Ali KARAGÜLMEZ hakemli makaleler
62TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
I. GENEL OLARAK
4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK),
16.12.2004 tarihli ve 25673 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır ve 334.
maddesine göre 1 Nisan 2005 tarihinden itibaren yürürlüğe girmektedir.
CMK’nın “Yer Gösterme” kenar başlıklı 85. maddesi şöyledir:
“(1) Yer gösterme işlemi hakkında 83 ve 84. madde hükümleri uygulanır.”
85. maddedeki hüküm, 7.3.2003 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı’na sevk edilen Hükümet Tasarısı’nda
1
bulunmazken, TBMM
Adalet Komisyonu çalışmaları sırasında metne eklenmiştir. 85. madde
hükmünün eklenmesine ilişkin Adalet Komisyonu gerekçesi şöyledir:
“Tasarı’ya 84. maddeden sonra gelmek üzere ‘Yer Gösterme’ başlığı altında yer
gösterme işleminin bir disiplin altında ve hukuki zemine kavuşturulması amacıyla
yeni 85. madde eklenmiştir.”
2
Çalışmamızda yer gösterme işlemini düzenleyen CMK’nın bir cümlelik
85. maddesinin, ceza muhakemesi hukukundaki başlıca etki ve sonuçları
ele alınacaktır.
II. YER GÖSTERME İŞLEMİ
A. CMK’nın 83 ve 84. Maddelerinin Uygulanması
CMK’nın 85. maddesi, Türk hukukunda ilk defa getirilen bir hüküm-
dür. 85. maddede, yer gösterme işlemi hakkında CMK’nın 83 ve 84. madde
hükümlerinin uygulanacağı emredici şekilde kurala bağlanmıştır.
YER GÖSTERME İŞLEMİ VE 5271 SAYILI
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU’NUN
85. MADDESİNİN İNCELENMESİ
Dr. Ali KARAGÜLMEZ
*
*
Hakim.
1
“Hükümet Tasarısı”, TBMM Başkanlığı’na 7.3.2003 tarihinde sevk edilen “Ceza
Muhakemeleri Usulü Kanunu Tasarısı”nı ifade etmektedir.
2
Adalet Komisyonu Raporu, 1.12.2004 günlü, Esas No: 1/535, 1/292, Karar No: 65.
hakemli makaleler Ali KARAGÜLMEZ
63TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
CMK’nın yollama yapılan 83 ve 84. maddeleri şöyledir:
“Keşif; Madde 83. (1) Keşif, hakim veya mahkeme veya naip hakim ya da
istinabe olunan hakim veya mahkeme ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde
Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılır.
(2) Keşif tutanağına, var olan durum ile olayın özel niteliğine göre varlığı
umulup da elde edilemeyen delillerin yokluğu da yazılır.”
“Keşifte, tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler.
Madde 84. (1) Keşif yapılması sırasında şüpheli, sanık, mağdur ve bunların
müdafii ve vekili hazır bulunabilirler.
(2) Tanık veya bilirkişinin duruşma sırasında hazır bulunamayacağı veya
oturduğu yerin uzaklığı nedeniyle bulunmasının güç olduğu anlaşılırsa, bu tanık
veya bilirkişinin dinlenmesinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Mağdur, şüpheli veya sanığın huzuru, tanıklardan birinin gerçeğe uygun
tanıklık etmesine engel olabilecekse, o işte şüpheli veya sanığın bulunmamasına
karar verilebilir.
(4) Bu işlerde hazır bulunmaya hakkı olanlar, işin geri bırakılmasına neden
olmamak koşuluyla, işlerin yapılması gününden önce haberdar edilirler.
(5) Şüpheli veya sanık tutuklu ise, hakim veya mahkeme tarafından ancak
zorunlu sayılan hallerde keşifte hazır bulundurulmasına karar verilebilir”.
5271 sayılı CMK’nın 83 ve 84. maddelerine ilişkin olarak, TBMM Ada-
let Komisyonu tarafından şu açıklamaya yer verilmiştir:
“Tasarı’nın 83, 84, 85 ve 86. maddelerinde redaksiyon yapılmış ve 81, 82, 83
ve 84. maddeler olarak kabul edilmiştir.”
3
5271 sayılı Yasa’nın 83 ve 84. maddeleri, Hükümet Tasarısı’ndaki 85
4
ve 86.
5
maddelere denk gelmektedir ve anılan maddelerde TBMM Adalet
Komisyonu’nda bir kısım değişiklikler yapılmıştır.
6
3
Adalet Komisyonu Raporu 1.12.2004 günlü, Esas No:1/535, 1/292, Karar No: 65.
4
Hükümet Tasarısı’ndaki metin şöyledir: “Keşif
Madde 85. - Keşif, hakim veya mahkeme veya naip hakim ya da istinabe olunan
mahkeme ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı tarafından
yapılır.
Keşif yapıldığında bununla ilgili olarak düzenlenecek tutanaklara var olan durum
ile olayın özel niteliğine göre varlığı umulup da elde edilemeyen delil, iz, eser ve
emarelerin yokluğu yazılır.”
5
Hükümet Tasarısı’ndaki metin şöyledir ve değiştirilen kısımlar altı çizili olarak
gösterilmiştir:
Ali KARAGÜLMEZ hakemli makaleler
64TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
CMK’nın 83. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre keşif, hakim veya
mahkeme veya naip hakim ya da istinabe olunan hakim veya mahkeme
ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı tarafından
yapılacaktır. Bir başka anlatımla keşif; olağan hallerde hakimin, gecikme-
sinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet Savcısı ’nın görevidir.
Keşif tutanağına, keşif sırasında var olan durum ile olayın özel ni-
teliğine göre varlığı umulup da keşifte elde edilemeyen delillerin elde
edilemediği de yazılır.
84. maddede ise, keşifte bulunabilecek kimseler ve kimi konular kurala
bağlanmıştır. CMK’nın 83 ve 84. maddelerinin yer gösterme işlemi bakı-
mından etkilerine geçmeden önce, 85. maddedeki yer gösterme işleminin
hukuki niteliğini ele almak istiyoruz.
B. Yer Gösterme İşleminin Hukukı Niteliği
1. CMK’nın 85. Maddesinin Mehazı Var mıdır ?
Karşılaştırmalı hukukta ceza yargılaması yasalarında yer gösterme
işlemine yer verildiğine rastlanmamaktadır. Bu nedenle, CMK’nın 85.
maddesinin bir mehazından söz etmek mümkün değildir. Esasında bu
sonuç, karşılaştırmalı hukuk uygulamasında yer gösterme işleminin ol-
mamasından da kaynaklanmaktadır.
Yer gösterme işlemi, Türk hukukundaki uygulamanın kendine özgü
bir ürünü niteliğindedir. Bu işlem, bir bakıma (1412 sayılı CMUK’un döne-
minde) yasal bir dayanağı olmadan öteden beri uygulana gelmiştir.
“Keşifte, tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler.
Madde 86. - Keşif yapılması sırasında şüpheli, sanık, mağdur ile bunların avu-
katları hazır bulunabilirler.
Tanık veya bilirkişinin duruşma sırasında hazır bulunamayacağı veya oturduğu
yerin uzaklığı nedeniyle bulunmasının güç olduğu anlaşılırsa, bu tanık veya bilir-
kişinin dinlenmesinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.
Şüpheli veya sanığın huzuru, tanıklardan birinin gerçeğe uygun tanıklık etmesine
engel olabilecekse, o işte şüpheli veya sanığın bulunmamasına karar verilebilir.
Bu işlerde hazır bulunmaya hakkı olanlar, işin geri bırakılmasına neden olmamak
koşuluyla, işlerin yapılması gününden önce haberdar edilirler. Hazır bulunmaya
hakkı olanlar, kendilerine ait mazerete dayanarak işin başka güne bırakılmasını
isteyemezler.
Şüpheli veya sanık tutuklu ise, ancak tutuklu bulunduğu yerdeki mahkeme binası
içerisinde yapılacak işlerde hazır bulunmayı isteyebilir. Ancak, hakim veya mah-
keme tarafından zorunlu sayılan hallerde tutuklu bulunan şüpheli veya sanığın da
mahkeme binası dışında yapılacak işlerde hazır bulunmasına karar verilebilir”.
6
Hükümet Tasarısı’nın 85 ve 86. maddelerindeki değiştirilen kısımlar, bir önceki
dipnottaki madde metinlerinde altı çizili olarak gösterilmiştir.
hakemli makaleler Ali KARAGÜLMEZ
65TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
Türk Ceza Yargılaması Hukuku’nda ilk defa CMK’nın 85. maddesinde
hükme bağlanan yer gösterme işlemi, buna rağmen CMK’da tanımlanma-
mıştır. CMK’ya bakıldığında “keşif” de tanımlanmamıştır. Bununla birlikte,
CMK’da 83, 84, 169, 181, 209 ve 282. maddelerinde keşiften söz edilmektedir
ve keşif; (1412 sayılı CMUK’un döneminde) uygulamada yerleşmiş, sınırları
ve içeriği (genel olarak) belli olan bir kavramdır.
2. Yer Gösterme İşlemini Adli Kolluğun Tek Başına Yapamaması
1 Nisan 2005 tarihinden itibaren, CMK’nın 85. maddesinin emredici
yapısına (ve 83. maddeye) bakıldığında, yer gösterme işlemini mutlaka
hakim veya Cumhuriyet Savcısı yapacaktır. Dolayısıyla, adli kolluk tek
başına yer gösterme işlemi yapamayacaktır.
1 Nisan 2005 tarihinden itibaren adli kolluğun tek başına yaptığı yer
gösterme işlemi hukuka aykırı yollarla elde edilmiş delil olacak ve yargı-
lamada kullanılamayacaktır.
7
3. Yer Gösterme İşlemi Keşif midir?
Bir görüşe göre, CMK’nın 85. maddesindeki “yer gösterme işlemi” bir
keşiftir. Yasa koyucunun 85. madde içerisinde yaptığı yollama da bunu
göstermektedir.
8
Bize göre, CMK’nın 85. maddesindeki normatif yapı gereğince yer gös-
terme işleminin bir keşif olduğu söylenebilirse de, kimi tartışmalı konular
bu düşünceyi zorlaştırmaktadır.
Yer gösterme işlemi, keşif kadar sınırları ve içeriği belli olan bir kavram
değildir. Yer gösterme denilince, kural olarak başta adam öldürme, gasp,
terör olayları, hırsızlık gibi bazı suçlarda şüpheli veya sanığın, soruşturma
9
evresinde kolluk nezaretinde olayın oluş şeklini göstermesi maksadıyla
yapılan işlem akla gelmektedir.
Yer gösterme işlemiyle, soruşturma konusu fiil, bunu gerçekleştirme
şüphesi altındaki kişi tarafından, soruşturmayı yürütenlerin önünde ola-
bildiği ölçüde tekrar canlandırılmaktadır. Ancak, bu belirleme, yeterli ve
tartışmasız değildir.
7
Yurtcan, Erdener, Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu ve Yorumu, İstanbul 2005, s. 56.
8
Yurtcan, s. 56.
9
“e. Soruşturma: Kanun’a göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden
iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi” ifade eder (CMK. m. 2/1-e).
Ali KARAGÜLMEZ hakemli makaleler
66TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
Burada tartışmasız olan nokta, yer gösterme işleminin, soruşturma
evresine mahsus olması ve kovuşturma
10
evresinde ise yer gösterme işle-
minin değil, keşfin söz konusu olabilmesidir. Bununla birlikte, keşif, hem
soruşturma ve hem de kovuşturma evresine ilişkindir. Ancak, keşif, ağırlıklı
olarak kovuşturma evresinde görülür.
4. Sanık Dışındaki Kişilerin Yer Göstermesi
Tartışmalı konularından birisi, müşteki veya tanığın yer göstermesi
halinde ne olacağıdır. Hatta, CMK’nın 90. maddesi
11
gereğince olaya
müdahale eden önleyici kolluğun da, adli kolluk işlemleri nedeniyle yer
gösterme yapması istenebilir. Böylesi durumlarda ne olacaktır? Bir başka
deyişle, müşteki, tanık veya önleyici kolluk tarafından bir yer gösterme
yapılması gerekli ise, bunu adli kolluk tek başına yaptırabilecek midir?
Bu tartışmanın temelinde, CMK’nın 85. maddesinde, yer gösterme iş-
leminin tanımının, içeriğinin ve sınırlarının açıklanmamış olması yatmak-
tadır. Bu husus, uygulamada pek çok soruna, duraksamaya ve karmaşaya
neden olabilecek gibi görünmektedir.
Örneğin; 1 Nisan 2005 tarihinde mağdur (Z) silahlı saldırıya uğrar ve
göğsünden iki kurşun yarası alır; bilinmeyen kişilerce yaralı vaziyette has-
tane önüne bırakılır. Sonradan haberdar olan adli kolluk olaya el koyar. (Z)
bir hafta sonra iyileşince, kendisinden yer gösterme yapması istenir. Adli
kolluk, (Z) ile birlikte giderek (Z)’nin yer göstermesini tutanağa bağlar ve
soruşturmaya devam eder.
Acaba burada, CMK’nın 85. maddesi karşısında, adli kolluğun tek
başına (hakim veya Cumhuriyet Savcısı olmadan) mağdurla yaptığı yer
gösterme işlemi geçerli olacak mıdır?
Madem ki yer gösterme işleminin temel amacı, olayın, bunun içersin-
deki kişi veya kişiler tarafından tekrar canlandırılması ve bu sırada, hem
olayın genel resminin ve hem de ayrıntılarının belirlenmesi olduğuna göre,
bu işlemin şüpheli veya sanıkla sınırlı olduğunda bir kesinlik yoktur. Nite-
kim, adı üstünde yer gösterme; fiilin işlendiği yerin ve bu yerdeki sürecin
10
“f. Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar
geçen evreyi” ifade eder (CMK. m. 2/1-f).
11
“(2) Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini ge-
rektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde; Cumhuriyet Savcısı’na veya
amirlerine derhal başvurma olanağı bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine
sahiptirler” (5271 sayılı CMK. m. 90/2).
hakemli makaleler Ali KARAGÜLMEZ
67TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
görülebilmesidir; yeter ki, fiil sürecinin içerisinde ya da bir kısmında bu-
lunan birileri bu göstermeyi yapmış olsun.
Örnekteki mağdurun yaptığı yer gösterme de, içerik olarak ve pek
çok yönden şüpheli veya sanığın yaptığı yer göstermeye benzemektedir.
CMK’nın 85. maddesinin keşif işlemine yollama yapan emredici hükmü
gereğince, mağdurla yapılan yer gösterme işlemi de, tek başına kolluk
tarafından yapılamayacaktır ve hakimin veya Cumhuriyet Savcısı’nın
bulunması gerekebilecektir.
Kaldı ki, 85. maddede aynen uygulanacağı belirtilen 83 ve 84. madde-
lerdeki keşif işlemi, yalnızca sanığa ilişkin değildir. Keşifte, tanık, müşteki,
mağdur bulunabileceği gibi, keşifte, yukarıda sayılan hiç kimse de bulun-
mayabilir. Kimi zaman keşif, sadece keşfi yapılan yerdeki olan ve olmayan
olguların tutanağa bağlanması için de yapılabilir. Böylesi durumlarda da
keşfe ilişkin 83 ve 84. madde hükümleri uygulanacağına göre, bu son halde
dahi adli kolluğun tek başına yer gösterme işlemi yapabilmesi tartışmalı
görünmektedir. Üstelik, tanık, müşteki veya mağdurla yapılan yer gös-
terme işleminde, çoğu zaman gecikmesinde sakınca bulunan halden de
söz etmek zor olabileceğinden, yer gösterme işleminin hakim tarafından
yapılması gerekebilecektir.
Bu sonuç ise, yer gösterme işlemlerine, hakim veya Cumhuriyet sav-
cılarının yetişebilmelerini fiili duruma göre içinden çıkılmaz hale getire-
bilecektir.
C. CMK’nın 83 ve 84. Maddeleri, Yer Gösterme İşleminde
Nasıl Uygulanacaktır?
CMK’nın 85. maddesindeki ilk sorun, yer gösterme işlemi açısından
CMK’nın 83 ve 84. maddelerinin nasıl uygulanacağının belirlenmesidir.
Çünkü, bu konu yeterince açık değildir.
Üstelik, keşif ile yer gösterme işlemi, yukarıda açıklandığı üzere
bünye itibarıyla tam örtüşmemektedir. Diğer yandan, yer gösterme işlemi
yalnızca soruşturma evresinde, keşif ise daha çok kovuşturma evresinde
yapılmaktadır ve yer gösterme ile keşif arasında, yoğunluk açısından evre
farklılığı da söz konusudur. Bu nedenlerle, keşfe ilişkin 83 ve 84. madde-
lerin, yer gösterme işleminde nasıl uygulanacağı çok açık değildir.
Bu noktada çeşitli yaklaşımlar düşünülebilir. Bunları başlıklar halin-
de ele almak istiyoruz:
Ali KARAGÜLMEZ hakemli makaleler
68TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
1. 83 ve 84. Maddede, Keşif Sözcüğü Geçen Yerleri
Yer Gösterme İşlemi Olarak Anlama Yaklaşımı
Bu yaklaşıma göre, CMK’nın 83 ve 84. maddelerindeki “keşif” kelime-
si geçen yerleri, “yer gösterme işlemi” şeklinde değiştirip uygulama yapıl-
malıdır. Bu yaklaşım, keşif ile yer gösterme işleminin aynı (çok benzer)
kavramlar olup olmadığı tartışmasını gündeme getirmektedir.
Bu tartışmada ilk önce CMK’nın normatif yapısına bakılmalıdır. Eğer
keşif ile yer gösterme aynı ise, CMK’da neden 85. maddeye yer verilmiştir
(neden 85. madde eklenmiştir)?
Madem bu kavramlar aynı ise, 83 ve 84. maddelerde, “keşif ve yer göster-
me” denilebilir ya da 83 ve 84. maddelerin sonuna “Bu madde, yer göstermede
de uygulanır” fıkrası eklenebilirdi;
12
ama CMK’da böyle yapılmamıştır.
Bizce, yasa koyucunun bu yaklaşım tarzı, keşif ile yer gösterme işlemi-
nin aynı (çok benzer) kavramlar olmadığını ortaya koymaktadır.
Bu sonuç benimsenirse, daha tartışmalı bir soru akla gelmektedir.
Keşif ile yer gösterme işlemi aynı kavramlar değilse, neden yer gösterme
işlemi konusunda keşifle ilgili 83 ve 84. madde hükümlerinin uygulanacağı
kurala bağlanmıştır?
Bu soru, yer gösterme işlemi gibi önemli bir konuda 85. maddenin
tartışmalı bir yapısının olduğunu ortaya koymaktadır.
2. Bünyesine Uygun Olarak 83 ve 84. Maddelerin
Uygulanması Yaklaşımı
Bu yaklaşıma göre, yer gösterme işlemi, keşiften daha dar ve özel bir
kavramdır; 83 ve 84. madde, ancak yer gösterme işleminin bünyesine uygun
olarak uygulanmalıdır.
Bu yaklaşım, 85. maddenin uygulanmasındaki tartışmaların çözümü
açısından daha akılcı gelebilir. Fakat, burada da teknik ve içerik açısından
sorun bulunmaktadır.
Bu sorun, 85. maddenin normatif yapısına ilişkindir. 85. maddedeki
“Yer gösterme işlemi hakkında 83 ve 84. madde hükümleri uygulanır” kuralının
kaleme alınış biçimi, kolaylıkla ikinci yaklaşıma olanak vermemektedir.
12
Nitekim CMK’nın 68. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“(3) Cumhuriyet Savcısı’nın, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, mü-
dafiin veya kanuni temsilcinin istemi üzerine bilimsel mütalaa hazırlayan uzmanın
duruşmada dinlenmesi hususunda da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır”.
hakemli makaleler Ali KARAGÜLMEZ
69TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
85. madde, “Yer gösterme işlemi hakkında bünyesi gözetilerek, 83 ve 84.
madde hükümleri uygulanır” şeklinde olmadığı, bir başka anlatımla, 85. mad-
dede “bünyesi gözetilerek” gibi bir ibare bulunmadığı için, ikinci yaklaşım
da tartışmasız değildir.
Sonuç olarak, 85. maddede, yer gösterme işlemi hakkında 83 ve 84.
madde hükümlerinin uygulanacağının gayet net ve kesin bir ifadeyle be-
lirtilmesi karşısında, ikinci yaklaşımı normatif bakımdan dinlemenin zor
olduğunu; aksi tutumun ise 85. maddeye rağmen bir yaklaşım olacağını
düşünmekteyiz.
3. 83 ve 84. Maddelerdeki Yer Gösterme İşleminin Bünyesine
Uymayan Kurallara İlişkin Düzeltme Yapılması Gerektiği Yaklaşımı
Bu yaklaşıma göre, kimi tartışmalı ve duraksamalı sonuçları olsa bile,
85. maddenin açık ve emredici yapısı gereğince yer gösterme işlemi hak-
kında CMK’nın 83 ve 84. maddeleri uygulanacaktır. Bu durumda, 83 ve
84. maddelerin yer gösterme işleminin bünyesine uymayan kimi kuralları
açısından ise, bir an önce düzeltilme yapılmalıdır.
Bu yaklaşımlar çerçevesinde, 83 ve 84. maddedeki hükümlerin ayrı ayrı
yer gösterme işlemi hakkındaki sonuçlarını ele almak istiyoruz.
D. CMK’nın 83. Maddesinin Yer Göstermeyle İlgili Sonuçları
CMK’nın 83. maddesinin yer gösterme işlemindeki başlıca sonuçları
şöyledir:
1. Yer Gösterme İşlemi Hakim, Gecikmesinde Sakınca Bulunan
Hallerde ise Cumhuriyet Savcısı Tarafından Yapılacaktır
Yer gösterme işlemi; olağan hallerde hakim, gecikmesinde sakınca
bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılacaktır. Bu sonuç,
85. maddenin en radikal ve tartışmasız yönünü oluşturmaktadır.
Buna göre, 1 Nisan 2005 tarihinden itibaren adli kolluk
13
(ilgili polis ya
da jandarma), Cumhuriyet Savcısı adına (tek başına) yer gösterme işlemi
yapamayacaktır.
13
5271 sayılı CMK’da, başta “Adli kolluk ve görevi” kenar başlıklı 164. maddesinde
olmak üzere, bu konudan söz edilen maddelerinde “adli kolluk” kavramına yer
verilmiştir.
Ali KARAGÜLMEZ hakemli makaleler
70TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
a. Yer Gösterme İşleminin Dikkate Alınma Niteliğinin Artması
CMK’nın 85. maddesindeki düzenleme nedeniyle, 1 Nisan 2005 tari-
hinden itibaren adli kolluğun tek başına yer gösterme işlemi yapamayacak
olmasının en önemli sonuçlarından birisi, yer gösterme işleminin (1 Nisan
2005 tarihinden öncesine göre) soruşturma ve kovuşturmada dikkate alınma
niteliğinin artmış olmasıdır.
CMK’nın “İfade alma ve sorguda yasak usuller” kenar başlıklı 148. madde-
sinin (4) numaralı fıkrasında, “Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade,
hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça
hükme esas alınamaz” emredici hükmüne yer verilmiştir.
Bu hükme göre, şüpheli veya sanığın, müdafi hazır olmaksızın adli
kolluk tarafından alınan ifadesi, hakim veya mahkeme huzurunda şüp-
heli veya sanıkça doğrudur denilmedikçe geçerli olmayacak, hükme esas
alınamayacaktır.
Yer gösterme işleminde de, şüpheli veya sanığın olayın seyrine ilişkin
beyanları (ifadesi) alındığına göre, eğer 85. madde, CMK’da yer almayıp
yine bunu adli kolluk tek başına yapabilecek olsaydı, 148. maddenin (4)
numaralı fıkrası devreye girecekti.
Diğer yandan, 85. madde gereğince adli kolluğun tek başına yer gös-
terme işlemi yapamayacak olması, yer gösterme işlemlerinde CMK’nın 148.
maddenin (4) numaralı fıkrasının uygulanma olasılığını ortadan kaldırmak-
tadır. Bir başka deyişle, CMK’nın 85. maddesi, 148. maddesinin (4) numa-
ralı fıkrasıyla paralellik taşımaktadır ve bu haliyle yer gösterme işleminin
(soruşturma ve) kovuşturmada dikkate alınma niteliği artmıştır.
b. Yer Gösterme İşleminin Hakim Tarafından Yapılmasının
Öngörülmesi Yerinde midir?
83 ve 84. maddelerde keşif işleminin, kural olarak hakim tarafından,
ancak gecikmesinde sakınca bulunan istisnai hallerde Cumhuriyet Savcısı
tarafından yapılmasının hükme bağlanmış olmasının, soruşturma işlemi
olan yer gösterme hakkında da geçerli sayılması yerinde midir?
85. maddenin bu sonucu, uygulamada, yer gösterme işlemini haki-
min mi yoksa Cumhuriyet Savcısı’nın mı yapacağı tartışmalara neden
olabilecektir. Özellikle, hakim ve savcı arasındaki görev ayırımındaki
“gecikmesinde sakınca bulunan haller” ölçütü, en sıkıntılı konulardan birisini
oluşturmaktadır.
hakemli makaleler Ali KARAGÜLMEZ
71TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
aa. Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hal Kavramı
Gecikmesinde sakınca bulunan hal kavramına, CMK’nın kimi mad-
delerinde yer verilmiş ise de, bu kavram CMK’nın 2. maddede tanımlan-
mamıştır.
Gecikmesinde sakınca bulunan hal kavramı, Hükümet Tasarısı’nın 2.
maddesinin 1. fıkrasının (8) numaralı bendinde şöyle tanımlanmaktaydı:
“8. Gecikmesinde sakınca bulunan hal: Derhal işlem yapılmadığı takdirde
suçun delil, iz, eser ve emarelerinin ortadan kaybolması olasılığının ortaya çıkması
halini ifade eder”.
Hükümet Tasarısı’nın bu tanıma ilişkin gerekçesinde ise şöyle denil-
mekteydi :
“8. Gecikmesinde sakınca bulunan hal:
Tasarı’nın değişik maddelerinde belirtildiği üzere, delil, iz, eser ve emarelerin
saptanması bakımından adli mercilerce yetkilerin ne suretle kullanılacağı, insan
haklarına saygı ve adil yargılama esasları çerçevesinde gösterilmiştir. ‘gecikmesinde
sakınca bulunan hal’in bu maddede tanımlanması ve bu uygulamanın, gerektiği
durumlarda, maddesinde açıkça gösterilmesi uygun görülmüştür. Maddeye göre
temel koşul derhal işlem yapılmadığı takdirde suçun, delil, iz, eser ve emarelerinin
ortadan kaybolması olasılığının ortaya çıkmasıdır. Bu halin ilgililerce bir takdiri
gerektirdiği muhakkaktır. Bu takdirin ölçüsü maddede böylece gösterilmiştir.
Gecikmesinde sakınca bulunan hal kavramı ceza davasının makul süre içinde
bitirilmesi hususunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin bir
tür teminatı olmaktadır.”
14
Hükümet Tasarısı’na göre, gecikmesinde sakınca bulunan hal iki un-
surdan oluşmaktadır:
1. Derhal müdahale edilme,
2. Bu yapılmadığı takdirde suçun delil, iz, eser ve emarelerinin ortadan
kaybolma olasılığının bulunması.
Burada, birinci unsur yoksa, ikinci unsurun bulunması yeterli olma-
yacaktır. Bir başka anlatımla, gecikmesinde sakınca bulunan halden söz
edebilmek için, bu iki unsurun birlikte bulunması şarttır. Üstelik bu iki
unsurun var olup olmadığı bu konuda bir takdiri de gerektirmektedir.
14
TBMM çalışmaları sırasında Hükümet Tasarısı’ndaki 2. maddenin 1. fıkrasının (8)
numaralı bendi metinden çıkartılmıştır. Bunun gerekçesine rastlayamadık.
Ali KARAGÜLMEZ hakemli makaleler
72TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
Bu noktada ise, bu takdiri Cumhuriyet Savcısı’nın mı yoksa hakimin mi
yapacağı ve kim tarafından yapılacak takdirin esas alınacağı tartışmaları
gündeme gelecektir.
5271 sayılı CMK’da gecikmesinde sakınca bulunan hal kavramının tanı-
mına yer verilmemiş ise de, Hükümet Tasarısı’ndaki tanımlama, bu kavramı
yorumlarken yol gösterici olabilecektir. Kaldı ki, kimi maddelerde sözü
edilen “gecikmesinde sakınca bulunan hal” kavramı, 5271 sayılı CMK’nın uy-
gulanmasında da yorumlanmak durumundadır. İşte bu yorum yapılırken,
Hükümet Tasarısı’ndaki tanım ve gerekçesinden yararlanılabilecektir.
bb. Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hal Kavramının
Yer Gösterme İşlemi Yapılırken Uygulanması
Somut bir olayda yer gösterme işlemi gerekliyken, bunda gecikme-
sinde sakınca bulunan bir hal olup olmadığının belirlenmesi uygulamada
sorunlara yol açabilecek görünmektedir.
Özellikle olayın oluş şekliyle (olayın seyriyle) sınırlı yer gösterme
işlemleri, genellikle “derhal müdahaleyi” gerektirmeyebilir. Örneğin; bina
içerisinden hırsızlık suçundan şüpheli (H)’nin, eylemi gerçekleştirme şek-
line ilişkin yer gösterme işleminde “derhal müdahale edilme” unsurundan
söz etmek zordur. Çünkü, (H)’nin, bugün yer gösterme yapması ile yarın
veya birkaç gün sonra yer gösterme yapmasında, suçun kaybolacak delil,
iz, eser ve emaresi de olmayabilir.
Bununla birlikte, özellikle suçun, delil, iz, eser ve emarelerinin elde
edilmesine yönelik kimi durumlarda, yer gösterme işleminin derhal yapıl-
maması halinde bunlar kaybolabilecek ise, gecikmesinde sakınca bulunan
halden söz edilebilir. Örneğin; sanığın kaçırıp bir yere kapattığı mağdurun
yerini göstermesi işleminde, zaman kaybedilmesi durumunda mağdurun
hayatı tehlikeye girebilecektir ki, gecikmesinde sakınca bulunan hal vardır
denilecektir. Aynı şekilde, sanığın, uyuşturucunun yerini göstermesinde,
geç müdahale, uyuşturucunun kaybolmasına ve delil elde edilememesine
neden olabilecektir ki, gecikmesinde sakınca bulunan hal söz konusudur.
Ancak, uygulamada gecikmesinde sakınca bulunan hal kavramı, her
olayda bu kadar kolay belirlenemeyebilir. Yer gösterme işlemini, hakimin mi
yoksa Cumhuriyet Savcısı’nın mı yapacağı tartışmalarına neden olacaktır.
Bu tartışmaların yaşanacak olmasının ise, yeni bir temel yasa olan Ceza
Muhakemesi Kanunu bakımından yerinde olmadığını düşünmekteyiz.
hakemli makaleler Ali KARAGÜLMEZ
73TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
cc. CMK’nın 85. Maddesinde Değişiklik Yapılarak Hakimin
Yer Gösterme İşlemi Yapmasından Vazgeçilmelidir
CMK’nın 85. maddesi gereğince, gecikmesinde sakınca bulunmayan
hallerde hakimin yer gösterme işlemiyle görevli olması, pek çok nedenle
yerinde değildir. Bunlardan birkaçını ele alabiliriz:
ı. Otopsi ile karşılaştırma;
CMK’nın 85. maddesindeki düzenleme, 1412 sayılı CMUK’nın ölü
muayenesi ve otopsiyle ilgili 79. maddesinin 2. fıkrasındaki “Otopsi, hakim
ve tehirinde zarar umulan hallerde Cumhuriyet Savcısı huzurunda biri adli tabip
veya patalog olmak şartı ile iki hekim tarafından yapılır.” kuralını ve uygulamada
görülen tereddüt ve duraksamaları akla getirmektedir.
Üstelik, yer gösterme işlemi karşısında otopsi işlemi, niteliği itibarıyla
büyük çoğunlukla gecikmesinde sakınca bulunan hal kavramını bünyesinde
taşımaktadır ve bu yönden daha az tartışmalıdır.
Hükümet Tasarısı’nın 88. maddesinin 1. fıkrasında “Otopsi, Cumhuriyet
Savcısı’nın istemi üzerine hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cum-
huriyet Savcısı huzurunda yapılır” şeklindeki hüküm, 5271 sayılı CMK’nın
“Otopsi” kenar başlıklı 87. maddesinde geçmişte yaşanan tartışmalara son
verir şekilde, “Otopsi, Cumhuriyet Savcısı’nın huzurunda biri adli tıp, diğeri
patoloji uzmanı veya diğer dallardan birisinin mensubu veya biri pratisyen iki he-
kim tarafından yapılır” denilerek, otopsinin yalnızca Cumhuriyet Savcısı’nın
huzurunda yapılabileceği öngörülmüştür.
15
CMK’da, yer gösterme işlemine göre, soruşturma evresinde olmazsa
olmaz niteliği olan otopsi işleminde hakime yer verilmezken, yer gösterme
işleminde hakime de yer verilmesi çelişki doğurmaktadır.
ıı. Aynı işte soruşturma evresinde görevli hakimin yargılamaya katı-
lamaması;
CMK’nın “Yargılamaya katılamayacak hakim” kenar başlıklı 23. maddesi-
nin (2) numaralı fıkrasına göre, “Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış
bulunan hakim, kovuşturma evresinde görev yapamaz”.
16
15
CMK’nın 87. maddesi TBMM Adalet Komisyonu tarafından değiştirilmiş ve şöyle
denilmiştir : “Tasarı’nın 88, 89 ve 90.ı maddelerinde redaksiyon yapılmış ve 87, 88 ve
89. maddeler olarak kabul edilmiştir.” TBMM Adalet Komisyonu Raporu, 1.12.2004
günlü, Esas No:1/535, 1/292, Karar No: 65.
16
Söz konusu madde gerekçesi şöyledi: “Karşılaştırmalı yargılama hukukunda bu
konu daha kapsamlı olarak ele alınmıştır. Genel ilke, hakimlerin önceden aynı işte
Ali KARAGÜLMEZ hakemli makaleler
74TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
CMK’nın 23. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince, hakim, yer
gösterme işlemini gerçekleştirmiş ise, soruşturma evresine ilişkin bir işlem
yapmış olacaktır. Buysa, o hakimin kovuşturma evresinde bu işe bakama-
masına neden olacaktır.
Bu sonuç ise, başta ilçelerde olmak üzere, uygulamada, kovuşturma
evresine bakacak hakim ve mahkemede, sıkıntıları, gecikme ve usul eko-
nomisine aykırılıkları gündeme getirecektir.
Yer gösterme işleminde olağan hallerde hakimin görevli olmasının
sakınca nedenlerini artırmak mümkündür. Şu ana kadar ifade ettiğimiz
nedenlerle dahi, biz (CMK’nın 85. maddesinde) yapılacak bir değişiklikle,
hakimin yer gösterme işlemi yapmasından geri dönülmesi gerektiğini
düşünmekteyiz.
2. Yer Gösterme İşleminin Uygulama Açısından Tartışılması
Acaba CMK’ya son anda eklenen 85. madde, Ülkemizin gerçekleriyle,
uygulamayla bağdaşmakta mıdır? Yeterince tartışılmış mıdır? Ne tür so-
nuçlar doğurabileceği enine boyuna, uzun soluklu düşünülmüş müdür?
CMK’nın 85. maddesine göre, kolluk, savcı bizzat gelmeden, tek başına
yer gösterme işlemi yapamayacaktır. Yer gösterme işlemi, bir yönüyle tıpkı
kolluğun otopsi işlemini yapamaması ve ancak bu işlemi Cumhuriyet Sav-
cısı’nın yapabilmesi gibi bir konuma, hatta hakimin de görevli kılınmasıyla
daha sıkıntılı bir boyuta getirilmiştir.
a. Görevli Hakim ve Cumhuriyet Savcısı ile Suç Sayıları
Bir görüşe göre, “şu anda gerektiği zaman kendi inisiyatifi ile suçla mücadele
için harekete geçebilen 200.000 civarındaki polis ve 220.000 civarındaki jandarma-
nın, bundan sonra 3000 civarındaki savcının emri olmadan harekete geçmesinin
mümkün olmaması, bir ülkenin suçla mücadele açısından intiharıdır. Kanunlar
bir ülkenin intihar metinleri olamaz. Aslında olması gereken, gecikmesinde sakınca
olan hallerde, savcının sözlü daha sonra yazılı haline dönüştürülen emri ile, sanığı
soruşturmaya katılmamış olmalarıdır. Hakimlerin, bir işe müdahale ettiklerinde ön-
ceden bir fikir veya düşüncelerinin olmaması gerekir ve tarafsız kalmanın bir koşulu
da budur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme’nin 6. maddesine dayanarak
hakimin önce soruşturmasını veya bir soruşturma işlemini yaptığı davadaki usul
işlemlerine katılmasını hukuka aykırı saymıştır. Avrupa usul kanunlarında da benzeri
hükümler yer almaktadır. Ancak, pratik nedenlerle ilkeyi ihlal eden kanunlar varsa
da bu istisnalar Avrupa hukuklarında giderek gerilemektedir”.
hakemli makaleler Ali KARAGÜLMEZ
75TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
medya önünde teşhir etmeden ve sanığın avukatının da hazır bulunması sağlana-
rak, polisin yer gösterme işlemi yapabilmelidir. Uygulamada, hakimler bir yana,
iş yoğunluğu içinde bulunan ve çoğu zaman olayın detayını bilmeyen C. Savcıla-
rının odalarından çıkarak yer gösterme işlemini gerçekleştirmeleri hemen hemen
imkansızdır. Buradaki muhtemel amaç, C. Savcılarını odalarından çıkarmaktan
çok, yer gösterme gibi önemli bir işlemin uygulamasına son vermek olabilir. Bu
da suç soruşturmasını zaafa uğratacaktır”.
17
Bu görüşte, gerçekten çok ciddi iddialar ileri sürülmektedir. Konuyu
daha detaylı ele alabiliriz:
Ülkemizde, 2004 yılında polis bölgesinde toplam 353.692 suç işlenmiştir
ve bu sayı bir önceki yıldan % 10 fazladır. Bu olaylardan 1/4’ü İstanbul’da
gerçekleşmiştir. İstanbul’daki bir önceki yıla göre suç işlenme oranında %
15 artış olmuştur. Türkiye genelinde, yer gösterme işlemlerine de konu
olabilen “mala ve şahsa karşı” işlenen suçların illere göre dağılımında ilk
sırayı 94.509 olayla İstanbul alırken, bu ili sırasıyla 28.647 olayla Ankara,
21.358 olayla İzmir, 14.988 olayla Bursa ve 13.378 olayla Antalya izlemiş-
tir. Türkiye genelinde, 2004 yılında oto hırsızlığının sayısı 24.659, otodan
hırsızlık sayısı ise 25.190’dır. 2004 yılında ülkemizde en çok artış gösteren
suç ise, % 35 artan 4.259 şahıstan yapılan gasp-yağma suçlarıdır.
18
Yukarıdaki verilere göre, yalnızca İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve
Antalya’da 2004 yılında işlenen ve yer gösterme işlemine de konu olabi-
len mala karşı suçların toplamı 172.880’dir. Bu rakamlara, diğer illerdeki
mala karşı işlenen suçları ve yer gösterme işlemine konu; adam öldürme,
adam kaçırma, banka soygunu, terör olayları ve benzeri suç sayılarını da
eklediğimizde, ortaya çok büyük rakamlar çıkmaktadır.
Ülkemizde hakim ve Cumhuriyet Savcısı’nın toplam sayısı ise yaklaşık
9.000 civarındadır. Üstelik bu sayı içerisinde, Cumhuriyet Savcıları ile so-
ruşturma evresinde görevli hakim sayısının çok daha az olduğunu da göz
önüne aldığımızda, çok düşündürücü bir tablo ortaya çıkmaktadır.
Diğer yandan, yukarıdaki suç sayılarına bakıldığında, başta İstanbul
olmak üzere, belirtilen bazı illerde iş yoğunluğu ve suç sayılarının dağılı-
mında büyük dengesizlik bulunmaktadır. Anılan suç yoğunluğu fazla olan
illerde ise, buna paralel yeterli hakim ve Cumhuriyet Savcısı sayısında söz
etmek mümkün değildir.
17
Eryılmaz, Bedri, “Suçla Mücadele ve Kişi Hak ve Özgürlükleri Açısından Yeni CMUK
Tasarısı Neler Getiriyor?”, www.turkishweekly.net
18
www.digimedya.com 30 Ocak 2005.
Ali KARAGÜLMEZ hakemli makaleler
76TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
Bu göstergelere göre, daha önce kolluk tarafından yapılabilen yer gös-
terme işlemleri, 1 Nisan 2005 tarihinden itibaren ihtiyaç duyulan bütün
soruşturma evraklarında yapılabilecek midir?
Bizce, yukarıdaki rakamlar nedeniyle, fiili imkansızlık karşısında,
çoğu zaman yer gösterme işlemi yapılmadan kamu davalarının açılması
söz konusu olabilecektir. Tam bu noktada iddianamenin iadesi konusu
gündeme gelebilecektir.
b. İddianamenin İadesı
CMK’nın “İddianamenin İadesi” kenar başlıklı 174. maddesine göre,
mahkeme, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten iti-
baren yedi gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelen-
dikten sonra; iddianamenin 170. maddedeki unsurları içermediğini tespit
ettiğinde, eksik ve hatalı noktaları belirterek iddianamenin Cumhuriyet
Başsavcılığı’na iadesine karar verecektir.
Örneğin; iddianame ekindeki adam öldürme suçuna ilişkin soruşturma
evrakında, yer gösterme işlemi yapılmamışsa, bu bir iddianamenin iadesi
nedeni olabilecek midir?
Özellikle, 1412 sayılı CMUK’un uygulandığı dönemde, herhangi bir
yasal dayanağı olmadığı halde uygulanan yer gösterme işleminin, 5271
sayılı CMK’nın 85. maddesinde açıkça düzenlenmiş olması karşısında,
örneğimizdeki suçta yer gösterme işlemi yapılmadan düzenlenecek olan
iddianamenin, iadesine karar verilmesine yanlıştır denilebilecektir?
Biz, CMK’nın 174. maddesinde yollama yapılan 170. maddenin (2)
numaralı fıkrasındaki, “soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun
işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı , bir iddia-
name düzenler” hükmü karşısında, örneğimizdeki adam öldürme suçunda,
yer gösterme işlemi yapılmadan iddianame düzenlenmiş ise, davaya bakan
mahkemenin, yer gösterme işleminin yapılmamış olması nedeniyle top-
lanan delillerin yeterli olmadığı kanısına varması halinde iddianamenin
iadesine karar verebileceğini düşünmekteyiz.
Çünkü, yer gösterme işlemi, hem bir bütün olarak delil niteliği taşı-
yabilir, hem de CMK’nın 83. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre, yer
gösterme tutanağına, var olan durum ile olayın özel niteliğine göre varlığı
umulup da elde edilemeyen delillerin yokluğu da yazılacak olmakla, buna
ilişkin delillerin belgesi olabilir.
hakemli makaleler Ali KARAGÜLMEZ
77TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
Bu sonuç itibarıyla, ülkemizdeki işlenen suç sayısındaki fazlalığa göre,
hakim ve savcı sayısının orantısız azlığı karşısında, yer gösterme işlemi
yapılmadan açılan davada, CMK’nın 174. maddesi gereğince iddianamenin
bu yönden iadesine karar verildiğinde, soruşturma (ve hatta kovuşturma)
evresinde tıkanmalar yaşanabilecektir.
3. Yer Gösterme İşlemi, Keşifte Olduğu Gibi Tutanağa Bağlanacaktır
CMK’nın 83. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre, yer gösterme
işlemi tutanağa bağlanacaktır. Tutanağa, yer göstermedeki var olan durum
ile olayın özel niteliğine göre varlığı umulup da elde edilemeyen delillerin
yokluğu da yazılacaktır.
4. 1 Nisan 2005 Tarihinde, Soruşturması veya Kovuşturması
Devam Eden ve Önceden Yer Gösterme İşlemi Yapılmış Olan
İşlerde Ne Olacaktır?
CMK’daki kurallar usule ilişkindir. Yer gösterme işlemiyle ilgili 85.
madde de bir usul kuralıdır. Usul kuralları ise, derhal uygulanırlık ilkesi
ve niteliği gereğince, ancak yürürlüğe girdikten sonraki işlemlere uygulanır
ve yürürlükten önce tamamlanmış işlemleri etkilemez.
Bir başka anlatımla, 1 Nisan 2005 tarihinde, ister soruşturma, ister ko-
vuşturma evresinde olsun, daha önce yer gösterme işlemi yapılmış olan
işlerde, yeniden yer gösterme işlemi yapılması gerekmeyecektir.
E. CMK’nın 84. Maddesinin Yer Göstermeyle İlgili Sonuçları
CMK’nın 84. maddesindeki düzenlemenin, yer gösterme işlemi için
uygulanacak olması, en sıkıntılı ve tartışmalı konulardan birisidir. 84. mad-
denin her fıkrası için bakıldığında, bir yaklaşımla yer gösterme işlemindeki
sonuçları şöylece belirtebiliriz:
1. Yer göstermede şüpheli, sanık, mağdur, müdafi ve vekilin hazır
bulunması; CMK’nın 84. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre, keşfin
yapılması sırasında şüpheli, sanık, mağdur ve bunların müdafii ve vekili
hazır bulunabilirler. Acaba keşif işleminin bünyesine uygun olan bu kural,
yer gösterme işlemi için uygun mudur? Uygulanabilir mi?
Özellikle sanığa yaptırılacak yer göstermede, mağdurun bulunma
istemi dinlenmemiş ise, 84. maddenin (1) numaralı fıkrası gereğince bir
Ali KARAGÜLMEZ hakemli makaleler
78TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
aykırılık olmayacak mıdır? Aynı şekilde, tanığa yaptırılacak yer gösterme
işleminde, sanığın ya da mağdurun bulunma hakları, kimi zaman tanığın
gerçeği söylemesine engel olmayacak mıdır?
Bu gibi durumlarda, 84. maddenin (3) numaralı fıkrasındaki yetkinin
kullanılabileceği söylenebilir. Ancak, bu yetki kullanılana kadar sıkıntılar
yaşanabileceği gibi, ileride incelenecek (3) numaralı fıkranın yer gösterme
işlemi bakımından uygulanabilmesi de sıkıntılıdır.
2. Tanık veya bilirkişinin, duruşma yerine yer göstermede dinlene-
bilmesi; CMK’nın 84. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki, tanık veya
bilirkişinin duruşma sırasında hazır bulunamayacağı veya oturduğu yerin
uzaklığı nedeniyle bulunmasının güç olduğu anlaşılırsa, bu tanık veya bilir-
kişi de, keşifte olduğu gibi yer gösterme işleminde dinlenebilecek midir?
84. maddenin (2) numaralı fıkrasının, yer gösterme işleminin bünyesine
uyduğunu söyleminin zor olduğunu düşünmekteyiz. Yer gösterme, adı üs-
tünde yer göstermeye dair sınırlı bir işlemdir. Böyle sınırlı bir işlemde, tanık
veya bilirkişinin mazeret nedeniyle dinlenebilecek olması, yer gösterme
işlemini esasından çıkartıp, keşif niteliğine dönüştürmektedir. 84. maddenin
(2) numaralı fıkrası, yer gösterme işleminin bünyesiyle uyuşmadığı için,
tartışmalı noktalardan birisini oluşturmaktadır.
3. Yer göstermede şüpheli veya sanığın bulunmamasına karar verile-
bilmesi; 84. maddenin (3) numaralı fıkrasındaki, keşifle ilgili olan, “mağdur,
şüpheli veya sanığın huzuru, tanıklardan birinin gerçeğe uygun tanıklık etmesine
engel olabilecekse, şüpheli veya sanığın bulunmamasına karar verilebilir” kuralı,
yer gösterme işleminin bünyesine uymamaktadır.
Yer gösterme işlemi, esas itibarıyla şüpheli veya sanığın, bir bakıma
olayı yeniden canlandırma işlemidir. Böyle bir işlemde, şüpheli veya sanığın
bulunmamasına karar verilebilmesi yerinde değildir.
Bu arada, 84. maddenin (3) numaralı fıkrasının Hükümet Tasarısı’ndaki
şeklinde “mağdur” kelimesi yokken, TBMM Adalet Komisyonu’nda metne
“mağdur” kelimesi eklenmiştir. Bu ekleme konusunda bir gerekçeye de
rastlayamadık.
84. maddenin (3) numaralı fıkrasında, “mağdur, şüpheli veya sanığın
huzuru, tanıklardan birinin gerçeğe uygun tanıklık etmesine engel olabilecekse,”
denildikten sonra, her nedense “şüpheli veya sanığın bulunmamasına karar
verilebilir.” denilmiş; mağdurdan söz edilmemiştir. Fıkranın başlangıcında
mağdurun huzurunun gerçeğe uygun tanıklık etmeye engel olmasından
söz edilirken, cümlenin devamında bunun sonucunun gösterilmemesinin
önemli bir eksiklik olduğunu düşünmekteyiz.
hakemli makaleler Ali KARAGÜLMEZ
79TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
Burada, gerçeğe uygun tanıklık etmeye şüpheli veya sanığın huzuru en-
gel olabilir; mağdurun bir zararı olmaz savı ileri sürülebilirse de; madem öyle,
fıkraya neden “mağdur” kelimesi eklenmiştir sorusu akla gelmektedir.
Bu nedenlerle biz, 84. maddenin (3) numaralı fıkrasındaki “mağdur”
ile ilgili tereddüdün yapılacak bir düzenlemeyle giderilmesinin yararlı
olacağını düşünmekteyiz.
4. Yer gösterme işleminden haberdar edilme; CMK’nın 84. maddesi-
nin (4) numaralı fıkrasına göre, keşifte bulunmaya hakkı olanlar, işin geri
bırakılmasına neden olmamak koşuluyla, işlerin yapılması gününden önce
haberdar edilirler.
Buradaki haberdar etme, emredici nitelikte kaleme alınmıştır. Bunun,
yer gösterme işleminin niteliğiyle bağdaşabildiğini söylemek zordur. Çün-
kü, yer gösterme işlemi, genellikle ağır ceza mahkemesinin görevine giren
ve gerginliğin yoğun olabildiği fiillerde yapılmaktadır. Böylesi olaylarda,
yer gösterme işleminin yapılması gününden önce, sayılan kişilere haber
verilmesi, gerginliğe ve yeni olaylara yol açabilecek niteliktedir. Nitekim,
1 Nisan 2005 tarihinden önce kolluk tarafından yapılan yer gösterme işlem-
lerinde, kimi zaman linç girişimlerinin olması ihtimali karşısında, ansızın
ve ilgisiz kişilerin dikkati çekilmeden bu işlemin yapıldığı olmuştur.
5. Şüpheli veya sanığın tutuklu olması; CMK’nın 84. maddesinin (5) nu-
maralı fıkrasına göre, şüpheli veya sanık tutuklu ise, hakim veya mahkeme
tarafından ancak zorunlu sayılan hallerde keşifte hazır bulundurulmasına
karar verilebilir.
Şüpheli veya sanığın tutuklu olduğu durumlarda, “zorunlu sayılan
haller”in ölçüsünün ne olacağı tartışmalı bir konudur. Ayrıca, tutuklu
kimselerin yer gösterme işleminde hazır bulundurulmalarında da, ger-
ginlik ve yeni olaylara yol açabilme riski olacaktır. Üstelik, 1 Nisan 2005
tarihinden önce (olağan hallerde), kolluk tarafından yapılan yer gösterme
işlemlerinde, tutuklu olan şüpheli veya sanığın getirtildiğine rastlamadı-
ğımızı belirtmek isteriz.
III. SONUÇ
İncelememizde vardığımız başlıca sonuçları şöylece belirtebiliriz :
1. Türk hukukunda ilk defa CMK’nın 85. maddesinde yasal kurala
bağlanan yer gösterme işleminde, CMK’nın 83 ve 84. maddelerinin uy-
gulanacağının emredici biçimde hükme bağlanmasının birinci sonucu,
Ali KARAGÜLMEZ hakemli makaleler
80TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
1 Nisan 2005 tarihinden itibaren adli kolluğun tek başına yer gösterme
işlemi yapamayacak olmasıdır. Yer gösterme işlemi kural olarak hakim
ve gecikmesinde sakınca olan hallerde Cumhuriyet Savcısı tarafından
yapılacaktır.
2. 1 Nisan 2005 tarihinden itibaren yer gösterme işlemini adli kolluğun
tek başına yapamayacak olması nedeniyle, CMK’nın 148. maddesinin (4)
numaralı fıkrasındaki “Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hakim
veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme
esas alınamaz” emredici hükmü, yer gösterme işleminde şüpheli veya sanığın
alınan beyanları açısından uygulanmayacaktır. Bu haliyle, yer gösterme
işleminin hükme esas alınma niteliği kuvvetlenmiştir.
3. Yer gösterme gibi bir konunun Türk hukukunda ilk defa genel
ceza usul yasasında kurala bağlanırken, keşifle ilgili iki maddeye yollama
yapılarak düzenlenmesinin, ilk başta kanun yapım tekniğine uygunluk
bakımından yerinde olmadığını düşünmekteyiz. Böylesine önemli bir konu,
madem ki yasada kurala bağlanmak istenmiştir; iki ayrı maddeye yollama
yapmak yerine, 85. maddede en azından açıkça kaleme alınabilirdi.
4. CMK’nın 85. maddesinin kaleme alınış biçimi ve 83 ve 84. maddelere
yollama yapılması kimi tartışmalara neden olabilecek niteliktedir. CMK’nın
83 ve 84. maddeleri, yer gösterme işleminde nasıl uygulanacaktır?
Keşif ile yer gösterme işlemi birbiriyle örtüşen ya da tümüyle aynı
evreye ilişkin veya birbiriyle aynı nitelikte ve içerikte olan konular değil-
dir. Bu nedenlerle, yer gösterme işleminde, 83 ve 84. maddenin uygulana-
cağının öngörülmüş olmasıyla, farklı yorumla, farklı uygulamaların önü
açılmaktadır.
Madde gerekçesinde, “yer gösterme işleminin bir disiplin altında ve hukuki
zemine kavuşturulması amacıyla” 85. maddenin eklendiği söylenirken, 85.
maddenin kaleme alınış şeklinin bu disiplini sağlayacak açıklıkta olmadı-
ğını düşünmekteyiz.
5. Esasında 85. maddede, keşifle ilgili hem 83 hem de 84. maddelerin
uygulanacağının açıkça belirtilmesiyle, yer gösterme işlemi, görünüşte bir
bakıma keşif boyutuna taşınmaktadır. Eğer, yer gösterme işleminin tek
başına adli kolluk tarafından yapılması yerine, hakim ve gecikmesinde
sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılmasını sağ-
lamak amaç ise, bu hususun 85. maddede belirtilmesiyle yetinilebilirdi ya
da yalnızca 83. maddeye yollama yapılabilirdi. Yer gösterme işleminde 84.
maddenin de uygulanacak olması, tartışmalı noktaları artırmaktadır.
hakemli makaleler Ali KARAGÜLMEZ
81TBB Dergisi, Sayı 57, 2005
6. Yer gösterme işlemi, mağdur, müşteki ve tanık tarafından da yapıla-
bilir. Bu gibi hallerde dahi hakim ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde
Cumhuriyet Savcısı’nın bulunmasını aramak, soruşturma evresinde pek çok
sıkıntılara neden olabileceği gibi, işin esasına da uygun düşmemektedir.
Çünkü, suç ihbarından sonra müştekinin olay yerini göstermesi de, bir yer
gösterme işlemi midir değil midir tartışması gündeme gelebilir. Buysa,
hem işin esasına uymayacaktır ve hem de ülkemizin şu anki hakim ve
Cumhuriyet Savcısı ile suç sayısı verileriyle bağdaşmamaktadır. Açıkçası,
suç sayılarının yoğunluğuna göre mevcut hakim ve Cumhuriyet Savcısı
kadro sayılarıyla bunun altından kalkılmayacağını düşünmekteyiz. Bir an
için, ideal bir yaklaşımla kadro sayısı CMK’nın sorunu değildir, Adalet
Bakanlığı bunu çözümlemelidir savı ileri sürülebilirse de, hakim ve Cumhu-
riyet Savcısı kadrolarına getirilecek görevlilerin, belirli bir seviyede niteliği
gerektirmesi ve yetiştirilmelerinin kolay olmaması ve kimi nedenlerle, bu
sava katılmak güç görünmektedir.
7. 1412 sayılı CMUK’nın 79. maddesinden farklı olarak 5271 sayılı
CMK’nın 87. maddesinde otopsi işleminin yalnızca Cumhuriyet Savcısı
tarafından yapılacağı hükme bağlanmışken; yer gösterme işleminin kural
olarak hakim tarafından yapılacak olmasının yukarıda açıkladığımız ge-
rekçelerle yerinde olmadığını, mutlaka bir an evvel değişikliğe gidilerek,
yer gösterme işleminde hakime yöneltilen görevin yasadan çıkartılması
gerektiğini düşünmekteyiz.
8. Usul kurallarının derhal uygulanırlık ilkesi ve Usul Yasası’nın yürür-
lüğünden sonraki işlemler için geçerli olmasının bir gereği olarak, 1 Nisan
2005 tarihinden itibaren henüz kesinleşmemiş ve yer gösterme işlemi daha
önce yapılmış olan soruşturma veya kovuşturma evresindeki işlerde, yer
gösterme işleminin tekrarlanmasına gerek bulunmamaktadır.
9. Yer gösterme işleminde, esas olan sanık tarafından yapılan yer
göstermedir. Oysa, tanık, müşteki ve hatta bilirkişiyi de kapsayan keşifle
ilgili CMK’nın 83 ve 84. maddelerinin yer gösterme işleminde de geçerli
sayılması yerine, 85. maddede yapılacak bir değişiklikle, yer gösterme
işlemini hakimin değil, her halde Cumhuriyet Savcısı’nın yapması ve bu
hükmün yalnızca sanığa yaptırılacak yer göstermeyle sınırlı tutulması
sağlanmalıdır.