makaleler Bülent ÇİÇEKLİ
239TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
YABANCI UNSURLU BOŞANMA
DAVALARINDA TÜRK MAHKEMELERİNİN
MİLLETLERARASI YETKİSİ
Bülent ÇİÇEKLİ
*
GİRİŞ
Yabancılık unsuru taşıyan boşanma davaları,
1
hem teorik açıdan,
hem de uygulama açısından büyük önem arz etmektedir. Devletler özel
hukukunun hemen bütün meselelerinin boşanma davalarında söz konusu
olduğuna çeşitli yazarlar işaret etmektedir.
2
Gerçekten, yabancı unsurlu
boşanma davaları, hem milletlerarası yetkiyi, hem kanunlar ihtilafını,
hem de mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizini
3
ilgilendirmektedir.
Ancak, bu çalışmada, esas itibariyle, boşanma davalarında mahkemelerin
milletlerarası yetkisi üzerinde durulacaktır.
Boşanma davalarında mahkemelerin milletlerarası yetkisi, Türk dev-
letler özel hukuku açısından, sadece yabancıları ilgilendirmesi yönüyle
değil, bundan daha önemli olarak Türk vatandaşlarını ilgilendirmesi
sebebiyle de, üzerinde durulması gereken bir konudur. Yurtdışında ve
özellikle Avrupa ülkelerinde artan Türk varlığı
4
ve bunların zaman içinde
*
Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi, Devletler Özel Hukuku öğretim üyesi:
Lisans, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 1989; Master, Nottingham Üniversitesi
Hukuk Fakültesi, 1992; Doktora, Londra Üniversitesi, School of Oriental and African
Studies (SOAS), Hukuk Fakültesi, 1997; e-mail: bulentcicekli@hotmail.com
1
Bu çalışmada, boşanma davaları tabiri ayrılık ve evliliğin feshi davalarını da içerecek
şekilde kullanılmaktadır: bkz., Medeni Kanun (MK), m. 160 ve 170.
2
Bkz., A. Sakmar, (1976) Devletler Hususi Hukuku’nda Boşanma, İstanbul Üniversitesi
Yayınları’ndan No. 2163, Hukuk Fakültesi No. 480, İstanbul: Fakülteler Matbaası, s.
2; ve aynı sayfada 3 nolu dipnotta bahsedilen yazarlar.
3
Yabancı mahkemelerce verilmiş boşanma kararlarının tanınması ve tenfizi konu-
sunda bkz., B. Tiryakioğlu, (1996) Yabancı Boşanma Kararlarının Türkiye’de Tanınması
ve Tenfizi, Ankara; A. C. Ruhi, (2003a) Boşanma İle İlgili Yabancı Mahkeme İlamlarının
Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi, Ankara, Seçkin.
4
Yaklaşık 4.5 milyon civarında Türk’ün yurt dışında yaşadığı tahmin edilmektedir.
Çalışma Bakanlığı’nın verilerine göre 2002 yılı itibariyle 3.574.164 Türk vatandaşının
yurt dışında olduğu ve 943.250 Türk’ün ise yabancı devlet vatandaşlığına geçmiş
Bülent ÇİÇEKLİ makaleler
240 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
bu ülkelerde yerleşmeleri ve orada evlilikler yapmaları neticesinde tabii
olarak ortaya çıkan boşanm a olayları, bu tür boşanma davalarında Türk
ve yabancı mahkemelerin milletlerarası yetkisi sorununu mahkemelerin
önüne taşımaktadır.
Bu çalışmada esas itibariyle Türk mahkemelerinin yabancı unsurlu
boşanma davalarındaki milletlerarası yetkisi inceleme konusu yapılmakla
birlikte, yabancı mahkemelerin milletlerarası yetkisi sorununun da ortaya
çıkması kaçınılmazdır. Mahkemelerin yargı yetkisi ve milletlerarası yetki
konusunda her ülkenin iç hukukunun belirleyici olması tabiidir.
5
Yabancı
unsurlu boşanma davalarında Türk mahkemelerinin yetkisi konusu, hem
genel
6
ve özel yetki kuralı
7
, hem de tali (tamamlayıcı) yetki kuralı
8
açısın-
dan incelenmektedir. Bu kapsamda, mahkemelerin milletlerarası yetkisinin
doğumunda bir esas olarak kullanılan ikametgah (yerleşim yeri) kavramı
ve bunun tespitine ilişkin sorunlar üzerinde durulmaktadır. Özellikle,
yabancıların Türkiye’de ve Türklerin yabancı ülkelerde ikametgahlarının
tespiti konusunda Türk mahkemelerinin yerleşik uygulamaları eleştirel bir
şekilde irdelenmektedir.
1. Yabancı Unsurlu Boşanma Davalarında Yetkili Mahkeme
Boşanmada yargılama usûlünün, lex fori olarak, Türk hukukuna tabi
olduğu doktrinde oybirliğiyle kabul edilmektedir.
9
Yabancı unsurlu dava-
larda yargılamaya ilişkin sorunların hakimin kanununa tabi olduğu yargısal
içtihatta şöyle ortaya konmaktadır: “Yabancı unsurlu davalarda, yargılamaya
ilişkin sorunlar hakimin kanununa tabidir (lex fori). Bu kural devletin yargı or-
ganları yolu ile ülkesi üzerindeki hakimiyetini gösterir. Mahkemelerin yargılamayı
kendi kurallarına göre yapması işin tabii sonucudur.”
10
olduğu bildirilmektedir: Bkz., Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Dış İlişkiler ve
Yurtdışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğü) (2002) 2000-2001 Raporu: Yurtdışındaki
Vatandaşlarımıza İlişkin Gelişme ve Sayısal Bilgiler, Yayın No. 110, s. 31-32.
5
Bkz., Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK), m.
27-33.
6
Bkz., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK), m. 9/1.
7
Bkz., HUMK, m. 9/III ve MK, m. 168.
8
Bkz., MÖHUK, m. 28.
9
Bkz., A. Gürzumar, (1994) “Türk Devletler Özel Hukuku Açısından Boşanma Dava-
larında Kamu Düzeninin Etkileri”, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk
Bülteni (MHB), Yıl. 14, Sayı. 1-2, s. 36, 63. dipnotta bahsedilen yazarlar; ayrıca lex fori
prensibinin Devletler Özel Hukuku’ndaki rolü için bkz., E. Nomer, (2002) Devletler
Hususi Hukuku: Genel Prensipler-Uygulama-Milletlerarası Usul Hukuku-Yabancı Karar-
ların Tanınması ve Tenfizi, (11. Bası), İstanbul: Beta, s. 303-319.
10
Bkz., Y. 2. HD, 14.05.1981, E. 3630 / K. 3766; Y. 2. HD, 27.05.1998, E. 4842 / K. 6521.
Kararlar için bkz., Nomer, 2002, s. 303, 33. dipnot.
makaleler Bülent ÇİÇEKLİ
241TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Bu yüzden, mahkemenin milletlerarası yetkiye sahip olup olmadığı ve
bu yetkiye ilişkin itirazların ileri sürülmesi, şekli, zamanı ve sonuçları haki-
min kanununa tabidir.
11
Türk hakimi, Türk mahkemelerinin milletlerarası
yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarına göre tayin edecektir
(MÖHUK, m. 27). İkametgah (yerleşim yeri) ise, bu yetkinin tayininde baş-
lıca kriter olarak kullanılmaktadır. İkametgahın tespiti de, yetki de olduğu
gibi, bir usûl sorunudur ve hakimin hukukuna göre tespiti gerekecektir.
12
1.1 Genel ve Özel Yetkili Mahkeme
Mahkemelerin milletlerarası yetkisinin nasıl belirleneceği konusu bazı
ülke hukuklarında bağımsız ayrıntılı yasal düzenlemeye tabi tutulmuştur.
Türk hukuku ise, konuyu iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarına havale
etmiştir. MÖHUK’un 27. maddesi bu konudaki genel kuralı koymuştur:
“Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki ku-
ralları tayin eder.” Böylece, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin
doğumu, iç hukuk açısından yetkili bir mahkemenin bulunması şartına
bağlanmıştır. Diğer bir ifadeyle, yer itibariyle yetkili bir mahkemenin varlığı
milletlerarası yetkinin doğumu için yeterli ve gerekli bulunmaktadır.
13
MÖHUK’un 27. maddesinin yaptığı gönderme gereğince, iç hukukta
genel yetkili olan davalının ikametgahı mahkemesi (HUMK, m. 9/1) yabancı
unsurlu davalarda da genel yetkili mahkeme olmaktadır.
14
HUMK’un 9.
maddesinin 1. fıkrasına göre:
“Her dava, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça açıldığı tarihte davalının
Türk Kanunu Medenisi gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülür.
Davalının ikametgahı belli değilse, davaya Türkiye’de son defa oturduğu yer
mahkemesinde bakılır.”
15
Bu kural gereğince, hukuki ve ticari bütün konularda prensip olarak
davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi (actor sequitor forum
11
Ayrıntılı bilgi için bkz., B. Kuru/R. Arslan/E. Yılmaz, (2003) Medeni Usul Hukuku,
(Ders Kitabı) (Genişletilmiş 14. Bası) Ankara: Yetkin Yayınları, s. 200-206.
12
Y. 2. HD, 27.05.1998, E. 4842 / K. 6521: Karar için bkz., A. C. Ruhi, (2003b) Gerekçeli-
Açıklamalı-Yargıtay İçtihatlı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun,
Ankara, Seçkin, s. 250-251; Ö. U. Gençcan ,(2000) Öğreti ve Uygulamada Boşanma,
Tazminat-Nafaka, Bilimsel Açıklama, İçtihatlar ve İlgili Mevzuat, Ankara, s. 1342-1343.
13
Bkz., Nomer, 2002, s. 360.
14
Kural olarak bütün davalar için uygulanan yetki kuralına, genel yetki kuralı ve bu
mahkemeye de genel yetkili mahkeme adı verilmektedir: Bkz., Kuru/Arslan/Yılmaz,
2003, s. 165.
15
Genel yetkili mahkemeler konusunda bkz., S. Üstündağ, (1997) Medeni Yargılama
Hukuku, Cilt I-II, (Gözden Geçirilmiş 6. Bası) İstanbul: Alfa Yayınları, s. 196-203;
Kuru/Arslan/Yılmaz, 2003, s. 166-174.
Bülent ÇİÇEKLİ makaleler
242 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
rei) milletlerarası yetkiye sahip olacaktır. İkametgah esası sadece gerçek
kişiler aleyhine açılacak davalar için değil, tüzel kişiler aleyhine açılacak
davalar için de genel milletlerarası yetkiyi belirleyen bir esastır.
16
HUMK’un 9. maddesinin 3. fıkrası da, boşanma davaları açısından
ayrıca yer itibariyle yetkili mahkeme konusunu düzenlemektedir. Buna
göre, ”Boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme, davacının ikametgahı
veya eşlerin davadan evvel son defa altı aydan beri oturdukları yer mahkemesidir.”
Buna göre, yabancılık unsuru taşıyan boşanma davalarında milletlerarası
yetkinin belirlenmesinde öncelikli olarak başvurulacak kural, HUMK m.
9/3’de yer alan bu yetki kuralı olmaktadır.
17
Diğer taraftan, boşanma davalarında yetki konusunu düzenleyen yeni
Medeni Kanun’un 168. (eski 136) maddesi ise şu şekildedir, “boşanma veya
ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan
önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.”
18
Yetki kurallarını kamu düzenine ilişkin ve kamu düzenine ilişkin olma-
yan yetki kuralları
19
olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür.
20
HUMK, hangi
yetki kurallarının emredici nitelik taşıdığını ve dolayısıyla kamu düzenine
ilişkin olduğunu açıkça belirtmemiştir. Bir yetki kuralının kamu düzenine
ilişkin olup olmadığı, ilgili kanun hükmündeki ifadenin mutlak olup olma-
ması ve o yetki kuralının konuluş amacına göre belirlenmektedir.
21
Bu yüzden, boşanma davalarında yetkinin kamu düzenine ilişkin olup
olmadığı konusu tartışmalıdır. Doktrin, yukarıdaki iki özel yetki kuralının
kamu düzenine ilişkin olduğu ve bu sebepten hakim tarafından resen dik-
16
Bkz., N. Ekşi, (2000) Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi, İstanbul, Beta, s. 81;
Kuru/Arslan/Yılmaz, 2003, s. 171-172.
17
Genel yetki bahsinde (HUMK m. 9’da) düzenlenen ve boşanma davalarında öncelikli
olarak uygulanması öngörülen bu yetki kuralı, HUMK m. 10 vd. düzenlenen özel
yetki kuralları arasında sayılmamakla birlikte, doktrinde, hem HUMK m. 9/III, hem
de az aşağıda inceleyeceğimiz MK m. 168 hükmü, özel yetki kuralları arasında sayıl-
maktadır: Bkz., Kuru/Arslan/Yılmaz, 2003, s. 189. Başka bir yazar ise, boşanmaya
ilişkin bu özel yetki kurallarını mutlak yetki kuralları olarak nitelendirmektedir:
Bkz., Üstündağ, 1997, s. 198.
18
Boşanma davalarında yetki konusunu düzenleyen önceki Medeni Kanun’un 136.
maddesi şu şekildeydi: “Salahiyettar hakim davacının ikametgahı hakimidir”.
19
Kamu düzenine ilişkin olmayan yetki kuralları arasında, genel yetki kuralı (HUMK,
m. 9) ile kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kuralları (HUMK, m. 10; 11/II ve
III; 12; 17/c. 1; 20 ve 21) yer almaktadır: Bkz., Kuru/Arslan/Yılmaz, 2003, s. 195.
20
Ayrıntılı bilgi için bkz., Kuru/Arslan/Yılmaz, 2003, s. 192-206; literatürde ayrıca
mutlak yetki - tali yetki (bkz., Üstündağ, 1997, s. 203-237); ve emredici yetki - ihtiyari
yetki ayırımları da kullanılmaktadır (bkz., Ekşi 2000, s. 170-175).
21
Kuru/Arslan/Yılmaz, 2003, s. 192.
makaleler Bülent ÇİÇEKLİ
243TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
kate alınması gerektiği düşüncesindedir.
22
Yine bir görüşe göre, boşanma
davalarına ilişkin yetki kuralları kamu düzenine ilişkin olmakla birlikte,
kesin olmayan yetki kurallarıdır.
23
Zira, iki tane yetkili mahkeme vardır
(MK, m. 168; HUMK, m. 9/III). Davacı, davasını bu iki mahkemeden (genel
ve özel yetkili) birinde açmak hususunda bir seçim hakkına sahiptir.
Bununla birlikte, kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kural-
ları ile kamu düzenine ilişkin olmakla beraber kesin olmayan özel yetki
kurallarının (HUMK, m. 9/3 ve MK, m. 168) genel yetkili mahkeme olan
davalının ikametgahı mahkemesinin (HUMK, m. 9) yetkisini kaldırmaya-
cağı ifade edilmiştir.
24
Yargıtay, boşanma davalarında yetki kurallarının
kamu düzeni ile ilgili olmadığını ve ilk itiraz yoluyla yetkisizlik itirazı ileri
sürülmedikçe mahkemenin kendiliğinden yetkisizlik kararı veremeyece-
ğini kabul etmektedir.
25
Bunun bir sonucu olarak, davalının, mahkemenin
yetkisine HUMK’un 23. maddesi gereğince esasa cevap süresi içinde itiraz
etmemesi durumunda, HUMK m. 9/1 ve 3’e göre yetkisi bulunmayan bir
yer mahkemesinin de yetkili hale gelmesi mümkündür.
26
Yabancı unsurlu boşanma davaları açısından yeni Medeni Kanun’un
168. maddesinin HUMK m. 9/III ile olan ilişkisini incelemekte fayda vardır.
Her iki hüküm de yabancı unsurlu boşanma davalarında yetkili mahkeme
konusunu birbirine benzer şekilde düzenlemektedir. HUMK m. 9/III’ün
22
Bkz., Üstündağ, 1997, s. 209; Kuru/Arslan/Yılmaz, 2003, s. 194.
23
Bu görüş, kamu düzenine ilişkin yetki kurallarını, kesin yetki kuralları ve kesin olma-
yan özel yetki kuralları olmak üzere ikiye ayırmaktadır: Bkz., Kuru/Arslan/Yılmaz,
2003, s. 192-195.
24
Bkz., Kuru/Arslan/Yılmaz, 2003, s. 175, 194. doktrinde farklı bir görüşe göre, özel
yetkiye sahip mahkemeler ya HUMK m. 9 ile kabul edilen genel yetkili mahkemeyi
bertaraf ederler, ya da genel yetkiyi haiz mahkemenin yanında yer alırlar. Birincide
mutlak, ikinci de ise tali yetki kurallarından söz edilir; boşanmaya ilişkin yetki kuralı
ise bir mutlak yetki kuralıdır: Bkz., Üstündağ, 1997, s. 20, 198.
25
“... boşanma davalarındaki yetki kurallarının kamu düzeni ile ilgili olmadığını, diğer bir
anlatımla kamu düzeni esasına dayalı olarak konulmadığı, o nedenle ilk (iptidai) itiraz yolu
ile, yetkisizlik ileri sürülmedikçe, mahkemenin kendiliğinden yetkisiz olduğunu beyan edip
yetkisizlik kararı veremeyeceği sonucunun kabulü gerekir”: (YHGK, 22.04.1998 gün ve
1998/2-276-297 sayılı kararı için bkz YKD, Cilt 25, Sayı 7, Temmuz 1999, s. 897-900;
Ruhi, 2003b, s. 247-249). HUMK’un 9. maddesine 08.05.1973 tarihinde yapılan ekleme
ile eşlerin davadan evvel son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi
de yetkili mahkeme haline getirilmiştir. Diğer taraftan, Türkiye’nin 08.09.1967 tari-
hinde imzaladığı “Evlilik Bağına İlişkin Kararların Tanınması Hakkında Sözleşme”
10.12.1997 tarihinde yürürlüğe konmak sureti ile Türkiye bu konuda yabancı mahke-
melerin yetkisini de kabul etmiştir. Ayrıca, 1982 yılında yürürlüğe giren MÖHUK’un.
28, 38 ve 42. maddeleri ile Türklerin yabancı ülkelerde kişi hallerine ilişkin dava
açmalarına, alınan kararların tenfizine ve tanınmasına imkan tanınmıştır.
26
Bkz., 2. HD, 28.1.1985, 509/686 (N. Yalçınkaya/Ş. Kaleli, (1987) Boşanma Hukuku, Cilt
II, Ankara); aktaran Gürzumar, 1994, s. 32).
Bülent ÇİÇEKLİ makaleler
244 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
ilgili kısmında yetkili mahkemeler arasında “davacının ikametgahı” mahke-
mesi de yer almaktadır. Önceki Medeni Kanun’un 21. maddesinde, “koca-
nın ikametgahı karının ikametgahı addolunur” hükmü mevcuttu. Buna paralel
olarak, kadının açacağı boşanma davasındaki yetkili mahkemenin kocanın
ikametgahı mahkemesi olduğu uygulamada benimsenmişti.
27
Yeni Medeni
Kanun’un 21. maddesi ise, kadın erkek eşitliği düşüncesinden hareketle,
böyle bir hükme yer vermemiştir.
Yeni MK’nın 168. maddesinde ise, “eşlerden birinin yerleşim yeri”, yetkili
mahkemeler arasında sayılmaktadır. Yeni yasal durum itibarıyla, eşlerin
yerleşim yeri (ikametgahı) tabii olarak aynı olabilmekle birlikte,
28
bu zorunlu
yasal bir ilişkilendirmeden kaynaklanmamaktadır. Her halükarda, yeni
MK’nın 168. maddesi anlamında eşlerden (herhangi) birinin yerleşim yeri
ifadesi, HUMK’un 9/I’deki davalının ikametgahı ve 9/III’teki davacının
ikametgahı mahkemesini kapsayıcı bir anlama sahiptir.
Netice olarak, yabancılık unsuru taşıyan boşanma davalarında Türk
mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin doğabilmesi için, kural olarak,
eşlerden birinin ikametgahının veya eşlerin davadan önce son olarak altı
aydan beri oturdukları yerin Türkiye’de bulunması,
29
ya da Türkiye’nin
herhangi bir yerinde açılan boşanma davasına davalı eşin yetki yönünden
ilk itirazda bulunmamış olması gerekli ve yeterlidir.
Milletlerarası yetkinin belirlenmesinde yer itibariyle yetki kaideleri
uygulanırken, dava taraflarının Türk vatandaşı veya yabancı olması, ilke
olarak, rol oynamaz.
30
Bununla birlikte, aşağıda daha ayrıntılı olarak gö-
rüleceği üzere, Türk vatandaşlığına bağlı olarak da, Türk mahkemelerinin
milletlerarası yetkisi tesis edilebilmektedir (MÖHUK, m 28). Bu özel yetki
tesisinin amacı, kişi hallerine ilişkin olaylarda Türk vatandaşları için daima
yetkili bir Türk mahkemesinin bulunmasını sağlamaktır.
31
Diğer taraftan,
27
Bkz., Yargıtay’ın 16.03.1932 günlü ve 18/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı.
28
“Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler” (MK, m. 186/1).
29
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi vermiş olduğu bir kararda, yedi yıldır Türkiye’de oturan
... uyruklu Büyükelçinin davalı eşi ile altı aydan beri birlikte oturdukları Sarıyer
Mahkemesi’nde işin esası hakkında kendi milli kanunları uygulanmak üzere açtığı
boşanma davasının yetki yönünden reddinin kanuna aykırı olduğunu hüküm altına
almıştır (bkz., Yargıtay 2. HD, 03.06.1985, E. 1985/5145, K. 1985/5390; YKD, Cilt 12, S.
1, Ocak 1986, s. 32-34; karar için ayrıca bkz., Ruhi, 2003b, s. 233-234). Ayrıca Yargıtay
2. HD, 27.05.1998, E. 1998/4842, K. 1998/6521 sayılı kararı için bkz., Ruhi, 2003b, s.
250-251; Gençcan, 2000, s. 1342-1343.
30
Bkz., Nomer, 2002, s. 365.
31
Bkz., E. Nomer (1983), “Türklerin Kişi Hallerine İlişkin İhtilafları ve Türk Mahke-
melerinin Münhasır Yetkisi”, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni,
Sayı. 1, Yıl. 3, s. 12; Nomer, 2002, s. 365.
makaleler Bülent ÇİÇEKLİ
245TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
yabancı uyruklu karı-kocanın Türk mahkemelerinde boşanma davası aça-
bileceği uygulamada da kabul edilmektedir.
32
1.2 Türklerin Kişi Hallerine İlişkin Davalarda Yetkili Mahkeme
Az yukarıda vurgulandığı üzere, Türk mahkemelerinin milletlerarası
yetkisini tayin eden yer itibariyle yetki kurallarında tarafların vatandaşlığı,
ilke olarak, rol oynamaz. Zira, MÖHUK’un 27. maddesi, Türk mahkeme-
lerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarına
bağlamış ve iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları da vatandaşlığı bir
kriter olarak benimsememiştir.
Ancak, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk mahkemeleri-
nin milletlerarası yetkisini düzenleyen MÖHUK’un 28. maddesi ise, tam
tersine vatandaşlık esasını baz almıştır. Tabiiyetin milletlerarası yetki esası
olarak kabul edilmesinin isabetli bir çözüm olmadığı doktrinde haklı olarak
vurgulanmıştır.
33
Böyle bir çözümde, yetki, uyuşmazlığın unsurları bakı-
mından objektif bir şekilde irtibat halinde olduğu yere göre değil, hukuki
olmaktan çok siyasi bir mahiyet arz eden sübjektif bir tercihe göre tayin
edilmektedir.
28. maddeye göre, “Türkiye’de ikametgahı bulunmayan Türk vatandaşla-
rının kişi hallerine ilişkin davaları, ikamet ettikleri ülke mahkemesinde açılmadığı
veya açılamadığı takdirde Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkemede, bulunma-
ması halinde ilgilinin sakin olduğu yer, Türkiye’de sakin değilse Türkiye’deki son
ikametgahı mahkemesinde, o da bulunmadığı takdirde Ankara, İstanbul veya İzmir
Mahkemelerinden birinde görülür.”
1.2.1 Madde 28’deki Yetki Kuralının Mahiyeti
Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk mahkemelerinin mil-
letlerarası yetkisini düzenleyen 28. madde, iç hukukun yer itibariyle yetki
kurallarıyla bağlı olmaksızın, milletlerarası yetkili bir Türk mahkemesinin
“daima” hazır bulundurulması amacını gütmüştür.
34
O kadar ki, Türk va-
tandaşı eşlerin yabancı bir mahkemeden boşanma kararı almış olmalarına
rağmen, bu kararı tanınma ve tenfiz amacıyla Türk mahkemelerine gö-
32
Bkz., 27 nolu dipnottaki Yargıtay kararı.
33
Bkz., Sakmar, 1976, s. 28; Ekşi, 2000, s. 164.
34
Bkz., Nomer, 1983, s. 12; Nomer, 2002, s. 365. 28. maddenin diğer bir amacının veya
gördüğü fonksiyonunun aynı zamanda yabancı mahkemeye yetki vermek olduğu
da ileri sürülebilir.
Bülent ÇİÇEKLİ makaleler
246 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
türmeyerek, Türkiye’de 28. maddeye dayanarak yeniden boşanma davası
açmaları mümkün görülmüştür.
35
MÖHUK’un 28. maddesi Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi
konusunda tamamlayıcı (tali) nitelikte bir yetki kuralı koymaktadır. MÖ-
HUK’un 28. maddesi HUMK’un yürürlükten kaldırılan 18. maddesinin
yerine geçmek üzere getirilmiş olan bir düzenlemedir.
36
HUMK’un mülga
18. maddesi, Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin davalarda, sadece
Türk mahkemelerinin yetkili olduğu biçiminde anlaşılıp, uygulanıyordu.
37
Bu yüzden, eskiden yurt dışındaki Türk vatandaşları isim tashihi, boşanma
vb. tüm kişisel davalar için Türkiye’de dava açmak zorunda kalıyorlardı.
MÖHUK’un 28. maddesinin Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi
konusunda getirmiş olduğu esaslar HUMK’un 18. maddesinden çok farklı
olmamakla birlikte, 28. madde yabancı ülkelerde bulunan ve Türkiye’de
ikametgahları bulunmayan Türk vatandaşlarının bulundukları ülkede
dava açmalarına imkan tanımakta ve Türklerin kişi hallerine ilişkin uyuş-
mazlıklarda Türk mahkemelerinin münhasır yetkili olmadıklarını ifade
etmektedir. Böylece, yabancı ülkede ikametgah sahibi olan Türk vatandaş-
ları, kişi hallerine ilişkin davalarını ve bu kapsamda boşanma davalarını,
isterlerse yabancı hukuk mahkemelerinde, isterlerse Türk mahkemelerinde
açabilmektedirler.
38
28. maddedeki ek yetki kuralının uygulanabilmesi için, her iki tarafın
da Türk vatandaşı olması gerekli değildir. Sadece taraflardan biri Türk
35
“... Eşlerin yurtdışında yabancı bir mahkemeden boşanma kararı almış olmalarına
rağmen söz konusu ilamın tenfizi için mahkemeye başvurmayıp (2675 sayılı Kanun
m. 28) Türkiye’de ayrıca boşanma davası açmalarını yasaklayan hukuki bir engel
yoktur. O halde açılan dava hukukça geçerli bir davadır. Onun için mahkemenin
aksine beliren görüşü yerinde değildir”. Bkz., Yargıtay 2. HD, 14.01.1986, E. 1985/
11103, K. 1986/97; YKD, Cilt 12, Sayı 12, Aralık 1986, s. 1764-1765; karar için ayrıca
bkz., Ruhi, 2003b, s. 252; aynı yönde bkz., Nomer, 2002, s. 365-366.
36
HUMK’un mülga 18. maddesi şu şekildedir: “Türkiye’de ikametgahı bulunmayan
Türk tebaası Türkiye’de sakin değilse ahkam-ı şahsiye noktasından Türkiye’de son
ikametgahı mahkemesine ve bulunmadığı halde Ankara mahkemesine tabidir.”
HUMK’un 18. maddesinin getirmiş olduğu düzenleme ve uygulanması sırasında
ortaya çıkan sorunlarla, yürürlükten kaldırılmasına ilişkin sebepler hakkında bkz.,
Ekşi, 2000, s. 8-10; MÖHUK m. 28 ile getirilen düzenlemenin de getirilmek istenen
esası net bir şekilde açıklamaktan uzak olduğu konusunda bkz., A. Çelikel, (1997)
Milletlerarası Özel Hukuk: Genel Kurallar-Milletlerarası Özel Hukuk-Milletlerarası Usul
Hukuku, İstanbul: Beta, s. 305.
37
HUMK’un mülga 18. maddesinin uygulanması konusunda bkz., Sakmar, 1976, s.
226-231; R. Aybay/E. Dardağan (2001) Yasaların Uluslararası Düzeyde Çatışması (Ka-
nunlar İhtilafı), İstanbul: Aybay Yayınları, Yayın No. 37, Hukuk Dizisi. 20, s. 52, 13.
dipnot.
38
Aynı yönde bkz., Aybay/Dardağan, 2001, s. 52.
makaleler Bülent ÇİÇEKLİ
247TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
vatandaşı olsa dahi, dava Türk vatandaşının kişi hallerine ilişkin olduğu
takdirde, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi daima tesis edilmiş
olur. Şahsi statüsünün değişmesi söz konusu olan tarafın davalı veya davacı
Türk vatandaşı olması yeterlidir. 28. maddeye göre Türk mahkemelerinin
milletlerarası yetkisinin doğabilmesi için, taraflardan birinin dava ikamesi
sırasında Türk vatandaşlığına sahip olması yeterli olup, dava sırasında ilgi-
linin Türk vatandaşlığını kaybetmesi bir kez kazanılmış olan milletlerarası
yetkiye herhangi bir etki yapmaz.
39
Türk vatandaşı olma koşulu Türk hukukuna yani Türk Vatandaşlık
Kanunu hükümlerine göre belirlenir. 28. madde hükmü çerçevesinde,
tabiiyetsizler ile mülteciler Türk vatandaşları ile aynı durumda değer-
lendirilmezler. 28. madde sadece Türk vatandaşlığına sahip kişiler için
uygulanır.
40
Doktrinde aksine görüş olmakla birlikte,
41
28. maddenin uygulana-
bilmesi için söz konusu uyuşmazlığın herhangi bir şekilde yabancılık
unsuru taşıması gereklidir. Gerek MÖHUK’un 1. maddesinde yer alan
işbu kanunun yabancılık unsuru taşıyan işlem ve ilişkilerde Türk mahke-
melerinin milletlerarası yetkisini düzenlediği şeklindeki hükmü, gerekse
28. maddenin metninin kaleme alınış tarzı farklı bir yorumlamaya izin
vermemektedir.
42
Böylece, kişi hallerine ilişkin ihtilaf, iki Türk arasında olsa
bile, bunların ikametgahlarının yabancı ülkede olması taraflar arasındaki
ilişkiye yabancılık unsuru kazandırmaktadır.
1.2.2 Madde 28’in Uygulanma Koşulları
Madde 28’deki yetki esaslarının uygulanabilmesi için dava konusunun
bazı özellikleri taşıması gerekmektedir.
43
İlk olarak, davanın, Türk vatan-
daşlarının kişi hallerine ilişkin olması gerekir. Davanın kişi hallerine ilişkin
olup olmadığına ilişkin vasıflandırmayı Türk hakimi kendi hukukuna göre
yapacaktır. Kişi hallerinden maksat kişinin şahsi statüsünü ortaya koyan
durumlardır.
44
Kişi hallerine, şahsın hal ve ehliyetini belirleyen şahsın
hukuku ve aile hukuku meseleleri girer. Özellikle kişinin ehliyeti, evlilik
39
Bkz., Nomer, 2002, s. 366-367.
40
Bkz., Nomer, 2002, s. 367.
41
Nomer’e göre, “28. madde hükmünün bir özelliği de, hem sadece bir Türk vatanda-
şını ilgilendiren yabancılık unsuruna sahip olmayan olaylar için, hem de taraflardan
birinin yabancı olduğu olaylar için uygulanmasıdır”. Bkz., Nomer, 2002, s. 366.
42
Bkz., Ekşi, 2000, s. 154.
43
Bkz., Ekşi, 2000, s. 152-157.
44
Kişi hallerinden ne anlaşılması gerektiği konusunda bkz., Aybay/Dardağan, 2001,
s. 51; Nomer, 2002, s. 366; Kuru/Arslan/Yılmaz, 2003, s. 171, 82. dipnot.
Bülent ÇİÇEKLİ makaleler
248 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
ve boşanma, nesep ve velayet konularına ilişkin davalar kişi halleri kap-
samında değerlendirilir.
45
28. maddenin uygulanabilmesi için, ayrıca, ilgili Türk vatandaşının
Türkiye’de ikametgahının bulunmaması gerekir. 28. madde hükmünün
konuluş sebebi “Türkiye’de ikametgahı bulunmayan Türk vatandaşları” için
yetkili bir Türk mahkemesi belirlemektir.
46
Türkiye’de ikametgahı bulu-
nanlar için milletlerarası yetkili bir Türk mahkemesi genel prensibe göre
zaten mevcut (MÖHUK, m. 27; HUMK, m. 9) olacağından, 28. maddenin
uygulanmasına gerek kalmayacaktır.
47
28. madde ayrıca Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin davalarının
“ikamet ettikleri ülke” mahkemesinde açılmamış veya açılamamış olmasını
şart koşmaktadır. Türk vatandaşının bulunduğu yabancı ülkede dava
açmaması, bazı hallerde kendi iradesine bağlı iken, bazı durumlarda ise
bulunduğu yabancı ülke kanunlarının yabancıların kişi hallerine ilişkin
uyuşmazlıklarda kendi ülke mahkemelerini yetkisiz görmelerinden kay-
naklanabilmektedir.
48
Bu maddede yer alan ikamet etme kavramını, teknik anlamda ikamet-
gah olarak yorumlamamak ve Türk vatandaşının oturduğu, sakin olduğu
yeri ifade ettiğini kabul etmek gerekir.
49
Oturma ya da ikamet etme kavra-
mının maddi bir olgu olduğu ve ikametgahın ise hukuki bir kavram olduğu
dikkate alındığında, buradaki ikamet etme kavramı (hukuki) ikametgah
anlamında kullanılmış olsaydı, Türk vatandaşının bulunduğu ülkede ika-
metgahının olup olmadığının bu ülke hukukuna göre tayini gerekecekti.
50
Halbuki, 28. maddenin uygulanması açısından, yabancı ülkede oturma
yeterli olduğu için, (fiili) oturmaya ilişkin maddi olayların tespit edilmesiyle
yetinilebilecektir.
45
Şahsın hukuku ve aile hukukunda düzenlenmiş olmakla beraber, niteliği bakımından
kişinin şahsi statüsünü belirlemeyen ihtilaflar kişi hallerine dahil değildir. Bu yüzden,
kişi hallerinden kaynaklanmış olsalar bile, maddi ve manevi tazminat davaları, evli-
likte mal rejimine ilişkin davalar ve nafaka davaları kişi hallerine ilişkin davalardan
değillerdir. Bkz., Nomer, 2002, s. 366.
46
Bkz., Nomer, 1983, s. 13.
47
Bkz., Ekşi, 2000, s. 152 ve aynı sayfada 589 nolu dipnotta geçen Yargıtay kararları (2.
HD, E. 10331 / K. 11219, 13.11.1992: XIX (1993) 8 YKD, s. 1162-1163; (1993) 392 İlmi
ve Kazai İçtihatlar Dergisi (İKİD), s. 9722).
48
Bir Yargıtay kararında da bu hususa açıklık getirilmektedir: 2. HD, E. 11103 / K. 97,
14.01.1986: XII (1986) 12 YKD, s. 1764-1765; N. Yalçınkaya/Şakir Kaleli, (1988), Yeni
Boşanma Hukuku, II. C, Ankara, Karar No. 1440, s. 2020-2021’den aktaran Ekşi, 2000,
s. 152-153.
49
Bkz., Nomer, 1983, s. 13; Ekşi, 2000, s. 157.
50
Bkz., Ekşi, 2000, s. 157.
makaleler Bülent ÇİÇEKLİ
249TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Ancak, Türk vatandaşının ikamet ettiği ülkede açılabilecek bir davadan
söz edilmesinden hareketle, ilgili Türk vatandaşının ikamet etmediği (otur-
madığı, sakin bulunmadığı) ülke mahkemeleri karşısında Türk mahkemele-
rinin münhasır bir yetkiye sahip oldukları sonucuna varılamaz.
51
28. madde
hükmü, ancak ikamet edilen yerde açılan bir davanın Türk mahkemesinde
derdestlik itirazına konu olabileceğini ifade etmektedir. Dolayısıyla, bir
Türk vatandaşı ikamet ettiği ülke dışında diğer bir yabancı ülkede kişi
haline ilişkin bir dava açarsa, Türk mahkemesinde bu davaya dayanılarak
derdestlik itirazı yapılamayacaktır.
52
İkamet edilen ülke mahkemesinden
daha başka bir anlam çıkarmak mümkün değildir.
Türk vatandaşının ikamet ettiği yabancı ülkede bir dava ikame edilmiş
ise, Türk mahkemesinde açılacak aynı konulu dava bir “milletlerarası derdest-
lik” itirazı ile karşılaşabilecektir.
53
Milletlerarası derdestlik konusu iki açıdan
önemlidir.
54
Birincisi, yabancı ülkede açılmış bir dava sebebiyle ortaya çıkan
milletlerarası derdestlik itirazı Türk mahkemeleri önünde açılacak davada
bir ilk itiraz olarak ileri sürülebilecektir (HUMK, m. 187/4).
İkincisi, böyle bir derdestlik itirazı tanımış olmakla, 28. madde, Türk
vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin ihtilaflarda yabancı ülke mahkemele-
rine başvurabileceklerini açıkça kabul etmiş olmaktadır.
55
Aslında, böyle
bir dava sonucu alınan yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tanınması
ve tenfizi de mümkündür (MÖHUK, m. 38 ve m. 42/I).
56
Böylece, 28. mad-
denin hükmü Türklerin kişi hallerine ilişkin ihtilaflarda münhasır bir yetki
kaidesi getirmiş olmamaktadır.
Nihayet, 28. maddedeki yeki kuralı tamamlayıcı (tali) nitelikte oldu-
ğundan uygulamada, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda, Türkiye’de
yer itibariyle yetkili bir mahkemenin bulunmaması halinde devreye gire-
cektir.
51
Bkz., Nomer, 1983, s. 13.
52
Bkz., Tiryakioğlu, 1996, s. 45.
53
Bir davanın derdest olabilmesi için her iki davanın tarafları, konuları ve dava sebep-
lerinin aynı olması gerekir: ayrıntılı bilgi için bkz., Kuru/Arslan/Yılmaz, 2003, § 56,
s. 691-694 ve s. 64, s. 789-804; Üstündağ, 1997, s. 696-715.
54
Bkz., Nomer, 1983, s. 13.
55
Türk vatandaşının boşanma konusunda Türk mahkemesi yanında yabancı mahke-
mede de dava açabileceği uygulamada da kabul edilmektedir. Bkz., Yargıtay 2. HD,
11.11.1997, E. 1997/8719, K. 1997/12159; A. Çelikel/E. Nomer (2001) Devletler Hususi
Hukuku: Örnek Olaylar - Mahkeme Kararları, 7. Baskı, İstanbul: Beta, s. 486-488; Ruhi,
2003b, s. 253-254.
56
Yabancı boşanma kararlarının tanınma ve tenfizi konusunda ayrıntılı bilgi için bkz.,
Tiryakioğlu, 1996.
Bülent ÇİÇEKLİ makaleler
250 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
1.3 Yetkili Mahkemenin Tayininde İkametgahın
(Yerleşim Yerinin) Tespiti
Yabancı unsurlu boşanma davalarında Türk mahkemelerinin milletle-
rarası yetkisini tayin ederken, duruma göre, hem yabancıların, hem de Türk
vatandaşlarının ikametgahlarının (yerleşim yerlerinin) tayini gerekmekte-
dir. Yetkili kanunun tayininde olduğu gibi, yetkili mahkemenin tayininde
de ikametgah (yerleşim yeri) kavramı önemli bir yere sahiptir. İç hukukta,
özellikle kişi hallerine ilişkin davalarda, yetkili mahkemeyi belirleyici esas
olarak genellikle ikametgah kullanılmıştır.
57
Tabiiyetten hareketle mahke-
melerin milletlerarası yetkisinin tayini istisna olup, ikametgah esasına göre
yargı yetkisinin tayini temel bir prensiptir. Milletlerarası yetkinin tayininde
tabiiyetin asli bir kriter olarak benimsenmesi, milletlerarası eğilimlere ve
yargılama hukukunun özelliklerine aykırı düşer.
58
Yetkili mahkemenin tayini açısından önem arz eden ikametgah (yer-
leşim yeri) kavramının genel kabul görmüş bir tanımını yapmak zordur.
İkametgah kavramı hukuktan hukuka ve aynı hukuk sistemi içinde de
kullanıldığı alan ve disipline göre farklı tanım ve içeriklere sahiptir.
59
İkametgah esasının yabancılık unsuru taşıyan davalarda uygulanması iç
hukuka nazaran milletlerarası yetkinin tayininde bazı farklı özellikler ta-
şımaktadır. Devletler özel hukukunda ikametgahın hangi hukuk düzenine
göre vasıflandırılacağı hem uygulanacak hukukun, hem de milletlerarası
yetkinin tespiti açısından önemli olmaktadır.
Kanunlar ihtilafı kurallarında bağlama noktasının yorumunda olduğu
gibi
60
, milletlerarası yetkinin tayininde de, ikametgah kavramının anlamı
lex fori olarak Türk hukukuna göre belirlenir.
61
Diğer bir ifadeyle, ikamet-
gah kavramının hangi anlamda kullanıldığı davaya bakan mahkemenin
hukukuna göre tayin edilir. Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetkisini
doğuracak ikametgah, yabancı uyruklu bir kişinin ikametgahı olduğu za-
man, bunun da Türk hukukuna göre tayin edilmesi gerekir.
62
Türk mahke-
melerinin milletlerarası yetkisi konusunda iç hukukun yer itibariyle yetki
kuralları geçerli olacağından, milletlerarası yetki açısından ikametgahın
(yerleşim yerinin) tespiti de MK’daki kurallara göre belirlenecektir.
57
Yeni MK, m. 32, 160, 168, 411, 430. İstisnai bazı durumlarda ise nüfus sicilinin bu-
lunduğu yer esas alınmıştır (MK, m. 32/II).
58
Ayrıntılar için bkz., E. Göğer (1969) “Devletler Hususi Hukuku Yönünden İkametgah”,
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (AÜHFD), C. 26, Yıl. 1969, s. 240-244.
59
İkametgah kavramı vergi kanunlarında, kambiyo mevzuatında, vatandaşlık huku-
kunda, seçim kanunlarında Medeni Kanun’dakinden farklı anlamları taşıyabilmek-
tedir. Bkz., Göğer, 1969, s. 245.
60
Bkz., Nomer, 2002, s. 100 vd.
61
Ayrıntılı bilgi için bkz., Nomer, 2002, s. 320-328.
62
Bkz., Sakmar, 1976, s. 72.
makaleler Bülent ÇİÇEKLİ
251TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
1.3.1 Medeni Kanunda İkametgah (Yerleşim Yeri)
Daha önce vurgulandığı üzere, yabancılık unsuru taşıyan davalarda
Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, iç hukukun yer itibariyle yetki
kurallarına göre belirlenmektedir (MÖHUK, m. 27). Bu açıdan, MÖHUK’un
27. maddesi iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarına yollamada bulun-
duğundan ve HUMK’un 9. maddesi ise yer itibariyle yetki kurallarında
kullanılan ikametgahın MK’ya göre yorumlanacağını ifade ettiğinden,
MK’daki ikametgah tanımının esas alınması gerekecektir.
63
22.11.2001 tarih
ve 4721 sayılı yeni Medeni Kanun ise ikametgah kavramı yerine yerleşim
yeri kavramını kullandığından, MK’daki yerleşim yeri tanımının dikkate
alınması gerekecektir.
Bu sebepten, yabancı unsurlu boşanma davalarında mahkemelerin
milletlerarası yetkisini tespit ederken de, ilgilinin ikametgahının (yer-
leşim yerinin) Medeni Kanun hükümlerine göre tespit edilmesi gerekir.
İkametgahın (yerleşim yerinin) nasıl belirleneceği konusu ise Türk Me-
deni Kanunu’nun 19, 20, 21 ve 22. maddelerinde düzenlenmiştir. Medeni
Kanun’a göre, “yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu
yer” olup “bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz.” (m.
19/1-2).
64
19. maddenin eski metninde “yerleşme niyetiyle oturulan yer” ibaresi
bulunmaktaydı. Yeni metindeki “sürekli kalma niyetiyle oturulan yer” ifadesi,
eski metindeki “yerleşme niyetiyle oturulan yer” ifadesinden farklı bir çağrışım
yapmaktadır.
65
“Sürekli kalma niyeti”, “yerleşmek niyeti”ne nazaran ikametga-
hın daha kolay bir şekilde tesisine müsait bir hüküm gibi gözükmektedir.
Yine bu hükümden hareketle, oturma fiilinin ikametgahın objektif, sürekli
kalma niyetinin ise sübjektif unsurunu oluşturduğu ifade edilebilir.
66
Yeni
Kanun’un metni prensipte yerleşim yerinin belirlenmesinde bu iki unsuru
muhafaza etmektedir. Ancak, eskiden olduğu gibi, ikametgahın (yerleşim
yerinin) manevi unsurunu teşkil eden sürekli kalma niyetinin tespiti, otur-
ma fiilinin tespiti kadar kolay değildir.
Yabancıların Türkiye’de ikametgah tesis etmeleri sürekli kalma niyeti
ve fiili oturma şartına bağlıdır. İkametgahın maddi unsurunu teşkil eden
63
Bkz., Çelikel, 1997, s. 293; Ekşi, 2000, s. 84; Nomer, 2002, s. 361.
64
Eski Medeni Kanun’un 19. maddesi şu şekildedir: Bir kimsenin ikametgahı, yerleşmek
niyetiyle oturduğu yerdir.
Bir kimsenin aynı zamanda birden ziyade ikametgahı olamaz.
Bu fıkranın hükmü, ticari ve sınai müesseseler hakkında cari değildir”.
65
“Sürekli kalmak” ile “yerleşmek“ fiillerinin aynı ifadeymiş gibi algılandıklarını gösteren
bir anlatım için bkz., Kuru/Arslan/Yılmaz, 2003, s. 167.
66
Eski Medeni Kanun çerçevesinde de benzeri bir değerlendirme yapılmaktaydı: Bkz.,
Çelikel, 1997, s. 293; Ekşi, 2000, s. 84.
Bülent ÇİÇEKLİ makaleler
252 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
oturma fiilinin yabancılar açısından varlığını kabul edebilmek için, yaban-
cıların ikamet tezkeresi almış olmaları gerekir. Ancak, yabancının Türk
makamlarından ikamet izni almış olması, tek başına, Türkiye’de ikamet-
gah sahibi olduğu şeklinde yorumlanamaz.
67
İkamet tezkeresinin alınması
sadece yabancının Türkiye’de yasal bir şekilde oturduğunu gösteren bir
idari işlem olup yabancının Türkiye’de ikametgah sahibi olduğuna karine
teşkil etmez.
68
MK m. 20 ise şu şekildedir:
“Bir yerleşim yerinin değiştirilmesi yenisinin edinilmesine bağlıdır.
Önceki yerleşim yeri belli olmayan veya yabancı ülkedeki yerleşim yerini
bıraktığı halde Türkiye’de henüz bir yerleşim yeri edinmemiş olan kimsenin halen
oturduğu yer, yerleşim yeri sayılır.”
20. maddenin 2. fıkrasının nasıl yorumlanması gerektiği konusu
doktrinde ihtilaflı bulunmaktadır.
69
Bir görüş, Türk mahkemelerinin yer
itibariyle yetkisinin yabancılar açısından Türkiye ile gerçek bir bağlantı
sağlamayan MK 20/2 uyarınca doğmuş olacağının kabul edilemeyeceğini
ifade etmektedir.
70
Ancak, diğer bir görüş ise, haklı olarak, HUMK’ta yer
alan “MK uyarınca ikametgah” ibaresinin, yalnızca m. 19 anlamında dar
değil, aynı zamanda m. 20/2’yi kapsayacak şekilde geniş yorumlanması
gerektiğini vurgulamaktadır.
71
Bu yüzden, önceki ikametgahı (yerleşim
yeri) belli olmayan veya yabancı ülkedeki yerleşim yerini terk ettiği halde
henüz Türkiye’de bir yerleşim yeri edinmemiş olan kimselerin (çoğunlukla
yabancı) halen oturdukları yerin yerleşim yeri (ikametgah) olarak kabul
edilmesi gerekir.
Diğer taraftan, HUMK’a göre, “davalının Türkiye’de ikametgahı olmadığı
takdirde, dava davalının Türkiye’de son defa oturduğu yer mahkemesinde bakılır”
(m. 9/1-2.c). Bu sebeple, literatürde de ifade edildiği üzere, HUMK m. 9/1-
2.c’ye göre Türkiye’de son defa oturulan yer mahkemesinde dava açılması
mümkün iken, MK 20/2 hükmüne göre halen oturulan yer mahkemesinde
dava açılmasının engellenmesi hukuk mantığı ile bağdaşmaz.
72
Önceki Medeni Kanun’un 21. maddesinde ise, “kocanın ikametgahı ka-
rının ikametgahı addolunur” hükmü mevcuttu. Buna paralel olarak, kadının
67
Bkz., Çelikel, 1997, s. 293.
68
Bkz., Sakmar, 1976, s. 73.
69
Söz konusu bu ihtilaf Medeni Kanun’un önceki metnini esas almakla birlikte, yeni
metinde de öze ilişkin bir değişiklik olmadığı için aynı görüş ihtilafının devam ettiği
söylenebilir.
70
Bkz., Sakmar, 1976, s. 74.
71
Bkz., Ekşi, 2000, s. 86-87.
72
Ekşi, 2000, s. 87.
makaleler Bülent ÇİÇEKLİ
253TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
açacağı boşanma davasındaki yetkili mahkemenin kocanın ikametgahı
mahkemesi olduğu uygulamada benimsenmişti.
73
Yeni Medeni Kanun
konuya kadın-erkek eşitliği yönünden açıklık getirmiştir: “Boşanma veya
ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan
önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.” (MK m. 168
(eski 136.))
1.3.2 Yargıtay’ın İkametgah Anlayışı
Mahkemelerimiz yabancılar için Türkiye’de bir ikametgahın varlığını
kolayca kabul etmemektedir. Yargıtay’a göre, bir kimsenin geçici olarak
bir yerde oturması oranın ikametgah olduğunu göstermeyip, yabancıların
geçici ikamet izni almış olmaları da ikametgah için yeterli sayılamaz.
74
Bu
yüzden, uygulamada yabancılar arasındaki boşanma davalarında Türk
mahkemelerinin milletlerarası yetkisi eşlerin davadan evvel son defa altı
aydan beri birlikte oturdukları yer esasına göre gerçekleşmektedir.
75
Yargıtay, Türk vatandaşlarının yurda dönme düşüncesinden hareketle,
bunların nüfusa tescil edildikleri yerlerin onların ikametgahı olduğunu
kabul etmektedir. Her Türk vatandaşının Türkiye’de tescil edildiği bir yer
olduğuna göre, ikametgah esasına göre mahkemelerimizin yetkisi daima
gerçekleşecektir. Diğer taraftan, eğer Türk vatandaşının yabancı ülkede
ikametgah sahibi olduğu ispatlanırsa, bu durumda belirli koşullar altında
28. maddenin uygulanması söz konusu olabilecektir.
Yargıtay’a göre, bir kimsenin Türkiye’de nüfus siciline kayıtlı olması
onun ikametgahına karine olup, her Türk vatandaşının Türkiye’de bir
ikametgahı vardır.
76
Diğer taraftan, bir Türk vatandaşının nüfus siciline
kayıtlı olduğu yerin onun “karine” olarak ikametgahı kabul edilmesi ak-
sinin ispat edilmesine engel değildir. Dolayısıyla, bir Türk vatandaşının,
ispat edilebilmesi koşuluyla, Türkiye’de nüfus siciline kayıtlı bulunduğu
yerde ikametgah sahibi olmaması, diğer bir ifadeyle yabancı bir ülkede
ikametgah sahibi olması mümkündür.
77
Bu açıdan, 28. maddeyi sadece
73
Bkz., Yargıtay’ın 16.03.1932 günlü ve 18/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı.
74
Bkz., Yargıtay 2. HD, 27.05.1998, E.1998/4842, K.1998/6521: karar için bkz., Ruhi,
2003, s. 250-251; Gençcan, 2000, s. 1342-1343.
75
Bkz., Ekşi, 2000, s. 115, 450. dipnotta bahsedilen kararlar.
76
“Her Türk vatandaşı Türkiye’de ikametgahının veya sonradan ikametgah edindiği
yerin nüfus memurluğuna kendisini yazdırmaya ve bir nüfus cüzdanı almaya mecbur-
dur” (Nüfus Kanunu m. 4). Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti nüfus sicili kayıtları ilgilinin
Türk vatandaşı olduğuna karine teşkil eder (Türk Vatandaşlık Kanunu, m. 38).
77
Bkz., Nomer, 2002, s. 367, 186. dipnot ve orada bahsedilen Yargıtay kararları (2. HD,
06.10.1993, E. 8071/K. 8850; 18.10.1993, E. 8261/K. 9437; 18.03.1998, E. 938/K. 3251:
YKD 6/1998, 829).
Bülent ÇİÇEKLİ makaleler
254 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
ikametgahı Türkiye dışında bulunan Türkler için değil, aynı zamanda yurt
dışında yaşayan Türk vatandaşları için kabul edilmiş bir hüküm olarak de-
ğerlendirmek gerekir.
78
Aksi bir yorum, maddenin uygulamasını fevkalade
sınırlı bir hale getirir.
Geçici bir iş veya süre için yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının
Türkiye’deki ikametgahlarını koruduklarını kabul etmek gerekir. Uzun
süreli olarak yurt dışında bulunan ve Türkiye ile olan ilişkilerini kesen veya
zayıflatan kişilerin ise bulundukları ülkelerde ikametgah sahibi oldukları
söylenebilir.
79
Ancak, Yargıtay’a göre, tarafların Türkiye’de nüfus siciline
kayıtlı olmaları ve ikametgahlarını başka bir yere naklettikleri yönünde
herhangi bir delil ortaya konmaması durumunda, davacının yurtdışında
çalışmak üzere bulunması ikametgahın nakledildiğini ve Türkiye’de ika-
metgahlarının bulunmadığını göstermez.
80
Ayrıca, nüfusa kayıtlı olunan
yer karine olarak ikametgah olup, yurt dışındaki mücerret oturma süresi
neye ulaşırsa ulaşsın ikametgahın nakledildiği anlamını taşımaz.
81
Diğer taraftan, Yargıtay, ikametgahın sübjektif unsuru olan yerleşme
niyetinin gerçekleşmesini yabancılar açısından Türk vatandaşlarına oranla
daha sıkı koşullara bağlamıştır.
82
Yargıtay iki Alman vatandaşının açmış
olduğu ikametgah tespit davasında, bir yabancının ticaret amacıyla Tür-
kiye’de mukim bulunmasını, çocuğunu Türk okullarında okutmasını ve
bir kolektif şirkete ortak olmasını Türkiye’de ikametgah tesisi için yeterli
görmemiştir.
83
Yargıtay’a göre, ancak ilgili yabancının Türk Vatandaşlık
Kanunu’na göre vatandaşlığa alınma yönünde girişimlerde bulunması, bu
kişinin yerleşme niyetini gösteren bir eylemdir.
Yargıtay’ın bu uygulaması yabancıların Türkiye’de ikametgah sahibi
olmalarını neredeyse imkansız kılmaktadır. İkametgahı neredeyse vatan-
daşlıkla eş bir kavram haline getiren bu uygulama yerinde değildir. Türk
mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin tayininde önemli olan husus, dava
konusu veya davanın tarafları ile mahkeme arasında sıkı bir bağlılığın ol-
ması ve bu şekilde tabii hakim kuralı esas alınarak uyuşmazlığın karara
bağlanmasıdır.
84
Mahkeme kararları bu görüşü devam ettirdiği sürece,
78
Bkz., Çelikel, 1997, s. 305.
79
Bkz., Sakmar, 1976, s. 72.
80
Yargıtay 2. HD, 28.06.1993, E. 1993/5451, K. 1993/6313; bkz., Ruhi, 2003b, s. 239-240;
Çelikel/Nomer, 2001, s. 431-432.
81
Yargıtay 2. HD, 18.3.1998, E. 1998/938, K. 1998/32521: YKD, C. 24, S. 6, Haziran 1998,
s. 828-830; ayrıca bkz., Ruhi, 2003b, s. 246-247.
82
Bkz., Ekşi, 2000, s. 165.
83
Bkz., Y 2. HD, E. 1136, K. 1490, T. 21.02.1977: (1982) MHB, s. 35-36; (1977) 193-204
İKİD, s. 5505-5506.
84
Bkz., Ekşi, 2000, s. 94.
makaleler Bülent ÇİÇEKLİ
255TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
“actor sequitur forum rei” kuralı daha çok Türk davalılar için uygulanacak,
yabancı davalılar için genellikle etkisiz kalacaktır.
85
Ayrıca, Yargıtay’ın Türk
vatandaşlarının ikametgahları konusundaki bu yerleşmiş tutumu, 28. mad-
denin uygulanma olasılığını da oldukça azaltmış bulunmaktadır.
86
SONUÇ
Yabancı unsurlu boşanma davalarında ilgilinin ikametgahının (yerle-
şim yerinin) tespiti Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin belirlen-
mesi açısından büyük önem arz etmektedir. Bu husus, hem MÖHUK’un
27. maddesinin iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarına yapmış olduğu
göndermenin bir sonucu, hem de 28. maddedeki özel yetki kuralının bizatihi
kendisinden kaynaklanmaktadır. MÖHUK’un 27. maddesi çerçevesinde,
hem yabancıların, hem de Türk vatandaşlarının Türkiye’de ikametgah sa-
hibi olup olmadıklarının tespit edilmesi gerekmektedir. 28. madde çerçeve-
sinde ise, Türk vatandaşlarının Türkiye’de ikametgah sahibi olmadıklarının
belirlenmesi ihtiyacı ortaya çıkmaktadır.
Uygulamada, mahkemelerin ikametgahın tayininde ilgilinin yabancı
veya Türk olmasına göre iki farklı yaklaşım benimsediği görülmüştür. Buna
göre, yabancı ülkede oturan Türk vatandaşları açısından, mahkemeler,
bunların Türkiye’ye dönme düşüncesinden hareketle hemen daima Tür-
kiye’de ikametgahlarını muhafaza ettiklerini kabul etmektedir. Yine aynı
mantıkla Türkiye’de oturan yabancıların ise kendi ülkelerinde ikametgaha
sahip oldukları farz edilmektedir. Hatta, Yargıtay, daha da ileri giderek,
ne oturma izninin, ne uzun süreli oturmanın, ne de ticari faaliyetin, Türk
vatandaşlığına geçme talebinde bulunmak suretiyle yerleşme niyetini or-
taya koymadığı sürece, yabancı bir şahsın Türkiye’de ikametgahını tesis
etme açısından yeterli olmayacağı görüşündedir.
Yabancılar ile Türk vatandaşlarının Türkiye’de ikametgah sahibi olup
olmadıklarının tespitinde mahkemelerin benimsemiş olduğu bu çifte stan-
dardın yanlış olduğu doktrinde ittifakla kabul edilmektedir.
87
İkametgahın
(yerleşim yerinin) tespitinde nüfus kaydının bulunduğu yerin değil, ilgilinin
hayat ilişkilerini yoğunlaştırdığı yerin araştırılması ve ilgilinin sosyal ve
ekonomik ilişkilerinin merkezinin belirli bir yerde bulunduğunu gösteren
maddi olayların dikkate alınması gerekir. Bu bağlamda, Yargıtay’ın ika-
metgah konusundaki uygulamasının özellikle MK 20/I-II’ye aykırı olduğu
85
Bkz., A. Sakmar, (1990), “Le Nouveau Droit International Privé Turc”, 223 IV Recueil
Des Cours, s. 377 (307-416) (aktaran Ekşi, 2000, s. 94).
86
Aynı yönde bkz., Ekşi, 2000, s. 163.
87
Bkz., Sakmar, 1976, s. 71; İmre, 1973, s. 217-218; Ekşi, 2000, s. 93-96.
Bülent ÇİÇEKLİ makaleler
256 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
ifade edilmiştir.
88
Ayrıca, Yargıtay’ın ikametgah konusundaki tutumunun
HUMK’un ilgili hükümlerine aykırı olduğu da vurgulanmalıdır.
89
Mahkemeler ikametgahın tespitinde kolaycılığa kaçmışlar ve ikametga-
hın belirlenmesinde ilgilinin yerleşmek niyetine yönelik araştırma yapmak
yerine, ilgilinin nüfusa kayıtlı olduğu yeri ikametgah açısından kuvvetli
bir karine olarak yorumlamışlardır. Nüfusa kayıtlı olunan yerin ikametgah
açısından esas alınması bu kavramın mahiyetine de uygun düşmemekte-
dir. Doğum anında nüfusa kayıt işlemi tamamen ilgilinin iradesi dışında
yapıldığı için, yerleşme niyetiyle yapıldığı söylenemez. Aynı şekilde, nüfus
kaydının sonradan çeşitli sebeplerle başka bir yere alınmış olması halinde
de, ilgilinin bu yerde ikamet ettiği sonucu her zaman doğmaz.
90
Aslında, MK’daki ikametgah tanımının tamamen iç hukuk düşünü-
lerek yapıldığı, devletler özel hukukunun ihtiyaçlarını karşılamadığı ve
bu sebeple devletler özel hukukuna özgü bir ikametgah kavramının be-
nimsenmesi gerektiği çok eskiden beri doktrinde savunulmaktadır.
91
Bu
görüşe göre, devletler özel hukuku açısından MK anlamındaki ikametgah
kavramı için gerekli olan sübjektif unsur aranmamalı ve kişinin bulunduğu
toplumla kültürel, ekonomik, kişisel ve politik ilişkiler kurup kurmadığına
bakılmalıdır. Kişinin hayatını devam ettirmek amacıyla giriştiği ilişkilerin
merkezini oluşturan yer, yani ilgili kişinin mutaden oturduğu (bulunduğu)
yer, devletler özel hukuku açısından ikametgah olarak kabul edilmelidir.
Yeni Medeni Kanun’la getirilen ikametgah (yerleşim yeri) tanımı, mah-
kemelerin daha önce yapmış oldukları ikametgah yorumlarında değişikliğe
gitmeleri açısından bir fırsat olarak gözükmektedir. Şöyle ki; önceki Medeni
Kanun’un 19. maddesi ikametgahı “yerleşmek niyetiyle oturulan yer” olarak
tanımlarken, yeni Medeni Kanun’un yine aynı numaralı maddesi, yerleşim
yerini, “sürekli kalma niyetiyle oturulan yer“ olarak tanımlamaktadır. Kanım-
ca, “sürekli kalma niyetiyle oturma” eylemi “mutad mesken” veya “mutaden
bulunulan yer”
92
kavramına oldukça yakın bir anlam taşımakta ve bu yönde
yorumlanmaya müsait gözükmektedir.
88
Bkz., Z. İmre, (1973) “İkametgah Kavramı ve Buna İlişkin Meseleler”, İHF 50. Yıl
Armağanı, Cumhuriyet Döneminde Hukuk, İstanbul, s. 217-218 (ss. 205-231).
89
HUMK’un 9. maddesinde Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenecek
ikametgaha göre yetkili mahkeme tespit edildiğinden, Yargıtay’ın ikametgah (yer-
leşim yeri) konusundaki yorumu, HUMK’un ilgili hükümlerine de aykırılık teşkil
edecektir.
90
Bkz., Sakmar, 1976, s. 71.
91
Göğer’in devletler özel hukukuna özgü bir ikametgah kavramını öneren görüşleri
için bkz., Göğer, 1969, s. 245-248.
92
“Mutad mesken” veya “mutaden bulunulan yer “ kavramı için bkz., Göğer, 1969, 245-
249; Ekşi, 2000, s. 89-92.
makaleler Bülent ÇİÇEKLİ
257TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Diğer taraftan, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini tespit eder-
ken MÖHUK’un 28. maddesindeki yetki kuralının uygulanması da bazı
sorunların doğmasına sebep olmaktadır. Türk mahkemelerinin 28. madde
çerçevesinde kendilerini milletlerarası yetkili mahkeme olarak görebilmeleri
için ilgili Türk vatandaşının Türkiye’de ikametgah sahibi olmadığına ilişkin
bir tespitte bulunmaları gerekmektedir. İlgili Türk vatandaşının Türkiye’de
ikametgah sahibi olmadığına ilişkin menfi bir tespitin yapılması ise başka
bazı sorunları beraberinde getirmektedir.
Yargıtay’ın konuya yaklaşımı çerçevesinde, bir Türk vatandaşının bi-
zatihi yabancı bir ülkede bulunması, oturuyor veya ikamet ediyor olması,
ilgilinin Türkiye’de nüfusa kayıtlı olması durumunda, onun söz konusu
bu ülkede ikametgah sahibi olduğu sonucunu doğurmayacağına göre, bir
Türk hakimi nasıl bu tür maddi olgulara dayanarak bir Türk vatandaşının
Türkiye’de ikametgah sahibi olmadığı değerlendirmesini yapabilecektir?
28. madde çerçevesinde, Türk hakiminin önüne gelen davada milletlerarası
yetkiye sahip olup olmadığına karar verirken, Türk vatandaşının Türkiye’de
ikametgahının olmadığına ilişkin menfi bir tespit yapması gerekmektedir.
Bunu yaparken de, bu Türk vatandaşının yabancı bir ülkede ikametgah
sahibi olup olmadığına ilişkin bir araştırmada bulunması gerekecektir. Türk
hakimi, bir Türk vatandaşının Türkiye’de ikametgahı olmadığına ilişkin
bir tespiti, ancak bu Türk vatandaşının başka bir ülkede ikametgah sahibi
olduğuna ilişkin bir veriye dayandırarak yapabilir. Türk hakimi bu değer-
lendirmeyi yaparken Türk hukukunun (MK) ikametgahı düzenleyen hü-
kümlerini mi esas alacaktır? Diğer bir ifadeyle, Türk vatandaşının, örneğin
Almanya’da ikametgah sahibi olup olmadığını Türk Medeni Kanunu’nun
hükümlerine göre mi belirleyecektir? Yoksa kanunlar ihtilafı alanında ol-
duğu gibi, ikametgahı söz konusu olan yabancı devletin hukukuna göre
mi tespit edecektir?
93
93
AB hukukunda özel hukukta adli işbirliği alanında hükümler içeren Brüksel (I) Tü-
züğü, üye devletler arasında mahkemelerin milletlerarası yetkisi ile ilgili benzer bir
sorunu şu şekilde çözmüştür: Brüksel Sözleşmesi, bir taraftan üye devletlerde genel
yetki kuralı olarak davalının ikametgahının esas alınacağını bildirirken (m. 2), diğer
taraftan ikametgahın nasıl tespit edileceğine ilişkin bir hüküm de içermektedir (m.
59). Bu maddeye göre, “İlgilinin davaya bakan mahkemenin bulunduğu yerde ika-
metgah sahibi olup olmadığını belirlemek için mahkeme kendi hukukunu uygular.
Eğer ilgili davaya bakan mahkemenin bulunduğu üye devlette ikametgah sahibi
değilse, bu takdirde diğer bir üye devlette ikametgah sahibi olup olmadığını, mah-
keme, diğer üye devletin hukukunu uygulayarak tespit edecektir.”; bkz., “Hukuki
ve Ticari Konularda Mahkemelerin Milletlerarası Yetkisi ve Mahkeme Kararlarının
Tanınması ve Tenfizine İlişkin Brüksel Tüzüğü (1 Mart 2002 tarihinde 1968 tarihli
Brüksel Sözleşmesi’nin yerine yürürlüğe girmiştir (44/2001 sayılı Konsey Tüzüğü
için bkz., OJ [2001] L 12/1).
Bülent ÇİÇEKLİ makaleler
258 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Yargıtay’ın Türk vatandaşının nüfus kütüğüne kayıtlı olduğu yerin
ikametgah sayılacağı yönündeki kararları çerçevesinde, 28. maddenin
uygulama kabiliyetini kaybettiği söylenebilir. 28. maddenin Türk vatan-
daşlarının kişi halleriyle ilgili davalarda yabancı mahkemelerin de yetkili
olduğunu teyit etme fonksiyonunun ötesinde, Türk mahkemelerinin mil-
letlerarası yetkisinin tesisi amacıyla kullanılması her halükarda problemli
gözükmektedir.
KAYNAKÇA
AYBAY, R & E. Dardağan (2001) Yasaların Uluslararası Düzeyde Çatışması (Ka-
nunlar İhtilafı), İstanbul, Aybay Yayınları, Yayın No. 37, Hukuk Dizisi.
20.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Dış İlişkiler ve Yurtdışı İşçi Hizmetleri
Genel Müdürlüğü) (2002) 2000-2001 Raporu: Yurtdışındaki Vatandaşlarımıza
İlişkin Gelişme ve Sayısal Bilgiler, Yayın No. 110.
ÇELİKEL, A. (1997) Milletlerarası Özel Hukuk: Genel Kurallar-Milletlerarası Özel
Hukuk-Milletlerarası Usûl Hukuku, İstanbul, Beta.
ÇELİKEL, A. & E. Nomer (2001) Devletler Hususi Hukuku: Örnek Olaylar - Mah-
keme Kararları, 7. Baskı, İstanbul, Beta.
EKŞİ, N. (2000) Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi, İstanbul, Beta.
GENÇCAN, Ö.U. (2000) Öğreti ve Uygulamada Boşanma, Tazminat-Nafaka, Bilimsel
Açıklama, İçtihatlar ve İlgili Mevzuat, Ankara.
GÖĞER, E. (1969) “Devletler Hususi Hukuku Yönünden İkametgah”, Ankara
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (AÜHFD) C. 26, Yıl. 1969, s. 237-252.
GÜRZUMAR, A. (1994) “Türk Devletler Özel Hukuku Açısından Boşanma
Davalarında Kamu Düzeninin Etkileri”, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası
Özel Hukuk Bülteni (MHB) Yıl. 14, Sayı. 1-2, s. 21-54.
İMRE, Z. (1973) “İkametgah Kavramı ve Buna İlişkin Meseleler”, İHF 50. Yıl
Armağanı Cumhuriyet Döneminde Hukuk, İstanbul, s. 205-231.
KURU, B. & R. Arslan & E. Yılmaz (2003) Medeni Usûl Hukuku, Ders Kitabı,
Ankara (Genişletilmiş 14. Bası) Ankara, Yetkin Yayınları.
NOMER, E. (1983), “Türklerin Kişi Hallerine İlişkin İhtilafları ve Türk Mah-
kemelerinin Münhasır Yetkisi”, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel
Hukuk Bülteni (MHB) Sayı. 1, Yıl. 3, s. 11-14.
makaleler Bülent ÇİÇEKLİ
259TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
NOMER, E. (2002) Devletler Hususi Hukuku: Genel Prensipler-Uygulama-Mil-
letlerarası Usûl Hukuku-Yabancı Kararların Tanınması ve Tenfizi, (11. Bası),
İstanbul, Beta.
RUHİ, A. C. (2003a) Boşanma İle İlgili Yabancı Mahkeme İlamlarının Türkiye’de
Tanınması ve Tenfizi, Ankara, Seçkin.
RUHİ, A. C. (2003b) Gerekçeli-Açıklamalı-Yargıtay İçtihatlı Milletlerarası Özel
Hukuk ve Usûl Hukuku Hakkında Kanun, Ankara: Seçkin.
TİRYAKİOĞLU, B. (1996) Yabancı Boşanma Kararlarının Türkiye’de Tanınması
ve Tenfizi, Ankara.
SAKMAR, A. (1976) Devletler Hususi Hukukunda Boşanma, İstanbul Üniversitesi
Yayınlarından No. 2163, Hukuk Fakültesi No. 480, İstanbul, Fakülteler
Matbaası.
SAKMAR, A. (1990) “Le Nouveau Droit International Privé Turc”, 223 IV
Recueil Des Cours.
ÜSTÜNDAĞ, S. (1997) Medeni Yargılama Hukuku, Cilt I-II, (Gözden geçirilmiş
ve yenilenmiş 6. bası) İstanbul, Alfa Yayınları.
YALÇINKAYA, N. & Ş. Kaleli (1987) Boşanma Hukuku, Cilt II, Ankara.
YALÇINKAYA, N. & Ş. Kaleli (1988) Yeni Boşanma Hukuku, II. C, Ankara.