makaleler Süha TANRIVER
151TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
A. GENEL OLARAK ALTERNATİF UYUŞMAZLIK
ÇÖZÜM YOLLARI KAVRAMI
Anglo-Sakson menşeili bir kurum olan alternatif uyuşmazlık çözüm
yolları, temelde pragmatist bir karakter taşıması sebebiyle, küreselleş-
meninde etkisiyle, Kıta Avrupası ülkelerinde de hızla işlerlik kazan-
maya, uygulama alanı bulmaya başlamıştır. Genel çerçevede, alternatif
uyuşmazlık çözümünden maksat, tarafsız ve objektif konumda bulunan
üçüncü bir kişinin, aralarında uyuşmazlık bulunan tarafları, ortaklaşa
bir çözüme ulaşmaları için bir araya getirerek iletişim kurmalarını ve
bu suretle sorunlarının çözümünü kendilerinin bulmalarını sağlamasını
yahut onlara somut olayın koşullarına ve özelliklerine uygun olarak,
üzerinde mutabakata varabilecekleri optimal çözüm önerileri üretip
sunmak suretiyle, uyuşmazlığın halli bağlamında destek vermesini ön-
gören ve Devlet mahkemelerinde cereyan eden yargılamaya nazaran
seçimlik bir yol olarak işlerlik kazanan ve tümüyle gönüllülük esası
üzerine bina edilmiş olan uyuşmazlık çözüm yolları bütünüdür.
1
Bu
HUKUK UYUŞMAZLIKLARI BAĞLAMINDA
ALTERNATİF UYUŞMAZLIK
ÇÖZÜM YOLLARI VE
ÖZELLİKLE ARABULUCULUK
Prof. Dr. Süha TANRIVER
*
*
Ankara Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Anabilim
Dalı öğretim üyesi.
1
Benzer tanımlar için, bkz., Özbek, M., Alternatif Uyuşmazlık Çözümü, Ankara 2004,
s. 83; Ildır, G., Alternatif Uyuşmazlık Çözümü, Ankara 2003, s. 30; Sungurtekin - Öz-
kan, M., “Avukatlık Kanunu’nun 35/A Maddesi Çerçevesinde Avukatın Uzlaşma
Sağlama Yetkisi” Legal Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Dergisi, 2005/2, s. 353-369;
Özbay, İ., “Avukatlık Hukukunda Uzlaştırma ve Uzlaştırma Tutanağının İlam Ni-
teliği”, Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, 2004/3-4, s. 317-418; Yılmaz, E., “Avukatın
Uzlaşma Sağlama Yetkisi”, 75. Yaş Günü İçin Prof. Dr. Baki Kuru Armağanı, Ankara
2005, s. 843-855; Çulha, R., Ceza Muhakemesi Hukukunda Uzlaşma, (Uzlaşma) İstanbul
2005, s. 41-59; Soysal, T., Türk Ceza Hukukunda Uzlaşma (Ceza Muhakemesi Hukukunda
Uzlaşma, İstanbul 2005, s. 203-242).
Süha TANRIVER makaleler
152TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
tanımlama çerçevesinde, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının ka-
rakteristik özelliklerini, gönüllü katılım, bağlayıcı olmayan tavsiyelerde
bulunma ve tatmin olmama halinde tarafların yargıya başvuru hakkının
mevcudiyeti teşkil etmektedir.
2
Alternatif uyuşmazlık çözüm yolları, yargının alternatifi olan ve do-
layısıyla yargısal sistemin yerine ikame edilmeye çalışılan yahut onunla
rekabet içinde bulunan bir süreçler bütünü değildir. Sözü edilen yolların
asıl hedefi, küçük çaplı ve kamu düzenini ilgilendirmeyen uyuşmazlık-
ların, adli bir soruna dönüşmeden çözümünü gerçekleştirmektir.
3
Uyuşmazlıkları çözüme kavuşturma işlevi, esasında devletin işidir
ve devlet bu işlevini, yargı erkini kullanmak suretiyle yerine getirir.
Alternatif uyuşmazlık çözümleri ise, uyuşmazlıkların çözümünde,
yargısal yolların yanında yer alan ve ilgililerin istemleri halinde işler-
lik kazanan, esas itibariyle, ilişkilerin koparılmadan sürdürülmesini
ve adil bir karardan ziyade, her iki tarafı da tatmin edici bir çözüme
ulaşılmasını hedefleyen yöntemler bütünü konumundadır. Bir başka
ifadeyle, alternatif uyuşmazlık çözümleri, devlete ait yargı yetkisinin
mutlak egemenliğine halel getirmeden işlerlik kazanan ve uygulama
alanı bulan ek yöntemler bütünü olarak nitelendirilebilir.
4
Öte yandan,
alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin işlerlik kazanacağı alanlar,
kamu düzeninden sayılmayan ve tarafların üzerinde serbestçe tasar-
rufta bulunabileceği işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklardır. Devlet
yargısının işleyişini düzenleyen usul hukuku kodifikasyonlarında
da, zaten tarafların bu tür uyuşmazlıklarda sulh olabilmesine olanak
tanınmakta ve hatta hakime, bu bağlamda tarafları uzlaşmaya yahut
sulh olmaya teşvik etme bir ödev olarak yüklenmektedir. Burada, bel-
ki de ürkütücü olan ve dostane yöntemlerle uyuşmazlıkların çözüme
kavuşturulmasına karşı bir direncin oluşmasına sebebiyet veren temel
olgu, küreselleşmenin de etkisiyle, kamu düzeni kavramı ile onunla
ilintili bir kavram durumunda bulunan tarafların üzerinde serbestçe
tasarruf edebileceği iş kavramının, kapsam itibariyle, bir genişleme eği-
limi içinde bulunmasıdır. Ancak, her ülke, kendi sosyal gerçekliğini ve
2
Sungurtekin - Özkan, s. 355.
3
Pekcanıtez, H., “Alternatif Uyuşmazlık Çözümleri”, Hukuki Perspektifler Dergisi,
2005/5, s. 12-16.
4
Rosenberg, L. - Schwab, K. - Gottwald, P., Zivilprozessrecht, 16. neuebearbeitete Auflage,
München 2004, s. 5; Pekcanıtez, s. 15.
makaleler Süha TANRIVER
153TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
sosyo-ekonomik ve kültürel yapılarını gözeterek, bu genişleme eğilimini
sınırlayan bariyerleri oluşturma imkanına da zaten sahip durumdadır.
O nedenle, bu çerçevede, endişelenmeyi gerektiren herhangi bir durum
mevcut değildir.
B. ALTERNATİF UYUŞMAZLIK ÇÖZÜMLERİNİN
HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜ İLE İLİŞKİSİ
Alternatif uyuşmazlık çözümleri, anayasalarda temel hak ve özgür-
lükler arasında kendisine yer verilmek suretiyle güvence altına alınmış
bulunan hak arama özgürlüğünün önünde bir engel değildir; onun, bu
özgürlüğü sınırlamak yahut bertaraf etmek gibi herhangi bir amacı ve
işlevi de bulunmamaktadır.
5
Aralarında uyuşmazlık bulunan taraflar,
bu uyuşmazlığı, mutlaka yargısal yollara başvuru suretiyle çözüme
kavuşturmak zorunda da değildirler. Pekala, mahkeme dışı yollara
başvuru suretiyle, yani bir araya gelip iletişim kurup, müzakerelerde
bulunmak suretiyle de, aralarındaki uyuşmazlığı kendileri çözebilirler
yahut kopmuş olan iletişimi kurması ve müzakerenin önkoşulu olan
diyalog sürecini başlatması, hatta somut olayın koşulları ve özellikleriyle
örtüşen, her iki tarafın da menfaatlerinin korunmasına ve gerçekleşti-
rilmesine hizmet eden makul çözümleri üretip sunması için, tümüyle
tarafsız ve objektif konumda bulunan üçüncü bir kişinin yardım ve
desteğini de alabilirler. Buna, herhangi bir hukuki engelde bulunma-
maktadır. Yargısal çözüm seçeneği tercih edildiğinde, hukuk devletin-
de, hak arama özgürlüğü, tüm mekanizmalarıyla birlikte, uyuşmazlık
çözümü bağlamında zaten devreye girecektir. Yargısal yahut mahke-
me dışı çözüm yollarına müracaat konusunda, aralarında uyuşmazlık
bulunanlar, tam bir serbestiye sahiptirler. Uyuşmazlığın çözümü için
alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin kararlaştırılmış olması,
yargının genel yetkisini bertaraf etmez ve böyle bir kaydın varlığına
rağmen yargıya başvurulmuş olması, diğer tarafa herhangi bir itirazda
bulunma hakkı bahşetmez.
6
Kaldı ki; özellikle, alternatif uyuşmazlık
5
Özbek, s. 177; Ildır, s.48.
6
Ildır, s. 48; Küçükgüngör, E., “Spor Hukuku Uyuşmazlıklarında Tahkim ve Alternatif
Çözüm Yöntemleri”, Batider, C. XXII, S.4’den ayrı bası, s. 51, 52. Hemen burada belirt-
mek gerekir ki, genelde alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri arasında zikredilen
tahkim (Özbek, s. 355; Yılmaz, s. 845) gerçekte böyle bir niteliğe sahip değildir; o
Devlet mahkemelerinde cereyan eden yargılamanın yerine ikame edilmek istenen
istisnai bir yargısal yol konumundadır (Pekcanıtez, s. 15; Küçükgüngör, s. 48. ve
Süha TANRIVER makaleler
154TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
çözüm yöntemleri arasında yer alan arabuluculuk veya uzlaşma süreci
başarısızlıkla sonuçlanacak olursa, taraflar zaten uyuşmazlığı büyük bir
olasılıkla mahkeme önüne taşıyacaklardır
Burada vurgulanması gereken diğer bir hususta, alternatif uyuşmaz-
lık çözümlerinin tümüyle gönüllülük esasına göre yürüyen bir kurum
olması esasının korunması, tarafların, özellikle yaptırımlar öngörülerek,
bu yollara başvurusunun zorunlu kılınmamasıdır. Bu bağlamda getirile-
cek olan yasal bir zorunluluk, hak arama özgürlüğüne müdahale olarak
dahi algılanabilir
7
ve özellikle iş yükünün fazlalığı sebebiyle yargılama
sürecinin ağır işlediği ülkelerde, uyuşmazlık çözüm sürecinin daha da
uzamasına sebebiyet verebilir. Uzlaşma bilincinin yeterince oluşmadığı
ve uzlaşmaya varmada genel bir isteksizliğin egemen olduğu toplum-
larda, öncelikle arabuluculuk yahut uzlaştırma mekanizmalarına işlerlik
kazandırma konusunda getirilecek olan yasal zorunluluğun, yarardan
çok sakınca yaratacağı her türlü izahtan varestedir.
Öte yandan, alternatif uyuşmazlık çözümleri konusunda kamuoyu
bilinçlendirilir ve bu yolların, yargının yerine ikame edilmek istenen
yollar olmadığının sürekli bir biçimde altı çizilir, yararları da açıkça
ortaya konulmak suretiyle, bu yollara başvurulmasının özendirilmesine
ve teşvik edilmesine uygun bir ortam yaratılırsa, alternatif uyuşmazlık
çözüm mekanizmalarının özüne de uygun olarak, taraflar kendiliğinden
bu mekanizmaları işletmek için istekli hale gelecek ve bu suretle birçok
sorun yargı önüne getirilmeden çözüme kavuşturulacak, dolayısıyla yar-
gının iş yükü de önemli ölçüde azalacağı için, onun daha etkin ve daha
verimli çalışması da sağlanmış olacaktır. Bu durum ise, yargılamanın
usul ekonomisi ilkesine uygun olarak cereyanı ve hak arama özgürlüğü-
nün tüm boyutları itibariyle gerçekleştirilmesine hizmet edici bir işlevi
de görecektir. Yapılan bu tespit, alternatif uyuşmazlık çözümlerini, yar-
gının yerine ikame edilmeye çalışan bir kurum olmayıp; aksine yargının
etkin ve verimli çalışabilmesine ve yargı ile ilgili anayasal kuralların tam
anlamıyla işlerlik kazanabilmesine katkı sağlayan, yargının yanında yer
ayrıca bkz., F başlığı). Dolayısıyla, tahkim sözleşmesinin yapılması halinde, Devlet
mahkemelerinin yetkisinin ortadan kalkması, alternatif uyuşmazlık çözüm kaydının
yahut bu konudaki müstakil bir sözleşmenin varlığının, yargının genel yetkisini ber-
taraf etmeyeceği şeklindeki tespitimiz kapsamında mütalaa edilip değerlendirilmesi
mümkün değildir.
7
Ildır, s. 48.
makaleler Süha TANRIVER
155TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
alan ve uyuşmazlık çözümü bağlamında işlev gören bir mekanizmalar
bütünü olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
8
Sonuç olarak, alternatif uyuşmazlık çözümleri, yargının yanında
yer alan ona yardımcı olan ve onunla yan yana yürüyen uyuşmazlık
çözümünde kendisine müracaat edilebilecek, etkin ve barışçıl hukuksal
korunma yöntemleri bütünü olarak nitelendirilebilir. Bu nedenle sözü
edilen kurumu, terminolojik bazda ifade etmek için, yargıyla rekabet
eden onun yerini almaya çalışan bir mekanizma gibi algılanmasına
neden olan “alternatif uyuşmazlık çözümleri” tabiri yerine, amaç ve işle-
vinin daha iyi biçimde tanımlanmasına hizmet etmesi sebebiyle, “dos-
tane bir biçimde uyuşmazlık çözüm yöntemleri” tabirinin yahut ibaresinin
kullanılması daha uygun olur. Bunlara ilaveten alternatif uyuşmazlık
çözüm yöntemlerinin yargısal bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olma-
ması hasebiyle, yargısal çözüm yöntemlerinde işlerlik kazanacak olan
yargılama ilkeleriyle ilişkilendirilmesinin mümkün bulunmadığının da
bu çerçevede vurgulanmasında yarar vardır.
C. ALTERNATİF UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM YÖNTEMLERİNİN
HUKUKI TEMELLERİ
Türk hukukunda da, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle
ilgili çeşitli yasal düzenlemeler mevcuttur. Sözü edilen uyuşmazlık
çözüm yöntemleri ile ilgili olarak vergi hukukunda, toplu iş hukukun-
da (TSGLK m. 22, 23 ve 34,I), avukatlık hukukunda (Av. K. m. 35/A)
hatta kamu düzenin korunması düşüncesinin ve kamu yararının en ağır
bastığı alan olan ceza hukuku alanında (CMK m. 253, 256) dahi hukuki
düzenlemeler bulunmaktadır. Yine, tüketici hukuku (TKHK m. 22) ve
aile hukuku alanlarında (4787 sayılı Kanun m. 7), alternatif uyuşmazlık
çözüm yöntemi olarak nitelendirilebilecek yahut bu bağlamda irdelene-
bilecek uyuşmazlık çözme yöntemlerini içeren düzenlemeler öngören
hukuk kuralları yer almaktadır. Öte yandan, İdari Usul Kanunu Tasarı-
sı’nda da, uzlaşmayla ilgili hükümler sevk edilmiş durumdadır. İşaret
edilen tüm bu tespitler ile ihtiyaçların varlığı, genel çerçevede, özel
hukuk alanında da uyuşmazlık çözümü bağlamında işlerlik kazanabi-
8
Ildır, s. 48. Nitekim Anayasa Mahkemesi de bir kararında, “...uyuşmazlık çözümü
için alternatif uyuşmazlık çözümlerinin yaşama geçirilmesi, yargıya ilişkin Anaya-
sa kurallarının etkinliğinin sağlanması bakımından gerekli görülebilir...” demiştir.
(AYM’nin 3.3.2004 günlü ve 2003/98-2004/31 sayılı kararı).
Süha TANRIVER makaleler
156TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
lecek alternatif uyuşmazlık çözümlerini içeren bir yasal düzenlemenin
yapılmasını gerekli kılmaktadır. Bu düzenleme gerçekleştirilirken de,
alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının en yaygın ve en etkin biçimi
olan arabuluculuk kurumu baz alınmalıdır.
Avrupa Birliği Konseyi, alternatif uyuşmazlık çözümlerinin en
yaygın biçimi olan arabuluculukla ilgili olarak konunun uzmanlarına
2004 tarihli bir direktif taslağı hazırlatmıştır. Bu direktif taslağı, Avru-
pa Parlamentosu’nca kabul edildiği takdirde, Birlik üyesi tüm ülkeler
bağlamında bağlayıcılık kazanacak ve ülkelerin bu direktifte belirle-
nen ilkeler çerçevesinde, arabuluculukla ilgili hukuki düzenlemeleri
gerçekleştirme, kendi iç hukuk sistemlerine adapte etme zorunluluğu
doğacaktır. Bu direktif taslağı, Avrupa Parlamentosu’nca kabul edildiği
takdirde, ileride Birlik bünyesine dahil olmak için müracaatta bulun-
muş; müzakere için tarih almış ve mevzuat uyumlaştırması çalışmala-
rına başlamış olan ülkemiz için de bağlayıcılık kazanacak; öngörülen
ilkeler çerçevesinde hukuk ve ticaret uyuşmazlıkları bağlamında, ara-
buluculuk kurumunun yasal çerçevesini oluşturmak, bizim için de bir
zorunluluk haline gelecektir. Direktif taslağı, uyuşmazlıkların, dostane
yollarla çözüme kavuşturulması düşüncesini temel almakta ve arabulu-
culuğu bu çerçevede en etkin uyuşmazlık çözüm mekanizması olarak
öngörmektedir. Direktif taslağında, arabuluculuk kurumuna tüm üye
devletler bağlamında işlerlik kazandırılabilmesi için, ortak bir takım
ilkeler belirlenmiştir.
Bu ilkeler, şu şekilde sıralanabilir:
1. Mahkemeler, somut olayın koşullarına ve özelliklerini gözeterek,
uyuşmazlığın çözümünü arabulucuya havale etmeyi taraflara önermeli;
en azından taraflardan arabuluculuk sürecinin uygulanmasına ilişkin
bilgilendirme toplantısında hazır bulunmalarını talep etmelidir.
2. Arabulucuların kalitelerinin güvence altına alınabilmesi için
gerekli önlemler alınmalı, eğitim standartları tespit edilmeli, davranış
normlarının (etiğinin) vücuda getirilmesi ve disipline edilebilmeleri
için, ihtiyaç duyulan organizasyonlar ve alt yapı kurumları oluşturul-
malıdır.
3. Arabuluculuk sürecinde bir çözüme ulaşılmış yani anlaşma sağ
lanmışsa, bu çözüm ya da anlaşma arabulucu tarafından belgelendi-
makaleler Süha TANRIVER
157TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
rilmeli ve bu belgenin tarafların isteği üzerine, mahkeme yahut diğer
bir resmi makam tarafından tasdik edilmesi sağlanarak, iç hukuklara
göre verilmiş bir mahkeme kararı gibi icra edilmesine olanak tanıyan
düzenlemeler yapılmalıdır. Yani, arabuluculuk sürecinin sonucunda
ulaşılan anlaşmaya, icra edilebilirlik açısından ilam niteliğinde belge
kimliği kazandırılmalıdır.
4. Arabuluculuk faaliyetinin gizliliği vurgulanmalı ve arabulu-
cuların sır saklama yükümlülüklerinin bulunduğuna açıkça işaret
edilmelidir.
5. Arabuluculuk sürecinin işletilmeye başlamasına, zamanaşımı ve
hak düşürücü sürelerin işlemesini durdurucu bir etki tanınmalıdır.
Yine, 1987 yılından beri üzerinde çalışılan Avrupa Medeni Usul Mo-
del Kanun Tasarısı’nda da, uzlaştırmayla ilgili hükümler yer almaktadır.
Bu Model Kanun Tasarısı kabul edildiği takdirde, Birliğe dahil ülkeler,
kendi milli kanunlarında, model kanunda getirilen ilkeler çerçevesinde
uzlaşmayla ilgili hükümler sevk etmek; varsa uzlaşmayla ilgili bu hü-
kümleri, Model Kanun’da kabul edilmiş sistemle uyumlu hale getirmek
zorunluluğuyla karşı karşıya kalacaktır. Biz de, birlik üyeliğine aday
ülke olduğumuz için, bu durum ister istemez bizim mevzuatımızı da
etkileyecektir. Bunların dışında, Amerikan Hukuk Enstitüsü ve Özel
Hukukun Bütünleştirilmesine İlişkin Milletlerarası Enstitü’nün hazır-
lamış olduğu Uluslar- Ötesi Hukuk Usulü Prensiplerine İlişkin Model
Kanun’da da, uzlaşmayla ilgili özel bir düzenleme bulunmaktadır. Bu
Model Kanun’un 24. maddesi aynen şu şekildedir: “Mahkeme, tarafların
yargılamaya devam etme fırsatına saygı gösterirken aynı zamanda mümkün
olan hallerde makul bir biçimde, tarafları uzlaşmaya teşvik eder. Mahkeme, yar-
gılamanın herhangi bir aşamasında tarafların uyuşmazlığın alternatif yollarla
çözümü sürecine katılımını kolaylaştırmalıdır. Taraflar, yargılamanın hem
başlamasından önce hem de sonra makul uzlaşma çabaları konusunda iş birliği
yapmalıdır. Mahkeme, masraflara ilişkin kararını, iş birliği yapmadaki makul
olmayan başarısızlığı veya uzlaşma çabalarına kötü niyetle katılımı yansıtacak
bir şekilde ayarlayabilir.”
Süha TANRIVER makaleler
158TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
D. ALTERNATİF UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM YOLLARININ
OLUMLU VE OLUMSUZ YÖNLERİ
I. Olumlu Yönleri
Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının olumlu yönleri, şu şekilde
sıralanabilir:
9
a. Tarafların, uyuşmazlık çözüm sürecine doğrudan doğruya
katılımlarını ve sonucun elde edilmesinde egemen olmalarını sağ-
laması,
b. Uyuşmazlığın, konunun uzmanlarınca incelenmesine ve de-
ğerlendirilmesine olanak vermesi,
c. Uyuşmazlık çözüm sürecinde tümüyle gizliliğin işlerlik kazan-
ması sebebiyle, uyuşmazlık içine düşmüş olan tarafların aralarındaki
ilişkilerin ve iletişimin tahrip edilmeden gelecekte de korunmasına,
devam ettirilmesine uygun bir yapı arz etmeleri,
d. Daha seri ve daha az giderle uyuşmazlıkların çözüme kavuş-
turulmasına olanak vermeleri,
e. Genel itibarıyla, tarafların haklılığını değil de; menfaatlerin
bir şekilde dengelenmesini, dolayısıyla geçmişi değil de; geleceği
gözeten bir temeli baz almaları sebebiyle, her iki tarafında tatmin
edilmesine olanak veren bir çözüme ulaşılmasını model olarak be-
nimsemiş bulunmaları; yani kazan-kazan ilkesinin işlerlik kazandığı
mekanizmaları bünyelerinde barındırıyor olmaları,
f. Daha esnek ve daha ılımlı bir karakter arz etmeleri sebebiyle,
yaratıcı çözümlere ulaşılmasına olanak veren bir alt yapıya sahip
bulunmaları,
g. Uyuşmazlık çözümünde bu yollara müracaat edilmiş olmasının,
yargı yollarına başvuruyu önleyici herhangi bir etki doğurmaması.
9
Pekcanıtez s. 14; Ildır s. 61-64; Özbek s. 155-174
makaleler Süha TANRIVER
159TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
II. Olumsuz Yönleri
Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının olumsuz yönleri de, şu
şekilde sıralanabilir:
a. Taraflardan birisinde uzlaşmaya varmak konusunda genel bir
isteksizliğin bulunduğu durumlarda, alternatif uyuşmazlık çözüm
yolları kendisinden beklenen hiçbir etkiyi doğuramaz.
b. İletişim kopukluğunun yaşandığı ve uzlaşma kültürünün ye-
terince oluşmadığı yahut gelişmediği toplumlarda, alternatif uyuş-
mazlık çözüm yollarının etkin ve yaygın bir biçimde kabul görmesi
ve işlerlik kazanması pek mümkün değildir. Çünkü bu yollar, ancak
iletişim ve diyalog kurulması suretiyle, sorunların, konuşularak,
müzakere edilerek çözümleneceği bilincinin yeterince oluşması ha-
linde, etkin bir biçimde uygulanma alanı bulabilecek mekanizmalar
konumundadır.
c. Uyuşmazlık içine düşmüş olan tarafların mali durumlarındaki
eşitsizlikler yahut taraflardan birisinin mali yönden diğerine nazaran
daha zayıf konumda bulunması, alternatif uyuşmazlık çözüm yol-
larına başvuru halinde, sürecin işleyişinde olumsuz etkiler yaratır;
özellikle, özgür ve rahat bir müzakere ortamının oluşturulmasını
önlenmesi sebebiyle, her iki tarafın da tatmin edilmesini hedefleyen
optimal bir çözüme ulaşılmasını sınırlar.
d. Uyuşmazlık çözüm sürecini katkı sağlayacak yahut destek ve-
recek olan üçüncü kişilerin, mesleki uzmanlık, tarafsızlık, bağımsızlık,
gizliliğe riayet ve sair nitelikler açısından yetersiz olmaları, alternatif
uyuşmazlık çözüm yollarının içerdiği mekanizmaların, akim kalma-
sına yani kendisinden beklenen etkileri doğuramamasına sebebiyet
verir. Yine, uyuşmazlık çözüm sürecine katkı sağlayacak üçüncü
kişilerin kalifikasyonu, tarafsızlığı ve disiplinizasyonu açısından
gerekli standartların, mekanizmaların ve güvencelerin oluşturul-
mamış bulunması, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına şüpheyle
yaklaşılmasına neden olabilir.
e. Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının en yaygın türü olan
arabuluculuk ve uzlaşma giderlerinin adli yardım kurumu ile hukuki
himaye sigortalarının kapsamı dışında tutulması ve bu süreçte görev
alan üçüncü kişilerin, taraflara vereceği zararların tazmini açısından
Süha TANRIVER makaleler
160TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
bir güvence oluşturacak mesleki sorumluluk sigortasının bulunma-
ması, anılan uyuşmazlık çözüm yollarının cazibesini azaltmakta; hatta
bu yollara başvuruyu önleyici bir etki doğurmaktadır.
10
f. Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının, küçük uyuşmazlıklar
ile tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği işlerden kaynak-
lanan uyuşmazlıklarda işlerlik kazanan bir süreçler bütünü konumun-
da bulunması, uyuşmazlıkların çözümünde oynayacağı rolün yahut
göreceği işlevin sınırlı kalmasına sebebiyet vermektedir.
11
E. ALTERNATİF UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM YOLLARI
Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının belli başlıları, müzakere,
tarafsız ön değerlendirme, vakıaların tespiti, kısa duruşma, arabulucu-
luk ve uzlaşmadır.
12
Sözü edilen çözüm yolları, bunlarla sınırlı değildir;
her ülke, kendi koşullarını ve sosyal gerçekliğini gözetmek suretiyle,
bunların bir ya da birkaçını bir araya getirmek suretiyle karma yöntem-
ler oluşturabileceği gibi; bunların dışında başka alternatif uyuşmazlık
çözüm yolları da oluşturabilir.
13
I. Müzakere
Müzakere, tarafların, üçüncü bir kişinin herhangi bir yardım veya
desteğini görmeden, zaman zaman avukatlarını da yanlarına alarak, bir
araya gelip, görüşüp, karşılıklı olarak fikir alış-verişinde bulunmak ve
birbirlerini tartmak suretiyle bir anlaşmaya varmalarını hedefleyen en
klasik alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir.
14
Bu yöntem, özellikle,
devletler arasında uyuşmazlıkların, diplomatik çerçevede çözüme ka-
vuşturulmasında sıkça uygulanan bir yöntem konumundadır.
15
10
Pekcanıtez s. 14.
11
Pekcanıtez s. 14.
12
Ildır s. 78-114; Pekcanıtez s. 15-16; Yılmaz s. 845;Soysal s. 212-216.
13
Küçükgüngör s. 55; Pekcanıtez s. 15.
14
Soysal s. 212; Özbek s. 73.
15
Soysal s. 212.
makaleler Süha TANRIVER
161TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
II. Tarafsız Ön Değerlendirme
Tarafların, uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması için nasıl bir yol
izlenmesi gerektiği hususunda karar almak amacıyla, daha işin başında,
uyuşmazlığın oluşumu, gelişimi ve bundan sonra kaydedeceği seyir
hakkında, objektif, bağımsız ve deneyimli üçüncü bir kişi aracılığıyla
bilgilendirilmesini öngören alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemine,
tarafsız ön değerlendirme yöntemi denir.
16
Sözü edilen yöntemde,
üçüncü kişi, uyuşmazlığın nasıl ortaya çıktığı, nerede ve nasıl geliştiği
ve gelecekte de ne yönde bir seyir kaydedeceği konularında, sistematik
bir bütünlük içerisinde ve bağlayıcılık arz etmeyecek bir biçimde, bir
takım değerlendirmelerde bulunmakta; bu suretle, tarafların, uyuşmaz-
lıkla ilgili olarak tam bir fikir edinebilmelerine ve yeni bir bakış açısı
kazanmalarına katkı sağlayarak, onların, uyuşmazlık çözümünde, nasıl
bir strateji izlemeleri ve hangi uyuşmazlık çözüm yöntemini seçmeleri
gerektiği hususunda, karar almasını kolaylaştırmaktadır.
17
Tarafsız ön değerlendirme sürecinin gerçekleştirilmesinde, izlenme-
si gereken zorunlu bir prosedür mevcut değildir.
18
Üçüncü kişi, taraflar
ve onların avukatlarıyla birlikte bir araya gelir, bir toplantı yapar ve bu
toplantı sonucunda bir değerlendirme raporu düzenler; sözü edilen
raporunda, ayrıca, çözüm önerilerine de işaret edebilir.
19
Taraflar, ra-
porda işaret edilen çözüm önerilerinden birisini benimsemek suretiyle
aralarındaki uyuşmazlığı sona erdirebilirler. Çoğunlukla, değerlendirme
raporu sonucunda, taraflar, hukuki açıdan güçlü ve zayıf olan yönlerini,
gerçekçi bir gözle görebilme imkanına kavuşurlar.
20
III. Vakıaların Saptanması Yöntemi
Vakıaların saptanması, uyuşmazlığın tanımlanıp somutlaştırılması;
özellikle uyuşmazlığın temelini teşkil eden maddi olguların, tarafların
üzerinde mutabakata varmış oldukları tarafsız, bağımsız, deneyimli ve
çoğunlukla uzman kimliği bulunan üçüncü bir kişi aracılığıyla açıklığa
16
Ildır s. 83; Soysal s. 284; Pekcanıtez s. 16; Küçükgüngör s. 57.
17
Ildır s. 83; Küçükgüngör s. 57.
18
Soysal s. 214; Ildır s. 84.
19
Ildır s. 85.
20
Ildır s. 85.
Süha TANRIVER makaleler
162TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
kavuşturulmasını hedefleyen bir alternatif uyuşmazlık çözüm yönte-
midir.
21
Vakıaların saptanması yöntemi, tarafsız ön değerlendirme yöntemi
ile benzerlikler gösterse de, uyuşmazlığın başlangıcında değil de, daha
sonraki bir aşamasında işlerlik kazanması ve daha kapsamlı ve derinle-
mesine bir araştırmayı gerekli kılması yönleriyle, ondan farklılaşır.
22
Tarafların, genelde uzlaşmaz bir tutum içerisine girdikleri hallerde,
vakıa saptayıcısı devreye girer ve onların hangi risklerle karşı karşıya
bulunduklarını anlamalarına yarayan bir rapor hazırlar.
23
Taraflar, bu
yönteme başvuru suretiyle, çoğunlukla, durumlarının tarafsız bir şekilde
değerlendirilmesini amaçlarlar ve özellikle, devlet yargısına başvurduk-
ları takdirde, davayı kazanma olasılıklarının ne olacağı hususunda bir
fikir sahibi olmak amacıyla, bu yöntemi kullanmayı tercih ederler.
24
Taraflar, anlaşmak suretiyle, vakıa saptayıcısının, işlevini görürken
uyacağı yöntemi, belirlenebilir; böyle bir belirleme yapılmamışsa, vakıa
saptayıcısı, izlenecek olan yöntemi kendisi tayin eder.
25
Vakıa saptayıcısı, aydınlatılması gereken olgular hakkında, her
iki tarafın ileri sürdüklerini de dinler; tüm bilgilere ulaşır, taraflarla
ve tanıklarla gerekiyorsa, ayrı ayrı görüşmeler yapar, derinlemesine
araştırma ve incelemelerde bulunur ve bu faaliyetinin sonucunda, öneri
içeren yahut içermeyen bir rapor hazırlar, ilgililere sunar.
26
21
Ildır s. 78; Pekcanıtez s. 16. Taraflar aralarındaki belirli bir uyuşmazlık konusunun
miktarının yahut niteliklerinin tespit edilmesini, tarafsız ve uzman kimliği bulunan
bir üçüncü kişiye bırakmışlar ve onun bu konuda yapacakları tespitle kendilerinin
bağlı olacaklarını kararlaştırmışlarsa, bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olan
vakıa tespitinden değil; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 287. maddesinin
ikinci fıkrasındaki düzenlemeye uygun bir biçimde gerçekleştirmiş olan münhasır
bir delil sözleşmesi türü olan, hakem-bilirkişi sözleşmesinin varlığından söz etmek
gerekir. Bu halde, hakem-bilirkişinin yapacağı tespit, hem tarafları hem de mahkeme-
yi bağlayıcı bir nitelik taşır (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü C. III, 6. B. İstanbul
2001. s. 2899), Hakem-bilirkişiye, özellikle inşaat sözleşmelerinde, metraj hesabı ile
sigorta sözleşmelerinde hasarın tespiti bağlamında başvurulmaktadır.
22
Soysal s. 214.
23
Ildır s. 79.
24
Ildır s. 79.
25
Ildır s. 80.
26
Pekcanıtez s. 16; Ildır s. 80.
makaleler Süha TANRIVER
163TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
Öneri içermeyen vakıa saptama raporunda, vakıa saptayıcısı, somut
herhangi bir çözüm önerisi getirmeden, uyuşmazlığa ilişkin vakıalar ile
istatistiksel gerçekler hakkındaki düşüncelerini belirtir; taraflar, vakıa
saptayıcısının bu belirlemeleri çerçevesinde oluşan müşterek zemin üze-
rinde, karşılıklı olarak fikir alış-verişinde ve müzakerelerde bulunmak
suretiyle bir anlaşmaya varmaya çalışırlar.
27
Ya da, vakıa saptayıcısı,
sözü edilen türdeki raporunda, uyuşmazlık içinde bulunan taraflardan
her birinin konumlarını ayrı ayrı ortaya koyar; konumlarının güçlü ve
zayıf yanlarına işaret eder; böyle bir raporun gizliliği korunur; daha
güçlü konumda bulunan ve karşı tarafın zayıf yönlerini öğrenen taraf,
bunu, kendi çıkarlarını daha fazla korumayı hedefleyen bir çözüme
ulaşmakta kullanamaz.
28
Öneri içeren vakıa saptama raporunda ise, vakıa saptayıcısı, uyuş-
mazlık içinde bulunan taraflardan birisinin önerisini aynen benimse-
mek yahut bu öneriden esinlemek suretiyle kendisinin geliştirdiği ya
da tümüyle kendisinin ürettiği bir çözüm önerisine raporunda işaret
eder.
29
Raporun öneriyi içermesi, hiçbir zaman, onun taraflarca kabul
edilmek zorunda olduğu anlamına gelmez; taraflar bu öneriyi kabul
edip etmemekte tümüyle serbesttirler.
30
Raporda işaret edilen çözüm
önerisinin taraflarca kabul görmesi, genelde, tarafların her ikisinin de
menfaatlerinin tatmin edilmesini hedefleyen optimal bir çözüm önerisi
olması koşuluna bağlıdır.
Vakıa saptayıcısının geliştirdiği ve raporunda işaret ettiği çözüm
önerisinin bağlayıcı olacağı kabul edilmiş ve getirilen çözüm önerisi
de maddi bir olguya ilişkin bulunuyorsa, bu durumda, bir alternatif
uyuşmazlık çözüm yöntemi olan vakıa saptamasından değil; münhasır
bir delil sözleşmesi türü olan hakem-bilirkişi sözleşmesinden söz etmek
daha doğru olur.
31
Vakıaların saptanması yöntemine, hisse senetlerinin
değerlerinin belirlenmesi, şirket birleşmelerinde fiyat ayarlanmasının
yapılması, sigorta, gaz ve petrol projelerinde ortak hisse değerlerinin
tayini ve inşaat sözleşmelerinde metraj hesaplamaları için sıkça müra-
caat edilmektedir.
32
27
Ildır s. 80.
28
Ildır s. 80-81.
29
Ildır s. 81.
30
Ildır s. 81.
31
Bkz., dpn. 21.
32
Küçükgüngör s. 56.
Süha TANRIVER makaleler
164TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
Müşterek avaryanın kapsamına girecek zararların belirlenmesi
için yapılacak olan hesap işlemini gerçekleştirecek ve bu bağlamda
düzenleyeceği raporda, tarafların, müşterek avaryadan doğan hak ve
borçlarına işaret edecek olan dispeççi de
33
(TK. m. 1207-1213), vakıa
tespitçisi olarak nitelenebilir.
IV. Kısa Duruşma Yöntemi
Kısa duruşma, tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişi ile taraf temsil-
cilerinden oluşan bir kurulun, bağlayıcılık arz etmeyecek bir biçimde
çözüm bulmak veya çözüm önerisi geliştirmek üzere, uyuşmazlığı, adeta
bir iş problemi imiş gibi içselleştirerek gizlilik içinde ele almasını, incele-
mesini ve değerlendirmesini öngören, bir alternatif uyuşmazlık çözüm
yöntemidir.
34
Anılan kurulda yer alan taraf temsilcilerine, temsilci çözüm
elemanı denir.
35
Bu yöntem, iş çevreleri tarafından geliştirilen ve özellikle
ticari uyuşmazlıkların çözümünde olumlu sonuçlar alınmasına olanak
veren bir alternatif uyuşmazlık çözüm yolu konumundadır.
36
Taraflar, sözü edilen uyuşmazlık çözüm sürecinde, izlenecek
yöntemin kapsamını, hangi aşamaları içereceğini ve kimlerin sürecin
işleyişine katılacağını, serbestçe anlaşmayla takdir ederler; hatta temel
birkaç kurala uymak kaydıyla, salt mevcut uyuşmazlığa özgü bir yöntem
dahi geliştirebilirler.
37
Kurul, arz edilenleri dinler, elde edilen bilgileri
değerlendirir, tanıklara sorular yöneltebilir ve çözüm için görüşmelerde
bulunur.
38
Taraflar, anlaşmak suretiyle, tarafsız üçüncü kişiyi oturumlara baş-
kanlık etmek, arabuluculuk yapmak, görüş bildirmek ve bağlayıcı bir
biçimde son kararı vermek gibi yetkilerle donatabilir.
39
Kısa duruşma anlaşmasında, duruşmaların gün ve saati ile yeri,
tarafların her birinin iddialarını dile getirebilmesi için tanınacak olan
33
Kalpsüz, T., Deniz Ticaret Hukuk Ders Notları (Teksir), Ankara (Tarihsiz), s. 114, 116;
Tekil, F. Müşterek Avarya, Deniz Nakliyatı ve Sigorta İhtilafları, İstanbul 1965, s. 286-
288.
34
Pekcanıtez s. 16; Ildır s. 108.
35
Ildır s. 110.
36
Ildır s. 108.
37
Ildır s. 108.
38
Ildır s. 108.
39
Ildır s. 108-109.
makaleler Süha TANRIVER
165TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
süre, duruşmaların nasıl cereyan edeceği, tarafların tanıklarının kimler
olduğu ve nelerin delil olarak kabul edileceği konusunda esas alınacak
ilke ve kurallar ile temsilci çözüm elemanlarının kimler olduğu ve taraf-
sız üçüncü kişiye bahşedilen yetkilerin neler olduğu gösterilir.
40
Taraflardan her biri, iddiaları ile delillerini kısa duruşma anlaş-
ması çerçevesinde, Kurula sunarlar. Bunun üzerine, Kurul üyeleri, bir
çözüme ulaşılmasını sağlamak için derhal harekete geçerler ve ellerinden
gelen tüm çabayı sarf ederler. Taraflar, tarafsız üçüncü kişiden, bağla-
yıcılık arz etmeyecek biçimde bir çözüm önerisinde bulunmasını veya
temsilci çözüm elemanlarının bir anlaşmaya varmasını sağlamak için
arabulucu rolünü üstlenmesini isteyebilirler. Yahut da, taraflar, tarafsız
üçüncü kişice önerilmiş olan çözümün, kendileri için de bağlayıcılık
kazanmasını anlaşmayla kararlaştırabilirler.
41
V. Arabuluculuk ve Uzlaşma
Alternatif uyuşmazlık çözümlerinin en etkin ve en yaygın işlerlik ka-
zanmış biçimleri, arabuluculuk ve uzlaşmadır. Arabuluculuk, uyuşmaz-
lık içine düşmüş olan tarafları, konuşmak ve müzakerelerde bulunmak
amacıyla bir araya getiren, birbirlerini anlamalarını ve bu suretle kendi
çözümlerini kendilerinin üretmelerini sağlamak için aralarındaki ileti-
şimi kolaylaştıran, tümüyle bağımsız, tarafsız ve objektif bir konumda
bulunan üçüncü kişinin katkısı yahut katılımıyla yürütülen gönüllü bir
usuldür.
42
Arabulucu, uyuşmazlık hakkında herhangi bir karar vermez.
Taraflara tartışabilecekleri ve irdeleyebilecekleri çözüm önerilerinde bu-
lunmaz. O sadece sistematik bir biçimde iletişim teknikleri uygulamak
suretiyle, taraflar arasında iletişimin kurulmasını kolaylaştırır ve bir
diyalog sürecinin işlerlik kazanmasına ve bunun canlı tutulmasına katkı
sağlar; onlara rahat ve özgür bir müzakere ortamı yaratmak suretiyle,
sorumlulukları tümüyle kendilerine ait olmak üzere, kendi çözümlerini
kendilerinin bulmasına yardımcı olur.
43
Bir başka ifadeyle, arabulucu,
uyuşmazlığı bir karar vermek suretiyle çözmeyi değil; ikna ve telkin
ile tarafların yeniden müzakerelere girişmelerine ve bir anlaşma sağla-
40
Ildır s. 111.
41
Ildır s. 113-114.
42
Bkz., benzer tanımlar için, bkz., Ildır, s. 88; Özbek, s. 202.
43
Ildır, s. 100; Pekcanıtez, s. 16; Sungurtekin-Özkan, s. 358.
Süha TANRIVER makaleler
166TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
malarına imkan veren bir ortamı oluşturmayı hedefler; o haklıyı veya
haksızı bulmaya yahut belirlemeye yönelik olarak değil; tarafların her
ikisinin de menfaatlerinin optimal bir şekilde dengelenmesini öngören
bir anlaşma zemininin bulunmasına çaba sarf ederek, uyuşmazlığın
çözüme kavuşturulmasına katkı sağlar.
44
Arabulucu, tarafların üzerinde
anlaşabilecekleri noktaları, ortak paydaları tespit eder ve bu zemin üze-
rinde mutabakata varmalarına yönelik olarak faaliyet gösterir
45
; taraflara
hukuki tavsiyelerde bulunamaz, bir çözüm önerisi geliştirip bunu onlara
empoze edemez ve geliştirilen çözüm önerisi üzerinde anlaşmaya var-
maları için onları zorlayamaz.
46
Arabuluculuk görüşmelerinde, tarafların
birbirleriyle iletişim kurmaları ve bunun pekiştirilmesiyle, birbirlerine
ait menfaatleri ve ortak yönleri daha iyi anlamaları, hukuki durumların-
daki güçlü ve zayıf noktalar ile çözüme ulaşılmaması halinde doğabi-
lecek sonuçları görmeleri ve somut duruma göre işlerlik kazanabilecek
değişik çözüm seçeneklerini genel bir çerçevede değerlendirmeleri temin
edilir.
47
Arabulucu, tarafların, sakin ve makul bir biçimde görüş ayrılık-
larını tartışmalarını sağlamak için uyuşmazlık çözüm sürecinde çaba
sarf eder, uzayan görüşmelerde sinirlerin gerildiği, gurur sorunlarının
ortaya çıktığı hususu dikkate alındığında, onun rolü tarafların soruna
daha akılcı ve daha ılımlı bir biçimde yaklaşmalarını temin etmektir.
48
Arabuluculuk sürecinin işleyişinde ve sonucun (başarının) elde edil-
mesinde tümüyle taraflar egemendir. Uzlaşma ise, taraflardan tümüyle
bağımsız ve objektif bir konumda bulunan üçüncü kişinin, aralarında
uyuşmazlık bulunan taraflara, somut olayın koşullarına ve özelliklerine
göre şekillenecek çeşitli çözüm önerileri sunup; onların bu çözüm öneri-
lerini müzakere etmesini ve sunulan somut çözüm önerilerinden birisi
üzerinde mutabakata varmalarını hedefleyen bir alternatif uyuşmazlık
çözüm yöntemidir. Uzlaştırıcı, sürecin işleyişinde ve sonucun elde edil-
mesinde arabulucuyla karşılaştırıldığında, daha etkin bir konumdadır;
onun asli işlevi, tarafların karşılıklı olarak menfaatlerinin korunmasını
ve gerçekleştirilmesini hedefleyen bir çözümler katalogu üretip sun-
maktır. Arabulucu ise, taraflara çözüm önerileri sunmaz; onların kendi
44
Subaşı, İ., Toplu İş Hukukunda Arabuluculuk (Ünal Tekinalp’e Armağan, C. II İstanbul
2003, s. 743-833), s. 760-761 dpn. 45.
45
Subaşı, s. 757-758.
46
Küçükgüngör, s. 51; Subaşı, s. 760.
47
Sungertekin - Özkan, s. 359.
48
Subaşı, s. 761-762 dpn. 47.
makaleler Süha TANRIVER
167TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
çözümlerini kendilerinin bulmasını temin amacıyla, bir masa etrafında
bir araya gelmelerini, aralarındaki iletişim kopukluğunun giderilmesini,
sürekli diyalog içinde bulunmak suretiyle, iletişimin pekiştirilmesini
hedefleyen bir işlevi yerine getirir. Arabuluculuk ile uzlaşma arasındaki
diğer temel farklılıklar ise, şu şekilde sıralanabilir:
a. Arabuluculuk süreci sorun odaklı; uzlaşma süreci ise, dava
odaklıdır.
b. Arabuluculuk süreci çıkarların dengelenmesi temeline dayalıdır;
geçmişi değil, geleceği gözetir; uzlaşma süreci ise, hakkı ve haklılığı
temel alır; geleceği değil, daha ziyade geçmişteki durumu gözetir.
c. Arabuluculuk sürecinin işleyişinde ilişkiler daha ön planda tu-
tulduğu halde; uzlaşma sürecinin işleyişinde, teamüller ve ilkeler daha
ön plandadır.
d. Arabuluculuk sürecinin işleyişinde hukuk kuralları, deliller ve
delil değerlendirilmesi daha geri planda bulunup; tarafların her ikisinin
de menfaatlerinin gerçekleştirilmesini ve tatminini hedefleyen optimal
bir çözümün üretilmesi daha ön plana çıktığı halde
49
; uzlaşma sürecinin
işleyişinde, hukuk kuralları, deliller ve delil değerlendirmesi daha ön
plandadır, daha baskındır. Bu nedenle, arabuluculuk süreci daha esnek
ve daha ılımlı bir süreç olduğu halde; uzlaştırma süreci, daha katı ve
inisiyatif kullanmaya fazla imkan vermeyen bir süreç konumundadır.
e. Arabuluculukta, yaratıcı çözümler üretilmesi daha muhtemel
olduğu halde; uzlaşmada varılacak çözümler daha sınırlıdır.
f. Arabuluculuk, tarafların her ikisinin de tatmin edilmesini dolayısıyla
her iki tarafın da oranları farklılık arz etse bile kazanmalarını öngören op-
timal bir çözümün üretilmesini, deyiş yerindeyse en iyi müşteri sonucunu;
uzlaşma ise, en iyi hukuki sonucun elde edilmesini hedeflemektedir.
g. Arabuluculuk, tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin becerisi ve
psikolojik taktikleri ile taraflar arasındaki farklılıkların ortadan kaldırıl-
masına yönelik dinamik bir süreç olduğu halde; uzlaşma, esas itibariyle
ortaya bir karar çıkartılmasını hedefleyen ve genelde bir kurul yoluyla
gerçekleştirilen daha statik ve daha formel bir süreçtir.
50
49
Bkz., aynı yönde: Küçükgüngör, s. 51.
50
Subaşı, s. 762 dpn. 51.
Süha TANRIVER makaleler
168TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
Bu konuyla ilgili açıklamalarımıza son vermeden önce, özellikle,
arabuluculuk bağlamında şu tespitlere işaret edilmesinde de büyük
yarar görmekteyiz.
Her şeyden önce, hukuksal barışın, salt devlet mahkemeleri aracılığı
ile gerçekleştirilebileceği görüşünün sürekli bir biçimde dillendirilme-
sinden vazgeçilmeli; uyuşmazlık çözümünde, Devlet yargısının yanı
sıra, tarafların her ikisininde tatmin edilmesini ve bu suretle optimal bir
çözümün üretilmesini temel alan başka uyuşmazlık çözüm yollarının, bu
arada arabuluculuğunda işlerlik kazanabileceği, hukuksal barışın daha
kalıcı ve daha etkin bir biçimde bu yollarla sağlanmasının da mümkün
olduğu görüşü çeşitli sosyal platformlarda, sık sık ifade olunmalıdır.
Bu yapılırken, genelde alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının; özel de
ise arabuluculuğun, yargı sisteminin yerine ikame edilmeye çalışılan
bir kurum değil de, onunla entegre bir biçimde işlerlik kazanan ve
uyuşmazlık çözümü bağlamında yan yana yürüyen ve hukuk sistemini
zenginleştiren bir mekanizma olduğunun altı özenle çizilmelidir.
İletişim tıkanıklığı veya kopukluğunun yaşandığı ve uzlaşma kül-
türünün yeterince oluşmadığı yahut gelişmediği toplumlarda, eğitim
araçlarından ve medyadan yararlanmak suretiyle, iletişim tıkanıklığının
ve kopukluğunun giderilmesine uygun ortam yaratılmalı ve bireylerin
birbirleriyle iletişim kurmak, gerekiyorsa bu bağlamda tarafsız ve ob-
jektif üçüncü bir kişinin yardım veya desteğini alarak bir araya gelmek
suretiyle, kendi sorunlarını kendilerinin çözebileceği bilincinin oluştu-
rulması sağlanmalıdır. Bu uzun soluklu bir iştir ve bu bilincin oluştu-
rulabilmesi için, vakit kaybedilmeden derhal harekete geçirilmelidir.
Öncelikle Devlet yargısı ile karşılaştırıldığında, sağladığı avantajlar da
açıkça ortaya konulmak ve ön plana çıkarılmak suretiyle, uyuşmazlık
çözümünde, arabuluculuk yönteminin, amaca en uygun ve en ideal
yöntem olduğu yönünde kamuoyunda bir bilinç oluşturulması için,
gayret edilmeli; bu çerçevede her türlü kütle iletişim araçlarından ya-
rarlanılmalı; bireylere aile içinden ve ilkokuldan başlayarak, hayatın her
alanında, sorunlarını, diyalog içinde, müzakerelerde bulunmak suretiyle
çözme alışkanlığı kazandırılmalı; gerekiyorsa bunun temini için, tarafsız
bir üçüncü kişinin yardım ve desteğini alma bilinci de verilmelidir.
Yeni bir kurum olan arabuluculuk kurumuna, halkın şüpheyle yak-
laşımını önlemek ona güven duygusu içinde sıcak bakmasını sağlamak
için, ilk aşamada, arabuluculuk işlevini yerine getirecek birimlerin,
makaleler Süha TANRIVER
169TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
güven telkin edici bir kuruluş olmaları sebebiyle, mahkeme destekli
(mahkeme içi) veya mahkemelerin yanında faaliyet gösteren kuruluşlar
olarak örgütlenmesi gerçekleştirilmelidir. Bunun için de, her şeyden
önce, yargının işleyişine büyük katkı sağlayan hakimlerin ve avukat-
ların, arabuluculuk sürecine destek vermelerini temin için, önyargılı ve
temkinli yaklaşımlarının hatta dirençlerinin, bilgilendirilmeleri suretiyle
aşılmasına özen gösterilmelidir. Arabuluculuğun, yargının yerine ikame
edilmeye çalışılan yahut yargıyla rekabet halinde bulunan bir kurum
olmadığı; arabuluculuk sürecinin, yargılama sürecinden daha farklı iş-
leyen ve daha esnek bir mekanizmayı bünyesinde barındırıyor olması
sebebiyle devreye girmesi halinde, birçok uyuşmazlığın yargıya taşın-
masını önlemede bir emniyet sübabı işlevi göreceği, dolayısıyla yargının
asli unsuru olan hakimlerin daha etkin ve daha verimli çalışmasına
imkan veren bir kurum olduğu hususuna hakimler nezdinde sürekli
işaret edilmeli ve kamu güvenine en ziyade mazhar kişi konumunda
bulunmaları sebebiyle, arabuluculuğun işleyişini teşvik etmek ve halkı
bu bağlamda özendirmek amacıyla, özel bir eğitim almaları koşuluyla,
hakimlerden de arabulucu olarak yararlanma seçeneği, özellikle baş-
langıç evresinde tercih edilmelidir.
Yine, uyuşmazlık çözümünde, arabuluculuk sürecinin işletilmesi
halinde, avukatların ücret bağlamında doğabilecek endişelerini gidere-
bilecek düzenlemelere, bu alana ilişkin temel yasada mutlaka yer veril-
melidir. Avukatların, arabuluculuk sürecinde, yargısal süreçtekinden
daha fazla veya ona eşdeğer bir biçimde ücreti vekalet elde etmesine
olanak verecek bir model, işaret edilen hukuki düzenleme yapılırken
benimsenecek olursa, onların bu sürecin işleyişine büyük katkı sağla-
maları da mümkün hale gelir.
Bizim gibi iletişim kopukluğunun ve diyalog eksikliğinin yaşandığı,
uzlaşma kültürünün geçmişimizde olmasına rağmen günümüzde yavaş
yavaş kaybolmaya yüz tuttuğu toplumlarda, uzun soluklu da olsa, her
sosyal alanda, sürekli eğitim vermek ve uygun propaganda araçlarından
yararlanmak suretiyle, uzlaşma bilincinin oluşturulması ve geliştiril-
mesi seçeneği yerine; kişilere arabulucuya başvuru konusunda genel
bir yasal zorlama getirmek, yarardan ziyade büyük sakıncalar yaratır.
Ağır iş yükü altında bulunması sebebiyle, yargının yavaş işlediği bizim
ülkemiz gibi ülkelerde, zorunlu arabuluculuğa başvuru mekanizması,
yargıdaki gecikme sebebiyle, lehine daha avantajlı bir durum doğan ta-
Süha TANRIVER makaleler
170TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
rafın, uyuşmazlık çözüm sürecini daha da uzatmasına prim verir; bu da
arabuluculuk kurumundan beklenen yararın tümüyle gerçekleşmesini
önler. Bu nedenle, arabuluculuk sürecinin işleyişi, tümüyle tarafların
ihtiyarına bırakılmalıdır. Yine, kişilere, arabuluculuk sürecini işletmek
suretiyle uyuşmazlıkları çözüme kavuşturma alışkanlığının kazandırı-
labilmesi için, arabuluculuk yapacak olanların, bağımsızlık, tarafsızlık,
gizliliğe riayet, mesleki uzmanlık ve sair nitelikler açısından, hakimler
gibi güven telkin edici bir konuma getirilmesine gayret edilmeli; bunu
temin çerçevesinde de varlığı gereken standartlar, güvenceler ve meka-
nizmalar oluşturulmalıdır. Son derece kaliteli, profesyonel, objektif bir
kimliğe sahip arabulucuların uyuşmazlık çözümünde görev alabilmesini
temin ve sürecin işleyişinde daha işin başında bir hayal kırıklığı yahut
fiyasko ile karşılaşılmaması için, resmi sıfatı bulunan üst bir hukuki
yapılanma çerçevesinde, arabuluculuğun koordinasyonu, işleyişi ve
denetimi gerçekleştirilmelidir.
Yine, arabulucuya başvuruyu teşvik bağlamında, ilgililerin nitelikli
arabuluculara kolay ve şeffaf bir biçimde ulaşabilmesine imkan veren
bir mekanizma oluşturulmalı; arabuluculuk faaliyetinde bulunacak
olanlara, salt bu faaliyetlerinden kaynaklanan zararların tazmini bağ-
lamında işlev görmek üzere sorumluluk sigortası yaptırma ve bunu
faaliyette bulunduğu sürece ayakta tutma zorunluluğu getirilmeli ve
ayrıca bunların yanı sıra, arabuluculuk giderlerinin, adli yardım ile
hukuki himaye sigortasının kapsamında mütalaa edilmesine olanak
sağlayan yasal düzenlemeler gerçekleştirilmelidir.
Arabuluculuk sürecinin işletilmesi halinde, hak kayıplarına sebe-
biyet vermemek için, zamanaşımı süreleriyle hak düşürücü sürelerin
işlemesinin duracağı da, mutlaka hüküm altına alınmalıdır.
Bizim gibi sosyo-ekonomik zorlanmalar sebebiyle ahde vefa ve an-
laşmalara saygı gibi ilkelerinin anlam ve önemini yavaş yavaş kaybettiği
toplumlarda, arabuluculuk süreci sonucunda bir anlaşma sağlanmışsa,
bunun, hakime yahut notere tasdik ettirilmesinden sonra, aynen mah-
keme ilamları gibi cebri icra yoluyla yerine getirilmesine olanak veren
hukuki düzenlemelere, arabuluculukla ilgili yasal metnin oluşturulması
sırasında mutlaka yer verilmelidir. Aksi takdirde, anlaşmanın ihlali ve
dolayısıyla yargısal sürecin işlemesi gibi bir durumla tekrar karşılaşı-
lır. Bu durumda, arabuluculuk sürecinin işletilmesi sebebiyle, boş yere
makaleler Süha TANRIVER
171TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
emek ve zaman harcanmış ve giderler yapılmış olacaktır. Bu da, zaten
arzu edilmeyen bir sonuçtur.
F. İHTİYARİ TAHKİMİN, BİR ALTERNATİF UYUŞMAZLIK
ÇÖZÜM YOLU OLUP OLMADIĞININ TARTIŞILMASI
Tarafların, anlaşmak suretiyle, üzerlerinde serbestçe tasarruf edebi-
leceği işlerden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıkların çözümünü, devlet
mahkemeleri yerine, hakem denen özel kişilere bırakmalarına ihtiyari
tahkim denir. Sözü edilen tahkim türünün hukuki niteliği, doktrinde
tartışmalıdır:
Bir görüşe göre, tahkim, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerin-
den birisi ve en etkin ve yaygın olarak işlerlik kazananıdır.
51
Doktrindeki diğer görüşe göre ise, tahkim alternatif bir uyuşmaz-
lık çözüm yöntemi değildir; o Devlet mahkemelerinde cereyan eden
yargılamanın yerine ikame edilen ve ona nazaran istisnai bir yargısal
yol konumundadır.
52
Kanımızca da, tahkim, hukuki niteliği itibariyle, alternatif bir
uyuşmazlık çözüm yöntemi değil; istisnai bir yargısal yol konumun-
dadır. Çünkü hakemlerin görevi de, taraflar arasındaki maddi hukuk
ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlığı, Devlet mahkemesi hakimi gibi
bir yargılama yapıp çözüme kavuşturmaktan ibaret bulunmaktadır.
Hakemlerin, maddi hukuku uygulama zorunluluğundan kurtarılmış
olması halinde de, bu işlevin niteliğinde herhangi bir değişme ortaya
çıkmaz; hakemin faaliyeti, yine maddi vakıaları bir hukuki kalıba göre
nitelendirerek hüküm vermek biçiminde ortaya çıkacaktır. Özellikle, iç
tahkim bağlamında yaklaşıldığında, hakem hükmü, Devlet mahkemesi
hükmünün gerçek bir sürrogatı konumundadır. Bunun açık kanıtlarını,
hakem kararlarının temyizinin mümkün olması, kesin hüküm niteliği
taşımaları, yargılamanın yenilenmesi davasına konu kılınabilmeleri ve
cebri icra yoluyla yerine getirilebilmelerinin mümkün bulunması teşkil
etmektedir.
53
51
Özbek s. 355; Yılmaz s. 845.
52
Pekcanıtez s. 15; Küçükgüngör s. 48; Ildır s. 58.
53
Arslan, R. - Tanrıver, S., Yargı Örgütü Hukuku Ders Kitabı, 2. B. Ankara 2001, s. 214;
Tanrıver, S., Medeni Usul Hukukunda Derdestlik İtirazı, Ankara 1998, s. 46 dpn. 19).
Süha TANRIVER makaleler
172TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
G. HUKUK UYUŞMAZLIKLARI BAĞLAMINDA
MÜNFERİT KANUNLARIMIZDA YER ALAN VE
ALTERNATİF UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM YOLLARI
İLE İLİŞKİLENDİRİLEN DÜZENLEMELERİN
DEĞERLENDİRİLMESİ
I. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun
213. Maddesinin Birinci Fıkrasındaki Düzenleme
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 213. maddesinin birinci
fıkrasında, sonuç alınacağı umulan hallerde, hakim, tarafları sulha teşvik
etmekle ödevli kılınmıştır. Arabuluculuk kurumunun temelinde ise, sulh
kurumu yatmaktadır.
54
Sulh ise, tarafların, karşılıklı olarak ödünler ver-
mek yahut fedakarlıklarda bulunmak suretiyle, aralarındaki uyuşmaz-
lığı, kısmen ya da tamamen sona erdirmelerini hedefleyen bir sözleşme
konumundadır.
55
Arabuluculuk süreci sonunda bir anlaşma sağlanacak
olursa, her iki tarafın tatmin edilmesini hedefleyen ve optimal bir çö-
zümü içeren bu anlaşma, genelde, her iki tarafın da karşılıklı ödünler
vermesi suretiyle gerçekleştirilecektir. Bu açıdan yaklaşıldığında, haki-
min, sulha teşvik ödevinin kapsamı içerisinde, sonuç alınacağından ümit
ettiği hallerde, uyuşmazlığın çözümü bağlamında onun arabulucu gibi
hareket etme yetkisinin de yer aldığını söylemek mümkündür.
II. 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve
Yargılama Usullerine Dair Kanunu’nun 7. Maddesinin
Birinci Fıkrasındaki Düzenleme
4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama
Usullerine Dair Kanunu’nun 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan
düzenlemeye göre, aile mahkemeleri, önlerine gelen dava ve işlerin
özelliklerine göre, esassa girmeden önce, aile içindeki karşılıklı sevgi,
saygı ve hoşgörünün korunması bakımından, eşlerin ve çocukların
karşı karşıya oldukları sorunları tespit ederek, bunları sulh yoluyla çö-
zümünü, gerektiğinde uzmanlardan da yararlanarak teşvik eder. Sulh
sağlanamadığı takdirde, yargılamaya devam olunarak esas hakkında
54
Yılmaz s. 846.
55
Tandoğan, H., Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, C. I/1, 4. B. Ankara 1985, s. 14; Bilge,
N., Borçlar Hukuku Özel Borç Münasebetleri, 2. B. Ankara 1971, s. 6; Tanrıver, S., İlamlı
İcra Takibinin Dayanakları ve İcranın İadesi, Ankara 1996, s. 84.
makaleler Süha TANRIVER
173TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
karar verilir. Anılan yasal düzenleme ile aile mahkemesi hakimleri, ön-
lerine gelen dava ve işlerde, esasa girilmesinden önce, uyuşmazlıkları,
sulha teşvik ve sulhu gerçekleştirmek suretiyle çözüme kavuşturmakla
ödevli kılınmıştır. Burada, aile mahkemesi hakimine, taraflar arasın-
da bir anlaşmanın sağlanabilmesi için, “aile arabulucusu” gibi hareket
etme
56
; hatta mahkemesi nezdinde görev yapan uzmanları bu bağlam-
da arabulucu sıfatıyla yetkilendirebilme olanağı yaratılmıştır. Ancak,
aile hukuku kapsamına giren uyuşmazlıkların, büyük ölçüde kamu
düzenine ilişkin bulunduğu, dolayısıyla tarafların üzerinde serbestçe
tasarruf edebileceği işler arasında yer almadığı gözetilecek olursa, sulh
teşebbüsünü ve sulhu sağlamakla aile mahkemesi hakimini ödevli kı-
lan ve hatta onu bu bağlamda aile arabulucusu gibi hareket etmekle
yetkilendiren kuralın işlevselliğinin sınırlı kalacağı; özellikle, boşanma
davaları ile evlilik mallarının tasfiyesi ile ilgili davalarda uygulama alanı
bulabileceği söylenebilir.
57
III. Avukatlık Kanunu’nun 35/A Maddesindeki Düzenleme
Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesinde yer alan hukuki düzenle-
me, aynen şu şekildedir. “Avukatlar, dava açılmadan veya dava açılmış olup
da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda,
tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar
etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte, karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler.
Karşı taraf bu davete icabet eder ve uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma konusunu,
yerini, tarihini, karşılıklı yerine getirmeleri gereken hususları içeren tutanak,
avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imza altına alınır. Bu tutanaklar,
9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 38. maddesi anlamında
ilam niteliğindedir”.
Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesinde yer alan bu yasal dü-
zenleme, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri arasında yer alan
müzakere yönteminin, somut bir örneğini oluşturmaktadır.
58
56
Tanrıver, S., “Aile Mahkemeleri Üzerine Bazı Düşünceler”, Makalelerim I, Ankara
2006, s. 186.
57
Tanrıver, Makalelerim, s. 186.
58
Özbek s. 414; Doktrindeki diğer görüşe, anılan yasal düzenleme çerçevesinde, avukat,
uyuşmazlığın çözümünde, artık bir taraf değil, tarafsız üçüncü kişi konumundadır.
Sözü edilen süreçte avukat, ya arabulucu rolünü üstlenmiş olabilir yahut da ona,
uyuşmazlığın ileride, Devlet veya tahkim yargısına başvuru suretiyle çözümlene-
cek olması halinde, ulaşılabilecek muhtemel sonucu öngörebilmesi sebebiyle, vakıa
Süha TANRIVER makaleler
174TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
IV. 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu’nun
22. Maddesinin Beşinci ve Altıncı Fıkralarındaki Düzenleme
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, özel hukuk
bütünü içinde yer alan tüketici hukuku uyuşmazlıklarının çözümünde,
uzmanlık yargı yerleri olan tüketici mahkemelerinin yanı sıra, tüketici
sorunları hakem heyetlerini de görevlendirmiştir.
Anılan Kanun’un 22. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan düzen-
lemeye göre, değeri 725 YTL’nin altındaki tüketici hukuku uyuşmazlık-
larında, uyuşmazlığın çözümü için, tüketici sorunları hakem heyetine
başvurulması zorunludur; doğrudan doğruya tüketici mahkemesinde
dava açılması yoluna gidilemez; ancak, sözü edilen heyetin vermiş
olduğu karara karşı 15 günlük süre içerisinde tüketici mahkemesine
itirazda bulunabilir. İtiraz üzerine, tüketici mahkemesinin vereceği karar
kesindir. Tüketici sorunları hakem heyetinin, değeri 725 YTL’yi aşmayan
uyuşmazlıklarda vermiş olduğu kararlar, tarafları bağlar ve cebri icra
yolu ile yerine getirilebilme açısından ilam niteliğinde belge sayılır.
Değeri 725 YTL’yi aşan uyuşmazlıklarda ise, tüketici sorunları
hakem heyetine başvurulmadan, doğrudan doğruya tüketici mahke-
melerinde dava açılabilir. Ancak, ilgili, önce tüketici sorunları hakem
heyetine başvurup; buradan alacağı kararı, ileride tüketici mahkeme-
sinde dava açması halinde, bu davada, delil olarak kullanabilir (4077
sayılı Kanun m. 22, VI). Sözü edilen halde, tüketici sorunları hakem
heyeti kararı, tüketici mahkemesinde açılacak olan davada, kuvvetli
bir takdiri delil teşkil eder.
Doktrinde, bugün için değeri 725 YTL’nin altındaki tüketici uyuş-
mazlıkları bakımından, tüketici sorunları hakem heyetinin, görmüş
olduğu işlev dikkate alındığında, alternatif uyuşmazlık çözümünü
gerçekleştiren resmi bir kuruluş konumunda bulunduğu görüşü dile
getirilmektedir.
59
Değeri 725 YTL’nin altındaki tüketici hukuku uyuşmazlıklarında,
tüketici sorunları hakem heyetine başvurunun, ihtiyari değil de; zorunlu
saptayıcısı ya da tarafsız ön değerlendirici niteliği tanınmış olabilir. (Ildır s. 143-144;
Sungurtekin-Özkan s. 365)
59
Ildır s. 130; Tutumlu, M. A., Tüketici Mahkemelerinin Görev ve Yetki Sınırları, Ankara
2006, s. 180.
makaleler Süha TANRIVER
175TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
olması, anılan heyetin tarafların haklılığını ve sunmuş oldukları delilleri
gözeterek, önüne getirilmiş bulunan uyuşmazlığı, tarafları da bağlayıcı
bir şekilde bir kararla çözüme kavuşturması ve vermiş olduğu kararın
da icra edilebilirlik açısından ilam hükmünde belge sayılması karşısında,
tüketici sorunları hakem heyetlerinin, bir alternatif uyuşmazlık çözüm
mercii olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Onların konumu, işaret
edilen tüm bu tespitler karşısında, bir mecburi tahkim organı olarak
tanımlanabilir.
V. 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7. Maddesinin
Birinci Fıkrasındaki Düzenleme
5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7. maddesinin birinci fıkra-
sında yer alan yasal düzenleme ile iş mahkemesi hakimi, iş davalarında,
ilk oturumda, tarafları sulha teşvik etmekle ödevli kılınmıştır.
Arabuluculuk kurumunun temelinde ise, sulh kurumu yatmakta-
dır. Sulh ise, tarafların, karşılıklı olarak ödünler vermek yahut fedakar-
lıklarda bulunmak suretiyle, aralarındaki uyuşmazlığı, kısmen ya da
tamamen sona erdirmelerini hedefleyen bir sözleşme konumundadır.
Arabuluculuk süreci sonunda, bir anlaşma sağlanacak olursa, her iki
tarafın tatmin edilmesini hedefleyen ve optimal bir çözümü içeren bu
anlaşma, genelde, her iki tarafın da karşılıklı ödünler vermesi suretiyle
gerçekleştirilecektir. Bu açıdan yaklaşıldığında, hakimin, sulha teşvik
ödevinin kapsamı içerisinde, sonuç alınacağından ümit ettiği hallerde,
onun uyuşmazlığın çözümü bağlamında arabulucu gibi davranma
yetkisinin de yer aldığını söylemek mümkündür.
VI. 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’nun
22 ve 23 ile 34. Maddesinin Birinci Fıkrasında
Yer Alan Düzenlemeler
Toplu görüşme için tespit edilen yer, gün ve saatte, taraflardan biri,
toplantıya gelmez veya geldiği halde görüşmeye başlamaz yahut toplu
görüşmeye başladıktan sonra toplantıya devam etmez ya da toplu gö-
rüşmeye başlanmasından itibaren otuz gün geçmesine rağmen, taraflar
arasında bir anlaşma sağlanamazsa, grev ve lokavttan, grev ve lokavtın
yasak olduğu iş ve işyerlerinde ise (2822 sayılı Kanun m. 29,30), zorunlu
Süha TANRIVER makaleler
176TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
tahkime (Yüksek Hakem Kurulu’na) başvurulmasından önceki evrede,
arabulucu devreye girer (2822 sayılı Kanun m. 22); tarafların anlaşmaya
varması için, elinden gelen her türlü çabayı sarf eder ve ilgililere öne-
rilerde bulunur (2822 sayılı Kanun m. 23, II). Arabuluculuk sürecinin
sonunda, bir anlaşma sağlanamaz ise, arabulucu, üç iş günü içinde,
uyuşmazlığı belirleyen bir tutanak düzenler ve bu tutanağı, uyuşmazlı-
ğın sona erdirilmesi için gerekli gördüğü tavsiyeleri de ekleyerek görevli
makama tevdi eder (2822 sayılı Kanun m. 23 son. f).
Karar verilmiş veya başlanmış olan kanuni bir grev veya lokavt
genel sağlığı veya milli güvenliği bozucu nitelikte ise, Bakanlar Kurulu,
bu uyuşmazlıkta grev ve lokavtı bir kararname ile altmış gün süre ile
erteleyebilir. Erteleme süresi, kararnamenin yayımı tarihinde işlemeye
başlar (2822 sayılı Kanun m. 33, I). Erteleme kararnamesinin yürürlüğe
girmesi üzerine, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ya bizzat ya da
seçeceği bir arabulucu vasıtasıyla arabuluculuk faaliyetinde bulunur
(2822 sayılı Kanun m. 34, I); sözü edilen faaliyeti icra eden kişi, ertele-
me süresi içinde, uyuşmazlığın taraflarca çözüme kavuşturulması için,
elinden gelen her türlü gayreti sarf eder.
Sözü edilen süreçlerde, arabulucu olarak görevlendirilen kimse,
tarafların bir anlaşmaya varmalarını temin için, uygun ve rahat bir
müzakere ortamı yaratır; taraflar arasında sürekli bir iletişim ve diya-
logun kurulmasına, geliştirilmesine ve canlı tutulmasına yardımcı olur;
sorunun kaynaklarına inip ve birbirlerini anlamaları için, elinden gelen
her türlü gayreti sarf eder ve onlara üzerinde tartışabilecekleri muhtelif
çözüm önerilerinde bulunur.
60
2822 sayılı Kanun’un 23. maddesinin ikinci fıkrası ile son fıkrasında
yer alan düzenlemelerin metni birlikte gözetildiğinde, süreçte görev alan
üçüncü kişinin konumunu, yasa, her ne kadar arabuluculuk olarak ta-
nımlamışsa da; bunu, uzlaştırıcılık olarak algılamak ve değerlendirmek,
daha sağlıklı ve daha doğru bir yaklaşım biçimi olur.
61
Çünkü üçüncü
kişi, aralarında toplu iş uyuşmazlığı bulunan tarafları, bir araya getirip,
iletişim kurmalarını sağlamakla kalmayıp; onlara üzerinde tartışabile-
cekleri muhtelif çözüm önerilerinde de bulunmaktadır. Uyuşmazlık
içinde bulunan taraflara, somut olayın koşullarını ve özeliklerini dik-
60
Subaşı s. 790.
61
Krş. Ildır s. 153.
makaleler Süha TANRIVER
177TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
kate alarak, bir çözüm önerileri katalogu sunmak, arabulucunun değil;
uzlaştırıcının görevleri arasında yer alır.
Tarafların anlaşarak, toplu hak uyuşmazlıklarında, özel hakeme
başvurmaları mümkündür. Bu durumda, bir alternatif uyuşmazlık çö-
züm yönteminin işlerlik kazanmasından değil; onun kapsamı dışında
kalan ve tahkim yargısının bir parçasını oluşturan ihtiyari tahkimden
söz etmek gerekir. Bunun en açık kanıtını, hak uyuşmazlıklarında, özel
hakem kararlarının, genel hükümlere tabi olacağını öngören yasal dü-
zenleme oluşturmaktadır (2822 sayılı Kanun m. 58,IV).
Toplu iş uyuşmazlıklarının çözümünde, Yüksek Hakem Kurulu’nun
devreye girdiği hallerde ise (2822 sayılı Kanun m. 52, 34,III), alternatif
uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin kapsamı dışında kalan ve tahkim
yargısının bir türü olan mecburi tahkimden söz edilir; bu süreçte görev
yapan Yüksek Hakem Kurulu ise, mecburi bir tahkim organı konumun-
dadır (2822 sayılı Kanun m. 53-55).