Halit YILMAZ hakemli makaleler
78TBB Dergisi, Sayı 72, 2007
Üst ölçekli planlamaya ilişkin hukuk kurallarının tutarlılığı ve zor-
layıcılığı, planlama kültürü ve ciddiyetinin göstergelerinden biri olsa
gerekir. 3194 sayılı İmar Kanunu, üst ölçekli planları “varsa” bağlayıcı
kabul ederek bu konudaki ilk zaafı bugüne kadar sürdürmüştür. Ör-
neğin, 3194 sayılı kanunun 5. maddesi, nazım imar planını tanımlar-
ken tanımın bir unsurunu “varsa bölge veya çevre düzeni planlarına” uy-
gunluk olarak ortaya koymuştur. Benzer bir düzenleme aynı kanunun
8(b) maddesinde tekrar edilmiştir.
Sorunun bir diğer boyutu, düzenlemelerin 3194 sayılı kanunun 5.
maddesindeki kadar açık olmamasından kaynaklanmış, özellikle çev-
re düzeni planı yapma konusundaki gelişim, bu sefer yetki sorunlarıy-
la aksamaya başlamıştır. Planlama konusunda merkezi yönetim/yerel
yönetim dengesini bir türlü tutturamayan sistem, bir de merkezi yöne-
tim birimlerinin kendi aralarındaki yetki sorunlarını yaşamıştır. Öyle
ki sorun, bir bakanlığın diğerinin işlemine karşı iptal davası açtığı il-
ginç boyutlar kazanmıştır.
2
Son yıllarda üst ölçekli bir plan türü olan çevre düzeni planı konu-
sundaki düzenlemelerde, önemli yeniliklere tanık olduk. Yasa koyu-
∗
Yrd. Doç. Dr., Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı.
1
“3194 sayılı kanunun 8. maddesinin (b) bendinde, nazım imar planı ve uygula-
ma imar planının mevcut ise çevre düzeni planına uygun olacağı belirtildiğinden,
1/25.000 ölçekli çevre düzeni planının bulunmadığı durumlarda 1/5000 ve 1/1000
ölçekli planların yapılabileceği, çevre düzeni planının mahkemece iptal edilmesi
durumunda ise, üst ölçekli imar planı bulunmasa dahi idarenin nazım imar planı
ve uygulama imar planı yapma yetkisi bulunduğundan,…iptal kararındaki gerek-
çelerin de değerlendirilmesi ve plan yapımına ilişkin ilkelere uyulması suretiyle
1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların yapılabileceği. …” D., 1. Daire, E.:2006/765, K.:
2007/79, K.T.:05/02/2007, D.D., S. 115, 2007, s. 11.
2
Bkz. Keleş, Ruşen (2003): İmar Hukukuna Giriş, s. 144.
ÇEVRE DÜZENİ PLANINA İLİŞKİN
GÜNCEL DÜZENLEMELER VE SORUNLAR
Halit YILMAZ
*
hakemli makaleler Halit YILMAZ
79TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
cunun, planlama, özellikle üst ölçekli planlama konusundaki düzen-
lemeleri geliştirme konusundaki eğilimi umut verici olsa da, getirilen
yeniliklerin, bazı özensizlikler nedeniyle, yeni bazı sorunları berabe-
rinde getirmesi muhtemel görünmektedir.
I. ÇEVRE DÜZENİ PLANININ ANLAM VE İÇERİĞİ
3984 sayılı İmar Kanunu’nun “Tanımlar” başlığını taşıyan 5. mad-
desinde çevre düzeni planı, “Ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak
konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanılması ka-
rarlarını belirleyen plan” şeklinde tanımlanmıştır.
01/05/2003 tarih ve 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilât
ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2/(h) maddesi bakanlığın görev-
lerinden birini saymakla birlikte, bu görev tanımından çevre düzeni
planına ilişkin bir tanım çıkarılması mümkündür. Bu düzenlemeden
şu şekilde bir tanım çıkarılabilir: “Dengeli ve sürekli kalkınma amacına
uygun olarak ekonomik kararlarla ekolojik kararların bir arada düşünülmesi-
ne imkân veren rasyonel doğal kaynak kullanımını sağlamak üzere, kalkınma
plânları ve bölge plânları temel alınarak yapılan planlar çevre düzeni plânla-
rıdır.” 3984 sayılı kanun, çevre düzeni planını konusu itibariyle tanım-
larken; 4856 sayılı kanun’dan çıkan tanımda daha çok amaç unsuru ön
plana çıkmaktadır.
04/11/2000 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve halen yürür-
lükte olan Çevre Bakanlığı’nın çıkardığı Çevre Düzeni Planlarının
Yapılması Esaslarına Dair Yönetmelik’in “Tanımlar” başlığını taşıyan
4. maddesi çevre düzeni planını “Ülke ve Bölge plan kararlarına uygun
olarak konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanım
kararlarını belirleyen ve 1/25.000, 1/50.000, 1/100.000 veya daha küçük öl-
çekli olarak hazırlanan plan” şeklinde tanımlamıştır.
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nca çıkarılmış olan Plan Yapımına
Ait Esaslara Dair Yönetmelik’in
“Tanımlar” başlığını taşıyan 3. mad-
Bu Yönetmelik’in “çevre düzeni planı”na ilişkin hükümleri 4856 sayılı Çevre ve Or-
man Bakanlığı Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun’un Geçici 6. maddesi uyarın-
ca Bayındırlık ve İskân Bakanlığının onaylayacağı planlar açısından yürürlüktedir.
(Bkz. D., İ.D.D.K., E.:2003/87, K.:2005/196, K.T.:31/03/2005, D.D., S. 110, 2005, s.
56-57.) Diğer bir deyişle söz konusu Yönetmelik hükümleri bugün yürürlükte olan
yasaların öngördüğü çevre düzeni planları açısından bağlayıcı değildir. Biz burada
Yönetmelik’in tanımını sadece imar hukukundaki çevre düzeni planı kavramının
Halit YILMAZ hakemli makaleler
80TBB Dergisi, Sayı 72, 2007
desinde çevre düzeni planı, “Konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi sek-
törler ile kentsel-kırsal yapı ve gelişme ile doğal ve kültürel değerler arasında
koruma-kullanma dengesini sağlayan ve arazi kullanım kararlarını belirleyen
yönetsel, mekansal ve işlevsel bütünlük gösteren sınırlar içinde, varsa bölge
planı kararlarına uygun olarak yapılan, idareler arası koordinasyon esaslarını
belirleyen, 1/25.000, 1/50.000, 1/100.000, veya 1/200.000 ölçekte hazırlanan,
plan notları ve raporuyla bir bütün olan plandır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Yönetmelik’in 4/1. maddesine göre, “Çevre düzeni planı sınırları,
yönetsel, mekânsal ve işlevsel bütünlük arz eden bir veya birden fazla il sınır-
ları bütününü veya bir kısmını kapsayacak şekilde belirlenir.”
Verilen örneklerden yola çıkarak, çevre düzeni planının tanımını
şu şekilde toparlayabiliriz: “Ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak,
dengeli ve sürekli kalkınma amacını gerçekleştirmek üzere koruma kullanma
dengesini sağlayan, mekansal, işlevsel ve yönetsel bütünlük gösteren alanlar-
da temel arazi kullanım kararlarını belirleyen, 1/25.000, 1/50.000, 1/100.000,
veya 1/200.000 ölçekte hazırlanan, plan notları ve raporuyla bir bütün olan
plandır.”
Hukukumuzda çevre düzeni planının amaç, içerik ve ölçek
bakımından genel olarak bu şekilde anlaşıldığı açıktır.
Bu noktada çevre düzeni planının temel karakteristiğini ve ama-
cını ortaya koymak güç değildir. Çevre düzeni planı, arazi kullanımı-
na ilişkin ana kararları içerir. Diğer bir deyişle, çevre düzeni planında
nerede ve ne büyüklükte sanayi, turizm, tarım bölgeleri, kentsel veya
kırsal yerleşmeler, su toplama havzası ve su kaynaklarını koruma ku-
şakları vs. belirlenir.
Bu belirlemeler yapılırken öne çıkan en önemli özellik, koruma-
kullanma dengesinin sağlanmasıdır.
Esasen 4856 sayılı kanunda yer
alan “ekonomik kararlarla ekolojik kararların bir arada düşünülmesine imkân
verme ve rasyonel doğal kaynak kullanımını sağlama” özelliği, koruma-
yerleşik anlamını ortaya koyabilmek için veriyoruz.
4
Daha kapsamlı bir tanım için bkz. Kalabalık, Halil (2002): İmar Hukuku, s. 59.
5
Ünal, Şeref (2003): Türk Şehir Planlama Hukuku, s. 28.
S
“…ele alınacak tüm plan çalışmaları özünde bir koruma planı olarak değerlendiril-
melidir. Bilindiği gibi planlama eyleminde temel hedef, eldeki kaynakların koruma
kullanma dengesi içinde değerlendirilmesi olmak durumundadır.” Kiper, Perihan
(2005): “Koruma Amaçlı İmar Planına Eleştirel Bir Bakış”, Planlama, S. 31, s. 26. O
halde imar hukukundaki planlama olgusunun özünü teşkil eden bu özelliği sadece
çevre düzeni planına özgülemek doğru değildir. Bununla birlikte koruma kullan-
ma dengesinin, temel çerçevesi ve ilkelerinin çevre düzeni planında belirlendiğini
söyleyebiliriz.
hakemli makaleler Halit YILMAZ
81TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
kullanma dengesinin bir başka ifade biçimidir. Bu özellik nedeniyle
çevre düzeni planının, arazi kullanımına ilişkin temel ilkeleri koymak
bakımından, fiziki düzenleme yönünden daha çok ekolojik kaygıları
ön plana çıkaran, çevre koruma amaçlı bir plan türü olduğu şeklin-
de yorumlar yapılmıştır.
Aşağıda üzerinde duracağımız 2872 sayılı
Çevre Kanunu’nda yapılan değişiklikler, yasa koyucunun çevre düze-
ni planını çevre koruma işlevine bağlamak konusundaki eğilimini çok
daha açık bir biçimde ortaya koymaktadır.
Çevre düzeni planının bir başka özelliği, içerdiği sınırların, yönet-
sel, mekânsal ve işlevsel bütünlük arz etmesi gereğidir. Bu özellik, çevre
düzeni planının kapsayacağı düzenleme alanının tespitinde önem taşır.
II. ÇEVRE DÜZENİ PLANI TÜRLERİ
Çevre düzeni planlarını yapma yetkisi konusunda, Çevre Bakan-
lığı ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığı arasında uzun süren yetki tartış-
ması,
8
bugün çözülmüş görünmektedir. 01/05/2003 tarih ve 4856 sayılı
Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun’un
2/(h) maddesinde, “Dengeli ve sürekli kalkınma amacına uygun olarak eko-
nomik kararlarla ekolojik kararların bir arada düşünülmesine imkân veren
rasyonel doğal kaynak kullanımını sağlamak üzere, kalkınma plânları ve bölge
plânları temel alınarak çevre düzeni plânlarını hazırlamak veya hazırlatmak,
onaylamak, uygulanmasını sağlamak” Çevre ve Orman Bakanlığının yet-
ki ve görevleri arasında sayılmıştır.
Yetki sorunu bu noktada açıklığa kavuşturulmuşken; bu sefer
22/02/2005 tarih ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ile “İl Çev-
re Düzeni Planı” hem de yerel yönetimlerin yetkili kılınmasıyla imar
hukukumuza girmiş, merkezi yönetimdeki yetki sorununun bu sefer
merkezi yönetim/yerel yönetim arasında doğması ihtimali ortaya çık-
mıştır. Bu ihtimalden olsa gerek bir başka düzenleme yapılmış, 2872
sayılı Çevre Kanunu’nun 9. maddesi 26/04/2006 tarih ve 5491 sayılı
kanunun 6. maddesiyle değiştirilmiş ve çevre düzeni planı konusun-
T
Orta, Elif (2006): İmar Hukukunda Plan Hiyerarşisi ve Plan Çatışması, s. 154.
8
Bkz. Orta, Elif (2006): s. 47-52; Ünal(2003): s. 34-35.
9
Bir Danıştay kararı da çevre düzeni planlarını yapma yetkisinin Çevre ve Orman
Bakanlığına ait olduğunu dolaylı da olsa teyit etmekteydi. Bkz. D., İ.D.D.G.K., E.:
2001/380, K.: 2004/552, K.T.: 06/05/2004, D.K.D., S.6, s. 47. Çevre ve Orman Bakan-
lığının çevre düzeni planlarında yetkili kılınması olasılığı yerinde bulunmayarak
eleştirilmişti. Bkz. Ünal(2003): s. 111.
Halit YILMAZ hakemli makaleler
82TBB Dergisi, Sayı 72, 2007
da merkezi yönetimin yetkisi yeniden tanımlanmıştır. Bu değişiklik,
yetkinin Çevre ve Orman Bakanlığı’na ait olduğunu bir kez daha teyit
etmektedir; ama Bakanlığın yapacağı çevre düzeni planı ile il çevre
düzeni planı arasında herhangi bir ilişki kurmadığı için, bazı belirsiz-
likleri de sürdürmektedir.
Bakanlığın yapacağı çevre düzeni planı ile il çevre düzeni planı
arasındaki ilişkiyi, mevcut düzenlemeler çerçevesinde ortaya koymaya
çalışacağız. Ancak buna girişmeden önce, kısaca aktarılan bu sürecin
Türkiye’de zaten zayıf olan planlamaya ilişkin mevzuattaki plansızlığı
ve rasgele gelişimi ortaya koyduğunu belirtmek isteriz.
10
A. İl Çevre Düzeni Planı
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 6. maddesinde, “İl Çevre
Düzeni Planları” ile ilgili olarak, mevzuatımızda daha önce bulunma-
yan düzenlemeler getirilmiştir. Söz konusu kanunun 6/1(a) maddesi-
ne göre, il özel idaresi “…Belediye sınırları il sınırı olan Büyükşehir Beledi-
yeleri hariç ilin çevre düzeni plânını,…yapmakla görevli ve yetkilidir.” Aynı
maddenin 4. fıkrasına göre de, “İl çevre düzeni plânı; valinin koordinas-
yonunda, büyükşehirlerde büyükşehir belediyeleri, diğer illerde il belediyesi
ve il özel idaresi ile birlikte yapılır. İl çevre düzeni plânı belediye meclisi ile il
genel meclisi tarafından onaylanır. Belediye sınırları il sınırı olan Büyükşehir
Belediyelerinde il çevre düzeni planı ilgili Büyükşehir Belediyeleri tarafından
yapılır veya yaptırılır ve doğrudan Belediye Meclisi tarafından onaylanır.”
03/07/2005 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Meclisin Görev
ve Yetkileri” başlığını taşıyan 18(c) maddesi, belediye meclisinin, “Be-
lediyenin imar plânlarını görüşmek ve onaylamak, büyükşehir ve il beledi-
yelerinde il çevre düzeni plânını kabul etmek” görev ve yetkisinin bulun-
duğunu düzenlemiştir. Düzenlemenin devamında “Belediye sınırları il
sınırı olan Büyükşehir Belediyelerinde il çevre düzeni planı ilgili Büyükşehir
Belediyeleri tarafından yapılır veya yaptırılır ve doğrudan Belediye Meclisi
tarafından onaylanır.” düzenlemesi getirilmiştir. O halde 5302 sayılı İl
Özel İdaresi Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu “il çevre düzeni
planı” adını taşıyan bir plan türü öngörmüş ve bu konuda yetkiyi yerel
yönetimlere vermiştir.
10
Yukarıda sözü edilen yasaların gerekçelerine bakıldığında bu değişikliklerin niçin
bu şekilde birbirini takip etmiş olduğunu ve amacın ne olduğunu açıklayan anlamlı
bir gerekçe bulmak mümkün değildir.
hakemli makaleler Halit YILMAZ
83TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
İl çevre düzeni planının özel bir tanımı yapılmamıştır. O halde
çevre düzeni planına ilişkin bizim başlangıçta vermeye çalıştığımız
klasik nitelik burada da geçerlidir. Aslında burada “il çevre düzeni pla-
nı” ifadesinde, il ölçeği zikredilerek yer yönünden yetki ifade edilmek
istenmiştir. Diğer bir deyişle, il çevre düzeni planını farklı kılan maddi
boyut, esası değil yer yönünden yetki boyutudur. Burada hemen be-
lirtmek gerekir ki, çevre düzeni planının amacı ve içeriği göz önünde
bulundurulduğunda, bu plana ilişkin yetkinin, suni bir belirleme olan
“il” ölçeğiyle sınırlandırılması eleştirilebilir.
11
Ancak birazdan söz ede-
ceğimiz merkezi yönetimin yetkisi, bu eleştiriyi büyük ölçüde bertaraf
edecek niteliktedir.
İl çevre düzeni planının ölçeğine ilişkin herhangi bir açık belirleme
yapılmamıştır. 5216 sayılı kanunun 7. maddesinde büyükşehir beledi-
yesinin görev ve yetkileri sayılırken, (b) bendinde “Çevre düzeni plânı-
na uygun olmak kaydıyla, büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde
1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar plânını yapmak, yap-
tırmak ve onaylayarak uygulamak” yetkisi de düzenmiştir. Aynı kanunun
Geçici 1. maddesi de “Büyükşehir belediyeleri, bu Kanunun yürürlüğe gir-
diği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde büyükşehirin 1/25.000 ölçekli nazım
imar plânlarını yapar veya yaptırır.” düzenlemesini getirmiştir. Kanun na-
zım imar planı ile çevre düzeni planından ayrı ayrı söz ettiğine ve nazım
imar planı için üst sınır olarak 1/25.000 ölçeğini kabul ettiğine göre, il
çevre düzeni planını en azından büyükşehir belediyelerinin bulunduğu
illerde 1/50.000 ve daha üst ölçekli bir plan olarak kabul etmek gerekir.
12
Ölçeğe ilişkin sorunları yetki bağlamında aşağıda ele alacağız.
Burada son olarak bazı usul sorunlarına değinmek gerekir. Bele-
diye sınırları il sınırı olan Büyükşehir Belediyeleri açısından, il çevre
düzeni planının yapımı konusunda herhangi bir yetki ve usul sorunu
yoktur. Belediye sınırları il sınırı olan büyükşehir belediyeleri için, sa-
dece büyükşehir belediyesinin yetkili kılınmış olması, bu durumlarda
11
Bkz. Orta, (2006): s. 160.
12
Öğretide 1/50.000 ölçekli planlar için “metropoliten alan çevre düzeni planı”,
1/25.000 ölçekli planlar için de “çevre düzeni nazım planı” adlarını kullananlar var-
dır. Bkz. Ünal (2003): s. 28. Yine bu noktada 1/50.000 ölçekli olup da “nazım imar
planı” olarak adlandırılan planların varlığı bir başka sorundur. Bkz. D., İ.D.D.G.K.,
E.: 2004/745, K.: 2004/861, K.T.: 21/10/2004, D.K.D., S.6, 2005, s. 48-50. Bunun işin
esasına ne ölçüde tesir edeceği plancıların tartışacağı bir sorun olmakla birlikte,
yasanın ölçekler bakımından ortaya koyduğu kavram tercihleri açıktır.
Halit YILMAZ hakemli makaleler
84TBB Dergisi, Sayı 72, 2007
il özel idaresinin planlama yetkisi bulunmadığı için olağandır.
13
Diğer
durumlarda, çevre düzeni planının yapımında il özel idaresi, büyükşe-
hir belediyesi veya il belediyesinin müştereken yetkili kılınmış olmala-
rı, özellikle belediyelerin yapacakları imar planlarının il çevre düzeni
planına uygun olması gereği bakımından yerindedir. Ancak bu yerin-
de çözümler bazı usul belirsizlikleri tarafından gölgelenmektedir. Be-
lirsizlikler belediye sınırları il sınırı olmayan büyükşehir belediyeleri
ile il belediyeleri söz konusu olduğunda başlamaktadır. Bu durumda
il çevre düzeni planı yapma konusunda, belediye meclisi ile il genel
meclisi yetkilidir. Ancak meclisler, kararlarını iki aşamada ayrı ayrı mı
vereceklerdir? Meclisler, kararlarını ayrı ayrı vereceklerse hazırlanan
plan önce hangi mecliste onaylanacaktır? Meclisler önlerine gelen pla-
nı değiştirerek onama yetkisine sahip midir? Eğer değiştirerek onama
yetkisi var ise, diğer meclisin bu değişiklik konusundaki yetkisi ne ol-
malıdır ve bu tür bir durumda nasıl bir usul izlenmelidir?
Valinin koordinasyon yetkisinin, çıkması muhtemel sorunların
hepsinin üstesinden geleceği şüphelidir. İki ayrı karar organının irade-
si ile oluşacak olan bir işlemin yapılış, usulündeki bu tür belirsizlikle-
rin sorunlara yol açması muhtemeldir.
Onaylanmış bir il çevre düzeni planında değişiklik yapılması ge-
rektiğinde, planın yapılmasında izlenen usul ve yetki kuralları izlen-
melidir. Bu bakımdan yine valinin koordinasyonunda değişiklik pla-
nının hazırlanması ve belediye ile il genel meclisleri tarafından onay-
lanması gerekir.
İl çevre düzeni planına ilişkin ayrıntıların bir yönetmelikle düzen-
lenmesi ihtiyacı vardır. Bu yönetmeliği, İçişleri Bakanlığı ile Çevre ve
Orman Bakanlığı’nın çıkarması yerinde bir tercih olacaktır.
B. Bakanlığın Yetkili Olduğu Çevre Düzeni Planı
4856, 5302 ve 5393 sayılı kanunların çevre düzeni planı yapma
yetkisi konusundaki hükümleri, merkezi yönetim ve yerel yönetim-
ler arasında çevre düzeni planı yapma konusundaki yetki paylaşımı
13
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 10(c) maddesine göre, il özel idareleri bele-
diye sınırları dışında kalan alanlarda nazım ve uygulama imar planları yapmaya
yetkilidir. O halde büyükşehir belediye sınırı ile il sınırı birbiriyle aynı olan bir ilde
il özel idaresinin nazım ve uygulama imar planı yapma yetkisi yoktur.
hakemli makaleler Halit YILMAZ
85TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
ile ilgili olarak sorunlara yol açabilecek belirsizlikler içermekteydi.
Yukarıda da belirtildiği üzere, bu belirsizliği gidermek amacıyla olsa
gerek 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 9. maddesi 26/04/2006 tarih ve
5491 sayılı kanunun 6. maddesiyle değiştirilmiş ve çevre düzeni planı
konusunda merkezi yönetimin yetkisini yeniden tanımlamıştır. 2872
sayılı kanunun değişik 9(b) maddesine göre, “Ülke fizikî mekânında, sür-
dürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözeti-
lerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihti-
yaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla
nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza
bazında 1/50000-1/100000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır,
yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının
yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belir-
lenir.” Bu değişiklikle, 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilât
ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2(h) maddesinde klasik anlamıyla
gösterilen çevre düzeni planı yapma görevi daha ayrıntılı bir şekilde
yeniden tanımlanmıştır. Bu bakımdan, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın
çevre düzeni planı yapma yetkisi, daha çok 4856 sayılı Çevre ve Or-
man Bakanlığı Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2(h) maddesi
çerçevesinde değil, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 9(b) maddesi çer-
çevesinde değerlendirilmelidir. 2872 sayılı kanunda düzenlenen çevre
düzeni planı genel nitelikli bir çevre düzeni planı değil de, özel amaç-
lı ve konulu bir çevre düzeni planı gibi bir anlam taşımakla birlikte,
biz 2872 sayılı kanunda getirilen çevre düzeni planı içeriğinin, çevre
düzeni planının klasik anlamından koptuğunu, ondan ayrıldığını san-
mıyoruz. Aynı nedenle, 2872 sayılı kanunun 9(b) maddesindeki deği-
şikliğin, 4856 sayılı kanunun 2(h) maddesini örtülü olarak yürürlükten
kaldırdığını düşünmüyoruz.
Bu bakış açısından, 2872 sayılı kanunun 9(b) maddesinin ve 4856
sayılı kanunun 2(h) maddesinin amaç ve içerik bakımından tamamen
ayrı hükümler olduğu; dolayısıyla Çevre ve Orman Bakanlığı’nın ge-
nel anlamıyla çevre düzeni planı yapma yetkisinin 4856 sayılı kanu-
nun 2(h) maddesi uyarınca sürdüğü; yasa koyucunun aslında “genel
nitelikli çevre düzeni planı”, “çevre koruma amaçlı çevre düzeni planı” ve “il
çevre düzeni planı” olarak üç tür çevre düzeni planı öngörmek amacın-
da olduğunu söylemenin uç bir yorum olduğunu ve bu tür bir yoruma
da katılmayacağımızı belirtelim. 4856 sayılı kanunun 2(h) maddesinde
adı geçen çevre düzeni planı, klasik anlamı itibariyle çevre kirliliğini
Halit YILMAZ hakemli makaleler
86TBB Dergisi, Sayı 72, 2007
önleme, çevre ve havzaları koruma özelliğini zaten bünyesinde taşı-
maktaydı.
14
O halde 2872 sayılı kanunda yapılan bir değişiklikle çevre
kirliliğini önleme amacına vurgu yapan bir çevre düzeni planı içeriği-
nin tekrar belirlenmesinin, eğer bu abesle iştigal değilse bir anlamının
olması gerektiği ileri sürülebilir. Kanaatimce 2872 sayılı kanunda ya-
pılan değişiklik, Bakanlığın yapacağı çevre düzeni planının niteliğinde
esaslı bir farklılaşma getirmemekle beraber, çevre düzeni planlarının
değerlendirilmesinde ve oluşmasında çevreyi koruma, çevre kirliliğini
önleme ve havzaları koruma amacını ön plana çıkarmaktadır. Olması
gereken de budur. İnsan-çevre ilişkileri bakımından çevreyi koruma
ve sürdürülebilirlik ilkelerini öne çıkarmayan bir planlama faaliyeti
zaten düşünülemez. Dolayısıyla çevre düzeni planına ilişkin yeni bir
vurgudan söz etmekle birlikte; bu vurgunun çevre düzeni planının ni-
teliğini tamamen dönüştürmediğini belirtelim.
III. ÇEVRE DÜZENİ PLANINDA YETKİ PAYLAŞIMI
VE PLAN HİYERARŞİSİ
A. Yer Bakımından Yetki
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere karşımızda yet-
ki bakımından iki tür çevre düzeni planı bulunmaktadır. Birincisi il
bazında yapılan il çevre düzeni planı, ikincisi bölge ve havza bazında
yapılan çevre düzeni planıdır. Birincisinde yer yönünden yetki yapay
bir ölçütle “il” olarak belirlenmiş, ikincisinde bilimsel esaslara ve ge-
rekliliklere göre belirlenecek olan bölge ve havza ölçütü benimsenmiş-
tir. Çevreyi ve su havzalarını koruma amacını öne çıkaran planlama
faaliyetinin, fiziki alan açısından yapay sınırlarla sınırlanması doğru
olmazdı. Bu bakımdan, yasanın genel bir şekilde bölge ve havza kav-
ramlarını kullanması yerinde olmuştur. Bir başka açıdan değerlendi-
rildiğinde, il çevre düzeni planının yapay sınırlarının doğurabileceği
olumsuzluklar bakanlığın yapmaya yetkili olduğu çevre düzeni planı
ile giderilecektir.
Bölge ve havzanın sınırlarının ne olacağı planın, arazi kullanım
kararlarını belirlerken, çevre kirliliğini önleme amacı çerçevesinde bi-
limsel esaslarla belirlenecektir. Bu durumda, bakanlığın birden çok ili
14
D., 6. Daire, E.:1996/523, K.:1996/5823, K.T.:17/12/1996, D.D., S. 93, 1997, s. 330-333;
D., 10. ve 6. Daireler, E.: 1991/88, K.:1992/253, K.T.:28/01/1992, [danistay.gov.tr].
hakemli makaleler Halit YILMAZ
87TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
kapsayacak şekilde ya da birden çok ilin sadece belli kısımlarını kapsa-
yacak şekilde çevre düzeni planı yapabileceğini belirtelim.
2872, 5302 ve 5393 sayılı kanunların çevre düzeni planına ilişkin hü-
kümleri bir arada değerlendirildiğinde Çevre ve Orman Bakanlığı’nın
tek bir il ölçeğinde plan yapamayacağı gibi bir sonuç çıkabilir. Ancak
bu her durumda geçerli olmayabilir. Bazı özel durumlarda çevre kirli-
liğinin önlenmesi ya da ekolojik dengenin korunması amacının, idari
bütünlükle gerçekleştirilmesi zorunluluğu doğduğunda tek bir il bölge
kabul edilip, Bakanlık tarafından çevre düzeni planı yapılabilir. Bir ilin
sadece belli bir kısmı da, gösterdiği özellik bakımından bölge kavramı
içinde düşünülebilir. O halde Bakanlığın yapacağı çevre düzeni plan-
larında yukarıda zikrettiğimiz yönetsel, mekânsal ve işlevsel bütünlük
arz etme özelliği gözetilmelidir.
B. Plan Ölçeği ve Plan Hiyerarşisi
Bakanlığın yapabileceği çevre düzeni planı ölçeği bakımından
belirlenmiştir. Bakanlık 1/50.000-1/100.000 ölçeklerinde çevre düze-
ni planı yapabilir. Bu tür bir sınırlamanın temel amacının 1/25.000’lik
planların il çevre düzeni planı şeklinde yapılmasının düşünülmesi ola-
bilir.
15
Hiç şüphesiz 1/25.000, 1/50.000, 1/100.000, 1/200.000 ölçekli
çevre düzeni planları arasında planlama ve hukuk mantığının gerek-
tirdiği bir hiyerarşi mevcuttur.
16
Böylece 1/25.000 ölçekli il çevre dü-
zeni planları ile Bakanlığın yaptığı 1/50.000 ve 1/100.000 ölçekli çevre
düzeni planları arasında hiyerarşi kurulacaktır.
Bununla birlikte, il çevre düzeni planlarını 1/25.000 ölçeğiyle sı-
nırlamanın mümkün olmadığı kanısındayız. 2872 sayılı kanunda
1/50.000 ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarının Bakanlık tara-
fından yapılacağının yasada açıkça belirlenmiş olmasının, yerel yö-
netimlerin yetkisinde olan il çevre düzeni planlarının bu ölçeklerde
15
Daha önce, Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 3. maddesindeki çevre
düzeni planı tanımında 1/25.000 ölçeği yer aldığından, 1/25.000 ölçeğindeki plan-
ların çevre düzeni planı niteliğinde olduğu ve çevre düzeni planı konusunda da
Bayındırlık ve İskân Bakanlığının yetkili olduğu, dolayısıyla yerel yönetimlerin
1/25.000 ölçekli plan yapma yetkisinin bulunmadığı Danıştay tarafından kabul
edilmişti. D., 6. Daire, E.: 2002/2797, K.: 2003/7024, K.T.: 19/12/2003, D.K.D., S. 4,
2004, s. 181-184.
16
Bkz. Ünal (2003): s. 28-29.
Halit YILMAZ hakemli makaleler
88TBB Dergisi, Sayı 72, 2007
yapılamayacağı anlamına gelmediğini düşünüyoruz. İl çevre düzeni
planları için herhangi bir özel ve doğrudan sınırlama mevcut değil-
dir. Konuyu açıklamak için birkaç ihtimal üzerinde durmakta fayda
var. Bakanlık bir ilin belli bir kısmını, örneğin bir su havzasını içerecek
şekilde 1/50.000 ölçekli çevre düzeni planı yapabilir. Bu durumda Ba-
kanlığın yaptığı 1/50.000 ölçekli çevre düzeni planı ile bütünleşecek ni-
telikte 1/50.000 ölçekli il çevre düzeni planı yapılabilir. Burada önemli
olan il çevre düzeni planının, Bakanlığın yaptığı çevre düzeni planı ile
bütünleşmesi ve onun gereklerini de yansıtmasıdır. Diğer bir deyiş-
le, aynı ölçekte de olsa il çevre düzeni planı, Bakanlığın çevre düzeni
planı ile çelişemez ve onun gereklerine aykırı olamaz. Her durumda,
ölçeği ne olursa olsun çevre düzeni planı, il çevre düzeni planının üze-
rinde kabul edilmelidir. Aksi halde merkezi yönetimin, çevre düzeni
planı konusunda 2872 sayılı kanunda düzenlediği şekliyle yetkilendi-
rilmesinin bir anlamı kalmaz. Bu bakımdan plan, hiyerarşisi mantığına
ters gibi görünse de 1/100.000 ölçekli bir il çevre düzeni planı, örneğin
havza bazında yapılan 1/50.000 ölçekli bir planın gereklerini olduğu
gibi yansıtmak zorundadır. Bir başka ihtimal de, il çevre düzeni pla-
nı bulunan bir yerin tamamını ya da bir kısmını kapsayacak şekilde
sonradan çevre düzeni planı yapılmış olmasıdır. Bu durumda, çevre
düzeni planı yürürlüğe girdikten sonra, yapılacak bütün uygulamalar
bu plana göre gerçekleştirilmelidir.
Bakanlık birden çok ili içine alacak şekilde 1/100.000 ölçekli bir
çevre düzeni planı yapmış ise, planın kapsadığı ilin bütününde artık
1/100.000 ölçekli il çevre düzeni planı değil, 1/50.000 ölçekli il çevre
düzeni planı yapılabilir. Bu tür bir plan, bakanlığın yapacağı 1/100.000
ölçekli bir başka planla çatıştığında, hiç şüphesiz bakanlığın yaptığı
plan esas alınacaktır.
Özetle ve genel olarak belirtmek gerekirse Bakanlığın çevre düze-
ni planı, il çevre düzeni planından hiyerarşik olarak üstündür. 2872 sa-
yılı kanunun değişik 9(b) maddesinde, bakanlığın, nazım ve uygulama
imar plânlarına esas teşkil etmek üzere çevre düzeni planı yapacağının
belirtilmesi ve dolayısıyla çevre düzeni planı ile il çevre düzeni planı
arasında herhangi bir hiyerarşik ilişki kurmamış olması, Bakanlığın
çevre düzeni planının hiyerarşik olarak üstte olmadığı anlamına gel-
mez.
hakemli makaleler Halit YILMAZ
89TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
C. 1/25.000 Ölçekli Nazım İmar Planları
ve Metropoliten İmar Planı
Burada ölçek konusunu ele alırken ilginç bir başka soruna da de-
ğinmekte fayda var. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun
Geçici 1. maddesine göre “Büyükşehir belediyeleri, bu Kanunun yürürlü-
ğe girdiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde büyükşehirin 1/25.000 ölçekli
nazım imar plânlarını yapar veya yaptırır.” 1/25.000 ölçekli planlar için
öğretide “çevre düzeni nazım planı” adını kullananların
17
bulunduğunu
hatırlatıp, 5216 sayılı kanunun geçici 1. maddesinde Büyükşehir Bele-
diyelerinin görevi olarak belirlenen 1/25.000’lik nazım imar planının
aynı ölçekli il çevre düzeni planından bir farkının bulunup bulunma-
dığı tartışmasını plancılara bırakalım. Bize göre, büyükşehir beledi-
yelerinin büyükşehir belediye sınırları içinde yaptıkları 1/25.000 öl-
çekli planlar mevcutken, ilin geri kalan kısımlarında yapılacak olan
1/25.000 ölçekli plan il çevre düzeni planı değil, artık nazım imar planı
olarak adlandırılmalıdır. Bu durumda büyükşehir belediyelerinin bu-
lunduğu illerde en azından 1/25.000 ölçekli il çevre düzeni planı yap-
manın kanaatimce pratik bir değeri kalmamıştır. Bu durum, il çevre
düzeni planlarının 1/25.000 ölçeğiyle sınırlandırılmaması gerektiğini
ya da mevcut düzenlemeleri bu şekilde yorumlamamamız gerektiğini
de ortaya koymaktadır. Eğer il çevre düzeni planını, 1/25.000 ölçeğiyle
sınırlı bir çevre düzeni planı olarak görürsek, özellikle il sınırları ile
büyükşehir belediye sınırı aynı olan illerde il çevre düzeni planı yapıl-
masının bir anlamı kalmayacaktır.
Aynı şekilde, mevcut düzenlemeler çerçevesinde, 3194 sayılı ka-
nunun 9/1. maddesinde düzenlenen “birden fazla belediyeyi ilgilendiren
metropoliten imar planı”nın da, en azından bu ad altında artık yapılama-
yacağı açıktır. Çünkü metropoliten imar planı denen plan da, aslında
çevre düzeni planıdır. Büyükşehirlerde yapılacak olan 1/25.000 ölçekli
nazım imar planı, il çevre düzeni planı, çevre düzeni planı mevcutken
bir de metropoliten imar planından söz etmek planlamayı iyice kar-
maşık bir hale getirmekten öte bir anlam taşımayacaktır. Metropoliten
imar planı olarak adlandırılan planların pratik değeri kalmamıştır. Bu
bakımdan 3194 sayılı kanunun 9/1. maddesine dayanarak Bayındırlık
ve İskân Bakanlığı’nın bir ilde metropoliten imar planı yapma yetkisi-
nin sürdüğünü söylemek mümkün değildir.
17
Ünal (2003): s. 28.
Halit YILMAZ hakemli makaleler
90TBB Dergisi, Sayı 72, 2007
D. Özel Çevre Koruma Bölgeleri ve Bu Yerlere İlişkin Planlama
2872 sayılı kanunun 9(b) maddesinin öngördüğü çevreyi koruma,
çevre kirliliğini önleme amacının
18
Bakanlığın yapacağı çevre düzeni
planı açısından önemli olduğunu, ancak bunun özel amaç bakımından
çevre düzeni planının yeni bir türü olarak algılanmaması gerektiği-
ni tekrar belirtelim. Daha önce de belirtildiği üzere koruma-kullanma
dengesi kavramı içerisinde çevre koruma amacı çevre düzeni planı ya
da ne ad altında olursa olsun üst ölçekli planlamada içkin bir özellik
olarak görülmelidir. 2872 sayılı kanunun 9(b) maddesinin bu özelliği
açıkça ifade etmesi karşısında Bakanlık çevre koruma amacını gütme-
yen ya da planda yer alan unsurları çevre koruma amacıyla gerek-
çelendirmeyen bir çevre düzeni planı yapamaz. Hiç şüphesiz planın
amacıyla ilgili bu çıkarım il çevre düzeni planları için de geçerlidir.
Bu noktada “çevre koruma bölgesi” kararı ve bu karar üzerine ya-
pılacak olan planlama faaliyeti üzerinde durmakta fayda vardır. 2872
sayılı Çevre Kanunu’nun 9(d) maddesine göre, “Ülke ve dünya ölçeğinde
ekolojik önemi olan, çevre kirlenmeleri ve bozulmalarına duyarlı toprak ve su
alanlarını, biyolojik çeşitliliğin, doğal kaynakların ve bunlarla ilgili kültürel
kaynakların gelecek kuşaklara ulaşmasını emniyet altına almak üzere gerek-
li düzenlemelerin yapılabilmesi amacıyla, Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak
tespit ve ilan etmeye, bu alanlarda uygulanacak koruma ve kullanma esasları
ile plân ve projelerin hangi bakanlıkça hazırlanıp yürütüleceğini belirlemeye
Bakanlar Kurulu yetkilidir.”
4856 sayılı kanunun 31. maddesinde, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın
bağlı kuruluşu olarak nitelendirilen “Özel Çevre Koruma Kurumu”, 383
sayılı Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı Kurulmasına Dair Ka-
nun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesi uyarınca, “2872 sayılı Çevre
Kanunu’nun 9. maddesine göre ‘Özel Çevre Koruma Bölgesi’ olarak ilan edi-
len ve edilecek alanların sahip olduğu çevre değerlerini korumak ve mevcut
çevre sorunlarını gidermek için tüm tedbirleri almak, bu alanların koruma ve
kullanma esaslarını belirlemek, imar planlarını yapmak, mevcut her ölçekteki
plan ve plan kararlarını revize etmek ve re’sen onaylamak” yetkisine sahip
kılınmıştır. Bu hükme göre, “özel çevre koruma bölgesi” olarak ilan edilen
18
2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 2. maddesine göre, “Çevre korunması: Çevresel değer-
lerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozul-
maları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye, çevre kirliliğini önlemeye yönelik
çalışmaların bütününü” ifade eder.
hakemli makaleler Halit YILMAZ
91TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
alanlarla sınırlı bir şekilde imar planlarını yapmak, mevcut her ölçek-
teki planı revize etme ve re’sen onamak yetkisi Özel Çevre Koruma
Kurumu’na aittir. Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere Özel Çevre Ko-
ruma Kurumu özel çevre koruma bölgesi ilan edilen yerlerde yeni imar
planı yapabileceği gibi mevcut planları revize etmekle de yetinebilir.
Bu düzenlemelerle birlikte, mevzuat ve yetki karmaşası bir kat
daha artmaktadır. Özellikle, Çevre Orman Bakanlığı’nın çevre koruma
amacını taşıyan çevre düzeni planı ile özel çevre koruma bölgesi ilan
edilen alanlardaki planlama yetkisine sahip olan Özel Çevre Koruma
Kurumu’nun planlarının amaç ve içerik bakımından birbirinden fark-
lı olup olmadığını ele almak gerekir. Burada şunu hemen belirtmek
gerekir ki bu iki plan arasındaki ilişki belirsizliğinin
19
bugün de çözül-
düğünü söylemek güçtür. Bununla beraber bazı belirlemeler yapma
olanağı da mevcuttur.
Çevre ve Orman Bakanlığının çevre düzeni planı yapma yetkisi-
nin, “özel çevre koruma bölgesi” ilan edilen yerlerle doğrudan bir bağ-
lantısı yoktur. Diğer bir deyişle Çevre ve Orman Bakanlığı’nın belli bir
bölge ya da havzada çevre düzeni planı yapması o bölge ya da hav-
zanın çevre koruma bölgesi ilan edilmesine bağlı değildir. Çevre ve
Orman Bakanlığının çevre koruma amacını güden çevre düzeni planı
çok daha genel bir açıdan insanın bulunduğu her yerde sağlıklı bir
çevrenin sürdürülebilirliği ve korunmasına ilişkin bir süreci kapsar.
20
Oysa çevre koruma bölgesi ilanı ve buna bağlı olarak yapılacak olan
planların çok daha derin, özel ve sıkı bir koruma mantığını yansıttığı
ve çok daha özel bir uzmanlığı gerektirdiği 2872 sayılı kanunun 9(d)
maddesindeki düzenlemeden açıkça anlaşılıyor.
O halde bir bölge özel çevre koruma bölgesi ilan edilmişse, bu ka-
rarın gereklerinin bütünüyle çevre düzeni planına yansıtılması gerek-
lidir. Eğer mevcut bir çevre düzeni planı varsa bu çevre düzeni planı
da Bakanlar Kurulu kararının gereklerini yansıtacak şekilde değiştiril-
melidir.
21
Çevre koruma alanı olarak belirlenmiş alanlar çevre düzeni
planlarında bu niteliğiyle gösterilmelidir.
22
Çevre düzeni planı daha
19
Ünal (2003): s. 111.
20
Kalabalık (2002): s. 58.
21
Bkz. D., 6. Daire, E.: 1992/4912, K.: 1993/3976, K.T.:05/10/1993, [danistay.gov.tr].
22
“…koruma tedbirlerinin plan kararlarında yer almasının önem taşıdığı belirtilerek hazır-
Halit YILMAZ hakemli makaleler
92TBB Dergisi, Sayı 72, 2007
önce çevre koruma alanı olarak belirlenmiş olan alanların niteliği konu-
sunda değişiklik getiremez. Çevre düzeni planında özel çevre koruma
bölgesi kararlarının gereklerine aykırı düzenlemeler getirilemez. Hatta
özel çevre koruma bölgesi ilan edilen yerlerde çevre koruma amacının
çok daha somut bir şekilde ortaya çıkması açısından çevre düzeni pla-
nının üst ölçekli bir plan olarak öncelikle uyarlanması gerekir.
Özel çevre koruma bölgesi kararının gerektirdiği özel değişiklik-
lerin, planlara yansıtılmasıyla ilgili yetkili idare konusunda düzen-
lemeler açıktır. Özel Çevre Koruma Kurumu’nun özel çevre koruma
bölgesi olarak ilan edilen ve edilecek alanlarda imar planlarını yap-
mak, mevcut her ölçekteki plan ve plan kararlarını revize etmek ve
re’sen onama yetkisi 383 sayılı KHK’nin 1. maddesinde açıkça düzen-
lenmiştir. Buradaki imar planı yapmak yetkisi açıktır. 3194 sayılı İmar
Kanunu’nun 6. maddesi imar planını nazım ve uygulama imar planı
olarak ikiye ayırmıştır. O halde özel çevre koruma bölgesi ilan edilen
alanlarda nazım ve uygulama imar planlarını yapma yetkisi hâlihazır-
da Özel Çevre Koruma Kurumundadır.
Burada tereddüt doğurabilecek bir durum, Özel Çevre Koruma
Kurumun özel çevre koruma bölgesi ilan edilen alanlarda her ölçekte -
ki plan ve plan kararlarını revize etme ve re’sen onaylama yetkisidir.
Şunu hemen belirtmek gerekir ki üst ölçekli bir plan türü olarak özel
çevre koruma bölge ya da bölgelerini de içeren “il çevre düzeni planı”
konusunda Özel Çevre Koruma Kurumu 383 sayılı KHK’nin 1. mad-
desinde tanımlanan yetkilere sahiptir.
23
Bu açıdan Özel Çevre Koruma
Kurumu’nun yerel yönetimlerce yapılan il çevre düzeni planını değiş-
tirme veya onama yetkisi bir vesayet yetkisi olarak görülmemelidir.
383 sayılı KHK’nin 1. maddesi açıktır. Buna göre Bakanlar Kurulu’nun
kararının ardından planlama yetkisi o bölge ile sınırlı olarak tamamıy-
la Özel Çevre Koruma Kurumu’na geçmektedir. Özel Çevre Koruma
lanan notun plan hükümlerine geçirilmesinin istenilmesi üzerine Bayındırlık ve İskân Ba-
kanlığınca anılan yazı ve eki krokiye uygun olarak yapılaşma yasağı getirilen deniz kaplum-
bağaları koruma alanlarının 1/25000 ölçekli Doğu Antalya Çevre Düzeni Planına işlenerek
29.5.1990 tarihinde onandığı anlaşılmış olup, dava konusu işlemlerde mevzuata aykırılık
görülmemiştir...” D., 6. ve 10. Daire, E.:1991/88, K.:1992/253, K.T.:28/01/1992, [da-
nistay.gov.tr].
23
Örneğin il çevre düzeni planı yapılmış bir ilde belli bir bölge sonradan özel çevre
koruma bölgesi ilan edilmişse Özel Çevre Koruma Kurumu il çevre düzeni planını
bu kararın gereklerine göre revize edebilir.
hakemli makaleler Halit YILMAZ
93TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
Kurumu’nun yaptığı ya da yapacağı planlar ölçeği ne olursa olsun
bağlayıcıdır. Örneğin Özel Çevre Koruma Kurumu sadece nazım ve
uygulana imar planı yapmış ise 1/25.000 ölçekli nazım imar planı ve
daha üst ölçekli il çevre düzeni planı Özel Çevre Koruma Kurumu’nun
yaptığı imar planlarında alınan kararları değiştiremez ve onun gerek-
lerini yansıtmak zorundadır. Bu durumda daha sonra yapılacak olan
üst ölçekli planların özel çevre koruma bölgesi ilan edilen yerlerle ilgili
olarak Özel Çevre Koruma Kurumu’nun onayıyla hukuksal varlık ka-
zanacaklarını da belirtmek gerekir.
Özel Çevre Koruma Kurumu’nun mevcut her ölçekteki plan ve
plan kararlarını revize etme ve re’sen onaylama yetkisi, Çevre ve
Orman Bakanlığı’nın çevre düzeni planlarını da kapsar. Kamu tüzel
kişiliğine sahip Özel Çevre Koruma Kurumu’nun Çevre ve Orman
Bakanlığı’nın bağlı kuruluşu olması 383 sayılı KHK’nin açık hükmü
karşısında tereddüt doğurmamalıdır. Bu bakımdan Özel Çevre Koru-
ma Kurumu Bakanlığın yapmış olduğu bir çevre düzeni planını tanım-
lanan yetkileri çerçevesinde değiştirebilir. Ayrıca çevre düzeni planı
aynı zamanda özel çevre koruma bölgesini de kapsıyorsa en azından
bu kısmının yürürlüğe girmesi Özel Çevre Koruma Kurumu’nun ona-
yıyla gerçekleşecektir. Özel Çevre Koruma Kurumu gerek görüyorsa
ve pratik olarak mümkünse özel çevre koruma bölgesi ilan edilen böl-
gede çevre düzeni planı adı altında plan da yapabilir.
Burada son olarak belirtmek gerekir ki, gerek Bakanlığın yapacağı
çevre düzeni planında gerekse özel çevre koruma bölgesinde yapıla-
cak olan imar planlarında, öncelikle bu planların amaçlarının, bunun
yanında da klasik planlama ilkelerinin gözetilmesi gerekir.
24
IV. SONUÇ
Yasa koyucunun son yıllardaki yasa değişiklikleriyle, üst ölçekli
planlama tutarlılığını geliştirme konusundaki eğilimi umut vericidir.
Özellikle büyükşehir belediyeleri için 1/25.000 ölçekli planların zo-
runluluk şeklinde düzenlenmiş olması yerinde olmuştur.
Diğer taraftan üst ölçekli planlamanın en önemli halkalarından bi-
risi olan çevre düzeni planı konusunda, “il çevre düzeni planı” adı altın-
24
Bkz. D., 6. Daire, E.: 1992/2839, K.: 1993/1725, K.T.:27/04/1993, [danistay.gov.tr].
Halit YILMAZ hakemli makaleler
94TBB Dergisi, Sayı 72, 2007
da yerel yönetimlerin yetkili kılınmış olması, son derece önemli bir ge-
lişmedir. Bu önemli ve olumlu gelişmeye, önceki bazı yetki sıkıntıları
ve ihtiyaçlar dikkate alındığında, az önce zikredilen bir başka olumlu
gelişme, 1/25.000 ölçekli planların yapımında Büyükşehirlerin yetkili
ve görevli kılınması eşlik etmektedir.
Üst ölçekli planlamanın idari sınırları aşan doğal yönü de ihmal
edilmemiş, çevre düzeni planı konusunda merkezi idarenin yetkileri
de pekiştirilmiş ve yeniden tanımlanmıştır. Fakat bu yapılırken yerel
yönetimlerin yapmakta yetkili olduğu il çevre düzeni planıyla bir ilişki
kurulmamış ve böylece başka bazı sorunların çıkması ihtimaline kapı
aralanmıştır.
Gerçekten yetki paylaşımı ve planlar arasındaki ilişkiler konusun-
da, geçmişte doğmuş olan sıkıntı ve tereddütler, özellikle çevre düzeni
planı girişiminin önündeki en önemli engellerden biri olma deneyimini
yaşatmışken, mevcut durumun doğurduğu endişeler yersiz değildir.
Burada ele aldığımız düzenlemelerin belirsiz ve tereddüt doğu-
ran yönlerinin, yargı kararlarıyla biçimleneceğini beklemenin de, oluş-
turmaya çalıştığımız hukuk kültürü adına bir olumsuzluk olduğunu
belirtmek gerekir. Beklentilerimiz son derece ayrıntılı düzenlemelere
yönelik değildir; sadece daha açık ve birbiriyle tutarlı bir bütünlük
gösteren ve birbiriyle tutarlı bir ilgi kuran sistemli düzenlemelere yö-
neliktir.
Neyse ki, sorumluluk almaya niyetli yönetimlerin, en azından dü-
zenleyici işlemleriyle sorunların çözümüne ilişkin, yasalara uygun dü-
zenlemeler getirme olanağı hâlâ mevcuttur.
KAYNAKÇA
Kalabalık, Halil (2002): Imar Hukuku.
Keleş, Ruşen (2003): Imar Hukukuna Giriş.
Kiper, Perihan (2005): “Koruma Amaçlı İmar Planına Eleştirel Bir Bakış”, Plan-
lama, S. 31, s. 26-27.
Ünal, Şeref (2003): Türk Şehir Planlama Hukuku.
Orta, Elif (2006): İmar Hukukunda Plan Hiyerarşisi Ve Plan Çatışması.