Saffet CAN makaleler
306TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
Yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK),
İsviçre Borçlar Yasası’ndan alınmış kambiyo senetlerine ilişkin kuralları,
Milletler Cemiyeti’nce Cenevre’de düzenlenen konferansta 7 Haziran
1930 tarihinde poliçe ve bono, 19 Mart 1931 tarihinde de çek ile ilgili
olarak otuz bir devletin katılımı ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu
yirmi iki devletin imzasıyla kabul edilmiş kurallardır.
1
Türk Ticaret Kanunu Tasarısı (kısaca Tasarı da denilebilecektir),
ilgili madde gerekçelerine göre, İsviçre Borçlar Yasası yerine yukarıda
sözü geçen anlaşmada uygun görülmüş kuralları asal kaynak olarak
kabul etmiştir. Tasarı’da “19.05.1931
2
tarihli Kambiyo Senetlerine İlişkin
Cenevre Birlik Anlaşması (CBA)” olarak geçen kaynak; Fransızca ve İngi-
lizce olarak yazılmış, kaynağa uygunluğu üzerinde durulacak çeviri ni-
teliğindeki Tasarı maddelerine ilişkin değerlendirmelerde, her ne kadar
kaynağın son kararında İngilizce yazılanı da eşdeğer güvenilirlikte ol-
duğu belirtilmişse de bu makalede asal kaynak olarak Fransızca yazılanı
uygun görülmüştür. Ayrıca, TTK’nın poliçeye ilişkin bazı kurallarında
çeviri bilimine de aykırı olarak yapılan, en seçkin hukuk bilimcileri bile
yanıltacak boyuttaki önemli çeviri yanlışlıkları Tasarı’da da artarak yine-
TÜRK TİCARET KANUNU
TASARISI’NDAKİ POLİÇEYE İLİŞKİN
BAZI MADDELERİN
KAYNAĞA UYGUNLUĞU ÜZERİNE
Saffet CAN
*
*
İstanbul Barosu üyesi, e-posta: avcans@mynet.com.tr
1
Ayrıntılı bilgi için bkz., Prof. Dr. Poroy, R., Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, Beta, 1989,
İstanbul. Özgün metin için bkz., Société des Nations Contes Rendus de la Conférence
International pour l’Unification du Droit en Matière de Lettre de Change, Billets à Ordre
et Chèques - Série de Publications de la Socété des Nations, 1930. II. 27.
2
Bu tarih, 19.03.1931 olması gerekirken Tasarı gerekçesinde 19.05.1931 olarak yanlış
yazılmış. Bkz., Acte final de la Conférence de Genève pour l’unification du droit en
matière de chèques, signé le 19 mars 1931
makaleler Saffet CAN
307TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
lenmiş olup, bu yanlışlıkların CBA’ya göre Türkçe karşılıkları verilerek
kaynağın gerekçelerine göre değerlendirilmesi yapılacaktır.
“Bir çevirinin başarılı olması, ilkin doğru olmasına, yani çevirmenin
özellikle kendi anadilini ve çevirdiği kitabın dilini iyi bilmesine bağlıdır. Ama
bunlar yetmez; çevirmen ayrıca metnin dışına taşmamak, eklemeler ve çıkar-
malar da yapmamak zorundadır.”
3
Ayrıca; “Hukuk kesin ve açık kavramlara
dayanmalı, hakime geniş takdir yetkisi bırakmamalı, kuşku ve duraksamaya
yer vermemeli, hile ile anlam değiştirmeye elverişli olmamalı ve keza meyda-
na gelebilecek her olay için açık bir çözümü içermelidir. Halk dilinde ‘lastikli
hükümler’ diye yerilen kurallar koymaktan kaçınmalıdır.”
4
TÜRK TİCARET KANUNU TASARISI
Poliçenin Düzenlenmesi ve Şekli
A. Şekil
I. Unsurları
1. Genel Olarak
Madde 671. (1) Poliçe;
a. senet metninde “poliçe” kelimesini ve eğer senet Türkçeden başka
bir dille yazılmışsa, o dilde poliçe karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,
b. belirli bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız ve şartsız hava-
leyi,
c. ödeyecek olan kişinin (muhatabın) ad ve soyadını,
d. vadeyi,
e. ödeme yerini,
f. kime veya kimin emrine ödenecek ise onun ad ve soyadını,
g. düzenlenme tarihini, yerini ve
h. düzenleyenin imzasını
içerir.
3
Yetkin, Suut Kemal, Başarılı Çevirinin Koşulları, Türk Dili, Çeviri Sorunları Özel Sayısı,
01.07.1978, s. 322, TDK.
4
Prof. Dr. Aral, V., Hukuk Felsefesinin Temel Sorunları, Filiz Kitabevi, 1992, İstanbul.
Saffet CAN makaleler
308TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
2. Unsurların bulunmaması
Madde 672. (1) 671. maddede yazılı unsurlardan birini içermeyen
senet aşağıdaki fıkralarda yazılı haller dışında poliçe sayılmaz.
(2) Vadesi gösterilmeyen poliçenin görüldüğünde ödenmesi şart
edilmiş sayılır.
(3) Ayrıca belirtilmiş olmadıkça muhatabın soyadı yanında gös-
terilen yer, ödeme yeri ve aynı zamanda da muhatabın yerleşim yeri
sayılır.
(4) Düzenlenme yeri gösterilmeyen poliçe, düzenleyenin soyadı
yanında gösterilen yerde düzenlenmiş sayılır.
II. Münferit Unsurlar
1. Düzenleyenin Aynı Zamanda Muhatap veya
Emrine Ödenecek Kişi Olması
Madde 673. (1) Poliçe bizzat düzenleyenin emrine yazılı olabileceği
gibi, bizzat düzenleyen üzerine veya bir üçüncü kişinin hesabına da
düzenlenebilir.
2. Adresli ve Yerleşim Yerli Poliçe
Madde 674–(1) Poliçe, bir üçüncü kişinin nezdinde, muhatabın
yerleşim yerinde veya başka bir yerde ödenmek üzere düzenlenebilir.
B. Kabul
3. Adresli ve Yerleşim Yerli Poliçe
Madde 697. (1) Düzenleyen, poliçede, ödemenin nezdinde yapı-
lacağı bir üçüncü kişiyi göstermeksizin, muhatabın yerleşim yerinden
başka bir yeri ödeme yeri olarak beyan etmişse, muhatap kabul şerhinde
bir üçüncü kişiyi gösterebilir. Aksi takdirde, muhatap, ödeme yerinde
poliçeyi bizzat ödemeyi taahhüt etmiş sayılır.
(2) Poliçenin bizzat muhatabın nezdinde ödenmesi şart kılınmışsa,
muhatap, kabul şerhinde ödemenin yapılacağı yer olmak üzere, ödeme
yerinde bulunan bir adresi gösterebilir.
makaleler Saffet CAN
309TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
Çeşitli Hükümler
D. Poliçeye İlişkin İşlemlerin Yapılacağı Yer
Madde 755. (1) Poliçeyi kabul veya ödeme için ibraz etmek, protesto
çekmek, poliçenin bir nüshasının verilmesini istemek gibi belirli bir kişi
nezdinde yapılacak olan bütün işlemlerin, bu kişinin ticaret yerinde ve
böyle bir yeri yoksa konutunda yapılması gerekir.
(2) Ticaret yeri veya konutun bulunduğu yer dikkatle araştırılır.
(3) Şu kadar ki; kolluktan veya yerel posta yönetiminden edinilen
bilgilerden bir sonuç çıkmadığı takdirde başka araştırmalar yapmaya
gerek yoktur.
Değerlendirmeler
A. Madde 671 Üzerine
1. Bu madde metninden önce, poliçe kurallarının daha iyi anlaşıl-
ması için kaynaktan daha geniş olarak açıklayıcı başlıklar kullanılmış
olması iyi bir düşünce ancak, “Poliçenin Düzenlenmesi ve Şekli” ara baş-
lığının hemen altına “Şekil” denmiş, oysa “poliçenin düzenlenmesi” kav-
ramı “şekli” de içeren bir kavramdır. Yalnızca “poliçenin düzenlenmesi”
dendikten sonra alttaki “Şekil” yeterlidir.
2. Kaynak metinde “ödeyecek olan kişinin” yerine “ödemeyi yapması
gereken kişinin” denmiştir. Çünkü poliçede “ödemeyi yapması gereken kişi”
ile “ödeyecek kişi”, ayrı kişiler olabilmektedir. Yine, “ödeme yeri” yerine
“ödemenin yapılması gereken yerin gösterilmesi” denmiştir. Kısaltılarak
yapılan bu çevirinin ne gibi yanlış anlaşılmalara neden olabileceği 697.
maddeye ilişkin olarak açıklanacaktır.
3. Ayrıca, “b” bendindeki “belirli bir bedelin ödenmesi” yerine kayna-
ğa da uygun olarak bent “belirli bir tutarın ödenmesine ilişkin kayıtsız ve
koşulsuz havaleyi” biçiminde olmalıydı.
B. Madde 672 Üzerine
1. Bu maddede “...muhatabın soyadı yanında gösterilen yer, ödeme yeri
ve aynı zamanda muhatabın yerleşim yeri sayılır.” biçimindeki anlatımda
Saffet CAN makaleler
310TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
geçen “yerleşim yeri” için kaynakta; “konutunun bulunduğu yer” denmiş,
“ödeme yeri” ise ödemenin yapılacağı kent veya kentin herhangi bir yer-
leşim alanı anlamına gelmektedir. Yönetim alanı sınırlaması kaynakta
yoktur.
5
“Yerleşim yeri”, Türk Medeni Kanunu’nda ikametgah karşılığı
olarak kullanıldığından bir kentin tamamının bir kişinin konutu olduğu
düşünülemez. Yazın dilinde “Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun” biçi-
minde anlatım yapılabilir ancak, bilim dilinde kavramlar açık ve kesin
anlatımlarla verilmelidir.
2. “Soyadı” sözcüğünün kullanılması eleştirilse de bu kaynağa uygun
bir öğedir.
6
Türkiye dışında, Avrupa’nın hemen tüm ülkelerinde kişiler
toplum içinde “soyadı” ile tanınır ve çağrılırlar. Bu ülkelerde imzalar da
kişinin “soyadı”nın özgün bir yazılış biçimi olmaktadır. Buna örnek ola-
rak, TC Merkez Bankası Başkanı Sayın Serdengeçti’nin banknotlarımız
üzerindeki imzası gösterilebilir. Bu örnek imzanın herhangi bir yerine
ayrıca ad ve/veya soyadının yazılmasının gereksizliği ortadadır. CBA
kuralları bu gerçeğe göre belirlendiğinden bizim de çoğunluğa uyma-
mız gerekmektedir. Tasarı’nın 671. maddesinin karşılığı olan maddeye
ilişkin olarak Fransa’da, kabul sırasında ödeyicinin atmış olduğu imza-
nın, poliçe düzenlenirken boş bırakılan ödeyici ad ve soyadı yerine de
geçtiği kabul edilmektedir.
7, 8
Bu Maddenin Kaynağa Uygun Türkçesi:
1. Öğelerin Bulunmaması
Madde 672. (1) 671. maddede yazılı öğelerden birini içermeyen senet
aşağıdaki fıkralarda belirtilen durumlar dışında poliçe sayılmaz.
(2) Vadesi gösterilmeyen poliçe, görüldüğünde ödenmesi gereken
bir poliçe sayılır.
5
Kaynaktan ayrı görüş için bkz., a) Prof. Dr. Öztan, F., Kıymetli Evrak Hukuku, s. 85,
Turhan Kitabevi, 2005, Ank.
b) Ülgen, Helvacı - Kendigelen, Kaya, Aşağıda a.g.e., sayfa 146, paragraf 217.
6
Bkz., Bahtiyar, M., Doç. Dr., “TTK Tasarısı’nın Dili...” Türkiye Barolar Birliği Dergisi,
S. 61, 2005, Ankara.
7
Bkz., Code de Commerce, Art. 110, Paris 7 févr. 1962, J. C. P. 1962. II. 12956, note Lescot.
Dalloz, 1993-94
8
Karşıt görüş için bkz., Prof. Dr. Öztan, F., a.g.e., s. 83.
makaleler Saffet CAN
311TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
(3) Ayrıca belirtilmiş olmadıkça ödeyicinin soyadı yanında gösteri-
len yer, ödeme yeri ve aynı zamanda ödeyicinin konutunun bulunduğu
yer sayılır.
(4) Düzenlenme yeri gösterilmeyen poliçe, düzenleyenin soyadı
yanında gösterilen yerde düzenlenmiş sayılır.
C. Madde 672 Üzerine
Kaynakta üç fıkra olarak verilen bu maddenin Tasarı’da tek fıkra
biçiminde düzenlenmiş olması Türkçemizin çok zengin bir anlatım gücü
olduğunun da bir kanıtıdır. Ne var ki kaynakta olmayan gereksiz söz-
cüklerin kullanılmaması uygun olurdu.
Bu Maddenin Kaynağa Uygun Türkçesi
II. Başka Öğeler
1. Düzenleyenin Aynı Zamanda Ödeyici veya
Emrine Ödenecek Kişi Olması
Madde 673. (1) Poliçe, düzenleyenin kendi emrine, kendisi üzerine
veya bir üçüncü kişi hesabına da düzenlenebilir.
Ç. Madde 674 Üzerine
1. Kaynağın gerekçesine göre; bu madde içeriğine “konutlu poliçe”
adlandırması konulmak istenmişse de bazı ülkelerde değişik tanımlan-
dığından bu adlandırmadan vazgeçilmiştir. Ancak Fransızca’nın o seç-
kin anlatımıyla olması gereken “konutlu poliçe” tanımı madde içeriğine
sanki gizlenmiştir. Bu ince düşünce İsviçreli hukukçuların gözünden
kaçmamış olacak ki bu ülke yasasında ilgili madde başlığına yalnızca
“konutlu poliçe” denmiştir. Gerek TTK 586. madde çevirisi, gerekse
Tasarı’daki çeviri irdelendiğinde, bu madde gerekçesinde “Adresli ve
ikametgahlı poliçe 6762 sayılı Kanun’da, kaynaktan tamamıyla farklı bir şekilde
düzenlenmişti. Bazı yorumlara göre kaynak ile aynı sonuçlara varılabilmesi
mümkündü. Ancak, hüküm tartışmalara ve görüş ayrılıklarına yol açıyordu.
674. maddede adresli ve yerleşim yerli poliçe kaynağa uygun hale getirilmiş-
tir.” denmiş olsa da, her ikisinde de kaynaktaki bu kuralın yeterince
Saffet CAN makaleler
312TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
anlaşılamadığı ortaya çıkmaktadır. “Poliçenin ödeneceği yerin muhatabın
ikametgahından başka bir mahal olacağını keşideci senette belirtirse bu yer ister
muhatabın ikametgahı ile aynı yerde, ister başka bir yerde olsun, ikametgahlı
poliçe söz konusudur.”
9
diyen bu açıklama ise kaynakta verilmek istenen
düşünceyi tam yansıtmaktadır .
10, 11
2. madde başlığında “Adresli ve yerleşim yerli poliçe” denmiş olsa da
içeriğinde “nezdindeli poliçe” denilebilecek yeni bir poliçe türü ile karşı
karşıya kalınacağı bir gerçektir. Günümüz Türkçe’sinde çok az kişinin
kullandığı “nezdinde”, Farsça kökenli “nezt” sözcüğüne “-inde” son eki
getirilerek oluşmuş bir sözcüktür. “Nezdinde”nin sözlük anlamı; “yanın-
da, fikrine göre”,
12
nezt için ise “yan, kat”
13
olarak verilmektedir. Madde
metninden poliçenin “bir üçüncü kişinin” katında mı, yoksa fikrine
göre mi ödenmek üzere düzenlenebileceği anlaşılamamaktadır. Bu tür
sözcüklerin, Tasarı’nın 755. ve TTK’nın 667. maddelerinde olduğu gibi
hangi anlamda kullanıldığı madde içinde açıkça belirtilmelidir. Bu son
maddelere göre “nezdinde” sözcüğünün “Ticaret yerinde veya konutunda”
anlamına geldiği anlaşılmaktadır. “Nezdinde” sözcüğü eğer Tasarı’nın
755. maddesinde verilen bu kavramların dışında bir kavramı veriyorsa,
madde metninden bu açıkça anlaşılmalıydı. Gerçekte, ticaret yerlerinin
de konut kavramı içinde olduğu düşünüldüğünde ‘nezdinde’nin kul-
lanılmasının bir gereği kalmamaktadır. Tasarı’nın 697. madde gerek-
çesinde “açıklığı ve kaynakla uyumu sağlamak amacıyla nezdinde kelimesi
eklenmiştir.” dense de kaynakta “nezdinde”nin kullanılmasını gerektiren
bir sözcük ya da kavram bulunmamaktadır. Bu sözcük kuralın açıklığını
değil, olsa olsa “lastikli” olmasını sağlar.
3. “TK adresli ve ikametgahlı poliçeyi kendine özgü, CYK (Tasarı’da
CBA)
14
m. 4 ile ve İsviçre BK’dan farklı ve kavramların evrensel anlamları
ile bağdaşmayan bir tarzda, kullanmıştır. Şöyle ki, TK m. 586, f.1 ‘Poliçenin
üçüncü şahsın ikametgahında ödenmesi şart koşulabilir’, diyerek keşideci tara-
9
Poroy, R., Prof. Dr. - Tekinalp, Ü., Prof. Dr., Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, Arıkan,
2005, İstanbul.
10
Ayrı görüş için bkz., Prof. Dr. Öztan, F., a.g.e., s. 86.
11
Ayrı görüş için bkz., Prof. Dr. Ülgen, Prof. Dr. Helvacı, Prof. Dr. Kendigelen, Doç.
Dr. Kaya, Kıymetli Evrak Hukuku, s. 83 - 84, 24 numaralı paragraf, Vedat Kitapçılık,
2006, İstanbul.
12
Av. Özcan, H., Ansiklopedik Hukuk Sözlüğü, Seçkin, 1985, Ankara.
13
Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, 1988, Ankara.
14
Yazarın notu.
makaleler Saffet CAN
313TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
fından keşide edilirken muhatabın ikametgahından başka bir yerde ödenmesi şart
koşulan ikametgahlı poliçeyi düzenledikten sonra aynı maddenin 2. fıkrasında
‘Bu üçüncü şahsın ikametgahı muhatabın ikametgahının bulunduğu yerde
(adresli poliçe) veya başka bir yerde (ikametgahlı poliçe) bulunabilir’ denmekte
ve adresli poliçe terimini ikametgahlı poliçenin bir türü olarak kullanmakta-
dır”
15
diyen bu açıklamaya katılmamak elde değildir. Ayrıca kaynağın
bu madde içeriğinde bulunmayan öğelerin ayraç içinde metnin içine
sokuşturulmuş olması çeviri biliminin kurallarına da uygun değildir.
4. Gerek Tasarıda, gerekse Türk Ticaret Kanunu’nda bu madde içe-
riğinde “yer” sözcüğü kullanılmıştır. Kaynakta ise “1. ilçe veya ilçeden
büyük yerleşim yeri, eşanlamlı şehir. 2. toplumbilim terimi, nüfusunun çoğu
ticaret, sanayi ya da hizmet alanında çalışan, tarımsal etkinliklerin olmadığı
yerleşim alanı”
16
diye tanımlanan “kent” sözcüğünün her iki anlamını
da kapsayan bir sözcük kullanılmıştır. Kaynak gerekçesine göre aynı
kentte birçok ödeme yeri bulunabileceğinden, kavram karışıklığına
neden olabileceği düşüncesiyle “yer” sözcüğünün burada kullanılması
uygun görülmemiştir.
Bu Maddenin Kaynağa Uygun Türkçesi
17
Konutlu Poliçe
Madde 674. Poliçe, ödeyicinin konutunun bulunduğu kentte ya
da başka bir kentte, bir üçüncü kişinin konutunda ödenmek üzere
düzenlenebilir.
D. Madde 697 Üzerine
1. Tasarı’da bu maddenin de başlığına “Adresli ve yerleşim yerli poli-
çe” denmiş. Sanki 674. maddenin özdeşi bir madde imiş gibi. Kaynak-
ta herhangi bir başlık bulunmamakta ancak İsviçre Borçlar Yasası’nın
15
Poroy - Tekinalp, a.g.e.
16
Bkz., Püsküllüoğlu - Arkadaş, Türkçe Sözlük, 2003, Ankara.
17
Fransızca ile ilgili ayrıntılı açıklamalar, bu dili bilmeyenler için sıkıcı olmaması
bakımından dip notlarda verilecektir.
Bu maddenin kaynağında “soit... soit...” sözcükleri kullanılmış, oysa Tasarı’ya
sanki Fransızca’sında “et... ou...” varmış gibi çevrilmiş, bunun sonucu olarak da söz-
dizimi (Fr. syntaxe) yanlışlığı yapılarak ilgili kuralın gerçek anlamı verilememiştir.
Saffet CAN makaleler
314TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
ilgili maddesinde “Ödeme yeri ve adresli poliçe” başlığı bulunmaktadır.
Kaynağın ilgili madde içeriği incelendiğinde, ödeme yeri belirtilip ya
da belirtilmiş sayılıp da Tasarı 674. (586)
18
madde kapsamında düzen-
lenmemiş, başka bir anlatımla “konutlu poliçe” olarak düzenlenmemiş
poliçelerin kabulünde ödeyicinin kullanabileceği seçeneklerin belir-
lendiği anlaşılmaktadır. “Adresli ve ikametgahlı poliçe... TK ödeme yerinin
muhatabın ikametgahından farklı bir yerde olabileceği kuralını genel bir hüküm
olarak getirmiş (TK m. 586), anılan hükümde bu iki poliçeyi tanımlamış, ay-
rıca 609. maddede de anılan poliçelerin hükümlerini düzenlemiştir.”
19
diyen
bu görüşe de tümüyle katılmak kaynağa göre olası değildir. Çünkü
kaynakta, Tasarı’nın 674. (586.) maddesinin karşılığı olan maddede
yalnızca konutlu poliçeye ilişkin kural bulunmasına karşın, 697. (609.)
maddesinin karşılığı olan maddenin birinci fıkrasında, yalnızca öde-
yicinin konutunun bulunduğu yer dışında bir yer, ödeme yeri olarak
belirtilip de konutunda ödemenin yapılması gereken bir üçüncü kişinin
belirtilmediği poliçeler için ödeyiciye kabulde bir seçenek getirilmiş,
ikinci fıkrasında ise ödeyicinin konutunda ödenmesi gereken poliçe
ödeyiciye sunulduğunda, kabul şerhinde ödeyicinin ne gibi seçeneği
olduğu belirtilmiştir. Başka bir anlatımla Tasarı’nın 697. (609.) maddesi
kaynakta, Tasarı’nın 674. (586.) maddesinin kaynaktaki ilgili maddesi
kapsamı dışında kalan poliçeler kabule sunulduğunda ödeyiciye, ka-
bul şerhinde bu son madde kuralına benzer biçimde poliçeyi yalnızca
konutlandırma (konutlu poliçeye dönüştürme) ve ayrıca “adresli poliçe”
seçeneği vermek amacıyla düzenlenmiştir. Kaynağın ilgili maddesine
göre Tasarı’nın 674. (586.) madde kapsamına giren poliçelerde ödeme
yeri ve ödemeyi gerçekleştirmesi gereken kişi bakımından bir sorun
bulunmamaktadır. Bu tür bir poliçe kabule sunulduğunda ödeyici bu
poliçeyi ya kabul eder, ya da reddeder, nihil est tertium.
20
2. Kaynakta birinci fıkra, ödeyicinin konutunun bulunduğu yer dı-
şında bir ödeme yeri belirtilmiş olup da “konutunda ödemenin yapılması
gereken” bir üçüncü kişinin belirtilmediği poliçe kabule sunulduğunda
ödeyiciye kabul şerhinde, ödeme yerinde ödemenin yapılması gereken
bir üçüncü kişinin konutunu gösterebilmesi olanağını vermektedir. Ta-
sarı’nın bu fıkrasındaki “bir üçüncü kişiyi gösterebilir” biçimindeki çeviri,
18
Tasarı maddesinin yanında ayraç içinde verilmiş numaralar TTK’nın ilgili maddesinin
numarası olacaktır.
19
Poroy - Tekinalp, a.g.e.
20
Latince olan bu sözün Türkçesi: Bir üçüncüsü yoktur.
makaleler Saffet CAN
315TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
kaynağa uygun olmayan, yanlış anlaşılmaya neden olabilecek bir anla-
tımdır. Kaynakta “Ödeme yerinde, konutunda ödemenin yapılması gereken
bir üçüncü kişiyi gösterebilir.” kavramını veren bir öğe kullanılmıştır.
21
Bu durumlarda herhangi bir üçüncü kişi gösterilemez.
3. İkinci fıkrada ise ödeyicinin konutunda ödenmesi gereken bir
poliçe kabule sunulduğunda ödeyiciye, kabul şerhinde kendi konutu-
nun bulunduğu yerde olan herhangi bir adresi gösterebilme olanağı
verilmektedir. Adresin (Fr. adresse) sözlükte “Bir kimsenin arandığı
zaman bulunabileceği, genellikle oturduğu yer; bir kuruluşun bulunduğu,
tanımlanabilir yer.”
22
olarak belirtildiği gerçeği karşısında; “muhatabın
yerleşim yeri, bürosu, sahibi olduğu şirketin adresi
23
muhatabın nezdi olarak
gösterilmiş olabilir. Tüm bu olasılıklarda muhatap ödeme yerini, mesela x
bankasının bir şubesini gösterebilmelidir” diyen Tasarı’nın ilgili madde
gerekçesine göre “nezdi” olarak sayılan yerler hem konut kavramı içinde,
hem de adres kavramı içindedir. Bu iki kavram arasındaki ayrım, tüzel
kişiliği olmayan yerlerin de adres kavramı içinde olmasıdır. Şurası da
var ki, ödeyicinin konutunda ödenmesi gereken poliçenin, Tasarı’nın
755. (667.) maddesi gereği ödeyicinin ticaret yerlerinde veya böyle bir
yeri yoksa oturduğu yerde kabule sunulması gerekmektedir. Kaynakta
ödeyicinin, ne herhangi bir bankanın herhangi bir şubesinin, ne de başka
herhangi bir üçüncü kişinin adresini göstermesini engelleyen bir öğe
bulunmamaktadır. Ayrıca kaynakta, “poliçenin bizzat muhatabın nezdinde
(veya ikametgahında) ödenmesi şart kılınmışsa” anlamına gelen ne bir öğe,
ne de bu kavramı verebilecek, ödeyiciyi sıkboğaz eden bir anlatım bu-
lunmadığı gibi buna da gerek yoktur. Ayrıca çeviride bu fıkraya “bizzat”
ve “ödemenin yapılacağı yer olmak üzere” biçiminde kaynakta olmayan iki
öğe eklenmiştir. Bir örnek, Tasarı 671 (583) kapsamında düzenlenmiş,
ödeyicinin konutunun bulunduğu yer (İstanbul), ödeme yeri olarak
gösterilmiş veya 672. (584.) madde üçüncü fıkrası gereği ödeyicinin
soyadının yanında bulunan yer (İstanbul), ödeme yeri, aynı zamanda
ödeyicinin konutunun bulunduğu yer sayılan biçiminde düzenlenmiş
bir poliçe, ödeyicinin konutunda ödenmesi gereken bir poliçedir. İşte
21
Kaynakta bu madenin birinci fıkrasında belirgin bir kavram yerine kullanılan
adılı bulunmaktadır. Oysa tasarıda bu adılın çevirisi olarak “bir üçüncü kişiyi” bi-
çiminde anlamı açık olmayan bir öğe kullanılmıştır. Fransızcada bu tür anlatımları
veren başka bir adıl kullanılmaktadır.
22
Püsküllüoğlu, a.g.e.
23
Tek kişilik ortaklık olmalı. (Yazarın notu).
Saffet CAN makaleler
316TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
bu tür poliçeler için getirilmiş bir kuraldır bu fıkra. Bu sonuç, hem
ödeyicinin poliçede ödemeyi yapması gereken kişi olmasından, hem
de Tasarı 697 (609), f. 1’in kaynaktaki zıt kavramından çıkmaktadır.
“Adresli poliçe ya poliçeyi keşide ederken keşidecinin
24
veya poliçe kabule
arz edildiğinde muhatabın kabul şerhinde ‘ödeme yerinde’, ödemenin fiilen
yapılacağı üçüncü bir kişinin adresini gösterdiği poliçedir... Gösterilen adre-
sin poliçede yazılı bulunan ‘ödeme yeri’nde bulunması gerekir”
25
diyen bu
tanım da kaynağa göre tümüyle kabul edilemez. Çünkü “adresli poliçe”
yalnızca kabul şerhinde gösterilen bir adres ile ortaya çıkabilmektedir.
Ayrıca, alıntıdaki bu son tümce, Tasarı’nın 671. (583) maddesinde “ödeme
yeri” diye kısaltılarak yapılan çevirinin nasıl yanlış anlaşılmaya neden
olduğunun açık bir kanıtıdır. “Muhatap bir poliçeyi adresli yapabilir, fakat
ikametgahlı poliçeye çeviremez.”
26
görüşü de kaynağa tam olarak uygun
değildir. Çünkü kaynağın ilgili maddesinde ödeyici, Tasarı’nın 697. (609)
maddesinin birinci fıkrasına göre ödeyicinin konutunun bulunduğu
yer dışında bir ödeme yeri gösterilip de ödemenin yapılması gereken
konutun gösterilmediği bir poliçeyi konutlu (ikametgahlı) poliçeye de
çevirebilmektedir. “İkinci örnek: Keşideci, muhatap (A)’nın ikametgahı ve
ödeme mahalli olarak ‘Nişantaşı, Ak Sokak No. 3, İstanbul’ yazmış, ancak
poliçeye ‘poliçe Maslak No. 45 İstanbul adresinde muhasebede ödenecektir’
kaydını koymuştur. Bu poliçe de adreslidir.”
27
Kaynağa göre bu görüş de
kabul edilemez. Çünkü düzenleyen poliçeye ödemenin yapılacağı bir
üçüncü kişinin konutunu adresiyle birlikte belirtmiştir. Başka bir an-
latımla; düzenleyenin poliçede, ödemeyi yapması gereken bir üçüncü
kişinin konutunu adresiyle birlikte göstermesi, o poliçeyi adresli değil,
konutlu poliçe konumuna getirir.
Bu Maddenin Kaynağa Uygun Türkçesi
28
Ödeme Yeri ve Adresli Poliçe
Madde 697. (1) Düzenleyen, poliçede, konutunda ödemenin yapıl-
ması gereken bir üçüncü kişiyi göstermeksizin, ödeyicinin konutunun
24
Benzer görüş için bkz., Ülgen, Helvacı - Kendigelen, Kaya, a.g.e., s. 84, 25 numaralı
paragraf.
25
Poroy - Tekinalp, a.g.e.
26
Poroy - Tekinalp, a.g.e.
27
Poroy - Tekinalp, a.g.e.
28
Kaynağın gerekçesinde “Bu madde metninde geçen ‘yer’ sözcüğünün kent anlamında
olduğu açıktır” denilmiştir.
makaleler Saffet CAN
317TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
bulunduğu yerden başka bir yeri ödeme yeri olarak belirtmişse; ödeyi-
ci kabul şerhinde, bu ödeme yerinde konutunda ödemenin yapılması
gereken bir üçüncü kişiyi gösterebilir. Yoksa, ödeyici ödeme yerinde
poliçeyi ödemeyi kendisi üstlenmiş sayılır.
(2) Poliçenin ödeyicinin konutunda ödenmesi gerekiyorsa, ödeyici
kabul şerhinde ödemenin yapılması gereken yerde bulunan bir adresi
gösterebilir.
E. Madde 755 Üzerine
Bu madde kaynağına uygun olarak düzenlenmişse de burada kulla-
nılan iki sözcük üzerinde durmak istiyorum. Bunlardan biri “nezdinde”
sözcüğüdür. Bu sözcük yerine, Kaşgarlı’nın “Divan”ında ve günümüz
Türkçe sözlüklerinde “nezt” karşılığı olarak geçen “kat” sözcüğü kulla-
nılmalıydı. Türkçe kökenli sözcüklerin anlamlarına işlerlik kazandırmak
varken, çok az kişinin bildiği yabancı kökenli sözcüklerin anlamlarına
dilimizde işlerlik kazandırma döneminin sona ermesi gerekirdi. İkincisi
ise,
Türkçemizin bilinçli işlenişinin en güzel örneklerinden biri olan
“konut”
29
sözcüğüdür. Bu sözcüğün anlam alanı “mesken”e sığmayacak
kadar geniştir. Tüzel kişiler de girer bu alana. Kısacası, dar gelir ona
“mesken”, sığmaz oraya o. Çeviri yaparken de burada, ona “bulunduğu
yer” diye bir ekleme yapılamazdı.
29
TTK’nın ilgili maddesinde “mesken” sözcüğü bulunmaktadır. Tasarı, “mesken” ye-
rine “konut” sözcüğünü kullanmayı uygun bulmuş demektir. Fransızca metinde
ise bu öğe yerine “demeure” sözcüğü vardır. Fransız hukukunda hem gerçek hem
de tüzel kişiler için “domicile” terimi kullanılmaktadır. “Domicile” hukuk terimi
olduktan sonra bu sözcük, hukuk sorunları dışında konuşma dilinde kullanılma-
maktadır. Bunun yerine Latince kökenli “demorare, demorari” eylemlerinin Fran-
sızca’da “demeure” olmuş biçiminden ad olarak türetilmiş, oturulan yer anlamına
gelen “demeure” sözcüğü yeğlenmektedir. Kaynağın Fransızca metninde “domicile”
kullanılsaydı anlatım bozulurdu. “Demeure” sözcüğü yerine Türkçe’de en uygun
sözcük, kullanılışına göre “oturulan yer” ya da “oturduğu yer” olmalıydı. Çünkü
sözlüklerde tüzel kişiler de “konut” kavramı içindedir. Hukuk bilimcilerin sözlük
bilimi uzmanlarının görüşlerine değer vermeleri gerekirdi. Fransızca olarak, “Deme-
ure: domicile, lieu où l’on habite” biçiminde tanımlanmaktadır. Bkz., Grand Larousse
Encyclopédique, 1961, Montrouge (Seine), France.
Saffet CAN makaleler
318TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
Bu Maddenin İsviçre Borçlar Yasası’nın İlgili 1084. Maddesine
Uygun Türkçesi
D. Poliçeye İlişkin İşlemlerin Yapılacağı Yer
Madde 755. (1) Poliçeyi kabul veya ödeme için sunmak, protesto
çekmek, poliçenin bir nüshasının verilmesini istemek gibi belirli bir kişi
katında yapılacak olan bütün işlemlerin, bu kişinin ticaret yerlerinde
veya böyle bir yeri yoksa oturduğu yerde yapılması gereklidir.
(2) Ticaret yerleri veya oturulan yer dikkatle araştırılır.
(3) Şu kadar ki; kolluktan ya da yerel posta yönetiminden edini-
len bilgilerden bir sonuç çıkmazsa başka araştırmalar yapmaya gerek
yoktur.
Sonuç Olarak
Avrupa Birliği’ne katılım sürecini yaşayan ülkemizde, Avrupa’nın
birçok ülkesinde kullanımı oldukça yaygın olan poliçe, sigorta poliçesi
olarak kullanılmaktan öteye gidememiştir. Bu ödeme aracının ileride
ülkemizde de kullanımının yaygın olabileceği düşünüldüğünde, po-
liçeye ilişkin bu uluslar arası kuralların tam olarak anlaşılması gereği
ortaya çıkmaktadır. Değerlendirme kapsamına alınan kurallar, bu amaca
yönelik olarak özenle seçilmişlerdir.
Cenevre Birlik Anlaşması’nın kambiyo senetlerine ilişkin kuralla-
rının yazıldığı Fransızca metin irdelendiğinde, bu kuralların bir deha
ürünü olduğu, kusursuz, ileri bir Fransızca ile yazıldığı anlaşılmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu’ndaki yukarıda adı geçen anlaşmadan alınan poli-
çeye ilişkin kuralların, aynı zamanda çok seçkin bir Alman hukukçusu
da olan Ernst E. Hirsch
30
tarafından 1951 yılında dilimize çevrildiği
bilinmektedir. Bu saygıdeğer kişinin dilimize Fransızcadan yanlış ak-
tarmaları olduğu gibi, diğer Alman hukukçularının da CBA’nın Fran-
sızca metnini yeterince anlayamamış olabileceklerini gözardı etmemek
gerekir. Bu bakımdan, “Alm. Kamb. SK’nın 27. maddesinin ikinci fıkrası
30
Çağdaş Türk hukukunun kurucuları arasında gösterilen bu kişinin yazdığı “Anıla-
rım” adlı yapıtını okumanızı önemle salık veririm. Bkz., Anılarım, Ernst E. Hirsch,
TÜBİTAK, Ankara.
makaleler Saffet CAN
319TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
da hükmümüzde olduğu gibi ‘muhatabın nezdinde’ demektedir” diyen, ilgili
madde gerekçesinde belirtildiği üzere “nezdinde” sözcüğünü kullanan
alman hukukçuların Fransızca’yı yeterince anlayamadıkları kanısında-
yım. Nitekim uluslar arası Cenevre Konferansının 14 Mayıs 1930 tarihli
oturumunda konferansın başkanı Limburg, Alman yetkili kurulun ko-
nutlu poliçeye ilişkin olarak CBA’nın 4. maddesi için yapmış olduğu
değişiklik önerisini tartışmaya açar. Bu öneri metninde bir üçüncü kişi
katında (nezdinde) ödenmek üzere düzenlenen poliçelerin ‘konutlu
poliçe’ olduğu belirtilmiş ve bu görüş Alman üye M. Quassowski tara-
fından savunulmuştur. Bunun üzerine söz alan Fransa Merkez Bankası
denetmeni ve konferansın teknik danışmanı M. Bouteron, Alman üyele-
rin sunduğu değişiklik önerisi metninin açıklığından kuşku duyduğunu
belirterek “O kişi poliçenin nasıl konutlandırılabileceğini anlamıyor” diye-
bilmiştir. Aradan yetmiş beş yıl geçtikten sonra Almanya’nın o zaman
kabul görmeyen bu değişiklik önerisinin Tasarı’nın 674. maddesinde
filizlenmiş olarak karşımıza çıkartılmış olması, kabul edilemezliğinin
yanı sıra üzücüdür de. Böylesine yetkin bir deha ürününden herhangi
bir öğenin alınıp bunun yerine başka bir öğe koymak, Mimar Sinan’ın bir
başyapıtından mermer bir sütunu alıp yerine ahşap bir direk koymaya
benzer. Uluslar arası bir anlaşma ile belirlenen kuralların değiştirilmesi
ancak benzer nitelikte bir anlaşma ile uygun olabilir düşüncesindeyim.
Gerek İsviçre Borçlar Yasası’nın (Code des Obligations), gerekse Fransız
Ticaret Yasası’nın (Code de Commerce) ilgili maddelerinde de “nezdin-
de” değil “konut” anlamını veren sözcük kullanılmıştır.
Çeviri bilimin kurallarına da aykırı olarak, metnin ötesinden beri-
sinden kırpıntılar ya da metne birtakım eklemeler yaparak ortaya çıkan
çevirinin ne gibi yanlış yorumlara neden olabileceğini, başkaca hiçbir
amaca yönelik olmaksızın yalnızca gözler önüne sermek bakımından,
yetişmemde payı olan çok saygıdeğer hukuk bilimcilerden alıntılar
yaptım.
Bir yasanın kusursuz bir dille yazılması demek; dilbilgisine göre
yalnızca özne, yüklem, tümleç gibi öğelerin tümce içinde yerli yerine
konularak o yasa kurallarının yazılması demek değildir. Aynı zaman-
da o kuralları en uygun sözcükler, terimler kullanarak açık ve yalın
bir anlatımla verebilmektir. Özenli bir annenin sokağa çıkmak isteyen
çocuğuna birkaç kez “sakın, sakın oğlum/kızım kendini kolla” biçiminde-
ki sözlerine ya da çok saygıdeğer yazarımız P. S.’nin on beş kuruşluk
Saffet CAN makaleler
320TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
uzun makalelerine
31
benzemez hukuk kuralları. Ta 1804 yılında 2281
maddeden oluşan Fransız Medeni Yasası’nı kusursuz bir Fransızca ile
yazma başarısı gösterenlerin en belirgin özelliği de budur.
İleri bir Fransızca ile yazılan CBA’nın kambiyo senetlerine ilişkin
tüm kurallarının, ileri bir Türkçe kullanılarak uyum, terim ve biçem (üs-
lup) birliğiyle Tasarı’da yeniden yazılması gerektiği kanısındayım.
32
31
Tanınmış yazarımız P. S. ilk makalelerini yayımlatmak üzere zamanında çok okunan
bir gazetenin sahibiyle iş görüşmesi yapmaktadır. Söz döner dolaşır ücrete gelir.
—Eğer uzun makale yazmamı isterseniz on beş, kısa makale yazmamı isterseniz
otuz kuruş alırım” der P. S.
Sonunda uzun makale yazıldığında on beş, kısa makale yazıldığında otuz kuruş
ödenmek üzere anlaşırlar.
32
Bu makalemin yazılmasında kullandığım kaynaklara erişimimi sağlayan Tasarı Ha-
zırlama Komisyonu Başkanı saygıdeğer hocam Prof. Dr. Ünal Tekinalp’e, İstanbul
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı’na, İstanbul Fransa Başkonsolosluğu’na ve
İsviçre Başkonsolosluğu’na sonsuz teşekkürlerimi iletirim.