybirliği
ile skandala ilişkin bant kayıtlarının Nixon tarafından skandalı soruşturan
komisyona verilmesi gerektiğine hükmedilmiştir. (Onar, Tebliğ (AYD 2004), s.28;
Arslan, Tebliğ (AYD 2004), s. 46)
108
Uygulama, karşılaştırmalı hukuktaki uygulamaya büyük oranda aykırıdır.
(Karşılaştırmalı hukuka ilişkin bilgi için bkz 2. Bölüm 2. Kısım)
109
Tanör/Yüzbaşıoğlu ise, görüşümüzden biraz daha farklı düşünmekte ve üyele-
rin, karar verici konumda olsun ya da olmasın tamamının hukukçu olması ge-
rektiğini şöyle vurgulamaktadır: “Ancak, asıl işi, kanunların anayasaya uygunluğu-
nun hukukilik denetimi gibi tamamen uzmanlığı gerektiren bir yargılama yapmak olan;
üstelik, bunun yanında,Yüce Divan sıfaıyla ceza yargılaması yapmak ve siyasi parti ka-
patma davalarına bakmakla görevlendirilmiş bulunan AYM’nin,bu işlevlerini en iyi şe-
kilde yerine getirebilmesi için, üyelerinin tamamının hukukçu olması gerekir.” (Tanör/
Yüzbaşıoğlu,a.g.e,s.460)
110
Kuzu, üyelerin tamamının hukukçu olmasının doğru olmadığını savunmaktadır.
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN199
mahkemenin kararlarındaki hukukiliği ve saygınlığı olumsuz etkile-
yebilecektir. Hele ki söz konusu olan yüce divan yargılaması ise, de-
ğil hukukçu olmayan üyenin varlığı, hukukçu üyelerden ceza hukuku
uzmanı olmayanların varlığı dahi adil yargılanma hakkının önünde
ciddi bir engel oluşturacaktır. Bu durumda, yapılması gereken hukuk-
çu olmayan üyelerin mahkemedeki görüşmelere katılıp, gerektiğinde
yazılı olarak heyete görüşlerini sunması fakat müzakereler sırasında
oy kullanma hakkına sahip olmamasıdır.
146. maddenin 5. fıkrasında AYM’ye üye seçilebilmek için 45 ya-
şın doldurulmuş olması; yükseköğretim kurumları öğretim üyelerinin
profesör veya doçent olması, avukatların en az 20 yıl bilfiil mesleği
yapmış olması, üst kademe yöneticilerinin yükseköğrenim görmüş ve
kamu hizmetinde en az 20 yıl fiilen çalışmış olması, birinci sınıf ha-
kim ve savcıların adaylık dahil 20 yıl çalışmış olmasının şart olduğu
belirtilmiştir. Ayrıca, mahkeme üyelerinin kendi işleri dışında, üniver-
sitelerde öğretim üyeliği dahil, başka herhangi bir resmi veya özel işle
uğraşamayacakları da vurgulanmıştır
111
.
Son olarak, 146. maddede AYM üyeleri arasından gizli oyla ve üye
tamsayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir başkan ve iki başkan-
vekili seçileceği, süresi bitenlerin yeniden seçilebileceği belirtilmiştir.
(Kuzu, Tebliğ (AYD 2004), s.55).Odyakmaz da AYM’nin sadece hukukçu üyeler-
den oluşmasını “sakıncalı” bulmaktadır. (Odyakmaz, a.g.m, s. 188). Atar’a göre,
üyelerin tamamı hukukçu olmalıdır fakat mali davalar bakımından Sayıştay
kontenjanından atanacak üyenin önemini de yadsımamak gerekir. (Atar, Teb-
liğ, (AYD 2008), s.102). Öte yandan, belirtmemiz gerekir ki AYM’nin Kuruluş
Kanunu’nda da tüm üyelerin hukuk kökenli olması gibi bir zorunluluk öngörül -
müş değildir. İyimaya, üyelerin tamamının hukukçu olması gerektiği kanısında-
dır. (İyimaya, a.g.e, s.32)
111
Kanaatimizce, AYM üyelerinin üniversitelerde ders verebilmesi ve bilimsel çalış-
malarla uğraşmaları mahkemeye üye olmak yönünde adayları cesaretlendirecek
ve mahkeme üyelerinin bilgileriyle deneyimlerini daha verimli kullanabilmesini
sağlayacaktır. (aynı yönde Arslan, Tebliğ (AYD 2004), s. 44; Ulaş, a.g.m,s.107,s.108;
Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s. 41). Bilimsel çalışmalar yönünden üyelere kısıtlama
getirilmemesi gerektiği yönündeki görüş için bkz Aliefendioğlu, “Yeni Anayasa
Yargısı”, (AYD 1997), s. 242). İyimaya da üniversitelerde öğretim üyeliği görevinin
sürdürülmesinin, AYM’nin akademik gelişmelere de ayak uydurabilmesi bakı-
mından önemli olduğu görüşündedir. (İyimaya, a.g.e,s.33) Ayrıca karşılaştırmalı
hukukta bazı ülkelerde bizdeki sistem benimsenmişken bazı ülkelerde üyelerin
bilimsel çalışma yapmasına veya üniversitelerde ders vermesine izin verilmiştir.
(Karşılaştırmalı hukuka ilişkin bilgi için bkz 2. Bölüm 2. Kısım)
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması200
146. maddenin ilk üç fıkrasına ilişkin iptal istemi AYM tarafından
görüşülmüş ve mahkeme 07.07.2010 tarihinde 2010/49 E., 2010/87 K.
sayılı kararıyla (RG: 01.08.2010 tarih ve 27659 mükerrer) oyçokluğu ile
ve şu gerekçelerle reddedilmiştir
112
:
“Karşılaştırmalı hukuka ve ülkemizin tarihsel tecrübesine bakıldığında,
temel hakların ve hukuk devletinin güvencesi olan anayasa mahkemelerinin
yapıları, yetkileri, işleyişi, üye seçimi ve üyelerin niteliklerine ilişkin olarak
çok farklı düzenlemelerin olduğu görülmektedir. 1961 Anayasası’nın 145.
maddesinde Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesinden beşinin Türkiye Büyük
Millet Meclisi (üç üye Millet Meclisi, iki üye Cumhuriyet Senatosu) tara-
fından seçilmesi öngörülmüştür. Karşılaştırmalı hukuka bakıldığında, anaya-
sa mahkemesi üyelerinin bazı ülkelerde tamamının, bazı ülkelerde ise büyük
çoğunluğunun parlamentolar tarafından seçildiği görülmektedir. Anayasa
mahkemesi üyelerinin seçimine parlamentoların ya da diğer seçilmiş organla-
rın katılmasının bu kurumun demokratik meşruiyeti açısından büyük önem
taşıdığı kabul edilmektedir.
Bu çerçevede anayasa mahkemesi üyelerinin hangi organlar tarafından
ve hangi esaslara göre seçileceğinin belirlenmesi önemli ölçüde ülkenin tarih-
sel ve siyasal koşullarına göre kurucu iktidarın takdirinde olan bir durumdur.
Bu düzenlemede öngörülen anayasa mahkemesinin üye yapısı, üyelerin gel-
diği kaynaklar ve üyelerin atanmasına ilişkin düzenlemeler tali kurucu ikti-
darın takdir yetkisi içinde kaldığından ve hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı
ilkelerini anlamsızlaştıran ya da ortadan kaldıran değişiklikler olmadığından
iptal isteminin reddi gerekir...”
Buna karşın AYM, 146. maddenin 4. fıkrasının birinci cümlesinde
yer alan “.. bir üye ancak bir aday için oy kullanabilir...” ifadesiyle, ikinci
cümlesinde yer alan “....de her baro başkanı ancak bir aday için oy kullana-
bilir ve...” ibarelerinin Anayasaya aykırı olduklarına oybirliği ile karar
vermiş ve bu ifadeleri iptal etmiştir.
TBMM’de yapılacak olan seçimlere aday göstermek amacıyla
Sayıştay’da yapılacak olan seçimlerde, Sayıştay Genel Kurulu tarafın-
dan yapılacak olan seçimlerde her Sayıştay üyesinin ancak bir aday
için oy kullanabileceği kurala bağlamışsa da bu hüküm AYM tarafın-
dan iptal edilmiştir. Keza avukat kontenjanından yapılacak olan se-
112
Gerekçe için bkz LHD, Yıl: 8, S: 23, Eylül 2010, s. 3341, 3342
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN201
çimlerde her bir baro başkanının ancak bir aday için oy hakkı olduğu
yönündeki düzenlemeyi de AYM iptal etmiştir.
Her iki seçimde de en çok oyu alan 3 aday TBMM’ye önerilecek;
TBMM bunlardan birini seçecektir. Buradaki seçimlerde her boş üyelik
için ilk turda 2/3’lük nitelikli çoğunluk; ikinci turda salt çoğunluk ara-
nacak; ikinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa bu turda en çok
oyu alan 2 aday için üçüncü tur oylama yapılacak; bu turda en çok oyu
alan aday AYM’ye üye olarak seçilecektir.
Buna karşın Kanun’da Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri
Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay Genel Kurulları ile baro başkan-
larınca AYM üyeliğine aday göstermek için yapılacak seçimlerde en
fazla oy alan üç kişinin aday gösterilmiş sayılacağı; yapılan seçimlerin
tek turlu yapılacağı ve her bir üyenin her boş üyelik için üç adaya oy
kullanabileceği; oyları eşit olan adaylar arasında ise eşitlik bozulana
kadar oylamanın yineleneceği belirtilmiştir. (Kanun md 7/3)
Kanaatimizce, bu maddedeki “her bir üyenin her boş üyelik için
üç adaya oy kullanabileceği” şeklindeki ifade, 146. maddeyi görüşen
AYM’nin 07.07.2010 gün ve 2010/49 E., 2010/87 K sayılı kararı ile iptal
edilen madde metnindeki “ancak bir aday için” ifadesi ile çelişmektedir.
Bir başka deyişle, AYM’nin 146. maddede iptal ettiği “ancak bir aday
için” ifadesi, kanunkoyucu tarafından bu kez “her bir üyenin her boş
üyelik için üç adaya oy kullanabileceği” şeklindeki ifade ile dolanılmış ve
AYM’nin kararı yasal düzenleme ile etkisiz kılınmıştır. Yasal düzen-
lemedeki “her bir üyenin her boş üyelik için üç adaya oy kullanabileceği”
şeklindeki ifade de bu nedenle anayasaya aykırıdır.
Öte yandan, Kanun md 7/3. c.son’da oyları eşit olan adaylar ara-
sında ise eşitlik bozulana kadar seçimin sürdürüleceği şeklindeki dü-
zenleme de yukarıda da belirttiğimiz üzere, adayı seçecek olan organın
çalışmalarını da aksatacak niteliktedir. Bu nedenle, seçimin tek turlu
olması yerine ikinci tura en çok oyu alan iki adayın katılması; ikinci
turda ise oyların salt çoğunluğunu alan adayın AYM’ye üye seçilmek
üzere cumhurbaşkanıa önerilmesi daha doğru ve adil bir düzenleme
olacaktır.
147. maddedeki değişiklikle AYM üyelerinin 12 yıl için ve bir de-
faya özgü olarak üyeliğe seçilebileceği; 65 yaşını doldurunca emekliye
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması202
ayrılacakları; bir üyenin hakimlik mesleğinden çıkarılmasını gerekti-
ren bir suçtan hüküm giymesi durumunda üyeliğin kendiliğinden dü-
şeceği; sağlık sorunları nedeniyle görevin yerine getirilemeyeceğinin
anlaşılması durumunda ise üye tamsayısının salt çoğunluğunun kara-
rıyla üyeliğin sonlandırılacağı düzenlenmiştir.
147. maddeyle, bir üyenin görev süresinin 12 yılla ve bir defayla
sınırlandırılması doğru olmuştur
113
. Süre ne çok kısadır ne çok uzun-
dur. Bu süreye göre, mahkeme içtihat istikrarını sağlayabilecek ve aynı
üye yeniden seçilemeyeceğinden, ikinci görev dönemi bakımından bir
siyasi beklenti içerisinde olmayacaktır. Bu yönüyle düzenlemenin ha-
kim tarafsızlığını sağladığı söylenebilir. Diğer bir söyleyişle, bu deği-
şiklik AYM üyelerine sağlanan yargıçlık teminatı ve güvencelerini et-
kileyen bir değişiklik değildir. Zira, genel güvenceler olan AY 138, 139
ve 140. maddelerdeki güvencelere 2010 değişikliği ile dokunulmamış-
tır. Ancak yine de üyelerin üçte birinin veya yarısının, karşılaştırmalı
hukuktaki bazı uygulamaların aksine, 3 ya da 5 yıllık süreler dahilinde
yenilenmiyor oluşu kanaatimizce önemli bir eksikliktir
114
.
148. ve 149. maddelerde ise AYM’nin diğer görevleri yanında bi-
reysel başvuru ve yüce divan görevi ile buna ilişkin yeni yapılanma-
sı düzenlenmiştir. Hem inceleme konumuzla olan bağlantısı hem de
değişikliklerin buna ilişkin oluşu nedeniyle, bu iki maddeyi sadece
bireysel başvuru hakkı ile mahkemenin yüce divan görevi açısından
inceleme gereği duyduk.
148. maddede, AYM’nin iptal davalarını göreceği belirtilmiştir.
2010 değişikliğinde, buna ilişkin bir düzenleme yer almamış; düzen-
leme aynen korunmuştur. Ancak 148. maddenin 3. fıkrasında birey-
lere AİHS bünyesinde teminat altına alınmış olan herhangi bir temel
hak ve ögürlüğünün kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla
AYM’ye başvurma hakkı tanınmıştır.
148. maddenin 6. ve 7. fıkrasında yüce divan sıfatı ve bu sıfatla mah-
kemenin kimleri yargılayacağı; 9. fıkrasında ise yüce divan kararlarına
karşı nasıl bir kanunyoluna gidilebileceği konuları düzenlenmiştir.
113
“Sürekli üyelik modelinden vazgeçilmelidir. Sürekli üyelik, Anayasa Mahkemesi üyeliğini
bir mesleğe dönüştürür.” (iyimaya, a.g.e,s.34)
114
Aynı yönde Aliefendioğlu, Tebliğ (AYD 2004), s. 33
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN203
149. madde, iptal davasında, bireysel başvuruların görüşülmesin-
de ve yüce divana başvurulması durumunda AYM’nin yapılanma-
sının nasıl oluşacağını düzenlemektedir. Buna göre, AYM iki bölüm
ve genel kurul halinde çalışır. Bölümler, başkanvekili başkanlığında
dört üyenin katılımıyla toplanır. Genel Kurul ise, mahkeme başkanı-
nın veya başkanın belirleyeceği başkanvekillerinin başkanlığında en
az oniki üye ile toplanır. Bölümler ve Genel Kurul, kararlarını salt ço-
ğunlukla alır. Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik koşulları için
komisyonlar oluşturulabilir.
Siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin başvuruları, iptal ve itiraz
davaları ile yüce divan sıfatıyla yürütülecek olan davaları Genel Kurul
görür. Bireysel başvurular ise bölümler tarafından karara bağlanır.
Anayasa değişikliklerine ilişkin iptal istemi, siyasi partilerin ka-
patılmasına ya da hazine yardımından yoksun bırakılmasına ilişkin
karar verilebilmesi, toplantıya katılanların 2/3’ünün karar vermesine
bağlıdır. AYM, Yüce Divan sıfatıyla gördüğü işler dışındaki tüm işleri
dosya üzerinden karara bağlar.
Ayrıca, belirtmek gerekir ki Yüce Divan kararlarına karşı AYM
Genel Kuruluna yeniden inceleme başvurusu yapılabilir. Bu durum-
da, Genel Kurulun vereceği karar kesindir. (md 148/9, son)
Görüldüğü gibi, 17 üyeden oluşan
115
yeni AYM 2 bölüm (daire)
halinde çalışacaktır
116
. AYM’de artık çok tartışmalı olan “yedek üyelik”
adıyla bir statü yer almayacak, tüm üyeler “asıl üye” olacaktır. Çok
tartışılan yedek üyeliğin kaldırılması doğru bir uygulama olmuştur
117
.
115
Yüzbaşıoğlu, AYM’nin 17 üyeden oluşmasını, anayasa tasarılarında da öngörülen
sayılara yakın bir sayı olduğu için,“makul bir sayı” olarak belirtmektedir.
(Yüzbaşıoğlu, Tebliğ (AYD 2004), s. 20)
116
Mahkemenin iki daire halinde çalışması içtihat farklılığına yol açabilir. Bu du-
rumda, sorunun Genel Kurul tarafından çözülmesi uygun olacaktır. Ancak bu da
zaman kaybı anlamına gelir. Ayrıca, karşılaştırmalı hukukta Almanya ve İspanya
dışında AYM’ler genellikle tek kurul şeklinde çalışmaktadır. (Paczolay, “Venedik
Komisyonu Raporu”, (AYD 2004),s. 4). Türk AYM sisteminde ise daireler arasında
doğabilecek olası içtihat aykırılıklarının nasıl çözüme ulaştırılacağı AY md 149’da
belirtilmiş değildir.
117
“Yedek-asıl üye ayrımıyla güdülen amaç ya da böyle bir ayrımın beklenen yararı, kararla-
rın sık sık değişmemesi, başka bir deyişle kararlarda istikrar sağlanmasıdır. Ancak yedek
üyelerin yerlerini, Anayasa Mahkemesinde hiç çalışmamış olmalarına rağmen sırf asıl
olarak seçilmeleri nedeniyle kurula öncelikle katılan üyelerin alması, kararlarda beklenen
istikrarı gerçekleştirememiştir... Sonuç olarak Anayasa Mahkemesinde asıl-yedek üye ay-
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması204
Zira yedek üyelik sistemi kendi içinde pek çok sakıncayı içermekte-
dir
118
. Örneğin yedek üyelerin AYM üyeleriyle aynı haklara sahip ol-
malarına rağmen her toplantıya katılamıyor oluşları, kendilerine son
ana kadar katılacakları toplantılardan ve içeriklerden haber verilmiyor
oluşu, AYM’ye başkan seçilememeleri gibi nedenler yedek üyeliği pek
çok yönden cazip kılmamakta, hiçbir kurum kendi üyelerinin yedek
üye olarak atanmasını/seçilmesini istememekteydi
119
.
AYM’deki daireler sadece bireysel başvuruları karara bağlayacak;
daha önemli ve asli görevler olan siyasi partilerin kapatılması, yüce
divan, iptal başvuruları gibi başvurular Genel Kurul tarafından karara
bağlanacaktır.
Durum böyle olunca, yapılan yeni düzenlemenin AYM’nin iş
yükünü arttırmaktan başka bir işe yaramadığını söylemek mümkün-
dür
120
. Zira, dairelere sadece bireysel başvuru hakkının tanınmış ol-
ması, bunun dışındaki tüm işlerin Genel Kurula devredilmesi, işbölü-
münden ziyade işyükünü arttırmaya yönelik bir düzenlemedir. Oysa
bunun yerine kanaatimizce, iki daireden birine bireysel başvuruların
incelenmesi, diğerine iptal başvurularının değerlendirilmesi görevi
verilmeliydi
121
. Bu kararlara karşı yapılacak olan itirazlar Genel Kurul
tarafından karara bağlanabilirdi.
Ne var ki bu kaygı AYM Kuruluş Kanunu ile de giderilmiş değil-
dir. Kanun’un 22. maddesinde, bireysel başvuruların bir başkandan
oluşan 7 üyeli iki dairede karara bağlanacağı, bölümlerin bir başkan-
vekilinin başkanlığında 4 üye (toplam 5 üye) ile toplanacağı belirtil-
rımı yapılması doğru olmamıştır.” (Aliefendioğlu, a.g.e, s. 218,219). Yedek üyeliğin
kaldırılmasını Önen de önermiştir. (Önen, Turgut; “Türk Anayasası ve Özellikle
Adalet Reformu”, Yeni Türkiye Yargı Reformu Özel Sayısı, Temmuz-Ağustos 1996,
S:10, s.412)
118
Özay, “Yeni Düzende AYM”, s. 46. Geniş bilgi için bkz Aliefendioğlu, a.g.e, s. 218
119
Daver, a.g.m, s. 17.
120
Odyakmaz, AYM’ye bireysel başvuru hakkı tanınacaksa dahi bunun sadece
AYM’nin görev alanına giren konularla sınırlandırılması gerektiğini savunmak-
tadır. Aksi halde AYM’nin bu iş yükünün altından kalkması çok zordur. (Odyak-
maz, a.g.m, s. 194)
121
Kurnaz, bireysel başvuru hakkının tanınması durumunda, yapılacak onbinlerce
başvurunun karara bağlanmasının zaman alacağını, bu nedenle başvurların kabul
edilebilirlik koşulları bakımından incelemek üzere ön komisyonlar oluşturulması
gerektiğini savunmakta ve bu yöndeki değişikliğin AYM’nin kuruluş kanunu ile
düzenlenmesi gerektiğini belirtmektedir. (Kurnaz, a.g.m,s.119)
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN205
miştir. Ancak buna karşın, Kanun’da AYM’nin bireysel başvurula-
rı karara bağlama görevini belli bir daireye vermediği; iki daireden
herhangi birinin bunu üstlenebileceği anlaşılmaktadır. Oysa, bireysel
başvuru hakkının tanındığı Avrupa devletlerinde, AYM’nin bir daire-
sinin sadece bireysel başvuruları karara bağlamakla görevlendirildiği;
hatta bu nitelikteki başvuruları karara bağlayacak olan daire üyeleri-
nin insan hakları hukuku konusunda uzmanlığı olan hukukçulardan
oluşturulduğu görülmektedir
122
.
Siyasi partilerin kapatılmasının ve partinin hazine yardımından
yoksun bırakılmasının Genel Kurul’un kararına bırakılması doğru ol-
muştur. Ancak, buna ilişkin kararlara karşı da gerek Yargıtay Cumhu-
riyet Başsavcısı gerekse ilgili siyasi parti tarafından, yüce divan düzen-
lemesinde olduğu gibi en azından “yeniden başvuru hakkı” tanınması
daha doğru bir yaklaşım olabilirdi. AYM’nin iş yükünün azaltılması
adına Siyasi Partilerin mali denetimi Sayıştay’a devredilebilirdi.
Ayrıca, AYM’nin Yüce Divan kararları dışındaki kararlarını-kural
olarak-“duruşma açılmadan” görmesi de (AY değişik md-149/6) karşı-
laştırmalı hukuktaki genel eğilimin aksini yansıtan bir uygulamadır
123
.
Ancak değişik md 149/6’da bireysel başvuruların duruşmalı olarak
yapılması AYM’nin takdirine bırakılmıştır. Bunun yanı sıra siyasi par-
tilerin kapatılmasına ilişkin davalarda da Yargıtay Cumhuriyet Baş-
savcısı ve siyasi partinin genel başkanı/temsilcisi dinlenir. Fakat bu
dinlemeyi duruşma olarak algılamamak gerekir.
Kanaatimizce, AYM’nin kural olarak dosya üzerinden çalışacak
olması hak arama hürriyetine ve adil yargılanma ilkesine aykırıdır.
Dolayısıyla, her türlü başvurunun (iptal başvuruları dahil) duruşmalı
olarak görüşülmesinde yarar vardır. Özellikle de bir hak yoksunlu-
ğuna yol açabilecek olan siyasi partilerin kapatılması/hazine yardı-
mından yoksun bırakılması kararlarında duruşma açılarak yargılama
yapılması zorunlu tutulmalıdır. Aynısının, bireysel başvurular bakı-
mından da uygulanması gerektiğini düşünüyoruz.
122
Kaboğlu, “Halk Neyi Oylayacak”, s. 251
123
Almanya, Avusturya, İtalya, İspanya,Portekiz ve Polonya’da duruşmalı inceleme
kuraldır. (Dağ,a.g.t,s.73)
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması206
Yüce Divan görevinin de bu şekilde oluşan ve kurulan bir AYM
tarafından yürütülmesini doğru bulmadığımızı belirtmeliyiz
124
. Zira,
yüce divanda ceza ve ceza yargılaması hukuku kuralları uygulanır.
Bu nedenle, bırakınız hukukçu olmayan bir üyenin yargılamaya katıl-
masını, ceza hukukçusu olmayan bir üyenin yargılamaya katılmasını
dahi doğru bulmuyoruz. Yapılması gereken olarak da 1924 AY’nın 62
vd maddelerinde düzenlenen sisteme benzer bir sistem oluşturulması-
nı ve yüce divan görevinin sadece o olaya özgü çalışacak olan bir mah-
kemeye devredilmesini öneriyoruz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na
bu görevin verilmesi kanaatimizce doğru bir uygulama olacaktır
125
.
Bu karara karşı itiraz etmek isteyen sanığa Yargıtay CGK ve AYM’nin
hukuk kökenli üyelerinden oluşan bir karma heyete temyiz başvurusu
hakkı tanımak, AİHS’nin 6. maddesi kapsamında yer alan adil yargı-
lanma hakkı ile ceza yargılamasında iki dereceli başvuru hakkının sağ-
lanması
126
bakımından önem taşımaktadır. Mevcut düzenlemede yer
alan (AY 148/9) “yüce divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu
yapılabilir.” şeklindeki bir tür karar düzeltme yolu olan başvurunun
sakıncaları da böylelikle giderilebilecektir
127
.
Konumuzla bağlantılı olan diğer bir düzenleme de geçici 18. mad-
dedir. Bu maddeyle, mevcut yedek üyelerin değişiklikten sonraki sta-
tüsü, TBMM ‘nin seçeceği üyelerde seçim usulünün nasıl uygulanaca-
124
Özay, yüce divan için İtalyan sistemini önermektedir. (Özay, “Yeni Bir Düzende
AYM”, s. 47). İtalyan yüce divan sistemine aşağıda değinilmiştir. (Bkz 2.bölüm,2.
başlık). Aliefendiğlu ise yüce divanın AYM Genel Kurulu tarafından oluşturul-
masını, özellikle ceza hukuku alanında, yönetsel yargıda ve Sayıştay’da çalışan ya
da ceza hukuku avukatlığı yapan üyelerin ağırlıklı çoğunluğu sağlanacak biçimde
seçilen bir başkan ve altı üyeden oluşmasını, kararlarına karşı Genel Kurula tem-
yiz ve itiraz yolunun açılmasını; aynı heyetin siyasi parti kapatma davalarında da
görevli olmasını ve tüm işlerini duruşmalı olarak, herkese açık biçimde görmesini
önermekte; AYM başkanının dilerse divana da başkanlık edebilmesinin olanaklı
olması gerektiğini savunarak, bu durumda divanın başkan ve altı üyeden oluşma-
sını önermektedir. (Aliefendioğlu, Yılmaz; “Anayasa ve Yargı”, Yeni Türkiye Yargı
Reformu Özel Sayısı, Temmuz-Ağustos 1996, S:10, s.398)
125
Odyakmaz, Yüce Divan görevinin AYM ve Yargıtay Ceza Daireleri üyelerinden
oluşturulacak karma bir heyete verilmesini, temyiz incelemesinin de bu karma
heyete yaptırtılmasını savunmaktadır. (Odyakmaz, a.g.m, s.193). ATAR da
benzeri bir görüş öne sürmektedir. (Atar, a.g.m, s. 115)
126
İki dereceli başvuru hakkının tanınması gerektiği yönündeki görüş için ayrıca bkz
Kurnaz, a.g.m,s.113
127
TÜRK de yeniden başvuru hakkının doğru olmadığı görüşündedir. (Türk, Tebliğ
(AYD 2004), s.62
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN207
ğı, bireysel başvuru hakkına ilişkin düzenlemenin ne zamana kadar ve
nasıl yapılacağı konuları hükme bağlanmıştır.
Buna göre, anayasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihte mah-
kemenin mevcut yedek üyeleri asıl üye sıfatını alacaktır. Ayrıca,
TBMM’nin yapacağı seçim de kanunun yürürlüğe girdiği tarihten iti-
baren 30 gün içerisinde yapılacaktır.
Konumuzla asıl bağlantılı olan düzenleme, geçici md 18/6’dır.
Buna göre, AYM’de halen belli görevlere seçilmiş olanların bu sıfatları
seçilmiş oldukları sürenin sonuna kadar devam edecektir. Bu kanu-
nun yürürlüğe girdiği tarihte üye olan kişiler yaş haddine kadar gö-
revlerine devam edeceklerdir.
Bu düzenlemeyle, anayasa değişikliği yürürlüğe girmeden önce
seçilmiş olan tüm üyeler 12 yılını doldursalar dahi 65 yaşını doldur-
madıkça emekliye sevk edilemeyeceklerdir. Özellikle son seçilen üye-
lerden biri olan bir raportörün önce denizcilik müsteşarlığına atanıp
orada 1 yıl tutulduktan sonra cumhurbaşkanı tarafından “üst düzey
yönetici” sıfatıyla AYM’ye seçildiği ve üyenin seçildiği tarihte 40 ya-
şında olduğu da düşünülecek olursa; bu üyenin 25 yıl görevde kalma-
sının mümkün olduğu söylenebilir
128
. Bunun da mahkemenin yapısı-
nı olumsuz yönde etkileyeceğini ve alınacak kararlarda bu nitelikteki
üyelerin çağın gelişmelerine ayak uyduramayacağı da üzerinde ciddi
anlamda düşünülmesi gereken önemli bir sakınca olarak belirmekte-
dir. Ayrıca, bir yandan değişiklikle AYM’nin toplumsal gelişmelere
ayak uydurması amacıyla üyelerin görev süresinin 12 yılla sınırlan-
dırılması, buna karşın mevcut üyelerin görev süresinin, geçici mad-
deyle 65 yaşını doldurana kadar sürecek olması da ciddi anlamda bir
çelişkidir
129
.
128
Nitekim bu düzenleme kötüye kullanılmış ve 2010 değişikliği öncesinde bir AYM
raportörü bir aylığına Denizcilik Müsteşar Yardımcısı olarak görevlendirilerek,
“üst düzey kamu görevlisi” payesiyle AYM üyeliğine atanmıştır. (Kaboğlu, Halk Neyi
Oylayacak?, s.198, s.276). Böylece, bu üyenin 65 yaşını doldurana kadar görevinde
kalması da sağlanmıştır. Bu nedenle, bu hükümlerin “kalıcılık” görevi üstlendiği
söylenebilir. (Kaboğlu, aynı eser, s. 276)
129
“Gerçekten, eğer AYM üyelerinin görev süresini 12 yıl ile sınırlamanın amacı, anayasal
yargıyı toplumsal gelişmelere açmak ise, o zaman geçiş döneminde “üyelik değişiminin
dondurulması”, siyasal amaçtan başka bir amaçla açıklanabilir mi?”(Kaboğlu, Halk Neyi
Oylayacak?, s.276)
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması208
2010 anayasa değişikliği ile AYM’nin yapısı, anayasa değişikliği-
nin yapıldığı süreçte anayasa koyucu tarafından iddia edilenin aksine,
Avrupa’nın pek çok AYM’nin yapılanmasının, hatta 1982 AY’nın ik
düzenlemesinin dahi gerisinde kalmıştır
130
. Karşılaştırmalı hukuktaki
bazı örneklerin incelenmesi, 2010 AY değişikliğinin Türk AYM’nin ya-
pılanmasına olan getirisinin ve götürüsünün ne boyutta olduğu yö-
nünde fikir verebilecektir.
2) Karşılaştırmalı Hukukta Anayasa Mahkemelerinin Yapılanması
Alman Federal AYM
131
16 asıl üyeden oluşur; 2 daire şeklinde ça-
lışır
132
ve dairelerin her biri 8’er üyeden kurulur
133
. Bu nedenle, Alman
AYM’ye “ikiz mahkemeler” adı da verilmektedir. Dairelerden hiçbiri di-
ğerinin kararını denetleyemez ve gördüğü işi yeniden göremez. Ancak
bir dairenin diğerinin görüşünden ayrılması gerekiyorsa, konunun mut-
laka genel kurula taşınması gerekmektedir. Daireler arasındaki iş bölü-
münün nasıl olacağı mahkemenin kuruluş yasası ile düzenlenmiştir.
Konumuz bakımından ilgi çekici olan nokta, Almanya’da mah-
kemenin tamamen parlamento tarafından seçilmiş olmasına rağmen
bu seçimin hiçbir biçimde siyasi etkilere maruz kalmadan yapılma-
sı, seçim yönteminin tamamen nesnel ölçütlere dayanıyor oluşudur.
Mahkemenin üyeleri Federal Meclis (Bundestag) ve Federal Konsey
(Eyaletler Meclisi: Bundesrat) tarafından seçilen bir seçmenler kurulu
tarafından seçilir. Bu sistemde, her iki meclis her daire için 4’er üye
seçer
134
. Diğer üyeler ise, Federal Konsey tarafından doğrudan seçilir;
Federal meclis ise kalan 4 üyeyi 12 üyeden oluşan seçici kurula, nisbi
temsil esasıyla, dolaylı olarak seçtirtir
135
. Federal Meclisin üye seçimine
130
Kaboğlu, Halk Neyi Oylayacak?, s.200
131
Hassemer, Winfried; “Anayasa Mahkemelerinde Yapılanma (Almanya Raporu)”, AYD
Yıl 2004, S: 21, s. 27
132
Ziedler, Wolfgang; “Federal Almanya Anayasa Mahkemesi”, AYD Yıl 1987, S:4, s. 37
133
Düzenlemenin ilk şeklinde AYM 12’şer üyeden ouşan 2 daire şeklinde (24
üye) öngörülmüştü. Ancak daha sonra, mahkeme üzerindeki siyasal etkilerin
azaltılması ve üyelerin bağımsızlığının daha etkin şekilde sağlanması amacıyla
yapılanma 8’er üyeden oluşan 2 daire biçiminde düzenlenmiştir. (toplam 16 üye).
(Gören,a.g.m, s. 140)
134
Hassemer, a.g.m, s.28
135
Kanadoğlu, Korkut; “Alman Federal Anayasa Mahkemesi”, 2010 Anayasa Değişik-
likleri Çerçevesinde Yargı Bağımsızlığı, Türk Ceza Hukuku Derneği Yayınları,
(Editörler: ÖZTÜRK, Bahri/ İLKİZ, Fikret/ KOCASAKAL, Ümit), İstanbul 2010,s.60
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN209
doğrudan bir etkisi yoktur. Yargıçların görev süreleri 12 yılla sınırlıdır.
Bir seçilen yargıç yeniden seçilemez. Görevde alt yaş sınır 40, üst yaş
sınırı 68’dir
136
. Ayrıca, üyelerin tamamı hukukçu olmak zorundadır.
Görev süresi sona eren yargıç, yeni yargıcın seçilip cumhurbaşkanı
tarafından onaylanmasına kadar görevini sürdürür. Federal Meclis’te
3/4’lük, Federal Konsey’de 2/3’lük nitelikli çoğunluğun sağlanması
zorunluluktur ve bu da mutlaka uzlaşmayı getirmektedir
137
. Her dai-
rede, daha önce yüksek yargı organlarında görev yapmış olan en az üç
yargıcın bulunması şarttır
138
.
Almanya’da böylece, milletvekillerinin ve bakanların AYM’nin
oluşumuna etki etmesinin de önünde geçilir
139
. Ayrıca, Alman AYM
hiçbir hizmet denetimine bağlı değildir; hiçbir bakanlığa tabi değildir;
bağımsız bütçesi bulunmaktadır ve personeli özlük hakları bakımın-
dan özerktir. Yargıçları da kamu idaresi üyesi olmayıp özel anayasal
teminatlarla donatılmıştır
140
. Hatta AYM üyelerinin tarafsızlığının ve
yargı bağımsızlığının tam olarak sağlanması için Almanya’da AYM
ülkenin başkentine değil Karlsruhe’de kurulmuştur
141
.
İspanya’da AYM 12 üyeden oluşur. Bunlardan 8 üyeyi Senato ve
Meclis 3/5 nitelikli çoğunlukla
142
ortaklaşa seçmekte; bu üyeler İspanya
Kralı tarafından atanmaktadır
143
. Bu adaylar arasından, senato’nun be-
lirlediği 4 üye özerk bölge yönetimleri tarafından gösterilen adaylar esas
alınarak yapılan seçimle belirlenir
144
. Kalan 4 üyeden ikisini hükümet;
ikisini Yüksek Yargı Kurulu teklif eder ve kral atar. İspanya’da kralın
atama yetkisi tamamen semboliktir
145
adaylar başka yollardan belirlen-
mektedir. Kral, belirlenen bu adayları değiştiremez veya veto edemez
146
.
136
Kanadoğlu, “Alman Federal Anayasa Mahkemesi”,s.61
137
Gören, a.g.m, s. 141. Bu oran en başta salt çoğunluktu (aynı eser, s.141)
138
Ulaş, a.g.m, s.97
139
Schefold/Yazman, a.g.m, s. 117
140
Schefold/Yazman, a.g.m, s. 117
141
Gören, a.g.m, s. 143
142
Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s. 30
143
Özbudun, Tebliğ, s. 59 (Ancak kralın bu ataması tamamen sembolik niteliktedir)
144
Daragenli Evik, Vesile Sonay/ Erman, R. Barış; “İspanyol Anayasa Mahkemesi”,
2010 Anayasa Değişiklikleri Çerçevesinde Yargı Bağımsızlığı, Türk Ceza Hukuku
Derneği Yayınları, (Editörler: Öztürk, Bahri/ İlkiz, Fikret/ Kocasakal, Ümit), İstanbul
2010, s. 67
145
Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s. 30
146
Daragenli/ Erman, a.g.m, s. 67
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması210
İspanyol AYM de Alman AYM gibi iki daire bir genel kurul ha-
linde örgütlenmiştir
147
. Mahkeme başkanı birinci; yardımıcısı ise ikin-
ci dairenin doğal başkanı olarak kabul edilir. Her daire başkan dahil
6’şar üyeden oluşur. Dairelerde, kural olarak kabul edilebilirlik karar-
ları ile usule aykırılık iddiaları incelenmektedir. İlke kararı alınması
gereken durumlar veya içtihat aykırılıkları genel kurul tarafından ka-
rara bağlanır
148
.
İspanyol AYM üyeleri en az 15 yıl kıdemi bulunan hakimler, sav-
cılar, üniversite öğretim üyeleri, kamu görevlileri, avukatlar ve hukuk-
çular arasından 9 yıllık süre için atanırlar ve her üç yılda bir üyelerin
üçte biri yenilenir. Üç yıldan fazla görev yapmış olan bir üyenin görev
süresi sonunda yeniden üye olarak atanabilmesi mümkün değildir.
Ayrıca, hukukçu olmayanların AYM’ye üye seçilmesi olanaksızdır.
AYM üyeleri, kendi işleri dışında bir başka işle uğraşamaz; ancak öğ-
retim üyeliği veya bilimsel ve akademik çalışmalar yapmak üyelikle
bağdaşmaktadır. Üyeler, milletvekillerine tanınan dokunulmazlık ve
sorumsuzluktan yararlanır.Üyelik, istifa, temyiz kudretinin kaybı, hu-
kuk mesleğini yürütmeye ilişkin yeterliliklerin yitirilmesi, kasıtlı bir
suç veya kasten işlenen haksız fiil nedeniyle sona ermektedir
149
.
İtalyan AYM
150
15 üyeden oluşur; üyelerden 5’ini parlamento doğ-
rudan seçer; diğer 5’ini cumhurbaşkanı atar
151
; kalan 5’ini de yüksek
yargı (Yargıtay, Danıştay, Sayıştay genel kurulları) belirler
152
. Parla-
mentonun seçeceği 5 üye “Lottizzatziona” adı verilen bir tür hakem
kurulu tarafından, anayasada yer almadığı halde, bir tür “centilmenlik
anlaşması” şeklinde belirlenen bir uygulamayla seçilmektedir
153
. Örne-
ğin 1994’e kadarki parti yapılanması içinde 5 üyeden 2’sini hristiyan
demokratlara, 1’er tanesini de komünistler, sosyal demokratlar ve libe-
147
Yüzbaşıoğlu, Tebliğ, (AYD 2004), s. 20
148
Daragenli/ Erman, a.g.m, s. 68
149
Daragenli/ Erman, a.g.m, s. 67,68
150
Özay, İl Han; “Yargının Sorunlarına Yaklaşımda Bir Örnek Olarak Geçmişi ve Gelece-
ğiyle İtalyan Anayasa Mahkemesi”, AYD Yıl 1989, S: 6, s. 216, dn 5
151
Cumhurbaşkanı, seçeceği 5 üye için ABD’de Başkanın Yüksek Mahkemeye üye
seçiminde Senato’nun önerisine bağlı kalma zorunluluğu olmadığı örneğindeki
gibi parlamentonun veya başka bir mercinin önerisiyle bağlı değildir. Dilediği
üyeyi, anayasal koşullara uyması kaydıyla, AYM üyesi olarak atayabilir.(Özay;
Tebliğ (AYD 1996), s. 35)
152
Kubalı, a.g.e, s. 193.Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s.30
153
Onar, Tebliğ (AYD 2004), s. 27
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN211
raller arasında eşit olarak paylaştırıyordu. Böylece “ben güçlüyüm; kimi
istersem seçerim!” anlayışının da önüne geçiliyordu.
Anayasanın ilk şeklinde üyelerin görev süresi 12 yıl olarak belir-
lenmiş; fakat sonradan yapılan değişiklikle görev süresi 9 yıla indiril-
miştir
154
. Mahkemeye üye seçilmek için belli bir yaş sınırı yoktur. Bu
da emekli yargıçların da AYM üyesi olabilmesini mümkün kıldığı gibi,
yaşı kaç olursa olsun hukuki yeteneği üstün olan kişilerden de yarar-
lanmaya olanak tanır
155
. Ancak üye seçilebilmek için 20 yıllık mesleki
deneyim aranmaktadır
156
. Üyelerin tümünün hukuk mezunu olması
gerekir
157
. Ayrıca, üniversite öğretim üyesiyken AYM’ye seçilen üye-
lerin, yaşı kaç olursa olsun görev süreleri sonunda istedikleri takdirde
eski görevlerine dönebileceklerine ilişkin düzenleme de öğretim üye-
lerinin AYM’ye üyeliklerini özendirici bir etkiye sahiptir. Üyelerin,
parlamenterlere tanınan dokunulmazlık ve sorumsuzluktan da yarar-
lanma hakkı olduğunu da belirtmemiz gerekmektedir.
İtalya’da AYM aynı zamanda yüce divan görevi de üstlenmekte-
dir. Fakat böyle bir durumda, özellikle cumhurbaşkanı yargılanacak-
sa, halihazırdaki 15 üyenin yanına kurayla ceza hukukçusu olan 16
kişilik bir jüri heyeti seçilir ve mahkeme 31 kişiyle yargılama işlevini
yerine getirir
158
. Bu seçimde parlamento üçte iki çoğunluk kararıyla,
bu çoğunluk sağlanamadığında sonraki üçüncü oturumda beşte üçlük
çoğunluk kararıyla senatör seçilme yeterliliğine sahip vatandaşlar ara-
sından seçim yapar
159
.
KKTC’de
160
anayasa yargısı görevini KKTC Yüksek Mahkemesi
yürütmektedir. Mahkeme, bir başkan ve 7 üyeden oluşmaktadır. Baş-
154
Özay, “İtalyan AYM”, s. 218
155
Özay, “İtalyan AYM”, s. 218
156
Daragenli Evik, Vesile Sonay; “İtalyan Anayasa Mahkemesi”, 2010 Anayasa
Değişiklikleri Çerçevesinde Yargı Bağımsızlığı, Türk Ceza Hukuku Derneği
Yayınları, (Editörler: Öztürk, Bahri/ İlkiz, Fikret/ Kocasakal, Ümit), İstanbul 2010, s.
71, 72
157
Ancak bunu sakıncalı bulan İtalyan Anayasa koyucu, mahkemeyi 15’er üyeden
oluşan 3 daire şeklinde örgütlemeyi ve iktisat, siyasal bilimler alanlarından gelen
üyelerden de bu dairelerde yararlanmayı düşünmektedir. (Özay, “İtalyan AYM”,
s. 228, özellikle dn 47 ve s.229 ayrıca bkz Özay; Tebliğ (AYD 1996), s. 33)
158
Özay, “Yeni Bir Düzende AYM” (AYD 1995), s.47
159
Daragenli, a.g.m, s. 72
160
Özkök, Mustafa; “Türki Cumhuriyetler, Komşular ve Anayasal Sorunlar Paneli”
konulu panelde sunduğu tebliğ, AYD, Yıl 2006, S: 23, s. 25
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması212
kan ve 5 üye asıl; son atanan 2 üye ise yedek üyedir. Yüksek Mahkeme
hem AYM, hem yüce divan hem de Danıştay ve Yargıtay olarak görev
yürütür. Mahkeme başkan ve 4 üye ile toplandığında AYM ve yüce
divan sıfatıyla çalışır
161
. KKTC’de yargıçlar anayasal güvence ile görev
yapmaktadır ve yüksek yargıçlar 65; diğer yargıçlar 60 yaşını doldur-
madıkça emekliye sevk edilemezler
162
.
KKTC kurulmadan önce
163
Kıbrıs’ta 1960 yılında AYM mevcuttu
ve bu AYM bir başkan ve iki üye olmak üzere toplam 3 yargıçtan oluş-
maktaydı. Başkanın, Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve Kıbrıs vatanda-
şı olmayan üçüncü bir ülke vatandaşı olma zorunluluğu vardı. Ayrıca
bu mahkemenin yargıçlarını cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanı yar-
dımcısı ortaklaşa atarlardı
164
. Yargıçlar hukuk fakültesi mezunu olmak
zorunda olup, 65 yaşını dolduruncaya kadar görevde kalırlar ve bu
yaştan önce, hakimlik mesleğiyle bağdaşmayan bir neden dışında, gö-
revden azledilemezlerdi. Kıbrıs AYM yargıçlarının parlamenterlere
tanınan dokunulmazlıktan yararlanma hakkı da vardı
165
.
Tacikistan’da
166
AYM 1995’te kurularak faaliyete başlamıştır. Mah-
keme, 7 üyeden oluşmaktadır. (AY md 89). Bunlardan birisi başkan,
diğeri başkan yardımcısıdır. Diğer 5 yargıç ise üyedir. Üyelerden biri-
nin Dağlık Badashan Özerk Bölgesi’nden seçilmesi şarttır. Mahkemede
yedek üyelik yoktur. Üye seçilecek olan kişinin 30 yaşından küçük; 60
yaşından büyük olmaması gerekir. Adayın mutlaka hukuk fakültesi
mezunu olması ve en az 10 yıllık mesleki deneyime sahip olması şarttır.
Üyelerin görev süresi 10 yıldır ve tekrar seçilebilmeleri mümkündür.
Yargıçların atanmaları ve görevden alınmaları adalet bakanının
önerisiyle devlet başkanının onayıyla gerçekleşir. Fakat yargıçlar gö-
revlerinde bağımsızdır; bunu sağlamak için de hiçbir siyasi partiye
üye olamayacakları, görev sürelerinden önce azledilemeyecekleri,
161
Dayıoğlu, Salih S.; “KKTC Anayasasında Yargının Yeri ve Anayasa Yargısı”, AYD Yıl
1992, S:9, s. 377
162
Özkök, Tebliğ, s. 28
163
Özkök, Tebliğ, s. 25
164
1960 Tarihli Kıbrıs Anayasası md 133-İngilizce metin- (http://confinder.
richmond.edu/admin/docs/cyprus.pdf) (Erişim Tarihi: 01.11.2010)
165
1960 Tarihli Kıbrıs Anayasası md 133-İngilizce metin- (http://confinder.
richmond.edu/admin/docs/cyprus.pdf)(Erişim Tarihi: 01.11.2010)
166
Malakhovich, Zarif Aliev; “Türki Cumhuriyetler, Komşular ve Anayasal Sorunlar
Paneli” konulu panelde sunduğu tebliğ, AYD, Yıl 2006, S: 23, s. 19, 20
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN213
parlamenterlere tanınan dokunulmazlıklardan yararlanacakları, kişi
güvenliğine (ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri dışında) sahip ol-
dukları Anayasal düzenlemelerle garantiye alınmıştır
167
.
Macaristan’da
168
1989 AY değişikliği ile kurulan ve 1990’da faali-
yete geçen AYM 11 üyeden oluşmaktadır. Üyelerin tümü asıl üyedir.
Üyelerin tamamını parlamento 2/3’lük nitelikli çoğunlukla seçmekte-
dir
169
. Yargıçlar, 9 yıllığına ve bir kereye özgü seçilmektedir. Adaylar,
birer adet siyasi parti temsilcileri ve bağımsız milletvekillerinden olu-
şan bir öneri kurulu
170
(komisyon) tarafından belirlenerek millet mecli-
sinin onayına sunulur ve millet meclisi hukuk komisyonunun görüşü
alınarak yapılan oylama sonucunda seçilir
171
. Üyeler kendi aralarından
3 yıllığına bir başkan ve bir başkan yardımcısı seçerler; bunların yeni-
den seçilmesi mümkündür.
Üye belirlenmesi sürecinde komisyonun adayları dinlemesi zo-
runludur
172
. Ayrıca, komisyonun önerdiği adaylar üzerinde parlameto
tarafından 2/3’lük uzlaşı sağlanamazsa, komisyon 15 gün içerisinde
yeni adaylar belirleyip parlamentoya sunar
173
.
Macaristan’da Mahkemeye üye seçilebilmek için 45 yaşın doldu-
rulmuş olması; hukuk fakültesi mezunu olunması gerekmektedir
174
.
Ancak üniversite profesörleri ile siyasi ve hukuki bilimler alanında
doktora derecesine sahip olanların da 20 yıllık uygulama deneyimi
olması kaydıyla mahkemeye üye seçilebilmeleri mümkündür. Parti
üyeliği veya siyasi faaliyetler üyelikle bağdaşmaz. Mahkeme üyeliği,
başka nedenler yanında istifa, görevi yerine getirememe veya meslek-
ten çıkarılma durumunda sona erer. Son iki durumda, konuyu AYM
karara bağlar.
167
http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:http://unpan1.
un.org/intradoc/groups/public/documents/untc/unpan003670.htm (Erişim
Tarihi: 29.10.2010) (Tacikistan AY md 87-91-İngilizce Metin)
168
Erdoğan, a.g.m, s. 5,
169
Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s. 28
170
Bu öneri kurulu da “eşit temsil esası” gözetilerek kurulur. Yani, kuruldaki her
siyasi parti güçleriyle orantılı olarak değil de her parti tarafından eşit sayıdaki
temsilci belirlenmesi yoluyla oluşturulur. (Onar, Tebliğ (AYD 2004), s. 72. Ayrıca
bkz Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s. 28
171
Tunç, a.g.m, s. 292
172
Ulaş, a.g.m, s. 97
173
Ulaş, a.g.m, s. 97
174
Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s. 37
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması214
Macaristan’da AYM yargıcı bakanların ve milletvekillerinin sahip
oldukları ayrıcalıklara ve özlük haklarına sahiptir. Suçüstü hali dı-
şında, mahkeme kararı olmaksızın hiçbir üye gözaltına alınamaz ve
tutuklanamaz
175
. Yine mahkeme üyeleri, yargılamalar ve davalar sı-
rasında öne sürdükleri görüş ve kararlarından ötürü yargılanamazlar
ve haklarında soruşturma açılamaz. Ayrıca mahkeme üyeleri herhangi
bir siyasi partiye üye olamazlar, gelir getirici başka herhangi bir işte
görev alamazlar, politik demeç veremezler. Üyeler 70 yaşından önce
emekliye sevk edilemezler. Üyeliğe engel bir durumun ortaya çıkması
durumunda, mahkeme üye tamsayısının salt çoğunluğunun kararı ile
üyelik sonlandırılır. Macaristan AYM de Alman AYM’ye benzer şekil-
de, yargı bağımsızlığının sağlanması düşüncesiyle, ülkenin başkentin-
de değil, Esztergom Şehri’nde çalışmalarını yürütmektedir
176
.
Macaristan AYM genel kurul halinde veya üç kişilik kurullar ha-
linde çalışır
177
. Üç yargıçlı kurullar, anasaya şikayeti dahil olmak üzere,
nispeten daha az öneme sahip olan konular üzerinde çalışır. Üyelerden
üçünün de toplantıda hazır bulunması şarttır. Kararlar, her durumda
çoğunlukla alınır. Genel kurulun toplanabilmesi başkan veya başkan
yardımcısı dahil 8 kişinin toplantıya katılmasına bağlıdır.
Polonya’da
178
AYM ilk kez 1985’te kurulmuştur ve bu AYM Sovyet
Rusya Dönemi’nde kurulmuş olan ilk AYM’dir. Bu AYM 1997’ye ka-
dar görev yapmıştır. Yeni AYM ise 1997’de kurularak faaliyete geçmiş-
tir. Bu AYM 12 üyeden oluşur ve tamamını parlamento seçer. Seçim-
lerde, ilk turda 2/3’lük; ikinci turda ise salt çoğunluk aranır. Üyelerin
görev süresi 8 yıldır ve üyelerin yarısı 4 yılda bir yenilenir. Mahkeme-
de yedek üyelik yoktur.
1991’de kurulan Bulgaristan AYM
179
12 asıl üyeden oluşur. Bunla-
rın 1/3’ünü parlamento doğrudan seçer; 1/3’ü Cumhurbaşkanı tara-
fından atanır; 1/3’ü ise Danıştay ve Yargıtay ortak kurulları tarafından
doğrudan seçilir
180
. Yargıçlar bir kereye mahsus olmak üzere ve 9 yıllı-
175
Tunç,a.g.m, s. 296
176
Ulaş, a.g.m, s. 110
177
Tunç,a.g.m, s. 290
178
Erdoğan, a.g.m, s. 10
179
Beronov, Nedelcho; “Türki Cumhuriyetler, Komşular ve Anayasal Sorunlar Paneli”
konulu panelde sunduğu tebliğ, AYD, Yıl 2006, S: 23, s. 35
180
(http://www.government.bg/cgi-bin/e-cms/vis/vis.pl?s=001&p=0159&n=
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN215
ğına göreve seçilirler. Mahkemenin 4 üyesi her üç yılda bir dönüşümlü
olarak yenilenir. Üyelerin hakimlik niteliklerine sahip olan ve 15 yıl fii-
len hizmette bulunan avukatlar arasından da seçilmesi mümkündür
181
.
Üyeler kendi arasından ve gizli oyla, üç yıl için görev yapmak üzere bir
başkan seçerler
182
. Ayrıca, üyelerin herhangi bir siyasi partiyle, kamu
göreviyle, bir ticari şirketin yönetimiyle bağlantısının olmaması gerek-
mektedir
183
. Üyeler, ücretli veya ücretsiz olarak bu tür bir oluşumda
yer alamayacakları gibi, başka herhangi bir işte de çalışamazlar. Diğer
yandan, üyelerin yargıçlık teminatı yanı sıra parlamenterlere tanınan
dokunulmazlıktan da yararlanma hakkı vardır
184
.
Portekiz’de
185
AYM 13 asıl üyeden oluşmaktadır. Bu üyelerden
onu Portekiz Parlamentosu tarafından 2/3 nitelikli çoğunlukla seçi-
lirler
186
. Geriye kalan 3 üyeyi ise seçilen bu 10 üye “kooptasyon yoluy-
la” belirler
187
. AYM üyelerinin görev süresi 6 yıldır. Başkan ve başkan
yardımcısı ise 2 yıllık süre için, AYM üyeleri tarafından ve üyeler ara-
sından seçilir. Başkanlığa ve başkan yardımcılığına yeniden seçilmek
mümkündür. Portekiz AYM 6’şar üyeli iki daire şeklinde çalışır ve
başkan her iki daireye de başkanlık eder
188
.
Portekiz AYM’ye parlamento tarafından seçilen 3 üye ile, AYM
üyeleri tarafından seçilen 3 üyenin (13 üyeden 6’sı) meslekten yüksek
yargıç; kalanların ise hukukçu olması şarttır
189
. Bu durumda, Portekiz
AYM üyelerinin tamamının hukuk fakültesi mezunu olması gerek-
tiği söylenebilir. Portekiz AYM tam üyeli oturumlar şeklinde çalışır.
000007&g= ) (Erişim Tarihi: 30.10.2010) (Bulgaristan AY md 147/2- İngilizce Me-
tin). Ayrıca bkz Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s. 30
181
(http://www.government.bg/cgi-bin/e-cms/vis/vis.pl?s=001&p=0159&n=0000
07&g= ) (Erişim Tarihi: 30.10.2010) (Bulgaristan AY md 147/3- İngilizce Metin)
182
(http://www.government.bg/cgi-bin/e-cms/vis/vis.pl?s=001&p=0159&n=000
007&g= ) (Erişim Tarihi: 30.10.2010) (Bulgaristan AY md 147/4- İngilizce Metin)
183
Atar, a.g.m, s.104
184
(http://www.government.bg/cgi-bin/e-cms/vis/vis.pl?s=001&p= 0159&n =000
007&g= ) (Erişim Tarihi: 30.10.2010) (Bulgaristan AY md 147/5,6- İngilizce Metin)
185
Guesdes, M. Marquez Armando; “Portekiz Anayasa Mahkemesi”, AYD Yıl 1987,
S:4, s. 88
186
http://www.servat.unibe.ch/icl/po00000_.html (Erişim Tarihi: 30.10.2010) (1976
Portekiz AY md 166/h-İngilizce Metin)
187
Ulaş, a.g.m, s. 97,Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s. 29
188
Kılıç, Tebliğ (AYD 2004), s.6
189
Guesdes, a.g.m, s. 88
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması216
Somut norm denetimini uzmanlığı olmayan iki daire yapar. Ayrıca
Portekiz’de mahkeme üyelerinin üniversite öğretim üyeliği görevini
yürütmesinde bir engel yoktur
190
.
Avusturya AYM
191
de incelenmeye değer bir yapılanmaya sahip-
tir. Avusturya’da AYM’nin kuruluşu daha önce de belirtildiği gibi, 2.
Dünya Savaşı öncesine dayanmaktadır
192
ve kuruluş yılı 1920’dir.
Avusturya’da
193
AYM 14 asıl 6 yedek üyeden
194
oluşmakta ve ta-
mamı Cumhurbaşkanı tarafından atanmaktadır. Asıl üyelerden 6’sı,
yedek üyelerden 3’ü, mahkeme başkanı, başkan yardımcısı federal
hükümet tarafından önerilir ve Cumhurbaşkanı tarafından atanır
195
.
Kalan 6 asıl ve 2 yedek üye ise iki meclis (Ulusal Meclis ve Federal
Konsey )ve hükümet tarafından 3’lü ve ortaklaşa önerilerek Cumhur-
başkanı tarafından atanır
196
.
Üyelik için hukuk veya siyasal bilgiler fakültesi mezunu olmak ve
10 yıllık mesleki deneyim şarttır
197
. Genellikle profesörler, yüksek yar-
gıçlar, avukatlar ve yüksek yöneticiler AYM üyesi olarak atanır. Fede-
ral hükümet, eyalet hükümetleri ve parlamento üyeleri AYM’ye yargıç
olarak atanamazlar
198
. Kamuda görevli olanlar, tarafsızlığın sağlanma-
sı amacıyla görevlerinden istifa etmek zorundaysa da diğer üyelerin
asıl işlerinden istifa etmeleri gerekmez. Çünkü Avusturya’da AYM
üyeliği ikincil (yan) bir görev olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, ta-
rafsızlığın sağlanması bakımından üyelerden üçünün Başkent Viyana
dışında ikamet ediyor olması şartı da aranmaktadır
199
. Avusturya’da
AYM üyesi olmak için üst yaş sınırı 70’tir. Ancak alt yaş sınırı düzen-
lenmiş değildir. Bu durumda, genç yaşta atanan yargıçların 30 yıl civa-
190
Ulaş, a.g.m,s.111
191
Haller, a.g.m s. 50
192
Avusturya için,bu alanda dünyadaki ilk örnektir denebilir. (Tanör/Yüzbaşıoğlu,
a.g.e,s.453)
193
Haller, a.g.m s.50,51
194
2010 Anayasa değişikliği sonrasında Monako Prensliği ve Avusturya dışında
AYM bünyesinde yedek üye barındıran ülke kalmamıştır. (Monako Prensliği AY
md 89, aktaran: Anayurt,a.g.m,s.128)
195
Cumhurbaşkanının buradaki ataması biçimseldir. (Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s.
31)
196
Machacek, Rudolph; “Avusturya Anayasa Mahkemesi”, AYD Yıl 1989, S:4, s. 20
197
Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s. 36
198
Machacek, a.g.m,s. 20
199
Ulaş, a.g.m,s.102
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN217
rında meslekte kalabilmeleri mümkün olabilir. Ayrıca Avusturya’da
anayasa ile yargıç bağımsızlığı teminat altına alımıştır
200
.
Mahkeme, kural olarak 14 üyenin tamamının bir araya gelmesiyle
toplanabilir
201
. Başkan genel kurulun yönetim görevini üstlenmesine
rağmen genel kurulda oy kullanamadığı için kararlarda 13 üyenin im-
zası bulunur ve böylece 7’ye 7 eşitlik olasılığı da ortadan kalkar. Ka-
rar yeter sayısı ise 8’dir. Bir üyenin toplantıya katılamadığı durumda,
olabildiğince katılamayan üyenin önerildiği kurum tarafından atanan
yedek üyenin katılımıyla mahkeme toplanır. Ancak bir üye, duruşma-
lar veya görüşmeler sırasında mazeretli duruma düşerse bu durumun
yedek üyelerle ikame edilmesi mümkün değildir, çünkü kararın olayı
baştan itibaren ele almış olan üyeler tarafından verilmesi esastır.
AYM’de bazı işler için “küçük kurullar” da oluşturulabilir
202
. Böyle
bir durumda bir başkanın ve oy hakkına sahip olan 4 üyenin bulun-
ması karar almak için yeterli olmaktadır Küçük kurul sistemi, mah-
kemeye ağır iş yükünün altından kalkma olanağı vermektedir. Daha
az önemli olan kararlar bu yöntemle hızlıca karara bağlanmakta ve
önemli işler Genel Kurul’a havale edilmektedir. Bu yöntemle, iki daire
şeklinde çalışılması durumunda ortaya çıkabilecek olan “içtihat çeliş-
mesi” sakıncasının da önüne geçilmektedir.
Romanya’da
203
AYM 9 üyeden oluşur ve üyelerin altısı Romanya
Meclisi tarafından seçilir; kalan üç üyeyi ise Cumhurbaşkanı atar
204
.
Meclis tarafından seçilen 6 üyenin üçünü Senato, üçünü de Millet Mec-
lisi seçer. Mahkeme üyelerinin görev süresi 9 yılla sınırlıdır. Mahkeme
üyeliğine seçilme bakımından alt; üyeliğinin sona ermesi bakımından
üst yaş sınırı yoktur. Üye seçilmek için hukuk fakültesi mezunu ol-
mak, yüksek hukuki formasyon
205
ve mesleğinde en az 18 yıllık de-
neyim şartı aranır
206
. Ayrıca, üyelerin üçte biri üç yılda bir yenilenir.
Adaylar, parlamento grupları, milletvekilleri ve senatörler aracılığıyla
parlamento hukuk komisyonuna sunulur. Hukuk komisyonu ve Mil-
200
Machacek, a.g.m,s. 17
201
Haller, a.g.m, s.51
202
Haller, a.g.m, s.51
203
Anayurt, a.g.m,s. 128,133,140,145,149
204
Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s.30
205
Atar, a.g.m, s. 100
206
Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s.37
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması218
let Meclisi oturumunda adaylar dinlenir ve her bir aday için tutulan ra-
por Parlamento Daimi Bürosu’na sunulur. Büro, adayları önerileriyle
birlikte meclise sunar ve her iki meclisten de üçer aday için oylamaya
gidilir. Oylama sonunda en çok oyu alan adaylar AYM’ye seçilir. Mah-
keme, kendi üyeleri arasından 3 yıllığına ve salt çoğunlukla başkanını
seçer. Başkanın yeniden seçilebilmesi mümkündür. Romanya’da üye-
ler milletvekilleri ile aynı dokunulmazlıklara sahiptirler.
Belçika’da
207
AYM görevi yürüten Hakem Mahkemesi’nin 12 üye-
si Millet Meclisi ve Senato’nun 2/3 oy çoğunluğu ile seçtiği iki katı
aday içinden Kral tarafından atanmaktadır
208
. Ayrıca Mahkemeye üye
seçilebilmek için 40 yaşını doldurmuş olmak, en az 5 yıllık adli veya
idari yargı mensubu olmak, parlamento üyesi olmak
209
, hukuk profe-
sörü olmak ve üyelerin yarısı bakımından Almanca yarısı bakımın-
dan Fransızca biliyor olmak gerekmektedir. Diğer yandan, Belçika’da
mahkeme üyeliği 6,9,12 yıl gibi belli bir süreyle sınırlı değildir. Üyelik,
70 yaşını doldurmakla sona erer. Üyelerin yeniden seçilebilmesi müm-
kün değildir
210
. Belçika’da yüce divan görevi Yargıtay tarafından yü-
rütülür. Mahkemeye başkanlık her yıl, bir yıllık süreyle sınırlı olmak
kaydıyla dönüşümlü olarak yürütülür. Görev süresi 70 yaşına kadar
olduğundan, bir kişinin birkaç kez başkan seçilebilmesi mümkündür.
Belçika’da üyelerin bağışıklığı olmamakla beraber, üyeler için soruş-
turma ve kovuşturmalara karşı özel güvenceler öngörülmüş ve yargı-
lanmaları özel usullere bağlanmıştır.
Kolombiya’da
211
AYM’de yer alacak üyeleri Senato seçer. Üyelerin
görev süresi 8 yılla sınırlıdır ve üyeler yeniden seçilemezler. Senato ta-
rafından seçilecek olan yargıçlar, cumhurbaşkanı, Yüksek Adalet Mah-
kemesi ve Danıştay tarafından üçlü liste yoluyla saptanır. AYM’ye, bir
önceki yıl yürütme organında bakanlık, Yüksek Adalet Mahkemesi
veya Danıştay’da yargıçlık görevi yapmış olan kişilerin seçilebilmesi
mümkün değildir.
207
Ulaş, a.g.m,s. 98, s.102,s.109
208
Atar, a.g.m, s. 100,
209
Atar, a.g.m, s. 101
210
Anayurt, a.g.m, s.129,133,137,140,145,148
211
Machado, Paulo Alfonso Leme; Tebliğ, “Anayasacılık Hareketleri”, Türkiye Barolar
Birliği Uluslar arası Anayasa Hukuku Kurultayı, (Ankara, 9-13 Ocak 2001),
Türkiye Barolar Birliği Yayın No:12, Ankara 2001, s. 36
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN219
Kore AYM
212
1988 yılında kurulmuştur. Mahkeme 9 üyeden oluş-
maktadır ve büyük ve küçük kurul biçiminde çalışmaktadır. (AY md
111/2). Üyeler, üç ayrı kaynak tarafından gösterilen adaylar arasın-
dan devlet başkanı tarafından seçilirler. Böylece, 9 üyeden üçü yüksek
mahkeme başkanının, üçü devlet başkanının, üçü de parlamentonun
gösterdiği adaylar arasından 6 yıllık süre için seçilmektedir
213
. Ana-
yasa mahkemesi başkanı üyelerin önerisi, meclisin onayı ve devlet
başkanının seçmesiyle atanır. Üye seçilmek için 40 yaşın doldurulmuş
olması, en az 15 yıllık mesleki deneyim ve hukukçu olma şartları aran-
maktadır
214
. Başlangıçta 9 üyeden üçü yedek 6’sı asıl üyeyken sonra-
dan tümü asıl üye haline getirilmiştir
215
.
Kore AYM üyeleri ağır cezayı gerektiren bir suçtan hüküm giy-
mek veya yüce divanda yargılanmak dışında görevlerinden uzaklaş-
tırılamazlar. Üyeler 65, başkan 70 yaşından önce, istemleri olmadıkça,
emekliye sevk edilemezler. Üyeler hiçbir siyasi partiye üye olamazlar
ve siyasi faaliyette bulunamazlar. Kazanç sağlayıcı herhangi bir işte
çalışamazlar. Ticari şirketlerde ve ortaklıklarda işveren veya danışman
olamazlar
216
.
Fransa’da
217
Anayasa Konseyi
218
9 üyeden oluşur ve üyelerden
3’ünü cumhurbaşkanı
219
, 3’ünü meclis başkanı, üçünü de senato baş-
kanı atar. Fransa’da AY Konseyi’ne üyelik için alt; emeklilik için üst
yaş sınırı yoktur
220
. Üyeler, 9 yıllığına seçilirler ve yeniden seçilmeleri
olanaksızdır. Her üç yılda bir üyelerin üçte biri yenilenir
221
. Fransa’da
ayrıca eski cumhurbaşkanları Konsey’in doğal üyesi olarak kabul edi-
212
Tunç, a.g.m, s. 290, 292
213
Ulaş,a.g.m,s. 109
214
Ulaş,a.g.m,s. 104
215
Tunç, a.g.m, s. 293
216
Tunç, a.g.m, s. 297
217
Arslan, Tebliğ (AYD 2004), s. 48
218
Anayasa Konseyi, 1958 Anayasasına göre kurulmuştur. Aslında mahkeme sıfatı
yoktur. İlk kuruluşunda yasama-yürütme arasındaki yetki uyuşmazlıklarını
çözümleyen bir kuruluş olarak öngörülmüştü. (Teziç, a.g.e, s. 175) Fakat sonradan
mahkeme gibi de çalışmaya başlamıştır.
219
Anayurt, a.g.m, s.120
220
Anayurt, a.g.m, s.133,s.140
221
Ülgen, Özen/Altunç,Sinan; “Fransız Anayasa Konseyi”, 2010 Anayasa Değişiklikleri
Çerçevesinde Yargı Bağımsızlığı, Türk Ceza Hukuku Derneği Yayınları, (Editörler:
Öztürk, Bahri/ İlkiz, Fikret/ Kocasakal, Ümit), İstanbul 2010, s.54
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması220
lirler ve ömür boyu görevde kalırlar
222
. Üyelik için herhangi bir yasal
koşul yoktur. Çeşitli nedenlerle 9 yıllık görev süresini tamamlaya-
madan görevinden ayrılan üyelerin yerine seçilen üyeler, yerine se-
çildikleri üyenin görev süresini tamamlarlar
223
. Bu nedenle üç yıldan
az görev yapan üyelerin 9 yıllık süreyi geçirmemek kaydıyla yeniden
atanması mümkündür. Böylece görev süresi en fazla 12 yıla çıkabilir
224
.
Fransa’da AYM üyeliği tam zamanlı iş olarak kabul edilmez ve
üyelerin kendi işleri dışında başka bir işle (üniversite öğretim üyeliği)
uğraşmasına bir engel yoktur
225
. Fransa’da AY Konseyi yüce divan gö-
revi yapmaz; yargılama gerektiğinde, bu iş için ayrı ve özel bir mah-
keme kurulur. Mahkeme başkanını cumhurbaşkanı belirler ve görevi
Konsey üyeliği için belirlenen sürenin sonuna kadar devam eder
226
.
Fransa’da Konsey üyesi olmak için fiil ehliyetine sahip olmak,
Fransız vatandaşı olmak ve kamu hizmetlerinden yasaklı olmamak
dışında herhangi bir koşul aranmamaktadır
227
. Bu durum, atama yet-
kisine sahip olanların Konsey’e yakın arkadaşlarını ataması nedeniyle
şiddetle eleştirilmektedir. Hatta, Konsey’e üyelik için alt yaş haddi de
yoktur. Üyeliğin sona ermesi de belli bir yaş koşuluna bağlanmış de-
ğildir. Bugüne kadar Konsey’de görev alan 65 kişiden 51’i değişik dü-
zeyde hukuk eğitimi almış olan kişilerdir. Konsey’in hiçbir dönemin-
de hukukçu olmayan üye sayısı 4’ün üzerine çıkmamıştır
228
. Konsey
üyeliği ile parlamenterlik (senato veya meclis üyeliği), bakanlık bağ-
daşmamaktadır. Bunun dışındaki herhangi bir iş Konsey üyesi olmaya
engel oluşturmaz
229
. Ayrıca, üniversite hocalığı da Konsey üyeliği ile
bağdaşır.
Rusya Federasyonu AYM 19 üyeden oluşmaktadır ve tamamı
Devlet Başkanı’nın önerisiyle Rusya Federasyonu Konseyi (Rusya Par-
lamentosunun alt kanadı) tarafından atanmaktadır
230
. Konsey’in üye-
222
Dağ,ag,t,s.77
223
Dağ,ag,t,s.77
224
Ülgen/Altunç, a.g.m,s.54
225
Ulaş,a.g.m,s.110
226
Anayurt, a.g.m, s.145
227
Ülgen/Altunç, a.g.m,s.55
228
Ülgen/Altunç, a.g.m,s.55
229
Ülgen/Altunç, a.g.m,s.57
230
Anayurt, a.g.m, s.123, dipnot 18, ayrıca s. 138, dipnot 55
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN221
leri görevden alma yetkisi yoktur
231
. Böylece, AYM üyeleri bakımın-
dan gereken teminat sağlanmıştır. Ayrıca Rusya’da AYM’ye seçilecek
olan üyelerde en az 15 yıl hukuk alanında çalışmak, alanında yetkin
olmak koşulu da aranmaktadır.
Çek Cumhuriyeti’nde
232
AYM 15 üyeden oluşmaktadır. Bu üyeler
Senato’nun basit çoğunluğunun onayına bağlı olarak cumhurbaşkanı
tarafından atanırlar. Görev süreleri 10 yıldır, emeklilik için üst yaş sını-
rı yoktur ve üyeler 10 yıllık görev süresinin sonuna kadar görevde ka-
labilirler. Ancak üye seçilmek için alt yaş sınırı 40’tır. Ayrıca üyelerin
tümünün hukukçu olması gerekmektedir. Üyelerin tekrar seçilebilme-
si mümkündür. Mahkeme başkanı ve iki başkan yardımcısı mahkeme
üyeleri arasından Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir ve görev süre-
lerinin sonuna kadar bu sıfatlarını korurlar. Üyelerin cezai soruşturma
ve kovuşturmalara karşı tam bağışıklığı bulunmaktadır.
Görüldüğü gibi hem ABD’de hem Avrupa’da ve hem de bazı Asya
ülkelerinde AYM’lerin (veya AYM sıfatıyla çalışan Yüksek Mahkeme-
lerin) oluşumunda parlamento önemli role sahiptir
233
. Bu durum, do-
ğası gereği siyasi etkinliklerde bulunmak zorunda olan bir kurum olan
AYM’nin demokratik meşruluğu açısından önemlidir.
Sonuç ve Değerlendirme
2010 anayasa değişikleri ile Anayasa Mahkemesi’nin yapılanma-
sında önemli değişikliğe gidilmiş; 3 üyenin (dolaylı da olsa) TBMM
tarafından seçilmesi sağlanmıştır. Ancak bu seçimde ilk turda aranan
2/3’lük nitelikli çoğunluğun sonraki turlarda önce salt, sonra basit ço-
ğunluğa indirgenmiş olması mecliste çoğunluğu elinde bulunduran
siyasi eğilimin kendisine yakın olan üyeleri seçmesi sonucuna yol aça-
caktır ve açmıştır. Bu durumda, yapılması gereken TBMM’nin seçtiği
üye sayısının arttırılması; fakat bunu yaparken de ilk iki turda 2/3’lük,
üçüncü turda 3/5’lik nitelikli çoğunlukla üye seçilmesinin sağlanması;
eğer TBMM tarafından üçüncü turda da bu çoğunluk sağlanamazsa,
231
Akkutay, Ali İbrahim; “Rusya’da Yargı Bağımsızlığı ve Hakim Teminatı”, GÜHFD,
C:XII, S:1-2, Yıl 2008, s. 357
232
Anayurt, a.g.m, s.127,133,139,145,148
233
Arslan, Tebliğ (AYD 2004), s. 48
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması222
TBMM’nin seçeceği üyelerin yüksek yargı veya cumhurbaşkanı tara-
fından seçilmesinin sağlanmasıdır. Böyle bir durumda ise, TBMM’nin
“seçemediği” üyelerin yüksek yargıya seçtirtilmesi hem daha demok-
ratik olacak, hem de cumhurbaşkanı ile aynı siyasi eğilimde olan bir
parlamentonun “kasten” uzlaşma aramayarak “kendisinden” olan cum-
hurbaşkanına üye seçtirtmesinin önüne geçecektir.
Ayrıca, AYM’ye TBMM tarafından seçilecek olan üyelerin daha
sağlıklı seçilmesi için adayların daha öncesinden kamuoyuna tanıtıl-
ması, özgeçmişlerinin tüm kamuoyuyla paylaşılması yararlı olacaktır.
Yine seçim barajının düşürülmesi de TBMM’de daha çok siyasi eği-
limin temsil edilmesini sağlayacağı için, TBMM tarafından seçilecek
olan üye üzerinde daha fazla siyasi partinin etkin olması sonucunu
doğrucaktır. Hatta bizce en doğru çözüm TBMM’nin seçeceği üyeler
bakımından yukarıda ayrıntılı olarak incelediğimiz “Macaristan” siste-
minin benimsenmesidir.
TBMM’nin sadece Sayıştay kontenjanından üye seçmesi yöntemi
de değiştirilmeli, bunun yerine yüksek yargının doğrudan üye seçme-
si sağlanmalıdır.
TBMM’nin “avukatlar” arasından yapacağı seçimde “baro başkan-
larının” önereceği adaylar arasından yapacağı seçim usulü yerine TBB
Genel Kurulu’nun önereceği adaylar arasından seçim yapması, hatta
daha iyisi, TBB Genel Kurulu’nun AYM’ye doğrudan doğruya üye
seçmesi kanaatimizce en doğru yoldur. Ancak bu seçimde, seçilecek
olan avukatların diğer genel koşulların yanı sıra, en azından yüksek
lisans, hatta doktora düzeyinde eğitim almış; bilimsel çalışmalar yap-
mış ve bilimsel çalışmalar yayınlatmış olması şartı aranmaldır.
Cumhurbaşkanının 14 üye seçmesi, Türk Anayasa sisteminde za-
ten çok güçlü yetkilerle donatılmış olan cumhurbaşkanının daha da
güçlenmesi anlamına gelmektedir. Hele ki 2010 değişikliği, 2007 de-
ğişiklikleriyle birlikte yorumlandığında, Türkiye’nin bundan sonraki
süreçte olası bir yarı-başkanlık veya başkanlık sistemine geçmesi du-
rumunda anayasa yargısının ne kadar siyasallaşacağı (hatta kişiselle-
şeceği) tartışmalardan uzak bir noktadadır.
Diğer yandan, AYM’ye yargı organları tarafından doğrudan doğ-
ruya üye seçilememesi de 2010 değişikliklerinin önemli eksiklikle-
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN223
rinden biri olarak belirtilebilir. Oysa, 1961 AY sisteminde, 15 üyeden
5’ini yargı organlarının doğrudan doğruya seçtiği düşünüldüğünde,
1961’deki AYM’nin hem karşılaştırmalı hukuktaki pek çok örneğinden
daha yetkin bir AYM öngördüğü hem de 1982 AY’nın gerek 2010 deği-
şikliği öncesindeki gerekse 2010 sonrasındaki sistemine göre, oluşum
açısından, “daha meşru ve daha demokratik” olduğu da belirtilebilir.
Ayrıca, AYM’nin yapılan değişiklikle 17 üyeden oluşuyor olması,
iki daire şeklinde çalışması, bireysel başvuruları da karara bağlaya-
cak olması, yüce divan görevinin de AYM’de kalıyor oluşu da dik-
katle değerlendirilmelidir. Öyle ki iki daire şeklinde çalışmada hangi
görevlerin hangi dairelere verileceğinin kuruluş kanununda da açıkça
belirtilmemiş olması ciddi bir eksikliktir. Bireysel başvuruların AYM
tarafından değerlendirilmesi de özünde olumlu bir gelişme olmakla
birlikte, başvuruların sadece AİHS’te öngörülen haklarla sınırlandı-
rılması da kanımızca eksikliktir. Ancak bireysel başvurular nedeniy-
le AYM’nin çalışamayacak duruma gelebilecek olması da büyük bir
risktir. Ne var ki bu riskin Kuruluş Kanunu ile giderilmiş olduğunu
söylememiz de mümkün değildir.
AYM’nin aynı zamanda yüce divan görevini de yürütecek olma-
sını doğru bulmadığımızı belirtmeliyiz. Zira, yüce divan yargılaması
özelliği olan bir yargılamadır ve ceza hukuku ile ceza muhakemesi ku-
rallarının titizlikle uygulanması gerekmektedir. Durum böyle olunca,
“hukukçu olmayan” üyelerin de bulunduğu bir mahkemenin yapacağı
ceza yargılamasının ne kadar adil ve hakkaniyete uygun olacağını tar-
tışmak gerekir. Ayrıca, verilen karara karşı bir tür “karar düzeltme” gibi
düşünülebilecek olan “yeniden inceleme başvurusu” yapılması da AİHS
anlamındaki ceza yargılamasındaki iki derecelilik kuralına aykırılık
oluşturmaktadır. Zira, temyiz incelemesini üst kurul değil, AYM’nin
kendisi yapmaktadır. Bu durumda, yapılması gereken yüce divan gö-
revinin Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na verilmesi; buradan çıkacak
kararlara karşı da Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile AYM’nin hukuk-
çu (hatta ceza hukukçusu) üyelerinden oluşan bir büyük kurula itiraz
hakkı tanımaktan geçmektedir.
Üyelerin görev süresinin 12 yılla sınırlandırılmasını doğru bul-
makla birlikte, üyelerin üçte birinin veya dörtte birinin 3’er veya 4’er
yıllık süreler dahilinde yenilenmiyor oluşunu önemli bir eksiklik ola-
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması224
rak görmekteyiz. Öte yandan, AYM üyelerinin üniversitelerde öğretim
görevlisi olarak da çalışabilmelerinin önü açılmalı ve böylece AYM’nin
akademik düşünce ile de donanması sağlanmalıdır.
2010 değişiklikleri ile oluşan yeni AYM, yapılan değişiklik belli bir
siyasi eğilim tarafından belli siyasi amaçlarla yapıldığı için yeni tar-
tışmalara gebedir. İlerleyen dönemde, yapılanmadaki eksikliklerden
kaynaklanacak olası sorunlar, yukarıda incelediğimiz modeller örnek
alınarak ve sunduğumuz öneriler benimsenerek giderilebilir.
KAYNAKLAR
Basılı Eserler
Akkutay, Ali İbrahim; “Rusya’da Yargı Bağımsızlığı ve Hakim Teminatı”,
GÜHFD, C:XII, S:1-2, Yıl 2008, s. 337-371
Akyalçın, Ahmet; “Anayasa Mahkemesinde Yürürlüğün Durdurulması”;
AYD, Yıl 2006, S: 23, s.45-49
Aliefendioğlu, Yılmaz; Anayasa Yargısı ve Türk Anayasa Mahkemesi, Yet-
kin Yayınları, Ankara 1996
Aliefendioğlu, Yılmaz; “Sunulan Raporlar Kapsamında Türk Anayasa
Mahkemesi’nin Sorunlarının Tartışılması” konulu panelde sunduğu
tebliğ, AYD Yıl 2004, S: 21, s. 28-39
Aliefendioğlu, Yılmaz; “Yeni Anayasa Yargısı ve Anayasa Mahkemesi”,
AYD Yıl 1997, S: 14, s. 225-246
Aliefendioğlu, Yılmaz; “Anayasa ve Yargı”, Yeni Türkiye Yargı Reformu
Özel Sayısı, Temmuz-Ağustos 1996, S:10, s.395-s.400
Anayurt,Ömer; “Avrupa Birliği Ülkelerinde Anayasa Mahkemelerinin
Kompozisyonuna İlişkin Tartışmalar”; GÜHFD,C:XIII, Yıl 2009, S:1-
2,s.117-160
Arslan, Zühtü; ““Sunulan Raporlar Kapsamında Türk Anayasa Mahke-
mesi’nin Sorunlarının Tartışılması” konulu panelde sunduğu
tebliğ, AYD Yıl 2004, S: 21, s.43-53
Atar, Yavuz; Türk Anayasa Hukuku, Mimoza Yayınları, Konya 2000
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN225
Atar, Yavuz; “Anayasa Mahkemesi’nin Yeniden Yapılandırılması”, AYD,
Yıl 2008, S: 25, s.93- 115
Aybay, Rona; “Türki Cumhuriyetler, Komşular ve Anayasal Sorunlar
Paneli’nde sunduğu tebliğ”; AYD, Yıl 2006, S: 23, s. 51
Balta, Tahsin Bekir; “Türkiye’de Anayasa Yargısı”; AÜHFD, Yıl 1961, C:
18, S:1-4, s.547-565
Batum, Süheyl/ Yüzbaşıoğlu, Necmi; Anayasa Hukukunun Temel Me-
tinleri, Beta Yayıncılık, İstanbul 1997
Beronov, Nedelcho; “Türki Cumhuriyetler, Komşular ve Anayasal Sorun-
lar Paneli” konulu panelde sunduğu tebliğ, AYD, Yıl 2006, S: 23, s.
35-37
Çoşar, Vedat Ahsen; 2010-2011 Yargı Yılı Açılış Konuşması, Ankara, 6
Eylül 2010, Türkiye Barolar Birliği Yayını, Ankara 2010
Cuhruk, Mahmut C.; “Türk Anayasa Mahkemesi”, AYD Yıl 1988, S:5, s.
5-15
Dağ, Güray; Anayasa Yargısı ve Çalışma Esasları, Yayınlanmamış Yük-
sek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı, Ankara 2003
Daragenli Evik, Vesile Sonay; “İtalyan Anayasa Mahkemesi”, 2010 Ana-
yasa Değişiklikleri Çerçevesinde Yargı Bağımsızlığı, Türk Ceza
Hukuku Derneği Yayınları, (Editörler: Öztürk, Bahri/ İlkiz, Fikret/
Kocasakal, Ümit), İstanbul 2010, s. 71-73
Daragenli Evik, Vesile Sonay/ Erman, R. Barış; “İspanyol Anayasa Mah-
kemesi”, 2010 Anayasa Değişiklikleri Çerçevesinde Yargı Bağım-
sızlığı, Türk Ceza Hukuku Derneği Yayınları,(Editörler: Öztürk,
Bahri/ İlkiz, Fikret/Kocasakal, Ümit), İstanbul 2010, s. 67-70
Daver, Bülent; “Anayasa Mahkemesi Yargıcı”, AYD, Yıl 1986, C:3, S: 27,
s.9-28
Dayıoğlu, Salih S.; “KKTC Anayasasında Yargının Yeri ve Anayasa Yargı-
sı”, AYD Yıl 1992, S:9, s. 375-383
Erdoğan, Mustafa; “Anayasa Mahkemeleri Önemli Midir? (Orta Avrupa’da
Anayasa Yargısı ve Demokrasinin Pekişmesi)”; AÜHFD, Yıl 2005,
C: 54, S:3, s. 1-22
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması226
Ergül, Ozan; Yeni Kurumsalcı Yaklaşımla Türk Anayasa Mahkemesi ve De-
mokrasi, Adalet Yayınevi, Ankara 2007
Fendoğlu, Tahsin;“Mutabakat Olursa Uzun Ömürlü Bir Anayasa Yapılmış
Olur” başlıklı söyleşi, Hukuk ve Hayat, S:6, Yıl 2008, s. 23-26
Gören,Zafer; “Anayasa Yargısı ve Yasama, Türk ve Alman Hukukunda
Anayasa Mahkemesi ve Parlamentonun Karşılıklı Etkileşimi”, AYD Yıl
1996, S:13, s. 81-145
Gözler, Kemal; Anayasa Değişikliği Gerekli Mi? 1982 Anayasası İçin Bir
Savunma, Ekin Kitabevi Yayınları, Bursa 2001
Gözler, Kemal; Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Ekin Kitabevi, Bursa,
Ekim 2009
Guesdes, M. Marquez Armando; “Portekiz Anayasa Mahkemesi”, AYD
Yıl 1987, S:4, s. 83-98
Haller, Herbert; “Avusturya Anayasa Mahkemesi’nin Organizasyonu ve
Karar Biçimleri”, AYD Yıl 2004, S: 21, s. 50-68
Hassemer, Winfried; “Anayasa Mahkemelerinde Yapılanma (Almanya Ra-
poru)”, AYD Yıl 2004, S: 21, s. 27-49
İyimaya, Ahmet; Anayasa Mahkemesinin Üyelik Yapısında Yasama Orga-
nının Rolü, (Türk Modeline Eleştirel Bir Yaklaşım),Yetmişbirinci Kuru-
luş Yılı Armağanı, Türk Hukuk Kurumu Yayınları, Ankara, 9 Nisan
2005
Kaboğlu, İbrahim Ö.; Anayasa Yargısı, İmge Kitabevi, 2. Baskı, İstanbul
1997
Kaboğlu, İbrahim Ö; Değişiklikler Işığında 1982 Anayasası-Halk Neyi Oy-
layacak, İmge Kitabevi, İstanbul 2010
Kanadoğlu, Korkut; “Alman Federal Anayasa Mahkemesi”, 2010 Anayasa
Değişiklikleri Çerçevesinde Yargı Bağımsızlığı, Türk Ceza Huku-
ku Derneği Yayınları, (Editörler: ÖZTÜRK, Bahri/ İLKİZ, Fikret/ KO-
CASAKAL, Ümit), İstanbul 2010,s.59-65
Kanadoğlu,Osman Korkut; “Yeni Anayasa Arayışları ve Karşılaştırmalı
Hukuk Bağlamında Anayasa Mahkemesi”,AYD Yıl 2008, S:25,s.61-89
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN227
Kılıç, Haşim; “Türk Anayasa Mahkemesi’nin Yeniden Yapılandırılmasına
İlişkin Öneri”, AYD Yıl 2004, S: 21, s.80-94
Kubalı, Hüseyin Nail; Esas Teşkilat Hukuku Dersleri, Ankara 1964
Kurnaz, Haluk; “Üye Seçimi ve Bireysel Başvuru ile Bazı Yetki ve Görev-
leri Açısından Anayasa Mahkemesi”,Yasama Dergisi, S:2,Temmuz-
Ağustos-Eylül 2006, s.92-122
Kuzu, Burhan; “Sunulan Raporlar Kapsamında Türk Anayasa
Mahkemesi’nin Sorunlarının Tartışılması” konulu panelde sunduğu
tebliğ, AYD Yıl 2004, S: 21,s.53-57
Legal Hukuk Dergisi, Yıl: 8, S: 23, Eylül 2010
Machacek, Rudolph; “Avusturya Anayasa Mahkemesi”, AYD Yıl 1989,
S:4, s. 17-25
Machado, Paulo Alfonso Leme; Tebliğ, “Anayasacılık Hareketleri”, Tür-
kiye Barolar Birliği Uluslar arası Anayasa Hukuku Kurultayı, (An-
kara, 9-13 Ocak 2001), Türkiye Barolar Birliği Yayın No:12, Ankara
2001, s. 29-37
Malakhovich, Zarif Aliev; “Türki Cumhuriyetler, Komşular ve Anayasal
Sorunlar Paneli” konulu panelde sunduğu tebliğ, AYD, Yıl 2006, S:
23, s. 19-24
Memiş,Emin; Türkiye’de Anayasa Gelişimleri Eğrisi (1808-2005), Anayasa
Hukuku Ders Notları, Filiz Kitabevi, İstanbul 2005
Schefold, Dian/ Yazman, İrfan; “Anayasa Yargısı ve Yüksek Yargı”;
AÜHFD, Yıl 1977, C: 31, S:1-4, s. 105-148
Tanör, Bülent; Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, Yapı Kredi Yayınları,
İstanbul, Ekim 1998
Tanör, Bülent/Yüzbaşıoğlu, Necmi; 1982 Anayasasına Göre Türk Anaya-
sa Hukuku,Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, Şubat 2001
TBB, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi, Anayasa 2001, TBB Yayınları,
Ankara 2001
TBB,Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi, Geliştirilmiş Gerekçeli Yani
Metin, TBB Yayınları, Ankara, Kasım 2007
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması228
Teziç, Erdoğan; Anayasa Hukuku (Genel Esaslar), Beta Yayınevi, İstan-
bul 1998
TOBB, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Önerisi, Anayasa 2000, TOBB Ya-
yınları, Ankara, Nisan 2000
Tunç, Hasan; “Anayasa Yargısında Yeni Oluşumlar: İşlevsel ve Kurumsal
Açıdan Türk Anayasa Mahkemesi ile Macaristan ve Kore Anayasa Mah-
kemelerinin Karşılaştırılması”, AYD Yıl 1995, S:12, s. 288-309
Odyakmaz, Zehra; “Yeni Anayasa Çalışmalarında Anayasa Mahkemesi,
Danıştay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Hakimler ve Savılar Yüksek
Kurulu İçin Üye Seçimleri ve Bazı Konular Hakkında Görüşler”, AYD
Yıl 2008, S:25, s.155-204
Onar, Erdal;“Sunulan Raporlar Kapsamında Türk Anayasa Mahkemesi’nin
Sorunlarının Tartışılması” konulu panelde sunduğu tebliğ, AYD Yıl
2004, S: 21, s.25-29
Öden, Merih; “Cumhuriyetin 75. yıldönümünde Anayasa Yargısı”,
AÜHFD, Yıl 1999, S: 1-4, s. 23-38
Önen, Turgut; “Türk Anayasası ve Özellikle Adalet Reformu”,Yeni Türkiye
Yargı Reformu Özel Sayısı, Temmuz-Ağustos 1996, S:10, s.408-415
Özay, İl Han; “Yeni Bir Düzende Anayasa Mahkemesinin Kuruluş, Görev
ve Yetkileri ile Yargılama Usulleri”, AYD Yıl 1995, S: 12, s.45-49
Özay, İl Han; “Yasama, Yürütme ve Yargı İlişkileri Açısından Anayasa
Mahkemesi’nin Kuruluş ve İşleyişi”, AYD Yıl 1996, S:13, s.31-39
Özay, İl Han; “Yargının Sorunlarına Yaklaşımda Bir Örnek Olarak Geçmi-
şi ve Geleceğiyle İtalyan Anayasa Mahkemesi”, AYD Yıl 1989, S: 6, s.
213-232
Özbudun, Ergun; Türk Anayasa Hukuku, Yetkin Yayınları, 5. Baskı,
Ankara 1998
Özbudun, Ergun; “Türki Cumhuriyetler, Komşular ve Anayasal Sorunlar”
konulu panelde nde sunduğu tebliğ; AYD, Yıl 2006, S: 23, s. 57-60
TBB Dergisi 2011 (97) Ş. Cankat TAŞKIN229
(Özgürlükçü, Eşitlikçi, Demokratik ve Sosyal Yeni Bir Anayasa İçin Temel
İlkeler, (Anayasa Raporu), DİSK Yayınları, Ankara, Haziran 2009
Özkök, Mustafa; “Türki Cumhuriyetler, Komşular ve Anayasal Sorunlar
Paneli” konulu panelde sunduğu tebliğ, AYD, Yıl 2006, S: 23, s.
25-28
Paczolay, Peter;“Venedik Komisyonu Raporu”; AYD, Yıl 2004, S:21, s.
1-13
Soysal, Mümtaz; 100 Soruda Anayasanın Anlamı,Gerçek Yayınevi, İstan-
bul 1997
Taner, Gökçen Fahri; “Cumhurbaşkanı Tarafından Anayasa Mahkemesi
Üyeliğine Atanmak Üzere Yargıtay ve Danıştay Genel Kurulları Tara-
fından Teklif Edilecek Adayların Seçim Usulünde Yapılmak İstenen De-
ğişiklik”, 2010 Anayasa Değişiklikleri Çerçevesinde Yargı Bağım-
sızlığı, Türk Ceza Hukuku Derneği Yayınları, (Editörler: Öztürk,
Bahri/ İlkiz, Fikret/ Kocasakal, Ümit), İstanbul 2010, s. 73-78
Türk, Hikmet Sami; “Sunulan Raporlar Kapsamında Türk Anayasa
Mahkemesi’nin Sorunlarının Tartışılması” konulu panelde sunduğu
tebliğ, AYD Yıl 2004, S: 21, s.59-63
Ulaş, Bülent; “Anayasa Mahkemesi Üyeliği”, GÜHFD, C:IX, Yıl 2005, S:1-
2, s. 91-117
Ülgen, Özen/Altunç,Sinan; “Fransız Anayasa Konseyi”, 2010 Anayasa
Değişiklikleri Çerçevesinde Yargı Bağımsızlığı, Türk Ceza Huku-
ku Derneği Yayınları, (Editörler: Öztürk, Bahri/ İlkiz, Fikret/ Kocasa-
kal, Ümit), İstanbul 2010, s.53-58
Yokuş, Sevtap; Türkiye’de Yürütme Erkinde Değişen Dengeler, Yetkin Ya-
yınları, Ankara 2010
Yüzbaşıoğlu, Necmi; “Sunulan Raporlar Kapsamında Türk Anayasa
Mahkemesi’nin Sorunlarının Tartışılması” konulu panelde sunduğu
tebliğ, AYD Yıl 2004, S: 21, s. 20-24
Ziedler, Wolfgang; “Federal Almanya Anayasa Mahkemesi”, AYD Yıl
1987, S:4, s. 37-43
2010 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türk Anayasa Mahkemesinin Yapılanması230
İnternet Kaynakları
Aşık, Melih; Açık Pencere, Milliyet, 08.10.2010 tarihli yazı (http://
www.milliyet.com.tr/birakin-bagirsin-/melih-asik/guncel/
yazardetay/08.10.2010/1298869/default.htm (Erişim Tarihi:
06.12.2010)
Balcı, Deniz; “Dünyada Anayasa Yargısı Modelleri”, Siyasa: Siyaset Bili-
mi ve Hukuk Öğrenci Dergisi, s.1-10 (http://www.veyseldinler.
com/yazimaraclari/my_documents/my_files/D36_deniz_balc
%C4%B1_anayasa_yarg%C4%B1s%C4%B1.pdf) (Erişim Tarihi:
01.10.2010)
http://www.anayasa.gov.tr/index.php?l=template&id=4&lang=0
(Erişim Tarihi: 25.10.2010)
(http://confinder.richmond.edu/admin/docs/cyprus.pdf) (Erişim
Tarihi: 01.11.2010)-(1960 Tarihli Kıbrıs Anayasası md 133-İngilizce
Metin)
http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=179822 (Erişim Tarihi: 06. 12.
2010)
(http://www.government.bg/cgi-bin/e-cms/vis/vis.pl?s=001
&p=0159&n=000007&g= ) (Erişim Tarihi: 30.10.2010) (Bulgaristan
AY md 147/2- İngilizce Metin)
http://www.servat.unibe.ch/icl/po00000.html (Erişim Tarihi: 30. 10.
2010) (1976 Portekiz AY md 166/h-İngilizce Metin)
http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:http://
unpan1.un.org/intradoc/groups/public/documents/untc/un-
pan003670.htm (Erişim Tarihi: 29.10.2010) (Tacikistan AY md
87-91-İngilizce Metin)
http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1r%C5%9Fehir_(il) (Erişim
Tarihi: 26. 11. 2010)
http://tr.wikipedia.org/wiki/Tahkikat_Komisyonu (Erişim Tari-
hi:26.11.2010