hakemli makaleler Fatih BİLGİLİ
29TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
Türkiye’de markalarla ilgili temel düzenleme 556 sayılı Markala-
rın Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’dir.
1
556 sayılı
KHK m. 5’e göre marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir baş-
ka teşebbüsün ürettiği mal veya hizmetlerden ayırt etmek üzere, kişi
adları dahil sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya
ambalajları gibi, çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade
edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işa-
rettir. Maddedeki sayım sınırlı olmadığından,
2
örneğin renk veya üç
boyutlu şekiller de marka olarak tescil edilebilir.
3
Önemli olan işaretin
ayırt edicilik sağlayabilmesi ve baskı yoluyla çoğaltılabilmesidir.
556 sayılı KHK m. 6’ya göre, bu KHK ile sağlanan marka koruma-
sı tescil yoluyla elde edilmektedir. KHK tescilli marka hakkının kaza-
nılması bakımından yalnızca tescili yeterli görmekte, kullanma şartını
aramamaktadır.
4
Tescilden sonra ise kullanma zorunluluğu aranmak-
* Doç. Dr. İur., Balıkesir Üniversitesi Bandırma İİBF İşletme Bölümü Ticaret Hukuku
ABD.
1
556 sayılı Markaların Korunması hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 4113
sayılı kanunun verdiği yetkiye dayanılarak, Bakanlar Kurulu tarafından 24.06.
1995 tarihinde kararlaştırılmış, 27.6.1995 gün ve 22326 sayılı Resmi Gazete’de yayım
lanmıştır.
2
Ünal, M., Marka Tescilinden Doğan Haklarla İlgili Hukuki İşlemler, Ankara 2007, s. 17.
3
Marka olarak tescil edilebilecek işaretler konusunda geniş bilgi için bkz., Özdal, Ş.,
556 Sayılı KHK’nin 5. Maddesi Çerçevesinde Marka Olarak Tescil Edilebilecek İşaretler,
İstanbul 2005, s. 69 vd.
4
Aynı görüşte: Tekinalp, Ü., Fikri Mülkiyet Hukuku, 3. bası, İstanbul 2004, s. 423 kn. 2;
Sert, S., Markanın Kullanılması Yükümlülüğü, Ankara 2007, s. 83. Farklı görüşte olan-
lar vardır. Bu yazarlar, marka korumasından yararlanabilmek için tescil yanında
kullanmanın varlığını da ararlar: Dirikkan, H., “Tescilli Markayı Kullanma Kül-
YARGITAY KARARLARI UYGULAMASINDA
556 SAYILI MARKALARIN KORUNMASI
HAKKINDA KHK’YA GÖRE TESCİLLİ
MARKANIN KULLANILMASI
ZORUNLULUĞU
Fatih BİLGİLİ*
Fatih BİLGİLİ hakemli makaleler
30TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
tadır (m. 14; m 42 f. 1 c). 556 sayılı KHK’da bu zorunluluğun aran-
masının nedeni, marka hakkının sağladığı inhisari yetkilerdir.
5
Zira
bu çerçevede marka hakkı sahibi marka olarak tescil edilen işaretin
başkalarınca kullanılmasını yasaklama gibi olağanüstü yetkilere sahip
olmaktadır. Bir başka deyişle, marka olarak tescil edilen işaret, tescil
ettiren kişinin tekeline tahsis edilmekte, topluma kapatılmaktadır. Bu
yüzden markanın, tescilden sonra sahibince gerçekten kullanıldığının
denetlenmesinde yarar vardır. Zira kullanma zorunluluğu aranmamış
olsaydı, marka sicili belki de hiçbir zaman kullanılmayacak işaretle-
rin deposu haline gelebilecekti.
S
Bundan başka, marka sahibi, elde
edeceği bir takım koruma ve ihtiyat amaçlı markalarla ya markasına
benzer tüm işaretleri adına tahsis ettirebilecek ya da tescil ettirdiği
markanın ilgili olduğu mal veya hizmetlerin kapsamını genişleterek
mevcut markanın başkalarınca kullanılmasını iyiden iyiye olanaksız
hale getirebilecekti.
İşte bu sakıncaların önlenebilmesinin veya en aza
indirgenebilmesinin yolu markanın kullanılması zorunluluğundan
geçmektedir. Ayrıca bir başka açıdan bakıldığında, kullanma zorun-
luluğunun varlığının yararı, markanın sahibince işlevine uygun halde
kullanılabilmesinin sağlanmasıdır.
Markayı kullanma zorunluluğu
ile markanın korunması birbir-
lerinden farklı hususlardır. Şöyle ki, kullanma zorunluluğuna uyulup
uyulmadığının anlaşılmasında belirli bir bekleme veya hoşgörü süre-
si öngörüldüğünden, bu süre zarfında marka, sahibi lehine her halde
koruma sağlar. Yani hoşgörü süresi içinde kullanılmayan marka da,
sanki kullanılan marka gibi korunur. Kullanma zorunluluğu için hu-
kukumuzda belirlenen hoşgörü süresi KHK m. 14’e göre 5 yıldır. An-
cak bu sürenin dolmasından sonra kullanma zorunluluğuna uyulup
uyulmadığı iddia edilebilecektir. Bu müddet zarfında ise her halde sa-
feti”, Prof. Dr. Oğuz İmregün’e Armağan, İstanbul 1998, s. 219; Arkan, S., Marka Hu-
kuku, C. II, Ankara 1998, s. 145.
5
Tekinalp, s. 423 kn. 1.
S
Sert, s. 86.
Sert, s. 86.
Türk marka hukuku öğretisinde KHK m. 14’te düzenlenen durum için “kullanma
zorunluluğu” ifadesini kullananlar olduğu gibi örneğin, Tekinalp, s. 423, “kullan-
ma külfeti” ibaresini kullananlar örneğin, Dirikkan, s. 219 vd., ve nihayet “kullan-
ma yükümlülüğü” ibaresini tercih yazarlar vardır örneğin, Sert, s. 83 vd. Bu konuda
bir tartışmaya girmeden “kullanma zorunluluğu” ibaresinin daha isabetli olacağı
düşüncesini taşımaktayız.
hakemli makaleler Fatih BİLGİLİ
31TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
hibi lehine koruma mutlaktır. Nitekim Yargıtay bir kararında bu yöne
işaret etmiştir:
“Davalı adına “İZOSU” markasının 22.11.1991 tarihinde tescil edildiği
ve onun tarafından dava tarihine kadar 5 yılı aşkın bir süredir hiç kullanılma-
dığı taraflar arasında tartışmasızdır. Mahkemece, davalı tescilli markasının
iptali ile birlikte, davalının tescil eyleminin davacıyla haksız rekabet oluştur-
duğu kabul edilerek davanın olduğu gibi kabulüne karar verilmiş ise de, 556
sayılı KHK’nin 6. maddesi uyarınca tescilli bir markanın anılan KHK uyarın-
ca koruma altında bulunduğu açık olduğundan, tescilli bir markanın tescil iş-
lemi iptal ettirilmedikçe, haksız rekabet yoluyla kullanılmasına mani olunma-
sı mümkün bulunmadığı gibi, salt tescil edilmiş fakat hiç kullanılmamış bir
markanın da, haksız rekabet teşkil ettiğinden söz edilemez. Bu durumda mah-
kemece, 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca koruma altında bulunan marka
sahibinin, salt davaya konu markayı adına tescil ettirmiş olması olgusunun
haksız rekabet teşkil etmeyeceğinin kabulü ile davacı isteminin bu yöne ilişen
bölümünün reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve hatalı gerek-
çelerle, davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti doğru olmamış
ve kararın açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.”
9
Kullanma zorunluluğuna uymamanın müeyyidesi markanın ipta-
lidir. KHK m. 14’e göre, haklı bir neden olmaksızın, tescil tarihinden
itibaren 5 yıl süreyle hiç kullanılmaması veya kullanıma 5 yıl süreyle ke-
sintisiz ara verilmesi markanın iptaline yol açacaktır.
10
M. 14’te iptalden
kastedilen m. 42 f. 1 (c) anlamında mahkemece markanın hükümsüzlü-
ğüne karar verilmesidir.
11
5 yıllık sürenin kullanılmadan geçirilmesi her
zaman iptale yol açmaz. Özürsüz kullanmama iptale yol açar. Ayrıca, 5
yıllık sürenin kullanılmadan geçirilmesi kendiliğinden iptale yol açmaz.
Mahkeme önünde bu konuda ileri sürülen bir iddia (dava) ile bu netice
hasıl olabilecektir. Eğer böyle bir iddia yoksa gerçekte kullanmama ol-
gusuna rağmen 10 yıllık koruma süresi içinde sağlanan normal haklar-
dan marka sahibi yararlanmaya devam eder (KHK m. 40).
9
Yargıtay 11. HD. E. 2001/6361, K. 2001/9286, T. 26.11.2001. Karar için bkz. Noyan,
E., Marka Hukuku, Ankara 2006, s. 493-494.
10
“556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK’nın 14. maddesi uyarınca
markanın tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir neden olmadan
kullanılmaması veya bu kullanıma 5 yıl süreyle kesintisiz ara verilmesi halinde
marka iptal edilir. Maddenin izleyen fıkrasında ise markanın iptalini gerektirmey-
en kullanım halleri sayılmıştır”, Yargıtay 11. HD. E. 2004/3214, K. 2005/1316, T.
17.02.2005. Karar için bkz. Noyan, s. 463, 464
11
Tekinalp, s. 423 kn. 2; Sert, s. 103.
Fatih BİLGİLİ hakemli makaleler
32TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
Markanın kullanılmamasının iptal nedeni olabilmesi için, kulla-
nılmamanın marka sahibinin iradesiyle gerçekleşmesi gerekir.
12
Şayet
markanın kullanılmaması marka sahibinin elinde olmayan nedenlerle
vaki olmuşsa iptal sonucuna yol açmaz.
13
Markanın iptali istemi dava konusu yapılabilir,
14
defi yoluyla ileri
sürülemez.
15
KHK 5 yıllık hoşgörü süresinin dolmasından önce iptal
davası açıldığı ve dava esnasında ciddi kullanıma başlandığı durum-
larda marka iptal edilemez. Çünkü 5 yıllık süre içinde, marka sahi-
binin markasını kullanmaya başlamasının iptal tehdidiyle gerçekleşip
gerçekleşmemesinin önemi yoktur;
16
zira m. 14’teki 5 yıllık sürenin
mutlaka dolması gereklidir.
17
12
Şanal, O., Markanın Hükümsüzlüğü, Ankara 2004, s. 97.
13
Markayla ilgili ürünlere uygulanan ithalat kısıtlamaları gibi engeller marka sahibinin
isteği dışında bir kullanmama nedeni oluşturduğundan çoğu kez markanın iptaline
yol açmazlar. Zira bu tür kısıtlamalar marka sahibinin mallarının veya hizmetlerinin
ihracatını veya ithalatını engellemektedir. Savaş, yangın veya doğal afetler yüzün-
den üretime devam edilememesi; savaş hali nedeniyle uzman işçi bulunamaması;
seferlik dolayısıyla marka sahibinin askere alınması; işletmenin devletleştirilmesi;
markayı taşıyan ilaçların piyasaya çıkarılmasının Sağlık Bakanlığı’nın deneylerinin
uzun sürmesi nedeniyle gecikmesi gibi durumlar mücbir sebebe örnek gösterile-
bilirler. Marka sahibinin kendinden veya işyerinden kaynaklanan sebepler kullan-
mamaya haklı neden oluşturmazlar. Marka sahibinin hastalığının ticari mümes-
sil veya vekil tayin ederek işleri yürütülebileceğinden; modanın değişmesinin,
üretilen mallarda değişiklik yapılarak bu güçlük aşılabileceğinden, haklı neden
teşkil edemeyeceği düşünülmektedir. Krş., Karaahmet, E./Yalçıner, Uğur G., Marka
Tescilinin Temel İlkeleri ve Uygulamaları, Ankara 1999, s. 58, 59; Arkan, Marka Huku-
ku, C. II, s. 146 vd.; Arkan, S., “Markayı Kullanma Yükümlülüğü”, Marka Koruması
Uluslararası Sempozyumu (24-25 Haziran 1998-İstanbul), Bildiriler, Kitaplaştıran: Türk
Patent Enstitüsü, Ankara, s. 292; Camcı, Ö., Marka Davaları, İstanbul 1998, s. 82, 83;
Noyan, s. 412.
14
Karşılık dava yoluyla da mümkündür.
15
Tekinalp, s. 423 kn. 3.
16
Sert, s. 92.
17
“Davalı vekilinin markanın haklı nedenle kullanılmadığı beş yıllık sürenin
dolmadığı savunmaları üzerinde yeterince durulmamıştır. Mahkemece, davacı
şirketle aynı ortaklar yapısına sahip dava dışı Atomizer AŞ tarafından davalıya
yöneltilen dava ve karşılık davalara ilişkin İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk
Mahkemesi’nin 2000/907 E. ve Beyoğlu 2. Ticaret Mahkemesi’nin 1998/172 E. Sayılı
dava dosyaları getirtilip incelenerek, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve diğer
veriler değerlendirildikten ve kararın dayandırıldığı bilirkişi raporuna yönelik
davalı vekilince verilen 26.05.2003 tarihli dilekçedeki itirazlar karşılandıktan sonra
oluşacak sonuca göre karar verilmek gerekirken, yetersiz inceleme ve araştırma ile
yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir”, Yargıtay 11. HD. E. 2004/3214,
K. 2005/1316, T. 17.2.2005, Noyan, s. 463, 464.
hakemli makaleler Fatih BİLGİLİ
33TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
Markanın kullanılmaması haklı bir nedenden kaynaklanıyorsa, 5
yıllık sürenin geçmesine rağmen markanın iptaline karar verilemez.
Haklı neden savaş, karışıklık, ambargo gibi olağanüstü durumlardan
oluşabileceği gibi, bir ürünün piyasaya hazırlanması, bununla ilgili
ruhsat izin gibi bir takım formalite işlemler ile lisans görüşmelerinin
uzaması şeklindeki ürün veya piyasaya bağlı nedenlerden ileri gele-
bilecektir.
18
18
“KHK’nın 14. maddesi uyarınca marka sahibi, tescilli markasını kural olarak yurt
içinde veya ihracatta, kendisi veya izni ile 3. şahıs tarafından sicilde kayıtlı mallar
ve hizmetler için işlevlerine uygun, ciddi, ekonomik şekilde kullanmalı ve markayı
kullanmaya kesintisiz beş yıl ara vermemek zorundadır. Ayrıca, markanın tescil
edildiği mallardan veya hizmetlerden sadece bir bölümü için kullanılması, diğerleri
için de kullanım koşullarının gerçekleştiği anlamına gelmez (556 sayılı KHK m. 42/
II). Zira, hakkı devam ettirici kullanma ancak marka sahibi markayı sicile kayıtlı
mal veya hizmetler için fiilen kullandığında var olacaktır. Kullanmama aralıksız
beş yıl devam etmelidir. Beş yıllık süre, tescilden itibaren başlayacaktır.
Hukukumuzda iflas, anonim şirketler için bir infisah sebebi olarak kabul
edilmiştir (TTK m. 434, 1/8). İflas kararı ile birlikte anonim şirketin tüzel kişiliği
sona ermeyip, diğer infisah hallerinde (TTK m. 434) olduğu gibi, tasfiye aşamasına
girer (TTK m. 439/1). Tasfiye aşamasındaki bir anonim şirketin tüzel kişiliği ise
sürer (TTK m. 439/II). İflasın açılması ile anonim şirket hak ve fiil ehliyetini kaybet-
mez, ancak fiil ehliyeti, tasfiye sonuna kadar, tasfiye amacıyla sınırlı olarak devam
eder (TTK m. 439/II, 450, 208). Başka bir anlatımla, anonim şirket tasfiyenin sonuna
dek bir hak süjesi olarak kalır. Ancak, anonim şirketin mal varlığı üzerindeki tasar-
ruf yetkisi, iflas kararı ile kısıtlamaya uğrar. Anonim şirketin, mal varlığı üzerin-
deki tasarruf yetkisi, iflas masasına ilişkin konularda iflas idaresine geçer (TTK m.
437). İflas idaresi görevini yerine getirirken hem müflis anonim şirketin, hem de
alacaklıların yararlarını gözetmekle yükümlüdür.
Marka hakkının hukuki işlemlere konu olup olamayacağına gelince; gayri
maddi mallar üzerindeki marka hakkı mutlak haklardan olup, taşıdığı ekonomik
değerden ötürü şirket malvarlığına dahildir. Marka hakkı çeşitli hukuki işlemlere
konu oluşturabilir. Örneğin, marka hakkının hasılat kirasına (BK m. 270) verilmesi
mümkündür. 556 sayılı KHK’nın 20 ve 21. maddelerinde marka sahibinin (lisans
veren), markasının kullanma hakkını lisans alana verebileceği belirtilmiştir. İşte
lisans verme yoluyla kullanma da markanın bir kullanım biçimidir.
Görüldüğü gibi, müflis şirketin yönetim kurulu, genel kulu veya iflas idaresi
şirket mal varlığına dahil olan markayı yukarıda açıklanan biçimlerde kullanması
mümkün iken, bu yollara başvurmadan şirketin iflas ettiğinden bahisle iflasın
KHK’nın 14. maddesinde yazılı kullanmama haklı sebebi olarak ileri sürmesi kabul
edilemez. Nitekim öğretide de mali durumun kötüleşmesinin bir uzantısı olarak
marka sahibinin iflası haklı neden olarak değerlendirilememektedir (Bkz., Prof. Dr.
Sabih Arkan, Marka Hukuku, Cilt II, 1998, s. 149).
Bu durumda davalı şirketin iflas etmesi markanın kullanılmaması için başlı
başına haklı bir neden oluşturmadığından, davanın esasına girilerek gerekli
araştırma ve inceleme yapılarak hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilm-
esi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi doğru değildir”, Yargıtay 11. HD. E.
2001/844, K. 2001/3429, T. 9.4.2001. Karar için bkz., Noyan, s. 497-499.
Fatih BİLGİLİ hakemli makaleler
34TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
Markanın kullanılması zorunluluğunun yerine getirilmiş olmasın-
dan söz edilebilmesi için kullanımın ciddi olması gerekir. Kullanma
sayılan haller m. 14 f. 2’de sayılmakla birlikte “ciddi kullanma” ibaresi
burada geçmemekte, m. 42 f. 1 (c)’de ifade edilmektedir. Her iki hü-
küm bir arada göz önünde bulundurulduğunda markanın ciddi kulla-
nılması “markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani onun
malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal ve hiz-
metlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta piyasada veya piya-
saya hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılması”
19
anlamını taşır.
20
Markayı ciddi kullanma olarak kabul edilmesi gereken haller KHK
m. 14 f. 2’de sayılmıştır:
1. Tescilli markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden marka-
nın farklı unsurlarla kullanılması. En doğru olanı markanın tamamen
tescil edildiği şekilde kullanılmasıdır. Ancak bunun belli bir esnekliği
ve hoşgörü sınırları da vardır. Buna göre, markanın ayırt edici karak-
terine zarar verilmeden farklı unsurlarla kullanma da tescil edildiği
şekilde kullanma olarak kabul edilir. Örneğin birden fazla kelimeden
oluşan sözcük markasında varsa aradaki trenin (kesme çizgisinin) kal-
dırılarak kullanılması
21
veya küçük harflerle tescil edilen markanın bü-
yük harflerle kullanılması yahut daire, kare veya üçgen içinde bulunan
bir markanın bu çerçeveler bulunmadan kullanılması,
22
markanın ayırt
edici karakterine zarar verilmeden tescile uygun kullanımı sayılır.
2. Markanın yalnız ihracat amacıyla mal ya da ambalajlarında kul-
lanılması. Kullanımın böyle kısıtlı bir nitelik taşıması markanın kulla-
nılmaması olarak görülemez. Aksine md. 14. f. 2’de kullanma olarak
anılmaktadır. Bu nedenle markanın yalnızca ihracatta kullanılması
veya sadece yurt dışı piyasaları için mal veya ambalajında kullanıl-
ması tescile uygun kullanımı kabul edilir. Zira bu ihtimalde kullanma
sınırlı bir alana (yurt dışına) yönelse de ciddi ve tescil amacına uygun
bir kullanma vardır.
19
Tekinalp, s. 424 kn. 5.
20
Markanın kullanılması, genellikle ürünün veya ambalajın üzerinde görsel şekilde
kullanımı ifade etmektedir. Markanın hizmetlerde kullanılması, işletmenin ticari
belgelerinde ve düzenlediği faturalarda kullanılmasıyla gerçekleşir. Markanın ilan
ve reklamlarda kullanılması da bir kullanım çeşididir. Ancak, markanın yalnızca
tebrik kartlarında yer alması kullanma kabul edilmez. Bkz., Noyan, s. 412.
21
Tekinalp, s. 424 kn. 7; Arkan, Marka Hukuku, C. II, s. 150, 151.
22
Oytaç, K., Karşılaştırmalı Markalar Hukuku, 2. bası, İstanbul 2002, s. 199.
hakemli makaleler Fatih BİLGİLİ
35TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
3. Markayı taşıyan malın ithalatı. Marka Türkiye’de tescil edilmiş
olmakla birlikte markayla ilgili mal veya hizmetler Türkiye’de üretil-
miyor olabilir. Malın dışarıda üretilmesi örneğin üretim maliyeti ne-
deninden kaynaklanıyor olabilir. Ancak bu, markanın tescile uygun
kullanımına halel getirmez. Bu duruma göre, yurt dışında üretilip
Türkiye’ye ithal edilen mallar ilgili markayı taşıyorsa marka kullanılı-
yor addedilir. Malın salt yurt dışında üretilmesi markanın kullanılma-
ması olarak anlaşılamaz.
4. Marka sahibinin izni ile markanın başkası tarafından kullanıl-
ması. İlke olarak markanın bizzat sahibi tarafından kullanılması gerek-
mekle birlikte, kontrolü altında bir başka şahıs tarafından kullanılması
da kullanma olarak değerlendirilir. Zira marka sahibi tarafından biz-
zat kullanılmama markanın kullanılmaması anlamına gelmez. Buna
göre örneğin, lisans verme yoluyla kullanım markanın bir kullanım
biçimidir:
23
“Marka hakkının hukuki işlemlere konu olup olamayacağına gelince; gay-
ri maddi mallar üzerindeki marka hakkı mutlak haklardan olup, taşıdığı eko-
nomik değerden ötürü şirket malvarlığına dahildir. Marka hakkı çeşitli hukuki
işlemlere konu oluşturabilir. Örneğin, marka hakkının hasılat kirasına (BK
m. 270) verilmesi mümkündür. 556 sayılı KHK’nın 20 ve 21. maddelerinde
marka sahibinin (lisans veren), markasının kullanma hakkını lisans alana ve-
rebileceği belirtilmiştir. İşte lisans verme yoluyla kullanma da markanın bir
kullanım biçimidir.”
24
556 sayılı KHK m. 42 f. 1 (c) bendine göre, m. 14’teki kullanma
zorunluluğuna uyulmaması halinde mahkemece markanın iptaline
(hükümsüzlüğüne) karar verilecektir.
25
M. 42 f. 1 (c)’de ayrıca, 5 yılın
23
Tekinalp, s. 425 kn. 10; Noyan, s. 412.
24
Yargıtay 11. HD. E. 2001/844, K. 2001/3429, T. 9.4.2001. Karar için bkz. Noyan, s.
497-499.
25
“KHK’nın 14. maddesi uyarınca marka sahibi, tescilli markasını kural olarak yurt
içinde veya ihracatta, kendisi veya izni ile 3. şahıs tarafından sicilde kayıtlı mallar
ve hizmetler için işlevlerine uygun, ciddi, ekonomik şekilde kullanmalı ve markayı
kullanmaya kesintisiz beş yıl ara vermemek zorundadır. Ayrıca, markanın tescil
edildiği mallardan veya hizmetlerden sadece bir bölümü için kullanılması, diğerleri
için de kullanım koşullarının gerçekleştiği anlamına gelmez (556 sayılı KHK. 42/II).
Zira, hakkı devam ettirici kullanma ancak marka sahibi markayı sicile kayıtlı mal
veya hizmetler için fiilen kullandığında var olacaktır. Kullanmama aralıksız beş yıl
devam etmelidir. Beş yıllık süre, tescilden itibaren başlayacaktır”, Yargıtay 11. HD. E. 2001/844, K. 2001/3429, T. 9.4.2001. Karar için bkz., Noyan, s. 497-499.
Fatih BİLGİLİ hakemli makaleler
36TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
dolması ile davanın açıldığı tarih arasında ciddi biçimde kullanmanın
hükümsüzlük nedeni sayılmayacağı; ancak bu kullanma dava açıla-
cağı düşünülerek gerçekleşmişse, mahkemenin davanın açılmasından
önceki 3 ay içerisinde gerçekleşen kullanmayı dikkate almayacağı ifa-
de edilmiştir.
Şu halde, m. 42 f. 1 (c)’nin ifade ettiği anlama göre, marka kullanıl-
madan 5’ten fazla yıl geçirilmiş olsa bile, örneğin 6 ya da 7 yıl geçmiş
olsa dahi, ciddi kullanıma başlanılmış ise, bundan sonra açılacak iptal
(hükümsüzlük) davasıyla markanın hükümsüzlüğü neticesi elde edi-
lemeyecektir. Zira ciddi kullanım karşısında ve dava açılacağı korku
ve tehlikesi mevcut olmaksızın 5 yılı aşan süreden sonraki kullanım
dahi bu madde hükmünce iptal istemine hak kazandırmaz. Buna kar-
şın, 5 yılın dolmasından sonraki kullanım, dava açılacağı endişesiyle
gerçekleşmiş ise, iptal davasının açılması öncesindeki 3 aylık süredeki
bu türden bir kullanım markanın iptaline engel olmaz.
KHK d. 14 f. 1’deki “tescil tarihinden itibaren 5 yıllık süre” ifadesinde
tescil tarihi ile kastedilen, marka tescil belgesinin verildiği tarihtir.
26
Zira marka tescil başvurusunda bulunan kimse marka hakkını başvu-
rusuna karşı yöneltilen itirazlar neticelendikten veya itiraz vaki değilse
en erken itiraza ilişkin sürelerin dolmasından sonra kullanabilecektir.
Özellikle marka tescil başvurusuna itiraz edilirse bu sürenin ne kadar
olacağı baştan belli olmadığından, marka sahibinin hak kaybına yol
açılmaması bakımından, tescil tarihi ile ifade edilmek istenenin marka
tescil belgesinin verildiği tarih olduğunun kabulü isabetli görünmek-
tedir.
27
Markayı kullanma zorunluluğu tescil belgesi verildikten sonra
doğmakta, bu tarihten önce kullanma zorunluluğu bulunmamakta-
dır.
“Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı adına 14.6.1996
tarihinde tescil edilen SUTEN ve 16.6.1996 tarihinde tescil edilen ÇBS SUTEN
markalı malları tescil tarihinden itibaren ürettiği ve piyasaya sunduğuna dair
davalı tarafın kanıt sunmadığı, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir
neden olmadan davalının adı geçen markaları kullanmadığı gerekçesiyle, davalı
adına kayıtla SUTEN ve ÇBS SUTEN markalarının 556 sayılı KHK’nin 14. maddesi
gereğince hükümsüz olduğunun tespitine ve sicilden terkinine karar verilmiştir”,
Yargıtay 11. HD. E. 2003/9332, K. 2004/4315, T. 20.4.2004. Karar için bkz., Noyan,
s. 470.
26
Karahan/Suluk/Saraç/Nal, Fikri Mülkiyet Hukukunun Esasları, (basım yeri ve yılı
belirtilmemiş), s. 155.
27
Sert, s. 89, 90.
hakemli makaleler Fatih BİLGİLİ
37TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
Markanın kullanılmaması halinde iptal davasını zarar gören ki-
şiler, Cumhuriyet Savcıları ve ilgili resmi makamlar isteyebilir. Zarar
gören kişilerden anlaşılması gereken, markanın iptalinde hukuki yara-
rı bulunan kişilerdir.
28
Kullanma zorunluluğuna aykırılık neticesinde iptal istemi mar-
kanın ilgili olduğu tüm mal veya hizmetler için değil de sadece bir
kısmı için talep edilecekse, hangilerinin iptale konu edildiği açıkça be-
lirtilmelidir.
29
Şu halde, marka kullanımında yalnızca belli mal veya
hizmetler bakımından kullanma zorunluluğuna uyulmamışsa sadece
kullanılmayan mallar bakımından iptal istenebilecektir:
“Davacı vekili, müvekkilinin “Star” adlı gazetenin maliki olduğunu,
aynı ibareli markanın 16. emtia sınıfında kullanılmak üzere adına 10.08.2000
tarihinden itibaren tescilli bulunduğunu, davalı idarenin diğer davalının
gazete emtiası için adına 30.10.1995 tarihinde tescil ettirmiş olduğu “Star”
ibareli markayı gerekçe göstererek bu emtia bakımından başvuruyu 555 sayılı
KHK’nın 7/b maddesi uyarınca kısmen ret ettiğini, ancak davalı firmanın bu
markayı 1995 yılından beri gazete emtiasında kullanmadığını, aynı KHK’nın
14. maddesi uyarınca kısmi iptal koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin
markasının çok tanınmış olduğunu ileri sürerek, davalı şirket adına tescilli
“Star” markasının gazete emtiasında kullanılmaması nedeniyle kısmen ip-
taline, davalı idarenin 10.08.2002 tarihli marka tescil başvurusunun kısmen
red kararının kaldırılmasına, “gazete” emtiasının davacı adına tescil edilme-
sine, müvekkil adına tescilli “Star” markasının çok tanınmış marka olduğu-
nun tespitine, markanın tanınmışlık statüsüne alınmasına ve Resmi Marka
Bülteni’nde ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.”
30
“Davacı vekili, müvekkilinin çok uluslu bir “ilaç ve müstahzar” üreti-
cisi ve dağıtıcısı olup Türkiye’de de faaliyette bulunduğunu, davalının ise
“saat” piyasasında faaliyette bulunmasına rağmen üretim yapmayıp pek çok
yabancı saat ve/veya gözlük firmalarının markasının Türkiye temsilciliğini
yaptığını, TPE’ne 5. sınıfa dahil mallar üzerinde (özellikle veteriner ilaçları ve
müstahzarları) kullanmak üzere müvekkilince yapılan başvurunun davalının
“QUANTUM” markasını 01.04.1998 tarihinden itibaren 02, 03, 04, 05, 06,
07, 08, 09, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 25, 28, 29, 30, 31, 32,
28
Dirikkan, s. 266.
29
Sert, s. 95.
30
Yargıtay 11. HD. E. 2004/13968, K. 2005/11564, T. 28.11.2005. Karar için bkz. Noy-
an, s. 250-251.
Fatih BİLGİLİ hakemli makaleler
38TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
33. sınıftan mal ve hizmetler için tescil ettirdiği gerekçesiyle reddedildiğini,
oysa davalının anılan markayı tescil ettirilen tüm sınıflarda kullanmadığını,
özellikle de 5. sınıf mallarla ilgili hiçbir ticari faaliyetinin olmadığını, davanın
açıldığı tarihte “QUANTUM” markası davalı tarafından tescil tarihinden
bu yana- beş yıldan fazla bir süredir- 5. sınıf mallar üzerinde kullanmadığını
ileri sürerek, davalı adına tescilli “QUANTUM” markasının 5. sınıf mallar,
mümkün olmaması halinde, veteriner ilaçları ve müstahzarları için 556 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname’nin 14 ve 42. maddeleri gereği kullanmama
nedeni ile kısmi hükümsüzlüne, sicili 5. sınıf mallar silinmek suretiyle düzel-
tilmesine, ilana karar verilmesini talep ve dava etmiştir.”
31
“Davacı vekili, müvekkilinin yıllardan beri kullanmakta olduğu “DOĞA”
ibareli markasının irmik emtiası için tescili maksadıyla TPE nezdinde başvu-
ruda bulunulduğunu ancak bu markanın davalı şirket adına aynı grupta yer
alan mısır unu için tescilli olması nedeniyle başvurunun 556 Sayılı KHK’nın
7/1-b maddesi gereğince reddedildiğini, yapılan itiraz sonucu Yeniden İn-
celeme ve Değerlendirme Kurulunun da red kararı verdiğini, müvekkilinin
“DOĞA” ibaresi ile tescil edilmiş markaları bulunduğunu ve aynı markayı 10
yılı aşkın süredir kendi ürettiği irmik emtiası içinde kullandığını bu nedenle
markanın hakiki sahibi olduğunu, ayırt edici nitelik kazandığını ve davalının
“DOĞA” markasını 5 yıldan beri kullanmadığını, davalının mısır unu üret-
mediğini ileri sürerek, TPE, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun
18.03.2002 tarih ve M-565 sayılı kararının iptaline, müvekkilinin “DOĞA”
markasının gerçek hak sahibi olduğundan ve davalının bu markayı kullanma-
ması nedeniyle davalı markasının mısır unu yönünden iptaline, “DOĞA”
ibareli markanın irmikler için müvekkili adına tesciline karar verilmesini ta-
lep ve dava etmiştir.”
32
İptal davasında, talepte bulunan üçüncü şahıs, marka sahibinin en
az 5 yıldır ilgili olduğu mal veya hizmetler bakımından markayı ciddi
bir şekilde kullanmadığını iddia ve ispat edecektir. Buna karşın, marka
sahibi markayı ayırt edici karakterine zarar vermeden onu farklı bir şe-
kilde de olsa kullandığını, ihraç mallarında veya kendisinin izin veya
kontrolünde üçüncü kişilerce kullanıldığını, markalı ürünlerin ithal
edildiğini veyahut da haklı nedenlerden dolayı markayı kullanamadı-
31
Yargıtay 11. HD. E. 2004/14951, K. 2005/12532, T. 19.12.2005. Karar için bkz., Noy-
an, s. 274, 275
32
Yargıtay 11. HD. E. 2003/8606, K. 2004/3433, T. 1.4.2004. Karar için bkz. Noyan, s.
302, 303.
hakemli makaleler Fatih BİLGİLİ
39TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
ğını savunma olarak ortaya koyacak ve ispat edecektir.
33
Yargıtay bir kararında iptal davasında davacının iddiasının sübutu
bakımından bilirkişilerin yalnızca evrak üzerinden inceleme yapması-
nın kafi gelmediğini, davacının iddiası ile ilgili delillerin mahkemece
toplanması gerektiğine hükmetmiştir:
“Dava açıldıktan sonra yargılama sırasında da bazı ürünlerde markanın
kullanıldığını savunma olarak getiren davalının markasını kullanıp kullan-
madığı üzerinde durulmamış; raporları hükme esas alınan bilirkişiler incele-
mesini evrak üzerinden yapmış, mahkemece bu nokta üzerinde hiçbir tartışma
ve gerekçe ortaya konmamıştır. Bu durumda mahkemece, davacının iddiası
ile ilgili kanıtlar toplanmak, gerektiğinde davalının ticari defter ve faturaları
üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, KHK’nin 14. maddesinde markanın
kullanıldığı varsayılacak haller olarak sayılan kullanma biçimlerinin gerçek-
leşip gerçekleşmediği hususu aydınlığa kavuşturulmak, sonucuna göre karar
verilmek gerekirken, bu noktada hiçbir gerekçe ve tartışma ortaya konmadan
eksik inceleme sonucu davanın kabulü bozmayı gerektirmiştir.”
34
“Davalı vekilinin markanın haklı nedenle kullanılmadığı beş yıllık sü-
renin dolmadığı savunmaları üzerinde yeterince durulmamıştır. Mahkeme-
ce, davacı şirketle aynı ortaklar yapısına sahip dava dışı Atomizer AŞ ta-
rafından davalıya yöneltilen dava ve karşılık davalara ilişkin İstanbul Fikri
ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2000/907 E. ve Beyoğlu 2. Ticaret
Mahkemesi’nin 1998/172 E. Sayılı dava dosyaları getirtilip incelenerek, dos-
ya kapsamındaki bilgi, belge ve diğer veriler değerlendirildikten ve kararın
dayandırıldığı bilirkişi raporuna yönelik davalı vekilince verilen 26.05.2003
tarihli dilekçedeki itirazlar karşılandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar
verilmek gerekirken, yetersiz inceleme ve araştırma ile yazılı biçimde karar
verilmesi doğru görülmemiştir.”
35
Bir başka kararında Yüksek Mahkeme, davalının markayı kullan-
dığını ispatlaması gerektiğine işaret etmiştir. Nitekim kararda,
“Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna na-
zaran, davacı şirketin “CARLA” markasını 1984 yılından beri tescilsiz olarak
kullandığı, davalının tescilli markasını tescil tarihinden itibaren 28.10.1998
tarihine kadar kullandığını gösterir bir kanıt ibraz etmediği, davalı markası
33
Sert, s. 100.
34
Yargıtay 11. HD. E. 2000/7005, K. 2000/7974, T. 9.10.2000, Noyan, s. 504-506.
35
Yargıtay 11. HD. E. 2004/3214, K. 2005/1316, T. 17.2.2005, Noyan, s. 463, 464.
Fatih BİLGİLİ hakemli makaleler
40TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
açısından KHK’nın 14. ve 42 maddelerindeki koşulların gerçekleştiği gerek-
çeleriyle”
36
kullanımı ispat edilememiş markanın iptali öngörülmüştür. Yar-
gıtay bir başka kararında yine davalının markayı kullandığını ispatla-
ması gerektiğine işaret etmiştir:
“Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı adına
14.6.1996 tarihinde tescil edilen SUTEN ve 16.6.1996 tarihinde tescil edilen
ÇBS SUTEN markalı malları tescil tarihinden itibaren ürettiği ve piyasaya
sunduğuna dair davalı tarafın kanıt sunmadığı, tescil tarihinden itibaren 5
yıl içinde haklı bir neden olmadan davalının adı geçen markaları kullanma-
dığı gerekçesiyle, davalı adına kayıtla SUTEN ve ÇBS SUTEN markalarının
556 sayılı KHK’nın 14. maddesi gereğince hükümsüz olduğunun tespitine ve
sicilden terkinine karar verilmiştir.”
37
Kullanma zorunluluğuna uyulmaması halinde açılan iptal davası-
nın ne kadar sürede açılacağı belirsizdir. Zira m. 42 tanınmış markalar
dışındaki markalar bakımından hükümsüzlük davasında belli bir süre
getirmemiştir. Konu Türk doktrininde tartışmalıdır.
38
Yüksek Mahke-
me ise hükümsüzlük davalarında 5 yıllık süreyi kabul eden içtihadını
yerleştirmiştir:
Nitekim “Sabuncakis” kararında
39
Yargıtay’a göre,
“...556 sayılı KHK’da marka tescili başvuruları değerlendirilirken ilgili-
lere, itiraz olanağı ile birlikte sonradan marka tescilinin hükümsüz sayılması
için dava açma olanağı da tanınmasına rağmen, bu davanın hangi sürede açı-
lacağı hususunda bir düzenleme getirilmemiş ise de, yine anılan KHK’nun
42. maddesinde Paris Konvansiyonuna göre tanınmış sayılan marka sahip-
lerinin hükümsüzlük davasını, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde açması
gerekeceğinin belirtilmesi ve bu hususta dava açma hakkının sınırsız sürede
kullanılmasının yasanın ruhu ve hukuk mantığı ile de bağdaşmayacağı naza-
36
Karar için bkz., Sert, s. 101, 102.
37
Yargıtay 11. HD. E. 2003/9332, K. 2004/4315, T. 20.4.2004. Karar için bkz., Noyan, s.
470.
38
Tartışmalar için bkz., Karahan, S., Marka Hukukunda Hükümsüzlük Davaları, (basım
yeri ve yılı belirtilmemiş), s. 144-148; Tekinalp, s. 438-440 kn. 10-14.; Bilgili, F., Mar -
kanın Hükümsüzlüğünün İleri Sürülmesinde Süre:Yargıtay’ın 17.11.2005 Tarihli
“Meşhur Sultanahmet Halk Köftecisi” Kararının Değerlendirilmesi, Terazi, Yıl: 2,
Sayı: 8, Nisan 2007, s. 8, 9; Sert, s. 103, 104.
39
Yargıtay 11. HD. E.1997/5417, K. 1997/9676, T. 25.12.1997. Karar için bkz. Yasa-
man/Yusufoğlu, Marka Hukuku, C. II, İstanbul 2004, s. 880, 881.
hakemli makaleler Fatih BİLGİLİ
41TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
ra alındığında, bu husustaki yasal boşluğun, yukarıda sözü edilen tanınmış
markalar için öngörülen 5 yıllık sürenin en azından diğer markalar yönün-
den açılacak davalar için de uygulanarak doldurulması Dairemizce uygun
görülmekte(dir)...”
Ülker kararında
40
Yargıtay’a göre,
“1. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının ge-
rekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasa-
ya aykırı bir yön bulunmamasına ve 551 sayılı Markalar Kanunu’nun 15/2.
maddesi hükmü gereğince tescilli marka sahibine karşı, aynı marka üzerinde
üstün ve öncelikli sahibi olduğunu ileri sürenlerin açacakları marka terkini
davaları için 6 ay ve 3 yıllık hak düşürücü süreler getirilmiş iken, 556 sayılı
KHK’da, marka tescil başvuruları değerlendirilirken, ilgililere, itiraz olanağı
ile birlikte sonradan marka tescilinin hükümsüz sayılması için dava açma ola-
nağı da tanınmasına rağmen, bu davanın hangi sürede açılacağı hususunda
bir düzenleme getirilmemiş ise de, yine anılan KHK’nın 42. maddesinde Pa-
ris Konvansiyonuna göre tanınmış sayılan marka sahiplerinin hükümsüzlük
davasını, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde açması gerekeceği belirtilmiş,
dava açma hakkının sınırsız sürede kullanılmasının da yasanın ruhu ve hu-
kuk mantığı ile bağdaşmayacağı gözetilerek bu yasal boşluğun yukarıda sözü
edilen tanınmış markalar için öngörülen 5 yıllık sürenin, en azından diğer
markalar yönünden açılacak davalar için de uygulanarak yasal boşluğun dol-
durulması dairemizce uygun görülmüştür...”.
Merinos kararında
41
Yargıtay’a göre,
“...Ayrıca, marka üzerinde üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu ileri
sürenlerin açacakları marka terkini davaları için 556 sayılı KHK’da dava açma
olanağı tanınmasına rağmen, bu davanın hangi sürede açılacağı konusunda
bir düzenleme getirilmemiş ise de, yine anılan KHK’nın 42. maddesinde, Pa-
ris Konvansiyonu’na göre tanınmış sayılan marka sahiplerinin hükümsüzlük
davasını, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açması gerekeceği belirtil-
miş, dava açma hakkının sınırsız sürede kullanılmasının yasanın ruhu ve hu-
kuk mantığı ile bağdaşmayacağı gözetilerek yukarıda sözü edilen sürenin en
40
Yargıtay 11. HD. E. 2000/5607, K. 200076604, T. 11.09.2000. Karar için bkz., Yasa-
man/Yusufoğlu, C. II, s. 882-884.
41
Yargıtay 11. HD. E. 2001/10860, K. 2002/3275, T. 8.4.2002. Karar için bkz., Yasa-
man/Yusufoğlu, C. II, s. 884-887.
Fatih BİLGİLİ hakemli makaleler
42TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
azından diğer markalar yönünden açılacak davalar için de uygulanarak yasal
boşluğun doldurulması dairemizce uygun görülmüştür...”.
Ve yine Dr. Renaud kararında
42
Yargıtay,
“Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, kural
olarak hükümsüzlük davalarının zamanaşımına uğraması söz konusu de-
ğilse de Paris Konvansiyonu’nun 1. mükerrer 6. maddesine göre tanınmış
markalarla ilgili hükümsüz davasının tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde
açılması gerektiğine ilişkin hükmün, uygulamada diğer marka sahiplerine de
genişletildiği(ni)...” belirtmektedir.
Anılan bu kararlarda Yargıtay bu sürenin hak düşürücü süre ya da
zamanaşımı süresi olup olmadığına herhangi bir açıklık getirmemişti.
Nihayet Yargıtay “Meşhur Sultanahmet Halk Köftecisi” kararında 5 yıllık
sürenin hak düşürücü süre olduğunu açıkça ifade etmiştir:
“1. Dava, 556 sayılı KHK’nın 42. maddesine dayalı olarak açılmış mar-
ka hükümsüzlüğüne ilişkindir. Anılan maddeye dayanılarak hükümsüzlük
talebinde bulunulabilmesi için davanın hak düşürücü sürede açılmış olması
gerekmektedir.
Davacı, hükümsüzlük nedeni olarak 556 sayılı KHK’nın 7/1-b ve 8/1-
b maddelerine dayanmıştır. Markanın hükümsüzlüğünü talep hakkı marka
tescilinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürede kullanılmalıdır. Mahkemece
resen gözetilmesi gereken husus üzerinde durulmaksızın doğrudan işin esası
hakkında hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.”
43
Tanınmış markalar kullanma zorunluluğu bakımından ayrı bir
statüye tabi değildir
44
(KHK m. 14; m. 42 f. 1 c).
42
Yargıtay 11. HD. E. 2004/12267, K. 2005/12577, T. 20.12.2005. Karar için bkz., No-
yan, s. 446-448.
43
Karar için bkz., Yargıtay 11. HD. E. 2004/11834, K. 2005/11118, T. 17.11.2005, Noy-
an, s. 432, 433.
44
Sert, s. 111.