makaleler Gülgün ANIK
189TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
Bu çalışmada amaçlanan Avrupa Topluluğu Antlaşması (ATA)
madde 82’de yasaklanan hakim durumun kötüye kullanılması halle-
rinin açıklanmasıdır. ATA madde 82’de örnekleyici olarak dört hakim
durumun kötüye kullanılması halleri belirtilmiştir. Bunların dışında
veya buna benzer haller Avrupa Birliği(AB) Komisyonu ve AT Adalet
Divanı kararlarıyla belirlenmektedir.
ATA madde 82’ye göre ortak pazarda veya onun önemli bir bölü-
münde bir veya birkaç teşebbüsün hakim durumunu kötüye kullanması
üye devletler arası ticareti etkilemesi durumunda ortak pazarla bağda-
şamayacağı gerekçesiyle yasaklanmıştır. Bu şekilde kötüye kullanma
özellikle şu durumlarda ortaya çıkabilir:
a. haksız alış veya satış fiyatları veya diğer haksız ticaret şartlarını
doğrudan veya dolaylı olarak uygulamak,
b. tüketicilerin zararına olarak üretimi, pazarı veya teknik gelişmeyi
kısıtlamak,
c. diğer rekabet eden teşebbüslerle olan eş anlaşmalara farklı şart-
lar koymak ve böylelikle onları rekabet açısından elverişsiz duruma
sokmak,
d. sözleşmelerin tamamlanmasını ticari teamül gereği veya işin
niteliğine göre bu sözleşmelerin konusuyla hiçbir alakası olmayan tali
yükümlülüklerin diğer tarafça kabulü şartına tabi tutmak.
AT REKABET HUKUKUNDA
HAKİM DURUMUN
KÖTÜYE KULLANILMASI
Gülgün ANIK
*
*
Gülgün ANIK makaleler
190TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
ATA madde 82’de örnek olarak verilen bu hakim durumun kötüye
kullanılması halleri ve benzerleri AB Komisyonu ve Avrupa Adalet
Divanı kararları ışığında aşağıda kategoriler halinde açıklanmıştır.
Aşırı Fiyatlar
ATA madde 82(a) da yerini bulan aşırı fiyatlandırma hakim duru-
mun klasik bir ihlal şeklidir. Mal ve hizmetlerin haksız sayılabilecek
derecede aşırı yüksek fiyatlandırılması yasaklanmıştır. Fiyatın haksız
olarak yüksek belirlenmesine örnek olarak Avrupa Adalet Divanı Sirena
v. Eda
1
davasında fiyatın kendisinin böyle bir ihlalin varlığını gösterecek
kadar yüksek görünmemesine rağmen objektif kriterler doğrultusunda
bu sonuç çıkıyorsa bunu belirleyen bir faktör olabileceğini belirtmiştir.
General Motors Continental
2
davasında, Divan, verilen hizmetin eko-
nomik değerine oranla aşırı olan bir fiyatın ihlal anlamına geldiğine
hükmetmiştir. Aynı şekilde United Brands,
3
davasında, Divan, ürünün
ekonomik değeriyle makul bir ilişkisi olmayan aşırı fiyatlandırmanın
ihlal teşkil edeceğini tekrarlamıştır. Özellikle, Divan, pazarda hakim
duruma gelmiş teşebbüsün uyguladığı fiyatlar ile maliyetlerini karşı-
laştırarak aşırılığın belirleneceğini öngörmüştür.
Fakat bazen yüksek bir fiyat haklı gösterilebilir. Örneğin, bir ürünü
piyasaya sürmeden evvel yapılan araştırma ve geliştirme faaliyetleri-
nin çok fazla olması ve bunun ürünün fiyatına aksettirilmesi veya bir
ürünün yaşam eğrisinin oldukça kısa olması durumunda bu ürünün
pazarda tutulabilmesi için daha da geliştirilmesine gereken fonun
temininin yüksek fiyatlandırma ile sağlanması veya oldukça yüksek
pazarlama ve dağıtım masraflarını karşılayabilmek için yüksek fiyat
uygulama halleridir.
Her halükarda, Komisyon fiyatın aşırı olduğunu belirlemede fiyat/
maliyet analizini uygulamakla görevlidir. Bunun dışında, alternatif ola-
rak, fiyatın haksız olarak aşırı olduğunu belirleme testlerini uygular. Bu
testlerden biri de, hakim durumdaki teşebbüs ile aynı ürünle ilgili olarak
aynı veya benzer pazarda uygulanan fiyatları karşılaştırır. Diğer bir test
1
Sirena Srl v. Eda Srl Case 40/70 [1971] ECR.
2
General Motors Continental NV v. Commission Case 26/75 [1975] ECR.
3
United Brands v. Commission Case 27/76 [1978] ECR.
makaleler Gülgün ANIK
191TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
de belli bir zaman diliminde hakim teşebbüsün uyguladığı fiyatlar arası
farklılıklardır. Buna ilişkin çizilen bir grafikte, teşebbüsün uyguladığı
fiyatlar enflasyonla alakası olmaksızın aşırı yükselmeler gösteriyorsa
bu teşebbüs aşırı fiyat uyguluyordur.
C.I.C.C.E.
4
olayında, Komisyon, hakim durumda bir alıcının satı-
cılara aşırı düşük fiyat teklifini hakim durumun kötüye kullanılması
olarak kabul etmiştir.
Yağmacı Fiyatlar
Aşırı fiyatın tersi rekabete aykırı sonuç yaratacak derecede düşük
bir seviyede olan yağmacı fiyatlardır. Örneğin, hakim durumdaki bir
teşebbüsün pazara girmeye çalışan başka bir rakibinin rekabet ede-
meyeceği dereceye kadar fiyatını düşürerek böylece onun pazarda
tutunamaması ile hakim durumunu korumasıdır. Bu duruma ilişkin
en belirgin örnek ECS-AKZO
5
olayıdır. Kimya endüstrisi devi AKZO,
pazarını genişletmek isteyen ECS’e uyguladığı yağmacı fiyattan dolayı
Komisyon tarafından para cezası ile cezalandırılmıştır. 1979’a kadar
sadece benzoyl-peroxide üreten ECS, polymer pazarına da girmek
isteyince AKZO tarafından uyarılmıştı. ECS bunu dikkate almayınca
da, AKZO, ECS için çok önemli kendisi için ise daha az önemde olan
benzoyl-peroxide pazarında fıyatını aşırı bir şekilde düşürdü. Komisyon,
bu hareketi hakim durumun kötüye kullanılması olarak kabul etti.
İndirimler
Hakim durumdaki teşebbüsler, uyguladıkları fiyatların sadece
aşırı yüksek veya aşırı düşük olmasından değil ayrıca rekabeti bozucu
sonuçlar doğuran alıcılara yönelik indirimlerden de kaçınmalıdırlar.
Potansiyel satıcıların pazara girmesine engel teşkil eden ve farklı alıcılar
arasında rekabeti bozan indirimler haksızdır.
Genellikle, haksız indirimler, satımda üretici ile satıcı arasında ger-
çekleşir. Michelin
6
olayında, Komisyon şirketin uyguladığı indirimleri
hakim durumun ihlali olarak kabul ettiği gibi Michelin’deki fiyatlan-
4
C.I.C.C.E. v. Commission Case 298/83 [1985] ECR.
5
ECS-AKZO Case 609/85 [1985] OJ L 374/1.
6
Michelin v. Commission Case 322/81 [1983] ECR 3461.
Gülgün ANIK makaleler
192TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
dırma sisteminin şeffaf olmamasını da ayrıca bağımsız bir ihlal olarak
kabul etti. Lastik üreticisi olan Michelin, satıcılarına, pazarlama çabaları
nedeniyle primler vermekteydi. Satıcılar, almaya hak kazanacakları bu
primlerin miktarı hakkında yeterli bilgilendirilmedikleri gibi bu prim-
lerin miktarı satıcılar arasında oldukça farklı dağıtılıp karşılıklı olarak
kararlaştırılıyordu. Böyle bir sistem satıcıların Michelin’in pazardaki
diğer rakipleriyle çalışmasını engelleyerek Michelin’e bağımlı kalma-
sını sağlıyordu. Divan, Komisyon kararını onaylayarak üreticinin elde
ettiği yarar karşılığı fiyatta bir indirim olması gerektiğini belirtmiştir.
Üreticinin elde ettiği yarar ile tanınan indirim arasında makul bir ilişkiyi
Komisyon aramaktadır.
Makul indirim miktara dayalı indirimdir; alımın büyüklüğü, satıcı-
ya, taşımada, idarede maliyetten tasarruf sağlar. Divan, satıcıdan birden
çok ürün alınması karşılığında alıcılara indirim teklifini alıcıları satıcıya
bağlaması ve bunun hakim durumdaki bu satıcının sattığı ürünlerden
yalnızca birini satanların pazara girmesine engel olması nedeniyle ya-
saklamıştır.
Özet olarak, indirimlerin pazarda ihlal edici olarak iki yönden so-
nuçları olabilir: birincisi, bu indirimler nedeniyle alıcıların hakim du-
rumdaki satıcıya/üreticiye bağlanmaları pazara girmeye çalışan yeni
satıcılar/üreticiler için bir engel teşkil eder; ikincisi, bu indirimlerin eşit
olarak yapılmaması aynı malı alan rekabet eden alıcılara farklı fiyatların
uygulanması sonucunu doğurur. Bu şekilde belirsiz ve farklı indirimler
uygulamak, alıcıların daha yüksek bir indirim imkanını kaçırmamak için
pazarda hakim durumda olan satıcıdan başka satıcıdan ürün almalarını
engellemektedir. Fiyatların ve indirimlerin şeffaf olduğu durumlarda,
alıcılar kendi menfaatlerine uygun olarak hareket edebilirler.
Bağlayıcı ve Teslimli Fiyatlama
ATA madde 82(d)’de öngörülen yasaklama satıcı firmanın, alıcının
istediği ürünü alabilmesinin koşulu olarak kendi sattığı diğer bir ürünü
alma şartını ileri sürmesi halidir. Satıcı firmanın alıcının almak istediği
esas ürün için pazarda hakim durumda olması nedeniyle de alıcının
her iki ürünü almaktan başka bir seçeneği kalmamaktadır. Bu şekilde,
hakim durumda olan teşebbüs, hakim durumda olmadığı diğer ürü-
nünün pazarında da hakimiyet elde etmek istemektedir, ayrıca rakip
makaleler Gülgün ANIK
193TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
firmaların satın alınması şartını öngördüğü ikinci ürünü satma şanslarını
kaldırmaktadır; nihayet, tüketicilerin ikinci üründe seçme hakkı kısıt-
lanmaktadır. Fakat bazı durumlarda bağlayıcı fiyatlama kabul edilebilir;
örneğin, bir ürün diğer bir ürün olmaksızın kullanılamıyordur.
Hilti
7
olayında, Komisyon, Hilti’nin patentli çivi kartuşlarının
kullanıcılarına ayrıca çivileri alma şartını getirmesini teşebbüsün kar-
tuşlar üzerinde olan hakim durumunu kötüye kullanma olarak kabul
etmiştir.
British Sugar
8
olayında, Komisyon, şekerin alıcıya teslimi şartına
bağlı fiyatı yasaklamıştır. Bu, ürün ile taşıma fonksiyonu arasında bir
bağlayıcılık oluşturuyordu. Sabena
9
davasında, Komisyon, Belçika
havayolları Sabena’nın, London European havayollarını, kendi bilgi-
sayardan yer ayırtma sistemini kullanabilmesini havaalanındaki idare
hizmetlerini de kullanması şartına tabi tutmasını yasaklamıştır. IBM
Settlement
10
olayında, Komisyon, bilgisayar üreticisi IBM’in bilgi işlemci
ile birlikte hafıza bölümünü de alma şartını ileri sürmesini incelemişti.
Hafıza bölümü üreticileri, IBM’in bu bağlayıcılığı karşısında pazardan
mahrum bırakıldıklarınndan şikayet ettiler.
Önemli Teknolojiyi Kullanma Ayrıcalığını İktisap
BTG-Tetrapak
11
olayında, Tetrapak steril karton ve bunların imali
için gerekli malzeme pazarında hakim durumda iken British Technology
Group’un sahip olduğu bir patentin lisansını alan daha küçük bir rakip
şirketi devralmıştı. Bu iktisap ile teknolojiyi kullanma imkanı sadece
Tetrapak ve benzer teknolojiye sahip AB’deki diğer bir şirket için müm-
kündü, ancak bu diğer teknoloji, Tetrapak’ın elde ettiği teknoloji kadar
gelişmiş değildi. Komisyon, Tetrapak’ın böyle bir teknolojiyi elde etme-
sinin pazara girmek isteyen potansiyel rakip firmalar için bir engel teşkil
etmesi nedeniyle pazarda zaten hakim durumda olan bir teşebbüsün bir
de önemli bir teknolojinin lisansını elde etmesine karşı çıktı. Tetra’nın
bu teknolojinin lisansını elde etmesi hakim durumunu güçlendirdiği
7
Eurofix-Bauco v. Hilti Case 138/88 [1989] 4 CMLR 677.
8
Napier Brown-British Sugar Case 518/88 [1988] OJ L 284/41.
9
London European v. Sabena Case 589/88 [1989] 4 CMLR 662.
10
IBM Settlement [1984] 3 CMLR 147.
11
BTG-Tetrapak Case 327/88 [1988] OJ L 272/27.
Gülgün ANIK makaleler
194TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
gibi oldukça yoğunlaşmış bir pazara girmek isteyip de bu teknolojiye
sahip olmayan potansiyel rakiplerin pazardan mahrum kalmalarına
veya pazara girmelerinin oldukça gecikmesine neden oldu. Tetra’nın
lisans ayrıcalığını bırakmasıyla hakim durumun kötüye kullanılması
hali sona ermiş oldu. Bu olayda Tetrapak’ın elde ettiği teknolojinin
oldukça önemli olması kötüye kullanmanın gerçekleşmesini sağladı.
Eurofirma
12
olayında ise durum farklıydı. Demiryolu kütükleri alıcısı
olan Eurofirma, tedarik edenlerine kısıtlayıcı şartlar uyguluyordu. Eu-
rofirma sözleşmelerle elde ettiği bütün patentlerin haklarını kullandığı
gibi ayrıca izin almaksızın bunların alt lisansını üçüncü kişilere verme
hakkına da sahipti. Komisyon, sözleşme şartlarını, Eurofirma’nın patent
haklarının haklı gösterdiği kadar talep edebileceği ve bu patentlerin
ürün standardizasyonunun sağlanmasının gerektiği yerde tedarik
eden/lisans verenlerin izni ve telif ücretlerinin ödenmesi karşılığında
alt lisans vermesi şekilde değiştirdi.
Mal veya Bilgi veya Teknoloji Lisansını Vermekten Kaçınma
Sözleşme hukuku prensiplerine aykırı olarak hakim durumdaki bir
işletme istediği ile sözleşme yapma hakkına sahip değildir. Özellikle,
bir şirket hakim durumda olduğu mal ve hizmetleri temin etmekten ka-
çınamaz. Bunların verilmesinden kaçınılan taraf, sağlayabileceği başka
bir kaynak olmadığından pazardan silinme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Bu kuralın istisnaları zamanla oluşmuştur.
Bu kategoride üç temel reddetme hakim durumun ihlalini teşkil
eder: (i) mal ve hizmet teminini reddetme, (ii) bilgi vermeyi reddetme,
(iii) fikri mülkiyet haklarının lisansını vermeyi reddetme.
Haklı bir sebep gösterilebildiği durumda hakim durumdaki teşeb-
büs mal ve/veya hizmet sağlamaktan kaçınabilir. Commercial Solvents
13
olayında, aralıklarla alış yapması nedeniyle bir alıcıya mal temininden
kaçınılması haklı görülmemiştir. Bilhassa reddetme, hakim durumdaki
şirketin reddedilen şirketle dikeyaşağı olan pazarda rekabete girmeye
karar vermesiyle aynı zamana denk gelmişti. Bunun tersine bir karar
BP
14
davasında alınmıştı. 1970’lerdeki OPEC’in Avrupa ülkelerine koy-
12
Eurofirma [1973] CMLR D217 .
13
Commercial Solvents v. Commission Case 6 ve 7/73 [1974] ECR 223.
14
BP v. Commission Case77/77, [1978] ECR 1513.
makaleler Gülgün ANIK
195TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
duğu petrol ambargosunda, BP’nin devamlı alıcılarına öncelik tanıyarak
hazırladığı bir listeye göre petrol dağıtıp aralıklı alıcılara petrol vermeyi
reddetmesi Divan tarafından haklı bulunmuştu. United Brands
15
dava-
sında, alıcının rakip firmanın ürününün reklamını yapması dolayısıyla
mal vermekten kaçınmanın objektif olarak haklı gösterilemeyeceğine
zira bunun ticari hayatta olağan olduğuna Divan karar vermiştir.
Temin ederken bunu kesmek ile hiç bir zaman temin etmemek
arasında hakim durumun kötüye kullanılması açısından bir fark ol-
mamalıdır. Nitekim, BL
16
davasında, otomobil üreticisi Biritish Leyland,
hükümetin istediği uygunluk sertifikasını vermeye yetkiliydi. Bunun-
la, satıcılar, üreticilerin otomobillerini satabilmekteydiler. Divan, daha
önce hiçbir ticari ilişkisi olmaması nedeniyle British Leyland’ın diğer
üye ülkelerden ithal edilen Metro otomobillerine tip onayı sertifikası
vermekten kaçınmasını yasaklamıştır. Bu aynı zamanda idari tekele
sahip bir satıcının hakim durumunu kötüye kullanmasıdır.
Temin etmekten kaçınma açık olduğu gibi gizli de olabilir. British
Sugar ‘da,
17
Komisyon, alıcının ödeyemeyeceğini bildiği bir fiyatı satı-
cının istemesini para cezası ile cezalandırmıştı.
Bilgi temininden kaçınmaya örnek olarak IBM Settelement
18
olayın-
da, bir teknik veriyi IBM’in vermekten kaçınması sonucu IBM uyumlu
ekipman üreten rakipler ürettikleri ekipmanların IBM bilgisayarlarına
uyumlu bir şekilde bağlanıp bağlanamayacağı konusunda yeterli teknik
bilgiye sahip olamıyorlardı. IBM bilgisayar pazarında hakim durumda
olduğunu ve bu teknik veriyi vermekten kaçınmasının hakim durumun
ihlali olduğunu reddetti. Fakat gene de karşılıklı uzlaşma yoluyla 1984’te
IBM bu veriyi vermeyi kabul etti.
Magill TV Guide/ITP, BBC ve RTE’de,
19
Magill TV Guide, davalı
televizyon şirketlerinin televizyon programlarını yayınlayabileceği bir
yayın çıkartmak istiyordu. Davalı şirketler telif hakkına sahip oldukları
program listelerini kendi çıkarttıkları rehberlerle ve günlük gazetelere
bu bilgiyi vererek halka ulaştırmakta olup bu TV programlarının listesi
ve yayınladıkları TV rehberi pazarlarında %100 hakim durumdaydılar
15
United Brands v. Commission Case 27/76, [1978] ECR 207.
16
British Leyland plc v. Commissiın Case 226/84, [1987] 1 CMLR 185.
17
Napier Brown-British Sugar Case 518/88 [1988] OJ L 284/41.
18
Bkz.,, dn.10.
19
Magill TV Guide/ITP v. BBC & RTE Case 241 ve 242/91 [1995] ECR I-743.
Gülgün ANIK makaleler
196TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
ve Magill’e bu TV programlarının listelerindeki bilgileri vermeyi red-
dettiler. Böylelikle Magill’in, TV rehberi piyasasına girmesini engelleyip
hakim durumlarını korumaktaydılar. TV programlarının listeleri her
ne kadar telif haklarıyla korunsa da pazarda varlık gösterebilmesi bu
bilgiye ulaşmasına bağlı olan rakiplere hakim durumda olan davalıların
bu bilgiyi vermekten kaçınmalarının ATA madde 82’nin ihlali olduğuna
Komisyon karar verdi.
Bir teşebbüs ürünün kendisinde değil de yedek parçasından dolayı
pazarda hakim durumda olabilir. Nitekim Veng v. Volvo
20
davasında,
yedek parçalarında pazarda hakim durumda olan bir otomobil imalatçı-
sının sadece yedek parça imal eden ve bu yedek parçaları da imal etmek
isteyen bir imalatçıya tasarım haklarının lisansını vermeyi reddedip
reddedemeyeceği sorundu. Divan, bir fikri mülkiyet hakkı sahibinin
tasarım haklarının lisansını üçüncü kişilere verme veya vermeme ko-
nusunda karar hakkına sahip olup bunun madde 82’nin ihlali olma-
yacağını, fakat bu ürünler için aşırı fiyat belirlemenin, talebin altında
ürün arzında bulunmanın ve ürünü tamamlayıcı parçalarıyla birlikte
vermeyi reddetmenin hakim durumunu kötüye kullanması anlamına
geleceğine hükmetmiştir.
Birleşmeler
Pazarda dikkate değer bir gücü olan bir teşebbüsün rakip bir te-
şebbüsü devralarak pazar payını arttırmaya çalışması hakim durumun
ihlalidir. Konsantrasyonlar Tüzüğü
21
yürürlüğe girmeden evvel rekabete
zarar verecek şekilde pazarda hakim duruma gelmeye neden olan bir-
leşmeler madde 82 (eski madde 86) altında ele alınıyordu. Buna örnek
olarak Continental Can
22
olayı verilebilir. Metal paketlerin önemli bir
imalatçısı olan New York menşeli Continental Can 1969 yılında hafif
metal paket üreticisi Alman menşeli SLW Brunswick’in, 1970 yılında
20
Veng v. Volvo Case 238/87 [1989] 4 CMLR 122.
21
4064/89 sayılı ilk Birleşmeler Tüzüğü(Council Regulation (EEC) No 4064/89 of 21
December 1989 on the control of concentrations between undertakings, [1989] OJ L
395/1).
22
Continental Can Company Case 6/72 [1973] ECR 215.
23
Yeni Konsey Tüzüğü No 139/2004 (Council regulation (EC) No 139/2004 of 20 Janu-
ary 2004 on the control of concentrations between undertakings, OJ L 24, 29.01.2004
sayfa 1-22) 1 Mayıs 2004’ten itibaren yürürlüktedir(madde 26/1).
makaleler Gülgün ANIK
197TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
da onun lisans verdiği Hollanda menşeli Thomassen Drijver-Verblifa-
(TDV)’nın kontrollerini eline aldı. 1971 yılında, Komisyon, Continental
Can’in ortak pazarın önemli bir kesiminde hafif paketleme konusunda
hakim durumda bulunduğunu ve TDV’yi kontrolüne almasının ortak
pazarın önemli bir bölümünde paketleme ürünleri konusunda rekabeti
kaldıracak bir etkisi olduğunu tespit etti. Bu davadan sonra konsant-
rasyonları kontrol altına almakta madde 82’nin yeterli olmadığı ve bu
konuyu ayrıca düzenleyecek bir tüzüğe ihtiyaç olduğu anlaşıldı. Bunun
üzerine 4064/89 sayılı Tüzük ve onu takip eden 139/2004 sayılı Tüzük
23
yürürlüğe girdi. 139/2004 sayılı Konsantrasyonlar Tüzüğü madde 2(3)’e
göre, ortak pazarda veya onun önemli bir bölümünde etkin rekabeti
engelleyen bir hakim durumun yaratılması veya güçlenmesini sağla-
yan birleşmeler yasaktır. Madde 1’e göre Tüzük topluluk boyutundaki
birleşmelere uygulanır.
4064/89 sayılı Konsantrasyonlar Tüzüğü madde 22(1)’e göre bu
Tüzük sadece madde 3 kapsamındaki konsantrasyonlara uygulanacak
olup madde22(2)’ye göre ATA madde 81 ve 82’nin yorumlanmasına
ilişkin 17 nolu Tüzük
24
Konsantrasyonlar Tüzüğü’nün uygulama kap-
samına giren birleşmelere uygulanmayacaktı. Konsantrasyonlar Tü-
züğü’nü değiştiren 1310/97 sayılı Tüzük’le
25
bu madde değiştirilmiş
ve buna göre Konsantrasyonlar Tüzüğü sadece madde 3 kapsamına
giren konsantrasyonlara uygulanacak Topluluk boyutunda olmayan
ve amacı ve etkisi bağımsız kalan teşebbüslerin rekabet işbirliği olan
“Joint Venture”lar hariç olmak üzere 17 nolu Tüzük uygulanmayacaktı.
Yeni 139/2004 sayılı Tüzük madde 21/1 bu hükmü aynen muhafaza
etmiştir; buna göre, topluluk boyutunda olmayan ve amaçları ve etkileri
bağımsız kalan teşebbüslerin rekabet işbirliği olan Joint Venture’lar hariç
olmak üzere 1/2003 sayılı AT madde 81 ve 82’yi yorumlayan Tüzük,
139/2004 kapsamına giren birleşmelere uygulanmayacaktır. Konsant-
rasyonlar Tüzüğü ayrı bir çalışmanın konusu olduğundan, burada bu
kadar bilgi ile yetinilmiştir.
24
17/62 sayılı Tüzük(Regulation No 17 First Regulation implementing Arts. 85 and 86
of the Treaty, OJ 1959-62) yerini 1/2003 sayılı Tüzük’e(Council Regulation (EC) No
1/2003 of 16 December 2002 on the implementation of the rules laid down in Articles
81and 82 of the Treaty OJ L1, 04.01.2003 sayfa 1-25) bırakmıştır. Yeni Tüzük madde
45 gereğince 01.05.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Gülgün ANIK makaleler
198TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
İthalat ve İhracat Yasaklamaları
Bu çeşit yasaklamalar markalar arası rekabeti kısıtladığı gibi Top-
luluğun tek pazar olarak bütünleşmesi amacına da aykırıdır. Suiker
Unie
26
olayında, Raffinerie Tirlemontoise’ın Belçikalı müşterilerine
uyguladığı ihracat yasağını Komisyon madde 82 anlamında bir ihlal
olarak değerlendirmişti. BL
27
olayında, British Leyland’ın otomobille-
rinin Kara Avrupa’sından İngiltere’ye ithalini azaltma etkisinde olan
tip onayı sertifikalarına ilişkin yüksek fiyat politikasını Komisyon ya-
saklamıştı. Eurofix-Bauco v. Hilti
28
olayında, Hilti’nin ihlallerinden biri
de Hollanda’daki dağıtıcılarına İngiltere’ye Hilti uyumlu kartuj şeridi
satmamaları şeklindeki baskısıydı.
Birlikte Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
ATA madde 82’de bir veya bir kaç teşebbüsün hakim durumu
kötüye kullanması yasaklanmıştır. Dar anlamda bu durum, bir şirket-
ler grubu içersindeki teşebbüslerin pazar payları ve davranışlarının
birleşmesi ile gerçekleşebilir. Yukarıda özetlenen Continental Can
29
olayında böyle olmuştur. Commercial Solvents
30
olayında ise iki farklı
teşebbüs tarafından madde 82’nin ihlali söz konusuydu: ABD menşeli
Commercial Solvents ve onun tali şirketi İtalyan menşeli ICI. Birbirinden
bağımsız iki veya daha fazla teşebbüs de pazarda kolektif olarak hakim
durum yaratıp bunu kötüye kullanabilirler. Ama genellikle oligopolist
davranışlar ATA madde 81’in ihlalini oluşturur. Birbirinden bağımsız
teşebbüslerin birlikte madde 82’yi ihlal etmesi Itallian Flat Glass
31
ola-
yında gerçekleşmiştir. İtalyan üç cam üreticisi firma pazarda birlikte
hakim durum oluşturup bunu kötüye kullanmaktaydılar. Madde 82’nin
ihlali olarak kabul edilen bu davranışları daha önce de madde 81’in
ihlali olan uyumlu eylem olarak yasaklanmıştı. Sonuç olarak, madde
25
Council Regulation (EC) No 1310/97 of June 1997 amending Regulation (EEC)
No 4064/89 on the control of concentrations between undertakings, OJ L180/1
9.7.97..
26
Suiker Unie v. Commission Cases 40/73 etc [1975] ECR 1663.
27
Bkz., dn. 16.
28
Bkz., dn. 7.
29
Bkz., dn. 22.
30
Bkz., dn. 13.
31
Societa Italian Vetro (SIV) v. Commission [1989] OJ L 33/44.
makaleler Gülgün ANIK
199TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
81 anlamında uyumlu eylem sayılmayan ama hakim durumun birlikte
ihlali olan davranışlar madde 82 altında ele alınacaktır.
Bunların dışında özet olarak şu haller hakim durumun kötüye
kullanılması olarak kabul edilebilir:
— Rekabete zarar verici olması durumunda hakim durumdaki te-
şebbüs tarafından sözleşmeye konulan yukarıda belirtilenler dışındaki
şartlar da kötüye kullanma halini oluşturabilir,
— ATA madde 12 doğrultusunda milliyete dayalı ayrımcılık ya-
saktır; hakim durumdaki bir firmanın alıcılarını/satıcılarını milliyetleri
nedeniyle ayrımcılığa tabi tutması kötüye kullanmadır,
— Hakim durumdaki bir teşebbüsün aynı ürün için farklı alıcılara
farklı fiyatlar uygulaması kötüye kullanmadır.
Kaynakça
Usher, John-T.C. Hartley-N. Green, 1991, Single European Market.
Wish, Richard, 1989, Competition Law, 2. baskı.
Schmitthoff, Clive M., 1990, Schmitthoff’s Export Trade The Law And Prac-
tice of International Trade, 9. baskı.