makaleler Serkan AĞAR / Zeynep BAHADIR
385TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
“Görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile ne
hakime ne iktidara tâbiyiz (…)
Avukatlar esir kullanmadılar; fakat efendileri de
olmadı.”
Molierac
I. Giriş
Bugünlerde birçok avukat, mahkeme kalemlerinde, başlıkta
yer alan cümleyle karşılaşıyor ve cümlenin sonu hep aynı şekilde biti-
yor; “hakim bey/hanım değerlendirsin.”
Bu sonuca ise, kanunun amir hükümlerinin bir yana bırakılarak
yönetmeliklerin bambaşka amaçlarla konulmuş hükümlerinin yo-
rumlanması ile ulaşılıyor, bir başka anlatımla, yönetmelik hükümleri
kanun maddeleri yerine geçiriliyor. Oysa hukuk fakültesi birinci sınıf
öğrencisine öğretilen ilk kavram “normlar hiyerarşisi”dir; yani ortada
bir konuyu düzenleyen bir kanun maddesi varken siz onun varlığını
görmezden gelen bir yorumla normlar hiyerarşisinde kanundan daha
aşağıdaki bir yönetmelik hükmünü esas alamazsınız, hatta bu, iç iş-
leyişe ilişkin bir yönetmelik ise, bunu kanunun yerine ikame etmeyi
aklınızın ucundan bile geçiremezsiniz, eğer hukuk devletinde yaşadı-
AVUKATIN DOSYA İNCELEMESİNe
GETİRİLEN İDARİ SINIRLAMANIN
KANUNA AYKIRILIĞI
Serkan Ağar
*
Zeynep Bahadır
**
∗ Av., Ankara Barosu, AÜ Sos. Bil. Ens. Kamu Hukuku (Vergi Hukuku) ABD doktora öğren-
cisi.
∗∗ Av., Ankara Barosu, GÜ Sos. Bil. Ens. Özel Hukuk (Ticaret Hukuku) ABD yüksek lisans
öğrencisi.
Serkan AĞAR / Zeynep BAHADIR makaleler
386TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
ğınızı iddia ediyorsanız… Daha açık bir anlatımla, yönetmelik hükmü,
kanuna aykırı olamaz, bu şekilde yorumlanamaz. Anayasa’nın 124.
maddesi de, başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi
görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını
sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çı-
karabilecekleri hükmünü amirdir.
Ankara Barosu Başkanlığı’nca, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri
Genel Müdürlüğü’nün avukatların dava ve kovuşturma dosyalarını
inceleme usulü hakkındaki 07/11/2006 gün ve 22413 sayılı görüş ya-
zısının yeniden gözden geçirilmesi istenmiş ve konu incelenerek işbu
çalışmaya konu 20/12/2006 gün ve 26029 sayılı görüş verilmiştir. Bu
görüşle, uygulamada, avukatların dosya incelemeleri, dilekçe ile baş-
vurulması, bunun mahkeme başkanı ya da hakimi tarafından incelen-
mesi gibi kanunda yer almayan kimi şartlara bağlanmıştır. Bu şartla-
rın oluşturulmasında da, uygulamadaki sıkıntılar bahane edilmiş ve
yukarıda değinildiği gibi pozitif hukuktan bir dayanak arayışı içinde
bu uygulamaya mahkeme kalemlerinin iç işleyişine ilişkin yönetmelik
hükümleri gerekçe gösterilmiştir.
Meslektaşlarımızın malumu olduğu üzere, avukatlık mesleğinin
icrasında dosya incelemek günlük bir uğraştır, işte bu nedenle avu-
katların dosya incelemelerinin kimi şartlara bağlanması, avukatların
her gün bu sorunla yüz yüze gelmeleri anlamına gelecektir. Sadece
bu bile, sorunun ciddiyetini gözler önüne sermek için yeterlidir. Avu-
katlık mesleği, tarihi boyunca türlü engellemelerle karşılaşmıştır; bu
engellemelerin perde arkasında ise, hep, başka kaygılar ve maksatlar
olmuştur. İşbu incelemeye konu yazıda ifade olunan görüşlerin de,
böyle bir maksat ve düşüncenin ürünü olduğunu üzülerek belirtmek
isteriz.
II. Avukatın Dava ve Kovuşturma Dosyalarını İncelemesi
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (Av. K.) 1. maddesinde, avu-
katlığın, kamu hizmeti ve serbest bir meslek olduğu ve avukatın, yar-
gının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil
edeceği yazılıdır. Aynı kanunun, 02/05/2001 gün ve 4667 sayılı ka-
nunun 2. maddesi ile değişik bir sonraki maddesinde de, avukatlığın
makaleler Serkan AĞAR / Zeynep BAHADIR
387TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
amacı; “hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele
ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve
hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları,
hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak” olarak
belirlenmiş ve yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum
ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait ban-
kalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıfların avukatlara görevlerinin
yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorunda olduğu, bu kurumların
avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yü-
kümlü oldukları ancak “kanunlarındaki özel hükümlerin saklı olduğu”
,
bu belgelerden örnek alınmasının da vekaletname ibrazına bağlı oldu-
ğu hükme bağlanmıştır.
Anılan madde, aynen şu şekildedir:
Örneğin 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun “noter ve noterlik katipleri, görevleri dolayısıy-
la öğrendikleri sırları, kanunların emrettiği haller dışında açıklayamazlar” biçimindeki 54.
ve “noterlik evrak ve defterleri mahkeme, sorgu hakimliği ve Cumhuriyet savcılıklarınca
veya resmi daireler tarafından, konusu da belirtilmek suretiyle, noterlikte soruşturmaya
yetkili kılınan kimselerce incelenebilir” biçimindeki 55/1 hükmü ile 213 sayılı Vergi Usul
Kanunu’nun “vergi mahremiyeti” başlıklı 5. maddesi, “kanunlardaki özel hükümler”dendir.
“Çeşitli kanunlarda bazı bilgilerin kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerin dışında üçüncü
kişilere açıklanmasını engelleyen sınırlamalara yer verilmektedir. Böyle bir durumun varlığı
halinde avukatın inceleme yapması ve örnek alması mümkün değildir; ancak kanunun açıkça
gizli olduğunu belirttiği belgenin avukatın temsil ettiği kişi tarafından bizzat hazırlanması
ve/veya onun imzasını taşıması halinde avukat tarafından incelenebileceği ve örneğinin alı-
nabileceği görüşündeyiz. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 153. maddesi uyarınca, soruşturma
aşamasında hakim kararıyla müdafiinin dosya incelemesi ve örnek almasının kısıtlanması
durumunda dahi yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi rapor-
ları ve bunların hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanakların in-
celenmesi ve örneklerinin alınmasının kısıtlanamadığı gözetildiğinde bu iddiamızın haklılığı
anlaşılacaktır.”, Vuraldoğan, K., “Avukatlık Kanunu Madde 2 Uyarınca Avukatın Bilgi Belge
İnceleme ve Örnek Alma Hakkı”, Eskişehir Barosu Dergisi, S. 7, Haziran, 2005, s. 34-35.
Serkan AĞAR / Zeynep BAHADIR makaleler
388TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
1136 sayılı Avukatlık
Kanunu m. 2
Avukatlığın amacı:
(Değişik birinci fıkra : 02/05/2001
- 4667/m. 2) Avukatlığın amacı; hukuki
münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü
hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet
ve hakkaniyete uygun olarak çözümlen-
mesini ve hukuk kurallarının tam olarak
uygulanmasını her derecede yargı organla-
rı, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve
kurumlar nezdinde sağlamaktır.
Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tec-
rübelerini adalet hizmetine ve kişilerin ya-
rarlanmasına tahsis eder.
(Değişik : 02/05/2001 - 4667/m. 2)
Yargı organları, emniyet makamları, di-
ğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu
iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait
bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve
vakıflar avukatlara görevlerinin yerine
getirilmesinde yardımcı olmak zorun-
dadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı
kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın
gerek duyduğu bilgi ve belgeleri ince-
lemesine sunmakla yükümlüdür. Bu
belgelerden örnek alınması vekaletname
ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda mü-
zekkereler duruşma günü beklenmeksizin
mahkemeden alınabilir.
Av. K.’nın 02/05/2001 gün ve 4667 sayılı kanunun 32. maddesi ile
değişik “işlerin stajyer veya sekreterle takibi, dava dosyalarının incelenmesi
ve dosyadan örnek alma” başlıklı 46. maddesinde; avukat veya stajyeri-
nin, vekaletname olmaksızın dava ve takip dosyalarını inceleyebile-
ceği ve bu inceleme isteğinin ilgililerce yerine getirilmesinin zorunlu
olduğu, ancak vekaletname ibraz etmeyen avukata dosyadaki kağıt
makaleler Serkan AĞAR / Zeynep BAHADIR
389TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
veya belgelerin örneği veya fotokopisinin verilmeyeceği yazılıdır.
Anılan madde aynen şu şekildedir:
1136 sayılı Avukatlık
Kanunu m. 46
(Değişik : 2/5/2001 - 4667/32 m.)
Avukat, işlerini kendi sorumluluğu altında-
ki stajyeri veya yanında çalışan sekreteri eliy-
le de takip ettirebilir, fotokopi veya benzeri
yollarla örnek aldırabilir. Avukatın onanma-
sını istemediği örnekler harca tâbi değildir.
Avukat veya stajyer, vekâletname ol-
maksızın dava ve takip dosyalarını ince-
leyebilir. Bu inceleme isteğinin ilgililerce
yerine getirilmesi zorunludur. Vekâletna-
me ibraz etmeyen avukata dosyadaki kağıt
veya belgelerin örneği veya fotokopisi veril-
mez.
III. Avukatın Dosya İncelemesine Getirilmek İstenen
İdari Sınırlama ve Bunun Hukuka Aykırılığı Meselesi
Ankara Barosu Başkanlığı’nca, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Ge-
nel Müdürlüğü’nün avukatların dava ve kovuşturma dosyalarını ince-
leme usulü hakkındaki 07/11/2006 gün ve 22413 sayılı görüş yazısının
yeniden gözden geçirilmesi istenmiş ve konu incelenerek işbu incele-
meye konu 20/12/2006 gün ve 26029 sayılı görüş verilmiştir.
İşbu görüş yazısında, Adalet Bakanlığı’nın, demokratik hukuk
devletinin zorunlu unsurları arasında yer alan yargı bağımsızlığı ve
adil savunma hakkı normlarına, her kurum ve kuruluştan daha fazla
özen gösterip önem verdiği vurgulanarak, 07/11/2006 gün ve 22413
sayılı görüş ile gerek Anayasa’nın 9, 36, 140 ve 138/2 maddesine ay-
kırı, gerekse 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’ndan ve ilgili mevzuattan
doğan savunma mesleğinin icrasıyla ilgili olarak keyfi ve sübjektif uy-
gulamalara yol açabilecek bir değerlendirmede bulunulmasının söz
konusu olamayacağı gibi, anılan görüşün yargı yetkisinin kullanımına
ilişkin olduğunun da ileri sürülemeyeceği belirtilmiştir.
Çalışmamıza konu görüş yazısında, aynen; “(bir önceki) görüş yazı-
Serkan AĞAR / Zeynep BAHADIR makaleler
390TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
mızda yer alan, ‘gerek hukuki uyuşmazlıklar açısından gerekse cezai kovuş-
turmalar açısından, dava ve kovuşturma dosyalarını inceleyebilmeleri için
dilekçe ile müracaat etmeleri gerektiğine dair kanun ve yönetmelikler-
de açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, bu hususun tamamen mahke-
me başkanı veya hakiminin takdir ve yetkisinde olduğu’ biçimindeki açık ve
net olan ifade tarzından da anlaşılacağı gibi, dava ve kovuşturma dosyalarını
inceleme taleplerini değerlendirme ve karara bağlama konusunda yetki ve tak-
dirin tamamen bağımsız yargıçlarımızda olduğu hususu, özellikle, özenle ve
de önemle vurgulanmıştır.” denmektedir.
Oysa, Anayasa’nın “yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahke-
melerce kullanılır.” biçimindeki 9. ve “hakimler, mahkemelerin bağımsızlığı
ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.” biçimindeki 140/2
hükmünün yanında 138. maddesi çok açıktır; hakimler, görevlerinde
bağımsızdırlar ve hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisi-
nin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat vere-
mez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Çalışmamıza konu görüş yazısında, her ne kadar, bu görüşün
mahkemelere verilen bir talimat olarak algılanmaması gerektiği, bu
konudaki takdir ve yetkinin yine mahkeme ve hakimlere ait olduğu
belirtilmiş olsa da, bu yazının doğrudan yargı yetkisinin uygulama
aşamasına yönelik olduğu ve dolayısıyla talimat niteliği taşıdığı açık-
tır.
Önceki görüşte; “kalem hizmetlerinin mahkeme başkanı veya hakiminin
denetimi altında yürütülmesi, buna bağlı olarak da kalem hizmetlerinin kanun
ve yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yürütülmesinden, aynı şekilde dava
ve kovuşturma dosyalarının korunmasından, tertip ve düzeninden mahkeme
başkanı veya hakiminin amir sıfatıyla sorumlu olması nedeniyle, mahkeme
başkanı veya hakiminin dava ve kovuşturma dosyalarından kimlerin ne şekil-
de inceleme yaptığından ve belge örneği aldıklarından bilgi sahibi olabilmesi,
kalem personeli üzerindeki denetim ve gözetim görevinin yerine getirilmesi
ve ayrıca yapılmakta olan soruşturmanın selameti açılarından, avukatların
dosya inceleme taleplerinin vekaletname sunulmasına gerek olmaksızın di-
lekçe ile yapılmasının daha uygun olacağı” belirtilmiştir. İncelemeye konu
görüşte bu ifadeyle, inceleme usulünde bir tertip ve düzenin sağlan-
ması, savunma hakkının kötü niyetle kullanılabilme ihtimalinin önüne
geçilmesi ve bu doğrultuda ileride doğabilecek olası uyuşmazlıklarda
dosyaların kimin tarafından, ne zaman incelendiğinin tevsiki bakımın-
makaleler Serkan AĞAR / Zeynep BAHADIR
391TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
dan, yasalarda engel bir hüküm olmaması da dikkate alınarak, dava
ve kovuşturma dosyalarını ilk kez inceleyecek olan bir avukatın veka-
letname sunmasına gerek olmadığının söylenmek istendiği, dilekçe ile
başvurmanın yeterli olacağı yönündeki görüş ile kastedilenin de; dava
dosyalarında vekil sıfatı bulunmayan avukatların o dosyayı inceleme
gereği duyduklarında mahkeme başkanı veya hakimine bir dilekçe ile
başvurmalarının daha uygun olacağı, yoksa dava dosyasını vekil sıfa-
tıyla takip eden bir avukatın her dosya inceleme talebinde dilekçeyle
başvurmasının gerekmediğidir.
İnceleme konusu görüşte; “Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı
İşleri Yönetmeliği’nin 39. maddesinde yer alan ‘Reis veya Hakimin habe-
ri olmadan Kalem Şefi mahkeme evrakını kimseye gösteremez’, yine aynı
Yönetmelik’in 37. maddesinde yer alan ‘İş sahiplerinin her türlü istemlerinin
imzalarıyla tevsiki gerekir.’ hükümlerine dayanan ve genel sınırları yukarıda
belirtilen dilekçe ile başvurulmasının uygun olacağı yönündeki görüşün, bu ko-
nudaki takdir yetkisinin tamamen kendilerinde olduğu vurgulanan mahkeme
başkanı veya hakimler tarafından, avukatlık mesleğinin icrasının sağlanması
bakımından ulusal ve uluslararası yasal düzenlemelerle avukatlara getirilmiş
olan kazanımlardan geri dönülmesi veya kazanımların sınırlandırılması anla-
mına gelecek şekildeki uygulamalardan kaçınılması suretiyle yorumlanması,
bu konuya özel düzenleme getiren HUMK, Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri-
nin Yazı İşleri Yönetmeliği ile Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri
ve Vergi Mahkemeleri’nin İdari İşleri ile Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesi
Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümleri ve 1136 sayılı Avukatlık
Kanunu’nun 2. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan ‘kanunlardaki özel
hükümler saklı kalmak kaydıyla” şeklindeki düzenlemesi, özel kanun-genel
kanun, önceki kanun-sonraki kanun ilişkisi de göz önünde bulundurularak ve
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesinde yapılan değişikliğin
avukatlar lehine sınırsız bir serbesti tanımadığının da dikkate alına-
rak uygulama yapılması gerektiği düşünülmektedir.” denmektedir.
Öncelikle ifade etmek gerekirse, yönetmelik hükümlerinin ka-
nunlarda saklı tutulan özel hükümlerden sayılmasının fahiş bir hata
olmasının yanı sıra, özel kanun-genel kanun (lex specialis derogat legi
generali), önceki kanun-sonraki kanun (leges posteriores priores contra-
ris abrogant) ayrımının hangi maksatla ve neye dayanak olmak üzere
kullanıldığını da anlamak mümkün değildir. 1136 sayılı Av. K.’nın 2.
maddesinde yapılan değişikliğin avukatlar lehine sınırsız bir serbes-
Serkan AĞAR / Zeynep BAHADIR makaleler
392TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
ti tanımadığı biçimindeki çıkarım da, dosya incelemesinin avukatlık
mesleğinin sınırsız bir serbestiyle icrası demek olduğunun kabulü an-
lamına gelecektir ki, böyle bir kabul, ilerde, avukatların duruşmalara
girerken de hakimden izin almaları gibi ilginç durumlar doğurabilir,
işte bu nedenle böyle bir yaklaşım, hem tehlikeli ve bir o kadar da dü -
şündürücüdür.
Gelinen noktada, görüş yazısında dayanılan yönetmelik hüküm-
lerine bir göz atmak yerinde olacaktır. Öncelikle belirtmek gerekirse,
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 157. maddesin-
de, her iki taraf veya vekillerinin dava dosyasını tetkik ve mütalaa
edebilecekleri yazılıdır. Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri’nin Yazı İşleri
Yönetmeliği’nin “iş sahiplerinin taleplerinin tespit şekli” başlıklı 37. mad-
desinin birinci fıkrasında; iş sahiplerinin her türlü istemlerinin imza-
ları ile tevsikinin gerekeceği, “mahkemedeki dosyaların tetkik şekli” baş-
lıklı 39. maddesinde de; 1086 sayılı HUMK’nın 157. maddesinde yazılı
kimselerin (her iki taraf veya vekillerinin) dosyayı tutanak yazıcısının
(zabıt katibinin) yanında okuyabilecekleri yazılıdır. Aynı maddede,
mahkeme dosyalarını incelemek isteyen müfettiş veya herhangi yetkili
bir memurun önce bu yoldaki görev ve yetkisini mahkeme başkanı ya
da hakimine bildirmesi gerektiği ve mahkeme başkanı ya da hakimi-
nin haberi olmadan kalem şefinin (yazı işleri müdürünün) mahkeme
evrakını kimseye gösteremeyeceği belirtilmiştir.
Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahke-
melerinin İdari İşleri ile Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesi Usul ve
Esaslarına İlişkin Yönetmelik’in “dosyaların inceleme usulü” başlıklı 51.
maddesinde; tarafların veya vekillerinin dosyayı, yazı işleri müdürü
veya görevlendireceği bir zabıt katibinin yanında okuyabileceği, sa-
yılanlar dışında, başkan veya hakimin izni olmadan yazı işleri mü-
dürünün mahkeme evrakını kimseye gösteremeyeceği yazılıdır. Aynı
Yönetmelik’in “iş sahiplerinin istemlerinin tespiti” başlıklı 54. madde-
sinde de; iş sahiplerinin her türlü istemlerinde imzalarının alınacağı,
tarafların veya vekillerinin, mahkeme işlemlerinde mühür veya her-
hangi bir aletle imza etmelerine izin verilmeyeceği, bu şekilde yapılan
müracaatlar üzerine hiçbir işlem yapılamayacağı yazılıdır.
Görüldüğü üzere, iç işleyişe ilişkin işbu yönetmelik hükümlerin-
de, avukatların dosya incelemesini sınırlandıran bir hüküm olmadığı
gibi, Av. K.’nın 46/2 hükmü muvacehesinde yönetmelikle böyle bir
makaleler Serkan AĞAR / Zeynep BAHADIR
393TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
sınırlandırmanın getirilmesi de mümkün değildir. Dolayısıyla, avu-
katların dava ve kovuşturma dosyalarını incelemelerinde dilekçe ile
başvuru ve hakimin onayı şartının getirilmesi Anayasa’ya olduğu ka-
dar kanuna da açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Bu konuda Danıştay, şu şekilde görüş serdetmiştir: “Avukat kim-
liğini, stajyer yetki belgesini ibraz ederek, incelemesine sunulmasını istediği
dosyayı, Danıştay Başkanlığı’nca hazırlanan ‘Dosya İnceleme İstek Formu’nu
doldurmak suretiyle inceleyebilir, incelemeye sunma yükümlülüğü, kısıtlayıcı
özel hükümlerin varlığı halinde, daire veya kurul başkanının bilgisi dahilinde
sınırlanabilir, ilgili bilgi ve belgeler ayıklandıktan sonra dosya, avukat veya
stajyerin incelemesine sunulur, inceleme işlevi, daire veya kurul kaleminde ya
da kurum içinde uygun bir yerde, görevli eşliğinde gerçekleştirilir, incelemeye
sunulan belgelerden örnek alınması, vekaletname ibrazına bağlıdır, ‘Dosya
İnceleme İstek Formu’ dosyasında muhafaza edilir.”
IV. Sonuç
Hukuk devletinin teminatı ve vazgeçilmez unsuru olan yargının
bağımsızlığının gerçekleşmesi ve adil yargılanmanın sağlanması için
yargının kurucu unsurlarından biri olan savunmanın etkinliğinin ar-
tırılması gerekir. İşbu çalışmamıza konu görüş yazısı ile savunmanın
etkinliğinin artırılmasının aksine zayıflatılması söz konusudur. Avu-
katlık mesleğinin icrasında dosya incelemenin günlük bir uğraş oldu-
ğu dikkate alındığında, prosedür işlemlerine tâbi tutularak avukatlar-
dan son derecede olağan bu iş için bile dilekçeyle başvuru yapmalarını
beklemek, sorunun ciddiyetini gözler önüne sermektedir. Avukatlık
mesleği, tarihi boyunca birçok baskı ve engelleme ile karşılaşmıştır.
Otoritenin bu tür engellemelerinin arkasında ise, hep başka kaygılar
olmuştur. İşbu incelemeye konu görüş yazısı da, böyle bir düşüncenin
örneğidir; ancak avukatlık mesleğinde elde edilen asırlık kazanımla-
rın, idari kaygılarla yok edilmesi, hafifletilmesi ya da içinin boşaltıl-
ması mümkün değildir.
Danıştay Başkanlar Kurulu’nun 11/04/2007 gün ve 2007/12 sayılı kararı.