1
*
Dr., Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medenî Hukuk Anabilim Dalı Araştır-
ma Görevlisi.
HAKSIZ FİİL SONUCU OLUŞAN ZARARDAN BİRDEN
ÇOK KİŞİNİN SORUMLU OLDUĞU HALLERDE
RÜCÛ TALEBİNİN TÂBİ OLDUĞU ZAMANAŞIMI
THE STATUTE OF LIMITATIONS OF THE CLAIM FOR RECOURSE OF
THE DEBTOR WHO INDEMNIFIED THE VICTIM WHEN SEVERAL
PERSONS ARE LIABLE FOR A DAMAGE CAUSED BY A TORT
Leyla Müjde KURT
*
Özet: Haksız fiilden doğan zarardan birden çok kişinin müte-
selsil olarak sorumlu olduğu durumlarda, zarar gören kişinin zararını
tazmin eden borçlunun diğer borçlulara yöneltebileceği rücû tale-
binin tâbi olduğu zamanaşımı yürürlükteki Borçlar Kanunu’nda dü-
zenlenmemiştir. Bu sebeple, rücû talebinin zamanaşımı süresi ve bu
sürenin başlangıcı doktrinde ve yargı kararlarında çeşitli tartışmalara
konu olmuştur. Ancak kanun koyucu Yeni Borçlar Kanunu’nda rücû
zamanaşımına ilişkin özel bir düzenlemeye yer vermiştir.
Anahtar Kelimeler: Haksız Fiilden Doğan Zarar, Müteselsil So-
rumluluk, Rücû Talebi, Zamanaşımı Süresi.
Abstract : In case that several persons are joint liables for a
damage caused by a tort, the statute of limitations of the claim
for recourse of the liable who has indemnified the injured person
against other liables is not regulated in the Code of Obligations
which is currently in force. That’s why the period and the beginning
of the statute of limitations of the claim for recourse have been the
subject of discussions on the doctrine and in the judicial decisions.
However, in the new Code of Obligations, the law maker has
adopted a particular rule on the statute of limitations concerning
the claim for recourse.
Keywords: Damage caused by a tort, Joint liability, Claim for
recourse, Period of the statute of limitations.
Haksız Fiil Sonucu Oluşan Zarardan Birden Çok Kişinin Sorumlu Olduğu Hallerde...136
GİRİŞ
Haksız fiil sonucu oluşan zarardan birden çok kişinin sorumlulu-
ğu, bu kişilerin zarara ortak kusurları ile sebep olmalarından kaynak-
lanabileceği gibi, farklı hukukî sebeplerden de kaynaklanabilir. BK m.
50 ve 51’de düzenlenmiş olan haksız fiilden doğan bir zarardan birden
çok kişinin sorumluluğu, hukukumuzda kanundan doğan müteselsil
borçluluk hallerinden biridir.
1
Haksız fiilden zarar gören kişi, müte-
selsil sorumlulardan her birinden tazminat borcunun tamamını veya
bir kısmını ifa etmelerini talep edebilecektir. Bu durumda, alacaklının
başvurduğu ve iç ilişkide payına düşenden daha fazla bir miktar için
alacaklıyı tatmin eden müteselsil borçlunun bu fazla miktar için diğer
borçlulara rücû etme hakkı doğacaktır.
Haksız fiilden zarar gören kişinin müteselsil borçlulardan birinden
tazminat talep ettiği tarihten, zarar göreni tatmin eden bu borçlunun
sorumluluğunu aşan kısım için iç ilişkide diğer müteselsil borçlulara
başvurduğu tarihe kadar uzun bir zaman geçmesi sıkça rastlanan bir
durumdur.
2
Bu sebeple, rücû hakkı sahibi müteselsil borçlunun diğer
müteselsil borçlulara hangi süre içinde rücû etmek zorunda olduğu me-
selesi, yani rücû talebinin tâbi olduğu zamanaşımı önem arz etmektedir.
Alacaklının zararını tazmin eden müteselsil borçlunun iç ilişkide
payına düşenden fazla miktarda yaptığı ödemeyi diğer sorumlulardan
elde etmekte meşru bir menfaati olduğu gibi, alacaklının başvurmadığı
müteselsil sorumluların da süresi belirsiz biçimde rücû edilme tehlike-
si altında kalmamak konusunda korunmaya değer menfaatleri vardır.
İşte alacaklının başvurmadığı müteselsil borçluların kendilerine ancak
belirli bir süre içinde rücû edilmesine ilişkin menfaatleri zamanaşımı
kurumu ile korunabilmektedir. Zira zamanaşımı, borçlunun bilmediği
veya beklemediği ya da ispat vasıtalarına artık sahip olmadığı talep-
lerden korunmasına ilişkin menfaatine hizmet eden bir kurumdur.
3
1
Gauch, Peter/Schluep, Walter R., Schweizerisches Obligationenrecht, Allgemei-
ner Teil, Bd. II, 9. Aufl., Zürich 2008, N 3702; Akıntürk, Turgut, Müteselsil Borç-
luluk, Ankara 1971, s. 124 vd.; Kılıçoğlu, Ahmet M., Türk Borçlar Hukukunda
Kanunî Halefiyet, Ankara 1979, s. 70; Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hüküm-
ler, Beta Yayınevi, 10. Bası, İstanbul 2009, s. 1156; Canyürek, Murat, Müteselsil
Borçlulukta İç ve Dış İlişkiler, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2003, s. 21.
2
Pichonnaz, Pascal, “La prescription de l’action récursoire”, La pluralité des responsables,
Berne 2009, s. 156.
3
Pichonnaz, Pascal, De l’extinction des obligations, Art. 127-142, Thévenoz, Luc/
TBB Dergisi 2011 (95) Leyla Müjde KURT137
Her ne kadar bazı kanunlarda rücû davalarının tâbi olduğu zama-
naşımına ilişkin özel düzenlemelere yer verilmişse de,
4
halen yürür-
lükte olan 818 s.lı Borçlar Kanunu, aynı zarardan birden çok kişinin
müteselsilen sorumlu olduğu durumlarda rücû hakkı sahibi borçlu-
nun rücû talebinin tabî olduğu zamanaşımına ilişkin bir düzenleme
içermemektedir. Borçlar Kanunu’nda bu konuda bir düzenlemenin
bulunmaması, rücû talebinin hangi zamanaşımı süresine tâbi olacağı
konusunda tartışmaları beraberinde getirmiştir. Rücû talebinin da-
yanağının ve tâbi olduğu zamanaşımının belirlenmesindeki güçlük,
temelde rücû davasının aynı kişiye, yani rücû talebinin yöneltildiği
kişiye karşı iki alacağı birleştirmesinden kaynaklanmaktadır. Bunlar-
dan biri zarar görenin zararını rücû hakkı sahibi borçludan tazmin et-
meseydi rücû edilen sorumluya karşı yöneltebilecek olduğu alacaktır;
diğeri ise zarar görenin zararını tazmin eden borçlunun rücû ettiği so-
rumluya karşı sahip olduğu alacaktır.
5
Öte yandan, alacaklının kendi-
sine başvurduğu ve başvurmadığı müteselsil borçluların menfaatleri-
nin dengelenmesindeki zorluk ve mevcut düzenlemede tam ve eksik
olmak üzere ikili bir teselsül sisteminin varlığı da meselenin karmaşık-
lığını artırmaktadır.
6
Werro, Franz (éd.s), Code des Obligations I, Commentaire romand, Genève-Bâle-
Munich 2003, Art. 127, N 2; Pichonnaz, Prescription, s. 169; Gauch/Schluep, N
3280; Oğuzman, Kemal/Öz, Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Vedat Ki-
tapçılık, 8. Bası, İstanbul 2010, s. 465.
4
Örneğin KTK m. 109 f. 4’e göre “Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin
birbirlerine karşı rücû hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve
rücû edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.” Keza
5510 s.lı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93. maddesinde
de Sosyal Güvenlik Kurumu’nun diğer sorumlulara rücû hakkının zamanaşımına
ilişkin özel bir düzenleme bulunmaktadır. Bu kanunun 93. maddesinin 3. fıkrasına
göre, “Bu Kanuna dayanılarak Kurumca açılacak tazminat ve rücû davaları, on yıllık
zamanaşımına tâbidir. Zamanaşımı tarihi; rücû konusu gelir ve aylıklar bakımından
Kurum onay tarihinden, masraf ve ödemeler için ise masraf veya ödeme tarihinden itibaren
başlar.”
5
Deschenaux, Henri/Tercier, Pierre, La responsabilité civile, 2. éd., Berne 1982,
s. 292; Werro, Franz, La responsabilité civile, Berne 2005, N 1575; Widmer, Pi-
erre/Wessner, Pierre, Avant-projet de révision et d’unification du droit de la
responsabilité civile, Rapport explicatif, Berne 2000, s. 225; Wessner, Pierre, “La
prescription des actions réparatoires et récursoires au regard de la révision totale du droit
de la responsabilité”, Koller, Alfred (éd.), Haftpflicht- und Versicherungsrechtstagung
1997, St. Galllen 1997, s. 154.
6
Wessner, Pierre, “La prescription de l’action récursoire en cas de solidarité imparfaite:
quelques mots sur un arrêt de portée considérable”, Zen-Ruffinen, Piermarco (éd.), Le
temps et le droit: recueil de travaux offerts à la Journée de la Société suisse des juristes
2008, Bâle 2008, s. 310.
Haksız Fiil Sonucu Oluşan Zarardan Birden Çok Kişinin Sorumlu Olduğu Hallerde...138
6098 s.lı YBK’nda aynı zarardan birden çok kişinin sorumlu oldu-
ğu durumlarda alacaklıya iç ilişkide payına düşenden fazla miktarda
ödeme yapan müteselsil borçlunun diğer borçlulara karşı sahip oldu-
ğu rücû talebinin tâbi olduğu zamanaşımı özel olarak düzenlenmiştir.
7
YBK m. 73 hükmüyle gerek rücû talebinin tâbi olduğu zamanaşımı sü-
resine, gerekse de bu sürenin başlangıcına açıklık getirilmiştir.
Çalışmamızın konusunu, haksız fiil sonucu oluşan zarardan bir-
den çok kişinin sorumlu olduğu hallerde alacaklının zararını tazmin
eden borçlunun rücû talebinin tâbi olduğu zamanaşımı oluşturmakta-
dır. Çalışmamızın birinci bölümünde meseleyi halen yürürlükte olan
818 s.lı Borçlar Kanunu kapsamında inceleyeceğiz. Tam teselsül-eksik
teselsül ayrımı çerçevesinde alacaklının zararını tazmin eden borçlu-
nun diğer sorumlulara rücû hakkını, rücû talebinin tâbi olduğu zama-
naşımı süresini ve bu sürenin başlangıcını ele alacağız. Çalışmamızın
ikinci bölümde ise, 6098 s.lı Yeni Borçlar Kanunu’nun konu ile ilgili
getirdiği özel düzenlemeyi ele alacağız.
I. 818 SAYILI BORÇLAR KANUNU ÇERÇEVESİNDE DURUMUN
DEĞERLENDİRİLMESİ
A. EKSİK TESELSÜL-TAM TESELSÜL AYRIMI
Halen yürürlükte olan 818 s.lı Borçlar Kanunu’nda aynı zarardan
dolayı birden çok kişinin ortak kusurları sebebiyle sorumluluğu ile
farklı hukukî sebeplerden ötürü sorumluluğu ayrı hükümlerde düzen-
lenmiştir. Birden çok kişinin aynı zarara ortak kusurlarıyla sebep ol-
maları BK m. 50’de düzenlenmiştir. BK m. 50 f. 1’e göre, “Birden ziyade
kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri
8
takdirde (…) müteselsilen mesul olur-
7
2008 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan Borçlar Kanunu Tasarısı,
11.1.2011 tarihinde Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilerek Kanun haline
gelmiştir. 6098 sayılı Yeni Borçlar Kanunu 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe girecektir
(YBK m. 648). 6098 s.lı Yeni Borçlar Kanunu’nun tam metni için bkz. 4.2.2011
tarihli, 27836 s.lı Resmî Gazete.
8
Birden çok kişinin birlikte bir zarar ika etmesinden kasıt, bu kişilerin ortak
kusurlarıyla bir zarara sebep olmuş olmalarıdır. Werro, Responsabilité, N 1522;
Deschenaux/Tercier, s. 280; Tandoğan, Halûk, Türk Mes’uliyet Hukuku, Vedat
Yayıncılık, İstanbul 2010, s. 185 vd.; Oğuzman/Öz, s. 705; Kılıçoğlu, Ahmet M.,
Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Turhan Yayınevi, 11. Bası, Ankara 2009, s. 331;
Nomer, Halûk N., Haksız Fiil Sorumluluğunda Maddî Tazminatın Belirlenmesi,
İstanbul 1996, s. 169.
TBB Dergisi 2011 (95) Leyla Müjde KURT139
lar”. Buna göre, birden çok kişi bir zarara birlikte sebep olduklarında,
9
aralarında BK m. 141 vd. anlamında bir müteselsil borçluluk söz konu-
su olmaktadır. Buradaki müteselsil sorumluluk, “tam teselsül” olarak
adlandırılmaktadır.
10
Birden çok kişinin aynı zarardan dolayı farklı
hukukî sebeplerle sorumluluğu ise, BK m. 51’de düzenlenmiştir. BK
m. 51 f. 1’de, “Müteaddit kimseler muhtelif sebeplere (haksız muamele, akit,
kanun) binaen mesul oldukları takdirde haklarında, birlikte bir zarar vukuuna
sebebiyet veren kimseler hakkındaki hükümlere göre muamele olunur.” deni-
lerek, BK m. 50 f. 1’e yollama yapılmıştır. Böylece, birden çok kişinin
aynı zarardan farklı sebeplerle sorumlu olması durumunda da, bu kişi-
lerin sorumluluğu müteselsil sorumluluk olmaktadır.
11
Aynı zarardan
birden çok kişinin farklı hukukî sebeplerle sorumlu olması halindeki
müteselsil sorumluluk, “eksik teselsül” olarak adlandırılmaktadır.
12
B. HAKSIZ FİİLDEN ZARAR GÖREN ALACAKLIYI TATMİN
EDEN MÜTESELSİL BORÇLUNUN RÜCÛ HAKKI
1. Tam Teselsülde Rücû Talebi
BK m. 50 f. 1’de birden fazla kişinin ortak kusurlarıyla bir zara-
ra sebep olmaları halinde bu zarardan müteselsil olarak sorumlu ola-
cakları ifade edilmiştir. Buna göre, haksız fiilden zarar gören alacaklı,
müteselsil sorumluların tamamından veya bir bölümünden zararın
tamamını veya bir bölümünü talep edebilecektir (BK m. 142 f. 1).
13
BK
9
Birden çok kişinin bir zarara sebep olması bunların zarar veren fiili birlikte
tasarlamaları veya zarar veren fiili birlikte gerçekleştirmeleri ya da zarar verme
konusunda ortak bir irade taşımakla birlikte farklı davranışlarda bulunarak
zarara sebep olmaları gibi değişik biçimlerde gerçekleşebilir. Brehm Roland, OR-
Art. 41-61: Die Entstehung durch unerlaubte Handlungen, Berner Kommentar, 3.
Aufl., 2006, Art. 50, N 4; Pichonnaz, Prescription, s. 157.
10
Gauch/Schluep, N 3750; Deschenaux/Tercier, s. 279; Tandoğan, s. 374; Gürsoy, K.
Tahir, “Birden Fazla Kimselerin Aynı Zarardan Dolayı Sorumluluğu”, AÜHFD 1973, S.
1-4, C. XXX, s. 59; Oğuzman/Öz, s. 705; Kılıçoğlu, Borçlar Genel, s. 335; Tekinay,
Selâhattin S./Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ, Tekinay Borçlar
Hukuku Genel Hükümler, Filiz Kitabevi, 7. Bası, İstanbul 1993, s. 697.
11
Kılıçoğlu, Borçlar Genel, s. 335; Eren, Borçlar Genel, s. 1156; Karslı, Abdurrahim,
Usul Hukuku Açısından Rücû Davaları, İstanbul 1994, s. 178.
12
Gauch/Schluep, N 3750; Deschenaux/Tercier, s. 278 vd.; Gürsoy, s. 68; Kılıçoğlu,
Borçlar Genel, s. 335; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 697.
13
Gauch/Schluep, N 3708; Kılıçoğlu, Borçlar Genel, s. 333; Tekinay/Akman/
Burcuoğlu/Altop, s. 285; Nomer, s. 170.
Haksız Fiil Sonucu Oluşan Zarardan Birden Çok Kişinin Sorumlu Olduğu Hallerde...140
m. 146 f. 1’e göre, her müteselsil borçlu, aksine anlaşma bulunmadıkça
veya borcun niteliğinden aksi anlaşılmadıkça, iç ilişkide borçtan eşit
miktarda pay üstlenmiş kabul edilir ve payına düşenden fazla öde-
mede bulunan müteselsil borçlu, bu fazlalık oranında diğer müteselsil
borçlulara rücû edebilir. Rücû hakkı, alacaklının hakkından bağımsız,
alacaklıyı tatmin eden müteselsil borçlunun şahsında doğan yeni bir
haktır.
14
BK m. 50 f. 1 rücû ilişkisi ile ilgili özel bir düzenleme getirmiş-
tir. Buna göre, birden çok kişi bir zarara birlikte sebep olmuşlarsa, bu
müteselsil sorumlulardan birinin diğerine rücû edip edemeyeceğini,
edebilecekse hangi oranda rücû edebileceğini hâkim tâyin edecektir.
(BK m. 50 f. 1 c. 2).
BK m. 147 f. 1’e göre, rücû hakkına sahip olan müteselsil borçlular-
dan her biri, alacaklıya ödediği miktar oranında alacaklının haklarına
halef olacaktır.
15
Kanun koyucu rücû hakkı sahibini daha fazla korumak
istediği durumlarda, onu alacaklının haklarına halef yapmakta, böyle-
ce onun rücû hakkını kuvvetlendirmiş olmaktadır. Rücû hakkı sahibi
halefiyet sayesinde alacağa bağlı hakların özellikle rehin, kefalet gibi
teminatların kendisine intikal etmesi ve ispat araçlarının alacaklı tara-
fından kendisine teslim edilmesi gibi imkânlardan yararlanabilmek-
tedir.
16
İşte BK m. 50’de düzenlenen ve halefiyetle kuvvetlendirilmiş
olan rücû hakkı için de durum budur.
17
14
BK-Brehm, Art. 50, N 56, 62; Rey, Heinz, Ausservertragliches Haftpflichtrecht, 3.
Aufl., Zürich-Basel-Genf 2003, N 1494; Werro, Franz, Des obligations résultant
d’actes illicites, Art. 41-61, Thévenoz, Luc/Werro, Franz (éd.s), Code des
Obligations I, Commentaire romand, Genève-Bâle-Munich 2003, Art.50, N 10;
Werro, Responsabilité, N 1576; Kılıçoğlu, Halefiyet, s. 15. Yarg. 4. HD., 9.2.1990 T.,
12049 E., 1110 K.: “(…) rücû hakkı hak sahibi olan kişinin şahsında doğan yeni bir haktır.
Yani burada alacaklıyı tatmin eden kişi, alacaklının hakkından bağımsız, kendi şahsında
doğan yeni bir hak elde etmektedir.” (Uygur, Cilt 2, 2511).
15
BK m. 147 f. 1’de ifade edilen halefiyetin ön koşulu, BK m. 146 f. 1 anlamında
bir rücû hakkının varlığıdır. Bugnon, Hubert, L’action récursoire en matière de
concours de responsabilité, Fribourg 1982, s. 77; Corboz, Bernard, La distinction
entre solidarité parfaite et solidarité imparfaite, Genève 1974, s. 70; CR-Werro,
Intro Art. 50-51, N 12; Werro, Responsabilité, N 1563; Pichonnaz, Prescription, s.
16; Kılıçoğlu, Halefiyet, s. 74.
16
Corboz, s. 67; CR-Werro, Intro. Art. 50-51, N 12; Werro, Responsabilité, N 1563;
Pichonnaz, Prescription, s. 158; Kılıçoğlu, Halefiyet, s. 15; Canyürek, s. 132.
Halefiyetin sonuçları hakkında bkz. Kılıçoğlu, Halefiyet, s. 93 vd; Kılıçoğlu,
Ahmet M., “Özel ve Sosyal Sigortalarda Halefiyet ve Rücû”, AÜHFD 1974, S. 1-2, C.
XXXI, s. 398; Oğuzman/Öz, s. 865-866.
17
Kılıçoğlu, Halefiyet, s. 15, 71.
TBB Dergisi 2011 (95) Leyla Müjde KURT141
2. Eksik Teselsülde Rücû Talebi
BK m. 51 f. 1’de BK m. 50 f. 1 hükmüne yapılan yollama sebebiy-
le, birden fazla kişinin aynı zarardan dolayı farklı hukukî sebeplerden
ötürü sorumlu olmaları halinde de müteselsil sorumluluk söz konusu-
dur. Böylece haksız fiilden zarar gören kişi, eksik teselsül halinde de,
müteselsil sorumluların tümünden veya herhangi birinden zararının
tamamının veya bir kısmının tazminini talep edebilecektir (BK m. 142
f. 1).
18
BK m. 51 f. 2 hükmü, eksik teselsülde zararı tazmin eden so-
rumlunun diğer sorumlulara rücû sırasına ilişkin özel bir düzenleme
getirmiştir. Buna göre, zararı kanundan dolayı sorumlu kişi tazmin
etmişse, sözleşmeden ve haksız fiilden dolayı sorumlu olan kişilere,
sözleşmeden dolayı sorumlu olan kişi tazmin etmişse, haksız fiilden
sorumlu olan kişiye rücû edebilecektir.
19
Eksik teselsülde, tam teselsülden farklı olarak, alacaklıyı tatmin
eden müteselsil borçlunun alacaklının haklarına halefiyetten (BK m. 147
f. 1) yararlanamayacağı yargı içtihatlarında
20
ve doktrinde
21
genel olarak
kabul edilmektedir. Buna karşılık, başka bir görüşe
22
göre, alacaklıyı
tatmin eden müteselsil borçlu, eksik teselsül halinde de, rücû hakkı
oranında alacaklının haklarına halef olur.
18
Yarg. 11. HD., 29.5.2006 T., 2005/6194 E., 2006/6411 K.: “Davalılar, muhtelif
sebeplerle davacılara karşı Borçlar Kanununun 51. madde hükümleri gereğince eksik
teselsül hükümlerine göre müteselsilen sorumludurlar. Davacılar, tam teselsülde olduğu
gibi, bütün zararın tazminini müteselsil borçlulardan tümünden isteyebilecekleri gibi
birisinden de isteyebilir.” (Kazancı Bilişim-İçtihat Bilgi Bankası).
19
Kılıçoğlu, Borçlar Genel, s. 335; Kılıçoğlu, Rücû, s. 397. Yarg. 4. HD., 2.3.2000 T.,
1646 E., 1941 K.: “BK.nun 50. maddesi hükmü, rücû hakkını kusur oranına, 51. maddesi
ise belli bir sıralamaya dayandırmaktadır. Haksız fiil faili ödemede bulunmuşsa kimseye
rücû edemezken, yasadan dolayı sorumlu kişi sözleşme nedeniyle sorumlu kişiye ve haksız
fiil failine rücû edebilir.” (Uygur, Cilt 3, s. 2572).
20
Yarg. HGK. 3.2.1999 T., 1999/9-42 E., 1999/51 K.: “ (…)taraflar arasında açıklanan
gerektirici nedenlere ve özellikle taraflar arasındaki teselsül ilişkisinin Borçlar Yasası’nın
50. maddesindeki dayanışmalı teselsül değil, anılan yasanın 51. maddesindeki eksik
teselsül olmasına, böylece eksik teselsüle dayanan hukukî ilişkide halefiyet kuralının
uygulanmasının mümkün görülmemesine göre Hukuk Genel Kurulu’nca benimsenen
Özel Daire bozma kararına uyulma gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya
aykırıdır.” (Uygur, Cilt 3, 2573). İsviçre Federal Mahkemesi’nin içtihatları da bu
yöndedir. Örneğin BGE 130 III 362; BGE 115 II 42 = JdT 1989 I 531.
21
Gauch/Schluep, N 3754; Deschenaux/Tercier, s. 280; Werro, Responsabilité, N
1624; Pichonnaz, Prescription, s.166; Probst, Thomas, “La solidarité imparfaite”, La
pluralité des responsables, Berne 2009, s. 66; Gürsoy, s. 66; Tandoğan, s. 384.
22
Kılıçoğlu, Halefiyet, s. 70-71.
Haksız Fiil Sonucu Oluşan Zarardan Birden Çok Kişinin Sorumlu Olduğu Hallerde...142
C. RÜCÛ TALEBİNİN TÂBİ OLDUĞU ZAMANAŞIMI
1. Tam Teselsülde
Ortak kusurları ile bir zarara sebep olan sorumlulardan, alacak-
lının zararını tazmin eden müteselsil borçlunun, iç ilişkide payına
düşen miktardan fazla yaptığı ödeme bakımından diğer müteselsil
borçlulara yöneltebileceği rücû talebinin zamanaşımı süresi ve zama-
naşımının başlangıç tarihi 818 s.lı Borçlar Kanunu’nda düzenlenme-
miştir. Bu konuda doktrinde ve yargı içtihatlarında farklı görüşler ileri
sürülmektedir.
a. Rücû Talebinin Tâbi Olduğu Zamanaşımı Süresi
Tam teselsülde alacaklıyı tatmin eden müteselsil borçlu, alacak-
lının haklarına halef olmaktadır (BK m. 147 f. 1). Bir görüşe
23
göre,
halefiyete dayalı rücû talebi (BK m. 147 f.1) bakımından uygulanacak
zamanaşımı süresi, zarar gören alacaklının takip ettiği müteselsil borç-
ludan talep ettiği tazminat alacağının, yani asıl alacağın tâbi olduğu
zamanaşımı süresi kadardır. Buna göre, konumuz bakımından alacak-
lıyı tatmin eden müteselsil borçlunun sorumluluğu haksız fiille (BK m.
41) dayandığından, onun rücû alacağının zamanaşımı süresi de haksız
fiillere ilişkin zamanaşımı süresini düzenleyen BK m. 60’a kıyasen be-
lirlenecektir. Yargıtay da bu görüştedir.
24
İsviçre hukukunda bazı yazarlara
25
göre, tam teselsülde müteselsil
borçlunun rücû alacağı iki hukukî temele dayandırılabilir. Burada ha-
lefiyete dayalı rücû talebinin (İBK m. 149 f. 1 (BK m. 147 f.1)) yanında,
İBK m. 50 f. 2’de (BK m. 50 f. 1 c. 2) dayanağını bulan bağımsız bir rücû
23
Oftinger, Karl/Stark, Emil W., Schweizerisches Haftpflichtrecht - Band II/1,
4. Aufl., Zürich 1987, N 389; Rey, N 1713; CR-Werro, Art.50, N 10; Werro,
Responsabilité, N 1576; Pichonnaz, Prescription, s. 161; Kılıçoğlu, Halefiyet, s. 135;
Oğuzman/Öz, s. 709; Karacabey, Ö.Faruk, “Haksız Fiillerde Zamanaşımı (BK m.
60)”, Yagıtay Dergisi, Ankara 1978, C. 4, S. 4, s. 490.
24
Yarg.11. HD., 19.2.1980 T., 1980/871 E., 1980/821 K.: “Olayda davacı ile davalı
arasında bir sözleşme ilişkisi mevcut değildir. Davacı ve davalı, yukarıda anılan Yargıtay
4. Hukuk Dairesinin kararından anlaşılacağı üzere birlikte zarar veren iki haksız fiil
faili durumunda olan kuruluşlardır ve birbirlerine rücû hususu BK. 50. maddesi ile
düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu durumda olayda haksız fiil zamanaşımının uygulanması
gerekmektedir ki o bir senedir (H. Tandoğan age s. 392) ve ödeme tarihinden başlayacaktır.”
(Kazancı Bilişim-İçtihat Bilgi Bankası).
25
BK-Brehm, Art. 50, N 56, 62; Rey, N 1494; CR-Werro, Art.50, N 10; Werro,
Responsabilité, N 1576.
TBB Dergisi 2011 (95) Leyla Müjde KURT143
talebi (selbständiges Regressrecht) de söz konusudur.
26
Alacaklıyı tatmin
eden müteselsil borçlu, bu iki paralel talepten birine başvurabilir. Ha-
lefiyete dayalı rücû talebi, zarar görenin zararı tazmin eden borçluya
karşı sahip olduğu alacağın zamanaşımı süresine tâbidir.
27
Buna kar-
şılık, müteselsil borçlu bağımsız bir talep olan İBK m. 50 f. 2’ye (BK m.
50 f. 1 c. 2) dayalı rücû hakkını kullanırsa, bu rücû talebi bakımından
sebepsiz zenginleşme taleplerinin tâbi olduğu zamanaşımı süresinin
(İBK m. 67 (BK m. 66)) kıyasen uygulanması gerekir.
28
Diğer bir görüşe
29
göre ise, alacaklıyı tatmin eden borçlunun rücû
alacağı bakımından kanunda herhangi bir zamanaşımı süresi öngö-
rülmediğine göre, burada BK m. 125’te düzenlenen genel zamanaşımı
süresi uygulanmalıdır.
Kanaatimizce, tam teselsül halinde alacaklının zararını tazmin eden
borçlu alacaklının haklarına halef olduğuna göre, rücû talebinin zama-
naşımı konusunda özel bir düzenleme de bulunmadığından, borçlunun
halef olduğu asıl alacağın zamanaşımı süresi rücû talebi bakımından
da esas alınmalıdır. Bu itibarla, esas alacak haksız fiil alacağı olduğuna
göre, haksız fiillere ilişkin bir ve on yıllık zamanaşımı sürelerinin (BK
m. 60 f. 1) rücû alacağı bakımından da kabulü en uygun çözümdür.
b. Zamanaşımının Başlangıcı
Tam teselsülde, alacaklıyı tatmin eden borçlunun rücû talebinin
tâbi olduğu zamanaşımının ne zamana işlemeye başlayacağı da tartış-
26
Tam teselsülde rücû talebinin dayanağı konusunda ikili bir ayrım yapan bu görüş
hakkındaki eleştiriler için bkz. Pichonnaz, Prescription, s. 161. Pichonnaz’ya
göre, ister rücû talebinin halefiyete dayandığı, ister bağımsız bir talep olduğu
kabul edilsin, her iki durumda da rücû talebinin tutarı aynı olduğu gibi, amacı
da iç ilişkide paylaşımı sağlamaktır. O halde, tutarı ve amacı hangi temele
dayanırsa dayansın zorunlu olarak aynı olan bir rücû alacağı için iki zamanaşımı
süresinin bulunmasını anlamak güçtür. İsviçre Federal Mahkemesi de rücû
talebinin dayanağı bakımından ikili bir ayrım yapmamaktadır. İsviçre Federal
Mahkemesi’ne göre, iç ilişkide payına düşenden fazla ifada bulunan müteselsil
borçlunun rücû talebinin tek dayanağı İBK m. 149 f. 1’deki (BK m. 147 f. 1)
halefiyettir. Örneğin bkz. BGE 130 III 362 = SJ 2004 I 304; BGE 127 III 257 = JdT
2002 I 249.
27
Rey, N 1713; CR-Werro, Art.50, N 11; Werro, Responsabilité, N 1577.
28
BK-Brehm, Art. 50, N 64; Rey, N 1493.
29
Gautschi, Alain, Solidarschuld und Ausgleich, Zürich 2009, N 269, 272; Bugnon,
s. 140 dn. 78’de zikredilen yazarlar; Gürkanlar, Metin, Bir Zarara Birlikte Neden
Olan Birden Çok Kişinin Sorumluluğu (BK m. 50), Ankara 1982, s. 127.
Haksız Fiil Sonucu Oluşan Zarardan Birden Çok Kişinin Sorumlu Olduğu Hallerde...144
malıdır. Bir görüşe
30
göre, alacaklıya ödeme yapan müteselsil borçlu
halefiyet sebebiyle alacaklının yerine geçtiğinden, alacaklının tazminat
talebinin işlemeye başladığı tarihte, müteselsil borçlunun rücû talebi
için de zamanaşımı süresi işlemeye başlayacaktır. Böylece müteselsil
borçlu, rücû alacağı bakımından, alacaklının talebinin tâbi olduğu za-
manaşımı süresinin kalanından yararlanabilecektir. Bu görüş, zama-
naşımının işlemeye başladığı anı asıl alacak olan zarar görenin haksız
fiil alacağının muaccel olduğu an olarak kabul etmekte, bu sebeple
müteselsil borçlu alacaklıyı tazmin ettiği anda onun rücû alacağının
zamanaşımına uğramış olma tehlikesi doğmaktadır. Ancak bu görüşe
göre, söz konusu sıkıntı, zamanaşımının müteselsil borçlulardan biri-
ne karşı kesildiği takdirde, diğer borçlulara karşı da kesilmiş sayıla-
cağına ilişkin İBK m. 136 f. 1(BK m. 134 f. 1) hükmüne başvurularak
giderilebilecektir.
31
Bir başka görüşe
32
göre, rücû alacağı için zamanaşımı rücû hakkı
sahibinin alacaklının zararını tazmin ettiği tarih olan ödeme tarihin-
den itibaren işlemeye başlar. Bu sonuca farklı gerekçelerden hareketle
ulaşılmaktadır. Bir görüşe
33
göre, rücû talebinin zamanaşımının borç-
lunun alacaklıya yaptığı ödeme tarihinden itibaren işlemeye başlama-
sının temelinde, zamanaşımının alacağın muaccel olması ile işlemeye
başlayacağını öngören İBK m. 130 f. 1 (BK m. 128) hükmü vardır. Bir
diğer görüşe
34
göre, halefiyetin, temelinde bir rücû hakkının varlığı-
nı gerektirdiği BK m. 50’de düzenlenen tam teselsül gibi durumlarda,
rücû hakkı sahibi lehine, alacaklının hakkından bağımsız olan yeni bir
hak meydana gelmektedir. Halefiyetin temelinde bir rücû hakkının
bulunduğu durumlarda, halefiyet rücû hakkının bir fer’i olduğundan,
30
Pichonnaz, Prescription, s. 161; Bugnon, s. 139 dn. 74’de zikredilen yazarlar.
İsviçre Federal Mahkemesi’nin eski içtihadı bu yönde idi. Örneğin bkz. BGE 55 II
118 = JdT 1929 I 450.
31
Pichonnaz, Prescription, s. 161-162.
32
Oftinger/Stark, Band II, N 389; Von Tuhr/Escher, Allgemeiner Teil des
Schweizerisches Obligationenrecht, Bd. II, Zürich 1974, s. 314 dn. 128;
Deschenaux/Tercier, s. 292; Gautschi, N 273; Gürsoy, s. 79; Kılıçoğlu, Halefiyet,
s. 137; Oğuzman/Öz, s. 866. Yargıtay’ın görüşü de bu yöndedir. Yarg.11. HD.,
19.2.1980 T., 1980/871 E., 1980/821 K.: “(…) rücû hangi hukuki ilişki veya yasal
nedenle doğmuş olursa olsun rücû zamanaşımı rücûa neden olan ödemenin yapıldığı
andan itibaren işlemeye başlar.” (Kazancı Bilişim-İçtihat Bilgi Bankası).
33
Oftinger/Stark, Band II, N 389; Von Tuhr/Escher, s. 314 dn. 128; Gautschi, N 273.
34
Kılıçoğlu, Halefiyet, s. 15-16, 137.
TBB Dergisi 2011 (95) Leyla Müjde KURT145
halefin rücû alacağı için de rücû alacağının doğduğu ve muaccel ol-
duğu an olan ödeme tarihinden itibaren yeni bir zamanaşımı süresi
işlemeye başlamalıdır.
35
Aynı sonuca borçlulardan birinin alacaklıyı
tatmin etmesinin borcun ikrarı niteliğinde olmasından ve borçlunun
ikrarının zamanaşımını kesmesinden (BK m. 133 b. 1) hareketle de
ulaşılmaktadır.
36
Zira tam teselsülde borçlulardan birine karşı kesilen
zamanaşımı diğerlerine karşı da kesilmiş olacaktır (BK m. 134 f. 1).
Böylece, alacaklıya ödeme yapan müteselsil borçlu, diğer borçlulara
başvururken, onun halefiyet yoluyla elde ettiği alacağa ilişkin zama-
naşımı süresi ödeme anından itibaren tekrar işlemeye başlayacaktır.
Alacaklıyı tatmin eden borçlunun rücû talebini biri halefiyete da-
yalı, diğeri İBK m. 50 f. 2 (BK m. 50 f. 1 c. 2) hükmüne dayalı iki hukukî
temele dayandıran görüş kabul edildiği takdirde, rücû talebinin za-
manaşımı rücû hakkı sahibinin rücû hakkını hangi hükme dayanarak
kullandığına göre değişecektir. Alacaklıyı tatmin eden müteselsil borç-
lu, halefiyete dayalı olarak rücû talebinde bulunursa (İBK m. 149 f. 1
(BK m. 147 f.1)), alacaklının yerine geçeceğinden, alacaklının tazminat
talebinin tâbi olduğu zamanaşımı süresi işlemeye başladığı anda rücû
talebinin zamanaşımı süresinin de işlemeye başlamış olduğu kabul
edilecektir.
37
Böylece rücû hakkı sahibi ancak alacaklının sahip olduğu
tazminat talebinin zamanaşımı süresinin kalanından yararlanabilecek-
tir. Buna karşılık, alacaklıyı tatmin eden borçlu rücû hakkını İBK m. 50
f. 2’ye (BK m. 50 f. 1 c. 2) dayandırırsa, zamanaşımı süresi müteselsil
borçlunun alacaklının zararını tazmin ettiği anda işlemeye başlayacak-
tır.
38
Buna göre, halefiyete dayalı rücû talebi zamanaşımına uğramış
olsa dahi, bağımsız rücû talebinin zamanaşımı süresi henüz dolmamış
olabilecek, rücû alacaklısı halefiyetten mahrum kalsa dahi, halen rücû
hakkı devam edebilecektir.
39
Kanaatimizce burada zamanaşımının alacağın muaccel olmasıyla
işlemeye başlayacağını kabul eden BK m. 128 hükmü göz önünde tutul-
malıdır. Rücû hakkı sahibi müteselsil borçlunun rücû alacağı, onun ala-
35
Kılıçoğlu, Halefiyet, s. 136, 137.
36
Kılıçoğlu, Halefiyet, s. 137; Oğuzman/Öz, s. 866.
37
BK-Brehm, Art. 50, N 63; Rey, N 1713; CR-Werro, Art.50, N 11; Werro,
Responsabilité, N 1577.
38
BK-Brehm, Art. 50, N 63; CR-Werro, Art.50, N 12; Werro, Responsabilité, N 1578.
39
Corboz, s. 71; CR-Werro, Art.50, N 13; Werro, Responsabilité, N 1579.
Haksız Fiil Sonucu Oluşan Zarardan Birden Çok Kişinin Sorumlu Olduğu Hallerde...146
caklının zararını fiilen tazmin ettiği tarihte doğduğuna ve bu anda mu-
accel olduğuna (BK m. 74) göre, rücû alacağının zamanaşımı da onun
alacaklıya tazminatı ödediği tarihten itibaren işlemeye başlamalıdır.
2. Eksik Teselsülde
a. Rücû Talebinin Tâbi Olduğu Zamanaşımı Süresi
Yargı içtihatlarında ve doktrinde genel olarak eksik teselsüldeki
rücû talebinin halefiyetle güçlendirilmiş olmadığının kabul edildiğine
yukarıda değinmiştik. Buna göre, eksik teselsülde, rücû hakkı sahibi-
nin rücû talebi asıl alacaktan bağımsız, BK m. 51 (İBK m. 51) hükmüne
dayalı bir talep hakkıdır.
40
Eksik teselsülde zararı tazmin eden sorumlunun diğer sorumlula-
ra rücû talebinin hukukî temeli ve buna bağlı olarak hangi zamanaşımı
süresine tâbi olacağı tartışmalıdır. Bir görüşe
41
göre, burada vekâletsiz
iş görme söz konusu olduğundan, vekâletsiz iş görme durumunda
uygulanan İBK m. 67’deki (BK m. 66) bir ve on yıllık sebepsiz zen-
ginleşme zamanaşımı süreleri kıyasen uygulanmalıdır. Bir başka gö-
rüşe
42
göre ise, eksik teselsülde rücû davası, rücû talebinde bulunulan
kişinin, zarar görene karşı sorumluluğunun zamanaşımı süresine tâbi
olmalıdır. Buna göre, kendisine rücû edilen kişi haksız fiil sebebiyle
sorumlu ise, ona karşı yöneltilecek rücû talebinin zamanaşımı süresi
BK m. 60’a, sözleşme sebebiyle sorumlu ise BK m. 125’e göre belirlenir.
Eksik teselsülde rücû talebinin tâbi olduğu zamanaşımı yargı içti-
hatlarında da tartışmaya konu olmuştur. İsviçre Federal Mahkemesi,
eksik teselsülde rücû davasını bir ve on yıllık zamanaşımı sürelerine
tâbi tutmaktadır. Federal Mahkeme, burada bir yıllık kısa zamanaşımı
süresini uygularken, bu sürenin hukukî temelini açıkça ortaya koyma-
maktadır.
43
Bununla birlikte, eksik teselsülde rücû davası bakımından
40
BK-Brehm, Art. 51, N 143; Werro, Responsabilité, N 1629; Pichonnaz, Prescription,
s. 166.
41
BK-Brehm, Art. 51, N 143; Bugnon, s. 144-145; Deschenaux/Tercier, s. 292; Werro,
Responsabilité, N 1629.
42
Tandoğan, s. 392; Gürsoy, s. 79; Oğuzman/Öz, s. 713.
43
Örneğin BGE 115 II 42 = JdT 1989 I 531. Ancak Pichonnaz’nın haklı olarak ifade
ettiği gibi, İsviçre Federal Mahkemesi’nin, eksik teselsülde bir yıllık zamanaşımı
süresini uygularken, rücû talebinin temelinde bir vekâletsiz iş görme niteliği
gördüğüne ilişkin bazı emareler vardır. Örneğin Federal Mahkeme 16.9.2006
TBB Dergisi 2011 (95) Leyla Müjde KURT147
on yıllık uzun zamanaşımı süresinin İBK m. 60 (BK m. 60) hükmüne
kıyasen uygulanacağını ifade etmektedir.
44
Yargıtay’a göre ise, BK m.
51’den doğan bu bağımsız rücû talebi için Kanun’da bir zamanaşımı
süresi öngörülmediğine göre, bu talep genel zamanaşımı süresi olan
BK m. 125’te düzenlenen on yıllık zamanaşımına tâbidir.
45
Kanaatimizce, eksik teselsülde rücû alacağının halefiyetle kuvvet-
lendirilmediği kabul edildiği takdirde, artık alacaklının diğer sorum-
lulara karşı sahip olduğu talep haklarının niteliğinin ve bu taleplerin
tâbi olduğu zamanaşımı sürelerinin zarar görenin zararını tazmin
eden borçlunun rücû hakkına etkisinin olmaması gerekir. Öte yandan,
rücû zamanaşımı hakkında Borçlar Kanunu’nda özel bir düzenleme
de bulunmadığına göre, Borçlar Kanunu’nda başka türlü bir düzenle-
me bulunmadığı takdirde her alacağın on yılda zamanaşımına uğra-
yacağını ifade eden BK m. 125 hükmü gereği, burada rücû alacağının
zamanaşımı süresi on yıl olmalıdır.
tarihli bir kararında “(…) ilgili, bu borcu bir vekâletsiz iş gören gibi sona erdiren
müteselsil borçlu aleyhine zenginleşmiş bulunmaktadır.” ifadelerine yer vermiştir.
Bu kararda Federal Mahkeme bir yıllık zaman aşımı süresinin İBK m. 60’da (BK
m. 60) düzenlenen süre mi, yoksa İBK m. 67’de (BK m. 66) düzenlenen süre mi
olduğuna değinmemiştir. Karar için bkz. BGE 133 III 6 E. 5.3.5 = SJ 2007 I 281-
309. Bu karar hakkında bkz. Pichonnaz, Prescription, s. 166 ve oradaki dn. 41;
Pichonnaz, Pascal/Werro, Franz, “La prescription de l’action récursoire en cas de
solidarité imparfaite, Commentaire de l’ATF 133 III 6”, BR 2007, s. 49.
44
Örneğin BGE 115 II 42 E. 2 = JdT 1989 I 538; BGE 133 III 6 = SJ 2007 I 301-302.
45
Yarg. HGK. 28.11.1979 T., 15-560/1401: “Davacının bu davada rücû isteği halefiyete
dayanan bir rücû talebi değildir. (…) Bu itibarla davalılar ile zarar gören arasındaki
esas ilişkiye uygulanan zamanaşımı süresinin bu davada uygulanması kabul edilemez.
Davacının davalılara rücû isteğinin dayanağı Borçlar Kanununun 51. maddesi gereğince
zarardan müteselsilen sorumlu bir borçlu sıfatiyle muhtelif sebeplerin içtimaı halindeki rücû
kuralıdır. Davacının rücû hakkı Borçlar Kanununun 51. maddesinden doğduğundan ve
kanuna dayanan bu talep hakkı için özel herhangi bir zamanaşımı süresi belli edilmediğinden
davada uygulanması gerekli zamanaşımı süresi Borçlar Kanununun 125. maddesi gereği 10
yıldır.” (Kazancı Bilişim-İçtihat Bilgi Bankası). Bu kararla ilgili olarak bkz. Eren, Fikret,
“Haftung mehrerer Schädiger für den gleichen Schaden”, Die Verantwortlichkeit im Recht,
Band II, Türkisch-schweizerische Juristenwoche 1980 in Zürich und Bern, Zürich 1981,
s. 430. Yarg. 4. HD., 13.2.2006 T., 2005/1282 E., 2006/1010 K.: “BK’ nun 51. maddesi
hükmü uyarınca ve zincirleme ( müteselsil ) olarak sorumlu tutulmuşlardır. Aralarındaki
ilişki, eksik teselsülden doğmaktadır. Bu bakımdan, davacının isteminin dayanağı zarar
görene yaptığı ödeme nedeniyle, onun haklarına halef olmasından kaynaklanmamaktadır.
Şu durumda, zarar gören ile asıl davada sorumlu tutulan arasındaki ilişkiye uygulanan
zamanaşımı süresi eldeki rücû davası yönünden uygulanamaz. Davacının rücû hakkı,
BK’nun 51. maddesinden doğduğuna ve yasaya dayanan bu hak için özel herhangi bir
zamanaşımı süresi de belli edilmediğine göre uygulanması gerekli zamanaşımı süresi
BK’nun 125. maddesi gereğince 10 yıldır.” (Kazancı Bilişim-İçtihat Bilgi Bankası).
Haksız Fiil Sonucu Oluşan Zarardan Birden Çok Kişinin Sorumlu Olduğu Hallerde...148
b. Zamanaşımın Başlangıcı
Bir görüşe
46
göre, her ne kadar eksik teselsülde rücû alacağı mü-
teselsil borçlunun alacaklının zararını tazmin ettiği anda doğacak olsa
da, rücû alacağı için bir yıllık kısa zamanaşımı süresi, alacaklıya ifada
bulunan müteselsil borçlunun rücû hakkını öğrendiği tarihte işlemeye
başlayacaktır. Rücû alacağının doğduğu an ile rücû alacağının tâbi ol-
duğu zamanaşımı süresinin başladığı tarihi ayrıştıran bu görüş, dokt-
rinde haklı bazı eleştirilere maruz kalmıştır. Şöyle ki bu görüş kabul
edildiği takdire, borçlu alacaklıyı tazmin etmeden önceki bir tarihte
diğer borçlulara rücû etme hakkının bulunduğunu öğrendiyse, onun
rücû alacağı daha doğmadan zamanaşımına uğrayabilecektir.
47
Buna karşılık bizim de katıldığımız bir başka görüşe
48
göre, rücû
alacağı bakımından zamanaşımı süresi, müteselsil borçlunun alacak-
lının zararını tazmin ettiği anda, yani alacaklıya ödemenin yapıldığı
anda işlemeye başlar. Zira BK m. 128’e (İBK m. 130 f. 1) göre, zamana-
şımı “alacağın muaccel olduğu zamandan başlar.” O halde rücû alacağının
zamanaşımına uğrayabilmesi için bu hakkın doğmuş olması gerekir.
Rücû alacağı alacaklı müteselsil borçlulardan biri tarafından tatmin
edildiğinde doğacağından
49
, zamanaşımı da bu andan itibaren işleye-
meye başlayacaktır. Yargıtay’ın görüşü de bu yöndedir.
50
46
Bugnon, s. 144-145. İsviçre Federal Mahkemesi önceleri bu görüşte idi. Örneğin
bkz. BGE 127 III 257 = SJ 2002 I 113; BGE 115 II 42 E. 2 = JdT 1989 I 538.
47
BK-Brehm, Art. 51, N 141; Romy, Isabelle, Des obligations solidaires, Art 143-
150, Thévenoz, Luc/Werro, Franz (éd.s), Code des Obligations I, Commentaire
romand, Genève-Bâle-Munich 2003, Art. 148, N 14; CR-Werro, Art. 51, N 35;
Pichonnaz, Prescription, s.168. İsviçre Federal Mahkemesi nispeten yeni tarihli bir
kararında bu görüşe yöneltilen eleştiriyi haklı bulmuştur. BGE 133 III 6 E. 5.2.1 =
SJ 2007 I 287.
48
BK-Brehm, Art 51, N 141; Rey, N 1722; CR-Werro, Art. 51, N 35; Werro, Franz/
Pichonnaz, Pascal, “Note à l’ATF 130 III 362”, BR 2004, s. 179; Gürsoy, s. 79;
Tandoğan, s. 392. İsviçre Federal Mahkemesi de bu görüştedir. Örneğin bkz. BGE
133 III E. 5.3.3 = SJ 2007 I 298-299.
49
BK m. 51’e dayalı rücû alacağı, müteselsil borçlu alacaklının zararını tazmin ettiği
anda doğrudan onun şahsında doğan bir alacaktır. Probst, s. 66. Bu yönde, BGE
130 III 362.
50
Yarg. 4. HD., 9.2.1990 T., 12049 E., 1110 K.: “(…) rücû hakkı hak sahibi olan kişinin
şahsında doğan yeni bir haktır.(…) Bundan çıkan sonuç, rücû hakkının bu hakka sahip
olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel olmasıdır. O halde faize, istek gibi ödeme
gününden itibaren hükmedilmesi gerekirken (…).” (Uygur, Cilt 2, 2511). Yarg. 4. HD.,
25.1.1980 T., 10103 E., 703 K.: “(…) davalı erin davranışı, aynı zamanda davacıya karşı
da bir haksız eylem niteliğindedir ve davacıyı mağdura karşı BK m. 51’e göre ödeme
külfeti altına sokmuştur. (…) tazminat niteliğinde bulunan rücû hakkı, davalının haksız
TBB Dergisi 2011 (95) Leyla Müjde KURT149
Doktrinde ileri sürülen bir görüşe
51
göre, rücû talebi bakımından
on yıllık uzun zamanaşımı süresi, BK m. 60’ın (İBK m. 60) kıyasen uy-
gulanması sonucunda, haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren
işlemeye başlamalıdır. Oysa haksız fiilin meydana geldiği tarihte he-
nüz rücû alacağı doğmamıştır. Kanaatimizce, henüz rücû alacağının
doğmadığı bir dönemde zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması
isabetli olmadığından, rücû alacağı bakımından on yıllık uzun zama-
naşımı süresi de rücû alacağının doğduğu ve muaccel olduğu an olan,
alacaklıya tazminatın ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlamalıdır.
II. 6098 SAYILI TÜRK BORÇLAR KANUNU’NUN KONU İLE
İLGİLİ GETİRDİĞİ YENİ DÜZENLEME
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiilden doğan zarar
sebebiyle birden çok kişinin sorumluluğunu düzenleyen hükümle-
ri, İsviçre’de 2000 yılında yayınlanan “Medenî Sorumluluk Hukuku-
nun Gözden Geçirilmesi ve Yeknesaklaştırılmasına İlişkin Federal Kanun
Öntasarısı”nda
52
yer alan düzenlemeler örnek alınarak kaleme alınmış-
tır. Aşağıda önce yeni kanunda tam-eksik teselsül ayrımının kaldırıl-
mış olmasına ve yeni kanunun rücû hakkının niteliğine ve kapsamına
ilişkin düzenlemesine değineceğiz. Daha sonra da yeni kanunun rücû
hakkının tâbi olduğu zamanaşımı bakımından getirdiği özel düzenle-
meyi ele alacağız.
A. TAM TESELSÜL - EKSİK TESELSÜL AYRIMININ
KALDIRILMIŞ OLMASI
YBK’nda haksız fiilden doğan zarar bakımından birden çok kişi-
nin müteselsil sorumluluğu tek maddede düzenlenmiştir. YBK’nun
eyleminden kaynaklandığına ve davacının mal varlığındaki eksilme ödeme gününde
gerçekleştiğine ve özellikle rücû zamanaşımı da ödeme gününden başlayacağına göre, bu
paraya ödeme gününden itibaren faiz yürütülmesi gerekir.” (Uygur, Cilt 2, 2517).
51
Bugnon, s. 145; CR-Romy, Art. 148, N 15; Pichonnaz, Prescription, s. 169. BGE 115
II 42 E. 2 = JdT 1989 I 538; BGE 126 III 161 = JdT 2000 I 292; BGE 133 III E. 5.3.5 = SJ
2007 I 301-302.
52
Bu öntasarı çalışmamızda “İsviçre Öntasarısı” olarak anılacaktır. Bu Öntasarının
tam metni için bkz. http://www.bj.admin.ch/content/dam/data/wirtschaft/
gesetzgebung/haftpflicht/vn-ve-f.pdf.
Haksız Fiil Sonucu Oluşan Zarardan Birden Çok Kişinin Sorumlu Olduğu Hallerde...150
61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya
aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, hakların-
da müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” hükmü getirilmiş-
tir.
53
Bu yeni düzenleme ile kanun koyucu, doktrinde ve yargı içtihat-
larında tam teselsül olarak ifade edilen, ortak kusurlarıyla bir zarara
sebep olan kişilerin müteselsil sorumluluğu (BK m. 50) ile eksik te-
selsül olarak adlandırılan, haksız fiil sonucu meydana gelen zarardan
birden çok kişinin farklı hukukî sebeplerden ötürü müteselsil sorum-
luluğu (BK m. 51) arasındaki ayrımı kaldırmıştır.
54
Böylece kanundan
doğan bu iki teselsül durumu da aynı hükümlere tâbi tutulmuştur.
B. HAKSIZ FİİLDEN ZARAR GÖREN ALACAKLIYI TATMİN
EDEN MÜTESELSİL BORÇLUNUN RÜCÛ HAKKI
YBK’nun 62. maddesinin birinci fıkrasında “Tazminatın aynı za-
rardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün
durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun
ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.” hük-
mü yer almaktadır. Buna göre, artık haksız fiilden doğan zarardan
farklı hukukî sebeplerden ötürü sorumlu olan kişiler kanun gereği
bir rücû sırasına tâbi olmayacak, tıpkı ortak kusurları ile bir zarara
sebep olan kişilerin sorumluluğunda olduğu gibi, borçluların birbi-
53
Bu düzenleme İsviçre Öntasarısı m. 53b f. 1 hükmü ile paraleldir.
54
Kılıçoğlu, Ahmet M., “Haksız Fiillerde Müteselsil Sorumluluk ve Geçici Ödemeler”,
Türk Medenî Kanunu’nun Yürürlüğe Girişinin 80. yılı Münasebetiyle Düzenlenen
Sempozyum, Ankara 2007, s. 166; Kılıçoğlu, Ahmet M., Türk Borçlar Kanunu
Tasarısı’na Eleştiriler, Türkiye Barolar Birliği Yayınları: 140, Ankara 2008, s. 28-
29; Kırca, Çiğdem, “Müteselsil Sorumlulukta Borçlar Kanunu Tasarısı İle Getirilen
Değişiklikler”, Prof. Dr. Fikret Eren’e Armağan, Ankara 2006, s. 665; Yenice, Özge,
Teminat Sözleşmelerinde Rücû İlişkileri, İstanbul 2009, s. 33-34. Doktrinde tam ve
eksik teselsül ayrımının kaldırılması gereken, gereksiz bir ayrım olduğu görüşünü
savunan yazarlar vardır. Bkz. örneğin, Corboz, s. 113 vd.; Oftinger/Stark, Band
I, s. 493 vd.; Deschenaux/Tercier, s. 279; Tercier, Pierre, “Concours d’actions
et solidarité: Où en sommes-nous?”, Quelques questions fondamentales du droit de la
responsabilité civile: actualités et perspectives, Werro, Franz (éd.), Berne 2002, s. 140;
BK-Brehm, Art. 51, N 22; Gauch/Schluep, N 3755; Zahnd, Bernard, Pluralité des
responsables et solidarité, Lausanne 1980, s. 49 vd.; Probst, s. 85; Eren, Haftung, s.
432 vd.; Eren, Borçlar Genel, s. 1167. Buna karşılık, tam ve eksik teselsül ayrımının
gerekli bir ayrım olduğu ve ayrımın kaldırılmasının doğru olmadığı görüşü de
savunulmaktadır. Bkz. Kılıçoğlu, Müteselsil Sorumluluk, s. 170 vd.; Kılıçoğlu,
Eleştiri, s. 29-31.
TBB Dergisi 2011 (95) Leyla Müjde KURT151
rine rücû hakkının bulunup bulunmadığını ve varsa rücû hakkının
kapsamını hâkim tâyin edecektir.
55
Hâkimin bu konuda kullanacağı
kıstaslar ise, bütün durum ve koşullar, özellikle sorumlulardan biri -
ne yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattığı tehlikenin yoğunlu-
ğu olacaktır.
YBK m. 62 f. 2’ye göre ise, “Tazminatın kendi payına düşeninden fazla-
sını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücû
hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” Esasen burada iç iliş-
kide payına düşen miktardan fazlasını ödeyen borçlunun diğer borç-
lulara rücû hakkına sahip olduğunu ve onun yaptığı ödeme oranında
alacaklının haklarına halef olacağını düzenleyen müteselsil borçluluğa
ilişkin genel hükümler tekrarlanmaktadır.
56
Ancak yukarıda da ifade
ettiğimiz üzere, halen yürürlükte olan düzenleme bakımından eksik
teselsül olarak ifade edilen birden çok kişinin aynı zarardan farklı
hukukî sebeplerle sorumluluğu durumda halefiyetin söz konusu ol-
madığı genel olarak kabul edilmektedir. Bu hükümle artık birden çok
kişinin haksız fiilden doğan zarardan farklı hukukî sebeplerle sorumlu
olması durumunda da, alacaklıyı tatmin eden borçlunun alacaklının
haklarına halef olacağı açıklık kazanmıştır.
57
55
Birden fazla kişinin haksız fiilden doğan zarardan farklı hukukî sebeplerle
sorumluluğunda iç ilişkide rücû sırasını açık biçimde düzenleyen BK m. 51
hükmü varken, yeni düzenlemede bu kişilerin rücû ilişkisinin soyut ifadeler
kullanılan kıstaslardan hareketle belirlenecek olması doktrinde eleştirilmektedir.
Bu düzenlemenin hâkimin işini de ağırlaştıracağı ifade edilmektedir. Kılıçoğlu,
Müteselsil Sorumluluk, s. 171-172.; Kılıçoğlu, Eleştiri, s. 31.
56
YBK m. 61’de haksız fiilden doğan zarardan gerek ortak kusurlarıyla zarara
sebep oldukları için, gerekse de farklı hukukî sebeplerden ötürü sorumlu olan
birden çok kişinin sorumluluğunun müteselsil bir sorumluluk olduğu ifade
edilmiştir. Buna göre, YBK m. 62 f. 2 hükmü rücû hakkına ve halefiyete özel olarak
değinmeseydi de yine müteselsil borçluluğu düzenleyen genel hükümler (YBK
m. 167, m. 168) uygulanarak aynı sonuca varılacaktı. Müteselsil sorumlulukta
iç ilişkide paylaşımı düzenleyen YBK m. 167 f. 2 (BK m. 146 f. 1 c. 2)’de payına
düşenden fazla ödemede bulunan borçluya ödediği fazla miktarı diğer müteselsil
borçlulardan talep etme hakkı, yani rücû hakkı zaten tanınmıştır. YBK m. 168 f.
1’de (BK m. 147 f. 1) ise, rücû hakkından yararlanan borçlulardan her birinin ifa
ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı zaten ifade edilmiştir.
Bu sebeple, aslında böyle bir hükme gerek olmadığı doktrinde haklı olarak ifade
edilmektedir. Bkz. Kılıçoğlu, Eleştiri, s. 33; Kılıçoğlu, Müteselsil Sorumluluk,
s. 172; Kırca, s. 667. İsviçre Öntasarısı’nın 53c maddesinin ikinci fıkrasında da
aynı düzenleme yer almaktadır. Bu düzenleme de gereksiz olduğu gerekçesiyle
eleştirilmektedir. Tercier, Solidarité, s. 142.
57
Widmer/Wessner, s. 173; Werro, Responsabilité, N 1564; Kırca, s. 667.
Haksız Fiil Sonucu Oluşan Zarardan Birden Çok Kişinin Sorumlu Olduğu Hallerde...152
C. HAKSIZ FİİLDEN DOĞAN ZARAR SEBEBİYLE
MÜTESELSİLEN SORUMLU OLANLARIN RÜCÛ
TALEPLERİNİN TÂBİ OLDUĞU ZAMANAŞIMI
YBK’nun 73. maddesi, İsviçre Öntasarısı’nın 55c maddesi ile para-
lel bir düzenleme getirmektedir. Bu hükümle, rücû hakkının alacaklı-
nın zararını tazmin eden müteselsil borçlunun şahsında doğan, halefi-
yet ile elde edilenden bağımsız, ayrı bir hak olduğu ve rücû talebinin
zamanaşımı rejiminin de kendi kurallarına tâbi olacağı vurgulanmak-
tadır.
58
Bu durum rücû alacaklısının haksız fiilden zarar gören alacak-
lının haklarına halef olmasına aykırı bir düzenleme de değildir. Zira
halefiyet, rücû hakkını dışlamaz; aksine onu kuvvetlendirir.
59
1. Zamanaşımı Süresi ve Sürenin İşlemeye Başladığı Tarih
YBK m. 73 f. 1’e göre, “Rücû istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve
birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde
tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle za-
manaşımına uğrar.”
60
YBK m. 73 f. 1 hükmü, rücû davasının tâbi olduğu
zamanaşımı bakımından biri kısa, biri uzun olmak üzere iki zamanaşı-
mı süresi düzenlemiştir.
YBK m. 73 f. 1’de düzenlenen iki yıllık kısa zamanaşımı süresi an-
cak iki şart birlikte gerçekleştiğinde işlemeye başlayacaktır. Bu şartlar-
dan ilki, haksız fiilden zarar gören alacaklıya tazminatın tamamının
ödenmesidir. Bu noktada belirleyici olan, borçluyu tazminat ödemeye
mahkûm eden mahkeme hükmünün verildiği veya ödemeye ilişkin iş-
leminin yapıldığı tarih değil, ödemenin fiilen gerçekleştiği tarih olma-
lıdır.
61
Zamanaşımının başlangıcı bakımından borcun ödendiği, dola-
yısıyla rücû alacağının doğduğu tarihin esas alınması, zamanaşımının
alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağını öngören BK m. 128
(YBK m. 149) hükmüyle uyumludur.
62
58
Widmer/Wessner, s. 225; Wessner, Révision, s.154; Kırca, s. 666.
59
Wessner, Révision, s. 154; Kırca, s. 666-667.
60
İsviçre Öntasarısı’nın 55c maddesinin 1. fıkrasındaki düzenleme ise şöyledir:
“Rücû davası tazminatın tamamen ödendiği ve sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten
itibaren üç yılda zamanaşımına uğrar; bu dava her durumda zarar veren olayın meydana
geldiği veya sona erdiği andan itibaren yirmi yılda zamanaşımına uğrar.”
61
Wessner, Révision, s. 155.
62
Pichonnaz, Prescription, s. 168.
TBB Dergisi 2011 (95) Leyla Müjde KURT153
İki yıllık kısa zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için ger-
çekleşmesi gereken ikinci şart ise, rücû alacaklısının rücû edebileceği
kişiyi öğrenmiş olmasıdır. O halde, birden çok rücû borçlusu varsa,
bunların her birine yöneltilecek rücû talebi bakımından zamanaşı-
mının başlangıcı farklı olabilecektir.
63
Burada da rücû alacaklısının
gerekli özeni gösterseydi diğer müteselsil sorumluyu öğrenebileceği
an değil, onun diğer müteselsil sorumluyu fiilen öğrendiği an esas
alınacaktır.
64
YBK m. 73 f. 1’e göre, on yıllık uzun zamanaşımı süresi, haksız
fiilden zarar gören alacaklının başvurduğu müteselsil borçlunun, taz-
minatın tamamını alacaklıya ödediği tarihten itibaren işlemeye başla-
yacaktır. Borçlar Kanunu Tasarısı’nda uzun zamanaşımı süresi yirmi
yıl olarak düzenlenmişti ve bu sürenin haksız fiilin işlendiği tarihten
itibaren işlemeye başlayacağı öngörülmüştü (BKT. m. 72 f. 2).
65
Tasa-
rı’daki yirmi yıllık uzun zamanaşımı süresi, teknoloji ve haberleşme
olanaklarının geliştiği, dava yoluyla hak arama bilincinin yükseldiği
günümüz toplumunda çok uzun bir süre olduğu gerekçesiyle eleşti-
rilmişti.
66
Öte yandan, Tasarı’da rücû alacağı bakımından uzun zama-
naşımı süresinin haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren işlemeye baş-
layacağı kabul edilmişti. Tasarı’daki bu düzenleme kabul edilseydi,
haksız fiilin gerçekleştiği tarihin üzerinden yirmi yıl geçtiği halde bu
fiilden doğan zarara ilişkin tazminat davasının yargılama veya hük-
mün icra aşamasının halen devam ettiği durumlarda, zararı tazmin
eden borçlu ödemeyi yaptığı halde, rücû hakkı zamanaşımına uğra-
dığı için diğer borçlulara rücû edemeyecekti. Söz konusu düzenleme
bu sebeple haklı olarak eleştirilmiş
67
ve zamanaşımının başlangıç ta-
rihinin zararın tazmini tarihi olması gerektiği ifade edilmişti.
68
Nite-
kim uzun zamanaşımı süresinin başlangıç tarihine ilişkin Tasarı’daki
düzenleme değiştirilmiş ve YBK m. 73 f. 1 hükmünde uzun zamanaşı-
63
Wessner, Révision, s. 155.
64
Pichonnaz, Prescription, s.168-169; Pichonnaz/Werro, s. 49.
65
Tasarıdaki bu düzenleme, İsviçre Öntasarısı’nın 55c maddesi ile paraleldi. Zira
İsviçre Öntasarısı’nın söz konusu maddesi, rücû alacağı için yirmi yıllık uzun
zamanaşımı süresi kabul etmekte ve bu sürenin zarar veren olay meydana geldiği
tarihte işlemeye başlayacağını ifade etmektedir. Bu konuda bkz. Kılıçoğlu, Eleştiri,
s. 41.
66
Kılıçoğlu, Eleştiri, s. 38, 41.
67
Kılıçoğlu, Eleştiri, s. 42; Kırca, s. 671.
68
Kılıçoğlu, Eleştiri, s. 42.
Haksız Fiil Sonucu Oluşan Zarardan Birden Çok Kişinin Sorumlu Olduğu Hallerde...154
mı süresinin başlangıç tarihi olarak tazminatın tamamının alacaklıya
ödendiği tarih esas alınmıştır. Yeni Borçlar Kanunu’nda zamanaşımı-
nın başlangıç anının fiilî ödeme tarihi olarak kabul edilmesi kanaati-
mizce de isabetli olmuştur. Zira rücû alacağının zamanaşımı süresinin
bu alacağın doğumundan, yani alacaklının tatmininden önceki bir ta-
rih olan zararın gerçekleştiği anda işlemeye başladığının kabulü, rücû
alacağının daha doğmadan önce zamanaşımına uğrayabilmesi gibi
hukuken açıklanamayacak bir sonuç doğurur. Oysa muaccel olmayan
bir alacağın, zamanaşımına uğramasından söz edilemez (BK m. 128/
YBK m. 149 f. 1).
69
2. Bildirim Külfeti
YBK m. 73 f. 2’ye göre, “Tazminatın ödenmesi kendisinden istenilen
kişi, durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmek zorundadır. Aksi
takdirde zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği
tarihte işlemeye başlar.” Bu düzenleme İsviçre Öntasarısı’nın 55c mad-
desinin 2. fıkrasına karşılık gelmektedir.
a. Amacı ve İşlevi
Alacaklının başvurmadığı müteselsil borçlular, borçlulardan biri-
ne karşı açılmış olan tazminat davasından ve buna bağlı olarak tazmi-
natı ödeyen borçlunun kendilerine rücû edebileceğinden geç haberdar
olurlarsa, olumsuz bazı sonuçlarla karşı karşıya kalırlar. Öncelikle bu
kişiler, usul hukukuna göre müdahale edebilecekleri bir dava söz ko-
nusu ise, asıl davaya müdahale etme imkânını kaybedebilirler.
70
Öte
yandan, alacaklının başvurmadığı müteselsil borçlular, kendilerine
yöneltilebilecek rücû talebinden haberdar olmadıklarından sorum-
luluktan tamamen veya kısmen kurtulmalarını sağlayabilecek ispat
araçlarını muhafaza etmeyebilirler.
71
Kendilerine rücû talebi yönelti-
lebilecek olan müteselsil borçluların bu tür olumsuz sonuçlarla karşı-
laşmalarının önüne geçmenin yolu, alacaklının tazminat davası açtığı
borçlunun, durumu gecikmeksizin diğer müteselsil borçlulara bildir-
mesini sağlamaktır.
69
Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Oğuzman/Öz, s.469 vd.; Kılıçoğlu, Borçlar
Genel, s. 664-665.
70
BGE 133 III 6 E. 5.3.5 = SJ 2007 I 302.
71
Wessner, Révision, s. 155; Pichonnaz, Prescription, s. 173. Bu yönde, BGE 133 III 6
E. 5.3.5 = SJ 2007 I 302.
TBB Dergisi 2011 (95) Leyla Müjde KURT155
b. Hukukî Niteliği ve Yerine Getirilmesi
Bu doğrultuda olmak üzere, YBK m. 73 f. 2 c. 1 hükmüyle alacaklı-
nın başvurduğu müteselsil borçlunun, bu başvuruyu diğer müteselsil
borçlulara bildirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu bildirim ödevi hu-
kuken bir külfet (Obliegenheit/incombance) niteliğindedir.
72
Alacaklı-
nın başvurduğu borçlunun bu başvuruyu diğer müteselsil sorumlula-
ra ihbar edebilmesi için, kuşkusuz öncelikle onun diğer sorumluların
kimliklerini tespit etmiş olması gerekir.
73
Borçlu ancak kendisine kar-
şı tazminat davası açıldığı takdirde, zarar görenin diğer sorumlulara
başvurmadığını öğrenebileceğinden, ondan ancak tazminat davasının
açıldığı tarihten itibaren gecikmeksizin davayı diğer sorumlulara ih-
bar etmesi beklenebilir.
74
Kanunda bildirimin nasıl gerçekleştirileceği
konusunda özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda açı-
lan tazminat davasının ihbarı bakımından bu konudaki genel düzenle-
me olan HUMK 49-52 hükümleri uygulama alanı bulacaktır.
75
c. Yerine Getirilmemesinin Müeyyidesi
Acaba borçlu bildirim külfetini yerine getirmezse, bunun müey-
yidesi ne olacaktır? Alacaklının tazminat talep ettiği borçluyu diğer
müteselsil borçlulara bildirimde bulunma külfeti altına sokan bir dü-
zenleme İsviçre Öntasarısı m. 55c f. 2’de de yer almaktadır. Ancak
böyle bir düzenlemeye İsviçre Borçlar Kanunu’nda yer verilmemiştir.
İsviçre Federal Mahkemesi, alacaklının başvurduğu müteselsil borç-
72
Widmer/Wessner, s. 227; Wessner, Révision, s. 155; Pichonnaz, Prescription, s.
177; CR-Werro, Art. 50, N 19.
73
Widmer/Wessner, s. 227; Wessner, Révision, s. 155.
74
Pichonnaz’nın haklı olarak belirttiği gibi, zarara uğradığını iddia eden bir kişinin
basit bir tazminat talebi üzerine, bu talebin yöneltildiği kişinin muhtemel tüm
sorumlulara bildirimde bulunması beklenemez. Pichonnaz, Prescription, s. 177.
Buna karşılık, İsviçre Öntasarısı’nı hazırlayanlar, bildirim külfetinin doğması
için alacaklının mutlaka borçlulardan birine karşı tazminat davası açmış
olması gerekmediğini, bunun için alacaklının müteselsil borçlulardan birinden
dava açmaksızın tazminat talebinde bulunmuş olmasının yeterli olduğunu
ifade etmektedirler. Widmer/Wessner, s. 227; Wessner, Révision, s. 155. Oysa
kanaatimizce henüz tazminat davasının açılmadığı bir safhada sürecin nasıl
gelişeceği belirgin hale gelmediğinden, kendisine yazılı veya sözlü olarak basit bir
tazminat talebi yöneltilen kişi, bu talebi muhtemel sorumlulara ihbar etme külfeti
altına sokulmamalıdır.
75
Rücû davalarında davanın ihbarı konusunda bkz. Karslı, s. 191 vd. Genel olarak
usul hukukunda davanın ihbarının etkisi konusunda bkz. Atalı, Murat, Medenî
Usul Hukukunda Davanın İhbarı, Yetkin Yayınları, Ankara 2007, s. 141 vd.
Haksız Fiil Sonucu Oluşan Zarardan Birden Çok Kişinin Sorumlu Olduğu Hallerde...156
lunun diğer borçlulara bildirimde bulunması külfetini, zarar gören
(asıl) alacaklıya borcu zamanaşımına uğramış olan müteselsil borçlu-
lar
76
bakımından ele almıştır. İsviçre Federal Mahkemesi, zarar gören
alacaklının başvurduğu borçlu, alacaklıya karşı borcu zamanaşımına
uğramış olan bir müteselsil borçluya rücû etmek istediği takdirde, onu
dürüstlük kurallarına göre kendisinden beklenebilecek en kısa sürede
başvuracağı borçluya bildirimde bulunmakla yükümlü tutmuştur. Fe-
deral Mahkeme, MK m. 2 f. 2’deki hakkın kötüye kullanılması yasağın-
dan hareket ederek, alacaklının zararını tazmin eden ancak rücû etmek
istediği müteselsil borçluya zamanında böyle bir bildirimde bulunma-
yan borçlunun, rücû talebi henüz zamanaşımına uğramamış olsa dahi,
rücû hakkını kullanamayacağına hükmetmiştir.
77
YBK’nda bildirim külfetinin yerine getirilmemesi hali için rücû hak-
kının kullanılamaması gibi ağır bir müeyyide getirilmemiştir. YBK’na
göre, bildirimin yapılmamasının, yani alacaklının yönelttiği tazminat
talebinin diğer müteselsil borçlulara ihbar edilmemesinin müeyyide-
si, iki yıllık kısa zamanaşımının bildirimin dürüstlük kurallarına göre
yapılabileceği tarihten itibaren işlemeye başlayacak olmasıdır.
78
Ancak
hükümde yer alan “bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği ta-
rih” ifadesi net bir ifade değildir. Zamanaşımının işlemeye başlayacağı
tarihi (dies a quo) net olarak ortaya koymayan bu ifade, bazı yazarlarca
haklı olarak eleştirilmektedir.
79
Buna karşılık, diğer bazı yazarlar,
80
bu
net olmayan başlangıç tarihini hukuk güvenliği açısından eleştirmekle
76
Zarar gören alacaklının başvurmadığı müteselsil borçlulara karşı olan alacağı
zamanaşımına uğradığı halde, alacaklının zararını tazmin eden borçlunun,
bu kişilere karşı rücû alacağı henüz zamanaşımına uğramamış olabilir. Zira
haksız fiilden zarar gören alacaklının tazminat alacağı bakımından zamanaşımı
süresi haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işlemeye başladığı halde,
alacaklının zararını tazmin eden borçlunun rücû alacağı için zamanaşımı süresi
onun ödemeyi fiilen yaptığı ve rücû edebileceği kişiyi öğrendiği anda işlemeye
başlayacaktır. Bu konuda bkz. Pichonnaz, Prescription, s. 175; Wessner, Solidarité,
s. 311.
77
BGE 127 III 257 E. 6c; BGE 133 II 6 E. 5.3.5 = SJ 2007 I 302.
78
Widmer/Wessner, s. 227; Wessner, Révision, s. 155-156; Kırca, s. 671.
79
Kendisine dava açılan kişinin bu sırada diğer sorumluları bilip bilmediğinin
belirlenmesi kesin olmayan bir olgu olduğu gibi, bildirimin ne zaman dürüstlük
kurallarına göre uygun zamanda yapılmış sayılacağı da belirsizlik taşımaktadır.
Pichonnaz, Prescription, s. 176; Kırca, s. 672.
80
Chappuis, Benoît, “Quelques réflexions d’un praticien sur l’avant-projet de loi fédérale
sur la révision et l’unification du droit de la responsabilité civile”, La réforme du droit de
la responsabilité civile, Foëx, Bénédict / Werro, Franz (éd.s), Zurich 2004, s. 137-138.
TBB Dergisi 2011 (95) Leyla Müjde KURT157
birlikte, alacaklının başvurduğu ve başvurmadığı müteselsil borçlula-
rın menfaatlerinin ancak böyle bir düzenleme ile dengelenebileceğini
ifade etmektedirler. Burada bildirimin dürüstlük kurallarına göre ya-
pılması gereken tarihi hâkim tâyin edecektir (MK m. 4). Örneğin İsviç-
re Federal Mahkemesi kendisine karşı tazminat davası açılan borçlu-
nun davanın açıldığı tarihten bir ay sonra dava edilmeyen müteselsil
borçluya ihbarda bulunmasını dürüstlük kurallarına uygun bulurken,
alacaklının dava açtığı bir başka borçlunun diğer müteselsil borçluya
dava tarihinden yirmi iki ay sonra ihbarda bulunmasını dürüstlük ku-
rallarına aykırı bulmuştur.
81
Rücû hakkının tâbi olduğu zamanaşımı süresinin başlangıcı bakı-
mından YBK m. 73’ün 1. fıkrası ile 2. fıkrası birlikte yorumlanması ge-
reken, farklı düzenlemeler getirmektedir.
82
Kanaatimizce, bu iki hüküm
şu şekilde yorumlanmalıdır: Alacaklının kendisine tazminat davası aç-
tığı, bildirim külfeti altında olan borçlu, rücû edeceği diğer sorumlula-
ra davayı ihbar ettiği, yani bildirim külfetini yerine getirdiği takdirde
YBK m. 73 f. 1 hükmü uygulanmalıdır. Buna göre, ihbarda bulunduğu-
na göre diğer sorumluları öğrenmiş olan borçlu, alacaklının zararının
tamamını tazmin ettiği anda rücû alacağı bakımından iki yıllık kısa za-
manaşımı süresi işlemeye başlayacaktır. Buna karşılık, alacaklının taz-
minat davası açtığı borçlu diğer müteselsil borçlulara bu durumu ihbar
etmediyse, YBK m. 73 f. 2 hükmü uygulanacaktır. Bu takdirde iki yıllık
zamanaşımı süresi, ihbarda bulunmayan borçlunun alacaklının zararını
fiilen tazmin ettiği tarih dikkate alınmaksızın, dürüstlük kuralı gereği
borçlunun tazminat talebini diğer sorumlulara ihbar etmesi gereken
tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Kendisinden tazminat talep
edilen borçlunun rücû alacağı onun alacaklıya tazminatı ödediği anda
doğduğuna göre, bu son durumda henüz daha rücû alacağı doğmadan,
bu alacak bakımından zamanaşımı süresi işlemeye başlamış olmaktadır.
Kanun koyucunun burada sorumlulardan birine yöneltilen tazminat ta-
lebi kendilerine ihbar edilmeyen diğer müteselsil sorumluları korumak,
alacaklının kendisine yönelttiği tazminat talebini diğer sorumlulara ih-
bar etmeyen borçluyu ise, rücû alacağının zamanaşımı süresini erken
işletmeye başlayarak cezalandırmak istediği anlaşılmaktadır. Ancak
81
BGE 133 II 6 E. 6. = SJ 2007 I 305-308.
82
Bu maddenin iki fıkrasının birbiriyle çeliştiği ve bu çelişkinin giderilmesi gerektiği
konusundaki eleştiri için bkz. Kılıçoğlu, Eleştiri, s. 43.
Haksız Fiil Sonucu Oluşan Zarardan Birden Çok Kişinin Sorumlu Olduğu Hallerde...158
müteselsil borçlular arasındaki menfaatler dengesini sağlamak için dahi
olsa, zamanaşımının alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağını
öngören BK m. 128 (YBK m. 149 f. 1) hükmüne aykırı olarak, rücû ala-
cağı için zamanaşımı süresini bu alacağın muaccel olmasından önceki
bir tarihten başlatmak isabetli olmamıştır.
83
Kanaatimizce bu durumda
İsviçre Federal Mahkemesi’nin yukarıda değindiğimiz içtihadındaki
84
çözümün benimsenmesi, yani alacaklının kendisine yönelttiği tazminat
talebini dürüstlük kurallarının gerektirdiği süre içinde diğer müteselsil
borçlulara ihbar etmeyen borçlunun, bu sorumlulara yönelteceği rücû
talebinin hakkın kötüye kullanıldığı (MK m. 2 f. 2) gerekçesiyle redde-
dilmesi, daha uygun bir çözüm olurdu.
SONUÇ
Rücû talebinin tâbi olduğu zamanaşımı hem rücû hakkı sahibi
borçlu, hem de kendilerine rücû edilebilecek diğer müteselsil borçlular
bakımından önemli bir meseledir. Bu meselenin Borçlar Kanunu’nda
düzenlenmemiş olması doktrinde ve yargı kararlarında görüş ayrılık-
larını beraberinde getirmiştir. Halen yürürlükte olan 818 s.lı Borçlar
Kanunu çerçevesinde durum şudur: Tam teselsülde, rücû davasının
zamanaşımı süresini belirleyecek olan, halefiyetle kuvvetlendirilmiş
olan alacaktır. Bu konuda Kanun’da özel bir düzenleme bulunmadığı
için, rücû talebi, müteselsil borçlunun alacaklıya ödemede bulunarak
halef olduğu alacaklının alacağının, yani haksız fiil alacağının tâbi ol-
duğu zamanaşımı süresi olan BK m. 60 f. 1’de düzenlenen bir ve on
yıllık zamanaşımı sürelerine tâbi olmalıdır. Eksik teselsülde ise, rücû
alacağının halefiyetle kuvvetlendirilmiş olmadığı kabul edildiğine
göre, kanunda zamanaşımı konusunda herhangi bir düzenleme bu-
lunmadığı için genel zamanaşımı süresi olan BK m. 125’te düzenle-
nen zamanaşımı süresi uygulama alanı bulacaktır. Rücû alacağı tam
teselsülde de, eksik teselsülde de müteselsil borçlu alacaklıyı tatmin
ettiği, yani tazminatı ödediği anda doğan ve muaccel olan bir alacak-
83
Kırca, bu düzenlemeyi haklı olarak eleştirmektedir. Yazara göre, diğer sorumlulara
bildirimde bulunmak dürüstlük kuralının gereği ise, bu durumda bildirimde
bulunmamanın yaptırımı zamanaşımı süresinin başladığı tarihi değiştirmek
değil, genel kuralları uygulamak olmalıdır. Kırca, s. 672.
84
BGE 133 II 6 E. 5.3.5 = SJ 2007 I 302.
TBB Dergisi 2011 (95) Leyla Müjde KURT159
tır. Bu sebeple, her iki durumda da alacaklının zararını tazmin eden
borçlunun rücû hakkı bakımından zamanaşımı süresi ödemenin fiilen
gerçekleştiği andan işlemeye başlayacaktır.
6098 s.lı Yeni Borçlar Kanunu’nda, haksız fiilden doğan zarardan
birden çok kişinin sorumlu olması halinde rücû hakkı sahibi borç-
lunun rücû talebinin tâbi olduğu zamanaşımı özel olarak düzenlen-
miştir. Yeni kanun, eksik teselsül-tam teselsül ayrımını kaldırmıştır.
Ayrıca alacaklıya iç ilişkide payına düşenden fazla ödemede bulunan
borçlunun bu oranda alacaklının haklarına halef olacağı esasını, sade-
ce ortak kusurları ile bir zarara sebep olan kişiler bakımından değil,
aynı zarardan farklı hukukî sebeplerden ötürü sorumlu olan kişiler ba-
kımından da kabul etmiştir. Yeni kanuna göre, rücû talebi tazminatın
tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten
başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarih-
ten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacaktır (YBK
m. 73 f. 1). Rücû talebinin zamanaşımı süresinin ve işlemeye başladığı
tarihin yeni kanunda açıkça ifade edilmiş olması, bu konudaki tartış-
malara son vermesi ve hukukî güvenliği sağlaması bakımından olum-
lu bir gelişmedir.
Yeni Borçlar Kanunu, rücû hakkı sahibi borçluya ihbar külfeti yük-
lemiştir. Zarar görenin tazminat talep ettiği borçlu, durumu diğer mü-
teselsil borçlulara bildirmek zorundadır. Aksi takdirde, rücû talebinin
zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği
tarihte işlemeye başlayacaktır (YBK m. 73 f. 2). Ancak bildirim külfe-
tinin ihlâli halinde, rücû alacağının tâbi olduğu zamanaşımı süresinin
bu alacağın henüz doğmadığı bir tarihten, yani bildirimin dürüstlük
kurallarına yapılması gereken tarihten itibaren işlemeye başlayacağı-
nın kabulü isabetli olmamıştır. Alacaklıyı tatmin eden borçlunun dü-
rüstlük kurallarına aykırı biçimde diğer müteselsil borçlulara ihbarda
bulunmamış olmasının müeyyidesi, ona rücû hakkının kullandırılma-
ması (MK m. 2 f. 2) olabilirdi.
Haksız Fiil Sonucu Oluşan Zarardan Birden Çok Kişinin Sorumlu Olduğu Hallerde...160
KAYNAKLAR
Akıntürk, Turgut, Müteselsil Borçluluk, Ankara 1971.
Atalı, Murat, Medenî Usul Hukukunda Davanın İhbarı, Yetkin Yayınları,
Ankara 2007.
Brehm Roland, OR- Art. 41-61: Die Entstehung durch unerlaubte Hand-
lungen, Berner Kommentar, 3. Aufl., 2006. (Kısaltma: BK-Brehm)
Bugnon, Hubert, L’action récursoire en matière de concours de
responsabilité, Fribourg 1982.
Canyürek, Murat, Müteselsil Borçlulukta İç ve Dış İlişkiler, Vedat Kitap-
çılık, İstanbul 2003.
Chappuis, Benoît, “Quelques réflexions d’un praticien sur l’avant-projet de loi
fédérale sur la révision et l’unification du droit de la responsabilité civile”, La
réforme du droit de la responsabilité civile, Foëx, Bénédict / Werro, Franz
(éd.s), Zurich 2004, s. 123-141.
Corboz, Bernard, La distinction entre solidarité parfaite et solidarité im-
parfaite, Genève 1974.
Deschenaux, Henri/Tercier, Pierre, La responsabilité civile, 2. éd., Berne
1982.
Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınevi, 10. Bası,
İstanbul 2009. (Kısaltma: Eren, Borçlar Genel)
Eren, Fikret, “Haftung mehrerer Schädiger für den gleichen Schaden”, Die Verant-
wortlichkeit im Recht, Band II, Türkisch-schweizerische Juristenwoche 1980 in
Zürich und Bern, Zürich 1981, s. 403 vd. (Kısaltma: Eren, Haftung)
Gauch, Peter/Schluep, Walter R., Schweizerisches Obligationenrecht, All-
gemeiner Teil, Bd. II, 9. Aufl., Zürich 2008.
Gautschi, Alain, Solidarschuld und Ausgleich, Zürich 2009.
Gürkanlar, Metin, Bir Zarara Birlikte Neden Olan Birden Çok Kişinin So-
rumluluğu (BK m. 50), Ankara 1982.
Gürsoy, K. Tahir, “Birden Fazla Kimselerin Aynı Zarardan Dolayı Sorumlulu-
ğu”, AÜHFD 1973, S. 1-4, C. XXX, s. 45-57.
Karacabey, Ö.Faruk, “Haksız Fiillerde Zamanaşımı (BK m. 60)”, Yagıtay Der-
gisi, Ankara 1978, C. 4, S. 4, s. 477-502.
Karslı, Abdurrahim, Usul Hukuku Açısından Rücû Davaları, İstanbul
1994.
Kılıçoğlu, Ahmet M., “Özel ve Sosyal Sigortalarda Halefiyet ve Rücû”, AÜHFD
TBB Dergisi 2011 (95) Leyla Müjde KURT161
1974, S. 1-2, C. XXXI, s. 395-443. (Kısaltma: Kılıçoğlu, Rücû)
Kılıçoğlu, Ahmet M., Türk Borçlar Hukukunda Kanunî Halefiyet, Ankara
1979. (Kısaltma: Kılıçoğlu, Halefiyet)
Kılıçoğlu, Ahmet M., “Haksız Fiillerde Müteselsil Sorumluluk ve Geçici Öde-
meler”, Türk Medenî Kanunu’nun Yürürlüğe Girişinin 80. yılı Münasebe-
tiyle Düzenlenen Sempozyum, Ankara 2007, s. 163 vd. (Kısaltma: Kılı-
çoğlu, Müteselsil Sorumluluk).
Kılıçoğlu, Ahmet M., Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’na Eleştiriler, Türkiye
Barolar Birliği Yayınları: 140, Ankara 2008. (Kısaltma: Kılıçoğlu, Eleştiri)
Kılıçoğlu, Ahmet M., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Turhan Yayınevi,
11. Bası, Ankara 2009. (Kısaltma: Kılıçoğlu, Borçlar Genel)
Kırca, Çiğdem, “Müteselsil Sorumlulukta Borçlar Kanunu Tasarısı İle Getirilen
Değişiklikler”, Prof. Dr. Fikret Eren’e Armağan, Ankara 2006, s. 641-677.
Nomer, Halûk N., Haksız Fiil Sorumluluğunda Maddî Tazminatın Belir-
lenmesi, İstanbul 1996.
Oftinger, Karl/Stark, Emil W., Schweizerisches Haftpflichtrecht - Band
II/1, 4. Aufl., Zürich 1987.
Oğuzman, Kemal/Öz, Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Vedat
Kitapçılık, 8. Bası, İstanbul 2010.
Pichonnaz, Pascal, “La prescription de l’action récursoire”, La pluralité des res-
ponsables, Berne 2009, s. 155-188. (Kısaltma: Pichonnaz, Prescription)
Pichonnaz, Pascal, De l’extinction des obligations, Art. 127-142, Thévenoz,
Luc/Werro, Franz (éd.s), Code des Obligations I, Commentaire ro-
mand, Genève-Bâle-Munich 2003. (Kısaltma: CR-Pichonnaz)
Pichonnaz, Pascal/Werro, Franz, “La prescription de l’action récursoire en
cas de solidarité imparfaite, Commentaire de l’ATF 133 III 6”, BR 2007, s.
48-52.
Probst, Thomas, “La solidarité imparfaite”, La pluralité des responsables, Berne
2009, s. 51 vd.
Rey, Heinz, Ausservertragliches Haftpflichtrecht, 3. Aufl., Zürich-Basel-
Genf 2003.
Romy, Isabelle, Des obligations solidaires, Art 143-150, Thévenoz, Luc/
Werro, Franz (éd.s), Code des Obligations I, Commentaire romand,
Genève-Bâle-Munich 2003. (Kısaltma: CR-Romy)
Tandoğan, Halûk, Türk Mes’uliyet Hukuku, Vedat Yayıncılık, İstanbul
2010.
Haksız Fiil Sonucu Oluşan Zarardan Birden Çok Kişinin Sorumlu Olduğu Hallerde...162
Tekinay, Selâhattin S./Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ,
Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Filiz Kitabevi, 7. Bası, İs-
tanbul 1993.
Tercier, Pierre, “Concours d’actions et solidarité: Où en sommes-nous?”, Quel-
ques questions fondamentales du droit de la responsabilité civile: actualités et
perspectives, Werro, Franz (éd.), Berne 2002, s. 115-169. (Kısaltma: Ter-
cier, Solidarité)
Uygur, Turgut, Açıklamalı, İçtihatlı Borçlar Kanunu, Sorumluluk ve Tazmi-
nat Hukuku, Cilt 2, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2003. (Kısaltma: Uygur,
Cilt 2)
Uygur, Turgut, Açıklamalı, İçtihatlı Borçlar Kanunu, Sorumluluk ve Tazmi-
nat Hukuku, Cilt 3, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2003. (Kısaltma: Uygur,
Cilt 3)
Werro, Franz, La responsabilité civile, Berne 2005. (Kısaltma: Werro,
Responsabilité)
Werro, Franz, Des obligations résultant d’actes illicites, Art. 41-61,
Thévenoz, Luc/Werro, Franz (éd.s), Code des Obligations I, Commen-
taire romand, Genève-Bâle-Munich 2003. (Kısaltma: CR-Werro)
Werro, Franz/Pichonnaz, Pascal, “Note à l’ATF 130 III 362”, BR 2004, s. 179-
180.
Wessner, Pierre, “La prescription des actions réparatoires et récursoires au regard
de la révision totale du droit de la responsabilité”, Koller, Alfred (éd.), Haftp-
flicht- und Versicherungsrechtstagung 1997, St. Galllen 1997, s. 143-161.
(Kısaltma: Wessner, Révision)
Wessner, Pierre, “La prescription de l’action récursoire en cas de solidarité im-
parfaite: quelques mots sur un arrêt de portée considérable”, Zen-Ruffinen,
Piermarco (éd.), Le temps et le droit: recueil de travaux offerts à la Journée de
la Société suisse des juristes 2008, Bâle 2008, s. 309-319. (Kısaltma: Wess-
ner, Solidarité)
Widmer, Pierre/Wessner, Pierre, Avant-projet de révision et d’unification
du droit de la responsabilité civile, Rapport explicatif, Berne 2000.
Von Tuhr/Escher, Allgemeiner Teil des Schweizerisches Obligationen-
recht, Bd. II, Zürich 1974.
Yenice, Özge, Teminat Sözleşmelerinde Rücû İlişkileri, İstanbul 2009.
Zahnd, Bernard, Pluralité des responsables et solidarité, Lausanne 1980.