1
*
Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi
BİR KELİME OLARAK ‘ANAYASA’NIN TARİHSEL
YOLCULUĞU ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
THOUGHTS ON HISTORICAL JOURNEY OF THE
CONSTITUTION AS A WORD
Faruk Y. TURİNAY
*
Özet : Kelimeler hukuk biliminin ve tabii anayasa hukukunun
vazgeçilmez malzemesidir. O yüzden, hukuki ve etimolojik bakış açı-
larıyla üzerine düşünülmeyi en az bilimin içeriği kadar hak etmekte-
dir; hele söz konusu kelime anayasa ise. Bu makalede, anayasanın
Türkçede, Batı ve Doğu dillerinin bazılarında, hem yazılı anayasalar-
da hem yazarların eserlerinde hangi ifadeler vasıtasıyla kullanıldığı,
kelimenin doğumundan günümüze karşılaştırmalı olarak incelen-
mektedir. İçinde anayasa kelimesinin geçtiği söz varlıkları ile da in-
celeme kapsamındadır.
Anahtar Kelimeler: anayasa, etimoloji, dil
Abstract : Words are inevitable instruments of jurisprudence
and also of constitutional law. So, they merit to be thought with
legal, etymological perspectives at least as contents of sciences;
above all if the word is ‘constitution’. They have been examined
comparatively that various synonyms of the word of ‘constitution’
in Turkish, some of western and eastern languages, and also written
constitutions likewise works of authors since creation of the
word. The terms which contain ‘constitution’ are in scope of the
examination.
Keywords : constitution, etymology, language
GİRİŞ
Sosyal bilimlerin her dalında olduğu gibi, anayasa hukukunda da
bazı temel kavramların etimolojik, tarihi ve sosyal kökeninin araştırıl-
ması, anayasal konularda daha sağlıklı tespitler yapmak bakımından
büyük bir ihtiyaçtır. “Anayasa” bu temel kavramların en önemlisidir.
Bu terim, hem günlük hayatta hem hukuk ve siyaset dünyasında sık-
lıkla kullanılsa da, birtakım tartışmaları bünyesinde barındırmaktadır.
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler270
Anayasanın bir yasa çeşidi olup olmadığı, aslında hukuku değil sa-
dece siyaset bilimini ilgilendiren bir alan olup olmadığı, eğer hukuk
bilimini ilgilendirdiği kabul edilirse felsefe ile tüm bilimler arasındaki
ilişkinin bir benzerinin anayasa hukuku ile tüm hukuk dalları arasın-
da olduğunun kabul edilip edilmediği bunlardan birkaçıdır. Anaya-
sanın günlük dilde mecazi anlamda “müşteri memnuniyeti anayasası”,
“tembellik anayasası”, “beslenmenin anayasası” ve benzeri pek çok şekilde
kullanılıyor olması, kelimenin kamuya mâlolduğunu gösterdiği gibi,
anayasanın tarihsel yolculuğu üzerine düşünmeyi gerekli kılmaktadır.
İkinci olarak söylemek gerekir ki, bilim dünyasında iki tür dün-
ya vardır: kavramlar dünyası ve gerçekler dünyası. Kavramlar so-
mut olayların adlarından başka bir şey değildir. Şayet bu iki dünya
birbiriyle tam örtüşmüyorsa iki cins eksikliğin doğmuş olma ihtima-
li söz konusudur: Soyut düzeyde kavramlarla uğraşılırken gerçekler
dünyasından uzaklaşılmıştır. Mesela kavramlar üzerine konuşurken,
genel kuralı her zaman özel durumlara uygulayarak aynı sonucun
ortaya çıkacağını düşünme ve böylece tümdengelim hatasına (A dic-
to simpliciter ad dictum secundum quid) düşülmüştür. Veya birkaç
özel durumdaki ortak hususları görerek onları bir çırpıda genel kural
haline getirme yanılgısına (A dicto secundum quid ad dictum simp-
liciter) düşülmüştür. Siyasi ve somut dünyanın değişken menfaatle-
ri nedeniyle kavramlar yanlış kullanılmaktadır. Her iki durumda da
hukuk biliminin işlevini yerine getirmediği söylenebilir. Bu eksiklik
tehlikesi en fazla anayasa hukukunda ortaya çıkabilir. Çünkü anayasa
hukuku sadece anayasa hukukçularını değil, herkesi, bütün vatandaş-
ları ilgilendirir.
1
Nitekim anayasa da ideal anlamda bir milletin fert-
lerinin hepsini ilgilendiren ortak konular hakkında kendi aralarında
yaptığı sözleşmeden başkası değildir. Memiş’in deyimiyle, anayasa
Beethoven’in 9. senfonisidir. Toplumun mutluluğunu sağlayacak hu-
kuksal ve siyasal orijinlerin sağlam ayarlara bağlanması sözleşmesidir.
Toplumun geleceği meselesidir. Sınırsız değişim eğrisinin sınırsızlığı-
nı sağlayan sınırlı organlar eğrisidir.
2
Dolayısıyla bağlayıcı toplumsal
kurallar olarak hukuk alanında en müşterek kavram “anayasa”dır. Bu
yüzden araştırma yapmaya değer bir mefhumdur.
1
GÖZLER, Anayasa Hukukunun Genel Esaslarına Giriş, Ekin Yayınları, 2009, s.17
2
Emin Memiş, “Anayasayı Yeniden Yapma ve Değiştirme Üzerine Analizler”, Gazi
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XIV, Aralık 2010, Sa. 2, s. 497
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY271
Üçüncü olarak, hukukta kendisine anlam yüklenen tüm kelime ve
kavramların ne anlama geldiği kadar, ne anlama gelmediği de hayati
önem taşımaktadır. Sadece anayasa hukukunda değil; rekabet huku-
ku, ceza hukuku, icra ve iflas hukuku gibi hukukun tüm dallarında
bu kural geçerlidir. Eskilerin deyimiyle hukukta her kavram “efradını
câmi, ağyarını mâni” olmalıdır. Yani içermesi gereken tüm unsurlarını
içermeli ve içermemesi gereken hiçbirini bünyesinde barındırmama-
lıdır. Aksi takdirde kavram karmaşası meydana gelir. Hukuk dünya-
sında doğabilecek kavramlar karmaşası ise hukukun nesnelliğini yok
ederek anarşinin yolunu açar. Bu bağlamda, hukukun ‘endemik’ nite-
likteki zorlayıcılık özelliği göz önünde tutulduğunda; hukukta meyda-
na gelebilecek bir keşmekeşin, diğer alanlarda olabilecek sorunlardan
çok daha fazla tehlikeye yol açabileceği söylenebilecektir. Kavrama
geri dönersek, anayasa ‘en çok sayıda kişiyi ilgilendiren hukuki terim’
kimliğiyle, anlam haritasını çizmeye en layık kelime olarak karşımıza
çıkmaktadır.
İnsanlar, yeryüzünde kullanılan kelimeleri, yaşanan olayların
günlük hayatta yarattığı değişikliklerden ötürü, kaçınılmaz bir ihti-
yaç olarak oluşturmuştur. Bu değişimi toplumsal yapılarda adlandır-
ma çabaları Sanayi Toplumu`ndan Bilgi Toplumu`na geçiş biçiminde
yoğunlaşmaktadır.
3
Devlet, cumhuriyet, millet, vatan, egemenlik, hu-
kuk, demokrasi ve anayasa gibi evrensel kelimeler ilk meydana geti-
rilmelerinden bugüne, en çok evrim geçirmeye elverişli olanlardandır.
Zira yönetim biçimleri, toplumların gelişmişlik düzeyi, yaşam tarzı,
ideolojiler değiştikçe bu kelimelerin de içi her devirde farklı şekilde
doldurulagelmiştir. Bu görüşe verilecek en güzel örnek, kanaatimizce
“respublica” kelimesidir. Roma hukukunda da yaygın olarak kullanı-
lan “res” kelimesi “şey, mal” anlamını; “publica” ise “kamusal, halkı il-
gilendiren” anlamını taşımaktadır. Bileşik “respublica” sözcüğü, Roma
İmparatorluğu’ndan XVIII. Yüzyıla kadar “devlet” manasında kullanıl-
mışken; 1789’daki Fransız İhtilali’nde kral ve kraliçenin giyotinle idam
edilerek soya dayalı yönetim (hereditary monarchy) yerine monarşi-
dışı bir devlet şekli olan cumhuriyetin kurulmasıyla “cumhuriyet” kav-
3
Güney Nair, “Bilgi’nin Değişen Anlamı ve Kavram Tartışmaları” C.Ü. İBF Dergisi
Doç. Dr. Feramuz Aydoğan’ın anısına, s.329, http://eskiweb.cumhuriyet.edu.tr/
edergi/makale/108.pdf, erişim tarihi: 2.3.2011
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler272
ramını karşılayacak şekilde kullanılmaya başlamıştır.
4
İşte, hukukun
anlam yüklediği, böylece bağlayıcılık kazanarak pozitif hukuka girmiş
en önemli kelimelerden biri olan “anayasa”nın etimolojik kökenleri de
bahsi geçen nedenlerden dolayı önemlidir. Bu sözcüğün geçen yüz-
yıllar boyunca hangi siyasi olaylarda, hangi toplumsal belgelerde ne
şekilde kullanıldığı, sonunda hangi şekli aldığı, anayasa hukuku ala-
nında yapılacak çalışmalara ışık tutacaktır.
Bu makalede “anayasa”, bir kelime olarak, hukuki ve dilbilimsel
bakış açılarının her ikisini de dikkate alan bir yaklaşımla, Türkçede
ve yabancı dillerde var olduğu andan itibaren değişen anlamları, kul-
lanımlarıyla incelenmiştir. Bu incelemeye hem anayasa koyucuların
hem de doktrini oluşturan yazarların dilbilimsel tercihleri ve tabii her
bir konudaki kanaatimiz dâhil edilmiştir.
1. KELİME VE KAVRAM
Kelime anlamlı ses ya da ses birliğidir. Kavram ise bir nesnenin,
bir düşüncenin insan zihnindeki soyut ve genel varlığı/biçimidir.
Kavram kelime veya kelimelerden oluşur. Bu yüzden kelime ile kav-
ram birbirinden kolayca ayrılamaz. Hele anayasa gibi hukuki değeri
çok yüksek bir kelime/kavram söz konusu ise zorluk daha fazladır.
Fakat diğer yandan, konunun geniş olması bu ayrımı mecburi kılmış
ve yapılan bölümleme sayesinde kelime-kavram ayrıştırmasındaki
zorluk bir ölçüde dengelenmiştir. “Bir kelime olarak anayasa” başka bir
makalenin konusudur.
2. TÜRKÇEDE ANAYASA
Genel Olarak
Anayasa, ana ve yasa kelimelerinin bir araya getirilmesiyle oluştu-
rulmuş ve Türkçeye kazandırılmıştır. Her ne kadar son yıllarda istikrar
ve yaygınlık kazanmış bir kullanımı olsa da, bu kavramın Türk hukuk
düzenine girmesinden itibaren pek çok değişik kullanımı olmuştur.
Türk anayasacılık tarihinde şimdiye kadar, anayasa yerine “ana tüze”,
4
“Respublica” ve devlet tartışmaları hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. AKAL, Devlet
Kuramı, Dost Yayınları, 2000; AKAL, İktidarın Üç Yüzü, Dost Yayınları, 2003;
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY273
“teşkilat-ı esasiye”, “esasiye”, “esasi”, “esas”, “esas teşkilat”, “ana” (hukuk),
“devlet ana” (hukuku) tabirleri kullanılmıştır. Şimdiye değin anayasa
yerine pek çok kelimenin kullanılmış olması şaşırtıcı değildir. Zira ge-
rek hukuk alanında gerekse diğer sosyal bilimler alanında bir kavram
için daima tek bir kelimenin kullanıldığı nadiren görülür.
Hukuk alanında, yazarlar kadar kanun koyucunun ve mahkeme-
lerin de aynı kavram için farklı farklı kavramları tercih ettikleri, hatta
herhangi bir kanundaki herhangi bir hükmü değerlendirmesine dâhil
ederken, o hükmün kanunda yazan özgün halini değil, o günün Türk-
çesine kendince uyarlanmış sürümünü esas aldıkları görülmektedir.
Özellikle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, Borçlar Kanunu gibi
önceki yıllarda kullanılan bir Türkçe ile kaleme alınmış yasalarla ilgili
kitaplarda
5
durum böyledir. Hem Türkçe yazılmış hukuk kitaplarında
hem de Türk mevzuatında kelime seçimiyle ilgili bir berraklıktan söz
etmek zordur. Kuşkusuz bu durum ‘anayasa’ terimi için de geçerlidir.
Anayasanın, hukuk dünyasında en çok atıfta bulunulan veya bahsi
geçen kavram sıfatıyla, adlandırılması diğer hukuk terimlerine oranla
daha çetin bir iş olsa gerektir.
Dilbilgisi Bakımından
a) Anayasa ve yerine kullanılan ibarelerin dilbilimsel incelemesi
Anayasa, yukarıda değinildiği üzere iki isimden oluşan bir isim
tamlaması olup aynı zamanda bir bileşik kelimedir. Türk Dil Kurumu
Büyük Türkçe Sözlüğüne bakıldığında anayasa, “1. Bir devletin yönetim
biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılaca-
ğını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasî.
2. mec. Temel, esas”
6
şeklinde karşılanmaktadır. Makalenin konusu
bağlamında, ana sözcüğü, Sözlüğe göre, “temel, asıl, esas”
7
anlamları-
na gelmektedir. Yasa ise “devletin yasama organları tarafından konulan
ve uyulması gereken kurallar bütünü, kanun”
8
olarak tanımlanmaktadır.
5
Örneğin Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez’in Medeni Usul Hukuku kitabı bu özelliktedir.
6
Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlük, http://tdkterim.gov.tr/bts/, “anayasa”
başlığı, erişim tarihi: 8.3.2011
7
Loc.cit., “ana” başlığı, erişim tarihi: 8.3.2011
8
Loc.cit., “yasa” başlığı, erişim tarihi: 8.3.2011
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler274
Kelsen’in
9
normlar hiyerarşisi tezi bakımından ise yasa, anayasanın
altında, tüzük, yönetmelik ve bireysel işlemlerin üzerinde yer alan
normdur. Dolayısıyla anayasa ile yasa (kanun) arasında lex superior-
lex inferior
10
(üst kural-ast kural) ilişkisi vardır.
Bu bilgiler ışığında yapılacak değerlendirmeye göre, anayasa,
ana (asıl, temel) kanun demektir. Hukuk tekniği bakımından anaya-
sa asıl, temel kanun mudur? Bu soruya hayır cevabı vermek için güç-
lü bir neden yoktur. Değiştirilmesi sıradan bir yasanın değiştirildiği
usulle aynı olan yumuşak anayasaların varlığı
11
anayasanın bir yasa
türü olarak asıl-temel kanun olduğu görüşünü desteklemektedir. Di-
ğer yandan anayasaları çoğu zaman olağanüstü yetkilere sahip veya
bir kurucu meclisin (sonuç itibariyle bir meclisin) yaptığı gerçektir
12
.
Normlar hiyerarşisi anlayışı uyarınca, bir norm başka bir normla aynı
şekil kurallarına uyularak değiştiriliyorsa onlar aynı düzeyde ve aynı
sıfattadır. Buna göre, anayasa bir yasadır. Nitekim anayasalarda yapı-
lan değişiklikler şekli olarak bir yasayla yapılmaktadır. Örneğin, 1982
Anayasası üzerinde gerçekleştirilen, 12 Eylül 2010’da halkoyuna sunu-
lan anayasa değişiklik paketi 5982 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Anayasa-
sının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile hukuki
varlık kazanmıştır. Bir başka yönden incelemek gerekirse, “anayasa”,
içerdiği kuralların günlük yaşamdaki vazgeçilmezliği, insanlar arasın-
da en çok sorun olan “nasıl yönetileceğiz?” sorusuna yanıt verebilen bir
norm olması ve “üst kural” işlevi dolayısıyla ‘ana/temel/esas’ sıfatını
hak etmektedir. Yalnız bu açıdan bakıldığında “anayasa” terimi doğru
bir seçimdir.
Hiç şüphe yok ki, ‘bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama,
yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaş-
ların kamu haklarını bildiren kurallar bütünü’nün ‘anayasa’ olarak
adlandırılmasının eleştirilebilecek yönleri de vardır. Her şeyden önce,
anayasa bir tür yönetim yasası ise bazı anayasalarda sadece yönetimle
9
Hans Kelsen (11 Ekim 1881 - 19 Nisan 1973) Avusturya-ABD vatandaşı hukukçu.
1919’da Viyana Üniversitesi’nde kamu hukuku ve idari hukukta profesör olmuş-
tur. Ayrıca 1920’deki yeni Avusturya Anayasası’nın hazırlanmasında da çalışmış-
tır. 1934’te Salt Hukuk Kuramı isimli ünlü eseri ilk kez yayımlanmıştır.
10
Gözler, Hukuka Giriş, Ekin Yayınları, 2009, s.234
11
Mesela 1921 Anayasası yumuşak bir anayasadır; diğer kanunların tabi olduğu
rejime göre kabul edilmiş (1921), değiştirilmiş (1923) ve kaldırılmıştır (1924).
12
Mesela 1982 Anayasası Danışma Meclisi ve Milli Güvenlik Konseyi’nden oluşan
kurucu meclis tarafından kabul edilmiştir. Daha sonra halkoyuna sunulmuştur.
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY275
ilgili değil, iktisatla, maliyeyle, ormancılıkla, kooperatifçilikle, tüketi-
cilerle, esnafla, sanatkârla, tabii servetlerin değerlendirilmesiyle ilgili
hükümlerinin bulunması tanımla bağdaşmamaktadır. O halde anaya-
sa başka bir şeydir. Hukuk bilimi, somut etkileri olan kurallar toplulu-
ğuna doğru ismi koymalıdır. Bu kelime telaffuz edilince, içindeki yasa
kelimesinin etkisiyle akılda ilk beliren anlam, anayasanın salt hukuki
bir söz olduğudur. Hâlbuki herkesçe teslim edileceği üzere anayasalar
sadece hukuki metinler değildir; aynı zamanda siyasi, iktisadi, top-
lumsal kurallar topluluğudur. Hukukçu, kavramlar dünyasında salt
hukuk tekniği gözlüğünü çıkardıktan sonra hukuk tekniğini de içeren
ve tüm hukuk kurallarını yaratan insani gerçeklik gözlüğünü taktığın-
da klasik bir tabirle anayasanın sadece anayasa olmadığı hakikatiyle
karşılaşacaktır. Bu durumda anayasanın aslında ne olduğu meselesi
ortaya çıkmış demektir. Bunlara ilave olarak, dilbilgisi bakımından
‘anayasa’ incelenirken, Türk-Osmanlı anayasacılık tarihinde anayasa
terimine kadar kullanılan kelimelerin yakından ele alınması gerekir.
“Kanun-u Esasi” hukuk düzenimizde anayasa yerine kullanılan ilk
deyim olup ilk anayasamızın resmi adıdır. Asla ilişkin kanun, esasla
ilgili kanun gibi anlamlara gelmektedir. Tarık Zafer Tunaya’nın not
ettiğine göre, Fransızcada anayasa yerine kullanılan sözcük
13
karşılığı
“kanun-ı esasî” kelimesinin kullanılmasını ilk defa Sadrazam Mehmet
Sait Paşa önermiştir
14
. Kanun-u Esasi, anayasaya oldukça yakın bir an-
lama sahiptir. Dolayısıyla yukarıda anayasa kelimesi tercihinin isabe-
ti noktasında lehe ve aleyhe olarak belirtilen hususlar büyük ölçüde
kanun-u esasi ibaresi için de geçerlidir.
“Teşkilat-ı Esasiye Kanunu” 1. Meclis’in Kanun-u Esasi’nin yerine
vazettiği maddi anayasa olan 1921 Anayasası ile 1924 Anayasasına ve-
rilen isimdir. 1921’de Kanun-u Esasi yerine Teşkilat-ı Esasiye Kanunu
ibaresinin kullanılmasının sebebi, bu düzenlemenin açıkça Kanun-u
Esasi’yi yürürlükten kaldırmıyor oluşudur. Hâlbuki açıkça belirtilme-
se de içerdiği hükümler Kanun-u Esasi ile bağdaştırılamayacak dü-
zeyde başkadır. Ayrıca, bu ismin tercih edilmesinde dönemin siyasi
koşullarının
15
büyük etkisinin olduğu inkâr edilemez. Belki şartlar uy-
13
constitution
14
Gözler, Anayasa Hukukunun Metodolojisi, s.132, http://www.anayasa.gen.tr/
metodoloji-3-s-117-196.pdf, erişim tarihi: 9.3.2011
15
Bahsi geçen dönem Ankara’da bir meclisin toplanmasıyla birlikte yurdun o
zamana kadarki tek yetkili siyasi otoritesi olan İstanbul Hükümetine karşı tavır
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler276
gun olsaydı, yine Kanun-u Esasi ismi tercih edilecekti. Teşkilat-ı Esa-
siye Kanunu günümüz Türkçesiyle, ana kuruluş kanunu veya temel
oluşum kanunu şeklinde ifade edilebilir. Anayasanın tüm özellikleri
dikkate alındığında, anayasa yerine kullanılan ifadeler arasında en
isabetli olanı kanımızca ‘Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’dur. Şöyle ki, ana-
yasanın içerdiği unsurlar en temel ve olmazsa olmaz özellikte bir olu-
şumu, ilk kuruluşu ortaya koyar. Teşkilat zaten örgüt, kuruluş veya
oluşum demektir. Tabi, bu teşkilatı diğer teşkilatlardan, örneğin Milli
İstihbarat Teşkilatı’ndan ayırt edecek bir sözcüğe ihtiyaç vardır ki bu
‘esasiye’dir. Anayasa şekli açıdan bir kanun olduğuna göre ‘Teşkilat-ı
Esasiye Kanunu’ her açıdan kavramı en iyi ifade eden tamlamayı
oluşturmaktadır. Nitekim Gözler, konuya ilişkin olarak şu ifadele-
ri kullanmaktadır: ““Teşkilât-ı esâsiyye kanunu” terimi “kanun-ı esâsî”
terimine nazaran Fransızca constitution kelimesine daha uygundur.
O halde, 1920’lerin Türkçesiyle “teşkilât”, constitution kelimesi için
yerinde bir çeviridir. Herhalde bu “teşkilât”a, onu özel teşkilâtlardan
ayırmak amacıyla ve 1876’nın mirasıyla bir de “esâsiyye” sıfatı eklen-
di. Böylece “teşkilât-ı esâsiyye” veya “esas teşkilât”, Fransızca constitu-
tion kelimesinin doğru bir karşılığı olarak dilimize yerleşti. Bugün-
kü Türkçeyle “esas teşkilât”, “temel kuruluş”, “ana kuruluş” demektir.
1920’lerde “Teşkilât-ı esâsiyye” veya “esas teşkilât” kelimelerine bir de
kanun kelimesini eklemekte bir sakınca görülmemişti. Böylece esas
teşkilatı düzenleyen kanuna da “teşkilât-ı esâsiyye kanunu” veya “esas
teşkilât kanunu” denmişti. Keza, Fransızcada da constitution kelimesi
ile kanun anlamına gelen loi kelimesinin birlikte, sıfat tamlaması şek-
linde kullanıldığı da olur. Loi constitutionnelle, anayasal kanun demek-
tir. Bu aslında “esas teşkilât Kanunu”ndan başka bir şey değildir.”
16
.
Yazarın bu değerlendirmesi anayasanın tarihsel yolculuğunu da ay-
dınlatmaktadır.
Anayasa, şimdilik, kavramın tarihsel yolculuğunda aldığı son hal-
dir. “Yasa” kanun demektir. “Ana” ise bilindiği gibi yavruyu doğuran
alınan, yepyeni bir devletin tohumlarının atıldığı, yeni bir devlet rejimine doğru
bayrak açmış bir dönemdir. Halk büyük oranda İstanbul Hükümeti’ni, hilafeti ve
saltanatı meşru sayıyordu. Nitekim TBMM’ye karşı çıkan ve çıkartılan isyanların
sebeplerinin başında kamuoyunun bu eğilimi gelmektedir. TBMM’nin meşruiyet
sorunlarıyla karşılaştığı bu dönemde açıktan açığa Kanun-u Esasi’yi ilga ettiğini
ilan etmesi rasyonel olmazdı.
16
Gözler, op.cit., s.133, http://www.anayasa.gen.tr/metodoloji-3-s-117-196.pdf,
erişim tarihi: 9.3.2011
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY277
dişidir. Bu anlamda “anayasa” “yasaların anası”, yani “yasaların kendi-
sinden doğduğu yasa” anlamına gelmektedir
17
. Sözü edilen düşünceye
göre kanunlar anayasadan doğmuştur; anayasa olmasaydı kanunlar da
olmazdı. Diğer yandan kanunların yasama organının koyduğu kurallar
olduğu tezi göz önüne alınırsa, anayasanın kanunların anası olduğu
fikri eleştiriye açık hale gelir. Çünkü anayasa hukuku doktrininde yay-
gın surette kabul görmüş yasama yetkisinin asliliği ve genelliği diye
iki kural vardır. Yasama yetkisinin asliliği (ilk-elliği), yasama organının
bir konuyu doğrudan doğruya, yani araya herhangi bir işlem girmek-
sizin düzenleyebilmesi olup yasama yetkisinin genelliği ise kanunla
düzenleme alanının konu itibariyle sınırlandırılmamış olduğunu, ya-
sama organının bir konuyu dilediği ölçüde ayrıntılı olarak düzenle-
yebileceğini ifade eder
18
. Tanımlara bakılırsa, yasama organının hiçbir
anayasal organın sahip olmadığı müthiş bir yetkiye, aykırı olmamak
şartıyla anayasada düzenlenmemiş konularda dahi kanun çıkarma yet-
kisine sahip olduğu görülecektir. Böylece anayasa-kanun ilişkisi ile ka-
nun-diğer hukuki işlemler ilişkisi arasında büyük bir fark olduğu kabul
edilmiş olacaktır. Diğer hukuki işlemler ‘secundum legem’ koşuluna
tabi iken; yasama organının yaptığı norm olan kanun ‘intra legem’dir
19
.
Dolayısıyla, yeniden anayasaya dönecek olursak, anayasanın yasala-
rın anası olduğu düşüncesini benimsemek güçleşmiştir. Pekâlâ, bazı
yasalar anayasadan değil; bizzat ve sadece yasama organının irade-
sinden doğabilecektir. Buna şu eleştiri getirilebilir: Anayasada önemli
konularla ilgili düzenlemeler yer alır; yasama organı anayasaya aykırı
kanun yapamayacağına göre, normlar hiyerarşisi kanun-diğer huku-
ki işlemler arasında olduğu kadar belirgindir. Fakat göz ardı edilme-
mesi gereken bir kural varsa o da şudur ki, bir normun statüsü tespit
edilirken hukuken içerdiği konu değil normun niteliği dikkate alınır.
17
Gözler, loc.cit., s.134
18
Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, Yetkin Yayınları, 2005, s.191
19
Özbudun, loc.cit. s.192; ‘Secundum legem’ Latincede ikincil norm, başka bir
normdan kaynağını alan norm demektir. Kanun dışındaki hukuki işlemler
secundum legem’dir, kanundan doğar. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 115.
maddesine göre tüzükler ancak kanunlara aykırı olmamak şartıyla çıkarılabilir.
Yine 124. maddeye göre yönetmelikler kanuna aykırı olamaz. Sözleşmeler,
tek taraflı işlemler ve genelge, özelge, tebliğ, sirküler vs. düzenleyici işlemler
ise evleviyetle kanuna aykırı olamayacaktır. ‘İntra legem’ Latincede kural-içi
anlamına gelir. Kanunun ‘intra legem’ olması yeterlidir. Yani anayasaya aykırı
olmamak dışında kanunu sınırlayan hiçbir şey yoktur.
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler278
O halde ‘anayasa’ teriminin; oluşumu, teşkilatı ifade etme hususunda
dilbilgisi bakımından pek isabetli bir tercih olmadığı söylenebilecektir.
“Anayasa”, aşağıda daha ayrıntılı ele alındığı gibi, 1924 Teşkilât-ı
Esâsiyye Kanunu için 1945–1952 yılları arasında ve 1961 ve 1982 Ana-
yasalarımız için kullanılmıştır. Esen’in
20
belirttiğine göre, “anayasa”
terimini ülkemizde ilk kullanan, 1930’lu yıllarda Jandarma Subay
Okulunda esas teşkilât hukuku dersi okutan Osman Nuri Uman’dır
21
.
Uman’ın anayasa terimini kullanmasında dil hassasiyetinin etkili ol-
duğu tahmin edilebilir bir şeydir. Zaten, anayasanın diğer terimlere
nazaran en bariz üstünlüğü basit/öz-Türkçe kökenli oluşudur. Yoksa
diğer açılardan, seleflerine göre daha zayıf bir kavram olduğunu vur-
gulamakta sakınca yoktur.
b) Anayasa hukuku terimi
Bir kelime olarak ‘anayasa’yı incelerken ‘anayasa hukuku’ terimi-
ne temas etmemek mümkün olmayacaktır. ‘Anayasa hukuku’ da bir
isim tamlamasıdır. Dilbilimsel açıdan incelendiğinde görülecektir ki;
isim tamlamalarında asıl ifade edilmek istenen, temel, geniş kavram
ikinci sözcükte yer alır. Birinci sözcük ise ikinci sözcüğün bir türünü,
dalını veya yönünü oluşturur. İlk sözcük ikinci sözcüğü anlamsal ola-
rak sınırlar, ayrıntılandırır. Hatta ikinci sözcüğün alanı öyle daralır
ki, içermesi gereken anlamları da içermez olur. İşte ‘anayasa hukuku’
kavramında böyle bir yanlışlık söz konusudur. Anayasa hukuku ne
anlama gelir? Devletin temel organlarını, işleyişini belirten ve fakat
aynı zamanda hâlihazırda yürürlükte olan anayasada yazılı kurallar
hakkındaki hukuk dalı olduğu hemen zihinlerde belirecektir. Peki,
aslında anayasa hukuku kapsamında olması gereken bir müessese,
örneğin devlet başkanının suçlandırılması, anayasada yer almıyorsa
anayasa hukukunun kapsamında ele alınmayacak mıdır? Şüphesiz şu
soruya hayır cevabını vermek gerekir. O halde nazik bir sorun vardır:
anayasa hukuku deyimi, aslında içermesi gereken anlamların tümünü
bünyesinde barındırmamaktadır! Olması gerekenden daha dar kap-
samlıdır. Çünkü “anayasal” önemi haiz olduğu halde bir müessese ya
20
Prof. Dr. Bülent Nuri Esen (1911-1975) Türk hukukçu.
21
Gözler, loc.cit., s.133
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY279
da bir husus, yürürlükte olan anayasada yer almıyor olabilir. Söz ko-
nusu ihtimal her zaman mevcuttur. Bütün bunlar dikkate alındığında
doğru ifade ne olmalıydı? Düşüncemize göre, “anayasal hukuk” şek-
linde bir sıfat tamlaması, özellikle de yabancı dillerdeki karşılıklarına
paralel olarak, daha isabetli olurdu. Nitekim Gözler de, anayasa huku-
ku terimini eleştirmektedir
22
. Terimin yabancı dillerdeki karşılıkları ile
Türkçeye çevriliş biçimi hakkındaki eleştirilere aşağıda değinilecektir.
Şu var ki, ‘anayasa hukuku’nun başlı başına bir kavram ve bir deyim
olarak ele alınması başka bir makalenin konusunu oluşturacaktır.
c) Pozitif Hukukta
Osmanlı Devleti’nin son döneminde dahi tedavülde olmayan ana-
yasa sözcüğü, pozitif hukuk bağlamında ilk kez 1945 yılında hukuk
dünyamıza girmiştir. 20 Nisan 1924’te çıkarılan, 491 sayılı Teşkilat-ı
Esasiye Kanunu, 10 Ocak 1945 tarihli ve 4695 sayılı Kanunla sadeleş-
tirilmiş ve bu haliyle 24.12.1952 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır.
Bu tarihte 5997 sayılı Kanunla
23
491 sayılı Teşkilat-ı Esasiye Kanunu
değişiklikleriyle birlikte yeniden yürürlüğe sokulmuştur. Dolayısıyla,
1945–1952 arasında yürürlükte kalan sadeleştirilmiş anayasa, içerik ola-
rak 1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile aynı olmakla birlikte, hukuki açı-
dan (şekli olarak) farklı bir anayasadır.
24
Bu yüzden bu anayasanın 1945
Anayasası olarak nitelendirilmesinde sakınca yoktur. Yine 1952’de ye-
niden yürürlüğe konan önceki metinle birlikte, aslında o dönemde üç
adet anayasadan (1924, 1945 ve 1952) söz etmek mümkündür. Pekâlâ,
1945’te neden böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyulmuştur? Bu sorunun
cevabını bulabilmek için 1945 Anayasasının 104. maddesine bakmak
gerekmektedir: “20 Nisan 1340 tarih ve 491 sayılı Teşkilatı Esasiye Kanunu
yerine mana ve kavramda bir değişiklik yapılmaksızın Türkçeleştirilmiş olan
bu kanun yürürlüğe konmuştur.”
25
Demek ki, ‘teşkilat-ı esasiye’ terimin-
den ‘anayasa’ya geçişin sebebi içerik değil şekildir; dil konusundaki tu-
tumdur. 1930’lu yıllarda M. Kemal Atatürk tarafından da desteklenen
22
Gözler, Anayasa Hukukunun Genel Esaslarına Giriş, s.12-13
23
(R.G. 31.12.1952–8297)
24
ATAR, Karşılaştırmalı ve Notlu Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Önceki
Anayasalar, Mimoza Yayınları, 2008, s.183
25
Loc.cit. s.192
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler280
Güneş Dil Teorisiyle özdeşleşen öz-Türkçecilik akımının bir tezahürü
olarak böyle bir değişikliğe gidilmiştir. Nitekim 1945 Anayasası 1924
Teşkilat-ı Esasiye Kanunuyla birlikte incelendiğinde
26
, maddelerdeki
pek çok kavramın anlam muhafaza edilmek kaydıyla ikame edilerek eş
anlamlılarının kullanıldığı görülmektedir. Örneğin, ilk halindeki “idari
dava ve ihtilafları rüyet ve hükümetçe ihzar ve tevdi olunacak kanun
layihaları ve imtiyaz mukavele ve şartnameleri üzerine beyanı müta-
laa gerek kendi kanunu mahsusu ve gerek kavânin-i saire ile muayyen
vezaifi ifa etmek üzere bir Şurayı Devlet teşkil edilecektir yerine “idare
davalarına bakmak ve idare uyuşmazlıklarını çözmek, hükümetçe hazırlanarak
kendine verilecek kanun tasarıları ve imtiyaz sözleşme ve şartlaşmaları üze-
rine düşünüşünü bildirmek gerek kendi özel kanunu ve gerek başka kanun-
larla verilecek görevleri yapmak üzere Danıştay kurulur” (m.51), “hâkimiyet
bilâkaydüşart milletindir” yerine “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir”
(m.3), “meclis icra salahiyetini kendi tarafından müntehap Reisicumhur ve
onun tayin edeceği bir İcra Vekilleri Heyeti marifetiyle istimal eder” yerine
“meclis yürütme yetkisini kendi seçtiği Cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği
Bakanlar Kurulu eliyle kullanır” (m.7) ibareleri dil bakımından yapılan
değişiklerin “anayasa”ya özgü olmadığını göstermektedir. Fakat Göz-
ler, sadeleştirme ile elde edilen metin ile ilk metin arasında örneğin 59.
maddeye ilişkin farklı şekilde yorumlanabilecek kelime farklılıklarının
olduğunu belirterek, bunun hukuk tekniği bakımından zararlı sonuçla-
ra yol açabileceğini ifade etmektedir.
27
Anayasa kelimesinin Türk hukukuna ilk defa ne şekilde girdiğini
inceledikten sonra, ‘anayasa’ yerine daha önceden hangi terimlerin
kullanıldığına bakmakta fayda vardır. Osmanlı-Türk anayasacılık
tarihi, bütünlüğünden kuşku duyulamayacak bir kitabın başlığını
oluşturabildiğine göre
28
, anayasanın geçmişini araştırırken Osmanlı
İmparatorluğu dönemindeki anayasal isimlendirmeleri ele almanın
mahzuru olmayacaktır.
1876, ilk Osmanlı-Türk anayasasının ilan edildiği yıldır. 1876 Ana-
yasası, “Cemiyet-i Mahsusa” adını taşıyan bir kurulca Belçika, Polon-
ya ve Prusya anayasalarından yararlanılarak hazırlanmış ve Mithat
26
Loc.cit. s.169-192
27
Gözler, Kemal, “1924 Teskilati Esasiye Kanunu”, www.anayasa.gen.tr/tek-1924.
htm; (erişim tarihi: 4.3.2011)
28
Bkz. TANÖR, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, Yapı Kredi Yayınları, 1992
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY281
Paşa başkanlığındaki Heyet-i Vükela’dan da geçtikten sonra 23 Ara-
lık 1876’da Padişah İkinci Abdülhamit tarafından ‘ferman’ biçiminde
ilan edilmiştir.
29
Resmi adı “Kanun-u Esasi”dir. İkinci anayasa, yalnız
yirmi dört maddeden oluşmakla birlikte içerdiği hükümler itibariy-
le kaçınılmaz şekilde “anayasa” olarak nitelendirilen Teşkilat-ı Esa-
siye Kanunudur
30
. Üçüncü anayasa, yukarıda değinildiği üzere 1924
Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, dördüncüsü 1945 Anayasa’sı, dördüncüsü
1952 yılında kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunudur. Beşinci anaya-
sa, 9 Temmuz 1961’de halkoyunca kabul edilmiş Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası’dır
31
. Ve sonuncusu 7 Kasım 1982’de halkoylamasıyla kabul
edilmiş, (1982 Anayasası olarak adlandırılan) Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası’dır
32
.
Bu noktada genel olarak Osmanlı-Türk anayasalarına bakıldı-
ğında; sırasıyla Kanun-u Esasi, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Anayasa,
(yeniden) Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası ibarelerinin kullanıldığı, kelime tercihinde bir yeknesaklık
olmadığı görülmektedir. 1961 yılından sonra ise “anayasa” deyimi po-
zitif hukuk bağlamında süreklilik kazanmıştır.
d) Genel Kullanım ve Doktrinde
Türkiye’de hukuk fakültelerinde, anayasal konularla ilgili çalışma
yapan kürsünün adı uzun yıllar boyunca esas teşkilat hukuku kürsü-
sü olarak anılmıştır. Mesela Cumhuriyetin ilk hukukçularından olan
Tarık Zafer Tunaya, akademik hayatına “esas teşkilat” kürsüsünde baş-
lamıştır. Yine hukukçulardan Ali Fuat Başgil
33
, İstanbul Üniversitesin-
de uzun yıllar “Teşkilat-ı Esasiye Hukuku” dersleri vermiş, 1933–1934 yı-
lında, İstanbul Üniversitesi’nin yeniden yapılandırılması sırasında, bu
üniversitenin Hukuk Fakültesi’nde, “Esasiye Hukuku Profesörlüğü”ne
tayin edilmiştir. Başgil, 1934 yılında üç cilt olarak “Esas Teşkilat Huku-
29
ATAR, Türk Anayasa Hukuku, Mimoza Yayınları, 2009, s.20
30
20 Ocak 1337 (1921)’de kabul edilip 1-7 Şubat tarihleri arasında Ceride-i Resmiye’de
yayımlanmıştır.
31
ATAR, op.cit, s. 109; 20 Temmuz 1961’de Resmi Gazetede 334 sayılı kanun olarak
yayımlanmıştır.
32
Loc.cit. s.1
33
Prof. Dr. Ali Fuat Başgil, (d. 1893 - ö. 1967 İstanbul), Türk Hukukçu ve Siyaset Adamı
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler282
ku Dersleri” adlı kitabını yayınlamıştır
34
. 1938’de Vasfi Raşid Sevig
35
,
“Türkiye Cumhuriyeti Teşkilat-ı Esasiye Hukuku” kitabını yayınlamıştır
36
.
1949 yılında İstanbul Hukuk Fakültesi “Teşkilatı Esasiye Hukuku Profe-
sörü” Hüseyin Nail Kubalı’nın
37
yaşamı boyunca kaleme aldığı kitap-
ların isimlerindeki değişim, Türk hukuk doktrinindeki ‘anayasa’ kav-
ramına ilişkin zaman içinde değişen tercihleri göstermesi bakımından
oldukça dikkat çekicidir. Kubalı, sırasıyla 1943’te “Esas Teşkilat Hukuk
Dersleri”, 1946’da “Devlet Ana Hukuk Dersleri”, 1960’ta “Türk Esas Teş-
kilat Hukuk Dersleri”, 1965’te “Anayasa Hukuku-Genel Esaslar ve Siyasi
Rejimler” eserlerini yayınlamıştır. H. G. Forder’ın kitabı Türkçeye çev-
rilirken “Teşkilatı Esasiye Hukuku” başlığı tercih edilmiştir
38
.
‘Anayasa’ kelimesi yerine en ilginç kullanımlardan biri Cem
Eroğul’a
39
aittir. Eroğul’un eseri “Anatüzeye Giriş” adını taşımaktadır.
Yazar, “Ana” sözcüğünü “esas” yerine, tüze sözcüğünü ise “hukuk” ye-
rine kullanmak suretiyle “esas hukuk” deyiminin ikamesini “anatüze”
olarak kabul etmiştir. Bu seçimde öz-Türkçecilik düşüncesinin rol oy-
nadığını söylemek yanlış olmayacaktır.
Yazar İlhan Arsel’e göre anayasa hukuku isabetli bir deyimdir.
“anayasa tabirini Ali Fuat Başgil’in yaptığı gibi “ana” ve “yasa” şek-
linde iki ayrı kelimeden oluşmuş bir terkib olarak değil de, her iki ke-
limenin meydana getirdiği, bir tek terkib şeklinde, yani “esas teşkilât”
manasına gelecek olan “anayasa” şeklinde kabul etmek gerekir
40
. Bir
açıdan bakıldığında bileşik kelimeler genellikle kendini oluşturan söz-
cüklerden bir nebze etkilenmekle birlikte, daha farklı bir anlama gele-
bilir. Filolojik açıdan bu tuhaf bir durum olmasa gerektir. Dalgakıran
kelimesinin dalga ve kıran’dan başka bir anlama gelmesi gibi.
34
TBMM Kütüphanesi, Ali Fuat Başgil, Esas Teşkilat Hukuku Dersleri, İnkılap
Kitabevi,http://kutuphane.tbmm.gov.tr/cgi-bin/koha/opac-search.pl?op=do
_search&number_of_results=10&startfrom=11&kohafield=author&field_value=Ba
%C5%9Fgil,%20Ali%20Fuat&pg=2&serverid=-1&reorder=, erişim tarihi: 8.3.2011
35
Prof. Dr. Vasfi Raşid Sevig, ö. 1971, Türk hukukçu ve siyasetçi
36
Vasfi Raşid Sevig, “Türkiye Cumhuriyeti Teşkilat-ı Esasiye Hukuku, 1938, An-
kara, Ulus Basımevi, http://www.nadirkitap.com/t-c-teskilati-esasiye-hukuku-
cild-i-kitap798069.html, erişim tarihi: 8.3.2011
37
Prof. Dr. Hüseyin Nail Kubalı (d. 1903, ö. 1981), Türk hukukçu, öğretim üyesi.
38
Güneş Vakfı İlim Kültür ve Sanat Merkezi Kütüphanesi, http://www.gunesvakfi.
org/kutuphane/t.htm, erişim tarihi: 8.3.2011
39
Cem Eroğul, (d. 1944, İzmir), Türk hukukçu
40
İlhan Arsel, Anayasa Hukuku: Demokrasi, Doğuş Matbaacılık, 1964, s.5
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY283
1930’lu yıllarda Jandarma Subay Okulunda esas teşkilât hukuku
dersi okutan Osman Nuri Uman’ın Esasiye Hukuku (Ankara, 1939)
isimli bir kitabı vardır. Kitap alt başlık alarak “Ana Yasa Hukuku” baş-
lığını taşımaktadır. Uman’dan sonra, kitabına Anayasa Hukuku baş-
lığını veren ikinci yazar, Bülent Nuri Esen’dir. Yazar 1945 yılında ya-
yınlanan kitabına Anayasa Hukuku ismini vermiştir. Esen’den sonra
bu terimi, kitabına isim olarak kullanan yazar Sadık Tüzel olmuştur.
Sadık Tüzel’in Anayasa Hukuku isimli kitabı 1950, 1960 ve 1969’da
olmak üzere toplam üç baskı yapmıştır. 1960’lardan itibaren, Orhan
Melih Kürkçüer, Selçuk Özçelik ve Kemal Dal dışında, bütün yazarlar
anayasa hukuku terimini kullanmışlardır ve kullanmaktadırlar. Ana-
yasa hukuku teriminin günümüzde büyük ölçüde yerleştiğini ve genel
kabul gördüğünü söyleyebiliriz
41
.
3. YABANCI DİLLERDE ANAYASA
A. Genel Olarak
Etimolojinin verimli bahçesine girmek, anayasayı anlamanın yol-
larını zenginleştirecektir. Zaten Türkiye’de anayasa hareketlerinin
başlaması, anayasa müessesesinin kurulması, anayasal kurumların
ve kavramların oturması kendiliğinden değil, Avrupa’daki gelişmeler
sayesinde olmuştur. Anayasa’nın yabancı dillerde, özellikle Avrupa
dillerindeki kullanımlarının araştırılması, bir kelime olarak anayasayı
açığa kavuşturabilmek için hayati bir ihtiyaçtır.
Sadece anayasa hukukunda veya genel olarak hukuk alanında
değil, hemen tüm bilim dallarında Batı dillerinin ezici bir üstünlüğü
vardır. Çoğu dil, sürekli gelişen bilimlerin ürettiği terimlere yeni karşı-
lıklar bulmaya çalışmakta, bu konuda yeterince başarılı olamadığı du-
rumlarda o terimi aynen veya ufak değişikliklerle bünyesine almakta-
dır. Batı dilleri arasında, bilim dili haline gelen, anayasa kelimesine ışık
tutmaya en muktedir olanı İngilizcedir ve “Yabancı Dillerde Anayasa”
bölümünde daha ziyade bu dil esas alınmıştır. Fakat İngilizceyle yakın
etkileşim içinde olan diğer Avrupa dilleri ile bazı Doğu ülkelerinde
kullanılan dillerdeki kelimeler, özgün alfabeleriyle yazılmış metinler
aracılığıyla incelenmeye çalışılmıştır. Anayasa’nın yabancı dillerde,
41
Gözler, op.cit., Anayasa Hukukunun Metodolojisi, s.137, erişim tarihi: 9.3.2011
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler284
özellikle Avrupa dillerindeki kullanımlarının araştırılması, bir kelime
olarak anayasayı açığa kavuşturabilmek için hayati bir ihtiyaçtır.
B. Yabancı Dillerde “Anayasa”
Anayasa yerine İngilizcede ve Fransızcada constitution
42
kelimesi
kullanılırken, İtalyancada costituzione, İspanyolcada constitución aynı
anlamı taşır. Bu kelime sadece batıda değil bazı doğu dillerine de geç-
miştir. Mesela Azericede konstitusiya, Endonezya dilinde konstitusi ola-
rak kullanılır. Görüleceği üzere kelime kökeni ortaktır. Batı dillerinde-
ki pek çok sözcük gibi bunun kökeni de Latin diline uzanır.
Diğer yandan birtakım dillerde anayasa farklı kökenden gelme
kelimelerle ifade edilmektedir. Arapçada düstur
43
, Almancada verfas-
sung, Felemenkçede grondwet, Rusçada kонституция
44
anayasa anla-
mına gelir. Farsçada anayasa yerine kullanılan tabir çok ilginç ve bir o
kadar tanıdıktır: kanunuesasî
45
! İranlıların halen kullandığı bu sözcük,
1876’da yürürlüğe giren ilk Türk-Osmanlı anayasasının resmi adıdır.
Yunancada anayasa, sýntagma olarak ifade edilir
46
.
Çağdaş Latincede anayasa constitutio sözcüğüyle karşılanır. Göz-
ler, Paul Bastid’in Anayasa Düşüncesi adlı kitabına atıfta bulunarak;
Latincede bir constitutio kelimesi olduğunu, ancak bu kelimenin dev-
letin temel kuruluşunu değil, imparatorun özel bir işlemini, emirna-
melerini ifade ettiğini yazmaktadır
47
.
42
Anayasa kelimesi yerine hem İngilizcede hem Fransızcada ‘constitution’ sözcüğü
kullanılsa da okunuşları farklıdır. Oxford Dictinonaries Online’a göre İngiliz
dilinde “kɒnstɪˈtjuːʃ(ə)n” (yaklaşık olarak Türkçede ‘konstitüşın’) şeklinde okunur.
Lexilogos Dictionnaire Française’e göre Fransız dilinde constitution feminen bir
kelimedir; (yaklaşık olarak Türkçede ‘konstitüsyon’) şeklinde okunur. http://
oxforddictionaries.com/definition/constitution?rskey=qCh1A1&result=1#m_en_
gb0174060, http://www.cnrtl.fr/definition/constitution, erişim tarihi: 10.3.2011
43
Anayasa kelime çeviri araması, http://www.etranslator.ro/tr/turkce-arapca-
online-sozluk.php, , erişim tarihi: 10.3.2011
44
loc.cit., erişim tarihi: 10.3.2011
45
Anayasa kelime çeviri araması, http://www.etranslator.ro/tr/turkce-farsca-onli-
ne-sozluk.php, erişim tarihi: 10.3.2011
46
Yunan anayasası: “Ελλάδα Sýntagma”: Yunan Syntagması, http://www.
hellenicparliament.gr/UserFiles/8c3e9046-78fb-48f4-bd82-bbba28ca1ef5/
SYNTAGMA.pdf,; http://www.eurofound.europa.eu/emire/GREECE/CONSTI
TUTION-GR.htm,erişim tarihi: 11.3.2011
47
Gözler, Anayasa Hukukunun Metodolojisi, Ekin Kitabevi, 1999, s.130, aktarma:
Paul Bastid, L’idée de constitution, Paris, Economica, Coll. “Classique”, 1985, s.12
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY285
Yabancı dillerde anayasa yerine kullanılan kelimelerden ilk in-
celenmesi gereken constitution, İngilizce bir söz varlığı olarak, to
constitute fiili ve “-ion”
48
ekinin birleşmesinden meydana gelmiştir.
To constitute için sözlüğe bakıldığında, bir bütünün parçası olmak,
istenen bir nisabı sağlamak, eşdeğerini sağlamak, ikame etmek, bir
kuruma yasal veya anayasal şekil vermek gibi anlamları olduğu gö-
rülmektedir
49
. Ayrıca kelimenin orta-geç dönemde İngilizceye girdi-
ği, kökünün Latince kurulmak, atanmak, belirlenmek anlamlarına
gelen constitut sözcüğü olduğu; hatta con sözünün ‘birlikte’, statuere
sözünün ‘tesis etmek’, ‘kurmak’ anlamına geldiği açıklanmaktadır
50
.
Dolayısıyla Latincedeki bileşik kelimenin ‘birlikte kurmak’ demek ol-
duğu ortaya çıkmaktadır. İngilizcede ayrıca aynı kökten gelen baş-
ka bir kelime vardır: constituent. Bu kelime ‘kurucu’, ‘inşai’ anlamına
gelerek siyasi, diplomatik kullanıma sahip olmakta
51
ve böylelikle
constitution’ın ‘birlikte kurulan şey’ anlamıyla oldukça örtüşen bir
tablo oluşturmaktadır.
Yazılı, daha doğrusu kodifiye bir anayasaya sahip olmayan
İngiltere’de, anayasal nitelikteki kuralların bütünü literatürde “ana-
yasa” (constitution) olarak anılmaktadır. İngiltere’de yakın zamanda
önerilen üç kodifiye anayasa taslağından ikisinin “Birleşik Krallık Ana-
yasası”, birinin ise “Britanya Devletler Topluluğu Kanunu” (The Com-
monwealth of Britain Act 1991) olarak adlandırıldığını görmekteyiz
52
.
Anayasa ile kanun arasındaki ilişkiye bu defa etimolojik açıdan
bakıldığında constitution ile law arasındaki bağlantıyla karşılaştırılma-
sı gerekliliği doğar. Amerikan Anayasasıyla ilgili kaynaklar anaya-
sayı üst-kanun (supreme law) olarak nitelendirir. Normlar hiyerarşisi
48
İsim yapan ek.
49
Oxford Dictionaries Online, http://oxforddictionaries.com/view/entry/m_
en_gb0174050#m_en_gb0174050, erişim tarihi: 10.3.2011, be (a part ) of a whole,
combine to form (a whole), be or be equivalent to (something), give legal or
constitutional form to (an institution); establish by law
50
Loc.cit.
51
“Constituent”, federal devleti oluşturan federe devletler için kullanıldığı gibi,
uluslar arası bir örgütü kuran ülkelerin taşıdığı sıfat özelliği de göstermektedir.
52
Atar, op.cit. Türk Anayasa Hukuku, s.3; Bunlardan, liberal demokratların önerdiği
taslak “A Draft Written Constitution fort he United Kingdom”; IPPR tarafından
hazırlanan taslak ise “The Constitution of United Kingdom” başlığını taşımaktadır.
(Brazier, Rodney: “Enacting a Constitution”, Statute Law Review, Vol. 13, No: 2,
1992, s.115)
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler286
kuramını teyit eden bu yaklaşım, anayasayı, yüksek mahkemelerce
üst-kanun’a uygunluk denetiminin yapılmasının zorunluluk haline
gelerek yaygınlık kazandığı çağdaş dünyada, hak ettiği yerine oturt-
maktadır.
“Kilise hukuku” olarak Türkçede ifade edilebilen Canon Law sis-
teminde constitution’ın bahsetmeye değer, özel bir kullanımı vardır.
Canon Law’ya İslam Hukukundaki fıkıh alanının Katolik Kilisesi ve
Hıristiyanlıktaki eşdeğeridir dense yanlış olmayacaktır. Dolayısıyla
kilise kudretinin yarattığı ve benimsediği düzenlemelerin bütününe
verilen addır. İşte Canon Law’da Papanın yayınladığı fermana apos-
tolic constitution denir. Apostolic constitution’ın çoğul formda, apostolic
constitutions şeklinde kullanıldığı da görülmektedir
53
. Apostolic, “hava-
rilere dair” demektir
54
. Constitution’un bu bağlamdaki anlamının ‘öğre-
ti’ ya da ‘prensipler’ olduğu dile getirilebilir. Görülen o ki, kelimenin,
çağdaş İngiliz dilinde doldurduğu boşlukla yakından bağlantılıdır.
Constitution sözcüğüyle ilgili değinilmesi gereken bir mesele varsa
o da şudur ki, Aristoteles’in Athenaion Politeia adlı kitabı İngilizce ge-
nellikle The Constitution of the Athenians ya da The Athenian Constituti-
on şeklinde çevrilmiş
55
; böylece politeia, çağdaş İngilizceye constitution
olarak aktarılmıştır. Athenaion Politeia, Türkçede daha ziyade Atinalıla-
rın Devleti olarak tercüme edilmiştir. Athenaion sözcüğü ‘Atinalıların’
demektir, burada ihtilaf yoktur. Sorun, politeia’nın ne ile karşılanaca-
ğıdır. Politeia anayasa mıdır, devlet midir, yoksa bir “vatandaş hakları
bildirgesi” midir? Kesin bir biçimde cevaplanamayacak bu soruya karşı
en başta şu söylenebilir: politeia, Yunancada ‘şehir devleti’ demek olan
polis kelimesinden türemiştir. Aristoteles’in dönemindeki Yunancaya
göre, politeia, ‘yurttaş ya da yurttaşlık hakları ve şartları’ demektir ve
Latince civitas’ın bir benzeridir
56
. Ötel yandan Aristoteles’in yönetim
53
Encyclopedia Britannica Dictionary, “apostolic constitutions (ecclesiastical law)” baş-
lığı, http://www.britannica.com/EBchecked/topic/30274/Apostolic-Constituti-
ons, erişim tarihi: 11.3.2011
54
Loc.cit. “apostolic” başlığı, erişim tarihi: 11.3.2011
55
Frederic G. Kenyon, The Athenian Constitution, Penguin Classics, 2002; Hartvig
Frisc, The Constitution of the Athenians. a Philological-Historical Analysis of
Pseudo Xenofon’s Treatise De re Publica Atheniensium, Gyldendal Norsk Forlag
Publishing, 1942; http://www.amazon.com/s/ref=nb_sb_noss?url=search-
alias%3Dstripbooks&field-keywords=Constitution+of+the+Athenians&x=0
&y=0, erişim tarihi: 11.3.2011
56
H.G. Liddell and R. Scott, Greek-English Lexicon With a Revised Supplement,
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY287
biçimlerini sınıflandırdığı, bunlar arasında politeia’yı “iyi halk yönetimi
türü” olarak kabul ettiği de bilinmektedir. Bu durumda politeia’nın an-
lamı ‘demokrasi’ye eğilim göstermiş olur. Constitution ile ilintisi mu-
hakkak olan bu kelimenin tanımını temkinli şekilde yapmak gerekirse,
politeia, yurttaşların hakları ve sorumlulukları ile devletin özdeşleş-
tiği bir siyasi düzendeki anayasadır. Kanaatimizce, Aristoteles, Jean
Jacques Rousseau’dan iki bin yıl önce, bir toplumu oluşturan insan-
ların bir araya gelip yaptıkları, bağlanacaklarını taahhüt ettikleri, tüm
esaslı hak ve yükümlülükleri içeren kurallar bütünü olarak “toplum-
sal sözleşme”
57
ye çok isabetli politeia adını koymuştur. Constitution’ın
değinilen köken bilgileri sayesinde politeia’yı başarıyla karşıladığını
söyleyebiliriz. Bu durumda constitution teriminin Athenaion Politeia
kitabının İngilizceye çevrilirken The Constitution of the Athenians deyi-
şinin tercih edilmesinin haklılığı ortaya çıkmıştır. Constitution’ın yeri
geldikçe ‘devlet’, ‘şehir devleti’, ‘toplumsal sözleşme’ ibareleri için
kullanılması yanlış değildir.
Fransızcadaki constitution kelimesi constituer fiilinden türemiş bir
isimdir. Constituer fiili ise “oluşturmak, teşkil etmek, meydana getirmek,
kurmak, tesis etmek” anlamlarına gelmektedir
58
. O halde constitution’u
“oluşum”, “kuruluş” olarak Türkçeye çevirebiliriz. Petit Robert de cons-
titution için (genel anlamda) şu üç açıklamayı yapmaktadır: (1) Kur-
ma eylemi (action d’établir); (2) Bir şeyin oluşum tarzı (manière dont
une chose est composée); (3) Bir bütünü oluşturma eylemi (action de
constituer un ensemble)
59
. “Teşkilat-ı esasiye”nin, “kanun-u esasi”nin
yukarıdaki dilbilimsel incelemesindeki mânâları göz önünde tutuldu-
ğunda Fransızcadaki karşılığına hemen hemen eşdeğer olduğu; fakat
‘kanun’ ibaresini içermesine yönelik eleştiriler neticesinde “teşkilat-ı
esasiye”nin constitution’u daha iyi karşıladığı kanaatini taşıyoruz.
Gözler’e göre de ““Teşkilât-ı esâsiyye kanunu” terimi “kanun-ı esâsî”
terimine nazaran Fransızca constitution kelimesine daha uygundur.
Yukarıda constitution’un “oluşum, kuruluş” anlamına geldiğini belirt-
Clarendon Pres-Oxford, 1996, “politeia” başlığı
57
J.J. Rouessau “contrat social” demektedir. Filozof, “Du contrat social ou Principes du
droit politique” kitabını 1762’de yayınlamıştır.
58
Tahsin Saraç, Büyük Fransızca-Türkçe Sözlük, Adam Yayıncılık, 1999, “constituer”
maddesi
59
Gözler, op.cit. s.132;
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler288
miştik. O halde, 1920’lerin Türkçesiyle “teşkilât”, constitution kelime-
si için yerinde bir çeviridir.”
60
demekte ve şöyle devam etmektedir:
“Böylece “teşkilât-ı esâsiyye” veya “esas teşkilât”, Fransızca constitution
kelimesinin doğru bir karşılığı olarak dilimize yerleşti. Bugünkü Türk-
çeyle “esas teşkilât”, “temel kuruluş”, “ana kuruluş” demektir. 1920’lerde
“Teşkilât-ı esasiye” veya “esas teşkilât” kelimelerine bir de kanun kelime-
sini eklemekte bir sakınca görülmemişti. Böylece esas teşkilatı düzen-
leyen kanuna da “teşkilât-ı esasiye kanunu” veya “esas teşkilât kanunu”
denmişti. Keza, Fransızcada da constitution kelimesi ile kanun anlamı-
na gelen loi kelimesinin birlikte, sıfat tamlaması şeklinde kullanıldığı
da olur. Loi constitutionnelle, anayasal kanun demektir. Bu aslında “esas
teşkilât kanunu”ndan başka bir şey değildir.”
61
.
Verfassung, Bealingus Online Dictionary’e göre isimdir; devlet,
durum, değişiklik, sözleşme, oluşturma, düzen, gidişat gibi anlamları
taşımaktadır
62
. Bu kelimenin İngilizcedeki fountain sözcüğüne tekabül
eden kaynak, pınar gibi bir anlamı da mevcuttur. Verfassung’un söz ko-
nusu anlamı etimolojik açıdan değerlidir; şöyle ki, anayasanın ‘norm’
yönüne değil de (esas) ‘teşkilat’ yanını gözler önüne sermektedir. Ke-
limenin içinde kısmen yer alan, ortak kökenli bir başka sözcük olan
verfasser bir fiildir ve Almanca yaratmak, yazmak demektir
63
. Doğru-
su Almancada konstitution diye bir sözcük daha vardır ve kolaylıkla
tahmin edilebileceği gibi constitution ile aynı kaynaktan filizlenmiştir.
Konstitution, anayasayla eş anlamlı olduğu gibi, fitopatolojide fizyolo-
jik yapı ve kalıtsal özellik demektir. Konstitution’un dünya dillerinde
ve özellikle Batıdaki benzerlerinin yaygınlığına rağmen, Almancada
gerek günlük kullanımda
64
gerekse doktrinde
65
anayasa için verfassung
terimi yerleşmiştir. Almanya’nın geçmişinde başka farklı terimlerin
60
Gözler, op.cit. s.133
61
Gözler, op.cit. s.133
62
Bealingus Online Dictionary, German-English, “verfassung” başlığı; ilaveten
“state”, “condition”, “amendment”, “charter”, “make-up”, “trim”, “fettle” karşılıkları,
http://dict.tu-chemnitz.de/dings.cgi?lang=en&service=deen&opterrors=0&opt
pro=0&query=verfassung&iservice=&comment=&email=, erişim tarihi: 10.3.2011
63
Loc.cit.
64
Bkz: http://de.wikipedia.org/wiki/Verfassung
65
Bkz: Peter Häberle: Verfassung als öffentlicher Prozeß, 3. Auflage, Duncker
und Humblot, Berlin 1998; Robert Chr. van Ooyen: Politik und Verfassung,
VS-Verlag, Wiesbaden 2006; Ernst Rudolf Huber: Dokumente zur deutschen
Verfassungsgeschichte. 5 Bde., Stuttgart, Berlin, Köln 1978-1997
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY289
kullanıldığı da görülmektedir. 1949’da Batı Almanya için kabul edilen
anayasa, yapımcıları tarafından, ‘anayasa’ adının ileride “Birleşik (Tek)
Almanya” anayasası için kullanılması düşüncesiyle, “Temel Kanun”
(Grundgesetz) olarak adlandırmıştır
66
.
Anayasanın yabancı dillerdeki karşılıklarına anlamsal olarak
en paralel örneklerinden biri de Felemenkçedeki grondwet sözüdür.
Grondwet bu dildeki grond ve wet sözcüklerinden oluşur. Grond, Fe-
lemenkçede zemin, temel, dip, garanti, sebep, durum, hak, yetki gibi
anlamlara gelmektedir
67
. Wet ise kanun, hukuk, akit, yasallaştırma de-
mektir
68
. O halde grondwet temel kanun, hak sözleşmesi, yetki kanunu
gibi anayasanın tarihsel temelleriyle uyum içinde olan ve buna ek ola-
rak Türkçedeki karşılığı anayasa ile simetri oluşturan bir anlamı ihtiva
etmektedir.
Arapçadaki düstur sözüne gelince; zaten Türkçede de yaşayan, 1.
Genel kural. 2. Yasaları içine alan kitap
69
şeklinde iki önde gelen anla-
ma sahip ve tabii ki Arapça kökenli bir sözcük olduğu görülmektedir.
Buna ilave olarak düstur, Resmi Gazetenin yayınlanış şeklini, tertip,
cilt ve sayfasını ve böylece yayınlanan bir kanun, genelge ya da ilanın
gazete içindeki yerini gösteren bilgiyi ifade eder
70
. Yine de düsturun
Arapçada anayasa yerine kullanılması enteresandır.
Nihayet, İran dilindeki kanunuesasî terimine geldiğimizde yuka-
rıda ilk anayasa olan 1876 Kanun-u Esasi hakkındaki açıklamaların
bunun içinde geçerli olduğunu söylemekte sakınca yoktur. ‘Kanun’
ve ‘esasi’ kelimeleri Arapça kökenlidir; Türkçeye geçtiği gibi Farsçaya
da geçmiştir. Kanunuesasî’nin İran dilinde anayasa anlamında kullanıl-
ması, bu diller arasındaki söz varlığı alışverişinin günlük kelimelerle
sınırlı kalmadığını, hukuk terimlerini kapsayacak ölçüde büyük oldu-
ğuna işaret etmektedir.
66
Atar, op.cit., Türk Anayasa Hukuku, s.3
67
Ectaco Dutch-English Online Dictionary, “grond” araması, http://online.ectaco.
co.uk/main.jsp?do=e-services-dictionaries-word_translate1&direction=1&status
=translate&lang1=40&lang2=en&source=wet, erişim tarihi: 10.3.2011
68
Loc.cit., erişim tarihi: 10.3.2011
69
Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlük, op.cit., “düstur” başlığı, erişim tarihi:
11.3.2011
70
Örneğin, yürürlükte olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası hakkındaki kanunun
Resmi Gazetedeki künyesi şöyledir: 9.11.1982-17863; Düstur: Tertip: 5, Cilt: 22,
Sayfa: 3
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler290
C. Yabancı Dillerde “Anayasa Hukuku”
Bir kelime olarak anayasanın işgal ettiği anlam boşluğunu bütün
olarak keşfedebilmek için bu kelimenin içinde yer aldığı en yaygın ka-
lıp olan “anayasa hukuku”nun başka ülkelerdeki kullanım şekillerine
bakmak gerekir. Anayasanın içinde bulunduğu diğer kullanımlar aşa-
ğıda ayrıca değerlendirilecektir. Bu kısımda asıl konu olan bir kelime
olarak anayasadan sapmama duyarlılığıyla, yabancı dillerde anayasa
hukuku terimi kısaca ele alınacaktır.
İngilizcede anayasa hukuku terimini karşılamak için constitutional
charter, fundamental law, ground law, organic law, paramount law gibi de-
yişlerin kullanıldığı olmuşsa da ezici çoğunlukla constitutional law kul-
lanılmaktadır. Terim, bilimsel çalışmalarda genellikle bu şekilde kulla-
nılmaktadır
71
. Law kelimesi isimdir. İngilizcedeki –al iki isimden sıfat
yapan bir ektir. Dolayısıyla terimdeki constitutional kelimesi ismi nite-
leyen bir sıfattır. O halde constitutional law Türkçedeki kullanımından
farklı olarak anayasa hukuku değil, anayasal hukuk demektir. İngilizcede-
ki diğer hukuk dalları da çoğunlukla yine bu şekilde oluşturulan sıfat
tamlamalarıyla adlandırılmaktadır
72
. Dolayısıyla İngilizcedeki bilimsel
hukuk eserlerinde bütünlük ve tutarlılık olduğu da söyleneceklere ilave
edilebilir. Bu terimin dilbilimsel yapısıyla ilgili olarak “Türkçede Anaya-
sa” bölümünde anayasal hukuk tabirinin, hâlihazırda kullanılan terime
göre daha isabetli olduğunu düşündüğümüzü belirtmiştik.
Fransızcada anayasa hukuku yerine droit constitutionnel yerleşik
bir terim olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu dildeki bilimsel çalışmalar-
71
Bu tür bilimsel eserlerden başlıcaları şunlardır: NOWAK (John), ROTUNDA
(Ronald D.) ve NOWAK (John E.), Constitutional Law (Hornbook Series), St. Paul,
Minn., West Publishing Co., Yedinci Baskı, 2004, 1652 s. STEPHENS (Otis H.) SCHEB
(John M.), American Constitutional Law, Belmont, CA, Wadsworth Publishing, 3.
Baskı, 2002, 960 s., SHANOR (Charles), American Constitutional Law: Structure
and Reconstruction; Cases, Notes and Problems, St. Paul, MN, ThomsonWest, İkinci
Baskı, 2003, 896 s. MASSEY (Calvin R.), American Constitutional Law: Powers and
Liberties, Gaithersburg, MD., Aspen LawPublishers, İkinci Baskı, 2005, 1280 s.
TRIBE
(Laurence H.), American Constitutional Law, New York, Foundation Press,
2000, c.I, 1470 s., BARNETT (Hilaire A.), Constitutional and Administrative Law,
London, Cavendish Publishing Ltd., Beşinci Baskı, 2004, 870 s. (Gözler, op.cit.,
Anayasa Hukukunun Genel Esaslarına Giriş, s.7-8., http://www.anayasa.gen.tr/
ahgeg.pdf, erişim tarihi: 14.3.2011)
72
Birkaç örnek vermek gerekirse; medeni hukuk civil law, rekabet hukuku competitive
law, ceza hukuku criminal law sıfat tamlamalarıyla ifade edilir.
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY291
da da kullanım bu biçimdedir
73
. Bu terim sıfat tamlaması şeklindedir.
Droit “hukuk” demektir. Constitutionnel ise yukarıda anlamını açıkla-
nan constitution isminin sıfat halidir
74
. Fransız dilindeki kullanım, İngi-
lizcedekine paraleldir.
Almancada anayasa hukuku yerine staatsrecht terimi kullanılmak-
tadır. Staats devlet, recht ise hak, hukuk anlamına gelir. Recht’in staats-
recht’teki anlamının hukuk olduğu kolaylıkla söylenebilir. Staatsrecht
terimi dilimize “devlet hukuku” olarak çevrilmesi eleştirilse ve staat’ın
burada anayasa anlamında olduğu iddiasına katılmak zordur. Çünkü
Almancadaki staat, İngilizcede devlet anlamında kullanılan state ve İs-
panyolcada yine devlet demek olan estado ile aynı kökten gelmektedir.
Dolayısıyla bu kelimenin anlamını ‘anayasa’ya doğru çekmek gerçekçi
olmayacaktır. Diğer dillerde, örneğin İngilizcede constitution sözcüğü-
nün constitutional law teriminin içinde yer alması gibi, anayasa sözcü-
ğü, ‘anayasa hukuku’ teriminin içinde bir şekilde geçse de, Almancada
bu böyle değildir. Yine de teknik anlamda, Almancada anayasa hu-
kuku yerine kullanılarak yerleşmiş staatsrecht dışında başka bir terim
olmadığı için bu deyişi devlet hukuku olarak değil ‘anayasa hukuku’
anlamında saymak gerekmektedir.
Arapçada kullanılmakta olan terim, dikkate değerdir. Bu dilde
anayasa hukuku, kanun-u düsturi
75
ibaresi ile karşılanmaktadır. Arap-
çada kelimenin sonuna gelen –i sesi
76
sıfat yapan bir ektir. Yabancı
Dillerde “Anayasa” kısmında değinildiği üzere bu dilde anayasa yeri-
ne düstur sözcüğü kullanılmaktadır. Arapçada kanun parlamentonun
73
Bu tür bilimsel eserlerden başlıcaları şunlardır: CONSTANTINESCO (Vlad)
ve PIERRÉ-CAPS (Stéphane), Droit constitutionnel, Paris, PUF, Themis droit
public, 2004, 586 s.; FAVOREU (Louis) et al., Droit constitutionnel, Paris, Dalloz,
Sekizinci Baskı, 2005, 941 s. FRANCK (Claude), Droit constitutionnel, Paris,
PUF, Coll. Themis, 2001, 512 s.; GICQUEL (Jean) ve GICQUEL (Jean-Eric) Droit
constitutionnel et institutions politiques, Paris, Montchrestien, 22. Baskı, 2005, 709
s. HAMON (Francis) ve TROPER (Michel), Droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J.,
Yirmidokuzuncu Baskı, 2005, 896 s. LAFERRIÈRE (Julien), Manuel de droit
constitutionnel, Paris, Editions Domat-Montchrestien, İkinci Baskı, 1947, 1112 s.
74
Gözler, op.cit., Kemal Gözler, Anayasa Hukukunun Metodolojisi, Bursa, Ekin
Kitabevi Yayınları, 1999, s. 134
75
Vikipedi-Arapça, okunuş olarak “kanun-i düsturi” başlığı, http://ar.wikipedia.
org/wiki/%D9%82%D8%A7%D9%86%D9%88%D9%86_%D8%AF%D8%B3%D8
%AA%D9%88%D8%B1%D9%8A , erişim tarihi: 14.3.2011
76
Bir ek olan –i’nin ses olarak nitelenmesi uygun görülmüştür. Zira bilindiği üzere
Arapça Arap alfabesiyle yazılmaktadır.
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler292
yaptığı düzenleme değil, hukuk demektir
77
. O halde kanun-u düsturi
terimi dosdoğru Türkçeye aktarıldığında “anayasal hukuk” ortaya çık-
maktadır. Hemen görüleceği gibi, Arapçada yerleşen kullanım, dilbi-
limsel açıdan İngilizce ve Fransızcadaki deyişlerle aynı şekildedir.
Derecho constitucional, İspanyolcada anayasa hukuku yerine kulla-
nılmaktadır. Derecho, hukuk ve hak anlamına gelmektedir
78
. Constituci-
onal ise hem ‘anayasal’ hem de ‘anayasacı’ (anayasacılık akımı destek-
çisi) demektir
79
. Dolayısıyla derecho constitucional, anayasal hukukunu
diğer Batı dilleriyle paralel olarak ifade etmektedir. Fakat bu dilde
anayasa hukuku için yalnız bu terim değil, derechos fundamentales tabi-
ri de kullanılmaktadır. Bu ibare ‘temel hukuk’ olarak Türkçeye çevri-
lebilir. Derechos fundamentales teriminin Türk anayasacılık tarihindeki
Kanun-u Esasi’yle benzeştiği söylenebilir.
Genel olarak incelendiğinde yabancı dillerde anayasa hukukunun
ekseriyetle bir hukuk dalı olarak ‘anayasal hukuk’a tekabül edecek bi-
çimde kullanıldığını söylemek mümkündür.
4. ANAYASAYI İÇEREN SÖZ ÖBEKLERİ
A. Türkçede Anayasa Terimini Kapsayan Söz Öbekleri
Anayasa, sadece anayasa hukuku teriminde değil, gerek günlük
dilde gerekse hukuk ve siyaset biliminde farklı tamlamalarda kullanıl-
maktadır. Hatta önde gelen bir anayasa hukukçusu kitabına “Anayasal
Demokrasi” adını vermiştir
80
. Bundan başka “Anayasa Mahkemesi” gibi,
anayasaya uygunluk denetimi yetkisiyle donatılmış kurumu ifade
eden ifadeler olduğu gibi; “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası”, “anayasal
hak”, “anayasal kurum”, “anayasal şikâyet”, anayasal monarşi”, “anayasal
iktisat”, “anayasal rejim
81
”, “anayasal devlet”, “anayasal reform”, “anayasal
77
Vikipedi-Arapça, Loc.cit., okunuş olarak “kanun” anlam olarak “hukuk” başlığı
78
Spanish Dictionary, Spanish-English, “derecho” başlığı, http://www.spanishdict.
com/translate/derecho, erişim tarihi: 15.3.2011
79
Spanish Dictionary, op.cit., “constitucional” başlığı, http://www.spanishdict.
com/translate/constitucional, erişim tarihi: 15.3.2011
80
Mustafa Erdoğan, Anayasal Demokrasi, Siyasal Kitabevi, Ankara, 2010, 380 s.
81
Bu konuda yazılmış bir kitap için bkz.: İlber Ortaylı, Osmanlı’da Değişim ve
Anayasal Rejim Sorunu (Seçme Eserleri 2), İş Bankası Kültür Yayınları / Tarih,
2008, 352 s.
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY293
cumhuriyet”, “anayasal görev”, “anayasal suç”, “anayasal gelişmeler” gibi
sıklıkla kullanılan pek çok söz öbeği anayasayı kapsamaktadır. Bun-
lardan en kayda değer olanlarının ele alınması gerekli ve yeterlidir.
Anayasal hak, ilk başta iki şekilde yorumlanabilecek bir kullanım-
dır. Bunlardan birincisine göre, anayasal hak, anayasada yer verilen te-
mel hak ve özgürlüklerden ibarettir. Eğer çok önemli bir hakka, örne-
ğin eğitim ve öğrenim hakkına, anayasada yer verilmemişse, bu hak
anayasal hak olmaktan çıkacak mıdır? Bu soruya olumlu cevap vermek
için ileri derecede pozitivist olmak gerekir. O halde anayasal hak başka
bir şeydir. İkinci yorumlanışa göre, anayasada olan yahut olmayan,
kuşaklar yoluyla genişlemiş haliyle temel hak ve özgürlüklerinin ta-
mamı anayasal hak’tır. “Hürriyetlerin Bütünlüğü İlkesi” bu tezi destek-
lemektedir. Münci Kapani’nin deyimiyle; her ne kadar temel hak ve
hürriyetler konusunda çeşitli ayrımlar yapılıyorsa da, temel hak ve
hürriyetler bir bütündür. Bir kişi ancak, temel hak ve hürriyetlerin bü-
tününe sahip olmak şartıyla özgür olabilir. Şüphesiz ki, kişinin özgür
olması için her şeyden önce negatif statü haklarına, yani bireysel hak-
lara sahip olması gerekir. Ancak, kişi aç ise, evsiz ise bu haklara sahip
olmasının bir anlamı kalmaz. O nedenle kişinin pozitif statü hakları-
na, yani sosyal haklara da sahip olması gerekir. Nihayet, bu bireysel
ve sosyal haklara sahip olan kişinin, aktif statü haklarına yani siya-
sal haklara da sahip olması gerekir. Çünkü yönetimine katılamadığı
bir devlette kişinin bu hakları geri alınabilir. Görüldüğü gibi hürriyet
özünde bütündür. Buna hürriyetin monizmi ismi verilir
82
. Bir hakkın
anayasal nitelikte olup olmadığı, bir ülkenin anayasasında yazıp yaz-
mamasına indirgenemez. Çünkü bazı ülkelerde tanınan pek çok hak,
diğer ülkelerin anayasalarında yer bulamamaktadır. Hak, ülkeden ül-
keye değişmeyeceğine göre; dünyanın neresinde olursa olsun, yaşama
hakkı, mülkiyet hakkı, fikir ve vicdan hürriyeti, teşebbüs özgürlüğü,
özel hayatın gizliliği olmazsa olmazlardansa; anayasal hak kavramının
tanımı evrensel olmak zorundadır. Tüm insanlığı içine alacak şekilde
tek bir anayasanın yaratılması düşünülemeyeceğine göre, o ya da bu
ülkenin yürürlükte olan anayasalarıyla bağlı kalınmaksızın ve onları
aşacak surette, evrensel anayasal haklar’ın varlığı inkâr edilemez. Zaten
hukuk ile kanunu birbirinden ayıran ince ayrım işte budur.
82
Münci Kapani, Kamu Hürriyetleri, Yetkin Yayınları, 1993, s. 6-7
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler294
Anayasal kurum, hukuk dünyasında geniş bir yelpazede, anayasa
hukukuyla sınırlı kalınmayıp idare hukukunda da kullanılan tabirler-
den biridir. Türkçedeki ilk akla gelen ve kabul gören anlamı, ‘anaya-
sada adı geçen kurum’dur. Mesela 1982 Anayasasında Diyanet İşleri
Başkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Radyo Televizyon Üst Kurulu,
Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Ana-
yasa Mahkemesi, Yükseköğretim Kurumu, Milli Güvenlik Kurulu ve
bazı kuruluşlar ismen düzenlendiği için anayasal kurum sayılmaktadır.
Yine, ismen sayılmasa da, mahalli idareler, meslek kuruluşları gibi teş-
kilatlar dolaylı şekilde anayasal kurum olarak nitelenebilir. Görülen
o ki, buradaki anayasal kelimesi, bahsi geçen kuruluşların tamamının
anayasal öneme sahip olduğunu değil, sırf yürürlükteki anayasada
düzenlendiği için bu sıfatı elde ettiğini göstermektedir. “Yürürlükteki
anayasa” ifadesinin altı çizilmelidir; çünkü anayasal kurumlar her bir
anayasa, hatta anayasa değişikliği döneminde başkadır. Örneğin, Dev-
let Planlama Teşkilatı, 1961 Anayasasına göre anayasal kurum iken 1982
Anayasasına göre, burada düzenlenmediği için, bu sıfatı taşımamakta-
dır. Anayasa değişikliği dönemlerine ilişkin değişkenliğe örnek vermek
gerekirse, Devlet Güvenlik Mahkemeleri 2004’e kadar anayasal kurum
iken, bu tarihte, Anayasanın 143. maddesinde yapılan değişiklikle bu
sıfatını yitirmiştir. Diğer yandan, kanunla kurulmuş bir kuruluş olan
RTÜK, 21 Haziran 2005’te yapılan değişiklikle Anayasada kendine
yer bularak anayasal kurum sıfatını elde etmiştir. Dolayısıyla, anayasal
kurum, bütünüyle pozitif hukuka yaslanmış bir ibaredir. Mevcut ana-
yasaya göre, anayasal kurum sayılan bazı kuruluşların aslında anayasa
hukuku alanında incelenmeye değer olmadığı düşünülmektedir.
Vergi anayasası, iktisatçı Buchanan tarafından incelenen bir konu-
dur. Ona göre, “anayasal-kurumsal reform içerisinde kötü fena ve yeter-
siz olan politikacıların iyi nazik ve yetenekli olanlarıyla değiştirilmesi gibi
önerilere yer yoktur. Anayasal reform içerisinde amaç, yönetimde yer alan
kişilerin iyilerinin seçilmesi değildir. Anayasal reformun amacı; politikacıla-
rın uyması gereken sınırların veya kuralların oluşturulmasıdır.”
83
. Burada
anayasanın iktisadi bir hedefi elde etmeye yönelik bir araç olarak kul-
lanılmak istendiğini tespit etmek güç değildir.
83
www2.aku.edu.tr/.../idt_XIV_hafta_kamutercihiteorisiveanayasaliktisat.PPT –
erişim tarihi: 14.3.2011
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY295
Anayasal iktisat, devletin gücü ve yetkilerinin nasıl sınırlandırılabile-
ceğini ve nasıl sınırlandırılması gerektiğini inceleyen bir disiplindir. Bu
disiplin bağlamında, anayasanın kökenine ilişkin aydınlatıcı bir tartış-
ma yapılacaktır. Buchanan şu tanımı tercih etmektedir: Anayasal iktisat
ekonomik ve politik birimlerin tercihlerini ve faaliyetlerini sınırlayan
alternatif yasal-kurumsal ve anayasal kurallar bütününün işleyiş özel-
liklerini açıklamaya çalışır
84
. Anayasal siyasi iktisat kuramının felsefi te-
mellerini toplumsal sözleşme kuramı oluşturur. Bilindiği üzere J. J. Ro-
usseau ile birlikte anılan toplumsal sözleşme, toplumda birlikte yaşayan
bireylerin, temel hak ve özgürlükleri ile toplumun içerisinde uyulması
gerekli olan kuralları içeren yazıya dökülmemiş kurallar üzerinde gö-
rüş birliğine varmalarını ifade eder. İyi bir toplumsal düzenin temelleri,
sosyal sözleşme içerisinde oluşturulmuş kural ve kurumlara dayalıdır.
Toplumsal sözleşme anayasal demokrasinin normatif ilkelerini içerir. Top-
lumsal sözleşme anayasalardan başlıca şekil ve amaç yönünden ayrılır:
Anayasalar, yazılı üst hukuk kurallarıdır. Buna karşın, toplumsal söz-
leşme ilkelerinin yazılı olması gerekmez. Anayasalar iyi bir toplumsal
düzenin siyasi ve iktisadi ilkelerini açıklar. Toplumsal sözleşme, ana-
yasalar gibi belirli kurumlar oluşturmaz. Ortaklaşa kararların alınacağı
çerçeveyi ve usulleri normlar olarak saptamaz. Bunun yerine toplumsal
sözleşme, temel insani değerleri ortaya koymaya çalışır. Anayasal siyasi
iktisat, iyi bir toplum düzeni oluşturacak siyasi kuralların ve kurum-
ların sosyal sözleşme kuramına dayalı olarak belirlenmesini savunur.
Ancak, anayasal politik iktisat, toplumun hem hukuki hem de kuram-
sal yapısını yönlendirecek anayasaların, vatandaşların bilinçli gayretleri
ile ideal şeklini alacağını kabul eder. Bu düşünce bilim dilinde sözleş-
meci anayasacılık (contractarian constitutionalism) olarak adlandırılır. Bu
yönüyle sözleşmeci anayasacılık veya sözleşmeli anayasal iktisat aynı
zamanda yapıcı gerçekçilik (constructive rationalism) ilkesine dayanır. Bu
ilkenin karşıtı görüş ise toplumsal düzeni belirleyen kural ve kurumla-
rın zaman içinde kendiliğinden, yani kendiliğinden oluştuğunu iddia
eden evrimci gerçekçilik (evolutionary rationalism) dir
85
. Anayasal iktisat
kuramının anayasa hukuku ile iktisat bilimlerinin kesiştiği noktada dur-
ması anayasaya yeni, işlevsel bir boyut kazandırmaktadır.
84
Wikipedia-English, “constitutional economics” başlığı, http://en.wikipedia.org/wi
ki/Constitutional_economics, erişim tarihi: 14.3.2011
85
Coşkun Can Aktan, Anayasal İktisat, İz Yayınları, 1998, s. 20 vd.
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler296
B. Yabancı Dillerde Anayasa Terimini Kapsayan Söz Öbekleri
‘Yabancı Dillerde Anayasa Hukuku’ bölümünde yer verilen ana-
yasa hukuku (constitutional law) bir kenara bırakılırsa; İngilizcede
anayasa (constitution) kelimesinin kullanıldığı en bilinen deyişler şun-
lardır: “constitutionalism”, “constituency”, “constitutionality”, “constituti-
onal convention”, “constitutional amendments”, “constitutional monarchy”,
“constitutional rights”, “constitutional casualty”, “constitutional defini-
tion”, “constitutional government”, “constitutional patriotism” “consti-
tutional symptoms”, “constitutional dictionary”, “constitutional party”,
“morning constitutional”. Hepsinin ortak noktası constitutional sıfatıdır.
Fransızcadan “bloc de constitutionnalité”, “conceil constitutionnel” ve
“traité constitutionnel” ele alınacaktır. Sözlüğe bakıldığında, bu kelime-
nin sadece ‘anayasada bahsi geçen’ değil, aynı zamanda ‘anayasada
olmasa da anayasa tarafından yasaklanmamış’ anlamlarına geldiği gö-
rülmektedir
86
. Bunlar arasında bazıları anayasa teriminin ne olduğu
konusunu aydınlatmaya diğerlerinden daha elverişlidir.
Constituency beklenmedik biçimde, to constitute fiilinden türemiş
olmakla birlikte bu fiilin az kullanılan ‘belli bir nisabı sağlamak’
87
an-
lamıyla ahenk sağlamak suretiyle, ‘seçim bölgesi’ veya ‘seçmenler’ de-
mektir. Seçilen bir görevlinin temsil ettiği bölgenin seçmenlerine veya
bizatihi bölgeye constituency adı verilmesi, kaynağını Batıdan almış bir
müessese olan anayasa ile yine aynı özellikteki siyaset bilimi terimleri-
nin birlikte sahip olduğu, hem felsefi, hem hukuki, hem de etimolojik
bir kökenin varlığına işaret etmektedir.
Constitutionality, anayasallık, anayasaya uygunluk demektir. Söz-
lükte bu sözcüğe bakıldığında, ‘bir eylemin uygulanabilir bir anayasa-
ya uygunluğu’ anlamını karşıladığı görülmektedir
88
. Dolayısıyla ana-
yasa hukukunun uygulama kısmına ilişkin olan anayasallık, anayasa
mahkemelerinin görev alanlarına dahil bir kavramdır. Buna değinildi-
ğinde “anayasallık bloğu” akla gelmektedir ki anayasanın tarihsel köke-
niyle yakından temas içindedir.
86
Cambridge Dictionary Online, op.cit., “constitutional” başlığı, erişim tarihi:
14.3.2011
87
Bkz. “Yabancı Dillerde ‘Anayasa’”, “to constitute” ile ilgili açıklamalar
88
Merriam-Webster Dictionary, “constitutionality” başlığı, http://www.merriam-
webster.com/dictionary/constitutionality, erişim tarihi: 9.3.2011
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY297
Bloc de constitutionnalité anayasallık bloğu demektir; Uluslararası
ansiklopedi Vikipedi’de “bloc de constitutionnalité” başlığının sadece
Fransızcasının bulunması
89
, yaygın bilim dili olan İngilizce sürümü-
nün dahi olmaması, kavramın Fransız tarzı hukuk düzenine özgü, sui
generis (nev-i şahsına münhasır) olduğuna işaret etmektedir. Bu ifade
Fransa’da 1974 yılında Louis Faverou tarafından ortaya atılmıştır.
90
Doktrinde bu kavram, “ölçü normlar bloğu”
91
, “referans normlar” şeklin-
de de ifade edilmektedir. Bu kavramla kastedilen şey anayasaya uy-
gunluk denetiminde denetlenen kanunun kendilerine uygunluğunun
araştırıldığı anayasal değerdeki normlardır. Bu kavram Fransa’da ya-
sama organının uymak zorunda olduğu anayasal değerde kurallar ve
ilkeler bütünü olarak tanımlanmaktadır.
92
Anayasa Mahkemesi yasama işlemlerinin Anayasaya uygunlu-
ğunu denetlerken, değerlendirmesini bir ölçü norma dayandırmak
zorundadır. Bu norm elbette her şeyden önce Anayasanın kendisidir.
Zaten “anayasaya uygunluk denetimi” ifadesinden de anlaşılan budur.
Ancak konu bu kadar basit değildir. Bazı ülkelerde anayasalar, kendi-
leri dışında bir takım ölçü normlar belirledikleri gibi bazı ülkelerde de
anayasanın açık hükümleri dışında bir takım ölçü normlar yargı karar-
ları yoluyla oluşmaktadır. Birinci duruma Macaristan ve Bulgaristan
örnek verilebilir. Bu devletlerin anayasalarında anayasa mahkemele-
rine anayasaya uygunluk denetiminde yasama işlemlerinin “anayasa-
ya” uygunluğu dışında bu ülkelerin taraf olduğu “milletlerarası antlaş-
malara” da uygunluğunu denetleme yetkisi verilmiştir. Bu kavramın
ortaya çıktığı Fransa’da 1958 Anayasası’nın maddeleri ve başlangıcı,
1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi, 1946 Anayasası’nın başlangıç
kısmı ve Cumhuriyet kanunları tarafından tanınan temel ilkelerin ana-
yasallık bloğunu oluşturduğunu görmekteyiz.
1958 Anayasası’nın maddeleri ve başlangıç kısmı kurucu iktidar ta-
rafından kabul edilen anayasa metninin parçasını oluşturduklarından
89
Wikipédia-Français, “bloc de constitutionalité” başlığı, http://fr.wikipedia.org/
wiki/Bloc_de_constitutionnalit%C3%A9, erişim tarihi: 9.3.2011
90
Gözler, “Türk Anayasa Yargısında Anayasallık Bloğu Kavramına İhtiyaç Var mıdır?”
http://www.anayasa.gen.tr/blok.htm erişim tarihi: 9.3.2011
91
Yılmaz Aliefendioğlu, Anayasa Yargısı, 1996, s. 103; Ergun Özbudun, op.cit., Türk
Anayasa Hukuku, s. 380
92
Gözler, op.cit., makale
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler298
anayasaya uygunluk denetiminde ölçü norm olarak kullanılmaktadır.
Bunun yanında 1958 Anayasası da başlangıç bölümünde 1789 İnsan ve
Yurttaş Hakları Bildirgesine ve 1946 Anayasası’nın başlangıcına atıfta
bulunarak bunları anayasallık bloğuna dahil etmiştir. Cumhuriyet ka-
nunları tarafından tanınan temel ilkeler de kendisine atıfta bulunulan
1946 Anayasası’nın başlangıcında yer almaktadır. Bu nedenle söz ko-
nusu ilkelerin de pozitif değere sahip olduğu ve ölçü norm olarak kul-
lanılabileceği söylenebilir.
93
Zaten Fransa uygulaması da bu yöndedir.
İşte anayasaya uygunluk denetiminde kullanılan bu ilke ve normların
tümü Fransa’da anayasallık bloğunu oluşturmaktadır.
Türk doktrininde de anayasallık bloğu kavramı kullanılmakta-
dır.
94
Anayasallık bloğu kavramını kullanan veya aynı anlama gelecek
şekilde başka bir kavramı tercih eden yazarlar bu başlık altında anaya-
sa dışında milletlerarası hukuk kurallarını ve hukukun genel ilkelerini
de işlemektedirler.
95
Bunun yanında bazı yazarlar anayasanın başlan-
gıç ilkeleri
96
, cumhuriyetin niteliklerine ilişkin ilkeler
97
, Atatürk ilke ve
inkılâplarını
98
da bu çerçevede ele almaktadırlar.
Bu yazarlara göre anayasa mahkemesi kanunları denetlerken bu
normları ölçü norm olarak kullanabilir ve dolayısıyla bu normlara
aykırı olan kanunları iptal edebilir. Buna karşılık anayasallık bloğu
kavramının Türkiye’de işlevsiz oluğunu belirten Kemal Gözler’e göre
Anayasa Mahkemesinin kullanabileceği yegâne norm anayasadır.
Bu kavramın ortaya çıktığı Fransa’da, anayasa kendisi dışında başka
normları da anayasal değerde kabul etmiş ve bu durum açıkça belir-
tilmiştir. Ayrıca Fransa anayasası kısa bir anayasa olduğundan Konse-
yin başka normları kullanma ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle ana-
yasallık bloğu kavramı Fransa açısından gerekli ve işlevseldir. Oysa
Türk anayasa yargısında ölçü norm olarak anayasa normu dışında bir
normun kullanılması söz konusu olamayacağından anayasallık bloğu
kavramının Türkiye açısından herhangi bir işlevselliği yoktur. Anaya-
sallık bloğu başlı başına, klasik bir deyimle, “anayasanın sadece anayasa
93
Gözler, op.cit.
94
Necmi Yüzbaşıoğlu, Türk Anayasa Yargısında Anayasallık Bloku.
95
Aliefendioğlu op.cit.; Özbudun, op.cit.
96
Yüzbaşıoğlu, op.cit.
97
Loc.cit.
98
Özbudun, op.cit., s. 384; Yüzbaşıoğlu, op.cit., s. 81.
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY299
olmadığını” kanıtlamaktadır. ‘Anayasal’ sıfatı ile ‘anayasa’ ismini bu
bağlamda da ayırmak zordur. Anayasa hukukçularının, anayasanın
‘sadece anayasa olmayan’ kısmı ile de ilgilenmeleri tabiidir.
Constitutionalism, anayasalcılık olarak Türkçeye tercüme edilebi-
lir. Bir kelime olarak anayasa’nın ne olduğu konusuna aydınlatmaya
elverişli bir kullanımdır. Genellikle John Locke’ın siyasi kuramları ve
Amerikan Cumhuriyeti’nin kurucularıyla birlikte anılır. Hükümetin
gücünün hukuken sınırlandırılmasını ve iktidarı bu sınırlamalar gö-
zetiminde kullanmasını öngörür. Hükümet ile yasama arasında yakın
etkileşim göz önüne alındığında akla pek çok iğneleyici soru gelmek-
tedir. Hukuk hükümet tarafından yapılmaktayken, hükümet hukuken
nasıl sınırlandırılabilir? Bu hükümetin kendi kendini sınırlaması an-
lamına mı gelmektedir? Veya bu gerçeği ima yoluyla değiştirmenin
başka bir yolu mudur? Anlamlı bir sınırlama imkân dâhilindeyse, ana-
yasal sınırlamalar nasıl sağlama alınacaktır? Bunları yazılı hale getirip
saklamak, kutsal bir yere koymak zorunlu mudur? Şayet zorunluysa
bunlar nasıl yorumlanacaktır? Bunları kaleme alan kişilerin niyeti ve
terimlerin hakiki anlamları ile sürekli değişen yapıları karşısında neyi
ifade ettiklerine dair bir değer biçilebilir mi? Bu soruların yanıtları nın
ne yönde olacağı; anayasanın otoritesi, tabiatı ve kimliğinin nasıl ta-
savvur edildiğine sıkı sıkıya bağlıdır. Kamu gücü kullanılırken, çeşitli
etmenlerin tesiri altında kurulacak istikrarlı bir yapı, hakiki niyet ve
anlamlarla örtüşecek midir? Peş peşe değişen siyasi değerler ve ilkeler
karşısında hukuki düzen, gelişen ve büyüyen bir çınar olabilecek mi-
dir? Anayasanın bambaşka bir yönünü gözler önüne seren tartışmalar
arasında constitutionalism düşüncesinin yeri özeldir. Hiç şüphe yok ki,
demokrasilerin ‘yaşayan demokrasiler’ olabilmesi anayasa kelimesi-
nin geniş yorumlanmasına bağlıdır
99
.
Constitutional convention, doğrudan çevrildiğinde anayasal kong-
re/toplantı demektir. Fakat siyasi gelenek, siyasi toplanma ve yine
bazı devletlerin düzenlediği toplantılar bağlamında üç ayrı kullanılışı
vardır. Mesela siyasi gelenek bakımından, devlet kurumlarının kendi-
ni bağlı hissettiği, gayrı resmi ve kanunlaştırılmamış usuli sözleşmele-
99
Konuyla ilgili kapsamlı bir çalışma için bkz: Standford Encyclopedia of Philo-
sophy, http://plato.stanford.edu/entries/constitutionalism/
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler300
re constitutional convention dendiği gibi
100
; bir siyasi toplanma/miting
türü anlamında, yeni bir anayasa yazmak veya mevcut anayasayı de-
ğiştirmek amacıyla gerçekleştirilen toplantıya da constitutional conven-
tion denmektedir
101
. Yine Avustralya, Amerika Birleşik Devletleri ve
Filipinler Cumhuriyeti’nin muhtelif tarihlerde düzenlediği ve genel-
likle yeni bir anayasa yazmak veya o alanda beyin fırtınası yapmak
amacıyla toplanan insanların katıldığı toplanmalara constitutional con-
vention adı verilmiştir
102
. Görülen o ki, bu terim resmi ya da gayrı resmi
fakat bir şekilde hukuki düzen üzerinde etkili olan anayasal toplanma-
lar için kullanılmaktadır. “Anayasal” (constitutional) sözcüğü, terime
Türkçedeki anayasa teriminden daha geniş bir anlam kazandırmıştır.
Constituent power bir başka çarpıcı örnek olarak değerlendirilir. Bu
ibare, ‘kurucu iktidar’ anlamına gelmektedir. Buradaki ‘constituent’
sözcüğü constitution ile aynı kökten olup ‘inşai’, ‘kurucu’, ‘bileşen’,
‘oluşturan parçalardan her biri’ gibi anlamları bünyesinde barındır-
mak suretiyle, İngilizcede anayasa’yı karşılayan kelimeye paralel ola-
rak, işteş ve inşai niteliğini apaçık yansıtmaktadır. Fakat Türkçeye çev-
rilip ‘kurucu iktidar’ anılmaya başlandığında, iktidarın günlük dildeki
izlenimi ve siyasal yönünün baskın oluşu gibi nedenler dolayısıyla
sanki anayasayı yaratan güç olmaktan uzakmış gibi bir algı oluşmak-
tadır. Kurucu iktidar, daha ziyade siyaset biliminin bir kavramı gibi
bir etkileniş doğmaktadır. Bu hatalı algıların oluşmasındaki en büyük
pay, kanaatimizce Türkçede anayasa ile kurucu iktidar ibareleri ara-
sında etimolojik ortaklığın bulunmamasıdır.
Constitutional monarchy, anayasal monarşi ya da meşrutiyet de-
mektir. Bilindiği üzere, monarşi, saltanat, bir hükümdarın devlet baş-
kanı sıfatıyla ömür boyu yönettiği devlet sistemidir. Anayasal monarşi
ise bir saltanatta hükümdarın mutlak yetkilerinin bir bölümünü mecli-
100
Wikipedia-English, op.cit., “Constitutional convention (political custom)” başlığı,
http://en.wikipedia.org/wiki/Constitutional_convention_(political_custom) ,
erişim tarihi: 14.3.2011
101
Wikipedia-English, op.cit., Constitutional convention (political meeting), http://
en.wikipedia.org/wiki/Constitutional_convention_(political_meeting), erişim
tarihi: 14.3.2011
102
Wikipedia-English, op.cit., “Philadelphia Convention” başlığı, The United
States Constitutional Convention (Birleşik Devletler Anayasal Kongresi),
Philadelphia Kongresi veya Federal Kongre olarak da bilinir. 1787’de
gerçekleştirilmiştir. ABD’nin kuruluş ve yönetim şekli ve tabii ki anayasal
sorunları çözmek amacıyla toplanmıştır.
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY301
se ve diğer anayasal kurumlara devretmesini öngören ve yazılı, yazısız
veya her ikisiyle harmanlanmış bir anayasa ile bu devrin teminat altı-
na alındığı yönetim şeklidir. Bu durumda anayasal (constitutional) söz-
cüğünün terime kattığı anlam ‘sınırlanmış’, ‘anayasayla bağlanmış’tır.
Nitekim anayasal monarşi Türkçede meşrutiyet ile de ifade edilir ve bu
kelime “şarta bağlanmış yönetim” demektir. Zaten Türk hukuk tarihin-
de, 1876 Kanun-u Esasi ile inşa edilen düzene 1. Meşrutiyet, 1909’da
padişahın yetkilerinin iyice sınırlandığı yeni anayasal düzene 2. Meş-
rutiyet adı verilir. Anayasaların varlık amacı çoğunlukla hükümdarı
sınırlamak olduğuna göre constitutional monarchy ibaresindeki anaya-
sal sıfatı, ‘anayasa’nın geniş anlamıyla uyum içindedir.
Constitutional patriotism, anayasal yurtseverlik demek olup Al-
manca Verfassungspatriotismus olarak ifade edilir. Alman filozof Jürgen
Habermas’la ilişkilendirilen ve halen siyaset bilimci Dolf Sternberger ile
birlikte anılan bir kavramdır
103
. Avrupa Birliği, Avrupacılık, postnasyo-
nalizm gibi kuruluş ve fikir akımlarının vatandaşlık yaklaşımını ifade
eder. Bu bağlamda, anayasal (constitutional) sözcüğünün çok dikkat çe-
kici bir anlamını bünyesinde barındırmaktadır. Şöyle ki, burada consti-
tutional, “uluslar-üstü bir kuruluşa ait ve ilişkin olma” gibi şimdiye kadar
hiç incelemediğimiz bir anlamda kullanılmıştır. Anayasa sözcüğünü
dahi şimdi bulunduğu hukuki kavramsal sahadan çıkarıp başka yerlere
taşıma yetisine sahip bulunmaktadır. Constitutional patriotism hakkında
düşünmek bile, tek başına, “anayasa” kavramının hukuk ile siyaset bili-
mi arasında dalgalandığını göstermek için yeterlidir.
Constitutional symptoms, beklenmedik şekilde, bir tıp kavramı-
dır. Sindirim, boşaltım gibi pek çok vücut sistemini etkileyebilen kilo
kaybı, yüksek ateş, bitkinlik, keyifsizlik, titreme, gece terlemesi, iş-
tahsızlık vb. belirtileri ifade eder. Diğer bir deyimle, önde gelen, en
çok görülen, belli başlı hastalık belirtilerine verilen genel addır. Gö-
rüldüğü üzere, constitutional’ın bambaşka bir kullanımıdır; anayasal
sözcüğü ‘esaslı’ anlamıyla kullanılmıştır. En az constitutional patrio-
tism teriminde ortaya çıkan anlam çeşitliliği kadar şaşırtıcıdır. Cons-
titutional thrombopathy adını taşıyan bir başka tıp terimi olduğunu da
belirtmeden geçemeyeceğiz.
103
Wikipedia-English, op.cit., “Constitutional patriotism” başlığı, http://en.wiki pe-
dia.org/wiki/Constitutional_patriotism, erişim tarihi: 14.3.2011
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler302
Morning constitutional, şimdiye kadar incelenen söz varlıklarından
daha ilginç bir anlama sahip olup istisnai bir deyiştir. Bu yüzden pek
çok sözlükte yer almayan bu ifadeye ancak Urban Dictionary’de rast-
lıyoruz. Buna göre, morning constitutional sabah erken uyanan bir ki-
şinin vücudunu harekete geçirmek üzere çıkıp ilk olarak herhangi bir
şey satın alması halini ifade eder
104
. Constitutional kelimesinin buradaki
anlamını ayırt edici şekilde ve tek başına tespit etmek kolay değildir.
Fakat ‘ilk başta’, ‘ilk olarak’ gibi anlamlara geldiği söylenebilecektir. Bu
deyiş de, diğerleri gibi, gittikçe daha çok farklı alanda kullanılan anaya-
sa/constitution, anayasal/constitutional terimlerinin kapsadığı ve gittikçe
genişleyen sahayı gözler önüne sermesi bakımından değerlidir.
Fransızcada, anayasa kelimesini içine alan deyişlerden conseil
constitutionnel ele alınacaktır. Conseil Constitutionnel Fransız Anayasa
Mahkemesi’nin resmi adıdır
105
. Fransızca-İngilizce sözlüğe bakıldığında,
conceil, council (kurul) ile eşleştirilmiştir
106
. O halde Conseil Constitutionnel
“anayasal kurul” demektir. Buradaki constitutionnel sözcüğü söz konusu
kurulun anayasa tarafından düzenlenmiş olduğunu belirtmek için değil;
anayasal nitelikte ve kendinden başkasına ait olmayan yetkilerle donatıl-
mış en üst düzeyde karar alabilen bir kurulu nitelemek amacıyla kullanıl-
mıştır. Dolayısıyla alışılmış anlamının dışına taşan, ‘görevi anayasadan
ibaret olmayan’, ‘anayasal nitelikte her türlü işle uğraşan’ özelliklerini
yansıtmaktadır. Bir başka Fransızca söz varlığı traité constitutionnel’dir.
Traité antlaşma demektir
107
. Dolayısıyla traité constitutionnel ‘anayasal
antlaşma’dır. Pekala bu deyiş ne tür metinlerde kullanılmaktadır? Me-
sela Avrupa Birliği Anayasası inşa etmeye yönelik yapılan sözleşmelerle
ilgili metinlerde, bu “AB anayasası hakkında sözleşme”yi ifade edecek şe-
kilde bu terime rastlanmaktadır
108
. Bu bağlamda constitutionnel sözcüğü
dar anlamdaki anayasal’ı, yani ‘anayasa yapmaya yönelik’, ‘anayasayla
doğrudan ilgili’ mânâlarını içinde barındırmaktadır.
104
Urban Dictionary, “morning dictionary” başlığı, http://www.urbandictionary.
com/define.php?term=morning%20constitutional, erişim tarihi: 15.3.2011
105
Fransız Anayasa Mahkemesi Resmi sitesi, http://www.conseil-constitutionnel.
fr/, erişim tarihi: 15.3.2011
106
Reverso French-English Online Dictionary, “conceil” başlığı, http://dictionary.
reverso.net/french-english/conseil, erişim tarihi: 15.3.2011
107
Reverso French-English Online Dictionary, “traité” başlığı, http://dictionary.re-
verso.net/french-english/trait%C3%A9, erişim tarihi: 15.3.2011
108
Bernard Cassen, Le Monde Diplomatique, 25 juin 2007, La Valise Diplomatique,
“Le traité constitutionnel européen ressuscité” başlıklı yazı, http://www.monde-
diplomatique.fr/carnet/2007-06-25-Retour-du-TCE
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY303
5. TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA ANAYASA BENZERİ
BELGELERE VERİLMİŞ İSİMLER
Çağdaş anayasalar tesadüfen oluşmamıştır. Hükümdarlar ile aris-
tokratlar arsında yapılan yetki dağılımı, anayasanın tarihsel temelini
oluşturmaktadır. Siyasi tarih boyunca, yönetim elitleri arasında yapı-
lan sözleşmelerden bazılarının, bilhassa eski tarihli olanlarının, tama-
men ‘anayasa’ olarak adlandırılamasa da birer ‘anayasa benzeri belge’
veya ‘anayasal senet’ olduğuna kuşku yoktur. Bunlar arasında İngiliz
anayasal belgelerinin çoğunluğu teşkil ettiği bir çırpıda görülebilmek-
tedir. Herhalde bu durumun sebebi, İngiliz demokratikleşme süreci-
nin, diğer ülkelerdeki geçişlerin aksine tedrici, peyderpey olmasıdır.
Anayasal belgeler bu başlıkta ele alınanlardan ibaret değildir
109
. Bura-
da, belli başlı anayasal belgeler uzun uzadıya tetkik edilmeyecek; “bir
kelime olarak anayasa”ya katkısı düzeyinde ele alınacaktır.
Bilinen anayasal belgelerden ilki, Manga Carta Libertatum’dur. Gü-
nümüzdeki anayasal düzene ulaşana kadar yaşanılan tarihi sürecin en
önemli basamaklarından birisi olarak kabul edilir. Konsept bağlamın-
da daha da önemlisi, belgenin adı ile çağdaş anayasanın içeriği ara-
sında yakın bir bağlantıya tanıklık edilmesidir. Bu sebeplerle Manga
Carta, diğer anayasal belgelerden daha çok üzerine derinleşilmesini
hak etmektedir.
Aslen, Papa III. Innocent, Kral John ve baronları arasında, kralın
yetkileri hususunu karara bağlamak amacıyla imzalanmıştır. Bu belge,
Kralın bazı yetkilerinden feragat etmesini, kanunlara uygun davran-
masını ve hukukun kralın arzu ve isteklerinden daha üstün olduğunu
kabul etmesini zorunlu kılıyordu. İngiltere’nin Normanlar tarafından
işgal edilmesinden sonra krallar, derebeylerinin (baronlar, vassallar)
109
Kısmen ya da tamamen anayasal nitelik taşıyan, tarih boyunca pek çok belge
olmuştur. Bunlardan bazıları şunlardır: The Code of Hammurabi (B.C. 1800),
Golden Bull of 1222 (1222; Hungary), Dušan’s Code (1349; Serbia), Pacta
conventa (1102; Croatia), Pacta conventa (1573; Poland), Henrician Articles (1573;
Poland), Claim of Right Act 1689 (Scotland), Statute of Westminster 1931 Virginia
Bill of Rights (June 1776), United States Declaration of Independence (July 1776),
Declaration of the Rights of Man and of the Citizen (1789; France), Constitution of
Greece (1822; Epidaurus), Basic rights and liberties in Finland (1919), Fundamental
rights and duties of citizens in People’s Republic of China (1949), Fundamental
Rights of Indian citizens (1950), Canadian Charter of Rights and Freedoms (1982),
New Zealand Bill of Rights Act (1990), Hong Kong Bill of Rights Ordinance (1991)
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler304
haklarını kısıtlamaya başladılar. Baronlar bu duruma sık sık itiraz edip
ayaklanıyorlardı. Nihayet İngiltere Kralı John’un, Fransa Kralı Philip
Augustus’a 1214’te yenilmesi, baronlara cesaret verdi ve kralla pazar-
lığa giriştiler. Baronlar pazarlığın şehirde olmasını, kral da açık arazi-
de yapılmasını istiyordu. Böylece kral, baronları askerleri ile ezip dağı-
tacaktı. Fakat pazarlık baronların istediği gibi olunca, Londra şehri bir
anda serseri sürüsü ile doldu. Kral bu vaziyette hiçbir direniş göster-
meden baronların isteklerini kabul ederek, bunları bir ferman hâlinde
yazdırdı. Magna Carta (Büyük Ferman) olarak ülkeye dağıtılan bu me-
tinde en ilgi çeken madde, hiçbir hür insanın yürürlükteki kânunlara
başvurmaksızın tutuklanamayacağı, mülkünün elinden alınamayaca-
ğı, öldürülemeyeceği idi. Magna Carta’yı oluşturan 63 madde İngiliz
feodal toplumunun çeşitli sınıf, katman ve kurumlarının geleneksel
olarak sahip oldukları hak ve özgürlükleri güvenceye bağlamaktadır.
Bu sınıflar içinde en önemlisi baronlardır. Bunun yanı sıra özgür köy-
lüler de sınıflı İngiliz feodal toplumunun bir parçası olarak belgede
yerini almıştır. Ayrıca fermanda, geleneksel tabiiyet (uyrukluk)
110
hak-
ları de resmen anımsatılıp açıkça tanınmaktadır. Kilise’nin tam özerk
olmasını sağlayan temel ayrıcalıklar burada yinelenmiştir.
Magna Carta anımsattığı bu temel hak ve özgürlükleri güvenceye
de bağlamıştır. Bu haklar şunlardır:
1) Adalet satılmaz, reddedilemez, geciktirilemez.
2) Suçsuza ceza verilemez.
3) Ceza suçla orantılı olmalıdır.
4)Zoralım yasaktır.
5)Kendilerinin izni olmadan uyrukların araçları kullanılamaz.
6)Ülkeye giriş ve çıkış serbesttir.
7)Tam bir ticaret serbestîsi vardır
111
.
110
Tabiiyet (Lat. nationis) ile vatandaşlık (Lat. civitas) farklıdır. Şöyle ki; tabiiyet,
monarşiyle yönetilen bir ülkede birey ile devlet arasındaki ilişkinin adı iken;
vatandaşlık liberal demokratik ülkelerde birey-devlet ilişkisinin kısa ifadesidir.
1215 İngiltere’sinde kuşkusuz monarşi ve dolayısıyla tabiiyet söz konusuydu.
111
National Archives Featured Documents, The Manga Carta, http://www.archives.
gov/exhibits/featured_documents/magna_carta/; Manga Carta History, http://
www.magnacarta.com/content/history, erişim tarihi: 14.3.2011
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY305
Magna Carta Libertatum’u kaba hatlarıyla gördükten sonra, belge-
nin Latin dilinde kaleme alındığını belirtmeye sıra gelmiş demektir.
Magna bu dilde ‘büyük’ anlamına gelir. Carta sözleşme
112
, papirüs
113
veya ferman, libertatum ise özgürlük demektir. O halde belge, Türkçe-
de “Büyük Özgürlük Sözleşmesi” adı verilebilir. Bir anayasal belge için
daha uygun nasıl bir isim olabilir? Sözleşme, yukarıda yer verilen bil-
giler muvacehesinde, tıpkı çağdaş anayasalarda olduğu gibi temel hak
ve özgürlükleri bünyesinde barındırmaktadır. Toplumsal gerçekleri
dikkate olarak, sınıfsal hakları belirlemektedir. Taşıdığı isim, neredey-
se, çağının bir milenyum ilerisindedir. Ve şüphe yok ki, anayasa ben-
zeri belgeler arasından birine anayasa ünvanı verilecekse bu Magna
Carta olmalıdır. İbni Haldun, nasıl ‘sosyolojinin öncüsü’ olarak anılı-
yorsa, Magna Carta da ‘anayasanın öncüsü’ olarak anılmalıdır.
Diğer bir esaslı İngiliz anayasal belgesi, 1628 tarihli Petition of
Right’dır. Kralın bazı özgürlükleri ihlal etmekten yasaklanmasını amaç-
lar. İngiliz parlamentosunca kabul edildiği için hukuki normlar ara-
sındaki konumu kanunla eşdeğerdir. Sözlüğe göre, petition çok sayıda
insan tarafından imzalanan, hükümet ya da başka bir otoriteden bir-
takım hakların talebini içeren belgedir
114
. Sözcük, hukuk dilinde ‘dava
dilekçesi’ni karşılayacak şekilde de kullanılmaktadır
115
. Right, İngilizce-
de ‘hak’, ‘doğruluk’ veya ‘düzen’ demektir. Bu durumda Burada hem
hak, hem düzen yerine kullanıldığı söylenebilir. Dolayısıyla Petition of
Right “Hak Talebi” olarak çevrilebilir. Belgenin adı, kısmi bir anayasal
belge niteliğini ve bir anayasa olmayışını isabetle yansıtmaktadır.
Habeas Corpus Act
116
, Kral 2. Charles hüküm sürerken, 1679 yılın-
da İngiliz parlamentosunda kabul edilmiş bir kanundur. Bu kanunun
ne olduğunu anlayabilmek için öncelikle Habeas Corpus’un bilinmesi
112
İngilizceye “chart” olarak geçmiştir.
113
Google Çeviri Programı, Latince-Türkçe, “carta” başlığı, http://translate.google.
com.tr/?hl=tr&tab=wT#, erişim tarihi: 14.3.2011
114
Cambridge Dictionaries Online, “petition” başlığı, “a document signed by a large
number of people demanding or requesting some action from the government or another
authority” http://dictionary.cambridge.org/dictionary/british/petition_1, erişim
tarihi: 14.3.2011
115
Loc.cit. “petition” başlığı, “a formal letter to a court of law requesting a particular legal
action” erişim tarihi: 14.3.2011
116
‘Charles II, 1679: “An Act for the better secureing the Liberty of the Subject and for
Prevention of Imprisonments beyond the Seas.”, Statutes of the Realm: cilt 5: 1628-
80 (1819), s. 935-38, http://www.british-history.ac.uk/report.asp?compid=47484.
erişim tarihi: 14.3. 2011
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler306
gerekir. Habeas Corpus hukuksuz biçimde tutuklanan mahpusların
serbest bırakılmasını veya mahkeme önüne çıkarılmasını hedefleyen,
kadim, ayrıcalıklı, yargısal bir talimattır. Birey özgürlüğünü çiğneyi-
ci işlemleri gidermek için bir tutuklamanın yasallığını yargıç kararına
bağlayan Habeas Corpus ‘tur. Anglo-Amerikan hukuk sistemini benim-
semiş ülkelerde tanınmış olan Habeas Corpus güvencesi, Roma-Germen
hukuk sistemine bağlı ülkelerde genellikle yer almaz. Ama bunlar ara-
sında da benzeri usul güvencelerini tanıyanlar vardır. Habeas Corpus,
Latince “vücuduna (kendine) sahipsin” demektir
117
. Act ise kanun veya
eylem anlamına geldiği halde burada, ‘parlamentonun yaptığı soyut
düzenleme, kanun’ olarak kullanılmıştır. Habeas Corpus Act’i Türkçe-
de özgün haline yakın ifade etme imkânı zayıftır; ancak “Kişi Hürriye-
ti Kanunu” denilebilir. Ki, Habeas Corpus kavramı olmasaydı kanuna
böyle bir ad verilebileceği tahmin edilebilir. Bu kanun çağdaş anayasa-
lardaki çekirdek haklardan olan ‘hiç kimsenin hâkim kararı olmadık-
ça tutuklanamaması’ ve diğer ceza usul güvencelerini kapsamakta ve
böylece, kanaatimize göre, anayasal belge vasfına erişmektedir.
1689’da Bill of Rights yayınlanmıştır. “Haklar Beyannamesi”ni ifa-
de eder. Bill of Rights sadece 1689 yılında ilan edilen belgeyi değil, bir
ülkenin vatandaşlarının en önemli haklarını kapsayan her belge için
kullanılabilen bir deyiştir. Hedefi, iktidarın yapacağı ihlalleri engelle-
mektir. Nitekim bu tabir, 1789’da yapılıp 1791’de tasdik edilen United
States Bill of Rights’da da kullanılmıştır. 1689 Bill of Rights’a geri döner-
sek, belgenin uzun adı “An Act Declaring the Rights and Liberties of the
Subject and Settling the Succession of the Crown” (Vatandaşların Hak ve
Özgürlüklerini Bildiren ve Hükümdarlıkta Veraseti Belirleyen Kanun)
dur. Anayasa kelimesini içermediği halde bir anayasanın içinde olabi-
leceklerin pek çoğunu açıkça dillendiren belgenin maddeleri incelen-
diğinde hem konulan isim hem de muhteva açısından anayasaya en
yakın eserlerden olduğu anlaşılmaktadır.
Değinilecek son İngiliz anayasal belgesi, 1700 yılında kayda gi-
ren ve 1701 Haziranında İngiliz parlamentosunca kabul edilen Act of
Settlement’tır. Settlement anlaşma, yerleştirme, uzlaştırma demektir.
Cambridge Dictionary’e göre “bir tartışmayı bitiren resmi antlaşma”dır
118
.
117
Google Çeviri Programı, Latince-Türkçe, op.cit., “Habeas” ve “Corpus” başlığı, eri-
şim tarihi: 14.3.2011
118
Cambridge Dictionaries Online, op.cit., “settlement” başlığı, http://dictionary.
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY307
O halde “Anlaşma Kanunu” olarak tercüme edilebilir. Belge için tercih
edilen başlık, dünya genelindeki anayasal gelişmelerle ortaya çıkan
kavramlardan çok İngiliz siyasi geleneğinin yarattığı kendine özgü (sui
generis) yapısına uygun bir seçim olmuştur. Zira dünyadaki eğilim, hü-
kümdarla anlaşmalar yaparak yavaş yavaş hakları kazanmak şeklinde
değil, hükümdarı yok ederek kısa sürede anayasal düzeni inşa etme
yöntemiyle gerçekleşmiştir. Diğer yandan, Act of Settlement da Bill of
Rights gibi, belli bir tarihte yapılan bir belgeye özgü bir özel isim olma-
yıp farklı belgelerde
119
kullanılagelmiştir. 1701 Act of Settlement, saygılı
ve edebi bir dille kaleme alınmış olmasına rağmen
120
, kraliçenin hakları-
nı sınırlayıcı pek çok anayasal hüküm içermektedir. Aralarında çağdaş
parlamenter hükümet sisteminin yasama ile yürütme gücünü ayırıcı ve
gelenek halini almış kurallarından bazıları da bulunmaktadır. Örneğin,
belgeye göre, Tacın (kraliçenin) emri altında çalışan ya da Tacın ödenek
bağladığı hiç kimse meclis üyesi olamaz
121
. Sonuç olarak, şekil (başlık,
belge adı) itibariyle 1701 Act of Settlement anayasa benzeri belge oluşun-
dan şüphe edilmesine gerek olmayan bir eserdir.
Sened-i İttifak, anayasacılık tarihinde Manga Carta’ya bir boyutuyla
benzeyen bir ‘anayasa benzeri belge’dir. Osmanlı İmparatorluğu’nda
anayasal gelişmenin ilk adımı olarak, 1808 yılında merkezi hükümetin
temsilcileri ile âyanlar arasında kabul edilip imzalanan Sened-i İttifak
gösterilir. Bu senetle, devlet işlerine resmi sıfatı haiz memurlardan baş-
kasının karışamayacağı, iktidarın kullanılmasına sadrazamın katılaca-
ğı ve bundan dolayı kendisinin sorumlu tutulacağı gibi hükümler yer
almış, buna karşılık âyan temsilcileri, içlerinden birinin devlete karşı
ayaklanması halinde bunun bastırılmasına yardımcı olacaklarını taah-
cambridge.org/dictionary/british/settlement_1, erişim tarihi: 14.3.2011
119
Bunlardan bazıları şunlardır: Act for the Settlement of Ireland 1652- in response to
the Irish Rebellion of 1641, Act of Settlement 1657,-ratifying previous decrees from
the Act for the Settlement of Ireland 1652, Act of Settlement 1662- a partial reversal
of the Act of Settlement of 1652, Poor Relief Act 1662 (The Settlement Act) -clarify
which parishes were responsible for Poor Relief, Act of Settlement 1690, declare
the (Presbyterian) Church of Scotland to be the Established Church in Edinburgh,
Act of Settlement 1703, clarifying the status of the population of the Isle of Man,
http://en.wikipedia.org/wiki/Act_of_Settlement, erişim tarihi: 14.3.2011
120
İngiltere Parlamentosu Resmi Sitesi, Act of Settlement, http://www.legislation.
gov.uk/aep/Will3/12-13/2/section/I, erişim tarihi: 14.3.2011
121
Naamani Tarkow, ‘The Significance of the Act of Settlement in the Evolution of
English Democracy’, Political Science Quarterly, Vol. 58, No. 4. (December, 1943), p.
547, Wikipedia-English, “Act of Settlement 1701” başlığı, http://en.wikipedia.org/
wiki/Act_of_Settlement_1701, erişim tarihi: 14.3.2011
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler308
hüt etmişlerdir. Sened-i İttifak, bu niteliğiyle ilginç bir anayasal belge
olmakla birlikte, hükümlerinin uygulanmasını sağlayacak mekanizma
getirmemiştir. Gerçekte bu belge, merkezi hükümetin ne kadar zayıf-
lamış olduğunun bir kanıtıdır. Nitekim birkaç yıl içinde Mahmut II
merkezi otoriteyi güçlendirince, Sened-i İttifak hükümlerini tanıma-
mıştır
122
. Sened-i İttifak, ‘anlaşma/bağlaşma belgesi’ gibi bir anlama
gelmektedir. İmzalanan belge için konulan isim, senedin, bir anayasa
değil, anayasa öncesi döneme ait ‘bir aristokratik iyi niyet akdi’ oldu-
ğunu simgelemektedir. Zaten işin aslı da böyledir.
Sened-i İttifak’ı takiben anayasal belge niteliğindeki metinlere ba-
kıldığında Tanzimat Fermanı ile Islahat Fermanı ön plana çıkmaktadır.
Gerek isimleri gerekse muhtevaları itibariyle ortak noktaları fazla ol-
dukları için birlikte ele almakta yarar vardır. Osmanlı anayasal geliş-
mesinin ikinci aşaması, 1839 tarihli Tanzimat Fermanıdır. Bu fermanda,
devletin bütün uyrukları için can, mal ve ırz güvenliği vaat edilmiş,
vergi ve askerlik işlerinin de bir düzene bağlanacağı söylenmiştir. Bu
vaatler, 1856 Islahat Fermanı ile de doğrulanmış; ayrıca bu ferman, din
farkı gözetmeksizin bütün devlet uyruklarının eşit işlem görmesi ilke-
sini de getirmiştir. Tanzimat ve Islahat Fermanlarında yer alan ilkeler,
hukuk devletinin gelişimi bakımından önemli olmakla beraber, hâlâ bu
ilkelerin etkinliğini sağlayacak ve padişahın yetkilerini sınırlandıracak
mekanizmalar kurulmuş değildir. Ferman hükümlerine uyup uyma-
mak, padişahın takdirine bağlıdır
123
. Dilbilimsel bakış ile fermanlar
incelendiğinde şunlar ortaya çıkmaktadır: Tanzimat, düzenleme’nin
çoğuludur; ferman ise ‘emir’ demektir. Her ne kadar ferman’ın bir “ana-
yasa ilan yöntemi” olduğu söylense de, kanımızca anayasanın eşitler ara-
sında (inter pares) sözleşme olması gerekir ki ferman’ın tek taraflı ira-
de beyanı olduğu bilinmektedir. Tanzimat ise adından da anlaşılacağı
üzere mevcut düzen içinde düzenleme biçimindeki birtakım yenilikleri
ifade etmektedir. Islahat’a gelince o da düzeltme demektir; tanzimat’ın
bir başka söyleniş şeklidir; tarih terimi olarak ise var olan düzenin ak-
sayan yanlarının düzeltilmesini ifade eder. Bir anayasadan beklenen,
eskiyi yıkması, sıfırdan yeni bir hukuk düzeni inşa etmesidir; düzeltme
yapması değil! Ne Tanzimat Fermanı, ne de Islahat Fermanı, isminde
anayasal kuvveti sergileyecek herhangi bir ibare barındırmamaktadır.
122
Özbudun, op.cit., Türk Anayasa Hukuku, s.25-26
123
Loc.cit., s.26
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY309
6. SONUÇ
Hukukun vazgeçilmez aracı dil olduğundan, anayasa gibi önde
gelen hukuki terimlerin dilbilimsel yerindelik denetimine tabi tutul-
masına ihtiyaç vardır. Tabii, pek çok ülkenin hukukunda görüldüğü
üzere Türk Hukukundaki kurumların Avrupa’daki gelişmelerden
sonra ve onlardan ilham alınarak yaratıldığı göz ardı edilmeyerek,
Batı dilleri önde gelmek kaydıyla yabancı diller bilimsel incelemelere
dâhil edilmelidir. Hukuk alanındaki çalışmalara derinlik kazandıran,
resmin tamamını görmeyi sağlayan bu yaklaşım hukukun tarih ve dil-
bilgisiyle bağını sağlamlaştırmaktadır.
Bu çalışmada anayasanın bir kelime olarak tarihsel yolculuğu ince-
lenmiştir. Bunun için öncelikle kelime-kavram ayrıştırmasına gidilmiş,
“bir kavram olarak anayasa”nın başka bir makalenin konusu olduğu dü-
şünülerek mümkün olduğunca kavramsal tartışmalara girilmemiştir.
Diğer yandan, anayasa için tercih edilen kullanımların anlamı karşıla-
yıp karşılamama bakımından değerlendirmesi “Türkçede Anayasa” ve
Yabancı Dillerde Anayasa” bölümlerinde ayrı ayrı yapılmıştır. Pozitif
hukuktaki “anayasa”lar ihmal edilmemiştir. Dilbilimsel yaklaşımların
hukuk dünyasındaki yansımalarına gerektiğince yer verilmiştir. Ay-
rıca anayasa öncesi döneme ait “anayasal belge”lerin en önemlileri ile
özellikle Türkçe ve İngilizcede anayasa sözcüğünün geçtiği söz öbek-
leri/kavramlar da incelenmiştir.
Bir kelime olarak anayasa, artık bilimsel eserlerde artık yaygın şekil-
de kullanılmaktadır. Bu yüzden anayasa’yı bir kenara atarak yeni anaya-
sayı ifade etmek için Türkçede yeni kelimeler bulmaya çalışmanın bilime
faydalı olmayacağı düşünülmektedir. Kuşkusuz bu durum anayasa’yı
eleştirilmekten masun kılmaz. Fakat anayasa hukuku ve diğer alanlarda
bilim üretirken onun yerine ikamesini bulmaya gerek yoktur.
Bu çalışma, hukuk biliminin tarih ve dilbilgisi ile arasındaki illiyet
köprülerinin aydınlatılmasına bir nebze katkıda bulunmuşsa amacına
ulaşmış demektir.
Son olarak söylemek gerekir ki, etimolojinin zengin hazinesi, hu-
kukun hizmetindedir.
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler310
KAYNAKLAR
Basılı Kaynaklar
GÖZLER, Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esaslarına Giriş, Ekin
Yayınları, 2009
GÖZLER, Kemal, Hukuka Giriş, Ekin Yayınları, 2009
GÖZLER, Kemal Anayasa Hukukunun Metodolojisi, Ekin Kitabevi,
1999
KAPANİ, Münci, Kamu Hürriyetleri, Yetkin Yayınları, 1993
LIDDELL H.G. & SCOTT R., Greek-English Lexicon With a Revised
Supplement, Clarendon Pres-Oxford, 1996
MEMİŞ, Emin, “Anayasayı Yeniden Yapma ve Değiştirme Üzerine Ana-
lizler”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XIV, Aralık
2010, Sa. 2
ÖZBUDUN, Ergun Türk Anayasa Hukuku, Yetkin Yayınları, 2005
SARAÇ, Tahsin, Büyük Fransızca-Türkçe Sözlük, Adam Yayıncılık,
1999
TARKOW, Naamani, ‘The Significance of the Act of Settlement in the
Evolution of English Democracy’, Political Science Quarterly, Vol.
58, No. 4. (December, 1943) -aktarma-
AKAL, Cemal Bali, Devlet Kuramı, Dost Yayınları, 2000
AKAL, İktidarın Üç Yüzü, Dost Yayınları, 2003
AKTAN, Coşkun Can, Anayasal İktisat, İz Yayınları, 1998
ALİEFENDİOĞLU, Yılmaz, Anayasa Yargısı, Yetkin Yayınları, 1996
ARSEL, İlhan, Anayasa Hukuku: Demokrasi, Doğuş Matbaacılık, 1964
ATAR, Yavuz, Karşılaştırmalı ve Notlu Türkiye Cumhuriyeti Anaya-
sası ve Önceki Anayasalar, Mimoza Yayınları, 2008
ATAR, Yavuz, Türk Anayasa Hukuku, Mimoza Yayınları, 2009
BASTID, Paul, L’idée de constitution, Paris, Economica, Coll. “Classi-
que”, 1985 --aktarma-
TBB Dergisi 2011 (95) Faruk Y. TURİNAY311
İnternet Kaynakları
Oxford Dictinonaries Online, http://oxforddictionaries.com
Centre National de Resources Textuelles et Lexicales, http://www.
cnrtl.fr/
National Archives Featured Documents, http://www.archives.gov/
exhibits/featured_documents/index.html
Standford Encyclopedia of Philosophy, http://plato.stanford.edu/
Cambridge Dictionary Online, http://dictionary.cambridge.org/
Merriam-Webster Dictionary, http://www.merriam-webster.com/
Encyclopedia Britannica Dictionary, http://www.britannica.com
İngiltere Parlamentosu Resmi Sitesi, Act of Settlement, http://www.
legislation.gov.uk/aep/Will3/12-13/2/section/I
Yunan Parlamentosu Resmi Sitesi - İngilizce versiyonu, http://www.
hellenicparliament.gr/en/
Ectaco Dutch-English Online Dictionary, http://www.ectaco.co.uk/
free-online-dictionaries/;jsessionid=bc30a212758d741c5025,
The Magna Carta Institute For Human Rights and Obligations web
site, http://magnacarta.com/
CASSEN, Bernard, Le Monde Diplomatique, 25 juin 2007, La Valise
Diplomatique, “Le traité constitutionnel européen ressuscité” başlık-
lı yazı, http://www.monde-diplomatique.fr/carnet/2007-06-25-
Retour-du-TCE
Reverso French-English Online Dictionary, http://dictionary.reverso.
net/
Fransız Anayasa Mahkemesi Resmi sitesi, http://www.conseil-cons-
titutionnel.fr/
Urban Dictionary, http://www.urbandictionary.com/
Wikipedia- İngilizce, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Felemenkçe,
Arapça, Farsça, www.wikipedia.org
Spanish Dictionary, http://www.spanishdict.com
Bir Kelime Olarak ‘Anayasa’nın Tarihsel Yolculuğu Üzerine Düşünceler312
Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlük, http://tdkterim.gov.tr/bts/
Bealingus Online Dictionary, http://www.dict.tu-chemnitz.de/
GÖZLER, Kemal, Anayasa Hukukunun Metodolojisi http://www.
anayasa.gen.tr/metodoloji-3-s-117-196.pdf
GÖZLER, Kemal, “Türk Anayasa Yargısında Anayasallık Bloğu Kavramı-
na İhtiyaç Var mıdır?” başlıklı makale, http://www.anayasa.gen.
tr/blok.htm
SEVİG, Vasfi Raşid, “Türkiye Cumhuriyeti Teşkilat-ı Esasiye Hukuku,
1938, Ankara, Ulus Basımevi, http://www.nadirkitap.com/t-c-
teskilati-esasiye-hukuku-cild-i-kitap798069.html
TBMM Kütüphanesi, Ali Fuat Başgil, Esas Teşkilat Hukuku Dersleri,
İnkılap Kitabevi, http://kutuphane.tbmm.gov.tr/cgi-bin/koha/
opac-search.pl?op=do_search&number_of_results=10&startfrom
=11&kohafield=author&field_value=Ba%C5%9Fgil,%20Ali%20
Fuat&pg=2&serverid=-1&reorder=
Etranslator Web Site, http://www.etranslator.ro/
NAİR, Güney, “Bilgi’nin Değişen Anlamı ve Kavram Tartışmaları” C.Ü.
İBF Dergisi Doç. Dr. Feramuz Aydoğan’ın anısına
Google-Çeviri Programı, Latince-Türkçe, http://translate.google.com.
tr/?hl=tr&tab=wT#
Güneş Vakfı İlim Kültür ve Sanat Merkezi Kütüphanesi, http://www.
gunesvakfi.org/kutuphane/t.htm