makaleler Soner H. ÇETİN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009247
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU’NDA
UZLAŞMA
(CMK m. 253, 254, 255)
Soner H. ÇETİN
∗
GİRİŞ
Bu çalışma içerisinde CMK’nın 253., 254. ve 255 maddelerinde dü-
zenlenmiş bulunan uzlaşma kurumu incelenmiş olup, esas itibariyle,
bu kurumun türk ceza hukuku açısından neden aktif bir hale getirile-
mediği meselesi ile tatbikatta nasıl daha fazla kullanılabileceği ve var-
sa bu hususta yapılması gereken değişiklikler üzerinde durulmuştur.
Zira, uzlaşma Türk ceza hukuku sistemi içerisine ilk kez yeni (5237 sa-
yılı) TCK’nın 73/8 ve CMK’nın 253., 254. ve 255 maddeleri ile getirildi-
ğinde kendisinden çok şey beklenilen bir kurum olarak düşünüldüğü
halde istenilen neticeler elde edilememiştir.
Uzlaşma kurumu, uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adlî ma-
kamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir yöntem olup, fail
ve mağdurun suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda anlaşmala-
rına bağlı olarak, devletin de ceza soruşturması ve kovuşturmasından
vazgeçmesi ve suçun işlenmesiyle bozulan toplumsal düzenin, barış
yoluyla yeniden tesisini sağlayıcı nitelikte bir hukuksal kurum şeklin-
de tanımlanmaktadır.
1
İşlendiği iddia edilen bir suçtan dolayı, esas itibariyle mağdur ile
sanık arasında meydana gelen çekişmenin, mağdur veya suçtan za-
rar görenin mağduriyetinin giderilmesi yolu ile ortadan kaldırılma-
sını hedefleyen uzlaşma kurumunun, maddi ceza hukukuna ilişkin
hükmü 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı yeni TCK’nın 73/8 maddesi
*
Adalet Başmüfettişi.
1
Yaşar, Osman, Uygulamalı ve Yorumlu Ceza Muhakemesi Kanunu, 2. Cilt, 3.Baskı, Seç-
kin Yayınevi Ankara 2006, s.1500.
Soner H. ÇETİN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009248
idi. Bu kurumun nasıl uygulanacağına ilişkin hükümler ise 5271 sayı-
lı CMK’nın 253., 254. ve 255. maddelerinde düzenlenmiş bulunmak-
taydı. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe konulan bu düzenlemelerden
istenilen neticenin elde edilememesi üzerine, 06.12.2006 tarihli 5560
sayılı Kanun ile CMK maddelerinde gerekli değişiklikler yapılmış ve
TCK’nın 73 maddesinde yer alan 8. fıkra hükmü yürürlükten kaldırıl-
mış (5560 sayılı Kanun 2 ve 45 maddesi) ve böylece sistemin çalıştırıl-
ması amaçlanmıştır.
2
Ancak kurum yine de işler hale getirilememiştir
ve kanaatimizce bu günkü bu yasal düzenleme karşısında kurumun
işlerlik kazınmasına da imkan bulunmamaktadır. Bu kurumun işler
hale gelememesindeki en önemli etkenin bu kurum ile elde edilmek
istenen hukuki neticeye daha kolay bir hukuki imkan ile ulaşmanın
mümkün olmasıdır ki, bu müessese, en azından şikayete bağlı olan
suçlar bakımından, şikayetten vazgeçme kurumudur.
Bu çalışmada; önce, kurumun yer aldığı yasal düzenleme, daha
sonra amacı ve hukuki niteliği üzerinde durulmuş, uzlaşma kurumu-
nun kapsamı yani uzlaşma kapsamında bulunan ve bulunmayan suç-
lar belirlendikten sonra, uzlaşmanın usulü ve hukuki sonuçları üzerin-
de durulmuş yapılması gereken değişiklikler sonuç bölümünde ifade
edilmeye çalışılmıştır.
A. UZLAŞMA KURUMU AÇISINDAN YASAL DÜZENLEME
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren Yeni TCK’da yer alan 73.
maddenin 8 fıkrasında uzlaşma kurumu düzenlenmişti. Buna göre;
“Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olup, soruşturul-
ması veya kovuşturulması şikayete bağlı bulunan suçlarda, failin suçu kabul-
lenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya
gidermesi koşuluyla, mağdur ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında ve bu
husus Cumhuriyet savcısı veya hakim tarafından saptandığında kamu davası
açılamaz veya davanın düşürülmesine karar verilir” şeklindeydi.
Daha sonra 5560 sayılı Kanun ile bu hüküm yürürlükten kal-
dırılmış ve uzlaşma kurumunu düzenleyen CMK’nın 253. maddesi de
aynı Kanun ile 06.12.2006 tarihinde değiştirilmiştir.
2
Albayrak, Mustafa, Son Yasal Düzenlemeler Işığında Uzlaşma Kurumu Üzerine
Düşünceler, Türk Hukuk Dergisi, Haziran 2007, Sayı 10, s 131.
makaleler Soner H. ÇETİN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009249
Kanun koyucu, CMK’nın 253. maddesine yeni bir şekil vermek
isterken eskiye oranla bazı yenilikler getirmiş, ancak, oldukça ayrın-
tılı ve uzun bir düzenlemeyi tek bir madde içerisine sığdırmak çabası
içerisinde olmuş; bu ise maddenin oldukça uzun ve ayrıntılı bir tek
hüküm haline gelmesine yol açmıştır.
3
Bu düzenleme ile uzlaşma kurumunun bir ceza muhakemesi ku-
rumu olmasına çalışılmış,
4
Ancak madde kaleme alınırken, örneğin,
3
01.06.2005 tarihiden 19.06.2006 tarihine kadar yürürlükte bulunan CMK’nın 253.
maddesinin eski hali ise aşağıdaki biçimdeydi;
“Uzlaşma
Madde 253.- (1) Cumhuriyet savcısı, yapılan soruşturmanın durumuna göre,
kanunun uzlaşma yapılabilmesi olanağını verdiği hallerde, faili bu kanunun ön-
gördüğü usullere göre davet ederek suçtan dolayı sorumluluğu kabul edip etme-
diğini sorar.
(2) Fail, suçu ve fiilinden doğmuş olan maddi ve manevi zararın tümünü veya
bunun büyük bir kısmını ödemeyi veya zararları gidermeyi kabullendiğinde du-
rum, mağdura veya varsa vekiline veya kanunu temsilcisine bildirilir.
(3) Mağdur, verilmiş olan zararı tümüyle veya büyük bir kısmı itibariyle gide-
rildiğinde özgür iradesi ile uzlaşacağını bildirirse, soruşturma sürdürülemez.
(4) Cumhuriyet savcısı, fail ile mağdur arasında uzlaşma işlemlerinin idare
etmek, tarafları bir araya getirerek bir sonuca ulaşmalarını sağlamak üzere, fail
ve mağdurun bir avukat üzerinde anlaşamadıkları takdirde, bir veya birden fazla
avukatın uzlaştırıcı olarak görevlendirilmesini barodan ister.
(5) Uzlaştırıcı, başvurunun yapıldığı tarihten itibaren en geç otuz gün içinde
uzlaşmayı sonuçlandırır. Cumhuriyet savcısı bir defaya mahsus olmak üzere bu
süreyi otuz gün daha uzatabilir. Uzlaştırma süresince zamanaşımı durur.
(6) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma sırasında ileri
sürülen bilgi, belge ve açıklamalar taraflarca izin verilmedikçe daha sonra açık-
lanamaz. Uzlaştırmanın başarısız olması nedeniyle daha sonra dava açılması ha-
linde uzlaştırma sırasında failin bazı olayları veya suçu ikrar etmiş olması davada
aleyhine deli olarak kullanılamaz.
4
06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun’un 24 maddesi ile değişik CMK 253. madde:
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
4. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
5. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin
açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),suçları.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üze-
re; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi
için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
Soner H. ÇETİN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009250
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık
hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştır-
ma yoluna gidilemez.
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması halinde, Cumhuriyet
savcısı veya talimatı üzerine adlî kolluk görevlisi, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan za-
rar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır.
Cumhuriyet savcısı uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da
yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde
bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi red-
detmiş sayılır.
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uz-
laşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan ad-
reste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan
zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde,
uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren
bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya suçtan zarar
görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi, soruşturma
konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin uygulanma-
sına engel değildir.
(9) Şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görenin uzlaşma teklifini kabul etmesi
halinde, Cumhuriyet savcısı uzlaştırmayı kendisi gerçekleştirebileceği gibi, uzlaş-
tırmacı olarak avukat görevlendirilmesini barodan isteyebilir veya hukuk öğreni-
mi görmüş kişiler arasından uzlaştırmacı görevlendirebilir.
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi se-
bepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve Cum-
huriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Cumhuriyet sav-
cısı uzlaştırmacıya, soruşturmanın gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü
olduğunu hatırlatır.
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten
itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır. Cumhuriyet
savcısı bu süreyi en çok yirmi gün daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma müzakerele-
rine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve vekil katı-
labilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya kanunî temsilcisi
ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi halinde, uzlaşmayı kabul
etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle ilgili ola-
rak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı, uzlaştırmacıya talimat
verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak ken-
disine verilen belge örnekleriyle birlikte Cumhuriyet savcısına verir. Uzlaşmanın
gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldı-
ğı ayrıntılı olarak açıklanır.
makaleler Soner H. ÇETİN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009251
uzlaşmanın kapsamında olan ve olmayan suçlar belirlendikten sonra,
(CMK’nın 253/1,2,3), uzlaşmanın usulü aynı madde içerisinde düzen-
lenmiştir ki, kanaatimizce, bu kanun yapma tekniği açısından son de-
rece yanlış olmuştur. Zira ilk dört fıkra “uzlaşmanın kapsamı” adı altında
bir tek madde de gösterilmeliydi. Böylece madde daha kısa metinler
haline getirilebilirdi. Hiç kuşkusuz bir maddenin 24 fıkradan oluşur
bir biçimde kaleme alınmış olması kanun yapma tekniği açısından ba-
şarılı bir uygulama olmamıştır.
5560 sayılı Kanun’un 41 maddesi ile ayrıca, 5395 sayılı Çocuk Ko-
ruma Kanunu’nun, 24. maddesi de; “Ceza Muhakemesi Kanununun uz-
laşmaya ilişkin hükümleri suça sürüklen çocuklar bakımından da uygulanır”
şekline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeler ile mevzuatımıza bugün
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya suç-
tan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği
tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını
ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza
altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidile-
mez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde,
hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin
ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde, 171
inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılması-
nın ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu da-
vasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine
getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksı-
zın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç
nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayı-
lır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi,
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı
ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir so-
ruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde
bulunulduğu tarihten itibaren, uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç,
uzlaştırmacının raporunu düzenleyerek Cumhuriyet savcısına verdiği tarihe ka-
dar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) Uzlaştırmacıya Cumhuriyet savcısı tarafından çalışma ve masraflarıyla
orantılı bir ücret takdir edilerek ödenir. Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma
giderleri, yargılama giderlerinden sayılır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu
giderler Devlet Hazinesi tarafından karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda öngörü-
len kanun yollarına başvurulabilir.
(24) Uzlaştırmanın uygulanmasına ilişkin hususlar, yönetmelikle düzenlenir.
Soner H. ÇETİN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009252
artık batı hukukunun kabul ettiği ve Birleşmiş Milletler’ce de mev-
zuata sokulması devletlere tavsiye edilen bir kurum olarak uzlaşma
(mediation)
5
hukukumuzda yerini almış bulunmaktadır.
6
B. UZLAŞMANIN BENZER KURUMLARLA İLİŞKİSİ,
AMACI ve HUKUKİ NİTELİĞİ
1. UZLAŞMANIN BENZER KURUMLARLA İLİŞKİSİ
Uzlaşma, kurumunun esas itibariyle Anglo-Amerika hukukuna
özgü bir kurum olduğu, tarafların anlaşmalarını öngören uzlaşmanın
yanı sıra, savcılık ile sanık müdafiinin, isnat edilecek suç konusunda
uzlaşmalarının da öngörülmekte olduğu, bu durumda; savcı ile sanık
müdafiinin iddia pazarlığı yaptıkları, sanığın, suçunu kabul etme-
si durumunda, hangi nitelemeden dolayı dava açılacağı konusunda
savcı ile sanık müdafiinin anlaştıkları, böylece, sanığın kendisinin de
kabul ettiği nitelemeye uygun suçtan dolayı ve duruşma yapılmadan
mahkum edilebildiği, mahkemenin bu durumda sadece cezayı belirle-
mekte olduğu, Kara Avrupası hukukunda, uygulanan uzlaşmada ise,
şüpheli veya sanığın, suçtan zarar görenin zararlarını gidermesinin
asıl olduğu ve yukarıda belirtildiği şekilde Anglo-Amerika hukukun-
da olduğu gibi bir iddia pazarlığının yapılmadığı ifade edilmektedir.
7
Amerika Birleşik Devletleri’nde “diversion” olarak adlandırı-
lan uzlaşma kurumunda; suçun işlenmesiyle, mağdur ve fail arasında
meydana gelen itilafı ortadan kaldırmak, asıl olarak suçun işlenmesiy-
le oluşan mağduriyeti gidermek amacıyla, bir suçun faili ve mağdu-
runu mümkün olan en kısa sürede, soruşturmanın sona ermesinden
sonra ve fakat kovuşturmanın evresinin başlamasından önce, tarafsız
5
İsim (naun) haliyle mediation uzlaşma ya da daha doğru bir biçimde uzlaştırmak
anlamındadır. Mediate (verb) fiil anlamıyla iki grup, iki ülke gibi iki taraf arasında
bulunan uyuşmazlığın durdurulması için bir anlaşmaya varmaları hususunda ken-
dilerine yardımda bulunulması veya bu anlaşmanın sağlanmasının denenmesidir.
(Mediate (v); to try to help two groups, countries etc to stop arguing and make an
agreement; The cort had to mediate between Mr.Hassel and his neighbours,
Madiator (naun); uzlaştıcı, mediation (naun); uzlaşma, Longman, Active Study
Dictionary, New Edition.
6
Yılmaz, Zekeriya, Ceza Muhakemesi Kanunun Getirdiği Yenilikler ve Yargılama Siste-
mi, 2.Baskı, Seçkin Yayınları, Ankara 2007, s.121.
7
Centel, Nur/ Zafer Hamide, Ceza Muhakemesi Hukuku, 4. Bası, Beta Yayınları, İstan-
bul 2006, s.410,
makaleler Soner H. ÇETİN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009253
bir aracının huzurunda, iradi olarak, bir araya getirilmesi, böylece ta-
rafların, suçun sebep ve sonuçlarının müzakere etmeleri, mağdurun
zararının giderilmesi hakkında pazarlık yapmaları, tarafların bir araya
gelmek istememeleri durumunda ise bunun aracı tarafından yürütül-
düğü bildirilmektedir.
8
Fail ve mağdur arasında suçun işlenmesiyle oluşan itilafın or-
tadan kaldırılmasının en sık karşılaşılabilecek somut sonucu, zararın
maddi olarak telafi edilmesidir. Ancak uzlaşma edimleri bununla sı-
nırlı değildir ve örneğin özür dileme, zarar gören veya kamuya yararlı
bir müessese için çalışma, sembolik telafi çerçevesinde hediye verme
gibi edimler de söz konusu olabilmektedir ki bu yönüyle fail mağdur
uzlaşması, restitution’ denilen ve ceza muhakemesi çerçevesinde sa-
nık aleyhine hükmedilen maddi nitelikli bir tazminattan ayrılmakta-
dır zira böyle bir tazminat esas itibariyle bir cezai görev (penal) ifade
etmektedir.
9
Tazminat nitelikli böyle bir cezanın karşılığı ise, bizim hu-
kukumuz bakımından, belki, TCK’nın 50/1b yer alan mağdurun veya
kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme
veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi seçenek yaptırımı (cezası)
gösterilebilir.
Kara Avrupası’nda ise en basit şekliyle “uzlaşma” mağdur, iddia,
savunma ve yargının belli menfaatleri karşılığında anlaşarak muhake-
meyi sona erdirmelerini ifade etmektedir şeklinde tanımlanabilir.
10
Hukukumuzda devlet ile şüpheli veya sanık arasında gerçekleşen
“ön ödeme” de aslında bir tür uzlaşma olup bunun dışında “şikayetten
vazgeçme”, adliye dışında faille mağdur arasında gerçekleşen bir tür
uzlaşma olarak adlandırılabilir.
11
Bunun dışında Çekle Ödemelerin
Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun da
“şikayetten vazgeçmenin” yanı sıra özel bir uzlaşma hali daha düzen-
lenmiştir ki buna göre; çek tutarı veya karşılıksız kalan kısmı ile çek
tutarına veya karşılıksız kalan kısmına ait tazminatın ve gecikme fa-
izinin ödenmesi halinde dava düşer veya hüküm cezaya ilişkin tüm
8
Özbek, Veli Özer, Ceza Muhakemesi Kanunun Anlamı, (CMK İzmir Şerhi), Seçkin
Yayınları, Ankara 2005, s.994.
9
Özbek, s. 994.
10
Zafer, Hamide, Ceza Muhakemesi Hukukunda Özeleşme Eğilimi: Uzlaşma, Prof.
Dr. Ergun Önen’ e Armağan, İstanbul 2003, s. 727.
11
Centel / Zafer, s. 411.
Soner H. ÇETİN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009254
sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmaktadır.
12
Ceza Muhakemesi Kanunu da “uzlaşma” adı altında düzenlenen
kurum uzlaşmanın sadece bir tek şekli olan “fail ile mağdurun uzlaş-
ması” şeklinde düzenlendiği için isminde buna uygun olarak ve “fail-
mağdur uzlaşması” şeklinde ve bir alt isim biçiminde adlandırılması
buna karşılık uzlaşmanın ise daha üst bir isim olarak kullanılması ge-
rektiği savunulmaktadır.
13
2. UZLAŞMA KURUMUNUN AMACI
Uzlaşma kurumun esas itibariyle amacı suç mağdurunun veya
daha geniş bir ifade ile suçtan zarar görenin zararının giderilmesi ve
böylece adaletin sağlanmasıdır. Zira ceza adalet sisteminde, suç mağ-
durlarına karşı onların yararını korumak amacını güden bir duyarlı-
ğının gittikçe güçlenerek ortaya çıktığını, Batı ülkelerinde özel kanun-
larla suç mağdurlarına veya ailelerine devletin tazminat ödemesi ön-
görülmeye başlanılmış olup, XXI. Yüzyıl adalet sisteminin ceza adaleti
yerine getirilirken, mağdurun tatmin edilmesinin de ön plana çıktığı,
zira suça karşı sadece ceza yaptırımının yeterli olmadığı zararın gide-
rilmesinin ve mağdurun uğradığı zararın onarılmasının en başta gelen
amaç olarak sayılması gerektiğini söylemek mümkündür.
14
Hiç kuşku yok ki işlediği kusurlu davranışından dolayı sanığın
cezalandırılması suretiyle adaletin sağlanması gerektiği fikri bir kena-
ra bırakılmaz. Sanığın işlediği suç ile mağdura vermiş olduğu zararın
giderilmesi durumunda, kendisine daha az ceza verilmesi veya etkin
pişmanlık gibi durumlarda, suç işlenirken bundan vazgeçilmesi ile za-
rarın daha fazla oluşmasına engel olan bir sanığın, daha az bir ceza
ile cezalandırılması, ceza hukukunda çok eskiden beri kullanıla gelen
müesseseler olmuştur.
Bunun yanı sıra, mağdurun zararın giderilmesi durumunda, ve-
rilecek cezanın ertelenmesi veya açılmış bir kamu davasında hükmün
açıklanmasının ertelenmesinin (CMK 231. madde), mağdurun zararın
giderilmesi şartına bağlanması ile asıl amacın mağdurun zararının
12
Centel / Zafer, s. 411.
13
Centel / Zafer, s. 411.
14
Yılmaz, s. 121- 122.
makaleler Soner H. ÇETİN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009255
giderilmesi olduğunu söylemek mümkündür. Hatta maddi ceza hu-
kukunda dahi mağdurun zararın giderilmesi artık o kadar büyük bir
önem kazanmış bulunmaktadır ki örneğin bir seçenek yaptırım cezası
olarak TCK’nın 50/1b maddesinde bir yıl veya daha az süreli hapis ce-
zasının suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama
sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenilmesindeki özelliklere
göre mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan
önceki hale getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesi seçe-
nek yaptırım cezasına çevrilebilmektedir.
Sonuç olarak şunu söylemek mümkündür ki uzlaşma kurumu ile
elde edilmek istenen asıl hedef mağdurun tatmin edilmesi, zararın gi-
derilmesi ve böylece daha az sayıda kamu davası açılmasının sağlanıl-
masıdır. Dava sırasında mahkemece uzlaşma kurumunun işletilmesi
ile de beklenen asıl fayda yine de mağdurun zararın giderilmesi ve
yargılamaya devam ile meydana gelecek daha fazla emek ve zaman
israfına engel olmaktır denilebilir.
3. UZLAŞMA KURUMUNUN HUKUKİ NİTELİĞİ
Uzlaşmayı, kural olarak, kamu davasının açılmasını engelleyen
uzlaşma (kovuşturmama kararı ile sonuçlanan uzlaşma) ve usulüne
uygun olarak açılmış kamu davasının, taraflarının iradelerine uygun
olarak çözümlenmesini sağlayan uzlaşma (cezada indirim veya ceza
vermeme) şeklinde (kovuşturmayı sona erdiren uzlaşma ) bir tasnife
tutulması mümkündür.
15
Uzlaşmada mağdurun zararlarının ödenmesi karşılılığında şika-
yetten vazgeçilmesi söz konusu olmaktadır. Ancak uzlaşmayla failin
cezalandırılması olanağı ortadan kaldırıldığından, bu kurumu ceza
ilişkisini düşüren bir hal olarak ta nitelendirmek mümkündür. Bu ne-
denle uzlaşma bir taraftan muhakemeyi engellemesi nedeniyle muha-
keme hukuku kurumu, diğer yandan ise fail ile devlet arasında ceza
ilişkisini sona erdirdiğinden ceza hukuku kurumu olup, ceza ilişkisi,
usulî bir işlem nedeniyle yani muhakemeye devam edilemediği için
sona erdiğinden fail-mağdur uzlaşmasının muhakeme hukuku kuru-
15
Centel / Zafer, s.410
Soner H. ÇETİN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009256
mu olma özelliğinin ağır basmakta olduğu savunulmuştur.
16
C. UZLAŞMANIN KAPSAMI
Uzlaşmanın kapsamı ile kasıt edilen, uzlaşma kapsamında kalan
suçlar ile uzlaşma kapsamı dışında kalan suçların belirlenmesidir. Zira
CMK’nın 253. maddesinde yer alan uzlaşma kurumunun tüm suçlar
için başvurulacak bir müessese olarak düzenlenmediği açık olup, esas
itibariyle, buna imkan da bulunmamaktadır. Zira bu kurum ile sağ-
lanmak istenen mağdurun zararının giderilmesiyle mümkün ise kamu
davasının hiç açılmaması veya açılmış bir kamu davasının en kısa sü-
rede sonuçlandırılmasıdır. Uzlaşmanın, tüm suçlar için kabul edilme-
si durumunda birçok sakıncaları da beraberinde getirecek ve belki de
esas itibariyle korunmak istenen mağdurun zararına yol açabilecektir.
Zira çok önemli ve cezası çok fazla olan suçlarda daha güçlü durumda
bulunan sanıkların daha az güçlü konumda bulunan mağdurları uz-
laşmaya zorlayabileceklerinin unutulmaması gerekir. 5237 sayılı Yeni
TCK’nın 73/8 maddesinde ve 06.12.2006 tarihli 5560 sayılı Kanun ile
değiştirilmeden önce CMK’nın 253. maddesindeki düzenlemede uz-
laşmanın kapsamı sadece şikayete bağlı olan suçlar olarak belirlenmiş-
ti. Ancak bu kurumun işlemediğine ilişkin yapılan eleştirilere verilen
cevaplarda, daima bu husus yani ancak şikayete bağlı suçlar için uz-
laşmanın mümkün olduğu bunun ise kapsamı daralttığı için uygula-
namadığı yolundaki açıklamalar ve uygulamacılardan gelen eleştiriler
dikkate alınarak, kanun koyucu tarafından, madde yeniden kaleme
alınmış ve kapsam bu açıdan genişletilmiştir. Bu nedenle madde kap-
samının bu açıdan incelenmesi gerekir.
Uzlaşma kurumunun iyi işletilememesinin en önemli sebeplerin-
den biri bu kurum kapsamında bulunan suçlardır denilebilir. Zira hiç
kuşku yok ki, Yeni TCK’nın 77/8 maddesi ile CMK’nın 253. maddesi-
nin 5560 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki halinde, bu kurumun
işlememesi hususundaki en önemli hususun uzlaşmanın sadece şika-
yete bağlı olan suçlar için söz konusu olabildiği hususundaki eleştiri-
lerdi. Aslında, şikayette bağlı olan suçlar bakımından şikayetten vaz-
geçme ile elde edilebilecek en önemli hukuki sonuçların, en azından
16
Zafer, Hamide, Ceza Muhakemesi Hukukunda Fail-Mağdur Uzlaşması, (TCK
78/3), Maltepe Üniversitesi, HFD (Hukuk Fakültesi Dergisi), V, 2 (2006), s. 117- 141.
makaleler Soner H. ÇETİN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009257
mağdur veya suçtan zarar gören bakımından şikayetten vazgeçme ile
sağlanabilmesi mümkün iken, bundan daha zor ve kapsamlı bazı iş-
lemlerin yapılması ile elde edilebilecek bir sonuca ulaşmanın, uzlaşma
kurumu ile yapılmasının güç olacağı belirtilmiş ve sırf bu tür eleştiri-
leri karşılamak bakımından uzlaşma kapsamında olan suçların sayısı
artırılmış, bir başka anlatım ile uygulama alanı genişletilmiştir. Ancak
burada göz ardı edilen en önemli husus, uzlaşmanın kapsamı dar ol-
duğu zamanda işleyememesi önündeki engellerin görülememesidir.
Çünkü daha az olanı gerçekleştiremeyecek olan bir müessesenin daha
çok olanı gerçekleştirebileceğini söylemek mümkün değildir. Bir başka
anlatımla, zaten aynı veya hiç olmazsa yakın bir sonucu elde etmenin
daha kolay bir yolu olduğu sürece daha zahmetli olan bir yolun de-
nenmesi gerektiğini söylemek mümkün değildir. Adeta daha kısa ve
kolay bir yol varken daha zahmetli olan bir yolun seçilmesinin müm-
kün olmaması gibi usul hukukunda da aynı kural gereği daha kolay ve
benzer bir sonuca ulaşmak bakımından şikayetten vazgeçme hukuki
yolu veya imkanı varken sanık mağdur veya suçtan zarar görenlerin,
uzlaşma kanuni imkanını kullanmalarını beklemek çok doğru olmaya-
caktır. Özellikle, 06.12.2006 tarihinde 5560 sayılı Kanun ile 253. madde
yapılan değişiklik ile uzlaşma kapsamına şikayetten vazgeçme ile düş-
meyecek bazı suçların alınması sonucu bu kurumun işlerlik kazanaca-
ğını beklemek kanaatimizce çok doğru olmamıştır ve beklenen netice
de zaten gerçekleşmemiştir. Aslında, bu kurumun işlememesi, benzer
nitelikteki amaca hizmet eden kurumların varlığı yani şikayetten vaz-
geçme kurumu ile alakalıdır ve adeta şikayetten vazgeçme ile uzlaşma
kurumları iç içe geçmiş birer kurum olarak düzenlenmiştir. Bu iç içe
geçmiş olma hali 253. maddenin 5560 sayılı Kanun ile değiştirilmesin-
den önceki halinde çok daha iyi bir şekilde görülmektedir. Uzlaşma
kurumunun işlerliği ile çok yakından alakalı olması nedeniyle bu ku-
rumun kapsamında olan suçların belirlenmesi özel bir önem göster-
mektedir. Bu nedenle bu husus uzlaşma kapsamında olan ve uzlaşma
kapsamı dışında kalan suçlar olara ayrı ayrı incelenmelidir.
1. UZLAŞMANIN KAPSAMINA GİREN SUÇLAR
Uzlaşmanın kapsamına giren suçlar esas itibariyle üç başlık altın-
da toplanarak incelenebilir.
Soner H. ÇETİN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009258
a. Soruşturulması ve Kovuşturulması Şikayete Bağlı Suçlar
17
CMK’nın 253/1a maddesine göre soruşturulması ve kovuşturul-
ması
18
şikayete bağlı suçlar
19
kanunda ayrıca belirtilip belirtilmediğine
bakılmaksızın doğrudan doğruya uzlaşma kapsamında sayılan suçlar
olarak değerlendirilmesi gerekir.
20
21
Ceza hukukumuza göre, uzlaşmanın mağdur tarafı gerçek veya
suç tüzel kişiye karşı işlenmiş ise tüzel kişiler olabilir. Uzlaşmaya kural
olarak ancak şikayete tabi suçlar tabi olacak olup bunlar ise açıkça bu
özelliği belirtilen suçlar olarak anlaşılmalıdır.
22
17
Toroslu, Nevzat / Feyzioğlu, Metin, Ceza Muhakemesi Hukuku, Savaş Yayınevi,
Ankara 2006, s. 48 vd.: ”Suçların re’sen kovuşturulacağı kuralının en önemli istis-
nasını, kovuşturmanın şikayete bağlanmış olması oluşturur.Nitekim kanun koyu-
cu, ceza kovuşturmasının suçtan zarar gören yönünden doğurabileceği sakıncaları
(suçu oluşturan olayın duyulması gibi) önlemek amacıyla bazı suçların kovuştu-
rulmasını zarar görenin şikayet etmesi şartına bağlamıştır…”.
18
“Ceza uyuşmazlıklarının ilk defa ele alınıp yargılandığı aşamayı belirten birinci
derece yargılama aşaması, kendi içinde iki aşamaya ayrılır. Ön soruşturma (soruş-
turma) ve son soruşturma (kovuşturma). Önsoruşturma (soruşturma) aşamasının
yargılama içindeki işlevi ve önemi, suç haberinin alınması üzerine başlaması ve
işin mahkemeye aktarılması ile sonuçlanmasında ya da buna gerek görülmemesi
üzerine son soruşturma (kovuşturma) aşamasına geçilmeksizin bitmesinde görü-
nür. Ön soruşturma (soruşturma) aşamasının başlıca amacı son soruşturmayı (ko-
vuşturmayı) hazırlamak hangi uyuşmazlıklar için bu aşamanın zorunlu olduğunu
saptamaktır” Yurtcan, Erdener, Ceza Muhakemesi Kanunu Şerhi, 3.Bası, Beta Basım
ve Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s.11
19
Kunter, Nurullah, Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul 1989, s. 41:”…Şikayetin belli
bir formülü yoktur. Suçtan zarar görenin kamu davasının açılmasını ve yargıla-
manın yapılmasını istediğini gösteren bir ibare kullanması yeterlidir. Örneğin; şi-
kayetçiyim, davacıyım, cezalandırılmasını istiyorum, gibi. Bu nedenle soruşturul-
ması ve kovuşturulması şikayete bağlı bir suçla ilgili olarak açılmış bulunan kamu
davasına katılmak hatta ihbar etmek dahi şikayet etmek anlamına gelir”.
20
“…sanığın suçunun takibi şikayete bağlı olup 5237 sayıl TCK’nın 73 maddesi uya-
rınca uzlaşma kapsamında kalması karşısında 5271 sayıl CMK’nın 253. ve 254.
maddeleri uyarınca işlem yapılması gerektiği düşünülmeksizin karar verilmesi
bozmayı gerektirir…” Yargıtay 1.C.D., 16.10.2006, 1963- 4396 sayılı kararı ( Yaşar,
s.1506).
21
“Sanığa atılı sövme ve müessir fiil suçlarının takibi şikayete bağlı suçlardan oldu-
ğu halde, 5237 sayıl TCK’nın 73/8 ve 5271 sayılı CMK 253. ve 254. maddeleri uya-
rınca uzlaştırma işlemleri yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması boz-
ma nedeni yapılmıştır” Yargıtay 2.C.D.,31.10.2006 gün ve 2933/17293 sayılı kararı
(Taşdemir, Kubilay / Özkepir, Ramazan, Ceza Muhakemesi Kanunun Şerhi, II. Cilt,
3. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2007, s. 1216).
22
Ersoy, Uğur, Ceza Hukukunda Uzlaşma, Hukuk Gündemi Dergisi, Ağustos 2005,
Sayı 2, s. 65.
makaleler Soner H. ÇETİN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009259
Ancak soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç-
lardan etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar (örneğin; TCK
m. 168. gereği, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırı-
cılık gibi suçlar etkin pişmanlık hükümlerine tabi olup bu suçu işleyen
şüphelinin mağdurun mağduriyetini gidermesi durumunda cezasın-
da indirim yapılacaktır) ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suç-
larda, uzlaşma yoluna gidilemeyecektir (CMK m. 253/3). Buna göre
Uzlaşma kapsamında değerlendirilmesi gereken suçlar şu şekilde
sıralanabilir.
23
1. Tehdit (TCK 106/1. fıkra 2. cümle),
2. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali (TCK 117/1 maddesi)
3. Kişilerin huzur ve sükununu bozma (TCK 123. m.),
4. Şerefe karşı suçlar (hakaret suçu), (üçüncü fıkra (a) bendi ha-
riç TCK 125., 129. ve 130. m.),
5. Haberleşmenin gizlilini ihlal (TCK 132. m.),
6. Konuşmaları dinleme ve kayda alma (TCK 133. m.),
7. Özel hayatın gizliliğin ihlal (TCK 134. m.),
8. Bedelsiz senedi kullanma (TCK 156. m.),
9. Kayıp veya ele geçen eşyayı tasarruf (TCK 160. m.),
10. Açığa imzanın kötüye kullanılması (TCK 209/1. m.),
11. Aile hukuku yükümlülüğünün ihlali (TCK 233/1. m.),
12. Yabancı devlet temsilcilerine karşı hakaret (TCK 342/2. m.),
13. TCK 11 maddesi gereğince yurt dışında işlenmiş olan bir su-
çun 2. fıkra gereğince aşağı sınırı bir yıldan az hapis cezası-
nı gerektirir nitelikte olması durumunda (takip edilebilmesi
zarar görenin veya yabancı hükümetin şikayetine bağlı oldu-
ğundan),
14. Yabancı devlet başkanına karşı işlenen şikayete bağlı suç
(TCK 340. m),
15. Yabancı devlet bayrağına hakaret (TCK 341. m.),
Suçlarının, uzlaşma kapsamında olacağının kabulü gerekir.
24
23
Yılmaz, s. 122-123.
24
TCK 11 madde: “(1) Bir Türk vatandaşı, 13 maddede yazılı suçlar dışında, Türk
Soner H. ÇETİN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009260
b. Kanunun Uzlaşmaya Tabi Olduğunu Açıkça Belirlediği
Suçlar (Liste Suçlar)
aa. CMK’ da Uzlaşmaya Tabi Olduğu Belirtilen (Liste )Suçlar
CKM’ nın 253./1b maddesine göre; Şikayete bağlı olup olmadığı-
na bakılmaksızın
1. Kasten yaralama (TCK üçüncü fıkra hariç 86 m. ve 88 m. ),
2. Taksirle yaralama (TCK 89. m.),
25,26
3. Konut dokunulmazlığının ihlali (TCK 116. m.),
27
4. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması(TCK 234. m.),
5. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (TCK dördüncü fıkra hariç, 239.
m.) suçları,
uzlaşma kapsamında olan suçlardır.
Kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir
suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye de bulunduğu takdirde, bu suçtan
dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye’ de kovuşturulabilir-
liğinin bulunması koşulu ile Türk Kanunlarına göre cezalandırılır.
(2) Suç, aşağı sınırı bir yıldan az hapis cezasını gerektirdiğinde yargılama ya-
pılması zarar görenin veya yabancı hükümetin şikayetine bağlıdır. Bu durumda
şikayet, vatandaşın Türkiye’ye girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.
25
“Sanığın üzerine atılı suçun 5237 sayılı TCK 89/5 maddesi uyarınca takibi şikayete
bağlı olması karşısında, anılan yasının 73/8 maddesi ve 5271 sayıl CKM’ nın 253.
maddesi nazara alınarak sanı ile katılan arasında uzlaşma olup olmayacağı konu-
sunda tarafların beyanı alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
nin gözetilmemesi bozma nedeni sayılmıştır…” Yargıtay, 9.C.D., 19.10.2006 gün
4294-5483 sayıl Kararı ( Yaşar, s.1506)
26
“Sanığın üzerine atılı suçun 5237 sayılı TCK’nın 89/5 maddesi uyarınca takibi şi-
kayete bağlı olması ve şikayetinde devam etmesi karşısında 5271 sayılı CMK’nın
253. maddesi uyarınca sanık ile şikayetçiye uzlaşma konusunda diyeceği sorularak
talimat duruşma tutanağına yazılmamamsı bozma nedeni yapılmıştır” Yargıtay 9.
CD, 26.12.2006 gün ve 5335/7671 sayılı Kararı: Taşdemir/ Özkepir, s. 1216.
27
“Silahla olmayan basit şekilde yaralama, gündüzleyin konut dokunulmazlığını ih-
lal suçlarının uzlaşma kapsamında olduğu gözetilerek taraflar arasında öncelikle
uzlaşma işleminde bulunulması, uzlaşma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması
halinde yargılamaya devamla bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar
verilmesi bozmaya gerektirmiştir” Yargıtay, 3. CD, 20.12.2006 gün ve 4128/9406
sayılı Kararı ( Taşdemir / Özkepir, s. 1216)
makaleler Soner H. ÇETİN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009261
bb. Diğer Kanunlarda Uzlaşma Kapsamında Olduğu
Belirtilen Suçlar
CKM’ nın 253/2. maddesi gereğince; diğer kanunlarda yer alıp
da soruşturulması veya kovuşturulması şikayete bağlı olan suçlar uz-
laşma kapsamında olacağından bu suçlardan soruşturulması veya ko-
vuşturulması şikayet bağlı olmayanların uzlaşma kapsamında olabil-
mesi için bunun açıkça belirtilmiş olması gerekir. Yani bir suç şikayet
bağlı ise bu suçun hangi kanunda yer aldığına bakılmaksızın uzlaşma
kapsamında olduğunun düşünülmesi gerekir. Ancak şikayete bağlı
hale getirilmemiş bir suç için uzlaşmanın söz konusu olabilmesi için
ise kanunun açıkça bu hususu belirtmiş olması gerekir.
Burada konu ile ilgili olması nedeniyle kısaca, Çocuk Koruma
Kanunu’nun, 24. maddesine değinmek gerekir. Bu hükümde 5560 sa-
yılı Kanun’un 41. maddesi ile değiştirilmeden önce, çocuk suçlular için
uzlaşma kapsamında kalan suçların kapsamı üst sınırı iki yıldan daha
az olan suçlar şeklinde belirlenmişti.
Buna göre; mesela suça sürüklenen çocuklar bakımından TCK m.
102/1’de yazılı cinsel saldırı ve 105. maddesinde yazılı cinsel taciz suç-
ları bakımından uzlaşma hükümlerinin uygulanabilmesi gibi garip bir
durum ortaya çıkmaktaydı ki bu husus Öztürk ve Erdem tarafından
haklı bir biçimde uzlaşmanın bu şekliyle ahlaka uygun olmayacağı ör-
neğin cinsi münasebet kurmak suretiyle TCK’nın 104 maddesinde dü-
zenlenen ve takibi şikayete bağlı olan ve uzlaşmaya açık bulunan suçu
işleyen iki çocuğun uzlaşabileceklerini bunun ise sanığın ebeveyni ta-
rafından mağdura para verilmesi şeklinde gerçekleşeceğini ve böylece
cinsi münasebetin adeta satın alınacağını gibi bir durumun ortaya çık-
tığı biçimde eleştirilmiştir.
06.12.2006 tarihinde 5560 sayılı Kanun’la, 253. madde de yapılan
değişiklikle TCK’nın 102 ve 105 maddesinde yazılı suçlar uzlaşma
kapması dışına çıkarılmış, ÇKK’nın 24. maddesi ise “Ceza Muhakemesi
Kanunun uzlaşmaya ilişkin hükümleri suça sürüklenen çocuklar bakımından
da uygulanır” biçimine
28
dönüştürülmüştür
28
“5395 sayılı Çocukların Korunması hakkındaki Kanunun 24, 5237 sayılı TCK 73/8
maddeleri gereğince, mağdur ile failin uzlaşması halinde tehdit suçundan açılan
kamu davasının düşürülmesine karar verilebilecek olması karşısında, 5237 sayılı
CMK’nın 253. ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma işlemlerinin yapılması ve sonu-
cuna göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik soruştur-
Soner H. ÇETİN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009262
Öztürk ve Erdem, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda ço-
cuklar bakımından uzlaşma hükümlerinin uygulanabileceğinin ön-
görülmüş olmasını hatalı bulduklarını, asıl olanın çocuğun topluma
kazandırılması olduğunu, uzlaşmada ise bu amacın bulunmadığını,
ancak bazı durumlarda bunun çok dolaylı bir biçimde söz konusu
olabileceğini ifade etmektedirler.
29
Kanaatimizce bu görüşe katılmaya
olanak yoktur ve uzlaşmadan yaşı büyük sanıklar kadar, suça sürük-
lenen çocuklarında istifade ettirilmesinin eşitlik ilkesine daha uygun
olduğu söylenebilir.
Kanaatimizce Çocuk Koruma Kanunu’nun 24. maddesi bu haliyle
fazladan bir düzenleme gibi görünmektedir. Zira uzlaşma hükümle-
ri şartların var olması durumunda tüm sanıklar için uygulanacaktır.
Çocuk suçlu veya kanunun adlandırdığı biçimiyle suça sürüklenen
çocuklar bakımından da uygulanabilmesi gerekir. Bu konuda çocuk
suçlular için ayrıksı bir düzenleme kalmamıştır.
Zira 24. maddedeki düzenleme suça sürüklenecek çocuklara bakı-
mından işlenilen suçlarda yine de uzlaşma hükümlerinin uygulanabil-
mesi için geçerli olan tüm yasal şartların aranacağı veya bir başka an-
latımla suça sürüklenen çocuklar bakımından da suçların kapsamının
aynı olacağı biçiminde anlaşılması gerekir. Aslında uzlaşma hüküm-
lerine tabi olup olmamanın ölçütü suçlara göre belirlenmelidir. Hangi
suçların bu kapsamda olup olmadığı düzenlenecek özel kanunlarda
da gösterilecektir. Sanığın sıfatına göre kapsamı belirlemeye çalışmak
esas itibariyle bir çelişki olup ÇKK’nın 24. maddesi hükmünün bu
açıdan var olup olmamasının bir önemi bulunmadığı kanaatindeyiz.
Burada yapılması gereken belki suça sürüklenen çocuklar bakımın-
dan suç kapsamının bir parça daha genişletilmesi olabilir ki o zaman
da suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca uzlaşma kapsamında
olan suçların tek tek sayılmak suretiyle gösterilmesi gerekir. Örneğin,
suça sürüklenen çocuklara bakımından bunların en fazla işledikleri
suçlar mala karşı suçlar ve özellikle hırsızlık suçu olduğu dikkate alı-
narak, suça sürüklenen çocukların işledikleri hırsızlık suçlarının uzlaş-
ma kapsamına dahil edilmesi ve bunun ÇKK’nın 24. maddesine ekle-
ma ve yasal olmayan gerekçelerle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir” Yargı-
tay 4.C.D., 11.07.2006 gün ve 1181-13682 sayıl Kararı (Yaşar, s. 1506).
29
Öztürk, Bahri / Erdem, Mustafa Ruhan, Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, 10.
Bası, Seçkin Yayınları, Ankara 2006, s. 898.
makaleler Soner H. ÇETİN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009263
necek bir fıkra ile yapılmasının çok yerinde ve uzlaşma hükümlerinin
uygulanmasına katkıda bulunacak bir düzenleme olacağı kanaatinde-
yiz. Zira özellikle hırsızlık suçunun şikayetten vazgeçme ile düşen ve
takip edilemeyecek suçlardan olmaması dikkate alınacak olursa, böyle
bir düzenlemenin uzlaşma kurumunu en azından şimdilik suça sürük-
lenen çocuklar bakımından işlerlik kazandırabileğini düşünmekteyiz.
2. UZLAŞMA KAPSAMINDA OLMAYAN SUÇLAR
Uzlaştırma kapsamında olmayan suçlar esas itibariyle dört ana
başlık altında toplanabilir.
a. Soruşturulması ve Kovuşturulması
Şikayete Bağlı Olmayan Suçlar
Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olmayan suç-
ların uzlaşma kapsamında olmayacakları açıktır. Zira esas itibariyle
253. maddede düzenlenen uzlaşma kapsamındaki suçlar bu maddede
06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar
sadece soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar için
kabul edilmişti ve soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağ-
lı olmayan suçların da uzlaştırma kapsamına alınmasına çalışılması
yukarıda da değinildiği gibi esas itibariyle bu kuruma işlerlik kazan-
dırılabilmesi için kabul edilmiştir. Bir suçun soruşturulması veya ko-
vuşturulması şikayete bağlı değilse, kural olarak uzlaşma kapsamında
olmadığını düşünmek gerekir. Bu suçlardan ancak 253. madde yazılı
olması veya açıkça şikayete bağlı olmasa da uzlaşma kapsamında ol-
duğunun belirtilmesi şartı ile uzlaşma kapsamında olduğu kabul edi-
lebilecek demektir.
b. Etkin Pişmanlık Hükümlerine Yer Verilen Suçlar
Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olsun veya ol-
masın etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar bakımından uz-
laştırma hükümleri uygulanamayacaktır (CMK m. 253/3).
Örneğin, TCK’nın 168. maddesinde yer alan suçlardan bazısı bu
tür suçlardır. Mesela, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, kar-
Soner H. ÇETİN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009264
şılıksız yararlanma suçlarında olduğu gibi.
Bu suçlar için, uzlaşma hükümlerinin uygulanmamasının nedeni,
aslında bu suçlarda etkin pişmanlığın bir cezada indirim sebebi olarak
düzenlenmiş olmasıdır. Aslında bu suçların uzlaşma kapsamın alınma-
sı mağdurun zararının giderilmesi açısından ve uzlaşma kurumunun
işlerlik kazanması açısından etkin olabilir. Mağduriyetin giderilmesi,
mala karşı işlenen suçlar bakımından son derece önemli olup, bunun
soruşturma başlamadan, soruşturma aşamasında veya kovuşturma
aşamasında gerçekleştirilmesi, bir cezadan indirim sebebi olacağı yer-
de, soruşturmanın veya kovuşturmanın sona ermesini doğuracak bir
uzlaşmaya konu olmasının bu kurumunun işlerlik kazanmasına ve
dolayısıyla daha fazla mağdurun zararının giderilmesi sonucunun
doğmasına yol açabilir.
Sanık, mağdurun zararının giderilmesi durumunda daha az ceza
alacağı yerde, hakkında yürütülmekte olan soruşturmanın sona erme-
sine veya kovuşturmanın bitirilmesine yol açacak bir usuli muamele
ile karşılanacağı için zararı gidermek açısından daha istekli davrana-
caktır. Çünkü mağdurun zararının giderilmesi durumunda, kendisi-
ne sağlanan hukuki menfaat etkin pişmanlık durumundakine oranla
daha fazla olmaktadır. Bu nedenle hiç olmazsa mala karşı işlenen suç-
lar bakımından uzlaşma hükümlerinin uygulanabilmesine imkan ta-
nınması bunun içinde etkin pişmanlık hükümleri ile (TCK 168 m. gibi)
uzlaşmanın kapsamını gösteren CMK’nın 253/3 maddesinin birlikte
ele alınması ve yeni bir düzenlemeye kavuşturulması gerekir.
c. Cinsel Dokunulmazlığa Karşı İşlenen Suçlar
(TCK m. 102-105)
Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (TCK m. 102-105) bakı-
mından da Kanun koyucu uzlaşma kurumunun işlemesini istememiş
zira cinsel suça konu hukuki değerin uzlaşma gibi bir kurum içeri-
sinde taraflarca pazarlığa konu edilmesini gayrı ahlaki ve bu nedenle
de gayrı kanuni olarak gördüğünü ifade etmiştir denilebilir. Böyle bir
mülahazanın son derece yerinde olduğundan şüphe etmemek gere-
kir.
makaleler Soner H. ÇETİN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009265
d. Uzlaşmaya Tabi Olduğu Yönünde
Açık Hüküm Bulunmayan Suçlar
TCK dışındaki kanunlarda, soruşturulması ve kovuşturulması şi-
kayete bağlı olanlar hariç olmak üzere, uzlaşmaya tabi olduğu yönün-
de açık hüküm bulunmayan suçlar da uzlaşmaya başvurulamaz (CMK
m. 253/2).
D. UZLAŞMA USULÜ
1. UZLAŞTIRMA TEKLİFİ
a. Uzlaştırma Teklifinin Yapılması ve
Teklifin Hukuki Sonuçları
Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tabi olması halinde, cumhu-
riyet savcısı veya talimatı üzerine adli kolluk görevlisi, şüpheli ile mağ-
dur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin,
mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma
teklifi kanuni temsilcilerine yapılır. Cumhuriyet savcısı, uzlaşma tek-
lifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli,
mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulu-
nulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi
reddetmiş sayılır (CMK m. 253/4).
Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahi-
yeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukuki sonuçları anlatılır
(CMK m. 253/5).
Burada, Yargıtay 9. CD’nin bir kararında belirttiği üzere; mağdu-
run, uzlaşmayı başlangıçta kabul etmediği şeklindeki bir açıklamasın-
dan sonra, sanıktan uzlaşmayı kabul edip etmediğinin sorulmaması-
nın sonuca etkili olmadığının ve böylece uzlaşma hükümlerinin uygu-
lanma olanağı bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
30
30
“İncelenen dosyaya göre katılanın 15.11.2005 tarihli oturumda “uzlaşma talebim
de yoktur” şeklindeki beyanı karşısında sanıktan uzlaşmayı kabul edip etmedi-
ğinin sorulmaması sonuca etkili olmayıp, uzlaşma hükümlerinin uygulanabilme
olanağı bulunmadığı gözetildiğinde yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun
olduğu anlaşıldığından kanun yararına bozma isteğinin bu nedenle reddine karar
vermek gerekmiştir…” Yargıtay 9. CD, 03.10.2006 tarih ve 3895-5347 sayılı Kararı
(Yaşar, s. 1507).
Soner H. ÇETİN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009266
b. Uzlaştırma Teklifinin Adresin Belirsizliği Nedeniyle
Yapılamaması ve Hukuki Sonucu
Resmi mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer
alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir ne-
denle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî
temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin
soruşturma sonuçlandırılır (CMK m. 253/6.).
Bu hükmün tamamen uygulamadan gelen talepleri karşılamak
için konulduğu anlaşılmaktadır. Ancak madde yer alan mağdura veya
suçtan zarar görene ulaşılamaması durumunda doğrudan doğruya
dava açılabileceğini anlamak mümkün ise de maddede şüpheliye ula-
şılamaması durumunda da soruşturmanın sonuçlandırılabileceği şek-
lindeki düzenlemeyi anlamak mümkün değildir.
31
Zira uzlaşma için
şüpheliye ulaşılamaması durumunda kovuşturma devresinde de ona
ulaşılamayacağı anlamına gelir ve yokluğunda yargılama yapılama-
yacağına göre bu durumda şüpheli aleyhine dava açılabileceğinin ka-
bul edilmesini doğru bir uygulama olarak anmak zordur. Zira mağdur
veya suçtan zarar görene soruşturma aşamasında ulaşılamaması duru-
munda soruşturmanın neticelendirilmesi (ki bunu da davanın açılması
şeklinde anlamak gerekir) mümkün ise de sanık için bunu uygulamak
kanaatimizce doğru değildir.
c. Uzlaştırma Teklifinin Birden Çok Mağdura
Yapılması Zorunluluğu
Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur
veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir
(CMK m. 253/7).
Bu hüküm uzlaşmanın konulmasındaki asıl amacın mağdur
veya suçtan zarar görenlerin bu zararlarının giderilmesi olduğunu gös-
31
Madde gerekçesinde de benzer bir açıklamaya rastlanılmaktadır. Buna göre; “…
gerekli araştırmalara rağmen herhangi bir nedenle mağdur veya suçtan zarar göre-
ne, bu kişiler veya şüpheli temyiz kudretine sahip değillerse kanuni temsilcilerine
ulaşılamamakta ise, uzlaşma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır. Ör-
neğin; adres belirlenemiyorsa, soruşturma dosyasındaki adreslerde bulunamıyor-
sa veya sayılan kişiler yurt dışında ise, bu şekilde hareket edilecektir”.
makaleler Soner H. ÇETİN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009267
termek açısından önemlidir. Zira bir suçtan dolayı birden fazla kimse
zarar görmüş ya da mağdur duruma gelmiş olabilir. Uzlaşmanın söz
konusu olabilmesi için bunların hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi ge-
rekir. Bu itibarla bu sujelerden birinin uzlaşmayı kabul etmemesi uz-
laşmayı sonuçsuz kılabilecektir.
32
Ancak buradaki düzenlemenin ye-
terli olduğunu ya da anlatımın amacı yeterince açıkladığını söylemek
mümkün değildir. Zira uzlaşmanın bir ön şartı niteliğindeki, “mağdur
veya zarar görenin zararının giderilmesi koşuluna” burada yer verilmediği
görülmektedir. Oysa birden fazla mağdurun bulunması durumunda
da şüphelinin örneğin bu şahıslardan sadece birinin veya bazılarının
zararını giderdiği veya zararını gidermediği kimseler de bulunması
durumunda bunların da uzlaşmaya hazır olduklarını ifade etmeleri
durumunda da uzlaşmanın gerçekleşebileceğini söylemek gerekir.
d. Uzlaştırma Teklifinin Yapılmasının
Soruşturmanın Yürütülmesine Engel Olmaması
Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi, so-
ruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma ted-
birlerinin uygulanmasına engel değildir (CMK m. 253/8).
Kanun koyucu bu hüküm ile uzlaşma ile doğacak zaman kaybının
önüne geçmek istemektedir. Zira uzlaştırma işlemlerine başlanılma-
sı ile soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmaması duru-
munda, bu delillerin, daha sonra kaybolması tehlikesi söz konusudur.
Ayrıca alınması gereken koruma tedbirleri varsa bu tedbirlerin de
alınması gerekir. Suçun uzlaşmaya tabi bir suç olduğu gerekçesi ile
delilerin toplanılmasından veya koruma tedbirinin uygulanmasından
sarfınazar edilemez. Örneğin suçun uzlaşma hükümlerine tabi olması
durumunda, Cumhuriyet savcısı, mağdurun yaralanması nedeniyle
alınması gereken bir rapor varsa bunun alınmasını ya da sanığın tu-
tuklanmasını gerektiren bir neden varsa sanığın tutuklanmasını talep
edebileceği gibi arama yapılmasını gerektiren bir husus varsa, arama
yapılmasını da isteyebilecektir. Suçun, uzlaşma hükümlerine tabi ol-
ması, tüm bunların yapılmasına engel teşkil etmeyecektir.
32
Madde gerekçesi için bkz. Artuk, Mehmet Emin / Gökcen, Ahmet / Yenidünya, A.
Caner, Gerekçeli Ceza Kanunları, Turhan Kitapevi, Ankara 2007, s. 759.
Soner H. ÇETİN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009268
2. Uzlaştırmacının Görevlendirilmesi, Çekilmesi, Reddi ve
Kendisine Verilecek Belgeler
a. Uzlaştırmacının Seçilmesi veya Uzlaştırmacının Atanması
Şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görenin uzlaşma teklifini
kabul etmesi halinde, Cumhuriyet savcısı uzlaştırmayı kendisi ger-
çekleştirebileceği gibi, uzlaştırmacı olarak avukat görevlendirilmesini
barodan isteyebilir veya hukuk öğrenimi görmüş kişiler arasından uz-
laştırmacı görevlendirebilir (CMK m. 253/9).
Uzlaşma teklifinin şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin ka-
bul etmesinden sonra, Cumhuriyet savcısı uzlaştırmayı kendisi gerçek-
leştirmeyecek ise, uzlaştırmacı atanmasını barodan isteyebileceği gibi
hukuk öğrenimi görmüş olanlar arasından uzlaştırmacı görevlendire-
bilir. Ancak, buradaki anlatımın, doğru ve yeterli olduğun söylemek
mümkün değildir. Zira Cumhuriyet savcısının, barodan atanmasını
istediği uzlaştırmacının avukat olacağından şüphe etmemek gerekir.
Barodan görevlendirilmesini istediği uzlaştırmacının avukat olma-
sı gerektiği açıkça belirtildiği halde, Cumhuriyet savcısının seçeceği
uzlaştırmacının, hukuk öğrenimi görmüş olması yeterlidir. Avukat da
hukuk öğrenimi görmüş kişilerden olduğu için Cumhuriyet savcısı ta-
rafından uzlaştırmacı olarak atanabilmesi gerekir. Cumhuriyet savcı-
sının, atayacağı uzlaştırmacı avukat olabileceği gibi avukatlık yapma-
yan bir hukukçu mesela bir öğretim görevlisi de olabilir.
Ancak Doktrinde Öztürk / Erdem ve Saygılar
33
tarafından Cum-
huriyet savcısı tarafından, fail ile mağdur arasında uzlaşma işlemlerini
idare etmek üzere, tarafları bir araya getirerek bir sonuca ulaşmalarına
sağlamak üzere, fail ve mağdurun bir avukat üzerinde anlaşamadıkla-
rı takdirde bir veya birden fazla avukatın görevlendirilmesini barodan
isteyebileceği bu durumda her iki tarafa ayrı ayrı avukat görevlendi-
rilmesinin gerektiği, ayrıca bu avukatların üzerinde uzlaşacakları bir
üçüncüsünün de tayin edilmesinin mümkün olması gerektiği ve böy-
lece uzlaşmanın bir öç alma süreci olmaktan çıkartılması ve bir hukuk
tekniği işlemine dönüştürülmesinin sağlanması gerektiği savunulmuş-
tur ki kanaatimizce buna katılmaya imkan yoktur. Zira öncelikle böyle
bir uygulamada uzlaşmanın her iki tarafın avukatı tarafından yerine
33
Öztürk, Bahri/ Erdem, R. Mustafa / Saygılar, F. Yasemin, Ceza Muhakemesi Huku-
ku, Temel Bilgiler, Turhan Kitabevi, Yenilenmiş 4. Bası, Ankara, 2006, s.674.
makaleler Soner H. ÇETİN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009269
getirilmesi gereken bir işlem konumuna getirilmesi söz konusu olmak-
tadır ki aslında her iki tarafın avukatı varsa bunların bir uzlaştırmacı
üzerinde anlaşmaları durumunda bunun uzlaştırıcı olarak atanmasın-
da tabi ki bir engel durum olmasa gerektir. Ancak Cumhuriyet savcı-
sının barodan atanmasını istediği kişi kanaatimizce doğrudan doğru-
ya uzlaştırmayı yapacak olan uzlaştırmacının (mediator) kendisidir.
Her iki tarafa önce avukat atanmasının istenilmesi ve daha sonrada
bunların üzerinde anlaşacakları bir başka avukatın uzlaştırmacı olarak
atanması, kanaatimizce, kanunun uzlaştırma için aradığı basitlik ve
yalınlıktan uzaklaşmak olacaktır.
b. Uzlaştırmacının Taraflarca Reddi veya
Uzlaştırmacının Çekilmesi
Kanun’da belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile red-
di sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur (CMK m. 253/10).
Bu, CMK m. 22 ve devamı maddelerinde yer alan hakimin dava-
ya bakamayacağı haller ile hakimin davadan çekilmesinin gerektiren
hallerin kıyas yollu ile uzlaştırmacı için de uygulanması demektir. Ör-
neğin, taraflardan biri ile yakınlığı bulunan bir uzlaştırmacının görev-
lendirilmeyeceği anlaşılmalıdır. Ancak madde gerekçesinde de belir-
tildiği üzere
34
bu konuda; özel bir ret veya çekinme süreci öngörülme-
miş olup, uzlaşmanın taraflarının veya uzlaştırmacının bu husustaki
endişelerinin, atamaya yapan Cumhuriyet savcısı tarafından dikkate
alınması gerektiği söylenebilir.
c. Uzlaştırmacıya Verilecek Belge ve Bilgiler
Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan
ve Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği veri-
lir. Cumhuriyet savcısı uzlaştırmacıya, soruşturmanın gizliliği ilkesine
uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır (CMK m. 253/11).
34
CMK’nın 253/11 maddesi gerekçesinde; “CMK’nın hakimin davaya bakamayaca-
ğı haller ile reddi sebeplerinin, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak da
göz önünde bulundurulacağı hükmünü içermektedir. Bu konuda özel bir ret veya
çekinme süreci öngörülmemiş olup, uzlaşmanın taraflarının veya uzlaştırmacının
bu husustaki endişelerinin dikkate alınması gerekmektedir”.
Soner H. ÇETİN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009270
Bu hüküm ile anlatılmak istenen, uzlaştırma kurumunun işlerliği
durumunda, soruşturmanın gizliliği ilkesinin ortadan kaldırılamaya-
cağı, soruşturmanın gizliliğine uzlaştırmacının da uyması gerektiğini
hatırlatmaktır. Ancak bu hüküm kanaatimizce eksik bir düzenleme-
dir. Zira soruşturmanın gizliği kuralına uzlaştırmacının uymaması
durumunda yapılması gerekenin madde metninde düzenlenmedi-
ği görülmektedir. Bu hususta madde gerekçesinde de bir açıklama
bulunmamaktadır.
35
Burada verilmesi gereken belgelerin şüpheli ve
mağdur ifadelerinden birer suret olarak anlaşılması gerektiğinden
şüphe etmemek gerekir. Ancak örneğin tanık beyanlarının da verilip
verilmeyeceği hususu ileri sürülebilirse de kanaatimizce burada her
bir olay için ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak cevap veril-
mesi gerekir. Cumhuriyet savcısı her bir somut olayın özelliğini dik-
kate almak suretiyle, uzlaştırma için gerekli olabilecek belgelerin birer
örneğini, uzlaştırmacıya vermelidir. Verilen belgelerin yeterli olmadı-
ğı kanaatinde olan bir uzlaştırmacının da diğer belge ve ifade tutanak-
larını Cumhuriyet savcısından isteyebileceğini kabul etmek gerekir.
Bu madde de eksik bırakılan bir diğer husus ise kanaatimizce 254.
madde gereğince uzlaştırmanın kovuşturma aşamasında yapılması
durumunda belge ve bilgilerin Cumhuriyet savcısı tarafından değil
ve fakat mahkeme tarafından uzlaştırmacıya verilmesi gerektiğidir.
Kanaatimizce, 254. madde gereğince uzlaştırma kovuşturma sırasında
(bir başka anlatımla dava açıldıktan sonra ) mahkeme tarafından yap-
tırılacak ise, belge ve bilgiler duruşma hakimi tarafından değil ve fakat
mahkeme tarafından bir ara kararı yazdırılmak suretiyle yerine geti-
rilmelidir. Zira 254. madde uzlaştırmanın açıkça mahkeme tarafından
yerine getirileceğini açıkça belirtmektedir. Bu nedenle uzlaştırma ya-
pılacak ise bunun bir mahkeme kararı ile belirlenmesi ve mahkemece
uzlaştırmacı atanması veya barodan bir avukatın görevlendirilmesinin
istenilmesi gerekir.
35
CMK 253./11 madde gerekçesinde; …Cumhuriyet savcısı, görevlendirilen uzlaştır-
macının talebi halinde soruşturma dosyasında yer alan ve Cumhuriyet savcısınca
uygun görülen belgelerin birer örneğini verir. Cumhuriyet savcısı uzlaştırmacıya,
kendisine (bu ibare kanaatimizce uygun değildir kendisinin biçiminde anlaşılması
gerekir) soruşturmanın gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu
hatırlatır…”
makaleler Soner H. ÇETİN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009271
3. Uzlaştırma Müzakereleri
a. Uzlaştırma Müzakerelerinin Süresi
Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine ve-
rildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuç-
landırır. Cumhuriyet savcısı bu süreyi en çok yirmi gün daha uzatabi-
lir (CMK m. 253/12).
Burada, uzlaştırmanın en fazla otuz günlük bir süre içerisinde bi-
tirilmesi, bunun mümkün olmadığının anlaşılması durumunda, bu
sürenin Cumhuriyet savcısı tarafından en fazla yirmi gün daha uza-
tılabileceği düzenlenmekle uzlaştırmanın mümkün olduğunca kısa
bir sürede tamamlanması amaçlanmaktadır. Kanaatimizce, bu hüküm
254. madde yer alan mahkeme tarafından yaptırılacak uzlaştırma du-
rumunda da kıyas yolu ile uygulanmalıdır. Aslında hiç kuşku yok ki
burada sadece Cumhuriyet savcısından bahsedilmiş olması madde
açısından bir eksiklik olarak değerlendirilmelidir. Aslında bu tür ek-
sikliklerin çok sayıda olmasının en önemli nedeni maddenin çok ay-
rıntılı düzenlenmeye çalışılması yanında uzlaştırmanın genel kuralla-
rının soyut ve hem soruşturma ve hem de kovuşturma evreleri için
genel geçerli olacak kurallarının düzenlenmemiş olmasıdır.
b. Uzlaştırma Müzakerelerinin Gizliliği
Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma müza-
kerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, mü-
dafi ve vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin
kendisi veya kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmak-
tan imtina etmesi halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır (CMK m.
253/13).
Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülecek, uzlaştırma sıra-
sında ileri sürülen bilgi, belge ve açıklamalar taraflarca izin verilme-
dikçe daha sonra da açıklanamayacaktır.
36
36
Ersoy, Uğur, s. 65.
Soner H. ÇETİN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009272
c. Uzlaştırma Müzakerelerinde izlenecek Yöntem
Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir (CMK m. 253./14).
Madde, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntem ile ilgili
olarak uzlaştırmacının Cumhuriyet savcısı ile görüşebileceği belirtil-
diği halde CMK m. 254’te yer alan mahkeme tarafından uzlaştırma-
nın yapılması sırasında izlenecek yöntemin görüşüleceği makamın
gösterilmemesi açısından madde metni kanaatimizce yeterli değildir.
Bu nedenle buradaki hükmün kıyas yoluyla mahkeme tarafından ko-
vuşturma sırasında gerçekleştirilmesi istenilen uzlaştırmalar için de
uygulanması ve yöntem konusunda uzlaştırmacının hakim ile görü-
şebileceğinin ve kendisinden yardım isteyebileceğinin kabul edilmesi
gerekir. Buradaki eksik düzenlemenin de sebebi uzlaştırmanın usulü
konusunda hem soruşturma ve hem de kovuşturma sırasında uygula-
nacak ortak kuralların düzenlenmemiş olması gösterilebilir.
d. Uzlaştırma Müzakerelerinin Sonuçlandırılması
aa. Uzlaştırma Müzakerelerinin Tamamlandığının
Uzlaştırmacı Tarafından Bildirilmesi
Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlaya-
rak kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte Cumhuriyet savcısına
verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını da içe-
ren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır (CMK m.
253/15).
Madde metni uzlaştırma raporunun ve belge örneklerinin Cum-
huriyet savcısına verileceğin belirtmesi ve CMK’nın 254. madde gere-
ğince kovuşturma sırasında yapılacak uzlaştırma sonunda raporların
hakime verileceğini belirtmemesi bakımından eksiktir denilebilir.
bb. Uzlaştırma Müzakerelerinin Reddinden Sonra
Uzlaşmanın Gerçekleştiğinin Taraflarca Bildirilmesi
Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur
veya suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddia-
namenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak
uzlaştıklarını beyan edebilirler (CMK m. 253/16).
makaleler Soner H. ÇETİN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009273
e. Uzlaştırma Müzakerelerine İlişkin Belgelerin
Dosyasında Saklanması
Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine da-
yandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya
belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza
eder (CMK m. 253/17).
Burada Cumhuriyet savcısının yapacağı incelemenin ancak iki ek-
sen etrafında toplanabileceği anlaşılmaktadır. Bu belirtilen iki husus
dışında Cumhuriyet savcısı başka bir inceleme yapamaz. Uzlaşmanın
tarafların özgür iradelerine dayanmadığı veya edimin hukuka aykırı
olduğuna kanaat getirirse Cumhuriyet savcısının (veya kovuşturma
aşamasında mahkemenin) ne yapacağı hususunda Kanunda bir açık-
lık yoktur ancak burada uzlaşmanın gerçekleşmediğinin kabulüyle
Cumhuriyet savcısı tarafından dava açılması veya kovuşturma aşa-
masında ise mahkemenin davaya devam etmesi gerekir. Bu durumda
mahkeme kovuşturmayı uzlaşmanın gerçekleştiğinden bahisle sonuç-
landıramaz.
E. UZLAŞTIRMANIN HUKUKİ SONUÇLARI
1. Uzlaştırma Sonrasında Soruşturma ve
Kovuşturmanın Sona Erdirilmesi
Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi
halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin
yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya
süreklilik arz etmesi halinde, CMK’nın 171. maddedeki şartlar aran-
maksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi
kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının
açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin ye-
rine getirilmemesi halinde, 171. maddenin dördüncü fıkrasındaki şart
aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde,
soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getir-
memesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004
sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 38. maddesinde yazılı ilam mahiyetini
haiz belgelerden sayılır (CMK m. 253/19).
Soner H. ÇETİN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009274
Burada zikredilmesi gereken en önemli hususlardan birisi mağ-
durun (suçtan zarar görenin) zararının tamamının karşılanmasının ge-
rekli olmadığıdır. Zararının önemli bir kısmının karşılanması yeterli
olup, bu zarar maddi ve manevi zararının tamamını kapsar şekilde
anlaşılmalıdır.
37
Suçun mağduru gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi
de olabilir.
2. Uzlaştırma Müzakereleri Sırasında Yapılan Açıklamaların
Hukuki Değeri
Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi
bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanıla-
maz (CMK m. 253/20).
3. Uzlaştırma Müzakereleri Sırasında Dava Zamanaşımı ve
Dava Süresinin İşlememesi
Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine, ilk uzlaşma
teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren, uzlaştırma girişiminin sonuç-
suz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu düzenleyerek Cumhu-
riyet savcısına verdiği tarihe kadar, dava zamanaşımı ile kovuşturma
koşulu olan dava süresi işlemez (CMK m. 253/21).
4. Uzlaştırmacının Ücreti
Uzlaştırmacıya, Cumhuriyet savcısı tarafından, çalışma ve mas-
raflarıyla orantılı bir ücret takdir edilerek ödenir. Uzlaştırmacı ücreti
ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır. Uzlaş-
manın gerçekleşmesi halinde bu giderler devlet Hazinesi tarafından
karşılanır (CMK m. 253/22).
5. Uzlaştırma Sonunda Verilecek Kararlara Karşı Kanun Yolu
Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir (CMK m. 253/23).
37
Donay, Suheyl, Açıklamalı Ceza Muhakemesi Kanunu, Vedat Kitapcılık, İstanbul
2005, s. 324.
makaleler Soner H. ÇETİN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009275
Soruşturma evresinin uzlaşma yolu ile tamamlanması sonunda
verilecek olan bir takipsizlik kararına karşı itiraz kanun yoluna, ko-
vuşturma aşamasında ise uzlaşma nedeniyle davanın düşmesine karar
verildiğinde bu bir hüküm olduğundan temyiz kanun yoluna başvu-
rulabilecek demektir.
38
6. Uzlaştırma Yoluna İkinci Kez Gidilemeyeceği
Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez (CMK m. 253/18).
F. MAHKEME TARAFINDAN YAPTIRILACAK
UZLAŞTIRMA
Kamu davası açıldıktan sonra, kovuşturma konusu suçun uzlaş-
ma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, uzlaştırma işlemleri
253. maddede belirtilen esas ve usûle göre, mahkeme tarafından yapı-
lacaktır (CMK m. 254/1).
39
Yargıtay 10.07.2006 tarihli kararıyla
40
burada mahkemece verile-
cek olan kararını duruşma açılarak verilmesi gerektiğini belirtmek-
tedir. Yani mahkeme, kararını evrak üzerinden değil ancak duruşma
açtıktan sonra verebilecek demektir ki kanaatimizce buna katılmaya
imkan yoktur bu kararın evrak üzerinden verilebilmesi gerekli olan
sürati sağlaması bakımından daha uygun olurdu.
Kovuşturma sırasında yapılan uzlaştırmanın gerçekleşmesi duru-
munda, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine
38
Yurtcan, Erdener, Ceza Yargılaması Hukuku, 11. Baskı, Vedat Kitapçılık, 2005, s.
647.
39
CMK 254. maddesi 06.12.2006 tarih ve 5560 sayıl Kanun ile değiştirilmiş ve yukarı-
daki biçimini almıştır.
40
”Sanığın üzerine atılı olan 765 sayılı Kanun’un 459/1 maddesi kapsamında kalan
ve tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet vermek suçunun, lehe
kanun uyarlamasında karşılığının 5237 sayılı Kanun’un 89. maddesi kapsamında
kalan, şikayete tabi olan suçlardan olduğu ve aynı Kanun’un 73/8 maddesine göre
uzlaşma hükümlerine bağlı bulunması karşısında, duruşma açılarak 5271 sayılı
CMK’nın uzlaşma başlıklı 253. maddesi hükümleri uygulanmak suretiyle sonucu-
na göre bir karar verilmesi gerekirken duruşma açılmaksızın evrak üzerinde karar
verilmesi kanun yararına bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 9. CD, 10.07.2006 tarih
ve 2170/4116 sayılı kararı (Yaşar, s.1507).
Soner H. ÇETİN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009276
getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verecektir. Edimin yerine
getirilmesinin ileriki bir tarihe bırakılması, takside bağlanması veya
süreklilik arz etmesi halinde; sanık hakkında, 231 maddedeki şartlar
aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veri-
lecektir. Bu durumda geri bırakma süresinde zamanaşımı işlemeyecek
demektir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildik-
ten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi durumunda,
mahkeme tarafından CMK nın 231. maddesinin onbirinci fıkrasındaki
şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasına karar verilmesi gereke-
cektir (CMK m. 254/2).
SONUÇ
1. CMK 253., 254. ve 255 maddelerinde düzenlenmiş bulunan uz-
laştırma kurumuna ilişkin yasal düzenleme öncelikle şekil yönünden
doğru ve kanun yapma tekniğine uygun olarak yapılmamıştır. Zira
253. madde 24 ayrı fıkradan oluşmakta 254. madde iki, 255 madde ise
sadece tek bir fıkradan oluşmaktadır. Bu husus öncelikle bir müesse-
seyi düzenleyen yasa maddeleri arasında olması gereken denge ve her
bir maddenin yeterli ağırlıkta olması gerektiği şeklindeki bir ön kabule
aykırıdır. Uzlaştırma için eğer üç madde ayrılması zorunlu ise veya
bu kurum üç madde içerisinde düzenlenecek ise, o zaman, mesela uz-
laştırmanın genel olarak şartları bir maddede, uzlaştırmanın usulü bir
diğer maddede ve hukuki sonuçlarının ise bir ayrı maddede düzenlen-
mesinin çok daha doğru olacağını söylemek gerekir.
Bu günkü düzenlemeye göre örneğin 254. maddede yer alan iki
fıkra 253. maddenin 4. fıkrasından sonra, iki ayrı fıkra olarak, 255 mad-
de ise uzlaştırmanın hukuki sonucu ile ilgili olması ve birden fazla fail
bulunması durumunda bunların hukuki durumunu göstermesi ile ala-
kalı olduğu için 253. maddenin 19 fıkrasından sonra gelmek üzere ayrı
bir fıkra şeklinde düzenlenebilir ki o zaman 253. madde 24 değil 27
fıkra haline getirilmiş olur bu ise bir maddenin 24 fıkra yerine 27 fıkra
olması arasında çok büyük bir farkın olmaması gerektiği ifade edilebi-
lir. Ancak hiç kuşku yok ki asıl yapılması gereken uzlaştırmanın şart-
ları, usulü ve hukuki sonuçları olarak fıkraların üç maddeye dengeli
bir şekilde dağıtılmasıdır.
2. Uzlaştırma kurumunun kapsamı 253. maddenin ilk üç fıkrasın-
makaleler Soner H. ÇETİN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009277
da ve son derece karmaşık bir şekilde kaleme alınmıştır. Aslında bu
husus bir tek fıkrada ve çok daha yalın bir anlatım ile ifade edilmelidir.
Yapılacak bir Kanun değişikliğinde bunun ele alınması ve düzeltilme-
si gerektiği kanaatindeyiz.
3. Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olsun veya
olmasın etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar bakımından
(örneğin TCK m. 168 maddesinde yer alan suçlardan bazısı bu tür suç-
lardır. Mesela, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, karşılıksız
yararlanma suçlarında olduğu gibi) uzlaştırma hükümleri uygulana-
mamaktadır (CMK m. 253/3).
Bu suçlar için, uzlaşma hükümlerinin uygulanmamasının nedeni,
aslında bu suçlarda etkin pişmanlığın bir cezada indirim sebebi ola-
rak düzenlenmiş olmasıdır. Aslında bu suçların uzlaşma kapsamına
alınması mağdurun zararının giderilmesi açısından ve uzlaşma kuru-
munun işlerlik kazanması açısından etkin olabilir. Mağduriyetin gide-
rilmesi, mala karşı işlenen suçlar bakımından son derece önemli olup,
bunun soruşturma başlamadan, soruşturma aşamasında veya kovuş-
turma aşamasında gerçekleştirilmesi, bir cezadan indirim sebebi ola-
cağı yerde, soruşturmanın veya kovuşturmanın sona ermesini doğu-
racak bir uzlaşmaya konu olmasının bu kurumunun işlerlik kazanma-
sına ve dolayısıyla daha fazla mağdurun zararının giderilmesi sonu-
cunun doğmasına yol açabilir. Sanık, mağdurun zararının giderilmesi
durumunda daha az ceza alacağı yerde, hakkında yürütülmekte olan
soruşturmanın sona ermesine veya kovuşturmanın bitirilmesine yol
açacak bir usulü muamele ile karşılanacağı için zararı gidermek açı-
sından daha istekli davranacaktır. Çünkü mağdurun zararının gideril-
mesi durumunda, kendisine sağlanan hukuki menfaat etkin pişmanlık
durumundakine oranla daha fazla olmaktadır. Bu nedenle hiç olmazsa
mala karşı işlenen suçlar bakımından uzlaşma hükümlerinin uygula-
nabilmesine imkan tanınması bunun içinde etkin pişmanlık hükümleri
ile (TCK 168 m. gibi) uzlaşmanın kapsamını gösteren CMK’nın 253/3.
maddesinin birlikte ele alınması ve yeni bir düzenlemeye kavuşturul-
ması gerekir.
4. Uzlaşma hükümlerine tabi olup olmamanın ölçütü suçlara göre
belirlenecektir. Hangi suçların bu kapsamda olup olmadığı düzenle-
necek özel kanunlarda da gösterilecektir. Sanığın sıfatına göre kapsa-
mı belirlemeye çalışmak, esas itibariyle bir çelişki olup, Çocuk Koruma
Soner H. ÇETİN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009278
Kanunu’nun 24. maddesi hükmünün var olup olmamasının bu açıdan
bir önemi bulunmadığı kanaatindeyiz. Burada yapılması gereken bel-
ki suça sürüklenen çocuklar bakımından suç kapsamının bir parça
daha genişletilmesi olabilir ki o zaman da suça sürüklenen çocuklar
bakımından ayrıca uzlaşma kapsamında olan suçların tek tek sayıl-
mak suretiyle gösterilmesi olmalıdır. Örneğin suça sürüklenen çocuk-
lar bakımından bunların en fazla işledikleri suçlar mala karşı suçlar
ve özellikle hırsızlık suçudur. Bu nedenle suça sürüklenen çocukların
işledikleri hırsızlık suçlarının uzlaşma kapsamına dahil edilmesi ve
bunun Çocuk Koruma Kanunu 24 maddesine eklenecek bir fıkra ile
yapılmasının çok yerinde ve uzlaşma hükümlerinin uygulanmasına
katkıda bulunacak bir düzenleme olacağı kanaatindeyiz. Zira özellikle
hırsızlık suçunun şikayetten vazgeçme ile düşen ve takip edilemeye-
cek suçlardan olmaması dikkate alınacak olursa böyle bir düzenleme-
nin uzlaşma kurumunu en azından şimdilik suça sürüklenen çocuklar
bakımından işlerlik kazandırabileceğini düşünmekteyiz.
KAYNAKLAR
Albayrak, Mustafa, Son Yasal Düzenlemeler Işığı Altında Uzlaşma
Kurumu Üzerine Düşünceler, THD, Haziran 2006, Sayı 10, (s 131-
143).
Artuk, Mehmet, Emin / Gökcen, Ahmet / Yenidünya, Caner, Gerekçeli
Ceza Kanunları, 6. Baskı, İstanbul 2006.
Donay, Suheyl, Açıklamalı Ceza Muhakemesi Kanunu, Vedat Kitapcılık,
İstanbul 2005
Dönmezer, Sulhi / Erman, Sahir, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Genel
Kısım, Cilt II, Yeniden Gözden Geçirilimiş 12. Baskı, Beta Yayınla-
rı, İstanbul 1999.
Ersoy, Uğur, Ceza Hukukunda Uzlaşma, Hukuk Gündemi Dergisi,
Ağustos 2005, Sayı 2.
İçel, Kayıhan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 2.Kitap, Beta Yayınları, İs-
tanbul.
İçel, Kayıhan / Ünver, Yener, Karşılaştırmalı Ceza Hukuku Yasaları, Beta
Yayınları, İstanbul 2007.
makaleler Soner H. ÇETİN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009279
Kunter, Nurullah, Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul 1989.
Taşdemir, Kubilay / Özkepir, Ramazan, Ceza Muhakemesi Kanunun
Şerhi, II. Cilt, 3. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2007.
Toroslu, Nevzat / Feyzioğlu, Metin, Ceza Muhakemesi Hukuku, Savaş
Yayınevi, Ankara 2006.
Özbek, Veli Özer, Yeni Ceza Muhakemesi Kanunun Anlamı (CMK İzmir
Şerhi), Şekçin Yayınevi, Ankara 2005,
Öztürk, Bahri/ Erdem, R. Mustafa / Saygılar, F. Yasemin, Ceza Muha-
kemesi Hukuku, Temel Bilgiler, Turhan Kitabevi, Yenilenmiş 4. Bası,
Ankara, 2006.
Öztürk, Bahri / Erdem, Mustafa Ruhan, Uygulamalı Ceza Muhakemesi
Hukuku, 10. Bası, Seçkin Yayınları, Ankara 2006.
Yaşar, Osman, Uygulamalı ve Yorumlu Ceza Muhakemesi Kanunu, 2. Cilt,
3.Baskı, Seçkin Yayınevi Ankara 2006
Yılmaz, Zekeriya, Ceza Muhakemesi Kanunun Getirdiği Yenilikler ve Yar-
gılama Sistemi, 2.Baskı, Seçkin Yayınları, Ankara 2007,
Yurtcan, Erdener, Ceza Yargılaması Hukuku, 11. Baskı, Vedat Kitapçılık,
2005
Yurtcan, Erdener, Ceza Muhakemesi Kanunu Şerhi, 3.Bası, Beta Basım ve
Yayım Dağıtım, İstanbul 2000,
Centel, Nur/ Zafer Hamide, Ceza Muhakemesi Hukuku, 4. Bası, Beta Ya-
yınları, İstanbul-2006.
Zafer, Hamide, Ceza Muhakemesi Hukukunda Özeleşme Eğilimi: Uz-
laşma, Prof. Dr. Ergun Önen’e Armağan, İstanbul 2003, (s. 727-750).
Zafer, Hamide, Ceza Muhakemesi Hukukunda Fail-Mağdur Uzlaşma-
sı, (TCK 78/3), Maltepe Üniversitesi, HFD (Hukuk Fakültesi Dergi-
si), V, 2 (2006), (s.117- 141)
Yıldız, Ali Kemal, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, İstanbul Barosu Yayın-
ları, İstanbul 2007.