powered by

powered by

TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 33 hakemli makaleler Mete ÇİLİNGİRTÜRK 1. GİRİŞ Milletlerin sürdürülebilir bir büyüme ile zenginleşmesi, evrensel değer- ler olan barış, dayanışma ve adalet üzerine kurulan ortak bir uygarlaşma çabası ile gerçekleştirilebilir. 1 İktisatçılar arasında genel kabul görmüş bir düşünceye göre mülkiyet hakkının tanımlanması ve korunması bir devletin varlığını idame ettirecek kalkınmayı sağlayacaktır. 2 Dünya üzerindeki pek çok ülke adli ve yargısal reformları genel kalkınma programları içerisine almaktadır. Bunun sebebi, hukuku etkin ve eşit olarak yorumlayacak ve uygulayacak bir yargı sistemi olmaksızın sürdürülebilir sosyal ve ekonomik bir kalkınmanın mümkün olmayacağı- nın giderek artan bir şekilde anlaşılmasıdır. 3 Davaları kabul edilebilir bir süre içerisinde sonlandıran ve kamunun ulaşımına tamamen açık olan bir yargı, etkin olarak tanımlanmaktadır. 4 Dolayısı ile dava süreleri ve bu sü- reyi belirleyici bir faktör olarak mahkeme sayısı yargının etkin işleyişi için önemlidir. Bu çalışmanın amacı, hukuk davalarına bakan mahkemelerin sayılarını tahmin etmeye yönelik model önermektir. Gelişmekte olan ülkelerdeki mahkemeler üzerindeki dava yoğunluğu, yargının etkinliği ve eşitliğini çeşitli şekillerde bozmaktadır. Dolayısıyla, * Marmara Üniversitesi, İİBF Ekonometri Bölümü İstatistik ABD öğretim üyesi, Yar- dımcı Doçent. 1 Chukwu, E. N., Goodness through optimal dynamics of the wealth of nations, Non- linear Analysis: Real world Applications, 4, 2003, s. 660. 2 Bös, D., Kolmar, M., Anarchy, efficiency, and redistribution, Journal of Public Eco- nomics, 1, 2002. 3 World Bank, Development and Human Rights: The Role of the World Bank (1998). 4 Dakolias, Maria, Court Performance Around the World: A Comparative Perspective, The Yale Human Rights & Development Law Journal, http://www.yale.edu/yhrdlj/ vol02/dakolias_maria_article.htm, 23.09.2003. HUKUK MAHKEMELERİNDE DAVA VE MAHKEME SAYISILARININ ÖNGÖRÜSÜNE İLİŞKİN MODEL Dr. A. Mete ÇİLİNGİRTÜRK * 34 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 Mete ÇİLİNGİRTÜRK hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 35 hakemli makaleler Mete ÇİLİNGİRTÜRK hükümetler eski reformların etkileri ve şu anki yargı sisteminin zayıflıkla- rını inceleyerek yargı reformlarını yürürlülüğe koymaya çalışmaktadırlar. Adalet Bakanlığı’nın bir görevi de yeni sistemler yürürlülüğe girene kadar mevcut sistemi etkinleştirmeye yönelik planlamalar hazırlayarak, uygu- lamaktır. Hukuksal kaynakların Adalet Bakanlığı’nın mevcut durumu ile ilgili açıkladığı, mahkeme sayıları ve dava sürelerinin yetersizliğinden kay- naklanan problemler şu şekildedir. “En basit davalar dahi, kadro yetersizliği ve kısıtlı mahkeme sayısı nedeni ile yıllarca sonuçlanamamaktadır. Özellikle de akçeli davalar, yüksek enflasyon ortamında anlamını yitirmekte ve insanları farklı ve gayrı meşru çözüm arayışlarına itmektedir. Böylece, adalet güçlüleri korumakta ve yara almaktadır. Tek tek davalara ayrılan zamanın kısıtlı olması, karar aşamasında yargıçları zorlamaktadır.” 5 Hukuk devletlerinde, bireylerin devletin plan ve politikaları ile ilgili bilgilendirilmesi önemli bir unsurdur. Yapılan uzun dönem planların akılcı ve güvenilir olması planların gerçekleşebilirliği için gereklidir. Bu durum, planlamanın bilimsel teknik ve yöntemlere dayandırılması zorunluluğunu ortaya çıkartmaktadır. Adalet Bakanlığı’na bağlı Adli İstatistik Dairesi’nin yaptığı uzun dönem tahmin çalışmaları, zaman serileri analizi tekniklerin- den “belirlenen iki noktaya göre tahmin” yöntemidir. Ancak, adli olayların basit bir trend davranışı göstermesi beklenmemelidir. 2. TAHMİN MODELİ Toplumsal davranışların bir sonucu olarak ortaya çıkan genel eğilim- lerin bir sonucu olarak, yeni açılan dava sayıları da hareketlerinde belirli bir düzen gösterebileceklerdir. Bununla birlikte, bu davranışın sosyal veya ekonomik nedenleri de planlamacılar tarafından dikkate alınmalıdır. Bu ne- denle, mahkemelerin sayısının tahmin edilmesine yönelik, aşağıdaki model yapısı sunulmuştur. Modelde, yeni açılacak davaların sosyal, demografik ve ekonomik faktörlerden etkileneceği ve ayrıca trend etkisi taşıyabileceği varsayılmaktadır. Önceki dönemlerden devam eden davaların ise geçmiş yıllarda açılmış davaların bir fonksiyonu ve bozularak gelen davaların ise geçmiş dönemlerde çıkan dava sayısının bir fonksiyonu olacağı kabul edilmiştir. 5 Adalet-Güçlü Türkiye Projesi, www.gucluturkiye.org/adalet.htm, 16.07.2003. 34 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 Mete ÇİLİNGİRTÜRK hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 35 hakemli makaleler Mete ÇİLİNGİRTÜRK Şekil 1. Hukuk mahkemelerinin iş yükü bileşenlerine ilişkin model. Çalışmanın ilk bölümünde, hukuk mahkemelerinde yeni açılan dava- ların özellikle ilişkili bulundukları ve etkilendikleri faktörler, istatistiksel olarak belirlenmeye çalışılmıştır. Yukarıda tasarlanan bu model, hukuk mahkemelerinin iş yüklerini bileşenlerine ayırarak, bu bileşenlerin ayrı tahmin edilmesi amacıyla kurulmuştur. Pek çok iktisadi faaliyetin kamu yönetiminden çıkarak serbest piyasa düzenine kayması, özel sektör tarafından hak ve sorumlulukların açıkça tanımlanmasının talep edilmesine neden olmuş ve hukuk mahkemelerine duyulan ihtiyaç artmıştır. 6 Araştırmada hukuk mahkemelerinin seçilme- sinin nedeni, kişiler arasında doğan ve suç teşkil etmeyen davaları konu alması ile doğrudan toplumsal davranışların bir sonucu olması ve sosyal ve ekonomik hayattaki gelişmeleri kısa süre içerisinde yansıtacağının var- sayılmasıdır. Hukuk mahkemelerinde yeni açılan davaların sayısı pek çok değişkene bağlı olacaktır. Ancak, temelde eğitim ve istihdam durumu sos- yal gösterge olarak, nüfus demografik gösterge olarak ve temel ekonomik göstergeler açıklayıcı olarak seçilmiştir. 6 Buscaglia, E., Dakolias, M., Comparative International Study of Court Performance Indicators: A Descriptive and Analytical Account, Legal and Judicial Reform Unit Legal Department, The World Bank, Ağustos 1999, S. 2. 36 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 Mete ÇİLİNGİRTÜRK hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 37 hakemli makaleler Mete ÇİLİNGİRTÜRK 3. ARAŞTIRMA YÖNTEMİ VE BULGULAR Eğitimi temsil etmesi amacı ile lise ve dengi okullaşma oranının seçil- miş olması 18 yaşın altındaki nüfusun çocuk olarak kabul edilmesi ve söz konusu davaların çocuk mahkemeleri tarafından yürütülmesidir. Kurulan modellerin bir kısmında Adalet Bakanlığı’nın literatür ile benzeşecek şekilde başlangıç bütçesi veya konsolide bütçe anlamlı ilişki sağlamıştır. 7 Diğer ta- raftan analizde kullanılacak yıllık verilerde çok geçmiş dönemlere geri gidil- memiş (1986-2001), toplumsal kırılmaların etkilerinden kaçınılmıştır. Buna rağmen, seride 1990’lı yılların başlarında aşırı değişimler gözlendiğinden bazı modellerde bu hareketlerin etkisinden kaçınılması amacı ile daha az gözleme dayalı tahminler yapılmıştır. Diğer bazı modellerde ise gecikmeli değişkenlerin kullanılmasından dolayı gözlenen dönem sayısı azalmıştır. Bu tür modeller çalışmanın ileri kısımlarında ortaya konacaktır. Yöntem olarak karşılıklı ilişkileri tahmin etmek için kullanılan korelasyon analizi yerine, yeni açılan dava sayıları üzerindeki etkili göstergelerin belirlenmesi amacı ile regresyon analizi tercih edilmiştir. Regresyon analizlerinde 8 elde edilen nedensel ilişki doğrudan olabileceği gibi dolaylı bir etkiye de işaret edebilir. Belirlenen modellerin bu bilgi ışığında yorumlanması bilimsel açıdan daha doğru olacaktır. 3.1. Yeni Açılan Davalarda Sosyal ve Ekonomik Faktörler Ticari davaların görüldüğü asliye ticaret mahkemelerinde yeni açılan davaların sayısının (ATYAD) diğer göstergelerin arasında en fazla TCMB reeskont faiz oranından (MBRFO) etkilendiği gözlenmiştir. Tahmin edilen model ile yeni açılan dava sayısındaki değişmelerin %58.6’sı belirlenebil- mektedir. ATYAD t =-8312.381+ 658.776MBRFO t s.h. 9648.681 153.565 T -0.862 4.290** R 2 =0.586F=18.403** Ticari ilişkilerde, taraflar arasında doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde uygulanacak faiz oranlarının sözleşmede kararlaş- tırılmamış olması durumunda, ticari borçlara zaman zaman değişiklerle ayarlanan TCMB’nin kısa vadeli kredilerde geçerli reeskont faiz oranları 7 Buscaglia ve Dakolias, a.g.e., S. 21. 8 Regresyon analizinde katsayı testleri ve modelin anlamlılık testinde, * 0.05 ve ** 0.01 seviyesinde anlamlı katsayıları ifade etmektedir. 36 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 Mete ÇİLİNGİRTÜRK hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 37 hakemli makaleler Mete ÇİLİNGİRTÜRK uygulanmaktadır. Reeskont faizlerinde yapılan ayarlamalar sonucunda, eğer reeskont faiz oranları yükselmiş ise ve bu oranlar piyasada reel mev- duat faiz oranlarını aşıyorsa kişiler borçlarını ödeme konusunda daha hassas davranacaklardır. Diğer taraftan alacaklılar için, borçların tahsili için uygun bir ortam oluşacaktır. Aksi durumda, borçlu yükümlülüğünü yerine getirmek yerine reeskont oranlarının piyasa oranlarından düşük olduğu dönemlerde, borcunu ödemek yerine hukuksal sürece gidilmesini kabul etmekte ve kendine bir çeşit daha ucuz kredi sağlamaktadır. Ancak, davaların alacaklılar tarafından açılması birinci durumda açıklandığı şekli ile modelde yer almaktadır. Asliye hukuk mahkemelerinde ise yeni açılan davaları (AHYAD) açık- layan en önemli gösterge lise ve dengi okullaşma oranı (LDOO) olarak ortaya çıkmıştır. AHYAD t =332236.5+ 1947.981LDOO t s.h. 30523.083 632.960 t 10.885** 3.078** R 2 =0.421F=9.471** Asliye hukuk mahkemeleri miktar ve değeri belli bir rakamı geçen anlaşmazlıklar ile kişiler arasında çıkan ve paradan kaynaklanmayan diğer bazı anlaşmazlıkları çözmektedir. Uyuşmazlıklar ise çoğunlukla kişilerin, kanunun öngördüğü şekilde hukuki işlemlerini yapmamalarından kaynak- lanmaktadır. 9 Eğitim düzeyinin artışı ile şahıslar aralarındaki uyuşmazlık- ları, hukuki yollarla çözümünü tercih etmekte ve bu türde açılan davaların sayısında artış olmaktadır. Ancak, kısa dönemli veriler kullanıldığından, doğrusal olarak gözlenen bu yapı, gerçekte eğrisel olarak gözlenmesi bek- lenir. Bunun sebebi eğitim seviyesinin artışı ile insanların daha az hukuksal sorunları yaşayacak oluşumların içine girmesinin beklenmesidir. İş mahkemelerinde yeni açılan davaların sayısı (İŞYAD) kısmen nüfus ile ilişkili gözükmekle birlikte, aynı orandaki ilişkiyi toplam ticari kurum sayısı ile de göstermektedir. Ancak bu ilişkiler istatistiksel olarak anlamlı olmadıklarından model kurulmamıştır. Bunun yanında bu mahkemelerde yeni açılan davaların sayısı doğrusal olmayan bir trende sahiptir. İcra hukuk mahkemeleri (İHYAD) için kurulan modellerde istatistiksel olarak anlamlı sonuçlara götüren göstergeler net asgari ücret (NAÜ) ve işsizlik ile eksik istihdamın toplam oranı (İEİO) olmuştur. Bu göstergelerdeki değişimler, 9 Bir gayrimenkulun Tapu Sicil Müdürlüğü’nde ve resmi şekilde yapılacak sözleşme ile satılması mümkün olduğu halde, tarafların kendi aralarında resmi olmayan, adi yazılı ya da sadece söz ile sözleşme düzenlemeleri gibi. 38 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 Mete ÇİLİNGİRTÜRK hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 39 hakemli makaleler Mete ÇİLİNGİRTÜRK İcra hukuk mahkemelerinde yeni açılan davaların sayısındaki değişimin yaklaşık %93’ünü belirlemektedir. İHYAD t =31455.113+ 0.494NAÜ t + 3599.998 İEİO t s.h. 16553.454 0.044 1102.225 t 1.900 11.195** 3.266** R 2 =0.934F=63.915** İcra hukuk mahkemeleri, icra ve iflas hukukundan kaynaklanan sorunları çözen tetkik merciidir. İcra hukukundan kaynaklanan sorunlar ise doğrudan doğruya borçlunun ekonomik durumu ile ilgilidir. İşsizlik oranının azalış, kişilerin borç ödeyebilirlik güçlerinin artacağı anlamına gelmektedir. Net asgari ücretin ise dolaylı olarak iki etkisi oluşacaktır. İlki, asgari ücretin artması ile zor ekonomik koşullara ve rekabete dayanmaya çalışan işyerlerinin maliyetleri artarak iflaslara sebep olması ve sonucunda alacakların icra yoluna gitmeleridir. Diğeri ise, ücretlerde yaşanan a rtış ile şahısların tüketimlerini arttırması ile ortaya çıkar. Plansız bir şekilde yapılan tüketim harcamaları sonucunda borçların ödenmemesi söz konusu olacaktır. Kredi kartlarında oluşan tüketim eğilimi ile benzer sorun Türki- ye’de yaşanmış, bu konuda 2000’lerin başında yeni yasalar hazırlanmıştır. Dolayısıyla toplumdaki ani gelir artışları ve işsizlik oranının artması ile icra hukuk mahkemelerinde açılacak davaların sayısı artacaktır. Kişi başına GSYİH (1987 fiyatları ile), sulh hukuk mahkemelerinde yeni açılan davaların (SHYAD) açıklanmasında en anlamlı gösterge olmuştur. Reel gelirin aynı zamanda mahkemelerin işleyişinde anlamlı bir ilişki ser- gilendiği de gözlenmiştir. 10 SHYAD t = 163457.5 + 0.153 GSYİH t s.h. 74724.219 0.045 t 2.187 3.374** R 2 =0.558F=11.382** Sulh hukuk mahkemeleri, miktar veya değer olarak daha küçük olan uyuşmazlıklara bakan mahkemelerdir. 11 Gayri safi yurtiçi hasılanın artışı 10 Buscaglia, Edgardo, An Economic and Jurimetric Analysis of Official Corruption in the Courts: a Governance-based Approach, UNODCCP, Global Programme Against Corruption: Research and Scientific Series, CICP-12, Viyana, Mayıs 2001, S:12. 11 Miktar ve değer olarak 400.000.000,-TL’nin altında olan sorunlara sulh hukuk mahkemesi, üstündekilere ise asliye hukuk mahkemesi bakmaktadır. sulh hukuk mahkemeleri ayrıca veraset ilamı verilmesi, vasi tayini, kira sözleşmesinden doğan sorumluluklar gibi konuları çözümlemektedir. 38 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 Mete ÇİLİNGİRTÜRK hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 39 hakemli makaleler Mete ÇİLİNGİRTÜRK ve sonucunda kişi başı milli gelirin yükselmesi ile kişiler miktarı, küçükte olsa hak arayışı için ihtiyaç duydukları maddi gücü arttırmaktadır. Bu durumda açılan davaların sayısında bir artış olacaktır. Kadastro davalarının sayısının, çalışmanın sonraki kısımlarında açık- lanacağı üzere devam eden davalara bağlı olduğu ve azalan bir trende sahip olduğu belirlenmiş, herhangi bir sosyal veya ekonomik göstergeden etkilenmediği gözlenmiştir. Genel olarak hukuk mahkemelerinde yeni açılan davaların sayısının (GHYAD) belirlenmesinde nüfus miktarı %77.5 açıklama sağlamaktadır. Bununla beraber, genel olarak enflasyonu temsil eden, paranın değer kaybı göstergesi GSMH deflatörü (1987 fiyatları ile) ve kentlerdeki geçim zorlu- ğunu temsil edebilecek kentsel TÜFE değişim oranındaki değişimler, yeni açılan hukuk davalarının sayısındaki değişimin %94.3’ünü (düzeltilmiş belirlilik katsayısı %93) açıklamaktadır. GHYAD t =907276.8+ 1.482GSMHDEF t + 1523.31KTÜFEDO t s.h. 33591.692 0.125 415.653 t 27.009**11.883** 3.665** R 2 =0.943F=74.626** Paranın değer kaybı genel olarak ekonomik faaliyetlerin ve kısmen sosyal beklentilerin bir sonucudur. Diğer değişken ise kentlerdeki geçim zorluğunu ortaya koymaktadır. Enflasyonun aşırı artışı ise gelir dağılı- mındaki dengenin bozulmasına sebep olmakta ve sonuçta kişiler arası uyuşmazlıkların artışı ile sonlanmaktadır. Burada sunulan analizler doğrultusunda, uzun dönem mahkeme iş yüklerinin planlamasında, sosyal ve ekonomik hedef ve planların önemli olduğu gösterilmiştir. Özellikle, milli gelir, fiyatlar genel düzeylerindeki değişimler, faiz oranı seviyesi gibi makro ekonomik göstergelerin mali po- litikalar ile kontrol edilebilir olması ve reel sektörün yapılandırılması; top- lum içindeki yaşayış üzerinde etkili olan asgari ücret, istihdam seviyesinin siyasi irade tarafından bu tür etkileri de dikkate alınarak değerlendirilmesi; eğitimin ise sürdürülebilir bir kalkınma ve hukuk toplumu oluşturma için vazgeçilemez bir unsur olduğu kabul edilerek ciddi planlarının yapılması, mahkeme sayılarının planlanabilmesi için önemlidir. 3.2. Hukuk Mahkemelerinde Davaların Süreleri Türkiye’nin en önemli problemlerinden biri davaların mahkeme sürelerinin uzaması ve dolayısıyla, daha önce de belirtildiği şekilde va- tandaşların mahkemelere başvurmak yerine hukuksal sorunlarını kendi 40 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 Mete ÇİLİNGİRTÜRK hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 41 hakemli makaleler Mete ÇİLİNGİRTÜRK aralarında çözmeye çalışmaları, alternatif yöntemlere başvurmaları veya haklı oldukları konularda dahi mahkemeleri bir son çare olarak hukuksal girişimlerde bulunmalarıdır. Sonuçta, hukuk devleti özelliğinde yer al- ması gereken önemli unsurlar kaybolmaya başlayacak, hukuki arayışlar yaygınlığını yitirecektir. Adalet Bakanlığı bu sorunu da çözmeye yönelik projeler uygulamaya koymuştur. Ulusal Yargı Ağı Projesi, bilgisayar teknolojisindeki gelişme- lere paralel olarak bilgiye doğrudan doğruya, güvenli ve hızlı bir biçimde ulaşma ihtiyacını karşılamak, günlük işlerin bilgisayar altyapısı kullanıla- rak hızlı, etkin ve sağlıklı bir şekilde yapılmasını temin etmek, yürütülen faaliyetlerin standart hale getirilerek tüm birimlerde aynı şekilde uygu- lanmasını sağlamak, elektronik devlet (e-devlet) politikası doğrultusunda kamu hizmetlerinin, yer ve zaman sınırı olmaksızın vatandaşın ayağına kadar götürülebilmesi gibi amaçlarla yürütülmektedir. 12 Ancak, sistemin yaygınlaşması ve etkin kullanımına kadar geçecek süreçte mahkeme sü- relerinde belirgin bir iyileşme gözlenmesi mümkün olmayabilir. Diğer taraftan dava sürelerindeki iyileşmenin ölçülebilmesi, yeteri kadar uzun bir süreç sonucunda elde edilen sonuçların analizi ile mümkündür. Bu nedenle, hukuk mahkemelerinde açılan davaların sonuçlanma sürelerine göre dağılımı incelenmelidir. Yıllar ASLİYE TİC.ASLİYEİŞİCRASULHKADASTRO TÜRKİYE 1986 252 291 285117 149 905 509 1987 210 285 263118 147 996 499 1988 119 265 272111 133 616 455 1989 225 285 216117 124 727 468 1990 234 293 238113 109 734 461 1991 233 276 233101 110 654 437 1992 229 253 291100 91 745 408 1993 210 256 31898 78 754 393 1994 224 258 24890 70 628 223 1995 289 255 23297 63 661 189 1996 342 262 27970 74 679 193 1997 301 250 26188 81 676 183 1998 201 234 25888 82 636 173 1999 352 237 24693 80 593 175 2000 372 241 274104 75 590 177 2001 383 241 284104 71 551 174 Tablo 1. Hukuk mahkemelerinde ortalama dava süresi (gün) Kaynak: TC Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü 12 “Ulusal Yargı Ağı projesi test çalışmaları başladı...”, http://www.adalet.gov.tr/haber/ uyaptest.htm, 21.10.2003. 40 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 Mete ÇİLİNGİRTÜRK hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 41 hakemli makaleler Mete ÇİLİNGİRTÜRK Yargılama süresi, davanın mahkemeye gelişi ile karar verilmesi arasın- da geçen zaman olarak hesaplanmıştır. Hukuk mahkemelerinde Türkiye ge- nelinde mahkeme sürelerinin sürekli bir azalma gösterdiği ve özellikle 1993 yılında dava sürelerinin aşırı bir kırılma oluşarak düştüğü gözlenmektedir. Ancak, türlerine göre incelendiğinde durumun farklı olduğu gözlenmekte- dir. Kadastro mahkemelerinde, mahkemenin baktığı davaların konusundan kaynaklanan ortalama dava sürelerinde doğal bir azalma vardır. Asliye hukuk mahkemelerinde görülen davaların ortalama süreleri düzenli bir eğilimle düşüş göstermektedirler. İcra ve sulh hukuk mahkemelerindeki davaların ortalama sürelerinde 1993 yılında belirli bir kırılma ile düşüş söz konusu olmakla birlikte, sulh hukuk davaları belirli bir ortalama etrafın- da dengeye oturduğu, İcra mahkemelerinde ise son dönemlerde sürelerin tekrar uzamaya başladığı gözlenmektedir. İş mahkemelerindeki davaların ortalama süreleri belirli bir merkez etrafında dalgalanmaktadırlar. Asliye ticaret mahkemelerindeki davaların ortalama süreleri ise 1995 yılından itibaren belirli bir artış göstermiştir. Hukuk mahkemelerinde 1.1.2001 - 31.12.2001 döneminde karara bağ- lanan davaların açılış yılları aşağıdaki tabloda görülmektedir. Mahkeme Türü 1997 ve öncesi 1998199920002001TOPLAM Asliye Ticaret110718325559161551603040683 % 2,724,5013,6639,7139,40 100 Asliye Hukuk9339992130178157415276562483415 % 1,932,056,2432,5657,21 100 İş 191126617751243083760174232 % 2,573,5810,4432,7550,65 100 İcra Hukuk 327 754 241427651105425136571 % 0,240,551,7720,2577,19 100 Sulh Hukuk 15781870650961809400356472122 % 0,330,401,3813,0984,80 100 Kadastro 36561256198069599789 23640 % 15,475,318,3829,4441,41 100 TÜRKİYE 1791818294543912942978457631230663 % 1,461,494,4223,9168,72 100 Tablo 2. Hukuk Mahkemelerinde 2002 yılında karara bağlanan davaların açılış yılları Kaynak: TC Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Müdürlüğü Verilerden görüldüğü üzere, Asliye ticaret, asliye hukuk, iş mahke- melerinde 2001 yılında kapanan davaların yaklaşık yüzde 3-7 civarı 3-4 yıl önce açılmış davalardan oluşmaktadır. İcra ve sulh hukuk davalarında ise bu oran % 1’i bulmaktadır. Diğer taraftan kadastro mahkemelerindeki 42 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 Mete ÇİLİNGİRTÜRK hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 43 hakemli makaleler Mete ÇİLİNGİRTÜRK davalar 4 yıl önceden yüzde 15 ağırlık ile gelmektedir; bu oran daha sonra düşmekte ve düzenli bir şekilde tekrar artmaktadır. Türkiye genelinde hukuk mahkemelerinde kapanan davaların yaklaşık üçte ikisi aynı yıl açılmakta, kalanın büyük çoğunluğu ise bir önceki seneden devam eden davalardan oluşmaktadır. Yıllar arasında sarkan davaların modellenmesi amacı ile “bir önceki yıldan kalan davaların”, daha önceki yıllarda açılan davaların bir fonksiyonu olarak ele alınması mümkündür. Bu nedenle hukuk mahkemelerinin tür- lerine göre yeni açılan dava sayılarını gösteren değişkenlerin 5. dereceye kadar gecikmeli değişkenleri oluşturulmuş ve regresyon analizi ile her yıl açılan davaların ne oranda sonraki yıllarda devam ettikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu durumda katsayıların 0-1 aralığında tahmin edilmesi şek- linde bir kısıt ortaya çıkmaktadır. Tahmin edilen katsayılar incelenen süre içerisinde statik bir yapıyı ortaya çıkaracaktır. Diğer bir ifade ile, sonraki yıllara sarkan davaların oranlarında bir trend olmadığı, azalma veya artış olmadığı varsayılmıştır. Dikkat edilen diğer bir nokta, beşinci dereceye kadar bütün değişkenlerin modele alınması yerine, sadece istatistiksel olarak anlamlı olan yılların modele dahil edilmesidir. Buradaki varsayım, belirli bir hukuk mahkemesi türünde açılan davaların ortalama bir sürede tamamlandıkları, ancak tamamlanamayan davaların tekrar belirli ortalama süreler çerçevesinde sarkma gösterdikleridir. 3.3. Önceki Yıllardan Kalan Davalar Önceki yıllardan kalan davaların sayısının tahmin edilmesi için kurulan modellerde sabit katsayı dışlanarak, mümkün olduğu kadar bu sayının orta- laması yerine hangi yıla ait açılan davalardan geldiğine ulaşılmak istenmiş- tir. Diğer bir ifade ile önceden devam eden bu davalarının sayısının tahmin edilmesi için kullanılacak istatistiksel olarak anlamlı modeller belirlenmeye çalışılmıştır. Orijinden geçen bu modellerin belirlilik katsayılarının, sabit katsayılı modellerinkiler ile karşılaştırılmaması gerekir; çünkü orijinden geçen modellerin tahmini için yapılan regresyon analizi ile hesaplanan belirlilik katsayısı (R 2 ), bağımlı değişkenin regresyon tarafından belirlenen orijin etrafındaki değişkenliğinin oranını ölçmektedir. Asliye ticaret mahkemelerinde önceki yıldan kalan dava sayısı, bir ve üç yıl önce yeni açılan davalardan geldiği model tarafından belirtilmek- tedir. Ancak, aşağıda yer alan bu modelde yer alan değişkenler benzer dalgalanmalar gösteren yılların, diğer bir ifade ile gecikmeli değişkenlerin etkilerini de içerebilir. 42 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 Mete ÇİLİNGİRTÜRK hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 43 hakemli makaleler Mete ÇİLİNGİRTÜRK ATÖNYIL t = 0.354ATYAD t-1 + 0.489ATYAD t-3 s.h. 0.105 0.113 t 3.367* 4.342** R 2 =0.985F=232.726** Asliye hukuk ve iş mahkemelerinde önceki yıllardan kalan dava sayısı ile ilgili model şekil-1’de görülen yapı ile özdeşleşmektedir. Modele göre önceki yıllardan kalan davaların sırasıyla %72.5 ve %78.2’si bir önceki yıldan sarkmaktadır. Bu sonuca göre davaların çok fazla uzamadığı, ortalama dava sürelerinin diğerlerine göre daha düşük olduğu kararına varılabilir. AHÖNYIL t =0.725 AHYAD t-1 ISÖNYIL t = 0.782 ISYAD t-1 s.h. 0.009 s.h. 0.020 t 83.690** t 38.320** R 2 =0.999F=7003.952** R 2 =0.995F=1468.440** İcra hukuk mahkemelerinde önceki yıldan kalan dava sayıları tahmin modeli benzer bir yapı sergilemektedir. Ancak, bir önceki yıldan gelen dava sayısının oranının daha düşük olduğu gözlenmiştir. Tablo-2’de 2001 yılı için kontrol edildiğinde icra davalarının büyük çoğunluğunun aynı yıl içinde açılıp tamamlandığı, yine tamamlananların geri kalanının bir önceki yıldan devam edenler olduğu gözlenmektedir. Buradan, her yıl açılan davaların yaklaşık %30’unun sonraki yıla sarktığı yorumu yapılabilmektedir. IHÖNYIL t = 0.287 IHYAD t-1 s.h. 0.007 t 42.419** R 2 =0.993F=1799.409** Sulh hukuk mahkemelerinde önceki yıldan kalan davaların sayısının, önceki yıllarda açılan yeni davalar ile modellenmesi esnasında 1994 yılında gözlenen aşırı değer dışlanmıştır. SHÖNYIL t = 0.264 SHYAD t-1 s.h. 0.021 t 12.854** R 2 =0.932F=165.235** Bu mahkemelerde önceki yıldan gelen davaların yaklaşık yüzde 26’sının bir önceki yıl açılan yeni davalardan devam edenler oldukları söylenebilir. 44 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 Mete ÇİLİNGİRTÜRK hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 45 hakemli makaleler Mete ÇİLİNGİRTÜRK KAYAD t =1272.936+ 0.354KAÖNYIL t KAÖNYIL t =149897.1 - 7248.733 s.h.2833.917 0.034 s.h. 2417.143 196.922 t 0.449 10.575** t 62.014** -36.810** R 2 =0.926F=111.827** R 2 =0.995 F=1354.992** Kadastro mahkemelerinde ise durum farklıdır. Davaların uzunluğu bi- linmekle birlikte, bu mahkemelerdeki davaların yeni açılanlarla kavramsal olarak anlamlı bir bağlantı göstermesi, davaların idari olarak açılmasından dolayı mümkündür. İstatistiksel olarak anlamlı modeller mevcut olmakla birlikte, buradaki yeni açılan dava sayısının önceki yıllardan devam eden mahkeme sayılarına bağlı olması ve önceki yıllardan devam eden dava sayısının düzgün azalan bir trende sahip olması mantıklı ve tahmin için yeterlidir. 3.4. Hukuk Mahkemelerinde Bozularak Gelen Davalar Mahkemelerin iş yükü sadece yeni açılan ve bu davalardan sonraki dönemlerde devam edenlerden oluşmamakta; ayrıca, karara varılan dava- ların bazılarının üst mahkemeler tarafından bozularak tekrar gelenlerden oluşmaktadır. Bu nedenle yıllara göre bozularak gelen dava sayısının, aynı dönemde veya daha önceki dönemlerde çıkan davaların bir fonksiyonu olması muhtemeldir. Bozularak gelen davaların sayısındaki değişimleri etkileyecek başka sosyal, ekonomik veya personel ile ilgili faktörler de ola- bilir. Ancak bu çalışmada, daha mekanik bir bakış açısı kullanıldığından bu faktörler diğerlerinde olduğu şekilde göz ardı edilecektir. Diğer taraftan uygulanmasına pilot mahkemelerde başlanan UYAP projesi ile güncel bilgi- nin akış hızı artacak, benzer davaların kararları gözlenebileceğinden diğer faktörlerin etkisi azalacağı gibi, mahkemelerce alınan kararların bozulması ihtimali de düşecektir. Sistemden yararlanmasının doğuracağı etkinlik ince- lenen dönem açısından sayısal sonuçlara yansımadığından yapılan öngörü ve tahminler daha önce de değinildiği gibi sistemde önemli bir değişiklik olmayacağı varsayımında geçerlidirler. Asliye ticaret mahkemelerinde bozularak gelen davaların sayısı 4 yıl önce çıkan davaların yaklaşık %5’i civarında oluşmaktadır. Bu davaların ortalama tamamlanma sürelerinin bir yıldan uzun olması ve de üst mahke- melerde görülerek bozulması ile geçen süreç sonucunda, dört yıl gecikmeli olarak iş yükü kapsamına girmektedir. ATBGD t = 0.047 ATÇDS t-4 s.h. 0.002 t 28.686** R 2 =0.990F=822.909** 44 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 Mete ÇİLİNGİRTÜRK hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 45 hakemli makaleler Mete ÇİLİNGİRTÜRK Asliye hukuk mahkemelerine bozularak gelen davaların sayısı aynı yıl çıkan davaların sayısının % 5 civarındadır. Bu mahkemelerde görülen da- vaların ortalama karar süresi bir yıldan kısa (yaklaşık sekiz ay) olduğundan çıkan davaların bir kısmı aynı yıl içinde bozularak geri dönebilmektedir. Bu bilgi, üst mahkemelerde kararların hızlı verildiği şeklinde yorumlanır. AHBGD t = 0.051 AHÇDS t s.h. 0.001 t 58.401** R 2 =0.998F=3410.730** İş mahkemelerinde davalar 2001 yılında ortalama 280 gün sürmektedir. Bozularak gelen davaların sayısı aynı yıl karara varılan davaların % 17.3’ü oranındadır. Ancak, farklı olarak iş mahkemelerinde her yıl bozularak gelen davaların sayısı yaklaşık 586 adet azalmaktadır. Benzer şekilde kadastro mahkemelerinde aynı dönemde çıkan davaların yüzde 25’inin bozularak geri döndüğü görülmektedir ve bu oran diğer hukuk mahkemelerinin arasında en yüksek olandır. Diğer taraftan, her yıl geri dönen dava sayısı- nın yaklaşık 259 adet azalması, iş mahkemelerinde olduğu gibi katsayının incelenen süreç içerisindeki ortalama dönüş oranını temsil ettiğini ve bu oranın giderek azaldığına işaret etmektedir. IŞBGD t =0.173 IŞÇDS t - 585.961tKABGD t =0.251 KAÇDS t - 259.045t s.h. 0.035 210.587 s.h. 0.017 51.748 t 4.943** -2.783* t 14.853** -5.006** R 2 =0.920F=40.145** R 2 =0.989F=300.966** İcra hukuk mahkemelerinde bozularak gelen davalar bir önceki yıl çı- kan davaların yüzde 3’üdür. Sulh hukuk mahkemelerinde bozularak gelen davalar ise 3 yıl önce çıkan davaların % 1’i şeklinde belirlenebilmektedir. İcra ve sulh hukuk mahkemelerindeki davalar ortalama olarak en kısa sü- renleri ve en az gecikmenin yaşandığı davalardır. Diğer taraftan sulh hukuk mahkemelerine ait davaların üst mahkemelerde bozulma sürelerinin daha uzun olduğuna işaret edilmektedir. IHBGD t =0.030 IHÇDS t-1 SHBGD t =0.010 SHÇDS t-3 s.h. 0.001 s.h. 0.000 t 41.108** t 28.132** R 2 =0.995F=1689.835** R 2 =0.990F=791.410** Bu modellerden yararlanılarak iş yüklerinin belirlenebilmesi için top- lam iş yükü içerisinden çıkan davaların oranının tahmin edilebilmesi ve 46 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 Mete ÇİLİNGİRTÜRK hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 47 hakemli makaleler Mete ÇİLİNGİRTÜRK öngörülerinin yapılabilmesi gereklidir. Şayet çıkan davaların sayısının iş yükü içerisindeki oranı düzenli bir trende sahip değil ise, bu mahkemeler- den çıkan dava sayılarının iş yükünden ziyade mahkemelerin dava görme kapasitelerine bağlı olacağına işaret eder. Bu durumda doğrudan çıkan da- vaların sayısının bir trend modeli ile öngörülmesi daha doğru olacaktır. 4. ÖNGÖRÜ MODELLERİ VE 2010 YILI MAHKEME SAYISI TAHMİNİ Çalışmanın bu kısmında, hukuk mahkemelerinde görülen davaların geliş şekillerine göre sayılarının tahmininde kullanılması mümkün model- lerin bağımsız değişkenleri için öngörü modelleri belirlenmiş ve 2010 yılı tahmini yapılmıştır. Öngörü modelleri sadece zamana göre oluşturulmuş doğrusal veya eğrisel trend modelleri olup, bağımsız değişken (t) devre sıra numarasıdır. Uygun matematiksel kalıbın seçiminde istatistiksel kriterlerin dikkate alınmasının yanı sıra, ayrıca öngörüsü yapılacak 9 senelik süreç için mantıklı bir eğilim izlemesine de önem verilmiştir. Eğrisel veya doğrusal trendi belirlenen değişkenler yeni açılan ve çıkan dava sayılarıdır. Farklı olarak önceki bölümlerde verilen kadastro mahkemeleri için önceki yıldan kalan davaların sayısının modellenmesi için trend analizi yapılmıştır. Sos- yo-ekonomik faktörleri temsil eden değişkenler öngörü yapılması amacı ile trendleri belirlenerek kullanılmayacaktır. Bu ekonometrik bir çalışmanın sonucunda mümkün olacaktır. Diğer taraftan bu değişkenlere ilişkin prog- ramlanan veya planlanan değerler var ise bu değerler yeni açılacak dava sayılarının öngörüsü amacı ile kullanılabilir. Trend analizlerinde kontrol edilen sekiz farklı matematiksel kalıp ara- sından incelenen değişkenlere en uygun olanları doğrusal fonksiyon, güç fonksiyonu ve üstel fonksiyon olmuştur 13 . Gözlemlerden 1994 yılı verileri çıkartıldığında daha anlamlı ve farklı matematiksel modellerde veriler elde edilmektedir. Buna rağmen öngörülmesi planlanan 2010 yılına kadar geçecek süreçte de benzer bir durumla karşılaşılabileceği düşüncesi ile, o yılın etkisinin de modelde bulunması tercih edilmiştir. Yapılan analizler sonucu elde edilen modeller aşağıdaki tabloda verilmiştir. Zaman serisi modelleri incelendiğinde, belirli mahkeme türlerindeki davaların sayısının belirli matematiksel kalıplara uydukları gözlenmektedir. Modellerin biri dışında hepsi 0.95 güven seviyesinde anlamlıdır. Diğer ilginç bir sonuç yeni açılan davaların zamana göre artışı, çıkan davaların sayısın- dan fazla olmasıdır. Bu durumda, dava sürelerinin kısaltılamaması halinde sürekli bir iş yükü birikiminin gerçekleşeceğidir. Çıkan davaların sayısının artışı, incelenen dönem içerisinde bazı mahkemelerde dava sürelerinin kı- 13 Doğrusal fonksiyon Y= b0 + b1 * t, Güç fonksiyonu ln(Y) = ln(b0) + (b1 * ln(t)), Üstel fonksiyon ln(Y) = ln(b0) + (b1 * t). Kurulan modellerin hepsinin serbestlik derecesi v=13’tür. 46 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 Mete ÇİLİNGİRTÜRK hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 47 hakemli makaleler Mete ÇİLİNGİRTÜRK DeğişkenFonksiyonR-kareF p(F