hakemli makaleler Mustafa CAN
151TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
Giriş
Günümüzde rekabet hemen hemen sosyal hayatın tüm kesimle-
rinde yaşanmaktadır. En güzeli, en verimliyi ve en kaliteliyi elde etme,
rekabetin belli şartlar altında yapılması ile mümkündür. Rekabet etme
hakkı tüm hukuk sistemlerinde tanınmış ve düzenlenmiş bir müesse-
sedir. Ancak her hak gibi rekabet hakkı da, sahibine bir takım ödev ve
sorumluluklar yüklemektedir.
Günümüz dünyasında rekabet, gelişmiş ülkelerde kendisini daha
etkin hissettirmektedir. Özellikle uluslar arası ticari ilişkilerde Ameri-
ka Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa Birliği (AB) ve Japonya arasında
yaşanan rekabete bakıldığında, rekabetin sadece ülkeler arasında
değil, aynı zamanda ülkelerin kendi içinde de çok çetin geçtiğini gör-
mekteyiz. Örneğin AB dünya ticaret hacmi içerisinde önemli bir paya
sahipken, başta ABD ve Japonya gibi önemli ülkelerle rekabet halinde
iken, diğer taraftan da kendi içinde topluluk ülkeleri arasında rekabet
içerisindedir. Benzer hadise ABD’de yaşanmaktadır. ABD’de rekabet
sadece ticari alanda değil, hukuki alanda da yaşanmaktadır.
1
Eyaletler
yabancı sermayeyi kendi sınırları içerisine çekmek için, yatırımcıları
cezbedecek hukuki düzenlemeler yapmaktadırlar. On binlerce halka
açık anonim şirketin kuruluş yeri olarak Delaware eyaletini, kapalı tip
anonim şirketlerin ise Nevada eyaletini tercih etmeleri, hep bu rekabetin
bir sonucudur.
*
Dr., Türkiye Adalet Akademisi.
1
Can, M., ABD’de Anonim Şirketlerle İlgili Son Gelişmeler, Vergi Dünyası, Nisan 2002, s.
104 vd.
TÜRK TİCARET KANUNU TASARISINA
GÖRE HAKSIZ REKABET
Mustafa Can
*
Mustafa CAN hakemli makaleler
152TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
Avrupa Toplulukları mahkemesinin 1979 tarihli Casis-de Dijon
kararından beri, yerleşik görüşü, rekabetin dürüstlük ilkesi bağlamında
düzenlemesi yetkisinin üye devletlere ait olduğudur. Daha bu sonra
yetkiye, yanıltıcı veya gerçeğe uymayan reklamlar hakkındaki haksız
rekabet kurallarının konulabilmesi imkanı da eklenmiştir.
Ayrıca tüketici de haksız rekabete karşı korumanın kapsamına alın-
mıştır.
AET, üye devletlerin yanıltıcı reklamlara ilişkin ulusal hüküm-
lerini uyumlaştırmak ve bu bağlamda konuyu düzenlemek amacıyla
84/450 sayılı tebliği yayınlamıştır. Devamında AT’nin karşılaştırmalı
reklamlara ilişkin 97/55 sayılı yönergesiyle tamamlanmıştır. En son
olarak da Avrupa Parlamentosu ve Konsey tarafından kararlaştırılmış
AT/2005/29 sayılı ve 11.5.2005 tarihli Haksız İş Uygulamalarına İliş-
kin Yönerge yayınlanmıştır. Diğer taraftan, AT’nin 2002/59 sayılı ve
12.7.2002 tarihli, kişiye özgü verilerin işlenmesi ve korunmasına ilişkin
yönergesi de haksız rekabetle yakından ilgilidir.
3
İsviçre Kanunu’nun (Haksız Rekabete Karşı Federal Kanun) amacı
rakiplerin, tüketicilerin ve diğer piyasalarda ilgililerin haksız rekabetten
korunmasıdır.
Anılan Kanunun 1. maddesi kanunun amacının, bütün
katılanların menfaatine, hukuka uygun ve bozulmamış rekabetin sağ-
lanması olduğunu belirtmiştir. Bu anlayışın diğer Avrupa ülkelerinde
de geçerli olduğunu söyleyebiliriz.
Avrupa ülkelerinde, bir sözleşmenin taraflarını sözleşmenin ihlali-
ne ve feshedilmesine yöneltmek veya teşvik etmek; başkasının yaptığı
işten faydalanmak, üretim ve ticaret sırlarını alıp kullanmak, haksız
rekabetin en çok rastlanan şekilleri arasında yer almıştır. Diğer taraftan,
bu sayılanlar da dahil olmak üzere hukuka aykırı işletme uygulamaları
ve yöntemleri AB’nin gündemindedir. Bu konuda hazırlanmış bulunan
8.7.2003 tarihli Tüketicinin Korunmasında İşbirliği Tüzüğü önerisi tar-
tışmaya sunulmuştur.
Poroy, R., Avrupa Ekonomik Topluluğu’nda Rekabet Hukuku, “Avrupa Hukuk ve Mil-
letlerarası Münasebetler Enstitüsü, Yayın No. 9, İstanbul Hukuk Fakültesi, 1973, s.
59.; Teoman, Ö., Genel İşlem Şartları ve Tüketicinin Korunması, İHFM. C. XLII, S.
1-4, s. 641 vd.; Can, M., Yeni Tüketici Kanunu ve ABD Hukukunda Tüketici Koruma
Düzenlemeleri, Mevzuat Dergisi, Kasım 2003, Y. 6, S. 71, s. 3 vd.;
3
Tekinalp/Tekinalp, Avrupa Birliği Hukuku, İstanbul 1997, s. 327 vd.
Öztek, S., Haksız Rekabete İlişkin Yeni İsviçre Düzenlemesinin Öngördüğü Bazı
Haksız Rekabet Halleri, Prof. Dr. Jale G. Akipek’e Armağan, Konya 1991, s. 417
vd.
Arslan, Y., Avrupa Topluluğu Rekabet Hukuku, Ankara 1992, s. 48 vd.; Öztek, 417
vd.
hakemli makaleler Mustafa CAN
153TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
Emek ilkesinin güçlenmesi ve etki alanını genişletmesi de, haksız
rekabet hukukuna kazandırılan yeni bir içeriktir. Son olarak haksız
rekabete ilişkin kuraların Avrupa’da kamu sektörünü de kapsaması
ve kamu kuruluşlarının aynı hükümlere tabi kılınması yaklaşımı da
üzerinde durulmaya değer bir gelişmedir.
6762 sayılı kanunun haksız rekabete ilişkin düzenlemelerinin yeter-
sizliğini gidermek, haksız satış yöntemleri, yanıltıcı fiyat açıklamaları,
sözleşmeleri ihlal yönlendirmeleri, başkasının emeğinin sömürülmesi,
iş şartlarına uyulmaması, dürüst olmayan genel işlem şartlarının hak-
sız rekabet cephesinin düzenlemesi amacıyla, Tasarıya yeni hükümler
konulmuştur.
Ayrıca Tasarı ile Türk haksız rekabet hukukunun yeniden düzenle-
nerek, Rekabetin Korunması Kanunu,
Tüketicinin Korunması Kanunu,
İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Kanunu
ile uyum sağlanması
amaçlanmıştır.
13.12.1994 tarih ve 22140 sayılı RG’de yayınlanmıştır. 4054 sayılı kanunun 2. madde-
sine göre, “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet
gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti
engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hakim
olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde
azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukuki işlem ve davranışlar,
rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin
işlemler bu kanun kapsamına girer”. Bu amaçla Rekabet Kurulu oluşturulmuştur.
Kanunun 27. maddesine göre, “Kurulun haksız rekabeti tespit etmek ve menfi tespit
belgesi vermek, ihlale son vermek, geçici tedbirler almak, hakim durum oluşturmak
ve hakim durumu güçlendirmek amacı ile yapılan birleşme ve devralmalara izin
vermek, para cezaları vermek gibi önemli yetkileri vardır”. Ayrıntılı bilgi için bkz.,
Çeker, M., Türk Hukukunda Rekabetin Korunması ve Yeni Rekabet Düzeni, Batider, C.
XVIII (Haziran 1996), S. 3, s. 87 vd.
AB ile yapılan Gümrük Birliği Anlaşması ve GATT çerçevesinde “İthalatta Haksız Re-
kabetin Önlenmesi Hakkında Kanun” 1.7.1989 tarihli ve 3577 sayı ile Resmi Gazete’de
yayınlanmıştır. Söz konusu düzenleme “Anti Damping” ve “Anti Sübvansiyon”
hukukunu düzenlemektedir. Kanunun 2. maddesine göre, “Damping, bir ülkeden
Türkiye’ye ihraç edilen bir malın aynı veya benzeri bir malın normal değerinin altın-
da bir ihraç fiyatı ile Türkiye’ye sokulması; Sübvansiyon ise, menşe ve ihracatçı bir
ülke tarafından firmalara; Türkiye’ye ihraç edilen bir malın amalinde, üretiminde,
ihracatında ve taşınmasında, dolaylı ve dolaysız bir faydalanın sağlanmasıdır”.
Dampingin gerçekleşmesi için söz konusu nalın normal değerinin altında fiyatla
Türkiye’ye ihracı gerekir. Sübvansiyonda denge, telafi edici vergi ile sağlanabilir.
Telafi edici verginin tutarı sübvansiyon miktarıdır. Ayrıntılı bilgi için bkz., Tekinalp,
Ü., Anti-Damping ve Anti-Sübvansiyon Hukukunun Ana İlkeleri, İstanbul 1995, s. 214
vd.; Can, M., ABD Hukukunda Uluslar Arası Ticarete İlişkin Düzenlemeler, Mevzuat
Dergisi, Aralık 2003, s. 3 vd.
Mustafa CAN hakemli makaleler
154TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
I. Genel Olarak
A. Amaç ve İlke
Tasarı m. 54 düzenlemesi, 6762 sayılı kanunun 56. maddesini tama-
mıyla değişik ilkeler üzerine yapılandırmıştır. 6762 sayılı kanunun 56.
maddesi haksız rekabet kavramını “suistimal” olarak nitelendirmiştir.
8
6762 sayılı kanunun 57. maddesinde sayılan “hususiyle” “hüsnüniyet kai-
delerine aykırı hareketler” arasında bulunmayan “iktisadi rekabetin suistimal
edildiği” herhangi bir haksız rekabet eylemi, genel hüküm, yani tanım
hükmü niteliğinde olan 56. madde ile belirlenmektedir.
Tasarıya göre,
dürüst davranma kuralı artık haksız rekabetin tanınmasında(teşhisinde)
belirleyici rol oynar.
10
Hukuka uygun ve bozulmamış rekabet ortamında
tüm katılanlar, piyasanın tüm aktörlerinin dürüst davranış kurallarına
göre hareket edeceğine inanır. Dolayısıyla dürüstlük kuralına aykırı
hareket edenler bu güvene aykırı hareket etmiş olurlar. Bu durum haksız
rekabet
11
teşkil eder. Modern düzenlemelerde yer alan haksız rekabet
hükümleri, sadece rakiplerin ekonomik çıkarlarını değil rekabete dayalı
ekonomik düzenin korunması amacına yönelik olduğundan, haksız re-
kabetten söz edilebilmesi için fail ile mağdur arasında rekabet ilişkisinin
bulunmasına da gerek yoktur.
12
Tasarı m. 54/I düzenlemesine göre, haksız rekabete ilişkin hü-
kümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış
rekabetin sağlanmasıdır.
13
Tasarı “dürüst ve bozulmamış rekabetin” tanı-
8
Madde haksız rekabeti, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suret-
lerle rekabetin her türlü suistimali olarak tanımlamıştır; “Türkiye Futbol Federasyo-
nunca, davacı televizyon şirketi ile futbol kulüpleri arasında yapılan sözleşmelerinin
onaylandığı anlaşılmasına göre, davalı TRT’nin bu karara karşı çıkarak yayın hakkını
tanımaması, davacı yönünden haksız eylem oluşturur” (4. HD 2.3.1999, E. 9995 K.
1747) (Eriş, G., Ticari İşletme ve Şirketler, Ankara 2004, s. 1041).
Türk Ticaret Kanunu Tasarısı, Ankara Kasım 2005, s. 414 (Gerekçe 414).
10
“Doğruluk ve dürüstlük kuralına uygun olan ve serbest ticaret hakkına aykırı bu-
lunmayan eylemler, haksız rekabet sayılmaz. Kötü niyet iddiasını ispat için tanık
dinlenebilir” (TD 25.9.1970 E. 1285 K. 3364) (Eriş, 1018).
11
6762 sayılı kanunda yer alan haksız rekabete ilişkin hükümlerin (56-65) kaynağı,
İsviçre’nin 30 Eylül 1943 tarihli “Haksız Rekabete Dair Federal Kanun”dur. İsviçre’de
bu kanunun yerini 19 Aralık 1986 tarihli “Haksız Rekabete Karşı Federal Kanun”
almıştır. İsviçre’de 1 Mart 1988 tarihinde yürürlüğe giren ve çeşitli tarihlerde değiş-
tirilen bu yeni düzenleme, tasarının haksız rekabet hakkındaki hükümlerin gözden
geçirilmeleri sırasında dikkate alınmıştır (Gerekçe 414).
12
Arkan, S., Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2005, s. 298; Göle, C., Aldatıcı Reklamlara Karşı
Tüketicinin Korunması, Ankara 1983, s. 167 vd.
13
“Likit sözcüğü sıvı ve akıcı anlamında genel bir ifade niteliğindedir. Likitgaz sözcüğü
ticaret unvanına alınmış ve ayrıca, marka olarak tescil edilmiştir. Markanın terkini
yapılmadıkça, bu marka haksız rekabete karşı korunur” (HGK 20.4.1994 E. 11-965
hakemli makaleler Mustafa CAN
155TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
mını yapmamıştır. Gerekçede, Almanca metinde “saf, karışık ve katışık
olmayan” anlamına gelen “lauter” sözcüğü için, dürüst kavramının tercih
edildiği ancak, hükmü yorumlarken, saf, karışık ve katışık olmayan
anlamının da dikkate alınması dolayısıyla, dürüst kelimesinin sadece
doğru ve kanunlara uygun şekilde anlaşılmaması gerektiği hususu ifade
olunmuştur.
14
Burada ifade edilmek istenen geniş anlamda, kurallara
uygun dürüst rekabettir.
15
Yani piyasa ortamında dürüstlük kuralları-
na, centilmenlik anlayışına yakışır bir rekabet ortamıdır. Bozulmamış
rekabet ise, güven duyulan bir anlamda hilesiz rekabettir.
16
İşte tasa-
rıda düzenlenen rekabet hükümleri, hukuka uygun, saf (dürüst) ve
bozulmamış (hilesiz) rekabeti tüm katılımcıların menfaatine sunmayı
amaçlar.
17
Burada “katılımcılar” kavramı ile, ekonomi, tüketici ve kamu
kastedilmektedir.
18
Tasarı katılanlar kavramını kullanmak suretiyle,
rekabet kurallarının rakipler arası ilişkilere hasredilmesinin yolunu
kapatmıştır.
19
Tasarı m. 54/II düzenlemesine göre, rakipler arasında veya tedarik
edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya diğer
şekillerdeki dürüstlük kurallarına aykırı davranışlar veya ticarî uygu-
lamalar haksız ve hukuka aykırıdır.
20
Bu fıkra, haksız rekabete ilişkin
K. 252) (Eriş, 1016).
14
Gerekçe 415.
15
“Devleti temsil eden davacı kuruluşça yayınlanan Resmi Gazete içeriğini, fotokopi,
tarayıcı, optik okuyucu gibi kolaylık sağlayan araçlardan veya aynı vasıtadan değil
de emek, para ve zaman harcayarak, bilgisayar klavyesi ile yeniden yazmak suretiyle
çoğaltılması ve internet ortamına aktarılıp yayınlanması haksız rekabet değildir” (11.
HD 2.6.2000 E. 2638 K. 5836) (Eriş, 1044).
16
Gerekçe 415.
17
“Kollektif ortaklıktaki ortağın eşi, ortaklığı kötülemiş olsa bile, bu eylem ortak için
haksız eylem sayılmaz” (11. HD 17.5.1982 E. 2474 K. 2328) (Eriş, 1020); ”Ticaret un-
vanı ile markanın izinsiz kullanılması, haksız rekabeti oluşturur. Ticaret unvanı ile
markanın kullanılması hakkında bir sözleşme ile izin verilebilir” (11. HD 18.6.2002 E.
2119 K. 6308) (Eriş, 1067); “Aynı ticaret unvanının kullanılması haksız rekabet oluş-
turur. Ticaret unvanını önceden kullananın öncelik hakkı vardır.” (11. HD 25.6.2002
E. 3880 K. 6573) (Eriş, 1067).
18
Gerekçe 415.
19
“Her ne kadar tarafların rakip olmadıkları düşünülebilirse de, bu maddeye TTK
56. madde ile birlikte mütalaa etmek gerekir. Zira haksız rekabet hükümleri sadece
rakiplerin ekonomik çıkarlarını değil, rekabete dayalı ekonomik düzeninde korun-
masını amaçlar” (11. HD 26.2.1999, E. 1155, K. 1574), yasa HD 99/10, s. 1278 (Poroy,
R./Yasaman, H., Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2004, s. 274, dip not 2’den alıntı).
20
“Televizyonda, UEFA ve TFF’nin düzenlemelerine ve ayrıca 3984 sayılı Yasanın
4/k maddesi anlamında, özel amaç ve çıkarlara yönelik haksız rekabete yol açıcı
yayın yapmak, haksız rekabet olup, tespit ve meni gerekmektedir. Mahkemece,
haksız rekabet belirlendiğine ve davacı maddi zararını belirleyeceği delilleri ibraz
Mustafa CAN hakemli makaleler
156TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
olarak, dürüstlük kuralı ilkesini ortaya koymaktadır. Buna göre, dü-
rüstlük kuralına aykırılık ya davranışlarla
21
ya da ticari uygulamalarla
olur. Bu da, iş ahlakına, doğruluk ve dürüstlük kurallarına aykırı, ters,
aldatıcı, yanıltıcı
22
gibi konulara ilişkin olabilir. Burada söz konusu
olan dürüstlük kuralı MK. m. 2’de düzenlenen dürüstlük kuralından
farklıdır. Zira MK. m. 2’de yer alan dürüstlük kuralı, temelde sözleşme
ya da önsözleşmenin söz konusu olduğu hallerde taraflar arasında var
olan güvenle ilgilidir.
23
Rekabet ilişkisinde, bu anlamda bir hukuksal
edemese bile, BK m. 42 ve 43 uyarınca, davacı yararına makul, ılımlı ve uygun bir
miktar maddi tazminata karar verilmesi gerekir” (11. HD 12.12.2000 E. 8054 K. 9969)
(Eriş, 1050); “Tek satıcılık yetkisi bulunduğu iddiasında, diğer tarafın normal yollarla
yurt dışından mal ithalinde, haksız rekabet iddiası dinlenemez” (11. HD 8.5.2003
E. 11969 K. 4650) (Eriş, 1072); “Açık ve kapalı mektuplarla, üzerinde haberleşeme
amaçlı bulunan kartların kabul, taşına ve dağıtımı ile fatura, rapor, dergi, broşür ve
davetiyeler taşıma ve dağıtımı, 5584 sayılı yasa uyarınca PTT’ye aittir. Bu yasaya
aykırı davranış, haksız rekabet oluşturur” (11. HD 13.10.2003 E. 2820 K. 9157) (Eriş,
1072).
21
“Davacının gaz tüplerini, bir başka firma adı altında sattığı veya haksız rekabet oluş-
turan bir biçimde davranışta bulunduğu sabit olmadıkça, haksız rekabet iddiasının
kabulü olanaksızdır” (11. HD 11.6.1990 E. 4699 K. 4644) (Eriş, 1030); “Ticaret unvanı,
aynı zamanda marka olarak da tescil edilebilir. Davalının markası tescilsiz ve dava-
cının markası tescilli ise davacı haksız rekabet davası açabilir” (11. HD 18.4.2002 E.
996 K. 3647) (Eriş, 1061).
22
“Gazetede yanlış ve yanıltıcı yayın, haksız rekabettir” (TD 11.5.1973 E. 1554 K. 2307)
(Eriş, 1018); “Bilirkişiler iltibasın varlığını kabul etmişlerdir. Buna karşın, olayda
haksız rekabetin var sayılamayacağına ilişkin görüş mahkemenin yetkisine giren bir
yetki olup, iltibasın varlığına dair görüşe de aykırı düşer” (11. HD 29.1.1976 E. 310
K. 465) (Eriş, 1020); “Bakanlığın kararlaştırmış olduğu taşıma ücretinden daha az bir
ücretle taşıma işini yapmak, serbest ticarete girmekle, …öngörülen haksız rekabetle
ilgisi yoktur” (11. HD 1.7.1981 E. 3341 K. 3381) (Eriş, 1020).
23
“Tarafların markaları tescillidir. Davalı tescilli “Damalı” markasını kullanırken
davacının “Domino” markası yönünden kendisine özgü kullanma biçimini, aynen
benimseyerek iltibasa neden olması, hem haksız rekabeti oluşturur ve hem de MK.
2. maddesinde öngörülen iyi niyet kurallarına aykırı düşer”(11. HD 30.9.1983 E. 3755
K. 4773) (Eriş, 1022); “Her ne kadar iltibasa yol açan durum devam ettikçe, haksız
rekabet davası zamanaşımına uğramazsa da süregelen bu duruma yıllarca seyirci
kalan ve böylece davalının mevcut unvanı altında faaliyetini sürdürmesine zımnen
muvafakat eden davacının sonradan bu iltibastan söz ederek haksız rekabet davası
açması MK. 2. maddesinde ifadesini bulan dürüstlük kuralına aykırı olup, yasa
himaye etmez” (11. HD 23.2.1988 E. 6105 K. 1044) (Eriş, 1027); “Tacir olmayanlar
arasındaki haksız rekabete BK m. 48 uygulanır” (11. HD 15.5.1989 E. 2889 K. 2929)
(Eriş, 1029); ”Davacının, ticaret unvanında yer alan ve aynı zamanda markası bulunan
Telsim sözcüğünün, diğer bir ortak tarafından uzun süre kullanılmasına sessiz kal-
ması, zımnen icazet anlamındadır. Uzun bir süre sonra dava açılması hakkın kötüye
kullanılması sayıldığından, haksız rekabet söz konusu olmaz” (11. HD 30.6.2000 E.
5841 K. 6238) (Eriş, 1044); “Üretilerek piyasaya sunulan oto yedek parçalarındaki
sadece şekil ve renk benzerliği, iltibas sonucunu oluşturmaz” (11. HD 11.9.2000 E.
hakemli makaleler Mustafa CAN
157TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
durum söz konusu olmayabilir. Hatta çoğu kez haksız fiil ilişkisi söz
konusu olabilir.
24
B. Dürüstlük Kurallarına Aykırı Davranışlar, Ticarî
Uygulamalar
Tasarı m. 55 düzenlemesi, 6762 sayılı kanunun 57. maddesine karşı-
lık gelmekte olup, sadece özel haksız rekabet halleri bakımından değil,
bu haller arasına katılan yeni konular ve korunan kişi ve menfaatler
yönünden de genişlemiştir. Düzenleme ile korunanlar, rakiplerin yanı
sıra, işletmeler ve soyut anlamda haklı dürüst, hukuka uygun rekabet,
alıcılar ve tüketicilerdir. Tasarı da yer alan bu hususlar, numerus clau-
sus değildir. Bu haller dışında olup da Tasarı m. 54/II düzenlemesine
giren hususlar da haksız rekabeti oluşturur. Dürüstlük kurallarına aykırı
davranış ve ticari uygulamalar, aşağıdaki şekillerde tezahür edebilir;
a. Dürüstlük Kuralına Aykırı Reklam ve Satış
Yöntemleriyle Diğer Hukuka Aykırı Davranışlar
Tasarı m. 55/1-a bendine göre, dürüstlük kurallarına aykırı reklam
ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar, haksız rekabet
olarak kabul edilir. Bu hüküm, 6762 sayılı kanunun 57/I. maddesinin
bir değişiklikle tekrarıdır.
25
Bu fıkraya “fiyatlarını” ibaresi eklenmiştir.
Buna göre, başkalarını
26
veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını,
faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı
27
veya gereksiz yere
incitici açıklamalarla kötüleme, haksız fiil teşkil eder.
28
Ancak burada
5921 K. 6238) (Eriş, 1044).
24
“Haksız rekabet… temelde bir haksız fiildir. HUMK. 21 uyarınca haksız fiilin işlendiği
yer tekilidir” (11. HD 23.9.1982 E. 3371 K. 3609) (Eriş, 1020).
25
“Başkalarını veya onların mal ve tüm çalışmalarını kötülemek ve başkasının ahlakı
ve parasal durumu hakkında gerçeğe aykırı bilgi vermek, haksız rekabeti oluşturur.
Bu hususların tespitinin istenmesi ve mahkemece de incelenmesi gerekir” (11. HD
2.12.2002 E. 6271 K. 11101) (Eriş, 1098).
26
Başkaları kavramı ile, gerçek, tüzel kişiler ya da kişiliği olmayan topluluklar kaste -
dilmektedir.
27
Yanıltıcı kavramı, iş ürününe, faaliyete, mallara veya fiyata ilişkin açıklamanın veya
nitelendirmenin, takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin, resimlerin veya yapılan
karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenimle, bunların
açıklama konusunu olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır. Yanıltıcı ibaresi
hedef kitle veya farklı bir deyişle muhatapla birlikte değerlendirilmelidir (Gerekçe
416).
28
Gerekçe 416.
Mustafa CAN hakemli makaleler
158TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
unutulmaması gereken husus, kötüleme olarak ifade edilen yanlış
veya gereksiz yere incitici açıklamaların,
29
gerçek olmamasıdır.
30
Yani
kötülemede kullanılan ifadeler, gerçekse bu halde haksız rekabetten söz
edilemez. Kötüleme sebebiyle hükmün uygulanabilmesi için, kusurun
varlığı şart değildir. Bu anlamda bir kişinin rakibinin ticari itibarını boz-
mak ve onun müşterileri üzerinde olumsuz etkide bulunmak amacıyla
sözde suçlamalarda bulunarak dava açması haksız rekabettir.
31
Tasarı m. 55/I-a-2 düzenlemesine göre, kendisi, ticari işletmesi,
işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları,
satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya
yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi reka-
bette öne geçirmek halleri, dürüstlük kurallarına aykırı haksız rekabet
olarak kabul edilmiştir. Burada, kendini veya üçüncü kişiyi
32
rekabette
avantajlı duruma getirme söz konusudur. Bir başka deyişle, gerçek
dışı veya yanıltıcı beyanlarla kendisini veya üçüncü kişiyi rekabette
avantajlı duruma getirme söz konusudur. Gerçek dışı
33
veya yanıltıcı
beyanlar; beyanı yapan kişinin kendi firması, işletmeyi tanıtıcı işaretle-
ri, iş ürünleri, çalışmaları, fiyatları vs. ilişkin olabilir. Gerçek dışı veya
yanıltıcı olgular, somut olayda ele alınırken, hedef kitlenin ve somut
olayın özellikleri dikkate alınmalıdır. Bu bentte satış kampanyalarına
34
da yer verilerek, hükme yeni bir boyut kazandırılmıştır.
Tasarı m. 55/I-a-3 düzenlemesine göre, paye, diploma veya ödül
almadığı halde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yete-
neğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elve-
rişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak dürüstlük
kurallarına aykırı haksız rekabet teşkil eder. Burada, hakkı olmayan
unvanları, meslek, derece ve sembolleri kullanma halleri düzenlemiştir.
Bu düzenleme 6762 sayılı kanunun 57. maddesinin 4. bendinin tekra-
29
Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarıdır; amacın aşılmasıyla
yargılar (eleştiriler), gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya
gerçeğe ters hale gelmiştir. Ölçüsüzlük ve üslup gerçek payının mevcudiyetine rağ-
men eleştiri kavramı ile uyuşmuyorsa, eleştiri (beyan) inciticidir. Ölçüsüzlük hatta
gerçeğe uygunluk sınırını zorluyorsa, gene gereksiz yere inciticilikten söz edilir
(Gerekçe 416).
30
Gerekçe 416.
31
TD 12.3.1971, E. 4488, K. 1896 (Doğanay, İ., Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C. I, İstanbul
1988, s. 321).
32
Üçüncü kişiye avantaj sağlanması basın aracılığıyla yapılabilir. Yanlış bir test ya da
anket sonucunun yayınlanarak, bir başka ürüne üstünlük tanınması gibi.
33
Gerçek dışı; yalan, doğru olmayan, gerçeği saptıran anlamındadır (Gerekçe 416).
34
Satış kampanyaları sadece mevsim sonu satışları değil, her türlü kampanyayı ve
promosyonu ve bunlara ilişkin programları kapsar (Gerekçe 417).
hakemli makaleler Mustafa CAN
159TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
rından ibarettir. Bu anlamda yüksek mühendis olmayan bir kişinin bu
unvanı kullanması haksız rekabettir.
35
Tasarı m.55/I-a-4 düzenlemesine göre, başkasının malları, iş ürün-
leri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya müsait önlemler alınması,
dürüstlük kurallarına aykırı haksız rekabet hali teşkil eder.
36
Bu düzen-
lemeye karşılık gelen 6762 sayılı kanunun 57. maddesinin 5. bendi ile
özdeş olmasına karşılık, lafız olarak farklıdır.
37
İltibas kavramı yerine
35
Arkan, 302.
36
“Ayakkabıya ait bir markanın tescil belgesinde, taban şekli ve deseni de tescil edilmiş
olmakla, bu şekil ve desen de hukuken korunmaya değer bir marka işareti kazandığı
gözetilerek, bu markaya tecavüz TTK m. 57/5 anlamında bir haksız rekabettir” (11.
HD 27.6.2000 E. 4387 K. 6071) (Eriş, 1090); “Davacı taraf, haksız rekabetin tespit, men
ve neticelerine dair işbu davada, sadece markaya tecavüz edildiği iddiasını ileri sür-
memiş, bunun yanında; distribütörlük sözleşmesi uyarınca, Honda markalı otomobil-
ler bakımından, servis hizmeti vermeye kendisi veya kendisi ile sözleşmesi bulunan
kişi ve kuruluşların yetkili olduğunu, davalı tarafın kendisi ile böyle bir sözleşmesi
bulunmadığı halde, gerek işyeri ve işyeri evraklarının düzenleniş şekline ve gerekse
iş yerinde çalışan kişilerin kıyafetlerinde yer alan işaret ve yazılarla, kendisini yetkili
servis gibi göstermek suretiyle, haksız rekabette bulunduğunu ileri sürmüş olmasına
göre, bu eylemler, TK. 56 ve 57/5 maddesi uyarınca, haksız rekabeti oluşturur” (11.
HD 1.2.2002 E. 553 K. 753) (Eriş, 1096); “Ticaret ortaklıklarının merkezleri ayrı yerde
olsa ve logolarında farklılık bulunsa bile, unvanlarında iltibas varsa, önceden ticaret
sicil kaydını yaptıran tüzel kişilik, TK. 43, 47, 54 ve 57/5. maddeleri uyarınca, haksız
rekabetin meni davası açabilir” (11. HD 8.4.2002 E. 10860 K. 3275) (Eriş, 1097).
37
6762 sayılı kanun hükmü, başkasının “ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vası-
taları ile iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma
vasıtaları” cümle parçasına yer vermiştir. Oysa anılan ayırt edici işaretlere ilişkin
karıştırılma koşul, hüküm ve sonuçlarıyla birlikte kendi özel kanun hükmünde
kararnamelerinde, yani MarkKHK, EndTasKHK, CoğİşKHK’da ve unvanla ilgili
olarak TK’da ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Burada tekrar edilmeleri hem
gereksizdir hem de yorum güçlüklerine sebep olmaktadır. Anılan cümle parçaları-
nın burada yer almaları, haksız rekabete ilişkin hükümlerin fikri mülkiyete ilişkin
düzenlemelerde kümülatif uygulanması yönünden de gerekli görülmez (Gerekçe
418); “Alameti Farika Tüzüğünün uygulandığı bir davada TTK 57 ve 58. maddeleri
hükümlerinin uygulanması istenemez” (HGK 22.11.1965 E. 152 K. 318) (Eriş, 1075);
“Davacı sözcüğü marka olarak tescil ettirmiş olduğundan, bu marka terkin ve iptal
ettirilmedikçe, Markalar Kanunu’nun Koruması altındadır”(HGK 20.4.1994 E. 11-965,
K. 252) (Eriş, 1077).
Mustafa CAN hakemli makaleler
160TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
karıştırılma
38
ibaresi kullanılmıştır.
39
İltibas, haksız rekabetin önemli
kurumlarından birisidir. İş mahsulleri ve diğer adlar bakımından da
haksız kullanımı engeller.
40
İltibasın mevcut olup olmadığı kural olarak,
kullanılan tanıtma vasıtaları arasında gerek şekil gerek söyleyiş bakı-
mından normal ve orta düzeyde bir alıcının aldanmasına yol açacak
bir benzerliğin bulunup bulunmadığına göre saptanır.
41
“Karıştırılma”,
yanıltmayı, kandırmayı, yanlış algılattırmayı da kapsar.
42
Hüküm, ka-
rıştırılmayı dış görünüş ve duyuruş bağlamında düzenler.
43
Bir başka
deyişle, iç benzerlikten doğan karıştırlma, örneğin, elektrik devrenin
benzerliği hükmün kapsamı dışındadır.
44
Tasarı m. 55/I-a-5 düzenlemesine göre, kendisini, mallarını, iş ürün-
lerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz
yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak
şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak
ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek, dürüstlük kural-
larına aykırı haksız rekabet halidir. Bu bentte karşılaştırmalı reklama
yer verilmiştir.
45
Karşılaştırmalı reklamda, bir işletme kendi ürünü ile
başkasının ürününü açıkça belirgin vurgu yaparak karşılaştırır.
46
Kar-
38
Karıştırılma ifadesi yanıltmayı, kandırmayı, yanlış algılattırmayı da kapsar. Hüküm,
karıştırılmayı dış görünüş (tanıtım, takdim-görsellik) ve duyuruş (ses yönünden
benzerlik) bağlamında ele alır. İç benzerlikten doğan karıştırılma (mesela elektrik
devrenin veya yarı iletken topografyasının benzerliği) hükmün kapsamı dışındadır.
İç benzerlik karıştırılma kavramı ile tanımlanamaz. Dış görünüm koruması, tak-
dim, şekil, tasarım ve donanım korumasıdır. Karıştırılma nesnel değerlendirmeyi
gerektirir (Gerekçe 418); “Her iki unvanda bulunan Koç sözcüğü vurgu sözcüğü ve
iltibas oluşturacak nitelikte olup, bu yönün mahkemece değerlendirilmesi gerekir”
(HGK 27.5.1985 E. 11-307 K. 130) (Eriş, 1075); “Başkasına ait ad, unvan, marka ve
işaret vasıtalarını kullanmak veya iltibasa meydan veren malları durumu bilerek
veya bilmeyerek sayışa arz etmek de, haksız rekabettir” (11. HD 21.10.1986 E. 4853
K. 5465) (Eriş, 1081); “Her iki tarafın kullandığı tescilli markalarını taşıyan ürünlerin
ambalajları renk, desen ve kompozisyon olarak vasat bir insanı yanıltacak biçimde
ise, bu durum iltibas oluşturur ve haksız rekabete neden olur” (11. HD 22.6.1989 E.
2714 K. 2397) (Eriş, 1082); “Hasır sözcüğü ile Hasırlı Restaurant veya Hasırlı Bahçe
sözcüklerinde iltibas söz konusu olur” (11. HD 15.4.1999 E. 517 K. 2878) (Eriş, 1089);
“İltibas, orta düzeydeki alıcılara göre değerlendirilmelidir” (11. HD 16.1.2001 E. 8727
K. 154) (Eriş, 1093).
39
Aynı kavram MarkKHK’de kullanılmıştır.
40
Dönmez, İ., Markalar ve Haksız Rekabet Davaları, s. 137 vd.
41
Arkan, 303.
42
Gerekçe 417.
43
Gerekçe 417.
44
Gerekçe 418.
45
Ayrıntılı bilgi bkz., Göle, 167 vd.
46
Gerekçe 419.
hakemli makaleler Mustafa CAN
161TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
şılaştırmalı reklam kural olarak hukuka aykırı değildir. Hukuka aykırı
olan, nesnel yönden gerçek dışı ve ölçüyü aşan abartılı karşılaştırmalı
reklamdır. Karşılaştırma konuları, kişiler, mallar, iş ürünleri, faaliyetler
ve fiyatlardır. Dürüstlük kuralına aykırı olan karşılaştırmada beyanların,
açıklamaların, ele alınan karşılaştırma unsurlarının doğru olmaması,
yani yanlış
47
veya yanıltıcı olması ya da rakibin ününü veya ürünlerinin
sömürmesi, yanlış takdim edilmesi, tanıtılması, üstün yanlarının sak-
lanmasıdır. Abartılı reklamın yanlış sayılıp sayılmayacağını mahkeme
somut olayın niteliklerine göre belirleyecektir. Karşılaştırmalı reklam-
larda görüş açıklamaları da, somut olayın özelliklerine göre mahkeme
tarafından değerlendirilecektir.
Reklamın yanıltıcı olup olmadığını tespitte ölçü olarak, ortalama
tüketicinin kanaati esas alınacaktır. Reklam sebebiyle, ortalama tüke-
ticide ürün veya mal veyahut faaliyet yanlış anlamalar, zanlar ya da
algılamalar sözkonusu ise, bu tür reklamlar yanıltıcıdır.
48
Reklamlarda
rakibin kendisinde, mallarına, iş ürünlerine, faaliyetlerine, tanınmışlığı-
na gereksiz yere vererek yararlanmak, bunları karşılaştırmalı reklamlar
da gereksiz kullanmak, dürüstlük ilkesine aykırıdır.
49
Karşılaştırmalı
reklamlar tüketicileri, tüketim malları ve hizmetleri ile aydınlatarak
onları bilinçli bir seçim yapabilmelerine hizmet eder.
50
Fiyatlar da kar-
şılaştırmalı reklamın konusunu oluşturabilir.
51
Tasarı m. 55/I-a-6 düzenlemesine göre, seçilmiş bazı malları, iş
ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında
satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu
şekilde müşterilerinin, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında
yanıltmak; şu kadar ki satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünleri-
nin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik
fiyatının altında olması halinde yanıltmanın varlığı karine olarak ka-
bul olunur; davalı gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat
değerlendirmeye esas olur. Burada kastedilen, bazı malların seçilmesi,
47
Yanlış karşılaştırmalı reklam, dayandığı olgular yanlış olan, gerçeğe uymayan, ger-
çeği saptıran, gerçek ortaya konulduğunda (ispatlandığında) doğru olmadığı ortaya
çıkan reklam demektir (Gerekçe 418).
48
Gerekçe 419.
49
Gerekçe 419
50
Göle, 85 vd.; Benzer görüş sahibi, Moroğlu’ya göre, “karşılaştırmalı reklam tüketicileri
bilgilendirip, tercihlerini doğru kullanmalarını sağlar” (Moroğlu, E., Karşılaştırmalı
Reklam ve Yargıtay Kararları, Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu,
XI, s. 12.
51
Ayrıntılı bilgi için bkz., Arkan, S., Avrupa Topluluğu’nda Karşılaştırmalı Reklamlar,
Batider, 2001, C. XXI, S. 1, s. 21 vd.
Mustafa CAN hakemli makaleler
162TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
onların fiyatının tedarik fiyatının altında göstermelik (mostra) olarak
satışa sunulması, böylece tüketicinin aldatılmasıdır.
52
Burada dürüst-
lüğe aykırı olan husus, sunulan malın “mostra” rolü oynaması, yani
kalitesi ve tedarik fiyatı ile seçilmiş mallara hatta miktara özgülenmiş
bulunmasıdır.
53
Gerçekte sunanın malı, mostranın kalitesi düzeyinde
değildir veya mostrayı gösterenin elinde mostranın kalitesinde yeteri
kadar mal yoktur veya satıcı o kalitede malı varsa daha yüksek fiyatla
satmakta veya satmayı amaçlamaktadır.
54
Tasarı burada, yanılmanın
hangi hallerde varlığının karine olarak kabul edileceğini de göstermiştir.
Bunun için reklamı yapılan fiyatın aynı çeşit malların (iş ürünlerinin
veya faaliyetinin) benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının
(malın satıcıya mal olma fiyatı) altında olması gerekir.
55
Reklam bazı
hallerde alıcıları, rakiplerin yeteneği hakkında yanıltabilir. Bir başka
deyişle, reklam, rakiplerin kapasitesine ilişkin olarak alıcılarda hatalı
algılamaya sebebiyet verebilir. Tüm bu hususlar yanıltıcı olarak mütalaa
edilecektir.
Tasarı m. 55/I-a-7 düzenlemesine göre, müşteriyi ek edimlerle
sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak, dürüstlük kuralına aykırı
haksız rekabet hali teşkil eder. Bir başka deyişle, satıcını, müşteriye bir
takım hediyeler, primler gibi avantajlar taahüt ederek ya da vererek
veyahut tanıyarak onları malın kalitesi, tazeliği, defolu olup olmadığı
konusunda fazla düşündürmeden, yöneltmesidir.
56
Tasarı m. 55/I-a-8 düzenlemesine göre, müşterinin karar verme öz-
gürlüğünün özellikle saldırgan satış yöntemeleri ile sınırlanması, dürüst-
lük kuralına aykırı haksız rekabet hali teşkil eder. Bu düzenlemeye göre,
saldırgan satış yöntemleri, şayet müşterinin karar verme özgürlüğünü
sınırlandırıyorsa, haksız rekabet durumu söz konusu olur. Dolayısıyla
buraya saldırgan reklamlar ve müşterinin karar verme özgürlüğünü
sınırlamayan saldırgan satış yöntemleri girmeyecektir.
57
Tasarı m. 55/I-a-9 düzenlemesine göre, malların, iş ürünlerinin
veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yarar-
52
Gerekçe 419.
53
Gerekçe 419.
54
Gerekçe 419.
55
Gerekçe 419.
56
Bu bent dürüstlüğe aykırı iki eylem içermektedir:
1. Müşterinin karar verme özgürlüğü yanılma ile etkilenmektedir.
2. Malın değeri armağanlar, bedelsiz verilen mallarla saklanmakta, müşteri düşün-
mekten saptırılmaktadır (Gerekçe 420).
57
Saldırgan reklamlar genel hükümlerin kapsamı içerisindedir. Saldırgan satış yönte-
minde önemli olan muhatabın köşeye sıkışmasıdır (Gerekçe 420).
hakemli makaleler Mustafa CAN
163TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
larını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak
dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet teşkil eder. Burada, malların,
iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaç-
larını, yararlarını veya tehlikelerini gizleyerek müşterinin yanlış tercih
yapması sağlanmaktadır.
Tasarı m. 55/I-a-10 düzenlemesine göre, taksitle satım sözleşmeleri-
ne veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda
unvanını açıkça belirtmemek, nakit veya toplam satış fiyatını veya
taksitle satımdan kaynaklanan ek ödemeyi Türk Lirası ve yıllık oranlar
üzerinden belirtmemek, dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet hali
olarak kabul edilmiştir. 11. bentte göre ise, tüketici kredilerine ilişkin
kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredile-
rin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin
açık beyanlarda bulunmamak halleri, dürüstlük kuralına aykırı haksız
rekabettir. 12. bentte göre, işletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde,
taksitle satım veya tüketici kredi sözleşmeleri sunan veya akdeden
ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyat, ödeme şartları, sözleşme
süresi, müşterinin dönme veya fesih hakkı veya kalan borcu vadeden
önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme
formülleri kullanmak, dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet teşkil
eder. Bu üç bent ile, tüketici kredilerinde, taksitli satış veya benzeri
satış şartlarında, bunlara ilişkin form örneklerinde, ilan ve reklamlar-
da kullanılan belirsiz, yanıltıcı, aldatıcı ve kandırıcı ifadeler, lafızlarla
tüketicinin korunması amaçlanmaktadır.
b. Sözleşmeyi İhlale veya Sona Erdirmeye Yöneltmek
Tasarı m. 55/I-b düzenlemesine göre, sözleşmeyi ihlale veya sona
erdirmeye yöneltmek hali olarak kabul edilen dört hal, haksız rekabet
olarak nitelendirilmiştir. Bu düzenleme ile, sözleşmenin taraflarından
birinin sözleşmenin dışından gelen eylemlerle sözleşmeyi ihlale veya
sona erdirmeye yöneltilmesi, haksız rekabet olarak kabul edilmiştir. 6762
sayılı kanunda bu tür bir düzenleme bulunmamaktadır. Tasarı m. 55/I-
b-1 düzenlemesine göre, “onlarla kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi
için, müşterileri başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranışa
yöneltmek” haksız rekabettir. Buna göre, sözleşme yönünden üçüncü
kişinin, sözleşmenin tarafını, yani müşteriyi kendisiyle sözleşme yapsın
diye sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmesi haksız rekabet
olarak kabul edilir. Bu eylem zaten BK m. 41/II kapsamında haksız
Mustafa CAN hakemli makaleler
164TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
fiildir.
58
Tasarı m. 55/I-b-2 düzenlemesine göre, üçüncü kişilerin işçile-
rine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları
işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek
çıkarlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar
sağlamaya çalışmak, haksız rekabettir. Bu bent, birinci bentte yer alan
düzenlemeyle, aynı düşünceye dayanmakta ve onun işçiler, vekiller,
yardımcı kişilerle gerçekleştirilmesi halini haksız rekabet olarak kabul
etmektedir. Tasarı m. 55/I-b-3 düzenlemesine göre, işçileri, vekillleri
veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üre-
tim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmekte haksız
rekabettir. Bu düzenleme 6762 sayılı kanunun 57. maddesinin 7 nolu
bendinin aynısıdır. Tasarı m. 55/I-b-4 düzenlemesine göre, onunla ken-
disinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış
veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya peşin satış
sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeyi
feshetmesine yöneltmek, haksız rekabettir.
c. Başkalarının İş Ürünlerinden Yetkisiz Faydalanma
Tasarı m. 55/I-c düzenlemesine göre, başkasının iş ürünlerinden
yetkisiz yararlanma haline örnek olarak gösterilen üç hal, haksız rekabet
olarak nitelendirilmiştir.
59
Bu düzenleme hukuk sistemimize yeni girmiş
olup, fikri ve sınai hakları korumak için öngörülmemiştir.
60
Bu düzen-
leme daha ziyade, hukuken özel olarak korunmayan ancak, iş, faaliyet,
üretim vs. yönünden önem taşıyan teklif, hesap, plan gibi ürünlerden
yetkisiz faydalanmayı içerir.
61
Bir başka deyişle, bu düzenleme başka-
larının emeğinden, iş, sonuç ve deneyimlerinden haksız faydalanmayı
önlemeyi amaçlar. Bu bentte bu tür uygulamalara örnek olarak üç durum
ortaya konulmuştur. Tasarı m. 55/I-c-1 düzenlemesine göre, kendisine
emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz
olarak yararlanma, Tasarı m. 55/I-c-2 düzenlemesine göre, üçüncü
58
Bu düzenlemeye karşılık olarak Tasarı BK m. 49/II gelmekte olup, düzenlemeye
göre, zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir
fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
59
“Davacının bilgisayarlarına kodlamış olduğu anlaşılan renk kotlarının, bir başkası
tarafından kullanılması haksız rekabet oluşturur” (11. HD 25.6.2002 E. 3880 K. 6573)
(Eriş, 1097).
60
Gerekçe 422.
61
“Davacının imal ettiği çadırların reklamına ilişkin resimleri, davalı kamping sahibi
iş yeriyle ilgili broşürlere aynen alırsa, bu eylem haksız rekabeti oluşturur” (11. HD
26.4.1983 E. 2205 K. 2172) (Eriş, 1079).
hakemli makaleler Mustafa CAN
165TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların ken-
disine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi
gerektiği halde, yararlanmak, Tasarı m. 55/I-c-2 düzenlemesine göre,
kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya ha-
zır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan
faydalanma, halleri başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz faydalanma
olarak kabul edilerek,
62
dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet olduğu
ifade olunmuştur.
d. Üretim ve İş Sırlarını İfşa Etmek
Tasarı m. 55/I-d düzenlemesine göre, üretim ve iş sırlarını hukuka
aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren
veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur.
63
Burada
hukuka aykırı bir şekilde elde edilen üretim ve iş sırlarını değerlendi-
rilmesi veya başkalarına ifşa edilmesi haksız rekabet hali olarak kabul
edilmiştir.
64
Dolayısıyla, görevi gereği bir işletmeye ait sırları öğrenen
kişinin sonradan yüksek transfer ücreti alarak rakip bir firmaya geçmesi
ve bu sırları orada kullanması da haksız rekabet oluşturur.
65
e. İş Şartlarına Uymamak
Tasarı m. 55/I-e düzenlemesine göre, iş şartlarına uymamak,
66
özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya
bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar
67
62
“Herhangi bir kitabın izinsiz çoğaltılarak satılması haksız rekabeti oluşturur. Eğer
bu çoğaltma eylemi sabit değilse, haksız rekabetin varlığı iddiası ile açılan davanın
reddi gerekir” (11. HD 29.4.1991 E. 957 K. 2654) (Eriş, 1086).
63
“Kötü niyetle elde edilen bilgilerden haksız yere yararlanma haksız rekabettir” (11.
HD 6.11.1981 E. 3868 K. 4664) (Eriş, 1078).
64
SPK m. 47/A 1. maddesinde, sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek,
henüz kamuya açıklanmamış bilgileri kendisine veya üçüncü kişilere çıkar sağlamak
amacıyla kullanarak, sermaye piyasasında işlem yapanlar arasında fırsat eşitsizliğini
bozacak şekilde maddi çıkar sağlamak veya bir zararı önlemek şeklinde tarif edilen
içerden öğrenenlerin ticareti (insider training) de haksız rekabet teşkil eder. Ayrıntılı
bilgi için bkz., Turanboy, A., İnsider Muameleleri, Ankara 1990, s. 213 vd.
65
İmregün, O., Ticaret Hukukunun Genel İlkeleri, Bursa 1994, s. 117.
66
“Yetkili merciden izin almak zorunluluğu mevcut iken, bu kurala uymadan iş yeri
açmak haksız rekabete neden olur” (11. HD 25.6.1990 E. 4644 K. 5063) (Eriş, 1082).
67
“İl Trafik Komisyonu tarafından, davacının taşıma yapacağı belirlenen güzergahta,
davalının yolcu indirip bindirme hakkı olmamasına rağmen, yolcu alması hali, TK.
57 vd. maddelerine göre haksız rekabettir” (11. HD 10.3.2003 E. 9860 K. 2067) (Eriş,
Mustafa CAN hakemli makaleler
166TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Bu düzenleme 6762 sayılı kanunun
57. maddesinin 10. bendi ile paraleldir.
f. Dürüstlük Kurallarına Aykırı İşlem Şartları Kullanmak
Tasarı m. 55/I-f düzenlemesine göre, dürüstlük kurallarına aykırı
işlem şartları kullanmak; özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aley-
hine; doğrudan veya yorum yolu ile uygulanacak yasal düzenlemeden
önemli derecede ayrılan veya sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde
aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel
işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olurlar, dola-
yısıyla yapmış oldukları bu tür eylemler haksız rekabet olarak kabul
edilir. Bu düzenleme ile genel işlem şartlarına ilişkin düzenleme hukuk
sistemimize ilk olarak girmiştir.
II. Hukuki Sorumluluk
A. Açılabilecek Davalar ve Davanın Tarafları
Tasarı m. 56 düzenlemesi, haksız rekabetten dolayı zarar gören
veya böyle bir tehlikeye maruz kalan kimsenin başvurabileceği huku-
ki yolları açıklamaktadır. Bir başka deyişle, haksız rekabet, hukuki ve
cezai müeyyidelerle önlenmek istenmiştir. Tasarı düzenlemesine kar-
şılık gelen, 6762 sayılı kanunun 58. maddesi bazı değişikliklerle aynen
korunmuştur. 6762 sayılı kanunda yer alan, bir anlamı ve anılmaya
değer yararı olmayan, “kendilerinin veya şubelerinin azaları bir ve ikinci
fıkralar gereğince dava açma hakkını haiz oldukları takdirde” cümlesi tasarıya
alınmamış, buna karşılık, tüketicilerin iktisadi menfaatlerini koruyan
örgütlere dava açma hakkı tanınmıştır.
68
1. Çeşitli Davalar
Hukuki müeyyidelerden; eylemin haksız olup olmadığının tespiti,
haksız rekabetin men’i davası, haksız rekabetin sonucu doğan maddi
durumun ortadan kaldırılması
69
ve haksız rekabet yanlış ve yanıltıcı
1100).
68
Gerekçe 422.
69
“Maddi durumun ortadan kaldırılması, tüpler üzerindeki tanıtma işaretlerinin si-
linmesidir. Davalıdaki gaz tüplerinin rayiç bedel karşılığında iadeleri gerekir” (11.
HD 22.4.1991 E. 1127 K. 2386) (Eriş, 1110); ”Haksız rekabete konu olan malzemenin
imhasına karar verilmiş ise, bu kararı timsah resimli etiketin imhası olarak yorumla-
hakemli makaleler Mustafa CAN
167TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
beyanlarla yapılmışsa, bu beyanların düzeltilmesi davası, kusur söz
konusu ise,
70
zarar ve ziyanın tazmini davası, BKm.49’da gösterilen
koşullar
71
varsa manevi tazminat davası olarak sayılabilir.
72
Zarar ve ziyanın tazmini davasında,
73
istem halinde davacı yara-
mak gerekir” (11. HD 14.5.1991 E. 6285 K. 2991) (Eriş, 1110); “Davacıya ait gaz tüpleri
davalı iş yerinde bulunursa, bu eylem haksız rekabettir” (11. HD 23.9.1991 E. 3027
K. 4718) (Eriş, 1111).
70
“Kusur saptanmadan, sadece haksız rekabetin varlığından söz edilerek tazminata
karar verilemez” (11. HD 3.11.1988 E. 7315 K. 6357) (Eriş, 1108).
71
Tasarı Borçlar Kanunu m. 72, bu düzenlemeye karşılık gelmekte olup, kanun ke-
nar başlığında kullanılan ifade, Tasarı da, “Manevi Tazminat/1. Kişilik hakkının
zedelenmesi halinde” şeklinde değiştirilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 49.
maddesinde 4.5.1988 tarih ve 3444 sayılı kanunla eklenen ikinci fıkrası gereksiz
görülerek, Tasarının 72. maddesine alınmamıştır. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 43.
ve Tasarının 67. maddeleri uyarınca, hakim tazminat miktarını belirlerken, “hal ve
mevkiin icabını/durumun gereğini” yani saldırının kişilik hakkı zedelenen kişinin
manevi kişilik değerlerinde neden olduğu eksilmeyi göz önünde tutmalıdır. Bu
eksilmenin ise, sıfatı ve makamı daha yüksek ve ekonomik durumu daha iyi olan
taraf bakımından çok, diğer taraf için az olduğu şeklinde bir kurala bağlanması yanlış
olur. Bu nedenle, Tasarının 72. maddesinde, hakimin manevi tazminat miktarını
belirlerken, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik
durumları da dikkate alması gerektiğinin belirtilmesinde bir zorunluluk yoktur.
Ayrıca, bunların maddede gereksiz yere tekrar edilmesi, herkesin kanun önünde
eşit olduğu ilkesine de aykırı görülmüştür.
72
“Taklit malı bilerek sattığı anlaşılamayan satıcıdan, manevi tazminat istenemez” (11.
HD 8.12.1986 E. 5905 K. 6610) (Eriş, 1103); “Bir kimse kullandığı ilan ve reklamlarda,
müşterilerin göz, kulak ve zihinlerde oluşturduğu etki bakımından kolaylıkla baş-
kalarıyla bağ kurulmasına yol açabilecek nitelikte olması ve ticari teamülün kabul
ettiği toleransın aşılması halinde haksız rekabet olur ve manevi tazminatı gerektirir”
(11. HD 21.9.2000 E. 5974 K. 6915) (Eriş, 1114).
73
“Davacı, davalının haksız rekabeti nedeniyle tazminat istemiştir. Somut olay bakı-
mından, davalının imalatı olmasa idi, davacının ne kadar çiklet satabileceğinin ve
davalının imal ettiği süre de göz önüne alınarak saptanması ve fiilen sattığı tutar
arasındaki farkın davacı zararı olarak kabulü gerekir” (11. HD 27.10.1988 E. 3149
K. 6162) (Eriş, 1107); “Haksız rekabet tespit edilmiş ise, maddi zararın hesabında,
davalının haksız rekabet sonucu da elde ettiği veya elde etmesi mümkün görülen
gelirlerin karşılığı da göz önüne alınmalıdır. Haksız rekabetin belirlenmesi sonucunda
manevi tazminat istenebilir. Davalı tacirin basiretli davranmasının doğal sonucu, da-
vacı ticari zarara uğraması veya bu tehlikenin varlığı ve hukuka aykırılık nedeniyle,
manevi tazminata da karar vermek gerekir” (11. HD 19.3.2001 E. 44 K. 2072) (Eriş,
1117); “Haksız rekabette, zararın davacı tarafça kanıtlanması gerekir. Bu zararın
kanıtlanmasının güçlüğü karşısında, davalının haksız rekabet sonucu elde etmesi
mümkün bulunan menfaatin karşılığı da göz önüne alınabilir. Davacı genel bir istem
de bulunarak zararın tazminini istemiş ise, davacı tarafa, zararın ne şekilde doğduğu
ve bunun delilleri istenmeli ve gerektiğinde davacı defterleri zararın kanıtlanma-
sına yeterli görülmezse, bilirkişi veya bilirkişilerden rapor alınması gerekir. Davalı
defterlerine dayanılmışsa, bu defterler istenerek incelenmeli ve defter ibrazından
kaçınılır veya defterler ile tespit edilmezse, yemin ile uyuşmazlığın çözümlenmesi
Mustafa CAN hakemli makaleler
168TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
rına, haksız rekabet sonucunda davalının elde etme imkanı bulunan
menfaatin karşılığı dahi karara bağlanabilir.
74
2. Davacılar
Haksız rekabet
75
davalarının tamamını, zarar gören veya böyle bir
tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler açabilirler.
76
Ticaret ve sanayi
odaları, esnaf dernekleri, borsalar ve tüzüklerine göre üyelerinin ikti-
sadi menfaatlerini korumaya yetkili bulunan diğer mesleki ve iktisadi
birlikler ile tüzüklerine göre tüketicilerin iktisadi menfaatlerini koruyan
örgütler ise, yalnızca tespit, men ve düzeltme davalarını açabilirler.
Haksız rekabet sonucunda mahkemece verilen karar taraflar yönün-
den kesin hüküm teşkil eder. Haksız rekabet yönünden verilen karar,
haksız rekabete konu olan malları, doğrudan veya dolaylı olarak ondan
gerekir” (11. HD 26.9.2002 E. 4946 K. 8176) (Eriş, 1119).
74
“Davacının zararı tam olarak saptanamazsa, haksız rekabet sonucunda elde edilmesi
olanaklı görülen yarar karşılığına karar verilebilir” (11. HD 6.3.1987 E. 1095 K. 1277)
(Eriş, 1103).; “Davacı zararını ispat edemezse, davalının elde ettiği veya etmesi olanak-
lı bulunan gelire de karar verilebilir” (11. HD 23.3.1987 E. 8014 K. 1663) (Eriş, 1103);
“Haksız rekabet davası, davalının bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi,
haksız fiilin yapıldığı yerde de açılabilir. Eğer, haksız fiil henüz gerçekleşmemişse,
dava sadece davalının bulunduğu yerde açılır” (11. HD 28.4.1987 E. 394 K. 2569)
(Eriş, 1103); “Haksız rekabette, davacının maddi tazminat istemi sebebiyle uğradığı
zarar, davalının elde ettiği kar miktarı olmayıp, davalının haksız rekabeti nedeniyle,
davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarıdır. Davacı zararı buna rağmen
belirlenemez ise, istek halinde davalının elde etmesi mümkün bulunan menfaatin
karşılığına karar vermek gerekir” (11. HD 12.3.2001 E. 10825 K. 1872) (Eriş, 1116).
75
“Haksız rekabete ilişkin tazminat davasında, taraf defterlerinden yardımcı defterler
de dahil tüm defterler incelenerek bir karar verilmelidir. Haksız rekabetten kaynak-
lanan tazminat davaları bir yıllık zamanaşımına tabidir” (11. HD 16.9.1988 E. 5219
K. 5008) (Eriş, 1106); ”Haksız rekabete ilişkin eylemler TK. m. 64’de öngörüldüğü
üzere suç ise, bu eylemler sonucu zarar görenlerin açacağı tazminat davalarında
zamanaşımı süresi beş yıldır. Bu süre için oluşan zararın tamamı tazminat olarak
istenebilir” (11. HD 19.10.2000 E. 8070 K. 7972) (Eriş, 1115); “Haksız rekabet sabit
ise, davalı da bulunan süt şişeleri ile plastik kapların dava tarihindeki piyasa değeri
karşılığında, davacıya iadesine karar vermek gerekir” (11. HD 27.6.1989 E. 6404 K.
3960) (Eriş, 1108); “Haksız rekabete ilişkin kararın infazı, yani yerine getirilebilmesi
için hangi model ve oyuncakların men edildiğinin, bunlara numara verilmek suretiyle
açık ve kesin olarak kararda gösterilmesi gerekir. Oyuncakların imalinde kullanılan
kalıpların da meni ve toplatılması istendiğine göre, bunlar hakkında da gerekli ka-
rarın verilmemesi usule aykırıdır” (11. HD 16.10.1990 E. 3183 K. 6596) (Eriş, 1109);
“Haksız rekabet davası kabul edildiğine göre, davalının imal ettiği ve elinde kalan
mallardaki markaların silinmesine de karar vermek gerekir” (11. HD 26.11.1990 E.
7324 K. 7360) (Eriş, 1109).
76
Ayhan, R. , Ticaret Hukukunun Genel Esasları, Ankara 1992, s. 199 vd.
hakemli makaleler Mustafa CAN
169TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
ticari amaçla elde etmiş olan üçüncü kişiler hakkında da uygulanır. Bir
başka deyişle, bu malları kendi kişisel gereksinimleri için elinde bulun-
duranlara bu kural uygulanmayacaktır.
77
3. Davalılar
Tasarı m. 57 düzenlemesi, 6762 sayılı kanunun 58. maddesine kar-
şılık gelmekte olup, herhangi bir değişikliğe uğramamıştır. Buna göre,
haksız rekabet fiili, hizmet veya işlerini gördükleri sırada çalışanlar
veya işçiler tarafından işlenmiş olursa; eylemin haksız olup olmadığının
tespiti, haksız rekabetin meni ve haksız rekabetin sonucu doğan maddi
durumun ortadan kaldırılması ve haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı
beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesi davaları, istihdam
edenlere karşı da açılabilir. Bir başka deyişle burada haksız rekabette
istihdam edenin sorumluluğu kabul edilmiştir. İstihdam eden açılan
bu davalarda, BK m. 55’deki
78
kurtuluş beyyinesinden faydalanamaz.
79
Zira çalışanlar ve işçiler aleyhine açılan bu davalarda, adı geçenlerin ku-
surlu olmalarına gerek yoktur.
80
Haksız rekabetin kusura dayanmadığı
hallerde, failin malvarlığında meydana gelen artışın iadesi için Ticaret
Kanunu 58/I’e dayanılamaz.
81
Maddi ve manevi tazminat davalarında ise, istihdam eden Borçlar
Kanununa göre sorumlu olur. Bu nedenle istihdam eden, BK m. 55’de
öngörülen kurtuluş beyyinesini ispat ederek sorumluluktan kurtula-
bilir.
82
77
“Durumu bilmeyerek elinde bulundurana karşı dava açılabilmesi, haksız rekabetin iyi
niyete dayanan bir düzenlemeye tabi olması genel kuralına aykırılık teşkil etmektedir
(Karayalçın, Y., Ticaret Hukuku Dersleri, Ticari İşletme, Ankara 1968, s. 460 vd).
78
Tasarı Borçlar Kanunu m. 61 düzenlemesi, BK m. 55 düzenlemesine karşılık gelmekte
olup, adam çalıştıranın sorumluluğunu düzenlemektedir. Buna göre; “adam çalıştı-
ran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı
gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat
verirken, gözetim ve denetimde bulunurken zararın doğmasını engellemek için ge-
rekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran,
işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat
etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yü-
kümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana ancak onun
bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir” (Türk Borçlar Kanunu Tasarısı,
Ankara 2005, s. 242).
79
Karayalçın, 479.
80
Karayalçın, 474.
81
Ayhan, R., Haksız Rekabet Münasebetiyle Elde Edilen Menfaatlerin İadesi, Konya 1990,
s. 44 vd.
82
Karayalçın, 474.
Mustafa CAN hakemli makaleler
170TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
Tasarı m. 58 düzenlemesi, 6762 sayılı kanunun 60. maddesinin
değiştirilmiş şeklinden ibarettir. Haksız rekabet, her türlü basın, yayın,
iletişim ve bilişim işletmeleriyle, ilerde gelişmeler sonucunda faaliyete
geçecek kuruluşlar aracılığıyla işlenmesi halinde, tespit, men ve haksız
rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına ve düzel-
tilmesine ilişkin davalar, ancak basında yayınlanan şeyin, programın;
ekranda, bilişim aracında veya benzeri ortamlarda görüntülünenin; ses
olarak yayınlanın veya herhangi bir şekilde iletenin sahipleri ile ilan
veren kişiler aleyhine açılabilir. Ancak, yazı veya ilân, yazı sahibinin
yahut ilân verenin haberi olmaksızın ya da rızalarına aykırı olarak
yayınlanmışsa; yazı sahibi veya ilân verenin kim olduğunun bildiril-
mesinden kaçınılırsa; başka sebepler yüzünden yazı sahibi veya ilânı
verenin meydana çıkarılması veya aleyhlerine bir Türk mahkemesinde
dava açılması mümkün olmazsa; bu davalar, yazı işleri müdürü, genel
yayın yönetmeni, program yapımcısı, görüntüyü, sesi, iletiyi, yayın,
iletişim ve bilişim aracına koyan veya koyduran kişi ve ilan servis şefi,
bunlar gösterilemiyorsa, işletme veya kuruluş sahibi aleyhine açılabi-
lir. Maddi ve manevi tazminat davalarına ilişkin hususlarda, Borçlar
Kanunu hükümleri uygulanacaktır.
B. Kararın İlânı
Tasarı m. 59, 6762 sayılı kanunun 61. maddesinin tekrarından iba-
rettir. Buna göre, davayı kazanan taraf isterse, mahkeme tüm giderleri
haksız çıkan taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra
ilan edilmesine de karar verebilir.
83
Bu ilanın biçim ve kapsamı mah-
keme kararında ayrıntılı olarak gösterilmelidir.
84
Uygulamada bazen
83
“TTK’nın 58. maddesinde öngörülen tüm davalarda ilana yer verilir” (TD 26.10.1970
E. 4723 K. 3947) (Eriş, 1124); “İlan gideri, davada haksız çıkana yüklenir” (11. HD
29.3.1979 E. 911 K. 1649) (Eriş, 1124); “Haksız rekabete ilişkin kararın kesinleşmesin-
den sonraki gazete ilanı birden çok olabilir” (11. HD 17.9.1990 E. 5239 K. 5523) (Eriş,
1126); “Haksız rekabet davasına neden olan taklit markalı tişörtler üzerlerindeki
markalar sökülürse, bu tişörtler bu biçimde satışına izin verilebilir. Eğer markalar
sökülmezse, tişörtlerin imhasına karar verilmelidir” (11. HD 4.3.1991 E. 141 K. 1477)
(Eriş, 1126); “İlan için giderlerin kim tarafından karşılanacağı ve tutarı da gösterilerek
karara bağlanmalıdır. Eğer ilan giderleri gösterilmezse, bu eksiklik bozma nedeni
olmaz” (11. HD 1.4.1991 E. 924 K. 2341) (Eriş, 1126); “İstem varsa, maddi durumun
ortadan kaldırılmasına karar verilir. Karar özeti, giderleri davalıdan alınarak ilanı
yapar” (11. HD 23.5.1991 E. 1579 K. 3414) (Eriş, 1126).
84
“Gazete ile ilanın biçim ve kapsamını hakim tayin eder” (11. HD 11.6.1991 E. 8954
K. 3909) (Eriş, 1126); “Haksız rekabet davasını kazanan davacının istemi olmadan,
ilan yapılmasına karar verilemez” (11. HD 18.2.1992 E. 4377 K. 1874) (Eriş, 1127).
hakemli makaleler Mustafa CAN
171TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
mahkeme kararının tamamının ilanına karar verilmektedir. Böyle bir
ilan amacı aşmaktadır. Mahkeme kararının tümü değil, amaca uygun
biçimde yapılacak özetinin ilanı gerekir.
85
C. Zamanaşımı
Tasarı m. 60 düzenlemesi, 6762 sayılı kanunun 56. maddesinin
tekrarından ibaret olup, tek değişiklik Türk Ceza Kanunu’ndaki zama-
naşımının dava zamanaşımı olduğunun belirtilmesidir. Bu düzenleme
ile uygulamadaki bir tereddüt giderilmiştir.
86
Haksız rekabette dava açmaya hakkı olan kimseler, dava hakkının
doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve herhalde bunların do-
ğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Haksız rekabet
devam ettiği takdirde, haksız rekabette zamanaşımı cereyan etmez.
87
Çünkü, haksız rekabet eylemi devam etmekte ve her gün için yeniden
dava hakkı doğmaktadır. Bu nedenle, haksız rekabette zamanaşımı, hak-
sız rekabetin başladığı tarih değil, sona ermişse, bu sona erme tarihinden
itibaren zamanaşımı başlar ve zamanaşımı süresinin tayini de buna
göre yapılmak gerekir. Haksız rekabet devam ettiği sürece zamanaşımı
süreleri işlemez. Zira haksız rekabet eylemi devam etmekte ve her gün
için yeniden dava hakkı doğmaktadır.
88
Haksız rekabet davasının çok
uzun zaman sonra açılması hakkın kötüye kullanılmasıdır.
89
Haksız rekabet haksız bir eylem olup, suç unsuru ihtiva edebilir.
Böyle bir durumda, 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
gereğince daha uzun bir zamanaşımı süresine tabi olan ve cezayı ge-
rektiren bir haksız rekabet fiili söz konusu ise, bu süre hukuk davaları
için de geçerli olur.
90
85
Eriş, 1124.
86
Gerekçe 422.
87
“Haksız rekabet devam etmekte iken, bunun önlenmesini hedef tutan davada za-
manaşımının işlemesi söz konusu olmaz” (TD 28.5.1964 E. 5640 K. 1938) (Eriş, 1127);
“Temadi eden haksız rekabetlerde bu zamanaşımı her gün yeniden işlemeye başlar”
(11. HD 6.4.1987 E. 193 K. 1967) (Eriş, 1127).
88
Poroy/Yasaman 293.
89
Sungurbey, İ., Ticaret Unvanının Korunmasına İlişkin Haksız Rekabetin Önlenmesi
Davaları, Yasa Hukuk Dergisi, C. IV, S. 4, s. 472.; HGK, 1966 T., E. 485, K. 130 (Batider,
C. V, 1970, s. 603).
90
“Ceza yasalarına göre, daha uzun bir zamanaşımı süresine tabi olan cezayı müstelzim
bir fiilin işlenmesi halinde, bu süre hukuk davaları hakkında da geçerli olur” (11.
HD 17.2.1984 E. 594 K. 825) (Eriş, 1127).
Mustafa CAN hakemli makaleler
172TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
D. İhtiyatî Tedbirler
Tasarı m. 61, 6762 sayılı kanunun 63 maddesinden aynen alınmış-
tır. Buna göre, haksız rekabette dava açma hakkına sahip olan kimse,
mahkemeden mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, Tasarının 56.
maddesinin birinci fıkrasının b ve c bentlerinde yazılı olduğu şekilde,
haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına,
haksız rekabetin menine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilme-
sine, gümrüklerde el koyma ve gerekli diğer önlemelerin alınmasına,
ihtiyati tedbir olarak karar verilmesini isteyebilir.
91
İhtiyati tedbir kararı
92
aldıktan sonra on gün içinde asıl davanın
açılması gerekir. Aksi halde ihtiyati tedbir kendiliğinden kalkmış sayılır
(HUMK m. 9). İhtiyati tedbir kararı alınarak görülen haksız rekabete
ilişkin davada davanın reddi halinde, ihtiyati tedbir kararının da kaldı-
rılması gerekir. Davanın kabulü halinde, hükmün yerine getirilmesinin
sağlanması bakımından, ihtiyati tedbirin devamına, hükmün kesinleş-
mesine veya ondan da ileri bir tarihe kadar ihtiyati tedbirin devanına
karar verir.
III. Cezai Sorumluluk
A. Cezayı Gerektiren Fiiller
Tasarı m. 62 düzenlemesi, 6762 sayılı kanunun 64. maddesine
karşılık gelmekte olup, yeni Türk Ceza Kanunu’nun cezalar sistemine
uydurulmuştur.
Tasarı m. 66/I fıkrasının a bendine göre, 55. maddede yazılı haksız
rekabet fiillerini kasten işleyenler için ceza hükmü öngörülmüştür.
93
91
“Mahkemece, haksız rekabete ilişkin olarak, toplatılmaya karar verildiği anlaşılma-
sına göre, bu karar ihtiyati tedbir olmayıp, bir ilamdır. Borçluya, yani davalıya icra
emri gönderilmeksizin, bu kararın infazı mümkün değildir” (12. HD 18.3.1992 E.
4857 K. 2921) (Eriş, 1129); “Haksız rekabette, haksız rekabete konu olan ve el konulan
malların bedeli karşılığında, davacıya verilmesine karar verilir” (11. HD 6.10.2003
E. 2585 K. 8782) (Eriş, 1130).
92
İhtiyati tedbir kararı en çabuk ve en az giderle ve en az emekle nerede yapılabilirse,
o mahkemeden istenebilir. İhtiyati tedbir kararları nihai karar olmadığı için temyiz
yoluna başvurulamaz. Fakat tedbir kararları esas hükümle birlikte temyiz edilebilir.
Haksız alındığı anlaşılan ihtiyati tedbir kararı sonucunda, diğer tarafın tazminat
istemek hakkı vardır. Burada kusursuz sorumluluk vardır.
93
“Bayii olduğu dolum tesislerinde, başka markalı tüpleri doldurtup satışa arz etmek
TTK m. 64/I-5’e giren bir suçtur” (7. CD. 7.3.1991 E. 10957 K. 2534) (Eriş, 1131); “Mü-
dahil firmanın bayii olmadığı halde, ona ait markayı taşıyan gaz tüplerine LPG gazı
doldurarak veya başkalarınca doldurulmuş bu tür tüpleri satışa arz etmek eylemi
hakemli makaleler Mustafa CAN
173TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi uyarınca, sadece 55. maddede yer
alan bentlerde “özellikle” ibaresinden sonra sayılan fiillerin işlenmesi ha-
linde ceza söz konusu olabilecek, maddede doğrudan sayılmayan ancak
haksız fiil oluşturulabilecek diğer hallerde ise, ceza verilmeyecektir.
Tasarı m. 62/I fıkrasının b bendine göre, kendi icap ve tekliflerinin
rakiplerininkine tercih edilmesi için kişisel durumu, ürünleri, iş ürün-
leri, ticarî faaliyeti ve işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı bilgi
verenler; c bendine göre, müstahdemleri, vekilleri veya diğer yardımcı
kimseleri, istihdam edenin veya müvekkillerinin üretim veya ticaret
sırlarını ifşa etmelerini veya ele geçirmelerini sağlamak için aldatanlar;
d bendine göre, istihdam edenler veya müvekkillerden, işçilerinin veya
müstahdemlerinin ya da vekillerinin, işlerini gördükleri sırada cezayı
gerektiren bir haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili ön-
lemeyenler veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmeyenler; 56. madde
gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin
94
şikayeti üzerine ceza mahkemesince adli para cezasıyla veya bir aydan
bir yıla kadar hapis cezasıyla yahut her ikisiyle birlikte cezalandırılırlar.
Haksız rekabetin işlendiği yer asliye ceza mahkemesine haksız rekabeti
yapan kişi, yani fail hakkında bir şikayet dilekçesi vererek, kişisel dava
açılabilir.
Haksız rekabetin men’i hakkındaki kesinleşmiş karara rağmen
haksız rekabet fiiline aynen veya önemsiz değişikliklerle devam eden
kimse, altı aydan aşağı olmamak üzere hapis ve adli para cezasıyla
cezalandırılır. Bu halde şikayet şartı aranmaz. Haksız rekabet fiilini
aynen veya tali değişikliklerle devam eden kimseyi her nasılsa öğrenen
yerel Cumhuriyet Başsavcısı re’sen yani şikayet dilekçesi olmadan fail
hakkında iddianame ile fiilin işlendiği asliye ceza mahkemesinde kamu
davası açar.
TTK m. 64/I-5 öngörülen cezayı gerektiren bir suçtur” (7. CD. 10.7.2000 E. 8399 K.
2738) (Eriş, 1132); “Sanığın eylemi, bayii olmadığı firmalara ait boş gaz tüplerine,
kendi firmasının dolum tesisinde, LPG gazı doldurmaktan ibarettir. Bu eylem, TTK
m. 57/5’de belirlenen haksız rekabet suçunu oluşturduğu aynı Yasanın 64/1-5
maddesine uyan bir suçtur” (7. CD. 10.7.2000 E. 9507 K. 10382) (Eriş, 1132).
94
Tasarı m. 56/I düzenlemesine göre, haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi,
mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya
böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; ekonomik çıkarları zarar gören veya
böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler bu madde kapsamındaki tüm davaları;
ticaret ve sanayi odaları, esnaf dernekleri, borsalar ve tüzüklerine göre üyelerinin
ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili bulunan diğer mesleki ve ekonomik bir-
likler ile tüzüklerine göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum
kuruluşlarıyla kamusal nitelikteki kurumlar da birinci fıkrada belirtilen tespit, men
ve düzeltme davaları açabilirler.
Mustafa CAN hakemli makaleler
174TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
B. Tüzel Kişilerin Cezaî Sorumluluğu
Tasarı m. 63 düzenlemesi, 6762 sayılı kanunun 65. maddesinden
alınmıştır. Buna göre, haksız rekabet eylemi aynı zamanda suç teşkil
ediyorsa, tüzel kişi adına hareket eden kişi veya kişiler suç işlemiş olur-
lar. Anonim şirketlerde yönetim kurulu, kişi ortaklıklarından kolektif
şirketlerde sözleşmede aksi düzenlenmemişse ortakların tümü, şirketi
temsil ederler. Bu kurul ve kişiler de haksız rekabette bulunarak bir suç
işlemiş olabilirler.
95
Dolayısıyla, bunlar hakkında da tasarı hükümleri
uygulama alanı bulacaktır.
Sonuç
Haksız rekabet hallerine Türk hukukunda ikili bir düzenlemenin
uygulanması ve mahkeme kararlarında ticari nitelik arz etmeyen dava-
lara Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması, sorunların çözümünü
zorlaştırmaktadır. Bu sebeple yeni bir düzenleme olarak Türk Ticaret
Kanunu Tasarısı’nın hazırlanması ve Avrupa Birliği düzenlemelerine
yer vermesi önemli bir gelişmedir.
Tasarının haksız rekabete ilişkin düzenlemelerinde, Avrupa Birliği
direktiflerine yer verilmesi, ilerde çıkması muhtemel birçok sorunun
çözümüne katkı sağlayacaktır. Haksız rekabete ilişkin düzenlemelerde,
tüketicilere ve aldatıcı reklamlara yer verilmesi, önemli bir gelişmedir.
Reklamlara ilişkin genel kabul gören ilkelerden, reklamların doğru
olması, yanıltıcı olmaması gibi ilkelere uyulmaması halinde, haksız
rekabet hükümleri uygulama alanı bulacaktır.
Haksız rekabet ile ilgili diğer önemli husus, rekabetin sınırlandırıl-
masıdır.
96
Bu sınırlandırmanın temel nedeni, ekonomik gücün merkezi-
leşmesidir.
97
Ekonomik gücün merkezileşmesi süreci, büyük işletme ve
teşebbüslerin sayılarının hızla arttığı, küçük işletme ve teşebbüslerin ya
ortadan kalktığı ya da büyük teşebbüslere bağlı hale geldiği bir süreçtir.
Bu süreç içinde, büyük işletme ve teşebbüslerin pazar payı, küçük ve
orta işletmelerin zararına olarak giderek artmaktadır. Sonuç olarak,
merkezi ekonomik güç giderek büyümekte ve dolayısıyla da serbest
rekabet düzeni ile bağdaşmayan rekabet sınırlamalarının doğmasına
sebebiyet vermektedir.
98
95
Ayrıntılı bilgi için bkz., Yarsuvat, D., Tüzel Kişilerin Cezai Sorumluluğu, Prof. Dr. Sahir
Erman’a Armağan, İstanbul 1992, s. 889 vd.
96
Karahan, S., Ticari İşletme Hukuku, B. 6, Konya 1997, s. 179.
97
Özsunay, E., Kartel Hukuku, İstanbul 1985, s. 4.
98
Özsunay, 5.
hakemli makaleler Mustafa CAN
175TBB Dergisi, Sayı 69, 2007
Rekabetin korunması için bütün ülkelerde ilave önlemler alınmakta-
dır. Örneğin bu durum ABD’de anti-tröst düzenlemeleri ile sağlanırken
AB’de mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı ve monopol düzenlemeleri ile
sağlanmıştır. Rekabet olgusu, bir yandan rekabetin yapılması yönünde
kanuni düzenlemeler ile diğer taraftan rekabetin kötüye kullanılmaması
için yapılan düzenlemelerle korunmaktadır. TBMM’ye sevk edilen Ta-
sarı Ticaret Kanunu ile haksız rekabete ilişkin olarak yapılmak istenen
değişiklikler bu kapsamda değerlendirilebilir.
Mustafa CAN hakemli makaleler
176TBB Dergisi, Sayı 69, 2007