makaleler Ş. Cankat TAŞKIN
289TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
1. GİRİŞ
Anayasa Mahkemesi, yasaların, yasa gücündeki kararnamelerin
ve meclis içtüzüğü ile Anayasa değişikliklerinin şekil ve esas bakı-
mından Anayasa’ya uygunluğunu denetleyen, Anayasa’da gösterilen
kişileri görevleriyle ilgili suçlardan ötürü “Yüce Divan” sıfatıyla yar-
gılayan ve kuruluş yasasıyla kendisine verilen diğer görevleri yerine
getiren, yüksek bir yargı organıdır. Mahkemenin, Anayasa değişiklik-
lerini yalnızca şekil yönünden Anayasa’ya uygunluğunu denetleme
yetkisi vardır.
Bu çalışmamda, Anayasa Mahkemesi’nin yasaların yürürlüğünü
durdurma yetkisine ve böyle bir karar verip veremeyeceği hakkın-
daki görüşlere, yürürlüğün durdurulması ile yürütmenin durdurul-
ması kavramlarının farklılıklarıyla benzerliklerine, karşılaştırmalı
hukuktaki duruma, yürürlüğün durdurulması kararlarının etkisine,
yasaya güvenerek birtakım işlemler yapmış olan bireylerin, yürürlü-
ğün durdurulması kararından sonra “devlete güvenerek” yaptıkları iş-
lemlerin durumunun ne olacağına ve bu anlamda “yasama organının
sorumluluğu”na değinerek; sonuç ve değerlendirme bölümüyle çalış-
mamı tamamlayacağım.
Anayasa Mahkemesİ’nİn
Yürürlüğün Durdurulması
Kararları ve
Yasama Organının Hukuka Aykırı
İşlemlerden Doğan Sorumluluğu
Ş. Cankat TAŞKIN
*
*
Av. Bursa Barosu, Marmara Üniversitesi Kamu Hukuku yüksek lisans öğrencisi.
Ş. Cankat TAŞKIN makaleler
290TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
2. ANAYASA YARGISI ve ANAYASA YARGISININ ÖNEMİ
Geniş anlamda Anayasa Yargısı, Anayasa’ya doğrudan doğruya
uyum sağlama amacını üstlenen her çeşit yargı işlemlerini, başka bir
deyişle, Anayasa hukuku sorunlarının yargısal yöntemlerle çözüm
kararına bağlanması sürecidir.
N
Öte yandan, Anayasa yargısı kabaca
yasaların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimidir.
2
Bu faaliye-
tin kapsamında yasaların anayasaya uygunluğunun denetimi önemli
işleve sahiptir.
Anayasa Yargısının gelişimi, Amerika Birleşik Devletleri’nde Yük-
sek Mahkeme’nin verdiği Marbury A. Madison Davası ile başlamak-
tadır.
3
Burada, ayrı bir Anayasa Mahkemesi yoktur. Yargı birliği ilkesi
geçerli olduğundan denetim her düzeyde ve tüm yargıçlar tarafından
yapılmaktadır.
Buna karşın ülkemizin de içinde bulunduğu Kıta Avrupası siste-
minde Anayasa Mahkemesi’nin varlığı benimsenmiştir. Yasama orga-
nının da bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edebileceği anlaşıldıktan
sonra anayasa yargısının varlığına ve anayasa mahkemelerine gerek-
sinim duyulmuştur. Bunun için de ilk şart yazılı ve sert bir anayasanın
varlığıdır.
4
Türk Anayasa hukuku tarihinde Anayasa mahkemeleri ilk kez
1961 Anayasası ile ihdas edilmiştir. Anayasa Yargısı ve Anayasa Mah-
kemesi 1961 Anayasası’nın en büyük yeniliklerinden biridir.
5
1982
Anayasası da 146-154. maddeleri ile Anayasa Mahkemesi’nin kurulu-
şunu ve çalışma esaslarını düzenlemiştir.
3. ANAYASA MAHKEMESİ’NİN GÖREVLERİ
Anayasa Mahkemesi’nin görevleri Anayasa’nın 148. maddesinde
sınırlı sayıda sayılmıştır. Buna göre Anayasa Mahkemesi kanunların,
1
Memiş, Emin, Türkiye’de Anayasa Gelişimleri Eğrisi (1808-2005)-Anayasa Hukuku
Notları-Genişletilmiş ve Yenilenmiş 4. Baskı-İstanbul, 2005-Filiz Kitabevi, s. 420
2
Kaboğlu, İbrahim. Anayasa Yargısı, 2. bs., İstanbul, Kasım 1997, Imge Kitabevi, s. 1.
3
Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s. 14.
4
Kilinç, Bahadır, Anayasa ve İdare Hukukunda Yürütmenin Durdurulması, Ankara 1998,
Adil Yayınevi, s. 111.
5
Tanör, Bülent, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri (1789-1980), 2. Baskı, İstanbul,
Ekim 1998, Yapı Kredi yayınları, s. 404.
makaleler Ş. Cankat TAŞKIN
291TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
kanun hükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğünün Anayasa’ya
şekil ve esas bakımından uygunluğunu denetler. Cumhurbaşkanını,
Bakanlar Kurulu üyelerini, Danıştay, Askeri Yargıtay, AYİM başkanla-
rıyla üyelerini ve başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcı vekilini, HSYK,
Sayıştay başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan ötürü “Yüce
Divan” sıfatıyla yargılar. Ayrıca, Anayasa’nın 69. maddesi gereğince
siyasi partilerin kapatılması davalarına bakar ve siyasi partilerin mali
denetimini yapar. Anayasa’nın 85. maddesine göre, yasama dokunul-
mazlıklarının kaldırılmasına veya üyeliklerinin düştüğüne TBMM
tarafından karar verilmesi durumunda, ilgililerin söz konusu işlemin
iptaline ilişkin istemlerini karara bağlar; Anayasa’nın 158/2. madde-
sine göre, Uyuşmazlık Mahkemesi başkanını kendi üyeleri arasından
görevlendirir. Ayrıca, Anayasa ile kendisine verilen diğer görevleri ye-
rine getirir. (AY 148/son)
4. ANAYASA MAHKEMESİ’NİN KARARLARI
A. Genel Olarak
Anayasa Mahkemesi, ret veya iptal şeklinde kararlar verebilir. Bu-
nun dışında mahkeme ara kararları da verebilmektedir. Bu ara karar-
lar, yorumlayıcı (açıklayıcı) kararlardır veya mutavassıt kararlardır.
S
Mutavassıt karardan maksat, Anayasa’ya aykırılık içermesine karşın
mahkemenin yasayı iptal etme yerine ihmal etmesi ve Anayasa ku-
ralının görülmekte olan davada doğrudan uygulanmasıdır.
Anayasa
Mahkemesi, bu yöndeki bir kararı, “Demokratik Barış Hareketi Partisi”nin
kapatılması davasında vermiş ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası m.
89 hükmünü, 23. 7. 1995 tarihli Anayasa değişikliğinden sonra (AY md
68/4) daha az güvenceli bularak, Anayasa hükmünü somut olayda
doğrudan doğruya uygulamıştır.
Esasa ilişkin red kararı, kanunun Anayasa’ya uygun olması de-
mektir. Buna karşın, iptal kararları dava konusu olan normu ortadan
kaldırıcı niteliktedir ve bu nedenle herkes için (erga omnes) bağlayıcı
6
Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s. 106.
7
Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s. 106.
8
Demokratik Barış Hareketi Kararı, 1997/3, 22. 5. 1997 tarih (Can, Osman, Demok-
ratikleşme Serüveninde Anayasa ve Siyasi Partilerin Kapatılması, 1. Baskı, Ankara 2005-
Seçkin Kitabevi, s. 93)
Ş. Cankat TAŞKIN makaleler
292TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
özelliğe sahiptir.
Ancak 1982 Anayasası, Anayasa Mahkemesi’ne 1961
Anayasası’nın aksine yalnızca tarafları bağlayan (inter partes) karar
verme yetkisi tanımamıştır.
10
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları kesindir ve iptal kararları
gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. (AY 153/1 ve 2). Bu nedenle de
iptal kararları kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlük-
ten kalkar. Ancak gereken durumlarda Anayasa Mahkemesi kararın
yürürlüğe gireceği tarihi bir yıldan çok olmamak üzere ayrıca belirle-
yebilir. (AY 153/3). İptal kararları geriye yürümez. (AY 153/5) Oysa
İdare Hukuku’nda iptal kararları kural olarak geçmişe yürür ve iptali
istenen işlemi en baştan ve tüm sonuçlarıyla geçersiz kılar.
11
.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının geçmişe yürümemesi
haksız ve hukuka aykırı birtakım uygulamaları beraberinde getirebilir.
Gerekçeli iptal kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasına kadarki süre
içerisinde birtakım işlemler yapılabilir. Çünkü gerekçeli karar Resmi
Gazete’de yayımlanana kadar o kanun iptal edilmemiş sayılacaktır.
12
Bunun yakın geçmişteki en çarpıcı örneği, eşitliğe ve hakkaniyete ay-
kırı olan ve Anayasa Mahkemesi tarafından defalarca kez iptal edilen
“kıyak emeklilik” yasasıdır.
13
İptal kararlarının geçmişe yürümemesinden amaçlanan, bireyle-
rin devlete olan güvenini korumaktır. Böylece, kazanılmış hakların ko-
runması amaçlanmaktadır.
14
Nitekim Anayasa Mahkemesi de 12. 12.
1989 gün ve 1989/11 E-1989/48 K sayılı kararıyla bu konuya vurgu
yapmıştır.
15
Ancak bazı durumlarda Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal ka-
rarlarının uygulamada hiçbir yararının olmadığı görülmektedir. Yuka-
rıda değinilen ve Anayasa Mahkemesi tarafından tam 9 kez iptal edi-
9
Teziç, Erdoğan, Anayasa Hukuku, 5. Baskı, İstanbul 1998, BETA Yayıncılık, s. 204.
10
Kaboğlu, İbrahim. Ö, Anayasa Hukuku Dersleri -Yenilenmiş ve Genişletilmiş 2. Bas-
kı, Ekim 2005, İstanbul Legal Yayınevi, s. 359.
11
Çağlayan, Ramazan, İdari Yargı Kararlarının Sonuçları ve Uygulanması, Gözden Ge-
çirilmiş 3. Baskı, Kasım 2004, Ankara, Asil Yayınevi, s. 127 aynı yönde Gözübüyük,
A. Şeref, Yönetim Hukuku, 13. Baskı, Ankara 1999, Turhan Kitabevi, s. 353
12
Kılınç, a. g. e., , s. 116.
13
MEMİŞ, a. g. e., s. 470
14
MEMİŞ, a. g. e., s. 470.
15
http://www. anayasa. gov. tr/general/kararbilgibank. asp (7. 4. 2007)
makaleler Ş. Cankat TAŞKIN
293TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
len kıyak emeklilik yasası veya Boğaziçi’ndeki imar Planlarına aykırı
yapılaşmaya yol açtığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından
28. 6. 1989 gün ve 1988/61 E;1989/2 karar sayılı iptal kararına rağmen,
kararın yayımlanmasına kadar bu tür kaçak yapılaşmalar devam et-
miştir. Çözüm olarak da sonunda bu binaların yıkılmasına karar veril-
miştir. Aynı şekilde, ölüm cezasını onaylayan bir kanunun iptali için
dava açılması durumunda, bu cezanın infazından sonra verilecek bir
iptal kararının hiçbir anlam taşımayacağı da ortadadır.
16
Bu türden ciddi Anayasa aykırılıklarının önüne geçmek için, Ana-
yasa Mahkemesi, kendisini yürürlüğün durdurulması kararları verme
bakımından içtihat yoluyla yetkili kılmıştır.
B. Anayasa Mahkemesi Kararlarında
Yürürlüğün Durdurulması
Anayasa Mahkemesi’nin kanunların, kanun hükmünde kararna-
melerin yürürlüğünü durdurup durduramayacağı öğretide ciddi ve
çok boyutlu olarak tartışılmıştır. Anayasa Mahkemesi de 21. 10. 1993’e
dek böyle bir yetkisinin olduğunu kabul etmemiş; fakat bu tarihte 509
sayılı kararnamenin yürürlüğünü oyçokluğu ile durdurmuştur. Bu
nedenle, Anayasa Mahkemesi’nin yürürlüğü durdurma yetkisi incele-
nirken konuyu 21.10.1993’ten önceki ve sonraki dönemler bakımından
değerlendirmek daha yararlı olacaktır.
B. 1. 21. 10. 1993 Öncesi Dönem
O dönemde Anayasa Mahkemesi, kararlarında kavramı idari yar-
gıdaki “yürütmenin durdurulması” deyimiyle değerlendirmiştir. Yürür-
lüğü durdurma isteği bu dönemde Anayasa Mahkemesi’nin önüne 3
kez gelmiş ve Mahkeme her üç kararda da kararların yürürlüğünün
durdurulmasını reddetmiştir.
17
Mahkeme, bu kararlarında sonuçları
ağır olabilecek yürürlüğün durdurulması gibi bir yetkinin Mahkeme’ye
ancak Anayasa ile verilmesi gerektiğine, soruna bir yargılama usulü
16
Kilinç, a. g. e., , s. 117
17
Bu kararlar 6. 4. 1972 gün ve 1972/13 E-1972/18 K sayılı kararı;24. 5. 1977 gün ve
1977/60 E-1977/81 K sayılı kararı ile 1. 8. 1985 gün ve 1985/659 E-1985/4 K sayı-
lı kararlarıdır. (http://www. anayasa. gov. tr/general/kararbilgibank. asp) 7. 4.
2007.
Ş. Cankat TAŞKIN makaleler
294TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
sorunu olarak bakmak gerekirse bu kez de yetkinin Mahkeme’nin ku-
ruluş yasası ile tanınması gerektiğine, yorum veya kıyaslama yoluyla
Mahkeme’nin kendisine böyle bir yetki tanıyamayacağını belirtmiştir.
Ayrıca, 1985 tarihli son ret kararında Mahkeme ek bir gerekçe daha
sunmuştur. Buna göre, Anayasa Mahkemesi’nin “yürütmenin durdu-
rulmasına” karar verme yetkisinin bulunduğunu kabul etmek olası de-
ğildir; çünkü böyle bir kararın verilmesi durumunda Mahkeme dolay-
lı yoldan da olsa görüşünü belirtmiş olacaktır.
18
Karara muhalif olan üyeler Anayasa’da yasaklayıcı herhangi bir
hükmün bulunmaması nedeniyle bu kararın verilebileceğini savun-
muşlar; Mahkeme’nin genel ve nesnel kurallar koyan yasaları değil
fakat yerine getirilmeleri durumunda artık geriye dönüşümü olmayan
bir kişisel sonuç doğurabilecek kanunların yürürlüğünü durdurabile-
ceğini belirtmişlerdir.
19
B. 2. 21. 10. 1993’ten Sonraki Dönem
Mahkeme bu tarihten sonra yürürlüğün durdurulması bakımın-
dan kendisini yetkili saymıştır. Bu konudaki ilk kararını Ankara mil-
letvekili Mümtaz Soysal’ın ve beraberindeki 92 milletvekilinin Tele-
kominikasyon Anonim Şirketi kurulmasını öngören 509 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin iptali için açtıkları davada oyçokluğu ile
vermiştir.
20
Herhangi bir yasal ya da anayasal değişiklik olmamasına rağmen,
mahkemenin yaklaşım ve yorum değişikliği bu kararın verilmesinde
önemli etken olmuştur. Önceki yaklaşımından farklı olarak, mahkeme
bu kez yürürlüğün durdurulmasını ikincil bir hak ya da ayrıksı bir
usul düzenlemesi olarak görmemiş; ”yargı yetkisinin özünde yer alan,
yargı yetkisinin etkin kullanılmasını sağlayan bir araç” olarak nitelendir-
miştir.
Mahkeme bu ilk kararından sonra ikinci olarak 3974 sayılı yasanın
18
Kılınç, a. g. e., , s. 118.
19
Kılınç, a. g. e., , s. 119.
20
21. 10. 1993 tarih ve 1993/33 E-1993/40-1 K sayılı kararı 23. 10. 1993 tarih ve 21737
sayılı Resmi Gazete (http://www. anayasa. gov. tr/general/kararbilgibank. asp) 9.
4. 2007.
makaleler Ş. Cankat TAŞKIN
295TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
iptali istemiyle açılan davada yürürlüğün durdurulmasına yine oy-
çokluğuyla (7’ye karşı 4 oy) karar vermiştir.
21
Mahkeme en son yürürlüğün durdurulması kararını ise 2007/18
esas numarası ile vermiş ve 55578 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kul-
lanımı Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun’un 6.
maddesiyle; 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi kullanımı Kanunu’na
eklenen geçici 3. maddenin yürürlüğünü Cumhurbaşkanı A. Necdet
Sezer’in iptal istem gerekçeleri ve veto gerekçelerini değerlendirerek
vermiştir.
22
Sezer’in hem veto gerekçeleri hem de iptal isteminin gerekçelerini
incelediğimizde, iptali istenen yasanın belli bir şirketi korumak ama-
cıyla çıkarıldığı, (Cargill)
23
bir hukuk devletinde belli bir şahsı veya
tüzel kişiyi koruyucu yasa çıkarılamayacağı; söz konusu yasadan ya-
rarlanacak olan Cargill A. Ş. adlı şirket aleyhinde daha önce verilmiş
ve Danıştay incelemesinden geçerek kesinleşmiş tam 7 yargı kararı bu-
lunduğu; hatta konunun yargı kararlarının uygulanmaması ve çevre
hakkı yönünden AİHM’e taşındığı ve AİHM’in konuyu esastan görüş-
meye başladığı, tüm bu kararlara rağmen Başbakanlık müsteşar yar-
dımcısından 20. 04. 2006 tarihinde Tarım Bakanlığı’na hitaben mektup
yazıldığı, burada da önceki yargı kararlarını dolanmak ve iptal davası
açan davacıları bertaraf etmek için yasa çıkarmak gerektiği, bu yön-
de görüş bildirmesi istendiği; Tarım Bakanlığı’nın da görüşü alınarak
yasa çıkarıldığı belirtilerek; bir hukuk devletinde yargı kararlarını et-
kisiz kılmaya yönelik yasa çıkarılamayacağı, bu yasanın uygulanma-
sıyla geri dönüşümü güç veya olanaksız zararların doğabileceği söy-
lenerek, yürürlüğün durdurulması istenmiştir.
24
Mahkeme de 19. 02.
2007 tarihinde oybirliği ile yasanın yürürlüğünü durdurmuştur.
25
21
11. 04. 1994 tarih ve 1994/43 E-1994/42-1 K sayılı kararı 15. 04. 1994 tarih ve 21906
sayılı Resmi Gazete (http://www. anayasa. gov. tr/general/kararbilgibank. asp) 9.
4. 2007
22
19. 02. 2007 tarih ve 2007/18 E-2007/9 K sayılı kararı 22. 02. 2007 tarih ve 26442
sayılı Resmi Gazete (http://www. anayasa. gov. tr/general/kararbilgibank. asp) 9.
4. 2007
23
Cargill A Ş Bursa-Orhangazi Gemiç ve Gürle Köyleri’nde 1997 yılında kurulmuş
olan ve mısır unundan nişasta ve yapay şeker (glikoz) üreten bir ABD şirketidir.
24
Bu konudaki bilgiler, benim de üyesi olduğum Bursa Barosu Çevre Hukuku Ko-
misyonu arşivlerinden alınmıştır.
25
Yukarıda dipnot 22
Ş. Cankat TAŞKIN makaleler
296TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
C. Yürürlüğün Durdurulması mı;
Yürütmenin Durdurulması mı?
Anayasa Mahkemesi, 21.10.1993’ten önceki kararlarında yürürlü-
ğün durdurulması istemlerini reddederken “yürütmenin durdurulma-
sının reddine” demiş, bu tarihten sonra verdiği yürürlüğün durdurul-
ması kararlarında ise “yürürlüğün durdurulması” deyişini kullanmayı
yeğlemiştir.
Öğretide baskın görüş, bu terim değişikliğinin yerinde olduğu
yönündedir.
26
Çünkü, Anayasa yargısında durdurulması istenen yü-
rütme organının işlemi değil; yasama organının işlemidir. Başka bir
deyişle, yasa hükmünün uygulanması durdurulmaktadır.
27
Ancak,
idari yargıdaki gibi “yürütmenin durdurulması” deyişini kullanan bilim
adamları da vardır.
28
Kanımca da yürürlüğün durdurulması deyişi, durdurulan yasama
işlemi olduğundan daha doğru bir deyiştir; fakat yürütmenin durdu-
rulmasından kasıt da yasa hükmünün yürürlüğünün durdurulması
olduğundan, nasıl tanımlandığının önemli olamadığı kanısındayım.
Ancak en doğru deyiş uygulamanın durdurulmasıdır.
29
D. Yürürlüğün Durdurulmasının Hukuki Dayanakları
Yürürlüğün durdurulması yetkisi anayasada ya da mahkemenin
kuruluş yasası olan 2949 sayılı yasada belirtilmiş değildir. Mahkeme,
bu yetkiyi kendisine içtihatla tanımıştır. Ancak, Türkiye Barolar Birliği
tarafından hazırlanan 2001 Anayasa tasarısında 167. maddede yürür-
lüğün durdurulması yetkisi anayasaya açıkça konmuş ve tartışmalara
son verilmek istenmiştir.
30
Ne var ki bu tasarı metni anayasa metni
haline gelmemiştir.
26
Kaboğlu, AnayasaHukuku, s. 365; Teziç, a. g. e., , s. 211; Memiş, a. g. e., , s. 464; Ali-
efendioğlu, Yılmaz, Anayasa Yargısı ve Türk Anayasa, Mahkemesi, Tetkin Yayıncılık,
Ankara, 996, s. 343; Tanör, Yüzbaşıoğlu, a. g. e., , s. 515.
27
Kilinç, a. g. e., , s. 121.
28
Bilgen, Pertev, ‘’Kanunların Uygulanmasının Anayasa Mahkemesi Tarafından
Durdurulması’’ Anayasa Yargısı Dergisi, S. 12, Ankara 1995, s. 171; Özbudun,a. g. e.,
, s. 393.
29
Aynı yöndeki görüş için Kılınç, a. g. e., , s. 121.
30
Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi 2001, s. 100, Türkiye
Barolar Birliği Yayınları-Yayın No:14-Ankara, 2001.
makaleler Ş. Cankat TAŞKIN
297TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
E. Anayasa Mahkemesi’nin Yürürlüğün
Durdurulmasına İlişkin Gerekçeleri
31
Anayasa Mahkemesi kendisini yürürlüğün durdurulması konu-
sunda yetkili sayarken aşağıdaki gerekçelere dayanmıştır:
1. Yürürlüğün durdurulması bakımından anayasada ya da kuru-
luş yasasında bir hüküm olmadığından ortada bir boşluk var demektir.
32
Boşluk bulunan hallerde ise yargıç hukuk yaratabilir. Bu da yargıca
MK m. 1 ile tanınmış bir yetkidir. Kaldı ki Anayasa’nın 128. maddesi
de bunu desteklemektedir.
2. Yürürlüğün durdurulması konusu Anayasa usulü ile ilgili bir
konudur ve usule ilişkin boşlukları Anayasa Mahkemesi içtihatla dol-
durabilir. Nitekim yürürlükteki 2949 sayılı kuruluş yasasından önceki
yasa olan 44 sayılı yasanın gerekçesinde, Anayasa Mahkemesi’nin kar-
şılaştığı sorunları içtihat oluşturarak çözebileceği de belirtilmiştir.
3. Anayasa’da yürürlüğün durdurulması açıkça yasaklanmış de-
ğildir. Açık yasaklar Anayasa’nın 150 ve 151. maddelerinde belirtil-
miştir. Yasaklama olmadığında göre, mahkeme yürürlüğün durdurul-
masına karar verebilir.
4. Anayasa’nın 153. maddesindeki “iptal kararları geriye yürümez”
kuralıyla “iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz” kuralları ve
“iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarih ayrıca kararlaştırılabilir” kural-
ları mahkemenin yürürlüğün durdurulması yönünde karar vermesine
engel değildir. Zira bir kanun ya da kanun hükmünde kararname iptal
edilse dahi gerekçesi Resmi Gazete’de açıklanana kadarki dönemde hu-
kuka aykırı kurallar geçmişe yürümeme kuralı nedeniyle varlıklarını
sürdürebileceklerdir. Geçmişteki uygulamalar (Boğaz’da imar affı, kı-
yak emeklilik) bunu doğrulamaktadır. (Yukarıda kısaca değindiğimiz
Cargill süreci de buna kanıttır).
33
Şu halde, bu yetkinin mahkeme tara-
fından kullanılması gerekmektedir.
31
Gerekçelerin tam metni için bkz 6. 11. 1993 gün ve 21750 sayılı Resmi Gazete.
32
Bu tip bir boşuluğu Hatemi ‘’Açık boşluk’’ (praeter legem) olarak tanımlamaktadır:
Hatemi, Hüseyin, Medeni Hukuka Giriş, 1997, İstanbul, Filiz Kitabevi, s. 74
33
Süreç hakkında ayrıntılı bilgi için bkz ,Taşkin, Şaban Cankat, ‘’İdari Yargının Gün-
cel Sorunları ve Yargı Kararlarının Uygulanmaması’’, Bursa Barosu Dergisi, Sayı 82
(Ocak-Şubat-Mart 2007), s. 36
Ş. Cankat TAŞKIN makaleler
298TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
5. Anayasa’nın 152. maddesinde, görülmekte olan bir davada iti-
raz yoluna başvuran mahkeme, önündeki uyuşmazlığı karara bağla-
mayı, Anayasa Mahkemesi’nin kararına kadar geri bırakabilmektedir.
İlk derece mahkemesine tanınan bir yetkinin Anayasa Mahkemesi’ne
tanınmaması düşünülemez.
6. Yasanın iptali, yürürlüğün durdurulmasından daha geniş bir
yetkidir. Çoğu yapan azı da yapar. Bu nedenle, iptalden daha hafif
sonuçlar doğuracak olan yürürlüğü durdurma yetkisinin Mahkeme
tarafından kullanılabileceğini kabul etmek gerekir.
7. Yürürlüğü durdurma yetkisi, yargı yetkisinin özünde yer alan
bir araçtır.
8. Gerek kamu hukukunda gerekse özel hukukta önlem niteliğin-
de karar verme yetkisi mahkemelere tanınmıştır. İhtiyati tedbir, ihti-
yati haciz ve yürütmenin durdurulması buna örnektir. Anayasa yargı-
sında da yürürlüğün durdurulması, özellikle uygulanmakla hükmünü
yerine getiren, ölüm cezalarının yerine getirilmesi ya da devletleştirme
gibi konular bakımından önem taşımaktadır.
F. Yürürlüğün Durdurulması Yetkisinin Kullanılması
ve Anayasa Mahkemesi’nin Gerekçeleri Hakkında
Öğretide Öne Sürülen Görüşler
Yürürlüğün durdurulması yetkisinin kullanılması bakımından
öğretide değişik görüşler öne sürülmüştür. Birinci gruptaki bilim in-
sanları Anayasa’ya ve 2949 sayılı Yasa hükümlerine göre, Anayasa
Mahkemesi’nin yürürlüğün durdurulması yetkisine sahip olmadığı-
nı, içtihat yoluyla mahkemenin kendisine böyle bir yetki tanımasının
mümkün olmadığını savunmakta ve Anayasa Mahkemesi’nin gerek-
çelerini, özellikle “hukuk yaratma” gerekçesini eleştirmektedirler.
34
Di-
ğer görüştekiler ise, kural olarak Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’ya
ve 2949 sayılı yasaya göre yürürlüğün durdurulması yetkisi olmasa
bile, bir kez uygulanmakla hükümleri sona eren ve giderimi olanaksız
olan yasalar bakımından mahkemenin içtihat yoluyla kendisine böyle
34
Odyakmaz, Zehra, ‘’Yürürlüğü Durdurma’’, Anayasa Yargısı Dergisi, S. 12, Ankara
1995, sayfa 143-170; Aliefendioğlu, a. g. e., , s. 351.
makaleler Ş. Cankat TAŞKIN
299TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
bir yetki tanıması gerektiğini savunmaktadırlar.
35
Son gruptaki bilim
insanları ise, Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda belirtmiş olduğum
gerekçelere benzer gerekçeler öne sürerek, Mahkeme’nin yürürlüğü
durdurma yetkisinin varlığını kabul etmektedirler.
36
Özellikle “Kıyak
Emeklilik” gibi, Mahkemenin defalarca iptal ettiği ancak yasama or-
ganının yeniden çıkardığı ve amacı yargı kararlarını etkisizleştirmek
olan yasama tasarrufları karşısında Mahkemeye bu yetkinin tanınma-
masının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı kanısındayım.
37
G. Yürürlüğün Durdurulmasının Koşulları
ve Kararın Geçerli Olacağı Süre
Anayasa Mahkemesi yürürlüğün durdurulmasına karar verirken
bu kararı almakta kamu yararı bulunduğuna, kanun ya da kanun hük-
mündeki kararnamenin uygulanması durumunda giderimi güç ya da
olanaksız zararların doğabileceğine, verilecek iptal kararının etkisiz
kalabileceğini gerekçe olarak göstermektedir. Ancak, mahkeme her
kararında açık hukuka aykırılık bulunması koşulunu aramamaktadır.
Bu koşulu aramaması da öğretide bence de haklı olarak, eleştirilmek-
tedir.
38
Ancak burada şunu belirtmekte yarar vardır. Acaba mahkeme
yürürlüğün durdurulmasına karar vermiş fakat sonradan iptal kararı
vermemişse, doğacak zararlar nasıl giderilecektir? Bu konuda mevzu-
atta bir açıklık yoktur. Bu nedenle de hukuka açık aykırılık koşulu yü-
rürlüğün durdurulması bakımından aranmalıdır. Aksi halde, kişilerin
bundan uğradığı zararlar giderilmeden kalabilecek, bu da hukuk dev-
35
Güran, Sait, ‘’Anayasa Mahkemesi’nin İşlevi ve Bu Bağlamda Yürürlüğün Durdu-
rulması’’, Anayasa Yargısı Dergisi, Sayı 12, Ankara 1995, sayfa 196.
36
Gören, Zafer, ‘’Türk ve Alman Anayasa Hukuku’nda Anayasa Yargısının Sınırları
ve Yürürlüğü Durdurma Kararları’’, Anayasa Yargısı Dergisi, sayı 12, Ankara 1995,
sayfa 228. Memiş, a. g. e., , s. 472; Kaboğlu, Anayasa Hukuku, s. 365;, Tanör- Yüz-
başıoğlu-1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku-1. Baskı, Şubat 2001-Yapı
Kredi Yayınları, s. 517; Soysal, Mümtaz, 100 Soruda Anayasanın Anlamı, Gözden Ge-
çirilmiş 11. Baskı, İstanbul 1997, Gerçek Yayınevi, s. 257, soru 95; Teziç, a. g. e., . s.
213).
37
Türk Anayasa Yargısında Yürürlüğün Durdurulması, s. 9-Ruhi, Emin-http://
www. jura. uni-sb. de/turkish/eruhi. html-6. 4. 2007
38
Kaboğlu, Anayasa Hukuku Dersleri, s. 366.
Ş. Cankat TAŞKIN makaleler
300TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
leti ilkesiyle bağdaşmayacaktır.
39
Konuyu aşağıda daha ayrıntılı ince-
leyeceğimden, şimdilik bu kadarını belirtmekle yetinmekteyim.
40
Yürürlüğün durdurulması için belli bir süre yoktur fakat mahke-
me kararlarında gerekçeli kararın Resmi Gazete’de açıklanmasına ka-
dar yasanın yürürlüğünün durdurulmasına karar vermektedir.
H. Karşılaştırmalı Hukukta Yürürlüğün Durdurulması
Aşağıda kısaca, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Fransa, Bel-
çika ve İspanya uygulamalarından bahsedilecektir.
a. Amerika Birleşik Devletleri:
41
ABD’de kanunların uygulanması
ile ortaya çıkabilecek giderimi güç ya da olanaksız zararların önlenme-
si amacıyla başvurulacak önlemleri belirten bir hükme anayasada ya
da yasalarda rastlanmamaktadır. Yürürlüğün durdurulması tedbiri,
içtihat yoluyla benimsenmiştir. Bunun için de defi ve yargısal emir (in-
juction) olarak iki yol öngörülmüştür. Defi usulüne göre, taraflardan
birinin bir yasanın uygulanmasını istemesine karşı, diğer taraf defi yo-
luyla yasanın anayasaya aykırılığını öne sürerek uygulanmamasını is-
ter. Bu durumda davayı gören mahkeme yürürlüğün durdurulmasına
karar verebilir.
42
Diğer yol olan yargısal emirde ise, mahkeme kişilere
ya da devlet memurlarına bir şeyi yapmaları ya da yapmamaları ko-
nusunda emir verir. Belli bir işlemin anayasaya aykırı olması ya da
uygulandığı takdirde giderimi güç yahut olanaksız zararların doğması
tehlikesi bulunması durumunda mahkeme bu yola gidebilecektir.
Yargısal emirle hem yürütme hem de yürürlük durdurulmaktadır.
Çünkü ABD Yüksek Mahkemesi, değerlendirme yaparken hem yasa-
ları hem de Anayasa’yı dikkate almaktadır.
43
Ancak, ABD’de bizim
tersimize, yargı birliği ilkesi geçerli olduğundan, Yüksek Mahkeme
hem bizdeki Danıştay’ın hem Yargıtay’ın ve Anayasa Mahkemesi’nin
yetkilerini kullanabilmekte ve hatta hukuk yaratabilmektedir.
39
Kılınç, a. g. e., , s. 133.
40
Ayrıntılı bilgi için bkz aşağıda başlık 5.
41
Kılınç, a. g. e., , s. 135.
42
Odyakmaz, Z, a. g. m., s. 150.
43
Odyakmaz, Z, a. g. m., s. 150.
makaleler Ş. Cankat TAŞKIN
301TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
b. Almanya:
44
Almanya’da bu yöndeki yetkiyi Alman Anayasa
Mahkemesi kullanmaktadır. Almanya Anayasası’nda geçici tedbir ka-
rarı öngörülmüş değildir.
45
Ancak Almanya Anayasa Mahkemesi’nin
kuruluş yasası ile mahkemeye bu yetki tanınmıştır. Mahkeme, yürür-
lüğün durdurulması kararını da buna dayanarak vermektedir.
46
Ancak
bu kararların özelliği en çok 3 ayla sınırlı olmasıdır. 3 ay sonra, tedbir
kendiliğinden kalkmaktadır.
47
c. Fransa:
48
Fransa’da kanunların anayasaya uygunluğunun dene-
timinde ‘öndenetim’ uygulanmaktadır.
49
Fransız Anayasası’nın sistemi
bu yönden, yürürlüğün durdurulması önlemine gerek duyulmaması
yönünden en etkili yöntemdir.
50
Fransa Anayasası’na göre, yasalar yayınlanıp yürürlüğe girmeden
önce Fransız Anayasa Konseyi tarafından Anayasa’ya uygunluk de-
netiminden geçirilirler. Bu nedenle de anayasaya aykırı olan kanunun
ya da kanun hükmündeki kararnamenin uygulanma olasılığı ortadan
kalkmaktadır. Konsey’e başvuru yasanın yayımlanmasını ve yürürlü-
ğe girmesini askıya aldığı için, inceleme sonuna dek geçici durdurma
kendiliğinden işler.
51
d. Belçika, Portekiz ve İspanya:
52
Belçika’da güçlü kanıtların or-
taya konması durumunda ve başvuru konusu olan hükmün derhal
uygulanması durumunda giderilmesi güç ciddi sakıncalar doğabile-
cekse, Hakem Divanı normun yürürlüğünü askıya alabilir.
İspanya’da Anayasa Mahkemesi kendiliğinden veya başvuran ki-
şinin istemi üzerine, başvuru konusu olan işlemin yürütülmesi, nor-
mun varlık nedenini ortadan kaldırıyorsa, işlemi askıya alır.
44
Kılınç, a. g. e., , s. 136.
45
Gören, Z., a. g. m., s. 236.
46
Odyakmaz, Z, a. g. m., s. 151.
47
Gören, Z.,a. g. m., s. 238.
48
Kılınç, a. g. e., , s. 137.
49
Kaboğlu, Anayasa Yargısı, s. 54.
50
Kılınç, a. g. e., , s. 137
51
Odyakmaz, Z, a. g. m., s. 151.
52
Kaboğlu, Anayasa Hukuku, s. 365.
Ş. Cankat TAŞKIN makaleler
302TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
Portekiz’de, ilgililerin istemi üzerine Anayasa Mahkemesi normun
yürürlüğünü askıya alabilir.
5. YASAMA ORGANININ HUKUKA AYKIRI İŞLEMLERDEN
DOĞAN SORUMLULUĞU
Yasama organının çıkardığı yasaya dayanarak işlem yapan, başka
bir deyişle “yasaya güvenen” kişilerin yasanın yürürlüğünün durdurul-
ması üzerine, yasanın çıktığı tarihten yürürlüğün durdurulması ara-
sında yaptığı işlemler nedeniyle uğradığı zararların nasıl giderileceği
önemli bir sorundur.
Gerçekten de bireyler iyi niyetli olarak ve yasaya güvenerek söz-
gelimi bir yere ruhsat almış olabilirler. Ya da yasama organı belli bir
alanı yasa ya da kanun hükmünde kararname ile yapılaşmaya açmış,
fakat burasının sonradan sit alanında kaldığı anlaşılmakla anayasa
mahkemesi tarafından yasanın yürürlüğünün durdurulmasına karar
verilmiştir. Böyle bir durumda, oraya yapılmış olan yapıların sahipleri
zararlarının giderilmesi için nereye başvurabilecektir?
Konunun açıklığa kavuşturulması için öncelikle Anayasa’da dü-
zenlenmiş olan yasama sorumsuzluğu kavramını incelemek; ardından
bireylerin idari yargıya tam yargı davası ya da adli yargıya tazminat
davası açıp açamayacağını değerlendirmek ve devletin bu eylemden
doğan sorumluluğunu buna göre değerlendirmek gerekmektedir.
Yasama sorumsuzluğu, Anayasa’nın 83/1. maddesinde düzen-
lenmiştir. Buna göre, TBMM üyeleri, meclis çalışmalarındaki oy ve
sözlerinden, mecliste ileri sürdükleri düşüncelerinden ötürü sorumlu
tutulamazlar.
53
Buna göre, sorumsuzluk hem görevle ilgili olan cezai hem de hu-
kuki kovuşturmalarda geçerlidir. Burada, hukuki kovuşturma bakı-
mından önemli olan, milletvekilinin göreviyle ilgili kullandığı oylar
ya da beyan ettiği görüşler nedeniyle sorumlu olmamasıdır. Yoksa gö-
reviyle ilgili olmayan haksız filleri nedeniyle, bu fiil meclis çatısı altın-
da işlenmiş olsa da milletvekili hakkında tazminat davası açılabilecek;
ceza kovuşturması ise ancak TBMM’nin izniyle açılabilecektir.
54
53
Kaboğlu, Anayasa Hukuku, s. 113.
54
Tanör /Yüzbaşıoğlu, a. g. e., , s. 228, Teziç, a. g. e., , s. 371, Özbudun, a. g. e., , s. 250
makaleler Ş. Cankat TAŞKIN
303TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
Bir milletvekilinin, bir yasanın kabulü yönünde kullandığı oy da
Meclis çalışması sırasındaki oyudur ve bu nedenle, Anayasa’nın 83/1
maddesi gereğince milletvekili hakkında, bu kanun nedeniyle zarara
uğradığını düşünen bir kimse tazminat davası açamayacaktır.
55
Konunun önemi, bir kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından yü-
rürlüğünün durdurulmasında daha da açık bir şekilde ortaya çıkmak-
tadır. Yürürlüğün durdurulması kararından önce, yasaya güvenerek
bir işlem yapan birey, yürürlüğün durdurulması üzerine bundan zarar
etmiş olabilir. Özellikle, yukarıda birkaç kez örneğini vermiş olduğum
Boğaz’daki yapılaşma konusunda bu durum daha belirgin olarak or-
taya çıkacaktır. Birey, yasamanın tasarrufuna güvenerek bir yatırım
yapmış, daha sonra ilgili yasanın yürürlüğü Anayasa Mahkemesi tara-
fından durdurulmuş ve sözgelimi bu nedenle evi yıkılmıştır. Peki, bu
durumda birey zararını nasıl giderecek, nereye başvuracaktır?
Bir hukuk devletinde, haksız bir eylem karşılıksız kalmamalı ve
zarar giderilmelidir. Devlete güven, hukuk devletinin temel unsurla-
rındandır. Kazanılmış haklara saygı da hukuk devletinin temel nite-
liklerindendir.
56
Ayrıca Anayasa’nın 2. maddesinde anlamını bulan ve
14. maddeyle pekişen “insan haklarına dayalı devlet”, hukuk devletinin
en önemli niteliklerindendir.
57
İnsan haklarına dayanan bir devletin,
vatandaşının zararını karşılaması gerekecektir.
Hak arama hürriyeti de Anayasa’nın 36/1 maddesi ile güvence-
lenmiş, böylece bireylere, haksız eylemlere karşı yargı yoluna başvur-
ma hakkı tanınmıştır. Anayasa’nın 125. maddesi, 36. maddedeki hak
arama hürriyetinin tamamlayıcısıdır. Buna göre, idarenin her türlü ey-
lem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır.
Ne var ki Anayasa’nın 125. maddesi, yürürlüğün durdurulması
kararıyla zarara uğrayan bireyin zararını karşılamaktan ne yazık ki
uzaktır. Çünkü, 125. madde ile güvencelenen “idari eylem ya da işlem
nedeniyle zarara uğrayan birey”dir. Oysa, yürürlüğü durdurulan yasa ya
da kanun hükmündeki kararname bir idari işlem
58
değildir; bir yasama
işlemidir. O halde, bireyin Anayasa 125 ve İYUK m. 10 ve 11. maddele-
55
Özbudun, a. g. e., s. 250.
56
Memiş, a. g. e., s. 185.
57
Kaboğlu, Anayasa Hukuku, s. 395
58
Gözübüyük, Ş, a. g. e., s. 363.
Ş. Cankat TAŞKIN makaleler
304TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
rine göre idari yargıda hakkını arayabilmesi mümkün olamayacak; bu
da “hukuk devleti” olan Türkiye’de, mağdur olan bireylerin hak arama
hürriyetinin kısıtlanması anlamına gelecektir.
Bu konuda gerek Anayasa’da gerekse yasalarımızda ciddi bir boş-
luk bulunduğu kanısındayım. Bu durumdaki bireylerin mağduriyeti-
nin önlenmesi için yasama organı olan TBMM, bir yasayı çıkarırken, bu
yasanın yürürlüğe gireceği tarihi, Resmi Gazete’de yayımlanmasından
sözgelimi 6 ay sonraya bırakmalı ve bu arada yasa da henüz yürürlük-
te olmadığından, oluşabilecek Anayasa’ya aykırılıklar ve açılacak olası
bir iptal davası sonucunda doğabilecek mağduriyetler önlenmelidir.
Zira yürürlükte olmayan bir yasanın yürürlüğünü durdurmak müm-
kün olamaz.
Ancak, bundan daha da iyisi, yukarıda gördüğümüz Fransa örne-
ğinin Türkiye’ye de getirilmesi ve yasaların yürürlüğe girmeden önce,
Anayasa’ya aykırılık bakımından denetlenmesinin sağlanmasıdır. 1961
Anayasası’nın uygulaması bu bakımdan yol göstericidir.
59
1961’de
meclisin çıkardığı yasayı ayrıca Senato görüşürdü. Senato da uygun
bulursa yasa çıkardı. Senato da uygun bulmazsa, Senato ile meclis top-
lanır ve Büyük Kurul, yasayı tartışırdı. Ancak yine de Anayasa Mah-
kemesi “güvenlik sübabı” olarak sistemdeki yerini korurdu. Böylece, bir
yasaya hem öndenetim hem de sonradan denetim sağlanmış olurdu.
Her ne olursa olsun, böyle bir düzenlemeye gidilene dek, yasanın
yürürlüğe girdiği tarihle, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiği
tarih arasındaki işlemlerden doğan zararlar giderilememiş ve bireyler
mağdur olmuş olacaklardır. Şu halde ne yapılabilir?
Kanımca, en etkili yol İYUK m. 10 ve 11 gereğince idari başvu-
ru yapmak ve ilgili idareden zararının karşılanmasını istemektir. İda-
re bu istemi reddedince İYUK m. 12 gereğince ilgili idare aleyhinde
tam yargı davası açılarak zararın tazmini istenebilir. Ancak yine de
bu yolun varlığı dahi Anayasa’da ve hukuk düzenimizde, yasanın
yürürlüğünün durdurulması nedeniyle zarara uğrayan bireyin zara-
rının karşılanması bakımından bir “boşluk” olduğu gerçeğini ne yazık
ki değiştirmemektedir. Şu halde, bireyin iç hukukta etkili bir giderim
olanağı olmadığından AİHM’e başvurması olanaklı sayılmak gerekir.
59
1961 Anayasası m. 92- Batum, Süheyl/ Yüzbaşıoğlu, Necmi, Anayasa Hukukunun
Temel Metinleri, 2. Baskı, BETA Yayınevi, İstanbul 1997, s. 53.
makaleler Ş. Cankat TAŞKIN
305TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
Böyle bir durumda da Türkiye’nin mahkum olacağı güçlü bir olasılık-
tır. Zira, zarar veren ve bu zararı gidermeyen bir devlet hukuk devleti
olamaz.
60
Yasama organı, bir yasayı çıkarırken kötü niyetli olmadan çıkar-
mış ve sonradan Anayasa Mahkemesi tarafından yasanın yürürlüğü-
nün durdurulmasına karar verilmişse, yasaya güvenerek ve iyi niyetle
işlem yapan bireyin zararının giderilmesi için yukarıdaki idari başvu-
ru yolu yeterli ve etkili bir yol sayılabilir. Fakat daha da iyisi ya ön-
denetimle anayasaya aykırı olabilecek yasaları hiç çıkarmamak ya da
çıkarılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından yürürlüğün durdurul-
masına karar verilmişse; doğabilecek zararların giderimini sağlamak
için Anayasa’ya buna ilişkin bir düzenleme koymak, insan haklarına
dayalı hukuk devleti için bir gerekliliktir. Buradaki işlem bir “yasama
işlemi” olduğu için, bu tip davanın Anayasa Mahkemesi tarafından ka-
rara bağlanmasının uygun olacağı kanısındayım. Zararın da Hazine
tarafından karşılanması ve eğer çıkarılan yasanın anayasaya aykırı ol-
duğu bilinerek çıkarılmışsa (yukarıda vermiş olduğum Toprak ve Ara-
zi Kullanımı Hakkındaki Kanun ve Kıyak Emeklilik Kanunu örnek-
leri gibi) bu zararın da yasanın kabul edilmesi yönünde oy kullanan
milletvekillerine “rücu” edilmesi gerekecektir. Ayrıca, bu yönde oy
kullanan milletvekillerine cezai kovuşturma açmak da gerekecektir.
Bunu sağlamak için de Anayasa’nın 83. maddesinin yeniden yazılması
gerekmektedir. İnsan haklarına dayalı bir hukuk devletinde bunun ak-
sine bir çözümün düşünülmesi olanaklı değildir kanısındayım.
6. SONUÇ ve DEĞERLENDİRME
Anayasa Mahkemesi’nin yürürlüğün durdurulması kararları ne-
deniyle, yasamanın işlemine güvenerek işlemler yapan iyi niyetli bi-
reylerin gördükleri zararların giderimi için Anayasa’ya bir düzenleme
konmalı ve bu zararların tazmininde başvuru ve karar mercii Anayasa
Mahkemesi olmalıdır. Çünkü Anayasa’nın 125. maddesi bu zararların
karşılanmasında yeterli değildir. Zira 125. maddeye göre, idarenin her
türlü eylem ve işleminin yargı denetiminde olması esastır. Fakat, ana-
yasaya aykırı bir yasa ise “yasama işlemi”dir; bir idari işlem ya da eylem
60
Özellikle sözleşmenin 13. maddesine dayanılarak yapılacak bir başvurunun kabul
edilebileceğini düşünmekteyim
Ş. Cankat TAŞKIN makaleler
306TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
değildir. Bu nedenle, yeni bir anayasal düzenleme gerekmektedir.
Bu tip zararların doğmasının önlenmesi bakımından Fransa Mo-
deli ya da 1961 Anayasası’nın 92. maddesinin getirdiği model benim-
senmeli ve Anayasa Mahkemesi “güvenlik sübabı” olarak sistemdeki
yerini korumaya da devam etmelidir.
Ayrıca, TBMM, bir yasadan doğabilecek anayasaya aykırılıkların
ortaya çıkmasını önlemek için, mevcut sistemimizde, yasanın yürür-
lüğe giriş tarihini erteleyebilir. Sözgelimi, yasa Resmi Gazete’de ya-
yımlanmasından 6 ay sonra yürürlüğe girebilir. Böyle bir durumda da
doğabilecek anayasaya aykırılıklar ya da yürürlüğün durdurulması
kararı sonucunda oluşabilecek zararlar engellenebilecektir.
Cargill ve Kıyak emeklilik yasalarında olduğu gibi, yasama organı,
hukuka ve anayasaya aykırılığı bilerek ilgili yasada değişikliğe gitmiş-
se, hele ki Cargill sürecinde, şirketin aldığı ruhsatların hukuka aykırı
olduğuna; kurulduğu yerin birinci sınıf tarım arazisi olduğuna yönelik
uygulanmayan 7 yargı kararına rağmen, yargı kararlarını dolanmak
amacıyla üstelik de “Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı” imzasını taşıyan
resmi belge ile de bu amaç açıkça dile getirilmişken yasa çıkaran ya-
sama organının bundan doğabilecek zararları karşılaması gerekeceği;
hatta bu yasaya oy veren milletvekillerinin ayrı ayrı suçlandırılmaları,
kanımca bir hukuk devletinde gerekliliktir. Bu nedenle, Anayasa’nın
83. maddesi bu yönde değiştirilmelidir.
Kıyak emeklilik yasalarının da Anayasa Mahkemesi tarafından
tam 9 kez iptal edilmesine rağmen milletvekilleri tarafından zaman
zaman yeniden çıkarılmaya çalışılması da yasama organının kötü ni-
yetini, yargı kararlarını geçersiz kılma yönündeki açık arzusunu açık-
ça ortaya koymaktadır. Bu gibi durumlara özgü olmak üzere, Anaya-
sa Mahkemesi’nin yürürlüğün durdurulması yönündeki kararlarının
aynı idari yargıdaki yürütmenin durdurulması kararları gibi “geçmişe
yürümesi” ve yasayla kazanılan hakların ta en baştan itibaren huku-
ka aykırı sayılması gerekeceğini düşünmekteyim. Aksi taktirde, Ana-
yasa Mahkemesi tarafından defalarca kez iptal edilen yasa “nasıl olsa
iptal (yürürlüğün durdurulması) kararları geçmişe yürümüyor” denilerek
yeniden çıkarılır ve Anayasa Mahkemesi yürürlüğün durdurulması
kararını verene dek, haksız kazanç sağlanabilir. Bu da hukuk devleti
ilkesiyle bağdaşır bir yaklaşım değildir.
makaleler Ş. Cankat TAŞKIN
307TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
KAYNAKÇA
Aliefendioğlu, Yılmaz, Anayasa Yargısı ve Türk Anayasa Mahkemesi, 1. Baskı-
Yetkin Yayınevi, Ankara 1996. (http://www. anayasa. gov. tr/general/
kararbilgibank. asp)
Batum, Süheyl/Yüzbaşıoğlu, Necmi, Anayasa Hukukunun Temel Metinleri, 2.
Baskı, BETA Yayınevi, İstanbul 1997.
Bilgen, Pertev, Kanunların Uygulanmasının Anayasa Mahkemesi Tarafından
Durdurulması, (Anayasa Mahkemesi’nin 33. Kuruluş Yıldönümü Ne-
deniyle Düzenlenen Sempozyumda Sunulan Bildiriler) Anayasa Yargısı
Sayı 12, Ankara, 1995.
Can, Osman, Demokratikleşme Serüveninde Anayasa ve Siyasi Partilerin Kapatıl-
ması, 1. Baskı, Seçkin Yayıcılık, Ankara Mayıs 2005.
Çağlayan, Ramazan, İdari Yargı Kararlarının Sonuçları ve Uygulanması, Gözden
Geçirilmiş 3. Baskı, Asil Yayıncılık, Ankara, Kasım 2004.
Gören, Zafer, Türk ve Alman Anayasa Hukukunda Anayasa Yargısının Sı-
nırları ve Yürürlüğü Durdurma Kararları, (Anayasa Mahkemesi’nin 33.
Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle Düzenlenen Sempozyumda Sunulan Bil-
diriler), Anayasa Yargısı, Sayı 12, Ankara, 1995.
Gözübüyük, Şeref. A, Yönetim Hukuku, 13. Baskı, Turhan Kitabevi, Ankara,
Şubat 1998.
Güran, Sait, Anayasa mahkemesinin İşlevi ve Bu Bağlamda Yürürlüğün Dur-
durulması, (Anayasa Mahkemesi’nin 33. Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle
Düzenlenen Sempozyumda Sunulan Bildiriler), Anayasa Yargısı Sayı 12-
Ankara, 1995.
Hatemi, Hüseyin, Medeni Hukuk’a Giriş, Filiz Kitabevi, İstanbul, 1997.
Kaboğlu, İbrahim. Ö, Anayasa Hukuku Dersleri, Yenilenmiş ve Genişletilmiş 2.
Baskı, LEGAL Yayınevi, İstanbul 2005.
Kaboğlu, İbrahim. Ö, Anayasa Yargısı, 2. Baskı, İmge Kitabevi, İstanbul, Kasım
1997.
Kılınç, Bahadır, Anayasa ve İdare Hukukunda Yürütmenin Durdurulması, 1. Bas-
kı-Adil Yayınevi, Ankara 1998.
Memiş, Emin, Türkiye’de Anayasa Gelişimleri Eğrisi (1808-2005) Anayasa Huku-
ku Notları-Genişletilmiş ve Yenilenmiş 4. Baskı, Filiz Kitabevi, İstanbul-
2005.
Odyakmaz, Zehra, Yürürlüğü Durdurma (Anayasa Mahkemesi’nin 33. Kuru-
luş Yıldönümü Nedeniyle Düzenlenen Sempozyumda Sunulan Bildiri-
ler), Anayasa Yargısı Sayı 12-, nkara, 1995.
Özbudun, Ergun, Türk Anayasa Hukuku, Gözden Geçirilmiş 5. Baskı, Yetkin
Yayınevi, Ankara 1998.
Ruhi, Emin, Türk Anayasa Yargısında Yürürlüğün Durdurulması, -http://
www. jura. uni-sb. de/turkish/eruhi. html
Tanör, Bülent, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri (1789-1980),2. Baskı-Yapı
Kredi Yayınları, İstanbul, Ekim 1998.
Ş. Cankat TAŞKIN makaleler
308TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
Tanör, Bülent, Yüzbaşıoğlu, Necmi, 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hu-
kuku, 1. Baskı, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2001.
Taşkın, Şaban Cankat, “İdari Yargının Güncel Sorunları ve Yargı Kararlarının
Uygulanmaması”, Bursa Barosu Dergisi, Sayı 82 (Ocak-Şubat-Mart 2007)
Teziç, Erdoğan, Anayasa Hukuku, 5. Baskı, Beta Kitabevi-İstanbul 1998.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi, Türkiye Barolar Birliği Yayınları, Yayın
No:14-Ankara, 2001.
Soysal, Mümtaz, 100 Soruda Anayasanın Anlamı, Gözden Geçirilmiş 11. Baskı-
Gerçek Yayınevi, İstanbul 1997.