hakemli makaleler FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009149
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ADLİ TIP ENSTİTÜSÜ
ADLİ HEMOGENETİK MERKEZİ’NE
1996-2007 YILLARI ARASINDA
GELEN BAŞVURULARIN
DEĞERLENDİRİLMESİ
Gönül Fİloğlu*
Jale Bafra**
Havva Altunçul *
GİRİŞ
Adli bilimlerde kimliklendirme neredeyse 50 yıldır hukuk ve ceza
davalarının çözümünde kullanılmaktadır.
1
Adam öldürme, yaralama,
ırza geçme suçlarında sanığın ve mağdurun belirlenmesi, birçok suç-
ta delilden suçluya ulaşma yöntemiyle olayın aydınlatılması, toplu
ölümlerde kimliklendirme, özel hukukta nesep tayini (babalık tespi-
ti, annelik, kardeşlik, akrabalık belirlemeleri) yapılarak babalık, nüfus
düzeltme ve miras davalarının çözümlenmesi gibi pek çok konuda
adli makamlara yardımcı olmaktadır.
2
Bunun yanı sıra, bazen özel ya
da tüzel kişiler de doğmuş ya da doğabilecek sorunların çözümü için
genetik kimliklendirmeden yararlanabilmektedirler. Örneğin; sigorta
şirketleri trafik kazalarında mevcut biyolojik izlerden sürücünün kim-
liğinin tespitini talep etmektedirler.
Türkiye’de gerek özel gerekse resmi kuruluşlar tarafından yuka-
rıda söz edilen konulardaki taleplere cevap verebilen kuruşlardan biri
de İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü’dür. Enstitü bünyesinde
yer alan Adli Hemogenetik Merkezi, 1991 yılında kurulmuş olup, adli
makamlara ve özel kişilere bilirkişilik hizmeti vermektedir.
* İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Fen Bilimler ABD.
** İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Sosyal Bilimler ABD.
1
Evett, IW, Weir, BS., Interpreting DNA Evidence, Statistical Genetics for Forensic Scien-
tists, Sinauer Associates, Inc. U.S.A., 1998; 21.
2
Bishai D., Astone N., Argys L., Gutendorf R., Filidoro C., A national sample of US
paternity tests: do demographics predict test outcomes, Transfusion, 2006;46:849-853.
FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009150
Kimliklendirme ve nesep tayinine esas olmak üzere kullanılan bi-
yolojik materyaller; kan, semen, kemik, diş, kıl, tırnak, tükürük, idrar
ve benzeridir. Kimliklendirmede, incelemeye konu olan biyolojik ma-
teryaller, olayın çeşidine ya da oluşumuna göre olay yerinde bulunabi-
leceği gibi mağdurun vücudunda ya da giysilerinde veya failin üzerin-
de bulunabilmektedir. Resmi veya özel babalık ya da ebeveyn belirle-
mesi, doğrudan doğruya ilgililerden materyal alınarak yapılmaktadır.
Ölmüş kişiler için ise, adli makamlar tarafından mezardan çıkartılarak
gönderilen diş, kemik, saç gibi kalıntılar kullanılmaktadır.
Bu çalışmada, Adli Hemogenetik Merkezi’ne 1996-2007 yılları ara-
sında nesep tayini, kimliklendirme ve diğer belirlemeler için yapılan
başvuruların değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu amaçla geriye dönük
dosya taraması yapılmış ve mahkemelerden, diğer resmi kurumlardan
ya da özel kişilerden yapılan başvuruların sayısı, resmi başvuruların
hangi mahkemelerden yapıldığı, davaların türleri, sayıları ve hangi şe-
hirlerden gönderildikleri, özel başvurularda talebin konusu (babalık
tespiti, ebeveyn belirlemesi, leke analizi, kimliklendirme v.s.), müra-
caatçıların yaş dilimleri, nesep belirlemesi yapılacak çocuğun yaşı ve
cinsiyeti, belirlemenin kaç çocuk için istendiği, çocuğun evlilik içi olup
olmadığı, belirlemenin sonucu saptanmış ve yorumlanmıştır. Ayrıca
genetik belirleme için kullanılan biyolojik materyalin çeşidi ve bulun-
duğu zemin, gibi kriterler bakımından da değerlendirmeler yapılmış-
tır.
BULGULAR
İÜ Adli Tıp Enstitüsü Adli Hemogenetik Merkezi’nde geriye doğ-
ru 11 yıl içinde, 284 vakada genetik kimliklendirme ve nesep tayini
yapılmıştır. Bunların bir kısmı resmi makamlar (mahkeme ve savcılık,
hastane ve diğer bazı kurumlardan), bir bölümü ise özel kişiler tarafın-
dan yapılmış olan müracaatlardır. Bunların 151’i özel müracaat, 133’ü
ise resmi makamlardan yapılmıştır. Bunlara ait dağılım Grafik 1’de,
resmi başvuruların kendi içindeki dağılımı ise Tablo 1’de görülmek-
tedir.
hakemli makaleler FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009151
53%47%
Müracaat Eden Makam (N=284)
Özel
Grafik 1. Adli Hemogenetik Merkezi’ne müracaat eden özel ve resmi başvuruların dağılımı.
Resmi başvuruların davaların türlerine göre dağılımı Grafik 2’de
görülmektedir. Buna göre 62 (% 69 ) dosya ile babalık davaları ço-
ğunluktadır. Nesebin reddi davası 16 dosya ile ikinci sırada (% 18), 7
dosya ile nüfus düzeltme üçüncü sıradadır (% 8). Diğerleri ise 5 (%
5) dosya ile annelik, kardeşlik belirlemeleri ve tazminat davalarıdır.
Ceza mahkemelerinden gönderilen dosyalarda ise 29 (%67.4) dosya ile
çoğunluk ırza geçme davalarındadır. Daha sonra 8 (%18.6) dosya ile
adam öldürme ve 6 (% 14) dosya ile diğer davalar gelmektedir.
BAŞVURUDA BULUNAN MAKAM DOSYA SAYISI YÜZDE ORANI (%)
HUKUK MAHKEMESI
Sulh Hukuk 1
90
1
68
Asliye Hukuk 89 99
CEZA MAHKEMESI
Asliye Ceza 5
39
13
29Ağır Ceza 20 51
Cumhuriyet Savcılığı14 36
DIĞER 4 3
TOPLAM 133 100
Tablo1. Adli Hemogenetik Merkezi’ne yapılan resmi başvuruların kendi içindeki dağılımı.
FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009152
62
16
7 8
29
56
0
20
40
60
80
B abalıkNes ebin
reddi
Nüfus
düz eltme
A dam
Ö ldürme
Irz a
geç me
Diğer
(Mütalaa
vs .)
R e s m i B a ş v urula rın D a v a T ürü (N = 1 3 3 )
A s liye
C ez a
Grafik 2. Resmi başvuruların dava türüne göre dağılımı
Özel Başvurulara ait dosya sayısı Grafik 3’te görülmektedir. Buna
göre babalık belirlemesi 133 (% 88.66) dosya ile bu grupta en yüksek
başvuru türüdür. Beş leke analizi, 4 ebeveyn (anne ve baba belirleme-
si), 5 kimliklendirme, 3 annelik, ve 1 DNA profil belirleme yapılmış-
tır.
133
4 5 5 3
1
0
50
100
150
BabalıkEbeveynK imliklendirmeL eke analiz iA nnelikDNA Profili
Öz el B a ş v urula rın T ürü (N= 151)
Grafik 3. Özel Başvuruların türüne göre dağılımı.
hakemli makaleler FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009153
Özel başvurularda verilen sonuçlar şöyledir: Babalık belirlemele-
rinde 32 dışlama, 101 dahil etme, annelikte 3 dahil etme, ebeveynde
4 dahil etme, 3 kimliklendirme amacı ile yapılan mükayesede uyum
saptanamamış (negatif identifikasyon), 2 tanesinde ise uyum saptan-
dığından kimliklendirme yapılabilmiştir (pozitif identifikasyon). Leke
analizlerinin hepsinde lekenin öngörülen leke olmadığı belirlenmiştir.
Toplam 151 olguda 40 adet dışlama, 110 olguda dahil etme veya pozi-
tif identifikasyon sonucu verilmiştir. 1 olguda ise sadece DNA profil
belirlenmiştir (Grafik 4).
Resmi dosyalarda verilen sonuçlar ise şöyledir: Ceza ve hukuk
mahkemelerinden gelen babalık, nesebin reddi, ırza geçme, adam
öldürme gibi davalarda yapılan babalık belirlemelerinde 85 dahil, 29
dışlama sonucu verilmiştir. Dışlama, çocuğun DNA profilinin şüphe-
li baba ile uyum göstermemesi durumudur. Dahil etme ise çocuğun
DNA profilinin şüpheli baba ile uyuşmasıdır
3
Kimliklendirmelerde ise 6 negatif, 2 pozitif identifikasyon yapıl-
mıştır (Grafik 5). Diğer resmi başvurularda ise bilimsel mütalaa veril-
miştir.
Grafik 4: Özel başvurularda verilen sonuçlar.
3
Bieber F. R., Science And Technology Of Forensic Dna Profiling: Current Use And Fu-
ture Directions, 2004, Harvard Medical School; 22.
0
20
40
60
80
100
120
Babalık Ebeveyn Leke analizi
32
3 5
101
3 4 2
Özel Başvurularda Verilen Sonuçlar(N=150)
Dışlama
Dahil etme
FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009154
0
20
40
60
80
100
Babalık Kimliklendirme
29
6
85
2
Resmi BaşvurulardaVerilen Sonuçlar (N=122)
Dışlama
Dahil etme
Grafik 5: Resmi başvurularda verilen sonuçlar.
Özel babalık başvurularında çocuğun evlilik içi veya evlilik dışı
olup olmadığı bakımından yapılan değerlendirmede 69 (% 51.87)’unun
evlilik içi, 64 (% 48.13)’ünün evlilik dışı olduğu saptanmıştır. Resmi
dosyalarda ise 32 olguda evlilik içi, 79 olguda evlilik dışı çocuklar için
belirleme yapılmıştır. İki olguda ise evlat edinilmiş çocuklar için ne-
sep tayini yapılmıştır (Grafik 6).
Grafik 6: Özel ve resmi babalık başvurularında çocuğun evlilik içi olup olmadığı.
Özel ve resmi babalık başvurularında
çocuğun evlilik içi olup olmadığı (N= 244)
hakemli makaleler FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009155
Nesep belirlemesi yapılan resmi (babalık, nesebin reddi, nüfus dü-
zeltme, ırza geçme davaları) ve özel vakaların 221’inde tek çocuk için,
23 ünde 2 çocuk için (bir olguda ikiz çocuk vardır), 3’ünde 3, 1’inde 4
çocuk için belirleme istenilmiştir (Grafik 7).
0
50
100
150
200
250
Tek çocukluİki çocukluÜç çocukluDört çocuklu
221
23
3 1
Resmi ve Özel Babalık Belirlemesi İçin Gelen OlgularınÇocuk
Sayısına Göre Dağılımı (N=280)
Grafik 7. Resmi ve özel babalık belirlemesi için gelen olguların çocuk sayısına göre dağılımı.
Tüm başvurular içinde babalık, annelik, kardeşlik ya da ebe-
veyn belirlemesi yapılan 268 çocuktan 115’i kız (% 42), 153’ü erkektir
(% 55). Sekiz vakada çocuk cinsiyeti kayıtlara geçmediği için bilinme-
mektedir (Grafik 8). Yapılan babalık belirlemelerinde ise 71 çocuk 0-1
yaş arası, 94 çocuk 2-5 yaş arası, 32 çocuk 6-12 yaş arası, 19 çocuk 13-18
yaş arasındadır. 34 çocuk ise 18 yaşın üstündedir. En küçük 4 günlük,
en büyük ise 51 yaşındadır (Grafik 9). Resmi ve özel babalık başvuru-
larında kadınların ve erkeklerin yaş grupları incelediğinde, kadınların
17 sinin, erkeklerin ise 2 sinin 18 yaşından küçük olduğu, 102 kadının
18-30 yaş arası, 66 kadının 31-40 yaş arası, 30 kadının 41-50 yaş arası,
20 kadının ise 50 yaşın üstünde olduğu görülmüştür (Grafik 10). Er-
keklerde ise 56 kişi 18-30 yaş, 69’u 31-40 yaş, 56 ü 41-50 yaş grubunda-
dır. Kırkbeş erkek 50 yaş üzerindedir. En küçük kadın yaşı 14, erkek
yaşı 16, en büyük kadın yaşı 85, erkek yaşı 80’dir.
FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009156
Ç ocukların C ins iy eti (N=268)
E rkek
55%
K ız
42%
C ins iyeti belli
olmayan
3%
Grafik 8. Resmi ve özel babalık başvurularında çocuğun cinsiyeti.
71
94
32
19
34
0
20
40
60
80
100
0 - 1 2 - 5 6 - 1213 -18 18>
Ç ocuk Y aş D ağ ılımı (N=250)
Grafik 9. Babalık belirlemesi yapılan çocukların yaş grupları.
hakemli makaleler FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009157
Grafik 10. Kadın ve erkek başvuranların yaş gruplarının dağılımı.
Raporun verilme süresi özel ve resmi başvurulara göre değişmek-
tedir. Özel başvurularda 20 olguda 0-2 hafta, 24 olguda 3-4 hafta, 67
olguda 1-2 ay, 30 olguda 2-3 ay, 8 olguda 3-4 ay, 16 olguda ise 4 aydan
fazla sürede rapor verilmiştir (Grafik 11). Ortalama rapor süresi 1,5-3
aydır. Resmi dosyalarda ise rapor süresi 8 olguda 0-1 ay, 29 olguda
1-3 ay, 29 olguda 3-6 ay, 26 olguda 6-9 ay, 10 olguda 9-12 ay arasıdır.
On sekiz vakada ise 1 yıldan fazla sürede rapor verilmiştir (Grafik 12).
Ortalama rapor süresi 5-8 aydır.
0
20
40
60
80
0-2
hafta
3-4
hafta
1-2 ay2-3-ay3-4 ay4> ay
20
24
67
30
8
16
Özel Rapor Süresi
Grafik 11. Özel rapor süresi
FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009158
0
5
10
15
20
25
30
0-1 ay1-3 ay3-6 ay6-9 ay9-12 ay1 yıl >
8
29 29
26
10
18
Resmi Rapor Süresi
Grafik 12. Resmi rapor süresi
Adli Hemogenetik Merkezine genetik kimliklendirme veya ne-
sep tayini için gönderilen ve çalışılan biyolojik materyalin çoğunluğu
kandır. Bunu 23 olgu ile kemik takip etmektedir. Diğer materyaller
ise sırasıyla küretaj materyali, kan lekesi, kıl, diş, semen, tükürük, yu-
muşak doku, idrar ve dışkıdır. Mahkemelerden gelen dosyalarda 2–3
materyalin birlikte gönderildiği de görülmektedir (Tablo 2).
Çalışılan materyalin alındığı zemin incelendiğinde büyük bir ço-
ğunluğunda ilgili kişilerden kan alındığı, taraflardan birinin ölmüş
olduğu hallerde ise mezardan çıkartılan şahsa ait kemik, diş, saç gibi
biyolojik kalıntıların kullanıldığı (24 olgu) belirlenmiştir. Bunun dı-
şında pijama, etek, gecelik, iç çamaşırı gibi giysiler (5 olgu), küretaj (6
olgu), kova (1 olgu), cam kırığı (1 olgu), araba bagaj kapağı (1 olgu)
ve oto hava yastığı üzerinden alınmış olan çeşitli biyolojik materyaller
çalışılmıştır (Grafik 13).
Müracaatlar Türkiye’nin çeşitli illerinden yapılmış olup, birinci sı-
rada İstanbul, ikinci sırada Denizli, üçüncü sırada İzmir ve Aydın yer
almaktadır.
hakemli makaleler FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009159
Çalışılan Materyal Olgu Sayısı Yüzde
Kan 232 81.70
Kan lekesi 5 1.80
Sperm lekesi 3 1.00
Tükürük lekesi 1 0.35
Yumuşak doku 2 0.70
Kıl 4 1.40
Diş 7 2.50
Kemik 23 8.10
Küretaj materyali 6 2.10
Dışkı 1 0.35
Tablo 2. Çalışılan materyalin türü.
Grafik 13. Çalışılan materyalin alındığı zemin.
FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009160
TARTIŞMA VE SONUÇ
İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Adli Hemogenetik Mer
kezi’ne 1996-2007 yılları arasında genetik kimliklendirme ve nesep ta-
yini için resmi ve özel makamlardan 400 den fazla başvuruda bulunul-
muştur. Ancak, bunların bir kısmı mahkemelerin Enstitü’ye bilgi almak
için yazdığı yazılar, çalışmanın yapılamamış olduğu dosyalar(tarafların
gelmemesi, vazgeçme ve diğer nedenlerle), kan alma için yapılan baş-
vurular, bir kısmı ise sadece mütalaa verilmiş dosyalardır. Kan alma
için yapılmış müracaatlar, yurt dışında yaşayan akrabalarının yanına
yerleşmek isteyenlerin akrabalık ilişkilerini saptamak üzere konsolos-
lukların istemi üzerine veya bu amaca yönelik olarak yurt dışındaki
resmi merkezlere gönderilmek için yapılmaktadır.
Çalışmamızda sadece sonuçlandırılmış ve rapor düzenlenmiş olan
284 olgunun retrospektif incelemesi yapılmıştır. Bunların yarıya yakı-
nı (% 47) adli makamlar ve diğer resmi kuruluşlar tarafından, diğerleri
(% 53) ise özel yapılmış başvurulardır.
Türkiye’de dünya standartlarında genetik kimliklendirme 1990 la-
rın başından beri yapılmaktadır. Genetik kimliklendirmse ve nesep ta-
yini konusunda, Adli Tıp Kurumu, kriminal laboratuvarlar ve üniver-
siteler bilirkişilik yapmaktadır. Adli Tıp Kurumu, Adalet Bakanlığı’na
bağlı resmi bilirkişilik teşkilatı olarak, sadece mahkeme ve savcılık-
lara, kriminal laboratuvarlar ise hazırlık soruşturmasında savcılıklara
yardımcı olmaktadır.
İstanbul ve Ankara üniversitelerine bağlı adli tıp enstitüleri ve
üniversitelerin adli tıp anabilim dalları ise özel başvuruları da kabul
etmektedir. Çalışmamızda, Adli Hemogenetik Merkezi’ne yapılan
başvuruların yarıdan fazlasının özel başvuru olduğu belirlenmiştir.
Bu da, gerek nesep tayini gerekse diğer belirlemeler alanında özel baş-
vuruların da kabulünün toplumsal bir ihtiyaç olduğunu göstermek-
tedir. Çünkü bireyler özel hayatlarını yakından ilgilendiren konuları
yargıya intikal ettirmeden çözümlemeyi ya da şüphelerini giderdikten
sonra dava açmayı tercih etmektedirler. Dünyada aynı konuda ya-
pılmış benzer çalışmalarda bu toplumsal ihtiyacı ortaya koymuştur.
4
4
Caennezo L, Commacchio A, Tozzo P, Rodriguez D, Benciolini P., Paternity Tes-
ting requested by Private Parties in Italy: Some ethical Considerations , Journal
Medical Ethics 2008;34:735-737.
hakemli makaleler FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009161
İspanya’da Zaragoza Üniversitesi tarafında yapılan 10 yıllık babalık
testlerinin retrospektif incelenmesi ile ilgili bir çalışmada başvuruların
%40’ının özel başvuru olduğu belirlenmiştir.
5
Merkezimize resmi makamlardan gelen 133 başvurunun hemen
hemen tamamı (%98.6) hukuk ve ceza mahkemeleri ile savcılıklar tara-
fından yapılmıştır. Diğer resmi makamlardan sadece 4 (%1.4) talep gel-
miştir. Bunlardan üçü devlet hastaneleri tarafından bebeğin karışmış
olabileceği şüphesi ile ebeveyn tayini için gönderilmiştir. Dördüncüsü
ise bir devlet kurumunun kimliklendirme talebiyle ilgilidir. Yargıdan
gelen başvuruların % 68’i asliye ve sulh hukuk mahkemelerine aittir.
Bunun %99’u asliye hukuk, % 1 i Sulh Hukuk mahkemelerinden gel-
miştir. Asliye hukuk mahkemelerinden gelen dosyaların çoğunlukta
olmasının nedeni, görev alanına giren babalık, nesebin reddi ve nüfus
düzeltme davalarındaki taleplerin DNA incelemeleri yoluyla güveni-
lir ve kesin olarak cevaplandırılabilmesidir.
Ceza mahkemelerinden ve savcılıklardan gönderilen dosyaların
resmi başvurular içindeki oranı ise %29 olup, hukuk mahkemelerine
göre oldukça düşüktür. Bu da genetik kimliklendirme ile çözümlene-
bilecek olan adam öldürme, ırza geçme gibi davaların kamusal önem
ve daha büyük bir sorumluluk ihtiva etmesi, bu nedenle de devletin
resmi bilirkişilik teşkilatı olan Adli Tıp Kurumu’nun bu belirlemeler
için tercih edilmesi olarak yorumlanabilir. Bununla beraber merkezi-
mize gönderilmiş olan tüm ceza dosyalarının % 36 sının hazırlık so-
ruşturmasıyla görevli savcılıklardan gelmiş olması ilgi çekicidir. Zira
hazırlık soruşturması sırasında bu çeşit bilirkişilik hizmetleri kuruluş
kanunları gereğince polis ve jandarma kriminal laboratuvarlarına ait-
tir. Böyle olduğu halde Adli Tıp Enstitüsü’nden belirleme istenilmesi
önemlidir. Bunun dışındaki ceza dosyalarının çoğunluğu ağır cezadan
(%51) gelmiştir. Sadece 5 (%13) dosya asliye cezaya aittir. Çünkü ge-
netik belirlemeyle çözülebilecek suç tipleri ağır ceza mahkemelerinin
görev alanına girmektedir.
6
Nitekim ceza davalarının türlerine bak-
5
Gonzales – Andrade F., Sa´nchez D., Bolea M, at alTen years of forensic genetics in
Ecuador: Medical and legal affairs, Forensic Science International: Genetics Supp-
lement Series 1 (2008) 426–427.
6
Coleman H., Swenson E., DNA in the courtroom, A Trial Watcher’s Guide,
ch.4,GeneLex Press Seattle, Washington USA 1994.
FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009162
tığımızda, 39 dosyadan 29’unun (% 67.4) ırza geçme suçlarında failin
kimliğinin belirlenmesi ile ilgili olduğu anlaşılmıştır.
Hukuk davalarında ise çoğunluk 85 dosya ( % 95) ile ağırlıklı ola-
rak babalık belirlenmesidir. Bunların % 69’u babalık, % 18’i ise evlilik
içi çocukların nesebinin reddi davasıdır. Bu da nesep reddinin hayli
azınlıkta olmasının göstergesi olabilir. nüfus düzeltme davalarında
ebeveyn yani annelik ve babalık belirlemesi için gönderilmiş dosya
sayısı ise 7 olup % 8 oranındadır. Bunlar evlat edinilmiş çocukların
sonradan biyolojik ana-babalarının ortaya çıkması ya da miras gibi ne-
denlerle belirlenmesi amacıyla açılmış davalardır. Bu da evlat edin-
meden sonra da çocuklar ve aileler açısından bazı problemler yaşandı-
ğını göstermektedir. Beş dosya (%5) ise annelik, kardeşlik ve tazminat
için açılmış davalardır.
Özel başvurularda da babalık belirlemesi yüksek orandadır. Top-
lam 151 müracaatın 133 (%88.6)’ü babalık belirlemesi için yapılmıştır.
Bunu 5 dosya ile leke analizi izlemektedir. Dört kimliklendirme, 4 ebe-
veyn, 3 annelik, 1 DNA profili belirlemesi yapılmıştır. Özel kişiler de
kan lekesi, semen lekesi, tükürük, idrar gibi biyolojik materyallerden
kimliklendirme yapılmasını talep edebilmektedirler. Hatta ilginç bir
vakada bir iş yerinde, kovada bulunan dışkıdan kimlik belirlemesi is-
tenmiştir. Yine başka bir olayda da sigara izmaritinden kimlik tayini
yapılmıştır. Kimliklendirme haricinde leke analizi de istenebilmekte-
dir. Örneğin evde veya arabada bulunan bir lekenin kan mı, kan ise in-
san kanı olup olmadığı ya da giysilerde bulunan bir lekenin meni olup
olmadığı sorulabilmektedir. Bu tür kuşkuları yargıya intikal etmeden
giderebilmek, hem yargının iş yükünü azaltmak hem de bu konudaki
ihtilafı daha fazla büyümeden ve kısa sürede giderebilmek bakımın-
dan önem taşımaktadır.
Özel başvurularda babalık belirlemesi ile ilgili 133 olgunun
% 24’ünde dışlama görülmüştür. Bu, şüpheli babanın biyolojik baba
olmadığı anlamına gelmektedir. Olguların % 76’sında ise dahil etme
söz konusudur, yani sorgulanan erkek biyolojik babadır. Görüldüğü
gibi dışlama dahil etmeden çok daha azdır. Ankara Üniversitesi Adli
Tıp Anabilim Dalı tarafından yapılmış olan bir araştırmada da % 81.2
oranında dahil etme, %18.8 oranında ise dışlama saptanmıştır.
7
Ame-
7
Tuğ A., Doğan Alakoç Y., Elma C. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana-
hakemli makaleler FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009163
rika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmada da çalışılan babalık
testlerinde %72 oranında dahil etme sonucu belirlenmiştir. Bu da bi-
zim sonuçlarımızla uyuşmaktadır.
8
Annelik belirlemesinde ise 3 başvurunun üçünde de annenin biyo-
lojik anne olduğu belirlenmiştir. Dört ebeveyn belirlenmesinin tümün-
de dışlamaya rastlanmamıştır. Kimliklendirmede 4 olgudan üçünde
negatif, birinde pozitif identifikasyon yapılmıştır. Leke analizlerinin
tümünde gönderilen lekenin, şüphelenilen biyolojik materyali içerme-
diği belirlenmiştir. Bu da kişilerin çoğu zaman gereksiz kuşkulara ka-
pıldıklarını göstermektedir.
Resmi başvurularda ise ceza ve hukuk mahkemelerinden gelen
babalık, nesebin reddi, nüfus düzeltme ve ırza geçme davalarında ya-
pılan babalık belirlemelerinde 84 dahil, 29 dışlama sonucu verilmiştir.
Irza geçme, adam öldürme ve tesbit davalarında istenilen kimliklen-
dirmelerde ise 6 negatif 2 pozitif identifikasyon yapılmıştır. Kimlik-
lendirme talepleri daha çok adam öldürme suçlarıyla ilgili olup, olay
yerinde veya ceset üzerinde bulunan kemik, kan, kıl gibi biyolojik ka-
lıntılardan failin ya da maktulün kimliğini belirlemeye yöneliktir. Irza
geçme suçlarında ise biyolojik materyalden faili belirlemeye yönelik
kimliklendirme yapılmıştır.
Adli Hemogenetik Merkezi’ne yapılan özel ve resmi başvurular
sadece babalık tespiti açısından değerlendirildiğinde ise aşağıdaki be-
lirlemeler yapılmıştır; Özel babalık başvurularına konu olan çocukla-
rın % 51.87 si evlilik içi, % 48.13 ü ise evlilik dışıdır. Bu sonuca göre
babalık belirlemelerinin yarıdan fazlası evlilik içi çocuklar için nese-
bin reddi amacıyla istenmektedir. Türkiye gibi aile yapısı kuvvetli ve
muhafazakâr bir ülke için bu düşündürücü bir sonuçtur.
Mahkemelerden gelen talepler üzerine yapılan babalık belirleme-
lerinde ise olguların %28 inde çocuğun evlilik içi, % 72 sinde evlilik
dışı olduğu görülmüştür. Bu sonuç yargıya yansıyan vakalarda bekle-
nen bir sonuçtur. Çünkü hukuk mahkemelerindeki babalık ve nesebin
reddi davaları özel müracaatlara göre daha kuvvetli bir şüphe üzerine
bilim Dalı’nda Gerçekleştirilen Babalık Testlerinin Değerlendirilmesi, Terazi Aylık
Hukuk Dergisi, Adli Bilimler Dergisi, 2004/9, s.9.
8
Bishai D., Astone N, Argys L., at alA national sample of US paternity tests: do
demographics predict test outcomes? Transfusıon May 2006 Vol.46; 849-853.
FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009164
açılmış davalardır. Ayrıca, ceza davalarının çoğunluğunu da ırza geç-
me suçları oluşturmaktadır. Bu nedenle de çocuğun evlilik dışı olup
olmaması bakımından özel ve resmi başvuruların arasında farklılık
bulunmaktadır.
Babalık başvurusunda bulunan 221 aile (%89) tek çocuk için be-
lirleme yaptırmıştır. İki çocuk için belirleme yaptıran 23 (%9) aileden
birinin çocukları ikizdir. Üç ailede 3 çocuk, bir aile ise 4 çocuk için
babalık belirlemesi talep etmiştir. Nesep belirlemesi (babalık, annelik,
ebeveyn) yapılan çocukların 115 ( % 42.80) i kız, 153 (% 57.20) ü erkek-
tir. 8 çocuğun cinsiyeti kayıtlara geçmediği için belirlenememiştir. 6
olguda ise küretaj materyalinden babalık belirlemesi yapılmıştır.
Resmi ve özel başvurularda babalık belirlemesi, en fazla 0-1 (% 28)
ve 2-5 (%38) yaş arası çocuklarda talep edilmektedir. Bunu 18 yaşın
üstündekiler % 13.6 ile takip etmektedirler. Bu bulgular babalık be-
lirlemesinin çoğunlukla ya okul çağından önce yapılmakta ya da rüşt
yaşından sonraya kalmakta olduğunu göstermektedir. Nesep tayini
yapılan en küçük çocuk 4 günlük, en büyük ise 51 yaşındadır.
Resmi ve özel tüm başvurularda kadın ve erkekleri yaş grupları-
na göre değerlendirdiğimizde; kadınlarda 18-30 yaş grubu 102 kadınla
birinci sırada bulunmakta, bunu 66 kadınla 31-40 yaş grubu izlemekte-
dir. Kırk yaşından sonra ise kadın sayısında önemli bir düşme görül-
mektedir. Bu da Türkiye’de evlilik ve genel olarak doğurganlık yaşı
ile doğru orantılıdır. Erkeklerde ise 31-40 yaş arası birinci sıradadır.
Diğer yaş gruplarındaki dağılımları ise, 18 yaşın altındaki grubu (2
kişi) hariç tutuğumuzda, kadınlara göre daha homojendir. Kadınlar-
da 18 yaş altı grupta 17 kişi bulunmaktadır ki bunların hemen hemen
hepsi ırza geçme olgularının mağdurudur. Kadınlarda en genç yaş 14,
erkeklerde ise 16 dır. Buna karşılık en yaşlı erkek 80, en yaşlı kadın 85
yaşındadır. AÜ Adli Tıp ABD’nin araştırmasında, babalık testi için
başvuruda bulunan kadınların %51’inin 26-35 yaş grubunda, erkekle-
rin ise %32 oranında 36-45 yaş grubu ile çoğunlukta olduğu belirlen-
miştir. Bu sonuç bulgularımızla uyum göstermektedir.
9
Bishai ve arka-
daşlarının ABD’de yapmış olduğu araştırmada ise, babalık testlerinde
erkeğin yaş aralığı 14-64, kadının ise 19-59 dur. Aynı çalışmada kadın
9
Tuğ A., Doğan Alakoç Y., Elma C. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana-
bilim Dalında Gerçekleştirilen Babalık Testlerinin Değerlendirilmesi, Terazi Aylık
Hukuk Dergisi, Adli Bilimler Dergisi, 2004/9, S.9.
hakemli makaleler FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009165
ve erkeğin yaşı ile dahil etme oranı arasında bağlantı olup olmadığı
araştırılmış ve kadının yaşı arttıkça dahil etme oranında artış olduğu
gözlenmiştir. Erkeklerde ise yaş ile dahil etme oranı arasında böyle bir
korelasyon kurulamamıştır.
10
Nesep tayininde, kimliklendirmede ve diğer belirlemelerde çalışı-
lan biyolojik materyal çoğu zaman kandır. Ancak taraflardan birinin
ölümü durumunda mezardan çıkartılan diş, kemik, saç gibi kalıntılar
veya olay yerinden toplanan biyolojik materyallerden (kan lekesi, ke-
mik, diş, kıl, tükürük, semen ve benzeri) DNA incelemesi yapılmakta-
dır. Çalışılmış kemiklerin bir kısmı, babalık ve annelik belirlemeleri
için fethi kabir (mezar açma) sonucu elde edilmiş, diğer bir kısmı ise
açık arazide bulunmuş olup, kimlik belirlemek üzere gönderilmiştir.
Çalışılan tüm biyolojik materyaller içinde en fazla kan (% 81.7),
kemik (%8.1) ve diş (%2.5) kullanılmıştır. Bunu küretaj materyali izle-
mektedir (% 2.1). Bu materyal çoğunlukla ceza davalarında ırza geçme
olgularında failin kimliğinin belirlenebilmesi için gönderilmektedir.
Diğer materyaller Tablo 2’ de görüldüğü gibi oldukça düşük sayıda-
dır. Semen, tükürük, kan lekesi gibi örnekler ve giysiler üzerindeki
lekelerden kimliklendirme ve leke analizi yapılması istenilmektedir.
Leke analizi lekenin şüphe edilen biyolojik materyali içerip içermedi-
ğini tesbit etmek amacıyla yapılmaktadır. Bazen de trafik kazalarında
sigorta şirketleri arabada bulunan kan lekelerinden sürücüyü tesbit
ettirmek istemektedirler. Bu amaçla cam kırığı, hava yastığı, kaporta
parçası üzerindeki kan lekelerinden kimlik tespiti yapılmaktadır. Bir
olayda ise, bir işyerinde kova içerisinde insan dışkısı bulunmuştur.
Bunun kime ait olduğunu belirlemek amacıyla identifikasyon yapıl-
mıştır. Bir diğer olayda da bir kişi ölümünden sonra gerektiğinde kul-
lanılabilmesi için DNA profilini çıkartılmasını istemiştir.
Rapor süresi olgunun ilk müracaat tarihi ile raporun gönderildi-
ği tarih arasındaki süreyi ifade etmektedir. Bu süre, rapor hazırlama
aşamasına kadar geçen süreçteki gerek yazışma ve materyallerin labo-
ratuara ulaşma süreçleri gerekse teknolojik gelişmelere paralel olarak
laboratuarda kullanılan analiz metotları nedeniyle farklılıklar göster-
mektedir. Babalık testleri, son 20 yılda teknolojik gelişmelere paralel
10
Bishai D., Astone N, Argys L., at alA national sample of US paternity tests: do
demographics predict test outcomes? Transfusıon May 2006 Vol.46; 851.
FİLOĞLU/BAFRA/ALTUNÇUL hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009166
olarak çok önemli değişimler göstermiştir.
11
Konvansiyonel sistemle-
rin çalışıldığı dönemde laboratuar süreci çok daha uzun zaman almak-
taydı. Bugün ise bu süre bir güne kadar inmiştir. Rapor verme süresi
özel ve resmi başvurulara göre değişmektedir. Her iki başvuruda da
laboratuar süreci aynı olmasına rağmen, adli dosyalarda yazışmaların
uzun sürmesi, materyal gönderme ve benzeri nedenlerden dolayı ra-
por verme süresi uzamaktadır. Özel başvurularda rapor verme süresi
ortalama 1-2 ay iken, resmilerde 1-6 ay arasındadır. En kısa özel rapor
süresi 3 gün, resmi rapor süresi 12 gün, en uzun özel rapor süresi 8 ay,
resmi rapor süresi 4 yıl’dır.
Adli dosyaların geldiği yerlere bakıldığında ise Türkiye’nin hemen
hemen bütün illerinden dosya gönderildiği belirlenmiştir. Bu dağılım
enstitünün tanınma ve tercih edilmesiyle ilgili olup vaka dağılımına
ilişkin bir gösterge oluşturmamaktadır.
Sonuç olarak; Bu araştırmada DNA analizlerinin, hukuk ve ceza
davalarında ve özel müracaatlarda çoğunlukla babalık belirlemesi
amacıyla yapıldığı anlaşılmıştır. Resmi makamlardan yapılan baba-
lık belirlemesi taleplerinin büyük kısmı evlilik dışı çocuklarla ilgilidir.
Özel başvurularda ise çocuğun evlilik içi ve dışı olma oranı eşittir. İleri
yaşlara kadar olan kişilere bile babalık belirlemesi istenebilmektedir.
Yine, belirli yaş gruplarında yığılma olmakla beraber 17 yaşından 85
yaşına kadar her yaş grubundan kadın ve erkekler babalık belirlemesi
için müracaat edebilmektedirler. Babalık belirlemelerinin yanı sıra çe-
şitli yerlerden elde edilmiş, farklı biyolojik materyallerden kimliklen-
dirme ve leke analizi, özel ve resmi olarak talep edilmektedir. Rapor
verme süresi müracaatın resmi veya özel olmasına ve teknolojik geliş-
melere bağlı olarak değişmektedir.
Kimliklendirme ve nesep tayini alanında dünya standartlarına
ulaşmış bulunan İÜ Adli Tıp Enstitüsü Adli Hemogenetik Merkezi’nin,
adli genetik alanında özel talepleri de cevaplandırması bakımından
toplumsal bir ihtiyacı karşıladığı, mahkemelere ve savcılıklara verdiği
raporlarla devletin diğer adli bilirkişilik kurumlarına alternatif oluş-
turduğu belirlenmiş bulunmaktadır.
11
Huffel V. Rouger P. DNA polymorphism applied to paternity testing, Analysis of
877 case, Tranfusion Clinical Biology., 1999 July; 6(4): 236-44.