powered by

powered by

hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 115TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 GİRİŞ Ceza mevzuatında uzun yıllar süren tartışma ve çalışmaların ar- dından 2004 yılında çıkarılan TCK, CMK ve CGTİK gibi ceza hukuku alanını düzenleyen birçok kanun yeniden düzenlenerek yürürlüğe girdi. Bu düzenlemeler, özel ceza kanunlarını doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemek suretiyle ciddi değişikliklere neden oldu. Bu değişiklikler özel ceza kanunu niteliğinde olan ve ceza mahkemelerince yargılanan vergi suçlarını düzenleyen hükümleri de büyük ölçüde etkiledi. Özel kanunlarda farklı düzenlenmiş olan iştirak, içtima, teşebbüs, paraya çevirme, tecil gibi ceza hukuku genel müesseseleri bazı özel ceza kanunlarında olduğu gibi vergi ceza hukukunda da farklı düzen- lenmiştir. Yasa koyucu, özel ceza kanunları ve ceza hukuku arasındaki bu farklılıkları gidermek ve hukuk uygulamasında birlik ve güvenliği sağlamak için ceza hukukundaki genel hükümleri tüm ceza kanunları için genel ve ortak hale getirmiştir. Yeni TCK’nın 5. maddesiyle Ceza Kanunu’nun genel hükümlerinin, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar hakkında da uygulanacağı hüküm altına alındı. Bunun sonucu olarak yürürlükteki Vergi Usul Ka- nunu’nun “Vergi Kaçakçılığı” suçunu düzenleyen hükümleriyle Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri arasında çelişki ve çatışmalar ortaya çıkmıştır. Ancak yasa koyucu, bu çelişki ve çatışmaları gidermek ve ka- nunlar arasındaki uyumu sağlamak için özel ceza kanunu hükümlerinin uygulanmasını 31.12.2006 tarihine kadar uzatmıştır. CEZA MEVZUATINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERİN VERGİ KAÇAKÇILIĞI SUÇUNA ETKİSİ Mehmet KARAARSLAN * * Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Araştırma Görevlisi. Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 116TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 Bu çalışmada, meydana gelen bu değişiklikleri eski ve yeni Türk Ceza Kanunu, Vergi Usul Kanunu ve ilgili diğer kanun hükümleri göz önüne alınmak suretiyle incelenecektir. 1. GENEL OLARAK VERGİ HUKUKU-CEZA HUKUKU İLİŞKİSİ Ceza hukukunun bir fonksiyonu da diğer hukuk branşlarındaki hukuki ilişkilerin hukuka uygun bir şekilde gelişmesini sağlayabilmek için, kendine has müeyyidelerinden bu hukuk branşlarını yararlandır- mak olduğu ifade edilmiştir. 1 İşte devletin ceza müeyyideleri uyguladığı sahalardan biri de vergi hukuku’dur. 2 Vergi hukukunun vergi suç ve cezaları ile ilgili alt bölümüne vergi ceza hukuku denir. 3 Vergi ceza hukukuna ilişkin kurallar esas olarak VUK’da düzen- lenmiştir. 4 Vergi Usul Kanunu içinde ayrı bir bölüm olarak düzenlenen vergi suç ve cezaları özel bir ceza kanunu yapısı göstermektedir. 5 Zira 4369 sayılı Yasa’yla yapılan değişiklik öncesi vergi cezalarıyla ilgili daha ayrıntılı düzenlemeler yer almaktaydı. 6 Ancak vergi suç ve cezaları ko- nusundaki hükümlerin önemli kısmı 1.1.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4369 sayılı Yasa ile değişikliğe uğramıştır. 7 Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenmiş olan suç ve cezaların önemli bir bölümü yalnız vergi hukukunu ilgilendirir ve bunlardan suç sayılan fiil ve karşılığında uygulanacak müeyyideler idari usullerle saptanır. 8 Aynı zamanda bunlara mali nitelikli suç ve cezalar da denir. Bu suçlar; “vergi zıyaı suçu” (VUK m. 341), “genel usulsüzlük” (VUK m. 351–352), “özel usulsüzlük” (VUK m. 353) suçlarıdır. Bu suçlar için para cezası ve işyeri kapatma cezası idare tarafından verilmektedir. 1 Dönmezer, Sulhi - Erman, Sahir, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, C. 1, 8. Baskı, İstanbul 1994, s. 20-34; Erman, Sahir, Ticari Ceza Hukuku I, Genel Kısım, İstanbul 1992, s. 1. 2 Erman, Sahir, Vergi Suçları, İstanbul 1988, s. 2 (Vergi...). 3 Öncel, Mualla - Kumrulu, Ahmet - Çağan, Nami, Vergi Hukuku, Ankara 2005, s. 209. 4 Mutluer, M. Kamil, Vergi Ceza Hukuku, Eskişehir 1979, s. 10; Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 209. 5 Mutluer, s. 10. 6 Mutluer, s. 10. 7 Bilici, Nurettin, Vergi Hukuku, Genel Hükümler Türk Vergi Sistemi, (Vergi Sistemi...) 11. Baskı, Ankara 2005, s. 85. 8 Uluatam, Özkan - Methibay, Yaşar, Vergi Hukuku, Ankara 1999, s. 205. hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 117TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 Ancak vergi kayıp ve kaçağını önlemek için alınan mali tedbirlerin yeterli olmadığı bazı durumlarda ceza hukukuna has müeyyidelere müracaat edilir. 9 İşte VUK’da düzenlenen bu fiiller ise ceza hukuku anlamında suç ve cezaları oluşturur. Bunlar da “Kaçakçılık” (VUK m. 359), “Vergi Mahremiyetini İhlal” (VUK m. 362), “Mükellefin Özel İşlerini Yapma” (VUK m. 363) suçları olarak düzenlenmiştir. Vergi mahremiye- tini ihlal suçunun cezası 765 sayılı TCK’nın 198. maddesine, mükellefin özel işlerini yapma cezası ise 765 sayılı TCK’nın 240. maddesine atıfta bulunulmak suretiyle düzenlenmişti. Ancak; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasına göre “Mevzu- atta, yürürlükten kaldırılan Türk Ceza Kanunu’na yapılan yollamalar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelere yapılmıştır.” demek suretiyle, eski TCK’nın 198 ve 240. maddelerine yapılan atıfların bu maddelerin 5237 sayılı yeni Kanun’daki muadili olan maddelere yapılmış sayılacağını belirtmektedir. Buna göre VUK’un 363. maddesinde düzenlenen mükellefin özel işlerini yapan memurlara ilişkin suç 5237 sayılı yeni TCK’nın 257. maddesinde düzenlenmiştir. VUK’un 362. maddesinde düzenlenen “Vergi Mahremiyetini İhlal” suçu ise; 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu’nun Göreve İlişkin Sırrın Açıklanması başlığını taşıyan 258. maddesine göre cezalandırılacak- tır. 10 Bu suçlara ilişkin saptama ve cezalandırma faaliyeti gerek eski gerekse yeni ceza mevzuatına göre ceza mahkemesi tarafından yapıl- maktadır. 765 sayılı eski TCK 10. madde; “Bu kanundaki hükümler hususi ceza kanunlarının buna muhalif olmayan mevaddı hakkında da uygulanır” demek suretiyle özel kanunlarda farklı ya da hüküm bulunmayan durumlar da TCK hükümlerinin uygulanacağını belirtmekteydi. 11 Ancak 5237 sayılı yeni TCK 5. madde de, “Özel Kanunlarla İlişki” başlığı altında “Bu kanu- 9 Uysal, Ali - Eroğlu, Nurettin, Açıklamalı ve İçtihatlı Vergi Usul Kanunu, Ankara 2005, s. 669. 10 Bilici, “Vergi Mahremiyetini İhlal Suçu” ile ilgili atıfın yeni TCK 239 ile 258. madde- lerine yapılmış sayılacağını belirtmesine karşın, bu suçla ilgili TCK 239. maddenin uygulanamayacağı kanaatindeyiz, Vergi Sistemi... s. 95. 11 Demirbaş, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005, s. 94; Erman, Ticari... s. 31. Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 118TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 nun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır” demek suretiyle yeni bir sistem getirmiştir. 12 Zira bu maddenin TBMM Adalet Komisyonu’nca kabul edilen gerekçesinde “Özel ceza kanunlarında ve ceza içeren kanunlarda suç tanımlarına yer veril- mesinin yanı sıra, çoğu zaman örneğin teşebbüs, iştirak ve içtima gibi konu- larda da bu kanunda benimsenen ilkelerle çelişen hükümlere yer verilmektedir. Böylece, ceza kanununda benimsenen genel kurallara aykırı uygulamaların yolu açılmakta ve temel ilkeler dolanılmaktadır. Tüm bu sakıncaların önüne geçebilmek bakımından, ayrıca hukuk uygulamasında birlik sağlamak ve hu- kuk güvenliğini sağlamak için; diğer kanunlarda sadece özel suç tanımlarına yer verilmesi ve bu suçlarla ilgili yaptırımların belirlenmesi ile yetinilmelidir. Buna karşılık, suç ve yaptırımlarla ilgili olarak bu kanunda belirlenen genel ilkelerin, özel kanunlarda tanımlanan suçlar açısından da uygulanmasının temin edilmesi gerekmektedir. Aksi yöndeki düzenlemelerin hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine aykırılık oluşturması nedeniyle hükümet tasarısındaki madde metni değiştirilmiştir.” Bu düzenleme ile VUK’da kaçakçılık suçuna ilişkin iştirak, paraya çevirme, tecil gibi genel hükümler 5237 sayılı TCK’ya göre incelenecek ve uygulanacaktır. Ancak doktrinde TCK 5. maddeyle getirilmiş olan yeni düzenleme- ye rağmen özel kanunlarda farklı bir düzenleme olduğu takdirde özel yasaların esas alınması gerektiği ileri sürülmüştür. 13 Madde gerekçesi, eski ve yeni Ceza Kanunu’nun ilgili hükmü bir bütün olarak değerlen- dirildiğinde bu görüşün isabetli olmadığını söyleyebiliriz. Doktrinde, özel kanunlardaki TCK’nın genel hükümleriyle çelişen düzenlemelerin kaldırılmasının bir başka ifadeyle uygulanmamasının, hukuk birliğini sağlama noktasında isabetli olduğu görüşüne karşın 12 Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 16.02.2005 tarih, 2005/2460 esas ve 2005/733 sayılı kararında; İcra İflas Kanunu 337/1 maddesi gereğince 10 gün hafif hapis cezası ile cezalandırılan sanığın infazın durdurulması istemini reddeden mahkeme kararına itirazı üzerine vermiş olduğu kararda, YTCK 5. madde gereği bu Kanun’un genel hükümlerinin özel ceza kanunları içinde uygulanacağını, dolayısı ile İcra İflas Ka- nunu’na göre verilen cezanın; tecilini, para cezasına çevrilmesini ve ön ödemeden yararlandırılmasını yasaklayan İİK 353/b maddesinin uygulanmayacağına, bunun yerine YTCK hükümlerinin uygulanması gerektiğine karar vermiştir. Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 31, S. 6, Haziran 2005, s. 910, Ancak aşağıda da açıklanacağı üzere 11.05.2005 tarihinde yapılan değişikliklerle özel kanunların uygulanması, 31.12.2006 tarihine kadar devam edebilecektir (5252 sayılı Kanun’un Geçici Madde 1 Ek. 11.05.2005- 5349/6). 13 Şenyüz, s. 231. hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 119TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 bu durumun ciddi sorunlar yaratabileceğini ileri süren görüşlerde mevcuttur. 14 Hemen ilave edelim ki; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürür- lük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 11.05.2005 tarih ve 5349/6 maddesi ile Geçici 1. maddesine ek düzenlemeye göre “Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Birinci Kitabı’nda yer alan düzenleme- lere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2006 tarihine kadar uygulanır” demek suretiyle özel ceza kanunlarında düzenlenen müesseselerin (iştirak, teşebbüs, tekerrür, za- manaşımı, vb.) 31.12.2006 tarihine kadar uygulanmaya devam edeceği hüküm altına alınmıştır. Yine eski TCK 44. maddede düzenlenen “kanunu bilmemek mazeret sayılmaz” ilkesi yeni TCK’nın 4. maddesinde “ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz” şeklinde düzenlenmiştir. Bu ilke diğer ceza mevzuatı gibi vergi suçları için de geçerlidir. 15 2. SUÇUN HUKUKİ KONUSU Genel olarak ifade edersek suçun hukuki konusu, suç tarafından ihlal edilen hukuki varlık veya menfaattir. 16 Bu menfaat ya da varlık bireylere, topluma veya devlete ait olabilir. 17 Vergi suçlarındaki “başta kaçakçılık” olmak üzere devlete ait bir menfaat ihlal edilmekte ve kamu düzeni bozulmaktadır. Vergi suçu; vergi ödevinin yerine getirilmemesi sonucu oluşan fiil- lere verilen isimdir. Diğer bir ifadeyle sorumluluğu olan vergi mükellefi veya vergi sorumlusu tarafından ya da vergilendirme işlerindeki gö- revliler tarafından vergi kanunlarında gösterilen maddi ya da biçimsel yükümlülüklere ve mecburiyetlere aykırı olarak işlenen devleti vergi kaybına uğratan ya da kamu düzenini bozan kanuni tarife uygun cezayı 14 Parlar, Ali - Hatipoğlu, Muzaffer, Açıklamalı-Gerekçeli 5237 Sayılı Türk Ceza Kanu- nunun Getirdiği Yenilikler Bağlamında Temel İlkeler Tanımlar Uygulama Alanı, Kast ve Taksir, (Kast...) İstanbul 2005, s. 119, lehte ve aleyhte görüşler için aynı eser bkz., s. 117-118. 15 Erman, Vergi... s. 14. 16 Toroslu, Nevzat, Ceza Hukuku, Aralık 2005, Ankara, s. 65; Mutluer, s. 71. 17 Toroslu, Aralık 2005, s. 65. Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 120TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 gerektiren fiillerdir. 18 Vergi suçu dar anlamda bir suç olduğundan eski TCK’nın 10. ve yeni TCK’nın 5. maddesi gereğince ceza hukukunun ge- nel prensipleri bu suçlar hakkında da uygulanır. 19 765 sayılı eski TCK 10. maddede “Bu kanundaki hükümler, hususi ceza kanunlarının buna muhalif olmayan mevaddı hakkında da tatbik olunur” şeklinde bir düzenleme ile özel ceza kanunları ile farklı bir düzenleme ve uygulamaya imkan tanındı- ğı halde yeni TCK ile Birinci Kitap tüm ceza kanunları için 31.12.2006 tarihinden itibaren ortak olarak uygulanacaktır. Diğer bir ifadeyle özel kanunlarda bulunan genel hükümler yeni TCK’da aynen tekrarlansın ya da buna aykırı hükümler barındırsın 5237 sayılı yeni TCK genel hükümleri uygulanacaktır. 20 Vergi suç ve cezalarında suçun hukuki konusu hazinenin zarara uğratılmasını önlemektir. Bu suçu önlemek suretiyle korunan hukuki menfaat kamu yararıdır. Vergi ceza hukuku anlamında getirilen dü- zenlemeler ile izlenen amaç vergi yasalarının gereklerinin zamanın da ve kurallara uygun yerine getirilmesini sağlamaktır. Vergi borçlarının zamanın da ve eksiksiz ödenmesini gerçekleştirerek hazinenin vergi kaybı önlenmektedir. 21 Vergi ceza hukuku alanında; Hazine aleyhine işlenen fiil aynı za- manda kamu düzenini ihlal ediyorsa artık idari cezalarla yetinilmez, bunun yanında ceza mahkemesince verilecek cezalar ve müeyyideler devreye girer. Ceza mahkemesinin devreye girdiği durumlardan biri olan kaçakçılık suçu VUK’un 359. maddesinde düzenlenmiştir. Kaçakçılık suçu ve cezası ile hazinenin menfaati ve kamu yararı korunmaktadır. 22 Yani zararın tezahür etmesi gerekmemektedir. 4369 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce zararın gerçekleşmesi şartı ara- nıyordu. Yeni düzenleme ile zarar ortaya çıkmadan da, yani fiillerin tarh döneminden önce ortaya çıkarılması durumunda da kaçakçılık ce- zası verilebilmektedir. Nitekim Yargıtay’ın vermiş olduğu bir kararda “usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen, defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemek suretiyle müsnet suçu subuta eren sanığın 18 Bayraklı, Hasan Hüseyin, Vergi Ceza Hukuku, Afyon 1996, s. 68. 19 Erman, Vergi... s. 10; Mutluer, s. 10. 20 Erol, Haydar, Gerekçeli, Açıklamalı, İçtihatlı Yeni Türk Ceza Kanunu, Ankara 2005, s. 13; Demirbaş, s. 94. 21 Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 209. 22 Mutluer, s. 71, 72. hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 121TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 eyleminin, verginin tarhı için kanunda belli edilen sürenin geçmesinden önce meydana çıkarılması nedeniyle, bu fiilin vergi kaybına neden olup olmayacağına bakılmayacağı, VUK m. 359/a-2 bendi kapsamına girdi- ğini, bilirkişi raporları ile vergi kaybı doğmadığı gerekçesi ile verilen beraat kararını hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozmuştur. 23 Vergi cezaları her şeyden önce aykırı davranışlarda bulunulmama- sının teminatıdır. 24 Yukarıdaki karardan da anlaşılacağı üzere, Yargıtay; suçun oluşması için vergi kaybının gerçekleşmesinin şart olmadığına karar vermektedir. 25 3. SUÇUN FAİLİ Başta vergi mükellefi ve sorumlusu olmak üzere bu suçun faili herkes olabilir. Bir başka ifade ile vergi mükellefi ya da sorumlusu ol- mayanlar tarafından da işlenebilir bir suçtur. 26 Vergi suçlarında bazen mükellef adına hareket eden veli, vasi, kayyım da suçun faili olabilir. 27 Yani Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde belirtilen filleri işleyen kişiler bu suçun failidirler. Kaçakçılık suçunun cezası hapis cezası olduğundan tüzel kişilerin işlemiş olduğu kaçakçılık suçlarında durumun ne olacağı tereddüde neden olabilmektedir. Zira suçlu devletin koyduğu normlara isyan eden, bu isyan arzu ve iradesini açığa vurabilen, isnat kabiliyetiyle kusurlu- luğu haiz bulunan bir gerçek kişi olmalıdır. 28 Bu nedenle tüzel kişilerin suçun aktif süjesi olup olamayacakları tartışmalıdır. 29 Doktrinde tüzel 23 Y. 11. CD, T. 01.12.1999, E. 1999/6980 K. 1999/8295, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 26, S. 2, Şubat 2000, s. 313. 24 Ergül, Ergün, Kara Paranın Aklanması ve Suçları, Ankara 1998, s. 5. 25 “Vergi kaybı doğmadığına ilişkin bilirkişi raporuna dayanarak verilen beraat kararını bozmuştur”, Y. 11. CD, T. 29.01.2001, E. 2000/6119 K. 2001/551, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 27, S. 3, Mart 2001. 26 Yargıtay, 4369 sayılı Kanun’la vergi zıyaının kaçakçılık suçunun unsuru olmaktan çıkarılması sebebiyle, sahte fatura düzenleme suçunun, mükellef sıfatı olsun ya da olmasın, herkes tarafından işlenebileceğine karar vermiştir. Candan, 2004, s. 285; Hatipoğlu, Muzaffer - Parlar, Ali, Özel Ceza Yasaları Uygulamalarında Ekonomik ve Ticari Suçlar, (Ticari Suçlar...) Ankara, 2005, s. 251. 27 Hatipoğlu - Parlar, Ticari Suçlar... s. 252. 28 Erman, Ticari... s. 102; Şenyüz, s. 238. 29 1982 Anayasası’nın 38. maddesinde “ceza sorumluluğu şahsidir” ilkesine yer veril- miştir. Bu bağlamda Ceza Hukuku’nda tüzel kişilerin suçun faili olup olamayacağı ve ceza sorululuklarının bulunup bulunmadığı konusunda bkz., Muharrem Özen, Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 122TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 kişilerin suç faili sayılmalarını genel bir kaide olarak kabul edilemeye- ceği düşüncesine 30 karşın mali-ekonomik alandaki suçlarla ilgili olarak suçun faili olabilecekleri ileri sürülmektedir. 31 Ancak 5237 sayılı yeni TCK’nın m. 20/2 göre tüzel kişiler hakkın- da “ceza yaptırımı uygulanamayacağı” bunun yerine kanunda öngörülen “güvenlik tedbirlerinin uygulanabileceği” hüküm altına alınmıştır. Bu bağlamda, tüzel kişilerin faaliyeti çerçevesinde işlenen suç dolayısıyla ilgili tüzel kişi hakkında sadece güvenlik tedbiri uygulanabilecektir. 32 Ancak bu güvenlik tedbiri bir ceza olarak düşünülmemektedir. 33 Bu hü- küm özellikle 31.12.2006 tarihinden sonra TCK’nın genel hükümlerinin diğer özel ceza kanunları içinde genel hüküm niteliği taşıyacağından çok daha önemli hale gelecektir. Zira bu tarihe kadar özel kanunlarda tüzel kişileri cezalandıran hükümler uygulanacaktır. 34 Doktrinde Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra çıkarıla- cak özel kanunlarla tüzel kişileri cezalandırabilen düzenlemelere gidil- mesinin mümkün olduğu düşüncesi ileri sürülmektedir. 35 Bu durumun yeni TCK’nın 5. maddesiyle getirmeye çalıştığı ve madde gerekçelerinde belirtilen hukuk uygulamasındaki birliği bozacağı ve genel kurallara aykırı uygulamalara sebep olacağı muhakkaktır. Eski VUK’un 333. maddesi hürriyeti bağlayıcı cezanın “kanuni tem- silciye” verileceğini öngörüyordu. 36 4369 sayılı Kanun ile değişik Vergi Usul Kanunu’nun 333. maddesi ise “Bu kanunun 359. maddesinde yazılı fiillerin işlenmesi halinde bu fiiller için 359 ve 360. maddelerde öngörülen cezalar bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunur” demektedir. Böylece su- çun şekli sorumlusu olan kanuni temsilcileri değil suçun ayrıntılarını bilen ve oluşumunda yer alan kişiler cezalandırılmaktadır. 37 Dolayısıyla “Ceza Kanunu Tasarısı’nın Tüzel Kişilerin Ceza Sorumluluğuna İlişkin Hükümlerine Bir Bakış”, Yargıtay Dergisi, C. 29, S. 1-2, Ocak-Nisan 2003, s. 155 vd. 30 Erman, Ticari... s. 102; Şenyüz, s. 238. 31 Toroslu, Aralık 2005, s. 241. 32 Özgenç, İzzet, “İhale Sürecinde İşlenen Suçlar”, Ekonomik Suç ve Ceza Sempozyumu, 30 Nisan 1 Mayıs 2005, (Ekonomik Suç...) Ankara, s. 75; Şenyüz, s. 238. 33 Özgenç, Ekonomik Suç... s. 75. 34 Toroslu, Nevzat, Ceza Hukuku Genel Kısım, Ekim 2005, Ankara, s. 329. 35 Toroslu, Ekim 2005, s. 329; Parlar - Hatipoğlu, Kast... s. 119. 36 Erman, Vergi... s. 26; Oktar, s. 124. 37 Erman, Vergi... s. 26,27; Hatipoğlu - Parlar, Ticari Suçlar... s. 252; Mutluer, s. 60; Oktar, s. 126; Uğur Yiğit, “Vergi Usul Kanunu’nda Hürriyeti Bağlayıcı Suç ve Cezalar”, Vergi Kaçakçılığı Suçları ve Diğer Hürriyeti Bağlayıcı Vergi Suç ve Cezaları, İstanbul, Mart 2004, s. 86; Şenyüz, s. 240. hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 123TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 tüzel kişilerin kanuni temsilcileri azmettirme ya da başka şekilde suça katılmış ise iştirak hükümleri çerçevesinde cezalandırılacaktır. Bu so- rumluluğun devri ise mümkün değildir. Yargıtay’ın konuyla ilgili bir kararında “defter ve belgelerin muhafazası; mükellef ya da vergi sorumlusu- na ait olup bu sorumluluğun vekaletname ile devrinin mümkün olmadığına” karar vermiştir. 38 Bu durumda kanuni temsilci olan şirket yöneticisinin bilgisi dışın- da muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeyi alan kullanan şirket çalışanı sorumlu olacaktır. Suç teşkil eden fiilden habersiz bulunan şirket yetki- lisinin ise sorumluluğu söz konusu olmayacaktır. Ancak yaşamın ola- ğan akışı, kanuni temsilcilerin emir ve talimatı olmaksızın çalışanların hareket etmeyecekleri şeklinde olduğundan, kanuni temsilcinin ilgi ve bilgisinin olmadığını ispat etmesi gerekecektir. 39 Fail ile fiil arasında kusur ve illiyet bağı esas alınmak suretiyle ce- zaya hükmolunacaktır. 40 Yargıtay’da; müsnet suçun oluşmasında rolü olan şirket ortağı veya müdürü belirlenerek temsil yetkisinin bölüşü- mündeki ağırlık ve sınırlarda tespit edilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayini gerektiğine karar vermiştir. 41 4. SUÇUN UNSURLARI 4.1. Genel Olarak Suçlarda unsur; bir suçun varlığı için bulunması şart olan husus- lardır. Suçun unsurlarından bir ya da bir kaçı olmadığı takdirde suç oluşmaz. 42 Kısaca suç tipikliğe uygun, hukuka aykırı kusurlu hareket olarak tanımlanabilir. 43 Suçun kurucu unsurları kanuni unsur, maddi unsur, manevi unsur ve hukuka aykırılık olarak ortaya konulabilir. 44 38 Y. 11. CD, T. 4.6.2001, E. 2001/5241 K. 2001/6129, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 28, S. 2, Şubat 2001. 39 Candan, Turgut, Vergi Suçları ve Cezaları, (Candan, 2004...) İstanbul-Kasım 2004, s. 306–307; Yiğit, s. 86–87. 40 Yiğit, s. 73. 41 Y. 11. CD, T. 31.5.2001, E. 2001/5976, K. 2001/5333, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 28, S. 4, Nisan 2002. 42 Şenyüz, Doğan, Vergi Ceza Hukuku, Bursa 2005, s. 2. 43 Fatih S. Mahmutoğlu, “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Hukuka Uygunluk Ne- denleri”, Hukuk ve Adalet, Yıl: 2, S. 5, Nisan 2005, s. 43; Şenyüz, s. 2. 44 Şenyüz, s. 2. Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 124TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 Suçun bir kısım unsurları asli, bir kısım unsurları talidir. Asli un- surlar bulunmadığı takdirde suç oluşmaz. Tali unsurlar ise suça etkili haller olarak görülür. 4.2. Kanuni Unsur Vergi suç ve cezalarında kanunilik ilkesi, sert ve belirgin bir şekilde kendini gösterir 45 Bir fiilin suç olarak nitelenebilmesi için bu fiilin ceza tehdidini taşıyan kanundaki tarife ve tipe uygun olması gerekir. Buna suç ve cezada kanunilik ilkesi diğer bir ifadeyle tipiklik denir. Bu da kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin doğal sonucudur. Bir fiilin deği- şik bir yorum ya da metotla suç olarak nitelendirilebilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla kıyas yasağı vergi hukuku ve vergi ceza hukuku alanında da uygulanır 46 Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesi kaçakçılık suçunu ve bu suça verilecek cezayı açıkça tarif etmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için tipikliğe uygun olması yani kanuni tarife uyması gerekir. VUK’un 359. madde- sinde düzenlenen yetkili makamların mükellefe yazı ile yanlış izahat vermeleri ve yetkili makamların bir hükmün uygulanması konusunda görüşlerini ya da içtihadını değiştirmiş olması halinde mükellefe ceza verilmeyecektir. Ancak kanunilik ilkesi Vergi Usul Kanunu ile bazı durumlarda ihlal edilebilmektedir. Doktrinde; haklı olarak belirtilen; VUK’un 359. maddesindeki “Vergi kanunlarına göre tutulması gereken defterler” kavra- mının Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 257. maddesine göre Maliye Bakanlığı’nca düzenlenebildiği, yasamaya ait yetkinin yürütme organı olan Maliye Bakanlığı’nca kullanılmasının suç ve cezada kanunilik il- kesinin ihlaline sebebiyet verdiği ifade edilmiştir. Zira Vergi Usul Ka- nunu’nun mükerrer 257. maddesine göre; yasada sayılanlar dışındaki defter, kayıt veya belgeleri tutma zorunluluğu getirilebilmekte ya da tutulma zorunluluğu kaldırılabilmektedir. Böylece yasada belirtilmeyen yeni bir suç konusu oluşturulabilmekte ya da suç konusu olmaktan çıkarılabilmektedir. 47 45 Atar, s. 152; Kırbaş, s. 190. 46 Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 209; Şenyüz, s. 4; Bayraklı, s. 110. 47 Yiğit,, s. 70. hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 125TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 4.3. Maddi Unsur Maddi unsur hareket, netice ve illiyet bağından oluşur. Vergi ka- çakçılığı suçu serbest hareketli suçlardandır. 48 Bu suç icrai bir hareketle işlenebilir. Hareketin şekli ve sayısı yönünden seçimlik hareketli 49 suç- lardandır. Kanuni tarifte yer alan hareketlerden birinin, birkaçının ya da hepsinin yapılması ile işlenebilir. 50 Maddi unsurun oluşması için vergi zıyaının gerçekleşmesi gerekli değildir. 51 Eylemin yapılmış olması suçun gerçekleşmesi için yeterlidir. 52 Bir başka ifade ile neticesi harekete bağlı olan suçlardandır. 53 Vergi zıyaı tehlikesi veya kamu düzenin bozulması durumlarında da maddi unsur gerçekleşmiş olur. 4369 sayılı Yasa’yla yapılan değişiklikle netice itibari ile zarar suçu olmaktan çıkarılmış ve tehlike suçuna 54 dönüştürülmüştür. Tehlike hukuka aykırı bir neticeyi doğurma ihtimalidir. Eski düzenle- mede vergi zıyaının gerçekleşmesi gerekmesine karşın 4369 sayılı Yasa ile vergi zıyaının gerçekleşmiş olması şartı aranmamaktadır. VUK 359. maddeye göre; a. Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan; 1. Defter ve kayıtlarda, hesap ve muhasebe hileleri yapma, gerçek olmayan ve kayda konulan işlemlerle ilgisi bulunmayan kişilere hesap açma veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahını azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen ya da kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydetme. 2. Defter kayıt ve belgeleri tahrif etme 55 veya gizleme (incelemede ibraz etmeme) içeriği yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma, 48 Bilici, Nurettin, Vergi Hukuku Genel İlkeler, (Genel İlkeler...) Ankara 2000 s. 77. 49 Mutluer, s. 76-77; Şenyüz, s. 254. 50 Erman, Vergi... s. 17,51; Mutluer, s. 77; Yiğit, s. 121. 51 Kızılot, Şükrü, “Sahte ya da Kapsamı İtibariyle Yanıltıcı Belge Kullanımında Hapis Cezası ve Muhatabı”, Yaklaşım, Yıl: 6, S. 69, Eylül 1998, Vergi ziyaı unsurunun ka- nun metninden çıkarılmasının doğru olmadığı ifade edilmiştir, (Sahte Belge...) s. 27; Hatipoğlu - Parlar, Ticari Suçlar... s. 169; Uysal - Eroğlu, s. 671. 52 Candan, 2004, s. 282; Özbalcı, Yılmaz, Vergi Usul Kanunu Yorum ve Açıklamaları, Ankara, Ocak 2004, s. 963. 53 Oktar, s. 119. 54 Yiğit, s. 156. 55 Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na göre tahrif edilmiş belge; gerçeğe uygun olarak düzenlendikten sonra üzerindeki rakam ve yazıları kazınmış, eczalı maddelerle si- Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 126TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 b. Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan; 1. Defter kayıt ve belgeleri yok etme, yerlerine yeni kayıt, belge koyma ya da hiç koymama belgelerin asıl ya da suretlerini kısmen ya da tamamen sahte olarak düzenleme veya kullanma, 2. Maliye Bakanlığı ile anlaşmalı olmadığı halde belge basma, sahte olarak belge basma, kullanma, fiillerinin yapılması ile oluşur. Maddede geçen vergi kanunlarında kasıt; Vergi Usul Kanunu, Vergi Usul Kanunu hükümlerine tabi vergi, resim ve harç kanunları ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine göndermede bulunan diğer kanunlardır. 56 Kanun koyucu yine aynı maddede sahte belge ve muhtevası itiba- riyle yanıltıcı belgenin tarifini yapmıştır. Buna göre; “gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde, bunlar varmış gibi düzenlenen belge” sahte belge, muhteviyatı itibari ile yanıltıcı belge ise; “gerçek bir muamele ve duruma dayanmakla birlikte, bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge” olarak tanımlamak suretiyle bu ko- nuda çıkabilecek ihtilafların önüne geçmiştir. 57 4.4. Manevi Unsur Manevi unsur isnat kabiliyeti ve kusurluluk olmak üzere iki kısımda incelenir. 58 Failin kusurlu hareket edebilme ehliyetine isnat kabiliyeti denir. Bir başka ifade ile bir kimsenin kanunun suç saydığı bir fiilden dolayı cezalandırılabilmesi için sahip olması gereken niteliklerin tamamı olarak ifade edilebilir. 59 Burada karşımıza çıkan en önemli sorun küçük, kısıtlı ya da tüzel kişilerin vergi mükellefi olması durumunda hürriyeti bağlayıcı cezaya linmiş veya bunların yerine yeni rakam ve yazıların yazılmış olan belgedir. Belgede tahrifat yapma eyleminin sahte belge düzenlemekten farkı, tahrif edilmiş belgenin esası gerçek bir işleme dayanmakta fakat düzenlenen bu belge üzerindeki yazı ve rakamlar sonradan değiştirilmektedir. YCGK, T. 17.3.1986, E. 1985/9-462, K. 1986/ 125, Candan, 2004, s. 274. 56 Candan, 2004, s. 266. 57 Kızılot, Şükrü, Sahte Belge... s. 25; Hatipoğlu - Parlar, Ticari Suçlar... s. 232, 233. 58 Erman, Vergi... s. 25; Oktar, s. 117, 119. 59 Toroslu, Aralık 2005, s. 245. hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 127TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 muhatap olup olmayacakları sorunudur. Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesine göre “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve ce- maatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef ve vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olma- yan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir”. Bu hükmün sonucu olarak vergi kaçakçılığı ile ilgili kanuni temsilcinin birinci derecede sorumlu olduğu ve temsil yetkisi olmayan ya da bu yetkisini devreden yönetim kurulu üyesinin kural olarak cezai sorumluluğu olmayacağı şeklindedir. 60 Kaçakçılık suçunda kusur yeteneği esas alındığından küçüklerin ya da kısıtlıların 5237 sayılı TCK’nın 31. maddesine göre ceza ehliyetleri varsa ve yine işlenen suça azmettirme, iştirak vb. bir şekilde katılmışlarsa ceza verilebilecektir. 61 Fakat ceza sorumluluğu olmayan kişilere ceza verilemeyeceği gibi ceza sorumluluğunu azaltan sebeplerin bulunması halinde de cezada indirime gidilecektir (TCK m. 31, 32, 33, 34). 62 Tüzel kişiliğin ceza yargılamasında muhatap olamayacağını göz önüne alan yasa koyucu VUK’un 4369 sayılı Yasa ile değişik 333. mad- desinde hürriyeti bağlayıcı cezaların bu fiilleri işleyenler hakkında uygulanacağını açıkça belirtmek suretiyle, kusur sorumluluğunun uy- gulanacağını hiçbir tereddüde yer verilmeyecek şekilde ifade etmiştir. 63 Bu durumda salt kanuni temsilci değil kusuru olan herkesin, kanundaki ifade ile “bu fiilleri işleyenlerin” 64 cezalandırılacağını ifade etmektedir. Hakeza Yargıtay vermiş olduğu bir kararda; “suç tarihinde şirketi idare ve temsilin kimlere ait olduğu ve temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar, şirket ana sözleşmesi getirtilip Ticaret Sicil Memurluğu’ndan sorularak tespiti ve sonucuna göre delillerin kül halinde değerlendirilip hukuki durumla- rına göre hüküm kurulması gerektiği” sebebiyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. 65 Bu karardan da açıkça anlaşıldığı gibi Yargıtay, 60 Candan, 2004, s. 305. 61 Mutluer, s. 61-62. 62 Şenyüz, s. 245. 63 Sarılı, Mustafa Ali, Türk Vergi Hukukunda Sorumluluk, İstanbul 2004, s. 226; Bilici, Genel İlkeler... s. 70-71. 64 Kızılot, Şükrü, “Şirketlerde Vergi Suçları”, Ekonomik Suç ve Ceza Sempozyumu, 30 Nisan 1 Mayıs 2005 (Sempozyum...), Ankara, s. 201; Şenyüz, s. 238; Sarılı, s. 227; Mutluer, s. 60. 65 Y. 11. CD, T. 16.5.2001, E. 2001/3907, K. 2001/5039, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 28, S. 4, Nisan 2002. Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 128TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 müsnet suçun oluşmasında rolü olan failleri ve bu faillerin temsil de- recesi, görev bölüşümündeki ağırlık ve sınırları tespit etmek suretiyle ceza tayini yoluna gitmektedir. 66 Yine bir başka kararda; anonim şirketin esas mukavelesinin onaylı örneği getirtilip incelenerek ve Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden sorularak, sanıkların 213 sayılı Yasa’ya aykırılık suçundan sorumluluklarının olup olmadığının Türk Ticaret Kanunu 317 ve 319. maddeleri nazara alınarak belirlenmesi gerektiğine hükmetmiştir. 67 Bu suretle hem cezaların tüzel kişilerin organlarına verileceğini hem de bu cezaların sanıkların kusur ve sorumluluklarına göre tayin edileceğine karar vermiştir. 4369 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önce sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeleri tanzim etmek ve bilerek kullanma duru- munda hürriyeti bağlayıcı cezalar söz konusu iken, 4369 sayılı Yasa ile yapılan düzenleme sonrası bilerek veya bilmeyerek ayrımına yer verilmemiştir. 68 Bu durumda da ceza hukukunun kasta ilişkin genel hükümlerine gidileceğinden kuşku duymamak gerekir. Zira Kaçakçılık suçu taksirli hareketlerle gerçekleşmez, manevi unsuru kast olan bir suç türüdür. 69 4369 sayılı Yasa ile yapılan düzenlemede sahte ve muhteviyatı itibari ile yanıltıcı belge kullanma suçunda, bilerek sözcüğünün kullanılmamış olması, bu suç için kastın aranmadığı manasına gelmez. Her ne kadar doktrinde 359. maddedeki eylemlerin yapılması ile bu suçun oluşacağına yönelik görüşler 70 olsa da ağırlıklı olan görüş bilerek kelimesinin yer almayışının herhangi bir değişiklik yaratmadığı yönündedir. 71 Gerek ceza hukuku sistemimiz gerekse özel kanunlarla ilişki başlığını taşıyan 66 Y. 11. CD, T. 31.5.2001, E .2001/5976, K. 2001/5333, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 28, S. 4, Nisan 2002. 67 Y. 11. CD, T. 20.6.2001, E. 2001/3350, K. 2001/7004, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 28, S. 5, Mayıs 2002. 68 Ergül, s. 97-104; Oktar, Ateş, “Sahte Fatura Kullanılmasında Sorumluluk”, Vergi Sorunları, Ağustos 2002, S. 167, s. 116. 69 Candan, 2004, s. 310; Mutluer, s. 62; Oktar, s. 120; Yiğit, s. 159; Şenyüz, s. 256. 70 Özbalcı, s. 964, 966; Hatipoğlu - Parlar, Ticari Suçlar... s. 170, 232, 233; Uysal - Eroğlu, s. 672 Kızılot, Sempozyum... s. 193-194; Kızılot, Sahte Belge... Bilerek kullanma sözcü- ğünün çıkarılmış olmasıyla iyi niyetli (bilmeyerek kullanan) mükellefler ve kanuni temsilcilerin, hapis cezası istemiyle yargılanması ya da cezalandırılması sonucunun doğabileceğini ileri sürmektedir, s. 25, 26. 71 Candan, 2004, s. 111; Mutluer, s. 62; Şenyüz, s. 257; Oktar, s. 116-117; Yiğit, s. 163. hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 129TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 5237 sayılı TCK 5. maddeyi göz önüne alınca, TCK genel hükümlerinin özel kanunlar içinde cari olduğunu, suçta kastın aranması gerektiğini dolayısıyla sadece eylemin yapılmış olmasının cezalandırma için yet- meyeceğini söyleyebiliriz. Keza 765 sayılı eski Ceza Kanunu’nun 45/1 maddesinde “cürümde kastın olmaması cezayı kaldırır” hükmü gerekse 5237 sayılı yeni Ceza Kanunu’nun 21/1 maddesinde “suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır ve Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir” hükümleri bir bütün olarak değerlendi- rildiğinde, kastın bu suç içinde aranacağı sonucuna ulaşabiliriz. Zaten Maliye Bakanlığı da bu konuya ilişkin duraksama ve tereddüt- ler üzerine yayınlamış olduğu 306 seri nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği 72 ile “failin, fiilinin oluşturduğu suçtan sorumlu tutulabilmesi için kastın mevcudiyeti gerekmekte, kasten hareket edilmiş sayılabilmesi için suçu oluşturan fiilin bilerek ve isteyerek işlenmiş olmasını ve sahte ya da muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgelerin bilerek kullanılıp kullanılmadığının araştırılma- sında, bu belgeleri bilmeden kullandığı sonucuna varılan mükellef adına vergi suçu raporları düzenlenmemesi ve haklarında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurularında bulunulmaması gerektiğini” belirtmiştir. Sonuç olarak; tıpkı eski düzenleme döneminde (4369 sayılı Yasa öncesinde) olduğu gibi 73 kastın varlığı yine aranacak ve kastın varlığı iddia makamı tarafından ispat edilecektir. 74 Ancak doktrinde bu dü- zenleme ile vergi idaresinin mükellefin kasıtlı olduğunu ispat etmesi zorunluluğunun olmadığı ileri sürülmektedir. 75 Buna karşın; gerek 4369 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik öncesi 76 ge- rekse değişiklik sonrası düzenlemede mükellef, bilerek kullanmadığını yani kastı olmadığını ispat etmek suretiyle cezadan kurtulabilecektir. Vergi Usul Kanunu’nun 373. maddesinde düzenlenen mücbir sebep, VUK’un 369. maddesinde düzenlenen yanılma ve VUK 413. maddede düzenlenen mükellefin izahat talebine verilecek cevaba göre hareket etme durumu kusurluluğu kaldıran sebeplerdir. 77 Mücbir sebeple ilgili 72 18.06.2002 tarih ve 24789 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. 73 Bayraklı, s. 100. 74 Candan, 2004, s. 112. 75 Bilici, Vergi Sistemi... s. 93. 76 Bayraklı, s. 101. 77 Erman, Vergi... s. 31, 60; Şenyüz, s. 249, 251. Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 130TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 Yargıtay’ın 2.2.2001 tarihli bir kararında “beş yıl süre ile muhafaza edilmesi mecburiyeti bulunan defterlerle belgelerin, 13. maddede düzenlenen mücbir se- bep kapsamında sayılmayan nedenlerle ibraz edilememesi halinde, mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğini” 78 belirtmek suretiyle mücbir sebebin kusurlu- luğu kaldırdığı ifade edilmiştir. Aynı şekilde yanılma durumunda da, fiili hataya düşen fail, pişmanlık müessesesine başvurmuş olmasa da, bu hata esaslı olduğu takdirde, hakim resen kastın olmadığına ve failin beraatına karar verecektir. 79 Ceza mahkemesince hükmedilecek cezalar açısından, eski TCK 45. maddede ifadesini bulan kast kaidesi aranmaktaydı. 80 Aynı şekilde 5237 sayılı Yeni TCK’nın 21. maddesinde de kastın varlığı aranmakta- dır. Bunun sonucu olarak fiili bilmemek, keza cebir, ikrah ve tehdidin kusurluluğu kaldıracağı sonucuna ulaşabiliriz. 4.5. Hukuka Aykırılık Hukuka uygunluk nedenleri, kural olarak ceza mevzuatınca yasak- lanmış bir fiilin, bu fiilin işlenmesine yetki veren veya onu emreden bir normun varlığı nedeniyle, suç sayılmasını engelleyen özel durumlar olarak tanımlanmaktadır. 81 “Hukuka aykırılığın oluşmasına engel olan nedenlere hukuka uygunluk nedenleri denir”. 82 Hukuka uygunluk nedeni eylemi sonradan hukuka uygun hale ge- tirmez, eylem zaten hukuka uygundur. Çünkü suçun yapısal unsuru olarak görülen hukuka aykırılık unsurunu ortadan kaldırmaktadır. 83 Eski Ceza Kanunumuzda genel hukuka uygunluk nedeni TCK 49. maddede düzenlenmişti. Buna göre; kanun hükmünü icra, yetkili mer- ciin emrini ifa, meşru müdafaa, ızdırar hali hukuka uygunluk sebebi olarak düzenlenmişti. 5237 sayılı yeni Ceza Kanunu’nun bunlara ila- veten hakkın kullanılması ve mağdurun rızasını da 26. maddede genel hukuka uygunluk nedeni olarak düzenlemiştir. 78 Y. 11. CD, T. 2.2.2001, E. 2000/5998, K. 2000/823, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 27, S. 8, Ağustos 2001. 79 Erman, Vergi... s. 31. 80 Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 214. 81 Toroslu, Aralık 2005, s. 98. 82 Şenyüz, s. 14; Oktar, s. 119; Mahmutoğlu, s. 43. 83 Mahmutoğlu, s. 43-44. hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 131TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 Bu hukuka uygunluk nedenlerinin tümü vergi kaçakçılığı suçu için hukuka uygunluk nedeni olmasa da, kanun hükmünü icra 84 ve ızdırar hali 85 vergi kaçakçılığı suçu için hukuka uygunluk sebebi olarak kabul görmektedir. Buna karşın bazı yazarlar hukuka uygunluk sebeplerinin hiçbirinin vergi kaçakçılığı suçu için uygun olmadığını savunmakta- dırlar. 86 Izdırar hali bir kimsenin bilerek sebebiyet vermediği ağır ve muhak- kak bir tehlikeden kendisini veya bir başkasını korumak zorunda kalarak bir suç işlemesi olarak düzenlenmişti. 87 Bu düzenlemede tehlikenin nefse yani hayata ve vücut bütünlüğüne yönelik olması gerekiyordu. 88 Ancak 5237 sayılı yeni Ceza Kanunu’nun 25/2 maddesinde “gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan, ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğuyla ve tehlikenin ağırlığıyla konu ve kul- lanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez” şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle sadece hayata ve vücut bütünlüğüne yönelik tehlike değil aynı zamanda malvarlığı haklarına yönelik tehlike de zorunluluk hali olarak kabul edilerek ceza sorumluluğunu kaldıracağı ifade edilmiştir. 89 Kaçakçılık suçu için hukuka uygunluk sebebi olarak ızdırar hali doktrinde kabul görmüştür. 90 Mesela bir tacirin bozulan ekonomik durumunun daha da kötüleşmemesi için vergi kaçırması durumunda ızdırar halinden istifade edebilmesi gerekir. Doktrinde iflasın şeref ve haysiyeti 91 hatta medeni hakların bir kısmını kaybettirdiği varsayımın- dan hareketle mükellefin vergi ödediği takdirde kesin iflas edeceği ve iflastan kurtulmasının (konkordato dahil) mümkün olmayacağı du- rumda, vergi kaçakçılığı suçunu işlemiş olmasının ızdırar hali olarak 84 Yiğit, s. 157. 85 Dönmezer - Erman, C. 1, s. 413; Erman, Vergi..., s. 25; Oktar, s. 119; Bayraklı, s. 106. 86 Yiğit, s. 157-158. 87 Önder, Ayhan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, C. II-III, İstanbul 1992, s. 203; Dönmezer - Erman, C. 1, s. 413; Demirbaş, s. 267. 88 Önder, s. 203; Toroslu, Aralık 2005, s. 110. 89 Toroslu, Aralık 2005, s. 110; Mahmutoğlu, s. 52; Erol, s. 118. 90 Dönmezer - Erman, C. 1, s. 413; Erman, Vergi..., s. 25. 91 Izdırar halini açıklayan “dar sisteme” göre hayat ve vücut bütünlüğü tehlikenin yönelik olduğu haklar olmasına karşın, “geniş sisteme” göre hayat, vücut bütünlüğü, şeref, hürriyet, malda zorda kalma durumu da tehlikenin yönelik olduğu hakların konusunu oluşturur. Önder s. 203. Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 132TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 görülebileceği ve 765 sayılı eski TCK m. 49/3, 5237 sayılı yeni TCK m. 25/2 kapsamına gireceği ifade edilmiştir. 92 Eski düzenlemeye göre nefse yönelik tehlike şartı arandığından ızdırar halinin uygulanması konusunda tereddüt olmasına karşın yeni kanunla, malvarlığı hakları kapsama alınmak suretiyle ızdırar halinin uygulanabileceğine yönelik tereddütler ortadan kaldırılmıştır. Vergi kanunlarındaki istisna ve muafiyetlerden yararlanmak sure- tiyle vergi ödememe, eksik ödeme ya da geç ödeme durumunu kanun hükmünü icra olarak kabul edebiliriz. 93 Kanun hükmünü icra; kanun, tüzük ya da yönetmelik gibi maddi anlamda kanun niteliği taşıyan bir hukuk kuralını uygulayan şahsın eyleminin tipikliğe uygun olması durumunda bile, bu şahsın eyleminin kanuna uygun sayılarak ceza- landırılmamasıdır. 94 Yine Vergi Usul Kanunu’nun 369/1. maddesine göre; yetkili merci- lerden görüş isteyen mükellefe, yazı ile yanlış izahat verilmiş olunması durumunda, bu görüşler doğrultusunda hareket eden mükellefe, vergi cezasının kesilmeyeceğini dolayısıyla hürriyeti bağlayıcı cezayla da yar- gılanmayacağını belirtmektedir. Hakeza bir hükmün uygulanma tarzı hususunda yetkili makamların görüş ve kanaatini değiştirmiş veya bu hükme ait içtihadın değişmiş olması ihtimalinde de fail cezalandırılmaz (VUK m. 369/2). Bu iki durumda yanılma olarak nitelenmiş ve vergi suçluluğunu kaldıran sebep olarak sayılmıştır. 95 Aynı şekilde Vergi Usul Kanunu’nun 413. maddesi göre; mükel- leflerin, maliye bakanlığı ya da yetkili kılınan makamlardan izahat al- ması durumunda ve aldıkları bu cevaba göre hareket ettikleri takdirde, mükellefin fiili suç olsa bile cezalandırılmayacağı ifade edilmiştir. Bu durum fiilin cezalandırılmasını önleyen bir başka hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmiştir. 96 92 Dönmezer - Erman, C.1, s. 413. 93 Yiğit, s. 157. 94 Mahmutoğlu, s. 47-48; Erol, s. 133. 95 Erman, Vergi... s. 15. 96 Bayraklı, s. 106. hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 133TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 5. SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ USULLERİ 5.1. İştirak TCK’da iştirak bir kişi tarafından işlenebilen bir suçun birden çok kişi tarafından işlenmesi olarak tanımlanmıştır. 97 VUK 360. maddesi vergi kaçakçılığı suçunun iştirak halinde işlenmesine ilişkin özel hüküm getirmiştir. 98 Bir başka ifade ile VUK’da düzenlenen iştirak TCK’dan farklı olarak düzenlenmiştir. VUK 360. maddesinde asli ve feri iştirak olarak düzenlenmiş- tir. Buna göre asli iştirak; asli maddi ve asli manevi iştirak şeklinde eski TCK’ya paralel bir düzenleme öngörmüştür. Ancak burada eski TCK’dan farklı olarak asli feri ayrımında temel alınan ölçüt, “bir çıkar gözetmek” (maddi menfaat) ya da gözetmemek şeklinde ifade edilmiştir. 99 Mesela; tüzel kişiliğe haiz bir şirkette, patronun, vergi işlemleriyle ilgili olarak muhasebecinin vergi kayıtlarında tahrifat yapmasını istemesi ve şirket muhasebecisinin bunu yapması durumunda patron asli manevi iştirakten muhasebeci ise normal ücretinden başka bir şey almadığı takdirde feri iştirakten, normal ücreti dışında bir maddi çıkar sağladığı takdirde o da asli iştirakten (irtikap eden sıfatı ile) yargılanacaktır. Görüldüğü gibi gerek eski gerekse yeni TCK’dan farklı olarak düzen- lenmiş ve asli failler için işlenen suçun gerektirdiği ceza ile asli şerikler ce- zalandırılmakta feri failler ise bu cezanın 1/4’ü ile cezalandırılmaktadır. Şerikler için hükmedilecek ceza hem ceza yargılaması (hürriyeti bağlayıcı ceza) açısından hem de kaçakçılık suçu dolayısı ile kesilecek idari nitelikte para cezası açısından uygulanacaktır. 100 5237 sayılı Ceza Kanunu’nun 5. maddesine göre iştirak hükümleri de ceza kanununa tabi olacaktır. Diğer bir ifadeyle Kaçakçılık suçuna iştirakle ilgili Vergi Usul Kanunu’nun 360. maddesindeki düzenleme 31.12.2006 tarihinden itibaren uygulanmayacak bunun yerine yeni Türk Ceza Kanunu’nun iştirakle ilgili hükümleri uygulanacaktır. 97 Toroslu, Aralık 2005, s. 201; Mutluer, s. 102; Demirbaş, s. 413; Uysal - Eroğlu, s. 683; Candan, 2004, s. 125. 98 Kızılot, Sempozyum..., s. 190; Şenyüz, s. 283. 99 Mutluer, s. 106; Kızılot, Sempozyum..., s. 191. 100 Akış, Ercüment, “Vergi Cezalarının Özellikleri”, Yerel Yönetim ve Denetim Dergisi, Ankara, Nisan 1999, C. 4, S. 4, s. 56. Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 134TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 Hemen belirtelim ki eski Ceza Kanunu’nun iştirak müessesesini asli ve feri olarak düzenlemesine karşın yeni Türk Ceza Kanunu bu mües- seseyi, azmettirme ve yardım etme olarak düzenlemiştir. 101 Yeni Ceza Kanunu’na göre azmettiren, işlenen suçun cezasıyla cezalandırılmasına (m. 38) karşın yardım edene işlenen suçun gerektirdiği cezanın yarısı verilir (m.39). Ancak 5252 sayılı TCKYUŞHK’nın Geçici 1. maddesine göre 31.12.2006 tarihine kadar özel kanunlar dolayısıyla VUK’un 360. maddesi uygulanmaya devam edecektir. 5.2. İçtima Suçların içtiması; tek bir fiille kanunun birden fazla hükmünün ya da birden çok fiille kanunun aynı hükmünün birden fazla ya da farklı hükümlerinin ihlal edilmesi durumunda ortaya çıkmaktadır. 102 Cezaların içtiması ise, bir kişinin birden fazla ve birbirinden bağımsız hareketlerle Ceza Kanunu’nun aynı hükmünü veya değişik hükümlerini değişik zamanlarda ihlal etmiş olması halini belirtir. 103 Vergi Usul Kanunu 335. maddede tek fiille başka neviden birden çok vergi ziya uğratılmışsa her vergi bakımından ayrı ceza kesilir. Aynı Kanun’un 336. maddesinde ise fikri içtima 104 müessesesi düzenlenmiştir. Ancak bu iki düzenlemede vergi dairesince verilen idari para cezaları için geçerlidir. Ceza Mahkemesi’nce yargılanacak “Kaçakçılık, Vergi Mahremiyetini İhlal ve Mükellefin Özel İşlerini Yapma” suçu için geçerli değildir. Yine VUK’un 340. maddede vergi zıyaı, usulsüzlük ve kaçakçılık suçlarının içtima ve tekerrür hükümleri bakımından birleştirilemeyeceği düzenlenmiştir. Şöyle ki; failin işlemiş olduğu fiille hem kaçakçılık su- çunu işlemiş hem de vergi zıyaına sebebiyet vermiş olması durumunda idare tarafından vergi cezası verilir (üç kat arttırılarak) hem de ceza mahkemesinde hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılır. 101 Demirbaş, s. 413. 102 Toroslu, Aralık 2005, s. 230; Yargıtay vermiş olduğu bir kararda yanıltıcı fatura düzenlemek eylemiyle defter ve belgeleri ibraz etme eyleminin birbirinden ayrı ve bağımsız suç oluşturduğu, tek suç kabul edilemeyeceğine karar vermiştir. Y. 11. CD, T. 12.2.2001, E. 2001/419, K. 2001/1312, Candan, 2004, s. 277 103 Önder, s. 683. 104 Fikri içtima; failin bir fiil ile kanunun birkaç hükmünü ihlal etmesi durumunda failin bunlardan en ağır cezayı gerektiren hükümle cezalandırılmasıdır. hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 135TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 “ Hürriyeti Bağlayıcı Cezalar”ı gerektiren suçlar bakımından Vergi Usul Kanunu’nda içtimaya ilişkin özel bir düzenlemeye gidilmemiştir. Bu nedenle VUK’un 359. maddesi açısında 5237 sayılı TCK’da düzen- lenen içtima hükümleri tatbik edilecektir. 105 Mesela; fail yapmış olduğu tek hareketle 106 hem VUK’un 359. mad- desinin (b) bendini ihlal etmiş hem de bu parayı aklamak için 4208 sayılı Kara Paranın Aklanması Hakkında Kanun’un 2-b maddesini ihlal etmiş olsun. Bu durumda, faile 5237 sayılı yeni TCK’nın 44. maddesi gereği tek ve daha ağır ceza verilmek suretiyle fikri içtima kuralları uygulanacaktır. 107 Yargıtay mahiyeti itibari ile yanıltıcı belge düzenleme eylemi ile defter ve belgeleri gizleme eyleminin ayrı ve bağımsız suçlar olduğu- nu, her birine ayrı ceza tayini gerektiğini, tek suç kabul edilerek tek ceza verilmesinin isabetli olmadığına 108 karar vermiştir. Yine bir başka kararın da ise sahte fatura kullanılmasının her tarh dönemi için ayrı suç oluşturduğuna 109 karar vermek suretiyle ceza hukukunun içtimaya ilişkin genel hükümlerini uyguladığı görülmektedir. 5.3. Tekerrür Tekerrür; TCK da ceza miktarına etki eden bir başka husus olarak düzenlenmiştir. Tekerrür; suç işleyerek mahkum olmuş kişinin yeni bir suç işlemekten dolayı ikinci defa mahkum olması halinde söz konusu olur. 110 765 sayılı eski Ceza Kanunu’nda bir suç işleyip cezasını çektikten ya da düştükten sonra tekrarlama süresi içinde tekrar suç işleyen kişinin şahsi durumu olarak ifade ediliyordu. 111 Ancak 5237 sayılı yeni Ceza Kanunu’nun 58. maddesinin 1. bendine göre “Önceden işlenen suçtan 105 Akış, s. 56; Nitekim Yargıtay’da kaçakçılık suçları bakımından müteselsil suç vb. müesseseleri uygulamaktadır, YCGK, T. 5.3.2002, E. 2002/11-28, K. 2002/179. 106 Yargıtay; tek yazıyla istenilen birden fazla vergilendirme dönemine ait (1994 ve 1995 vergilendirme dönemi) defter ve belgelerin ibraz edilmemesinin, tek gizleme eylemi ve kaçakçılık suçu sayılacağına karar vermiştir. Y. 11. CD, T. 16.01.2002, E. 2001/11378, K. 2002/162, Candan, 2004, s. 277. 107 Bilici, Vergi Sistemi..., dpn. 128, s. 94. 108 Y. 11. CD, T. 12.02.2001, E. 2001/419, K. 2001/1312, Candan, 2004, s. 283. 109 Y. 11. CD, T. 27.9.2001, E. 2001/6274, K. 2001/8764, Candan, 2004, s. 283. 110 Doğan Soyaslan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 1998, s. 561; Önder, s. 643. 111 Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 216; Akış, s. 56. Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 136TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerek- mez.” şeklinde düzenlenmiştir. İki düzenleme arasındaki temel fark, eski düzenlemede, cezanın çekilmesi ya da düşmesi şartı olmasına karşın yeni düzenlemede, mahkumiyet hükmünün kesinleşmesi yeterli kabul edilmiş ve cezanın infazı şartı aranmamıştır. Gerek eski gerekse yeni Ceza Kanunu süreli tekerrürü kabul etmiş- tir. 112 Eski TCK 81. maddede tekerrür süreleri 5 seneden ziyade hürriyeti bağlayıcı ceza için 10 yıl, 5 seneden az hürriyeti bağlayıcı ceza için 5 yıl olarak düzenlenmişti. Ancak Yeni Ceza Kanunumuzda 5 yıldan fazla olan hapis cezaları için 5 yıl, 5 ya da daha az hapis cezaları veya adli para cezaları için 3 yıllık tekerrür süresi öngörülmüştür. 5237 sayılı yeni Ceza Kanunu tek tip tekerrürü kabul etmiştir. 113 Ayrıca tekerrür durumunda cezanın artırılması gibi bir seçenekte söz konusu olmamaktadır. Sadece yeni Kanun’un 58/3. fıkrasında; tekerrür halinde sonraki suça ilişkin kanun maddesi hapis ve adli para cezasını seçimlik olarak öngörmüşse, bu durumda doğrudan hapis cezasına hükmolunur. Tekerrürün, bunun dışındaki sonuçları daha ziyade in- fazla ilgili olarak düzenlenmiştir. 114 Fail tekerrür durumunda daha uzun şartlı salıverme süresine tabi olacak ikinci defa tekerrür hükümlerine tabi tutulan fail şartlı salıverilmeden yararlandırılmayacaktır (CGTİHK m. 108/3). Tıpkı ceza hukukunda olduğu gibi vergi hukukunda da tekerrür müessesesine yer verilmiştir. Ancak bunlar arasında benzerlik ve fark- lılıklar mevcuttur. Her iki alanda süreli tekerrürü kabul etmiştir. Yeni Ceza Kanunu’nun tekerrür süresini cezanın kesinleştiği tarihten itibaren başlattığı halde idari vergi cezaları için VUK m. 339 da bu sürenin ön- ceki cezanın kesinleştiği tarihi izleyen yılın başından itibaren işlemeye başlayacağını kabul etmiştir. 4369 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik öncesi Vergi Usul Kanunu’nda hem hürriyeti bağlayıcı cezalar için hem de idari nitelikteki para cezaları için tekerrür müessesesi düzenlenmişti. 4369 sayılı Yasa’yla değiştirilme- den önce; Hürriyeti bağlayıcı cezalar açısından VUK’un 359. maddesinin 112 Demirbaş, s. 562. 113 Toroslu, Aralık 2005, s. 259; Demirbaş, s. 561. 114 Toroslu, Aralık 2005, s. 261. hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 137TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 4108 sayılı Kanun’la değişik 2. fıkrasında “bu maddenin 1 ve 2 numaralı bentlerinde belirtilen fiilleri tekrar işleyenler hakkında verilecek cezalar bir kat artırılır” şeklinde bir hükümle düzenlenmişti. Böylece cezalar; suçun tekrarlanması halinde, cezanın bir kat arttırılarak verilmesini öngörü- yordu. 115 Fakat 1998 yılında 4369 sayılı Yasa ile yapılan düzenlemeler- de kaçakçılık suçu nedeniyle verilecek hürriyeti bağlayıcı cezalar için tekerrürü düzenleyen hükümler kanundan çıkarıldı. Böylece hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren kaçakçılık suçlarında da Ceza Kanunu’nun tekerrüre ilişkin genel hükümleri uygulana geldi. 116 Aynı Yasa’yla; vergi kaçakçılığı dolayısı ile işlenen vergi zıyaı suçu için VUK 339. madde değiştirilerek yeniden düzenlendi. Buna göre; vergi kaçakçılığı sonucu işlenen ve kesinleşen vergi zıyaı suçu, tekerrür süresi içinde tekrarlansa vergi zıyaı cezası %50 zamlı olarak uygulanacak ve VUK 339. maddeye göre vergi zıyaı suçu için 5 yıl, usulsüzlük suçu için 2 yıllık tekerrür süresi, cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yıldan itibaren hesaplanacaktır. 5237 sayılı Ceza Kanunu’nun 5. maddesi bağlamında TCK’nın te- kerrüre ilişkin hükümleri uygulanmaya devam edecektir. Dolayısıyla vergi kaçakçılığı suçunu Türk Ceza Kanunu bağlamında değerlendirmek gerekmektedir. 117 Buna göre; kaçakçılık suçları için öngörülen hapis cezasının üst sınırı 36 ay olduğu için yeni TCK m. 58/2-b bendinde düzenlenen tekerrür hükümleri uygulanacaktır. Bu bende göre “5 yıl ya da daha az hapis veya adli para cezalarına mahkumiyet halinde bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla” tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağını belirterek infazdan itibaren üç yıllık süre öngörmüştür. 5.4. Teşebbüs Teşebbüs; işlenmesine karar verilen bir cürümün icrasına elverişli vasıtalarla başladıktan sonra, failin ihtiyarında olmayan sebepler yü- zünden icra fiillerinin tamamlanmaması veya tamamlanamaması ne- 115 Candan, 2004, s. 312. 116 Kızılot, Sempozyum... s. 191. 117 Mutluer, s. 88. Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 138TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 deniyle neticenin husule gelmemesidir. 118 Kanuni tarifte yer alan netice gerçekleştiği takdirde tamamlanmış bir suç yer alır. 119 Buna karşın netice gerçekleşmemişse suç tamamlanmamıştır. 765 sayılı eski TCK’nın 61. maddesinde fail yapacağı bütün hareketleri bitiremediği için neticeye ulaşamadıysa eksik teşebbüs, elinde olan bütün hareketleri yapıp bi- tirdiği halde netice gerçekleşmemiş ise 120 tam teşebbüs (765 sayılı TCK m. 62) söz konusu oluyordu. Ancak 5237 sayılı yeni TCK’nın 35. maddesinde düzenlenen teşeb- büs eksik ya da tam teşebbüs ayrımı yapmamış, bunun yerine; mahke- melere, cezadan dörtte birden-dörtte üçe kadar indirim yapma yetkisi tanımıştır. Failin suç yolundaki birinci ve ikinci aşaması yani tasarlama (proje) ve hazırlık hareketleri cezalandırılmamaktadır. Ancak icra hareketlerine başlayan failin hareketleri netice meydana gelmese de cezalandırıla- caktır. Vergi Usul Kanunu’nda 4369 sayılı Yasa’yla yapılan değişiklik öncesi VUK’un 358. maddesi kaçakçılık suçuna teşebbüsü ayrı bir suç tipi olarak tarif etmek suretiyle TCK’nın genel teşebbüs hükümlerinden ayrılmaktaydı. 121 Böylece ayrı bir suç tipi oluşturmuş olan kanun koyucu TCK’nın teşebbüse ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemişti. 122 Ancak VUK’da 22.7.1998 tarih ve 4369 (82–1/b) sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ile vergi kaçakçılığına teşebbüs suçu kaldırıldı. Bunun yerine yeni bir düzenleme de yapılmadığından eski TCK 10. madde gereği Ceza Kanunu’nun teşebbüse ilişkin genel hükümleri vergi kaçakçılığı suçu için de uygulandı. Yeni Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle de yeni Kanun’un teşebbüse ilişkin genel hükümleri uygulanmaktadır. Zaten “Vergi Mahremiyetini İhlal ve Mükellefin Özel İşlerini Yapma Suçu” için Ceza Kanunu’nun teşebbüse ilişkin genel hükümleri uygulanmak- 118 Candan, Turgut, Vergi Suçları ve Cezaları, Ankara Eylül 1995, s. 310; Mutluer, s. 177. 119 Yargıtay; 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 41 ve 45. maddeleri uyarınca, suç tarihinin, verginin tarhı için yasada belirtilen sürenin son günü olduğu beyanname verilmekle vergi kaçakçılığı suçunun tamamlandığın ve artık teşebbüsten bahsedilemeyeceğine karar vermiştir. Y. 11. CD, T. 31.01.2001, E. 2000/6138 K. 2001/571, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 27, S. 6, Haziran 2001. 120 Dönmezer - Erman, C. 1, s. 443. 121 Kırbaş, s. 185; Abdurrahman Akdoğan, Türk Vergi Sitemi, Ankara 1998, s. 44. 122 Akdoğan, s. 43. hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 139TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 taydı. Sonuç olarak kanun koyucu vergi kaçakçılığı suçu için getirdiği özel düzenlemeyi kaldırmak suretiyle TCK’nın teşebbüse ilişkin genel hükümlerinin uygulanmasını sağlamıştır. Kanun koyucu, Vergi Usul Kanunu’nda “vergi kaçakçılığına teşebbüs” olarak düzenlenmiş bulunan bir kısım fiilleri, 4369 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle tamamlanmış suç (kaçakçılık suçu) olarak düzenlemiştir. Maliye Bakanlığı’ndan izinsiz (yetkisiz) belge basma gibi. 5.5. Gönüllü Vazgeçme ve Aktif Pişmanlık “Suçun icrası sırasında ve henüz suç tamamlanmadan, harekete son vermek veya sonucun gerçekleşmesini önlemek suretiyle failin suç işleme kararından vazgeçmesi mümkündür”. Birinci ihtimalde icra hareketlerinden vazgeç- me, ikinci ihtimalde ise suçun gerçekleşmesi ya da neticenin meydana gelmesi önlenmeye çalışılmaktadır. 123 Failin elinde olan sebeplerle icranın bitmesine engel olması halinde gönüllü vazgeçme, failin aynı nitelikteki sebeplerle neticenin gerçekleş- mesine engel olması halinde ise faal nedamet (faal pişmanlık, aktif piş- manlık) söz konusu olur. 124 765 sayılı eski TCK gönüllü vazgeçmeyi 61. maddenin son fıkrasında düzenliyordu. Buna göre, icra hareketlerinden gönüllü vazgeçen fail o ana kadarki hareketler başka suç oluşturmu- yorsa, salt teşebbüsten dolayı cezalandırılmıyordu. Ancak 5237 sayılı Yeni TCK 36. madde sadece icra hareketlerinden gönüllü vazgeçmeyi değil aynı zamanda suçun tamamlanması veya sonucun gerçekleşmesini önleme durumunda da (faal nedamet, aktif pişmanlık) faile ceza veril- meyeceğini düzenlemektedir. 125 Bu düzenlemeyle, mevzuatımıza aktif pişmanlık müessesesi de girmiş bulunmaktadır. Hemen ilave edelim ki; aktif pişmanlık aşamasına kadar olan aşamalar başka suç oluşturuyorsa bundan dolayı fail cezalandırılacaktır. Eğer oluşturmuyorsa sadece bu suça teşebbüsten dolayı cezalandırılmayacaktır. Faal nedamet; vergi mevzuatımızda VUK’un 371. maddesinde piş- manlık ve ıslah olarak düzenlenmiştir. 126 Buna göre yetkili makamlar 123 Toroslu, Aralık 2005, s. 196. 124 Dönmezer - Erman, C. 1, s. 443; Önder, s. 422-423. 125 Toroslu, Aralık 2005, s. 197. 126 Erman, Vergi..., s. 20. Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 140TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 herhangi bir inceleme başlatmadan yetkili makama herhangi bir ihbar yapılmadan, mükellef kendiliğinden idareye başvurur, yerine getir- mediği yükümlülükleri yerine getirip uygulanacak gecikme zammı ile ödemeyi haber verdiği tarihten itibaren 15 gün içinde öderse ken- disine vergi cezası kesilmez. Bu şartları yerine getiren kaçakçılık suçu fail ve iştirakçilerine de (VUK’un 359. maddesine göre 371. maddedeki pişmanlık şartlarına uygun olarak durumu ilgili makamlara bildiren) ceza verilmeyecektir. 127 Ancak bunun tek istisnasını Emlak Vergisi oluşturmaktadır. 128 Faal nedamet tüm icrai hareketler tamamlandıktan sonra neticenin meydana gelmesini önlemek, önlemeye çalışmak olarak ifade edildi- ğinden 371. maddeye uygun olarak yükümlülüklerini yerine getiren faillerin sorumluluğu ortadan kalkmış olur. 129 Bunlar hakkında dava açılamaz ve cezaya hükmedilemez. VUK’un 371. maddesi beyana dayanan vergiler için böyle bir im- kan tanımaktadır. Ancak VUK’un 359. maddesi beyana dayanan ya da dayanmayan ayrımı yapmadığı için diğer fıkralarda düzenlenen suçlar için de faal nedamet müessesinden faydalanılabilir. 130 Mesela maliye bakanlığından yetki almadan belge basan matbaanın bu belge- leri kullanmadan idareye haber vermesi durumunda bunlar aleyhine dava açılmamalıdır. Zira Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesi, 371. maddeye atıfla hükmün uygulanacağını söylediğinden 131 ayrıca tüm yasaların amacının suç ve cezayı önlemek olduğu ve vergi mevzuatı ile de hazinenin menfaatleri korunmaya çalışıldığı varsayılınca faillerin bu durumda faal nedametten faydalanması gerekmektedir. Sonuç olarak hazinenin ve kamu menfaatinin tazmin edilmesi ya da zarar tehlikesini önleme imkanı mevcut ise faillerin faal nedamet müessesesinden fayda- landırılmaları gerekecektir. Bu itibarlar pişmanlık ve ıslah kurumu saye- sinde işlenmiş ve tamamlanmış olan vergi suçu cezalandırılmayacaktır. Bir başka ifadeyle devlet, tamamlanmış bir suçun cezalandırılmasından vazgeçmiş olmaktadır. 132 127 Kırbaş, s. 185; Mutluer, s. 203; Hatipoğlu - Parlar, Ticari Suçlar..., s. 165-166; Özbalcı, s. 963; Akdoğan, s. 44; Uysal - Eroğlu, s. 682. 128 Bilici, Vergi Sistemi..., s. 97. 129 Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 218; Mutluer, s. 203. 130 Özbalcı, s. 965. 131 Akdoğan, s. 43. 132 Yusuf Karakoç, Türk Vergi Ceza Hukuku’nda Pişmanlık ve Islah, İzmir 1997, s. 11. hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 141TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 Ancak Vergi Usul Kanunu’nda “Pişmanlık ve Islah” olarak düzenle- nen müessese 5237 sayılı TCK’da da düzenlendiğinden ve 5. madde ile yapılan genel atıf bu müesseseler içinde geçerli olduğundan 31.12.2006 tarihinden sonra artık Vergi Usul Kanunu’ndaki yukarıda bahsedilen hükümler uygulanmayacaktır. Zira 5252 sayılı Yasa’nın geçici 1. mad- desine göre özel ceza kanunlarındaki TCK Birinci Kitap’ta yer alan dü- zenlemelere aykırı hükümler, gerekli değişiklikler yapılıncaya kadar ve en geç 31.12.2006 tarihine kadar uygulanmaya devam edecektir. 6. Müeyyide Kaçakçılık suçuna verilecek ceza Vergi Usul Kanunu’nun 359. mad- desinde ikiye ayrılmak suretiyle düzenlenmiştir. Buna göre; (a) bendinde sayılan fiilleri işleyenler için altı aydan üç yıla kadar hapis cezası öngö- rülmüştür. Bu bentte düzenlenen fiilleri işlemek suretiyle hükmolunan ceza para cezasına çevrilebilmektedir. Buna göre para cezasına 133 çevrilen hürriyeti bağlayıcı cezanın her bir gün için sanayi sektöründe çalışan 16 yaşından büyük işçiler için yürürlükte bulunan 134 asgari ücret tarifesinin brüt tutarının yarısı esas alınmak suretiyle hesaplanıp para cezasına çevrilmekte, 135 ancak bu para cezası ertelenememektedir. 136 Vergi Usul Kanunu 359. maddenin (b) bendinde düzenlenen fiilleri işleyenler için 18 aydan 3 yıla kadar ağır hapis cezasına hükmolunmakta fakat bu cezalar da para cezasına çevrilememekteydi. 137 133 Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesindeki paraya çevirme yönteminin 647 sayılı Yasa’nın 4. maddesindeki paraya çevirme yöntemine göre eşitsizlik yarattığı, bu nedenle Anayasa’nın 10. maddesine aykırı olduğu iddiası, itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne götürülmüş ve Anayasa Mahkemesi’nin 11.5.1999 tarih, 1996/6 esas ve 1999/13 sayılı kararla eşitlik ilkesini ihlal etmediğine karar vererek iptal istemini red etmiştir. Yiğit, s. 118. 134 Anayasa Mahkemesi; 213 sayılı VUK’un 4369 sayılı Kanun’la değiştirilen 359. mad- desinin (a) bendinin son paragrafında yer alan “... hüküm tarihinde ...” sözcükleri Anayasa’nın 2, 10, 11 ve 38. maddelere aykırı bulunarak iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi, T. 7.6.1999, E. 1999/10, K. 1999/22, RG, T. 12.10.2000, S. 24198, s. 47. 135 Ahmet Gündel, Vergi Suçları ve Cezaları, Ankara 1991, s. 86; Kızılot, Sempozyum... s. 192; Karakoç, s. 11. 136 Bilici, Vergi Sistemi..., s. 93-94; Şenyüz, s. 260. 137 Ela, Hatice - Kelecioğlu, M. Aykut, Vergi Sorunları Dergisi, (Vergi Sorunları Dergisi’nin Haziran-2000 eki) Vergi Cezaları ve Uzlaşma, Haziran-2000, s. 51; Kızılot, Sempozyum... s. 193; Bayraklı, s. 226. Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 142TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 5237 sayılı TCK’nın 45. maddesine göre “suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adli para cezalarıdır” şeklinde bir düzen- lemeye gidilmiştir. Böylece eski sistemde var olan ağır hapis, hapis, hafif hapis, ağır para ve hafif para cezaları sistemi terkedilmiş bunun yerine “hapis ve adli para cezaları” sistemi getirilmiştir. Ayrıca 5252 sayılı TCKYUŞHK 6/1 maddesiyle kanunlarda öngörülen ağır hapis cezaları hapis cezasına dönüştürülmüştür. 138 Eski sisteme göre verilen cezalar 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5, 6 ve 7. maddele- rine göre yeni ceza sistemine dönüştürülmektedir. Bu durumda vergi kaçakçılığı suçu ile ilgili olarak verilen ağır hapis cezaları hapis cezasına çevrilmiş olduğundan dolayı bu cezalar bakımından da erteleme ve para cezasına çevrilme imkanı doğmuştur. 139 Ayrıca (b) bendinde düzenle- nen cezaların para cezasına nasıl çevrileceğine ilişkin VUK’da özel bir hükümde olmadığı için yeni Ceza Kanunu’nun genel hükümlerine göre diğer şartlarda mevcutsa adli para cezasına çevrilebilecek 140 ya da şartları varsa (iki yıl ya da altındaki hapis cezaları) tecil edilebilecektir. VUK’un 359/b fıkrasında belirtilen fiillerin karşılığı olan cezanın alt sınırının 18 ay olması nedeniyle paraya çevrilmenin mümkün olmadığı 141 düşünülse de paraya çevirme, ceza hukuku müesseselerinin uygulan- masından sonra ortaya çıkacak olan miktar üzerinden yapılacağından, bu miktarın bir yıl ya da altına inmesi durumunda adli para cezasına çevrilme mümkün olabilecektir. Ceza mahkemesi hakimi hürriyeti bağlayıcı ceza yanında ceza hu- kukunun genel ilkelerine göre sanat ve meslek icrasından mahrumiyet cezasına da hükmedebilecektir 142 (5237 sayılı TCK m. 50-53). Kaçakçılık suçu işlenirken vergi zıyaı da ortaya çıkmışsa bu suçlara vergi zıyaı cezası da ayrıca uygulanacaktır. Vergi Usul Kanunu 344/3 138 Hakan Üzeltürk, “Ekonomik Suçlar ve Vergiler”, Ekonomik Suç ve Ceza Sempozyumu, 30 Nisan 1 Mayıs 2005, Ankara, s. 230; Şenyüz, s. 262. 139 Candan, 2004, s. 311. 140 Üzeltürk, ceza kanunlarında yapılan değişiklikler nedeniyle VUK’un 359. maddenin b fıkrasında ki suçlar için ertelemenin mümkün olduğunu ancak paraya çevrileme- yeceğini belirtmektedir, s. 231. 141 Şenyüz, s. 362. 142 Bilici, Vergi Sistemi..., Dipnot 130, s. 94; Ok - Gündel, s. 81; Uluatam - Methibay, s. 209; Kırbaş, s. 188. hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 143TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 fıkraya göre vergi zıyaına Vergi Usul Kanunu 359. maddede yazılı fiiller ile sebebiyet verildiği takdirde vergi zıyaı cezası üç kat ve bu fiillere işti- rak edenlere ise bir kat ceza kesilir. Kanun koyucu idari (mali) nitelikte para cezaları için iştirak bakımından farklılık öngörmüştür. Ceza mahkemesinin beraat kararı idarenin verdiği vergi cezasına engel olmadığı gibi, idarenin para cezası uygulamaması ceza mahkeme- sinin vereceği hürriyeti bağlayıcı cezayı etkilemez, cezaya engel olmaz. 143 Tabi olarak mahkemece hükmedilecek ceza ile idari cezalar arasında “non bis in idem” 144 kuralı uygulanmaz. Aynı şekilde Ceza Yargısı ile İdari Yargılama arasında da mutlak bir bağlılık yoktur. Zira Yargıtay’ın vermiş olduğu bir kararda da belirttiği gibi “Vergi Mahkemesi kararının, sahtelik konusundaki delillerin değerlendi- rilmesinde Ceza Mahkemesi’ni bağlamayacağına karar vermiştir”. 145 Ceza hakimince verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın tecili TCK hü- kümlerine tabidir. Ancak VUK 356/a-son maddesine göre kaçakçılık suçu sonucu verilen hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilen para cezası tecil edilememektedir. 146 Ayrıca bu fıkraya göre verilen cezanın süresi- ne bakılmaksızın paraya çevrilebilecektir. 147 Hemen ilave edelim ki; (a) fıkrasına göre verilen iki yıla kadar olan hapis cezaları, para cezasına çevrilmeden doğrudan ertelenebilmektedir. Nitekim Yargıtay’da “ibrazı istenen defter ve belgeleri gizlemek suçundan sanığa hükmolunan hapis cezası- nın ertelenmiş olmasına, süresi itibari ile para cezasına çevrilebilecek olan hapis cezasının 213 sayılı Yasa’nın 359/a-son maddesine göre paraya çevrileceğini, bu durumda da erteleme yasağı olacağına” 148 karar vermek suretiyle 213 sayılı Yasa’nın 359/a maddesine göre verilen hapis cezalarının tecili- nin mümkün olduğuna işaret etmiştir. Sonuç olarak tecil yasağı paraya çevrildikten sonra yani para cezası için söz konusu olmaktadır. 143 Kırbaş, s. 188; Gündel, s. 89. 144 “Somut bir vakıa ile ilgili olarak belli bir kişi hakkında bir ceza kovuşturması baş- latılmış, bir ceza davası açılmış ise, aynı şahıs hakkında aynı fiilden dolayı ayrıca ceza kovuşturması başlatılamayacağını, ayrıca bir ceza davası açılamayacağını ifade eder.” Konuyla ilgili geniş bilgi için bkz., İzzet Özgenç, “Non Bis in Idem” Kuralının Milletlerarası Değeri ve TCK’nın 10/A Maddesi Hükmüne İlişkin Değerlendirme”, Yargıtay Dergisi, C. 28, S. 3, Temmuz 2002, s. 323 vd. 145 Candan, 2004, s. 279. 146 Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 214. 147 Yiğit, s. 167. 148 Y. 11. CD, T. 10.5.2001, E. 2001/4115, K. 2001/4683, Yargıtay Kararlar Dergisi, C. 28, S. 3, Mart 2002. Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 144TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 5237 sayılı Yeni TCK 51. maddeye göre adli para cezalarının tecili zaten mümkün değildir. Sadece iki yıla kadar olan hapis cezalarının teciline imkan verilmiştir. Oysa 647 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun 6. maddesine göre miktarına bakılmaksızın ağır ya da hafif para cezaları ertelenebilmekteydi. Sonuç olarak 31.12.2006 tarihine kadar (a) bendindeki para cezasına çevirme yöntemi uygulanmaya devam edecektir. Bu tarihten sonra yeni TCK’nın genel hükümlerine göre para cezasına çevrilecektir. Fakat (b) fıkrasında paraya çevirmeye ilişkin özel bir düzenleme olmadığından yeni TCK’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, genel hükümlerine göre adli para cezasına çevrilebilecek ya da şartları varsa (iki yıl ya da daha az hapis cezası ise) hapis cezası ertelenebilecektir. Aynı şekilde (a) fıkrasına göre verilen hapis (iki yıl ya da daha az hapis cezası) cezaları da paraya çevrilmeden ertelenebilecektir. 5252 sayılı kanunla tüm hürriyeti bağlayıcı cezalar, tek tipleştirilmiş yani hapis cezasına çevrilmiş ve iki yıla kadar olan hapis cezaları da ertelenebilme kapsamına alınmıştır. 7. SUÇA TESİR EDEN HALLER Ceza mevzuatımız açısından genel ağırlatıcı sebep kabul edilmemiş, genel hafifletici sebep olan haksız tahrik kabul edilmiştir. 149 Genel ha- fifletici sebebin vergi ceza mevzuatımız açısından vergi mahremiyetini ihlal ve mükellefiyetin özel işlerini yapma suçlarında düşünülebilece- ğine karşın VUK 359. maddede düzenlenen kaçakçılık suçu açısından uygulanması mümkün değildir. İster tamamlanmış, ister teşebbüs de- recesinde kalmış olsun kaçakçılık suçları için özel sebeple öngörülmüş ağırlatıcı veya hafifletici sebepler mevcut değildir. 150 Ancak sebebiyet verilen vergi zıyaının miktarı cezanın yukarı sınıra çıkılmasına yol açabilmektedir. 151 149 Kırbaş, s. 188; Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 214. 150 Bilici, Genel İlkeler..., s. 68. 151 Bilici, Genel İlkeler..., s. 71. hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 145TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 8. ZAMANAŞIMI 8.1. Genel Olarak Zamanaşımı yasanın belirttiği şartlar altında öngörülen sürenin geçmesi ile suç ve cezanın sona ermesi sonucunu doğuran hukuki mü- essesedir. Zamanaşımı mükellefin ya da sanığın bu hususta bir müra- caatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade eder. 152 Vergi Usul Kanunu’nda vergi zıyaı ve usulsüzlük suçları ile ilgili ceza kesme ve Amme Alacakların Tahsil-i Usulü Hakkında Kanun’da ise tahsil zaman aşımı açıkça düzenlenmiştir. Ancak ceza hukuku manasındaki “Kaçak- çılık, Vergi Mahremiyetini İhlal” ve “Mükellefin Özel İşlerini Yapmakla İlgili Açık Hüküm” bulunmamaktadır. Bu bağlamda 765 sayılı eski TCK 10 ve 5237 sayılı yeni TCK 5. madde hükmüne binaen genel hükümlerin bu suçlar için de geçerli olması sonucu, TCK’daki dava zamanaşımı ve ceza zamanaşımı süreleri bu suçlar için de uygulanacaktır. 153 8.2. Dava Zamanaşımı 765 sayılı eski TCK 102/4 maddeye göre 5 seneden ziyade olmayan ağır hapis ve hapis cezalarını müstelzim cürümler için zamanaşımı sü- resinin 5 yıl olduğunu hükme bağlamıştı. 5237 sayılı yeni TCK’nın 66. maddesinin 1/e bendine göre “beş yıldan fazla olmamak üzere hapis ya da adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl” geçmesi ile kamu davası- nın düşeceğine hükmetmiştir. Dava zamanaşımı kaçakçılık suçunun işlendiği tarihte başlar ve zamanaşımı hesabında suç günüde hesaba katılır. TCK’nın öngördüğü zamanaşımı kesme ve durdurma sebepleri kaçakçılık suçu için de geçerlidir. Dava zamanaşımına uğramış bir suçu haber alan savcı takibata yer olmadığına karar vermeli ve hakim de resen göz önüne almalıdır. 154 Burada sekiz yıl olarak düzenlenen dava zamanaşımı Vergi Usul Kanunu’nda (m. 114) düzenlenen zamanaşımı ve belge-bilgilerin beş yıllık ibraz süresine göre daha uzun olduğundan doktrinde haklı olarak dava zamanaşımı süresi içinde açılabilecek davalar bakımından ispat sorunun yaşanabileceği ifade edilmiştir. 155 152 Gündel, s. 156; Toroslu, Aralık 2005, s. 308; Soyaslan, s. 647. 153 Mutluer, s. 216. 154 Toroslu, Aralık 2005, s. 308; Bayraklı, a.g.e., s. 226; Soyaslan, s. 647; Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 146. 155 Üzeltürk, s. 231. Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 146TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 8.3. Ceza Zamanaşımı Ceza zamanaşımı; kesin karara bağlanmış bir cezanın karar tari- hinden itibaren yasada öngörülen süre içerisinde yerine getirilememesi sonucu cezanın kalkmasıdır (sona ermesidir). 765 sayılı eski TCK 112 ve 5237 sayılı yeni TCK 68. madde de düzenlenmiştir. Yeni Kanun’a göre “beş yıla kadar hapis ve adli para cezalarında on yıl” olarak düzenlenmiştir. Ceza hukukundaki ceza zaman aşımını kesme ve durdurmaya ilişkin hükümler kaçakçılık suçu için de geçerlidir. Ceza zaman aşımı süresi dol- duktan sonra devletin cezayı çektirme yetkisi ortadan kalkmaktadır. Ceza zaman aşımı süresinin bir başka önemli sonucu ise “cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunluklarının süresi ceza zamanaşımı süresi doluncaya kadar devam eder” (5237 sayılı TCK m. 69). Ayrıca ceza zamanaşımına uğramış olan ceza ortadan kalkmamakta sadece cezanın infaz edilebilirliği ortadan kalkmaktadır. 9. USUL HÜKÜMLERİ Vergi Usul Kanunu’nda kaçakçılık suçlarına ilişkin kovuşturma usulü farklı olarak düzenlenmiştir. Yaptıkları inceleme sonunda, VUK 359 ve 360. maddede yazılı kaçakçılık suçu ve iştiraki saptayan maliye müfettişleri, hesap uzmanlarıyla bunların yardımcıları ve gelirler kont- rolörleri ile stajyer gelirler kontrolörleri tarafından doğrudan doğruya cumhuriyet savcılığına ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memur- lar tarafından ilgili vergi dairesinin bağlı bulunduğu defterdarlığın mü- talaası veya gelirler bölge müdürlüğünün görüşü ile durumu yetkili Cumhuriyet Savcılığı’na bildirmelidirler (VUK m. 367/1). 156 Keza bu yetkililer, durumu raporla tespit etmekten başka bu delillerin kaybol- ması ihtimaline karşı tutanakla delilleri muhafazaya da alabilirler. 157 VUK m. 367’de düzenlenmiş bulunan “Defterdarlığın Mütalaası” ceza muhakemesi hukuku bakımından bir dava ve muhakeme şartıdır. 158 Yargıtay “213 sayılı Yasa’nın 367. maddesi uyarınca defterdar mütalaası 156 Kunter - Yenisey, Ceza Muhakemeleri Hukuku, İstanbul 1998, s. 90; Şenyüz, s. 235; Oktar, s. 122; Kırbaş, s. 188; Ela - Kelecioğlu, s. 54; Özbalcı, s. 968; Hatipoğlu - Parlar, Ticari Suçlar..., s. 242. 157 Uluatam - Methibay, s. 209; Kırbaş, s. 188. 158 Kunter - Yenisey, s. 91; Ok - Gündel, s. 21; Şenyüz, s. 235; Hatipoğlu - Parlar, Ticari Suçlar..., s. 243. hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 147TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 alınmadan vergi dairesi başkanlığının ihbarı üzerine açılan kamu davasına devamla hüküm kurulmasını yasaya aykırı bulmuştur”. 159 Bu mütalaayı alan Cumhuriyet Savcılığı kamu davası açabileceği gibi takipsizlik kararı da verebilecektir. 160 Aynı şekilde, verilen bu mü- talaanın olumlu ya da olumsuz olması yargılama makamını bağlamaz ve mütalaanın olması yeterlidir. 161 Cumhuriyet Savcılığı da kaçakçılık suçunun işlendiğini değişik bir yolla öğrenmişse ilgili vergi dairesinden inceleme yapılmasını ister (VUK m. 367/2). 162 Kamu davasının açılması bu incelemenin sonucuna kadar ertelenir (VUK m. 367/3). 163 Cumhuriyet Savcısı doğrudan kamu davası açamaz. 164 Öncelikle durumu ilgili vergi dairesine bildirir. Vergi idaresi mü- kellefi ceza mahkemesinde yargılanmasını gerektirir bir suç işlediğini tespit ederse dosyayı yetkili Cumhuriyet Savcılığı’na göndermek zorundadır. 165 Yukarıda da ifade edildiği gibi ceza mahkemesi ile idarenin vermiş olduğu cezalar birbirini etkilemez ve birbirinden bağımsız olarak hükmedilir. Vergi Usul Kanunu’nun 359-a maddesindeki suçlar gerek eski gerekse yeni ceza mevzuatımıza göre Asliye Ceza Mahkemesi’nin görev alanına girmekte olmasına karşın Vergi Usul Kanunu’nun 359-b maddesindeki suçlar bakımından 5237 sayılı Yasa’yla ciddi değişiklik olmuştur. Zira 5237 sayılı Yasa yürürlüğe girmeden önce Ağır Ceza Mahkemesi’nin görev ala- nına giren 359. maddenin b fıkrasındaki suçlar, yeni Kanun’un yürürlüğe girmesiyle Asliye Ceza Mahkemesi’nin görev alanına girmiştir. 166 159 Y. 11. CD, T. 24.11.2000, 5292/5383, Aynı yönde bir başka kararda da mütalaa olma- dan hüküm kurulmasını Yasa’ya aykırı bularak bozmuştur, Y. 11. CD, T. 03.07.2000, 2902/3249, Ok - Gündel, s. 23. 160 Ok - Gündel, s. 20; Yiğit, s. 171. 161 Kunter - Yenisey, s. 90. 162 Şenyüz, s. Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 214; Oktar, s. 122; Hatipoğlu - Parlar, Ticari Suçlar..., s. 244. 163 Kırbaş, s. 188; Öncel - Kumrulu - Çağan, s. 214; Kunter - Yenisey, s. 90; Gündel, s. 89; Yargıtay “213 sayılı Yasa’nın 367. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kaçakçılık suçunun işlendiğine muttali olan C. Savcısı’nın hemen ilgili vergi dairesine haber vererek inceleme yapılmasını istemesi ve kamu davasının açılması hususunun, inceleme sonucunun C. Savcılığı’na bildirilmesine kadar talik olunması gerekirken, suç du- yurusu üzerine açılan kamu davasına devamla hüküm kurulmasını yasaya aykırı bulmuştur”, Y. 9. CD, T. 23.02.1989, 6394/1042, Ok - Gündel, s. 22. 164 Ok, Nuri - Gündel, Ahmet, Açıklamalı-İçtihatlı, Ceza Mahkemelerinin Görevine Giren “Vergi Kaçakçılığı Suçları”, Ankara 2002, s. 20; Gündel, s. 90. 165 Bilici, Vergi Sistemi..., s. 92; Kunter - Yenisey, s. 90. 166 Üzeltürk, s. 230; Bilici, Vergi Sistemi..., s. 93; Şenyüz, s. 259, 262. Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 148TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 SONUÇ Vergi kaçakçılığı suçu hazine aleyhine işlenen ve kamu düzenini bozan yapısı sebebiyle hem idari para cezası hem de hürriyeti bağlayıcı ceza ile yaptırıma tabi tutulmuştur. Hürriyeti bağlayıcı cezalar ceza mahkemeleri tarafından ve ceza hukuku kural ve kaidelerine göre uygulanmaktadır. Yeni Ceza Kanunu’nun 5. maddesi ile Ceza Kanunu’nun genel hükümleri özel ceza kanunları içinde uygulanacaktır. Ancak kanun koyucu, aradaki çelişkileri gidermek ve gerekli düzenlemeleri yapmak için 31.12.2006 tarihine kadar özel ceza kanunlarının yeni Türk Ceza Kanunu’na muhalif genel hükümlerinin uygulanmaya devam edeceğini hüküm altına almıştır. VUK 359/b fıkrasında düzenlenen kaçakçılık suçunun 18 aydan 3 yıla kadar ağır hapis cezası öngörmesi nedeniyle ertelenemeyen hürri- yeti bağlayıcı cezalar, Yeni Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle tüm ağır hapis cezaları hapis cezasına dönüştürüldüğünden, iki yıla kadar olan hapis cezaları erteleme imkanına kavuşturulmuştur. Hakeza eski Ceza Kanunu’na göre ağır hapis cezaları para cezasına çevrilemiyor- ken Yeni Ceza Kanunu ile bir yıla kadar olan hapis cezaları adli para cezasına çevrilebilmektedir. Yine 5252 sayılı TCKYUŞHK’nın Geçici 1. maddesine göre; özel kanunlarda ki genel hükümler içeren düzenlemeler 31.12.2006 tarihine kadar uygulanacağından VUK’un m. 359/ (a) ve (b) fıkraları için iki farklı paraya çevirme sistemi uygulanacaktır. VUK m. 359/a fıkrası daha hafif suç olmasına karşın; her bir günü sanayi sektöründe çalışan 16 yaşından büyük işçiler için yürürlükte bulunan asgari ücret tarife- sinin bir aylık bürüt tutarının yarısı esas alınmak suretiyle para ceza- sına çevrilecektir. Buna karşın (b) fıkrası için TCK’nın paraya çevirme sistemi (5237 sayılı TCK m. 52’ye göre günlüğü 20-100 YTL arasında) uygulanacaktır. Böylece daha hafif suç işleyenlerin cezası daha yüksek miktarda para ödeyerek çevrilmiş olacaktır. Sonuç olarak yürürlüğe giren Ceza Kanunu ile birlikte bütün özel ceza yasaları gibi vergi ceza mevzuatı da çelişki ve belirsizliklere sü- rüklenmiştir. Ceza Yasası’nın yenilenmesi tabii ki doğru ve olumlu bir gelişmedir. Ancak Yasa’nın değiştirilmesi ile ortaya çıkan özel yasalarla uyum sorunlarının çözümü 31.12.2006 tarihine kadar bekletilmemeli ve bir an önce gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. hakemli makaleler Mehmet KARAARSLAN 149TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 KAYNAKÇA Akdoğan, Abdurrahman, Türk Vergi Sitemi, Ankara 1998. Akış, Ercüment, “Vergi Cezalarının Özellikleri”, Yerel Yönetim ve Denetim Der- gisi, Ankara, Nisan 1999, C. 4, S. 4.­ Atar, Yavuz, Vergi Hukuku, 2. Baskı, Konya 1994. Bayraklı, Hasan Hüseyin, Vergi Ceza Hukuku, Afyon 1996. Bilici, Nurettin, Vergi Hukuku Genel Hükümler, Türk Vergi Sitemi, 11. Baskı, Ankara 2005. Bilici, Nurettin, Vergi Hukuku Genel İlkeler, Ankara 2000. Candan, Turgut, Vergi Suçları ve Cezaları, Ankara Eylül-1995. Candan, Turgut, Vergi Suçları ve Cezaları, İstanbul-Kasım 2004. Demirbaş, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005. Dönmezer, Sulhi - Erman, Sahir, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, C. 1, 8. Baskı, İstanbul 1994. Ela, Hatice - Kelecioğlu, M. Aykut, Vergi Sorunları Dergisi, (Vergi Sorunları Dergisi’nin Haziran-2000 eki) Vergi Cezaları ve Uzlaşma, Haziran-2000. Ergül, Ergün, Kara Paranın Aklanması ve Suçları, Ankara 1998. Erman, Sahir, Vergi Suçları, İstanbul 1988, (Vergi...). Erman, Sahir, Ticari Ceza Hukuku I, Genel Kısım, İstanbul 1992. Erol, Haydar, Gerekçeli, Açıklamalı, İçtihatlı Yeni Türk Ceza Kanunu, Ankara 2005. Gündel, Ahmet, Vergi Suçları ve Cezaları, Ankara 1991. Hatipoğlu, Muzaffer - Parlar, Ali, Özel Ceza Yasaları Uygulamalarında Ekonomik ve Ticari Suçlar, Ankara, 2005. Karakoç, Yusuf, Türk Vergi Ceza Hukuku’nda Pişmanlık ve Islah, İzmir 1997. Kırbaş, Sadık, Vergi Hukuku Temel Kavramları, Ankara 2000. Kızılot, Şükrü, Şirketlerde Vergi Suçları, Ekonomik Suç ve Ceza Sempozyumu 30 Nisan 1 Mayıs 2005 (Sempozyum), Ankara. Kızılot, Şükrü, “Sahte ya da Kapsamı İtibariyle Yanıltıcı Belge Kullanımında Hapis Cezası ve Muhatabı”, Yaklaşım, Yıl: 6, S. 69, Eylül 1998. Kunter - Yenisey, Ceza Muhakemeleri Hukuku, İstanbul 1998. Mahmutoğlu, Fatih S., “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Hukuka Uygunluk Nedenleri”, Hukuk ve Adalet, Yıl: 2, S. 5, Nisan 2005. Mutluer, M. Kamil, Vergi Ceza Hukuku, Eskişehir 1979. Mehmet KARAARSLAN hakemli makaleler 150TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 Ok, Nuri - Gündel, Ahmet, Açıklamalı-İçtihatlı, Ceza Mahkemelerinin Görevine Giren “Vergi Kaçakçılığı Suçları”, Ankara 2002. Oktar, Ateş, Sahte Fatura Kullanılmasında Sorumluluk, Vergi Sorunları, S. 167, Ağustos 2002. Öncel, Mualla - Kumrulu, Ahmet - Çağan, Nami, Vergi Hukuku, Ankara 2005. Önder, Ayhan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, C. II-III, İstanbul 1992. Özbalcı, Yılmaz, Vergi Usul Kanunu Yorum ve Açıklamaları, Ankara, Ocak 2004. Özen, Muharrem, “Ceza Kanunu Tasarısının Tüzel Kişilerin Ceza Sorum- luluğuna İlişkin Hükümlerine Bir Bakış”, Yargıtay Dergisi, C. 29, S. 1-2, Ocak-Nisan 2003. Özgenç, İzzet, “’Non Bis in Idem’ Kuralının Milletlerarası Değeri ve TCK’nın 10/A Maddesi Hükmüne İlişkin Değerlendirme”, Yargıtay Dergisi, C. 28, S. 3, Temmuz 2002. Özgenç, İzzet, “İhale Sürecinde İşlenen Suçlar”, Ekonomik Suç ve Ceza Sempoz- yumu 30 Nisan 1 Mayıs 2005, Ankara. Parlar, Ali - Hatipoğlu, Muzaffer, Açıklamalı-Gerekçeli 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun Getirdiği Yenilikler Bağlamında Temel İlkeler Tanımlar Uygulama Alanı, Kast ve Taksir, İstanbul 2005. Pınar, İbrahim (Derleyen), Tüm Vergi Kanunları, Kanun Metinleri Dizisi, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 26. Baskı, Nisan 2005. Sarılı, Mustafa Ali, Türk Vergi Hukukunda Sorumluluk, İstanbul 2004. Soyaslan, Doğan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 1998. Şenyüz, Doğan, Vergi Ceza Hukuku, Bursa 2005. Toroslu, Nevzat, Ceza Hukuku Genel Kısım, Ankara, Ekim 2005. Toroslu, Nevzat, Ceza Hukuku, Ankara, Aralık 2005. Uluatam, Özhan - Methibay, Yaşar, Vergi Hukuku, Ankara 1999. Uysal, Ali - Eroğlu, Nurettin, Açıklamalı ve İçtihatlı Vergi Usul Kanunu, Ankara 2005. Üzeltürk, Hakan, “Ekonomik Suçlar ve Vergiler”, Ekonomik Suç ve Ceza Sem- pozyumu 30 Nisan 1 Mayıs 2005, Ankara. Yalvaç, Gürsel, Ceza ve Yargılama Hukuku Yasaları, TC Anayasası, TCK, CMK, CGTİK ve İlgili Mevzuat, 7. Bası, Temmuz 2005. Yiğit, Uğur, Vergi Usul Kanunu’nda Hürriyeti Bağlayıcı Suç ve Cezalar Vergi Ka- çakçılığı Suçları ve Diğer Hürriyeti Bağlayıcı Vergi Suç ve Cezaları, İstanbul Mart 2004.