makaleler Yasin ASLAN
239TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
Giriş
Uluslararası Ceza Divanı’nın hukuksal dayanağını oluşturan Ro
ma Statüsü’ne göre, divan gerçek kişiler üzerinde yargı yetkisine sahip
bulunmaktadır. Uluslararası hukuk, genel olarak devlet görevlilerinin
davranışlarından kaynaklanan sorumluluğu bir bütün olarak ilgili
devlete yüklemektedir. Bu genel kuralın en önemli istisnası, uluslara
rası suçlardır.
1
Örneğin, savaş hukuku kurallarının ağır ihlalleri birer
savaş suçu olarak, bu ihlali yapan devlet görevlisinin kişisel olarak ce
zalandırılmasını gerektirmektedir.
Statü kapsamına giren suçlardan dolayı, devletler değil, bireyler
sorumlu tutulmaktadır. Belli suçları işleyen failler, Statüde öngörülen
hürriyeti bağlayıcı cezalarla ve diğer ceza ve tazminatlara kişisel ola
rak katlanacaklardır. Makalede; Uluslararası Ceza Divanı Statüsü’nde
yer alan kişisel ceza sorumluluğunun esasları anlatılmaktadır.
II. Uluslararası Suçlar ve Ceza Sorumluluğu
Genel olarak “uluslararası suçlar,” uluslararası hukukun veya ulus
lararası antlaşma ve sözleşmelerin suç olarak tanımladığı kişisel tutum
•
Makalede yayımlanan görüş ve düşünceler tamamen yazarın kişisel fikirlerini yan
sıtmaktadır.
**
Dr., Hakim Binbaşı, Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği, Uluslararası Hukuk
İşleri.
1
Hortensia, D.T. Gutierrez Posse, “The relationship between international humani
tarian law and the international criminal tribunals,” International Review of the Red
Cross, Volume 88, Number 861, March 2006, s. 69.
ULUSLARARASI CEZA DİVANI
VE KİŞİSEL CEZA SORUMLULUĞU
*
M. Yasin ASLAN
**
Yasin ASLAN makaleler
240TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
ve davranış biçimleridir.
Gerek savaş suçları ve gerekse diğer ulusla
rarası suçları
3
işleyen kişilerin, bu suçları devlet adına veya görevleri
sebebiyle işledikleri yönündeki savunmaları kişisel ceza sorumluluk
larını ortadan kaldırmamaktadır. Aynı şekilde, bu kişilerin; yetkili üst
lerin veya amirlerinin emri altında hareket ettikleri yönündeki savun
maları da kendilerini kişisel sorumluluktan kurtarmamaktadır.
4
Uluslararası suçlardan dolayı kişisel ceza sorumluluğu, ceza hu
kukunun evrensel prensipleri çerçevesinde, özellikle suçların şahsiliği
genel ilkesine dayanmaktadır. Bu kapsamda kişiler, işledikleri veya
işlenmesini emrettikleri ya da işlenmesine iştirak ettikleri uluslararası
suçlardan dolayı kişisel olarak sorumludurlar. Nitekim 1993 Eski Yu
goslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsüne göre; bir kişi plan
ladığı veya başlattığı/kışkırttığı veya emrettiği, işlediği veya diğer bir
şekilde planlamasına, hazırlanmasına veya işlenmesine yardımcı ol
duğu bir savaş suçundan dolayı kişisel olarak sorumlu tutulmaktadır.
Bu nedenle, savaş hukuku kuralları savaş suçu teşkil edecek nitelik
teki emirlere itaat etmeyi reddetmek hakkını da ayrıca düzenlemiştir.
Sonuç olarak, savaş hukuku, kişilere savaş hukukunun açık bir ihlali
sonucunu doğuracak nitelikteki bir emre itaat etmemeyi reddetmek
görevini de yüklemektedir.
5
Hangi eylemlerin uluslararası suçları oluşturacağı konusunda ge
nel bir tanım vermek mümkün değildir. Bununla birlikte; uluslararası
sözleşmelerin suç saydığı eylemler, geleneksel uluslararası hukukun
ihlal saydığı davranışlar, uluslararası sözleşmelerin yasakladığı faa
liyetler, uluslararası mahkemelerin içtihatları ve devlet uygulamaları
çerçevesinde suç olarak kabul edilen eylemler, “uluslararası suç” kap
samına girmektedir. Bu kapsamda; barışa karşı suç olan saldırı suçu,
savaş hukuku kurallarının ağır ihlali niteliğindeki savaş suçları, her
hangi bir sivil topluluğu hedef alan insanlığa karşı suçlar ile belirli bir
sivil topluluğu yok etmeye yönelik soykırım, uluslararası hukukun
kabul ettiği uluslararası suç niteliğindedir.
2
Sulhi Dönmezer – Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Onbirinci Bası, İstan
bul: Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., 1994, s. 535.
3
Saldırı suçu, soykırım, insanlığa karşı suçlar gibi.
4
Dönmezer-Erman, s. 536.
5
A. g. e., s. 544.
S
A. g. e.
makaleler Yasin ASLAN
241TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
III. Uluslararası Suçlarda Yargı Yetkisi
Uluslararası suçlardan dolayı, ulusal mahkemelerin yargılama ya
pabilmeleri, şu ilkeler doğrultusunda mümkün olmaktadır:
1. Ülke veya toprak ilkesi: Suçun işlendiği ülke devletinin mahke
mesine yargı hakkı tanımaktadır.
2. Vatandaşlık ilkesi: Suçu işleyen kişinin vatandaşı olduğu dev
lete yargı yetkisi vermektedir.
3. Mağduriyet ilkesi: Suç nedeniyle ölen, yaralanan veya zarar gö
ren kişinin vatandaşı olduğu devlete yargı yetkisi vermektedir.
4. Koruyuculuk ilkesi: Bir devletin koruması altında bulunan kişi
lere yönelik eylemler koruyucu devlet mahkemesine yargılama yetkisi
vermektedir.
T
Uluslararası suçlarda ulusal mahkemelerin yetkisi açısından yu
karıda belirtilen ilkelerin dışında, “evrensellik ilkesi” denilen çok önemli
bir yargılama ilkesi daha vardır. Bu ilke; uluslararası belirli suçlar için,
bu suçlarla ülke, vatandaşlık, mağduriyet veya koruyuculuk gibi hiç
bir ilgisi olmayan herhangi bir devlete dahi yargı yetkisi tanımaktadır.
Evrensel yargı yetkisinin söz konusu olabilmesi için, suçun özel ağırlık
taşıması veya uluslararası toplumun tümünü etkilemesi gerekmekte
dir.
Bu derece ağır suçları işleyen kişilerin yargı organları önüne ge
tirilmesinde bütün devletlerin menfaatinin bulunması sebebiyle, bu
suçları işleyen faillerin herhangi bir devlet mahkemesi tarafından
yargılanması imkanı uluslararası hukukta kabul edilmiş bulunmakta
dır. Kısaca, ağır bir uluslararası suç failinin, örneğin sivil halka karşı
kimyasal gaz kullanılması sonunda toplu katliamlara sebep olan bir
yabancının, yabancı bir ülkede işlemiş olduğu bu suçtan dolayı, bu
suçla doğrudan etkilenmeyen bir başka ülkenin faili elde etmesi halin
de, faili elinde bulunduran devlet evrensel yargı yetkisine dayanarak
yargılama hakkına sahip olacaktır.
T
Yargı yetkisi hususunda bakınız; a. g. e., s. 362.
8
Faruk Erem, Ümanist Doktrin Açısından Türk Ceza Hukuku, Cilt:I, Genel Hükümler,
onüçüncü tıpkı basım, Ankara: Seçkin Yayınevi, 1995, s.153.
9
A. g. e.
Yasin ASLAN makaleler
242TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
IV. Uluslararası Suçların Failleri ve Mağdurları
Uluslararası suçların nitelikleri ve yargı kararları çerçevesinde, bu
suçların kimler tarafından işlenebileceğinin tespit edilmesi, suçların
kapsam ve sınırlarının daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Bu bakım
dan, başta savaş suçları olmak üzere, insanlığa karşı suçlar, soykırım
ve saldırı suçunun fail ve mağdurlarını karşılaştırmalı olarak incele
mek gerekmektedir.
“Savaş suçları,” teknik anlamda savaş hukuku kurallarının ağır
ihlalleri anlamına gelmektedir. Bu kurallar silahlı çatışmalarda aske
ri gereklilik ve insancıl düşünceler arasında denge kurmak amacıyla
kabul edilmiştir. Kuralların koruma altına aldığı şahıslar; savaş esir
leri, yaralı, kazazede ve hastalar ile siviller gibi, gerek muharebe dışı
kalmış askerler ve gerekse sivillerdir. Asker ve sivillerden oluşan bu
şahısların statülerinin gerektirdiği korumayı yok sayan kasıtlı ve ağır
ihlaller birer savaş suçu olarak, hem askerlere, hem de sivillere yöne
lik olarak; gerek askerler tarafından ve gerekse de siviller tarafından
işlenebilir.
10
Örneğin, teslim olmuş bir çatışan taraf askerinin, savaş
esiri olarak işlem görmeyip işkenceye tabi tutulması askere; meskun
mahallerde sivilleri hedef alan bir eylem ise sivillere karşı işlenmiş bir
savaş suçudur.
İnsanlığa karşı suçların da hem askerler, hem siviller tarafından
işlenebilmesi mümkündür. Savaş suçlarından farklı olarak, bu suçlar
“herhangi bir sivil topluluğa karşı” işlenebilmektedir. Ayrıca, insanlığa
karşı suçtan bahsedebilmek için, insan topluluğuna yöneltilen eylem
lerin geniş çapta ve sistematik bir saldırı teşkil etmesi koşulları aran
maktadır. Bu koşulu taşımayan eylemler ayrı birer savaş suçları şek
linde tanımlanacaktır.
11
Soykırım ise, belli bir grubu hedef almaktadır. Soykırım; ulusal,
etnik,ırki veya dini bir grubu tamamen veya kısmen ortadan kaldırma
ya yönelik hareketlerdir. Soykırım da, askerler ve siviller tarafından
işlenebilen bir suçtur.
Savaş suçlusu kavramı, kural olarak, statüsüz sivilleri de kapsama
10
Dönmezer-Erman, s. 539. Bir savaş suçunun siviller tarafından işlenmesine drama
tik bir örnek, arızalanan veya vurulan bir uçaktan atlayan bir pilotun (kazazede)
sivil ahali tarafından linç edilmesi olayıdır.
11
A. g. e., s. 541-542.
makaleler Yasin ASLAN
243TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
sına karşın, saldırı suçu mahsus bir suçtur. Bu suçu sıradan sivillerin
ve askerlerin işlemesine olanak bulunmamaktadır. Bu suç ancak aske
ri, siyasi ve hatta ekonomik “üst düzey lider” pozisyonunda bulunan
kişiler tarafından işlenebilir. Saldırı suçunun tanımı bugüne kadar ya
pılamamıştır. Nürnberg Uluslararası Askeri Mahkemesi Statüsü’nde
barışa karşı suçlar olarak yer alan saldırı suçu, “bir devletin bağımsızlı-
ğını ve toprak bütünlüğünü bozmak amacıyla, hukuka açıkça aykırı olarak, si-
lahlı kuvvete başvurmak” şeklinde tanımlanabilir. En geniş anlamda sal
dırı suçu, bir devletin meşru müdafaa hakkını aşan boyutlarda kuvvet
kullanması anlamına gelmektedir. Saldırı suçu ancak devletlere karşı
işlenebileceği için, bu suçun mağduru devletlerdir.
12
Kuvvete başvurmanın meşruluğu hususu, harekat hukuku kap
samında irdelenmesi gereken bir sorundur. Buna karşılık, kuvvete
başvurmanın meşruluğu sorununun ötesinde,
13
kullanılan kuvvetin
tarz ve hedefleri açısından, örneğin kullanılan silahların yasallığı veya
sivillerin hedef alınması gibi hususlar ise, savaş hukukunu ilgilendir
mektedir.
14
Bu bakımdan, hukuka açıkça aykırı olarak kuvvete başvur
ma, yani saldırı teşkil eden bir askeri harekat veya işgalde, ayrıca hiç
bir savaş suçunun veya diğer uluslararası suçların işlenmemiş olması
mümkün bulunmaktadır.
V. Uluslararası Ceza Divanına Göre Kişisel Ceza Sorumluluğu
1. Kişisel Ceza Sorumluluğu
Roma Statüsünde kişisel ceza sorumluluğu söz konusudur. Ulus
lararası Ceza Divanı gerçek kişiler üzerinde yargı yetkisine sahip bu
lunmaktadır. Statü, kapsama giren suçlar açısından devletleri değil,
bireyleri sorumlu tutmakta olup, suçları işleyen faillerin, statüde ön
görülen hürriyeti bağlayıcı cezalara veya diğer ceza ve tazminatlara
kişisel olarak katlanacakları hükme bağlanmıştır.
Statüde yer alan hükümlere göre; kişisel ceza sorumluluğu kap
samına giren eylemler; işlenmiş veya teşebbüs edilmiş herhangi bir
suçun; tek başına veya başkası ile birlikte ya da birisinin yardımı ile
12
A. g. e., s. 537.
13
Saldırı veya meşru müdafaa hali durumunda kuvvet kullanılması gibi.
14
Savaş suçları, soykırım veya insanlığa karşı suçlar gibi. Başka örnekler için bkz., a.
g. e., s. 538.
Yasin ASLAN makaleler
244TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
işlenmesi, işlenmesini teşvik, ikna veya emretme, işlenmesine yardım,
yataklık, kolaylaştırma, vasıta sağlama, ortak bir amaç altında bir gru
bun işlediği bir suça herhangi bir şekilde bilerek katkı yapma; soy
kırım suçuna ilişkin olarak ise, suçun işlenmesine açık ve doğrudan
kışkırtma; herhangi bir suçla ilgili olarak da suçun işlenmesi ile ilgili
icra hareketlerine başlamasına karşın, suçun failin iradesinde olmayan
sebeplerle suçun tamamlanamamasıdır. Bir kişi icra hareketlerine baş
ladığı bir suçtan vazgeçerse veya suçun tamamlanmasını başka bir şe
kilde önlerse, isteyerek ve tamamen vazgeçirmek koşulu ile, teşebbüs
etmiş olduğu suçtan dolayı cezalandırılmayacaktır.
15
Görüldüğü üzere; Uluslararası Ceza Divanı suça iştirak halleri
ile, suçlara teşebbüs, vazgeçme ve faal nedamet hallerini, ulusal ceza
yasamıza paralel bir şekilde düzenlenmiştir. Uluslararası Ceza Diva
nı tarafından verilecek bireysel cezaların, devletlerin bu eylemlerden
doğan uluslararası hukuk sorumluluklarını kaldırmayacağı ve statü
nün hiçbir hükmünün bu şekilde yorumlanmayacağı da ayrıca vurgu
lamaktadır.
Roma Statüsünün, ulusal ceza yasalarından ayrılan önemli özellik
lerinden birisi de, 18 yaşından küçüklerin işlemiş oldukları suçlardan
dolayı Statü kapsamında bir ceza sorumluluğuna tabi tutulamayaca
ğını öngörmüş olmasıdır. Bu sorumsuzluk; suçun işlendiği tarih itiba
riyle on sekiz yaşın altında bulunan küçükleri kapsamaktadır. Roma
Statüsünü böyle farklı bir uygulamaya iten sebebin, insani düşüncele
rin yanı sıra, savaş suçlarının özelliği itibarıyla, küçüklerin silah altı
na alınmasını ve silahlı çatışmalarda kullanılmasını yasaklayan çocuk
hakları sözleşmeleri hükümlerinin de dikkate alınmış olmasıdır.
2. Komutanların ve Diğer Üstlerin Ceza Sorumluluğu
Roma Statüsü kişisel sorumluluk halleri dışında, “komutanların ve
diğer üstlerin sorumlulukları” başlığı altında, özel bir ceza sorumlulu
ğu hali de öngörmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki, söz konusu
sorumluluk hali, Roma Statüsü ile başlamış bir uygulama değildir.
15
Suça iştirak ve teşebbüs hususlarında bakınız; Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku, Anka
ra: Savaş Yayınevi, 1998, s. 186-190.
makaleler Yasin ASLAN
245TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
Uluslararası ceza yargılamasındaki yeri önceye dayanmaktadır.
16
Ge
tirilen düzenlemeler ile, sorumluluk halinin kişisel sorumluluğu aşan
niteliğine karşılık, görev ve yetkilerle orantı ve ölçüsü bakımından ku
rulan denge, sorumluluk halini ceza hukuku ve suçta şahsilik ilkeleri
ile bağdaşır kılmaktadır.
Statüde yer alan hükmün başlığında kullanılan “diğer üstler”den
kasıt, bir askeri karargahta bulunan subaylar değil, komutan veya
diğer üst düzey yönetici veya siyasetçilerdir. Bu özel sorumluluğun,
“saldırı suçundan dolayı” liderlere yönelecek suçlama ile karıştırılması
gerekir. Zira komutan ve üstlerin sorumluluğu, ancak saldırı suçu dı
şında kalan suçlar için söz konusu olabilir. Saldırı suçunda ise ancak
lider durumda olan kişiler için, bizzat kişisel sorumluluk söz konusu
olmaktadır.
17
Savaş hukukunun “komutan sorumluluğu”na ilişkin kurallarına
göre; savaş suçlarının işlenmekte veya işlenmek üzere olduğuna dair
haber veya bilgisi olan bir komutan; önleyici veya suçluları cezalandı
rıcı tedbirleri almadığı takdirde, kişisel olarak ceza sorumluluğuna ma
ruz kalacaktır.
18
Nitekim Uluslararası Ceza Divanı’nın; “Komutanların
veya diğer üst rütbelilerin sorumluluğu” başlığını taşıyan hükmünde; bir
komutan veya amirin emri veya kontrolü altında bulunan şahıslarca
savaş suçunun işlenmesi durumunda, komutan veya amirin suçların
işlenmekte veya işlenmek üzere olduğuna dair bilgisi olması gerektiği
ve makul önlemleri almadığı veya suçları kovuşturma ve yargılama
makamlarına iletmediği hallerde, o suçtan dolayı ceza sorumluluğu
nun bulunduğu açıkça belirtilmektedir.
19
Statünün; komutan sorumluluğunu ceza hukukunun genel ilke
lerinden sapmadan, mümkün olduğu kadar geniş sorumluluk doğu
racak şekilde düzenlediği görülmektedir. Komutanların yalnız bildiği
hususlarla değil; “bilmesi gereken hususlardan” da sorumlu tutulduğu
görülmektedir. Elbette ki; “bilmesi gereken” hususların takdiri Uluslara
rası Ceza Divanı yargıçlarına ait olup, bu takdir yapılırken komutanın
askeri yasalar çerçevesindeki görev ve yetkileri ile savaş suçlarının iş
16
Posse, s. 71.
17
A. g. e.
18
A. g. e.
19
A. g. e., s. 72.
Yasin ASLAN makaleler
246TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
lendiği ve komutanın çalışma koşullarının da dahil olduğu ortam veya
çevrenin durum ve koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekmek
tedir.
Bu bakımdan, komutan savaş suçlularına emir komuta zinciri
açısından ne kadar yakın ise, “bilmesi gereken” yönünde yapılacak bir
tespit o kadar muhtemeldir. Bu nedenle, bir komutanın gerçekten hiç
bilmediği savaş suçları hakkında, bilme görevine kayıtsızlığı sebebiyle
o suçları işlemiş gibi sorumlu tutulması kuvvetle muhtemeldir. Aynı
şekilde, komutanın daha sonra öğrendiği savaş suçlularını rapor etme
mesi onun bu suçlara iştirak etmiş gibi cezalandırılmasını da gerekti
rebilecektir.
20
Şüphesiz ki; devlet yapısı içinde, askerler haricinde makam, me
muriyet, resmi görev veya yetki itibarıyla, sorumlu olduğu insanlar
üzerinde etkin derecede kontrol gücüne sahip diğer üstler de bulun
maktadır. Bu durumdaki üstlerin, komutan sorumluluğuna sahip
askeri personel gibi, mevcut kişisel sorumluluklarına ilaveten, Ulus
lararası Ceza Divanı’nın yargı yetkisi bakımından, özel görev ve so
rumlulukları da bulunmaktadır. Bu niteliğe sahip diğer üstler, etkin
kontrol ve denetim altında bulundurdukları astlarının suç işlediklerini
veya işlemek üzere olduklarını bildiği veya bu yöndeki mevcut bilgile
ri bilerek ihmal ettiklerinde, söz konusu suçla ilgili faaliyetlerin üstün
etkin kontrol sorumluluğuna dahil olması durumunda, üst bu suçların
önlenmesi, bastırılması, soruşturma ve dava yetkisine sahip makamla
ra iletmek için gerekli ve makul tedbirleri almadığı takdirde, onların
da işlenen suçlardan dolayı sorumlu olması esası getirilmiştir.
21
VI. Ceza Sorumluluğunu Etkileyen Haller
Bir kimsenin uluslararası bir suç işlediği iddiası üzerine, bu iddi
ayı kovuşturacak ulusal ve uluslararası yargı makamları, soruşturu
20
Diğer taraftan, karargah subaylarının komutan sorumluluğu bulunmamakla birlik
te, savaş suçlarından dolayı sorumlulukları söz konusu olabilmektedir. Bir karargah
subayının işlenen suçlardan dolayı sorumlu olabilmesi için, o karargah subayının
mensup olduğu karargaha bağlı birimlerde savaş suçlarının işlenmekte veya işlen
mek üzere olduğunun farkında olması ve durumu komutana veya diğer yetkili bir
soruşturma makamına rapor etmemiş olması gerekmektedir. a. g. e., s. 73.
21
M. Cherif Bassiouni, “Explanatory note on the ICC Statute,” International Review of
Penal Law, Reprint, Volume 71, 2000, s. 9.
makaleler Yasin ASLAN
247TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
lan ve yargılanan kişilerin söz konusu eylemlerden dolayı suçlu olup
olmadığına, suçlu ise uygun ceza ve/veya diğer bir yaptırıma maruz
kalmasına karar verecektir. Söz konusu yargısal makamlar ceza so
rumluluğunu belirlerken, bazı olgu ve olayları da dikkate almaktadır.
Roma Statüsünde yer alan ceza sorumluluğunu etkileyen bu hususlar
bu bölümde maddeler halinde açıklanmıştır:
1. Üstlerin Emirleri
Uluslararası ceza yargılamalarında, kural olarak, üstlerin emirleri
savaş suçlarına ilişkin geçerli bir savunma teşkil etmemiştir. Yine de,
üstlerin emrinin yerine getirilmesi cezanın azaltılmasında takdiri bir
sebep olarak dikkate alınmıştır. Uygulamada, emirlere itaat yönünde
ki askeri disiplinin gerekleri ile adaletin sağlanması bakımından emri
yerine getirenin cezasız kalmaması gereği arasında uzunca süre bir ça
tışma ve çelişme yaşanmıştır.
22
Nürnberg Uluslararası Askeri Mahkemesi’nden önce, üstlerin
emirleri gereğince suç işlenmesi hallerinde, galip devletler ele geçir
dikleri sanıklardan, çoğunlukla sadece emri veren komutanları savaş
suçlusu olarak yargılamışlardır. Ancak, Nürnberg Uluslararası Aske
ri Mahkemesinin sorumluluklarla ilgili statü hükümleri bu durumu
değiştirmiş ve “suçlanan kişinin, üstlerinin emirlerini yerine getirdiği”
yönündeki savunmasının geçerli ve araştırılacak bir durum olmaya
cağı kabul edilmiştir. Buna karşılık aynı statü, mahkemenin böyle bir
durumu, “hakkaniyetin öyle gerektirmesi halinde,” cezada indirim sebebi
olarak kabul edebilmesini öngörmüştür.
23
Nürnberg Uluslararası Askeri Mahkemesi Statüsü’ndeki durum,
1993 Eski Yugoslavya ve 1994 Ruanda Uluslararası Ceza Mahkeme
si Statüleri’nde de aynen benimsenmiştir.
24
Roma Statüsü de üstlerin
emirlerini, kural olarak, bireysel ceza sorumluluğundan kurtaran meş
22
International Law Deskbook, Charlottesville, Virginia: The Judge Advocate General’s
School, 1990, s. 9/7-8.
23
M.Cherif Bassiouni, Crimes Against Humanity in International Criminal Law, Dordre
cht: Martinus Nijhoff, 1992, s. 369.
24
Nürnberg Uluslararası Askeri Mahkemesi Statüsü, m. 7 ve 8, Eski Yugoslavya
Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü m. 7, Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi
Statüsü m. 6.
Yasin ASLAN makaleler
248TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
ru bir sebep olarak kabul etmemektedir. Ancak, aşağıda belirtilen üç
koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde, üstlerin emirleri doğrultusun
da suç işleyen kişilerin ceza sorumluluğundan tamamen kurtulacağını
hükme bağlamıştır:
A. Suçlanan ast, söz konusu emre itaat etmek hususunda yasal bir
sorumluluk altında olmalıdır.
B. Suçlanan ast, verilen emrin yasadışı olmadığının farkında olma
malıdır.
C. Verilen emrin yasadışı olduğu açıkça anlaşılmamalıdır.
25
Görüldüğü üzere, Uluslararası Ceza Divanı yargı yetkisi açısın
dan, daha önceki uluslararası mahkemelerde geçerli bir sebep olarak
kabul edilmeyen “üstlerin emirlerini yerine getirme” savunması, istisnai
olarak, yukarıda sıralanan koşulların hepsinin beraberce mevcudiye
ti hallerinde, geçerli bir savunma olarak kabul edilmektedir.
26
Ancak,
son koşulun yorumunda, statü kapsamında bir sınırlama getirilmiş
olup; “soykırım” ile “insanlığa karşı suçların” işlenmesine yönelik emir
lerin açıkça hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Bu durum, yani belli
koşullarda üstlerin emirlerini yerine getirmenin ceza sorumluluğunu
kaldırması; askerlik yaşamın gerekleri ve bir askerin sorumlulukları
ile adalet menfaatleri arasında ahenkli bir dengenin kurulmuş olduğu
na bir örnek teşkil etmektedir.
27
Hemen belirtmek gerekir ki, Uluslara
rası Ceza Divanı yargılaması açısından, emrin yerine getirilmiş olması
hali kanuni bir hafifletici sebep olarak kabul edilmemektedir. Buna
karşılık, divanın bu hususu takdiri hafifletici bir sebep olarak dikkate
alması mümkündür.
2. Somut Olayda Yanılma
Somut olayda yanılma, gerek öğretide ve gerekse uygulamada
geçerli bir savunma kabul edilmektedir. Örneğin, bir topçu birliğinin
komutanının düşman komuta merkezi olarak değerlendirdiği bir bi
25
Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü m. 27 ve 28.
26
Bassiouni, “Explanatory note on the ICC Statute,” s. 15-16.
27
Albin Eser, “‘Defences’ in War Crime Trials”, in War Crimes in International Law (Yo
ram Dinstein–Mala Tabory), The Hague/Boston/London: Martinus Nijhoff Publis
hers, 1996, s. 261-270.
makaleler Yasin ASLAN
249TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
naya ateş emri verip imha etmesi durumunda, burasının daha sonra
yapılan araştırmada, gerçekte bir okul veya hastane olduğunun ortaya
çıkmış olması karşısında, somut duruma ilişkin belli hal ve koşulların
mevcudiyeti çerçevesinde, aslında bir savaş suçu olarak değerlendiri
lebilecek böyle bir durumda; komutanın sorumlu tutulmaması, “somut
olayda veya gerçekte yanılma” sebebiyle sorumluluğu cihetine gidilme
mesi mümkün olabilecektir.
28
Roma Statüsü, “olayda yanılmayı”, “kasıt” unsurunu ortadan kaldı
racak nitelikte olmak şartıyla, geçerli bir savunma kabul etmektedir.
Şüphesiz ki, meselenin özü suçlanan kişinin suç kastına gerçekten sa
hip olup olmadığının belirlenmesidir. Burada olayın koşulları, mevcut
deliller ve istihbarat verileri, görevin gerektirdiği inceleme ve değer
lendirmenin yapılmış olması ve buna rağmen yanılmanın meydana
gelmesi gibi haller, suç kastını etkileyen durumlar olarak değerlendi
rilebilecektir.
3. Meşru Müdafaa
Savaş suçları yargılamasında kendini ve başkalarını savunma ge
rekçeleri, kişileri ceza sorumluluğundan koruyan haller arasındadır.
29
Roma Statüsü de savaş suçları kapsamında, bir kişinin kendisini veya
başkalarını, ani ve hukuk dışı saldırılara karşı tehlikeye uygun bir şe
kilde koruma hakkını kabul etmektedir. Statü meşru müdafaa hakkını
sadece yaşama yönelik değil, aynı zamanda mallara yönelik saldırılar
karşısında da tanımaktadır.
Statü mallar konusunda ayrım yaparak, saldırıya uğrayanın yaşa
mı açısından önemli olan mallar ile askeri görevin yerine getirilmesi
açısından gerekli olan mallara yönelik saldırılara karşı meşru müdafaa
hakkını tanımaktadır. Statü ayrıca, meşru müdafaa halinde bulunan
28
Norveç Temyiz Mahkemesi’nde görülen 1947 tarihli bir davada, birçok Norveç va
tandaşının ölüm cezasını infaz eden bir görevli sanık olarak yargılanmış ve beraat
etmiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde sanığın, gerçekten “meşru bir mahke
menin” verdiği ölüm cezasını infaz etmekte olduğuna inanmış olmasını göz önüne
almıştır. Bakınız Uluslar Arası Ceza Divanı ve Uluslara Arası Ceza Yargılaması, Harp
Akademileri Yayını, İstanbul: Harp Akademileri Basımevi, 2003, s. 35.
29
Ömer İlhan Akipek, Meşru Müdafaanın Mahiyeti ve Benzeri Müesseselerle Mukayesesi,
Ankara: AÜHF Yayınları No. 82, 1955, s. 26.
Yasin ASLAN makaleler
250TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
bir kişinin kullanmakta olduğu kuvvetin, başlı başına meşru müdafaa
için herhangi bir gerekçe teşkil etmeyeceğini de belirlemektedir.
30
4. Zorlama
Kural olarak, savaş suçlarına ilişkin yargılamalarda, suçlanan ki
şinin zorlama altında kalarak suç kabul edilen eylemi gerçekleştirmesi
de geçerli bir savunma olarak kabul edilmektedir. Bu durum, ya zorla
ma neticesinde zorlanan kişinin eylemi isteme iradesinin ortadan kal
dırılması, ya da zorlanan kişinin kendi yaşamını kurtarması alternati
finin kalmaması ile açıklanabilmektedir.
31
Bir kişinin zorlama altında eylemi gerçekleştirdiği kabul edilerek
sorumluluktan kurtulması için; aşağıdaki koşulların bir arada olarak
gerçekleşmesi gerekir:
A. Zorlanan kişinin suçu gerçekten istemeden yapmış olduğu ko
nusunda ciddi deliller olmalıdır. Şayet suç, zorlamanın etkisi sona er
dikten sonra işlenmiş bulunuyorsa geçerli bir zorlama savunması ka
bul görmez.
B. Suçlunun zorlama altında kalarak meydana getirdiği zarar,
zorlanan kişiye potansiyel olarak yöneltilen zararla orantılı olmalıdır.
Suçlanan kişinin birkaç günlük hürriyetinin sınırlandırılması tehdidi
ile başka birisini öldürmeye zorlanması, bu yöndeki savunmayı geçer
li kılmaz.
32
Roma Statüsü’ne göre de, zorlama altında suç işlenilmesi hali ge
çerli bir savunma olarak kabul edilmektedir. Statüye göre, suçun iş
lendiği sırada mevcut bulunun bir ölüm tehdidine veya bedeni zarara
maruz olan kişi, söz konusu bu tehdit veya tehlikelerden gerekli ve
makul bir şekilde kaçınmasına karşın, kaçınabileceği zarara göre daha
ağır bir zarara niyetlenmediği takdirde, statü kapsamına giren bir suçu
işlemek zorunda kalmış ise, bu suçtan dolayı sorumlu tutulmayacak
tır.
30
Dönmezer/Erman, s. 548.
31
Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi Yargılama Dairesinin Kupreskic ve
diğerleri kararı, p. 515-520; Erdemovic kararı, p. 88.
32
Sahir Erman, Askeri Ceza Hukuku, Umumi Kısım ve Usul, Yeniden Gözden Geçirilmiş ve
Genişletilmiş 7 nci Bası, İstanbul: Üçdal Neşriyat, 1983, n. 118-119.
makaleler Yasin ASLAN
251TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
Bu duruma göre, Uluslararası Ceza Divanı yargılamasında zorla
ma sebebiyle suç işlenmesi halinde, aşağıdaki koşulların birlikte bu
lunması halinde, kişi sorumlu tutulmayacaktır:
A. Suçlu, söz konusu eylemi gerçekleştirmeyi gerçekten istememiş
olmalıdır.
B. Suçlunun maruz bulunduğu zarar tehlikesi ile neden olduğu
zarar orantılı olmalıdır.
C. Suçlunun maruz bulunduğu tehlike hemen bir ölüm tehlikesi
veya devam eden veya ani, ciddi bedensel bir zarar olmalıdır.
33
Ç. Suçlu koşulları altında bulunduğu zorlamadan makul bir şekil
de kurtulmak için gerekli davranışları göstermiş olmalıdır.
5. Statüde Yer Alan Ceza Sorumluluğunu Etkileyen
Diğer Haller
Statüde yer alan zihinsel hastalıklar, uyuşturucu ve alkol gibi
sarhoş edici etkiler ceza sorumluluğunu etkileyen diğer haller olarak
kabul edilmektedir. Savaş hukukunun, uluslararası hukukun veya di
ğer uygulanabilir kurallardan kaynaklanan sorumsuzluk sebepleri de
sorumluluğu etkileyen diğer haller olarak kabul edilebilecektir. Bun
lardan zihinsel hastalık ve rahatsızlıklarda; rahatsızlığın bir kişinin tu
tum ve davranışının nitelik veya yasa dışılığını kavrama kapasitesini
bozması veya kişinin davranışlarını yasalara uygun şekilde ayarlama
gücünü ortadan kaldırması hallerinde ceza sorumluluğundan kurtul
mak mümkün olabilecektir. Sarhoş edici maddelerin tesiri altında bu
lunan kişilerin, bu durumda iken sorumluluktan kurtulabilmek için,
ayrıca kişinin gönüllü olarak bu maddeleri kullanmaması veya kişinin
bu sarhoş edici maddelerin tesiri ile mahkemenin yetkisindeki suçlara
karışabileceği hususunda bilgisinin olmaması ve bu yöndeki mevcut
riskleri ihmal etmemiş olması koşulu aranacaktır.
34
6. Kaza
Kaza, ceza sorumluluğunu etkileyen bir durum olarak, Uluslarara
sı Ceza Divanı Statüsü’nde yer almamaktadır. Ceza hukukunda ölüm
33
Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü m. 27 ve 28.
34
Uluslar Arası Ceza Divanı ve..., s. 37.
Yasin ASLAN makaleler
252TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
veya zararın kaza ile meydana geldiği yönündeki bir savunmanın bazı
koşullarda sorumluluktan kurtulma sebebi kabul edilmesi mümkün
dür.
35
Örneğin, bir muharebe alanında sağlık hizmeti sebebi koruma
altında bulunan düşman kuvvetlere ait bir ambulans aracının tahrip
edilmesinin bir yanlışlık, sapma veya silahın hatalı çalışması sonucu
olması veya bir sivil yerleşim biriminin, hedeften sapan bir havan mer
misi ile isabet alarak bazı sivil şahısların ölmesi halleri, geçerli olabile
cek savunma olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yargılamaya yetkili mahkeme, ölüm, yaralanma veya hasarın bir
hata veya kaza ile olduğu sonucuna varırsa, suçlanan şahıs yargılan
dığı savaş suçundan dolayı aklanabilecektir. Hemen belirtmek gerekir
ki, kaza veya hata savunmasının bir çatışmada sık sık ileri sürülüyor
olması, özellikle bu kazaların çok iyi eğitilmiş, sürekli tatbikat ve uy
gulama olanağına sahip ve teknolojik olarak çok iyi teçhiz edilmiş bir
ordunun bu yöndeki savunmasının inandırıcılığını zayıflatabilecek
tir.
36
Roma Statüsü kapsamında özel olarak düzenlenmemiş bulunan
kaza halinin, ayrıca suçun manevi unsuru olarak kabul edilen “bilme
ve isteme” unsurunu ortadan kaldırdığı müddetçe, geçerli bir savunma
olarak kabul edilmesi mümkün görülmektedir.
7. Devlet Temsilcilerinin, Resmi Statüdekilerin
veya Dokunulmazlıkları Olanların Eylemleri
Devlet temsilcilerinin, resmi statüdekilerin veya dokunulmazlık
ları olanların eylemleri, Uluslararası Ceza Divanı dahil, uluslararası
ceza yargılamalarında geçerli bir savunma olarak kabul edilmeyen se
beplerdir. Uluslararası suçlara ilişkin ceza yargılamalarında suçlanan
kişinin resmi statüsü, ne geçerli bir savunma ne de geçerli bir ceza artı
rımı halidir. Nitekim Nürnberg Uluslararası Askeri Mahkemesi bir ka
rarında açıkça, bazı koşullarda devlet temsilcilerinin ceza yargısından
korunacağına dair uluslararası hukuk prensibinin, uluslararası suçla
rın sanıklarına uygulanamayacağına karar verilmiştir. Eski Yugoslav
ya Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü de aynı kuralı teyit etmiş ve
resmi statünün uluslararası suçlar ile ilgili yargılamada indirim nedeni
35
Uğur Alacakaptan, Suçun Unsurları, Ankara: Sevinç Matbaası, 1975, s. 170.
36
Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü m. 32.
makaleler Yasin ASLAN
253TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
olarak da kabul edilmeyeceğini hüküm altına almıştır.
37
Uluslararası Ceza Divanı Statüsü de bu paralelde, Statünün resmi
yetki ayrımına dayanmaksızın bütün kişilere eşit bir şekilde uygula
nacağını hüküm altına almıştır. Statü bu bağlamda devlet veya kükü
met başkanlığının, hükümet veya parlamento üyeliğinin, seçilmiş bir
temsilcinin veya bir hükümet görevinin hiçbir kimseyi Statü kapsamı
suçların yargılamasında ceza sorumluluğundan kurtarmayacağını ve
bu hususların herhangi bir ceza indirim nedeni olarak kabul edilme
yeceğini açıkça belirtmiştir. Statüde ayrıca; bir kişinin resmi yetkisi
dikkate alınarak, bu kişiye ulusal veya uluslararası hukuk tarafından
verilmiş bulunan dokunulmazlık ve özel yargılama usullerinin, Ulus
lararası Ceza Divanını yargı yetkisini kullanmaktan alıkoymayacağı
hüküm altına alınmıştır.
38
8. İç Hukuka Uygunluk Savunması
Uluslararası hukuk tarafından suç olarak kabul edilen herhangi bir
eylem için, o eylemi gerçekleştiren kişinin tabi olduğu devlet yasaları
tarafından bir suç veya cezanın öngörülmemiş olması, o kişiyi ulusla
rarası ceza sorumluluğundan kurtarmamaktadır. Hatta eylemin ulusal
hukuk çerçevesinde yani ulusal hukuk gereği olarak yerine getirilmiş
olması dahi, uluslararası ceza sorumluluğunu kaldırmamaktadır.
39
Sonuç
Uluslararası suçlardan dolayı kişisel ceza sorumluluğu, ceza hu
kukunun evrensel prensipleri çerçevesinde, özellikle suçların şahsiliği
genel ilkesine dayanmaktadır. Bu kapsamda kişiler, işledikleri veya
işlenmesini emrettikleri veya işlenmesine iştirak ettikleri uluslararası
suçlardan dolayı kişisel olarak sorumludurlar.
Roma Statüsü’ne göre, Uluslararası Ceza Divanı gerçek kişiler
üzerinde yargı yetkisine sahiptir. Statü kapsama giren suçlar açısın
dan devletleri değil, bireyleri sorumlu tutmakta olup, suçları işleyen
faillerin, Statüde öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezalar ile diğer ceza ve
37
Uluslararası Ceza Divanı ve..., s. 37.
38
Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü m. 27 ve 28.
39
Dönmezer/Erman, s. 547.
Yasin ASLAN makaleler
254TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
tazminatlara kişisel olarak katlanacakları hükme bağlanmıştır. Roma
Statüsü kişisel sorumluluk halleri dışında, “komutanların ve diğer üst-
lerin sorumlulukları” başlığı altında, özel bir ceza sorumluluğu hali de
öngörmektedir.
Uluslararası suçlarla ilgili kişisel sorumluluk, kuşkusuz ki, yalnız
söz konusu suçları işleyen kişilere yönelik kişisel sorumluluk halle
riyle sınırlı değildir. Uluslararası hukuk, uluslararası suçlara ilişkin
olarak, devletlere de bir takım yükümlülükler getirmektedir. Örneğin,
Cenevre Sözleşmeleri’ne göre bütün devletler ve çatışan taraflar, sa
vaş hukuku kurallarına, koşullar ne olursa olsun, saygı göstermek ve
uymak zorundadırlar. Cenevre Sözleşmeleri bir taraftan asker ve si
vil bireylere yönelik olarak savaş kurallarına itaati emrederken, diğer
yandan silahlı çatışmalarda taraf olan hükümetlere tedbir ve yüküm
lülükler getirmektedir.
Uluslararası Ceza Divanı Statüsü devletlere savaş hukuku kural
larının ağır ihlallerinin uluslar yasalarca suç olarak belirlenmesini ve
ulusal mahkemeler tarafından etkin bir şekilde cezalandırılması yü
kümlülüğünü getiren bir ceza sistemi öngörmektedir. Bu hükümlere
göre, Roma Statüsü’ne taraf olsun veya olmasın, tüm devletler, artık
Uluslararası Ceza Divanı Statüsü’nde belirtilen suçları işleyen kişile
ri araştırıp, ele geçirmek, kendi uyruğunda bulunan kişilerce işlenmiş
suçları ya da kendi topraklarında veya kontrolünde işlenmiş suçları
yargılamak zorundadırlar. Zira savaş suçlularının, suçla ilgisi olma
yan herhangi bir devlet tarafından da yargılanabilmesi veya Ulusla
rarası Ceza Divanı’na sevk edilebilmesi mümkün hale gelmiş bulun
maktadır.
Kaynakça
Akipek, Ömer İlhan, Meşru Müdafaanın Mahiyeti ve Benzeri Müesseselerle Muka-
yesesi, Ankara: AÜHF Yayınları No. 82, 1955.
Alacakaptan, Uğur, Suçun Unsurları, Ankara: Sevinç Matbaası, 1975.
Bassiouni, M.Cherif, Crimes Against Humanity in International Criminal Law,
Dordrecht: Martinus Nijhoff, 1992.
-------------, “Explanatory note on the ICC Statute,” International Review of Penal
Law, Reprint, Volume 71, 2000.
Dinstein, Yoram –Mala Tabory, The Hague/Boston/London: Martinus Nij
hoff Publishers, 1996.
makaleler Yasin ASLAN
255TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
Dönmezer, Sulhi/Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Onbirinci Bası,
İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., 1994.
Erem, Faruk, Ümanist Doktrin Açısından Türk Ceza Hukuku, Cilt:I, Genel Hü
kümler, onüçüncü tıpkı basım, Ankara: Seçkin Yayınevi, 1995.
Erman,
Sahir, Askeri Ceza Hukuku, Umumi Kısım ve Usul, Yeniden Gözden Geçi-
rilmiş ve Genişletilmiş 7. Bası, İstanbul: Üçdal Neşriyat, 1983.
International Law Deskbook, Charlottesville, Virginia: The Judge Advocate
General’s School, 1990.
Posse, Hortensia, D.T. Gutierrez, “The relationship between international hu
manitarian law and the international criminal tribunals,” International Re-
view of the Red Cross, Volume 88, Number 861, March 2006, s. 65-86.
Toroslu, Nevzat, Ceza Hukuku, Ankara: Savaş Yayınevi, 1998.
Uluslararası
Ceza Divanı ve Uluslara Arası Ceza Yargılaması, Harp Akademileri
Yayını, İstanbul: Harp Akademileri Basımevi, 2003.