TBB Dergisi 2011 (92) Süha Tanrıver 377
HUKUK FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYELERİ
(ELEMANLARI) MAHKEMELERCE BİLİRKİŞİLİK
GÖREVİNİ KABULE ZORLANABİLİRLER Mİ?
Can Members of he la w School be Obliged to
Accept the Duty of Expert by courts?
Süha Tanrıver
∗
Özet: Çalışmamızda, muhtelif yargı kollarında görev yapan
mahkemelerin, hukuk fakültesi öğretim üyelerini, bilirkişilik görevini
kabule zorlayıp zorlayamayacaklarının tayini için, öncelikli olarak, hu-
kuk fakültesi öğretim üyelerinin, kanunen bilirkişilik görevini kabulle
yükümlü tutulan kimseler arasında yer alıp almadığının ortaya konul-
masına çalışılmıştır. Bu çerçevede, bilirkişilik görevini kabulle yüküm-
lü tutulacak olanların tayinine yönelik olarak Hukuk Usulü Muhake-
meleri Kanunu’nun 278. ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 65. mad-
desinde öngörülmüş bulunan yasal düzenlemelerin, hâkimin huku-
ki sorunlarda bilirkişiye başvurma yasağının açık, kesin ve emredici
bir biçimde öngören mevzuat hükümleriyle (HUMK m. 275; CMK m.
63; HUMK m. 76; AY m. 9, m. 138, m. 36, II) ilişki kurularak, bu temele
bağlı kalınmak suretiyle anlamlandırılmasının zorunlu olduğuna işa-
ret edilmiştir. Hukuk fakültesi öğretim üyelerinin, matematik, fizik,
kimya gibi pozitif bilimler alanında faaliyet gösteren öğretim üyele-
ri gibi HUMK m. 278 ve CMK m. 65 bağlamında bilirkişi olarak görev-
lendirilip bu görevi kabule zorlanmalarına ve bu zorlamayı gerçek-
leştirebilmek için haklarında, mahkemelerce disipliner ve cezai yap-
tırımlara işlerlik kazandırılmasına hukuken olanak bulunmadığı sonu-
cuna varılmıştır.
Anahtar Sözcükler: Hukuk fakültesi öğretim üyesi, bilirkişilik
görevi, görevi kabule zorlanma, mahkeme, hukuki sorun, bilirkişiye
başvurma yasağı.
Abstract: In this study, in order to determine whether the co-
urts that has jurisdiction in miscellanious legal branches can oblige
members of the law schools to accept the duty of expert, it was
makaleler / articles
*
Prof. Dr., Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra – İflâs Huku- ku Anabilim Dalı Başkanı.
Hukuk Fakültesi Öğretim Üyeleri (Elemanları) Mahkemelerce Bilirkişilik...378
brought up the matter whether they are those who can be legally
obliged to accept the duty of expert before all else. In that frame-
work by establishing a relationship between legal provisions deter-
mining those who can be obliged to accept the duty of expert presc-
ribed in Article 278 of the Civil Procedure Act (CivPA) and Article 65
of the Criminal Procedure Act (CrPA) and clear, definitive and bin-
ding enactments prohibiting judge to appoint an expert on legal is-
sues (CivPA Art. 76 and 275; CrPA Art. 63; The Constitution Art. 9, 36
(2) and 138), it is indicated that it is essential to give meaning to the
issue on that ground. It is conluded that unlike members of other fa-
culities performing kind of positive sciences in areas of mathema-
tics, physics, chemistry etc. members of the law schools cannot be
legally appointed as experts, obliged to accept that duty and forced
by courts by means of disciplinary or criminal sanctions in order to
enforce that obligation.
Keywords: Member of the law school, duty of expert, enfor-
cement to accept duty, court, legal issue, prohobition to appoint an
expert.
Kanunlarda açıkça öngörülen haller dışında, mahkemeler, dava-
nın çözüme kavuşturulması bakımından önem taşıyan, açıklığa ka-
vuşturulması ya da tespiti özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar-
da, bilirkişinin oy ve görüşüne başvurabilirler. Bu durum, hukuk yar-
gısı bakımından, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 275. mad-
desinde şu şekilde ifade edilmiştir. “Mahkeme, çözümü özel veya teknik
bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar ve-
rir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgiyle çözümlenmesi
mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.” Buna paralel bir düzenle-
me, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 63. maddesinin birinci fıkrasında
da yer almaktadır. Anılan yasal düzenlemeye göre, “Çözümü uzmanlı-
ğı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, bilirkişinin oy ve görüşünün
alınmasına re’sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin
veya sanığın, müdafiinin veya kanuni temsilcinin istemi üzerine karar verile-
bilir. Ancak, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgiyle çözül-
mesi olanaklı konularda bilirkişi dinlenemez.” Yine, ceza yargısı bağlamın-
da, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 67. maddesinin üçüncü fıkrasın-
da bilirkişinin, raporunda hâkim tarafından yapılması gereken hukukî
değerlendirmelerde bulunamayacağı hususuna, açık, kesin ve emredi-
ci bir dille vurgu yapılmıştır.
TBB Dergisi 2011 (92) Süha Tanrıver 379
Belirtilen bu yasal düzenlemelerde sözü edilen özel bilgi, hukuk
bilimi dışında belirli bir bilim dalının araştırıp ortaya koymuş oldu-
ğu sonuçlara ilişkin bilgiyi; teknik bilgi ise, fizik, kimya, biyoloji, ma-
tematik gibi pozitif bilimlerin verilerini uygulamaya yeterli bilgiyi ifa-
de eder.
1
Yine, belirli bir işletmenin boyutlarını aşan, genel nitelik ka-
zanmış yetkili kişi ve kuruluşlarca tespit edilmiş olan teknik standart-
lar da, teknik bilgi kavramının içerisinde yer alır.
2
Yukarıda zikretmiş olduğumuz yasal düzenlemeler çerçevesinde,
hem hukuk yargısı hem de ceza yargısı bağlamında, hâkimin genel ha-
yat tecrübeleri uyarınca sahip olunması gereken bilgiler ve hukukî bil-
gi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda, bilirkişinin oy ve görü-
şüne başvurmasına izin verilmemiştir. Bir başka ifadeyle, hayatın ola-
ğan akışı gereği her insanın sahip olması gereken bilgilerle çözüme
kavuşturulabilecek olan hususlarla hukukî sorunlarda bilirkişiye baş-
vurma yasağı mevcuttur; bu yasak, son derece açık, kesin ve emredici
bir biçimde hüküm altına alınmıştır. Ülkemizdeki, özellikle hâkim sa-
yısının azlığı, buna karşılık iş yükünün çokluğu ve zaman darlığı gibi
sebepler ya da bahanelerle, hâkimlerin son derece açık ve emredici bir
dille hüküm altına alınmış olan bu yasağa aykırı davranarak, hukukî
sorunlarda, sık sık bilirkişiye müracaat etmeleri mazûr karşılanamaz.
Kanun koyucu, önemine binaen, hem hukuk hem de ceza yargısı bağ-
lamında, bu konudaki iradesini ve kararlılığını açıkça ortaya koymak
için, ancak, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlarda bi-
lirkişiye başvurulabileceğini; hukukî sorunlarda ise bilirkişiye gidile-
meyeceğini aynı kanun maddesinde (HUMK m. 275; CMK m. 63, I), bir
kez olumlu bir kez de olumsuz bir biçimde ifade etmiştir.
Genel hayat tecrübeleri uyarınca sahip olunması gereken bilgiler
ile çözüme kavuşturulabilecek olan hususlarla hukukî sorunlarda bilir-
kişiye başvurma yasağı ile ilgili olarak hukuk yargılaması bağlamında
yapmış olduğumuz bu tespitler, İdarî Yargılama Usulü Kanunu’nun
1
Arslan, R., Bilirkişilik Uygulaması ve Bu Uygulamaya Yargıtay’ın Etkisi (YD,
1989/4, s. 156-183), s. 162-163; Arslan, R., Bilirkişilik, Sorunlar ve Çözüm Önerile-
ri (Yargı Reformu 2000, Sempozyum, İzmir 2000, s. 190-211), s. 195; Şahin, C., Ceza
Muhakemesinde Bilirkişi Atanması ve Zorunlu Bilirkişilik, Bilirkişilik Sempozyumu,
9-10 Kasım 2001, Ankara 2002, s. 190-236), s. 207-208; Tanrıver, S., Bilirkişinin Hu-
kuki Statüsü, Yükümlülükleri, Yetkileri ve Sorumluluğu, Ankara 2002, s. 33, dn. 1.
2
Arslan, Yargıtay Dergisi, s.162-163; Arslan, Sempozyum, s. 195; Tanrıver, s. 33, dn. 1.
Hukuk Fakültesi Öğretim Üyeleri (Elemanları) Mahkemelerce Bilirkişilik...380
31. maddesi uyarınca genel idarî yargı alanında, Askerî Yüksek İda-
re Mahkemesi Kanunu’nun 56. maddesi uyarınca da, askerî idarî yar-
gı alanında da geçerlilik taşır.
Hukuk yargısı alanında, mahkemelerin hukukî sorunların açıklığa
kavuşturulmasında bilirkişiye müracaat edemeyeceğine ilişkin yasa-
ğa, pozitif hukuk çerçevesinde başka dayanaklar da göstermek müm-
kündür. Bu çerçevede;
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76. maddesi uyarın-
ca, somut olaya uygulanacak olan hukuk kurallarını re’sen araştırıp
bulmak ve somut olaya uygulamak zaten hâkimin aslî işidir, yani bu
kural uyarınca, yasal çerçevede hukukî sorunların en yetkin bilirkişi-
si, hâkimin zaten kendisidir. Dolayısıyla, hâkim en yetkin uzman ol-
duğu kabul edilen bir alanda; yani hukukî sorunlarda, bir başka ki-
şiyi, bilirkişi sıfatıyla görevlendirmek suretiyle bu yetkisini devrede-
mez (AY m. 2; m. 9); hâkimin böyle bir davranış içerisine girmesi, hak
dağıtmaktan kaçınmak şeklinde dahi algılanıp yorumlanabilir (AY m.
36,II). Yine, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76. maddesinin
ilk cümlesine paralel olarak, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Huku-
ku Hakkında Kanunu’nun 2. maddesinin birinci fıkrasında, hâkimin,
Türk kanunlar ihtilâfı kurallarına göre yetkili olan yabancı hukuku da
re’sen araştırıp bulup; yabancı unsurlu olay ya da ilişkiye uygulamak-
la ödevli olduğu hususu açıkça hükme bağlanmıştır.
3
En genel çerçe-
vede ise, hukuka göre hüküm verme yani ilgili soyut hukuk kuralını
re’sen araştırıp bulup; somut olaya altlayarak (uygulayarak) bir karara
ulaşma işinin, münhasıran hâkimlere ait bir iş, bir görev olduğu husu-
suna, Anayasa’nın 9. maddesinde, 36.maddesinin ikinci fıkrasında ve
138.maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde işaret edilmiştir.
Sonuç olarak, mevzuatımızda yer alan bu hükümlerin bütünü gö-
zetildiğinde, pozitif çerçevede, hukukî sorunların çözüme kavuşturul-
ması bağlamında bilirkişiye başvuru yasağının bulunduğunu; ancak
davanın halli bakımından önem taşıyan, aydınlatılması ya da tespi-
ti özel veya teknik bilgiyi gerektiren maddi vakıalar bakımından bilir-
3
Bu düzenleme, hatta bu düzenlemeden önce meri olan 2675 sayılı Kanun’un konu-
yu düzenleyen hükmü, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76. maddesinin
ikinci cümlesini zımnen ilga etmiştir.
TBB Dergisi 2011 (92) Süha Tanrıver 381
kişinin oy ve görüşünün alınması yoluna gidilebileceğini bir kez daha
ifade etmek gerekir.
Muhtelif yargı kollarında görev yapan mahkemelerin, hukuk fa-
kültesi öğretim üyelerini (elemanlarını) bilirkişilik görevini kabule
zorlayıp zorlayamayacaklarının tâyini için, öncelikli olarak, hukuk fa-
kültesi öğretim üyelerinin (elemanlarının) kanunen bilirkişilik görevi-
ni kabulle yükümlü tutulan kimseler arasında yer alıp almadığının or-
taya konulması gerekir.
Bilirkişilik görevini kabul yükümlülüğünden maksat, mahkemece
yapılan davete icabet edip; davetiyede belirtilen gün ve saatte mahke-
mede hazır bulunma, yemin etme ve süresi içerisinde bilgisine başvu-
rulan husus hakkında oy ve görüşünü mahkemeye bildirmektir.
Bilirkişilik görevini kabulle yükümlü tutulmuş bulunanların kim-
ler olduğu hususu, hukuk yargılaması bağlamında, esas itibariyle, Hu-
kuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 278. maddesinde; ceza yargıla-
ması bağlamında ise, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 65. maddesinde
gösterilmiştir.
Hukuk yargılaması bağlamında bilirkişilik görevini kabulle yü-
kümlü tutulmuş olanlar şunlardır:
1. Bilgisine başvurulacak olan hususu bilmeksizin bir meslek
veya sanat (zanaat) icra etmesine olanak bulunmayanlar,
2. Bilgisine başvurulacak olan husus hakkında meslek veya sanat
icrasına alenen (yani, resmen) yetkili kılınmış olanlar,
3. Belirli hususlarda oy ve görüş açıklamakla kanunen resmen
görevlendirilmiş olanlar yani resmî bilirkişiler.
Ceza yargısı bağlamındaysa, bilirkişilik görevini kabulle yüküm-
lü tutulmuş olanlar şunlardır:
1. Resmî bilirkişiler ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 64. mad-
desi çerçevesinde tutulmuş bulunan bilirkişi listesinde yer alanlar,
2. İncelemenin yapılması için bilinmesi gereken fen ve sanatları
meslek edinenler,
3. İncelemenin yapılması için gerekli mesleği yapmaya resmen
yetkili kılınmış olanlar.
Hukuk Fakültesi Öğretim Üyeleri (Elemanları) Mahkemelerce Bilirkişilik...382
Bilirkişilik görevini kabulle yükümlü tutulmuş olanlar, an-
cak tanıklıktan çekinme sebeplerine veya mahkemece kabul edilebi-
lir (makûl) diğer bir nedene dayanarak, bilirkişilikten çekinebilirler
(HUMK m. 278, II; CMK m. 70).
Yine, usulüne uygun olarak davet edildiği halde, davete icabet et-
meyen; davete icabet edip de yemin etmekten yahut oy ve görüş bil-
dirmekten kaçınan bilirkişiler hakkında ise, tanıklığa ilişkin hükümler
(HUMK m. 253; CMK m. 60,I) kıyasen uygulanır (HUMK m. 278,III;
CMK m. 71). Sözü edilen tanıklığa ilişkin hükümlerin (yaptırımların)
işlerlik kazanabilmesinin ön koşulu, bilirkişilik sıfatıyla görevlendiri-
lecek olanların, kanunen bilirkişilik görevini kabulle yükümlü tutul-
muş bulunan kişiler arasında yer almasıdır.
Hukuk fakültesi öğretim üyeleri (elemanları), hem hukuk hem de
ceza yargılaması bağlamında kanunen bilirkişilik görevini kabulle yü-
kümlü tutulmuş bulunan kişiler arasında yer almamaktadır. Her şey-
den önce, hukuk fakültesi öğretim üyeleri (elemanları) resmî bilirkişi
sayılamazlar. Resmî bilirkişiden maksat, kanunen belirli konularda oy
ve görüş bildirmekle resmen görevlendirilmiş olan kişi, kurum ve ku-
ruluşlardır (Örneğin, Adli Tıp Kurumu, Yüksek Sağlık Şûrası gibi). Bu
bağlamda, kişi bazında tek yasal zorunluluk, tıp fakültelerinin adlî tıp
anabilim dalında görev yapan öğretim üyeleri (elemanları) bakımın-
dan öngörülmüştür.
Öte yandan, bilirkişilik görevini kabulle yükümlü tutulacak olanların
tâyinine yönelik olarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 278. ve
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 65. maddesinde öngörülmüş bulunan ya-
sal düzenlemelerin, hâkimin hukukî sorunlarda bilirkişiye başvurma yasağı-
nı açık, kesin ve emredici bir biçimde öngören ve yukarıda izaha çalıştığı-
mız mevzuat hükümleri ile ilişki kurularak, bu bağlamda (bu temelde) anlam-
landırılması ve yorumlanması zorunludur. Daha önceden de vurgulandı-
ğı üzere, bilirkişilik kurumu, pozitif hukuk çerçevesinde, hem hukuk
hem ceza yargısı alanında hâkimin, hukukî bilgi ihtiyacının karşılan-
masında işlev görecek araçlardan birisi konumunda değildir; her tür-
lü hukukî sorunun çözüme kavuşturulması açısından bilirkişiye baş-
vurulması son derece açık, kesin ve emredici bir dille yasaklanmıştır.
Hem Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hem de Ceza Muhakeme-
si Kanunu bağlamında, bilirkişilik kurumu, hukukî sorunların en yet-
TBB Dergisi 2011 (92) Süha Tanrıver 383
kin bilirkişinin, hâkimin kendisi olduğu esası üzerine bina edilmiştir.
Dolayısıyla, hukuk fakültesi öğretim üyelerinin (elemanlarının), mate-
matik, fizik, tıp, kimya, biyoloji gibi pozitif bilimler alanında faaliyet
gösteren öğretim üyeleri (elemanları) gibi Hukuk Usulü Muhakeme-
leri Kanunu’nun 278. ve Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 65. madde-
si bağlamında, özellikle bilgisine başvurulacak olan husus hakkında,
meslek ve sanat icrasına resmen (alenen) yetkili kılınmış olanlar kap-
samında mütalaa edilip; bilirkişi olarak görevlendirilmelerine ve bu
görevi kabule zorlanmalarına; hatta bu zorlamayı gerçekleştirmek için
haklarında, disipliner ve cezaî yaptırımlara işlerlik kazandırılmasına
hukuken olanak yoktur.
Yapılmış olan bu tespitler, İdarî Yargılama Usulü Kanunu’nun 31.
maddesi maddesi uyarınca, genel idarî yargı alanında; Askeri Yüksek
İdare Mahkemesi Kanunu’nun 56. maddesi uyarınca da, askerî idarî
yargı alanı açısından da geçerlilik taşır.
KAYNAKLAR
Arslan, Ramazan, Bilirkişilik Uygulaması ve Bu Uygulamaya Yargıtay’ın
Etkisi, (YD, 1989/4, s. 156-183), s. 162-163.
Arslan, Ramazan, Bilirkişilik, Sorunlar ve Çözüm Önerileri, (Yargı Refor-
mu 2000, Sempozyum, İzmir 2000, s. 190-211), s. 195.
Şahin, Cumhur, Ceza Muhakemesinde Bilirkişi Atanması ve Zorunlu Bi-
lirkişilik, (Bilirkişilik Sempozyumu, 9-10 Kasım 2001, Ankara 2002, s.
190-236), s. 207-208.
Tanrıver, Süha, Bilirkişinin Hukuki Statüsü, Yükümlülükleri, Yetkileri ve
Sorumluluğu, Ankara 2002, s. 33, dn. 1.