hakemli makaleler Önder Tozman
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009201
İŞTİRAK HALİNDE İŞLENEN SUÇLARDA
GÖNÜLLÜ VAZGEÇME
Önder Tozman
∗
GİRİŞ
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 41. maddesinde “iştirak
halinde işlenen suçlarda gönüllü vazgeçme” düzenlenmiş ve birinci fıkra-
da TCK m. 36’ ya atıf yapılarak, sadece gönüllü vazgeçen suç ortağı-
nın bu madde hükmünden yaralanabileceği hükme bağlanmıştır. TCK
41/2 maddesinde ise kanun koyucu, gönüllü vazgeçen suç ortağının
çabasını, gönüllü vazgeçme hükmünden yararlanmak için yeterli gör-
müştür. Buna göre, “suç, gönüllü vazgeçen ortağın gayreti haricinde bir se-
beple işlenmemiş veya onun bütün gayretine rağmen işlenmişse”, bu gönül-
lü vazgeçen ortak, gerekli gayreti göstermesi şartıyla yine de gönüllü
vazgeçme hükümlerinden yararlanacaktır. Böylece 5237 sayılı TCK,
765 sayılı TCK’da yer almayan yeni bir düzenleme getirmiştir.
1
∗
Ar. Gör., Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
1
TCK’da iştirak halinde işlenen suçlar bakımından kabul edilen bu düzenleme Al-
man Ceza Kanunu’ndaki (Al. CK) düzenlemeye benzemektedir. Al. CK’nın 24/
II maddesinde iştirak halinde işlenen suçlarda gönüllü vazgeçme düzenlenmiştir.
Buna göre, “Bir fiile birden çok kişi katılmışsa, bunlardan hangisi gönüllü olarak fi-
ilin tamamlanmasını önlerse teşebbüsten dolayı cezalandırmaz. Ancak fiil onun bir
eylemi olmaksızın (onun haricinde başka bir nedenden dolayı) tamamlanmamışa
veya onun fiile olan önceki katkısından bağımsız olarak tamamlanmışsa, bu kişinin
fiilin tamamlanmasını önlemek için gönüllü ve ciddi çabası da (ceza verilmemesi
için) yeterli olacaktır”. Belirtmek gerekir ki, Al. CK ayrıca bunlardan suçun vazge-
çen failin dışında bir nedenle tamamlanmamış olması halini tek başına faillikte de
kabul etmiştir. Al. CK.’nın tek failin teşebbüsten gönüllü vazgeçmesini düzenleyen
24 maddesinin 1 fıkrasının 2. cümlesinde “Eğer fiil, suçu işlemekten vazgeçen failin
bir eylemi olmaksızın (onun haricinde bir nedenle) tamamlanmamışsa bu kişi gö-
nüllü ve ciddi olarak suçun tamamlanmasını önlemeye çabalarsa cezalandırılmaz”
denilmektedir. Böylece Al. CK. icra hareketlerini bitiren faile ek bir cezasızlık imka-
nı daha getirmiştir. Buna göre, failin fiilin tamamlanmaması için gönüllü ve ciddi
çabası cezasızlık için yeterli görülmüştür; fiil failin bu çabası sonucu değil de başka
Önder Tozman hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009202
Bu çalışmada, iştirak halinde işlenen suçlarda gönüllü vazgeçme
düzenlemesinin mahiyetini ve vazgeçmenin genel şartlarını inceledik-
ten sonra, iştirak halinde işlenen suçlardan vazgeçmenin Kanun’da
öngörülen üç şeklini ele alacağız.
I. Düzenlemenin Mahiyeti
TCK m. 41/1’de, “İştirak halinde işlenen suçlarda, sadece gönüllü vaz-
geçen suç ortağı, gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanır” denilmekte-
dir. Maddede “sadece gönüllü vazgeçen suç ortağı gönüllü vazgeçme hüküm-
lerinden yararlanır” denilerek, gönüllü vazgeçmenin hukukî değil, ceza
siyaseti düşünceleriyle kabul edildiği teyit edilmiştir.
2
Diğer yandan,
bir nedenle tamamlanmamış olsa bile fail gönüllü vazgeçme hükmünden yararlana-
caktır.
2
Aynı görüşte: Bayraktar, Köksal, Teşebbüs, İştirak, Suçların Birleşmesi, in: Türk Ceza
Kanunun 2 Yılı -Teori ve Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar, Türk Ceza Hukuku Der-
neği, İstanbul 2008 (Teşebbüs), s. 144. Ancak Bayraktar burada, bu anlayışı hukuki
ve adil bulmamakta, diğer yandan kanunilik ilkesine aykırı görmektedir: “Gönüllü
vazgeçen aynı zamanda etkin olarak pişman olan kişi de olduğundan, bunun fail ya
da azmettiren olmasında, yardımcılar teşebbüsten cezalandırılacaklardır. Acaba bu
hal gerçekten hukuki ve adil midir? Bugünkü Ceza Kanunu sisteminde fail, suçun
kanuni tanımındaki fili gerçekleştiren kişi olmakla, bunun fiilden vazgeçmesi duru-
munda artık fiil olmayacağından yardımcılar ya da azmettirenleri teşebbüsten ceza-
landırmak kanunilik ilkesine aykırı olmayacak mıdır?”, a. g. e., s. 144. Bayraktar’ın,
gönüllü vazgeçmenin esasının hukuki olduğu yönündeki görüşleri için bkz. Bay-
raktar, Köksal: Faal Nedamet, İÜHFM, C. XXXIII, S. 3-4, İstanbul 1968, s. 125 vd.
TCK’da, gönüllü vazgeçmeyi düzenleyen 36. maddenin gerekçesinde de bu kurum
suç politikası düşüncesiyle açıklanmıştır. Doktrinde de çoğunlukla kabul edilen gö-
rüş budur. Bkz. Demirbaş, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2006, s. 422;
Centel, Nur / Zafer, Zafer / Çakmut, Özlem, Türk Ceza Hukukuna Giriş, 3. Bası İstan-
bul 2005, s. 478; Soyaslan, Doğan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2006, s. 292;
Sözüer, Adem, Suça Teşebbüs, İstanbul 1994, s. 239–240; İçel, Kayıhan / Sokullu-
Akıncı, Füsun /Özgenç, İzzet / Sözüer, Adem / Mahmutoğlu, Fatih S. / Ünver,
Yener, İçel Suç Teorisi, İstanbul 2000, s. 357; Özgenç, İzzet, Türk Ceza Hukuku Genel
Hükümler, Ankara 2006, s. 406; Özbek, TCK İzmir Şerhi, Yeni Ceza Kanununun Anlamı,
Ankara 2005, s. 410; Dönmezer, Sulhi / Erman, Sahir, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku,
Genel Kısım, C.I, 11. Bası, İstanbul 1994, No: 576-577; Önder, Ayhan, Ceza Hukuku
Dersleri, İstanbul 1992, s. 403. Gönüllü vazgeçmenin kabul edilmesi konusundaki
teoriler için bkz. , Klaus, Grundfragen des Rücktritts vom Versuch in Theorie und Praxis,
Berlin 1976, s. 33 vd; Maurach, Reinhart / Gössel, Heinz / Zipf, Heinz, Strafrecht
Allgemeiner Teil, Teilband 2 (AT. 2), Heidelberg 1989, § 41 Kn. 7 vd., Rudolphi, Hans
–Joachim, Rücktritt, in: Systematischer Kommentar (SK) zum Strafgezetsbuch, Band I,
2. Auflage, Frankfurt am Main, 1977, § 24 Kn. 2 vd.; Zaczyk, Rainer, Rücktritt, in:
Nomos Kommentar zum Strafgesetzbuch (NK), Baden Baden 2005, § 24 Kn. 2 vd.; Erra,
Carlos, Teşebbüste İhtiyarîyle Vazgeçme (Çev. Sahir Erman), İÜHFM, C. X, S. 1–2,
hakemli makaleler Önder Tozman
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009203
hüküm iştirakte vazgeçme konusunu ayrıca düzenlememiş, TCK m.
36’ya atıf yapmakla yetinmiştir. Ancak belirtmek gerekir ki, maddede
belirtilmese de iştirak bakımından bir özellik bulunmaktadır. TCK m.
36’da tek başına failin vazgeçmesi düzenlenirken ve bu bakımdan fail-
den, sadece kendi işlemekte olduğu suçun “icra hareketlerinden vazgeç-
mesi ya da suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlemesi”
istenirken; iştirakin özelliği gereği, ortaklaşa işlenen bir suça katılan
suç ortaklarının her biri diğer suç ortaklarının işlediği hareketlerden
de sorumlu olduğu için, gönüllü vazgeçen suç ortağının sadece kendi
katkısını ortadan kaldırması yeterli değildir; suç ortağı iştirak halin-
de işlenen suçun gerçekleşmesini önlemelidir. Nitekim TCK’nın 41/2
maddesinde, “Suçun… gönüllü vazgeçenin gayreti dışında bir sebeple iş-
lenmemiş olması, … gönüllü vazgeçenin bütün gayretine rağmen işlenmiş
olması” denildiğine göre, suç ortağından asıl istenen ortaklaşa işlenen
suçun gerçekleşmesini önlemektir.
Böylece iştirakte suç ortağına,
3
onun faillik ya da iştirak olarak
cezalandırılabilir katkısı bakımından, TCK m. 36’nın taleplerini/ge-
reklerini aşar bir şekilde sonucu önleme yükümlülüğü getirilmiştir.
Ortaklaşa işlenen suç teşebbüs evresine girmişse, suça katılanın gö-
nüllü vazgeçme hükmünden yararlanabilmesi için mutlaka bu suçun
tamamlanmasını önlemesi gerekir. Suç ortağının, cezadan kurtaran bir
vazgeçmeden yararlanabilmesi için, sadece kendi katkısını nötrleştir-
mesi/geri alması her zaman yeterli değildir. Bundan daha çok, onun
suçun tamamlanmasını önlemesi, ya da kanuni tipe uygun sonuç onun
gayretinden bağımsız gerçekleşmiyor veya onun bütün gayretine rağ-
men gerçekleşiyorsa gönüllü ve ciddi olarak sonucu önlemeye çalış-
ması gerekir.
4
Alman doktrininde, iştirakte vazgeçmenin şartlarındaki bu
keskinleşmenin kriminalpolitik bakımdan haklı olup olmadığı
İstanbul 1944, s. 686 vd.
3
Kanunda “suç ortağı” olarak geçtiği için biz de iştirak türünün ayrıca belirtilmediği
durumlarda bu terimi kullanmayı tercih ettik.
4
Lilie, Hans / Albrecht, Dietlinde, Rücktritt, in: Leipziger Kommentar (LK),
Strafgesetzbuch-Grosskommentar, 1. Band, 11. Auflage, Berlin 2003, § 24 Kn. 237; Ro-
xin, Claus, Strafrecht-Allgemeiner Teil, Band II (AT. II), Besondere Erscheinungsfor-
men der Straftat, München 2003, § 30, Kn. 331. Gerçekten, TCK m. 41/2’de “göster-
diği gayreti dışında” “bütün gayretine rağmen” denildiğine göre, gönüllü vazgeçen
ortaktan, m. 41/ 2 hükmümden yararlanabilmesi için “ciddi bir çaba / gayret” isten-
mektedir.
Önder Tozman hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009204
tartışılmıştır.
5
1975 değişiklikleri sürecinde Alman Ceza Reformu Özel
Komisyonu’nun görüşmelerinde bu düzenleme şöyle gerekçelendiril-
miştir: “Birçok kişinin katıldığı bir fiil, kural olarak tek faille işlenen suçlara
göre daha tehlikelidir ve bu yüksek tehlikelilik tek failin fiile olan katkısını
geriye çevirmesiyle ortadan kalkmaz. Müşterek fail diğer failin/faillerin fiile
başlamasına katkıda bulunduğu için, ondan temel olarak fiilin tamamlanma-
sının önlenmesi istenmektedir”.
6
Doktrinde de bu düşünceye katılan yazarlar olmuştur. Buna göre,
bir suça katılanın, diğerleri suçu işlemeye devam ederken, sadece ba-
sitçe kendi katkısını sonlandırması yeterli görülemez.
7
Bunun arka pla-
nında “birçok kişinin katılmasıyla oluşan fiil katkısı örgüsünden, tek bir failin
hareketinden daha fazla bir fiil gücünün ortaya çıkması” bulunmaktadır.
8
Hâkim öğreti ise
9
, ceza siyaseti bakımdan bu düzenlemenin ye-
5
Bkz. Roxin, AT. II, § 30, Kn. 332; Wessels, Johannes / Beulke, Werner, Strafrecht All-
gemeiner Teil (AT.), Die Straftat und ihr Aufbau, 33. Auflage, Heidelberg 2003, Kn.
648; Jescheck, Hans Heinrich / Weigend, Thomas, Lehrbuch des Strafrechts, Allgemei-
ner Teil (AT.), 5. Auflage, Berlin, 1996, § 51 VI 3, Kühl, Kristian, Strafrecht Allgemeiner
Teil (AT), 4. Auflage, München 2002 (AT.) § 16 Kn. 91, § 20 Kn. 26.
6
Bkz. Roxin, AT. II, § 30, Kn. 332. Alman Ceza Kanunu’nun, 1975 Ceza Reformu’yla
tek başına failin yanında iştirakte gönüllü vazgeçmeyi de düzenleyen 24. maddesin-
den önce yürürlükte olan 46. maddesinde sadece tek başına failin gönüllü vazgeç-
mesi düzenlenmişti. Bu nedenle 46. maddenin sözü karşısında, failin yanında, az-
mettiren ve yardım edenin de gönüllü vazgeçmeden yararlanıp yararlanamayacağı
tartışılmaktaydı. Genel olarak onların da gönüllü vazgeçmeden yararlanabileceği
kabul edilmekteydi. Ancak, yeni düzenlemede “katılanın suçun tamamlanmasını
önlemesi ya da en azından bunun için ciddi ve gönüllü olarak çaba göstermesinin
aranması”nın tersine, katılanın sadece “kendi katkısını” geri alması çoğunluk gö-
rüşünce yeterli görülmekteydi. Bkz. Gores, Claus, Der Rücktritt des Tatbeteiligten,
Berlin, 1982, s. 15. Türk hukukunda da 765 sayılı TCK döneminde, iştirak halinde
işlenen suçların teşebbüs aşamasında kalması durumunda, gönüllü vazgeçmeden
yararlanmak isteyen her bir ortağın sadece kendi katkısını değil bir bütün olarak su-
çun tamamlanmasını önlemesinin zorunlu olduğu kabul edilmekteydi. Bkz. Erem,
Faruk, Suça İştirak, AÜHFD, C.3, S.1, Ankara 1946, s. 74 vd.
7
Gores, s. 232; Gropp, Walter, Strafrecht-Algemeiner Teil (AT.), 3. Auflage, Berlin-
Heidelberg, 2005, § 9 Kn. 87; Maurach / Gössel / Zipf, AT. 2, § 50 Kn. 85; Tröndle,
Herbert / Fischer, Thomas, Strafgesetzbuch und Nebengesetze, 51. Auflage, Münschen,
2003, § 24 Kn. 40.
8
Zaczyk, NK, § 24 Kn.94.
9
Bkz. Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 238; Wessels / Beulke, AT., Kn. 648; Jescheck /
Weigend, AT., § 51 VI 3; Roxin, AT. II, § 30, Kn. 331; Roxin, Claus: Der Rücktritt bei
Beteiligung mehrerer, in: Festschrift für Theodor Lenckner zum 70. Geburtstag, s. 278;
Eser, Albin, Rücktritt, in: Schönke / Schröder Strafgesetzbuch-Komentar (SS), 26. Aufla-
ge, München 2001, § 24 Kn. 101; Grünwald, Gerald, Zum Rücktritt des Tatbeteiligten
hakemli makaleler Önder Tozman
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009205
rinde olmadığı ve gerekçenin “sorumluluğun keskinleşmesi”ni tam açık-
layamadığı görüşündedir. Eleştirilere göre, öncelikle “yüksek tehlike”
düşüncesi yanlıştır; çünkü suça olan katkısını ortadan kaldıran suç or-
tağı, gerekçede belirtildiğinin aksine kendisine düşen tehlike miktarını
ortadan kaldırmıştır ve artık vazgeçme için daha fazlasını istemenin
gerekçesi de kalmamıştır. İkinci olarak, burada ceza siyaseti bakım-
dan vazgeçme imtiyazının, suçun mümkün olan en iyi şekilde önlen-
mesine bağlanması düşünülmüş olabilir. Ancak, bu amaca bu yolla
ulaşmak sisteme yabancıdır; çünkü suç ortağının cezadan kurtarılma-
sı, onun artık hiçbir payının olmadığı bir olayı önlenmesine bağlan-
mıştır. Başkasının fiilini önlememeye ise sadece çok özel durumlarda
(Alman Ceza Kanunu, m. 138: planlanan suçu ihbar etmeme; m. 323c:
yardımın terk edilmesi) cezai sonuçlar bağlanmıştır.
10
Özellikle ikame
edilebilir, yeri rahatlıkla doldurulabilir önemsiz bir yardımda bulunan
suç ortağı için ana fiilin tamamlanmasını önlemek zor olacaktır. Bu tür
olaylar için, kanunun düzenlemesinde, bu tür kişileri vazgeçmek için
çok da teşvik etmeyen özel bir ağırlık olduğu açıktır.
11
Bununla birlik-
te, kanuni düzenlemenin dikkate alınmak zorunda olunduğu da ifade
edilmektedir.
12
Kanaatimizce, “iştirakin cezalandırılmasının politik ve öze ilişkin esa-
sının, sadece kendi davranışından kaynaklanan sonuçların değil, amaçlarına
ulaşmak için nazara aldığı veya hesaba kattığı dış güçlerin (insanî veya doğal)
im künftigen Recht, in: Festschrift für Hans Welzel zum 70. Geburtstag, 1974, s. 706;
Krey, Volker / Heinrich, Manfred, Deutsches Strafrecht Allgemeiner Teil, Band 2 (AT.
2), 2. Auflage, Stuttgart 2004, Kn. 519; Lenckner, Theodor, Probleme beim Rücktritt
des Beteiligten, in: Festschrift für Wilhelm Gallas zum 70. Geburtstag, Berlin 1973, s. 295
vd, 305; Stratenwerth, Strafrecht Allgemeiner Teil (AT.), 4. Auflage, Köln-Berlin-
Bonn-Münschen 2000, § 12 Kn. 168; Herzberg, Rolf Dietrich, Grundprobleme des
Rücktritts vo Versuch und Überlegungen de lege ferenda (Grundprobleme) NJW
1991, s. 1639; Scheurl, Guntram von: Rücktritt vom Vesuch und Tatbeteiligung meh-
rerer, Berlin 1972, s. 76.
10
Roxin, AT. II, § 30, Kn. 333.
11
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 238. Alman hukukunda Al. CK’nın bu düzenlemesinin
ayrıca anayasaya ters düştüğü kaygılarının da ön plana çıktığı kapsamlı eleştirilerin
kısmen haklı olduğunu gösteren zorlukları da içerdiği ifade edilmektedir. Bu hük-
mün uygulama bakımından açık olmadığı, içerik bakımından da çok anlaşılabilir
olmadığı; hem uygulama hem doktrinde pek çok soruların ortaya çıkmasına neden
olan başarısız bir düzenleme olduğu söylenmektedir. Bkz. Lilie / Albrecht, LK, § 24
Kn. 238; Roxin, AT. II, § 30, Kn. 301; Grünwald, s. 701 vd; Herzberg, Grundproble-
me, s. 1639; Krey, AT. 2, Kn. 512, 519; Eser, SS, § 24 Kn. 74, 101.
12
Roxin, AT. II, § 30, Kn. 335.
Önder Tozman hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009206
katılmasıyla ortaya çıkan sonuçların da yine o insana ait olduğu yolundaki
ilke”
13
olduğu göz önünde bulundurulduğunda, suç ortağının gönüllü
vazgeçmeden yararlanabilmesi için sadece kendi katkısını kaldırması-
nı yeterli görmeyen ve ondan ortaklaşa işlenen suçun tamamlanması-
nın önlemesini isteyen düşünceye katılmak gerekir. 765 sayılı TCK dö-
neminde de teşebbüs halinde kalan suçlara iştirakin mümkün olduğu
ve suça katılan her bir ortağı
II. İştirakte Gönüllü Vazgeçmenin
Genel Şartları
A. Teşebbüs Evresine Girilmiş Bir Suçun Gerekliliği
1. Sadece Teşebbüs Edilen Bir Suçtan Vazgeçilebilmesi
Her şeyden önce, suçun
14
TCK m. 35’e göre cezalandırılabilir bir
teşebbüs evresine girmesi gerekir.
15
Böylece TCK m. 41, suç, cezalandı-
rılabilir bir teşebbüsün alanına girmediği sürece uygulanmaz. Örneğin
bir kadın kocasını, suç ortağının öldürmesi için sözleştikleri bir yere
getirmediğinde adam öldürme suçunun teşebbüs evresine girilmemiş-
tir; yine bir davacının, davasında yalan tanıklık için birisinden ricada
13
Toroslu, Nevzat, Ceza Hukuku-Genel Kısım, Ankara 2005, s. 273.
14
“Kanun, 37. maddesinde, iştirake ilişkin sorunları çözmemiş, tersine anlaşılması
zor sorunlar yaratmıştır. Kanun ‘Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte ger-
çekleştirmekten’ söz etmektedir. Bir kere, Kanun, birçok suçta, fiilin ne olduğunu
söylememiş, bunun yerine fiili, içini yorumcunun dolduracağı bir ‘durum’ veya bir
‘neticenin meydana gelmesi’ olarak ifade etmiştir. Örneğin. 96. maddede öngörülen
suçta ‘..eziyet çekmesine yol açan davranış…’ bir durumu, 86. maddede öngörülen
suçta ‘..vücuduna acı verme veya sağlığını ya da algılama yeteneğinin bozulma-
sına neden olma…’ bir neticeyi ifade etmektedir. Böyle olunca, 37. maddede yer
alan ‘fiil’ terimi yanlış olmaktadır. Bunun doğrusu, ‘suç’ tur, çünkü fiile değil, suça
iştirak edilmektedir”. Hafızoğulları, Zeki, Türk Ceza Hukuku Ders Notları, Ankara
2007-2008 http://www.zekihafizogullari.com/CezaHukuku%20Ders%20Notlari.
pdf (04.06.208 tarihindeki güncellenmiş hali esas alınmıştır), s. 141.
15
Hafızoğulları, s. 111; Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 244; Kühl, AT, § 20 Kn. 263; Kühl,
Kristian, Strafgezetsbuch-Kommentar (Kommentar), 25. Auflage, Münshen 2004, § 24
Kn. 28; Roxin, Der Rücktritt bei Beteiligung mehrerer, s. 278; Eser, SS, § 24 Kn. 79; Hein-
rich, Strafrecht Allgemeiner Teil I (AT. I), Stuttgart 2005, Kn. 802; Jacobs, Strafrecht All-
gemeiner Teil (AT.), 2. Auflage, Berlin-Newyork, 1991, 26 / 25; Krey / Heinrich, AT. 2,
Kn. 513; Tröndle / Fischer, § 24 Kn. 38. İştirakin ikinci derecedenliği kuralı gereğin-
ce, katılanın (Teilnehmer) teşebbüsten sorumlu olabilmesi, kendisi bütün katkısını
çoktan sağlamış olsa bile, ancak sadece fail (Taeter) teşebbüs evresine girdiğinde söz
konusu olabilir. Wessels / Beulke, AT, Kn. 648a.
hakemli makaleler Önder Tozman
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009207
bulunduğu ancak muhakeme sürecinde ismini bildirmediği durumda
da henüz yalan tanıklık suçunun teşebbüs evresine girilmemiştir.
16
Suç ortağının katkısı teşebbüs evresine ulaşmadığında, yani katı-
lan icranın başlangıcından önce bir katkı sağlamamış veya bu katkısını
hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde etkisizleştirmişse onun bakımın-
dan TCK m. 41’in uygulanmasına gerek yoktur.
17
2. Suç Ortağının Katkısının Suça Bir Etkisinin
Olmaması Durumu
Suç ortağı hazırlık evresinde bir katkı sağlamış, ancak yine daha
hazırlık evresindeyken bu katkısını tamamen etkisiz hale getirmişse,
yine TCK m. 41’in uygulanmasına gerek yoktur. Örneğin, yardım eden,
faili daha hazırlık evresindeyken suçtan vazgeçirebilirse TCK m. 41’e
başvurmak ne mümkün ne de gereklidir. Eğer fail bundan sonra suçu
icra ederse, ortada yardım edenin önceki katkısına dayandırılamaya-
cak yeni bir suç vardır. Örneğin yardım eden, failin hırsızlıkta kulla-
nacağını bildiği bir aleti ona verdikten sonra daha icraya başlamadan
geri almışsa, onun katkısı sonradan failin yaptığı hırsızlığa kadar ulaş-
mamıştır. Burada fail, yardım edenin katkısından bağımsız ayrı bir suç
işlemiştir.
18
Olayda bir geri dönme durumu yoktur; çünkü vazgeçme,
mutlaka bir teşebbüsün varlığını gerektirir. Oysa yardım edenin katkı-
sı, suç daha teşebbüs evresine girmeden tamamen etkisizleştirilmiştir.
Bir hırsıza maymuncuk veren bir kimse, potansiyel fail icra hareketleri
evresine girmedikçe yardım etmeye teşebbüs eden olarak cezasız kalır.
Bu evrede kendisi de bu maymuncuğu geri alırsa yine cezalandırılma-
yacaktır. Bu hareketinin gönüllü olup olmaması da önemli değildir;
yardım eden, bu katkısını, üçüncü kişilerce gözetlendiğini fark ettiği
için geri alsa bile cezasızdır.
19
16
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 245; Roxin, AT. II, § 30, Kn. 310.
17
Eser, SS, § 24 Kn. 80; Eisele, Jörg, Abstandnahme von der Tat vor Versuchbeginn bei meh-
reren Beteiligten, ZStW 112 (2000) s. 767; Kühl, Kommentar, § 24 Kn 28; Zaczyk, NK,
§ 24 Kn. 122.
18
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 248; Roxin, AT. II, § 30, Kn. 309; Eser, SS, § 24 Kn. 80;
Kühl, Kommentar, § 24 Kn. 27; Rudolphi, § 24 Kn. 36; Zaczyk, NK, § 24 Kn. 122.
19
Roxin, AT. II, § 30, Kn. 309; Grünwald, s. 706; Lenckner, s. 283; Rudolphi, SK, § 24
Kn. 36; Eser, SS, § 24 Kn. 79. Almanya’ da 1975 değişiklikleri sürecinde Ceza Re-
formunu görüşen Özel Komisyonun toplantılarında bu konu gündeme gelmiş ve
Önder Tozman hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009208
3. Hazırlık Hareketleri Evresinde Vazgeçmenin
Mümkün Olması
TCK m. 41’in uygulanması için, yardım edenin vazgeçme davranı-
şını, suç ancak teşebbüs evresine girdiğinde yapması gerekmez. Eğer
yardım eden, katkısını sağladıktan sonra daha hazırlık evresindeyken
suçun tamamlanmasını önleyici çaba içine girerse, fiilin bundan sonra
teşebbüs evresine girmesi ve ona isnat edilebilmesi durumunda, onun
çabası bu maddenin uygulanma alanına girebilir. Bu durumda daha
hazırlık evresindeyken gerçekleştirilen vazgeçme çabaları –sağlanan
katkının tamamen etkisizleştirilmesi şartıyla– vazgeçene cezadan kur-
tarma imkânı getirebilir. Bu durum, vazgeçmenin varlığı için bir teşeb-
büsün olması gereğine aykırı değildir. Bu şart, yardım edenin, sonu-
cun önlenmesine yönelik davranışı henüz hazırlık evresindeyken ger-
çekleştirdiği ve buna rağmen fiilin teşebbüs evresine geçtiği durumda
da yerine gelmektedir. Bu bakımdan TCK m. 41 teşebbüsün zamansal
olarak vazgeçme davranışından önce olmasını şart koşmamaktadır.
20
B. Suçun Tamamlanmasına Yönelik Kast
Suç ortağının, iştirakten sorumlu tutulabilmesi için, katkısını kas-
ten gerçekleştirmesi de aranan şartlardan biridir. Sadece bu şart ger-
çekleştiğinde katılma cezalandırılabilir ve sadece bu durumda TCK m.
41 anlamında bir vazgeçme gündeme gelebilir
21
. Böylece suç ortağının
katılanın, fiile olan katkısını ortadan kaldırması anlamında, fiilde kullanılmak üzere
verdiği aracın geri alması örneği verilmiş, bu hareketin Al. CK m. 24 / II’ ye göre
(TCK. m. 41) cezasızlık için yetmeyeceğine işaret edilmiştir. Bkz. Roxin, AT. II, § 30,
Kn. 311.
20
Bu yöndeki açıklamalar için bkz. Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 250–251.
21
Gropp, AT., § 10 Kn. 130; Kühl, AT., § 20 Kn. 201; Otto, Harro: Grundkurs Straf-
recht, Allgemeine Strafrechtslehre (AT.), 6. Auflage, Berlin 2000, § 22 Kn. 42; Zaczyk,
NK, § 24 Kn. 123. “Kanun, gerekçesinde, ‘failin işlediği fiilin kasten işlenmesini’ şart
koşmakta, ancak ‘failin bu fiil nedeniyle ayrıca kusurlu olmasına gerek yoktur’ de-
mektedir. Kanun koyucunun kafası karışıktır. Geçerli doktrin olarak, kusurluluğun
gerek tabiatçı anlayışında gerekse normatif anlayışında kast ve taksir kusurluluğun
türlerini oluşturmaktadır. Fiilinden bağımsız olarak failde kusurluluk aramak, ku-
surlu fiili değil de kusurlu faili esas alarak veya kınanabilirliği fiilden kaldırarak
faile yüklemek, böylece kusurluluğu suçun unsuru olmaktan çıkarmak ve alışılan-
dan farklı ‘fail kusuruna’ dayalı bir ceza hukuku anlayışını benimsemek, hakimi
onurlandırmak değildir, hakimi araç kılarak kanun koyucunun totaliter eğilimlerini
tatmin etmektir”. Hafızoğulları, s. 111.
hakemli makaleler Önder Tozman
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009209
suçun tamamlanması açısından kasten davranmadığı olayları tartış-
maya gerek yoktur. Örneğin yardım eden, asli faile bilerek elverişsiz
bir araç vermişse ve böylece bu suçun teşebbüs evresinde kalacağın-
dan ve tamamlanmayacağından eminse böyledir.
22
Suç ortağı, gerçi hazırlık evresinde bir katkı sağlamış, ancak bu-
nun yetersiz olduğunu ve suçun tamamlanabilmesi için bu katkısını
tamamlaması gerektiğini, diğer bir deyişle bu katkısının başka bir şe-
kilde ikame edilemeyeceğini biliyorsa ve böylece suçun onun katkısı
olmadan nedensel süreçten önemli bir sapma yaparak gerçekleşece-
ğinden eminse, onun bir kastı olduğu söylenemez; bu durumda suça
kanuni tipe uygun bir katkısı da bulunmamaktadır. Ancak, katkısını
tamamlamayı ve böylece ihtimal olarak suç için nedensel olmayı he-
saplıyorsa, suç teşebbüs evresine girdiğinde bu katkısından sadece
TCK m. 41’in şartlarına göre dönebilir.
23
Ayrıca suç ortağı, başta sağladığı katkısını hazırlık hareketleri ev-
resinde elverişsiz hale getirdiğinde de, TCK m. 41’i uygulamaya gerek
olmadan cezasızdır. Bu olaylarda, suç ortağı gerçi başlangıçta suçu ta-
mamlamak kastıyla katkısını sağlamıştır; ancak daha hazırlık evresin-
deyken yaptığı vazgeçme hareketiyle suçun sonuçsuz kalmasını sağla-
yacak bir etkide bulunmuştur. Suç ortağının katkısının baştan itibaren
elverişsiz olmasıyla, başlangıçta elverişli olan katkının sonradan –icra
başlamadan önce– elverişsiz hale getirilmesi arasında fark yoktur. Ör-
neğin suç ortağının, daha önceden verdiği zehri zararsız bir tozla de-
ğiştirmesi veya hamileliği sona erdirecek bir ilaç yerine zararsız bir
ilaç vermesi durumunda böyledir. Burada suç ortağı, yardım katkısını
hazırlık evresinde ortadan kaldırmıştır. Zehrin yerine zararsız bir to-
zun konulması yardım hareketi olarak değerlendirilemez; çünkü yar-
dım edenin artık kastı yoktur. Bu olaylarda bir vazgeçme sorunu gün-
deme gelmediği için gönüllü vazgeçme hükmünü uygulamaya gerek
yoktur.
24
22
Zaczyk, NK, § 24 Kn. 123; Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 253.
23
Eser, SS, § 24 Kn. 82; Vogler, Theo, Rücktritt, in Leipziger Kommentar (LK) Strafgesetz-
buch, Grosskommentar, 1. Band Einleitung, §§ 1 bis 31, 10. Auflage (LK 10. Aufl.),
Berlin 1985, § 24 Kn. 164; Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 254.
24
Vogler, LK (10. Aufl.), Kn. 161; Otto, Theo: Versuch und Rücktritt bei mehreren Tat-
beteiligten (Versuch und Rücktritt), JA 1980, s. 708; Lenckner, s. 284; Eser, SS, § 24
Kn. 83; Gores, s. 23 vd. Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 249; Roxin, AT. II, § 30, Kn. 310,
312; Roxin, Der Rücktritt bei Beteiligung mehrerer, s. 270 vd; Kühl, Kommentar, § 24
Önder Tozman hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009210
Eğer potansiyel yardım eden, verdiği zehrin yerine, yanlışlıkla
kendisinin zararsız zannettiği ancak gerçekte o da öldürücü olan bir
madde koymuşsa yine suça iştirak etmiş olmaz; çünkü bu olayda onun
suçun tamamlanması yönünde bir iradesi yoktur. Görünüşte yardım
eden durumunda olan fail, baştan itibaren zararsız zannettiği, ancak
gerçekte zararlı olan bir madde vermiş olsaydı yine yardım eden sıfatı-
nı kazanmazdı; hazırlık evresindeki maddenin değiştirilmesi durumu-
nun biraz önce veya sonra olmasının bir önemi yoktur.
25
Suç ortağının, suçun tamamlanması bakımından kasıtlı bir hare-
kette bulunması gerekli, aynı zamanda yeterlidir. Eğer suç ortağı su-
çun tamamlanması iradesinden vazgeçmişse, bu vazgeçme zamansal
olarak icraya doğrudan doğruya başlamadan önce olsa bile, bu durum
tek başına onun, hemen arkadan başlayacak olan bir suça sübjektif ve
objektif yönden kanuni tipe uygun katkısını ortadan kaldırmaz.
26
Bu
bakımdan suç ortağının katkısını objektif bakımdan tamamen ortadan
kaldırması gerekir; öyle ki suçun devam ettirilmesinin onu katkısıyla
artık hiçbir ilgisinin kalmaması gerekir.
27
Kn. 28; Kühl, AT., § 20 Kn. 265; Eisele, s. 772; Zaczyk, NK, § 24 Kn. 123.
25
Roxin, AT. II, § 30, Kn. 313; Vogler, LK (10. Aufl.), Kn. 161; Lenckner, s. 284; Eser, SS,
§ 24 Kn. 83. Aksi görüş: “..yardım eden henüz hazırlık evresindeyken gerçi suçun ta-
mamlanması kastını bırakmış, ancak katkısını –yanlışlıkla da olsa– tamamlanmanın
ona isnadını engelleyecek şekilde kaldırmayı başaramamışsa ve asıl fail fiilini onun
katkısı üzerine inşa etmişse, bu işlenen fiile kasıtlı katkısı var olmaya devam eder.
Yardım eden asıl faile bilerek öldürücü bir zehir vermiş, ancak asıl fail doğrudan
icraya başlamadan bu zehri zararsız olduğunu düşündüğü ama gerçekte aynı şekil-
de öldürücü bir zehirle değiştirmiş ve asıl fail bu zehri öldürmek için kullanmışsa
öldürme suçuna kasıtlı olarak katılma vardır. Aynı şekilde asıl faile verdiği silahın
kurşunlarını gizlice boşaltan, ancak bir mermiyi namluda unutan yardım eden de,
asıl fail bu mermiyle mağduru vurduğunda bundan sorumludur. Ancak nedensel
süreçten önemli bir sapma olduğunda istisna olduğunu kabul etmek gerekir. Böyle-
ce, örneğin adam öldürme suçuna yardım eden suç ortağı, asıl faile önce öldürücü
bir zehir vermiş, ancak daha sonra bunu zararsız olduğunu düşündüğü –gerçekte
ise yine öldürücü- bir maddeyle değiştirmiş ve fail de bunu kullanarak adam öldür-
müş olsun. Bu olayda adam öldürme suçuna bilinçli olarak bir yardımın varlığını
kabul etmek gerekir” Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 256. Lilie/Albrecht’ le aynı gö-
rüşte: Zaczyk, NK, § 24 Kn. 123; Rudolphi, SK, § 24 Kn. 36.
26
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 255; Eisele, s. 773; Gores, s. 27.
27
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 255; Otto, Versuch und Rücktritt, s. 708, Zaczyk, NK, §
24 Kn. 123; Eser, SS, § 24 Kn. 83.
hakemli makaleler Önder Tozman
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009211
C. Suç Ortağının Katkısının Etkisini Devam Ettirmemesi
TCK m. 41’in uygulanabilmesi için, suç ortağının kasıtlı olarak
tamamlanmaya yönelik katkısının (fail veya katılan olmasından ba-
ğımsız olarak), suçun tamamlanmasına kadar etkisini devam ettirme-
mesi gereklidir.
28
Böylece ilgili kişi tamamlanmış bir suça katılmaktan
cezalandırılabilir olduğunda, yani suç tamamlandığında ve suç or-
tağının kasıtlı katkısı öngörülen nedensel süreçten önemli bir sapma
olmaksızın tamamlanmaya kadar uzandığında vazgeçme artık müm-
kün değildir.
29
Bu durum, suç ortağının gerçi katkısını daha hazırlık
evresinde sağladığı ve yine bu evrede vazgeçtiği, ancak bu katkısının
tamamlanmaya kadar devam ettiği olaylar için de geçerlidir.
30
Başka
bir anlatımla, ortağın, suça iştirakten gönüllü vazgeçmiş sayılabilmesi
için, diğer suç ortaklarına ister haber versin isterse vermesin, sadece iş-
tirak iradesinden vazgeçmiş olması, yani ortaklaşa işlemekte oldukları
suçu bırakıp gitmesi yeterli değildir; ayrıca suçtaki nedensel katkısını
bir şekilde gidermiş olması da gerekir. Suç ortağı, kendisi uzaklaşsa
bile, suçta nedensel katkısı devam ettiği sürece suça iştirakten gönüllü
vazgeçmiş sayılmaz.
Örneğin, işlemeye başladıkları hırsızlık suçunda, gözcülük yap-
makta olan A olay yerinden ayrıldıktan sonra, öteki suç ortakları B ve
C, onun varlığını hesaba katmayı sürdürmüşlerse, yani hala gözcülük
yaptığını sanarak gönül rahatlığı içinde işlerine devam etmişlerse veya
suçun işlenmesinde artık tüm ortaklar bakımından dönüşü olmayan
bir noktaya gelinmişse, yani vazgeçmenin suçun işlenmesi üzerinde
artık hiçbir etkisi bulunmuyorsa, A gönüllü vazgeçme hükümlerinden
yararlanamaz; çünkü A, ister haber versin isterse vermesin, sadece
28
Al. CK’nın iştirakte vazgeçmeyi düzenleyen 24/II maddesine göre, bir suça katı-
lanın öncelikle fiilin tamamlanmasını önlemesi gerekir. Ancak fiil geri dönenden
bağımsız bir nedenle tamamlanmıyor, ya da “onun katkısından bağımsız olarak”
işleniyorsa vazgeçenin gönüllü ve ciddi çabası cezasızlık için yeterlidir. Görüldü-
ğü gibi suçun tamamlanması halinde vazgeçen suç ortağının gönüllü ve ciddi çaba
göstererek cezadan kurtulabilmesinin şartı olarak fiilin “onun önceki katkısından
bağımsız olarak işlenmesi” aranmaktadır. Kanaatimizce TCK m. 41/2b’ de böyle bir
kayıt konmamış olsa da iştirakin niteliği gereği hükmü böyle anlamak gerekir.
29
Roxin, AT. II, § 30, Kn. 314; Jacobs, AT., 26 / 29; Krey / Heinrich, AT. 2, Kn. 514;
Kühl, Kommentar, § 24 Kn. 25; Lenckner, s. 290; Rudolphi, SK, § 24 Kn. 35. Suç orta-
ğının katkısının etkisini devam ettirmemesi konusunda, fail, azmettiren ve yardım
eden bakımından ayrıntılı olarak bkz. Zaczyk, NK, § 24 Kn. 118 vd;
30
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 257; Wessels / Beulke, AT., Kn. 650.
Önder Tozman hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009212
uzaklaşmakla suçtaki nedensel katkısını gidermiş olmamaktadır.
31
Kanuni tipe uygun sonuç, suç ortağına isnat edilebilir bir şekilde
ve öngörülen nedensel süreçten esaslı bir sapma olmaksızın meydana
gelmişse, bu bakımdan onun katkısını ara dönemde sübjektif olarak
bırakıp bırakmaması veya katkısını suçun tamamlanmasını önleyecek
şekilde ortadan kaldırmaya çalışıp çalışmaması önemsizdir.
32
Suç ortağı
burada, genel olarak faillik ve katılmanın şartları dikkate alındığında,
önleme çabalarının başarısız olması rizikosunu da yüklenmektedir.
33
Buna göre, azmettiren, suç işleme kararı almasına neden olduğu asli fa-
ili kararından vazgeçiremezse ve böylece fail suçu işlerse bu hükümden
yararlanamaz. Asli failin dolandırıcılık suçunu işleyebilmesi için sahte
belge hazırlayan yardım eden, bunları daha hazırlık evresindeyken geri
istese bile bunda başarılı olamazsa ve suç bunlarla işlenirse sorumlu
olacaktır. Aynı şekilde, bir müşterek fail, diğer suç ortağını/ortaklarını
planladıkları yağma suçundan vazgeçirmeyi başaramamış ve suç onun
sağladığı katkının da katılımıyla işlenmişse bu sonuçtan sorumludur.
34
Alman Federal Yüksek Mahkemesi (FYM)’nin kararına
35
konu
olan bir olayda; A bankayı soymak için iki kadınla anlaşır ve hazırlık
çalışmalarına da katılır (eylemi gerçekleştirecekleri bankanın konumu,
müşteri yoğunluğu vs. hakkında araştırma yapar, kadınlarla beraber
bankaya gidebileceği ve olaydan sonra kaçabilecekleri bir araba çalar).
İcraya başlayacakları sırada A tekrar düşünür ve kararından vazgeçer.
İki kadından, banka müşterilerini silahla tehdit edecek olanı –aynı za-
manda kız arkadaşı– sözlü olarak vazgeçirmeye çalışır. Kendisi de, suç
planına göre ona düşen paraların bir torbaya doldurma işini bankaya
dahi gitmeyerek yerine getirmez. Ancak iki kadın banka soygununu
gerçekleştirirler. FYM bu olayda A’nın “geri çekilmesi”ni onun lehine
değerlendirerek müşterek faillikten değil yardım etmeden mahkûm
etmiştir.
31
Hafızoğulları, s. 119. Aynı yönde: Erra, s. 717-718; Öztürk, Bahri / Erdem, Mustafa
Ruhan, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Güvenlik Tedbirleri Hukuku, 9. Baskı, Ankara 2006,
Kn. 374.
32
Eser, SS, § 24 Kn. 76; Roxin, Der Rücktritt bei Beteiligung mehrerer, s. 272; Rudolphi,
SK, § 24 Kn. 36; Zaczyk, NK, § 24 Kn. 116.
33
Eisele, s. 768, 775; Lenckner, s. 290; Roxin, Der Rücktritt bei Beteiligung mehrerer, s.
272; Rudolphi, SK, § 24 Kn. 36.
34
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 259.
35
BGHSt, 28, 346.
hakemli makaleler Önder Tozman
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009213
Bu olayda A gönüllü vazgeçme hükmünden yararlanamaz. Eğer
A suça olan katkısını tamamen ortadan kaldırsaydı ceza almazdı. An-
cak A, daha hazırlık evresindeyken suç işleme niyetinden vazgeçme-
sine rağmen somut olayda katkısını ancak kısmen (plana göre paranın
onun tarafından alınmasını) kaldırmıştır. A’nın diğer katkıları (planla-
ma, olay yeri hakkında bilgi toplama, olayda kullanılan arabanın ça-
lınması) etkisini suçun tamamlanması evresine kadar sürdürmüştür.
Ayrıca bu olaylarda cezadan kurtaran vazgeçmenin kabul edilmesi
kriminalpolitik olarak da savunulabilir değildir. A suçu önleyebilirdi;
kız arkadaşını zor kullanarak suçu işlemekten vazgeçirebilirdi veya
banka görevlilerini uyarabilirdi ya da polise haber verebilirdi. Kanun
koyucunun, bir yağma olayını A’ya enerjik bir şekilde önletme şansını,
onu, sadece –sonucun gerçekleşmesini engellemeyen– bir vazgeçme-
sinden dolayı, bir cezasızlıkla ödüllendirerek peşinen heba etmesi için
bir neden yoktur. Bu nedenlerle A sorumludur.
36
D. Vazgeçmenin Gönüllü Olması
Hangi kriterlere göre gönüllülüğün belirleneceği konusunda iki
temel teori bulunmaktadır. Bunlar psikolojik ve normatif teoridir.
37
Bunların dışında, bu iki teoriyi birlikte değerlendiren ve gönüllülü-
ğü, failin otonom ve heterenom karar almasına göre belirleyen teori
bulunmaktadır.
38
Psikolojik yaklaşım vazgeçmenin gönüllülüğünü, failin “kararına
hâkim olarak kalması ve suç plânının icrasını hala mümkün kabul etmesi”ne
göre belirlemektedir.
39
Psikolojik yaklaşıma göre, “etik niteliğin değer-
lendirme dışı bırakılması gerektiği kabul edilerek, vazgeçme sakinin başka bir
seçenek bırakmayacak şekilde faili etkileyip etkilemediğinin” açıklığa kavuş-
turulması gerekir. Buna göre, psikolojik baskının gücü failin özgürce
seçimini yapmasını devre dışı bırakıyorsa vazgeçme gönülsüz, buna
36
Roxin, AT II, § 30, Kn. 315, 318.
37
Teoriler için bkz. Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 148; Roxin, AT. II, § 30, Kn. 355; Eser,
SS, § 24 Kn. 42; Jager Christian, Das Frewilligkeitsmerkmal beim Rücktritt vom Versuch,
ZStW 112 (2000), s. 783; Maurach / Gössel / Zipf, AT. 2, § 41 Kn. 97.
38
Bkz. Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 157; Eser, SS, § 24 Kn. 43; Gropp, AT, § 9 Kn. 73;
Kühl, AT, § 16 Kn. 55; Kühl, Kommentar, § 24 Kn. 18; Maurach / Gössel / Zipf, AT.
2, § 41 Kn. 109; Tröndle / Fischer, § 24 Kn. 24; Wessels / Beulke, AT, Kn. 651.
39
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 149; Eser, SS, § 24 Kn. 43.
Önder Tozman hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009214
karşılık fail ne dış bir zorlama nedeniyle engellenmemiş ne de manevî
bir baskı nedeniyle fiili tamamlayamayacak hale gelmemişse vazgeç-
me gönüllüdür.
40
Psikolojik teoriyi kabul etmeyen doktrin
41
gönüllüğün belirlenme-
sini normatif temelde yapmak istemektedir: Vazgeçmenin gönüllülü-
ğü saf bir değerlendirme problemidir. Burada belirleyici olan “failin iç
düşüncelerinin değerlendirilmesi” olacaktır. Böylece değişik varyasyon-
larıyla temsil edilen normatif teoriye göre sadece psişik bulgu önemli
değildir, ayrıca vazgeçme saikinin değerlendirilmesi de önemlidir. Bu
bakımdan farklı değerlendirme kriterleri ortaya atılmıştır. Normatif
teorinin en çok benimsenen yaklaşımı şu şekilde ifade edilmiştir: Vaz-
geçme hukuka sadık düşüncenin bir ifadesi olmalıdır. Fail, “hukukun
yörüngesine/sınırlarına döndüğünde” gönüllü vazgeçmiş sayılır.
42
Bir di-
ğer tanımla vazgeçme, bir “geriye dönme” ve failin değişen düşüncesi -
nin bir ifadesi olarak ve bu bakımdan “yasal zemine geri dönüş” olarak
ortaya çıktığında gönüllüdür.
43
Bu çerçevede geri dönmenin gerekle-
rine en uygun kriter olarak failin vazgeçme davranışının suç planına
aykırılığı kabul edilmek zorunludur.
44
Bu iki yaklaşımın dışındaki üçüncü görüşe göre, gönüllülük soru-
nu somut olayda psikolojik ve normatif yaklaşımın birlikte ele alınarak
cevaplandırılması gerekir. Sadece bu şekilde vazgeçme davranışının
belirlenmesindeki zorluklar aşılabilir. Bu kavramların içinde yatan
psikolojik unsurların normatif unsurlarla tamamlanması gerekir. Bu
40
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 149; Heinitz, Ernst: Streitfragen der Versuchslehre, JR
1956, s. 249; Krey, AT. 2, Kn. 495; Baumann, Jürgen / Weber, Ulrich / Mıtsch, Wolf-
gang: Strafrecht Allgemeiner Teil (AT), Bielefeld 2003, § 27 II 4; Kühl, Kommentar,
§ 24 Kn. 18; Jescheck / Weigend, AT, § 51 III 2; Vogler, LK (10. Aufl.), § 24 Kn. 88;
Wessels / Beulke, AT., Kn. 651.
41
Roxin, AT. II, § 30, Kn. 355, Roxin, Claus, Über den Rücktritt vom unbeendeten Ver-
such, in: Festschrift für Ernst Heinitz zum 70. Geburtstag (Rücktritt vom unbeendeten
Versuch), s. 256; Bottke, Wilfried, Strafrechtwissenschaftliche Methodik und Systematik
bei der Lehre vom strafbefreienden und strafmilderden Taeterverhalten, Ebelsbach 1979, s.
496; Kohler, AT., s. 479; Gutmann, Alexander Peter, Die Freiwilligkeit, Beim Rücktritt
vom Versuch und Bei der Taetigen Reue, Hamburg 1963, s.148 vd; , s. 314; Rudolphi, SK,
§ 24 Kn. 25.
42
Bottke, s. 441, 496 vd, s. 441; Jager, Der Rücktritt vom Versuch als zurechnenbare Gefa-
ehrdungsumkehr, Münschen 1996 (Rücktritt), s. 25.
43
Roxin, Rücktritt vom unbeendeten Versuch, s. 256; Kohler, AT., s. 479; Bottke, s. 496 vd;
Jager, Rücktritt, s. 25.
44
Roxin, AT. II, § 30, Kn. 379; Jacobs, AT., 26 / 30.
hakemli makaleler Önder Tozman
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009215
bakımdan kanaatimizce de vazgeçme davranışının otonom ve hetere-
nomluğu temelinde bir ayırım yapmak gerekir.
45
Gönüllülük, “kendi
iradesiyle”, “davranışında otonom olma” anlamına gelir
46
ve “kendiliğin-
den”, “kendi isteğiyle”, “zorlanmadan”, “zorlayıcı bir talep olmadan”, “baskı
olmadan” ifadeleriyle eş anlamlıdır.
47
Buna göre, fail zorlayıcı bir engel
nedeniyle vazgeçmeye zorlanmıyor, aksine vazgeçmesi kendi otonom
kararına dayanıyorsa gönüllülük vardır. Bir diğer deyişle fail gerçekten
özgürce bir karar alarak, yani otonom olarak icra hareketlerini bırakı-
yorsa ya da kanuni tipe uygun sonucun meydana gelmesini önlüyorsa
gönüllüdür.
48
Faili vazgeçmeye iten neden, örneğin vicdan, pişmanlık,
utanç, mağdura acıma, ruhsal sarsıntı, cezalandırmadan korkma gibi
iç bir neden olabilir. Ancak mutlaka böyle olması gerekli değildir. Vaz-
geçmenin saiki dış bir sebepten de kaynaklanabilir. Böyle bir durumda
da fail kararının hâkimi olarak kalıyorsa yani bu engeller onu suçu
45
Bkz. Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 157; Eser, SS, § 24 Kn. 43; Gropp, AT., § 9 Kn. 73;
Kühl, AT., § 16 Kn. 55; Kühl, Kommentar, § 24 Kn. 18; Maurach / Gössel / Zipf,
AT. (1989) 2, § 41 Kn. 109; Tröndle / Fischer, § 24 Kn. 24; Wessels / Beulke, AT., Kn.
651.
46
Zaczyk, NK, § 24 Kn. 68.
47
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 158. “İhtiyar kavramı ‘serbest irade’ anlamına alın-
mak gerekir. Bu nedenle vazgeçmenin yalnız iradi olması yetmez, serbest olması da
lazımdır. Bir dereceye kadar ‘ihtiyar terimi’ ‘icbar’ (zorlama)nın aksidir. Hariçten
gelen maddi veya manevi bir baskı altında teşebbüsten vazgeçen kimsenin hareketi
iradi sayılabilirse de ihtiyara dayanan vazgeçme sayılamaz. Çünkü harici bir tazyik
karşısında bulunan suçlunun kararı mutlak veya göreli bir mecburiyet altında alın-
mış bir karardır”. Erem, Faruk / Danışman, Ahmet / Artuk, Mehmet Emin, Ceza
Hukuku Genel Hükümler, Ankara 1997, s. 317. Aynı görüşte; Artuk, Mehmet Emin /
Gökçen, Ahmet / Yenidünya, Caner, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 2. Bası Ankara
2006. s. 770. “İhtiyarilik” ve “samimilik” arasındaki farklar için bkz. Erra, s. 698 vd.
48
Frank, Reinhard, Das Strafgestzbuch für das Deutsche Reich (RStGB), 18. Auflage, Tü-
bingen 1931, § 46 II; Baumann / Weber / Mitsch, AT., § 27 Kn. 17; Eser, SS, § 24 Kn.
43; Krey / Heinrich AT 2, Kn. 496; Kühl, AT., § 16 Kn. 57; Vogler, LK (10. Aufl.), §
24 Kn. 91; Wessels / Beulke, AT., Kn. 651; Maurach / Gössel / Zipf, AT. 2, § 41 Kn.
118, 120. Yargıtay, bir kararında bu anlayışı esas almıştır: “765 sayılı TCK’nın 62.
maddesi hükmüne göre, suça yönelen eylemin tam teşebbüs derecesinde kaldığı-
nın kabulü için, sanıkta suç işlemek kastının bulunması, suçta elverişli vasıtaların
kullanılması, failin işlemeyi kastettiği cürmün icrasına ait bütün fiilleri bitirmesi ve
fakat iradesi dışında bir sebepten dolayı o cürmün neticesinin meydana gelmeme-
si koşullarının gerçekleşmiş olması gerekir. Burada yasanın müeyyideye bağladığı
suçun işlenmesine ‘mani sebep’ failin dışında, iradesine yabancı bir sebeptir. Şayet
tasarlanan eylemin gerçekleşmeme sebebi failin iradesine bağlanabiliyorsa, fail te-
şebbüs ettiği suçtan dolayı cezalandırılmaz. O ana kadar gerçekleşen eylemleri suç
teşkil ediyorsa ona göre hüküm kurulur”. 5. CD. 24.4.1979, 1084 / 1086, YKD, Şubat
1981, s. 238 vd.
Önder Tozman hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009216
gerçekleştirmekten alıkoymuyor ve fail suça devam edebilecekken de-
vam etmiyorsa vazgeçme hareketi otonomdur.
49
Buna karşılık, objektif olarak vazgeçme ifade eden davranış failin
özgür kararına dayanmıyorsa, tersine ondan bağımsız şartlarca zorla-
yarak belirleniyorsa, diğer bir deyişle heterenomsa vazgeçme davranı-
şı gönülsüzdür. Burada olayın şartları faili aleyhine o denli değişmiştir
ki fail buna bağlı olarak oluşan riskleri ve dezavantajları taşıyabilecek
durumda değildir veya göze almak istememektedir. Fail suçu mevcut
şartlar altında tamamlanabilir kabul ediyor, ancak kendisini vazgeçme
konusunda zorlanmış hissediyor, yani “manevî baskı” altında kararını
alıyorsa davranışı özgür kararına dayanmamaktadır.
50
Bu olaylarda
faili icraya devam etmekten alıkoyan, öngörülmeyen önemli engeller
oluşur; bu engeller failin suçu işleme yönündeki kararını almasında
etken olan faktörleri ortadan kaldırarak suçu işlemesine engel olur.
51
Gönüllülük hukuki bir kavramdır. Bu nedenle bu kavram sadece
“psikolojik” anlamda anlaşılamaz; ancak diğer yandan özgür iradenin
temel unsurunu yok edecek şekilde, sadece bir değerlendirmenin so-
nucu anlamında “normatif” olarak da anlaşılamaz. Burada vazgeçme-
nin cezadan kurtarıcı etkisi vazgeçme saikinin değerlendirilmesine
bağlı değildir. Failin yasal zemine dönmesi söz konusudur; ancak Ka-
nun saf normatif teorinin tersine gönüllülüğün belirlenmesinde ahlâkî
olarak yüksek bir saikin varlığını aramamıştır.
52
“Burada yasallık söz
konusudur, moralite değil”. Bu nedenle kararın otonomluğu ahlâkî an-
lamda anlaşılamaz ve etik anlamda “iyi” bir saik de aranamaz.
53
Diğer
yandan “hukuk düzenine pozitif bir inanç” da şart değildir.
54
49
Wessels / Beulke, AT., Kn. 651; Baumann / Weber / Mitsch, AT., § 27 Kn. 17; Eser,
SS, § 24 Kn. 43; Maurach / Gössel / Zipf, AT. 2, § 41 Kn. 109; Otto, AT., § 19 Kn. 40;
Tröndle / Fischer, § 24 Kn.20; Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 158.
50
Eser, SS, § 24 Kn. 44; Maurach / Gössel / Zipf, AT. 2 § 41 Kn. 109; Wessels / Beulke,
AT., Kn. 652; Kühl, AT., § 16 Kn. 56; Krey / Heinrich, AT. 2, Kn. 497; Lilie / Albrecht,
LK, § 24 Kn. 158.
51
Eser, SS, § 24 Kn. 47; Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 159.
52
Zaczyk, NK, § 24 Kn. 68; Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 159; Baumann / Weber /
Mitsch, AT, § 27 Kn. 17; Tröndle / Fischer, § 24 Kn.20; Wessels / Beulke, AT., Kn.
651.
53
Zaczyk, NK, § 24 Kn. 68.
54
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 160.
hakemli makaleler Önder Tozman
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009217
III. İştirakte Suçun Tamamlanmasını veya
Sonucun Gerçekleşmesini Gönüllü
Önleme Yoluyla Vazgeçme (TCK m. 41/1)
TCK m. 41/1 hükmüne göre, iştirak halinde işlenen bir suça te-
şebbüse katılan suç ortağı gönüllü olarak kanuni tipe uygun sonucun
meydana gelmesini önlediğinde cezadan kurtaran bir şekilde vazgeç-
miş olur. İştirak halinde işlenen suçta, suç ortaklarının her biri diğer-
lerinin fiilinden de sorumlu olduğu için, suç ortağının sadece kendi
katkısını geri alması vazgeçmesi için yeterli değildir. Suç ortağı, kat-
kısını geri almasıyla ya da ortadan kaldırmasıyla sonucu gerçekten
önlüyorsa o zaman vazgeçmeden yararlanabilir. Böylece TCK m. 41/1
objektif olarak katılanın nedensel bir vazgeçme davranışıyla suçun
tamamlanmamasını şart koşmaktadır; sübjektif olarak da bu kararın
gönüllü olmasını aramaktadır.
55
TCK m. 41/1 hükmüne göre, vazgeçme için her şeyden önce suç
ortağının suçun planlanan şekliyle tamamlanmamasını sağlaması,
yani suçun diğer katılanlarca da kesinlikle icra edilememesini sağla-
ması gereklidir.
56
Bu durumda, TCK m. 41/1’e göre vazgeçebilmek
için, bir suç ortağının diğer suç ortağını sadece vazgeçirmeye /fikri-
ni değiştirmeye çalışması yeterli değildir. Eğer diğer suç ortağı veya
ortakları onun bu uzak durmasına ve “iç vazgeçmesi”ne karşın, o ol-
maksızın hala fiillerine devam ediyorlarsa katılanın cezadan kurtarıcı
bir vazgeçmesi söz konusu değildir.
57
Örneğin bir yardım eden, suçun
icrası başladıktan sonra sadece gözcülük yerini terk etse, suçun icrası
başladıktan sonra kaçsa, sadece pasif davransa veya malların nakline
yardım etmese ancak bunu başka bir katılan yapsa, bu maddeye göre
cezadan kurtarıcı şekilde vazgeçmiş olmaz.
58
Diğer yandan suç ortağının iradesinin sonucun önlenmesine yö-
nelik olması gerekir. Bu nedenle, suç ortağının yanlışlıkla sonucu ön-
lemesi yeterli değildir. Ancak tek başına faillikte olduğu gibi, sonucun
önlenmesi, suç ortağının davranışının tek saiki olması gerekmez.
59
55
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 265.
56
Maurach / Gössel / Zipf, AT. 2, § 50 Kn. 106.
57
Eisele, s. 752; Otto, Versuch und Rücktritt, s. 709; Tröndle / Fischer, § 24 Kn. 40;
Zaczyk, NK, § 24 Kn. 101.
58
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 275, Tröndle / Fischer, § 24 Kn. 40.
59
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 266.
Önder Tozman hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009218
Suç ortağının tamamlanmanın önlenmesine yönelik davranışı ka-
nuni tipe uygun sonucun meydana gelmesini önlemelidir. Bu nedenle,
suç ortağının sonucun doğmaması için çabaladığı, ancak çabalarının
sonuçsuz kaldığı durumda bu hüküm uygulanmaz. Burada katılanın
davranışının diğer bir nedenle birleşerek sonucu önlemesi de yeterli
olacaktır.
60
Suç ortağının önceki katkısını geri alması ya da ortadan kaldır-
masıyla aynı zamanda sonuç da önlenmiş oluyorsa vazgeçme için bu
yeterlidir.
61
Ancak eğer suç ortağının katkısını kaldırması/geri alması
tek başına sonucun önlenmesi için yeterli değilse, başka bir şekilde ve
çoğunlukla aktif karşı eylemler yoluyla suçun tamamlanmasını önle-
melidir. Örneğin dolandırıcılığa teşebbüse katılan, aldatılan kişiyi he-
nüz zararın meydana gelmesinden önce olayın gerçek yüzünü anlatırsa
suçun tamamlanmasını önlemiş demektir.
62
Suç ortağının başka şekilde
de örneğin polis çağırmakla tehdit etmesi veya mağdurun kaçmasını
sağlamasıyla da suçun tamamlanmasını önlemesi mümkündür.
63
Yine
yalan tanıklığa teşebbüs etmede, katılan ifadesini zamanında düzeltir
ve böylece suçun tamamlanmasını önlerse bu hükümden yararlanır.
64
Müşterek failler ortaklaşa bir karar alarak, icrasına başladıkları
suçtan ya icra hareketlerini bırakarak ya da sonucun gerçekleşmesini
önleyerek birlikte geri dönebilir. Müşterek faillerden birisinin tek başı-
na vazgeçmek istemesi durumunda ise, bu failin ya suçun tamamlan-
ması için zorunlu ve yeri doldurulamayacak katkısını yerine getirme-
mesi ya da aktif olarak tamamlanmayı önleyecek bir müdahalede bu-
lunması gerekir. Böylece, vazgeçen müşterek fail suçun sadece kendi
yönünden değil, diğer müşterek fail/failler bakımından da önlenmesi-
ni sağlamış olacaktır.
65
Örneğin müşterek fail, ortaklaşa planın aksine,
onun için mümkün olmasına rağmen mağdura ateş etmiyor ve diğer
60
Maurach / Gössel / Zipf, AT. 2, § 50 Kn. 105; Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 268;
Zaczyk, NK, § 24 Kn. 98; Eser, SS, § 24 Kn. 88; Rudolphi, SK, § 24 Kn. 39.
61
Eser, SS, § 24 Kn. 89; Zaczyk, NK, § 24 Kn. 98; Grünwald, s. 701; Lenckner, s. 297;
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 268; Otto, fehlgeschlagener Versuch, s. 431;Kühl, Kom-
mentar, § 24 Kn. 25; Wessels / Beulke, AT., Kn. 649.
62
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 270; Eser, SS, § 24 Kn. 88; Maurach / Gössel / Zipf, AT.
2, § 50 Kn. 106; Zaczyk, NK, § 24 Kn. 99.
63
Roxin, Der Rücktritt bei Beteiligung mehrerer, s. 280.
64
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 270.
65
Baumann / Weber / Mıtsch, § 27, Kn. 38–39.
hakemli makaleler Önder Tozman
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009219
katılanların da suçu tamamlayamayacağını biliyorsa adam öldürme
suçuna teşebbüsten geri dönmüş olur.
66
Suça, azmettiren ve yardım eden olarak katılanlar da faille birlikte
ya da ondan ayrı olarak suçtan gönüllü vazgeçebilir. Asıl failin, suça
iştirak edenlerin vazgeçmesi sonrasında, iştirak edenlere isnat edile-
meyecek başka bir suçu işlemesi durumunda da iştirak edenler gönül-
lü vazgeçmeden yararlanır. Ancak burada dikkat edilecek nokta, su-
çun fail tarafından teşebbüs evresine girecek şekilde işlenmeye başla-
masıdır. İşlenmesine başlanmamış bir suçtan gönüllü vazgeçilmesi de
mümkün değildir. Örneğin A, B’yi bir evi yakması için azmettirmiş ol-
sun. Ancak A, B’nin icra hareketlerine başlamasından önce polise haber
vermesi, polisin de gerekli önlemleri alıp B’yi icraya başlamadan önce
yakalaması halinde, suçun icrasına daha başlanmadığı için azmettiren
A’nın henüz cezalandırılabilen bir hareketi doğmamıştır. Bu durumda
gönüllü vazgeçmenin uygulanmasına da gerek yoktur. Buna karşılık
A, B’nin icra hareketlerine başlamasından sonra polise haber verip su-
çun tamamlanmasını önlemesi durumunda şartları meydana gelmişse
gönüllü vazgeçmeden yararlanacaktır.
67
Dikkat edilmesi gereken bir
nokta da, azmettirenin, kendi katkısının nedenselliğini sadece suçun
tamamlanmasını önlediğinde kaldırabileceğidir.
68
Örneğin azmettiren,
suç henüz tamamlanmadan failin düşüncesini değiştirebilirse, böylece
fail azmettirenin bu karşı çabaları nedeniyle suç işlemekten vazgeçer-
se bunu başarmış olur.
69
Yardım eden ise, örneğin hırsızlık amacıyla
bir sandığın açılması için mutlaka gerekli olan bir aleti geri aldığında
ve diğer katılanlar bu nedenle icraya devam etmediklerinde suçun ta-
mamlanmasını önlemiştir.
70
Aynı şekilde, dolandırıcılıkta kullanılmak
üzere sahte belge düzenleyen yardım eden bu belgeleri tekrar geri alır,
bu nedenle de mağdur mal varlığından bir şey kaybetmezse sonucu
önlemiştir.
71
Yine yardım eden, suç ortağının kolaylıkla başka yerden
66
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 273; Eser, SS, § 24 Kn. 89;
67
Baumann / Weber / Mıtsch, AT., § 27, Kn. 42.
68
Lilie / Albrecht, Lk, § 24 Kn. 269; Kühl, At., § 20 Kn. 265; Zaczyk, Nk, § 24 Kn. 103;
Tröndle / Fischer, § Kn. 41.
69
Eser, SS, § 24 Kn. 88; Maurach / Gössel / Zipf, AT. (1989) 2, § 50 Kn. 106; Jescheck /
Weigend, AT., § 51 IV 3; Tröndle / Fischer, § Kn. 41.
70
Eser, SS, § 24 Kn. 88; Maurach / Gössel / Zipf, AT. 2, § 50 Kn. 106; Tröndle / Fischer,
§ Kn. 41; Lenckner, s. 296.
71
Zaczyk, NK, § 24 Kn. 99.
Önder Tozman hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009220
sağlayamayacağı zehrin geri kalan miktarını teslim etmekten kaçınırsa
ve bu nedenle de suç tamamlanamamış olursa adam öldürme suçuna
teşebbüse yardım eden olarak katılmaktan gönüllü olarak geri dön-
müş olur.
72
Teşebbüsten geri dönen suç ortağı, sonucu önlemek için üçün-
cü kişilerin yardımından yararlanabilir. Örneğin, sonucun meydana
gelmesinden önce zamanında polisi olay yerine çağırdığında veya
mağdura müdahale için tıbbi yardım ekibinin gelmesini sağladığında
kanuni tipe uygun sonucu önlemiş olacaktır.
73
Ancak, ilgili kişiden sa-
dece sonucun önlenmesini talep etme, suç ortağı sonuç alınacağından
kesin bir şekilde emin değilse ve kendisi de gereken durumlarda kur-
tarmaya dâhil olmuyorsa yeterli değildir; ancak suç ortağı çağırdığı
üçüncü kişilerin gerçekten gelip gelmeyecekleri ve mağdura ulaşacak-
ları konusunda çok da kaygılı değilse sadece basit bir çağırma yeterli
değildir.
74
Önleme davranışı ihmal şeklinde de olabilir.
75
Bunun için, suç or-
tağının kendi katkısına devam etmemesi kanuni tipe uygun sonucun
meydana gelmemesi sonucunu doğurmalıdır ve suç ortağı da bunu
bilmelidir. Suç ortağı böylece icra hareketlerini bırakarak da suçun ta-
mamlanmasını veya sonucun gerçekleşmesini önleyebilir. Bu nedenle
iştirak halinde işlenen suçlarda “tamamlanmanın önlenmesi” formülünü
geniş yorumlamak gerekir. Aksi takdirde, hareketsiz kalarak kanuni
tipe uygun sonucu önleyen suç ortağı, sadece bu şekilde hareketsiz
kalarak yani suçun icrasını devam ettirmeyerek cezadan kurtarıcı geri
dönmüş sayılmazdı.
76
72
Maurach / Gössel / Zipf, AT. 2, § 50 Kn. 111; Eser, SS, § 24 Kn. 89; Wessels / Beulke,
AT., Kn. 649; Otto, Versuch und Rücktritt, s. 709; Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 273.
73
Eser, SS, § 24 Kn. 88; Gropp, AT., § 9 Kn. 91; Freund, George, Strafrecht Allgemeiner
Teil (AT.), Personale Straftatlehre, Berlin 1998, § 9 Kn. 66; Roxin, Der Rücktritt bei
Beteiligung mehrerer, s. 280; Roxin, AT. II, § 30, Kn. 337; Wessels / Beulke, AT., Kn.
648.
74
Roxin, Der Rücktritt bei Beteiligung mehrerer, s. 280; Roxin, AT. II, § 30, Kn. 337; Lilie
/ Albrecht, LK, § 24 Kn. 271.
75
Wessels / Beulke, AT., Kn. 649; Eser, SS, § 24 Kn. 89; Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn.
272; Kühl, AT, § 20 Kn. 264; Maurach / Gössel / Zipf, AT. 2, § 50 Kn. 110; Otto, AT.,
§ 19 Kn. 68; Otto, Versuch und Rücktritt, s. 709; Rudolphi, SK, § 24 Kn. 39; Straten-
werth, AT., § 12 Kn. 111; Zaczyk, NK, § 24 Kn. 101, Lenckner, s. 295; Roxin, Der
Rücktritt bei Beteiligung mehrerer, s. 280.
76
Maurach / Gössel / Zipf, AT. 2, § 50 Kn. 110; Otto, Versuch und Rücktritt, s. 709;
hakemli makaleler Önder Tozman
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009221
Suç ortağı artık suçun icrasına devam etmediğinde ya da suçun
tamamlanmasının önlenmesi için aktif bir şekilde hareket eden diğer
suç ortağıyla uyum içinde olduğunda, yani bu bakımdan onu onayla-
dığında / desteklediğinde yine sonucu önlemiş kabul edilecektir. Aksi
durumda vazgeçmek isteyen yardım edenin, aktif olarak vazgeçen asli
failin vazgeçmesi yanında ona katılması ve vazgeçmesi mümkün ol-
mazdı. Ancak bu bakımdan geri dönen suç ortaklarının iradelerinin
aynı yönde olması ve hareketsiz kalan suç ortağının da bu şekilde ne-
densel sürece katılmış olması gerekir.
77
Sadece emir altında bu vazgeç-
meyi onaylamak yeterli değildir ve gerçek bir vazgeçme değildir.
78
Bir
suç ortağı, diğer suç ortağının vazgeçmesi nedeniyle devam etmiyor
ve ayrıca artık bu nedenle suçun tamamlanmasının mümkün olmadı-
ğını biliyorsa onun devam etmemesi vazgeçme değildir.
79
IV. İştirakte Ciddî ve Gönüllü Çaba Göstererek
Suçun Önlenmesine Çalışmak Yoluyla
Vazgeçme (TCK m. 41/2)
TCK 41/2 maddesinde, iştirak halinde işlenen suça teşebbüsten
gönüllü olarak vazgeçmek isteyen suç ortağına bir kolaylık yolu açıl-
maktadır. Buna göre, suçun, gönüllü vazgeçenin gösterdiği gayreti dı-
şında başka bir sebeple işlenmemiş olması veya gönüllü vazgeçenin
bütün gayretine rağmen işlenmiş olması hallerinde de gönüllü vazgeç-
me hükümleri uygulanacaktır.
80
Stratenwerth, AT, § 12 Kn. 111, Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 272.
77
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 274; Vogler, LK (10. Aufl.), Kn. 170; Otto, Versuch und
Rücktritt, s. 710; AT., § 19 Kn. 76.
78
Zaczyk, NK, § 24 Kn. 101.
79
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 274.
80
Al. CK’ da ise iştirak bakımından düzenleme şu şekildedir: “Eğer bir fiile birden
çok kişi katılmışsa gönüllü olarak tamamlanmayı önleyene teşebbüsten dolayı ceza
verilmez. Ancak eğer fiil vazgeçen bir şey yapmaksızın tamamlanmıyor (yani vaz-
geçenden bağımsız nedenlerle) veya onun önceki katkısından bağımsız olarak iş-
leniyorsa, vazgeçenin fiilin tamamlanmasını önlemek için gönüllü ve ciddi çabası da
cezasızlık için yeterlidir”.
Önder Tozman hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009222
A. Suçun Gönüllü Vazgeçenin Gösterdiği Gayret Dışında
Başka Bir Sebeple İşlenmemiş Olması Hali (TCK m. 41/2a.)
TCK m. 41/2a’ da, vazgeçen suç ortağına, vazgeçme davranışının
sonucun önlenmesinde nedensel olmamasına rağmen gönüllü vazgeç-
me hükmünden yararlanma imkanı getirilmiştir.
81
Ancak bunun için,
suçun failin vazgeçme davranışı dışında başka bir nedenden dolayı
işlenmemiş olması ve failin sonucun önlenmesi için mutlaka bir çaba
içine girmiş olması gerekir. Maddede geçen “suçun gayreti dışında bir
sebepten işlenmemiş olması”ndan bu anlaşılmaktadır.
1. Suçun Başka Bir Nedenden İşlenmemiş Olması
TCK m. 41/2a hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle suçun
teşebbüs evresinde kalması ve kanuni tipe uygun sonucun meydana
gelmemesi gerekir. TCK madde 41/1’in tersine bu hüküm, suçun suç
ortağının davranışından bağımsız nedenlerle tamamlanmamış oldu-
ğu, bu bakımdan suç ortağının davranışının sonucun önlenmesinde
nedensel olmadığı olayları kapsar.
82
Burada, suçun suç ortağının bir
katkısı olmaksızın başka bir nedenden tamamlanmaması söz konusu-
dur. Örneğin, failin kararından vazgeçtiğini ya da girişiminde başa-
rısız olduğunu bilmeyen azmettirenin kararından vazgeçmesi/veya
yardım edenin sağladığı katkıyı geriye almaya çalışması gibi.
83
Yine,
suçun tamamlanmasının diğer suç ortaklarından biri tarafından önle-
mesi durumunda da, sonucun vazgeçmek isteyen katılandan bağımsız
meydana gelmemesi söz konusudur.
84
Bu durumda gönüllü vazgeçe-
rek suçun tamamlanmasını önleyen suç ortağı TCK m. 41/1’e göre
cezasız kalırken, vazgeçme çabaları sonucun meydana gelmemesinde
artık nedensel olmayan suç ortağı ise m. 41/2a’dan yararlanarak ceza
almayacaktır.
85
Mağdurun aldığı tedbirler nedeniyle ya da üçüncü kişilerin veya
81
Bayraktar’ a göre 41/2 maddeyle tuhaf, keyfilik yaratacak ve hakimin egemenliğine
yol açacak bir düzenleme yapılmıştır. Bkz. Bayraktar, Teşebbüs, s. 144.
82
Eser, SS, § 24 Kn. 93; Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 285; Maurach / Gössel / Zipf, AT.
2, § 50 Kn. 114.
83
Roxin, AT. II, § 30, Kn. 338.
84
Zaczyk, NK, § 24 Kn. 109; Eser, SS, § 24 Kn. 94
85
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 286.
hakemli makaleler Önder Tozman
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009223
başka şartların müdahalesiyle de sonuç gerçekleşmeyebilir. Üçüncü ki-
şiler, bilinçli ya da bilinçsiz suç ortağının kurtarma hareketinden daha
önce davranmış olabilir. Mağdurun kurtarılması, üçüncü kişilerin suç
ortağından önce örneğin bir doktor çağırmasına veya ondan tamamen
bağımsız tedbirlere dayanıyorsa, bu durumda sonuç suç ortağının bir
eylemi olmaksızın meydana gelmemiştir.
86
Örneğin, müşterek failler
bir yere bomba koymuş, ancak polis bu bombayı bulup etkisiz hale ge-
tirmiştir. Bundan haberi olmayan ve fiili gerçekleştirmekten vazgeçen
suç ortaklarından biri bombayı etkisiz hale getirmek için polisi arar.
87
Yine, ortaklaşa yangın çıkaran faillerden birisi sonradan itfaiyeyi ça-
ğırmış, ancak üçüncü bir kişi ondan önce itfaiyeye haber vermişse so-
nucun önlenmesinde nedensel değildir.
88
2. Sonucun Önlenmesi İçin Gönüllü ve Ciddî Çaba
Suç vazgeçen suç ortağından bağımsız bir nedenden işlenmemiş-
se, suç ortağının cezadan kurtaran bir vazgeçmeden yararlanabilmesi
suçun önlenmesi için ciddi ve gönüllü çaba
89
göstermesini gerektirir.
Böylece, suç ortağının objektif bakımdan sonucun önlenmesinde etkili
olamadığı durumda, ondan sübjektif olarak sonucun önlenmesi için
ciddi ve gönüllü çaba istenmektedir.
90
Sonucun önlenmesi için ciddi çaba, suç ortağının kanuni tipe uy-
gun sonucu yeterli kesinlikte/sonuç alıcı nitelikte önlemek için uygun
görünen tedbirleri almasını gerektirir.
91
Suç ortakları sonucun doğma-
sı için her şeyi yapmışlarsa, suç ortağının sonucu önlemek için ciddi
çabada bulunmuş olması için sonucu önlemeye uygun tedbirleri alma-
86
Roxin, AT. II, § 30, Kn. 265; Eser, SS, § 24 Kn. 70; Kühl, AT., § 16 Kn. 84; Krey /He-
inrich, AT. 2, Kn. 509; Otto, AT., § 19 Kn. 50; Tröndle / Fischer, § 24 Kn. 36; Lilie /
Albrecht, Lk, § 24 Kn. 211.
87
Roxin, AT. Iı, § 30, Kn. 265.
88
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 198.
89
Kanunda “gayret” kelimesi geçmesine rağmen “çaba” kelimesi bize daha kullanışlı
gelmektedir. Diğer yandan bu çabanın göstermelik olmaması bakımından “ciddi”
olması da gerekir.
90
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 287
91
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 288; Eser, SS, § 24 Kn. 94; Gropp, AT., § 9 Kn. 91;
Maurach / Gössel / Zipf, AT. 2,, § 50 Kn. 113; Zaczyk, NK, § 24 Kn. 110; Roxin, Der
Rücktritt bei Beteiligung mehrerer, s. 280
Önder Tozman hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009224
sı gerekir.
92
Suç ortağı, önünde birçok kurtarma seçeneği bulunuyorsa
kesinlik/sonucu önlemeyi vaat etme ve ihtimaliyet bakımından yeterli
olanları seçmelidir.
93
Dikkat etmek gerekir ki, burada TCK m. 36’dan
farklı olarak, hukuki konunun, sadece vazgeçen suç ortağı tarafından
tehlikeye düşürülmesi ölçüt alınmamıştır. Bundan da öte, suçun di-
ğer suç ortaklarıyla birlikte teşebbüs evresine girdiği dikkate alınmak
zorundadır. Bu nedenle suç ortağına, suçun bütününün tamamlanma-
sını önlemeye uygun tedbirleri alması zorunluluğunu yüklenmiştir.
94
Böylece suç ortağının kendi katkısını ortadan kaldırması, sadece, suç
ortağının bu katkısını geri alması ya da ortadan kaldırmasının kanuni
tipe uygun sonucun meydana gelmemesini sonuçlayabilecek olması
halinde ciddi bir çaba sayılabilir.
95
Suç ortağının, objektif bakımdan sonucu önlemeye daha uygun
bir aracı seçme imkânının olması, onun, bunun bilincinde olup olma-
masından bağımsız olarak ciddi çaba içinde olmasına engel değildir.
Suç ortağı, sonucu önlemeye yeterli görülebilecek bir tedbiri aldığında
çaba göstermiş sayılır.
96
Ancak suç ortağı, sonucun önlenmesini bilinç-
li olarak tesadüflere bırakmamalıdır. Eğer kendi önünde daha uygun
kurtarma seçenekleri bulunduğunu bilmesine rağmen, çok kesin ol-
mayan aracı devreye sokmuş ya da bu konuda çok da fazla bir kaygı
duymamaktaysa ortada ciddi çaba yoktur.
97
Buna göre, öldürme ama-
cıyla mağdurun yaralanmasına iştirak eden suç ortağı, yaralı için pro-
fesyonel bir yardımın gerektiğini bilmesine rağmen, yarayı sadece bir
bez parçasıyla kapatması/sarması yeterli değildir.
98
Eğer suç ortağı, kurtarma tedbirlerine üçüncü kişileri dâhil etmiş-
se bir ayırım yapmak gerekir. Suç ortağı öldürmeye teşebbüse iştirak
ettikten sonra doktora ya da polise haber vermişse ve bunun sonucun
92
Eser, SS, § 24 Kn. 71.
93
Eser, SS, § 24 Kn. 71; Maurach / Gössel / Zipf, AT. 2, § 41 Kn. 94; Wessels / Beulke,
AT., Kn. 647; Zaczyk, NK, § 24 Kn.85.
94
Zaczyk, NK, § 24 Kn. 110; Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 288.
95
Eser, SS, § 24 Kn. 96; Grünwald, s. 710; Lenckner, s. 297; Otto, Versuch und Rücktritt,
s. 709; Rudolphi, SK, § 24 Kn. 40; Zaczyk, NK, § 24 Kn. 110; Lilie / Albrecht, LK, § 24
Kn. 289.
96
Eser, SS, § 24 Kn. 101; Grünwald, s. 715; Otto, Versuch und Rücktritt, s. 709; Roxin,
Der Rücktritt bei Beteiligung mehrerer, s. 281; Rudolphi, SK, § 24 Kn. 41.
97
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 223; Rudolphi, SK, § 24 Kn. 30; Gores, s. 209.
98
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 224.
hakemli makaleler Önder Tozman
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009225
önlenmesinde yeterli olacağını düşünüyorsa burada her hâlükârda
ciddî bir çaba bulunduğunu kabul etmek gerekir.
99
Burada suç orta-
ğının, gerçi doktorun veya polisin yaralıya gerçekten ulaşacağından
emin olması gerekir; ancak kural olarak bir acil araması yeterli olacak-
tır –sadece bulunması çok zor bir adres olduğunda bu yetmeyebilir.–
Ancak ortağın, çağırdığı doktorun/polisin meslekî görevlerini yapıp
yapmadığını kontrol etme zorunluluğu yoktur.
100
Buna karşılık suç
ortağı, mesleği kurtarma olmayan kişileri –mağdur da dahil– kurtar-
ma faaliyetine dahil ettiğinde, bu kişilerin zorunlu ve yeterli tedbirleri
aldığından emin olmalıdır.
101
Bu nedenle, suç ortağı, adam öldürmeye
tam teşebbüse iştirak ettikten sonra polisi, doktoru vs. harekete geçir-
melerini üçüncü kişilerden talep etmesi durumunda, bu kişilerin onun
bu isteğini yerine getireceklerinden emin değilse, sadece bu hareketi
yeterli değildir. Buna karşılık suç ortağı, adam öldürmeye teşebbüse
katıldıktan sonra, uzman olarak kabul ettiği bir sağlık görevlisinden,
mağdura bakmasını, ona yardım etmesini ve asıl acil yardım doktoru-
nu çağırmasını istemiş ve bu kişi de acil doktoruna haber verildiğini
söylemişse ciddi çaba vardır.
102
Bir çaba, sadece gerçekten sonucun önlenmesine yönelik olduğun-
da, yani sadece görünüşte veya yarım gönülle olmadığında ciddîdir.
103
Ancak, bu, suç ortağının tek saikinin sonucu önleme olmasını gerek-
tirmez. Suç ortağı aynı zamanda suç teşkil eden fiilini gizli tutmaya
çalışmış da olsa sonucun önlenmesi için ciddî çaba gösterebilir.
104
Ay-
rıca çabanın ciddîliği, suç ortağına seçtiği kurtarma aracının gerçekten
elverişli ve birçokları arasından en uygunu olduğu konusunda sonra-
dan vicdanî ve eleştirel sorular sorma yükümlülüğü de getirmez.
105
99
Eser, SS, § 24 Kn. 95; Lenckner, s. 297; Otto, Versuch und Rücktritt, s. 709; Zaczyk,
NK, § 24 Kn. 110.
100
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 225.
101
Kühl, AT, § 16 Kn. 85; Maurach / Gössel / Zipf, AT. 2, § 41 Kn. 94; Wessels / Beul-
ke, AT., Kn. 647; Zaczyk, NK, § 24 Kn.85.
102
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 227.
103
Eser, SS, § 24 Kn. 59; Jescheck / Weigend, AT., § 51 IV 2; Rudolphi, SK, § 24 Kn. 27b;
Tröndle / Fischer, § 24 Kn. 35; Wessels / Beulke, AT., Kn. 647.
104
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 234.
105
Eser, SS, § 24 Kn. 72; Grünwald, s. 715; Rudolphi, SK, § 24 Kn. 30; Zaczyk, NK, § 24
Kn. 92; Lenckner, s. 299; Jacobs, AT., 26 / 22.
Önder Tozman hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009226
B. Suçun Gönüllü Vazgeçenin Bütün Gayretine Rağmen
İşlenmiş Olması Hali (TCK m. 41/2b)
TCK m. 41/2b hükmü vazgeçme iradesinde olan suç ortağına, suç
tamamlanmış olmasına rağmen vazgeçme hükmünden yararlanma
imkânı açmıştır. Ancak bunun için suçun, “suç ortağının önceki katkısın-
dan bağımsız olarak tamamlanması”
106
ve suç ortağının gönüllü ve ciddi
çaba göstermesi gerekir.
1. Suçun, Suç Ortağının Önceki Katkısından
Bağımsız Olarak Tamamlanması
TCK m. 41/2b hükmü bu manada yani suçun “katılanın katkısından
bağımsız işlenmesi” şeklinde anlaşılırsa, böylece bu hükmün uygula-
ma alanı, açık sözüne rağmen faillik ve yardım edenle sınırlandırıl-
mış olur.
107
Sadece onlar bir suçun icrasına katılıp sonra vazgeçtikle-
rinde, onların tamamlanmaya yönelik katkılarının teşebbüs evresinde
kaldığı, suçun tamamlanmasına rağmen bu katkıların tamamlanma-
ya etkilerinin olmadığı düşünülebilir. Ancak asıl failin hareketi bir
azmettirene dayanıyorsa, suçun azmettirenin katkısından bağımsız
106
TCK m. 41/(2)b’ de Al. CK m. 24/II c. 2’ de yer alan “katılanın önceki katkısından
bağımsız ” kaydı yoktur. Ancak hükmü bu şekilde anlamak iştirakin niteliğine
daha uygundur. “Öte yandan, ‘gönüllü vazgeçenin bütün gayretine rağmen suç
işlenirse’ hükmünü, hükmün maksadına bakarak değerlendirmek gerekmektedir.
Hiç kimse iradesi tahtında bilerek ve isteyerek suçun işlenmesine yaptığı bir kat-
kıyı, isterse ‘bütün gayretini’ göstersin, suçun işlenmesinde davranışının nedensel
etkisi kaldığı sürece, gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanamaz. Hem ira-
den tahtında bilerek ve isteyerek işlenmekte olan bir suça katkıda bulunacaksın,
hem katkının etkisi devam edecek, hem de suçun işlenmemesi için bütün gayretimi
gösterdim diyerek, tabiri caizse sütten çıkmış ak kaşık olacaksın. Böyle bir uygula-
manın uygar dünyada yerinin olduğunu sanmıyoruz. Gerekçede, ‘Keza, gönüllü
vazgeçen suç ortağının bütün gayretlerine rağmen, diğer suç ortakları suçu işlemiş
olabilir. Bu durumda, suçun işlenmiş olmasına rağmen, … suçun işlenmemesi için
elinden gelen bütün gayreti gösteren suç ortağının işlenen suça iştirakten sorumlu
tutulmaması gerekir’ denmektedir. Açıklamada bir açıklık yoktur. ‘Elinden gelen
bütün gayreti göstermek’ hükmünden, iştirakten vazgeçen ortağın iştirakten vaz-
geçmeye muktedir olmasını anlamak gerekmektedir. Zaten iş işten geçmiş, ortağın
nedensel katkısının etkileri hükmünü yerine getirmişse veya hala etkisini sürdür-
mekte devam ediyorsa, ne gayret gösterirse göstersin, artık ortak bakımından or-
tada gönüllü vazgeçilebilecek bir suç bulunmamaktadır. Burada aksini düşünmek,
pişmanı ödüllendirmek değil, suçluya prim vermek olur”. Hafızoğulları, s. 120.
107
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 297; Roxin, Der Rücktritt bei Beteiligung mehrerer, s.
280; Roxin, AT. II, § 30, Kn. 339; Zaczyk, NK, § 24 Kn. 112.
hakemli makaleler Önder Tozman
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009227
olarak işlenmesi, bu suç yeni başka bir suç olmadıkça mümkün de-
ğildir. Ya azmettirenin azmettirme davranışı suçun tamamlanmasına
kadar etkisini sürdürecektir ya da suç hangi nedenle olduğundan ba-
ğımsız olarak teşebbüs evresinde kalacaktır. Her iki halde de TCK m.
41/2b’nin uygulanması imkânsızdır. Eğer suç teşebbüs evresinde kal-
mışsa azmettirenin vazgeçmesi TCK m. 41/1’e, ya da sonuç onun ça-
balarından bağımsız bir nedenle tamamlanmıyorsa TCK m. 41/2a’ya
dayanabilir.
108
Suç ortağının teşebbüs evresine etkisi olan katkısı suçun devamı
için önemini kaybettiğinde, suç katılanın katkısından bağımsız olarak
işlenmiştir. Örneğin yardım edenin, bir mağazadan yapılması düşü-
nülen bir hırsızlık için verdiği maymuncuk, asıl fiili işleyecek fail için
güvenlik nedeniyle uygun görülmemiş ve fail başka bir yolla içeri gir-
miş ve hırsızlığı tamamlamışsa böyledir.
109
Ayrıca suç ortağı kendi katkısını tamamen ortadan kaldırmış veya
teşebbüs evresine girdikten sonra olay yerine hiç getirmemiş, ancak
diğer ortak/lar hiç zaman kaybetmeksizin aynı amaca yönelik ve ben-
zer hareket tarzıyla yani olay sürecinin birliği içinde suçu tamamla-
mışlarsa da, suç, suç ortağının katkısı olmaksızın tamamlanmış dene-
bilir. Eğer müşterek fail, suç teşebbüs evresine girdikten sonra, olaya
plânlandığı gibi dâhil olmuyor ve diğer suç ortakları karşısında açık
olarak artık devam etmek istemediğini ifade ediyor ve artık hareketle-
rini devam ettirmiyorsa, suçun icrası onun katkısı üzerine bina edilmiş
olmaz.
110
Aynı şekilde yardım eden, asıl fail doğrudan kanuni tipin
gerçekleştirilmesine başladıktan sonra eylemde kullanmak üzere ver-
diği silahı geri almışsa, asıl fail buna rağmen başka bir silahla suçu
işlemişse yine bu suç yardım edenden bağımsız işlenmiştir.
111
Ancak burada suç ortağının önceki katkısını tamamen etkisizleş-
tirmiş olmasına dikkat etmek gerekir. Suç ortağı, sadece, katkısını ta-
mamlanma bakımından tamamen etkisiz hale getirmişse, suç onun bu
katkısından bağımsız bir şekilde işlenmiş olur. Bu nedenle müşterek
108
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 298.
109
Eser, SS, § 24 Kn. 97; Roxin, Der Rücktritt bei Beteiligung mehrerer, s. 280; Zaczyk,
NK, § 24 Kn. 112; Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 298; Rudolphi, SK, § 24 Kn. 40.
110
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 299
111
Eser, SS, § 24 Kn. 97; Roxin, Der Rücktritt bei Beteiligung mehrerer, s. 280; Zaczyk,
NK, § 24 Kn. 113; Otto, Versuch und Rücktritt, s. 709; Rudolphi, SK, § 24 Kn. 40.
Önder Tozman hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009228
faillerden birinin sadece olay yerini terk etmesi yeterli değildir.
112
Eğer katkının tamamen etkisizleştirilmesi bütün çabalara rağ-
men başarılamamışsa, bir vazgeçme, sadece suçun tamamlanmasının
objektif ve sübjektif yönden katılana isnat edilememesi durumunda
mümkündür.
113
Müşterek fail, diğer faili suçu işlemekten alıkoyama-
mışsa ve katkısı filin tamamlanmasına kadar etkisini göstermişse veya
yardım eden, çabalarına rağmen verdiği silahı geri alamamışsa, onla-
rın çabaları vazgeçmede değil, her halükarda cezanın bireyselleştiril-
mesinde dikkate alınacaktır.
114
Bu olaylarda şu şekilde problem oluşabilir: Teşebbüs evresine ka-
dar etkisini gösteren katkının psişik yönden etkisi, suç ortağı bu kat-
kıyı hem gerçekten tamamen geri almış hem de diğer suç ortakları
karşısında suçtan vazgeçtiğini açıkça belirtmiş olmasına rağmen, ta-
mamlanmaya kadar devam etmiş olabilir.
115
Belirtmek gerekir ki, eğer
bir yardım etme için asıl fiile her türlü teşvik yeterli görülürse bu tür
bir psişik etki çok nadir olarak tamamen kaldırılabilir. Bu takdirde bir
katkının devam etmesinin varlığı, rahatlıkla diğer katılanın/katılanla-
rın sadece teşebbüse katılma yoluyla suçu tamamlama iradesini güç-
lendirdiği şeklinde gerekçelendirilebilir. Bu yorumla, yardım eden için
bir vazgeçme ancak çok nadiren gündeme gelebilir.
116
Öyleyse, sağlanan katkı sadece tamamlanma bakımından etkisini
devam ettirmelidir, öyle ki bu bağlamda psişik katkının varlığını çok
abartmamak gerekir. Eğer suç ortağı, diğer ortakların açıkça anlaya-
bileceği şekilde suçun icrasından vazgeçme niyetiyle katkısını tama-
men geri almışsa, aynı zamanda, katkısının başlangıçta var olan psişik
destek etkisini de ortadan kaldırmış olacaktır/
117
Bu durumda, sadece,
diğer ortakların vazgeçme iradesinde olan ortağın katkısını etkisizleş-
112
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 300.
113
Baumann / Weber / Mitsch, AT., § 27 Kn. 43; Jacobs, AT., 26 / 28; Kühl, Kom-
mentar, § 24 Kn. 27; Tröndle / Fischer, § 24 Kn. 42; Freund, AT., § 9 Kn. 70; Lilie /
Albrecht, LK, § 24 Kn. 300.
114
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 300.
115
Eser, SS, § 24 Kn. 99; Maurach / Gössel / Zipf, AT. 2, § 49 Kn. 120; Eisele, s. 771;
Gores, s. 113; Rudolphi, SK, § 24 Kn. 41; Zaczyk, NK, § 24 Kn. 113.
116
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 301.
117
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 301; Roxin, Der Rücktritt bei Beteiligung mehrerer, s.
281, AT II, § 30, Kn. 340; Zaczyk, NK, § 24 Kn. 112.
hakemli makaleler Önder Tozman
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009229
tirme ve sonucu önleme çabalarından haberdar olmaması durumunda
ortağın bu katkısının psişik etkisini tamamlanmaya kadar devam ettir-
diği söylenebilir.
118
FYM’nin kararına
119
konu olan bir olayda; A, D ile, ikisinin de ken-
dilerini takip eden polislere gerekirse kurtulabilmek için ateş etmesi
konusunda anlaşmıştır. Polisler onları bulduğunda D iki polisi vurur
ve ikisini daha öldürmeye çalışır, ancak isabet ettiremez. A ateş etme-
miş baştan itibaren ellerini havaya kaldırmış ve hiç silahına uzanma-
dan sonunda yere yatmıştır. D, A’nın pasif davranışını hiç fark etme-
miş, tersine hep gerektiğinde kendisini koruyacak bir ortağının oldu-
ğunu düşünmüştür.
Burada A gönüllü vazgeçmeden yararlanamaz; çünkü A’nın D’ye
psişik desteği (D öyle algılamaktadır) sonuna kadar devam etmiştir.
Şüphesiz A’nın hareketsizliği onun sadece yardım eden olarak ceza-
landırılmasıyla ödüllendirilebilirdi; ancak FYM bu olayda A’yı müş-
terek fail olarak cezalandırmıştır. Eğer A, D ateşe başladığında D ile
olan ilişkisini açıkça tamamen kesseydi böylece katkısını tamamen
geri alabilirdi. Ancak bir vazgeçme bu durumda da olmazdı, çünkü
bu durumda da A suçu önlemiş, hatta bunun için çabalamış olarak da
kabul edilemezdi. Ancak bu durumda A tamamlanan suçtan dolayı
değil sadece teşebbüse yardım etmekten ceza alırdı.
120
2. Sonucun Önlenmesi İçin Gönüllü ve Ciddî Çaba
Suç, suç ortağının önceki katkısından bağımsız olarak işlense de,
suç ortağı sadece ciddî ve gönüllü olarak suçun tamamlanmasını ön-
lemek için çaba gösterdiğinde cezadan kurtaran bir vazgeçmeden
yararlanabilir.
121
Ciddî çaba bakımından önceki açıklamalar geçerlidir. Suçun iş-
lenmesini önlemek için ciddî çaba, suç ortağının yeterli kesinlikte so-
nucun meydana gelmesini önlemeye uygun ve bu bakımdan gerekli
118
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 301; Roxin, Der Rücktritt bei Beteiligung mehrerer, s.
281; Zaczyk, NK, § 24 Kn. 113.
119
BGSt 37, 289.
120
Roxin, AT. II, § 30, Kn. 320.
121
Kühl, Kommentar, § 24 Kn. 27; Scheurl, s. 144.
Önder Tozman hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009230
tedbirleri almasını gerektirir.
122
Bu bakımdan suç ortağı kendi katkı-
sını geri almasının sonucu önlemede yetersiz kalacağını biliyor veya
bunu ihtimal dâhilinde görüyorsa başka tedbirleri de devreye sokmak
zorundadır.
123
Bu, suç ortağının katkısını geri almasının, önce sonucun
önlenmesi için yeterli olacağını zannetmesi, ancak sonra diğer ortakla-
rın suçun icrasından vazgeçmeyeceklerini fark etmek zorunda olması
halinde de geçerlidir.
124
Çabanın ciddî olması için, vazgeçen ortağın, ulaşabildiği en iyi
aracı devreye sokması gerekir; ancak bu aracın mutlaka objektif olarak
sonucu önlemeye en uygun olması veya geri dönenin bu aracın elve-
rişliliğini ayrıntılı bir şekilde test etmesi gerekmez. Ancak geri dönen
bu araçtan sonuç alamayacağını anladığında, derhâl başka, sonuca gö-
türeceğini umduğu en iyi aracı devreye sokmalıdır. Vazgeçenin sonu-
cu önleme çabasında en iyi aracı devreye sokmasının sınırı, bu aracın
kullanılmasının vazgeçenin yaşam, vücut bütünlüğü veya özgürlüğü
bakımından tehlikeleri beraberinde getirmesi durumudur. Öyleyse
vazgeçenin suçun icrasına devam etmeye karar veren ortağına zor kul-
lanmasına, eğer bu ortak tarafından vurulma, ağır şekilde yaralama,
bir yere kapatılma, vs. tehlikesi varsa gerek yoktur. Bu tehlikelerden
kaçınarak en uygun görünen aracı seçmesi yeterlidir.
125
SONUÇ
5237 sayılı TCK’nın 41. maddesinde, 765 sayılı TCK’da yer alma-
yan bir düzenleme yapılarak iştirak halinde işlenen suçlarda gönüllü
vazgeçme hükme bağlanmıştır. TCK m. 41/1’ de, “İştirak halinde işle-
nen suçlarda, sadece gönüllü vazgeçen suç ortağı, gönüllü vazgeçme hüküm-
lerinden yararlanır” denilmektedir. Maddede belirtilmese de iştirak ba-
kımından bir özellik bulunmaktadır. İştirakin özelliği gereği, ortaklaşa
işlenen bir suça katılan suç ortaklarının her biri diğer suç ortaklarının
işlediği hareketlerden de sorumlu olduğu için, gönüllü vazgeçen suç
122
Eser, SS, § 24 Kn. 103; Jacobs, AT, 26 / 28; Maurach / Gössel / Zipf, AT. 2, §
49 Kn. 117; Roxin, Der Rücktritt bei Beteiligung mehrerer, s. 281; Zaczyk, NK, § 24 Kn.
114; Gores, s. 215; Rudolphi, SK, § 24 Kn. 40
123
Eser, SS, § 24 Kn. 103; Freund, AT, § 9 Kn. 69; Gropp, AT, § 9 Kn. 87; Roxin,
Der Rücktritt bei Beteiligung mehrerer, s. 281
124
Lilie / Albrecht, LK, § 24 Kn. 303
125
Roxin, AT. II, § 30, Kn. 341
hakemli makaleler Önder Tozman
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009231
ortağının sadece kendi katkısını ortadan kaldırması yeterli değildir;
suç ortağı iştirak halinde işlenen suçun gerçekleşmesini önlemelidir.
TCK m. 41’in uygulanabilmesi için her şeyden önce, suçun TCK
m. 35’ e göre cezalandırılabilir bir teşebbüs evresine girmesi gerekir.
Diğer yandan suç ortağının, katkısını kasten gerçekleştirmesi de zo-
runludur. Sadece bu şart gerçekleştiğinde katılma cezalandırılabilir
ve sadece bu durumda TCK m. 41 anlamında bir vazgeçme gündeme
gelebilir. Böylece suç ortağının suçun tamamlanması açısından kasten
davranmadığı olayları tartışmaya gerek yoktur. Ayrıca, suç ortağının
kasıtlı olarak tamamlanmaya yönelik katkısının (fail veya katılan ol-
masından bağımsız olarak), suçun tamamlanmasına kadar etkisini de-
vam ettirmemesi gereklidir. Böylece ilgili kişi tamamlanmış bir suça
katılmaktan cezalandırılabilir olduğunda, yani suç tamamlandığında
ve suç ortağının katkısı öngörülen nedensel süreçten önemli bir sapma
olmaksızın tamamlanmaya kadar uzandığında vazgeçme artık müm-
kün değildir.
TCK m. 41/1 hükmüne göre, iştirak halinde işlenen bir suça teşeb-
büse katılan suç ortağı gönüllü olarak kanuni tipe uygun sonucun mey-
dana gelmesini önlediğinde cezadan kurtaran bir şekilde vazgeçmiş
olur. İştirak halinde işlenen suçta, suç ortaklarının her biri diğerlerinin
fiilinden de sorumlu olduğu için, suç ortağının sadece kendi katkısını
geri alması vazgeçmesi için yeterli değildir. Suç ortağı, katkısını geri
almasıyla ya da ortadan kaldırmasıyla sonucu gerçekten önlüyorsa
o zaman vazgeçmeden yararlanabilir. Suç ortağının tamamlanmanın
önlenmesine yönelik davranışı kanuni tipe uygun sonucun meydana
gelmesini önlemelidir. Bu nedenle, suç ortağının sonucun doğmaması
için çabaladığı, ancak çabalarının sonuçsuz kaldığı durumda bu hü-
küm uygulanmaz.
TCK 41/2 maddesinde ise, iştirak halinde işlenen suça teşebbüsten
gönüllü olarak vazgeçmek isteyen suç ortağı için, sonucu önlemede
nedensel olması zorunluluğunu kaldıran bir düzenleme getirilmiştir.
Buna göre, suçun, gönüllü vazgeçenin gösterdiği gayreti dışında başka
bir sebeple işlenmemiş olması veya gönüllü vazgeçenin bütün gayreti-
ne rağmen işlenmiş olması hallerinde de gönüllü vazgeçme hükümleri
uygulanacaktır. Ancak bu hükmün uygulanabilmesi için, birinci du-
rumda suçun failin vazgeçme davranışı dışında başka bir nedenden
dolayı işlenmemiş olması ve failin sonucun önlenmesi için gönüllü ve
Önder Tozman hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009232
ciddi bir çaba içine girmiş olması, ikinci durumda ise suçun, suç orta-
ğının önceki katkısından bağımsız olarak tamamlanması ve yine suç
ortağının gönüllü ve ciddi çaba göstermesi gerekir. İkinci durum için
Kanun’da “katılanın katkısından bağımsız” kaydı olmamasına rağmen,
iştirakin özelliği gereği hükmü bu şekilde anlamak uygun olacak-
tır. Diğer yandan kanaatimizce, bu hükümle suç ortağına, suçun ta-
mamlanmasını önlemede nedensel olmadığı halde gönüllü vazgeçme
imkânı tanınmakla, ciddî ve gönüllü bir çabanın olup olmadığı konu-
sunda hâkime önemli bir takdir hakkı verilmiştir. Bu nedenle hâkimin
somut olayın şartlarını çok iyi araştırması ve gerçekten hak edenleri bu
hükümden yararlandırması gerekir.
KAYNAKLAR
BAUMANN, Jürgen / WEBER, Ulrich / MITSCH, Wolfgang, Strafrecht
Allgemeiner Teil (AT), Bielefeld 2003.
BAYRAKTAR, Köksal, Faal Nedamet, İÜHFM C. XXXIII, S. 3–4, İstanbul
1968.
BAYRAKTAR, Köksal, Teşebbüs, İştirak, Suçların Birleşmesi, in: Türk
Ceza Kanunun 2 Yılı -Teori ve Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar,
Türk Ceza Hukuku Derneği, İstanbul 2008 (Teşebbüs).
BOTTKE, Wilfried, Strafrechtwissenschaftliche Methodik und Systematik
bei der Lehre vom strafbefreienden und strafmilderden Taeterverhal-
ten, Ebelsbach 1979.
CENTEL, Nur / ZAFER, Zafer / ÇAKMUT, Özlem, Türk Ceza Hukukuna
Giriş, 3. Bası İstanbul 2005.
DEMİRBAŞ, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler,
DÖNMEZER, Sulhi / ERMAN, Sahir, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Ge-
nel Kısım, C.I, 11. Bası, İstanbul 1994.
EİSELE, Jörg, Abstandnahme von der Tat vor Versuchbeginn bei mehre-
ren Beteiligten, ZStW 112 (2000).
EREM, Faruk / DANIŞMAN, Ahmet / ARTUK, Mehmet Emin, Ceza Hu-
kuku Genel Hükümler, Ankara 1997.
EREM, Faruk, Suça İştirak, AÜHFD, C.3, S.1, Ankara 1946
ERRA, Carlos, Teşebbüste İhtiyarîyle Vazgeçme (Çev. Sahir Erman),
İÜHFM, C. X, S. 1–2, İstanbul 1944.
ESER, Albin, Rücktritt, in: Schönke / Schröder Strafgesetzbuch-Komentar
(SS), 26. Auflage, München 2001.
FRANK, Reinhard, Das Strafgestzbuch für das Deutsche Reich (RStGB),
18. Auflage, Tübingen 1931.
FREUND, George, Strafrecht Allgemeiner Teil (AT.), Personale Straftat-
hakemli makaleler Önder Tozman
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009233
lehre, Berlin 1998.
GORES, Claus, Der Rücktritt des Tatbeteiligten, Berlin, 1982.
GROPP, Walter, Strafrecht-Algemeiner Teil (AT.), 3.Auflage, Berlin-
Heidelberg, 2005.
GRÜNWALD, Gerald, Zum Rücktritt des Tatbeteiligten im künftigen
Recht, in: Festschrift für Hans Welzel zum 70. Geburtstag, 1974.
GUTMANN, Alexander Peter, Die Freiwilligkeit, Beim Rücktritt vom Ver-
such und Bei der Taetigen Reue, Hamburg 1963.
HAFIZOĞULLARI, Zeki, Türk Ceza Hukuku Ders Notları, Ankara 2007–
2008 http://www.zekihafizogullari.com/CezaHukuku%20Ders%20
Notlari.pdf (04.06.208 tarihindeki güncellenmiş hali esas alınmıştır).
HEINITZ, Ernst, Streitfragen der Versuchslehre, JR 1956.
HEINRICH, Bernd, Strafrecht Allgemeiner Teil I (AT. I), Stuttgart 2005.
HERZBERG, Rolf Dietrich, Grundprobleme des Rücktritts vo Versuch
und Überlegungen de lege ferenda (Grundprobleme) NJW 1991.
İÇEL, Kayıhan / SOKULLU-AKINCI, Füsun / ÖZGENÇ, İzzet / SÖZÜ-
ER, Adem /MAHMUTOĞLU, Fatih S. / ÜNVER, Yener, İçel Suç Te-
orisi, İstanbul 2000
JACOBS, Strafrecht Allgemeiner Teil (AT.), 2. Auflage, Berlin-Newyork,
1991.
JAGER Christian, Das Frewilligkeitsmerkmal beim Rücktritt vom Ver-
such, ZStW 112 (2000).
JAGER, Der Rücktritt vom Versuch als zurechnenbare Gefaehrdungsum-
kehr, Münschen 1996 (Rücktritt).
JESCHECK, Hans Heinrich / WEİGEND, Thomas, Lehrbuch des Straf-
rechts, Allgemeiner Teil (AT.), 5. Auflage, Berlin, 1996.
KREY, Volker / HEINRICH, Manfred, Deutsches Strafrecht Allgemeiner
Teil, Band 2 (AT. 2), 2. Auflage, Stuttgart 2004.
KUHL, Kristian, Strafgezetsbuch-Kommentar (Kommentar), 25. Auflage,
Münshen 2004.
KUHL, Kristian, Strafrecht Allgemeiner Teil (AT), 4. Auflage, München
2002 (AT.).
LENCKNER, Theodor, Probleme beim Rücktritt des Beteiligten, in: Fests-
chrift für Wilhelm Gallas zum 70. Geburtstag, Berlin 1973.
LILIE, Hans / ALBRECHT, Dietlinde, Rücktritt, in: Leipziger Kommentar
(LK), Strafgesetzbuch-Grosskommentar, 1. Band, 11. Auflage, Berlin
2003.
MAURACH, Reinhart / GÖSSEL, Heinz / ZİPF, Heinz, Strafrecht Allge-
meiner Teil, Teilband 2, Heidelberg 1989 (AT.).
OTTO, Harro, Grundkurs Strafrecht, Allgemeine Strafrechtslehre (AT.), 6.
Auflage, Berlin 2000.
OTTO, Theo, Versuch und Rücktritt bei mehreren Tatbeteiligten (Versuch
und Rücktritt), JA 1980.
Önder Tozman hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009234
ÖZBEK, TCK İzmir Şerhi, Yeni Ceza Kanununun Anlamı, Ankara 2005.
ÖZGENÇ, İzzet, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2006
ÖZTÜRK, Bahri / ERDEM, Mustafa Ruhan, Uygulamalı Ceza Hukuku ve
Güvenlik Tedbirleri Hukuku, 9. Baskı, Ankara 2006.
ROXIN, Claus, Der Rücktritt bei Beteiligung mehrerer, in: Festschrift für
Theodor Lenckner zum 70. Geburtstag,
ROXIN, Claus, Über den Rücktritt vom unbeendeten Versuch, in: Fests-
chrift für Ernst Heinitz zum 70. Geburtstag (Rücktritt vom unbeende-
ten Versuch)
ROXIN, Claus, Strafrecht-Allgemeiner Teil, Band II (AT. II), Besondere
Erscheinungsformen der Straftat, München 2003.
RUDOLPHİ, Rücktritt, in, Systematischer Kommentar (SK) zum Strafge-
zetsbuch, Band I, 2. Auflage, Frankfurt am Main, 1977.
SCHEURL, Guntram von, Rücktritt vom Vesuch und Tatbeteiligung
mehrerer, Berlin 1972.
SOYASLAN, Doğan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2006.
SÖZÜER, Adem, Suça Teşebbüs, İstanbul 1994.
STRATENWERTH, Günter, Strafrecht Allgemeiner Teil (AT.), 4. Auflage,
Köln-Berlin-Bonn-Münschen 2000.
Toroslu, Nevzat, Ceza Hukuku-Genel Kısım, Ankara 2005.
TRONDLE, Herbert / FISCHER, Thomas, Strafgesetzbuch und Nebenge-
setze, 51. Auflage, Münschen, 2003.
ULSENHEİMER, Klaus, Grundfragen des Rücktritts vom Versuch in The-
orie und Praxis, Berlin 1976.
VOGLER, Theo, Rücktritt, in Leipziger Kommentar (LK) Strafgesetzbuch,
Grosskommentar, 1. Band Einleitung, §§ 1 bis 31, 10. Auflage (LK 10.
Aufl.), Berlin 1985.
WESSELS, Johannes / BEULKE, Werner, Strafrecht Allgemeiner Teil
(AT.), Die Straftat und ihr Aufbau, 33. Auflage, Heidelberg 2003.
ZACZYK, Rainer, Rücktritt, in: Nomos Kommentar zum Strafgesetzbuch
(NK), Baden Baden 2005.