powered by

powered by

hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 95TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 Giriş Ülkemizde vatandaşlık konusunu düzenleyen temel kanun, 22 Mayıs 1964 tarihinde yürürlüğe giren 11 Şubat 1964 tarihli 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’dur (TVK).  O tarihten bu yana ortaya çı- kan ihtiyaçlar doğrultusunda ve bu ihtiyaçların zorlaması ile, Kanun- da pek çok değişiklikler yapılmış,  yapılan bu değişikliklerle Kanunun sistematiği bozulmuş ve bozulan bu sistematiğin hukuk ilkelerine uy- gun olarak yeniden düzenlenmesi gereği ortaya çıkmıştır.  Bununla birlikte, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun, 2001 * Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Uluslararası Özel Hukuk Anabilim Dalı, araştırma görevlisi. 1 RG 22 Şubat 1964, S. 11638; http://www.hukukî.net/kanun/403.15.frameset.asp (Erişim tarihi: 28 Nisan 2006); Adı geçen kanunun 47. maddesinin ‘bu Kanun yayı- mından üç ay sonra yürürlüğe girer’ hükmü nedeniyle, Kanun 22 Mayıs 1964 tarihin- de yürürlüğe girmiştir. 2 Türk Vatandaşlığı Kanunu, 13 Şubat 1981 tarihinde 2383 sayılı kanunla, 20 Nisan 1989 tarihinde 3540 sayılı kanunla, 27 Mayıs 1992 tarihinde 3808 sayılı kanunla ve 7 Haziran 1995 tarihinde 4212 sayılı kanunla muhtelif kereler değiştirilmiştir. Adı geçen kanunda yapılan bir diğer değişiklik ise, 2003 yılının Haziran ayında yayım- lanan iki kanunla yapılmıştır. Bunlardan ilki, 3 Haziran 2003 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 4862 sayılı kanun ile, diğeri ise, 12 Haziran 2003 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 4866 sayılı kanunla yapılan değişikliklerdir. Türk Vatandaşlığı Kanu- nundaki son değişiklik ise, 29 Haziran 2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 5203 sayılı kanunla yapılmıştır. 3 Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı Genel Gerekçesi: http://www.hukukî.net/ hukuk/index.php?article=632 (Erişim tarihi: 5 Mayıs 2007); ayrıca, doktrinde de, benzer gerekçelerle yeni bir kanun hazırlanması gereği ileri sürülmüştür: Sargın, Fügen: “Türk Vatandaşlığı Kanunun’da Değişiklik Yapan 2003 Tarihli ve 4866 Sayılı Ka- nun Kapsamında Bir Değerlendirme”, AÜHFD, C. 53, S. 1, 2004, s. 27-28. TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNU TASARISI’NIN VATANDAŞLIĞIN İRADE DIŞI KAYBI YOLLARINA YAKLAŞIMI Dr. Necla ÖZTÜRK * Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 96TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 yılında 1982 Anayasası’nda yapılan değişiklikler ve 2002 yılında yü- rürlüğe giren Türk Medenî Kanunu’nun getirdiği düzenlemelerle u­yumlu hale getirilebilmesi ihtiyacı da kaçınılmaz olmuştur. Ayrıca, 1 Mart 2000 tarihinde, Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi  yürürlüğe gir- miş, bu sözleşmedeki düzenlemelere paralel olarak, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda bazı değişikliklerin yapılması gündeme gel- miş ve bu amaçlar doğrultusunda Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı (TVKT) hazırlanmıştır.  Hazırlanan tasarı, 1/1192 esas numarası ile 7 Nisan 2006 tarihin- de meclise gönderilmiş, Meclis İçişleri Komisyonu ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu’nda tasarı ele alınmış ve adı geçen Komisyonlar Ta- sarı hakkındaki raporlarını göndermişlerdir.  Bu gerekçelerle hazırlanan Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı, ül- kemizde 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan seçimler nedeniyle –veril- diği yasama döneminde kanunlaşmadığı için– kadük duruma düşmüş olmakla birlikte, yeni yasama döneminde, tasarının tekrar gündeme gelmesi beklenmektedir. Bu makalenin amacı, öncelikle vatandaşlığın irade dışı kaybı hal- leri ile ilgili olarak Türk hukukundaki gelişmelere değinmek ve va- tandaşlığın irade dışı kaybı yolları konusunda, yürürlükteki 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ile tasarıyı birlikte ele alarak konuyu bu çerçevede değerlendirmektir. 4 Sözleşme metni için bkz., http://conventions.coe.int/Treaty/en/Treaties/ Html/166.htm. (Erişim tarihi: 10 Mayıs 2007). Sözleşmeyi imzalayan ülkele- rin listesi için bkz., http://conventions.coe.int/Treaty/Commun/ChercheSig. asp?NT=166&CM=8&DF=7/30/2007&CL=EN G. (Erişim tarihi: 10 Mayıs 2007). Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi hakkında bkz., Güngör, Gülin: ‘Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’, MHB Yılmaz Altuğ’a Armağan Özel Sayısı, Yıl: 17-18, Sayı: 1-2, İstan- bul 1997-1998, s. 229-250; ayrıca Sözleşme hükümlerinin Türk hukuku ile karşılaş- tırılması konusunda bkz., Tanrıbilir, F. Bilge: ‘Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi ve Türk Hukuku’, MHB., Prof. Dr. Ergin Nomer’e Armağan, Yıl: 22, Sayı: 2, İstanbul 2002, s. 791-818. 5 Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı Genel Gerekçesi. S http://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem22/yil01/ss1232m.htm. (Erişim tarihi: 7 Ağustos 2007). TBMM’nin resmî internet sitesine göre, tasarının görüşülmek üzere gönderildiği Adalet ve Dışişleri Komisyonları henüz raporlarını gönderme- mişlerdir: http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/kanun_tasarisi_gd.onerge_ bilgileri?kanunlar_sira_no=42557. (Erişim tarihi: 7 Ağustos 2007). hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 97TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 I. Vatandaşlığın Kaybının Türk Vatandaşlık Hukukundaki Gelişimine Genel Bakış En genel anlamıyla vatandaşlığın kaybı, kişinin vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu devletle olan hukukî ve siyasî bağının kesilmesi ve o ana kadar sahip olduğu vatandaşlıktan ayrılması anlamına gelir.  Vatandaşlığın kaybı konusunda, vatandaşlığın kazanılmasında ol- duğu gibi, yerleşmiş müesseseler yoktur. Örneğin, vatandaşlığın kaza- nılması konusunda yer alan, kan esası, toprak esası, telsik gibi müesse- selere vatandaşlığın kaybında rastlanmadığı gibi, vatandaşlığın kaybı nedenleri konusunda da görüş birliği bulunmamaktadır.  Vatandaşlığın kaybı, ‘vatandaşlığın sürekliliği’ ilkesinin geçerli ol- duğu dönemlerde mümkün görülmezken, çağdaş vatandaşlık huku- kunun en önemli konularından biri haline gelmiştir. Zira, bu ilkeye rağmen, kişilerin bir ülkeden başka bir ülkeye gitmeleri ve zamanla gittikleri ülkenin vatandaşlığını telsik yoluyla kazanmaları önleneme- miştir. Zaman içinde vatandaşlık hukukunda kişinin iradesinin önemi ortaya çıkmış ve vatandaşlık bağının sürekli ve ülkesel olması gerek- tiği yönündeki ilkenin değiştirilmesi, hem devletin, hem de kişinin menfaatine uygun görülmüştür.  Vatandaşlığın kaybında, devletle kişinin menfaatleri genellikle karşı karşıyadır. Vatandaşlığın, kişinin iradesi dışında kaybı hallerin- de ise, devlet menfaatleri ön plana çıkmakta, ilgilinin iradesi önem taşımamaktadır. İrade dışı vatandaşlığın kaybındaki temel düşünce, devletin siyasî, sosyal ya da ekonomik nedenlerle kişiyi artık vatandaş- lığında istememesidir. Kişinin iradesi dışında vatandaşlığın kaybında, ilgili kişi vatansız da kalabilir. Bu hal, ‘herkesin bir vatandaşlığı olmalıdır’ şeklindeki vatandaşlık hukukunun direktif ilkelerinden birine aykırı olmasına rağmen, devletler, menfaatlerinin gerektirdiği durumlarda, kişinin vatandaşlığına son verebilmektedirler. 10 Kişinin iradesi dışında, idarenin tek taraflı tasarrufu ile vatandaş- lığın kaybı, milletlerarası hukuka aykırı görülmemiş ve 10 Aralık 1948 T Berki, O. Fazıl, ‘Yetkili Makam Kararı İle Türk Vatandaşlığının Kaybı’, AÜHFD, 1975, C. 32, S. 1-4, s. 117-134. 8 Göger, Erdoğan, Türk Tâbiiyet Hukuku, B. 4, Ankara 1979, s. 118. 9 Göger, s. 117. 10 Nomer, Ergin, Vatandaşlık Hukuku, B.14, İstanbul 2003, s. 109. Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 98TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde 11 de bazı sınırlama- larla kabul edilmiştir. Beyannamenin 15. maddesinin ikinci fıkrasına göre, ‘hiç kimse, keyfi olarak vatandaşlığından veya vatandaşlığını değiş- tirme hakkından yoksun bırakılamaz’. Dolayısıyla, milletlerarası hukukta ‘keyfi’ olmamak şartıyla devletin tek yanlı olarak, kişinin iradesi dı- şında vatandaşlığına son verilebileceği kabul edilmektedir. Benzer şe- kilde, Avrupa Vatandaşlığı Sözleşmesi’nin 4. maddesinin (c) fıkrasın- da da ‘hiç kimse keyfi olarak vatandaşlığından mahrum bırakılamayacaktır’ hükmü bulunmaktadır. Kişinin iradesi dışında vatandaşlığını kaybetmesinde, ‘keyfi’ ol- mama şartının Türk Vatandaşlığı Kanununda da benimsendiği görül- mektedir. Şöyle ki, irade dışı vatandaşlığın kaybı sonucunu doğuracak haller, ancak, kanunla objektif olarak tespit edilir. Kanunda gösterilen nedenler dışında bir nedenle, ilgilinin Türk vatandaşlığını kaybetme- si mümkün değildir. Ayrıca bu husus, Anayasa’nın 66. maddesinin üçüncü fıkrası ile de güvence altına alınmıştır. Buna ek olarak, Ana- yasanın 66. maddesinin dördüncü fıkrası (ve ayrıca 125. madde ile) vatandaşlığın kaybı sonucunu doğuran idarî kararlara karşı yargı yolu da açık tutularak keyfilik önlenmeye çalışılmıştır. 12 Vatandaşlığın kaybı konusunda, ülkemizdeki ilk düzenleme 19. yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. 28 Ocak 1869 tarihli Tâbiiyet-i Os- maniye Kanunnamesi 13 öncesinde, vatandaşlığın kaybı hakkında açık ve kesin bir kural bulunmamaktaydı. Bu kanunnameye göre, vatandaşlığın kaybı (ıskat), iki halde müm- kün olabilirdi. Bunlardan birincisi, hûkümetten izin almaksızın, yurt dışında, yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmadır. Diğer neden ise, yabancı bir devletin askerlik hizmetini kabul etme halidir. 14 11 http://www.belgenet.com/arsiv/sozlesme/iheb.html. (Erişim tarihi: 05. Haziran 2007). 12 Nomer, s. 109. 13 Kanun dokuz maddeden meydana gelmiştir ve 1851 Fransız Vatandaşlık Kanu- nun etkisi altında kalmıştır: Göger, s. 19-20, Aybay, Rona, Vatandaşlık Hukuku, B. 2, İstanbul 2006, s. 69; ayrıca, kanun metni için bkz., Unat, İlhan, Türk Vatandaşlık Hukuku, Metinler-Mahkeme Kararları, Ankara 1966, s. 8 vd. Osmanlı Devleti’ni bu Ka- nunnameyi yapmaya hazırlayan tarihi nedenler için bkz., Seviğ, M. Raşit, Devletler Hususi Hukuku -Giriş, Vatandaşlık ve Yabancılar Hukuku-, İstanbul 1983, s. 72 vd. 14 Fişek, Hicri, ‘Türk Vatandaşlığı Kanunu Açısından Vatana Bağlılıkla Bağdaşmayan Ey- lemler’, Prof. Dr. Fadıl Sur’un Anısına Armağan, Ankara 1983, s. 381, Göger, s. 120. hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 99TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 Tâbiiyet-i Osmaniye Kanunnamesi’nde 1917 yılında yapılan deği- şiklikle, belirtilen kayıp hallerine yenileri eklenmiştir. 15 Bu değişiklikle eklenen vatandaşlığın kaybı halleri şunlardır: - Yabancı bir devletin, askerlikten başka bir hizmetine, kendi isteği ile girme ve bu hususu resmî makamlara bildirmeme. - Yukarıda belirtilen bildiriyi yaparak, yabancı bir devletin asker- likten başka bir hizmetinde çalışmakta iken, bu hizmetin terki için ya- pılan duyuruya rağmen, belirlenen süre içinde hizmeti terk etmeme. - Seferberlik zamanında askerlik görevi ile ilgili bazı yükümlülük- leri yerine getirmeme. - Firar etme. Tâbiiyet-i Osmaniye Kanunnamesi altmış yıl yürürlükte kaldıktan sonra, Cumhuriyet döneminde, 23 Mayıs 1928 tarihli 1312 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu 16 kabul edilmiştir. Bu kanun da, kendisinden ön- ceki mevzuatın genel ilkelerinden ayrılmamış 17 olmakla birlikte, daha ayrıntılı bir düzenleme getirmiştir. 1312 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun öngördüğü ıskat ne- denlerini bütün Türk vatandaşlarına uygulanacak olan nedenler ve Türk vatandaşlarını sonradan kazanmış kişilere uygulanacak olan ne- denler olarak iki başlık altında toplamak mümkündür. 18 1312 sayılı kanunun 9. ve 10. maddelerinde, bütün Türk vatandaş- larına uygulanacak hükümler düzenlenmiştir. Bu maddelere göre, - Hükümetten izin almadan, kendi isteği ile, yabancı bir devlet va- tandaşlığına geçme. - Yabancı bir devletin askerlikten başka bir hizmetinde çalışırken, bu hizmetin terk edilmesi için verilen emre, süresi içinde uymama. - Türkiye ile savaş halindeki bir devletin hizmetinde, hükümetten izin almadan çalışmaya devam etme. 15 Fişek, Vatana Bağlılıkla Bağdaşmayan Eylemler, s. 381 16 On yedi maddeden meydana gelen 1312 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda nü- fusu arttırmak fikri hakimdir ve devlet menfaati üstün tutulmuştur: Göger, s. 20. 17 Göger, s. 120-121. 18 Berki, s. 106-108, Fişek, Vatana Bağlılıkla Bağdaşmayan Eylemler, s. 383 vd. Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 100TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 - Türkiye’nin seferberlik ilan ettiği zamanda, askerlik hizmeti ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeme. - Yabancı bir ülkede ikâmet ettiği halde, beş yıldan fazla bir süre ile kendisini Türk konsolosluklarına tescil ettirmeme, vatandaşlığın kaybı nedeni olarak düzenlenmiştir. 1312 sayılı kanunun 11. maddesi ise, Türk vatandaşlığını sonra- dan kazanmış kişilere özgü ıskat hallerini düzenlemiştir. Bu maddeye göre, - Türkiye Cumhuriyeti’nin iç ve dış güvenliğine aykırı eylemlere girişme. - Askerlik hakkındaki kanunları emrettiği yükümlülükleri yerine getirmeme, ıskat nedenleri olarak sayılmıştır. Görüldüğü gibi, gerek Tâbiiyet-i Osmaniye Kanunnamesi’nde, gerekse 1312 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununda konu ‘ıskat’ başlı- ğı altında düzenlenmiştir ve Tâbiiyeti-i Osmaniye Kanunnamesi’nde konu, başlangıçta çok genel olarak düzenlemiş iken, 1312 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu daha ayrıntılı bir düzenleme yapmıştır. Buna karşılık, vatandaşlığın irade dışı kaybı yolları olarak aşağıda inceleyeceğimiz ‘kaybettirme’ ve ‘vatandaşlığa alınmanın iptali’ müesse- seleri ise, ne Tâbiiyet-i Osmaniye Kanunnamesi’nde, ne de 1312 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununda düzenlenmiştir. 19 II. 403 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ile Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı Hükümleri Uyarınca Vatandaşlığın İrade Dışı Kay- bı Yolları Halen yürürlükte olan, 11 Şubat 1964 tarihli 403 sayılı Türk Vatan- daşlığı Kanunu 20 ‘Türk Vatandaşlığının Kaybı’ üst başlığını kullanarak bir düzenleme yapmış ve Türk Vatandaşlığının kaybı yolları olarak üçlü bir ayrım benimsemiştir; Kanun Yolu ile Kayıp (TVK m. 19), Yet- 19 Berki, Vatandaşlığın Kaybı, s. 124. 20 Büyük ölçüde 29 Eylül 1952 tarihli İsviçre Vatandaşlığının Kazanılması ve Kaybı Hakkında Federal Kanundan etkilenen bu kanun metni için bkz., Tiryakioğlu, Bil- gin/Aygün M./Şengür E., Türk Uluslararası Özel Hukuk Mevzuatı, B.2, Ankara 2006. Ayrıca bkz., http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/364.html. (Erişim tarihi: 1 Ekim 2007). hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 101TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 kili Makam Kararı ile Kayıp (TVK m. 20 vd.) ve Seçme Hakkı ile Kayıp (TVK m. 27-28). Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısında ise, Türk Vatandaşlığının kaybı halleri, üçüncü bölümde (TVKT m. 23 vd.) ikili bir ayrım yapı- larak düzenlemiştir. 21 Yetkili Makam Kararı ile Kayıp Yolları (TVKT m. 24 vd) ve Seçme Hakkı ile Türk Vatandaşlığının Kaybı (TVKT m. 34-35). 22 403 sayılı TVK’na göre, Türk vatandaşlığının irade dışı kayıp hal- leri, kaybettirme, çıkarma ve vatandaşlığın iptalidir. Yürürlükteki Kanundan farklı olarak, tasarıda vatandaşlıktan çıkarma düzenlen- memiştir. Bu nedenle, bu başlık altında, öncelikle hem 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda hem de asarıda düzenlenmiş olan vatandaş- lığın irade dışı kaybı nedenlerini –kaybettirme ve vatandaşlığa alın- manın iptali– daha sonra ise TVK da düzenlenmiş olup, tasarıda yer almayan irade dışı kayıp hali –çıkarma– incelenecektir. Bunun yanı sıra kaybettirme müessesesi; 403 sayılı Türk Vatan- daşlığı Kanunu’nunda düzenlenmiş olup, tasarıda yer almayan kay- bettirme nedenleri, hem TVK’da hem de tasarıda düzenlenmiş olan ortak kaybettirme nedenleri ve sadece Tasarıda düzenlenmiş olan kay- bettirme nedeni alt başlıklarında ele alınacaktır. A. Vatandaşlığın İrade Dışı Kaybında Ortak Müesseseler Vatandaşlığın irade dışı kaybında ortak müesseseler başlığı altın- da, tasarıdaki sıralama esas alınarak, öncelikle ‘kaybettirme’ daha sonra ise ‘vatandaşlığa alınmanın iptali’ (tasarıdaki adıyla ‘Türk vatandaşlığının iptali’) müesseseleri ele alınacaktır. 1. Kaybettirme 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun ‘Yetkili Makam Kararı ile Kayıp’ alt başlığında düzenlenmiş olan vatandaşlığın kaybı hallerin- 21 Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı’nda, yürürlükteki kanundan farklı olarak, ka- nun yolu ile Türk vatandaşlığının kaybı konusu düzenleme dışı bırakılmıştır. 22 TVKT 34. maddesi ‘Türk vatandaşlığını kazanmış olan çocuklar’, 33. maddesi ise ‘Seçme hakkı ile Türk vatandaşlığını kaybetmenin geçerliliği ve sonuçları’ başlığını taşımakta- dır. Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 102TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 den biri ‘Vatana Bağlılıkla Bağdaşmayan Eylemler’ başlığı altında düzen- lenmiş olan kaybettirmedir ve kanunun 25. maddesinde kaybettirme nedenleri sekiz bent halinde sayılmıştır. Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı’nda da, yetkili makam kararı ile kayıp yolları başlığı altında düzenlemiş olan konulardan biri, 29. madde ve devamında yer alan ‘kaybettirme’ müessesesidir. Dolayısıyla, hem 403 sayılı Türk Vatan- daşlığı Kanunu’nda hem de tasarıda düzenlenmiş olan, vatandaşlığın irade dışı kayıp yollarından ilki kaybettirmedir. Kaybettirme müessesesi her iki düzenlemede de ortak olarak yer almasına rağmen, kaybettirme nedenleri bakımından bazı farklar bu- lunmaktadır. a. Türk Vatandaşlığı Kanununda Düzenlenip Tasarıda Yer Almayan Kaybettirme Halleri aa. İzin Almaksızın Kendi İstekleriyle Yabancı Bir Devlet Vatandaşlığını Kazananlar 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 25. maddesinin (a) bendinde düzenlenmiş olan ilk kaybettirme nedeni, kişinin, izin al- maksızın kendi isteğiyle yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanması- dır. 23 Hükmün uygulanabilmesi için gerekli şartlar şunlardır: - Kişi, yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmış olmalıdır. - Kişi, yabancı devlet vatandaşlığını, kendi isteği ile yani iradesi ile kazanmış olmalıdır. Kişi iradesi olmadan yabancı devlet vatandaş- lığını kazanmış ise, bu hüküm uygulanamaz. Zira, hükmün uygula- nabilmesi için yabancı devlet vatandaşlığının iradî olarak kazanılmış olması gerekir. Örneğin, yabancı bir erkekle evlenmekle, kocasının vatandaşlığını kendiliğinden, iradesi dışında kazanan kadın hakkında bu hüküm dolayısıyla kaybettirme kararı verilemez. 23 İzin almaksızın, kendi isteğiyle yabancı devlet vatandaşlığının kazanılması nede- niyle Türk vatandaşlığının kaybedilmesi konusu, milletvekili seçilmiş birinin, aynı zamanda yabancı devlet vatandaşı olması nedeniyle, Türk siyasal yaşamında tar- tışmalara neden olmuştur. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz., Onar, Erdal/Tir- yakioğlu, Bilgin, ‘1982 Anayasasında Milletvekilliği – Vatandaşlık İlişkisi (Merve Kavakçı Olayı)’, Faruk Erem Armağanı, Türkiye Barolar Birliği Yayını, Ankara 1999, s. 557-599. hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 103TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 - Kişi, çıkma izni almamış olmalıdır. Başka bir anlatımla, kişi, ya- bancı devlet vatandaşlığını izinsiz olarak kazanmış olmalıdır. Aksi halde, izin almak suretiyle yabancı devlet vatandaşlığını kazanmış olanlar hakkında kaybettirme kararı verilemez. Bu şartlar gerçekleştiğinde, ilgili hakkında Bakanlar Kurulu kay- bettirme kararı verebilir. Bu hüküm Tâbiiyet-i Osmaniye Kanunnamesi’nden beri vatandaş- lık mevzuatımızda yer almaktadır ve getiriliş nedeni; kapitülasyonla- rın olduğu dönemde, kötü niyetli kişileri önlemek; kapitülasyonların kaldırılmasından sonra ise, çifte vatandaşlık hallerini önlemektir. 24 Oysa, artık çifte vatandaşlığı önlemek için bir hükme gerek olmadığı gibi, izin almadan başka bir devlet vatandaşlığını kazanmayı, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylem olarak değerlendirmek de güçtür. 25 Her ne kadar Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’nde 26 ilgilinin ya- bancı bir devlet vatandaşlığını kendi isteğiyle kazanması, bir kaybet- tirme nedeni olarak sayılmışsa da, sözleşmede belirtilen nedenler, âkit devletlerin millî hukuk düzenlemelerinde yer verebileceği nedenler olup, bu nedenlerden hangilerini iç hukuklarına dahil edecekleri ko- nusunda devletlerin münhasır yetkisi bulunmaktadır. 27 Öte yandan, il- gilinin yabancı bir devlet vatandaşlığını izin almadan kazanmış olma- sının, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylem olarak kabul edilmesi ve kaybettirme yaptırımına tâbi tutulması da eleştiriye açıktır. Kana- atimizce, yapılan eylem ile eyleme uygulanan yaptırım arasında bir ölçülülük bulunması gerekir. İlgilinin izin almaksızın kendi isteği ile yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanması halinde, ilgili kişiye başka yaptırımların uygulanması mümkündür; ilgilinin vatandaşlığının kay- bettirilmesi yoluna gitmeye gerek yoktur. Bu nedenlerle, izin almadan başka bir devlet vatandaşlığını kazanmanın kaybettirme nedeni olarak tasarıda yer almamasının uygun olduğunu düşünüyoruz. 24 Göger, s. 156. 25 Aynı yönde görüş için bkz., Fişek, Vatana Bağlılıkla Bağdaşmayan Eylemler, s. 386. 26 Sözleşmenin 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre, ilgilinin yabancı devlet vatandaşlığını kendi isteği ile kazanması hali, akit devletlerce vatandaşlığın kaybında hukukî sebeplerden biri olarak sayılmıştır. 27 Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’nin 3. maddesinin birinci fıkrasında, vatandaşlık hukuku alanında, devletin kendi vatandaşlarını kendisinin belirleyeceği konusun- da münhasır bir yetkiye sahip olduğu esası kabul edilmektedir. Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 104TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 bb. Muvazzaf Askerlik Hizmetini Yapmak veya Yurt Savunmasına Katılmak İçin Yapılan Çağrıya Uymamak 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 25. maddesinin (ç) ben- dine göre, yurt dışında bulunup da muvazzaf askerlik görevini yap- mak veya Türkiye’de savaş ilanı üzerine, yurt dışında bulunup da yurt savunmasına katılmak için yetkili kılınmış makamlar tarafından usu- len yapılacak çağrıya mazeretsiz olarak üç ay içinde icabet etmeyenler hakkında kaybettirme kararı verilebilir. Bu bendin uygulanabilmesi için gerekli şartlar şunlardır: - Öncelikle, ilgili yurt dışında bulunmalıdır. Kişinin yurt dışında bulunma sebebi önemli değildir. - İlgiliye çağrıda bulunulmuş olmalıdır. Bu çağrının nedeni, ilgi- linin muvazzaf askerlik hizmetini yapması ya da savaş halinin ortaya çıkmış olması nedeniyle ülke savunmasına katılmasını istemek olma- lıdır. - İlgiliye yapılan bu çağrı, yetkili makamlar tarafından ve usulüne uygun olarak yapılmış olmalıdır. Eğer, ilgiliye yapılan çağrı usulüne uygun olarak yapılmamışsa, bu çağrıya uymama, bir kaybettirme ne- deni olamaz. 28 Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin (TVKUY) 29 36. maddesinin (ç) bendine göre, usulen ya- pılacak çağrı, Türk kanunları ile, ilgilinin oturduğu yabancı memleket mevzuatının tespit ettiği şekle göre belirlenir. Örneğin, adresi buluna- mayan bir kişiye, Resmî Gazete’de ilan yoluyla çağrı yapılması, usulüne uygun bir çağrı olarak nitelendirilemez. 30 - İlgiliye, yapılan çağrı ile üç aydan az olmamak üzere bir süre verilmiş olmalıdır. - İlgilinin, çağrıya uymaması bir mazerete dayanmamalıdır. Ka- nundaki ‘mazeret’ ile neyin kastedildiği ise, yönetmeliğin adı geçen hükmünde düzenlenmiştir. Buna göre, mazeret, askerlik kanunları çerçevesinde düşünülecek ve değerlendirilecektir. 28 Doğan, s. 129. 29 Metinde ‘Yönetmelik’ olarak da adlandırılmıştır. 30 Fişek, Vatana Bağlılıkla Bağdaşmayan Eylemler, s. 390. hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 105TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 cc. Askere Sevk Sırasında veya Kıtalarına Katıldıktan Sonra Yurt Dışına Kaçıp da Kanunî Süre Içinde Dönmeyenler Askerlikle ilgili bir diğer kaybettirme nedeni, 403 sayılı Türk Va- tandaşlığı Kanunu’nun 25. maddesinin (d) bendinde düzenlenmiştir. Bu hükmün uygulanabilmesi için gerekli koşulları ise şunlardır: - İlgili kişi, yurt içinde fiilen askere alınmış olmalıdır. - Askere alınan kişi, kıtasına sevk edilirken ya da kıtasına katıldık- tan sonra firar etmiş olmalıdır. Askere sevk edilmeden önce askerlik- ten kaçan kişiler hakkında bu hükme dayanarak kaybettirme kararı verilemez. - İlgili, yurt dışına kaçmış olmalıdır. Askere sevk sırasında ya da kıtasına katıldıktan sonra, askerden kaçan kişiler, eğer yurt içindelerse, bu kişiler hakkında kaybettirme kararı verilemez. Askerlikten kaçan- lar hakkında vatandaşlığın kaybettirilmesi kararı verilebilmesi için, bu kişilerin yurt dışına kaçmış olmaları gerekir. - İlgili, kanunî süre içinde dönmemiş olmalıdır. Burada kanunî sü- reyi belirlemede esas alınacak kanun, Askerlik Kanunu’dur. dd. Silahlı Kuvvetler Mensupları İle Askerlik Görevini Yap- makta Olanlardan Görev, İzin, Hava Değişimi veya Tedavi Için Yurt Dışında Bulunup da, Süresi Bittiği Halde Mazeretsiz Olarak Üç Ay İçinde Geri Dönmeyenler Askerlikle ilgili son kaybettirme nedeni 25. maddenin (e) bendin- de düzenlenmiş olup, hükmün uygulanabilmesi için gerekli koşullar şunlardır: - İlgili, ya silahlı kuvvetler mensubu ya da askerlik görevini yap- makta olmalıdır. - Silahlı kuvvetler mensubu olan ya da askerlik görevini yapmakta olan ilgilinin, görev, izin, hava değişimi ya da tedavi amacıyla yurt dı- şına çıkmış olması gerekir. İlgili yurt dışına, usulüne uygun olarak ve belli bir süre için çıkmış olmalıdır. Yurt dışına çıkış, usulüne uygun de- ğilse, bu madde hükmüne dayanılarak kaybettirme kararı verilemez. - Usulüne uygun olarak yurt dışına çıkmış olan kişiye verilmiş olan muayyen süre bitmiş olmalıdır. Buna ek olarak, ilgili muayyen sürenin bitmesinden sonraki üç ay içinde de göreve dönmemiş olmalıdır. Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 106TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 - İlgilinin, göreve dönmemesinin mazereti olmamalıdır. Burada hangi hallerin mazeret olarak kabul edileceği yine askerî kanunlar çer- çevesinde belirlenecektir. Askerliğe ilişkin kaybettirme nedenlerini bu şekilde belirttikten sonra, öncelikle şunu belirtmekte fayda vardır. 403 sayılı Türk Vatan- daşlığı Kanunu’nun 25. maddesinin (ç), (d) ve (e) bentlerinde düzen- lenmiş olan bu kaybettirme nedenlerinin sonuç doğurabilmesi için, Millî Savunma Bakanlığı’nın teklifi ve Bakanlar Kurulu’nun kararı gerekir. Ayrıca, bu hallerde, ilgili, Bakanlar Kurulu’nca kaybettirme kararı verilmeden önce yurda dönerse, artık hakkında kaybettirme ka- rarı verilemez. Askerlikle ilgili kaybettirme nedenlerinin düzenlendiği, 25. mad- denin (ç), (d) ve (e) bentleri de Tasarıda yer almamaktadır. Gerçekten de, askerlik hizmetinin vatandaşlık kazanmada ya da kaybetmede bir şart olup olmaması gerektiği yönündeki soru, toplumdan topluma ve zamandan zamana farklılık göstermiştir. 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda askerlik hizmetine vatandaşlığın kaybı açısından geniş yer verilmiş ve sekiz kaybettirme nedeninden üçü askerlik konusu ile ilişkilendirilmiştir. Oysa ki, kişinin devlete karşı askerlik hizmetinden daha önemli yükümlülükleri bulunmaktadır. Ayrıca, ilgilinin devle- te karşı yükümlülüklerini yerine getirmemesinin yaptırımının vatan- daşlığını kaybetmek olması da hakkaniyete aykırıdır. 31 Bu nedenlerle tasarıda askerliğe ilişkin kaybettirme nedenlerine yer verilmemesinin isabetli bir tercih olduğu kanısındayız. Şu ana kadar incelediğimiz bu dört kaybettirme nedeniyle ilgili olarak, tasarının 44. maddesinde bir düzenleme bulunmaktadır. ‘403 sayılı Kanuna göre Türk vatandaşlığını kaybedenler’ başlığını taşıyan bu madde, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 25. maddesinin (a), (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca Türk vatandaşlığını kaybetmiş olanların durumuna ilişkindir. Buna maddeye göre, anılan bentlere göre Türk vatandaşlığını kaybetmiş olan kişiler başvurmaları halinde, millî gü- venlik ve kamu düzeni açısından engel teşkil edecek bir hali bulunma- mak kaydıyla, Türkiye’de ikâmet etme şartı aranmaksızın, Bakanlar Kurulu Kararı ile yeniden Türk vatandaşlığına alınabilirler. 31 Göger, s. 150-151. hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 107TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 ee. Yetkili Makam Kararı ile Türk Vatandaşlığını Kazananlara İlişkin Kaybettirme Nedeni 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nunda yer alıp, tasarıda yer almayan bir diğer kaybettirme nedeni, 25. maddenin (f) bendinde dü- zenlenmiş olan, yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanmış olanlara yönelik kayıp halidir. Bu hükme göre, yetkili makam kara- rı ile Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra kesintisiz olarak yedi yıl Türkiye’de oturmuş ve Türkiye ile ilgi ve bağlılığını kesmediğine ve Türk vatandaşlığını devam ettirmek istediğine dair resmî temas ve iş- lemlerde bulunmayanlar hakkında kaybettirme kararı verilebilir. Bu hükme göre, kaybettirme kararı verilebilmesinin şartları şun- lardır: - İlgili, Türk vatandaşlığını, yetkili makam kararı ile -genel olarak vatandaşlığa alınma (m. 6), istisnaî olarak vatandaşlığa alınma (m. 7) veya yeniden vatandaşlığa alınma (m. 8) yollarından biri ile- kazan- mış olmalıdır. Türk vatanaşlığı, yetkili makam kararı ile değil de, baş- ka bir sebeple kazanılmış ise, bu hükme dayanılarak, kaybettirme ka- rarı verilemez. Türk vatandaşlığını, evlenme ya da evlat edinme gibi nedenlerle, hukukî bir işlemin kanunî sonucu olarak kazanmış kişiler hakkında bu madde hükmü uygulanamaz. - İlgilinin, kesintisiz yedi yıl Türkiye dışında oturmuş olması ge- rekir. Burada, oturmuş olma ya da sakin olma yeterli olup, kişinin ikâ- metgah sahibi olmasına gerek yoktur. - İlgili, en az yedi yıl Türkiye ile ilgisini ve bağlılığını kesmiş ol- malıdır. Bu yedi yıllık sürenin başlangıcı, yurt dışına çıkış tarihi değil, Türkiye ile ilgi ve bağlılığını gösteren son işlem tarihidir. 32 - İlgili, Türkiye ile ilgisini ve bağlılığını kesmediğine ve Türk va- tandaşlığını muhafaza etmek istediğine delalet edecek resmî temas ve işlemlerde bulunmamalıdır. İlgili Türkiye’ye gelmiyor, ancak, doğum, ölüm, evlenme gibi kişisel bilgilerini Türk konsolosluğuna bildiriyor, askerliğe ilişkin işlemlerini yine konsolosluk aracılığı ile takip ediyor olabilir. Bu gibi hallerde, ilgilinin Türkiye ile ilgi ve bağının devam ettiği kabul edilir ve bu hükme dayanarak kaybettirme kararı verile- mez. 32 Doğan, s. 131. Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 108TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 Bu bende göre, kaybettirme kararının verilebilmesi için, ilgilinin belirlenen süre içinde Türkiye ile ilgi ve bağlılığının devam edip etme- diğini tespit etmek gerekmektedir. Ancak, bunun tespiti güç olduğu gibi, nasıl tespit edileceği de ayrı bir sorundur. Öte yandan, yetkili makam kararıyla vatandaşlık kazanmış kişi- lere ilişkin bu kaybettirme nedeni, Anayasanın 66. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiş olan ‘hukukîlik ilkesi’ ve ‘müktesep vatandaş ile an’asıl vatandaş arasında ayrım yapılamamalıdır’ hükmünü getiren, Av- rupa Vatandaşlığı Sözleşmesinin 5. maddesinin ikinci fıkrası ile bağ- daşmamaktadır. Bu nedenlerle hükmün Tasarıda yer almaması uygun olmuştur. ff. Birden Fazla Vatandaşlığa Sahip Olan Türk Vatandaşlarına İlişkin Kaybettirme 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda düzenlenmiş olup da, Tasarıda yer almayan son kaybettirme nedeni, 25. maddenin (h) ben- dinde yer alan düzenlemedir. Bu bende göre, herhangi bir yolla ya- bancı bir devlet vatandaşlığını kazanmış olup, kesintisiz en az yedi yıl Türkiye dışında oturan ve Türkiye ile ilgi ve bağlılığını kesmedi- ğine ve Türk vatandaşlığını muhafaza etmek istediğine delalet edecek resmî temas ve işlemlerde bulunmayanlar hakkında Bakanlar Kurulu kaybettirme kararı verebilir. Bu hükme göre kaybettirme kararı verilebilmesi için aranan şartlar şunlardır: - İlgilinin, Türk vatandaşlığını koruyarak, başka bir devlet vatan- daşlığını kazanmış olması gerekir. Başka bir anlatımla, ilgili birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olmalıdır. Bu hükme göre, kaybettir- me müeyyidesinin uygulanabilmesi için, kişinin yabancı devlet vatan- daşlığını herhangi bir yolla kazanmış olması yeterli olup, ilgilinin iradî ya da irade dışı yabancı devlet vatandaşlığını kazanmış olmasının her- hangi bir önemi yoktur. - İlgili, kesintisiz, en az yedi yıl, Türkiye dışında oturmuş olmalı- dır. Bu bende göre de, ikâmetgah sahibi olmaktan bahsedilmemekte, sadece oturması yeterli görülmektedir. hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 109TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 - İlgili, Türkiye ile ilgi ve bağlılığını kesmediğine ve Türk vatan- daşlığını korumak istediğine delalet edecek resmî temas ve işlemlerde bulunmamalıdır. İlgilinin, Türkiye’de taşınmaz mallarının veya işye- rinin bulunması, aile üyelerinden bir kısmının Türkiye’de yaşıyor ol- ması ve bunlarla ilişkilerini sürdürüyor olması, medenî hal değişiklik- leri gibi olayları Türk makamlarına bildiriyor olması ya da askerlikle ilgili işlemlerini takip etmesi gibi olaylar, ilgilinin Türkiye ile ilgi ve bağının devam ettiğine delalet eden temas ve işlemlerdir. TVK’nın 25. maddesinin (f) bendinde olduğu gibi burada da ilgi- linin, Türkiye ile ilgi ve bağlılığının devam edip etmediğinin tespiti kolay değildir. Hem 25. maddenin (f), hem (h) bendinde yer alan kaybettirme sebepleri diğer nedenlerle de eleştiriye açıktır. Bir kere, bu bentlerde belirtilmiş olan nedenleri, vatana bağlılıkla bağdaşmayan eylem ola- rak kabul etmek güçtür. Diğer bir husus ise, kanun koyucunun bu hükümleri getirirken dayandığı esaslardır. Kanun koyucu, yukarıda incelediğimiz son iki bentte, iki grup Türk vatandaşı –yetkili makam kararıyla Türk vatandaşlığını kazananlar ile herhangi bir yolla yaban- cı devlet vatandaşlığını kazananlar– için, vatandaşla devlet arasında gerçek bir bağın kalmadığı esasına dayanarak kaybettirme nedenleri belirlemeye çalışmıştır. Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi de, ‘ülke dışın- da mutaden sakin vatandaş ile millî devlet arasında gerçek bir bağın bulun- maması’ nı vatandaşlığın kaybı nedeni olarak kabul etmektedir. Her ne kadar, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 25. maddesinin (f) ve (h) bentlerinde düzenlenen kaybettirme hallerinin ‘tabiiyetin ger- çekliği ilkesi’ne hizmet ettiği ileri sürülebilirse de, böyle bir kayıp se- bebinin sadece yetkili makam kararıyla vatandaşlık kazanmış olanlar ya da sonradan başka bir devlet vatandaşlığını kazanmış olan Türk vatandaşları bakımından düzenlenmesi tutarlı bir yaklaşım olarak ka- bul edilemez. Kanunkoyucu, vatandaş ile devlet arasında gerçek bir bağın kalmamasını, kaybettirme nedeni olarak kabul ediyorsa, bunu müktesep vatandaş – an’asıl vatandaş ayrımı gözetmeksizin yapmalı- dır. Aynı şekilde, gerçek bir bağın kalmaması kaybettirme sebebi ola- cak ise, çifte/çok vatandaşlığa sahip olan Türk vatandaşları ile sadece Türk vatandaşlığına sahip olanlar arasında da bir ayırım yapılmama- lıdır. Yürürlükteki kanunun 25. maddesinin (f) bendindeki hüküm, müktesep vatandaşlar ile aslî vatandaşlar; (h) bendindeki hüküm ise, Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 110TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 çifte vatandaşlığa sahip Türk vatandaşları ile çifte vatandaşlığa sahip olmayan Türk vatandaşları arasında ayırımcılık yapmaktadır. Dolayısıyla, yukarıda belirtilen nedenlerle, tasarıda bu tür kaybet- tirme sebeplerine yer verilmemiş olmasının uygun olduğunu düşü- nüyoruz. Kaldı ki, tasarının çifte/çok vatandaşlığa karşı yaklaşımının olumlu olduğu da gözden uzak tutulmamalıdır. Tasarının ‘tanımlar’ başlığını taşıyan 3. maddesinde çok vatandaşlığın tanımının yapılması ve ayrıca 45. maddede 33 çifte/çok vatandaşlar için özel bir düzenle- meye yer verilmiş olması tasarının çifte/çok vatandaşlığa karşı olum- lu yaklaşımını açıkça ortaya koymaktadır. tasarının, bir yandan çifte vatandaşlığa olumlu yaklaşırken, öte yandan çifte vatandaşlığa sahip olanlar için 25. maddenin (f) ve (h) bentlerindeki kaybettirme sebeple- rini muhafaza etmesi çelişkili olurdu. b. Türk Vatandaşlığı Kanunu ile Tasarıda Düzenlenen Ortak Kaybettirme Halleri Hem 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda, hem de Tasarıda ortak olarak düzenlenmiş, iki kaybettirme nedeni bulunmaktadır. Bu başlık altında bu kaybettirme nedenleri ve şartları incelenecektir. aa. Yabancı Bir Devletin Türkiye’nin Menfaatine Uymayan Hizmetinde Bulunanlar 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nunda ve tasarıda düzenlen- miş olan, ortak kaybettirme nedenlerinden ilki, kanunun 25. maddesi- nin (b) bendinde, tasarının ise ‘Türk vatandaşlığını kaybettirme’ başlığı- nı taşıyan 29. maddesinin (a) bendinde düzenlenmiştir. Kanunun 25. maddesinin (b) bendine göre, yabancı bir devletin, Türkiye’nin menfa- atlerine uymayan herhangi bir hizmetinde bulunup da hûkümetçe, bu görevi bırakmaları kendilerine yurt dışında elçilik veya konsolosluk- larımız, yurt içinde ise mahalli mülkîye amîrleri tarafından bildirilme- sine rağmen üç aydan az olmamak üzere verilecek münasip bir süre içerisinde kendi istekleriyle bırakmayanlar hakkında vatandaşlığın kaybına karar verilebilir. 33 Bu maddeye göre, herhangi bir nedenle yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanan kişilerin, bu durumlarına ilişkin belgeleri ibraz etmeleri halinde, nüfus kütüklerine, çok vatandaşlığa sahip olduklarına ilişkin açıklama yapılır. hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 111TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 Bu bende göre, Türk vatandaşlığının kaybettirilebilmesi için ge- rekli şartları şu şekilde belirlemek mümkündür: - İlgili, yabancı bir devletin, Türkiye’nin menfaatine uymayan her- hangi bir hizmetinde bulunuyor olmalıdır. Yönetmeliğin 36. madde- sinin (b) bendine göre, bu hizmetin yapıldığı yerin yurt içi veya yurt dışı olmasının önemi olmadığı gibi, hizmetin resmî ya da özel, askerî veya sivil olmasının da önemi yoktur. Önemli olan, yapılan hizme- tin Türkiye’nin menfaatlerine uygun olmamasıdır. Bu bentte yer alan ‘menfaat’ kavramı açık değildir ve bu nedenle, vatandaşlık hukukunda aranan istikrar ilkesine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir. 34 Yö- netmeliğin aynı maddesi uyarınca, hangi tür hizmetlerin Türkiye’nin menfaatlerine uygun olmadığına karar verme yetkisi, Bakanlar Kuru- luna aittir. - Yetkili makamlarca ilgiliye, yabancı devlete hizmet niteliği ta- şıyan görevini bırakması gerektiği yönünde bildirimde bulunulmuş olmalıdır. İlgili hangi tür hizmetlerin Türkiye’nin menfaatine aykırı olduğunu bilebilecek durumda olmadığından, görevi bırakması ko- nusunda bildirim yapılmadan, hakkında kaybettirme kararı verilme- si mümkün değildir. Ayrıca, bu bildirimin yazılı olması gerekmekte- dir. 35 - İlgiliye görevi bırakması yönündeki bildirim, yurt içinde mahalli mülkîye amîrleri, yurt dışında elçilik veya konsolosluklarca yapılma- lıdır. - İlgiliye görevi bırakması için üç aydan az olmayan, uygun bir süre verilmiş olmalıdır. İlgiliye verilecek süre, kişinin durumu ve hiz- meti bırakabilme imkânı nazara alınarak tespit edilmelidir. Ancak, il- giliye verilecek bu süre, her halde üç aydan az olmamalıdır. Yapılan bildirime rağmen verilen süre içinde ilgili iradî olarak hiz- mete devam ediyor olmalıdır. Şayet, ilgili kendi iradesi dışında hizme- te devam ettirilmiş ise, bu durumda kişiye kaybettirme müeyyidesinin uygulanması mümkün değildir. Çünkü bu halde kişi kendi iradesi ile değil, cebir veya şiddet kullanılarak hizmete devam ettirilmektedir. 36 34 Göger, s. 155. 35 Aybay, s. 236. 36 Nomer, s. 119; Doğan, s. 128. Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 112TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’ndaki bu düzenleme tasarıda da yer almıştır. Tasarının 25. maddesinin (a) bendindeki düzenlemede birkaç nüans bulunmaktadır ve düzenleme aynen şöyledir: ‘Yabancı bir devletin, Türkiye’nin menfaatlerine uymayan herhangi bir hizmetinde bulu- nup da bu görevi bırakmaları kendilerine yurt dışında dış temsilcilikler, yurt içinde ise mülki amîrleri tarafından bildirilmesine rağmen, üç aydan az olma- mak üzere verilecek uygun bir süre içerisinde kendi istekleri ile bu görevi bı- rakmayanlar’. Görüleceği üzere, kanundaki ‘Hûkümetçe’ ibaresi tasarıda bulunmamaktadır ve ‘elçilikler veya konsolosluklar’ ibaresi yerine, yine aynı anlama gelen, ‘dış temsilcilikler’ kavramı uygun görülmüştür. Tasarı ile kabul edilen bu ilk kaybettirme nedeni –yabancı bir dev- letin, Türkiye’nin menfaatlerine uymayan herhangi bir hizmetinde bulunmak– diğer şartların da gerçekleşmesiyle bir kaybettirme nede- ni olarak tespit edilmiştir. Türkiye’nin menfaatine uymayan hizmet, zamana ve koşullara göre değişen bir kavram olma özelliğini taşıdığı için, tasarıda bu kavramın tanımlanması yoluna gidilmediği gibi, han- gi durumların bu kavram içine gireceğini de belirtilmemiştir. Dolayı- sıyla, tasarının bu konudaki yaklaşımının isabetli olduğunu düşünü- yoruz. Kaldı ki, bu konudaki değerlendirmeyi yapacak olan makamın Bakanlar Kurulu olmasının, ilgili kişi bakımından güvence sağlayacağı hususunun da göz ardı edilmemesi gerekir. 37 Tasarının 25. maddesinin (a) bendindeki düzenleme, Avrupa Va- tandaşlık Sözleşmesi’nin 7. maddesinin (d) fıkrasında yer alan ‘Akit devletin önemli menfaatlerine ciddi surette zarar veren fiillerde bulunmak’ hükmü ile esasen aynı doğrultudadır. Ancak, Tasarının söz konusu maddesinde kullanılan ‘menfaat’ kavramı için yaptığımız açıklamalar, Sözleşme için de geçerlidir. bb. Türkiye’nin Savaş Halinde Olduğu Bir Ülkenin Her Türlü Hizmetinde Bulunanlar Hem 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda, hem de tasarıda düzenlenmiş olan ikinci ve son ortak kaybettirme nedeni ise, savaş haline ilişkin bir durumdur. Kanununun 25. maddesinin (c) bendine göre, Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin her türlü hizme- tinde kendi istekleriyle Hükümetin izni olmadan çalışmaya devam eden Türk Vatandaşları hakkında kaybettirme kararı verilebilir. 37 Aybay, s. 236; Fişek, Vatana Bağlılıkla Bağdaşmayan Eylemler, s. 388. hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 113TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 Bu bende göre, kaybetmenin gerçekleşmesi aşağıdaki şartların varlığına bağlıdır: - Bu hükmün uygulanabilmesi için, Türk vatandaşının hizmetin- de bulunduğu yabancı ülke ile Türkiye’nin savaş halinde bulunması gerekmektedir. Türk Vatandaşının yabancı devlete sağladığı hizmetin türü önemli değildir. Ayrıca, verilen hizmetin Türkiye’nin menfaati ile çelişiyor olmasının da önemi yoktur. Türkiye ile savaş halinde bulu- nan bir devletin her türlü hizmetinde bulunmak vatandaşlıkla bağdaş- mayan bir eylem olarak kabul edilmektedir. 38 - İlgiliye, hizmeti bırakması hususunda, bir bildirim yapılması gerekli değildir. İlgilinin hizmetinde bulunduğu yabancı devlet ile Türkiye arasında savaş halinin ortaya çıkmasıyla, başka hiçbir uyarıya gerek kalmaksızın hizmeti kendiliğinden bırakması beklenmektedir. 39 - İlgilinin, yabancı devlet hizmetinde kendi iradesi ile çalışıyor ol- ması gerekir. İlgilinin hizmete devamı, iradesi dışında gerçekleştiriyor ise, hakkında kaybettirme kararı verilmez. 40 Örneğin, çalışma kampına konulma, ilgilinin çeşitli nedenlerle hizmete devam etmeye zorlanıyor olması halinde kaybettirme kararı verilmeyecektir. 41 -Türk vatandaşının yabancı devletin hizmetinde çalışmasına de- vam etmesi konusunda Türk hûkümeti izin vermemiş olmalıdır. Baş- ka bir anlatımla, ilgili Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin hizmetinde bulunmaya hûkümetin izni ile devam ediyor ise, bu hal- de kaybettirme kararının verilmesi mümkün değildir. Bu iznin hangi hallerde ve nasıl verileceği konusunda açıklık bulunmamakla birlikte, konunun özelliği nedeniyle bu anlaşılabilir bir düzenleme şeklidir. 42 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda yer alan bu düzenle- me hemen aynen korunarak tasarıda da yer almaktadır. Tasarının 29. maddesinin (b) bendi konuyu şu şekilde düzenlemiştir. ‘Türkiye ile sa- vaş halinde bulunan bir devletin her türlü hizmetinde Bakanlar Kurulu’nun izni olmaksızın kendi istekleriyle çalışmaya devam edenler’ hakkında kay- bettirme kararı verilebilir. 38 Aybay, s. 234; Doğan, s. 128-129. 39 Nomer, s. 119; Aybay, s. 234 40 Nomer, s. 119; Aybay, s. 235; Doğan, s. 129. 41 Uluocak, s. 85; Aybay, s. 235. 42 Uluocak, s. 85; Aybay, s. 235; Doğan, s. 129. Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 114TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 Avrupa Vatandaşlığı Sözleşmesi’nde, ‘başka bir ülkede izinsiz asker- lik hizmetinde bulunma’ dışında, askerliğe ilişkin herhangi bir kaybettir- me nedeni yer almadığı gibi, savaş gibi olağanüstü duruma işaret eden bir kaybettirme nedeni de bulunmamaktadır. Bu hükmün tasarıda yer alması, Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi ile olan uyumunu bozduğu gerekçesiyle eleştirilebilir. Bununla beraber, savaş halinin istisnaî bir durum olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu duruma özgü bir kaybettirme sebebinin kabul edilmiş olması anlaşılabilir. Kaldı ki, böy- le bir hüküm kanunlarında yer almasa bile, birçok devlet savaş halinde, düşman devlete hizmet eden kendi vatandaşları için cezai yaptırımlar içeren yasal düzenlemeleri yapabilme imkânına zaten sahiptir. c. Tasarıda Düzenlenip Türk Vatandaşlığı Kanununda Yer Almayan Kaybettirme Hali Tasarının 29. maddesinin (c) bendinde düzenlenmiş olan kaybet- tirme nedeni ise, yeni getirilmiş bir düzenlemedir. Tasarının genel ge- rekçesinden, bu düzenlemenin getiriliş nedeninin, Tasarının, Avrupa Vatandaşlığı Sözleşmesi ile paralellik sağlaması yönündeki çabası ol- duğu belirtilmiştir. aa. Başka Bir Ülkede İzinsiz Askerlik Hizmetinde Bulunanlar Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı’nın 29. maddesinin (c) bendin- de, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda yer almayan, vatandaşlı- ğın kaybı hallerinden sonuncusu düzenlenmiştir. Bu bende göre, izin almaksızın yabancı bir devletin hizmetinde gönüllü askerlik yapmak vatandaşlığın kaybı nedenidir. Bu bendin uygulanabilmesi için gerekli şartları şu şekilde belirle- mek mümkündür. - Öncelikle, ilgilinin, başka bir ülke için askerlik hizmetini yapıyor olması gerekir. - İlgili, askerlik hizmetini izinsiz olarak yapmalıdır. Başka bir an- latımla, ilgili başka bir ülke için askerlik hizmeti yapmak için izin al- mışsa, bu hükme dayanarak hakkında kaybettirme kararı verilemeye- cektir. hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 115TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 - Son olarak, ilgilinin, askerlik hizmetini gönüllü yapıyor olması gerekmektedir. Buna göre, askerlik hizmetini yapma konusunda ilgili gönüllü de- ğilse, buna zorlanmışsa, hakkında kaybettirme kararı verilemeyecek- tir. Bu şartların gerçekleşmesi halinde, ilgili hakkında kaybettirme ka- rarı verilebilecektir. Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi ile paralel düzenlemeler getir- me çabasında olan Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı’nda yer alan bu düzenleme, Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’nin 7. maddesinin (c) bendinde de benimsenmiştir. Bu bende göre, gönüllü olarak yaban- cı askerî kuvvetlerde askerlik yapmak, vatandaşlığın kaybı nedeni olarak sayılmıştır. 43 Kanaatimizce, askerlik gibi, ülke savunması için önem taşıyan bir hizmetin yabancı bir ülkede gönüllü olarak yapılıyor olmasının vatandaşlığın kaybettirilmesi nedeni olarak düşünülmesi yerinde bir tercihtir. 43 Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’nin 7. maddesinde, vatandaşlığın kanun yoluyla veya yetkili makam kararıyla kaybında millî hukuk düzenlemelerinin yer verebile- ceği hukukî sebepler şu şekilde belirlenmiştir: - Yabancı bir devlet vatandaşlığını ilgilinin kendi isteği ile kazanması, - Akit devlet vatandaşlığının hile, yalan beyan veya başvuru sahibine atfedile- bilen ve vatandaşlığa alınmaya etkili bir vakıanın gizlenmesi suretiyle kaza- nılması, - Yabancı askerî kuvvetlerin hizmetinde gönüllü olarak bulunmak, - Akit devletin önemli menfaatlerine ciddi surette zarar veren fiillerde bulun- mak, - Ülke dışında mutaden sakin vatandaş ile millî devleti arasında gerçek bir bağın bulunmaması, - Akit devlet hukukuna uygun olarak çocuğun kanun hükmü icabı doğumla vatandaşlık kazanmasına yol açmış ön şartların çocuk reşit olmadan önce or- tadan kalkmış olması, - Çocuğun evlat edinenin veya evlat edinenlerden birinin vatandaşlığını ka- zanması halinde evlat edinmedir. Bununla birlikte, Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’nin 7. maddesinin 3. fıkrasına göre, ilgili vatansız kalacak ise, belirtilen bu nedenlerden dolayı dahi vatandaşlığın kaybı mümkün değildir. Bunun tek istisnası, hile, yalan beyan veya başvuru sahi- bine atfedilebilen ve vatandaşlığa alınmaya etkili bir vakıanın gizlenmesi suretiyle kazanılması durumudur. Böylelikle, sözleşmenin öncelikli amacının vatansızlığı önlemek olduğu ortadadır. Ayrıca, bu husus sözleşmenin 4. maddesinin (b) fıkra- sında da ‘vatansızlık önlenecektir’ şeklinde ifade edilmiştir. Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 116TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 d. 403 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ile Tasarıya Göre Kay- bettirme Kararı Verilmesi ve Kaybettirme Kararının Sonuçları Bakı- mından Değerlendirilmesi 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda olduğu gibi, tasarıda da, Bakanlar Kurulu, kaybettirme kararı verip vermeme konusunda takdir yetkisine sahiptir. Şöyle ki, ilgilinin eylem ve işlemleri, tasarıda aranan şartları taşıyor olsa bile, Bakanlar Kurulu kaybettirme kararı vermek zorunda değildir. Zira, tasarının 29. maddesi “Bakanlar Kurulu kararı ile kaybettirilebilir” şeklinde bir düzenleme getirmiştir. 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 29. maddesi Türk va- tandaşlığını kaybedenlerin hukukî statüsünü düzenlemektedir. Buna göre, Türk vatandaşlığını kaybeden kişi, yabancı statüsüne geçer. Adı geçen kanunun 34. maddesine göre de, kaybettirme kararları şahsîdir. İlgilinin eş ve çocuklarını etkilemez. Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı’nın 30. maddesi, ‘Türk vatan- daşlığının kaybettirilmesinin geçerliliği ve sonuçları’ başlığını taşımakta- dır. Adı geçen maddenin birinci fıkrasına göre, Türk vatandaşlığının kaybettirilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararı Resmî Gazete’de ya- yımlanır ve Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin kararlar, Resmî Ga- zetede yayımlandığı tarihten itibaren hüküm ifade eder. Aynı madde- nin ikinci fıkrasında kaybettirme kararının sonuçları düzenlenmiştir. Buna göre, kaybettirme kararları şahsîdir, ilgilinin eş ve çocuklarına tesir etmez. Görüldüğü gibi, kaybettirme kararı, cezaî mahiyette bir karar olduğu için şahsi sonuç doğurur. Dolayısıyla, sadece bu karara konu olan kişiyi etkiler, eşine bir etkisi yoktur. Ayrıca, Türk vatandaş- lığının kaybettirilmesi kararı mutlak olarak kişisel nitelik taşıdığından, hakkında kaybettirme kararı alınan ilgilinin çocukları Türk vatandaşı olarak kalmaktadır. 2. Vatandaşlığa Alınmanın İptali Hem 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda, hem de tasarıda yer alan vatandaşlığın irade dışı kayıp hallerinden ikincisi ‘vatandaşlı- ğa alınmanın iptali’ müessesesidir. Bu müessese, Türk vatandaşlık hu- kukuna, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ile girmiştir. Bu müesse- seye ne Tâbiiyet-i Osmaniye Kanunnamesi’nde, ne de 1312 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda yer verilmişti. hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 117TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 Vatandaşlığın telsik yoluyla kazanıldığı hallerde, vatandaşlık ka- zanmak isteyen ilgili için kanunlarda birtakım koşullar belirlenmiştir. İlgilinin vatandaşlığa alınmak istemi üzerine, kanunun aradığı şartların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılır. 44 Ancak, uygulamada karşılaşı- lan örnekler, telsik kararlarının, hatasız olmadığını göstermektedir. Bu hataların nedeni, telsik talebinde bulunan kişinin davranışı nedeniyle olabileceği gibi, idarenin kusuru ile de olabilir. 45 Başka bir anlatımla, vatandaşlığa alınmak isteyen ilgili, yetkili makamları bilerek, isteyerek yanıltabilir ve vatandaşlığa alınma kararı ilgilinin vermiş olduğu bu yalan bilgiler dolayısıyla verilmiş olabilir; ya da bu durumun tam tersi de gerçekleşebilir; yani vatandaşlığa alınmak isteyen kişi kendisinden istenen bilgileri tam ve doğru olarak verdiği halde, yetkili makam, bu bilgilere göre, vatandaşlığa alınmaması gereken bir kişinin vatandaş- lığa alınmasına karar vermiş olabilir. Her iki halde de kanuna aykırı olarak kazanılmış bir statü –vatandaşlık- söz konusudur. 46 Vatandaşlığa alınmanın iptali müessesesinin amacı, ilgilinin yalan beyanı ile gerçekleşen idarî tasarrufun -sakat bir tasarruf olduğu için- geri alınabilmesidir 47 ve hiç kuşkusuz, eski vatandaşlık kanunlarımız- da yer almayan bu müessese bir gereksinimi karşılamaktadır. 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 24. maddesi ‘vatandaşlığa alınmanın iptali’ başlığı altında, vatandaşlığa alınmanın hangi koşul- lar altında ve kadar süre içinde geri alınabileceğini, 33. maddesi ise, vatandaşlığa alınmanın hüküm ve sonuçlarını düzenlemiştir. Tasarıda ise, vatandaşlığa alınmanın iptaline ilişkin şartlar 31. madde de ‘Türk vatandaşlığının iptali’ başlığı altında; iptal kararının sonuçları 32. madde 44 Fişek, Hicri, ‘Vatandaşlığa Alınmanın İptali’, Prof. Dr. O. F. Berki’ye Armağan, Anka- ra 1977, s. 376. 45 Göger, s. 137. 46 Fişek, İptal, s. 376; Bazı ülke kanunları, bu gibi hallerde nasıl hareket edileceğini açık olarak hükme bağlamışlar ve vatandaşlığa alınmanın hileli olup ve olmaması- na göre farklı hükümler kabul etmişlerdir: Fişek, İptal, s. 376; ayrıca örnek için bkz., Fişek, İptal, s. 376-377; 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunumuz ise, vatandaşlığa alınmanın iptaline ilişkin hükümlerini etkilemiş olan 29 Eylül 1952 tarihli ‘İsviçre Vatandaşlığının Kazanılması ve Kaybı Hakkındaki Federal Kanun’dan etkilenmiş ve va- tandaşlığa alınmanın iptalini, vatandaşlığa alınmanın hileli olup olmamasına göre ayrım yapmadan, sadece hileli bir şekilde kazanılan vatandaşlığın iptal edilebile- ceğini hükme bağlamıştır: Fişek. İptal, s. 377; 1952 İsviçre Vatandaşlığı Kanunun çevirisi için bkz., Fişek, Hicri ‘İsviçre Tâbiiyetinin İktisabı ve Kaybı Hakkında Federal Kanun’, AÜHFD., 1953, S. 1-4, s. 755-769. 47 Göğer, s. 138. Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 118TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 de ‘iptal kararının geçerliliği ve sonuçları’ başlığı altında; yine vatandaş- lığa alınma kararının iptaline ilişkin bir sonuç olan, malların tasfiyesi konusu ise ayrı bir maddede Â33. maddede ‘malları tasfiyesi’ başlığı ile– düzenlenmiştir. Bu bağlamda, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 24. mad- desi ile tasarının 31 maddesindeki ilk farklılığın, madde başlıklarında görüldüğünü söyleyebiliriz. Yürürlükteki kanunda ‘Vatandaşlığa alın- manın iptali’ kavramı tercih edilirken, tasarıda ‘Türk Vatandaşlığının iptali’ kavramı tercih edilmiştir. Kuşkusuz, ‘Türk vatandaşlığının iptali’ daha geniş bir kavramdır ve vatandaşlığın yetkili makam kararıyla ka- zanıldığı her durumu içermektedir. Oysa, ‘vatandaşlığa alınmanın iptali’ kavramı daha dar bir kavram olup, ancak, vatandaşlığın telsik yoluyla kazanılması hallerinde kullanılması gereken bir yoldur. Tasarının 31. maddesi, telsikin (genel olarak vatandaşlığa alınma (TVKT m.11) ve istisnaî vatandaşlığa alınma (TVKT m.12)) yanı sıra, eski Türk vatandaşlarının yeniden Türk vatandaşlığını yetkili makam kararıyla kazanmasını da kapsamaktadır (TVKT m. 13 ve 14). Öte yan- dan, tasarı, 11 ila 14. maddelerinde vatandaşlığa alınma ifadesini de- ğil, telsiki de (vatandaşlığa alınmayı da) kapsayacak şekilde, yetkili makam kararıyla vatandaşlığın kazanılması ifadesini kullanmaktadır. Dolayısıyla, 13. ve 14. maddelerde düzenlenen haller, teknik olarak tel- sik (vatandaşlığa alınma) kabul edilmediğinden, vatandaşlığa alınma- nın iptali yerine Türk vatandaşlığının iptali ifadelerinin tercih edilme- si, yetkili makam kararı ile vatandaşlığın kazanıldığı bütün durumları kapsaması nedeniyle isabetlidir. a. İptalin Şartları 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 24. maddesine göre, “va- tandaşlığa alınma, ilgilinin yalan beyan veya önemli hususları gizlemesi so- nucu vuku bulmuş ise, vatandaşlığa alınma kararı Bakanlar Kurulunca iptal edilir”. Tasarının 31. maddesi ise konuyu şu şekilde düzenlemiştir: “Türk vatandaşlığını kazanma kararı, ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığı kazan- maya esas teşkil eden önemli hususların gizlenmesi sonucunda vukuu bulmuş ise, kararı veren makam tarafından iptal edilir”. Görüldüğü gibi, Tasarı- nın, vatandaşlığa alınma terimi yerine, vatandaşlığın yetkili makam hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 119TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 kararı ile kazanıldığı tüm halleri (TVKT m. 11 ila 14) kapsamak üzere tercih etmiş olduğu “vatandaşlığın kazanılması” kavramı, 31. maddenin kaleme alınışında da etkili olmuş ve vatandaşlığa alınma yerine Türk vatandaşlığını kazanma kararı ifadelerine yer verilmiştir. aa. İlgili, Yetkili Makam Kararı ile Vatandaşlığı Kazanmış Olmalıdır 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’na göre, vatandaşlığa alın- ma kararının iptal edilebilmesi için, ilgilinin yetkili makam kararıyla vatandaşlığa alınmış olması gerekir. Kanunun 6. maddesinde düzen- lenen genel olarak vatandaşlığa alınma ve 7. maddede düzenlenen is- tisnaî vatandaşlığa alınma teknik anlamda ‘telsik’ olarak adlandırılır. Kanunun 8. maddesinde düzenlenen ‘yeniden Türk vatandaşlığının ka- zanılması’ hali için, her ne kadar kanun koyucu ‘vatandaşlığa alınma’ yani ‘telsik’ terimini kullanmışsa da, bu yerinde bir kullanım değildir. Zira, bir kişinin daha önceden sahip olduğu bir vatandaşlığı, yetkili makam kararıyla yeniden kazanması, vatandaşlığa alınma (telsik) ola- rak kabul edilmemektedir. Telsik, ilgilinin, daha önce sahip olmadığı bir vatandaşlığa yetkili bir makam kararıyla ilk kez kazanmasıdır. 48 Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı’nın 11. maddesi, TVK’nın 6.maddesindeki genel olarak vatandaşlığa alınmaya; 12. maddesi ise TVK’nın 7.maddesindeki istisnaî olarak vatandaşlığa alınmayı (ki bun- lar teknik anlamda telsik olarak kabul edilmektedir) karşılamaktadır. Tasarının 13. ve 14. maddeleri ise, Türk vatandaşlığının yetkili makam kararıyla yeniden kazanılmasını (Yürürlükteki Kanununun 8. mad- desinde yer alan yeniden vatandaşlığa alınma müessesesine karşılık gelmektedir) düzenlemektedir. Öte yandan, Tasarının 16. maddesinin evlenme yoluyla vatandaşlığın kazanılmasını da yetkili makam kara- rıyla kazanma olarak düzenlemiş olduğu göz önünde tutulmalıdır. Dolayısıyla, Tasarıya göre, Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin kararının iptali, evlenme dahil, yetkili makam kararıyla vatandaşlığın kazanılmış olduğu her durumu kapsamaktadır. 48 Göger, s. 66 vd; Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 120TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 bb. İlgilinin Yalan Beyanda Bulunması veya (Vatandaşlığı Kazanmaya Esas Teşkil Eden) Önemli Hususların Gizlemesi 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’ndaki “ilgilinin yalan beyanı veya önemli hususları gizlemesi” ifadesi, doktrinde farklı şekillerde yo- rumlanmıştır. Bazı yazarlara göre, yalan beyan ile önemli hususların gizlenmesi arasında fark bulunmaktadır. Şöyle ki, ilgilinin, vatandaşlı- ğa alınma başvurusu sırasında verdiği bilgilerde yalan beyanda bulun- muş olması, kesin iptal nedeni olarak görülmüş; buna karşılık, önemli hususların gizlenmiş olmasının, iptal nedeni sayılabilmesi için, bu hu- susların ‘önemli’ olması gerektiği savunulmuştur. 49 Bir diğer görüş ise, vatandaşlığa alınma şartlarında, yalan beyanın veya gizlenen hususla- rın vatandaşlığa alınmaya müessir olması şartı aranmaktadır. 50 Tasarıdaki düzenleme ise, “ilgilinin yalan beyanda bulunması veya vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi” şek- lindedir. Görüldüğü gibi, tasarı, yürürlükteki kanunda yer almayan, “vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden” ibaresine yer vererek bu ko- nudaki tartışmaları sona erdirmektedir. Tasarıdaki bu açık düzenleme karşısında, yalan beyanın, her halde vatandaşlığın iptali sonucunu do- ğuracağını; bazı hususların gizlenmesi halinin ise, gizlenen hususların vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin kararın verilmesinde esas teşkil ediyor olması halinde iptalin söz konusu olabileceği kanısındayız. Ay- rıca, burada ölçüt, gizlenen husus bilinseydi, vatandaşlığın kazanılma- sına ilişkin karar verilmeyecektiyse, bu husus, vatandaşlığa alınmada esas teşkil eden önemli bir husus olarak addedilebilir. 51 cc. İlgilinin Kastı Ne kanunda, ne tasarıda ilgilinin kastına ilişkin bir düzenleme bu- lunmasına rağmen, doktrinde genel kabul gördüğü üzere, iptal için, ilgilinin bilerek ve isteyerek idareyi yanılgıya düşürmüş olması, yani kastı gerekmektedir. İlgilinin bilgisi ve isteği dışında meydana gelmiş olan yanlışlıklar iptale konu olmamalıdır. 52 49 Nomer, s. 111; Aybay, s. 254. 50 Doğan, s. 117. 51 Aynı yönde, Uluocak, s. 104; Nomer, s. 109. 52 Nomer, s. 111; Uluocak, s. 104; Göğer, s. 141; Aybay, s. 254; Doğan, s. 118; karşı görüş için bkz., Fişek, H.: ‘Vatandaşlığa Alınmanın İptali’, Prof. Dr. O. F. Berki’ye hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 121TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 dd. Süre Koşulu İlgilinin, Türk vatandaşlığına alınmasından itibaren belli bir süre geçtikten sonra, artık bu kararın iptal edilemeyeceği yönünde 403 sa- yılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda yer alan düzenlemeye paralel bir düzenleme, tasarının 31. maddesinin ikinci fıkrasında da yer almakta- dır. Bu maddeye göre, “iptal kararı, Türk vatandaşlığının kazanılmasından başlayarak on yıl geçtikten sonra verilemez”. Gerek yürürlükteki kanunda, gerekse tasarıda, süreye ilişkin sınır- lama getirilmesinin amacı, ‘vatandaşlığın sürekliliği’ ilkesinin bir yansı- ması 53 ve ilgilinin şahsî statüsünde istikrarın sağlanmasıdır. 54 Böylelik- le, ilgilinin sonsuza dek, vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin kararın iptali korkusu ile yaşamasının da önüne geçilmek istenmiştir. 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ile tasarıdaki düzenlemede, süreye ilişkin şart ortak olarak kabul görmüş olmasına rağmen, sü- renin uzunluğu konusunda farklılık bulunmaktadır. Şöyle ki, yürür- lükteki kanunda bu süre beş yıl olarak belirlenmişken, tasarıda on yıl olarak düzenlenmiştir. Doktrinde, 55 beş yıllık sürenin dahi hukukî istikrar ilkesi ile bağ- daşmadığı yönündeki eleştiriler devam ederken, Tasarıda sürenin on yıl olarak belirlenme nedenini anlamak güçtür. b. Kararı Verecek Makam 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ile tasarının kaleme alınışın- da şöyle bir farklılık daha bulunmaktadır. Yürürlükteki kanunun 24. maddesine göre, vatandaşlığın iptaline karar vermeye yetkili makam ‘Bakanlar Kurulu’ iken, tasarıda bu husus 31.maddenin ilk fıkrasında ‘kararı veren makam’ olarak düzenlenmiştir. İdare hukuku ilkelerine göre, idarî bir karar, ancak, mahkeme ta- rafından iptal edilebilir. Başka bir anlatımla, sakat bir idarî kararın, askılı geçerliliğine son verilebilmesi için o kararın yargı organlarınca iptal edilmesi gerekir. Bu nedenle, gerek yürürlükteki kanunda, gerek- Armağan, Ankara 1977, s. 380 vd. 53 Nomer, s. 111. 54 Göğer, s. 141. 55 Göğer, s. 142. Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 122TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 se tasarıda yer alan ‘iptal’, teknik anlamda iptal değildir. 56 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 33. maddesinin ikinci fıkrasına göre, “iptal kararının geriye yürümez”. Bu nedenle, kanunda iptal olarak ifade edilmiş olan terimin, aslında bir ‘geri alma’ işlemi ol- duğunu da söyleyemeyiz. Zira, geri alma, sakat bir idarî kararın, ida- renin alacağı bir başka kararla, alındığı andan itibaren hükümsüz hale gelmesi, hukuk aleminden silinmesidir. 57 İdarî bir kararın, idarenin alacağı başka bir idarî kararla geleceğe yönelik olarak yürürlükten kaldırılması ise ‘kaldırma’ 58 olarak adlandırılır ve kanunda iptal olarak ifade edilen yaptırımın, aslında idare hukuku anlamında bir ‘kaldırma’ olduğu açıktır. Bu açıklamalar, tasarı için de geçerlidir; çünkü, tasa- rının 32. maddesinin birinci fıkrasına göre, iptal kararı, karar tarihin- den itibaren hüküm ifade eder. Başka bir anlatımla, tasarıda da, iptal kararının geriye yürümeyeceği kabul edilmiştir. Bu nedenle, aslında tasarıda iptal olarak ifade edilen, idare hukuku anlamında bir ‘kaldır- ma’ dır. Görüldüğü üzere, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda kulla- nılan hatalı ifade, tasarıda da aynen devam ettirilmiş, düzeltme yoluna gidilmemiştir. Bu noktada şunu belirtmek gerekir ki, Türk vatandaşlığına alınma kararının iptalinde yetkili makamın bu yetkisi bağlı yetkidir. Gerek kanunda, gerek tasarıda bu husus ‘iptal edilir’ şeklinde düzenlenerek kabul edilmiştir. Başka bir anlatımla, iptale ilişkin koşulların gerçek- leşmesi halinde, yetkili makam, iptal kararı vermek zorundadır. İptal kararı vermeye yetkili makamın takdir yetkisi bulunmamaktadır. 59 c. İptal Kararının Hüküm ve Sonuçları İptal kararının sonuçları 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 33. maddesinde, tek bir madde altında, düzenlenmiştir. Tasarıda ise konu 32. maddede “iptal kararının geçerliliği ve sonuçları”, 33. maddede ise “malların tasfiyesi” başlıkları altında düzenlenmiştir. 56 Günday, Metin, İdare Hukuku, B. 8, Ankara 2003, s. 154. 57 Günday, s. 157. 58 Günday, s. 157. 59 Uluocak, s. 105. hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 123TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 Yürürlükteki kanunun 33. maddesine göre, “iptal kararı ilgili kişiye bağlı olarak Türk vatandaşı olmuş eş ve çocuklar hakkında da hüküm ifade eder”. Bu husus tasarının 32. maddesinin ikinci cümlesinde “iptal kararı ilgili kişiye bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanan eş ve çocuklar hakkında da uygulanır” şeklinde ifade edilerek, kanunun 33. maddesindeki dü- zenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Görüldüğü gibi, kural olarak, iptal kararı, eş ve çocukları etkile- mez. Başka bir anlatımla, iptal edilen vatandaşlığa bağlı olmaksızın Türk vatandaşlığını kazanmış olan eş ve çocukların vatandaşlığını bu karar etkilemeyecektir. Ancak, bu kuralın hem kanunda, hem de ta- sarıda yer alan istisnası, ilgili kişi ile birlikte ve onun Türk vatandaşı olmasını sağlayan işleme bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanmış kişilerdir. Bu halde, iptal kararı kolektif sonuçlar doğurmaktadır. Kanunun 33. maddesinin ikinci fıkrası, iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini açıkça belirtmektedir. tasarının 32. maddenin birinci cümlesinde ise, “iptal kararı, karar tarihinden itibaren hüküm ifade eder” şeklinde aynı anlama gelen bir ifade kullanılmaktadır. Kanunda 33. maddenin son fıkrası, tasarının da 33. maddesi, va- tandaşlığı iptal edilenlerin mallarının tasfiyesini ve sınır dışı edilmele- rini ve bunlara ilişkin hükümleri düzenlemektedir. İptal kararını ver- meye yetkili makam, ya sadece ilgilinin vatandaşlığının iptaline karar verir ki, buna doktrinde ‘basit iptal kararı’ denir; 60 ya da gerekli görülen hallerde, iptal kararı yanında, vatandaşlığı iptal edilenlerin mallarının tasfiyesi ve kendilerinin de sınır dışı edilmesine karar verilir ki, buna da doktrinde ‘kapsamlı iptal kararı’ denir. 61 Ancak, kanunda “lüzumlu görülen haller”in (tasarıda ise, aynı anlama gelmek üzere “gerekli haller” ifadesi kullanılmıştır) neler olduğu kanunda belirtilmemiştir. Yönet- melikte de, konu ile ilgili herhangi bir açıklık bulunmamaktadır. Kap- samlı iptal kararını gerektirecek hususların takdiri, bu kararı verecek olan makama bırakılmıştır. Yetkili makam, olayın özelliklerini dikkate alarak, basit ya da kapsamlı iptal kararı verecektir. Bu durum, aynı yaklaşımı tercih etmiş bulunan tasarı için de geçerlidir. Tasarının 33. maddesinin birinci fıkrasına göre, kapsamlı iptal ka- rarı verilmesi halinde, ilgili, Türkiye’deki mallarını en geç bir yıl içinde 60 Uluocak, s. 106. 61 Uluocak, s. 107. Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 124TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 tasfiye ederek, Türkiye’yi terk etmek zorundadır. Kanunkoyucu, hak- kında kapsamlı iptal kararı verilen ilgililerin, Türkiye’de kalmalarını istememiştir. Yine aynı madde hükmüne göre, hakkında kapsamlı ip- tal kararı verilen kişinin, verilen süre içinde mallarını tasfiye etmemesi halinde, malları Hazinece satılarak bedelleri nam ve hesaplarına kamu haznedarlığı sistemine dahil bir kamu bankasına yatırılır ve bu kişiler sınır dışı edilirler. Görüldüğü gibi, tasarının bu hükmü, ilgili Kanun hükmü ile benzerlik göstermektedir. Tasarının 33. maddesinin ikinci fıkrasına göre, hakkında iptal ka- rarı verilen kişinin yargı yoluna başvurması halinde, malların tasfiyesi ve sınır dışı edilme işlemleri dava sonuna bırakılır. Bu husus 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 33. maddesinde de açıkça düzenlen- miş bulunmaktadır. A. Türk Vatandaşlık Kanunu’nda Düzenlenip Tasarıda Yer Almayan Vatandaşlığın İrade Dışı Kaybı Hali: Çıkarma 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda ‘vatana bağlılıkla bağdaş- mayan eylemler’ başlığı altında ‘kaybettirme’ müessesesinden sonra ‘çı- karma’ müessesesi düzenlenmiştir ve bu düzenleme 26. maddede yer almaktadır. Vatandaşlığın irade dışı kaybı yollarından bir diğeri olan ‘çıkarma’, Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda düzenlenip de Tasarıda yer almayan tek müessesedir. Çıkarma, her ne kadar 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ile ka- bul edilmiş bir terim olsa da, aslında, Tâbiiyet-i Osmaniye Kanunna- mesi ve 1312 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda düzenlenmiş olan ‘ıskat’ müessesesini karşılamaktadır. 62 Yürürlükteki kanunun 26. maddesine göre, 63 çıkarma kararı veri- 62 Göger, s. 158; Fişek, İptal, s. 375; Berki, Vatandaşlığın Kaybı, s. 125-126. 63 “Yurt dışında bulunup da Türkiye Cumhuriyetinin iç ve dış güvenliği ile kanunun suç saydığı şekilde iktisadi ve mali güvenliği aleyhinde faaliyette bulunan veya yurt içinde bu tür faaliyetlerde bulunup da her ne suretle olursa olsun yurt dışına çıkan ve hakkında Türkiye’de bu nedenle kamu davası açılmasına veya ceza kovuşturmasına veya hükmün infazına olanak bulunmayan ve gelmesi için yapılan duyuruya rağmen üç ay içinde, savaş, sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde bir ay içinde yurda dönmeyen Türk vatandaşlığını son- hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 125TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 lebilmesi için gerekli şartları kısaca şu şekilde özetleyebiliriz: - İlgili yurtdışında bulunmalıdır. Yurt dışında bulunma nedeni ve yurt dışına çıkma şekli önemli değildir. İlgilinin fiilen yurt dışında bu- lunması yeterlidir. 64 - İlgili, Türkiye Cumhuriyeti’nin iç ve dış güvenliği ile iktisadi ve mali güvenliği aleyhine faaliyette bulunmalıdır. Bu husus yönetmeli- ğin 37. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, Türk Ceza Kanunu’nun 2. kitabının 1. babında, birinci fasıl ve ikinci fasıl hükümleri içinde yer alan maddeler ile Askerî Ceza Kanunu’nun aynı amaca yönelik hü- kümleri, silah kaçakçılığı ve benzeri suçlar bu kapsama girmektedir. Hangi tür faaliyetlerin devletin iç ve dış güvenliği aleyhine olduğunu, Bakanlar Kurulu her somut olayın özelliğine göre tespit edecektir. 65 - İlgilinin bu eylemlerin dolayı hakkında kamu davası açılması- na, ceza kovuşturması yapılmasına ya da hükmün infazına olanak ol- mamalıdır. İlgilinin, kendisine isnat edilen fiileri yurt içinde ya da yurt dışında işlemiş olmasının bir önemi yoktur. - İlgiliye duyuru yapılmalıdır; bu duyuruya rağmen, normal za- manlarda üç ay, savaş ve olağanüstü zamanlarında 1 ay içinde, yurda dönmemelidir. - İlgili, Türk vatandaşlığını sonradan (mükteseben) kazanmış ol- malıdır. Doğumla (aslen) Türk vatandaşlığını kazananlar hakkında çıkarma kararının verilebilmesi için, Türkiye’nin savaş halinde bulun- ması gerekir. - Bakanlar Kurulu’nun çıkarma kararı vermesi gerekir. - Kişinin yurda dönmesi halinde, hakkında çıkarma kararı verile- mez. Çıkarmanın (ve kaybettirmenin) genel sonucunu düzenleyen, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 34. maddesine göre, çıkarma kararı, ilgilinin eşini ve çocuğunu etkilemez; şahsî sonuçlar doğurur. Kanunun 35. madde ise çıkarmanın sonuçlarını düzenlemektedir. Bu radan kazanmış kişiler Bakanlar Kurulu kararı ile vatandaşlıktan çıkarılabilir. Bu hüküm, Türkiye savaş halinde bulunduğu zaman, doğumla Türk vatandaşı olanlar hakkında da uygulanır”. 64 Nomer, s. 128. 65 Doğan, s. 137. Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 126TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 maddeye göre, Türk vatandaşlığından çıkarılan kişilerin Türkiye’de bulunan malları hazinece tasfiye edilir. Tasfiye bakiyesi, ilgilinin nam ve hesabına millî bankaya yatırılır. Ayrıca, Türk vatandaşlığından çı- karılan kişiler, Türkiye’de yerleşmemek ve genel hükümlere tâbi ol- mak şartıyla 66 Türkiye’ye gelebilirler. Başka bir anlatımla, bu kişiler, Türkiye’ye ancak turist olarak gelebilirler ve hakkında çıkarma kararı verilen kişiler hiçbir şekilde tekrar Türk vatandaşlığını kazanamazlar. Haklarında çıkarma kararı verilen kişilerin, tekrar Türk vatandaşlığını kazanabilmeleri, ancak, çıkarılacak af kanunlar ile mümkün olabilir. 67 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu hükümlerine göre, kısaca şartlarını ve sonuçlarını özetlediğimiz çıkarma müessesesi, tasarıda düzenlenmediği gibi, tasarının gerekçesinde de, düzenlenmeme nede- nine ilişkin herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Kısaca açıkladığımız çıkarma müessesesi, sonuçları çok ağır bir yaptırımdır ve çağdaş hukuk sistemlerinde böyle gibi bir müessesenin gerekli olup olmadığı tartışmaya açık bir konudur. Konu Türk doktrininde de uzun süre tartışılmış ve çeşitli gerekçe- lerle eleştirilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, vatandaşlıktan çıkarma müessese- sinin, ‘herkesin bir tabiiyeti olmalıdır’ ve ‘herkes tabiiyetini seçmede ve değiş- tirmede özgür olmalıdır’ şeklindeki direktif ilkelere aykırı bir düzenleme olduğu açıktır. 68 Zira, çıkarmada, yetkili makam, ilgilinin daha sonraki vatandaşlık durumu ile ilgilenmediği için, ilgili vatansız kalabilir. 69 Diğer taraftan vatandaşlıktan çıkarmanın, hem psikolojik, hem de hukukî bakımdan çok ağır bir müeyyide olduğu ileri sürülmektedir. Gerçekten de, bu yolla Türk vatandaşlığını kaybeden bir kişi, bir daha Türk vatandaşlığını kazanamayacağı gibi, Türkiye’de bulunan malları 66 Bu ifadeden anlaşılması gereken, yabancıların Türkiye’ye girişlerinde tâbi oldukları hükümlerdir. Bu hükümler ise Pasaport Kanunu’nda yer almaktadır. Adı geçen Ka- nunun ek madde 5’e göre, “ her ne suretle olursa olsun, Türk vatandaşlığını kaybeden- lerden Türkiye’ye gelmek isteyenlere mahzurlu görülmemesi halinde İçişleri Bakanlığınca izin verilebileceği kabul edilmiştir. Bunlardan 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 26. maddesine göre vatandaşlıktan çıkarılmış olup da turist olarak ülkemize gelmek isteyenlere yılda en çok dört ay kalabilmek üzere izin verilebilir”. 67 Doğan, s. 144. 68 Aybay, s. 245-246. 69 Doğan, s. 135. hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 127TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 da resen tasfiye edilecektir. 70 Bu haliyle, bir anlamda Türk vatandaş- lığından kovulma anlamına gelen vatandaşlıktan çıkarmanın, insan haklarına aykırı olduğu görüşü de ileri sürülmüştür. 71 Ayrıca, yurt dışında bulunan vatandaşlarla, yurt içinde bulunan vatandaşlar arasında ayrım yapılması eşitlik ilkesine aykırıdır. Devlet yurt dışında bulunan vatandaşını takip etmekte güçlük çekebilir; an- cak, bu sorun vatandaşlar arasında ayrım yapılarak çözülmemelidir. 72 Buna ek olarak, Türk vatandaşlığını aslen kazananlarla, mükte- seben kazananlar arasında farklılık yaratılması da hem eşitlik ilkesi- ne, hem de Avrupa Vatandaşlığı Sözleşmesi’nin 5. maddesinin ikinci fıkrası aykırıdır. Kaldı ki, bu maddeye göre, aynı suçu işleyen an’asıl vatandaşa, savaş hali hariç, herhangi bir yaptırım uygulanmamakta Türk vatandaşlığını mükteseben kazanmış olanlar ise, vatandaşlıktan çıkarma gibi bir yaptırımla karşı karşıya kalmaktadırlar. 73 Esasen bu hususun, Anayasanın 66. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiş olan ‘hukukîlik ilkesi’ ne aykırı olduğu da açıktır. Tüm bu nedenlerden dolayı, çıkarma müessesesinin tasarıda yer almamış olması yerinde olmuştur kanısındayız. Sonuç 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda, vatandaşlığın irade dışı kayıp yolları, ‘kaybettirme’, ‘vatandaşlığa alınmanın iptali’ ve ‘çıkarma’ olmak üzere üç müessesede toplanmıştır. Tasarı ise çıkarma müesse- sesine yer vermeden, Türk vatandaşlığının irade dışı kayıp yolarını ‘kaybettirme’ ve ‘Türk vatandaşlığının iptali’ başlıkları altında düzenle- miştir. Yürürlükteki kanun hükümleri, özellikle kaybettirme nedenleri ile ilgili olarak çeşitli yönlerden eleştirilmiştir. Bu eleştiriler, bazı kay- bettirme nedenlerinin, eşitlik ilkesini zedelediği, devlete geniş takdir hakkı tanındığı ve devlet menfaatlerine gereğinden fazla önem verildi- ği ve bazı kaybettirme nedenlerinin de belirlenmesinde isabetsizlikler 70 Dönme yasağı ve tasfiyenin tarihçesi için bkz., Seviğ, s. 133 vd. 71 Aybay, s. 246. 72 Göger, 159. 73 Doğan, s. 141. Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 128TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 olduğu yönündedir. 74 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda düzenlenmiş olan pek çok kaybettirme nedeninin, tasarıda yer almamasının nedenlerinden biri de bu eleştiriler olabilir. Gerçekten de, TVK’da sekiz bent halinde düzenlenmiş olan kaybettirme nedenlerinden altı tanesi tasarıda yer almamaktadır ve kanaatimizce bu şekilde bir tercih yerinde olmuştur. Tasarıya dahil edilmemiş olan ilk kaybettirme nedeni, ilgilinin ya- bancı bir devlet vatandaşlığını izin almadan kazanmış olmasıdır ki; bu nedeni vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylem olarak kabul etmek çok güçtür. Yürürlükteki kanununda sayılmış olup da, tasarıda yer alma- yan kaybettirme nedenlerinden üçü, askerliğe ilişkin hükümlerdir. Askerlik hizmetinin vatandaşlık kaybetmede etkili olup olamayacağı sorunu zamandan zamana, toplumda topluma farklılıklar gösterdiği gibi, ilgilinin devlete karşı yükümlülüklerini yerine getirmemesinin yaptırımının vatandaşlığını kaybetmek olarak belirlenmesi de hakka- niyete aykırıdır. Tasarıda askerliğe ilişkin kaybettirme nedenlerine yer verilmemesi bu nedenlerle isabetli olmuştur kanısındayız. Tasarıda düzenlenmemiş bir diğer husus da, yürürlükteki kanu- nun 25. maddesinin (f), hem (h) bentlerinde düzenlenmiş olan kaybet- tirme nedenleridir ki; bu nedenleri de vatana bağlılıkla bağdaşmayan eylem olarak kabul etmek güç olduğu gibi, kaybettirme nedenlerinin belirlenmesinde müktesep vatandaş –an’asıl vatandaş ayrımının ya da çifte/çok vatandaşlığa sahip olan Türk vatandaşı– sadece Türk vatan- daşı ayrımının yapılması yerinde değildir. Tasarıda düzenlenen kaybettirme nedenlerine gelince; bunlar, sırasıyla, yabancı bir devletin, Türkiye’nin menfaatlerine uymayan hizmetinde bulunma; savaş halinde olduğumuz bir ülkenin her türlü hizmetinde bulunma ve gönüllü olarak yabancı bir devlette askerlik yapma halleridir. Tasarıda düzenlenmiş olan bu üç nedenden ilk ikisi, yürürlükteki kanunumuzda da kaybettirme nedeni olarak sayılmış- ken, son neden, Tasarı ile getirilmiş yeni bir düzenlemedir. Tasarıdaki ilk kaybettirme nedeni olarak kabul edilmiş olan, ya- bancı bir devletin Türkiye’nin menfaatine uymayan hizmetinde bu- lunma ibaresinde kullanılan, ‘menfaate uymayan hizmet’ kavramı, za- 74 Göger, 121-122. hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 129TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 mana ve koşullara göre değişen bir kavram olduğu için, tasarıda bu kavramın tanımlanması yoluna gidilmemiştir ve böyle bir yaklaşım yerindedir. Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin her türlü hizmetin- de bulunmak, tasarıda düzenlenmiş olan ikinci kaybettirme nedenidir ve savaş hali gibi istisnaî bir durumun vatandaşlığın kaybı sonucunu doğurması kabul edilebilir. Tasarıda yer alan bu son kaybettirme nedeni, Avrupa Vatandaşlı- ğı Sözleşmesi’nde de kabul edilmiştir. Gönüllü olarak yabancı askerî kuvvetlerde askerlik yapmak, vatandaşlığın kaybı nedeni olarak belir- tilmişti ki, böyle bir düzenlemenin makul olduğunu düşünüyoruz. Bunu yanı sıra, yine Avrupa Vatandaşlığı Sözleşmesi’nde de va- tandaşlığın kaybı nedeni olarak belirtilmiş olan, hile, yalan beyan veya başvuru sahibine atfedilebilen ve vatandaşlığa alınmaya etkili bir va- kıanın gizlenmesi suretiyle kazanılması konusu, hem 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda hem de tasarıda iptal nedeni olarak kabul edilmiştir. Ancak, yürürlükteki kanunda iptal edilebilme için verilen süre beş yıl iken, tasarıda bu sürenin on yıl olarak belirlenmiş olması, hukukî istikrar açısından uzun bir süredir. Bunun yanı sıra, aynı düzenleme ile ilgili olarak, kanunda yapılan hatanın devam ettiğini söyleyebiliriz. ‘iptal’ müessesesi ile kastedilen, teknik anlamda bir iptal değil, idare hukuku anlamında ‘kaldırma’dır ve tasarıda bu şekilde ifade edilmesi yerinde olur kanısındayız. Tasarıda yer almayan bir diğer müessese de ‘çıkarma’ müessesesi- dir. Tabiiyet-i Osmaniye Kanunnamesi’nden bu yana vatandaşlık hu- kukunda düzenlenmiş olan ‘çıkarma’ müessesesine tasarıda yer veril- memiş olması, şüphesiz tasarının en olumlu yönlerinden biridir. Eşitlik ilkesine ve insan haklarına aykırı bulunan bu düzenlemenin tasarıda düzenlenmemiş olmasının isabetli bir tercih olduğunu düşünüyoruz. Tasarının sistematiği açısından baktığımızda ise önce vatandaşlı- ğın irade dışı kaybı halleri –kaybettirme ve Türk vatandaşlığın iptali, hemen ardından da, bu müesseselerin sonuçları düzenlenmiştir. Bu şekilde bir düzenleme sistematik açından daha mantıksal olduğu gibi, müesseseleri incelemede kolaylık da sağlamaktadır. Zaman içinde, politik ve sosyal etkiler nedeniyle yapılan değişik- liklerin, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun sistematiğini bozdu- Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler 130TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 ğu açıktır. Bu nedenle ve Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi ile uyumlu bir kanun yapılması amacıyla hazırlanmış olan tasarının, vatandaşlı- ğın irade dışı kaybı yollarında belirlediğimiz eksikliklerinin giderilme- si gerektiği kanısındayız. KAYNAKÇA Aybay, Rona, Vatandaşlık Hukuku, B. 2, İstanbul 2006. Berki, O. Fazıl, Devletler Hususi Hukuku, C. I, Tâbiiyet ve Yabancılar Hukuku, B. 6, Ankara 1966. Berki, O. Fazıl, ‘Yetkili Makam Kararı İle Türk Vatandaşlığının Kaybı’, AÜHFD. 1975, C. 32, S. 1-4, s. 117-134 (Vatandaşlığın Kaybı). Doğan, Vahit, Türk Vatandaşlık Hukuku, B. 6, Ankara 2006. Fişek, Hicri, ‘Vatandaşlığa Alınmanın İptali’, Prof. Dr. O.F. Berki’ye Ar- mağan, Ankara 1977, s. 373 – 396 (İptal). Fişek, Hicri, ‘Türk Vatandaşlığı Kanunu Açısından Vatana Bağlılıkla Bağ- daşmayan Eylemler’, Prof. Dr. Fadıl Sur’un Anısına Armağan, Anka- ra 1983, s. 381 – 399, (Vatana Bağlılıkla Bağdaşmayan Eylemler). Fişek, Hicri. ‘İsviçre Tabiiyetinin İktisabı ve Kaybı Hakkında Federal Ka- nun’, AÜHFD. 1953, S. 1-4, s. 755-769. Göger, Erdoğan, Türk Tâbiiyet Hukuku, B. 4, Ankara 1979. Günday, Metin, İdare Hukuku, B. 8, Ankara 2003. Güngör, Gülin, ‘Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’, MHB.Yılmaz Altuğ’a Armağan Özel Sayısı, Yıl: 17-18, Sayı: 1-2, İstanbul 1997-1998, s. 229-250. Nomer, Ergin: Vatandaşlık Hukuku, B. 14, İstanbul 2003. Onar, Erdal / Tiryakioğlu, Bilgin, ‘1982 Anayasasında Milletvekilliği – Vatandaşlık İlişkisi (Merve Kavakçı Olayı)’, Faruk Erem Armağanı, Türkiye Barolar Birliği Yayını, Ankara 1999, s. 557-599. Sargın, Fügen, “Türk Vatandaşlığı Kanunun’da Değişiklik Yapan 2003 Ta- rihli ve 4866 Sayılı Kanun Kapsamında Bir Değerlendirme”, AÜHFD, C. 53, S. 1, 2004, s. 27-63. Seviğ, M. Raşit, Devletler Hususi Hukuku -Giriş, Vatandaşlık ve Ya- bancılar Hukuku-, İstanbul 1983. Tanrıbilir, F. Bilge, ‘Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi ve Türk Hukuku’, MHB., Prof. Dr. Ergin Nomer’e Armağan, Yıl: 22, Sayı: 2, İstanbul 2002, s. 791-818. hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK 131TBB Dergisi, Sayı 73, 2007 Tiryakioğlu, Bilgin/ Aygün M./ Şengür E.: Türk Uluslararası Özel Hukuk Mevzuatı, B.2, Ankara 2006. Uluocak, Nihal, Türk Vatandaşlık Hukuku, Karşılaştırmalı Uygulama- lı, İstanbul 1986. Unat, İlhan, Türk Vatandaşlık Hukuku (Metinler-Mahkeme kararları), Ankara 1966. Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı Genel Gerekçesi. İnternet Adresleri http://conventions.coe.int/Treaty/en/Treaties/Html/166.htm. http://conventions.coe.int/Treaty/Commun/ChercheSig. asp?NT=166&CM=8&DF=7/30/2007&CL=EN G. http://www.belgenet.com/arsiv/sozlesme/iheb.html. http://www.hukukî.net/hukuk/index.php?article=632; http://www.hukukî.net/kanun/403.15.frameset.asp http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/364.html. http://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem22/yil01/ss1232m. htm. http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/kanun_tasarisi_ gd.onerge_bilgileri?kanunlar_sira_no=42557.