makaleler Murat DÖNMEZ
349TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Aile konutu, resmen evli olan karı kocanın birlikte yaşadıkları ko-
nutu ifade eder.
1
Resmi nitelikte olmayan birleşmelerde diğer bir ifade
ile yasal olmayan fiili beraberliklerde yaşanan konut buraya girmez.
2
Eşlerin düzenli olarak birlikte yaşantılarını geçirmedikleri, ara sıra bel-
li dönemlerde kullandıkları yazlık ya da dağ evi gibi konutlar aile ko-
nutu olarak değerlendirilemez.
3
Yine aynı şekilde birkaç kardeşin aile-
lerinden bağımsız olarak oturdukları yer ya da reşit çocuğun anne ve
babası ile birlikte oturduğu konutlar aile konutu olarak sayılmazlar.
4
Dolayısıyla aile konutu; eşlerin birlikte seçtikleri, bütün yaşam faali-
yetlerinin gerçekleştiği, düzenli olarak yerleşilen ve kullanımı hukuka
uygun olan mesken olarak tanımlanabilir.
5
Eşlerin birlikte seçecekleri konut birden fazla olabilir. Eşler birden
fazla yerde oturma imkânına da sahiptirler. Ancak kural olarak bun-
*
Av., İzmir Barosu.
1
Kılıçoğlu, Ahmet, Medeni Kanunu’nun Aile-Miras-Eşya Hukukuna Getirdiği Yenilikler,
s. 47; Atalay, Oğuz, Türk Medeni Kanunu’nda Aile Hukuku Mal Rejimlerine İlişkin Hü-
kümlerin Takip Hukuku Bakımından Değerlendirilmesi, s. 54.
2
Kılıçoğlu, a. g. e., s. 47; Şıpka, Şükran, Aile Konutu ile İlgili İşlemlerde Diğer Eşin Rızası,
s. 77-78; Kamacı, Mahmut; Aile Konutu ve Hak Sahibi Eşin Bu Konutla İlgili Tasarrufları-
na Diğer Eşin Katılma Hakkı (Rıza) (TMK’nın 194. maddesi), s. 115-116; Doğan, Murat,
Medeni Kanunu’nun Getirdiği Yeni Bir Müessese: Aile Konutu, s. 286; Uçar, Ayhan,
4721 sayılı Medeni Kanun ile İhdas Edilen Yeni Bir Müessese: Aile Konutu Müessesesi, s.
404.
3
Kılıçoğlu, a. g. e., S. 47; Atalay, a. g. e., s. 54; Şıpka, a. g. e., s. 86; Kamacı, a. g. m., s.
118; Doğan, a. g. m., s. 286; Uçar, a. g. m., s. 404; Y.2.HD. 27.03.2003 T. E. 3071 K. 4352
(Kamacı, a. g. e., s. 118 dn. 10).
4
Şıpka, a. g. e., s. 78; Uçar; a. g. m., s. 404.
5
Kamacı, a. g. m., s. 116.
AİLE KONUTUNUN HACZİ
Murat DÖNMEZ
*
Murat DÖNMEZ makaleler
350TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
lardan yalnızca bir tanesi Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddedeki
anlamında aile konutu özelliğini taşır.
Eşlerin çeşitli sebeplerle birden
fazla yerde oturuyor olmaları halinde, bunlardan ağırlıklı olarak ya-
şam faaliyetlerinin yoğunlaştığı yer neresiyse o yer aile konutu sayıl-
malıdır.
Ancak öğretide
istisnai durumlarda birden fazla aile konutu-
nun kararlaştırılabileceği de kabul edilmektedir.
Bir konutun aile konutu olup olmadığı özellikle konutun eşlerden
birinin mülkiyetinde olması durumunda, MK m. 194/3 hükmü gere-
ğince tapuya bu konuda verilecek olan bir şerhten çıkarılabilir. Zira
mezkûr hükümde “Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki
olmayan eş tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebi-
lir.” denmektedir.
Ancak şu hususu da belirtmek gerekir ki aile konutu olarak kul-
lanılan mesken ile ilgili tapu kaydına “aile konutu” şerhinin verilmemiş
oluşu, o konutun aile konutu olarak nitelendirilmesine engel teşkil etmez. Zira
Medeni Kanunu’nun 194. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Aile konutu
olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla
ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir” hükmünde yer alan şerh seçim-
lik niteliktedir. Madde hükmünün ifadesinden anılan şerhin kurucu
Kamacı, a. g. m., s. 118; Özmen, İsmail, Aile Konutu, s. 8; Şıpka, a. g. e., s. 86; Doğan,
a. g. m., s. 286.
Kamacı, a. g. m., s. 118.
Şıpka, a. g. e., s. 83-86, “Ancak öyle somut olaylar olabilir ki, ailenin yaşam merkezi
iki ayrı konutta da geçebilir. Örneğin ülkemizdeki aile-eğitim ilişkisi çok özel bir
durumdur. Aileler genellikle çocuklarının eğitim göreceği okula göre bir konut ya
da yerleşim yeri edinirler. Tabi bunun yanında meslek ve iş yaşamı da ailenin ya
da aile bireylerinin çalıştığı şehir, bölge, ilçe vb. gibi yerlerde bir konut edinmesini
zorunlu kılar (s. 83). Bir de sağlık nedenleri yüzünden eşlerin ayrı mekânlarda ko-
nutlarının olması ve her iki konutu da hemen hemen eşit zamanlarda paylaşmaları
söz konusu olabilir (s. 84). Çok istisnai durumlarda, yukarıda belirttiğimiz sebep-
lerle verdiğimiz örneklerde birden fazla konutun, bu anlamda aile konutu sayılabil-
mesi mümkün olmalıdır (s. 86).” “Uçar; a. g. m., s. 408: …194. maddenin ifadesi ve
amacı dikkate alındığında istisnai durumlar da olsa, yukarıda açıklanan özellikleri
de taşımak kaydıyla aile konutu birden fazla konut olarak kararlaştırılabilmelidir.
Kaldı ki, kanunda bunu engelleyecek açık bir hükme rastlanmamaktadır. Keza, ka-
nun tasarısı hazırlanırken bu konunun tartışılmış, aile konutunun tek bir konuttan
ibaret olacağına ilişkin 194. maddeye ek bir fıkranın eklenmesi önerilmiş olmasına
rağmen, bu önerinin kanun koyucu tarafından kabul edilmemiş bulunması, zımnen
de olsa bu görüşü destekler niteliktedir.”
makaleler Murat DÖNMEZ
351TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
nitelikte bir şerh olmadığı sadece açıklayıcı nitelikte bir şerh olduğu
sonucu ortaya çıkmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesinin 1. fıkrasına göre “Eş-
lerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira söz-
leşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki
hakları sınırlayamaz.”
Mezkûr hükümde yer alan, aile konutu ile ilgili tasarrufi işlemleri
diğer eşin rızasına bağlayan şart sadece malik olan eşin iradesine bağlı
olan işlemlerde geçerli olabilecektir. Hak sahibi eşin aile konutunun
devrini gerçekleştirmesi için diğer eşin rızasının bulunması gerekti-
ği yönündeki şart cebri satışlarda geçerli olamayacaktır.
10
Dolayısıyla
aile konutu olan taşınmazın İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre
haczi ve paraya çevrilmesi mümkün olup diğer eşin rızası gerekmez.
11
Yargıtay’ın görüşü de bu yöndedir.
12
Aile konutu üzerinde mülkiyet hakkı bulunan eşin, bir borcundan
dolayı alacaklının aile konutunu haczettirmesi durumunda, aile konu-
tunu bu haciz işleminden kurtaracak bir hüküm gerek MK’da gerekse
İİK’da yer almamaktadır. MK m. 194’te yer alan koruma sadece, aile
konutu ile ilgili olarak iradi nitelikte bir borçlandırıcı ya da tasarruf
işleminde diğer eşin rızasını aramaktadır.
13
İcra ve İflas Kanunu’nun Haczi caiz olmayan mallar ve haklar başlı-
ğı altında düzenlenen 82. maddesinin 12. bendinde borçlunun haline
münasip evinin haczedilemeyeceği ancak evin kıymeti fazla ise bede-
Özmen, a. g. m., s. 10-11; Şıpka, a. g. e., s. 160; Gençcan, Ömer Uğur, (YHGK’nın
04.10.2006 tarih E. 2006/2-591 K. 2006/24 sayılı kararında yer alan karşı oy yazısı,
TNBHD, S:132, s. 80 ).
10
Atalay, a. g. e., s. 54; Şıpka, a. g. e., s. 119; Çabri, Sezer, Aile Konutu Şerhi, s. 405; Ka-
macı, a. g. m., s. 128
11
Atalay, a. g. e., s. 54; Uyar, Talih, İcra ve İflâs Kanunu Şerhi, C. 5, s. 7250.
12
Y.12.HD. 04.05.2006 T. E. 5829 K. 8852 “TMK’nın 194. maddesi aynen ‘Eşlerden biri,
diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini fesh ede-
mez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz’
hükmünü içermektedir. Yasal bu düzenleme, aile konutunun tapu sicilinde maliki
olan borçlunun borcundan dolayı alacaklıların yapacakları bir icra takibi sonucu
satışına engel teşkil etmemektedir.” (Kaçak, Nazif, Haczedilemezlik, s. 69-70); Y.12.
HD. 18.04.2006 T. E. 5585 K. 8228 “Alacaklının B.A. hakkında başlattığı takibin ke-
sinleşmesi üzerine borçlu taşınmazına haciz konulmuştur. Anılan taşınmazın tapu
sicilinde aile konutu şerhinin bulunması haczedilmesine engel teşkil etmez.” (Ka-
çak, Nazif, Haczedilemezlik, s. 92).
13
Şıpka, a. g. e., s. 119-120.
Murat DÖNMEZ makaleler
352TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
linden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak
üzere satılabileceği öngörülmüştür. Ancak mezkûr maddenin ikinci
fıkrasında da bu istisnanın, borcun bu eşya bedelinden doğmaması
haline münhasır olduğu da belirtilmiştir.
Borçlu malik eşin borcundan dolayı aile konutunun haczedilme-
si halinde, şayet o konut, aynı zamanda İİK m. 82 b. 12 anlamında,
borçlunun haline münasip evi ise, borçlu ve ailesi özellikle de borçlunun
eşi tarafından haczedilmezlik iddiasında diğer bir deyişle meskeniyet
iddiasında bulunulabilecek anılan hüküm dolaylı da olsa diğer eş için
bir koruma sağlayabilecektir.
14
Ancak buradaki haczedilmezlik iddia-
sının kaynağı o taşınmazın aile konutu olması değil borçlu ve ailesinin
haline münasip evi olmasıdır.
Meskeniyet iddiası ile yapılan haciz işlemine karşı şikâyet hakkı
sadece borçlu malik eş tarafından değil aynı zamanda, aile konutun-
da yaşayan diğer aile üyeleri ve özellikle de diğer eş tarafından da
kullanılabilmelidir.
15
Öğretide
16
de meskeniyet şikâyetinin diğer aile
üyeleri ve özellikle de diğer eş tarafından da kullanılabileceği kabul
edilmektedir.
Ancak Yargıtay, meskeniyet iddiasının sadece borçlu tarafından
ileri sürülebileceğini, borçlunun eşinin şikâyet hakkı bulunmadığını
belirtmektedir.
17
14
Doğan, a. g. m., s. 292; Şıpka, a. g. e., s. 122.
15
Atalay, a. g. e., s. 55; Şıpka, a. g. e., s. 122; Uyar, Talih, İİK Şerhi, C. 5, s. 7250: “Aile
konutu olarak tapuya şerh verilmiş olan taşınmaz, borçlu eş için mesken niteliğini
taşıyorsa, bu takdirde, borçlu eş İİK m. 82/12’ye göre haczedilmezlik şikâyetinde
bulunabilir.”
16
Belgesay, İcra ve İflas Kanunu Şerhi, s. 61: “Kanun borçlunun bazı mallarını kendisi-
nin ve ailesinin menfaati için hacizden muaf addettiğinden bu malların haczinden
borçlunun aile efradından her biri şikâyet edebilir.”; Berkin, İcrada Hukuk, s. 104;
Kuru, İcra ve İflas Hukuku, s. 66: “Borçlunun ve ailesinin geçimi için haczedilmezliği
kabul edilmiş olan mal ve hakların (m. 82/2–7, 12) haczedilmesine karşı, borçlunun
ailesi fertlerine özellikle borçlunun eşine şikâyet hakkı tanınmalıdır.”; Kuru/Ars-
lan/Yılmaz, a. g. e., s. 70, s. 306 dn. 2; Pekcanıtez, Hakan, İcra İflâs Hukukunda Şikayet,
s. 105; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, İcra ve İflas Hukuku Temel Bilgiler, s. 17: “Haciz
konusu malın borçlunun ve ailesinin geçimi için haczedilmezliği kabul edilmiş ol-
ması durumunda borçlunun aile fertleri gibi üçüncü kişiler de şikayet talebinde
bulunabilecektir.”; Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan/Özekes, a. g. e., s. 77;
Seviğ, İcra, C. 1, s. 57.
17
Y.12.HD. 04.05.2006 T. E. 5829 K. 8852 “TMK’nın 194. maddesi aynen ‘Eşlerden biri,
diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshede-
mez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz’
makaleler Murat DÖNMEZ
353TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Öğretide bir görüşe göre borçlu eşin meskeniyet iddiasında bu-
lunabilmesine rağmen yine de diğer eşin icra takibinden ve haciz-
den haberdar olması ve itiraz haklarını kullanabilmesi ve Medeni
Kanunu’nun 194. maddesindeki koruma amacını tamamlaması açı-
sından İcra ve İflâs Kanunu’nda yapılacak bir değişiklik ile diğer eşe
de ödeme emrinin tebliği zorunluluğu getirilmesi ileri sürülmekte ve
örnek olarak İsviçre İcra ve İflas Kanunu’nda bu konuda yapılan deği-
şiklik gösterilmektedir.
18
hükmünü içermektedir. Yasal bu düzenleme, aile konutunun tapu sicilinde maliki
olan borçlunun borcundan dolayı alacaklıların yapacakları bir icra takibi sonucu sa-
tışına engel teşkil etmemektedir. İİK’nın 82/12 maddesinden faydalanma hakkı sa-
dece icra takip borçlusuna ait bulunmaktadır. Somut olayda, şikâyetçinin lehine ta-
şınmaz üzerine aile konutu şerhi verilmiş bulunması durumu takipte taraf olmayan
şikâyetçinin bu hakka dayanarak haczedilmelik şikâyetinde bulunmasına, İİK’nın
82/12. maddesi imkân tanımamaktadır. O halde, haczedilmezlik şikâyetinin aktif
dava ehliyetsizliği nedeniyle reddi yerine işin esasına girilerek yazılı gerekçeyle
istemin kabulü yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.” (Kaçak, Nazif, Haczedile-
mezlik, s. 69–70); Y.12.HD. 18.04.2006 T. E. 5585 K. 8228 “Borçlu eşi N.A.’nın mah-
cuzun aile konutu olduğundan bahisle meskeniyet şikâyetinde bulunmasına yasal
imkân yoktur. Mahkemece takibin tarafı olmayan borçlu eşi N.A.’nın meskeniyet
şikâyetinin husumet nedeniyle reddine karar vermek gerekirken işin esasının in-
celenmesi ile şikâyetin kabulü isabetsizdir.” (Kaçak, Nazif, Haczedilemezlik, s. 92);
Y.HGK. 30.04.2003 T. E. 12/313 K. 310 “…İİK’nın 82. maddesinin 12. bendinde dü-
zenlenen meskeniyet şikâyetinin borçluya tanınmış, onun şahsına bağlı bir şikâyet
nedeni olmasına, yedi günlük yasal süre içinde borçlu tarafından ileri sürülmemesi
halinde haczin kesinleşip satış aşamasına gelineceğine, borçlunun eşi olan davacı-
nın üçüncü kişi durumunda olup ancak istihkak iddiasında bulunabileceğine…”;
Aynı yönde: Y.12.HD. 31.01.2003 T. E. 2002/27890 K. 1691, Y.12.HD. 07.10.2002 T.
E. 18733 K. 20140, Y.12.HD. 24.05.2001 T. E. 8645 K. 9250 (Uyar, Talih; İİK Şerhi, C.
5, s. 7251 ).
18
Şıpka, Şükran; a. g. e., s. 120-122: “İsviçre Hukuku’nda, aile konutun cebri icra yolu
ile satılarak kaybedilme tehlikesi karşısında, ödeme emrinin bir nüshasının diğer
eşe de gönderilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Bu görüş yanlıları, İsviçre Borçlar
Kanunu (OR)’nun 266n maddesi hükmünü, kıyasen bu duruma uygulamak iste-
mektedirler. Ancak, İsviçre İcra İflâs Kanunu’nda (Sch KG) buna ilişkin açık bir
hüküm bulunmadığından, ödeme emrinin diğer eşe de gönderilmesi gereği kabul
görmemiştir. Sadece, eğer borçlu eşin, borcunu karşılayacak aile konutundan başka
malvarlığı varsa, diğer eş Sch KG Art.17 ve devamı hükümleri gereği, aile konutu
yerine, borçlunun başka malvarlığının haczedilmesi gerektiği yönünde, merciye
şikayette bulunabileceği ve bu şikayet hakkı sebebiyle, borçlunun eşine de haczin
bildirilmesinin gerektiği ileri sürülmüştür (s. 120). Nihayet tüm bu tartışmalar so-
nucunda, İsviçre İcra İflâs Kanunu’nda yapılan ve 1 Ocak 1997’de yürürlüğe giren
kanun değişikliği ile Sch KG Art.151 ve 153. maddelerde üzerinde aile konutu bulu-
nan rehinli taşınmazların takip taleplerinde uygulanacak özel düzenlemeler kabul
edilmiştir. Bu yeni düzenlemeye göre; borçlunun rehinli taşınmazı üzerinde aile
konutu bulunuyorsa, ödeme emrinin bir nüshası borçlunun eşine de tebliğ edile-
Murat DÖNMEZ makaleler
354TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Kanımızca İsviçre İcra İflas Kanunu’nda yapılan değişiklik yönün-
de Türk İcra ve İflâs Kanunu’nda değişiklik yapılmasına gerek olma-
dığı gibi böyle bir hüküm de takip hukuku ilkelerine çok da uygun
düşmemektedir. Kaldı ki İsviçre’deki bu düzenleme dikkat edilir ise
haciz yolu ile takiplerde değil “rehinin paraya çevrilmesi yoluna ilişkin
takiplerde” diğer eşe ödeme emri gönderilmesini sağlamaktadır. İİK m.
82’deki düzenleme dolaylı da olsa bu konuda diğer eşe haczedilmezlik
şikâyetinde bulunma hakkını vermektedir. Ancak şu hususu da belirt-
mek gerekir ki yukarıda belirttiğimiz üzere öğretide diğer eşin m. 82/
b. 12 ve m. 16 hükmü çerçevesinde şikâyet hakkı bulunduğunu kabul
etmekle beraber Yargıtay uygulaması aksi yöndedir. Bu konuda öğreti
ve uygulamadaki görüş birliğinin sağlaması ve tereddütlerin gideril-
mesi açısından İcra İflas Kanunu’nda bir değişikliğin yapılmasının fay-
dalı olacağı tarafımızca da kabul edilmektedir. Ancak bu değişikliğin
diğer eşe de ödeme emri gönderilmesinin sağlanması şeklinde yapıl-
ması fikrine iştirak edememekteyiz. Zira ödeme emrinin takip borçlu-
su dışında üçüncü bir şahsa tebliğ edilmesi gerek takip hukuku ilkeleri
açısından gerekse tebliğ edilen ödeme emrinin mahiyeti ve gerekse İİK
m. 60 hükmü gereğince mümkün gözükmemektedir. Eğer amaç diğer
eşin meskeniyet şikâyetini kullanabilmesini sağlamak ise bu değişiklik
İİK m. 82/b. 12 hükmüne getirilecek bir düzenleme ile örneğin “borçlu
malik olan kişinin eşinin ve diğer aile efradından sayılan kişilerin de meskeni-
yet şikâyetinde bulunma hakkı vardır.” şeklinde bir düzenleme ile sağla-
nabilecektir. Aynı şekilde m. 82/b. 12 hükmüne paralel olarak da İİK
m. 103 hükmünde örneğin; “Haczedilen malın taşınmaz olması ve özellik-
le taşınmaz üzerinde aile konutu şerhinin bulunması halinde icra müdürü
re’sen diğer eşe de haciz tutanağının bir örneğini gönderir” şeklinde bir ek
cek ve icra yolu ile satış şartnamesinde taşınmaz üzerinde aile konutu bulunduğu
gösterilecektir. Ayrıca taşınmazlara ilişkin cebri satış yönetmeliğinin 100. maddesi
gereğince de, icra takibi sürerken taşınmazın aile konutu olduğu anlaşılırsa, ödeme
emri re’sen icra memuru tarafından tamamlanarak diğer eşe gönderilecek ve bu
ödeme emri re’sen icra memuru tarafından tamamlanarak diğer eşe gönderilecek
ve bu ödeme emri geçerlik kazandıktan itibaren altı aylık süre geçtikten sonra ancak
satış gerçekleşebilecektir. Böylece, eğer hacze konu mal, borçlunun maliki olduğu
ve aile konutu olarak özgülediği taşınmazı ise, diğer eşin itiraz hakları, kanun hük-
mü olarak yer almıştır (s. 121). Diğer eşin bu icra takibinden ve hacizden haberdar
olması ve borçlunun sahip olduğu ya da kendisinin itiraz haklarını kullanabilmesi
için bizde de İcra İflâs Kanunu’nda yapılacak bir değişiklikle, diğer eşe de ödeme
emrinin tebliği zorunluluğu getirilmesi, 194.maddenin koruma amacını ve bu zin-
ciri tamamlaması için arzu edilen bir çözüm olacaktır (s. 122).”
makaleler Murat DÖNMEZ
355TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
cümle ya da fıkra getirilerek, taşınmazın maliki olan borçlunun eşinin
de hacizden haberdar edilmesi ve meskeniyet iddiasında bulunması
sağlanabilir. Her ne kadar yukarıdaki açıklamalarımızda bir konutun
aile konutu sayılması için tapu kaydında buna ilişkin şerhin bulunma-
sının zorunlu olmadığını diğer bir deyişle aile konutu şerhinin kurucu
olmayıp açıklayıcı nitelikte olduğunu belirtmekle beraber, icra müdü-
rünün bu şerhi görmeden re’sen taşınmazın aile konutu olduğuna ka-
rar vermesi beklenemez ve kendisine bu yönde bir görev yüklenemez.
Aynı şekilde borçlunun beyanı ile de icra müdürünün bu yönde bir
karar vermesi çok da sağlıklı olmayacaktır. Dolayısıyla bu şekilde bir
değişikliğin yapılması halinde de icra müdürünün tapu kaydında yer
alan şerh doğrultusunda diğer eşe bildirimde bulunması icra hukuku
ilkeleri açısından daha doğru bir düzenleme olacaktır.
Bir ihtimal olarak borçlu eşin, haczedilmezlik şikâyetinden feragat
etmesi halinde diğer eşin haczedilmezlik şikâyetinde bulunma hakkı
ortadan kalkacak mıdır? Kanımızca haciz muafiyeti sadece borçlu için
değil, aynı zamanda borçlu ile birlikte yaşayan ailesi efradının himaye-
si için de kabul edilmiş olduğundan, haczedilmezlik iddiasından fera-
gat sadece borçlunun iradesine tabi değildir. Ailenin diğer fertlerinin
de feragatte bulunması gerekir, borçlunun feragati aile fertlerini bağla-
maz.
19
Dolayısıyla borçlu eşin haczedilmezlik iddiasından feragati, ör-
neğin; diğer eşin haczedilmezlik şikâyetinde bulunma hakkını ortadan
kaldırmayacak, diğer eş haczedilmezlik şikâyetinde bulunabilecektir.
Burada şu soruda sorulabilir; Acaba haczedilmezlik şikâyetinden
feragat aynı zamanda Medeni Kanunu’nun 194. maddesi kapsamında
değerlendirilerek diğer eşin rızasının aranmasını gerektirecek midir?
Kanımızca, borçlu malik eşin feragati yukarıda belirttiğimiz üzere
diğer eşi bağlamayacağından ve diğer eşin de aynı zamanda ayrıca
haczedilmezlik şikâyetine hakkı bulunduğu cihetle ayrıca da hacze-
dilmezlik niteliği aile konutu niteliğine bağlı bir husus olmadığından
diğer eşin rızasının aranmasına gerek yoktur.
20
19
Berkin, Necmeddin M., Haczi Caiz Olmayan Eşya ve Alacaklar, s. 115; Uyar, Talih,
Haciz, s. 712.
20
Atalay, a. g. m., s. 55-56 “Kural olarak, aile konutu üzerinde iradi tasarruf işlemleri
yapılması diğer eşin rızasına bağlı olduğundan ve haczedilemezlik şikayeti ile hale
münasip ev de olan aile konutunun korunması mümkün iken, bu haktan açıkça
veya şikayet süresinin geçirilmesi yoluyla zımnen feragat edilmesi, borçlu-malik
eşin iradesine tabi olduğundan, bu feragat işlemi için de diğer eşin açık rızasının
Murat DÖNMEZ makaleler
356TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Meskeniyet iddiasının haciz işlemini gerçekleştiren icra dairesine
değil, icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesine yapılması ge-
rekecektir. İcra dairesine yapılan müracaat sonuç doğurmayacaktır.
21
2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nda 1965 yılında 538 sayılı kanun
ile yapılan değişiklikten önce meskeniyet şikâyeti ihale anına kadar
yapılabilmekteydi. Ancak 538 sayılı kanun ile yapılan değişiklik ile
ihale anına kadar olan şikâyet süresi kaldırılmıştır.
22
Anılan değişik-
lik sebebiyle meskeniyet iddiasının hacze ıttıla tarihinden itibaren (7)
günlük süre içerisinde yapılması gerekecektir.
23
aranması, aile konutunun korunması amacına hizmet edecek bir kabul tarzı olur.
Bu görüş kabul edilecek olursa, diğer eşin zımni rızası yeterli sayılmadığından
(MK m. 194/1), haczedilemezlik şikâyetini, haciz tarihinden itibaren yedi gün için-
de ileri sürmemek yoluyla zımnen bu rızayı verdiğinin kabulü mümkün olmamak
gerekir. Ancak kanaatimizce, haczedilemezlik niteliği, aile konutu niteliğine bağlı
bir husus olmadığından, burada MK m. 194 karşısında, İİK m. 82/12 özel hüküm
olarak kabul edilmeli ve haczedilemezlikten feragat konusunda, diğer eşin açık rı-
zası aranmamalıdır. Aksi takdirde, yapılan haczin kesinleşmesi, belirsiz bir süreye
bağlanmış olur ve diğer eşin bu rızası için belli bir süre de MK’da öngörülmemiş
olduğundan icra takibinde alacaklının menfaatleri önemli ölçüde zarar görebilecek-
tir.”
21
Y.12.HD. 08.04.1986 T. E. 1985/9643 K. 4043 “Haczedilmezlik şikâyetinin yasal
süre içinde mercie bildirilmesi gerekmesine, bu konuda icra memurluğuna vaki
başvurunun memurlukça halledilemeyeceğine, icra memurunun buna hak ve yet-
kisinin bulunmamasına…”; Y.12.HD. 14.06.1979 T. E. 5296 K. 5540 (Uyar, Talih, İcra
Hukuku’nda Şikâyet, s. 673).
22
“Saniyen borçlunun evinin haczi halinde şikâyetin ihale anına kadar yapılabileceği
hakkında bugün yürürlükte olan hüküm tatbikatta borçluya şikâyetini son dakikaya
kadar geciktirmek suretiyle suistimale vesile verdiği için kaldırılmıştır.” (538 sayılı
kanun m. 46 Hükümet Gerekçesi – Bilge, Necip/Gürdoğan, Burhan, a. g. e., s. 74).
23
Y.12.HD. 22.04.2005 T. E. 5078 K. 8749; Y.12.HD. 24.03.2005 T. E. 2607 K. 6131, Y.12.
HD. 07.06.2004 T. E. 9875 K. 14493 (Uyar, Talih; İİK Şerhi, C. 5, s. 7298); Y.12.HD.
24.02.1984 T. E. 1983/12358 K. 1993, Y.12.HD. 09.12.1982 T. E. 9036 K. 9232 “Ta-
şınmazın 17.05.1982 tarihinde kayden haczinden sonra, borçlu 02.07.1982 tarihin-
de tebliğ edilen 103 davet varakası ile hacizden haberdar edilmiş, haczedilmezlik
şikâyeti İİK’nın 82 ve 16. maddeleri gereğince 7 günlük şikâyet süresi geçirildikten
sonra yapılmıştır. Şikâyetin süre yönünden reddi gerekirken…” (Uyar, Talih, Şikâ-
yet, s. 601–602 ); Y.12.HD. 20.02.1986 T. E. 1985/8314 K. 2008 “İİK’nın 82. maddesi
hükmüne göre, meskeniyet şikâyetinin, fiili haciz işlemine ıttıla tarihinden itibaren
7 gün içinde tetkik merciinden şikâyet yoluyla istenebileceğine, bu şikâyetin kamu
düzeni ile ilgili bulunmamasına…”, Y.12.HD. 21.02.1985 T. E. 1984/12022 K. 1578
“Haczedilmezlik şikâyetine konu gayrimenkulün kıymet takdiri işlemi 23.05.1983
günü yapılmış ve 26.05.1984 tarihinde borçluya tebliğ edilmiştir. Meskeniyete da-
yanan şikâyet İİK’nın 16.maddesinde yazılı süre geçtikten sonra vuku bulduğuna
göre nazara alınması mümkün değildir.”; Y.12.HD. 18.01.1984 T. E. 1983/10305 K.
148 (Uyar, Talih, Şikâyet, s. 609–610).
makaleler Murat DÖNMEZ
357TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
KaynakLAR
Atalay, Oğuz, Türk Medeni Kanunu’nda Aile Hukuku Mal Rejimlerine
İlişkin Hükümlerin Takip Hukuku Bakımından Değerlendirilmesi (Yeni
Türk Medeni Kanunu’nun Medeni Usul ve İcra İflâs Hukuku Bakımın-
dan Değerlendirilmesi, Medeni Usul ve İcra İflâs Hukukçuları Top-
lantısı- I, Eskişehir 9–10 Kasım 2002, s. 51 vd.).
Belgesay, Mustafa Reşit, İcra ve İflâs Kanunu Şerhi, 4. Bası, İstanbul
1954.
Berkin, Necmeddin M., İcrada Hukuk, İstanbul 1947.
Berkin, Necmeddin M., Haczi Caiz Olmayan Eşya ve Alacaklar (İBD,
C.XXXI, S: 5).
Bilge, Necip/Gürdoğan, Burhan; Son Değişikliklere Göre Gerekçeli İcra ve
İflâs Kanunu, Ankara 1965.
Çabri, Sezer, Aile Konutu Şerhi (Prof. Dr. Ergon A. Çetingil ve Prof. Dr.
Rayegân Kender’e 50. Yıl Birlikte Çalışma Yılı Armağanı, İstanbul
2007).
Doğan, Murat, Medeni Kanunu’nun Getirdiği Yeni Bir Müessese: Aile
Konutu (Atatürk Üniversitesi Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, S:
2002/1–4, s. 285 vd.).
Kaçak, Nazif, Açıklama ve İçtihatlarla Haczedilemezlik, Ankara 2006.
Kamacı, Mahmut, Aile Konutu ve Hak Sahibi Eşin Bu Konutla İlgili Ta-
sarruflarına Diğer Eşin Katılma Hakkı (Rıza), (Yargıtay Dergisi, S:
2004/1–2, s. 113 vd.).
Kılıçoğlu, Ahmet M., Medeni Kanunu’nun Aile-Miras-Eşya Hukukuna
Getirdiği Yenilikler, 2. Bası, Ankara 2004.
Kuru, Baki, İcra ve İflâs Hukuku İptal Davaları ve Konkordato Dahil, An-
kara 1983.
Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder, İcra ve İflâs Hukuku, Ders
Kitabı, 18. Baskı, Ankara 2004.
Özmen, İsmail, Aile Konutu (Türkiye Noterler Birliği Hukuk Dergisi, S:
132, s. 8 vd.).
Pekcanıtez, Hakan, İcra ve İflâs Hukukunda Şikâyet, Ankara 1986.
Murat DÖNMEZ makaleler
358TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes, Muhammet, İcra ve İflâs
Hukuku Temel Bilgiler, 4. Bası, Ankara 2004.
Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Sungurtekin Özkan, Meral/Özekes,
Muhammet, İcra ve İflâs Hukuku, 4. Bası, Ankara 2006.
Seviğ, Vasfi Raşit, Doktrin ve İçtihat Açısından Türk İcra ve İflâs Kanunu,
İcra - C. 1, Ankara 1966.
Şıpka, Şükran, Aile Konutu ile İlgili İşlemlerde Diğer Eşin Rızası, 2. Bası,
İstanbul 2004.
Uçar, Ayhan, 4721 Sayılı Medeni Kanun ile İhdas Edilen Yeni Bir Müessese:
Aile Konutu Müessesi (Atatürk Üniversitesi Erzincan Hukuk Fakültesi
Dergisi, S. 2006/1–2, s. 395 vd.).
Uyar, Talih, İcra ve İflâs Kanunu Şerhi, C. 5, 2. Baskı, Ankara 2006.
Uyar, Talih, İcra Hukukunda Şikâyet, 2. Baskı, Manisa 1991.
Uyar, Talih, İcra Hukukunda Haciz, 2. Baskı, Manisa 1990.