D. GÜNGÖR / G. OKUYUCU-ERGÜN hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 200968
CEZA MUHAKEMESİNDE
BEKLETİCİ SORUN KARARININ
DAVA ZAMANAŞIMININ
DURMASINA ETKİSİ
Devrim GÜNGÖR
∗
Güneş OKUYUCU-ERGÜN
∗∗
Suç teşkil eden fiilin üzerinden zaman geçmesiyle, söz konusu suç
ve bu suçun toplumsal etkileri unutulmaya başlar; ispat vasıtaları kay-
bolmuş olabileceğinden delil toplanması oldukça güçleşir. Dolayısıy-
la, geçen zaman, devletin dava açma veya verilmiş cezayı uygulama
konusundaki menfaatini azaltır. İşte bu nedenlerle, dava ve ceza za-
manaşımı kurumları benimsenmiştir.
1
Dava zamanaşımı TCK’nın 66. maddesinde, ceza zamanaşımı ise,
TCK’nın 68. maddesinde düzenlenmektedir. 66. maddenin 6. fıkrası
uyarınca, dava zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun tamamlan-
dığı günden; teşebbüs aşamasında kalmış suçlarda son icra hareketinin
yapıldığı günden; kesintisiz suçlarda kesintinin, zincirleme suçlarda
ise son suçun gerçekleştiği günden; çocuklara karşı üstsoy veya bunlar
üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda
çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.
Bazı nedenlerin varlığı halinde, zamanaşımı süresinin o ana kadar
geçen kısmı korunarak söz konusu neden ortadan kalktıktan sonra,
süre kaldığı yerden işlemeye devam eder. Buna zamanaşımının dur-
ması denir.
2
Dava zamanaşımı süresini durduran nedenler, TCK’nın
67. maddesinin 1. fıkrasında sayılmaktadır. Buna göre, “Soruşturma ve
*
Yrd. Doç. Dr., Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usulü Hukuku
Anabilim Dalı öğretim elemanı.
**
Dr., Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usulü Hukuku Anabilim
Dalı öğretim elemanı.
1
Toroslu, Ceza Hukuku Genel Kısım, Ankara 2008, s. 432; Antolisei, Manuale di diritto
penale parte generale, Milano 1997, s. 764; Mantovani, Diritto penale parte generale,
Milano 2001, s. 853.
2
Mantovani, s. 855; Taner, Ceza Hukukunda Zamanaşımı , Ankara 2008, s. 83.
hakemli makaleler D. GÜNGÖR / G. OKUYUCU-ERGÜN
TBB Dergisi, Sayı 83, 200969
kovuşturma yapılmasının izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çö-
zülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hallerde; izin veya
kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında
kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldı-
rılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.”
Görüldüğü gibi, dava zamanaşımını durduran sebeplerden biri de
soruşturma veya kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması
veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağ-
lı bulunması yani bekletici sorunun çıkmasıdır. Dolayısıyla, soruşturma
veya kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer
bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulundu-
ğu hallerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne
kadar dava zamanaşımı duracaktır. Buna göre, öğretide ön mesele de
denilen bekletici sorun, zamanaşımını durduran nedenlerden biri ola-
rak kabul edilmiştir.
Bekletici sorun, bir ceza davasının görülebilmesinin başka bir mah-
kemenin yetkisine giren bir sorunun veya uyuşmazlığın çözülmesine
bağlı olması halinde söz konusu olur.
3
Böyle bir durumda, ceza dava-
sını görmekte olan mahkemenin başvurabileceği yollardan biri nispi
muhakeme yapmak, diğeri ise bekletici sorun sayarak diğer sorunun
veya uyuşmazlığın çözülmesini beklemek üzere, ceza muhakemesini
durdurmaktır.
Bekletici sorun nedeniyle muhakemenin durdurulması, ancak
muhakemelerin birleştirilmesinin veya nisbi muhakemenin kabul
edilmediği hallerde söz konusu olabilir.
4
Bekletici sorun sayma kara-
rı, kural olarak, fayda düşüncesine dayanır ve hâkimin takdirindedir.
Dolayısıyla, ceza davasını görmekte olan yargılama makamı, somut
olayın koşullarını değerlendirerek bekletici sorun saymada fayda bu-
3
Kunter/Yenisey, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul
2000, s. 257; Dönmezer/Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Genel Kısım, İstanbul
1997, C. III, s. 277; Toroslu/Feyzioğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara 2008, s. 91;
Centel-Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul 2008, s. 546; Önder, Ceza Hukuku
Genel Hükümler, İstanbul 1992, C. II-III, s. 792; Erem, Türk Ceza Hukuku Genel Hü-
kümler, Ankara 1984, C. I, s. 508; Leone, Manuale di diritto processuale penale, Napoli
1988, s. 148-149.
4
Toroslu/Feyzioğlu, s. 91.
D. GÜNGÖR / G. OKUYUCU-ERGÜN hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 200970
lunup bulunmadığını değerlendirecektir.
5
Ancak, bazı hallerde kanun
koyucu, bu kararı kendisi vermekte ve bekletici sorun sayma veya say-
mama zorunluluğu getirmektedir. Örneğin, bir davaya bakmakta olan
mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararname-
nin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürse veya taraflardan birinin
ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa bunu
bekletici sorun sayarak Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda vereceği
karara kadar davayı durdurmak zorundadır (Any. m. 152). Aynı şe-
kilde Danıştay dışında bir Türk yargı organı önünde görülen davada,
bir kimsenin Türk vatandaşı olup olmadığı hakkında, İçişleri Bakanlı-
ğınca verilen karara karşı ilgililerce Danıştay’a başvurulması halinde,
bakılmakta olan dava, karar verilene kadar durdurulur (TVK. m. 41).
6
Bekletici sorun saymanın zorunlu olduğu sınırlı haller dışında, her
olayda bekletici bir sorunun bulunup bulunmadığına davaya bakmak-
ta olan mahkeme karar verir.
7
Bekletici sorun sayma, ceza mahkeme-
sinden başka bir mahkemenin görev alanına giren bir sorunun çözü-
müne bağlı bir konuda olabileceği gibi, bir başka ceza mahkemesinin
karar vermesini gerektiren bir sorunun çözümüne bağlı bir konuda da
olabilir. Örneğin, suçtan elde edilen eşyayı almak suçundan (TCK m.
165) dolayı açılan davada mahkeme, önceki suçun sabit olup olmadığı
sorununu nisbi muhakeme yolu ile kendi çözebileceği gibi, bu duru-
5
Toroslu/Feyzioğlu, s. 92.
6
Öte yandan kanunda açıkça öngörülmeyen kimi durumlarda da bekletici sorun
sayma mecburiyetinin bulunduğu ileri sürülmüştür. Buna göre örneğin, iftira su-
çunda (TCK m. 267), isnat olunan suç hakkındaki muhakemenin sonuçlanması
beklenmelidir. Aynı şekilde, bir tanık hakkında yalan tanıklık suçundan (TCK m.
272) kovuşturma yapılıyorsa, o tanığın yalan söylediği iddia olunan davada, bu
ceza davasının sonucu beklenmelidir. Bk. Kunter/Yenisey, s. 258.
7
Toroslu/Feyzioğlu, s. 92; Centel/Zafer, s. 547. İtalyan Ceza Muhakemesi Kanu
nu’nun 3. maddesinde, ceza mahkemesinin kararının kişinin medeni durumuna
veya vatandaşlık durumuna ilişkin uyuşmazlığın çözümüne bağlı olması halinde,
sorun ciddiyse ve bu soruna ilişkin dava halihazırda devam etmekteyse, hakimin
yargılamayı söz konusu sorunun çözümüne kadar bekletebileceği öngörülmüş;
yani böyle bir durumun varlığı halinde hakime sorunu bekletici sorun yapıp yap-
mama konusunda takdir yetkisi tanınmıştır. Yine İtalyan Ceza Kanunu’nun 479.
maddesinde ceza hakimine, 3. maddede öngörülen haller saklı kalmak kaydıyla,
suçun varlığına ilişkin kararın özel bir karmaşıklık arz eden medeni veya idari bir
uyuşmazlığın çözüme bağlı olması durumunda, söz konusu uyuşmazlığa ilişkin
davanın yetkili mahkeme önünde devam ediyor olması şartıyla bu uyuşmazlığı
bekletici sorun yapıp yapmama konusunda takdir yetkisi tanınmıştır.
hakemli makaleler D. GÜNGÖR / G. OKUYUCU-ERGÜN
TBB Dergisi, Sayı 83, 200971
mu bekletici sorun olarak da kabul edebilir.
8
Ceza mahkemesi tarafından bekletici sorun sayma kararı verilen
her durumda dava zamanaşımının da duracağı öğretide ve uygula-
mada geniş biçimde kabul edilmektedir.
9
Bu görüşte olan yazarlar-
ca, bekletici sorun çözümlenmedikçe, ceza davasına devam etmek
mümkün olmadığından sorun çözümleninceye kadar zamanaşı-
mında bir parantez açılması, yani zamanaşımının durması gerektiği
savunulmaktadır.
10
Bununla beraber, bekletici sorunun ortaya çıktığı her durumda
dava zamanaşımının durması, kimi hallerde kabul edilemez sonuçlara
neden olabilir. Örneğin, hırsızlık suçundan sanık olan bir kişinin yar-
gılandığı davada, ceza mahkemesinin malın aidiyeti ile ilgili sorunu,
hukuk mahkemesinin çözmesi için bekletici sorun sayması halinde,
sorun çözümlenene kadar yargılamaya devam edilemeyecektir. Bu
arada aynı davada müdahil olan kişinin malın aidiyetinin tespiti için
8
Kunter/Yenisey, s. 259; Dönmezer/Erman, s. 278; Toroslu/Feyzioğlu, s. 92; Ön-
der, s. 792.
9
Dönmezer/Erman, s. 277 vd.; Kunter/Yenisey, s. 258; Erem, s. 508; Önder, s. 792;
İçel, Yaptırım Teorisi, İstanbul 2000, s. 369.
765 sayılı mülga Türk Ceza Kanununun mehazı olan Zanardelli Kanununun
1887 tarihli projesinin, zamanaşımını durduran nedenleri düzenleyen 88. madde-
sinde, “kanunen diğer bir mahkemeye havale edilmiş” denmekte iken havalenin
zorunlu olduğu hallerde ancak hükmün uygulanabileceği sanısını gidermek için
“kanunen” sözcüğü metinden çıkarılmıştır. Bk. Majno, Ceza Kanunu Şerhi, C. 1,
Ankara 1977, s. 525.
“Suça konu yerin Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/261 sayılı dosyasındaki davaya
konu yer içerisinde kaldığının anlaşılması üzerine, mahkemenin 8.8.1997 tarihli celsede,
Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davanın neticelenmesini bekleyip bekletici
mesele yapmış olmasına göre, TCK.’nun 107’nci maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin
işlemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi, bozmayı gerektirmiştir.” Yargıtay
3. CD. 30.06.2003, E. 2003/4067 K. 2003/4166; “... Durma nedenlerinden olan “bekle-
tici sorun”un bulunduğu hallerde; kanunun emri veya hakimin takdiri sonucunda ceza
davasındaki uyuşmazlığın çözümü her şeyden önce başka bir mercide belirli bir sorunun
çözümüne bağlıdır. Böyle bir durumda, sözü geçen sorun çözümlenmedikçe ceza davasına
devam etmeye imkan bulunmadığı için, ceza davasının olduğu yerde durması ve sorun çö-
zümleninceye kadar dava zamanaşımının işlememesi gerekir. Bekletici sorunun dava açıl-
dıktan sonra ortaya çıkması da mümkündür. Bu hallerde de 107. maddenin uygulanması
gerektiğinden zamanaşımı durur. Durma nedenlerinin varlığı halinde, bu neden ortadan
kalkınca zamanaşımı durduğu yerden işlemeye başlar, durduran nedenlerden önce işlemiş
olan süre de varlığını korur...” Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.05.2004, E. 2004/3-89
K. 2004/110.
10
Antolisei, s. 766; Mantovani, s. 854; Dönmezer/Erman, s. 277.
D. GÜNGÖR / G. OKUYUCU-ERGÜN hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 200972
hukuk mahkemesinde dava açmaması veya açtığı davayı takip etme-
mesi halinde, ceza yargılamasına devam edilemediği için yargılanan
kişinin sanık sıfatının sona ermesi ve dava tehdidinden kurtulması
mümkün olamayacaktır. Zira kanunda dava zamanaşımının durması
bakımından, zamanaşımının kesilmesinde olduğu gibi bir üst sınır ge-
tirilmemiştir; bu nedenle zamanaşımı sınırsız olarak durabilir.
Zamanaşımı devletin ceza verme hakkını düşüren ve gerçekleşti-
ğinde yargı organları tarafından re’sen uygulanması gereken bir ku-
rum olup, şüpheli, sanık ve hükümlünün dahi bundan vazgeçmesi
mümkün değildir (TCK m. 72/2).
11
Bu itibarla, ceza mahkemesinin bir
sorunu nispi muhakeme yoluyla çözmesi halinde zamanaşımı süresi
işlemeye devam edecek, aynı sorunun bekletici sorun sayılması halin-
de ise zamanaşımı süresi duracaktır. Bekletici sorun sayma zorunlulu-
ğunun bulunmadığı, bir başka deyişle, bekletici sorun saymanın mah-
kemenin ihtiyarında olduğu durumlarda, ceza mahkemesinin sadece
takdir hakkını kullanarak bekletici sorun sayma yolunu tercih etme-
siyle kamu düzenine ilişkin olan bir sürenin işlemesine engel olması-
nın doğru olmadığı kanaatindeyiz. Bu nedenle, ancak bekletici sorun
saymanın zorunlu olduğu, yani ceza mahkemesinin nispi muhakeme
yapamadığı sınırlı durumlarda zamanaşımı durmalı, aksi takdirde iş-
lemeye devam etmelidir.
11
Toroslu, s. 432; Antolisei, s. 768.