TBB Dergisi 2011 (92) Engin ÜNSAL 419
GREV HAKKININ GELECEĞİ
The Future of the Right Strike
Engin ÜNSAL
∗
Özet: 5982 sayılı Kanun ile bazı maddeleri değiştirilen 1982
Anayasası’nın çalışma yaşamına ilişkin olanlarının yasalaşması için
gerekli çalışmalar başlatılmış ve sosyal tarafların mutabakatı ile 2821
sayılı Sendikalar Kanunu ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve
Lokavt Kanunu değişikliklere uygun biçimde değiştirilmek istenmek-
tedir. Yapılacak değişikliklerden toplu sözleşme yetkisi ve grev hak-
kına ilişkin olanlar öne çıkmaktadır. Birden çok sendikaya üyelik ve
grev yasaklarının kaldırılması AB’ye uyum sürecinde önemlidir. Yetki-
li sendikanın belirlenmesinde referandum ve grev yasaklarının kaldı-
rılması mutlaka yasalaşmalıdır.
Anahtar Sözcükler: 5982 sayılı Kanun, yetkili sendika, referan-
dum, grev hakkı, grev yasakları.
Abstract: Enactment for the provisions dealing with industri-
al relations of 1982 Constitution amended by Law No 5982 is neces-
sarily initiated. It is intended to amend Trade Unions Law No 2821
and Collective Agreement, Strike and Lock Out Law No 2822 in ac-
cordance with the constitutional amendments by means of agree-
ment between parties in society. The collective agent and the right
to strike comes into proeminence among the amendments that will
be adopted. The issues of the multiple membership to trade unions
and the abolishment of prohibitions on strike are essential in har-
monization with the EU. In that context the election for designati-
on of collective agent and the abolishment of prohibition on strike
should be adopted.
*
Yrd. Doç. Dr., TBB İnsan Hakları Merkezi Bilim Danışma Kurulu üyesi.
enginunsal35@gmail.com
Grev Hakkının Geleceği420
Keywords: Law No 5982, collective agent, election, right to
strike, prohibitions on strike.
5982 sayılı Kanun ile 1982 Anayasası’nın bazı maddeleri değişti-
rilmiş ve bu değişiklik TBMM’de Anayasa’nın öngördüğü yeterli oyu
sağlayamadığı için Cumhurbaşkanı tarafından referanduma sunul-
muş, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan halkoylamasında seçmen tarafın-
dan onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Yapılan değişikliklerden çalış-
ma yaşamı ile ilgili olanların ILO ve AB standartlarına uyum sağlamak
amacı ile yapıldığı ilgililerce belirtilmiş ve bu nedenle 2821 ve 2822 sa-
yılı kanunlar en kısa zamanda yeniden yapılandırılarak değişiklikle-
rin yaşama geçirileceği belirtilmiştir.
1
Yapılan değişiklikler ülkemizin
endüstriyel ilişkiler düzeni ve çalışma barışının sağlanması ile çok ya-
kından ilgilidir. Değişikliklerle ilgi 2821 ve 2822 sayılı kanunlarla ilgi-
li değişiklik tasarılarının TBMM de görüşülmesi aşamasında bu konu-
lar çok tartışılacaktır çünkü hazırlanacak hükümet tasarıları endüst-
riyel ilişkiler düzeninin sosyal tarafları için tuzaklar içereceği kuşku-
su konunun uzmanları ve taraflar arasında çok yaygındır. Biz bu yazı-
mızda sadece grev hakkı konusunda 1982 Anayasası’nın 54. maddesi-
nin 7. fıkrasının metinden çıkarılan grev yasakları ile ilgili hükmünün
üzerinde duracağız çünkü bu konuda yapılacak değişikliklerin çalış-
ma barışının geleceğini çok yakından ilgilendirdiği kanısındayız. Bu-
nun için ILO ve AB’nin grev hakkı konusunda ki ilkelerine ve bizim
mevzuatımızda konunun düzenlenme biçimine değinip yapılması ge-
reken değişikleri değerlendireceğiz.
Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO)
Grev Hakkına İlişkin İlkeleri
Grev hakkı ILO Sözleşme ve Tavsiye kararlarında açıkca tanım-
lanmamıştır. Bununla beraber iki ILO Genel Kurul kararı (Internatio-
nal Labor Conference) ILO politikalarına ve grev hakkı anlayışına ışık
tutacak mahiyettedir:
1
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın demeci, 20 Eylül 2010. Sayın Bakan bu de-
mecinde, “Anayasa’da yapılan değişikliklerin mutlaka yasalara yansıtılacağını ve
işverenlerin bundan tedirgin olmasına gerek yoktur” demiştir.
TBB Dergisi 2011 (92) Engin ÜNSAL 421
1. 1957 tarihli ILO Üyesi Ülkelerde Sendika Karşıtı Yasaların Yü-
rürlükten Kaldırılması Kararı (2). Bu kararla, “işçilerin grev hakkını da
içerecek biçimde etkili ve eksiksiz sendikal haklarını kabul eden yasaların çıka-
rılması” ILO üyelerine tavsiye edilmiştir.
2
2. 1970 tarihli kararda ise Yönetim Kuruluna ILO Genel Direktörü-
nü, “grev hakkına özel atıf yaparak en geniş biçimi ile saygı duyulması için
gerekli çalışmaya yönlendirmesi” çağrısında bulunulmuştur.
3
1948 tarihli ve 87 no.’lu Sendika Özgürlüğü ve Örgütlenme Hak-
kının Korunması Sözleşmesi grev hakkından söz etmese de 10. mad-
desinde, “işçilerin ve işverenlerin çıkarlarını korumak ve geliştirmek” hük-
münü kabul etmiştir. Bu hükme dayanarak ILO’nun Sendika Özgürlü-
ğü Komitesi ve Uzmanlar Komitesi birçok kez grevin işçiler ve örgüt-
leri için bir temel hak olduğunu vurgulamışlardır. Uzmanlar Komitesi
grev hakkının 87 sayılı Sözleşme’yle korunan sendika özgürlüğünden
soyutlanamayacağını temel bir ilke olarak kabul etmiştir. Buna karşı-
lık ILO Genel Kurullarında işverenleri temsil eden işverenler grubu 87
ve 98 sayılı sözleşmelerin grev hakkı ile ilgili açık bir hüküm taşıma-
dığını, bu nedenle uzmanlar komitesinin bu sözleşmelerin metinlerine
dayanarak grev hakkı konusunda küresel, mutlak, ayrıntılı ve sınırsız
kurallar koyamayacağını söylemiştir.
4
Avrupa Birliği’nde Grev Hakkı
AB düzeyinde grev hakkı 9 Aralık 1989 da kabul edilen AB Temel
Haklar Şartı’nın 28. maddesinde düzenlenmiştir:
“İşçiler ve işverenler veya üyesi oldukları örgütleri, Birliğin ve ulusal ya-
saların uygulamalarına tâbi olarak, uygun düzeylerde toplu iş sözleşmesi ba-
ğıtlamak ve çıkar çatışması söz konusu olduğunda çıkarlarını korumak için,
grev hakkı dahil olmak üzere, toplu eylem yapmak hakkına sahiptirler.”
Bu tanımla grev hakkının temel bir hak olduğu kabul edilmekte-
dir. Bu tanımda, “grev hakkı dahil olmak üzere toplu eylemek yapmak” nite-
lemesine dikkat çekmek isteriz çünkü AB Temel Haklar Şartı’nda ki bu
2
ILO Internatıonal Labor Conferance, 1957, s. 783.
3
ILO, 1970, s. 735-736.
4
ILO, 1988, s. 18/23-25.
Grev Hakkının Geleceği422
hüküm çıkar çatışmaları durumunda sadece grev hakkının değil baş-
kaca toplu eylemleri örneğin işi yavaşlatma, hastalık nedeni ile toplu
viziteye çıkma, oturma eylemi gibi eylemlerin işçiler için bir hak oldu-
ğu sonucuna varılmasını mümkün kılmaktadır. Ayrıca şunun belirtil-
mesi gerekir ki bu hak işverenin niteliğine bakılmaksızın kamu veya
özel sektörde çalışan herkes için kabul edilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 68959/01 başvuru no.’lu
Enerji Yapı-Yol Sen sendikasının Türkiye aleyhine açtığı davada ver-
diği kararda belirttiği gibi, “grev hakkı mutlak değildir ve bu hakka kısıt-
lamalar getirilebilir fakat bu hak tamamen yasaklanamaz”.
5
Bu karar esas
alındığında kamu çalışanları için grev hakkının tamamen yasaklanma-
sı yukarıda değindiğimiz 28. maddenin açık ihlali anlamına gelecektir.
1961 de kabul edilen Avrupa Sosyal Şartı’nın 1996 da gözden geçi-
rilmiş metninde de grev hakkı açık olarak kabul edilmiştir. Türk hükü-
metinin bazı maddelerine çekince koyduğu Avrupa Sosyal Şart grev
hakkını kabul eden ilk uluslararası belgedir
Grev Hakkının Temel İlkesi
Sendika Özgürlüğü Komitesi 1952 yılında yaptığı ikinci toplantı-
sında grev hakkının temel bir hak olduğunu açıklamış ve sonrasında
işçilerin ve örgütlerinin ekonomik ve sosyal çıkarlarını yasal olarak ko-
rumak için bu temel hakkın en esaslı araç olduğunu belirtmiştir.
6
Sendika Özgürlüğü Komitesi yıllar içinde grev hakkının açılımını
yapmış ve bu hakka yeni anlamlar kazandırmıştır. Bu bağlamda:
1. Sendikaların, federasyonların ve konfederasyonların grev hak-
kı olduğunu kabul etmiştir.
2. Grev hakkını kullanamayacak işçilere ve bu hakkın uygulana-
mayacağı işlerin sayısına sınırlamalar getirmiş ve azaltmıştır.
3. Grev hakkını işçilerin ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumak
amacı ile ilişkilendirmiş ve siyasi amaçlı grevlerin bu hakkın kapsamı
dışında kalacağını vurgulamıştır.
5
The Right to Strike, www.eurofound.eu/area/industrial relations, s. 1.
6
ILO, 1996, para. 437-475.
TBB Dergisi 2011 (92) Engin ÜNSAL 423
4. Grev hakkına karşı yargı kararlarına dayanmayan ceza uygu-
lamalarının sendika özgürlüğünü ihlal eden ve kabul edilemez uygu-
lama olacağına karar vermiştir.
ILO’nun denetim organlarının grev hakkı ile ilgili olarak kabul
ettiği ilkeler grev eyleminin ve nasıl uygulanacağının tanımı da yap-
maktadır. Bununla birlikte Sendika Özgürlüğü Komitesi işyeri işgalle-
rinin, işi yavaşlatmanın ve kurallara göre çalışmanın, şiddete başvu-
rulmadan yapıldığı takdirde, kabul edilebilir eylem türleri olduğuna
karar vermiştir.
7
Grevlerin Amaçları
Grev eylemi ile gerçekleştirilmek istenen amaçları üç başlık altın-
da toplayabiliriz:
1. İşçilerin çalışma ve yaşama koşullarını iyileştirmek ve güvence
altınaalmak için sergilenen “mesleki” amaç,
2. Sendikanın ve yöneticilerinin varlığını korumak ve geliştirmek
için sergilenenn “sendikal” amaç,
3. Siyasi amaç.
Bu üç başlık altında toplanan grev türleri arasında hangilerinin
greve katılan işçileri doğrudan ve hemen etkilediği konusunda bir ayı-
rım yapılmalıdır. Bu konu siyasi grev ve dayanışma(sempati) grevinin
bu yönden incelenmesini gündeme getirmektedir.
Sendika Özgürlüğü Komitesi ve Uzmanlar Komitesi grev hakkı-
nın sadece toplu sözleşmenin imzalanması ile sona erecek endüstriyel
uyuşmazlıklarla sınırlandırılması görüşüne karşıdır.
8
Bu değerlendir-
menin ışığı altında siyasi grev ve dayanışma grevlerinin yakından in-
celenmesi gerekir çünkü bu iki grev türünde grev eyleminin greve ka-
tılan işçileri doğrudan ne kadar ilgilendirdiği önemlidir.
7
ILO, 1996d, para. 496.
8
Bernard Gernigon et. al. ILO Principals Concerning the Right To Strike, ILO, 1998,
s. 13.
Grev Hakkının Geleceği424
Siyasi Grev
Sendika Özgürlüğü Komitesi 87 sayılı Sözleşme’nin 10. maddesin-
de tanımlanan “işçilerin örgütü” deyiminden hareketle salt siyasal nite-
likli grevlerin sendika özgürlüğü ilkesinin kapsamı içinde olmadığına
karar vermiştir.
99
Komite ayni kararında neyin tamamen siyasi ve ne-
yin sendikal sorunlarla ilgili olduğu konusunda kesin bir ayırımn ya-
pılmasının da son derece zor olduğuna dikkati çekmiştir.
İşçilerin grev uygulaması sadece mesleki ve ekonomik çıkarkların,
çalışma koşullarının iyileştirilmesi ile ilgili değildir. Grev uygulaması
ayni zamanda sorunların giderilmesi için ekonomik ve sosyal politika-
lar oluşturulması ve çözüm üretilmesini de öngören bir uygulamadır
Sendika Özgürlüğü Komitesi işçiler ve örgütlerinin toplu sözleş-
me imzalanması ile çözümlenecek endüstriyel uyuşmazlıkların ötesin-
de işçi çıkarlarını ilgilendiren ekonomik ve sosyal konularda eleştirile-
rini barışçı yollardan topluca dile getirebilmeli görüşünü iki ayrı kara-
rında belirtmiştir.
10
Komite hükümetin sosyal politikalarını ve bunların işçiler için
olumsuz sonuçlarının bir genel grev ile protesto edilmesininin ya-
saklanmasını sendika özgürlüğünün çok ciddi bir ihlali olacağı
görüşündedir.
11
Bu görüşlerin ışığı altında Sendika Özgürlüğü Komitesi’nin ulu-
sal düzeyde yapılan grevlerin siyasi değil sadece ekonomik ve sosyal
amaçlı olduğu ölçüde hukuka uygun ve yasal olduğunu, bu kurala an-
cak toplumda yaşamı, kişisel güvenliği ve sağlığı yakından ilgilendi-
ren temel hizmetlerde bir istisna getirilerek ancak bu hizmetleri gören
kamu çalılşanlarına genel grevin yasaklanabileceği sonucuna varma-
mamız gerekmektedir. Zaten ayni nedenle kamu çalışanlarının grev
hakkının tüm olarak değil sadece bu temel hizmetleri görenler için kı-
sıtlanabileceği doktrinde baskın görüş olarak ortaya çıktığına da işa-
ret etmeliyiz.
12
9
A. g. e., s. 14.
10
ILO, 1996, para. 481, ILO, 1979, para. 450.
11
ILO, 1996d, para. 493.
12
Metin Kutal, Toplu Pazarlık Sistemi Açısından 5982 Sayılı Yasa ile Yapılan Son De-
ğişiklik, Mercek, S. 59, s. 20
TBB Dergisi 2011 (92) Engin ÜNSAL 425
Bu konuda önemli olan ekonomik ve sosyal amaçlı grev ile siya-
si grev ayırımının doğru olarak yapılmasıdır. Siyasi grev yasama or-
ganını veya hükümeti yeni bir politika uygulamaya, kamu otoriteleri-
ni bir karar almaya veya bir kararı almaktan kaçınmaya zorlamak ola-
rak tanımlanmaktadır ve bu tanım mesleki grevlerin aksine, devleti si-
yasi otıorite olarak, iktidar partisi veya partileri bu siyaseti üreten ku-
rum olarak muhatap almaktadır. Mesleki amaçlı grevlerde muhatap
işverenken, siyasi grevlerde muhatap hükümet veya iktidardaki par-
ti veya partilerdir.
13
Sendika Özgürlüğü Komitesi’nin mesleksel yanı ağır basan işçi çı-
karlarını doğrudan ilgilendiren genel grevleri hukuka uygun ve ya-
sal bulurken siyasal grevin sendika özgürlüğüm kapsamında düşü-
nülemeyeceği görüşüne yukarıda değinmiştirk. Bunun nedeni siyasi,
otoritenin mesleksel değil siyasi nedenlerle protesto edilmesidir. Siya-
si greve katılan işçi, işçi kimliği ile değil yurttaş kimliği ile siyasi oto-
riteyi protesto etmektedir.
14
Bu nedenle mesleki yanı ağır basan ve işçi
çıkarlarını yakından ilgilendiren konularda hükümeti uyarmak amacı
ile yapılan genel grev ile işçinin yurttaşlık görevinin gereği hüküme-
ti protesto ettiği siyasi grev ayırımın iyi anlaşılması gerekir. Bu bağ-
lamda Tek-Gıda İş Sendikası üyesi tekel işçilerinin 2010 yılı başın Te-
kel Yaprak Tütün İşletmelerinin Özelleştirilmesi ve işçilere 657 sayı-
lı Kanun’un 4-c maddesinin uygulanarak onları güvencesiz geçici is-
tihdamı kabule zorlayan Hükümet kararını protesto için başlattıkla-
rı direnişe destek vermek için yapılan genel grev Sendika Özgürlü-
ğü Komitesi’nin ölçülerine uyan bir uygulamadır. Bunun gibi asgari
ücretin arttırılmasını istemek, hayat pahalılığını protesto etmek, işsiz-
lik sorununa çözüm üretilmesini istemek için, sendika yöneticilerine
yönelik fail-i meçhul cinayetleri protesto için yapılan 24 saatlik genel
grev sendika özgürlüğü kapsamında kabul edilebilecek, hukuka uy-
gun grevlerdir. Buna karşın hükümetin dış politikasının protesto edil-
diği bir grev siyasal amaçlıdır ve sendika özgürlüğü ilkesi kapsamın-
da değildir.
13
Melda Sur, Siyasi Grev, Çalışma ve Toplum, 2009/4, s. 12.
14
A. g. e.
Grev Hakkının Geleceği426
Dayanışma Grevi
Sempati grevi olarak da adlandırılan dayanışma grevi işçilerin
başka bir grevi desteklemek için işi bırakmalarıdır. Buradaki sorun iş-
çiler kendilerini doğrudan ilgilendirmeyen, sadece dayanışma adına,
mesleki, sendikal ve sosyo-ekonomik motiflerle greve gitmeli midir
sorusudur.
ILO Uzmanlar Komitesi 1983 tarihli kararında (ILO,1983, para.
217) dayanışma grevlerinin yasaklanmasının bu hakkın kötüye kulla-
nılmasına yol açacağından işçilerin dayanışma grevine, destekleyecek-
leri grevin yasal bir grev olması koşulu ile, başvurabileceklerini ve da-
yanışma grevlerinin sendika özgürlüğü kapsamında kabul edileceği-
ne karar vermiştir.
Bazı ülkelerde yasal olarak kabul edilmiş sempati grevleri ekono-
minin küreselleşmesi, ayni işverene ait ayni işkolunda ayrı bölgeler-
de kurulmuş ve ayrı tüzel kişiliğe sahip şirketlerin çoğalması, işletme-
lerin birleşme eğilimlerinin artması gibi nedenlerle dayanışma grevle-
rinin artması, desteklenecek grevin yasal olması koşulu ile ILO’yu bu
grev türüne olumlu yaklaşmaya zorlamıştır.
Grev Hakkının Gelişimi
Grev çalışanların üyesi oldukları sendikanın verdiği karar gereği
topluca çalışmayarak işi durdurma eylemidir. İşçilerin isteklerini elde
etmek üzere iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini geçici bir süre
için yerine getirmeme niyetlerini açıklayan işi bırakılması ile sonuçla-
nan fiili bir durumdur.
Grevin tarihi oldukça eskilere dayanır. İşçilerin ilk defa topluca işi
bırakmaları MÖ 1152 yılında III Ramses döneminde Firavun mezarı-
nın yapımında yaşanmıştır.
1917 tarihli Meksika Anayasası grev hakkını kabul eden ilk ana-
yasadır.
1929’da başlayan ekonomik krizin artçı etkilerinin devam ettiği
1937 yılında Amerika’da 4740 grev eylemi yaşanmıştır. Ülkemizde ilk
toplu iş bırakma eylemini 1872 yılında Kasımpaşa tersane işçileri yap-
mıştır. Grev eylemleri 1909 yılında Tatil-i Eşgal Kanunu çıkarılınca-
TBB Dergisi 2011 (92) Engin ÜNSAL 427
ya kadar devam etmiştir. 1936 tarihli İş Kanunu ve 1947 yılında çıkarı-
lan 5018 sayılı İşçi ve İşveren Sendikaları ve Sendika Birlikleri Kanunu
toplu iş sözleşmesi ve grev haklarını düzenlememiştir. Toplu iş sözleş-
mesi ve grev hakkı endüstriyel ilişkiler sistemimize 1961 Anayasası ve
1963 tarihli 274 ve 275 sayılı kanunarla girmiştir.
15
Birçok grev türü vardır. Bunları yasal grev (menfaat grevi), yasa-
dışı grev, hak grevi, tüm grev, kısmi grev, oturma grevi, işi yavaşlat-
ma grevi, kurallara uyarak iş yapma grevi (IETT yönetmeliğinde şö-
förlerin otobüsleri 30 km.den hızlı sürmesi yasaklanmıştır. Bu kural
uygulansa İstanbul trafiği durabilir), dayanışma(sempati) grevi, top-
luca hastalanma(viziteye çıkma) grevi, genel grev ve siyasi grev ola-
rak sıralayabiliriz. Türkiye gibi bazı ülkelerde bu grev türlerinin bazı-
ları yasaklanmıştır.
Ülkemizde Grev Hakkının Geleceği
Grev hakkı çalışma koşullarının iyileştirilmesini, işçinin çalış-
ma yaşamının güvenli olmasını öngören toplu iş sözleşmesi düzeni-
nin yaptırım aracıdır. Bazı ülkelerde bu hakkın kullanımında esneklik,
bazı ülkelerde de sıkı kuracılık vardır. Örneğin Federal Almanya’da
işçi sendikasının greve gidebilmesi için sendika tarafından kollektif bir
kararın alınması, bu kararın karşı tarafa bildirilmesi ve sendika üyele-
rinin yapılacak olan greve katılacaklarını bildiren kişisel beyanlarının
bu karara eklenmesi yeterlidir.
16
Bizde ise grev hakkının kullanımı ve
uygulaması sürelerle sınırlandırılmıştır (2822/37).
Endüstriyel ilişkiler düzenimizde AB’ye uyum süreci içinde önem-
li değişikliklerin yapılması gündemdedir. Özellikle 5982 sayılı yasa ile
gerçekleştirilen Anayasa değişikliklerinin 12 Eylül 2010 tarihinde ya-
pılan referandum ile yürürlüğe girmesinden sonra grev hakkının ge-
leceği sistemin sosyal tarafları için önemli bir sosyal sorun oluştura-
caktır.
15
Tankut Centel /Kenan Tuçomağ, İş Hukukunun Esasları, Beta, 2005, s. 453; Nuri Çe-
lik, İş Hukuku Dersleri, Beta, 22. Bası, s. 610-612.
16
Volker Rieble, Federal Almanya’da Toplu Sözleşme Sistemi, Alpay Hekimler (ed. ) Av-
rupa Birliği ve Türkiye’de Toplu Sözleşme Sistemleri, Legal yayınları, 2010, s. 57.
Grev Hakkının Geleceği428
Toplu iş hukuku düzenimizde sendika özgürlüğünün tam olarak
var olduğu söylenemez. Toplu sözleşme yapma yetkisi için ikili ba-
rajın varlığı (2822/m. 12-13), grev kararı alınması ve uygulamasının
hak düşürücü sürelerle kısıtlanması (2822/m.27,28 ve 37), grev erte-
lemesi (2822/.33), yapılan iş (2822/m. 29) ve yer (2822/.30) itibarı ile
grev yasaklarının varlığı ILO normlarının açık ihlalini yansıtan unsur-
lardır. Türkiye uzun yıllar bu ihlaller nedeni ile ILO organlarının he-
def tahtası olmuştur. Hükümet AKP normlarını uyum sağlamak için
2821-2822 sayılı yasalarda değişiklik yapacağını açıklamıştır. Bu amaç-
la 5982 sayılı Kanun ile değiştirilen Anayasa’nın 51, 53 ve 54. madde-
lerinden kaldırılan hükümlerin yerine yeniden düzenleme yapılması
gündemdedir. Biz burada sadece Anayasa’nın 54. maddesinin 7. fıkra-
sının kaldırılan grev yasakları hükmünü tekrarlayan 2822/25. madde-
sinin 3. fıkra hükmüne, 29-30. maddelerde düzenlenmiş grev yasak-
larına ve 33. maddede düzenlenmiş grev ertelemelerine kısace değin-
mek ve bazı önerilerde bulunmak istiyoruz.
Yukarıda yaptığımız açıklamalarda ILO’nun en önemli organla-
rı olan Sendika Özgürlüğü Komitesi ve Uzmanlar Komitesinin Ana-
yasanın 54. maddesinin 7. fıkrasından çıkarılan ve daha önce yasak-
lanmış olan grev türlerinin siyasi grev hariç, tümüne sıcak baktığı
ve genel grev, işyeri işgali (oturma grevi), işi yavaşlatma, dayanışma
grevlerinin sendika özgürlüğü kapsamında ve hukuka uygun grev-
ler olarak algıladığına değinmiştik.. Hükümetin uyum yasaları başlı-
ğı altında Meclis’e sunacağı tasarıda bu konunun nasıl düzenlenece-
ği çok önemlidir çünkü ILO organlarının yorumunu benimseyen bir
çözüm işçi sendikalarının yaptırım gücünü güçlendirecek ve işveren-
leri de o derece tedirgin edecektir. Bu konuda dostane bir çözüm, ta-
rafların söylemlerine bakılırsa, mümkün görünmemektedir. Bu eylem
türlerinin yasak olmaktan çıkarılması ILO’nun beklentilerine uygun
olacaktır. Bu konuya işçi sendikalarının da sıcak bakacağı açıktır. So-
run işverenlerin tutumuna düğümlenecek ve onların yaklaşımı çözüm
veya çözümsüzlük getirecektir. Türkiye’nin ILO normlarını dışlayarak
AB üyelik sürecini hızlandırması kolay olmayacaktır bu nedenle ILO
normlarına yaklaşan örneğin kanuni grevin( toplu sözleşme görüşme-
lerinde uyuşmazlık sonucu karar verilen grev menfaat grevi) dışın-
TBB Dergisi 2011 (92) Engin ÜNSAL 429
da yasaklanan diğer grev türlerinin yapılacak değişiklik ile 2822 sayılı
Kanun’un 25. maddesinin üçüncü fıkrasından çıkarılması gerekmekte-
dir. Böylece işçi sendikaları üyelerinin hak ve çıkarlarını korumak için
toplu sözleşme müzakerelerinin her aşamasında ve sonrasında işve-
reni toplu sözleşme hakkının kullanımına karşı saygılı olmaya davet
için her türlü eylemi kullanabilme ortamı yaratılmalıdır. ILO organ-
ları toplu sözleşme özgürlüğünün tam anlamı ile sendikalar tarafın-
dan kullanılabilmesi için grecv yasaklarının kaldırılmasından yanadır.
Grev yasakları için ILO’nun kabul ettiği kriter toplumun güvenliği
kriteridir. Grev yasakları ancak toplum için yaşamsal olan can ve mal
kurtarma, güvenlik güçleri, ordu, itfaiye gibi alanlar için düşünülme-
li ve 29-30. maddelerde sayılan bazı anlamsız yasaklar kaldırılmalıdır.
Aynı yaklaşım kamu çalışanlarına getirilen grev yasağı için de geçer-
li olarak kabul edilmeli ve kamuda ancak temel hizmet sayılacak hiz-
met kollarında grev yasağı düşünülmelidir. Kamu sektörünün tüm ça-
lışanları için grev yasağı ILO tarafından asla kabul edilemeyecek bir
durumdur.
Grev ertelemeleri ILO’nun mercek altına aldığı bir başka konudur.
ILO hükümetin grev erteleme hakkını kabul ediyor fakat 60 günlük
“soğuma dönemi” sonunda konunun Yüksek Hakem Kuruluna gitme-
si dolayısı ile mecburi tahkime dönüşmesine karşı çıkıyor. Bu konuda
ILO önerisi 60 günlük sürenin sonunda grevin kaldığı yerden devam
etmesidir ve doğrusu da budur.
Grev hakkı demokratik düzenin ayrılmaz bir parçasıdır ve bu hak-
kın anlam kazanması için anlamsız yasaklardan arındırılması gerekir.
Olgunluk dönemine erişmöişl işçi sendikalarının genişletilmiş grev
hakkını sorumluluk içinde ve toplumsal bilinçle kullanacağına gü-
ven duyulmalıdır. Hükümetin hazırlayacağı tasarısının sosyal tarafla-
rın İsveç endüstriyel ilişkiler folklöründe “Saltjöbaden ruhu-birbirini an-
lama çabası” olarak adlandırılan yaklaşım üzerine kurulması zorunlu-
dur. Sosyal tarafların bu konuda sergileyeceği tavır çağdaş bir endüst-
riyel ilişkiler düzeni için zorunludur.
Grev Hakkının Geleceği430
KAYNAKLAR
Alpay Hekimler (ed.) Avrupa Birliği ve Türkiye’de Toplu Sözleşme
Sistemleri, Legal 2010.
Bernard Gemigon et.al. ILO Principals Concerning The Right to Stri-
ke, ILO, 1998.
ILO International Conference, 1957,1996.
Metin Kutal, Toplu Pazarlık Sistemi Açısından 5982 Sayılı Yasa ile Ya-
pılan Son Değişiklik, Mercek, S. 59.
Melda Sur, Siyasi Grev, Çalışma ve Toplum, 2009/4.
Tankut Centel / Kenan Tunçomağ, İş Hukukunun Esasları, Beta, 2005.
The Right to Strike, www.eurofund.eu/area industrial relations.