makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009353
KİMYASAL HADIM YÖNTEMİNİN
ANAYASAYA UYGUNLUĞU -I
Zeynep Burcu AKBABA
∗
GİRİŞ
Natalie Aster 7 yaşında Bavyera’lı bir kız çocuğu. Dünyadaki kö-
tülüklerden habersiz, hergün okuldan eve yürüyerek dönen, yaşadığı
küçük mahallenin sokaklarında oyunlar oynayan ve başına gelecek
talihsiz olaydan habersizce çocukluğunun tadını çıkaran küçük bir
kız çocuğu. Natalie Aster birgün okuldan eve dönerken, 2 kız çocuğu-
na cinsel tacizde bulunmuş, 3 kadına da tecavüz etmiş ve bu nedenle
mahkumiyet almış ancak hapishanede kalması gereken süreden daha
az bir süre içerde kalıp, tahliye olmuş itiyati cinsel suçlu tarafından
kaçırılmıştır.
1
Evinden 100 yard
2
uzaklıkta bir göl kenarına, failin ara-
basının bagajına kapatılarak kaçırılan küçük kız çocuğa, öncelikle cin-
sel tacizde bulunulmuş, sonrasında dövülmüş, baygın ve bilinçsiz bir
hale gelene kadar bir ağaca bağlanılmış ardından tecavüz edilmiş ve
çıplak bir halde nehire
3
atılarak ölüme terkedilmiştir. Bu olay Natalie
Aster’ın gerçek hayat öyküsüdür ve Natalie’nin kaderi, bir cinsel suç-
lunun ellerinde trajik olarak sona ermiştir.
4
*
Stajyer Av., Ankara Barosu, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu
Hukuku Yüksek Lisans öğrencisi.
1
Natalie Aster’a saldıran kişi daha önce işlemiş olduğu suçlardan ötürü 5 yıl 6 ay
hapis cezası almış ancak bu cezanın yarısı kadar içerde kaldıktan sonra serbest
bırakılmıştır.
2
Yard, bir ölçü birimidir. 1 yard yaklaşık 0.914 metreye karşılık gelmektedir.
3
Carpenter, Alison G., “Belgium, Germany, England, Denmark and the United Sta-
tes: The Implementation of Registration and Castration Laws as Protection Against
Habitual Sex Offenders”, Dickinson Journal of International Law, Vol. 16:2, 1998, p.
435.
4
Gımıno, Peter J., “Mandatory Chemical Castration for Perpetrators of Sex Offenses
Against Children: Following California’s Lead”, Pepperdine Law Review, Vol. 25: 67,
1997, p. 67.
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009354
20 Mayıs 1989 tarihinde, Helen Harlow, 7 yaşındaki oğluna,
hava kararmadan önce dönmesi şartı ile bisiklet sürmesi için izin ver-
miştir. Ancak oğlunun geç saate kadar dönmemesi üzerine polisi ara-
mıştır. O akşamın sonrasında, bir komşusu tarafından, küçük çocuk
ormanlık alanda, çıplak vaziyette ve çamurla kaplı olarak bulunmuş-
tur. Bir adam, çocuğu bisiklet sürerken yakalamış, boynuna bir halat
dolamış, oğlanı boğmuş ardından tecavüz etmiş ve cinsel organını acı-
masızca sıkmıştır. Mucizevi bir şekilde çocuk kurtulmuş ve saldırganı-
nı teşhis etmiştir. Saldırgan ise Earl Shriner idi.
Shriner’in 24 yıllık geçmişinine bakıldığında, cinsel amaçlı eylem-
lerine, 16 yaşındayken bir okul arkadaşının öldürülmesinden suçlu
bulunmakla başlamıştır. O dönemin kanunlarından ötürü, söz konusu
olayın katili olarak sorumlu tutulamamıştır. Ancak kendisi çocukla-
ra özel bir merkeze gönderilmiştir. Buradan tahliye edildikten sonra,
Shriner, iki genç kıza cinsel tacizde bulunmuştur. Bunun üzerine on
yıl hapis cezasına çarptırılan Shriner hakkında, doktorlar cinsel psiko-
pat teşhisi koymuşlardır. Her ne kadar yetkililer kendisini “tehlikeli ”
olarak nitelendirmiş olsalar da, cezası sona erdikten sonra shriner tah-
liye edilmiştir. Shriner’in tahliyesinden sonra, polisler kendisini genç
erkek çocuklara taciz suçundan iki kez tutuklamışlardır. Shriner’in
cinsel saldırıya ilişkin kariyeri 26 Mayıs 1990 tarihinde hakim Thomas
Savriol’un, Helen Harlow’un 7 yaşındaki oğluna tecavüz etmesi ve
onu sakat bırakması yüzünden vermiş olduğu 131 yıl 6 aylık hapis ce-
zası ile sona ermiştir.
5
11 Mart 1997 tarihinde Şikago’nun dış mahallelerinden birinde,
Jeffrey Morse, oyuncak silah yardımı ile 9 yaşındaki bir kız çocuğunu
arabasına bindirmiş ve ona zorla cinsel organını tuturmuştur. Daha
sonrasında küçük kız kaçarak kurtulmuş ve Morse bu olaydan ötürü
tutuklanmıştır. Morse bu taciz vakasıyla birlikte 7 ay önce de benzer
bir suçu işlediğini itiraf etmiştir.
6
Yukarıda anlatılan olaylar ve yaşanan cinsel içerikli vakaların sayı-
sı ülkemiz dahil, tüm dünyada oldukça fazladır. Bu nedenle yetkililer,
5
Keesling, Lisa, “Practicing Medicine Without A License: Legislative Attempts to
Mandate Chemical Castration For Repeat Sex Offenders”, The John Marshall Law
Review, Vol. 32, 1999, p. 381.
6
Baıley, J. Michael & Greenberg, Aaron S., “The Science and Ethics of Castration:
Lessons from the More Case”, Vol. 92, No. 4, 1998, p. 125.
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009355
insanları, yaşadıkları bu tehlikeden korumak amaçlı çeşitli önlemler
almakta ve cinsel içerikli, suç teşkil eden eylemlerin önüne geçmek için
farklı önlemlere başvurmaktadırlar. Amerika’nın birçok eyaletinde ve
bazı Avrupa ülkelerinde bu konuya ilişkin olarak alınmış ve akabin-
de tartışmalara neden olmuş önlemlerden birisi de “kimyasal hadım”
yöntemidir. Söz konusu yöntem, kamuyu geleceğe yönelik cinsel teh-
ditlerden korumak amaçlı düzenlenmekle birlikte anayasal bağlamda
kişilere verilmiş olan temel hak ve özgürlükleri ihlal ettiği gerekçesiyle
günümüzde hala tartışılmaya devam etmektedir.
Bu çalışmanın amacı, toplum açısından tehlike teşkil eden cinsel
suçların önlenmesi konusunda, tedbir olarak öne sürülen kimyasal ha-
dım yöntemi hakkındaki tartışmaların değerlendirilmesi, yasalarında
bu yönteme izin vermiş olan ülkelerin incelenmesi ve anayasal boyut-
ta söz konusu uygulamanın uygunluğunu saptamaktır.
Birinci bölümde, hadım kavramı, süreci ve çeşitlerine değinilecek-
tir. Bu noktada cerrahi ve kimyasal hadım arasındaki farklar üzerinde
durulacak, söz konusu uygulamaların, çeşitli testler sonucunda nite-
liği belirlenecektir. Bu testler sonucunda cerrahi ve kimyasal hadım
yöntemlerinin ceza mı yoksa tedavi mi olduğu tartışılacaktır.
İkinci bölümde, kimyasal hadım yöntemini uygulayan ülkelerin
yasal düzenlemeleri üzerinde durulacak ve uygulamanın cinsel suçla-
rın işlenmesi üzerindeki etkileri ele alınacaktır.
Üçüncü bölümde, kimyasal hadımın anayasal güvence altına alın-
mış haklar üzerindeki etkisi ve söz konusu hakların ihlal edilip edil-
mediği hususuna değinilecektir. Bunun yanında Avrupa İnsan Hak-
ları Sözleşmesi uyarınca tanınmış ve ihlal edilmesi mümkün olmayan
hakların kimyasal hadım uygulamasından etkilenip etkilenmediği hu-
susu ele alınacak, Avrupa’daki ve ABD Anayasası bağlamında yapılan
tartışmalara yer verilecektir. Söz konusu uygulama hakkında yapılan
eleştirilere yönelik çözüm önerileri tartışılarak değerlendirilecektir.
Son olarak 1982 Anayasası bağlamında, kimyasal hadım yöntemi-
nin Türkiye’de uygulanması halinde Anayasa’ya uygunluğu ele alına-
cak, Anayasa hukuku ve kişilik hukuku bakımından konunun önemi-
ne değinilecektir.
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009356
BİRİNCİ BÖLÜM
I. KİMYASAL HADIM VE UYGULAMALARI
A. HADIM KAVRAMI VE TARİHİ SÜRECİ
Hadımın sözlük anlamı kısırlaştırılmış erkektir
7
. Tıp bilimindeki
karşılığı ise “kastrasyon”dur. Kastrasyon, kişinin, cinsel salgı bezleri-
nin alınması yolu ile cinsel faaliyette bulunma ve üreme yeteneğinin
tamamen sona erdirilmesi amacını taşıyan tıbbi bir müdahaledir. Bu
yöntemle, kişide cinsel istek ve cinsel ilişkide bulunma yeteneği bü-
tünüyle sona erdirilmekte ve hatta kişinin cinsiyetine ilişkin belirtileri
de ortadan kaldırmaktadır.
8
Kastrasyonunu cerrahi, kimyasal ve baş-
ka çeşitleri olmakla birlikte, erkeklerde testislerin işlevini kaybetmesi
veya kadınlarda yumurtaların işlevsiz kalması anlamlarınada gelmek-
tedir. Bu uygulamanın daha çok erkeklerde kullanıldığı görülmekle
birlikte, söz konusu medikal uygulama kadınlar için de geçerlidir.
9
Kastrasyonun köklerine ilişkin örnekler insanlık tarihindeki ka-
yıtlardan öncelere dayanmaktadır.
10
Kastrasyonun sıklıkla, Avrupa,
Ortadoğu, Hindistan, Afrika ve Çin’in mutlak kültürlerinde, dinsel ve
sosyal nedenlerden ötürü kullanıldığı görülmektedir. Hatta bazı kül-
türlerde, savaşlardan sonra, kazananların kaybeden tarafın askerlerini
esir aldığı ve onları hadım ettiği bilinmektedir. Çünkü mağlup olan-
ların cesetleri zaferi sembolize etmekteydi ve hadım edilmeleri gücün
ele geçirildiğinin göstergesiydi.
Hadım yerine tarihte enük kavramınında kullanıldığı görülmek
tedir.
11
İlk kasıtlı hadım kayıtları enük üretmek için Lagash şehrinde-
7
Türk Dil Kurumu Sözlüğü, bkz. www.tdk.gov.tr (Son Erişim Tarihi: 21.04.08). Ancak
belirtmek gerekir ki hadım, kısırlaştırma ile eş anlamlı değildir. Almanca kastrat,
verschnittene ve İngilizce castrat kelimeleri yerine kullanılan hadımda, kısırlaştır-
madan farklı olarak kişi hiç bir cinsel faaliyette bulunamamaktadır. Ancak kısır-
laştırma yöntemi sonrasında, kişi cinsel faaliyette bulunabilmekle birlikte, üreme
yeteneği sona erdirilmiştir.
8
Cin, M. Onursal, “İnsan Üzerinde Deney ve Organ Nakli”, www.ceza-bb.adalet.
gov.tr/makale/147.doc (Son Erişim Tarihi: 21.04.08).
9
Bkz. http://en.wikipedia.org/wiki/Castration (Son Erişim Tarihi: 21.04.2008).
10
Bkz. http://www.targethealth.com/ontarget/2003/07272003.htm (Son Erişim Ta-
rihi: 21.04.08)
11
ingilizce eunuch olan bu kavram hadım edilmiş erkek anlamına gelmektedir. Bu
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009357
ki Sümerliler tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu uygulamanın ama-
cı değişik kültürlere göre farklılık gözetmektedir. Örneğin, monark
sistemlerde yöneticiler veya onun eş değer nitelikteki mahallileri, tiz
sesli şarkıcıların seslerini korumak amaçlı, özel din mensupları, resmi
hükümet görevlileri, ordu mensupları, kadınların gardiyanları ya da
harem hizmetlileri bulundukları konum itibariyle hadım edilmektey-
di. Eski yazıtların tercümelerinde, bir erkeğin kadınla birlikte olması
üzerine onun iktidarsız olduğu ortaya çıkarsa, bu kimsenin toplum ta-
rafından bilinmesi amacı ile hadım edildiği görülmektedir.
Kelimenin aslı yunan kökenli olmakla birlikte, yunanca eune, ya-
tak ve ekhein, saklamak anlamına gelmekte ve aslen iktidarsızlığı an-
latmak amaçlı kullanılmaktadır. Bu dönemlerde hizmetliler ve köleler
genellikle güvenilir birer çalışan olma adına hadım edilmektedirler.
Hatta kralın ya da hükümdarın divanında, krala ait önemli yerlere fi-
ziksel olarak rahatlıkla ulaşabilmekteydiler. Haremlerine. Özelliklede
krala çok yakın olmaları, onların özel işlerini halletmelerinden ötürü
güvenilebilir hizmetliler olmaları gerekmekteydi. Hadım edilen erkek-
ler, genellikle özel sosyal sınıflara alınıyorlar, bürokrasiye atanıyorlar,
sarayda özel işlerin başına veriliyorlardı.
Hadım ilerleyen zamanlarda dini kültürlerde de yer almaya baş-
ladı. Yahudilik ve İslam gibi dinlerde bu uygulamaya şiddetle karşı
çıkılmaktaydı. Tevrat’ın 3. kitabında, özellikle enükler hor görülmekte
ya da genital kusurluluğu bulunan erkekler ruhban sınıfınca dışlan-
maktaydı. Yine bazı dini inanışlara göre kurban edilecek hayvanlar
hadım edilerek, kurbanlıktan muaf tutulmaktaydı çünkü hadım edil-
miş bir kurbanın eti yenilemezdi.
Çin tarihinde, özellikle Later Han döneminde, Tang ve Ming
Dynasties bölgelerinde hadım etme, gücün zorla ele geçirilmesi olarak
kabul edilmekteydi. Bu dönemde tutulan kayıtlara göre benzer nitelik-
teki olayların Ortadoğu’da da yaşandığı görülmektedir.
Eski zamanlarda hadım, erkek genital bölgenin tümünün alınma-
sını kapsamaktaydı. Bu uygulama kanamadan ya da enfeksiyondan
ölümlere yol açmaktaydı. Özellikle Bizans İmparatorluğu’nda bu yön-
terim genellikle hadım edilen kimselerin spesifik sosyal konumlarını belirtmek
amaçlı kullanılır ve geçmişte bir çok toplum tarafından kullanılan genel bir kav-
ramdır.
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009358
temin ölüm cezası olarak uygulandığı görülmektedir.
Çin’deki imparatorluk döneminlerinde de bir erkeğin hadım edil-
mesi tüm genital bölgenin alınması şeklindeydi. Buna testisler, penis
ve testis kılıfı dahildi. Bu organların alınmasından sonra kişi şayet
ölürse, alınan organları ile birlikte gömülürdü çünkü yeniden doğuş
olarak adlandırılan bir inanışla, kişi bir dahaki hayatına bu şekilde gö-
müldüğü için tam bir erkek olarak gelecekti. Mandarin’in hükümdar
olduğu dönemde ise, bir erkekten alınan penis, testisler ve testis kılıf-
ları değerli nesneler olarak kabul edilmekteydi. Bu nedenle alkolün
içinde muhafaza edilir ya da hadım edilmiş ancak ölmemiş olan başka
bir enük tarafından saklanırdı.
12
Zorunlu hadıma, tarihte, özellikle savaşlarda rastlanılmaktadır.
Kimi zaman işkence için veya düşmanın maneviyatını kırmak amaçlı
kullanılmaktaydı. Daha çok erkeklerin aleyhine kullanılan bu durum,
kişinin soyunun ilerlemesini önlemek için kullanılmakta ya da savaşta
kazanan tarafa, yenik düşen grubun kadınlarına cinsel anlamda sahip
olmaya izin vermekteydi.
Edward Gibbon’un ünlü eseri “Roma İmparatorluğunun Bozulması
ve Çöküşü” mağlup edilmiş düşmanların Normanların elinde hadım
edildiiğini belirtmektedir. Hadım günümüzde hala uygulanan bir
yöntemdir. Milis askerleri Janjaweedler
13
için kullanılmakta, özellikle
de Batı Sudan’daki köylüler hadım edilmekte ve kanamadan ölmesi
için terk edilmektedirler.
14
Dinsel amaçlı yapılan hadımlara kısaca değinmek gerekirse;
Avrupa’da kadınların kilise ve katedral korolarında şarkı söylemesi-
ne Roma Katolik Kilisesi tarafından izin verilmediğinden, erkekler bu
korolarda görev almaktaydı. Ancak seslerinin ergenlik dönemi kırıl-
masını önlemek ve böylece özel yükses bir ses elde edebilmek için bu
12
Wilson, Jean D. & Roehrborn, Claus, “Long-Term Consequences of Castration in
Men: Lessons from the Skoptzy and the Eunuchs of the Chinese and Ottoman Co-
urts”, The Journal of Clinical Endocrinology and Metabolism, Vol. 84, No. 32, 1999, p.
4325-4326.
13
Janjaweed kavramı batı Sudan’daki ve doğu Çad’daki Darfur bölgesinde bulunan
silahlı ve atlı askeri birliklere verilen isimdir.
14
Steidle, Brian, “In Darfur My Camera Was Not Nearly Enough”, The Washington
Post, 20 March 2005, p. B02.
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009359
erkekler hadım edilmekteydi. Kastratodan
15
söz eden ilk belge 1550’li
yıllardaki İtalyan Kilise kayıtlarında yer almaktadır. Barok müziği dö-
neminde, bu şarkıcılara opera bestecileri tarafından çok yüksek bedel-
ler teklif edilmekteydi. Bilinen son kastrato Alessandro Moreschi’dir
(1858–1922). Papa Siktus’a ait küçük bir kilisenin korosunda hizmet
vermekteydi.
16
B. CERRAHİ HADIM
Cerrahi kastrasyon ya da orşiektomi olarak da adlandırılan bu yön-
tem, testislerin ameliyat ile alınması işlemidir. Testosteron üreten en
önemli kaynak vücuttan uzaklaştırılmaktadır. İktidarsızlık ya da sıcak-
lık basması gibi yan etkiler doğuran bu uygulamanın yapılabilmesi için
genellikle hastanede yatmak ve genel anestezi gerekmeyebilir.
17
Cerra-
hi hadım yönteminin günümüzde uygulanma amacı, ilerlemiş prostat
kanserinin daha da büyümesine engel olmaktır. Kanserin büyümesi-
nin durdurulması belirtilerin ortaya çıkmasını erteleyebilir ya da var
olan belirtilerin şiddetini azaltabilir. Prostat kanserinin büyümesini ve
sıçramasını engellemek için, cerrahi hadım ile kişinin testosteron üre-
timinin durdurulması amaçlanmaktadır. Bu yöntemle kişinin testisleri
alınarak, testosteron hormonu üretimi kısmen de olsa bastırılmakta ve
prostat kanserinin büyümesine neden olan testosteron hormonu salgı-
sının önüne geçilerek kanser hücrelerinin büyümesi engellenir.
Cerrahi hadım bazı durumlarda genital bölgeninin tamamının
alınmasını içermemektedir. Bistüri aracılığı ile testis kılıfına uygula-
nan küçük bir kesi işlemide aynı sonuçları doğurabilmektedir. Bu pro-
sedürün birincil etkisi, cinsel suçluların, hipofiz bezinin ön lobunda
salgılanan ve diğer endokrin bezlerin aktivitesini uyaran hormonların
faaliyete geçirdiği fiziksel ve duygusal etkinliğini azaltmak ya da sona
erdirmektir.
15
Kastrato, soprano, mezo-soprano veya alto sese sahip, hadım edilmiş erkek şar-
kıcı. Endokrinolojik şartlardan ötürü, bu kimseler ergenlik çağına girmeden önce
hadım edilmekteydi.
16
Riley Denise, “All Mouth and No Trousers: Linguistic Embarrassments”, Critical
Quarterly, Vol.46, No. 3, 2004, p. 28-30.
17
Bkz. www.tr.net/saglik/erkek_sagligi_prostat_tedavisi.shtml (Son Erişim Tarihi:
21.04.08).
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009360
Cerrahi hadımın birçok ülkede tedavi amaçlı kullanıldığı görül-
mektedir. Bu ülkelerde yapılan araştırmalara göre, cerrahi hadım ile
testislerin alınması, residivizm
18
oranının düşmesindeki en etkili me-
toddur. 1979 yılında Avrupa’da cinsel suçlulara ilişkin yapılmış olan
çalışmalar sonucunda, hadım edilenler arasındaki residivizm oranı
yüzde 2.3 iken, hadım edilmeyenler bakımından bu oran yüzde otuz-
dokuz civarındadır. Sonraki yıllarda bu oranların, cerrahi hadım edi-
lenler bakımından yüzde üç iken, hadım edilmeyenler bakımından
yüzde kırkaltı olması, cerrahi hadım yönteminin, cinsel suçluların suç
işlemesini engellemede etkili bir yöntem olduğunun güçlü bir kanıtı-
dır.
Cerrahi hadım uygulamasını savunan gruplar, cerrahi hadımın
minimal düzeyde organizmayı etkilediğini çünkü bunun çok önemli
bir ameliyat olmadığını ve çok basit bir operasyonla gerçekleştiğini sa-
vunmaktadırlar. Buna ek olarak, cerrahi hadımın en önemli avantajı,
diğer cezalardan farklı olarak süreklilik arz eden bir niteliğinin olma-
sıdır.
Cerrahi hadıma yönelik yapılan bir başka savunma da, canice iş-
lenmiş olan cinsel suçlara ilişkin verilen, en uygun ceza olduğu yönün-
dedir. Bu yöntemin en ateşli savunucusu, Teksas Bölge Mahkemesi ha-
kimi Michael T. McSpadden bu uygulamanın altında imzası bulunan
isimlerden biridir. 1989 tarihinde yedi yaşındaki bir kız çocuğunu cin-
sel amaçlı okşadığı için ceza alan ve şartlı tahliye edilen, ancak şartlı
tahliye döneminde 13 yaşında bir kıza tecavüz eden Steven Allen But-
ler, 1992 yılında McSpadden’ın başkanlığındaki davada, ömür boyu
hapis yerine kendisine cerrahi hadım yönteminin uygulanmasını talep
etmiş ve hakim McSpadden bu isteği kabul etmiştir. Cerrahi hadım
Amerika’da, cinsel suçlulara yönelik, seyrek uygulanan bir ceza iken,
son yıllarda toplum tarafından desteklenmesinden ötürü sıkça uygu-
lanan bir cezaya dönüşmüştür.
19
Hadım cerrahi bir uygulamadır ve bir erkeğin cinsel faaliyetlerini
18
Residivizm, bir kimsenin işlemiş olduğu bir suçtan ötürü cezalandırılması ancak
cezasını çektikten sonra aynı suçu tekrar işlemesidir. Kısaca, aynı suçun tekrar iş-
lenmesi anlamına gelmektedir.
19
Batchoo, Lystra, “ Voluntary Surgical Castration of Sex Offenders: Waiving the
Eighth Amendment Protection from Cruel and Unusual Punishment”, Brooklyn
Law Review, Vol. 72, No. 2, 2007, p. 694-696.
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009361
ortadan kaldırmak için faydacıl, öjenik
20
ve cezai bir amaç taşımakta-
dır. Tecavüzcülere yönelik yasal hadım uygulaması, çağdaş batı dün-
yasında beş Avrupa ülkesi ile sınırlıdır: Danimarka, Almanya, Norveç,
İsveç ve İsviçre. Örneğin Danimarka’da ihtiyari, tedavi edici hadım,
Herstedvester Anormal Suçlar Enstitüsü tarafından gerçekleştirilmek-
tedir. Enstitütünün yöneticisi Doktor Georg Sturup, enstitüde cerrahi-
psikiyatrik program uygulandığını ve bu sayede kişinin öncelikle çe-
şitli psikolojik testlerden geçtiği ardından hayat hikayesinin bu prog-
rama uygun olup olmadığı gözetildikten sonra, kişiye cerrahi hadım
uygulandığını belirmiştir.
21
C. KİMYASAL HADIM
Testislerin testesteron üretimi ameliyat yapılmaksızın da durdu-
rulabilir. Medikal kastrasyon olarak da adlandırılan kimyasal hadım,
testislerin testesteron üretimini durdurmakta cerrahi kastrasyon kadar
etkilidir. Bu amaçla kullanılan ilaçlara LHRH
22
analogları denilmek-
tedir. Türkiye’de bulunan ilaçlar, Zoladex, Lucrin ve Decapeptyl’dir.
Ayda bir kez olmak üzere enjeksiyon yöntemi ile uygulanırlar. Sıcak
basması, iktidarsızlık, memede büyüme ve hassasiyet, cinsel isteğin
azalması ve bulantı gibi yan etkilere neden olmaktadır.
23
Erkeğin sterilizasyonun yeni bir şekli olan kimyasal hadım, her-
hangi bir ameliyat gerektirmemekle birlikte, kullanılan bir takım ilaç-
ların hormon üretimini durdurması şeklindeki bir tedavi yöntemidir.
20
Öjenik, kişinin kalıtsal özelliklerini düzeltmek ve en üst düzeye çıkarmaya yönelik
düşünce ve uygulamalardır.
21
Green, William, “Depo-Provera, Castration, and The Probation of Rape Offenders:
Statutory and Constitutional Issues”, University of Dayton Law Review, Vol. 12, 1986,
p. 3-4
22
LHRH analogları, hormon salgılanmasını luteinleyici hormon analogları olarak ad-
landırılmaktadır. Bu ilaçlar bir erkeğin testislerinde üretilen testosteron miktarını
hayaların ameliyatla alınması kadar azaltabilmektedir. LHRH analogları ya ayda
bir ya da her 3, 6, 12 ayda bir enjekte edilir. Amerika Birleşik Devletlerinde mevcut
LHRH analogları, Goserelin, Leuprolide, Triptorelindir. Hepsi hemen hemen aynı
derecede etkinliğe sahiptir. Hepsi testosteron üretimine neden olan hipofiz bezinin
hormon salgılamasını taklit eder. Sonuçta hipofiz bezi bu hormonlardan yoksun
kalır ve testosteron üretimi düşer. Ayrıntılı bilgi için bkz. www.prostat-tr.com/
index.php?p=icerikler&icerik=17&k_id=0 (Son Erişim Tarihi: 21.04.08).
23
Bkz. www.tr.net/saglik/erkek_sagligi_prostat_tedavisi.shtml (Son Erişim Tarihi:
21.04.08).
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009362
Depo-Provera isimli lipido kesici ilaç kullanımı şeklinde de tanımlan-
maktadır. Bu ilacın kullanımı ile hastadaki testosteron seviyesi indir-
genmekte ve hastanın cinsel dürtülerinin azalması ya da sıklıkla gör-
düğü erotik düşlerin sona ermesi söz konusu olmaktadır.
24
1. Kimyasal Hadımın Uygulanması
Bir alternatif uygulama olan kimyasal hadım, genellikle doğrudan
medroxyprogesterone acetate (MPA) tedavisi şeklinde uygulanmakta.
İçeriği itibariyle suni progesterondan oluşan bu ilaç, ticari ismi Depo-
provera olmak üzere, bu isim altında Upjohn Şirketince üretilmektedir.
Depo-Provera kadın hormonunun şırınga edilebilir halidir. Bu ilaç ilk
kez 1959 yılında kadınların jinekolojik sorunlarını tedavi amaçlı kulla-
nılmıştır. Sonrasında ise, ilaç kadınlarda gebelik önleyici niteliğe sahip
olduğundan, bu amaçla piyasaya sürülmüştür.
Başlangıcından itibaren, MPA hemen hemen her ülkede gebeliği
önleyici, bir doğum kontrol yöntemi olarak uygulanmaktaydı. 1969 ve
1984 yılları arasında, 80 ülkede, 10 milyon kadın tarafından, gebelik
önleyici olarak kullanılmıştır.
Kimyasal hadıma ilişkin araştırmalar ilk kez, 1960 yılında Johns
Hopkins Profesörü John Money tarafından başlatılmıştır. Ancak 1992
yılından sonra devam edilememiştir. Çünkü Amerikan Yiyecek ve İlaç
İdaresi (United States Food and Drug Administration, FDA) ilacın bu
ülkede yalnızca gebelik önleyici amaçla kullanılmasını onaylamakta-
dır. Fakat hadım uygulamalarında kullanılmasına yönelik herhangi
bir spesifik izin verilmemekle birlikte, Yiyecek, İlaç ve Kozmetik Yasa-
sı ilacın satılabileceği yerlere ilişkin herhangi bir sınırlama yapmamak-
tadır. Bu nedenle ilacın markette dahi bulunuyor olması, kimyasal ha-
dım uygulamasında da kullanılabileceği sonucunu doğurmaktadır.
25
1966 yılında, Depo-Provera’nın ilk kez cinsel sapkınlığa ilişkin ra-
hatsızlıklar da ve parafilide
26
kişiyi tedavi etmeye yönelik kullanıldığı
24
Runckel, Jason O., “Abuse It and Lose It: A Look at California’s Mandatory Chemi-
cal Castration Law”, Pacific Law Journal, Vol. 28, 1997, p. 558.
25
Gımıno, Peter J., “Mandatory Chemical Castration for Perpetrators of Sex Offen-
ses...”, p. 73-74.
26
Parafili, yasak cinsel ilişki anlamına gelmektedir. Genel tanımlama ise, parafilinin
kişiyi cinsel ilişkiye zorlayan ve ayrıntılı cinsel fantaziler kurmasına neden olan
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009363
görülmektedir.
Depo-Provera’nın asıl kullanım amacı, cinsel davranışlarda etki
yaratacak olan ve erkek hormonu olarak nitelendirilen, testosteron
hormonunun seviyesini azaltmaktır. Depo-Provera, erkekteki cinsel
sapkın davranışları, kişinin erotik düşüncelerini ve genital fonksiyo-
nunu azaltarak kontrol altına almaktadır. Bunun sonucunda erkeğin,
sperm oluşumu (spermatojenez), ereksiyon ve boşalma konusunda fa-
aliyetleri azaltılmaktadır. Depo-Provera tedavisi, etkili bir şekilde uy-
gulandığında ve buna ek olarak psikolojik danışma ile desteklendiğin-
de, cinsel sapkınlıkları ortadan kaldırdığı açık bir şekilde görülmüştür.
Sonuç olarak kişi, cinsel dürtülerini istek üzerine dinlenmeye alıyor ve
ilaca ek olarak verilen danışma ile birlikte, erotik ve psiko-cinsel haya-
tını yeniden düzenliyor. Başka bir ifadeyle, erkek cinsel suçlu, Depo-
Provera kullanmadığı zaman, sapkın cinsel davranışlarını kontrol ede-
cek gücü/iradeyi kendinde bulamıyor. Fakat Depo-Provera ile tedavi
edildiğinde, hareketlerini kontrol altına almayı başarabiliyor.
Ne yazık ki, Depo-Provera yan etkisi olan bir ilaçtır. Genelde görü-
len fiziksel yan etkiler ise, yorgunluk, aşırı kilo alımı, sıcaklık basması,
soğul algınlığı, hipertansiyon, başağrısı. Gonodların yetersizliğine bağ-
lı bozukluklar ve insomni. Diğer yan etkiler ise, hiperglisemi, uyuşuk-
luk, kramp ve kabuslar. Bunu yanında, Depo-Provera sperm miktarını
düşürdüğünden, kalan spermler anormal nitelikte ve bu nedenle, eğer
cinsel ilişki sonrasında döllenme gerçekleşirse, bu spermler, fetusda de-
formasyona neden oluyor. Belirtmek gerekir ki, Depo-Provera’nın hay-
vanlar üzerinde kullanılması sonucunda, köpeklerde göğüs kanserine
ve maymunlarda da rahim kanserine yol açtığı gözlemlenmiştir. Ancak
bu ilacın deneyler esnasında kullanımı uzun süreli olduğundan, ilacın
uzun süreli kullanımlarda böyle bir yan etki doğurduğu söylenebilir.
Genellikle, yan etkiler seyrek olarak bildirilse de, bu yan etkilerin tespit
edilmesinden sonra ialç kullanımı kesildiğinden, uzun süreli kullanım
sonucunda ortaya çıkabilelcek problemler saptanamamaktadır.
Depo-Provera tedavisi uygulanması sürecinde iktidarsızlık ya-
şanmamaktadır. Bir kısım Depo-Provera kullanıcısının ilaç kullanım
bir durum olarak nitelendirilmesidir. Bunun sonucunda kişide Fetişizm, karşı cin-
sin kıyafetlerini giyme tutkusu şeklindeki cinsel sapkınlık, hayvan sevicilik, Pe-
dofili, teşhircilik, röntgencilik, cinsel mazoşizm ve sadizm şeklinde rahatsızlıklar
görülmektedir.
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009364
esnasında ereksiyon ve boşalma deneyimleri yaşadığı bilinmektedir.
Ancak belirtmek gerekir ki hastalar spontane ereksiyonlar ve boşal-
malar yaşamamaktadırlar, cinsel faaliyette bulunabilmeleri için başka
bir kimse tarafından tahrik edilmelidir ve bu tahrik süreci uzun süreli
olmalıdır. Bu şekilde kişinin rızai cinsel faaliyetlerinde çok az bir azal-
ma yaşanmaktadır.
Depo-Provera, cinsel suçluların tedavisinde oldukça gelecek vaad
eden bir tedavi olarak görülmekte ancak yinede gerekli deney ve araş-
tırılmaların tamamlanması gerekmektedir. Günümüzde Gıda ve İlaç
İdare’si (Food and Drug Administration) cinsel sapkınlıkların tedavi-
si amacında bu ilaca onay vermemektedir. Bunun nedeni ise, Depo-
Provera’nın, insanlar üzerinde, uzun süreli kullanımında ortaya çıka-
cak sonuçların bilinememesi, ilaç hakkındaki çalışmaların yetersizliği
ve residivizm oranları üzerindeki etkisi.
27
2. Kimyasal Hadım Prosedürü İçin Uygun Adaylık
Cinsel suçlular dört bölüme ayrılmaktadır. Bu ayırımda bazı cin-
sel suçlu tipleri Depo-Provera’nın etkililiği konusunda önemli bir rol
oynamaktadır.
Birinci bölümdeki suçlular, suçu ya da bu suç fiilinin cezai doğası-
nı reddetmektedirler. İkinci bölümdeki suçlular, suç fiilini kabul eder-
ler ancak bu suçun işlenme nedeni olarak cinsellik dışı yahut kişilik
dışı etkenleri sorumlu tutarlar. Örenğin, uyuşturucu, alkol veya stres.
Üçüncü bölümdeki suçlular, fiilin güç gösterisi, şiddet uygulama isteği
ya da öfke gibi cinsellik dışı bir amaçla işlendiğini ileri sürerler. Son
olarak dördünücü bölümdeki suçlular, cinsel dürtülerini tahrik eden
ancak kontrol edemedikleri bazı nednelerden ötürü bu suçu işlemek-
tedirler. Örneğin, parafili.
Depo-Provera ya da MPA tedavisi, dördüncü bölümedeki suçlular
için etki gösterebilmektedir yani parafililer. Çünkü parafililer başarı-
lı bir tedavi için ideal ölçüttür, katlanılamaz ve kontrol edilemez bir
davranışla suçu işlediklerini kabul etmektedirler. Diğer üç bölümde-
27
Rebısh, Karen J., “Nipping the Problem in the Bud: The Constitutionality of
California’s Castration Law”, New York Law School Journal of Human Rights, Vol.
XIV, 1998, p. 516-518.
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009365
ki suçlular MPA tedavisinde başarılı bir sonuca ulaşmak için uygun
adaylar değillerdir çünkü suçu işleme nedeni olarak davranışlarını
kontrol edememeyi kabul etmezler. Bu kimselerin bazıları, suçun so-
rumluluğunu kabul etmez ya da suçu işleme nedenini kendinde değil
başka faktörlerde aramaktadırlar. Fakat dördüncü bölümü oluşturan
suçlular, davranışlarından ötürü pişmanlık ve suçluluk duymakta ve
maalesef davranışlarını kontrol edememektedirler.
28
3. Depo-Provera Uygulaması
Depo-Provera haftalık enjeksiyonlar şeklinde alınmaktadır ve
uygulanacak olan dozaj miktarı suçlunun fizyolojik ve psikolojik du-
rumuna göre 100 miligram ve 800 miligram arasında değişmektedir.
Enjeksiyon kas üzerinden yapılmakla birlikte, haftalık olarak uygulan-
maktadır. Makul miktar 500 miligramdır. Genellikle ilaç miktarı kul-
lanım süresince arttırılmamakta ve stabile bir şekilde uygulanmakta
çünkü vücut Depo-Provera’ya karşı bağışıklık geliştirememektedir.
Kaliforniya Hadım Kanunu, Depo-Provera enjeksiyonun şartlı
tahliye süresince uygulanmasını kabul etmektedir. Kaliforniya’daki
ortalama şartlı tahliye süresi yaklaşık üç yıldır. Depo-Provera’nın vü-
cuda enjeksiyonunda şu usuller izlenmektedir:
MPA kaslara ilzam edildikten sonra yavaşça serbest bırakılır. Böy-
lece MPA, folikül stimüle edici hormonunun salgılanmasını ve serbest
kalmasını engeller ve beyindeki önhipofiz bezini uyararak luteinik
hormonun salgılnamasını önler. Bunun sonucunda da testislerdeki
testosteron üretimi azalır. Böylece MPA testosteronun etkisini engel-
leyerek vücuttaki testosteron metabolizmasına hız kazandırır. Sonuç
olarak MPA, yetişkin erkeğin kan dolaşımındaki androjen seviyesini
azaltır.
29
Testosteron seviyesindeki bu azalma “erektil yetenek” ve cinsel ilgi-
yi de doğru orantılı olarak azaltmaktadır. MPA kadınlar için de yeterli
ölçüde uygulanacak olursa, onların da cinsel isteklerinin/dürtülerinin
azalmasına sebebiyet verecektir.
30
28
Rebish, Karen J., “Nipping the Problem…”, p. 518-519
29
Rebish, Karen J., “Nipping the Problem…”, p. 520-521.
30
Gımıno, Peter J., “Mandatory Chemical Castration for Perpetrators of Sex Offen-
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009366
MPA tedavisi aslında, suçluların yeni bir hayata başlarken ayakta
kalabilmeleri için onlarla işbirliği yaparak, bu suçlulara yardım etmek-
tedir. Johns Hopkins Üniversitesi Cinsel Rahatsızlıklar Kliniği (Sexual
Disorders Clinic) kurucularından, Dr. Berlin, “her ne kadar bu ilaç suç-
luların cinsel dürtülerini azaltsa da, suçluların önceden var olan arkadaşlık,
samimilik, bağlılık, düşkünlük veya sevgi gibi hislerini de korumaktadır” de-
mekte ve bu nedenle suçluların, yeni hayatlarına adaptasyonlarında
bir sorun yaşanmayacağının üzerinde durmaktadır. Ancak bu konuda
bazı uzman kimseler (Dr. Berlin’de dahill olmak üzere), Kaliforniya
yasasının cinsel suçluların problemlerine cevap vermeyeceğini belirt-
mektedirler. Çünkü Kaliforniya Yasası suçluların spesifik tayininde
başarısız durumdadır. Bu yasa sadece, reşit olmayana karşı işlenmiş
bir takım cinsel faaliyeti kapsamakta ve bu belirlemeyi yaparken de
tedavinin potansiyel etkisine yönelik herhangi bir deneme ya da değer
takdirine yer vermemektedir. “...bu kanun, reşit olmayanla, anormallik
içermeyen cinsel faaliyette bulunan hetero-seksüelleri -karşı cinse ilgi duyan-
muaf tutmaktadır. 13 yaşının altındaki kadınla vajinal cinsel ilişkiye giren
kimse bu kanun kapsamında bulunmamaktadır, bu yasa sadece reşit olma-
yanla sodomi –oğlancılık-, oral seks, yabancı cisim sokma veya ahlakdışı ve
şehvetli davranışları suç saymaktadır.”
Dr. Berlin, Kaliforniya yasasına ilişkin başka bir önemli noktanın
da, yasanın, suçlunun durumunu kabul edip etmemesini dikkate al-
maması olduğunu vurgulamaktadır. Kaliforniya Yasası’nın el uzat-
maya çaliştığı pedofili hastalarının, herzaman tedavi için uygun bir
grup olmayabileceğini savunmaktadır. “... pedofili hastaları sürekli bir
inkar halindedir. Birçoğu bu durumunun zararlarını değerlendirmez ve te-
daviye ihityacı olduğunu düşünmez. Başarılı bir tedavinin en önemli şartla-
rından biri, pedofili olan kimsenin bu durumunun yarattığı zararları kabul
etmesidir”.
31
4. MPA’nın Yan Etkileri
MPA tedavisine maruz kalma sonucunda çeşitli yan etkilerin ola-
bileceğine yönelik çeşitli raporlar sunulmaktadır. Bazı tahmini yan et-
kiler ise, aşırı kilo alımı, soğuk algınlığı, gece kabusları, kaslarda zayıf-
ses...”, p. 74.
31
Rebish, Karen J., “Nipping the Problem…”, p. 521-522.
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009367
lık ve aşırı bitkinlik olarak sayılmaktadır. Ek çalışmalar göstermektedir
ki, safra kesesinin çalışmasında bozukluk ve divertikülit (divertikülin
inflamasyonu, ince ve kalın bağırsak kolonlarının kese biçimindeki
çıkıntılarının yaşadığı emme probleminden ötürü dışkı atımında ya-
şanan zorluk) potansiyel yan etkiler arasındandır. Ayrıca uzun süreli
MPA tedavisinin, testis körelmesi/küçülmesi, insulin yetmezliği ya da
bu hormona anormal bir direnç sonucu dokularda glikoz birikmesiyle
sonuçlanan hidrokarbon metabolizması bozukluğu, toplardamar yan-
gısı (bacakların daha çok derin venlerinde görülen trombozlu venöz
inflamasyonu), baş ağrısı, insomni, mide bulantısı, kusma, solunum
bozukluğu/nefes darlığı, hiperglisemi (kanda glikoz miktarımın art-
ması), kas krampları, vücuttaki tüylerin kaybı ve vücut ısısında yük-
selme gibi sonuçları olabileceği savunulmaktadır. Hatta rapor edilen
yan etkilere de sıklıkla rastlanılmaktadır ancak bu yan etkilerin hepsi
geri dönüşümlüdür yani ilaç kullanımı sona erdirildikten sonra, yan
etkiler de ortadan kalkmaktadır.
Ancak esas sorun, uzun dönem MPA tedavisinin kanser riskini
arttırmasıdır. Depo-Provera’ya uzun süreli maruz kalma sonucunda
dişi köpeklerde meme kanserine ve maymunlarda rahim kanserine yol
açtığına dair dökümantasyonlar mevcuttur. Fakat MPA kullanımının,
insanda kansere yol açtığına dair hiçbir kanıt bulunmamaktadır.
32
II. KİMYASAL HADIMIN NİTELİĞİ
A. TEDAVİ YA DA CEZA?
Uygulanan prosedürün haklı bir tedavi ya da sınıflandırılmış bir
ceza olup olmadığı, mahkemelerin kullandığı dört bölümlük bir testle
belirlenmektedir. Bu dört bölümlük test ilk kez Rennie v. Klein dava-
sında uygulanmıştır ve psikoterapik ilaçların hastalara zorunlu yöne-
timlerce kullandırılması ceza değil tedavi olarak kabul edilmiştir. Bu
nedenle de Amerikan Anayasası’nın 8. Eki’nin (İşkence veya barbarlık
teşkil eden mutat olmayan ceza) kapsamı dışında tutulmasına karar
verilmiştir. Bu karara göre mahkeme Rennie davasında şu hususları
ele almıştır;
32
Gımıno, Peter J., “Mandatory Chemical Castration for Perpetrators of Sex Offen-
ses...”, p. 75-76.
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009368
(1) Söz konusu prosedürün terapi edici değeri,
(2) Medikal çalışmalarca kabul edilme,
(3) Psikoterapik programın sürekli parçalarından biri olma,
(4) İlacın yararları ışığında sağladığı etki.
33
Eleştirmenler kimyasal hadımın Rennie testinin birinci bölü-
münden kaldığını çünkü MPA tedavisinin terapik etkisinin çok az
olduğunu savunmaktadırlar. Bunun nedeni olarak da, kimyasal hadı-
mın, kişilerin şiddet içeren davranışlarındaki öfke ve husumet güdüsü-
nü ortadan kaldırmak için yeterli olmadığı gösterilmektedir. Özellikle
de bu tedavinin psikoljik danışma ile birlikte uygulanmaması halinde
terapik etkisinin olmayacağını belirtmektedirler. Kimyasal hadımın
bir ceza olduğuna dair en güçlü argümanlardan biride, medikal ça-
lışmalarca kabul edilme hususuna ilişkindir. Eleştirmenler, MPA’nın
deneysel bir ilaç olarak kabul edildiğini ve medikal camiada zorunlu
kullanım için uygun olduğuna dair genel bir kabulün olmadığını be-
lirtmektedirler. Son olarak, MPA’ya getirilen eleştirilerden birisi de,
suçlular için zararlı etkilerinin, yararlı etkilerine nazaran daha ağırlık-
ta olmasıdır. Çalışmalar göstermektedir ki, Depo-Provera uzun dönem
kullanıldığında önemli yan etkiler göstermekteyken, kısa dönemdeki
yan etkileri makul ölçüdedir. Ancak kimyasal hadım kısa süreli bir
prosedürdür ve uzun dönem kullanıldığında suçlular için gerekli olan
yarar bu kısa sürede sağlanamayacaktır.
Kimyasal hadım taraftarları ise, MPA tedavisinin terapi edici nite-
liği olduğunu, çünkü MPA tedavisinin cinsel suçlulardaki testosteron
seviyesini düşürdüğünü ve birçok parafili hastasının kontrol edile-
meyen cinsel dürtülerini ortadan kaldırdığını belirtmektedir. Ayrıca
Depo-Provera Amerika dışında birçok ülkede de kapsamlı olarak kul-
lanılmaktadır, bu durumda ilacın medikal camialarca kabul edildiği-
ni açıkça göstermektedir. MPA savunucuları ilacın yararlı etkilerinin,
zararlı etkilerden daha fazla olduğunu belirtmektedirler. Bunun ya-
nında kimyasal hadımın suçlular üzerinde makul ve geleceğe yönelik
pozitif etkileri olduğu da öne sürülmektedir. Tedavinin uygulanmaya
başlamasından sonra, “suçluların düşen testosteron oranı bir yararlı etkidir
33
Macgillivray Lisa: “California’s Mandatory Chemical Castration Program for Re-
peat Sex Offenders: An Analysis of the Legislation Under German and American
Constitutional Law”, Suffolk Transnational Law Review, Vol. 21, No: 143, 1997, p.
160.
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009369
ve bu da kişinin topluma yeniden ayak uydurması durumunda güven sağla-
maktadır” denilmektedir. Ayrıca geçici bir tedavinin, bu tedavi sona
erdikten sonra dahi kalıcı pozitif etkilerinin olması mümkündür. Son
olarak Depo-Provera kullanımı sırasında toplum içinde yaşayan birey,
tedavi sona erdiğinde topluma ayak uydurma konusunda daha rahat
edecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, mahkemenin kim-
yasal hadımın bir ceza mı yoksa haklı bir tedavi mi olduğu konusun-
da ki kararına değinmek gerekirse; şu ana kadar sadece bir mahkeme,
kimyasal hadımın bir ceza sayılması gerektiği konusunda karar vermiş
ve davayı sonuçlandırmıştır. Gerekçe ise, kimyasal hadımın güvenli
bir prosedür olmamasından ötürü medikal camialarca kabul edilme-
mesi olarak gösterilmiştir. Mahkemenin kararı şu şekildedir:
“Diğer eyaletlerdeki bazı cinsel suçlular, sınırlı sayıda ve şartlı tahliye-
nin bir parçası olarak, Depo-Provera programına gönüllü olarak katılmakta-
dırlar. Ancak incelemeler göstermektedir ki, Amerika’da, eyalet veya federal
temyiz mahkemeleri dışında hiç bir temyiz mahkemesi, kimyasal hadım kararı
vermemiş ya da suçlunun MPA yahut Depo-Provera ile ihtiyari veya zorunlu
bir tedavi sürecine katılmasına hükmetmemiştir”.
34
Trop v. Dulles davasında, temyiz mahkemesi, bir ceza, doğası ge-
reği zalimce ise, o zaman bu cezanın, işkenc eve barbarlık teşkil eden
mutat olmayan ceza kapsamına girmesi gerektiğini belirtmiştir. Mah-
kemenin cerrahi hadıma bakışı; “Operasyon endokrinin özünde bir deği-
şikliğe yol açarsa, meydana gelen mutilasyon yüzünden bir zarara yol açar...
cinsel, bedensel ve fiziksel olarak... ve duygusal reaksiyona cevap vermekte.”
şeklindedir.
Depo-Provera’ya bakışı ise, kullanılan ilacın deneysel niteliği ve
uzun dönemde uygulanması gereken bir program olmasından ötürü
mahkeme, cerrahi hadım ile Depo-Provera arasında aslında bir fark
olmadığını kabul etmiştir. Buna göre Trop testi adı altında mahkeme,
MPA’nın ahlaki duyguları sarsacağını çünkü bu ilacın daimi olarak
vücutta mutilasyona yol açabileceğini belirtmiştir.
Weems v. United States davasında temyiz mahkemesi söz konusu
uygulamayı ceza kabul etmiş ve bu davada uygulanan test ise bu ce-
34
Runckel, Jason O.: “Abuse It and Lose It: A Look at California’s Mandatory...”, p.
579-580.
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009370
zanın işkence ve barbarlık teşkil eden mutat olmayan bir ceza olup
olmamasına yöneliktir. Burada temel husus, bir suç için düzenlenmiş
olan cezanın, suçla orantılı olup olmamasıdır.
Mahkeme, Weems Testi adı verdiği bu test ile cerrahi ve kimyasal
hadımın Anayasayı ihlal ettiğine karar vermiştir. “... hadım geri dönüşü-
mü olamayn bir prosedürdür. Depo-Provera deneysel bir ilaçtır ve kullanımı
sonucunda yan etkiler ortaya çıkmaktadır. Ancak bir cinsel suçlunun hapse-
dilmesi durumunda birçok yargı çevresinde minimum bir senelik bir hapis
cezası söz konusu olmaktadır.”
35
Mahkemeninin Weems Testi ile yapmış olduğu aslında kimyasal
hadım uygulamasının Anayasayı ihlal edip etmediğinin tespitinden
ibarettir. Ancak burada dikkat edilmesi gerekn husus, mahkemenin
bu ihlali saptarken kimyasal hadım yöntemini bir ceza olarak kabul
etmesı ve bu cezanın Anayasa’ya uygunluğuna karar verilmesidir. So-
nuçta Weems davasında mahkeme, kimyasal hadımı ceza olarak kabul
etmekte fakat Anayasaya uygun olmadığından uygulanmaması ger-
ken bir ceza olduğunu belirtmektedir. Buna ek olarak mahkemenin
belirtmiş olduğu “orantılılık” ilkeside suçla cezanın orantılı olmasına
ilişkindir. Kısacası mahkeme kimyasal hadım yöntemini ceza olarak
zaten kabul etmiş bulunmaktadır.
Son olarak yukarıda anlatılan testlere bir örnek testte Furman v.
Georgia davasında kullanılmıştır. Burada ise değinilen sorun, eyaletin
yasal amaçlarını gerçekleştirebilmek için koymuş olduğu cezaların,
bu amacı aşıp aşmadığıdır. Bu dava sonucunda mahkeme, cerrahi ve
kimyasal hadım uygulamalarının, eyaletin amaçlarını aştığını kabul
etmiştir.
“Cerrahi hadım Furman testinden kalmıştır çünkü hapsedilmeye ve psi-
koterapiye göre daha ağır bir alternatiftir. Depo-Provera’da bu testte başarısız
olmuştur, çünkü bu uygulamanın değerinin, hapsedilmeden ya da psikotera-
piden daha fazla olup olmadığı henüz kanıtlanmış değildir.”
36
35
Rebish, Karen J., “Nipping the Problem…”, p. 529.
36
Rebish, Karen J., “Nipping the Problem…”, p. 529.
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009371
III. KİMYASAL HADIM KONUSUNDA KARŞILAŞTIRMALI
UYGULAMALAR
A. ABD UYGULAMASI
1. Kaliforniya
Kaliforniya Hukuk Departmanı’na göre, Kaliforniya eyaletinde
tahminen 66 bin kayıtlı cinsel suçlu bulumaktadır ve bunlardan 39 bini
bir çocuğa karşı cinsel suç işlemekten ötürü mahkum olmuştur. Şartlı
tahliyelerinin bir yılı dolduktan sonra, yüzde elliden fazlası tekrar aynı
suçu işlemekten ötürü hapse geri dönmüştür. Bu rakam şartlı tahliye-
den iki yıl sonra yüzde seksene kadar çıkmaktadır.
Yükselen residivizm oranı, toplumu, cinsel suçlulara karşı daha
ağır cezalar uygulanması yönünde düşünmeye sevk etmiştir. Bunun
üzerine Kaliforniya eyaleti, bu korkutucu suçlarla mücadele etmek
için önemli adımlar atmıştır ve 1996 yılında 3339 sayılı yasa taslağı tek-
lifinde bulunulmuştur. Böylece zorunlu kimyasal hadım uygulaması
itiyadi cinsel suçlular için şart koşulmuştur.
Zorunlu kimyasal hadım uygulaması şart koşan kanun, Yasa
Komisyonu’ndan Mayıs 1996’da 42’ye 27 oyla geçmiş ve 25’e 1 oylada
Eyalet Senatosu’nda kabul edilmiştir. 17 Eylül 1996 yılında Vali Pete
Wilson ilgili yasa tasarısını imzalamış ve yasa 1 Ocak 1997’de yürür-
lüğe girmiştir.
37
645 sayılı Kaliforniya Ceza Kanunu’nun 3339 sayılı yasa ile değiş-
tirilmeden önceki hali şu şekildedir:
“Her kim 10 yaşın altında bir kız çocuğuna karşı, ırza geçmeye teşebbüs
teşkil eden fiilinden ötürü suçlu bulunursa, mahkeme kişi hakkında verilen
cezaya ek olarak, üremeye engel teşkil eden operasyona tabi kılınmasına da
karar verebilir.”
645 sayılı Kaliforniya Ceza Kanunu’nun 3339 sayılı yasa ile değiş-
tirldikten sonraki hali ise şu şekildedir:
“(a) Her kim bölüm (c) de düzenlenmiş herhangi bir suçtan ötürü ilk kez
mahkum edilirse ve kurban henüz 13 yaşını doldurmamışsa, suçlu, kanunda
emredilen cezasına ek olarak şatlı tahliye edildiği dönemde MPA tedavisine ya
37
Gımıno, Peter J., “Mandatory Chemical Castration for Perpetrators of Sex Offen-
ses...”, p. 67-70.
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009372
da kimyasal dengine maruz bırakılabilir.
(b) Her kim bölüm (c) de düzenlenmiş bir suçtan ötürü ikinci kez mahkum
edilmekte ise ve kurban henüz 13 yaşını doldurmamışsa, kanunda emredilen
cezaya ek olarak, MPA tedavisine ya da kimyasal dengine maruz bırakılır.”
38
Yukarıda değinilen iki düzenleme arasında temel farklardan biri,
mağdurun yaşının 10’dan 13’e çıkarılmış olmasıdır. Ancak kimyasal
hadım yöntemine ilişkin temel fark ise 3339 sayılı yasa ile değiştiri-
len 645 sayılı Kaliforniya Ceza Kanunu’nda yer almaktadır. Buna göre
3339 sayılı yasa ile değiştirilen kanunun ilgili maddesinin (a) bendi
hakime, suçluya kimyasal hadım cezası vermeye yönelik takdir hak-
kı tanımaktadır. Yani suçlu kimse, bu suçu işlemekten ötürü ilk kez
mahkum edilirse, bu durumda hakim kişinin şartlı tahliye döneminde
kimyasal hadım uygulamasından geçme konusunuda takdir yetkisine
sahiptir. Ancak (b) bendine baktığımızda bu konuda hakime bir tak-
dir yetkisi tanınmadığı görülmektedir. Kişi aynı suçu işlemekten ötürü
ikinci kez mahkum edilmişse bu durumda, ilk kararında kimyasal ha-
dım uygulması öngörmeyen hakim bu sefer bu uygulamanın gerçek-
leştirilmesine karar vermek zorundadır.
(c) bendinde düzenlenmişi olan fiiller; oğlancılık, anal seks, 14 ya-
şın altında bir çocukla ahlak dışı ve şehvetlice cinsel ilişkide bulunma,
oral yolla cinsel ilişki ve genital yada anal açıklıklara yabancı ya da
bilinmeyen cisim sokma olarak sayılmıştır.
İlgili hükmün (d) bendi MPA kullanımında izlenecek usule anlat-
maktadır. Buna göre, MPA tedavisi suçlu hapishaneden ayrılmadan
bir hafta önce başlatılmaktadır. Ayrıca söz konusu tedavi, kişinin daha
fazla tedaviye ihityacı olmadığına yönelik kararın ilgili birimlerce (De-
partment of Corrections) verilmesine kadar devam eder.
(e) bendi ise belirtilen suçları işleyen hükümlülerden, bu madde
kapsamından muaf tutulacak olanları düzenlemektedir. Kimyasal ha-
dım dayatmasına karşı, ihtiyari olarak cerrahi hadımı seçmiş olan kim-
seler bu maddeden bağışıktırlar.
Son olarak (f) bendi bu madde kapsamında uygulanacak olan
MPA tedavisinin uygulanmasından sorumlu birimleri düzenlemek-
tedir. Ayrıca bu birimlerde çalışanların suçluları ikna etme konusun-
38
645 sayılı Kaliforniya Ceza Kanunu, 1996 değişikliği öncesi ve sonrası.
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009373
da hiçbir müdahalede bulunamayacakalrı belirtilmektedir. Buna ek
olarak (f) bendi suçluların kimyasal hadım tedavisinde ortaya çıkan
yan etkileri bu birimlere bildirmeyi şart koşmaktadır. Son olarak bu
bendde suçlunun kimyasal hadım tedavisini nasıl kabul edeceği de
düzenlenmiştir.
39
Ancak Kaliforniya Yasası’nın muaf tuttuğu alanın kriminal popu-
lasyon anlamında çok geniş olmasından ötürü, başarısız olduğu kabul
edilmektedir. Bu nedenle caydırıcılığın esasından uzak kalmış bir ka-
nuni düzenleme olduğu gerekçesi ile eleştirilmiştir.
2. Diğer Eyaletler
ABD’de birçok eyalet, Kaliforniya’da düzenlenmiş bulunan “zo-
runlu kimyasal hadım kanununu” incelemeye almıştır. Örneğin New
York “bekle ve gör” yaklaşımı ile Kaliforniya’da uygulanan bu kanunu
incelemekte ve kendisi böyle bir düzenlemeye gitmeden önce yaşana-
bilecek sorunları hesaplamaktadır.
Teksas’da Eyalet Valisi Teel Bivins, çocuklara karşı itiyati cinsel
suç işleyen kimselere yönelik fiziksel hadım uygulaması hazırlığına
girişmiştir. Şu an için Teksas Ceza Kanunu’na ek bir madde konulma-
sına yönelik teklifler yapılmaktadır.
Bunun dışında birçok eyalette kimyasal hadım yönteminin yasal-
laştırılmasına ilişkin kanun teklifleri yapılmakta ya da ceza kanunla-
rında şimdilik askıda bulunan kimyasal hadım hükümleri yer almak-
tadır.
Massachusetts’de kabul edilen 1744 sayılı yasanın gerekçesinde
“ ... kimyasal hadımın yaralarına ilişkin yapılan çalışma sonuçlarında...”
ibaresi geçmektedir. Buna göre yapılan çalışmalar ışığında ihtiyari
kimyasal hadım uygulamasının cazip olduğu ve Kaliforniya’daki gibi
Depo-Provera ilacının etkinliği kabul edilmiştir.
Alabama eyaletinde yapılan yasa teklifi ise, Alabama’daki kanun-
da yer alan eksikliği gidermeye ilişkindir. Buna göre 16 yaşından kü-
çük bir kimseye karşı işlenen cinsel suçun bir erkek tarafından ger-
39
Gımıno, Peter J., “Mandatory Chemical Castration for Perpetrators of Sex Offen-
ses...”, p. 72-73.
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009374
çekleştirilmesi halinde kimyasal hadım uygulanmsı şartı ve suçlunun
bir kadın olması halinde ise sterilizasyon uygulamasına gidilmesi şartı
eklenmiştir. Bu kanun, 16 yaşından küçük bir kimseye karşı ikinci kez
cinsel suç işlnemsi halinde, mahkemeye hadım ya da sterilizasyon ka-
rarı vermesini emretmektedir.
New Jersey’de yapılan değişiklik sonucunda ortaya çıkan kanun
ise, Kaliforniya’daki düzenleme ile pararlellik göstermektedir ve bu
kanuna göre ikinci kez cinsel suç işleyen ya da işlediği cinsel suçu daha
da kötüleştiren müteakip bir suç işlenmesi halinde mahkeme kimyasal
hadım yöntemine gidilmesini emretmek zorundadır. Kaliforniya’daki
gibi bir cinsel suçun ilk kez işlenmesi halinde ise mahkemeye takdir
yetkisi tanınmaktadır. New Jersey, çocuklara karşı işlenen cinsel suç-
lara ilişkin tehlikeye yanıt vermek için Megan Kanunu’nu yürürlüğe
koydu ve bu kanun ile kayıt altına alma sistemide işlerlik kazandı.
Ocak 1997’de, Arizona da, çocuk tecavüzcülerine karşı savaş aç-
mış ve 2216 sayılı yasa teklifinde bulunmuştur. Arizona da Kaliforniya
Yasası’na paralel bir düzenleme ile mahkemeye, cinsel suçun ilk sefer
işlenmesi halindetakdir yetkisi tanımıştır. Hatta bu teklifte kişinin cer-
rahi hadım yöntemini tercih etmesi halinde kimyasal hadımdan muaf
tutulacağı belirtilmiştir.
Meşhur olan kimyasal hadım trendini izleyen bir başka eyalette
Mississippi’dir. Mississippi eyaleti valisi 1997 yılında yasa teklifinde
bulunmuş ve kimyasal hadım yöntemini itiyati cinsel suçlular için şart
koşmuştur.
Kolorado eyaletinde yapılan yasa teklifinde ise kimyasal hadım
yöntemi şartlı tahliyenin bir parçası olarak düzenlenmiştir. Hatta yasa
hazırlanırken, kimyasal hadım uygulamasını desteklemek için, Dani-
marka, İsveç ve Almanya uygulamaları örnek olarak gösterilmiştir.
40
Benzer uygulamalara yer veren diğer eyaletler ise, Oklahoma, Ne-
vada, Georgia, Washington, Iowa, Tennessee’dir. Bu eyaletlerde yapılan
yasa tekliflerinde de Kaliforniya eyaletindeki düzenleme esas alınmıştır.
Usule ilişkin farklılıklar bulunmasına rağmen, hemen hemen benzerlik
arz eden yasa teklifleri ile cinsel suçların önüne geçileceği ve bu sayede
toplumun huzur içinde kalacağına dair güçlü bir inanç oluşmuştur.
40
Gımıno, Peter J., “Mandatory Chemical Castration for Perpetrators of Sex Offen-
ses...”, p. 79-82.
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009375
Avrupa’daki düzenleme kimyasal hadıma ek olarka tera-
pi destekli bir tedavi şeklinde uygulanmaktadır. Ancak Amerika’da
özellikle Kaliforniya’da bu uygulama mümkün değildir. Bunun ne-
deni de Kaliforniya’daki hapislerin çok kalabalık olmasıdır. Örneğin
Kaliforniya’da 6000 cinsel suçlu şartlı tahliye ile serbest bırakılmış
durumda ve 14.000 cinsel suçlu ise hapishanede bulunmaktadır. Bu
durum hapis sisteminin ıslah konusundaki başarısızlığını göstermek-
tedir. Hatta bazı yargıçların çok ağır hapis cezalarına karşı, hapishane-
lerin bu kadar dolu olmasından ötürü, mahkumlar cezalarının yarısı-
nı bile doldurmadan şartlı tahliye ile serbest bırakılmaktadır. Bunun
temel nedeni ise hapishanelerin fazlası ile dolu olmasıdır. Kimyasal
hadım yasası da muaf tuttuğu alan yüzünden bu suçluların ancak bir
kısmının erken tahliyesini engelleyebilmektedir.
Bu erken salıverilme sorununa ve rehabilite şartına ilişkin ge-
tirilen çözüm önerisi ise, şartlı tahliye ile serbest bırakılan suçluyu iz-
lemek amaaçlı getirilen kayıt sistemidir. Bu sistemle cinsel suçluların
kayıt edilmeleri sağlanarak, bu cinsel suçluların suç işlemesi engelle-
necek ve önlem alımı kolaylaşacaktır.
B. AVRUPA UYGULAMASI
Avrupa’da zorunlu fiziksel hadım tarihi ortaçağ dönemlerine rast-
lamaktadır. Zamanla birçok Avrupa ülkesi, cinsel suçluların, tekrar
suç işlemesine engel olmak için cerrahi hadım yöntemini uygulamaya
başlamıştır. Hatta Danimarka, Almanya, İsveç, Norveç, Hollanda, İs-
viçre ve Çek Cumhuriyeti binlerce suçlu üzerinde cinsel hadım yönte-
mi uyguladıktan sonra, hadım edilenlerin sadece %2’sinin tekrar aynı
suçu işlediği görülmüştür. Ancak bir süre sonra birçok ülke (İngiltere,
İsveç ve Danimarka) kimyasal hadım yöntemine dönmüştür çünkü bu
yöntemin geri dönüşü mümkündür.
41
1. Danimarka
1935 ve 1970 yılları arasında Danimarka, ülkesindeki cinsel suç-
lulara, hapis cezası ya da cerrahi hadım uygulamasına girme konu-
sunda tercih yapma hakkı tanımıştır fakat 1973 yılından sonra cerrahi
41
Carpenter, Alison G., “Belgium, Germany, England, Denmark and the United Sta-
tes: The Implementation...”, p. 441-442.
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009376
hadım yerini kimyasal hadım yöntemine bırakmıştır. Çünkü geri dö-
nüşümlü bir uygulama olmayan bu yöntem insanlık dışı bir uygulama
addedilmiştir.
42
Danimarka’daki Psikologlar Derneği Başkanı, cinsel
suçlular için sadece hapis uygulaması yerine uygulanacak olan kimya-
sal hadım uygulamasının olumlu sonuçlar elde etmek anlamında daha
başarılı olabileceğini belirtmiştir. Danimarka’da bu konunun bu ka-
dar sıklıkla gündeme gelmesine yol açan neden ise 26 yaşındaki Arne
Kjeldsen olayı olmuştur. Kjeldsen, reşit olmayan kız çocuklarına yöne-
lik cinsel suç işlemekten ötürü dört sefer mahkumiyet almıştır ve 1986
yılına kadar hapiste kalmıştır. Daha sonra tedaviye alınan Kjeldsen
için kimyasal hadım yöntemi uygulanmış ve bu uygulamadan sonra
Kjeldsen’in yorumu şu şekilde olmuştur: “Herhangi bir cinsel fantazi
kurmadan daha huzur içinde bir yaşam sürüyorum.”
Danimarka’da 1989 tarihinden itibaren yirmi altı mahkum kimya-
sal enjeksiyonu tercih etmiş ve bu mahkumlardan onaltısı şartlı tahliye
ile serbest bırakılmıştır. Bu onaltı kişiden sadece biri enjeksiyondan
sonra bambaşka bir suç işlemiştir.
43
Danimarka Avrupa’da cerrahi hadım yöntemini kanunlaştıran
ilk Avrupa devletidir. İlk hadım 1925 yılında gerçekleştirilmiştir.
Daimarka’da şuan uygulanan kimyasal hadım yöntemi terapik çö-
zümlerin başarısız olması halinde uygulanmaktadır.
Kimyasal hadım prosedürü hapishaneden erken çıkmanın bir
yolu olarak kullanılmaktadır ancak diğer ülkelerde bu uygulama şartlı
tahliyenin bir parçası şeklindedir ve Danimarka’daki uygulama resi-
divizme bir cevap olarak, ihtiyaca yönelik bir deneme değil, suçlulara
sunulan bir seçenektir.
Anormal Suçlular için Herstedvester Enstitüsü, Danimarka’daki
cinsel suçlular için tek hapishanedir. Kimyasal hadım prosedürü ön-
cesi ve sonrasında suçlulara terapi uygulanmaktadır. Enstitüdeki dok-
torlar birçok cinsel suçlunun daha önce çocukken tacize uğradığını
saptamışlardır. Bu nedenle ilerde işlenecek suçların önüne geçmek için
terapi gerekli görülmektedir.
42
Carpenter, Alison G., “Belgium, Germany, England, Denmark and the United Sta-
tes: The Implementation...”, p. 445.
43
Gımıno, Peter J., “Mandatory Chemical Castration for Perpetrators of Sex Offen-
ses...”, p. 76-77.
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009377
Hervester Ceza Enstitüsü’ndeki psikologlar olumlu sonuçlar ra-
por etmişleridr. 1989’dan itibaren 26 mahkum kimyasal hadım uygu-
lanmıştır ancak 16 mahkum bu uygulamayı sonuçlandırmıştır ve bu
16 mahkumdan yalnız biri tahliyeden sonra suç işlemiştir. Bu olumlu
sonuçlardan ötürü Enstitü kimyasal hadım uygulamasını sürdürme-
ye devam etmiştir ve Androcur-Decapetyl ilaçları kullanımı ile cinsel
güdü tetikleyen hormonların bastırılmasını sağlamıştır. Şuan için Da-
nimarka hala bu iki ilaç kombinesi ile kimyasal hadım uygulayan tek
ülkedir.
44
2. Almanya
Almanya cerrahi hadım uygulamasına en hevesli ülkelerden biri-
dir. 1933 yılındaki Nazi Alman Yasası cinsel suçluların hadım edilme-
sini emretmekteydi ancak Nazizm politikasının sona ermesinden sonra
söz konusu kanun yürürlükten kaldırılmıştır. 1933 ve 1934 yılları ara-
sında yaklaşık 2800 Alman zorunlu cerrahi hadıma maruz kalmıştır.
45
Bundan sonra yapılan kanunlar 20 yaşından büyük olmak şartı ile
kimyasal hadım uygulamasını serbest bırakmıştır. Ancak sonralara
doğru Alman Yasası daha yumuşak hale gelmiştir. Örneğin 1970 yılın-
da yürürlüğe giren düzenlemede 25 yaşından büyük erkeklere ihtiyari
hadım uygulanmıştır. Ancak Almanya’nın kanuni geçmişine baktığı-
mız zaman cerrahi hadım yönteminin düzenli bir şekilde uygulanma-
dığı görülmektedir. Bunun nedeni de cerrahi hadımın olumsuz yan
etkileridir. Sonuçta hadım edilen suçlu sayısı 1970 yılından sonra beş
yılda 400’ün altına düşmüştür. Fakat yinede suçluların ıslah edilmesi
bakımından oldukça olumlu sonuçlar alınmıştır. Buna göre hadım edi-
len suçlulardan yalnızca %3’ü tekrar aynı suçu işlemiştir.
Almanya cerrahi hadım uygulamasından kaçınırken, kimyasal ha-
dım uygulamasına dair adım da atmamıştır. Ta ki 7 yaşında kaçırılan
kız çocuğuna tecavüz edilip öldürülmesi olayına kadar (Natalie Aster
olayı). Çünkü tecavüz eden kişi dokuz ve onbir yaşlarındaki iki kıza
tacizde bulunduktan sonra almış olduğu dört yıl altı aylık hapis ceza-
44
Carpenter, Alison G., “Belgium, Germany, England, Denmark and the United Sta-
tes: The Implementation...”, p. 445-446.
45
Macgillivray Lisa, “California’s Mandatory Chemical Castration Program for Re-
peat Sex Offenders: An Analysis…”, p. 147.
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009378
sını tamamlamasından onsekiz ay önce tahliye edilmiştir. Bu olay so-
nucunda kimyasal hadım uygulamasına yönelik kanun girişimlerinde
bulunulmuştur.
46
Almanya’nın Aile, Kadın ve Çocuktan Sorumlu Ba-
kanı, itiyadi cinsel suçlular için kimyasal hadım uygulanması çağrısın-
da bulunmuştur. Sonrasında ise Baverya Başbakanı kimyasal hadım
düşüncesini kabul etmiş ve uygulamaya koymuştur.
47
Son on yıl içinde diğer Avrupa ülkeleride cinsel suç ihlallerine
yönelik cerrahi ve kimyasal hadım uygulamalarına yönelik hazır-
lıklar başlattı. Bu konuda en yakın örnek Fransa’dır. Fransa’da 2007
yılında hapishaneden salıverilen bir cinsel suçlunun, tahliye edildiği
gün bir erkek çocuğunu kaçırıp ona tecavüz etmesi üzerine Fransa
Parlamentosu’nda hadım konusu gündeme gelmiştir. Residivizmin
önüne geçmek, gelecek kuşakları korumak ve toplumda huzurun sağ-
lanması için bu yöntemin gerekliliği savunulmaktadır.
3. İngiltere
İngiltere, kimyasal hadım uygulamasını ve ulusal kayıt sistemi-
ni cinsel suçluları caydırmak için kullanmaktadır. Ancak İngiltere bu
uygulamayı, suçluların talebi üzerine kullanmaktadır çünkü Britan-
ya hükümeti, hadımı, kaba ve barbarca bir ceza olarak görmektedir.
Örneğin Büyük Britanya’da itiyadi bir cinsel suçlu, çocuklara yönelik
cinsel tacizlerle dolu 40 yıllık geçmişini noktalamak için cerrahi hadım
talebinde bulunmuştur ancak kendisine izin verilmemiştir. Başarısız
intihar girişimlerinde bulunması ve kendini hadım etmeye kalkışması
üzerine, kimyasal hadım uygulamasına tabi tutulmasına karar veril-
miştir. Ancak suçlu, bu uygulamanın geçici bir çözüm olduğunu belir-
terek kabul etmemiş ve şiddetli cinsel eğilimlerini kontrol etmek için
yetersiz olacağını belirtmiştir. Sonuçta bazı suçlular cerrahi hadımın
kalıcıve geri dönüşümü olmayan sonuçlarını bir nimet olarak görür-
ken, bazıları ise bunun bir kabus olduğunu düşünmektedir.
İngiltere, kimyasal hadım uygulamasının yanında suçluların top-
luma ayak uydurmasında kolaylık olması açısından, şartlı tahliye dö-
46
Carpenter, Alison G., “Belgium, Germany, England, Denmark and the United Sta-
tes: The Implementation...”, p. 442.
47
Gımıno, Peter J., “Mandatory Chemical Castration for Perpetrators of Sex Offen-
ses...”, p. 78.
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009379
neminde rehabilitasyon tedaviside uygulamaktadır. Sonuçta, suçlular
sadece fiziksel olarak değil, psiklojik olarak da tedavi görmektedir.
Böylece gelecekte yaşanacak olan cinsel suç ihlallerinin de engellen-
mesi sağlanacaktır.
48
4. Diğer Ülkelerdeki Kimyasal Hadım Uygulamaları
Kaliforniya Yasası’ndaki gibi emredici kurallar olmasa da, kimya-
sal hadım Kanada’da da etkin olarak uygulanmaktadır. Cinsel Davra-
nışlar ve Cinsiyet Kimliği Kliniği ve Toronto Üniversitesi Clarke Ens-
titüsü Psikiyatri Bölümü Başkanı Robert Dickey, Kanada’da kimyasal
hadım yöntemi için kullanılan ilacın Depo-Provera’dan daha etkili ol-
duğunu savunmaktadır.
Singapur’da Başhakim Yong Pung How, 1996 yılında çocuk te-
cavüzcülerine yönelik hadım uygulamasının mümkün olabileceğini
belirtmiştir. Kaliforniya’daki zorunlu hadım yasasının belirttiği gibi,
Singapur’unda kendine özgü bir program uygulayabileceğini savun-
muştur. Kaliforniya’daki kimyasal hadım yasasının temyiz mahke-
meleri sayesinde ilerlediğini belirtirken, How bunu önemsememiş ve
Singapur’da beş çocuğa tecavüz edilmesi olayında verilmiş olan 20 yıl
hapis ve 24 vuruşluk sopa cezasının caydırıcılığını dile getirmiştir.
Son 10 yılda, diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, İsveç’de, cin-
sel suçların ihlal edilmesi halinde cerrahi hadımın uygulanması için
düzenlemeler yapmıştır.
Peru’da bir başsavcı da cinsel suçluların özellikle tecavüzcülerin
ölüm cezasına ya da kimyasal hadım uygulamasına maruz kalmalarını
önermiştir. Peru hükümeti de Kaliforniya’daki uygulamalara benzer
uygulamaların mümkün olup olmayacağını anlayabilmek için araş-
tırmalara başlanılmasına hükmetmiştir. Bu hükme varılma nedeni de
7 ve 13 yaşındaki dört çocuğun cansız bedeninin bulunması üzerine
yapılan otopside tecavüze uğradıklarının ortaya çıkmasıdır. Peru Par-
lamento Başkanı’da bu konuya ilişkin yasa teklifi sunulması halinde
kabul edeceklerini belirtmiştir.
Son olarak Ekvador’da Başkan Abdala Bucaram’da tecavüzcüle-
48
Carpenter, Alison G., “Belgium, Germany, England, Denmark and the United Sta-
tes: The Implementation...”, p. 444-445.
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009380
rin hadım edilmesine ilişkin yasa teklifinde bulunmuştur. Söz konusu
yasa tasarısı, Katolik Kilise’nin hadım uygulanmasını red etmesi nede-
niyle ortaya çıkan engelleri aşmak amacıyla çıkarılmıştır.
49
Hadım, kabul görmeyen üremeyi engellemek ve suçluları ceza-
landırmak için tarih boyunca uygulanmıştır. Ortaçağda erkeklerin
tecavüz ve zina nedeniyle hadım edildiği dahi görülmektedir. Birçok
Avrupa devleti de XX. yüzyılda bu uygulamayı izledi ancak İspanya,
Portekiz, Belçika ve Fransa Katolik ülke olmalarından ötürü, yasal dü-
zenlemelerinde bu uygulamaya yer vermemek konusudan uzun süre
direndi.
1933 Nazi Alman Yasası hadımı 1945 yılına kadar kullanmış,
1915’te ise Amerika’da 13 eyalet mecburi kısırlaştırma yasasını kabul
etmiştir. Sonrasında cerrahi hadımın cinsel suçluların işlenmesini en-
gelleme konusundaki caydırıcı etkisi tüm ülkelerce kabul edilse de,
cerrahi hadımın kalıcı ve geri dönüşümsüz olması bu uygulamanın
yerini kimyasal hadımın almasına neden olmuştur. Böylece kimyasal
hadım, residivizm problemi olan cinsel suçluları engellemek için son
çare olarak uygulanmaya başlamıştır.
Kimyasal hadım, cerrahi olmayan, geri dönüşümlü ve kimyevi bir
prosedürdür ve bu sayede, haftalık enjeksiyonlarla, testesteron üreti-
mi engellenmekte, cinsel dürtüye neden olan hormonlar baskılanmak-
tadır. Böylece suçlular cinsel bir dinginlik (sexual calm) yaşamaktadır-
lar. Sonuçta itiyadi suçluların sosyal, fiziksel ve psikolojik olarak ıslah
edilmeleri mümkün hale gelmiştir.
50
49
Gımıno, Peter J., “Mandatory Chemical Castration for Perpetrators of Sex Offen-
ses...”, p. 78-79.
50
Carpenter, Alison G.: “Belgium, Germany, England, Denmark and the United Sta-
tes: The Implementation...”, p. 435-441.