powered by

powered by

makaleler M. Serhat KAŞIKARA TBB Dergisi, Sayı 84, 2009231 AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ’NİN 6. MADDESİ ÇERÇEVESİNDE MAKUL SÜRE İÇERİSİNDE YARGILANMA HAKKI M. Serhat KAŞIKARA ∗ Giriş İnsan hakları, demokrasi ve hukuk devleti; son yüzyılın yükse- len değerleridir ve insanlığın bin yıllar süren adalet, özgürlük ve eşit- lik mücadelesi sonucunda elde edilmişlerdir. Bu değerlerin yargılama alanındaki en önemli yansıması ise; adil yargılanma hakkıdır. Adil yargılanma hakkı, dokunulmaz ve vazgeçilmez bir hak ola- rak, yargılamanın insan haklarına ve demokratik kurallara en uygun şekilde yapılmasının ve böylelikle, insan hakları ve özgürlüklerin gü- vence altına alınmasının garantisidir. Evrensel nitelikli insan haklarının en önemlilerinden birisi olan adil yargılanma hakkı, Magna Carta Libertatum (Büyük Özgürlük Fermanı) 1 ile başlayarak bugüne kadar sürekli gelişmiş ve gerçek an- lamda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yerini bulmuştur. Avru- pa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi, tamamıyla adil yargılan- ma hakkına ve bu hakkın unsurlarına ayrılmıştır. Söz konusu madde- * Konya Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi. 1 Metnin tümü için bkz: Çeçen, Anıl, İnsan Hakları Rehberi, Ankara 1999, s. 11-12. “Yaygın görüşe göre, İnsan Haklarını düzenleyen metinlerin başlangıcı kabul edilen Magna Carta Libertatum (Büyük Özgürlük Fermanı), adil yargılanma hakkı konusu bakı- mından önemli bir belgedir. Batıda insan haklarının korunması ve sanıklara ceza kovuştur- ması sırasında bazı hak ve güvencelerin tanınması ile ilgili ilk hükümlerin sınırlı da olsa 1215 tarihli Manga Carta Libertatum’da yer aldığı kabul edilmektedir. Bu düzenlemelere göre Kraliyet Hâkimlerinin bakması gereken davalara hiçbir şekilde memurlar bakamaya- cak; özgür kişilerin mal ve can güvenliklerine, bağlı bulundukları mahkemelerin yasalara uygun bir kararı olmaksızın dokunulamayacak; yani mahkeme kararı dışında «tutuklama», «hapis», «sürgün», «mal müsaderesi» yapılamayacak ve de cezalar, suçun ağırlığı ile oran- tılı olacaktı.” (Akad, Mehmet, Genel Kamu Hukuku, 2.baskı, İstanbul 1997, s. 148.) M. Serhat KAŞIKARA makaleler TBB Dergisi, Sayı 84, 2009232 de adil yargılanma hakkının kapsamına nelerin dâhil olduğu teker te- ker sayılarak hepsi koruma altına alınmıştır. 2 Günümüzde demokratik devlet olmanın vazgeçilmez unsurların- dan biri haline gelen adil yargılanma hakkı, hukuk devleti ilkesinin de en önemli gereklerindendir. Hukuk devleti kavramı, şiddet tarafından çevrelenmiş bir dünyada, demokrasi ve insan haklarının insanlık için- de tutunabilmesini gayretleri bakımından hayatî önem taşımaktadır. Adil yargılanma hakkı, hukuk devleti ve adâletin en önemli koruyu- cularından birisidir. Adil yargılanma kavramı, evrensel adaletin sağ- lanması amacıyla hem usulü hem maddî hukuka ilişkin bazı hususlar yerine getirilmesini gerektirmektedir. 3 Bu bağlamda devletler, adil yargılanma hakkını, ya anayasaların- da temel haklara ilişkin bölümünde ayrıca belirterek ya da hukuk devleti kavramını geniş yorumlayarak güvence altına almaktadırlar. 4 Hukuk devleti kavramının ilk akla getirdiği çağrışım, genellikle devlet gücü- nün hukuk ile bağlılığıdır. Ancak sıklıkla unutulan bir husus vardır ki, o da hukuk devletinde kanunkoyucunun kanun hazırlarken göz önün- de bulundurması gereken belirli bir maddî içeriğin olduğudur. Özellik- le ceza muhakemesi hukuku gibi kişisel hakların bazı zorunlu durum- larda sınırlandığı bir hukuk dalına ilişkin düzenlemelerde dikkat edil- mesi gereken minimum garantiler vardır. Bu garantiler hukuk devle- ti ilkesine dayanır ve değişik ulusal hukuklarda farklı şekillerde orta- ya çıkarlar. Bu garantilerin hiçbirisinin temel içeriği herhangi bir şekil- de sınırlandırılamaz. 5 Bu bağlamda, diğer insan hakları gibi, adil yar- gılanma hakkının da hür, demokratik ve hukuka saygılı tüm rejimler- de güvence altına alınması bir zorunluluktur. 6 2 Erşen, Serkan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türk Hukukunda Adil Yargı- lanma Hakkı (Yüksek Lisans Tezi), Kırıkkale 2007, “Giriş” kısmından. 3 Karakehya, Hakan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. Maddesi (Adil Yargılanma Hakkı) Bağlamında Ceza Muhakemesinde Duruşma (Doktora Tezi), Eskişehir 2007, s. 20-21’deki dn. 66’dan dolaylı atıfla. 4 Karakehya (2007) a. g. e., s. 20’deki dn. 67’den dolaylı atıfla. 5 Karakehya (2007) a. g. e., s. 20’deki dn. 68’den dolaylı atıfla. 6 Karakehya (2007) a. g. e., s. 20’deki dn. 69’dan dolaylı atıfla: “Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Bush yönetimin, özellikle 11 Eylül sonrasındaki dönemde, terörle mücade- lede, vatandaş olmayan şüpheliler için kurulacak «Özel Askerî Komisyonlar»a ilişkin ya- yınladığı «Askerî Direktif» (military order), adil yargılanma ilkesinden önemli sapmalar içermektedir. (Direktif yayın tarihi, 13 Kasım 2003)”. makaleler M. Serhat KAŞIKARA TBB Dergisi, Sayı 84, 2009233 Adil yargılanma hakkı, batılı ülkeler tarafından tam anlamıyla uy- gulanmaya çalışılmakta, zaman içerisinde toplumdaki gelişmeye ve yeni gereksinimlere bağlı olarak sürekli geliştirilmektedir. Gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde ise, bu hakkın tam olarak güvence altına alınmadığı görülmektedir. 7 Türkiye’nin hedefi; kuşkusuz, hukuk devleti ilkelerinin egemen olması ve yargı dâhil tüm kurumlara yerleşmesi, insan haklarına say- gı gösteren ve bu hakları adil ve güvenilir bir hukuk düzeni içinde ko- ruyan, bütün faaliyetlerinde bu ilkelere bağlı bir devlete dönüşmek ol- malıdır. İnsan haklarının en temel parçalarından biri sayılabilecek nitelik- teki adil yargılanma hakkı çerçevesinde makul süre içerisinde yargılanma hakkını ele aldığımız bu çalışmada, gerek Türkiye uygulaması gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi uygulaması, titizlikle incelenmiştir. Makul süre içerisinde yargılanma hakkının ne olduğu, nasıl anlaşıldı- ğı gibi temel sorular üzerinde durularak, öğretideki yaklaşımlarla bir- likte, mahkeme içtihat ve kararları da birlikte ele alınıp işlenmeye ça- lışılmıştır. BİRİNCİ BÖLÜM I. AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ VE GETİRDİĞİ DENETİM MEKANİZMASI A. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin sui generis 8 bir niteliğe sahip olduğu ve bu özelliği nedeniyle de klasik uluslararası sözleşmelerden farklı şekilde değerlendirilmesi gerektiği, öğretide ileri sürülmekte- dir 9 . Bu ayrıcalık da, Sözleşmenin, taraf devletlere bazı yükümlülük- ler getiren emredici nitelikleri olan ortak hukuk belgesi olması esasından 7 Karakehya (2007) a. g. e., s. 22. 8 Nev’i şahsına münhasır; kendisine özgü (bir yapıda) olan. 9 Çavuşoğlu, Naz, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Avrupa Topluluk Hukuku’nda Te- mel Hak ve Hürriyetler Üzerine, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İnsan Hakları Merkezi Yayınları, Özel Dizi No.1, Ankara 1994, s. 83. M. Serhat KAŞIKARA makaleler TBB Dergisi, Sayı 84, 2009234 kaynaklanmaktadır. 10 Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Konseyi tarafından, 4 Kasım 1950 tarihinde Roma’da imzalanmış ve Sözleşme gereği, 10 üye ülkenin kabulü ile 3 Eylül 1953 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türki- ye, Sözleşmeyi, 10 Mart 1954 tarihinde 6366 Sayılı Kanunla uygun bul- muş, 18 Mayıs 1954 tarihinde de Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne vermesiyle birlikte, Sözleşme yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten itibaren de ülkemiz için Anayasa gereği bağlayıcılık kazanmış ve iç hukuku- muzun bir parçası hâline gelmiştir. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni imzalamakla, Sözleşmede yer alan bütün hak ve özgür- lüklere, hem kendi vatandaşları, hem de ülkesinde bulunan tüm yabancı- lar için uyma yükümlülüğü altına girmiştir. 11 1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin İç Hukukumuzdaki Yeri ve İç Hukuka Etkisi Uluslararası anlaşma ve sözleşmelerin Türk Hukukundaki yeri hususunda 1982 Anayasası, 90. maddesinde, üç önemli kural öngör- müştür. Bunlardan ilki, uluslararası anlaşmaların kanun gücünde ol- duğu; ikincisi, uluslararası anlaşmaların Anayasa’ya aykırılığının ile- ri sürülemeyeceği; üçüncüsü ise, usûlüne göre yürürlüğe konulmuş te- mel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmaz- lıklarda, uluslararası anlaşmaların hükümlerinin esas alınacağıdır. Anaya- sanın bu hükümleri amir niteliktedir. Türk hukukuna göre bir uluslararası sözleşmenin yürürlü- ğe girerek iç hukukta uygulanabilmesi için; söz konusu sözleşmeyi, TBMM’nin bir kanunla uygun bulması ve bu sözleşmenin Cumhur- başkanı tarafından onaylanması ve akabinde, Resmî Gazete’de yayım- lanması gereklidir. 12 Anayasa’nın 90. maddesinden, uluslararası antlaşmaların, kanun 10 Tunç, Hasan, “Milletlerarası Sözleşmelerin Türk İç Hukukuna Etkisi ve Avrupa İn- san Hakları Mahkemesinin Türkiye İle İlgili Örnek Karar İncelemesi”, Anayasa Yar- gısı Dergisi, Yıl 2000, C. 17, s. 184. 11 Erşen (2007) a. g. e., s .34’deki dn. 79’dan dolaylı atıfla. 12 Bkz. 1982 Anayasası m. 90/I. makaleler M. Serhat KAŞIKARA TBB Dergisi, Sayı 84, 2009235 gücünde olduğu ve doğrudan hüküm doğurduğu anlaşılmaktadır. 13 Ayrı- ca usûlüne uygun olarak yürürlüğe konmuş uluslararası antlaşmala- rın iç hukuk düzeninde geçerli ve bağlayıcı olacağı kesin olarak be- lirtilmiş olmaktadır. Diğer yandan, uluslararası antlaşmalar hakkın- da Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvuru- lamayacağı belirtildiğine göre, normlar hiyerarşisi yönünden ulusla- rarası anlaşmaların, diğer kanunların üstünde bir statüye sahip oldukla- rı söylenebilir. 14 Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Türkiye tarafından imzalan- makla iç hukukumuzun parçası hâline gelmiş, ulusal mahkemeler ve bütün kamu otoriteleri için bağlayıcı bir nitelik kazanmıştır. 15 2. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Getirmiş Olduğu Denetim Mekanizması (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) AİHS’yi, diğer temel hak ve hürriyetlere ilişkin uluslararası söz- leşmelerden daha önemli konuma getiren husus; başvurular sonucun- da taraf ülkelerin, sözleşme hükümlerine uygun davranıp davranma- dıklarını denetleyen bir yargılama mekanizmasının bulunmasıdır. 16 Böylece AİHS ile ortak güvence sistemine dayanan, uluslararası yar- gısal denetim mekanizması kurularak bireylere sağlanan güvenceler, yaptırıma bağlanmıştır. AİHS’nde yer alan insan haklarının pratikte uygulanıp uygulan- madığının denetlenmesi sorumluluğu, 1954 yılında oluşturulan Avru- pa İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa İnsan Hakları Divanı’na veril- miştir. 1 Kasım 1998 yılında yürürlüğe giren 11 No.lu Protokol ile bah- sedilen bu iki organın yerini, tam zamanlı olarak çalışan tek bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi almıştır. Ayrıca Bakanlar Komitesi’nin yar- gısal nitelikli işlevi de ortadan kaldırılmıştır. Yapılan bu yenilik, siste- 13 Erşen (2007) a. g. e., s. 38’deki dn. 86’dan dolaylı atıfla. 14 Kapani, Münci, Kamu Hürriyetleri, 6.Bası, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ya- yınları, Ankara 1981, s. 133. 15 Türmen, Rıza, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin İç Hukukumuza Etkileri, Anayasa Mahkemesi’nin 38. Kuruluş Yıldönümü Dolayısıyla Düzenlenen Panel. 16 Karakehya (2007) a. g. e., s. 27. M. Serhat KAŞIKARA makaleler TBB Dergisi, Sayı 84, 2009236 min yargısal nitelik kazanması açısından son derece olumlu olmuştur. 17 AİHM’nin vermiş olduğu kararlar, AİHS’ye taraf olan devletler için “bağlayıcı” niteliktedir. Diğer üye ülkeler, hukuken bu kararla bağ- lı değildirler. Ancak Mahkeme’nin kararına konu olan benzer olaylar- da kendileri bakımından da aynı şekilde karar verileceğini öngörmek zorundadırlar. 18 Yüksek Sözleşmeci Taraflari 19 taraf oldukları davalarda, Mahkeme’nin kesinleşmiş kararlarına uymayı taahhüt ederler. Mahkeme’nin kesinleşmiş kararları, kararın uygulanmasını denetleye- cek olan Bakanlar Komitesi’ne gönderilir. 20 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararlar esas itiba- riyle, iç hukukta yapılan işlem veya eylemin, Sözleşme hükümlerini ihlal edip etmediğine yöneliktir. Bu bakımdan Mahkeme, üye devlet- ler açısından, devletler-üstü bir temyiz mahkemesi değildir. Mahkeme- ce, ilgili devletin, Sözleşme hükümlerini ihlâl ettiğine karar verildiği takdirde, Mahkeme tarafından ilgili devlete yönelik olarak bir tazmi- nata hükmedebileceği gibi; iç hukuk kuralının, Sözleşme kuralları ile bağdaşmadığı da Mahkeme kararlarında vurgulanabilir. Bu son du- rumda ilgili devlet, söz konusu iç hukuk kuralını Sözleşme ile uyumlu hâle getirmediği takdirde, Mahkemeye, benzer şekilde yapılacak her başvuruda, Mahkemece ilgili devlete, Sözleşmenin aynı kuralını ihlâl ettiğine yönelik bir karar verilmesi kuvvetle muhtemel olacaktır. Mahkemenin yargı kararları, AİHS md.44’e göre kesinleştiği tak- dirde artık, kesinleşen bu yargı kararları aleyhine başka bir yargı mer- ciine başvurulamaz. Ancak kararın yorumlanması ya da karar üzerin- de etkili olabilecek birtakım yeni bulguların ortaya çıkması halinde, kararın yenilenmesi Mahkeme’den istenebilecektir. 21 17 Bıçak, Vahit, Yeni Yapısıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi. 18 Karakehya (2007) a. g. e., s. 28’deki dn. 87’den dolaylı atıfla. 19 Diğer bir deyişle, AİHS’ne taraf olan devletleri ifade eder. 20 AİHS m. 46. 21 Batum, Süheyl, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Türkiye, İstanbul 1996, s. 50. makaleler M. Serhat KAŞIKARA TBB Dergisi, Sayı 84, 2009237 İKİNCİ BÖLÜM I. ADİL YARGILANMA HAKKI 22 “Kimseye hakkı ve adaleti satmayacağız; kimseyi adaletten menetmeyeceğiz ya da geciktirmeyeceğiz.” Magna Carta Libertatum (m.40) A. Kavram Bir insan hakkı olan “adil yargılanma hakkı” kavramının ne ifade et- tiği ve de terimsel olarak adlandırılması hususunda, öğretide bir bir- lik yoktur. Türkiye’nin de taraf olduğu AİHS’nin 6. maddesi, adil yargılan- mayı tanımlamaktadır. Maddenin bütünü ele alınırken İngilizce ya- yınların çoğunda “fair trial” 23 kavramı 24 kullanılmaktadır. “Fair trial” 25 22 Bazı dillerdeki karşılıkları olarak: the right to a fair trial [EN]; adél margan lis [VEEN]; das Recht auf ein gerechte Verfahren [DE]; le droit à un procès équitable [FR]; i diritti a un processo equo [IT]; el derecho a un juicio justo [ES]; os direitos a um julgamento justos [POR]. Abi. Bkz. Kaşıkara, M. Serhat, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Çerçevesinde Adil Yargılanma Hakkı, Konya 2008. 23 Bazı dillerdeki karşılıkları olarak: fair trial [EN]; adél margan [VEEN]; faires Ge- richtsverfahren [DE]; procès équitable [FR]; giusto processo [IT]; juicio justo [ES]; julgamento justo [POR]. 24 AİHS’nin, işbu sözleşmeyi imzalayan ülkeler için bağlayıcı bir belge olması nedeni ile, İngiltere, Sözleşme ile korunan hakların net ve açık bir şekilde düzenlenmesini talep etmiştir. «Fair trial» (adil yargılanma) ilkesinin anavatanı olan İngiltere’nin talebi, oldukça ilgi çekicidir. [Toklu, Erdinç, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Çerçe- vesinde Adil Yargılanma Hakkı (Yüksek Lisans Tezi), Kocaeli 2001, s. 26’daki dn. 79- 80’den dolaylı atıfla.] 25 “«Fair trial» kavramının temelini, Anglo-Amerikan hukukundaki «due process of law» kavramı oluşturmaktadır. Bu kavram Fransız hukukundaki «proces de lei» teriminden kay- naklanmakta olup, Fransız hukukuna da 1354 yılında, 1215 tarihli Manga Carta’dan alın- mıştır. Daha sonraları kavramın 17. yüzyılda Hâkim Edward Coke tarafından ele alınıp ge- liştirildiği görülmektedir.” Karakehya (2007) a. g. e., s. 16’daki dn. 49’dan dolaylı atıf- la. Amerika’da, «fair trial» kavramının karşılığı olarak genelde «due process» kav- ramına yer verilmektedir. Bu kavramın Amerikan hukukunda ifade ettiği anlam ve içinde yer alan alt haklar için Bkz. Kunter, Nurullah / Yenisey, Feridun / Nu- hoğlu, Ayşe, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, 14. bası, İs- tanbul 2006, s. 27 vd.. M. Serhat KAŞIKARA makaleler TBB Dergisi, Sayı 84, 2009238 teriminin Türkçe karşılığı konusunda değişik birçok görüş vardır. Adil yargılanma hakkı, Sözleşmede ve Sözleşmenin Türkçe çevi- risinde, “adil yargılama” 26 olarak ifade edilmiştir. Öğretide, bu husus- ta farklı ifade tarzlarına rastlanmaktadır. Zabunoğlu’na göre: “söz ko- nusu hakkın doğru karşılığı “adil yargılanma hakkı”dır. “Adil yargılama”, öznesi yönünden edilgen bir yapıya sahip olduğundan, diğer bir ifadeyle, be- lirsizlik taşıdığından; bu ifade yerinde değildir. Ayrıca adil yargılanma hak- kı, birey için bir “temel hak” kimliğini baskın bir biçimde ortaya koymakta- dır. Bunun yanı sıra, yargılama makamı açısından da adil yargılama yap- ma görevi getirmektedir. Öte yandan “adil bir yargılanma” daima “doğru bir yargılama”yı da içerir. Adil yargılanma hakkı, hak arama özgürlüğünün için- de yer alır. Bir diğer ifadeyle, hak arama özgürlüğü, asal (asıl/esas) bir kav- ram; adil yargılanma hakkı ve hele yargı makamı açısından adil yargılama yapma görevi, hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısıdır”. 27 Gölcüklü/Gözübüyük 28 ile Versan’a 29 göre: kavram için “adil yargıla- ma” terimi uygundur. Akıllıoğlu’na 30 göre: “doğru yargılama” denme- lidir. Dönmezer’e göre: “Yargılamanın sonucunun adil olması AİHS’nin 6. ve diğer maddelerinde hedeflenen bir şey olamaz. Ama AİHS’nin ifade et- tiği şey şudur: Adil sonuca varırken dürüst yollardan gideceksiniz. Adamı döversiniz, ona söversiniz ve onu söyletirsiniz; neticede verdiğiniz hüküm adil olur. Ama bu dürüst bir yargılama değildir. Bu itibarla; “doğru yargıla- ma” ifadesi, bu hakkı ifade etmek için daha doğru bir tercihtir ve bu terim ka- bul edilmelidir”. 31 İnceoğlu’na göre: ““Fair trial” teriminin dilimizdeki tam çevirisi “hakkaniyetle yargılama” veya “hakkaniyete uygun yargılama”dır. 26 Çelik, Adem, 1982 Anayasası’nda Adil Yargılanma Hakkı (Yüksek Lisans Tezi), Ankara 2006, s. 21’deki dn. 67’den dolaylı atıfla. 27 Zabunoğlu, Yahya, Adil Yargılanma Hakkı ve İdarî Yargı, İzmir Barosu Yargı Refor- mu 2000 Sempozyumu, Ekim 2000. 28 Gölcüklü, Feyyaz / Gözübüyük, A.Şeref, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygu- laması - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İnceleme ve Yargılama Yöntemi, Ankara 2003, s. 220. 29 Versan, Rauf, Adil Yargılama Üzerine, İstanbul Barosu Dergisi, Yıl:1990/1-2-3, İs- tanbul 1990, s. 123 vd. 30 Bkz. Akıllıoğlu a. g. eserleri. 31 Dönmezer, Sulhi, İzmir Barosu Yargı Reformu 2000 Sempozyumu, Ekim 2000, s. 339. Kanaatimizce Dönmezer, burada, hukuka uygun şekilde yargılama düşüncesinden hareketle, «delil yasakları» konusuna değinmektedir. Delil kuralları, delil elde etme usûlleri ve hukuka aykırı deliller (yasak deliller) ile bunların değerlendiril- mesi konularında bkz. Kaşıkara, M. Serhat, Ceza Muhakemesi Hukukunda Delil Elde Etme Yasakları, Konya 2008. makaleler M. Serhat KAŞIKARA TBB Dergisi, Sayı 84, 2009239 AİHS’nin 6.maddesinin bütününe işaret edildiğinde “adil yargılama” teri- mini kullanma; buna karşılık, 6.maddedeki ilke ve hakların bütününü kapsa- yan bir hak olarak kullanıldığında ise, “adil yargılanma hakkı” terimini kul- lanma” tercih edilmelidir. 32 Aliefendioğlu ise: “adil yargılanma” terimi- ni tercih etmiştir. 33 Erşen’e göre: “Biz “adil yargılanma hakkı” kavramı- nın, “doğru yargılanma ve yargılama” ifadesini de kapsadığını düşündüğü- müzden; “adil yargılanma hakkı” kavramını kullanacağız” demektedir. 34 Eroğlu’na göre: ““yargılanma” kelimesinin, yalnızca Ceza Hukukunu kap- sadığını; oysa “yargılama” kelimesinin daha kapsayıcı olduğunu belirtmek- te ve bu sebeple, çoğu kez “doğru yargılama” kavramını kullanmayı tercih et- tiğini” söylemektedir. 35 Aybay ise: “düzgün yargı hakkı” karşılığını uy- gun görmektedir. 36 Katıldığımız görüşe 37 binaen, kanaatimizce; “fair trial” kavramının karşılığı olarak, AİHS’nin 6. maddesindeki güvenceleri içeren kural- lara uygun, hile yapılmaksızın, doğru ve de dürüstçe gerçekleştirilen bir muhakeme faaliyetini ifade eden “adil muhakeme” teriminin kulla- nılması daha uygun olurdu. Çünkü yapılan faaliyetin, Sözleşme’nin 6. maddesindeki güvenceleri içeren kurallara uygunluğunu ve bun- ları dürüst bir şekilde uygulanmasını “adil”; iddia, savunma ve yar- gılama makamları tarafından birlikte yapılan kolektif faaliyeti de “muhakeme” 38 kavramları ifade etmektedir. Diğer taraftan, “doğru yar- 32 İnceoğlu, Sibel, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2002, s. 2-3. İnceoğlu, kavramın tam karşılığı olarak «hakkaniyete uygun yargılama» teriminin kullanılması gerektiğini savunmakta; ancak pratik kaygılar dolayısıyla «adil yargılama» terimini kullandığını söylemektedir. 33 Aliefendioğlu, Yılmaz, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasal Açıdan Adil Yargılanma Hakkı”, Anayasa Yargısı 10, Anayasa Mahkemesi Yayınları, An- kara 1993, s. 359. 34 Erşen (2007) a. g. e., s. 11. 35 Bkz. Eroğlu, Cem, “(…)ilgili makalesi”, Çağdaş Hukuk Dergisi, Aralık 1997, s. 22. 36 Aybay, Rona, Yabancılar Hukuku, İkinci Baskı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2007, s. 285 vd. Aybay’a göre; “Anayasa’ya, 2001 yılı Ekiminde yapılan deği- şiklikle, AİHS’ndeki «düzgün (fair) yargı» kavramının yanlış çevirisi olarak «Adil Yargı- lanma Hakkı» kavramı da eklenmiştir.”. 37 Aynı görüşte olan Karakehya için Bkz. Karakehya (2007) a. g. e., s. 18; Çelik için Bkz. Çelik (2006) a. g. e., s. 22. 38 Yargılama; sadece yargılama makamı tarafından yapılan bir faaliyettir. Oysa mu- hakeme; iddia, savunma ve yargılama makamı tarafından yapılan kolektif faaliye- ti ifade eden daha geniş bir kavramdır. Bu bağlamda ceza muhakemesinin tümü- nü ifade etmesi bakımından bu terimin kullanılması daha uygun olacaktır. Ana- M. Serhat KAŞIKARA makaleler TBB Dergisi, Sayı 84, 2009240 gılama” ifadesi, söz konusu hakkı tam manasıyla ifade etmek için ye- terli değildir. Çünkü bu ifade daha çok, “yargılama yapacak makamların uyması gereken kuralları” ifade eden bir anlam taşımakta ve bu itibarla yargılama yapacak makamların bir görevi olarak görülmektedir. 39 B. Uygulama Alanı AİHS’nin, “adil yargılanma hakkı” nı düzenleyen 6. maddesi şu şe- kildedir: “Adil Yargılanma Hakkı 40 1. Herkes, gerek medenî hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizâlar, gerek cezaî alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir. Hüküm açık oturumda verilir; ancak, demokratik bir toplumda genel ahlâk, kamu düzeni ve ulusal güvenlik yararına, küçüklerin korunması veya davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veya davanın açık oturumda görülmesinin adâletin selâmetine zarar verebileceği bazı özel durumlarda, mahkemenin zorunlu göreceği ölçüde, duruşmalar dava süresin- ce tamamen veya kısmen basına ve dinleyicilere kapalı olarak sürdürülebilir. 2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya dek masum sayılır. 3. Her sanık şu haklara sahiptir: a. Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa za- manda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek, yasamızda da sadece mahkeme veya hâkim tarafından yapılan faaliyetler yargı- lama faaliyeti olarak adlandırılmaktadır (Any. m. 138 vd.). Bu konuda bkz. Cen- tel, Nur / Zafer, Hamide, Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul 2005, s. 4. “«Muhake- me hukuku»nu «yargılama hukuku» diye Türkçeleştirmek doğru değildir. Çünkü «yargıla- ma», «kaza»nın Türkçesidir ve «kaza»; muhakemeyi oluşturan üç görevden, en önemlisi de olsa, yalnız biridir.” Bu konuda abi.Bkz. Kunter / Yenisey / Nuhoğlu (2006) age.. 39 Aynı görüşte olan Çelik için bkz. Çelik (2006) a. g. e., s. 22. 40 Madde başlığı, Sözleşmeye «11. Protokôl» ile eklenmiştir. makaleler M. Serhat KAŞIKARA TBB Dergisi, Sayı 84, 2009241 b. Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip ol- mak; c. Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir avukatın yardımın- dan yararlanmak ve eğer avukat tutmak için malî olanaklardan yoksunsa ve adâletin selâmeti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek, d. İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıkları- nın da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında çağırılmasının ve dinlenmesi- nin sağlanmasını istemek, e. Duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından para ödemeksizin yararlanmak.” 6. madde; bireyin, medenî hak ve yükümlülüklerinin belirlenme- si veya suçlanması durumunda adil ve açık yargılanma hakkını temi- nat altına almaktadır. 41 Adil yargılanma hakkı, medenî hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklar ile ceza davalarına ilişkin yargılamalarla sınırlı tutul- muştur. Ancak, 6. madde hükmünde ne medenî hak ve yükümlülük kav- ramı, ne de ceza davasına ilişkin itham kavramı tanımlanmıştır. Bu ne- denle hangi hak ve yükümlülüklerin kapsama dâhil olduğu, hangi yaptırımların ceza niteliği (ya da cezaî nitelik) taşıdığı, önemli bir iç- tihat konusu olmuştur. 42 Dolayısıyla, Sözleşmenin 6. maddesinde ifa- de edilen adil yargılanma hakkı, kısmen sınırlı tutulmuş gibi gözükse de, Komisyon ve Mahkeme’nin benimsediği “otonom kavramlar” dokt- rini uyarınca; maddenin içeriğinden ayrı olarak, kavramın zorunlu so- nuçları sıfatıyla madde hükmüne zımnen dâhil unsurlar, Mahkeme- ce saptanmıştır. 43 Diğer bir deyişle; adil yargılanma hakkını içeren hü- kümler, numerus clausus 44 değildir; Mahkemece, adil yargılanma hak- kının kapsamına ilişkin olarak Sözleşme’ye, yorum yoluyla sonradan eklemlemelerde bulunulmuştur. 41 Çelik (2006) a. g. e., s. 24’teki dn. 73’ten dolaylı atıfla. 42 Soydan, Billur Yatlı, “İnsan Hakları Açısından Vergi Yükümlüsünün Adil Yargı- lanma Hakkı”, Vergi Sorunları Dergisi, S.143, Ağustos 2000, s. 154. 43 Çelik (2006) a. g. e., s. 24’teki dn. 74’ten dolaylı atıfla. 44 Tahdîdi; sınırlı (sayıda). M. Serhat KAŞIKARA makaleler TBB Dergisi, Sayı 84, 2009242 II. ADİL YARGILANMA HAKKININ UNSURLARI Sözleşme’nin 6. maddesindeki adil yargılanmaya ilişkin hak ve il- kelerden bir kısmı açıkça maddede belirtilmiş, bir kısmı ise, AİHM ta- rafından genişletici yorum yöntemi ile madde metnine dâhil zımnî un- surlar olarak belirlenmiş ve bu belirlenen ilkeler, artık AİHM içtihadı haline gelmiştir. 45 AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının te- mel unsurlarını şu şekilde sıralayabiliriz: • Mahkeme Önünde Hak Arama (Dava hakkı) • Yasayla Kurulmuş Yetkili, Bağımsız ve Tarafsız Mahkeme Önünde Yargılanma Hakkı • Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı (Adil Duruşma Hakkı) • Makul Süre İçerisinde (Gereksiz Gecikme Olmaksızın) Yargı- lanma Hakkı • Alenî Yargılanma Hakkı (Davaların Alenî Surette Görülmesi ve Kamuya Açık Yargılama Hakkı) • Masumiyet Karinesi (Suçsuzluk Karinesi) • Sanığın, Suçlamadan Haberdar Olması (Sanığın, İsnadın Nite- liğini ve Nedenini Geciktirilmeksizin Anladığı Dilde Öğrenme Hakkı) • Sanığın, Savunmasını Hazırlaması İçin Yeterli Zaman ve İmkâna Sahip Olması • Sanığın, Bizzat veya Müdafi Aracılığıyla Kendini Savunma Hakkı (Avukat Tutma ya da Avukat Yardımından Faydalanma Hakkı) • Tanıkların Dinlenmesinde Eşitliğin Sağlanması (Tanık Dinlet- me ve Sorgulama Hakkı) • Sanığın, Tercümandan Ücretsiz Yararlanma Hakkı 45 Aliefendioğlu (1993) a. g. e., s. 359. makaleler M. Serhat KAŞIKARA TBB Dergisi, Sayı 84, 2009243 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM I. MAKUL SÜRE İÇERİSİNDE YARGILANMA HAKKI “Adâletin gecikmesi adâletsizliktir.” W. S. Landor A. Kavram AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından bir tanesi de “yargılamanın makul süre içerisinde bitirilmesi” ilkesidir. Bir yargılamanın adil olabilmesi, her şeyden önce yargılamanın makul sürede bitirilmesini gerektirir. 46 Toplumun yar- gı organlarına olan güveninin korunabilmesi, hakkın gerçek sahibine bir an önce tesliminin sağlanması ve uyuşmazlığın taraflarının en kısa süre içerisinde tatmin edilebilmesi açısından yargılamanın makul süre içerisinde bitirilmesi ilkesi son derece önemlidir. 47 Tüm hak arayanlar için geçerli olan bu ilkenin amacı; uyuşmazlı- ğın taraflarını yargılanma işlemlerinin sürüncemede kalmasına karşı korumak, uyuşmazlık konusu hakka bir an önce ulaşabilmelerini sağ- lamak ve tarafların, davanın nasıl sonuçlanacağı konusunda endişe ile yaşamalarını önlemektir. 48 Anayasa’nın 141. maddesinde “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir” denilmek suretiyle da- vaların makul bir süre içerisinde bitirilmesi gerekliliği açıkça düzen- lenmiştir. Aynı şekilde, HUMK’nın 77. maddesinde hâkim; “tahkîkat ve muhakemenin mümkün olduğu derecede sürat ve intizam dairesinde yürütül- mesine dikkatle yükümlü” kılınmıştır. 49 Makul sürede, geciktirilmeden yargılanma hakkı, insanlık tarihi- nin her döneminde önemini korumuştur. Bu temel hak; insanlık ta- rihinin ilk yazılı anayasası olarak bilinen 19 Haziran 1215 tarihli Mag- na Carta Libertatum’da, “Kimseye hakkı ve adâleti satmayacağız, menetme- 46 Çelik (2006) a. g. e., s. 111’deki dn. 375’ten dolaylı atıfla. 47 Demircioğlu, Yaşar, Medeni Usûl Hukukunda İnsan Hakları ve Adil Yargılanma Gü- venceleri (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara 2001, s. 387. 48 Çelik (2006) a. g. e., s. 42. 49 Çelik (2006) a. g. e., s. 111. M. Serhat KAŞIKARA makaleler TBB Dergisi, Sayı 84, 2009244 yeceğiz ve geciktirmeyeceğiz” 50 sözleriyle ifadesini bulmuştur. Davaların makul süre içerisinde bitirilememesi, tarafların yargıya olan güveni- ni sarsmakta ve özellikle de davanın gecikmesinde yararı olana cesa- ret vermektedir. Devletin, yargıya olan güveni sağlamak ve bu güve- ni devam ettirmekteki ödevini gecikmeksizin yerine getirmesi gere- kir. Makul süre içerisinde bitirilemeyen davanın sonunda hakkını elde eden taraf, bu gecikme sebebiyle ya hakkını tam olarak elde edeme- yecek ya da bu gecikmeden dolayı zarar görecektir. Yargılama makul süre içerisinde bitirilemez ise bu, yargıdan kaçışa sebep olacak, bura- daki boşluk ise zorla hak elde etme şeklinde yasal olmayan biçimde doldurulacaktır. 51 Davaların yargılama makamları önünde zaman içinde uzayıp git- mesi, sürüncemede kalması, pek çok ülkede şikayetlere neden olmak- tadır. Gecikmiş adalet, adaleti zedelediğine göre, adil yargılama taah- hüdünde bulunmuş Sözleşme’ye taraf devletlerin bu duruma çare bul- maları kaçınılmaz bir zorunluluktur. 52 AİHS’nin 6. maddesinin 1. fıkrası, Sözleşme’ye taraf devletleri, kendi hukuk sistemlerini ve mahkemelerinin işleyişlerini, bu fıkra ge- reklerinden her birini yerine getirecek şekilde düzenlemeler yapmaya mecbur tutmaktadır. 53 Adil yargılama güvencesini gerçek kılmak için Sözleşme’ye taraf devletler, gerekli önlemleri almak zorundadırlar. 54 Örneğin, yargılamanın makul süre içerisinde bitirilebilmesi için yeterli sayıda mahkeme kurulması yahut yargıç görevlendirilmesi bu zorun- luluklar arasında gösterilmiştir. 55 Devletin, hakkı ihlâl edilen kimsele- rin başvuracağı etkin bir kanunyolu sağlama yükümlülüğü vardır. 56 AİHS’nin 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan makul sürede yargılan- ma ilkesi hem medenî hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların, 50 Bkz. Magna Charta Libertatum m. 40. 51 Pekcanıtez, Hakan, “Adil Yargılanma Hakkı”, İzmir Barosu Dergisi, 1997, s. 41. 52 Gölcüklü / Gözübüyük a. g. e., s. 257. 53 Doğru, Osman, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlar Rehberi, İstanbul 1999, s. 269. 54 Bkz. Bunkate-Hollanda davası, 26.5.1993 A-248-b § 20-23; Barbara Jabardo-İspanya davası, 6.12.1988 A-146 s. 33 § 78. 55 Gölcüklü / Gözübüyük a. g. e., s. 240 ile 257. 56 Gözlügöl, Said Vakkas, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Hukukumuza Etkisi, An- kara 1999, s. 133. makaleler M. Serhat KAŞIKARA TBB Dergisi, Sayı 84, 2009245 hem de bir suç isnadının karara bağlanması açısından bağlayıcıdır. 57 “Makul sürede yargılama ilkesi” medenî yargılama hukuku siste- minde; “usûl ekonomisi ilkesi” 58 kapsamında yer almaktadır. Hukuku- muzda, usûl ekonomisi ilkesinin kanunî dayanağı mevcuttur (HUMK m. 77; AY m. 141) ve bu ilke anayasal sosyal hukuk devletinin (AY m. 2; m. 10/II; m. 31/I) bir sonucudur. Davaların, sonuçta elde edi- lecek hükmün yararını ortadan kaldıracak kadar uzaması sosyal hu- kuk devleti ilkesi ile bağdaşmaz. Hâkim, usûl hükümlerini yorumlar- ken ve adâletli karar verilmesinin sağlanmasında bu ilkeyi her zaman göz önünde bulundurmalıdır. Söz konusu ilke, adalet dağıtımının ça- buk ve ucuz olmasına hizmet ettiği için sadece mahkemeler değil, ta- raflar bakımından ve dolayısıyla da toplum açısından önem taşıyan bir ilkedir. Devlet eğer, “adaletli devlet” olduğu iddiasında ise, halkı- na sunduğu yargılama hizmetiyle hak dağıtırken kişilerin en az gecik- me ve en az giderle ve en az zahmetle hakkına kavuşmasını sağlamak yükümlülüğündedir. 59 Diğer yandan, her dava konusu ve her olay için geçerli, her ihtimâli kapsayan standart bir “makul süre” tespiti oldukça zordur. Her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi ve makul sürenin aşılıp aşılmadı- ğının tespiti mümkündür. 60 Nitekim, Strasbourg organları bu konu- da pragmatik davranmakta “makul süre”yi takdirde, her somut ola- yın ayrıntılı özelliklerini göz önünde tutup değerlendirerek sonuca varmaktadır. 61 Makul süre, davaların çabuk sonuçlandırılmasını, özellikle her ne pahasına olursa olsun çabuk bitirilmesini amaçlayan bir ilke değildir. 62 Eğer böyle olsaydı, yargılama sonunda verilen kararın doğru bir karar olmasından ferâgat edilmiş olurdu. Bu nedenle yargılamanın çabuk de- 57 İnceoğlu (2002) a. g. e., s. 356. 58 Usûl ekonomisi (dava ekonomisi, çabukluk, basitlik ve ucuzluk) ilkesi; davaların maddi gerçekliğe uygun olarak çabuk, ucuz, basit, her türlü bürokratik engelden uzak ve adil (tarafları tatmin eden) bir yargılama sonunda çözümlenmesi kuralı- dır. [Çelik (2006) a. g. e., s. 113’teki dn. 386’dan dolaylı atıfla.] 59 Çelik (2006) a. g. e., s. 113’teki dn. 387’den dolaylı atıfla. 60 Pekcanıtez (1997) a. g. e., s. 41; Gölcüklü / Gözübüyük a. g. e., s. 240 ile 257. 61 Bkz. Buncholz-Almanya davası, 6.5.1981 Seri-A-42 § 49; Dobertin-Fransa davası, 25.6.1993 A-256-d § 42; Erkner et Hofauer-Avusturya davası, 23.4.1987 A-117 § 66. 62 Pekcanıtez (1997) a. g. e., s. 43. M. Serhat KAŞIKARA makaleler TBB Dergisi, Sayı 84, 2009246 ğil, makul süre içinde bitirilmesi amaçlanmıştır. Zira makul süre, ön- ceden belirlenebilen bir süre veya azamî bir süre değildir. Bu, her dava ya da iş için ayrı ayrı uygulanması gereken akılcı bir tutumun ifadesi- dir. Hukuk devleti ilkesi de, bir taraftan gerçek anlamda hukukî ko- runmayı, öteki taraftan hukukî güvenliğin sağlanması ve uyuşmazlık konusunun makul süre içinde sonuçlandırılmasını gerekli kılmakta- dır. Kanunkoyucu bir taraftan gerçek ve adil yargılamayı, diğer taraf- tan da uyuşmazlığın makul süre içerisinde sonuçlanmasını telif eder şekilde düzenleme yapmalıdır. 63 Makul sürede yargılama yapılması, aynı zamanda delillerin hak- kaniyete en uygun bir şekilde değerlendirilebilmesinin de garantisidir. Yargılamanın uzun sürmesi durumunda, tanıkların hafızaları zayıfla- yabilir, tanıklar bulunamayabilir, diğer deliller tahrip olabilir. Bu gibi olumsuz durumların önlenebilmesi için de makul sürede yargılama- nın yapılması gerekmektedir. 64 1. Makul Sürenin Değerlendirilmesinde Kullanılan Ölçütler Makul sürede yargılanmanın sağlanmasında, üç temel ölçüt- ten hareket edilmektedir. Bunlar; dava konusunun niteliği, yargıla- ma sırasında tarafların tutumu ve ulusal yargılama makamlarının (mahkemelerin) davranışlarının, makul sürede yargılamayı etkileyip etkilemediğidir. 65 a. Dava Konusunun Niteliği Dava konusunun niteliği; gerek hukukî meselenin çözümündeki güçlük gerekse dava ile ilgili kanıtların toplanmasında karşılaşılan en- gel ve karmaşık durumlar yahut hastalık veya tutukluluk gibi ilgilinin özel hâline ilişkin hususlardır. 66 AİHM, işin niteliğini değerlendirirken davanın hızla sonuçlandı- 63 Pekcanıtez (1997) a. g. e., s. 43. 64 Uluslararası Af Örgütü, Adil Yargılanma Hakkı, çev.: Fadıl Ahmet Tamer / Erol Kaplan, 1. baskı, İstanbul 2000, s. 202. 65 Çelik (2006) a. g. e., s. 43. 66 Pekcanıtez (1997) a. g. e., s. 42. Ayrıca bkz. Buchholz-Almanya davası, 6.5.1981 A-42 § 52; Tomasi-Fransa davası, 27.5.1992 A-241-a § 8. makaleler M. Serhat KAŞIKARA TBB Dergisi, Sayı 84, 2009247 rılmasının ilgililer yönünden önemini, işin karmaşıklık derecesini, 67 ta- nık ya da sanığın sayısal miktarını, delillerin toplanmasında karşılaşı- lan güçlüğü göz önünde tutmaktadır. 68 Basit bir tahliye davası ile bü- yük bir şirketin feshi davası aynı sürede bitirilemeyecektir. 69 Dolayı- sıyla, yargılamaya konu olan olayın çok karmaşık olması 70 ve bu kar- maşıklık nedeniyle soruşturma dosyasının çok yönlü bulunması ma- kul sürenin tayininde ilk nedendir. 71 67 Çelik (2006) a. g. e., s. 117’deki dn. 399’dan dolaylı atıfla: “Olayın olağanüstü karma- şıklığı ve gecikmeye neden olan diğer kaçınılmaz sebepler, yargılamanın olağanüstü uzun- luğunu haklı kılmaktadır. Bununla birlikte ilk derece mahkemelerinin davayı mazeretsiz er- telemeleri ve duruşmaları aşırı geciktirmeleri de mâkul sürenin asılmasına neden olmuş- tur. Bkz. Wemhoff-Almanya davası, 21.2.1975 Seri- A 18, § 62-63.” 68 Çelik (2006) a. g. e., s. 117’deki dn. 400’den dolaylı atıfla: “Sadi Mansur-Türkiye da- vasında, 1.11. 1984’de başlayıp, 30.4.1991’de sona eren ve 6 yıl 6 ay süren davanın ma- kul sürede yargılama ilkesiyle bağdaşmadığı yolundaki itirazlara karşılık Türk Hükümeti; uyuşturucu trafiği ile ilgili olan bu davada, Türkiye ile Yunanistan arasında adlî yardım- laşmaya ilişkin olan kuralların pek uygulanamadığı, Yunanistan’da devam etmekte olan davadaki bilirkişi raporunun geç intikâl ettiği, Yunan makamlarının dava belgelerinin elde edilmesinde ihmalkâr davrandıklarını ileri sürmüştür. Buna karşılık şikâyetçi, Türk mah- kemelerinde yeminli tercüman bulunmaması nedeniyle Yunanistan’dan intikâl eden bel- gelerin bir türlü zamanında çevrilemediğini ileri sürmektedir. İnsan Hakları Komisyo- nu, mâkul bir süre içerisinde nihaî bir karar verilmesine elverecek şekilde hukuk sistemi- ni örgütlemenin, sözleşmeci devletlere düştüğünü vurgulamaktadır. Bkz. Sadi Mansur- Türkiye, 28.2.1994, 16026/90, § 80-92; Pugliese-İtalya, 24.5.1991, Seri A 206-A, §19.” 69 Pekcanıtez (1997) a. g. e., s. 42. 70 Çelik (2006) a. g. e., s. 117’deki dn. 402’den dolaylı atıfla: “Nasup Mitap, Abdullah Müftüoğlu-Türkiye davasında Türk Hükümeti, mâkul sürede yargılanma ilkesinin ihlâlî ile ilgili iddialara karşı, davanın karmaşıklığının yanı sıra, başvurucuların mensup olduk- ları örgütün 99 cinayetten sorumlu olduğu, 600’ü aşkın duruşma yapıldığı, çok büyük sa- yıda (703 kişi) sanığın davada yargılandığını ileri sürerek, mâkul sürenin aşılmasında bu nedenlerin etken olduğunu ve uyuşmazlık konusunun niteliğinin kısa sürede yargılama yapmaya müsait olmadığını ileri sürmüştür. İnsan Hakları Komisyonu ise bu nedenleri ka- bul etmekle birlikte Hükümetin yargılama sırasında mâkul sürenin aşılmasında rolü bu- lunduğu ve sırf hükmün gerekçesinin yazılmasının 3 yıl sürmesinin ve iki üst derece mah- kemesinde geçen altı yıllık uzun ve hareketsiz dönemin mâkul sürede yargılanma ilkesiyle bağdaşmadığı sonucuna varmıştır. Bkz. Nasup Mitap ve Abdullah Müftüoğlu-Türkiye da- vası, 8.12.1994, 15530/89, 15531/89 § 70-75.” 71 Donay, Süheyl, İnsan Hakları Açısından Sanığın Hakları ve Türk Hukuku, Ankara 1994, s. 102. M. Serhat KAŞIKARA makaleler TBB Dergisi, Sayı 84, 2009248 b. Başvurucunun Tutumu “Ex iniuria non oritur ius.” 72 AİHS organları önünde şikâyetçi durumundaki kişinin (bunlar davacı, davalı veya sanık olabilir) yargılamadaki davranış ve tutumu da makul sürenin aşılıp aşılmadığının belirlenmesinde Divan tarafın- dan dikkate alınmaktadır. 73 Hukuk davalarında her ne kadar işin taki- bi taraflara ait bir sorun ise de, Divan’a göre bu husus; mahkemenin davayı gerekli süratle yürütmesi yükümünü ortadan kaldırmaz. 74 Ni- 72 “Haksızlıktan hak doğmaz.” 73 Çelik (2006) a. g. e., s. 118’deki dn. 404’ten dolaylı atıfla: “Nabi Yağcı, Nihat Sargın- Türkiye Davasında, Türk Hükümeti; başvurucuların ve avukatlarının tavrının, duruşma- ların ve dolayısıyla davanın ciddi şekilde uzamasına yol açtığını savunmuştur. Hükümet, başvurucuların her bir duruşmada çok sayıda avukat tarafından temsil edildiklerini belirt- mektedir. Sadece duruşmalarda hazır bulunan avukatların isimlerinin kaydedilmesi bile epeyce zaman almıştır. Başvurucuların avukatları, duruşmalara giriş sırasında alınan gü- venlik önlemlerine itiraz etme bahanesiyle birçok kez duruşmaları terk etmişler ki; bu du- rum, duruşmaların kesintiye uğramasına ve ertelenmesine yol açmıştır. Dava dosyasının 40 cilt tuttuğu ve başvurucuların avukatlarının istemiyle dava dosyasındaki tüm belgesel delillerin okunmasının 18. duruşmadan 48. duruşmaya kadar (21.4.1989- 10.7.1991 tarih- leri arasında) devam ettiği ve uzun zaman aldığı düşünülecek olursa, başvurucuların ken- di tavırları bu davanın uzamasına yol açmıştır. Bkz. Nabi Yağcı, Nihat Sargın-Türkiye, 30.10.1993, 16419/90, 16426/90. Lechnerr-Hess-Avusturya Davasında, ayıp nedeniyle ta- şınmaz satış sözleşmesinin iptali, semenin istirdadı ve mülkiyetin iadesi istemiyle açılan davada Viyana Bölgesel Mahkemesinde yargılamanın 7 yıl 3 ay 19 gün sürmesi ile ilgili olarak açılan davada Hükümet, başvurucuların hızlı karar verilmesini önlemek ve davayı karmaşıklaştırmak için bir dizi girişimde bulunduklarını ileri sürmüştür. Buna göre baş- vurucular öncelikle davalarını ıslâh etmişler, davaya bakmakta olan hâkimi reddetmişler, avukatlarını sürekli azletmişler, satıcılar aleyhine sahtecilik iddiası ile ceza davası açılma- sına sebep olmuşlardır. Buna karşılık, Komisyon’a göre; ‘Başvurucular, iç hukukun onlara tanıdığı yasal yolları tam olarak kullanmaları nedeniyle kınanamaz. Onların bu davranışı objektif bir olgudur ve davalı devlete atfedilemez. Mâkul sürenin aşılıp aşılmadığının tes- pitinde, bu husus dikkate alınmamalıdır. Başvurucuların öncelikle hukuk davası ve ardın- dan da ceza davası açtıkları bir vakıadır. Bu durumda Bölgesel Hukuk Mahkemesinin, hu- kuk davasını, başvurucuların açtığı ceza davasının sonucunun beklenmesine talik etmesi; anlaşılabilecek bir şeydir. Bunun yanında, sık tekrarlanan yargıç değişikliği, yargıçlardan her birinin davayı yeni baştan öğrenme zorunluluğu nedeniyle, yargılama hızını yavaşlat- mıştır. Fakat bu durum devleti, adâletin idaresinde uygun organizasyon yapmak zorunlu- luğundan kurtarmaz. Bu nedenle, ulusal yargılama makamlarının davranışlarının, dava- nın gecikmesine sebep olduğunu kabul etmek gerekir.’” 74 Gölcüklü / Gözübüyük a. g. e., s. 259-260. Ayrıca Bkz. Buchholz-Almanya davası, 6.5.1981 A-42 § 50; Guincho-Portekiz davası, 10.7.1984, A-81 § 32; Baraona-Portekiz davası, 8.7.1987 A-122 § 48. makaleler M. Serhat KAŞIKARA TBB Dergisi, Sayı 84, 2009249 tekim HUMK’un 77. maddesinde hâkim, tahkîkat ve muhakemenin mümkün olduğu derecede sürat ve intizam dairesinde yürütülmesi- ne dikkatle yükümlü kılınmıştır. Anayasamıza göre de yargı organları davaları mümkün olan en kısa sürede karara bağlamakla görevlendi- rilmişlerdir (AY m. 141/IV). 75 Komisyon ve Divan şikayetçinin davadaki tutum ve davranışını da özel olarak değerlendirmekte ve yerine göre makul sürenin aşıldı- ğına ilişkin şikâyeti reddetmektedir. 76 İlgilinin, yargılamada sürati sağ- lamak için kendine düşeni yaptığını kanıtlaması gerekir. 77 Ceza davalarında şikâyetçinin kendisine açık kanunyollarını so- nuna kadar kullanması (örneğin, susma hakkı gibi) ve bu yüzden yar- gılamanın uzaması hâlinde, makul sürenin aşılmasından şikâyetçiyi sorumlu tutmak mümkün değil ise de; Divan, benzeri durumlarda, sa- nığın kötü niyetli manevralarını da hesaba katmaktadır. 78 Bu neden- le sanığın gereksiz taleplerle soruşturmanın uzamasına bizzat sebebi- yet vermesi durumunda makul süre ilkesinin zedelenmeyeceği görü- şü egemendir. Sanık yargılamanın yürütülmesinde yetkili organlara yardım etmeyip aksine geciktirici davranışlarda bulunmuşsa sürenin uzaması 6. maddeye aykırılık oluşturmamaktadır. Örneğin, susma hak- kının makul süre ilkesini zedelemeyeceğini kabul etmek gerekir. Bu hak elbette ki yargılamayı uzatacaktır. Susma hakkını kullanan sanık hakkındaki delillerin araştırılması ve tespiti zaman alacaktır. Bütün bu süre uzamaları olağan ve yasal nedenlere dayandığından yargılama- nın makul süre içinde sonuçlandığını kabul etmek gerekir. 79 c. Ulusal Yargılama Makamlarının Tutumu Yargılamanın, yetkili makamların hatalı davranışları nedeniy- le uzamış olması da makul süre kavramı ile bağdaşmaz. Buna göre yargılama yetkisi olanların kusurlu davranışları yargılamayı uzatmış- 75 Demircioğlu (2001) a. g. e., s. 128. 76 Ünal, Şeref, AİHS ve AİHK ve Divan Kararları Işığı Altında Sözleşme Hükümlerinin Açıklanması ve Yorumu, Ankara 1995, s. 168. 77 Bkz. Monet-Fransa davası, 27.10.1993 A-273-a § 27-30; K.Preto-İtalya davası, 8.12.1983 A-71 § 33; Martins Moreira-Portekiz davası, 26.10.1988 A-143 § 46. 78 Donay (1994) a. g. e., s. 103. 79 Donay (1994) a. g. e., s. 102-103. M. Serhat KAŞIKARA makaleler TBB Dergisi, Sayı 84, 2009250 sa, makul süre aşılmış sayılır. Ancak, yetkili makam tabirinden mutla- ka hâkimleri ve bunların doğrudan sebep oldukları hataları anlama- mak gerekir. Örneğin, mahkeme kalemlerinde bazı evrakların bulun- maması, resmî mercilere sorulan sorulara zamanında cevap verilme- mesi gibi durumlar da bu süreyi makul olmaktan çıkarır. 80 Divan, yet- kili makamların tutumu nedeniyle gecikmeden dolayı devleti, ancak ihmâl veya kusuru nedeniyle sorumlu tutmaktadır. 81 Bununla beraber yargılama makamlarının kendilerinden bekle- neni yapmış olmalarına rağmen görev dışı başka nedenlerle (örne- ğin, yargıç açığı, siyasî ortam, ulusal hukuktaki boşluklar, iş yükü- nün ağırlığı… vb) makul sürenin aşılması hâlinde devlet, yine sorum- lu tutulmaktadır. 82 Diğer taraftan, makul sürede yargılama ilkesinin ihlâl edilip edil- mediğinin belirlenmesinde dava sonucunun önemi yoktur. Yani, iş sü- ratle görülmüş olsaydı da sonucun değişmeyeceği, devlet lehine maze- ret değildir. 83 Nitekim Zimmermann-Steiner-İsviçre davasında 84 İsviçre Hükü- meti, İsviçre Federal Mahkemesi’nin ağır iş yükü altında bulunduğu- nu ileri sürerek bunu, istatistiksel bilgilerle de ortaya koymuş ve da- vaların, önemlerine göre sıraya konulup incelendiğini, bu nedenle söz konusu şikâyetçilerle ilgili olarak dosya üzerinde uzun süre işlem ya- pılamadığı savunmasında bulunmuştu. Ancak bu savunma AİHM ta- rafından kabul edilmemiş ve İsviçre Hükümeti, tazminat ödemeye mahkûm edilmiştir. 85 Weisinger-Avusturya davasında 86 bir arazi tapulaştırma işleminin dokuz yıl sürmesinde Divan, olayın karmaşıklığını ve şikâyetçinin tu- tumunu değerlendirdikten sonra, gecikmenin belediye ve yerel arazi komisyonları arasında bürokratik işlemlerden kaynaklandığını tespit 80 Donay (1994) a. g. e., s. 101-102. 81 Bkz. Monet-Fransa davası, 27.10.1993- A-273-a, § 32-34; B-Avusturya davası, 28.3.1990 A-175 § 54.; H-Fransa davası, 24.10.1989 A-162-a § 55. 82 Gölcüklü / Gözübüyük a. g. e., s. 259-260. Ayrıca Bkz. Martins Moreira-Portekiz davası, 26.10.1988 A-143 § 52. 83 Çelik (2006) a. g. e., s. 120’deki dn. 414’ten dolaylı atıfla. 84 Bkz. Zimmermann-Steiner-İsviçre davası, 13.7.1983 A-66 § 24. 85 Çelik (2006) a. g. e., s. 121. 86 Ünal (1995) a. g. e., s. 168. makaleler M. Serhat KAŞIKARA TBB Dergisi, Sayı 84, 2009251 ederek 6. maddenin ihlâl edildiği kararına varmıştır. 87 Adil yargılama kavramı, adlî mekanizmanın yalnız işleyişini de- ğil, bunun aynı zamanda organizasyonunu da kapsadığından; 88 hâkimlerin sayısının yetersiz olması, bazı hâkimlerin, iş dağılımı ne- deniyle işlerinin çok fazla olması, sürenin uzatılması için haklı bir ne- den olarak kabul edilmemektedir. 89 Bu nedenle AİHS’ne taraf olan devletler yargı teşkilâtlarını, davaları makul sürede bitirecek şekilde örgütlemek ve düzenli olarak çalışmalarını sağlamak yükümlülüğü altındadır. 90 Devlet, yeterli sayıda hâkim ve mahkemeyi görev başın- da tutmak zorundadır. 91 2. Makul Sürenin Başlangıcı ve Sonu Medenî hak davalarında süre, ilke olarak, davanın yetkili yargılama makamı önüne götürüldüğü tarihte başlar. 92 Nitekim AİHM, 1981 yılında vermiş olduğu Buchholz-Almanya davasıyla ilgili kararında, haksız yere işine son verilmesi iddiasıyla, başvurucu ile işvereni arasındaki davada, Anayasa Mahkemesinin uyuşmazlığı çözme yetkisine sahip olmadığını gerekçe göstererek, bu mahkeme bakımından 6. madde- nin uygulanabilir olmadığına karar vermiştir. 93 Daha sonra 1989 yılın- da vermiş olduğu Bock-Almanya davasıyla ilgili kararında ise, Anaya- sa Mahkemesi önündeki yargılamanın, makul sürenin hesabında göz önünde tutulması gerekip gerekmediği hususunun, bu mahkemenin vereceği kararın, yerel mahkeme önündeki davayı etkileyip etkileme- diğine göre belirlenmesi gerektiğini ifade etmiştir. 94 Bununla birlikte, mahkemeye başvurmadan önce başka bir makama (örneğin, idarî bir makama) başvurarak karar alma gibi özel bir durum öngörülmüşse; süre, bu tarihten itibaren işlemeye başlayabilecektir. 95 87 Çelik (2006) a. g. e., s. 121. 88 Bkz. Golder-İngiltere davası, 21.2.1975, Seri-A 18 § 33. 89 Donay (1994) a. g. e., s. 101. 90 Ünal (1995) a. g. e., s. 167. 91 Çelik (2006) a. g. e., s. 121’deki dn. 420’den dolaylı atıfla. 92 İnceoğlu (2002) a. g. e., s. 363. 93 Bkz. Buchholz-Almanya davası, 6.5.1981 A-42 paragraf 47-48. 94 Bkz. Bock-Almanya davası, 29.3.1989 Seri-A 150, paragraf 48. 95 Bkz. Golder-İngiltere davası, 21.2.1975 A-18 § 32. M. Serhat KAŞIKARA makaleler TBB Dergisi, Sayı 84, 2009252 Yargılamanın sona erme tarihi ise, son yargı merciinin karar verdi- ği veya kanun yolunu kullanmak için öngörülen sürenin sona erdiği tarihtir. Dolayısıyla, kural olarak, hükmün kesinleştiği veya kesin hükmün ya- zıldığı tarih yargılamanın sona erdiği tarih olacaktır. Bir mahkeme ka- rarı ancak belli bir süre sonra kesinleşiyorsa; AİHM, bu tarihi dikkate almaktadır. Ayrıca, kararın icra edildiği tarih, yargılamanın sona erdi- ği tarih olabilmektedir. 96 Büker-Türkiye davasında da, Kayseri Erciyes Üniversitesi’nde iki yıllık sözleşme ile asistan olarak çalışmakta olan başvurucunun, üni- versite tarafından sözleşmenin yenilenmemesine ilişkin kararına karşı açtığı davanın sona erme tarihi, Üniversitenin, Danıştay’ın nihaî kara- rına uygun olarak eski görevine iade edildiğini resmî olarak tebliğ et- tiği tarih olarak kabul edilmiştir. 97 Ceza davalarında ise, makul süre çoğu zaman olayın yargıç önüne götürülmesinden çok önce, polis veya savcılık soruşturmasına başlan- dığı tarihte veya yetkili makam tarafından kişinin suç işlediğine dair iddianın resmî bildirimi ile işlemeye başlamaktadır. Bu durumda baş- langıç tarihi, gözaltına alınma tarihi, tutuklanma günü, ilk soruştur- manın açıldığı gün, suç isnadı ile hazırlık soruşturmasının başladığı tarih olabilmektedir. 98 Ceza yargılamasının sona erdiği tarih, suç isnadının veya verilen cezanın kesinleştiği tarihtir. 99 Bu tarih son kanun yolunun sonuçlan- ma veya yazılı kesin hükmün tebliğ edilme tarihine bakılarak belirlen- mektedir. Sanık beraat ettiğinde ve savcılık temyiz etmediğinde, makul süre güvencesi temyiz süresinin sonuna kadar devam etmektedir. 100 96 İnceoğlu (2002) a. g. e., s. 363. 97 Bkz. Büker-Türkiye davası, 24.10.2000, paragraf 34. 98 İnceoğlu (2002) a. g. e., s. 364; Gölcüklü / Gözübüyük a. g. e., s. 258. 99 Gölcüklü / Gözübüyük a. g. e., s. 258. 100 İnceoğlu (2002) a. g. e., s. 364. makaleler M. Serhat KAŞIKARA TBB Dergisi, Sayı 84, 2009253 Sonuç “Derin olan kuyu değil; kısa olan iptir.” Çin Atasözü Adil yargılanma hakkı, söz konusu ihtilafa konu olan her iki tarafı da yakından ilgilendirmektedir. “Adil yargılama”, devlet açısından bir görev ve yetki iken; “adil yargılanma”, kişiler açısından bir haktır. AİHS, adil yargılanma hakkı ile ilgili asgarî standartları belirlemiştir. Türki- ye, bu Sözleşmeye ve eki olan protokôllere katılmakla bu standartla- rı, kendi vatandaşlarına ve ülkesinde bulunan yabancılara tanıma yü- kümlülüğü altına girmiştir. 101 Ne yazık ki, AİHM’ne Türkiye hakkında açılan davalardan bir- çoğu, “adil yargılanma hakkı” ve bu hakkın dâhilindeki “makul süre” ile ilgilidir ve açılan davaların çoğu da “adil yargılanma hakkının ihlâl edil- diği…” şeklinde sonuçlanmaktadır. AİHM’nin verdiği kararlarda, ya- sal düzenlemelerdeki eksikliklerden ziyâde, kanunlarla tanınmış olan hakların etkin ve verimli şekilde taraflara kullandırılmamasından do- layı ihlâl kararları verdiği görülmektedir. Diğer bir deyişle, ihlâl sebep- lerinin yasal eksikliklerin ve farklılıkların yanında önemli ölçüde yar- gılama organlarının hatalarından da kaynaklandığı görülmektedir. 102 İncelenen kararların büyük çoğunluğunda ısrarla vurgulanan bir konu özellikle dikkati çekmektedir. Sözleşmenin ihlâl edildiğini tespit eden bu kararlarda “Türk iç hukukunun yapılan haksızlığı telâfi ede- cek düzeyde olduğu, ancak bu hukuku işletecek mekanizmanın çalıştırılama- dığı” belirtilmektedir. Bu olumsuz durumun önlenebilmesi için idarî ve adlî makamların inceleme ve soruşturmalarını özen göstererek cid- di ve eksiksiz olarak tamamlamaları zorunludur. 103 Türkiye’de, “hukuk devleti” anlayışının ve etkin bir yargılama fa- aliyetinin olmazsa olmaz koşulları olarak kabul edilen hususların ek- sik olması, hukuk devletine olan güveni sarsmaktadır. Hiç şüphe yok ki, yargılama hizmetinin iyi işlemediği kanaati, Türkiye’de en yaygın düşüncelerden biridir. Genel olarak toplum, yargıdan ve adâletin işle- 101 Erşen (2007) a. g. e., s. 138. 102 Erşen (2007) a. g. e., s. 138. 103 Erşen (2007) a. g. e., s. 139. M. Serhat KAŞIKARA makaleler TBB Dergisi, Sayı 84, 2009254 yişinden hoşnut değildir. “Bu ülkede adalet yok…” ya da “yapanın yanı- na kâr kalıyor…” gibi düşünceler, çok yaygın biçimde dile getirilmekte- dir. Yargıya duyulan güvenin azalması, buna bağlı olarak yargıya say- gının azalmasına da yol açmakta; yargının giderek bir ayak bağı gibi algılanmasına yol açmaktadır. Bunun, toplumsal yaşamda yol açtığı en büyük tehlikelerden birisi, kişilerin uyuşmazlıklarını yargıyla gör- mekten çok, başka yollara yönelmeleri tehlikesi ve tehdidini getiriyor olmasıdır. Özellikle, hızlı ve adil yargılama gerçekleşmeyince; yasa dışı gruplar, yol ve yöntemler ortaya çıkmaktadır. 104 Adil yargılanma ilkeleri bakımından Türkiye’deki anayasal ve ya- sal durum, bugünkü hâlini sürdürmeye devam ettiği takdirde, Yargı- ya karşı sarsılmış olan güvenin, giderek daha da azalması; uluslararası yargı kuruluşlarına başvuruların artması ile birlikte, yargı sisteminin ve siyasal sistemin, daha fazla açmaza girmesi kaçınılmaz görülmekte- dir. Bu nedenle, uluslararası sözleşmelere atılan imzalara ve verilen ta- ahhütlere sadık kalınması ve ciddi olarak hukuk ve yargı reformu çalış- malarına gecikmeksizin başlanılması zorunludur. Adil yargılanma hakkının hukukî metinlerde düzenlenmiş olma- sı adaletin, adil olarak yürütülmesine yetmemektedir. Devletler, adil yargılanma hakkının uygulamada da korunabilmesi için gerekli ted- birleri almalıdırlar. Bu nedenle, adil yargılanma ile birlikte yargıç gü- vencesinin ve bağımsızlığının tam ve de mutlak olarak sağlanabilmesi için öncelikle; 105 • Etkin bir hukuk mekanizması ve yargı örgütlenmesini gerçek- leştirilmesi, kişilerin yargı yerlerine ulaşma hakkını güvence altına alınması, 106 • Adil yargılamada etkin rol alabilmeleri açısından, yargı yerleri- 104 TÜSİAD, «Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Adil Yargılanma İlkesi Işığında Hukuk Devleti ve Yargı Reformu: Anayasa Hukuku, İdare Hukuku ve Ceza Hukuku Açısından» Başlıklı Raporu, İstanbul 2003, s. 11-12. 105 Çine’nin, bu konudaki önerilerine genel itibariyle katılmakla birlikte, ek bazı hu- suslar da işlenmiştir. Bkz. Çine, Özcan, “Bağımsız ve Yansız Yargılanma Hakkı”, Türkiye’de İnsan Hakları (Derleme Kitap), Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Ens- titüsü - İnsan Hakları Araştırma ve Derleme Merkezi, Yayın No:18, Birinci Baskı, Ankara 2000, s. 121-123. 106 Başaran, Başar, Adil Yargılanma Hakkı (Yüksek Lisans Tezi), Ankara 2007, s. 159-160. makaleler M. Serhat KAŞIKARA TBB Dergisi, Sayı 84, 2009255 nin bağımsızlıklarını sağlanması, 107 • Adil yargılanmaya ilişkin hükümlerin, olağanüstü hâller süreci de dâhil olmak üzere, cezaî, medenî, idarî ve diğer yargılama usûlleri uygulamalarında her zaman uygulanmasının temin edilmesi; adil yar- gılanma hakkının, hiçbir koşulda sınırlandırılamayacak haklarla birlikte mütalaa edilmesi, • “Geciken adâlet, adâlet değildir” ilkesinden hareketle; yargılama- nın süre, süreç ve kademelerinin (temyiz, istinaf…gibi) 108 makul düze- ye indirilmesi ve indirgenmesi için gereken her türlü önlemin alınma- sı, mahkemelerin iş hacminin (iş yükünün) mutlaka azaltılması husu- sunda gereken yasal düzenlemelerin yapılması, • Yargılama işlevinin yerine getirilmesi sırasında, gerek hukuk mahkemelerinde, gerek ceza mahkemelerinde, gerekse idarî yargıda tüm önlemlerin (tutuklama işlemleri, soruşturma safhaları, hatta bi- lirkişilik ve tebligat gibi kurumların) son derece karmaşık ve süreci uzatan nitelikten ve prosedürlerden bir an önce arındırılarak hantallık oluşturan işbu yapının, ortadan kaldırılması, • Teknik alt yapı sorunlarının (bina, araç, gereç yetersizlikleri…) giderilmesi, gerekmektedir. Son söz olarak, ülkemizin iç hukukunda, Avrupa İnsan Hakla- rı Sözleşmesi’nde ve diğer uluslararası sözleşmelerde yer alan hakla- rın yasalarla kabul edilerek mevzuatta yer alması; söz konusu olan bu hakların yerleşmesi ve ülkemizdeki insan hakları standartlarının yük- seltilmesi için yeterli değildir. Asıl önemli olan, yapılan bu düzenleme- lerin uygulanması ve hayata geçirilmesidir. İnsan hakları ve özgürlükle- ri ile ilgili düzenlemeler hangi alanda yapılırsa yapılsın hiçbir zaman lüks değildir. Türkiye, uluslararası çağdaş toplum içerisinde yerini al- mak istiyorsa, yapılan yasal ve anayasal düzenlemeler harfiyen ve de fiilen uygulanmalıdır. Bu haklar ve özgürlükler uluslararası toplumun 107 Başaran (2007) a. g. e., s. 159-160. 108 Adil yargılanma hakkıyla ve pek tabiî ki mâkul süre ile doğrudan bağlantılı olan yargı kademelenmesi (temyiz, istinaf… gibi), her dönemde eleştiriye açık bir yapı- lanmada olmuştur. Bu nedenle yargının yavaş işlemesi ve hantallığı, çoğu kez eleş- tirilmiştir. Bununla birlikte, bu eleştiriye bazen, yargıç ve savcıların nicelik ve nite- likleri (yargıç ve savcı sayısının azlığı… gibi) de söz konusu yapılmıştır. M. Serhat KAŞIKARA makaleler TBB Dergisi, Sayı 84, 2009256 isteği veya baskısı için değil; halkımız, bu hak ve özgürlüklere lâyık ol- duğu için uygulanmalıdır. Unutulmamalıdır ki; insan olmanın en do- ğal sonucu, bu haklara sahip olmayı gerektirir. 109 Umudumuz, herkesin, hakkına razı olduğu; herkese ve de her şeye, hakkının verildiği bir dünya… KAYNAKLAR Akad, Mehmet, Genel Kamu Hukuku, 2. baskı, İstanbul 1997. Akıllıoğlu, Tekin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - Avrupa İnsan Hakla- rı Mahkemesi İçtüzüğü Başvuru Bilgileri, Ankara 2002. Akıllıoğlu, Tekin, “İnsan Hakları”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, İnsan Hakları Merkezi Yayınları No:17, Ankara 1995. Akıllıoğlu, Tekin, İnsan Haklarının Korunması Alanında Uluslararası Te- mel Belgeler, Ankara 1995. Akıllıoğlu, Tekin, “İnsan Hakları ve Yönetim Hukuku: Avrupa Yöne- tim Hukukunun Oluşmasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi- nin Rolü”. Makalenin internet erişim adresi: www.idare.gen.tr/akillioglu-insan.htm (10.01.2009). Akıllıoğlu, Tekin, “İnsan Haklarının Uygulanmasında İki Farklı Dil: Biz ve Onlar”, Türkiye’de İnsan Hakları (Derleme Kitap), Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü - İnsan Hakları Araştırma ve Derleme Merkezi, Yayın No:18, Birinci Baskı, Ankara 2000. Aliefendioğlu, Yılmaz, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anaya- sal Açıdan Adil Yargılanma Hakkı”, Anayasa Yargısı 10, Anayasa Mahkemesi Yayınları, Ankara 1993. Aybay, Rona, Yabancılar Hukuku, İkinci Baskı, İstanbul Bilgi Üniversi- tesi Yayınları, İstanbul 2007. 109 Çörez, Özgür, Adil Yargılanma Hakkı Çerçevesinde Askerî Yargı (Ceza) Sistemi (Yüksek Lisans Tezi), İzmir 2007, s. 132. makaleler M. Serhat KAŞIKARA TBB Dergisi, Sayı 84, 2009257 Başaran, Başar, Adil Yargılanma Hakkı (Yüksek Lisans Tezi), Ankara 2007. Batum, Süheyl, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Türkiye, İstanbul 1996. Bıçak, Vahit, Yeni Yapısıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi . Centel, Nur / Zafer, Hamide, Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul 2005. Çavuşoğlu, Naz, “İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Avrupa Top- luluk Hukuku’nda Temel Hak ve Hürriyetler Üzerine”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İnsan Hakları Merkezi Yayınları, Özel Dizi No.1, Ankara 1994. Çeçen, Anıl, İnsan Hakları Rehberi, Ankara 1999. Çelik, Adem, 1982 Anayasası’nda Adil Yargılanma Hakkı (Yüksek Lisans Tezi), Ankara 2006. Çine, Özcan, “Bağımsız ve Yansız Yargılanma Hakkı”, Türkiye’de İnsan Hakları (Derleme Kitap), Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Ensti- tüsü - İnsan Hakları Araştırma ve Derleme Merkezi, Yayın No:18, Birinci Baskı, Ankara 2000. Çörez, Özgür, Adil Yargılanma Hakkı Çerçevesinde Askerî Yargı (Ceza) Sistemi (Yüksek Lisans Tezi), İzmir 2007. Demircioğlu, Yaşar, Medeni Usûl Hukukunda İnsan Hakları ve Adil Yargı- lanma Güvenceleri (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara 2001. Doğru, Osman, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlar Rehberi, İstan- bul 1999. Donay, Süheyl, İnsan Hakları Açısından Sanığın Hakları ve Türk Hukuku, Ankara 1994. Dönmezer, Sulhi, Ceza Muhakemesi Kanunu 1999 Tasarısının Temel İlke- leri, CMUK Sempozyumu, İstanbul 1999. Dönmezer, Sulhi, İzmir Barosu Yargı Reformu 2000 Sempozyumu, Ekim 2000. Eroğlu, Cem, “(…)ilgili makalesi”, Çağdaş Hukuk Dergisi, Aralık 1997. Erşen, Serkan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türk Hukukunda Adil Yargılanma Hakkı (Yüksek Lisans Tezi), Kırıkkale 2007. Gölcüklü, Feyyaz / Gözübüyük, A.Şeref, Avrupa İnsan Hakları Sözleş- mesi ve Uygulaması - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İnceleme ve Yargılama Yöntemi, Ankara 1996 / 2002 / 2003. M. Serhat KAŞIKARA makaleler TBB Dergisi, Sayı 84, 2009258 Gözlügöl, Said Vakkas, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Hukukumu- za Etkisi, Ankara 1999. İnceoğlu, Sibel, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargı- lanma Hakkı, İstanbul 2002. Kapani, Münci, Kamu Hürriyetleri, 6.Bası, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, Ankara 1981 / 1993. Karakehya, Hakan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. Maddesi (Adil Yargılanma Hakkı) Bağlamında Ceza Muhakemesinde Duruşma (Dokto- ra Tezi), Eskişehir 2007. Kaşıkara, M.Serhat, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Çerçevesinde Adil Yargılanma Hakkı, Konya 2008. Kaşıkara, M.Serhat, Ceza Muhakemesi Hukukunda Delil Elde Etme Yasak- ları, Konya 2008. Kunter, Nurullah / Yenisey, Feridun / Nuhoğlu, Ayşe, Muhakeme Hu- kuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, 14.bası, İstanbul 2006. Mole, Nuala / Harby, Catharina, Adil Yargılanma Hakkı - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. Maddesi’nin Uygulanmasına İlişkin Kılavuz, Birinci Baskı, Avrupa Konseyi - İnsan Hakları Kitapçıkları, No.3, Almanya 2001. Eserin internet erişim adresi: www.ihop.org.tr/ dosya/coe/adil_yargilanma.pdf (10.01.2009). Pekcanıtez, Hakan, “Adil Yargılanma Hakkı”, İzmir Barosu Dergisi, 1997. Soydan, Billur Yatlı, “İnsan Hakları Açısından Vergi Yükümlüsünün Adil Yargılanma Hakkı”, Vergi Sorunları Dergisi, S. 143, Ağustos 2000. Toklu, Erdinç, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Çerçevesinde Adil Yargı- lanma Hakkı (Yüksek Lisans Tezi), Kocaeli 2001. Tunç, Hasan, “Milletlerarası Sözleşmelerin Türk İç Hukukuna Etkisi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye İle İlgili Örnek Karar İncelemesi”, Anayasa Yargısı Dergisi, Yıl 2000, C. 17. Türmen, Rıza, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin İç Hukukumuza Etki- leri, Anayasa Mahkemesi’nin 38. Kuruluş Yıldönümü Dolayısıyla Düzenlenen Panel. TÜSİAD, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Adil Yargılanma İlkesi Işı- ğında Hukuk Devleti ve Yargı Reformu: Anayasa Hukuku, İdare Huku- ku ve Ceza Hukuku Açısından” Başlıklı Raporu , İstanbul 2003. Ra- makaleler M. Serhat KAŞIKARA TBB Dergisi, Sayı 84, 2009259 porun internet erişim adresi: http://www.tusiad.org/tusiad_cms. nsf/LHome/30AE18FEF31A895DC225733E0041961D/$FILE/ yargi.pdf (10.01.2009). Uluslararası Af Örgütü, Adil Yargılanma Hakkı, Çev.: Fadıl Ahmet Ta- mer / Erol Kaplan, 1.baskı, İstanbul 2000. Ünal, Şeref, AİHS ve AİHK ve Divan Kararları Işığı Altında Sözleşme Hü- kümlerinin Açıklanması ve Yorumu, Ankara 1995. Versan, Rauf, Adil Yargılama Üzerine, İstanbul Barosu Dergisi, Yıl:1990/1-2-3, İstanbul 1990. Zabunoğlu, Yahya, Adil Yargılanma Hakkı ve İdarî Yargı, İzmir Barosu Yargı Reformu 2000 Sempozyumu, Ekim 2000. AİHM - Karar Arama (Ulusal ve Uluslararası Kaynaklar) • http://www.echr.coe.int/echr/ • http://cmiskp.echr.coe.int/tkp197/search.asp?skin=hudoc-en • http://ihami.anadolu.edu.tr/ana.asp • http://www.danistay.gov.tr/kerisim/container.jsp • http://www.yargitay.gov.tr/aihm/select.php