1
*
Ar. Gör., Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Medeni Usul ve İcra - İflas Huku-
ku Anabilim Dalı.
YENİ İSVİÇRE FEDERAL MEDENÎ USÛL
YASASI’NDA YER ALAN TOPLULUK DAVASI
(m. 89) ÜZERİNE KISA BİR NOT
“MEMORANDUM REGARDING THE GROUP LITIGATION (ARTICLE
89) IN THE NEW SWISS FEDERAL CODE OF CIVIL PROCEDURE”
Cenk AKİL
*
Özet : İsviçre’de 1.1.2011 tarihinden itibaren geçerli olmak
üzere federal düzeyde Medenî Usûl Yasası yürürlüğe girmiştir.
Anılan Yasa’nın 89. maddesi ile topluluk davası kabul edilmiştir.
Buna göre üyelerinin yahut belli menfaat gruplarının menfaatle-
rini korumaya yetkili dernekler ve diğer kuruluşlar kendi adlarına
ilgililerin haklarına yönelik ihlal tehdidinin men edilmesi, mevcut
ihlalin tespiti yahut ihlalin hukuka aykırılığının tespiti için dava
açabilirler.
Anahtar Kelimeler : Medenî yargılama hukuku, İsviçre
Medenî Usûl Yasası, hukukî himaye, topluluk davası.
Abstract : The Code of Civil Procedure at federal level has
entered into force in Switzerland being effective from the date
of 1.1.2011. The group litigation has been adopted with the Article
89 of the mentioned Code. According to this, associations and
other institutions which are entitled to protect the interests of
their members or of certain interest groups may bring an action
before the court on their behalf for the bar of the threat of vio-
lation, declaration of the existing violation or declaration of the
contrariety to law of the violation directed to the rights of those
concerned.
Keywords : Civil procedure law, The Swiss Code of Civil
Procedure, legal protection, group litigation.
Yeni İsviçre Federal Medenî Usûl Yasası’nda Yer Alan Topluluk Davası...164
GİRİŞ
Günümüz toplumlarının ulaşmış oldukları sosyal, endüstriyel
ve ticari düzey yeni hukukî düzenlemelerin yapılmasını da zorunlu
kılmaktadır. Diğer bir deyişle hukuk düzenleri çağdaş toplumların
ihtiyaçlarına cevap vermek zorunda kalmaktadır. Bunun bir sonucu
olarak özellikle kitlelerin müşterek sorunlarda kendi haklarını himaye
edebilmeleri ve adalete ulaşabilmeleri için topluluk davasına ilişkin
düzenlemeler kaçınılmaz hale gelmiştir. Nitekim bu gelişmelere parel
olarak 12.1.2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun
113. maddesinde de topluluk davası
1
düzenlenmiştir
2
. Bu hükme göre
dernekler ve diğer tüzel kişiler, statüleri çerçevesinde, üyelerinin veya
mensuplarının yahut temsil ettikleri kesimin menfaatlerini korumak
için, hukuka aykırı durumun giderilmesi yahut ilgililerin gelecekte-
ki haklarının ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için dava açabilirler.
Bu hüküm kabul edilirken yeni İsviçre Federal Medenî Usûl Yasası m.
89’da düzenlenmiş bulunan topluluk davasına ilişkin düzenlemeden de
yararlanılmıştır. Aşağıda söz konusu düzenleme kısaca tanıtılacaktır.
I- GENEL OLARAK
Topluluk davası medenî yargılama hukukunda kolektif hukukî
himayeyi
3
sağlayan araçlardan biri olarak görülmektedir
4
. Kolektif
1
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı’nın 118. maddesine karşılık gelen bu
maddenin başlığı Tasarıda “grup davası” idi. Daha sonra başlık “topluluk davası”
olarak değiştirilmiştir. Bu konuda bkz. Yavuz Alangoya / Kamil Yıldırım / Nev-
his Deren-Yıldırım, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı, Değerlendirme ve Öneriler,
İstanbul 2006, s.61; İbrahim Özbay, “Grup Davalarına Kavramsal Bir Yaklaşım ve
Ortak Hukuk (Common Law) Sistemlerinde Grup Davalarına İlişkin Gelişmeler”, (Prof.
Dr. Hüseyin Ülgen’e Armağan, İstanbul 2007, s. 1967-1988), s. 1988.
2
Topluluk davası medeni yargılama kanunumuza ilk defa 6100 sayılı Hukuk Mu-
hakemeleri Kanunu ile girmişse de bundan önce de hukukumuzun topluluk da-
vasına tamamıyla yabancı olduğu söylenemez. Topluluk davasına ilişkin çeşitli
kanunlardaki düzenlemeler için bkz. İbrahim Özbay, Grup Davaları, Ankara 2009,
s. 209 vd.; Emel Hanağası, Davada Menfaat, Ankara 2009, s. 220 vd.; Eser Tekeli,
Grup Davası (Tezsiz Yüksek Lisans Dönem Projesi), Ankara 2008, s. 20 vd.
3
Kollektif hukukî himayenin altında kolektif menfaat yatmaktadır. “Kolektif menfa-
at” kavramı hakkında geniş bilgi için bkz. Hanağası, s. 195 vd. Toplumsal geliş-
menin kolektif menfaatlerin korunmasını faydalı; hatta zorunlu kıldığına ilişkin
olarak bkz. İlhan Postacıoğlu, “Dava Teorisi Üzerine Bazı Mülahazalar” (Tahir Taner
Armağanı, İstanbul 1956, s. 737-752), s. 744.
4
Dominik Gasser / Brigitte Rickli, Schweizerische Zivilprozessordnung, Kurzkommen-
TBB Dergisi 2011 (95) Cenk AKİL165
hukukî himaye yolları hakları ihlâl edilenlerin zarar verenler hakkında
dava açmaktan kaçınmaları, yani haklarını koruma hususunda göster-
dikleri pasif tutum nedeniyle kabul edilmiştir
5
.
Topluluk davası derneklere ve diğer kuruluşlara belli şartlar altın-
da temsil ettiği kişilerin kişilik haklarının ihlâli halinde ilgili kişi hak-
kında kişilik hakkı ihlâlini toplu olarak ileri sürmesine imkân veren
bir davadır. Burada derneklere kendi menfaatleri ihlâl edilmiş olma-
masına rağmen yabancı menfaatlerin korunması için verilmiş bulunan
bir dava hakkı söz konusudur. Topluluk davasının açılması halinde
davanın sonucundan, sadece dava açan dernek ya da topluluğu temsil
eden tüzel kişi değil, o menfaate ya da hakka sahip olan herkes yarar-
lanmaktadır
6
.
Bilindiği gibi �������������������������������������������������İsviçre������������������������������������������’de Anglo-Sakson hukuku kökenli grup dava-
sı yer almamaktadır
7
. Grup davasına yönelik olarak doktriner, yargı-
tar, Zürich 2010, s. 79. Zira bu dava ile sübjektif hakların tespiti ve hayata geçe-
rilmesinin ötesinde toplu menfaatler ileri sürülmektedir. Bkz. Reinhard Greger,
“Verbansklage und Prozessrechtsdogmatik-Neue Entwicklungen in einer schwierigen
Beziehung” (ZZP 2000/4, s. 399-412), s. 399. Karş. Dietmar Baetge, “Das Recht der
Verbandsklage auf neuen Wegen” (ZZP 1999/3, s. 329-351), s. 330. Anılan son ya-
zar topluluk davası ile ilk etapta sübjektif hakların değil, aksine objektif hukukun
yani kamu menfaatinin hayata geçerildiğini ifade etmiştir. Topluluk davası yolu
ile ferdi-liberal medenî yargılama hukuku anlayışından sapılarak sosyal hukukî
korunma usulünün benimsendiği hakkında bkz. Peter Gilles, “Prozessrechtliche
Probleme von verbraucherpolitischer Bedeutung bei den neuen Verbraucherverbandskla-
gen im deutschen Zivilrecht” (ZZP 1985/1, s. 1-31), s. 2.
5
Nevhis Deren-Yıldırım, “Kollektif Hukukî Himaye-Medenî Usûl Hukukunda Sonun
Başlangıcı mı, Etkin Hukukî Himayenin Vazgeçilmez Unsuru mu?” (YD 1997/1-2, s.
137-154), s. 139.
6
Hakan Pekcanıtez / Oğuz Atalay / Muhammet Özekes, Medenî Usûl Hukuku, 10.
B., Ankara 2011, s. 318.
7
Gerhard Walter, “Mass Tort Litigation in Germany and Switzerland”, Duke Jour-
nal of Comporative&International Law Vol. 11, 2001 (s. 369-379), s. 373; Samuel P.
Baumgartner, “Class Actions and Group Litigation in Switzerland” (http://ssrn.com/
abstract=932064), s. 3 İsviçre hukukunda grup davasının neden kabul edilmek is-
tenmidiği hakkında yasalaştırma sürecinde başlıca iki gerekçe ileri sürülmüştür.
Bunlardan birincisine göre bir kişinin diğerlerine haber dahi vermeksizin onlar
adına bağlayıcı biçimde dava hakkını kullanmasının Avrupa hukuk anlayışana
yabancı olup; davaların bir arada görülmesi konusunda “dava arkadaşlığı” ile “da-
vaların birleştirilmesi” kurumlarından yararlanılabilir. İkinci gerekçeye göre ise
grup davasının işlevselliği menşe ülke konumunda bulunan Amerika Birleşik
Devletleri’nde dahi tartışmalıdır. Buna göre bu dava ciddi organizasyon prob-
lemlerine yol açtığı gibi dava açmakta yetkili grupların tanımlanması ve dava
sonucu elde edilen kazancın paylaştırılmasında da sorunlar yaşanmaktadır. Zira
ilgili grup üyeleri davaya katılmama (opt out) hakkına sahiptirler. Nihayet, grup
Yeni İsviçre Federal Medenî Usûl Yasası’nda Yer Alan Topluluk Davası...166
sal, kültürel ve ekonomik itirazlar ileri sürülmektedir. Bununla birlikte
kitlelere yönelik haksız fiiller bakımından grup davasına duyulan ih-
tiyacı karşılayamaya yönelik başka bir takım hukukî çareler öngörül-
müştür. Bunlardan biri grup davası yoluyla ileri sürülebilecek taleple-
rin hükümet kuruluşları tarafından talep edilebilmesi ve dava konusu
yapılabilmesi; ikincisi ise kitlelere yönelik olarak işlenmiş haksız fiiller
nedeniyle gündeme gelebilen deneme davaları, fonlara yönelik çö-
zümler, birlik davaları ve çeşitli çok taraflı çözümlerdir
8
.
II- YASAL DÜZENLEME
Topluluk davası aslında İsviçre’de uzun bir geçmişe sahiptir
9
.
Topluluk davası ilk olarak 1937 yılında patentin butlanı için açılan bir
dava ile kabul edilmiştir. Bunu müteakip 1943 tarihli Haksız Rekabet
Yasası m. 2, III ile mevzuata girmiştir. Bu gelişmeyi Gayri Maddi Mal-
ları ve Rekabet Hukuku kapsamında (Markanın Korunması Yasası m.
56, I/b; Rekabet Yasası m. 10, II/b) ile Toplu İş Sözleşmesi Yasası m.
15, II ile kabul edilen düzenlemeler izlemiştir.
Medenî Usûl Yasası Ön Tasarısı’nda topluluk davası ile genel ola-
rak tespit, ref ve kaçınma (içtinap) taleplerinin ileri sürülmesi kabul
edilmişti. Böylelikle özellikle kartel hukukuna ilişkin düzenlemeler ile
tüketicinin korunması hukuku kapsam içine alınmak istenmişti. Ya-
salaşma sürecinde bu geniş kapsamlı hüküm sert eleştirilere maruz
davalarının kötüye kullanıldığına da rastlanılmakta olup dava konusu edilen
miktarlar astronomiktir. Bu şekilde davalı taraf –bir gecede iflâsın eşiğine gelmek
istemiyorsa - pes etmeye zorlanmaktadır. Nitekim bu durum Amerikan huku-
kunda “yasal şantaj” olarak adlandırılmaktadır (Botschaft zur Schweizerischen
Zivilprozessordnung, s. 7290: www.admin.ch/ch/d/ff/2006/7221.pdf). Baumgartner
ise İsviçre hukukunda grup davasına karşı duyulan isteksizliğin temel iki sebebi
olduğunu dile getirmiştir. Yazara göre bu sebeplerden birincisi başka ülkelerden
yeni usûlî araçların iktibasından kaçınılmak istenmesidir. Zira İsviçre’de mevcut
26 kantonun usûlî düzenlemelerinin tek bir federal usûl yasasında birleştirilmesi
zaten yeterince güç olmuştur. Bir de buna dışarıdan iktibas edilen yeni usûlî araç-
ların eklenmesi doğru olmayacaktır. İkinci sebep ise grup davasının kabul edilme-
si durumunda sırf karşı tarafı, yani davalıyı uzlaşmaya zorlamak için bu davanın
bir araç olarak kullanılacağı endişesidir (Baumgartner, s. 13-14).
8
Özbay, s. 59.
9
Florian Bommer / Richard Gassmann / Beat Mathys, Schweizerische Zivilprozes-
sordnung, Bern 2010, s. 382.
TBB Dergisi 2011 (95) Cenk AKİL167
kalmış ve özel hukuktan kaynaklanan taleplerin münferit kişilere ait
olduğu ve bundan dolayı ferdi olarak ileri sürülmesi gerektiği üze-
rinde durulmuştur
10
. Ayrıca Amerikan hukuk uygulamasında görülen
grup davasının kötüye kullanılmasına yönelik girişimler de bir eleştiri
olarak dile getirilmiştir
11.
Bu eleştiriler 1.1.2001’den itibaren geçerli olan Federal Medenî
Usûl Yasası hazırlanırken
12
dikkate alınmıştır. Topluluk davası bahsi
geçen Yasanın 89. maddesinde
13
düzenlenmiştir. Söz konusu hükme
göre statüleri gereğince belirli kişi gruplarının menfaatlerini korumaya
yetkili olan, tüm İsviçre ya da İsviçre’nin belli bölgesi çapında faaliyet
gösteren dernekler ve diğer kuruluşlar bu kişi gruplarının üyelerinin
kişilik haklarının ihlâli durumunda kendi adlarına dava açabilirler.
Topluluk davası ile şunlar talep edilebilir: a. Gelecekteki ihlâl tehli-
kesinin önlenmesi; b. Mevcut bir ihlâlin ortadan kaldırılması; c. Eğer
bir ihlâlin etkisi hala devam etmekte ise bu ihlâlin tespiti
14
. Topluluk
davasına ilişkin özel hükümler saklıdır.
İMUY m. 89 uyarınca bir topluluk davası açılabilmesi için bir kişi
grubunun üyelerinin kişilik haklarının ihlâl edilmiş olması şarttır
15
. Bu-
rada akla öncelikle İsvirçe Medenî Yasası m. 28 ve devamında korunan
değerlerin ihlâli gelmektedir. Bu bağlamda kişisel özgürlük ve onur ile
kişilerin sahip olduğu fiziki ve psikolojik bütünlük, özel yaşamın ko-
runması ve ekonomik gelişme ile kişilik haklarının korunmasını somut
biçimde hükme bağlayan özel��������������������������������������� düzenlemeler de buraya ���������������dâhildir. Örne-
ğin, İsviçre Borçlar Yasası m. 328 yahut Bilgilerin Korunması Yasası m.
10
Botschaft, s. 7289.
11
Bommer / Gassmann / Mathys, s. 382.
12
İsviçre Federal Medenî Usûl Yasası’nın hazırlık çalışmaları hakkında geniş bilgi
için bkz. Yavuz Alangoya, “İsviçre’de Yeni Federal Medenî Usûl Kanununa Doğru”
(Özer Seliçi’ye Armağan, Ankara 2006, s. 83-102), s. 83 vd.; Murat Atalı, “İsviçre
Federal Hukuk Muhakemeleri Kanunu Ön Tasarısı Hakkında Değerlendirmeler” (MİH-
DER 2006/III, s. 607-631), s. 607 vd.
13
Söz konusu madde Federal Hukuk Muhakemeleri Yasa Taslağı’nın 79. maddesini
karşılımaktadır. Bu maddenin tercümesi için bkz. Murat Atalı, “İsviçre Federal Hu-
kuk Muhakameleri Kanunu Taslağı” (MİHDER 2005/I, s. 123-188), s. 139.
14
Görüldüğü gibi burada tazminat talebinden bahsedilmemiştir. Aynı şey HMK m.
113 bakımından da geçerlidir. Bu konuda bkz. Alangoya / Yıldırım / Deren-Yıl-
dırım, s. 61.
15
Diğer bir deyişle, topluluk davasının kapsamı kişiler hukukuna ilişkin normların
ihlâliyle sınırlandırılmıştır (Gasser / Rickli, s. 79).
Yeni İsviçre Federal Medenî Usûl Yasası’nda Yer Alan Topluluk Davası...168
15 gibi. Bu cümleden olarak bir ırkın, dini bir cemaatin ya da politik bir
grubun şeref ve haysiyetine leke sürülmesinde ya da pek çok kişinin
şahsi bilgilerinin araştırılıp temin edilmesi hallerinde topluluk davası
açılabilecektir
16
.
Topluluk davası açılabilmesi için menfaati ihlâl edilen grubun kaç
kişiden oluşması gerektiği konusunda herhangi bir hüküm bulunma-
makla birlikte yasalaştırma sürecinde yapılan tartışmalardan hare-
ketle yasa koyucunun topluluk davası açılabilmesi için grubun tüm
üyelerinin kişilik haklarının ihlâl edilmiş olmasını aradığı sonucuna
varılabilir. Fakat her somut olayda grubun nasıl tanımlandığı, özel-
likle grubun üyelerinin hangi özellikleri itibarıyla üçüncü kişilerden
ayrıldığı incelenmelidir
17
.
Grup üyelerinden birinin sahip olduğu bireysel özellik nedeniyle
kişilik hakları ihlâl edilmişse, örneğin, bir meslek grubu üyesinin mes-
leki onuruna tecavüz edilmişse topluluk davası açılamaz. Şayet pek
çok kişiye yönelik bir ihlâl, aynı zamanda bu kişilerin oluşturduğu bir
grubu kapsamıyorsa bu durumda topluluk davası yerine ihtiyari dava
arkadaşlığı (İMUY m. 71) gündeme gelecektir
18
.
Topluluk davasını ancak belli bir temsil yetkisini haiz dernek ya
da kuruluş açabilir
19
. Nitekim, İMUY m. 89’da davacının tüm İsviçre
ya da belli bir bölge çapında öneme sahip olması aranmıştır. Bundan
dolayı sadece belli bir bölgeyi ilgilendiren yani yöresel nitelikteki ta-
lepler topluluk davası yoluyla ileri sürülemez
20
. Bunun dışında dava
açan kuruluşun
21
kendi statüsüne göre ilgili grup üyelerinin menfaat-
lerini koruma konusunda yetkili de olması gerekir. Söz konusu men-
faatler ekonomik ya da ideal olabilir
22
.
16
Bommer / Gassmann / Mathys, s. 382.
17
Bommer / Gassmann / Mathys, s. 382.
18
Bommer / Gassmann / Mathys, s. 382.
19
Kuruluşun dava hakkı, hakkı ihlâl edilen münferit kişinin dava hakkından bağım-
sızdır. Kuruluş aynı zamanda münferit bir kişinin de dava açmaya yetkili oldu-
ğunu ispatlamak mecburiyetinde değildir. Topluluk davasının bu özelliği İsviçre
hukukunda haksız rekabet hakkındaki federal yasanın yürürlüğe girdiği 1988 yı-
lından beri tanınmaktadır (Botschaft, s. 7289).
20
Bommer / Gassmann / Mathys, s. 382.
21
Bu kuruluşun hukukî formu (dernek, şirket, kurum) ve amacı (ekonomik, ideal)
önemli değildir. Bkz. Gasser / Rickli, s. 80.
22
Botschaft, s. 7289.
TBB Dergisi 2011 (95) Cenk AKİL169
Vakıf gibi hiçbir üyeye sahip olmayan kuruluşlar da dava açmaya
yetkilidir. Zira topluluk davası ile kuruluşun “kendi üyelerinin” men-
faatlerinin değil, belli bir kişi grubunun menfaatlerinin korunması
amaçlanmıştır
23
. Diğer bir deyişle, topluluk davası yoluyla muhtemel
üyenin korunması değil, aksine “belli kişi grupları”nın menfaatlerinin
korunması amaçlanır
24
. Topluluk davası bakımından “ilgili” sayılacak
kişilerin ise dava açan kuruluşun üyeleri olması gerekmemektedir.
Dava açan kuruluş yasanın aradığı şartları taşımıyorsa açmış olduğu
dava aktif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle reddedilecek-
tir. Topluluk davası yoluyla kişilik hakları ihlâlinin men edilmesi, ya-
pılan ihlâlin ortadan kaldırılması yahut bu ihlâlin tespiti istenir. Diğer
deyişle, topluluk davası yoluyla sadece menfi mahiyetteki talepler ileri
sürülebilir
25
. Topluluk davası yoluyla bir grubun tamamının kolektif
talepleri onları temsil eden kuruluş tarafından ilgililerin bireysel men-
faatleri ihlâl edilmeksizin dava konusu edilebilir. Buna karşılık toplu-
luk davası yoluyla tazminat istenemez. Tazminat talebi bireysel olarak
ileri sürülebilir. Şüphesiz topluluk “kendi” menfaatini korurken her-
hangi bir sınırlandırmaya tâbi değildir
26
.
Davayı açan kuruluş İMUY m. 89 uyarınca kendi adına hareket et-
tiğinden hüküm sadece onu etkiler; menfaatini temsil ettiği kişileri et-
kilemez. Bu husus, topluluk davasını davayı takip yetkisinden ayıran
bir özelliktir. Topluluk davası bakımından “ilgili” konumunda bulu-
nanlar topluluk davasının reddinden sonra aynı davalıya karşı bir kez
daha bireysel taleplerini ileri sürebilirler. Bu yolla topluluk davasını
açmış olan kuruluşun davada ileri sürmeyi ihmal etmiş olduğu vakıa-
lar ve iddialar ikinci bir davada ileri sürülebilecektir
27
.
23
Gasser / Rickli, s. 80.
24
Buna örnek olarak “avukatlar”, “kadınlar”, “göçmenler” verilebilir. Grubun mün-
feriden tanımlanması güçtür. Çünkü her bir üst grup (ör. avukatlar) kendi içinde
sayısız alt gruplara da ayrılabilir (ör. Dünya avukatları, Avrupa avukatları, İsviçre
avukatları, Bern Kantonu avukatları vs.). Bu noktada ihlâl edilen kişilik hakkının
açıklığa kavuşturulmasındaki kamusal menfaat belirleyici bir rol oynamaktadır
(Gasser / Rickli, s. 80).
25
Buna karşılık tazmin edici mahiyetteki talepler (maddi ve manevi tazminat) ileri
sürülemez. Söz konusu tazminatlar ferdi olarak açılacak bir dava ile istenebilir
(Gasser / Rickli, s. 80).
26
Botschaft, s. 7289.
27
Bommer / Gassmann / Mathys, s. 386.
Yeni İsviçre Federal Medenî Usûl Yasası’nda Yer Alan Topluluk Davası...170
III- GENEL OLARAK GRUP DAVASININ YERİNİ TUTAN USÛLÎ
ARAÇLAR
İsviçre hukuk���������������������������������������������������unda kitsel zararlara ilişkin olarak Amerikan huku-
kundaki gibi grup davası açılmamaktadır. Grup davasının açılmasını
gereken hallerde ise “hükümet kuruluşları” bu tip işlerle meşgul olmak-
tadır. Örneğin, İsviçre’de erkeklere ve kadınlara eşit davranılmasını
gözeten federal ofis cinsiyet ayrımcılığının yapıldığı ileri sürülen halle-
ri ele almaktadır. Benzer şekilde Federal Kartel Komisyonu karteli ön-
leyen mevzuatın hayata geçirilmesiyle görevlidir. İsviçre hukukunda
kitsel zararın ortaya çıkması durumunda başvurulabilecek yollar
şunlardır: Deneme davası, dernek davası, fonlara yönelik çözümler ve
çeşitli çok taraflı çözümlerdir
28
.
Deneme davasında, davacılar tek bir dilekçeyle dava açma konu-
sunda anlaşmakta ve verilecek hükmü benimsemektedirler. Örneğin
1986 yılında, Çernobil nükleer kazasından sonra İsviçre’de pek çok
çiftçi satın alınmayacağını düşündükleri için elde ettikleri hâsılatı
imha etmişlerdir. Çiftçilerden biri İsviçre hükümetine karşı dava aç-
mıştır. Bu dava diğer üreticiler için de model teşkil etmiştir
29
.
İkinci yol ise dernek davasıdır, bu dava tipinde kamu menfaatini
gözeten bir ������������������������������������������������������kuruluşun açmış olduğu bir dava söz konusudur. Kurulu-
şun böyle bir dava açabilmesi için statüsünde amaçlarından birinin de
üyelerinin menfaatlerini korumak olduğu gösterilmek zorundadır
30
.
Üçüncü yol ise fonlara yönelik çözümlerdir. Kitsel zarar ile ilgili
üçüncü yol ise yasama meclisi tarafından kabul edilmiş bulunan fon-
lara yönelik çözümlerdir. Bu bağlamda bir ilaçtan kaynaklanan hatalı
doğumlar neticesinde Almanya’da mağdurlar için bir fon kurulmuş-
tur. Yasa ilaç üreticisinin belli bir miktar para ödemek suretiyle bir fon
oluşturmasını amirdir. Bu düzenleme neticesinde Amerikan tipi grup
davasındaki duruma benzer bir şekilde mağdurlara ödeme yapılması
sağlanmaktadır
31
.
28
Özbay, s. 59.
29
Walter, s. 372; Baumgartner, s. 44.
30
Walter, s. 375.
31
Walter, s. 376.
TBB Dergisi 2011 (95) Cenk AKİL171
Çok taraflı çözümler������������������������������������������������� ile ise genel olarak tarafların birleşmesi, bek-
letici mesele sayma ve üst derece mahkemesi tarafından davaların
birleştirmesi usulleri kastedilmektedir. Tarafların birleşmesine örnek
olarak bir uçak kazasının mağdurlarının birleşerek ilgili uçak şirketine
karşı birlikte dava açmaları örnek gösterilebilir. Bu kişilerin ayrı ayrı
dava açmaları durumunda ise aradaki irtibattan dolayı davaların bir-
leştirilmesi mümkündür. Bir diğer yol ise diğer davanın sonucunun
bekletici mesele sayılmasıdır�����������������������������������������. Buna göre kitsel zararın meydana geldi-
ği bir olayda davacıların hepsi aynı mahkemede dava açmayabilirler.
Bu durumda mahkeme, dava sonunda insicamlı bir hüküm verebil-
mek için diğer davanın sonucunu bekleyebilir
32
.
Üçüncü yol ise üst derece mahkemesinin davaları birleştirmesidir.
Bu ihtimalde aynı olaydan dolayı davacılar farklı mahkemelerde dava
açmışlarsa üst derece mahkemesi açılan bu davaların yetkili tek bir
mahkemede görülmesini karara bağlayabilir
33
.
SONUÇ
Gerek 1.1.2001 tarihinden itibaren geçerli olan İsviçre Federal
Medenî Usûl Yasası gerekse 1.10.2011 tarihinden itibaren yürürlüğe
girecek olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu topluluk dava-
sına yer vermek suretiyle medenî yargılama hukukundaki gelişmelere
uygun olarak kolektif hukukî himayeye verdikleri önemi göstermiş-
lerdir. Topluluk davasının kabul edilmesiyle bir yandan toplumsal ya-
rarın korunması bağlamında dar ve teknik anlamda hukukî yarar kav-
ramında bir açılım yaratılacak
34
; öte yandan bireylerin daha etkin bir
hukuki güvenceye kavuşmalarına katkıda bulunulacak ve ayrıca dava
sayısının azaltılması
35
suretiyle dava ekonomisi hayata geçirilecektir
36
.
32
Walter, s. 378.
33
Walter, s. 378.
34
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunundan Hukuk Muhakemeleri Kanununa,
T.C. Adalet Bakanlığı Yayını, Ankara 2011, s. 167.
35
Mustafa Özbek, “Dünya Çapında Adalete Ulaşma Hareketleriyle Ortaya Çıkan Geliş-
meler ve Alternatif Uyuşmazlık Çözümü”, (AÜHFD, 2002/2, s. 121-159), s. 125.
36
Haluk Konuralp, “Yargıtay Kararlarında Çevre Sorunları”, (Mahkeme Kararlarında
Çevre Sorunları, Ankara 1986, s. 65-96), s. 69.
Yeni İsviçre Federal Medenî Usûl Yasası’nda Yer Alan Topluluk Davası...172
KAYNAKLAR
Dietmar Baetge, “Das Recht der Verbandsklage auf neuen Wegen” (ZZP
1999/3, s. 329-351).
Dominik Gasser / Brigitte Rickli, Schweizerische Zivilprozessordnung,
Kurzkommentar, Zürich 2010.
Emel Hanağası, Davada Menfaat, Ankara 2009.
Eser Tekeli, Grup Davası (Tezsiz Yüksek Lisans Dönem Projesi), Anka-
ra 2008.
Florian Bommer / Richard Gassmann / Beat Mathys, Schweizerische
Zivilprozessordnung, Bern 2010.
Gerhard Walter, “Mass Tort Litigation in Germany and Switzerland”, Duke
Journal of Comporative&International Law Vol. 11, 2001 (s. 369-379).
Hakan Pekcanıtez / Oğuz Atalay / Muhammet Özekes, Medenî Usûl
Hukuku, 10. B., Ankara 2011.
Haluk Konuralp, “Yargıtay Kararlarında Çevre Sorunları”, (Mahkeme Ka-
rarlarında Çevre Sorunları, Ankara 1986, s. 65-96).
İbrahim Özbay, Grup Davaları, Ankara 2009.
İbrahim Özbay, “Grup Davalarına Kavramsal Bir Yaklaşım ve Ortak Hu-
kuk (Common Law) Sistemlerinde Grup Davalarına İlişkin Gelişmeler”,
(Prof. Dr. Hüseyin Ülgen’e Armağan, İstanbul 2007, s. 1967-1988).
İlhan Postacıoğlu, “Dava Teorisi Üzerine Bazı Mülahazalar” (Tahir Taner
Armağanı, İstanbul 1956, s. 737-752).
Murat Atalı, “İsviçre Federal Hukuk Muhakameleri Kanunu Taslağı” (MİH-
DER 2005/I, s. 123-188).
Murat Atalı, “İsviçre Federal Hukuk Muhakemeleri Kanunu Ön Tasarısı
Hakkında Değerlendirmeler” (MİHDER 2006/III, s. 607-631).
Mustafa Özbek, “Dünya Çapında Adalete Ulaşma Hareketleriyle Orta-
ya Çıkan Gelişmeler ve Alternatif Uyuşmazlık Çözümü”, (AÜHFD,
2002/2, s. 121-159).
Nevhis Deren-Yıldırım, “Kollektif Hukukî Himaye-Medenî Usûl Huku-
kunda Sonun Başlangıcı mı, Etkin Hukukî Himayenin Vazgeçilmez Un-
TBB Dergisi 2011 (95) Cenk AKİL173
suru mu?” (YD 1997/1-2, s. 137-154).
Peter Gilles, “Prozessrechtliche Probleme von verbraucherpolitischer Bede-
utung bei den neuen Verbraucherverbandsklagen im deutschen Zivil-
recht” (ZZP 1985/1, s. 1-31).
Reinhard Greger, “Verbansklage und Prozessrechtsdogmatik-Neue Ent-
wicklungen in einer schwierigen Beziehung” (ZZP 2000/4, s. 399-412).
Samuel P. Baumgartner, “Class Actions and Group Litigation in Switzer-
land” (http://ssrn.com/abstract=932064).
Yavuz Alangoya, “İsviçre’de Yeni Federal Medenî Usûl Kanununa Doğru”
(Özer Seliçi’ye Armağan, Ankara 2006, s. 83-102).
Yavuz Alangoya / Kamil Yıldırım / Nevhis Deren-Yıldırım, Hukuk
Muhakemeleri Kanunu Tasarısı, Değerlendirme ve Öneriler, İstanbul
2006.