makaleler Murat Dönmez
375TBB Dergisi, Sayı 84, 2009
Marka Kavramı ve Genel Açıklamalar
Marka, bir işletmenin mal veya hizmetlerini tanıtmaya, benzerle-
rinden ayırt etmeye yarar.
1
Marka, bir teşebbüsün mallarını ve/veya hizmetlerini başka teşeb-
büslerinkinden ayırt etmeyi sağlayan, aynı zamanda para ile ölçülebi-
len bir değeri temsil etmesi sebebiyle, kişinin ya da işletmenin malvar-
lığı içinde yer alan unsurlardan biridir.
2
Ancak malvarlığı terimi geniş bir kavram olup bu kavram içerisin-
de maddi ve maddi olmayan unsurlarda yer alır. Marka da bu ayrım
içerisinde bir kişinin ya da işletmenin maddi olmayan (gayri maddi)
mal varlıkları içerisinde yer alır.
3
Marka hakkı, haklar kategorisinde ise, değeri para ile ölçülebilen
haklardan olan ve ileri sürülebileceği çevre bakımdan da gayri mad-
di mallar üzerindeki mutlak haklar arasında yer alan fikri haklara ve
fikri haklar içinde de sınai haklara dahil olan bir hak olarak karşımıza
çıkmaktadır.
4
*
Av., İzmir Barosu.
1
Arkan, Sabih, Ticari İşletme Hukuku, s. 245; Bahtiyar, Mehmet, Ticari İşletme Hukuku, s.
94; Baktır, Selma, Ticari İşletme Hukuku, s. 135; Bozer, Ali, Bankacılar İçin Ticaret Huku-
ku Bilgisi, s. 95; Deryal, Yahya, Ticaret Hukuku, s. 103; İnal, Tamer, Ticari İşletme Hukuku,
s. 220; Kayar, İsmail, Ticari İşletme Hukuku, s. 191; Kayıhan, Şaban, Ticaret Hukuku, s. 63.
2
Kaya, Arslan, Marka Hukuku, s. 34.
3
Kaya, Arslan, a. g. e., s. 34; Kayıhan, Şaban, a. g. e., s. 70.
4
Kaya, Arslan, a. g. e., s. 44; Kayıhan, Şaban, a. g. e., s. 70; Özel, Çağlar, Marka Lisansı
Sözleşmesi, s. 36.
MARKA HACZİ VE PARAYA ÇEVRİLMESİ
Murat DÖNMEZ
*
Murat Dönmez makaleler
376
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009
Tescilli veya tescilsiz bir marka üzerindeki hak borçlandırıcı veya
tasarrufi işlemlere konu olabilir. Dolayısıyla, ticari işletmenin bir un-
suru olan marka işletme ile birlikte veya işletmeden ayrı olarak devir
edilebilir, üzerinde işletme rehni tesis edilebilir, miras yolu ile intikal
edebilir, üzerinde rehin hakkı ya da intifa hakkı tesis edilebilir.
5
Marka tescilinden doğan hak ve marka tescil başvurusu ile sağ-
lanan hak haczedilebilir. İşletmeden bağımsız olarak devredilebilen
marka hakkı, aynı şekilde işletmeden bağımsız olarak haczedilebilir.
6
Haciz işlemi sadece tescilli markalar için değil tescilsiz markalar
için de söz konusudur.
7
Zira tescilsiz marka da gayri maddi malvarlığı
değeridir ve haczi de mümkündür. Haciz işleminin uygulanabilme-
si için markanın tescilli olması şart değildir. Ancak durumda tescilsiz
markanın bir sicil kaydı bulunmadığı için Markaların Korunması Hak-
kında Kanun Hükmünde Kararname’nin 19/2 hükmü uygulanmaz,
tescilsiz markanın haczi, icra müdürünce düzenlenen bir tutanak ile
yapılır.
8
Markanın haczedilebilirliği konusunda markanın türünün ne ol-
duğu da önemli değildir. Garanti markası ve ortak markaların hacze-
dilip haczedilemeyeceği konusunda mezkûr KHK’da bir hüküm yer
almamıştır. Ancak bu tür markaların devri mümkün olduğuna göre
haczinin de mümkün olduğunu kabul etmek gerekecektir.
9
Markanın bir gerçek kişinin isminden oluşması halinde haczedilip
haczedilemeyeceği konusunda öğretide değişik görüşler mevcuttur.
Bir görüşe göre marka sahibinin soyadı gibi kişisel unsurlar içeriyor
ise ve haciz MK m. 24 anlamında şahsiyet hakkına tecavüz oluşturuyor
ise haciz işlemi yapılmamalıdır.
10
Diğer bir görüşe göre ise markanın
kişinin adı ve soyadından oluşması tek başına markanın haczedilmesi-
ne engel değildir.
11
Kanımızca da markanın kişinin ad ve soyadından
5
Kaya, Arslan, a. g. e., s. 44.
6
Kaya, Arslan, a. g. e., s. 216.
7
Kaya, Arslan, a. g. e., s. 216 dn.39; Özel, Çağlar; a. g. e., s. 41.
8
Kaya, Arslan, a. g. e., s. 216 dn. 39.
9
Kaya, Arslan, a. g. e., s. 217; Özel, Çağlar; a. g. e., s. 41.
10
Oytaç, Kutlu, Karşılaştırmalı Markalar Hukuku, s. 209; Özel, Çağlar; a. g. e., s. 41; Sn.
Özel’e göre markanın ayın zamanda bir gerçek kişinin ismini oluşturması hali, markanın
serbestçe değerlendirileceği ilkesine istisna oluşturur.
11
Aslan, Kaya, a. g. e., s. 216; Sn. Aslan’a göre bizatihi haciz ve paraya çevirme işlemi kişilik
haklarının ihlalini oluşturmaz. Hacizle bağlantılı olarak kişilik haklarının ihlali markanın
makaleler Murat Dönmez
377TBB Dergisi, Sayı 84, 2009
oluşması markanın haczedilmesine engel teşkil etmez. Kişilik hakları-
nın zedelenmesi daha çok markanın kullanımı ile ilgili bir husustur.
Marka Hakkının Haczi
Türk Patent Enstitü (TPE)’deki Markalar Sicili’ne kaydedilmiş ve
tescil edilmiş bir markanın haczi konusunda, İcra ve İflâs Kanunu’nda
bir hüküm yer almamaktadır. Markanın haczi ile ilgili olarak 27.06.1995
tarih ve 22236 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
24.06.1995 tarih ve 556 sayılı “Markaların Korunması Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname”nin Haciz başlığını taşıyan 19. maddesinde; “Tes-
cilli bir marka işletmeden bağımsız olarak haciz edilebilir. Haciz sicile kayıt
edilir ve yayınlanır” şeklinde yer alan bir hüküm ile belirtilmiştir. Ancak
bu madde de haczin usulü hakkında ayrıntılı bir düzenleme yer alma-
maktadır.
Mevcut düzenleme haciz prosedürü konusunda açıklayıcı bir
nitelik taşımamakla birlikte, sicile kayıtlı varlıkların (taşınmazların,
motorlu taşıtların ve gemiler gibi) haczi konusunda uygulanan pro-
sedürün burada da uygulanabileceğini söyleyebiliriz. Zira İİK’nın 79.
maddesi’nin 2. fıkrasına göre “Resmi sicile kayıtlı malların haczi, takibin
yapıldığı icra dairesi’nce, kaydına işletilmek suretiyle doğrudan doğruya ya-
pılabilir.”
Dolayısıyla haciz işlemi, alacaklı vekilinin talebi doğrultusunda
icra müdürünün TPE’ye doğrudan yazacağı bir müzekkere ile gerçek-
leştirilebilecektir. Takibin Ankara dışında yer alan bir icra dairesince
örneğin İzmir icra dairelerinden biri tarafından yapılması durumunda,
İzmir icra dairesi haciz konusunda Ankara’daki icra dairesini istina-
be etmeksizin uygulamadaki diğer bir tabiriyle bu konuda bir talimat
yazmaksızın doğrudan doğruya TPE’ye yapacağı bildirim ile ilgili sici-
le şerh verilmek suretiyle markanın haczedilmesini isteyebilecektir.
kullanılma şekli ile alakalı bir husustur. Sorun, marka üzerinde sahibinin manevi haklarının
da olup olmadığı ve kişilik hakları meselesidir. Bunlar da esasen markanın kullanılma şekli
ile ilgilidir. (s. 216 dn. 40)
Murat Dönmez makaleler
378
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009
Haczin Borçluya Bildirimi
Alacaklının satış talebinde bulunmadan önce haciz işlemi ile il-
gili olarak eğer haciz borçlunun gıyabında yapılmış ise ki genellikle
marka hacizleri TPE’ye bildirimde bulunarak sicile şerh verilmek su-
retiyle yapıldığından borçlunun işlemden bir bilgisi olmamaktadır. Bu
nedenle borçluya, İİK m. 103 gereğince (22) örnek davet kâğıdı (İİK
Yönetmeliği m. 17) tebliğ edilmek suretiyle haciz işlemi kendisine bil-
dirilmelidir.
Kıymet Takdiri
Yapılan haciz işleminden sonra, markanın öncelikle İİK m. 87 ge-
reğince uzman bilirkişiler tarafından kıymet takdirinin yaptırılması
gerekecektir.
Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki markanın değerinin hesap-
lanması başlı başına bir sorundur. Bugün uygulamada çok fazla mar-
ka değerleme yöntemi olmasına karşın marka değerinin hesaplanma-
sında herkes tarafından doğruluğu genel kabul görmüş bir değerleme
yöntemi de bulunmamaktadır.
Uygulamada kullanılan marka değerleme yöntemlerinin hesapla-
ma biçimindeki ve hesaplama yönteminde esas aldıkları verilerdeki
farklılar, aynı marka hakkında farklı sonuçlar verebilmektedir.
12
İcra dairesince yaptırılan kıymet takdirine ilgililerin icra mahke-
mesi nezdinde yapacakları şikâyet neticesinde, icra mahkemesinin
özellikle yüksek değer tespiti yapılan markaların yeniden değerinin
tespiti için bu konuda mahalli bilirkişilerden değil de üniversitelerdeki
mevcut öğretim üyelerinden ya da Türk Patent Enstitüsü’nde görevli
uzmanlardan yararlanmasının daha sağlıklı olabileceği kanısındayım.
12
Interbrand modeli Volkswagen markasına 2002’de 7.6 milyar Euro, buna karşılık Semion
modeli 18.8 milyar Euro değer biçmiştir. Aynı şekilde Coca Cola markasının değeri konu-
sunda (1992), Farquhar et al 3 milyar dolar rakamını bulmuş, Ourusoff et al ise 24 milyar
dolar ve Financial World firması da 33 milyar dolar değer biçmişlerdir. Ayrıca PwC’nin
2004’te ilgili bir yayınında 9 ayrı modelin, belirli bir markanın varsayım değeri için 173
milyon ile 958 milyon Euro arasında değişen rakamlar bulduklarını belirtmiştir. (Yüksel,
Ülkü / Yüksel Mermod, Aslı, Marka Yönetimi ve Marka Değerinin Ölçülmesi, s. 204 )
makaleler Murat Dönmez
379TBB Dergisi, Sayı 84, 2009
556 Sayılı KHK’ye Aykırı Marka Devrinin
Takip Hukukuna Etkisi
Marka, tescil edildiği mal veya hizmetlerin tümü veya bir kısmı
için devredilebilir (KHK m. 16/1). Devir taraflardan birinin talebi üze-
rine, sicile kayıt edilir ve yayınlanır (m. 16/6). Devir sicile kayıt edil-
mediği sürece, taraflar markanın tescilinden doğan yetkileri iyi niyetli
üçüncü kişilere karşı ileri süremez (m. 16/7).
556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde
Kararname’nin anılan hükümleri doğrultusunda, marka devri sicile ka-
yıt edilmediği sürece takip alacaklısının haklarını etkilemeyecektir.
13
Haczin Marka Hakkının Borçlu Tarafından Kullanımına ve
Diğer Tasarruf İşlemlerine Etkisi
Öğretide ileri sürülen görüşe göre; markanın haczedilmesi, mar-
ka hakkı sahibi borçlunun marka üzerinde rehin hakkı tesis etmesi ya
da markayı üçüncü bir şahsa devir etmesine engel teşkil etmez. Aynı
şekilde haciz borçlunun markayı kullanmasını da engellemez. Marka-
yı devralan üçüncü şahıs markayı üzerindeki haciz yükü ile birlikte
devralır.
13
Y. 21. HD, 06.10.2003 T. E.6142 K.7462 “Davanın yasal dayanağını oluşturan 556 sayılı
Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’nin 6. maddesine göre
marka hakkı tescil yolu ile elde edilebilir. 16. maddenin 4. fıkrasına göre ise, marka devri,
sicile kayıt edilmediği sürece taraflar markanın tescilinden doğan yetkileri iyi niyetli 3. ki-
şilere karşı ileri süremez. Somut olayda ise, dava konusu marka borca esas çeklerin keşide
tarihlerinden sonra 11.10.2000 tarihli marka devir sözleşmesi ile davacıya devredilmiştir.
Devir her ne kadar hacizden önce gözükmekte ise de kayıt ve tescil edilmediğinden takip
alacaklısının haklarını etkilemeyeceğinden istihkak davasının reddi gerekir. “Y. 21. HD,
20.06.2000 T. E.4781 K.4908” Kredi borçlusu O. Makarnacılık Sanayi ve Ticaret AŞ adına
tescilli 18 adet marka, borçlu O... Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ adına 2 adet, O... Mobilya ve
Ağaç Ürünleri Sanayi AŞ adına tescilli 2 adet marka üzerine haciz 26.10.1999 tarihinde
konulmuştur. Davacı 3.kişi bu markaları marka sahibi borçlu şirketlerden 28.07.1999 tarihli
devir sözleşmeleriyle devralındığını ileri sürerek bu markalar üzerine konulan hacizlerin
kaldırılmasını istemiştir. Ancak bu markalar devralan davacı adına tescil ve ilan edilmemiş-
tir. 27.06.1995 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Markaların Korunması Hakkında 556
sayılı Kanun Hükmündeki Kararname’nin 9/son ve 16/son maddeleri uyarınca marka sicili-
ne tescil ve ilan edilmeyen markalardan doğan hakların iyi niyetli 3. kişilere, somut olayda
takip alacaklısına karşı ileri sürülmesi olanaksızdır. Dairemizin yerleşmiş uygulaması da bu
yoldadır. ( 21. HD, 30.11.1999 gün ve 1997/7727-8662 sayılı kararı ).” (Güneren, Ali, İcra
ve İflâs Hukukunda İstihkak Davaları ile Tasarruf İptal Davaları, s. 243-244 )
Murat Dönmez makaleler
380
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009
Zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de konu ile ilgili bir kararında
14
marka haczinde İİK. m. 86’nın uygulanamayacağı, dolayısıyla haciz iş-
leminin, markanın üçüncü bir şahsa devrine engel teşkil etmeyeceği-
ni belirmiştir. Anılan kararın önemi ve bu konuda fazlaca karar bulun-
maması sebebiyle mezkûr kararın geniş bir metni aşağıda sunulmak-
tadır.
“Davacı vekili, dava dışı M. AŞ’nin sahibi bulunduğu 10 adet marka
haklarını müvekkile devrettiği halde, müvekkili tarafından yapılan tescil baş-
vurusunun davalı TPE tarafından haksız olarak reddedildiğini ileri sürerek,
markaların davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili cevabında, markalar üzerinde farklı icra takipleri ve ha-
ciz şerhleri bulunduğunu, menkul hükmünde olan markalar ile ilgili İİK’nın
86. maddesi gereğince ret talebinin yerinde olduğunun savunarak davanın
reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere nazaran, MK’nın
686 ve 796. maddeleri ile 556 sayılı KHK’nın 15.maddeleri birlikte değer-
lendirildiğinde marka hakkının menkul niteliğinde olup, İİK’nın 86/1.madde-
si hükmü gereğince, alacaklının ve icra memurunun müsadesi alınmaksızın
mahcuz mallarda tasarruf edilemeyeceği, bu itibarla hacizli markaların tescil
başvurusunun reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davanın
reddine karar verilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere davadaki uyuşmazlığın
odak noktası üzerine haciz işlemi uygulanmış markanın, devir sebebi ile devir
alan kimse adına tescili için haciz alacaklıların bu devre muvafakatlarının ara-
nıp aranmayacağı hususunu oluşturmaktadır.
Dosya kapsamından, dava dışı M. AŞ tarafından dava konusu markala-
rın noter tasdikli sözleşme ile davalı M. AŞ’ye devir edildiği, bu devir sözleş-
mesine dayanılarak davacı tarafından bu markaların adlarına tescili için da-
valı TPE’ye başvurulduğu, davalı tarafından marka sicilleri üzerinde çeşitli
icra daireleri aracılığı ile haciz şerhi koydurulduğu bu durumda İİK’nın 86.
maddesi hükmü uyarınca alacaklının muvafakati ve icra müdürlerinin mü-
sadesi olmadan marka devrinin yapılamayacağı gerekçesiyle davacı talebinin
reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
14
Y. 11. HD, 09.03.2000 T. E.1999/8623 K.2000/2232 ( YKD, 2000/11, s. 1702-1704 )
makaleler Murat Dönmez
381TBB Dergisi, Sayı 84, 2009
Bu durumda uyuşmazlığın çözümü İİK’nın 86.maddesinin markalar
hakkında da uygulanıp uygulanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle, belirtmek gerekir ki, marka ve ayırt edici ad ve işaretler maddi
bir varlığa sahip bulunmamaktadır. Bu nedenle yani bir eşya niteliğini haiz
olmadığından zilyetliğe de konu olmazlar. Bunun sonucu olarak da üzerinde
zilyetlik oluşturabilinen menkullerden sayılması da mümkün değildir. O hal-
de, ilk bakışta belirlenebileceği gibi menkul mallarla sınırlı İİK’nın 86. madde-
si markalar bakımından uygulama alanı bulamaz. Nitekim kanun koyucu da
bu amaçla 556 sayılı KHK’nın 19. maddesinde markaların haczini özel olarak
düzenlemiş ve İİK’nın haciz yolu ile takipteki 86. maddesine yollama yapma-
dan, markaların işletmeden bağımsız olarak haczedilebileceği ve hacizin sicile
kayıt ve keyfiyetin yayınlanacağını öngörmüştür. Yasa koyucunun bu düzen-
leme ile yetinmesi çok doğaldır. Zira menkul mallarla ilgili İİK’nın 86/1. mad-
desinin getirdiği tasarruf yetkisini sınırlama, o menkul malın zilyet değiştir-
mesi halinde alacaklının bundan zarar görmesini önlemeye yöneliktir. Sicile
kayıtlı ve devir işlemleri de ancak sicil üzerinden oluşabilecek marka hakkı ba-
kımından bu sınırlandırmaya gerek yoktur. Haczin sicile şerhi ile o markayı
devir alacak kişilerin bu yükümlülükle marka hakkını üzerine aldıklarının ka-
bulü gerekir. Bu durumda da haciz alacakların devir işleminden, devir alan
kimse bakımından da onu bağlayacak diğer bir deyişle haciz prosedürü işle-
meye devam edecektir.
556 sayılı KHK’nın tescil ret sebeplerini sayan 7 ve 8. maddelerin de bu
yönde bir hüküm bulunmadığına göre, mahkemece davanın kabulüne karar
verilmesi gerekirken, yukarıda değinilen hususları dikkate almayan gerekçe-
lerle davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz görülmüş ve kararın da-
vacı yararına bozulması gerekmiştir.”
Ancak Danıştay hacizli markanın devri konusunda Yargıtay’ın
yukarıda anılan kararının aksi yönde görüş bildirmiş ve hacizli mar-
kanın devre konu olamayacağını belirtmiştir.
15
Kanımızca da her ne kadar İİK m. 86 hükmü taşınırlara ilişkin bir
düzenleme olup ayrıca sınai haklara ilişkin ayrıca bir düzenleme ge-
15
Danıştay 10. Daire 28.01.1999 T. E.1996/8828 K.24 “ … 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun
86. maddesinde; borçlunun, alacaklının muvafakati ve icra memurunun müsaadesi alınmak-
sızın, mahcuz menkul mallarda tasarruf edemeyeceği hükme bağlanmıştır. Sınaî mülkiyet
hukukuna göre haczedilebilecek olan marka üzerinde haciz uygulanması halinde, markanın
devredilemeyeceği de tartışmasız olup…” (Uyar, İcra ve İflâs Kanunu Şerhi, C. 6, s. 7543-
7545.)
Murat Dönmez makaleler
382
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009
tirmemekte ise de kıyasen markanın haczinde de aynı hükmün uygu-
lanabileceği görüşündeyim. Zira yukarıda anılan Yargıtay 11. Hukuk
Dairesi’nin kararında da belirtildiği üzere İİK’nın 86/1. maddesinin ge-
tirdiği tasarruf yetkisini sınırlama, o menkul malın zilyet değiştirmesi ha-
linde alacaklının bundan zarar görmesini önlemeye yöneliktir. Dolayısıyla
markanın devrinde de aynı tehlike söz konusudur. Devralan kişinin,
markanın kötüye kullanımından dolayı markanın değerini düşürecek
eylemlerde bulunması ve alacaklının bir zarara uğraması söz konusu
olabilecektir. Ancak alacaklı ve icra dairesinin muvafakati ile devrin
gerçekleşmesi mümkün olabilecektir.
Marka Hakkının Paraya Çevrilmesi
Haczedilen marka hakkının veya marka tescil başvurusunun pa-
raya çevrilmesi İİK m. 121 uyarınca yapılacaktır.
16
Zira 121. madde de
“Bir intifa hakkı veya taksim edilmemiş bir miras veya bir şirket yahut iştirak
halinde tasarruf olunan bir mal hissesi gibi yukarıdaki maddelerde gösterilme-
yen başka nevi malların satılması lazım gelirse icra müdürü satışın yapılaca-
ğını icra mahkemesinden sorar.” hükmü getirilmiştir.
Dolayısıyla icra müdürü m. 121 kapsamında satışın nasıl yapılaca-
ğını icra mahkemesinden soracaktır. İcra mahkemesi de gerektiğinde
ilgilileri de dinledikten sonra satışın açık artırma suretiyle yapılmasına
karar verebileceği gibi satış için bir memur da tayin edebilecek ya da
diğer tedbirleri alabilecektir.
İİK m. 121 hükmünde icra mahkemesinin pazarlıkla satışa karar
verebileceği yönünde bir hüküm olmamakla birlikte özellikle m. 119/1
hükmü gereğince bütün ilgililerin pazarlıkla satışı talep etmeleri du-
rumunda icra mahkemesinin pazarlıkla satışa da karar verebileceği
kanısındayım.
Ancak şu hususu da belirtmek gerekir ki aslında m. 121 hükmü-
nün uygulama açısından çok da gerekli bir hüküm olduğu söylenemez.
Kaldı ki mevcut hüküm mahcuz mal ve hakların paraya çevrilmesi ko-
nusunda icra mahkemesine uygulamadan farklı bir yetki tanımamış
ve farklı bir yenilik de getirmemiştir. Zira hükümde de mahkemenin
açık artırma ile satışa kara verebileceği ya da bir satış memuru tayin ede-
bileceği ya da pek de açık olmayan ve neyi kastettiği anlaşılamayan
16
Kaya, Arslan, a. g. e., s. 218; Oytaç, Kutlu, a. g. e., s. 209; Özel, Çağlar, a. g. e., s. 41.
makaleler Murat Dönmez
383TBB Dergisi, Sayı 84, 2009
bir ifade tarzı ile “iktiza eden başka tedbirleri alabileceği” belirtilmiştir.
Dolayısıyla m. 121 hükmü icra dairesinin uygulamadaki yöntemlerin-
den farklı bir satış usulü de getirmemiştir. Ayrıca yine madde de yer
alan ve icra mahkemesine satış memuru tayin yetkisi veren hüküm
de çok da yerinde değildir. Zira icra mahkemesinin atayacağı bir satış
memurunun da mahcuz malın ya da hakkın satışını bir icra müdürün-
den daha iyi bir şekilde yapabileceğini kabul etmek de pek mümkün
görünmemektedir.
17
Diğer bir nokta da icra müdürünün tayin ettiği
satış usulü konusunda ilgililer bu yöntemin malın satışı konusunda
gerekli faydayı sağlamayacağını düşünüyor iseler ya da bütün ilgilile-
rin mal ya da hakkın pazarlık sureti ile satışını talep etmişler ancak icra
müdürü açık artırma ile satışa karar vermiş ise icra müdürünün bu ka-
rarına karşı icra mahkemesine şikâyet hakkı bulunduğundan (İİK m.
16) icra mahkemesi de satış usulü konusunda zaten bir karar vermek
durumunda kalacaktır. Ancak herhangi bir şikâyet olmaksızın icra da-
iresinin haczedilen bir mal ya da hakkın satışının ne şekilde olacağı ko-
nusunda icra mahkemesinden bir görüş istemesi, icra mahkemelerinin
iş yoğunluğunu artırabileceği gibi ayrıca satış işlemlerinin de bir an
önce hızlı bir şekilde gerçekleştirebilmesini önleyen ve zaman kaybına
sebebiyet veren bir usul olarak karşımıza çıkmaktadır.
Markanın İhale Alıcısı Adına Tescili
Marka hakkının paraya çevrilmesi neticesi, markanın ihale alıcısı
adına tescili işlemi için icra müdürlüğü gerekli işlemleri yapacaktır.
İcra müdürü bu kapsamda markanın ihale alıcısı adına tescili için
TPE’ye yazacağı müzekkerede markanın tescil numarası ile markanın
adını ve ihale alıcısının ismini belirterek mezkûr markanın cebri icra
yolu ile satışının yapıldığı bu nedenle ihale alıcısı adına tescil işlemi-
nin yapılmasını talep edecektir (KHK Yön. m. 19/d)
Mülkiyetin İhale Kararı ile Kazanılması ve Hukuki Sonuçları
Marka hakkının açık artırma suretiyle satışının yapılması halinde,
marka hakkının mülkiyeti, ihale alıcısına, ihale anında yani kendisine
malın ihale edildiğine ilişkin icra müdürünün kararı ile geçer (BK m.
231).
17
Domaniç, Hayri, Kıymetli Evrak Hukuku, s. 745.
Murat Dönmez makaleler
384
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009
Pazarlık sureti ile satışlarda öğretideki baskın görüş
18
ise mül-
kiyetin, malın ihale alıcısına teslimi ile geçeceği yönündedir. Ancak
pazarlık suretiyle satış bir cebri icra işlemi olduğundan artırma su-
retiyle satışlarda olduğu gibi malın mülkiyetinin alıcıya, teslim şartı
aranmaksızın icra müdürünün alıcıya ihale edilmesi kararı ile geçeceği
kanısındayım.
19
Marka hakkının ihale kararı ile birlikte ihale alıcısına geçmesi ile
birlikte; ihale kesinleşinceye kadar geçen sürede, ihaleye konu marka
hakkının korunmasını gerektiren durumlar söz konusu ise, bu du-
rumda ihale alıcısı adına tescil yapılmasını beklemeden, marka hak-
kının korunmasına yönelik gerekli davaları açma, hukuki taleplerde
bulunma hakkına sahip olabilecektir.
KAYNAKLAR
Arkan, Sabih, Ticari İşletme Hukuku, Ankara 1993.
Arslan, Ramazan, İcra- İflâs Hukukunda İhale ve İhalenin Feshi, Ankara 1984.
18
Belgesay, Mustafa Reşit, Yeni İcra ve İflâs Kanunu Şerhi, I. Kitap İcra, s. 160; Kuru, Baki,
İcra Hukuku, s. 275; Kuru, Baki, İcra ve İflâs Hukuku, s. 365; Kuru, Baki / Arslan, Ramazan
/ Yılmaz, Ejder, a. g. e., s. 349 (Pazarlıkla satışın normal satış sözleşmesi hükümlerine (BK
m. 182 vd) hükümlerine tabi olduğu gerekçesiyle mülkiyetin, ancak malın teslimi anında
alıcıya geçeceği görüşündedir.); Pekcanıtez, Hakan / Atalay, Oğuz / Sungurtekin Özkan,
Meral / Özekes, Muhammet, İcra ve İflas Hukuku, s. 241; Pekcanıtez / Atalay / Özekes, İcra
ve İflas Hukuku Temel Bilgiler, s. 81; Gürdoğan, Burhan, İcra Hukuku Dersleri, s. 103; Er -
can, İsmail, İcra ve İflas Hukuku, s. 210; Korkusuz, M. Refik, İcra Hukuku ve Uygulaması,
s. 255; Olgaç, Senai, İcra-İflâs, C. 2, s. 1038; Ulukapı, Ömer, İcra ve İflâs Hukuku, s. 96;
Yıldırım, M. Kâmil, İcra Hukuku Ders Notları, s. 127.
19
Erturgut, Mine, İcra ve İflas Hukukunda Menkullerin Paraya Çevrilmesi, s. 190; Arslan, Ra-
mazan, İcra İflâs Hukukunda İhale ve İhalenin Feshi, s. 65 (Sn. Arslan, Sn. Kuru ve Sn. Yıl-
maz ile ortak yazdığı eserinden farklı olarak bu eserinde aynen “Pazarlıkla satış bir cebri icra
icra tasarrufu olarak nitelendirilince, bu tasarrufun hukuki sonuçlarının da, bu niteliğe uygun
olarak ortaya çıkacağını, yani, satılan malın mülkiyetinin satış kararından (ihale tutanağının
düzenlenmesinden) itibaren alıcıya geçeceğini kabul etmek daha tutarlı bir görüş olacaktır.”
demiştir. Postacıoğlu, İlhan E., İflâs Hukuku İlkeleri, s. 176. “…İİK’nın 241.maddesinde pa-
zarlıkla satış imkanının tanınması iflâs organları tarafından yapılmış satışı cebri icra rejimin-
den çıkarıp medeni hukuk rejimine ithal edemez. Çünkü medeni hukuk rejiminde satışa vücud
veren asli unsurlardan biri mal sahibinin bu baptaki iradesidir ki, pazarlık sureti ile de olsa bu
mal sahibine ait rızai unsur burada hiçbir suretle gerçekleşmemektedir. Binaenaleyh 241. mad-
denin pazarlıkla satış müsaadesini mevridine hasretmek ve bu muamelenin cebri icra mahiye-
tini muhafaza etmek zaruridir. Bu tahlilin neticesi şu oluyor ki bu pazarlıkla satış neticesinde
gayrimenkulün mülkiyeti satış tarihinden itibaren alıcıya geçer.” Özmumcu, Seda, Cebri İcra
Hukukunda Pazarlık Suretiyle Satış, s. 149; Üstündağ, Saim, İflâs Hukuku, s. 162.
makaleler Murat Dönmez
385TBB Dergisi, Sayı 84, 2009
Bahtiyar, Mehmet Ticari İşletme Hukuku, 3.Bası, İstanbul 2005.
Baktır, Selma, Ticari İşletme Hukuku, İzmir 2000.
Belgesay, Mustafa Reşit, Yeni İcra ve İflas Kanunu Şerhi, Birinci Kitap İcra,
2.Tabı, İstanbul 1932.
Bozer, Ali, Bankacılar İçin Ticaret Hukuku Bilgisi, Ankara 1986.
Deryal, Yahya, Ticaret Hukuku, Trabzon 2004.
Domaniç, Hayri, Kıymetli Evrak Hukuku , İstanbul 1975.
Ercan, İsmail, İcra ve İflas Hukuku, 3.Bası, İstanbul 2006.
Erturgut, Mine, İcra ve İflâs Hukukunda Menkullerin Paraya Çevrilmesi, Anka-
ra 2000.
Güneren, Ali, İcra ve İflâs Hukukunda İstihkak Davaları ile Tasarruf İptal Davala-
rı, Ankara 2004.
Gürdoğan, Burhan, İcra Hukuku Dersleri, Ankara 1970.
İnal, Tamer, Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2004.
Kaya, Arslan, Marka Hukuku , İstanbul 2006.
Kayar, İsmail, Ticari İşletme Hukuku, 3.Baskı, Ankara 2003.
Kayıhan, Şaban, Ticaret Hukuku, Sakarya 2003.
Korkusuz, M. Refik, İcra Hukuku ve Uygulaması, Ankara 2004.
Kuru, Baki, İcra ve İflâs Hukuku, C.I, İcra Hukuku, Ankara 1965.
Kuru, Baki, İcra ve İflâs Hukuku - İptal Davaları ve Konkordato Dahil, Ankara
1983.
Kuru, Baki / Arslan, Ramazan / Yılmaz, Ejder, İcra ve İflas Hukuku, Ders Kita-
bı, 18.Baskı, Ankara 2004.
Olgaç, Senai, İcra-İflâs, C.2, Ankara 1978.
Oytaç, Kutlu, Karşılaştırmalı Markalar Hukuku, İstanbul 2002.
Özel, Çağlar, Marka Lisansı Sözleşmesi, Ankara 2002.
Özmumcu, Seda, Cebri İcra Hukukunda Pazarlık Suretiyle Satış, İstanbul 2005.
Pekcanıtez, Hakan/ Atalay, Oğuz / Özekes, Muhammet, İcra ve İflas Hukuku
Temel Bilgiler, 4.Baskı, Ankara 2004.
Pekcanıtez, Hakan / Atalay, Oğuz / Sungurtekin Özkan, Meral / Özekes,
Muhammet, İcra ve İflas Hukuku, 4. Bası, Ankara 2006.
Postacıoğlu, İlhan E., İflâs Hukuku İlkeleri , İstanbul 1978.
Ulukapı, Ömer, İcra ve İflâs Hukuku, 2.Baskı, Konya 2007.
Uyar, Talih, İcra ve İflâs Kanunu Şerhi, C.6 , 2.Baskı, Ankara 2006.
Üstündağ, Saim, İflâs Hukuku, 6.Bası, İstanbul 2002.
Yıldırım, M. Kâmil, İcra Hukuku Ders Notları, 2.Bası, İstanbul 2004.
Yüksel, Ülkü / Yüksel-Mermod, Aslı, Marka Yönetimi ve Marka Değerinin Öl-
çülmesi, İstanbul 2005.