makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
195TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
1. GENEL
Yeni Türk Ceza Kanunu (2004 TCK) 26 Eylül 2004 tarihinde TBMM’ce
kabul edilmiş ve 12 Ekim 2004 tarihli 25611 sayılı Resmi Gazete’de yayın-
lanmıştır. 2004 TCK’nın 344. maddesi uyarınca üç maddesi hariç olmak
üzere
1
1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girecektir. Yeni TCK yürürlüğe
girdikten sonra 1 Mart 1926 tarihinde kabul edilen ve 1 Temmuz 1926
tarihinde yürürlüğe giren 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nu (1926 TCK)
yürürlükten kaldıracaktır.
Klasik Okul’un temsilcileri tarafından hazırlanan 1889 tarihli İtalyan
Ceza Kanunu esas alınarak oluşturulan 1926 TCK’sında
2
1936 yılından iti-
baren 60 kez değişiklik yapılmış, bu değişikliklerle beraber TCK’nın yanı
sıra bir çok ceza hükümleri içeren kanun kabul edilmiştir.
3
1926 TCK’sında
yapılan değişikliklerin beraberinde 1940 yılından başlamak üzere çeşitli
ceza kanunu tasarıları hazırlanmıştır.
2004 TÜRK CEZA KANUNU’NUN
BİLİŞİM SUÇLARI BAKIMINDAN
DEĞERLENDİRİLMESİ
Olgun DEĞİRMENCİ
*
*
Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku doktora öğrencisi.
1
2004 TCK’nın 344. maddesi gereğince “İmar Kirliliğine Neden Olma” başlıklı 184.
maddesi yayım tarihinde, “çevrenin kasten kirletilmesi” başlıklı 181. maddesinin
birinci fıkrası ile “Çevrenin Taksirle Kirletilmesi” başlıklı 182. maddesinin birinci
fıkrası yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra yürürlüğe girecektir.
2
1926 TCK’sının hazırlanma süreci hakkında detaylı bilgi için bkz., Artuk, Mehmet
Emin - Çınar, Ali Rıza, “Yeni Bir Ceza Kanunu Arayışları ve Adalet Alt Komisyonu
Tasarısı Üzerine Düşünceler”, Türk Ceza Kanunu Reformu, İkinci Kitap, Makaleler,
Görüşler, Raporlar (Editör: Teoman Ergül), Türkiye Barolar Birliği, Ankara 2004, s.37
vd.
3
Sözüer, Adem, “Uluslararası Deneyimlerin Işığında Kişi Hak ve Özgürlükleri”,
Hukuki Perspektifler Dergisi, S. 2, Sonbahar 2004, s. 9.
Olgun DEĞİRMENCİ makaleler
196TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
Bu alanda ilk tasarı olan 1940 Tasarısı, 1930 İtalyan Ceza Kanunu esas
alınarak hazırlanmış ancak gerek İkinci Dünya Savaşı’nın etkisi, gerekse
de 1930 İtalyan Ceza Kanunu’nun adının faşist kanuna çıkmasından ötürü
kanunlaşamamıştır.
4
1940 Tasarısı’nı kanunlaşma fırsatı bulamayan diğer
bir tasarı olan 1958 Tasarısı izlemiştir.
5
Yeni TCK oluşturma çalışmaları 1958
Tasarısı’ndan sonra da devam etmiş, Adalet Bakanlığı tarafından oluştu-
rulan komisyon 1987’de çalışmalarını tamamlamış ve 1987 TCK Öntasarısı
gerekçesiyle birlikte yayımlanmıştır.
6
1987 Öntasarısı yayımlanmasından
sonra ağır eleştirilere uğramıştır.
7
1987 TCK Öntasarısı yayımlandıktan
sonra ilgili kurum ve kuruluşlar görüşlerini bildirmeye davet edilmiş,
Adalet Bakanlığı gelen eleştirileri de dikkate alarak yeni bir komisyon
görevlendirmiş ve görevlendirilen komisyon tarafından son şekli verilen
1989 Öntasarısı ceza kanununu değiştirme gayretleri içinde tarihteki yerini
almıştır.
8
1989 TCK Öntasarısı birkaç değişiklik haricinde 1987 TCK Ön-
tasarısı esas alınarak hazırlanmıştır.
9
1989 TCK Öntasarısını 1997, 2000 ve
2003 TCK Tasarıları izlemiştir.
10
Bu çalışmamızda 2004 TCK’nın farklı maddelerinde düzenlenen “Bilişim
Alanında Suçlar”a ilişkin hükümlerin bir değerlendirilmesi yapılacaktır.
2. BİLİŞİM SUÇLARI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
a. Genel
Bilişim suçlarının Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenerek, bilişim sis-
temleri aracılığıyla veya bilişim sistemlerine karşı işlenen fiillerin yaptırım
altına alınması 14.6.1991 tarih ve 3756 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile ol-
muştur. Söz konusu Kanun’un kabulüne kadar Türk hukuk mevzuatında
bilişim suçlarının düzenlendiği ilk metin 1989 TCK Öntasarısıdır. 2 yıl önce
oluşturulan 1987 TCK Öntasarısı’nda bilişim suçları ile ilgili bir düzenleme
bulunmamaktadır. Bilişim suçları, her ne kadar, ilk öntasarı metninde yer
almasa da, ikinci komisyon tarafından hazırlanan metinde “Özel Hüküm-
4
Artuk - Çınar, s. 46; Avcı, Mustafa, “Türk Ceza Kanunu, TCK Tasarıları ve Özellikle
2004 TCK Tasarısı’nın Genel Olarak Değerlendirilmesi”, Türk Ceza Kanunu Reformu,
İkinci Kitap, Makaleler, Görüşler, Raporlar (Editör: Teoman Ergül), Türkiye Barolar
Birliği, Ankara 2004, s. 206, 207.
5
Türk Ceza Kanunu Reformu, Birinci Kitap, Toplumsal Değişim Sürecinde Türk Ceza Kanunu
Reformu, Ankara 2004, s. 20.
6
Artuk - Çınar, s. 48 vd.; Avcı, s. 207, 208.
7
Eleştiriler için bkz., Artuk - Çınar, s. 50, 51.
8
Artuk - Çınar, s. 54, 55; Avcı, s. 208.
9
Artuk - Çınar, s. 55.
10
Tasarılar ve eleştirileri için bkz., Artuk - Çınar, s. 55 vd.
makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
197TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
ler” başlıklı 2. kitabın “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı 2. kısmının “Bilişim
Alanında Suçlar” başlıklı 9. bölümünde 342 ila 346. maddeler arasında
düzenlenmiştir.
11
1989 TCK Öntasarısı birkaç ufak değişiklik haricinde TCK’da değişiklik
yapan 3756 sayılı Kanun’un esası olmuştur. 14.6.1991 tarih ve 3756 sayılı
Kanun’un 20. maddesi ile, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’na 525. maddeden
sonra gelmek üzere, “Bilişim Alanında Suçlar” başlıklı “On birinci Bab” ek-
lenmiştir.
12
Yürürlükteki Kanun’un “On birinci Bab”ında yer alan “Bilişim
Alanında Suçlar” 4 maddede düzenlenen 5 adet suç tipinden oluşmaktadır.
3756 sayılı Kanun’la TCK’da yapılan değişiklikler eleştirilmiş ve yetersiz
görülmüştür. Çok özel bir alana ait olan bilişim suçlarına TCK gibi genel
hükümleri düzenleyen bir yasada yer verilmemesi gerektiği yönünde
eleştiriler olduğu gibi, sadece veri hırsızlığının düzenleme altına alındığı,
telif haklarının madde kapsamına dahil olmamasının büyük bir eksiklik
olduğu yönünde de eleştirilmiştir.
13
Bu değişiklik yapılmadan önce de,
bilişim alanındaki suçlardan bir çoğunu TCK’da yer alan düzenlemelerle
müeyyide altına alma imkanı bulunsa da.
14
ceza hukukundaki “kanunsuz
suç ve ceza olmaz” ve “kıyas yasağı” gibi ilkeler göz önüne alınırsa değişik-
liklerin yerinde olduğu şüphesizdir.
15
Bilişim suçları, yukarıda kısaca anılan tasarıların bazılarında yeniden
ele alınmış ve düzenlenmiştir. Bilişim suçları; 1997 TCK Tasarıs’ında, 1989
TCK Öntasarısı’nda olduğu gibi ikinci kitabının ikinci kısmının dokuzuncu
bölümünde “Bilişim Alanında Suçlar” başlığı altında 347-352. maddelerinde
düzenlemiştir. İlk bakışta Tasarı’nın, diğer tasarı ve dolayısıyla 3756 sayılı
Kanun’dan ilk farkı “bilgileri otomatik olarak işleme tabi tutmuş sistem” ibaresi
yerine “bilişim sistemi” ibaresini, aynı kavramı karşılamak üzere kullanma-
sıdır. Tasarı’da göze çarpan diğer bir fark ise; bilişim sistemlerine girme
11
Akbulut, Berrin Bozdoğan, “Bilişim Suçları”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Dergisi, Milenyum Armağanı, S: 1-2, C. 8, 2000, s. 503; Yazıcıoğlu, Yılmaz, Bilgisayar
Suçları Kriminolojik, Sosyolojik ve Hukuksal Boyutları İle, İstanbul 1997, s. 207.
12
Kanun 6.6.1991 tarihinde kabul edilmiş, 14.6.1991 tarihinde 20901 sayılı Resmi Gaze-
te’de yayımlanmıştır.
13
Erem, Faruk, “Bilgisayar Suçları ve Türk Ceza Kanunu”, Yargıtay Dergisi, C. 17, S.
4, 1991, s. 437; Önder’in eleştirileri değişik hukuki yararların aynı madde içinde ye-
ralmasından dolayı düzenlemenin sistemsiz yapıldığı yönündedir; Önder, Ayhan,
Şahıslara ve Mala Karşı Cürümler ve Bilişim Alanında Suçlar, İstanbul 1994, s. 506.
14
525 b maddesinde düzenlenen bilişim sistemlerine karşı nas-ı ızrar fiillerinin, nas-ı
ızrar ve hırsızlık (TCK 516 ve 491) suçlarını düzenleyen maddeler ile müeyyide altına
alınması gibi.
15
Ersoy, Yüksel, “Genel Hukuki Koruma Çerçevesinde Bilişim Suçları”, AÜSBFD, C.
49, S. 3-4, 1994, s. 162; Yazıcıoğlu, s. 206.
Olgun DEĞİRMENCİ makaleler
198TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
eyleminin ayrıca verilerin ele geçirilmesi koşulu gözetilmeden suç haline
getirilmesidir. Böylece bilişim sistemlerinde bulunan, kişiye özel alanların
ihlal edilmesi müeyyidelendirilmektedir.
16
Bilişim suçları 2000 TCK Tasarısı’nın ikinci kitabının ikinci kısmının
dokuzuncu bölümünde “Bilişim Alanında Suçlar” başlığı altında 346-352.
maddelerinde düzenlenmiştir. Yine Tasarı’nın ikinci kitabının birinci kıs-
mının sekizinci bölümü “Hayatın Gizli Alanına ve Özel Hayata Karşı Suçlar”
başlığı altında yer alan 197 ve 198. maddeleri de bilişim suçu kapsamında
değerlendirilebilir.
Bilişim suçlarının TCK Tasarıları’nda düzenleniş sistemine kısaca de-
ğindikten sonra 2004 TCK’da yer alan düzenlemenin değerlendirmesine
geçebiliriz.
b. Düzenleme Yeri Açısından
Bilişim suçları 2004 TCK’nın “Özel Hükümler” başlıklı ikinci kitabının,
“Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının, “Bilişim Alanında Suçlar”
başlıklı onuncu bölümünde düzenlenmiştir. Adalet Komisyonu tarafından
kabul edilen Tasarı’da bölüm başlığı “Bilişim Sistemlerine Karşı Suçlar” olarak
yer almaktaydı. “Bilişim Sistemlerine Karşı Suçlar” başlığı, bilişim suçlarının
sadece bilişim sistemlerine karşı suçları ihtiva ettiğini düşündürmesi bakı-
mından yerinde değildir. Nitekim, bilişim suçları hem bilişim sistemlerine
karşı suçları, hem de bilişim sistemleri kullanılarak işlenen suçları ifade
etmektedir. Bu bakımdan kanunun tasarıdan ayrılmasını yerinde bulmak-
tayız.
17
Ayrıca bilişim sistemlerine karşı veya bilişim sistemleri aracılığıyla
işlenen suçların kişilerin hak ve menfaatlerini ihlal etme olasılığı mevcuttur.
Ancak; bu olasılıktan öte düşünülmesi gereken, bu suçların aracı edilmesi
suretiyle toplumun hak ve menfaatlerinin ihlal edilmesi, bir başka açıdan
toplum hayatının felç edilmesi ihtimalidir. Kullandığı bilişim ağları vası-
tasıyla kişisel bir bilgisayara sızan bilgisayar suç failinin eyleminin önemi,
yine bu ağı kullanmak suretiyle trafik sinyalizasyon sistemi veya havaalanı
kontrol bilgisayarlarını işlev dışı bırakan failin eylemi yanında göz ardı
edilebilecek düzeydedir. Bilişim suçları vasıtasıyla ihlal edilen hak ve
menfaatlerden topluma ait olanların daha önemli olması sebebiyle “Bilişim
Alanında Suçlar”ın düzenleme yerinin uygun olduğu kanaatindeyiz. Ancak
16
Değirmenci, Olgun, Bilişim Suçları, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2002, s. 153 vd.
17
Aynı görüş için bkz., Yazıcıoğlu, Yılmaz, “Bilişim Suçları”, Hukuki Perspektifler Dergisi,
S. 2, Sonbahar 2004, s. 142, 143 (Bilişim Suçları olarak anılacaktır).
makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
199TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
unutulmamalıdır ki, mevcut düzenleme ile bireylerin hak ve menfaatleri
de koruma altına alınmaktadır.
c. Kullanılan Terminoloji Açısından
2004 TCK’da bölüm başlığı açısından bir değişiklik yaratılmadığı
açıktır. Nitekim 1926 TCK’da da kullanılan “Bilişim Alanında Suçlar” iba-
resi, 2004 TCK’da aynı şekilde yer almaktadır. 2004 TCK’nın 243 ve 244.
maddelerinde “bilişim sistemi” kavramını kullanmaktadır. 1926 TCK’da
bulunmayan “bilişim sistemi” kavramı, 1997 ve 2000 Tasarıları’nda yer al-
maktadır. Bilindiği gibi; 1926 TCK’da kullanılan “bilgileri otomatik işleme tabi
tutan sistem” kavramından doktrinde bilgisayarlar anlaşılmaktaydı. Bilişim
kavramı bilgisayara göre daha geniş bir alanı kapsayan, bu şekliyle bir üst
kavramdır. Fransızca “information” (bilgi) ve “automatique”(otomatik) keli-
melerinin birleşiminden oluşan “informatique” kelimesinden Türkçeleştirilen
enformatik olarak da bilinen bilişim, teknik, ekonomik, sosyal, hukuk ve
benzeri alanlardaki verinin saklanması, saklanan bu verinin otomatik olarak
işlenmesi, organize edilmesi, değerlendirilmesi ve aktarılması ile ilgili bir
bilim dalıdır.
18
Bilgisayar verilerin depo edilmesi, saklanması, işlenmesi ve
yeniden değerlendirilmesi faaliyetlerini, diğer bir anlatımla veri-işlemi tek
başına gerçekleştirebilmektedir. Bilişim ise, hem verilerin işlenmesini yani
veri-işlemi hem de verilerin aktarılmasını yani veri-iletişimini kapsamak-
tadır. Bilişim sistemi kavramının kullanılması, veri iletişimi sağlayan tüm
cihaz ve sistemleri kapsayacağından dolayı yerindedir. Nitekim bu suretle,
günümüzün eklenen özellikleri ile veri saklanması mümkün olan gelişmiş
cep telefonlarına kablolu veya kablosuz olarak hukuka aykırı erişim eylemi
de suç olarak düzenlenmiştir.
Kanunun gerekçesinde bilişim sistemi “verileri toplayıp yerleştirdikten
sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir”
şeklinde tanımlanmıştır. Yerinde olarak belirtildiği üzere tanım ile kastedi-
len bilgisayarlardır ve bilişim sistemini tanımlamakta yetersiz kalmaktadır.
19
Tanımda bilişim sisteminin açık olarak veriyi saklayan, saklanan veriyi
otomatik olarak işleyen, değerlendiren, organize eden ve aktaran sistemler
olduğu belirtilmelidir.
2004 TCK’da kullanılan terminoloji açısından diğer bir fark ise 1926
TCK’da yer alan ve tekrar olmaktan öteye geçmeyen “verileri, programları
18
Yenidünya, A. Caner - Değirmenci, Olgun, Mukayeseli Hukukta ve Türk Hukukunda
Bilişim Suçları, İstanbul 2003, s. 27.
19
Yazıcıoğlu, Bilişim Suçları, s. 143.
Olgun DEĞİRMENCİ makaleler
200TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
veya diğer herhangi bir unsuru” ibaresini kullanmaması, sadece “veri”den
bahsetmesidir. Veri, bilgisayarda yer alan formatlanmış bilgidir. Bu bakım-
dan veri kavramının, bilişim sisteminde yer alan programları da kapsadığı
kanaatindeyiz. Nitekim Avrupa Siber Suç Sözleşmesi’nin 1. maddesinde
“bilgisayar verisi” teriminin, bir bilgisayar sisteminin belli bir işlevi yerine
getirmesini sağlayan yazılımlar da dahil olmak üzere, bir bilgisayar siste-
minde işlenmeye uygun nitelikteki her türlü bilgi ve konsepti ifade ettiği
belirtilmektedir.
d. Düzenleme Sistemi Açısından
Mukayeseli hukukta bilişim suçlarının düzenlenmesinde temel ola-
rak iki eğilim göze çarpmaktadır. Kimi ülkeler bilişim suçlarını bağımsız
yasalarda düzenlemektedir. Birinci eğilime örnek olarak; Avusturya 2000
tarihli Mahremiyet Yasası, Şili 1993 tarihli Otomatik Bilgi İşlem Suçları
Yasası, Hindistan 2000 tarihli Bilgi Teknolojileri Yasası, İsrail 1995 tarihli
Bilgisayar Yasası, Malezya 1997 tarihli Bilgisayar Suçları Yasası, İngiltere
1990 tarihli Bilgisayarın Amaca Aykırı Kullanımı Yasası gösterilebilir. Bu
konuda ikinci eğilim ise bilişim suçlarını genel ceza kanunları içinde dü-
zenlemektir. Bilişim suçlarını genel ceza kanunları içerisinde müeyyide
altına alan ülkelerin düzenlemeleri dikkate alındığında kimi ülkeler bilişim
suçlarını, farklı hukuki yararları ihlal eden suç tiplerini de içine alacak
şekilde bir bölüm halinde düzenlemektedir. Örneğin; 1926 TCK’da farklı
hukuki menfaatleri içeren suçları, bilişim faaliyeti ortak nokta olmak üze-
re bir bab’ta düzenlenmiştir. Genel ceza kanunlarında düzenleme yapan
diğer ülkelerde Alman Ceza Kanunu’nda olduğu gibi, bilişim suçları ilgili
hukuki menfaatin düzenlendiği yerde yer almakta, ayrı bir bab veya fasıl
halinde düzenlememektedir.
2004 TCK’ya bakıldığında ilk olarak bilişim suçlarını farklı hukuki
yararları ihlal eden suç tiplerini içerecek şekilde bir kısımda düzenlendi-
ği görülmektedir. Ancak 2004 TCK getirdiği düzenleme ile mukayeseli
hukuktaki düzenlemelerden farklı çizgi taşımaktadır. Nitekim bilişim
sistemlerine hukuka aykırı erişim (m. 243), sistemin işleyişini engelleme
ve bozma (m. 244/1), sistemde yer alan verilere karşı işlenen eylemler (m.
244/2), sistem kullanılarak haksız menfaat sağlama (m. 244/4), banka veya
kredi kartlarının hukuka aykırı kullanımı (m. 245/1), sahte banka veya
kredi kartları oluşturma ve kullanma (m. 245/2) eylemleri “Onuncu Bölü-
m”de düzenlenirken, 142. maddede nitelikli hırsızlık olarak, 158. maddede
nitelikli dolandırıcılık olarak bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen suçlar
düzenlenmektedir. Kanun bu şekliyle bilişim suçlarının bir kısmını ayrı bir
makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
201TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
bölümde, bir kısmını ise ilgilendirdiği hukuki menfaatin yer aldığı yerde
düzenlemek suretiyle karma bir sistemi benimsemiştir. Nitelikli hırsızlık
ve dolandırıcılık olarak düzenlenen suçların, “Onuncu Bölüm”de ayrı bir
maddede düzenlenmesi yerinde olacağı kanaatindeyiz.
2004 TCK’nın “Bilişim Alanında Suçlar” bölümü incelenecek olursa,
245/2. fıkrasındaki ayrık durum hariç olmak üzere
20
düzenlenen tüm
suçların ortak noktası ağırlıklı olarak bilişim sistemlerine karşı işlenen
eylemlerden oluşmasıdır. Bu anlamda kanun koyucu bilişim sistemlerine
karşı işlenen eylemleri “Onuncu Bölüm”de, bilişim sistemleri aracılığıyla
işlenen suçları ise ihlal edilen hukuki menfaate uygun olarak ilgili mad-
dede
21
düzenlemiştir.
e. Düzenlenen Suç Tipleri Açısından
1. Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu (TCK 135): Avrupa Topluluğu
antlaşmasının, Nice antlaşması ile değiştirilen 14. maddesine dayanarak
1995 tarihinde yürürlüğe konulan Avrupa Birliği “Veri Koruması Direk-
tifi”nin 2. maddesine göre kişisel veri; belirli ya da belirlenebilen gerçek
kişiler hakkındaki her türlü veri anlamına gelmektedir. Bu veriler gerçek
kişiyle ilişkilendirilerek kişinin tespit edilmesini mümkün kılabilecek, fi-
ziksel, psikolojik, psişik, ekonomik, kültürel veya sosyal kimliğine ilişkin
bilgilerdir.
22
Keza; Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan 28 Ocak 1981
tarihli 108 sayılı “Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında
Şahısların Korunmasına Dair Sözleşme”nin
23
2. maddesinde de kişisel veri
tanımlanmıştır.
24
Bu tanıma göre kişisel veri, kimliği belirtilen veya belir-
tilebilen gerçek kişiyle ilgili tüm bilgileri ifade eder. 2004 TCK bu tür ve-
rilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesini 135. maddesinin 1. fıkrasında
suç olarak düzenlemiştir.
20
245. maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan suç sadece bilişim sistemlerine karşı
işlenen bir suç hüviyetinde değildir. Bu fıkrada tanımlanan suç hem bilişim sistem-
lerine karşı işlenen hem de bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen bir suçtur.
21
Bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen nitelikli hırsızlık eyleminin 142. maddenin 2.
fıkrasının e bendinde, nitelikli dolandırıcılık eyleminin ise 158. maddenin 1. fıkrasının
f bendinde düzenlenmesi.
22
Başalp, Nilgün, “Kişisel Verilerin Korunması ve İnternet”, İnternet ve Hukuk Bilişim
Hukuku Üzerine Yazılar İnternet ve Ceza Hukuku (Panel) Bilişim Hukukuna İlişkin Hukuki
Metinler (Der.: Yeşim M. Atamer), İstanbul 2003, s. 11 vd.
23
Sözleşme Türkiye tarafından 28 Ocak 1981 tarihinde imzalanmıştır ancak onay yasası
henüz çıkarılmadığı için yürürlüğe girmemiştir.
24
Sözleşme’nin Türkçe metni için bkz., www.avrupakonseyi.org.tr/tur/antlasma/
aas_108.htm 31.01.2005, İngilizce metin için bkz., http://conventions.coe.int/Treaty/
en/CadreListeTraites.htm, 31.01.2005
Olgun DEĞİRMENCİ makaleler
202TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
135. maddenin 2. fıkrasında bir takım kişisel veri türlerini kaydetmeyi
suç haline getirmiştir. Bu düzenlemenin anılan Direktif ve Sözleşme hü-
kümleri paralelinde gerçekleştirildiğini söyleyebiliriz. Nitekim ilgili direktif
ırk, etnik köken, siyasi görüş, dini inanç, sendika üyeliği, sağlık ve cinsel
yaşam gibi bir takım özellikli veriler için işlem yasağı getirmiş ve istisnalar
haricinde kaydedilmeyeceğini hükme bağlamıştır.
25
Aynı şekilde 108 sayılı
Sözleşme’nin 6. maddesinde; iç hukukta uygun güvenceler sağlanmadıkça,
ırk, siyasi düşünce, dini veya diğer inançları ortaya koyan kişisel verilerle
sağlık veya cinsel yaşamla ilgili kişisel veriler ve ceza mahkumiyetlerinin
kaydedilemeyeceği hükme bağlanmıştır. 135. maddenin 2. fıkrasında ise,
kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; ahlaki eğilim-
lerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına, veya sendikal bağlantıları-
na ilişkin verilerin hiçbir şekilde kaydedilemeyeceğini belirtmiştir. Ancak
madde gerekçesinden de anlaşıldığı üzere siyasi, felsefi veya dini görüş-
leri ile ırki kökenlerine ait verilerin hiçbir şekilde tutulmamasına karşın,
kişilerin ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya
sendikal bağlantılarına ilişkin verilerin kaydına, suçlulukla mücadele, suç
ve suçluların ortaya çıkarılması amacıyla kanunlarda izin verilebilecektir.
Dolayısıyla bu izin kapsamında eylem suç oluşturmayacaktır.
Madde ile 108 sayılı Sözleşme’nin hayata geçirildiğini söyleyebiliriz.
Belirtmeliyiz ki, madde sadece bilişim sistemleri aracılığıyla verilerin
kaydını değil, manuel sistemler kullanılmak suretiyle verilerin kaydını da
kapsamı altına almaktadır.
Gerek 1981 tarihli sözleşme ve gerekse de Avrupa Birliği’ne üye olma
sürecinde mevzuatını uyumlaştırma gayreti ile ilgili Direktif hükümleri
de dikkate alınarak konuyu düzenlemek için “Kişisel Verilerin Korunması
Hakkında Kanun Tasarısı” hazırlanmıştır. Adalet Bakanlığı tarafından baş-
latılan çalışmalar 1 Haziran 2004 tarihi itibariyle bitirilerek Başbakanlığa
sevk edilmiştir. Halen Başbakanlık’ta olan kanun tasarısı hayata geçirilme-
diği sürece; 135, 136 ve 138. maddede düzenlenen suçların bir anlam ifade
etmeyeceğini belirtmek zorundayız.
26
25
Başalp, s. 18, 19.
26
Kanun tasarısı hakkındaki eleştiriler için bkz., Beyli, Ceylin, “Kişisel Verilerin Ko-
runması Hakkında Kanun Tasarısına Üzerine Eleştiriler”, www.bilisimsurasi.org.tr/
hukuk/docs/tbs_kisisel_veri_ceylin_beyli_gorus1.pdf 30.01.2005; kişisel veri hak-
kında ayrıca bkz., Şimşek, Oğuz, 4422 Sayılı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu ve
Kanun’un 4. Maddesine Göre “Kayıt ve Verilerin İncelenmesi” ve Kişisel Nitelikli Ve-
rilerin Korunması, www.izmirbarosu.org.tr dergi 2001_sayi01_09.htm, 30.01.2005.
makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
203TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
2. Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçu
(TCK 136): 2004 TCK’nın 136. maddesinde hukuka uygun veya aykırı
olarak kaydedilen kişisel verilerin başkasına verilmesi, yayılması veya ele
geçirilmesi suç halinde düzenlenmiştir. Burada başkasına verilen, yayılan
veya ele geçirilen verilerin 135. madde kapsamında kaydedilmesine gerek
yoktur. Başka bir anlatımla hukuka aykırı olarak kaydedilen kişisel veriler
ile, 135. maddenin 2. fıkrası gereğince hiç kayıt altına alınmaması gereken
kişisel veriler, 136. maddede düzenlenen suçun konusu olabilecektir. Kişisel
verileri hukuka aykırı olarak kaydeden ve daha sonra başkasına veren kişi
hem 135. maddedeki suçu, hem de 136. maddede yer alan suçu işlemiş ola-
caktır. Bu durumda gerçek içtima kurallarının uygulanması gerekecektir.
Kimi yazarlarca 136. maddenin, 1926 TCK’nın 525a maddesinin karşılığı
olduğu ifade edilmektedir.
27
Ancak belirtmeliyiz ki, 136. maddede başka-
sına verilen, yayılan veya ele geçirilen veri kişisel veridir. Yani, 1981 tarihli
Sözleşme ve Veri Koruma Direktifi’nin 2. maddesinde tanımlanan anlamda
kişisel veridir. Halbuki, 525a maddesi bilişim sisteminde yer alan tüm ve-
rileri, kişisel veri olup olmadığına bakmaksızın koruma altına almaktadır.
Bu anlamda, 525a maddesinde tanımlanan veri ile 136. madde anlamındaki
kişisel veri iç içe geçen iki daireye benzetilebilir. İçteki daire 136. madde
anlamındaki kişisel veriyi simgelemektedir. 525a maddesi ile korunan alan
daha geniştir ve 136. madde ile bu alanın küçük bir kısmı koruma altına
alınmaktadır. Konuya ilişkin açıklamalarımızı tamamlamadan önce; 135
ve 136. maddelerde düzenlenen suçların sadece bilişim sistemlerinde yer
alan kişisel veriler için değil manuel yollardan derlenen (örneğin; kişisel
verilerin kağıtlara yazılarak dosyalanması) kişisel verilerde de uygulama
alanı bulacağı gerekçeden anlaşılmaktadır.
3. Kişisel Verileri Yok Etmeme Suçu (TCK 138): Hukuka uygun ola-
rak kaydedilen kişisel verilerin, kanunlarda belirlenen sürelerin geçmiş
olmasına karşın yok edilmemesi bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir.
Kanunlarda süreler belirlenirken iki menfaat arasında dengeli bir yaklaşım
benimsenmesi gerektiği kanaatindeyiz. Bir yandan kişisel verilerin kaydı
ile güdülen amaç gerçekleştirilecek, diğer yandan ise hukuka uygun kişisel
verileri kaydedilen gerçek kişilerin kişilik hakları ihlal edilmeyecektir.
4. Bilişim Sistemine Hukuka Aykırı Erişim Suçu (TCK 243): 2004 TCK
ile gelen yeni bir suç tipi 243. maddede yer almaktadır. Gerek mukayeseli
hukuktaki düzenlemeler, gerekse de Avrupa Siber Suç Sözleşmesi’nin 2.
27
Dülger, Murat Volkan, Bilişim Suçları, Ankara 2004, s. 211.
Olgun DEĞİRMENCİ makaleler
204TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
maddesine uygun olarak bilişim sistemine, herhangi ek bir şart aranmak-
sızın, hukuka aykırı erişme fiili suç olarak düzenlenmiştir. 1926 TCK’nın
525a maddesinde yer alan düzenleme bilişim sistemine hukuka aykırı
erişimi müstakil bir suç olarak cezalandırmamaktadır. 1926 TCK’nın 525a
maddesinde yer alan suçun oluşumu için sistemde yer alan programın,
verinin veya diğer herhangi bir unsurun hukuka aykırı olarak ele geçiril-
mesi gerekmektedir.
Mukayeseli hukuka bakıldığında bir çok ceza kanunu, başka bir şart
aranmaksızın, hukuka aykırı erişimi suç olarak düzenlemiştir. İnceleme
olanağı bulduğumuz kanunlardan;
28
Çin Halk Cumhuriyeti CK (m. 285)
ulusal savunma ve güvenlikle ilgili bilişim sistemlerine yetkisiz ulaşımı,
sırların öğrenilmesi veya ifşası gibi başkaca suçlara sebep olmasa bile ce-
zalandırmaktadır. Belçika CK (Kasım 2000’de eklenen bilgisayar suçlarına
ilişkin 550. madde) yetkisiz olduğunu bilmesine rağmen bir bilişim siste-
mine erişen veya mevcut erişimini yetkisiz olarak devam ettiren kimsenin
cezalandırılacağını hükme bağlamıştır. Şili 7 Haziran 1993 tarihli Otomatik
Bilgi İşlem Suçları Kanunu’nun 2. maddesine göre, hukuka aykırı olarak
bilişim sistemine erişmek başlı başına suçtur. İsrail Bilgisayar Kanunu’nun
4. kısmında hukuka aykırı olarak bilgisayardaki veriye erişim suç olarak
düzenlenmiştir. İtalyan CK (m. 615-ter) güvenlik önlemleriyle korunan
bilişim veya telematik sistemlerine hukuka aykırı olarak girmeyi veya
hak sahibinin açık veya zımni rızası hilafına orada kalmayı suç olarak
düzenlemiştir.
1997 (m. 347) ve 2000 (m. 346) TCK tasarılarında da yer alan hukuka aykırı
erişim suçunun; 2004 TCK’ya dahil edilerek bilişim suçları arasında düzenlen-
mesini uygun bulmaktayız. 243. maddenin 2. fıkrasında hukuka aykırı erişim
fiilinin bedeli karşılığında yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi bir
indirim nedeni olarak düzenlenmiştir. 243. maddenin 3. fıkrasında ise suçun
netice sebebiyle ağırlaşan hali düzenlenmiştir. Failin kastının ayrıca verilerin
yok edilmesi veya değiştirilmesine yönelik olmasına gerek yoktur. Hukuka
aykırılık bilinci ile sisteme yetkisiz erişen kişi, bu eylemi sonucunda verilerin
yok olmasına veya değiştirilmesine sebebiyet vermişse, ceza 243. maddenin
3. fıkrasına göre belirlenecektir. Ancak belirtmeliyiz ki, 243. maddenin 3.
fıkrasındaki düzenleme bir objektif sorumluluk hali de değildir. Nitekim 23.
madde gereğince netice sebebiyle ağırlaşmış sonuçtan sorumlu tutulabilmek
için en azından taksirli bir harekete ihtiyaç bulunmaktadır.
28
Kanun metinleri için bkz., Schjolberg, Stein, The Legal Framework - Unauthorized
Access to Computer Systems Penal Legislation In 44 Countries (Updated April 7, 2003),
www.mosstingrett.no info legal.html the legal framework.htm, 25.01.2005.
makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
205TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
5. Bilişim Sisteminin İşleyişini Engelleme ve Bozma Suçu (TCK 244/
1): Avrupa Siber Suç Sözleşmesi’nin 5. maddesinde düzenlenen “Sistemlere
Müdahale” fiillerine uygun bir düzenleme 2004 TCK’nın 244. maddesinin 1.
fıkrasında düzenlenmiştir. Fıkra metnine göre bir bilişim sisteminin işleyi-
şinin engellenmesi veya bozulması suç olarak kabul edilmiş ve müeyyide
konulmuştur. 1926 TCK’da bu suçun karşılığı olan 525b/1 maddesinde
düzenlenen ”Sistem ve Unsurlarına Zarar Verme” suçu ile 244. maddenin 1.
fıkrasında yer alan suç arasında göze çarpan ilk fark, 525b/1 maddesindeki
suçun oluşumu için özel kasta ihtiyaç bulunmasına rağmen,
29
244. mad-
denin 1. fıkrasında düzenlenen suçun genel kast ile işlenmesinin yeterli
olmasıdır. Suç seçimlik hareketli bir suç olup, seçimlik hareketlerden her
biri birçok surette gerçekleştirilebilecektir. Örneğin; bilişim sisteminde yer
alan verilere yeni veriler ilave etmek, veriyi tahrip etmek, silmek, bozmak,
değiştirmek veya erişilmez kılmak suretiyle sistemin işleyişi engellenebilir
veya bozulabilir. Ayrıca sisteme erişmeden de sistemin işleyişinin engellen-
mesi veya bozulması da mümkündür. Örneğin; işleyen sisteme yöneltilecek
yoğun elektro manyetik dalgalarla sistem merkezi işlem biriminin işleyişi
bozulabilir veya engellenebilir.
6. Bilişim Sisteminde Yer Alan Verilere Karşı İşlenen Suçlar (TCK
244/2): Avrupa Siber Suç Sözleşmesi’nin 4. maddesinde düzenlenen “Verilere
Müdahale” eylemleri 2004 TCK’nın 244. maddesinin 2. fıkrasında düzen-
lenmiştir. 1926 TCK’da aynı suç 525b/1 maddesinde düzenlenmektedir.
Sistemde yer alan verilere karşı; verileri bozmak, yok etmek, değiştirmek,
erişilmez kılmak, sisteme ek olarak veri yerleştirmek, var olan verileri başka
bir yere göndermek suretiyle suç işlenebilir. Fıkra seçimlik hareketli bir
suç düzenlemiştir. Seçimlik hareketlerden herhangi birinin yapılması ile
suç tamamlanmış olacaktır. Birden fazla seçimlik hareket ifa edildiği za-
man yine tek suç oluşmuş olacaktır. Şunu ifade edelim ki; 244. maddenin
2. fıkrasında yer alan seçimlik hareketlerin ifası halinde, sistemin işleyişi
engellenebilir veya bozulabilir. Bu durumda fikri içtima kurallarının somut
olaya uygulanması gerekecektir.
7. Bilişim Sisteminin Kullanarak Haksız Menfaat Sağlama Suçu
(TCK 244/4): 1926 TCK’nın 525 b/2 maddesinde ‘’Bilgileri otomatik işleme
tabi tutmuş bir sistemi kullanarak kendisi veya başkası lehine hukuka aykırı yarar
sağlayan kimseye ... ceza verilir.’’ denmek suretiyle, bilişim sistemleri aracı-
29
1926 TCK’nın 525b/1. maddesinde yer alan suçun oluşması için “Başkasına zarar
vermek veya kendisine veya başkasına yarar sağlamak” kastı aranacaktır.
Olgun DEĞİRMENCİ makaleler
206TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
lığıyla hukuka aykırı menfaat elde etme suçu düzenlenmiştir. Yine aynı
şekilde Avrupa Siber Suç Sözleşmesi’nin 8. maddesinde kendisi veya bir
başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla, bilişim sisteminde yer alan
verilere herhangi bir şekilde yeni veriler ekleme, verileri herhangi bir şekil-
de değiştirme, silme veya erişilemez kılma, sistemin işleyişine engel olma
fiillerinin cezalandırılması istenmektedir. 2004 TCK’nın 244. maddesinin
4. fıkrasında, 244/1 ve 2. fıkralarında yer alan fiillerin işlenmesi suretiyle
kendisi veya başkası yararına haksız menfaat sağlanması suç haline geti-
rilmiştir. Başka bir anlatımla; bir bilişim sisteminin işleyişini engellemek,
bozmak, sistemde yer alan verileri bozmak, yok etmek, değiştirmek, eri-
şilmez kılmak, sisteme ek veriler yerleştirmek, var olan verileri başka bir
yere göndermek suretiyle kendisi veya başkasının yararına olmak üzere
haksız menfaat sağlanması 244. maddenin 4. fıkrasında tanımlanan suçu
oluşturacaktır. Ancak fıkrada tanımlanan fiillerin işlenmesi halinde başka
suçların
30
oluşması ihtimali vardır. Bu durumu öngören kanun koyucu fık-
rada tanımlanan suçu tamamlayıcı bir suç olarak düzenlemiş ve tanımlanan
fiillerin başka bir suç oluşturmaması halinde 244. maddenin 4. fıkrasında
tanımlanan suçun oluşacağını belirtmiştir.
8. Banka ve Kredi Kartlarının Hukuka Aykırı Kullanımı Suçu (TCK
245/1): Banka ve kredi kartlarının hukuka aykırı kullanımı ile ilgili fiillere,
1926 TCK’nın bilişim suçları ile ilgili hükümlerinden olan 525b maddesinin
2. fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin gerek öğretide gerekse
uygulamada çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu
2001 yılında verdiği bir kararı
31
ile söz konusu eylemlere 1926 TCK’nın
525b/2 maddesinin uygulanacağını belirtmiştir. Ancak bu kez banka veya
kredi kartının nasıl ele geçirildiğine ve nasıl kullanıldığına ilişkin ayrım-
larla, söz konusu olayda dolandırıcılık suçu mu, yoksa bilişim suçu mu
oluştuğu tartışılmıştır.
32
2004 TCK 245. maddesinde yer alan düzenlemeyle
bu tartışmalara son vermiştir.
245. madde ile, başkasına ait olan banka veya kredi kartının, ele geçi-
riliş şekline bakılmaksızın, kart sahibinin rızası hilafına kullanılması veya
kullandırtılması suç haline getirilmiştir. Gerekçede, maddenin, bu kartların
hukuka aykırı kullanılması suretiyle banka veya kart sahiplerinin zarara
30
Örneğin; 142. maddenin 2. fıkrasının e bendinde yer alan suç veya 158. maddenin 1.
fıkrasının f bendinde yer alan suç.
31
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.04.2001 tarih ve 2001/76-30 Esas ve 2001/757
Karar, Yargıtay Kararları Dergisi, Haziran 2001, s. 913-915.
32
Konuya ilişkin tartışmalara ilişkin bkz., Değirmenci, Olgun, “Ceza Hukuku Açısından
Kredi ve Banka Kartları”, Legal Hukuk Dergisi, S. 3, Mart 2003, s. 592-609; Dülger, s.
250 vd.
makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
207TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
uğratılmasını, bu yolla çıkar sağlanmasını önlemek ve failleri cezalandır-
mak amacıyla ihdas edildiği belirtilmiştir. Gerekçede de belirtildiği üzere;
oluşturulan yeni suç, farklı hukuki yararları koruyan birden fazla suç tipini
içerecek şekilde kaleme alınmıştır. Gerek bu konudaki suçlarda tereddüt-
leri önleyecek ve gerekse de doktrindeki tartışmalara son verecek bu dü-
zenlemeyi gerekli ve faydalı bulmaktayız. Ayrıca ifade edelim ki, madde
metninde kartın ele geçiriliş şekline önem verilmemesi ve kart sahibinin
rızasına aykırı olarak kullanılmasının suç oluşturması yerinde olmuştur.
9. Sahte Banka veya Kredi Kartları Oluşturma ve Kullanma Suçu
(TCK 245/2): Kişilere ait gerçek banka veya kredi kartlarının manyetik alan-
larının kopyalanarak sahte kartlar oluşturulması bilinen bir suç işlenme
şeklidir. 2004 TCK’nın 245. maddesinin 2. fıkrasında sahte oluşturulan veya
üzerinde sahtecilik yapılan bu tür kartların kullanılması suretiyle kendisi
veya başkasına hukuka aykırı yarar sağlanması suç olarak düzenlenmiştir.
Ancak maddenin uygulanabilmesi için fiilin daha ağır cezayı gerektiren bir
suç oluşturmaması gerekir. Bu düzenlemenin de suçla mücadele açısından
faydalı olduğu fikrindeyiz.
10. Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbiri Uygulanması (TCK
246): 2004 TCK’nın 246. maddesinde “Onuncu Bölüm”de yer alan suçların
işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında
güvenlik tedbiri uygulanmasına hükmolunacağı belirtilmektedir. Yararı-
na haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında uygulanacak güvenlik
tedbirleri 2004 TCK’nın 60. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında yer almaktadır.
Bu durumda; bilişim suçunun işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat
sağlanan tüzel kişinin bir kamu kurumunun verdiği izni; tüzel kişinin organ
veya temsilcilerinin iştirakiyle ve bu iznin verdiği yetkinin kötüye kulla-
nılması suretiyle tüzel kişi yararına işlenen kasıtlı suçlardan mahkumiyeti
halinde iptal edilecektir. Ayrıca tüzel kişinin haksız edindiği değerler veya
bunların yerine kaim değerler müsadere edilebilecektir.
3. SONUÇ
2004 TCK’nın “Onuncu Bölüm”ünde düzenlenen “Bilişim Alanında
Suçlar” ile ilgili düzenlemeleri, 1 Nisan 2005 tarihinden itibaren TCK’nın
yürürlüğe girmesi ile birlikte hukuk hayatımıza dahil olacaktır. Düzen-
lemelere ilişkin, yukarıda belirttiğimiz üzere, bir kısım hususları yerinde
bulmaktayız. Sistemde yer alan verinin ele geçirilmesi şartı aranmaksızın
hukuka aykırı erişim suçunun müstakil olarak düzenlenmesi, mukayeseli
Olgun DEĞİRMENCİ makaleler
208TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
hukuk ve Avrupa Siber Suç Sözleşmesi ile paralellik yaratmıştır. Ancak
hemen belirtelim ki, sistemde yer alan verinin ele geçirilmesi ihtimali dü-
zenlenmemiştir. Sistemde yer alan verinin ele geçirilmesi, verilerin yok
olması veya değiştirilmesinden ayrı olarak madde metnine dahil edilmesi
gerektiği düşüncesindeyiz. Sisteme hukuka aykırı olarak erişen veya orada
kalmaya devam eden kişi cezalandırıldığı halde, sisteme hukuka aykırı
erişerek, ayrıca sistemde yer alan veriyi ele geçiren kişi, ikinci eyleminden
dolayı cezalandırılmamaktadır.
Düzenlemede bilişim sistemi ibaresinin kullanılması, daha geniş bir
kavram olduğundan dolayı yerinde olmuştur. Banka veya kredi kartları-
nın kötüye kullanılması ile ilgili düzenlemeyi, suçla mücadelede etkinliğin
sağlanması açısından uygun değerlendirmekteyiz.
Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçu; 142. madde-
nin 2. fıkrasının e bendindeki düzenlemeden dolayı nitelikli hırsızlık olarak
düzenlenmiştir. Ancak 143. maddede hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi
durumunda cezanın artırılacağı hükmü bulunmaktadır. Bu durumda hırsız-
lık suçunun icrasında, bilişim sistemlerinin kullanılmasının gece ve gündüz
olması arasında fark gözetilmiştir. Suçun gece vakti işlenmesi, mağdurun
karşı koyabilme gücünün azalması, failin gecenin karanlığından istifade
ile suçun icrasını kolaylaştırması nedenlerinden dolayı nitelikli hal olarak
kabul edilmiştir. Belirtmeliyiz ki, bu nitelikli halin bilişim sistemlerinin kul-
lanılması suretiyle hırsızlık suçuna uygulanmaması gerekir. Çünkü bilişim
sisteminin gece kullanılması fail için bir avantaj olmadığı gibi, mağdurun
da suçun icrasına karşı mukavemetini etkilemeyecektir.
Bazı bilişim suçlarının 2004 TCK’da bulunmadığını belirtmeliyiz. Avru-
pa Siber Suç Sözleşmesi’nin 3. maddesinde düzenlenen bilgisayar sistemleri
arasındaki iletişime müdahale suçunu yaptırım altına alacak bir düzenleme
bulunmamaktadır. 132. maddede düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal
suçunun bir an için bilişim sistemleri aracılığıyla yapılan haberleşmelere
uygulanacağı düşünülse de, madde ancak kişiler arasındaki haberleşmenin
gizliliğinin ihlali durumunda uygulanacaktır. Bilişim sistemleri arasındaki
tüm haberleşme, kişiler arasındaki haberleşme niteliğinde değildir. Siber
Suç Sözleşmesi’nin 3. maddesine uygun bir düzenlemenin 2004 TCK’ya
dahil edilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
Ayrıca Siber Suç Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen bilişim
sistemlerine yasa dışı erişimi, müdahaleyi, sistemde yer alan verilere erişim
ve müdahaleyi sağlayan cihazların; bilişim sistemine erişimi sağlayan erişim
kodlarının bulundurulması, üretimi, satışı, ithali veya dağıtımı gibi fiillerin
suç haline getirilerek 2004 TCK’ya dahil edilmesi yerinde olacaktır.