Kemal AKINBİNGÖL makaleler
264TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
İşyerinin bildirimine ilişkin konu, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu
ile 4857 sayılı İş Kanunu’nda “İşyerini Bildirme” başlığı altında yapılan dü-
zenlemelerde ayrı ayrı yer verilmek suretiyle kamu düzeninin sağlanması
amaçlanmıştır. Her iki yasal düzenlemede de aynı konuya yer verilmiş
olması nedeniyle aralarında karşılaştırma yapılabilmesi açısından birlikte
incelenmesinin daha yararlı olacağı düşünülmüştür.
Konu 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu açısından incelendiğinde;
Bu Kanun’un “İşyerini Bildirme” başlığı altında 8. maddesi ile yapılan
düzenlemede “İşveren, örneği kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç
sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte kuruma doğrudan vermek veya iadeli taah-
hütlü olarak göndermekle yükümlüdür.
Şirket kuruluşu aşamasında, sigortalı çalıştırmaya başlayacağı tarihi ve ça-
lıştırılacak sigortalı sayısını beyan eden şirketlerin ticaret sicili memurluklarına
yaptıkları bu bildirimler, ticaret sicili memurluklarınca on gün içinde ilgili kurum
ünitesine gönderilir ve bu bildirim, işverence kuruma yapılmış sayılır. Bildirimin
bu süre içerisinde kuruma gönderilmemesi halinde ilgili ticaret sicili memurluğu
hakkında bu Kanun’un 140. maddesinin (a) fıkrası uyarınca işlem yapılır.
İşverene, kurumca, bildirgenin alındığını bildirir bir belge verilir veya taah-
hütlü olarak gönderilir.
Bildirgenin verilmemesi veya geç verilmesi bu Kanun’da belirtilen hak ve
yükümlülükleri kaldırmaz.
506 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR
KANUNU İLE 4857 SAYILI İŞ KANUNU’NDA
İŞYERİNİ BİLDİRME YÜKÜMLÜLÜGÜ
Kemal AKINBİNGÖL
*
*
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu (E) Başkanı.
makaleler Kemal AKINBİNGÖL
265TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
Sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması
veya intikal etmesi halinde de, yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bu
işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlülükleri devam eder.
İşyerinin miras yolu ile intikali halinde, yeni işveren işyeri bildirgesini ölüm
tarihinden itibaren en geç üç ay içinde doğrudan kuruma vermek veya iadeli taah-
hütlü olarak göndermekle yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir.
Madde metninde de görüldüğü gibi; ilk olarak işyeri bildirgesi örne-
ğinin kurum tarafından hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır. Böylece,
gerek bildirgede yer alacak bilgiler gerekse şekil şartı yönünden dağınıklığın
önüne geçilmesi amacına yönelik olarak düzenlemeye gidilmiştir.
İkinci olarak işyeri bildirimine ilişkin süreye yer verilmiştir. Buna
göre:
İşyeri bildiriminin; en geç sigortalı çalıştırılmaya başlandığı tarihte
verilmesi gerekmektedir. Ancak, şirket kuruluşlarında bildirimin, ticaret
sicili memurluğunca yapılacağı hüküm altına alınmış olup, ticaret sicili
memurluklarının iş yoğunlukları da dikkate alındığından olsa gerek, bu
memurluklara bildirimde bulunmaları için on günlük süre tanınmıştır.
Yine işyerinin miras yolu ile intikalinde de, ölüm tarihinden itibaren
bildirimde bulunma süresi, gerek; işyerine bu yolla sahip olan işverenle-
rin psikolojik konumları açısından, gerekse; 7338 sayılı Veraset ve İntikal
Vergisi Kanunu’nun 9. maddesinin 1a fıkrasında yer verilen dört aylık be-
yanname verme süresi de dikkate alınarak, yasalar arasında uyum sağlama
açısından olsa gerek, süre üç ay olarak belirlenmiştir.
Doğabilecek hukuki sorunların önüne geçilmesi ve işverenlerin ispat
yükümlülükleri konusunda korunmaları gibi değişik amaçlara yönelik
olarak; yapılan düzenleme ile işveren tarafından işyerine ilişkin bildiri-
min kuruma doğrudan veya iadeli taahhütlü olarak yapılacağı, işyerinin
bildirimi üzerine işverene bildirim yapıldığına ilişkin belge verileceği
hüküm altına alınmıştır.
Bunlardan ayrı olarak şirket kuruluşu aşamasında, şirketlerin sigortalı
çalıştırılmaya başlanacağı tarih ve çalıştırılacak sigortalı sayısını bildirmeleri
halinde, işyeri bildiriminin ticaret sicil memurluklarınca on günlük süre
içinde kuruma bildirileceği, süresi içinde kuruma bildirimin yapılmaması
halinde ticaret sicili memurluğu hakkında bu Kanun’un 140. maddesi (a)
fıkrası gereğince işlem yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Kemal AKINBİNGÖL makaleler
266TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
Buna göre; şirket kuruluşlarında işverenlerin bürokratik işlemlerinin
azaltılması amaçlanarak, bildirimde bulunma yükümlülüğü ticaret sicili
memurluğuna verilmiştir. Ayrıca ticaret sicili memurluğunun da işlem
yoğunluğu göz önüne alınarak, Kuruma yapılacak bildirim için on gün-
lük süre tanınmıştır. Ticaret sicili memurluklarının kendilerine tanınan on
günlük süre içinde yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, bunlar
hakkında aynı Kanun’un 140. maddesi (a) fıkrası gereğince idari para cezası
uygulaması işlemi yapılacağı da hüküm altına alınmakla hem işverenler
korunmaya çalışılmış, hem de ticaret sicili memurluklarının görevlerini
zamanında ve usulüne uygun yapmaları ve sonuçta kurum işlemlerinin
yasal düzenlemelere uygun şekilde yürütülmesi amaçlanmıştır.
Son olarak da; anılan Kanun’da bildirgenin hiç verilmemesi veya
belirtilen süreden daha geç verilmesinin, bu Kanun’da belirtilen hak ve
yükümlülükleri ortadan kaldırmayacağı hususuna yer verilmiştir. Böylece,
işyeri bildirgesinin verilmemesi veya geç verilmesi nedeni ile işverenlerin
yasal yükümlülükleri açık olarak bir kez daha belirtildiği gibi, Kanun’un
1. maddesinde belirtilen iş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık,
malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde bu kanunda yazılı şartlarla, sosyal
sigorta yardımlarından yararlanmaları konularında, işçilerin hakları da
koruma altına alınmıştır.
İşyerinin bildirilmesine ilişkin konuya, 4857 sayılı İş Kanunu’nda da
yer verilmiştir.
Konu, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 8. maddesi de dikkate
alınarak karşılaştırılmalı olarak İş Kanunu açısından incelendiğinde ise;
İşyerinin bildirimine ilişkin husus, 10.06.2003 tarihinde yürürlüğe giren
4857 sayılı İş Kanunu’nun “İşyerini Bildirme” başlığı altındaki 3. maddesinde
düzenlenmiştir.
Bu maddeye göre “İş Kanunu kapsamına girer nitelikte bir işyerini kuran,
her ne suretle olursa olsun devralan, çalışma konusunu kısmen veya tamamen
değiştiren veya herhangi bir sebeple faaliyetine son veren ve işyerini kapatan işve-
ren, işyerinin unvan ve adresini, çalıştırılan işçi sayısını, çalışma konusunu, işin
başlama veya bitme gününü, kendi adını ve soyadını yahut unvanını, adresini,
varsa işveren vekili veya vekillerinin adı, soyadı ve adreslerini bir ay içinde bölge
müdürlüğüne bildirmek zorundadır.
Alt işveren, bu sıfatla mal veya hizmet üretimi için meydana getirdiği kendi
işyeri için birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür.
(17.06.2003 tarih ve 25242 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4884 sayılı
Kanun’la değişik 3. madde) Ancak, şirketlerin tescil kayıtları ise ticaret sicili me-
makaleler Kemal AKINBİNGÖL
267TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
murluklarının gönderdiği belgeler üzerinden yapılır ve bu belgeler ilgili ticaret
sicili memurluğunca bir ay içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ilgili
bölge müdürlüklerine gönderilir.” hükmüne yer vermiştir.
Hemen belirtelim ki; maddede yer alan bu Kanun kapsamına giren
nitelikte işyeri kurulması, her ne suretle olursa olsun devralınması ifadesi,
işyerinin miras yoluyla el değiştirmesi anlamını da içermektedir. Ayrıca
bu maddeye ilişkin gerekçede, herhangi bir sebeple işyerinde faaliyete son
vermenin işyerinin “kapatılması” anlamını taşıdığı belirtilmiş ve buna ilişkin
bildirim yapılacağı açıklanmıştır.
Böylece, işyerini bildirim yükümlülüğünün; bu Kanun kapsamına
giren nitelikte işyerini kuran, her ne suretle olursa olsun devralan, çalış-
ma konusunun kısmen veya tamamen değiştirilmesi veya herhangi bir
nedenle faaliyete son verilmesi ve işyerinin kapatılması hususlarından
herhangi birinin meydana gelmesiyle doğacağı ve yükümlülüğün bir ay
içinde yerine getirilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Görüldüğü gibi
İş Kanunu’nun bu maddesinde işyerini bildirme yükümlülüğü; İş Kanunu
kapsamına girer nitelikte, işyeri kurulması koşuluna bağlanmıştır.
İşyerinin, Kanun kapsamına girer nitelikte olduğu ibaresinin; 4857 sa-
yılı İş Kanunu açısından açıklanabilmesi için, bu Kanun’un 1. maddesinde
yer alan Kanun’un “Amaç ve Kapsam”ına ilişkin açıklamaya yer verilmesi
gerekmektedir.
Kanun’un Amaç ve Kapsam başlığı altındaki 1. madde “Bu Kanun’un
amacı işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma
şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir.
Bu Kanun, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, bu
işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularına
bakılmaksızın uygulanır.
İşyerleri, işverenler, işveren vekilleri ve işçiler, 3. maddedeki bildirim gününe
bakılmaksızın bu kanun hükümleri ile bağlı olurlar.” hükmüne yer vermiştir.
Buna göre İş Kanunu’nun uygulanması için, öncelikle bu Kanun bakı-
mından bir işyerinin mevcut olması gerekmektedir.
Kanun’un 2. maddesine göre de işyeri: “İşveren tarafından mal veya hizmet
üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği
birime işyeri denir.
İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı
bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile din-
Kemal AKINBİNGÖL makaleler
268TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
lenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki
eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır.
İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizas-
yonu kapsamında bir bütündür.” şeklinde tanımlanmıştır.
Yukarıda yapılan işyeri tanımında da belirtildiği gibi, bu Kanun açısın-
dan kurulan bir yerin, işyeri olarak nitelendirilebilmesi için işçi çalıştırılması
gerekmektedir.
Bu nedenle işyeri bildiriminin yapılması için, dolaylı şekilde de olsa
kurulan o yerde işçi çalıştırılması zorunluluğu getirilmiştir. Sonuçta bu Ka-
nun bakımından işyeri olarak nitelendirilen, yani işçi çalıştırılan işyerinde
işyeri bildiriminin işçi çalıştırılmaya başlandığı tarihten itibaren bir aylık
süre içinde yapılması gerekmektedir.
Ancak, her işyeri için işyeri bildiriminde bulunma yükümlülüğü de
bulunmamaktadır. Çünkü İş Kanunu’nun 1 ve 2. maddeleri birlikte değer-
lendirildiğinde, 506 sayılı Kanun’un 3. maddesinde Sigortalı sayılmayanlar
başlığı altında yapılan düzenlemeye benzer bir hususa yer verilmek sure-
tiyle, her işyerine İş Kanunu’nun uygulanmasının söz konusu olamayacağı
belirtilmiştir. İş Kanunu’nun 1. maddesinde; 4. maddede belirtilen istisnalar
dışında kalan işyerlerinde uygulanabileceği hüküm altına alınmıştır.
Böylece;
a. Deniz ve hava taşıma işlerinde,
b. 50 den az işçi çalıştırılan ( 50 dahil ) tarım ve orman işlerinin yapıldığı
işyerlerinde veya işletmelerinde,
c. Aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili her çeşit yapı
işleri,
d. Bir ailenin üyeleri ve 3. dereceye kadar (3. derece dahil) hısımları
arasında dışardan başka biri katılmayarak evlerde ve el sanatlarının ya-
pıldığı işlerde,
e. Ev hizmetlerinde,
f. İş sağlığı ve güvenliği hükümleri saklı kalmak üzere çıraklar hak-
kında,
g. Sporcular hakkında,
h. Rehabilite edilenler hakkında,
makaleler Kemal AKINBİNGÖL
269TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
ı. 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu’nun 2. maddesinin tarifine
uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde,
4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanamayacaktır.
507 sayılı Kanun’un 2. maddesi esnafı; “İster gezici olsun, ister bir dük-
kanda veya bir sokağın belli yerinde sabit bulunsunlar, ticareti sermayesi ile birlikte
vücut çalışmalarına dayanan ve geliri o yer gelenek ve teamülüne nazaran tacir
niteliğini kazanmasını icap ettirmeyecek miktarda sınırlı olan ve bu bakımdan
ticaret sicili ve dolayısıyla ticaret ve sanayi odasına kayıtları gerekmeyen, aynı
niteliğe (Sermaye unsuru olsun, olmasın) sahip olmakla beraber, ayrıca çalıştığı
sanat, meslek ve hizmet kolunda bilgi, görgü ve ihtisasını değerlendiren hizmet,
meslek ve küçük sanat sahipleriyle bunların yanlarında çalışanlar ve geçimini
sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin 1.
maddede belirtilen amaçlarla kuracakları dernekler bu kanun hükümlerine tabidir.”
şeklinde tanımlamıştır.
Bu tanımlamaya da yer verdikten sonra, İş Kanunu’nun 4. maddesinin
(ı) fıkrasına ilişkin olarak, çoğu zaman yanlış değerlendirmeye neden olan
bir hususa da burada yer vermek yararlı olacaktır. Belirtildiği gibi İş Kanu-
nu’nda, 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu’nun 2. maddesinin tarifine
uygun, üç kişinin çalıştığı işyerleri istisna kapsamına alınmıştır.
İş Kanunu’nun 4. maddesi (ı) fıkrasında “üç kişinin çalıştığı” ibaresi,
çoğu zaman “üç işçinin çalıştığı” ibaresi ile karıştırılmaktadır. Burada üç
kişinin çalıştığı ibaresi, 507 sayılı Kanun’un ruhuna uygun olarak, işyerini
çalıştıran kişileri de ifade etmektedir. Yani çalıştıranlarla çalışanların topla-
mı üç kişi veya üç kişiden az ise ve 507 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre,
işyerini çalıştıranlar esnaf niteliğinde iseler bu işyeri İş Kanunu kapsamına
girmeyecektir.
Bunun sonucu olarak da, çalıştıranla çalışan arasında yazılı bir sözleşme
bulunmadığı taktirde; İş Kanunu’nun, “Bazı İşlerde Çalışanların Ücretlerinin
Güvencesi” başlığı altında düzenlenen 113. maddesinde belirtildiği gibi; 32.
maddesindeki ücret ve ücretin ödenmesi, 35. maddesindeki ücretin saklı
kısmı, 37. maddesindeki ücret hesap pusulası ve 38. maddesindeki ücret
kesme cezası ile ilgili hükümleri dışındaki diğer hükümleri bu tür işyerle-
rinde çalışan işçilere uygulanmayacaktır. Bu işçilere, İş Kanunu’nun 32, 35,
37 ve 38. maddeleri dışındaki hususlarla ilgili olarak, Borçlar Kanunu’nun
ilgili hükümleri uygulanacaktır.
İş Kanunu’nun 3. maddesine göre bildirim yükümlülüğü bulunan
işveren veya vekilleri, yapacakları bildirimlerde en az;
Kemal AKINBİNGÖL makaleler
270TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
• İşyerinin unvan ve adresini,
• Çalıştırılan işçi sayısını,
• Çalışma konusunu,
• İşin başlama ve biliniyorsa işin bitme gününü,
• Kendi adını ve soyadını veya unvanını, adresini,
• Varsa işveren vekili veya vekillerinin adı, soyadı ve adreslerini,
bildirmek zorundadırlar.
Ayrıca, işveren veya vekili; işyerinde daha sonra el, unvan, adres ve
faaliyet konusunda herhangi bir değişiklik varsa bu konuları da belirten,
bir aylık süre içerisinde işyerinin kurulu olduğu yerin, bağlı bulunduğu
Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüğü’ne bildirmek
zorundadır.
İş Kanunu’nun 3. maddesinin 2. fıkrası ile, asıl işveren-alt işveren
ilişkisinin oluşması halinde, asıl işverenin işyerinde bir mal veya hizmet
üretimine geçmek ve bunun için işçi ve diğer unsurlarıyla faaliyet göstermek
üzere bir birim meydana getirmesi halinde asıl işveren-alt işveren ilişkisi
kurulmuş olacak ve alt işveren de kendi adına kurduğu bu işyeri için, ku-
rulan işyerinde işçi çalıştırmaya başladığı tarihten itibaren bir aylık süre
içinde, işyerinin kurulu bulunduğu yerin bağlı olduğu bölge müdürlüğüne
işyeri bildiriminde bulunma zorundadır.
Düzenleme ile, şirketlerde bildirim yükümlülüğü ticaret sicili memur-
luklarına verilmiştir. Ancak bu konuda dikkat edilmesi gereken husus; bu-
rada yapılması hüküm altına alınan işyeri bildirimi, sadece şirket kuruldu-
ğunda kuruluşa ilişkin bildirim olup bu bildirimin ticaret sicil memurluğu
tarafından yapılması gerektiğidir. Genelde şirketlerin ilk kuruluşlarında
ve ticaret siciline kayıtları sırasında işçisi bulunmadığından, ticaret sicili
memurunun bölge müdürlüğüne yapacağı bildirim sırasında işçi çalışma-
ması nedeni ile, bölge müdürlüğünün, bu şirket işyeri için dosya açması
ve sicil numarası vermesi de söz konusu olamayacaktır.
Kaldı ki, İş Kanunu’nun işyerini bildirme yükümlülüğüne aykırılık
halinde uygulanacak idari para cezasına ilişkin düzenlemede, sadece iş-
veren veya vekili için idari para cezası uygulaması öngörülmüş olmasına
karşın, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 8. maddesinde işyerini
bildirme yükümlülüğü ile ilgili olarak, ticaret sicili memuru hakkında da
işlem yapılacağına ilişkin hükme yer verilmiştir.
makaleler Kemal AKINBİNGÖL
271TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
İş Kanunu gereği bildirim zorunluluğuna uymayan ve Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığı bölge müdürlüğüne bildirimde bulunmayan
ticaret sicili memurunun bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi
halinde bu memur için herhangi bir cezai yaptırım öngörülmediğinden,
yükümlülüğün bu memurlukça yerine getirilmemesi işveren veya vekilinin
sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
Bunlar da göstermektedir ki asıl bildirim yukarıda da belirtildiği gibi;
kurulan şirkette işçi çalıştırılmaya başlandığı tarihten itibaren bir aylık
süre içinde yapılması gereken bildirim olup, bu bildirimin işveren vekili
tarafından yapılması gerekmektedir.
Bu nedenle, şirketlerde işveren vekilinin, işçi çalıştırılmaya başlan-
dığında veya Kanun’un 3. maddesinde belirtilen diğer hususlara ilişkin
değişikliklerde ilgili olarak, bölge müdürlüğüne bildirimde bulunma zo-
runluluğu devam etmektedir.
Böylece 506 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, işyeri bildiriminin yapıl-
masına ilişkin yükümlülüğün; şirket kuruluşlarında ticaret sicili memur-
luklarınca on gün içinde, işyerinin miras yolu ile devrinde üç ay içinde ve
diğer koşullarda ise en geç işyerinde sigortalı çalıştırılmaya başlandığı tarih
itibariyle yerine getirilmesi koşullarına yere verilmişken; İş Kanunu’nda
işyerini bildirme konusunda işyerinin kuruluşu, devri, unvan ve adres de-
ğişikliği gibi konularda süre açısından herhangi bir ayrım gözetilmeksizin
bir aylık süre tanınmıştır.
Tüm bunlardan sonra, İş Kanunu açısından kurulan veya devralınan
bir yerde, işçi çalıştırılmadığı sürece, bu yer için bildirim zorunluluğu bu-
lunmadığından, bu yükümlülüğün yerine getirilmediği gerekçesiyle idari
para cezası uygulaması da söz konusu olamayacaktır.
Yine yapılacak bildirime ilişkin olarak, 506 sayılı Kanun’un bildirim
örneğinin kurumca hazırlanacağı ve bildirimin kuruma nasıl verileceği ko-
nusu ile verilen bildirim üzerine ispat vesikası olması bakımından; kurumun
bildirgenin alındığını gösterir belgeyi vermesi yolunda hüküm içermesine
karşın, İş Kanunu’nda bu hususlarla ilgili herhangi bir düzenleyici hükme
yer verilmemiştir.
Bu nedenle işyeri için yapılacak bildirimle ilgili olarak, genelde böl-
ge müdürlüklerinde o bölge müdürlüğü tarafından hazırlanmış matbu
formlar bulundurulmakta olup, verilecek olan bildirimin iki suret olarak
düzenlenmesi ve bir suretinin üst yazı ile bölge müdürlüğüne verilerek,
bildirimin verildiğine ilişkin kayıt tarih ve sayısı alınması, alınan bu numara
ile bildirimin diğer sureti ve yapılan bildirim üzerine bölge müdürlüğünce
Kemal AKINBİNGÖL makaleler
272TBB Dergisi, Sayı 58, 2005
işyeri için verilecek olan sicil numarasının, işyerindeki dosyada saklanması
gerekmektedir.
Bölge müdürlüğü tarafından verilen işyeri sicil numarası dört bölüm-
den oluşmaktadır.
Bu bölümler sırasıyla;
1. Bölüm: 1’den 6’ya kadar olan rakamlardan bir haneli olarak verilen
ve işyerinin; 1. Resmi daimi, 2. Özel daimi , 3.Resmi geçici, 4. Özel geçici,
5. Resmi mevsimlik, 6. Özel mevsimlik işlerden hangisine ait olduğunu
gösterir rakamdır.
2. Bölüm: İşyerinin faaliyeti ile ilgili meslek kodunu belirtmektedir.
3. Bölüm: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bölge müdürlüğünde,
işyerlerine altı rakamdan oluşmak üzere sıraya göre verilen ve sicil numa-
rasını gösteren sayıdır.
4. Bölüm: İki rakamlı olup, işyerinin kurulu bulunduğu yerin bölge
müdürlüğündeki ilin, kod numarasıdır.
Buraya kadar yapılan açıklamalar dikkate alınarak; koşulların oluşması
halinde işyeri bildirimlerinin, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 4857
sayılı İş Kanunu gereği yapılması zorunludur.