332 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Arzu KÜÇÜKYALÇIN
BRÜKSEL I. TÜZÜĞÜ’NDE
TÜKETİCİ AKİTLERİNE İLİŞKİN
MİLLETLERARASI YETKİ KURALLARI
Av. Arzu KÜÇÜKYALÇIN*
ÇALIŞMA PLANI
Çalışmamızın konusunu, Brüksel I. Tüzüğü’nde Tüketici Akitleri Açı-
sından Milletlerarası Yetki Kuralları’nın incelenmesini oluşturmaktadır.
Konumuzu açık ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymak amacıyla, “giriş
bölümü”nde Milletlerarası usül hukukunda “milletlerarası yetki” kavramı
hakkında kavram ve kapsamı itibariyle bilgi vermeyi, ardından 1968 tarihli
Brüksel Konvansiyonu ve Brüksel I. Tüzüğü’nün oluşturulmaları, yürür-
lüğe girmeleri, sistematikleri, kapsamları, uygulama alanları, amaçları,
Konvansiyon’un söz konusu Tüzük haline dönüştürülmesinin nedenleri
üzerinde durmayı uygun görmekteyiz. Birinci bölümde, 1968 tarihli Brüksel
Konvansiyonu ve Brüksel I. Tüzüğü ile, tüketici akitleri açısından getiril-
miş bulunan milletlerarası yetki kurallarının düzenleniş amaçları, yarattığı
hukuki sonuçlar ve bu sonuçların ilgili menfaat grupları üzerindeki etkileri
üzerinde durmayı uygun görmekteyiz. İkinci ve son bölümde ise, Brüksel
I. Tüzüğü’nün düzenlediği tüketici akitleri açısından milletlerarası yetki
kuralları ile Türk milletlerarası özel hukukunda tüketici akitleri açısından
getirilmiş bulunan milletlerarası yetki kuralları birlikte ele alınacaktır.
Sonuç bölümünde ise, çalışma konumuz hakkında incelememiz sonucu
vardığımız kanaatlerimize yer vermekteyiz.
GİRİŞ
I. Milletlerarası Yetki
A. Kavram
Yabancı unsurlu olaylarda belirli bir devletin mahkemelerinin yetkili
olup olmadıkları “milletlerarası yetki”
1
kavramı ile ifade edilir. Milletlerarası
*
Ankara Barosu üyesi.
1
“Milletlerarası yetki” kavramının yerine, “uluslararası yetki” (Nomer, E., Devletler Hu-
susi Hukuku, İstanbul 2002, s. 333 (DHH)), “dış yetki” (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri
Usulü, C. I, İstanbul 1990, s. 261 (HMU) kavramları da kullanılmaktadır.
TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 333
dosya TÜKETİCİ HAKLARI
yetki kavramı, “ülke içi yetki” (iç yetki) kavramının karşılığı olarak kulla-
nılmaktadır.
2
Zira, aynı usül hukuku ve aynı maddi hukuku uygulayan ve
kararları ülkenin her yerinde aynı uygulanma gücüne sahip mahkemeler
arasındaki yetki ilişkisini düzenleyen ülke içi yetki kurallarının
3
temelin-
de yatan menfaat, milletlerarası yetkide esas alınacak menfaatten, karışık
ve çeşitli olması nedeniyle, farklıdır.
4
Milletlerarası yetki ile bir devletin
mahkemelerinin yetkili olduğu tespit edildikten sonra, o devletteki hangi
yer mahkemesinin yetkili olduğu ülke içi yetki kurallarıyla tayin edilir:
5
Milletlerarası yetki kavramının iki yönlü bir kavram olduğu ileri sürüle-
rek
6
bir taraftan yabancı unsurlu olaylarda, devletin kendi mahkemeleri-
nin yargısal faaliyette bulunabilme yetkisine sahip olup olmadıkları veya
hangi şartlar altında bu yetkiye sahip oldukları; diğer taraftan yabancı bir
devlete ait mahkemelerin yabancı unsurlu bir olayda gösterdikleri yargı
faaliyetinin, bütünüyle iç hukuk açısından, ülke içinde bir etkiye sahip
olup olamayacağı veya hangi şartlarla böyle bir etkiye sahip olabileceğini
belirlediği ifade edilmektedir.
B. Kapsam
Milletlerarası yetki kavramı, temelini devletler hukukunun oluştur-
duğu birleştirilmiş bir devletler üstü yetki sistemi varmış izlenimi vermesi
açısından yanıltıcıdır.
7
Kural olarak milletlerarası yetki, kaynağı itibariyle
millidir. Milletlerarası yetki kaynağını, eğer milletlerarası bir sözleşme söz
konusu değilse, sadece “milli hukuk düzenini” oluşturur.
8
Çünkü bu konuda
“milletlerarası” bir yetki sistemi mevcut değildir.
9
Buradaki “milletlerarası”
deyimi. Geleneksel olarak bütün hukuk sistemlerinde yabancı unsurlu özel
hukuk ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların görülebilmesi ve onların ülke
2
Kuru, HMU, s. 398.
3
Burada kullanılan “ülke içi yetki kuralı” deyiminin “mahalli yetki” olarak kullanıl-
masının gerektiği konusunda bkz., Ekşi, N., Türk Mahkemeleri’nin Milletlerarası Yetkisi,
İstanbul 2000, s. 17 vd.
4
Nomer, E., “Devletler Hususi Hukuku’nda Milletlerarası Yetki Mefhumu” İHFM
1974, C. XL, s. 1-4, s. 414.
5
Çelikel, A., Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul 2000, s. 321 (MÖH); Nomer, DHH, s. 333.
6
Nomer, DHH, s. 333.
7
Nomer, E., Milletlerarası Yetki Mefhumu, s. 394; Nomer, DHH, s. 333 - 334; Çelikel,
MÖH, s. 321.
8
Örneğin; Uluslararası Hava Taşımaları’na İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi
Hakkında Antlaşma m. 28 (RG 3.12.1977 - 16128¸ Küçüklerin Korunması Konu-
sunda Makamların Yetkisine ve Uygulanacak Kanuna Dair Antlaşma m. 1 (RG
2.2.1983-171966); Uluslararası Demiryolu Taşımaları’na İlişkin Antlaşma Ek A m. 52
(RG.1.6.1985-18771).
9
Nomer, DHH, s. 35.
334 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Arzu KÜÇÜKYALÇIN
içi yetki kurallarından farklı olduğunun ifadesi için kullanılmaktadır.
10
Bir
başka ifadeyle, milletlerarası yetki, kaynağı açısından değil konusunu oluş-
turan hukuki ilişkinin veya bu ilişkinin tarafları itibariyle milletlerarasıdır.
Bunun istisnasını,
11
çalışmamızın konusunu oluşturan Avrupa Topluluk-
ları üyesi devlet mahkemelerinin ticari ve hukuki konularda milletlerarası
yetkisini düzenleyen kurallar oluşturmaktadır.
II. Ticari ve Hukuki Konularda Mahkemelerin Milletlerarası
Yetkisi ve Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi
Hakkında 1968 Tarihli Brüksel Konvansiyonu
Ticari ve Hukuki Konularda Mahkemelerin Milletlerarası Yetkisi ve
Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında 1968 Tarihli Brüksel
Konvansiyonu
12
(Konvansiyon), Avrupa Toplulukları üye devletlerinin hu-
kuklarının birleştirilmesi ve uyumlaştırılması çalışmalarının milletlerarası
usül hukuku alanındaki ilk kapsamlı düzenlemedir.
Konvansiyon ile ilgili çalışmalar, 1960 yılında Daimi Temsilciler Ko-
mitesi’nin (Committee of Permanent Representatives) kararı ile başlamış,
1964 yılında Konvansiyon taslağı tamamlanmış, 27 Eylül 1968 tarihinde
nihai halini alarak Avrupa Toplulukları’nın altı kurucu üye ülkesi tara-
fından imzalanmış ve 1973 yılında yürürlüğe girmiştir.
13
Konvansiyon’un
imzalanmasının ardından, Avrupa Toplulukları’na yeni üyelerin girmesi
nedeniyle Konvansiyon, dört katılma konvansiyonu (accession conventi-
on)
14
ile değişikliğe uğramış ve bu değişikliklerin sonucunda ortaya çıkan
Brüksel Konvansiyonu’nun beş adet versiyonu birleştirilip uyumlaştırılarak
(konsolide edilerek) tek bir metin
15
haline getirilmiştir.
16
10
Çelikel, MÖH, s. 322.
11
Ekşi, s. 18.
12
Convenion on Jurisdiction and the Enforcement of Judgments in Civil and Commercial Matters:
OJ L 304 -30.10.1978, s. 36–54; Konvansiyon’un Türkçe metni için bkz., Oder, B. Sağ-
bili, Md., “Medeni ve Ticari Hukuk Davaları’nda Yargı Yetkisi ve Yargı Kararlarının
Tenfizine Dair Antlaşma”, MHB 1991, s. 1-2, s. 73-100.
13
Tekinalp, G., “Avrupa Miletlerarası Medeni Usül Hukuku ve Heidelberg Sempoz-
yumu”, MHB 1990, s. 1 - 2, s. 180; Sakmar, A., “Avrupa Ekonomik Topluluğu’na Üye
Devletlerden Birinde Verilen Mahkeme Kararının Diğer Üye Devletlerde Tanınması
ve Tenfizi”, Birinci Avrupa Hukuku Haftası, İstanbul 1979, s. 89.
14
Söz konusu katılma konvansiyonları şunlardır: 1. Convention of Accession of 9
October 1978 of the Kingdom of Denmark, of Ireland and of the United Kingdom
of Great Britain and Northern Ireland: OJ L 304 - 30.10.1978, s. 1–102; 2. Convention
of Accession of the Hellenic Republic: OJ L 388 - 31.12.1982, s. 1-36; 3. Convention
on the Accession of the Kingdom of Spain and the Portuguese Republic: OJ L 285 -
3.10.1989, s. 1-98; 4. Convention on the Accession of Republic of Austria, the Republic
of Finland and the Kingdom of Sweden. OJ C 15 - 15.1.1997, s. 1–9, to the Convention
TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 335
dosya TÜKETİCİ HAKLARI
Konvansiyon ile Avrupa Toplulukları üyelerinin milletlerarası yetki
kuralları birleştirilmiştir. Konvansiyon’un kapsamına giren davalarda üye
devletlerin mahkemeleri, milletlerarası yetkilerini kendi iç hukuklarına göre
değil, Konvansiyon’da yer alan milletlerarası yetki kurallarına göre belirle-
yeceklerdir. Topluluk üye devlet mahkemeleri, Brüksel Konvansiyonu’nun
yorumu konusunda karşılaşacakları problemlerin çözümü için Avrupa
Toplulukları Adalet Divanı’na başvurma olanağına sahiptirler. Zira, Kon-
vansiyon’un yorumu konusunda, 1 Eylül 1975 tarihinde yürürlüğe giren
bir protokol
17
ile Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’na yetki verilmiştir.
Brüksel Konvansiyonu, kural olarak yalnızca üye devletler arasında
uygulanır. Ancak, Avrupa Toplulukları’nı, EFTA (European Free Trade
Area)
18
ülkeleriyle yakın bir ticari ilişkiye sokan çok sayıda serbest tica-
ret antlaşmalarının varlığı
19
ve bu antlaşmalardan doğan uyuşmazlıklar
hakkında verilen mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizini zorlayan
engellerin kaldırılması ihtiyacı nedeniyle iki Topluluk arasında görüşme-
ler yapılmıştır. Bu görüşmeler sonucunda, Avrupa Toplulukları ile EFTA
ülkeleri arasında Lugano Konvansiyonu
20
imzalanmış ve bu suretle EFTA
ülkeleri Brüksel Konvansiyonu’na taraf olmuşlardır. Lugano Konvansiyo-
nu, Brüksel Konvansiyonu’nda yer alan hükümlerin bir tekrarı niteliğinde
olduğundan “Paralel Konvansiyon” olarak da adlandırılmaktadır.
21
Ancak
Brüksel Konvansiyonu’ndan farklı olarak, Avrupa Toplulukları Adalet Di-
vanı’nın Lugano Konvansiyonu hükümlerini ön sorun (preliminary ruling)
yoluyla yorumlama yetkisi, EFTA ülkelerinin bu yetkiyi kabul etmemeleri
nedeniyle, mevcut değildir.
22
on Jurisdiction and Enforcement of Judgments in Civil and Commercial Matters and
to the Protocol on its Interpretation by the Court of Justice.
15
Consolidated and updated version of Brussels Convention: OJ C 189-28.7.1990, s.
1-122.
16
Sakmar, A., - Ekşi, N., “Hukuki ve Ticari Konularda Mahkemelerin Milletlerarası
Yetkisi ve Mahkeme Kararlarının Tanınması Tenfizi Hakkında AB Konsey Tüzüğü,
Ergin Nomer’e Armağan”, MHB Yıl 22, 2002, s. 724 - 726, (AB Tenfiz Tüzüğü).
17
Protocol Concerning the Interpretation by the Court of Justice of the Convention of
September 27, 1968 on Jurisdiction and the Enforcement of Civil and Commercial
Judgments: OJ L 204-1975 s. 27, OJ L 304 -30.10.1978, s. 51-52, OJ L 388-1982, s. 3, OJ L
285-1989, s. 1; Protokolün Türkçe metni için bkz., Oder, Sağbili, “27 Eylül 1968 Tarıhli
Medeni ve Ticari Hukuk Davaları’nda Yargı Yetkisi ve Yargı Kararları’nın Tenfizine
Dair Antlaşmanın Avrupa Topluluğu Adalet Divanı Tarafından Yorumlamasına
İlişkin Protokol”, MHB 1991, s. 1-2, s. 97 - 100.
18
EFTA, 1959 yılında Stockholm Antlaşması’na dayanılarak kurulan ve topluluğa üye
ülkeler arasında serbest bir ticaret sahası oluşturan ekonomik bir örgütlenmedir.
EFTA’nın günümüzdeki üyeleri İzlanda Cumhuriyeti, Liechtenstein Prensliği, İsviçre
Konfederasyonu ve Norveç Krallığı’dır.
19
Bu antlaşmalar hakkında ayrıntılı bilgi için bkz., Karluk, R., Avrupa Birliği ve Türkiye,
İstanbul 2000, s. 246 vd.
336 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Arzu KÜÇÜKYALÇIN
Brüksel Konvansiyonu’nun en önemli özelliği, yürürlüğe girmesiyle,
Konvansiyon’daki kuralların, üye ülkelerin milletlerarası usül hukukla-
rında yer alan milletlerarası yetki kuralları ile ikame edilmiş olmasıdır.
23
Ancak bu ikame, sadece Konvansiyon’a taraf olan üye devletler arasında ve
Konvansiyon’un uygulama alanına giren konularda hukuki anlamda söz
konusudur. Konvansiyon’a taraf olmayan diğer bir deyişle üçüncü ülkelere
karşı ise, üye ülkelerin her birinin milli mevzuatlarındaki milletlerarası
yetkiye ilişkin hükümler uygulanmaya devam edecektir.
24
Brüksel Konvansiyonu; bir başlangıç, sekiz ayrı kısım halinde düzen-
lenen 68 madde, bir protokol ve bir ortak deklarasyondan oluşmaktadır.
Birinci kısımda (m. 1) Konvansiyon’un uygulama alanı, ikinci kısımda
(m. 2-24) milletlerarası yetki, üçüncü kısımda (m. 25-49) tanıma ve tenfiz,
dördüncü kısımda (m. 50-51) resmi belgeler ve mahkeme önünde yapılan
sulhler, beşinci kısımda (m. 52-53) genel hükümler, altıncı kısımda (m. 54)
intikal hükümleri, yedinci kısımda (m. 55-59) diğer konvansiyonlarla olan
ilişkiler, ve sekizinci kısımda (m. 60-68) nihai hükümler yer almaktadır.
III. Hukuki ve Ticari Konularda Mahkemelerin Milletlerarası
Yetkisi ve Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi
Hakkındaki Avrupa Birliği Konsey Tüzüğü
(EC No 44/2001) - Brüksel I. Tüzüğü
Brüksel Konvansiyonu, Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu kuran Roma
Antlaşması’nın 220. maddesine
25
istinaden yapılmıştır. Maastricht Antlaş-
ması’na kadar olan süreçte, 220. madde, Avrupa Toplulukları üye ülkeleri
arasında devletler özel hukuku alanında yapılan çalışmaların hukuki da-
yanağını oluşturmuş ve bu nedenle Brüksel Konvansiyonu, Avrupa Top-
lulukları Hukuku’nun kaynakları arasında kabul edilmektedir.
26
Ancak, bir
20
Convention on Jurisdiction and the Enforcement of Judgments in Civil and Commer-
cial Matters done at Lugano on 16 September 1988: OJ L 319-25.11.1988, s. 9-33.
21
Tekinalp, Avrupa Milletlerarası Medeni Usül Hukuku, s. 181; Sakmar, A. - Ekşi, N.,
AB Tenfiz Tüzüğü, s. 726 - 727; Ekşi, s. 18-19, dipnot 75.
22
Sakmar - Ekşi, AB Tenfiz Tüzüğü, s. 727.
23
Ekşi, s. 42.
24
Sakmar - Ekşi, AB Tenfiz Tüzüğü, s. 726.
25
AET’yi kuran Roma Antlaşması’nın 220. maddesinde, üye devletlerin kendi vatan-
daşlarının yararını korumak düşüncesiyle gerekli olduğu durumlarda, vatandaşların
haklarının korunması, çifte vergilendirmenin kaldırılması, şirketlerin tanınması, mah-
keme kararlarının tanınması ve tenfizi konularında konvansiyonlar yapabilecekleri
hüküm altına alınmıştı. Bu maddenin Amsterdam Antlaşması ile değiştirilmiş metni
olan yeni 293. maddede, yine aynı amaçla, üye devletlerin birbirleriyle müzakere
yapabilecekleri belirtilmiştir.
26
Sakmar - Ekşi, AB Tenfiz Tüzüğü, s. 732.
TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 337
dosya TÜKETİCİ HAKLARI
görüşe göre,
27
Brüksel Konvansiyonu, Topluluk organlarından birinin bir
işlemi sonucu olarak değil, Topluluk üyesi devletlerin çalışmaları sonucu
olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle de, Brüksel Konvansiyonu, Topluluk hu-
kuku ile çok yakın bir irtibat halinde olmasına rağmen, Avrupa Toplulukları
hukuku işlemlerinden farklı olarak, üye devletler açısından kendiliğinden
uygulanma imkanı bulmayacaktır. Roma Antlaşması’nın 220. maddesinin,
devletler özel hukuku alanında yapılacak uyumlaştırma çalışmalarının
Topluluk kurumları tarafından yapılan işlemlerle (tüzük, direktif şeklin-
de) ortaya konulmasına izin vermemesi nedeniyle, Maastricht Antlaşması
K. 1/6 maddesi ile “özel hukuk konularında hukuki işbirliğini” düzenlemiş-
tir. Böylece, Roma Antlaşması’nın 220. maddesinin aksine, Topluluğun bir
kurumu olan Konsey, özel hukuk alanında işbirliğini sağlamak amacıyla,
konvansiyon tasarısı hazırlama yetkisini elde etmiştir. Amsterdam Ant-
laşması, Maastricht Antlaşması’ndan daha da ileri giderek, 65. maddesi
(eski 73. madde) ile “özel hukuk alanında işbirliğine” daha somut bir anlam
kazandırmış ve söz konusu işbirliğinin tüzük ya da yönergelerle yapılıp
yapılamayacağı konusunu açık bırakmıştır. Antlaşma’da bu konuda bir
açıklığın bırakılması, üye devletlere hareket serbestliği sağlanması gereği
duyulduğu alanlarda yönergelerle; böyle bir gereksinim olmadığı takdirde
tüzükle işbirliğinin gerçekleştirilmesi açısından isabetli kabul edilmekte-
dir.
28
Roma Antlaşması’nın uyumlaştırma konusundaki katı düzenlemesi,
Amsterdam Antlaşması ile ortadan kaldırılarak, üye devletlerin özel hu-
kuk alanında işbirliği yapmalarının Konsey tarafından teşviki ve Topluluk
Kurumları’nın devletler özel hukuku alanında işbirliği konusunda, esnek
bir şekilde, gerektiğinde yasal düzenleme yapabilmelerini mümkün kılın-
mıştır.
29
Böylece Amsterdam Antlaşması’ndan sonra, devletler özel hukuku
alanındaki uyumlaştırma çalışmaları genellikle tüzük şeklinde yapılmış;
hatta, daha da ileri gidilerek önceden konvansiyon olarak düzenlenmiş ve
uygulanmakta olan metinler, tüzük haline dönüştürülmüştür.
Brüksel Konvansiyonu, 22 Aralık 2000 tarihinde Avrupa Birliği Konseyi
(Konsey) tarafından Avrupa Topluluğu Kurucu Antlaşması’nın
30
61(c) ve
67(1) maddelerinde öngörülen Avrupa Birliği Komisyonu’nun,
31
Parlamen-
tosu’nun ve Ekonomik ve Sosyal Komitesi’nin
32
görüşlerini dikkate alma
27
Sakmar - Ekşi, AB Tenfiz Tüzüğü, s. 732, dipnot 44.
28
Sakmar - Ekşi, AB Tenfiz Tüzüğü, s. 734 - 735.
29
Harris, J., The Brussels Regulation, Civil Justice Quarterly, Vol. 20, July, 2001, s. 219.
30
Treaty on European Union (Consolidated Version 1997), OJ C 340-10.11.1997, s. 200 vd.
31
1999/C 376 E/01 Proposal for a Council Regulation (EC) on Jurisdiction and the
Recognition and Enforcement of Judgments in Civil and Commercial Matters: OJ C
376 28.12.1999, s. 10.
32
2000/C 117/02 Opinion of the Economic and Social Committee on Proposal for a
Council Regulation (EC) on Jurisdiction and the Recognition and Enforcement of
338 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Arzu KÜÇÜKYALÇIN
koşulu yerine getirilerek “tüzük” haline dönüştürülmüş ve Hukuki ve Ticari
Konularda Mahkemelerin Milletlerarası Yetkisi ve Mahkeme Kararlarının
Tanınması Tenfizi Hakkındaki Konsey Tüzük’ü (EC No 44/2001) şeklin-
de Avrupa Topluluğu Resmi Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
33
Tüzük, 1 Mart
2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
34
Tüzük, bir başlangıç, 76 madde ve 6
ekten oluşmaktadır. Tüzük’ün uygulama alanına ticari ve hukuki konular
girmekle birlikte, idare ve vergi konuları kapsam dışı bırakılmıştır. Üye
devletlerin mahkemelerinin ticari ve hukuki konularla ilgili milletlerarası
yetkisi ve üye devlet mahkemelerinden verilen kararların diğer üye dev-
letlerde tanınması ve tenfizi hakkında düzenlemeler getirilmiştir.
Tüzük’ün m. 68 (1) hükmüne göre, bu Tüzük’ün hükümleri, Brüksel
Konvansiyonu hükümlerinin yerini almış ve Konvansiyonu hükümsüz kıl-
mıştır. Yine, Tüzük’ün anılan maddesinin 2. fıkrası, üye devletlerin mevzu-
atlarında Brüksel Konvansiyonu’na yapılan atıfların Tüzük’e yapılmış kabul
edileceğini hüküm altına almıştır. Tüzük’ün m. 66/1, 2 (a) ve (b) hükmü
ise, bir intikal hükmü niteliğinde olup, Tüzük’ün yürürlüğe girmesinden
önce açılmış olan davalar üzerindeki etkisini düzenlemektedir.
Konsey tarafından hazırlanan söz konusu Tüzük, genel niteliklidir
35
ve
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üye devletler açısından bağlayıcı olup
üye devletlerin başka bir işlem yapmasına gerek olmaksızın sonuçlarını
doğrudan
36
doğurmaya başlamıştır. Tüzük, m. 1 (3) hükmü uyarınca, Av-
rupa Birliği üyesi ülkelerden sadece Danimarka açısından uygulanmaya-
caktır. Çünkü, Danimarka, Maastricht ve Amsterdam Antlaşması’na Ek 5
No’lu Protokol’ün
37
1 ve 2. maddelerinde ve ayrıca Avrupa Topluluğu’nu
Kurucu Antlaşma’da
38
belirtildiği üzere Tüzük’ü uygulamayacaktır.
39
Bu
Judgments in Civil and Commercial Matters: OJ C 117 - 26.4.2000, s. 6 - 11.
33
Council Regulation EC No 44/2001 of December 2000 onJurisdiction and the Recog-
nition and Enforcement of the Judgments in Civil and Commercial Matters: OJ L 12
- 16.01.2001, s. 1-23.
34
Brüksel I. Tüzüğü m.76.
35
Avrupa Topluluğu Kurucu Antlaşması’nın (eski 189. m.) 249. m.’ye göre (OJ C 340
- 10.11.1997, s. 279.), tüzükler, genel olarak uygulanırlar. Tekinalp, Ü. - Tekinalp, G.,
Avrupa Birliği Hukuku, İstanbul 2000, s. 71.
36
Avrupa Topluluğu’nun Kurucu Antlaşması’nın (eski m.189) 246. m.’ye göre (OJ C 340
- 10.11.1997, s. 278.), tüzükler, doğrudan uygulanma niteliğine haizdirler. Tüzüklerin
yürürlüğe girmesiyle, üye devletlerin tüzükleri milli mevzuatlarına aktarmalarına ve
bunları onaylamalarına gerek yoktur. Zira, üye devletlerin tüzükleri uygulamaları
zorunlu olup tüzüklerde değişiklik yapma yetkileri yoktur. Tüzükler, üye devletlerde
yerleşik veya üye devletlerin taabiyetinde bulunan gerçek ve tüzel kişiler ile bütün
daire ve kuruluşlar ve Topluluk’taki bütün organ, kurum ve yetkililer için geçerlidir.
Tekinalp - Tekinalp, s. 71.
37
Protocol on the Position of Denmark: OJ C 340 - 10.11.1997.
38
Treaty establishing the European Community: OJ C 224 - 31.08.1992.
TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 339
dosya TÜKETİCİ HAKLARI
durumun sonucu olarak, Danimarka ile diğer üye devletler arasında Brük-
sel Konvansiyonu ve Konvansiyon’un Avrupa Toplulukları Adalet Divanı
tarafından yorumlanmasına ilişkin Protokol uygulanmaya devam edecek-
tir.
40
Bu durumda, sayıca üye devletlerin kaçına uygulanma anlamında
şöyle bir benzetme yapılmıştır ki, buna göre, Brüksel I. Tüzüğü, Brüksel
ve Lugano Konvansiyonları arasında, en az sayıda üye devlete uygulanma
anlamında, “en küçük halka”; Lugano Konvansiyonu ise, “en büyük halka”
kabul edilmektedir.
41
BİRİNCİ BÖLÜM
BRÜKSEL I TÜZÜĞÜ’NDE TÜKETİCİ AKİTLERİNE ÖZGÜ
MİLLETLERARASI YETKİ KURALLARI
I. Brüksel Konvansiyonu’nda Milletlerarası Yetki Kuralları
A. Genel Olarak
Brüksel Konvansiyonu’nun esasen iki amacı bulunmaktadır. Bunlar-
dan ilki, Avrupa Birliği üyesi devletlerin mahkemelerinin, üye devletler
arasında, ticari ve hukuki konularda milletlerarası yetkilerini belirleyen
ortak kuralların getirilmesi; diğeri ise, üye devletlerin mahkemelerinin
kararlarının, üye devletler arasında, serbest dolaşımının sağlanmasıdır.
42
Çalışmamızın giriş bölümünde, milletlerarası yetki kuralının ülke içi
yetki kuralından farklı olduğunu ve çalışma konumuzun milletlerarası
yetkinin, “milletlerarası” deyimini alış nedeninin bir istisnası olduğunu
belirtmiştik.
43
Bu iki saptamayı açıkladığımızda, ilk saptamayı açıklaya-
rak ulaşacağımız sonuç, ikinci saptamamızın nedenini ortaya koyacak ve
açıklıkla gözler önüne serecektir. Milletlerarası yetki kuralı, ülke içi yetki
kuralından farklıdır. Şöyle ki, milletlerarası yetki kuralının tayininde,
mahkemenin taraflara veya üzerinde hükme varılacak maddi ilişkiye yer
itibariyle yakınlığı, milletlerarası yetkili mahkemece verilecek kararın diğer
ülkelerde tenfiz edilip edilemeyeceği, dış karar ahengi, karara konu teşkil
edecek olan hukuki ilişkinin önemi rol oynarken
44
ülke içi yetki kuralının
tayininde, davanın, sebebini teşkil eden hukuki uyuşmazlıkla en yakın
39
Brüksel I. Tüzüğü Başlangıç Hükümleri m. 21, s. 3.
40
Brüksel I. Tüzüğü Başlangıç Hükümleri m. 22, s. 3.
41
Forner, J. J., Special Jurisdiction in Commercial Contracts: From the 1968 Brussels Con-
vention to Brussels One Regulation, International Company and Law Review 2002, s. 1.
42
Sakmar – Ekşi, AB Tenfiz Tüzüğü, s. 723-724.
43
Bkz., YUK. s. 2-3.
44
Üstündağ, S., Medeni Yargılama Hukuku (Yerel Mahkemelerde Yargılama, Kanun Yolları
ve Tahkim), İstanbul 1997, s. 194.
340 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Arzu KÜÇÜKYALÇIN
ilişkiye sahip olması rol oynamaktadır.
45
Dolayısıyla, milletlerarası yetki-
nin taraflar arasında uygulanacak maddi hukuktan usül hukukuna kadar
her alanda etkili olması, milletlerarası yetkinin ülke içi yetkiden farklı ve
kendine ait özellikleri olan “bağımsız milletlerarası yetki kuralları sistemi”
içinde belirlenmesine neden olmuştur. Avrupa Toplulukları üyesi ülkeler,
Brüksel Konvansiyonu’na taraf olarak, bağımsız yetki kuralları sistemini
benimsemiş bulunmaktadır.
46
Yani, Avrupa Toplulukları üyesi ülkeler,
Brüksel Konvansiyonu aracılığıyla, milletlerarası yetki kurallarını ülke içi
yetki kuralından ayrı olarak düzenlemişlerdir. Bu duruma paralel olarak
da, Avrupa Toplulukları üyesi ülkelerin mahkemelerinin milletlerarası yetki
kurallarının Konvansiyon yoluyla ortak hale getirilmesi, Avrupa Toplu-
lukları üyesi ülkelerin kendi aralarında uygulayacakları milletlerarası yetki
kurallarının kaynağı itibariyle “milletlerarası” olduğunu ve bu nedenle, “mil-
letlerarası yetki kuralının milliliği” kuralının istisnasını oluşturmaktadır.
Konvansiyon’un ikinci bölümünde 2-24. maddeleri arasında milletlera-
rası yetki kuralları, 13-15. maddeleri arasında ise tüketici akitleri açısından
öngörülmüş özel yetki kuralları düzenlenmiştir.
B. Genel Yetki Kuralları
Brüksel Konvansiyonu’nda, genel yetki kuralı, Konvansiyon’un 2.
maddesinde “davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi” olarak dü-
zenlenmiştir.
47
Anılan maddeye göre: “Herhangi bir akid devlette ikamet eden
kişiler, vatandaşlıkları dikkate alınmaksızın, bu akid devletin mahkemelerinde bu
Konvansiyon’un hükümleri uyarınca dava edilebilirler.
İkamet ettikleri devletin vatandaşı olmayan kişiler hakkında bu akid devletin
vatandaşları için geçerli olan yetki kuralları uygulanır.”
Söz konusu genel yetki kuralının oluşturulmasında bağlama konusu
olan “ikametgahın” belirlenmesinin hangi hukuka göre yapılacağı ise, yine
Konvansiyon’un 52 ve 53. maddelerinde hüküm altına alınmıştır.
48
45
Nomer, Milletlerarası Yetki Mefhumu, s. 414.
46
Ekşi, s. 42.
47
Erdem, B. B., Hukuki ve Ticari Konularda Mahkemelerin Yetkisi ve Mahkeme Kararlarının
Tanınması ve Tenfizi Hakkında 1968 Tarihli Brüksel Antlaşması’nın Hükümlerinin Türk
Mahkemeleri’nin Milletlerarası Yetki Kuralları İle Karşılaştırılması, MHB 1997-1998, s.
17-18, s. 186.
48
Konvansiyon’un hazırlık çalışmaları sırasında ikametgah kavramının ortak bir tanı-
mının oluşturulması konusundaki çabaların sonuç vermemesi üzerine, bu kavramın
hangi hukuka göre tayin edileceğine ilişkin bir kanunlar ihtilafı kuralı Konvansiyon’un
metnine dahil edilmiştir. Ekşi, s. 83, dipnot 330.
TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 341
dosya TÜKETİCİ HAKLARI
Konvansiyon, 3. maddesinde, aşırı yetki (exorbitant jurisdiction)
kuralları
49
olarak nitelenen yetki kurallarını öngörmüştür. Bu yetki kural-
ları, Konvansiyon tarafı olan devletlerin kanunlarında bulunan bazı yetki
kurallarıdır ve 3. madde, her bir akid devletin kanunlarında bulunan bu
kuralları teker teker saymıştır.
50
Anılan madde, üye devletlerin hukuk
sistemlerinde yer alan aşırı yetki kurallarının Topluluk üyesi devletlerden
birinde ikametgahı bulunan davalıların taraf olacakları hukuki uyuşmaz-
lıklarda uygulanmasını yasaklamıştır. Brüksel Konvansiyonu, örneğin;
milletlerarası yetkiyi Fransız hukukunda davacının vatandaşlığına, Alman
Hukuku’nda malların bulunduğu yere ve İngiliz hukukunda davalının
İngiltere’de geçici bir süre için olsa dahi bulunmasına bağlayan kuralların
uygulanmasını yasaklamıştır.
Konvansiyon’un 4. maddesinin 2. fıkrasında ise, m. 3’te sayılan akid
devlet kanunlarındaki aşırı yetki kurallarına göre ancak, akid devletlerde
ikamet etmeyen davalıya karşı herhangi bir devlette ikamet eden kişiler
tarafından dava açılabileceği belirtilmiştir.
C. Özel Yetki Kuralları – Tüketici Akitlerine İlişkin
Milletlerarası Özel Yetki Kuralları
Brüksel Konvansiyonu, aşırı yetki kurallarını ortadan kaldırabilmek
amacıyla, her türlü hukuki uyuşmazlık için mahkemelerin milletlerarası
yetkisini sağlayan objektif bağlama noktalarına sahip özel yetki kuralları
getirmiştir.
51
Konvansiyon’un 5. maddesinde, yedi ayrı özel duruma; akte, nafaka-
ya, haksız fiile, cezalandırılması gereken bir fiilden kaynaklanan tazminat
veya eski hale iade taleplerine, şube veya acentaya, “trust”a ve son olarak
yük ve navlun yararına yapılan kurtarma ve yardım hizmetine ilişkin özel
yetki kuralı getirilmiştir. Bu yedi özel durumda, davalının ikametgahının
bulunduğu akid, devletin mahkemelerinin dışında diğer bir akid devletin
mahkemesinde de dava edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Burada
önemle belirtilmesi gereken husus, 5. maddede yer alan “dava edilebilir”
hükmünün, davanın açıldığı özel yetkili mahkemenin bu davayı reddetme
49
Aşırı yetki kuralında esas alınan bağlama noktasının ülkeyle olan ilişkiyi zayıf, geçici,
tesadüfi ölçülere göre tesis etmesi veya herhangi bir bağlantı aramaması, bu yetki
kuralının aşırı olmasına yol açmaktadır. Ekşi, s. 50-59, 78-79; Ekşi, N., Devletler Özel
Hukukunda Aşırı Yetki Kuralları, Selahattin Sulhi Tekinay’ın Hatırasına Armağan,
İstanbul 1999, s. 247-258.
50
Bir görüşe göre bu sayım tahdididir. Bkz., Erdem, s. 187. Diğer bir görüşe göre ise, bu
sayım tahdidi değildir. Bkz., Ekşi, Türk Mahkemeleri’nin Milletlerarası Yetkisi, s. 51.
51
Ekşi, Türk Mahkemeleri’nin Milletlerarası Yetkisi, s. 56.
342 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Arzu KÜÇÜKYALÇIN
yetkisinin bulunmamasıdır. Bu madde ile davacı, davalıya karşı dilerse
genel yetkili mahkeme olan “davalının ikametgahı” mahkemesinde dilerse
de Konvansiyon’un belirlediği bu “özel yetkili” mahkemelerde dava aça-
bilecektir.
52
Konvansiyon’un 6. maddesinde, dava arkadaşlığı, kefalet veya davaya
müdahale talepleri, karşı dava ve gayrimenkul hakkında alacak taleplerine
ilişkin davalardaki yetki kuralları ve 6a maddesinde, bir geminin kullanıl-
ması veya işletilmesinden doğan sorumluluğa ilişkin davalardaki yetki
kuralları; 7-12. maddeleri arasında ise sigorta uyuşmazlıklarına ilişkin
davalarda mahkemelerin yetkisi düzenlenmiştir.
Konvansiyon, tüketici akitlerinden doğan uyuşmazlıklarda mahkeme-
lerin yetkisini 13 ve 14. maddelerinde ve bu akitlere ilişkin yetki sözleşme-
lerini ise 15. maddesinde düzenlemiştir.
Konvansiyon’un 13. maddesi, “tüketici akdinin” tanımını yapmamış-
tır. Ancak, 13. maddenin amaca uygun yorumlanması halinde bir tanıma
ulaşmak mümkündür. 13. madde hükmü şu şekildedir: Bir kişinin mesleki
ve ticari faaliyetleri dışında kalan bir amaçla, aşağıda sayılan konularda
yaptığı sözleşmelerden doğan davalarda yetki 4 ve 5. (5) maddeleri saklı
kalmak kaydıyla bu bölüm hükümleri uyarınca belirlenir:
1. Taşınır eşyaların taksitle satın alınması,
2. Taşınır eşyaların satın alınmasının finansmanına yönelik olduğu açık
olan taksitle geri ödemeli bir ödünç veya kredi konularında veya,
3. Bir hizmetin ifası veya taşınır eşyaların teslimi olan diğer sözleş-
melerde:
a. Tüketicinin ikamet ettiği devlette yapılan açık bir teklif veya reklam
üzerine yapılmışsa,
b. Tüketici, akdin oluşması için gerekli hukuki muameleleri bu devlette
yapmışsa,
Sözleşmenin tüketici olmayan tarafı akid devletlerde ikamet etmiyorsa,
ama bir akid devlette şubesi, acentesi veya bu nitelikte başkaca bir müesse-
sesi varsa, işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklarda şube, acente veya müessesenin
bulunduğu akid devlette ikamet ediyor kabul edilir. Bu bölüm hükümleri
taşıma akitlerinde uygulanmaz.
Konvansiyon, belirgin özellikleri, ticari bir amaçla hareket etmemek ve
bir mal veya hizmeti nihai olarak tüketmek olan; ve bu sebeple kendisin-
52
Erdem, Mahkemelerin Milletlerarası Yetkisi Konusunda Brüksel Antlaşması ve Türk Hukuku,
s. 188.
TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 343
dosya TÜKETİCİ HAKLARI
den daha güçlü konumda olan karşı akid tarafa karşı korunması gereken
zayıf ve tecrübesiz tüketiciyi korumaya yönelik olan bu özel yetki kuralını
getirmiştir. Nitekim Avrupa Toplulukları Adalet Divanı (ATAD) önüne,
Konvansiyon’un 13. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı sorununun
çözümü amacıyla gelen Shearson Lehman Hutton Inc. v. TVB davasında
53
verdiği kararda, 13. maddedeki kuralın getirilmesinde özel amaç olan “tü-
keticinin” belirlenmesi gereğine değinmiş ve bu kuralın özel yetkili kural
olmasının yanında, tüketici menfaatine kamu düzeninden sayılabilecek bir
yetki kuralı olarak anlaşılması gerektiği şeklinde yorumlamıştır. ATAD’a
göre, tüketicinin yararına getirilmiş olan bu yetki kuralının işleyebilmesi
için, ortada, hemen hemen bütün ülkelerin hukuklarının birleştiği ortak
nokta olan, özel ve kişisel ihtiyaçlara yönelik kabul edilen mal ya da hizmet-
lerden yararlanma amacıyla hareket eden bir tüketicinin ve bu çerçevede
kurulmuş olan bir tüketici akdinin olması gereklidir. Ancak, ATAD, söz
konusu davada, doğrudan tüketici ile şirket arasında kurulan bir sözleşme
olmamasından dolayı, burada bir tüketici akdi ve ihtilafından söz edile-
meyeceğini ifade etmiş
54
ve Konvansiyon’un 13. maddesinin uygulamasını
gerektirecek bir tüketici akdinin mevcut olmadığı kararına varmıştır. ATAD,
gerekçelerinden birinde, 13. maddenin getirilme amacının zayıf akid taraf
durumunda olan tüketiciyi koruma amacına hizmet olduğunu belirtmiş ve
bu sebeple Shearson Davası’nda olduğu gibi, akid tarafların eşit konumda
olduğu sözleşmelerde 13. maddeye göre yetkinin tesis edilemeyeceğini
karara bağlamıştır.
55
Konvansiyon’un 4. maddesi, akid devlette ikamet etmeyen davalıya
karşı davanın, Konvansiyon hükümlerince belirlenecek yetkili mahkemede
değil, her bir akid devletin kendi milletlerarası yetki kurallarına göre belir-
lenecek yetkili mahkemede açılabileceğini hüküm altına almıştır. Ancak bu
duruma, 13. maddenin 2. fıkrasında, tüketici lehine istisna getirilmiştir.
56
Buna göre, tüketici ile akdi ilişkiye giren tarafın üye devletlerden birinde
53
C 89/91 Shearson Lehman Hutton Inc. v. TVB (1993) ECR I -181. Dava, merkezi
Münih’te bulunan TVB adlı şirket ile kuruluş yeri New York’da bulunan Shearson
şirketi arasındaki acentelik anlaşmasına aykırılıktan doğmuştur. Shearson şirketinin
Münih’teki temsilciliğinin gazete reklamlarından etkilenen tüketicilerin uğramış ol-
duğu zarar, iki şirket arasında kurulmuş acentelik sözleşmesinin ihlaline neden ol-
muştur. TVB, hem bu sözleşmenin ihlalinden hem de sözleşmenin kuruluş şartlarının
ihlalinden dolayı Shearson şirketini dava etmiştir. Öztekin, G., Tüketici Akitlerinden
Doğan İhtilaflarda Brüksel Konvansiyonu’nun Kabul Ettiği Yetki Kuralına İlişkin İki Avru-
pa Topluluğu Mahkeme Kararı Örneği, Prof. Dr. Erdoğan MOROĞLU’na 65. yaş günü
Armağanı, İstanbul. 1999. s. 977.
54
Davalı şirketin sözleşmeye aykırı fiilinden etkilenen tüketicilerin mevcudiyetinin,
sözleşme ihlalinin sonucu olduğu tespit edilmiştir.
55
Öztekin, Tüketici Akitlerinden Doğan İhtilaflar - Brüksel Konvansiyonu, s. 981.
56
Öztekin, Tüketici Akitlerinden Doğan İhtilaflar - Brüksel Konvansiyonu, s. 977.
344 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Arzu KÜÇÜKYALÇIN
sadece şubesinin, acentesinin veya işyerinin bulunması, ilişkiden doğan
uyuşmazlıklarda, üye devlette ikametgah sahibi sayılması için yeterli
kabul edilmiştir. Nitekim, Brenner and Noller v. Dean Witter Reynolds
davasında,
57
tüketici ihtilaflarına ilişkin olan bu istisna kuralının uygulanıp
uygulanmayacağı sorunu ATAD’nin önüne getirilmiştir. ATAD, davalı ta-
rafın üye devlette ikametgahının bulunmadığını tespit etmiş; ancak davalı
şirketin bir şube, acente veya dalının da yine üye bir devlette ikametgahı-
nın bulunmadığını tespit ederek, Komisyonculuk Sözleşmesi’nin tarafları
(Metzler ve Reynolds şirketleri) arasındaki ihtilaftan davacı tüketicilerin
mağdur olmasının m. 13/2’deki tüketici lehine istisna getiren kuralın, bu
kuralın dar yorumlanması gerektiğinden hareket ederek, milletlerarası
yetkiyi tesis etmeyeceği kararına varmıştır. Bu takdirde, Konvansiyon’un
4. maddesi uyarınca genel yetki tesisi yoluna başvurulabilir. Ancak, bu
halde de, davalı tarafın üye devlette ikameti şartı aranacaktır.
Konvansiyon’un 14. maddesinde, tüketici akitlerinden doğan uyuşmaz-
lıkların hangi yer yetkili mahkemesinde görüleceği açıkça düzenlenmiştir.
Anılan hükme göre, “Bir tüketici akdin diğer tarafına karşı bu tarafın veya
kendisinin ikamet ettiği devletin mahkemelerinde dava açabilir.
Tüketiciye karşı, akdin diğer tarafınca açılacak davalar ise sadece tüketicinin
ikamet ettiği akid devletin mahkemelerinde açılabilir.
Bu hükümler, bu bölüm uyarınca yetkili kılınan bir mahkemede görülen asıl
davaya karşı aynı mahkemede dava açma hakkına halel getirmez.” Bu madde-
den, tüketicinin ikametgahı ya da davalının ikametgahı yer mahkemesinin
tüketicinin seçimine bağlı olarak yetkili olabileceği sonucunu çıkarmak
mümkündür. 14. madde ile getirilen yetki kuralı, bir koruyucu yetki (pro-
tective jurisdiction) kuralıdır. Çünkü, koruyucu yetki, tüketicinin ekono-
mik açıdan ve pazarlık gücü açısından zayıf olduğu noktasından hareket
ederek, tüketici akitlerine ilişkin hukuki uyuşmazlıklarda başvurulacak
milletlerarası yetki kurallarının tüketicinin menfaat uygun biçimde tesisini
amaçlamaktadır. Tüketiciyi koruyan özel yetki kuralları, tüketicinin karşı
akidi dava edebileceği devlet mahkemesinin sayıca fazla olması, buna kar-
şılık tüketicinin, menfaatine en uygun, sınırlı sayıda devlet mahkemesinde
dava edilebilmesi özelliğiyle dikkat çekmektedir. Bu bakımdan, koruyucu
yetki, genellikle birden fazla milletlerarası yetkili mahkemenin tüketicinin
57
C 318/93 Brenner and Noller v. Dean Witter Reynolds (1994) ECR I - 4284. Dava,
Almanya’da ikamet eden iki kişi (Brenner ve Noller) ile New York’da ikamet eden
Reynolds adlı bir broker şirketi arasında geçmektedir. Davacılar (Brenner ve Noller),
Almanya’da ikamet eden ve Reynolds şirketinden bağımsız olarak borsa komisyon-
culuğu yapan Metzler Firması’nın gazete reklamlarından etkilenerek giriştikleri
işlemden dolayı Almanya’da Reynolds şirketi aleyhine dava açmışlardır.
TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 345
dosya TÜKETİCİ HAKLARI
seçimine sunulması (choice of fora) şeklinde tezahür etmektedir. Tüketici
akitlerinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklarda genellikle başvurulan
yetki kıstasları, tüketicinin ikametgahının bulunduğu yer, tüketicinin mu-
tad meskeninin bulunduğu yer, karşı akidin ikametgahının bulunduğu
yer ve karşı akidin mutad meskeninin bulunduğu yerdir. Konvansiyon’un
14. maddesi ile getirilen yetki kuralı da, tüketicinin korunması fikrinin
milletlerarası usül hukuku alanında tezahürü olan “tüketicinin ikametgahı-
nın bulunduğu yer” yetki kıstasının kullanılması yoluyla oluşturulmuş bir
koruyucu yetki kuralıdır.
58
Yine 14. maddenin, tüketicinin “davalı” ya da
“davacı” olmasına göre değişen ve tüketici lehine alternatif buna mukabil
yine tüketici lehine kesin bir yetki kuralı olduğu kabul edilmektedir.
59
Konvansiyon’un 15. maddesi, tüketici akitlerinden doğacak uyuşmaz-
lıklarda dava açılacak mahkemenin yetkisinin yetki sözleşmesiyle
60
nasıl
belirleneceğini şu şekilde düzenlemiştir. “Bu bölüm hükümlerinden ayrılan
bir yetki anlaşması ancak aşağıda sayılan hallerde mümkündür:
1. Yetki anlaşması uyuşmazlığın doğumundan önce yapılmışsa,
2. Yetki anlaşması, tüketiciye bu bölümde belirtilenler dışındaki mahkemelere
de başvurma yetkisini tanıyorsa,
3. Yetki anlaşması, tüketici ve diğer sözleşme tarafı arasında sözleşmenin
yapıldığı sırada ikamet ettikleri veya mutad olarak oturdukları aynı akid devletin
mahkemelerini yetkili kılmak amacıyla yapılmışsa ve böyle bir yetki anlaşması bu
akid devletin hukuku uyarınca geçerli ise.” Bu maddeye göre, tüketici akitleri
için yetki sözleşmesi, ancak bazı şartların gerçekleşmesi halinde kabul
edilmiştir. Tüketici akitlerinden doğan uyuşmazlıklarda yetki sözleşme-
sinin geçerli olabilmesi için, taraflar, uyuşmazlığın doğumundan sonra;
veya tüketicinin başka bir mahkemede dava açabilmesi imkanını geniş
bir mahkeme yelpazesi sunmak suretiyle sağlayan; ya da akdin yapıldığı
anda tüketici ile karşı akidin aynı devletin ülkesinde mutaden sakin ya da
ikametgahının bulunduğu alternatif hallerde, akdin yapıldığı akid devletin
hukukuna aykırı olmamak şartıyla, akdin yapıldığı akid devletin mahke-
melerini yetkili kılabilirler.
61
58
Güngör, G., Milletlerarası Özel Hukukta Tüketicinin Korunması, Ankara 2000, s. 55-57.
59
Öztekin, s. 977.
60
Mahkemelerin kamu düzeni gerekçesiyle oluşturulmuş ve münhasır yetki alanlarına
girmeyen alanlarda aralarındaki hukuki ilişkiyi düzenleyen asıl sözleşmeden ba-
ğımsız şekilde ayrıca yapılan veya asıl sözleşme içinde şart olarak yer alan tarafların
aralarındaki doğmuş ya da doğması muhtemel uyuşmazlıklarda yetkili mahkemeyi
belirledikleri sözleşmedir. Ayrıntılı bilgi için bkz., Sargın, F., Milletlerarası Usül Hu-
kukunda Yetki Anlaşmaları, Ankara 1996, s. 48.
61
Güngör, s. 59.
346 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Arzu KÜÇÜKYALÇIN
62
Öztekin, s. 978.
63
Harris, The Brussels Regulation, s. 219.
64
Brüksel I Tüzüğü’ne Ekli I No’lu Liste, OJ L 12-16.1.2001, s.18.
65
Aşırı yetki kuralının tanımı için bkz. Dn. 47.
Konvansiyon’un 17. maddesinin 4. fıkrasında, zayıf akidi korumak
amacıyla genel bir kural getirilmiştir. Bu maddeye göre, eğer yetki söz-
leşmesi, taraflardan yalnızca birinin yararına yapılmışsa karşı taraf, Kon-
vansiyon’da yer alan kurallara göre yetkili olan diğer mahkemelerde dava
açabilir. Bu çerçevede, tüketicinin karşısında yer alan daha güçlü olan taraf,
bu noktada kısıtlanmış olacaktır. Zira, bu tip akitlerde sınırsız yetki sözleş-
mesini kabul etmeme nedeni, daha güçlü olan tarafın düşünme zamanının
fazla olması, tecrübe ve ekonomik gücün getirdiği imkanlarla sözleşme
şartlarını belirleyebilme imkanına sahip olmasıdır.
62
I. Brüksel I. Tüzüğü’nde Milletlerarası Yetki Kuralları
A. Genel Olarak
Tüzük’te milletlerarası yetki kuralları, 1-31. maddeler arasında düzen-
lenmektedir. Milletlerarası genel yetki kuralları, 2-4. maddeler arasında
düzenlenmiş olup, Avrupa Toplulukları’na üye devletlerde ikamet eden
kişilerin, vatandaşlıkları dikkate alınmaksızın o üye devletin vatandaşları
gibi muamele görerek, ikamet ettikleri üye devlette, ilke olarak ikametgah
esası dikkate alınarak, dava edilebilecekleri hüküm altına alınmıştır. Ancak,
Tüzük’te, bir kişinin bir üye devlette ikametgahın hangi şartlarda varolup
olmadığının belirlemesi yapılmamış, bu belirleme her bir üye devletin iç
hukukuna bırakılmıştır.
63
Tüzüğün 5-7. maddeleri arasında özel yetki kuralları düzenlenmiş
olup, bir hukuki ilişkide zayıf tarafı korumak amacıyla sigorta akitlerine
(m. 8-14), tüketici akitlerine (m. 15-17) ve bireysel hizmet akitlerine (m.
18-21) özgü ayrı yetki kuralları getirilmiştir. Münhasır yetkiye ilişkin 22.
maddede ise, gayrı menkuller üzerindeki ayni haklara ve kullanım hak-
larına ilişkin davalarda gayrı menkullerin bulunduğu yer mahkemesine
yetki verilmiştir.
Tüzük’ün 3. maddesinin 2. fıkrası, üye devletlerin ulusal mevzuatla-
rında yer alan ve Tüzük’ün I no’lu ekinde
64
belirtilen aşırı yetki kuralla-
rının
65
uygulanmayacağını hüküm altına almıştır. Bu düzenleme ile aşırı
yetki kuralları bertaraf edilmiş ve dava ile yakın ve gerçek bağlantı kuran
kıstaslara yer verilmiştir.
TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 347
dosya TÜKETİCİ HAKLARI
Tüzük’ün 23. maddesi, yetki anlaşmasını
66
düzenlemiştir. Anılan
maddeye göre, taraflar, aralarındaki belirli hukuki ilişkiye ilişkin olarak
doğmuş veya doğması muhtemel uyuşmazlıklar için yetkili mahkemeyi
yapacakları bir anlaşma ile belirleyebilirler ve aksini kararlaştırmadıkları
sürece seçilen mahkemenin yetkisi münhasırdır. Tüzük’ün 25. maddesine
göre, diğer üye devlet mahkemelerinin münhasır yetkili oldukları alanlarda,
davanın açıldığı mahkeme, resen (ex officio) yetkisizlik kararı verecektir.
Tüzük 27-30. maddeleri arasında, üye devletlerin bağlantılı dava ve der-
destlik itirazlarını da kabul etmiştir.
B. Özel Yetki Kuralları - Tüketici Akitlerine Özgü Yetki Kuralları
Tüzük’ün 5-7. maddeleri arasında düzenlenmiş olan özel yetki kural-
ları, belli ölçülerde Brüksel Konvansiyonu’nun getirmiş olduğu sistemi
muhafaza ederek sürdürmektedir. Ancak, Tüzük, Konvansiyon’dan daha
da ileri giderek, 5. maddesinin 1. fıkrasında “edimin ifa yeri” kavramını, bir
kanunlar ihtilafı kuralı ile tespit edilmesine gerek duyulmayacak şekilde,
çeşitli akitlerde somut bir biçimde belirlemiştir.
67
Tüzük m. 5 (1)’e göre, bir
üye devlette ikamet eden kişiye karşı, başka bir üye devlette şu mahkeme-
lerde dava açılabilir:
a. Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda, sözleşmede söz konusu olan
edimin ifa yeri mahkemesinde;
b. Bu hükmün amacı dahilinde olmak üzere ve aksi kararlaştırılmadıkça
sözleşmede söz konusu olan edimin ifa yeri.
i. Satım sözleşmelerinde, sözleşme konusu malın üye devlette teslim
edildiği veya edilmesi gerektiği yer,
ii. Hizmet sağlanması öngörülen sözleşmelerde, sözleşmede öngörülen
hizmetin üye devlette sağlandığı ya da sağlanması gerektiği yer,
a. (b) bendinin uygulanamadığı hallerde, (a) bendi uygulanır.
Görüldüğü üzere, Tüzük’ün 5/1. maddesi (a) bendinde Brüksel Kon-
vansiyonu’nun öngördüğü çözümü getiren düzenleme muhafaza edilmek-
te, fakat, (b) bendi ile yeni bir düzenleme getirilmektedir. Tüzük’ün 5/1.
maddesi (c) bendinde ise, yeni düzenlemenin uygulanamadığı hallerde,
eski ve sürdürülmekte olan düzenlemenin uygulanabileceği açıkça hüküm
altına alınmıştır. Bu sebeple, eski düzenleme, “genel” ; yeni düzenleme ise,
“özel” bir kurala vücut vermektedir. Brüksel Konvansiyonu’nun öngördüğü
66
Yetki anlaşmasının tanımı için bkz., dipnot 58.
67
Forner, s. 3.
348 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Arzu KÜÇÜKYALÇIN
çözümün sürdürülmesi, ATAD’ın Brüksel Konvansiyonu ile ilgili ilk ön
karar davasında
68
benimsediği çözüm tarzının sürdürüldüğüne delalet
etmektedir. ATAD bu kararında, sözleşmenin taraflarının edimin ifa yeri
konusunda sessiz kalmaları halinde, mahkemenin, sözleşmeye uygulanacak
hukukun kanunlar ihtilafı kuralına göre edimin ifa yerini ve dolayısıyla
yetkili olup olmadığını karara bağlaması gerektiğini karara bağlamıştır.
Tüzük, “Tüketici Akitlerinde Yetki” başlıklı dördüncü bölümünde, 15-17.
maddeleri arasında tüketici akitlerine ilişkin özel yetki kurallarını düzen-
lemiştir. Tüzük’ün 15. maddesi şu şekildedir:
1. Bir kişinin (tüketici) mesleki veya ticari faaliyetleri dışında kalan bir
amaçla, aşağıda belirtilen konularda yaptığı sözleşmelerden doğan uyuş-
mazlıklarda yetki, 4. madde ve 5. madde 5. bent hükümleri saklı kalmak
kaydıyla bu bölüm hükümleri uyarınca belirlenir:
a. Taksitle satış sözleşmeleri, veya
b. Bir malın satışının finansmanı için yapılan ve geri ödemesi taksitle
ya da başka tip bir kredi ile yapılacak olan ödünç sözleşmeleri; veya
c. Tüketicinin ikametgahının bulunduğu ülkede mesleki veya ticari
amaçlı faaliyette bulunan veya bu faaliyetlerini herhangi bir şekilde tüke-
ticinin ikametgahının bulunduğu ülkeye veya bu ülkeyi de içeren birkaç
ülkeye birden yönelten kişi ile yapılan sözleşmeler.
2. Sözleşmenin tüketici olmayan tarafı, üye devletlerde ikamet etme-
mekle birlikte, bir üye devlette şubesi, acentesi veya başka bir müessesesi
varsa, işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklarda şube, acente veya müessesenin
bulunduğu üye devlette ikamet ediyor kabul edilir.
3. Bu bölüm hükümleri, seyahat ve konaklama imkanlarını tek bir
fiyatla bir arada sunan sözleşmeler (paket tur sözleşmeleri) hariç olmak
üzere, taşıma akitlerine uygulanmaz.
Tüzük m. 15/1 (a) ve (b) hükümleri, Brüksel Konvansiyonu’ndan farklı
bir düzenleme getirmemiş; ancak, m. 15/1 (c) bendi, elektronik ticaretle ilgili
mülahazalar göz önüne alınarak getirilmiş olan ve en çok eleştiriye maruz
kalan bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye eleştiri ile yaklaşan kesimlerce,
elektronik ticaretten kaynaklanan sorunların, getirilen bu yeni düzenleme
ile çözüme kavuşturulabileceğine şüphe ile yaklaşılmaktadır.
69
Özellikle,
“faaliyetlerin bir ülkeye yöneltilmesi” ifadesindeki “yöneltmek” ibaresi, tartış-
malara neden olmaktadır. Sözgelimi, elektronik ortamda interaktif olarak
68
C 12/76 Tessili v. Dunlop, 6.10.1976.
69
Harris, s. 220.
TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 349
dosya TÜKETİCİ HAKLARI
faaliyette bulunan bir web siteye İngiltere’de bulunan bir tüketicinin girip,
bir satın alma işleminde bulunması, bu web sitenin, faaliyetlerini İngilte-
re’ye yönelttiği anlamına gelmemesi gerekir. Aksi takdirde, işletmelerin
faaliyetlerini her bir üye ülkeye yöneltmesi sonucu ortaya çıkar ki, bu
sonuç da, tüketiciye ilişkin hükümlerin kapsamının muazzam ölçüde ge-
nişletilmesine yol açar. Ancak, Tüzük m. 15 (1) (c)’de yer alan “faaliyetlerini
herhangi bir şekilde... yönelten...” ifadesindeki “herhangi bir şekilde” ibaresinden
sadece web siteler yoluyla faaliyetin yöneltilmesinin, anlaşılmaması gerek-
tiği iddia edilmiştir.
70
Yine bir başka örnek vermek gerekirse, Fransa’da
gerçek anlamda çok az sayıda okur kitlesi bulunan İngiltere’nin ulusal bir
gazetesine reklam veren bir işletme, faaliyetlerini Fransa’ya mı yöneltmiş
olmaktadır? İşin olağan gidişatına göre düşünüldüğünde, reklamın İngil-
tere pazarı hedeflenerek verildiği ve bu nedenle bu soruya “hayır” cevabı
verilecektir. Fakat, Tüzük açısından, faaliyetler birden fazla üye ülkeye
yöneltildiği ve reklamın başka üye ülkelerce de görülmesi ve buna binaen,
örneğin Fransa’dan da siparişler alınması öngörülebilir olduğu için, bu
ölçüde tüketiciyi koruyucu hükümlerin getirdiği yükümlülüklerin de göze
alınması gerektiği, öngörülmüş olabilir.
71
Tüzük m. 15/1 (c) bendinin, Brüksel Konvansiyonu m. 13 (3) a ve b
bentlerinin tüketici akitlerinin belirlenmesi amacıyla getirdiği ve tüketici
akdinin her iki tarafının karşılıklı muvafakatini sağlayan adil bir dengeye
dayanan ölçütleri esaslı surette değiştirerek, nihai seçim hakkını tüketiciye
vermekle bu dengeyi bozduğu ileri sürülmektedir. Bu dengenin bozul-
masının, aynı zamanda, elektronik ticaretin gelişimini de olumsuz yönde
etkileyeceği ileri sürülmektedir. Zira, bu uygulamanın yapılmasıyla, birçok
küçük ve orta ölçekli işletmenin (“SME’s”), elektronik ticaret ortamına gir-
mekten imtina edeceği ileri sürülmektedir.
72
Aynı doğrultuda olan diğer bir
görüşe göre, elektronik ticaret ortamında faaliyette bulunmayı amaçlayan
ve çoğunluğu henüz başlangıç aşamasında olan küçük ve orta ölçekli iş-
letmelerin, Tüzük’ün hükümlerinin uygulanmasıyla, 15 ayrı üye ülkenin
tüketiciyi koruma mevzuatını öğrenme, takip etme ve uyma yükümlülüğü
altına girmesinin, bu tür işletmeler açısından katlanılması son derece güç,
büyük bir külfeti olacaktır.
73
70
DTI’s consultation on its guidance on the Brussels Regulation: Summary of Respon-
ses, Does the guidance address the main questions? April 2002, s. 3, www.dti.gov.uk
18.11.2003.
71
Harris, s. 221.
72
Position paper on the Commission’s proposal for a Council Regulation on jurisdiction
and the recognition and enforcement of judgments in civil and commercial matters,
s. 3, www.eadp.be/main7/position/juriscomap.html 18.11.2003.
73
Position paper on the proposal to adopt the amended Brussels Convention and the
draft Rome II Convention as EU regulations pursuant to article 65 of the Amsterdam
350 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Arzu KÜÇÜKYALÇIN
Brüksel I. Tüzüğü m. 15 (1) (c), en çok eleştiriyi, Avrupa Birliği iç paza-
rında, Avrupa Birliği elektronik ticaret pazarı dışına ticaret yapan firmalar
lehine, rekabeti bozduğu gerekçesiyle almıştır.
74
Nihayetinde, Tüzük’ün
bu hükmü hakkında bir içtihat hukuku, ayrıntılı yasal düzenlemeler ya
da yorumlamalar bulunmadığından, bu hükmün yorumu, örneğin hangi
koşullarda işletmenin faaliyetinin bir ülkeye yöneltilmiş kabul edilebileceği,
ATAD’a bırakılmak zorundadır. Zira, bu hükmü daha spesifik şekilde yo-
rumlamak, istenmeyen ve yanlış anlaşılabilecek yorumlara veya sonuçlara
yol açabilir.
75
Brüksel I. Tüzüğü’nün hazırlık aşamalarında, Avrupa Toplulukları
Komisyonu’nun ilgili menfaat grupları olan Avrupa’nın çeşitli sanayi
sektörlerinin temsilcilerinin görüşlerini almadan tüzük taslağı önerisinde
bulunduğu ve bu durumun şeffaflık ihtiyacı yarattığı; Avrupa Toplulukları
Parlamentosu’nun sadece istişare görüşünün alınmasının yeterli olmayıp,
Avrupa vatandaşlarının temsilcilerine yasama aşamasına daha çok müda-
hale etme hak ve yetkisinin verilmesi gerektiği ve bunun demokrasi adına
bir eksiklik olduğu; Avrupa’nın elektronik ticaret pazarının gelişmesinin
engellendiği; OECD Ottawa Konferansı’nda hazırlanan “Elektronik Ticarette
Küresel Hareket Planı” (Global Action Plan for Economic Commerce) ve
Küresel İş Diyaloğu’nda üzerinde önemle durulan, uluslararası sözleşme
hukukuna uygulanacak olan ve dünya genelinde elektronik işlemlerde gü-
venli, küresel bir yasal çerçeve sağlamak amaçlı “Menşei Ülke İlkesi” (country
of origin principle) ile uyumlu davranılmadığı ileri sürülmüştür.
76
Tüzük, 16. maddesi, bir tüketicinin karşı akide karşı, kendi ikametgahı-
nın bulunduğu üye devlet mahkemesinde veya karşı akidin ikametgahının
bulunduğu üye devlet mahkemesinde dava açabileceği; sözleşmenin karşı
akidi tarafından tüketici aleyhine açılan davada ise, yalnızca tüketicinin
ikametgahının bulunduğu üye devlet mahkemesinin yetkili olduğu; bu
hükmün, bu bölüm hükümleri uyarınca yetkili kılınan mahkemede görülen
davalara karşı aynı mahkemede dava açma hakkına halel getirmeyeceğini
hüküm altına almıştır. Tüzük’ün 16. maddesi, tüketiciye kendi ikametgahı-
nın bulunduğu yer mahkemesi ve karşı akidin ikametgahının bulunduğu
yer mahkemesinden birini seçmesi suretiyle, birden fazla yetkili mahkeme
seçeneği sunmakla birlikte, aynı hakkı sözleşmenin tüketici olmayan tara-
fına tanımamıştır. Bu düzenleme, Brüksel Konvansiyonu’nda öngörülen
çözüm tarzı ile paralellik göstermektedir. Tüketici akitlerinden doğacak
Treaty, s. 1, www.adassoc.org.uk 18.11.2003.
74
Position Paper, s. 4, www.eadp.be/position/juriscomap.html 18.11.2003.
75
DTI’s consultation, s. 3.
76
Position paper, s. 2, www.eadp.be/main7/position/juriscomap.html 18.11.2003.
TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 351
dosya TÜKETİCİ HAKLARI
uyuşmazlıkta yetkili mahkemelerin milletlerarası yetkisinin tayininde,
Tüzük’ün temel yaklaşımında radikal bir değişiklik gözlemlenmemek-
tedir.
77
Tüzük’ün 17. maddesinde ise, yetki sözleşmeleri ile mahkemelerin
milletlerarası yetkisinin tesisinin hangi hallerde mümkün olduğu düzen-
lenmiştir. Anılan maddeye göre, tüketici akitlerine ilişkin yetki kurallarının
düzenlendiği bölüm hükümlerinden ayrılan bir yetki sözleşmesinin ancak
şu hallerde geçerli olduğu kabul edilmiştir:
1. Yetki sözleşmesi, uyuşmazlığın doğumundan sonra yapılmışsa,
veya
2. Yetki sözleşmesinin, tüketiciye, bu bölümde düzenlenenler dışındaki
mahkemelere de başvurma yetkisini tanıması halinde; veya
3. Yetki sözleşmesi, tüketici ve diğer sözleşme tarafı arasında, sözleş-
menin yapıldığı sırada ikamet ettikleri veya mutad olarak oturdukları aynı
akid devletin mahkemelerini yetkili kılmak amacıyla yapılmışsa ve böyle
bir yetki anlaşması bu akid devletin hukuku uyarınca geçerli ise;
Tüzük’ün yetki sözleşmelerini düzenleyen bu hükmü, yine Brüksel
Konvansiyonu’nun düzenleme anlayışından uzaklaşmamıştır. Tüzük’ün
17. maddesinin asıl ve öncelikli amacı, tüketici akdinin taraflarının, tüketici
akdinden kaynaklanan bir uyuşmazlığın doğumundan önce bu bölüm hü-
kümlerinden ayrılacak şekilde bir uzlaşmaya varmalarını önlemektir.
78
İKİNCİ BÖLÜM
BRÜKSEL I TÜZÜĞÜ’NDE TÜKETİCİ AKİTLERİNE ÖZGÜ
MİLLETLERARASI YETKİ KURALLARI İLE TÜRK
MAHKEMELERİ’NİN MİLLETLERARASI YETKİ
KURALLARININ KARŞILAŞTIRILMASI
I. Genel Yetki Kuralları İtibariyle Türk Mahkemeleri’nin
Milletlerarası Yetki Kurallarının Oluşturduğu Sistem
Karşısında Brüksel I. Tüzüğü
Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, Milletlerarası Özel Hu-
kuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun
79
(MÖHUK) ile düzenlenmiştir.
MÖHUK m. 27, milletlerarası yetki konusunda genel bir kural getirmiştir.
77
Harris, The Brussels Regulation, s. 219.
78
Department of Trade and Industry Consumer and Competition Policy Directorate, The
Consumer Provisions of The Brussels Regulation on Jurisdiction: Consultation on Draft
Guidance Note, Consultation No: CA 008/01, s. 4, www.dti.gov.uk 18.11.2003.
79
2675 sayılı ve 20.5.1982 tarihli K., RG. 22.5.1982-17701.
352 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Arzu KÜÇÜKYALÇIN
Bu kural, milletlerarası yetkiyi iç hukuk ile uyum içinde olan, uygulaması
kolay, ihtilafların niteliğine uygun olan bir esasa bağlamaktadır. Bu esas,
Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin iç hukuktaki yer itibariyle
yetki kurallarına bağlanmasıdır.
80
MÖHUK m. 27 ile iç hukuktaki yetki
kurallarının uluslararası alana yayılması prensibi benimsenmiştir.
81
Bu
genel prensibin yanında işin niteliği göz önünde tutularak, belirli konular
için ayrıca milletlerarası yetki kuralları da getirilmiştir. Bunlar; MÖHUK
m. 28’de Türklerin kişi hallerine ilişkin davalardaki milletlerarası yetki
kuralı, m. 29’da yabancıların kişi hallerine ilişkin bazı davalarda milletle-
rarası yetki kuralı ve m. 30’da yabancı unsur taşıyan miras davalarındaki
milletlerarası yetki kuralıdır.
Türk Mahkemeleri’nin milletlerarası yetki kurallarının tespiti, iç hu-
kukun yer itibariyle yetki kurallarının bilinmesine bağlı bulunmaktadır.
Yer itibariyle yetki kurallarının ana kaynağı Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu’dur (HUMK).
82
Yetki denilince ilk akla gelen kanun HUMK olmak-
la birlikte, diğer kanunlarda da yetkiye ilişkin kurallar bulunmaktadır.
83
Ayrıca, milletlerarası sözleşmeler yoluyla belirli konulara münhasır olmak
üzere milletlerarası anlamda yetki kurallarının tespit edilmesi mümkündür.
Anayasa’nın 90. maddesine göre, usulüne göre yürürlüğe konulmuş mil-
letlerarası antlaşmalar kanun hükmünde kabul edildiklerinden, MÖHUK
m. 27’nin yapmış olduğu gönderme, bunları da kapsamaktadır.
MÖHUK m. 27 uyarınca iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarına
yapılan gönderme, yer itibariyle yetki kurallarının milletlerarası yetkinin
doğum sebebi olması sonucunu doğurmaktadır. Buna göre, herhangi bir
davada, Türk hukukunda yetkili bir mahkeme mevcut değilse, Türk mah-
kemelerinin o dava için milletlerarası yetkisi de yoktur
84
. MÖHUK, Türk
mahkemelerinin milletlerarası yetki sistemini, Brüksel Konvansiyonu gibi
ayrıntılı hükümlerle düzenlemek yerine, iç hukukun yetki sistemine gön-
derme yaparak düzenlemiştir.
85
Türk hukukunda, genel yetki kuralı olan HUMK m. 9/I, 1’e göre, her
dava, davalının ikametgahı mahkemesinde açılır. Bu kural uyarınca hukuki
ve ticari bütün konularda ilke olarak davalının ikametgahının bulunduğu
yer mahkemesi (actor sequitur forum rei) milletlerarası yetkiye sahiptir.
80
Çelikel, s. 322; Ekşi, s. 11.
81
Ekşi, s. 45.
82
1086 sayılı ve 18.6.1927 tarihli K. - RG 2,3,4 Temmuz 1927-622, 623, 624.
83
Örneğin; MK m. 31, 136, 299 - 300; Karayolları Trafik Kanunu m. 110; İş Mahkemeleri
Kanunu m. 5; İcra ve İflas Kanunu m. 154; Ecnebi Anonim ve Sermayesi Eshama Mün-
kasem Şirketlerle Ecnebi Sigorta Şirketleri Hakkında Kanunun Muvakkat m. 10.
84
Nomer, Devletler Hususi Hukuku, s. 356-357.
85
Erdem, s. 200.
TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 353
dosya TÜKETİCİ HAKLARI
Yine, HUMK’un 9. maddesi, yer itibariyle yetki kurallarında kullanılan
“ikametgah” kavramının Türk Medeni Kanunu’na göre yorumlanıp tespit
edileceğini belirtmiştir.
Brüksel Konvansiyonu da, 2. maddesinde, genel yetki kuralı olarak,
davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesini esas almış; “ikamet-
gahın” tanımını yapmamış ancak, nasıl tespit edileceğini 52. maddesi ile
düzenlemiştir. Konvansiyon’un 52. maddesi, “ikametgahın” hangi hukuka
göre tayin edileceğine ilişkin bir kanunlar ihtilafı kuralı olarak düzenlenmiş-
tir. Anılan maddeye göre, ilgilinin davaya bakan mahkemenin bulunduğu
yerde ikametgah sahibi olup olmadığını belirlemek için mahkeme kendi
hukukunu uygular. Eğer ilgilinin davaya bakan mahkemenin bulunduğu
üye devlette ikamet etmediği tespit edilirse, diğer bir üye devlette ika-
metgah sahibi olup olmadığını mahkemede diğer üye devletin hukukunu
uygulayarak tespit edecektir. Bir kişinin ikametgahının diğer bir kişiye veya
yetkili makama göre tayin edildiği durumlarda, ikametgah bu kişinin milli
hukukuna göre belirlenir.
Brüksel I. Tüzüğü’nün 2. maddesinde ise, genel yetki kuralı olarak, yine,
davalının ikametgahının bulunduğu üye devlet mahkemesi esas alınmıştır.
Brüksel Konvansiyonu’nda yer almış olan düzenlemeden farklı bir düzen-
leme yoluna gidilmeyerek, Tüzük’te de, “ikametgahın” tanımı yapılmayarak,
59. maddesinde, uyuşmazlığın bir tarafının üye devlette ikametgahının olup
olmadığının hangi üye ülkenin hukukuna göre tespit edileceği düzenleme
altına alınmıştır. Tüzük’ün 59. maddesine göre, bir tarafın davaya bakan
mahkemenin bulunduğu üye devlette ikametgah sahibi olup olmadığını
belirlemek için, mahkeme kendi iç hukukunu uygular. Eğer ilgili, davaya
bakan mahkemenin bulunduğu üye devlette ikamet etmiyorsa, diğer bir
üye devlette ikametgah sahibi olup olmadığını mahkeme diğer üye devletin
hukukunu uygulayarak tespit edecektir.
II. Özel Yetki Kuralları İtibariyle Türk Mahkemelerinin
Milletlerarası Yetki Kuralları’nın Oluşturduğu Sistem
Karşısında Brüksel I. Tüzüğü
Türk hukukunda, sözleşmelerden doğan davalarda yetki, HUMK m.
10’da düzenleme altına alınmıştır. Bu maddeye göre, davacı davasını sözleş-
menin ifa edileceği yer mahkemesinde (forum solutionis) veya, davalı veya
vekili dava zamanında orada bulunmak şartıyla sözleşmenin yapıldığı yer
mahkemesinde açabilir. Bu iki yetki esasında biri, bir Türk mahkemesini
yetkili kılıyorsa, davalının ikametgahının Türkiye’de veya yabancı ülkede
olup olmamasına bakılmaksızın Türk mahkemeleri milletlerarası yetki
354 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Arzu KÜÇÜKYALÇIN
kazanacağı kabul edilmektedir.
86
HUMK m. 10’un kapsamına ne tür söz-
leşmelerin girdiğine ve sözleşmelerden doğan davaların kapsamına hangi
uyuşmazlıkların dahil olduğuna mahkeme, lex fori’yi yani Türk hukukunu
uygulayarak karar verecektir.
Brüksel Konvansiyonu, 5/I - 1. maddesinde, sözleşmelerden doğan
davalarda, söz konusu borcun ifa edileceği yer mahkemesinin yetkili ol-
duğu hüküm altına alınmıştır. Konvansiyon’un bu hükmünün, HUMK’un
10. maddesine nazaran daha açık bir ifade içerdiği kabul edilmektedir.
87
Fakat, madde metninde “söz konusu borcun ifa yeri”nden söz edilmiş olması
hangi borcun ifa yerinin, mahkemenin milletlerarası yetkisini tespitte esas
alınacağına ilişkin sorunları çözememiştir. Bu nedenle Topluluk üyesi üye
ülkelerin mahkemeleri, 5/I - 1. madde yer alan “söz konusu borç” kavramının
anlamı konusunda ortaya çıkan ihtilafları gidermek için ATAD’dan görüş
istemişlerdir. ATAD, Konvansiyon’un 5/I - 1. maddesinin yoruma ilişkin
kararları arasındaki farklılıkları geniş ölçüde gideren bir kararında,
88
taraflar
arasındaki sözleşmeden doğan herhangi bir edimin ifa edileceği yerde dava
açılmayacağını; davanın mutlaka davacının iddiasının esasını teşkil eden
edimini ifa edileceği yerde açılması gerektiğine karar vermiştir.
Brüksel I. Tüzüğü ise, sözleşmelerden doğan davalarda özel yetki kuralı
görevi gören 5. maddesinin 1. fıkrasında, “edimin ifa yeri” kavramını, bir
kanunlar ihtilafı kuralı ile tespit edilmesine gerek duyulmayacak şekilde,
çeşitli akitlerde somut bir biçimde belirlemiştir.
Sözleşmelerden doğan davalarda yetkiyi düzenleyen tek hüküm
HUMK m. 10 değildir. Diğer bazı kanunlarda, belirli sözleşme türleri
açısından yetki kuralları düzenlenmiştir. Bu kanunlarda yer alan yetki
esasları, aynı zamanda, MÖHUK m. 27 uyarınca Türk mahkemelerinin
milletlerarası yetkisini de tesis etmektedir. HUMK m. 19, sigorta sözleşme-
leri; İş Mahkemeleri Kanunu m. 5 hizmet sözleşmeleri Karayolları Trafik
Kanunu m. 110, motorlu araç kazalarından doğan hukuki sorumluluğa
ilişkin davalarda yetkili mahkemeyi gösteren kurallardır. MÖHUK’ta,
Türk Mahkemeleri’nin yabancı unsurlu tüketici akitlerine ilişkin olarak
açılacak davalarda milletlerarası yetkisine ilişkin özel hüküm bulunma-
maktadır.
89
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da
90
da,
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun
91
yürürlüğe girene dek, TKHK’nun uygulanmasıyla ilgili olarak
86
Ekşi, s. 116.
87
Ekşi, s. 118.
88
Shenavai v. Kreischer, (1987) 3 CMLR, s. 782.
89
Güngör, s. 137.
90
4077 sayılı ve 23.2.1995 tarihli K., RG, 8.3.1995-22221.
91
4822 sayılı ve 6.3.2003 tarihli K., RG,14.03.2003-25048.
TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 355
dosya TÜKETİCİ HAKLARI
çıkacak hukuki uyuşmazlılar bakımından yer itibariyle yetki kuralları
öngörülmemiş idi, bu hukuki uyuşmazlıkların tüketici mahkemelerinde
görüleceğinin düzenlenmesi ile yetinilmiş idi (eski TKHK m. 23/1). 4822
sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun’un 30. maddesi, eski TKHK’nın 23. maddesine şu hükmü ek-
lemiştir: “Tüketici davaları tüketicinin ikametgahı mahkemesinde de açılabilir.”
Söz konusu hüküm, emredici nitelikte bir yetki kuralı değil; aksine ihtiyari
bir yetki kuralıdır.
92
Yeni TKHK’nın 23. maddesinin 3. fıkrasında yer alan
bu hüküm, bir yetki kuralı içermektedir. Ancak, anılan hüküm, maddi
hukuka ilişkin bir konu olan “tüketicinin korunması” konusunu düzenleyen
bir kanunda yer almaktadır. TKHK, usulü nitelik taşımadığından içerdiği
söz konusu yetki kuralının emredicilik vasfının nasıl belirleneceği konusu
ile ilgilenmemiştir. Dolayısıyla, TKHK m. 23/3’ün ifade tarzı, konuluş
amacı ve konusunu oluşturan hukuki ihtilaf dikkate alınarak, niteliğinin
belirlenmesi gerekmektedir.
93
Her ne kadar, TKHK’nın düzenlediği konu,
sosyo-ekonomik mülahazalarla korunmaya çalışılan “tüketici” ve meydana
getirdiği tüketici akitleri olsa da, TKHK m. 23/3’ün ifade tarzı, hükmün
ihtiyari nitelik taşıdığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu hükme göre, genel
yetki kurallarının öngördüğü yer mahkemesinde dava açılabileceği gibi
tüketicinin ikametgahı mahkemesinde de dava açılabilir.
Brüksel I. Tüzüğü’nde ise, tüketici akitlerine ilişkin yetki kuralında,
tüketici lehine gayet net bir düzenleme yapılmıştır. Tüzük m. 16/1’e göre,
tüketici, tüketici akdinden doğan uyuşmazlıkta karşı akid aleyhine davayı,
kendi ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde açabileceği gibi, karşı
akidin ikametgahının bulunduğu üye devlet mahkemesinde de açabilir.
Ancak, m. 16/2’ye göre, tüketiciye karşı, yalnızca tüketicinin ikametgahının
bulunduğu üye devletin mahkemesinde dava açılabilmesi mümkündür.
Türk milletlerarası usül hukukunda, MÖHUK m. 31 ile, borç ilişki-
lerinden doğan hukuki uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerinin yetkili
olduğu hallerde yabancı mahkemelerin yetkili kılınabileceği genel olarak
kabul edilmektedir. Ayrıca, MÖHUK m. 27’nin, Türk mahkemelerinin
milletlerarası yetkisinin iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları ile tespit
edileceğini öngörmesi sebebiyle, HUMK m. 22 uyarınca tarafların yabancı
unsurlu borç ilişkilerinden doğacak hukuki uyuşmazlıklarının halli için yer
92
HUMK’da hangi yetki kuralının emredici nitelik taşıdığı meselesi açıkça
düzenlenmemiştir. Doktrin ve mahkeme kararlarına göre, yetki kuralının ifade tarzı,
konuluş amacı ve maddi hukuktaki düzenlenme şekli emredicilik vasfını belirler
(Ekşi, s. 174).
93
Ayrıca, bu tür yetki kurallarının emredicilik vasfı, ilişkin oldukları ihtilafların maddi
hukukta tarafların iradesini bertaraf edecek şekilde düzenlenmiş olup olmamasına
göre belirlenmelidir (Ekşi, s. 171).
356 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Arzu KÜÇÜKYALÇIN
itibariyle yetkisi bulunmayan bir Türk mahkemesini yetkili kılmaları da
mümkündür.
94
Bu bakımdan, yabancı unsurlu tüketici akitlerinden doğacak
hukuki uyuşmazlıkların halli için de Türk Hukuku’nda genel olarak, ya-
bancı mahkemeleri veya Türk mahkemelerini yetkili kılan yetki anlaşması
yapma imkanının bulunduğu kabul edilmektedir.
95
Tüketici akitlerinden
doğan hukuki uyuşmazlıklara ilişkin olarak akdedilen yetki sözleşmelerinin
hangi hallerde geçerli kabul edildiği sorusuna ise, tüketicinin iradesinin
yönelmediği yetki sözleşmesinin, tüketici akdi (genel üstlenme/yüklenme
sözleşmesi) bulunsa dahi, Borçlar Kanunu’nun m. 1/1 uyarınca kurulma-
dığı, yok hükmünde olduğu cevabı verilmektedir.
96
Buna paralel olarak
da, HUMK m. 22 uyarınca Türk mahkemelerini yetkili kılan sözleşmelerin
Türkiye ile ilgi bağı araştırılarak, objektif iyi niyet ve hakkın kötüye kul-
lanılması yasağına aykırı yetki sözleşmelerinin bertaraf edilmesi gerektiği
savunulmaktadır.
97
Yabancı unsurlu tüketici akitlerinden doğan hukuki
uyuşmazlıkların halli için akdedilen ve yabancı mahkemeleri yetkili kılan
sözleşmelerin irade fesadıyla sakatlandığı ve fakat yetkili hukukun yetki
sözleşmesini geçerli kabul ettiği hallerde, MK m. 2 uyarınca objektif iyi
niyet ilkesi ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil eden
bir yetki sözleşmesinin Türkiye’de geçersiz kabul edilmesi gerektiği sa-
vunulmaktadır.
98
Brüksel Konvansiyonu ve Brüksel I. Tüzüğü’nün tüketici akitlerinden
doğan uyuşmazlıklara ilişkin yetki sözleşmelerini düzenleyen hükümlerine
çalışmamızın birinci bölümünde değinmiş bulunmaktayız. Bu nedenle, bu-
rada sadece, Brüksel Konvansiyonu ve Brüksel I. Tüzüğü’nün Türk milletle-
rarası usül hukukunun aksine, tüketici akitlerinden doğan uyuşmazlıklara
ilişkin yetki sözleşmelerini bu konuya özgü, açık ve anlaşılır bir hükümle
düzenlemesinin dikkat çektiğini belirtmekte yarar görmekteyiz.
SONUÇ
Avrupa toplulukları hukukunda üye devlet hukukları arasında değişik
alanlarda uyumlaştırma çalışmaları yapılmıştır. Milletlerarası usül hukuku
alanında yapılan ilk çalışma ise 1968 tarihli Brüksel Konvansiyonu olmuştur.
94
Ekşi, s. 129; Sargın, s. 211.
95
Güngör, s. 149.
96
Güngör, s. 152; Nitekim, tüketicinin akdin kurulması yolundaki irade beyanının ayrı
bir akit olan yetki sözleşmesini de kapsadığı iddia edilememelidir. Güngör, s. 163;
Aynı konuda İsviçre Devletler Özel Hukuk Kanunu’nda öngörülen aynı sonuç için
bkz. Ekşi, s. 132.
97
Güngör, s. 156.
98
Güngör, s.164.
TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 357
dosya TÜKETİCİ HAKLARI
Avrupa Topluluğu’nun kurucu antlaşması olan Roma Antlaşması’nın 220.
maddesinin devletler özel hukuku alanında yapılacak düzenlemelerin kap-
samında önemli sınırlandırmalar getirmesi, konvansiyonların imza ve onay
sürecinin zaman alması, üye devletlerin zaman zaman konvansiyonları
imzalamaktan kaçınması, yeni bir üyenin Topluluğa katılması sonucunda
konvansiyonlara taraf olmasının külfet oluşturması nedenleriyle “Konvan-
siyon” yerine, “Tüzük” aracılığıyla yasama işlemi şeklinde düzenlemeler
yapılması uygun görülmüştür. Bu tercih, üye devlet mahkemelerinin ko-
nuyla ilgili ortak yorum ve uygulama yapmaları açısından isabetli kabul
edilmektedir. Brüksel Konvansiyonu’nun Brüksel I. Tüzüğü’ne dönüştü-
rülmesiyle, üye devlet mahkemelerinin tek bir metni esas alması sonucu
ortaya çıkmıştır.
Brüksel I. Tüzüğü, genel anlamda sahip olduğu düzenleme anlayışı
açısından Brüksel Konvansiyonu’ndan ayrılmamakla birlikte, tüketici akit-
lerinden doğan hukuki uyuşmazlıkların halli için mahkemelerin yetkisini
tesis eden milletlerarası yetki kurallarını düzenleme anlayışında Konvansi-
yon’a göre bariz farklılıklar taşımaktadır. Özellikle, bilişim teknolojisindeki
gelişmeler sonucu ortaya çıkan “elektronik ticaret”, dünya ticaret pazarında
olduğu gibi Avrupa Birliği ticaret pazarında da payını giderek önemli öl-
çüde arttırmıştır. Bu gelişme göz ardı edilmeksizin Avrupa Toplulukları
Hukuku’nda, elektronik ticaret ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Brüksel I.
Tüzüğü’nde de, özellikle tüketicilerin milletlerarası özel hukukta korunması
amacına uygun olarak, tüketiciler elektronik ticaret sahasında giriştikleri
tüketici akitleri açısından koruma altına alınmıştır. Brüksel I. Tüzüğü’nde
yer alan “Tüketici Akitlerinde Yetki” başlıklı bölüm, belirttiğimiz tüketiciyi
koruma mülahazasından hareketle oluşturulmuş milletlerarası yetki ku-
rallarını içermektedir. Ancak, bu yetki kuralları, elektronik ticaret pazarına
yeni girmekte olan Avrupa Birliği üye ülkelerinde bulunan küçük ve orta
ölçekli işletmeler tarafından kendi aleyhlerine oransız bir hukuki külfet
getirdiği gerekçesiyle eleştirilmektedir. Bu eleştirilerden, Avrupa Birli-
ği’nin, kuruluşundan bu yana, ilk ve esaslı amacını teşkil eden ekonomik
entegrasyonunun (kişilerin, malların, sermayenin ve hizmetlerin serbest
dolaşımını) olumsuz yönde etkilediği ve dünya elektronik ticaret pazarında
da Avrupa Birliği girişimcileri aleyhine ve fakat üçüncü ülke girişimcilerine
lehine elektronik pazarda rekabetin bozulduğu sonucuna varılmaktadır.
Bütün bu bahsettiğimiz olumsuz sonuçların ortaya çıkmasının önlenmesi
için, ATAD’a Brüksel I. Tüzüğü’nün özellikle 15. maddesinin yorumlan-
ması konusunda son derece önemli bir görev ve sorumluluğun düştüğünü
belirtmekte sakınca görmemekteyiz.
358 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Arzu KÜÇÜKYALÇIN
KAYNAKÇA
Çelikel, A., Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul, 2001.
Department of Trade and Industry (DTI) Consumer and Competition Policy
Directorate, The Consumer Provisions of the Brussels Regulation on Ju-
risdiction , Consultation on Draft Guidance Note, Consultation No. AC
008/01, www.dti.gov.uk 18.11.2003
Department of Trade and Industry (DTI) Consumer and Competition Policy
Directorate, DTI’s Consultation on its Guidance on the Brussels Regulation,
Summary of Responses, www.dti.gov.uk, 18.11.2003
Ekşi, N., Türk Mahkemeleri’nin Milletlerarası Yetkisi, İstanbul, 2000.
Ekşi, N., Devletler Özel Hukuku’nda Aşırı Yetki Kuralları, Selahattin Sulhi Teki-
nay’ın Hatırasına Armağan, İstanbul 1999.
Erdem, B. B., “Hukuki ve Ticari Konularda Mahkemelerin Yetkisi ve Mahkeme Ka-
rarlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında 1968 Tarihli Brüksel Antlaşması’nın
Hükümlerinin Türk Mahkemeleri’nin Milletlerarası Yetki Kuralları ile Karşılaş-
tırılması”, MHB 1997-1998, s. 17-18.
Forner, J. J., Special Jurisdiction in Commercial Contracts: From the 1968 Brussels
Convention to “Brussels One Regulation”, International Company and Law
Review, 2002.
Güngör, G., Milletlerarası Özel Hukukta Tüketicinin Korunması, Ankara, 2000.
Harris, J., The Brussels Regulation, Civil Justice Quarterly, Vol.20, July, 2001.
Karluk, R., Avrupa Birliği ve Türkiye, İstanbul, 2000.
Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. I, İstanbul, 1990.
Nomer, E., Devletler Hususi Hukuku, İstanbul, 2002.
Nomer, E., “Devletler Hususi Hukuku’nda Milletlerarası Yetki Mefhumu”, İHFM
1974, C. XL, s. 1-4.
Oder, B. - Sağbili, M., “Medeni ve Ticari Hukuk Davaları’nda Yargı Yetkisi ve Yargı
Kararlarının Tenfizine Dair Antlaşma”, MHB, 1990, s. 1-4.
Öztekin, G., Tüketici Akitlerinden Doğan İhtilaflarda Brüksel Konvansiyonu’nun
Kabul Ettiği Yetki Kuralına İlişkin İki Avrupa Topluluğu Mahkemesi Kararı
Örneği, Prof. Dr. Erdoğan MOROĞLU’na 65. yaş günü Armağanı, İstanbul.
1999, s. 969-987.
TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 359
dosya TÜKETİCİ HAKLARI
Sakmar, A. - Ekşi, N., “Hukuki ve Ticari Konularda Mahkemelerin Milletlerarası
Yetkisi ve Mahkeme Kararlarının Tanınması Tenfizi Hakkında AB Konsey Tü-
züğü, Ergin Nomer’e Armağan”, MHB, Yıl: 22, 2002.
Sakmar, A., “Avrupa Ekonomik Topluluğu’na Üye Devletlerden Birinden Verilen
Mahkeme Kararlarının Diğer Üye Devletlerde Tanınması ve Tenfizi,” Birinci
Avrupa Hukuku Haftası, İstanbul, 1979.
Sargın, F., Milletlerarası Usul Hukukunda Yetki Anlaşmaları, Ankara, 1996.
Tekinalp, Ü. - Tekinalp, G., Avrupa Birliği Hukuku, İstanbul, 2000.
Tekinalp, G., “Avrupa Milletlerarası Medeni Usul Hukuku ve Heidelberg Sempoz-
yumu”, MHB, 1990, s. 1-2.
Üstündağ, S., Medeni Yargılama Hukuku (Yerel Mahkemelerde Yargılama, Kanun
Yolları ve Tahkim), İstanbul, 1997.
Position Paper on the Commission’s Proposal for a Council Regulation on Ju-
risdiction and the Recognition and Enforcement of Judgments in Civil and
Commercial Matters, www.eadp.be/main7/posotion/juriscomad.htlm
18.11.2003.
Position Paper on the Proposal to Adopt the Amended Brussels Convention
and the Draft Rome II Convention as EU Regulations Pursuant to Article
65 of the Amsterdam Treaty, www.adassoc.org.uk 18.11.2003.