makaleler Ergun ÖZBUDUN
109TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
Yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığı, kamu yararı amacıyla
parlamento üyelerine tanınmış olan bağışıklık ve ayrıcalıklardır. Bu iki kurum
genellikle aynı bağlam içerisinde ve yasama bağışıklıkları başlığı altında bir
arada ele alınmakla birlikte, aslında hukuki mahiyetleri ve cevap verdikleri
ihtiyaçlar bakımından çok farklı kurumlardır. Yasama sorumsuzluğunun
(non-liability, irresponsibility, freedom of speech) amacı, milletvekillerinin
parlamento çalışmalarındaki oy, söz ve düşünce hürriyetlerini korumak, böy-
lece yasama görevlerini korkusuzca ve tam bir serbesti içinde yerine getirebil-
melerini sağlamaktır. Buna karşılık, yasama dokunulmazlığının (inviolability,
freedom from arrest) amacı, milletvekillerinin keyfi ve asılsız suç isnatlarıyla
yasama görevlerini ifadan geçici olarak da olsa alıkonulmalarını önlemektir.
Bu farka paralel olarak, yasama sorumsuzluğunun mutlak ve sürekli bir
koruma sağlamasına karşı, yasama dokunulmazlığı ancak nispi ve geçici
bir koruma sağlar. Bu anlamda 1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın,
hem yasama sorumsuzluğunu, hem yasama dokunulmazlığını düzenleyen
83. maddesinin başlığında yasama dokunulmazlığı deyiminin kullanılmış
olması, kavram karışıklığına yol açacak niteliktedir. Madde başlığının, her
iki müesseseyi kapsayan bir üst-kavram olarak, “yasama bağışıklıkları” veya
“parlamenter muafiyetler” olması daha doğru olurdu.
Yasama sorumsuzluğunun bütün Avrupa ülkelerinde hemen hemen aynı
terimlerle tanınmış olmasına karşılık, yasama dokunulmazlığı ile ilgili ulusal
düzenlemeler çok daha büyük çeşitlilik göstermekte ve kurumun gerekliliği
üzerinde daha ciddi tartışmalar yaşanmaktadır.
1
Kanada, İrlanda, Malta
YASAMA SORUMSUZLUĞU VE
YASAMA DOKUNULMAZLIĞI:
HUKUKİ MAHİYETLERİ VE FARKLARI
Prof. Dr. Ergun ÖZBUDUN
*
*
Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi.
1
Bu çalışmada, Avrupa ülkelerindeki düzenlemeler hakkında verilen bilgiler için, Av-
rupa Konseyi Venedik Komisyonu’nun konuyla ilgili raporuna bakılabilir: Report on
the Regime of Parliamentary Immunity, CDL-INF (96) 7, Strasbourg, 4 June 1996.
Ergun ÖZBUDUN makaleler
110TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
ve Birleşik Krallık’ta dokunulmazlık parlamento üyelerini ancak hukuk
davalarından kaynaklanan tutulma ve tutuklamalara karşı korumaktadır.
Hollanda’da ise 1884’den bu yana, yasama dokunulmazlığı hiçbir şekilde
mevcut değildir. Buna karşılık Avrupa ülkelerinin büyük çoğunluğunda,
yasama sorumsuzluğuna ek olarak, yasama dokunulmazlığının şu veya
bu ölçüde tanındığı gözlemlenmektedir. Bu çalışmamızda sadece yasama
dokunulmazlığı üzerinde durulacaktır.
TC Anayasası da, 1924 ve 1961 Anayasaları’nın geleneğini devam et-
tirerek, yasama dokunulmazlığını açıkça tanımıştır. Anayasa’ya göre (m.
83/2), “seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili,
Meclis’in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yar-
gılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına
başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa’nın 14. maddesindeki durumlar bu hükmün
dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam, durumu hemen ve doğrudan doğruya
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bildirmek zorundadır.” Dokunulmazlığın bir
sonucu da, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi hakkında, seçimden önce
veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesinin, üyelik sı-
fatının sona ermesine bırakılmasıdır (m. 83/3). Burada söz konusu olan
ceza hükmünün, milletvekilliğin düşmesini gerektirmeyen bir mahkumiyet
olduğunu belirtmeye hacet yoktur.
Yasama sorumsuzluğundan farklı olarak, dokunulmazlık, nispi ve ge-
çici nitelikte bir ayrıcalıktır. Nispidir, çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi
tarafından kaldırılabilir. Hatta Anayasa’da belirtilen durumlarda Meclis’in
bu yolda bir kararına gerek olmadan da, ilgili üye tutulabilir, sorguya çe-
kilebilir, tutuklanabilir ve yargılanabilir. Ağır cezayı gerektiren suçüstü
halinin böylece dokunulmazlığın kapsamı dışında bırakılmış olmasının
sebebi, bu durumda isnadın ciddiyeti hakkında kuvvetli bir karinenin
varlığıdır. Bu istisnanın geçerli olabilmesi için, hem Ceza Mahkemeleri
Usulü Kanunu’nun 127. maddesinde tanımlanan suçüstü halinin varlığı,
hem isnat edilen suçun ağır cezayı gerektiren bir suç olması şarttır. Ceza
Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 421. maddesine göre, “ağır ceza işlerinden
maksat, ölüm ve ağır hapis ve on seneden fazla hapis cezalarını gerektiren cürümlere
ilişkin davalardır.” Suç üstü (flagrante delicto) durumunun yasama dokunul-
mazlığı kapsamı dışında tutulması, bütün Avrupa ülkeleri anayasalarında
kabul edilmiş olan bir kuraldır. Buna ek olarak bazı anayasalar, suç üstü
durumundan bağımsız olarak, ağır cezaları gerektiren bazı suçları da, do-
kunulmazlık kapsamı dışında tutmuştur. Mesela; İsveç Anayasası’nda, en
az iki yıl hapsi gerektiren suçlar da dokunulmazlık kapsamı dışındadır.
Bazı anayasalarda ise (mesela Portekiz, Hırvatistan, Finlandiya, Slovenya)
makaleler Ergun ÖZBUDUN
111TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
Türkiye’de olduğu gibi, suç üstü haline ilaveten, suçun belli bir asgari cezayı
gerektirmesi öngörülmüştür.
2
Suç üstü durumunun dokunulmazlık kapsamı dışında bırakılmasının
müessesenin mahiyetine uygun olmasına karşılık, Anayasa’da yer alan
ikinci istisna, yani Anayasa’nın 14. maddesinde değinilen durumlar hak-
kında aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Bir defa, 14. maddede geçen
kavram ve ilkelerin bir çoğu belirsiz ve muğlak kavram ve ilkeler olduğu
gibi, bunların ceza hukukumuzda hangi suçlara tekabül ettiklerinin objektif
olarak belirlenmesi de kolay değildir. İkincisi, isnat olunan suçun ağırlığı,
mutlaka isnadın ciddiyeti anlamına gelmez.
3
Türk hukukunda yasama sorumsuzluğunun hukuk davalarını da
kapsayıp kapsamadığı ihtilaflı olmakla beraber,
4
yasama dokunulmazlığı-
nın hukuk davalarını kapsamadığında tereddüt yoktur. Dokunulmazlığın
amacı milletvekillerinin keyfi isnatlarla görevlerini ifadan alıkonulmalarını
önlemek olduğuna ve hukuk davaları da buna bir engel teşkil etmedik-
lerine göre, milletvekilleri hakkında hukuk davaları açılabilir. Esasen
Anayasa’nın 38. maddesinde 2001 yılında yapılan değişikliğe göre, “hiç
kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirmemesinden do-
layı özgürlüğünden alıkonulamaz.” Bu hüküm karşısında milletvekillerinin
bir hukuk davası dolayısıyla kişi hürriyetinden yoksun bırakılmaları söz
konusu olmayacaktır.
Yasama dokunulmazlığı, nispi niteliğinin yanında, süreli niteliğiyle
de yasama sorumsuzluğundan ayrılır. Diğer bir deyimle yasama dokunul-
mazlığı, milletvekilini ancak görev süresinin devamınca korur ve sürenin
bitiminde milletvekili hakkında cezai kovuşturmaya başlanır. Bunun doğal
sonucu olarak, üyelik süresince zamanaşımı işlemez (m. 83/3). Tekrar se-
çilen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma, Meclis’in yeniden
dokunulmazlığını kaldırmasına bağlıdır (m. 83/4).
2
Kemal Gözler, Türk Ceza Kanunu’nda ağır cezalık pek çok suç olduğuna işaret ede-
rek, Anayasa’daki formülün milletvekillerine yeterli güvence sağlamadığını, bunun
yerine 1924 Anayasası’ndaki “cinai cürmü meşhut” deyiminin kullanılmış olmasının
daha doğru olacağını, hatta mevcut Anayasa’daki hükmün bu şekilde yorumlanması
gerektiğini savunmaktadır: Türk Anayasa Hukuku (Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları,
2000), s. 325.
3
Ibid., s. 326, aynı yönde, Ergun Özbudun, Türk Anayasa Hukuku (Ankara, Yetkin Ya-
yınları, 2002), s. 280; Zafer Gören, Anayasa Hukukuna Giriş (İzmir, Fakülteler Kitabevi,
1997), s. 216
4
Gözler, a.g.e., s. 322; Özbudun, a.g.e., s. 278; Akman Akyürek, Parlamenterlerin Yasama
Faaliyetlerinden Dolayı Hukuki ve Cezai Sorumlulukları (Doktrin, Uygulama, Yargıtay
İçtihatları), (Ankara, Başbakanlık Basımevi, 1991).
Ergun ÖZBUDUN makaleler
112TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
Yasama Dokunulmazlığının Kapsamı ve Süresi
Anayasa’nın 83. maddesine göre yasama dokunulmazlığı, milletvekil-
lerini, tutulma, sorguya çekilme, tutuklanma ve yargılanmaya karşı korur.
Ceza yargılama hukukumuzda hakim olan görüşe göre, bunlar dışındaki
işlemlerin yapılmasına anayasal bir engel yoktur. “Örneğin; savcı millet-
vekilini sorguya çekemez, ama hakkında soruşturma açıp, delilleri toplayabilir.
Keza, Anayasa’da ‘dava açılmasını’ yasaklayan bir durum olmadığına göre, savcı
milletvekili hakkında dava da açabilir ... Milletvekilinin evinde arama yapılabilir.”
5
Fransa, Portekiz, Yunanistan ve Japonya’da da dokunulmazlık, soruşturma
açılmasına engel değildir. Buna karşılık bazı ülkelerde (Avusturya, İtalya,
Gürcistan) dokunulmazlık, milletvekilinin konutunda veya makamında
arama yapılmasına engeldir.
Yasama dokunulmazlığını kabul eden ülkelerin büyük çoğunluğunda
bu dokunulmazlığın süresi, bütün yasama dönemidir. Ancak bazı ülkelerde
bu süre sınırlandırılmıştır. Mesela Kanada’da dokunulmazlık, parlamen-
tonun çalışma süresi ile ondan kırk gün önce ve kırk gün sonrasını kapsar.
Diğer bazı ülkelerde dokunulmazlık, parlamentonun çalışma süresi ile sınır-
lıdır. (Letonya, Liechtenstein, Litvanya, Lüksemburg, Norveç, İsveç, İsviçre).
Türkiye’de dokunulmazlık, bütün yasama dönemi boyunca devam eder.
Dokunulmazlığı kaldırılmış olan bir milletvekili tekrar seçilmişse, hakkında
soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi, Meclis’in yeniden dokunulmazlı-
ğını kaldırmasına bağlıdır (m. 83/4).
Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması
Yasama dokunulmazlığını kabul eden bütün ülkelerde dokunulmazlığın,
üyenin mensup olduğu Meclis’in kararıyla kaldırılabilmesi kabul edilmiştir.
Türkiye’de dokunulmazlığın kaldırılmasında izlenecek olan usul, halen Tür-
kiye Büyük Millet Meclisi’nce uygulanmakta olan Millet Meclisi İçtüzüğü ile
düzenlenmiştir. Buna göre, bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması
hakkındaki istemler, Meclis Başkanlığı’nca, Anayasa ve Adalet Komisyonları
üyelerinden kurulu Karma Komisyonu’na havale edilir. Karma Komisyon
Başkanı, dokunulmazlık dosyalarını incelemek üzere, adçekme suretiyle beş
üyeli bir hazırlık komisyonu teşkil eder. Karma Komisyon, Hazırlık Komisyo-
nu’nun raporunu görüştükten sonra, ya dokunulmazlığın kaldırılmasına veya
kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine
5
Gözler, a.g.e., s. 324; Nurullah Kunter, Ceza Muhakemesi Hukuku (İstanbul, Kazancı
Yayınları, 1986), s. 89; Sulhi Dönmezer - Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku,
C. I (İstanbul, Filiz Kitabevi, 1985), s. 256.
makaleler Ergun ÖZBUDUN
113TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
karar verir. Karma Komisyon raporu, kovuşturmanın ertelenmesi şeklinde ise,
Genel Kurul’da okunur. On gün içinde bu rapora yazılı olarak itiraz edilmezse,
kesinleşir. Rapor, dokunulmazlığın kaldırılması şeklinde ise veya itiraza uğ-
ramışsa, Genel Kurul’da görüşülür. Dokunulmazlığının kaldırılması istenen
milletvekili, isterse Hazırlık Komisyonu’nda, Karma Komisyon’da ve Genel
Kurul’da kendini savunur veya bir üyeye savundurur. Savunma için çağrı-
da bulunulan milletvekili bu çağrıya uymazsa, evrak üzerinde karar verilir.
Son söz, herhalde savunmanındır. Dokunulmazlığının kaldırılmasını üyenin
bizzat istemesi, dokunulmazlığın kaldırılması için yeterli değildir. (TBMM
İçtüzüğü, m. 131-134). Fransa ve Belçika’da da kabul edilen bu sonuncu kural,
dokunulmazlığın milletvekillerine tanınmış kişisel bir ayrıcalık değil, kamu
yararı amacıyla kabul edilmiş bir müessese oluşunun doğal bir sonucudur.
Dolayısıyla, ilgili milletvekili kendi dokunulmazlığının kaldırılmasını istese
bile, Meclis eğer bunda kamu yararı görmezse, kovuşturmanın milletvekilliği
sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar verebilir.
Dokunulmazlığın Kaldırılması Kararı Üzerindeki Denetim
Tüm Avrupa ülkelerinde dokunulmazlığın kaldırılması kararının, ilgili
milletvekilinin mensup olduğu meclisin takdirine bağlı siyasal nitelikte bir
karar olduğu kabul edilmektedir. Ancak Meclis’in, siyasal saiklerden uzak
ve bu konuda isnadın ciddiyetini ön planda tutan bir karar vermesi, elbette
müessesenin mahiyetine uygun düşer. TC Anayasası, dokunulmazlığın kaldı-
rılması kararını siyasal etkilerden mümkün mertebe uzak tutmak için, “Türkiye
Büyük Millet Meclisi’ndeki siyasi parti gruplarınca, yasama dokunulmazlığı ile ilgili
görüşme yapılamaz ve karar alınamaz” kuralını kabul etmiştir (m. 83/5). Keza,
Türkiye, Avrupa Konseyi üyesi ülkeler arasında, dokunulmazlığın kaldırılması
(ve milletvekilliğinin düşmesi) kararlarını yargı denetimine tabi tutan tek ülke-
dir. Anayasa’nın 85. maddesine göre, “yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına
... karar verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurulu kararının alındığı tarihten
başlayarak yedi gün içerisinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın,
Anayasa, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesi’ne
başvurabilir. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini on beş gün içerisinde kesin karara
bağlar.” Belirtmek gerekir ki, bu durumda Anayasa Mahkemesi’nin incelemesi,
isnat edilen suçun gerçekten işlenmiş olup olmadığını değil, isnadın ciddi olup
olmadığını kapsayacaktır. Ancak şüphesiz ki, isnadın ciddiliği hakkında bir
yargıya varılabilmesi, ileri sürülen deliller hakkında bir incelemeyi, özellikle
bunların delil değerini haiz olup olmadıklarının araştırılmasını gerektirir.
6
6
Anayasa Mahkemesi’nin, yasama dokunulmazlığının kaldırılması kararını iptal
edişine bir örnek olarak, bkz., E. 1971/141, K. 1971/67, k.t. 17.08.1971 ve 19.08.1971,
Ergun ÖZBUDUN makaleler
114TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
Türkiye’nin dokunulmazlığın kaldırılması kararını yargısal deneti-
me tabi tutan tek Avrupa ülkesi olmasına karşılık, bazı ülkelerde meclis,
(mesela Fransa, Almanya, Avusturya) suçüstü halinde tutuklanan bir mil-
letvekilinin tutuklanma halinin ortadan kaldırılmasını ve kovuşturmanın
durdurulmasını talep edebilir.
Dokunulmazlığın Gerekliliği Üzerinde Tartışmalar ve Anayasa
Değişikliği Önerileri
Son yıllarda Türkiye’de yasama dokunulmazlığının sınırlandırılması,
hatta dokunulmazlığın tümden kaldırılarak sadece yasama sorumsuzluğuy-
la yetinilmesi yönünde çeşitli öneriler ortaya atılmış ve bu konuda kamu-
oyunda hararetli tartışmalar yaşanmıştır. Bu önerilerin ileri sürülmesinde
Türkiye’deki yaygın yolsuzluk olaylarının ve bazı milletvekillerinin bu
olaylara karıştıkları şüphesinin rolü büyük olmuştur. Bu konuda en ciddi
Anayasa değişikliği girişimi 1997 yılında yapılmıştır. 23 Ocak 1997’de, ara-
larında Anavatan, Doğru Yol ve Cumhuriyet Halk Partisi liderlerinin de
bulunduğu iki yüz doksan iki milletvekilinin imzasıyla verilen Anayasa
değişikliği teklifinde, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,
sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla,
kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma suçlarında yasama
dokunulmazlığının kaldırılması, ancak bu gibi hallerde dahi milletvekilinin
tutulması veya tutuklanması için Meclis kararının gerekeceği öngörülmüş-
tü. Anayasa’nın 76. maddesine göre bu suçların, aynı zamanda milletvekili
seçilme yeterliliğini ortadan kaldıran suçlar olduğunu da burada belirtmek
gerekir. Bu Anayasa değişikliği önerisinin ikinci görüşmesi beş defa ertelen-
dikten sonra, nihayet 17 Mart 1999 tarihinde yapılabilmiş, ancak öneri yeterli
sayıda milletvekili tarafından desteklenmediği için reddedilmiştir.
Yasama dokunulmazlığının daha mütevazı ölçülerde de olsa sınırlan-
dırılmasına ilişkin ikinci girişim, 2001 Anayasa değişikliği süreci sırasında
gerçekleşmiştir. Görüşülen Anayasa değişikliği önerisine göre, 83. mad-
denin, tekrar seçilen milletvekili hakkında soruşturma yapılabilmesinin,
Meclis’in yeniden dokunulmazlığını kaldırmasına bağlı olduğunu öngören
dördüncü fıkrası kaldırılmakta ve maddeye şu fıkralar eklenmekteydi:
AMKD, S. 11, s. 52-96). Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Senatosu üyesi Osman
Köksal’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin Cumhuriyet Senatosu kararını,
Anayasa’nın 79. maddesinin amacına ve Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğü’nün 140.
maddesine aykırı bularak iptal ederken, “başkaca inandırıcı ve pekiştirici kanıtlar
bulunmadıkça yalnızca ses bantlarının ve gizli ajan raporlarının” isnada ciddiyet
kazandırmaya yeterli olmadığı noktası üzerinde durmuştur.
makaleler Ergun ÖZBUDUN
115TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
“Dokunulmazlıkla ilgili işler, TBMM’ye ulaşma tarihinden itibaren en geç
üç ay içinde sonuçlandırılır.
Dokunulmazlıkla ilgili oylama Genel Kurul’da gizli olarak yapılır.
Milletvekilleri hakkındaki ceza davaları Yargıtay’da görülür. Bu davalarla
ilgili hazırlık soruşturmasının yürütülmesi, kamu davasının açılması, hükmün
temyizi ve diğer yargılama esasları kanunla düzenlenir.”
Bu öneri, üç aylık süre ve gizli oy esası gibi, dokunulmazlığın kaldı
rılması sürecini bir ölçüde hızlandıracak ve kolaylaştıracak olumlu unsurlar
içermekle beraber, kamu oyunun konuya ilişkin beklentilerini karşılamak-
tan uzaktı. Ancak bu mütevazı değişiklik önerisi de, yeterli oy toplayama-
dığı için reddedilmiştir.
7
Dokunulmazlığın sınırlandırılması yönündeki iki Anayasa değişikliği
girişiminin akıbeti, TBMM üyelerinin önemli bir bölümünün bu konudaki
hassasiyetlerini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla yakın bir gelecekte, yasama
dokunulmazlığını ciddi şekilde sınırlandıracak bir anayasa değişikliğinin
gerçekleşmesi ihtimali zayıf görünmektedir. Hele yasama dokunulmazlığı-
nın tümden kaldırılması ve sadece yasama sorumsuzluğunun korunmasıyla
yetinilmesi yönündeki önerilerin gerçekçilikten uzak olduğu söylenebilir.
Esasen Avrupa ülkeleri arasında, yasama dokunulmazlığına hiç yer ver-
meyen Hollanda ve bunu hukuk davalarıyla sınırlandıran az sayıda ülke
dışında, yasama dokunulmazlığını ceza kovuşturmalarında tümüyle kal-
dırmış olan ülke yoktur. Günümüzde yargı organının yürütme karşısındaki
bağımsızlığının çok büyük ölçüde sağlanmış olması, yasama dokunulmaz-
lığının, ortaya çıktığı dönemlerdeki önemini azaltmış olabilir. Ancak gene
de yürütme makamlarının, yargı organını çeşitli yollardan etkilemesi, ya
da yargı makamlarının başka tür siyasal etkiler altında kalması ihtimalinin
tümüyle ortadan kalktığı söylenemez. Bu anlamda, yasama dokunulmaz-
lığının, milletvekilleri bakımından hala önemli bir güvence oluşturmaya
devam ettiği sonucuna varılabilir. Belki, başarısızlığa uğrayan 1997 Anaya-
sa değişikliği girişiminin yeniden canlandırılması, yeni dokunulmazlığın
yukarıda sayılan yüz kızartıcı suçlar bakımından kaldırılması, ancak bu
durumlarda dahi milletvekilinin tutulması veya tutuklanması için Meclis
kararının gerekmesi, makul bir uzlaşma zemini oluşturabilir.
7
Bu iki Anayasa değişikliği girişiminin geçirdiği aşamalar için, bkz., Ömer Faruk Genç-
kaya, “Politics of Constitutional Amendment in Turkey, 1987-2002,” in Constitutions
of the Countries of the World: Turkey (Dobbs Ferry, New York, Oceana Publications,
2003), s. XVIII - XX, X/I, X/V.