powered by

powered by

96 İlaç Kullanımı Sonucunda Doğan Zararlardan... İLAÇ KULLANIMI SONUCUNDA DOĞAN ZARARLARDAN İLAÇ ÜRETİCİSİNİN, ECZACININ VE HEKİMİN SORUMLULUĞU The lıabılıty of drug producer , pharmacıst and physıcıan ın harms caused by drug use Mehmet Demir ∗ Özet: Hastanın ilaç kullanımı sonucu ortaya çıkan zararlarında dolayı sorumluluk değişik açılardan söz konusu olmaktadır. İlacın kli- nik araştırmalarından itibaren üretimi, piyasaya girmesi ve tüketimi süreçlerindeki hukuka aykırı eylemler nedeniyle, kamu hukuku (idari ve cezai sorumluluk) ve özel hukuka özgü (hukuksal sorumluluk) so- rumluluk durumları ile karşılaşılabilir. Hukuksal sorumluluk altına gi- rebilecek özneler sırasıyla, hasta, hastane, ilaç üreticisi, eczacı ve he- kim yer almaktadır. Makalede, hasta ve hastane dışında kalan ilaç üreticisi, eczacı ve hekim yönünden ilaç hukukundan kaynaklanabilecek sorumluluk- lar genel hatlarıyla incelenmiştir. Ayrıca, ilaçların üretimi, pazarlan- ması ve piyasaya sürülmesi süreçlerindeki hukuka aykırı eylemlere bağlanan idari ve cezai nitelikteki yaptırımlar üzerinde durulmamış- tır. İlaç hukukuna özgü hukuksal sorumluluk durumları, ilaç üreti- mi nedeniyle ilaç üreticisi firmanın yarattığı ve tipik ilaç üretimi riski- ne bağlı olarak ortaya çıkan istisnai bir sorumluluk türü olarak tehli- ke sorumluluğu üzerinde durulduktan sonra; eczacılar yönünden ilaç hukukuna özgü eczacılık mesleğini yürütmeleri çerçevesinde kusu- ra dayanan ve dayanmayan sorumluluk durumları ele alınmıştır. Son olarak da hekimin ilaçla teşhis ve / veya tedavi sürecinde sergilediği ilaç kusuru nedeniyle hastasına verdiği zararlardan dolayı tazmin yü- kümlüsü olması hususunda genel nitelikte görülebilecek bazı önem- li açıklamalar yapılmıştır. * Doç. Dr., Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Medenî Hukuk Anabilim Dalı öğ- retim üyesi ve Tıp Hukuku Derneği Yönetim Kurulu üyesi. TBB Dergisi 2010 (89) Mehmet Demir 97 Anahtar Sözcükler: Hasta, ilaç hukuku, ilaç üretimi, ilaç endi- kasyonu, eczacılık kusuru, hekimin ilaç kusuru, sorumluluk ve tazmi- nat. Abstract: Being legally responsible from the damages occur in the event of medicine intake has different aspects. Status of respon- sibility that is peculiar to public law (e.g. Administrative Law, crimi- nal law) and civil law (legal liability) might occur by virtue of illegal transactions made in the course of medicine production –as from the beginning of clinical researches-, presentation to the market and consumption phases. Actors that are subject to legal liability might respectively be patients, hospitals, medicine producers, pharmacies and medical doctors. In this paper, legal liability that finds its origins in Medicine Law are examined briefly from the stand point of medicine producer, pharmaceutist and medicine doctor whom stay out of patient and hospital. In this respect, administrative and criminal sanctions that are cohered to illegal transactions made in the course of medicine production, marketing, presentation to the market phases were not mentioned within this paper. After mentioning status of responsibility peculiar to Medicine Law and the risk liability which is an exceptional liability type that occurs depending upon medicine producer’s typical medicine pro- duction risk; status of responsibility to fault based and strict liability were taken into consideration from the stand point of pharmaceu- tists. In conclusion, some crucial explanations, that is of general feature, about medicine doctor’s indemnification for the damages occur on patient by virtue of medicine defect observed in the course of medical diagnosis and/or treatment phases were also discussed. Keywords: Patient, medicine law, medicine production, medi- cine indication, pharmacy defect, medicine doctor’s medicine de- fect, liability and compensation. I. GENEL OLARAK En başta klinik ilaç araştırmaları aşamasından başlamak üzere, ila- cın üretilmesi, pazarlanması ve tüketilmesi süreçlerinde yaşanan bir dizi hukuksal sorun, sağlık ve tıp hukuku alanında her geçen gün gi- derek yaygınlaşıp, ciddî önem kazanmaktadır. İlaç sektöründe belir- tilen bu süreçlerin izlenmesinde, hastaların ilaçla tedavilerine yönelik olarak üretilip, tüketimlerine sunulan ilaçlara bağlı ciddî bazı risklerin sıklıkla gerçekleşebilmesi olasılığı ve sonuçta, bireylerin ağır zararlara uğrayabilmesi durumları ile karşı karşıya kalınmaktadır. 98 İlaç Kullanımı Sonucunda Doğan Zararlardan... Ulusal ilaç üretimimizin, uluslararası ilaç piyasasındaki buluş, ta- sarım ve üretim rakamları yönünden çok düşük düzeylerde kaldığı; ancak, ulusal ilaç tüketimi yönünden ise, dünyadaki toplam ilaç tüke- timindeki payının oldukça yüksek oranda olduğu istatistikî araştırma- larla anlaşılmış bulunmaktadır. 1 Bu olgusal gerçek karşısında, ulusal ilaç araştırmaları ve üretimindeki bir dizi olumsuz durumlara (insan ve araç-gereç kaynaklarındaki nitel ve/veya nicel yetersizliklere) bağlı olarak da yaşanan yönetsel ve hukuksal sorunların öncelikle saptanıp, pozitif çözümlere gidilmesi gereği ortadadır. İlaç uygulamaları alanında yakın geçmişte yaşanan durum ve olaylar da göstermektedir ki, ilaç kullanımı sonucunda ortaya çıkan olumsuz sonuçlar nedeniyle, analitik çözümler içeren hukuksal ve ku- rumsal düzenlemelere (örneğin, ilk olarak, temel nitelikli bir ilaç ya- sasının düzenlenmesi ve ulusal ilaç kurumunun kurulması gibi) gidil- mesi artık zorunlu bir hal almıştır. Bu noktada, ilaç hukukunun, ilaç sektörünün değişik aşamalarında karşılaşılan sorunların giderilmesinde önemli işlevleri yerine getirdiği ya da getireceği kabul edilmektedir. İlaç hukukuna özgü olarak kabul edilen temel, çok yönlü ve birbiriyle sıkı etkileşimleri olan hukuksal işlevleri, aşağıdaki gibi ana başlıklar halinde sıralamak mümkündür: 2 1 Dünya ilaç piyasasının yaklaşık 550 milyar dolar civarında olduğu, bu tutarın yak- laşık 6 milyar doları kadarının Türkiye’nin payına düştüğü ve dolayısıyla küre- sel çaptaki ilaç pazarındaki ulusal tüketim payının %1.1; oysa ki, toplam 60 milyar dolarlık dünya ilaç araştırma bütçesi içerisinde ise, Türkiye’nin 30 milyon dolarlık payı ile dünya ilaç araştırmalarına ayrılan parasal kaynaklardan ulusal payımızın son derece düşük (% 0,5 düzeyinde) kaldığı geçmiş yıllarda yapılan istatistiklerle ortaya çıkmıştır. Ayrıca, ilaç araştırmaları yönünden de Dünya ilaç pazarının 700 milyar dolar; Türkiye’nin ilaç pazarının ise, ancak 7,5 milyar dolar olduğu; 2007 yı- lında, Dünya’daki klinik ilaç geliştirme çalışmaları için 60 milyar, Türkiye’de ise 25 milyon dolar harcama yapıldığı bilinmektedir. Bu konularda bkz. Tokaç, Mahmut, Türk İlaç Mevzuatı ve Sağlık Bakanlığının Vizyonu, Sempozyum No:2, İlaç Hukuku ve Etik Anlayışı, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Haydarpaşa Kampusu 01/06/07, İstanbul Eylül 2007, s. 43; Alpan, Serdar, Türkiye’de Klinik İlaç Araştırma- ları ve Yasal Alt Yapısı, T.C. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Tıp Fakültesi- Eczacılık Fakültesi, İlaç ve Tıp Alanında Ceza Hukuku, Etik ve Tıbbi Sorunlar Sem- pozyumu, 8 Ekim 2008, Yayına Hazırlayanlar: Prof. Dr. Yener Ünver / Yard. Doç. Dr. Ali Kemal Yıldız / Arş. Gör. Onur Özcan, İstanbul 2008, s. 79 vd. 2 Daha geniş olarak bkz. Deutsch, Erwin / Spickhoff, Andreas, Medizinrecht, Arz- trecht, Arzneimittelsrecht, Medizinprodukterecht und Transfusionsrecht, Fünfte, neu bearbeitete und erweiterte Auflage, Berlin-Heidelberg 2003, s. 529 vd. TBB Dergisi 2010 (89) Mehmet Demir 99 – Geniş halk kesimlerine yönelik olarak ilaç üretimi ve temini; – Yeni ilaçların geliştirilmesinin desteklenmesi; – Yeni hastalıkların ilaçlarla mücadelesinde izlenecek tüm süreç- lerin belirlenmesi; – İlaçlarda patentlerin korunması; – Kombine (karma) ilaçlar yerine, tek yapılı ilaç üretimine gidile- bilmesi; – Hastalar yönünden ilaçta açıklığın (saydamlık) sağlanması; – İlaçların uygun bedellerle temin edilebilmesi; – İlaç araştırmaları ve üretiminde, çoğulcu ve katılımcı uygula- maların yapılması; – Yasal yetkiler çerçevesinde, ilaç kullanımının teşviki ve kolay- laştırılması; – İlaç sektörünün yönetsel ve hukuksal kurallarla düzenlenip, denetlenmesi. Öte yandan, ilaç hukukunun genel bir tarihçesine bakıldığında, ulusal ilaç mevzuatlarında kapsamlı hukuksal ve yönetsel düzenleme- lerin yapılması bağlamında, pek de fazla geriye doğru gidilemediği görülmektedir. Örneğin, Almanya’da 1961 yılına kadar ilaç hukukunu düzenleyen geniş kapsamlı bir yasanın çıkartılamamış olduğu; ancak, 1961 tarihli ilaç yasası 3 ile birlikte, ilaç üretiminde gerekli yasal koşul- lar başta olmak üzere, ilaç ruhsatları, tescil yükümlülüğü ve denetim konularında özel bir takım yasal kurallar konulduğu bilinmektedir. Ülkemizde ise, oldukça eski tarihli olan 1262 sayılı İspençiyarî ve Tıbbî Müstahzarlar Kanunu 4 çıkarılmış olup; bu Kanun’da ispençiyarî preparat anlamına gelen ilaçların üretimi, ruhsatlandırılması ve satışı ile ilgili özel bir takım kurallara yer verilmiştir. Ayrıca, 3359 sayılı Sağ- lık Hizmetleri Temel Kanunu 5 –ruhsatı veya izni alınmış olsa bile ilaç 3 Almanya’da, ulusal ilaç piyasasını düzenlemeye yönelik olarak çıkartılmış bulu- nan, 16.5.1961 tarihli bu özel yasa (AMG: Arzneimittelgesetz) metni için bkz. Gesetz über den Verkehr mit Arzneimitteln (1961), BGBl. 1961 I 533. 4 Resmî Gazete, tarih – sayı: 26.5.1928 – 898. 5 Resmî Gazete, tarih – sayı: 15.5.1987 – 19461. 100 İlaç Kullanımı Sonucunda Doğan Zararlardan... ve terkiplerin bilimsel araştırma amacıyla Sağlık Bakanlığı ve ilgili ki- şinin rızası olmadan kullanılamayacağı (m. 3 / bend k) gibi–; 2827 sa- yılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun 6 –örneğin, ilaç tüketiminin her aşamasında Bakanlığın kontrol ve denetleme yetkisi (m. 2/d) gibi– ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’de 7 önemli yasal kurallar bulunmaktadır. Be- lirtilen bu yasal düzenlemeler dışında, Beşerî Tıbbî Ürünlerin Sınıflan- dırılmasına Dair Yönetmelik (RG, 17.02.2005 tarih - 25730 sayı); Beşerî Tıbbî Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği (RG, 19.01.2005 tarih - 25705 sayı); Beşerî Tıbbî Ürünler Ambalaj ve Etiketleme Yönetmeliği (RG, 12.08.2005 tarih - 25904 sayı); Beşerî Tıbbî Ürünler İmalathane- leri Yönetmeliği (RG, 23.10.2003 tarih - 25268 sayı); Beşerî, İspençiyarî ve Tıbbî Müstahzarların Tıbbî Tanıtım Yönetmeliği (RG, 7.9.1990 ta- rih-20628 sayı); Farmasötik Müstahzarların Biyoyararlanım ve Biyo- eşdeğerliğinin Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (RG, 27.05.1994 tarih - 21942 sayı); Radyofarmasötik Yönetmeliği (RG, 23.12.1993 tarih - 21797 sayı); Eczaneler ve Eczane Hizmetleri Hakkında Yönetmelik (RG, 13.10.1992 tarih - 21374 sayı); Ecza Depoları ve Ecza Depolarında Bulundurulan Ürünler Hakkında Yönetmelik, (RG, 20.10.1999 tarih - 23852 sayı); Klinik Araştırmalar Hakkında Yönetmelik (RG, 23.12.2008 tarih - 27089 sayı) gibi ilaç ve ecza hukukunu düzenlemeye yönelik olarak çıkartılmış bulunan hukuksal ve yönetsel nitelikli pek çok dü- zenleyici yönetsel işlem ve özel uygulama kılavuzları bulunmaktadır. 8 Bu bağlamda, ilaç hukukuna özgü sorumluluklar ve özellikle taz- minat hukuku sorunlarının İlaç Hukukunda Sorumluluk üst başlığı al- tında ele alınıp, incelenmesi mümkündür. İlaç hukukuna özgü sorum- luluk durumları ise, idare, ceza ve medenî (özel) hukuk bakımların- dan söz konusu olabilir. İlaç hukukunda cezaî sorumluluk, genel ola- rak ilaç sektörünü ilgilendiren özel suç tipleri anlamında ele alınmak- ta ve daha çok, taklit-sahte ilaç üretimi ve satımı noktasında Türk Ceza Kanunu’nda, bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticare- ti suçu (m. 186) ve kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak bi- 6 Resmî Gazete, tarih – sayı: 27.5.1983 – 18059. 7 Resmî Gazete, tarih – sayı: 14.12.1983 – 18251. 8 Türk ilaç ve eczacı(lık) hukukunun pozitif kaynakları ile ilgili olarak, resmî inter- net web sitelerine için bkz. http://www.saglik.gov.tr ve http://www.saglik-info. com/index.php?p=453&l=&t=9. (08.09.2009) TBB Dergisi 2010 (89) Mehmet Demir 101 çimde ilaç yapma veya satma suçu (m. 187) biçiminde bir ceza normu içeren maddelerle düzenlenmektedir. 9 Ayrıca, ilaç ve ecza sektörünün denetleyici organları olarak üst meslek kuruluşu (Eczacılar Birliği) ve devlet (TC Sağlık Bakanlığı) ilgili mevzuat hükümlerinden kaynakla- nan resmi yetkileri çerçevesinde etik, disiplin ve yönetsel sorumluluk konuları gündeme gelmektedir. Yönetsel düzenlemeler çerçevesinde, özellikle de ilaçların ithal ve ihracı, üretim, dağıtım, ruhsatlandırma, izin ve fiyatlandırma ile tüketimine özgü yönetsel sorumluluk düzeni- ni belirleyen kurallara aykırılıklar 10 ilgili sorumluluk davaları ise, yö- netsel yargıda çözümlenmektedir. Bu nedenle, ilaç hukukuna özgü di- siplin, ceza ve yönetim hukuku sorumlulukları ayrı birer incelemenin konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışmada, ‘ilaç hukukuna özgü hukuksal sorumluluk’ ile ilgili özel bazı durumlar üzerinde durulacak; esasen, sorumlulukların belirlen- mesi ve sınırlandırılmasında, sorumluluk hukukuna ilişkin temel yak- laşımlar da göz önünde tutulacaktır. Bu arada belirtmek gerekir ki, ilaç kullanımı sonucunda ortaya çıkan zararlardan kaynaklanan hukuksal sorumluluk (tazmin yükümlülüğü) konusu ile ilgili olarak, aşağıda sı- rasıyla; önce, terminolojik çerçeveye giren önemli bazı temel kavram- lar üzerinde durulmakta ve daha sonra da, sadece ilaç üreticisi, eczacı ve hekim yönünden hukuksal sorumluluklar alt başlıklar altında ayrı ayrı ele alınıp, genel hatlarıyla açıklanmaya çalışılmaktadır. İlaç kulla- nımına bağlı olarak oluşan zararlardan dolayı hukuksal sorumluluğun özneleri arasında, hasta ve hastaneler de yer almakta; ancak, bu iki öz- nenin ilaç kullanıma özgü hukuksal sorumluluğu ayrı bir incelemenin konusunu oluşturmaktadır. 9 5237 sayılı yeni TCK ile 765 sayılı eski TCK hükümleriyle karşılaştırmalı olarak ilaç hukukumuza özgü suçlar ve cezaî sorumluluk konusunda daha geniş bilgi için bkz. Çakmut, Özlem Yenerer, Taklit – Sahte İlaç Kavramı ve Türk Ceza Yasası’nda İlaç Sektörünü İlgilendiren Suçlar, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Sağlık Hu- kuku Sempozyumu, Özel Sayı – 2, 1 Haziran 2007, İstanbul, s. 126 vd. 10 Deutsch / Spickhoff, Rdnr. 1148-1151, 714 -715. 102 İlaç Kullanımı Sonucunda Doğan Zararlardan... II. GENEL OLARAK ÜRÜN SORUMLULUĞU VE İLAÇ HUKUKU İLE İLGİLİ TEMEL BAZI KAVRAMLAR A. GENEL OLARAK ÜRÜN SORUMLULUĞU 1. Ürün ve Üretici Kavramları ile Üretim Ayıbı - Üretim Riski Ayrımı a. Ürün ve Üretici Kavramları Üretici ve ürün kavramları arasındaki sıkı anlamsal ilişki, yapıla- cak hukuksal tanımlama ve nitelendirmelere de aynen yansıtılmakta- dır. Bu nedenle, bu iki kavramın çoğu kez birbiri yerine kullanılabil- mesi de mümkün olabilmektedir. Ancak, ürün ve üretici kavramları- nın içeriğinin belirlenmesinde, üretimin kimin tarafından gerçekleşti- rildiğine; ürünün hangi endüstri sektöründe üretildiği veya endüstri- yel bir üretime dayanıp dayanmadığı; seri üretime konu yapılıp yapıl- madığına ya da taşınır eşya niteliğinde olup olmadığına bakılmaz. 11 Pozitif hukuk metinlerinde geniş anlamda ve kapsamda ele alınan ürün kavramından anlaşılması gereken, işletmesel bir üretimin konu- su olan hizmet edimlerini de dahil olmak üzere, her türlü taşınır mal (elektrik, hayvansal ve tarımsal üretimler, ilaçlar), konut ve tatil amaç- lı taşınmazlar ile maddi bir malda cisimlenmiş olsun olmasın gayrî maddî (maddi olmayan) mallardan ibaret, mali ve ekonomik değer ta- şıyan her türlü şeylerdir. Özel ve teknik bir anlamı olan tıbbî ürünler ifadesinden ise, can- lılar üzerindeki hastalıkların tedavi edilmesine veya önlenmesine yö- nelik herhangi bir madde veya maddeler kombinasyonu anlaşılmak- tadır. Bu anlamda olmak üzere, insan, bitki veya hayvan hastalıkla- rında tıbbi teşhis veya özellikle insanların fizyolojik fonksiyonlarının geri kazandırılması, düzeltilmesi veya değiştirilmesi amacıyla kullanı- lan herhangi bir madde veya maddeler kombinasyonu da tıbbî ürün olarak kabul edilmektedir. 12 Bu bağlamda olmak üzere, aşağıda, tıbbî 11 Bu anlamda, ürün kavramının kapsamına hizmet edimlerinin dahi sokulabilme- si olanağı bulunmaktadır. Bu konuda bkz. ve krş. Havutçu, Ayşe, Türk Hukukunda Örtülü Bir Boşluk: Üreticinin Sorumluluğu, Ankara 2005, s. 122-123; Kırca, Çiğdem, Ürün Sorumluluğu, Ankara 2007, s. 183-185. 12 Bkz. ve krş. Avrupa Birliği’nde ilaç hukukunun genel çerçevesini düzenlemeye yö- TBB Dergisi 2010 (89) Mehmet Demir 103 ürünlerden sadece insana özgü hastalıkların önlenmesi, teşhisi ve/ veya tedavisini yapmak; bir fizyolojik fonksiyonunu düzeltmek, dü- zenlemek veya değiştirmek amacıyla insana uygulanan doğal / sente- tik kaynaklı etkin madde veya maddeler kombinasyonunu ifade eden ‘Beşeri Tıbbî Ürünler (İlaçlar)’ ile sınırlı olarak ilaç üreticisinin, eczacının ve hekimin hukuksal sorumluluğu üzerinde durulacaktır. Üretici kavramı ise, yukarıda tanımı verilen mal ya da hizmetle- ri bir üretim etkinliği sonucunda ortaya çıkaranları (gerçek üretici sı- fatını haiz olan asıl ürün, ara mal veya hammadde üreticilerini) ya da ürün üzerinde kendi ayırt edici işaretini, ticari markasını veya unva- nını koyarak satışa sunanları ifade etmektedir. Üretici ifadesi yerine, imalatçı veya yapımcı terimleri de kullanılmakla birlikte, anlatılmak istenen ürünlerin neden olduğu zararlardan sorumlu öznedir. Üreti- cinin sorumluluğu ise, üreticinin üründeki bozuklukların kişilerin bü- tünlük değerleri üzerinde yarattığı üretime bağlı riskleri üstelenmesi anlamına gelmektedir. 13 b. Üretim Ayıbı - Üretim Riski Ayrımı Üretim aşamasında karşılaşılabilecek olan ayıp ve risk durum- ları arasında üstlenilecek sorumluluğun türü ve niteliği bakımından önemli bir fark söz konusudur. Zira ayıplı mal (hatalı ürün) üretimi- ne bağlı olarak ortaya çıkan zararlardan sorumlulukta, üreticinin so- rumluluğu kurtuluş kanıtı getirilemeyen türden bir olağan sebep so- rumluluğu söz konusu iken; üretim riskinde, ürün güvenliğini ilgilen- diren ve taşıdığı tipik tehlikeli olgular nedeniyle ortaya çıkabilecek za- rarların tüketicilerin bedensel ve ruhsal sağlıkları ile çevre (halk) sağ- lığını ciddi ve ağır olması tehlike sorumluluğunu kabul edilmesini ge- rektirir. Bu nedenle, üreticinin güvenli olmayan (tehlikeli) ürünler- den dolayı sorumluluğunda, güvenli ürünün belirlenmesinde, o tür- nelik olmak üzere, Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nce çıkartılan 6 Kasım 2001 tarihli ve 2001 / 83 sayılı Yönergesi (Directive 2001/83/EC of the European Parliament and of the Council : ABl. L. 311, 67) 13 Üretim sorumluluğu ile ilgili temel kavramlar ve terminoloji için bkz. Havutçu, a. g. e., s. 21-24. 104 İlaç Kullanımı Sonucunda Doğan Zararlardan... den ürünlere ilişkin standart veya teknik düzenlemelerde gösterilen objektif ölçütlere göre tipik tehlikeli olgular somutlaştırılacaktır. 14 2. Ayıplı Mal (Hatalı Ürün) Kavramları / Güvenli Ürün–Güvenli Olmayan Ürün Ayırımı b. Ayıplı Mal (Hatalı Ürün) Kavramı Tüketicinin korunması ve aydınlatılması bakımından, ayıp mal kavramının yasal tanımı 4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı TKHK’da yapılmıştır. Buna göre, söz konusu Kanun’un 4. maddesin- de ‘Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceli- ğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ...’ ayıplı mal olarak tanım- lanmıştır. Keza, piyasaya sürülen malın güvenli olmasının temel alın- ması noktasında Ayıplı Malın Neden Olduğu Zararlardan Sorumlu- luk Hakkında Yönetmelik’te de ayıp kavramı ile ilgili olarak şu biçim- de bir hükme yer verilmiştir: “Malın piyasaya sunum tarzı, makul kulla - nım şekli ve piyasaya sürüldüğü an ve benzeri diğer hususlar göz önüne alı- narak, bir kimsenin o maldan haklı olarak bekleyebileceği güvenliği sağlama- yan mal ayıplı sayılır.” Bu pozitif hukuk düzenlemelerindeki tanımlamalardan da anlaşıl- dığı üzere, ayıplı mal kavramı, esasen güvenli olmayan ürün ifadesine oranla daha farklı bir anlam ve içerik taşımaktadır. 15 Zira ürün güven- liğinden dolayı üreticinin tehlike sorumluluğu, güvenli olmayan, yani 14 Bu yönde bkz. Havutçu, a. g. e., s. 125-126. 15 Öte yandan, doktrinde, yasadaki ayıplı mal tanımlamasının geniş anlamlı olduğu noktasından hareketle, bildirilen nitelikleri ya da niteliği etkileyen nicelik eksiklik- leri ile birlikte güvenli olmayan ürünleri de kapsadığı görüşü bulunmaktadır. Bu- nun için bkz. Kırca, a. g. e., s. 80-81; Havutçu, a. g. e., s. 31. Buna karşılık, görüşümü- ze göre ise, kusura dayanmayan sözleşme dışı sorumluluk hukuku bakımından, üreticinin olağan sebep sorumluluğuna neden olan ayıplı mal kavramı, yasal te- melde tipik tehlikeli olgu olarak kabul edildiği ve üretim risklerinden kaynaklan- dığı için, esasen daha teknik bir anlamı bulunan tehlikeli ürün kavramını kapsa- mamaktadır. TBB Dergisi 2010 (89) Mehmet Demir 105 tehlikeli ürünlerden kaynaklandığı halde; ayıplı maldan dolayı satıcı- nın ve dolayısıyla üreticinin üretim ayıbından kaynaklanan zararlar- dan dolayı olağan sebep sorumluluğu söz konusudur. Üreticinin sorumluluğuna dayanak oluşturan hukuksal olgula- rı, sadece ayıp ve ayıplı mal kavramı ile sınırlandırmaksızın, gelenek- sel ve modern hukuk yaklaşımlar da göz önünde tutulmak suretiy- le, tamamen bir objektif ölçüt olan “Güvenli Ürün” temeline dayandır- mak da mümkündür. 16 Ancak, üretim riskleri analizi çerçevesinde öyle bazı tipik tehlikeli olgular söz konusu olabilir ki, bunlar, sonuçta kamu (halk, çevre) sağlığı bakımından çok ağır ve ciddi olumsuz sonuçlar yaratabilecek niteliktedir. Özellikle de, her türlü gıda ve ilaç üretimine özgü risklere bağlı zararların ortaya çıkabilme olasılığı ve büyüklüğü karşısında tehlikeli (güvenli olmayan) ürün kavramının temel alınma- sı zorunluluk göstermektedir. b. Güvenli Ürün / Güvenli Olmayan (Tehlikeli) Ürün Ayırımı Avrupa Birliği’nin Genel Ürün Güvenliği Yönergesi’ndeki 17 özel kurallar göz önünde tutulduğunda, güvenlik riski içeren tehlike- li ürünler nedeniyle hukuksal sorumluluğun güvenli ürün / güven- li olmayan ürün ayırımına bağlı olarak kabul edildiği anlaşılmakta- dır. Oysaki üreticinin, sürüm kanalında yer alan diğer müteselsil so- rumlularla birlikte ayıplı maldan doğan sorumluluğu, ayıplı mal kav- ramına dayanılmaktadır 18 . Bu durumda, ayıplı ürün kavramının dışın- 16 Havutçu, a. g. e., s. 31-33. 17 03.12.2001 tarih ve 2001 / 95 sayılı Genel Ürün Güvenliği Yönergesi metni için bkz. ATRG, 15.1.2002, L 11, S. 4). Bu Yönerge, Türk pozitif hukukuna, 4703 sayılı Ürün- lere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun ile ak- tarılmıştır. (Bu özel yasa için bkz. RG, 11.7.2001 tarih – 24459 sayı). Yönergenin ge- rekçesi, konusu, amacı ve uygulanma alanı ile pozitif hukukumuzla karşılaştırma- sı hakkında geniş bilgi için bkz. Demir, Mehmet, Genel Ürün Güvenliğine ilişkin 2001/95 sayılı Avrupa Birliği Yönergesi ve Ülkemizdeki Pozitif Hukuk Düzenle- meleri, Prof. Dr. Bilge Öztan’a Armağan, Ankara 2008, s. 263 vd. 18 Üreticinin sorumluluğuna ilişkin 85/374 AET sayılı AB Yönergesi’nin (ATRG, 7.8.1985, L 210, 29-33), “Bir ürünün üreticisi, bu üründeki ayıbın neden olduğu za- rardan sorumludur.” (m. 1) hükmü ile ‘Ayıplı Mal’ başlıklı TKHK (m. 4), 4703 sayı- lı Ürünlere ilişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun 106 İlaç Kullanımı Sonucunda Doğan Zararlardan... da ele alınan ve tehlike sorumluğu bakımından esaslı bir önem taşıyan güvenli ürün - tehlikeli ürün ayrımı üzerinde‘Genel Ürün Güvenliği Yönergesi hükümleri bağlamında göz önünde tutmak gerekir. 19 Zira 2001/95 sayılı bu Yönerge’de, özellikle “Ayıplı Mal” kavramı yerine, genel ürün güvenliği bağlamında olmak üzere, “Güvenli Ürün - Tehli- keli Ürün” kavramları temel alınmak suretiyle; sorumluluk doğuran ti- pik tehlikeli olgular özel olarak belirlenmiş ve bu olgulardan kaynak- lanan zararları tazmin yükümlülüğünün koşulları ile de ilgili olarak, önleyici ve düzenleyici nitelikte önemli kurallara yer verilmiştir. Bu Yönerge’ye göre: “Güvenli Ürün”: Normal ya da makûl ölçüler içerisinde, ürünün kullanım süresine ve gerektiğinde işletilmesine, tesisine (kurulumu- na) ve bakımına ilişkin koşulları da kapsamak üzere, önceden öngörü- lebilir bir kullanım biçimi söz konusu olduğu takdirde, hiç ya da çok az bir ölçüde bu ürünün kullanımı ile bağdaşabilen ve özellikle de aşa- ğıdaki durumlar bakımından, kişilerin sağlık ve güvenliği için yüksek bir korunma düzeyini sağlayacak içerikteki ürünlerdir: a. Ürünün özellikleri, ezcümle bileşimi ve paketlenmesi ile monte edilmesine ilişkin koşullar ile gerektiğinde kurulum ve bakımını; b. Başka ürünlerle ortaklaşa (bir arada) kullanımı halinde, makûl bir biçimde önceden öngörülebilir olduğu ölçüde, diğer ürünler üze- rindeki etkisi; c. Ürününün dış görünüşü (dekoru), paketlenmesi, etiketlenmesi ve gerektirdiği ölçüde uyarıların yazılması ile kullanma kılavuzu, tas- fiyesine yönelik talimatlara yer verilmesi ve ürüne ilişkin gerekli diğer tüm bilgiler ya da bilgilendirici işlemlerin neler olduğu; (m.5/5) ile Ayıplı Malın Neden Olduğu Zararlardan Sorumluluk Hakkında Yönet- melik (m. 6-7) hükümleri birlikte değerlendirilerek, ayıp kavramının ‘sözleşmeden beklenen niteliklerin sağlanmamasını’ değil de ‘haklı ve beklenen güvenliğin sağlanmama- sı’ olarak anlaşılması gerektiği belirtilmektedir. 19 Genel Ürün Güvenliği Yönergesi’ne paralel bir biçimde, 4703 sayılı Kanun’da (m.5/5), güvenli ürünün “… bileşimi, ambalajlanması, montaj ve bakımına ilişkin tali- matlar da dahil olmak üzere özellikleri; başka ürünlerle birlikte kullanılması öngörülüyorsa bu ürünlere yapacağı etkiler; piyasaya arzı, etiketlenmesi, kullanımı ve bertaraf edilmesi ile ilgili talimatlar ve üretici tarafından sağlanacak diğer bilgiler ve ürünü kullanabilecek risk altındaki tüketici grupları açısından değerlendirildiğinde, temel gerekler bakımından aza- mi ölçüde koruma sağlaması...” gerektiği açıkça hükme bağlanmıştır. TBB Dergisi 2010 (89) Mehmet Demir 107 d. Öncelikle, çocuk ve yaşlılar gibi, ürünün kullanımında risk al- tındaki hedef tüketici grupları. Ürünün, soyut anlamıyla salt belli ölçüde bir yüksek güvenlik dü- zeyine ulaşmış olması ya da düşük tehlike kaynağı yaratan diğer (yan) ürünleri de içerme olanağı ve olasılığı taşıması, o ürünün tehlikeli gö- rülebilmesi için yeterli bir neden değildir. “Tehlikeli ürün”: Yukarıda b) bendi hükmünde yapılan güvenli ürün tanımlamasına uygun düşmeyen her türlü ürün tehlikeli ürün olarak kabul edilir. “Ciddî tehlike”: Her ne kadar ürünün üzerinde doğrudan bir etki- si olmasa da, resmî birimlerin derhal (acil) müdahalesini gerektirecek derecede önemli ve kayda değer risklerdir. 3. Ürün Sorumluluğunun Esası, Hukuksal Niteliği ve Koşulları Sorumluluk hukuku bakımından ürün sorumluluğu ifadesinden, genel olarak, üreticinin, üretim ayıbı ve /veya risklerine bağlı ola- rak gerçekleşen olumsuz sonuçlardan, kusurlu davranışta bulunmasa dahi sorumlu tutulabilmesi anlaşılmaktadır. Bu anlamda olmak üzere, üreticiler, ürettikleri ürünün ayıplı ya da güvenli olmadığını bilmese- ler ve ürünün ayıpsız ve güvenli üretiminde gerekli tüm önlemleri al- mış ve hatta denetim kusuru göstermemiş olsalar bile, sözleşme dışı sorumluluk esaslarına göre hukuksal sorumluluk altında kalabilirler. 20 Dolayısıyla, sorumluluğun süjesi (öznesi), söz konusu ürünün üreti- minden ekonomik yararlar elde etmek ve güvenli ürün üretip, piyasa- da dolaşımını sağlamak amacıyla yaptığı masrafları fiyat endeksleri- ne yansıtabilme olanağına sahip olan her bir gerçek veya tüzel kişi so- rumlu üretici konumunda kabul edilmektedir. Ürün sorumluluğunda asıl sorumlu kişi, üretimi gerçekleştiren ürünün asıl üreticisi olmakla birlikte; gerçekte ürünün üreticisi olmadığı halde, ürünün tanıtıcı işa- 20 Karşılaştırmalı hukuk ve Türk hukukunda, ürün sorumluluğunun hukuksal niteli- ği konusundaki görüşlerin açıklanması ve eleştirisi için bkz. Kırca, a. g. e., s. 116 vd. ile s. 121-124. 108 İlaç Kullanımı Sonucunda Doğan Zararlardan... retlerinde kendisini üretici gibi göstermiş olanlar da üretici sayılıp, so- rumlu tutulabilmektedir. 21 Ürün sorumluluğunda, üreticinin hukuksal sorumluluğunu ku- ran temel olgu, üretici tarafından haklı güvenlik beklentilerini karşı- lamayacak bir biçimde ayıplı ya da güvenli olamayan (tehlikeli) ürün- lerin üretilip, piyasaya sürülmüş olmasıdır. Bu bağlamda, ayıplı ya da güvenli olmayan ürünlerin, zararlı sonuç doğurmuş olması değil de salt piyasaya sürülmüş olması dahi sorumluluğun doğması için yeter- li görülmektedir. 22 Görüşümüze göre ise, bu konuda üreticinin ürün sorumluluğunu iki bakımdan ele alıp, değerlendirmek gerekir: Birinci durumda, üreticinin sorumluluğu ürettiği ayıplı ürün nedeniyle kur- tuluş kanıtı getirilemeyen olağan sebep sorumluluğu; ikinci durum- da ise, yukarıda ayıplı mal (hatalı ürün) / güvenli olmayan ürün ayırı- mına paralel bir yaklaşımla, ürün güvenliğine özgü tipik tehlikeli olgu olarak kabul edilen üretim risklerinin kamu sağlığı ve güvenliği açı- sından ciddî (ağır) olumsuz etkilere yol açabilmesi durumu nedeniyle tehlike sorumluluğundan söz edilmektedir. 23 21 Bu noktada, TKHK (m. 3/ı bendi) , Avrupa Birliği Ürün Sorumluluğu Yönergesi’ndeki düzenlemeden (m. 3) farklı bir kural getirmiş ve ‘kendisini üretici imiş gibi gösteren’ ifadesine yer vermeyerek; hiçbir aşamada üretim etkinliğinde bu- lunmayan (ve dolayısıyla, asıl ürün, ara mal veya hammadde üreticisi gibi bir sıfa- tı da haiz olmayan) kişilerin de hukuken üretici olarak kabul edilebilmesi durumu yaratılmıştır. Bkz. ve krş. Kırca, a. g. e., s. 215-217, 258. 22 Havutçu, a. g. e., s. 31-33; Kırca, a. g. e., s. 130 vd. ile haklı güvenlik beklentile- rinin belirleyen ölçütler (ürünün sunumu; kullanım tarzı ve piyasaya sürülme zamanı) ve unsurlar (teknik düzenleme veya standartlara uyma; ürünün fiyatı; masraf-yarar dengesi ve ürün takibi gibi) konusunda bkz. S. 134 vd. Aynı şekil- de, ilaç üreticisinin de ilaç üretiminden kaynaklanan zararlardan dolayı tehlike sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için, hastanın kullanımına (tüketimine) hazır bulundurmak amacıyla piyasaya sürülmüş olması gerekli ve yeterlidir. Bu yön- de bkz. Quaas, Michael / Zuck, Rüdiger, Medizinrecht, –Öffentliches Medizinrecht- Plegeversicherungsrecht-Arzthaftpflichtrecht-Atztstrafrecht, 2., vollständig neu bearbe- itete Auflage, München 2008, § 58, Rdn. 1, 816. 23 Doktrinde, üreticinin sorumluluğu sorununun, tehlike sorumluluğu esası göz önünde tutularak ya da kusur sorumluluğu ile tehlike sorumluluğunun birlikte uygulanması yoluyla çözümlenmesine ilişkin önerilerin hukuksal dayanakları ve özellikle de haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen BK m. 41 gibi genel - temel bir tehlike sorumluluğu normu getirilmek suretiyle mevcut güçlüklerin ve yetersizlik- lerin çözümlenebileceği görüşü için bkz. Öztan, Bilge, İmalâtçının Sorumluluğu, An- kara 1982, s. 250 vd. ile özellikle 281-283. Bu bağlamda, Alman İlaç Yasası’nda ya- sal terminolojiye uygun düşen belli ilaçların kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan TBB Dergisi 2010 (89) Mehmet Demir 109 Öte yandan, üreticinin objektif ürün sorumluluğunun varlığı için, aşağıda genel olarak belirtilen üç temel koşulun bir arada gerçekleş- miş olması gerekir: 24 a. Ürünün ayıplı veya tehlikeli olması (haklı güvenlik beklentileri- ni karşılamaması); b. Ayıp veya tehlikeye bağlı zararlı sonucun doğması; c. Zarar ile ürün ayıbı veya tehlikesi arasında uygun nedensellik bağının kurulması. B. İLAÇ KAVRAMI VE BENZER KAVRAMLARDAN FARKI 1. İlaç Kavramı Yukarıda, ürün kavramı ile ilgili yapılan açıklama sırasında belir- tildiği üzere, beşerî (insansal) tıbbî ürün karşılığı kullandığımız “ilaç” kavramının içeriğini ilaç hukukuna özgü teknik anlamıyla birlikte ele alıp, benzer ya da yakın anlamlara gelebilen bazı kavramlar karşısın- da sınırlandırmak gerekir. 25 Özellikle de, gıda destekleri ve kozmetik ürünler, birer tıbbi ürün olmakla birlikte ilaç olarak kabul edilmemek- tedir. Hemen belirtelim ki, temel bir tıbbi üretim konusu olarak ilaç, her hangi bir tüketim malı olmadığı gibi, ilaç kullanımı da olağan – sı- ciddi zararlardan (ölüm, önemli ölçüde yaralanma ya da sağlığın bozulması gibi) dolayı ilaç üreticisinin tehlike sorumluluğunu düzenleyen özel kurallar (§§ 84 ff. AMG) öngörülmek suretiyle; sadece, nedensellik bağının varlığını kanıt yükü ilaç kullanımından zarar gören hastalara yüklenmiştir. Bu konuda bkz. Gaβner, Ma- ximilian / Reich-Malter, Miriam, Die Haftung bei fehlerhaften Medizinprodukten und Arzneimitteln, MedR 2006, Heft 3, 150 f. 24 Bu koşullar hakkında daha ayrıntılı olarak bkz. Kırca, a. g. e., s. 125 vd; Havutçu, a. g. e., s. 67 vd. Özellikle de üreticinin tehlike sorumluluğunun kabulü durumun- da bu sorumluluğa ilişkin unsurlarının incelenmesi ve tazmin yükümlülüğünün koşulları ile tazminatın tenkisi ve zamanaşımı sorunları için bkz. Öztan, a. g. e., s. 284-290. 25 İlaç kavramının içeriksel yönleriyle birlikte, tanımlanması ve objektif amacının be- lirlenmesi konusunda bkz. Quaas, / Zuck, Medizinrecht, § 50, Rdn. 1-5, 796-797. Ül- kemiz ilaç hukuku mevzuatına yeni kazandırılan Klinik Araştırmalar Hakkında Yönetmelik’te ise, (Resmî Gazete, 23.12.2008 tarih – 27089 sayı) ilaç / beşeri ilaç te- rimi şu biçimde tanımlanmıştır: “Hastalığı önlemek, teşhis etmek ve/veya tedavi etmek, fizyolojik bir fonksiyonu düzeltmek, düzenlemek veya değiştirmek amacıyla insana uygula- nan doğal veya sentetik kaynaklı aktif madde maddeler kombinasyonunu.” 110 İlaç Kullanımı Sonucunda Doğan Zararlardan... radan bir tüketim etkinliği değildir. Bu bağlamda, ilaç kullanıcısı has- taların salt ekonomi bilimi anlamında birer tüketici olarak görülmeyip, sağlık ve ilaç hukukunun diğer iki temel unsuru (hekim ve eczacı) ile birlikte üçüncü temel bileşeni olarak görülmelidir. Genel olarak, ilaç hukuku kaynaklarına bakıldığında, 26 ilaç kavra- mının içeriğinin belirlenmesi ve sınırlandırılmasında, teşhis ve/veya tedavi edici fonksiyonun temel alındığı görülmektedir. Örneğin, Al- man İlaç Yasası’nda (§ 2 Abs. 1 AMG) yapılan tanımlamaya göre: İlaç, insanda ya da hayvanda kullanılmak suretiyle, – hastalıkları, ağrıları, vücut hasarları ya da hastalık şikayetleri- ni iyileştiren, hafifleten, önleyen ya da tanılayan; – vücudun bedensel yapısını, durumunu, işlevlerini ya da ruhsal durumları gösteren; – insan ya da hayvan yapısından üretilmiş etken maddelerin ya da vücut akışkanlarının yerine konulan; – hastalık uyandırıcıları, parazitleri ya da yabancı maddeleri vü- cuttan atan, yok eden ya da zararsız hale getiren; – vücudun yapısı, mevcut durumu ya da işlevlerini veya ruhsal durumları etkileyen maddeler ya da madde müstahzarlarıdır. Alman ilaç hukukuna özgü yapılan yukarıdaki yasal tanım göz önünde tutulduğunda, kavramsal içerik olarak ilaç teriminin, yasa ko- yucu tarafından, işlevsel temelde ele alındığı ve hem teşhis edici (tanı koyucu) hem de tedavi edici ve önleyici madde olma özelliklerinin kapsamına alındığı anlaşılmaktadır. 27 Belirtilen bu hukuksal yön, ilaç- 26 Bu kaynaklardan bir kısmı, esasen, uluslararası ilaç hukukunda temellenmiş bu- lunan ve ülkelerin ilaç hukuku mevzuatlarını etkileyen en önemli dayanakları- nı oluşturmaktadır. Özellikle de klinik ilaç araştırmalarını ilgilendiren ABD’deki Tuskegee Klinik Çalışması bulguları ile Almanya’da II. Dünya Savaşı sonrasın- da kurulan Nürnberg Savaş Mahkemesi tarafından ortaya konulan ve literatürde Nürnberg Kodları ile olarak bilinen normlar öne çıkmaktadır. Bu hususta bkz. Do- ğan, Cahid, Klinik İlaç Araştırmalarının Hukuki Temelleri I, Hastane ve Yaşam, Aka- demik ve Aktüel Tıp Dergisi, Yıl: 4, Sayı: 35, Ankara 2008, s. 59-63; Klinik İlaç Araştır- malarının Hukuki Temelleri II, S. 37, s. 56-63. 27 Deutsch / Spickhoff, Rdnr. 841, s. 544 f.; Quaas / Zuck, Rnr. 3-4, 797. Ayrıca, daha TBB Dergisi 2010 (89) Mehmet Demir 111 ların diğer tıbbi ürünlerinden ayrılmasında, belirleyici bir yasal ölçüt olarak kabul edilebilir. İlaca özgü temel işlevsel özellikleri taşımadık- ları için ilaç kavramına dahil edilemeyen bu diğer ürünler arasında ise, besleyici değerleri esas alınarak üretilen gıda maddeleri ve gıda des- tekleri; tütün ürünleri; kozmetikler; hayvan bakımı ve sağlığı için üre- tilmiş olan yem vs. ürünler ile tıbbî üretim malzemeleri (medikal ürün- ler) sayılmaktadır. 28 İlaç kavramının içeriğini ve kapsamını belirlemede, orijinal ilaç- jenerik ilaç ayrımı üzerinde de önemle durulmaktadır. 29 Zira bu ayrım çerçevesinde, AB ilaç hukukuna uyum süreçleri bakımından, ilaç sek- töründe güvenli ilaç üretimi ve piyasaya girişinin sağlanması suretiy- le ulusal ilaç endüstrisinin ve ilaç mevzuatımızın olumlu yönde geli- şebilmesi mümkün olabilecektir. Bu bağlamda, orijinal ilaç, uluslara- rası bir terim olup, uzun ilaç araştırmaları ve klinik çalışmaların sonu- cunda belli bir hastalık üzerinde olumlu etkileri olduğu kanıtlanmış; temeli patentli bir moleküle dayandırılan ve daha öncesinde bir ben- zeri de bulunmayan yeni ilaçlara verilen bir addır. Buna karşılık, jene- rik ilaç ise, orijinalleri ile aynı etkinlik, kalite ve güvenilirlikte olmak- la birlikte, daha ucuza mal edilip satılan türden ilaçlardır. Orijinal ilaç- ların dünya çapında güçlü patent ve veri koruma yasaları ile belli sü- reler boyunca korunması söz konusu olduğundan, yasal koruma sü- releri içinde başka bir ilaç şirketinin bu ilacın benzerini üretmesi izni verilmemektedir. Ancak, TC Sağlık Bakanlığı, 2000 yılından itibaren, ilaç üretim şirketlerine ilacın biyoyararlanımı 30 ve biyoeşdeğerliğini 31 ka- geniş olarak bkz. Kloesel, Arno / Cyran, Walter, Arzneimittelgesetz, 3. Aufl. 1990, AMG § 2 Anm. 1. 28 İlaç kavramı dışında kalan diğer tıbbi ürünlerin (gıda destekleri ve kozmetikler gibi) farklı özellikleri ve işlevleri nedeniyle ayırımı konusunda bkz. Deutsch / Spickhoff, Rdnr. 853-858, s. 552-554; Quaas / Zuck, Rdn. 5, s. 797. 29 Bu konuda bkz. Süzer, Öner, Biyoeşdeğerlik ve Jenerik İlaçlar (http://www.oner- suzer.com). (09.10.2009). 30 İlacın biyoyararlanımı: İlacın herhangi bir yolla uygulanmasından sonra sistemik dolaşıma değişmeksizin ulaşan kısmı olup; (F) sembolü ile ifade edilir ve birimi de % olarak gösterilir. (Süzer, a. g. m., s. 12). 31 İlacın biyoeşdeğerliği: Aynı veya benzer farmasötik biçimdeki iki ilacın (örneğin, orijinal ilaç ile jenerik ilacın) eşdeğer etkilere sahip olması demektir. (Süzer, a. g. m., s. 11). 112 İlaç Kullanımı Sonucunda Doğan Zararlardan... nıtlama zorunluluğu getirmek suretiyle, jenerik ilaçlara özgü ruhsat verebilmektedir. 32 Orijinal ilaç-jenerik ilaç ayrımı dışında ele alınması gereken sahte ilaç-taklit (kopya) ilaç ayırımı da özel bir önem taşımaktadır. Bu ayrı- ma göre ise, sahte ilaçlar, sahte etiketliler başta olmak üzere, etiketin- de yazılı olanlardan daha farklı maddeleri içeren veya bileşiminde ol- ması gerekenden farklı miktarlarda maddeler olan ya da etken mad- deleri içermeyen ürünlerdir. Taklit (kopya) ilaçlar ise, orijinali olan ila- cın yasal koruma süresi henüz bitmeden, orijinal ilaçla aynı etkiye sa- hip olacak biçimde piyasaya sürülen ürünlerdir. Her iki ilaç üretimi de yasalarla yasaklanmış etkinliklerden olup; ilaç hukukuna aykırılıkları nedeniyle ceza yasalarında (örneğin, 5237 sayılı TCK m. 186-187 gibi) cezaî yaptırımlara bağlanmışlardır. 33 Sonuç olarak, ilaç denilince anlaşılması gereken, kısaca, organik ve fizyolojik sistemleri veya hastalık durumlarını canlı (insan, bitki, hay- van) yararına değiştirmek üzere inceleme amacıyla kullanılan madde- lerdir. Aşağıda, ilaç hukukunda sorumluluk yönünden önem taşıyan iki temel kavram (ilaç endikasyonu ve kusuru kavramları) ana hatlarıyla ele alınmakta ve bu iki kavramın içeriği, sınırları ve hukuksal yönleri üzerinde durulmaktadır. 1. İlaç Endikasyonu Her ne kadar, doktrinde endikasyon koşulunun tıbbî eylemlerin hukuka uygunluğunu belirlemede bir önkoşul olmadığı görüşü 34 ile- ri sürülmekte ise de, tıbbî sorumluluk hukuku bakımından bu kav- ramın tıbbî risk 35 (medical complication) ve meslek kusuru (malpractice) 32 Bu konuyu düzenleyen yönetmelik için bkz: Farmasötik Müstahzarların Biyo- yararlanım ve Biyoeşdeğerliğinin Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (RG, 27.05.1994 tarih - 21942 sayı). 33 Bu konuda daha geniş olarak bkz. Çakmut, 126 vd. 34 Ünver, s. 74. 35 Bu noktada belirtmek gerekir ki, endikasyon kavramını dar anlamda ele almaksı- zın, somut olaylarda değişik biçimlerde endikasyonlarla karşılaşılabilmesi gerçe- ği karşısında; tıbbî endikasyon (yani, tıp biliminde zorunlu ve gerekli olarak gös- TBB Dergisi 2010 (89) Mehmet Demir 113 kavramı ile birlikte ele alındığında, tıbbi müdahalelerde somut müda- hale durumlarına göre, üstün nitelikte özel (hastanın yaşamı ve geçer- li rızası) veya kamusal yarar (halk sağlığı) ya da yasal yetki kullanımı gibi bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilebilmesi mümkün- dür. Bu bağlamda, ortada herhangi bir endikasyon 36 (indication) duru- mu bulunmaksızın yapılan tıbbî müdahalelerin, kural olarak, hukuka aykırılık sonucunu doğurabileceği kabul edilmektedir. 37 O halde, ilaç endikasyonu kavramının ilaç hukukuna özgü alan- da taşıdığı anlam ve üstlendiği işlev, özellikle, hukuksal sorumluluk için gerekli bir koşul olan ilaç kusurunun varlığını araştırma ve ortaya koymak bakımından önemlidir. Bu bakımından, ilaç endikasyonu, far- makolojik işlevi ve ilaç hukuku bakımından etkisi göz önünde bulun- durarak kısaca şu biçimde tanımlanmaktadır: İlaç endikasyonu, ilaçla- rın hastalıkların tanısı ve/veya tedavisini sağlayacak biçimde ruhsat- larında ve/veya prospektüslerinde yazılı biçimde etkin ve yararlı kul-terilen verilere uygunluk) dışındaki, sosyal, dinsel, psikolojik, etik ve hukuksal en- dikasyonlar söz konusu olduğunda da yine, tıbbî müdahalenin hukuka uygun- luk taşıdığı sonucuna varılabilir. Yeter ki, tıbbî müdahalede hukuksal sorumluluk ve tazmin yükümlülüğünü gerektiren nedenlerin varlığı (örneğin, bir tıbbî meslek kusurunun sabit olması ya da ehliyetsiz rıza durumları gibi) kanıtlanmamış olsun. Şu halde, endikasyon kavramı, tek başına ne hukuka uygunluğu sağlayabilmekte ne de hukuka aykırılık bağını kurabilmektedir. Diğer bir anlatımla, bir endikasyon durumu ve hastanın aydınlatılmış rızası bulunmasına rağmen, hekimin tıbbî özen- sizliği ya da özen eksikliği tıbbî sorumluluk sonucunun doğmasına neden olabile- cektir. Aynı yönde bkz. Hakeri, Hakan, Tıp Hukuku, Ankara 2007, s. 185-186. 36 Hakeri, a. g. e., s. 183-184. 37 Akılcı-bilinçli-ilaç kullanımı sisteminde temel amaç, hekimin mevcut ilaçlar içe- risinden, hastanın biyolojik yapısı, doğru teşhis edilmiş hastalığı, tam olarak sağ- lanmış uyumu, yaşan standardı ve ödeme gücü ile ülkemizin ulusal çıkarları da göz önünde bulundurularak en yararlı ilacın seçilip, hasta tarafından tüketilme- sinin sağlanmasıdır. Bu tanımlama için bkz. Şentürk, İsmail Hakkı, Eczacının Hu- kuki Açıdan Sorumluluğu, TC İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü, Yayımlan- mamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 1997, s. 36. Öte yandan, hastanın akılcı-bilinçli ilaç kullanımı kararını etkileyen önemli araçlar arasında, başta ilaç prospektüsle- ri ve deneyimli ilaç kullanıcısı diğer hastaların pratik önerileri ile her geçen gün güncelleşen tele-tıp hizmetleri içeren sağlık portalleri öne çıkmaktadır. Bu konuda daha geniş olarak bkz. Namal, Arın, Hastanın İlaç Kullanma Kararına Etki Eden Sorunlu Araçlar: Sağlık Portalleri ve İlaç Prospektüsleri – Etik Bakışın Düşündür- dükleri, TC Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Tıp Fakültesi-Eczacılık Fakül- tesi, İlaç ve Tıp Alanında Ceza Hukuku, Etik ve Tıbbi Sorunlar Sempozyumu, 8 Ekim 2008, Yayına Hazırlayanlar: Prof. Dr. Yener Ünver / Yrd. Doç. Dr. Ali Kemal Yıl- dız / Arş. Gör. Onur Özcan, İstanbul 2008, s. 211 vd. 114 İlaç Kullanımı Sonucunda Doğan Zararlardan... lanılmasıdır. Bu nedenle, ilaç endikasyonu (etkin ve yararlı ilaç kul- lanımı) terimi, ilaç kontrendikasyonları başta olmak üzere, ilacın far- makolojik ve farmokinetik özelliklerine bağlı uyarıları ve önlemlerin- den daha farklı bir anlam taşımaktadır. İlaç kontrendikasyonu kav- ramı ile kastedilmek istenen husus ise, ilacın kullanılmaması gereken hastalıklar ile esasen yararlı olduğu hastalıkların yanlışlığa veya has- tanın bireysel-özel durumu nedeniyle yarar yerine zarar getireceği du- rumlar olup; ilacın hiç kullanılmaması ya da belli duyarlılıktaki has- talarda kullanılmasının tavsiye edilmemesidir. Şu halde, endikasyon dışı ilaç kullanımlarında, ilacın bir hastalığın tedavisinde yararsız kal- dığından, ortada tıbben gereklilik ve zorunluluk durumu bulunma- dığı gerekçesiyle, ilaç kullanımı sonucunda oluşan zararı tazmin yü- kümlüğü (yani, hukuksal sorumluluk) ortaya çıkacaktır. 2. İlaç Kusuru (Farmakolojik Kusur) Bu kavram, dar ve teknik anlamıyla, hekimin ilaç hukukuna aykı- rı olarak bir meslek kusurunu ifade etmek için kullanılmaktadır. An- cak, ilaç üretimi, dağıtımı ve tüketimi (kullanımı) süreçlerinde ayıplı ve/veya riskli ilaçlar nedeniyle ortaya çıkabilecek zararlardan dolayı, hukuken sorumlu tutulabilecek olanlar arasında en başta devlet olmak üzere, hastane, klinik araştırıcı, ilaç üreticisi, ilaç dağıtıcısı, eczacı, he- kim veya diğer sağlık çalışanlarından (örneğin, hemşire veya hastaba- kıcı gibi) birinin sorumluluğu söz konusu olabilir. Çoğunlukla, hastaların, ilaç temini ve kullanımında bilinçli bir ilaç tüketicisi olarak davran(a)mamaları sonucunda da zararlara uğrama- ları söz konusu olmaktadır. Eksik ve/veya yanlış ilaç kullanımından kaynaklanan çeşitli olumsuzlukların giderilebilmesi ve ciddî riskler içeren yüklerin azaltılabilmesi, hastalığa bağlı fizyolojik, biyolojik ve psikolojik zararların önlenebilmesi gerekir. Bu amaçla, “akılcı (bilinçli) ilaç kullanımı”nın 38 önemi üzerinde durulmakta ve buna ilişkin bazı te- 38 Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, konuya ilişkin olarak verdiği bir kararında; muaye- nesi edilip, tahlil ve film sonuçlarına göre reçetesi de yazılan ilaçları kullanarak on gün sonra kontrole gelmesi kendisine söylenen davacı-hastanın, ancak 9. gün- de kullandığı antienflamatuar ilaçların mide kanaması geçirip ve buna bağlı ola- rak ameliyat olmak zorunda kaldığı somut ilaç kullanımı olayında; davalı-hekimin davacı-hastaya verdiği ilaçlar arasında bulunan “Exen Forte” tablet adlı ilacın mide TBB Dergisi 2010 (89) Mehmet Demir 115 mel kurallar (ilkeler) öne çıkarılmaktadır. Bunlar arasında, ilacın doğ- ru tanıya dayanması ve hastalığa uygun olması; gereken dozda kulla- nılması; uygun yollardan ve ilaçla tedavi sanatıyla sunulması; yeter- li zaman diliminde tüketilmesi; ilacın tedavi başarısının değerlendiril- mesi; olası riskleri, yan etkilerinin ve birden çok ilacın bir arada kulla- nımında etkileşim durumlarının gözlenmesi; tasarlanan ilaçla tedavi- nin gerçekleşebilirliğinin izlenmesi gibi ilkeler sayılmaktadır. Bu ilke- ler ışığında, hastaların akılcı ilaç kullan(a)madıklarından zarara uğra- maları sonucunu yaratan durumlarla sıkça karşılaşılmaktadır. Bu du- rumlara örnek olarak, ortada ilaç kullanımını gerektiren bir nedenin bulunmaması; ilaç endikasyonu bakımından da yanlış ve/veya yeter- siz ilaç seçimi yüzünden yanlış tedavinin uygulanması; farmakolojijk etkisi kuşkulu ilaçların kullanılması; doğru ilacın uygun olmayan doz- larda ve zaman aralıklarında kullanılması halleri gösterilebilir. 39 hassasiyeti olan hastalarda yan etkisinin olabileceği noktasında, üroloji uzmanı bir hekimin bilirkişi raporundaki: “...ağrı kesici etkisi yönüyle kullanıldığı anlaşılan Exen Forte tablet türü ilaçların mide barsak sisteminde rahatsızlığı bulunan hastalarda dikkat- li kullanılması, mümkünse kullanımından kaçınılması, mide kanamasının bu tür ilaçla- rın beklenebilecek yan etkisi olduğundan kullanılması zorunluluk arz ediyorsa (İlaç En- dikasyonu) mide koruyucu bir ilaçla birlikte kullanılmasının uygun olacağı...” şeklinde- ki görüşe rağmen; salt hekimin beyanı gözetilerek hastanın önceden uyarılmış bu- lunduğunun kabulü ile ortaya çıkan komplikasyonların tamamen ilacın yan et- kisi olup, davalıların (Sağlık Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. ile Dr. ….) kusurlarının ol- madığı yönünde yargısal bir kanaate varılmayacağı ve bu bağlamda, söz konu- su bilirkişi raporunun dosya içeriği ile uyuşmadığı; Mahkemece, davacıya uygu- lanan ilaç tedavisinde doktorun hata ve kusuru (İlaç Kusuru) bulunup bulunma- dığı hususunun, Üniversiteden seçilecek Üroloji, Gastroloji ve Dahiliye uzmanla- rının bulunduğu üç kişilik bilirkişi heyetinden alınacak açıklamalı, gerekçeli, de- netime elverişli raporla belirlenip, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yeterli açıklamayı taşımayan bilirkişi raporuna dayanılarak mide kanaması ile te- davi arasında illiyet bağı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine yönelik verilen hüküm, usul ve yasaya aykırı bulunarak bozulmuştur. Söz konusu karar için bkz: 19.10.2006, Esas No: 2006/10057; Karar No: 2006/13842 (Yayımlanmamıştır). 39 Özsunay, Ergun, İlaçların Neden Oldukları Zararlardan Dolayı İlaç Üreticisinin Sorumluluğu, AB Yönergesi ve Bazı Yabancı Düzenlemeler Işığında Türk Huku- kuna İlişkin Düşünceler, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi, I. Sağlık Hukuku Sempozyumu, 08-09 Mayıs 2009 Kayseri, s. 37 vd., 46-48; Başpınar, Veysel, İlaç Üre- ticisinin Hukuki Sorumluluğu, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi, I. Sağlık Hu- kuku Sempozyumu, 08-09 Mayıs 2009 Kayseri, s. 85 vd., 98-101; Akkanat, Halil, İlaç Kullanımından Kaynaklanan Zararlardan Sorumluluk Açısından Hasta – Hekim – Üretici İlişkileri, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi, I. Sağlık Hukuku Sempoz- yumu, 08-09 Mayıs 2009 Kayseri, s. 75 vd., 84; Yıldırım, Mustafa Fadıl, Türk Huku- kunda İlaç Üreticisinin İlacın Ayıplarından Sorumluluğu, Erciyes Üniversitesi Hu- 116 İlaç Kullanımı Sonucunda Doğan Zararlardan... Makalenin amacı ve inceleme sınırları göz önünde tutulmak sure- tiyle, ilaç kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan zararlar nedeniyle so- rumlu kişiler zincirinde yer alan ve hasta tarafından kullanılması mad- di ve/veya manevi zarara neden olan ilaçlarla ilgili öznelerden, sadece üretici, eczacı ve hekim yönünden hukuksal sorumluluk konuları aşa- ğıda genel hatlarıyla ele alınmaktadır. II. İLAÇ ÜRETİCİSİNİN HUKUKSAL SORUMLULUĞU İlaç üreticisinin, güvenli ilaç üretimini sağlamak amacıyla, ilaçta üretim riski yaratan tipik tehlikeleri ürününden uzak tutma yükümlü- lüğü vardır. Bu tipik tehlikeli olgular, aynı zamanda, ilacın ayıplı ürün olarak değerlendirilmesi ile de yakından ilgilidir. Zira doktrinde de belirtildiği üzere, 40 tehlikeyi uzaklaştırma yükümünün ihlâli ya da ti- pik tehlikeli olguların gerçekleşmiş olması sonucunda ortaya çıkan za- rarlardan dolayı sonuçta, üreticinin tehlike sorumluluğu söz konusu olabilmektedir. Bu bağlamda, ilaç üreticisi, her şeyden önce ilacın üre- kuk Fakültesi, I. Sağlık Hukuku Sempozyumu, 08-09 Mayıs 2009 Kayseri, s. 19 vd. ile 21-22. 40 Ürünün üretimine özgü fabrikasyon ve konstrüksiyon ayıpları ile kullanımı ile il- gili talimat ayıpları ve gelişimi ayıplarını göz önünde tutmak suretiyle, özellikle, bazı aşamalarda (çoğu kez de ürünün fabrikasyonu ve konstrüksiyonunda karşı- laşılan tipik durumlarda) tehlike sorumluluğunu kabul etmek teorik açıdan müm- kündür. Bilimsel ve teknik gelişmelere bağlı olarak ürünlere özgü yeni zarar görü- nüm biçimleri nedeniyle sosyal adalet anlayışına uygun olarak üreticinin sorumlu- luğunun tehlike sorumluluğu olarak düzenlenmesi gerektiği görüşünde bkz. Öz- tan, a. g. e., s. 179 vd. özellikle de sd. 281-283. Alman hukukunda, ayıplı (üretim ha- tasıyla) üretilen tıbbi malzeme ve tehlikeli ilaçların neden olduğu zararlardan hu- kuksal sorumluluk konusunda ayrıca bkz. ve krş. Gaβner / Reich-Malter, (MedR 2006), 147 ff.. Amerikan hukukunda ise, üretim hatasından dolayı ilaç üreticisi fir- manın sorumluluğunun koşulları, (1) İlaç firmasının söz konusu ilacın üretimi- ni gerçekleştirmesi; (2) Hastanın uğradığı zararın muhtemelen ilacın niteliğinden kaynaklanması; (3) İlacın zararlı niteliğinin tehlikeli olması ve son olarak da (4) Hastanın zararının, ilacın kendisi veya başkası tarafından mantıksal olarak bekle- nen kullanımı sonucunda ortaya çıkması olarak gösterilmektedir. Bu koşullar hak- kında bkz. ve krş. Hakeri, Hakan, İlaç Üretimi ve Uygulaması Sırasındaki Hata- lardan Ötürü İlaç Üreticisinin, Hekimin ve Eczacının Sorumluluğu, TC Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Tıp Fakültesi-Eczacılık Fakültesi, İlaç ve Tıp Alanında Ceza Hukuku, Etik ve Tıbbi Sorunlar Sempozyumu, 8 Ekim 2008, Yayına Hazırlayan- lar: Prof. Dr. Yener Ünver / Yrd. Doç. Dr. Ali Kemal Yıldız / Arş. Gör. Onur Öz- can, İstanbul, 2008, s. 143-144; Başpınar, s. 101-105. TBB Dergisi 2010 (89) Mehmet Demir 117 timini doğru tasarlamakla yükümlüdür. Aksi durumda, bu yükümün ihlâli, ortada bir konstrüksiyon ayıbının varlığını gösterir. Bunun dışın- da, ilacın fabrikasyonuna, talimatına ve gelişimine ilişkin ayıp grupları da yüküm ihlalinin birer olumsuz sonucu ve dolayısıyla ilaç zararları- nın kaynağı olarak karşımıza çıkabilir. Bu sayılan ayıp grupları nede- niyle gerçekleşen ihlâl durumları, üretici hakkında, somut olaya özgü koşullara göre kusur sorumluluğu veya tehlike sorumluluğu kuralları uygulanmak suretiyle, onun hukuken sorumlu tutulabilmesinin daya- nak ve kapsamlarının belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır. 41 İlaç üreticisinin ayıplı üründen (hatalı ilaç) kaynaklanan kusur sorum- luluğunda, BK m. 41 hükmü başta olmak üzere, TKHK m. 4 ve 18 hü- kümleri ile Ayıplı Malın Neden Olduğu Zararlardan Sorumluluk Hak- kında Yönetmelik (m. 5-6) hükümlerini pozitif hukuk dayanakları ola- rak göstermek mümkündür. 42 İlaç üreticisinin tehlike sorumluluğuna yol açabilecek olması bakı- mından ise, söz konusu ilacın üretimi aşamasında hatasız ve doğru ta- sarlanması, ilacın içeriğinin (muhteviyatının) tek başına veya bileşimi- ni oluşturan bir başka etken maddeyle beraber tipik tehlikeleri içerme- mesi anlamına gelir. İlacın gerek tasarımı gerek gelişimi tekniğini ilgi- lendiren yönleriyle birlikte, ilaç üreticisine yükletilen yasal yükümler, tipik birer işletme tehlikeleri ya da ilaç üretimine özgü nesnel tehlike- ler olarak kabul edilmelidir. 43 41 Hakeri, a. g. m., s. 142. Yazar, makalesinde, ilaç üreticisinin ayıplı maldan kaynak- lanan sebep sorumluluğu için bir yönetmelik hükümlerine dayanmakta ise de ( Ayıplı Malın Neden Olduğu Zararlardan Sorumluluk Hakkında Yönetmelik, m. 5 ve 6/1) kusursuz sorumluluk (basit ya da ağırlaştırılmış sebep sorumluluğu) halle- rinin sorumluluk hukukunda istisnaî bir nitelik taşıdığını ve hukuksal (pozitif) da- yanağının da mutlaka yasal bir düzenleme olması zorunluluğunu göz ardı etmek- tedir. Bu konuda bkz. Tandoğan, Haluk, Kusura Dayanmayan Sözleşme Dışı Sorum- luluk Hukuku, Ankara 1981, s. 22 vd. 42 Bozuk ilaç üretimine eşlik edici ve zararlı etkiler yaratan o ilacın, ortalama ilaç üre- ticisinden beklenen üretim standartlarından sapan ve sonuçta, tipik tehlikeli olgu- lar ve objektif özensizlik durumları görülen üretim hataları, sırasıyla; ilaçla ilgi- li klinik araştırma usulü ve test hataları, kontrol ve denetim hataları ile ilaca bağlı olumsuz etkileri inceleme ve uyarı hataları biçiminde kendisini gösterebilir. Bu ko- nuda bkz. Hakeri, a. g. m., s. 143-145; Başpınar, s. 103-104. 43 Örneğin, M29 adlı kolestrol ilacının ileride katarakta yol açabilme riski taşıdığının uzun yıllar sonra anlaşılmış olması ya da thalidomide ilacının hamile kadınların be- bekleri üzerinde olumsuz etkiler göstermesi gibi durumlarda, artık, ilacın gelişimi- ne bağlı bir üretim riski içerdiği kabul edilmektedir. Hakeri, a. g. m., 151. 118 İlaç Kullanımı Sonucunda Doğan Zararlardan... Uygulamada, ilaç üreticisi firmaları hukuksal sorumluluk altı- na sokan özel durumlar arasında, özellikle, tamamen taklit veya sah- te ilaçlar üretilmesi başta olmak üzere, ilacın üretimi aşamasından kaynaklanan hatalar (örneğin, üretim lisansına aykırı bir biçimde ila- cın yanlış analizi, tasarımı, eksik terkip ve konstrüksiyonu ya da ge- lişme riskleri içermesi 44 gibi); ilacın eksik dozda üretilmesi nedeniy- le sağlıksız ilaç tüketimlerine, yani hastaların ilaçtan hiç yararlanama- ma ya da yetersiz yararlanma ve kullanılmalarına sebebiyet verilme- si; ilacın prospektüsünde gösterilen bilgilerin yetersiz ve/veya yan- lış olması gibi durumlar gösterilmektedir. Hemen belirtelim ki, tama- men ilaç üretimi aşamasından kaynaklan bu gibi özel durumlarda, hu- kuksal sorumluluk doğrudan ilaç üreticisi firma yönünden söz konu- su olmakta; kural olarak, hekimin ve eczacının hukuksal sorumluluğu bulunmamaktadır. 45 Öte yandan, ilaç üreticisinin kusursuz (objektif) sorumluluğun- da, pozitif dayanakların belirlenebilmesi bakımından, ileride yasalaş- tırılması olası Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nda 46 “Tehlike Sorumlulu- 44 Ancak, istisnaen de olsa, eczanede ilaç üretiminin gerçekleşebilmesi ölçüsünde, eczacının dahi ilaç üretimi bağlamında hukuksal sorumluluğu gündeme gelebi- lir. ‘Eczanede İlaç Üretimi’ olgusu, ilaç üretiminin eczacılar tarafından, mesleki bir- lik ya da kuruluşlarınca hazırlanan farmaskopikler / ilaç formüllerindeki yöntem- ler izlenerek gerçekleştirilmesi ve bu şekilde üretilen ilacın tescil edilip, ruhsatlan- dırıldıktan sonra hastalarda kullanılmak üzere, ilaç piyasasına dağıtılmasıdır. İla- cın eczanede hazırlanması veya eczanede üretimi kavramları ilk bakışta farklı an- lam ve içerikte görünseler de bu iki kavram eş anlamlı olup; her iki olgusal durum, “Eczanede İlaç Yapımı” , kavramı içinde yer alırlar. Ancak, bu çapta bir ilaç üretimi, yani eczanede üretim, bir fabrikasyon sürecin izlenmesi veya seri üretim değildir. Diğer bir anlatımla, eczanede ilaç yapımı(üretimi), ilaç sanayisine özgü seri üretim yapan ilaç firmalarına özgü fabrikasyon, konstrüksiyon ve otomasyon etkinlikler sonucunda gerçekleştirdikleri seri ilaç üretimleri biçiminde olmadığı gibi; salt, bir hekimin imza ve mührünü içeren reçeteye dayalı biçimde ilaç hazırlanması da de- ğildir. Bu konuda bkz. Şentürk, agt. 15-16. 45 TC Adalet Bakanlığı, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı, Ankara 2008, s. 18, 245-246. 46 Tehlikeli olgunun tipikliğinden anlaşılması gereken husus, tehlikeli faaliyet, işlet- me, tesisat veya şeylerin, zarara yol açmaya aşırı eğilimleri ve yatkınlıkları ya da neden oldukları kazaların nitelik ve/veya bakımından ağır sonuçlar doğurabile- cek olmalarıdır. Sorumluluk Hukukunda genel olarak kusursuz sorumluluk hal- lerinin dayanakları ve özellikle de tehlikeli olgu veya özel bir tehlike yaratma dü- şüncesine dayanan ‘Tehlike İlkesi’nin anlam ve amacı ile tehlike sorumlulukları- nın pozitif hukuksal temelde düzenlemesinde izlenecek yol hakkında bkz. Tando- ğan, a. g. e., s. 5, 26-29 ile 39-48. TBB Dergisi 2010 (89) Mehmet Demir 119 ğu ve Denkleştirme” başlığı altında, genel nitelikli bir sorumluluk huku- ku normuna yer verilmiş olması oldukça dikkat çekicidir. Zira bu nor- matif hüküm çerçevesinde, tıpkı, haksız fiilden kaynaklanan kusur so- rumluluğun kurucu yasal olgusu olarak kendini gösteren “haksız fiil (eylem) kusuru”nda olduğu gibi; kusursuz sorumluluğun en ağır türü olan ve doktrinde ağırlaştırılmış objektif sorumluluk olarak da ifade edilen tehlike sorumluluğuna özgü, genel ve temel bir ilke olarak ‘teh- like ilkesi’ benimsenmektedir. 47 Bu yasal ilkeye göre ise, önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur. Bu nedenle, önemli ölçüde tehlike içeren bir işletmenin işlerini yürü- tenler ve sahipleri, bu işletmesel etkinliklerin gerekli kıldığı izni ve/ veya ruhsatları almış bulunsalar dahi tipik tehlikeli olguya özgü zarar- lı sonuçlardan, uygun nedensellik bağının varlığı kanıtlanabildiği öl- çüde, sorumluluktan kurtulamayacaklardır. III. ECZACININ İLAÇ KULLANIMI YÖNÜNDEN HUKUKSAL SORUMLULUĞU A. Genel Olarak Eczacılık mesleği ile uğraşan geniş kesimde, klinik ilaç araştırma- ları 48 ve ilaç üretimi aşamalarından itibaren ilaç tüketimine kadar her bir aşamada yetkili, akademik ve/veya mesleki eğitim, deneyim ve birikim sahibi sağlık çalışanlarından oluşmaktadır. Eczacılık, eczane, ecza deposu, ecza dolabı, galenik tıbbî ve ispençiyarî mevat ve müs- tahzarat laboratuarı veya imalathanesi gibi müesseseler açmak ve iş- letmek veya tıbbi veya ispençiyari müstahzarat ihzar veya imal etmek veyahut bu kabil resmi müesseselerde mesul müdürlük yapmaktır. 47 Klinik ilaç araştırmaları, tıp etiği ve hukuku bakımından, özellikle insan denekler- den yararlanılması ve hasta hakları bağlamında, belli başlı konulardan biridir. İn- sanlar üzerindeki ilaç araştırmalarının süreci hakkında (etik kurul izni, deneklerin bilgilendirilmesi, başvuru dosyalarının düzenlenmesi ve içeriği gibi) bkz. Aydın, Erdem, Tıp Etiği, Ankara 2006, s. 146-151. 48 Eczane ve eczacılık kavramları, eczacının çalışma alanları, eczacılık türleri olarak serbest eczacılık-kamu eczacılığı-sanayi eczacılığı ile diğer eczacılık türleri (özel- likle de sosyal eczacılık ve klinik eczacılık gibi) hakkında daha geniş bilgi için bkz. Şentürk, a. g. t., s. 54-68. 120 İlaç Kullanımı Sonucunda Doğan Zararlardan... Buna göre, eczacı, ilacı yapımı ve hazırlanması (toplama sentezleme ve belli ölçüde üretme); ilacı pazarlayan (izinleri alan, pazarlayan, satan, dağıtan...); ilaç temin eden ve ilaç bilgisi sunan (hastane eczanesi veya serbest eczanede)  ve dolayısıyla ilacın üretilmesi aşamasından itibaren tüketimi ve hatta tüketilmesinden sonraki her bir basamakta sorumlu- luğu olan kişidir. 49 Eczacının, özellikle hekim reçetesine tâbi tutulan ilaçlar yönün- den, hekimin verdiği reçeteye aynen uyma yükümleri vardır. Bu yü- küme uyma zorunluluğu, eczacı yönünden ciddi derecede önem taşı- maktadır. Zira ilaç hukukundan kaynaklanan eczacı meslek kusuru- nun ve dolayısıyla tazmin yükümlülüğünün doğumunda, yükümlü- lük ihlâlleri daha çok bu gibi durumlarda kendisini göstermektedir. Bu hukuksal yüküm dışında, reçeteye tâbi olmayan ilaçlar ile tıbbi ürün ve malzemeleri satışında ticari yükümler öne çıkmakta ve hasta ile ec- zacı arasında sözleşmesel borç ilişkisinden kaynaklanan yükümler de bulunmaktadır. Ayrıca, eczacı ile ilaç kullanıcısı hasta arasında bir söz- leşme ilişkisinin bulunmadığı durumlarda ise, eczacının hukuka aykı- rı eylemlerden doğan zararlar nedeniyle, meslekî ve/veya yönetsel so- rumlulukları dışında, haksız fiil sorumluluğu (BK m. 41 vd.) da ortaya çıkabilir. Bu sonuncu hukuksal sorumluluğun koşulları, haksız eyle- min kusurlu olup olmamasına ve doğrudan eczacının şahsından kay- naklanıp kaynaklanmamasına göre değişiklik gösterir. Eczacıların baş- ta ilaç hazırlayıp satma nedeniyle kendilerine yüklenebilecek bir ecza- cılık meslek kusuru içeren haksız eylemleri ortaya çıkabilecek hukuk- sal sorumlulukları kusura dayanan haksız fiil; çalıştırdıkları yardımcı kişilerin borcu ifa sırasında hastalara verdikleri zararlardan dolayı da kusura dayanmayan (kusursuz/objektif sebep) haksız fiil sorumlulu- ğu gündeme gelecektir. Her iki sorumluluk durumu için de mutlaka, hukuka aykırı kusurlu bir eylemin uygun nedensellik bağına göre has- taya zarar verilmiş olması gerekir. 49 Advers etki terimi, Klinik Araştırmalar Hakkında Yönetmelik’te (m. 4 / bend a), araştırılan ürünün uygulanan herhangi bir dozuyla ortaya çıkan istenmeyen etkisi, biçi- minde tanımlanmaktadır. İlacın yan etkileri konusunda bkz. Erenmemişoğlu, Ay- dın, İlacın Yan Etkileri ve Kabul Edilebilir Yan Etki, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi, I. Sağlık Hukuku Sempozyumu, 08-09 Mayıs 2009 Kayseri, s. 125 vd. TBB Dergisi 2010 (89) Mehmet Demir 121 B. Eczacıların Kendi Haksız Eylemlerinden Doğan Hukuksal Sorumluluğu Eczacılar, ilaçların satışa sunulması ve kullanımı hazır hale getiril- mesinde, eczacılık meslek kurallarına uygun davranmakla yükümlü- dür. Bu yükümlerden biri ya da birkaçının ihlali, sonuçta eczacılık ku- suru olarak değerlendirilir. Eczacı, ilaç üretimi, uygulamaları ve kullanımı aşamalarında üst- lendiği yasal yükümleri ihlal sonucu uğranılan zararlardan dolayı hukuksal sorumluluk altındadır. Özellikle,  ilaç üretimi, ilaçta kalite kontrol analizleri, klinik ilaç çalışmaları, ilacın tüketimi aşamasından sonra izlenmesi (örneğin, ilaç kullanımına bağlı yan / ters –advers– etkileri) 50 süreçlerinde eczacılara önemli hukuksal ödev ve yükümler yüklenmiştir. 51 Eczacının, kural olarak, ilacın kullanımı ve dolayısıyla tüketim aşaması ile ilgili olarak hastaları uyarma yükümlülüğü kural yoktur. Ancak, reçetesiz ilaç verilmesinin söz konusu olduğu durumlarda, ila- cın üretimi ve tüketimi aşamalarında hastayı uyarma yükümlülüğü- nü yerine getirme çerçevesinde, hem ilaç firmalarına hem de eczacıla- ra meslekî kusurlar (eczacılık kusuru) yükletilebilmektedir. 52 50 Eczacılık mesleğinin yürütülmesi çerçevesinde, eczane faaliyetlerinin işletme (ticarî) ve sağlık (tıbbî) yönlerinden kaynaklanan daha başka birtakım yükümlü- lükler bulunmaktadır. Bu bağlamda, dünyada hızla gelişmekte olan ve sağlık hiz- metlerinde eczacılık mesleğine modern bir yaklaşım kazandırıp, onur ve saygınlık getireceği belirtilen klinik eczacılıktan kaynaklanan mesleki ve hukuksal yüküm- lülüklerin önemi her geçen gün daha belirgin bir halk almaktadır. Bu yönde bkz. Şentürk, a. gç t., s. 64-67. 51 Eczacıların hukuksal sorumluluğu, her türlü kusurlarıyla (en başta, kasıtlı ve ih- mali eylemler olmak üzere, mesleki bilgi eksikliği veya yokluğu, meslekte acemi- lik, özensizlik ve tedbirsizliğe dayalı kusur kalıbı halleri) hastalarına verdikleri za- rarlardan dolayıdır. Örneğin, eczanelerde hazırlanan reçetelerde yazılı ilaçların hazırlanmasında görülebilecek terkip hatalarını (ilaç bileşim ve/veya karışım ku- surları) gerçekleştirme; reçetede yanlışlık ve/veya eksiklik görüldüğünde derhal müdavi hekimle bağlantı kurup, sorunu çözme sürecine gitmeme; hekimler bağ- lantı olanağı olmayan durumlarda kodeksteki azami sınır değerleri aşan dozlarda ilaç verilmesi durumlarında tipik eczacı kusuru olarak gösterilebilir. Keza, bir ec- zane sahibinin kendi eczanesi dışında ilaç tertibini gerçekleştirmesi durumu da bir meslek kusurudur. Bu konuda bkz. ve krş. Şentürk, a. g. t., s. 85. 52 Ayrıca, eczacıların ilaç ve eczacılık mevzuatından kaynaklanan ilaç üzerindeki hu- kuksal yükümleri ile ilgili olarak bkz: Şencan, Nazlı, Eczacının İlaç Üzerindeki So- 122 İlaç Kullanımı Sonucunda Doğan Zararlardan... Eczacılar yönünden de, özellikle kusura dayanan haksız fiil so- rumluluk bakımından, genel olarak kusur sorumluluğu için gerekli koşullara gerek vardır. Bilindiği gibi, bu koşullar hukuka aykırılık, ku- sur, zarar ve nedensellik bağından (illiyetten) ibarettir. Hukuka aykı- rılık bağı, kişilerin hukuken korunan kişisel ve/veya malvarlıksal de- ğerlerinin çiğnenmesi durumunda gerçekleşmiş olur. Bu koşul, huku- ka aykırılığı ortadan kaldıran ve dolayısıyla hukuka uygunluğu sağla- yan nedenlerden (üstün nitelikte kamu yararı, meşru savunma ve za- rar görenin rızası gibi) birinin varlığı halinde ise gerçekleşmiş olmaz. Örneğin, eczacının hastasına teslim ettiği ilaçların hekim tarafından hukuka uygun olarak yazılmış bir reçetenin varlığına dayanması; ve- rilen ilaçların ‘Türk İlaç Kodeksi’ne uygunluk göstermesi, bozuk olma- ması, yani güvenli tıbbî ürün kategorisine girmesi; eczacılık mesleği- ni yürütürken tamamen hastanın menfaatine yönelik davranışlar ser- gilenmesi; hukuka uygun emir talimat ve genelge hükümlerine uygun hareket edilerek ilaç temini ve teslimi gibi durumlarda hukuka aykırı- lık bağı koşulunun gerçekleşmediği kabul edilir. Eczacılık kusuru ise, hastanın tüketimine konu ilaçlar hakkında (özellikle de reçetedeki ila- ca özgü süreç ve risklere ilişkin olarak) aydınlatıcı bilgiler vermeme- si durumunda ortaya çıkıp çıkmayacağı tartışmalıdır. Zira, ilaçla teda- viyi gerçekleştiren hekimler dışında, ayrıca eczacılara ilaç kullanımı- na yönelik olarak hastayı aydınlatma yükümünün yükleyen yazılı hu- kuk kuralı bulunmamaktadır. Ancak, eczacılık mevzuatında her han- gi bir düzenlemenin yokluğuna rağmen, ilaçla tedavinin amaçlarına uygun hareket etme zorunluluğu karşısında eczacıların da hastaları- nı ilaç kullanımı konusunda aydınlatma yükümü yükletilmesinin, ilaç hukukunun hastaların korunmasına yönelik amacına uygun olacağını kabul etmek mümkündür. 53 rumluluk ve Zorunlulukları, İlaç ve Tıp Alanında Ceza Hukuku, Etik ve Tıbbi Sorun- lar Sempozyumu, TC Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Tıp Fakültesi-Eczacılık Fakültesi, Cumhuriyetimizin 85. Kuruluş Yılına Onurla…, 8 Ekim 2008, (Yayına hazırlayanlar: Prof. Dr. Yener Ünver / Yrd. Doç. Dr. Ali Kemal Yıldız / Arş. Gör. Onur Özcan, İstanbul 2008, s. 167 vd.: Hakeri, a. g. m., s. 152-156. 53 Ayrıca, eczacıların ilaç ve eczacılık mevzuatından kaynaklanan ilaç üzerindeki hu- kuksal yükümleri ile ilgili olarak bkz. Şencan, Nazlı, Eczacının İlaç Üzerindeki So- rumluluk ve Zorunlulukları, İlaç ve Tıp Alanında Ceza Hukuku, Etik ve Tıbbi Sorun- lar Sempozyumu, TC Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Tıp Fakültesi-Eczacılık Fakültesi, Cumhuriyetimizin 85. Kuruluş Yılına Onurla…, 8 Ekim 2008, (Yayına hazırlayanlar: Prof. Dr. Yener Ünver / Yrd. Doç. Dr. Ali Kemal Yıldız / Arş. Gör. TBB Dergisi 2010 (89) Mehmet Demir 123 Hastaya yanlış ve/veya sahte ilaç ya da uygun olmayan dozda ilaç verilmesi, ilaç mevzuatının bir gereği olarak eczanede bulundurulma- sı zorunlu ilaca depoda yer verilmemesi gibi hukuka aykırı ve kusurlu bir eylem sonucunda hastanın maddi ve/veya manevi zarar görmüş olması da diğer bir koşuldur. Bu bağlamda olmak üzere, eczacıların zararlı sonuç doğuracak biçimde, hastalarının yaşamını ve/veya sağ- lıklarını tehdit eden ya da onların malvarlığı değerlerini yok eden veya azaltan her türlü davranışı, birer kusurlu eylem olarak değerlendirilir. Keza, eczanede hazırlanan reçeteli bir ilaçla ilgili yanlış veya eksik ya- zılmış gördüğü bir hususu ilacı yazan hekime danışıp görüşmeksizin kendi başına ilaç kodeksinde yazılı miktarların çok üstünde hazırla- nıp hastaya verilmesi de kusurlu bir eylem olarak kabul edilecektir. 54 Eczacının haksız eylem kusurundan kaynaklanan hukuksal so- rumluluğu ve tazmin yükümlülüğü için gerekli son bir koşul olan uy- gun nedensellik bağının gerçekleştiğini ve uğramış olduğu maddi ve/ veya manevi zararının varlığını zarar gören hasta kanıtlamak zorun- dadır. Genel olarak, tıbbî sorumluluk ve tazminat davalarında olduğu gibi, ilaç kullanımından zarar gören hastanın nedensellik bağının var- lığını kesin kanıtlarla değil de yaklaşık kanıtlarla (emarelere dayanan ya da ilk görünüş ispatını sağlayan) ortaya koyabilme olanağı burada da tanınmaktadır. 55 C. Eczacıların Yardımcı Kişilerin Eylemlerinden Dolayı Hukuksal Sorumluluğu Öte yandan, serbest çalışan eczacıların yardımcı kişilerin eylem ve işlemlerinden (örneğin, eczacı kalfasının reçetesiz ilaç satması ya da eczanecilik hizmeti dışında bir amaç güderek hastaya uyuşturucu temin etmesi gibi) dolayı sorumluluğunun yasal temeli ise, eczacı ile Onur Özcan, İstanbul 2008, s. 167 vd.; Hakeri, a. g. m., s. 152-156. 54 Bu konuda, 6197 sayılı ‘Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’da yer alan hü- küm (m. 25/2) dikkat çekicidir. Bu hükme göre: “...eczacılar, muhteviyatında yanlış- lık olduğundan şüphe ettikleri reçetelerle kodekste yazılı miktarlardan fazla eczayı ihtiva edip altı çizgi ile çizilerek ayrıca imza edilmiş olmayan reçeteleri müdavi tabip ile temas et- meden imal edemezler.” Ayrıca bkz. ve krş. Şentürk, a. g. t., s. 84-85; Hakeri, a. g. m., s. 154. 55 Şentürk, a. g. t., s. 84-85. 124 İlaç Kullanımı Sonucunda Doğan Zararlardan... hasta arasında sözleşmesel bir borç ilişkisinin kurulmuş olup olmama- sına göre değişir. Eczacı ile ilaç alıcısı-kullanıcısı (tüketicisi) hasta ara- sında henüz bir ilaç satım sözleşmesi kurulmadan, yardımcı kişi sıfa- tıyla hareket eden bir eczacı çalışanının vermiş olduğu zararları taz- min yükümlülüğünün yasal dayanağı, genel olarak kusura dayan- mayan (objektif) haksız fiil sorumluluğunun özel bir hali olan Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi hükmüdür. Adam çalıştıranın kusursuz so- rumluluğu düzenleyen bu madde gereğince, adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu kişi, sorumluluktan kurtulabilmek için, çalıştırdığı personelin seçimi, denetimi ve talimat altında tutulmasında gerekli objektif dik- kat ve özeni gösterdiğini ya da bunu göstermiş olsa bile zararın doğu- muna engel olamayacağını kanıtlamalıdır. Buna karşılık, eczacının ilacın satımında görevlendirdiği bir per- sonelinin (örneğin, yardımcı kişi sıfatıyla yetkilendirdiği satış temsil- cisi ve eczacı kalfası gibi çalışanın), reçetede yazılan olan dışında ta- mamen yanlış ya da uygun olmayan dozda bir ilacın hastaya ilaç temi- ni sözleşmesinin ifasının bir gereği olarak teslim edilip, onun tarafın- dan bilinçsiz kullanımı sonucunda zarara oluşumuna sebebiyet veril- miş olması durumunda ise, eczacının hukuksal sorumluluğu, sözleş- me hukukuna özgü bir kusursuz sorumluluk halini düzenleyen Borç- lar Kanunu’nun 100. maddesine göre gündeme gelecektir. Bu iki madde hükmü (BK m. 55-100) arasında ise, sırasıyla, sorum- luluktan kurtuluş kanıtının getirilip getirilememesi; zararı tazmin yü- kümlüsü olan sorumluya karşı açılacak tazminat davasında zamanaşı- mının başlangıç ve süreleri; zarar gören alacaklı ile zarar veren sorum- lu arasında daha önceden bir borç ilişkisinin kurulmuş olup olmaması açılarından önemli farklar bulunmaktadır. 56 IV. HEKİMİN İLAÇ KUSURU NEDENİYLE HUKUKSAL SORUMLULUĞU Hekimden kaynaklanan ilaç kusuru, uygulamada tıbbî meslek kusurları arasında önemli bir yer tutmaktadır. Hekimin, bizzat mu- 56 Eczacıların, çalıştırdıkları yardımcılarının (personelin) eylemlerinden doğan zarar- lar nedeniyle BK. 55-100 hükümlerine göre hukuksal sorumlulukları konusunda ayrıca bkz. Şentürk, a. g. t., s. 85-86. TBB Dergisi 2010 (89) Mehmet Demir 125 ayene ve tedavisini üstlendiği hastası üzerindeki tıbbi müdahaleler- den önemli bir bölümünü de ilaçla teşhis ve/veya tedavi etkinlikle- ri oluşturmaktadır. Bu etkinliklerin gerçekleştirilmesi sürecinde, heki- min sergilediği ve bir ilaç kusuru olarak kabul edilen eylemleri daha çok ilaçla tedavi türünden tıbbi müdahalesi çerçevesinde karşımıza çı- kar. Bu bağlamda, hekimin ilaç kullanımına bağlı zararlardan dolayı hukuksal sorumluluğu, ilaç üretimine özgü yapım bozukluklarından çok, ilacın reçetesinin yazımı, uygulanması ya da hasta tarafından kul- lanımı süreçlerinde ilaç kullanımına özgü tavsiye ve aydınlatma 57 ile ilacı izleme ve kontrol yükümleri de dahil ilaç hukukundan kaynakla- nan tıbbi farmakoloji yükümlerini ifa ederken özensiz ya da özen ek- sikliği gösterdiği durumlardan kaynaklanmaktadır. 58 Bilindiği gibi, hastalıkların gerek önlenmesi ve teşhisi gerekse de tedavisi süreçlerinde hastalar, reçete konusu ilaçları olayların büyük çoğunluğunda hekim tavsiyeleri veya talimatları doğrultusunda kul- lanırlar. İşte, organ aktarımı veya estetik amaçlı operasyonlar gibi doğ- rudan hastanın vücut tümlüğüne yönelik bir müdahale yürütülmesi ilaçla tedavide söz konusu değildir. Ancak, bedensel bütünlüğü doğ- rudan dokunmamakla beraber, hem farmakolojik etkili hem de farma- kolojik etkisi bulunmayan ilaçların kullanımları sonucunda hastala- rın birtakım maddi ve/veya manevi zararlara uğramış olabilir. Bu gibi durumlarda, hekimin teşhis ve/veya tedavi eylemlerindeki ilaç kusu- runa bağlı olarak hastasına verdiği zararlardan tıbbi sorumluluk ve tazminat esasları doğrultusunda sorumlu olması gerekir. Maddî hukuk anlamda olmak üzere, reçete düzenleme zorunlu- luğunun hukuksal dayanağı, sadece, yasal düzenlemeler ve/veya dü- zenleyici idari işlemler gibi bir pozitif hukuk kaynağında kendisini gösterilebilir. Hekim, tıp bilimi alanında etkisi genel olarak bilinme- 57 Alman ilaç hukuku ile karşılaştırmalı olarak ilaca özgü tıbbi aydınlatma yükümü konusunda bkz. ve krş. Temel, Erhan, Alman Hukukunda Hekimin İlaç Tavsiye- sinden Kaynaklanan Aydınlatma Yükümlülüğü, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fa- kültesi, I. Sağlık Hukuku Sempozyumu, 08-09 Mayıs 2009, İlaç Hukuku, (Editörler: Doç. Dr. Murat Şen / Yard. Dr. Ahmet Başözen), s. 111 vd. 58 Hancı, İ. Hamit, Malpraktis, Tıbbi Girişimler Nedeniyle Hekimin Ceza ve Tazminat So- rumluluğu, Ankara 2006, s. 112-114; Hakeri, a. g. m., s. 137 vd. Ayrıca, ilaç kusur- larının önemli bir kesitini oluşturduğu bilinen ilaç uygulama hataları konusunda bkz. Uzun, Şenay / Arslan, Filiz, İlaç Uygulama Hataları, Türkiye Klinikleri, JMed Sci 2008, 28, s. 217-222. 126 İlaç Kullanımı Sonucunda Doğan Zararlardan... yen bir ilacı içeren bir reçeteyi görevi gereği kendiliğinden ve doğru- dan düzenleyip, ilaç bilgisini sunduktan sonra hastasına bu reçeteyi el- den verme yetkisine sahiptir. 59 Ancak, farmakolojik tıp alanında genel olarak etkisi bilinmeyen bir ilaç, sadece yeni üretilmiş olan tıbbî ürün- leri değil; bunun dışında kalan ikincil nitelikli ya da daha sonradan uygun tedavi biçimini gösterebilen ilaçları da kapsamaktadır. Bu ne- denle, hekimin, bir ilacı reçeteyle düzenleme konusu yaparken, mut- laka o ilaçla ilgili teorik ve pratik açıdan taşıdığı farmakolojik etki ve özellikleri ile birlikte işlevlerini araştırmalı ve gerektiğinde uzman ki- şilere de (konsültanlara da) danışmalıdır. Hekimin, reçete düzenlenme yükümlülüğünü hiç ya da gereği gibi yerine getirmemesi çerçevesinde, ilaç hukukuna aykırı eylemleri nedeniyle hukuksal sorumluluğunu gerektirmekte; sonuçta, hasta ve/ veya hastane yönünden zarar verici (olumsuz) etkiler yaratan özel ku- surlu eylem biçimleri, aşağıdaki örnek olgular biçiminde ilaç uygula- masında göze çarpmaktadır: 60 1. İlaç kullanımına ilişkin hastanın aydınlatılmış rızasının (ona- mının) alınmamış olması; 2. İlaçla ilgili uygulama ve istemlerin yazılı yapılması yerine, söz- lü veya uzaktan iletişim araçları (telefon vs.) aracılığıyla yapılması (ör- neğin, hastanede verilecek ilaçların yetkili hemşire yerine sadece has- tanın kendisi veya bir yakınına söylenmesi); 3. İlaç ile bağlantılı riskler konusunda hastayı uyarma yükümlü- lüğünün hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemiş olması; 4. İlacın yan ve ters etkilerini açıklama konusunda ihmal; 61 5. Hekimin ilacın kullanılmasıyla ilgili tüm bilgileri hastasına ek- siksiz olarak aktarmaması ve gerektiğinde bunları reçeteye yazmama- sı; 59 Bir ilacın hekim tarafından reçete edilmesi ve hastaya uygulanması sürecinin dört evreden (reçeteleleme/istem; istemin alınması; hazırlama; hastaya ulaştırma) oluş- tuğu; hekimin ilaç uygulamasından kaynaklanan sorumluluğunun, önemli bir ilaç uygulama hatası olan reçeteleme/istemlerden kaynaklandığı ifade edilmektedir. Bu görüşte bkz. Hakeri, a. g. m., s. 156-157. 60 Hakeri, a. g. m., 158-159. 61 Y. 13. HD, 19.10.2006, E. 2006/10057, K. 2006/13842 (Yayımlanmamıştır). TBB Dergisi 2010 (89) Mehmet Demir 127 6. Hasta açısından söz konusu olabilecek ilaç kontrendikasyonları- na dikkat edilmemesi; 62 7. İlacın uygulanma zamanı ve koşullarının dikkate alınmama- sı (örneğin, aspirinin tok karnına alınması konusunda hastaya gerekli uyarının yapılmaması); 8. Birden fazla ilacın reçete edilmesi durumunda, ilaç etkileşim- lerinin göz ardı edilmiş olması. Örneğin, digoksin ve potasyum azaltıcı etkili üretilen ilaçların bir arada kullanılması gibi; 9. İlacın hastaya uygunluğu konusunda, ilacın reçetesini yazma- dan önce gerekli tetkik, kontrol ve testleri yaptırmakta ihmal gösteril- mesi; 10. İlaç kullanımı sürecinde, ilacın erken yan etkilerinin tespit edil- mesine yönelik gerekli testlerin yaptırılmasında ihmal; 11. İlacın yan etkileri ortaya çıktığında, tedavi esnasında veya der- hal antidote uygulanmasında ihmal veya oluşan yan etkilerin hatalı te- davi edilmesi; 63 12. Yüksek dozda ilaç yazılması veya bir ilacın çok uzun bir süre alınmak üzere gelişigüzel reçeteye yazılması. Örneğin, Cignolin etken maddesi içeren majistral ilacın, terkip ve dozajının belirlenmesinde ka- bul edilebilir yüzdelik oranların (somut duruma göre %0.01–%25 aralı- ğındaki sınır değerlerin) çok üstüne çıkılarak yazılması gibi; 13. Yanlış ilaç yazma veya hastanın durumuna uymayan yanlış teşhise dayanarak ya da hastayı hiç görmeden ve muayene hizmetinde bulunmadan ilaç reçeteleri yazılması. Örneğin, çocuk hastada siproflok- sasin kullanılması, kadın hastada prostat ilacı reçete edilmesi, varlığını 62 Bu bağlamda, bir hasta için kesinlikte kontrendike olan, yani kullanılması gerek- li ve zorunlu olduğundan hekim tarafından yazıldıktan sonra eczacının bu ilacı kullanmaması gerektiği halde kendisine gelen hastaya vermesi durumunda, ilacın prospektüsünde bu tip bir hastalıkta kullanılmamasına ilişkin aydınlatıcı bir bilgi bulunmuyorsa ve hastada bu ilacın kullanılmasına bağlı bir zarar ortaya çıkmışsa, somut olayın koşulları ve özelliklerine göre sırasıyla ilacın üreticisi, eczacı ve heki- min ayrı ayrı ilaç kusurlarının olduğunu kabul etmek mümkündür. Bu yönde bkz. Hancı, a. g. e., s. 114. 63 Hastaların ilaçla tedavileri sürecinde, hastalarda ilaçlara karşı istenmeyen reaksi- yonların %5-15; ölümle sonuçlanan etkilerin ise %0,1 olduğu belirtilmektedir. Ha- keri, a. g. m., s. 162 ve dpn. 72. 128 İlaç Kullanımı Sonucunda Doğan Zararlardan... ve/veya kimliğini bilmediği bir hastanın sağlık karnesine gerçek dışı ve tamamen uydurma ilaçların gereksiz yere yazılması gibi; 14. İlaç değişimleri sırasında hastaya önceden kullanılan ilaçlar hakkında bilgi verilmemesi. Örneğin, hastaya lisinopril türü ilaç uy- gulanırken birden ramiprile türü ilacın da kullanılması, ancak, bunlar aynı etki mekanizmasına sahip ilaçlar olduğu halde, hastaya her ikisi- nin de kullandırılması gibi; 15. Keza, hasta üzerinde bir ilacın tamamen yanlış bir yolla kulla- nılması. Örneğin, lösemili bir hastada intravenöz verilmesi ve kendisi- ne rekenvinkristinin intratekal’ın reçete edilmesi gibi; 16. Hekimin, ilaç kalıcı bir zarara neden olmadan önce ilacı kullan- masını durdurması konusunda hastayı yönlendirmemesi gibi özel dturumlar, hekim yönünden birer farmakolojik kusur (ilaç kusuru) olarak kabul edilecek ve sonuçta, hukuksal sorumluluk (ilaç zararını tazmin yükümü) gerektiren bir hatalı tıbbî ilaç uygulamasının varlığı sabit görülebilecektir. 64 64 Keza, davacı–hastanın yüzündeki kırışık, leke ve sivilce izlerinin silinmesi için da- valı doktora gitmesi üzerine, doktorun yüzüne yaptığı uygulamalar ve kullandığı ruhsatsız ilaç nedeniyle sert nodüllerin oluşması, göz kapağının düşmesi, kırışıklık ve izlerin derinleşip yenilerinin eklenmesi suretiyle büyük ağrı ve ıstıraplar çekti- ğini ileri sürerek doktora ve … Sağlık Hizmetleri AŞ’ye karşı açtığı maddi-manevi tazminat davasında: Yargıtay, davalı doktorun eyleminin Adli Tıp raporunu esas alarak ‘kişinin sağlığına zarar verecek şekilde izinsiz ve ruhsatsız maddeyi uygula- maktan dolayı müessir fiil’ den ibaret olduğu ve bu nedenle ortaya çıkan zarardan tamamıyla sorumlu tutulmasına; davalı doktorun diğer davalı hastanede (…Sağlık Hizmetleri AŞ) görev yapmadığı, sadece bir geceliğine hastane odasını ücret karşı- lığı kullandığı ve doktorun müessir fiil olduğu kabul edilen eyleminden doğan za- rar ile hastanenin eylemi arasında illiyet bağının ve davacı ile sözleşme ilişkisinin bulunmadığı, bu nedenle hastanenin de zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gözetilerek, davalı … Sağlık Hizmetleri AŞ hakkındaki davanın ise red- dine karar verilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Yayımlanmamış olan bu karar için bkz. Y. 13. HD, 13.4.2006, E. 2006/ 905, K. 2006/ 5549.