Mehmet DEMİR makaleler
292TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
I. Genel Olarak
Türk evlilik ve mal rejimleri hukukunda, eşler arasındaki malvarlık-
sal ilişkilerin en önemli kesitini oluşturan yasal ve seçimlik mal rejimleri
konusu, yasa koyucu tarafından evliliğin özel mali hükümleri arasında
ayrıca ele alınmaktadır. Nitekim, 4721 sayılı yeni Türk Medeni Kanu-
nu’nun pozitif sistemi incelendiğinde, eşlerin, evlilik birliği sürecinde
gerek kişisel malları gerekse edinilmiş malları ile ilgili olarak hak, yetki
ve yükümlülüklerin “Eşler Arasındaki Mal Rejimi” (TMK m. 202 vd.) üst
başlığı altında yasal kurallarla ayrıntılı biçimde düzenlendiği görül-
mektedir. Mevcut bu yasal düzenlemeye göre, eşlerin, yasal çerçeve
içerisinde kalarak seçtikleri ya da yasa gereği tabi oldukları mal rejimine
özgü temel kural ve ilkeler nedeniyle, yapacakları hukuksal işlemlere
farklı sonuçlar bağlanmaktadır. Bu bağlamda, eşler, yasal istisnalar dı-
şında, sahip oldukları işlem serbestisi doğrultusunda, diğer eşle veya
üçüncü kişilerle malvarlıklarını ilgilendiren her türlü hukuksal işlemi
yapabilmektedirler (TMK m. 193).
4721 sayılı yeni Türk Medeni Kanunu (TMK),
1
eşler arasındaki mal
rejimlerini beş ayırımdan oluşan dördüncü bölümünde ayrıntılı bir bi-
çimde düzenlemiştir. Bu yeni düzenleme içerisinde, kaynak İsviçre Me-
TÜRK MEDENİ KANUNU’NA GÖRE
EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİNDE
DEĞER ARTIŞ PAYI VE
DENKLEŞTİRME ALACAĞI
Doç. Dr. Mehmet DEMİR
*
*
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi.
1
01.01.2002 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Türk Medenî Kanunu’nun metni için
bkz., 08.12.2001 tarihli ve 24607 sayılı Resmî Gazete. Ayrıca, TMK’nın Genel Gerek-
çesi-Madde Gerekçeleri-Kavram Arama Cetvelleri ve Adalet Komisyonu Raporu
için bkz., ve krş., Öztan, B., TMK (Türk Medeni Kanunu), Türk Medeni Kanunu’nun
Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, 4. Baskı, Ankara 2004; Gençcan, Ömer
U., 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Bilimsel Açıklama, İçtihatlar-İlgili Mevzuat, Madde
1-351, Ankara 2004, 1188 vd.
makaleler Mehmet DEMİR
293TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
deni Kanunu’nda olduğu gibi, yasal mal rejimi olarak “Edinilmiş Mallara
Katılma” (Errungenschaftsbeteiligung) rejimi kabul edilmiştir.
2
Eşler, evlenmeden önce veya sonra, belli şekillere uyulmak suretiyle
aralarında bir seçimlik mal rejimi sözleşmesi yapmamışlarsa, aralarında
yasa gereği edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. TMK seçimlik
mal rejimleri olarak üç tür öngörmüştür: Mal ayrılığı, paylaşmalı mal
ayrılığı ve mal ortaklığı. Pratikte, eşler tarafından bu sayılan seçimlik
rejimlerden birisinin çoğu kez seçilmemesi nedeniyle, yasal rejim olan
edinilmiş mallara katılmaya ilişkin temel ilke ve kuralların önemi daha
çok ortaya çıkmaktadır. Özellikle, bu rejimin eşlerden birinin ölümü,
evliliğin iptali, butlanı kararı ya da boşanma gibi bir nedenle son bul-
ması üzerine, tasfiye aşamasında eşlerin katılma payının belirlenmesin-
de artık (net) değer hesabını düzenleyen kurallar oldukça önem taşır.
Zira, eşlerden her birinin evlilik süresince emek karşılığı edindikleri
mallardan oluşan edinilmiş malları üzerinde diğer eşin yarı oranındaki
yasal katılma alacağının miktar olarak belirlenmesi, rejimin tasfiyesini
ilgilendiren en önemli sorunlardandır.
3
Bu makalede, yasal mal rejiminin tasfiyesi işlemleri bağlamında,
her bir eşin artık (net) edinilmiş malının saptanması ve bir eşin katılma
alacağının belirlenmesinde eşlerin artık değere katılma hakkını doğru-
dan ilgilendiren pasif unsurlar olarak değer artış payı (TMK m. 227) ve
denkleştirme (TMK m. 230) alacağı kavramları üzerinde durulmaktadır.
Bununla ilgili yasal düzenleme gereği, artık değer hesabı, edinilmiş mal
grubuna giren aktif unsurlardan (tasfiye sırasında mevcut edinilmiş mal-
lar + eklenecek değerler + kişisel mala giden edinilmiş mal karşılıkları)
pasif unsurlar çıkarılmak suretiyle yapılır. Yine, artık değer hesabında,
bir eşin edinilmiş mallarındaki en önemli pasif unsuru, diğer eşin Değer
Artış Payı Alacağı (Mehrwertanteilforderung) oluşturmaktadır. Ayrıca,
bir eş, kendi kişisel mallarına ilişkin bir borcunu edinilmiş mallarından
ya da edinilmiş mallarına ilişkin borcunu kişisel mallarından ödenmişse
2
Türk Medenî Hukuku’nda katılma rejiminin ilkeleri, süresi, mal türleri, tasfiyesi ile
katılma alacağı konularında ayrıntılı bilgi için bkz., Kılıçoğlu, Ahmet M., Edinilmiş
Mallara Katılma Rejimi, Genişletilmiş 2. Baskı, Ankara 2002; Öztan, B., Aile Hukuku,
5. Baskı, Ankara 2004, 249 vd.; Özuğur, Ali İhsan, Mal Rejimleri, Genişletilmiş 2.
Baskı, Ankara 2004, 35 vd.; Dural, M-Öğüz, T-Gümüş, A., Türk Özel Hukuku, C. III,
Aile Hukuku, İstanbul 2005, 320 vd.; Zeytin, Z., Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve
Tasfiyesi, Ankara 2005, 73 vd. özellikle, 85 vd.
3
Daha geniş olarak bkz., Zeytin, 91 vd.
Mehmet DEMİR makaleler
294TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
(kısaca, kişisel ya da edinilmiş mala giden edinilmiş ya da kişisel malın
karşılıkları), hakkaniyetin bir gereği olarak, yapılan bu ödemeler kar-
şılığında tasfiyede bir denkleştirme alacağına (Ersatz- oder Ausgleic-
hungsforderung) sahiptir.
Aşağıda, öncelikle, her iki alacağın hukuksal niteliği ortaya kon-
duktan sonra, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi sürecinde
önem taşıyan bu konuya ilişkin olarak, karşılaştırmalı bir biçimde, Türk
Medeni Kanunu’ndaki mevcut yasal düzenlemelerin anlamı, amacı ve
uygulanma koşulları ile sonuçları üzerinde durulmaktadır.
II. Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin
Tasfiyesi Sürecinde Katılma Alacağının Belirlenmesi
Edinilmiş mallara katılma rejimi,
4
eşlerden birinin ölümü veya başka
bir mal rejimini seçmeleri şeklinde son bulabileceği gibi; mahkeme tara-
fından, evliliğin iptali veya boşanma kararı veya haklı sebeplerden birine
dayanarak olağanüstü mal rejimine geçiş kararı verilmesi sonucunda
da sona erebilir. Her iki sona erme halinde de, yasal mal rejimi, ilgili
davanın açıldığı tarihten itibaren geçerli olmak üzere sona ermektedir
(TMK m. 225).
Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde,
5
Alman hukukun-
daki hesaplamadan farklılık vardır. Alman hukukunda eşlerin rejimin
başlangıç ve sonu anları itibariyle malvarlıkları ayrı ayrı hesaplanır.
6
Oysa, bundan farklı olarak, İsviçre-Türk hukuklarında her bir eşin edi-
nilmiş (Errungenschaf-) ve kişisel malları (Eigengut) iki ayrı mal kesimi
olarak yasal kurallar çerçevesinde belirlenir. Bu belirlemede, bir eşin,
4
Rejimi sona erdiren nedenler ve özellikle de tasfiyenin amacı ile düzeni konusunda
bkz., Gençcan, Ömer U., 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununa Göre Mal Rejimine İlişkin
Genel Hükümler ve Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi, Ankara 2002; Zeytin, 181 vd.
5
Katılma rejiminin tasfiyesi süreci ve özellikle artık (net) değer hesabı, esasen dört
önemli aşamadan oluşur. Bunlar: 1- Her bir eşe ait malvarlıklarının edinilmiş-kişisel
mal grubu olarak belirlenmesi, 2- Ekleme ve çıkarmalar sonucu edinilmiş malların
artık (net) değerinin hesabı, 3- Yine, edinilmiş malların değeri üzerinden değer artış
payı ve denkleştirme alacağı dikkate alınarak yapılan hesaplar sonucunda katılma
alacağının belirlenmesi, 4- En son aşamada ise, tasfiye sonucu ortaya çıkan katılma
alacağı taleplerinin, yasal takas işlemi de yapıldıktan sonra yerine getirilmesi. Bu
aşamalar hakkında daha geniş olarak bkz., Öztan, 293 vd.; Kılıçoğlu, 230 vd.; Özuğur,
50–51; Zeytin, 182 vd.
6
Acabey, M. Beşir, Evlilik Birliğinde Yasal Mal Rejimi, İzmir 1998, 131. Özellikle, mül-
kiyet durumu ve kişisel mallar-edinilmiş mallar ayrımı konusu için 132 vd.
makaleler Mehmet DEMİR
295TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
üzerinde yasal katılma alacağına sahip olduğu diğer eşe ait net (artık)
edinilmiş mal değeri eklenecek aktif değerler eklendikten sonra, bundan
pasifler çıkartılır. Pasiflerin çıkarılması ise, eşler arasında değer artış
payı ve denkleştirme alacakları ile borçlar ve varsa karşılıklı alacakların
yasa gereği takas ve mahsup edilme işlemlerini kapsar.
Katılma rejiminin sona erme üzerine yasa gereği tasfiye işlemleri
süreci başlar. Tasfiye sürecinin başlatılmasıyla birlikte, ilk olarak, rejime
konu malların değerlerinin belirlenmesi gerekir. Kural olarak, mallar,
tasfiye anındaki sürüm (rayiç) değerleri üzerinden hesap edilmektedir.
Ancak, TMK m. 229 hükmünde iki bent halinde gösterilen istisnai durum
nedeniyle, eklenecek değerler söz konusu olduğunda, tasfiye tarihindeki
değil de, tasarrufun yani temlik işleminin yapıldığı tarihteki değerlerin
hesaba katılacağı kabul edilmiştir (TMK 235/II). Ayrıca, malvarlığında
bir bütünlük gösteren tarımsal işletme mevcut ise, bu işletmeye dahil
malların gelir değerleri esas alınır (TMK m. 233). Bu şekilde bulunan de-
ğerler, katılma alacağı, değer artış payı ya da denkleştirme alacaklarının
konusunu ve kapsamını ortaya çıkarır. Bununla birlikte, örneğin; sağ
kalan eşin geçim koşulları gibi hakkaniyetin gerektirdiği özel durumlarda,
yasa koyucu, tasfiye anında belirlenmiş olan sürüm ya da gelir değeri
uygun ölçüde arttırılabilme konusunda, yargıca takdir yetkisi tanımıştır
(TMK m. 234).
Katılma alacağının belirlenebilmesi, her bir eşe ait edinilmiş mal-
larının net değerinin hesap edilmesine bağlıdır. Artık (net) edinilmiş
malların hesabında ise, öncelikle tasfiye sırasında mevcut edinilmiş
malların (TMK m. 219) aktif unsurları ile birlikte bunlara eklenecek
değerlerin saptanması gerekir. Eklenecek değerlerin başında ise, mal
rejiminin eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabul
edilmesiyle sona ermesinden önceki bir yıl içerisinde diğer eşin rızası
dışında yapılmış olan bağışlama gibi karşılıksız ya da kötü niyetle alacak
ve mal kaçırma kastıyla yaptığı muvazaalı temliklerin değerleri girer
(TMK m. 229).
Yasal düzenlemenin bir gereği olarak eklenecek olan bu değerler
dışında kalan aktif bir diğer unsur ise, edinilmiş mallardan bir kişisel
mala geçen karşılık değerler olup; bunlar, denkleştirme alacağının konu-
sudur. Edinilmiş malların aktiflerinden çıkartılacak pasif unsurlar olarak
denkleştirme alacağı, değer artış payı alacağından sonra, aşağıda ayrıca
ele alınmıştır.
Mehmet DEMİR makaleler
296TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
III. Edinilmiş Malların Pasif Bir Unsuru Olarak Değer Artış Payı
Değer artış payı kavramı, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfi-
yesi aşamasında, özel bir önemi ve etkisi nedeniyle kendine özgü teknik
bir anlam taşımaktadır. Bu kavram, diğer seçimlik mal rejimlerinde ve
özellikle, mal ayrılığı ile paylaşmalı mal ayrılığında da kendisini göster-
miş ve katkıdan doğan hak ya da kısaca katkı alacağı şeklinde yasada
farklı terimlerle ifade edilmiştir. Ancak, esas itibariyle, mal rejimleri
hukukunda, bir eşin diğer eşe ait mal üzerindeki katkısının varlığı
özünde bir alacak hakkı yaratma bağlamında, hukuken aynı düzeyde
ve nitelikte değerlendirilmektedir. Zira, diğer eşin mülkiyetindeki bir
malın edinilmesi, iyileştirilmesi veya korunması sırasında katkılarda
bulunmuş eşe, yaptığı her bir katkı oranını karşılayan parasal değerin
tazmin edilmesini sağlaması, yasal düzenleme ile ulaşılmak istenen nor-
matif bir amaçtır. Bu yöndeki yasal düzenleme amacı doğrultusunda,
Türk hukuk doktrini
7
ve uygulamasında
8
bir terim birliği oluşturma
amacıyla değer artış payı ve katkı payı alacağı kavramları aynı içerikte
kabul edilmekte; ve özellikle, evlilik birliği içinde eşlerin ortak katkısıyla
edinilen mallarda katkıda bulunan eş, katkı payını kanıtladığı ölçüde
maddi katkının geri alınmasına yönelik tazminat davası açma hakkı
tanımaktadır.
9
7
Kılıçoğlu, Ahmet M., Medenî Kanunu’muzun Aile-Miras-Eşya Hukukuna Getirdiği Yeni-
likler, Genişletilmiş 2. Baskı, Ankara 2004, 236 vd.; Öztan, 275; Dural-Öğüz-Gümüş,
355-356; Acabey, , 39–41 ile 54–56; Özuğur, 43; Zeytin, 132-133 ve 168.
8
4721 sayılı yeni Türk Medeni Kanunu 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe girmeden ön-
ceki dönemde de Türk yargı uygulaması, bir malın edinildiği tarihte, eşler arasında
mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu durumlarda dahi bir eşin, yaptığı katkısından
doğan hakkına dayanarak bir katkı payı (katkı tazminatı) iddiasına konu katkısının
varlığını ve oranını kanıtlayabildiği ölçüde, açtığı alacak davası kabul etmekteydi.
Bu yöndeki Yargıtay uygulamasından örnek kararlar için bkz., YHGK 1.2.1985, E.
2/176, K. 57 (Dalamanlı, L-Kazancı, F-Kazancı, M, İlmi ve Kazaî İçtihatlarla Açıklamalı
Türk Medeni Kanunu, C. II, Aile Hukuku, İstanbul 1991); YHGK, 28.9.1994, 1994/2-47
E. 1994/564 K. (YKD C. 20, S. 12); YHGK, 7.6.2000, 2000/2-959, 2000/972 K; YHGK.,
18.9.1996, 1996/2-498, 1996/595 K. (Zeytin, 133, dpn. 342); Y. 2. HD 1999/7234, K.
2000/8914, T. 29.06.2000; Y. 2. HD. E. 6483/ E. 2003/10367, T. 08.07.2003; Y. 2. HD
E. 2002/15239, K.2003/926, T. 23.01.2003 (Gençcan, TMK m. 227, 1169 vd.); Y. 2. HD
E. 2004/893, K. 2004/326, T. 26.01.2004; Y. 2. HD, E. 2003/4043, K. 2003/4986, T.
7.4.2003 (http://www.kazanci.com.tr )
9
01.01.2002 tarihinden önceki dönemde yasal mal rejimi olan mal ayrılığındaki ‘Katkı
Hakkı’ alacağının varlığı iddiasıyla bu alacağını elde etmeye yönelik olarak açılan
‘Katkı Payı’ ya da ‘Katkı Tazminatı’ davası ile aynı anlamda olmak üzere, yeni
TMK’daki yasal mal rejimi çerçevesinde ele alınan değer artış payı alacağına ilişkin
olarak bkz., Y. 2. HD E. 2003/ 2632, K. 2003/3628, T. 17.3.2003; Y. 2. HD E. 2004/326,
makaleler Mehmet DEMİR
297TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
Değer artış payının varlığını ortaya çıkaran unsurları, yasal düzen-
lemeden harekete şu biçimde sıralamak mümkündür: (a) Eşin yaptığı
katkının malvarlıksal (yani, maddi-parasal) değer taşıması; (b) Katkının
bir bağışlama değil de karşı edim alacağı elde etme kastıyla yapılmış
olması; (c) Eşin bu katkısı karşılığında diğer eşten hiç ya da uygun bir
karşılık almamış bulunması; (d) Katkıdan sonra diğer eşin malvarlığın-
da daha sonra ortaya çıkan konjonktüre bağlı değişik piyasa koşulları
sonucunda değer artışı görülmesi; (e) Eşler arasında bu katkı payı ala-
cağından vazgeçmeyi konu alan bir anlaşmanın yapılmamış olması.
10
Değer artış payına bağlı alacak hakkı, bir eşin malvarlığında gerçek-
leşen her bir değer artışı durumuna paralel olarak ortaya çıkmaktadır. Bu
anlamda olmak üzere, malın edinilmesi, iyileştirilmesi ya da korunması
tarihinde yapılan katkının değeri, daha sonradan oluşan artış oranında
kendiliğinden değişmektedir. Bu nedenle, değer artışına bağlı bu talebin
yeknesak, değişken ve parasal (mali) yönü öne çıkan bir alacak hakkı
niteliği taşıdığı kabul edilmektedir.
11
Eşlerden birinin ölümü veya eşlerin başka bir mal rejimini kabul
etmeleri üzerine sona eren yasal mal rejiminin tasfiyesinde, yasa koyucu,
özellikle iki temel konuyu göz önünde tutmuştur: Bunlardan birincisi,
tasfiye sırasında her bir eşin diğer eşte bulunan malını aynen geri alma ve
paylı mülkiyet konusu mal söz konusu ise, daha üstün yararı olduğunu
kanıtlamak ve diğer eşe ait payın karşılığını ödemek suretiyle, bu malın
kendi bireysel mülkiyetine geçişini sağlama olanağı ile ilgilidir (TMK
m. 226). Diğeri ise, yine tasfiye işlemleri aşamasında, eşlerden birinin,
diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine ve korunmasına
katkısı olduğunda, bu katkının tasfiye sırasında değerlendirilerek değer
artış payı alacağına konu yapılmasında kendisini göstermektedir.
Değer artış payı alacağının hukuksal niteliği, edinilmiş maldaki
değer artışının yapılan katkılar oranında eşler arasından paylaştırılma-
sı temel amacından hareketle, tek yönlü ve değişken bir alacak hakkı
olarak belirlenebilir.
12
Özellikle belirtmek gerekirse, değer artışına konu
K. 2004/893, T. 26.1.2004 (http://www.kazanci.com.tr); Y. 2. HD E. 2002/3561, K.
2003/6697, 06.05.2003 (Gençcan, TMK m. 227, 1170-1171).
10
Bu unsurlar hakkında daha geniş olarak bkz., Zeytin, 134 vd.
11
Öztan, 275.
12
Değer artış payının hesabında kullanılan formüller ve örnek olaylara özgü özel
hesaplama durumları için bkz., Gençcan (Katılma Rejimi), 146–147; Dural-Öğüz-
Gümüş, 361 vd.; Öztan, 272 vd.; Zeytin, 145, 249–254.
Mehmet DEMİR makaleler
298TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
bir edinilmiş malın sahibi olan eşin malvarlığı, daha önceden diğer eşin
para ya da emek biçiminde bir karşılık vererek yaptığı katkısı sonucunda
ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, aynı zamanda kişisel bir talebin konusu
olan bu katkının bağış olarak nitelendirilmesi asla söz konusu değildir.
Zaten, yasal düzenlemenin amacı ve normatif hedef açısından da katkı-
yı sağlayan eşin bu alacağı, yasa gereği maldaki değer artışına paralel
biçimde tasfiye sürecinin her aşamasında varlığını sürdürmektedir.
13
Yeter ki, değer artış payı alacağı, evlilik birliği devam ettiği bir sırada
yani, mal rejimi sona ermeden önce yapılan katkı sonucunda ortaya
çıkmış olsun.
14
Yürürlükteki mevcut yasal düzenleme uyarınca değer artış payı
alacağı, yukarıda da belirtildiği gibi, edinilmiş malların net (artık) de-
ğerinin bulunması işlemlerinde, pasif bir unsur olarak ele alınmaktadır.
Zira, bu paya bağlı hak, katkı sağlayan eşe ait ayrı bir alacak hakkının
konusu olarak ortaya çıkmaktadır. Değer artış alacağına sahip olan bir
eşin, aynı zamanda diğer eşin katılma alacağının borçlusu konumu ya
da tam tersi bir durum da söz konusu olabilir. İşte, yasa koyucu, her bir
eşin, hem artık değere katılma alacağının borçlusu hem de değer artış
payı alacağının alacaklısı olması durumlarında, bu alacakları yasal takas
işlemine tabi tutmuştur. Bu gibi durumlarda, eşler arasındaki karşılıklı
alacakların yasa gereği takas işlemine konu edilmesi söz konusudur
(TMK m. 236).
15
IV. Edinilmiş Malların Pasif Bir Unsuru Olarak
Denkleştirme Alacağı
Denkleştirme alacağı, özellikle eşlerden birinin evlilik birliği devam
ederken edinilmiş ve kişisel malları arasındaki değer kayması gibi mali
etkileri olan sağlar arası kazandırmalar nedeniyle ortaya çıkmaktadır.
Böyle durumlarda ise, bundan olumsuz etkilenen bir eşe, gerçekte kendi
malvarlığından diğer eşin çıkarına aykırı bir biçimde sağladığı kazan-
dırmalar karşısında, katılma alacağı hesabında ortaya çıkabilecek olası
borçlardan denkleştirme alacağının düşürülmesini isteme hakkı tanın-
13
Öztan, 275.
14
Bu yönde bkz., Y. 2. HD E. 2005/2420, K. 2005/3335, T. 7.3.2005 (http://
www.kazanci.com.tr )
15
Zeytin, 225.
makaleler Mehmet DEMİR
299TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
maktadır.
16
Bu hakkın düzenlenmesinde temel amaç, bir eşin dürüstlük
kurallarına aykırı olarak denkleştirme konusu mallar üzerinde diğer eşin
katılma hakkını ortadan kaldıran ya da azaltan işlemleri sınırlandırmak
suretiyle yasal rejime işlerlik kazandırmaktır.
17
Eşlerden birine ait edinilmiş mallar üzerinde kullanma, yararlan-
ma ve yönetim işleri ile diğer eşe ait kişisel mallar arasındaki karşılıklı
etkileşim ve değer kaymalarının gerçekleşmesi çoğu kez mümkündür.
Bununla birlikte, bir malın edinilmesi, korunması veya iyileştirilmesi
sırasında bir eşin edinilmiş malına diğer eşin kişisel malvarlığına giren
maddi bir değerle (örneğin; mal ve para gibi) ya da emeği ile bir katkıda
bulunduktan sonra ortaya çıkan değer artışı ve azalışlarının alacağın
varlığını belirlemede göz önünde tutulmaması gerekir. Bu nedenle, yasa
koyucu, bu olasılığı dikkate almış ve daha çok mallardaki değer artışına
ve azalmasına bağlı olarak, malın en son değerinin tasfiyede hesaba
katılmasının hakkaniyete uygun düşeceği düşüncesiyle de denkleştirme
alacağını düzenleyen özel bir yasa kuralı öngörmüştür (TMK m. 230).
Doktrinde, söz konusu bu 230. maddenin son fıkrası hükmünün
(TMK m. 230/III), esas itibariyle, emredici nitelik taşıdığı kabul edil-
mektedir.
18
Hükmün bu bağlayıcı niteliği nedeniyle, eşler, denkleştirme
alacağının konusu ve kapsamı ile sonuçlarını değiştirmeye, sınırlandır-
maya ya da ortadan kaldırmaya yönelik kararlaştırmalar yapamazlar.
19
Buna karşılık, Alman hukukundaki yasal düzenlemeye göre,
20
eşlerin
16
Denkleştirme alacağı kavramı konusunda daha ayrıntılı bilgiler için bkz., Öztan,
281; Acabey, 125 vd.; Kılıçoğlu, 235 vd.; Dural-Öğüz-Gümüş, 368; Gençcan (Katılma
Rejimi), 143–149; Zeytin, 168 vd.
17
Kılıçoğlu, 174–175
18
Öztan, 283.
19
Öztan, 283.
20
Bilindiği gibi, Alman Medeni Kanunu (BGB)’nda yasal mal rejimi, eşler tarafından
kazanılmış mallarda Artık Kazançta Ortaklık (Zugewinngemeinschaft) olarak ayrıntılı
özel kurallar biçiminde düzenlenmiştir (§§ 1363 ff. BGB). Bu yasal mal rejiminde ise,
artık(net) kazanç, eşlerin başlangıç malları sonuç mallar şekline yükselten net tutar
biçiminde geniş kapsamlı tanımlanmıştır (§ 1373 BGB). Rejimin işlemeye başladığı ve
tasfiye anındaki başlangıç (Anfangswerte) ya da sonuç değerleri (Endwerte) itibariyle
ayrı birer mal kesimini oluşturan rejime tâbi mal grupları (§1374-1375) ve bunlar
arasındaki değer kaymaları (§ 1376) ile denkleştirme alacağı (§378) konusu, Türk-
İsviçre Medeni Kanunları’ndaki yasal kurallardan esaslı farklılıklar göstermektedir.
Bu konuda, Türk hukuku ile Alman ve İsviçre hukukları arasındaki benzerlik ve
farklılıklar gösteren noktalar için bkz., Kılıçoğlu, 174 vd.; Acabey, 110 vd.; Dural-
Öğüz-Gümüş, 355-356 ve 359-360; Zeytin, 138–139.
Mehmet DEMİR makaleler
300TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
bir mal rejimi sözleşmesiyle hangi malların özellikle başlangıç malvar-
lığı arasında yer almayacağını belirleyebilmesinin mümkün ve geçerli
olduğu belirtilmektedir.
21
Öte yandan, doktrinde bir görüş,
22
denkleştirme alacağının mevcut
yasal düzenleme tekniği açısından olağan (TMK m. 230/I) ve olağanüstü
(TMK m. 230/II–III) olmak üzere iki türde ele almaktadır. Yasal temeli
de olan bu ayırıma göre, olağan denkleştirme alacağı, tek yönlü, sabit
ve bir nominal değerle olup, tasfiye aşamasında muaccel hale gelmiş
bir parasal alacak iken; olağanüstü denkleştirme alacağında, iki yönlü
ve değişken niteliğe bağlı olarak, tasfiye işlemlerinin yapıldığı tarih
itibariyle alacak durumu farklılık gösterir. Her iki türden denkleştirme
alacağının temel fonksiyonu da, eşlerden birine ait kişisel ve edinilmiş
mal gruplarının oluşturduğu her bir mal kesimi, diğer eşin mal kesimine
katkısı olduğunda, bu durumda katkı veren eşin malvarlığının zarara
uğramamasını temin etmektir. Bu bağlamda, yasa koyucu, sadece katkı
verilen maldaki değer artışlarını değil, aynı zamanda katkıda bulunan
eşin zararına yol açan bir durum olarak değer azalışlarını da göz önün-
de tutmuştur. Bu yasal yaklaşım sayesinde, gerek bir eşin kendisine ait
kişisel ve edinilmiş mal gruplarının kendi içerisindeki, gerekse diğer
eşin malvarlığında yer alan mallar üzerinde ortaya çıkabilecek olası
bütün değer kaymalarının önüne geçilmiş olmaktadır.
Denkleştirme alacağına yol açan değer azalmasının tutarını hesap
ederken de değer artış hesabında olduğu gibi, azalmaya yol açan kul-
lanma ve/veya yararlanma biçimindeki somut tüketim olayında ya da
tasarruf işleminde eşin katılma alacağını azaltma kastıyla hareket etmiş
olup olmaması farklılık yaratmaz. Bu nedenle, değer azalması sonucunu
doğuran her türlü işlem denkleştirmeye tabi tutulur. Örneğin; başta
üçüncü kişilere yapılan bağışlamalar gibi karşılıksız kazandırmalar
olmak üzere, bir eşin edinilmiş mal grubundan kişisel mallara geçişi
21
Gernhuber, Joachim-Waltjen-Coester, Dagmar, Lehrbuch des Familienrechts, 4. Aufl.,
München 1994, 544 (Acabey, 120, dpn. 232’den naklen).
22
Dural-Öğüz-Gümüş, 373–374 . Bu yaklaşıma benzer olmakla birlikte bir başka yazar
tarafından yapılan bir ayrıma göre (Zeytin, 169 vd.), Medeni Kanun’un 230. maddenin
1. fıkrasında klasik (yani, olağan) denkleştirme alacağı; aynı maddenin 3. fıkrasında
ise, değişken (yani, olağanüstü) denkleştirme alacağı söz konusudur. Kanaatimize
göre, esasen, ilk durumdaki (230/1), denkleştirme alacağı, aynı eşe ait mal grupları
arasındaki değer kaymalarını önleyici; diğer durumda ise (230/3), eşlerin mal grup-
ları arasındaki değer artması ya da azalması durumuna göre katkı oranı ve değeri
değişen malda dengeleyici işlev görmektedir.
makaleler Mehmet DEMİR
301TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
sağlayacak biçimde parasal transferler ve yatırımlar yapılması durum-
larında, her bir bağış ya da parasal yatırım işlemleri yönünden ayrı ayrı
değer kayıpları hesap edilecektir.
Öte yandan, “Önceki rejimin tasfiyesi” başlıklı 212. madde hükmüne
23
kıyasen, eşler, edinilmiş malları üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle
ne değer artış payı ne de denkleştirme alacağından önceden yapacakları
bir mal rejimi sözleşmesiyle vazgeçebilme konusunda tam bir serbestiye
sahip değildir. Diğer bir anlatımla, bir eş, kendisine ait kişisel mal grubu
üzerinde mali bir yük getirecek olmasına karşın değer artış alacağından
tek başına vazgeçebilecekken, edinilmiş mal grubu söz konusu oldu-
ğunda artık değer artış payından diğer eşin rızası olmadan tek başına
vazgeçemez. Zira, bu son halde, rızası gerekli olan eşin, diğer eşe ait artık
(net) edinilmiş mal üzerindeki katılma alacağının azalması, karşılıklı
anlaşma koşulunun nedeniyle önlenmiş olmaktadır.
24
İpotekli bir taşınmaza ait değer artışı veya azalışının diğer mal
kesimlerine yansıtılması denkleştirme alacağının hesabında uygun
bir hukuksal çözüm gerektiren özel bir durumdur. Özellikle belirtmek
gerekirse, denkleştirme alacağının ilişkili olduğu mal, bir kredi borcu
nedeniyle ipotekle ayni güvence altına alınmış bir taşınmaz ise, bu
takdirde, ipotekli taşınmazdaki değer artması veya azalması durum-
larının diğer bir mal kesimine yansıtılması bağlamında, denkleştirme
alacağı hakkının varlığı, gerçek karşılığı ve ilgili mal grubuna sahip
eşin belirlenmesi gibi ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır.
25
Bu gibi özel
sorunların uygulamada çözümü, özellikle ipotekli taşınmazın kazanıl-
ması, ya tamamen bir eşin edinilmiş veya kişisel mal grubundan birinin
finansmanı ya da eşlerin her birinin ayrı ayrı yaptığı katkılar sonucunda
gerçekleşmiş olması olasılıklarında daha da fazla önem taşımaktadır.
Bu bağlamda, ipotekle garanti altına alınmış bir kredi alacağı (borcu)
da, söz konusu taşınmaz bir eşin kişisel mallarının büyük orandaki
bir katkısı ile karşılandığı ölçüde, kişisel mal grubuna dahil kabul edi-
lecektir. Ancak, eşlerlin edinilmiş ve kişisel mallarının her ikisinden
23
Türk mal rejimleri hukukunun genel kuralları arasında yer alan ve olağanüstü mal
rejimine geçiş kararı verildikten sonraki bir aşamayı ilgilendiren bu özel duruma
ilişkin söz konusu madde (TMK m. 211) hükmüne göre: Alacaklı tatmin edildiği
takdirde eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, mal ortaklığının yeniden kurulmasına
karar verebilir. /Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle edinilmiş mallara katılma rejimini
kabul edebilirler. Özuğur, 31.
24
Öztan, 283; Dural-Öğüz-Gümüş, 367 ve aynı sayfada dpn. 278’e ait metin.
Mehmet DEMİR makaleler
302TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
kaynaklanan katkılarla kazanılmış bir ipotekli taşınmazdaki değer artışı
ya da azalması hallerinde, yapılan somut katkılar oranında ipotek yü-
künün kaynak oluşturan mal grupları arasında hakkaniyete uygun bir
biçimde özgülenmesi ve buna göre yükleme suretiyle paylaştırılması
işlemleri yapılmalıdır. Sonuçta, bu suretle, yasada öngörülen (TMK m.
230/f. son) olağanüstü (değişken) denkleştirme alacağının, gerçekte ait
olduğu mal grubu ve bunun üzerindeki hak sahibi ya da yükümlü olan
eş hakkaniyete uygun olarak belirlenmiş olacaktır.
26
Sonuç
Yürürlükte Türk Medeni Kanunu’nda hem yasal mal rejimi olan
edinilmiş mallara katılmada (TMK m. 227) hem de seçimlik mal re-
jimlerinde (Paylaşmalı mal ayrılığında: TMK m. 249; Mal ortaklığında:
TMK m. 274), bir eşin diğer eşten karşılığını almadan yapmış olduğu
bir katkı, tazmini gerekli ayrı birere alacak hakkının konusu yapılmıştır.
Esasen, yeni TMK yürürlüğe girmeden önceki dönemde yasal mal re-
jimi olan mal ayrılığı rejiminde de, bir eş tarafından diğer eşe ait malın
edinilmesinde karşılıksız kalan katkısı dikkate alınmakta idi. Kısaca,
katkı hakkı olarak adlandırılan ve bir tür tazminat alacağının konusu
yapılmış olan bu hak, Türk Yargıtay uygulamasında pek çok karar ile
de kabul edilmekteydi.
27
Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi aşamasında, artık değer
üzerindeki katılma alacağı hesabı doğrudan ilgilendiren, fakat, nitelik
ve işlevleri birbirinden farklı olan, iki tür alacak hakkı vardır: Değer
artış payı ve denkleştirme alacağı.
Her iki alacak hakkı da edinilmiş malların aktif değerlerinden
çıkartılması gerekli birer pasif unsur olarak hesaplanır. Ancak, değer
artışına bağlı alacak hakkı, bir eşin, diğer eşe ait malvarlığı değerine
(edinilmiş ve/veya kişisel mal grubuna giren bir mala) yaptığı mali
bir katkının parasal karşılığını oluşturur. Buna karşılık, denkleştirme
alacağı, eşlerden birine ait kendi kişisel malına edinilmiş malından ya
da edinilmiş malına kişisel malından kaynaklanan değer kaymaları so-
25
Öztan, 284.
26
Bu konuda örnek olay ve açıklamaları için bkz., ve krş., Öztan, 284–285; Zeytin,
179–180.
27
Türk hukuku uygulamasından örnek kararlar için bkz., Gençcan (TMK), 1169 vd.
makaleler Mehmet DEMİR
303TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
nucunda ortaya çıkan katkının karşılığıdır. Değer artış payı alacağına
sahip olan eşin bu katkı alacağı, diğer eşin kişisel ya da edinilmiş bir
malının edinilmesi, iyileştirilmesi veya korunmasında yaptığı katkının,
tasfiye yapılırken artık (net) değer hesabında katkı veren eşe mutlaka
ödenmesi gerekir.
Katılma alacağı gibi, değer artış payı ve denkleştirme alacakların-
dan doğan borçlar da borçlu eş tarafından ödenmesi gerekli birer para
borcudur. Bununla birlikte, yasa koyucu, borçlu eşe özel bir ifa kolay-
lığı sağlamak amacıyla, eşin bu borçlarının mutlaka nakden ödenmesi
şeklinde yasal ifa aracı zorunluluğu altında bırakmamıştır. Buna göre,
borçlu eş, dilediği takdirde parasal ödeme yerine, ayın verme (aynen ifa)
yolunu da seçebilir.
28
Ancak, yasada, alacaklı eşe, borçlu eş tarafından
kendisine parasal ödemede bulunma yerine aynen bir malın teslimi ya
da payın devredilmesini talep edebilme olanağı tanınmamıştır.
29
Ayrıca, değer artış payından farklı olarak, denkleştirme alacağın-
da, bir eşin kişisel mal kesiminden edinilmiş mal ya da edinilmiş mal
kesiminden kişisel mal kesimine geçen malların karşılığı oranında
belirlenen tutarın katılma alacağından düşülmesi söz konusudur. Bu
nedenle, denkleştirme alacağının konusu, kişisel maldan edinilmiş mala
ya da edinilmiş maldan kişisel mala yapılan katkının parasal karşılığı
ödenmeyip, bu oranda denkleştirme işlemi yapılmasını gerektirir.
28
Türk doktrininde, borçlu eşe seçimlik yetkinin tanınmış olduğu gerekçesiyle, bu
gibi bir durumda, ortada bir tür ifa yerini tutan edimin (datio in solutum: Leistung
an Erfullungsstatt) söz konusu olduğu yönündeki görüş için bkz., Kılıçoğlu, 239.
Yine, aynı yaklaşım sonucunda, bir görüş, alacaklı eşin karşılık iade borcunun fazla
miktar kadar olmaması önkoşuluyla, borçlu eş tarafından ayın ile ödeme konusu
yapılan malın artık değerden fazla olması olasılığında ifa yerine edim halini kabul
etmektedir. Bunun için bkz., Zeytin, 226–227.
29
Kılıçoğlu, 239–240.