TBB Dergisi 2010 (90) Galma JAHİC / İdil ELVERİŞ 165
MÜDAFİLİĞE İLİŞKİN BİR DEĞERLENDİRME:
DEĞİŞEN KANUNLAR, DEĞİŞMEYEN SONUÇ
AN ASSESSMENT OF CRIMINAL LEGAL REPRESENTATION:
LAWS CHANGED, RESULTS REMAINED
Galma JAHİC
∗
İdil ELVERİŞ
∗∗
Özet: Bu makalede, çeşitli kaynaklardan elde edilen istatistik-
ler ışığında İstanbul’da ceza davalarındaki müdafiliğe erişim konu-
su ele alınmıştır. Elde edilen veriler avukatla temsil oranının düşük-
lüğünü ve dolayısıyla mevcut müdafilik politikasının etkisizliğini ve
CMK’da 2005’te yapılan değişiklikten beri herhangi bir ilerleme ol-
madığını göstermektedir.
Anahtar Sözcükler: Müdafilik, ceza muhakemesi usulü, sanık,
adalet sistemi, adil yargılanma hakkı, baro, haklar, adalet, politika.
Abstract: This paper focuses on accessibility of criminal legal
aid in Istanbul by analyzing related statistics from various sources. It
is found that representation levels are low indicating ineffectiveness
of current legal aid policy and lack of any improvement in relation to
2005 change in the Criminal Procedure Code.
Keywords: Criminal legal aid, criminal procedure, defendant,
justice system, fair trial, bar association, rights, justice, policy.
1. Türkiye’de Müdafilik: Tarihçe
1
Türkiye’de müdafilik hizmeti, devletin bu amaçla ilk defa mali
kaynak tahsis etmesi ve 1992 yılında bazı davalarda hukuki temsili zo-
*
Yrd. Doç. Dr., İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi. gjahic@bilgi.edu.tr
**
İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim görevlisi. idile@bilgi.edu.tr
1
Makalenin hazırlanmasındaki katkıları için Aylin Eti’ye ve Eda Doğan’a teşekkür ederiz.
makaleler / articles
Müdafiliğe İlişkin Bir Değerlendirme: Değişen Kanunlar, Değişmeyen Sonuç166
runlu hale getirmesi ile sadece kağıt üzerinde varolan bir şey olmaktan
çıkmıştır. Bu düzenlemenin getirilmesinin başlıca sebebi o dönemde
polis şiddeti ve insan hakları ihlalleri ile ilgili yaşanan kaygılardı.
2
Do-
layısıyla o tarihten beri, Türkiye’de şüpheliler ve sanıklar, polis kara-
kolunda veya savcılıkta veya mahkemede ifade verirken veya yargıla-
nırken bir avukat talep etmeleri halinde maddi durumlarına veya hak-
lı olup olmadıklarına bakılmaksızın bir avukatla temsil edilme hakkı-
na sahiptir (“talebe bağlı müdafilik”). Kendilerini savunamayacak du-
rumda olan çocuklar ve engelliler (işitme ve konuşma engelli) ve belir-
li bir süreyi aşan cezası olan suçlar içinse söz konusu aşamalarda avu-
katla temsil zorunludur (“zorunlu müdafilik”). Bir başka deyişle, dev-
let müdafilik hizmetini sağlarken evrensel bir yaklaşım benimsemiştir.
Herkesin devlet tarafından ücreti ödenen bir avukat talep etme hakkı
olduğu vurgulanmış ancak bazı gruplar özellikle hedeflenmiştir.
Bu hizmetin sunumu barolara delege edilerek, barolara bünyele-
rinde müdafilik hizmetiyle ilgili birimler oluşturma görevi yüklenmiş-
tir. Bu anlamda bazı barolarda “merkezler”, bazılarında ise “komisyon-
lar” kurularak, sistem yürütülmeye çalışılmıştır. Genel olarak, avukat-
lar bu hizmeti sunmak istediklerinde baroya bildirimde bulunmuş ve
oluşturulan görev listelerinde yer alarak kendilerine dosya gönderil-
mesini beklemişlerdir. Avukatlara yapılan ödemeler, Maliye ve Adalet
bakanlıklarınca hazırlanan bir tarife uyarınca yapılmaktadır. Bu tarife-
ye göre, işin bulunduğu aşamaya (soruşturma veya kovuşturma) veya
yargılamanın yapıldığı mahkemeye göre (ağır ceza, asliye veya sulh)
farklı meblağların ödenmesi sözkonusudur. Ödemeler bu iş için ayrı-
lan fondan yapılır. Halihazırda Türkiye’de benimsenmiş olan dosya
başına avukat atama modeli, bazı ülkelerde rastlanan hizmet sunum
modellerinden biri olan avukatların müdafilik hizmeti sunan bağım-
sız bir kurum tarafından tam gün istihdam edilmeleri veya sözleşme-
li olarak bağımsız hizmet sunmaları (özel işler almaya da devam ede-
rek) gibi modellerden farklıdır.
3
Müdafilik hizmetine ilişkin düzenlemelerde, 1 Haziran 2005’de
2
Elveriş İdil, Türkiye’de Adli Yardım: Karşılaştırmalı İnceleme ve Politikalar, İstanbul
Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2005, s. 41.
3
Uluslararası alanda ne tür adli yardım modelleri bulunduğuna ilişkin daha fazla
bilgi için bkz. Elveriş, 2005.
TBB Dergisi 2010 (90) Galma JAHİC / İdil ELVERİŞ 167
yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ile önemli değişik-
likler yapılmıştır. Sözkonusu değişiklikler bu makale bakımından bü-
yük önem taşımaktadır. Her ne kadar yeni CMK’dan önceki dönemde
belli sanık kategorileri için avukatla temsil zorunlu ise de, bu kategori-
ler yeni kanunla oldukça genişletilmiştir. Böylece, engelli ve çocuklara
ek olarak, üst sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezası gerektirecek bir suç
işlemiş olan herkesin, bu konudaki rızalarına bakılmaksızın, bir avu-
katla temsil edilmesi de zorunlu hale getirilmiştir. Diğer yandan, sanı-
ğın bir avukat tarafından temsil edilmesi şart olmakla beraber, sanık
kendisi de avukat tutabilir. Bu anlamda, bir sanık, zorunlu olarak mü-
dafilik sistemi çerçevesinde atanan bir avukattan yararlanmak zorun-
da değildir. Başka bir deyişle, zorunlu olan Baro’dan bir müdafi atan-
ması değil, avukatla temsildir.
Ancak yeni CMK’nın yürürlüğe girmesinin üzerinden 18 ay bile
geçmeden, 6 Aralık 2006’da zorunlu müdafiliğin kapsamı ve bununla
beraber sanıkların zorunlu hukuki temsil hakkı daraltılmıştır. Bunun
nedeni zorunlu müdafilikle ilgili düzenlemenin mevcut avukat atama
sisteminin kaldırılabileceğinden çok daha ağır bir yük getirdiğinin gö-
rülmüş olmasıdır. Gerçekten de getirilen zorunlu müdafilik sisteminin
işlemesi için, tahsis edilmiş olanın çok üstünde mali kaynak; avukat-
ların hızla görevlendirilmesini sağlayacak daha etkin ve daha hızlı bir
altyapı ve mevcuttan çok daha fazla sayıda avukatın müdafilik çerçe-
vesinde çalışması gerekmektedir. Oysa yeni Ceza Muhakemesi Kanu-
nu yazılırken ve Kanun Haziran 2005’te yürürlüğe girdiğinde bu nok-
talar dikkate alınmamıştır. Sonuç olarak, tüm bu mali ve yapısal so-
runların yarattığı aşırı yük sistemi uygulamada durma noktasına ge-
tirmiştir. Bu nedenle getirilen düzenlemeden hızla geri adım atılmıştır.
Aralık 2006’da yürürlüğe giren yeni düzenleme uyarınca zorunlu mü-
dafilik, engelliler, çocuklar ve alt sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezası
gerektiren bir suçla suçlanan sanıklar içindir.
Hangi suçların zorunlu müdafilik kapsamına girdiğine ilişkin bir
değerlendirme yapmak için, aşağıda Tablo 1’in birinci sütununda se-
çilmiş bazı suçlar gösterilmiştir. İkinci sütun o suçla ilgili ağırlaştırı-
cı ve hafifletici sebepler dikkate alınmaksızın, TCK tarafından öngö-
rülen ceza aralığını (alt ve üst sınırı); üçüncü sütun ise suçun zorun-
Müdafiliğe İlişkin Bir Değerlendirme: Değişen Kanunlar, Değişmeyen Sonuç168
lu müdafilik çerçevesi içinde yer alıp almadığını göstermektedir.
4
Bu
bağlamda suç için öngörülen cezanın alt sınırı beş yıl veya daha fazla
değil ise, suçun zorunlu müdafilik kapsamına girmediği hatırlanmalı-
dır. Görüleceği üzere, mevcut uygulama taksirle öldürme, cinsel saldı-
rı veya ağır yaralama davaları gibi ağır suçlar için bile bir avukat tara-
fından temsil edilme zorunluluğu getirmemektedir.
Tablo 1. Farklı Suçlar İçin Öngörülen Cezalar ve Zorunlu Avukatlık Durumu
Suç
Ceza
(alt-üst sınır olarak)
Zorunlu hukuki
temsil
Kasten öldürme Ömür boyu Evet
İnsan ticareti 8-12 Evet
Göçmen kaçakçılığı 3-8 Hayır
İntihara teşvik 2-5 Hayır
Taksirle öldürme 2-6 Hayır
Kasten yaralama 1-3 Hayır
Organ ticareti 2-5 Hayır
İşkence 3-12 Hayır
Cinsel saldırı 2-7 Hayır
Çocukların cinsel istismarı 3-8 Hayır
Hırsızlık 1-3 Hayır
Elektrik hırsızlığı 2-5 Hayır
Yağma 6-10 Evet
Dolandırıcılık 1-5 Hayır
Uyuşturucu ticareti 5-15 Evet
Zimmet 5-12 Evet
Tablo 2, müdafilik sisteminin zaman içerisinde nasıl değiştiği-
ni göstermektedir. Mevcut durum –kağıt üzerinde– incelendiğinde,
maddi durumlarına bakılmaksızın herkesin avukattan yararlanabili-
yor olduğu ve çok ağır bazı suçlar için zorunlu müdafilik getirildiği
görülmektedir. Bir başka deyişle, Türkiye’de bir sanığın ücretsiz avu-
4
Cezanın arttırılmasına veya azaltılmasına neden olacak ağırlaştırıcı ve hafifletici
sebeplere burada kolaylık açısından yer verilmemiştir.
TBB Dergisi 2010 (90) Galma JAHİC / İdil ELVERİŞ 169
kat hizmetinden yararlanmak için yapması gereken tek şey buna dair
bir talepte bulunmaktır. Hatta kimi zaman bu gerekli bile değildir (zo-
runlu olduğu durumlarda). Bu düzenlemenin ışığında, müdafilikle il-
gili olarak daha neyin tartışılacağı veya bu tartışmanın ne derece ge-
rekli olduğu sorulabilir.
5
Tablo 2. Türkiye’de Uygulanmış Müdafilik Modelleri
Dönem Talebe dayalıZorunlu
1992 öncesi
- Engelliler
- 15 yaşından kü-
çükler
Mevcut değil
5
1992-2005 arası Herkes için
- Engelliler
- 18 yaşından küçükler
1/6/2005 ile 6/12/2006
arası
Herkes için
- Engelliler
- Çocuklar
- Üst sınırı beş yıldan fazla hapis ce-
zası gerektiren suçlardan dolayı ko-
vuşturma ve soruşturmada özel avu-
kat tutmak istemeyen sanıklar
6/12/2006’dan bugüne Herkes için
- Engelliler
- Çocuklar
- Alt sınırı beş yıldan fazla hapis ceza-
sı gerektiren suçlardan dolayı kovuş-
turma ve soruşturmada özel avukat
tutmak istemeyen sanıklar
Ancak kağıt üzerine çözülmüş görünse de, hem yapılan araştırma-
lar hem de yaşananlar müdafilik sisteminin pek de iyi yürümediğini
göstermektedir. Elveriş, Jahic ve Kalem’in İstanbul ceza mahkemele-
rinde yaptıkları araştırma,
6
müdafilik sisteminin (mevcut uygulamada
5
Eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ilgili madde (1992 öncesi):
Madde 138: Mahkemece müdafi tâyini
Maznun on beş yaşını bitirmemiş olur yahut sağır veya dilsiz veya kendisini
müdafaa edemeyecek derecede cismî veya dimaî maluliyeti bulunursa ve müdafii
de yoksa kendisine mahkemece bir müdafi tâyin edilebilir.
6
Elveriş, İdil, Jahic, Galma, ve Kalem, Seda, Mahkemede Tek Başına: İstanbul
Müdafiliğe İlişkin Bir Değerlendirme: Değişen Kanunlar, Değişmeyen Sonuç170
çoğu suç için olduğu üzere), talebe dayalı olarak işlediğinde, hizmetin
erişilebilirlik oranlarının çok düşük kaldığını ortaya koymaktadır. Ni-
tekim söz konusu araştırma, ceza davalarındaki sanıkların %3’ten azı-
nın ceza adaleti sürecinde müdafilik sistemi çerçevesinde atanan bir
avukatın yardımından yararlandığını tespit etmiştir. Aynı araştırma,
genel olarak avukatla temsil oranının (özel veya müdafilik çerçevesin-
de atanmış bir avukatla) %10 civarında olduğunu tespit etmiştir. Yu-
karıdakilerin ışığında, sanıkların ezici bir çoğunluğunun avukat yardı-
mından yararlanmadan, kendi savunmalarını kendilerinin yaptığı or-
taya çıkmaktadır.
Her ne kadar yukarıda değinilen araştırma bulguları 2000 ve 2001
yılında açılmış olan davalardan (CMK’da yukarıda açıklanan değişik-
liklerden önce) elde edilen verilere dayansa da, yine de mevcut du-
rumdaki gibi büyük çoğunluğu “talebe dayalı” işleyen bir müdafilik
sisteminde sanıkların avukata erişim açısından tablonun ne olduğu-
nu ortaya koymaktadır. Nitekim yazarlar, avukatla temsilin bu dere-
cede düşük olmasını, sanıkların müdafilik sistemi hakkındaki bilgile-
rinin azlığı ile açıklamışlardır. Bu açıklama, ceza adaleti sürecinde sa-
nıklara, avukat hakkı da dahil olmak üzere, haklarının hatırlatılmadı-
ğına dair araştırma tespitleriyle desteklenmiştir.
7
CMK’daki değişik-
liklere rağmen, uygulamadaki sorunların aynen devam ettiği Adalet
Bakanlığı Teftiş Kurulu tarafından hazırlanan “Ceza Mahkemeleri Öne-
riler Listesi” isimli raporda da yer almaktadır. Rapor, sanıklar ve mağ-
durlar dahil tüm tarafların duruşmalarda haklarından genellikle ha-
berdar edilmediklerini belirtmektedir.
8
Hatta bazı sanıkların zorunlu
temsil gerektiren suçlarla itham edilmiş olmalarına rağmen, avukatla-
rı olmaksızın mahkeme önünde sorgulandıkları bizzat Bakanlık mü-
fettişleri tarafından gözlenmiştir.
9
Tüm bunlar yasadaki değişikliklerin beklenen sonuçları vermedi-
ğini ve ceza adaleti sürecinde sanıkların avukatla temsil edilebilme-
Mahkemeleri’nde Müdafiliğin Erişilebilirliği ve Etkisi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Ya-
yınları, İstanbul 2007.
7
Elveriş, Jahic ve Kalem, 2007, s. 98.
8
Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu, Ceza Mahkemeleri Öneriler Listesi, 2005, Madde
No: 77, 88 ve 117. Bkz. http://www.teftis.adalet.gov.tr/liste/10.html.
9
Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu, 2009, Bkz. Madde No: 117. Bkz. http://www.teftis.
adalet.gov.tr/liste/10.html .
TBB Dergisi 2010 (90) Galma JAHİC / İdil ELVERİŞ 171
lerinin sağlanması için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini orta-
ya koymaktadır. Diğer yandan, Türkiye’de neredeyse her beş kişiden
birinin yoksul olduğu gerçeği dikkate alındığında
10
ve sanıkların bü-
yük çoğunluğunu, eğitimi düşük, bu tarz dezavantajlı ve savunmasız
grupların oluşturduğu hatırlandığında, sanıklara ücretsiz bir avukat-
lık hizmeti sunmanın taşıdığı önem daha net anlaşılacaktır. Bu grup-
taki sanıkların çoğu kendi imkanlarıyla avukat tutacak maddi güce sa-
hip değildir. Gerçekten araştırmalar da, Türkiye’de kent nüfusunun
sadece %18,5’inin avukatlık hizmetinden yararlanmış olduğunu ve
avukatlık hizmetinden yararlanmamaya ilişkin temel sebebin hizme-
tin pahalı bulunması olduğunu göstermektedir.
11
Bu bağlamda, sanık-
ların adalete erişebilmeleri için kullanım kolaylığı olan bir müdafilik
sistemi hayati önemdedir.
2. Metodoloji ve Bulgular
Bu makalede Türkiye’de ceza adaleti sürecinde sanıkların mü-
dafilik sisteminden yararlanma oranları verilerle desteklenerek tartı-
şılacaktır. Bu bağlamda, 2006 yılında yapılan değişiklikler nedeniyle
sanıkların müdafilik sistemi çerçevesinde avukatla temsil düzeyinin
2005 öncesindeki oranlara indiğini ve bu anlamda 2005’ten beri yapı-
lan tüm kanun ve yönetmelik değişikliklerinin sanıkların avukata eri-
şim oranlarında önemli bir etki yaratmadığını göstereceğiz. Sonuç ola-
rak, müdafilik konusunun “halledilmiş” bir mesele olmak yerine, üze-
rinde hala düşünülmesi ve çalışılması gereken bir sorun olduğunu sa-
vunacağız.
Bu amaçla, makalede çeşitli veri kaynakları kullanılmıştır. Önce-
likle, İstanbul’da 2005-2007 yılları arasında müdafilik çerçevesinde gö-
revlendirilmiş olan avukat sayısını anlamak için İstanbul Barosu
12
ve-
10
TÜİK tarafından en son 2008 yılına ilişkin olarak yayımlanan verilere göre nüfusun
%17,11’i yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır bkz. TÜİK Haber Bülteni, 2008
Yoksulluk Çalışması Sonuçları.
11
Kalem, Seda, Jahic, Galma ve Elveriş, İdil, Adalet Barometresi: Vatandaşların Mahke-
meler Hakkındaki Görüşleri, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2009, s. 19.
12
Bu raporda sadece İstanbul Barosu verileri kullanılmıştır. Her baro müdafiliğe
ilişkin verilerini yayınlamamaktadır. Ayrıca, Elveriş, Jahic ve Kalem (2007) ça-
lışması İstanbul mahkemelerinde gerçekleştirildiğinden, Türkiye’nin geri kalanı
Müdafiliğe İlişkin Bir Değerlendirme: Değişen Kanunlar, Değişmeyen Sonuç172
rilerinden faydalanılmıştır.
13
Daha eski veya daha yakın döneme ait
veriler bulunmadığından, inceleme 2005-2007 arasındaki dönem ile sı-
nırlıdır. İkincisi, mahkemelerin mevcut iş yüklerine dair projeksiyon
ve tahminler geliştirmek için hem mahkemelerin iş yüküne dair hem
de cezaevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklu sayısına dair Adalet
Bakanlığı istatistikleri kullanılmıştır. Son olarak, daha önce değinilmiş
olan Elveriş, Jahic ve Kalem çalışması verileri, müdafilik sisteminden
yararlanan sanıkların yüzdesinin benimsenecek farklı temsil modeline
göre nasıl değişeceğine dair projeksiyonlar geliştirmek için kullanıl-
mıştır. Sonuçlar, sözkonusu çalışmadaki verilerin, Ceza Muhakemele-
ri Kanunu’nda yapılmış olan değişikliğe rağmen hala geçerliliğini ko-
ruduğunu göstermektedir. Tüm bunlar aşağıda açıklanacaktır.
İstanbul Barosu Verileri
Müdafilik Sistemi Çerçevesinde Kaç Sanığa Müdafi Atanmıştır?
İstanbul Barosu’nun 2005-2007 yıllarında İstanbul ceza mahke-
melerinde müdafilik çerçevesinde görevlendirilmiş olan avukatların
sayısına ilişkin olarak yayınladığı verilerin
14
özeti aşağıda Şekil 1’de
gösterilmiştir.
15
Bu şekilde görevlendirilen avukat sayısındaki deği-
şim net bir şekilde görülmektedir. Sayılardaki dalgalanmanın 2005’te
ve Aralık 2006’daki müdafiliğe ilişkin kanun değişikliklerini yansıttı-
ğı söylenebilir. Burada 2005 verilerinin hem yasa değişikliği öncesinde
(2005 Ocak-Haziran dönemi) hem de yasa değişikliği sonrasında (Ha-
için iyi bir karşılaştırma imkanı sunmamaktadır. Şüphesiz, diğer illerdeki duru-
mun İstanbul’dan çok farklı olma ihtimali var. Ancak İstanbul’daki mahkemelerin
Türkiye’deki ceza mahkemelerinin dava yükünün neredeyse %25’ini oluşturduğu
unutulmamalıdır. Bu nedenle, tek başına İstanbul’un sonuçları bile müdafilik hak-
kında çok şey söylemektedir.
13
Makale Mayıs 2009’da kaleme alındığından o tarihlerde erişilebilir veriler kullanıl-
mıştır.
14
İstanbul Barosu’nun verileri hem avukat atanmış dosya sayılarını, hem de sanık
sayılarını göstermektedir (bir davada birden fazla sanık olabileceğinden). Bu ma-
kalede, baronun dava sayılarına ilişkin veriler değil, sanık sayısına ilişkin verileri
kullanılmıştır.
15
Diğer istatistikler ve kovuşturma aşamasında gerçekleşen görevlendirmele-
re dair veriler için bkz. http://www.istanbulbarosu.org.tr/Document.asp?
Konu=308&DocumentIndex=cmuk/faaliyet1.htm.
TBB Dergisi 2010 (90) Galma JAHİC / İdil ELVERİŞ 173
ziran 2005-Aralık 2005) yapılan görevlendirmelere dair olduğunun ha-
tırlanması gerekir. Yasa Aralık 2006’da tekrar değiştiği için, 2007 ve-
rileri yeni (ve halen mevcut) uygulamayı büyük ölçüde yansıtmakta-
dır. Bu anlamda, 2006 verileri 2005 değişikliklerinin görevlendirmele-
rin sayısını nasıl etkilediğini gösterirken, 2007 verileri de Aralık 2006
değişikliklerinin görevlendirmelere olan etkisini ortaya koymaktadır.
33031
82416
12897
0
10000
20000
30000
40000
50000
60000
70000
80000
90000
2005 2006 2007
Sanık Sayısı
Yıl
Şekil 1. Mahkeme tipine göre müdafilik çerçevesinde avukat atanan
sanıklarınsayısı (İstanbul Barosu verileri)
Ağır Ceza
Asliye Ceza
Sulh Ceza
Tüm Mahkemeler
Şekilde, yasa değişikliklerinin yarattığı etki açıkça görülmekle bir-
likte, sonuçlar her mahkeme tipi için farklı olmuştur. 2005 yılı ile kar-
şılaştırıldığında, 2006’da “ağır ceza mahkemesi” için yapılan görevlen-
dirmelerin sayısı neredeyse ikiye katlanırken, “asliye ceza mahkemele-
ri” için bu rakam üç katın üzerinde artış göstermiştir. Elimizde daha
önceki yıllara ait veriler bulunsaydı (örneğin 2005 değişiklikleri ön-
cesi 2004 verileri gibi), 2005 yılındaki değişikliklerden sonra yapılan
görevlendirme sayısının büyük olasılıkla eskisinin dört katına çıktığı-
nı görmek mümkün olabilirdi.
16
Yasada 2006 yılında yapılan değişik-
liklerin, zorunlu müdafilik kategorilerini önemli ölçüde kısıtladığı ve
2007’deki görevlendirmelerde sert bir düşüş yaşanmasına sebep oldu-
ğu verilerden net bir şekilde anlaşılmaktadır. Bu aynı zamanda avukat
talep eden sanık sayısının gözle görülür şekilde düşük düzeyde oldu-
ğunu göstermektedir.
16
2005 verileri yeni yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren altı aylık süreyi de kap-
sadığından Ceza Muhakemeleri Kanunu’ndaki değişiklikten önceki durumu tam
olarak temsil kabiliyetine sahip değildir.
Müdafiliğe İlişkin Bir Değerlendirme: Değişen Kanunlar, Değişmeyen Sonuç174
Öngörülen cezalar açısından en hafif suçların yargılandığı “sulh
ceza mahkemeleri” için yapılan görevlendirmelerin sayısının önemsiz
olduğu Şekil 1’den açıkça tespit edilebilir: CMK’da yapılan değişiklik-
ler sulh mahkemelerinde yargılanan sanıklara yapılan avukat atama-
larında her hangi bir değişiklik yaratmamıştır (2005, 2006 ve 2007 sayı-
ları birbirine çok yakındır). Bunun sebepleri arasında bu mahkemeler-
de yargılanan suçların zorunlu müdafilik kapsamına girmemesi ve sa-
nıkların nadiren avukat talep etmesi (genellikle sanıkların bu olanak-
tan haberleri yoktur ) gösterilebilir.
Sanıkların Yüzde Kaçı Müdafilik Sistemi Çerçevesinde
Görevlendirilen Avukatlardan Yararlanıyor?
Yasa değişikliklerinin yarattığı gerçek etkiyi anlamak için sade-
ce “ham” görevlendirme sayılarına bakmak yeterli değildir. Aynı za-
manda avukat görevlendirilen sanıkların oranına
17
da bakmak gere-
kir. Bir başka deyişle, farklı mahkeme tiplerinde yargılanan sanıkla-
rın yüzde kaçı müdafilikten yararlanmaktadır? Örneğin, “asliye ceza
mahkemeleri”nin iş yükü, ağır ceza ve sulh ceza mahkemelerine göre
daha ağırdır. Bu nedenle, asliye ceza mahkemelerinde avukat görev-
lendirilen sanıkların ham sayısındaki artış fazla olsa bile, bunun ne de-
recede anlamlı bir değişim olduğu ancak yüzdelere çevrildiğinde tes-
pit edilebilir.
2007 yılında müdafiden yararlanan sanıkların yüzdesini hesapla-
mak için bu makalenin yazıldığı 2009 yılında (baronun en yeni verileri
2007 yılına ait olduğundan), 2007 yılında İstanbul’da farklı mahkeme
tiplerinde kovuşturulan sanık sayısına bakmak gerekmektedir. Mah-
kemelerin il bazlı iş yükü istatistikleri bir kaç sene gecikmeli olarak ya-
yımlandığından, İstanbul mahkemelerinin iş yükü ile ilgili en son ve-
riler 2006 yılına aittir. Ayrıca bu veriler sanık sayısından ziyade işlem
yapılan dava sayısını yansıtmaktadır. Yine de, davaların çoğunda tek
bir sanık olduğu varsayılarak, bu sayılar iş yükünün daha güncel bir
tahminini oluşturmak için kullanılmıştır.
18
Veri bulunmayan durum-
17
Tüm sanıklardan, avukatı atananların yüzdesi.
18
Bundan dolayı, bu çalışmada sanık sayısında ilişkin tahminler gerçeğinden biraz
farklı olabilir, çünkü tahminleri geliştirirken kullanılan taban veriler sanık verileri
TBB Dergisi 2010 (90) Galma JAHİC / İdil ELVERİŞ 175
larda, elde bulunan istatistikleri kullanarak bir takım tahmin ve pro-
jeksiyonlar geliştirmek ve ona göre hesap yapmak gerekiyordu. Aşağı-
daki paragraflarda, çok teknik bir konu olsa da, İstanbul ceza mahke-
melerindeki işyüküne ilişkin tahminlerin nasıl geliştirildiği ve hesap-
landığı anlatılmıştır.
İstanbul Mahkemelerinin
2007’ye Ait İş Yükü Tahminlerinin Geliştirilmesi
İstanbul mahkemelerinin işyükü tahminini geliştirebilmek için iki
tür veri kullanılmıştır. Birincisi, 2000-2006 arasındaki İstanbul mahke-
melerinin işyükü değişikliklerindeki trend kullanılarak, 2007 yılında
bu trendin olası devamı hesaplanmıştır.
19
Hesabın doğruluğunu teyit
etmek için ayrıca, 2000-2007 yıllarına ilişkin Türkiye’deki tüm mahke-
melerin toplam işyükü ve 2000-2006 arasında İstanbul mahkemeleri-
nin işyükü yüzdesi kullanılmıştır.
20
Zaman içerisinde bu oranın (yüz-
denin) görece istikrarlı olduğunun tespiti, (Türkiye’deki mahkemele-
rin toplam yükünün yaklaşık dörtte biri), trend hesabını yaparak çı-
kardığımız 2007 İstanbul mahkemeleri işyükü tahmininin doğru ola-
bileceğini göstermektedir. Türkiye çapında mahkemelerin iş yükünün
bir-iki yılda çok dramatik bir değişiklik göstermeyeceği hatırlanacak
değil, dava verileridir.
19
2005’e ilişkin İstanbul tahminin hesaplanması için, 2000-2004 verilerinden lineer
trend denklemi tespit edilmiştir, ve 2005 tahminleri bu denklem kullanılarak he-
saplanmıştır (y = - 17757 * x + 54863). 2007 için de benzer şekilde 2000-2006 arası
veriler kullanılarak trend denklemi tespit edilmiştir, ve bu denklem kullanılarak
2007 tahmini hesaplanmıştır (y = - 23375 * x + 562679). “x” değeri, 2000 yılı için 1,
2001 için 2, vs. kullanılmıştır.
20
Mahkemelerin iş yüküne ilişkin veriler aşağıdaki kaynaklardan elde edilmiştir:
2000 için: DİE, Adli İstatistikler 2000, Ankara: DİE, 2002;
2001 için: DİE, Adli İstatistikler 2001, Ankara; DİE, 2004;
2002 için: DİE, Adli İstatistikler 2002, Ankara: DİE, 2004;
2003 için: DİE, Adli İstatistikler 2003, Ankara: DİE, 2005;
2004 için: TÜİK, Adli İstatistikler 2004, Ankara: TÜİK, 2006;
2005 için: TÜİK, Adalet İstatistikleri, Ankara: TÜİK, tarih yok; bakınız
http://www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do?tb_id=1&ust_id=12 ;
2006 için: Adalet Bakanlığı, Adalet İstatistikleri 2006, Ankara: Adalet Bakanlığı,
Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, 2008.
2007 için: TÜİK, Adalet İstatistikleri, Ankara: TÜİK, tarih yok; http://www.
tuik.gov.tr/VeriBilgi.do?tb_id=1&ust_id=12
Müdafiliğe İlişkin Bir Değerlendirme: Değişen Kanunlar, Değişmeyen Sonuç176
olursa, İstanbul için geçerli olan oranın da fazla değişmediğini ve Şekil
2’deki alt sağ köşede koyu bir kare ile işaretlenmiş olan önerilen tah-
minin makul doğrulukta olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Şe-
kil 2, bu rakamları (ceza mahkemelerinin İstanbul ve Türkiye bazında
iş yüküne dair verileri ve tahminleri) göstermektedir.
21
11
Şekil 2. Ceza Mahkemelerinin İş Yükü
(gelen dava sayısı).
1.815.624
375.679
0
500000
1000000
1500000
2000000
2500000
2000 2001 2002 2003 2004 2005* 2006 2007
Yıl
Dava sayısı
Türkiye verileri
İstanbul verileri
İstanbul tahminleri
*Elimizde 2005yılına ilişkinİstanbul verileri bulunmadığı için, kullanılan sayı tahminidir.
Yukarıdaki şekilden Türkiye’dekiceza mahkemelerinin iş yükünün yaklaşık dörtte birini
İstanbul’unoluşturduğunutespit etmek mümkündür. Fakatşekil, farklı mahkemetipleri
bakımından bu oranın ne olduğunu göstermemektedir (örneğin İstanbul Ağır Ceza
Mahkemeleri’ninTürkiye’deki tümAğır Ceza Mahkemelerininiş yükünün kaçta kaçına
baktığını). Bu sayılara ulaşmak için, önceki yıllara dairiş yükü verilerinden yararlanıl arak bir
takım tahminler ve projeksiyonlar geliştirilmiştir. Bununlaamaçlanan, farklı mahkeme
tiplerinin iş yükü oranlarını tahminen hesaplayarak, o mahkemelerdeki iş yüküsayılarına
ulaşabilmektir.
Şekil3
24
farklı mahkemetipleribakımından iş yüküoranlarındakideğişimi
göstermektedir. Aynı zamanda,her mahkeme tipininyıllar içindeişyüküoranlarına dair
trendi de gözler önüne sermektedir.Bu bağlamda, 2000-2006 verilerinden ortaya çıkan bu
trendlerin denklemlerikullanıl arak, Söz konusutahmini oranlar hesaplanmıştır.2007 için bu
tahmini oranlarşekilde gösterilmiştir.
25
24
Şekildeki veriler şu şekilde okunmalı: 2007’de, Türkiye’de Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinde açılan
tüm davalarının %47,62’si İstanbul’daki Özel Yetkili Ağır Ceza mahkemelerinde açılmıştır.
25
2007 tahminlerini hesaplamak için, 2000-2006 verilerinde lineer trend denklemleri kullanılmıştır. Bu
denklemler herbir mahkeme tipine göre aşağıdaki gibidir:
•Özel Yetkili Ağır Ceza için: y=1,30*x+37,19;
•Ağır Ceza için: y=-0,28*x+23,04;
•Asliye Ceza için: y=-1,59*x+35,98;
•Sulh Ceza için: y=-0,37*x+17,85;
•Toplam için: y=-1,02*x+28,99.
*Elimizde 2005 yılına ilişkin İstanbul verileri bulunmadığı için,
kullanılan sayı tahminidir.
Yukarıdaki şekilden Türkiye’deki ceza mahkemelerinin iş yükü-
nün yaklaşık dörtte birini İstanbul’un oluşturduğunu tespit etmek
mümkündür. Fakat şekil, farklı mahkeme tipleri bakımından bu ora-
nın ne olduğunu göstermemektedir (örneğin İstanbul ağır ceza mah-
kemelerinin Türkiye’deki tüm ağır ceza mahkemelerinin iş yükünün
kaçta kaçına baktığını). Bu sayılara ulaşmak için, önceki yıllara dair
iş yükü verilerinden yararlanılarak bir takım tahminler ve projeksi-
yonlar geliştirilmiştir. Bununla amaçlanan, farklı mahkeme tiplerinin
iş yükü oranlarını tahminen hesaplayarak, o mahkemelerdeki iş yükü
sayılarına ulaşabilmektir.
21
Buradaki sayılar ağır ceza, asliye ceza ve sulh cezada görülen davaların tümüne
ilişkindir. Çocuk ceza, fikri ceza ve diğer özel ceza mahkemelerine ilişkin veriler
bu sayılara dahil edilmemiştir. Görülen tüm davalar (yeni açılan ve geçmiş yıllar-
dan kalan) hesaba dahil edilmiştir.
TBB Dergisi 2010 (90) Galma JAHİC / İdil ELVERİŞ 177
Şekil 3
22
farklı mahkeme tipleri bakımından iş yükü oranlarında-
ki değişimi göstermektedir. Aynı zamanda, her mahkeme tipinin yıl-
lar içinde iş yükü oranlarına dair trendi de gözler önüne sermektedir.
Bu bağlamda, 2000-2006 verilerinden ortaya çıkan bu trendlerin denk-
lemleri kullanılarak, söz konusu tahmini oranlar hesaplanmıştır. 2007
için bu tahmini oranlar şekilde gösterilmiştir.
23
12
Şekil 3. İstanbul mahkemelerinde açılan davaların
Türkiye'de açılan tüm davalara ve mahkeme tipine göre yüzdesi.
47,62
20,76
23,25
14,90
20,86
0
10
20
30
40
50
60
2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007
(tahmin)
Yıl
%
Özel Yetkili A. C. (eski 5190-yeni md. 250)
Ağır Ceza
Asliye Ceza
Sulh Ceza
Toplam - Total
Sonuç olarak, İstanbul ceza mahkemelerinin 2007 yılındakitahmini işyükü oranları
aşağıdagösterilmiştir:
•Türkiye’deki Ağır Ceza Mahkemelerinin işyükünün ortalama yüzde 20,76’sı,İstanbul
Ağır Ceza Mahkemeleri’ndedir.
•Türkiye’deki AsliyeCeza Mahkemeleri’nin işyükünün ortalama yüzde 23,25’i
İstanbul Asliye Ceza Mahkemeleri ’ndedir.
•Türkiye’deki Sulh Ceza Mahkemeleri’nin işyükünün ortalama yüzde 14,91’iİstanbul
Sulh Ceza Mahkemeleri’ndedir.
Butahmini oranların,2007Türkiye mahkemeleriiş yükü istatistiklerine uygulanması
sonucunda, İstanbul mahkemelerinin dosya s ayısıaçısından hesaplanan tahminlerişu
şekildedir:
“x”değeri için, 2000 yılı için 1, 2001 için 2, vs. kullanılmıştır.
Sonuç olarak, İstanbul ceza mahkemelerinin 2007 yılındaki tahmi-
ni iş yükü oranları aşağıda gösterilmiştir:
• Türkiye’deki ağır ceza mahkemelerinin iş yükünün ortalama
yüzde 20,76’sı, İstanbul ağır ceza mahkemelerindedir.
22
Şekildeki veriler şu şekilde okunmalı: 2007’de, Türkiye’de Özel Yetkili Ağır Ceza
Mahkemeleri’nde açılan tüm davalarının %47,62’si İstanbul’daki Özel Yetkili Ağır
Ceza Mahkemeleri’nde açılmıştır.
23
2007 tahminlerini hesaplamak için, 2000-2006 verilerinde lineer trend denklemleri
kullanılmıştır. Bu denklemler her bir mahkeme tipine göre aşağıdaki gibidir:
• Özel Yetkili Ağır Ceza için: y = 1,30 * x + 37,19;
• Ağır Ceza için: y = - 0,28 * x + 23,04;
• Asliye Ceza için: y = - 1,59 * x + 35,98;
• Sulh Ceza için: y= - 0,37 * x + 17,85;
• Toplam için: y= - 1,02 * x + 28,99.
“x” değeri için, 2000 yılı için 1, 2001 için 2 vs. kullanılmıştır.
Müdafiliğe İlişkin Bir Değerlendirme: Değişen Kanunlar, Değişmeyen Sonuç178
• Türkiye’deki asliye ceza mahkemelerinin iş yükünün ortalama
yüzde 23,25’i İstanbul asliye ceza mahkemelerindedir.
• Türkiye’deki sulh ceza mahkemelerinin iş yükünün ortalama
yüzde 14,91’i istanbul sulh ceza mahkemelerindedir.
Bu tahmini oranların, 2007 Türkiye mahkemeleri iş yükü istatistik-
lerine uygulanması sonucunda, İstanbul mahkemelerinin dosya sayısı
açısından hesaplanan tahminleri şu şekildedir:
• İstanbul ağır ceza mahkemelerindeki toplam dosya sayısı yakla-
şık 33.841’dir.
24
• İstanbul asliye ceza mahkemelerindeki toplam dosya sayısı yak-
laşık 256.042’dir.
• İstanbul sulh ceza mahkemelerindeki toplam dosya sayısı yak-
laşık 84.795’tir.
Bu tahminlere göre 2007 yılında İstanbul ceza mahkemelerinde
yaklaşık 374.678 dava görülmüştür.
25
Şekil 4 iş yüküne ilişkin verileri
ve 2007 tahminlerini göstermektedir.
Bu veriler yukarıda değinilen İstanbul Barosu verilerini farklı bir
şekilde değerlendirmeyi mümkün kılmaktadır. Nitekim Şekil 4’te yer
alan 2007 yılına ilişkin tahmini verilerin, 2007 yılı İstanbul Barosu veri-
leriyle karşılaştırılması, Şekil 5’teki resmi ortaya çıkarmaktadır.
İstanbul Barosu 2007 verilerine göre, ağır ceza mahkemelerin-
de yargılanan 6.000’den fazla sanık için müdafi görevlendirilmiştir.
Oysa ağır ceza mahkemelerinde bunun neredeyse altı katı kadar sanık
yargılanmıştır.
26
Sorun asliye ceza mahkemelerinde daha da belirgindir. İstanbul
Barosu verilerine göre, asliye ceza mahkemelerinde 5.500’e yakın sa-
24
Bu sayıya özel yetkili ağır ceza mahkemeleri verileri de dahildir.
25
Bu tahmin, Şekil 1’de gösterilen ve sadece İstanbul’un toplam iş yükü trendine ba-
karak hesaplanan tahmine çok yakındır (375.679; iki rakam arasında sadece 1001
fark bulunmaktadır, bir başka deyişle aradaki fark 0,3’ten küçük bir fark). Bu iki
yöntemin benzer sonuçlara ulaştığını göstermektedir ve tahmin yöntemlerinin gü-
venilirliği konusunda bir göstergedir.
26
Yaklaşık 34.000 dosyada en az 30.000 belki de daha fazla sanık olduğu düşünülebi-
lir.
TBB Dergisi 2010 (90) Galma JAHİC / İdil ELVERİŞ 179
nık için avukat görevlendirilmişti. Oysa söz konusu yılda İstanbul as-
liye ceza mahkemelerinde 250.000’den fazla dava bulunduğu tahmin
edilmektedir. Sanıkların %3’ten azına avukat atanmış olduğu burada
açıkça görülmektedir.
Sulh ceza mahkemelerine baktığımızda da durum benzerlik gös-
termektedir: Yaklaşık 650 sanık için müdafi görevlendirilmiştir oysa
13
•İstanbul Ağır Ceza Mahkemeleri’ndeki toplam dosya sayısı yaklaşık33.841’dir .
26
•İstanbul Asliye Ceza Mahkemeleri’ndeki toplam dosya sayısı yaklaşık 256.042’dir .
•İstanbul Sulh Ceza Mahkemeleri’ndeki topla m dosyasayısı yaklaşık 84.795’dür.
Bu tahminlere göre 2007 yılındaİstanbul ceza mahkemelerinde yaklaşık 374.678 dava
görülmüştür.
27
Şekil 4. İstanbul mahkemelerinde yıllara
göre dosya sayısı (gelen dava) (2007 tahmini de dahil)
0
100.000
200.000
300.000
400.000
500.000
600.000
2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007
tahmini
Yıl
Açılan dava sayısı
Toplam - Total
Özel Yekili A. C. (eski 5190 - yeni md. 250)
Ağır Ceza
Asliye Ceza
Sulh Ceza
Şekil 4 iş yüküne ilişkinverileri ve 2007tahminlerinigöstermektedir.
Buverileryukarıda değinilen İstanbul Barosu verilerini farklı bir şekildedeğerlendirmeyi
mümkün kılmaktadır.Nitekim Şekil 4’ teyer alan2007yılınailişkin tahmini verilerin,2007
yılıİstanbul Barosu verileriyle karşılaştırılması, Şekil 5’ tekiresmi ortaya çıkar maktadır.
26
Bu sayıya Özel Yetkili Ağır Ceza mahkemeleri verileri de dahildir.
27
Bu tahmin, Şekil 1’de gösterilen ve sadece İstanbul’un toplam işyükü trendine bakarak hesaplanan tahmine
çok yakındır (375.679; iki rakam arasındasadece 1001 fark bulunmaktadır,bir başka deyişle aradaki fark0,3’ten
küçük bir fark). Bu, iki yöntemin benzer sonuçlaraulaştığınıgöstermektedirve tahmin yöntemlerinin
güvenilirliği konusunda bir göstergedir.
14
Şekil 5. 2007 İstanbul mahkemelerinde tahmini
iş yükü ve İstanbul Barosu verilerine göre avukat atanmış sanık sayısı
374.678
33.841
256.042
84.795
12.897
6.393 5.848
656
0
50.000
100.000
150.000
200.000
250.000
300.000
350.000
400.000
Toplam Ağır Ceza (Özel
Yetkili + diğer tüm
Ağır Ceza
Mahkemeleri)
Asliye Ceza Sulh Ceza
2007 Yılı
Gelen dava sayısı
Mahkemelerin iş yükü (projeksiyon)
İstanbul Barosundan atanan avukat sayısı
İstanbul Barosu 2007 verilerine göre, Ağır Ceza Mahkemeleri’nde yargılanan
6.000’den fazla sanıkiçin müdafigörevlendirilmiştir. Oysa Ağır Ceza Mahkemeleri’nde
bunun neredeyse altı katı kadar sanık yargılanmıştır.
28
Bu sayılara bakıldığında,müdafilikten yararlananların, ceza mahkemelerinde
yargılanan tüm sanıkların çok küçük bir bölümünü oluşturduğunu görmekgüçdeğildir.Söz
konusu oran, en iyimser tahminlere göre bile tüm sanıkların%10’unugeçmemektedir. Geri
kalan sanıklar arasında,kendi imkânlarıylaavukat tutanlar, müdafiliğinzorunlu olmadığı
SorunAsliye Ceza Mahkemeleri’nde daha da belirgindir.İstanbul Barosu verilerine
göre,Asliye Ceza Mahkemeleri’nde 5.500’e yakın sanık için avukat görevlendirilmişti.Oysa
söz konusu yıldaİstanbulasliye cezamahkemelerinde 250.000’den fazla dava bulunduğu
tahmin edilmektedir.Sanıkların %3’tenazına avukatatanmış olduğu burada açıkça
görülmektedir.
Sulh Ceza Mahkemeleri’ne baktığımızdadadurum benzerlik göstermektedir:yaklaşık
650sanık için müdafi görevlendirilmiştir oysa2007 yılında Sulh Ceza Mahkemeleri’nde
80.000’den fazla dava açıldığı tahmin edilmektedir.
28
Yaklaşık 34.000 dosyada en az 30.000 belki de daha fazla sanık olduğu düşünülebilir.
Müdafiliğe İlişkin Bir Değerlendirme: Değişen Kanunlar, Değişmeyen Sonuç180
2007 yılında sulh ceza mahkemelerinde 80.000’den fazla dava açıldığı
tahmin edilmektedir.
Bu sayılara bakıldığında, müdafilikten yararlananların, ceza mah-
kemelerinde yargılanan tüm sanıkların çok küçük bir bölümünü oluş-
turduğunu görmek güç değildir. Söz konusu oran, en iyimser tahmin-
lere göre bile tüm sanıkların %10’unu geçmemektedir. Geri kalan sa-
nıklar arasında, kendi imkânlarıyla avukat tutanlar, müdafiliğin zo-
runlu olmadığı suçlarda kendi isteğiyle avukatı olmadan yargılanan-
lar ve gayrı resmi sosyal ilişkileri kullanarak hukuki yardım alanların
da olduğu düşünülebilir. Yine de bu bulguların ortaya koyduğu en te-
mel sonuç, müdafilik sözkonusu olduğunda yasadaki değişikliklerin
sanıkların adalete erişiminde hemen hemen hiç etki yaratmadığıdır.
2000-2001 ve 2007 Verilerinin Karşılaştırılması
Bu bölümde İstanbul Barosu verilerinden elde edilen bulguları, El-
veriş, Jahic ve Kalem’in yapmış olduğu araştırmayla karşılaştıracağız.
Söz konusu araştırmada, 2000 ile 2001 yılları arasında açılan davalar-
dan oluşturulan bir örneklemle, İstanbul ceza mahkemelerinde müda-
filiğin erişilebilirlik düzeyini tespit etmek hedeflenmişti. Araştırmaya
göre, ceza adaleti sürecinin yargılama aşamasında
27
sulh ceza mahke-
melerindeki sanıkların %2,5’i, asliye ceza mahkemelerindeki sanıkla-
rın %2’si ve ağır ceza mahkemelerindeki sanıkların %8,2’si bir müda-
fiyle temsil edilmişlerdir.
28
Bu oranlar, 2001 yılına ait İstanbul mahke-
meleri iş yükü verilerine uygulanarak, o sene İstanbul ceza mahkeme-
lerinde müdafi görevlendirilen sanıkların yaklaşık sayısı hesaplanabi-
lir. Bu sayılar İstanbul Barosu verilerinde eksik kalan temeli teşkil ede-
bilir: avukat zorunlu olmadığında, görevlendirilen (ve aslında sanık
tarafından talep edilen) müdafilerin sayısı. Aşağıda Şekil 6’da, şeklin
alt sol köşesinde bu tahminler gösterilirken 2005-2007 yıllarına dair İs-
tanbul Barosu verileri şeklin sağ tarafında yer almaktadır.
27
Genel oran %1.9’dur. Bkz. Elveriş, Jahic ve Kalem, 2007, s. 50, Şekil 6.
28
Elveriş, Jahic ve Kalem, 2007, s. 65, Şekil 9.
TBB Dergisi 2010 (90) Galma JAHİC / İdil ELVERİŞ 181
15
suçlardakendi isteğiyle avukatı olmadan yargılananlar vegayrıresmi sosyal ilişkileri
kullanarakhukuki yardım alanlarında olduğu düşünülebilir. Yine de bu bulgularınortaya
koyduğuen temelsonuç, müdafilik sözkonusu olduğunda yasadaki değişikliklerin sanıkların
adalete erişiminde hemen hemen hiçetkiyaratmadığıdır.
2000-2001 ve 2007 Verilerinin Karşılaştırılması
Bu bölümde İstanbul Barosu verilerinden elde edilen bulguları,Elveriş,Jahic ve
Kalem’in yapmış olduğu araştırmayla karşılaştıracağız. Sözkonusu araştırmada, 2000 ile 2001
yılları arasında açılan davalardan oluşturulan bir örneklemle,İstanbul cezamahkemelerinde
müdafiliğin erişilebilirlik düzeyini tespit etmekhedeflenmişti.Araştırmaya göre, ceza adaleti
sürecinin yargılama aşamasında
29
SulhCezaMahkemeleri’ndekisanıkların%2,5’i, Asliye
Ceza Mahkemeleri’ndeki sanıkların%2’si ve Ağır Ceza Mahk emeleri’ndeki
sanıkların%8,2’si bir müdafiyletemsil edilmişlerdir.
30
Şekil 6. Mahkeme tipine göre müdafi görevlendirilen sanıkların sayısı
(2005-2007 İstanbul Barosu verileri) ve 2001 tahmini (Elveriş, Jahic ve
Kalem'in sonuçlarına dayanarak).
0
10.000
20.000
30.000
40.000
50.000
60.000
70.000
80.000
90.000
2001 Tahmini 2005 2006 2007
Ağır Ceza
Asliye Ceza
Sulh Ceza
Tüm Mahkemeler
Buoranlar,2001 yılına ait İstanbul
mahkemeleri işyükü verilerineuygulanarak,o sene İstanbulceza mahkemelerinde müdafi
görevlendirilen sanıkların yaklaşıksayısı hesaplanabilir. Bu sayılar İstanbul Barosu
verilerinde eksik kalan temeliteşkil edebilir:avukat zorunlu olmadığında,görevlendirilen(ve
aslında sanık tarafından talep edilen)müdafilerinsayısı. Aşağıda Şekil 6’da, şeklin altsol
köşesinde bu tahminler gösterilirken 2005–2007 yılları na dairİstanbul Barosu verileri şeklin
sağ tarafında yer almaktadır.
29
Genel oran %1.9’dur. Bkz. Elveriş, Jahic, veKalem, 2007, s. 50, Şekil 6.
30
Elveriş, Jahic, veKalem, 2007, s. 65, Şekil 9.
Görüldüğü üzere, 2007’de müdafilik sisteminden yararlanan sa-
nıkların sayısı (2005 değişiklikleri öncesindeki) düzeylere inmiş-
tir. Hatta 2007 sayıları 2001 sayıları ile büyük benzerlik göstermekte-
dir. Bu bulgu şu şekilde açıklanabilir: 2005 yılında Ceza Muhakemesi
Kanunu’nda müdafilikle ilgili olarak yapılan ilk değişikliklerin etkisi,
2006 yılında yapılan yasa değişikliğiyle tersine dönmüştür. Dolayısıy-
la 2006 yılındaki artış dışında, müdafilik sistemindeki erişim oranla-
rının uzun vadede pek de değişim göstermediği sonucuna varılabilir.
Elveriş, Jahic ve Kalem
29
araştırmasındaki sonuçlar, 2000 ve 2001
yılındaki müdafi atama sayılarının hesaplanması için kullanıldığında,
ortaya çıkan sayılar İstanbul Barosu’nun 2007 yılına ilişkin yayınladı-
ğı gerçek istatistiklere çok benzerdir. Hatta 2001 ve 2007 yıllarında ata-
nan avukat sayısında da büyük bir değişiklik yoktur. İstanbul Baro-
su 2007 verileri ve Elveriş, Jahic ve Kalem bulgularına dayanan 2007
tahminleri aşağıda Şekil 7’de gösterilmektedir. Elveriş, Jahic ve Kalem
bulguları 2000 ve 2001 verilerine dayanmalarına rağmen, bu oranların
2007 İstanbul Barosu gerçek verileri kullanılarak hesaplanan tahmin-
lere yakınlığı,
30
müdafilik sistemindeki değişikliklerin avukatla tem-
sil edilen sanık sayısı üzerinde önemli bir etki yaratmadığı açıktır. Bir
başka ifadeyle, sanıkların 2007’de İstanbul Barosu tarafından atanan
29
Elveriş, Jahic ve Kalem, 2007, s. 65, Şekil 9.
30
İki veri seti arasında avukatı atanan sayısı farkı şu şekilde: Ağır ceza için 3977, As-
liye ceza 1041, Sulh ceza 1735.
Müdafiliğe İlişkin Bir Değerlendirme: Değişen Kanunlar, Değişmeyen Sonuç182
bir avukatla temsil durumu, 2000-2001 yıllarındakinden çok da fark-
lı değildir. Burada tek istisna ağır ceza mahkemeleri bakımındandır.
2001’de bu mahkemelerde görülen davalarda sanık engelli veya küçük
olmadıkça avukatla temsil zorunlu değilken, 2007’de bu mahkemeler-
de görülen bir çok suç için müdafilik zorunlu hale gelmiştir. Bundan
dolayı da müdafilik sistemi çerçevesinde avukattan yararlanan sanık
oranı artmıştır.
17
Şekil 7. Müdafilik çerçevesinde avukat görevlendirilen sanıkların 2007'de
mahkeme tipine göre sayısı ve Elveriş, Jahic ve Kalem'in bulgularına
dayanan 2007 tahmini.
6.889
656
12.897
11.697
2.416
6.393
5.848
2.391
0
2.000
4.000
6.000
8.000
10.000
12.000
14.000
2007 İstanbul Barosu verileri Elveriş, Jahic ve Kalem'in
bulgularına dayanan 2007 tahmini
Müdafinin atandığı dava sayısı
Ağır Ceza
Asliye Ceza
Sulh Ceza
Tüm Mahkemeler
Farklı Senaryolarda AvukatlaTemsil Tahminleri
Bu makalenin amaçlarından biri de,yargılamanın yapıldığı ceza mahkemesi tipine
göre zorunlu müdafiliğe ilişkin yapılacak yasal değişikliklerin, sanıkların avukatla temsil
oranları bakımındannasıl bir değişiklik yaratacağına dair projeksiyonlar ortaya koymaktır. Bu
amaçla, öncelikle Elveriş, JahicveKalem’in çalışmasındaki bulgular buprojeksiyonlar için
esas alınmıştır. Söz konusu bulgular,müdafiliğin her tür suç için sadece talebe bağlı olması
halinde durumun ne olduğunu gösterdiğinden,başka hesaplamalar yapmak için iyi bir temel
teşkil etmektedir.
Aşağıdaki tablolarda,müdafilik sistemindebenimsenecek (zorunlu veya talebe bağlı)
temsil türünegöre üç farklı senaryove busenaryoları temel alanbir takımprojeksiyonlar
geliştirilmiştir. Bu projeksiyonlar yapılırken 2000-2001’den beri müdafitalepeden sanık
sayısındabir değişiklik olmadığı varsayılmıştır. Gerçekten de vatandaşların müdafi talep
oranlarında herhangi bir artış olduğunudüşünmek için hiç bir neden yoktur çünkü son yıllarda
vatandaşlarınkonuya ilişkinbilinç düzeyini arttırmaya yönelik geniş ve sistematik bir
kamuoyu bilinçlendirme kampanyası düzenlenmemiştir.
Farklı Senaryolarda Avukatla Temsil Tahminleri
Bu makalenin amaçlarından biri de, yargılamanın yapıldığı ceza
mahkemesi tipine göre zorunlu müdafiliğe ilişkin yapılacak yasal de-
ğişikliklerin, sanıkların avukatla temsil oranları bakımından nasıl
bir değişiklik yaratacağına dair projeksiyonlar ortaya koymaktır. Bu
amaçla, öncelikle Elveriş, Jahic ve Kalem’in çalışmasındaki bulgular
bu projeksiyonlar için esas alınmıştır. Söz konusu bulgular, müdafili-
ğin her tür suç için sadece talebe bağlı olması halinde durumun ne ol-
duğunu gösterdiğinden, başka hesaplamalar yapmak için iyi bir temel
teşkil etmektedir.
Aşağıdaki tablolarda, müdafilik sisteminde benimsenecek (zorun-
lu veya talebe bağlı) temsil türüne göre üç farklı senaryo ve bu senar-
yoları temel alan bir takım projeksiyonlar geliştirilmiştir. Bu projeksi-
yonlar yapılırken 2000-2001’den beri müdafi talep eden sanık sayısın-
da bir değişiklik olmadığı varsayılmıştır. Gerçekten de vatandaşların
TBB Dergisi 2010 (90) Galma JAHİC / İdil ELVERİŞ 183
müdafi talep oranlarında herhangi bir artış olduğunu düşünmek için
hiç bir neden yoktur çünkü son yıllarda vatandaşların konuya ilişkin
bilinç düzeyini arttırmaya yönelik geniş ve sistematik bir kamuoyu bi-
linçlendirme kampanyası düzenlenmemiştir.
Birinci Senaryo
Bu senaryoda yasanın, ağır ceza mahkemelerinde görülen tüm da-
valar için zorunlu müdafilik öngörmesi şeklinde değiştirildiği, asliye
ve sulh ceza mahkemeleri bakımından ise müdafiliğin sanıkların tale-
bine bağlı olacağı varsayılmaktadır. Bu durumda, 2007 yılında müda-
filiğe genel erişim oranının aşağıda Tablo 3’te gösterildiği şekilde, %8
civarında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.
31323334
Tablo 3. Birinci Senaryo Uyarınca Müdafi Atanacak Sanıkların
Mahkeme Tipine Göre Yüzdesi.
Ceza Mahkemesi Ağır Asliye Sulh Tümü
2000 ve 2001’de müdafisi olan
sanık yüzdesi2
%8,2 %2,0 %2,5 %1,9
32
2007’de İstanbul mahkemelerinde
görülen davaların tahmini sayısı
(daha önceden geliştirilmiş
tahminlere dayalı olarak)
33
33.841256.04284.795 374.678
Görevlendirme türü
Hepsi için
zorunlu
Hepsi için
talebe
bağlı
34
Hepsi için
talebe
bağlı
35
Kombinasyon
Müdafi tarafından temsil edilecek
sanıkların tahmini yüzdesi
%100,0 %2,0 %2,5 %8,3
36
31
Elveriş, Jahic ve Kalem, 2007, s. 65, Şekil 9. Takip eden senaryo tablolarında aynı sayılar kullanılmıştır.
32
Elveriş, Jahic ve Kalem, 2007, s. 50, Şekil 6. Takip eden senaryo tablolarında aynı sayılar kullanılmıştır.
33
Bkz. sayfa 12-13. Takip eden senaryo tablolarında aynı sayılar kullanılmıştır.
34
Her bir mahkeme tipine toplam dava yüküne olan katkı oranı, bu yüzdenin hesap- lanmasında ağırlık olarak kullanılmıştır. Bu metot takip eden tüm senaryolarda aynen kullanılmıştır.
Müdafiliğe İlişkin Bir Değerlendirme: Değişen Kanunlar, Değişmeyen Sonuç184
3536
Bu senaryo, ağır ceza mahkemeleri bakımından sanıkların avukat-
la temsil düzeyinde önemli bir değişiklik olsa dahi bunun genel eri-
şim düzeyine etkisinin sınırlı olacağını göstermektedir. Bir başka de-
yişle, ağır ceza mahkemelerinde temsilin %8’den %100’e çıkması du-
rumunda bile avukatla genel (tüm sanıkların) temsil düzeyindeki ar-
tış sadece %6 olacaktır (%1,9’dan, %8,3’e). Bunun nedeni, ağır ceza
mahkemelerinin, ceza mahkemelerinin toplam iş yükünün çok az bir
kısmını oluşturmasıdır. Bu bağlamda, asliye ve sulh ceza mahkeme-
lerindeki sanıkların çoğunun kendi imkânlarıyla avukat tutmadığı
düşünüldüğünde,
37
belirlenecek politikanın bu senaryoya dayanması
halinde, gerçekten çok yüksek oranda sanığın avukatsız olarak, ağır da
olabilen, suçlamalarla karşı karşıya kalmaya devam edeceği ortadadır.
İkinci Senaryo
Bu senaryoda bir önceki senaryo daha detaylandırılmıştır. Şöyle
ki, ağır ceza mahkemelerinde tüm sanıklar için zorunlu müdafilik bu-
lunsa dahi, bazı sanıkların kendi imkanlarıyla avukat tutmayı tercih
etmesi nedeniyle tüm sanıkların zorunlu müdafilikten yararlanmaya-
cağı gerçeği dikkate alınmıştır. Tablo 4’te yer alan bu tahmin uyarınca,
müdafilikten yararlanan tüm sanıkların genel oranı %1,9’dan %5,7’ye
çıkacaktır. Bir başka deyişle, böyle bir politika ve kanun değişikliği,
genele vurulduğunda avukatla temsilde sadece %4’lük bir artışa ne-
den olacaktır.
38
35
“Talep üzerine” modeline dair yüzdeler tablonun ilk sütununda gösterildiği üze-
re Elveriş, Jahic ve Kalem’in (2007) bulgularını esas almaktadır. Takip eden senar-
yo tablolarında aynı kaynak kullanılmıştır.
36
“Talep üzerine” modeline dair yüzdeler tablonun ilk sütununda gösterildiği üze-
re Elveriş, Jahic ve Kalem’in (2007) bulgularını esas almaktadır. Takip eden senar-
yo tablolarında aynı kaynak kullanılmıştır.
37
Elveriş, Jahic ve Kalem verileri sulh ceza mahkemelerindeki sanıkların %1.5’inin
ve asliye ceza mahkemelerindeki sanıkların %8.5’ inin özel avukatla temsil edildi-
ğini göstermektedir. (Elveriş, Jahic ve Kalem, 2007, s. 65, Şekil 9).
38
Kullanılan sayılarının kaynakları için, Tablo 3’e ilişkin dipnotlara bakınız.
TBB Dergisi 2010 (90) Galma JAHİC / İdil ELVERİŞ 185
Tablo 4. İkinci Senaryo Uyarınca Müdafi Atanacak Sanıkların
Mahkeme Tipine Göre Tahmini Yüzdesi
38
Ceza Mahkemesi Ağır Asliye Sulh Tümü
2000 ve 2001’de müdafisi
olan sanık yüzdesi %8,2 %2,0 %2,5 %1,9
2007’de İstanbul
mahkemelerinde görülen
davaların tahmini sayısı
(daha önceden geliştirilmiş
tahminlere dayalı olarak)33.841 256.04284.795374.678
Görevlendirme türü
Sanıkların %40’ının
özel avukat tutacağı
varsayımıyla hepsi
için zorunlu
Hepsi için
talebe
bağlı
Hepsi
için
talebe
bağlıKombinasyon
Müdafi tarafından temsil
edilecek sanıkların tahmini
yüzdesi %60,0 %2,0 %2,5 %5,7
Üçüncü Senaryo
En son senaryoda görevlendirme yöntemi ağır ceza ve sulh ceza
mahkemeleri bakımından ikinci senaryonun aynısıdır. Ancak, uzun
cezaları olan bazı suçların da asliye ceza mahkemelerinde görülme-
si nedeniyle, bu davaların bazıları zorunlu müdafilik kategorisine da-
hil edilmiştir. Böylece tahminler, asliye ceza mahkemelerindeki sanık-
ların neredeyse %10’unun zorunlu müdafilik olan suçlardan yargılan-
dıkları bir senaryoya dayanmaktadır. Bu tahminleri aşağıda Tablo 5’te
görmek mümkündür.
Müdafiliğe İlişkin Bir Değerlendirme: Değişen Kanunlar, Değişmeyen Sonuç186
Tablo 5. 3. Senaryo Uyarınca Müdafi Atanacak Sanıkların
Mahkeme Tipine Göre Tahmini Yüzdesi
39
Ceza mahkemesi Ağır Asliye Sulh Tümü
2000 ve 2001’de müdafisi
olan sanık yüzdesi
%8,2 %2,0 %2,5 %1,9
2007’de İstanbul
mahkemelerinde görülen
davaların tahmini sayısı (daha
önceden geliştirilmiş tahminlere
dayalı olarak)
33.841 256.04284.795374.678
Görevlendirme türü
Sanıkların
%40’ının özel
avukat tutacağı
varsayımıyla
hepsi için
zorunlu
Sanıkların
%10’u için
zorunlu,
kalanı için
talebe bağlı
Hepsi için
talebe
bağlı
Kombinas-
yon
Müdafi tarafından temsil edile-
cek sanıkların tahmini yüzdesi
%60 %11,8 %2,5 %12,9
39
Bu senaryoda genel temsil oranının ilk iki senaryoya göre biraz
daha arttığı görülmektedir (genel temsil oranı %1,9’dan, %11’lik bir
artışla % 12,9’a çıkmıştır). Bu senaryo, müdafilik sistemi ile sanıkla-
rın genel olarak avukatla temsil oranları iyileştirilmek amaçlanıyorsa,
daha hafif suçlarla yargılanan sanıklara da erişmenin ne derece önem-
li olduğunu göstermektedir. Zira mahkemelerde yargılanan sanıkla-
rın çoğunluğunu asıl bu sanıklar oluşturmaktadır. Unutulmamalıdır
ki; zorunlu müdafilik bu insanlara erişmenin yollarından sadece bi-
ridir, tek çaresi değildir. Bunun yerine, vatandaşların müdafilik siste-
mine ilişkin genel bilinç düzeyinin arttırılması, sistemin sanıklar için
daha kullanıcı dostu hale getirilmesi ve müdafiliğin hem kalitesinin
hem de imajının iyileştirilmesi, sanıkları avukat tutmaya zorlamaktan
daha yerinde çözümlerdir. Diğer yandan, üç senaryo arasında en iyim-
39
Kullanılan sayılarının kaynakları için, Tablo 3’e ilişkin dipnotlara bakınız.
TBB Dergisi 2010 (90) Galma JAHİC / İdil ELVERİŞ 187
seri olan bu senaryoda dahi, her on sanıktan ancak birine tekabül eden
bir avukatla temsil oranına erişildiği hatırlanmalıdır.
Cezaevi İstatistikleri Ne Gösteriyor?
Son olarak, üzerinde düşünülmesi gereken bir başka konu, son yıl-
larda Türkiye’de tutuklu yargılananların sayısında görülen ciddi artış-
tır. Aşağıda Şekil 8’de görüleceği üzere tutuklu yargılanan sanıkların
sayısı 2009 yılında hiç olmadığı kadar yükselmiş,
40
ve son 10 yılda da
iki kattan fazla artmıştır.
41
21
Şekil 8. Cezaevleri Nüfusu (2000-2009)
0
20.000
40.000
60.000
80.000
100.000
120.000
2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009
Yıl
Tutuklu / hükümlü sayısı
Hükümlü
Tutuklu
Toplam
Hem tutuklu yargılanan sanıklarınsayısındaki,hem de hükümlülerin sayısındaki artış
büyük ölçüde,Türkiye’deinşa edilen yeni hapishanelerin kapasite artışı anlamındabüyümesi
ile açıklanabilir. Yeni cezaevlerinin çoğu, büyük (1.000 kişi kapasiteli)
44
cezaevi
kompleksleri olarak, şehir dışında,veulaşımı güç yerlerdeinşa edilmektedir. Bunun
sonucunda, müdafilerin çoğu müvekkillerini savunma aşamasında ziyaret edememektedir. Bu
ziyaretler,müdafilereyol masrafları için yapılacak ödemelerin neye göre yapılacağına dair
netleşmeyen uygulamalarnedeniyle daha da güçleşmektedir
45
Bu basit örnekten de görüleceği üzere, müdafilik sorunu sadece zorunlu müdafilikle
ilgili hükümlerdebir takım oynamalar yaparak çözülmenin ötesindedir. Cezaevlerinin
konumu dahil olmak üzere bir çok karmaşık unsurun bir arada düşünülmesini ve mutlaka
hedefleri belli politikalar üretilmesini gerektirmektedir. Diğer yandan, müdafiliğeerişim
.Her ne kadar bazı Baroların
avukatlar için cezaevlerine servis koyması gibi olumlu uygulamalarından bahsedilebilirse de
bunungenel bir uygulama olduğu söylenemez. Bu durumda, avukatların uzak bölgelerde yer
alan cezaevlerine yapacakları ziyaretleri ceplerinden karşılamalarınınbeklendiği düşünülebilir.
44
Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nün web sitesinde yayınlanmış olan “Ülkemizdeki
Yeni Cezaevleri” isimli yazıya göre (Bkz. http://www.cte.adalet.gov.tr/kurumlar/cik/cik.html), yeni
cezaevlerinin çoğu “L” tipidir. Aynı Genel Müdürlüğün istatistiklerine bakılırsa,yeni L tipi cezaevlerinin 1.000
kişilikkapasitesi vardır (Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkif Evleri GenelMüdürlüğü web sitesinde yer alan tablo
bu istatistik için temel teşkil etmiştir, http://www.cte.adalet.gov.tr/kurumlar/cik/cezaevi_liste.xls).
45
Hukuken, avukatlara, Harcırah Kanunu uyarınca mutat kabul edilen taşıta göre zorunlu yol gideri ödenmesi
gerekmektedir. Ancak mutat taşıtın ne olduğu konusu tartışmalıdır. Avukatlar bunun içinde taksi ve özel aracın
da olması gerektiğini savunurken, hükümet sadece otobüsü anlamaktadır. Diğer yandan,acele ve zorunlu
hallerde (örneğin otobüs çalışmadığı için gece karakola gidilecekse) taksi veya özel araç kullanılması halinde,
mutat dışı araçlarla yapılan zorunlu yol giderinin ödeneceği öngörülmekte ise de, uygulamada bu da sıkıntıya yol
açmaktadır. Bunun yanında, yapılan zorunlu yol giderinin belgelenmesinde de birçok kişinin Akbil gibi
sistemleri kullanması nedeniyle sorun yaşandığı anlaşılmaktadır.
Hem tutuklu yargılanan sanıkların sayısındaki, hem de hüküm-
lülerin sayısındaki artış büyük ölçüde, Türkiye’de inşa edilen yeni ha-
pishanelerin kapasite artışı anlamında büyümesi ile açıklanabilir. Yeni
40
Türkiye’de cezaevleri her zaman kapasite aşımı ve aşırı kalabalık sorunu ile kar-
şı karşıya olmuştur. Cezaevlerinin kapasitesindeki artış, kapasitelerinin hızla dol-
durulmasını beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla, bu istatistikler hiç bir şekilde suç
oranlarında veya mahkûmiyet oranlarında bir artışı yansıtıyor olarak algılanma-
malıdır. Bunlar cezaevlerinin artan kapasitesini yansıtan istatistikler olarak görül-
melidir.
41
İstatistikler Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nün web
sitesinden alınmıştır, Bkz. http://www.cte.adalet.gov.tr/kaynaklar/istatistikler/
yillar/yillar_1.htm .
Müdafiliğe İlişkin Bir Değerlendirme: Değişen Kanunlar, Değişmeyen Sonuç188
cezaevlerinin çoğu, büyük (1.000 kişi kapasiteli)
42
cezaevi kompleksleri
olarak, şehir dışında ve ulaşımı güç yerlerde inşa edilmektedir. Bunun
sonucunda, müdafilerin çoğu müvekkillerini savunma aşamasında zi-
yaret edememektedir. Bu ziyaretler, müdafilere yol masrafları için ya-
pılacak ödemelerin neye göre yapılacağına dair netleşmeyen uygula-
malar nedeniyle daha da güçleşmektedir.
43
Her ne kadar bazı Barola-
rın avukatlar için cezaevlerine servis koyması gibi olumlu uygulama-
larından bahsedilebilirse de bunun genel bir uygulama olduğu söyle-
nemez. Bu durumda, avukatların uzak bölgelerde yer alan cezaevleri-
ne yapacakları ziyaretleri ceplerinden karşılamalarının beklendiği dü-
şünülebilir.
Bu basit örnekten de görüleceği üzere, müdafilik sorunu sadece
zorunlu müdafilikle ilgili hükümlerde bir takım oynamalar yaparak
çözülmenin ötesindedir. Cezaevlerinin konumu dahil olmak üzere bir
çok karmaşık unsurun bir arada düşünülmesini ve mutlaka hedefle-
ri belli politikalar üretilmesini gerektirmektedir. Diğer yandan, müda-
filiğe erişim oranlarının bu denli düşük olmasının tutuklu sayısında-
ki artış üzerinde etkili olduğu da düşünülebilir. Gerçekten de, belki et-
kili bir avukatı olsa birçok kişi tutuklu dahi yargılanmayacaktı. Keza
ilk tutuklamayı yapan mahkemede, gerçek bir yargılamadan bahse-
dilebilecek olsa durum yine farklı olabilirdi. Tutuklu yargılananların
sayısındaki artış dikkate alınacak olursa, zorunlu müdafilik çerçeve-
sinde kendilerine bir avukat atanmış olsa bile her yıl daha fazla sanık
42
Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nün web sitesinde ya-
yınlanmış olan “Ülkemizdeki Yeni Cezaevleri” isimli yazıya göre (Bkz. http://
www.cte.adalet.gov.tr/kurumlar/cik/cik.html), yeni cezaevlerinin çoğu “L” ti-
pidir. Aynı genel müdürlüğün istatistiklerine bakılırsa, yeni L tipi cezaevlerinin
1.000 kişilik kapasitesi vardır (Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Mü-
dürlüğü web sitesinde yer alan tablo bu istatistik için temel teşkil etmiştir, http://
www.cte.adalet.gov.tr/kurumlar/cik/cezaevi_liste.xls).
43
Hukuken, avukatlara, Harcırah Kanunu uyarınca mutat kabul edilen taşıta göre
zorunlu yol gideri ödenmesi gerekmektedir. Ancak mutat taşıtın ne olduğu ko-
nusu tartışmalıdır. Avukatlar bunun içinde taksi ve özel aracın da olması gerekti-
ğini savunurken, hükümet sadece otobüsü anlamaktadır. Diğer yandan, acele ve
zorunlu hallerde (örneğin otobüs çalışmadığı için gece karakola gidilecekse) taksi
veya özel araç kullanılması halinde, mutat dışı araçlarla yapılan zorunlu yol gide-
rinin ödeneceği öngörülmekte ise de, uygulamada bu da sıkıntıya yol açmaktadır.
Bunun yanında, yapılan zorunlu yol giderinin belgelenmesinde de birçok kişinin
Akbil gibi sistemleri kullanması nedeniyle sorun yaşandığı anlaşılmaktadır.
TBB Dergisi 2010 (90) Galma JAHİC / İdil ELVERİŞ 189
yeterli hukuki destek alamaz hale geliyor demektir.
44
Bu durumun,
Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul’da Baro’nun aldığı boykot
kararı ile sanıklar açısından daha da kötüleştiği düşünülebilir.
3. Tartışma ve Sonuç
Yukarıdaki bulgular şu şekilde özetlenebilir:
• İstanbul mahkemelerinin genel iş yükü bu çalışmada incele-
nen yıllar içinde önemli bir değişiklik göstermezken, müdafi-
lik sistemi çerçevesinde atanan avukatların sayılarındaki çı-
kışlar ve inişler net bir şekilde görülmektedir. Bu durumu,
2005’te bazı suçlar için müdafiliğin zorunlu hale getirilmesi,
sonra da 2006’da bu zorunluluğun kapsamının daraltılması
ile açıklamak mümkündür.
• Daha önceki araştırmalar, İstanbul Barosu verileri ve adli is-
tatistikler ışığında değerlendirildiğinde, zorunlu müdafiliğin
kapsamının daraltılmasının çok yüksek oranda sanığın elin-
den hukuki destek ve yardımdan faydalanma imkanını almış
olduğu açıktır. Kağıt üzerinde tüm sanıkların müdafilik siste-
minden (talep ederek) hala yararlanma hakkı olmasına rağ-
men durum böyledir.
45
• Bugün, ceza mahkemelerinde sanıkların müdafi ile temsiline
dair genel oran, önceki yıllarda ortaya çıkan trendler ışığın-
da, %10 olarak tahmin edilebilir. Sanıkların düşük gelir düze-
yi ve bu nedenle kendi imkanlarıyla avukat tutmalarının ola-
44
Tutuklu yargılananların yaklaşık %40’ının sadece ilkokul eğitimi aldığı veya 5 yıl-
dan daha kısa bir süre okula gitmiş olduğu gerçeği göz önünde bulundurulursa
müdafiliğin neden önemli olduğu daha iyi anlaşılacaktır. (Adalet Bakanlığı, Ceza
ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü istatistiklerinden alınmıştır, Bkz. http://www.
cte.adalet.gov.tr/kaynaklar/istatistikler/yas_cins_ogrenim/ogrenim/ogr_tutuk-
lu.htm )
45
Zorunlu müdafiliğin kapsamını daraltan değişiklikler sırasında sanıklara avukat
haklarını hatırlatan metin de değiştirilmiştir. Maalesef yeni metin, müdafilik ücre-
tini sanıktan suçlu bulunması halinde tahsil edilecek bir yargılama “gider”ine in-
dirgeyen bir dil benimsemiştir. Bunun da sanıkların kendiliğinden avukat talep et-
mesini cesaretlendirmekten uzak bir yaklaşım olduğu açıktır. Oysa beklenen, dev-
letin sanıkları haklarını kullanması yönünde desteklemesi olurdu.
Müdafiliğe İlişkin Bir Değerlendirme: Değişen Kanunlar, Değişmeyen Sonuç190
naksızlığı dikkate alındığında, bu düşük oran devletin baskın
olduğu tek taraflı bir ceza adaleti sürecini beraberinde getir-
mektedir.
• Buradaki tahmini senaryoların da ortaya koyduğu üzere sa-
nıkların avukatla temsil düzeyinin düşüklüğü sorunu, yalnız-
ca zorunlu müdafilik getirilerek çözülemez.
• Türkiye’de artık hedefleri ve öncelikleri belli bir müdafilik
politikası oluşturmanın ve bir birimi bu işle görevli kılmanın
zamanı gelmiştir.
Yukarıdakilerin ışığında bu milenyumun başlangıcından bu yana
hukuki temsil açısından ceza adaleti sisteminde fazla bir değişiklik ol-
madığı görülmektedir. Hatta artan tutuklu sayıları düşünüldüğünde
durumun eskisinden kötü olduğunu varsaymak hiç de yanlış olmaz.
Bu raporda gösterildiği gibi, bazı kategoriler için zorunlu hukuki tem-
sil sağlansa bile, pek çok sanık yine de hukuki temsilden faydalanma-
maktadır.
Dolayısıyla Türkiye’de ceza yargılaması, polis, savcı ve haki-
min bir tarafta yer aldığı ve savunmaya çok az yer bırakan, tek taraf-
lı bir süreç olmaya devam etmektedir. Bu nedenle, Elveriş, Jahic ve
Kalem’in araştırmalarına koydukları “Mahkemede Tek Başına” başlı-
ğı, halen sanıkların kendilerini buldukları durumu anlatmakta kulla-
nılacak en doğru tasvir gibi görünmektedir.
Bu kasvetli tabloya ek olarak, devletin bu konuyla ilgilenen bir bi-
riminin dahi bulunmaması, muhatapsızlık nedeniyle, konunun dev-
let katında tartışılmasını da imkansız hale getirmektedir. Dahası, özel-
likle 2006 değişikliklerinden önce, böyle bir sorun varsa dahi bu soru-
nun yeni Ceza Muhakemeleri Kanunu içerisinde çözümlenmiş olduğu
ileri sürülmüştü. 2006 değişikliklerinden sonra bunu iddia etmek zor-
laşmış olsa da, halen devletin müdafilikle ilgili ne tutarlı bir politikası
ne de bununla ilgili çalışan bir biriminin olmaması, konunun hala so-
run olarak görülmediğinin en açık belirtisidir. Yargı Reformu Strate-
jisi
46
Belgesi’nde de konuya ilişkin herhangi bir şey bulmak mümkün
değildir.
46
Yargı Reformu Stratejisi belgesi için bkz. http://www.sgb.adalet.gov.tr/yrs.html.
TBB Dergisi 2010 (90) Galma JAHİC / İdil ELVERİŞ 191
Yeni bir politika veya strateji geliştirmek yerine, Adalet Bakanlı-
ğı 2006 değişikliklerine değin sürmüş olan yoğun avukat ataması ne-
deniyle yaşanan avukat alacaklarının ödenmesi ve ödeme usullerinin
(örneğin savcılıklar aracılığıyla) düzenlenmesi gibi konularla ilgilen-
miştir. Sonuçta mali hesapsızlığın faturası adeta sanıklara çıkartılmış-
tır. Zira 2006’daki değişiklikler, sanıkların avukat istemeye dair cesa-
retini kırmak için neredeyse her şeyi yapmıştır: Hem hak hatırlatma
metni hedef kitle olan eğitimsiz kişilerin anlaması iyice zor bir hale ge-
tirilmiştir hem de sözkonusu metin avukat masrafının bir yargılama
gideri olarak sanıktan haksız çıkması halinde tahsil edileceği uyarısı-
nı içermektedir.
Bugün de müdafilik, Adalet Bakanlığı gündemine avukat öde-
melerinde yaşanan gecikmeler ile gelmektedir. Öyle ki, İstanbul Ba-
rosu, örneğin, aylardır zorunlu müdafi ataması dahi yapmamakta-
dır. Adil yargılanma hakkının apaçık ihlali anlamına gelen ve Avru-
pa İnsan Hakları Mahkemesi önünde Türkiye aleyhine sonuçlanaca-
ğı net olan bu durumu Bakanlık önemsermiş gibi de görünmemekte-
dir. Oysa avukatla temsilin %10’un altında olduğu bir sistemde dahi
bu denli mali mesele yaşanması aslında sistemin kendisinin ne denli
sorunlu olduğunun başlı başına bir göstergesi olarak okunmak gere-
kir. Bakanlık, bu hizmeti daha ucuza daha çok sanığa nasıl verebilece-
ğini düşünmeksizin; hizmet sunumuyla ilgili diğer dünya modelleri-
ne bakmaksızın; herhangi bir hedef belirlemeden ve müdafilik hizme-
tinin ne şekilde verildiğini izlemeye yönelik herhangi bir çaba göster-
meden, sadece para ile ilgilenen bir kurum olmamalıdır. Vatandaşla-
rın adalete erişim hakkını sağlaması gereken kurum olarak Bakanlık’ın
konuyla ilgili politika üretimine aktif ve etkin katılımı gerekmektedir.
Bu rapor, sorunun şimdiye değin olduğu üzere sadece zorunlu
avukatlığa ilişkin düzenlemeler getirilerek de aşılamayacağını göz-
ler önüne sermektedir. Zorunlu müdafilik en ağır davalarda sanıkla-
rın avukatla temsilini sağlamaya yönelik en kestirme yol olarak görü-
lebilir. Ancak zorunlu müdafilik dışında kalan sanıkların adalete erişi-
mini daha iyi hale getirmezsek, hiç avukatı olmadan tutuklanmış veya
talep etseydi avukatlı olabileceğinden hiç haberi olmamış sanıklarla
karşılaşmaya devam edeceğiz. Burada anlaşılması gereken en önem-
li nokta, talep üzerine avukat sağlanan sanıklar bakımından avukat-
la temsilin çok düşük düzeyde kalmasıdır. Bu sorunun birden çok ne-
Müdafiliğe İlişkin Bir Değerlendirme: Değişen Kanunlar, Değişmeyen Sonuç192
deni olabilir. Öncelikle avukatla temsil edilebilme hakkının herkesin
hakkı olduğu vurgulanmalıdır. Sanıklar bu haktan kendileri için anla-
şılır ve basit bir dilde haberdar edilmelidir. Bu sayede özel avukat tu-
tabilecek maddi güce sahip olanların da özel avukat kullanımı artacak,
bu da ceza davalarında savunmanın durumunu daha iyi hale getire-
cektir. Eğer herkes için değil de avukat tutacak maddi güce sahip ol-
mayanlar için bir müdafilik sistemi getirilmek isteniyorsa, o zaman da
sanıklara atanacak avukatın kendileri için ücretsiz olarak görevlendiri-
leceği açıkça anlatılmalıdır.
47
Benzer şekilde, polis, savcılık ve mahke-
meler de şüpheli veya sanıklara avukat hakkını onların anlayabileceği
açıklıkta bir dilde anlatacak bir eğitimden geçmeli ve sanıkları bu hak-
kı kullanmaya teşvik etmelidir.
Diğer yandan mevcut sistem iyileştirilmeden, sanıkların avukat
hakkından faydalanmak üzere teşvik edilmeleri, 2005-2006 tecrübesin-
den de anlaşılacağı üzere, sistemin artan taleple başa çıkamamasını be-
raberinde getirecektir. Bu tecrübe, her davada avukat görevlendirilme-
si için barodan talepte bulunulması nedeniyle duruşmalarda çok sayı-
da ertelemeyi beraberinde getirmiştir çünkü hakimler sanıkların ifa-
delerini avukat olmaksızın alamamışlardır. Keza dosya başına ödeme
yapılmasını gerektiren mevcut sistem, hem pahalı hem de uygulaması
zor olup aynı zamanda idari açıdan büyük bir bürokrasi gerektirmek-
tedir. Bu bağlamda daha çok sanığa müdafi sağlamanın mali bir bedeli
olduğu da unutulmamalıdır, ancak bu mali kaygılar zorunlu müdafili-
ği önce keyfi olarak genişletmek daha sonra da daraltmak şeklinde çö-
zülemez. Bunun yerine, tutuklu yargılananlar, sosyo-ekonomik düze-
yi düşük olanlar, Türkçe’yi hiç veya iyi konuşmayan sanıklar veya di-
ğer savunmasız gruplar gibi hukuki yardıma en çok ihtiyacı olanlara
erişmeye yönelik politikalar geliştirilmeye çalışılmalıdır.
Bu raporda, mevcut hukuki temsil düzeylerinin yargılamanın adil
olması için çok düşük olduğu ortaya koyulurken, mevcut sistemde ve-
rilen müdafilik hizmetine ilişkin kalite sorunlarının da olduğunun al-
tını çizmek gerekmektedir. Müdafi tarafından temsil ile yargılamada
47
Mevcut metin sanıklara bu haklarını bildirirken avukatlık ücretlerinin de yargıla-
ma masrafları içinde yer aldığını ve sanığın suçlu bulunması halinde bu masraf-
ların kendisinden talep edilebileceğini hatırlatmaktadır. Gözdağı verir tarzda bir
metnin söz konusu hizmetin kullanımını cesaretlendirdiği pek düşünülemez.
TBB Dergisi 2010 (90) Galma JAHİC / İdil ELVERİŞ 193
elde edilen sonuçlar konusunda yapılan araştırmalarda rahatsız edici
korelasyonlar saptamıştır.
48
Müdafilerin müvekkillerini cezaevlerinde
nadiren ziyaret ettiği de hatırlanacak olursa, bunun savunmanın ka-
litesini düşüreceği görülebilir. Bu noktada hatırlanması gereken dev-
letin vatandaşlarına “öylesine bir avukat” değil, Avrupa İnsan Hakla-
rı Mahkemesi kararlarında vurgulandığı üzere, etkili hukuki yardım
sağlama yükümlülüğü olduğudur.
49
Bir süredir, ceza davalarında sunulan müdafilik için gerekli alt-
yapının mevcut sisteme dayalı olarak daha fazla sürdürülemeyeceği
açıkça anlaşılmaktadır. Bu konuya ilgili politikaların, mevcut sistemin
ötesine geçmesi ve eğer gerekiyorsa sistemin değiştirilmesi gerekmek-
tedir. Bu bağlamda bir yandan sistemin etkinliğini sağlarken, bir yan-
dan da hizmete erişilebilirliğin nasıl artırılabileceğine; en savunmasız
gruplar için erişimin nasıl iyileştirileceğine; sağlanan hizmetin kalite-
sinin nasıl belli bir düzeyde tutulacağına ve hizmetin kontrolüne dair
nasıl bir izleme yapılabileceğine dair yeni fikirlere dayanan bir politi-
ka için Türkiye çok geç kalmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
önünde en fazla adil yargılanma hakkının ihlalinden dolayı mahkum
olan bir ülke için kabul edilemez bir durumdur.
KAYNAKLAR
Adalet Bakanlığı, Adalet İstatistikleri 2006, Adalet Bakanlığı, Adli Sicil
ve İstatistik Genel Müdürlüğü, Ankara 2008.
Adalet Bakanlığı, Yargı Reformu Stratejisi, Adalet Bakanlığı, Ankara
2009; Bkz. http://www.sgb.adalet.gov.tr/yrs.html .
Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü, Ceza İnfaz
Kurumlarının Yıllara Göre Mevcutları, Adalet Bakanlığı Ankara (Ta-
rih yok); Bkz: http://www.cte.adalet.gov.tr/kaynaklar/istatistik-
ler/yillar/yillar_1.htm .
Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü, Ülkemizdeki
Yeni Cezaevleri, Adalet Bakanlığı, Ankara 2008; Bkz: http://www.
cte.adalet.gov.tr/kurumlar/cik/cik.html.
48
Elveriş, Jahic ve Kalem, 2007, s. 238-239.
49
Artico v. Italy, Başvuru no: 6694/74, AİHM Hüküm Tarihi: 13 Mayıs 1980.
Müdafiliğe İlişkin Bir Değerlendirme: Değişen Kanunlar, Değişmeyen Sonuç194
Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu, Ceza Mahkemeleri Öneriler Listesi 2009,
Adalet Bakanlığı Ankara 2009.
Artico v. Italy, Başvuru no: 6694/74, AİHM Hüküm tarihi 13 Mayıs
1980.
DİE, Adli İstatistikler 2000, DİE, Ankara 2002.
DİE, Adli İstatistikler 2001, DİE, Ankara 2004.
DİE, Adli İstatistikler 2002, DİE, Ankara 2004.
DİE, Adli İstatistikler 2003, DİE, Ankara 2005.
Elveriş, İdil, Türkiye’de Adli Yardım: Karşılaştırmalı İnceleme ve Politika-
lar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2005.
Elveriş, İdil / Jahic, Galma / Kalem, Seda, Mahkemede Tek Başına: İstan-
bul Mahkemeleri’nde Müdafiliğin Erişilebilirliği ve Etkisi, İstanbul: İs-
tanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2007.
Elveriş, İdil / Jahic, Galma / Kalem, Seda, Adalet Barometresi: Vatan-
daşların Mahkemeler Hakkındaki Görüşleri, İstanbul Bilgi Üniversite-
si Yayınları, İstanbul 2009.
TÜİK, Adalet İstatistikleri, Ankara, TÜİK, (Tarih yok);
Bkz: http://www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do?tb_id=1&ust_id=12 ;
TÜİK, Adalet İstatistikleri, Ankara, TÜİK, (Tarih yok);
Bkz: http://www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do?tb_id=1&ust_id=12
TÜİK, Adli İstatistikler 2004, TÜİK, Ankara 2006.