Murat DÖNMEZ makaleler
226TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
İki veya daha fazla hakiki veya hükmi şahıs tarafından bir ticaret
unvanı altında kurulup, ortaklarının mesuliyeti koymayı taahhüt ettik-
leri sermaye ile mahdut ve esas sermayesi muayyen olan şirkete limited
şirket denir. (TTK m. 503)
Limited şirkette, her ortağın bir payı vardır. Payların birbirine eşit
olması zorunlu değildir. Şirket payını devir için bölme veya mirasın
bölüşülmesi hali dışında ortağın payı bölünmez bir bütündür. Ortak-
ların payları için kıymetli evrak niteliğini haiz pay senedi çıkarılamaz
(TTK m. 503/2). Limited şirkette, kıymetli evrak hükmünde pay senedi
olmadığından, ortaklık sıfatının ispatı sahip olduğu bütün payları gös-
teren ve ortağın adına düzenlenmiş olup, şirket müdürlerince imzalı
“ortaklık senedinin” ibrazı ile mümkündür.
1
Anonim şirketlerden farklı olarak limited şirketlerde esas sermaye
payı ile ortaklık (üyelik) hakkı bahşeden pay farklı kavramlardır. Li-
mited şirketlerde esas sermaye payı, ortağın ortaklığa koyacağı asgari
miktarını gösterir ve bu da nakitle ifade olunur. Limited şirkette anonim
şirkettekinin aksine, her ortak ancak bir paya sahip olabilir. Bu itibarla,
limited şirkette esas sermaye, pay ile değil, ortak sayısı ile bölünmek
esasına dayanır. Örneğin sermayesi 15.000 YTL olan bir limited şirkette,
(A)’nın sermaye miktarı 10.000 YTL, (B)’nin 4.000 YTL ve (C)’nin de
1.000 YTL ise, sermaye katılım payı (miktarı) değişik oy hakkı vermesine
rağmen, ortakların her birinin sermaye payı bir paydır. Değişik olan
LİMİTED ŞİRKETLERDE
HİSSE HACZİ
Murat DÖNMEZ
*
*
Avukat, İzmir Barosu.
1
Yılmaz, Z. Sanem, Sermaye Şirketlerinde Geçici Hukuki Korumalar, İzmir 2004.
makaleler Murat DÖNMEZ
227TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
sadece sermaye miktarıdır. Pay senetlerinde olduğu gibi sermaye payı
da nominal bir değer taşır. Ortaklık payı ise; her ortağın limited şirketin
sermayesi içindeki sermaye miktarının nominal değerini değil, şirketteki
hakların ve yükümlülüklerinin tamamını, yani yönetime, kara, tasfiye
mevcuduna katılmayı ifade eder.
2
Limited şirketlerde, şirket mukavelesinde aksine bir hüküm olma-
dıkça, her ortak şirketteki payını (hissesini) üçüncü şahsa devredebile-
ceğine (TTK m. 520) göre, kabili devir olan payın haczi de caizdir.
3
Türk Ticaret Kanunu’nun “Cebri icra” ana başlığı ve “şirketin feshini
ihbar ve infisahı” alt başlığını taşıyan 522. maddesinin 1. fıkrasında “Or-
taklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklı da aynı hakka sahiptir.“ de-
nilmek suretiyle ortaklardan birinin şahsi alacaklısının, ortağın limited
şirketteki payını (hissesini) haczettirebileceğini kabul etmiştir.
Limited şirketlerde ortaklardan birinin şahsi alacaklısı, alacağını
borçlu şirket ortağının şahsi mallarından veya şirket bilançosu gereğince
o ortağa düşecek kar payından karşılama yoluna gidebileceği gibi (TTK
m. 145/1-3), alacağını ortağın şirketteki payına da başvurarak (TTK m.
522) alabilir. Alacaklının bu yollardan istediğine başvurma hakkı vardır.
Yani kollektif şirketlerde olduğu gibi alacaklının önce borçlu ortağın
şahsi mallarına, sonra kar payına bunlar da alacağı karşılamıyorsa
tasfiye payına haciz koydurması zorunluluğu (TTK m. 191) limited
şirketlerde yoktur.
4
Ancak limited şirketin ortağının şahsi alacaklısı, ortağın şirketteki
payını haczettirebilmekle birlikte, TTK m. 523/2’de düzenlenen ve diğer
ortakların muvafakatini şart koşan istisnai hüküm dışında, haczedilen
payın, icra marifetiyle satışını gerçekleştirememektedir. Alacaklının
belirtilen istisnai hüküm dışında yapabileceği işlem, 522. madde ge-
reğince şirketin feshini talep etmek, alacaklının alacağı feshin tesciline
kadar ödenmez ise borçlu ortağa düşecek tasfiye payından alacağını
almak olacaktır.
Limited şirketlerin bir sermaye şirketi oluşu, şirketin ortakların-
dan ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunması, ticari hayatın ve bu hayat
2
Pulaşlı, Hasan, Şirketler Hukuku Temel Esaslar, Adana 2004, s. 433.
3
Muşul, Timuçin, İcra Ve İflas Hukuku-İcra Hukuku I, İstanbul 2001, s. 533.
4
Erdil, Engin, Limited Şirketlerde Ortaklıktan Çıkarılma, İstanbul 2004, s. 92.
Murat DÖNMEZ makaleler
228TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
içerisinde önemli bir yeri bulunan sermaye şirketlerinin devamı ve
istikrarı açısından, ortağın kişisel borcundan dolayı şirketteki payını
haczeden alacaklının payın icraen satışını gerçekleştiremeyip şirketin
feshini istemek durumunda bırakılmasının şirketlerin devamlılığı ve
ticari hayatın istikrarının korunmasına ilkesine ters düştüğü bu konuda
yapılacak yasal değişiklikler ile şirket ortağının şahsi borcundan dolayı
payını haczeden alacaklının icraen satışını mümkün kılan hükümlerin
getirilmesinin zorunlu olduğu tabiidir.
Yürürlükte olan yasal mevzuat çerçevesinde özellikle payın haczi
ve fesih ihbarı ile tasfiye prosedürünü inceleyelim.
PAYIN (HİSSENİN) HACZİ PROSEDÜRÜ
Borçlu ortağın şirketteki payının haczi, İcra ve İflas Kanunu’nun 94.
maddesine göre yapılır. Bu maddede ki şirket payından maksat, bir pay
senedine bağlı olmayan şirket paylarıdır. Borçlu ortağın şirketteki payı-
nın haczi işlemi İİK m. 89 hükmü gereğince şirkete haciz ihbarnamesi
5
ya da haciz müzekkeresi tebliğ edilmek suretiyle gerçekleştirilebilir.
Ancak, Yargıtay başka bir kararında, TTK m. 522/1’de ve İİK m. 89’da
yer alan açık hükme rağmen, ortaklık payının İİK’nın 89. maddesine
göre haczedilemeyeceğini belirtmiştir.
6
Haciz, TTK m. 519 uyarınca tu-
tulması zorunlu pay defterine işlenir. İİK m. 94’de düzenlenen anonim
şirketlerdeki çıplak hisse haczine ilişkin hükümlerin kıyasen limited
şirketteki payın haczi durumunda da uygulanması mümkündür. Bu
durumda haciz, şirket defterine işlenmemiş olsa bile şirkete tebliğ
tarihinde yapılmış sayılır. Haciz icra dairesi tarafından tescil edilmek
üzere Ticaret Sicili’ne bildirilir. Bu durumda haczedilen payın devri,
alacaklının haklarını ihlal ettiği oranda batıl sayılacaktır. Haczedilen
payın satışı da diğer bütün ortakların muvafakati olmak şartıyla (TTK
m. 523/2) taşınır malların satışı usulüne tabi olacaktır. Anlaşıldığı üzere,
burada icra mahkemesinin satışa karar vermesi şartı yani İİK m. 121’in
uygulanması zorunluluğu bulunmamaktadır.
7
5
Y. 12. HD, 24.01.1994 T. E. 247/K. 719 (UYAR, Talih, İcra Ve İflas Kanunu, İzmir 1996,
C.2, s. 2483-2484)
6
19. HD, 24.09.2001 T. 1947 E. 5801 K. (ERİŞ, Gönen, Ticari İşletme Ve Şirketler, Ankara
2004, C. 2, s. 2780)
7
Kuru, Baki - Arslan, Ramazan - Yılmaz, Ejder, İcra Ve İflas Hukuku Ders Kitabı, Ankara
2004, s. 356; Karşı görüş Eriş, Gönen, Ticari İşletme ve Şirketler, Ankara 2004, C. 2, s.
2775.
makaleler Murat DÖNMEZ
229TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
Borçlunun şirket payını haczeden icra dairesi, bu haczi, adresleri
bilinen üçüncü şahıslara yani burada şirkete ve diğer ortaklara bildirir
(m. 94/l). Bu bildiri ile, şirkete ve diğer ortaklara borçluya payı ile ilgili
olarak yapılacak bütün tebligatın bundan böyle icra dairesine yapılması
ve borçlunun muvafakatinin alınması gereken bütün müşterek tasarruf-
lar için bundan böyle borçlu ortak yerine icra dairesinin muvafakatinin
alınması gerektiği ihtar edilir. Böylece borçlunun tasfiye payı ve şirket
payı üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olduğu (m. 86) şirkete
ve bütün ortaklara bildirilmiş ve buna aykırı davranışlara karşı gerekli
muhafaza tedbirleri (m. 90) alınmış olur.
8
FESHİ İHBAR VE HUKUKİ SONUÇLARI
TTK m. 522/1 gereğince şirket ortaklarından birinin payını haczet-
tirmiş olan alacaklı en az altı ay önce ihbar etmek şartıyla şirketin feshini
talep edebilir. Ancak alacaklının şirketin feshini talep edebilmesi için
haczinin kesinleşmiş olması gerektiği de tabiidir.
Alacaklının feshi ihbarının limited ortaklığa değil, tüm ortaklara
ayrı ayrı yapılması gerekecektir. Zira; en az iki ortaktan müteşekkil olan
limited şirket, ortakların iradesi ile oluşmuştur. Bu iradeyi açıklayan
ortakların bilgisi dışında, ortaklık tüzel kişiliğine yapılan feshi ihbar ile
ortaklığın feshinin istenmesi, bazı durumlarda ortakların bilgisine ulaş-
mamış olabilir. Ayrıca aktif ve pasif temsil yetkisi olan müdürün veya
müdürlerin bu yetkisi, ortaklık sözleşmesinin konusu ile sınırlıdır. Bu
nedenle, limited şirketin feshi istemine ilişkin beyanı tebellüğ etmek, bu
temsil yetkisi dışında kalacağından, alacaklının feshi ihbarının limited
şirketin tüzel kişiliğine değil, tüm ortaklara ayrı ayrı tebliği gerekir.
9
Yargıtay da bir kararında, limited şirketlerde feshi ihbarın, bütün
ortaklara tebliğ edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
10
Limited şirketlerde feshi ihbar için kanunda özel bir şekil şartı geti-
rilmemiştir. Bu sebeple feshi ihbarın taahhütlü mektup adi mektup ya
da bir telgraf ile yapılabileceği yönündeki görüşe
11
katılmakla birlikte
8
Kuru, Baki - Arslan, Ramazan - Yılmaz, Ejder, a.g.e., s. 267.
9
Eriş, Gönen, a.g.e., s. 2776-2777
10
Y. 11 HD, 11.11.1999 T., 7070 E. / 9033 K. (Eriş, Gönen, a.g.e., s. 2779).
11
Eriş, Gönen, a.g.e., s. 2776.
Murat DÖNMEZ makaleler
230TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
feshi ihbarın özellikle ispat açısından noter kanalı ile yapılması, alacaklı
açısından kuşkusuz fayda sağlayacaktır.
Limited şirkete yapılan feshi ihbardan sonra şirketin münfesih
duruma yani kendiliğinden dağılmış sayılması halinin ortaya çıkma-
sı konusu öğretide tartışmalıdır. Bir görüşe göre, alacaklının yaptığı
feshi ihbardan sonra altı aylık süre içinde TTK m. 523’de belirtilen
seçeneklerden biri kullanılmadığı takdirde, sürenin sona erdiği tarihte
şirketin infisah edeceği ve ayrıca fesih davasının açılmasına gerek bu-
lunmadığıdır.
12
Uyuşmazlık halinde ise, ortaklığın dağılıp dağılmadığı
hususunun saptanması, ancak bir tespit davasıyla çözümlenir.
13
Bizim
de katıldığımız diğer bir görüşe göre ise, alacaklının yaptığı feshi ihbar
ortaklığın feshinin istenebilmesi için bir koşul olup, ortaklığın münfesih
duruma gelmiş sayılması için yeterli değildir. Bunun için alacaklının
feshi ihbardan sonra bir fesih davası açması gerekir. Bu fesih davasın-
da, davacı alacaklı olup davalı da limited ortaklık ile bu ortaklığın tüm
ortaklarıdır. Limited ortaklığın fesih davası, şirket merkezinin bulun-
duğu ticaret mahkemesinde açılır. Bu davadaki yetki kuralı kesin olup
mahkemece resen göz önünde tutulur.
14
Yargıtay da bir kararında feshi ihbardan sonra ortaklığın feshinin
dava edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
15
Diğer bir husus da feshi ihbarın tebliğinden sonra, bu talepten
rücu edilip edilemeyeceği hususudur. İnşai işlemler kural olarak geri
alınamaz ise de, altı aylık süre de sonuç alınamamış ise, ilgililerin izni
ile rücu olanaklıdır. Eğer, altı aylık süre dolmuşsa, feshi ihbardan rücu
olanaksız bulunmakla beraber, aşağıda da ayrıntılı olarak inceleyece-
ğimiz TTK’nın 523/1 maddesi uyarınca, limited şirket ile bu ortaklığın
ortaklarına, bu madde de sayılan hallerde fesih ve tasfiyeyi, tescil tari-
hine kadar önlemek olanağı vardır.
16
Limited şirketin feshi kararından sonra ise limited şirketin tasfiye
süreci başlayacaktır. Tasfiye sonucu borçlu ortağın hissesine düşecek
tasfiye payı, tasfiye memuru tarafından, şirketin feshini talep eden ala-
12
Poroy - Tekinalp - Çamoğlu, Ortaklıklar Ve Kooperatif Hukuku, İstanbul 2003, s. 894.
13
Arslanlı - Domaniç, Limited, s. 307 vd. (Eriş, Gönen, a.g.e., s. 2777).
14
Gönen, Eriş, a.g.e., s. 2777.
15
Y. 11. HD, 11.11.1999 T., E. 7070 / K. 9033 (Eriş, Gönen, a.g.e., s. 2779).
16
Gönen, Eriş, a.g.e., s. 2777.
makaleler Murat DÖNMEZ
231TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
caklının, borçlu ortak hakkında yaptığı icra takip dosyasına ödenmek
üzere İcra Müdürlüğü’ne gönderilecektir (m. 522/2).
TTK m. 523 gereğince infisahın tescilinden önce aşağıdaki şartlardan
birisi gerçekleştiği takdirde şirket ve fesih tasfiye olmaz. Bunlar;
1. Şirket veya ortaklar takibatta bulunan alacaklının haklarını
öderse,
2. Haczedilen payın icra dairesi marifetiyle ve açık artırma yolu
ile satılmasına ve pay kendisine ihale olunan kimsenin yeni bir ortak
olarak şirkete girmesine diğer bütün ortaklar muvafakat ederlerse,
3. Haczedilen pay, bütün ortaklarla ve icra dairesinin muvafa-
katiyle başka bir ortak veya üçüncü şahıs tarafından devralınırsa,
4. Esas sermayenin ekseriyetini temsil eden ortakların sayı iti-
bariyle ekseriyeti aleyhinde takip yapılan ortağın koymuş olduğu ser-
mayenin hakiki bedelini alarak şirketten çıkarılmasına karar verilmesi
halleridir.
TTK m. 523 son fıkrası gereğince pay bedelinin veya ödenecek
paranın icra dairesine verilmesi şarttır.
TTK m. 523’de düzenlenen ve şirketi fesihten kurtarma imkanı ve-
ren hükümler, madde 522 ile borçlu ortağın şahsi alacaklısına tanınan
şirketin feshini isteme hakkının, inhisarı ve mutlak bir hak olmadığı
sonucunu ortaya koymaktadır.
17
17
Y. TD, 15.04.1971 T., 3271 E., 3045 K.“...TTK’nın 551. maddesi hükmünde düzenlenmiş
olan limited şirketten çıkma ve çıkarılma hali hem ortağa ve hem de şirket ortağına
tanınmış bir haktır. Ancak, ortaklardan birinin iflası halinde, şirketin feshini isteme
hakkı iflas idaresine de tanınmıştır. Diğer taraftan, kanun, şirketin infisahını önleme
çaresini de 523. maddesi hükmünde göstermiş bulunmaktadır. TTK’nın 522. maddesi
hükmündeki şartlar yerine getirildiği takdirde şirketin fesih ve tasfiyesi önlenmiş
olur. Özellikle, TTK m. 523/b.4 hükmünde yer aldığı üzere, esas sermayenin ek-
seriyetini temsil eden ortakların sayı itibariyle ekseriyeti aleyhine takibat yapılan
ortağın şirkete koyduğu sermayenin hakiki bedelini alarak şirketten ihracına karar
verilmesi halinde, bu kararı veren limited şirket kendisinin infisahını önlemiş olur.
Binaenaleyh, iflas idaresine tanınan fesih hakkı inhisari ve mutlak bir hak değildir.
Diğer bir deyişle, bir ortak iflas ederse iflas idaresi bu yüzden şirketin feshini istediği
takdirde, şirket TTK’nın 523/b.4 hükmünü işletirse, o zaman, şirketin feshi cihetine
gidilmesi mümkün değildir...” (Erdil, Engin, a.g.e., s. 96).
Murat DÖNMEZ makaleler
232TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
Yukarıda belirttiğimiz ve TTK’nın 523. maddesinde düzenlenen ve
şirketin feshini önleyen hükümleri ayrıca inceleyecek olursak;
1. Şirket veya ortaklar takibatta bulunan alacaklının haklarını
öderse;
Ortağın takip konusu borcun tüm ferileriyle birlikte ilgili icra
dosyasına ödenmesi durumunda şirketin infisahı önlenmiş olur. İİK
m. 12 gereğince de icra dairesi, takip edilmekte olan bir para alacağına
mahsuben, üçüncü şahıs durumunda bulunan limited ortaklık tarafın-
dan yapılan ödemeleri kabule mecbur olup dosya borcunun tamamen
tüm ferileri ile birlikte ödenmesi durumunda, icra dosyasını infazen
işlemden kaldıracaktır.
2. Haczedilen payın icra dairesi marifetiyle ve açık artırma yolu
ile satılmasına ve pay kendisine ihale olunan kimsenin yeni bir ortak
olarak şirkete girmesine diğer bütün ortaklar muvafakat ederlerse;
Hacizli payın icra dairesi marifetiyle ve açık artırma yolu ile satılabil-
mesi için diğer bütün ortakların bu işleme ve ayrıca pay kendisine ihale
olunan kimsenin de şirkete yeni bir ortak olarak girmesine muvafakat
etmesi gerekmektedir. Diğer bütün ortaklar tarafından bu muvafakatin
verilmesi sonucu şirketin feshi önlenmiş olur.
Hacizli payın icra dairesi marifetiyle açık artırma yolu ile satışa
çıkarılmasında, satışa esas muhammen bedelin belirlenmesi ve bunun
için de payın, uzman bilirkişilerce tespiti yani kıymet takdirinin yaptırıl-
ması gerekecektir (İİK m. 87). Zira payın gerçek değerinin tespiti ancak
bu şekilde mümkündür. Hacizli payın gerçek değerinin belirlenmesi
için de öncelikle şirketin bir bütün olarak değerinin tespit edilmesi
gerekecektir.
Şirketin değerinin belirlenmesi süreci, genel olarak şirketin bilan-
çosunda yer alan her kalemin ayrı ayrı değerinin belirlenerek şirketin
toplam değerine ulaşılmasını içerir. Şirketin değerinin belirlenmesi,
şirketin, varlıkları, borçları ve öz kaynaklarının tümü ile değerlendi-
rilmesini gerektirir. Değerleme sürecinde şirketin bilançosundaki her
kalemin kendine özgü piyasa özelliklerine sahip olması sebebiyle, bu
kalemler değerlenirken bu farklı piyasa koşullarının dikkate alınarak
şirketin bütün olarak değerinin belirlenmesi gerekir. Çünkü bilanço
makaleler Murat DÖNMEZ
233TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
kalemleri şirketin bilançosunda maliyet değeriyle yer almaktadır.
18
Zira
Türk Ticaret Kanunu’nda da asgari kıymet prensibi esastır.
Gerçek değer, good-will
19
ve gizli yedek akçeler
20
de dahil olmak
üzere limited şirketin bütün aktif ve pasifleri değerlendirilerek hesap-
lanır. Aktifler ara bilançoya muhtemel satış değerleri ile konulur.
21
3. Haczedilen pay, bütün ortaklarla ve icra dairesinin muvafa-
katiyle başka bir ortak veya üçüncü şahıs tarafından devralınırsa;
Haczedilen payın, bütün ortaklarla ve icra dairesinin izniyle başka
bir ortak ya da üçüncü şahıs tarafından devralınması durumunda da
şirketin feshi önlenmiş olur. Devir işleminin gerçekleştirilebilmesi için
kanunda alacaklının muvafakati aranmamıştır. Ancak alacaklının devir
işlemine muvafakati gerekmemekle birlikte, hacizli ve devre konu payın
değer tespitinde alacaklının borcu tahsil etme anlamında bir zararının
mevcudiyeti gerçekleşirse, bu durumda alacaklının değer tespitine
ilişkin işleme karşı şikayet hakkı söz konusu olacaktır.
Kanun’da açıklık bulunmamakla beraber kanımızca, ortaklıktan çı-
karma (m. 523/4) halinden farklı olarak, payın devrinde, payın değer
tespiti, haczi uygulayan icra dairesi tarafından tayin edilen bilirkişiler
aracılığı ile gerçekleştirilecektir. Kıymet takdirine yönelik bu işlemin
ilgililere tebliğ edilmesi sonucu ilgililerin kıymet takdirine karşı İİK
m. 16 gereğince yedi günlük süre içerisinde icra mahkemesine şikayet
hakkı söz konusu olacaktır.
İcra dairesinin devir işlemine izin vermemesi durumunda da, bu
karar aleyhine yine ilgililerin İİK m. 16 gereğince İcra Mahkemesi’ne
şikayet hakkı söz konusu olacaktır. Borçlu ortak ile devir alacak olan
yeni ortak arasındaki devir işleminin de TTK’nın 520. maddesinde ön-
görülen kurala göre gerçekleştirilmesi de gerekecektir.
22
18
Çelik, Orhan, Şirket Birleşmeleri Ve Birleşmelerde Şirket Değerlemesi, Ankara 1999, s. 79.
19
Ticaret yerinin müşteri, mevki, itibar ve sair gayri maddi unsurları (Tuğlacı, Pars,
İngilizce-Türkçe İktisadi Hukuki Terimler Sözlüğü, İstanbul 1996, s. 229).
20
Firmalarda iktisadi varlıklarının düşük, borçların fazla değerlendirilmesi sonucu
yaratılan, fakat öz sermayenin bir unsuru olarak bilançoda gözükmeyen, bilançonun
aktif ve pasif pozisyonları içinde saklanan fazlalıktır. Diğer bir deyişle gizli yedek
akçe, firmanın gerçek öz sermayesi ile bilançosunda görülen öz sermayesi arasındaki
farktır. (Akgüç, Öztin, Kredi Taleplerinin Değerlendirilmesi, İstanbul 1991, s. 61).
21
Poroy – Tekinalp - Çamoğlu, a.g.e., s. 892.
22
Eriş, Gönen, a.g.e., s. 2783.
Murat DÖNMEZ makaleler
234TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
TTK m. 520’ye göre devir işleminin geçerli olabilmesi için yukarıda
belirtilen bütün ortakların ve icra dairesinin izni dışında, devrin pay
defterine işlenmesi ve payın devri hakkındaki mukavele yazılı şekilde
yapılmış ve imzası noterlikçe tasdik ettirilmiş olması gerekmektedir.
520. madde de devir işleminin gerçekleşebilmesi için ortaklardan en
az dörtte üçünün muvafakat etmesi yeterli iken m. 523/3 hükmüne göre
ise ortakların tamamının ve icra dairesinin devir işlemine muvafakat
etmesi şartı aranmıştır.
4. Esas sermayenin ekseriyetini temsil eden ortakların sayı itiba-
riyle ekseriyeti aleyhinde takip yapılan ortağın koymuş olduğu serma-
yenin hakiki bedelini alarak şirketten çıkarılmasına karar verilmesi;
Limited şirketin borçlu ortağının, bu ortaklıktan çıkarılması hali de
ayrı bir tasfiyeyi önleme nedenidir. Bu halde, ortağın tasfiyeye ilişkin
gerçek payı hesap edilerek icra dairesine ödenmek suretiyle şirketin
infisahının önlenmesi mümkündür.
23
İnfisahın önlenmesi için m. 523’ün
son fıkrası gereğince, takibe konu alacağın miktarının pay bedelinden
daha fazla olması durumunda pay bedelinin tamamının ve pay bedeli,
alacak tutarından daha fazla ise bu durumda alacak miktarının tüm
ferileri ile birlikte yani işlemiş faizler, takip masrafları ve ücreti vekalet
ile birlikte icra dairesine verilmesi şarttır.
TTK m. 523/4’de düzenlenen halde, yukarıda da belirtildiği üzere,
m. 523/3’deki payın devrine ilişkin durumdan farklı olarak, burada,
hacizli payın değeri icra dairesi tarafından değil, şirket tarafından
belirlenecektir. Değer tespit tarihi de çıkarma kararının verildiği tarih
olacaktır. Ortaklık tarafından tespit edilen bu değerin -özellikle borç
miktarını karşılamaması durumunda- alacaklı tarafından kabul görme-
mesi nedeniyle, alacaklının ayrı bir dava açarak, hacizli payın değerini
tespit ettirmesi mümkündür.
24
23
Y. TD, 23.09.1966 T., E. 3578 / K. 3703 “... Ortaklardan birinin, ortaklık payını haciz
ettiren alacaklının, TTK’nın 522. maddesine dayanarak, limited ortaklığın feshini iste-
mek hakkı vardır. Buna karşı, aynı Kanun’un 523. maddesinde yazılı şartlar dairesinde
payı haciz edilen ortağın şirketten çıkarılmasına karar verilmek suretiyle şirketin fesih
ve tasfiyesi önlenebilir. Ancak, bu takdirde ortaklıktan çıkarılmasına karar verilen
ortağa ait pay bedelinin iflas idaresine veya icra dairesine verilmesi, TTK’nın 523.
maddesinin son fıkrası gereğince şarttır...” (Eriş, Gönen, a.g.e., s. 2784-2785)
24
Y. 11. HD, 17.04.2003 T., E. 11341 / K. 3922 - “... Davacı vekili, müvekkilinin dava
dışı E.Y.’den alacaklı olduğunu, bu borçlunun, davalı ortaklıktaki payına haciz ko-
nulduğunu, davalı ortaklığın, hacizli payın mahkeme aracılığıyla değerinin tespit ve
makaleler Murat DÖNMEZ
235TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
TTK m. 523/4 hükmüne göre borçlu ortak, ortaklığın vereceği bir
karar ile çıkarılır. Karar nisabı, esas sermayenin çoğunluğunu temsil
eden ortakların sayı itibariyle çoğunluğu ile sağlanır. TTK m. 551/3’te
öngörülen haklı sebeplerle ortaklıktan çıkarılmadan farklı olarak, TTK
m. 523/4 hükmünde öngörülen infisahı önlemek için ortaklıktan çıkar-
tılmada, başka bir çıkarılma hali olan sermaye payını ödemede temerrüt
nedeniyle ortaklıktan çıkartılma halinde olduğu gibi (TTK m. 529) ortak
“kararla” yani ortaklar genel kurulunun aldığı kararla şirketten çıkarılır.
Mahkemeye müracaat edilmez. Ancak karar nisabı TTK m. 551/3’te gi-
bidir. Yani, ortakların sermaye payının gerçek değerini ödeyerek borçlu
ortağı şirketten çıkarabilmeleri için, esas sermayenin ekseriyetinin yani
yarısından fazlasını temsil eden ortakların sayı itibariyle ekseriyetinin
çıkarılma hususunda karar vermeleri gerekir.
25
Sonuç olarak; limited şirket ortağının şahsi alacaklısı, borçlu ortağa
karşı haciz yolu ile takibe girişip; borçlu ortağın limited şirketteki payı-
nın haciz ettirip, en az altı ay önce ihbar etmek şartıyla şirketin feshini
isteyebilir (TTK m. 522/1). Böyle bir ihbar sonunda TTK m. 523’deki
imkanlar kullanılmadığı ve mahkemece şirketin feshine karar verildiği
takdirde, şirketin tasfiye süreci başlayacaktır. Tasfiye memurları da,
aleyhine takip yapılan ortağa düşen tasfiye payını icra dairesine vermek
zorundadır. (TTK m. 522/2).
karşılığının icra dosyasına yatırıldığını, bu bedeli kabul etmediklerini ileri sürerek,
gerçek bedelin tespitini ve davalı limited ortaklıkta, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; iddia ve savunma ile toplanan delillere göre, davalı limited ortaklığın
özvarlığının yitirilmesi nedeniyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı şirket hissedarı dava dışı E. Y’nin sermayesinin hakiki bedelinin
tespiti işlemine ilişkindir. Dosyada mevcut Üçüncü Asliye Ticaret Mahkemesi’ne ait
dosyada bulunan 03.04.2000 tarihli üç kişilik bilirkişi heyetince hazırlanan raporda
davalı şirketin 29.02.2000 tarihi itibariyle özvarlığı hesaplanarak dava dışı hissedar
E.Y’nin payı net olarak 1.100.000.000 TL olarak tespit edilmiş ve anılan mahkemece
05.04.2000 tarihinde bu bilirkişi raporuna göre tespit kararı verilmiştir. Dava dışı
E.Y’nin davacı tarafından açılmış bulunan bu davada ise üç kişilik bilirkişi heyetince
hazırlanan 15.08.2001 tarihli raporda 29.02.2000 tarihi itibariyle yapılan hesaplamalar
sonucu davalı şirketin özvarlığını yitirmiş olduğu belirlenmiştir. Anılan şirketin her
iki bilirkişi heyetince de 29.02.2000 tarihi esas alınarak yapılan özvarlık hesaplama-
sında farklı sonuçlara ulaşmaları nedeniyle iki çelişkili rapor oluşturduğundan ve
davacı vekilince de bilirkişi raporuna itiraz edildiğinden, mahkemece yapılacak iş,
raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesini temin için üç kişilik bilirkişi heyetinden
yeni bir rapor alınması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi
doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. (Eriş, Gönen,
a.g.e., s. 2781-2782).
25
Erdil, Engin, a.g.e., s. 97.
Murat DÖNMEZ makaleler
236TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
Limited şirketlerin tasfiyesi, anonim şirketlerin tasfiyesini düzen-
leyen hükümlere göre yapılacaktır. (TTK m. 552, m. 447) Türk Ticaret
Kanunu’nun 552. maddesi “Anonim şirketin tasfiye memurlarının tayin ve
azilleri, tasfiyenin icrası, ticaret sicilindeki kaydın silinmesi ve ticari defterle-
rin saklanması hakkındaki hükümleri limited şirketlerde dahi kabul olunur”
demektedir. Bu hüküm gereğince, anonim şirketin tasfiyesine yönelik
işlem ve prosedür limited şirketlerin tasfiyesinde de geçerli olacaktır.
KAYNAKÇA
Akgüç, Öztin, Kredi Taleplerinin Değerlendirilmesi, 5. Bası, İstanbul 2001.
Arslan, İbrahim, Şirketler Hukuku Bilgisi, 2004.
Aslan, İ. Yılmaz - Şenyüz, Doğan - Ergün, Mevci, İşletme Hukuku, Bursa 2005.
Ayhan, Rıza, Limited Şirketlerde Ortakların Sorumluluğu, İstanbul 1992.
Bahtiyar, Mehmet, Ortaklıklar Hukuku, İstanbul 2005.
Başöz, Lütfü - Çakmakcı, Ramazan, İcra Ve İflas Kanunu, İstanbul 2003.
Çelik, Orhan, Şirket Birleşmeleri Ve Birleşmelerde Şirket Değerlemesi, Ankara 1999.
Çevik, Orhan Nuri, Türk Ticaret Kanunu, Ankara 1985.
Deryal, Yahya, Ticaret Hukuku, Trabzon 2004.
Erdil, Engin, Limited Şirketlerde Ortaklıktan Çıkarılma, İstanbul 2004.
Eriş, Gönen, Ticari İşletme ve Şirketler, C. 2, Ankara 2004.
Erturgut, Mine, İcra ve İflas Hukukunda Menkullerin Paraya Çevrilmesi, Ankara 2000.
İpekçi, Nizam, İcra Ve İflas Kanunu’nun Tatbikatı (Şerh), Ankara 2001.
Kayıhan, Şaban, Ticaret Hukuku, Sakarya 2003.
Korkusuz, Refik, İcra Hukuku Ve Uygulaması, Ankara 2004.
Kuru, Baki - Arslan, Ramazan - Yılmaz, Ejder, İcra Ve İflas Hukuku Ders Kitabı, Ankara
2004.
Musul, Timuçin, İcra Ve İflas Hukuku-icra Hukuku I, İstanbul 2001.
Özkan, Hasan, İcra Ve İflas Davaları Tatbikatı, Ankara 1999.
Öztan, Fırat, Notlu-Sistematik Türk Ticaret Kanunu, Ankara 1986.
Pekcanıtez, Hakan - Atalay, Oğuz - Sungurtekinözkan, Meral - Özekes, Muhammet;
İcra Ve İflas Hukuku, Ankara 2004.
Poroy, Reha - Tekinalp, Ünal - Ersin, Çamoğlu, Ortaklıklar Ve Kooperatif Hukuku, İstan-
bul 2003.
Pulaşlı, Hasan, Şirketler Hukuku Temel Esaslar, Adana 2004.
Tuğlacı, Pars, İngilizce-Türkçe İktisadi Ticari Hukuki Terimler Sözlüğü, İstanbul 1996.
Uyar, Talih, Gerekçeli-Notlu-İçtihatlı İcra Ve İflas Kanunu, C. 2, İzmir 1996.
Yılmaz, Z. Sanem, Sermaye Şirketlerinde Geçici Hukuki Korumalar, İzmir 2004.