Mustafa ALBAYRAK makaleler
302TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
Genel Bilgiler
7.10.2004 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 5235 sayılı Adli Yargı
İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemeleri’nin Kuruluş,
Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun yürürlüğe girmiş ancak geçici 3.
maddesi ile mahkemelerin faaliyete geçmesi iki yıl ertelenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemeleri’nin faaliyete geçip geçmemesi veya leh
ve aleyhindeki düşüncelerden ayrık olarak halen Ceza Muhakemesi
Kanunu’ndaki düzenlemelerden yola çıkarak istinaf yargılamasında
tanık dinlenmesi ve keşfin yapılmasına ilişkin görüşlerimizi açıklama-
ya çalışacağız.
Kuruluş kanunu bu mahkemeleri Adli Yargı İlk Derece Mahkeme-
leri ile Bölge Adliye Mahkemeleri olarak ikiye ayırmaktadır.
Dört kısımdan oluşan kanunun birinci kısmı genel hükümler, ikin-
ci kısmı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri, üçüncü kısmı ise Bölge
Adliye Mahkemeleri ve dördüncü kısmı ise son hükümlerden oluş-
maktadır.
Bölge Adliye Mahkemeleri’nin görevleri kanunun 3. maddesinde
şu şekilde belirtmektedir.
* Yargıtay Tetkik Hâkimi, mustafaalbayrak@yargitay.gov.tr
Kanunun yürürlük maddesine göre bu kanunun 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe gireceği
belirtilmesine karşılık 3. maddesi ile “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak en
geç iki yıl içinde Bölge Adliye Mahkemeleri için ihtiyaç duyulan bina, araç ve gereçler,
yapım, satın alma veya kiralama yoluyla sağlanır” hükmü ile ertelemenin 1 Haziran 2007
tarihine kadar olduğu anlaşılmaktadır.
İSTİNAF KANUN YOLUNDA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN
KEŞİF YAPMASI VE TANIK DİNLEMESİ
ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
(Ceza)
Mustafa ALBAYRAK
*
makaleler Mustafa ALBAYRAK
303TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
1. Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri’nce verilen ve kesin olma-
yan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karara
bağlamak,
2. Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi olarak yargı çevresi içerisinde-
ki Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi hâkimleri aleyhinde Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu’na göre açılacak tazminat davalarına bakmak,
3. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
Kanunun 36. maddesi hukuk dairesinin görevlerini belirtmekte
olup buna göre;
1. Adli Yargı İlk Derece Hukuk Mahkemeleri’nden verilen ve ke-
sin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılan başvuruları inceleyip
karara bağlamak,
2. Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi olarak; yargı çevresi içerisinde-
ki Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi hâkimleri aleyhine Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu’na göre açılan tazminat davalarına bakmak,
3. Yargı çevresi içerisinde bulunan adli yargı ilk derece hukuk
mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek,
4. Yargı çevresindeki yetkili adli yargı ilk derece hukuk mahkeme-
sinin bir davaya bakmasına fiili veya hukuki bir engel çıktığı veya iki
mahkemenin yargı sınırları kapsamının belirlenmesinde tereddüt edil-
diği takdirde, o davanın Bölge Adliye Mahkemesi yargı çevresi içeri-
sinde başka bir hukuk mahkemesine nakline veya yetkili mahkemenin
tayinine karar vermek,
5. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
Aynı kanunun 37. maddesi ise ceza dairelerinin görevlerini ise şu
şekilde göstermektedir.
1. Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri’nce verilen ve kesin
olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip ka-
rara bağlamak,
2. Yargı çevresi içerisinde bulunan Adli Yargı İlk Derece Ceza
Mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek,
3. Yargı çevresindeki Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri
hâkimlerinin davayı görmeye hukuki veya fiili engellerinin çıkması
halinde, o davanın Bölge Adliye Mahkemesi yargı çevresi içerisinde
Mustafa ALBAYRAK makaleler
304TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
başka bir adli yargı ilk derece ceza mahkemesine nakli hakkında karar
vermek,
4. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
Bölge Adliye Mahkemeleri Kanunu yargılama usulü hakkında bir-
kaç istisna dışında yargılamanın Ceza Muhakemesi Kanunu ile Hukuk
Usulü Muhakemesi Kanunu’na göre yapılacağını belirtmektedir.
İlk Derece Mahkemeleri’nin son kararlarına karşı, bu kararların
maddi ve hukuksal açıdan denetimini sağlayan kanun yoluna istinaf
kanun yolu denmektedir.
İlk Derece Mahkemeleri’nin;
1. Beraat,
2. Ceza verilmesine yer olmadığı,
3. Mahkûmiyet,
4. Güvenlik tedbirine hükmedilmesi,
5. Davanın reddi ve
6. Davanın düşmesi
kararlarına (223/1) karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilecektir.
Ancak CMK 272/3. maddesi şu kararlara karşı istinaf kanun yolunun
kapalı olduğunu belirtmektedir. Bunlar:
a. Sonuç olarak belirlenen ikibin lira dahil adlî para cezasına mah-
kûmiyet hükümler
b. Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren
suçlardan beraat hükümler
c. Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler
İstinaf kanun yoluna hükmü veren İlk Derece Mahkemesi’ne ve-
rilecek bir dilekçe veya mahkeme katibine yazdırılacak bir beyanla ya-
pılır. (273/1)
İstinaf başvurusunun İlk Derece Mahkemesi’nce kabul edilmesin-
den sonra istinaf dilekçesi karşı tarafa tebliği edilir. (277/1)
Dava dosyası, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Cumhuriyet
Başsavcılığı’na geldiğinde incelenerek, varsa tebligat eksikliklerinin
giderilmesi sağlandıktan ve sunulması gereken belge ve deliller de
makaleler Mustafa ALBAYRAK
305TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
eklendikten sonra, yazılı düşünceyi içeren bir tebliğname ile birlikte
Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi’ne verilir. Bölge Adliye Mahke-
mesi Cumhuriyet Başsavcılığı’nca düzenlenen tebliğname ilgililere de
tebliğ olunur.
Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda;
a. Bölge Adliye Mahkemesi’nin yetkili olmadığının anlaşılması hâ-
linde dosyanın yetkili Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine,
b. Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvurunun süresi içinde yapıl-
madığının, incelenmesi istenen kararın Bölge Adliye Mahkemesi’nde
incelenebilecek kararlardan olmadığının, başvuranın buna hakkı bu-
lunmadığının anlaşılması hâlinde istinaf başvurusunun reddine, karar
verilir.
Bölge Adliye Mahkemesi, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tebliğna-
mesini, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledik-
ten sonra;
a. İlk Derece Mahkemesi’nin kararında usule veya esasa ilişkin
herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlem-
lerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendir-
menin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan
reddine,
b. İlk Derece Mahkemesi’nin kararında 289. maddede
belirtilen
bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde, hükmün bozulma-
Hukuka kesin aykırılık hâlleri
MADDE 289 - (1) Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı
hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması.
c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul
olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip
hâkimin hükme katılması.
d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili gör-
mesi.
e) Cumhuriyet Savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer
kişilerin yokluğunda duruşma yapılması.
f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi.
g) Hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi.
h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandı-
rılmış olması.
i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.
Mustafa ALBAYRAK makaleler
306TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
sına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü
bozulan İlk Derece Mahkemesi’ne veya kendi yargı çevresinde uygun
göreceği diğer bir İlk Derece Mahkemesi’ne gönderilmesine,
c. Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra İlk Derece
Mahkemesi’nin kararını kaldırarak davanın yeniden görülmesine ve
duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına, karar verir.
BAM hükme etkili olan maddi eksiklikleri ve hukuka aykırılıkları
kendiliğinden inceler. Maddi olgu açısından yapılacak denetim, tüm
soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin yeni baştan yapılması anlamı-
na gelmeyip, yalnızca tartışmalı olan delillerin yeniden incelenmesi ile
sınırlıdır.
Bu aşamada delil ileri sürülmesi mümkün olduğu gibi, isti-
naf mahkemesi de, İlk Derece Mahkemesi’nin olay tespiti ile ilgililerin
ileri sürdüğü nedenlerle bağlı değildir.
BAM’ın yeniden yargılama yapacağından; davaların bir o kadarda
bu mahkemelerde uzayacağı dile getirilmektedir.
Bir kere BAM yukarıda da açıklandığı gibi her dosyada yeniden
yargılama yapması İlk Derece Mahkemeleri’nde tekrarlanan bütün
yargılama faaliyetlerinin burada tekrar yapılacağı anlamına gelmez.
Gerekli olduğu zaman ve oranda BAM bunu yapacaktır. Dolayısıyla
İlk Derece Mahkemesi’nin bütün işlemlerinin tekrarlanması söz konu-
su değildir.
Toplanması gereken bir delilin dosyaya konması, tanığın dinlen-
mesi ve keşif incelemesinin yapılmasını BAM tekrar yapacaktır. Söyle-
diğimiz gibi bu gerekli olduğu durumlarda ve oranda yapılacaktır.
Bölge Adliye Mahkemeleri, bölgelerin coğrafi durumları ve iş yo-
ğunluğu göz önünde tutularak belirlenen yerlerde kurulacağı kanu-
nun 25. maddesinde belirtilmiştir. (Şu ana kadar yerleri belli edilme-
miştir.)
Bu mahkemelerin yargılamasında en çok karşılaşılacak sorun ye-
niden yargılamada; tarafların (Mağdur, şikayetçi, malen sorumlu, katı-
lan ve sanık) ve ilgili kişilerin (tanık ve bilirkişi) dinlenmeleri ile keşfin
nasıl yapılacağıdır. Bu mahkemelerin kuruluşuna karşı ileri sürülen en
önemli gerekçelerin başında bu iki yargılama konusu gelmektedir.
Kunter/Yenisey no.60.6 (Nakleden Bahri Öztürk, Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara 2006,
s.709)
makaleler Mustafa ALBAYRAK
307TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
Bölge Adliye Mahkemeleri, adli Yargının İkinci Derece Mahkeme-
leri olup, bunlar Hukuk ve Ceza Daireleri’nden oluşur. Her BAM’nde
en az üç hukuk ve en az iki ceza dairesinden oluşacağı kabul edilmiş-
tir.
BAM’i bölgelerin coğrafi durumları ve ilk derecedeki mahkemele-
rin iş yoğunluğu göz önüne alınarak belirlenecek yerlerde kurulacak
olduğuna göre bu kurulan yerlerin dışında kalan yerler en azından
uzaklığın verdiği sorunlar, ulaşımda sorunlar yaşanacaktır. İlk Derece
Mahkemesi’nin görev ve yetkilerine giren yerlerdeki tanıkların (Bu-
nun yanında mağdur, şikayetçi, malen sorumlu, katılan ve sanık) din-
lenmeleri ile tekrar keşfin yapılmasında sorunlar karşımıza çıkacaktır.
Bu yazımızda Bölge Adliye Mahkemeleri’nce keşif yapılması ve
tanık dinlenmesinin nasıl yapılacağına dair kanun ve uygulamadan
çıkardığım çözüm yollarını göstereceğiz. (Ceza yargılaması esas alı-
narak) görüşlerimizi açıklayacağız. Ortaya koyacak oluğumuz çözüm
yolları yol göstermeye yönelik olup pratik uygulamasında birçok so-
runu da beraberinde getirecektir.
TANIKLARIN DİNLENMESİ
CMK’nun 212. maddesinin gerekçesinde göre; suç olarak nitele-
nen olay hakkında beş duyuları marifetiyle öğrendiklerini, kovuştur-
ma makamlarına anlatan üçüncü kişilere tanık, bunların yaptıkları
açıklamalara da tanık açıklamaları denilmektedir.
Tanık beyanı, taraflardan olmayan, fakat olayın tanığı olmuş bir
kişinin o olay hakkında beş duyusu ile edindiği bilgileri sübut konu-
sunda karar verecek olan mahkeme veya onun yerine duruşma yapa-
rak tanık dinlemeğe yetkili kılınmış bir mahkeme veya hâkim huzu-
runda tanıklık ederken yaptığı sözlü beyandır.
Tanıklığın (şehadetin); belirli vakalara ait olmak üzere bir kimse-
İstinaf yargılamasının tabi olacak olduğu yargımla prosedürü ile ilgili olarak kanunun 282.
maddesi 1.fıkra (d) bendi “ Bölge adliye mahkemesi duruşmasında dinlenilmeleri gerekli
görülen tanık ve bilirkişiler çağrılır.”hükmünden hareketle çok önemli bir yargılama faali-
yeti olan keşfi zikretmemekle bunun yapılmasının zorluğunu düşünerek kanuna konmamış
olabilir. Ancak yeniden yargılama yapacak olan kanun yolu merciini bundan ayrık tutulması
düşünülemez.
CMK’nun 212. madde gerekçesinden
Nurullah Kunter, Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul 1986 s. 582.
Mustafa ALBAYRAK makaleler
308TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
nin gördüğünü, işittiğini ve bildiğini salâhiyetli makamlar huzurunda
söylemesidir. Vicdanî delil ve kanaat sistemi uyarınca diğer deliller
gibi şehadetin de ikna kuvvetinin takdiri hâkime aittir.
Kanunun tanıktan başka herhangi bir delil mevcut olmadığı bir
hadisede çaresizlik sebebiyle ve tanığın doğru veya yalan söylediğini
hâkimin serbestçe takdir edebileceğine inanarak bu şahsî beyyineye
yer verdiği, bu itibarla ancak hâkimin önündeki tanıklığa tam bir ta-
nıklık demek mümkündür.
Tanık taraf olmadığından onu çağıran muhakeme makamına göre
savunma tanığı veya iddia tanığı gibi sınıflandırılması doğru değildir.
Çözüm olarak; savunma makamının çağırdığı tanık veya iddia maka-
mının çağırdığı tanık denilebilir.
Uyuşmazlık konusu maddî gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak
biçimde ortaya çıkartılarak uyuşmazlığın çözüme kavuşmasını ve ge-
rekiyorsa ceza yaptırımı ile karşılanmasını sağlamak için yapılan ceza
yargılaması faaliyeti sırasında başvurulan araçlardan olan kanıtların
bir türü de tanıklıktır.
10
Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin
Tanık Dinleme Yöntemleri
Açıklamaya çalışacağımız yöntemler şu andaki yargılama yasa-
mızdaki ve kuruluş yasasından edindiğimiz bilgiler doğrultusunda
bir tasnif olup bunlardan bir kısmı için yasal düzenlemelerin yapılma-
sı da gerekecektir.
1. Tanığın Bölge Adliye Mahkemesine Davet
Edilerek Dinlenmesi
Bu mahkemeler için belki en kolay yoldur. Tanığın BAM’a çağrı-
larak heyetçe dinlenmesidir. Tanığın yol ikametgah ve yevmiyelerinin
ödenmesi usul hükümlerindeki kurallara göre yapılacaktır.
Tahir Taner, Ceza Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1944 s. 179.
Faruk Erem, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (Şerh), Ankara, s. 97.
Metin Feyzioğlu, Tanıklık Ve Dürüst Muhakeme, Ankara 1998, s. 12.
10
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 29.1.2002 gün ve 2002/(1) 289-2002/148 sayılı kararı.
makaleler Mustafa ALBAYRAK
309TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
2. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi Heyetinin Tanığın
Bulunduğu İlk Derece Mahkemesi Adliyesine Giderek
Dinleme Yapması
Bu yolun hem zor hem de masraflı olduğu açıktır. Tanığın mutla-
ka dinlenmesi gerektiği durumlarda tanığın hazır edilmesinde insani
yönden zorlukların bulunması (felçli yatalak hasta olması, çok yaşlı-
lık vb gibi) halinde başvurulacak istisnai bir yoldur. Ancak dosyalar
bölgesel olarak gruplandırılarak bu yolla da dinleme yapılması hem
zaman kazanma bakımından hem de az masraflı olması bakımından
düşünülebilir.
3. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi Üyelerinden Birinin
Naip Hâkim Olarak İlk Derece Mahkemesi’nin Bulunduğu
Adliyeye Giderek Dinleme Yapması
Bu da çözüm yolarlıdan biridir. Burada da yukarıda belirttiğimiz
gibi aynı bölgedeki dosyaların belli bir güne alınarak dinleme faaliye-
tinin yapılması daha faydalı olacaktır.
4. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi’nin Talimatıyla
Yargılamayı Yapan İlk Derece Mahkemesinden Tanığın
Dinlenmesinin İstemesi
BAM talimatıyla yargılamayı yapan İlk Derece Mahkemesinden
tanığın dinlenilmesi istenebilir. Burada akla gelecek sorulardan biri de
daha önce aynı işlemi yapan hâkimin aynı noksanlığı tekrar yapacağı-
dır. Ancak yapılması istenenler net açık ve anlaşılır bir şekilde istendi-
ğinde bunun noksansız yapılacağını düşünüyorum. Kaldı ki aynı yer-
deki başka bir hâkimden de bu talimatı yerine getirmesi istenebilir.
5. Yargılamayı Yapan Mahkemeye En Yakın İlk Derece
Mahkemesinden Tanığın Dinlenmesinin İstenmesi
Buda çözüm yollarından biridir. Nitekim birçok ilçenin yerleşim
yerleri komşu ilçeye daha yakındır. Burada bölgenin coğrafi koşulları
(ulaşım) nazara alınarak bu yolla da tanıklar dinlenebilir.
Mustafa ALBAYRAK makaleler
310TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
6. Görüntülü (Online) Olarak Tanığın Dinlenmesi
Belki de en kolay ve en az masraflı ve en çok başvurulacak bir
yöntemdir. Anaokulu öğrencilerinin Messenger yoluyla konuşmala-
rını gördüğümüz bu günlerde UYAP’ın bundan daha iyisini yapaca-
ğı muhakkaktır. Nitekim yeni CMK bu konuda yeni bir düzenleme
getirmiştir. Kanunun 80/5. maddesindeki düzenlemeye göre “Tanık
veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması
suretiyle dinlenebilmeleri olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak
ifade alınır. Buna olanak verecek teknik donanımın kurulmasına ve kullanıl-
masına ilişkin esas ve usuller yönetmelikte gösterilir.” Madde gerekçesinde
ise bu durum şu şekilde açıklanmaktadır:
Tanık veya bilirkişinin istinabe yoluyla dinlenmelerinden doğa-
bilecek sakıncaları ortadan kaldırmak veya en aza indirmek için, esas
hakkında hükmü verecek mahkemece de görüntülü biçimde izlenip
soruların da sorulabileceği video marifetiyle yayın yönteminin olanak
bulundukça uygulanması gerekli bir yöntemdir.
KEŞFİN YAPILMASI
Keşif
11
de delil elde etmenin bir yoludur.
Keşif; bir şeyi ortaya çıkarmak amacıyla ilgili yerde inceleme yap-
maktır.
Keşif, suçun kendisini, nasıl işlendiğini, işlendiği yerin veya suça
taallûku olan yerlerin veya eşyanın hal ve vaziyetini, suçun iz, eser ve
delillerini tespit için yapılan adlî ve usulî bir muameledir.
12
Keşfi; muhakemenin gayesine erişmek için hâkimin, beş duyu va-
sıtasıyla yaptığı teftiş, meydanda olanı dikkatle incelemesidir.
13
Keşif; hâkimin kararını vermesi için suç yerini, suç eşyasını, suça
hedef olan şahsı, suç izlerini ve eselerini incelemesidir.
14
Ölünün muayenesi de (otopsi dahil) bir keşiftir.
15
Mağdurun yara-
larının duruşmada hâkim tarafından incelenmesi de bir keşiftir.
16
11
“Keşif: açma, meydana çıkarma, gizli bir şeyi bulma, bir sırrı öğrenme”/ Devellioğlu, Os-
manlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat
12
Taner, a. g. e., s. 166
13
Kunter, a. g. e., s. 576
14
M.Muhtar Çağlayan, Ceza Ve Usul Hukuku, Ankara. s. 251
15
Kunter, a. g. e., s. 576
16
Sedat Bakıcı, Olaydan Kesin Hükme Kadar Ceza Yargılaması ve Ceza Kanunu Genel Hü-
makaleler Mustafa ALBAYRAK
311TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
CMK’nun 83. maddesinin 1. fıkrasında keşfin, hâkim veya mahke-
me veya naip hâkim ya da istinabe olunan hâkim veya mahkeme ile
gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından
yapılacağı tespit edilmiştir.
Hükümet Tasarısı’nın CMK’nun 83. maddesiyle ilgili gerekçesin-
de; keşfin, delil içeriğinin öğrenilmesi, toplanmış delillerin değerlen-
dirilmesi ve icra edildiği yerde var olan durum ile olayın özelliğine
göre varlığı umulup da bulunamayan eserlerin ve izlerin yokluğunun
saptanması bakımından önemli olduğu vurgulanmıştır.
Keşif gerekiyorsa gün belirlenip yargılamadan önce gerçekleştiri-
lebilir.
17
Keşifte tutanak düzenlenmesi şarttır.
Keşifte yapılan işlemler ve tespit edilen hususlar tutanağa geçiri-
lir.
Dolayısıyla keşfe bir zabıt kâtibinin götürülmesi, bu mümkün ol-
madığı takdirde hazır bulunanlardan birine yemin verdirilerek zabıt
kâtibinin görevinin yaptırılması gerekir.
CMK’nun 83. maddesinin 2. fıkrasına göre; keşif tutanağına, var
olan durum ile olayın özel niteliğine göre varlığı umulup da elde edi-
lemeyen delillerin yokluğu da yazılır.
Keşif tutanağının mümkün olduğu kadar açık olması gerekir. Bu
tutanak keşfe katılmayanlara da tam bir fikir verebilmelidir. Keşif ya-
pılan yer tam olarak belirtilmelidir. Çünkü aradan uzun bir süre geç-
tikten sonra keşfin tekrarlanması gerekebilir.
18
CMK’nun 84. maddesinin 1. fıkrasında; aşağıdakilerin keşif yapıl-
ması sırasında hazır bulunabilecekleri hükmü mevcuttur:
1. Sanık (soruşturma evresinde şüpheli) ve müdafii.
2. Mağdur ve vekili.
CMK’nun 84. maddesinin 3. fıkrasında; mağdur, şüpheli veya
sanığın huzuru, tanıklardan birinin gerçeğe uygun tanıklık etmesine
engel olabilecekse, şüpheli veya sanığın keşifte bulunmamasına karar
verilebileceği hükmü mevcuttur.
kümler, s.189
17
Osman Yaşar, Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu, Ankara 2005, s. 712
18
Faruk Erem, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (Şerh), s. 178
Mustafa ALBAYRAK makaleler
312TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
84. maddenin 4. fıkrasına göre; keşifte hazır bulunmaya hakkı
olanlar, işin geri bırakılmasına neden olmamak koşuluyla, işlerin ya-
pılması gününden önce haberdar edilirler.
Anılan maddenin 5. fıkrası gereğince; şüpheli veya sanık tutuklu
ise, hâkim veya mahkeme tarafından ancak zorunlu sayılan hâllerde
keşifte hazır bulundurulmasına karar verilebilir.
19
BAM’in Keşif Yapma Yolları
Yukarıda açıkladığımız gibi BAM’nin zorlanacak olduğu yargıla-
ma faaliyetlerinden biri, belki de en zoru keşfin yapılmasıdır. Aşağıda
sıralamaya çalışacak olduğum alternatif çözüm yolları yargılamaya
rahatlama sağlayacak yöntemlerdir. Her birinin zor yanları ve sakın-
caları olsa bile sorunun çözümünde başvurulacak yollardan birisi ola-
caklardır. Tanık dinleme yöntemleri ile de benzerlik arz eden yollara
göz atarsak:
Bunlar:
1. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi Heyetinin Keşfin
Yapılacağı İlk Derece Mahkemesi Adliyesi Yetki Alanına
Bizzat Giderek Keşfi Yapması
Bu yol hem zor hem de en masraflı olduğu açıktır. Ancak dosyalar
bölgesel olarak gruplandırılarak bu yolla da keşif yapılabilir. Aynı böl-
gedeki dosyaların belli bir güne bırakılarak keşfinin yapılması zaman
kazanma bakımından düşünülebilir. Bunun pratik uygulamasını İdari
Yargı Bölge Adliye Mahkemeleri halen yapmaktadırlar.
2. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi Üyelerinden Birinin
Naip Hâkim Olarak İlk Derece Mahkemesi Adliyesi Yetki
Alanına Giderek Keşfi Yapması
Bu da çözüm yolarlıdan biridir belki de en çok başvurulacak bir
yoldur. Burada da yukarıda belirttiğimiz heyetin gitmesindeki grup-
landırmada yapılabilir.
19
Erdal Noyan, Ceza Davası, (İddia-Duruşma-Hüküm) Ankara 2006 (keşif ve tanıklarla ilgili
tanımlar bu eserden nakledilmiştir)
makaleler Mustafa ALBAYRAK
313TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
3. Bölge Adliye Mahkemesi Talimatıyla Yargılamayı Yapan
İlk Derece Mahkemesi’nden Keşfin Yapılmasının İstemesi
BAM talimatıyla yargılamayı yapan İlk Derece Mahkemesi’nden
keşfin yapılmasının istenmesidir. Burada akla gelecek sorulardan biri-
de daha önce aynı işlemi yapan hâkimin aynı noksanlığı tekrar yapa-
cağı düşünse bile yapılması istenenler net açık ve anlaşılır bir şekilde
istendiğinde bunun noksansız yapılması mümkündür. Kaldı ki aynı
yerdeki başka bir hâkimden de bu talimatı yerine getirmesi istenebi-
lir.
4. Yargılamayı Yapan Mahkemeye En Yakın İlk Derece
Mahkemesi’nden Keşfin Yapılmasının İstenmesi
Buda çözüm yollarından biridir. Nitekim birçok ilçenin yerleşim
yerleri komşu ilçeye daha yakındır. Burada da bölgenin ulaşım duru-
mu nazara alınarak bu yolla çözüme ulaşılabilir.
SONUÇ
Bölge Adliye Mahkemesi’nin tanık dinlenmesi ve keşif yapması
sırasında İlk Derece Mahkemeleri ile sıkı bir işbirliği ve koordinasyon
içinde bulunması gerekir.
Bunun yanında BAM kanun yolu denetimini yaparken uygula-
ması ile de yetki alanında görev yapan hâkim ve savcılara yol gös-
terici olma ve öğretme görevini de yerine getirecektir. Çünkü karara
çıkan dosyanın kanun yolu incelemesi yıllara yayılmayacak, birkaç ay
gibi kısa sürede sonuçlanacak ve İlk Derece Mahkemeleri bu kararlar
doğrultusunda noksanlıklarını düzeltebileceklerdir. Dolayısıyla tekrar
tanık dinleme ve keşif yapılması istisnai bir hal alacaktır. Son CMK hü-
kümleri doğrultusunda yargı organları imkanları ölçüsünde tekniğin
kolaylaştırıcı yanlarından faydalanma başlamışlardır.
20
Yukarıda yapmaya çalıştığımız açıklamalar doğrultusunda baktı-
ğımızda halen yeni CMK’nun 272-285. maddelerinde düzenlenen isti-
20
Tarafımızdan incelemesi yapılan bir dosyada (Çameli Asliye Ceza)soruşturma aşamasında
Cumhuriyet Savcısı keşfin tamamını görüntülü kayda almış ayrıca bu keşifdeki sözlü be-
yanların yazılı dökümünü dosyaya koymuş ve görüntüler dosyanın hazırlanması sırasında
seyredilmiştir. (3. CD, 22.11.2006/2958-8764)
Mustafa ALBAYRAK makaleler
314TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
naf kanun yolu yargılamasına keşfin yapılması ve tanık dinlenmesi ile
ilgili hükümlerin ilavesi ile sorunda çözümlenmiş olacaktır.
Kanunun 282. maddesine
21
belirteceğimiz şekilde veya başka bir
yazımla 2 ve 3 fıkra olarak şu şekilde bir ilave yapılabilir.
(2) Bölge Adliye Mahkemesi tanık dinlemek ihtiyacını hissettiğin-
de tanığı aşağıdaki yollardan biri ile dinlenip dinlenmeyeceğini takdir
ederek tanığı dinler.
Tanık;
a. Tanığın Bölge Adliye Mahkemesine davet edilerek,
b. Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesi heyetinin tanığın bulun-
duğu İlk Derece Mahkemesi adliyesine giderek,
c. Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesi üyelerinden birinin naip
hâkim olarak İlk Derece Mahkemesi’nin bulunduğu adliyeye giderek,
d. Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesinin talimatıyla yargılama-
yı yapan İlk Derece Mahkemesince,
e. Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesinin talimatıyla yargılama-
yı yapan mahkemeye en yakın İlk Derece Mahkemesince
f. Görüntülü (online) olarak
dinlenebilir.
(3) Bölge Adliye Mahkemesi keşif yapmak ihtiyacını hissettiğinde
keşfi aşağıdaki yollardan biri ile yerine getirip getirmeyeceğine karar
verir.
Keşif;
21
İstisnalar
MADDE 282 - (1) Duruşma açıldığında aşağıda gösterilen istisnalar dışında bu kanunun
duruşma hazırlığı, duruşma ve karara ilişkin hükümleri uygulanır:
a) Duruşma, bu kanunun öngördüğü genel hükümlere göre başladıktan sonra görevlendi-
rilen üyenin inceleme raporu okunur.
b) İlk Derece Mahkemesi’nin gerekçeli hükmü de okunur.
c) İlk Derece Mahkemesi’nde dinlenilen tanıkların ifadelerini içeren tutanaklar ile keşif
tutanakları, bilirkişi raporu, bölge adliye mahkemesi duruşma hazırlığı aşamasında topla-
nan delil ve belgeler, yapılmışsa keşif ve bilirkişi açıklamalarına ilişkin tutanak ve raporlar
okunur.
d) Bölge Adliye Mahkemesi duruşmasında dinlenilmeleri gerekli görülen tanık ve bilir-
kişiler çağrılır.
makaleler Mustafa ALBAYRAK
315TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
a. Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesi heyetinin keşfin yapılaca-
ğı İlk derece Mahkemesi Adliyesi yetki alanına bizzat gidilerek
b. Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesi üyelerinden birinin naip
hâkim olarak İlk Derece Mahkemesi Adliyesi yetki alanına gidilerek
c. Bölge Adliye Mahkemesi talimatıyla yargılamayı yapan İlk De-
rece Mahkemesi’nden keşfin yapılmasının istemesiyle
d. Yargılamayı yapan mahkemeye en yakın İlk Derece
Mahkemesi’nden keşfin yapılmasının istenmesiyle
yerine getirilir.
Sunulan bu çözüm yolları arasından istinaf yargılamasının amacı-
na uygun olan ilk üç yoldan birisinin seçilmesi daha uygun olacaktır.
İSTİNAF KONUSUNDA BAZI KAYNAKLAR:
22
BAYRAKTAR, Köksal, İstinaf İle İlgili Tartışmalara Kısa Bir Bakış,
Prof. Dr. Nurullah Kunter’e Armağan, 1998, s. 33; BEREKET, Zuhal, İdari
Yargılama Usulü Hukuku Açısından İstinaf ve Kabulü Sorunu, Danıştay
Dergisi, 1996, C. 27, sy. 11, s. 94; BİLGE, Necip, “Üst Mahkemeler”, Sabri
Şakir Ansay’a Armağan, Ankara, 1964; CENTEL, Nur – ZAFER, Hamide,
Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınları, İstanbul, 2003; EREM, Faruk,
İstinaf Mahkemeleri, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. VII,
sy. 1-2, s. 9-17; ERCAN, İbrahim, Güncel Tartışmalar Işığında Hukuk Yar-
gısı Bağlamında Alman İstinaf Sistemi, Prof. Dr. Hayri Domaniç’e 80. Yaş
Günü Armağanı, C. 1, s. 671; FRANKO, N. İ., Fransiz İstinaf Teşkilatı-
na Kısa Bir Bakış, Adalet Dergisi, 1963, sy. 1-2, s. 73-94; GÖZÜBÜYÜK,
Abdullah Pulat, Batı Avrupa İstinaf Mahkemeleri ve Türkiye’miz, Adalet
Dergisi, 1955, sy. 5, s. 431-441; GÖZÜBÜYÜK, Ömer, İstinaf Mahkemeleri
Kurulmalı, Türk Hukuk Kongresinde Sunulan Tebliğler, 1, 1971-1972, s. 1-
4; GÜCÜK, Turgut, İstinaf Mahkemeleri Kurulurken, 1986, 3. s. 333-336;
KUNTER, Nurullah – YENİSEY, Feridun, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak
Ceza Muhakemesi Hukuku, Ceza Muhakemesinin Yürüyüşü, İkinci Kitap, 13
üncü Bası, Beta Yayınları, İstanbul, 2005; KURU, Baki, İstinaf Mahkemeleri
Kurulurken, Adalet Dergisi, 1963, sy. 5-8, s.548-569; LALİK, Talat, Temyiz
22
Sayın Prof. Dr. Doğan Soyaslan tarafından, başkanı olduğu İstinaf Mahkemeleri Hakim ve
Savcıları İçin Ceza Usulü Eğitim Faaliyeti Komisyonu için hazırlanan programla ilgili ola-
rak derlenmiş kaynaklar listesidir.
Mustafa ALBAYRAK makaleler
316TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
Teşkilatını Kuvvetlendirmeli mi, Yoksa İstinaf Mahkemelerini mi Kurmalı?,
Hukuk Dergisi, 1944, C. 1, sy. 5, s. 3-9; ÖKTEM, Imran, Üst Mahkeme ; İsti-
naf, Ansay’a Armağan, s. 91-103; ÖZBEY, Cevat Hakkı, Ceza Muhakemeleri
Usulü Kanunu’nun Tadilatı Münasebeti İle İstinaf Teşkilatına İhtiyacımız
Katidir, Hukuk Gazetesi, 1939, V/35-36, s. 10-11; REABURN, W. N., İstinaf
Hakkının Tahdidi, Çev. Şinasi ZİHNİ, Istinaf Hakkının Tahdidi, Adalet Der-
gisi, 1935/2, s. 94-95; RIESS, Peter, Ceza Muhakemesinde Kanunyollarının
Yeniden Düzenlenmesi, Çev. Feridun YENİSEY, İÜHFM, C.XLII, sy. 1-4,
İstanbul, 1977; RUACAN, Asım, Temyizi Kuvvetlendirmek mi? İstinaf Teş-
kilatı mı?, Hukuk Dergisi, 1944, C. 1, s. 5, s. 3-9; SELÇUK, Sami, Üst (İsti-
naf) Mahkemeleri Tezelden Kurulmalı, Ankara Barosu Dergisi, 1992, C. 49,
sy. 1, s. 20; SURLU, Mehmet Handan, Türk Hukuk Uygulamasının Tarihsel
Perspektifi Açısından İstinaf (Üst) Mahkemeleri veya Türk Yargı Sisteminin
Dinmeyen Özlemi, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 2000, C. 13, sy. 2, s. 459;
TOSUN, Öztekin, Ceza Muhakemesi Hukukumuzda Kanunyollarının Çeşit-
leri, İÜHFM, C. XXXV, sy. 1-4, İstanbul, 1970; TOSUN, Öztekin, Türk Suç
Muhakemesi Hukuku Dersleri, Muhakemenin Yürüyüşü, C. II, 2. Bası, İÜ-
HFY, İstanbul, 1976; TÜZEMEN, Orhan, Temyiz ve İstinaf Mercii Olarak
Danıştay, Türk İdare Dergisi, 1968, sy. 312, s. 70-84; ÜNVER, Naci, Ceza
Yargılamasında Yasa Yolları ve Bireysel Başvuru Hakkı, Tüze Yayıncılık,
Ankara 1998; YENİSEY, Feridun, Ceza Muhakemesi Hukukunda İstinaf ve
Tekrar Kabulü Sorunu, İÜHFY, İstanbul, 1979; YENİSEY, Feridun, Temyi-
zin Genişletilmesi Sorunu, İÜHFM, C. 524, 1986-1987; YENİSEY, Feridun,
Uygulanan ve Olması Gereken Ceza Muhakemesi Hukuku, Duruşma ve Ka-
nunyolları, 2. Bası, İstanbul, 1990; YILDIRIM, M. Kamil, Hukuk Devleti-
nin Gereği, İstinaf, İstanbul, 2000; YURTCAN, Erdener, Ceza Yargılaması
Hukuku, 11. Bası, Vedat Yayıncılık, İstanbul, 2005; YÜCE, Turan Tufan,
Türk-Alman Ceza Muhakemeleri Hukukunda Kanun Yolları (İtiraz- İstinaf-
Temyiz), Ötüken Yayınları, Ankara, 1967 KIYAK,Fahrettin,Türkiye’de Üst
Mahkemeler Kurulmalı mı? Yargıtay Dergisi Cilt 2 Sayı 1. İKİNCİ, Ali, Bir
Üst Mahkemenin Kuruluşuna Dair İnceleme. Adalet Dergisi sayı 3-4. GÜR,
Kemal; Üst Mahkemeler Üzerine; Yargıtay Dergisi, cilt 3 sayı 2. GÖZÜ-
BÜYÜK, Abdullah Pulat, Üst Mahkemeler, Yargıtay Dergisi cilt 2, sayı 4.
SELÇUK, Sami, Konumu Açısından Yargıtay ve Üst Mahkemeler,(İstinaf)
Sorunu, Yargıtay Dergisi Cilt 2 sayı 4. İSTİNAF MAHKEMELERİ, Ulusla-
rarası Toplantı, 7-8 Mart 2003 TBB yayını.