makaleler Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
71TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
GİRİŞ
Eski Yunan’da “demos” (halk) ve “kratos” (iktidar-otorite) sözcüklerin-
den gelen demokrasi, halkın kendi kendisini yönetmesi, başka bir edeyişle
halka ait egemenliğin, halk tarafından ve halk için kullanılması esasına da-
yanır ve halkın iktidarı anlamına gelir. Halk, kaynağı kendisinde bulunan
yönetim yetkisini (egemenliği), doğrudan kullanmanın pratikteki güçlük-
leri nedeniyle, çoğunlukla, kendi seçtikleri ve kendilerine karşı sorumlu
olan temsilciler vasıtasıyla kullanır (temsili demokrasi). Temsili demok-
rasi, bir ayağıyla çoğulcu, serbest ve dürüst seçim; öteki ayağıyla temel
hak ve özgürlükler rejimi üzerinde durur. Halk, temsilcilerini belirlemek
yönündeki istencini (iradesini), çoğulcu bir ortamda, serbest seçimlerle
ortaya koyar,
1
çoğunluğu sağlayan görüş, halk adına iktidar yetkisini kul-
lanır. Demokrasilerde iktidar yetkisi, halk için, halkın temsilcileri tarafın-
dan, azınlığın haklarını da kollayacak ve azınlığın daha sonraki seçimlerde
çoğunluk olabilme yollarını kapatmayacak biçimde kullanılır.
Temsili demokrasilerde iktidar, halkın oylarıyla gerçekleşir, halkın
istencini (iradesini) yansıtan dürüst ve serbest seçimle meşruiyet kazanır.
Genel anlamda seçim, seçmenlerin kendilerine sunulan değişik seçe-
nekler karşısında tercihini belirleme olgusudur.
2
Siyasal anlamda seçim
TEMSİLİ DEMOKRASİNİN
“SEÇİM” AYAĞI
Prof. Dr. Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
*
*
Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi.
1
Üskül, Zafer, “Sadece Şekille Olmaz”, Radikal, 5.1.2002, ” ... demokrasi, egemenliğin
kaynağını ulusa dayandırarak, çoğunluğun iradesini hakim kılmayı amaçlar.”
Daver, Bülent, Seçim Sistemi ve Anayasa Yargısı, Anayasa Yargısı, Anayasa Mahkeme-
si yayınları No: 13, Ankara 1989.
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU makaleler
72TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
ise, halkın kendisini yönetecek temsilcileri oyuyla belirlemesidir. Seçimler,
demokrasinin temel araçlarından biri olmasına karşın, sadece seçim, de-
mokratik yönetimin göstergesi sayılmaz. Seçimlerin yönetime demokratik
meşruiyet kazandırması, değişik görüşleri temsil eden partilerin serbestçe
örgütlenebilmeleri ve seçim kulvarında her türlü baskıdan uzak, özgürlük-
çü bir ortamda yarışabilmeleri koşuluna bağlıdır. Tek partili ve tek adaylı
seçimler, iktidarın isteklerinin seçmen istencinin yerini alması sonucunu
doğurur, dikta yönetimlerin uygulama aracı olurlar. Bu tür biçimsel seçim-
ler, temsili demokrasiyle bağdaşmaz ve halkın gerçek istencini belirlemez.
Seçimler, ancak, özgür ve çoğulcu bir ortamda, genellik, eşitlik ve gizlilik
ilkelerine uygun biçimde ve dürüstçe yapıldığı oranda geçerli sayılırlar.
Demokrasilerde birey, tümüyle devlete bağlı uyruk (tebaa) değil, serbest
istenciyle (iradesiyle) yönetimin oluşumuna ve siyasal kararların alınma-
sına katkıda bulunan siyasal bir özne ya da yurttaştır. Yönetenler iktidar
yetkilerini, Tanrıdan değil yönetilenlerin seçimle belirlenen istencinden
başka bir deyişle onayından alırlar. Seçim, verilen oylarla belirlenen bireysel
istençlerin, toplumsal istence dönüşümünü sağlar.
OY
Oy, seçimlerde ya da halkoylamalarında ya da kamusal bir alanda ka-
rar alma sürecinde kişisel tercih belirleme aracıdır. Oy, genelde ret, kabul
veya çekimser biçiminde olur. Kişi oyunu sözle, yazıyla, işaretle, açık ya
da gizli olarak kullanabilir. Demokrasilerde, birey, seçimlerde oy kullana-
rak, karar alma sürecine katılır, adayolarak yönetme şansını arar. Seçim-
lerde oy kullanılması serbest istenç (irade) ile tercih belirleme işidir.
TARİHSEL GELİŞİMİYLE DEMOKRASİ VE SEÇİM
Eski Yunan’da, Atina’da, kadınlar, köleler ve yabancılar siyasal isten-
cin oluşumunda ve siyasal karar sürecinde yer almamakta idiler. Seçme
ve yönetime katılma hakkı, yirmi yaşlarını tamamlamış erkek Atina va-
tandaşlarına tanınmıştı. Erkek vatandaşlar, her ay dört kez site meclisinde
toplanır yasa yapımı, yönetim ve yargı ile ilgili konuları oylarıyla karara
bağlarlardı.
3
Eski Yunan’da halkın bir araya gelerek doğrudan karar me-
kanizmasına katılmaları biçiminde gerçekleştirilen uygulama, “doğrudan
demokrasi” olarak adlandırılmaktadır.
4
Günümüzde, pratikteki güçlük ne-
deniyle, İsviçre’nin üç küçük dağ kantonu dışında doğrudan demokrasi
uygulanmamaktadır.
3
Bkz., Ateş Toktamış, Demokrasi, İstanbul 1976, s. 24.
4
Soysal, Mümtaz, Anayasaya Giriş, Ankara 1968 , s. 59.
makaleler Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
73TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Ülke sınırlarının büyümesine ve nüfusun artışına koşut olarak, site
devletten feodal düzene, daha sonra da ulus devlete geçiş, temsil ve
temsili yönetim kavramlarının gelişimini sağlamıştır. Ortaçağda, feodal
düzen içersinde,
5
toprak aristokrasinin tekelinde olduğu kabul edilen
temsilci seçme ve temsil etme kavramları ve feodal düzene uygun olarak
bölgesel çıkarların temsilini amaçlayan buyurucu (emredici) vekalet anla-
yışı,
6
XVII. ve XVIII. yüzyıllarda liberal ve doğal hukuk öğretilerinin sa-
vunduğu, insanların doğuştan kimi hak ve özgürlüklere sahip olduğu ve
egemenliğin kaynağının halkta bulunduğu yönündeki görüşlere ve ulus-
devlet düşüncesine koşut olarak, “halk egemenliği” ve “ulusal egemenlik”
kavramları doğrultusunda değişim ve gelişim göstermiştir. Fransa’daki
değişim, 1789 Devrimi’ni takiben ulusal egemenlik anlayışı doğrultusun-
da olmuştur.
7
Bu arada kentlerde ortaya çıkan ve giderek güçlenen burjuvazinin,
ulusal egemenlik anlayışı doğrultusunda savunduğu, özgürlük, eşitlik
ve kardeşlik kavramları ve iktidarın, tüm vatandaşların eşit biçimde
katıldığı bir oylamayla belirlenen temsilcilere ait olması gerektiği yönün-
deki görüşler, “seçim” ve “geneloy” kavramlarının dayandığı düşünsel
temeli oluşturmuştur.
8
Daha sonra bu temel, XVIII. yüzyıl sonlarında
gerçekleşen Amerikan ve Fransız devrimleriyle başlayan süreçte, çeşitli
anayasalarda uygulama kazanmıştır. Ancak, seçim hakkının demokrasiye
koşut gelişimi, “sınırlı oy”dan “geneloya” geçiş biçiminde uzunca sürede
gerçekleşmiştir.
5
Feodal düzen, tarıma dayalı bir ekonomide toprak sahipleri ile, bu topraklar üze-
rinde çalışarak üretenlerin karşılıklı ilişkileri ve bağlantıları üzerine kurulu bir
toplumsal yapılanmadır. Bkz., Soysal, Mümtaz, a.g.k. s. 6.
6
Seçim Sistemleri ve Türkiye’deki Uygulamalar, TBMM Kütüphane ve Dökümantasyon
Müdürlüğü yayınları No: 5, s. 14.
7
Halk egemenliği, J.J. Rousseau tarafından “genel irade” kuramına dayanılarak
savunulur; bireysel iradelerin toplamından oluşan genel irade iktidarın sahibidir.
Genel irade bireysel iradelerin toplamından ibaret olduğuna göre bireylerin her
biri, iktidarın bir bölümünün sahibidir. Bu yetki bölünmez ve devredilmez. Halk
egemenliği anlayışı, doğrudan demokrasinin bir unsurudur.
Ulusal egemenlik anlayışında ise, iktidar, soyut, kollektif ve bölünmez bir bü-
tünlük oluşturan ulusa aittir. Ulusun seçilmiş temsilcileri ulus adına iktidar yet-
kisini kullanırlar. Seçilen temsilciler, kendilerini seçenleri değil, tüm ulusu temsil
ederler. Ulusal egemenlik temsili demokrasinin bir unsurudur.
8
Bkz., Seçim Sistemleri ve Türkiye’deki Uygulamalar, TBMM Kütüphane ve Döküman-
tasyon Müdürlüğü yayınları No: 5, s. 14.
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU makaleler
74TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
DEMOKRASİLERDE SEÇİMLERİN İŞLEVİ
Demokrasilerde seçimlerin dört temel işlevi vardır:
Temsil İşlevi
Seçimler, yönetilenlerin, özgür bir ortamda, verdikleri oylarla temsil
edilmelerinin sağlar; iktidar yetkisinin, serbest seçimlerle oluşan temsili
çoğunluk tarafından kullanılmasını olanaklı kılar.
Demokratik Katılım İşlevi
Seçmenlerin, seçim sırasında siyasal partiler tarafından kendilerine
sunulan programlar arasında seçim yaparak (tercihte bulunarak); prog-
ramlarını benimsedikleri siyasal partiyi oylarıyla göstermeleri ya da
siyasal kararların alınmasına katkıda bulunmaları, verdikleri oylarla ve
seçtikleri temsilciler yoluyla siyasal yaşama katılmaları anlamına gelir.
Siyasal meşruiyet kazandırma işlevi serbestçe ve dürüstçe yapılan se-
çimler, çoğunluğu elde eden parti ya da partilerin, iktidar olma olgusuna
meşruluk kazandırır.
Hoşgörü ve Uzlaştırma İşlevi
Seçimler, farklı görüşleri temsil eden siyasal partiler, serbestçe ör-
gütlenebildikleri ve özgür ve dürüst bir seçim ortamında yarışabildikleri
oranda, toplumdaki gerilimi azaltır, siyasal tansiyonu düşürür ve uzlaş-
ma sağlar.
SEÇİMLERİN TÜRLERİ
Seçimler, genel seçimler, ara seçimler ve yerel seçimler olarak türlere
ayrılır.
Genel seçimler, temsilcilerin (milletvekillerinin) ülke genelinde seç-
menlerin özgür istençleriyle belirlenmesidir.
1982 Anayasası’na göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), ulus-
ça, geneloyla, beş yıl için seçilen beş yüz elli milletvekilinden oluşur (m.
75, 77). TBMM, bu süre dolmadan seçimin yenilenmesine karar verebilir.
Cumhurbaşkanı da, Anayasa’nın 116. maddesindeki koşullar oluştuğun-
da beş yıllık sürenin dolmasını beklemeden TBMM Başkanı’na danışarak
makaleler Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
75TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Süresi biten milletvekili yeniden
seçilebilir. Yenilenmesine karar verilen Meclis’in yetkileri, yeni Meclis’in
seçilmesine kadar sürer.
TBMM tarafından seçimlerinin geriye bırakılması, savaş sebebiyle
yeni seçimlerin yapılması olanaklı görülmezse, TBMM, seçimlerin bir
yıl geriye bırakılmasına karar verebilir. Geri bırakma nedeni, takip eden
yılda da ortadan kalkmamışsa, erteleme kararındaki usule göre bu işlem
tekrarlanabilir (Anayasa m. 78/1 ,2).
Ara seçim, seçim dönemi içersinde ölüm ya da istifa gibi nedenlerle
boşalan temsilcilerin yerine yenilerinin seçilmesi için yapılır. TBMM üye-
liklerinde boşalma olması halinde ara seçime gidilir (Anayasa m. 78/3).
Anayasaya göre, bir seçim döneminde (beş yıl içinde) bir kez ara se-
çim yapılabilir; genel seçimden itibaren otuz ay geçmedikçe ara seçime
gidilemez. Ancak, boşalan üyeliklerin sayısı, üye tamsayısının %5’ini
(yirmi sekiz sayısını) bulması durumunda, ara seçimlerin üç ay içinde
yapılmasına karar verilir.
Genel seçimlere bir yıl kala ara seçim yapılamaz (m. 78).
Anayasa’nın 78. maddesine, 27.12.2002 günlü, 4777 sayılı Yasa’yla
eklenen fıkraya göre, yukarıda sayılanlar dışında, bir ilin veya bir seçim
çevresinin, TBMM’de üyesinin kalmaması durumunda, boşalmayı takip
eden doksan günden sonraki ilk pazar günü ara seçim yapılır. Bu fıkra
gereği yapılacak seçimlerde, Anayasa’nın yerel (mahalli) idarelerle ilgili
127. maddesinin yerel idare organlarının seçimlerine ilişkin üçüncü fıkra-
sı hükmü uygulanmaz.
Yerel (mahalli) idare seçimleri, yerel karar organlarının oluşturulma-
sı için yapılırlar. Türkiye’de, belediye başkanı, belediye meclis üyeleri, il
genel meclisi üyeleri ve muhtarlar bu yolla seçilirler.
Anayasa’ya göre, yerel idare seçimleri, Anayasa’nın öngördüğü se-
çimlerin temel ilkelerine göre (m. 67’e göre) beş yılda bir yapılır. Ancak,
milletvekili genel veya ara seçiminden önceki ya da sonraki bir yıl içinde
yapılması gereken yerel idare seçimleri, milletvekili genel veya ara seçim-
leriyle birlikte yapılır (m. 127). Yasa, büyük yerleşim merkezleri için özel
yönetim biçimleri getirebilir
Yerel idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kazanmalarına
ya da kaybetmelerine ilişkin itirazların çözümü yargı yoluyla olur. Ancak,
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU makaleler
76TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
içişleri Bakanı, görevleriyle ilgili bir suç nedeniyle hakkında soruşturma
ya da kovuşturma açılan yerel idare organları veya bu organların üyele-
rini, geçici bir önlem olarak, kesin hükme kadar görevlerinden uzaklaştı-
rabilir (m. 127).
SEÇME VE SEÇİLME VE SİYASAL ETKİNLİKTE
(FAALİYETTE) BULUNMA HAKLARI
1982 Anayasası’na göre, yurttaşlar, yasada gösterilen koşullara
uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasal parti
içersinde siyasal etkinlikte bulunma ve halkoylamasına katılma haklarına
sahiptirler (m. 67).
I. Seçme Hakkı
Seçme hakkı, temsili yönetimlerde yurttaşların, seçim ya da halkoyla-
ması yoluyla, kamusal alanda görüş ve tercihlerini belirlemesi; bir başka
deyişle, yönetilenlerin, yerel yönetimde ve merkezi hükümette kendileri-
ni yönetecek olanları seçmesidir.
Seçmen olabilmenin yeterlik koşulları:
• Yurttaş (vatandaş) Olmak;
Seçme hakkını kullanabilmenin ilk koşulu yurttaşlıktır. Seçim, ulusal
istencin belirlenmesi amacını gütmesi ve egemenliğin kullanılmasının da
ulusal istence (iradeye) bağlı olması nedeniyle sadece yurttaşların oy kul-
lanmaları ulusal egemenlik anlayışına uygun düşmektedir. Ancak, iskan-
dinav ülkelerinde ve Avrupa Birliği devletlerinde giderek gelişen eğilim,
ülkede belirli bir süre yaşayan yabancılara da seçme ve seçilme hakkının
tanınması yönündedir. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, yerel yö-
netimle ilgili seçimlerde yabancıların da oy kullanmalarına olanak sağlan-
ması gerektiği yönündedir.
9
Bu Sözleşme’de özerk yerel yönetim kavramı
tanımlanırken, “yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme ve yönetme
hakkı”ndan söz edilmektedir. Bu hak, doğrudan, eşit ve geneloya dayanan
gizli seçim sistemine göre serbestçe seçilmiş üyelerden oluşan meclisler
veya kurullar tarafından kullanılacaktır (m. 3/1, 2).
9
Türkiye, bu Şart’ın onaylanmasını 8.5.1991 günlü, 3723 sayılı Yasa ile, Şart’ın 1.
maddesinin belirlediği kapsamla uygun bulmuştur.
makaleler Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
77TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Avrupa Birliği Parlamentosu, 14.2.1989 toplantısında, Birlik üyesi
devletlerde yaşayan ve çalışan yabancılara yerel seçimlerde oy hakkı ta-
nınması yönünde karar almıştır.
10
• Siyasal Rüşte (Seçmen Olabilme Yaşına) Erişmiş Olmak;
Seçme hakkının bir başka koşulu, bu hakkın kullanılabilmesi için
kişinin siyasal rüşte (seçmen olabilme yaşına) erişmiş olması gerekir. Ki-
şinin, ancak, bu yaşta, oy kullanırken ulusal istencin oluşumuna katkıda
bulunabilme bilincine eriştiği varsayılır. Bu yaş, anayasayla ya da yasayla
belirlenir. Siyasal rüşt yaşı ülkelere göre değişmektedir. Genellikle on se-
kiz - yirmi iki arasında bir yaş kabul edilmektedir.
11
1982 Anayasası’nda,
1995 yılında yapılan değişikliğe göre on sekiz yaşını dolduran her Türk
vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma haklarına sahiptir.
• Kısıtlı ve Kamu Hizmetlerinden Yasaklı Olmamak;
12
Kısıtlılar, karşılıksız kazanım ve kişiliğe sıkı sıkıya bağlı haklar hariç,
yasal temsilcinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına gireme-
yen kişilerdir
13
(MK m. 16). (mahcur, hacir altına alınan kişidir).
Kamu hizmetinden yasaklılar ise, bir ceza hükmüne bağlı olarak bir
süre için kamusal hizmet alanlarında görev alamayanlardır.
Ayrıca, silah altında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler,
taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç ceza infaz kurumlarında bulu-
nan hükümlüler oy kullanamazlar (Anayasa, m. 67; 298 sayılı Seçimlerin
Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 2839 sayılı
Yasa’yla değişik 7. maddesi). Anayasa’nın 67. maddesinin dördüncü
fıkrasına, “taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç” ibaresi 3.10.2001 günlü,
10
Daver, a.g.m. s. 135.
11
Bir çok ülkede oy verme yaşı on sekiz olarak kabul edilmektedir. Türkiye’de 1924
Anayasası’nda sadece erkeklere tanınan oy verme yaşı on sekiz idi (m. 10), 1934
yılında kadınlara da oy hakkı tanınınca bu yaş kadın ve erkek seçmen için yirmi iki
oldu. 1961 Anayasası’nda seçmen yaşı belirtilmemiş bu konu yasaya bırakılmıştı.
298 sayılı Yasa’ya göre seçmen yaşı yirmi bir idi (m. 6). 1982 Anayasası seçmen
yaşını başlangıçta “yirmibir yaşını dolduran” biçiminde benimsemişti, Anayasada
1987 de 3361 sayılı Yasa’yla yapılan değişiklikle bu yaş “yirmi yaşına giren”; 1995
yılında 4121 sayılı Yasa’yla yapılan değişiklikle “on sekiz yaşını dolduran” olarak
kabul edilmiştir.
12
26.4.1961 günlü, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hak-
kında Yasa m. 8.
13
Kısıtlama nedenleri: akıl hastalığı veya akıl zayıflığı; savurganlık, alkol ve uyuşturucu
madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim; Özgürlüğü bağlayıcı ceza ya
da istek üzerine kısıtlılığa hükmedilir (MK m. 405-408).
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU makaleler
78TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
4709 sayılı Yasa’yla eklenmiştir. 298 sayılı Yasa’da, Anayasa’ya koşut de-
ğişiklik henüz yapılmamıştır.
• Seçmen Kütüğüne Yazılı Olmak;
Seçimlerin temel hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 26.4.1961
günlü, 298 sayılı Yasa’ya göre, oy kullanabilmenin bir başka koşulu, seç-
men kütüğüne yazılı olmaktır. Seçmen kütükleri dört yılda bir yeniden
düzenlenir, sürekli bilgi toplama ve her iki yılda bir genel denetleme ile
güncelleştirilir (m. 33). Seçmen kütüğünde yazılı seçmenler oturdukları
muhtarlık bölgesi askı listesine soyadlarına göre sıralanırlar. Muhtarlık
bölgesi listesi, her yıl Nisan ayının ilk pazartesi günü askıya çıkarılır ve iki
hafta süre ile askıda kalır (m. 40). Aynı sandık bölgesinde oturan, seçmen
kütüğünde soyadı esasına ve alfabe sırasına göre düzenlenen listeye “San-
dık Seçmen Listesi” denir (m. 43). Aylar, kesinleşen sandık seçmen listesine
göre atılır.
II. Seçilebilme Hakkı
Seçilebilme hakkı, temsilci adayı olabilmedir. Seçilebilmek için ara-
nan koşullar ülkelere göre değişmektedir, genellikle ikinci meclislere
seçilebilmek için, adaylarda aranan yurttaşlık, yaş, kısıtlı olmamak gibi
genel koşullara ilaveten, daha yüksek bir yaş ve eğitim düzeyi gibi özel
koşullar da aranır.
14
Milletvekili Seçilme Yeterliği
A. Milletvekili Seçilebilmenin Genel Koşulları
Türkiye’de 1982 Anayasası’na göre milletvekili seçilebilmek için (m. 76);
• Türk vatandaşı olmak,
• Otuz yaşını doldurmuş olmak,
• En az ilk okul mezunu olmak,
• Kısıtlı olmamak,
• Askerlik hizmetini yapmış olmak,
• Kamu hizmetinden yasaklı olmamak,
14
1961 Anayasası’na göre Cumhuriyet Senatosu üyeliğine seçilebilmek için, milletve-
kili seçilmeye engel bir durumun olmaması koşulu yanında, kırk yaşını doldurma
ve yüksek öğrenim yapma koşulları da aranıyordu.
makaleler Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
79TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
• Taksirli suçlar hariç, toplam bir yıl veya daha fazla hapis cezasına
hüküm giymemiş olmak,
• Ağır hapis cezasına hüküm giymemiş olmak,
• Zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik,
inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık,
resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma,
terör eylemlerine katılmamış (4777 sayılı Yasa’yla değişik şekli) ve bu gibi
eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymemiş olmak ge-
rekir. Bu kişiler afta uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler.
Maddedeki, “bu kişiler” deyiminin, madde gerekçesinden, hükümlü
olmaları nedeniyle milletvekili seçilme yeterliğini kaybedenlerin tümünü
kapsadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, hükümlü olmaları nedeniyle
milletvekilli seçilme yeterliğini kaybedenler, affa uğramış olsalar dahi,
milletvekili seçilebilme hakkını bir daha kazanamayacaklardır.
B. Milletvekili Seçilebilmenin Özel Koşulları
• Göreve Bağlı Yasaklar;
1982 Anayasası, ayrıca kimi meslek mensuplarının görevlerinden
çekilmedikçe aday olmalarını ve milletvekili seçilmelerini yasaklamıştır
(m. 76). Bunlar;
Hakimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yükseköğ-
retim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri,
kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptık-
ları hizmet bakımından işçi niteliğini taşımayan diğer kamu görevlileri ve
Silahlı Kuvvetler mensuplarıdır.
• Geçici Yasaklar
15
1. 1982 Anayasası’nın Geçici 4. maddesine göre, 16.10.1981 tarihinde
2533 sayılı Yasa’yla feshedilen siyasi partilerden 11 Eylül 1980 sonrasında
haklarında dava açılmış olan parti tüzel kişiliği, merkez yöneticileri ve
parlamento üyeleri ile; 11 Eylül 1980 günü iktidar ve ana muhalefet du-
rumunda bulunan siyasal partilerin 1 Ocak 1980 ve sonraki tarihlerdeki
genel başkanları, yardımcıları, merkez yönetim kurulu, ya da benzeri or-
ganların üyeleri Anayasa’nın Halkoyu ile kabulünden itibaren on yıl süre
15
1982 Anayasası’nın Geçici 4 ve 16. maddelerinde, Siyasi Partiler ve Milletvekili
Seçimi Yasası’nda geçici yasaklar yer almıştır.
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU makaleler
80TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
ile milletvekili adayı olamazlardı. Bu geçici madde Anayasa’da 23.5.1987
günlü ve 3376 sayılı Yasa’yla ve halkaylaması ile yapılan değişiklikle yü-
rürlükten kaldırılmıştır.
2. Bir başka yasak da, Anayasa’nın Geçici 16. maddesindedir. Bu
maddeye göre, oy verme kütüğünde ve sandık listesinde kaydı ve oy kul-
lanma yeterliği bulunduğu halde hukuksal ya da fiili bir özrü olmaksızın
halkoylamasına katılmayanlar. Anayasa’nın halkoylamasını izleyen beş
yıl içinde yapılacak genel ve ara seçimler ile mahalli seçimlere ve diğer
halkoylamalarına katılamazlar, seçimlerde aday olamazlar. Bu madde hu-
kuken yürürlükte ise de fiilen süresini doldurmuştur. Şu anda uygulana-
bilecek kural durumunda değildir. 1987 yılında yapılan halkoylamasında
bu ceza, ilçe seçim kurulu başkanının kararına bağlı olarak para cezasına
dönüştürülmüştür.
16
3. Kapatılan siyasi partilerin sonuçlarına bağlı yasaklar; 1982 Anaya-
sası’nın 69. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre ise, “bir siyasi partinin
temelli kapatılmasına beyan ve faaliyetleriyle sebep olan kurucuları dahil üyeleri,
Anayasa Mahkemesi’nin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmi Ga-
zete’de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka
partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olamazlar.” Bu yasak Siyasİ
Partiler Yasası’nda on yıldı (m. 95). Siyasi Partiler Yasası’nda, 12.8.1999
günlü ve 4445 sayılı Yasa’yla, Anayasa’ya uygun değişiklik yapılmıştır.
Yapılan değişiklikle, Siyasi Partiler Yasası’nın 95 ve 101. maddesinin 2.
bendinde öngörülen on yıllık yasak, 4445 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik
sırasında, Anayasa’ya uygun olarak beş yıla indirilmiş; 101. maddedeki
yasak ise, yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu Yasa’yla getirilen, yeni bir hükümle siyasi partilere, bu kişileri
hiçbir biçimde seçimlerde aday göstermemeleri yükümü de getirilmiştir
(m. 95).
Milletvekili (Temsilci) Adaylığı
Seçilme yeterliğine sahip olan adayların ortaya çıkmaları kendileri
ya da seçmenler tarafından veya siyasal partiler tarafından aday göste-
rilmeleri biçimlerinde gerçekleşir. Adayların, seçmenler ya da kendileri
tarafından gösterilmelerinde bağımsız adaylık; siyasal partiler tarafından
gösterilmelerinde parti adaylığı söz konusudur.
16
(23.5.1987 “günlü, 3376 sayılı “Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması
Hakkında Kanun”.
makaleler Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
81TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Siyasi partilerin genel merkezleri, seçim çevrelerine ait aday listelerini,
Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı’na, ön seçim gününden itibaren en geç on
günü takip eden günde, saat 17.00’ye kadar alındı belgesi karşılığında verir-
ler (2839 sayılı Milletvekili Seçimi Yasası, m. 20). Yüksek Seçim Kurulu bu
adayları derhal il seçim kuruluna bildirir. Yüksek Seçim Kurulu, siyasi par-
tilerin aday listelerini Resmi Gazete’de ve radyoda; il seçim kurulları da, kendi
çevrelerine ait olanları alışılmış araçlarla geçici listeler halinde ilan eder.
Adaylarla ilgili itirazlar, geçici listelerin ilanından itibaren iki gün
içinde il seçim kuruluna yapılabilir. itirazlar iki gün içinde karara bağla-
nır. İlgililer bu karara karşı iki gün içinde Yüksek Seçim Kurulu’na itiraz
edebilirler. Yüksek Seçim Kurulu üç gün içinde ve en geç, kesin aday lis-
telerinin ilanı gününe kadar, itirazları karara bağlar (2839/m. 22).
Yüksek Seçim Kurulu, adaylıklar kesinleştikten sonra, bütün adayları
oy verme gününden önceki elli beşinci gün, seçim çevreleri itibarıyla Res-
mi Gazete ve radyo ile ilan eder (2839/m. 24).
Bağımsız Adaylık
Bir partiye bağlı olmadan milletvekili seçilme yeterliğine sahip bir
kişinin adaylığını koyması ya da yasanın belirlediği sayıda seçmenin ken-
disini aday göstermesi durumunda söz konusu olur.
Türkiye’de, Milletvekili Seçimi Yasası’na göre, bir kişinin bağımsız
adayalabilmesi kendi başvurusuna bağlıdır. Başvuru, adayın seçilmek
istediği seçim çevresinin il seçim kurulu başkanlığına, yasanın adaylık
için aradığı koşulları ve niteliklere sahip olduğunu gösterir bir belge ile
ön seçim gününden sonraki en geç on gün, saat 17.00’ye kadar yapılabilir
(2839/m. 20, 21).
17
Başvuru derhal Yüksek Seçim Kurulu’na bildirilir ve
adaylar geçici listeler halinde ilan edilir (2839/m. 21). Bağımsız adaylar,
başvuruları sırasında, en yüksek derecedeki devlet memurunun brüt bir
aylığı kadar parayı ilgili mal sandığına yatırmak ve aldığı makbuzu baş-
vuru belgelerine eklemek zorundadır. Amaç gereksiz ve ciddi olmayan
başvuruları önlemektir. Bağımsız adaylar, aynı seçim için birden fazla seçim
çevresinde aday olamaz ve seçilemezler.
Siyasi partiye kayıtlı olmayan kimselerin, herhangi bir siyasal parti
tarafından aday gösterilmeleri kendilerinin yazılı biçimde olur vermeleri-
ne bağlıdır (2839/m. 16).
17
Yasada “ön seçim gününden bir gün önce saat 17.00’ye kadar” ibaresi AYM’nin
18.11.1995 günlü E. 1995/54, K. 1995/59 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU makaleler
82TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Siyasal Parti Adaylığı
Siyasal parti aday listeleri iki biçimde oluşturulmaktadır:
• Birincisi adayların partilerin geniş üye tabanları tarafından ön se-
çimle belirlenmesini öngören sistem, daha çok Amerika’da uygulanmak-
tadır;
• İkincisi siyasal partilerin adaylarını belirlemesini bir parti içi işlem
olarak gören ve partilere bırakan sistem.
18
Amerika’da, Avrupa’dan farklı olarak parti üyeliği sistemi olmadığı
için adaylar, seçmenler ya da o partinin sempatizanları arasında yapılan
ön seçimle belirlenmektedir.
Adayların siyasal partiler tarafından gösterilmesinde üç yöntem uy-
gulanmaktadır:
1. Adayların partinin yöneticileri ya da yetkili organları tarafından
gösterilmesi. Bu yöntem parti içinde oligarşik eğilimlerin güçlenmesine
neden olmaktadır.
2. Adayların delegeler tarafından belirlenmesi. Bu sistemde parti üye-
leri delegeleri seçmekte, delegeler de adayları belirlemektedir. Bu yönte-
min birinciye göre daha demokratik olduğu söylenebilir. Ancak, parti içi
oligarşik eğilimler bu yöntemde de devam etmektedir. Bu yöntem, tüm
adayların delegelerce seçilmesi ya da adayların bir bölümünün delegeler-
ce, bir bölümünün de parti merkez karar organları tarafından seçilmesi
biçiminde de uygulanmaktadır.
3. Adayların parti üyelerinin bütünü tarafından seçilmeleri. Bu en
demokratik yöntemdir, parti içi demokrasiye uygun düşer.
Türkiye’de, Siyasi Partiler Yasası’nın ilk şekline göre, adaylar, partiye
kayıtlı tüm üyelerin katılacakları ön seçimle belirlenecekti (m. 37). Ancak,
daha sonra yasada yapılan değişiklikle adayların belirlenmesi işi, parti içi
bir sorun olarak kabul edildi ve partilerin takdirine bırakıldı. Siyasal par-
tiler adaylarının belirlenmesini, serbest, eşit, gizli oy, açık tasnif esasına
uygun biçimde kendi tüzüklerinde belirleyecekleri usul ve yöntemlerden
biri veya birkaçı ile yapabilirler. Tüzükte belirlenen yöntem ön seçim ya
da merkez yoklaması olabilir (2820 sayılı Yasa m. 37). Uygulamada aday-
ların belirlenmesi, çoğunlukla, merkez yoklamasına göre yapılmaktadır.
18
Bkz., Teziç, Erdoğan, Anayasa Hukuku, Beta 1986, s. 276.
makaleler Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
83TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Adayların belirlenme işinin partilerin tercihlerine bırakılması parti
oligarşisinin devamı anlamına gelmektedir.
Adaylarla ilgili uygulanacak kurallar;
• Siyasi partiler, adaylarda, Anayasa ve yasada belirtilen koşullara
aykırı olmamak kaydıyla ek kimi nitelikler de arayabilirler.
• Bir kimse, aynı zamanda, ön seçimlerde ve merkez adaylığında de-
ğişik siyasal partilerden veya aynı partiden, aynı seçim için birden fazla
seçim çevresinden ön seçime katılamaz.
• Bir kimse, bir partiden ön seçim veya merkez adaylığı yoklamasına
katıldıktan sonra başka bir partiden merkez adayı gösterilemez ve parti-
sinden istifa etmedikçe bağımsız aday olamaz (2820/40).
OY VERMENiN HUKUKÇA NİTELENMESİ
Oy Verme “Görevdir” - Oy Verme “Haktır”
Oy vermeyi görev ya da hak sayan iki görüş bulunmaktadır. Oy
vermeyi görev sayan görüş, ulusal egemenlik düşüncesine dayanmak-
tadır. Bu görüşe göre, seçmenler oylarını kullanırken ulusal egemenliğin
uygulamaya geçirilmesini sağlarlar, böylece kamusal bir görev yaparlar.
Oy verirken kamusal bir görevi yerine getiren seçmen, oyunu sadece
vermekle değil, inancı doğrultusunda en iyiyi, en yetenekliyi seçmekle
görevlidir.
19
Oy vermenin görev olarak kabul edilmesi, oy verme işleminden kaçınan
ya da oy vermeyenlerin cezalandırılmasını da haklı kılar. Bu anlayışa göre,
seçmen için seçime katılmak görev, oy kullanmak zorunluluktur. Oyunu
haklı bir nedeni olmadan kullanmayan seçmen, çoğunlukla para cezasına
ya da seçmenlik sıfatını bir süre için yitirme cezalarına çarptırılabilir.
Oy kullanmanın bir hak olduğu anlayışı, halk egemenliğine dayanır.
Halk egemenliği anlayışına göre, genel istenç, bireylerin istençlerinin topla-
mını oluşturmaktadır. Birey, genel istence ait olan egemenliğe kendi istenciy-
le katılır. Seçimlerde oy verme yetkisi, vatandaşın kişiliğine bağlı bir haktır,
hiç kimse onu bu hakkını kullanmaktan mahrum edemez, ancak bu hakkın
kullanılması ihtiyaridir, birey isterse kullanır.
20
Bu anlayış, seçimlerde oy
kullanmayan vatandaşlara ceza yaptırımı uygulanmasıyla bağdaşmaz.
19
Bkz., Teziç, a.g.y. s. 255.
20
A.g.e.
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU makaleler
84TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Türkiye’de, 1982 döneminde, Anayasa’da “seçme hakkından” söz
edilmesine karşın (m. 67), özürsüz oy kullanmayanların cezalandırılması
yoluna gidilmiştir.
Böylece, 1982 Anayasası’yla, seçme, anayasal bir hak olarak kabul
edilmesine karşın, oy vermek, zorunlu bir görev olarak benimsenmiştir.
Türkiye’de zorunlu oy kullanımı, ilk kez, 1982 Anayasası’nın hal-
koylaması sırasında uygulanmıştır. Bu Anayasa’nın Geçici 16. maddesine
göre, Anayasa’nın halkoylamasına ilişkin oy verme kütüğünde ve sandık
listesinde kaydı ve oy verme yeterliği olduğu halde hukuksal ya da fiili
geçerli bir özrü olmaksızın oyunu kullanmayan seçmen, beş yıl içersinde
yapılacak genel ve ara seçimlere, mahalli seçimlere katılım hakkını yitir-
miş olacaktı. Daha sonra 10.6.1983 günlü, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi
Yasası, ilk milletvekili seçimlerinde özürsüz oy kullanmayanlar için para
cezası öngörmüştür (m. 63). Benzeri bir düzenleme 1984 yılında çıkarılan
mahalli idareler ile mahalle muhtarları seçimi hakkındaki yasayla da ge-
tirilmiştir (Geçici m. 4).
Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında 23.5.1987
günlü, 3376 sayılı Yasa’da da, hukuksal ve eylemsel bir özrü olmaksızın hal-
koylamasına katılmayanlar hakkında para cezası öngörülmüştür. (m. 6/2)
Oy Verme Bireysel Bir Haktır
Oy verme, kişiye bağlı, kişinin sadece kendisinin kullanabileceği bi-
reysel bir haktır. Kişi, oyunu, vekalet ya da temsil esasına göre başkaları
eliyle kullanamaz. Kural böyle olmasına karşın, ABD, Federal Almanya,
Fransa ve ingiltere’de gibi ülkelerde, kimi özürleri nedeniyle sandık başı-
na gidemeyen seçmenlere gıyaben oy kullanma olanağı sağlanmıştır.
21
Bu
ülkelerde, körler, seçim günü hasta olanlar, loğusalar, yatalaklar, dış işleri
mensupları vekil aracılığıyla oylarını kullanabilmektedirler. Özellikle
seçmenlerin oylarını posta ile göndermeleri yönteminin uygulanması da
giderek yaygınlaşmaktadır.
22
Oy hakkı, bireye, bir meslek kuruluşunun ya da grubun temsilcisi
olması nedeniyle değil, kişiliğine bağlı olarak verilmiştir. Kişi, bir grubu
temsilen seçildiği istisnai durumlarda oyunu, kendi kişisel belirlemesine
ve serbest istencine bağlı olarak kullanabilmektedir.
21
Soysal, Mümtaz, Anayasa’ya Giriş, Ankara 1968, s. 162.
22
Seçim Sistemleri ve Türkiye’deki Uygulamaları, TBMM Kütüphane ve Dökümantasyon
Müdürlüğü yayınları No: 5, 1982, s. 20.
makaleler Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
85TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
TEK DERECELİ YA DA İKİ DERECELİ SEÇİM
Tek dereceli seçimde seçmenler temsilcilerini doğrudan seçerler. iki
dereceli seçimde ise, seçmenler önce “ikinci seçmen” olarak adlandırılan
delegeleri belirlerler, ikinci seçmenler asıl temsilcileri seçerler. Temsilcile-
rin, seçmenler tarafından doğrudan seçilmesi daha demokratik görülmek-
tedir. Ancak, kimi ülkelerde iki dereceli sistem benimsenmiştir. ABD’de
başkan seçiminde her federe devlet delegelerini seçmekte, delegeler baş-
kanı seçmektedir. Fransa’da da senatörler il ve belediye meclisi üyelerince
seçilmektedir. 1961 ve 1982 Anayasalarına göre Türkiye’de seçimler tek
derecelidir.
SEÇMENLE TEMSİLCİ ARASINDAKİ HUKUKSAL İLİŞKİ
Seçmenle temsilci arasındaki vekalet anlayışı zamana ve ülkelere göre
farklı yorumlanmaktadır. Halk egemenliği anlayışını yansıtan buyurucu
(emredici) vekalet anlayışına göre, egemenlik, bireylerin istençlerinin
(iradelerinin) toplamından ibaret olan genel istence aittir, bu yetki dev-
redilemez; temsilciler, kendilerini seçenleri ve seçildikleri bölgeyi temsil
ederler, görevleri kendilerini seçenlerin dilek ve isteklerini meclislere
götürmektir; kendi bağımsız istençleri ile değil, seçmen e ve seçmenin
istekleri doğrultusunda bağlı yetki kullanırlar. Bu anlayışta temsilciler,
kimi koşullarla kendisini seçen seçmenler tarafından azledilebilirler.
Ulusal egemenlik görüşünü yansıtan anlayışta ise, temsilciler yetki-
lerini (vekalet ilişkilerini) ülkenin bütününden almış sayılırlar, seçmene
bağlı olmadan kendi serbest istençlerine göre oylarını kullanırlar. Seç-
menlerinden buyruk ya da talimat almak zorunda değildirler. Bu uygu-
lamada halkın yasama işlemine doğrudan katılması ya da çeşitli örgütler
veya baskı grupları oluşturarak hesap sorması olanaklı değildir.
23
Vekalet ilişkisinin üçüncü biçimi, temsil edilen ya da seçenlerin, bir
meslek grubu olmasıdır. Mesleki ya da korporatif sistem olarak adlandırı-
lan bu uygulamada, yasama meclislerinin biri, bu yolla seçilen temsilciler-
den oluşmaktadır. Bu sistem daha çok otoriter ülkelerce benimsenmiştir.
İtalya 1928, İrlanda 1937, Yunanistan 1927 bu anlayışa örnek gösterilebilir.
Çağdaş ve demokratik anlayış, bir grup tarafından yetkilendirme yerine,
yurttaşlık esasına dayalı bireysel temsil esasının benimsenmesidir.
23
Karamustafaoğlu, Tuncer, Seçme Hakkının Demokratik İlkeleri, Ankara Üniversitesi
Hukuk Fakültesi, Yayın No: 262, Ankara, 1970, S. XVI.
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU makaleler
86TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Türk anayasalarında kabul gören esas, TBMM üyelerinin, seçildikleri
bölgeyi ya da kendilerini seçenleri değil, bütün ulusu temsil etmeleridir
(1982A/m. 80). Ancak bu kural, 1982 Anayasası’nın, “Partisinin temelli ka-
patılmasına beyan ve eylemleri ile sebep olduğu Anayasa Mahkemesi’nin temelli
kapatmaya ilişkin kesin kararında belirtilen milletvekilinin milletvekilliği”nin
sona ereceğine ilişkin 84. maddesindeki kuralla çatışmaktadır. Ulusal
egemenlik anlayışı, bütün ulusu temsil eden bir milletvekilinin, sadece bir
partiye başka bir deyişle kendisini seçen seçmenlere karşı verdiği bir za-
rardan dolayı “bütün ulusu temsil” niteliğini kaybetmesi haklı görülemez.
DEMOKRATİK SEÇİM İLKELERİ
Seçimlerin, göstermelik olmamaları, yönetenle yönetilen arasında de-
mokratik bir araç olarak işlev görebilmeleri için, ulusal istenci doğru ve
dürüst bir biçimde yansıtan ilkelere göre yapılmaları ve bu ilkelerin hu-
kukça güvence altına alınmaları gerekir.
Demokrasilerde seçme hakkı, bireysel, genel, serbest, eşit, ve gizli
olarak kullanılan bir yetkid ir.
24
1982 Anayasası, 1961 Anayasası’nda olduğu gibi, demokratik esaslara
uygun seçim ilkelerini saymış ve seçimlerin yargının yönetim ve denetimi
altında yapılması esasını öngörmüştür. 1982 Anayasası’na göre, seçimler
ve halkoylaması, serbest, eşit, gizli, tek dereceli, geneloy, açık sayım ve
döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır (m. 67).
Serbest Seçim
Serbest seçim, seçmenlerin, hiçbir baskı ya da tehdit altında kalmadan
özgür istençleriyle oylarını kullanmaları anlamına gelir. Seçmenin korku-
tulması, tehdit edilmesi, sindirilmesi gibi fiziksel ya da kimi umut verici söz
vermelerle iradesinin fesada uğratılmaya çalışılması gibi tinsel baskılarla
karşılaşması serbestlik ilkesiyle çelişir. Örneğin kağıt paraların kesilerek
yarısının verilmesi, öteki yarısının seçmenin seçimde kullanacağı oya göre
verileceğinin söylenmesi ya da önce ayakkabının tekinin verilerek benzer
uygulamaya gidilmesi tinsel baskılara örnek oluşturur.
25
Seçimlerin serbestliği, aynı zamanda, seçmenin tek yönlü propa-
gandaların etkisinde kalmamasını da gerektirir. Her partinin, kendisini
24
TaniIli, Server, Devlet ve Demokrasi, 2. Bası, İstanbul 1981, s. 263.
25
Bkz. Jean Marie Cotteret - Claude Emeri, Seçim Sistemleri, çev. Ahmet Kotil, İletişim
Yay. 5. Bası, 1991, s. 42.
makaleler Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
87TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
ve programını tanıtmasına olanak sağlanmalıdır. Seçimler çoğulcu bir
ortamda gerçekleştirilmelidir. Seçim propagandalarına, seçim gününden
makul bir süre önce son verilmesi ve böylece seçmenin kendisini dinleme-
sine olanak sağlanması da serbestlik ilkesinin gereğidir. Seçmenin kulla-
nacağı oy, her türlü etkinin dışında kalmalı, kişinin özgür istenci sandığa
yansımalıdır.
298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkın-
da Yasa’ya göre propaganda, oy verme gününden önceki onuncu günün
sabahında başlar ve oy verme gününden önceki günün saat 18.00’inde
sona erer. Seçim yasaları, seçimlerde serbestliğin sağlanması amacıyla,
seçim günü silah taşıma, içkili olma, içki satışı, sandık başı güvenliği gibi
konularda kimi yasaklar getirilmesini ve önlemler alınmasını öngörür
(298 sayılı Yasa m. 79 - 85).
Seçmenin, oyunu kullanmaması durumunda cezai bir yaptırımla
karşılaşma tehdidi altında bulunması, genellikle, seçimin serbestliği il-
kesiyle bağdaşmaz. Ancak, uygulamada, oy vermenin bir hak ya da bir
görevolduğu görüşlerine bağlı olarak “ihtiyari oy verme” yanında “zorunlu
oy verme” ilkesi de geniş biçimde uygulanmaktadır. Zorunlu oy vermeyi
savunaniara göre, oy verme, seçmenin kamu yönetimine katılımı açısın-
dan yerine getirilmesi gerekli bir görevdir. Çünkü demokrasinin işlerliği
ve başarısı, büyük oranda, vatandaşların siyasete duyacakları ilgiye ve
katılıma bağlıdır. Bu nedenle oy vermenin bir görev ve zorunlu olması
doğaldır. Zorunluluk, seçime katılım oranının artmasına da neden olacak-
tır.
26
Günümüzde, kimi ülkelerde zorunlu oy ilkesi benimsenmiştir.
Türkiye’de 1982 Anayasası’nın halkoyuna sunulmasına ve 1983 Millet-
vekili seçimlerine kadar oy kullanma serbestisi geçerli iken, bu tarihlerde
yapılan oylamalarda ve daha sonraki seçimlerde zorunlu oy kullanma il-
kesi geçerli olmuş, özürsüz oy kullanmamak cezai yaptırıma bağlanm ıştır.
Eşit Oy
Eşit oy, seçmenlerin verdiği oyların aynı ağırlıkta (etkide) olması,
zenginliğe ya da öğrenim durumuna veya başka bir ölçüye göre ayrım
yapılmaksızın herkesin bir oy kullanabilmesi anlamına gelir. Eşit oy ilke-
sinin geçerli olduğu bir ülkede her seçmenin tek oyu vardır ve oyunu tek
sandıkta kullanabilir (tek kişi - tek oy ilkesi). Tarihsel uygulamalarda en
26
Seçim Sistemleri ve Türkiye’deki Uygulamalar, TMMM Kütüphane ve Dokümantasyon
Müdürlüğü, Yayın No: 5, a.g.y. s. 2l-22.
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU makaleler
88TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
fazla vergi ödeme, aile reisi olma, yüksek öğrenim görmüş olma, taşınmaz
mal ile iş yerinin ve ikametgahın ayrı yerlerde olması gibi durumlar bir-
den çok oy (çok sayılı oy)
27
ya da birden çok seçim çevresinde (kat sayılı
oy)
28
oy kullanmanın gerekçesini oluşturmaktaydı. Örneğin, 1893 yılında
Belçika’da otuz beş yaşında, evli ve çocuk sahibi vatandaşlar ile devlete
yılda en az 5 Frank vergi ödeyenlere birden fazla oy kullanma hakkı Ana-
yasa ile tanınmıştı. İngiltere’de, 1948 yılına kadar, bir kimse hem oturdu-
ğu yerde ve hem de, en az 10 Pount (sterling) değerinde bir iş yerine sahip
olması koşuluyla, işyeri çevresinde oy kullanabilmekteydi. Fransa’da,
Birinci Dünya Savaşı sırasında nüfus artışını özendirmek amacı ile aile
reisine eşi ve çocukları için birer fazla oy kullanma hakkı tanınmıştı
29
Kimi kişilere birden çok oy kullanma hakkının tanınması daha kaliteli
ve etkili temsil, ya da Fransa’da olduğu gibi, toplumun temelini oluşturan
aileye oy hakkı tanınmalıdır, görüşüne dayanmaktadır.
30
Günümüzde kabul edilen ilke, “bir adam bir oy” (one man one vote),
yani her seçmenin tek oyu olmasıdır.
Gizli Oy
Gizli oy, seçmenin oyunu zarflarken ve sandığa atarken yaptığı iş-
lemlerin gizli olması, kullandığı oyun başkaları tarafından görülmemesi
anlamına gelir. Gizlilik ilkesi, seçmenin hangi yönde oy kullandığını
kimsenin bilmemesi, kapalı bir yerde kendi istenci ve tercihine göre dış
etkilerden uzak olarak tercihini yapması esasına dayanır. Seçmenin oyuna
bağlı iradesinin serbestçe oluşması kadar, bu iradenin korkusuzca ve her
türlü etkinin dışında sandığa yansıması da önemlidir.
31
Bu nedenle gizlilik,
serbestlik ilkesinin uygulama araçlarından biridir. Türkiye’de, çok partili
yaşama geçişte, ilk genel seçimlerde (1946), “gizli oy, açık sayım” yerine; “açık
oy - gizli sayım” ilkesi uygulanmış ve bu nedenle de bu seçim, demokratik
süreçte şaibeli (ayıplı) bir seçim olarak kabul edilmiştir. Halbuki demokrasi-
lerde doğru olan “gizli oy - açık sayım ve döküm” ilkesidir. 1950 seçimlerinde
gizli oy - açık sayım ilkesinin uygulanması dürüst ve güvenilir bir seçim
yapılmasını sağlamıştır.
27
Teziç, a.g.y. s. 250.
28
A.g.e.
29
Seçim Sistemleri ve Türkiye’deki Uygulamalar, TMMM Kütüphane ve Dokümantasyon
Müdürlüğü, Yayın No: 5, s. 19.
30
Bkz., Karamustafaoğlu, Tuncer, Seçme Hakkının Demokratik İlkeleri, Ankara 1970, s.
132.
31
Tanör B. - Yüzbaşıoğlu N., Türk Anayasa Hukuku, YKY, İstanbul 2001, s. 202.
makaleler Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
89TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Seçimlerin gizliliği ilkesinin gereği olarak ayların zarflara konulduğu
özel kabinlerin iç kısımları görünmemelidir. Oy verme zarfları, kullanılan
oy pusulasının rengini belli etmeyecek kalınlıkta ve renkte olmalıdır.
298 sayılı Yasa, sandık kurullarını, oy verme serbestliğini ve gizlili-
ğini sağlayacak biçimde, yeteri kadar kapalı oy verme yeri hazırlamakla
görevli kılmıştır. Seçmen, kapalı oy verme yerinde, sandık kurulu müh-
rünü taşıyan birleşik oy pusulasını kendi eliyle katlayıp, zamkı kenarına
yapıştırır; birleşik oy pusulası kullanılmayan seçimlerde ilçe seçim kurulu
ve sandık kurulu mühürlerini taşıyan zarflar kullanılır (m. 75, 77, 103). Ya-
sada oy verme yerinin nitelikleri de belirlenmiştir. Yasaya göre, kapalı oy
verme yeri, içerisi dışarıdan gözetlenemeyecek ve seçmenin, oy pusulası-
nı inceleyip serbestçe zarflayabileceği biçim ve nitelikte olmalıdır (m. 76).
Genel Oy
Geneloy, yurttaşların, servet, eğitim, cinsiyet ya da ırk gibi kimi ay-
rımlara tabi tutulmaksızın oy kullanmaları anlamına gelmektedir. Ancak,
geneloy, istisnasız her yurttaşın oy kullanması biçiminde algılanmamalı;
makul ve demokratik ölçütlere uygun yeterlik koşullarına bağlı oy kullan-
ma olarak anlaşılmalıdır. Örneğin, bir seçimde, belirli bir yaşa gelmeyen,
henüz çocuk sayılanlar ile özel görevli, olabildiğince sınırlı sayıda kimi
kişilerin oy kullanamaması genellik ilkesine aykırılık oluşturmaz.
Avrupa’daki gelişim, başlangıçta, seçmenler topluluğunu olabildiğin-
ce dar tutmayı amaçlayan “Sınırlı Oy”,
32
anlayışından, XIX. yüzyıl sonları-
na doğru, giderek, genel oy ilkesine geçiş yönünde oldu. XVIII. yüzyıldan
itibaren güçlenen burjuva, sınırlı oy hakkı (kısıtlı oy) uygulamasıyla, XIX.
yüzyıl sanayi devrimiyle giderek gelişen emekçi kitleleri olabildiğince
siyaset sahnesinin dışında bırakmayı uygun görmüş, bu amaçla seçmen
olabilmek için, belirli oranda vergi ödeme ya da taşınmaz sahibi olma
(servet ölçütü); belirli seviyede eğitim yapmış olma (yetenek ölçütü), ya da
okur yazar olma gibi koşullar aranmasının nedeni olmuştu. İşçi sınıfının
güçlenmesi ve örgütlenmesi karşısında seçmen olabilmeye getirilen bu
sınırlamalar XIX. Yüzyılın sonlarına doğru giderek kaldırıldı ise de; kadın-
ların oy kullanamaması gibi cinsiyete, kimi ırkıarın seçmen olamaması gibi
ırkçılığa bağlı koşullar XX. Yüzyılın ortalarına değin devam etmiştir.
33
32
Sınırlı oy, oy hakkının, toplumun ancak küçük bir bölümüne tanınmasıdır. Bu neden-
le “geneloy” ilkesinin karşıtı sayılır. Tarihsel gelişim içinde oy hakkı, servete ve öde-
nen vergiye; yeteneğe; cinsiyete; ırk ayrınuna bağlı bir yetki olarak düşünülmüştür.
33
Ana Britannica, Hürriyet Gazetesi. C. 27, s. 270. Türkiye’de kadınlara oy hakkı, ilk
kez 1930 Belediye Başkanlığı seçimlerinde tanındı; 1934’de Anayasa’da değişiklik
yapılarak kadınlara seçme ve seçilme hakları verildi.
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU makaleler
90TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Günümüzde bu kısıtlamalar kaldırılmış olmakla beraber genel oy
ilkesi, herkesin oy kullanması anlamına da gelmemektedir. Oy hakkı,
yurttaşlık, belirli bir yaşa gelmiş olma, kısıtlı olmama, kamu hizmetle-
rinden yasaklı olmama, kimi suçlardan hüküm giymemiş olma, er ya da
askeri öğrenci olmama gibi koşullarla sınırlıdır. Ancak seçme yeterliği için
aranan bu koşulların bir hayli sınırlı ve dar bir alanda kalması genel oy
ilkesine aykırılık oluşturmaz. Yurt dışındaki vatandaşlara da oy verme
hakkı tanınması, genellik ilkesine uygun düşer.
Açık Sayım ve Döküm Esası
Açık sayım ve döküm, oyların sayımı ve sayılan oyların partilere
göre dökümünün yapılması başka bir deyişle sandık seçim sonuçlarının
tutanağa (döküm cetvellerine) geçirilmesi işleminin kamuya açık olarak
yapılmasıdır. Bu uygulama, seçmen iradesinin belirlediği sonuçların ger-
çeğe uygun biçimde ve doğru olarak ilan edilmesini sağlar.
298 sayılı Yasa, oyların sayımı ve dökümüyle ilgili ayrıntılı bir dü-
zenleme öngörmektedir (m. 95-107). Bu Yasa’ya göre, sayım ve döküm
açık olarak yapılır. Oy verme yerinde hazır bulunanlar sayım ve dökümü
takip ederler.
Yargı Yönetim ve Denetimi (Seçim Uyuşmazlıklarının Çözümü)
Seçim öncesi, seçim sırasında ve seçim sonunda çıkan uyuşmazlıkla-
rın çözümlenmesi seçim hukukunun ayrı bir bölümünü oluşturmaktadır.
Uygulamada seçimlerin yönetim ve denetimi ve seçim uyuşmazlıklarının
çözümü ya meclise ya da yargıya bırakılmaktadır. Seçim uyuşmazlıkların
çözümünün meclislere bırakılmasının ulusal egemenlik ve parlamento-
nun üstünlüğü ilkesine daha uygun düştüğü söylenebilir.
34
Nitekim Bel-
çika ve italya’da seçimler meclis tarafından denetlenmektedir. Fransa’da
da, 1958 V. Cumhuriyet öncesinde seçimlerin denetimi meclis tarafından
yapılmaktaydı.
Ancak, meclis yoluyla yapılan denetimlerde, denetim işine siyasi ter-
cihlerin karıştırılması ve seçimlerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin
yargısal işlevle daha çok bağdaşması gibi nedenler, seçimlerin, giderek,
yargı yoluyla denetlenmesi ve seçimden doğan uyuşmazlıkların çözüm
yerinin yargı yeri olması yönündeki görüşü güçlendirmiştir.
34
Teziç, a.g.y. s. 280.
makaleler Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
91TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Çeşitli ülkelerdeki uygulamalar, daha çok, yargı yoluyla denetimden
yana gelişim göstermektedir. Fransa’da V. Cumhuriyet Anayasası’na göre
seçim uyuşmazlıkları Anayasa Konseyi tarafından karara bağlanmaktadır
(m. 59). Federal Alman Anayasası’na göre ise, seçimle ilgili ilk itirazlar
Federal Meclis’e yapılmaktadır. Ancak, bu Meclis’in verdiği seçimle ilgili
kararlara karşı Federal Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yolu açıktır, nihai
karar bu mahkemece verilmektedir (m. 41). Avusturya’da aynı yetki Ana-
yasa Mahkemesi tarafından kullanılmaktadır (m. 141).
Türkiye’de 1954 yılına kadar seçim tutanaklarını inceleyip kesin ka-
rara bağlama yetkisi TBMM’ye aitti. Meclis bu yetkisini, 16.2.1950 günlü,
5545 sayılı Miletvekili Seçimi Yasası’na göre kurulan Yüksek Seçim Ku-
rulu’nun verdiği raporu esas alarak kullanmaktaydı. ilk kez, 1954 yılında
çıkarılan 6272 sayılı Yasa ile seçim tutanaklarını inceleme ve kesin karara
bağlama yetkisi Yüksek Seçim Kurulu’na başka bir deyişle yargısal bir
kuruluşa verilmiştir. Daha sonra 1961 ve 1982 Anayasaları, Yüksek Seçim
Kurulu’nu anayasal bir kurum durumuna getirmiş (m. 75, m. 79), seçim-
lerin yargı yönetim ve denetiminde yapılmasını öngörmüşlerdir (m. 75,
67).
Seçim Kurulları
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen kütükleri Hakkındaki
26.4.1961 günlü, 298 sayılı Yasa’ya göre, seçim işleri seçim kurullarınca
yürütülür. Valiler, kaymakamlar, belediye başkanları, muhtarlar ve bütün
kamu görevlileri her türlü seçim işleri ve seçmen kütükleri yazımında,
seçim kurullarının istediği bilgi ve belgeleri, gecikmeden ve süresinde ve
doğru olarak göndermeye mecburdurlar (m. 9).
Ankara’da bir Yüksek Seçim Kurulu, her seçim çevresinde bir il seçim
kurulu, her ilçede bir ilçe seçim kurulu ve seçim bölgelerine konulacak
her sandık için bir sandık kurulu bulunur.
İl merkezlerinde, ayrıca bir merkez ilçe seçim kurulu kurulur.
Son nüfus sayımına göre nüfusu 200.000’i aşan ilçelerde, köy ve ma-
halle sınırları (seçim bölgeleri) esas alınarak ve mümkün olduğu oranda
nüfus sayısındaki eşitlik gözetilerek, birden fazla ilçe seçim kurulu kuru-
lur (298/m. 10).
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU makaleler
92TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Yüksek Seçim Kurulu (YSK)
35
Yüksek Seçim Kurulu, 1961 Anayasası’yla anayasal kurul haline geldi.
Yeni şekliyle Anayasa ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seç-
men Kütükleri Hakkındaki Yasa’yla kuruldu. 1982 Anayasası’nda da aynı
yapıyla yerini korudu (m. 79).
1982 Anayasası’na göre, yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçimlerin
başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüst-
lüğüyle ilgili bütün işlemleri yapmak ve yaptırmakla, seçim süresince ve
seçimden sonra seçimle ilgili tüm yolsuzluk, yakınma ve itirazları incele-
mek ve kesin karara bağlamakla ve TBMM üyelerinin seçim tutanaklarını
kabul etmekle görevlidir. YSK kararlarına karşı başka bir mercie başvuru-
lamaz (m. 19). Anayasa değişikliklerine ilişkin yasaların halkoyuna sunul-
ması işlemlerinin genel yönetim ve denetimi de milletvekili seçimlerinde
uygulanan hükümlere göre olur.
YSK, yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay,
beşi Danıştay Genel Kurulu’nca kendi üyeleri arasından üye tamsayıları-
nın salt çoğunluğunun gizli oyuyla seçilir. Bu üyeler, bir başkan ve bir baş-
kan vekili seçerler. YSK’ya, başkan ve başkan vekili hariç, Yargıtay ve Da-
nıştay’dan seçilen üyeler arasından ad çekme ile ikişer yedek üye ayrılır.
YSK Başkanı ve Başkan vekili ad çekmeye katılmazlar (Anayasa m. 19).
YSK üyelerinin görev süreleri altı yıldır, süresi bitenler yeniden seçi-
lebilir.
YSK’nın ve öteki seçim kurullarının görev ve yetkileri 298 sayılı Ya-
sa’yla ayrıntılı olarak düzenlenmiştir (m. 11-14).
İl Seçim Kurulları
Her seçim bölgesinde bir il seçim kurulu kurulur. İl seçim kurulla-
rı, illerde, iki yılda bir Ocak ayının son haftasında, il merkezinde görev
yapan en yüksek dereceli üç yargıçtan kurulur. Derecesi en yüksek olan
başkan olur. Kurulun yargıçlardan iki de yedek üyesi vardır. Bu kurul iki
yıl görev yapar.
35
Yüksek Seçim Kurulu, ilk kez, 16.2.1950 günlü, 5545 sayılı Milletvekili Seçimi Ya-
sası’na göre altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarının kendi üyeleri arasın-
dan seçtikleri onbir kişiden oluşacak şekilde kurulmuştur (m. 120). Bu Kurul’un,
milletvekili tutanaklarına vaki itirazlarda, Meclise rapor vermekle sınırlı yetkisi,
17.2.1954 günlü 6272 sayılı Yasa’yla kesin karar verme yetkisine dönüşmüştür.
makaleler Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
93TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
İl Seçim Kurulunun Görevleri
Bu kurul, il seçim çevresi içersinde seçimin düzenle yürütülmesini
sağlamak gereken önlemeleri alır, seçim işlerini denetler; ilçe seçim kurul-
larının kuruluşuna, işlemlerine ve kararlarına karşı yapılan itirazları ince-
ler ve derhal karara bağlar (298/ m. 16); ayrıca yasanın kendisine verdiği
öteki görevleri yerine getirir.
İlçe Seçim Kurulları
Her ilçede, iki yılda bir Ocak ayının son haftasında bir başkan ile altı
asıl, altı yedek üyeden oluşan bir ilçe seçim kurulu kurulur. Bu kurul iki
yıl süre ile görev yapar. ilçedeki en yüksek dereceli yargıç bu kurulun
başkanıdır. İlçede aynı derecede birkaç yargıç bulunduğu takdirde en kı-
demlisi, kıdemde eşitlik halinde en yaşlısı kurula başkanlık eder.
İlçe seçim kurulunun dört asıl, dört yedek üyesi siyasal partilerden
yasada belirtildiği biçimde alınır. Öteki iki asıl, iki yedek üye, durumu
yasada belirtilen koşullara uyan devlet memurları arasından ad çekme ile
belli edilir (298/m. 19).
İlçe Seçim Kurulunun Görev ve Yetkileri (m. 20):
• İlçede seçimin düzenli yürütülmesini sağlar, bu amaçla gereken
önlemleri alır, seçim işlerini denetler;
• Sandık kurullarının oluşumun, işlemlerine ve kararlarına karşı ya-
pılan itirazlarını inceleyerek karara bağlar.
• Yasada gösterilen öteki işleri yapar.
İl ve İlçe Seçim Kurullarındaki Siyasal Parti Temsilcileri
Son milletvekili genel ve ara seçimlerinde yasama meclisinde seçilmiş
en az bir üyeye sahip olan ve YSK’ca 298 sayılı Yasa’nın 14. maddesinin
dördüncü bendi gereğince tespit ve ilan edilen siyasal partilerden birer tem-
silci il ve ilçe seçim kurullarında bulundurulur. Bu temsilciler kurulun tüm
çalışmalarına ve görüşmelerine katılırlar, ancak oy kullanamazlar (m. 11).
YSK, il ve ilçe seçim kurulları başkan ve üyeleri görevlerine başlama-
dan önce kurul önünde yansızlık andı içerler (298/m. 21).
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU makaleler
94TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Sandık Kurulu (298/m. 21-26)
Sandık kurulu, bir başkan ile altı asıl, altı yedek üyeden kurulur. İlçe
seçim kurulu başkanı, ilçe seçim kuruluna siyasi partiler dışından getiri-
len asıl üyelerle görüşerek, sandığın kurulacağı seçim bölgesinde ya da
dışında “iyi ün” sahibi olmakla tanınmış, okur-yazar kimseler arasından,
seçim bölgesine bağlı her sandık için birer kişi olmak üzere liste düzenler.
ilçe seçim kuruluna siyasal partilerden seçilmiş asıl üyelerden her biri de,
belirtilen süre içersinde birer liste düzenleyerek başkanlığa verirler. Dü-
zenlenen listelerde her sandık için adı önerilen başkan adayları arasında
kura çekilerek sandık kurulu başkanları belirlenir (298/m. 22).
İlçe seçim kurulu başkanı, ayrıca, sandık kurulu üyelikleri için, son
milletvekili genel seçimlerine o seçim çevresinden katılan, o ilçede örgütü
bulunan ve ilçede en çok oy almış beş partiye, her sandık için birer asıl
ve yedek üye adının beş gün içinde bildirilmesini tebliğ eder. Noksanlık
olması durumunda, öteki partiler arasında ad çekilerek eksiklik tamam-
lanır. Son olarak, sandığın bulunduğu mahalle ihtiyar heyeti ve ihtiyar
meclisi asıl ve yedek üyelerinden ad çekme ile iki kişi seçilir, ilk seçilen
asıl ötekisi yedek üye olur.
Siyasal partiler ve bağımsız adaylar, sandık başı işlemlerini takip et-
mek üzere birer gözlemci gönderebilirler.
Anayasa Yargısı Yoluyla Denetim
Seçim sistemlerinin ve ilkelerinin bir başka denetim yolu, anayasa
yargısı yoluyla yapılan denetimdir. Anayasa Mahkemesi seçim yasalarını
ve seçim yasalarının dayandığı temel hak ve özgürlükler rejimiyle ilgili
yasaları Anayasa’ya uygunluk yönünden incelerken bu denetimi geniş
kapsamda yapar.
36
Anayasa Mahkemesi, bu bağlamda, konuya temel hek
ve özgürlükler yönünden de bakar. Mahkeme, saptanan seçim gününün
siyasal partilere yeterli hazırlık olanağı verip vermediği, seçim öncesi pro-
paganda süresinin makul genişlikte olup olmadığı, partilerin kamusal kit-
le iletişim araçlarından yararlandırılmalarında eşitliğe ve adalete uygun
bir denge kurulup kurulmadığı, hazineden para yardımı yapılmasında
adaletli ölçütler kullanılıp kullanılmadığı gibi konuları değerlendirirken
sistemi, anlatım özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, basın özgürlüğü,
toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğü gibi özgürlükler rejimi
yönünden de irdeler. Böylece seçim sisteminin, Anayasa, demokrasi ve
hukuk devleti ekseninde işlerliğini sağlar.
36
Daver, a.g.m., s. 137.
makaleler Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
95TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Anayasa Mahkemesi (AYM)nin Seçimle İlgili Kararları
• Anayasa Mahkemesi, seçim gününün, yasa yerine, TBMM’nin ka-
rarıyla saptanmasını Anayasa’ya aykırı bulmuş, “yasa yerine karar yolunun
seçilmesi denetimden kaçınma amacına yönelik bir davranış olarak yorumlana-
bilir” olarak nitelemiştir. Mahkeme, aynı kararda, büyükşehir belediyesi
kurulmuş olan yerlerde büyükşehir belediye başkan adaylarının ortak oy
pusulalarında birlikte gösterilmelerini serbest oy ilkesiyle bağdaşmaz, seç
me ve seçilme özgürlüğünü zedeler nitelikte kabul etmiştir.
37
• AYM, seçimlerde propaganda süresinin yirmi bir günden on güne
indirilmesini demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı bulmamış;
aynı kararda, 10.9.1987 günlü, 3403 sayılı Yasa’nın, küçük partiler aleyhi-
ne işleyecek, “altı milletvekili çıkaracak seçim çevrelerinde bölme işlemi bir ek-
siğiyle yapılır.” kuralını incelerken, yasa koyucunun, bölme işlemlerindeki
belirlemesi ile tercih ve takdirlerini güçlü partilerden yana koymasını ve
“nispi temsil sistemi”nin temelini oluşturan “adalet” ilkesi yerine çoğunluk
sisteminin dayandığı “istikrar” ilkesine ağırlık vermesini Anayasa’ya ay-
kırı bulmamıştır.
38
• Mahalli İdareler Seçim Yasası’yla, Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar
Heyetleri Seçimi Hakkındaki Yasa’yla getirilen onda birlik indirimli baraj
uygulanmasını Anayasa’ya aykırı bulmamıştır. Aynı kararda, mahalli
idareler ile mahalle muhtarlıkları ve ihtiyar heyetleri seçimine katılan
siyasi partilere “radyo ve televizyon yolu ile propaganda yasağı” getirilmesini
de Anayasa’ya aykırı görmemiştir.
39
• AYM, seçim gününün en çok altı aylık bir gecikmeye neden olacak
biçimde geri bırakılmasını “makul ve kabul edilebilir” bir süre kabul etmiş-
tir.
40
• AYM’ye göre, Anayasa, siyasal partilere devletçe yardım yapılama-
yacağına ilişkin kural öngörmediğine göre, bu yardım yapılabilir.
41
A YM, hakkında görevleriyle ilgili soruşturma ve kovuşturma açılması
nedeniyle İçişleri Bakanı tarafından görevinden geçici olarak uzaklaştırılan
belediye başkanı yerine ayni bakanlıkça, Meclis üyeleri arasından geçici bir
37
AYM’nin 14.6.1988 günlü, E. 1988/14, K. 1988/18 sayılı kararı, AYMKD, S. 24, s.
252-272.
38
AYM’nin 9.10.1987 günlü, E. 1987/23, K. 1987/27 sayılı kararı, AYMKD, S. 23, s. 367.
39
AYM’nin 1.3.1984 günlü, E. 1984/1, K. 1984/2 sayılı kararı, AYMKD, S. 23, s. 161.
40
AYM’nin 21.4.1992 günlü, E. 1992/17, K. 1992/30 sayılı kararı, AYMKD, S. 28/1, s.
369.
41
AYM’nin 6.7.1989 günlü, E. 1988/39, K.1989/29 sayılı kararı, AYMKD, S. 26, s. 17.
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU makaleler
96TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
başkan görevlendirilmesini demokratik hukuk devleti ilkesiyle ve devletin
demokrasiyi koruma amacıyla bağdaşmaz bulmuştur.
42
SONUÇ
Dürüst ve adil seçimler, demokrasinin, çoğunluk istencinin belirlen-
mesi “çoğunlukçuluk”, farklı görüşlerinin özgürce ortaya atılabilmesi ve
azınlığın da kendilerini ifade edebilmesi “çoğulculuk” ve siyasal kararların
alınmasına halkın katılımı anlamındaki “katılımcılık” ilkelerinin yaşama
geçirilmesinin aracıdırlar. Demokrasilerde çoğunluk iktidarı, azınlığın,
hukuka dayalı iktidar olma yollarını kapamamalıdır.
Yargı gözetim ve denetiminde yapılması seçimlere, seçim yargısı yo-
luyla hukuksal güvence sağlar. Demokratik ilkelere uygun ve meşruiyet
temeline dayalı seçimler, toplumsal barışı sağlamanın da en etkili yolla-
rından birisidir. Siyasal partiler, seçim öncesi etkinlikleriyle, halkı doğru
bilgilendirerek; aday göstererek ve adil ve dürüst seçimlerin gerçekleşme-
sini sağlayarak kamusal hizmet sağlarlar.
42
AYM’nin 13.6.1988 günlü, E.1987/22, K.1988/19 sayılı kararı, AYMKD, S. 24, s. 284.