makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
163TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
I. Giriş
Hukuk düzenlerinde yaptırımın en üst düzeyde kurumsallaştırıldığı
hukuk düzeni, ceza hukuku düzenidir. Bu hukuk düzenini karakterize
eden unsur ceza yaptırımıdır. Maddi ve kurumsallaştırılmış ceza yap-
tırımı hukuk düzeninin kurucu ve zorunlu unsurudur. Ceza yaptırımı,
ceza normlarının ihlaline devletin gösterdiği bir tepkidir. Ceza yaptırımı,
ihlalden önce bir zarar veya kötülük tehdidi olarak korkutma, ihlal-
den sonra, normu ihlal edenin şahsına verilen bir zarar veya kötülük
olarak bastırmadır. Maddi ve kurumsallaştırılmış ceza yaptırımı, suç
tehlikesine karşı toplumsal bir savunmadır. Ancak bu savunma, mün-
ferit cürmî fiillere bir tepki olarak gerçekleşen, her defasında suçlunun
bizzat şahsına karşı icra edilen ihlal fiili ile doğrudan doğruya nedensel
ve isnadî bir bağıntı içinde bulunan, dolayısıyla ihlale bir cevap teşkil
eden toplumsal bir savunmadır.
Bu bağlamda, yaptırımın amacı suçun önlenmesi, toplumun korun-
ması ve suçlunun uslandırılmasıdır; sadece mağdurun tatmin edilmesi
değildir. Bu amaçlardan asıl olanı cezanın özel önlemesidir, ancak genel
önleme düşüncesi de ihmal edilmemiştir.
Suçun davet ettiği kamusal tepkiye ceza denilir; böylece toplumbi-
lim yönünden resmi sosyal kontrol araçlarından birisini oluşturur. Ceza
her dönemde var olmuştur. Yeni zamanların ceza hukukuna getirdiği
yeni bir diğer yaptırım şekli ise, Anayasa’da kullanılan terim ile güven-
KISA SÜRELİ HAPİS CEZALARI,
SEÇENEKLİ YAPTIRIMLAR VE İNFAZ
REJİMLERİ
Haluk ÇOLAK*
Uğurtan ALTUN**
* Dr., Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Md. Yrd
** Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Md. Hakimi
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
164TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
lik tedbirleridir. Ceza, topluma özellikle zarar veren fiiller karşılığında
devletin kanunla koyduğu ve izlediği diğer maksatlar yanında özel-
likle suçu işleyeni bazı yoksunluklara tabi kılmak, böylece toplumun,
işlenen fiili onamama duygusunu belirtmek üzere bir yargı kararıyla
ve sorumluluk derecesiyle orantılı olarak uygulanan yani caydırıcı bir
yeniden sosyalleştirme aracı, bir yaptırımdır.
Gerçekten cezanın, bugün elem vermek maksadını değil fakat ki-
şiyi yoksunluklara tabi kılarak, eğiterek yeniden sosyalleştirme amacı
güttüğü artık kabul edilmektedir.
Bununla birlikte güvenlik tedbirleriyle cezalar arasındaki önemli
fark, tedbirlerde esas amacın sadece suç işleyen kimseyi yeniden sos-
yalleştirmek, iyileştirmek olmasıdır; bu arada ikincil olarak toplumu
korumak amacı da söz konusudur.
Çağdaş ceza hukukunda iyi bir cezada bulunması gereken nitelikler
şöyle özetlenebilir:
1. Cezalar ahlaki, genel adetlere uygun ve insan onuru ile bağda-
şabilir nitelikte olmalıdır.
2. Yalnız suçlu üzerinde etki gösterebilecek nitelikte bulunmalı-
dır.
3. Kısımlara bölünebilir nitelikte olmalıdır.
4. Neticeleri itibariyle tamir ve kötülüğü giderebilecek nitelikte
bulunmalıdır yani adli hata halinde tamiri mümkün olmalıdır.
N
Cezaların türleri itibarıyla çeşitli olmaları korkutucu, iyileştirici ve
tasfiye edici vasıfları taşıması gerekir.
YTCK’da cezalar ve güvenlik tedbirlerinden oluşan çift şeritli yap-
tırım düzeni kabul edilmiştir. YTCK ile yaptırım teorisi, “cezalar” ve
“güvenlik tedbirleri” ayırımına dayandırılmıştır.
YTCK’nın 45. maddesine göre, cezalar “hapis” veya “adli para cezası”
olarak düzenlenmiştir.
Kabahatlerin YTCK’dan çıkartılmasının doğal bir neticesi olarak
kabahatlere özgü cezalara YTCK’da yer verilmemiştir.
N
Dönmezer, Sulhi, Genel Ceza Hukuku Dersleri, Bahçeşehir Üniversitesi Yayını, İstanbul,
2004, s. 283.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
165TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
II. Türk Ceza Kanunu’ndaki Düzenlemeler
A. Mülga 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’ndaki Düzenlemeler
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlükten kalkan 765 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nda, kanun koyucunun cezalara verdiği öneme göre cezalar,
asıl cezalar (aslî) ve ek cezalar (fer’î ve mütemmim) şeklinde ikiye ay-
rılmıştı.
Asıl cezalar, kanun koyucu tarafından suça özgü ve doğrudan doğ-
ruya suçun asıl karşılığı olarak hükme bağlanmış cezalardır.
O
Ek cezalar, asıl ceza ile birlikte verilmesi kanun gereğince zorunlu
olan veya hakimin takdirine göre verilmesi mümkün, suçla mücadelede
ve cezanın amaçlarının gerçekleşmesi için uygulanan cezalardır.
Ek cezanın en önemli özelliği, asli cezadan bağımsız olarak, tek
başına verilmesinin mümkün olmamasıdır.
3
Bir diğer tasnif ise, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 11. maddesinde
düzenlenen cürüm ve kabahat cezaları şeklinde yapılan ayırımdır.
4
Cürümlere mahsus cezalar; ağır hapis, hapis, ağır para cezası ve
kamu hizmetlerinden yasaklılık cezalarıdır. Maddenin eski düzenle-
mesinde yer alan ölüm cezası, 14.7.2004 tarihli ve 5218 sayılı kanunla;
sürgün cezası ise, 13.7.1965 tarihli ve Mülga 647 sayılı kanunun geçici
2. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Kabahatler ise; hafif hapis, hafif para ve belli bir meslek ve sanatın
tatili cezalarıdır. Ayrıca yürürlükten kalkan Mülga 647 sayılı kanunda da
infaz yönünden cezalar uzun veya kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar
ve para cezası olarak ikiye ayrılmakta idi. Kısa süreli hapis cezalarına
seçenek cezalarda aynı kanunda düzenlenmişti.
O
Önder, Ayhan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, C. II-III, 2. Baskı, İstanbul 1992, s. 528;
Demirbaş, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2002 (Ceza), s. 482; Özbek,
Veli Özer, Yeni Türk Ceza Kanunu’nun Anlamı, İzmir Şerhi, Genel Hükümler, C. 1, 2.
Baskı, Ankara 2005, s. 478; Öztürk, Bahri/Erdem, Mustafa Ruhan, Uygulamalı Ceza
Hukuku ve Emniyet Tedbirleri Hukuku, 8. Baskı, Ankara 2005, s. 261.
3
Önder, s. 528; Demirbaş (Ceza), s. 483; Özbek, s. 478.
4
Öztürk/Erdem, s. 261.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
166TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
B. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’ndaki Düzenlemeler
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nun “Cezalar” kenar başlıklı 45. maddesine göre, suç karşılı-
ğında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adli para cezalarıdır.
Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi belgelerinde, hapis cezasının
insan hakları ile bağdaşan bir ceza olduğu görülmektedir. Hapis cezası,
insan onuruna aykırı olmadığından son çare olarak uygulanabilir. Ancak
çok aşırı derecede hapis cezası AİHS.’ne aykırıdır.
Kabahatlerin ceza kanunundan çıkarılmasının kabul edilmesi, hükü-
met tasarısında benimsenen yaptırım sistem ve türlerinin değişmesi so-
nucunu doğurmuştur. Suç karşılığı olarak uygulanabilecek yaptırımlar,
ceza ve güvenlik tedbirleri olarak belirlenmiştir. Ceza olarak ise sadece
hapis ve adli para cezası uygulanacaktır. Böylece cezalar bakımından
sade, basit ve uygulanması kolay bir sistem oluşturulmuştur. Bir suç
karşılığında kanunda ceza olarak sadece hapis cezası öngörülebileceği
gibi, hapis cezası adli para cezası ile seçenek olarak veya bu cezaların
her ikisi birlikte de öngörülebilir. Ayrıca, bu düzenlemeyle, “aslî ceza”
ve “fer’î ceza” ayırımı da kaldırılmıştır.
YTCK m. 53’te olduğu gibi,
daha önce fer’î ceza olarak nitelendirilen bazı cezalar YTCK’da güvenlik
tedbiri olarak kabul edilmiştir.
1. Hapis Cezaları
Hapis cezası, failin işlediği suç karşılığı olarak kanunda öngörülen
süre için hürriyetinden yoksun bırakılmasıdır. Hapis cezası, hükümlü-
nün belirli hak ve yükümlülüklere tabi olmak suretiyle cezaevlerinde
infaz edilir.
5237 sayılı YTCK’nın 46. maddesine göre hapis cezaları, ağırlaştırıl-
mış müebbet hapis cezası, müebbet hapis cezası ve süreli hapis cezası olmak
üzere üçe ayrılmaktadır. Hükümet tasarısındaki hapis cezasıyla ilgili
ayırım, maddenin kabul edilen şeklinde de korunmuştur. Ancak, dil ve
ifade bütünlüğünü sağlayabilmek için, madde metni yeniden formüle
Çolak, Haluk, Güncel Ceza Hukuku ve Yeni Türk Ceza Kanunu, Ankara 2005, s. 126.
YTCK m. 50’nin gerekçesinden.
Demirbaş, Timur, İnfaz Hukuku, özellikle “Cezaevlerinin Tarihçesi, Uluslararası
Belgelerle Karşılaştırmalı Olarak Hürriyeti Bağlayıcı Cezaların İnfazı ve Ceza İnfaz
Kurumlarının İdaresi” (İnfaz), Ankara 2003, s. 64.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
167TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
edilmiştir. Kabahatlerin tasarıdan çıkarılması nedeniyle “hafif hapis
cezası”na madde metninde yer verilmemiştir.
a. Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, hükümlünün hayatı boyunca
devam eder, kanun ve tüzükte belirtilen sıkı güvenlik rejimine göre çek-
tirilir (m. 47). Bilindiği gibi, hukuk sistemimizde ölüm cezası kaldırılmış
ve bunun yerine, sıkı güvenlik rejimine göre çektirilecek ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezası kabul edilmiştir. Bu konuda, YTCK kaldırılan
ölüm cezası yerine vahim suçlar bakımından 1994 tarihli Fransız Yeni
Ceza Kanunu’ndan esinlenerek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını
hükme bağlamıştır.
Fransız YCK’na göre bazı ağır suçların cezalarının
infazında faillerin bir güvenlik rejimine tabi tutulmaları öngörülmüş, bu
rejimin cezaların infazı kanunu veya tüzüğünde gösterilmesini hükme
bağlamıştır.
10
Yani bu yaptırımın infazı müebbet hapis cezasının infa-
zından farklı olacaktır. Bu hapis cezasının müebbet hapis cezasından
farkı infaz rejiminde kendisini gösterir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis
cezası, sıkı güvenlik rejimine göre çektirilir.
1. Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezasının Özellikleri
a) Hayat boyu (ölünceye kadar) devam eder,
b) Dava zamanaşımı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerek-
Madde gerekçesinden.
Çolak, s. 127-128.
10
Madde gerekçesinde de aynı hüküm “Sıkı güvenlik rejiminin içeriğinin neler olacağı
cezaların infazına ilişkin kanun ve tüzükte gösterilecektir” ifadesiyle vurgulanmıştır.
Ayrıca, bir cezanın ne suretle infaz edileceğinin ilgili kanun ve tüzükte düzenlenmesi
gerektiği düşüncesiyle, hükümet tasarının bu hükme karşılık gelen 60. maddesindeki,
bu cezanın infazına ilişkin hükümler metinden çıkarılmıştır. hükümet tasarının 60.
maddesi ise aşağıdaki şekilde idi:
“Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlünün hayatı boyunca devam eder
ve sıkı güvenlik rejimine göre çektirilir.
Sıkı güvenlik rejimini, Ceza ve Tedbirlerin İnfazı Hakkında Kanun ve tüzük
gösterir.
En az on yıl süre ile çekildikten sonra cezanın infazında sıkı güvenlik rejiminin
kaldırılmasına, 67. maddenin gösterdiği koşul ve usullere göre infaz hakimi tara-
fından karar verilebilir.
Koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler saklıdır”. Bkz., Türk Ceza Kanunu Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu (1/593), TBMM Dönem 22, Yasama Yılı: 2, Sıra Sayısı:
664, s. 172, 304.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
168TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
tiren suçlarda otuz yıldır (YTCK m. 66/1-a). YTCK m. 66/7’ye göre,
yurt dışında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçun
işlenmesi halinde zamanaşımı yoktur.
c) Ceza zamanaşımı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerekti-
ren suçlarda kırk yıldır (YTCK m. 68/1-a).
2. Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezasını Gerektiren Suçlar
YTCK’nın m. 76: Soykırım, m. 77: İnsanlığa karşı diğer suçlar; m.
82: Nitelikli kasten öldürme; m. 95/4: İşkence ile ölüme sebebiyet; m.
102/6: Cinsel saldırı ile ölüme sebebiyet, m.103/6: Çocukların cinsel
istismarı ölümle sonuçlanırsa, 302/1 bölücülük, 303/2 savaşta düşman
askerine komutanlık; m. 307/2-b: Askeri tesisleri tahrip devletin savaş
hazırlıklarını veya savaş kudret ve yeteneğini veya askeri hareketlerini
tehlikeye koymuş olması halinde; 307/5: Savaşta düşman askeri ile
anlaşma sonucunda, düşman askeri hareketleri fiilen kolaylaşmış veya
Türk Devleti’nin askeri hareketleri zarar görmüş ise; m. 309 Anayasa’yı
ihlal; m. 310: Cumhurbaşkanı’na suikast, m. 311: TBMM’nin görevlerini
kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs, m. 312: Hü-
kümeti ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya
tamamen engellemeye teşebbüs, m.313/2: Hükümete karşı silahlı isyanı
idare, m. 328/2-b: Siyasal veya askeri casusluk savaş sırasında işlenmiş
veya devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askeri ha-
reketlerini tehlikeye sokmuşsa, m. 330/2: Gizli kalması gereken bilgileri
açıklama savaş zamanında işlenmiş veya devletin savaş hazırlıklarını
veya savaş etkinliğini veya askeri hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya
bırakmış ise, m. 335/2: Yasaklanan bilgilerin casusluk maksadıyla te-
mini Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin yararına işlenmiş
veya devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askeri
hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakmış ise, m. 337/2: Yasaklanan
bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklama savaş zama-
nında işlenmiş veya devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini
veya askeri hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakmış ise, m. 340:
Yabancı devlet başkanına karşı suikast.
3. Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezasının İnfazı
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infaz şekli, 5275 sayılı Ceza
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
169TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 25. maddesinde
gösterilmiştir.
Söz konusu maddeye göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının
infazı rejimine ait esaslar şunlardır:
a) Hükümlü, tek kişilik odada barındırılır.
b) Hükümlüye, günde bir saat açık havaya çıkma ve spor yapma
hakkı tanınır.
c) Risk ve güvenlik gerekleri ile iyileştirme ve eğitim çalışmalarında
gösterdiği gayret ve iyi hale göre; hükümlünün, açık havaya çıkma ve
spor yapma süresi uzatılabileceği gibi kendisi ile aynı ünitede kalan
hükümlülerle temasta bulunmasına sınırlı olarak izin verilebilir.
d) Hükümlü, yaşadığı yerin olanak verdiği ve idare kurulunun
uygun göreceği bir sanat veya meslek etkinliğini yürütebilir.
e) Hükümlü, kurum idare kurulunun uygun gördüğü hâllerde ve
on beş günde bir kez olmak üzere (f) bendinde gösterilen kişilere, süresi
on dakikayı geçmemek üzere telefon edebilir.
f) Hükümlüyü; eşi, altsoy ve üstsoyu, kardeşleri ve vasisi, belirlenen
gün, saat ve koşullar içerisinde on beş günlük aralıklarla ve günde bir
saati geçmemek üzere ziyaret edebilirler.
g) Hükümlü hiçbir suretle ceza infaz kurumu dışında çalıştırılamaz
ve kendisine izin verilmez.
h) Hükümlü, kurum iç yönetmeliğinde belirtilenlerin dışında her-
hangi bir spor ve iyileştirme faaliyetine katılamaz.
ı) Hükümlünün cezasının infazına, hiçbir surette ara verilemez.
Hükümlü hakkında uygulanacak tüm sağlık tedbirleri, tıbbi tetkik ve
zorunluluklar hariç ceza infaz kurumlarında, mümkün olmadığı tak-
dirde tam teşekküllü devlet ya da üniversite hastanelerinin tek kişilik
ve yüksek güvenlikli mahkûm koğuşlarında uygulanır.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, CGTİHK’nın 9. maddesine
göre yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında infaz edilir.
Ayrıca, koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkumun infaz
kurumunda çekmesi gereken süre otuz yıldır (CGTİHK m. 107/2).
Bunun dışında, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da
örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkumiyet ha-
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
170TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
linde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olanlar,
otuz altı yılını çektikleri takdirde koşullu salıvermeden faydalanabilirler
(CGTİHK m. 107/4). Tekerrür halinde işlenen suçtan dolayı koşullu
salıvermeden faydalanabilmek için, mahkum olunan ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezasının otuz dokuz yılının çekilmesi gerekir (CGTİK
m. 108/1-a).
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ikinci kitap, dördüncü kısım,
“Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar” başlıklı dördüncü bölüm, “Anayasal
Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı beşinci bölüm,
“Milli Savunmaya Karşı Suçlar” başlıklı altıncı bölüm altında yer alan
suçlardan birinin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi dolayısıyla
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkumiyet halinde, koşullu
salıverilme hükümleri uygulanmaz (CGTİHK m. 107/16).
CGTİHK m. 93/1’e göre, yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında
bulunanlar dışındaki hükümlülere mazeret izni, özel izin veya iş arama
izni verilebileceğinden, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum
edilen kişiye, yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında bulunduğu
süre içinde söz konusu izinler verilmez.
Bunun dışında, 06.04.2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe giren “Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza
ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük”ün 47. maddesinde de,
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı ile ilgili aynı hükümlere
yer verilmiştir.
11
11
Söz konusu tüzüğün “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı” kenar başlıklı 47.
maddesinde;
“(1) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, hükümlünün hayatı boyunca devam
eder. Bu ceza, aşağıda belirtilen esaslara göre infaz edilir:
a) Hükümlü, tek kişilik odada barındırılır,
b) Hükümlüye, günde bir saat açık havaya çıkma ve spor yapma hakkı tanınır,
c) Risk ve güvenlik gerekleri ile iyileştirme ve eğitim çalışmalarında gösterdiği
gayret ve iyi hale göre; hükümlünün, açık havaya çıkma ve spor yapma süresi uza-
tılabileceği gibi kendisi ile aynı ünitede kalan hükümlülerle temasta bulunmasına
sınırlı olarak izin verilebilir,
d) Hükümlü yaşadığı yerin olanak verdiği ve idare ve gözlem kurulunun uygun
göreceği bir sanat veya meslek etkinliğini yürütebilir,
e) Hükümlü, kurum idare ve gözlem kurulunun uygun gördüğü hallerde ve on
beş günde bir kez olmak üzere (f) bendinde gösterilen kişilere, süresi on dakikayı
geçmemek üzere telefon edebilir,
f) Hükümlüyü eşi, altsoy ve üstsoyu, kardeşleri ve vasisi, belirlenen gün, saat
ve koşullar içerisinde on beş günlük aralıklarla ve günde bir saati geçmemek üzere
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
171TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
b. Müebbet Hapis Cezası
Müebbet hapis cezası, hükümlünün hayatı boyunca devam eder
(YTCK m. 48).
12
Müebbet hapis cezası, ölüm cezasının yürürlükten kaldırılmasından
beri, cezalandırmanın en ağır şeklidir.
Ülkelerden bir kısmı müebbet hapis cezaları bakımından, sadece
af imkanını tanımıştır.
Alman kanununda on beş yıl cezasını çeken hükümlüye koşullu
salıverme imkanı getirilmiştir.
Hollanda ve İsveç’te, müebbet hapis on yıldan on beş yıla kadar
infaz edildikten sonra, süreli hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüşür. Bu
halde cezanın 2/3’ünün infazından sonra hükümlü şartla salıverilir.
ABD’de müebbet hapis cezasında koşullu salıverilme hakim kararı
hariç bırakıldığı durumlarda, sadece af dengeyi sağlar.
13
1. Müebbet Hapis Cezasının Özellikleri ve İnfaz Rejimi
Müebbet hapis cezası, hükümlünün hayatı boyunca (ölünceye
ziyaret edebilirler,
g) Hükümlü hiçbir suretle kurum dışında çalıştırılamaz ve kendisine izin veril-
mez,
h) Hükümlü kurum iç yönetmeliğinde belirtilenlerin dışında herhangi bir spor
ve iyileştirme faaliyetine katılamaz,
ı) Hükümlünün cezasının infazına, hiçbir surette ara verilemez. Hükümlü hakkın-
da uygulanacak tüm sağlık tedbirleri, tıbbi tetkik ve zorunluluklar hariç kurumlarda,
mümkün olmadığı takdirde tam teşekküllü devlet ya da üniversite hastanelerinin
tek kişilik ve yüksek güvenlikli mahkum koğuşlarında uygulanır” hükmüne yer
verilmiştir.
12
Hükümet tasarısının 61. maddesinde, “Müebbet hapis cezası, hükümlünün hayatı
boyunca devam eder. Koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler saklıdır” hükmü yer
almakta idi. TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen ve kanunlaşan metne ait
gerekçede ise, “Maddeyle, müebbet hapis cezası ayrı bir ceza olarak getirilmekte
ve tanımlanmaktadır. Hapis cezasının bir infaz rejimi olan koşullu salıvermenin
ilgili kanun ve tüzükte düzenlenmesi gerektiği düşüncesiyle, tasarının bu hükme
karşılık gelen 61. maddesinin ikinci fıkrasındaki koşullu salıvermeye ilişkin hüküm
metinden çıkarılmıştır” hükmüne yer verilmiştir. Bkz., Türk Ceza Kanunu Tasarısı ve
Adalet Komisyonu Raporu (1/593), TBMM Dönem 22, Yasama Yılı: 2, Sıra Sayısı: 664,
s. 172, 304.
13
Demirbaş (İnfaz), s. 66; Çolak, s. 128-129.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
172TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
kadar) devam eder. Koşullu salıverilme için, ceza infaz kurumunda
geçirilecek süre, yirmi dört yıldır (CGTİHK m. 107/2). Ancak, suç
işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çer-
çevesinde işlenen suçtan dolayı mahkumiyet halinde, müebbet hapis
cezasına mahkum edilmiş olanların, otuz yılını ceza infaz kurumunda
çekmeleri halinde, koşullu salıverilmeden yararlanmaları mümkündür
(CGTİHK m. 107/4). Tekerrür halinde işlenen suçtan dolayı mahkum
olunan müebbet hapis cezasının otuz üç yılının, infaz kurumunda iyi
halli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanı-
labilir (CGTİHK m. 108/1-b). Görüldüğü gibi, müebbet hapis cezası
bakımından, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında olduğu gibi özel
bir infaz rejimi öngörülmemiştir. Koşullu salıverme süresi de daha az
olarak düzenlenmiştir.
Dava zaman aşımı müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yir-
mibeş yıldır (m. 66/1-b). (Kanunun ikinci kitabının dördüncü kısmında
yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis
cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi halinde dava za-
manaşımı yoktur). Ceza zaman aşımı müebbet hapis cezasını gerektiren
suçlarda otuz yıldır (m. 68/1-b).
Bunun dışında, 06.04.2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe giren “Ceza İnfaz Kurumları’nın Yönetimi ile
Ceza ve Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük”ün 48. maddesinde,
müebbet hapis cezasının infazı ile ilgili hükümlere yer verilmiştir. Söz
konusu hüküm gereğince; müebbet hapis cezası hükümlünün hayatı
boyunca devam eder ve bu ceza süreli hapis cezasına uygulanan infaz
rejimine göre infaz edilir.
2. Müebbet Hapis Cezasını Gerektiren Suçlar
YTCK’nın m. 81 Bir insanı kasten öldürme, m. 306/2 yabancı
devlet aleyhine asker toplama sonucu savaş meydana gelirse, m. 317
askeri komutanlıkların gaspı, m. 323/3 savaşta yalan haber yayma
düşmanla anlaşma neticesi işlenmişse, m. 326/2 devletin güvenliğine
ilişkin belgelerde sahtecilik savaş sırasında işlenmiş veya devletin savaş
hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askeri hareketlerini tehlikeye
koymuş ise, m. 327/2 devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme
savaş sırasında işlenmiş veya devletin savaş hazırlıklarını veya savaş
etkinliğini veya askeri hareketlerini tehlikeye koymuşsa, m. 330/1.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
173TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla
açıklama, m. 333/2 devlet sırlarından yararlanma, devlet hizmetlerinde
sadakatsizlik Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin yararına
işlenir veya devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya
askeri hareketlerini tehlikeye sokacak olursa.
c. Süreli Hapis Cezası
1. Genel Olarak
Süreli hapis cezası, kanunda aksi belirtilmeyen hallerde bir aydan
az, yirmi yıldan fazla olamayacaktır. Hükmedilen bir yıl veya daha az
süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezası olarak nitelendirilir (m. 49/1-
2). Bir yıldan fazla hapis cezaları ise uzun süreli kabul edilmelidir.
Madde metninde süreli hapis cezasının alt ve üst sınırları belirtil-
miştir. Ancak, bir suç tanımına ilişkin kanuni düzenlemede bunun aksi
kabul edilebilecektir. Buna göre, üst sınır kural olarak yirmi yıl olmakla
birlikte, bir suç tanımına ilişkin kanuni düzenlemede bu sınırın üzerine
çıkılabilmektedir. Diğer yandan, maddede hapis cezasının, kanunda
ayrıca belli edilmeyen durumlarda alt sınırının bir ay olarak kabulü
uygun görülmüştür. Hükümet tasarısının bu maddeye tekabül eden
62. maddesi hükmüne eklenen ikinci fıkrada, kısa süreli hapis cezası
tanımı yapılmıştır. Ancak, kısa süreli hapis cezasının süresinin üst
sınırı, iki yıldan bir yıla indirilmiştir.
14
Alt sınır belirtilmiş ve üst sınır
belirtilmemişse, üst sınır en fazla kararda yirmi yıl olabilir. Üst sınır
belirtilmiş ve alt sınır belirtilmemişse bu durumda mahkeme bir ayın
altında ceza veremez.
15
Mülga 765 sayılı TCK’da hapis cezaları ağır hapis, hapis ve hafif
hapis cezası olarak düzenlenmiştir. Ağır hapis cezası müebbet ve mu-
vakkat olarak ikiye ayrılmış, muvakkat ağır hapis cezası bir yıldan yirmi
dört yıla, hapis cezası yedi günden yirmi yıla ve hafif hapis cezası ise
bir günden iki yıla kadar kabul edilmiştir. Mülga 647 sayılı kanunda ise
bir yıldan fazla olan cezalar muvakkat uzun süreli, bir yıldan az cezalar
14
Madde gerekçesinden. Ayrıca, maddeye tekabül eden Hükümet tasarısının 62.
maddesinde “Hapis cezası, kanunda aksi belirtilmeyen hallerde bir aydan yirmi
yıla kadardır” hükmüne yer verilmiştir. Bkz., Türk Ceza Kanunu Tasarısı ve Adalet
Komisyonu Raporu (1/593), TBMM Dönem 22, Yasama Yılı: 2, Sıra Sayısı: 664, s. 172,
304.
15
Özbek, s. 487.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
174TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
ise kısa süreli hürriyeti bağlayıcı ceza olarak düzenlenmişti.
Bu hükümler dışında, 06.04.2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Ceza İnfaz Kurumları’nın
Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük”ün
49. maddesinde, süreli hapis cezasının infazı ile ilgili hükümlere yer
verilmiştir.
16
2. Kısa Süreli Hapis Cezası
Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası kısa süreli hapis
cezası olarak nitelendirilir (YTCK m. 49/2). Bu tanım, Mülga 647 sayılı
kanununun 3. maddesinde yer alan tanımla aynı mahiyeti taşımaktadır.
Kısa süreli hapis cezasının önemi ve özelliği, hapis cezasının kısa süreli
olması durumunda bu cezanın para cezasına ve bazı başka yaptırımlara
çevrilebilme olanağının varlığıdır. Kısa süreli hapis cezasına seçenek
yaptırımlar 50. maddede düzenlenmiştir. Cezanın kısa süreli olup
olmadığını belirlemek bakımından yargılama sonunda hükmedilen
somut ceza esas alınır. Birden çok cezaya hükümlülük halinde hapis
cezasının kısa süreli olup olmadığının belirlenmesinde her bir cezanın
süresi ayrı ayrı dikkate alınır.
17
YTCK’da kısa süreli hapis cezaları varlığını sürdürdüğünden, bir
yıldan fazla hapis cezalarının da uzun süreli kabul edilmesi gerekir.
Gerçekten de, YTCK’nın eski düzenlemeleri ortadan kaldırdığını ve
fakat sadece kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaya aynı tanımlamayı
getirerek, kısa süreli hapis cezası şeklinde yeniden düzenlediğini gör-
mekteyiz. Bununla beraber, YTCK m. 50/4’e göre “taksirli suçlardan
dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların
varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adli para cezasına çevrilebilir”
16
Söz konusu tüzüğün “Süreli hapis cezası” kenar başlıklı 49. maddesinde;
“(1) Süreli hapis cezası, kanunlarda aksi belirtilmeyen hallerde bir aydan az, yirmi
yıldan fazla olamaz.
(2) Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis ceza-
sıdır.
(3) Süreli hapis cezası, tüzükte belirtilen infaz rejimine göre yerine getirilir.”
hükmüne yer verilmiştir.
17
Öztürk/Erdem, s. 269; Özbek, s. 487. Bazı Yargıtay içtihatları da bu yöndedir. Bkz.,
Y. 4. CD. 03.11.1987 T., E: 7174-K: 8989 (YKD Mart 1988, s. 424); Y. 4. CD. 02.03.1988
T., E: 1344-K: 1683 (YKD Ekim 1989, s. 1489).
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
175TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
şeklindeki düzenlemeden kısa süreli-uzun süreli hapis cezası ayrımının
örtülü bir şekilde devam ettiği de söylenebilir.
18
a. Tarihi Gelişim ve Karşılaştırmalı Hukuk
Bir hürriyeti bağlayıcı cezanın ne zaman kısa süreli sayılacağı konu-
sunda verilen ölçüler, daha çok şekli olarak görülmektedir. Gerçekten
“kesinleştiği tarihten itibaren suçlunun eğitimi ve iyileştirilmesi bakımından
makul imkanı vermeyecek süredeki hürriyeti bağlayıcı cezaları, kısa süreli
saymak” uygun olacaktır. Böylece daha ziyade sübjektif ve psikolojik
bir ölçüden yana olmak zorunluluğu vardır.
19
Öte yandan, günümüzde
tüm suçluların cezaevine konulmasının sakıncaları da ortadadır. Bazı
suçlular yönünden cezaevi tek seçenek olmakla beraber, diğerleri için de
farklı alternatiflerin mümkün olması gerekir. Birçok hukuk sisteminde
bulunan erteleme, koşullu salıverme, özel infaz rejimleri gibi kurumlar
yararlı olmakla beraber, bunların yeterli olmadığı görülmektedir. Bu
nedenle, hapis cezası yerine uygulanabilecek bazı seçenekler geliştirilmiş
ve uygulamaya konulmuştur.
20
Bu kapsamda, kısa süreli hapis cezaları, son yüzyıl içinde reform
tartışmalarının odak noktası haline gelmiş; ancak bu güne kadar bir
cezanın ne zaman kısa süreli sayılacağı konusunda ortak bir görüşe ula-
şılamamıştır. Kısa süreli hapis cezalarına karşı en şiddetli muhalif olan
von Lizst altı haftalık bir süreden söz etmiştir. Alman Ceza Hukuku’nda
yapılan değişikliklerde üç ay sınırı göze çarpmaktadır. 1969 Reform
Kanunu, açıkça altı aydan daha az süreli hapis cezalarının kısa süreli
olduğunu kabul etmiştir. Öğretide, kısa süre hapis cezasının fonksi-
yonunu göz önünde bulundurmak suretiyle bir tanıma ulaşılabileceği
yönünde görüşlere de rastlanmaktadır.
Örneğin Jüttinger’e göre, infazın devam ettiği süre içinde hükümlü
üzerinde derin etki bırakmaya elverişli olmayan hapis cezaları kısa süre-
lidir. Hemen belirtmek gerekirse, bu yolla sorunu çözmek de mümkün
gözükmemektedir; çünkü bunun hangi süre içerisinde böyle olduğunu
tespit etmek olanaksızdır. Örneğin Jescheck, hükümlü üzerinde hapis
18
Özbek, s. 487.
19
Dönmezer, Sulhi/Erman, Sahir, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Genel Kısım, Cilt. II,
İstanbul 1997, s. 647.
20
Sokullu/Akıncı Füsun, Hürriyeti Bağlayıcı Cezalar ve Alternatif Ceza Yaptırımları,
Yeni Türkiye, Yargı Reformu Özel Sayısı, Temmuz/Ağustos 1996, Yıl. 2, S. 10, s. 688.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
176TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
cezasının etki gösterebileceği süreyi üç ay olarak düşünmektedir.
21
Bugünkü durumda genel olarak altı aydan daha az süreli hapis ce-
zaları, kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı ceza olarak kabul görmektedir.
Kısa süreli hapis cezalarının infaz edilmesi için aranan bir başka
koşulda, Alman CK § 56’dan çıkmaktadır. Çünkü söz konusu hükme
göre, mahkeme, tek başına mahkumiyet kararının hükümlü üzerinde
uyarıcı bir etki meydana getireceği ve onun ileride yeniden suç işle-
meyeceği varsayımına dayanarak, mahkemeye hükmedilen kısa süreli
hapis cezasını erteleme olanağı tanınmaktadır. Altı aydan daha kısa
süreli hapis cezaları mutlaka ertelenmelidir, eğer ki, mahkemenin,
hükümlünün ileride yeniden suç işleyeceğine dayanak yapacağı çok
ciddi nedenler bulunsun.
22
Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar, uluslararası ceza hukuku
kongrelerinde de tartışılmıştır. 1950 La Haye 12. Uluslararası Ceza
Hukuku Kongresi’nde, üç aya kadar süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar,
kısa süreli olarak kabul edilmişken; 1960 Londra Suçların Önlenmesi
ve Suçlulara Uygulanacak Muamele Hakkında Birleşmiş Milletler
Kongresi’nde ise altı ay üst sınır olarak kabul edilmiştir.
23
Birçok Avrupa ülkesinde, hükümlü sayısı, uzun süreli hapis cezaları
ile mahkum olanlar grubunun artmasının sonucu olarak yükselmiştir.
Uzun süreli ceza olarak, milli geleneklere göre farklılıklar olmakta,
iki, üç ve genellikle beş yıldan fazla hapis cezaları kabul edilmektedir.
Avrupa Konseyi, 76(2) sayılı tavsiye kararında, beş yıldan fazla hapis
cezalarını, uzun süreli ceza infazı olarak kabul etmiştir. Uzun süreli
hapis cezasına eğilim, katı ceza hesaplaması uygulamalarının, ölüm
cezalarının Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde kaldırılmasının (ömür
boyu hapis cezasına mahkum olanların artması sonucuyla) ve şartla
salıverilmenin sınırlanmasının zorunlu sonucu olabilir. Kısa süreli
hapis cezası, “suç politikası” tartışmasında farklı değerlendirilmektedir.
Avrupa ülkelerinden bir kısmı (İsviçre, Hollanda ve İskandinav Devlet-
leri) kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezayı, yaptırım sisteminin merkez
21
Erdem, Mustafa Ruhan, Kısa Süreli Özgürlüğü Bağlayıcı Cezaların İnfazı ve Yeni
Seçenekler, İnfaz Hukuku’nun Sorunları Sempozyumu, 24-25.11.2000, Başkent Üni-
versitesi Yayını, Ankara 2001, s. 195.
22
Erdem, s. 195.
23
Erdem, s. 195; Öztürk/Erdem, s. 268-269; Demirbaş (İnfaz), s. 65.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
177TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
ve vazgeçilmez kısmı olarak görürlerken, Almanya’da geçmişte daima
kaldırılması istenmiştir. Alman CK m. 38/2 de alt sınır bir aya çıkartıl-
mış ve Alman CK m. 47’nin “son çare koşulu” vasıtasıyla altı aydan az
hürriyeti bağlayıcı cezaya sadece istisnai hallerde hükmedilebilmesi
kabul edilmiştir.
24
1960’lı yıllardan bu yana kısa süreli hapis cezalarının infazında da,
bugüne kadar ki ıslah yöntemlerine aykırı yeni infaz biçimleri ortaya
çıkmıştır. Bu kapsamda, bir yandan kısa süreli hapis cezaları yerine
alternatif başka yaptırımlara başvurulurken, diğer taraftan bu cezanın
infaz edilmesi gereken hallerde de özel infaz rejimlerine yer verilmek-
tedir. Örneğin, Fransa’da hükümlü belirli bir işte çalışmak veya bir
kursa devam etmek ya da tedavi olmak için salıverilmekte ve böylece
yaşantısını düzenleme olanağı da kendisine tanınmaktadır.
25
İtalya’da kısa süreli hapis cezalarının infazı açısından özel infaz
rejimleri öngörülmüş ve bu bağlamda 1975 tarihli bir kanunla, kısa
süreli hapis cezalarının bir infaz biçimi olarak “konutta hapis” cezasına
yer verilmiştir. Buna göre, üç yılı aşmayan hapis cezasına hükümlü
olanlar, bu cezalarını, kendi konutunda, konut niteliği taşıyan ikamete
uygun özel bir yerde veya tedavi veya yardım amacıyla oluşturulmuş
kamusal bir yerde çekebilmektedir. Ancak bu olanak, bütün hükümlüler
yönünden kabul edilmemiş, bu tür bir infazdan yararlanabilecek hü-
kümlüler sınırlandırılmıştır. Buna göre hamile veya emzikli veya kendisi
ile birlikte yaşayan beş yaşından küçük çocuğu olan anne; sağlığı ağır
biçimde bozuk olup, ülkedeki bir sağlık kuruluşuyla sürekli olarak temas
halinde bulunması gereken kişi; altmış yaşın üzerinde olup, kısmen de
olsa bedensel bakımdan özürlü olanlar; yirmi bir yaşından küçük olup
da, sağlık, okul, iş ve aile gereksinimlerinin bulunduğu kanıtlanmış ki-
şiler, konutta hapis olanağından yararlanabilmektedir. Konutta hapsin
koşullarını gözetim mahkemesi belirler. Konutta infaz koşulları ortadan
kalkmışsa veya hükümlünün davranışı, yasaya veya uyulması istenen
yükümlülüklere aykırılık gösteriyorsa, konutta infaza son verilir ve
cezanın kalan kısmı “normal” infaz kurallarına göre çektirilir.
26
Amerika Birleşik Devletleri’nde 1980’li yıllardan bu yana konutta
infaz uygulanmakta ve işe gitme dışında hükümlünün konuttan dışarı
24
Demirbaş (İnfaz), s. 64–65.
25
Erdem, s. 196; Öztürk/Erdem, s. 269-270.
26
Erdem, s. 196; Öztürk/Erdem, s. 270.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
178TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
çıkmasına izin verilmemekte ve bu infaz rejiminin uygulanması bakı-
mından, telefon robotu, kilitli bilezik gibi, değişik elektronik izleme
yöntemleri de kullanılmaktadır. Konutta infazın uygun olmadığı du-
rumlarda ABD’de başvurulan diğer bir yöntem de, hükümlünün kamu-
ya ait bir yerde zorunlu olarak tutulmasıdır. Bu infaz uygulamasında,
hükümlüye çalışma ve masraflarını karşılama olanağı sağlanmakta ve
böylece hükümlü suç işlemesine neden olan çevreden uzaklaştırılarak,
onun toplumla yeniden ilişki kurması kolaylaştırılmaktadır.
27
Mülga 647 sayılı CİK’de, kısa süreli hapis cezasının para cezasına veya
aynı kanunun 4. maddesinde belirtilen yaptırımlardan herhangi birisine
dönüştürülmemesi durumunda, hapis cezasının infazı yönünden özel
infaz rejimlerinin uygulanabilmesine olanak tanınmıştır (Mülga CİK m.
8). Bunlardan ilki, cezanın hükümlünün oturduğu yerde çektirilmesidir.
Hükümlülük süresi otuz günü geçmeyen ve altmış yaşını doldurmuş veya
sağlık durumu cezaevinde bulunmasını engelleyecek derecede bozuk
hükümlülerin mahkum edildikleri özgürlüğü bağlayıcı cezayı oturdukları
yerde çekmeleri yoluna gidilebilmekte idi. Bundan başka, hafta sonu infaz
olarak nitelendirilen ikinci özel infaz şeklinde ise, hükümlülük süresi otuz
günü geçmeyen hükümlülerin hafta sonu cezalarının infazına karar veri-
lebilmekte idi. Hükümlülük süresi üç ayı geçmeyen hükümlüler açısından
ise, cezanın geceleri infazına olanak sağlayan bir düzenleme de, Mülga
CİK’de yer almıştır. Burada belirtmek gerekirse, Mülga 647 sayılı kanunun
yürürlükte olduğu dönemde özel infaz rejimlerinin uygulanabilmesinin
oldukça ağır bazı koşullara bağlanmasının, bu infaz rejimlerinin kısa süreli
hapis cezalarının sakıncalarını ortadan kaldırmak için yeterli olmadığı
söylenebilir. Kaldı ki, özel infaz rejiminin uygulanmasını gerektiren bir
ağırlığa ulaşan cezalar açısından, para cezasına çevirme veya hükmedilen
kısa süreli hapis cezasını erteleme olanağı bulunduğu için genellikle bu
tür rejimlerin uygulanması yoluna gidilmediği görülmüştür. Özellikle
hükümlünün oturduğu yerde cezanın infaz edilebilmesi için, gerekli
koşullar ve bunun denetiminin nasıl yapılacağı kanunda öngörülmediği
için hakimler bu tür infaz rejimlerinin uygulanmasına oldukça tereddütlü
yaklaşmışlardır. Söz konusu infaz rejimlerinin uygulanmamasının diğer
önemli bir nedeninin de, cezanın genel önleme etkisinin bu yolla ortadan
kalkacağına yönelik yaygın inanış olduğu ileri sürülmüştür.
28
27
Erdem, s. 196-197; Öztürk/Erdem, s. 270.
28
Erdem, s. 197; Öztürk/Erdem, s. 271.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
179TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
5275 sayılı CGTİHK m.110’da cezanın özel infaz usulleri düzen-
lenmiştir. Buna göre; konutta infaz, hafta sonu infaz ve geceleri infaz
şeklinde özel infaz usullerine kanunda yer verilmiştir.
d. Kısa Süreli Hapis Cezalarının Sakıncaları
Kısa süreli hapis cezalarının kısalığı nedeniyle hükümlünün;
- iyileştirilmesine yeterli gelmediği,
- ailesi, işi ve çevresiyle olan ilişkilerini gereksiz biçimde bozdu-
ğu,
- maddi ve manevi yönden zayıf bir konuma veya benzeri güçlükler
içerisine sürüklediği, kısa süre için ceza infaz kurumuna giren hüküm-
lünün, kurumda profesyonel suçlularla tanışarak, kısa süre içerisinde
mükerrer suçlu olarak yeniden kuruma geri dönebildiği,
- ayrıca, devlete gereksiz yere mali yükümlülükler yüklediğinden,
diğer hükümlülerin de uygun bir infaz rejiminden yararlandırılmalarını
engellediği, gerekçeleri ile eleştirilmiştir.
29
Kısa süreli hapis cezalarının lehinde olarak, kısa süreli de olsa
özgürlüğünü yitireceği düşüncesinin, hükümlü üzerinde korkutucu
etki meydana getireceğine ve ödetici niteliğe sahip olduğuna işaret
edilmiştir.
30
Kısa süreli hapis cezalarının korkutucu etkisi elbette inkar
edilemez. Ancak, ceza infaz kurumunda hükümlülerin iyileştirilmesi-
ne yönelik olarak uygulanan programların, uzunca bir süreyi gerekli
kıldığı açıktır. Oysa kısa süreli hapis cezasına mahkum edilen kişinin
iyileştirilip, yeniden topluma kazandırılması için belirli bir infaz rejimi-
nin uygulanması, süre yönünden olanaksız olduğu ileri sürülmüştür.
Almanya’da kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı cezalara yönelik en şiddetli
muhalefet Von Lizst tarafından yürütülmüştür.
31
29
Dönmezer/Erman, C. II, s. 646-647; Özbek, s. 493; Erdem, s. 195-196; Öztürk/Erdem,
s. 269; Sokullu/Akıncı, s. 680; Ayrıca bkz., Soyaslan, Doğan, Ceza Hukuku Genel Hü-
kümler, 3. Baskı, Ankara, 2005, s. 560.
30
Özbek, s. 493; Erdem, s. 196; Öztürk/Erdem, s. 269; Dönmezer/Erman, C. II, s. 648-
649.
31
Erdem, s. 196; Öztürk/Erdem, s. 269.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
180TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
d. Kısa Süreli Hapis Cezalarına Seçenek Yaptırımlar
1. Genel Olarak
Suç işleyen kişi hakkında hükmolunan cezanın infazıyla hedefle-
nen yegane amaç, kişiye gerçekleştirdiği haksızlık dolayısıyla etkin bir
uyarıda bulunmak ve etkin pişmanlık duymasını sağlamaktır. Cezanın
infazıyla mahkum gelecekte sosyal sorumluluğa sahip ve suçtan uzak
bir yaşantı sürmeye yatkın bir konuma getirilmelidir. Ancak, bu amaç,
bazı suçlular yönünden, sadece bir cezaya mahkum olunmakla ve hatta
kişi ile ilgili olarak bir ceza yargılaması başlatılmakla da gerçekleştirilmiş
olabilir.
32
Cezanın özel önleme amacı yönünden, hürriyeti bağlayıcı ceza
olarak hapis cezasının etkinliği daima tereddütle karşılanmış ve hüküm-
lülerin uslandırılmasının, eğitiminin ve iyileştirilmesinin sağlanması
için gerekli tedbirlerin alınması bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır.
Özgürlükten yoksunluğun bu amaçların gerçekleşmesi açısından her
zaman elverişli olmadığı kabul edilmektedir.
Koşulları ne kadar iyi olursa olsun, cezaevindeki infazın tabi oldu-
ğu özel sosyolojik ve psikolojik kurallar, hükümlülerin iyileştirilmesini
bazen güçleştirdiği için, hapis cezalarının zararlı etkileri sadece infaz
kurumlarının koşullarının iyileştirilmesiyle engellenemez. Bu cezaların
yerine getirilmesinin belirtilen amaç doğrultusunda sınırlandırılması,
bir gereklilik olarak ortaya çıkmıştır. Kişinin sadece belli bir cezaya
mahkum olmasıyla, cezanın uyarı fonksiyonunun gerçekleşmesi ve
failin bu suçtan dolayı etkin pişmanlık duyması halinde, artık cezaevi
ortamına alınması yoluna gidilmesi, cezanın amacının kişiyi belli yok-
sunluklara maruz bırakmak, kişinin acı ve ızdırap çekmesini sağlamak
olduğu şeklindeki eski anlayışın mevcudiyetini sürdürmesi anlamına
gelecektir. Bu kişilerin cezaevi ortamına girmeden de toplum düzenine
uyum göstermeleri sağlanabilir.
33
Kısa süreli hapis cezası yerine seçenek yaptırımlardan birine hük-
medilmesi, cezanın bireyselleştirilmesi araçlarındandır.
34
Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar YTCK’nın 50. madde-
sinde düzenlenmiştir. Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal
32
Özgenç, İzzet, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi, Genel Hükümler, 3. Bası, Ankara 2006, s.
597.
33
Özgenç, s. 597-598.
34
Özgenç, s. 637.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
181TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve
suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
a. Adli para cezasına,
b. Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan
önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine,
c. En az iki yıl süreyle bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak
amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna
devam etmeye,
d. Mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle,
belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklan-
maya,
e. Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya
gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç
işlenmiş olması durumunda; mahkum olunan cezanın yarısından bir
katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına,
belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya,
f. Mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve
gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya, çevri-
lebilir.
35
Belli bir süreyle hapis cezasına mahkum olmak, cezanın uyarı
fonksiyonunu ve kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlayabilir. Kişi,
gördüğü eğitim, yaşadığı sosyal çevre, psişik ve ahlaki eğilimleri iti-
barıyla tesadüfi suçlu özelliği taşıyabilir. Bu kişilerin mahkum olduk-
ları cezanın infaz kurumunda çektirilmesi toplum barışı açısından bir
35
Bu maddenin karşılığını oluşturan hükümet tasarısının “Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı
cezaların seçenekleri” kenar başlıklı 64/1 maddesinde;
“Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar, suçlunun kişiliğine, diğer hallerine ve
suçun işlenmesindeki özelliklere göre mahkemece;
1) Kabahatlerde beher gün karşılığı on milyon liradan yirmi milyon liraya kadar ha-
fif, cürümlerde yirmi milyon liradan kırk milyon liraya kadar ağır para cezasına,
2) Aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmine,
3) İki yılı geçmemek koşuluyla bir eğitim veya ıslah kurumuna devam etmeye,
4) İki yılı geçmemek koşuluyla belirli bir yere gitmekten, bazı etkinlikleri, meslek
veya sanatları yapmaktan yasaklanmaya,
5) Her tür ehliyet ve ruhsat belgelerinin iki aydan iki yıla kadar geri alınmasına,
6) Bir yılı geçmemek ve rızası bulunmak koşuluyla failin kamuya yararlı bir işte
çalıştırılmasına, çevrilebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
182TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
zorunluluk göstermeyebilir. Ayrıca, kısa süreli hapis cezalarının infaz
kurumunda çektirilmesinin doğurduğu sakıncalar nedeniyle, kısa süreli
hapis cezasına mahkum olan kişinin infaz kurumuna girmesini önleye-
cek seçenek yaptırımlara hükmedilmesi gerekebilir. Hakkında seçenek
yaptırımlardan birine hükmedilen kişinin bu yaptırımın gereklerine
uygun hareket etmesi durumunda, bu ceza infaz edilmeyecek ve kişi
açısından bu cezaya mahkumiyete bağlı hukuki sonuçlar doğmayacak-
tır. YTCK m. 50’ye karşılık gelen hükümet tasarısının 64. maddesinde
benimsenen seçenek yaptırımlar esas itibarıyla korunmakla birlikte,
bunlara yeni bazı seçenekler eklenmiş ve bunun yanında söz konusu
yaptırımların etkin biçimde uygulanmasına yönelik ilave düzenleme-
lerde bulunulmuştur. Nitekim kamunun uğradığı zararın giderilmesi,
özellikle bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, barınma
imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etme gibi yeni seçenek
yaptırımlara yer verilmiştir.
36
2. Karşılaştırmalı Hukuk
1960 Londra ve 1965 Stockholm Birleşmiş Milletler Kongreleri’nde
kısa süreli hapis cezalarından tamamen vazgeçilmesi önerilmiştir.
Burada belirtmek gerekirse, uzun süreden beri Alman Ceza Hukuku
öğretisinde kısa süreli hapis cezaları için yeni seçenekler önerilmiş ve
bu kapsamda özellikle 1962 tarihli Alternatif Ceza Kanunu tasarısında
hapis cezalarının altı aydan başlaması öngörülmüş ise de, bu önerinin,
özellikle cezanın genel önleme amacı açısından ortaya çıkaracağı so-
runlar üzerinde yeteri kadar durulmamıştır. Bu da gösteriyor ki, kısa
süreli hapis cezaları, daha uzun bir süre reform tartışmalarının odak
noktasını oluşturmaya devam edecektir. Kısa süreli hapis cezalarının
tamamen ortadan kaldırılması, cezanın genel önleme amacı bakımından
uygun gözükmemektedir.
37
Bundan dolayı istisnai olarak da olsa, bu cezaların muhafaza edil-
mesinde zorunluluk bulunmaktadır.
38
36
YTCK 50. maddesinin gerekçesinden.
37
Öztürk/Erdem, s. 272; Erdem, s. 201.
38
Bununla birlikte Alman Ceza Kanunu § 38, özgürlüğü bağlayıcı cezaların alt sınırını
bir aydan başlatmış ve bir aydan daha az süreli özgürlüğü bağlayıcı ceza yerine para
cezası uygulanacağını belirtmiştir. Bizim sistemimiz yönünden de YTCK m. 50 aynı
eğilimi yansıtmaktadır. Bkz., Öztürk/Erdem, s. 272-273; Erdem, s. 201.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
183TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
1960’lı yılların sonlarına doğru, hapis cezalarının çektirilmesi ve
bunların infazından elde edilen sonuçlar bakımından suç politikasının
“kriz içine” girdiği görülmektedir. Bunun en önemli nedenleri, sanayi-
leşmiş batılı ülkelerde ve gelişmekte olan ülkelerde olağanüstü artan
suçluluğun tehdit edici boyutlara ulaşması ve tekerrür oranının gide-
rek artış göstermesidir. Suçluluk oranındaki artış, birçok ülkede yargı
organlarının iş yükünün giderek artması sonucuna yol açmıştır. Ceza
yaptırımının etkisiz kaldığı uluslararası terörizm ve organize suçluluk
gibi yeni suçluluk biçimleriyle karşılaşılmıştır. Suç politikasının içine
düştüğü bu krizin bir sonucu olarak o güne kadar hapis cezalarının ve
bunların infazının yeniden topluma kazandırıcı gücüne güvenen birçok
ülkede söz konusu cezalar ve bunların infazı bakımından yeni seçenek
arayışları görülmüştür. Kısa süreli hapis cezalarına seçenek olarak,
erteleme, para cezası, çalışma cezası ve özgürlüğü sınırlayıcı başkaca
yaptırımlar gündeme gelmiştir.
39
Hapis cezaları, bu bakımından ultima ratio (son çare) olarak göze
çarpmakta, birinci derecede bir yaptırım olarak yalnızca önemli suçlar-
da, tekerrürde ve tehlikeli şiddet suçluluğunda gündeme gelmektedir.
Bununla birlikte gerek genel ve gerek özel önleme düşüncesiyle, hapis
cezalarından tamamen vazgeçilmesi söz konusu değildir. Hollanda
ve İsveç’te olduğu gibi, şayet genel önleme açısından kaçınılmaz ise,
olumsuz etkilerini sınırlı bir çerçevede tutmak için hapis cezalarına
olabildiğince kısa süreli olarak hükmedilebilmektedir. Kısa süreli hapis
cezalarının zararlı sonuçlarını göz ününde tutan kanun koyucular, diğer
seçenek yaptırımların kısa süreli hapis cezasına göre öncelikli olacağına
ilişkin biçimsel koşullar getirmektedir. Örneğin, Alman Ceza Kanunu §
47 I’e göre, mahkeme; bir aydan fazla ve altı aydan az kısa süreli hapis
cezasına, fail üzerinde etkide bulunmak veya hukuk düzenini savun-
mak bakımından bu cezaya mahkumiyeti zorunlu kılan fiile veya failin
kişiliğine ilişkin özel durumlar varsa, özel nitelikleri kıldığı takdirde
hükmedebilmektedir. Bu koşullar bulunmadığı takdirde hapis cezası-
na değil, para cezasına hükmetme olanağı söz konusudur (Alman CK
47 II). Avusturya Ceza Kanunu § 37’de, beş yıla kadar hapis cezasını
gerektiren suçlar için para cezaları lehine biçimsel bir öncelik koşulu
öngörülmektedir. Buna göre, suçun beş yıldan daha fazla hapis cezasını
gerektirmemesi durumunda, altı aya kadar (altı ay dahil) hapis ceza-
39
Erdem, s. 197-198; Öztürk/Erdem, s. 273.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
184TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
sına, ancak genel veya özel önleme nedenleri bunu zorunlu kılıyorsa,
hükmedilebilmektedir. Benzer yöndeki düzenlemeler, Portekiz CK m.
43 ve Polonya CK § 54 I’de de göze çarpmaktadır. Kısa süreli hapis ceza-
larını sınırlandırma amacını güden bir suç politikası anlayışı, Hollanda,
İngiltere ve ABD’de bulunmaktadır.
40
Denetim altında erteleme adı verilen denetimli serbestlikte ise, mah-
kum, bazı yükümleri yerine getirmeye mecbur tutulmaktadır; örneğin,
belirli bir yerde ikamet etmek (veya ikamet etmemek), kendisini alkol
tedavisine tabi tutturmak, bir eğitimi izlemek veya mağdura verilen
zararı gidermek gibi.
41
İngiltere, ABD ve özellikle Kanada’da yürürlükte
bulunan kontrol altında serbestlikte (Probation), mahkum kesin bir ta-
kım yükümlülüklere tabi tutulmaktadır. Bu yükümlerin mutlaka kesin
bir kanun tarafından gösterilmesi şart değildir. Ancak bu yükümler,
hapis cezasıyla birleştirilmemiştir; ancak onların ihlali halinde, hapis
cezasının infazı söz konusu olacaktır.
42
ABD’de de önemsiz ve basit suçlarda probasyon ve ertelemenin
değişik biçimleri, hapis cezalarına göre önemli bir ağırlığa sahiptir. Bu
tür suçlarda hapis cezasına mahkumiyet son derece seyrektir.
43
İngiltere’de kısa süreli hapis cezalarının azaltılması, bu yüzyılın
başlarından bu yana yürütülen suç politikasının temel amacıdır. Mah-
kumiyetler içerisinde hapis cezalarının payı dikkate değer biçimde
düşüktür.
44
Yasama organı, sıkı öncelik koşulu öngörmek suretiyle
yaptırımların seçiminde mahkemeler tarafından hapis cezasının en son
başvurulabilecek yaptırım olmasını amaçlamıştır. Buna göre ilk defa
suç işleyen yetişkinler için hapis cezasına, ancak diğer cezalar elverişli
görünmüyorsa hükmedilebilmektedir. Bunun sonucu olarak da, hapis
cezalarının yerine diğer seçenekler ön plana çıkmaktadır.
45
İngiltere’de,
en az on altı yaşında olan her suçlu, kabul ederse, altı aydan üç yıl kadar
denetimli serbestliğe mahkum edilebilir.
46
40
Öztürk/Erdem, s. 273-274; Erdem, s. 197-198.
41
Pradel Jean, Çağdaş Sistemlerde Karşılaştırmalı Ceza Usulü, İSİSC Kolokyumlarının Sentez
Raporu, Çeviren; Sulhi Dönmezer, 1. Baskı, İstanbul 2000, s. 133.
42
Pradel, s. 134.
43
Öztürk/Erdem, s. 274; Erdem, s. 199.
44
Bu oran %6’dır. Bkz., Erdem, s. 198.
45
Erdem, s. 198-199; Öztürk/Erdem, s. 274.
46
Pradel, s. 134.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
185TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
İtalya’da 1981 tarihli Reform Kanunu, kısa süreli hapis cezaları için
üç adet seçenek yaptırım öngörmüş, ancak bunun için öncelik koşulu
getirmemiş, söz konusu seçeneklere başvurulmasını hakimin takdirine
bırakmıştır. Altı aya kadar özgürlüğe bağlayıcı ceza yerine hakim “yarı
özgürlük” (semidetenzione) cezasına hükmedebilir. “Yarı özgürlük”ten
anlaşılması gereken, hükümlünün her gün en az on saati infaz kuru-
munda geçirmek zorunda olması, fakat işine ve eğitimine de devam
edebilmesidir. Üç aya kadar hapis cezası yerine denetimli özgürlüğe de
hükmedilebilir. Bunun sonucu, hükümlünün izin almaksızın oturduğu
yeri terk edememesi ve günde en az bir kez polise bildirimde bulunmak
zorunda olmasıdır.
47
İtalya’da 1981 tarihli bir kanuna göre, hakim, altı aya kadar ha-
pis cezası yerine yarı özgürlük (semidetenzione), üç aya kadar hapis
cezası yerine denetimli özgürlük (liberta controllata) ve bir aya kadar
hapis cezası yerine para cezasına hükmedilmektedir. Bununla birlikte
seçenek yaptırımlar lehine hakimi bağlayan bir öncelik koşulu mevcut
olmayıp, bunların uygulanması, daha çok hakimin serbest takdirine
bırakılmıştır. İtalya’da, Anayasa Mahkeme’si 1979 tarihli bir kararı
ile ödeme gücü olmayan hükümlülere karşı para cezası yerine hapis
cezasına hükmedilmesine olanak sağlayan düzenlemeyi Anayasa’ya
aykırı bulmuş ve ödenmeyen para cezasının yerine geçen hapis cezası
yerine başka yaptırımların öngörülmesi gerektiğine işaret etmiştir. İşte
bunun sonucu olarak 1981 tarihli kanun, para cezasının ödenmemesi
durumunda denetimli özgürlük yoluyla hükümlünün talebi üzerine
cezanın çalışma cezasına (lavoro sostitutivo) dönüştürülmesine olanak
sağlamıştır.
48
Buna karşılık İsviçre’de hapis cezaları daha yaygındır. Bunun ne-
deni bu cezayı sınırlandırmak konusunda yasa koyucunun bir tedbir
almamış olmasıdır. Buna rağmen uygulamada kısa süreli hapis cezaları
yine de istisna teşkil etmektedir.
49
1975 tarihli Reform Kanunu hapis cezalarına seçenekler öngörülmüş
olmasına rağmen Fransa’da kısa süreli hapis cezaları önemli bir ağırlığa
sahiptir. Bunun nedeni söz konusu kanunun öngörmüş olduğu seçe-
47
Erdem, s. 199; Öztürk/Erdem, s. 274.
48
Öztürk/Erdem, s. 275-276; Erdem, s. 199.
49
Erdem, s. 199; Öztürk/Erdem, s. 274.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
186TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
neklerin uygulamada fazla rağbet görmemesidir. Bu kanunda altı aya
kadar hapis cezalarının infazı için yarı özgürlüğe karar verme olanağı
mevcuttur. Buna göre, hükümlü, gündüz işine veya eğitimine devam
edebilir; fakat boş zamanlarını ve hafta sonlarını infaz kurumunda ge-
çirir. Bu kanun çıkmadan önce Fransa’da hapis cezalarına tek seçenek,
para cezası ve ertelemeydi. 1975 Reform Kanunu, hapis veya para cezası
yerine başvurulabilecek bir temel ceza olarak ek ceza veya güvenlik
tedbiri olarak başvurulan bazı yatırımlara hükmetme olanağı vermiştir.
Bunlar; belirli bir mesleğin icrasının yasaklanması, sürücü belgesinin
geri alınması, araç kullanma yasağı, silah taşıma yasağı, araçların mü-
sadere edilmesi ve av izninin geri alınmasıdır. Ne var ki, mahkemeler
çoğu zaman bu olanakları kullanmamıştır. Bundan başka 1983 tarihli
bir kanunla bu konuda yeni bir adım atılmış ve kırk saatten iki yüz kırk
saate kadar hapis cezası yerine hükümlünün kamu yararına ücretsiz
olarak çalıştırılmasına yer verilmiştir Fransa’da 1983 tarihli kanun, hapis
cezasına seçenek olarak herhangi bir öncelik koşuluna yer vermeden
gün para cezası öngörmüştür.
50
Hapis cezaları yerine uygulanan yaptırımların klasik biçimi olarak
probasyon ve erteleme dışında, aynı amaca yönelik başka yaptırımlar
da gündeme gelmektedir. 60’lı yılların ortasından bu yana yaptırımlar
sistemine aktarılan bunlardan bazıları, esas itibariyle yalnızca para ce-
zalarının uygulama alanına sınırlama getirmekte; buna karşılık hapis
cezalarının sınırlandırılması bakımından ancak istisnai bir özellik gös-
termektedir. Öte yandan, ek cezaların temel ceza olarak uygulanması,
ancak belirli nitelikteki suçlar bakımından söz konusu olabilmektedir.
Toplum yararına çalıştırma da, organizasyon ve denetim sorunu ile
karşı karşıya olup, giderek artan işsizlik nedeniyle, hükümlüye uygun
bir iş bulmak konusunda güçlükle karşılaşılmaktadır.
51
Bu gün gerçek anlamda kısa süreli hapis cezaları yerine seçenek ola-
rak uygulanan yaptırım para cezasıdır. Almanya, Avusturya ve İtalya’da
para cezası, hapis cezalarına göre bir öncelikten yararlanmaktadır.
Ayrıca İsveç ve Norveç’te, hakimin takdirine bağlı olarak ödenmeyen
para cezası yerine hapis cezası uygulanabilmektedir.
52
50
Erdem, s. 199; Öztürk/Erdem, s. 274-276.
51
Erdem, s. 200; Öztürk/Erdem, s. 275.
52
Öztürk/Erdem, s. 275-276; Erdem, s. 200.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
187TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Hürriyeti bağlayıcı cezanın kullanımının sınırlanmasına yönelik
amaç düşünce, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 19.10.1992 tarih
ve (R 92/17) tavsiye sayılı kararında vurgulanarak somutlaştırılmıştır.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’da Aralık 1990’da devletlerin hapis
dışındaki infaz şekillerini teşvik için “Hapis Dışındaki İnfaz Şekillerinin
Standart Asgari Kurallarını” (Tokyo Kuralları) kabul edilmiştir. Tokyo
kuralları gereğince, infaz şekillerinin belirlenmesinde, suçlunun insan
hakları ve iyileştirilmesi, toplumu bozması ve mağdurların menfaatleri
konuları nazara alınacaktır. Bunlara göre, geçici ya da koşullu salıve-
rilme, ceza indirimi, af, ekonomik yaptırımlar ve benzeri uygulamalar
için yol gösterilmektedir.
53
Cezaların halk arasındaki etkinliğini, ağırlığı değil sakınılmaz ve
kaçınılmaz oluşu arttırır. Batı ülkelerinde suç siyasetinin amacı hapis
cezalarına bir takım seçenek yaptırımlar bulmak, mümkün olduğu kadar
hapis cezasını uygulamaktan kaçınmak, suçlunun cezaevi dışında ıslah
edilmesi ve sosyalleştirilmesini sağlamak olmuştur. Bunun tekerrür ba-
kımından olumlu sonuçlar verdiği özellikle İsveç’te tespit edilmiştir.
54
3. Türk Hukukundaki Düzenlemeler
YTCK’nın 50. maddesinde kısa süreli hapis cezasına seçenek
yaptırımlar sayılmıştır. Genel olarak hapsin seçenekleri infaz tarzını
değiştirmektedir.
YTCK m. 50’ye göre kısa süreli hapis cezası suçlunun kişiliğine, sos-
yal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa
ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre, adli para cezası veya seçenek
yaptırımlardan birine çevrilebilir. Madde 50/4’e göre bilinçli taksir hariç,
adi taksirli suçlarda adli para cezasına çevirme işlemi uzun süreli hapis
cezası bakımından da uygulanabilir.
YTCK m. 50’ye karşılık gelen hükümet tasarısının 64. maddesinde
benimsenen seçenek yaptırımlar esas itibarıyla korunmakla birlikte,
bunlara yeni bazı seçenekler eklenmiş ve bunun yanında söz konusu
yaptırımların etkin biçimde uygulanmasına yönelik ilave düzenleme-
lerde bulunulmuştur. Nitekim kamunun uğradığı zararın giderilmesi,
53
Demirbaş (İnfaz), s. 73.
54
Çolak, s. 134.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
188TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
özellikle bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, barınma
imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etme gibi yeni seçenek
yaptırımlara yer verilmiştir.
Getirilen diğer bir yenilikle; ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri
alınması ile belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklama seçenek
yaptırımlarına başvurulabilmesi, bunların sağladığı hak ve yetkilerin
kötüye kullanılması veya gerektirdiği dikkat özen yükümlülüğüne ay-
kırı davranılması koşuluna bağlanmıştır. Böylece, ancak suçun ehliyet
ve ruhsatla ya da meslek ve sanatın icrasıyla bağlantılı olması halinde,
ehliyet ve ruhsatların geri alınması ya da meslek ve sanatın yasaklanması
yaptırımına hükmedilebilecektir.
Kısa süreli hapis cezasına mahkum olan kişinin cezası, hakim tara-
fından uygun görülmesi ve kendisinin de rızasının bulunması halinde
kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbirine çevrilecektir. Hükümlünün
çalışacağı kurumda kadrolu olması ve bir ücret alması da söz konusu
değildir. Kısa süreli hapis cezasını gerektiren bir suçu işlemiş olan ve
eğitim derecesi elverişli bulunan bir kişinin örneğin okuma yazma
öğreten bir kursta öğretici olarak görev yapmasına karar verilmesi, bu
seçenek yaptırıma örnek olarak gösterilebilir.
55
06.04.2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe giren “Ceza İnfaz Kurumları’nın Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik
Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük”ün 50. maddesinde, kısa süreli
hapis cezasına seçenek yaptırımların; “5237 sayılı kanunun 50. madde-
sinin birinci fıkrasının (a) ilâ (f) bentlerine göre, suçlunun kişiliğine, sosyal
ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun
işlendiği özelliklere göre mahkemece belirlenen yaptırım şekillerini” ifade
ettiği belirtilmiştir.
a. Adli Para Cezası veya Tedbire Çevirme
YTCK m. 50’ye göre, işlediği suç dolayısıyla kısa süreli hapis cezası-
na mahkum edilen kişinin bu cezası yerine mahkeme adli para cezasına
55
YTCK m. 50’nin gerekçesinde, bu tedbirin uygulanma usulünün ayrı bir tüzük veya
yönetmelikte belirleneceği belirtilmiş ve bu konuda “Ceza İnfaz Kurumları’nın Yöne-
timi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük”ün 51. maddesi ile
“Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği”nin
35. maddesinde hüküm getirilmiştir.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
189TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
veya seçenek yaptırımlara hükmedebilecektir (ikame sistemi).
56
Bunun
sonucu olarak da, mahkemece hapis cezası yerine seçenek yaptırımlara
hükmedilmesi halinde, faile ayrıca ceza verilmeyecektir.
57
YTCK m. 50’nin getirmiş olduğu esaslar şunlardır:
Adli para cezası veya tedbire çevirmenin ilk koşulu, cezanın bir yıl
veya daha az süreli hapis cezasını gerektirmesidir.
58
Bu açıdan, Mülga
647 sayılı kanunla, YTCK arasında bir fark bulunmamaktadır.
59
Birden
çok cezaya hükümlülük halinde hapis cezasının kısa süreli olup olma-
dığının belirlenmesinde her bir cezanın süresi ayrı ayrı dikkate alınır.
60
56
Özgenç, YTCK m. 50’deki adli para cezası dışındaki seçenek yaptırımları “güvenlik
tedbiri” şeklinde ifade etmektedir. Bu konuda bkz., Özgenç, s. 638. Soyaslan ise,
bu maddedeki tedbirleri, bir ceza yaptırımına alternatif bir bir tedbir olarak değer-
lendirmekte ve teknik anlamda bir güvenlik tedbiri olmadığını ileri sürmektedir.
Yazara göre, buradaki tedbirlerin amacı hükümlüyü cezaevinin kötü koşullarından
korumak, sosyal ve ekonomik hayattan koparmamaktır. Bu niteliğiyle de, YTCK m.
50’de öngörülenlerin, bir ceza yaptırımı yerine geçen ceza veya tedbir olup, bağımsız
nitelik taşıdığı düşüncesindedir. Bkz., Soyaslan, s. 563.
57
Özgenç, s. 638.
58
“Sanık vekili 24.06.2005 tarihli oturumda “sınırlar içinde kaldığı takdirde lehe olan
hükümlerin uygulanmasını isteriz” şeklinde talepte bulunduğu halde TCK’nın 50.
maddesinin uygulanması konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
bozmayı gerektirmiştir”: Y. 10. CD, T: 12.10.2005, E: 2005/8822, K: 2005/12711; Aynı
yönde başka bir kararda: “Sanık müdafiinin son oturumda, TCK’nın lehe hükümleri-
nin uygulanması isteminin, 5237 sayılı TCK’nın 50, 51. maddelerinin uygulanmasını
da içerir nitelikte olduğu gözetilerek, bu hususta olumlu yada olumsuz bir karar ve-
rilmemesi, yasaya aykırıdır”: Y. 10. CD, T: 9.11.2005., E: 2005/9860, K: 2005/14743.
59
“3506 sayılı yasa ile değişik 647 sayılı cezaların infazı hakkındaki yasanın 3/3 ve
4/1. madde ve fıkraları hükümleri karşısında; Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı ceza
deyiminin bir yıla kadar olan hürriyeti bağlayıcı cezaları kapsadığı düşünülmeden,
bu süreden fazla hapis cezası, yasal koşulları bulunmadığı halde ağır para cezasına
dönüştürülmesi, bozmayı gerektirmiştir”: Y. 8. CD. T: 29.06.1998, E: 1998/7676, K:
1998/10097; “3506 sayılı kanunun 5. maddesi uyarınca kısa süreli hürriyeti bağlayıcı
ceza sınırı bir yıla çıkarıldığından söz konusu kanununun 5 ve 6. maddeleri nazara
alınarak 647 sayılı kanunun 4. maddesinin uygulanmaması konusunda bir karar
verilmesi lüzumu”: Y. 4. CD, T: 15.12.1988., E: 1988/7378, K: 1988/7805.
60
“Konut dokunulmazlığını bozmak ve söz atmak suçlarından dolayı tayin olunan
kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar hakkında, 647 sayılı kanunun 4. maddesinin
uygulanması mümkün iken bu cezaların toplam miktarı göz önüne alınarak yasal
olmayan gerekçe ile para cezasına çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi
bozmayı gerektirmiştir”: Y. 4. CD. T: 02.03.1988, E: 1988/1344, K: 1988/1683 (YKD,
C. 15, Ekim: 1989 s. 1489). Aynı şekilde daha önceki bir kararda ise, “Her bir suç
için hükmedilen hapis cezaları toplamı altı ayı geçse bile, içtima ya dahil edilen kısa
süreli hapis cezalarının, müstakilen para cezasına çevrilmesine yasal bir engel bu-
lunmadığı düşünülmeden, toplam ceza miktar nazara alınarak, 647 sayılı kanunun 4.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
190TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Kısa süreli hapis cezasının söz konusu seçenek yaptırımlardan birine
çevrilmesinin ikinci koşulu ise, çevirme halinde suçlunun kişiliğinin,
sosyal ve ekonomik durumunun, yargılama sürecinde duyduğu piş-
manlığın ve suçun işlenmesindeki özelliklerin, dikkate alınmasıdır.
Mülga 647 sayılı kanuna göre, çevirme sırasında suçlunun kişiliği, sair
halleri ve suçun işlenmesindeki özelliklerin dikkate alınacağı öngörül-
müştü. YTCK, hükümlünün sosyal ve ekonomik durumu ile yargılama
sürecinde duyduğu pişmanlığın ve suçun işlenmesindeki özelliklerin
çevirme sırasında dikkate alınacağını hükme bağlamıştır. Böylece, YTCK
pişmanlığa yargılama sırasında da bir sonuç bağlamış olmaktadır. Ger-
çekten de suçun işlenmesinden sonraki pişmanlık, cezada indirim ya
da cezasızlık sebebini oluştururken, yargılama sırasındaki pişmanlık
çevirme sebebidir.
61
Ayrıca belirtilmesi gerekir ki, hapis cezası yerine seçenek yaptırım
olarak adli para cezasına hükmedilmesi halinde, bu ceza, Mülga 647 sayı-
lı CİK’in 6. maddesindeki düzenlemenin aksine, ertelenemeyecektir.
62
aa. Adli para cezasına çevirme yasağı: YTCK m. 50/2’de, bir kanun
maddesinde hapis cezası ile adli para cezasından birinin hakimin takdi-
rine göre seçimlik ceza olarak uygulanabileceği belirtilmiş ve hakimin,
takdirini kullanarak hapis cezasına hükmetmiş ise artık bu cezayı, mad-
denin birinci fıkrasını uygulamak suretiyle, adli para cezasına çevireme-
yeceği açıklanmıştır.
63
Yani, buna göre, suç tanımında hapis cezası ile
adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü suçlarda hapis cezasına
hükmedilmişse, bu ceza artık adli para cezasına çevrilemez. Örneğin,
YTCK’nın “Taksirle yaralama” kenar başlıklı 89. maddesinin birinci fıkrası
gereğince, taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da
algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla
kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacaktır. Mahkemenin
böyle bir seçim imkanının bulunduğu bu durumda sanık hakkında üç
ay hapis cezasına hükmetmesi durumunda, söz konusu hapis cezasını
adli para cezasına çeviremeyecektir. Gerçekten de, hakimin adli para
maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir”
şeklinde karar verilmiştir: Y. 4. CD. T: 03.11.1987, E: 1987/7174, K: 1987/8989 (YKD
C: 14, Mart: 1988, s. 424).
61
Özbek, s. 494-495.
62
Özgenç, s. 639.
63
Madde gerekçesinden.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
191TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
cezasının öngörüldüğü seçenek cezalar bakımından hapis cezasını tercih
etmesinin gerekçesi büyük bir ihtimalle hükmedilen hapis cezasının
neden adli para cezasına çevrilmediğinin de gerekçesini oluşturacaktır.
Bu nedenle bu sınırlama yerinde olmuştur. Mülga 647 sayılı kanunun
uygulandığı dönemde bu konuda bir düzenleme olmaması tartışmalara
yol açmış ve 4.2.1974 tarihli ve 3/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme
Kararı ile para cezası verme imkanı varken kısa süreli cezaya hükme-
dilmiş olmasının çevirmeye engel olmayacağı kabul edilmişti.
64
Ayrıca, çevirme yasağı sadece adli para cezası bakımından öngörül-
müş bulunduğundan hükmedilen hapis cezasının 50. maddedeki diğer
seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi mümkündür.
65
64
Özbek, s. 496.
65
Özbek, s. 497. Benzer tartışmalar 1163 sayılı Kooperatifler Yasası’nın Ek 2. maddesinin
3476 sayılı kanun ile düzenlenen 5. fıkrasında “Bu maddede öngörülen hürriyeti
bağlayıcı cezalar paraya tahvil edilemez” hükmünün uygulamasında da yaşanmış
ve CGK’nın 2003 tarihli kararında aşağıdaki biçimde karar verilmiştir:
“Yasa Koyucu, 647 sayılı yasanın 4. maddesinin 1. fıkrası ile, kısa süreli hürri-
yeti bağlayıcı cezaların bu şekilde infazı yerine, bunları para cezasına veya aynen
iade veya tazmin, altı ayı geçmemek üzere bir eğitim veya ıslah kurumuna devam
etme, bir yılı geçmemek kaydıyla belirli bir yere gitmekten, bazı faaliyetleri veya
meslek ve sanatı icradan men, her nev’i ehliyet ve ruhsatnamenin bir aydan bir
yıla kadar geçici süreyle geri alınması gibi tedbirlere çevirmeye olanak sağlamış, 2.
fıkrasındaki düzenleme ile de suç tarihinde 18 yaşını bitirenlerin para cezası veya
tedbire çevrilmiş olsa dahi önceden hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olmamaları
şartıyla, bunlar hakkında hükmolunacak otuz güne kadar (otuz gün dahil) hapis ve
hafif hapis cezalarının, para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesini zorunlu
kılmıştır. Ancak yasa koyucu, 647 sayılı yasadan sonra yürürlüğe giren kimi yasa-
larda bu genel kuraldan ayrılmayı yeğlemiştir. Örneğin; Türk Ceza Yasası’nın 536.
maddesinin 4209 sayılı yasa ile yürürlükten kaldırılan 6. fıkrasında;”...suçlardan
dolayı hükmolunacak cezalar ertelenemez ve bunların yerine 647 sayılı cezaların
infazı hakkındaki kanunun 4. maddesinde belirtilen ceza ve tedbirler uygulanamaz”,
yine icra ve iflas yasasının 8.6.1985 tarih ve 3222 sayılı yasa ile düzenlenen ve madde
numarası 4949 sayılı yasa ile değiştirilen 352/b maddesinde; “Bu kanun uyarınca
hükmolunan cezalar tecil edilemez, hürriyeti bağlayıcı cezalar 647 sayılı yasanın 4.
maddesinde yazılı para cezasına ve tedbirlere çevrilemez, keza 3713 sayılı Terörle
Mücadele Yasası’nın 13. maddesinde; “Bu kanun kapsamına giren suçlardan dolayı
verilen cezalar, para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilemez ve ertelenemez”
hükümlerine yer verilmiştir. Oysa 1163 sayılı Kooperatifler Yasası’nın Ek 2. madde-
sinin 3476 sayılı yasa ile düzenlenen 5. fıkrasında “Bu maddede öngörülen hürriyeti
bağlayıcı cezalar paraya tahvil edilemez” hükmüne yer verilmiştir. Görüleceği üzere
bu yasal düzenleme, yukarıda sayılan ve para cezası veya tedbire çevirme zorunlulu-
ğu ile cezanın ertelenmesi olanağını tümüyle kaldıran diğer yasal düzenlemelerden
daha farklıdır. Sadece para cezasına çevrilmeyi engellemiş olup, tedbire çevirme
zorunluluğu yönünden genel kurala İstisna oluşturan bir hüküm içermemektedir.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
192TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
bb. Zorunlu çevirme: 5237 sayılı YTCK’nın 50. maddesinin üçüncü
fıkrasında, kısa süreli hapis cezasının adli para cezası veya diğer seçenek
tedbirlerden birine çevrilmesi açısından mahkemenin takdir yetkisinin
olmadığı haller belirlenmiştir. Bu hallerde, mahkeme kısa süreli hapis
cezasını adli para cezasına veya diğer seçenek tedbirlerden birine
çevirecektir. Bunun, için kişinin daha önce hapis cezasına mahkum
edilmemiş olması ve hükmolunan hapis cezasının otuz günden fazla
olmaması gerekir. Keza, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş
olmak koşuluyla, fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmamış veya
altmış beş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya
daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan
birine çevrilir.
66
Yani, m. 50/3’e göre, hapis cezasından sabıkasız olmak
koşuluyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile
fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını
bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis
cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.
67
Bunun bir unutkanlık eseri olduğu düşünülemeyeceği gibi, Anayasa’mızın 38.
maddesinde düzenlenen “tedbirlerin kanuniliği” ilkesi ve ceza hukukunun evrensel
prensiplerinden olan “genişletici yorum yasağı” karşısında, “yasa koyucu hürriyeti
bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesini engellediğine göre, tedbire çevrilmesini
engellemeyi öncelikle murat etmektedir” şeklinde genişletici bir yorum yapılması da
olanaksızdır. Kaldı ki, yasa koyucunun Kooperatifler Yasası’nın Ek 2. maddesinde
öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezaların tedbire çevrilmesini engellemek istemesi
halinde, diğer yasal düzenlemelerde olduğu gibi İstisnaya ilişkin hükme sadece “ve
tedbire” ifadesini eklemesi yeterliydi. Bu itibarla, suç tarihinde 18 yaşını bitirdikleri
ve geçmiş mahkumiyetleri bulunmadığı anlaşılan sanıklar hakkında Kooperatifler
Yasası’nın Ek 2.maddesi uyarınca verilen 25 gün hapis cezasının 647 sayılı yasanın 4.
maddesinin 2. fıkrası uyarınca, aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı tedbirlerden
birine çevrilmesi zorunlu bulunmaktadır”: YCGK T. 30.12.2003, E: 2003/7-298, K:
2003/306.
66
“10.2.1987 doğumlu olup suçun işlendiği 18.11.2004 tarihinde 18 yaşını bitirmediği
anlaşılan sanık hakkında, belirlenen kısa süreli 11 ay 20 gün özgürlüğü bağlayıcı
cezanın 5237 sayılı TCY’nin 50/3. maddesi uyarınca anılan maddenin 1. fıkrasında
yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilme-
mesinin bozmayı gerektir”: Y. 6. CD, T: 22.12.2005, E: 2005/16217, K: 2005/12392.
67
“Suç tarihinde on sekiz yaşını bitirmeyen sanığa müşteki Hanife’ye hakaretten tayin
edilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın, 647 sayılı kanunun 4/2. maddesi gere-
ğince, aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı ağır para cezasına veya tedbirlerden
birine çevrilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirmiştir”: Y. 4. CD. T:
03.02.1988, E: 1988/225, K: 1988/675 (YKD C. 15, Nisan: 1989 Sayfa: 578); “647 sayılı
kanunun 4. maddesinin 2. fıkrasına göre, suç tarihinde 18 yaşını bitirmeyenler hak-
kındaki kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların, para cezası veya tedbire çevrilmesi
zorunlu olup, sözü edilen kanunun 3506 sayılı kanunla değişik 3. maddesinde bir
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
193TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Bu düzenleme, mülga 647 sayılı kanunda karşılığını oluşturan m.
4’ten bazı yönlerden farklılık taşımakta ve daha lehe düzenlemeler ge-
tirmektedir.
68
Gerçekten de, uygulamada asıl mahkumiyet YTCK m. 50
hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbir olduğuna göre
(YTCK m. 50/5), daha önce hapis cezasından çevrilmiş para cezasına
mahkum edilmiş olma, hükmolunan otuz güne kadar hapis cezasının
para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesine engel ol-
yıl ve daha az süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar kısa süreli sayıldığına göre, TCK’nın
2. maddesi nazara alınarak, sanığa verilen on ay hapis cezasının 647 sayılı kanunun
4. maddesindeki para cezası veya tedbirlerden birine çevrilmesi lüzumu”: Y. 2. CD.
T: 18.4.1989, E: 1989/2966, K: 1989/3181.
68
“Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, önceden özgürlüğü bağlayıcı
cezadan çevrilme para cezasına mahkumiyeti bulunan sanık hakkında kendiliğinden
hak alma suçundan tayin edilen 5 gün hapis cezasının, 647 sayılı yasanın 4/2. maddesi
uyarınca para cezasına çevrilmesinde zorunluluk olup olmadığına ilişkindir. 647 sayılı
Cezaların İnfazı Hakkında Yasa’nın 12/06/1979 gün ve 2248 sayılı yasa ile değişik 4.
maddesinin 2. fıkrasında, “suç tarihinden önce para cezasına veya tedbire çevrilmiş
olsa dahi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilmemiş olanlar hakkında hükmolu-
nan otuz güne kadar (otuz gün dahil) hürriyeti bağlayıcı cezalarla suç tarihinde 18 ya-
şını ikmal etmemiş olanların mahkum edildikleri kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar
yukarıdaki bentlerde yazılı ceza veya tedbirlerden birine çevrilir” hükmü getirilmiştir.
Görüldüğü gibi bu hüküm ile getirilen düzenlemede 18 yaşını tamamlamış olan
kişilerin otuz güne kadar (otuz gün dahil) özgürlüğü bağlayıcı cezaları ile 18 yaşını
tamamlamamış olan kişilerin kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı cezalarının (647 sayılı
yasanın 3/3. maddesine göre, bir yıl ve daha az süreli özgürlüğü bağlayıcı cezalar
kısa sürelidir.) para cezası veya tedbirlerden birisine çevrilmesinde zorunluluk ön-
görülmüştür. Ancak, bu zorunluluk hali öngörülürken 18 yaşını tamamlamış olanlar
hakkında yasa koyucu bir de ön koşul getirmiştir. Bu ön koşul ise, “suç tarihinden
önce para cezasına veya tedbire çevrilmiş olsa dahi özgürlüğü bağlayıcı cezaya mah-
kûm edilmemiş” olma halidir. O halde 18 yaşını tamamlamış olan kimse hakkında
bu ön koşulun gerçekleşmesi halinde 30 gün dahil özgürlüğü bağlayıcı cezaya ilişkin
mahkumiyetinde hakimin bu cezayı para cezasına çevirmesi zorunlu olacak, aksi
halde ise bu zorunluluk kalkacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.02.1998
gün ve 368-29 sayılı, 20.12.1993 gün ve 289-326 sayılı kararlarında da aynı husus
vurgulanmış olup; Ceza Dairesi’nin süre gelen uygulama ve kabulleri de bu doğrul-
tudadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; dosyada bulunan karar
örneklerine göre, sanığın önceden Çobanlar Sulh Ceza Mahkemesi’nce 17.11.1994
gün ve 23/23 sayı ile; sövme suçundan dolayı TCY’nin 482/3 ve 647 sayılı yasanın
4. maddeleri uyarınca özgürlüğü bağlayıcı cezası para cezasına çevrilmek suretiyle
sonuç olarak 300.000 lira ağır para cezasına mahkum edildiği ve 23.12.1994 tarihinde
infaz edilen bu mahkumiyeti esas alınarak sanık hakkında tekerrür hükümlerinin
uygulandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle 18 yaşını tamamlamış sanık hakkında yu-
karıda açıklanan ön koşul gerçekleşmemiş olmakla 647 sayılı yasanın 4. maddesinin
2. fıkrasında öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezasının zorunlu olarak para cezasına
veya tedbire çevirme halinden söz etmek olanaksızdır Yerel Mahkeme’nin direnme
gerekçesi isabetlidir”: YCGK T: 02.11.1999, E: 1999/4-200, K: 1999/254.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
194TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
mayacaktır. YTCK burada sadece daha önce hapis cezası ile mahkum
edilmemiş olma koşulunu aramaktadır. Oysa, mülga 647 sayılı kanun
m. 4/2’ye göre hükmolunan otuz güne kadar (otuz gün dahil) hürriyeti
bağlayıcı cezaya ilişkin çevirme zorunluluğu suç tarihinden önce, para
cezasına veya tedbire çevrilmiş olsa dahi, hürriyeti bağlayıcı cezaya
mahkum edilmemiş olanlar hakkında söz konusu olabilmekteydi. Bir
diğer fark ise, YTCK’nın mülga 647 sayılı kanun döneminde yer alma-
yan; fiili işlediği tarihte altmış beş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum
edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının m. 50/1’de yer alan
seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi imkanının getirilmesidir. Böy-
lece, fiili işlediği tarihte altmış beş yaşını bitirmiş bulunanların kısa süreli
hapis cezalarının, çocuk (on sekiz yaşını doldurmamış) hükümlülerde
olduğu gibi, adli para cezası veya diğer seçenek yaptırımlardan birine
çevrilmesi zorunlu hale gelmiştir.
69
Yukarıda belirtilen durumlarda mahkemeye, hapis cezasının seçe-
nek yaptırımlardan birine çevirip çevirmeme konusunda takdir yetkisi
verilmemiş olmakla beraber, mahkeme yine de hapis cezası yerine
seçenek yaptırım olarak adli para cezasına veya diğer seçenek yaptı-
rımlardan birine çevirme hususunda, yani seçenek yaptırımın türünün
seçiminde takdir yetkisine sahiptir.
70
cc. Taksirli suçlardan hükmolunan hapis cezasının paraya çevril-
mesi: Dördüncü fıkrada, taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis
cezası uzun süreli olsa da fail hakkında birinci fıkranın (a) bendinin uy-
gulanabileceği belirtilmiştir. Ancak bu hükmün “bilinçli taksir” halinde
uygulanamayacağı açıklanmıştır.
71
YTCK m. 50/4’e göre (mülga CİK m. 4/3), taksirli suçlardan do-
layı hükmolunan hapis cezasının süresi ne kadar olursa olsun, diğer
koşulların varlığı halinde önlemlere değil, sadece adli para cezasına
çevrilebilir. Görüldüğü üzere, adli para cezasına çevirme bakımından,
uzun süreli hapis cezaları açısından kanun koyucu bir ayrık durum
öngörmüştür. Bu da, taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis ce-
zasının, kısa süreli olmayıp uzun süreli olması halinde bile, adli para
cezasına çevrilebileceğinin kanunda öngörülmesidir. Böylece kanun
69
Özbek, s. 496.
70
Özgenç, s. 638.
71
Madde gerekçesinden.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
195TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
koyucu çevirmeye esas tutulacak taksirli suçun cezasının mutlaka kısa
süreli olmasını aramamıştır. Benzer düzenleme Mülga 647 sayılı kanun
m. 4/1’de yer alan “taksirli suçlarda ağır hapis cezası verilmiş olsa bile ko-
şullarının bulunması halinde paraya çevrilmesinin mümkün olmasına” ilişkin
hükümde de yer almıştır.
72
Ancak, bilinçli taksir durumunda hapis cezasının adli para cezasına
çevrilebilmesi için, bunun kısa süreli hapis cezası olması gerekir. Bundan
dolayı, bilinçli taksirin varlığı durumunda, mahkeme taksirli suçlardan
dolayı hükmedilen uzun süreli hapis cezasını adli para cezasına çevi-
remeyecektir (YTCK m. 50/4; Mülga CİK m. 4/3).
73
dd. Hakimin takdir yetkisi: YTCK m. 50/1’de yer alan “çevrilebilir”
ibaresinden anlaşılacağı üzere, hakim tüm kısa süreli hapis cezasını se-
çenek yaptırımlardan birine çevirmek zorunda değildir. Aksine hakimin
bu konuda tam bir şekilde takdir yetkisi bulunmaktadır.
74
Hakimin bu
konuda takdir yetkisi iki konuya ilişkin bulunmaktadır. Birincisi, fail
hakkında hapis cezası yerine seçenek yaptırıma hükmedip hükmet-
memeye ilişkin bulunmaktadır. Ayrıca mahkeme, fail hakkında adli
para cezasına mı yoksa seçenek yaptırıma mı hükmedeceğini takdir
edecektir.
75
Öte yandan, kısa süreli hapis cezasının adli para cezası ya da diğer
seçenek yaptırımlardan birine çevrilip çevrilmemesi konusundaki takdir
yetkisini keyfilik olarak algılamamak gerekir. Hakim, kısa süreli hapis
cezasını seçenek yaptırımlardan birine çevirme veya çevirmeme konu-
sundaki yasal ve yeterli gerekçesini göstermek zorundadır.
76
Talebin
reddi halinde, maddedeki ibarelerin tekrarı ile yetinilmeyip, gerekçenin
suçlunun kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde
duyduğu pişmanlık ve suçun işlenmesindeki özelliklere dayanması
72
Çınar, Ali Rıza, Türk Ceza Hukuku’nda Cezalar, Ankara 2005, s. 54.
73
Çınar, s. 54.
74
Dönmezer/Erman, C. II, s. 666; Özgenç, s. 638: Özbek, s. 494.
75
Özgenç, s. 638.
76
“Hiçbir gerekçe gösterilmeden sanık hakkında 647 sayılı kanunun 4. maddesinin
uygulanmasına yer olmadığına karar verilemez”: Y. 9. CD. T: 3.7.1981, E: 1981/2417,
K: 1981/2598 (YKD Ekim 1981, S. 10, s. 1371). “Yasal gerekçe gösterilmeden, 647 sayılı
yasanın 4. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinin yasaya
aykırıdır.”: Y. 2. CD. T: 27.10.1976, E: 1976/8113, K: 1976/9104 (YKD Ağustos 1978,
S. 8, s. 1417).
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
196TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
ve olay ile uyumlu olması gerekir.
77
Aksi durumun bir bozma nedeni
olduğu kabul edilmektedir.
78
Ayrıca, çevirme sırasında hakimin esas alacağı bazı ölçütler, takdiri
hafifletici sebepler içinde gerekçe olabilir.
79
ee. Adli para cezası ya da tedbire çevirmenin sonuçları: Uygula-
mada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para
cezası veya tedbirdir.
Maddenin beşinci fıkrasında, hapis cezasının adli para cezasına
veya tedbire çevrilmesindeki esas amaç göz önünde tutularak, asıl mah-
kumiyetin artık çevrilen adli para cezası veya tedbir olduğu belirtilmiş,
böylece, gerek cezanın ertelenmesi gerek tekerrür açılarından hürriyeti
bağlayıcı cezanın yerine verilmiş olan para cezasına veya tedbire itibar
olunması sağlanmıştır.
80
Yine bundan sonra hükmolunan kısa süreli hapis cezasının, zorunlu
olarak adli para cezası ya da tedbirlerden birine çevrilmesi sırasında da
önceki hükümlülüğün, adli para cezası ya da tedbir olduğu esas alınır.
81
77
Bu yönde kararlar için bkz., Y. 10. CD. T: 31.3.1992, E: 1992/2602, K: 1992/3413 (YKD
Haziran 1992, S. 6, s. 979) ; Y. 7. CD. T: 20.12.1991, E: 1991/8772, K: 1991/14867 (YKD
Mayıs 1992, S. 5, s. 808).
78
“Sanık hakkında 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca verilen önceki kararda yer alan
hapis cezasının 647 sayılı yasanın 4. maddesi uyarınca para cezasına çevrildiği ve
hükmün sanık tarafından temyiz edildiği gözetilmeyerek; uyarlama kararında 5237
sayılı TCK’nın 50. maddesi tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı
gerektirir.”: Y. 10. CD, T: 28.12.2005, E: 2005/11711, K: 2005/19667; Aynı şekilde:
“1.6.2005 tarihinden önce kesinleşen hükmün anılan tarihte yürürlüğe giren 5237,
5252 ve 5271 sayılı yasaların lehe hükümlerinin değerlendirilmesi ve olaya uygu-
lanması niteliğindeki başvuru üzerine 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesi hükmü 765
sayılı TCK’nın 59. maddesine göre lehe bir düzenleme kabul edilerek; yine 5237
sayılı TCK’nın 50 ve 51. maddelerinin, 647 sayılı yasanın 4 ve 6. maddelerine göre
lehe seçenek yaptırımlar ve erteleme koşulları taşıdığı, ikisinin birlikte uygulanma
olanağı yoksa da bunlardan birinin uygulanmasının mümkün olabileceği göz önü-
ne alınarak, duruşma açılıp gerekleri yerine getirilmek suretiyle lehe hükümlerin
değerlendirilmesi ve bundan sonra bir hüküm kurulması gerektiği, olay ve uygu-
lama itibariyle burada 5252 sayılı yasanın 9. maddesinin 1. fıkrasındaki “lehe olan
hükümlerin derhal uygulanabileceği” hükmüne dayanılamayacağı gözetilmeden,
evrak üzerinde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”: Y. 8. CD, T: 26.10.2005, E:
2005/2892, K: 2005/10161.
79
Özbek, s. 495.
80
Madde gerekçesinden. Aynı yönde açıklamalar için bkz., Dönmezer/Erman, C. II,
s. 665.
81
Çınar, s. 55; Soyaslan, s. 565.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
197TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
ff. Çevrilen adli para cezası ve tedbir hükümlerine uyulmaması-
nın yaptırımı: Mülga 647 sayılı kanunun 4/5 maddesinde düzenlenen
kısa süreli hapis cezasının çevrildiği seçenek yaptırımlardan olan adli
para cezasının ödenmemesi ya da tedbirlere uyulmamasının yaptırımı,
YTCK m. 50/6’da yer almaktadır. Hüküm kesinleştikten sonra Cum-
huriyet Savcılığın’ca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek
yaptırımın gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başla-
nıp da devam edilmemesi halinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli
hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar
derhal infaz edilir.
82
Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.
Maddenin altıncı fıkrasında, kısa süreli hapis cezası yerine hükmolunan
adli para cezasının veya tedbirin gereklerinin yerine getirilmemesinin
hukukî sonuçları düzenlenmiştir. Buna göre, hüküm kesinleştikten sonra
Cumhuriyet Savcılığın’ca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde se-
çenek yaptırımın gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya
başlanıp da devam edilmemesi halinde, hükmü veren mahkeme kısa
süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu
karar derhal infaz edilir. Bu durumda, uygulamada kısa süreli hapis
cezası esas alınacaktır.
83
Görüldüğü üzere, YTCK’nın 50/5’de öngörülen
uygulamada asıl cezanın, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli
para cezası ya da tedbir olmasına ilişkin hükmüne istisna bir düzenleme
öngörülmüştür.
84
gg. Tedbirin değiştirilmesi: Yedinci fıkrada hükmolunan tedbire
riayet etmek olanaksızlığının meydana çıkması halinde mahkemeye,
bunun yerine başka bir tedbire karar vermek yetkisinin tanınması uy-
gun görülmüştür. YTCK’nın 50/7’e göre, tedbirin hükümlünün elinde
olmayan nedenlerle yerine getirilmemesi halinde, hükmü veren mah-
keme tedbiri değiştirebilir. Bu nedenle, kısa süreli hapis cezası yerine
seçenek yaptırım olarak adli para cezasına hükmolunmuş ve bu ceza
82
Söz konusu 50. madde hükmüne dayanılarak hapis cezası yerine seçenek yaptırım
olarak hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, hükümlü hakkında
5275 sayılı CGTİHK’nın 106. maddesine göre, tazyik hapsi uygulanmayacaktır. Zira,
adlî para cezasının ödenmemesi halinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis
cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhal infaz edilir
(YTCK m. 50/6; CGTİHK m. 106/9-10). Yine bu durumda, hapis cezasına mahkumi-
yete bağlı bütün sonuçlar, hükümlü yönünden doğacaktır. Bu konudaki açıklamalar
için bkz., Özgenç, s. 640.
83
Madde gerekçesinden. Ayrıca bu konuda bkz., Özgenç, s. 640.
84
Çınar, s. 55.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
198TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
ödenmemişse, mahkeme seçenek yaptırım olarak birinci fıkradaki ted-
birlerden birine hükmedemeyecektir. Bu durumda, YTCK’nın 50/7’e
göre ancak seçenek yaptırım olarak hükmedilen tedbirin hükümlünün
elinde olmayan nedenlerle yerine getirilmemesi halinde, hükmü veren
mahkemece birinci fıkradaki tedbirlerden birine hükmedilecektir.
85
b. Çevirmeye Konu Yaptırımlar
Çevirmeye konu olan yaptırımlar maddede sınırlı sayıda belirtilmiş-
tir. Bu nedenle, kısa süreli hapis cezasının maddede sayılı yaptırımların
dışındaki bir yaptırıma çevrilebilmesi mümkün değildir.
aa. Adli Para Cezasına Çevirme
Kısa süreli hapis cezaları yerine para cezasının hükmedilmesi öğ-
retide mukayeseli kanunlarda benimsenen bir usuldür.
86
Bizim hukuk sistemimizde kısa süreli hapis cezası adli para cezasına
çevrilebilir (YTCK m. 50/1). Bu çevirme sırasında esas alınacak para
miktarları, YTCK’nın adli para cezasına ilişkin hükmünde yer almıştır
(YTCK m. 52/2). Buna göre, bir gün karşılığı yirmi ile yüz Türk Lirası
karşılığı olmak üzere, kısa süreli hapis cezaları adli para cezasına çev-
rilebilir. Bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı ise, mahkemece
suçlu kişinin ekonomik ve diğer kişisel durumları gözetilerek belirlenir
(YTCK m. 52/2). Ancak, belirlenecek bir gün karşılığı adli para cezası
yirmi Türk Lirası’ndan az, yüz Türk Lirası’ndan da fazla olamayacaktır.
87
Bulunan gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen para mik-
tarının çarpımı suretiyle, kısa süreli hapis cezası yerine hükmedilecek
adli para cezası miktarı bulunacaktır.
88
Hükümden önce şahsi özgürlüğü sınırlama sonucunu doğuran
bütün durumlarda (yakalama, gözaltına alma, tutuklama vb.) geçirilen
süreler nedeniyle, adli para cezasından indirim yapılırken bir gün yüz
Türk Lirası sayılır. Bu konuda hüküm getiren YTCK m. 63’te, “Hüküm
85
Özgenç, s. 640.
86
Dönmezer/Erman, C. II, s. 664.
87
Çınar, s. 50; Özgenç, s. 639.
88
Özgenç, s. 639.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
199TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran
bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indi-
rilir. Adli para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün yüz Türk Lirası
sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır” hükmüne yer verilmiştir.
Her bir suç için belirlenen kısa süreli hapis cezası ayrı ayrı paraya
çevrilmelidir. Mülga 765 sayılı TCK ile 647 sayılı CİK’in uygulanması
nedeniyle, Yargıtay’ın verdiği kararlarda bu durum açıkça belirtilmiştir.
89
YTCK’da cezaların toplanması (içtiması) öngörülmemiştir. Bu nedenle,
her suçtan ayrı ayrı verilen kısa süreli hapis cezaları da toplanmayaca-
ğına göre, adli para cezasına çevrilmeleri de zorunlu olarak ayrı ayrı
yapılacaktır.
90
Hapis cezası için bir günün, adli para cezası için bir Türk Lirası’nın
artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez (YTCK m.
61/6).
Türk Ceza Kanunu’nda geçen “Türk Lirası” ibaresi karşılığında,
uygulamada, 28.1.2004 tarihli ve 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Devleti’nin Para Birimi Hakkında Kanun hükümlerine göre ülkede
tedavülde bulunan para “Yeni Türk Lirası” olarak adlandırıldığı sürece,
bu ibare kullanılır (5252 sayılı kanun, m. 8).
06.04.2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe giren “Ceza İnfaz Kurumları’nın Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik
Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük”ün “Seçenekli yaptırımlarda uygula-
nacak rejim” kenar başlıklı 51. maddesinin birinci fıkrasında, kısa süreli
hapis cezasının yerine hükmedilen adli para cezasının infazı konusuna yer
89
“Her bir suç için belirlenen özgürlüğü bağlayıcı cezaların ayrı ayrı paraya çevril-
mesinden sonra içtima hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmesi” Y. 4.
CD. T: 22.2.2005, E: 2003/12827; K: 2005/1233; “Saldırgan sarhoşluk ile sarhoşluk
suçlarından verilen özgürlüğü bağlayıcı cezalara ayrı ayrı 647 sayılı yasanın 4. mad-
desi uygulandıktan sonra cezaların toplanması gerekirken, hapis cezalarının önce
toplanıp daha sonra para cezasına çevrilmesi bozmayı gerektirmiştir”: Y. 4. CD. T:
28.2.2005, E: 003/17145. Yayınlanmamış bu kararlar için bkz., Çınar, s. 51.
90
Çınar, s. 51. Önceki uygulamada, cezaların içtiması halinde, “kısa süreli hürriyeti
bağlayıcı ceza” tespit edilirken, içtimaya tabi kılınan her bir suçtan dolayı tayin edilen
hürriyeti bağlayıcı cezanın ayrı ayrı ele alınarak, bunların teker teker bir yılı geçme-
meleri halinde 647/4 maddenin ayrı ayrı uygulanması gerekeceği kabul edilmişti.
Yargıtay da bu yönde kararlar vermişti. Örneğin, YCGK, T: 18.4.1966, E: 134, K: 91;
Y. 5. CD. T: 10.6.1991, E: 91/2942, K: 91/3123. Bu konuda bkz., Dönmezer/Erman,
C. II, s. 666.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
200TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
verilmiştir. Buna göre, kısa süreli hapis cezasının yerine hükmedilen adli
para cezasının infazı aşağıdaki esaslara göre gerçekleştirilir:
a. 5237 sayılı kanunun 50. maddesine göre hapis cezasına seçenek
olarak mahkemece belirlenen adli para cezası, hükümde yer alan para
miktarı devlet hazinesine ödenerek yerine getirilir,
b. Kesinleşen adli para cezasını içeren ilam, Cumhuriyet
Başsavcılığı’na verilir. Cumhuriyet Savcısı hapis cezasından çevrilen
adli para cezasının otuz gün içinde ödenmesi için hükümlüye bir ödeme
emri tebliğ eder,
c. Hükümde, adli para cezası takside bağlanmamış ise, otuz günlük
süre içinde adli para cezasının üçte birini ödeyen hükümlünün isteği
üzerine geri kalan kısmının birer ay ara ile iki eşit taksitte ödenmesine
imkan sağlanır. İlk taksitin süresinde ödenmemesi halinde, durum
mahkemeye bildirilir. Cumhuriyet Savcısı’nın talebi üzerine mahkeme-
ce, kısa süreli hapis cezasının kısmen infazına karar verilir ve bu karar
derhal infaz edilir,
d. Hükümde adli para cezası takside bağlanmış ise kararda belirtilen
süreye göre infaz edilir. Otuz gün içinde ilk taksitin ödenmemiş olması
halinde, durum mahkemeye bildirilir, kararda yer almamış olsa bile
Cumhuriyet Savcısı’nın talebi üzerine hükmü veren mahkemece kısa
süreli hapis cezasının tamamen infazına, sonraki bir taksitin ödenme-
miş olması halinde ise kısmen infazına karar verilir ve bu karar derhal
infaz edilir,
e. Bu fıkra hükümlerine göre hapis cezasından adli para cezasına
çevrilip de ödenmeyen adli para cezasının mahkemece hapis cezasına
dönüştürülmesi halinde bu cezanın infazında koşullu salıverilme hü-
kümleri uygulanır,
f. Bu fıkra hükümlerine göre çocuklar hakkında hapis cezasından
adli para cezasına çevrilen ancak ödenmeyen adli para cezaları yeniden
hapse dönüştürülemez. Bu cezalara ilişkin ilam, tahsili için mahallin en
büyük mal müdürlüğüne gönderilir. Bu makamlarca, 21.7.1953 tarihli
ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna
göre adli para cezası tahsil edilir. İlamın gönderme tarihi esas alınmak
suretiyle Cumhuriyet Başsavcılığı’nca infaz defterindeki kayıt kapatılır
ve mahkemesine bildirilir,
g. 5237 sayılı kanunun 50. maddesinin dördüncü fıkrasına göre tak-
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
201TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
sirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezalarının adli para cezasına
çevrilmesi halinde, bu cezanın infazı hakkında da bu fıkra hükümleri
uygulanır.
bb. Diğer Seçenek Yaptırımlara Çevirme
aaa. Mağdurun veya Kamunun Uğradığı Zararın, Aynen İade,
Suçtan Önceki Hale Getirme veya Tazmin Suretiyle,
Tamamen Giderilmesi (m. 50/1-b).
Mağdurun maruz kaldığı zararın giderilmesi konusu günümüzde
oldukça fazla uygulanan ve ceza adaletinin bu yöntemle daha iyi bir
şekilde gerçekleşmesine yarayan bir seçenek yaptırım türüdür. Burada
suçluya bir şey yapılmamakta, suçlunun bir şey yapması ön pla na çık-
maktadır. Böylece toplumsal uyum sağlanacağı gibi, suçluda da toplu-
mun bir parçası olduğu bilinci yerleşecektir. Suçlu zarar verdiği kişinin
bir insan olduğu bilincine varıp, ona ne denli üzüntü ve acı verdiğini
görecektir. Bu kapsamda, Amerika Birleşik Devletleri’nde çeşitli uygu-
lamalar geliştirilmiş ve fail ile mağdurun görüşmelerinin “zararın gide-
rimi” sisteminin başarısını artırmakta olduğu düşüncesinden hareketle,
fail ile mağdurun kontrol altındaki bir ortamda yüz yüze görüşmeleri
sağlanmaktadır.
91
Alman CK§ 56b, mağdurun zararının giderilmesini
cezası ertelenen hükümlünün tabi tutulacağı yükümlülükler arasında
göstermektedir. İngiltere’de ise, mağdurun zararının giderilmesi koşullu
salıverme kurumu ile birlikte uygulanmaktadır.
92
Aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle, suç-
tan zarar gören mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen
giderilmesi sağlanabilir. Asıl olarak kanunun burada ifade etmek iste-
diği konu mağdurun suçtan doğan mağduriyetinin giderilmesidir. Bu
kapsamda mağduriyetin giderilmesinin hukuki niteliği tartışmalıdır.
Bunun bir ceza mı, yoksa tedbir mi veya bunların dışında üçüncü bir
yaptırım türü mü olduğu yönündeki tartışmalar sürmektedir.
93
91
Sokullu/Akıncı, s. 684.
92
Erdem, s. 209.
93
Mağduriyetin giderilmesinin bir yaptırım olmaktan çok, suç politikası ilkelerinin
hayata geçirilmesi konusunda bir araç olduğu ve bu yönüyle, mağduriyetin gide-
rilmesinin ceza hukukunda değişik amaçlarla uygulanabileceği ileri sürülmüştür.
Bu konudaki açıklamalar için bkz., Özbek, s. 498.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
202TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Mağdurun veya kamunun uğradığı zarar aynen iade, suçtan önceki
hale getirme veya tazmin suretiyle olmak üzere üç şekilde giderilecektir.
Mülga 647 sayılı kanun m. 4/2’de sadece aynen iade ve tazmine yer
verilmişken, YTCK bu yaptırımlara “suçtan önceki hale getirmeyi” de
eklemiştir. Burada belirtilmesi gereken konu, zararın kısmen giderilme-
sinin yeterli olmadığıdır. Zararın tamamen giderilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin medeni
hukuk esaslarına göre yapılacaktır.
94
Bir başka konu ise, Mülga 647 sayılı kanundan farklı olarak hükmün
sadece suçtan zarar gören mağdurun değil, kamunun uğradığı zararın
giderilmesi de seçenek bir yaptırım olarak düzenlenmiştir.
95
YTCK’nın bazı suçlarda düzenlediği etkin pişmanlık başlığı altında
kabul ettiği zararın giderilmesine ilişkin hükümler ile m. 50/1-b hük-
münün birlikte uygulanabilmesi, her iki hükmün hukuki niteliklerinin
birbirinden farklı olması sebebiyle mümkün görülmemektedir. Çünkü
YTCK’nın çeşitli maddelerinde düzenlenen etkin pişmanlık halleri ce-
zayı etkileyen bir sebep iken, YTCK m. 50 anlamında aynen iade, suçtan
önceki hale getirme veya tazmin, ceza yerine geçen bir tedbirdir. Bu
durumda, etkin pişmanlık hallerinde sadece cezanın azalması, ancak
varlığını devam ettirmesi söz konusu iken, YTCK m. 50 uygulandığında
artık ceza uygulanmayacaktır.
96
Öte yandan, 06.04.2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmi Gazete’de ya-
yımlanarak yürürlüğe giren “Ceza İnfaz Kurumları’nın Yönetimi ile Ceza
ve Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük”ün “Seçenekli yaptırım-
larda uygulanacak rejim” kenar başlıklı 51. maddesinin ikinci fıkrasında,
mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesi yaptırımının infazına
ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Buna göre, mağdurun veya kamunun
uğradığı zararın giderilmesi yaptırımının infazı aşağıdaki esaslara göre
gerçekleştirilir:
a. Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesi, suç
nedeniyle uğranılan zararın aynen iade edilmesi, suçtan önceki hale
getirilmesi veya tazmin edilmesi suretiyle tamamen giderilmesi şeklinde
yerine getirilir,
94
Özbek, s. 498.
95
Öztürk/Erdem, s. 277; Özbek, s. 499.
96
Daha geniş açıklamalar için bkz., Özbek, s. 499.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
203TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
1. Zararın aynen iade edilmesi; hükümlünün işlediği suç nedeniyle
haksız olarak ele geçirdiği şeyi aynen ya da satın almak suretiyle suçtan
zarar görene iade etmesidir.
2. Suçtan önceki hale getirme; suç nedeniyle verilen zararın,
hükümlü tarafından ya da başkası aracılığıyla çalışmak, çalıştırılmak,
tamir etmek veya buna benzer faaliyetlerle giderilmesidir.
3. Zararın tazmin edilmesi; suç nedeniyle verilen zararın bedelinin
suçtan zarar görene ödenerek tazmin edilmesidir.
b. Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın miktarı, mahkeme-
ce kararda belirtilmemiş ise, 5275 sayılı kanunun 98. maddesine göre
Cumhuriyet Savcısı’nın talebi ile uğranılan zararın tespiti mahkemeden
istenir,
c. Mağdurun ya da kamunun uğradığı zararın tamamen gideril-
mesini içeren kesinleşmiş ilam, Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilir.
Cumhuriyet Savcısı, zararın otuz gün içinde tamamen giderilmesini
hükümlüye tebliğ eder,
d. Hükümlü adresine yapılan bu tebligatta gösterilen zararı, otuz
günlük süre içinde tamamen gidermezse Cumhuriyet Başsavcılığı’nca,
durum hükmü veren mahkemeye bildirilir.
bbb. En Az İki Yıl Süreyle Bir Meslek veya Sanat Edinmeyi
Sağlamak Amacıyla, Gerektiğinde Barınma İmkanı da
Bulunan Bir Eğitim Kurumuna Devam Etme (m. 50/1-c).
Kısa süreli hapis cezası yerine, hükümlünün barınma imkanı bu-
lunan bir eğitim kurumuna bir meslek ya da sanat öğrenmesi amacıyla
devam etmesine karar verilebilir.
Bu süre en az iki yıldır. Mahkemenin daha fazla bir süre belirlemesi
de mümkündür. Eğitim kurumu, hükümlünün koşulları ya da eğitimin
özelliği gereği barınma imkanı olan bir kurum olabilir. Yaptırım, bir
meslek veya sanat edinmeyi sağlama amacına yönelik olmalıdır.
97
Bu konuda, Mülga 647 sayılı kanunun 4/1, b 3’te ise, “Altı ayı
geçmemek üzere bir eğitim veya ıslah kurumuna devam etme” yaptırımı
düzenlenmişti.
97
Çınar, s. 52; Özbek, s. 500.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
204TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Öte yandan, 06.04.2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmi Gazete’de ya-
yımlanarak yürürlüğe giren “Ceza İnfaz Kurumları’nın Yönetimi ile Ceza ve
Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük”ün “Seçenekli yaptırımlarda
uygulanacak rejim” kenar başlıklı 51. maddesinin üçüncü fıkrasında, bir
eğitim kurumuna devam etme yaptırımının infazına ilişkin hükümlere yer
verilmiştir. Buna göre, bir eğitim kurumuna devam etme yaptırımının infazı
aşağıdaki esaslara göre gerçekleştirilir:
a. Bir eğitim kurumuna devam etme yaptırımının infazı, hüküm-
lünün mahkeme kararıyla en az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat
edinmeyi sağlamak amacıyla gerektiğinde barınma imkanı da bulunan
eğitim kurumunda eğitime tabi tutulması suretiyle yerine getirilir,
b. Denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da
bürosu, ilgili kurumlarla işbirliği yaparak, bölgelerinde bulunan eğitim
kurumlarını belirler ve mahkemelere verir,
c. Kesinleşen bir eğitim kurumuna devam etme yaptırımını içeren
ilam Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilir. Cumhuriyet Başsavcılığı’nca
ilam denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğüne ya da
bürosuna gönderilir. Bu birimlerce yapılacak tebligatta on gün içinde
hükümlünün kararın infazı için başvurması istenir. Başvuru halinde
hükümlüye eğitim kurumuna devam etme yaptırımının infaz şekli
bildirilir.
Hükümlünün, haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen
mazereti olmaksızın on gün içinde gelmemesi ve otuz gün içinde se-
çenek yaptırımın infazına başlanmaması halinde durum Cumhuriyet
Başsavcılığı aracılığı ile mahkemeye bildirilir.
Diğer taraftan, “Eğitim kurumuna devam etme yaptırımı”nın yeri-
ne getirilmesi ile ilgili olarak, 20.12.2005 tarihli ve 26029 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Denetimli Serbestlik ve Yardım
Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği”nin
98
32. maddesinde ayrıntılı
98
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile 5275 sayılı
Ceza ve Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Kanun’da düzenlenmiş bulunan;
adli kontrol, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar, kamuya yararlı bir işte
çalıştırma, cezanın koşullara bağlı ve denetimli olarak ertelenmesi, büyüklere, ço-
cuklara, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılarına özgü güvenlik
tedbirleri, koşullu salıverilme, koşullu salıverilenler ile mükerrerler ve özel tehlikeli
hükümlüler hakkında denetimli serbestlik, cezanın konutta infazına ilişkin hüküm-
lerle örtüşen ve bu kanunlarla getirilen yeni sistemin işleyebilmesi için çok önem
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
205TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
hükümlere yer verilmiştir.
Söz konusu hükme göre, “bir eğitim kurumuna devam etme yaptırımı”,
5237 sayılı kanunun 50. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince
hükümlünün mahkeme kararıyla en az iki yıl süreyle, bir meslek veya
sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bu-
lunan bir eğitim kurumuna devam etmesi suretiyle, yerine getirilir.
99
Hükümlünün en az iki yıl süreyle bir meslek veya sanat edinmeyi
sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eği-
tim kurumuna devam etmesine ilişkin mahkeme ilamı Cumhuriyet
Başsavcılığı’na gönderilir. Cumhuriyet Başsavcılığı’nca; ilam ve infaz
evrakı denetimli serbestlik genel defterine
100
kaydedildikten sonra dene-
taşıyan bu görevlerin yerine getirilebilmesi, suçtan zarar görenlere psiko-sosyal
ve diğer yardımların yapılabilmesi, salıverilme sonrası iş sağlanmasına yardımcı
olunması konularında başarıya ulaşılabilmek için gerekli merkezler ile kurulların
oluşturulması amacıyla hazırlanan 03.07.2005 tarihli ve 5402 sayılı “Denetimli Ser-
bestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu” Resmi Gazete’nin 20
Temmuz 2005 tarihli ve 25881 sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Buna paralel olarak, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurul-
ları Danışma Kurulu’nun, Denetimli Serbestlik ve Yardım Hizmetlerinden Sorumlu
Daire Başkanlığı’nın, denetimli serbestlik ve yardım merkezleri ile koruma kurulla-
rının teşkilat, görev ile çalışma usul ve esaslarını düzenlemek amacıyla hazırlanan
“Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği” Resmi
Gazete’nin 20.12.2005 tarihli ve 26029 sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz
konusu Yönetmelik; Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurul-
ları Danışma Kurulu’nun, Denetimli Serbestlik ve Yardım Hizmetlerinden Sorumlu
Daire Başkanlığı’nın, denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlükleri ve
büroları ile koruma kurullarının teşkilat, görev, çalışma ve denetimine ilişkin usul
ve esasları ile yapılacak yardım ve infaz işlemleri hakkındaki kuralları, bu sürece
katılan kişilerin görev, yetki, hak ve yükümlülüklerini kapsamaktadır.
99
Bu maddede geçen “yıl” ifadesi Milli Eğitim Bakanlığı’nca uygulanan eğitim ve
öğretim yılıdır (Denetimli Serbestlik Yön. m. 32/Son).
100
20.12.2005 tarihli ve 26029 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, “De-
netimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği”nin 80. maddesi
gereğince Cumhuriyet Başsavcılıkları’nda “denetimli serbestlik genel defteri”, şube
müdürlükleri ve bürolarda ise “denetimli serbestlik defteri” tutulması zorunludur.
1.6.2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren,
“Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetle-
rinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik”in 9 ve 13. maddelerinde yapılan ve 20.12.2005
tarihli ve 26029 sayılı RG’de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklikle; tedbir ka-
rarlarının düzenli ve aksamayacak bir şekilde yerine getirilmesi amacıyla denetimli
serbestlik genel defterinin tutulması öngörülmüştür. Bu deftere; 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu’nun 50. maddesinin birinci fıkrasının (c), (d), (e) ve (f) bentleri ile 51.
maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde, 53. maddesinin beşinci
ve altıncı fıkrasında, 191. maddesinin ikinci fıkrasında, 221. maddesinin beşinci
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
206TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
timli serbestlik şube müdürlüğü veya bürosuna gönderilir. Şube müdür-
lüğü veya büro ilamı, denetimli serbestlik defterine
101
kaydettikten sonra
hükümlüye on gün içinde şube müdürlüğü veya büroya başvurması
hususunda bildirim yapar. Bu yaptırım hükümlünün eğitim kurumuna
başladığı tarihte başlar. Hükümlünün, haklı, geçerli ve gerektiğinde
belgelendirilebilen mazereti olmaksızın; on gün içinde gelmemesi ve
otuz gün içinde seçenek yaptırımın infazına başlanmaması, halinde
şube müdürlüğü veya büro ilgili defterdeki kaydı kapatarak durumu
Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile mahkemeye bildirilir (Denetimli
Serbestlik Yön. m.32/2-5).
Hükümlünün bu süre içinde başvurması halinde ise, kararın yerine
getirilmesi için şube müdürlüğü veya büro bir denetim planı hazırlar.
Bu planda; hükümlünün hangi kurum veya kuruluşta, hangi gün ve
fıkrasında, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Kanun’un
105. maddesinin dördüncü fıkrasında, 107. maddesinin yedinci ve sekizinci fıkra-
sında, 108. maddesinin dördüncü ve altıncı fıkrasında, 110. maddesinin ikinci ve
üçüncü fıkrasında, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 19. maddesi ile 23.
maddesinde belirtilen ilamlar kaydedilecektir. Denetimli serbestlik genel defteri; sıra
numarası, hakkında tedbir uygulanan kişinin; kimliği, Türkiye Cumhuriyeti kimlik
numarası, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığı veya mahkemenin adı, kararın tarih
ve numarası, suçu, kararın geldiği tarih, kararın konusu, takip eden uzmanın kimli-
ği, kararın uygulanmasına başlanıldığı ve bitirildiği tarih sütunlarını içerir (Kalem
Yönetmeliği m.13/5-6).
Hapis ve adli para cezasına ilişkin ilamlar Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesinin
birinci fıkrasının (a) ve (b) bendinde belirtilen seçenek yaptırımlar, 53. maddesinin
birinci fıkrasında belirtilen güvenlik tedbiri, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60. maddelerinde
belirtilen güvenlik tedbirleri ile sadece rehber görevlendirilmesine ilişkin kararlar
denetimli serbestlik genel defterine kayıt edilmezler.
101
“Denetimli serbestlik defteri”, “Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma
Kurulları Yönetmeliği”nin 81. maddesi gereğince, tedbir kararlarının düzenli ve
aksamayacak bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak amacıyla tutulması gereken
defterdir. Denetimli serbestlik defterine; eğitim kurumuna devam etme yaptırımı
veya yükümlülüğü, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan ya-
saklanma yaptırımı, ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması ve belli bir meslek ve
sanatı yapmaktan yasaklanma seçenek yaptırımı, kamuya yararlı bir işte çalıştırma
yaptırımı veya yükümlülüğü, cezanın konutta infazı yaptırımı, belli hak ve yetkinin
kullanılmasının yasaklanması güvenlik tedbiri, meslek ve sanatın icrasının yasaklan-
ması ya da sürücü belgesinin geri alınması güvenlik tedbiri, etkin pişmanlık halinde
hükmedilen güvenlik tedbiri ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kaydedilir. Bu
defter; sıra numarası, denetimli serbestlik genel defter numarası, hakkında tedbir
uygulanan kişinin kimliği, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, kararı veren mah-
kemenin adı, kararın tarih ve numarası, suçu, kararın geldiği tarih, kararın konusu,
takip eden uzmanın kimliği, kararın uygulanmasına başlanıldığı ve bitirildiği tarih
ile düşünceler sütunlarını içerir.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
207TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
saatlerde ne tür bir eğitim alacağı ve hükümlünün hangi aralıklarla
şube müdürlüğü veya büroyu ziyaret edeceği, denetimli serbestlik gö-
revlilerinin hangi aralıklarla hükümlünün okul, aile ve sosyal çevresi
ile görüşeceği gibi bilgiler yer alır. Bu çerçevede denetimli serbestlik
görevlileri öncelikle hükümlünün ailesi, öğretmenleri ile gerektiğinde
hükümlünün eğitim gördüğü yerdeki kurum amiri veya varsa rehber
öğretmenle düzenli görüşmeler yapar. Şube müdürlüğü veya büroca
hazırlanan denetim planı, hükümlüye, çocuk hükümlünün yasal temsil-
cisine ve ilgili eğitim kurumuna bildirilir. Hükümlünün denetim planına
uyup uymadığı şube müdürlüğü veya büroca her zaman denetlenir.
Denetim planına uyulmadığının ilgili eğitim kurumu tarafından bil-
dirilmesi ya da şube müdürlüğü veya büro tarafından tespit edilmesi
halinde durum bir tutanakla mahkemeye iletilmek üzere Cumhuriyet
Başsavcılığı’na bildirilerek ilgili eğitim kurumundan evrak istenir ve
kayıt kapatılır (Denetimli Serbestlik Yön. m. 32/6-9).
Hükümlünün devam ettiği eğitim kurumunun disiplin kurallarını
ihlal etmesi halinde, bu durumun söz konusu yaptırımın ihlali olup
olmadığı, şube müdürlüğü veya büroca değerlendirilerek bu konuda
gerekçeli bir karar verilir. Fiilin yaptırımın ihlali olarak değerlendiril-
mesi halinde, evrak gereği için mahkemeye iletilmek üzere Cumhuriyet
Başsavcılığı’na gönderilir. Fiilin yaptırımın ihlali olarak değerlendiril-
memesi halinde aynı usulde işlem yapılarak mahkemeye bilgi verilir
(Denetimli Serbestlik Yön. m.32/10).
Yaptırım sona erdiğinde durum ilgili eğitim kurumuna iletilerek
evrakın iadesi istenir, kayıt kapatılır ve evrak mahkemeye iletilmek
üzere Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilir.
Şube müdürlüğü veya bürolar, bölgelerinde bulunan örgün ve
yaygın eğitim kurumlarıyla görüşmeler yaparak hükümlüleri bu eğitim
kurumlarından hangilerinde ve ne surette eğitime alacaklarına dair
bilgi alırlar ve bu kurumlara ait listeleri her yılın Eylül ayına kadar
oluşturarak mahkemelere verirler. Bu yaptırım ve yükümlülüklerin
uygulanmasında gizlilik ilkesine öncelikle uyulur (Denetimli Serbestlik
Yön. m. 32/11-13).
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
208TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
ccc. Mahkum Olunan Cezanın Yarısından Bir Katına Kadar
Süreyle, Belirli Yerlere Gitmekten veya Belirli Etkinlikleri
Yapmaktan Yasaklanma (m. 50/1-d).
Kısa süreli hapis cezası yerine hükümlünün belli bir yere gitmesi
veya bazı etkinlikleri yapması yasaklanabilir. Bunun süresi ise, mah-
kemece hükmedilen hapis cezasının yarısından bir katına kadardır.
Başka bir anlatımla bu süre, hapis cezasının süresinin yarısından az
olamayacaktır. Ayrıca, hükmedilen hapis cezasının süresinin bir katını
da geçemeyecektir.
102
Mülga 647 sayılı kanunun 4/1-4’te ise bu konuda “Bir yılı geçmemek
kaydıyla muayyen bir yere gitmekten, bazı faaliyetleri veya meslek ve sanatı
icradan men” tedbirine yer verilmişti.
Öte yandan, 06.04.2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmi Gazete’de ya-
yımlanarak yürürlüğe giren “Ceza İnfaz Kurumları’nın Yönetimi ile Ceza ve
Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük”ün “Seçenekli yaptırımlarda
uygulanacak rejim” kenar başlıklı 51. maddesinin dördüncü fıkrasında,
belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma yaptırı-
mının infazına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Buna göre, belirli yerlere
gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma yaptırımının infazı
aşağıdaki esaslara göre gerçekleştirilir:
a. Belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasak-
lanma yaptırımının infazı, hükümlünün mahkeme kararıyla mahkum
olduğu hapis cezasının yarısından, bir katına kadar süreyle belirli yerlere
gitmekten ya da belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanması şeklinde
yerine getirilir,
b. Kesinleşen mahkeme kararında gösterilen belirli yerlere gitmek-
ten veya belirli etkinliklere katılmaktan yasaklanma yaptırımı içeren
ilam Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilir. Cumhuriyet Başsavcılığı’nca
ilam denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da
bürosuna gönderilir. Bu birim tarafından, yapılacak tebligatta on gün
içinde hükümlünün kararın infazı için başvurması istenir. Başvurması
halinde hükümlüye belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinliklere
katılmaktan yasaklanma yaptırımının infaz şekli bildirilir. Hükümlünün
haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazereti olmaksızın on
102
Çınar, s. 52; Özbek, s. 500-501.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
209TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
gün içinde gelmemesi ve otuz gün içinde seçenek yaptırımın infazına
başlanmaması halinde durum Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile
mahkemeye bildirilir.
Diğer taraftan, “belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yap-
maktan yasaklanma yaptırımı”nın yerine getirilmesi ile ilgili olarak,
20.12.2005 tarihli ve 26029 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürür-
lüğe giren “Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları
Yönetmeliği”nin 33. maddesinde ayrıntılı hükümlere yer verilmiştir.
Söz konusu maddeye göre, “belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlik-
leri yapmaktan yasaklanma yaptırımı”, 5237 sayılı kanunun 50. maddesinin
birinci fıkrasının (d) bendi gereğince, mahkum olunan cezanın yarısın-
dan bir katına kadar süreyle hükümlünün belirli yerlere gitmekten veya
belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanması suretiyle yerine getirilir
103
(Denetimli Serbestlik Yön. m.33/1). Belirli yerlere gitmekten veya belirli
etkinlikleri yapmaktan yasaklanma yaptırımına ilişkin ilam, mahkemece
Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilir. Cumhuriyet Başsavcılığın’ca
ilam denetimli serbestlik genel defterine kaydedildikten sonra şube
müdürlüğü veya büroya gönderilir. Şube müdürlüğü veya büro ilamı,
denetimli serbestlik defterine kaydettikten sonra hükümlüye on gün
içinde şube müdürlüğü veya büroya başvurması hususunda bildirim
yapar. Hükümlünün, haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen
mazereti olmaksızın; on gün içinde gelmemesi ve en geç otuz gün içinde
seçenek yaptırımın infazına başlanmaması halinde defterdeki kayıt ka-
patılarak durum Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile mahkemeye bildi-
rilir. Bu yaptırım, hükümlü veya çocuk hükümlünün yasal temsilcisine
bildirildiği tarihte başlar. Hükümlüye yapılacak bildirimde geçerli, haklı
ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazereti olmadığı halde gelmeme-
sinin, yükümlülüğü ihlal sayılacağı ile gelmemenin kanuni sonuçları
mutlaka hatırlatılır. Hükümlünün bu süre içinde başvurması halinde ise,
şube müdürlüğü veya büro kararın yerine getirilmesi için hükümlü ile
görüştükten sonra bir denetim planı hazırlar. Bu planda; hükümlünün
gitmemesi gereken yerler veya yapmaması gereken etkinlikler belirtilir.
Ayrıca hükümlünün hangi aralıklarla şube müdürlüğü veya büroyu
103
Maddede geçen “belirli yerler ve etkinlikler”; hükümlünün suç işlemesinde, suça
yönelmesinde ya da kötü alışkanlıklar kazanmasında veya bağımlılık yapan maddeler
kullanmasında; çevresel, psikolojik, sosyal veya ekonomik etkisi bulunan ya da onun
yeniden suç işlemesine yol açan etkenleri güçlendirecek yerler veya etkinliklerdir
(Denetimli Serbestlik Yön. m. 33/2).
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
210TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
ziyaret edeceği, denetimli serbestlik görevlilerinin hangi aralıklarla
hükümlünün aile ve sosyal çevresi ile görüşeceği gibi bilgiler yer alır.
Şube müdürlüğü veya büroca hazırlanan denetim planı, hükümlüye,
çocuk hükümlünün yasal temsilcisine, ilgili kurum ve kuruluşlar ile
kolluğa bildirilir. Hükümlünün denetim planına uyup uymadığı şube
müdürlüğü veya büroca her zaman denetlenir. Ancak ulaşım güçlüğü
veya güvenlik gibi nedenlerin bulunması halinde denetim planı ilgili
kurum ve kuruluşlar ile kolluk tarafından takip edilir. Denetim planına
uyulmadığının kolluk, ilgili kurum veya kuruluş tarafından bildirilmesi
ya da şube müdürlüğü veya büro tarafından tespit edilmesi halinde du-
rum mahkemeye iletilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirilerek
kolluk ile ilgili kurum ve kuruluştan evrak istenir ve kayıt kapatılır.
Yaptırım sona erdiğinde durum kolluk ile ilgili kurum ve kuruluşa
iletilerek evrakın iadesi istenir, kayıt kapatılır ve evrak mahkemeye
iletilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilir (Denetimli Ser-
bestlik Yön. m. 33/2-Son).
ddd. Sağladığı Hak ve Yetkiler Kötüye Kullanılmak
Suretiyle veya Gerektirdiği Dikkat Ve Özen
Yükümlülüğüne Aykırı Davranılarak Suç İşlenmiş
Olması Durumunda; Mahkum Olunan Cezanın
Yarısından Bir Katına Kadar Süreyle, İlgili Ehliyet ve
Ruhsat Belgelerinin Geri Alınmasına, Belli Bir Meslek
ve Sanatı Yapmaktan Yasaklanma (m. 50/1-e).
Bu yaptırımın uygulanabilmesi bakımından çevirme için aranan
koşullar dışında, üçüncü bir koşul getirilmiş bulunmaktadır.
104
İlgili
ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı
yapmaktan yasaklanmaya ilişkin yaptırımların uygulanabilmesi için,
bunların sağladığı hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle veya
belli bir meslek ve sanatın gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne
aykırı davranılarak suç işlenmiş olması gerekmektedir. Böylece, ancak
suçun, ehliyet ve ruhsatla ya da meslek ve sanatın yerine getirilmesiyle
bağlantılı olması gerekir. Suçla bağlantılı olmak koşuluyla, her türlü
ehliyet ve ruhsat belgesi geri alınabilir. Yine, suçun yapılan meslek ve
sanatla ilgili olması koşuluyla her türlü meslek ve sanatın yasaklan-
104
Özbek, s. 501.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
211TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
ması söz konusu olabilir. Ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması
ile belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanma süreleri, hükümlü
hakkında hükmedilen hapis cezasının yarısından az, bir katından fazla
da olamaz.
105
Kısmen de olsa, benzer bir düzenlemeye Mülga 647 sayılı kanunun
m. 4/1, b 4 ve 5’te yer verilmiştir. Söz konusu maddenin birinci fıkrasının
(4) numaralı bendinde “bazı faaliyetleri veya meslek ve sanatı icradan men”,
(5) numaralı bendinde ise, “her nev’î ehliyet ve ruhsatnamenin bir aydan
bir yıla kadar muvakkaten geri alınması” tedbirleri yer almıştır.
Bu konuda, 06.04.2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmi Gazete’de ya-
yımlanarak yürürlüğe giren “Ceza İnfaz Kurumları’nın Yönetimi ile Ceza ve
Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük”ün “Seçenekli yaptırımlarda
uygulanacak rejim” kenar başlıklı 51. maddesinin beşinci fıkrasında,
ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması, belli bir meslek ve sanatı yapmak-
tan yasaklanma yaptırımının infazına ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Buna göre, ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması, belli bir meslek ve
sanatı yapmaktan yasaklanma yaptırımının infazı aşağıdaki esaslara göre
gerçekleştirilir:
a. Ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması ile belli bir meslek
ve sanatı yapmaktan yasaklanma yaptırımının infazı, mahkum olunan
cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, hükümlünün ehliyet ve
ruhsat belgelerinin geri alınması, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan
yasaklanması şeklinde yerine getirilir,
b. Kesinleşen ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması, belli
bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanma yaptırımını içeren ilam,
Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilir. Cumhuriyet Başsavcılığın’ca, ilam
denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da büro-
suna gönderilir. Bu birim tarafından yapılacak tebligatta on gün içinde
hükümlünün kararın infazı için başvurması istenir. Başvurması halinde
hükümlüye belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanma yaptırı-
mının infaz şekli bildirilir. Hükümlünün haklı, geçerli ve gerektiğinde
belgelendirilebilen mazereti olmaksızın on gün içinde gelmemesi ve otuz
gün içinde seçenek yaptırımın infazına başlanmaması halinde durum
Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile mahkemeye bildirilir.
105
Çınar, s. 52-53; Özbek, s. 501.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
212TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Diğer taraftan, “ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması ve belli bir
meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanma seçenek yaptırımı”nın yerine getiril-
mesi ile ilgili olarak, 20.12.2005 tarihli ve 26029 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe giren “Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri
ile Koruma Kurulları Yönetmeliği”nin 34. maddesinde ayrıntılı hükümlere
yer verilmiştir.
Söz konusu maddeye göre, “ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması
ve belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanma yaptırımı”, 5237 sayılı
kanunun 50. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince sağladığı
hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat
ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması duru-
munda; mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle,
ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması, belli bir meslek ve
sanatı yapmaktan yasaklanması suretiyle yerine getirilir.
106
Mahke-
mece ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması ve belli bir meslek
ve sanatı yapmaktan yasaklanma yaptırımına ilişkin ilam Cumhuriyet
Başsavcılığı’na gönderilir. Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ilam denetimli
serbestlik genel defterine kaydedildikten sonra şube müdürlüğü veya
büroya gönderilir. Şube müdürlüğü veya büro ilamı denetimli serbestlik
defterine kaydettikten sonra hükümlüye on gün içinde şube müdürlüğü
veya büroya başvurması hususunda bildirim yapar. Ayrıca ilamın bir
örneğini Türkiye İş Kurumu ile ilgili kurum ve kuruluşlara gönderir.
Bu yaptırım, hükümlüye bildirildiği tarihte başlar.
Makbuz karşılığında teslim alınan ehliyet ve ruhsat belgeleri ilgi-
linin dosyasında saklanır.
Hükümlünün, haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen
mazereti olmaksızın on gün içinde gelmemesi ve otuz gün içinde seçe-
nek yaptırımın infazına başlanmaması halinde şube müdürlüğü veya
büro ilgili defterdeki kaydı kapatarak durumu Cumhuriyet Başsavcılığı
aracılığı ile mahkemeye bildirir (Denetimli Serbestlik Yön. m. 34/3-7).
Hükümlünün bu süre içinde başvurması halinde ise, şube müdür-
lüğü veya büro ilamın yerine getirilmesi için bir denetim planı hazır-
106
Bu maddenin uygulanmasında hükümlü tarafından kullanılmakta olan ehliyet ve
ruhsat veya yürütülmekte olan meslek ve sanat, sağladığı hak ve yetkiler kötüye
kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davra-
nılarak suç işlenmesine neden olan ehliyet ve ruhsat ile meslek ve sanattır (Denetimli
Serbestlik Yön. m. 34/2).
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
213TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
lar. Bu planda; meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanma yaptırımının
başlangıç ve bitiş tarihleri, gerektiğinde hükümlünün hangi aralıklarla
şube müdürlüğü veya büroyu ziyaret edeceği, denetimli serbestlik
görevlilerinin hangi aralıklarla hükümlünün aile ve sosyal çevresi ile
görüşeceği gibi bilgiler yer alır. Şube müdürlüğü veya büroca hazırlanan
denetim planı, hükümlüye, ilgili meslek kuruluşuna, mahalli idareye ve
kolluğa bildirilir. Hükümlünün denetim planına uyup uymadığı şube
müdürlüğü veya büroca her zaman denetlenir. Ancak ulaşım güçlüğü
veya güvenlik gibi nedenlerin bulunması halinde denetim planı ilgili
meslek kuruluşu ile kolluk tarafından takip edilir. Denetim planına
uyulmadığının kolluk, mahalli idare veya ilgili meslek kuruluşu
tarafından bildirilmesi ya da şube müdürlüğü veya büro tarafından
tespit edilmesi halinde durum mahkemeye iletilmek üzere Cumhuriyet
Başsavcılığı’na bildirilerek kolluk, mahalli idare ile ilgili meslek kuru-
luşundan evrak istenir ve kayıt kapatılır. Yaptırım veya yükümlülük
sona erdiğinde durum kolluk, mahalli idare ile ilgili meslek kuruluşuna
iletilerek evrakın iadesi istenir, kayıt kapatılır ve evrak mahkemeye
iletilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilir (Denetimli Ser-
bestlik Yön. m. 34/8-Son).
eee. Mahkum Olunan Cezanın Yarısından Bir Katına Kadar Süreyle ve Gönüllü Olmak Koşulu ile Kamuya
Yararlı Bir İşte Çalıştırma (m. 50/1-f).
Esasen tüm suçların kamu düzenini bozan eylemler olduğu düşü-
nülürse, her suçta değişmeyen bir mağdur bulunmaktadır ki, o da top-
lumdur. Başka bir anlatımla, birçok suçun, o suçun mağdurları dışında
topluma da zarar verdiği bilinmektedir. Toplumun uğradığı zararın
en iyi giderim yöntemi de hükümlünün cezasının toplum hizmetinde
çalıştırılması suretiyle infaz edilmesidir. Birçok ülkede bunun çeşitli
uygulamalarının yapıldığı bilinmektedir.
107
İngiltere toplum hizmetini bir yaptırım türü olarak 1972’den beri
on yedi yaşından büyük kişilere uygulamaktadır. Bu konudaki yasa-
nın yürürlüğe girişiyle birlikte, mahkumları 40 ila 240 saat çalışmaya
107
Sokullu/Akıncı, s. 684; Çalışma cezasının diğer cezalara oranla çok önemli üstün-
lükleri olmakla beraber, özellikle piyasa ekonomisi koşullarında işsizliğin gittikçe
yaygınlaştığı bir ortamda, bu cezanın uygulanmasında bazı güçlüklerin yaşanacağı
da ifade edilmiştir. Bu konuda bkz., Erdem, s. 211.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
214TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
mahkum etmek mümkün hale gelmiştir. İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı
bir araştırma, uyuşturucu ve uyarıcı madde tutkunu, alkolik ve şiddet
içeren suçlar işlemiş suçluların bile, toplum hizmetlerini başarıyla ta-
mamlamış olduklarını ortaya koymuştur.
108
Hükümlü kendisine uygun
işi, denetim memurunun göstereceği listeden veya bizzat belirleyebil-
me olanağına sahiptir. Daha çok gündeme gelen işler; yaşlılar yurdu,
hastane ve çocuk yurdu gibi yerlerde hizmet görme; park bahçe ve
mezarlıklarda temizlik işlerini görme; yaşlı hasta ve bakıma muhtaç
kişilere bakma; sosyal kuruluşların inşaat ve tamir işleri gibi işlerdir.
Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde, ya belli bir miktara
kadar para cezasına hükmolunmakta veya önceki hürriyeti bağlayıcı
cezanın infazı yoluna gidilmektedir.
109
Fransa’da, 1983 tarihli bir kanunla cezanın ertelenmesi ile bağlantılı
biçimde bir yükümlülük olarak hükümlüyü kamu yararına çalıştırma
yoluna gidilmektedir.
110
Burada, hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum
olan kişi, hakimin uygun görmesi durumunda 40 ila 140 saat arasında
kamu yararına çalıştırılabilir. Ancak, çalışmak istemeyen veya duruş-
maya gelmeyen hükümlüye bu ceza uygulanmaz.
111
İtalya’da, İnfaz Yasası’nın 47. maddesi toplumsal hizmet konusunu
ayrıntılı bir şekilde düzenlemektedir. Düzenlemedeki temel amaç suç-
lunun yeniden eğitimi ve başka suçları işlemesi tehlikesini önlemektir.
Bunun başarıya ulaşacağı kanısının doğması halinde, bu yaptırım
uygulanacaktır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın süresi üç yılı geçmiyorsa,
hükümlü çekeceği cezaya eşit bir dönem için kurum dışında toplum
hizmetine mahkum edilir. Bunun için hükümlünün kurumda en az bir
ay süreyle; sosyal davranışları ve kişiliği gözlemlenir. Bu uygulamaya
talep üzerine karar verilir. Bu konuda verilen karar üzerine, hükümlü
salıverilirken düzenlenen tutanağa hükümlünün uyması gereken ko-
şullar ve yapacağı hizmetin ayrıntıları, örneğin hareket özgürlüğünün
sınırları ve belirli yerlere gitme yasağı belirtilir. Ayrıca birden fazla yerde
kalıp kalamayacağı veya kalacağı belli bir yer gösterilir. Özellikle başka
suçları işlemesine yol açabilecek kişisel ilişkileri veya faaliyetlerinin
önlenmesine ilişkin bazı yasaklara da tutanakta yer verilir. Sosyal Hiz-
108
Sokullu/Akıncı, s. 684.
109
Erdem, s. 211.
110
Erdem, s. 211.
111
Sokullu/Akıncı, s. 684, dn. 32.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
215TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
met Kurumu, hükümlünün davranışlarını denetleyerek ailesi ve diğer
çevresi ile temaslar kurarak, sosyal yaşama uyum sağlama konusundaki
güçlüklerin aşılmasına yardımcı olur. Bu kurum, düzenli aralıklarla
hükümlünün davranışları hakkında gözetim yargıcına bilgi verir. İnfaz
sırasında gözetim yargıcı hükümlünün sergilediği duruma göre, gerek
görürse bu hükümlerde değişiklik yapabilir. Hükümlünün davranışları
yasaya ve tutanakta belirlenen koşullara aykırılık oluşturursa ve toplum
hizmetinin uygulanması ile bağdaşmaz olduğu ortaya çıktığında, bu
uygulama sonlandırılır. Toplum hizmeti dönemi başarılı bir şekilde sona
erince ceza tüm sonuçları ile ortadan kalkar.
112
1981 tarihli bir kanunla
da, denetimli serbestlik kurumuna yer verilmiş ve ödenmeyen para
cezasının hükümlünün kabul etmesi durumunda çalışmak suretiyle
ödenmesine olanak sağlanmıştır. Bu takdirde, çalışma hafta içerisinde
sadece bir iş günü için toplum yararına herhangi bir ücret ödenmeksizin
gerçekleşmektedir.
113
Almanya’da kamuya yararlı bir işte çalıştırma, genellikle cezanın
ertelenmesiyle bağlantılı olarak gündeme gelmektedir. Burada gerek
savcı tarafından kamu davasının açılmasının ertelenmesi, gerek dene-
me amacıyla cezanın ertelenmesi durumunda bir hastane veya yaşlılar
yurdu, çocuk yurdu veya kamuya yararlı herhangi bir başka kurumda
hükümlünün çalışması bir yükümlülük olarak getirilmiştir. Bunun
dışında Genç Ceza Hukuku’nda bir iyileştirme tedbiri olarak, cezanın
ertelenmesiyle bağlantılı biçimde çalışma yükümlülüğü gündeme ge-
lebilmektedir.
114
Amerika Birleşik Devletleri’nde, zararın giderilmesinde olduğu
gibi, toplum hizmetinde de, suçun doğurduğu sonuçların failin aktif
katılımını gerektirmekte olduğu kabul edilmektedir. Bu amaca hizmet
eden toplum hizmeti kurumu, zararın giderilmesi cezasının koşulları
bulunup da, zararı giderilecek bir mağdurun bulunmadığı zaman,
hatta böyle bir mağdur olsa bile, gerektiğinde faile uygulanabilecek bir
ceza yaptırımıdır. Amerikan federe devletlerinin bir çoğunda toplum
hizmeti yasalarla yürürlüğe konulmuştur. 60’lı yıllarda California’da
bu günkü anlamda toplum hizmeti bir yaptırım olarak uygulanmaya
başlanmıştır. Özellikle trafik suçu işleyen kadın sürücülerin, ailelerine
112
Sokullu/Akıncı, s. 685.
113
Erdem, s. 210.
114
Erdem, s. 211.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
216TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
zarar vereceği düşüncesiyle hapis cezası yerine toplum hizmetinde
çalıştırıldıkları görülmüştür. Amerikan Yüksek Mahkeme’si de, para
cezasına mahkum edilmiş olup da, bunu isteği dışında ödeyememiş olan
hükümlülerin cezalarının mahkemelerce hapis cezasına çevrilmesini
yasaklayarak ve ödenmeyen para cezalarının toplum hizmeti olarak
infaz edilmesi gerektiğini belirterek bu uygulamayı desteklemiştir. Yine,
Yüksek Mahkeme’ce, 1983 yılında verilen bir başka kararla da, zararın
giderilmesine mahkum edilen suçluların, bu ödemeyi yapmamaları
durumunda cezalarının toplum hizmeti uygulamasına dönüşmesine
karar verilmiştir.
115
Amerikan sistemine göre, hükümlülerin ücretsiz olarak çalıştırıl-
maları Anayasa’ya aykırı değildir. Buna bağlı olarak, pek çok federe
devlette toplum hizmetini düzenleyen yasalar çıkarılmış ve özellikle
1980’den sonra çıkarılan içkili araç kullanmayı yasaklayan kanunlar-
da, toplum hizmeti yaptırımına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Öte
yandan toplum hizmeti uygulamasının Amerika’da devlet bütçesinden
önemli bir yükü kaldırdığı görülmüştür. Buradaki uygulamalarda ilk
dikkate alınan husus, suçun ağırlığıdır. Mahkeme belirli bir miktar saat
çalışmaya hükmedebileceği gibi, belirli bir işin tamamlanmasına da ka-
rar verebilir. Bu suçlunun zarar verdiği malın onarımı veya temizlenmesi
şeklinde de gerçekleştirilebilir. Hükümlü bir plana bağlı olarak günün
veya haftanın belli saatlerini bu işin bitirilmesine ayırmak zorundadır.
Bazen iş bulana kadar toplum hizmetinde çalışmasına karar verilir. An-
cak her durumda programın makul olması ve hükümlünün iş saatleri
ve ailesine ayıracağı zamanın da dikkate alınması gereklidir.
116
Mülga 647 sayılı kanunda yer almayan bu yaptırım, bizim hukuk
sistemimizde ilk defa YTCK’da düzenlenmiştir. Mahkemece takdir edil-
mesi ve hükümlünün de rızasının bulunması durumunda, kısa süreli
hapis cezası kamuya yararlı bir işte çalıştırma yaptırımına çevrilebilir.
Burada önemli olan husus, bu yaptırıma çevrilme bakımından gönüllü-
lük esasının getirilmiş bulunmasıdır.
117
Hükümlünün isteği, cezanın bu
115
Sokullu/Akıncı, s. 686.
116
Sokullu/Akıncı, s. 686.
117
Kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbirinin, Anayasa’nın 18/2 maddesi gereğince
gönüllülük esasına bağlanması gerekli değilse de, kanun koyucu bu konuda gönül-
lülük esasının bulunmasını tercih etmiştir. Bu konudaki açıklamalar için bkz., Özbek,
s. 501.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
217TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
önleme çevrilmesi bakımından mutlaka arandığından, istek olmadığı
hallerde hükümlünün çalıştırılması da mümkün değildir.
118
Kamuya ya-
rarlı bir işte çalıştırmanın süresi, hükmedilen hapis cezasının süresinin
yarısından az, bir katından fazla olamaz.
5275 sayılı CGTİK’nın 105. maddesinde kamuya yararlı bir işte
çalıştırmanın infaz şekli düzenlenmiştir. Buna göre;
1. Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesinin birinci fıkrasının (f)
bendinde yer alan kısa süreli hapis cezasının yaptırım seçeneklerinden
kamuya yararlı bir işte çalıştırma; hükümlünün, ücretsiz olarak bir kamu
kurumunun veya kamu yararına hizmet veren bir özel kuruluşun belirli
hizmetlerinde çalıştırılmasıdır.
2. Denetimli serbestlik ve yardım merkezleri, bölgelerinde bulunan
bu tür kurumlardan hükümlüleri ne suretle çalıştırabileceklerine dair
bilgi alırlar ve hizmetler listesini oluştururlar. Bu listeler mahkemelere
verilir. Mahkeme, bu listelerden uygun gördüğü hizmeti ve süresini hü-
kümlüye önerir ve bunu reddetme hakkına sahip olduğunu hatırlatır.
3. Diğer bir hapis cezasına hükmedildiğinde kamu yararına çalış-
tırma kararı verilemez.
4. İki yıl veya daha az süre ile hapis cezasına mahkum olanlardan,
hükümlülük süresinin yarısını iyi hale geçirenlerin, istekleri bulunmak
koşuluyla kendilerinin veya yasal temsilcilerinin veya Cumhuriyet
Başsavcılığı’nın istemi üzerine, mahkumiyet sürelerinin geriye kalan
yarısını kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına mahkemece karar ve-
rilebilir.
5. Mahkeme kararında belirtilen çalışma esasları ile rejimlere uy-
mama halinde, geriye kalan ceza aynen çektirilir.”
Bu konuda, 06.04.2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmi Gazete’de ya-
yımlanarak yürürlüğe giren “Ceza İnfaz Kurumları’nın Yönetimi ile Ceza
ve Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük”ün “Seçenekli yaptırım-
larda uygulanacak rejim” kenar başlıklı 51. maddesinin altıncı fıkrasında,
kamuya yararlı bir işte çalıştırma yaptırımının infazına ilişkin hükümlere
yer verilmiştir. Buna göre, “kamuya yararlı bir işte çalıştırma yaptırımının
infazı” aşağıdaki esaslara göre gerçekleştirilir:
118
Çınar, s. 53; Özbek, s. 501.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
218TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
a. Kamuya yararlı bir işte çalıştırma; hükümlünün, bir kamu ku-
rumu veya kuruluşunda belirli hizmetlerde, mahkum olunan cezanın
yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla ücretsiz
olarak çalıştırılmasıdır,
b. Denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da
bürosu, bölgesinde bulunan kamu kurum ve kuruluşlarında hüküm-
lülerin ne suretle çalıştırabileceklerine ilişkin olarak bilgi alırlar ve hiz-
metler listesini oluştururlar. Bu listeler mahkemeye verilir. Mahkeme
bu listelerden uygun gördüğü hizmeti ve süresini hükümlüye önerir
ve bunu reddetme hakkına sahip olduğunu hatırlatır,
c. Diğer bir hapis cezasına hükmedildiğinde kamu yararına çalış-
tırma kararı verilemez,
d. İki yıl veya daha az süre ile hapis cezasına mahkum olanlardan,
hükümlülük süresinin yarısını iyi halle geçirenlerin, istekleri bulunmak
koşuluyla kendilerinin veya yasal temsilcilerinin veya Cumhuriyet
Başsavcılığı’nın istemi üzerine, mahkumiyet sürelerinin geriye kalan
yarısını kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına mahkemece karar ve-
rilebilir,
e. Çalışma süresinin hesabında hükümlünün çalıştığı kurumun bu
konudaki mevzuatı esas alınır,
f. Kesinleşen kamuya yararlı bir işte çalışma yaptırımını içeren
ilâm Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilir. Cumhuriyet Başsavcılığı’nca
ilam, denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da
bürosuna gönderilir. Bu birim tarafından, yapılacak tebligatta on gün
içinde hükümlünün kararın infazı için başvurması istenir. Hükümlünün
haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazereti olmaksızın
on gün içinde gelmemesi ve otuz gün içinde seçenek yaptırımın infazı-
na başlanmaması halinde durum Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile
mahkemeye bildirilir.
Diğer taraftan, “kamuya yararlı bir işte çalıştırma yaptırımı”nın yeri-
ne getirilmesi ile ilgili olarak, 20.12.2005 tarihli ve 26029 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Denetimli Serbestlik ve Yardım
Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği”nin 35. maddesinde ayrıntılı
hükümlere yer verilmiştir.
Söz konusu maddeye göre, “kamuya yararlı bir işte çalıştırma yaptırı-
mı” hükümlünün, 5237 sayılı kanunun 50. maddesinin birinci fıkrasının
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
219TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
(f) bendi gereğince mahkum olduğu cezanın yarısından bir katına kadar
süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla ücretsiz olarak kamuya yararlı bir
işte çalıştırılması suretiyle yerine getirilir.
Mahkemece kamuya yararlı bir işte çalıştırma yaptırımına ait ilam
Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilir. Cumhuriyet Başsavcılığı’nca
ilam denetimli serbestlik genel defterine kaydedildikten sonra şube mü-
dürlüğü veya büroya gönderilir. Şube müdürlüğü veya büro ilam veya
kararı, denetimli serbestlik defterine kaydettikten sonra hükümlüye
on gün içinde şube müdürlüğüne veya büroya başvurması hususunda
bildirim yapar. Bu yaptırım veya yükümlülük, hükümlünün çalışmaya
başladığı tarihte başlar (Denetimli Serbestlik Yön. m. 35/2-4).
Hükümlünün, haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen ma-
zereti olmaksızın; on gün içinde gelmemesi ve otuz gün içinde seçenek
yaptırımın infazına başlanmaması, halinde, şube müdürlüğü veya büro
ilgili defterdeki kaydı kapatarak durumu Cumhuriyet Başsavcılığı ara-
cılığı ile mahkemeye bildirir. Hükümlünün bu süre içinde başvurması
halinde ise, şube müdürlüğü veya büro kararın yerine getirilmesi için bir
denetim planı hazırlar. Bu planda; hükümlünün hangi kurum veya ku-
ruluşta, hangi gün ve saatlerde çalışacağı ve hükümlünün hangi aralık-
larla şube müdürlüğü veya büroyu ziyaret edeceği, denetimli serbestlik
görevlilerinin hangi aralıklarla hükümlünün iş, aile ve sosyal çevresi ile
görüşeceği gibi bilgiler yer alır. Şube müdürlüğü veya büroca hazırlanan
denetim planı; hükümlüye, ilgili kamu veya özel kurum ve kuruluş ile
kolluğa bildirilir. Hükümlünün denetim planına uyup uymadığı şube
müdürlüğü veya büroca her zaman denetlenir. Ancak ulaşım güçlüğü
veya güvenlik gibi nedenlerin bulunması halinde denetim planı ilgili
kamu veya özel kurum ve kuruluşlar ile kolluk tarafından takip edilir
(Denetimli Serbestlik Yön. m. 35/5-8)).
Denetim planına uyulmadığının kolluk, ilgili kamu ya da özel ku-
rum veya kuruluş tarafından bildirilmesi ya da şube müdürlüğü veya
büro tarafından tutanakla tespit edilmesi halinde durum mahkemeye
iletilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirilerek kolluk ile kamu
ya da özel kurum veya kuruluştan evrak istenir ve kayıt kapatılır. Ay-
rıca, yaptırım sona erdiğinde durum kolluk ile ilgili kamu ya da özel
kurum veya kuruluşa iletilerek evrakın iadesi istenir, kayıt kapatılır ve
evrak mahkemeye iletilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilir
(Denetimli Serbestlik Yön. m. 35/9,11).
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
220TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Hükümlünün devam ettiği iş yerinin disiplin kurallarını ihlal et-
mesi halinde bunun yaptırım veya yükümlülüğün ihlali olup olmadığı
şube müdürlüğü veya büroca değerlendirilerek bu konuda gerekçeli
bir karar verilir.
Fiilin, yaptırım veya yükümlülüğün ihlali olarak değerlendirilmesi
halinde evrak gereği için mahkemeye veya yetki alanında şube mü-
dürlüğü veya büro bulunmayan Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmek
üzere derhal bağlı bulunulan Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilir.
Fiilin yaptırım veya yükümlülüğün ihlali olarak değerlendirilmemesi
halinde aynı usulde işlem yapılarak mahkemeye bilgi verilir (Denetimli
Serbestlik Yön. m. 35/12).
Çalışma süresinin hesabında hükümlünün çalıştığı kurumun bu
konuda tabi olduğu mevzuat esas alınır. On beş yaşını doldurmamış
çocukların çalıştırılması yasaktır. Ancak hakkında böyle bir karar ve-
rilmişse, on dört yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış olan ço-
cuklar; bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişimlerine; eğitimini sürdürenler
ise okullarına devamına engel olmayan, hafif işlerde çalıştırılabilir. Bu
konuda 22.5.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 71, 85 ve 87. mad-
desi hükümleri uygulanır (Denetimli Serbestlik Yön. m. 35/13-14).
c. Kısa Süreli Hapis Cezalarının Özel İnfaz Usulleri
Kısa süreli hapis cezalarının özel infaz usullerine CGTİHK’in 110.
maddesinde yer verilmiştir.
119
119
Mülga 647 sayılı CİK’in 8. maddesinde, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların yerine
getirilmesi konusunda üç özel şekil kabul edilmiştir. Buna göre;
“Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların hükümlünün veya varsa kanuni vekili
veya Cumhuriyet Savcısı’nın talebi üzerine;
1. Hükümlü 65 yaşını ikmal etmiş veya sıhhi durumu cezaevinde bulunmasına
mani olacak derecede bozuk olduğu tabip raporu ile belgelendirilmiş ve hükümlülük
süresi 60 günü geçmemişse oturduğu yerde,
2. Hükümlülük süresinin 60 günü geçmemesi halinde her hafta Cuma günleri en
geç 19.00’da girmek ve pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle bir cezaevinde,
3. Hükümlülük süresinin 4 ayı geçmemesi halinde serbestçe çalışabilmesini temin
için her gün saat 19.00’da girmek ve sabahları 07.00 ‘de çıkmak suretiyle bir cezae-
vinde çektirilmesine mahkemece karar verilebilir.
Yukarıdaki fıkralardan birinin tatbikatına ait karara hükümlü tarafından kasten
veya ihmali neticesi riayet olunmadığı takdirde bir aya kadar hapis cezasıyla ceza-
landırılır. Geri kalan cezası da ayrıca çektirilir.”
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
221TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Altı ay veya daha az süreli hapis cezaları özel infaz usulüne göre
çektirilebilir. Özel infaz usullerinin uygulanması ihtiyaridir.
Maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde “hafta sonu infaz”, (b)
bendinde ise “geceleri infaz” usulüne yer verilmiştir.
Buna göre, hükmü veren mahkeme veya hükümlü başka bir yerde
bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkeme, altı ay veya
daha az süreli hapis cezasının;
a. Her hafta cuma günleri saat 19.00’da girmek ve pazar günleri
aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları,
b. Her gün saat 19.00’da girmek ve ertesi gün saat 07.00’de çıkmak
suretiyle geceleri, ceza infaz kurumlarında çektirilmesine karar vere -
bilir.
“Yarı özgürlük rejimi” olarak da adlandırılan bu usul, İtalyan İnfaz
yasasında da düzenlenmiş ve hükümlünün iş, eğitim veya topluma
uyum sağlayacağı faaliyetleri yapabilmesi için günün belirli bir bölü-
münü kurum dışında geçirmesi kabul edilmiştir.
Hükümlü sosyal yaşama yeniden katılma isteğini gösterdiğinde,
cezasını çekmeye başlamadan önce yarı özgürlüğe hükmedilebilir. Bu
hükümlüler özel cezaevlerinde veya normal cezaevlerinin bu işe ayrılmış
özel bölümlerinde tutulurlar.
Hükümlü toplum hizmetine verilmemişse, hafif hapis ve altı aydan
fazla olmayan hapis cezasını yarı özgürlük rejiminde geçirebilir. Bu hal
dışında hükümlü cezasının en az yarısını çektikten sonra yarı özgürlük
rejimine geçirilebilir. Toplum hizmetine verilen hükümlülerin, bu yap-
tırıma uygun olmadığı belirlenirse, mafya tipi örgütlü suçlar dışındaki
suçların faillerine cezalarının yarısı infaz edilmeden de yarı özgürlük
rejimi uygulanabilir.
Hükümlü öngörülen tedbirlere uygun davranmadığında, yarı öz-
gürlük rejimi her zaman kaldırılabilir.
Hükümlü haklı bir neden olmadan, on iki saati geçmemek üzere
kurumda bulunmaz ise kendisine disiplin cezası uygulanır, daha uzun
süre bulunmama halinde ise firar suçu işlenmiş kabul edilir.
120
120
Sokullu/Akıncı, s. 688.
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
222TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Maddenin ikinci fıkrasında ise, “konutta infaz” konusu düzenlen-
miştir.
121
6.4.2006 tarihli ve 5485 sayılı
122
“Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin
İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la, 5275 sa-
yılı CGTİHK’in 110. maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılmış,
üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve diğer fıkra numaraları da buna
göre teselsül ettirilmiştir.
123
Söz konusu değişiklik gereğince, mahkumi-
yete konu suç nedeniyle doğmuş zararın aynen iade, suçtan önceki hale
getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine dair hukuki
sorumlulukları saklı kalmak üzere;
a. Kadın veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları
altı ay,
b. Yetmiş yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları bir yıl,
c. Yetmişbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları üç yıl,
veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine hükmü
veren mahkemece veya hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde
bulunan aynı derecedeki mahkemece karar verilebilir.
Konutta infazın en büyük avantajı, mali yönüdür. Gerçekten de,
bu tür özel infazın maliyeti, hapis cezasının cezaevinde infazının ma-
121
Cezanın konutta infazında, hükümlü oturduğu yerde normal hayatını yaşamakta ve
iş ve gücüyle uğraşmakta serbesttir. Bulunduğu yeri hiçbir suretle ve sebeple terk
edememek şartıyla, kendi üzerinde başka bir kısıtlama yoktur. Hükümlünün bu
yükümlülüğe kasten veya taksirle riayetsizlikten kaçınması gerekir. Bkz., Dönmezer-
Erman, C. II, s. 670; Sokullu/Akıncı, s. 680; Önder (Ceza), s. 554-555.
122
22 Nisan 2006 tarihli ve 26147 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş-
tir.
123
Maddenin iki ve üçüncü fıkraları değişiklikten önce aşağıdaki şekilde düzenlenmiş-
ti:
“(2) Kadın veya altmış beş yaşını bitirmiş hükümlülerin mahkum oldukları altı
ay veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine hükmü veren mah-
keme veya hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki
mahkemece karar verilebilir.”
“(3) Yetmiş beş yaşını bitirmiş olup da üç yıl ve daha az süreli hapis cezasına mah-
kum olanların, bu cezalarının ceza infaz kurumlarında çektirilmesi sağlık durumları
itibarıyla elverişli olmadığı, tam teşekküllü devlet veya üniversite hastanelerince ve-
rilecek raporla tespit edilenler hakkında cezanın konutlarında çektirilmesine hükmü
veren mahkemece veya hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı
derecedeki mahkemece karar verilebilir. Ancak, mahkumiyete konu suç nedeniyle
herhangi bir zarar doğmuşsa, bu zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme
veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi şartı da ayrıca aranır. Bunlar hakkında
beşinci fıkra hükümleri uygulanmaz.”
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
223TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
liyetinden çok daha düşüktür. Konutta infazın ikinci bir avantajı farklı
durumlara uydurulmaya oldukça uygun olmasıdır. Bu infaz türünün
en önemli avantajı, cezaevinde infazın ortaya çıkaracağı sorunlar ol-
maksızın hükümlünün etkisiz hale getirilmesini sağlamasıdır. Suçlu
hem yol açtığı zararları ödeyebilecek, hem de devlet hapis cezasının
yüksek maliyetinden kurtulmuş olacaktır. Örneğin, cezaevinde infazın
suçlu üzerinde hiçbir olumlu etkisinin olmayacağı, aksine olumsuz
sonuçlar doğuracağı açıksa, ceza konutta infaz edilmelidir.
124
Konutta
infazın yararları dışında bazı zorluk ve sakıncaları da uygulamada
görülmüştür. Öncelikle, hükümlünün konutunda cezasını çekmesinin
takibi konusunda bazı teknik zorluklar yaşanabileceği gibi, hükümlünün
kontrolü konusunda yeterli personel bulunamamasından kaynaklanan
sıkıntılar bulunabilir. Ayrıca, yoğun suçun işlendiği bölgelerde yaşayan
suçluların, bu çevrede kalmaya devam etmeleri sakıncalar doğurabilir.
Örneğin, uyuşturucu bağımlılarının yoğun olduğu bir çevrede yaşa-
yan bir hükümlü açısından konutta infaz usulünün tercih edilmemesi
gerekir.
125
İtalya’da 1975 tarihli “Cezaevlerindeki Düzene ve Özgürlüğü Kısıtla-
yan Tedbirlere İlişkin 354 Sayılı Kanun’un” (Ordinamento Penitenziario)
VI. Bölümünde, hürriyeti bağlayıcı cezalar yerine uygulanabilecek
alternatifler arasında “konutta hapis” müessesesini 47 ter. maddesinde
düzenlemiştir. Hükme göre, daha uzun süreli bir cezanın geri kalan
bölümü de olsa, üç yılı aşmayan hapis veya hafif hapis cezasını, belirli
özellikleri taşıyan hükümlüler kendi konutlarında, konut niteliği taşıyan
ikamete uygun özel bir yerde veya tedavi ya da yardım için oluşturul-
muş kamusal bir yerde çektirilebilirler. Bu tür infazdan yararlanabilecek
hükümlüler şunlardır;
126
a. Hamile veya kendi çocuğunu emziren veya kendisi ile yaşayan
beş yaşından küçük çocuğu olan anne,
b. Sağlığı özellikle ağır bir şekilde bozuk olup, ülkedeki bir sağlık
kuruluşu ile sürekli temas halinde bulunan kişi,
c. Altmış yaşın üstünde olup, kısmi de olsa, bedensel bakımdan
özürlü olanlar,
124
Sokullu/Akıncı, s. 680-681.
125
Sokullu/Akıncı, s. 681.
126
Sokullu/Akıncı, s. 682.
????
47 ter.
???
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
224TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
d. Yirmi bir yaşından küçük olup da sağlık, okul, iş ve aile gerek-
sinimlerinin bulunduğunu kanıtlamış kişiler.
İtalya da, gözetim mahkemesi konutta infazın koşullarını belirler.
Ayrıca, sosyal hizmet faaliyetine katılmaya ilişkin hüküm de verilir.
Bu hüküm ve emirler, infazın gerçekleştirildiği yerdeki yetkili gözetim
yargıcı tarafından değiştirilebilir.
Cezası konutta infaz edilen hükümlü, hapis cezasına ilişkin infaz
rejimine tabi değildir ve kendisinin bakımı, tedavisi ve sağlık yardımı
konusunda cezaevi idaresinin hiçbir yükümlülüğü yoktur. Cezanın ko-
nutta infaz koşulları ortadan kalktığında ya da hükümlünün davranışı
yasaya veya belirtilen emirlere aykırı ve tedbirin devamı ile bağdaşmaz
bir nitelik gösteriyorsa konutta infaz uygulamasına son verilir. Ayrıca,
hükümlünün cezasının infaz edildiği konuttan ayrılması halinde firar
suçu işlenmiş olur.
127
Amerika Birleşik Devletleri’nde cezanın konutta infazı ve hükümlü-
nün elektronik yöntemlerle izlenmesi 1980’li yıllardan beri uygulanmak-
ta olup, hükümlünün işe gitme dışında evinden çıkmaması şeklinde ta-
nımlanabilir. Bu ülkede pek çok eyalet çıkardıkları yasalarla, elektronik
izleme yöntemleriyle evde infazı; denetimli serbestliğin koşulu olarak
veya alternatif bir ceza olarak uygulamaktadır. Burada genellikle hedef
kitle, normalde cezaları cezaevinde çektirilmesi gereken hükümlülerdir.
Bu anlamda, hapis cezasına gerçek anlamda bir seçenek olmaktadır.
Amerika’da konutta infazın uygulanması farklı şekillerde görülse de,
bu tür programların hemen hepsinde ortak olan nokta, elektronik izleme
yöntemlerinin kullanılmasıdır.
En çok uygulanan yöntemler; “telefon robotu”, “kilitli bilezik” ve
“telefon gerektirmeyen verici cihazların” kullanıldığı yöntemlerdir. Bunun
dışında, konutta infazın uygun olmadığı durumlarda, “kamuya ait bir
yerde zorunlu kalma” şeklinde bir özel infaz usulü de uygulanmaktadır.
Daha çok Amerika Birleşik Devletleri’nde görülen bu yöntemde, “yarı yol
evlerinde infaz” veya “bir tedavi merkezinde kalmak” şeklinde uygulamalar
bulunmakta ve hükümlü elektronik izlemeye tabi tutulmaktadır. İnfa-
zın koşullarına riayet edilmemesi durumunda hükümlünün cezaevine
gitmesi söz konusudur.
128
127
Sokullu/Akıncı, s. 682.
128
Sokullu/Akıncı, s. 682-683.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
225TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Ülkemizde, cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi kararı,
infaza başlanmadan önce verilebileceği gibi, infaza başlandıktan sonra
da verilebilir (CGTİHK m. 110/3).
Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler,
koşullu salıverilme hükümlerinden faydalanamazlar. Bu infaz usulünün
gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması halinde, cezanın
baştan itibaren infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir. Ayrıca,
verilen kararlara karşı itiraz yolu açıktır (CGTİHK m. 110/4,5,6).
Özel infaz usulüne, hükmü veren mahkemece veya hükümlü baş-
ka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkeme
tarafından karar verilebilir.
06.04.2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe giren “Ceza İnfaz Kurumları’nın Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik
Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük”ün “Özel infaz usulleri” kenar başlıklı
52. maddesinin birinci fıkrasında, hafta sonu veya geceleri infaza ilişkin
aşağıdaki hükümlere yer verilmiştir.
a. 5275 sayılı kanunun 110. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b)
bentlerine göre altı ay veya daha az süreli hapis cezasının infazı aşağı-
daki şekilde yapılır;
1. Hükümlü, her hafta cuma günleri saat 19.00’da kuruma girmek
ve pazar günleri de aynı saatte kurumdan çıkmak suretiyle cezası hafta
sonları infaz edilir.
2. Hükümlü her gün saat 19.00’da kuruma girmek ve ertesi gün de
saat 07.00’de kurumdan çıkmak suretiyle cezası geceleri infaz edilir.
3. Bu hükümlüler, kurumlarda diğerlerinden ayrı yerlerde barın-
dırılır.
4. Cezanın bu şekilde çektirilmesine karar verilenler hakkında ko-
şullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.
b. Hükümlü, bu fıkrada belirtilen yükümlülüklere uymaması halin-
de, durum, kurum tarafından Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirilir.
Aynı Tüzüğün 52. maddesinin ikinci fıkrasında ise, cezanın konutta
infazına ilişkin aşağıdaki hükümler yer almıştır:
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
226TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
a. 5275 sayılı kanunun 110. maddesinin ikinci fıkrasına göre altı
ay ve daha az süreli hapis cezalarının konutta infazı aşağıdaki şekilde
yapılır,
129
1. Bu cezalara ilişkin ilamlar, Cumhuriyet Başsavcılıkları’nca infazı
amacıyla denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da
bürosuna gönderilir ve cezalar bu birimler tarafından infaz edilir.
2. Konutta infaz hükümlünün mahkemeye beyan etmiş olduğu
yerleşim yerinde yapılır.
3. Cezanın bu şekilde çektirilmesine karar verilenler hakkında ko-
şullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.
b. 5275 sayılı kanunun 110. maddesinin üçüncü fıkrasına göre üç
yıl ve daha az süreli hapis cezalarının konutta infazı aşağıdaki şekilde
yapılır,
130
1. Bu cezalara ilişkin ilamlar, Cumhuriyet Başsavcılıkları’nca infazı
amacıyla denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da
bürosuna gönderilir ve cezalar bu birimler tarafından infaz edilir.
2. Konutta infaz hükümlünün mahkemeye beyan etmiş olduğu
yerleşim yerinde yapılır.
3. Cezanın bu şekilde çektirilmesine karar verilenler hakkında ko-
şullu salıverilme hükümleri uygulanır.
c. Cezaları konutta infaz edilen hükümlülerin meşru ve kabul edi-
129
22.04.2006 tarihli ve 26147 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
6.4.2006 tarihli ve 5485 sayılı “Ceza ve Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında
Kanun’da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la, 5275 sayılı CGTİHK’in 110. mad-
desinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılmış, üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış
ve diğer fıkra numaraları da buna göre teselsül ettirilmiş olduğundan, tüzüğün 52.
maddesi ile 5275 sayılı kanunun 110. maddesinin ikinci fıkrasına yapılan bu atfın
uygulama olanağı kalmamışsa da, cezanın infazına ilişkin tüzük hükümleri varlığını
sürdürmektedir. Ancak, metinler arasında paralellik sağlamak bakımından tüzükte
de gerekli değişiklik yapılması gerekir.
130
5485 sayılı kanunla, 5275 sayılı CGTİHK’in 110. maddesinin ikinci fıkrasında deği-
şiklik yapılmış, üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve diğer fıkra numaraları da
buna göre teselsül ettirilmiş olduğundan, tüzüğün 52. maddesi ile 5275 sayılı kanunun
110. maddesinin üçüncü fıkrasına yapılan bu atfın uygulama olanağı kalmamışsa
da, cezanın infazına ilişkin hükümler varlığını sürdürmektedir. Ancak, bir üst atıfta
da açıklandığı üzere, metinler arasında paralellik sağlamak bakımından tüzükte de
gerekli değişiklik yapılmasında fayda bulunmaktadır.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
227TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
lebilir mazeretine binaen konuttan geçici süreli ayrılmayı gerektiren
sebeplerin ortaya çıkması halinde, bu durum denetimli serbestlik ve
yardım merkezi şube müdürlüğü ya da bürosuna hükümlü tarafından
yazılı olarak bildirilir. Talep, Cumhuriyet Savcısı tarafından değerlen -
dirilir,
d. Cezaları konutta infaz edilen hükümlülerin talepleri halinde ko-
nutlarının değiştirilmesine, Cumhuriyet Savcısı’nın talebi ile mahkeme
tarafından karar verilebilir,
e. Hükümlünün konutta infazın gereklerine uyup uymadığı de-
netimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da bürosu
tarafından değerlendirilir. Hükümlünün yükümlülüklere aykırı hareket
etmesi halinde durum, Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirilir. (3) Bu in-
faz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması
halinde, cezanın baştan itibaren kurumda çektirilmesine karar verilir.
4. Bu madde hükümlerine göre “verilen kararlara itiraz yolu açık-
tır.”
Öte yandan, “cezanın konutta infazı” ile ilgili işlemler konusunda,
20.12.2005 tarihli ve 26029 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürür-
lüğe giren “Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları
Yönetmeliği”nin 38. maddesinde çeşitli hükümlere yer verilmiştir.
Söz konusu hüküm gereğince 5275 sayılı kanunun 110. maddesi-
nin ikinci ve üçüncü fıkralarında düzenlenen hapis cezasının konutta
infaz edilmesi şeklindeki özel infaz usullerine ilişkin ilam, mahkemece
Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilir. Cumhuriyet Başsavcılığı’nca
ilam denetimli serbestlik genel defterine kaydedildikten sonra şube
müdürlüğü veya büroya gönderilir. Şube müdürlüğü veya büro ilamı
denetimli serbestlik defterine kaydettikten sonra hükümlüye on gün
içinde şube müdürlüğü veya büroya başvurması hususunda bildirim
yapar. Hükümlünün, haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen
mazereti olmaksızın; on gün içinde gelmemesi halinde, şube müdür-
lüğü veya büro ilgili defterdeki kaydı kapatarak durumu Cumhuriyet
Başsavcılığı aracılığı ile mahkemeye bildirir (Denetimli Serbestlik Yön.
m. 38/1-3).
Hükümlünün bu süre içinde başvurması halinde ise şube müdürlü-
ğü veya büro kararın yerine getirilmesi için bir denetim planı hazırlar.
Bu planda; mahkeme kararında belirtilen konutun adresi, infazın baş-
Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN makaleler
228TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
lama ve bitiş tarihi, denetimli serbestlik görevlilerinin hangi aralıklarla
hükümlünün aile ve sosyal çevresi ile görüşeceği ve diğer hususlara dair
bilgilerin yer alması gerekir. Şube müdürlüğü veya büroca hazırlanan
denetim planı hükümlüye ve kolluğa bildirilir. Hükümlünün denetim
planına uyup uymadığı şube müdürlüğü veya büro tarafından her
zaman denetlenir (Denetimli Serbestlik Yön. m. 38/3-6).
Hükümlünün mahkeme kararında belirtilen konutta cezasını çekip
çekmediğinin denetimi, öncelikle şube müdürlüğü veya büro tarafın-
dan, ulaşım güçlüğü veya güvenlik gibi nedenlerin bulunması halinde
ise kolluk tarafından yapılır. Denetim planına uyulmadığının kolluk
tarafından bildirilmesi ya da şube müdürlüğü veya büro tarafından
tespit edilmesi halinde durum mahkemeye iletilmek üzere Cumhuri-
yet Başsavcılığı’na bildirilerek kolluktan evrakın iadesi istenir ve kayıt
kapatılır (Denetimli Serbestlik Yön. m. 38/7-8).
Hükümlünün haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen
mazeretine dayanarak, konuttan geçici süreli ayrılmaya ilişkin talebi
şube müdürlüğü veya büroya yazılı olarak iletilir. Şube müdürlüğü
veya büro, talebin haklılığı konusunda bir karar vermek üzere evrakı
Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderir. Sağlık, yangın, deprem gibi ko-
nutu terk etmenin zorunlu olduğu durumlarda, şube müdürlüğü veya
büroya bilgi verilir ve durum tutanakla tespit edilerek zorunlu halin
takibi ve hükmün infazının devam edilmesi sağlanır. Hükümlünün
konutunu değiştirme yönündeki talebi, şube müdürlüğü veya büroya
yazılı olarak iletilir. Talep şube müdürlüğü veya büro tarafından Cum-
huriyet Başsavcılığı’na bildirilerek mahkemesinden bu konuda bir karar
istenir(Denetimli Serbestlik Yön. m. 38/9-11).
Cezanın konutta infazı tamamlandıktan sonra, kolluktan evrakın
iadesi istenir, kayıt kapatılır ve evrak mahkemeye iletilmek üzere Cum-
huriyet Başsavcılığı’na gönderilir.
makaleler Haluk ÇOLAK/Uğurtan ALTUN
229TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
KAYNAKÇA
Çınar, Ali Rıza, Türk Ceza Hukuku’nda Cezalar, Ankara 2005.
Çolak, Haluk, Güncel Ceza Hukuku ve Yeni Türk Ceza Kanunu, Ankara 2005.
Demirbaş, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler (Ceza), Ankara 2002.
Demirbaş, Timur, İnfaz Hukuku, Özellikle Cezaevlerinin Tarihçesi, Uluslara-
rası Belgelerle Karşılaştırmalı Olarak Hürriyeti Bağlayıcı Cezaların İnfazı
ve Ceza İnfaz Kurumları’nın İdaresi (İnfaz), Ankara 2003.
Erdem, Mustafa Ruhan, Kısa Süreli Özgürlüğü Bağlayıcı Cezaların İnfazı ve Yeni
Seçenekler, İnfaz Hukuku’nun Sorunları Sempozyumu, 24-25.11.2000, Başkent
Üniversitesi Yayını, Ankara 2001, s. 192-213.
Dönmezer, Sulhi, Genel Ceza Hukuku Dersleri, Bahçeşehir Üniversitesi Yayını,
İstanbul 2004.
Dönmezer, Sulhi/Erman Sahir, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Genel Kısım,
Cilt II, İstanbul 1997.
Önder, Ayhan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, C. II-III, 2. Baskı, İstanbul 1992.
Özbek, Veli Özer, Yeni Türk Ceza Kanunu’nun Anlamı, İzmir Şerhi, Genel Hüküm-
ler, C. 1, 2. Baskı, Ankara 2005.
Özgenç, İzzet, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi, Genel Hükümler, 3. Bası, Ankara
2006.
Öztürk, Bahri/Erdem Mustafa Ruhan, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Emniyet
Tedbirleri Hukuku, 8. Baskı, Ankara 2005, s. 261.
Pradel, Jean, Çağdaş Sistemlerde Karşılaştırmalı Ceza Usulü, İSİSC Kolokyumlarının
Sentez Raporu, Çeviren; Sulhi Dönmezer, 1. Baskı, İstanbul 2000.
Sokullu/Akıncı Füsun, Hürriyeti Bağlayıcı Cezalar ve Alternatif Ceza Yaptırımları,
Yeni Türkiye, Yargı Reformu Özel Sayısı, Temmuz-Ağustos 1996, Yıl. 2, S. 10,
s. 679-689.
Soyaslan, Doğan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 3. Baskı, Ankara, 2005.