hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
115TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
GİRİŞ
Ceza mevzuatında uzun yıllar süren tartışma ve çalışmaların ar-
dından 2004 yılında çıkarılan TCK, CMK ve CGTİK gibi ceza hukuku
alanını düzenleyen birçok kanun yeniden düzenlenerek yürürlüğe girdi.
Bu düzenlemeler, özel ceza kanunlarını doğrudan ya da dolaylı olarak
etkilemek suretiyle ciddi değişikliklere neden oldu. Bu değişiklikler özel
ceza kanunu niteliğinde olan ve ceza mahkemelerince yargılanan vergi
suçlarını düzenleyen hükümleri de büyük ölçüde etkiledi.
Özel kanunlarda farklı düzenlenmiş olan iştirak, içtima, teşebbüs,
paraya çevirme, tecil gibi ceza hukuku genel müesseseleri bazı özel
ceza kanunlarında olduğu gibi vergi ceza hukukunda da farklı düzen-
lenmiştir. Yasa koyucu, özel ceza kanunları ve ceza hukuku arasındaki
bu farklılıkları gidermek ve hukuk uygulamasında birlik ve güvenliği
sağlamak için ceza hukukundaki genel hükümleri tüm ceza kanunları
için genel ve ortak hale getirmiştir.
Yeni TCK’nın 5. maddesiyle Ceza Kanunu’nun genel hükümlerinin,
özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar hakkında da uygulanacağı
hüküm altına alındı. Bunun sonucu olarak yürürlükteki Vergi Usul Ka-
nunu’nun “Vergi Kaçakçılığı” suçunu düzenleyen hükümleriyle Türk
Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri arasında çelişki ve çatışmalar ortaya
çıkmıştır. Ancak yasa koyucu, bu çelişki ve çatışmaları gidermek ve ka-
nunlar arasındaki uyumu sağlamak için özel ceza kanunu hükümlerinin
uygulanmasını 31.12.2006 tarihine kadar uzatmıştır.
CEZA MEVZUATINDA
YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERİN
VERGİ KAÇAKÇILIĞI SUÇUNA ETKİSİ
Mehmet KARAARSLAN
*
*
Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Araştırma Görevlisi.
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
116TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
Bu çalışmada, meydana gelen bu değişiklikleri eski ve yeni Türk
Ceza Kanunu, Vergi Usul Kanunu ve ilgili diğer kanun hükümleri göz
önüne alınmak suretiyle incelenecektir.
1. GENEL OLARAK VERGİ HUKUKU-CEZA HUKUKU İLİŞKİSİ
Ceza hukukunun bir fonksiyonu da diğer hukuk branşlarındaki
hukuki ilişkilerin hukuka uygun bir şekilde gelişmesini sağlayabilmek
için, kendine has müeyyidelerinden bu hukuk branşlarını yararlandır-
mak olduğu ifade edilmiştir.
1
İşte devletin ceza müeyyideleri uyguladığı
sahalardan biri de vergi hukuku’dur.
2
Vergi hukukunun vergi suç ve
cezaları ile ilgili alt bölümüne vergi ceza hukuku denir.
3
Vergi ceza hukukuna ilişkin kurallar esas olarak VUK’da düzen-
lenmiştir.
4
Vergi Usul Kanunu içinde ayrı bir bölüm olarak düzenlenen
vergi suç ve cezaları özel bir ceza kanunu yapısı göstermektedir.
5
Zira
4369 sayılı Yasa’yla yapılan değişiklik öncesi vergi cezalarıyla ilgili daha
ayrıntılı düzenlemeler yer almaktaydı.
6
Ancak vergi suç ve cezaları ko-
nusundaki hükümlerin önemli kısmı 1.1.1999 tarihinde yürürlüğe giren
4369 sayılı Yasa ile değişikliğe uğramıştır.
7
Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenmiş olan suç ve cezaların önemli
bir bölümü yalnız vergi hukukunu ilgilendirir ve bunlardan suç sayılan
fiil ve karşılığında uygulanacak müeyyideler idari usullerle saptanır.
8
Aynı zamanda bunlara mali nitelikli suç ve cezalar da denir. Bu suçlar;
“vergi zıyaı suçu” (VUK m. 341), “genel usulsüzlük” (VUK m. 351–352),
“özel usulsüzlük” (VUK m. 353) suçlarıdır. Bu suçlar için para cezası ve
işyeri kapatma cezası idare tarafından verilmektedir.
1
Dönmezer, Sulhi - Erman, Sahir, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, C. 1, 8. Baskı, İstanbul
1994, s. 20-34; Erman, Sahir, Ticari Ceza Hukuku I, Genel Kısım, İstanbul 1992, s. 1.
2
Erman, Sahir, Vergi Suçları, İstanbul 1988, s. 2 (Vergi...).
3
Öncel, Mualla - Kumrulu, Ahmet - Çağan, Nami, Vergi Hukuku, Ankara 2005, s.
209.
4
Mutluer, M. Kamil, Vergi Ceza Hukuku, Eskişehir 1979, s. 10; Öncel - Kumrulu - Çağan,
s. 209.
5
Mutluer, s. 10.
6
Mutluer, s. 10.
7
Bilici, Nurettin, Vergi Hukuku, Genel Hükümler Türk Vergi Sistemi, (Vergi Sistemi...)
11. Baskı, Ankara 2005, s. 85.
8
Uluatam, Özkan - Methibay, Yaşar, Vergi Hukuku, Ankara 1999, s. 205.
hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
117TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
Ancak vergi kayıp ve kaçağını önlemek için alınan mali tedbirlerin
yeterli olmadığı bazı durumlarda ceza hukukuna has müeyyidelere
müracaat edilir.
9
İşte VUK’da düzenlenen bu fiiller ise ceza hukuku
anlamında suç ve cezaları oluşturur. Bunlar da “Kaçakçılık” (VUK m.
359), “Vergi Mahremiyetini İhlal” (VUK m. 362), “Mükellefin Özel İşlerini
Yapma” (VUK m. 363) suçları olarak düzenlenmiştir. Vergi mahremiye-
tini ihlal suçunun cezası 765 sayılı TCK’nın 198. maddesine, mükellefin
özel işlerini yapma cezası ise 765 sayılı TCK’nın 240. maddesine atıfta
bulunulmak suretiyle düzenlenmişti.
Ancak; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama
Şekli Hakkında Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasına göre “Mevzu-
atta, yürürlükten kaldırılan Türk Ceza Kanunu’na yapılan yollamalar, 5237
sayılı Türk Ceza Kanunu’nda bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelere
yapılmıştır.” demek suretiyle, eski TCK’nın 198 ve 240. maddelerine
yapılan atıfların bu maddelerin 5237 sayılı yeni Kanun’daki muadili
olan maddelere yapılmış sayılacağını belirtmektedir. Buna göre VUK’un
363. maddesinde düzenlenen mükellefin özel işlerini yapan memurlara
ilişkin suç 5237 sayılı yeni TCK’nın 257. maddesinde düzenlenmiştir.
VUK’un 362. maddesinde düzenlenen “Vergi Mahremiyetini İhlal”
suçu ise; 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu’nun Göreve İlişkin Sırrın
Açıklanması başlığını taşıyan 258. maddesine göre cezalandırılacak-
tır.
10
Bu suçlara ilişkin saptama ve cezalandırma faaliyeti gerek eski
gerekse yeni ceza mevzuatına göre ceza mahkemesi tarafından yapıl-
maktadır.
765 sayılı eski TCK 10. madde; “Bu kanundaki hükümler hususi ceza
kanunlarının buna muhalif olmayan mevaddı hakkında da uygulanır” demek
suretiyle özel kanunlarda farklı ya da hüküm bulunmayan durumlar da
TCK hükümlerinin uygulanacağını belirtmekteydi.
11
Ancak 5237 sayılı
yeni TCK 5. madde de, “Özel Kanunlarla İlişki” başlığı altında “Bu kanu-
9
Uysal, Ali - Eroğlu, Nurettin, Açıklamalı ve İçtihatlı Vergi Usul Kanunu, Ankara 2005,
s. 669.
10
Bilici, “Vergi Mahremiyetini İhlal Suçu” ile ilgili atıfın yeni TCK 239 ile 258. madde-
lerine yapılmış sayılacağını belirtmesine karşın, bu suçla ilgili TCK 239. maddenin
uygulanamayacağı kanaatindeyiz, Vergi Sistemi... s. 95.
11
Demirbaş, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005, s. 94; Erman, Ticari...
s. 31.
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
118TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
nun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar
hakkında da uygulanır” demek suretiyle yeni bir sistem getirmiştir.
12
Zira
bu maddenin TBMM Adalet Komisyonu’nca kabul edilen gerekçesinde
“Özel ceza kanunlarında ve ceza içeren kanunlarda suç tanımlarına yer veril-
mesinin yanı sıra, çoğu zaman örneğin teşebbüs, iştirak ve içtima gibi konu-
larda da bu kanunda benimsenen ilkelerle çelişen hükümlere yer verilmektedir.
Böylece, ceza kanununda benimsenen genel kurallara aykırı uygulamaların
yolu açılmakta ve temel ilkeler dolanılmaktadır. Tüm bu sakıncaların önüne
geçebilmek bakımından, ayrıca hukuk uygulamasında birlik sağlamak ve hu-
kuk güvenliğini sağlamak için; diğer kanunlarda sadece özel suç tanımlarına
yer verilmesi ve bu suçlarla ilgili yaptırımların belirlenmesi ile yetinilmelidir.
Buna karşılık, suç ve yaptırımlarla ilgili olarak bu kanunda belirlenen genel
ilkelerin, özel kanunlarda tanımlanan suçlar açısından da uygulanmasının
temin edilmesi gerekmektedir. Aksi yöndeki düzenlemelerin hukuk devleti ve
eşitlik ilkelerine aykırılık oluşturması nedeniyle hükümet tasarısındaki madde
metni değiştirilmiştir.” Bu düzenleme ile VUK’da kaçakçılık suçuna ilişkin
iştirak, paraya çevirme, tecil gibi genel hükümler 5237 sayılı TCK’ya
göre incelenecek ve uygulanacaktır.
Ancak doktrinde TCK 5. maddeyle getirilmiş olan yeni düzenleme-
ye rağmen özel kanunlarda farklı bir düzenleme olduğu takdirde özel
yasaların esas alınması gerektiği ileri sürülmüştür.
13
Madde gerekçesi,
eski ve yeni Ceza Kanunu’nun ilgili hükmü bir bütün olarak değerlen-
dirildiğinde bu görüşün isabetli olmadığını söyleyebiliriz.
Doktrinde, özel kanunlardaki TCK’nın genel hükümleriyle çelişen
düzenlemelerin kaldırılmasının bir başka ifadeyle uygulanmamasının,
hukuk birliğini sağlama noktasında isabetli olduğu görüşüne karşın
12
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 16.02.2005 tarih, 2005/2460 esas ve 2005/733 sayılı
kararında; İcra İflas Kanunu 337/1 maddesi gereğince 10 gün hafif hapis cezası ile
cezalandırılan sanığın infazın durdurulması istemini reddeden mahkeme kararına
itirazı üzerine vermiş olduğu kararda, YTCK 5. madde gereği bu Kanun’un genel
hükümlerinin özel ceza kanunları içinde uygulanacağını, dolayısı ile İcra İflas Ka-
nunu’na göre verilen cezanın; tecilini, para cezasına çevrilmesini ve ön ödemeden
yararlandırılmasını yasaklayan İİK 353/b maddesinin uygulanmayacağına, bunun
yerine YTCK hükümlerinin uygulanması gerektiğine karar vermiştir. Yargıtay Kararlar
Dergisi, C. 31, S. 6, Haziran 2005, s. 910, Ancak aşağıda da açıklanacağı üzere 11.05.2005
tarihinde yapılan değişikliklerle özel kanunların uygulanması, 31.12.2006 tarihine
kadar devam edebilecektir (5252 sayılı Kanun’un Geçici Madde 1 Ek. 11.05.2005-
5349/6).
13
Şenyüz, s. 231.
hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
119TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
bu durumun ciddi sorunlar yaratabileceğini ileri süren görüşlerde
mevcuttur.
14
Hemen ilave edelim ki; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürür-
lük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 11.05.2005 tarih ve 5349/6
maddesi ile Geçici 1. maddesine ek düzenlemeye göre “Diğer kanunların,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Birinci Kitabı’nda yer alan düzenleme-
lere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en
geç 31 Aralık 2006 tarihine kadar uygulanır” demek suretiyle özel ceza
kanunlarında düzenlenen müesseselerin (iştirak, teşebbüs, tekerrür, za-
manaşımı, vb.) 31.12.2006 tarihine kadar uygulanmaya devam edeceği
hüküm altına alınmıştır.
Yine eski TCK 44. maddede düzenlenen “kanunu bilmemek mazeret
sayılmaz” ilkesi yeni TCK’nın 4. maddesinde “ceza kanunlarını bilmemek
mazeret sayılmaz” şeklinde düzenlenmiştir. Bu ilke diğer ceza mevzuatı
gibi vergi suçları için de geçerlidir.
15
2. SUÇUN HUKUKİ KONUSU
Genel olarak ifade edersek suçun hukuki konusu, suç tarafından
ihlal edilen hukuki varlık veya menfaattir.
16
Bu menfaat ya da varlık
bireylere, topluma veya devlete ait olabilir.
17
Vergi suçlarındaki “başta
kaçakçılık” olmak üzere devlete ait bir menfaat ihlal edilmekte ve kamu
düzeni bozulmaktadır.
Vergi suçu; vergi ödevinin yerine getirilmemesi sonucu oluşan fiil-
lere verilen isimdir. Diğer bir ifadeyle sorumluluğu olan vergi mükellefi
veya vergi sorumlusu tarafından ya da vergilendirme işlerindeki gö-
revliler tarafından vergi kanunlarında gösterilen maddi ya da biçimsel
yükümlülüklere ve mecburiyetlere aykırı olarak işlenen devleti vergi
kaybına uğratan ya da kamu düzenini bozan kanuni tarife uygun cezayı
14
Parlar, Ali - Hatipoğlu, Muzaffer, Açıklamalı-Gerekçeli 5237 Sayılı Türk Ceza Kanu-
nunun Getirdiği Yenilikler Bağlamında Temel İlkeler Tanımlar Uygulama Alanı, Kast ve
Taksir, (Kast...) İstanbul 2005, s. 119, lehte ve aleyhte görüşler için aynı eser bkz., s.
117-118.
15
Erman, Vergi... s. 14.
16
Toroslu, Nevzat, Ceza Hukuku, Aralık 2005, Ankara, s. 65; Mutluer, s. 71.
17
Toroslu, Aralık 2005, s. 65.
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
120TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
gerektiren fiillerdir.
18
Vergi suçu dar anlamda bir suç olduğundan eski
TCK’nın 10. ve yeni TCK’nın 5. maddesi gereğince ceza hukukunun ge-
nel prensipleri bu suçlar hakkında da uygulanır.
19
765 sayılı eski TCK 10.
maddede “Bu kanundaki hükümler, hususi ceza kanunlarının buna muhalif
olmayan mevaddı hakkında da tatbik olunur” şeklinde bir düzenleme ile özel
ceza kanunları ile farklı bir düzenleme ve uygulamaya imkan tanındı-
ğı halde yeni TCK ile Birinci Kitap tüm ceza kanunları için 31.12.2006
tarihinden itibaren ortak olarak uygulanacaktır. Diğer bir ifadeyle özel
kanunlarda bulunan genel hükümler yeni TCK’da aynen tekrarlansın
ya da buna aykırı hükümler barındırsın 5237 sayılı yeni TCK genel
hükümleri uygulanacaktır.
20
Vergi suç ve cezalarında suçun hukuki konusu hazinenin zarara
uğratılmasını önlemektir. Bu suçu önlemek suretiyle korunan hukuki
menfaat kamu yararıdır. Vergi ceza hukuku anlamında getirilen dü-
zenlemeler ile izlenen amaç vergi yasalarının gereklerinin zamanın da
ve kurallara uygun yerine getirilmesini sağlamaktır. Vergi borçlarının
zamanın da ve eksiksiz ödenmesini gerçekleştirerek hazinenin vergi
kaybı önlenmektedir.
21
Vergi ceza hukuku alanında; Hazine aleyhine işlenen fiil aynı za-
manda kamu düzenini ihlal ediyorsa artık idari cezalarla yetinilmez,
bunun yanında ceza mahkemesince verilecek cezalar ve müeyyideler
devreye girer. Ceza mahkemesinin devreye girdiği durumlardan biri
olan kaçakçılık suçu VUK’un 359. maddesinde düzenlenmiştir.
Kaçakçılık suçu ve cezası ile hazinenin menfaati ve kamu yararı
korunmaktadır.
22
Yani zararın tezahür etmesi gerekmemektedir. 4369
sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce zararın gerçekleşmesi şartı ara-
nıyordu. Yeni düzenleme ile zarar ortaya çıkmadan da, yani fiillerin
tarh döneminden önce ortaya çıkarılması durumunda da kaçakçılık ce-
zası verilebilmektedir. Nitekim Yargıtay’ın vermiş olduğu bir kararda
“usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen, defter ve belgelerini
incelemeye ibraz etmemek suretiyle müsnet suçu subuta eren sanığın
18
Bayraklı, Hasan Hüseyin, Vergi Ceza Hukuku, Afyon 1996, s. 68.
19
Erman, Vergi... s. 10; Mutluer, s. 10.
20
Erol, Haydar, Gerekçeli, Açıklamalı, İçtihatlı Yeni Türk Ceza Kanunu, Ankara 2005, s.
13; Demirbaş, s. 94.
21
Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 209.
22
Mutluer, s. 71, 72.
hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
121TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
eyleminin, verginin tarhı için kanunda belli edilen sürenin geçmesinden
önce meydana çıkarılması nedeniyle, bu fiilin vergi kaybına neden olup
olmayacağına bakılmayacağı, VUK m. 359/a-2 bendi kapsamına girdi-
ğini, bilirkişi raporları ile vergi kaybı doğmadığı gerekçesi ile verilen
beraat kararını hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozmuştur.
23
Vergi cezaları her şeyden önce aykırı davranışlarda bulunulmama-
sının teminatıdır.
24
Yukarıdaki karardan da anlaşılacağı üzere, Yargıtay;
suçun oluşması için vergi kaybının gerçekleşmesinin şart olmadığına
karar vermektedir.
25
3. SUÇUN FAİLİ
Başta vergi mükellefi ve sorumlusu olmak üzere bu suçun faili
herkes olabilir. Bir başka ifade ile vergi mükellefi ya da sorumlusu ol-
mayanlar tarafından da işlenebilir bir suçtur.
26
Vergi suçlarında bazen
mükellef adına hareket eden veli, vasi, kayyım da suçun faili olabilir.
27
Yani Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde belirtilen filleri işleyen
kişiler bu suçun failidirler.
Kaçakçılık suçunun cezası hapis cezası olduğundan tüzel kişilerin
işlemiş olduğu kaçakçılık suçlarında durumun ne olacağı tereddüde
neden olabilmektedir. Zira suçlu devletin koyduğu normlara isyan eden,
bu isyan arzu ve iradesini açığa vurabilen, isnat kabiliyetiyle kusurlu-
luğu haiz bulunan bir gerçek kişi olmalıdır.
28
Bu nedenle tüzel kişilerin
suçun aktif süjesi olup olamayacakları tartışmalıdır.
29
Doktrinde tüzel
23
Y. 11. CD, T. 01.12.1999, E. 1999/6980 K. 1999/8295, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 26,
S. 2, Şubat 2000, s. 313.
24
Ergül, Ergün, Kara Paranın Aklanması ve Suçları, Ankara 1998, s. 5.
25
“Vergi kaybı doğmadığına ilişkin bilirkişi raporuna dayanarak verilen beraat kararını
bozmuştur”, Y. 11. CD, T. 29.01.2001, E. 2000/6119 K. 2001/551, Yargıtay Kararlar
Dergisi, C. 27, S. 3, Mart 2001.
26
Yargıtay, 4369 sayılı Kanun’la vergi zıyaının kaçakçılık suçunun unsuru olmaktan
çıkarılması sebebiyle, sahte fatura düzenleme suçunun, mükellef sıfatı olsun ya da
olmasın, herkes tarafından işlenebileceğine karar vermiştir. Candan, 2004, s. 285;
Hatipoğlu, Muzaffer - Parlar, Ali, Özel Ceza Yasaları Uygulamalarında Ekonomik ve
Ticari Suçlar, (Ticari Suçlar...) Ankara, 2005, s. 251.
27
Hatipoğlu - Parlar, Ticari Suçlar... s. 252.
28
Erman, Ticari... s. 102; Şenyüz, s. 238.
29
1982 Anayasası’nın 38. maddesinde “ceza sorumluluğu şahsidir” ilkesine yer veril-
miştir. Bu bağlamda Ceza Hukuku’nda tüzel kişilerin suçun faili olup olamayacağı
ve ceza sorululuklarının bulunup bulunmadığı konusunda bkz., Muharrem Özen,
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
122TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
kişilerin suç faili sayılmalarını genel bir kaide olarak kabul edilemeye-
ceği düşüncesine
30
karşın mali-ekonomik alandaki suçlarla ilgili olarak
suçun faili olabilecekleri ileri sürülmektedir.
31
Ancak 5237 sayılı yeni TCK’nın m. 20/2 göre tüzel kişiler hakkın-
da “ceza yaptırımı uygulanamayacağı” bunun yerine kanunda öngörülen
“güvenlik tedbirlerinin uygulanabileceği” hüküm altına alınmıştır. Bu
bağlamda, tüzel kişilerin faaliyeti çerçevesinde işlenen suç dolayısıyla
ilgili tüzel kişi hakkında sadece güvenlik tedbiri uygulanabilecektir.
32
Ancak bu güvenlik tedbiri bir ceza olarak düşünülmemektedir.
33
Bu hü-
küm özellikle 31.12.2006 tarihinden sonra TCK’nın genel hükümlerinin
diğer özel ceza kanunları içinde genel hüküm niteliği taşıyacağından
çok daha önemli hale gelecektir. Zira bu tarihe kadar özel kanunlarda
tüzel kişileri cezalandıran hükümler uygulanacaktır.
34
Doktrinde Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra çıkarıla-
cak özel kanunlarla tüzel kişileri cezalandırabilen düzenlemelere gidil-
mesinin mümkün olduğu düşüncesi ileri sürülmektedir.
35
Bu durumun
yeni TCK’nın 5. maddesiyle getirmeye çalıştığı ve madde gerekçelerinde
belirtilen hukuk uygulamasındaki birliği bozacağı ve genel kurallara
aykırı uygulamalara sebep olacağı muhakkaktır.
Eski VUK’un 333. maddesi hürriyeti bağlayıcı cezanın “kanuni tem-
silciye” verileceğini öngörüyordu.
36
4369 sayılı Kanun ile değişik Vergi
Usul Kanunu’nun 333. maddesi ise “Bu kanunun 359. maddesinde yazılı
fiillerin işlenmesi halinde bu fiiller için 359 ve 360. maddelerde öngörülen
cezalar bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunur” demektedir. Böylece su-
çun şekli sorumlusu olan kanuni temsilcileri değil suçun ayrıntılarını
bilen ve oluşumunda yer alan kişiler cezalandırılmaktadır.
37
Dolayısıyla
“Ceza Kanunu Tasarısı’nın Tüzel Kişilerin Ceza Sorumluluğuna İlişkin Hükümlerine
Bir Bakış”, Yargıtay Dergisi, C. 29, S. 1-2, Ocak-Nisan 2003, s. 155 vd.
30
Erman, Ticari... s. 102; Şenyüz, s. 238.
31
Toroslu, Aralık 2005, s. 241.
32
Özgenç, İzzet, “İhale Sürecinde İşlenen Suçlar”, Ekonomik Suç ve Ceza Sempozyumu,
30 Nisan 1 Mayıs 2005, (Ekonomik Suç...) Ankara, s. 75; Şenyüz, s. 238.
33
Özgenç, Ekonomik Suç... s. 75.
34
Toroslu, Nevzat, Ceza Hukuku Genel Kısım, Ekim 2005, Ankara, s. 329.
35
Toroslu, Ekim 2005, s. 329; Parlar - Hatipoğlu, Kast... s. 119.
36
Erman, Vergi... s. 26; Oktar, s. 124.
37
Erman, Vergi... s. 26,27; Hatipoğlu - Parlar, Ticari Suçlar... s. 252; Mutluer, s. 60; Oktar,
s. 126; Uğur Yiğit, “Vergi Usul Kanunu’nda Hürriyeti Bağlayıcı Suç ve Cezalar”,
Vergi Kaçakçılığı Suçları ve Diğer Hürriyeti Bağlayıcı Vergi Suç ve Cezaları, İstanbul,
Mart 2004, s. 86; Şenyüz, s. 240.
hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
123TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
tüzel kişilerin kanuni temsilcileri azmettirme ya da başka şekilde suça
katılmış ise iştirak hükümleri çerçevesinde cezalandırılacaktır. Bu so-
rumluluğun devri ise mümkün değildir. Yargıtay’ın konuyla ilgili bir
kararında “defter ve belgelerin muhafazası; mükellef ya da vergi sorumlusu-
na ait olup bu sorumluluğun vekaletname ile devrinin mümkün olmadığına”
karar vermiştir.
38
Bu durumda kanuni temsilci olan şirket yöneticisinin bilgisi dışın-
da muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeyi alan kullanan şirket çalışanı
sorumlu olacaktır. Suç teşkil eden fiilden habersiz bulunan şirket yetki-
lisinin ise sorumluluğu söz konusu olmayacaktır. Ancak yaşamın ola-
ğan akışı, kanuni temsilcilerin emir ve talimatı olmaksızın çalışanların
hareket etmeyecekleri şeklinde olduğundan, kanuni temsilcinin ilgi ve
bilgisinin olmadığını ispat etmesi gerekecektir.
39
Fail ile fiil arasında kusur ve illiyet bağı esas alınmak suretiyle ce-
zaya hükmolunacaktır.
40
Yargıtay’da; müsnet suçun oluşmasında rolü
olan şirket ortağı veya müdürü belirlenerek temsil yetkisinin bölüşü-
mündeki ağırlık ve sınırlarda tespit edilip sonucuna göre sanıkların
hukuki durumlarının tayini gerektiğine karar vermiştir.
41
4. SUÇUN UNSURLARI
4.1. Genel Olarak
Suçlarda unsur; bir suçun varlığı için bulunması şart olan husus-
lardır. Suçun unsurlarından bir ya da bir kaçı olmadığı takdirde suç
oluşmaz.
42
Kısaca suç tipikliğe uygun, hukuka aykırı kusurlu hareket
olarak tanımlanabilir.
43
Suçun kurucu unsurları kanuni unsur, maddi
unsur, manevi unsur ve hukuka aykırılık olarak ortaya konulabilir.
44
38
Y. 11. CD, T. 4.6.2001, E. 2001/5241 K. 2001/6129, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 28, S.
2, Şubat 2001.
39
Candan, Turgut, Vergi Suçları ve Cezaları, (Candan, 2004...) İstanbul-Kasım 2004, s.
306–307; Yiğit, s. 86–87.
40
Yiğit, s. 73.
41
Y. 11. CD, T. 31.5.2001, E. 2001/5976, K. 2001/5333, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 28,
S. 4, Nisan 2002.
42
Şenyüz, Doğan, Vergi Ceza Hukuku, Bursa 2005, s. 2.
43
Fatih S. Mahmutoğlu, “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Hukuka Uygunluk Ne-
denleri”, Hukuk ve Adalet, Yıl: 2, S. 5, Nisan 2005, s. 43; Şenyüz, s. 2.
44
Şenyüz, s. 2.
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
124TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
Suçun bir kısım unsurları asli, bir kısım unsurları talidir. Asli un-
surlar bulunmadığı takdirde suç oluşmaz. Tali unsurlar ise suça etkili
haller olarak görülür.
4.2. Kanuni Unsur
Vergi suç ve cezalarında kanunilik ilkesi, sert ve belirgin bir şekilde
kendini gösterir
45
Bir fiilin suç olarak nitelenebilmesi için bu fiilin ceza
tehdidini taşıyan kanundaki tarife ve tipe uygun olması gerekir. Buna
suç ve cezada kanunilik ilkesi diğer bir ifadeyle tipiklik denir. Bu da
kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin doğal sonucudur. Bir fiilin deği-
şik bir yorum ya da metotla suç olarak nitelendirilebilmesi mümkün
değildir. Dolayısıyla kıyas yasağı vergi hukuku ve vergi ceza hukuku
alanında da uygulanır
46
Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesi kaçakçılık suçunu ve bu suça
verilecek cezayı açıkça tarif etmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için tipikliğe
uygun olması yani kanuni tarife uyması gerekir. VUK’un 359. madde-
sinde düzenlenen yetkili makamların mükellefe yazı ile yanlış izahat
vermeleri ve yetkili makamların bir hükmün uygulanması konusunda
görüşlerini ya da içtihadını değiştirmiş olması halinde mükellefe ceza
verilmeyecektir.
Ancak kanunilik ilkesi Vergi Usul Kanunu ile bazı durumlarda
ihlal edilebilmektedir. Doktrinde; haklı olarak belirtilen; VUK’un 359.
maddesindeki “Vergi kanunlarına göre tutulması gereken defterler” kavra-
mının Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 257. maddesine göre Maliye
Bakanlığı’nca düzenlenebildiği, yasamaya ait yetkinin yürütme organı
olan Maliye Bakanlığı’nca kullanılmasının suç ve cezada kanunilik il-
kesinin ihlaline sebebiyet verdiği ifade edilmiştir. Zira Vergi Usul Ka-
nunu’nun mükerrer 257. maddesine göre; yasada sayılanlar dışındaki
defter, kayıt veya belgeleri tutma zorunluluğu getirilebilmekte ya da
tutulma zorunluluğu kaldırılabilmektedir. Böylece yasada belirtilmeyen
yeni bir suç konusu oluşturulabilmekte ya da suç konusu olmaktan
çıkarılabilmektedir.
47
45
Atar, s. 152; Kırbaş, s. 190.
46
Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 209; Şenyüz, s. 4; Bayraklı, s. 110.
47
Yiğit,, s. 70.
hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
125TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
4.3. Maddi Unsur
Maddi unsur hareket, netice ve illiyet bağından oluşur. Vergi ka-
çakçılığı suçu serbest hareketli suçlardandır.
48
Bu suç icrai bir hareketle
işlenebilir. Hareketin şekli ve sayısı yönünden seçimlik hareketli
49
suç-
lardandır. Kanuni tarifte yer alan hareketlerden birinin, birkaçının ya
da hepsinin yapılması ile işlenebilir.
50
Maddi unsurun oluşması için vergi zıyaının gerçekleşmesi gerekli
değildir.
51
Eylemin yapılmış olması suçun gerçekleşmesi için yeterlidir.
52
Bir başka ifade ile neticesi harekete bağlı olan suçlardandır.
53
Vergi zıyaı
tehlikesi veya kamu düzenin bozulması durumlarında da maddi unsur
gerçekleşmiş olur. 4369 sayılı Yasa’yla yapılan değişiklikle netice itibari
ile zarar suçu olmaktan çıkarılmış ve tehlike suçuna
54
dönüştürülmüştür.
Tehlike hukuka aykırı bir neticeyi doğurma ihtimalidir. Eski düzenle-
mede vergi zıyaının gerçekleşmesi gerekmesine karşın 4369 sayılı Yasa
ile vergi zıyaının gerçekleşmiş olması şartı aranmamaktadır.
VUK 359. maddeye göre;
a. Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen saklama ve ibraz
mecburiyeti bulunan;
1. Defter ve kayıtlarda, hesap ve muhasebe hileleri yapma, gerçek
olmayan ve kayda konulan işlemlerle ilgisi bulunmayan kişilere hesap
açma veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahını
azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen ya da kısmen başka
defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydetme.
2. Defter kayıt ve belgeleri tahrif etme
55
veya gizleme (incelemede
ibraz etmeme) içeriği yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma,
48
Bilici, Nurettin, Vergi Hukuku Genel İlkeler, (Genel İlkeler...) Ankara 2000 s. 77.
49
Mutluer, s. 76-77; Şenyüz, s. 254.
50
Erman, Vergi... s. 17,51; Mutluer, s. 77; Yiğit, s. 121.
51
Kızılot, Şükrü, “Sahte ya da Kapsamı İtibariyle Yanıltıcı Belge Kullanımında Hapis
Cezası ve Muhatabı”, Yaklaşım, Yıl: 6, S. 69, Eylül 1998, Vergi ziyaı unsurunun ka-
nun metninden çıkarılmasının doğru olmadığı ifade edilmiştir, (Sahte Belge...) s. 27;
Hatipoğlu - Parlar, Ticari Suçlar... s. 169; Uysal - Eroğlu, s. 671.
52
Candan, 2004, s. 282; Özbalcı, Yılmaz, Vergi Usul Kanunu Yorum ve Açıklamaları,
Ankara, Ocak 2004, s. 963.
53
Oktar, s. 119.
54
Yiğit, s. 156.
55
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na göre tahrif edilmiş belge; gerçeğe uygun olarak
düzenlendikten sonra üzerindeki rakam ve yazıları kazınmış, eczalı maddelerle si-
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
126TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
b. Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen saklama ve
ibraz mecburiyeti bulunan;
1. Defter kayıt ve belgeleri yok etme, yerlerine yeni kayıt, belge
koyma ya da hiç koymama belgelerin asıl ya da suretlerini kısmen ya
da tamamen sahte olarak düzenleme veya kullanma,
2. Maliye Bakanlığı ile anlaşmalı olmadığı halde belge basma,
sahte olarak belge basma, kullanma, fiillerinin yapılması ile oluşur.
Maddede geçen vergi kanunlarında kasıt; Vergi Usul Kanunu, Vergi
Usul Kanunu hükümlerine tabi vergi, resim ve harç kanunları ile Vergi
Usul Kanunu hükümlerine göndermede bulunan diğer kanunlardır.
56
Kanun koyucu yine aynı maddede sahte belge ve muhtevası itiba-
riyle yanıltıcı belgenin tarifini yapmıştır. Buna göre; “gerçek bir muamele
veya durum olmadığı halde, bunlar varmış gibi düzenlenen belge” sahte belge,
muhteviyatı itibari ile yanıltıcı belge ise; “gerçek bir muamele ve duruma
dayanmakla birlikte, bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle
gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge” olarak tanımlamak suretiyle bu ko-
nuda çıkabilecek ihtilafların önüne geçmiştir.
57
4.4. Manevi Unsur
Manevi unsur isnat kabiliyeti ve kusurluluk olmak üzere iki kısımda
incelenir.
58
Failin kusurlu hareket edebilme ehliyetine isnat kabiliyeti
denir. Bir başka ifade ile bir kimsenin kanunun suç saydığı bir fiilden
dolayı cezalandırılabilmesi için sahip olması gereken niteliklerin tamamı
olarak ifade edilebilir.
59
Burada karşımıza çıkan en önemli sorun küçük, kısıtlı ya da tüzel
kişilerin vergi mükellefi olması durumunda hürriyeti bağlayıcı cezaya
linmiş veya bunların yerine yeni rakam ve yazıların yazılmış olan belgedir. Belgede
tahrifat yapma eyleminin sahte belge düzenlemekten farkı, tahrif edilmiş belgenin
esası gerçek bir işleme dayanmakta fakat düzenlenen bu belge üzerindeki yazı ve
rakamlar sonradan değiştirilmektedir. YCGK, T. 17.3.1986, E. 1985/9-462, K. 1986/
125, Candan, 2004, s. 274.
56
Candan, 2004, s. 266.
57
Kızılot, Şükrü, Sahte Belge... s. 25; Hatipoğlu - Parlar, Ticari Suçlar... s. 232, 233.
58
Erman, Vergi... s. 25; Oktar, s. 117, 119.
59
Toroslu, Aralık 2005, s. 245.
hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
127TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
muhatap olup olmayacakları sorunudur. Vergi Usul Kanunu’nun 10.
maddesine göre “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve ce-
maatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef ve vergi sorumlusu
olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olma-
yan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine
getirilir”. Bu hükmün sonucu olarak vergi kaçakçılığı ile ilgili kanuni
temsilcinin birinci derecede sorumlu olduğu ve temsil yetkisi olmayan
ya da bu yetkisini devreden yönetim kurulu üyesinin kural olarak cezai
sorumluluğu olmayacağı şeklindedir.
60
Kaçakçılık suçunda kusur yeteneği esas alındığından küçüklerin ya
da kısıtlıların 5237 sayılı TCK’nın 31. maddesine göre ceza ehliyetleri
varsa ve yine işlenen suça azmettirme, iştirak vb. bir şekilde katılmışlarsa
ceza verilebilecektir.
61
Fakat ceza sorumluluğu olmayan kişilere ceza
verilemeyeceği gibi ceza sorumluluğunu azaltan sebeplerin bulunması
halinde de cezada indirime gidilecektir (TCK m. 31, 32, 33, 34).
62
Tüzel kişiliğin ceza yargılamasında muhatap olamayacağını göz
önüne alan yasa koyucu VUK’un 4369 sayılı Yasa ile değişik 333. mad-
desinde hürriyeti bağlayıcı cezaların bu fiilleri işleyenler hakkında
uygulanacağını açıkça belirtmek suretiyle, kusur sorumluluğunun uy-
gulanacağını hiçbir tereddüde yer verilmeyecek şekilde ifade etmiştir.
63
Bu durumda salt kanuni temsilci değil kusuru olan herkesin, kanundaki
ifade ile “bu fiilleri işleyenlerin”
64
cezalandırılacağını ifade etmektedir.
Hakeza Yargıtay vermiş olduğu bir kararda; “suç tarihinde şirketi idare
ve temsilin kimlere ait olduğu ve temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve
sınırlar, şirket ana sözleşmesi getirtilip Ticaret Sicil Memurluğu’ndan sorularak
tespiti ve sonucuna göre delillerin kül halinde değerlendirilip hukuki durumla-
rına göre hüküm kurulması gerektiği” sebebiyle ilk derece mahkemesinin
kararını bozmuştur.
65
Bu karardan da açıkça anlaşıldığı gibi Yargıtay,
60
Candan, 2004, s. 305.
61
Mutluer, s. 61-62.
62
Şenyüz, s. 245.
63
Sarılı, Mustafa Ali, Türk Vergi Hukukunda Sorumluluk, İstanbul 2004, s. 226; Bilici,
Genel İlkeler... s. 70-71.
64
Kızılot, Şükrü, “Şirketlerde Vergi Suçları”, Ekonomik Suç ve Ceza Sempozyumu, 30 Nisan
1 Mayıs 2005 (Sempozyum...), Ankara, s. 201; Şenyüz, s. 238; Sarılı, s. 227; Mutluer,
s. 60.
65
Y. 11. CD, T. 16.5.2001, E. 2001/3907, K. 2001/5039, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 28,
S. 4, Nisan 2002.
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
128TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
müsnet suçun oluşmasında rolü olan failleri ve bu faillerin temsil de-
recesi, görev bölüşümündeki ağırlık ve sınırları tespit etmek suretiyle
ceza tayini yoluna gitmektedir.
66
Yine bir başka kararda; anonim şirketin esas mukavelesinin onaylı
örneği getirtilip incelenerek ve Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden sorularak,
sanıkların 213 sayılı Yasa’ya aykırılık suçundan sorumluluklarının olup
olmadığının Türk Ticaret Kanunu 317 ve 319. maddeleri nazara alınarak
belirlenmesi gerektiğine hükmetmiştir.
67
Bu suretle hem cezaların tüzel
kişilerin organlarına verileceğini hem de bu cezaların sanıkların kusur
ve sorumluluklarına göre tayin edileceğine karar vermiştir.
4369 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önce sahte ve muhteviyatı
itibariyle yanıltıcı belgeleri tanzim etmek ve bilerek kullanma duru-
munda hürriyeti bağlayıcı cezalar söz konusu iken, 4369 sayılı Yasa
ile yapılan düzenleme sonrası bilerek veya bilmeyerek ayrımına yer
verilmemiştir.
68
Bu durumda da ceza hukukunun kasta ilişkin genel
hükümlerine gidileceğinden kuşku duymamak gerekir. Zira Kaçakçılık
suçu taksirli hareketlerle gerçekleşmez, manevi unsuru kast olan bir
suç türüdür.
69
4369 sayılı Yasa ile yapılan düzenlemede sahte ve muhteviyatı itibari
ile yanıltıcı belge kullanma suçunda, bilerek sözcüğünün kullanılmamış
olması, bu suç için kastın aranmadığı manasına gelmez. Her ne kadar
doktrinde 359. maddedeki eylemlerin yapılması ile bu suçun oluşacağına
yönelik görüşler
70
olsa da ağırlıklı olan görüş bilerek kelimesinin yer
almayışının herhangi bir değişiklik yaratmadığı yönündedir.
71
Gerek
ceza hukuku sistemimiz gerekse özel kanunlarla ilişki başlığını taşıyan
66
Y. 11. CD, T. 31.5.2001, E .2001/5976, K. 2001/5333, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 28,
S. 4, Nisan 2002.
67
Y. 11. CD, T. 20.6.2001, E. 2001/3350, K. 2001/7004, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 28,
S. 5, Mayıs 2002.
68
Ergül, s. 97-104; Oktar, Ateş, “Sahte Fatura Kullanılmasında Sorumluluk”, Vergi
Sorunları, Ağustos 2002, S. 167, s. 116.
69
Candan, 2004, s. 310; Mutluer, s. 62; Oktar, s. 120; Yiğit, s. 159; Şenyüz, s. 256.
70
Özbalcı, s. 964, 966; Hatipoğlu - Parlar, Ticari Suçlar... s. 170, 232, 233; Uysal - Eroğlu,
s. 672 Kızılot, Sempozyum... s. 193-194; Kızılot, Sahte Belge... Bilerek kullanma sözcü-
ğünün çıkarılmış olmasıyla iyi niyetli (bilmeyerek kullanan) mükellefler ve kanuni
temsilcilerin, hapis cezası istemiyle yargılanması ya da cezalandırılması sonucunun
doğabileceğini ileri sürmektedir, s. 25, 26.
71
Candan, 2004, s. 111; Mutluer, s. 62; Şenyüz, s. 257; Oktar, s. 116-117; Yiğit, s. 163.
hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
129TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
5237 sayılı TCK 5. maddeyi göz önüne alınca, TCK genel hükümlerinin
özel kanunlar içinde cari olduğunu, suçta kastın aranması gerektiğini
dolayısıyla sadece eylemin yapılmış olmasının cezalandırma için yet-
meyeceğini söyleyebiliriz. Keza 765 sayılı eski Ceza Kanunu’nun 45/1
maddesinde “cürümde kastın olmaması cezayı kaldırır” hükmü gerekse
5237 sayılı yeni Ceza Kanunu’nun 21/1 maddesinde “suçun oluşması
kastın varlığına bağlıdır ve Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek
ve istenerek gerçekleştirilmesidir” hükümleri bir bütün olarak değerlendi-
rildiğinde, kastın bu suç içinde aranacağı sonucuna ulaşabiliriz.
Zaten Maliye Bakanlığı da bu konuya ilişkin duraksama ve tereddüt-
ler üzerine yayınlamış olduğu 306 seri nolu Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliği
72
ile “failin, fiilinin oluşturduğu suçtan sorumlu tutulabilmesi için
kastın mevcudiyeti gerekmekte, kasten hareket edilmiş sayılabilmesi için suçu
oluşturan fiilin bilerek ve isteyerek işlenmiş olmasını ve sahte ya da muhteviyatı
itibariyle yanıltıcı belgelerin bilerek kullanılıp kullanılmadığının araştırılma-
sında, bu belgeleri bilmeden kullandığı sonucuna varılan mükellef adına vergi
suçu raporları düzenlenmemesi ve haklarında Cumhuriyet Savcılıklarına suç
duyurularında bulunulmaması gerektiğini” belirtmiştir.
Sonuç olarak; tıpkı eski düzenleme döneminde (4369 sayılı Yasa
öncesinde) olduğu gibi
73
kastın varlığı yine aranacak ve kastın varlığı
iddia makamı tarafından ispat edilecektir.
74
Ancak doktrinde bu dü-
zenleme ile vergi idaresinin mükellefin kasıtlı olduğunu ispat etmesi
zorunluluğunun olmadığı ileri sürülmektedir.
75
Buna karşın; gerek 4369 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik öncesi
76
ge-
rekse değişiklik sonrası düzenlemede mükellef, bilerek kullanmadığını
yani kastı olmadığını ispat etmek suretiyle cezadan kurtulabilecektir.
Vergi Usul Kanunu’nun 373. maddesinde düzenlenen mücbir sebep,
VUK’un 369. maddesinde düzenlenen yanılma ve VUK 413. maddede
düzenlenen mükellefin izahat talebine verilecek cevaba göre hareket
etme durumu kusurluluğu kaldıran sebeplerdir.
77
Mücbir sebeple ilgili
72
18.06.2002 tarih ve 24789 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.
73
Bayraklı, s. 100.
74
Candan, 2004, s. 112.
75
Bilici, Vergi Sistemi... s. 93.
76
Bayraklı, s. 101.
77
Erman, Vergi... s. 31, 60; Şenyüz, s. 249, 251.
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
130TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
Yargıtay’ın 2.2.2001 tarihli bir kararında “beş yıl süre ile muhafaza edilmesi
mecburiyeti bulunan defterlerle belgelerin, 13. maddede düzenlenen mücbir se-
bep kapsamında sayılmayan nedenlerle ibraz edilememesi halinde, mahkumiyet
kararı verilmesi gerektiğini”
78
belirtmek suretiyle mücbir sebebin kusurlu-
luğu kaldırdığı ifade edilmiştir. Aynı şekilde yanılma durumunda da,
fiili hataya düşen fail, pişmanlık müessesesine başvurmuş olmasa da,
bu hata esaslı olduğu takdirde, hakim resen kastın olmadığına ve failin
beraatına karar verecektir.
79
Ceza mahkemesince hükmedilecek cezalar açısından, eski TCK
45. maddede ifadesini bulan kast kaidesi aranmaktaydı.
80
Aynı şekilde
5237 sayılı Yeni TCK’nın 21. maddesinde de kastın varlığı aranmakta-
dır. Bunun sonucu olarak fiili bilmemek, keza cebir, ikrah ve tehdidin
kusurluluğu kaldıracağı sonucuna ulaşabiliriz.
4.5. Hukuka Aykırılık
Hukuka uygunluk nedenleri, kural olarak ceza mevzuatınca yasak-
lanmış bir fiilin, bu fiilin işlenmesine yetki veren veya onu emreden bir
normun varlığı nedeniyle, suç sayılmasını engelleyen özel durumlar
olarak tanımlanmaktadır.
81
“Hukuka aykırılığın oluşmasına engel olan
nedenlere hukuka uygunluk nedenleri denir”.
82
Hukuka uygunluk nedeni eylemi sonradan hukuka uygun hale ge-
tirmez, eylem zaten hukuka uygundur. Çünkü suçun yapısal unsuru
olarak görülen hukuka aykırılık unsurunu ortadan kaldırmaktadır.
83
Eski Ceza Kanunumuzda genel hukuka uygunluk nedeni TCK 49.
maddede düzenlenmişti. Buna göre; kanun hükmünü icra, yetkili mer-
ciin emrini ifa, meşru müdafaa, ızdırar hali hukuka uygunluk sebebi
olarak düzenlenmişti. 5237 sayılı yeni Ceza Kanunu’nun bunlara ila-
veten hakkın kullanılması ve mağdurun rızasını da 26. maddede genel
hukuka uygunluk nedeni olarak düzenlemiştir.
78
Y. 11. CD, T. 2.2.2001, E. 2000/5998, K. 2000/823, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 27, S.
8, Ağustos 2001.
79
Erman, Vergi... s. 31.
80
Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 214.
81
Toroslu, Aralık 2005, s. 98.
82
Şenyüz, s. 14; Oktar, s. 119; Mahmutoğlu, s. 43.
83
Mahmutoğlu, s. 43-44.
hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
131TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
Bu hukuka uygunluk nedenlerinin tümü vergi kaçakçılığı suçu için
hukuka uygunluk nedeni olmasa da, kanun hükmünü icra
84
ve ızdırar
hali
85
vergi kaçakçılığı suçu için hukuka uygunluk sebebi olarak kabul
görmektedir. Buna karşın bazı yazarlar hukuka uygunluk sebeplerinin
hiçbirinin vergi kaçakçılığı suçu için uygun olmadığını savunmakta-
dırlar.
86
Izdırar hali bir kimsenin bilerek sebebiyet vermediği ağır ve muhak-
kak bir tehlikeden kendisini veya bir başkasını korumak zorunda kalarak
bir suç işlemesi olarak düzenlenmişti.
87
Bu düzenlemede tehlikenin nefse
yani hayata ve vücut bütünlüğüne yönelik olması gerekiyordu.
88
Ancak
5237 sayılı yeni Ceza Kanunu’nun 25/2 maddesinde “gerek kendisine gerek
başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle
korunmak olanağı bulunmayan, ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak
veya başkasını kurtarmak zorunluluğuyla ve tehlikenin ağırlığıyla konu ve kul-
lanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile
ceza verilmez” şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle sadece hayata
ve vücut bütünlüğüne yönelik tehlike değil aynı zamanda malvarlığı
haklarına yönelik tehlike de zorunluluk hali olarak kabul edilerek ceza
sorumluluğunu kaldıracağı ifade edilmiştir.
89
Kaçakçılık suçu için hukuka uygunluk sebebi olarak ızdırar hali
doktrinde kabul görmüştür.
90
Mesela bir tacirin bozulan ekonomik
durumunun daha da kötüleşmemesi için vergi kaçırması durumunda
ızdırar halinden istifade edebilmesi gerekir. Doktrinde iflasın şeref ve
haysiyeti
91
hatta medeni hakların bir kısmını kaybettirdiği varsayımın-
dan hareketle mükellefin vergi ödediği takdirde kesin iflas edeceği ve
iflastan kurtulmasının (konkordato dahil) mümkün olmayacağı du-
rumda, vergi kaçakçılığı suçunu işlemiş olmasının ızdırar hali olarak
84
Yiğit, s. 157.
85
Dönmezer - Erman, C. 1, s. 413; Erman, Vergi..., s. 25; Oktar, s. 119; Bayraklı, s. 106.
86
Yiğit, s. 157-158.
87
Önder, Ayhan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, C. II-III, İstanbul 1992, s. 203; Dönmezer
- Erman, C. 1, s. 413; Demirbaş, s. 267.
88
Önder, s. 203; Toroslu, Aralık 2005, s. 110.
89
Toroslu, Aralık 2005, s. 110; Mahmutoğlu, s. 52; Erol, s. 118.
90
Dönmezer - Erman, C. 1, s. 413; Erman, Vergi..., s. 25.
91
Izdırar halini açıklayan “dar sisteme” göre hayat ve vücut bütünlüğü tehlikenin
yönelik olduğu haklar olmasına karşın, “geniş sisteme” göre hayat, vücut bütünlüğü,
şeref, hürriyet, malda zorda kalma durumu da tehlikenin yönelik olduğu hakların
konusunu oluşturur. Önder s. 203.
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
132TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
görülebileceği ve 765 sayılı eski TCK m. 49/3, 5237 sayılı yeni TCK
m. 25/2 kapsamına gireceği ifade edilmiştir.
92
Eski düzenlemeye göre
nefse yönelik tehlike şartı arandığından ızdırar halinin uygulanması
konusunda tereddüt olmasına karşın yeni kanunla, malvarlığı hakları
kapsama alınmak suretiyle ızdırar halinin uygulanabileceğine yönelik
tereddütler ortadan kaldırılmıştır.
Vergi kanunlarındaki istisna ve muafiyetlerden yararlanmak sure-
tiyle vergi ödememe, eksik ödeme ya da geç ödeme durumunu kanun
hükmünü icra olarak kabul edebiliriz.
93
Kanun hükmünü icra; kanun,
tüzük ya da yönetmelik gibi maddi anlamda kanun niteliği taşıyan bir
hukuk kuralını uygulayan şahsın eyleminin tipikliğe uygun olması
durumunda bile, bu şahsın eyleminin kanuna uygun sayılarak ceza-
landırılmamasıdır.
94
Yine Vergi Usul Kanunu’nun 369/1. maddesine göre; yetkili merci-
lerden görüş isteyen mükellefe, yazı ile yanlış izahat verilmiş olunması
durumunda, bu görüşler doğrultusunda hareket eden mükellefe, vergi
cezasının kesilmeyeceğini dolayısıyla hürriyeti bağlayıcı cezayla da yar-
gılanmayacağını belirtmektedir. Hakeza bir hükmün uygulanma tarzı
hususunda yetkili makamların görüş ve kanaatini değiştirmiş veya bu
hükme ait içtihadın değişmiş olması ihtimalinde de fail cezalandırılmaz
(VUK m. 369/2). Bu iki durumda yanılma olarak nitelenmiş ve vergi
suçluluğunu kaldıran sebep olarak sayılmıştır.
95
Aynı şekilde Vergi Usul Kanunu’nun 413. maddesi göre; mükel-
leflerin, maliye bakanlığı ya da yetkili kılınan makamlardan izahat al-
ması durumunda ve aldıkları bu cevaba göre hareket ettikleri takdirde,
mükellefin fiili suç olsa bile cezalandırılmayacağı ifade edilmiştir. Bu
durum fiilin cezalandırılmasını önleyen bir başka hukuka uygunluk
nedeni olarak kabul edilmiştir.
96
92
Dönmezer - Erman, C.1, s. 413.
93
Yiğit, s. 157.
94
Mahmutoğlu, s. 47-48; Erol, s. 133.
95
Erman, Vergi... s. 15.
96
Bayraklı, s. 106.
hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
133TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
5. SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ USULLERİ
5.1. İştirak
TCK’da iştirak bir kişi tarafından işlenebilen bir suçun birden çok
kişi tarafından işlenmesi olarak tanımlanmıştır.
97
VUK 360. maddesi
vergi kaçakçılığı suçunun iştirak halinde işlenmesine ilişkin özel hüküm
getirmiştir.
98
Bir başka ifade ile VUK’da düzenlenen iştirak TCK’dan
farklı olarak düzenlenmiştir.
VUK 360. maddesinde asli ve feri iştirak olarak düzenlenmiş-
tir. Buna göre asli iştirak; asli maddi ve asli manevi iştirak şeklinde
eski TCK’ya paralel bir düzenleme öngörmüştür. Ancak burada eski
TCK’dan farklı olarak asli feri ayrımında temel alınan ölçüt, “bir çıkar
gözetmek” (maddi menfaat) ya da gözetmemek şeklinde ifade edilmiştir.
99
Mesela; tüzel kişiliğe haiz bir şirkette, patronun, vergi işlemleriyle ilgili
olarak muhasebecinin vergi kayıtlarında tahrifat yapmasını istemesi ve
şirket muhasebecisinin bunu yapması durumunda patron asli manevi
iştirakten muhasebeci ise normal ücretinden başka bir şey almadığı
takdirde feri iştirakten, normal ücreti dışında bir maddi çıkar sağladığı
takdirde o da asli iştirakten (irtikap eden sıfatı ile) yargılanacaktır.
Görüldüğü gibi gerek eski gerekse yeni TCK’dan farklı olarak düzen-
lenmiş ve asli failler için işlenen suçun gerektirdiği ceza ile asli şerikler ce-
zalandırılmakta feri failler ise bu cezanın 1/4’ü ile cezalandırılmaktadır.
Şerikler için hükmedilecek ceza hem ceza yargılaması (hürriyeti
bağlayıcı ceza) açısından hem de kaçakçılık suçu dolayısı ile kesilecek
idari nitelikte para cezası açısından uygulanacaktır.
100
5237 sayılı Ceza Kanunu’nun 5. maddesine göre iştirak hükümleri
de ceza kanununa tabi olacaktır. Diğer bir ifadeyle Kaçakçılık suçuna
iştirakle ilgili Vergi Usul Kanunu’nun 360. maddesindeki düzenleme
31.12.2006 tarihinden itibaren uygulanmayacak bunun yerine yeni Türk
Ceza Kanunu’nun iştirakle ilgili hükümleri uygulanacaktır.
97
Toroslu, Aralık 2005, s. 201; Mutluer, s. 102; Demirbaş, s. 413; Uysal - Eroğlu, s. 683;
Candan, 2004, s. 125.
98
Kızılot, Sempozyum..., s. 190; Şenyüz, s. 283.
99
Mutluer, s. 106; Kızılot, Sempozyum..., s. 191.
100
Akış, Ercüment, “Vergi Cezalarının Özellikleri”, Yerel Yönetim ve Denetim Dergisi,
Ankara, Nisan 1999, C. 4, S. 4, s. 56.
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
134TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
Hemen belirtelim ki eski Ceza Kanunu’nun iştirak müessesesini asli
ve feri olarak düzenlemesine karşın yeni Türk Ceza Kanunu bu mües-
seseyi, azmettirme ve yardım etme olarak düzenlemiştir.
101
Yeni Ceza
Kanunu’na göre azmettiren, işlenen suçun cezasıyla cezalandırılmasına
(m. 38) karşın yardım edene işlenen suçun gerektirdiği cezanın yarısı
verilir (m.39). Ancak 5252 sayılı TCKYUŞHK’nın Geçici 1. maddesine
göre 31.12.2006 tarihine kadar özel kanunlar dolayısıyla VUK’un 360.
maddesi uygulanmaya devam edecektir.
5.2. İçtima
Suçların içtiması; tek bir fiille kanunun birden fazla hükmünün
ya da birden çok fiille kanunun aynı hükmünün birden fazla ya da
farklı hükümlerinin ihlal edilmesi durumunda ortaya çıkmaktadır.
102
Cezaların içtiması ise, bir kişinin birden fazla ve birbirinden bağımsız
hareketlerle Ceza Kanunu’nun aynı hükmünü veya değişik hükümlerini
değişik zamanlarda ihlal etmiş olması halini belirtir.
103
Vergi Usul Kanunu 335. maddede tek fiille başka neviden birden
çok vergi ziya uğratılmışsa her vergi bakımından ayrı ceza kesilir. Aynı
Kanun’un 336. maddesinde ise fikri içtima
104
müessesesi düzenlenmiştir.
Ancak bu iki düzenlemede vergi dairesince verilen idari para cezaları
için geçerlidir. Ceza Mahkemesi’nce yargılanacak “Kaçakçılık, Vergi
Mahremiyetini İhlal ve Mükellefin Özel İşlerini Yapma” suçu için geçerli
değildir.
Yine VUK’un 340. maddede vergi zıyaı, usulsüzlük ve kaçakçılık
suçlarının içtima ve tekerrür hükümleri bakımından birleştirilemeyeceği
düzenlenmiştir. Şöyle ki; failin işlemiş olduğu fiille hem kaçakçılık su-
çunu işlemiş hem de vergi zıyaına sebebiyet vermiş olması durumunda
idare tarafından vergi cezası verilir (üç kat arttırılarak) hem de ceza
mahkemesinde hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılır.
101
Demirbaş, s. 413.
102
Toroslu, Aralık 2005, s. 230; Yargıtay vermiş olduğu bir kararda yanıltıcı fatura
düzenlemek eylemiyle defter ve belgeleri ibraz etme eyleminin birbirinden ayrı ve
bağımsız suç oluşturduğu, tek suç kabul edilemeyeceğine karar vermiştir. Y. 11. CD,
T. 12.2.2001, E. 2001/419, K. 2001/1312, Candan, 2004, s. 277
103
Önder, s. 683.
104
Fikri içtima; failin bir fiil ile kanunun birkaç hükmünü ihlal etmesi durumunda failin
bunlardan en ağır cezayı gerektiren hükümle cezalandırılmasıdır.
hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
135TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
“ Hürriyeti Bağlayıcı Cezalar”ı gerektiren suçlar bakımından Vergi
Usul Kanunu’nda içtimaya ilişkin özel bir düzenlemeye gidilmemiştir.
Bu nedenle VUK’un 359. maddesi açısında 5237 sayılı TCK’da düzen-
lenen içtima hükümleri tatbik edilecektir.
105
Mesela; fail yapmış olduğu tek hareketle
106
hem VUK’un 359. mad-
desinin (b) bendini ihlal etmiş hem de bu parayı aklamak için 4208
sayılı Kara Paranın Aklanması Hakkında Kanun’un 2-b maddesini ihlal
etmiş olsun. Bu durumda, faile 5237 sayılı yeni TCK’nın 44. maddesi
gereği tek ve daha ağır ceza verilmek suretiyle fikri içtima kuralları
uygulanacaktır.
107
Yargıtay mahiyeti itibari ile yanıltıcı belge düzenleme eylemi ile
defter ve belgeleri gizleme eyleminin ayrı ve bağımsız suçlar olduğu-
nu, her birine ayrı ceza tayini gerektiğini, tek suç kabul edilerek tek
ceza verilmesinin isabetli olmadığına
108
karar vermiştir. Yine bir başka
kararın da ise sahte fatura kullanılmasının her tarh dönemi için ayrı
suç oluşturduğuna
109
karar vermek suretiyle ceza hukukunun içtimaya
ilişkin genel hükümlerini uyguladığı görülmektedir.
5.3. Tekerrür
Tekerrür; TCK da ceza miktarına etki eden bir başka husus olarak
düzenlenmiştir. Tekerrür; suç işleyerek mahkum olmuş kişinin yeni bir
suç işlemekten dolayı ikinci defa mahkum olması halinde söz konusu
olur.
110
765 sayılı eski Ceza Kanunu’nda bir suç işleyip cezasını çektikten
ya da düştükten sonra tekrarlama süresi içinde tekrar suç işleyen kişinin
şahsi durumu olarak ifade ediliyordu.
111
Ancak 5237 sayılı yeni Ceza
Kanunu’nun 58. maddesinin 1. bendine göre “Önceden işlenen suçtan
105
Akış, s. 56; Nitekim Yargıtay’da kaçakçılık suçları bakımından müteselsil suç vb.
müesseseleri uygulamaktadır, YCGK, T. 5.3.2002, E. 2002/11-28, K. 2002/179.
106
Yargıtay; tek yazıyla istenilen birden fazla vergilendirme dönemine ait (1994 ve
1995 vergilendirme dönemi) defter ve belgelerin ibraz edilmemesinin, tek gizleme
eylemi ve kaçakçılık suçu sayılacağına karar vermiştir. Y. 11. CD, T. 16.01.2002, E.
2001/11378, K. 2002/162, Candan, 2004, s. 277.
107
Bilici, Vergi Sistemi..., dpn. 128, s. 94.
108
Y. 11. CD, T. 12.02.2001, E. 2001/419, K. 2001/1312, Candan, 2004, s. 283.
109
Y. 11. CD, T. 27.9.2001, E. 2001/6274, K. 2001/8764, Candan, 2004, s. 283.
110
Doğan Soyaslan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 1998, s. 561; Önder, s. 643.
111
Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 216; Akış, s. 56.
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
136TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde,
tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerek-
mez.” şeklinde düzenlenmiştir. İki düzenleme arasındaki temel fark, eski
düzenlemede, cezanın çekilmesi ya da düşmesi şartı olmasına karşın
yeni düzenlemede, mahkumiyet hükmünün kesinleşmesi yeterli kabul
edilmiş ve cezanın infazı şartı aranmamıştır.
Gerek eski gerekse yeni Ceza Kanunu süreli tekerrürü kabul etmiş-
tir.
112
Eski TCK 81. maddede tekerrür süreleri 5 seneden ziyade hürriyeti
bağlayıcı ceza için 10 yıl, 5 seneden az hürriyeti bağlayıcı ceza için 5 yıl
olarak düzenlenmişti. Ancak Yeni Ceza Kanunumuzda 5 yıldan fazla
olan hapis cezaları için 5 yıl, 5 ya da daha az hapis cezaları veya adli
para cezaları için 3 yıllık tekerrür süresi öngörülmüştür.
5237 sayılı yeni Ceza Kanunu tek tip tekerrürü kabul etmiştir.
113
Ayrıca tekerrür durumunda cezanın artırılması gibi bir seçenekte söz
konusu olmamaktadır. Sadece yeni Kanun’un 58/3. fıkrasında; tekerrür
halinde sonraki suça ilişkin kanun maddesi hapis ve adli para cezasını
seçimlik olarak öngörmüşse, bu durumda doğrudan hapis cezasına
hükmolunur. Tekerrürün, bunun dışındaki sonuçları daha ziyade in-
fazla ilgili olarak düzenlenmiştir.
114
Fail tekerrür durumunda daha uzun
şartlı salıverme süresine tabi olacak ikinci defa tekerrür hükümlerine
tabi tutulan fail şartlı salıverilmeden yararlandırılmayacaktır (CGTİHK
m. 108/3).
Tıpkı ceza hukukunda olduğu gibi vergi hukukunda da tekerrür
müessesesine yer verilmiştir. Ancak bunlar arasında benzerlik ve fark-
lılıklar mevcuttur. Her iki alanda süreli tekerrürü kabul etmiştir. Yeni
Ceza Kanunu’nun tekerrür süresini cezanın kesinleştiği tarihten itibaren
başlattığı halde idari vergi cezaları için VUK m. 339 da bu sürenin ön-
ceki cezanın kesinleştiği tarihi izleyen yılın başından itibaren işlemeye
başlayacağını kabul etmiştir.
4369 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik öncesi Vergi Usul Kanunu’nda
hem hürriyeti bağlayıcı cezalar için hem de idari nitelikteki para cezaları
için tekerrür müessesesi düzenlenmişti. 4369 sayılı Yasa’yla değiştirilme-
den önce; Hürriyeti bağlayıcı cezalar açısından VUK’un 359. maddesinin
112
Demirbaş, s. 562.
113
Toroslu, Aralık 2005, s. 259; Demirbaş, s. 561.
114
Toroslu, Aralık 2005, s. 261.
hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
137TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
4108 sayılı Kanun’la değişik 2. fıkrasında “bu maddenin 1 ve 2 numaralı
bentlerinde belirtilen fiilleri tekrar işleyenler hakkında verilecek cezalar bir kat
artırılır” şeklinde bir hükümle düzenlenmişti. Böylece cezalar; suçun
tekrarlanması halinde, cezanın bir kat arttırılarak verilmesini öngörü-
yordu.
115
Fakat 1998 yılında 4369 sayılı Yasa ile yapılan düzenlemeler-
de kaçakçılık suçu nedeniyle verilecek hürriyeti bağlayıcı cezalar için
tekerrürü düzenleyen hükümler kanundan çıkarıldı. Böylece hürriyeti
bağlayıcı cezayı gerektiren kaçakçılık suçlarında da Ceza Kanunu’nun
tekerrüre ilişkin genel hükümleri uygulana geldi.
116
Aynı Yasa’yla; vergi kaçakçılığı dolayısı ile işlenen vergi zıyaı suçu
için VUK 339. madde değiştirilerek yeniden düzenlendi. Buna göre;
vergi kaçakçılığı sonucu işlenen ve kesinleşen vergi zıyaı suçu, tekerrür
süresi içinde tekrarlansa vergi zıyaı cezası %50 zamlı olarak uygulanacak
ve VUK 339. maddeye göre vergi zıyaı suçu için 5 yıl, usulsüzlük suçu
için 2 yıllık tekerrür süresi, cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yıldan
itibaren hesaplanacaktır.
5237 sayılı Ceza Kanunu’nun 5. maddesi bağlamında TCK’nın te-
kerrüre ilişkin hükümleri uygulanmaya devam edecektir. Dolayısıyla
vergi kaçakçılığı suçunu Türk Ceza Kanunu bağlamında değerlendirmek
gerekmektedir.
117
Buna göre; kaçakçılık suçları için öngörülen hapis cezasının üst
sınırı 36 ay olduğu için yeni TCK m. 58/2-b bendinde düzenlenen
tekerrür hükümleri uygulanacaktır. Bu bende göre “5 yıl ya da daha az
hapis veya adli para cezalarına mahkumiyet halinde bu cezanın infaz edildiği
tarihten itibaren üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla” tekerrür
hükümlerinin uygulanamayacağını belirterek infazdan itibaren üç yıllık
süre öngörmüştür.
5.4. Teşebbüs
Teşebbüs; işlenmesine karar verilen bir cürümün icrasına elverişli
vasıtalarla başladıktan sonra, failin ihtiyarında olmayan sebepler yü-
zünden icra fiillerinin tamamlanmaması veya tamamlanamaması ne-
115
Candan, 2004, s. 312.
116
Kızılot, Sempozyum... s. 191.
117
Mutluer, s. 88.
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
138TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
deniyle neticenin husule gelmemesidir.
118
Kanuni tarifte yer alan netice
gerçekleştiği takdirde tamamlanmış bir suç yer alır.
119
Buna karşın netice
gerçekleşmemişse suç tamamlanmamıştır. 765 sayılı eski TCK’nın 61.
maddesinde fail yapacağı bütün hareketleri bitiremediği için neticeye
ulaşamadıysa eksik teşebbüs, elinde olan bütün hareketleri yapıp bi-
tirdiği halde netice gerçekleşmemiş ise
120
tam teşebbüs (765 sayılı TCK
m. 62) söz konusu oluyordu.
Ancak 5237 sayılı yeni TCK’nın 35. maddesinde düzenlenen teşeb-
büs eksik ya da tam teşebbüs ayrımı yapmamış, bunun yerine; mahke-
melere, cezadan dörtte birden-dörtte üçe kadar indirim yapma yetkisi
tanımıştır.
Failin suç yolundaki birinci ve ikinci aşaması yani tasarlama (proje)
ve hazırlık hareketleri cezalandırılmamaktadır. Ancak icra hareketlerine
başlayan failin hareketleri netice meydana gelmese de cezalandırıla-
caktır.
Vergi Usul Kanunu’nda 4369 sayılı Yasa’yla yapılan değişiklik
öncesi VUK’un 358. maddesi kaçakçılık suçuna teşebbüsü ayrı bir suç
tipi olarak tarif etmek suretiyle TCK’nın genel teşebbüs hükümlerinden
ayrılmaktaydı.
121
Böylece ayrı bir suç tipi oluşturmuş olan kanun koyucu
TCK’nın teşebbüse ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemişti.
122
Ancak VUK’da 22.7.1998 tarih ve 4369 (82–1/b) sayılı Yasa ile yapılan
değişiklik ile vergi kaçakçılığına teşebbüs suçu kaldırıldı. Bunun yerine
yeni bir düzenleme de yapılmadığından eski TCK 10. madde gereği
Ceza Kanunu’nun teşebbüse ilişkin genel hükümleri vergi kaçakçılığı
suçu için de uygulandı. Yeni Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle
de yeni Kanun’un teşebbüse ilişkin genel hükümleri uygulanmaktadır.
Zaten “Vergi Mahremiyetini İhlal ve Mükellefin Özel İşlerini Yapma Suçu”
için Ceza Kanunu’nun teşebbüse ilişkin genel hükümleri uygulanmak-
118
Candan, Turgut, Vergi Suçları ve Cezaları, Ankara Eylül 1995, s. 310; Mutluer, s.
177.
119
Yargıtay; 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 41 ve 45. maddeleri uyarınca, suç tarihinin,
verginin tarhı için yasada belirtilen sürenin son günü olduğu beyanname verilmekle
vergi kaçakçılığı suçunun tamamlandığın ve artık teşebbüsten bahsedilemeyeceğine
karar vermiştir. Y. 11. CD, T. 31.01.2001, E. 2000/6138 K. 2001/571, Yargıtay Kararlar
Dergisi, C. 27, S. 6, Haziran 2001.
120
Dönmezer - Erman, C. 1, s. 443.
121
Kırbaş, s. 185; Abdurrahman Akdoğan, Türk Vergi Sitemi, Ankara 1998, s. 44.
122
Akdoğan, s. 43.
hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
139TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
taydı. Sonuç olarak kanun koyucu vergi kaçakçılığı suçu için getirdiği
özel düzenlemeyi kaldırmak suretiyle TCK’nın teşebbüse ilişkin genel
hükümlerinin uygulanmasını sağlamıştır.
Kanun koyucu, Vergi Usul Kanunu’nda “vergi kaçakçılığına teşebbüs”
olarak düzenlenmiş bulunan bir kısım fiilleri, 4369 sayılı Yasa ile yapılan
değişiklikle tamamlanmış suç (kaçakçılık suçu) olarak düzenlemiştir.
Maliye Bakanlığı’ndan izinsiz (yetkisiz) belge basma gibi.
5.5. Gönüllü Vazgeçme ve Aktif Pişmanlık
“Suçun icrası sırasında ve henüz suç tamamlanmadan, harekete son vermek
veya sonucun gerçekleşmesini önlemek suretiyle failin suç işleme kararından
vazgeçmesi mümkündür”. Birinci ihtimalde icra hareketlerinden vazgeç-
me, ikinci ihtimalde ise suçun gerçekleşmesi ya da neticenin meydana
gelmesi önlenmeye çalışılmaktadır.
123
Failin elinde olan sebeplerle icranın bitmesine engel olması halinde
gönüllü vazgeçme, failin aynı nitelikteki sebeplerle neticenin gerçekleş-
mesine engel olması halinde ise faal nedamet (faal pişmanlık, aktif piş-
manlık) söz konusu olur.
124
765 sayılı eski TCK gönüllü vazgeçmeyi 61.
maddenin son fıkrasında düzenliyordu. Buna göre, icra hareketlerinden
gönüllü vazgeçen fail o ana kadarki hareketler başka suç oluşturmu-
yorsa, salt teşebbüsten dolayı cezalandırılmıyordu. Ancak 5237 sayılı
Yeni TCK 36. madde sadece icra hareketlerinden gönüllü vazgeçmeyi
değil aynı zamanda suçun tamamlanması veya sonucun gerçekleşmesini
önleme durumunda da (faal nedamet, aktif pişmanlık) faile ceza veril-
meyeceğini düzenlemektedir.
125
Bu düzenlemeyle, mevzuatımıza aktif
pişmanlık müessesesi de girmiş bulunmaktadır. Hemen ilave edelim ki;
aktif pişmanlık aşamasına kadar olan aşamalar başka suç oluşturuyorsa
bundan dolayı fail cezalandırılacaktır. Eğer oluşturmuyorsa sadece bu
suça teşebbüsten dolayı cezalandırılmayacaktır.
Faal nedamet; vergi mevzuatımızda VUK’un 371. maddesinde piş-
manlık ve ıslah olarak düzenlenmiştir.
126
Buna göre yetkili makamlar
123
Toroslu, Aralık 2005, s. 196.
124
Dönmezer - Erman, C. 1, s. 443; Önder, s. 422-423.
125
Toroslu, Aralık 2005, s. 197.
126
Erman, Vergi..., s. 20.
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
140TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
herhangi bir inceleme başlatmadan yetkili makama herhangi bir ihbar
yapılmadan, mükellef kendiliğinden idareye başvurur, yerine getir-
mediği yükümlülükleri yerine getirip uygulanacak gecikme zammı
ile ödemeyi haber verdiği tarihten itibaren 15 gün içinde öderse ken-
disine vergi cezası kesilmez. Bu şartları yerine getiren kaçakçılık suçu
fail ve iştirakçilerine de (VUK’un 359. maddesine göre 371. maddedeki
pişmanlık şartlarına uygun olarak durumu ilgili makamlara bildiren)
ceza verilmeyecektir.
127
Ancak bunun tek istisnasını Emlak Vergisi
oluşturmaktadır.
128
Faal nedamet tüm icrai hareketler tamamlandıktan sonra neticenin
meydana gelmesini önlemek, önlemeye çalışmak olarak ifade edildi-
ğinden 371. maddeye uygun olarak yükümlülüklerini yerine getiren
faillerin sorumluluğu ortadan kalkmış olur.
129
Bunlar hakkında dava
açılamaz ve cezaya hükmedilemez.
VUK’un 371. maddesi beyana dayanan vergiler için böyle bir im-
kan tanımaktadır. Ancak VUK’un 359. maddesi beyana dayanan ya
da dayanmayan ayrımı yapmadığı için diğer fıkralarda düzenlenen
suçlar için de faal nedamet müessesinden faydalanılabilir.
130
Mesela
maliye bakanlığından yetki almadan belge basan matbaanın bu belge-
leri kullanmadan idareye haber vermesi durumunda bunlar aleyhine
dava açılmamalıdır. Zira Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesi, 371.
maddeye atıfla hükmün uygulanacağını söylediğinden
131
ayrıca tüm
yasaların amacının suç ve cezayı önlemek olduğu ve vergi mevzuatı ile
de hazinenin menfaatleri korunmaya çalışıldığı varsayılınca faillerin bu
durumda faal nedametten faydalanması gerekmektedir. Sonuç olarak
hazinenin ve kamu menfaatinin tazmin edilmesi ya da zarar tehlikesini
önleme imkanı mevcut ise faillerin faal nedamet müessesesinden fayda-
landırılmaları gerekecektir. Bu itibarlar pişmanlık ve ıslah kurumu saye-
sinde işlenmiş ve tamamlanmış olan vergi suçu cezalandırılmayacaktır.
Bir başka ifadeyle devlet, tamamlanmış bir suçun cezalandırılmasından
vazgeçmiş olmaktadır.
132
127
Kırbaş, s. 185; Mutluer, s. 203; Hatipoğlu - Parlar, Ticari Suçlar..., s. 165-166; Özbalcı,
s. 963; Akdoğan, s. 44; Uysal - Eroğlu, s. 682.
128
Bilici, Vergi Sistemi..., s. 97.
129
Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 218; Mutluer, s. 203.
130
Özbalcı, s. 965.
131
Akdoğan, s. 43.
132
Yusuf Karakoç, Türk Vergi Ceza Hukuku’nda Pişmanlık ve Islah, İzmir 1997, s. 11.
hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
141TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
Ancak Vergi Usul Kanunu’nda “Pişmanlık ve Islah” olarak düzenle-
nen müessese 5237 sayılı TCK’da da düzenlendiğinden ve 5. madde ile
yapılan genel atıf bu müesseseler içinde geçerli olduğundan 31.12.2006
tarihinden sonra artık Vergi Usul Kanunu’ndaki yukarıda bahsedilen
hükümler uygulanmayacaktır. Zira 5252 sayılı Yasa’nın geçici 1. mad-
desine göre özel ceza kanunlarındaki TCK Birinci Kitap’ta yer alan dü-
zenlemelere aykırı hükümler, gerekli değişiklikler yapılıncaya kadar ve
en geç 31.12.2006 tarihine kadar uygulanmaya devam edecektir.
6. Müeyyide
Kaçakçılık suçuna verilecek ceza Vergi Usul Kanunu’nun 359. mad-
desinde ikiye ayrılmak suretiyle düzenlenmiştir. Buna göre; (a) bendinde
sayılan fiilleri işleyenler için altı aydan üç yıla kadar hapis cezası öngö-
rülmüştür. Bu bentte düzenlenen fiilleri işlemek suretiyle hükmolunan
ceza para cezasına çevrilebilmektedir. Buna göre para cezasına
133
çevrilen
hürriyeti bağlayıcı cezanın her bir gün için sanayi sektöründe çalışan 16
yaşından büyük işçiler için yürürlükte bulunan
134
asgari ücret tarifesinin
brüt tutarının yarısı esas alınmak suretiyle hesaplanıp para cezasına
çevrilmekte,
135
ancak bu para cezası ertelenememektedir.
136
Vergi Usul Kanunu 359. maddenin (b) bendinde düzenlenen fiilleri
işleyenler için 18 aydan 3 yıla kadar ağır hapis cezasına hükmolunmakta
fakat bu cezalar da para cezasına çevrilememekteydi.
137
133
Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesindeki paraya çevirme yönteminin 647 sayılı
Yasa’nın 4. maddesindeki paraya çevirme yöntemine göre eşitsizlik yarattığı, bu
nedenle Anayasa’nın 10. maddesine aykırı olduğu iddiası, itiraz yoluyla Anayasa
Mahkemesi’ne götürülmüş ve Anayasa Mahkemesi’nin 11.5.1999 tarih, 1996/6 esas
ve 1999/13 sayılı kararla eşitlik ilkesini ihlal etmediğine karar vererek iptal istemini
red etmiştir. Yiğit, s. 118.
134
Anayasa Mahkemesi; 213 sayılı VUK’un 4369 sayılı Kanun’la değiştirilen 359. mad-
desinin (a) bendinin son paragrafında yer alan “... hüküm tarihinde ...” sözcükleri
Anayasa’nın 2, 10, 11 ve 38. maddelere aykırı bulunarak iptal etmiştir. Anayasa
Mahkemesi, T. 7.6.1999, E. 1999/10, K. 1999/22, RG, T. 12.10.2000, S. 24198, s. 47.
135
Ahmet Gündel, Vergi Suçları ve Cezaları, Ankara 1991, s. 86; Kızılot, Sempozyum...
s. 192; Karakoç, s. 11.
136
Bilici, Vergi Sistemi..., s. 93-94; Şenyüz, s. 260.
137
Ela, Hatice - Kelecioğlu, M. Aykut, Vergi Sorunları Dergisi, (Vergi Sorunları Dergisi’nin
Haziran-2000 eki) Vergi Cezaları ve Uzlaşma, Haziran-2000, s. 51; Kızılot, Sempozyum...
s. 193; Bayraklı, s. 226.
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
142TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
5237 sayılı TCK’nın 45. maddesine göre “suç karşılığında uygulanan
yaptırım olarak cezalar, hapis ve adli para cezalarıdır” şeklinde bir düzen-
lemeye gidilmiştir. Böylece eski sistemde var olan ağır hapis, hapis,
hafif hapis, ağır para ve hafif para cezaları sistemi terkedilmiş bunun
yerine “hapis ve adli para cezaları” sistemi getirilmiştir. Ayrıca 5252 sayılı
TCKYUŞHK 6/1 maddesiyle kanunlarda öngörülen ağır hapis cezaları
hapis cezasına dönüştürülmüştür.
138
Eski sisteme göre verilen cezalar 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun
Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5, 6 ve 7. maddele-
rine göre yeni ceza sistemine dönüştürülmektedir. Bu durumda vergi
kaçakçılığı suçu ile ilgili olarak verilen ağır hapis cezaları hapis cezasına
çevrilmiş olduğundan dolayı bu cezalar bakımından da erteleme ve para
cezasına çevrilme imkanı doğmuştur.
139
Ayrıca (b) bendinde düzenle-
nen cezaların para cezasına nasıl çevrileceğine ilişkin VUK’da özel bir
hükümde olmadığı için yeni Ceza Kanunu’nun genel hükümlerine göre
diğer şartlarda mevcutsa adli para cezasına çevrilebilecek
140
ya da şartları
varsa (iki yıl ya da altındaki hapis cezaları) tecil edilebilecektir.
VUK’un 359/b fıkrasında belirtilen fiillerin karşılığı olan cezanın alt
sınırının 18 ay olması nedeniyle paraya çevrilmenin mümkün olmadığı
141
düşünülse de paraya çevirme, ceza hukuku müesseselerinin uygulan-
masından sonra ortaya çıkacak olan miktar üzerinden yapılacağından,
bu miktarın bir yıl ya da altına inmesi durumunda adli para cezasına
çevrilme mümkün olabilecektir.
Ceza mahkemesi hakimi hürriyeti bağlayıcı ceza yanında ceza hu-
kukunun genel ilkelerine göre sanat ve meslek icrasından mahrumiyet
cezasına da hükmedebilecektir
142
(5237 sayılı TCK m. 50-53).
Kaçakçılık suçu işlenirken vergi zıyaı da ortaya çıkmışsa bu suçlara
vergi zıyaı cezası da ayrıca uygulanacaktır. Vergi Usul Kanunu 344/3
138
Hakan Üzeltürk, “Ekonomik Suçlar ve Vergiler”, Ekonomik Suç ve Ceza Sempozyumu,
30 Nisan 1 Mayıs 2005, Ankara, s. 230; Şenyüz, s. 262.
139
Candan, 2004, s. 311.
140
Üzeltürk, ceza kanunlarında yapılan değişiklikler nedeniyle VUK’un 359. maddenin
b fıkrasında ki suçlar için ertelemenin mümkün olduğunu ancak paraya çevrileme-
yeceğini belirtmektedir, s. 231.
141
Şenyüz, s. 362.
142
Bilici, Vergi Sistemi..., Dipnot 130, s. 94; Ok - Gündel, s. 81; Uluatam - Methibay, s.
209; Kırbaş, s. 188.
hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
143TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
fıkraya göre vergi zıyaına Vergi Usul Kanunu 359. maddede yazılı fiiller
ile sebebiyet verildiği takdirde vergi zıyaı cezası üç kat ve bu fiillere işti-
rak edenlere ise bir kat ceza kesilir. Kanun koyucu idari (mali) nitelikte
para cezaları için iştirak bakımından farklılık öngörmüştür.
Ceza mahkemesinin beraat kararı idarenin verdiği vergi cezasına
engel olmadığı gibi, idarenin para cezası uygulamaması ceza mahkeme-
sinin vereceği hürriyeti bağlayıcı cezayı etkilemez, cezaya engel olmaz.
143
Tabi olarak mahkemece hükmedilecek ceza ile idari cezalar arasında
“non bis in idem”
144
kuralı uygulanmaz.
Aynı şekilde Ceza Yargısı ile İdari Yargılama arasında da mutlak bir
bağlılık yoktur. Zira Yargıtay’ın vermiş olduğu bir kararda da belirttiği
gibi “Vergi Mahkemesi kararının, sahtelik konusundaki delillerin değerlendi-
rilmesinde Ceza Mahkemesi’ni bağlamayacağına karar vermiştir”.
145
Ceza hakimince verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın tecili TCK hü-
kümlerine tabidir. Ancak VUK 356/a-son maddesine göre kaçakçılık
suçu sonucu verilen hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilen para cezası
tecil edilememektedir.
146
Ayrıca bu fıkraya göre verilen cezanın süresi-
ne bakılmaksızın paraya çevrilebilecektir.
147
Hemen ilave edelim ki; (a)
fıkrasına göre verilen iki yıla kadar olan hapis cezaları, para cezasına
çevrilmeden doğrudan ertelenebilmektedir. Nitekim Yargıtay’da “ibrazı
istenen defter ve belgeleri gizlemek suçundan sanığa hükmolunan hapis cezası-
nın ertelenmiş olmasına, süresi itibari ile para cezasına çevrilebilecek olan hapis
cezasının 213 sayılı Yasa’nın 359/a-son maddesine göre paraya çevrileceğini,
bu durumda da erteleme yasağı olacağına”
148
karar vermek suretiyle 213
sayılı Yasa’nın 359/a maddesine göre verilen hapis cezalarının tecili-
nin mümkün olduğuna işaret etmiştir. Sonuç olarak tecil yasağı paraya
çevrildikten sonra yani para cezası için söz konusu olmaktadır.
143
Kırbaş, s. 188; Gündel, s. 89.
144
“Somut bir vakıa ile ilgili olarak belli bir kişi hakkında bir ceza kovuşturması baş-
latılmış, bir ceza davası açılmış ise, aynı şahıs hakkında aynı fiilden dolayı ayrıca
ceza kovuşturması başlatılamayacağını, ayrıca bir ceza davası açılamayacağını ifade
eder.” Konuyla ilgili geniş bilgi için bkz., İzzet Özgenç, “Non Bis in Idem” Kuralının
Milletlerarası Değeri ve TCK’nın 10/A Maddesi Hükmüne İlişkin Değerlendirme”,
Yargıtay Dergisi, C. 28, S. 3, Temmuz 2002, s. 323 vd.
145
Candan, 2004, s. 279.
146
Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 214.
147
Yiğit, s. 167.
148
Y. 11. CD, T. 10.5.2001, E. 2001/4115, K. 2001/4683, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 28,
S. 3, Mart 2002.
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
144TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
5237 sayılı Yeni TCK 51. maddeye göre adli para cezalarının tecili
zaten mümkün değildir. Sadece iki yıla kadar olan hapis cezalarının
teciline imkan verilmiştir. Oysa 647 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun 6.
maddesine göre miktarına bakılmaksızın ağır ya da hafif para cezaları
ertelenebilmekteydi.
Sonuç olarak 31.12.2006 tarihine kadar (a) bendindeki para cezasına
çevirme yöntemi uygulanmaya devam edecektir. Bu tarihten sonra yeni
TCK’nın genel hükümlerine göre para cezasına çevrilecektir. Fakat (b)
fıkrasında paraya çevirmeye ilişkin özel bir düzenleme olmadığından
yeni TCK’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, genel hükümlerine
göre adli para cezasına çevrilebilecek ya da şartları varsa (iki yıl ya da
daha az hapis cezası ise) hapis cezası ertelenebilecektir. Aynı şekilde (a)
fıkrasına göre verilen hapis (iki yıl ya da daha az hapis cezası) cezaları da
paraya çevrilmeden ertelenebilecektir. 5252 sayılı kanunla tüm hürriyeti
bağlayıcı cezalar, tek tipleştirilmiş yani hapis cezasına çevrilmiş ve iki
yıla kadar olan hapis cezaları da ertelenebilme kapsamına alınmıştır.
7. SUÇA TESİR EDEN HALLER
Ceza mevzuatımız açısından genel ağırlatıcı sebep kabul edilmemiş,
genel hafifletici sebep olan haksız tahrik kabul edilmiştir.
149
Genel ha-
fifletici sebebin vergi ceza mevzuatımız açısından vergi mahremiyetini
ihlal ve mükellefiyetin özel işlerini yapma suçlarında düşünülebilece-
ğine karşın VUK 359. maddede düzenlenen kaçakçılık suçu açısından
uygulanması mümkün değildir. İster tamamlanmış, ister teşebbüs de-
recesinde kalmış olsun kaçakçılık suçları için özel sebeple öngörülmüş
ağırlatıcı veya hafifletici sebepler mevcut değildir.
150
Ancak sebebiyet
verilen vergi zıyaının miktarı cezanın yukarı sınıra çıkılmasına yol
açabilmektedir.
151
149
Kırbaş, s. 188; Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 214.
150
Bilici, Genel İlkeler..., s. 68.
151
Bilici, Genel İlkeler..., s. 71.
hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
145TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
8. ZAMANAŞIMI
8.1. Genel Olarak
Zamanaşımı yasanın belirttiği şartlar altında öngörülen sürenin
geçmesi ile suç ve cezanın sona ermesi sonucunu doğuran hukuki mü-
essesedir. Zamanaşımı mükellefin ya da sanığın bu hususta bir müra-
caatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade eder.
152
Vergi Usul
Kanunu’nda vergi zıyaı ve usulsüzlük suçları ile ilgili ceza kesme ve
Amme Alacakların Tahsil-i Usulü Hakkında Kanun’da ise tahsil zaman
aşımı açıkça düzenlenmiştir. Ancak ceza hukuku manasındaki “Kaçak-
çılık, Vergi Mahremiyetini İhlal” ve “Mükellefin Özel İşlerini Yapmakla İlgili
Açık Hüküm” bulunmamaktadır. Bu bağlamda 765 sayılı eski TCK 10
ve 5237 sayılı yeni TCK 5. madde hükmüne binaen genel hükümlerin
bu suçlar için de geçerli olması sonucu, TCK’daki dava zamanaşımı ve
ceza zamanaşımı süreleri bu suçlar için de uygulanacaktır.
153
8.2. Dava Zamanaşımı
765 sayılı eski TCK 102/4 maddeye göre 5 seneden ziyade olmayan
ağır hapis ve hapis cezalarını müstelzim cürümler için zamanaşımı sü-
resinin 5 yıl olduğunu hükme bağlamıştı. 5237 sayılı yeni TCK’nın 66.
maddesinin 1/e bendine göre “beş yıldan fazla olmamak üzere hapis ya da
adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl” geçmesi ile kamu davası-
nın düşeceğine hükmetmiştir. Dava zamanaşımı kaçakçılık suçunun
işlendiği tarihte başlar ve zamanaşımı hesabında suç günüde hesaba
katılır. TCK’nın öngördüğü zamanaşımı kesme ve durdurma sebepleri
kaçakçılık suçu için de geçerlidir. Dava zamanaşımına uğramış bir suçu
haber alan savcı takibata yer olmadığına karar vermeli ve hakim de
resen göz önüne almalıdır.
154
Burada sekiz yıl olarak düzenlenen dava zamanaşımı Vergi Usul
Kanunu’nda (m. 114) düzenlenen zamanaşımı ve belge-bilgilerin beş
yıllık ibraz süresine göre daha uzun olduğundan doktrinde haklı olarak
dava zamanaşımı süresi içinde açılabilecek davalar bakımından ispat
sorunun yaşanabileceği ifade edilmiştir.
155
152
Gündel, s. 156; Toroslu, Aralık 2005, s. 308; Soyaslan, s. 647.
153
Mutluer, s. 216.
154
Toroslu, Aralık 2005, s. 308; Bayraklı, a.g.e., s. 226; Soyaslan, s. 647; Öncel - Kumrulu
- Çağan, s. 146.
155
Üzeltürk, s. 231.
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
146TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
8.3. Ceza Zamanaşımı
Ceza zamanaşımı; kesin karara bağlanmış bir cezanın karar tari-
hinden itibaren yasada öngörülen süre içerisinde yerine getirilememesi
sonucu cezanın kalkmasıdır (sona ermesidir). 765 sayılı eski TCK 112 ve
5237 sayılı yeni TCK 68. madde de düzenlenmiştir. Yeni Kanun’a göre
“beş yıla kadar hapis ve adli para cezalarında on yıl” olarak düzenlenmiştir.
Ceza hukukundaki ceza zaman aşımını kesme ve durdurmaya ilişkin
hükümler kaçakçılık suçu için de geçerlidir. Ceza zaman aşımı süresi dol-
duktan sonra devletin cezayı çektirme yetkisi ortadan kalkmaktadır.
Ceza zaman aşımı süresinin bir başka önemli sonucu ise “cezaya bağlı
olan veya hükümde belirtilen hak yoksunluklarının süresi ceza zamanaşımı
süresi doluncaya kadar devam eder” (5237 sayılı TCK m. 69). Ayrıca ceza
zamanaşımına uğramış olan ceza ortadan kalkmamakta sadece cezanın
infaz edilebilirliği ortadan kalkmaktadır.
9. USUL HÜKÜMLERİ
Vergi Usul Kanunu’nda kaçakçılık suçlarına ilişkin kovuşturma
usulü farklı olarak düzenlenmiştir. Yaptıkları inceleme sonunda, VUK
359 ve 360. maddede yazılı kaçakçılık suçu ve iştiraki saptayan maliye
müfettişleri, hesap uzmanlarıyla bunların yardımcıları ve gelirler kont-
rolörleri ile stajyer gelirler kontrolörleri tarafından doğrudan doğruya
cumhuriyet savcılığına ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memur-
lar tarafından ilgili vergi dairesinin bağlı bulunduğu defterdarlığın mü-
talaası veya gelirler bölge müdürlüğünün görüşü ile durumu yetkili
Cumhuriyet Savcılığı’na bildirmelidirler (VUK m. 367/1).
156
Keza bu
yetkililer, durumu raporla tespit etmekten başka bu delillerin kaybol-
ması ihtimaline karşı tutanakla delilleri muhafazaya da alabilirler.
157
VUK m. 367’de düzenlenmiş bulunan “Defterdarlığın Mütalaası” ceza
muhakemesi hukuku bakımından bir dava ve muhakeme şartıdır.
158
Yargıtay “213 sayılı Yasa’nın 367. maddesi uyarınca defterdar mütalaası
156
Kunter - Yenisey, Ceza Muhakemeleri Hukuku, İstanbul 1998, s. 90; Şenyüz, s. 235;
Oktar, s. 122; Kırbaş, s. 188; Ela - Kelecioğlu, s. 54; Özbalcı, s. 968; Hatipoğlu - Parlar,
Ticari Suçlar..., s. 242.
157
Uluatam - Methibay, s. 209; Kırbaş, s. 188.
158
Kunter - Yenisey, s. 91; Ok - Gündel, s. 21; Şenyüz, s. 235; Hatipoğlu - Parlar, Ticari
Suçlar..., s. 243.
hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
147TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
alınmadan vergi dairesi başkanlığının ihbarı üzerine açılan kamu davasına
devamla hüküm kurulmasını yasaya aykırı bulmuştur”.
159
Bu mütalaayı alan Cumhuriyet Savcılığı kamu davası açabileceği
gibi takipsizlik kararı da verebilecektir.
160
Aynı şekilde, verilen bu mü-
talaanın olumlu ya da olumsuz olması yargılama makamını bağlamaz
ve mütalaanın olması yeterlidir.
161
Cumhuriyet Savcılığı da kaçakçılık suçunun işlendiğini değişik bir
yolla öğrenmişse ilgili vergi dairesinden inceleme yapılmasını ister (VUK
m. 367/2).
162
Kamu davasının açılması bu incelemenin sonucuna kadar
ertelenir (VUK m. 367/3).
163
Cumhuriyet Savcısı doğrudan kamu davası
açamaz.
164
Öncelikle durumu ilgili vergi dairesine bildirir. Vergi idaresi mü-
kellefi ceza mahkemesinde yargılanmasını gerektirir bir suç işlediğini tespit
ederse dosyayı yetkili Cumhuriyet Savcılığı’na göndermek zorundadır.
165
Yukarıda da ifade edildiği gibi ceza mahkemesi ile idarenin vermiş olduğu
cezalar birbirini etkilemez ve birbirinden bağımsız olarak hükmedilir.
Vergi Usul Kanunu’nun 359-a maddesindeki suçlar gerek eski gerekse
yeni ceza mevzuatımıza göre Asliye Ceza Mahkemesi’nin görev alanına
girmekte olmasına karşın Vergi Usul Kanunu’nun 359-b maddesindeki
suçlar bakımından 5237 sayılı Yasa’yla ciddi değişiklik olmuştur. Zira 5237
sayılı Yasa yürürlüğe girmeden önce Ağır Ceza Mahkemesi’nin görev ala-
nına giren 359. maddenin b fıkrasındaki suçlar, yeni Kanun’un yürürlüğe
girmesiyle Asliye Ceza Mahkemesi’nin görev alanına girmiştir.
166
159
Y. 11. CD, T. 24.11.2000, 5292/5383, Aynı yönde bir başka kararda da mütalaa olma-
dan hüküm kurulmasını Yasa’ya aykırı bularak bozmuştur, Y. 11. CD, T. 03.07.2000,
2902/3249, Ok - Gündel, s. 23.
160
Ok - Gündel, s. 20; Yiğit, s. 171.
161
Kunter - Yenisey, s. 90.
162
Şenyüz, s. Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 214; Oktar, s. 122; Hatipoğlu - Parlar, Ticari
Suçlar..., s. 244.
163
Kırbaş, s. 188; Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 214; Kunter - Yenisey, s. 90; Gündel, s. 89;
Yargıtay “213 sayılı Yasa’nın 367. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kaçakçılık suçunun
işlendiğine muttali olan C. Savcısı’nın hemen ilgili vergi dairesine haber vererek
inceleme yapılmasını istemesi ve kamu davasının açılması hususunun, inceleme
sonucunun C. Savcılığı’na bildirilmesine kadar talik olunması gerekirken, suç du-
yurusu üzerine açılan kamu davasına devamla hüküm kurulmasını yasaya aykırı
bulmuştur”, Y. 9. CD, T. 23.02.1989, 6394/1042, Ok - Gündel, s. 22.
164
Ok, Nuri - Gündel, Ahmet, Açıklamalı-İçtihatlı, Ceza Mahkemelerinin Görevine Giren
“Vergi Kaçakçılığı Suçları”, Ankara 2002, s. 20; Gündel, s. 90.
165
Bilici, Vergi Sistemi..., s. 92; Kunter - Yenisey, s. 90.
166
Üzeltürk, s. 230; Bilici, Vergi Sistemi..., s. 93; Şenyüz, s. 259, 262.
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
148TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
SONUÇ
Vergi kaçakçılığı suçu hazine aleyhine işlenen ve kamu düzenini bozan
yapısı sebebiyle hem idari para cezası hem de hürriyeti bağlayıcı ceza ile
yaptırıma tabi tutulmuştur. Hürriyeti bağlayıcı cezalar ceza mahkemeleri
tarafından ve ceza hukuku kural ve kaidelerine göre uygulanmaktadır.
Yeni Ceza Kanunu’nun 5. maddesi ile Ceza Kanunu’nun genel
hükümleri özel ceza kanunları içinde uygulanacaktır. Ancak kanun
koyucu, aradaki çelişkileri gidermek ve gerekli düzenlemeleri yapmak
için 31.12.2006 tarihine kadar özel ceza kanunlarının yeni Türk Ceza
Kanunu’na muhalif genel hükümlerinin uygulanmaya devam edeceğini
hüküm altına almıştır.
VUK 359/b fıkrasında düzenlenen kaçakçılık suçunun 18 aydan 3
yıla kadar ağır hapis cezası öngörmesi nedeniyle ertelenemeyen hürri-
yeti bağlayıcı cezalar, Yeni Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle tüm
ağır hapis cezaları hapis cezasına dönüştürüldüğünden, iki yıla kadar
olan hapis cezaları erteleme imkanına kavuşturulmuştur. Hakeza eski
Ceza Kanunu’na göre ağır hapis cezaları para cezasına çevrilemiyor-
ken Yeni Ceza Kanunu ile bir yıla kadar olan hapis cezaları adli para
cezasına çevrilebilmektedir.
Yine 5252 sayılı TCKYUŞHK’nın Geçici 1. maddesine göre; özel
kanunlarda ki genel hükümler içeren düzenlemeler 31.12.2006 tarihine
kadar uygulanacağından VUK’un m. 359/ (a) ve (b) fıkraları için iki
farklı paraya çevirme sistemi uygulanacaktır. VUK m. 359/a fıkrası
daha hafif suç olmasına karşın; her bir günü sanayi sektöründe çalışan
16 yaşından büyük işçiler için yürürlükte bulunan asgari ücret tarife-
sinin bir aylık bürüt tutarının yarısı esas alınmak suretiyle para ceza-
sına çevrilecektir. Buna karşın (b) fıkrası için TCK’nın paraya çevirme
sistemi (5237 sayılı TCK m. 52’ye göre günlüğü 20-100 YTL arasında)
uygulanacaktır. Böylece daha hafif suç işleyenlerin cezası daha yüksek
miktarda para ödeyerek çevrilmiş olacaktır.
Sonuç olarak yürürlüğe giren Ceza Kanunu ile birlikte bütün özel
ceza yasaları gibi vergi ceza mevzuatı da çelişki ve belirsizliklere sü-
rüklenmiştir. Ceza Yasası’nın yenilenmesi tabii ki doğru ve olumlu bir
gelişmedir. Ancak Yasa’nın değiştirilmesi ile ortaya çıkan özel yasalarla
uyum sorunlarının çözümü 31.12.2006 tarihine kadar bekletilmemeli ve
bir an önce gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN
149TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
KAYNAKÇA
Akdoğan, Abdurrahman, Türk Vergi Sitemi, Ankara 1998.
Akış, Ercüment, “Vergi Cezalarının Özellikleri”, Yerel Yönetim ve Denetim Der-
gisi, Ankara, Nisan 1999, C. 4, S. 4.
Atar, Yavuz, Vergi Hukuku, 2. Baskı, Konya 1994.
Bayraklı, Hasan Hüseyin, Vergi Ceza Hukuku, Afyon 1996.
Bilici, Nurettin, Vergi Hukuku Genel Hükümler, Türk Vergi Sitemi, 11. Baskı,
Ankara 2005.
Bilici, Nurettin, Vergi Hukuku Genel İlkeler, Ankara 2000.
Candan, Turgut, Vergi Suçları ve Cezaları, Ankara Eylül-1995.
Candan, Turgut, Vergi Suçları ve Cezaları, İstanbul-Kasım 2004.
Demirbaş, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005.
Dönmezer, Sulhi - Erman, Sahir, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, C. 1, 8. Baskı,
İstanbul 1994.
Ela, Hatice - Kelecioğlu, M. Aykut, Vergi Sorunları Dergisi, (Vergi Sorunları
Dergisi’nin Haziran-2000 eki) Vergi Cezaları ve Uzlaşma, Haziran-2000.
Ergül, Ergün, Kara Paranın Aklanması ve Suçları, Ankara 1998.
Erman, Sahir, Vergi Suçları, İstanbul 1988, (Vergi...).
Erman, Sahir, Ticari Ceza Hukuku I, Genel Kısım, İstanbul 1992.
Erol, Haydar, Gerekçeli, Açıklamalı, İçtihatlı Yeni Türk Ceza Kanunu, Ankara
2005.
Gündel, Ahmet, Vergi Suçları ve Cezaları, Ankara 1991.
Hatipoğlu, Muzaffer - Parlar, Ali, Özel Ceza Yasaları Uygulamalarında Ekonomik
ve Ticari Suçlar, Ankara, 2005.
Karakoç, Yusuf, Türk Vergi Ceza Hukuku’nda Pişmanlık ve Islah, İzmir 1997.
Kırbaş, Sadık, Vergi Hukuku Temel Kavramları, Ankara 2000.
Kızılot, Şükrü, Şirketlerde Vergi Suçları, Ekonomik Suç ve Ceza Sempozyumu 30
Nisan 1 Mayıs 2005 (Sempozyum), Ankara.
Kızılot, Şükrü, “Sahte ya da Kapsamı İtibariyle Yanıltıcı Belge Kullanımında
Hapis Cezası ve Muhatabı”, Yaklaşım, Yıl: 6, S. 69, Eylül 1998.
Kunter - Yenisey, Ceza Muhakemeleri Hukuku, İstanbul 1998.
Mahmutoğlu, Fatih S., “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Hukuka Uygunluk
Nedenleri”, Hukuk ve Adalet, Yıl: 2, S. 5, Nisan 2005.
Mutluer, M. Kamil, Vergi Ceza Hukuku, Eskişehir 1979.
Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler
150TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
Ok, Nuri - Gündel, Ahmet, Açıklamalı-İçtihatlı, Ceza Mahkemelerinin Görevine
Giren “Vergi Kaçakçılığı Suçları”, Ankara 2002.
Oktar, Ateş, Sahte Fatura Kullanılmasında Sorumluluk, Vergi Sorunları, S. 167,
Ağustos 2002.
Öncel, Mualla - Kumrulu, Ahmet - Çağan, Nami, Vergi Hukuku, Ankara 2005.
Önder, Ayhan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, C. II-III, İstanbul 1992.
Özbalcı, Yılmaz, Vergi Usul Kanunu Yorum ve Açıklamaları, Ankara, Ocak
2004.
Özen, Muharrem, “Ceza Kanunu Tasarısının Tüzel Kişilerin Ceza Sorum-
luluğuna İlişkin Hükümlerine Bir Bakış”, Yargıtay Dergisi, C. 29, S. 1-2,
Ocak-Nisan 2003.
Özgenç, İzzet, “’Non Bis in Idem’ Kuralının Milletlerarası Değeri ve TCK’nın
10/A Maddesi Hükmüne İlişkin Değerlendirme”, Yargıtay Dergisi, C. 28,
S. 3, Temmuz 2002.
Özgenç, İzzet, “İhale Sürecinde İşlenen Suçlar”, Ekonomik Suç ve Ceza Sempoz-
yumu 30 Nisan 1 Mayıs 2005, Ankara.
Parlar, Ali - Hatipoğlu, Muzaffer, Açıklamalı-Gerekçeli 5237 Sayılı Türk Ceza
Kanununun Getirdiği Yenilikler Bağlamında Temel İlkeler Tanımlar Uygulama
Alanı, Kast ve Taksir, İstanbul 2005.
Pınar, İbrahim (Derleyen), Tüm Vergi Kanunları, Kanun Metinleri Dizisi, Seçkin
Yayıncılık, Ankara, 26. Baskı, Nisan 2005.
Sarılı, Mustafa Ali, Türk Vergi Hukukunda Sorumluluk, İstanbul 2004.
Soyaslan, Doğan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 1998.
Şenyüz, Doğan, Vergi Ceza Hukuku, Bursa 2005.
Toroslu, Nevzat, Ceza Hukuku Genel Kısım, Ankara, Ekim 2005.
Toroslu, Nevzat, Ceza Hukuku, Ankara, Aralık 2005.
Uluatam, Özhan - Methibay, Yaşar, Vergi Hukuku, Ankara 1999.
Uysal, Ali - Eroğlu, Nurettin, Açıklamalı ve İçtihatlı Vergi Usul Kanunu, Ankara
2005.
Üzeltürk, Hakan, “Ekonomik Suçlar ve Vergiler”, Ekonomik Suç ve Ceza Sem-
pozyumu 30 Nisan 1 Mayıs 2005, Ankara.
Yalvaç, Gürsel, Ceza ve Yargılama Hukuku Yasaları, TC Anayasası, TCK, CMK,
CGTİK ve İlgili Mevzuat, 7. Bası, Temmuz 2005.
Yiğit, Uğur, Vergi Usul Kanunu’nda Hürriyeti Bağlayıcı Suç ve Cezalar Vergi Ka-
çakçılığı Suçları ve Diğer Hürriyeti Bağlayıcı Vergi Suç ve Cezaları, İstanbul
Mart 2004.