ÇOCUK SUÇLULUĞUNUN KARAKTERİSTİK VE
YAPISAL ÖZELLİKLERİ
CHARACTERISTICS AND NATURE OF
THE CHILDHOOD DELINQUENCY
Ufuk TOPRAK
*
Özet : Çocuklara özel bir ceza hukukunda, suç işlemiş çocukları
eğitmek ve ya korumak amacıyla uygulanan tedbir ve ya cezaların
amaçlarına hizmet edip edemeyeceği sorusuna daha iyi bir yanıt
bulabilmek için çocuk suçluluğunu yetişkin suçluluğundan ayıran
karakteristik ve yapısal özelliklerin iyi bilinmesi gerekmektedir. Bu
çalışmayla çocuk suçluluğununun ayırt edici özellikleri bilimsel araş-
tırmalar ışığında kısa bir incelenmeye tabi tutulacaktır.
Anahtar Sözcükler : Çocuk, Çocuk Suçluluğu, Episode mi yoksa
Kriminal Kariyer mi?, Çocuk Ceza Hukukunda Eğitim ya da Koruma
Düşüncesi, Gizli Suçluluk.
Abstract : In order to achieve an adequate answer to the ques-
tion within a special criminal law for children, whether the disciplin-
ary or precautionary measures or sentences for the children accom-
plish their goal or not, one has to figure out, to what extent the
childhood delinquency with respect to the characteristics and the
nature differs from the adult criminal law.
The ongoing work will pursue this matter in due consideration
of scientific analyses.
Key Words : Child, child crime, episode or criminal career? Edu-
cational or precautional theory in infant criminal law, undetected
criminality.
1
*
LL.M Doktora, Heinrich Heine Üniversitesi
Çocuk Suçluluğunun Karakteristik ve Yapısal Özellikleri314
GİRİŞ
Çocuk/genç suçluluğu
1
ve bunlar tarafından işlenen suçlara
karşı verilmesi gereken cezayi tepkilerin gerekli olup olmadığı, eğer
gerekliyse bu tepkilerin hangi ölçüde gerçekleşmesi gerektiği soru-
suna daha iyi bir cevap bulabilmek için tespiti yapılması gereken
iki önemli faktör vardır. Bunlardan ilki, çocuk/genç suçluluğunun
karakteristik özelliklerini bilmek, ikincisiyse, çocuk/genç suçlulu-
ğunun form ve yapısını bilimsel verilerle tespit edebilmek. Çünkü,
çocuk/genç suçluluğu kendini ilk etapta, karakteristik ve de şekilsel
yapı itibariyle yetişkinlerin işlemiş olduğu suçlardan ayırmaktadır.
Bu da çocuk/genç suçluluğuyla, yetişkin suçluluğuna farklı (ceza-
yi) tepkilerin verilmesini zorunlu kılmaktadır. Keza bu zorunluluk
kendini, Türk Çocuk Koruma Kanununa egemen “koruma“ ve de Al-
man Gençler Ceza Hukukuna egemen “eğitim“ düşüncesinde bir kez
daha göstermektedir. Bu anlamda çocukları, ceza hukuku kapsamın-
da yetişkinlerle aynı kefeye koymamak ve de çocukların fiziksel, zi-
hinsel ve psikolojik olgunluğa erişmesine kadar geçen zaman içinde
orantısız cezai tepkilerden korumak için, çocuk/genç suçluluğunun
karakteristik yapısına ve şekilsel özelliklerine özel ilgi gösterilmesi
gerekmektedir.
Bu çalışmada Almanya ve Avrupa`daki araştırmalar ve bilimsel
çalışmalar esas alındığından ve de çocuk suçluluğu, karakteristik ya-
pısı ve de yapısal ve formsal itibariyle, toplumdan topluma, (kültürel,
sosyal ve ekonomik sebeplerden dolayı) farklılık gösterebileceğinden,
bu çalışma Türkiye`deki çocuk suçluluğunu anlamada yardımcı bir
kaynak olarak görülmelidir.
1
Burda çocuk suçluluğu ibaresiyle kast edilen daha ziyade, çocuk suçluluğuna
egemen basit ve orta ağırlıklı suçlardır, örneğin basit adam yaralama, hırsız-
lık, mala zarar verme suçları gibi. Bu anlamda çocuklar tarafından işlenen ağır
suçlar,örneğin adam öldürme, tecavüz ve ya ağır gasp, çocuk suçluluğuna ka-
rakterini veren suç tiplerine girmediğinden, çocuk suçluluğu kavramının dışın-
da tutulmuştur. Bu husus çalışmanın ileri aşamalarında daha ayrıntılı şekilde ele
alınacaktır. Genç suçluluğuyla da 14 ile 16 yaş grubuna dahil kişilerin işledikleri
fiiller anlatılmak istenmiştir. Bu kapsamda belirtmek isterim ki, çocuk ve genç
kavramları farklı grupları temsil etse, psikolojik ve sosyal gelişimleri bakımından
farklılık gösterseler de, bu çalışmada verilen kaynaklar iki grup içinde önemli ol-
duğundan, iki grupta çalışmaya dahil edilmiştir.
TBB Dergisi 2011 (95) Ufuk TOPRAK315
I) ÇOCUK SUÇLULUĞUNUN KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİ
Çocuklara özel bir ceza hukukunda, koruma ya da eğitim düşünce-
sinin anlamının kavranabilmesi için, çocuk suçluluğunun karakteristik
yapısının iyi bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. Örneğin, çocuk-
ların çocukluktan yetişkinliğe geçtiği dönem içerisinde işlemiş olduğu
basit suçların, örneğin hırsızlık, basit adam yaralama ya da mala zarar
verme suçlarının, gelişim süreçlerinin bir parçası olduğunun tespitini
yapabilmek bize çocuk suçluluğuyla yetişkin suçluluğunun karakter
yapıları arasındaki farkı anlayarak, çocuk suçluluğuna farklı bir bakış
açısıyla bakmamıza yardımcı olacaktır. Keza, Almanya`da ceza ehliyeti-
ne sahip olmayan 14 yaşın altındaki çocuklarla, gençlerin ve ya yetişkin-
lerin işlemiş oldukları suçlar bile farklı kavramlarla ifade edilmektedir.
“Kriminalität“ kavramıyla, işlenmesi halinde ceza hukuku kapsamında
belirli bir devletsel tepkiyi beraberinde getiren her türlü fiil, anlatılmak
istenirken
2
, “Kinderdelinquenz“ kavramıyla 14 yaşın altındaki küçüklerin
suç oluşturmayan, ceza hukukuna aykırı fiilleri vurgulanmaktadır
3
. Bu
anlamıyla Alman Literatüründe, 14 ile 18 yaş grubuna giren gençlerin
işlemiş oldukları suçları “Kriminalität“ kavramı yerine “Jugenddelinqu-
enz (Genç Suçluluğu)“ ibaresiyle ifade etmeye çalışarak, yetişkinlerle
gençler arasında işlenen suçların karakteristik yapı farklılığını ibaresel
olarak dile getirmeye çalışanların sayısı az değildir. Bunu desteklemek
için sunulan argümentlerin başında, çocuk ve gençlerin motivasyonel
ve de ruhsal bakımdan yetişkinlerden farklı özelliklere sahip oldukları,
bu anlamıyla bunların ceza hukukuna aykırı eylemlerinin kural olarak
yetişkinlerin işlemiş oldukları suç tiplerine pek uymadığı, gelmektedir
4
.
Değindiğimiz hususlara açıklık getirebilmek için aşağıda, çocuk
ve genç suçluluğunun kural olarak belirli bir dönem içerisinde (epi-
sode) kendini gösteren normal hukuka aykırılıklar olarak mı, yoksa
kriminal bir kariyerin ilk basamağı olarak mı görülmesi gerektiği so-
rusuna değinilerek, çocuk ve genç suçlulugunun karakter ve biçimsel
yapısı ele alınacaktır.
2
Eckard Pongratz, Zum Umgang mit kindlichen Auffälligkeiten, 1. Baskı, Mainz
2000, S.15.
3
Josef Kürzinger, 2. Baskı, Dresden 1996, Krimonologie, Rn. 271; Hans Joachim
Schneider, Kriminologie, New York 1993, S. 220.
4
Karşılaştırma için bkz. Eckard Pongratz, Zum Umgang mit kindlichen
Auffälligkeiten, 1. Baskı, Mainz 2000, S. 18; Frank Neubacher, “Kinderdelinquenz“,
Zeitschrift für Rechtspolitik, 1998, S.121 (123).
Çocuk Suçluluğunun Karakteristik ve Yapısal Özellikleri316
a) Episode mi Yoksa Kriminal Kariyerin İlk Basamağı mı?
Çocuklara özel, çocukları ceza hukukunun ağır ve aşırı tepkilerin-
den koruma düşüncesinin ve ya Alman Gençler Ceza Hukukuna ege-
men “Eğitim Düşüncesinin“ gerçekleştirildiği bir ceza hukukunun gere-
kip gerekmediğini iyi bir şekilde kavrayabilmek için tespiti yapılması
gereken hususların başında, çocuklar tarafından işlenen suçların ço-
cukların gelişim evresinin bir parçası olup olmadığı gelmektedir. Keza
çocuk suçluluğunu bir episode olarak değilde, ileri kriminal kariyerin
ilk aşaması olarak görmek, çocukların işlediği suçlara verilecek cezayi
tepkilerin şeklini ve de ağırlık derecesini ve cocuk ceza hukukuna ege-
men ilkenin karakterini köklü şekilde etkileyecektir. Başka bir deyişle,
çocukların işlediği suçları, yetişkin suçluluğuyla karıştırmamak ve de
çocuklara işledikleri fiiller yüzünden daha bir müsamaha gösterebilme-
nin yoluda bu tespitten geçmektedir. Çünkü, çocukların gelişim evreleri
içinde hukuka aykırı fiiller işlemesi nadir görülen bir olgu değilse, ço-
cukları, eğitim ya da koruma düşüncesiyle olsa bile, her eylemlerinden
dolayı cezalandırmanında gerekli olmadığı anlaşılır demektir. Çocuk-
ların davranışlarının kendine ait kuralları vardır ve büyük çoğunlukla
çocuk suçluluğuna, çocukların oyun, spor ve macera arayışları damga-
sını vurmaktadır
5
. Suçsal fiiller, çocukluk döneminde, çocuğun gelmiş
olduğu sosyal sınıftan bağımsız olarak hemen hemen bütün çocuklarda
görülmekte ve bu durum alışıla gelmemiş bir durum olarakta görülme-
mektedir
6
. Bu kapsamda, Alman Gençler Ceza Hukukunda eğitim dü-
şüncesi odaklı tartışmalara değinmekte yarar vardır. Almanya`da genç
suçluluğunun, her halükarda gençlerin eğitim ve yetiştirme eksikliğiyle
açıklanamayacağı ve de bu yüzden gençleri eğitmek amacıyla Alman
Gençler Ceza Kanununda düzenlenmiş eğitsel tedbir ve cezalara baş-
vurmanında gerekli olmadığı hakim olan görüştür
7
. Bu görüşe daya-
5
Hans Joachim Schneider, Kriminologie, New York 1993, S. 225.
6
Hans Göppinger, Kriminologie, 5. Baskı, München 1997, S. 502; Günther Kaiser,
Kriminologie, 6. Baskı, München 2006, § 29 S. 267; Eckard Pongratz, Zum Um-
gang mit kindlichen Auffälligkeiten, 1. Baskı, Mainz 2000, S. 63 ; Josef Kürzinger,
Kriminologie, 2. Auflage, Dresden 1996, Rn. 271; Hans Joachim Schneider, Kri-
minologie, New York 1993, S. 228; Weber/Meier-Stier in: Wollenweber, Kinder-
delinquenz und Jugendkriminalität, S. 41; Alexander Böhm, Einführung in das
Jugendstrafrecht, 3. Baskı, München 1996, S.16; Peter AlexisAlbrecht, Jugendstraf-
recht, 3. Baski, München 2000, § 2, S. 12; Karl Thomas, “Der Kinderdelinquenz Ein-
halt gebieten- aber wie?“, Zeitschrift für Rechtspolitik, 1999, S. 193f.
7
Örnegin Wolfgang Heinz, “Das Jugendstrfarecht auf dem Weg in das 21. Jahrhundert“,
JuS 1991, S. 898f.; Peter Alexis Albrecht, Jugendstrafrecht, 3. Baskı, München 2000,
TBB Dergisi 2011 (95) Ufuk TOPRAK317
nak en önemli husussa, genç suçluluğunun da, çocuk suçluluğu gibi,
genel olarak geçici bir evre “episode“ olarak görülmesi gerektiği ve de
gençlik evresinde işlenen suçların ve de suç tiplerinin yetişkinliğe geçiş
dönemiyle ilintili olarak azalmaya başladığıdır
8
. Bu durum literatürde
şu şekilde açıklanmaktadır; gençler yaşlarına ve gelişim süreçlerini tam
tamamlamamalarıyla alakalı, hukuk kurallarını daha erken ihlal edebil-
mektedirler
9
. Çocuk ve genç suçluluğunun normal, yani hemen hemen
bütün genç ve çocukların gelişim evresinde görülen bir durum olduğu
kriminolojik araştırmalarlada kanıtlanmıştır. Bu araştırmalar şöyledir;
Wallerstein ve Wyle`nin 1947`de New York`ta 1698 kişi üzerinde
yaptığı gizli suçluluk araştırması neticesinde araştırmaya katılanların %
99`u geçmişlerinde bir ve ya daha fazla suç işlemiş olduklarını ifade et-
mişlerdir. Bu erkek deneklerden % 89`u 16 yaşından sonra en az bir tane
basit hırsızlık suçundan dolayı sorumlu olduklarını beyan etmişlerdir
10
.
1973 tarihinde Hamburg`ta 5169 ögrenci üzerinde arastırma yapıl-
mış, bu araştırma neticesinde, ankete katılan 8. sınıf ögrencilerinden
(farklı okullara mensup) hemen hemen hepsi basit bir suç işlemiş ol-
duklarını itiraf etmişlerdir. Bu suçların çoğunluğunu, hırsızlık, mala
zarar verme ve biletsiz otobüse binme suçları oluşturmuştur
11
.
Schumann 1987 yılında 15 ile 17 yaş arası 740 genç arasında yaptı-
ğı araştırmada, bunların % 83`nün hayatlarında en az bir kez gençlere
has basit suç işlemiş olduklarını tespit etmiştir
12
.
§ 9 I, S. 79.
8
Karşılaştırma için Torsten Lenz, Die Rechtsfolgensystematik im Jugendgericht-
sgesetz, Dissertation 2007, S. 127; Klaus Jürgen Seisar in: Entwicklungstendenzen
und Reformstrategien im Jugendstrafrecht im europäischen Vergleich, Dissertati-
on 1987, S. 75; Michael Bock, Kriminologie, 2. Baskı, München 2000, S. 372; Hans
JörgAlbrecht, Ist das deutsche Jugendstrafrecht noch zeitgemäß?, München 2002,
S. 26; Lösel/Bliesener, Aggression und Delinquenz unter Jugendlichen, München
2003, S. 9; Frieder Dünkel in: Entwicklungstendenzen und Reformstrategien im
Jugendstrafrecht im europäischen Vergleich, 1997, S. 574.
9
Gençler ve yetişkinlerin işlediği suçlar, suç tipleri ve ağırlık dereceleri ve de suç
işlemelerine neden unsurlar birbirlerinden farklılık gösterdiğinden, genç ve ya
çocuk suçluluğu kavramıyla yetişkin suçluluğu kavramı arasındaki farkı gözden
uzak tutmamak gereklidir. Örneğin, yetişkinlerin işlediği vergi kaçırma, evrakta
sahtekarlık ve ya dolandırıcılık suçu türleri genç suçluluğunda belirleyici değildir.
10
Günther Kaiser, Jugendkriminalität, Weinheim 1977, S. 18ff.
11
Konuya dair bkz. Arthur Kreuzer, “Schülerbefragung zur Delinquenz“, RdJB 1975,
S. 229-239.
12
Schumann nach Voß, “Jugendkriminalität zwischen Normalisierung, Informalisireung
Çocuk Suçluluğunun Karakteristik ve Yapısal Özellikleri318
Köln ve Freiburg`ta 1999 yılında 13 ile 16 yas arası 5331 ögrenci
gizli suçluluk kapsamında yapılan araştırmaya katılmışlardır. Araş-
tırma çerçevesinde ankete katılan erkek öğrencilerin % 71,6`sı ve kız
öğrencilerden % 51,7 `si geçmişte bir suç işlemiş olduklarını itiraf
etmişlerdir. Bu araştırmada ama dikkati çeken en önemli noktaysa,
ankete katılan erkek öğrencilerden % 9`nun anket kapsamında itiraf
edilen suçların % 50`sinden sorumlu olduklarının tespit edilmiş ol-
masıdır
13
.
Hemen hemen herkesin, hayatında bir defada olsun kanuna aykırı
eylem işlediğine en önemli örneği İsveç`te yapılan bir gizli suçluluk
araştırması ortaya koymuştur. İsveç`te yapılan çalışmaya göre ankete
katılan hukuk fakültesi öğrencilerinden % 92`si gençlik döneminde bir
suçtan dolayı sorumlu olduklarını itiraf etmişlerdir
14
.
Yukarıda sunmuş olduğumuz araştırmalardan çıkan sonuçlardan
en önemlilerinden biri, çocuk suçluluğuna egemen basit suçların iş-
lenmesine ceza hukuku kapsamında tepki vermenin ilk etapta gerekli
olmadığıdır, şayet Alman Gençler Ceza Kanununda bahsedilen eğitim
düşüncesine ve de Türk Çocuk Koruma Kanununa ,sözümona, ege-
men koruma anlayışına samimi şekilde inanılıyorsa. Keza çocukların
suç işlemesini, onların yeterli şekilde eğitilmediği ya da korumaya
ihtiyaç duyduklarının bir göstergesi olarak algılarsak, hemen hemen
bütün çocukların iyi bir eğitim almadığını ya da ceza hukuku tedbir-
leriyle koruma altına alınması gerektiğini de inanmamız gerekir
15
, ki
böylesi bir anlayışın bilimsel bir temelinin olmadığı yapılan gizli suç-
luluk araştırmalarıda ortaya koymuştur.
und Strafverfahren“, in: FS für Lekschas, S. 85.
13
Dietrich Oberwittler, Soziale Lebenslagen und Delinquenz von Jugendlichen, Dis-
sertation 1998, S. 21; benzeri sonuçlara varan araştırmalar için bkz. Carola Heitlin-
ger, Die Altersgrenze der Strafmündigkeit, Dissertation 2004, S. 38.
14
Gerhard Wolf in: Freiheit statt Strafe, S. 18. Aynı şekilde Amerika`da ve Norvec`te
yapılan araştırmalarda sadece küçük bir kısım gencin hayatlarında hiç bir suça
karışmamış olduklarını ortaya koymuştur. Bkz. Hans Joachim Schneider, Kri-
minologie, New York 1993, S. 184ff. Ayrıca farklı örnekler için, Weber/Meier-
Stier, “Kinderdelinquenz im Wandel“, in: Wollenweber, Kinderdelinquenz und
Jugendkriminalität, S. 37; Oberwittler, Soziale Lebenslagen und Delinquenz von
Jugendlichen, Dissertation 1998, S.19 f.; Hans Göppinger, Kriminologie, 5. Baskı,
München 1997, S. 502.
15
Aynı şekilde Heribert Ostendorf, JGG, 6. Baskı, München 2003, Grdl. zu § 1-2 Rn. 5.
TBB Dergisi 2011 (95) Ufuk TOPRAK319
b) Yoğun Şekilde Suç İşlemiş Gençler “İntensivtäter“
Yalnız şunu belirtmek gerekirki, çocukluk ve ya gençlik dönemin-
de ortaya çıkan hukuka aykırı davranışların hemen hemen bütün ço-
cuklarda görüldüğü kuralına sınırlamanın getirilerek daha somutlaş-
tırılması gerekmektedir. Keza, çocuk suçluluğunun normalliği ve de
sebeplerine dair yapılan araştırmalar göstermiştirki, gençler ve de ço-
cuklar arasında (sayısı fazla olmasada), göz ardı edilemeyecek küçük
bir grubun var olduğu, ve de bu grup içerisindeki çocuk ve gençlerin
yoğun bir şekilde suç işledikleridir. Örneğin Bock`un araştırmalarına
göre Almanya`da gençler tarafından işlenen suçların yarısından fazla-
sı polis kayıtlarına geçmiş genç suçluların yüzde 5-7` si tarafından iş-
lenmektedir
16
. Bu tespitin doğal sonucu, bu gruba giren “Intensivtäter“
çocuk ve gençler için, çocuk suçluluğunun normal olduğu ve ileri-
ki suçluluk için bir gösterge olmadığı tezinin geçerli olmadığıdır.
Schneider`a göre bu gruba dahil olan ve de çocukluk ve gençlik evre-
sinde yoğun şekilde ceza hukuku kurallarını ihlal eden kişilerin, iler-
de de (yetişkin oldukları dönemde de) sık sık suç işleme ve çocukluk
döneminde kazanmış oldukları kriminal kariyeri sürdürme eğilimleri
kuvvetle muhtemeldir
17
. Yalnız bu iddianın relative edilerek, sınırlan-
dırılması gerektiğine inanmaktayım. Keza Lamnek`in araştırmaları
ortaya koymuşturki, bahsini ettiğimiz yoğun şekilde suç işlemiş olan
intensiv genç suçluların yarısı dahi 18`ne vardıktan sonra kriminal ka-
riyerlerinden vazgeçmektedirler. Bu durum yoğun bir şekilde suç işle-
miş ve 10 yılı aşkın gözlemlenmiş gençler arasında yapılan bir araştır-
mayla desteklenmiş durumdadır
18
. Ayrıca şunuda belirtmek gerekirki,
Schneider`in yoğun şekilde suç işlemiş gençler hakkında ileri sürmüş
olduğu iddianın daha kapsamlı şekilde araştırılması gerekmektedir,
16
Michael Bock, Kriminologie, 2. Baski, München 2000, S. 372; konuya dair ayrıca
bkz. Schneider, Einführung in die Kriminologie, S.223f.; Dietrich Oberwittler, So-
ziale Lebenslagen und Delinquenz von Jugendlichen, Dissertation 1998, S. 27f.;
Hans Joachim Schneider, “Wesen und Erscheinungsformen der Kinder- und Jugend-
delinquenz“, Jura 1991, S. 342ff.; Dieter Rössner, “Erziehungsgedanke und Systematik
des Jugendgerichtsgesetzes“, in: Grundfragen des Jugendkriminalrechts und seiner
Neuregelung, S. 350f.
17
Hans Joachim Schneider, Kriminologie, New York 1993, S. 223f.; Toni Breuer, Kri-
minologie als kriminologische Handlungslehre, Langwaden 1998, S. 378f.
18
Siegfried Lamnek, “Sozialisation und kriminelle Karriere, in: Mehrfach auffällig, 1982,
S. 34; aynı şekilde Wolfgang Ludwig, “Die Funktion des Erziehungsgedankens im
Jugendstrafvollzug,“, ZfJ 1986, S. 337f.
Çocuk Suçluluğunun Karakteristik ve Yapısal Özellikleri320
çünkü bu konuda yeterli derecede kanıt literatürde sunulmuş değil-
dir
19
. Aynı şekilde Heinz`de, geçmişinde bir çok suç işlemiş gençlerin
genelde belirli bir dönemde intensiv-aşırı şekilde kanunları ihlal etmiş
olduklarına dikkati çekmektedir
20
. Sonuç olarak diyebiliriz ki; çocuk
ve gençlerin bu dönemlerde işlemiş oldukları hukuka aykırı fiiller ku-
ral olarak normal ve yetişkin olmakla birlikte geçici olan bir davranış
şekli olarak görülmelidir. Bu kurala istisnayı ilk etapta, yoğun şekilde
suç işlemiş olan gençlerin oluşturmaktadır.
c) Ağır Suç(lar) İşlemiş Gençler Bakımından Çocuk
Suçluluğunun Normalliği Tezinin Savunulabilirliği!
Ağır suçların işlenmesini, çocukluk ya da gençlik evresinde görü-
len suçluluğun normal bir hareket olması tezi içinde değerlendirmek
pek mümkün görünmemektedir, çünkü böylesi ağır suçların işlenmesi
(adam öldürme, tecavüz gibi) ne çocuk suçluluğuna egemen, basit ve
orta ağırlıklı suç işlenmesi konseptine uymakta ne de çocukların ve
ya gençlerin gelişim evresi içerisinde görülebilen hukuka aykırılıklar
perspektifinde bakıldığında “jugendtypisch” yani çocuksal ya da genç-
sel olarak değerlendirilebilmektedir. Keza polis tarafından tutulan
Kriminal-istatistiklere bakıldığında görüleceği gibi ağır suçlar, çocuk-
lar ve gençler tarafından nadiren işlenmekte ve de bu suçların işlen-
mesinin nedenleriyle, “jugendstypisch” olarak değerlendirdiğimiz basit
suçların işlenmesinin nedenleri farklılık göstermektedir. Aynı şekilde
belirtilmesi gerekirki, ağır suçları işleyen çocuk ve ya gencin, bu tür
suçları işlemesini iyi eğitilmediği çıkarımıyla açıklamaya çalışmak her
olay için geçerli değildir. Yani çocukların ve ya gençlerin böylesi ağır
suçlari işlemesine kötü eğitim, yetersiz aile eğitimi ya da farklı neden-
ler sebep olabileceği gibi, böylesi ağır suçların işlenmesinin gençler
ya da çocuklar arasında görülmesinin nedenini psikolojik sorunlarda
oluşturabilir
21
. Yapılan araştırmalar, yoğun şekilde suç işleyen ya da
19
Siegfried Lamnek, “Die spezialpräventiven Wirkungen jugendrichterlicher
Maßnahmen“, in: Jugendstrafe an Vierzehn und Fünfzehnjährigen, S. 45f.
20
Wolfgang Heinz, “Das Jugendstrfarecht auf dem Weg in das 21. Jahrhundert“, JuS
1991, S. 898; vgl. auch Lösel/Bliesener, Aggression und Delinquenz unter Ju-
gendlichen, München 2003, S. 9.
21
Konuya dair ayrica bkz. Dieter Rössner, “Erziehungsgedanke und Systematik des
Jugendgerichtsgesetzes“, in: Grundfragen des Jugendkriminalrechts und seiner
Neuregelung, S. 350f.
TBB Dergisi 2011 (95) Ufuk TOPRAK321
ağır suçlar işlemiş gençler arasında ciddi sosyal problemleri, aile ve
okul yaşamlarında ciddi zorluklarla karşı karşıya olanların varlığını
ortaya koymuştur
22
. Yani bu tip gençler ve ya çocukların, işlemiş ol-
dukları suçları, çocuk suçlulugunun normalliği varsayımı dışında, psi-
kolojik, sosyal ya da başka nedenlere dayanan eksikliklerle açıklamak
daha tutarlı görünmektedir.
d) Çocuk ve ya Genç Suçluluğunun Normalliği Varsayımına
Eleştiriler
Alman Literatüründe, çocuk ve ya genç suçluluğunun normal “epi-
sode” olduğu ve de normal kabul edilebilecek basit çocuk suçluluğunun
aktörleri genç ve ya çocukların eğitimi için ekstra cezayi tedbirlere bas-
vurmanın gerekli olmadığı varsayımına eleştirel bakan düşüncelerde
vardır. Bock`a göre genç suçluluğunun normal ve episode olduğuna
dair varsayımlar sadece yanıltıcı olmayıp, aynı zamanda saf bir yak-
laşım. Bock bu düşüncesini kanıtlamak için, aksi düşüncede olanların,
genç ve çocuk suçluluğuna eksik ve yetersiz yetiştirme ile eğitimin se-
bep olduğunu görmezden geldiklerini iddia etmektedir
23
. Bock`un bu
düşüncesine destek Beulke`den gelmektedir. Beulke, Bock`tan farklı
olarak, genç ve çocuk suçluluğunun, gizli suçluluk araştırmalarınında
gösterdiği gibi, normal olduğunu kabul etmekle birlikte, genç ve ço-
cukların basit suçlarına dahi cezayi tepki vermemenin yanlış olduğu-
nu düşünmektedir. Beulke`ye göre, basitte olsa, işlenmiş bir suça tepki
verilmemesi çocuk ve gencin eğitilmesinde yanlış bir yöntem olacak-
tır. Keza aksi halde, aile içinde dahi çocugun yaramazlıklarına hiç bir
şekilde tepki verilmemesi ve de çocuğun cezalandırılmaması gerekir
24
.
Çocuk suçluluğunun normalliğine ve de bunun genç ve ya çocuk-
ların gelişim evrelerinin bir parçası olduğuna ve bunun gizli suçluluk
araştırmalarıyla desteklenmiş olmasına kuşkuyla yaklaşan ve eleşti-
ren diğer isimlerden biride Grünewald`tır. Grünewald`a göre, her
çocuğun ve ya gencin hukuka aykırı fiiller işlemesi ve de bu fiillerin
22
Dieter Rössner, “Erziehungsgedanke und Systematik des Jugendgerichtsgesetzes“, in:
Grundfragen des Jugendkriminalrechts und seiner Neuregelung, S. 350f.
23
Michael Bock, “Je weniger desto besser“, in: FS für Hanack, S. 634.
24
Werner Beulke, “Brauchen wir eine Wende im Jugendstrafrecht“, in: GS für Meyer, S.
691.
Çocuk Suçluluğunun Karakteristik ve Yapısal Özellikleri322
bir çoğunun gizli kalması “Ubiquitäts- Eposodenhaftigkeitsthese” tezi sa-
dece genç ve çocuklar için geçerli olmayıp, bu durumu yetişkinlerde
de görmek mümkündür. Yani, Grünewald yetişkinlerinde basit suç-
luluk kapsamında birçok suç işledikleri ve de bunların bir çoğunun
gizli kaldığı (soruşturma makamlarına intikal etmediği), bu anlamıyla
“Ubiquität- gizli suçluluk” tezinin yetişkinler içinde geçerli olduğu so-
nucuna varmaktadır
25
. Bu haliyle Grünewald`a göre sadece genç ve
ya çocuk suçluluğunun normal olduğu iddiasi, yetişkin suçluluğunun
basit suçlulukta kalan kısmının buna dahil edilmemesi, yanlış bir çıka-
rımdır. Şunu belirtmek gerekirki, Grünewald bu sonuca, yetişkinlerin
işlediği basit suçlarıda normal bulup onlara karşıda cezayi tepki ve-
rilmemesini savunmak icin değil, bilakis, çocukların işledikleri basit
suçlarada, yetişkinlerde olduğu gibi, Alman Gençler Ceza Hukukun-
da düzenlenmiş eğitim tedbirleri ve ya cezalarla müdahale edilmesi
gerekliliğini ortaya koymak için varmaktadır. Yoksa, ilerde belirli bir
kriminal kariyer yapma riski olan çocukların zamanında tespit edi-
lememesi tehlikesi büyük olacaktır. O yüzden, çocuk/genç suçlulu-
ğunun normal olduğu varsayımına inanmak, çocuk ve ya gençlerin
hukuka aykırı fiillerine, basitte olsalar, müdahale etmemeyi meşru kıl-
mamaktadır
26
.
e) Eleştirilere Karşı Kişisel Düşünce
Daha öncedende değinildiği gibi, çocuk/genç suçluluğunun te-
melini eksik eğitim ve yetersiz gelişimin oluşturduğu yönlü Bock
`un düşüncesine karşı şu şekilde itiraz edilebilir. Bock`un düsünce-
sini kabul ettiğimizde, hemen hemen bütün çocuk ve gençlerin iyi
eğitilmediğini ve de gelişim süreçlerinin eksik şekilde ilerlediğini ka-
bul etmemiz gerekecektir, çünkü yukarıda da (gizli suçluluk araştır-
maları ışığında da) vurguladığımız gibi, hemen hemen her çocuk ve
ya genç hayatlarında birkezde olsa, hafif suçlar işlemiş vaziyettedir.
Ayrıca, Bock`un düşüncesinin bir temeli olup olmadığını bilmek için,
çocukluğunda ya da gençliğinde basit suç işlemiş kişilerden kaçının,
25
Ralph Grünewald, Die De-Individualisierung des Erziehungsgedankens im Ju-
gendstrafrecht, Dissertation 2003, S. 181-185.
26
Ralph Grünewald, Die De-Individualisierung des Erziehungsgedankens im Ju-
gendstrafrecht, Dissertation 2003, S. 181-185.
TBB Dergisi 2011 (95) Ufuk TOPRAK323
yetişkinlik döneminde de (çocukluk döneminde işlediği suçlara tepki
verilmediğinden dolayı), suç işlediğini tespit etmek gerekmektedir.
Araştırmalar, gençsel (jugendtypisch) olan suçluluğun, yetişkinlik
döneminde kendiliğinden bırakıldığını, çocukluk döneminde görülen
suçlulugun kural olarak ileriki yaşamda kriminal bir kariyerin baş-
langıcı olmadığını ve yetişkin suçluluğunun oluşum ve karakter ya-
pısının çocuk suçluluğundan farklı olduğunu göstermiştir
27
. Ayrıca
belirtilmesi gereken farklı bir hususda var ki, o da, çocuk/genç suçlu-
luğunun kaynağının eksik ve yetersiz eğitim/gelişim olduğunu farz
etsek bile, bu eksik eğitim ve ya gelişimin sonuçlarının ortadan kal-
dırılmasını ceza hukuku kapsamında nasıl çözebileceğimiz sorusuna
cevap vermek gerekecektir, şayet Alman Gençler Ceza Hukukundaki
“eğitim” ve Türk Çocuk Koruma Kanunundaki “koruma” düşüncesine
samimi bir şekilde inanılıyorsa. Çünkü yapılan bilimsel araştırmala-
rında gösterdiği gibi, ceza hukuku kapsamında öngörülen tedbirler-
le ve ya cezalarla, ne çocukların eğitilmesi ne de onların korunması
amacına hizmet etmek mümkün değildir
28
. Hatta ceza hukuku tedbir-
lerinin, eksik ve yetersiz eğitilen ya da yetiştirilen, ve de bu yüzden
suç işlemeye eğilimli olan gençlerde tam tersi bir etki yarattığı, yani
onları daha bir kriminal yaptığı bilimsel çevrelerde hakim olan görüş-
27
Bkz. Frank Neubacher, “Kinderdelinquenz“, Zeitschrift für Rechtspolitik, 1998,
S.121 (123); Eckard Pongratz, Zum Umgang mit kindlichen Auffälligkeiten, 1.
Baski, Mainz 2000, S.67.
28
Bu noktada Almanya`da yapılan yeniden suçluluğun tespitine hizmet eden is-
tatistiklere dikkati çekmek isterim. Bu istatistiklere göre, hükmedilen ceza va ya
tedbirin şekline göre, o tedbir ve ya cezanın infazı sonrası işlenen yeniden suçlu-
luğun oranıda farklı olmaktadır. Bu istatistiklere göre, belirli bir kurum, kuruluşa
ya da cezaevine sevk edilen çocukların yeniden suç işlemesi oranı, bu tür eğitim
kurumlarına ya da cezaevlerine yerleştirilmeyip başka şekilde cezalandırılan ço-
cukların suç işleme oranından daha fazladır. Aynı şekilde, hükmedilen ceza ve ya
tedbirin sertliğiyle ve uzun sürmesiyle orantılı olarak yeniden suç işleme riskide
artmaktadır. Bunu daha somutlaştırmak gerekirse; İlk suçlarından dolayı mah-
keme önüne çıkartılmış gençler arasında yapılan yeniden suçluluk araştırmasına
göre, hürriyeti bağlayıcı ceza dışında, davanın kapatılması ya da başka hafif ce-
zalarla cezalandırılanların yeniden suç işleme oranı, hürriyeti bağlayıcı cezalara
çarptırılan gençlerden daha azdır. Bu nedenledirki literatürde haklı olarak, ne
kadar ağırsa hükmedilen ceza ve ya tedbir, yeniden suc işlenmesi riskide o kadar
daha fazladır varsayımı ciddi şekilde savunulmaktadır. Konuya dair tartışmalar
için bkz. Berckhauer/Hasenpusch, “MSchrKrim 1982“, S. 319; ayrıca Hans- Jörg
Albrecht, Ist das deutsche Jugendstrafrecht noch zeitgemäß?, München 2002, S.53.
Ayrıca Wolfgang Heinz, “Das Jugendstrfarecht auf dem Weg in das 21. Jahrhundert“,
JuS 1991, S. 898; Albrecht/Dünkel/Spieß, “Emprische Sanktionsforschung und die
Begründbarkeit der Kriminalität“, MSchrKrim 1981“, S. 317f.
Çocuk Suçluluğunun Karakteristik ve Yapısal Özellikleri324
tür
29
. Bu bağlamda Beulke`nin ceza hukuku tedbirlerini, aile içindeki
egitimde de çocukların cezalandırıldığı savıyla, meşru göstermeye
çalışmasının, kabul edilebilir bir yanının olmadığını belirtmek gere-
kir, çünkü aile içindeki eğitim ile çocuklara ve ya gençlere özel ceza
hukukunda adı geçen eğitim ya da koruma kavramlarının içerik ola-
rak aynı kefeye koymak ya da karşılaştırmaya çalışmak tamamıyla
yanıltıcıdır. Örneğin, aile içinde geçerli olan, sıcaklık, bireysel ilişki,
sevgi, ailesel bağlar ve de bununla ilintili olan eğitme göreviyle, iş-
lenen kriminal suçlara cezayi müdahaleyi kendine ödev edinen ceza
hukukunun mantığını kıyaslamak mümkün değildir.
Grünewald`ın argümanları da belirli noktalarda tutarlı görünme-
mektedir. Grünewald`ın dediği gibi, gizli suçluluk oranının yetişkin-
ler arasında da yoğun olduğu savını kabul etsek bile, bu yetişkinler
arasında işlenen hafif suçluluğunda, gençlerde olduğu gibi, normal
olduğu tezini kanıtlamaya yetmez, çünkü çocuk ve ya gençlerin hu-
kuka aykırı fiiller işlemesinin hareket nedenleri ve motivasyonlarıyla,
çocuk ve ya gençlerin kural olarak belirli basit suçları işlemesinin se-
bepleri, yetişkinlerinkiyle aynı değildir
30
. Çocuk/genç suçluluğunun
kural olarak normal olması teziyle dile getirilmek istenen, basit suç-
ların işlenmesinin kural olarak, çocuk ve gençler arasında alışılmadık
bir durum olmadığı ve de bu anlamıyla normal olarak görülebileceği-
dir, çünkü çocuk ve ya gençlerin belirli nedenlerden dolayı (örneğin
olgun olmayışları, macera arayışları, düşüncesiz davranmaları vs.)
hukuk kurallarını çiğnedikleri varsayımından hareket edilmektedir.
Bu durum ama yetişkinler için söz konusu değildir. Örneğin, yetişkin
birinin süpermarkette bulduğu fırsatı kaçırmamak için, düşüncesiz
davranarak hırsızlık yapması ya da kendini arkadaş grubuna kanıtla-
mak için bir kavgaya girmesi ya da arkadaş baskısı yüzünden belediye
otobüsünü boyaması, pek akla yatkın gelmemektedir. Ama bu saydı-
ğımız faktörler, çocuk ve ya genç suçluluğunda belirleyici unsurlardan
29
Konuya dair tartışmalar için bkz. Hans-Jörg Albrecht, Ist das deutsche Jugends-
trafrecht noch zeitgemäß?, München 2002, S.53; Albrecht/Dünkel/Spieß, “Emp-
rische Sanktionsforschung und die Begründbarkeit der Kriminalität“, MSchrKrim 1981“,
S. 317f.; Horst Viehmann, “Statt Verschärfung des Jugendstrafrechts, in: Entwicklung-
stendenzen und Reformstrategien im Jugendstrafrecht und im europäischen Vergleich, S.
656f.
30
Hans Joachim Schneider, “Wesen und Erscheinungsformen der Kinder- und Jugend-
delinquenz“, Jura 1991, S. 344.
TBB Dergisi 2011 (95) Ufuk TOPRAK325
biridir. Ayrıca, Grünewald` ın dediği gibi, yetişkinlerin basit suçlulu-
ğununda normal/episode olması varsayımı (dogru olduğunu kabul
edelim), bu onun dediği gibi, çocuk ve ya genç suçluluğuna karşıda
cezayi tedbirlerin uygulanmasının zorunlu olduğu sonucuna zorunlu
olarak götürmek durumunda değildir. Grünewald`ın bu varsayımını,
yetişkinlerin işlediği basit suçlara karşıda cezayi tedbirlerin uygulan-
masının zorunlu olmadığı yolluda yorumlayabiliriz
31
.
II) ÇOCUK SUÇLULUĞUNUN YAPISAL GÖSTERGELERİ
Çocukların işlemiş oldukları fiillerin ayırt edici özellikleri, hare-
ket ve davranışlarına neden olan motivasyonları bizim için, çocuk/
genç suçluluğuyla yetişkin suçluluğu arasındaki farkı anlamamızda
yardımcı olan önemli belirtilerdir. Çocuklar ve gençler gelişim evresi
içinde olup, yetişkinliğe geçebilmek için bu evreyi tamamlamak zo-
rundadırlar. Bunun içinde, içinde bulundukları toplumu tanıyabilmek
ve toplum içerisinde topluma uygun (ya da aykırı) bir birey olabil-
mek içinde, o toplumun kurallarını öğrenmek, yetişkinlerin önceden
yaratmış olduklar dünyayı tanımak durumundadırlar. Çocuklar bu
anlamıyla, yetişkinliğe geçmeden evvelki aşamada, kendilerine ait bir
dünyaya sahiptirler ve de bu dünya içinde gerçek ve fantezi arasında-
ki çizgi kalın bir şekilde çizilmemiş olup, kuralları çiğnemek görülme-
miş bir davranış şekli değildir
32
. Yalnız çocukların davranışlarına ege-
men olan kasıt ve hareket sebepleriyle yetişkinlerinkinin aynı değildir.
Macera arayışı, yeni bir şeyler deneme hırsı, deneyim eksikliği, saflık,
can sıkıntısı vs. gibi durumlar çocuk suçluluğunun ortaya çıkmasına
neden faktörler arasındadır
33
. Örneğin bir çocuk, saygısını kazanmak
31
Cezayi tedbirlerin uygulanmasının zorunlu olmadığı durumlarda, hukuka aykırı
fiillerle ortaya çıkan zararın özel hukuk kapsamında tazminine gidilmesi gere-
kir. Bu bağlamda şunu belirtmek isterim ki, Avrupa`da ceza hukukunun tama-
mıyle iptal edilmesi, ağır suçlar dışında kalan suçların özel hukuk kurallarıyla
halledilmesi, ağır suçları işleyenlerinde ceza evi dışında, rehabilite merkezlerinde
rehabilite edilmesi gerektigini savunan akımın “Abolitionistler“ ciddi temsilcileri
bile vardır. Örnegin, Plack Arno, Plädoyer für die Abschaffung des Strafrechts, 1.
Baskı, München 1974.
32
Hans Joachim Schneider, Kriminologie, New York 1993, S. 223f .; Rudolf Wasser-
mann, “Der Kinderdelinquenz Einhalt gebieten- aber wie?“, NJW 1998, S. 2097 (2099).
33
Rudolf Wassermann, “Der Kinderdelinquenz Einhalt gebieten- aber wie?“, NJW
1998, S. 2097 (2099).
Çocuk Suçluluğunun Karakteristik ve Yapısal Özellikleri326
istediği kişiye kendini kanıtlamak için hukuka aykırı fiil işleyebilir.
Çocuklar, hukuka aykırı fiilleri genelde oyun ya da boş zamanları es-
nasında işlemektedirler
34
. Ayrıca çocuk suçluluğunun ayırt edici özel-
liklerinden biride, çocukların suç işlemeyi genelde planlamayıp, sade-
ce elllerine geçen fırsatı değerlendirmektedirler
35
, örneğin önceden bir
hırsızlık planı yapmamış bir grup çocuğun, alışveriş esnasında o anki
grup dinamiği içinde hırsızlık yapmaya çalışması ya da market sahibi-
nin dalgınlığının onları spontan şekilde hırsızlık yapmaya güdülemesi
ya da içlerinden bazılarının grup baskısına boyun eğmesi gibi. Ayrıca
çocuklar yakalandıklarında, işledikleri suçu itiraf etmeye, yetişkinle-
rin aksine çok daha hazırdırlar
36
.
Çocuk suçluluğunun yetişkin suçluluğundan, nedensel özellikle-
ri bakımından farklılık gösterdiğini belirtmek icin son olarak hırsızlık
suçunu örnek göstermek isterim. Hırsızlık suçu çocuklar ve gençler
arasında işlenen suç tiplerinin ilk sırasında yer almaktadır. Bu oran he-
men hemen işlenen çocuk suçluluğunun yarısına isabet etmektedir
37
.
Çocuklar arasında hırsızlık suçunun işlenmesinin nedenleri arasında,
çocukların aileleri tarafından yaşlarının küçüklüğü nedeniyle daha
az ceza alacaklarından dolayı kullanılmaları dışında
38
, sevgi eksikliği,
çocukların çevresi tarafından ilgi görmemesi, belirli bir gruba girmek
isteyen çocuğun o grup üyeleri tarafından kullanılması, çocuğun ken-
dine haksızlık yaptıklarını düşündüğü kişilerden intikam almaya ça-
lışması
39
vs. gelmektedir. Çocukların işlemiş oldukları hırsızlık suçun-
da, yetişkinlerin işlediği hırsızlık suçlarındaki motivasyondan farklı
olarak, para dışında, çocuğun üyesi oldugu grup içinde itibarını art-
tırma güdüsü ya da prestij kazanma ihtiyacıda etkili olmuş olabilir
40
.
34
Pongratz, Zum Umgang mit kindlichen Auffälligkeiten, 1. Baskı, Mainz 2000,
S.15.; Carola Heitlinger, Die Altersgrenze der Strafmündigkeit, Dissertation 2004,
S. 52.
35
Weber/Meier-Stier, “Kinderdelinquenz im Wandel“, in: Kinderdelinquenz und
Jugendkriminalität, S. 42.
36
Hans Göppinger, Kriminologie, 5. Baski, München 1997, S. 510.
37
PKS 2008, S. 88.
38
Bu durum özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler için ge-
çerlidir.
39
Nave nach Weber/Meier-Stier, “Kinderdelinquenz im Wandel“, in: Kinder-
delinquenz und Jugendkriminalität, S. 32.
40
Pongratz, Zum Umgang mit kindlichen Auffälligkeiten, 1. Baskı, Mainz 2000, S.
55.
TBB Dergisi 2011 (95) Ufuk TOPRAK327
III) SONUÇ
Yukarıda belirttiğimiz hususlar doğrultusunda varılabilecek
sonucu aşağıdaki gibi özetleyebiliriz; çocuk ve ya gençler arasında
görülen basit hukuka aykırı fiiller, kural olarak ileriki (yetişkinlik
dönemindeki) kriminal kariyerin bir başlangıcı olmayıp, onların
gelişim evresinin bir parçasıdır. Bu tespitle, bütün genç ve ya ço-
cukların, gelişim evrelerinin bir parçası olarak mutlaka suç işleye-
ceği değil, şayet böylesi kanuna aykırı fiillerin görülmesi halinde bu
durumun abartılmaması, cezayi tedbirlere başvurmanın akla gele-
bilecek ilk alternatif olmaması gerektiği anlatılmak istenmektedir.
Eğer çocuk ve ya gençlerin olgunlaşmadan önce farklı gelişim evre-
lerinden geçtigine inanıyorsak, onları yetişkinlerle aynı kefeye koy-
mamamızın gerektiğide açıktır, ki çocuk ve ya genç suçluluğunun
yapısal özellikleri bu olguyu destekleyici niteliktedir. Bu duruma,
koruma ve ya eğitim düşüncesiyle istisna getirmek, samimiyetsiz bir
tutum olacaktır. Bunu Alman Gencler Ceza Hukuku ve Türk Çocuk
Koruma Kanunlarına egemen ilkeler ışığında somutlaştırdığımız-
da şöyle bir çıkarıma varırız; çocukları korumanın ya da eğitmenin
olmazsa olmazlarının başında, onları ceza hukukunun uygulanma
alanı dışına çıkarmak gelmektedir. Devlet müdahalesini ancak, hu-
kuka aykırı suç işleyen çocuk ve ya gencin, bu aykırı davranışlara
içinde bulunduğu ciddi sorunların neden olduğu ve ya müdahale
etmemenin gelecekteki kriminal kariyeri destekleyici etkilerinin ol-
duğu durumlarda düşünmek gerekir. Bu durumlarda bile, hürriyeti
bağlayıcı tedbir ve ya cezalara başvurmak en son çare olarak dü-
şünülmelidir, şayet çocukların korunması ve ya hatalarının gözler
önüne serilerek eğitimlerine yardımcı olunmasına samimiyetle ina-
nılıyorsa. Hürriyeti bağlayıcı cezalara alternatif olarak akla örneğin,
para cezası, sosyal kurum ve ya kuruluşlarda hizmet etme cezası,
belirli sosyal içerikli kurslara katılma, psikolojik yardım tedbirleri
vs. gelebilir. Son olarak belirtmek isterimki, bu çalışma kapsamında
hürriyeti bağlayıcı cezalara sadece, cocuk/genc sucluluğunun ağır
biçimlerinde (örneğin adam öldürme ve ya tecavüz suçlarında) baş-
vurulabilmesi savunulmaktadır, keza bu tür durumlarda mağdurun
ve ya geride kalanların pozisyonu çocuk ve ya gençlerin konumla-
rından daha ağır basmaktadır.
Çocuk Suçluluğunun Karakteristik ve Yapısal Özellikleri328
KAYNAKLAR
Albrecht, Hans-Jörg Ist das deutsche Jugendstrafrecht noch zeitgemäß?,
Gutachten zum 64. Deutschen Juristentag, 2002.
Albrecht, Peter-Alexis Jugendstrafrecht, 3.Auflage, München 2000.
Albrecht Hans-Jörg [u.a.] Empirische Sanktionsforschung und die Be-
gründbarkeit von Kriminalpolitik, MschrKrim 1981, S.310-325.
Berckhauer, Friedhelm [u.a.] Rückfälligkeit entlassener Strafgefangener
Zusammenhänge zwischen Rückfall und
Bildungsmaßnahmen im Vollzug, MschrKrim 1982, S. 318-333.
Beulke, Werner Brauchen wir eine Wende im Jugendstrafrecht? in: FS für
Meyer, S. 676-697.
Bock, Michael Kriminologie, 2.Auflage, 2000.
Bock, Michael Je weniger desto besser. Wie im Jugendstrafrecht
kriminologische Torheiten dogmatisch geadelt wurden, in:
FS für Hanack, 1999, S. 625-638.
Breuer, Toni Kriminologie als kriminologische Handlungslehre,
Langwaden 1998.
Böhm, Alexander Einführung in das Jugendstrafrecht, 3.Auflage,
München 1996.
Dünkel, Frieder Jugendstrafrecht im europäischen Vergleich, in:
Entwicklungstendenzen und Reformstrategien des
Jugendstrafrechts im europäischen Vergleich, S. 565-635.
Göppinger, Hans Kriminologie, 5.Auflage, München 1997.
Grünewald, Ralph Die De-Individualisierung des Erziehungs-
gedankens im Jugendstrafrecht, Dis. 2003.
Heinz, Wolfgang Das Jugendstrafrecht auf dem Weg in das 21. Jahrhun-
dert, JuS 1991, S. 896-900 .
Heitlinger, Carola Die Altersgrenze der Strafmündigkeit, Diss. 2004.
TBB Dergisi 2011 (95) Ufuk TOPRAK329
Kaiser, Günther Kriminologie, Eine Einführung in die Grundlagen,
9.Auflage.
Kaiser, Günther Jugendkriminalität, 3.Auflage, 1982.
Kreuzer, Arthur Schülerbefragung zur Delinquenz, RdJB 1975, S. 229-
238.
Kürzinger, Josef Kriminologie, eine Einführung in die Lehre vom
Verbrechen, 2.Auflage, Stuttgart,Dresden 1996.
Lamnek, Siegfried Die spezialpräventiven Wirkungen jugendrichter-
licher
Maßnahmen, in: Jugendstrafe an Vierzehn- und
Fünfzehnjährigen, P. Albrecht/ Schüler- Springorum
(hrsg.), 1983, S. 17-65.
Lamnek, Siegfried Sozialisation und kriminelle Karriere- Befunde aus
zwei
Erhebungen in: Mehrfach auffällig, Schüler-Springorum
(hrsg.), 1982, S. 13-86.
Lenz, Torsten Die Rechtsfolgensystematik im Jugendgerichtsgesetz,
Diss. 2007.
Lösel, Friedrich/ Aggression und Delinquenz unter Jugendlichen,
Bliesener, Thomas München, Neuwied 2003.
Ludwig, Wolfgang Die Funktion des Erziehungsgedankens im
Jugendstrafvollzug, ZfJ 1986, S. 333-339.
Neubacher, Frank Kinderdelinquenz, ZRP 1998, S.121-123.
Oberwittler, Dietrich Von der Strafe zur Erziehung, Jugendkriminal-
politik in
England und Deutschland (1850-1920), Diss. 1998.
Ostendorf, Heribert Jugendgerichtsgesetz, Kommentar, 6.Auflage,
Köln,Berlin,Bonn,München 2003.
Plack, Arno Plädoyer für die Abschaffung des Strafrechts,
München 1974.
Çocuk Suçluluğunun Karakteristik ve Yapısal Özellikleri330
Pongratz, Eckard Zum Umgang mit kindlichen Auffälligkeiten,
1. Auflage, Mainz 2000.
Rössner, Dieter Erziehungsgedanke und Systematik des
Jugendgerichtsgesetzes in: Grundfragen des
Jugendkriminalrechts und seiner Neuregelung, Walter
(hrsg.), S. 344-352.
Schneider, Hans-Joachim Kriminologie, Berlin; New York: die Gruyter
1987.
Schneider, Hans-Joachim Wesen und Erscheinungsformen der Kin-
der- und Jugenddelinquenz, Jura 1991, S. 342-349.
Seiser, Klaus-Jürgen Untersuchungshaft als Erziehungshaft im Ju-
gendstrafrecht, Diss.1987.
Thomas, Karl Der Kinderdelinquenz Einhalt gebieten- aber wie?
ZRP 1999, S.193-196.
Viehmann, Horst Statt Verschärfung des Jugendstrafrechts: Verbesse-
rung der
Lebenslagen- In der Jugendstrafrechtspolitik droht der Verlust der
Rationalität, in: Entwicklungstendenzen und Reformstrategien
im Jugendstrafrecht und im europäischen Vergleich, Dünkel [u.a.
hrsg.], S.651-663.
Voß, Michael Jugendkriminalität zwischen Normalisierung, Informa-
lisierung und Strafverfahren, in: FS für Leckschas [u.a. hrsg. ], S.
79-109.
Wassermann, Rudolf Der Kinderdelinquenz Einhalt gebieten- aber
wie?, NJW 1998, S.2097-2099.
Weber, Georg Elfriede, Meier-Stier Kinderdelinquenz im Wandel, in:
Wollenweber,
Kinderdelinquenz und Jugendkriminalität, S.10-47.