Talih UYAR makaleler
314TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
Daha önce 4949 sayılı 17.07.2003 tarihli,
1
5092 sayılı 12.02.2004 tarihli
2
ve 5311 sayılı 2.03.2005 tarihli Kanunlarla İcra ve İflas Kanunu’nun çeşitli
maddelerinde değişiklik yapıldıktan sonra, son kez 31.05.2005 tarihinde
5358 sayılı Kanun ile İcra ve İflas Kanunu’nun “Cezai Hükümler” başlığını
taşıyan “On Altıncı Bab”ında yer alan 331, 332, 333, 333a, 334, 336, 337,
337a, 338, 339, 340, 341, 342, 343, 344, 345a, 345b, 346, 347, 348, 353 ve 354.
maddelerinde değişiklik yapılmış, ayrıca kanunun 334a, 336a, 352a ve 352b
maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.
5358 sayılı Kanun ile İcra ve İflas Kanunu’nun belirtilen maddelerinde
aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır:
I. Kanun’un 331. Maddesinde Yapılan Değişiklikle;
• “Alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksiltme” suçunun
düzenlendiği 331. maddenin 1. fıkrasındaki “aciz belgesi istihsal edildiği
veya alacaklı alacağını istifa edemediğini” ibaresi fıkraya açıklık getirmek
amacıyla “aciz belgesi aldığını veya alacaklı alacağını alamadığını” şeklinde
değiştirilmiştir.
• Maddede ayrıca, cezaların caydırıcılığını sağlamak amacıyla, 4949
sayılı Kanun ile maddede öngörülen cezalar arttırılmıştı. 5358 sayılı Kanun
5358 SAYILI ve 31.05.2005 TARİHLİ
“İCRA VE İFLAS KANUNU’NDA
DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN” UN
GETİRDİĞİ YENİLİKLER
Av. Talih UYAR
*
*
İzmir Barosu üyesi.
1
Bkz., Uyar, T., “4949 sayılı ve 17.7.2003 tarihli ‘İcra ve İflas Kanunu’nda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun’un Getirdiği Yenilikler” (Türkiye Barolar Birliği Dergisi,
Kasım/Aralık-2003, s. 159-221).
2
Bkz., Uyar, T., “5092 Sayılı ve 12.2.2004 Tarihli ‘İcra ve İflas Kanunu’nda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun’un Getirdiği Yenilikler” (Türkiye Barolar Birliği Dergisi,
Temmuz/Ağustos-2004, s. 255-265).
makaleler Talih UYAR
315TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
ile yapılan son değişiklik ile; maddenin 1. fıkrasında öngörülen ceza miktarı
“altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası” ve maddenin
4. fıkrasında yer alan ceza miktarı da “iki yıldan dört yıla kadar hapis ve bin
güne kadar adli para cezası” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
İcra mahkemesince; bu suç için maddede öngörülen “altı aydan üç yıla
kadar hapis” cezasının asgari haddine hükmedilmişse veya ceza takdiren
artırılarak en fazla “bir yıl” olarak belirlenmişse, belirlenen bu ceza TCK
49/II’ye göre kısa süreli hapis cezası sayılacağından, mahkeme hükmettiği
bu kısa süreli hapis cezasını TCK 50/I’e göre “seçenek yaptırımlar”dan birine
-suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde
duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özeliğe göre- çevirebilecek-
tir. Örneğin; hükmettiği “bir yıl veya daha az süreli hapis cezası”nı, “adli para
cezası”na çevirebilecektir. Ancak; mahkemece takdiren “bir yıldan daha fazla
-en fazla üç yıl- hapis cezası”na hükmedilmişse, bu ceza “kısa süreli hapis ceza-
sı” sayılmayacağından TCK 49/II kapsamına girmeyecek ve TCK 50/I’de
öngörülen seçenek yaptırımlardan birisine çevrilemeyecektir ... Ayrıca be-
lirtelim ki mahkemece, İİK 330/I’de öngörülen “altı aydan üç yıla kadar hapis
cezası”ndan, eğer “iki yıl veya daha az süre ile” hapis cezasına hükmedilirse,
bu cezasının TCK 51/1 çerçevesinde ertelenmesi mümkün olabilecek, buna
karşın mahkemece “iki yıldan daha fazla hapis cezasına” hükmedilirse, o zaman
hükmedilecek bu cezanın ertelenmesi mümkün olmayacaktır.
Mahkemece ayrıca hapis cezası yanında -TCK 52 çerçevesinde- “bin
güne kadar adli para cezası”na hükmedilecek ve -yeni TCK adli para cezala-
rında ertelenmeyi kabul etmediği için- hükmedilecek bu adli para cezasının
ertelenmesi mümkün olmayacaktır ...
• 4949 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle; maddenin 1. fıkrasıyla, “1.
fıkrada yazılı suçların iflas takibinden veya iflas talebinden önce işlenmesi” suç
haline getirilmiş, böylece külli icra takibinde borçlu tarafından alacaklıların
alacaklarına kavuşmasını engelleyici, alacakların tahsilini geciktirici fiiller
madde kapsamına alınmıştır. Bu suçun işlenmiş sayılabilmesi için, 1. fıkrada
yazılı unsurların gerçekleşmesi aranacaktır.
• 4949 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle; maddenin 3. fıkrası kapsa-
mına “iflasın ertelenmesi talebinden önceki ve iflasın ertelenmesi süresinden son-
raki” fiiller ile “konkordato mühleti talebinden sonraki” fiiller de dahil edilmek
suretiyle, konkordatoda; alacaklıların haklarının cezai hükümlerle teminat
altına alınması amaçlanmıştır.
• 5358 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle; maddenin 4. fıkrasında
“iki yıldan dört yıla kadar hapis” şeklinde yer alan -4949 sayılı Kanun ile bu
duruma getirilmiş olan- ceza miktarı aynen korunurken, -yine 4949 sayılı
Talih UYAR makaleler
316TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
Kanun ile- maddeye eklenmiş olan ağır para cezası “bin güne kadar adli para
cezası”na çevrilmiştir. Mahkemece -TCK 52 çerçevesinde- “hükmedilecek bu
para cezası”nın -yeni TCK adli para cezalarında ertelenmeyi kabul etmediği
için- ertelenmesi mümkün olmayacaktır ...
• 5358 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sırasında daha önce madde-
nin 5. fıkrasında yer alan “zararın miktarına göre Türk Ceza Kanunu’nun 522.
maddesi hükümleri dahi uygulanır” şeklindeki hüküm ile yine maddenin son
fıkrasında yer alan “borçlu lehine bilerek yardımda bulunanlar ile bu maddede
yazılı fiillere iştirak edenler de asli fail gibi cezalandırılırlar” şeklindeki hüküm
madde metninden çıkarılmıştır ...
II. Kanun’un 332. Maddesinde Yapılan Değişiklik ile;
Maddenin 1. fıkrasında öngörülen “on beş günden altı aya kadar hafif hapis
cezası”, 5358 sayılı Kanun’la “on beş günden altı aya kadar hapis cezası” olarak
değiştirilmiştir. İcra mahkemesince hükmedilecek olan ve maddede yer
alan bu yeni ceza, TCK 49/2’ye göre “kısa süreli hapis cezası” olduğundan
TCK 50/I çerçevesinde “seçenek yaptırımlar”dan birine çevrilebileceği gibi,
TCK 51/1’e göre de ertelenebilecektir.
III. Kanun’un 333. Maddesinde Yapılan Değişiklik ile;
• 5358 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle; maddenin 1. fıkrasındaki
hapis cezasının üst sınırı iki yıla indirilmiştir.
İcra mahkemesince “bir yıl veya daha az süreli hapis cezası”na hükmedi-
lirse, bu ceza, kısa süreli hapis cezası niteliğinde olacağından, TCK 50/1
uyarınca “seçenek yaptırımlar”dan birine çevrilebileceği gibi, TCK 51/1’e göre
de ertelenebilecektir. Buna karşın mahkemece, “bir yıldan daha fazla hapis
cezası”na hükmedilirse, bu ceza TCK 50/1’de öngörülen “seçenek yaptırım-
lardan birisine” çevrilemeyecek, sadece TCK 51’e göre ertelenebilecektir.
• Maddenin 1. fıkrasındaki “menfaat vaat ettirilmesi” ibaresi metinden
çıkarılmıştır.
• Maddenin 3. fıkrasının metni de 4237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun
sistematiğine uygun olarak yeniden formüle edilmiştir.
IV. Kanun’un 333. Maddesinden Sonra Gelmek Üzere
4949 Sayılı Kanun ile- Eklenen Yeni 333a Maddesi ile;
“Ticari işletmede yöneticinin sorumluluğu” düzenlenmiştir.
makaleler Talih UYAR
317TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
• Burada “bir ticari işletmede hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip
bulunan kişilerin alacaklıları kasten zarara sokmaları” suç haline getirilmektedir.
“Alacaklıları zarara sokmak”tan maksat, “ticari işletmenin borçlarını kısmen veya
tamamen ödememek”tir.
• Fiilin cezalandırılabilmesi için; faalin kastının buna yönelik olması
şarttır. Hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip bulunmayanların bu
suçu işlemeleri olanaksızdır. “Bir ticari işletmede kimlerin hukuken yönetim
yetkisine sahip olacağı” ticaret hukuku mevzuatında gösterilmiştir. Ancak,
zaman zaman bazı kişilerin bu yetkiyi fiilen kullanabildikleri durumlar
vardır. Bazen; bu, hukuken yönetim yetkisine sahip bulunanların rızasıyla
olabilmesine karşın, bazı durumlarda zor kullanılarak da olabilmektedir.
İşte, bu kişilerin ticari işletme adına yaptıkları işlem veya eylemlerle alacak-
lıları kasten zarara sokmaları suç haline getirilerek, alacakların haklarına
önemli bir koruma getirilmiştir.
• Ticari ceza hukukunun en temel prensiplerinden biri, ekonomik suça
ekonomik yaptırımların uygulanmasıdır. Hürriyeti bağlayıcı ceza, istisnai
bir yaptırım olarak uygulanabilir. Burada bu prensibe riayet edilmiş, hürri-
yeti bağlayıcı ceza sınırlı tutulmuştur. 4949 sayılı Kanun ile öngörülmüş olan
“altı aydan iki yıla kadar hapis cezası” 5358 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik
sırasında aynen korunmuş ve daha önce 4949 sayılı Kanun ile öngörülmüş
olan dört milyar liradan dört yüz milyar liraya kadar ağır para cezası, “beş
bin güne kadar adli para cezası” olarak yeniden düzenlenmiştir.
İcra mahkemesince, “bir yıl veya daha az süreli hapis cezası”na hük-
medilirse, bu ceza -TCK 49/2 uyarınca- “kısa süreli hapis cezası” niteliğini
taşıyacağından, TCK 50/1 uyarınca “seçenek yaptırımlar” dan birine çevrile-
bileceği gibi ayrıca TCK 51/1 uyarınca da hükmedilecek ceza ertelenebile-
cektir. Buna karşın mahkemece, bir yıldan daha fazla süreli hapis cezasına
hükmedilirse, bu ceza TCK 50/1 uyarınca “seçenek yaptırımlardan” birine
çevrilemeyecek, sadece TCK 51/1 uyarınca ertelenebilecektir.
Mahkemece ayrıca hükmedilecek “beş bin güne kadar adli para cezası”
ise -yeni TCK adli para cezalarında ertelenmeyi kabul etmediği için- erte-
lenemeyecektir.
• Suçun taksirle, yani tedbirsizlik, dikkatsizlik, meslek ve sanatta ace-
milik, nizamnamelere, emirlere ve talimata aykırılık yapılarak işlenmesi
mümkündür. Bu durumda faile sadece adli para cezası öngörülmüştür.
Az önce de belirttiğimiz gibi; -yeni TCK adli para cezalarında ertelenmeyi
kabul etmediği için- hükmedilecek “adli para cezası”nın ertelenmesi müm-
kün olmayacaktır.
Talih UYAR makaleler
318TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
• Burada düzenlenen suçların takibi, suçtan zarar görenin şikayetine
bağlanmış, böylece mağdurun mağduriyetinin ortadan kaldırılmasına
olanak tanınmıştır. Bilindiği gibi, şikayetten vazgeçme veya şikayetin geri
alınması, ahlaka aykırı olmamak kaydıyla şarta bağlanabilir. Vazgeçme
veya geri almanın, mağduriyetin giderilmesi şartına bağlanması ahlaka
aykırı sayılmamaktadır ...
V. Kanun’un 334. Maddesinde Yapılan Değişiklikle;
• 4949 sayılı Kanun ile maddeye “konkordato projesine uymamak suretiyle”
ibaresi eklenmekle, bu projeye uyulması halinde yarar sağlayacağını uman
alacaklılar, kötü niyetli borçlulara karşı korunmuştur.
• 5092 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle; 334. maddenin başlığı
“konkordatoda veya sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeni-
den yapılandırılmasında yetkili kimseleri hataya düşüren ya da konkordato veya
uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma koşullarına uymayan borçlunun cezası”
şeklinde değiştirilmiştir.
• Yine, 5092 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle 334. maddenin kapsa-
mına “sermaye şirketleriyle kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma
projesini tasdik ettirmek için yetkili kişileri hataya düşüren veya projeye uymayarak
zarara sebebiyet veren borçluların cezalandırılması” da alınmıştır.
• 5358 sayılı Kanun ile, maddenin önceki şeklinde yer alan “gerçeğe
aykırı hesap ve bilanço göstererek” ibaresi metinde çıkarılarak yerine “hileli
tutum ve davranışlarıyla” ibaresi konulmuştur. Bu değişiklikle, belgede sah-
tecilik, söz konusu suçun unsuru olmaktan çıkarılmıştır. Aksi taktirde daha
ağır cezayı gerektiren belgede sahtecilik bu maddede tanımlanan suçun bir
unsuru olarak düşünüleceği için, bu suçtan dolayı ayrıca kişiye ceza verme
imkanı olmayacaktı. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda benimsenen sisteme
göre bir suçun işlenmesi sırasında belgede sahtecilik suçunun işlenmesi
halinde, ayrıca bu suçtan dolayı da cezaya hükmolunacaktır.
• Madde metnindeki “hafif hapis” ibaresi “hapis” olarak değiştirilerek,
fiil kabahat olmaktan çıkarılmış ve suç haline getirilmiştir. Bunun sonucu
olarak, icra mahkemesince hükmedilecek “bir yıl veya daha az süreli hapis
cezası” -TCK 49/2 uyarınca- “kısa süreli hapis” cezası niteliğinde olduğu için
TCK 50/1 uyarınca “seçenek yaptırımlar”dan birine çevrilebileceği gibi TCK
51/1 uyarınca da ertelenebilecektir.
VI. 5358 Sayılı Kanun ile, İİK’nın -“Konkordato Komiserinin
Sorumluluğu” Başlıklı- 334a Maddesi Yürürlükten Kaldırılmıştır
makaleler Talih UYAR
319TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
VII. Kanun’un 336. Maddesinde 5358 Sayılı Kanun’la
Yapılan Değişiklikle;
Maddede öngörülen “hafif para cezası”, “doksan güne kadar adli para
cezası”na dönüştürülmüştür.
Yeni 5237 sayılı TCK adli para cezalarıyla ertelenmeyi kabul etmedi-
ğinden, icra mahkemesince hükmedilecek adli para cezasının ertelenmesi
(TCK 51) mümkün olmayacaktır.
VIII. 5358 Sayılı Kanun ile - “Kendisine Teslim Edilen Malları
Vermeyenler Hakkındaki Cezalar” Başlıklı
İİK’nın 336a Maddesi Yürürlükten Kaldırılmıştır
4949 sayılı Kanun ile, İcra ve İflas Kanunu’na “yeni bir kurum” olarak
eklenmiş olan İİK 336a’nın yürürlükten kaldırılmasıyla, “yedieminlik göre-
vini kötüye kullanma” suçundan dolayı ilgililerce -alacaklı ve icra memuru
tarafından- C. Savcılığı’na şikayette bulunulacak ve suçun unsurlarının
oluştuğunun saptanması halinde, C. Savcılığı’nca, asliye ceza mahkeme-
lerinde sanıklar hakkında kamu davası açılacaktır.
IX. Kanun’un 337. Maddesinde Yapılan Değişiklikle;
• 5358 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda, maddenin kenar
başlığı “yükümlülüklerin yerine getirilmemesi” şeklini almıştır.
• 5358 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce öngörülen “on günden
bir aya kadar hafif hapis cezası”, bu Kanun ile “on gün disiplin hapsi” olarak
değiştirilmiştir ...
“Disiplin hapsi”; “... düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan
fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulana-
mayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan,
ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapis” şeklinde CMK’nın
2/l maddesinde tanımlanmıştır.
İcra mahkemesince, alacaklının şikayeti üzerine verilecek olan ve yeni
ismiyle “disiplin hapsi” olarak adlandırılmış olan kanunda öngörülmüş
olan bu “on günlük hapis cezası”, eskiden olduğu -yani 5358 sayılı Kanun’la
yürürlükten kaldırılmış bulunan 352b maddesinin yürürlükte olduğu
dönemdeki- gibi paraya çevrilemeyecek ve ertelene-meyecektir. Bu ceza
“alacaklının alacağını karşılayacak miktarda malın haczedilmesi” veya “borcun
ödenmesi” halinde düşecektir.
Talih UYAR makaleler
320TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
“Borcu karşılayacak yeterli miktarda malın haczedilmesi halinde, borçluya mal
beyanında bulunmamaktan dolayı ceza verilmemesi” ilkesi -4949 sayılı Kanun’la
yapılan değişiklik sonucunda- benimsenmiştir.
X. Kanun’un 337a Maddesinde Yapılan Değişiklikle;
• 5358 sayılı Kanun ile, maddenin 1. fıkrasında öngörülen “hafif hapis”
cezası “hapis” cezası olarak değiştirilmiştir. Bu suretle fiil kabahat olmaktan
çıkarılarak suç haline getirilmiştir.
İcra mahkemesince hükmedilecek bu “üç aydan bir yıla kadar hapis ceza-
sı”, -TCK 49/2 uyarınca- “kısa süreli hapis cezası” niteliğinde olduğundan,
bu ceza TCK 50/1 uyarınca “seçenek yaptırımlardan” birine çevrilebilecek
ve TCK 51/1 uyarınca da ertelenebilecektir.
• 5358 sayılı Kanun ile maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişik-
likle; “borçlunun iflası takdirinde” şeklindeki cümle, “borçlunun iflası halinde”
şeklini almıştır.
XI. Kanun’un 338. Maddesinde Yapılan Değişiklikle;
• 5358 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle, maddenin 1. fıkrasında yer
alan “bir aydan altı aya kadar hafif hapis cezası”, “üç aydan bir yıla kadar hapis
cezası” olarak değiştirilmiştir. Bu suretle fiil kabahat olmaktan çıkarılıp suç
haline dönüştürülmüştür. Ayrıca, alacaklının şikayeti üzerine, borçlunun
cezalandırılacağı öngörülmüştür.
İcra mahkemesince hükmedilecek “üç aydan bir yıla kadar hapis cezası”,
-TCK 49/2 uyarınca- “kısa süreli hapis cezası” niteliğinde olduğundan, bu
ceza TCK 50/1 uyarınca “seçenek yaptırımlardan” birine çevrilebilecek ve
TCK 51/1 uyarınca da ertelenebilecektir.
• 5358 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle, maddenin 2 ve 3. fıkraları
birleştirilerek düzenlenen yeni 2. fıkradaki yükümlülüğün yerine geti-
rilmemesi karşılığında, yerine getirilmesini sağlamak amacına yönelik
olarak icra mahkemesince “bir yıla kadar tazyik hapsi”ne karar verilmesi
öngörülmüştür.
Maddede öngörülen “tazyik hapsi”nin tanımı -“disiplin hapsi” gibi- CMK
2’de yapılmamıştır. Ancak, “tazyik hapsi”nin de - “disiplin hapsi” gibi- “se-
çenek yaptırımlara çevrilemeyen”, “ön ödeme uygulanamayan”, “tekerrüre esas
olmayan”, “şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan”, “ertelenemeyen” ve
“adli sicil kayıtlarına geçirilmeyen” hapis olduğu, gerek doktrinde ve gerekse
makaleler Talih UYAR
321TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
uygulamada kabul edilmektedir. Bu nedenle, maddede öngörülen ve icra
mahkemesince İİK 338/II uyarınca hükmedilecek “bir yıla kadar tazyik hapsi”
ertelenemeyecek, paraya çevrilemeyecektir.
• 5358 sayılı Kanun’la bu maddede değişiklik yapılırken, maddenin
2. fıkrasında hatalı olarak “icra tetkik mercii” ve “merci kararı” sözcüklerine
yer verilmiştir. Bu sözcüklerin “icra mahkemesi” ve “icra mahkemesi kararı”
olarak algılanması gerekecektir ...
XII. Kanun’un 339. Maddesinde Yapılan Değişiklikle;
5358 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle, maddede daha önce öngö-
rülen hafif hapis cezası yerine disiplin hapsi getirilmiştir.
Maddenin yeni şekline göre, icra mahkemesince hükmedilecek -“on
gün” ve “bir aya kadar”- disiplin hapsi CMK 2/l’de, “düzeni korumak amacıyla
yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen seçenek yaptırımlara çevri-
lemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme
hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen
hapis” olarak tanımlanmıştır.
İcra mahkemesince, alacaklının şikayeti üzerine verilecek olan ve yeni
ismiyle “disiplin hapsi” olarak adlandırılmış olan bu on günlük hapis cezası,
eskiden olduğu -yani 5358 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmış bulunan
352 b maddesinin yürürlükte olduğu dönemdeki- gibi paraya çevrileme-
yecek ve ertelenemeyecektir. Bu ceza “icra takibine konu olan borç tamamen
ödendiği taktirde” düşecektir.
XIII. Kanun’un 340. Maddesinde Yapılan Değişiklikle;
• 5358 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle maddede öngörülen “hafif
hapis cezası”, “üç aya kadar tazyik hapsine” çevrilmiştir.
Maddede öngörülen “tazyik hapsi”nin tanımı -“disiplin hapsi” gibi- CMK
2’de yapılmamıştır. Ancak, “tazyik hapsi”nin de -“disiplin hapsi” gibi- “se-
çenek yaptırımlara çevrilemeyen”, “ön ödeme uygulanamayan”, “tekerrüre esas
olmayan”, “şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan”, “ertelenemeyen” ve
“adli sicil kayıtlarına geçirilmeyen” hapis olduğu gerek doktrinde ve gerekse
uygulamada kabul edilmektedir. Bu nedenle, maddede öngörülen ve ala-
caklının şikayeti üzerine icra mahkemesince İİK 340 uyarınca hükmedilecek
“üç aya kadar tazyik hapsi” ertelenemeyecek, paraya çevrilemeyecektir.
Talih UYAR makaleler
322TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
• Borcun ödenmesi halinde tazyik hapsine son verilecek ve borçlu
tahliye edilecektir. Bu husus maddede “hapsin tatbikine başlandıktan sonra
borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda
olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik
hapsine yeniden karar verilir. Ancak bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç
ayı geçemez” şeklinde ifade edilmiştir.
XIV. Kanun’un 341. Maddesinde Yapılan Değişiklikle;
• 4949 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle “çocuk teslimine ilişkin ilama
veya ara kararına uyulmaması” cezai müeyyideye bağlanmıştır.
• 5358 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle maddede öngörülen “hapis
cezası”, “tazyik hapsine” dönüştürülmüştür.
Maddede öngörülen “tazyik hapsi”nin tanımı -“disiplin hapsi” gibi- CMK
2’de yapılmamıştır. Ancak, “tazyik hapsi”nin de -“disiplin hapsi” gibi- “se-
çenek yaptırımlara çevrilemeyen”, “ön ödeme uygulanamayan”, “tekerrüre esas
olmayan”, “şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan”, “ertelenemeyen” ve
“adli sicil kayıtlarına geçirilmeyen” hapis olduğu gerek doktrinde ve gerekse
uygulamada kabul edilmektedir. Bu nedenle, maddede öngörülen ve ala-
caklının şikayeti üzerine icra mahkemesince İİK 341 uyarınca hükmedilecek
“altı aya kadar tazyik hapsi” ertelenemeyecek, paraya çevrilemeyecektir.
• Yine 5358 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikte, daha önce maddede
suçun unsuru olarak yer alan “... çocuğu gizleyen ... ve“ … tekrar kaçıran
borçlu ile bu fiile bilerek iştirak edenler …” sözcükleri metinden çıkarılarak
yerine daha genel biçimde “... kararının gereğini yerine getirmeyen veya yerine
getirilmesini engelleyen ... sözcüklerine yer verilmiştir.
Ayrıca “hapsin tatbikine başlandıktan sonra ilamın veya ara kararının gereği
yerine getirilirse, kişinin (hükümlünün) tahliye edileceği” maddede vurgulan-
mıştır.
XV. Kanun’un 342. Maddesinde Yapılan Değişiklikle;
5358 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle, maddede 765 Türk Ceza Ka-
nunu’na –Kanun’un 309. maddesine- yapılan atıf, 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu’na göre yeniden düzenlenerek “borçlunun 5237 sayılı TCK’nın 290.
maddesine göre cezalandırılacağı” şeklinde belirtilmiştir.
makaleler Talih UYAR
323TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
XVI. Kanun’un 343. Maddesinde Yapılan Değişiklikle;
• 5358 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle, daha önce maddede öngö-
rülen “hafif hapis cezası”, “ tazyik hapsine” dönüştürülmüştür.
Maddede öngörülen “tazyik hapsi”nin tanımı -“disiplin hapsi” gi-
bi- CMK 2’de yapılmamıştır. Ancak, “tazyik hapsi”nin de -“disiplin hapsi”
gibi- “seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre
esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve
adli sicil kayıtlarına geçirilmeyen” hapis olduğu gerek doktrinde ve gerekse
uygulamada kabul edilmektedir. Bu nedenle, maddede öngörülen ve le-
hine hüküm verilmiş kimsenin şikayeti üzerine, icra mahkemesince İİK.
343 uyarınca hükmedilecek “üç aya kadar tazyik hapsi” ertelenemeyecek,
paraya çevrilemeye-cektir.
• “Hapsin tatbikine başlandıktan sonra, ilamın gereği yerine getirilirse,
borçlunun tahliye edileceği” maddede ayrıca vurgulanmıştır.
XVII. Kanun’un 344. Maddesinin Başlığında ve
Metninde Yapılan Değişiklikle;
• 4949 sayılı Kanun’la; İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesinin baş-
lığı yeni düzenlemeye paralel olarak “nafakaya ilişkin kararlara uymayanların
cezası” olarak değiştirilmiştir.
• 4949 sayılı Kanun’la, 344. maddeye yeni bir fıkra eklenerek, “mahke-
meler tarafından ara kararı ile kararlaştırılan nafakayı ödemeyen borçlular hakkında
da bu maddenin 1. fıkrasındaki hükmün uygulanması” sağlanmıştı. İcra ve İflas
Kanunu’nun 344. maddesinin değişiklikten önceki şeklinde; ancak (kesin-
leşmiş) nafaka ilamında yazılı olan nafakayı ödemeyen borçlu, alacaklının
şikayeti üzerine, icra mahkemesi tarafından cezalandırılmaktaydı. Yargıtay,
madde metnindeki ilam terimini dar yorumladığı için, uygulamada, nafaka
veya boşanma davası sırasında, tedbir olarak mahkemelerce ara kararı ile
takdir olunan nafaka kararları müeyyidesiz kalmaktaydı. Aslında, muh-
taç durumda olduğu için hemen alacaklısının eline geçmesi düşüncesiyle
takdir edilmiş bulunan tedbir nafakalarının da bu maddedeki himayeden
yararlandırılması için maddede bu doğrultuda değişiklik yapılmıştı.
5358 sayılı Kanun’la bu madde yeniden düzenlenirken “nafakaya ilişkin
kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikayeti üzerine ...
cezalandırılacağı” belirtilmiş ve ne bu maddede ve ne de İİK’nın yürürlükten
kalkan maddelerini belirten 23. maddede, 344/son hükmünden bahsedil-
memiştir. Kanımızca bu madde -yeni şekliyle- “nafakaya ilişkin kararların
Talih UYAR makaleler
324TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
gereğini yerine getirmeyen” borçluyu cezalandırdığına göre, borçlunun yerine
getirmediği nafakaya ilişkin karar “nafaka ilamı” olabileceği gibi “nafakaya
ilişkin ara kararı” da olabilir. Yani; 5358 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik
sonucunda -4949 sayılı Kanun’la suç haline getirilmiş olan- “ara kararı ile
hükmedilen nafakayı ödememe eylemi”, bugün için de İİK 344’e göre suç olmaya
devam etmektedir ...
• 5358 sayılı Kanun’la maddede yer alan “hapis cezası”, “tazyik hapsi-
ne” dönüşmüştür. Maddede öngörülen “tazyik hapsi”nin tanımı -“disiplin
hapsi” gibi- CMK 2’de yapılmamıştır. Ancak, “tazyik hapsi”nin de -“disiplin
hapsi” gibi- “seçenek yaptırımlara çevrilemeyen”, “ön ödeme uygulanamayan”,
“tekerrüre esas olmayan”, “şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan”,
“ertelenemeyen” ve “adli sicil kayıtlarına geçirilmeyen” hapis olduğu gerek
doktrinde ve gerekse uygulamada kabul edilmektedir. Bu nedenle, mad-
dede öngörülen ve alacaklının şikayeti üzerine, icra mahkemesince İİK 344
uyarınca hükmedilecek “üç aya kadar tazyik hapsi” ertelenemeyecek, paraya
çevrilemeyecektir.
• “Hapsin tatbikine başlandıktan sonra, ilamın gereği yerine getirilirse,
borçlunun tahliye edileceği” maddede ayrıca vurgulanmıştır.
XVIII. Kanun’un 345a Maddesinde Yapılan Değişiklikle;
5358 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle, maddede yer alan “on gün-
den üç aya kadar hafif hapis” veya “1.000 liradan 10.000 liraya kadar hafif para
cezası”, “hapis cezasına” dönüştürülmüştür. İcra mahkemesince bu madde
gereğince -“on günden üç aya kadar hapis cezası” olarak hükmedilecek hapis
cezası- TCK 49/2 uyarınca “kısa süreli hapis cezası” niteliğinde olduğundan,
mahkemece – TCK 50/1 uyarınca- “seçenek yaptırımlar”dan birisine çevrile-
bilecek ve ayrıca bu ceza TCK 51/1 uyarınca ertelenebilecektir.
XIX. Kanun’un 345b Maddesinde Değişiklikle;
5358 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle, maddede yer alan “hapis
cezası”nın miktarı -“bir yıla kadar hapis” olarak- artırılmış ve ayrıca daha
önce maddede yer alan “para cezası” da -5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun
adli para cezası sistemine uygun olarak- yeniden “bin güne kadar adli para
cezası” olarak düzenlenmiştir.
makaleler Talih UYAR
325TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
XX. Kanun’un 346. Maddesinin Başlığı ile Birlikte Metninde
Yapılan Değişiklikle;
• 5358 sayılı Kanun’la maddenin başlığı “görev ve birleştirilme yasağı”
şeklinde değiştirilmiştir.
• Yine 5358 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle Kanun’un 16. babında
yer alan suçlarla ilgili davalara ve disiplin veya tazyik hapsini gerektiren
fiillerle ilgili davalara icra mahkemesinde bakılacağı, icra mahkemesinin
görevine giren bu işlerin diğer mahkemelerde görülen ceza davalarıyla
birleştirilemeyeceği benimsenmiştir.
Bu suretle, daha önce bir kısım suçların –örneğin; İİK 331, 332, 333,
335’deki suçların- yargılanması asliye ceza mahkemelerinde yapılırken,
bundan böyle, İİK’nın 16. babında yer alan tüm suçlarla ilgili davalara icra
mahkemelerinde bakılacaktır.
XXI. Kanun’un 347. Maddesinde Yapılan Değişiklikle;
Kanun’un 16. babında yer alan fiillerden dolayı şikayet hakkının, “fiilin
öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir
yıl geçmekle düşeceği” maddede açıkça belirtilmiştir.
XXII. Kanun’un 348. Maddesinde Yapılan Değişiklikle;
Kanun’un on altıncı babında yer alan fiillerden dolayı, yetkili icra mah-
kemesinin “icra takibinin yapıldığı yerdeki icra mahkemesi” olduğu maddede
açıkça vurgulanmıştır.
XXIII. Kanun’un 352. Maddesinde Yapılan Değişiklikle;
Şikayetten vazgeçme veya şikayetin geri alınması ahlaka aykırı olma-
mak kaydıyla şarta bağlanabilir. Vazgeçme veya geri almanın, mağduri-
yetin giderilmesi şartına bağlanması, 21. yy.da ceza hukukunun en önemli
konularından biri olan “mağdurun korunması”na hizmet eder. Bu nedenle
maddeye “takibi şikayete bağlı suçlarda dava ve cezanın 354. maddede yazılı se-
beplerle düşeceği kararda belirtilir” şeklinde bir hüküm eklenerek, söz konusu
olanağın -Yargıtay kararları doğrultusunda (Bkz., 8. CD. 21.1.1992 T. E.
12930, K. 271; 7.11.1991 T. E. 9350, K. 10639 “Uyar, T., Gerekçeli – İçtihatlı İcra
ve İflas Kanunu, C. VI, s. 9332”) ilgiliye hatırlatılması amaçlanmıştır.
Talih UYAR makaleler
326TBB Dergisi, Sayı 59, 2005
XXIV. Kanun’un 352a Maddesi, 5358 Sayılı Kanun’un
23. Maddesiyle Yürürlükten Kaldırılmıştır
Bu suretle, “ceza kararnamesi” ile ceza kararı verme olanağı hukuken
sona ermiştir.
XXV. Kanun’un 352b Maddesi, 5358 Sayılı Kanun’un 23. Maddesiyle
Yürürlükten Kaldırılmıştır
Bu suretle “İİK uyarınca hükmolunan cezaların ertelenemeyeceğini ve para
cezasına çevrilemeyeceğini” belirten bu hüküm yürürlükten kaldırılmış, an-
cak icra mahkemelerince hangi suçlardan dolayı “disiplin hapsi” ve “tazyik
hapsi”ne karar verileceği ilgili maddelerinde gösterilerek sadece bu ceza-
ların yer aldığı suçlarda “erteleme” ve “para cezasına çevrilme” olanağının
bulunmadığı kabul edilmiştir.
XXVI. Kanun’un 353. Maddesinin “Başlığı” ile
“Metninde” Yapılan Değişiklikle;
• 5358 sayılı Kanun’la maddenin başlığı “itiraz” olarak değiştirilmiş,
ayrıca “icra mahkemesinin 16. bab hükümlerine göre verdiği tazyik ve disiplin
hapsi”ne ilişkin kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi
gün içinde, yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine itiraz edile-
bileceği, itiraz üzerine verilecek kararların kesin olduğu vurgulanmıştır.
• “İcra mahkemesinin 16. babta yer alan suçlardan dolayı verdiği hükümlerle
ilgili olarak; yani vermiş olduğu hapis cezalarına karşı, -4.12.2004 tarihli ve 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun- kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uy-
gulanacağı” -yani, bunlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği- maddede
açıkça düzenlenmiştir.
XXVII. Kanun’un 354. Maddesine Eklenen Yeni Fıkra ile;
5358 sayılı Kanun’la, İİK’nın 354. maddesine “icra mahkemesinin 16. bab
hükümlerine göre verdiği tazyik veya disiplin hapsine ilişkin kararların, kesinleştiği
tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilemeyeceği”ne dair yeni bir
fıkra eklenmiştir.