powered by

powered by

makaleler Saffet CAN 317TBB Dergisi, Sayı 70, 2007 Yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Ka- nunu (HUMK), 18.06.1927 tarihinde Nechâtel (İsviçre) Hukuk Yargı- lama Yasası kaynak alınarak kabul edilmiştir. 1 Günümüze değin bir- çok değişikliğe uğramış olan HUMK’un birçok maddesinin günümüz Türkçesine uygun olmadığı bir gerçektir. Hukuk Muhakemeleri Ka- nunu Tasarısı’nda (kısaca Tasarı denilecektir) dil bakımından önemli sayılabilecek değişiklikler yapılmışsa da bunlar yeterli olmamıştır. Öncelikle belirtelim ki “Öğretide ve uygulamada yerleşmiş bir keli- me olarak ‘yargılama’ yerine ‘muhakeme’ teriminin kullanılmasının doğru olmadığı kanaatindeyiz. Kaldı ki Anayasa’mızda bile ‘yargılama’ terimi kulla- nılmaktadır.”  Anayasa madde 141/II “Küçüklerin yargılanması hakkında kanunla özel hükümler konulur.” demektedir. “Yasaların Anayasa’ya aykırı olamayacağı deyişini, kullanılan dil açısından da geçerli saymak, kanımız- ca hukuk dilindeki terim birliğini sağlamak açısından da uygun olacaktır.” 3 Yargıtay 20 Hukuk Dairesi’nin “Yargılamanın iadesi sebepleri HUMY’nın 445. maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Yorum yoluyla başka nedenler ya- ratılamaz. Kesinleşmiş mahkeme kararlarından sonra gelişen Yargıtay karar- ları ile kabul edilen hukukî olgular yasada yargılamanın iadesi sebebi olarak düzenlenmemiştir”  diyen bu örnek kararında günümüz Türkçesine uy- * Avukat, İstanbul Barosu. 1 Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı gerekçesine bkz.,  Prof. Dr. Süheyl Donay, Açıklamalı Ceza Muhakemesi Kanunu, Vedat Kitapçılık, İstan- bul 2005 s. 1, 2. 3 Prof. Dr. Süheyl Donay, a. g. e.  20. HD E: 2001/10904, K: 2002/2198, T: 14.3.2002 Yargıtay Kararları Dergisi, Haziran 2002, sayı 6, sayfa 912. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU TASARISI’NIN TÜRKÇESİ ÜZERİNE Saffet CAN * Saffet CAN makaleler 318TBB Dergisi, Sayı 70, 2007 gun olarak, ‘muhakeme’ yerine ‘yargılama’, kanun yerine ‘yasa’, ‘vakıa’ yerine de ‘olgu’ sözcükleri kullanılmıştır. ”Yargılama teşkilatı da muhakeme hukukuna dâhil olduğuna göre, hem usulü hem de muhakeme teşkilatını içine alabilecek terim Medeni Yargılama Hukuku terimidir”  diyen Prof. Dr. S. Üstündağ, bu konuda yazılmış ki- tabının adını da “Medeni Yargılama Hukuku” S koymuştur. Tasarı’da da “yargılamanın iadesi” terimi kullanılmıştır. Buradaki ‘yargılama’ terimi- nin, Tasarı’nın başlığında niçin kullanılmadığı anlaşılamamaktadır. Bu açıklamalardan yararlanarak Tasarı’nın ön adına “Hukuk Yar- gılama Yasası”, yeri gelmişken ikiz kardeşinin adına da “Ceza Yargıla- ma Yasası” denmesi günümüz Türkçesine daha uygun düşmez miy- di? Yürürlükte olan Ceza Muhakemesi Kanunu’nda, ‘muhakeme’ tekil olarak kullanılmış iken Tasarı’da ‘Muhakemeler’ denilerek çoğul biçim kullanılmış, bunda bile tekil, çoğul bakımından terim birliği sağlana- mamıştır. İSTİCVAP MI? SORGU MU? HUMK m. 230 - 234’teki kurallar ‘isticvap’ ile ilgilidir. Arap- ça kökenli olan bu sözcüğün anlamı: Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük’ünde  sorguya çekme, sorgu; 11.02.1937’de başlanarak 11 yıl süren yorucu bir çalışma sonunda 30 Haziran 1948’de bitirilen Türk Hukuk Lûgatı’nda 8 ‘sorgu’ olarak verilmektedir. Ne var ki Tasarı’yı ha- zırlayan kurul, 1930’ların da gerisine giderek sözde bu sözcüğün tam olarak Türkçe karşılığı yokmuş gibi ‘isticvap’ sözcüğünü kullanmayı günümüz Türkçesine uygun görmektedir. Yürürlükteki Ceza Muha- kemesi Kanunu 145 - 148 maddelerinde ‘isticvap’ yerine ‘sorgu’ terimi kullanılmıştır. Gerek medeni hukuk, gerekse ceza hukukunda olsun ‘isticvap’, bir kişiye soru sorup ondan gerekli yanıtları alma işinin adı- dır.  Bu yapılan işlerin içeriklerinin ayrı olması, bunların adlandırılma- sının da ayrı olmasını gerektirmezdi. HUMK madde 230/II’ ye göre: “İsticvap, müddea bihe veya onunla  Prof. Dr. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, Yaylacık Matbaası İstanbul, 1992 sayfa 42. S Prof. Dr. Saim Üstündağ, a. g. e.  Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, Ankara, 2005. 8 Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 1991, Başbakanlık Basımevi.  Ferit Devellioğlu, Osmanlıca – Türkçe Ansiklopedik Lûgat, bkz., makaleler Saffet CAN 319TBB Dergisi, Sayı 70, 2007 münasebeti olan hallerle vakıalara taallûk etmek icap eder.” (Toplam sözcük sayısı 13, Türkçe kökenli sözcük sayısı 4’tür.) Tasarı madde 173 – (2)’ye göre: “İsticvap, davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında olur.” (Toplam söz- cük sayısı 12, Türkçe kökenli sözcük sayısı 5’tir.) Prof. Dr. Bilge Umar’ın bu fıkraya ilişkin olarak: 10 “Aslında, HUMK m. 230 f. II ifadesi dahi kaynak yasadan dosdoğru çevrilmemiştir; kaynak yasa, ‘İsticvap, dava sürecinin vakıalarına ve davanın bütün ayrıntılarına ilişkin olabilir’ der.” Ayrıca kaynak yasada geçen “circostances” sözcü- ğü için ise “burada haller, koşullar değil ayrıntılar anlamındadır” 11 diyerek Tasarı’yı hazırlayanlara uyarıda da bulunmuştur. Bu üç düzenlemeyi karşılaştırdığımızda öncelikle saygıdeğer yar- gıçlarımıza ve tüm hukukçulara, gerçekten kolaylıklar dilemekten kendimi alamıyorum. Şimdi kaynak yasa metninin Fransızcasını 12 yazarak günümüz Türkçesine uygun çevirisini verelim. “L’interrogatoire peut porter sur les faits du procès et sur toutes les circonstances de la cause.” “Sorgu, davanın olguları ve hakkın tüm nedenlerine ilişkin olabilir.” Görüldüğü üzere burada; ‘circonstances’, ayrıntılar değil ‘nedenler’ anlamında, yukarıda verilen örnek Yargıtay kararına da uygun olarak ‘vakıa’ yerine ‘olgu’ sözcüğü kullanılmıştır. 13 Çevirideki yabancı köken- li sözcük sayısı ise yalnızca 3’tür. GENEL YETKİ ÜZERİNE Tasarı’daki yetki kuralları, yürürlükteki HUMK’tan çok daha özgün olarak düzenlenmiştir. Ne var ki Türk Medeni Kanunu mad- de 19’daki yanlış terim seçimi burada da kendini göstermiştir. Kural 10 Prof. Dr. Bilge Umar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı’na Katkı, Türkiye Ba- rolar Birliği Dergisi, s. 67 11 Prof. Dr. Bilge Umar, adı geçen makale. 12 Prof. Dr. Bilge Umar, Fransızca metin adı geçen makaleden alınmıştır. 13 Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı Değerlendirme ve Öneriler, Prof. Dr. Yavuz Alan- goya, Prof. Dr. Kamil Yıldırım, Prof. Dr. Nevhis Deren-Yıldırım, İstanbul Barosu yayınları 2006, benzer görüş için Av. Kazım Kolcuoğlu’nun “Sunuş” yazısına bkz., Saffet CAN makaleler 320TBB Dergisi, Sayı 70, 2007 olarak mahkemelerin genel yetkisi, davalının konutuna göre belirle- nir. Yerleşim yeri İstanbul olan bir davalı için genel yetkili mahkeme, İstanbul’un tüm mahkemeleri değildir. Örneğin: Maslak da bir yerle- şim yeridir ve burası İstanbul, Şişli ve Sarıyer olmak üzere üç değişik mahkemeye bağlanmıştır. Konutu Maslak’ta olan bir davalı için genel yetkili mahkeme, ancak konutunun bağlı olduğu bu üç mahkemeden biridir. Bu bakımdan Tasarı’nın 11. maddesinde geçen yerleşim yeri terimi yerine konut teriminin kullanılması yanlış anlaşılmaları da en- gelleyecektir. 1414 Tasarı “Madde 11 – (1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki konut mahkemesidir. (2) Konut, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir.” biçimin- de olmalıydı. HÜKÜM AÇIKLAMASI ÜZERİNE “Bilindiği üzere, açıklama (tavzih), bir hükmün anlaşılamayacak biçim- de (müphem) bulunması veya açıklıkla anlaşılamaz (gayri vazıh) ve çelişik fıkraları taşıması durumunda, hükümdeki gerçek anlamın meydana çıkarıl- ması amacıyla başvurulan bir yoldur” diyen Yargıtay 1. Hukuk Dairesi bu örnek kararıyla hukuk yargılamasında ‘açıklama’ teriminin ne an- lama geldiğine de açıklık getirmiştir. Hem hukuk hem de dil açısın- dan örnek sayılabilecek bu kararda, yasa dilinde geçmesi nedeniyle yabancı kökenli terimler ayraç içinde verilmiştir. Bunun tek nedeni yasa dilinin çok eski ve yabancı kökenli sözcüklerden oluşmasıdır sa- nırım. Yoksa Türkçemizin anlatım gücü dilimizdeki yabancı kökenli sözcüklerin desteğine gereksinim duymayacak kadar yetkindir. Ayraç içinde verilenler hiç okunmadan da bu örnek karar çok açık bir biçim- de anlaşılabilmektedir. Ne var ki Tasarı’yı hazırlayan kurul, 1927’lerin Osmanlıcasının ‘tashih’ ve ‘tavzih’ terimlerini günümüz Türkçesine uy- gun görerek az yukarıda geçen örnek karardan da anlaşılacağı üzere bunların dilimizin anlatım gücüne bir engel oluşturduğunu anlayama- mıştır. 14 Ayrıntılı açıklama için bkz., S. Can, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın Türkçesi Üze- rine, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, sayı 63, Mart/Nisan 2006 ve Türk Ticaret Kanu- nu Tasarısı’ndaki Poliçeye ilişkin Bazı Maddelerin Kaynağa Uygunluğu Üzerine, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, sayı 64, Mayıs/Haziran 2006. makaleler Saffet CAN 321TBB Dergisi, Sayı 70, 2007 Türkçemizde takısız ad tümlemesi (tamlaması) kuralı vardır. Ör- neğin; “Bahçe duvarı, ev kapısı” dediğimizde bahçeye ilişkin duvar, eve ilişkin kapıdan söz etmiş oluruz. Dilimizde ilk kez kullanıldığını san- dığım ‘konut mahkemesi’ adlandırması da bu tür bir ad tümlemesidir. Terimlerde daha yalın bir anlatım kullanılması gereği bakımından ko- nuyla ilişkin olarak bu bölüm başlığına yalnızca “Hüküm açıklaması” denmeliydi. Tasarı’da ise bu bölüm başlığı olarak “Hükmün Tashihi ve Tavzihi” denmiştir. Oysa anlatım mantığı bakımından hüküm önce açıklanmalı sonra düzeltilmelidir. Salt bu açıdan bile baktığımızda baş- lık seçimi uygun olmamıştır. Gerek ‘tashih’ gerekse ‘tavzih’ gibi sözcük- lerin günümüz Türkçesinde ‘laf kalabalığı’ yapmaktan başkaca bir işlevi artık kalmamıştır. Yine, Tasarı 308. maddede bölüm başlığıyla çelişki- ye düşülerek ‘karar’dan söz edilmiş ve “Karardaki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar…” denilerek “diğer benzeri açık hatalar” ile ne anlatılmak istendiği yeterince açık olmamıştır. Halk dilinde “lastikli” denilen anlatımların yasa dilinde olmaması gerekirdi. Kanımca, 1086 sayılı yasanın 459. maddesinin “İki tarafın ad, sıfat ve istem sonucuna ilişkin yanlışlar ile hükümdeki hesap yanlışları…” biçimi korunmalıydı ve bu bölümdeki madde sıralaması da değişmemeliydi. Böylece ‘istem sonucuna ilişkin yanlışlar’ın, yalnızca açıklamayı gerektirecek nitelik- teki yanlışlıklar olduğu da daha iyi anlaşılacaktır. Ayrıca Tasarı 310. maddeye (3) numaralı fıkranın eklenmesine de gerek kalmazdı. SORUŞTURMA ÜZERİNE Soruşturmanın sözlük anlamı; “Bir sorunu açıklığa kavuşturmak amacıyla bir idari veya adli makamın yönettiği, ilgililerden ve tanıklardan bilgi toplama, konuyu inceleme işi, tahkik, tahkikat” 15 olarak verilmektedir. İster ceza yargılamasında, ister hukuk yargılamasında, isterse Meclis soruşturmasında olsun yapılan işin, içerikleri ayrı olsa da Türkçe adına ‘soruşturma’ denir. ‘Tahkikat’ın Arapça kökenli olarak dilimize girmiş olmasından başka, soruşturma anlamının dışında bir anlamı yoktur. Yürürlükteki Ceza Yargılama Yasası’nda ‘tahkikat’ yerine soruşturma terimi kullanılmıştır. Övünülecek bu ince düşünceyi Tasarı’da da gör- meyi çok isterdim. Tasarı’nın Türkçesinin ne denli başarılı olduğunu görmek ba- 15 Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, a. g. e. Saffet CAN makaleler 322TBB Dergisi, Sayı 70, 2007 kımından önce bu konu ile ilgili olan HUMK 221. maddesini, sonra Tasarı’nın ilgili 148. maddesini verelim. “Madde 221 – İki tarafın esas dava hakkında dermeyan edeceği bilu- mum itiraz ve müdafaalar birlikte tahkik olunur. Şu kadar ki tahkikat hâkimi muhakemeyi basitleştirmek veya kısaltmak için re’sen veya iki taraftan biri- nin talebine binaen tahkikatın her halinde mezkûr itirazat veya müdafaattan birini veya bir kısmını diğerinden evvel tahkik ederek hükmedilmesine karar verebilir.” Bu maddede toplam sözcük sayısı 49, Türkçe kökenli sözcük sayısı 15, oranı %30,6’dır. “Tahkikatın konusu Madde 148 – (1) Tarafların davada ileri sürdükleri bütün iddia ve sa- vunmalar birlikte incelenir. (2) Hâkim, muhakemeyi basitleştirmek veya kısaltmak için re’sen veya taraflardan birinin talebi üzerine tahkikatın her aşamasında iddia veya sa- vunmalardan birinin veya bir kısmının diğerinden önce incelenmesine karar verebilir.” Bu maddede toplam sözcük sayısı 39, Türkçe kökenli sözcük sayısı 18, oranı %46,2’dir. Şimdi de bu maddeyi daha çok sayıda Türkçe kökenli sözcük kul- lanarak verelim. “Soruşturmanın konusu Madde 148 – (1) Tarafların davada ileri sürdükleri bütün sav ve savun- malar birlikte incelenir. (2) Yargıç, yargılamayı kolaylaştırmak veya kısaltmak için kendiliğinden veya taraflardan birinin istemi üzerine soruşturmanın her aşamasında sav ve savunmalardan birinin veya bir kısmının diğerinden önce incelenmesine karar verebilir.” Bu maddede toplam sözcük sayısı 39, Türkçe kökenli sözcük sayısı 28, oranı %71,8’dir. ‘Tahkikat’ yerine ‘soruşturma’ terimini kullanan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin örnek bir kararından alıntı yaparak bu konuyu kapatalım. “Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi durumunda ölen kişi- makaleler Saffet CAN 323TBB Dergisi, Sayı 70, 2007 nin Medeni Yasa’nın 27/1. maddesi uyarınca taraf ehliyeti son bulacağından mirasçıları davada re’sen (kendiliğinden) o tarafın yerini alırlar. Ölüm anın- dan itibaren davanın tarafı artık ölenin mirasçılarıdır. Taraf teşkili davanın görülebilme koşullarından olup mahkemece re’sen (kendiliğinden) yapılması gereken işlemlerdendir. 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 36. ve Usulün 415. maddelerinde re’sen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için gereken giderlerin ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konu- lacak ödenekten karşılanacağı hükme bağlanmıştır.” 16 DÜZELTME ÜZERİNE Tasarı’da geçen ‘ıslah’ teriminin Türkçe karşılığı sözlüklerde dü- zeltme olarak verilmiştir. “HUMK 83 ve ardından gelen maddelerde dü- zenlenmiş olan ıslah; taraflardan birinin usule ilişkin işlemini kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan bir yöntem olup, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının da bir istisnasıdır” 17 diyen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu örnek kararından da ‘ıslah’ın bir düzeltme işlemi oldu- ğu anlaşılmaktadır. Islah yerine düzeltme sözcüğü kullanılarak Tasarı’da; “Madde 180- (1) Taraflardan her biri yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen düzeltebilir. (2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez düzeltme yoluna başvurabilir” biçiminde düzenlenebilirdi. Yine, “Madde 181 – (1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabi- lir. (2) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf oturumda hazır değilse veya ıslah talebi oturum dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tuta- nak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.” diyen düzenleme ise, yasa maddesi olmaya uygun olmayan, belki ders kitaplarında bu madde ile ilgili açıklama niteliğinde olabilecek bir biçimde düzenlen- miştir. Bu maddeyi de tek fıkra olarak yalın bir anlatımla verelim. “Madde 181 – (1) Düzeltme istemi, sözlü veya yazılı olarak soruşturma- 16 Yargıtay 17. HD E: 2000/5401, K: 2000/5359, T: 23.11.2000, Yargıtay Kararları Dergisi Ocak 2001, s. 73 17 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E: 2004/4–200, K: 2004/222, T: 14.4.2004, YKD, Ara- lık 2004, s. 1807 Saffet CAN makaleler 324TBB Dergisi, Sayı 70, 2007 nın sona ermesine kadar yapılabilir. Bu istem yazılı olarak yapılmışsa dilekçe, karşı tarafın bulunmadığı duruşmada yapılmışsa tutanak karşı tarafa bildiri- lir.” Bu örnek düzenlemede toplam sözcük sayısı 26 olup, yabancı kö- kenli olarak da yalnızca ‘veya’ ile ‘taraf’ sözcükleri kullanılmıştır. Dava düzeltme, karar düzeltme ve hüküm düzeltme terimlerinin her üçü de düzeltme kavramı içerdiklerinden adlandırılmalarında da düzeltme sözcüğünün bulunması gereklidir. Dava düzeltme adlandır- ması yerine yalnızca ‘düzeltme’ denebilir, diğerleri yukarıdaki biçimle- riyle kullanılabilir. KISA KISA Tasarı’da: 1. Bölümlerin alt bölümleri anlamında “ayırım” denmiş ancak bu sözcüğün doğru yazılışı ‘ayrım’dır. 18 2. Bölüm başlığı olarak “Yargılamaya Hâkim Olan İlkeler” denmiştir. Buradaki kurallar yasalaşınca uyulması gerekli kurallar olacaktır. Bu nedenle başlık yalnızca ‘Yargılama İlkeleri’ olarak verilip, bu ilkelerin yargılamaya egemen olduğu yorumu ise ders kitaplarına, yargı karar- larına bırakılsaydı daha uygun olmaz mıydı? 3. “Eski Hâle Getirme” yerine ‘Eski Duruma Getirme’ denilseydi, biz- leri hem şapkalı ‘â’ yazma güçlüğünden kurtarır, hem de yüz de yüz Türkçe olurdu. 4. “Dava Şartları” denmiştir. “Dava şartları, mahkemenin davanın esa- sı hakkında yargılamada bulunabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.” 19 diyen Yargıtay kararından da şart ile koşulun eş anlamlı olduğu an- laşılacağı üzere, aynı kavram için hem şart hem de koşul denmesinin gereksizliği ancak yasa dilinin ‘Dava Koşulları’ biçiminde yazılmasıyla önlenebilirdi. 18 Bkz., Yazım Kılavuzu, TDK, Ankara, 2005 19 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E: 2003/21–30 K: 2003/57, T: 05.02.2003 YKD, Hazi- ran 2003, s. 847 makaleler Saffet CAN 325TBB Dergisi, Sayı 70, 2007 5. “Cevap” yerine, günümüzde sıkça kullanılan Türkçe kökenli ‘ya- nıt’ denseydi anlaşılamaz mıydı? 6. “Kıyasen uygulanacak hükümler” madde başlığı yerine ‘Örnekse- me hükümleri’ denilerek, “Madde 179 – (1) Tanıklığa ilişkin 252, 253, 262 - 267 20 madde hükümleri niteliğe aykırı düşmediği sürece sorguda da uygula- nır” biçiminde yazılsaydı, bu madde anlaşılamaz mıydı? 7. “İspat ve Deliller” yerine ‘Kanıtlama ve Kanıtlar’ denmesi daha uy- gun olmaz mıydı? “Kanıtlamanın konusu Madde 191 – (1) Kanıtlamanın konusu, uyuşmazlığın çözümünde etki- li olabilecek çekişmeli olguları içerir ve bu olguların kanıtlanması için kanıt gösterilir. (2) Herkesçe bilinen olgularla, ikrar edilmiş olgular çekişmeli sayılmaz.” biçiminde düzenlenseydi anlaşılamaz mıydı? 8. “İbraz” yerine ‘sunma’ kullanılıp, 223. madde başlığı “Tarafın belgeyi sunmaması” biçiminde yazılarak, madde içinde ve ilgili mad- delerde de gerekli değişiklikler yapılabilir. ‘Sunma’nın anlamının ‘ibraz’ınkinden çok daha uygun olduğunu özellikle belirtmek isterim. SONCA ‘Olguların kanıtlanması için kanıt gösterilir’ anlatımını yadırgayan olursa “Yemek yemeye gidiyorum” biçimindeki anlatımın hiç yadırgan- madığını söyleyebilirim. Gerçekte dil bir alışkanlık işidir. Tasarı’yı hazırlayan kurul üyeleri, eski terimleri kullanmaya alışmış olmaları nedeniyle olsa gerek, Türkçe kökenli sözcüklere pek sıcak bakmamış- lardır. Yoksa Tasarı’nın Türkçe kökenli sözcüklerinin oranı çok daha yüksek olurdu. En azından Yargıtay içtihatlarında yer almış Türkçe kökenli hukuk terimlerinin kullanılması gerekirdi. Böylece ne Türkçe, ne de yabancı kökenli terimlerin yargı kararlarında ayraç içinde yazıl- masına gerek kalmazdı. Ayrıca Tasarı’daki Türkçe kökenli sözcüklerin oranı ne denli yüksek olursa, tüm hukukçuların dil yetisine de o denli etkili olacaktır. Çünkü Hukuk Yargılama Yasası, özel hukukun tüm uyuşmazlıklarını kapsayan çok önemli bir yasadır. 20 Kısa çizginin ilâ anlamına geldiğine ilişkin kural için bkz., TDK Yazım Kılavuzu.